Ejderha mızrak dövüşü bilmecesini çözebilir misin? - Alex Gendler: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Gizli bir ejderha mızrak dövüşü turnuvasında skor görevlisi, lanetli bir büyücünün karta yazdığı her sayıyı yanlış kabul edip toplam beş vuruş sınırından yararlanarak elflerle ağaç halkının 2–2 berabere kaldığını ve elflerin goblinleri 2–1 yendiğini çıkarır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. are to be conducted — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Resmî be to do yapısının edilgen çatıyla birleştiği bu biçimi tanıyabilir; bir etkinliğin kim tarafından yapılacağını belirtmeden resmî olarak nasıl planlandığını, zorunlu tutulduğunu veya kurala bağlandığını ifade edebilirsiniz. 2. must have faced — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: must have ve geçmiş zaman ortacının bir zorunluluğu değil, geçmişteki bir olay hakkında kaçınılmaz bir çıkarımı anlattığını kavrayabilir ve eldeki kanıtlar başka makul açıklama bırakmadığında bu yapıyı kullanabilirsiniz. 3. evened the score. — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: İfadenin gerçek anlamda maç skorunu eşitleyebildiğini, mecazen ise bir dezavantajı telafi etmeyi anlattığını görebilirsiniz; buradaki çift anlam turnuvayı kahramanın durumu toparlamasına bağlar ve sona mizah katar.
Bu derste
After centuries of war ile anlatının zamanını belirlemek
After centuries of war, cümle başında kullanılan bir zaman ifadesidir. Dinleyicinin ana olayı çok uzun bir çatışma döneminin sonrasına yerleştirmesini sağlar; ana eylemi değil, arka planı verir. After + isim öbeği kalıbı, anlatıcının önce daha önceki bir dönemi veya deneyimi kurup ardından yeni olayı ya da sonucu sunmasını sağlar.
Alıştırma
Cümle başındaki After centuries of war ifadesinin temel görevi nedir?
- Ana olayın kendisinin yüzyıllarca sürdüğünü söyler.
- Ana olayı uzun bir çatışma döneminin sonrasına yerleştirir.
- Savaşa katılan bütün krallıkları belirler.
Cevabı göster
Ana olayı uzun bir çatışma döneminin sonrasına yerleştirir.
the world's kingdoms have come to an agreement. Kalıp ifadeler
0:08dünyanın krallıkları bir anlaşmaya vardı.
have come to an agreement: tamamlanmış ortak bir karar
Come to an agreement, görüşmenin ardından ortak bir karara varmak anlamına gelen doğal ve kalıplaşmış bir eşdizimdir. Burada come fiziksel hareketi anlatmaz; agreement sözcüğünü bir sürecin ulaştığı son nokta olarak sunar. Bu cümlede have come, present perfect yapıdadır. Anlaşmaya zaten varılmıştır ve bu sonuç şu anki durum açısından önemlidir.
Alıştırma
Come to an agreement ifadesini doğru biçime getirerek cümleyi tamamlayın: After three meetings, the committee members have ____.
Cevabı göster
come to an agreement
Every 5 years: tekrarlanan bir zaman aralığını ifade etmek
Every 5 years, “her beş yıllık dönemde bir kez” anlamına gelir. Beş yılı tekrarlanan bir zaman aralığı olarak gösterir; tek bir olayın beş yıl sürmesini veya gelecekteki tek bir zamanı anlatmaz. Sayı birden büyük olduğunda every + sayı + çoğul zaman birimi kullanılır: every 2 weeks, every 10 minutes. Sayı bir olduğunda genellikle every one year değil, every year denir.
Alıştırma
Hangi cümle denetimin her beş yıllık dönemde bir kez tekrarlandığını söyler?
- The inspection will happen in 5 years.
- The inspection lasts for 5 years.
- The inspection happens every 5 years.
Cevabı göster
The inspection happens every 5 years.
representing ...: teams adını niteleyen bir -ing öbeği
representing the elves, goblins, and treefolk, teams sözcüğünden sonra gelir ve bu takımların kimi temsil ettiğini belirtir. -ing öbeği bir niteleyicidir; yeni bir cümlenin ana fiili değildir. Bu, kısaltılmış bir etken ilgi cümleciğidir: teams representing ... ile teams that represent ... aynı temel ilişkiyi anlatır. Bu kısa yapı gruplar, delegeler veya katılımcılar tanıtılırken sık kullanılır.
Alıştırma
Niteleyiciyi tamamlamak için represent fiilinin -ing biçimini kullanın: Delegates ____ four regions signed the agreement.
Cevabı göster
representing
will compete in a grand tournament of dragon jousting. Kültür
0:17büyük bir ejderha mızrak dövüşü turnuvasında yarışacak.
Fantastik bir birleşik isim olarak dragon jousting
Jousting, Orta Çağ şövalyelerinin at üzerinde mızraklarla birbirlerine doğru ilerlediği bir müsabakaya dayanır. Dragon jousting ifadesinde ana isim jousting olduğu için bütün ifade bir müsabaka türünü adlandırır; dragon ise fantastik unsuru ekler. İfade, ejderhaların bu etkinlikle ilgili olduğunu gösterir ancak bütün kuralları tek başına açıklamaz. Kurgusal bir dünya için oluşturulmuş yeni bir birleşik sözcükle karşılaştığınızda önce sondaki ismi belirleyin, ardından önceki ismin bilinen etkinliği nasıl değiştirdiğini çıkarın.
Alıştırma
Bu fantastik bağlamda dragon jousting ifadesinin en uygun yorumu hangisidir?
- Ejderhaların yer aldığı fantastik bir mızrak dövüşü türü
- Hiçbir fantastik unsur içermeyen sıradan bir atlı mızrak dövüşü
- Hangi ejderhanın en hızlı olduğunu belirleyen bir yarış
Cevabı göster
Ejderhaların yer aldığı fantastik bir mızrak dövüşü türü
Every team will face each of the others once. Kelime
0:21Her takım diğerleriyle birer kez karşılaşacak.
Müsabakada face each of the others once
Bir müsabakada face, “karşılaşmak” veya “rakip olmak” anlamına gelir. Rakip, face fiilinden hemen sonra gelir: one team faces another team. Each of the others kalan her takımı tek tek ifade eder, once ise karşılaşma sayısını gösterir. İfade bir bütün olarak her takımın diğer bütün takımlarla birer kez oynadığı bir programı anlatır.
Alıştırma
Face fiilini müsabaka anlamında kullanarak cümleyi tamamlayın: In the semifinal, our team will ____ the defending champions.
Cevabı göster
face
İyelik bildiren ilgi cümlesinde whose + isim
whose team wins the most matches yan cümlesi The kingdom ifadesini niteler ve hangi krallığın hükmedeceğini belirler. Whose, iyelik ilişkisi kuran bir ilgi belirleyicisidir; whose team, “o krallığın takımı” demektir. İlgi cümlesinde bir ismin daha önce anılan kişi, grup, yer ya da şeyle aitlik veya bağlantı ilişkisini göstermek için whose + isim kullanılır. Burada kingdom ile team arasında bağ kurar; bir soru başlatmaz.
Alıştırma
İyelik gösteren sözcükle ilgi cümlesini tamamlayın: The company ____ product sells the most will receive an award.
Cevabı göster
whose
Bitiş sınırı olarak until the next tournament
until the next tournament, önce belirtilen kuralın bitiş sınırını gösterir. Yönetim düzeni bir sonraki turnuvaya kadar sürer; o etkinlik geldiğinde sona erebilir veya yeniden belirlenebilir. until + zaman veya olay yapısı, bir eylemin, durumun ya da kuralın ne zamana kadar sürdüğünü gösterir. Yalnızca bir işi tamamlama son tarihini değil, sürekliliğin sınırını belirtir.
Alıştırma
Hangi cümle, bir kuralın bitiş noktası olan cuma gününe kadar sürdüğünü söyler?
- The rule stays in effect until Friday.
- The rule stays in effect during Friday.
- The rule must be changed by Friday.
Cevabı göster
The rule stays in effect until Friday.
To prevent...: amaç bildiren bir mastar ifadesi
To prevent any outside meddling, amaç bildiren bir mastar ifadesidir. Ana cümleden önce kullanıldığında “Bu önlem neden alınıyor?” sorusunu yanıtlar: Önlemin amacı, dışarıdan kişilerin işe karışmasını engellemektir. Başka bağlamlarda kullanılabilecek kalıp To + fiilin yalın hâli, + ana cümle şeklindedir. Prevent sözcüğünden sonra engellenmek istenen olay veya durum gelir; meddling tarafsız bir yardım değil, istenmeyen bir müdahale anlamına gelir.
Alıştırma
Amaç ifadesini prevent fiilinin yalın hâliyle tamamlayın: To ____ accidents, all riders must wear helmets.
Cevabı göster
prevent
the games are to be conducted in absolute secret, Notlar
0:34oyunlar mutlak bir gizlilik içinde yürütülecek;
are to be conducted: resmî be to edilgen yapısı
Are to be conducted, be to + fiilin yalın hâli yapısını edilgen çatıyla birleştirir: are to be + geçmiş zaman ortacı. The games eylemden etkilenen öznedir; bu nedenle conducted edilgendir. Resmî bir kural ifadesinde be to, resmî bir düzenleme veya zorunluluk bildirir. Burada ifade, oyunların belirtilen koşullar altında yapılmasının zorunlu olduğunu veya resmen planlandığını anlatır; yalnızca gelecekte olacaklarına dair bir tahmin değildir.
Alıştırma
Resmî kuralı be to conduct ifadesinin edilgen biçimiyle tamamlayın: All inspections ____ by trained staff.
Cevabı göster
are to be conducted
in absolute secret: tam bir gizlilik içinde
In absolute secret, oyunların nasıl gerçekleştirileceğini anlatır: Yetkili grubun dışındaki kişiler bunlardan haberdar olmamalı ve süreç tamamen gizli tutulmalıdır. Bu edat öbeği are to be conducted ifadesini niteler. Absolute, secret sözcüğünü güçlendirerek gizliliğin kısmi değil tam olduğunu belirtir.
