Bir Hikaye Canlanıyor! 💭 🌈 | Bluey 3. Sezon Öne Çıkanlar - Hikayeler ⭐️ | Bluey: İngilizce çalışma notları

Bluey - Official Channel

Öğrenme zorluğu
260 kelime 163 kel/dk

Video özeti: Indy, çizdiği at ineğe benzediği için hiçbir konuda iyi olmadığını düşünür. İyi kalpli Winton, sorunun ne olduğunu araştırmasına yardım eder; ancak yaptıkları arama bir atın nasıl görünmesi gerektiğini göstermez. Sonunda Winton dürüstçe farklı bir açı sunar: Pek başarılı olmayan bu at resmi, inek olarak bakıldığında oldukça iyidir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Once upon a time — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler. Bu geleneksel kalıbı, zamanı belirsiz ve masalsı bir ortamda geçen hikâyenin başladığını bildiren bir işaret olarak tanıyın. Belirli bir tarih vermeden çocuk hikâyesine, hayalî bir anıya veya eğlenceli bir yeniden anlatıma doğal biçimde başlamak için kullanın. 2. figure out — Öbek fiiller. Bunun yalnızca bir şeyi düşünmek değil; akıl yürüterek, ipuçlarını inceleyerek veya olasılıkları deneyerek bir cevaba ulaşmak anlamına geldiğini anlayın. İnsanların bir sorunu nasıl çözdüğünü, neyin yanlış olduğunu nasıl bulduğunu ya da sonraki adımı nasıl belirlediğini anlatırken kullanın. 3. as honest as they come. — Deyimler ve mecazlı ifadeler. Bu yapıyı, gelen insanlarla yapılan gerçek bir karşılaştırma olarak değil, birinin son derece dürüst olduğunu vurgulayan güçlü bir değerlendirme olarak yorumlayın. Destekleyici nitelik veya davranışları belirttikten sonra biri ya da bir şey hakkında doğal ve çok güçlü bir değerlendirme yapmak için as … as they come kalıbını kullanın.

Bu derste

Once upon a time there was a kid called Indy. Notlar

0:00

Bir varmış bir yokmuş, Indy adında bir çocuk varmış.

Kalıp ifadeler

Once upon a time: geleneksel hikâye başlangıcı

Once upon a time, geleneksel masalların başında kullanılan kalıplaşmış bir ifadedir. Yaklaşık olarak “çok eski, belirsiz bir zamanda” anlamına gelir; ancak asıl görevi kesin bir tarih vermek değil, geleneksel anlatım tarzında bir hikâyenin başladığını göstermektir. Genellikle geçmiş zamanlı anlatımı başlatır. Bu ifadeyi duyduğunda kesin zaman bilgisi değil, hikâyedeki olayları bekle.

Alıştırma

Bu masal başlangıcını derste öğrendiğin kalıpla tamamla: ____, there was a tiny dragon who guarded a silver key.

Cevabı göster

Once upon a time

Kelime

called Indy: called + ad, “adında” anlamına gelir

a kid called Indy ifadesinde called + ad, isimden sonra gelir ve “adında” anlamını verir. Hangi çocuğun tanıtıldığını adıyla belirtir; a kid called Indy yapısı a kid who was called Indy şeklinde açılabilir. Burada telefon etme ya da seslenme eylemi yoktur. Yeniden kullanılabilen kalıp isim + called + ad yapısıdır; insan, hayvan, yer, nesne veya eser adlarını tanıtabilir.

Alıştırma

Bu cümleyi oku: We met a puppy called Coco. called Coco ne anlama gelir?

  1. biri Coco'ya seslendi
  2. yavru köpek Coco'yu telefonla aradı
  3. yavru köpeğin adı Coco'ydu
Cevabı göster

yavru köpeğin adı Coco'ydu

Who thought she was no good at anything. Kalıp ifadeler

0:03

Hiçbir şeyde iyi olmadığını düşünürmüş.

