Kahire'deki Son Fes Ustalarından Biri 600 Yıllık Geleneği Nasıl Yaşatıyor | Still Standing: İngilizce çalışma notları

Business Insider

Öğrenme zorluğu
503 kelime 179 kel/dk

Video tanıtımı: Kahire'de bir aile, yasaklara ve azalan talebe rağmen geleneksel fes yapımını yaşatıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. For 600 years, ile has been heating and shaping: Dil bilgisi. Süreyi present perfect continuous ile birleştirip geçmişte başlayan ve hâlâ süren işi anlatın. 2. rose to power: Eşdizim. Bir yönetici, parti veya imparatorluğun siyasi iktidarı ele geçirmesini anlatır; fiziksel yükselme değildir. 3. can rest assured that: Edimbilim. Güvenilir bir olgu, plan veya sözden önce güçlü ve görece resmî güvence vermek için kullanın.

Bu derste

For 600 years, Dilbilgisi

0:02

600 yıldır,

this machine has been heating and shaping traditional fez hats in Cairo.

0:03

bu makine Kahire'de geleneksel fesleri ısıtıp şekillendiriyor.

Dilbilgisi

For 600 years ... has been heating and shaping yapısı

For 600 years, geçmişten bugüne uzanan bir süreyi belirtir. “Ne zaman?” değil, “Ne kadar süredir?” sorusunu yanıtlar. Has been heating and shaping, İngilizcedeki present perfect continuous yapısıdır: has been + -ing. Heating ve shaping paralel eylemlerdir; bu süreçlerin söz konusu dönem boyunca sürdüğünü veya tekrarlandığını ve bugün de zanaatın parçası olduğunu vurgular. Aynı makinenin 600 yıl boyunca hiç durmadan çalıştığını söylemez.

Alıştırma

Cümleyi repair fiilinin present perfect continuous biçimiyle tamamlayın: For three months, the team ____ the town clock, and the work is still continuing.

Cevabı göster

has been repairing

But businesses like this nearly disappeared when the Egyptian government banned this kind of headwear in the 1950s,

0:08

Ancak 1950'lerde Mısır hükümeti bu tür başlıkları yasaklayınca, bunun gibi işletmeler neredeyse tamamen yok oldu;

part of a sweeping push for modernization. Kalıp ifadeler

0:14

bu da kapsamlı bir modernleşme hamlesinin parçasıydı.

Kalıp ifadeler

A sweeping push for modernization ifadesi

A push for modernization, sistemleri, kurumları veya uygulamaları daha modern hâle getirmeye yönelik yoğun bir çabadır. Push burada mecazidir; bir hedefe yönelik örgütlü baskı, eylem veya kampanya anlamına gelir. Sweeping, çabanın tek bir küçük değişiklikle sınırlı olmadığını, geniş kapsamlı ve etkili olduğunu belirtir. Burada ifade, başlık yasağını çok daha büyük bir modernleşme programının parçası olarak sunar; programın yararlı olduğunu tek başına söylemez.

Alıştırma

Geniş kapsamlı ve örgütlü bir çaba anlamına gelen ifadeyi seçin: The government began ___ modernization throughout the country.

  1. a brief discussion of
  2. a sweeping push for
  3. a minor delay in
Cevabı göster

a sweeping push for

Today, Nasser Abd El-Baset is one of the only fez makers left in Cairo. Dilbilgisi

0:18

Bugün Nasser Abd El-Baset, Kahire'de kalan birkaç fes ustasından biri.

Dilbilgisi

one of the only fez makers left: kalan çok az sayıdaki fes ustasından biri

one of the only fez makers left ifadesinde one of, Nasser’ın bir grubun üyesi olduğunu gösterir; dolayısıyla kalan tek usta o değildir. Only ise kalan bu grubun son derece küçük olduğunu vurgular. Kalıp one of the only + çoğul sayılabilen isim + left şeklindedir. Burada left, fez makers ifadesinden sonra gelir ve hâlâ var olan ya da hâlâ bu işi yapan anlamını taşır.

Alıştırma

Hangi cümle Mina’nın kalan çok az sayıdaki teknisyenden biri olduğunu, ancak mutlaka tek teknisyen olmadığını söyler?

  1. Mina is one of the only technicians left in town.
  2. Mina is one of the technicians in town.
  3. Mina is the only technician left in town.
Cevabı göster

Mina is one of the only technicians left in town.

We visited his shop to see how his 130-year-old business is still standing. Deyimler

0:24

130 yıllık işletmesinin nasıl hâlâ ayakta kaldığını görmek için dükkânını ziyaret ettik.

Deyimler

still standing: zorluklardan sağ çıkıp faaliyetini sürdürmek

Bu cümlede still standing mecazidir: 130 yıllık işletme, onu sona erdirebilecek baskılardan sağ çıkmış ve faaliyet göstermeye devam etmiştir. Still bugüne kadar süren devamlılığı vurgularken standing, hayatta kalmayı bir darbeden sonra ayakta durmak şeklinde betimler. İfade, işletmenin geliştiğini veya sorunsuz olduğunu söylemez. Standing sözcüğünün fiziksel bir nesne için gerçek anlamda mı, yoksa bir işletme, kuruluş veya kurum için mecazi anlamda mı kullanıldığını bağlam belirler.

Alıştırma

“After years of funding cuts, the youth center is still standing,” cümlesinde still standing büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Yalnızca merkezin binası fiziksel olarak ayakta duruyor.
  2. Gençlik merkezi hiçbir mali sorun yaşamadan faaliyet gösteriyor.
  3. Gençlik merkezi kesintilerden sağ çıktı ve faaliyet göstermeye devam ediyor.
Cevabı göster

Gençlik merkezi kesintilerden sağ çıktı ve faaliyet göstermeye devam ediyor.

For over four decades,

0:34

Kırk yılı aşkın süredir,

Nasser has been crafting what was once a symbol of Ottoman life. Dilbilgisi

0:35

Nasser, bir zamanlar Osmanlı yaşamının simgesi olan fesleri üretiyor.

Dilbilgisi

what was once a symbol of Ottoman life: bir zamanlar Osmanlı yaşamının simgesi olan şey

Burada what soru sormaz. “the thing that” anlamını taşır; bu nedenle what was once a symbol of Ottoman life, “bir zamanlar Osmanlı yaşamının simgesi olan şey” demektir. Buna kaynaşık ilgi yan cümlesi denir: yan cümlenin tamamı Nasser'ın üretmekte olduğu nesneyi belirtir. Once burada “bir zamanlar, eskiden” anlamındadır. Nesnenin simge olma rolünü geçmişe yerleştirir, ancak nesnenin artık var olmadığını söylemez.

Alıştırma

“The museum restored what was once a train station,” cümlesinde “what was once a train station” ne anlama gelir?