Alıştırma
Hangi cümlede in absolute secret ifadesi tam gizlilik içinde anlamında doğal biçimde kullanılmıştır?
- The committee reviewed the evidence in absolutely secretly.
- The committee reviewed the evidence at absolute secret.
- The committee reviewed the evidence in absolute secret.
Cevabı göster
The committee reviewed the evidence in absolute secret.
except for a group of wizards: bir istisna belirtmek
Except for a group of wizards, bu grubu gizlilikle ilgili genel ifadenin dışında bırakır: Gizlilik şartı genel olarak geçerlidir, ancak bu grup için geçerli değildir. Except for + isim öbeği kalıbı, genel bir ifadeye uymayan kişi veya şeyi belirtir. Özellikle everyone, no one, all veya nothing gibi geniş kapsamlı sözcüklerden ve genel bir kuraldan sonra kullanışlıdır.
Alıştırma
Hangi cümle personelin giriş yasağının tek istisnası olduğunu açıkça belirtir?
- No one may enter because of the staff.
- No one may enter except for the staff.
- No one may enter together with the staff.
Cevabı göster
No one may enter except for the staff.
will make sure nobody uses enchantments, Kalıp ifadeler
0:39büyü, lanet veya efsun kullanmadığından emin olacak
will make sure nobody uses: kimsenin kullanmamasını sağlayacak
Make sure + yan cümle, yan cümlede anlatılan durumun gerçekleşmesi için kontrol etmek veya harekete geçmek anlamına gelir. Buradaki nobody uses... gerekli sonucu belirtir: hiç kimse hile yapmak için listelenen büyüleri kullanmamalıdır. Will ile birlikte kullanıldığında, bu eylemi önlemeye yönelik gelecekteki bir sorumluluğu veya sözü anlatır. Bu bağlamda yalnızca eylemin gerçekleşip gerçekleşmediğini kontrol etmek değil, gerçekleşmemesini etkin biçimde sağlamak demektir.
Alıştırma
Dersin iki kelimelik ifadesiyle talimatı tamamlayın: The coach will ____ nobody leaves before the safety check.
Cevabı göster
make sure
You've been given the extremely important job Dilbilgisi
0:45Sana son derece önemli bir görev verildi:
of recording the scores for the first inaugural tournament. Kelime
0:48İlk açılış turnuvasının puanlarını kaydetmek.
been given the extremely important job of recording: son derece önemli kayıt görevini almak
You've been given... present perfect zamanda edilgen bir yapıdır. Birisi görevi size vermiştir, ancak cümle görevi veren kişiye değil, görevin alıcısı olarak size ve artık taşıdığınız sorumluluğa odaklanır. The job of recording, görevin içeriğini belirtmek için job of + -ing yapısını kullanır. Extremely important, job sözcüğünü niteler; recording ise verilen görevin ne olduğunu belirtir.
Alıştırma
Biletleri kontrol etmenin ona bir görev olarak verildiğini doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- She gave the job of checking tickets.
- She was given the job of checking tickets.
- She was given the job to checking tickets.
Cevabı göster
She was given the job of checking tickets.
first inaugural tournament: anlam tekrarıyla vurgu
Inaugural, “yeni bir dizinin ilki” veya “resmî bir başlangıcı belirten” anlamına gelir. Inaugural tournament ifadesinde turnuvanın ilk kez düzenlendiğini belirtir; yalnızca important anlamına gelmez. Inaugural zaten “ilk” fikrini içerdiği için first inaugural anlamsal olarak tekrarlıdır. Bu cümlede tekrar, anlatıma daha törensel ve hafifçe abartılı, mizahi bir ton katar.
Alıştırma
Bir müze ilk sergisini düzenlerken kısa ve resmî bir metinde en açık seçenek hangi cümledir?
- The museum held its inaugural exhibition in May.
- The museum held its first inaugural exhibition in May.
- The museum held its annual first exhibition in May.
Cevabı göster
The museum held its inaugural exhibition in May.
But the opening celebrations get a bit out of control, Deyimler
0:51Ancak açılış kutlamaları biraz kontrolden çıkar,
get a bit out of control: biraz yönetilemez hâle gelmek
Get out of control, “yönetilmesi zor veya imkânsız hâle gelmek” anlamına gelir. Get bir durum değişikliğini gösterir: durum önceden yönetilebilirken sonradan bu özelliğini kaybeder. A bit, “biraz” anlamına gelir ve anlatımı yumuşatır. Gerçek durum sözlerin ima ettiğinden çok daha kaotik olduğunda mizahi bir küçümseme etkisi de yaratabilir.
Alıştırma
Hangi cümle bir toplantının biraz yönetilemez hâle geldiğini doğal biçimde ifade eder?
- The meeting got a bit out of control.
- The meeting made a bit out of control.
- The meeting got a bit out of controls.
Cevabı göster
The meeting got a bit out of control.
games are already underway: oyunlar çoktan başladı ve devam ediyor
Underway, planlı bir etkinliğin veya sürecin başladığını ve şu anda devam ettiğini belirtir. Bu cümlede oyunların yalnızca başlaması planlanmıyor; oyunlar çoktan başlamış durumda. Already, bunun kişi fark etmeden veya beklemeden önce gerçekleşmiş olduğu anlamını ekler.
Alıştırma
Hangi cümle konferansın çoktan başladığını ve şu anda devam ettiğini belirtir?
- The conference is already over.
- The conference is already underway.
- The conference is already on the way.
Cevabı göster
The conference is already underway.
Fortunately, no one has noticed your absence so far.
0:59Neyse ki, şimdiye kadar yokluğunu kimse fark etmemiştir.
However, you need to get up to speed quickly. Deyimler
1:03Ancak hızla duruma uyum sağlaman gerekiyor.
get up to speed: gerekli bilgileri edinip duruma yetişmek
Get up to speed, mevcut durumu anlamak ve etkili biçimde katılmak için gerekli bilgi, birikim veya beceriyi edinmek anlamına gelen bir deyimdir. Bu cümlede daha hızlı hareket etmek değil, duruma hızla yetişmek anlamındadır. Bir konu için get up to speed on veya with kullanılabilir. Bir kişiye gerekli arka planı ve en son gelişmeleri aktarmak için get someone up to speed on something da denebilir.
Alıştırma
Bir iş arkadaşı ilk iki proje toplantısını kaçırdı. Kendisine kısa bir bilgilendirme yapılmasını istemenin en doğal yolu hangisidir?
- Please ask her to speed up the project.
- Please ask her to take over the project.
- Please get her up to speed on the project.
Cevabı göster
Please get her up to speed on the project.
head tournament official: head ana veya sorumlu anlamında
head tournament official ifadesinde head, tournament official görev adından önce gelir ve bu görevdeki ana veya en üst düzey kişiyi belirtir. Vücuttaki “baş” anlamında değildir. Bu yapı head chef ve head teacher gibi görev adlarında da görülür. head office örneğinde olduğu gibi ana birimi de belirtebilir.
Alıştırma
"the head tournament official" ifadesinde head, yetkili hakkında ne anlatır?
- Bu yetkili en önde durmaktadır.
- Bu yetkili turnuvanın ana sorumlusudur.
- Bu yetkili yalnızca merkez ofiste çalışmaktadır.
Cevabı göster
Bu yetkili turnuvanın ana sorumlusudur.
finds out: daha önce bilinmeyen bilgiyi öğrenmek
Find out, daha önce bilinmeyen bir bilgiyi keşfetmek veya öğrenmek anlamına gelen bir öbek fiildir. Burada finds out, patronun çalışanın gizlediği davranıştan haberdar olması anlamındadır. Arkasından çoğu zaman that ile bir yan cümle gelebilir: finds out (that) you've been sleeping. Cümlede that atılmıştır; bu yaygındır ve anlamı değiştirmez.
Alıştırma
Cümleyi find out fiilinin geniş zaman biçimiyle tamamlayın: If the manager ____ that we changed the schedule, she will ask why.
Cevabı göster
finds out
sleeping on the job: iş başında uyumak veya görevi ihmal etmek
Sleeping on the job, çalışman gereken sırada uyumak demektir. Bu cümlede tarafsız bir uyku anlatımından fazlasıdır: kişinin iş sorumluluğunu yerine getirmediğini belirten bir eleştiridir. Bu ifade, hiç kimse gerçekten uyumamış olsa bile işte ciddi dikkatsizlik veya ihmal için mecazi olarak da kullanılabilir. Uykunun gerçek anlamda olup olmadığını bağlam gösterir.
Alıştırma
"The night guard was caught sleeping on the job," cümlesinde sleeping on the job ne anlama gelir?
- Çalışma sorumluluğu varken uyumak ve bu nedenle görevi ihmal etmek
- Yeni bir işe girdiğini hayal etmek
- İşi bitirdikten sonra iyi uyumak
Cevabı göster
Çalışma sorumluluğu varken uyumak ve bu nedenle görevi ihmal etmek
lose your head: soğukkanlılığı kaybetme deyimi ve gerçek anlamda tehdit
Lose your head genellikle korku, öfke veya heyecan yüzünden sakin düşünemez hâle gelmek demektir. Ancak bu replikte yalnızca bu yaygın deyim anlamı yoktur. Baş kesmenin olası bir ceza olduğu fantastik bir krallıkta you'll lose your head, başını gerçekten kaybetme görüntüsünü de canlandırır. Bu nedenle tehdit, aşırı ağır bir cezayı veya ölümü ima ederken kara mizah içeren bir kelime oyunu yaratır. Repliği yalnızca “paniğe kapılacaksın” diye yorumlamayın.
Alıştırma
Bu fantastik tehdidin içinde "you'll lose your head" için en uygun yorum hangisidir?
- Yaygın soğukkanlılığı kaybetme anlamıyla gerçek bir baş kesme tehdidini birleştirebilir.