Kalıp ifadeler

no good at anything: hiçbir konuda iyi olmamak

Bu cümlede be no good at anything, “hiçbir etkinlikte iyi olmamak” anlamına gelir. No good, not very good ifadesinden daha güçlüdür ve anything bu düşünceyi tüm etkinliklere yayar. Güçlü ve genel bir özgüven eksikliğini gösterir; kişinin gerçekten hiçbir şey yapamadığını kanıtlamaz. Kalıp be + no good at + bir şey veya -ing biçimindeki bir eylemdir: no good at maths, no good at it, no good at drawing.

Alıştırma

Cümleyi dersteki dört kelimelik ifadeyle tamamlayın: After several mistakes, Sam sighed, "I'm ____."

Cevabı göster

no good at anything

I'm not very good at anything.

0:05

Ben hiçbir şeyde pek iyi değilim.

But then Winton came in. Anlatım akışı

0:08

Ama sonra Winton gelmiş.

Anlatım akışı

But then ile hikâyedeki dönüşü belirtmek

But then, önceki bir durumu onu değiştiren veya kesintiye uğratan yeni bir olaya bağlar. But önceki durumla karşıtlık kurar, then ise zaman akışını ileri taşır. Bu iki kelime birlikte, yalnızca sıradaki olayın eklendiğini değil, hikâyenin bir dönüş noktasına geldiğini dinleyiciye bildirir.

Alıştırma

Hangi devam cümlesi, durumu değiştiren bir olayı tanıtmak için But then ifadesini en uygun şekilde kullanıyor?

  1. We thought the path was clear. In other words, it was easy to follow.
  2. We thought the path was clear. But then a fallen tree blocked the way.
  3. We thought the path was clear. For example, it was wide.
Cevabı göster

We thought the path was clear. But then a fallen tree blocked the way.

Now, Winton could be a pickle sometimes, Deyimler

0:12

Şey, Winton bazen biraz yaramaz olabiliyordu,

Deyimler

could be a pickle: “biraz haylaz olmak” için şakacı bir ifade

Burada could be a pickle, Winton'ın zaman zaman haylazlık yapabildiği veya biraz uğraştırabildiği anlamına gelir. Pickle yiyeceği değil, bir kişiye takılan şakacı bir etiketi ifade eder. Could be, Winton'ın ne olduğuna dair bir belirsizlik değil, bu davranışın bazen ortaya çıktığını anlatır. Hafif ifade ve sonrasında onun iyi kalbinin övülmesi, bu yorumu sert değil sevgi dolu kılar.

Alıştırma

Bu cümlede could be a pickle en doğal olarak ne anlama gelir?

  1. Bazen haylazlık yapabilir veya biraz uğraştırabilirdi.
  2. Bazen turşu yapılmış bir sebzeye dönüşebilirdi.
  3. Her zaman zor bir durumun içindeydi.
Cevabı göster

Bazen haylazlık yapabilir veya biraz uğraştırabilirdi.

but he had a very kind heart. Deyimler

0:15

ama çok temiz bir kalbi vardı.

Deyimler

have a very kind heart: şefkatli bir karakteri anlatmak

Have a kind heart ifadesinde heart, bir kişinin şefkatli ve cömert doğasını anlatan bir mecazdır. Bu cümlede he had a very kind heart, iyiliğin onun karakterinin önemli bir parçası olduğu anlamına gelir; fiziksel kalbi anlatılmaz. Had, have fiilinin geçmiş zaman biçimidir; very ise kind sözcüğünü güçlendirir. Başka durumlarda kullanılabilecek kalıp have a kind heart şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi have a very kind heart ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Maya ____ and always welcomes new pupils.

Cevabı göster

has a very kind heart

He said to Indy,

0:17

Indy'ye dedi ki:

You are good at things, Indy,

0:18

"Sen de bir şeylerde iyisin, Indy."

really,

0:20

gerçekten,

I'm not.

0:21

Hiç de değilim.

Look, my horse looks like a cow. Dilbilgisi

0:22

Baksana, atım aynı bir ineğe benziyor.

