Bitki bazlı alternatifler etten daha mı sağlıklı? ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları

BBC Learning English

Öğrenme zorluğu
988 kelime 174 kel/dk

Video özeti: BBC’deki konuşma, işlenmiş bitki bazlı et alternatiflerinin etten daha sağlıklı olup olmadığını; içerikleri, üretim süreçleri, duyusal özellikleri ve Britanya yemek kültüründeki yerleri üzerinden ele alıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. plant-based alternatives. — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: Gıda ve sürdürülebilirlik konularında yerleşik olan bu ifadenin, etin ya da hayvansal başka gıdaların yerine geçmek üzere çoğunlukla bitkilerden üretilen ürünleri anlattığını kavrayın; plant ve based sözcüklerini birbirinden bağımsız yorumlamayın. 2. Although / it's also true that — Söylem, anlatı ve retorik: Konuşmacının önce bitki bazlı gıdaları destekleyen bulguları kabul edip ardından etsiz ürünlerin de işlenmiş olduğu sınırlamasını nasıl eklediğini fark edin; açıklama ve tartışmalarda kanıtlarla çekinceleri birlikte sunarak dengeli görüş bildirmek için bu çerçeveyi kullanın. 3. Bangers and Mash, — Kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı: Sosis ve patates püresinden oluşan geleneksel Britanya yemeğini tanıyın, Bangers sözcüğünü “sosis” anlamındaki Britanya argosu banger ile ilişkilendirin ve adı Birleşik Krallık’taki menülerde ya da konuşmalarda geçtiğinde anlayın.

Bu derste

Six Minute English from bbclearningenglish.com.

0:00

bbclearningenglish.com'dan Six Minute English.

Hello, this is Six Minute English from BBC Learning English.

0:08

Merhaba, BBC Learning English'ten Six Minute English'i dinliyorsunuz.

I'm Neil.

0:11

Ben Neil.

And I'm Georgie.

0:12

Ve ben Georgie.

If you've heard about meat-free Mondays or Veganuary, Kültür

0:13

Eğer etsiz Pazartesiler veya Veganuary (Vegan Ocak) hakkında bir şeyler duyduysanız,

Kültür

meat-free Mondays or Veganuary: kampanya adları

Bu ifadeler sıradan tarihler değil, kampanya adlarıdır. Meat-free Mondays fikri insanları pazartesi günleri et yememeye teşvik eder. Veganuary, vegan ve January sözcüklerini birleştirir ve insanları ocak ayı boyunca vegan beslenmeyi denemeye çağırır. Konuşmacı iki kampanyayı birlikte anarak et ve diğer hayvansal ürünleri azaltma ya da bırakma yönündeki daha geniş eğilimi hızla tanıtır.

Alıştırma

Bu cümlede “meat-free Mondays or Veganuary” neyi ifade ediyor?

  1. Etin ücretsiz dağıtıldığı iki gün
  2. Eti azaltmak veya hayvansal ürünlerden kaçınmakla ilgili iki kampanya
  3. Britanya takvimindeki iki sıradan tarih
Cevabı göster

Eti azaltmak veya hayvansal ürünlerden kaçınmakla ilgili iki kampanya

you probably know about a trend which an increasing number of people are trying to reduce or even stop eating meat. Kalıp ifadeler

0:16

giderek daha fazla insanın et yemeyi azaltmaya hatta bırakmaya çalıştığı bir trendi muhtemelen biliyorsunuzdur.

Kalıp ifadeler

an increasing number of people: büyüyen bir eğilim

An increasing number of people, insan sayısının zaman içinde arttığını belirtir. Odak yalnızca toplamın yüksek olmasında değil, sayının değişmesindedir. Yapı an increasing number of + çoğul sayılabilen isim şeklindedir. İfade çoğul grubu anlattığı için ardından gelen fiil de normalde çoğuldur: an increasing number of people are .... more people ifadesine göre daha resmîdir ve eğilim anlamını daha açık biçimde vurgular.

Alıştırma

Hedef yapıyı kullanarak cümleyi tamamlayın: ____ families are choosing electric bikes.

Cevabı göster

An increasing number of

This is often for health,

0:24

Bu genellikle sağlık,

animal welfare,

0:25

hayvan refahı,

or environmental reasons.

0:26

veya çevresel nedenlerden dolayıdır.

Instead,

0:28

Bunun yerine,

people are getting their daily amount of protein through plant-based alternatives. Kelime

0:29

insanlar günlük protein ihtiyaçlarını bitki bazlı alternatiflerden alıyorlar.