  1. Müze, tren istasyonunu bir kez restore etti.
  2. Müze, hangi tren istasyonunu restore etmesi gerektiğini sordu.
  3. Müze, eskiden tren istasyonu olan binayı restore etti.
Cevabı göster

Müze, eskiden tren istasyonu olan binayı restore etti.

Every single one is custom-made.

0:49

Her biri kişiye özel yapılıyor.

The first step is to build the structure of the hat. Anlatım akışı

0:53

İlk adım, şapkanın iskeletini oluşturmak.

Anlatım akışı

The first step is to + fiilin yalın hâli

The first step is to + fiilin yalın hâli, sıralı bir sürecin başladığını belirtir. Bu cümlede, şapkanın yapısını oluşturmanın ilk aşama olduğunu dinleyiciye bildirir. Bu kalıp bilgileri açık bir sıraya koyar: The first step aşamayı adlandırır, is to aşamayı eyleme bağlar ve to sonrasındaki fiil yalın hâlde kalır. Build yerine başka bir süreçteki ilk eylemi getirebilirsiniz.

Alıştırma

Bir tarifin başlangıcını hedef kalıpla tamamlayın: “____ wash the vegetables.”

Cevabı göster

The first step is to

Nasser uses woven straw to craft the base.

0:56

Nasser tabanı hasır örgüden yapıyor.

He sprays it with water to make it more malleable. Notlar

1:09

Daha kolay şekil alması için üzerine su püskürtüyor.

Kalıp ifadeler

Bir nesneye sıvı püskürtmek: “sprays it with water”

spray + nesne + with + sıvı yapısı, sıvıyı küçük damlalar hâlinde nesnenin üzerine uygulamak anlamına gelir. Bu cümlede it, örülmüş hasır şapka tabanını; water ise püskürtülen sıvıyı ifade eder. İşlem gören nesne doğrudan spray fiilinden sonra gelir; with ise kullanılan sıvıyı belirtir: spray the plant with water.

Alıştırma

Bahçecilik yönergesini spray fiilinin doğru biçimiyle ve object + with + liquid yapısıyla tamamlayın: Every morning, the gardener ____ the seedlings ____ water.

Cevabı göster

sprays · with

Dilbilgisi

“to make it more malleable” ifadesinde amaç ve sonuç

To make it more malleable bir amaç mastarıdır; şapka tabanına neden su püskürttüğünü açıklar. Amaç ifadesindeki make, “üretmek” anlamında değil, ettirgen anlamdadır. make + nesne + sıfat yapısı, nesnenin o duruma gelmesini sağlamak demektir. More malleable sonucu, yani nesnenin eskisinden daha kolay bükülmesini veya biçimlendirilmesini anlatır.

Alıştırma

Cümleyi, nesneden önce gelmesi gereken amaç mastarı ve ettirgen fiille tamamlayın: The designer increased the contrast ____ the text easier to read.

Cevabı göster

to make

To get the right shape,

1:33

Doğru şekli elde etmek için,

he uses these copper molds.

1:34

bu bakır kalıpları kullanıyor.

They're more than six centuries old.

1:36

Bu kalıplar altı yüzyıldan daha eski.

Nasser says they once tried to make new machines,

1:52

Nasser, bir zamanlar yeni makineler yapmayı denediklerini,

but couldn't find any factories that still manufacture the right parts.

1:55

ancak gerekli parçaları hâlâ üreten hiçbir fabrika bulamadıklarını söylüyor.

The inside is lined with green or blue silk. Kalıp ifadeler

2:00

İç kısmı yeşil ya da mavi ipekle kaplanıyor.

Kalıp ifadeler

be lined with + malzeme

Burada is lined with, “iç tarafında bir şeyden oluşan bir katman vardır” anlamına gelir. Lined, line fiilinin geçmiş zaman ortacıdır ve be lined with + malzeme edilgen yapısında kullanılır; green or blue silk iç katmanda kullanılan malzemeyi belirtir. Bu yapı giysi, çanta, kutu, oda ve benzeri nesnelerin iç yüzeyinin başka bir malzemeyle kaplandığını veya tamamlandığını anlatır. Nesnenin üzerine çizgi çizildiği ya da insanların sıra hâlinde durduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

“İç tarafında … katmanı bulunmak” anlamındaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: The winter coat ____ soft fleece.

Cevabı göster

is lined with

Then it's time to shape the signature red felt. Notlar

2:09

Ardından sıra, kendine özgü kırmızı keçeyi şekillendirmeye geliyor.

Anlatım akışı

Then it's time to + fiil

Then, tamamlanmış adımdan sonraki aşamaya geçişi belirtir. It's time to + fiilin yalın hâli, başlaması gereken eylemi duyurur; bu yüzden ifadenin tamamı saati sormak yerine süreci düzenler. Bu kalıp gösterilerde, yönergelerde ve ekip çalışmalarında kullanışlıdır: bir aşamanın tamamlandığını söyleyin, ardından sıradaki eylemi tanıtmak için Then it's time to ... kullanın.

Alıştırma

Öğretici anlatımdaki geçişi hedef yapıyla tamamlayın: The files are backed up. Then ____ install the update.

Cevabı göster

it's time to

Kelime

signature red felt: ayırt edici özellik anlamındaki signature

signature red felt ifadesinde signature, red felt ifadesini niteler. Kırmızı keçenin geleneksel fes görünümüyle güçlü biçimde ilişkilendirilen, ayırt edici ve kolay tanınan bir özellik olduğu anlamına gelir. Aktarılabilir signature + isim kalıbı, bir şeyi bir kişinin, markanın, yerin veya geleneğin kimliğinin parçası olarak sunar. signature dish ve signature style buna örnektir.

Alıştırma

Cümleyi “ayırt edici ve bu restoranla güçlü biçimde ilişkili” anlamına gelen sıfatla tamamlayın: The restaurant is known for its ____ lemon pie.

Cevabı göster

signature

There are several types of fezzes.

2:44

Birkaç farklı fes türü var.

The difference in design depends on who is wearing it. Dilbilgisi

2:47

Tasarım, onu kimin taktığına göre değişiyor.

Dilbilgisi

depends on who is wearing it: iç içe bir who yan cümlesi

Depends on, “tarafından belirlenir” veya “duruma göre değişir” anlamına gelir. Burada on edatı, who is wearing it yan cümlesinin tamamını nesne olarak alır: fesi takan kişinin kimliği tasarım farkını belirler. Bu, ayrı bir soru değil, bir bildirme cümlesinin içine yerleştirilmiş wh yan cümlesidir. Who, is wearing yapısının öznesi olduğu için yan cümle who + is wearing + it sırasını korur; hiçbir do biçimi eklenmez ve cümle noktayla biter.

Alıştırma

Bu bildirme cümlesini hangi seçenek doğru tamamlar? The final room assignment depends on ____.