Dilbilgisi

looks like a cow: görsel benzerlik için look like + isim

Looks like a cow, bir şeyin görünüşünün başka bir şeye benzediğini belirtmek için look like + isim yapısını kullanır. Burada atın görünüşü bir ineğe benzemektedir. My horse tekil bir özne olduğu için look, looks biçimine girer. Bu yapıda like, karşılaştırılan şeyi tanıtan bir edattır; “hoşlanmak” anlamındaki fiil değildir.

Alıştırma

Cümleyi look like yapısının doğru tekil biçimiyle tamamlayın: The island ____ a heart.

Cevabı göster

looks like

Moo.

0:26

Möö.

Winton!

0:26

Winton!

Sorry.

0:27

Özür dilerim.

Well, I still say you're good at things. Ton ve niyet

0:28

Eh, ben hala bir şeylerde iyi olduğunu söylüyorum.

Ton ve niyet

I still say: aynı görüşü sürdürmek

I still say, “Bu görüşü savunmaya devam ediyorum” anlamına gelir. Still, genellikle biri karşı çıktıktan, görüşten şüphe ettikten veya başka bir şey önerdikten sonra konuşanın fikrinin değişmediğini gösterir. Burada say yalnızca konuşma eylemini değil, bir yargı belirtmeyi ifade eder. Cümlede konuşan kişi “you're good at things” şeklindeki olumlu yargısını nazikçe sürdürür.

Alıştırma

Maya şöyle diyor: “The café may be busy, but I still say we should meet there.” I still say neyi gösteriyor?

  1. Yalnızca ne kadar süredir konuştuğunu anlatmaktadır.
  2. Kafe hakkındaki fikrini değiştirmiştir.
  3. Kafede buluşmayı desteklemeye devam etmektedir.
Cevabı göster

Kafede buluşmayı desteklemeye devam etmektedir.

Was Indy going to believe Winton?

0:32

Indy, Winton'a inanacak mıydı?

Yes.

0:36

Evet.

Yay!

0:37

Yaşasın!

Can you help me, Winton? Ton ve niyet

0:38

Bana yardım edebilir misin, Winton?

Ton ve niyet

Can you help me? ile yardım isteme

Can you help me? yardım istemenin yaygın, doğrudan ama kibar bir yoludur. Bu cümlede Winton'a yöneltilen bir rica vardır; onun yardım etme becerisini sınayan bir soru değildir. Nasıl bir yardıma ihtiyacın olduğunu belirtmek için Can you help me with + isim ya da Can you help me + fiilin yalın hâli yapısını kullanabilirsin.

Alıştırma

Konuşan kişi Can you help me with this bag? diyor. Ne yapıyor?

  1. Dinleyicinin bag kelimesini bilip bilmediğini kontrol etmek
  2. Dinleyiciden yardım istemek
  3. Dinleyiciye gitmesini söylemek
Cevabı göster

Dinleyiciden yardım istemek

Okay.

0:39

Olur.

I told you Winton had a kind heart. Anlatım akışı

0:40

Size Winton'ın temiz bir kalbi olduğunu söylemiştim.

Anlatım akışı

Anlatıda önceki bilgiyi hatırlatan I told you

I told you, anlatıcının daha önce verdiği bilgiye, yani Winton had a kind heart ifadesine geri gönderme yapar. Önceki betimlemeyi şimdi olanlarla bağlar ve betimlemenin doğru olduğunu onaylar. Burada ifade, “Gördün mü? Söylediğim doğruydu.” anlamında sıcak bir anlatı hatırlatmasıdır. Otomatik olarak suçlayıcı “Seni uyarmıştım” anlamına gelmez.

Alıştırma

Yargıla: I told you Winton had a kind heart. cümlesindeki I told you mutlaka eleştiri ifade eder.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Yanlış

So, Winton and Indy tried to figure out what was wrong with cow horse. Notlar

0:43

Böylece Winton ve Indy, inek-atın neresinde sorun olduğunu bulmaya çalıştılar.

