Bu Video 13.728,89 Dolar Değerinde: İngilizce çalışma notları

CGP Grey

Öğrenme zorluğu
766 kelime 191 kel/dk

Video özeti: YouTube botları videoları ve izleyicileri sınıflandırır, reklamları oynatma öncesinde açık artırır ve değişken geliri paylaşır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “endless waterfall of random content” - Deyimler ve mecazlı ifadeler: şelale benzetmesi devasa ve öngörülemez içerik akışını ve otomatik sıralama gereğini anlatır. 2. “only pays if their ad is clicked or watched.” - Dil bilgisi ve cümle kalıpları: only ... if ile edilgen yapı, ödeme için gerekli koşulu kesin biçimde belirtir. 3. “prized demographics” - Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: prized ticari olarak değerli, demographics ise izleyici grupları demektir ve reklam değeri farklarını açıklar.

Bu derste

Before this video loaded,

0:00

Bu video yüklenmeden önce,

you probably watched an ad and/or one will appear right about now. Kalıp ifadeler

0:01

muhtemelen bir reklam izlediniz ve/veya tam şu an bir tane belirecek.

Kalıp ifadeler

right about now: tam da şu an civarında

“Right about now”, “tam da şu an civarında” demektir. “Right” şimdiki ana vurgu ve yakınlık katar; “about” ise zamanın tam değil, yaklaşık olduğunu gösterir. Bu cümlede konuşmacı, reklamın konuştuğu ana çok yakın bir zamanda görüneceğini tahmin ediyor. Bu ifade, bir şeyin şu anda gerçekleştiğini ya da neredeyse hemen başlayacağını tahmin ederken kullanılabilir.

Alıştırma

“Tam da şu an civarında” anlamına gelen üç sözcüklük ifadeyle cümleyi tamamlayın: The software update should be finishing ____.

Cevabı göster

right about now

How did this exact ad get on this video?

0:06

Peki tam olarak bu reklam bu videoya nasıl girdi?

And what you really want to know,

0:08

Ve asıl bilmek istediğiniz şey,

how much money do these things make?

0:10

bu işler ne kadar para kazandırıyor?

Okay, there are three players in this game:

0:12

Pekâlâ, bu oyunda üç oyuncu var:

creators who create videos,

0:14

videoları oluşturan içerik üreticileri,

advertisers who make the ads,

0:16

reklamları yapan reklamverenler,

and YouTube who plays matchmaker, Deyimler

0:17

ve çöpçatanlık yapan YouTube,

matchmaker, making the match.

0:19

çöpçatan, eşleştirme yapıyor.

Deyimler

plays matchmaker: iki tarafı bir araya getirmek

“Play matchmaker” ifadesinde “play”, “bir rolü üstlenmek” anlamına gelir; matchmaker ise iki tarafı bir araya getiren kişidir. Buradaki kullanım mecazidir: YouTube bir videoyu uygun bir reklamla eşleştirir; romantik bir ilişki ayarlamaz. Bu ifade, bir şirketi veya aracı iş yapan bir kişi gibi göstererek kişileştirir. Kalıplaşmış “play matchmaker” ifadesinde “matchmaker”dan önce artikel kullanılmaz.

Alıştırma

“Eşleşme düzenleme rolünü üstlenir” anlamına gelen iki sözcüklük ifadeyle cümleyi tamamlayın: The volunteer coordinator ____ by connecting new helpers with suitable projects.

Cevabı göster

plays matchmaker

Now, unlike old dying media

0:20

Şimdi, can çekişen eski medyanın aksine

where a dude in a room could place ads on predictable known content

0:22

bir odadaki adamın reklamları öngörülebilir bilinen içeriklere

at a leisurely schedule,

0:25

rahat bir programla yerleştirebildiği zamanlardakinin aksine,

YouTube doesn't work like that.

0:26

YouTube bu şekilde çalışmaz.

Can't work like that

0:28

Böyle çalışamaz

because on YouTube there is no schedule.

0:29

çünkü YouTube'da bir program yoktur.

At any moment,

0:32

Herhangi bir anda,

a wild viral video can appear.

0:32

çılgın bir viral video ortaya çıkabilir.

On a normal day,

0:34

Normal bir günde,

65 years worth of videos are uploaded to YouTube Dilbilgisi

0:35

YouTube'a 65 yıllık süreye denk videolar yükleniyor

Dilbilgisi

65 years' worth of videos: toplam süresi 65 yıla eşit videolar

Burada 65 years' worth of videos, toplam oynatma süresi yaklaşık 65 yıla ulaşan miktarda video demektir. Yüklenen miktar toplam süreyle ölçülür; videoların 65 yaşında olduğu anlamına gelmez. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp, miktar + iyelik biçimindeki zaman birimi + worth of + isim şeklindedir: one year's worth of food, two days' worth of work. Zaman birimi çoğul olduğunda standart yazımda kesme işareti -s'den sonra gelir. Bu nedenle altyazıdaki 65 years worth normalde 65 years' worth olarak yazılır.

Alıştırma

Cümleyi worth kullanan standart yazım biçimiyle tamamlayın: The shelter has two ____ of food in storage.

Cevabı göster

months' worth

and people watch a billion hours of video.

0:39

ve insanlar bir milyar saatlik video izliyor.

It's an endless waterfall of random content Deyimler

0:42

Bu, rastgele içeriklerden oluşan sonsuz bir şelale

that just keeps growing.

0:45

ve sürekli büyümeye devam ediyor.

Deyimler

endless waterfall of random content: rastgele içeriklerden oluşan sonsuz bir şelale

An endless waterfall of random content bir mecazdır. Yeni videoları durmadan akan dev bir su akışı gibi gösterir. Endless, akışın hiç bitmeyecekmiş gibi görünmesini; random ise içeriğin özenle seçilmiş değil, karışık ve öngörülemez olmasını anlatır. Bu görüntü, miktarın bunaltıcı derecede büyük ve düzenlenmesinin zor olduğu hissini verir. Ardından gelen that just keeps growing sözleri, bu akışın büyümeyi sürdürdüğü düşüncesini güçlendirir.