Kelime

plant-based alternatives: bitki bazlı alternatifler

Plant-based alternatives, çoğunlukla veya tamamen bitkilerden yapılan ve normalde hayvanlardan elde edilen ürünlerin yerine kullanılan ürünlerdir. Bu cümlede etin veya diğer hayvansal protein kaynaklarının yerine protein sağlayan yiyecekleri anlatır. Burada alternatives, “ikame ürünler” veya “başka seçenekler” anlamında çoğul bir isimdir. Bir şeyi tuhaf veya sıra dışı olarak tanımlamaz.

Alıştırma

Bu yiyecek bağlamında plant-based alternatives ne anlama gelir?

  1. Sıradan yiyeceklerin yanına yerleştirilmiş bitkiler
  2. Bitkilerden yapılan ve hayvansal ürünlerin yerine kullanılan ürünler
  3. Tuhaf veya sıra dışı olarak tanımlanan ürünler
Cevabı göster

Bitkilerden yapılan ve hayvansal ürünlerin yerine kullanılan ürünler

Meat-free sausages and burgers made using ingredients like soy, Dilbilgisi

0:33

Soya gibi malzemeler kullanılarak yapılan etsiz sosisler ve burgerler,

tofu, or fungi,

0:37

tofu veya mantarlar,

Dilbilgisi

made using ingredients like ...: bir ismi niteleyen yapı

Made using ingredients like ..., Meat-free sausages and burgers ifadesinden sonra gelen ve bu isimleri açıklayan geçmiş ortaç grubudur. “which are made using ingredients such as ...” anlamına gelir. Burada made edilgen anlamdadır: ürünler yapılma eylemine maruz kalır. Bu altyazı parçasının ana fiili değildir. Using yöntemi veya malzemeleri açıklar; like ise tam bir liste değil, örnekler sunar.

Alıştırma

“The market sells soaps made using ingredients like olive oil and lavender,” cümlesinde “made using ingredients like ...” neyi niteler?

  1. Pazarı
  2. Yalnızca lavantayı
  3. Sabunları
Cevabı göster

Sabunları

as well as tempeh, Kalıp ifadeler

0:39

ayrıca tempeh,

beans, or nuts.

0:40

fasulye veya kuruyemişler.

Kalıp ifadeler

as well as tempeh: listeye bir öğe daha eklemek

Burada as well as, “ve ayrıca” ya da “bunlara ek olarak” anlamındadır. Tempe, fasulye ve kuruyemişleri daha önce başlamış olan listeye ekler; tempenin ne kadar iyi olduğunu karşılaştırmaz. Düzenli listelerde as well as, bütün öğeleri and ile art arda bağlamak yerine, ardından gelen kısmı ek bir grup olarak sunar.

Alıştırma

“The bag contains pencils and paper, as well as a ruler,” cümlesinde as well as ne işe yarar?

  1. Cetvelin diğer eşyaların yerini aldığını söyler.
  2. Cetvelin diğer eşyalar kadar iyi olduğunu söyler.
  3. Listeye bir cetvel ekler.
Cevabı göster

Listeye bir cetvel ekler.

Have you tried any of these plant-based meat alternatives,

0:41

Bu bitki bazlı et alternatiflerinden herhangi birini denedin mi,

Georgie?

0:44

Georgie?

Yes, I have.

0:44

Evet, denedim.

I have lots of vegetarian friends,

0:45

Pek çok vejetaryen arkadaşım var,

so I've been to veggie barbecues and have tried

0:47

bu yüzden vejetaryen mangallarına gittim ve denedim

the uh plant-based sausages and burgers.

0:50

ıı, bitki bazlı sosisleri ve burgerleri.

I quite like them as long as they're covered in sauce. Dilbilgisi

0:53

Üzerleri sosla kaplı olduğu sürece onları oldukça seviyorum.

Dilbilgisi

as long as: koşul belirtmek

Burada as long as, “yeter ki” veya “... koşuluyla” anlamındadır. Üzerleri sosla kaplıysa konuşan kişi onları seviyor; dolayısıyla sos bu olumlu görüşün koşuludur. Yapı ana cümle + as long as + koşul cümleciğidir. Belirtilen koşul karşılandığında ana cümlenin geçerli olduğunu söyler; buradaki long uzunlukla ilgili değildir.

Alıştırma

Cümleyi “... koşuluyla” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: You can play outside ____ you finish your homework first.