Öbek fiiller

figure out: düşünerek cevaba ulaşmak

Figure out, düşünerek, kontrol ederek veya deneyerek bir şeyi anlamak ya da bir cevap bulmak anlamına gelen bir öbek fiildir. tried to figure out ifadesinde konuşan kişi, bir sorunun nedenini bulmaya yönelik bir girişimi anlatır; tried to, girişimin başarılı olduğunu göstermez. Burada out, öbek fiilin tamamının bir parçasıdır. Hareket veya yön belirtmez.

Alıştırma

Hangi cümlede figure out, düşünerek bir şeyi anlamak veya çözmek anlamında kullanılmıştır?

  1. We need to carry the door outside.
  2. We need to think about the door for a minute.
  3. We need to figure out why the door will not open.
Cevabı göster

We need to figure out why the door will not open.

Kalıp ifadeler

what was wrong with + kişi veya şey

what was wrong with + kişi veya şey kalıbı, o kişi ya da şeyin ne sorunu olduğunu sorar. wrong with ifadesinden sonra sorundan etkilenen kişi veya şey gelir. Örnekte bu yan cümlenin tamamı, Winton ile Indy'nin bulmaya çalıştığı şeyi belirtir. Bu, figure out ifadesinden sonra gelen gömülü bir sorudur; ayrı bir doğrudan soru değildir. what was wrong with sırasını koruyun ve did eklemeyin. Şu anda süren bir sorun için what is wrong with kullanın.

Alıştırma

Geçmişteki bir sorunu sormak için kullanılan dört kelimelik kalıpla cümleyi tamamlayın: We could not tell ____ the printer.

Cevabı göster

what was wrong with

Is it the color?

0:47

Renginden mi acaba?

Uh, I don't think so. Ton ve niyet

0:49

Iıı, sanmıyorum.

Ton ve niyet

I don't think so: yumuşatılmış olumsuz yanıt

I don't think so, daha önce sorulan bir evet-hayır sorusuna, öne sürülen bir tahmine veya ifadeye verilen yumuşatılmış olumsuz bir yanıttır. Konuşanın cevabın muhtemelen hayır olduğunu düşündüğünü ya da bu fikre katılmadığını belirtir; doğrudan ve sert bir No demekten daha yumuşaktır. Burada so, daha önce söylenen düşüncenin tamamının yerini tutar. Böylece konuşan aynı şeyi tekrarlamadan yanıt verir ve bir miktar belirsizliğe yer bırakabilir.

Alıştırma

Bir arkadaşın “Is the shop still open?” diye soruyor. Sen “I don't think so.” diye yanıtlıyorsun. Yanıtın ne anlama geliyor?

  1. Mağaza hakkında düşünmeyi reddediyorsun.
  2. Mağazanın muhtemelen açık olmadığını düşünüyorsun.
  3. Mağazanın açık olduğunu kesin olarak biliyorsun.
Cevabı göster

Mağazanın muhtemelen açık olmadığını düşünüyorsun.

I know.

0:51

Buldum.

We should find a picture of a cow and look at it. Dilbilgisi

0:51

Bir inek resmi bulup ona bakmalıyız.

Dilbilgisi

We should find: ortak bir sonraki adımı önermek

We should find... ifadesinde should + find fiilinin yalın hâli, bir şey bulmayı mantıklı bir sonraki adım olarak önerir. We konuşanı da kapsar; bu nedenle öneri, başka birine doğrudan emir vermek yerine grubun birlikte yapabileceği bir eylemle ilgilidir. Should'dan sonra fiilin yalın hâli kullanılır: should find doğrudur; should to find veya should found değildir. Yeniden kullanılabilen kalıp We should + fiilin yalın hâlidir.

Alıştırma

Öneriyi should ve find fiilinin yalın hâliyle tamamlayın: We ____ a quiet place to talk.

Cevabı göster

should find

Oh, yeah.

0:54

Ah, evet.

Oh, I'm liking this story. Dilbilgisi

0:56

Oh, bu hikayeyi sevmeye başladım.