Alıştırma

Bu cümlede an endless waterfall of random content ne anlama geliyor?

  1. Şelaleler hakkındaki doğa videolarından oluşan bir koleksiyon
  2. Özenle sıralanmış ve artık büyümeyen bir içerik grubu
  3. Çeşitli ve öngörülemez içeriklerin dev ve kesintisiz akışı
Cevabı göster

Çeşitli ve öngörülemez içeriklerin dev ve kesintisiz akışı

Hiring enough humans to categorize all those videos

0:47

Tüm bu videoları kategorize edecek

and match ads to them would be impossible.

0:49

ve onlara reklam eşleştirecek kadar insanı işe almak imkansız olurdu.

This is a job for bots.

0:51

Bu tam botlara göre bir iş.

The moment each new video is uploaded, Dilbilgisi

0:53

Her yeni video yüklendiği an,

Dilbilgisi

Anında gerçekleşmeyi anlatan The moment + yan cümle

Burada The moment, The moment each new video is uploaded zaman yan cümlesini başlatır. “Olur olmaz” veya “olduğu anda” anlamına gelir ve sonraki ana cümledeki eylemin kayda değer bir gecikme olmadan başladığını gösterir. Yeniden kullanılabilen kalıp the moment + özne + fiil şeklindedir ve ardından ana cümle gelir. Bu cümle tekrarlanan bir süreci anlattığı için zaman yan cümlesinde geniş zaman biçimi is uploaded kullanılır.

Alıştırma

“Olur olmaz” anlamındaki, derste geçen iki kelimelik bağlayıcıyı aynen kullanın: ____ the doors open, the crowd moves forward.

Cevabı göster

The moment

YouTube's bots get to work looking at the title, Kalıp ifadeler

0:55

YouTube'un botları başlığa bakarak işe koyulur,

Kalıp ifadeler

get to work: çalışmaya başlamak

get to work ifadesinde work, “çalışmaya başlamak” veya “harekete geçmek” anlamındaki kalıplaşmış ifadenin bir parçasıdır. Get, hazır olma ya da bekleme durumundan işi gerçekten yapmaya geçişi vurgular. Burada looking at the title, botların yapmaya başladığı etkinliği açıklar. Kullanışlı bir kalıp get to work + -ing yan cümlesidir; get to work on + isim ise belirli bir görevin adını verir.

Alıştırma

Derste geçen ve “çalışmaya başlamak” anlamına gelen üç kelimelik ifadeyi aynen kullanın: We have finished planning, so let's ____.

Cevabı göster

get to work

the keywords, the captions,

0:57

anahtar kelimelere, altyazılara,

the comments, the controversy,

0:58

yorumlara, tartışmalara,

all to make their best guess Kalıp ifadeler

0:59

hepsi videonun hangi kategoriye ait olduğuna dair

as to what category it belongs in. Dilbilgisi

1:01

en iyi tahminlerini yapmak içindir.

Kalıp ifadeler

make their best guess: en makul tahmini yapmak

Make their best guess, eldeki bilgileri kullanarak en olası görünen cevabı seçmek anlamına gelir. Buradaki their, tahmini yapan kişileri veya sistemleri belirtir. Best, girişimin olabildiğince iyi olduğunu anlatır; sonucun kesin olduğunu göstermez. Tahmin yine de yanlış çıkabilir.

Alıştırma

“Mümkün olan en makul tahmini yapmak” anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: We don't know the exact number, so we'll ____.

Cevabı göster

make our best guess

Dilbilgisi

as to what + dolaylı soru

As to what, bir tahminin, sorunun veya belirsizliğin hangi konuyla ilgili olduğunu belirten dolaylı soru yan tümcesini başlatır. Bu cümlede tahmin edilen şeyi, yani öğenin hangi kategoriye ait olduğunu açıklar. What'tan sonra gömülü yan tümcede bildirme cümlesi dizilişi kullanılır: what category it belongs in; what category does it belong in kullanılmaz.

Alıştırma

Cümleyi resmî as to what ifadesiyle tamamlayın: The email gave no clue ____ time the meeting would end.

Cevabı göster

as to what

Meanwhile, advertisers tell their own bots what category of videos

1:04

Bu arada reklamverenler de kendi botlarına hangi video kategorilerinde

they want their ads to run against Kelime

1:08

reklamlarının yayınlanmasını istediklerini

and what kind to avoid.

1:10

ve hangilerinden kaçınacaklarını söyler.

Kelime

Reklamcılıkta run against

Reklamcılık ve medya satın alma bağlamında an ad runs against a video, reklamın aynı içerik yerleşiminde videoyla birlikte veya onunla bağlantılı olarak gösterildiği anlamına gelir. Bu ifade, reklam için seçilen içerik ortamını anlatır. Buradaki against karşı çıkma veya rekabet anlamı taşımaz. Reklamverenler, reklamlarının birlikte görünebileceği kategorileri ve kaçınmak istedikleri kategorileri seçmektedir.

Alıştırma

Medya satın alma bağlamında “The ad ran against a cooking video” ne anlama gelir?

  1. Reklam yemek videosuyla yarıştı
  2. Reklam yemek videosuyla birlikte veya onunla bağlantılı olarak gösterildi
  3. Reklam yemek videosunu eleştirdi
Cevabı göster

Reklam yemek videosuyla birlikte veya onunla bağlantılı olarak gösterildi

And here is where YouTube earns their money. Anlatım akışı

1:12

Ve işte YouTube parasını tam burada kazanıyor.

