Üstel büyüme ve salgınlar: İngilizce çalışma notları
3Blue1Brown
Video özeti: İlk COVID-19 verileri üstel büyümenin sezgiye neden aykırı olduğunu, sınırların nasıl oluştuğunu ve teması azaltmanın tahminleri neden değiştirdiğini gösteriyor. Temel İngilizce öğrenme noktaları: 1. “Never one to waste an opportunity for a math lesson,” eylemden önce bir özelliği mizahla veren dil bilgisi kalıbıdır. never ana cümleyi olumsuzlamaz. 2. “what's known in the business as” bir terimi içeriden kişi tonuyla tanıtan kalıplaşmış ifade ve eşdizimdir. Jargonu ulaşılır kılarsınız. 3. “orders of magnitude” sözcük anlamı ve kullanım düzeyi açısından on kat veya büyük farkları anlatır. Çarpımsal uçurum ile küçük artışı ayırt edersiniz.
Bu derste
The phrase exponential growth is familiar to most people.
0:03Üstel büyüme ifadesi çoğu insan için tanıdıktır.
And yet, human intuition has a hard time really recognizing what it means sometimes. Kalıp ifadeler
0:06Yine de insan sezgisi, bazen bunun ne anlama geldiğini gerçekten anlamakta zorlanır.
have a hard time really recognizing ile büyük bir zorluk anlatmak
Have a hard time doing something, bir şeyi yapmakta zorlanmak demektir. Burada has a hard time really recognizing, insan sezgisinin örüntünün ne anlama geldiğini tam olarak kavramakta zorlandığını anlatır; hard time bir zaman miktarını ifade etmez. Yapı have/has a hard time + fiilin -ing biçimidir. Really, recognizing ifadesini güçlendirir ve yalnızca fark etmeyi değil, derin ya da doğru biçimde anlamayı belirtir.
Alıştırma
Cümleyi have a hard time really recognizing ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Without her glasses, Nina ____ her neighbor.
Cevabı göster
had a hard time really recognizing
and then become surprised when suddenly those numbers look big,
0:14daha sonra genel eğilim mükemmel ve tutarlı bir şekilde üstel ilerlese bile,
even if the overall trend follows an exponential perfectly consistently.
0:17bu sayılar aniden büyüdüğünde şaşırabiliriz.
Sabit zihinsel referans anlamındaki anchor on
Anchor on, bir şeyi yerinde tutan çapadan gelen bir benzetmedir. Düşünme süreçlerinden söz ederken ilk sayı, fikir veya izlenimin daha sonraki yargıları güçlü biçimde etkileyen sabit bir referans hâline gelmesine izin vermek anlamına gelir. Burada insanlar zihinsel olarak ilk baştaki küçük görünen sayılara bağlı kalır; bu yüzden sonraki büyük sayılar şaşırtıcı gelir. İfade yalnızca dikkat etmeyi değil, bir yanlılığı veya kısıtlamayı anlatır.
Alıştırma
Örnekte anchor on ne anlama geliyor?
- Sayıları hareket edemeyecekleri gerçek bir nesneye bağlamak
- İlk sayıların sonraki yargıları güçlü biçimde etkileyen bir referansa dönüşmesine izin vermek
- Sayılara kısa süre bakıp sonra onları görmezden gelmek
Cevabı göster
İlk sayıların sonraki yargıları güçlü biçimde etkileyen bir referansa dönüşmesine izin vermek
This right here is the data for the recorded cases of COVID-19,
0:22İşte bu, kaydedilmiş COVID-19 vakalarının,
Never one to waste an opportunity for a math lesson, Dilbilgisi
0:30Bir matematik dersi fırsatını asla kaçırmayan biri olarak,
I thought this might be a good time for all of us to go back to the basics Dilbilgisi
0:32şimdi hepimizin temellere geri dönmesi için iyi bir zaman olabileceğini düşündüm:
Never one to + fiil ile girişte alışılmış bir karakter özelliği anlatmak
Never one to waste an opportunity for a math lesson, konuşmacıyı tanımlayan bir giriş ifadesidir. never one to + fiilin yalın hâli kalıbı, bir kişinin belirtilen eylemi alışkanlık olarak yapmadığını anlatır. Buradaki eylem waste an opportunity olduğundan konuşmacı, matematik dersi verme fırsatını boşa harcamadığını söylüyor. Bu ifade, kişinin alışılmış bir özelliğini ana eylem I thought... için gerekçe veya hazırlık olarak sunar. Konuşmacı bu davranışın kendisine özgü olduğunu biliyormuş gibi hafif mizahi veya öz eleştirel bir ton taşıyabilir.
Alıştırma
Never one to ignore a problem, Maya offered to help cümlesinin başı bize ne anlatıyor?
- Maya sorun önemsiz göründüğü için yardım etmeyi reddetti.
- Maya genellikle sorunları görmezden gelmez; bu yüzden yardım teklif etmesi onun karakterine uygundur.
- Maya sorunu daha önce hiç görmemişti.
Cevabı göster
Maya genellikle sorunları görmezden gelmez; bu yüzden yardım teklif etmesi onun karakterine uygundur.
Nazik öneri olarak might be a good time for ... to
might be a good time for someone to + fiilin yalın hâli kalıbı, bir eylemi yapmak için şimdiki zamanın uygun olduğunu anlatır. For all of us eylemi yapacak kişilerin hepimiz olduğunu belirtir; to go ise önerilen eylemi başlatır. Burada might öneriyi yumuşatır; asıl anlamı, zamanın uygun olma ihtimalinin düşük olması değildir. I thought ile birlikte kullanıldığında konuşmacı, emir veriyormuş gibi görünmeden bir grubu harekete davet edebilir.