Dilbilgisi

I'm liking this story. Anlık tepkiyi anlatan progressive like

Bu cümlede I'm liking this story, like fiilini present progressive biçiminde kullanarak hoşlanma duygusunu hikâye ilerlerken şu anda oluşan bir tepki gibi sunar. Yaklaşık olarak “şu anda hikâyeden keyif alıyorum” demektir ve olumlu duygunun giderek arttığını düşündürebilir. Like genellikle durum bildiren bir fiildir ve kalıcı tercihler için normalde simple present ile kullanılır. Resmî olmayan İngilizcede ise konuşan kişi hoşlanmayı gelişen veya geçici bir deneyim olarak gördüğünde progressive biçimi kullanılabilir.

Alıştırma

Burada I'm liking this story ifadesindeki progressive biçim neyi vurgular?

  1. Konuşanın şu anda hikâyeyi yazdığını söyler.
  2. Konuşanın her hikâyeyi kalıcı olarak sevdiğini söyler.
  3. Hoşlanmayı konuşanın o andaki, gelişmekte olan tepkisi olarak sunar.
Cevabı göster

Hoşlanmayı konuşanın o andaki, gelişmekte olan tepkisi olarak sunar.

Me too.

0:58

Ben de.

Cinderella,

0:59

Sindirella,

no.

1:00

hayır.

Three little pigs.

1:01

Üç Küçük Domuzcuk.

Oh, Winton.

1:03

Ah, Winton.

Old MacDonald. Kültür

1:04

Yaşlı MacDonald.

He's got a cow, doesn't he? Dilbilgisi

1:05

Onun bir ineği var, değil mi?

Dilbilgisi

Onay isteyen doesn't he?

doesn't he?, olumlu bir cümlenin sonuna eklenen olumsuz bir soru eklentisidir. Bu cümlede konuşanın ifadenin doğru olduğunu düşündüğünü ve dinleyiciden onay istediğini gösterir; Türkçedeki değil mi? işlevine benzer. he zamiri önceki erkek özneyi gösterir. Genel olarak eklenti sorudaki zamir özneyle, yardımcı fiil de ana cümlenin dil bilgisi yapısıyla uyumlu olmalıdır.

Alıştırma

Cümleyi uygun olumsuz eklenti soruyla tamamlayın: Leo likes cows, ____?

Cevabı göster

doesn't he

Let me check. Ton ve niyet

1:07

Bir bakayım.

Ton ve niyet

Sıradaki eylemi bildiren Let me check.

Let me check., konuşanın bir şeye bakmak veya bilgiyi doğrulamak üzere olduğunu dinleyiciye bildirir. Ayrıca konuşana cevabı bulmak için kısa bir süre kazandırabilir. Buradaki Let me... genellikle resmî bir izin isteği değil, sıradaki eylemi gündelik biçimde bildiren bir ifadedir. Yeniden kullanılabilen kalıp Let me + fiilin yalın hâlidir.

Alıştırma

Cevabı Let me + doğrulamak anlamındaki fiilin yalın hâliyle tamamlayın: The train may be late. ____ the timetable.

Cevabı göster

Let me check

Old MacDonald had a farm,

1:08

Yaşlı MacDonald'ın bir çiftliği vardı,

E-I-E-I-O.

1:10

E-İ-E-İ-O.

And on that farm he had a cow.

1:12

Ve o çiftliğinde bir ineği vardı.

Kültür

Old MacDonald. Bir çocuk şarkısındaki çiftçi

Old MacDonald, geleneksel İngilizce çocuk şarkısı Old MacDonald Had a Farm'daki çiftçidir. Tekrarlanan E-I-E-I-O bölümü ile çiftlik ve inek ifadeleri bu şarkıyı işaret eder. Şarkıda farklı çiftlik hayvanları sayılır ve sesleri taklit edilir. Burada Old MacDonald'ın anılması, yeni tanıtılan sıradan bir kişiden söz etmek yerine, hayvanla ilgili bir ipucu bulmak için bu tanıdık şarkıyı hatırlatır.

Alıştırma

Bu bölümde Old MacDonald kimi ifade ediyor?