  1. who is attend
  2. who does attending
  3. who attending is
  4. who is attending
Cevabı göster

who is attending

And each one has its own mold,

2:50

Her birinin kendine ait bir kalıbı var,

some named after Ottoman rulers. Kalıp ifadeler

2:52

bazıları da adını Osmanlı hükümdarlarından alıyor.

Kalıp ifadeler

named after: adını …den almak

“some named after Ottoman rulers” ifadesi kısaltılmış bir yapıdır. some, some of the molds yani kalıpların bazılarını belirtir; named after ise bu kalıpları açıklar. Tam anlamı “some molds that are named after Ottoman rulers” şeklindedir. Be named after, bir kişinin, yerin veya şeyin adından hareketle adlandırılmak anlamına gelir ve çoğu zaman saygı ya da anma anlamı taşır. Adın kaynağını belirtir; adı kimin seçtiğini veya verdiğini belirtmez.

Alıştırma

Adın kaynağını gösteren ifadeyle cümleyi tamamlayın: The library was ____ the town's first doctor.

Cevabı göster

named after

Right now,

3:09

Şu anda,

Nasser is making an Azhar fez. Kültür

3:09

Nasser bir Ezher fesi yapıyor.

It's been worn by Islamic scholars and imams for centuries. Dilbilgisi

3:12

Bu fes, yüzyıllardır İslam âlimleri ve imamlar tarafından takılıyor.

Kültür

Azhar fez: Ezher fesi

Burada an Azhar fez, belirli bir geleneksel fes türünü ifade eder: Azhar türü tanımlar, fez ise yapılan nesnedir. Bir rengi, malzemeyi veya genel bir markayı tarif etmez. Bu bağlamda söz konusu tür, yüzyıllardır İslam âlimleri ve imamlarla ilişkilendirilmiştir. Bu ilişki geleneksel bir dinî rolü göstermeye yardımcı olur; ancak her fesin Azhar fez olduğu veya her dinî liderin böyle bir fes taktığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu parçada Azhar fez neyi ifade ediyor?

  1. Beyaz kumaştan yapılmış herhangi bir fes
  2. İslam âlimleri ve imamlarla ilişkilendirilen belirli bir geleneksel fes türü
  3. Tüm modern feslerin marka adı
Cevabı göster

İslam âlimleri ve imamlarla ilişkilendirilen belirli bir geleneksel fes türü

Dilbilgisi

It's been worn ... for centuries: present perfect edilgen yapı

It's been worn ifadesindeki It's, It is değil It has anlamındadır. Has + been + geçmiş zaman ortacı worn, present perfect edilgen yapısını oluşturur: nesne eyleme maruz kalır; eylemi yapan kişiler atlanabilir veya by ile başlayan bir öbekle belirtilebilir. For centuries, uzak geçmişten bugüne veya en azından bugünle ilişkili bir döneme kadar uzanan süreyi belirtir. “Özne + has/have been + geçmiş zaman ortacı + for + süre” kalıbı, uzun zamandır devam eden edilgen bir geleneği ya da uygulamayı anlatmak için kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi wear fiilinin present perfect edilgen biçimiyle ve derste geçen, 'yüzlerce yıldır' anlamındaki tam zaman ifadesiyle tamamlayın: This ceremonial robe ____ by community leaders ____.

Cevabı göster

has been worn · for centuries

The machine reaches up to 350 degrees Fahrenheit. Kalıp ifadeler

3:32

Makine 350 Fahrenheit derecesine kadar ısınıyor.

Kalıp ifadeler

up to 350 degrees Fahrenheit: kesin bir değer değil, üst sınır

Up to + sayı bir üst sınır belirtir. Reaches up to 350 degrees Fahrenheit, makinenin 350 Fahrenheit dereceye kadar çıkabilecek kapasitede olduğu anlamına gelir; normalde veya her zaman tam bu sıcaklıkta çalıştığı anlamına gelmez. Başka bağlamlarda da kullanılabilen up to + sayı/birim kalıbı; azami kapasiteyi, süreyi, hızı, fiyatı, sıcaklığı veya ölçülebilen başka miktarları anlatabilir. Reaches ile birlikte, zorunlu bir ayarı değil, makinenin olası aralığını veya kapasitesini belirtir.

Alıştırma

Bir mekânın azami kapasitesi 800 kişidir, ancak daha küçük kalabalıklar da yaygındır. Hangi cümle bunu doğru biçimde ifade eder?

  1. The venue can hold at least 800 people.
  2. The venue can hold up to 800 people.
  3. The venue always holds exactly 800 people.
Cevabı göster

The venue can hold up to 800 people.

Figuring out just the right temperature for each hat is a delicate dance. Notlar

3:36

Her fes için tam doğru sıcaklığı bulmak, son derece hassas bir denge gerektiriyor.

Dilbilgisi

Figuring out ... öbeğini özne olarak kullanmak

Burada Figuring out, yalnızca matematiksel hesap yapmak değil; düşünerek, deneyerek veya kontrol ederek bir şeyi belirlemek demektir. Just the right temperature, her şapka için tam uygun sıcaklık anlamına gelir. Figuring out just the right temperature for each hat biçimindeki -ing öbeğinin tamamı is fiilinin öznesidir. Bir etkinliği isim gibi çalışan bir öbeğe dönüştürmek, tüm süreci cümlenin konusu yapıp ardından zorluğunu veya gerektirdiği beceriyi açıklamayı sağlar.

Alıştırma

Etkinliğin özne olması için figure out fiilinin -ing biçimiyle cümleyi tamamlayın: ____ the safest route takes time.

Cevabı göster

Figuring out

Deyimler

a delicate dance: gerçek dans değil, dikkatli koordinasyon

A delicate dance, birden fazla unsur arasında dikkatli ve sürekli ayarlama gerektiren bir süreci anlatan mecazdır. Burada her şapkanın sıcaklığını doğru ayarlamak, iki yönde de küçük hatalardan kaçınmayı gerektirir. Dans imgesi, uyumlu hareketleri ve dengeyi çağrıştırır. Delicate, sonucun küçük bir hatayla kolayca bozulabileceğini vurgular; yalnızca zarif veya güzel anlamına gelmez.

Alıştırma

“Planning the school festival is a delicate dance,” cümlesinde a delicate dance ne anlama gelir?

  1. Birden fazla unsurun dikkatle koordine edilmesini gerektiren bir süreç
  2. Tek ve açık bir adımı olan kolay bir görev
  3. Nazikçe yapılan gerçek bir dans
Cevabı göster

Birden fazla unsurun dikkatle koordine edilmesini gerektiren bir süreç

Nasser glues the felt and straw together. Kalıp ifadeler

4:04

Nasser keçeyle hasırı birbirine yapıştırıyor.