- Birinin işini kaybedeceğini söylemenin standart bir yoludur.
- Yalnızca kişinin ne söyleyeceğini unutacağı anlamına gelir.
Cevabı göster
Yaygın soğukkanlılığı kaybetme anlamıyla gerçek bir baş kesme tehdidini birleştirebilir.
After weighing your options: karar vermeden önce seçenekleri karşılaştırmak
to weigh your options, karar vermeden önce farklı seçeneklerin yararlarını, risklerini ve olası sonuçlarını karşılaştırmak demektir. Burada weigh mecaz anlamdadır; fiziksel olarak bir şey tartılmaz. After + -ing yapısı, bu karşılaştırmanın ana cümledeki eylemden önce gerçekleştiğini gösterir. Cümle başındaki After weighing your options, dinleyiciyi ardından gelecek karara hazırlar.
Alıştırma
Cümleyi “seçenekleri karşılaştırdıktan sonra” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: ____, you can make a careful decision.
Cevabı göster
After weighing your options
your life savings: biriktirdiğin paranın tamamı veya tamamına yakını
Your life savings, uzun bir süre boyunca biriktirdiğin paranın tamamı veya tamamına yakını demektir. Bu ifadede savings çoğul biçimdedir; life ise uzun süren emeği ve bu paranın kişi için önemini vurgular. your life savings miktarını vermek, çok ağır bir bedel veya fedakârlık anlamına gelir. Bu kararın gelecekteki maddi güvenliğini tehlikeye atabileceğini gösterir.
Alıştırma
Cümleyi, bir kişinin uzun yıllar boyunca biriktirdiği paranın neredeyse tamamını anlatan hedef ifadeyle tamamlayın: She invested her ____ in the family shop.
Cevabı göster
life savings
in return for: bir şeyi başka bir şeyle değiş tokuş etmek
In return for + bir isim öbeği veya -ing biçimi bir alışveriş ilişkisini gösterir: başka bir şeyi almak için bir şey verilir ya da bir iş yapılır. Bu cümlede the information, alışveriş sonucunda alınan şeydir. Bu alışverişin para içermesi gerekmez. İfade; ödemeleri, malları, hizmetleri, yardımı, iyilikleri veya diğer faydaları birbirine bağlayabilir.
Alıştırma
'Lena edited my essay in return for lunch.' cümlesinde 'in return for lunch' ne anlama gelir?
- Öğle yemeği, Lena'nın yazıyı düzenlemesi karşılığında aldığı şeydi.
- Lena hem yazı hem de öğle yemeği için ödeme yapmak zorundaydı.
- Lena yazıyı öğle yemeğinden döndükten sonra düzenledi.
Cevabı göster
Öğle yemeği, Lena'nın yazıyı düzenlemesi karşılığında aldığı şeydi.
giving him your blank scorecard to fill out. Öbek fiiller
1:21ve boş puan kartını doldurması için ona vermeye karar verirsin.
to fill out: bir formu veya kartı doldurmak
Fill out; bir form, kart, başvuru veya benzer bir belgeye gerekli bilgileri girmek anlamına gelen bir öbek fiildir. Burada to fill out, diğer kişinin boş puan kartıyla ne yapmasının beklendiğini belirtir. Fill out ayrılabilir: fill out the card ve fill the card out kullanımlarının ikisi de doğaldır. Nesne bir zamirse zamiri ortaya koyun: fill it out deyin, fill out it demeyin.
Alıştırma
Cümleyi “gerekli tüm bilgileri girmek” anlamına gelen iki sözcüklü Amerikan İngilizcesi öbek fiiliyle tamamlayın: Please ____ the registration form before class.
Cevabı göster
fill out
You barely manage to hide the scorecard in time, Kalıp ifadeler
1:28Puan kartını tam zamanında zar zor saklamayı başarırsın,
barely manage to hide: zar zor saklamayı başarmak
“Barely manage to hide”, saklama eyleminin gerçekleştiğini ancak bunun büyük zorlukla ya da son anda başarıldığını anlatır. “Manage to + fiilin yalın hâli” eylemin başarılı olduğunu gösterir; “barely” ise başarısızlığa çok yaklaşıldığını belirtir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp “barely manage to + fiilin yalın hâli”dir: kişi sonuca ulaşır, fakat bunu zar zor yapar.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için “barely manage to” ifadesinin geçmiş zamanını ve “submit” fiilini kullanın. Mia son teslim tarihini neredeyse kaçırıyordu ama başardı: Mia ____ the form before the website closed.
Cevabı göster
barely managed to submit
in time: çok geç olmadan
“In time”, önemli bir olaya, son tarihe veya son fırsata yetişecek kadar erken, yani çok geç olmadan anlamına gelir. Burada puan kartının ilgili zaman sınırı geçmeden saklandığını anlatır. Bu ifade her zaman “son saniyede” demek değildir. Eylemin mümkün olan son anda gerçekleştiğini vurgulamak istediğinizde “just in time” içindeki “just” sözcüğünü ekleyin.
Alıştırma
Biniş kapısı kapanmak üzereydi. Yolcuların çok geç kalmadığını göstermek için cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? We reached the gate ____ to board the plane.
- on time
- in time
- at time
Cevabı göster
in time
excuses himself: kibarca izin isteyip ayrılmak
Bu cümlede excuses himself, büyücünün konuşmadan ya da bulunduğu ortamdan kibarca ayrılması demektir. Kendisini affetmesi anlamına gelmez. excuse + dönüşlülük zamiri kalıbı bir sosyal davranışı anlatır: özne, çoğu zaman kısa bir süreliğine, etkileşimden nazikçe çekilir.
Alıştırma
Cümleyi excuse oneself ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: At the end of the meal, Leo ____ and left early.
Cevabı göster
excused himself
Hope you didn't believe anything Gorbak's been saying. Ton ve niyet
1:35"Umarım Gorbak'ın anlattığı hiçbir şeye inanmamışsındır.
Hope you didn't...: I öznesinin atıldığı samimi uyarı
"Hope you didn't...", "I hope you didn't..." ifadesinin samimi ve kısaltılmış biçimidir. Atlanan I, hope fiilinin öznesi olarak anlaşılır; you ise ardından gelen yan cümlenin öznesidir. Bu bağlamda konuşan kişi yalnızca bir dilek belirtmez. Dinleyenin Gorbak'a inanıp inanmadığını da kontrol eder ve Gorbak'ın sözlerinin güvenilir olmayabileceğini ima eder.
Alıştırma
Bu cümlede Hope you didn't... nasıl bir işlev görür?
- Dinleyenden Gorbak'ın doğru söylediğini ummasını ister.
- I öznesini samimi biçimde atar ve istenmeyen bir şey olup olmadığını nazikçe kontrol eder.
- Dinleyenin Gorbak'a inandığını kesin olarak belirtir.
Cevabı göster
I öznesini samimi biçimde atar ve istenmeyen bir şey olup olmadığını nazikçe kontrol eder.
He's been cursed to tell only lies: edilgen present perfect + to'lu mastar
He's been cursed ifadesinde He's kısaltması, He has açılımına sahiptir. Has been cursed, present perfect zamanında edilgen bir yapıdır: lanet ona yapılmıştır ve etkisi şu anda da önemini sürdürür. to tell only lies mastarı, lanetin onu ne yapmaya zorladığını belirtir. have/has been cursed to + fiilin yalın hâli kalıbı, bir lanetin kişiye getirdiği süregelen büyülü kısıtlamayı anlatır.
Alıştırma
curse fiilinin present perfect edilgen biçimini ve ardından to'yu kullanarak fantastik cümleyi tamamlayın: The village storyteller ____ speak only in riddles.
Cevabı göster
has been cursed to
even in writing: beklenmedik bir durumu kapsama katmak
Even, in writing bölümünü eklenen ve biraz beklenmedik bir durum olarak öne çıkarır. Önceki ifade yalnızca konuşmayla sınırlı değildir; kişi yazılı olarak iletişim kurduğunda da geçerlidir. In writing, “yazılı olarak” demektir. Genel olarak even + ilgeç öbeği, dinleyicinin istisna olmasını bekleyebileceği bir durumu da ifadenin kapsamına alır.
Alıştırma
Bir kural konuşulan mesajlar için zaten geçerli. even in writing buna ne ekler?
- Kural yalnızca yazılı mesajlar için geçerlidir.
- Kural, yazıya geçirilerek oluşturulmuştur.
- Daha az beklenen bir durum olsa da kural yazılı mesajlar için de geçerlidir.
Cevabı göster
Daha az beklenen bir durum olsa da kural yazılı mesajlar için de geçerlidir.
Anyway, can you believe how low-scoring the tournament's been? Notlar
1:41"Her neyse, turnuvanın puanlarının ne kadar düşük olduğuna inanabiliyor musun?
Can you believe how ...?: şaşkınlık belirtip ortak tepki aramak
Burada Can you believe ...? retorik bir sorudur: konuşmacının asıl amacı dinleyicinin bir gerçeğe inanıp inanmadığını kontrol etmek değildir. Turnuvanın alışılmadık derecede düşük skorlu olmasını şaşırtıcı bir durum olarak sunar ve dinleyiciyi aynı tepkiyi paylaşmaya çağırır. how ile başlayan yan cümle, şaşırtıcı olan dereceyi, yani turnuvanın şimdiye kadar ne kadar düşük skorlu geçtiğini belirtir. Bu kalıp, ardından gelen konu hakkında şaşkınlık, hayranlık veya rahatsızlık gibi ortak bir tutum oluşturabilir.
Alıştırma
“Can you believe how low-scoring the tournament's been?” cümlesinde konuşmacı esas olarak ne yapıyor?