Anlatım akışı

Temel aşamayı tanıtmak için here is where

Here is where + yan cümle, bir yerin, sürecin veya açıklamanın önemli bir şeyin gerçekleştiği bölümünü gösterir. Where, where YouTube earns their money örneğindeki gibi tam bir yan cümle başlatır. Bu cümlede here mutlaka fiziksel bir yeri değil, açıklamanın şu anki aşamasını belirtir. İfade, dinleyiciyi hazırlık bölümünden temel sonuca taşır: para bu aşamada kazanılır.

Alıştırma

“The form reaches a manager, and here is where the final decision is made,” cümlesinde here neyi gösterir?

  1. Yalnızca yöneticinin bulunduğu fiziksel yer
  2. Süreçteki o aşama
  3. Kararın nedeni
Cevabı göster

Süreçteki o aşama

Between when you click on a video and when it plays, Dilbilgisi

1:14

Bir videoya tıkladığınız an ile videonun oynamaya başladığı an arasında,

a YouTube bot holds an auction, Kültür

1:17

bir YouTube botu bir açık artırma düzenler,

Dilbilgisi

İki olay sınırı için Between when ... and when ...

Between when you click on a video and when it plays, between X and Y kalıbını kullanır. İki when yan cümlesinin her biri bir olayı sınır olarak gösterir: tıklama başlangıç, videonun oynamaya başlaması ise bitiş sınırıdır. İfadenin tamamı ana cümlenin gerçekleştiği zaman aralığını belirler. İki sınır arasında and bulunmalıdır: between when A and when B.

Alıştırma

Cümleyi hedef iki sınır yapısıyla tamamlayın: ____ the alarm rings ____ the lesson starts, I check my notes.

Cevabı göster

Between when · and when

Kültür

YouTube bot holds an auction: otomatik reklam açık artırması

Burada holds an auction, bir teklif verme sürecini düzenlemek ve yürütmek anlamına gelir. İnsanların bir salonda fiziksel bir nesne için teklif verdiği geleneksel bir açık artırmayı anlatmaz. Bu otomatik reklam açık artırmasında yazılım, video başlamadan önce gösterilecek reklamı seçmek için reklamverenlerin tekliflerini ve diğer sinyalleri hızla değerlendirir. Süreci bot yürütür; teklif verenler reklamverenlerdir.

Alıştırma

Bu cümlede 'a YouTube bot holds an auction' ne anlama gelir?

  1. Bot, reklam alanı için otomatik teklif sürecini hızla yürütür.
  2. Bot, halka açık bir satıştan fiziksel bir nesne satın alır.
  3. Bot, her reklamverenden sonra videoyu izler.
Cevabı göster

Bot, reklam alanı için otomatik teklif sürecini hızla yürütür.

announcing the categories it's guessed the video is in,

1:19

videonun içinde bulunduğunu tahmin ettiği kategorileri duyurarak,

opening the floor to all interested advertiser bots Deyimler

1:21

ilgilenen tüm reklamveren botlarına

to place their bids. Kalıp ifadeler

1:25

teklif vermeleri için alanı açar.

Deyimler

opening the floor: katılıma davet etmek

Burada opening the floor, daha geniş bir grubun katılmaya başlamasına izin vermek anlamına gelir. Kategoriler açıklandıktan sonra ilgili reklam botları teklif vermeye davet edilir. Floor burada mecazidir; bir odanın zemini değil, ortak katılım fırsatı veya alanıdır. Bu ifade ayrıca etkinliğin organizatörün kontrolünde olduğu aşamadan başkalarının da katılabildiği aşamaya geçildiğini gösterir.

Alıştırma

Cümleyi “orada bulunan herkesin katılmasına izin vermek” anlamındaki deyimle tamamlayın: After the presentation, the chair said, "Let's ____ to questions from the audience."

Cevabı göster

open the floor

Kalıp ifadeler

place a bid: resmî olarak fiyat sunmak

place their bids ifadesindeki place, bir şeyi fiziksel bir konuma koymak değil, resmî olarak girmek veya sunmak anlamına gelir. their bids, her reklam botunun ödemeye hazır olduğu fiyatlardır. Farklı durumlarda kullanılabilen kalıp place a bid şeklindedir. Yaygın yapılar arasında place a bid on an item ve place a bid of £50 bulunur. Burada bid isimdir; They bid £50 örneğindeki gibi fiil olarak da kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için standart açık artırma kalıbını kullanan seçenek hangisidir? At the online auction, Maya decided to ___ on the painting before time ran out.

  1. place a bid
  2. make a bidding
  3. place a price
Cevabı göster

place a bid

The winning advertiser bot is the one with the ad

1:26

Kazanan reklamveren botu,

that will most likely make YouTube

1:28

o saniyede YouTube'a ve içerik üreticisine

and the creator the most money at that instant.

1:29

en çok parayı kazandırma olasılığı en yüksek olan reklama sahip olandır.

But that's not necessarily the highest bidder. Kalıp ifadeler

1:32

Ancak bu, illa ki en yüksek teklifi veren olmak zorunda değildir.

Kalıp ifadeler

not necessarily: bir sonucu sınırlandırmak

Not necessarily, “bu doğru olabilir ama her durumda doğru değildir” anlamına gelir. Burada kazanan reklamverenin mutlaka en yüksek teklifi veren kişi olması gerektiği düşüncesini sınırlar. not, necessarily sözcüğünün ifade ettiği kesinliği olumsuzlar. Bu yüzden olasılık açık kalır; ifade “kesinlikle değil” anlamına gelmez.

Alıştırma

“that's not necessarily the highest bidder” ifadesinin doğru yorumu hangisidir?

  1. En yüksek teklifi veren kişi her zaman kazanır.
  2. En yüksek teklifi veren kişi kesinlikle kazanamaz.
  3. En yüksek teklifi veren kişi kazanabilir, ancak bunun garantisi yoktur.
Cevabı göster

En yüksek teklifi veren kişi kazanabilir, ancak bunun garantisi yoktur.