Kalıp ifadeler

Glue A and B together: A ile B’yi birbirine yapıştırmak

Burada glues, “tutkalla yapıştırır” anlamında bir fiildir. Nesne öbeği the felt and straw birleştirilen iki malzemeyi adlandırır; together ise sonucu, yani bunların tek bir birleşik parça olmasını anlatır. Tekrar kullanılabilen kalıp glue + A and B + together şeklindedir. Hem yapıştırma eyleminin hem de birleşmiş sonucun önemli olduğu el işi, montaj ve onarım talimatlarında kullanışlıdır.

Alıştırma

Hangi talimat “keçe ile kartonu yapıştırıcı kullanarak tek parça hâline getirmek” anlamını en doğal biçimde verir?

  1. Put the felt and cardboard together.
  2. Glue the felt and cardboard together.
  3. Glue the felt and cardboard at the same time.
Cevabı göster

Glue the felt and cardboard together.

And then his son,

4:07

Ardından oğlu

Mohammad,

4:08

Mohammad,

handles the finishing touches. Kalıp ifadeler

4:09

son rötuşları yapıyor.

Kalıp ifadeler

Handle the finishing touches: son rötuşlarla ilgilenmek

Burada handles, “sorumluluğunu üstlenip ilgilenir” anlamına gelir. The finishing touches, ana çalışma tamamlandıktan sonra sonucu daha özenli veya hazır hâle getirmek için eklenen küçük son ayrıntılardır. handle the finishing touches kalıbı, son iyileştirme aşamasından kimin sorumlu olduğuna odaklanır. Fiziksel olarak bir şeye dokunmak anlamına gelmez ve tüm işi bitirmek demekten daha özeldir.

Alıştırma

Cümleyi “küçük son ayrıntıların sorumluluğunu üstlenmek” anlamındaki dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The main layout is done, and Maya will ____.

Cevabı göster

handle the finishing touches

Colored tassels used to signify different professions. Dilbilgisi

4:12

Eskiden farklı renklerdeki püsküller farklı meslekleri simgeliyordu.

Dilbilgisi

used to signify: geçmişteki bir işlev

used to signify ifadesinde used to + fiilin yalın hâli, geçmişte var olan fakat artık bulunmayan veya genel olarak geçerli olmayan bir işlevi anlatır. Burada signify, belirtmek ya da temsil etmek anlamındadır; dolayısıyla colored tassels öznesi geçmişte meslekleri ayırt etme işlevine sahipti. used sözcüğünden önce be biçimi yoktur; bu nedenle yapı etken bir geçmiş yapısıdır: meslekleri belirten şey püsküllerin kendisidir. Günümüzdeki durum açıkça söylenmese bile bu yapı genellikle geçmişle bugünü karşılaştırır.

Alıştırma

Cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: The old station is now a café, but it ____ serve commuters from nearby towns.

Cevabı göster

used to

This white fabric is unique to the Azhar fez. Kalıp ifadeler

4:16

Bu beyaz kumaş yalnızca Ezher fesine özgü.

Kalıp ifadeler

is unique to: yalnızca bir şeye özgü özellik

is unique to the Azhar fez ifadesinde unique to + isim, beyaz kumaşın yalnızca bu fes türüne ait olduğunu veya sadece onda bulunduğunu söyler. Bu, yalnızca sıra dışı olma değil, sınırlı dağılım iddiasıdır. be unique to yapısında to sonrasındaki isim, özelliğe sahip olan tek nesneyi, grubu, yeri veya kapsamı belirtir. Bir şeyin bir kişi için duygusal açıdan özel olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir bitki doğal olarak yalnızca tek bir adada yetişiyor. Hangi cümle bu yalnızca oraya özgü olma iddiasını belirtir?

  1. The plant is common on that island.
  2. The plant is unique to that island.
  3. The plant is characteristic of that island.
Cevabı göster

The plant is unique to that island.

Today, it's a more traditional look reserved for religious leaders. Kelime

4:19

Bugün bu, dinî liderlere özgü daha geleneksel bir görünüm.

Kelime

reserved for religious leaders: dinî liderlere ayrılmış

Bu cümlede reserved for, bu geleneksel görünümün esas olarak dinî liderler için ayrıldığı veya kullanımının onlarla sınırlandırıldığı anlamına gelir. Görünümü normalde kimin kullanmasına izin verildiğini ya da kimden kullanmasının beklendiğini belirtir; burada reserved, “içine kapanık veya mesafeli” anlamına gelmez. be reserved for + kişi, grup veya kullanım yapısı, belirli ya da sınırlı bir alıcıyı, kullanıcıyı veya amacı gösterir. Kıyafetler, koltuklar, odalar, kaynaklar ya da etkinlikler için kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi doğru edatla tamamlayın: These front-row seats are reserved ____ guests with mobility needs.

Cevabı göster

for

But the fez was once much more widespread. Dilbilgisi

4:24

Ancak fes bir zamanlar çok daha yaygındı.

Dilbilgisi

much more widespread: çok daha yaygın

Much, karşılaştırma ifadesi more widespread’i güçlendirir. Farkın büyük olduğunu anlatır: Geçmişte fes çok daha geniş bir insan kitlesi tarafından veya çok daha fazla yerde kullanılıyordu. Farkın büyüklüğünü vurgulamak için much sözcüğünü much more common, much easier, much better örneklerindeki gibi karşılaştırma biçiminden önce kullanın. Widespread, bir şeyin birçok yerde bulunması veya birçok kişi tarafından kullanılması anlamına gelir; fiziksel olarak yayılıp açılması anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi much veya very ile tamamlayın: The updated map is ____ more accurate than the old one.

Cevabı göster

much

It was a defining symbol of the entire Ottoman Empire that rose to power in the 14th century Kalıp ifadeler

4:28

Fes, 14. yüzyılda yükselişe geçen Osmanlı İmparatorluğu'nun ayırt edici simgesiydi

Kalıp ifadeler

A defining symbol of: kimliğin merkezî bir göstergesi

Bu cümlede a defining symbol of the entire Ottoman Empire, insanların imparatorluğu tanımasına ve zihinlerinde canlandırmasına yardımcı olacak kadar karakteristik bir simgeyi anlatır. Defining, simgenin merkezi ve temsil edici rolünü belirtir; tanım vermek anlamına gelmez. a defining symbol of + grup, dönem, yer veya kurum kalıbı, bir şeyi yalnızca o konuyla gevşek biçimde ilişkili değil, onun kimliğinin bir parçası olarak sunar.

Alıştırma

Anıt şehrin kamusal kimliğinin merkezinde gösteriliyorsa cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? The monument became ___ the rebuilt city.

  1. a definition of
  2. a defining symbol of
  3. a symbol of
Cevabı göster

a defining symbol of

Kalıp ifadeler

Rose to power: siyasi kontrolü ele geçirmek

Rose to power, rise to power ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. Burada Osmanlı İmparatorluğu’nun siyasi kontrolü ele geçirip yönetici bir güç hâline gelmesi anlamındadır; rise fiziksel olarak yukarı çıkmayı değil, mecazi bir yükselişi anlatır. Özne + rise/rose to power kalıbı; bir hükümdarın, partinin, hareketin veya devletin otoriteyi nasıl elde ettiğini anlatırken yaygın olarak kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi siyasi kontrolü ele geçirmek anlamındaki geçmiş zaman ifadesiyle tamamlayın: After the old government collapsed, the coalition ____.