Cevabı göster

as long as

What about you?

0:56

Peki ya sen?

Yeah, I think I agree.

0:57

Evet, sanırım katılıyorum.

I mean, they're fine.

0:58

Yani, fena değiller.

There's a reason for them,

1:00

Var olmalarının bir nedeni var,

but I'm not sure they're as good as the real thing. Deyimler

1:02

ama gerçeği kadar iyi olduklarından emin değilim.

Deyimler

as good as the real thing: hakiki aslıyla karşılaştırma

as good as the real thing ifadesinde as ... as, kalitelerin eşit olup olmadığını karşılaştırır. Konuşmacı, bitki bazlı alternatiflerin gerçek etle aynı kalitede olduğundan emin değildir. The real thing, herhangi bir “gerçek nesne” değil, “hakiki asıl ürün” anlamına gelir. Daha genel olarak bu ifade; bir taklidi, alternatifi veya canlandırılmış deneyimi yerine geçmesi amaçlanan aslıyla karşılaştırırken kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi “orijinaliyle aynı kalitede” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: The online concert was fun, but I'm not sure it was ____.

Cevabı göster

as good as the real thing

Now, with processed meat being linked to diseases like diabetes and cancer, Dilbilgisi

1:04

Günümüzde işlenmiş etlerin diyabet ve kanser gibi hastalıklarla bağlantılı olması nedeniyle,

Dilbilgisi

with processed meat being linked to diseases: edilgen arka plan çerçevesi

With processed meat being linked to diseases, with + isim öbeği + being + past participle kalıbını kullanır. Processed meat hastalıklarla ilişkilendirilen ögedir; bu nedenle being linked edilgen yapıdadır. with öbeğinin tamamı, ardından gelen ana ifadeye arka plan sağlar; kendisi ana cümle değildir. Bu kalıp, edilgen bir durumu cümle başındaki bir arka plan çerçevesine sıkıştırır. Burada linked to, “ilişkili” anlamına gelir; mutlaka “neden olduğu kanıtlanmış” demek değildir.

Alıştırma

Hangi cümle başlangıcı, edilgen bir arka plan vermek için with + isim + being + past participle yapısını doğru kullanır?

  1. With the bridge being repaired, drivers are using another route.
  2. With being repaired the bridge, drivers are using another route.
  3. With the bridge is being repaired, drivers are using another route.
Cevabı göster

With the bridge being repaired, drivers are using another route.

most doctors agree that plant-based options are healthier,

1:08

çoğu doktor bitki bazlı seçeneklerin daha sağlıklı olduğu konusunda hemfikir,

but some people are worried about how plant-based alternatives are made, Dilbilgisi

1:12

ancak bazı insanlar bitki bazlı alternatiflerin nasıl üretildiği konusunda endişeli,

Dilbilgisi

how plant-based alternatives are made: gömülü soru söz dizimi

how plant-based alternatives are made yan cümlesi, about edatından sonra gelen gömülü bir sorudur. Bazı insanların kaygı duyduğu konuyu belirtir. Gömülü bir wh-sorusu düz cümle söz dizimini kullanır: how + özne + fiil. Burada plant-based alternatives öznesi are made ifadesinden önce gelir. Devrik söz dizimi ise doğrudan soru olan How are plant-based alternatives made? içinde kullanılır.

Alıştırma

Parantez içindeki sözcükleri kullanarak cümleyi gömülü bir soruyla tamamlayın: We need to understand ____. (how / the system / works)

Cevabı göster

how the system works

including radio listener Graham Glover,

1:16

buna BBC Radio 4 programı Sliced Bread'e bu soruyu soran

who asked this question to BBC Radio 4 programme Sliced Bread. Kültür

1:19

radyo dinleyicisi Graham Glover da dahil.

Kültür

BBC Radio 4 programme Sliced Bread: program adını tanıma

BBC Radio 4 bir Britanya radyo istasyonudur ve Sliced Bread bu istasyonun programlarından birinin adıdır. BBC Radio 4 programme sözleri medya kaynağını, Sliced Bread ise programın adını belirtir. Sliced Bread, programme sözcüğünden sonra geldiği ve büyük harflerle başladığı için burada özel bir program adıdır; sıradan yiyecek ifadesi sliced bread anlamında kullanılmamıştır.

Alıştırma

Bu cümlede Sliced Bread neyi ifade ediyor?