Alıştırma
Cümleyi might be a good time for all of us to şeklindeki yumuşak öneri kalıbıyla tamamlayın: This ____ review the safety rules.
Cevabı göster
might be a good time for all of us to
Exponential growth means that as you go from one day to the next, Dilbilgisi
0:44Üstel büyüme, bir günden diğerine geçerken
it involves multiplying by some constant.
0:47belirli bir sabit ile çarpmayı içerdiği anlamına gelir.
Bir günden ertesi güne geçtikçe
Bu cümlede as, “-dikçe” veya “zaman ilerlerken” anlamındadır. Değişimin gerçekleştiği zaman çerçevesini belirtir; bir neden bildirmez. Go from one day to the next, fiziksel olarak hareket etmeyi değil, birbirini izleyen günler boyunca ilerlemeyi anlatır. as you go from X to Y kalıbı, bir şeyin adımlar, aşamalar veya zaman içinde nasıl değiştiğini de gösterebilir.
Alıştırma
Hangi cümlede as bir neden veya karşılaştırmayı değil, zaman içinde gerçekleşen bir değişimi gösterir?
- The total grows because two new cases are added each day.
- The total grows as you go from one day to the next.
- The total grows like a balloon.
Cevabı göster
The total grows as you go from one day to the next.
A multiple of: bir katı
Burada a multiple of, bugünkü sayı ile önceki günün sayısı arasındaki çarpma ilişkisini anlatır. Kastedilen çarpan yaklaşık 1,15 ila 1,25'tir; dolayısıyla bugünkü vaka sayısı önceki günün yaklaşık 1,15 ila 1,25 katıdır. X is a multiple of Y kalıbında X, Y'nin bir çarpanla çarpılmasıyla elde edilir. Multiple burada isimdir; yalnızca “çok sayıda” anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede a multiple of bir çarpma ilişkisini ifade etmek için doğru kullanılmıştır?
- We saw multiple cases today.
- Many students arrived early.
- 18 is a multiple of 6.
Cevabı göster
18 is a multiple of 6.
Now, viruses are a textbook example of this kind of growth Kalıp ifadeler
1:00Virüsler bu tür bir büyümenin ders kitabı örneğidir
because what causes new cases are the existing cases.
1:03çünkü yeni vakalara neden olan şey mevcut vakalardır.
a textbook example of: son derece tipik bir örnek
Bu cümlede a textbook example of, bir şeyin özellikle açık ve tipik bir örneği anlamına gelir. Virüsler söz konusu büyüme biçimini, öğretmek için kullanılabilecek kadar iyi gösterir. Buradaki textbook mecazidir. Örneğin gerçekten bir ders kitabında yer alması gerekmez; bu ifade, örneğin bir düzeni ne kadar kusursuz biçimde gösterdiğini değerlendirir.
Alıştırma
Hangi cümlede a textbook example of, “çok tipik bir vaka” anlamında kullanılmıştır?
- The textbook gave three examples of launches.
- The failed launch was a textbook example of poor planning.
- I copied an example from a textbook about rockets.
Cevabı göster
The failed launch was a textbook example of poor planning.
and we say that each individual with the virus is exposed to,
1:12ve virüsü taşıyan her bireyin belirli bir günde
and each one of those exposures has a probability p
1:18ve bu temasların her birinin yeni bir enfeksiyona dönüşme
And the fact that n itself is a factor in its own change
1:30Ve n'nin kendi değişiminde bir faktör olması gerçeği,
it means the rate of growth itself is getting big.
1:37bu büyüme oranının kendisinin de büyüdüğü anlamına gelir.
One way to think about this is that as you add the new cases Anlatım akışı
1:40Bunu düşünmenin bir yolu da, ertesi günün sayısını bulmak için
One way to think about this is that: olası bir açıklama sunmak
One way to think about this is that, konuşanın fikri anlamak için yararlı bir yaklaşım sunmak üzere olduğunu belirtir. Açıklamayı düzenler: this önceki konuya gönderme yapar, that ise ardından gelen açıklamayı başlatır. One way önemlidir, çünkü diğer geçerli açıklamalara da yer bırakır. Konuşan bir düşünme modeli sunar; sonraki ifadenin mümkün olan tek açıklama olduğunu iddia etmez.
Alıştırma
Hangi cümle tek doğru açıklama yerine olası düşünme modellerinden birini açıkça sunmaktadır?
- The way to think about a budget is that it gives every dollar a job.
- A budget is the only way to give every dollar a job.
- One way to think about a budget is that it gives every dollar a job.
Cevabı göster
One way to think about a budget is that it gives every dollar a job.
factor out: ortak çarpanı parantez dışına almak
Bu cümlede factor out, bütün terimlerde ortak olan bir çarpanı parantezin dışına alarak toplamı çarpım biçiminde yeniden yazmak anlamına gelen bir cebir ifadesidir. Örneğin an + bn, n(a + b) olur. Değer değişmez; yalnızca ifadenin biçimi değişir. Buradaki ortak çarpan n’dir. Yeniden kullanılabilen yapı factor out + çarpan biçimindedir; factor out n buna bir örnektir.
Alıştırma
Dersin standart cebir ifadesiyle yönergeyi tamamlayın: In 6x + 9x, ____ x to write x(6 + 9).
Cevabı göster
factor out
So, it's just the same as multiplying by some constant
1:48Yani, bu sadece birden büyük bir sabit ile
corresponds to multiplying by a certain factor.
2:00belirli bir faktörle çarpmaya karşılık geldiği anlamına gelir.
In this case, each step is another power of 10.
2:02Bu durumda her adım 10'un başka bir kuvvetidir.
exponential growth should look like a straight line.
2:06üstel büyüme düz bir çizgi gibi görünmelidir.
and 13 days to go from that to 10,000.