Different ads pay in different ways.

1:34

Farklı reklamlar farklı şekillerde ödeme yapar.

For example, skippable video ads,

1:37

Örneğin, atlanabilir video reklamlarında,

the advertiser doesn't pay

1:38

reklamveren ödeme yapmaz

if the viewer skips as soon as they can. Dilbilgisi

1:40

eğer izleyici fırsat bulur bulmaz atlarsa.

Dilbilgisi

as soon as they can: en erken zaman ve düşürülen fiil

As soon as, “bir şeyin mümkün hâle geldiği en erken anda” anlamına gelir. Burada izleyiciler, sistemin izin verdiği ilk anda reklamı atlar. can sözcüğünden sonra tekrarlanan skip fiili düşürülür: they can, they can skip anlamına gelir. Eksik eylem zaten açıksa İngilizcede can gibi bir kiplik fiilden sonraki asıl fiil sıklıkla söylenmez.

Alıştırma

“Lena will leave as soon as she can” cümlesi ne anlama gelir?

  1. Yalnızca elinden gelenin en iyisini yaparsa ayrılacak.
  2. Ayrılırken mümkün olduğunca hızlı hareket edecek.
  3. Ayrılabildiği veya ayrılmasına izin verildiği en erken anda ayrılacak.
Cevabı göster

Ayrılabildiği veya ayrılmasına izin verildiği en erken anda ayrılacak.

The advertiser only pays if their ad is clicked or watched. Dilbilgisi

1:43

Reklamveren yalnızca reklamına tıklanırsa veya izlenirse ödeme yapar.

Dilbilgisi

only pays if ... is clicked or watched: yalnızca reklam tıklanır veya izlenirse ödeme yapar

only pays if ... kalıbı ödemeyi, if sonrasındaki koşulun karşılandığı durumlarla kesin biçimde sınırlar: koşul karşılanmazsa ödeme yapılmaz. Burada bir tıklama veya geçerli bir izlenme gerekli koşuldur, ancak cümle bu koşulun tüm ücretlendirme ayrıntılarını açıkladığını söylemez. is clicked or watched bölümünde eylemlere maruz kalan reklamdır. Bu nedenle edilgen yapı, odağı tıklayan veya izleyen kişiden çok reklamın üzerinde tutar. Koşulun ve etkilenen şeyin eylemi yapan kişiden daha önemli olduğu kuralları anlatırken bu yapı kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle, şirketin ödeme yapması için reklamın izlenmesinin gerekli olduğunu açıkça söyler?

  1. The company only pays if the ad is viewed.
  2. The company pays if the ad is viewed.
  3. The company pays even if the ad is not viewed.
Cevabı göster

The company only pays if the ad is viewed.

A super high bid means nothing if the ad is super boring.

1:47

Reklam aşırı sıkıcıysa çok yüksek bir teklif hiçbir şey ifade etmez.

No clicks equals no dollars for YouTube or the creator. Anlatım akışı

1:50

Tıklanma olmaması, YouTube veya içerik üreticisi için sıfır dolar demektir.

Anlatım akışı

No clicks equals no dollars: tıklama yoksa gelir de yok

No clicks equals no dollars mesajı iki paralel parçaya yerleştirir: No X equals no Y. Bu dengeli biçim, daha uzun bir neden-sonuç açıklamasını kısa ve akılda kalıcı bir özete dönüştürür. Buradaki equals matematiksel değil, retorik bir kullanımdır. Konuşulan basitleştirilmiş kurala göre, tıklama olmamasının gelir olmamasına yol açtığını anlatır. Konuşmacı No clicks ifadesini tek bir genel durum olarak ele aldığı için slogan benzeri bu cümlede tekil equals kullanılabilir.

Alıştırma

No X equals no Y kalıbındaki fiili kullanarak slogan benzeri özeti tamamlayın: At the bike park, no helmet ____ no ride.

Cevabı göster

equals

So, there's a bias against boring. Kalıp ifadeler

1:53

Bu yüzden, sıkıcı olana karşı bir önyargı vardır.

Kalıp ifadeler

A bias against boring: sıkıcı olanı sistematik olarak dezavantajlı kılma

Burada a bias against boring, sıkıcı içeriğe sistematik olarak daha kötü davranma eğilimi anlamına gelir. Bu bağlamda seçim sistemi, insanların tıklamayacağını tahmin ettiği reklamları daha az seçer. Bias, bir robotun duyguları olduğunu değil, sistemin hedefinin ortaya çıkardığı sonucu anlatır. Yaygın yapı a bias against + isim veya isim öbeğidir. Burada boring bir kategori adı olarak kullanılır; sıkıcı reklamlar veya sıkıcı içerikler anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi, sistematik bir dezavantajı adlandıran dersteki ifadeyle tamamlayın: The app rarely recommends long videos, so it has a ____ them.

Cevabı göster

bias against

The auctioneer bot will prefer a lower bid for an ad

1:56

Açık artırmacı bot,

with a higher click rate

1:59

daha yüksek tıklama oranına sahip bir reklamın düşük teklifini,

than a higher bid for an ad with a lower click rate.

2:00

daha düşük tıklama oranına sahip bir reklamın daha yüksek teklifine tercih edecektir.

But boring is in the eye of the beholder. Deyimler

2:03

Ancak sıkıcılık, bakanın gözündedir.

Deyimler

In the eye of the beholder: öznel değerlendirme

In the eye of the beholder deyimi, bir özelliğin onu değerlendiren kişiye bağlı olduğu anlamına gelir. Burada boring nesnel bir gerçek olarak görülmez; farklı izleyiciler aynı reklamı farklı değerlendirebilir. Bilinen söz Beauty is in the eye of the beholder şeklindedir. İngilizcede beauty yerine başka bir öznel özellik veya konu kullanılabilir. Beholder, bir şeyi gören ya da değerlendiren kişi demektir; ancak resmî ve edebî bir havası vardır ve çoğunlukla bu kalıplaşmış deyimin içinde duyulur.