  1. Konu olarak anılan bir ekmek türünü
  2. Soruyu soran kişinin adını
  3. Bir BBC Radio 4 programının adını
Cevabı göster

Bir BBC Radio 4 programının adını

Well, my question is,

1:23

Benim sorum şu:

looking at how these vegetable sausages how they are processed,

1:24

bu sebze sosislerinin nasıl işlendiğine bakarsak,

full of additives and flavourings and colourings Kelime

1:28

katkı maddeleri, aromalar ve renklendiricilerle dolu

are they any healthier than a pork sausage? Dilbilgisi

1:31

bunlar domuz sosisinden gerçekten daha mı sağlıklı?

Kelime

full of additives and flavourings and colourings: çok sayıda eklenmiş bileşen

Full of + isim, bir şeyin büyük miktarda bulunduğunu belirtir. Burada üç çeşit bileşenin art arda sıralanması sosisleri yoğun biçimde işlenmiş gıdalar olarak sunar ve konuşanın bunların daha sağlıklı olup olmadığına dair şüphesini destekler. Additives, gıdaya eklenen maddeler için kullanılan genel bir terimdir. Flavourings ve colourings tat ile görünümü etkilemek için eklenir; gıdanın doğal tadı ve rengi anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede vurgulanan ifade temel olarak neyi düşündürüyor?

  1. Sosisler sebzeden yapıldığı için hiçbir bileşen içermiyor.
  2. Sosislerde yalnızca doğal tat ve renk bulunuyor.
  3. Sosisler çok sayıda eklenmiş bileşen içeriyor ve bu durum konuşanın ne kadar sağlıklı olduklarını sorgulamasına yol açıyor.
Cevabı göster

Sosisler çok sayıda eklenmiş bileşen içeriyor ve bu durum konuşanın ne kadar sağlıklı olduklarını sorgulamasına yol açıyor.

Dilbilgisi

any healthier than a pork ...: en küçük bir farkın bile olup olmadığını sormak

any healthier ifadesinde any, karşılaştırma biçimi healthier sözcüğünün derecesini belirler. “Herhangi bir ölçüde” veya “az da olsa” anlamına gelir; dolayısıyla soru sağlık açısından gerçekten bir iyileşme olup olmadığını sorar. Than, karşılaştırma noktasını, yani a pork sausage ifadesini getirir. any + karşılaştırma biçimi + than kalıbı, konuşan bir farkın varlığından emin olmadığında veya bundan şüphe ettiğinde kullanışlıdır.

Alıştırma

Değişikliğin en küçük bir fark bile yarattığından şüphelisiniz. Soruyu tamamlayın: Is the new lunch ____ healthier than the old one?

Cevabı göster

any

In this episode,

1:34

Bu bölümde,

we'll be finding out whether plant-based foods really are a healthier alternative to meat. Anlatım akışı

1:35

bitki bazlı gıdaların ete gerçekten daha sağlıklı bir alternatif olup olmadığını öğreneceğiz.

Anlatım akışı

we'll be finding out whether: araştırılacak bir soruyu tanıtmak

“We'll be finding out whether ...” izleyiciye bölümde hangi sorunun araştırılacağını bildirir. “Whether” iki olası sonucu —evet ya da hayır— ortaya koyar; bu nedenle cevap henüz bilinmemektedir. Programda geçiş ifadesi olarak kullanıldığında ileride gelecek bilgilere işaret eder: önce ana soruyu belirtir, ardından dinleyiciyi kanıtlara ve açıklamalara hazırlar.

Alıştırma

Araştırılacak bir soruyu tanıtmak için dersteki ifadenin aynısını kullanarak program tanıtımını tamamlayın: In this episode, ____ reusable bottles keep drinks cold all day.

Cevabı göster

we'll be finding out whether

And as usual,

1:40

Ve her zamanki gibi,

we'll be learning some useful new words and phrases.

1:41

bazı faydalı yeni kelimeler ve ifadeler öğreneceğiz.

Remember, you can find all the vocabulary,

1:44

Unutmayın, tüm kelimeleri,

along with a quiz and a worksheet on our website bbclearningenglish.com.

1:46

ayrıca test ve çalışma kağıdını bbclearningenglish.com web sitemizde bulabilirsiniz.

But now, I have a question for you, Georgie.

1:51

Ama şimdi, sana bir sorum var, Georgie.

Listener Graham loves eating sausages,

1:53

Dinleyicimiz Graham sosis yemeyi çok seviyor,

but do you know which of the following words means sausages in British English slang? Kelime

1:56

ama İngiliz İngilizcesi argosunda aşağıdaki kelimelerden hangisinin sosis anlamına geldiğini biliyor musun?