2:14bundan 10.000'e çıkması ise 13 gün sürmüş gibi görünüyor.
And if you do a simple linear regression to find the best fit line, Kelime
2:17Ve en uygun çizgiyi bulmak için basit bir doğrusal regresyon yaparsanız,
do a simple linear regression to find the best fit line: en iyi uyum doğrusunu bulmak için basit doğrusal regresyon yapmak
To do a simple linear regression, iki değişken arasındaki ilişkiyi bir doğruyla gösteren istatistiksel bir yöntem kullanmak demektir. Simple, modelde tek bir tahmin değişkeni kullanıldığını belirtir; matematiğin her zaman kolay olduğu anlamına gelmez. To find mastar ifadesi analizin amacını belirtir. Best fit line, yöntemin izin verdiği ölçüde verilerin genel örüntüsünü en yakından izlemek üzere seçilen doğrudur.
Alıştırma
Dersteki iki istatistik terimini kullanarak cümleyi tamamlayın: We did a simple ____ to find the ____ through the data.
Cevabı göster
linear regression · best fit line
you can look at the slope of that line to draw a conclusion Kalıp ifadeler
2:21bu çizginin eğimine bakarak bir sonuca varabilirsiniz,
draw a conclusion: kanıtlardan çıkarım yapmak
Draw a conclusion, kanıtları veya sonuçları yorumlayarak bir yargıya varmak demektir. Bu cümlede sonuç, uydurulan doğrunun eğiminden çıkarılır; draw burada resim çizmek anlamına gelmez. Çıkarımın dayandığı kanıtı veya ilgili olduğu konuyu belirtmek için draw a conclusion from something ya da draw a conclusion about something kalıbını kullanın.
Alıştırma
Cümleyi kanıtlardan bir yargı çıkarmak anlamındaki hedef sözcük birlikteliğiyle tamamlayın: We cannot ____ from just one test result.
Cevabı göster
draw a conclusion
This regression also lets us be a little more quantitative
2:28Bu regresyon aynı zamanda üstel uyumun gerçekten ne kadar yakın olduğu konusunda
And to use the technical statistical jargon here, Anlatım akışı
2:34Ve burada teknik istatistik jargonu kullanmak gerekirse,
to use the technical statistical jargon here: mizahi bir hazırlık
Cümle başındaki to use the technical statistical jargon here mastar öbeği, konuşmacının cevabı nasıl adlandıracağını veya ifade edeceğini dinleyiciye bildiren bir üstsöylem unsurudur. Resmî bir istatistik teriminin geleceği beklentisini yaratır. Fakat konuşmacı bunun yerine gündelik ve teknik olmayan really freaking close ifadesini kullanır. Bu uyumsuzluk bilinçli bir mizah unsurudur; dolayısıyla bu çerçeve gerçek istatistik bilgisi vermek yerine söylemsel bir hazırlık işlevi görür.
Alıştırma
Bu cümlede to use the technical statistical jargon here ifadesinin temel işlevi nedir?
- Sonucun resmî istatistiksel adını belirtir.
- Resmî bir ifade geleceğini bildirir ve ardından gündelik bir ifade gelince espriye zemin hazırlar.
- Dinleyiciden bir istatistik formülü kullanmasını ister.
Cevabı göster
Resmî bir ifade geleceğini bildirir ve ardından gündelik bir ifade gelince espriye zemin hazırlar.
really freaking close: freaking ile gayriresmî vurgu
really freaking close ifadesinde freaking, samimi ve gayriresmî bir pekiştiricidir. close sözcüğünü güçlendirir; yani konuşmacı 'son derece yakın' ya da 'neredeyse birebir uyuşuyor' demektedir. Burada 'korkmuş' anlamına gelmez. technical statistical jargon şeklindeki esprili giriş bir karşıtlık yaratır: really freaking close bilerek gündelik seçilmiştir; gerçek bir teknik terim değildir. Bu ifade güçlü bir sonucu canlı ve sohbet havasında sunar.
Alıştırma
Örnekteki 'really freaking close' ne anlatıyor?
- Son derece yakın olduğunu güçlü ve gayriresmî bir biçimde anlatır.
- Korkutucu derecede tehlikeli olduğunu anlatır.
- Kesin bir teknik istatistik kategorisidir.
Cevabı göster
Son derece yakın olduğunu güçlü ve gayriresmî bir biçimde anlatır.
But it can be hard to digest exactly what that means if true. Deyimler
2:39Ancak eğer doğruysa bunun tam olarak ne anlama geldiğini sindirmek zor olabilir.
hard to digest: bilgiyi işlemeyi anlatan bir benzetme
hard to digest ifadesinde digest mecaz anlamda kullanılır. Bedenin yiyecekleri parçalaması gibi zihin de bir düşünceyi işleyip özümsemek için zamana ihtiyaç duyar. Bu ifade, bilgiyi tam olarak anlamanın zor olduğu anlamına gelir. Buradaki exactly what that means, özellikle iddianın sonuçlarını anlamaya işaret eder. Yemek yemeye veya bedensel sindirime yönelik gerçek anlamlı bir gönderme yoktur.
Alıştırma
'İşlemesi ve anlaması zor' anlamındaki üç sözcüklü benzetmeyle cümleyi tamamlayın: The legal explanation is ____ when you first read it.