Alıştırma

İnsanların aynı tasarımı farklı değerlendirebileceğini göstermek için deyimi tamamlayın: Good style is ____.

Cevabı göster

in the eye of the beholder

So, in addition to YouTube's bots trying to guess what the video is about, Dilbilgisi

2:05

Yani, YouTube'un botlarının videonun ne hakkında olduğunu tahmin etmeye çalışmasına ek olarak,

there are bots that try to guess what the viewer is about,

2:08

izleyicinin nasıl biri olduğunu tahmin etmeye çalışan botlar da vardır;

Dilbilgisi

in addition to ... there are ...: “X'e ek olarak Y de var” yapısı

In addition to X, there are Y, “X'e ek olarak Y de var” biçiminde bir bilgi çerçevesi kurar. In addition to önce X'i arka plan bilgisi olarak ekler; ardından there are başka bir çoğul grubu, yani Y'yi tanıtır. Burada X videoyu analiz eden botlar, Y ise izleyiciyi analiz eden botlardır. Bu yapı, birbiriyle ilgili iki mekanizmayı ardışık eylemlermiş gibi göstermeden açıklamaya yardımcı olur.

Alıştırma

Cümleyi dersteki iki parçalı yapıyla tamamlayın: ____ the regular science club, ____ two extra workshops this month.

Cevabı göster

In addition to · there are

looking at their watch history and device and activity

2:12

yaşını tahmin etmeye çalışmak için

to try and guess their age, Kelime

2:14

izleme geçmişine, cihazına ve etkinliğine bakarlar,

chromosomes, income, location,

2:16

kromozomları, geliri, konumu,

and interests.

2:17

ve ilgi alanları.

Kelime

try and guess: try to guess ifadesinin gündelik biçimi

Try and guess, try to guess anlamına gelir: kesin olarak bilmeden bir şeyi anlamaya veya tahmin etmeye çalışmak. Bu cümlede kullanıcı verilerine bakmak, botların bu tahmini yapmasına yardımcı olur. Buradaki and genellikle iki ayrı adımı göstermez. Try and + fiilin yalın hâli, ikinci fiilin yapılmaya çalışılan eylemi belirttiği yaygın bir konuşma kalıbıdır.

Alıştırma

"The app will try and guess your location," cümlesinde try and guess en doğal olarak ne anlama gelir?

  1. Uygulama konumunuzu tahmin etmeye çalışacak.
  2. Uygulama başka bir yöntem başarısız olduktan sonra tahmin etmeyi olası bir yöntem olarak kullanacak.
  3. Uygulama önce ayrı bir denemeyi tamamlayacak, ardından bir tahminde bulunacak.
Cevabı göster

Uygulama konumunuzu tahmin etmeye çalışacak.

This information, too,

2:18

Bu bilgiler de

is part of the auction

2:19

açık artırmanın bir parçasıdır

and the advertisers can instruct their bots

2:20

ve reklamverenler botlarına,

to only bid to specific demographics in specific locations,

2:22

sadece belirli konumlardaki belirli demografik gruplara,

in specific categories,

2:25

belirli kategorilerde,

and only up to specific amounts. Kalıp ifadeler

2:26

ve yalnızca belirli miktarlara kadar teklif vermeleri talimatını verebilir.

Kalıp ifadeler

only up to specific amounts: üst sınır belirlemek

Burada only up to specific amounts, her botun teklifi için bir üst sınır belirler. Bot daha düşük teklif verebilir, ancak reklamverenin belirlediği tutarı aşamaz. Değerin garanti edilen veya kesin bir değer değil, bir üst sınır olduğu durumlarda up to + sayı ya da tutar yapısını kullanın. Only bu sınırı daha da vurgular.

Alıştırma

Cümleyi “en fazla” anlamındaki iki sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: You may upload ____ ten files at once.

Cevabı göster

up to

So, whatever ad you saw before this video

2:28

Yani, bu videodan önce gördüğünüz reklam her neyse

didn't plan to be there. Deyimler

2:30

orada olmayı planlamamıştı.

Deyimler

didn't plan to be there: bir reklamı kişileştirmek

Reklam, plan yapabilen bir insan gibi ele alınıyor. Bu, mizahi bir kişileştirmedir: Bir reklamın herhangi bir yerde görünmeye gerçekten niyet etmesi mümkün değildir. Bu bağlamda didn't plan to be there, reklamın tam olarak bu konuma önceden yerleştirilmediği anlamına gelir; otomatik bir seçme ve teklif süreci reklamı videonun önüne koymuştur. Be there, o reklam alanında görünmek demektir.

Alıştırma

Kişileştirme içeren “The weather app changed its mind again,” cümlesinde konuşan kişi büyük olasılıkla ne demek istiyor?

  1. Konuşan kişi uygulamayı eliyle onardı.
  2. Yine farklı bir hava tahmini gösterdi.
  3. Kelimenin tam anlamıyla yeni bir kişisel görüş oluşturdu.
Cevabı göster

Yine farklı bir hava tahmini gösterdi.

It was the result of bot guesses about the video

2:32

O, videoyla ilgili bot tahminlerinin

and bot guesses about you

2:35

ve sizinle ilgili bot tahminlerinin

and bot bids for your attention at that exact millisecond. Deyimler

2:36

ve tam o milisaniyede dikkatinizi çekmek için verilen bot tekliflerinin sonucuydu.