Kelime

in British English slang?: bölge ve kullanım düzeyini belirtmek

“In British English slang” aranan sözcüğü iki yönden sınırlar. “British English” bölgesel İngilizce türünü, “slang” ise sözcüğün tarafsız ve standart değil, gündelik ve argo olduğunu belirtir. Bu etiket cevabı doğru yorumlamaya yardım eder: sözcük gündelik Britanya konuşmalarını veya eğlence içeriklerini anlamak için yararlı olabilir, ancak İngilizcenin kullanıldığı her yerde bilinen ya da uygun bir ifade değildir.

Alıştırma

Doğru mu, yanlış mı? “British English slang” etiketi taşıyan bir sözcük her resmî uluslararası bağlamda güvenle kullanılabilir.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Yanlış

Is it A, booze,

2:01

A, booze mu,

B, banger,

2:03

B, banger mı,

or C, brunch?

2:04

yoksa C, brunch mı?

So, I actually know the answer to this question,

2:05

Aslında bu sorunun cevabını biliyorum,

so I'm not going to say,

2:07

bu yüzden söylemeyeceğim,

otherwise it will spoil it for our listeners. Kelime

2:09

yoksa dinleyicilerimiz için sürpriz bozulur.

Kelime

otherwise it will spoil it for our ...: cevabı gereğinden erken açıklamak

Burada otherwise, “cevabı söylersem” anlamına gelir ve istenmeyen sonucu tanıtır: cevabı açıklamak dinleyicilerin deneyimini bozacaktır. spoil it for someone yapısındaki spoil, bir şeyi çok erken açıklayarak birinin şaşkınlığını, merakını veya aldığı keyfi bozmak anlamına gelir. it zamiri fiziksel bir nesneyi değil, genel olarak test deneyimini veya merak duygusunu ifade eder.

Alıştırma

Örnekte 'it will spoil it for our listeners' ne anlama geliyor?

  1. Dinleyicilerin deneyimini değiştirmeden soruyu kolaylaştıracak.
  2. Dinleyicilerin yiyeceklerinin bozulmasına neden olacak.
  3. Cevabı çok erken açıklayıp dinleyicilerin merakını bozacak.
Cevabı göster

Cevabı çok erken açıklayıp dinleyicilerin merakını bozacak.

Okay, well, we'll all find out at the end of the program.

2:11

Tamam, öyleyse programın sonunda hep birlikte öğreneceğiz.

Although most research agrees that plant-based foods are healthier than meat, Anlatım akışı

2:14

Çoğu araştırma bitki bazlı gıdaların etten daha sağlıklı olduğunu kabul etse de,

it's also true that meat-free products are processed.

2:19

etsiz ürünlerin de işlenmiş olduğu bir gerçektir.

Anlatım akışı

Although ... it's also true that ...: dengeli bir görüş oluşturmak

Although yan cümlesi önce bir gerçeği veya bakış açısını kabul eder: araştırmaların çoğu bitki temelli gıdaları desteklemektedir. Ana cümle daha sonra tek taraflı bir sonucu sınırlayan başka bir gerçek ekler: etsiz ürünler yine de işlenmiştir. Bu kalıp dengeli bir görüş oluşturur. İlk nokta geçerliliğini korur; it's also true that onu geçersiz kılmaz. Bunun yerine, ikinci bir değerlendirme ekleyerek tartışmayı ilerletir.

Alıştırma

Hedef kalıbı kullanarak dengeli ifadeyi tamamlayın: ____ the library app is convenient, ____ not every book is available.

Cevabı göster

Although · it's also true that

To make meat-free sausages,

2:23

Etsiz sosis yapmak için,

for example,

2:24

örneğin,

after the proteins are broken down, Dilbilgisi

2:25

proteinler parçalandıktan sonra,

Dilbilgisi

after the proteins are broken down: edilgen bir süreç aşaması

Süreci anlatan bu yan cümlede after, bu aşamanın bir sonraki aşamadan önce gerçekleştiğini gösterir. The proteins are broken down, geniş zamanda edilgen bir yapıdır: eylem proteinlere uygulanır, ancak eylemi yapan kişi veya makine belirtilmez. Burada broken down, “daha küçük veya daha basit bileşenlere ayrılmış” anlamındadır. Süreç açıklamalarında dikkati malzemeye ne olduğunda tutmak için edilgen yapı sık kullanılır.