- Şaşkınlık ifade edip dinleyiciyi aynı fikirde olmaya çağırmak
- Dinleyiciden turnuvanın final skorunu doğrulamasını istemek
- Dinleyicinin skor kurallarını bilip bilmediğini kontrol etmek
Cevabı göster
Şaşkınlık ifade edip dinleyiciyi aynı fikirde olmaya çağırmak
low-scoring: kısa çizgili birleşik sıfat
Low-scoring, low + scoring sözcüklerinden oluşan birleşik bir sıfattır. Nispeten az sayı veya gol atılan bir maçı, turnuvayı ya da oyun dönemini tanımlar. Örnekte has been ifadesinden sonra gelir ve turnuvanın şimdiye kadarki özelliğini anlatır. Kısa çizgi, low ve scoring sözcüklerinin tek bir sıfat olarak birlikte çalıştığını gösterir; turnuvanın sıralamada altlarda olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi “az sayı atılan” anlamındaki kısa çizgili sıfatla tamamlayın: The match ended 1-0, so it was a ____ game.
Cevabı göster
low-scoring
played at least once: en az bir kez
At least once, sıklık için alt sınırı bir kez olarak belirler. Every team has played at least once, her takımın bir ya da daha fazla kez oynadığı anlamına gelir; dolayısıyla sıfır kez oynama olasılığını dışlar. Bu ifade yalnızca bir alt sınır verir. Her takımın tam olarak bir kez oynadığını söylemez ve oynama sayısına bir üst sınır koymaz.
Alıştırma
Asgari ziyaret sayısını bir olarak belirleyen ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: Every member must visit the lab ____ before Friday.
Cevabı göster
at least once
yet not a single match with a combined score of more than five hits. Notlar
1:47ancak toplam skoru beş isabeti geçen tek bir maç bile yok."
yet not a single match: sıfır sonucu vurgulayan karşıtlık
Burada yet, önceki ifadeyle karşıtlık kurar: maçlar oynanmıştır ama belirtilen skor koşulunu karşılayan maç sayısı sıfırdır. Not a single match bu sıfır sonucunu özellikle vurgular. Bilgiyi düzenleyen bir kalıp olarak, ardından güçlü bir olumsuzluk gelen yet, önce önceki olgudan bir beklenti oluşturur, sonra bu beklentiyi boşa çıkarır.
Alıştırma
Bu cümlede yet not a single match ne işe yarıyor?
- Önceki olguyla, koşulu karşılayan maç sayısının sıfır olması şeklindeki şaşırtıcı sonucu karşılaştırır.
- Maçların şimdiye kadar başlamadığını söyler.
- Normal bir zaman sıralamasındaki sonraki olayı tanıtır.
Cevabı göster
Önceki olguyla, koşulu karşılayan maç sayısının sıfır olması şeklindeki şaşırtıcı sonucu karşılaştırır.
a combined score: ayrı skorları toplamak
A combined score, iki veya daha fazla tarafın ya da katılımcının skorları toplanarak elde edilen toplamdır. combined sıfatı, ayrı skorları tek bir toplam olarak ele almanız gerektiğini gösterir. Bu cümlede more than five hits, yalnızca bir tarafın skoruna değil maçın tamamındaki toplama uygulanır. Yeniden kullanılabilen kalıp a combined score of + sayı şeklindedir.
Alıştırma
Kırmızı Takım 3, Mavi Takım 2 puan alıyor. İki takımın combined score değeri kaçtır?
- 2 puan
- 3 puan
- 5 puan
Cevabı göster
5 puan
Anyhow, I'll be back in a minute to review your scorecard. Kalıp ifadeler
1:51"Neyse, puan kartını incelemek için birazdan döneceğim."
I'll be back in a minute: kısa süre içinde dönmek
I'll be back in a minute, kısa süreliğine ayrılacağınızı ve yakında dönmeyi beklediğinizi söylemenin yaygın bir yoludur. Burada I'll, I will ifadesinin kısaltmasıdır; bu nedenle cümle kısa bir söz veya bilgilendirme işlevi görür. Günlük konuşmada in a minute çoğu zaman tam olarak altmış saniye sonra değil, çok yakında anlamına gelir. Konuşan kişi kesin bir zaman vermedikçe bunu kısa ve yaklaşık bir bekleme süresi olarak anlayın.
Alıştırma
Hangi cümle, kısa süreliğine ayrılıp yakında döneceğinizi doğal biçimde anlatır?
- I'll be away all afternoon.
- I'll be back in a minute.
- I was back a minute ago.
Cevabı göster
I'll be back in a minute.
laugh along: başkalarının gülüşüne katılmak
Laugh along, başkalarının gülmesine katılıp onlarla birlikte gülmek demektir. Along, nerede güldüğünüzü değil, tepkinizin onlarınkini izlediğini veya ona uyduğunu gösterir. Gülme içten olabilir; ancak bu cümlede sosyal ortama ayak uydurma anlamı sezilir. Bu ifade tek başına kişinin gerçekten komik bulduğunu kanıtlamaz; nedeni bağlam gösterir.
Alıştırma
“I didn't understand the joke, but I laughed along,” cümlesinde “laughed along” ne anlama gelir?
- Başkalarına katılıp onlarla birlikte güldüm.
- Herkes sustuktan sonra tek başıma güldüm.
- Yanlarında yürürken güldüm.
Cevabı göster
Başkalarına katılıp onlarla birlikte güldüm.
now knowing every single number on it is wrong. Dilbilgisi
1:59artık üzerindeki her bir sayının yanlış olduğunu biliyorsundur.
now knowing every single number on it is wrong: yeni bir bilgi durumunu eklemek
Now knowing every single number on it is wrong, şimdiki zaman ortacıyla kurulmuş bir öbektir. Bir ana cümleye bağlanır ve ana eylem sırasında o cümlenin öznesinin sahip olduğu bilgiyi ekler; tek başına tam bir cümle değildir. Now, bilmeme durumundan bilme durumuna geçişi belirtir. Every single number on it is wrong, kişinin bildiği içeriği ifade eder ve knowing sonrasında isteğe bağlı that kullanılmamıştır. Every single, every sözcüğünü güçlendirir: hiçbir sayı istisna değildir.
Alıştırma
“now knowing every single number on it is wrong” bir ana cümlenin ardından geldiğinde ne işlev görür?
- Sayıları değiştiren ayrı bir kişiyi anlatıya katar.
- Sayıların daha sonra yanlış hâle geleceğini söyler.
- Ana eylem sırasında ana cümlenin öznesinin yeni bilgisini ekler.
Cevabı göster
Ana eylem sırasında ana cümlenin öznesinin yeni bilgisini ekler.
You've only got one chance to save yourself, Kalıp ifadeler
2:03Kendini kurtarmak için sadece bir şansın var,
You've only got one chance to...: yalnızca tek bir şans
“You've only got one chance to + fiil”, eylemi yapmak için yalnızca tek bir fırsat olduğu anlamına gelir. Burada have got, have yani “sahip olmak” anlamındadır; only ise one chance ifadesini tek bir şansla sınırlar. Bu cümlede dinleyicinin o tek denemede kendini kurtarması gerekir. Bu kalıp, sıradaki eylemi son şans olarak sunarak çoğu zaman aciliyet yaratır. Dikkati şimdi ne yapılması gerektiğine ve başarısızlığın sonucuna yöneltir.
Alıştırma
Uyarıyı hedef ifadeyle tamamlayın: You've ____ to enter the code correctly.
Cevabı göster
only got one chance
So what's the real score...?: temel soruya geçiş
Baştaki So, bu soruyu hemen önce sunulan bilgilere bağlar. Yeni ve ilgisiz bir konu başlatmak yerine “tüm bunları göz önünde bulundurduğumuza göre şimdi öğrenmemiz gereken şey bu” mesajını verir. Sorunun tamamı, hazırlık bilgilerinden tek ve açık bir görev çıkarır: her maçın gerçek skorunu belirlemek. Açıklamalarda ve bulmacalarda, merkezi soruyu sorarak önceki bilgilerin amacını özetleyen yararlı bir bilgi düzenleme yöntemidir.
Alıştırma
Konuşmacı birkaç maçı açıkladıktan sonra “So what's the real score of each match?” diye soruyor. Bu soru ne işe yarıyor?
- Tamamen ilgisiz bir konuya geçer.
- Önceki bilgileri çözülmesi gereken temel soruna dönüştürür.
- Bütün skorların zaten doğrulandığını gösterir.
Cevabı göster
Önceki bilgileri çözülmesi gereken temel soruna dönüştürür.
The incredible thing about this riddle is that you can reach the solution Notlar
2:17Bu bilmecenin inanılmaz tarafı, doğru bilginin
The incredible thing about ... is that ...: önce değerlendirme, sonra temel gerçek
The incredible thing about X is that ... kalıbı bilgiyi iki adımda düzenler. The incredible thing about X konuyu belirtir ve konunun bir yönünü olağanüstü ya da dikkat çekici olarak değerlendirir; that yan cümlesi ise bu değerlendirmeyi hak eden somut gerçeği açıklar. Burada konu this riddle, öne çıkarılan gerçek ise dinleyenin reach the solution yapabilmesidir. Aynı bilgi yapısını koruyup değerlendirmeyi değiştirmek için incredible yerine surprising, difficult veya useful kullanabilirsin.
Alıştırma
The + adjective + thing about X is that ... kalıbını tamamlayın: The surprising thing ____ the experiment ____ it worked on the first try.
Cevabı göster
about · is that
can reach the solution: akıl yürüterek yanıta ulaşmak
can reach the solution ifadesinde reach, düşündükten sonra bir yanıta veya yönteme ulaşmak anlamına gelir; fiziksel olarak bir şeye dokunmayı anlatmaz. Solution, akıl yürütme sürecinin varış noktası olarak sunulur. Bu eşdizim bilmece, matematik ve diğer problem çözme bağlamlarında kullanışlıdır. Can, yanıta ulaşmanın mümkün olduğunu gösterir; aynı kalıp reached a solution ve might reach the solution gibi biçimlerde de görülür.
Alıştırma
Hangi cümle, akıl yürütmenin bizi yanıta götürebileceğini doğal biçimde ifade eder?
- We can arrive the solution by checking each clue.
