Ejderha mızrak dövüşü bilmecesini çözebilir misin? - Alex Gendler: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
735 kelime 162 kel/dk

Video özeti: Gizli bir ejderha mızrak dövüşü turnuvasında skor görevlisi, lanetli bir büyücünün karta yazdığı her sayıyı yanlış kabul edip toplam beş vuruş sınırından yararlanarak elflerle ağaç halkının 2–2 berabere kaldığını ve elflerin goblinleri 2–1 yendiğini çıkarır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. are to be conducted — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Resmî be to do yapısının edilgen çatıyla birleştiği bu biçimi tanıyabilir; bir etkinliğin kim tarafından yapılacağını belirtmeden resmî olarak nasıl planlandığını, zorunlu tutulduğunu veya kurala bağlandığını ifade edebilirsiniz. 2. must have faced — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: must have ve geçmiş zaman ortacının bir zorunluluğu değil, geçmişteki bir olay hakkında kaçınılmaz bir çıkarımı anlattığını kavrayabilir ve eldeki kanıtlar başka makul açıklama bırakmadığında bu yapıyı kullanabilirsiniz. 3. evened the score. — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: İfadenin gerçek anlamda maç skorunu eşitleyebildiğini, mecazen ise bir dezavantajı telafi etmeyi anlattığını görebilirsiniz; buradaki çift anlam turnuvayı kahramanın durumu toparlamasına bağlar ve sona mizah katar.

Bu derste

After centuries of war, Anlatım akışı

0:07

Yüzyıllar süren savaştan sonra,

Anlatım akışı

After centuries of war ile anlatının zamanını belirlemek

After centuries of war, cümle başında kullanılan bir zaman ifadesidir. Dinleyicinin ana olayı çok uzun bir çatışma döneminin sonrasına yerleştirmesini sağlar; ana eylemi değil, arka planı verir. After + isim öbeği kalıbı, anlatıcının önce daha önceki bir dönemi veya deneyimi kurup ardından yeni olayı ya da sonucu sunmasını sağlar.

Alıştırma

Cümle başındaki After centuries of war ifadesinin temel görevi nedir?

  1. Ana olayın kendisinin yüzyıllarca sürdüğünü söyler.
  2. Ana olayı uzun bir çatışma döneminin sonrasına yerleştirir.
  3. Savaşa katılan bütün krallıkları belirler.
Cevabı göster

Ana olayı uzun bir çatışma döneminin sonrasına yerleştirir.

the world's kingdoms have come to an agreement. Kalıp ifadeler

0:08

dünyanın krallıkları bir anlaşmaya vardı.

Kalıp ifadeler

have come to an agreement: tamamlanmış ortak bir karar

Come to an agreement, görüşmenin ardından ortak bir karara varmak anlamına gelen doğal ve kalıplaşmış bir eşdizimdir. Burada come fiziksel hareketi anlatmaz; agreement sözcüğünü bir sürecin ulaştığı son nokta olarak sunar. Bu cümlede have come, present perfect yapıdadır. Anlaşmaya zaten varılmıştır ve bu sonuç şu anki durum açısından önemlidir.

Alıştırma

Come to an agreement ifadesini doğru biçime getirerek cümleyi tamamlayın: After three meetings, the committee members have ____.

Cevabı göster

come to an agreement

Every 5 years, Dilbilgisi

0:11

Her 5 yılda bir,

Dilbilgisi

Every 5 years: tekrarlanan bir zaman aralığını ifade etmek

Every 5 years, “her beş yıllık dönemde bir kez” anlamına gelir. Beş yılı tekrarlanan bir zaman aralığı olarak gösterir; tek bir olayın beş yıl sürmesini veya gelecekteki tek bir zamanı anlatmaz. Sayı birden büyük olduğunda every + sayı + çoğul zaman birimi kullanılır: every 2 weeks, every 10 minutes. Sayı bir olduğunda genellikle every one year değil, every year denir.

Alıştırma

Hangi cümle denetimin her beş yıllık dönemde bir kez tekrarlandığını söyler?

  1. The inspection will happen in 5 years.
  2. The inspection lasts for 5 years.
  3. The inspection happens every 5 years.
Cevabı göster

The inspection happens every 5 years.

teams representing the elves, Dilbilgisi

0:13

elfleri,

goblins, and treefolk

0:15

goblinleri ve ağaç halkını temsil eden takımlar

Dilbilgisi

representing ...: teams adını niteleyen bir -ing öbeği

representing the elves, goblins, and treefolk, teams sözcüğünden sonra gelir ve bu takımların kimi temsil ettiğini belirtir. -ing öbeği bir niteleyicidir; yeni bir cümlenin ana fiili değildir. Bu, kısaltılmış bir etken ilgi cümleciğidir: teams representing ... ile teams that represent ... aynı temel ilişkiyi anlatır. Bu kısa yapı gruplar, delegeler veya katılımcılar tanıtılırken sık kullanılır.

Alıştırma

Niteleyiciyi tamamlamak için represent fiilinin -ing biçimini kullanın: Delegates ____ four regions signed the agreement.

Cevabı göster

representing

will compete in a grand tournament of dragon jousting. Kültür

0:17

büyük bir ejderha mızrak dövüşü turnuvasında yarışacak.

Kültür

Fantastik bir birleşik isim olarak dragon jousting

Jousting, Orta Çağ şövalyelerinin at üzerinde mızraklarla birbirlerine doğru ilerlediği bir müsabakaya dayanır. Dragon jousting ifadesinde ana isim jousting olduğu için bütün ifade bir müsabaka türünü adlandırır; dragon ise fantastik unsuru ekler. İfade, ejderhaların bu etkinlikle ilgili olduğunu gösterir ancak bütün kuralları tek başına açıklamaz. Kurgusal bir dünya için oluşturulmuş yeni bir birleşik sözcükle karşılaştığınızda önce sondaki ismi belirleyin, ardından önceki ismin bilinen etkinliği nasıl değiştirdiğini çıkarın.

Alıştırma

Bu fantastik bağlamda dragon jousting ifadesinin en uygun yorumu hangisidir?

  1. Ejderhaların yer aldığı fantastik bir mızrak dövüşü türü
  2. Hiçbir fantastik unsur içermeyen sıradan bir atlı mızrak dövüşü
  3. Hangi ejderhanın en hızlı olduğunu belirleyen bir yarış
Cevabı göster

Ejderhaların yer aldığı fantastik bir mızrak dövüşü türü

Every team will face each of the others once. Kelime

0:21

Her takım diğerleriyle birer kez karşılaşacak.

Kelime

Müsabakada face each of the others once

Bir müsabakada face, “karşılaşmak” veya “rakip olmak” anlamına gelir. Rakip, face fiilinden hemen sonra gelir: one team faces another team. Each of the others kalan her takımı tek tek ifade eder, once ise karşılaşma sayısını gösterir. İfade bir bütün olarak her takımın diğer bütün takımlarla birer kez oynadığı bir programı anlatır.

Alıştırma

Face fiilini müsabaka anlamında kullanarak cümleyi tamamlayın: In the semifinal, our team will ____ the defending champions.

Cevabı göster

face

The kingdom whose team wins the most matches Dilbilgisi

0:25

Takımı en çok maç kazanan krallık,

will rule all of Center-Realm

0:28

bir sonraki turnuvaya kadar

Dilbilgisi

İyelik bildiren ilgi cümlesinde whose + isim

whose team wins the most matches yan cümlesi The kingdom ifadesini niteler ve hangi krallığın hükmedeceğini belirler. Whose, iyelik ilişkisi kuran bir ilgi belirleyicisidir; whose team, “o krallığın takımı” demektir. İlgi cümlesinde bir ismin daha önce anılan kişi, grup, yer ya da şeyle aitlik veya bağlantı ilişkisini göstermek için whose + isim kullanılır. Burada kingdom ile team arasında bağ kurar; bir soru başlatmaz.

Alıştırma

İyelik gösteren sözcükle ilgi cümlesini tamamlayın: The company ____ product sells the most will receive an award.

Cevabı göster

whose

until the next tournament. Dilbilgisi

0:30

tüm Merkez Diyarı'nı yönetecek.

Dilbilgisi

Bitiş sınırı olarak until the next tournament

until the next tournament, önce belirtilen kuralın bitiş sınırını gösterir. Yönetim düzeni bir sonraki turnuvaya kadar sürer; o etkinlik geldiğinde sona erebilir veya yeniden belirlenebilir. until + zaman veya olay yapısı, bir eylemin, durumun ya da kuralın ne zamana kadar sürdüğünü gösterir. Yalnızca bir işi tamamlama son tarihini değil, sürekliliğin sınırını belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle, bir kuralın bitiş noktası olan cuma gününe kadar sürdüğünü söyler?

  1. The rule stays in effect until Friday.
  2. The rule stays in effect during Friday.
  3. The rule must be changed by Friday.
Cevabı göster

The rule stays in effect until Friday.

To prevent any outside meddling, Dilbilgisi

0:32

Dışarıdan herhangi bir müdahaleyi önlemek için,

Dilbilgisi

To prevent...: amaç bildiren bir mastar ifadesi

To prevent any outside meddling, amaç bildiren bir mastar ifadesidir. Ana cümleden önce kullanıldığında “Bu önlem neden alınıyor?” sorusunu yanıtlar: Önlemin amacı, dışarıdan kişilerin işe karışmasını engellemektir. Başka bağlamlarda kullanılabilecek kalıp To + fiilin yalın hâli, + ana cümle şeklindedir. Prevent sözcüğünden sonra engellenmek istenen olay veya durum gelir; meddling tarafsız bir yardım değil, istenmeyen bir müdahale anlamına gelir.

Alıştırma

Amaç ifadesini prevent fiilinin yalın hâliyle tamamlayın: To ____ accidents, all riders must wear helmets.

Cevabı göster

prevent

the games are to be conducted in absolute secret, Notlar

0:34

oyunlar mutlak bir gizlilik içinde yürütülecek;

Dilbilgisi

are to be conducted: resmî be to edilgen yapısı

Are to be conducted, be to + fiilin yalın hâli yapısını edilgen çatıyla birleştirir: are to be + geçmiş zaman ortacı. The games eylemden etkilenen öznedir; bu nedenle conducted edilgendir. Resmî bir kural ifadesinde be to, resmî bir düzenleme veya zorunluluk bildirir. Burada ifade, oyunların belirtilen koşullar altında yapılmasının zorunlu olduğunu veya resmen planlandığını anlatır; yalnızca gelecekte olacaklarına dair bir tahmin değildir.

Alıştırma

Resmî kuralı be to conduct ifadesinin edilgen biçimiyle tamamlayın: All inspections ____ by trained staff.