Alıştırma

Bu süreç aşamasını break down fiilinin geniş zaman edilgen hâliyle tamamlayın: After the fibers ____, they are pressed into sheets.

Cevabı göster

are broken down

flavorings and colorings are added to reproduce the taste or texture of meat. Dilbilgisi

2:27

etin tadını veya dokusunu yeniden yaratmak için tatlandırıcılar ve renklendiriciler eklenir.

Dilbilgisi

are added to reproduce ...: edilgen eylem ve amaç

are added yapısında flavorings and colorings eylemden etkilenir; bu nedenle fiil edilgendir. Cümle, ürüne neyin eklendiğine odaklanır; bunu ekleyen kişi veya makineye değil. To reproduce the taste or texture of meat, amaç bildiren bir mastar yapısıdır. Malzemelerin neden eklendiğini açıklar: etle ilişkilendirilen tat veya doku özelliklerini yeniden oluşturmak için. Daha sonra gerçekleşen ayrı bir eylem değildir.

Alıştırma

add fiilinin geniş zaman edilgen hâlini, keep ile kurulan amaç mastarıyla birlikte kullanın: Preservatives ____ food fresh.

Cevabı göster

are added to keep

Quorn, one of the best-known brands of meat-free products, Notlar

2:32

Etsiz ürünlerin en bilinen markalarından biri olan Quorn,

Kalıp ifadeler

one of the best-known brands of ...: en tanınmış markalardan biri

one of the + üstünlük derecesi + çoğul isim kalıbı, “seçkin bir grubun bir üyesi” anlamına gelir. Burada Quorn, çok iyi bilinen etsiz gıda markalarından biri olarak sunulur. Üstünlük derecesinden sonraki isim çoğuldur çünkü birkaç öğeden biri seçilir: one of the best-known brands doğrudur, one of the best-known brand değildir. Aynı kalıp insanları, şirketleri, ürünleri veya yerleri tanıtabilir.

Alıştırma

Cümleyi “en ünlüler arasında” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: Kyoto is ____ cities in Japan.

Cevabı göster

one of the best-known

uses mycoprotein, Kelime

2:35

mikoprotein kullanır,

Kültür

Quorn: et içermeyen ürünler için bir marka adı

Quorn bir marka adıdır; bir bitkinin ya da sıradan bir gıda malzemesinin adı değildir. Bu cümlede Birleşik Krallık'ta yaygın olarak bilinen etsiz gıda markasını ifade eder. Bunun bir özel ad olduğunu fark etmek cümlenin devamını anlamayı kolaylaştırır: cümle, markanın ürünlerinde hangi proteini kullandığını açıklamaktadır.

Alıştırma

Bu cümlede Quorn neyi ifade ediyor?

  1. Et içermeyen ürünler üreten bir marka
  2. corn sözcüğünün başka bir yazımı
  3. Mantarlar için genel bir bilimsel terim
Cevabı göster

Et içermeyen ürünler üreten bir marka

a fungi-based protein similar to the fungi used in the fermentation of yogurt and bread. Kelime

2:37

bu, yoğurt ve ekmek fermantasyonunda kullanılan mantarlara benzeyen mantar bazlı bir proteindir.

Kelime

mycoprotein: mantarlardan elde edilen protein

Bu cümlede mycoprotein, mantarlardan elde edilen bir gıda proteinini adlandırır. myco- öğesi mantarlarla ilişkilidir; bu nedenle sözcük, yalnızca gıdanın protein içerdiğini söylemek yerine proteinin kaynağını belirtir. Virgülden sonraki a fungi-based protein ifadesi, alışılmadık teknik terimi daha basit sözlerle açıklar. Gıda ve et alternatifleri bağlamında mycoprotein sözcüğünü süt proteini ya da hayvan kası olarak değil, belirli bir gıda bileşeninin adı olarak anlayın.

Alıştırma

Bir gıda açıklamasında mycoprotein en doğru şekilde ne anlama gelir?

  1. hayvan kası dokusu
  2. mantarlardan elde edilen bir gıda proteini
  3. yalnızca sütte bulunan bir protein
  4. ekmekten yapılan bir aroma verici
Cevabı göster

mantarlardan elde edilen bir gıda proteini

Kelime

a fungi-based protein: kaynağı belirten X-based kalıbı

a fungi-based protein ifadesinde fungi-based, protein sözcüğünü niteleyen birleşik bir sıfattır. X-based kalıbı “temelinde X bulunan” anlamına gelir; bunun gibi bir gıda açıklamasında ise “X’ten yapılmış veya elde edilmiş” demektir. Kısa çizgi, fungi-based ifadesinin isimden önce tek bir niteleyici olarak anlaşılmasını sağlar. Burada proteinin kaynağını belirtir; proteinin yalnızca mantarlara benzediği anlamına gelmez.