- We can reach the solution by checking each clue.
- We can solve the solution by checking each clue.
Cevabı göster
We can reach the solution by checking each clue.
despite an almost complete lack of correct information. Dilbilgisi
2:20neredeyse tamamen eksik olmasına rağmen çözüme ulaşabilmendir.
Ödünleme bildiren despite + isim öbeği
Despite, bir güçlük ya da karşıt bir olgu olsa bile bir sonucun geçerli kaldığını belirten bir edattır. Burada ardından an almost complete lack of correct information isim öbeği gelir. Bu öbekte almost complete, lack sözcüğünü niteler; dolayısıyla eksiklik çok büyüktür ama kelimenin tam anlamıyla bütünüyle yokluk değildir. Despite ile başlayan öbek bir ödünleme ilişkisi kurar: Bu kadar az doğru bilgi normalde ana iddiayı olasılık dışı gösterecek olsa da iddia geçerliliğini korur.
Alıştırma
Hangi cümle ödünleme bildirmek için despite sözcüğünü doğru kullanıyor?
- Despite the team was delayed, the team finished on time.
- Despite of the delay, the team finished on time.
- Despite the delay, the team finished on time.
Cevabı göster
Despite the delay, the team finished on time.
And that's possible because knowing that something is false Dilbilgisi
2:24Ve bu mümkündür, çünkü bir şeyin yanlış olduğunu bilmek
knowing that ... is ...: özne olarak -ing yan cümlesi
Knowing that something is false sözcükleri bir ulaç işlevli -ing yan cümlesi oluşturur. Bu yan cümlenin tamamı ana fiil is sözcüğünün öznesidir; böylece bir bilgi parçası soyut bir düşünce olarak sunulur. Vurgulanan bölümde iki tane is vardır. İlki that yan cümlesindeki something is false yapısına aittir. İkincisi ana fiildir: Knowing ... is meaningful information. Özne olan yan cümle tek bir düşünce sayıldığı için ana fiil tekildir.
Alıştırma
Hangi cümle knowing ile başlayan bir yan cümleyi özne olarak doğru kullanıyor?
- Knowing that the store is closed saves us a trip.
- Knowing that the store is closed save us a trip.
- Know that the store is closed saves us a trip.
Cevabı göster
Knowing that the store is closed saves us a trip.
in its own right: kendi başına bağımsız değer
In its own right, başka bir şeye bağlı olmadan 'kendi nitelikleri, konumu veya önemi sayesinde' anlamına gelir. Burada bilginin yalnızca başka bir noktayı desteklemek için yararlı olmadığını, kendi başına da anlam taşıdığını belirtir.
Alıştırma
'Kendi nitelikleri sayesinde' anlamındaki bu derste geçen dört sözcüklük deyimle cümleyi tamamlayın: The short film is powerful ____.
Cevabı göster
in its own right
The first key is to realize that no team will play more than two matches, Notlar
2:31İlk kilit nokta, hiçbir takımın iki maçtan fazla oynamayacağını fark etmektir,
The first key is to realize that...: açıklamayı başlatan yönlendirme ifadesi
The first key is to realize that..., bir açıklamanın veya akıl yürütme sürecinin başladığını gösteren bir yönlendirme ifadesidir. First, bunun sıralı bir dizinin ilk öğesi olduğunu bildirir; key ise sıradaki düşüncenin önemli olduğunu belirtir. Yapı The first key + is to realize + that yan cümlesi biçimindedir. Sonraki düşünceyi söylemeden önce onun açıklamadaki rolünü etiketler; böylece dinleyenler bu bilginin genel açıklamadaki yerini anlayabilir.
Alıştırma
Önemli bir kavrayışı sunan hedef yönlendirme ifadesini tamamlayın: The first ____ is to realize that the map is upside down.
Cevabı göster
key
no team ... more than two matches: bir üst sınır
Bu cümlede no team, sınırın bütün takımlar için geçerli olduğunu belirtir: hiçbir takım verilen sayıyı aşamaz. More than two matches, “üç veya daha fazla maç” demektir; dolayısıyla cümle üç veya daha fazla maçı dışlar. Cümle tek başına sıfır, bir veya iki maçı dışlamaz. Aktarılabilir no + grubun tekil bir üyesi + fiil + more than + sayı kalıbı bir üst sınır belirtir. Burada her takımın en fazla iki maç oynayacağını söylemekle eşdeğerdir.
Alıştırma
“No student may submit more than two files” kuralı ne belirtiyor?
- Öğrenci başına en az üç dosya
- Öğrenci başına en fazla iki dosya
- Tam olarak iki dosya göndermenin yasak olması
Cevabı göster
Öğrenci başına en fazla iki dosya
So, if the elves didn't actually play one match,
2:39Yani, elflerin aslında bir maç oynamadığı yanlışsa
and the goblins didn't actually play two,
2:42ve goblinlerin aslında iki maç oynamadığı da yanlışsa,
the truth must be that the elves played two, and goblins played one. Dilbilgisi
2:44gerçek şu olmalı: elfler iki, goblinler ise bir maç oynamıştır.
must be that: kanıtlardan çıkarılan zorunlu sonuç
Bu cümlede must be that, akıl yürütmeyle ulaşılan bir sonucu belirtir. Must burada emir vermez; konuşmacı, bilinen gerçeklere dayanarak sonraki sonucu duruma uyan tek sonuç olarak görür. That, sonucu belirten tam bir yan cümleyi başlatır: the elves played two, and goblins played one. Bu çıkarım kullanımı sık sık it must be that + yan cümle veya the truth must be that + yan cümle biçiminde görülür.
Alıştırma
“All the lights are off, but the office door is unlocked. It must be that someone is still inside.” cümlesinde must ne ifade ediyor?
- Gelecekte geç saate kadar çalışma planı
- İpuçlarına dayanan güçlü bir sonuç
- Ofise girme emri
Cevabı göster
İpuçlarına dayanan güçlü bir sonuç
For the elves to have played...: tamamlanmış bir durumu çıkarıma öncül yapma
For the elves to have played two matches, for ile kurulan bir mastar yan cümlesidir. The elves, played fiilinin anlamca öznesidir; to have played ise geçmişte tamamlanmış bir eylemi gösteren perfect infinitive yapısıdır. Cümlenin başındaki bu yan cümle, doğru veya mümkün olması gereken bir durumu ortaya koyar: elflerin iki maç oynamış olması. Ana cümle daha sonra bu öncülden zorunlu olarak çıkan sonucu belirtir.
Alıştırma
Cümledeki perfect infinitive yapısını tamamlayın: For Nina ____ finished the report before lunch, she must have started early.
Cevabı göster
to have
they must have faced each of the other teams once. Dilbilgisi
2:52diğer takımların her biriyle birer kez karşılaşmış olmaları gerekir.
must have faced: geçmiş hakkında güçlü bir çıkarım
Must have faced, modal + have + past participle kalıbını izler. Olayı konuşma anından önceye yerleştirir ve doğrudan aktarılmış bir gerçek olarak değil, güçlü bir mantıksal çıkarım olarak sunar. Burada maç düzeni kanıt sağlar: diğer takımların her biriyle karşılaşmış olmaları zorunlu sonuçtur. Geçmiş hakkında yüksek güvenli bir sonuca varmak için must have + past participle kalıbı başka durumlarda da kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümle geçmişteki bir olay hakkında güçlü bir çıkarım yapıyor?
- Sam must arrive before nine.
- The door is unlocked, so Sam might have arrived already.
- The door is unlocked, so Sam must have arrived already.
Cevabı göster
The door is unlocked, so Sam must have arrived already.
And since goblins have only played one match so far, against the elves, Dilbilgisi
2:55Ve goblinler şu ana kadar sadece bir maç oynadıklarına göre (elflere karşı),
since + yan cümle: gerekçe bildirme
Bu cümlede since bir gerekçe sunar. Goblinlerin şu ana kadar yalnızca bir maç oynamış olması, bir sonraki sonuca varmak için kullanılan kanıttır. Buradaki since, because veya given that anlamına yakındır. “Geçmişteki bir zamandan şimdiye kadar” anlamına gelmez. Mantığı izleyin: neden bildiren since, sonucu destekleyen bir olguyu sunar; zaman bildiren since ise başlangıç zamanını ya da olayını belirtir.
Alıştırma
“Since the alarm is set, we can leave now,” cümlesinde since ne işlev görür?
- Şimdiye kadar devam eden bir başlangıç zamanını belirtir.
- Sonucu destekleyen gerekçeyi verir.
- Bir karşıtlık sunar.
Cevabı göster
Sonucu destekleyen gerekçeyi verir.
that means the match between goblins and treefolk has not occurred yet. Kelime
3:00bu, goblinler ile ağaç halkı arasındaki maçın henüz gerçekleşmediği anlamına gelir.
has not occurred yet: bir olay şimdiye kadar gerçekleşmedi
Has not occurred yet, beklenen bir olayın şimdiye kadar hiçbir zaman gerçekleşmediğini belirtir. Has not occurred present perfect yapısındadır; yet ise olayın daha sonra hâlâ gerçekleşebileceği anlamını ekler. Occur, happen gibi “gerçekleşmek” anlamına gelir ancak daha resmî ve nesnel duyulur. Bir maçla kullanıldığında, maçın henüz oynanmadığını ifade eder.
Alıştırma
Hangi cümle, güvenlik denetiminin hâlâ beklendiğini ancak şimdiye kadar gerçekleşmediğini doğal ve oldukça resmî bir şekilde ifade eder?
- The safety inspection had already occurred.
- The safety inspection has not occurred yet.
- The safety inspection is no longer required.
Cevabı göster
The safety inspection has not occurred yet.