Cevabı göster

are to be conducted

Kalıp ifadeler

in absolute secret: tam bir gizlilik içinde

In absolute secret, oyunların nasıl gerçekleştirileceğini anlatır: Yetkili grubun dışındaki kişiler bunlardan haberdar olmamalı ve süreç tamamen gizli tutulmalıdır. Bu edat öbeği are to be conducted ifadesini niteler. Absolute, secret sözcüğünü güçlendirerek gizliliğin kısmi değil tam olduğunu belirtir.

Alıştırma

Hangi cümlede in absolute secret ifadesi tam gizlilik içinde anlamında doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. The committee reviewed the evidence in absolutely secretly.
  2. The committee reviewed the evidence at absolute secret.
  3. The committee reviewed the evidence in absolute secret.
Cevabı göster

The committee reviewed the evidence in absolute secret.

except for a group of wizards who Kalıp ifadeler

0:37

sadece hile yapmak için kimsenin

Kalıp ifadeler

except for a group of wizards: bir istisna belirtmek

Except for a group of wizards, bu grubu gizlilikle ilgili genel ifadenin dışında bırakır: Gizlilik şartı genel olarak geçerlidir, ancak bu grup için geçerli değildir. Except for + isim öbeği kalıbı, genel bir ifadeye uymayan kişi veya şeyi belirtir. Özellikle everyone, no one, all veya nothing gibi geniş kapsamlı sözcüklerden ve genel bir kuraldan sonra kullanışlıdır.

Alıştırma

Hangi cümle personelin giriş yasağının tek istisnası olduğunu açıkça belirtir?

  1. No one may enter because of the staff.
  2. No one may enter except for the staff.
  3. No one may enter together with the staff.
Cevabı göster

No one may enter except for the staff.

will make sure nobody uses enchantments, Kalıp ifadeler

0:39

büyü, lanet veya efsun kullanmadığından emin olacak

hexes, or spells to cheat.

0:42

bir grup büyücü hariç.

Kalıp ifadeler

will make sure nobody uses: kimsenin kullanmamasını sağlayacak

Make sure + yan cümle, yan cümlede anlatılan durumun gerçekleşmesi için kontrol etmek veya harekete geçmek anlamına gelir. Buradaki nobody uses... gerekli sonucu belirtir: hiç kimse hile yapmak için listelenen büyüleri kullanmamalıdır. Will ile birlikte kullanıldığında, bu eylemi önlemeye yönelik gelecekteki bir sorumluluğu veya sözü anlatır. Bu bağlamda yalnızca eylemin gerçekleşip gerçekleşmediğini kontrol etmek değil, gerçekleşmemesini etkin biçimde sağlamak demektir.

Alıştırma

Dersin iki kelimelik ifadesiyle talimatı tamamlayın: The coach will ____ nobody leaves before the safety check.

Cevabı göster

make sure

You've been given the extremely important job Dilbilgisi

0:45

Sana son derece önemli bir görev verildi:

of recording the scores for the first inaugural tournament. Kelime

0:48

İlk açılış turnuvasının puanlarını kaydetmek.

Dilbilgisi

been given the extremely important job of recording: son derece önemli kayıt görevini almak

You've been given... present perfect zamanda edilgen bir yapıdır. Birisi görevi size vermiştir, ancak cümle görevi veren kişiye değil, görevin alıcısı olarak size ve artık taşıdığınız sorumluluğa odaklanır. The job of recording, görevin içeriğini belirtmek için job of + -ing yapısını kullanır. Extremely important, job sözcüğünü niteler; recording ise verilen görevin ne olduğunu belirtir.

Alıştırma

Biletleri kontrol etmenin ona bir görev olarak verildiğini doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. She gave the job of checking tickets.
  2. She was given the job of checking tickets.
  3. She was given the job to checking tickets.
Cevabı göster

She was given the job of checking tickets.

Kelime

first inaugural tournament: anlam tekrarıyla vurgu

Inaugural, “yeni bir dizinin ilki” veya “resmî bir başlangıcı belirten” anlamına gelir. Inaugural tournament ifadesinde turnuvanın ilk kez düzenlendiğini belirtir; yalnızca important anlamına gelmez. Inaugural zaten “ilk” fikrini içerdiği için first inaugural anlamsal olarak tekrarlıdır. Bu cümlede tekrar, anlatıma daha törensel ve hafifçe abartılı, mizahi bir ton katar.

Alıştırma

Bir müze ilk sergisini düzenlerken kısa ve resmî bir metinde en açık seçenek hangi cümledir?

  1. The museum held its inaugural exhibition in May.
  2. The museum held its first inaugural exhibition in May.
  3. The museum held its annual first exhibition in May.
Cevabı göster

The museum held its inaugural exhibition in May.

But the opening celebrations get a bit out of control, Deyimler

0:51

Ancak açılış kutlamaları biraz kontrolden çıkar,

Deyimler

get a bit out of control: biraz yönetilemez hâle gelmek

Get out of control, “yönetilmesi zor veya imkânsız hâle gelmek” anlamına gelir. Get bir durum değişikliğini gösterir: durum önceden yönetilebilirken sonradan bu özelliğini kaybeder. A bit, “biraz” anlamına gelir ve anlatımı yumuşatır. Gerçek durum sözlerin ima ettiğinden çok daha kaotik olduğunda mizahi bir küçümseme etkisi de yaratabilir.

Alıştırma

Hangi cümle bir toplantının biraz yönetilemez hâle geldiğini doğal biçimde ifade eder?

  1. The meeting got a bit out of control.
  2. The meeting made a bit out of control.
  3. The meeting got a bit out of controls.
Cevabı göster

The meeting got a bit out of control.

and when you wake up,

0:55

ve uyandığında,

you realize the games are already underway. Kelime

0:56

oyunların çoktan başladığını fark edersin.

Kelime

games are already underway: oyunlar çoktan başladı ve devam ediyor

Underway, planlı bir etkinliğin veya sürecin başladığını ve şu anda devam ettiğini belirtir. Bu cümlede oyunların yalnızca başlaması planlanmıyor; oyunlar çoktan başlamış durumda. Already, bunun kişi fark etmeden veya beklemeden önce gerçekleşmiş olduğu anlamını ekler.

Alıştırma

Hangi cümle konferansın çoktan başladığını ve şu anda devam ettiğini belirtir?

  1. The conference is already over.
  2. The conference is already underway.
  3. The conference is already on the way.
Cevabı göster

The conference is already underway.

Fortunately, no one has noticed your absence so far.

0:59

Neyse ki, şimdiye kadar yokluğunu kimse fark etmemiştir.

However, you need to get up to speed quickly. Deyimler

1:03

Ancak hızla duruma uyum sağlaman gerekiyor.

Deyimler

get up to speed: gerekli bilgileri edinip duruma yetişmek

Get up to speed, mevcut durumu anlamak ve etkili biçimde katılmak için gerekli bilgi, birikim veya beceriyi edinmek anlamına gelen bir deyimdir. Bu cümlede daha hızlı hareket etmek değil, duruma hızla yetişmek anlamındadır. Bir konu için get up to speed on veya with kullanılabilir. Bir kişiye gerekli arka planı ve en son gelişmeleri aktarmak için get someone up to speed on something da denebilir.

Alıştırma

Bir iş arkadaşı ilk iki proje toplantısını kaçırdı. Kendisine kısa bir bilgilendirme yapılmasını istemenin en doğal yolu hangisidir?

  1. Please ask her to speed up the project.
  2. Please ask her to take over the project.
  3. Please get her up to speed on the project.
Cevabı göster

Please get her up to speed on the project.

If your boss, the head tournament official, Kelime

1:06

Eğer patronun, yani baş turnuva yetkilisi,

Kelime

head tournament official: head ana veya sorumlu anlamında

head tournament official ifadesinde head, tournament official görev adından önce gelir ve bu görevdeki ana veya en üst düzey kişiyi belirtir. Vücuttaki “baş” anlamında değildir. Bu yapı head chef ve head teacher gibi görev adlarında da görülür. head office örneğinde olduğu gibi ana birimi de belirtebilir.

Alıştırma

"the head tournament official" ifadesinde head, yetkili hakkında ne anlatır?

  1. Bu yetkili en önde durmaktadır.
  2. Bu yetkili turnuvanın ana sorumlusudur.
  3. Bu yetkili yalnızca merkez ofiste çalışmaktadır.
Cevabı göster

Bu yetkili turnuvanın ana sorumlusudur.

finds out you've been sleeping on the job, Notlar

1:09

işbaşında uyuduğunu öğrenirse,

Öbek fiiller

finds out: daha önce bilinmeyen bilgiyi öğrenmek

Find out, daha önce bilinmeyen bir bilgiyi keşfetmek veya öğrenmek anlamına gelen bir öbek fiildir. Burada finds out, patronun çalışanın gizlediği davranıştan haberdar olması anlamındadır. Arkasından çoğu zaman that ile bir yan cümle gelebilir: finds out (that) you've been sleeping. Cümlede that atılmıştır; bu yaygındır ve anlamı değiştirmez.

Alıştırma

Cümleyi find out fiilinin geniş zaman biçimiyle tamamlayın: If the manager ____ that we changed the schedule, she will ask why.

Cevabı göster

finds out

Deyimler

sleeping on the job: iş başında uyumak veya görevi ihmal etmek

Sleeping on the job, çalışman gereken sırada uyumak demektir. Bu cümlede tarafsız bir uyku anlatımından fazlasıdır: kişinin iş sorumluluğunu yerine getirmediğini belirten bir eleştiridir. Bu ifade, hiç kimse gerçekten uyumamış olsa bile işte ciddi dikkatsizlik veya ihmal için mecazi olarak da kullanılabilir. Uykunun gerçek anlamda olup olmadığını bağlam gösterir.

Alıştırma

"The night guard was caught sleeping on the job," cümlesinde sleeping on the job ne anlama gelir?

  1. Çalışma sorumluluğu varken uyumak ve bu nedenle görevi ihmal etmek
  2. Yeni bir işe girdiğini hayal etmek
  3. İşi bitirdikten sonra iyi uyumak
Cevabı göster

Çalışma sorumluluğu varken uyumak ve bu nedenle görevi ihmal etmek

you'll lose your head. Deyimler

1:11

kellenden olursun.

Deyimler

lose your head: soğukkanlılığı kaybetme deyimi ve gerçek anlamda tehdit

Lose your head genellikle korku, öfke veya heyecan yüzünden sakin düşünemez hâle gelmek demektir. Ancak bu replikte yalnızca bu yaygın deyim anlamı yoktur. Baş kesmenin olası bir ceza olduğu fantastik bir krallıkta you'll lose your head, başını gerçekten kaybetme görüntüsünü de canlandırır. Bu nedenle tehdit, aşırı ağır bir cezayı veya ölümü ima ederken kara mizah içeren bir kelime oyunu yaratır. Repliği yalnızca “paniğe kapılacaksın” diye yorumlamayın.