  1. İneğin adı
  2. Bir ineği olan ve yeni tanıtılan bir komşu
  3. İyi bilinen bir çocuk şarkısındaki çiftçi
Cevabı göster

İyi bilinen bir çocuk şarkısındaki çiftçi

Yes.

1:14

Evet.

E-I-E-I-O.

1:15

E-İ-E-İ-O.

Hmm, they definitely look the same as each other. Kalıp ifadeler

1:19

Hmm, kesinlikle birbirlerinin aynısı gibi duruyorlar.

Kalıp ifadeler

look the same as each other: birbirleriyle aynı görünmek

look the same as each other, iki ya da daha fazla şeyin dış görünüşlerinin aynı olduğu anlamına gelir. look nasıl göründüklerini anlatır, the same görünür bir fark olmadığını belirtir ve as each other karşılaştırmanın grubun üyeleri arasında yapıldığını açıkça gösterir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp çoğul özne + look the same as each other şeklindedir. Karşılaştırılanlar zaten belliyse as each other çıkarılabilir: They look the same.

Alıştırma

Birbirleriyle aynı görünüme sahip olmayı anlatan dört sözcüklü ifadeyi yazın: The two toy robots look ____, but their batteries are different.

Cevabı göster

the same as each other

Hang on, we already knew that. Notlar

1:22

Bekle, bunu zaten biliyorduk.

Ton ve niyet

Hang on: konuşurken kısa bir duraklama

Bu cümlede Hang on, bir dakika bekle anlamına gelir. Konuşmada kullanılan bir duraklama ifadesidir: konuşan kişi bir şeyi yeni fark eder ve bir düzeltme ya da yeni düşünce eklemeden önce konuşmanın akışını kısa süreliğine durdurur. Burada bir şeyi tutmak veya bir yere asılmak gibi gerçek anlamda kullanılmaz. Aynı ifade kendi düşüncenizi duraklatmak veya başka birinden kısa süre beklemesini istemek için kullanılabilir.

Alıştırma

Konuşan kişi bir sorunu yeni fark ettiğinde konuşmayı doğal biçimde hangi başlangıç durdurur? Şu cümlede virgülden önce gelen sözleri seçin: [gap], this receipt has the wrong total.

  1. Carry on
  2. Go ahead
  3. Hang on
Cevabı göster

Hang on

Anlatım akışı

we already knew that: bilginin yeni olmadığını belirtmek

Bu cümlede we already knew that, az önce sözü edilen düşüncenin yeni bir ipucu değil, önceden bilinen bir bilgi olduğunu gösterir. already, bu bilginin şu anki fark edişten veya konuşmanın mevcut noktasından önce var olduğunu belirtir. Bu yan tümce Hang on ile birlikte tartışmayı kısa süreliğine durdurup akıl yürütmeyi kontrol eder: grup bu gerçeği daha önce biliyorsa, bu bilgi düşünceyi ileri taşımaz.

Alıştırma

Hangi cümle, bir gerçeğin yeni bilgi olmadığını gruba en iyi şekilde anlatır?

  1. We already knew that.
  2. We may know that later.
  3. We never knew that.
Cevabı göster

We already knew that.

Oh, yeah.

1:24

Ah, evet.

We need to know what a horse looks like. Dilbilgisi

1:25

Bir atın neye benzediğini öğrenmemiz gerek.

Dilbilgisi

what a horse looks like: gömülü wh yan tümcesinde sözcük dizilişi

what a horse looks like, know fiilinin içeriğini verir: ihtiyaç duyulan bilgi bir atın görünüşüdür. Bu, doğrudan bir soru değil, gömülü bir wh yan tümcesidir. Gömülü wh yan tümcesi düz cümle dizilişini kullanır: what + özne + looks like. Bu nedenle does olmadan what a horse looks like kullanılır. Doğrudan soru ise What does a horse look like? şeklindedir.

Alıştırma

Verilen soruyu what ile gömülü bir yan tümceye dönüştürerek cümleyi tamamlayın: “What does the bird look like?” → I do not know ____.