Cevabı göster
hard to digest
When you see one country with, say, 6,000 cases Ton ve niyet
2:42Diyelim ki 6.000 vakası olan bir ülke
it's easy to think that the second is doing 100 times better,
2:47ikincisinin 100 kat daha iyi durumda olduğunu
Örnek veren ara söz say
Burada say, “örneğin” ya da “varsayalım” anlamına gelir. Karşılaştırma için 6.000’i örnek bir sayı olarak sunar; konuşma eylemini anlatmaz ve emir değildir. Cümlenin içine yerleştirilen say, ara söz niteliğinde bir örnekleme işareti görevi görür. Virgüller, o çıkarıldığında ana yapının “one country with 6,000 cases” şeklinde devam ettiğini gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede say ne işe yarar: “Imagine a class with, say, 30 students”?
- 30’u örnek bir sayı olarak sunar.
- Dinleyiciye yüksek sesle “30” demesini emreder.
- Birinin “30” dediğini aktarır.
Cevabı göster
30’u örnek bir sayı olarak sunar.
where numbers multiply by 10 every 16 days,
2:53her 16 günde bir 10'la çarpıldığı bir durumdaysanız,
is that the second country is about a month behind the first.
2:58ikinci ülkenin ilkinden yaklaşık bir ay geride olduğudur.
another way to view the same fact is that: aynı bilgiyi yeniden çerçevelemek
another way to view the same fact is that + yan cümle kalıbı, dinleyiciye kanıtların değişmediğini, yalnızca yorumun değiştiğini bildirir. Burada 100’e 1 farkı, yaklaşık bir aylık zaman farkı olarak yeniden çerçevelenir. Söylemi düzenleyen bir ifade olarak önceki bakış açısını that sonrasındaki yeni yorumla bağlar. İlk izlenimi düzeltmek veya aynı bilgiyi daha kolay anlaşılır kılmak için “Another way to view X is that ...” kalıbını kullanın.
Alıştırma
Dersi yeniden çerçeveleme ifadesiyle cümleyi tamamlayın: Sales are 20% lower than last year. ____ we are back at the level we had two years ago.
Cevabı göster
Another way to view the same fact is that
you can't just draw out a line like this forever.
3:20böyle bir çizgiyi sonsuza kadar uzatamazsınız.
It clearly has to start slowing down at some point.
3:23Açıkça bir noktada yavaşlamaya başlaması gerekiyor.
“Needless to say, though,” ile açık bir sınıra geçiş
Needless to say, sıradaki düşüncenin açık veya kolayca kabul edilebilir olduğunu gösterir. Burada, yükselen çizginin sonsuza kadar devam edemeyeceği yönündeki sağduyulu gerçeği sunar. Though, giriş yorumunun içinde iki virgül arasında yer alır ve önceki tahminle karşıtlık kurar. Birlikte kullanıldıklarında yaklaşık olarak “Bu tahmin yararlı ama açıkça bir sınırı var” anlamını verirler. Though, needless to say ifadesini geçersiz kılmaz; yorumun tamamını yumuşak bir düzeltmeye dönüştürür.
Alıştırma
Cümlenin başındaki “Needless to say, though,” ne işe yarar?
- Karşıtlığı kaldırır ve önceki eğilimin sonsuza kadar süreceğini doğrular.
- Sonraki sınırı açık bir gerçek olarak sunar ve önceki tahminle karşılaştırır.
- Sonraki sınırın şaşırtıcı ve önceki tahminle ilgisiz olduğunu söyler.
Cevabı göster
Sonraki sınırı açık bir gerçek olarak sunar ve önceki tahminle karşılaştırır.
capped out around: yaklaşık bir üst sınıra ulaşmak
Capped out, en yüksek düzeye ulaşıp ardından daha fazla yükselmemek anlamına gelir. Bu cümlede fiziksel bir kapaktan değil, salgının ulaştığı son büyüklükten söz eder. Around sayının yaklaşık olduğunu gösterir. Bu nedenle capped out around 8,000 cases, toplamın yaklaşık 8.000 ile en yüksek seviyesine ulaştığı anlamına gelir. Yaygın kalıp özne + cap out + at/around + miktar şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi “yaklaşık olarak en yüksek değerine ulaştı” anlamındaki üç kelimelik İngilizce ifadeyle tamamlayın: Even during the holiday rush, daily orders ____ 2,000.
Cevabı göster
capped out around
is not a great way to make predictions. Ton ve niyet
3:43tahmin yapmak için harika bir yol değildir.
Ölçülü eleştiri için not a great way to...
Bu cümlede not a great way to make predictions, ölçülü bir olumsuz değerlendirme ifade eder. Bağlam olmadan verilerin içinden bir çizgi geçirerek tahmin yapmanın güvenilmez veya uygunsuz bir yöntem olduğu anlamına gelir; yalnızca yöntemin biraz daha iyi olabileceğini söylemez. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp not a great way to + fiilin yalın hâlidir. Konuşan kişi bu kalıpla bir yöntemi eleştirirken this is wrong gibi sert bir ifadeye göre tartışmaya daha fazla alan bırakır.
Alıştırma
Hangi cümle bir yöntemi açıkça eleştirirken ifadeyi nispeten ölçülü tutar?
- That method is a disaster.
- That method is completely wrong.
- That is not a great way to test the idea.
Cevabı göster
That is not a great way to test the idea.
there's an actual reason to expect an exponential here.
3:46burada üstel bir durum beklemenin gerçek bir nedeni var.
it necessarily means each day you multiply by some constant.
3:53bu zorunlu olarak her gün belirli bir sabitle çarptığınız anlamına gelir.
is proportional to: sabit oranlı ilişki
is proportional to ifadesindeki proportional, sabit oranlı bir ilişkiyi anlatır. Bir y niceliği başka bir x niceliğiyle orantılıysa bir k sabiti için y = kx olur. Bu cümlede yeni vaka sayısı, mevcut vaka sayısının sabit bir katı olarak modellenmektedir. Bu, niceliklerin yalnızca ilişkili olduğunu söylemekten daha güçlü ve kesindir. Orantılı modelde x bir katsayıyla çarpıldığında y de aynı katsayıyla çarpılır.