We know it's false that the treefolk tied zero matches, Dilbilgisi
3:04Ağaç halkının sıfır maçta berabere kaldığının yanlış olduğunu biliyoruz,
it's false that: bir önermenin tamamını reddetmek
it's false that + yan cümle yapısında it biçimsel öznedir. Doğru mu yanlış mı olduğu değerlendirilen önerme that yan cümlesinde yer alır; burada değerlendirilen, ağaç halkının hiçbir maçı berabere bitirmediği iddiasıdır. Yapının bütünü bu önermenin doğru olmadığını söyler. İddianın içindeki yalnızca bir fiili olumsuz yapmak yerine iddianın tamamını reddeder.
Alıştırma
Cümleyi dersteki yapının aynısıyla tamamlayın: ____ every card is red.
Cevabı göster
It's false that
which means their bout against the elves must have tied. Notlar
3:08bu da elflere karşı yaptıkları maçın berabere bittiği anlamına gelir.
which means: bir gerçekten sonuç çıkarmak
Which means, önceki gerçeğin tamamına gönderme yapar ve bundan çıkan sonucu, yorumu ya da çıkarımı sunar. Burada önceki ifade, elflerle yapılan karşılaşmanın berabere bittiği sonucunu destekler. Bu yapı bilgiyi önce gerçek, ardından sonuç gelecek şekilde düzenler. Bu kullanımda which yalnızca elves gibi yakındaki bir isme gönderme yapmaz.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrendiğiniz iki sözcüklük bağlayıcının aynısıyla tamamlayın: The battery is dead, ____ the camera will not turn on.
Cevabı göster
which means
their bout against the elves: doğrudan bir müsabaka için bout
their bout against the elves ifadesinde bout, tek bir müsabaka veya karşılaşma anlamına gelen sayılabilen bir isimdir. Against rakip tarafı belirtir; dolayısıyla ifade, elflerle yaptıkları karşılaşmayı tanımlar. Bout çoğu zaman doğrudan ve yoğun bir rekabet hissi verir. Özellikle boks, güreş ve diğer bire bir karşılaşmalarda yaygındır; ancak bir hikâyede dramatik bir fantastik yarışma için de kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi bout ve rakibi belirten edatla tamamlayın: The boxer is preparing for a ____ the defending champion.
Cevabı göster
bout against
We also know that the elves won at least one match.
3:11Ayrıca elflerin en az bir maç kazandığını da biliyoruz.
And since they tied against the treefolk, Kalıp ifadeler
3:15Ve ağaç halkıyla berabere kaldıklarına göre,
tied against the treefolk: beraberlik sonucu olarak tied
Buradaki tied, tie fiilinin geçmiş zaman biçimidir ve iki tarafın da aynı skorla bitirdiğini, dolayısıyla hiçbir tarafın kazanmadığını belirtir. Against the treefolk karşı tarafı adlandırır. Bu diyalogda tied against the treefolk, ağaç halkına karşı oynadıkları maçta berabere kaldıkları şeklindeki daha tam anlamda anlaşılır.
Alıştırma
Sonuç cümlesini okuyup anlamını seçin: The Comets tied against the Falcons.
- Comets, Falcons'u yendi.
- Maç başlamadan önce iptal edildi.
- İki takım da aynı skorla bitirdi.
Cevabı göster
İki takım da aynı skorla bitirdi.
have beaten the goblins: beat + rakip
Bir oyun veya yarışmada beat + rakip, o kişiyi ya da takımı yenmek anlamına gelir. Burada goblins kaybeden rakiplerdir; beat onları fiziksel olarak dövmek anlamına gelmez. Beaten, beat fiilinin geçmiş zaman ortacıdır. Have beaten the goblins ifadesinde rakibin yenilmesi tamamlanmış bir olay olarak sunulur.
Alıştırma
Bir rakibi yenme anlamında beat fiilini doğru kullanan cümle hangisidir?
- Our team beat the champions in the final.
- Our team earned the championship trophy.
- Our team won the final match.
Cevabı göster
Our team beat the champions in the final.
figure out the actual scores: gerçek skorları bulmak
Figure out, düşünerek, ipuçlarını analiz ederek veya olası çözümleri deneyerek bir cevaba ulaşmak anlamına gelir. Bu soruda konuşanlar skorları yalnızca anlamak değil, gerçek skorların ne olduğunu belirlemek istiyor. Ardından figure out the score örneğindeki gibi bir isim öbeği veya figure out why it happened örneğindeki gibi bir soru sözcüklü yan cümle gelebilir.
Alıştırma
Hangi cümle bir şeyin ipuçlarından akıl yürütülerek çözüldüğünü vurgular?
- We figured out the code from the clues.
- We found out the code when the teacher told us.
- We understood why the code was important.
Cevabı göster
We figured out the code from the clues.
Let's start with ... ile ilk konuyu belirlemek
Let's start with + isim öbeği ilk konuyu veya adımı bildirir. Burada konuşmacı, elflerle ağaç halkı arasındaki beraberliği açıklamanın başlangıç noktası olarak seçer. With, eyleme katılan bir kişiyi değil, önce ele alınacak öğeyi tanıtır. Bu yapıyı dinleyenlere bir açıklamanın, tartışmanın veya sürecin sırasını göstermek için kullanabilirsin.
Alıştırma
İlk konuyu bildirmek için Let's start with kullan: ____ the survey results.
Cevabı göster
Let's start with
Because no more than five total hits were scored, Dilbilgisi
3:25Toplam isabet sayısı beşi geçmediği için,
no more than five ... were scored: edilgen yapıda üst sınır
No more than five ifadesindeki no more than, beşin dâhil olduğu bir üst sınır belirler: sayı beş veya daha az olabilir, ancak altı ya da daha fazla olamaz. Total, tüm tarafların isabetlerinin birlikte sayıldığını gösterir. Were scored, score fiilinin simple past edilgen biçimidir. Odağı isabetleri kimin yaptığına değil, kaydedilen sayıya verir.
Alıştırma
Cümleyi no more than ve score fiilinin doğru simple past edilgen biçimiyle tamamla: In the first half, ____ five points ____ in total.
Cevabı göster
no more than · were scored
the final tally must have been 0-0, 1-1, or 2-2. Notlar
3:28nihai skor 0-0, 1-1 veya 2-2 olmalıdır.
final tally: sayım sonundaki nihai toplam
Bu cümlede final tally, bütün puanlar sayıldıktan sonra ortaya çıkan nihai sayısal sonucu ifade eder. Burada skoru belirtir ve sıralanan üç beraberlik skoru olası nihai sonuçlardır. Tally, tek tek girdilerin sayılıp toplanması fikrini taşır. Bu yüzden final tally; oy, puan, ürün veya başka sayıların toplanmasıyla bir sonuç elde edildiğinde kullanışlıdır.
Alıştırma
Tamamlanmış bir sayımı vurgulamak için final tally ifadesini en doğal kullanan cümle hangisidir?
- The final tally was 327 votes in favor and 301 against.
- The final train left at midnight.
- The final speech began after lunch.
Cevabı göster
The final tally was 327 votes in favor and 301 against.
must have been: geçmişe dair güçlü bir çıkarım
Must have been, şimdi bilinen kanıtlara veya sınırlara dayanarak geçmişteki bir durum ya da sonuç hakkında güçlü bir yargı ifade eder. Bu cümlede mevcut koşullar, 0-0, 1-1 veya 2-2'yi geçmişteki tek makul sonuçlar hâline getirir; must zorunluluk değil, çıkarım bildirir. Yapı must + have + geçmiş zaman ortacıdır. Burada been, be fiilinin geçmiş zaman ortacıdır. Bu yapıyı daha önce neyin doğru olduğunu veya neyin gerçekleştiğini çıkarmak için kullanın.
Alıştırma
Geçmişteki bir durum hakkında güçlü çıkarım bildiren üç sözcüklük İngilizce yapıyla cümleyi tamamlayın: The photos show people standing in every aisle, so the hall ____ crowded.
Cevabı göster
must have been
But the treefolk must have scored some hits, Kalıp ifadeler
3:33Ancak ağaç halkı bazı isabetler kaydetmiş olmalı
have scored some hits: score + sayılan bir sonuç
score some hits ifadesinde score, “kaydetmek veya elde etmek” anlamında bir fiildir; hits ise sayılan sonuçtur. Some, sayının sıfırdan fazla olduğunu ancak tam sayının belirtilmediğini gösterir. Must sözcüğünden sonra have scored tamamlanmış mastar yapısıdır; must have scored geçmişteki bir sonuç hakkında güçlü bir çıkarım bildirir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp score + sayılan sonuç biçimindedir: score points, score goals veya score hits.
Alıştırma
Cümleyi score fiilinin geçmiş zaman ortacıyla tamamlayın: In this game, our team must have ____ some hits.
Cevabı göster
scored
and it's false that they only had one hit scored against them. Dilbilgisi
3:36ve aleyhlerine sadece bir isabet kaydedildiği bilgisi yanlıştır.
only had one hit scored against them: rakip tarafın kaydettiği bir isabet
had one hit scored against them yapısında have + nesne + geçmiş zaman ortacı, öznenin başına gelen bir sonucu sunar. İsabeti diğer taraf kaydetmiştir; them ise bu isabeti alan tarafı belirtir. Against, skorun onlar açısından olumsuz yönünü gösterir; only ise iddiayı tek bir isabetle sınırlar. Cümlenin tamamı, “onlara karşı yalnızca bir isabet” iddiasının yanlış olduğunu söyler.
Alıştırma
“They had one goal scored against them” cümlesi ne anlama gelir?
- Onların takımı rakibin gol atmasına yardım etti.
- Bir rakip onların takımına karşı bir gol attı.
- Onların takımı bir gol attı.
Cevabı göster
Bir rakip onların takımına karşı bir gol attı.
The only option that leaves: eleme sürecini sonuçlandırma
Bu cümlede The only option that leaves ifadesi bir eleme sürecini sonuçlandırmayı amaçlıyor: diğer olasılıklar elendikten sonra geriye kalan tek sonuç 2-2 oluyor. Ancak özgün biçimiyle that leaves, dil bilgisi açısından option sözcüğünü niteleyen bir ilgi cümleciği gibi görünür. Bu nedenle bu anlam için doğal değildir. The only option left is 2-2 veya That leaves only one option: 2-2 demek daha doğaldır. İlk yapı kalan seçeneği doğrudan belirtir; ikincisi ise önceki akıl yürütmeyi geriye kalanın nedeni olarak sunar.