Deyimler

bot bids for your attention: dikkatiniz için bot teklifleri

Bu cümlede bids, guesses ile paralel olan çoğul bir isimdir: sonuç kısmen botların otomatik olarak verdiği tekliflerden doğar. Bir reklam açık artırmasında bu teklifler, reklam gösterme fırsatı için yapılan gerçek para teklifleri olabilir. for your attention ifadesi ayrıca dikkati, reklamverenlerin kazanmak için yarıştığı kıt bir şey gibi gösterir. Size para teklif edilmiyor; sistemler bakışınızı ya da tıklamanızı yakalama fırsatı için yarışıyor.

Alıştırma

Bu cümlede bot bids for your attention ne anlama gelir?

  1. Botlar, izlemeniz karşılığında doğrudan size para teklif eder.
  2. Botlardan hangi videoların ilgiye ihtiyacı olduğunu tahmin etmelerini istersiniz.
  3. Otomatik teklifler, size bir şey gösterme ve dikkatinizi kazanma fırsatı için yarışır.
Cevabı göster

Otomatik teklifler, size bir şey gösterme ve dikkatinizi kazanma fırsatı için yarışır.

Watch videos from this channel on the device of someone demographically different Dilbilgisi

2:40

Bu kanalın videolarını demografik olarak farklı birinin cihazından izleyin

and you'll see different kinds of ads.

2:43

ve farklı türde reklamlar göreceksiniz.

Dilbilgisi

Watch videos ... and you'll see: eylem ve sonuç

Watch videos bir emir cümlesidir. Burada sert bir emir değil, denenebilecek bir eylem sunar. And you'll see beklenen sonucu getirir: o cihazda izlerseniz farklı reklamlar görürsünüz. imperative + and + subject + will kalıbı “A'yı yap, B gerçekleşecek” anlamını ifade eder. if'li bir cümleye göre kısa ve doğrudan bir alternatiftir. Sonuç cümlesi kendi öznesi olan you'yu açıkça belirtir ve you'll kısaltmasında will kullanır.

Alıştırma

Cümleyi emir + and + sonuç kalıbıyla tamamlayın. you will ifadesinin kısaltılmış biçimini kullanın: Take the earlier train, ____ arrive before noon.

Cevabı göster

and you'll

You should try it with this video

2:46

Bunu bu video ile denemelisiniz

on at least two or three or four

2:47

en az iki, üç veya dört cihazda...

Look, watch this video on a lot of different devices.

2:49

Bakın, bu videoyu bir sürü farklı cihazda izleyin.

Anyway, if you want to know how much advertisers pay YouTube and creators,

2:51

Her neyse, reklamverenlerin YouTube'a ve içerik üreticilerine ne kadar ödediğini bilmek istiyorsanız,

there isn't one answer. Anlatım akışı

2:54

bunun tek bir cevabı yoktur.

Anlatım akışı

There isn't one answer: çok etkenli bir açıklamaya giriş yapmak

“There isn't one answer” önce tek, sabit ve her duruma uyan bir cevap olduğu düşüncesini reddeder. Buradaki one, her durumda geçerli olan tek bir cevap anlamındadır; sorunun yanıtlanmasının imkânsız olduğu anlamına gelmez. Bu cümle, söylemi düzenleyerek dinleyiciyi birden çok değişken içeren açıklamaya hazırlar. Sonucu değiştiren koşulları sıralamadan önce bu kalıbı kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Yanıtı çok etkenli bir açıklamaya giriş yapan ifadeyle tamamlayın: Why do delivery times change so much? — ____. Distance, weather, and demand all matter.

Cevabı göster

There isn't one answer

It's all an insta auction and varies wildly by video category, Kalıp ifadeler

2:55

Tamamen anlık bir açık artırmadır ve video kategorisine göre büyük ölçüde değişir,

the viewers,

2:59

izleyicilere,

the time of year,

3:00

yılın zamanına,

advertising budgets,

3:00

reklam bütçelerine,

how many auctions are happening at that exact moment,

3:01

tam o anda kaç açık artırmanın gerçekleştiğine

and how full they are.

3:04

ve ne kadar dolu olduklarına göre.

Kalıp ifadeler

Varies wildly by + etken

“varies wildly by video category” ifadesinde varies farklılık gösterir anlamına gelir, wildly farkların çok büyük olduğunu vurgular ve by sonuçları gruplandırmak ya da karşılaştırmak için kullanılan etkeni tanıtır. Yeniden kullanılabilen kalıp “X varies wildly by Y” şeklindedir: X, Y'nin farklı değerleri veya türleri arasında büyük ölçüde değişir. Burada by eylemi yapanı belirtmez; -e göre veya -e bağlı olarak anlamındadır.

Alıştırma

İngilizce cümleyi bir etkene bağlı olarak büyük farklılık göstermek anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: Hotel prices ____ season, so check several dates.

Cevabı göster

vary wildly by

It's millions of matches a minute of supply and demand. Kültür

3:05

Bu, dakikada gerçekleşen milyonlarca arz ve talep eşleşmesidir.

Kültür

Piyasa güçleri olarak arz ve talep

Bu cümlede supply and demand, fiyatı etkileyen iki piyasa gücünü ifade eder: supply, satın alınabilecek reklam alanının miktarıdır; demand ise reklamverenlerin bu alanı ne kadar satın almak istediğidir. Bu ifade, birbiriyle ilgisiz iki isimden değil, yerleşik tek bir ekonomi kavramından oluşur. Bu güçlerden biri değiştiğinde açık artırma fiyatı da değişebilir.

Alıştırma

Cümleyi iki piyasa gücünü belirten standart ekonomi ifadesiyle tamamlayın: Ticket prices often change with ____.

Cevabı göster

supply and demand

Channels with prized demographics Kelime

3:08

Değerli demografik özelliklere sahip kanallar

may earn five times as much per view as other channels. Dilbilgisi

3:10

izlenme başına diğer kanallardan beş kat daha fazla kazanabilir.