Alıştırma
Hangi ifade y = 4x ilişkisini doğru biçimde açıklar?
- If y = 4x, then y is proportional to x.
- If y = 4x, then y is equal to x.
- If y = 4x, then y is unrelated to x.
Cevabı göster
If y = 4x, then y is proportional to x.
The only way ... is if either ... or ...: iki alternatif içeren gerekli koşul
The only way X happens is if Y kalıbı, X'i Y'nin doğru olduğu durumlarla sınırlar. Y'yi yalnızca yararlı olabilecek bir ihtimal değil, gerekli bir koşul olarak sunar. Burada Y, either A or B yapısıyla iki alternatif yol verir: e düşebilir veya p düşebilir. Yapı, ikisinin de düşmesi gerektiğini söylemez; en az birinin düşmesi gerekir.
Alıştırma
Dersteki koşul kalıbını dört sözcükle tamamlayın: The ____ way the gate opens is ____ ____ a valid code is entered ____ a guard unlocks it.
Cevabı göster
only · if · either · or
It's inevitable that this will eventually happen,
4:07Bu, sonunda kaçınılmaz olarak gerçekleşecektir,
even in the most perfectly pernicious model for a virus,
4:10bir virüs için en mükemmel derecede zararlı modelde bile,
which would be where every day each person with the infection
4:13ki bu, her gün enfekte olan her kişinin
is exposed to a random subset of the world's population,
4:16dünya nüfusunun rastgele bir alt kümesine maruz kalmasıdır,
at some point most of the people they're exposed to
4:20bir noktada maruz kaldıkları insanların çoğu
that would mean that the probability of an exposure becoming a new infection
4:29bu, bir temasın yeni bir enfeksiyona dönüşme olasılığının,
would have to include some kind of factor
4:33temas ettiğiniz birinin zaten enfekte olma olasılığını
to account for the probability that someone you're exposed to Öbek fiiller
4:34hesaba katacak bir tür faktörü
“Bir faktörü dahil etmek” anlamındaki account for
Bu cümlede account for, “bir faktörü ve etkisini bir modele veya hesaplamaya dahil etmek” anlamına gelir. Buradaki faktör, karşılaşılan kişinin zaten enfekte olma ihtimalini temsil eder; bu nedenle bu ihtimal olasılık hesabına dahil edilmelidir. Kalıp account for + isim veya isim öbeği şeklindedir. Bu anlamıyla, bir analizin sonucu değiştirebilecek bir şeyi hesaba kattığını gösterir.
Alıştırma
Hangi cümlede account for, “bir faktörü analize veya plana dahil etmek” anlamındadır?
- How do you account for the missing file?
- The budget must account for a possible rise in fuel prices.
- One large client accounts for half of our sales.
Cevabı göster
The budget must account for a possible rise in fuel prices.
the proportion of people in the world who are already infected.
4:431'den çıkardığımız bir faktörü dahil etmek anlamına gelebilir.
you get what's known in the business as a logistic curve, Kalıp ifadeler
4:50sektörde lojistik eğri olarak bilinen şeyi elde edersiniz,
what's known in the business as: sektörde bilinen adıyla
What's known in the business as, bir alanı bilen kişilerin kullandığı yerleşmiş bir adı tanıtır. Yapı what's known in the business as + terim şeklindedir; burada logistic curve terimini getirir. In the business ifadesindeki business, mutlaka “ticari bir şirketin içinde” değil, “ilgili alandaki insanlar arasında” demektir. İçeriden biri gibi kullanılan bu anlatım, teknik bir terimin tanıtımını yarı resmî ve hafif şakacı gösterebilir.
Alıştırma
Cümleyi derste geçen, uzmanlık alanından biri gibi duyulan tam ifadeyle tamamlayın: That rattling sound is ____ engine knock.
Cevabı göster
what's known in the business as
essentially indistinguishable from: esasen ayırt edilemez
Essentially indistinguishable from, iki şeyin ilgili ve önemli yönlerden o kadar benzer olduğunu anlatır ki pratikte biri diğerinden ayırt edilemez. Yapı X is essentially indistinguishable from Y şeklindedir. Essentially iddiayı sınırlar: “pratik amaçlar bakımından” veya “esas olarak” anlamına gelir, “tam olarak” anlamına gelmez. Bu cümlede eğriler başlangıçta birbirine benzer görünse de sonraki davranışları farklıdır.
Alıştırma
Cümleyi derste geçen tam ve resmî ifadeyle tamamlayın: At normal viewing distance, the copy is ____ the original.
Cevabı göster
essentially indistinguishable from
levels out: bir eğilimin sabitlenmesi
levels out, bir eğilimin veya değerin yavaş yavaş sabitlenip neredeyse düz bir hâle gelmesi demektir. Ani bir durmayı değil, artışın ya da düşüşün giderek güç kaybetmesini anlatır. Bu cümlede eğri, toplam nüfus büyüklüğüne yaklaştıkça düzleşir ve sabit bir seviyeye yaklaşır.
Alıştırma
Cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? After climbing quickly, the number of visitors _____ at about 10,000 per day.
- stops suddenly
- levels up
- levels out
Cevabı göster
levels out
True exponentials essentially never exist in the real world.
5:03Gerçek üstel büyümeler gerçek dünyada temelde hiç var olmaz.
Every one of them is really the start of a logistic curve.