Alıştırma

Bu fantastik tehdidin içinde "you'll lose your head" için en uygun yorum hangisidir?

  1. Yaygın soğukkanlılığı kaybetme anlamıyla gerçek bir baş kesme tehdidini birleştirebilir.
  2. Birinin işini kaybedeceğini söylemenin standart bir yoludur.
  3. Yalnızca kişinin ne söyleyeceğini unutacağı anlamına gelir.
Cevabı göster

Yaygın soğukkanlılığı kaybetme anlamıyla gerçek bir baş kesme tehdidini birleştirebilir.

After weighing your options, Kalıp ifadeler

1:13

Seçeneklerini tarttıktan sonra,

Kalıp ifadeler

After weighing your options: karar vermeden önce seçenekleri karşılaştırmak

to weigh your options, karar vermeden önce farklı seçeneklerin yararlarını, risklerini ve olası sonuçlarını karşılaştırmak demektir. Burada weigh mecaz anlamdadır; fiziksel olarak bir şey tartılmaz. After + -ing yapısı, bu karşılaştırmanın ana cümledeki eylemden önce gerçekleştiğini gösterir. Cümle başındaki After weighing your options, dinleyiciyi ardından gelecek karara hazırlar.

Alıştırma

Cümleyi “seçenekleri karşılaştırdıktan sonra” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: ____, you can make a careful decision.

Cevabı göster

After weighing your options

you decide to offer your life savings Kelime

1:15

hayatın boyunca biriktirdiğin parayı

to one of the regulation wizards

1:17

bilgi karşılığında

Kelime

your life savings: biriktirdiğin paranın tamamı veya tamamına yakını

Your life savings, uzun bir süre boyunca biriktirdiğin paranın tamamı veya tamamına yakını demektir. Bu ifadede savings çoğul biçimdedir; life ise uzun süren emeği ve bu paranın kişi için önemini vurgular. your life savings miktarını vermek, çok ağır bir bedel veya fedakârlık anlamına gelir. Bu kararın gelecekteki maddi güvenliğini tehlikeye atabileceğini gösterir.

Alıştırma

Cümleyi, bir kişinin uzun yıllar boyunca biriktirdiği paranın neredeyse tamamını anlatan hedef ifadeyle tamamlayın: She invested her ____ in the family shop.

Cevabı göster

life savings

in return for the information, Kalıp ifadeler

1:19

denetmen büyücülerden birine teklif etmeye

Kalıp ifadeler

in return for: bir şeyi başka bir şeyle değiş tokuş etmek

In return for + bir isim öbeği veya -ing biçimi bir alışveriş ilişkisini gösterir: başka bir şeyi almak için bir şey verilir ya da bir iş yapılır. Bu cümlede the information, alışveriş sonucunda alınan şeydir. Bu alışverişin para içermesi gerekmez. İfade; ödemeleri, malları, hizmetleri, yardımı, iyilikleri veya diğer faydaları birbirine bağlayabilir.

Alıştırma

'Lena edited my essay in return for lunch.' cümlesinde 'in return for lunch' ne anlama gelir?

  1. Öğle yemeği, Lena'nın yazıyı düzenlemesi karşılığında aldığı şeydi.
  2. Lena hem yazı hem de öğle yemeği için ödeme yapmak zorundaydı.
  3. Lena yazıyı öğle yemeğinden döndükten sonra düzenledi.
Cevabı göster

Öğle yemeği, Lena'nın yazıyı düzenlemesi karşılığında aldığı şeydi.

giving him your blank scorecard to fill out. Öbek fiiller

1:21

ve boş puan kartını doldurması için ona vermeye karar verirsin.

Öbek fiiller

to fill out: bir formu veya kartı doldurmak

Fill out; bir form, kart, başvuru veya benzer bir belgeye gerekli bilgileri girmek anlamına gelen bir öbek fiildir. Burada to fill out, diğer kişinin boş puan kartıyla ne yapmasının beklendiğini belirtir. Fill out ayrılabilir: fill out the card ve fill the card out kullanımlarının ikisi de doğaldır. Nesne bir zamirse zamiri ortaya koyun: fill it out deyin, fill out it demeyin.

Alıştırma

Cümleyi “gerekli tüm bilgileri girmek” anlamına gelen iki sözcüklü Amerikan İngilizcesi öbek fiiliyle tamamlayın: Please ____ the registration form before class.

Cevabı göster

fill out

But before he can finish,

1:24

Fakat o bitiremeden,

your boss walks into the tent.

1:26

patronun çadıra girer.

You barely manage to hide the scorecard in time, Kalıp ifadeler

1:28

Puan kartını tam zamanında zar zor saklamayı başarırsın,

Kalıp ifadeler

barely manage to hide: zar zor saklamayı başarmak

“Barely manage to hide”, saklama eyleminin gerçekleştiğini ancak bunun büyük zorlukla ya da son anda başarıldığını anlatır. “Manage to + fiilin yalın hâli” eylemin başarılı olduğunu gösterir; “barely” ise başarısızlığa çok yaklaşıldığını belirtir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp “barely manage to + fiilin yalın hâli”dir: kişi sonuca ulaşır, fakat bunu zar zor yapar.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için “barely manage to” ifadesinin geçmiş zamanını ve “submit” fiilini kullanın. Mia son teslim tarihini neredeyse kaçırıyordu ama başardı: Mia ____ the form before the website closed.

Cevabı göster

barely managed to submit

Kalıp ifadeler

in time: çok geç olmadan

“In time”, önemli bir olaya, son tarihe veya son fırsata yetişecek kadar erken, yani çok geç olmadan anlamına gelir. Burada puan kartının ilgili zaman sınırı geçmeden saklandığını anlatır. Bu ifade her zaman “son saniyede” demek değildir. Eylemin mümkün olan son anda gerçekleştiğini vurgulamak istediğinizde “just in time” içindeki “just” sözcüğünü ekleyin.

Alıştırma

Biniş kapısı kapanmak üzereydi. Yolcuların çok geç kalmadığını göstermek için cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? We reached the gate ____ to board the plane.

  1. on time
  2. in time
  3. at time
Cevabı göster

in time

and the wizard excuses himself. Ton ve niyet

1:31

ve büyücü izin isteyip ayrılır.

Ton ve niyet

excuses himself: kibarca izin isteyip ayrılmak

Bu cümlede excuses himself, büyücünün konuşmadan ya da bulunduğu ortamdan kibarca ayrılması demektir. Kendisini affetmesi anlamına gelmez. excuse + dönüşlülük zamiri kalıbı bir sosyal davranışı anlatır: özne, çoğu zaman kısa bir süreliğine, etkileşimden nazikçe çekilir.

Alıştırma

Cümleyi excuse oneself ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: At the end of the meal, Leo ____ and left early.

Cevabı göster

excused himself

Your boss chuckles.

1:33

Patronun kıkırdar.

Hope you didn't believe anything Gorbak's been saying. Ton ve niyet

1:35

"Umarım Gorbak'ın anlattığı hiçbir şeye inanmamışsındır.

Ton ve niyet

Hope you didn't...: I öznesinin atıldığı samimi uyarı

"Hope you didn't...", "I hope you didn't..." ifadesinin samimi ve kısaltılmış biçimidir. Atlanan I, hope fiilinin öznesi olarak anlaşılır; you ise ardından gelen yan cümlenin öznesidir. Bu bağlamda konuşan kişi yalnızca bir dilek belirtmez. Dinleyenin Gorbak'a inanıp inanmadığını da kontrol eder ve Gorbak'ın sözlerinin güvenilir olmayabileceğini ima eder.

Alıştırma

Bu cümlede Hope you didn't... nasıl bir işlev görür?

  1. Dinleyenden Gorbak'ın doğru söylediğini ummasını ister.
  2. I öznesini samimi biçimde atar ve istenmeyen bir şey olup olmadığını nazikçe kontrol eder.
  3. Dinleyenin Gorbak'a inandığını kesin olarak belirtir.
Cevabı göster

I öznesini samimi biçimde atar ve istenmeyen bir şey olup olmadığını nazikçe kontrol eder.

He's been cursed to tell only lies, Dilbilgisi

1:38

O, sadece yalan söylemesi için lanetlenmiştir,

Dilbilgisi

He's been cursed to tell only lies: edilgen present perfect + to'lu mastar

He's been cursed ifadesinde He's kısaltması, He has açılımına sahiptir. Has been cursed, present perfect zamanında edilgen bir yapıdır: lanet ona yapılmıştır ve etkisi şu anda da önemini sürdürür. to tell only lies mastarı, lanetin onu ne yapmaya zorladığını belirtir. have/has been cursed to + fiilin yalın hâli kalıbı, bir lanetin kişiye getirdiği süregelen büyülü kısıtlamayı anlatır.

Alıştırma

curse fiilinin present perfect edilgen biçimini ve ardından to'yu kullanarak fantastik cümleyi tamamlayın: The village storyteller ____ speak only in riddles.

Cevabı göster

has been cursed to

even in writing. Kalıp ifadeler

1:40

yazı yazarken bile."

Kalıp ifadeler

even in writing: beklenmedik bir durumu kapsama katmak

Even, in writing bölümünü eklenen ve biraz beklenmedik bir durum olarak öne çıkarır. Önceki ifade yalnızca konuşmayla sınırlı değildir; kişi yazılı olarak iletişim kurduğunda da geçerlidir. In writing, “yazılı olarak” demektir. Genel olarak even + ilgeç öbeği, dinleyicinin istisna olmasını bekleyebileceği bir durumu da ifadenin kapsamına alır.

Alıştırma

Bir kural konuşulan mesajlar için zaten geçerli. even in writing buna ne ekler?

  1. Kural yalnızca yazılı mesajlar için geçerlidir.
  2. Kural, yazıya geçirilerek oluşturulmuştur.
  3. Daha az beklenen bir durum olsa da kural yazılı mesajlar için de geçerlidir.
Cevabı göster

Daha az beklenen bir durum olsa da kural yazılı mesajlar için de geçerlidir.

Anyway, can you believe how low-scoring the tournament's been? Notlar

1:41

"Her neyse, turnuvanın puanlarının ne kadar düşük olduğuna inanabiliyor musun?

Ton ve niyet

Can you believe how ...?: şaşkınlık belirtip ortak tepki aramak

Burada Can you believe ...? retorik bir sorudur: konuşmacının asıl amacı dinleyicinin bir gerçeğe inanıp inanmadığını kontrol etmek değildir. Turnuvanın alışılmadık derecede düşük skorlu olmasını şaşırtıcı bir durum olarak sunar ve dinleyiciyi aynı tepkiyi paylaşmaya çağırır. how ile başlayan yan cümle, şaşırtıcı olan dereceyi, yani turnuvanın şimdiye kadar ne kadar düşük skorlu geçtiğini belirtir. Bu kalıp, ardından gelen konu hakkında şaşkınlık, hayranlık veya rahatsızlık gibi ortak bir tutum oluşturabilir.