Alıştırma
Önerilen iki toplantı saati elendi. Geriye kalan seçeneği doğal biçimde sunan cümle hangisidir?
- That leaves from Friday afternoon.
- The only option that leaves is Friday afternoon.
- That leaves only Friday afternoon.
Cevabı göster
That leaves only Friday afternoon.
the goblins must have scored at least one hit, Kalıp ifadeler
3:45goblinler en az bir isabet kaydetmiş olmalı
at least one hit: bir alt sınır belirleme
At least one hit bir alt sınır belirler: goblinlerin sayılan isabetlerinin sayısı sıfır olamaz. Bir isabet koşulu karşılar; iki veya daha fazla isabet de koşulu karşılar. At least kesin toplamı değil, en düşük sayıyı verir. Bir çıkarımda birden başlayarak daha yüksek tüm olasılıkları açık bırakır.
Alıştırma
Bir oyuncu üç isabet kaydetti. Hangi ifade doğrudur?
- The player made at least one hit.
- The player made exactly one hit.
- The player made at most one hit.
Cevabı göster
The player made at least one hit.
and the elf score must be two or more for them to have won the match. Dilbilgisi
3:48ve maçı kazanabilmeleri için elf skorunun iki veya daha fazla olması gerekir.
two or more: 2'yi içeren asgari sınır
Two or more, 2'yi de içeren bir alt sınır belirler. Değer 2 olduğunda koşul sağlanır ve 2'den büyük her değer de koşulu karşılar. number + or more kalıbı, bir asgari koşulu kısa biçimde belirtir. Bu cümlede maçı kazanmış olabilmeleriyle uyumlu en düşük puanı gösterir.
Alıştırma
Bir kulüpte "Members aged 13 or more may join." kuralı var. Yaş şartını kim karşılar?
- Yalnızca 13 yaşından büyük kişiler.
- 13 yaşında veya daha büyük kişiler.
- Yalnızca tam olarak 13 yaşında olan kişiler.
Cevabı göster
13 yaşında veya daha büyük kişiler.
for them to have won: tamamlanmış bir sonuç hakkında akıl yürütme
For them to have won the match, "maçı kazandıklarının doğru olabilmesi için" anlamına gelir. Bu yan cümle, gerekli puan koşulu belirtilen tamamlanmış sonucu adlandırır. Yapı for + nesne biçimindeki özne + to have + geçmiş zaman ortacıdır. Them, won fiilinin mantıksal öznesidir; tamamlanmış mastar to have won ise zaferi şu anki akıl yürütmeden önceye yerleştirir. Buradaki for, "onların yararına" anlamına gelmez ve bir amaç belirtmez.
Alıştırma
Sonucun daha önce tamamlandığını göstermek için cümleyi finish fiilinin tamamlanmış mastarıyla tamamlayın: For Leo ____ a twelve-hour race by 6 p.m., he must have started by 6 a.m.
Cevabı göster
to have finished
This leaves only a few possibilities that add up to five or less. Öbek fiiller
3:53Bu da toplamı beş veya daha az olan sadece birkaç olasılık bırakır.
add up to five or less: toplamın en fazla beş olduğunu belirtmek
Add up to + toplam, birkaç miktarın bir araya geldiğinde belirtilen toplamı verdiğini anlatır. Buradaki five or less, beşi de içeren bir üst sınır koyar; yani toplam beş veya daha küçük bir sayı olabilir. Bu cümlede ifade, bileşen değerlerinin toplamı beşi aşmayan olasılıkları tanımlar.
Alıştırma
Cümleyi, add ile kurulan ve “birleşik toplamı ... olmak” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The four charges ____ sixty dollars.
Cevabı göster
add up to
couldn't have scored three: geçmişteki bir sonucu imkânsız saymak
Couldn't have + geçmiş zaman ortacı, geçmiş hakkında güçlü bir çıkarım ifade edebilir: Konuşmacı, kanıtlara göre olayın imkânsız olduğuna inanır. Bu cümlede couldn't have scored three, geçmişte üç puan alınmış olma ihtimalini eler; genel olarak puan alma becerisinin olmadığını anlatmaz. Have, kiplik değerlendirmesini geçmişte tamamlanmış bir olasılığa taşır; scored ise score fiilinin geçmiş zaman ortacıdır.
Alıştırma
Maya couldn't have taken the 8:00 train; it was canceled. Burada couldn't have taken ne anlama gelir?
- Kanıtlar, onun o trene binmesinin imkânsız olduğunu gösteriyor.
- Trene nasıl binileceğini bilmiyordu.
- Trene binmemeye karar verdi.
Cevabı göster
Kanıtlar, onun o trene binmesinin imkânsız olduğunu gösteriyor.
eliminates these two: bu iki olasılığı elemek
Bu akıl yürütme bağlamında eliminates, bir şeyin cevap olamayacağını gösterip onu değerlendirme dışı bırakmak anlamına gelir. These two, daha önce konuşulan iki seçeneği veya olasılığı belirtir. Cümle bir sonucu anlatır: bir ipucu ya da koşul iki olasılığı da eler ve geriye kalan seçenekleri azaltır. Bu anlam eliminate an option ve eliminate X as the cause gibi yapılara da aktarılabilir.
Alıştırma
Bir mantık sorusunda That clue eliminates these two options cümlesi ne anlama gelir?
- İpucu iki seçeneğin de doğru olduğunu kanıtlar.
- İpucu, iki seçeneğin de elenebileceğini gösterir.
- İpucu iki seçeneği tek bir seçenekte birleştirir.
Cevabı göster
İpucu, iki seçeneğin de elenebileceğini gösterir.
And their total hits scored across both matches Kalıp ifadeler
4:02Ve her iki maçta da elde ettikleri toplam isabet
across both matches: iki maçı kapsayan tek bir toplam
Across both matches toplamın kapsamını belirler: birinci ve ikinci maçtaki isabetler birlikte sayılır. Burada across, bir taraftan diğerine fiziksel hareket değil, zaman boyunca veya kapsayacak şekilde anlamına gelir. Both, tam olarak iki maç olduğunu ve ikisinin de kapsama alındığını belirtir. Aktarılabilir yapı; total, count veya amount gibi bir ifadenin ardından across ve bir etkinlik, yer ya da dönem grubunun gelmesidir.
Alıştırma
a total of 18 goals across both games ne anlama gelir?
- 18 gol yalnızca ikinci maçta olmuştur.
- Her maçta 18 gol olmuştur.
- 18 gol, iki maçın birleşik toplamıdır.
Cevabı göster
18 gol, iki maçın birleşik toplamıdır.
Bir seçeneği elemek için this one's out
Bu cümlede this one's out, bu seçeneğin elendiği ya da bu olasılığın artık mümkün olmadığı anlamına gelir. One, o anda konuşulan aday seçeneğin yerini tutar; 's ise one is ifadesinin kısaltmasıdır. Out, seçeneğin fiziksel olarak dışarıda olduğunu değil, artık kabul edilemez olduğunu anlatır. This one's out kalıbı, konuşanın bir gerekçe verdikten sonra bir seçeneği hızlıca elemesini sağlar. Tam cümledeki too, başka bir olasılığın daha önce elendiğini gösterir.
Alıştırma
Dersteki gündelik ifadeyi kullanarak bu bulmaca açıklamasını tamamlayın: This answer breaks the rule, so ____.
Cevabı göster
this one's out
With one match remaining, you've managed to save your job and your neck. Notlar
4:12Geriye kalan bir maçla işini ve boynunu kurtarmayı başardın.
Arka plan yapısı olarak With one match remaining
With one match remaining, with + isim öbeği + -ing biçimindeki ortaç yapısıdır. One match isim öbeğidir; remaining ise durumunu, yani hâlâ bir maç kaldığını anlatır. Ana cümlenin önüne getirildiğinde bu yapı, arka plan bilgisini giriş niteliğinde kısa bir öbekte toplar. Tek başına tam bir cümle değildir; ana cümle, bu durum sürerken neyin geçerli olduğunu veya ne olduğunu belirtir.
Alıştırma
Hâlâ bir maç kaldığı anlamındaki arka plan yapısını oluşturacak ortacı kullanarak cümleyi tamamlayın: With one match ____, the team still has a chance.
Cevabı göster
remaining
managed to save your job and your neck: işini ve paçayı kurtarmayı başarmak
Managed to save, bir zorluk veya çabanın ardından bir şeyi korumayı başardığınızı anlatır. Save your job gerçek anlamlıdır: işinizi kaybetmekten kurtuldunuz. Save your neck ise deyimseldir; ciddi bir tehlikeden, cezadan veya beladan kurtulmak anlamına gelir. Your job ile your neck ifadesini yan yana getirmek, iş kaybından çok daha kötü bir sonuca doğru mizahi bir yükseliş yaratır. Burada neck, vücudun bu bölümünü tedavi etmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Örnekte you've managed to save your job and your neck ne anlama geliyor?
- Unvanını korudun ama kendini daha büyük bir tehlikeye attın.
- Yeni bir iş buldun ve boynundaki yarayı tedavi ettin.
- İşini korumayı ve ciddi bir tehlike ya da cezadan kurtulmayı başardın.
Cevabı göster
İşini korumayı ve ciddi bir tehlike ya da cezadan kurtulmayı başardın.
but your deductive skills quickly evened the score. Deyimler
4:18ancak senin tümdengelim becerilerin hızla durumu eşitledi.
may have lied, but: ana noktadan önce bir olasılığı kabul etmek
May have lied, geçmişteki bir eylemi olasılık olarak anlatmak için may have + geçmiş zaman ortacı yapısını kullanır. Bu nedenle konuşan kişi yalan söylendiğini kesin bir gerçek olarak sunmaz. But bu olasılığı bir ödüne dönüştürür: konuşan kişi olumsuz bir noktayı kısaca kabul eder, ardından daha önemli sonuca geçer. Başka bağlamlara da aktarılabilen may have..., but... kalıbı değerlendirmeyi dengeler ve asıl vurguyu but sonrasına yerleştirir.