5:06Her biri aslında lojistik bir eğrinin başlangıcıdır.
yukarı doğru kıvrılmaktan aşağı doğru kıvrılmaya geçmek
go from doing A to instead doing B kalıbı, bir sürecin A durumundan veya etkinliğinden B durumuna ya da etkinliğine geçtiğini gösterir. From başlangıç noktasını, to değişimi belirtir; instead ise B'nin A'nın yerini aldığını ve aradaki karşıtlığı vurgular. Burada curving upward ve curving downward eğrinin biçimini, yani eğriliğini anlatır; eğrinin hemen yükselmeden alçalmaya geçtiği anlamına gelmez. Dönüm noktası, bu kıvrılma biçiminin değiştiği yerdir.
Alıştırma
Bir etkinlikten onunla karşıtlık oluşturan başka bir etkinliğe geçişi göstermek için dersteki kalıbı doğru kullanan cümle hangisidir?
- The discussion goes from solving the problem to instead arguing about who caused it.
- The discussion goes solving the problem to instead arguing about who caused it.
- The discussion goes from solving the problem instead to arguing about who caused it.
Cevabı göster
The discussion goes from solving the problem to instead arguing about who caused it.
stops increasing and instead stays roughly constant
5:22artmayı durdurur ve azalmaya başlamadan önce
represented by the slope of this curve: bu eğrinin eğimiyle gösterilen
Represented by the slope of this curve, the number of new cases each day isim grubundan sonra gelen bir geçmiş zaman ortaç grubudur. which is represented by the slope of this curve ifadesinin kısaltılmış hâlidir: eğri, bu sayıyı gösteren görsel özelliktir. represented sözcüğünün mantıksal öznesi this curve değil, the number of new cases each day ifadesidir. Bu kısaltılmış edilgen yapı, teknik metinlerde ayrı bir tam yan cümle kurmadan açıklama eklemeyi sağlar.
Alıştırma
Mavi çizginin aylık eğilimi gösterdiğini kısaltılmış edilgen bir yapıyla doğru biçimde anlatan cümle hangisidir?
- The monthly trend, representing the blue line, rose steadily in May.
- The monthly trend, represented by the blue line, rose steadily in May.
- The monthly trend, representing by the blue line, rose steadily in May.
Cevabı göster
The monthly trend, represented by the blue line, rose steadily in May.
So, one number that people often follow with epidemics
5:30Bu yüzden, insanların salgın hastalıklarla ilgili olarak sıklıkla takip ettiği bir sayı
is defined as the ratio between: arasındaki oran olarak tanımlanır
Is defined as, teknik bir terimin kesin anlamını verir. Burada büyüme faktörü bir oran olarak tanımlanır: bir gündeki yeni vaka sayısı, önceki gündeki yeni vaka sayısına bölünür. Kalıp terim + be defined as + tanım şeklindedir. Ratio between, ikisinin de belirtilmesi gereken iki niceliği tanıtır. Bu örnekte ilk nicelik ikinciye bölündüğü için sıraları önemlidir.
Alıştırma
“Bu kesin tanıma sahiptir” anlamındaki üç sözcüklü edilgen ifadeyi yazın: The efficiency score ____ the ratio between useful output and total input.
Cevabı göster
is defined as
if you were looking at all of the totals from one day to the next,
5:43eğer bir günden diğerine tüm toplamlara bakıyor
then tracking the changes between those totals,
5:46ve daha sonra bu toplamlar arasındaki değişiklikleri takip ediyorsanız,
the growth factor is a ratio between two successive changes.
5:49büyüme faktörü birbirini izleyen iki değişiklik arasındaki orandır.
Açıklık getirme belirteci olarak just to be clear
Just to be clear, dinleyicinin iki düşünceyi karıştırmaması için konuşanın bir noktayı kesin biçimde yeniden ifade etmek üzere olduğunu gösterir. Burada değişimleri karşılaştırmak ile toplamları karşılaştırmak arasındaki ayrımı hazırlar. Just, ifadeyi yumuşatır ve açıklamanın daha az sert duyulmasını sağlar. Burada yalnızca ya da az önce anlamına gelmez. Bu ifade, dinleyiciye ardından gelen kesin tanıma dikkat etmesini bildirerek açıklamayı düzenler.
Alıştırma
Dersteki açıklık getirme ifadesini tamamlayın: I am not changing the plan. ____, I am explaining the last step again.
Cevabı göster
Just to be clear
Whereas as soon as your growth factor looks closer to one,
6:00Oysa büyüme faktörünüz bire daha yakın göründüğü anda,
While ... Whereas as soon as ... ile aşamaları karşılaştırma
While you're on the exponential part ilk aşamayı arka plan olarak kurar: bu aşama boyunca faktör birin üzerinde kalır. Burada while zaman anlamı taşır, ancak sonraki aşamayla kurulacak karşıtlığı da hazırlar. Whereas karşıt olan ikinci aşamayı tanıtır. Bu sözlü açıklamada yeni bir cümlenin başında bulunsa da önceki ifadeye gönderme yapar: faktörün bire yaklaşması farklı bir durumu gösterir. Whereas bölümündeki as soon as karar anını işaretler: koşul ortaya çıkar çıkmaz ardından gelen sonuç hemen geçerli olur. Bu bağlaçlar birlikte dinleyiciyi A durumundan B durumuna yönlendirir ve yorumun ne zaman değiştiğini gösterir.
Alıştırma
Bağlaçların iki aşamayı nasıl düzenlediğini hangi açıklama doğru biçimde anlatıyor?
- Whereas bir neden bildirirken while ve as soon as birbiriyle ilgisiz gerçekleri sıralar.
- While ilk aşamanın arka planını kurar, whereas ikinci aşamayla karşıtlık oluşturur ve as soon as yeni işaretin ne zaman ortaya çıktığını belirtir.
- While ve whereas sözcüklerinin ikisi de hemen anlamına gelir; as soon as ise yalnızca vurgu ekler.