Cevabı göster

rose to power

and controlled large swaths of Europe, Kalıp ifadeler

4:34

ve imparatorluk zirve döneminde Avrupa'nın geniş bölgelerini,

Africa,

4:36

Afrika'yı,

and the Middle East at its peak. Kalıp ifadeler

4:36

ve Orta Doğu'yu kontrol ediyordu.

Kalıp ifadeler

large swaths of: geniş alanlar

Large swaths of, özellikle toprak veya bölgeden söz ederken “geniş alanlar” anlamına gelir. Burada Avrupa, Afrika ve Orta Doğu'nun bazı kısımlarını bir araya getirerek çok geniş bir coğrafi erişim tablosu oluşturur. Swath aslında geniş bir şerit anlamına gelir, ancak bu yapıda mecazi olarak kullanılır. Büyük ölçekli bir kapsamı anlatmak için large swaths of + yer veya alanla ilgili bir isim yapısını kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Cümleyi “geniş alanlar” anlamındaki resmî ifadeyle tamamlayın: The wildfire burned through ____ the national park.

Cevabı göster

large swaths of

Kalıp ifadeler

at its peak: zirve döneminde

At its peak, bir şeyin büyüklük, güç, etkinlik, başarı veya performans bakımından en yüksek düzeyine ulaştığı zamanı ifade eder. Bu cümlede its imparatorluğu belirtir ve ifade, topraklarının en geniş olduğu dönemi gösterir. Peak burada mecazidir; bir dağın zirvesi anlamında değildir. İfade bir en yüksek noktayı belirtir, ancak aynı düzeyin o şeyin tüm tarihi boyunca sürdüğü anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi “en yüksek düzeyinde olduğu zaman” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: The online game had ten million daily players ____.

Cevabı göster

at its peak

In the early 19th century,

4:39

19. yüzyılın başlarında,

Sultan Mahmud II wanted to modernize society by phasing out the turban Notlar

4:41

Sultan II. Mahmud, sarığı aşamalı olarak kaldırarak toplumu modernleştirmek

and requiring all Ottoman men to wear the fez instead. Dilbilgisi

4:46

ve tüm Osmanlı erkeklerinin onun yerine fes takmasını zorunlu kılmak istiyordu.

Dilbilgisi

Yöntemi belirten by + -ing: by phasing out the turban

Burada by + -ing, daha önce belirtilen toplumu modernleştirme hedefine ulaşmak için kullanılan yöntemi gösterir. By phasing out the turban, “Toplumu nasıl modernleştirmeyi amaçladı?” sorusunu yanıtlar. By bir edat olduğu için phase fiili phasing biçimini alır. Cümlenin tamamında phasing out ile requiring, aynı by tarafından yönetilen paralel yöntemlerdir; ikisinin de örtük öznesi ana cümlenin öznesi Sultan Mahmud II’dir.

Alıştırma

Cümleyi by ve send fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The team shortened its meetings ____ the agenda in advance.

Cevabı göster

by sending

Öbek fiiller

phase out: phasing out

Phase out, bir şeyi çoğunlukla planlanmış aşamalarla yavaş yavaş kullanımdan kaldırmak demektir. Burada phasing out the turban, sarığın bir anda ortadan kaldırılmasını değil, kullanımının zaman içinde sona erdirilmesini anlatır. Out, phase out öbek fiilinin bir parçasıdır; başka bir yere doğru hareketi ifade etmez.

Alıştırma

Cümleyi “kullanmayı aşamalı olarak bırakmak” anlamındaki öbek fiille tamamlayın: The company will ____ disposable packaging over three years.

Cevabı göster

phase out

Dilbilgisi

requiring all Ottoman men to wear the fez içindeki require + kişi + to-infinitive yapısı

requiring all Ottoman men to wear the fez ifadesinde requiring bir kural getirir: all Ottoman men bu kuralın uygulandığı kişilerdir; to wear the fez ise yapmak zorunda oldukları eylemdir. Başka durumlara aktarılabilen etken yapı require + kişi veya grup + to + fiilin yalın hâli biçimindedir. Burada to-infinitive zorunludur: require someone to do something kullanılır, require someone do something kullanılmaz.

Alıştırma

Cümleyi wear fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The laboratory requires all visitors ____ protective glasses.

Cevabı göster

to wear

So people who preferred sticking to tradition began wrapping a turban around a fez, Notlar

4:50

Bu nedenle geleneğe bağlı kalmak isteyenler fesin etrafına sarık sarmaya başladı;

similar to the Azhar style Nasser makes today.

4:54

tıpkı Nasser'in bugün yaptığı Ezher tarzında olduğu gibi.

Öbek fiiller

sticking to tradition: yerleşmiş bir uygulamayı izlemeye devam etmek

Sticking to tradition, yerleşmiş gelenek veya uygulamaları, özellikle değişim baskısı ya da fırsatı varken izlemeye devam etmek anlamına gelir. Buradaki stick fiziksel olarak yapışmak anlamında değildir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp stick to + isim veya -ing biçimidir: stick to a plan, stick to the rules ya da stick to doing what works. Bu cümlede sticking, preferred sözcüğünden sonra gelen bir gerund'dır; to ise stick to ifadesinin parçasıdır ve edat işlevi görür.

Alıştırma

İzlemeye devam etmek anlamındaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: Even after the budget changed, the team decided to ____ the original plan.

Cevabı göster

stick to

Kültür

wrapping a turban around a fez: iki başlığı birleştirmek

Bu ifade tek bir birleşik kullanım biçimini anlatır: sarık fesin dışına sarılmıştır, yani kişi ikisini aynı anda takmıştır. Fes yerine sarığın seçildiği anlamına gelmez. Bu tarihsel bağlamda fes yeni politikaya uyumu sağlarken dıştaki sarık geleneksel görünümü korumuştur. Bu karma biçim, sonucun Nasser'in bugün yaptığı Ezher tarzıyla neden karşılaştırıldığını açıklar.

Alıştırma

Bu cümlede wrapping a turban around a fez ne anlama geliyor?

  1. Sarık fesin dışına sarılmış, böylece ikisi birlikte takılmıştır.
  2. Sarık çıkarılıp yerine fes takılmıştır.
  3. Fes sarığın dışına sarılmıştır.
Cevabı göster

Sarık fesin dışına sarılmış, böylece ikisi birlikte takılmıştır.

But by the time the Ottoman Empire fell in 1922, Notlar

4:58

Ancak Osmanlı İmparatorluğu 1922'de yıkıldığında,

the fez was considered old-fashioned. Dilbilgisi

5:02

fes artık demode kabul ediliyordu.