Alıştırma

“Can you believe how low-scoring the tournament's been?” cümlesinde konuşmacı esas olarak ne yapıyor?

  1. Şaşkınlık ifade edip dinleyiciyi aynı fikirde olmaya çağırmak
  2. Dinleyiciden turnuvanın final skorunu doğrulamasını istemek
  3. Dinleyicinin skor kurallarını bilip bilmediğini kontrol etmek
Cevabı göster

Şaşkınlık ifade edip dinleyiciyi aynı fikirde olmaya çağırmak

Kelime

low-scoring: kısa çizgili birleşik sıfat

Low-scoring, low + scoring sözcüklerinden oluşan birleşik bir sıfattır. Nispeten az sayı veya gol atılan bir maçı, turnuvayı ya da oyun dönemini tanımlar. Örnekte has been ifadesinden sonra gelir ve turnuvanın şimdiye kadarki özelliğini anlatır. Kısa çizgi, low ve scoring sözcüklerinin tek bir sıfat olarak birlikte çalıştığını gösterir; turnuvanın sıralamada altlarda olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi “az sayı atılan” anlamındaki kısa çizgili sıfatla tamamlayın: The match ended 1-0, so it was a ____ game.

Cevabı göster

low-scoring

Every team has played at least once, Kalıp ifadeler

1:45

Her takım en az bir kez oynadı,

Kalıp ifadeler

played at least once: en az bir kez

At least once, sıklık için alt sınırı bir kez olarak belirler. Every team has played at least once, her takımın bir ya da daha fazla kez oynadığı anlamına gelir; dolayısıyla sıfır kez oynama olasılığını dışlar. Bu ifade yalnızca bir alt sınır verir. Her takımın tam olarak bir kez oynadığını söylemez ve oynama sayısına bir üst sınır koymaz.

Alıştırma

Asgari ziyaret sayısını bir olarak belirleyen ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: Every member must visit the lab ____ before Friday.

Cevabı göster

at least once

yet not a single match with a combined score of more than five hits. Notlar

1:47

ancak toplam skoru beş isabeti geçen tek bir maç bile yok."

Anlatım akışı

yet not a single match: sıfır sonucu vurgulayan karşıtlık

Burada yet, önceki ifadeyle karşıtlık kurar: maçlar oynanmıştır ama belirtilen skor koşulunu karşılayan maç sayısı sıfırdır. Not a single match bu sıfır sonucunu özellikle vurgular. Bilgiyi düzenleyen bir kalıp olarak, ardından güçlü bir olumsuzluk gelen yet, önce önceki olgudan bir beklenti oluşturur, sonra bu beklentiyi boşa çıkarır.

Alıştırma

Bu cümlede yet not a single match ne işe yarıyor?

  1. Önceki olguyla, koşulu karşılayan maç sayısının sıfır olması şeklindeki şaşırtıcı sonucu karşılaştırır.
  2. Maçların şimdiye kadar başlamadığını söyler.
  3. Normal bir zaman sıralamasındaki sonraki olayı tanıtır.
Cevabı göster

Önceki olguyla, koşulu karşılayan maç sayısının sıfır olması şeklindeki şaşırtıcı sonucu karşılaştırır.

Kelime

a combined score: ayrı skorları toplamak

A combined score, iki veya daha fazla tarafın ya da katılımcının skorları toplanarak elde edilen toplamdır. combined sıfatı, ayrı skorları tek bir toplam olarak ele almanız gerektiğini gösterir. Bu cümlede more than five hits, yalnızca bir tarafın skoruna değil maçın tamamındaki toplama uygulanır. Yeniden kullanılabilen kalıp a combined score of + sayı şeklindedir.

Alıştırma

Kırmızı Takım 3, Mavi Takım 2 puan alıyor. İki takımın combined score değeri kaçtır?

  1. 2 puan
  2. 3 puan
  3. 5 puan
Cevabı göster

5 puan

Anyhow, I'll be back in a minute to review your scorecard. Kalıp ifadeler

1:51

"Neyse, puan kartını incelemek için birazdan döneceğim."

Kalıp ifadeler

I'll be back in a minute: kısa süre içinde dönmek

I'll be back in a minute, kısa süreliğine ayrılacağınızı ve yakında dönmeyi beklediğinizi söylemenin yaygın bir yoludur. Burada I'll, I will ifadesinin kısaltmasıdır; bu nedenle cümle kısa bir söz veya bilgilendirme işlevi görür. Günlük konuşmada in a minute çoğu zaman tam olarak altmış saniye sonra değil, çok yakında anlamına gelir. Konuşan kişi kesin bir zaman vermedikçe bunu kısa ve yaklaşık bir bekleme süresi olarak anlayın.

Alıştırma

Hangi cümle, kısa süreliğine ayrılıp yakında döneceğinizi doğal biçimde anlatır?

  1. I'll be away all afternoon.
  2. I'll be back in a minute.
  3. I was back a minute ago.
Cevabı göster

I'll be back in a minute.

You laugh along, and when he leaves, Öbek fiiller

1:55

Ona eşlik edip gülersin ve o gidince,

Öbek fiiller

laugh along: başkalarının gülüşüne katılmak

Laugh along, başkalarının gülmesine katılıp onlarla birlikte gülmek demektir. Along, nerede güldüğünüzü değil, tepkinizin onlarınkini izlediğini veya ona uyduğunu gösterir. Gülme içten olabilir; ancak bu cümlede sosyal ortama ayak uydurma anlamı sezilir. Bu ifade tek başına kişinin gerçekten komik bulduğunu kanıtlamaz; nedeni bağlam gösterir.

Alıştırma

“I didn't understand the joke, but I laughed along,” cümlesinde “laughed along” ne anlama gelir?

  1. Başkalarına katılıp onlarla birlikte güldüm.
  2. Herkes sustuktan sonra tek başıma güldüm.
  3. Yanlarında yürürken güldüm.
Cevabı göster

Başkalarına katılıp onlarla birlikte güldüm.

you look at the partially completed card,

1:57

kısmen doldurulmuş karta bakarsın;

now knowing every single number on it is wrong. Dilbilgisi

1:59

artık üzerindeki her bir sayının yanlış olduğunu biliyorsundur.

Dilbilgisi

now knowing every single number on it is wrong: yeni bir bilgi durumunu eklemek

Now knowing every single number on it is wrong, şimdiki zaman ortacıyla kurulmuş bir öbektir. Bir ana cümleye bağlanır ve ana eylem sırasında o cümlenin öznesinin sahip olduğu bilgiyi ekler; tek başına tam bir cümle değildir. Now, bilmeme durumundan bilme durumuna geçişi belirtir. Every single number on it is wrong, kişinin bildiği içeriği ifade eder ve knowing sonrasında isteğe bağlı that kullanılmamıştır. Every single, every sözcüğünü güçlendirir: hiçbir sayı istisna değildir.

Alıştırma

“now knowing every single number on it is wrong” bir ana cümlenin ardından geldiğinde ne işlev görür?

  1. Sayıları değiştiren ayrı bir kişiyi anlatıya katar.
  2. Sayıların daha sonra yanlış hâle geleceğini söyler.
  3. Ana eylem sırasında ana cümlenin öznesinin yeni bilgisini ekler.
Cevabı göster

Ana eylem sırasında ana cümlenin öznesinin yeni bilgisini ekler.

You've only got one chance to save yourself, Kalıp ifadeler

2:03

Kendini kurtarmak için sadece bir şansın var,

Kalıp ifadeler

You've only got one chance to...: yalnızca tek bir şans

“You've only got one chance to + fiil”, eylemi yapmak için yalnızca tek bir fırsat olduğu anlamına gelir. Burada have got, have yani “sahip olmak” anlamındadır; only ise one chance ifadesini tek bir şansla sınırlar. Bu cümlede dinleyicinin o tek denemede kendini kurtarması gerekir. Bu kalıp, sıradaki eylemi son şans olarak sunarak çoğu zaman aciliyet yaratır. Dikkati şimdi ne yapılması gerektiğine ve başarısızlığın sonucuna yöneltir.

Alıştırma

Uyarıyı hedef ifadeyle tamamlayın: You've ____ to enter the code correctly.

Cevabı göster

only got one chance

so what's the real score of each match? Anlatım akışı

2:06

peki her maçın gerçek skoru nedir?

Anlatım akışı

So what's the real score...?: temel soruya geçiş

Baştaki So, bu soruyu hemen önce sunulan bilgilere bağlar. Yeni ve ilgisiz bir konu başlatmak yerine “tüm bunları göz önünde bulundurduğumuza göre şimdi öğrenmemiz gereken şey bu” mesajını verir. Sorunun tamamı, hazırlık bilgilerinden tek ve açık bir görev çıkarır: her maçın gerçek skorunu belirlemek. Açıklamalarda ve bulmacalarda, merkezi soruyu sorarak önceki bilgilerin amacını özetleyen yararlı bir bilgi düzenleme yöntemidir.

Alıştırma

Konuşmacı birkaç maçı açıkladıktan sonra “So what's the real score of each match?” diye soruyor. Bu soru ne işe yarıyor?

  1. Tamamen ilgisiz bir konuya geçer.
  2. Önceki bilgileri çözülmesi gereken temel soruna dönüştürür.
  3. Bütün skorların zaten doğrulandığını gösterir.
Cevabı göster

Önceki bilgileri çözülmesi gereken temel soruna dönüştürür.

The incredible thing about this riddle is that you can reach the solution Notlar

2:17

Bu bilmecenin inanılmaz tarafı, doğru bilginin

Anlatım akışı

The incredible thing about ... is that ...: önce değerlendirme, sonra temel gerçek

The incredible thing about X is that ... kalıbı bilgiyi iki adımda düzenler. The incredible thing about X konuyu belirtir ve konunun bir yönünü olağanüstü ya da dikkat çekici olarak değerlendirir; that yan cümlesi ise bu değerlendirmeyi hak eden somut gerçeği açıklar. Burada konu this riddle, öne çıkarılan gerçek ise dinleyenin reach the solution yapabilmesidir. Aynı bilgi yapısını koruyup değerlendirmeyi değiştirmek için incredible yerine surprising, difficult veya useful kullanabilirsin.

Alıştırma

The + adjective + thing about X is that ... kalıbını tamamlayın: The surprising thing ____ the experiment ____ it worked on the first try.

Cevabı göster

about · is that

Kalıp ifadeler

can reach the solution: akıl yürüterek yanıta ulaşmak

can reach the solution ifadesinde reach, düşündükten sonra bir yanıta veya yönteme ulaşmak anlamına gelir; fiziksel olarak bir şeye dokunmayı anlatmaz. Solution, akıl yürütme sürecinin varış noktası olarak sunulur. Bu eşdizim bilmece, matematik ve diğer problem çözme bağlamlarında kullanışlıdır. Can, yanıta ulaşmanın mümkün olduğunu gösterir; aynı kalıp reached a solution ve might reach the solution gibi biçimlerde de görülür.