Alıştırma

“Mantarlardan elde edilen” anlamındaki birleşik sıfatı tamamlayın: This product contains a fungi-____ protein.

Cevabı göster

based

So, what does listener Graham think?

2:42

Peki dinleyicimiz Graham ne düşünüyor?

Let's find out as he talks to Greg Foot, Anlatım akışı

2:44

BBC Radio 4'ün Sliced Bread programı sunucusu

presenter of BBC Radio 4's Sliced Bread.

2:47

Greg Foot ile konuşurken öğrenelim.

Anlatım akışı

Let's find out: sorudan cevaba geçmek

Let's find out, sunucunun kullandığı bir geçiş ifadesidir: biraz önce sorulan sorunun bundan sonraki içerikle cevaplanacağını belirtir. Burada dinleyiciyi cevabı sağlayacak bir konuşmaya yönlendirir. Find out, “cevabı öğrenmek veya ortaya çıkarmak” demektir; fiziksel bir nesneyi aramak anlamına gelmez. Let's dinleyiciyi de kapsar ve onu sunucuyla birlikte izlemeye ya da dinlemeye devam etmeye çağırır.

Alıştırma

Bir sunucu “Which battery lasts longer?” diye soruyor. Dinleyiciyi doğal biçimde teste ve cevaba götüren sonraki cümle hangisidir?

  1. That ends the programme.
  2. Let's find out.
  3. Please find my battery.
  4. The answer does not matter.
Cevabı göster

Let's find out.

Graham, listening to all this,

2:50

Graham, tüm bunları dinledikten sonra,

you know, normally a fan of a meat sausage, Kalıp ifadeler

2:51

bilirsin, normalde etli sosis seven biri olarak,

Kalıp ifadeler

normally a fan of a meat: olağan bir tercihi ifade etmek

Daha uzun olan normally a fan of a meat sausage ifadesinde a fan of, “bir şeyi seven kişi” anlamına gelir. Of sözcüğünden sonraki nesne sevilen şeyi belirtir; dolayısıyla etli sosis, kişinin genellikle tercih ettiği yiyecek türüdür. Normally, alışılmış bir eğilim anlamı ekler: kişi genelde bunu sever, ancak şimdi farklı bir seçim yapabilir. Buradaki fan, hayran veya destekçi demektir; hava üfleyen cihaz anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi “genellikle sever” anlamındaki vurgulanan yapıyla tamamlayın: Leo is ____ spicy noodles, but today he chose soup.

Cevabı göster

normally a fan of

your plant-based meat-alternative sausage curious that we're exploring today,

2:54

bugün incelediğimiz bitki bazlı et alternatif sosise merak duyuyorsun,

what do you think about hearing about the sources of where they come from? Ton ve niyet

2:58

bunların kaynakları hakkında duyduklarınla ilgili ne düşünüyorsun?

Ton ve niyet

What do you think about hearing...?: duyulan şeye verilen tepkiyi sormak

What do you think about hearing...? bir kişinin bir bilgiyi duyduktan sonra ne düşündüğünü veya nasıl tepki verdiğini sorar. Bu cümlede konuşmacı, ürünlerin nereden geldiğine ilişkin bilgiye tepki verilmesini istiyor; nihai bir karar istemiyor. Burada about bir edattır, bu yüzden hearing isim benzeri bir tamamlayıcı olarak kullanılan -ing biçimidir. Kalıp What do you think about + isim veya -ing biçimidir: What do you think about hearing the news?

Alıştırma

Soruyu hear fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: What do you think about ____ the news?

Cevabı göster

hearing

What's your gut reaction to hearing that Quorn comes from a fungus? Deyimler

3:01

Quorn'un bir mantardan geldiğini duyunca içgüdüsel tepkin ne oldu?

Deyimler

Your gut reaction: içgüdüsel ilk tepki

Bu soruda your gut reaction, bilgiyi analiz etmek için fazla zaman bulmadan önce verdiğiniz anlık ve içgüdüsel tepki anlamına gelir. Gut burada mecazidir: mideyi veya tıbbi bir sorunu değil, sezgiyi ifade eder. Bir kişinin gut reaction'ını sormak, tamamen gerekçelendirilmiş veya dikkatle araştırılmış bir görüş değil, ilk izlenim istemektir. Yaygın yapı someone's gut reaction to + isim veya -ing biçimidir.