Cevabı göster

what the bird looks like

See if Old MacDonald had a horse. Kalıp ifadeler

1:27

Yaşlı MacDonald'ın atı var mıymış bir baksana.

Kalıp ifadeler

See if: bir şeyin doğru olup olmadığını kontrol etmek

Bu cümlede see if, yalnızca “bakmak” değil, “olup olmadığını kontrol etmek” demektir. Konuşan kişi, birinin Yaşlı MacDonald'ın atı olup olmadığını öğrenmesini istiyor. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp see if + yan cümle biçimindedir. Yan cümle kontrol edilecek durumu belirtir; if ise sonucun henüz bilinmediğini gösterir.

Alıştırma

“Olup olmadığını kontrol etmek” anlamındaki hedef ifadeyle ricayı tamamlayın: Could you ____ the back door is locked?

Cevabı göster

see if

Chicken, duck, pig.

1:30

Tavuk, ördek, domuz.

Oh, no horse.

1:32

Oh, at yok.

Aw, that's very strange.

1:34

Tüh, bu çok garip.

Winton, why wouldn't Old MacDonald have a horse? Dilbilgisi

1:37

Winton, Yaşlı MacDonald'ın neden atı olmasın ki?

Dilbilgisi

Why wouldn't ... have ...?: beklenmedik bir eksikliği sorgulamak

Bu soruda why wouldn't Old MacDonald have a horse?, atının olmaması durumunun konuşanın beklentisiyle çeliştiğini gösterir. Konuşan kişi, Yaşlı MacDonald gibi birinin normalde atı olacağını düşünür ve bu beklentinin gerçekleşmemesine neyin yol açabileceğini sorar. Why wouldn't + özne + fiilin yalın hâli...? kalıbı, beklenen veya mantıklı görünen bir durumun neden doğru olmayabileceğini sorgular. wouldn't sonrasında had değil, fiilin yalın hâli olan have kullanılır.

Alıştırma

Konuşanın büyük bir otelde Wi-Fi olmasını beklediğini ve olmaması ihtimaline şaşırdığını en iyi hangi soru gösterir?

  1. Why didn't the hotel have Wi-Fi last night?
  2. Why wouldn't a large hotel have Wi-Fi?
  3. Does the large hotel have Wi-Fi?
Cevabı göster

Why wouldn't a large hotel have Wi-Fi?

Winton.

1:41

Winton.

Maybe it ran away. Öbek fiiller

1:42

Belki de kaçmıştır.

Öbek fiiller

ran away: bulunduğu yerden uzaklaşmak

Ran away, run away ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. Burada iki sözcük birlikte, hayvanın bulunduğu yerden ayrılmış, belki de kaçmış olabileceğini anlatır. Away sözcüğü, bulunulan yerden uzaklaşma anlamını ekler. Önemli olan yalnızca hayvanın koşması değil, oradan ayrılıp artık orada olmamasıdır.

Alıştırma

Kedinin evden ayrıldığını göstermek için run away ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The cat ____ from home.

Cevabı göster

ran away

Winton.

1:43

Winton.

Yes?

1:44

Efendim?

Why don't I just say my horse is a cow? Ton ve niyet

1:45

Neden sadece atımın bir inek olduğunu söylemiyorum ki?

Ton ve niyet

Why don't I just say ...: basit bir çözüm önermek

Why don't I just say ...? biçim olarak neden soran bir soruya benzer, ancak burada kişinin kendine öneride bulunmasını sağlar. Konuşan kişi kendi yapabileceği bir eylemi önerir; doğal bir karşılığı “Belki de sadece öyle derim” olabilir. Why don't I + fiilin yalın biçimi...? konuşanın yapacağı bir eylemi sunar. Just bu eylemi basit ve doğrudan bir çözüm gibi gösterir.

Alıştırma

Kendi yapabileceğiniz basit bir eylemi önermek için Why don't I just kalıbıyla tamamlayın: ____ check the address online?

Cevabı göster

Why don't I just

But it's not a cow, it's a horse. Dilbilgisi

1:48

Ama o bir inek değil, bir at.