Kelime

Reklamcılıkta prized demographics

Burada prized, ödül almış değil, çok değer verilen veya özellikle arzu edilen anlamına gelir. Reklamcılıkta demographics; yaş, gelir veya konum gibi özelliklere göre sınıflandırılan izleyici gruplarını ya da izleyici özelliklerini ifade eder. Bu nedenle prized demographics, reklamverenlerin özellikle ulaşmak istediği izleyici gruplarıdır. Bu izleyicilere sahip kanallar daha çok kazanabilir çünkü reklamverenler onlara ulaşmak için daha yüksek teklif verebilir.

Alıştırma

Reklamcılıkta prized demographics ne anlama gelir?

  1. Bir ülkede yaşayan toplam insan sayısı
  2. Ödül kazanmış nüfus rakamları
  3. Reklamverenlerin özellikle değerli bulduğu izleyici grupları
Cevabı göster

Reklamverenlerin özellikle değerli bulduğu izleyici grupları

Dilbilgisi

five times as much per view as other channels: görüntüleme başına diğer kanalların beş katı

Çarpan + as much + ... + as kalıbı miktarları karşılaştırır. Burada five times as much, kazanılan miktarın karşılaştırma alınan miktarın beş katı olduğu anlamına gelir; much, gelir veya para gibi sayılamayan miktar kavramlarına uyar. Per view, karşılaştırma birimini belirler. Cümle kanalların toplam gelirini değil, her görüntülemeden elde edilen geliri karşılaştırır.

Alıştırma

Cümleyi tam olarak beşe bir oranını anlatacak şekilde as ... as çarpan kalıbıyla tamamlayın: It earns ____ per view ____ a standard slot.

Cevabı göster

five times as much · as

But you and I both

3:14

Fakat sizin de benim de

know there's still some kind of average number,

3:16

hala bir çeşit ortalama rakam olduğunu bildiğimiz,

something to use as a ballpark, Deyimler

3:19

kabaca bir tahmin olarak kullanılacak bir şey,

and that's what you want to know.

3:21

ve sizin bilmek istediğiniz şey de bu.

Deyimler

use ... as a ballpark: bir sayıyı yaklaşık referans olarak kullanmak

Burada ballpark ismi mecaz anlamdadır: kesin değer bilinmediğinde planlama yapmak için yeterince yakın olan yaklaşık bir sayı veya aralık anlamına gelir. use something as a ballpark yapısında as, sayıya verilen rolü belirtir. Konuşmacı kesin bir sonuç değil, yol gösterici olacak bir ortalama istemektedir.

Alıştırma

Bir ekip arkadaşı “Use 30 minutes as a ballpark for the trip.” diyor. Sizden ne yapmanızı istiyor?

  1. 30 dakika uzakta olan bir spor sahası seçmek.
  2. 30 dakikayı planlama için yaklaşık bir tahmin olarak kabul etmek.
  3. 30 dakikayı kesin ve garantili bir yolculuk süresi olarak kabul etmek.
Cevabı göster

30 dakikayı planlama için yaklaşık bir tahmin olarak kabul etmek.

On average,

3:23

Ortalama olarak,

this number,

3:24

bu rakam,

how many Benjamins? Kültür

3:25

kaç Benjamin (100 dolarlık banknot) eder?

Kültür

How many Benjamins?: para için kullanılan Amerikan argosu

Amerikan argosunda a Benjamin, üzerinde Benjamin Franklin'in portresi bulunduğu için 100 dolarlık Amerikan banknotu demektir. Bu yüzden how many Benjamins? sorusu, miktarın kaç tane yüz dolarlık banknota, yani kaç yüz dolara denk geldiğini şakacı bir dille sorar. Konuşan kişi Benjamin adlı insanları saymıyor. Bu kültürel gönderme, sayısal bir tahmini hafif ve samimi bir soruya dönüştürüyor.

Alıştırma

“how many Benjamins?” sorusunda Benjamins ne anlama gelir?

  1. Benjamin adlı kişiler
  2. Bir sterlinlik İngiliz madeni paraları
  3. Yüz dolarlık banknotlar veya yüz dolarlık birimlerle sayılan miktarlar
Cevabı göster

Yüz dolarlık banknotlar veya yüz dolarlık birimlerle sayılan miktarlar

Okay, a reasonable estimate

3:26

Pekâlâ, makul bir tahmin

is 1 view is worth 1/4 of 1 penny

3:28

1 görüntülenmenin 1 kuruşun 1/4'üne denk olduğudur,

split between YouTube and the creator,

3:31

YouTube ve içerik üreticisi arasında bölüşülür,

which is the first time a penny

3:34

ki bu bir kuruşun

has proved too great a measure of value. Dilbilgisi

3:35

bir değer ölçüsü olarak çok büyük kaldığının kanıtlandığı ilk andır.

Dilbilgisi

too great a measure: too + sıfat + a/an + isim yapısı

Too great a measure, too + sıfat + a/an + tekil sayılabilen isim kalıbını izler. Sıfat, tanımlıktan önce gelir: too difficult a task örneğinde olduğu gibi too great a measure. Buradaki too, yararlı ya da uygun sınırın ötesinde demektir. Burada great “mükemmel” değil, “büyük”; measure ise değeri ifade etmek için kullanılan bir birimdir. Söz konusu miktar bir peniden az olduğu için, onu tam belirtmekte bir peni bile fazla büyük bir birimdir.

Alıştırma

Hangi cümle too + sıfat + a + tekil isim kalıbını doğru kullanır?

  1. That is too a difficult question for a quick answer.
  2. That is too difficult a question for a quick answer.
Cevabı göster

That is too difficult a question for a quick answer.

So, a better way to think about it is 1,000 views Anlatım akışı

3:38

Bunu düşünmenin daha iyi bir yolu, 1.000 görüntülenmenin

generates about $2.50 of advertising dollars.