Dilbilgisi

by the time: daha sonraki bir zamanı referans noktası yapmak

By the time, daha sonra gerçekleşen bir olayı veya tarihi zaman açısından referans noktası olarak tanıtır. Ana cümle, bu noktaya ulaşıldığında neyin zaten doğru olduğunu, tamamlandığını veya değiştiğini anlatır. Burada 1922'de Osmanlı İmparatorluğu'nun yıkılması referans noktasıdır ve o zamana kadar fes eski moda sayılan bir şey hâline gelmiştir. Bu yapı, yalnızca iki şeyin aynı anda olduğunu söylemek yerine, belirli bir dönemde yaşanan değişimin sonucunu göstermeye yarar.

Alıştırma

Toplantının Mia gelmeden önce başladığını vurgulayan üç kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ Mia arrived, the meeting had already started.

Cevabı göster

By the time

Kelime

'the Ottoman Empire fell' ifadesindeki fell: yönetici bir gücün sona ermesi

"the Ottoman Empire fell" ifadesinde fell, fall fiilinin geçmiş zaman biçimidir ve imparatorluğun egemenliğinin çöktüğünü veya sona erdiğini anlatır. Fiziksel olarak aşağı düşme anlamına gelmez. Özne bir imparatorluk, hanedan, hükümet veya rejim gibi siyasi bir yapı olduğunda fall çoğu zaman iktidarı kaybetmeyi anlatır. Tarih metinlerinde bir şehir düşman kuvvetleri tarafından ele geçirildiğinde de fall kullanılabilir.

Alıştırma

"The Ottoman Empire fell in 1922" cümlesinde fell ne anlama gelir?

  1. İmparatorluk fiziksel olarak daha aşağı bir yere düştü.
  2. İmparatorluk yeniden moda oldu.
  3. İmparatorluk iktidarını kaybetti ve sona erdi.
Cevabı göster

İmparatorluk iktidarını kaybetti ve sona erdi.

Dilbilgisi

was considered old-fashioned: genel bir değerlendirmeyi aktarmak

was considered old-fashioned ifadesinde was considered, consider fiilinin geçmiş zamandaki edilgen biçimidir; old-fashioned ise fese yüklenen nitelemedir. Yapı, bu görüşü kimin taşıdığını söylemeden insanların genel olarak fesi eski moda gördüğünü anlatır. Bu kalıp nesnel bir gerçeği kanıtlamaz, bir değerlendirmeyi aktarır. Zamana ve tekillik-çoğulluğa göre be biçimini değiştirin: is considered, was considered, are considered veya were considered.

Alıştırma

Geçmiş zamanda be considered + sıfat kalıbını kullanarak cümleyi iki sözcükle tamamlayın: Twenty years ago, online shopping ____ risky.

Cevabı göster

was considered

Turkey's first president wanted to Westernize his people by replacing the traditional Ottoman headpiece Notlar

5:05

Türkiye'nin ilk cumhurbaşkanı, halkını Batılılaştırmak için geleneksel Osmanlı başlığını

with the European top hat.

5:10

Avrupa tarzı silindir şapkayla değiştirmek istiyordu.

Kelime

Westernize: Batı ile ilişkilendirilen modelleri benimsetmek

Bu cümlede Westernize, bir toplumu liderlerinin Batı Avrupa veya genel olarak Batı ile ilişkilendirdiği modellere, özellikle kurumlar, gelenekler, giyim veya kamusal yaşam bakımından daha çok benzetmek demektir. Silindir şapka politikası bu kültürel yönelişin bir örneği olarak sunulur. Kelime, haritada batıya doğru hareket etmeyi değil, ideolojik veya kültürel bir yönelişi anlatır. Ayrıca tek başına iyileştirmek anlamına gelmez: Konuşan kişi Batılılaşmayı destekleyebilir, eleştirebilir veya tarafsız biçimde betimleyebilir.

Alıştırma

Westernize bu cümlede ne anlama geliyor?

  1. Toplumun Batı ile ilişkilendirilen kurumları, gelenekleri veya görünüş biçimlerini benimsemesini sağlamak
  2. Nüfusu ülkenin batı kısmına taşımak
  3. Toplumun her yönünü otomatik olarak iyileştirmek
Cevabı göster

Toplumun Batı ile ilişkilendirilen kurumları, gelenekleri veya görünüş biçimlerini benimsemesini sağlamak

Kalıp ifadeler

replace A with B: önce eski öğe, with sonrasında yeni öğe

replace A with B kalıbı, A'yı kaldırmak, kullanmayı bırakmak veya ondan vazgeçmek ve yerine B'yi koymak anlamına gelir. Altyazıda A traditional Ottoman headpiece, B ise European top hat ifadesidir. Yönü sabit tutun: with önündeki öğe eski, with sonrasındaki öğe yenidir.

Alıştırma

Kliniğin kâğıt formları kullanmayı bırakıp bir uygulama kullanmaya başlayacağı anlamını vermek için cümleyi replace A with B kalıbıyla tamamlayın: The clinic is ____ its paper forms ____ a mobile app.

Cevabı göster

replacing · with

And by 1925,

5:12

1925'e gelindiğinde ise,

wearing a fez in Turkey was punishable by a month in prison. Kelime

5:13

Türkiye'de fes takmanın cezası bir ay hapisti.

Kelime

was punishable by a month in prison: olası yasal ceza

was punishable by a month in prison ifadesinde punishable by, yasanın bu eylem için uygulanmasına izin verdiği cezayı belirtir. A month in prison olası yasal cezadır; by cezayı veren kişiyi göstermez. Cümle, herkesin gerçekten başına geleni değil, yasal bir sonucu anlatır. Kullanışlı kalıp şöyledir: eylem veya suç + be punishable by + ceza.

Alıştırma

Bu cümleyi okuyun ve doğru yorumu seçin: Unauthorized entry is punishable by up to six months in prison.

  1. İçeri giren herkesin otomatik olarak tam altı ay hapsedildiği anlamına gelir.
  2. Yasa en fazla altı aylık bir cezaya izin verir, ancak her suçlunun bu cezayı aldığını söylemez.
Cevabı göster

Yasa en fazla altı aylık bir cezaya izin verir, ancak her suçlunun bu cezayı aldığını söylemez.

But most Egyptians still embraced fez styles well into the 1950s. Notlar

5:17

Ancak Mısırlıların çoğu 1950'lerin sonlarına dek farklı fes tarzlarını benimsemeyi sürdürdü.