Dilbilgisi

it's not a cow, it's a horse: X'i Y ile düzeltmek

not X, it's Y kalıbı açık bir düzeltme yapar. Önce not X yanlış adı veya bilgiyi reddeder. Ardından it's Y doğru bilgiyi verir. Burada cow reddedilir ve düzeltme olarak horse söylenir. Bir adı, kategoriyi, kimliği veya gerçeği düzeltmek için aynı sırayı kullanabilirsin: önce neyin yanlış olduğunu söyle, ardından doğru bilgiyle değiştir.

Alıştırma

It's not X; it's Y kalıbını kullanarak düzeltmeyi tamamla: It's ____ a race; ____ a game.

Cevabı göster

not · it's

I know, but it's not a very good horse. Kalıp ifadeler

1:51

Biliyorum ama pek de iyi bir at değil.

Kalıp ifadeler

not a very good horse: yumuşatılmış olumsuz değerlendirme

Not a very good horse, a bad horse demeye göre olumsuz bir görüşü daha yumuşak biçimde ifade eder. Konuşan kişi genellikle atın yeterince iyi olmadığını söyler; onu övmez. Very, good kelimesini niteler; not ise a very good horse şeklindeki olumlu tanımın tamamını olumsuz yapar. Kalıbı not a very good + tekil sayılabilen isim şeklinde kullanabilirsin; not a very good plan buna bir örnektir.

Alıştırma

Doğru mu yanlış mı: 'It's not a very good idea' genellikle övgü değil, yumuşak bir olumsuz görüş ifade eder.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Doğru

But it is a pretty good cow. Kelime

1:54

Ama oldukça iyi bir inek.

Kelime

pretty good: derece zarfı olarak pretty

pretty good ifadesinde pretty, good sıfatını niteler. Burada “oldukça” veya “epey” anlamına gelen bir derece zarfıdır; dolayısıyla ifade olumlu bir değerlendirme yapar: İnek oldukça iyidir. Buradaki pretty, ineğin görünüşünü anlatmaz.

Alıştırma

“The soup is pretty good.” cümlesinde pretty ne anlama gelir?

  1. oldukça veya epey
  2. zar zor
  3. güzel bir biçimde
Cevabı göster

oldukça veya epey

As well as having a kind heart and being really muscly, Dilbilgisi

1:56

Temiz bir kalbe sahip olmanın ve çok kaslı olmanın yanı sıra,

Winton was as honest as they come. Deyimler

1:59

Winton son derece de dürüsttü.

Dilbilgisi

As well as having ... and being ...: paralel -ing biçimleri

Cümlenin başındaki ifade, ana yargıdan önce iki özellik ekler. As well as “-e ek olarak, yanı sıra” anlamına gelir; having a kind heart ve being really muscly arka plan bilgisi verir, ardından ana cümle Winton’ın dürüstlüğünü temel yargı olarak sunar. as well as sonrasında have ve be, having ve being biçimlerine dönüşür. Bu iki -ing biçimi and ile bağlandığı için dil bilgisel yapıları paralel kalır.

Alıştırma

have ve be fiillerinin doğru -ing biçimlerini kullanın: As well as ____ a map and ____ careful, Maya checked the route twice.

Cevabı göster

having · being

Deyimler

as honest as they come: “son derece dürüst”

Bu cümlede as honest as they come, “son derece dürüst” ya da “karşılaşabileceğiniz en dürüst insanlardan biri” anlamına gelir. Winton hakkında çok güçlü ve olumlu bir değerlendirmedir. as + adjective + as they come kalıbı, birini veya bir şeyi o niteliğin çok belirgin bir örneği olarak gösterir. Buradaki they come, bu tür insanları veya şeyleri genel olarak anlatır; “geldiklerinde” anlamına gelmez ve Winton’ı belirli bir grupla karşılaştırmaz.

Alıştırma

honest kullanarak cümleyi as ... as they come kalıbının tamamıyla bitirin: Leo never lies. He is ____.

Cevabı göster

as honest as they come