Alıştırma

Hangi cümle, akıl yürütmenin bizi yanıta götürebileceğini doğal biçimde ifade eder?

  1. We can arrive the solution by checking each clue.
  2. We can reach the solution by checking each clue.
  3. We can solve the solution by checking each clue.
Cevabı göster

We can reach the solution by checking each clue.

despite an almost complete lack of correct information. Dilbilgisi

2:20

neredeyse tamamen eksik olmasına rağmen çözüme ulaşabilmendir.

Dilbilgisi

Ödünleme bildiren despite + isim öbeği

Despite, bir güçlük ya da karşıt bir olgu olsa bile bir sonucun geçerli kaldığını belirten bir edattır. Burada ardından an almost complete lack of correct information isim öbeği gelir. Bu öbekte almost complete, lack sözcüğünü niteler; dolayısıyla eksiklik çok büyüktür ama kelimenin tam anlamıyla bütünüyle yokluk değildir. Despite ile başlayan öbek bir ödünleme ilişkisi kurar: Bu kadar az doğru bilgi normalde ana iddiayı olasılık dışı gösterecek olsa da iddia geçerliliğini korur.

Alıştırma

Hangi cümle ödünleme bildirmek için despite sözcüğünü doğru kullanıyor?

  1. Despite the team was delayed, the team finished on time.
  2. Despite of the delay, the team finished on time.
  3. Despite the delay, the team finished on time.
Cevabı göster

Despite the delay, the team finished on time.

And that's possible because knowing that something is false Dilbilgisi

2:24

Ve bu mümkündür, çünkü bir şeyin yanlış olduğunu bilmek

is meaningful information in its own right. Kalıp ifadeler

2:28

kendi başına anlamlı bir bilgidir.

Dilbilgisi

knowing that ... is ...: özne olarak -ing yan cümlesi

Knowing that something is false sözcükleri bir ulaç işlevli -ing yan cümlesi oluşturur. Bu yan cümlenin tamamı ana fiil is sözcüğünün öznesidir; böylece bir bilgi parçası soyut bir düşünce olarak sunulur. Vurgulanan bölümde iki tane is vardır. İlki that yan cümlesindeki something is false yapısına aittir. İkincisi ana fiildir: Knowing ... is meaningful information. Özne olan yan cümle tek bir düşünce sayıldığı için ana fiil tekildir.

Alıştırma

Hangi cümle knowing ile başlayan bir yan cümleyi özne olarak doğru kullanıyor?

  1. Knowing that the store is closed saves us a trip.
  2. Knowing that the store is closed save us a trip.
  3. Know that the store is closed saves us a trip.
Cevabı göster

Knowing that the store is closed saves us a trip.

Kalıp ifadeler

in its own right: kendi başına bağımsız değer

In its own right, başka bir şeye bağlı olmadan 'kendi nitelikleri, konumu veya önemi sayesinde' anlamına gelir. Burada bilginin yalnızca başka bir noktayı desteklemek için yararlı olmadığını, kendi başına da anlam taşıdığını belirtir.

Alıştırma

'Kendi nitelikleri sayesinde' anlamındaki bu derste geçen dört sözcüklük deyimle cümleyi tamamlayın: The short film is powerful ____.

Cevabı göster

in its own right

The first key is to realize that no team will play more than two matches, Notlar

2:31

İlk kilit nokta, hiçbir takımın iki maçtan fazla oynamayacağını fark etmektir,

Anlatım akışı

The first key is to realize that...: açıklamayı başlatan yönlendirme ifadesi

The first key is to realize that..., bir açıklamanın veya akıl yürütme sürecinin başladığını gösteren bir yönlendirme ifadesidir. First, bunun sıralı bir dizinin ilk öğesi olduğunu bildirir; key ise sıradaki düşüncenin önemli olduğunu belirtir. Yapı The first key + is to realize + that yan cümlesi biçimindedir. Sonraki düşünceyi söylemeden önce onun açıklamadaki rolünü etiketler; böylece dinleyenler bu bilginin genel açıklamadaki yerini anlayabilir.

Alıştırma

Önemli bir kavrayışı sunan hedef yönlendirme ifadesini tamamlayın: The first ____ is to realize that the map is upside down.

Cevabı göster

key

Dilbilgisi

no team ... more than two matches: bir üst sınır

Bu cümlede no team, sınırın bütün takımlar için geçerli olduğunu belirtir: hiçbir takım verilen sayıyı aşamaz. More than two matches, “üç veya daha fazla maç” demektir; dolayısıyla cümle üç veya daha fazla maçı dışlar. Cümle tek başına sıfır, bir veya iki maçı dışlamaz. Aktarılabilir no + grubun tekil bir üyesi + fiil + more than + sayı kalıbı bir üst sınır belirtir. Burada her takımın en fazla iki maç oynayacağını söylemekle eşdeğerdir.

Alıştırma

“No student may submit more than two files” kuralı ne belirtiyor?

  1. Öğrenci başına en az üç dosya
  2. Öğrenci başına en fazla iki dosya
  3. Tam olarak iki dosya göndermenin yasak olması
Cevabı göster

Öğrenci başına en fazla iki dosya

since there are only two other teams.

2:36

çünkü sadece iki rakip takım vardır.

So, if the elves didn't actually play one match,

2:39

Yani, elflerin aslında bir maç oynamadığı yanlışsa

and the goblins didn't actually play two,

2:42

ve goblinlerin aslında iki maç oynamadığı da yanlışsa,

the truth must be that the elves played two, and goblins played one. Dilbilgisi

2:44

gerçek şu olmalı: elfler iki, goblinler ise bir maç oynamıştır.

Dilbilgisi

must be that: kanıtlardan çıkarılan zorunlu sonuç

Bu cümlede must be that, akıl yürütmeyle ulaşılan bir sonucu belirtir. Must burada emir vermez; konuşmacı, bilinen gerçeklere dayanarak sonraki sonucu duruma uyan tek sonuç olarak görür. That, sonucu belirten tam bir yan cümleyi başlatır: the elves played two, and goblins played one. Bu çıkarım kullanımı sık sık it must be that + yan cümle veya the truth must be that + yan cümle biçiminde görülür.

Alıştırma

“All the lights are off, but the office door is unlocked. It must be that someone is still inside.” cümlesinde must ne ifade ediyor?

  1. Gelecekte geç saate kadar çalışma planı
  2. İpuçlarına dayanan güçlü bir sonuç
  3. Ofise girme emri
Cevabı göster

İpuçlarına dayanan güçlü bir sonuç

For the elves to have played two matches, Dilbilgisi

2:49

Elflerin iki maç oynamış olması için,

Dilbilgisi

For the elves to have played...: tamamlanmış bir durumu çıkarıma öncül yapma

For the elves to have played two matches, for ile kurulan bir mastar yan cümlesidir. The elves, played fiilinin anlamca öznesidir; to have played ise geçmişte tamamlanmış bir eylemi gösteren perfect infinitive yapısıdır. Cümlenin başındaki bu yan cümle, doğru veya mümkün olması gereken bir durumu ortaya koyar: elflerin iki maç oynamış olması. Ana cümle daha sonra bu öncülden zorunlu olarak çıkan sonucu belirtir.

Alıştırma

Cümledeki perfect infinitive yapısını tamamlayın: For Nina ____ finished the report before lunch, she must have started early.

Cevabı göster

to have

they must have faced each of the other teams once. Dilbilgisi

2:52

diğer takımların her biriyle birer kez karşılaşmış olmaları gerekir.

Dilbilgisi

must have faced: geçmiş hakkında güçlü bir çıkarım

Must have faced, modal + have + past participle kalıbını izler. Olayı konuşma anından önceye yerleştirir ve doğrudan aktarılmış bir gerçek olarak değil, güçlü bir mantıksal çıkarım olarak sunar. Burada maç düzeni kanıt sağlar: diğer takımların her biriyle karşılaşmış olmaları zorunlu sonuçtur. Geçmiş hakkında yüksek güvenli bir sonuca varmak için must have + past participle kalıbı başka durumlarda da kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle geçmişteki bir olay hakkında güçlü bir çıkarım yapıyor?

  1. Sam must arrive before nine.
  2. The door is unlocked, so Sam might have arrived already.
  3. The door is unlocked, so Sam must have arrived already.
Cevabı göster

The door is unlocked, so Sam must have arrived already.

And since goblins have only played one match so far, against the elves, Dilbilgisi

2:55

Ve goblinler şu ana kadar sadece bir maç oynadıklarına göre (elflere karşı),

Dilbilgisi

since + yan cümle: gerekçe bildirme

Bu cümlede since bir gerekçe sunar. Goblinlerin şu ana kadar yalnızca bir maç oynamış olması, bir sonraki sonuca varmak için kullanılan kanıttır. Buradaki since, because veya given that anlamına yakındır. “Geçmişteki bir zamandan şimdiye kadar” anlamına gelmez. Mantığı izleyin: neden bildiren since, sonucu destekleyen bir olguyu sunar; zaman bildiren since ise başlangıç zamanını ya da olayını belirtir.

Alıştırma

“Since the alarm is set, we can leave now,” cümlesinde since ne işlev görür?

  1. Şimdiye kadar devam eden bir başlangıç zamanını belirtir.
  2. Sonucu destekleyen gerekçeyi verir.
  3. Bir karşıtlık sunar.
Cevabı göster

Sonucu destekleyen gerekçeyi verir.

that means the match between goblins and treefolk has not occurred yet. Kelime

3:00

bu, goblinler ile ağaç halkı arasındaki maçın henüz gerçekleşmediği anlamına gelir.

Kelime

has not occurred yet: bir olay şimdiye kadar gerçekleşmedi

Has not occurred yet, beklenen bir olayın şimdiye kadar hiçbir zaman gerçekleşmediğini belirtir. Has not occurred present perfect yapısındadır; yet ise olayın daha sonra hâlâ gerçekleşebileceği anlamını ekler. Occur, happen gibi “gerçekleşmek” anlamına gelir ancak daha resmî ve nesnel duyulur. Bir maçla kullanıldığında, maçın henüz oynanmadığını ifade eder.

Alıştırma

Hangi cümle, güvenlik denetiminin hâlâ beklendiğini ancak şimdiye kadar gerçekleşmediğini doğal ve oldukça resmî bir şekilde ifade eder?

  1. The safety inspection had already occurred.
  2. The safety inspection has not occurred yet.
  3. The safety inspection is no longer required.
Cevabı göster

The safety inspection has not occurred yet.