Alıştırma
Şu cümleyi okuyun: The report may have been incomplete, but its main conclusion was correct. Burada may have..., but... ne yapıyor?
- Raporu tamamlamak için izin ister.
- Raporun eksik olabileceğini kabul eder, ardından ana sonucunun doğru olduğunu vurgular.
- Raporun kesinlikle eksik ve sonucunun yanlış olduğunu söyler.
Cevabı göster
Raporun eksik olabileceğini kabul eder, ardından ana sonucunun doğru olduğunu vurgular.
evened the score: dengeyi yeniden sağlamak
Evened the score, even the score ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. Gerçek anlamıyla iki tarafın skorunu eşitlemek demektir. Burada mecazi anlamdadır: tümdengelim becerileri, Gorbak’ın yalanının yarattığı dezavantajı telafi edip durumu yeniden dengelemiştir. Bu ifade, daha önce kullanılan scorecard ve score sözcüklerine de gönderme yaparak bir kelime oyunu oluşturur. Gerçekten yeni bir maç yapıldığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu akıl yürütme hikâyesinin sonunda “your deductive skills quickly evened the score” ne anlama geliyor?
- Becerilerin skor kartına yeni bir sayı yazdı.
- Becerilerin, yalanın neden olduğu dezavantajı telafi etti.
- Becerilerin başka bir gerçek maçın sonucunu değiştirdi.
Cevabı göster
Becerilerin, yalanın neden olduğu dezavantajı telafi etti.
Interested in honing your deductive skills even further? Kalıp ifadeler
4:22Tümdengelim becerilerini daha da geliştirmek ister misin?
honing your deductive skills: tümdengelim becerilerini geliştirmek
honing your deductive skills ifadesindeki honing, bir beceriyi odaklı ve tekrarlanan çalışmalarla daha keskin ve kesin hâle getirmek anlamındadır. Hone gerçek anlamda bir bıçağın ağzını bilemek anlamına da gelebilir; bu nedenle hone a skill yerleşik bir mecazi kullanımdır. Deductive skills, kuralları veya kanıtları uygulayarak mantıklı bir sonuca ulaşmak için kullanılan becerilerdir. Bu yüzden bütün ifade, ipuçlarından hareketle akıl yürütme biçimini geliştirmek anlamına gelir.
Alıştırma
“Odaklı çalışmayla daha keskin hâle getirmek” anlamındaki bu dersin fiiliyle cümleyi tamamlayın: This workshop will help you ____ your interviewing skills.
Cevabı göster
hone
Brilliant is a problem-solving-based platform Kelime
4:28Brilliant, problem çözme odaklı bir platformdur
a problem-solving-based platform: problem çözmeyi temel alan bir platform
Problem-solving-based, platform sözcüğünden önce gelen ve kısa çizgilerle bağlanan birleşik bir sıfattır. Problem çözme etkinliğine dayalı anlamına gelir. Sözcükler birlikte tek bir niteleyici oluşturur: problem-solving neyin temel alındığını gösterir, based ise bu temeli platformla ilişkilendirir. Bu sıkıştırılmış yapı, daha uzun bir düşüncenin isimden önce kullanılmasını sağlar. Aynı ilişkiyi daha doğrudan anlatan a platform based on problem solving biçiminde açılabilir.
Alıştırma
Cümleyi problem solving + based ile oluşturulan birleşik sıfatla tamamlayın: The workshop uses a ____ approach.
Cevabı göster
problem-solving-based
Brilliant's logic course features interactive components Kelime
4:35Brilliant'ın mantık kursu, bulmacaları hayata geçiren
features interactive components: fiil olarak feature
Burada features, geniş zamanda çekimlenmiş bir fiildir. Öznesi Brilliant's logic course, nesnesi ise interactive components ifadesidir. Dersin bu bileşenleri içerdiğini ve onları önemli ya da dikkat çekici bir bölüm olarak sunduğunu belirtir. Ürün, ders, program veya etkinlik tanıtımlarında feature yalnızca bir şeyin var olduğunu söylemez; izleyicinin, hazırlayan kişinin dikkat çekmek istediği unsura yönelmesini sağlar.
Alıştırma
“The exhibition features work by young local artists,” cümlesinde features ne anlatır?
- Sergi, sanatçıların sahip olduğu bir özelliktir.
- Sergi bu eserleri içerir ve öne çıkarır.
- Sergi bu eserleri onarır.
Cevabı göster
Sergi bu eserleri içerir ve öne çıkarır.
bring puzzles to life: bulmacaları canlandırmak
Bring something to life, bir şeyi canlı, gerçek veya ilgi çekici hissettirmek anlamına gelen mecazlı bir ifadedir. Genellikle bir şeye biyolojik anlamda yaşam vermek demek değildir. Bu cümlede etkileşimli özellikler, bulmacaları durağan içerik olmaktan çıkarıp etkin ve deneyimlenebilir hâle getirir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp bring + nesne + to life şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi bring + nesne + to life kalıbıyla tamamlayın: The museum's short films ____.
Cevabı göster
bring history to life
They let you manipulate the elements as you solve them, Dilbilgisi
4:41Çözerken unsurları manipüle etmene olanak tanırlar,
let you manipulate: let + nesne + yalın fiil
Let + nesne + yalın fiil, birinin veya bir şeyin başka bir kişiye bir eylemi yapma fırsatı, özgürlüğü ya da yeteneği verdiğini anlatır. let you manipulate ifadesinde you nesne, manipulate ise yalın fiildir. Let fiilinden sonra to eklenmez: let you manipulate doğrudur; let you to manipulate yanlıştır. Özne bir araç veya özellik olduğunda let, resmî izinden çok kullanıcının ne yapabildiğini açıklar.
Alıştırma
Hangi cümlede let + nesne + yalın fiil yapısı doğru kullanılmıştır?
- This editor lets you to resize each shape.
- This editor lets you resize each shape.
- This editor lets you resizing each shape.
Cevabı göster
This editor lets you resize each shape.
get to develop: bir beceriyi geliştirme fırsatı bulmak
get to + fiilin yalın hâli yapısında get to, “bir şeyi yapma fırsatına veya iznine sahip olmak” anlamına gelir. Burada you get to develop, bilmece çözme becerilerini geliştirmeyi dinleyiciye sunulan bir yarar veya deneyim olarak gösterir; get, “varmak” anlamına gelmez. Develop a skill, bir beceriyi zaman içinde edinmek veya geliştirmek demektir. Cümle hem etkinliğe erişimi hem de yeteneğin aşamalı olarak gelişmesini vurgular.
Alıştırma
“you get to develop your riddling skills” ifadesinde get to develop ne anlama gelir?
- beceriyi geliştirme fırsatına sahip olmak
- beceriyi geliştirmek için bir yere varmak
- beceriyi geliştirmek zorunda olmak
Cevabı göster
beceriyi geliştirme fırsatına sahip olmak
Visit brilliant.org/teded to check it out. Öbek fiiller
4:48Göz atmak için brilliant.org/teded adresini ziyaret et.
check it ... out: gidip göz atmak
Vurgulanan check it, ardından gelen out ile birleşerek ayrılabilen check something out deyimsel fiilini oluşturur. Burada check it out, “daha fazla bilgi edinmek için ziyaret etmek veya göz atmak” anlamına gelir; it, önerilen web sitesini veya kaynağı belirtir. Nesne bir zamir olduğunda zamiri check ile out arasına yerleştirin: check it out doğrudur, check out it değildir. out olmadan check it daha çok “onu kontrol etmek veya doğrulamak” anlamına gelir.
Alıştırma
check, it ve out sözcüklerini doğal sıraya koyarak cümleyi tamamlayın: I found a useful study app. You should ____.
Cevabı göster
check it out
As an added bonus, the first 833 of you to visit using that link Kalıp ifadeler
4:52Ek bir avantaj olarak, bu bağlantıyı kullanarak ziyaret eden ilk 833 kişiden biriysen
As an added bonus: ek bir avantaj sunmak
As an added bonus, ana avantajlar veya teklif açıklandıktan sonra olumlu bir ek avantaj daha sunmak için cümlenin başında kullanılan bir ifadedir. Buradaki bonus, işverenin ödediği prim değil, ek bir avantaj anlamına gelir. Genellikle geçiş görevi görür: yeni avantajdan önce yer alır ve normalde ardından virgül gelir. Dinleyen kişi, sonraki bilginin ana noktayı belirtmek yerine sunulan değeri artırdığını anlar.
Alıştırma
Ek bir avantaj sunan, dersteki dört sözcüklük ifadeyi aynen kullanarak cümleyi tamamlayın: ____, every order includes free gift wrapping.
Cevabı göster
As an added bonus
will receive 20% off the annual premium subscription fee. Kelime
4:57yıllık premium abonelik ücretinde %20 indirim kazanacaksın.
20% off: fiyattan %20 çıkarmak
20% off, asıl fiyattan %20 çıkarıldığı anlamına gelir. Müşteri normalde kalan %80’i öder; yalnızca fiyatın %20’sini ödediği anlamına gelmez. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı, yüzde + off + ürün veya ücret biçimindedir: 20% off the annual premium subscription fee. Get veya receive gibi fiiller indirimi tanıtabilir.
Alıştırma
Bir hizmet 50 dolardır ve 20% off olarak tanıtılmaktadır. Bu indirim ne anlama gelir?
- Fiyat %20 artar.
- Fiyat %20 düşürülür, dolayısıyla genellikle %80’i ödenir.
- Asıl fiyatın yalnızca %20’si ödenir.
Cevabı göster
Fiyat %20 düşürülür, dolayısıyla genellikle %80’i ödenir.