3:41

yaklaşık 2,50 dolarlık reklam geliri yarattığıdır.

Anlatım akışı

a better way to think about it is: aynı bilgiyi yeni bir çerçeveyle sunmak

A better way to think about it is, aynı bilginin sunuluş biçiminin değişeceğini bildirir. Burada tek bir görüntülemenin çok küçük değeri, 1.000 görüntülemenin daha kolay kavranan değerine dönüştürülür. Buradaki better, “daha doğru” değil, “anlaması daha kolay veya daha yararlı” demektir. Konuşmacı is sözcüğünden sonra dinleyicinin kullanmasını istediği yeni çerçeveyi, ölçeği veya açıklamayı verir.

Alıştırma

Cümleyi a better way to think about it is ifadesiyle tamamlayın: The price per byte is tiny, so ____ to look at the cost per gigabyte.

Cevabı göster

a better way to think about it is

YouTube then splits that money between the creator and themselves 55/45, Kalıp ifadeler

3:44

Daha sonra YouTube bu parayı içerik üreticisi ve kendisi arasında 55/45 oranında böler,

Kalıp ifadeler

split something between A and B: bir şeyi A ile B arasında paylaştırmak

split something between A and B yapısında split bir nesne üzerinde işlem yapar: something toplam miktarı, A ve B ise payları alan tarafları belirtir. Burada that money reklam geliridir; iki alıcı da içerik üreticisi ile YouTube'dur. Bu yapı, bir şeyin kendiliğinden parçalanmasını değil, paylaştırılmasını anlatır. Her alıcının payını göstermek için 55/45 gibi bir oran eklenebilir; sayıların sırası alıcıların sırasıyla eşleşmelidir.

Alıştırma

Cümleyi split something between A and B yapısıyla tamamlayın: The club will ____ the prize ____ Mia ____ Leo.

Cevabı göster

split · between · and

about $1.40 for the creator

3:48

içerik üreticisi için yaklaşık 1,40 dolar

and $1.10 for YouTube.

3:50

ve YouTube için 1,10 dolar.

Or if you want to think big about it,

3:52

Veya bu konuda büyük düşünmek isterseniz,

every million views is $1,400 for the creator

3:53

her bir milyon görüntülenme içerik üreticisi için 1.400 dolar

and $1,100 for YouTube.

3:57

ve YouTube için 1.100 dolardır.

Again, on average,

3:59

Yine, ortalama olarak,

particular channels might be splitting 50 cents per 1,000

4:01

belirli kanallar 1.000 görüntülenme başına 50 senti

or $4.50 per 1,000.

4:04

veya 1.000 görüntülenme başına 4,50 doları bölüşüyor olabilir.

It all depends on the auction. Kalıp ifadeler

4:05

Her şey açık artırmaya bağlı.

Kalıp ifadeler

It all depends on ...: her şey ...e bağlı

Buradaki it, konuşulan sorunun veya sonucun tamamını ifade eder. all, depends sözcüğünü güçlendirir: açık artırma belirleyici koşul olduğu için tek ve sabit bir cevap yoktur. Yeniden kullanılabilen yapı It all depends on + isim veya yan cümledir. on sonrasındaki bölüm, cevabı veya sonucu kontrol eden etkeni belirtir.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki dört sözcüklük ifadeyle tamamlayın: ____ the weather, so we'll decide tomorrow.

Cevabı göster

It all depends on

So, that's how it works.

4:07

İşte işleyiş tam olarak böyle.

A Niagara of content Deyimler

4:08

Bir Niagara şelalesi kadar içerik

sorted and sold by bots Anlatım akışı

4:09

botlar tarafından botlara sınıflandırılıp satılıyor,

to bots for humans to watch.

4:11

insanların izlemesi için.

Deyimler

A Niagara of content: miktarı anlatan şelale benzetmesi

Niagara, muazzam su akışıyla ünlü Niagara Şelalesi ile ilişkili özel addır. A Niagara of content ifadesinde bu ad, miktarı anlatan yaratıcı bir benzetmeye dönüşür; of content, hayal edilen selin içerikten oluştuğunu gösterir. İfade, çok büyük, sürekli ve neredeyse bunaltıcı bir içerik akışı anlamına gelir. İçeriğin Niagara bölgesinden geldiğini söylemez. Bu imge, tarafsız a huge amount of content ifadesinden daha canlıdır.

Alıştırma

Bu cümlede A Niagara of content ne anlama gelir?

  1. Niagara Şelalesi yakınında üretilen içerik
  2. Özenle seçilmiş küçük bir içerik koleksiyonu
  3. Sürekli akan çok büyük miktarda içerik
Cevabı göster

Sürekli akan çok büyük miktarda içerik

Anlatım akışı

sorted and sold by bots to bots for humans to watch ifadesindeki rol sıralaması

content isminden sonra aynı yapıda iki past participle, sorted ve sold, gelir. Bu, kısaltılmış bir edilgen yapıdır: içeriğin sınıflandırıldığını ve satıldığını anlatır. Tekrarlanan /s/ sesi ve eşleşen dil bilgisi biçimi, iki aşamayı kısa ve akılda kalıcı bir çifte dönüştürür. Üç edat grubu, sistemdeki rolleri sırayla ilerletir. by bots sınıflandırma ve satma eylemlerini yapanları, to bots satılan şeyin alıcılarını ya da ulaştığı tarafı, for humans to watch ise son amacı ve izleyici kitlesini gösterir. Bu ilerleyiş karmaşık bir süreci kısaltır ve otomatik alışveriş ile insanların izlemesi arasındaki karşıtlıkla biter.

Alıştırma

Yeni cümleyi by, to ve for ile tamamlayın: The report was checked ____ editors, sent ____ the director, and prepared ____ the public to read.

Cevabı göster

by · to · for