We know it's false that the treefolk tied zero matches, Dilbilgisi

3:04

Ağaç halkının sıfır maçta berabere kaldığının yanlış olduğunu biliyoruz,

Dilbilgisi

it's false that: bir önermenin tamamını reddetmek

it's false that + yan cümle yapısında it biçimsel öznedir. Doğru mu yanlış mı olduğu değerlendirilen önerme that yan cümlesinde yer alır; burada değerlendirilen, ağaç halkının hiçbir maçı berabere bitirmediği iddiasıdır. Yapının bütünü bu önermenin doğru olmadığını söyler. İddianın içindeki yalnızca bir fiili olumsuz yapmak yerine iddianın tamamını reddeder.

Alıştırma

Cümleyi dersteki yapının aynısıyla tamamlayın: ____ every card is red.

Cevabı göster

It's false that

which means their bout against the elves must have tied. Notlar

3:08

bu da elflere karşı yaptıkları maçın berabere bittiği anlamına gelir.

Anlatım akışı

which means: bir gerçekten sonuç çıkarmak

Which means, önceki gerçeğin tamamına gönderme yapar ve bundan çıkan sonucu, yorumu ya da çıkarımı sunar. Burada önceki ifade, elflerle yapılan karşılaşmanın berabere bittiği sonucunu destekler. Bu yapı bilgiyi önce gerçek, ardından sonuç gelecek şekilde düzenler. Bu kullanımda which yalnızca elves gibi yakındaki bir isme gönderme yapmaz.

Alıştırma

Cümleyi derste öğrendiğiniz iki sözcüklük bağlayıcının aynısıyla tamamlayın: The battery is dead, ____ the camera will not turn on.

Cevabı göster

which means

Kelime

their bout against the elves: doğrudan bir müsabaka için bout

their bout against the elves ifadesinde bout, tek bir müsabaka veya karşılaşma anlamına gelen sayılabilen bir isimdir. Against rakip tarafı belirtir; dolayısıyla ifade, elflerle yaptıkları karşılaşmayı tanımlar. Bout çoğu zaman doğrudan ve yoğun bir rekabet hissi verir. Özellikle boks, güreş ve diğer bire bir karşılaşmalarda yaygındır; ancak bir hikâyede dramatik bir fantastik yarışma için de kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi bout ve rakibi belirten edatla tamamlayın: The boxer is preparing for a ____ the defending champion.

Cevabı göster

bout against

We also know that the elves won at least one match.

3:11

Ayrıca elflerin en az bir maç kazandığını da biliyoruz.

And since they tied against the treefolk, Kalıp ifadeler

3:15

Ve ağaç halkıyla berabere kaldıklarına göre,

Kalıp ifadeler

tied against the treefolk: beraberlik sonucu olarak tied

Buradaki tied, tie fiilinin geçmiş zaman biçimidir ve iki tarafın da aynı skorla bitirdiğini, dolayısıyla hiçbir tarafın kazanmadığını belirtir. Against the treefolk karşı tarafı adlandırır. Bu diyalogda tied against the treefolk, ağaç halkına karşı oynadıkları maçta berabere kaldıkları şeklindeki daha tam anlamda anlaşılır.

Alıştırma

Sonuç cümlesini okuyup anlamını seçin: The Comets tied against the Falcons.

  1. Comets, Falcons'u yendi.
  2. Maç başlamadan önce iptal edildi.
  3. İki takım da aynı skorla bitirdi.
Cevabı göster

İki takım da aynı skorla bitirdi.

they must have beaten the goblins. Kelime

3:17

goblinleri yenmiş olmalılar.

Kelime

have beaten the goblins: beat + rakip

Bir oyun veya yarışmada beat + rakip, o kişiyi ya da takımı yenmek anlamına gelir. Burada goblins kaybeden rakiplerdir; beat onları fiziksel olarak dövmek anlamına gelmez. Beaten, beat fiilinin geçmiş zaman ortacıdır. Have beaten the goblins ifadesinde rakibin yenilmesi tamamlanmış bir olay olarak sunulur.

Alıştırma

Bir rakibi yenme anlamında beat fiilini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Our team beat the champions in the final.
  2. Our team earned the championship trophy.
  3. Our team won the final match.
Cevabı göster

Our team beat the champions in the final.

But can we figure out the actual scores? Öbek fiiller

3:19

Peki asıl skorları bulabilir miyiz?

Öbek fiiller

figure out the actual scores: gerçek skorları bulmak

Figure out, düşünerek, ipuçlarını analiz ederek veya olası çözümleri deneyerek bir cevaba ulaşmak anlamına gelir. Bu soruda konuşanlar skorları yalnızca anlamak değil, gerçek skorların ne olduğunu belirlemek istiyor. Ardından figure out the score örneğindeki gibi bir isim öbeği veya figure out why it happened örneğindeki gibi bir soru sözcüklü yan cümle gelebilir.

Alıştırma

Hangi cümle bir şeyin ipuçlarından akıl yürütülerek çözüldüğünü vurgular?

  1. We figured out the code from the clues.
  2. We found out the code when the teacher told us.
  3. We understood why the code was important.
Cevabı göster

We figured out the code from the clues.

Let's start with the elf-treefolk tie. Anlatım akışı

3:22

Elf-ağaç halkı beraberliğiyle başlayalım.

Anlatım akışı

Let's start with ... ile ilk konuyu belirlemek

Let's start with + isim öbeği ilk konuyu veya adımı bildirir. Burada konuşmacı, elflerle ağaç halkı arasındaki beraberliği açıklamanın başlangıç noktası olarak seçer. With, eyleme katılan bir kişiyi değil, önce ele alınacak öğeyi tanıtır. Bu yapıyı dinleyenlere bir açıklamanın, tartışmanın veya sürecin sırasını göstermek için kullanabilirsin.

Alıştırma

İlk konuyu bildirmek için Let's start with kullan: ____ the survey results.

Cevabı göster

Let's start with

Because no more than five total hits were scored, Dilbilgisi

3:25

Toplam isabet sayısı beşi geçmediği için,

Dilbilgisi

no more than five ... were scored: edilgen yapıda üst sınır

No more than five ifadesindeki no more than, beşin dâhil olduğu bir üst sınır belirler: sayı beş veya daha az olabilir, ancak altı ya da daha fazla olamaz. Total, tüm tarafların isabetlerinin birlikte sayıldığını gösterir. Were scored, score fiilinin simple past edilgen biçimidir. Odağı isabetleri kimin yaptığına değil, kaydedilen sayıya verir.

Alıştırma

Cümleyi no more than ve score fiilinin doğru simple past edilgen biçimiyle tamamla: In the first half, ____ five points ____ in total.

Cevabı göster

no more than · were scored

the final tally must have been 0-0, 1-1, or 2-2. Notlar

3:28

nihai skor 0-0, 1-1 veya 2-2 olmalıdır.

Kelime

final tally: sayım sonundaki nihai toplam

Bu cümlede final tally, bütün puanlar sayıldıktan sonra ortaya çıkan nihai sayısal sonucu ifade eder. Burada skoru belirtir ve sıralanan üç beraberlik skoru olası nihai sonuçlardır. Tally, tek tek girdilerin sayılıp toplanması fikrini taşır. Bu yüzden final tally; oy, puan, ürün veya başka sayıların toplanmasıyla bir sonuç elde edildiğinde kullanışlıdır.

Alıştırma

Tamamlanmış bir sayımı vurgulamak için final tally ifadesini en doğal kullanan cümle hangisidir?

  1. The final tally was 327 votes in favor and 301 against.
  2. The final train left at midnight.
  3. The final speech began after lunch.
Cevabı göster

The final tally was 327 votes in favor and 301 against.

Dilbilgisi

must have been: geçmişe dair güçlü bir çıkarım

Must have been, şimdi bilinen kanıtlara veya sınırlara dayanarak geçmişteki bir durum ya da sonuç hakkında güçlü bir yargı ifade eder. Bu cümlede mevcut koşullar, 0-0, 1-1 veya 2-2'yi geçmişteki tek makul sonuçlar hâline getirir; must zorunluluk değil, çıkarım bildirir. Yapı must + have + geçmiş zaman ortacıdır. Burada been, be fiilinin geçmiş zaman ortacıdır. Bu yapıyı daha önce neyin doğru olduğunu veya neyin gerçekleştiğini çıkarmak için kullanın.

Alıştırma

Geçmişteki bir durum hakkında güçlü çıkarım bildiren üç sözcüklük İngilizce yapıyla cümleyi tamamlayın: The photos show people standing in every aisle, so the hall ____ crowded.

Cevabı göster

must have been

But the treefolk must have scored some hits, Kalıp ifadeler

3:33

Ancak ağaç halkı bazı isabetler kaydetmiş olmalı

Kalıp ifadeler

have scored some hits: score + sayılan bir sonuç

score some hits ifadesinde score, “kaydetmek veya elde etmek” anlamında bir fiildir; hits ise sayılan sonuçtur. Some, sayının sıfırdan fazla olduğunu ancak tam sayının belirtilmediğini gösterir. Must sözcüğünden sonra have scored tamamlanmış mastar yapısıdır; must have scored geçmişteki bir sonuç hakkında güçlü bir çıkarım bildirir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp score + sayılan sonuç biçimindedir: score points, score goals veya score hits.

Alıştırma

Cümleyi score fiilinin geçmiş zaman ortacıyla tamamlayın: In this game, our team must have ____ some hits.

Cevabı göster

scored

and it's false that they only had one hit scored against them. Dilbilgisi

3:36

ve aleyhlerine sadece bir isabet kaydedildiği bilgisi yanlıştır.

Dilbilgisi

only had one hit scored against them: rakip tarafın kaydettiği bir isabet

had one hit scored against them yapısında have + nesne + geçmiş zaman ortacı, öznenin başına gelen bir sonucu sunar. İsabeti diğer taraf kaydetmiştir; them ise bu isabeti alan tarafı belirtir. Against, skorun onlar açısından olumsuz yönünü gösterir; only ise iddiayı tek bir isabetle sınırlar. Cümlenin tamamı, “onlara karşı yalnızca bir isabet” iddiasının yanlış olduğunu söyler.

Alıştırma

“They had one goal scored against them” cümlesi ne anlama gelir?

  1. Onların takımı rakibin gol atmasına yardım etti.
  2. Bir rakip onların takımına karşı bir gol attı.
  3. Onların takımı bir gol attı.
Cevabı göster

Bir rakip onların takımına karşı bir gol attı.

The only option that leaves is 2-2. Anlatım akışı

3:40

Geriye kalan tek seçenek 2-2'dir.

Anlatım akışı

The only option that leaves: eleme sürecini sonuçlandırma

Bu cümlede The only option that leaves ifadesi bir eleme sürecini sonuçlandırmayı amaçlıyor: diğer olasılıklar elendikten sonra geriye kalan tek sonuç 2-2 oluyor. Ancak özgün biçimiyle that leaves, dil bilgisi açısından option sözcüğünü niteleyen bir ilgi cümleciği gibi görünür. Bu nedenle bu anlam için doğal değildir. The only option left is 2-2 veya That leaves only one option: 2-2 demek daha doğaldır. İlk yapı kalan seçeneği doğrudan belirtir; ikincisi ise önceki akıl yürütmeyi geriye kalanın nedeni olarak sunar.