Cevabı göster
While ilk aşamanın arka planını kurar, whereas ikinci aşamayla karşıtlık oluşturur ve as soon as yeni işaretin ne zaman ortaya çıktığını belirtir.
“bir sonuç doğurmak” anlamındaki make for
Burada make for, “bir şeyin oluşmasına yardımcı olmak, üretmek veya yol açmak” anlamına gelir. Özne bir koşulu, for ifadesinden sonraki ad öbeği ise sonucu belirtir: bu koşul, sezgilere aykırı başka bir olgu doğurabilir. Sonuç bildiren bu anlam, bir şeyi elle yapmak veya bir yere doğru ilerlemek değildir. Amaçlanan anlamı belirlemek için for ifadesinden sonraki ad öbeğine ve bağlama bakın.
Alıştırma
"Clear labels make for an easier checkout process," cümlesinde make for ne anlama gelir?
- bir yere doğru ilerlemek
- elle inşa etmek
- oluşturmaya yardımcı olmak veya yol açmak
Cevabı göster
oluşturmaya yardımcı olmak veya yol açmak
what it would feel like for ... to be ... ile varsayımsal bir deneyimi hayal etmek
Think about, hayalî bir soru ortaya koyar ve dinleyiciyi yalnızca bir sayıyı okumak yerine bir deneyimi gözünde canlandırmaya davet eder. İç içe kullanılan what it would feel like ifadesi, about sözcüğünün nesnesidir. for X to be Y yapısında for, to be mastarının mantıksal öznesi X'i tanıtır; Y ise hayal edilen durumu açıklar. Buradaki would, geçmişteki bir alışkanlığı değil, varsayımsal bir durumu belirtir.
Alıştırma
Davet cümlesini varsayımsal duygu kalıbıyla tamamlayın: Think about ____ the library ____ open all night.
Cevabı göster
what it would feel like for · to be
contrast that with: dikkati bir farka yöneltmek
Contrast that with, dinleyiciye önceki durumu aklında tutup ardından gelen durumla karşılaştırmasını ve farklılıklara odaklanmasını söyleyen bir geçiş ifadesidir. Burada that, önceki büyüme örüntüsüne gönderme yaparken devamındaki bölüm yaklaşık olarak değişmeyen örüntüyü tanıtır. Yapı contrast X with Y şeklindedir. Bu cümlede X, that ile; Y ise what it would feel like for it to be about the same ile temsil edilir. Böylece konuşmacı ilk düşünceyi tekrarlamadan iki uzun düşünceyi birbirine bağlar.
Alıştırma
Geçişi, okuyucuyu bir farka odaklanmaya yönelten dersteki tam ifadeyle tamamlayın: The old plan took six months. ____ the new plan's six-week schedule.
Cevabı göster
Contrast that with
it could mean you're at the inflection point of a logistic,
6:28bu lojistik eğrinin büküm noktasında olduğunuz anlamına gelebilir,
max out at: üst sınırı belirtmek
Max out at, en yüksek düzeye ulaşmak veya o düzeyde sabitlenmek anlamına gelir; at sonrasındaki sayı bu üst sınırı belirtir. Cümlede, tahmin edilen toplamın sonsuza kadar büyümeyeceği, mevcut sayının yaklaşık iki katında dengeleneceği anlatılır. Yapı özne + max out + at + miktar şeklindedir: The room maxes out at 80 people. Özgün cümlede going to, tahmin edilen gelecekteki sonucu belirtir.
Alıştırma
Cümleyi üst sınıra ulaşmayı belirten üç sözcüklük tam ifadeyle tamamlayın: Even with every seat filled, ticket sales will ____ 2,000.
Cevabı göster
max out at
subtle though that might seem: sıfatın öne alındığı ödünleme yapısı
subtle though that might seem ifadesinde subtle sıfatı though sözcüğünün önüne alınır. Normal cümle sırası though that might seem subtle olurdu. Bu öne alma yapısı “although that might seem subtle” ya da “even if that appears to be a small distinction” anlamına gelir. Kalıp, sıfat + though + özne + bağlayıcı fiil biçimindedir ve sık sık may veya might içerir. Önce olası bir yüzeysel izlenimi kabul eder, ardından daha önemli bir sonuca yer açar: fark küçük görünebilir ama sonuçları büyük olabilir.
Alıştırma
“although it might seem minor” anlamına gelen doğal ve resmî tamamlamayı seçin: The change, _____, could affect the whole system.
- it might seem though minor
- minor though it might seem
- though minor it might seem
- minor because it might seem
Cevabı göster
minor though it might seem
orders of magnitude: 10’un kuvvetleri ölçeğinde büyük farklar
Bir order of magnitude, ölçekte on katlık bir adımdır: bir mertebe yaklaşık 10 kat, iki mertebe yaklaşık 100 kat ve üç mertebe yaklaşık 1.000 kattır. Bu nedenle çoğul orders of magnitude, yalnızca küçük bir artışı değil, 10’un birden fazla kuvvetine yayılan bir farkı belirtir. Bu cümlede orders of magnitude of growth, üstel büyüme devam ederken miktarın hâlâ çok daha büyük hâle gelebileceğini ifade eder. Belirli bir sayı verilmediği için kesin bir çarpan iddiasından çok ölçeğin büyüklüğünü vurgular.
Alıştırma
Bir internet sitesinin günlük ziyaret sayısı 500’den 50.000’e çıkıyor. Hangi cümle ölçek ifadesini doğru kullanıyor?
- It grew by two percent.
- It grew by two orders of magnitude.
- It became two times as large.
Cevabı göster
It grew by two orders of magnitude.
the saturation point is around the total population,
6:51doygunluk noktasının toplam nüfus civarında olduğu doğru olsa da,
People are clustered in local communities.