Kelime

embraced fez styles: etkin kabul ve benimseme

Burada embraced mecaz anlamda kullanılmıştır. embraced fez styles ifadesi, Mısırlıların çoğunun bu tarzları memnuniyetle karşıladığı, beğendiği ve giymeyi seçtiği anlamına gelir; fiziksel olarak sarılmayı anlatmaz. Embrace; tarz, fikir, teknoloji veya değişim gibi soyut bir nesneyle kullanıldığında gönüllü ve çoğunlukla istekli bir kabullenişi gösterir. Bir şeye yalnızca izin vermekten daha etkin ve olumludur.

Alıştırma

Gönüllü ve olumlu bir benimsemeyi göstermek için cümleyi embrace fiilinin geçmiş zamanıyla tamamlayın: The town quickly ____ the new recycling program.

Cevabı göster

embraced

Kalıp ifadeler

well into the 1950s: 1950'lerin oldukça ilerleyen dönemlerine kadar

Bu cümlede well into the 1950s, fes tarzlarının benimsenmesinin on yılın başlangıcını aşıp oldukça ilerleyen bir dönemine kadar sürdüğü anlamına gelir. Well, durumun zaman içinde ne kadar ileriye uzandığını göstererek into sözcüğünü güçlendirir; burada “iyi bir şekilde” anlamına gelmez. well into + zaman dilimi kalıbı, bir durum veya etkinlik o dönemin içine yalnızca girmekle kalmayıp önemli ölçüde ilerlediğinde kullanışlıdır. Kesin bir bitiş tarihini değil, sürenin uzunluğunu vurgular.

Alıştırma

Cümlede well into the 1950s bize ne anlatıyor?

  1. Uygulama 1950'lerin oldukça ilerleyen bir dönemine kadar sürdü.
  2. Uygulama 1950'lerde özellikle başarılıydı.
  3. Uygulama 1950'ler başlar başlamaz sona erdi.
Cevabı göster

Uygulama 1950'lerin oldukça ilerleyen bir dönemine kadar sürdü.

That's until Egyptian president Gamal Abdel Nasser, Notlar

5:23

Ancak Mısır Cumhurbaşkanı Gamal Abdel Nasser'le birlikte bu durum değişti.

seen here wearing a military fez, Dilbilgisi

5:25

Burada askerî bir fes takarken görülen Nasser,

banned them in 1958

5:28

1958'de fesleri yasakladı.

after leading the revolution.

5:30

Bunu devrime önderlik ettikten sonra yaptı.

Anlatım akışı

Anlatıda dönüm noktası olarak That's until

That's until, kısa ve yoğun bir anlatı geçişi olarak işlev görür. That, daha önce anlatılan duruma —insanların fes tarzlarını benimsemeye devam etmesine— gönderme yapar; until ise bu durumu sona erdiren veya değiştiren sonraki olayı tanıtır. Tam mantık That continued/was true until X happened biçimindedir. Bu yapı önce devam eden bir durum kurup ardından onun kesilme noktasını belirleyerek zaman çizelgesini düzenler; “o, şu zamana kadardır” gibi sözcüğü sözcüğüne okunmamalıdır.

Alıştırma

That's until burada hangi söylem işlevini yerine getiriyor?

  1. Aynı durumun ikinci bir örneğini tanıtır.
  2. Önceden uzun süre devam eden durumu, onu sona erdiren olaya bağlar.
  3. Yasağın geçici olduğunu söyler.
Cevabı göster

Önceden uzun süre devam eden durumu, onu sona erdiren olaya bağlar.

Kültür

Şapka ustası değil, Mısır Cumhurbaşkanı Gamal Abdel Nasser

Egyptian president Gamal Abdel Nasser ifadesi, kişinin Mısır cumhurbaşkanı olduğunu belirtir. Bu cümlede söz edilen kişi, devrime önderlik ettikten sonra 1958'de fesleri yasaklayan siyasi liderdir. Burada Nasser, cumhurbaşkanının adının bir parçasıdır. Başka bir yerde adı geçen şapka ustası Nasser Abd El-Baset'i belirtmez; ortak ad, aynı kişiden söz edilmeye devam edildiğini değil, başka bir kişiye geçildiğini gösterir.

Alıştırma

Bu cümlede Gamal Abdel Nasser kimi belirtir?

  1. Şapka ustası Nasser Abd El-Baset
  2. 1958'de fesleri yasaklayan Mısır cumhurbaşkanı
Cevabı göster

1958'de fesleri yasaklayan Mısır cumhurbaşkanı

Dilbilgisi

seen here wearing a military fez: kısaltılmış ilgi cümleciği

seen here wearing a military fez, Gamal Abdel Nasser'ı niteleyen kısaltılmış edilgen bir ilgi cümleciğidir. who is seen here wearing a military fez biçiminde açılabilir: seen edilgen bir geçmiş zaman ortacıdır, wearing ise görüntüde üzerinde ne olduğunu anlatır. Virgüller, bu cümleciğin parantez niteliğinde ek bilgi verdiğini gösterir. Ana cümle Gamal Abdel Nasser ... banned them olduğundan seen ana fiil değildir. Görüntü, 1958'deki yasaktan farklı bir zamana ait olabilir.

Alıştırma

İlgi cümleciğinden who is sözcüklerini çıkarıp cümleyi tamamlayın: Dr. Lee, ____, joined the research team in 2020. Açık biçim: who is seen here speaking at the conference.

Cevabı göster

seen here speaking at the conference

Nasser mostly sells to Islamic studies professors,

5:47

Nasser çoğunlukla İslami ilimler profesörlerine,

religious leaders,

5:50

dinî liderlere

and movie producers.

5:51

ve film yapımcılarına satış yapıyor.

Today, it's just Nasser and his son running the shop. Kalıp ifadeler

5:54

Bugün dükkânı yalnızca Nasser ile oğlu işletiyor.

Kalıp ifadeler

Running the shop: işletmeyi yönetmek

Burada running the shop, dükkânın içinde koşmak değil, dükkânı işletmek ve yönetmek demektir. Nasser ile oğlu işletmenin çalışmasını sürdüren kişilerdir. run doğrudan bir işletmeyi, kuruluşu, projeyi veya etkinliği nesne olarak aldığında, çoğu zaman onun faaliyetlerini düzenleme ve yönetme sorumluluğunu taşımak anlamına gelir. Bu ifade yönetim sorumluluğunu anlatır; mutlaka yasal mülkiyet anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi run a shop ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Since her parents retired, Elena has been ____.

Cevabı göster

running the shop

They can make up to 100 fezzes in a day,

5:57

Günde 100'e kadar fes üretebiliyorlar,

but usually orders are well under that. Dilbilgisi

6:00

ama genellikle siparişler bu sayının çok altında kalıyor.

Dilbilgisi

Well under that: belirtilen sayının çok altında

well under that ifadesinde well, under sözcüğünü niteleyen bir derece zarfıdır. Birlikte “önemli ölçüde altında” anlamına gelirler; dolayısıyla olağan sipariş sayısı belirtilen üst sınırdan çok daha düşüktür. That, az önce belirtilen 100 fezzes miktarına gönderme yapar ve sayının tekrarlanmasını önler. Şapkaların kendisini göstermez ve kesin sipariş sayısını da vermez.