Alıştırma

Önerilen iki toplantı saati elendi. Geriye kalan seçeneği doğal biçimde sunan cümle hangisidir?

  1. That leaves from Friday afternoon.
  2. The only option that leaves is Friday afternoon.
  3. That leaves only Friday afternoon.
Cevabı göster

That leaves only Friday afternoon.

In the match between elves and goblins,

3:43

Elfler ile goblinler arasındaki maçta,

the goblins must have scored at least one hit, Kalıp ifadeler

3:45

goblinler en az bir isabet kaydetmiş olmalı

Kalıp ifadeler

at least one hit: bir alt sınır belirleme

At least one hit bir alt sınır belirler: goblinlerin sayılan isabetlerinin sayısı sıfır olamaz. Bir isabet koşulu karşılar; iki veya daha fazla isabet de koşulu karşılar. At least kesin toplamı değil, en düşük sayıyı verir. Bir çıkarımda birden başlayarak daha yüksek tüm olasılıkları açık bırakır.

Alıştırma

Bir oyuncu üç isabet kaydetti. Hangi ifade doğrudur?

  1. The player made at least one hit.
  2. The player made exactly one hit.
  3. The player made at most one hit.
Cevabı göster

The player made at least one hit.

and the elf score must be two or more for them to have won the match. Dilbilgisi

3:48

ve maçı kazanabilmeleri için elf skorunun iki veya daha fazla olması gerekir.

Dilbilgisi

two or more: 2'yi içeren asgari sınır

Two or more, 2'yi de içeren bir alt sınır belirler. Değer 2 olduğunda koşul sağlanır ve 2'den büyük her değer de koşulu karşılar. number + or more kalıbı, bir asgari koşulu kısa biçimde belirtir. Bu cümlede maçı kazanmış olabilmeleriyle uyumlu en düşük puanı gösterir.

Alıştırma

Bir kulüpte "Members aged 13 or more may join." kuralı var. Yaş şartını kim karşılar?

  1. Yalnızca 13 yaşından büyük kişiler.
  2. 13 yaşında veya daha büyük kişiler.
  3. Yalnızca tam olarak 13 yaşında olan kişiler.
Cevabı göster

13 yaşında veya daha büyük kişiler.

Dilbilgisi

for them to have won: tamamlanmış bir sonuç hakkında akıl yürütme

For them to have won the match, "maçı kazandıklarının doğru olabilmesi için" anlamına gelir. Bu yan cümle, gerekli puan koşulu belirtilen tamamlanmış sonucu adlandırır. Yapı for + nesne biçimindeki özne + to have + geçmiş zaman ortacıdır. Them, won fiilinin mantıksal öznesidir; tamamlanmış mastar to have won ise zaferi şu anki akıl yürütmeden önceye yerleştirir. Buradaki for, "onların yararına" anlamına gelmez ve bir amaç belirtmez.

Alıştırma

Sonucun daha önce tamamlandığını göstermek için cümleyi finish fiilinin tamamlanmış mastarıyla tamamlayın: For Leo ____ a twelve-hour race by 6 p.m., he must have started by 6 a.m.

Cevabı göster

to have finished

This leaves only a few possibilities that add up to five or less. Öbek fiiller

3:53

Bu da toplamı beş veya daha az olan sadece birkaç olasılık bırakır.

Öbek fiiller

add up to five or less: toplamın en fazla beş olduğunu belirtmek

Add up to + toplam, birkaç miktarın bir araya geldiğinde belirtilen toplamı verdiğini anlatır. Buradaki five or less, beşi de içeren bir üst sınır koyar; yani toplam beş veya daha küçük bir sayı olabilir. Bu cümlede ifade, bileşen değerlerinin toplamı beşi aşmayan olasılıkları tanımlar.

Alıştırma

Cümleyi, add ile kurulan ve “birleşik toplamı ... olmak” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The four charges ____ sixty dollars.

Cevabı göster

add up to

The elves couldn't have scored three, Dilbilgisi

3:57

Elfler üç puan almış olamaz,

Dilbilgisi

couldn't have scored three: geçmişteki bir sonucu imkânsız saymak

Couldn't have + geçmiş zaman ortacı, geçmiş hakkında güçlü bir çıkarım ifade edebilir: Konuşmacı, kanıtlara göre olayın imkânsız olduğuna inanır. Bu cümlede couldn't have scored three, geçmişte üç puan alınmış olma ihtimalini eler; genel olarak puan alma becerisinin olmadığını anlatmaz. Have, kiplik değerlendirmesini geçmişte tamamlanmış bir olasılığa taşır; scored ise score fiilinin geçmiş zaman ortacıdır.

Alıştırma

Maya couldn't have taken the 8:00 train; it was canceled. Burada couldn't have taken ne anlama gelir?

  1. Kanıtlar, onun o trene binmesinin imkânsız olduğunu gösteriyor.
  2. Trene nasıl binileceğini bilmiyordu.
  3. Trene binmemeye karar verdi.
Cevabı göster

Kanıtlar, onun o trene binmesinin imkânsız olduğunu gösteriyor.

so that eliminates these two. Kelime

3:59

bu yüzden bu ikisi elenir.

Kelime

eliminates these two: bu iki olasılığı elemek

Bu akıl yürütme bağlamında eliminates, bir şeyin cevap olamayacağını gösterip onu değerlendirme dışı bırakmak anlamına gelir. These two, daha önce konuşulan iki seçeneği veya olasılığı belirtir. Cümle bir sonucu anlatır: bir ipucu ya da koşul iki olasılığı da eler ve geriye kalan seçenekleri azaltır. Bu anlam eliminate an option ve eliminate X as the cause gibi yapılara da aktarılabilir.

Alıştırma

Bir mantık sorusunda That clue eliminates these two options cümlesi ne anlama gelir?

  1. İpucu iki seçeneğin de doğru olduğunu kanıtlar.
  2. İpucu, iki seçeneğin de elenebileceğini gösterir.
  3. İpucu iki seçeneği tek bir seçenekte birleştirir.
Cevabı göster

İpucu, iki seçeneğin de elenebileceğini gösterir.

And their total hits scored across both matches Kalıp ifadeler

4:02

Ve her iki maçta da elde ettikleri toplam isabet

Kalıp ifadeler

across both matches: iki maçı kapsayan tek bir toplam

Across both matches toplamın kapsamını belirler: birinci ve ikinci maçtaki isabetler birlikte sayılır. Burada across, bir taraftan diğerine fiziksel hareket değil, zaman boyunca veya kapsayacak şekilde anlamına gelir. Both, tam olarak iki maç olduğunu ve ikisinin de kapsama alındığını belirtir. Aktarılabilir yapı; total, count veya amount gibi bir ifadenin ardından across ve bir etkinlik, yer ya da dönem grubunun gelmesidir.

Alıştırma

a total of 18 goals across both games ne anlama gelir?

  1. 18 gol yalnızca ikinci maçta olmuştur.
  2. Her maçta 18 gol olmuştur.
  3. 18 gol, iki maçın birleşik toplamıdır.
Cevabı göster

18 gol, iki maçın birleşik toplamıdır.

can't add up to six, so this one's out too. Ton ve niyet

4:05

altı olamaz, yani bu da elendi.

Ton ve niyet

Bir seçeneği elemek için this one's out

Bu cümlede this one's out, bu seçeneğin elendiği ya da bu olasılığın artık mümkün olmadığı anlamına gelir. One, o anda konuşulan aday seçeneğin yerini tutar; 's ise one is ifadesinin kısaltmasıdır. Out, seçeneğin fiziksel olarak dışarıda olduğunu değil, artık kabul edilemez olduğunu anlatır. This one's out kalıbı, konuşanın bir gerekçe verdikten sonra bir seçeneği hızlıca elemesini sağlar. Tam cümledeki too, başka bir olasılığın daha önce elendiğini gösterir.

Alıştırma

Dersteki gündelik ifadeyi kullanarak bu bulmaca açıklamasını tamamlayın: This answer breaks the rule, so ____.

Cevabı göster

this one's out

So the score must have been 2-1.

4:08

Bu yüzden skor 2-1 olmalıydı.

With one match remaining, you've managed to save your job and your neck. Notlar

4:12

Geriye kalan bir maçla işini ve boynunu kurtarmayı başardın.

Dilbilgisi

Arka plan yapısı olarak With one match remaining

With one match remaining, with + isim öbeği + -ing biçimindeki ortaç yapısıdır. One match isim öbeğidir; remaining ise durumunu, yani hâlâ bir maç kaldığını anlatır. Ana cümlenin önüne getirildiğinde bu yapı, arka plan bilgisini giriş niteliğinde kısa bir öbekte toplar. Tek başına tam bir cümle değildir; ana cümle, bu durum sürerken neyin geçerli olduğunu veya ne olduğunu belirtir.

Alıştırma

Hâlâ bir maç kaldığı anlamındaki arka plan yapısını oluşturacak ortacı kullanarak cümleyi tamamlayın: With one match ____, the team still has a chance.

Cevabı göster

remaining

Deyimler

managed to save your job and your neck: işini ve paçayı kurtarmayı başarmak

Managed to save, bir zorluk veya çabanın ardından bir şeyi korumayı başardığınızı anlatır. Save your job gerçek anlamlıdır: işinizi kaybetmekten kurtuldunuz. Save your neck ise deyimseldir; ciddi bir tehlikeden, cezadan veya beladan kurtulmak anlamına gelir. Your job ile your neck ifadesini yan yana getirmek, iş kaybından çok daha kötü bir sonuca doğru mizahi bir yükseliş yaratır. Burada neck, vücudun bu bölümünü tedavi etmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Örnekte you've managed to save your job and your neck ne anlama geliyor?

  1. Unvanını korudun ama kendini daha büyük bir tehlikeye attın.
  2. Yeni bir iş buldun ve boynundaki yarayı tedavi ettin.
  3. İşini korumayı ve ciddi bir tehlike ya da cezadan kurtulmayı başardın.
Cevabı göster

İşini korumayı ve ciddi bir tehlike ya da cezadan kurtulmayı başardın.

Gorbak the wizard may have lied, Dilbilgisi

4:16

Büyücü Gorbak yalan söylemiş olabilir,

but your deductive skills quickly evened the score. Deyimler

4:18

ancak senin tümdengelim becerilerin hızla durumu eşitledi.