7:00İnsanlar yerel topluluklar halinde kümelenmişlerdir.
where communities themselves function like individuals.
7:17toplulukların kendilerinin bireyler gibi işlev gördüğü
What you end up with is ...: nihai sonucu sunmak
“What you end up with”, bir sürecin nihai sonucunu belirten bir what yan cümlesidir. Yan cümlenin tamamı özne görevindedir ve “is ...” sonucu sunar; bu cümlede sonuç bir tür fraktal örüntüdür. “End up with”, “nihai sonuç olarak sahip olmak veya elde etmek” demektir. Bu kalıp, adımları ya da nedenleri anlatmaktan genel sonucu göstermeye geçiş sağlar; fiziksel bir konumu anlatmaz.
Alıştırma
Sonuç özetini dersteki kalıbı aynen kullanarak tamamlayın: After you mix the blue and yellow paint, ____ green paint.
Cevabı göster
what you end up with is
so the same underlying and exponential inducing laws apply.
7:25diğerlerine maruz kalma durumu vardır,
Fortunately, saturating the whole population
7:42bu nedenle aynı altta yatan ve üstel büyüme yaratan yasalar geçerlidir.
the two factors we care about to go down.
7:46önemsediğimiz iki faktörün düşmesine neden olabilecek
is not the only thing that can cause ... to go down: tek neden olduğunu reddetmek
X is not the only thing that can cause Y to go down kalıbı, X'in Y'yi düşürebileceğini ancak başka nedenlerin de aynı sonucu doğurabileceğini söyler. “Not”, “the only thing” bölümünü sınırlar; neden-sonuç ilişkisini ortadan kaldırmaz. Cause fiilinden sonra bir nesne ve to-infinitive kullanılır: cause + Y + to go down. Bu yapı, tek nedene dayalı bir açıklamayı düzeltmek ve başka olasılıklara yer açmak için kullanışlıdır.
Alıştırma
Başka nedenlere de izin veren ders kalıbını aynen kullanarak cümleyi tamamlayın: Opening a window ____ thing that can cause the room temperature ____.
Cevabı göster
is not the only · to go down
just how sensitive it is: şaşırtıcı bir derecenin vurgulanması
just how sensitive it is to this constant ifadesinde how, “hangi şekilde” değil, “ne derece” anlamına gelir. just, derece üzerindeki vurguyu güçlendirir: şaşırtıcı olan, bu sabite duyarlılığın çok yüksek olmasıdır. İfadenin tamamı is fiilini tamamlayan gömülü bir derece yan cümlesidir ve düz cümle söz dizimini korur: how sensitive it is denir, how sensitive is it denmez. Bu kalıp, bir sonuç beklenenden daha çarpıcı olduğunda realize, show veya reveal gibi fiillerden sonra sıkça kullanılır.
Alıştırma
“Kesin veya şaşırtıcı derece” anlamındaki vurgulu kalıpla cümleyi tamamlayın: The experiment revealed ____ sensitive the device is to heat.
Cevabı göster
just how
But, if through a bit less exposure and infection,
8:15Ancak, biraz daha az temas ve enfeksiyon sayesinde,
by a factor of three: çarpımsal değişim
By a factor of three, çarpımsal bir değişimin büyüklüğünü anlatır. Bir değer drops by a factor of three olduğunda yeni değer, eski değerin üçte biri olur; “üç birim daha az” anlamına gelmez. Burada ifade doesn't mean yapısının içinde yer aldığı için konuşmacı, tahminin de üçte birine düşeceği yönündeki basit öngörüyü reddeder. By değişimin büyüklüğünü, to ise drops down to around 400,000 örneğindeki gibi sonuçtaki varış noktasını gösterir.
Alıştırma
A server's response time fell from 900 milliseconds to 300 milliseconds. Bu çarpımsal değişimi hangi cümle doğru anlatır?
- It fell to three times its original value.
- It fell by three milliseconds.
- It fell by a factor of three.
Cevabı göster
It fell by a factor of three.
İnsanlar yeterince endişeliyse... Ama hiç kimse endişeli değilse
Worried ve worry biçimlerinin tekrarı iki koşullu düşünceyi birbirine bağlar. Önce, insanlar önlem alacak kadar endişeliyse risk azalır ve endişelenecek daha az şey kalır. Ardından But if koşulu tersine çevirir: hiç kimse endişeli olmadığında daha az önlem alınabilir ve asıl o zaman endişe etmek yerinde olur. Böylece paradoks gibi görünen bir sonuç ortaya çıkar. Anahtar sözcük önce daha güvenli davranışları tetikleyen şeyi, sonra da geriye kalan tehlikenin gerektirdiği tepkiyi gösterir. if ... then ... / But if ... that's when ... kalıbı, bu akıl yürütmeyi kısa ve akılda kalıcı bir uyarıya dönüştürür. Burada sufficiently, sürekli veya aşırı derecede endişeli olmayı değil, “gerekli tepkiyi oluşturacak kadar” anlamını taşır.
Alıştırma
Worry/worried karşıtlığının tekrarlanmasıyla sonucun nasıl düzenlendiğini en iyi açıklayan yorum hangisidir?
- Endişenin kendisi tehlikeyi otomatik olarak ortadan kaldırır, bu nedenle fiilen harekete geçmek gerekmez.
- Konuşmacı, insanların her zaman mümkün olduğunca kaygılı olması gerektiğini söylüyor.
- Endişe, önlem alınmasını sağlayarak tehlikeyi azaltabilir; hiç endişe olmaması ise tehlikeyi kontrolsüz bırakabilir.
Cevabı göster
Endişe, önlem alınmasını sağlayarak tehlikeyi azaltabilir; hiç endişe olmaması ise tehlikeyi kontrolsüz bırakabilir.