Alıştırma

Bütçe $500, son maliyet ise $320 idi. Hangi devam cümlesi maliyetin bütçenin açıkça çok altında olduğunu en iyi vurgular?

  1. The final cost was just under that.
  2. The final cost was over that.
  3. The final cost was well under that.
Cevabı göster

The final cost was well under that.

But he remembers hearing stories about a time when business was booming. Notlar

6:03

Ama Nasser, işlerin çok iyi gittiği bir döneme dair hikâyeler duyduğunu hatırlıyor.

Dilbilgisi

remembers hearing: geçmişteki bir deneyimi hatırlamak

remembers hearing ifadesinde remember fiilinden sonra -ing biçimi gelir. Bu yapı, geçmişteki bir deneyimin kişinin hafızasında kaldığını anlatır: daha önce bu hikâyeleri duyduğunu hatırlar. Bu ifade, dinleme yükümlülüğünü hatırladığı anlamına gelmez. Hatırlanan olay, hikâyeleri duymuş olmasıdır; ayrıca cümle, hikâyelerde anlatılan refah dönemini bizzat yaşadığını söylemez.

Alıştırma

Artık iştesiniz ve evden çıkmadan önce kapıyı kilitlediğinizden eminsiniz. Bu geçmiş anıyı doğru biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. I remembered to lock the door.
  2. I remember locking the door.
  3. I will remember to lock the door.
Cevabı göster

I remember locking the door.

Deyimler

business was booming: hızlı ticari büyüme

Business was booming ifadesinde boom mecaz anlamda kullanılır. Ticari faaliyetin yüksek talep, satış veya siparişlerle güçlü biçimde büyüdüğünü anlatır; yüksek bir patlama sesi olduğu anlamına gelmez. Geçmişte devam eden zamanı gösteren was booming, bu refahı anlatılan dönem boyunca süren bir durum olarak sunar. Yalnızca işlerin idare eder olduğunu değil, güçlü bir büyüme ivmesini ifade eder.

Alıştırma

Bir kasabadaki dükkânların satışları hızla artıyor ve çok sayıda yeni sipariş geliyor. Hangi cümle ticari faaliyetteki güçlü büyümeyi en iyi vurgular?

  1. Business is booming.
  2. Business is busy.
  3. Business is profitable.
Cevabı göster

Business is booming.

Still, Nasser is preserving a craft that not many wanted to continue. Notlar

6:31

Yine de Nasser, pek az kişinin sürdürmek istediği bir zanaatı yaşatıyor.

Anlatım akışı

Ödünleyici geçiş ifadesi olarak Still,

Cümlenin başındaki Still, ödünleme ve karşıtlık bildirir: önceki durum, sıradaki gerçeği beklenmedik gösterir, ancak bu gerçek yine de geçerlidir. Burada zanaatı sürdürmek isteyen çok az kişi vardır; buna rağmen Nasser onu yaşatmaktadır. Cümle başındaki bu Still, olumsuz bir gerçekten olumlu bir karşı noktaya geçerek düşünce akışını düzenler. Genellikle “yine de” veya “buna rağmen” şeklinde anlaşılır; “şimdiye kadar devam etme” anlamındaki zaman bildiren still değildir.

Alıştırma

Örnek cümlede “Still,” nasıl bir işlev görüyor?

  1. Nasser’ın hareket etmeden ayakta durduğunu söyler.
  2. Yalnızca Nasser’ın zanaatı geçmişte yaşatmaya başladığını ve şimdi de sürdürdüğünü söyler.
  3. Önceki olumsuz bilgiye rağmen geçerli kalan bir gerçeği sunar.
Cevabı göster

Önceki olumsuz bilgiye rağmen geçerli kalan bir gerçeği sunar.

Kalıp ifadeler

Geleneksel bir zanaatı yaşatmak

preserving a craft ifadesinde preserve, geleneksel bir beceriyi ve ona ait bilgi birikimini yok olmamaları için yaşatmak anlamına gelir. Bu genellikle zanaatı uygulamaya devam etmeyi, öğretmeyi veya yeni ustalara aktarılmasını desteklemeyi içerir. a craft nesnesi yalnızca tamamlanmış ürünleri değil, beceri geleneğini ifade eder. Bu cümlede Nasser’ın çalışmalarını sürdürmesi, çok az kişi zanaata devam etmek istese de geleneğin yaşamasına yardımcı olmaktadır.

Alıştırma

Hangi cümle preserve a craft ifadesini hedeflenen anlamıyla en açık biçimde kullanıyor?

  1. The archive preserves a wooden bowl in a climate-controlled case.
  2. By teaching young boatbuilders the old methods, Ana is helping preserve the craft.
  3. Leo practices his craft every weekend because he enjoys making bowls.
Cevabı göster

By teaching young boatbuilders the old methods, Ana is helping preserve the craft.

And customers can rest assured that his son plans to carry on his legacy. Notlar

6:46

Müşterilerin de içi rahat olabilir; oğlu, babasının mirasını sürdürmeyi planlıyor.

Ton ve niyet

can rest assured that: resmî güvence

Can rest assured that, dinleyiciyi güçlü bir güvenceyle rahatlatır: dinleyici endişelenmeyi bırakıp that sonrasındaki cümleciğe güvenebilir. Burada müşterilere, oğlun babasının işini devam ettirmeyi planladığı söyleniyor. Yapı özne + can rest assured that + cümlecik şeklindedir. Rest, kalıplaşmış rest assured ifadesinin parçasıdır; dinlenmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle, müşterilere dosyalarının gizli kalacağı konusunda doğal ve oldukça resmî bir güvence verir?

  1. You can rest assured that your files will remain private.
  2. Please confirm whether your files remain private.
  3. Make sure that your files remain private.
Cevabı göster

You can rest assured that your files will remain private.

Öbek fiiller

carry on his legacy: başka birinin çalışmalarını ve etkisini sürdürmek

Carry on devam ettirmek anlamına gelir; his legacy ise babanın geride bıraktığı çalışmaları, becerileri, değerleri veya etkiyi anlatır. Birlikte carry on his legacy, oğlun bunları gelecekte de yaşatacağı anlamına gelir; bir nesneyi fiziksel olarak taşımak anlamına gelmez. carry on + iyelik + legacy yapısında özne mirası sürdüren kişidir; iyelik ifadesi ise etkisi devam ettirilen kişi veya kurumu gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle, yeni müdürün müzenin uzun süredir devam eden amacını koruyup sürdürmek istediğini belirtir?

  1. The new director hopes to replace the museum's tradition of free public education.
  2. The new director hopes to carry on the museum's legacy of free public education.
  3. The new director hopes to document the museum's legacy of free public education.
Cevabı göster

The new director hopes to carry on the museum's legacy of free public education.