Dilbilgisi

may have lied, but: ana noktadan önce bir olasılığı kabul etmek

May have lied, geçmişteki bir eylemi olasılık olarak anlatmak için may have + geçmiş zaman ortacı yapısını kullanır. Bu nedenle konuşan kişi yalan söylendiğini kesin bir gerçek olarak sunmaz. But bu olasılığı bir ödüne dönüştürür: konuşan kişi olumsuz bir noktayı kısaca kabul eder, ardından daha önemli sonuca geçer. Başka bağlamlara da aktarılabilen may have..., but... kalıbı değerlendirmeyi dengeler ve asıl vurguyu but sonrasına yerleştirir.

Alıştırma

Şu cümleyi okuyun: The report may have been incomplete, but its main conclusion was correct. Burada may have..., but... ne yapıyor?

  1. Raporu tamamlamak için izin ister.
  2. Raporun eksik olabileceğini kabul eder, ardından ana sonucunun doğru olduğunu vurgular.
  3. Raporun kesinlikle eksik ve sonucunun yanlış olduğunu söyler.
Cevabı göster

Raporun eksik olabileceğini kabul eder, ardından ana sonucunun doğru olduğunu vurgular.

Deyimler

evened the score: dengeyi yeniden sağlamak

Evened the score, even the score ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. Gerçek anlamıyla iki tarafın skorunu eşitlemek demektir. Burada mecazi anlamdadır: tümdengelim becerileri, Gorbak’ın yalanının yarattığı dezavantajı telafi edip durumu yeniden dengelemiştir. Bu ifade, daha önce kullanılan scorecard ve score sözcüklerine de gönderme yaparak bir kelime oyunu oluşturur. Gerçekten yeni bir maç yapıldığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu akıl yürütme hikâyesinin sonunda “your deductive skills quickly evened the score” ne anlama geliyor?

  1. Becerilerin skor kartına yeni bir sayı yazdı.
  2. Becerilerin, yalanın neden olduğu dezavantajı telafi etti.
  3. Becerilerin başka bir gerçek maçın sonucunu değiştirdi.
Cevabı göster

Becerilerin, yalanın neden olduğu dezavantajı telafi etti.

Interested in honing your deductive skills even further? Kalıp ifadeler

4:22

Tümdengelim becerilerini daha da geliştirmek ister misin?

Kalıp ifadeler

honing your deductive skills: tümdengelim becerilerini geliştirmek

honing your deductive skills ifadesindeki honing, bir beceriyi odaklı ve tekrarlanan çalışmalarla daha keskin ve kesin hâle getirmek anlamındadır. Hone gerçek anlamda bir bıçağın ağzını bilemek anlamına da gelebilir; bu nedenle hone a skill yerleşik bir mecazi kullanımdır. Deductive skills, kuralları veya kanıtları uygulayarak mantıklı bir sonuca ulaşmak için kullanılan becerilerdir. Bu yüzden bütün ifade, ipuçlarından hareketle akıl yürütme biçimini geliştirmek anlamına gelir.

Alıştırma

“Odaklı çalışmayla daha keskin hâle getirmek” anlamındaki bu dersin fiiliyle cümleyi tamamlayın: This workshop will help you ____ your interviewing skills.

Cevabı göster

hone

Try out brilliant.org.

4:25

brilliant.org'u dene.

Brilliant is a problem-solving-based platform Kelime

4:28

Brilliant, problem çözme odaklı bir platformdur

Kelime

a problem-solving-based platform: problem çözmeyi temel alan bir platform

Problem-solving-based, platform sözcüğünden önce gelen ve kısa çizgilerle bağlanan birleşik bir sıfattır. Problem çözme etkinliğine dayalı anlamına gelir. Sözcükler birlikte tek bir niteleyici oluşturur: problem-solving neyin temel alındığını gösterir, based ise bu temeli platformla ilişkilendirir. Bu sıkıştırılmış yapı, daha uzun bir düşüncenin isimden önce kullanılmasını sağlar. Aynı ilişkiyi daha doğrudan anlatan a platform based on problem solving biçiminde açılabilir.

Alıştırma

Cümleyi problem solving + based ile oluşturulan birleşik sıfatla tamamlayın: The workshop uses a ____ approach.

Cevabı göster

problem-solving-based

that has over 60 courses in math,

4:30

ve matematik,

science, and computer science.

4:33

bilim ve bilgisayar bilimlerinde 60'tan fazla kursa sahiptir.

Brilliant's logic course features interactive components Kelime

4:35

Brilliant'ın mantık kursu, bulmacaları hayata geçiren

Kelime

features interactive components: fiil olarak feature

Burada features, geniş zamanda çekimlenmiş bir fiildir. Öznesi Brilliant's logic course, nesnesi ise interactive components ifadesidir. Dersin bu bileşenleri içerdiğini ve onları önemli ya da dikkat çekici bir bölüm olarak sunduğunu belirtir. Ürün, ders, program veya etkinlik tanıtımlarında feature yalnızca bir şeyin var olduğunu söylemez; izleyicinin, hazırlayan kişinin dikkat çekmek istediği unsura yönelmesini sağlar.

Alıştırma

“The exhibition features work by young local artists,” cümlesinde features ne anlatır?

  1. Sergi, sanatçıların sahip olduğu bir özelliktir.
  2. Sergi bu eserleri içerir ve öne çıkarır.
  3. Sergi bu eserleri onarır.
Cevabı göster

Sergi bu eserleri içerir ve öne çıkarır.

that bring puzzles to life. Deyimler

4:39

etkileşimli bileşenler içerir.

Deyimler

bring puzzles to life: bulmacaları canlandırmak

Bring something to life, bir şeyi canlı, gerçek veya ilgi çekici hissettirmek anlamına gelen mecazlı bir ifadedir. Genellikle bir şeye biyolojik anlamda yaşam vermek demek değildir. Bu cümlede etkileşimli özellikler, bulmacaları durağan içerik olmaktan çıkarıp etkin ve deneyimlenebilir hâle getirir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp bring + nesne + to life şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi bring + nesne + to life kalıbıyla tamamlayın: The museum's short films ____.

Cevabı göster

bring history to life

They let you manipulate the elements as you solve them, Dilbilgisi

4:41

Çözerken unsurları manipüle etmene olanak tanırlar,

Dilbilgisi

let you manipulate: let + nesne + yalın fiil

Let + nesne + yalın fiil, birinin veya bir şeyin başka bir kişiye bir eylemi yapma fırsatı, özgürlüğü ya da yeteneği verdiğini anlatır. let you manipulate ifadesinde you nesne, manipulate ise yalın fiildir. Let fiilinden sonra to eklenmez: let you manipulate doğrudur; let you to manipulate yanlıştır. Özne bir araç veya özellik olduğunda let, resmî izinden çok kullanıcının ne yapabildiğini açıklar.

Alıştırma

Hangi cümlede let + nesne + yalın fiil yapısı doğru kullanılmıştır?

  1. This editor lets you to resize each shape.
  2. This editor lets you resize each shape.
  3. This editor lets you resizing each shape.
Cevabı göster

This editor lets you resize each shape.

so you get to develop your riddling skills Kalıp ifadeler

4:44

böylece hem çok eğlenir

Kalıp ifadeler

get to develop: bir beceriyi geliştirme fırsatı bulmak

get to + fiilin yalın hâli yapısında get to, “bir şeyi yapma fırsatına veya iznine sahip olmak” anlamına gelir. Burada you get to develop, bilmece çözme becerilerini geliştirmeyi dinleyiciye sunulan bir yarar veya deneyim olarak gösterir; get, “varmak” anlamına gelmez. Develop a skill, bir beceriyi zaman içinde edinmek veya geliştirmek demektir. Cümle hem etkinliğe erişimi hem de yeteneğin aşamalı olarak gelişmesini vurgular.

Alıştırma

“you get to develop your riddling skills” ifadesinde get to develop ne anlama gelir?

  1. beceriyi geliştirme fırsatına sahip olmak
  2. beceriyi geliştirmek için bir yere varmak
  3. beceriyi geliştirmek zorunda olmak
Cevabı göster

beceriyi geliştirme fırsatına sahip olmak

while having lots of fun.

4:46

hem de bilmece çözme becerilerini geliştirebilirsin.

Visit brilliant.org/teded to check it out. Öbek fiiller

4:48

Göz atmak için brilliant.org/teded adresini ziyaret et.

Öbek fiiller

check it ... out: gidip göz atmak

Vurgulanan check it, ardından gelen out ile birleşerek ayrılabilen check something out deyimsel fiilini oluşturur. Burada check it out, “daha fazla bilgi edinmek için ziyaret etmek veya göz atmak” anlamına gelir; it, önerilen web sitesini veya kaynağı belirtir. Nesne bir zamir olduğunda zamiri check ile out arasına yerleştirin: check it out doğrudur, check out it değildir. out olmadan check it daha çok “onu kontrol etmek veya doğrulamak” anlamına gelir.

Alıştırma

check, it ve out sözcüklerini doğal sıraya koyarak cümleyi tamamlayın: I found a useful study app. You should ____.

Cevabı göster

check it out

As an added bonus, the first 833 of you to visit using that link Kalıp ifadeler

4:52

Ek bir avantaj olarak, bu bağlantıyı kullanarak ziyaret eden ilk 833 kişiden biriysen

Kalıp ifadeler

As an added bonus: ek bir avantaj sunmak

As an added bonus, ana avantajlar veya teklif açıklandıktan sonra olumlu bir ek avantaj daha sunmak için cümlenin başında kullanılan bir ifadedir. Buradaki bonus, işverenin ödediği prim değil, ek bir avantaj anlamına gelir. Genellikle geçiş görevi görür: yeni avantajdan önce yer alır ve normalde ardından virgül gelir. Dinleyen kişi, sonraki bilginin ana noktayı belirtmek yerine sunulan değeri artırdığını anlar.

Alıştırma

Ek bir avantaj sunan, dersteki dört sözcüklük ifadeyi aynen kullanarak cümleyi tamamlayın: ____, every order includes free gift wrapping.

Cevabı göster

As an added bonus

will receive 20% off the annual premium subscription fee. Kelime

4:57

yıllık premium abonelik ücretinde %20 indirim kazanacaksın.

Kelime

20% off: fiyattan %20 çıkarmak

20% off, asıl fiyattan %20 çıkarıldığı anlamına gelir. Müşteri normalde kalan %80’i öder; yalnızca fiyatın %20’sini ödediği anlamına gelmez. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı, yüzde + off + ürün veya ücret biçimindedir: 20% off the annual premium subscription fee. Get veya receive gibi fiiller indirimi tanıtabilir.

Alıştırma

Bir hizmet 50 dolardır ve 20% off olarak tanıtılmaktadır. Bu indirim ne anlama gelir?

  1. Fiyat %20 artar.
  2. Fiyat %20 düşürülür, dolayısıyla genellikle %80’i ödenir.
  3. Asıl fiyatın yalnızca %20’si ödenir.
Cevabı göster

Fiyat %20 düşürülür, dolayısıyla genellikle %80’i ödenir.