Alıştırma

Bu cümlede gut reaction ne anlama gelir: My gut reaction is to say no?

  1. Çok eski bir anı
  2. Anlık ve içgüdüsel bir tepki
  3. Mideyle ilgili fiziksel bir sorun
  4. Ayrıntılı araştırmaya dayalı bir sonuç
Cevabı göster

Anlık ve içgüdüsel bir tepki

I have no problems with that. Ton ve niyet

3:05

Bununla ilgili hiçbir sorunum yok.

Ton ve niyet

I have no problems with that: coşku göstermeden kabul etme

I have no problems with that, “Bunu kabul edebilirim” veya “Bu beni rahatsız etmiyor” anlamına gelir. Buradaki that, daha önce söylenen Quorn'un mantardan elde edildiği gerçeğine gönderme yapar. Bu ifade güçlü bir beğeniyi değil, itirazın olmadığını belirtir. Konuşan kişi bunu sevdiğini ya da desteklediğini söylemeden tarafsız kalabilir.

Alıştırma

“Bunu kabul edebilirim” anlamına gelen dersteki tam ifadeyle yanıtı tamamlayın: “We need to move the match to Sunday.” “I ____.”

Cevabı göster

have no problems with that

It's just another form of protein,

3:07

Bu sadece proteinin başka bir formu,

as far as I'm concerned. Ton ve niyet

3:09

bana sorarsanız.

Ton ve niyet

as far as I'm concerned: kişisel bir bakış açısını belirtme

as far as I'm concerned, “bana göre” veya “benim bakış açıma göre” anlamına gelir. Burada önceki ifadeyi konuşanın kişisel yargısı olarak işaretler. Bu bir tutum belirtecidir; fiziksel uzaklığa gönderme yapmaz. Bir kişinin görüşünü nesnel bir olgudan veya herkesin ne düşündüğüne ilişkin bir iddiadan ayırmaya yardımcı olur.

Alıştırma

Hangi cümle yargıyı konuşanın bilgi sınırı olarak değil, açıkça kişisel görüşü olarak sunar?

  1. As far as I'm concerned, the blue design is the clearest.
  2. The blue design is the clearest for everyone.
  3. As far as I know, the blue design is the clearest.
Cevabı göster

As far as I'm concerned, the blue design is the clearest.

It's what's the healthiest.

3:11

Önemli olan neyin en sağlıklı olduğu.

Yes, we will get to health. Anlatım akışı

3:12

Evet, sağlığa da geleceğiz.

Anlatım akışı

We will get to health: bir konuyu daha sonraya bırakmak

Bu cümlede get to, “planlanan sıraya göre bir konuya gelip onu ele almak” anlamındadır. Konuşmacı sağlık konusunun tartışılacağını söylerken bunun tam o anda ele alınan konu olmadığını da belirtir. Bu, konuşmayı düzenleme yoludur: get to + konu, gündemde ilerlemeyi veya bir maddeyi tamamen çıkarmadan sonraya bırakmayı sağlar. Burada health, tartışılacak bir meseledir; bir varış noktası ya da fiziksel durumdaki değişiklik değildir.

Alıştırma

Bir tartışmada “We will get to health” ne anlama gelir?

  1. Hemen daha sağlıklı olacağız.
  2. Sağlık konusunu tartışmayı bırakacağız.
  3. Health adlı bir yere gideceğiz.
  4. Sağlık konusunu daha sonra tartışacağız.
Cevabı göster

Sağlık konusunu daha sonra tartışacağız.

I think that's the big conversation for today. Anlatım akışı

3:14

Bugünün asıl büyük konusunun bu olduğunu düşünüyorum.

Anlatım akışı

the big conversation for today: bugünün temel meselesi

The big conversation for today, konuşmacının bugünün temel ve en önemli tartışması olarak gördüğü meseleyi belirtir. Big fiziksel büyüklüğü değil; önemi, kapsamı veya gördüğü ilgiyi anlatır. Burada conversation, iki kişi arasındaki sıradan bir konuşmanın yanı sıra bir mesele çevresindeki daha geniş tartışmayı da ifade edebilir. Bu söz, konuşmacının bilgileri önem sırasına koymasına ve dinleyicileri temel konuya yönlendirmesine yardımcı olur.

Alıştırma

Burada “the big conversation for today” neyi belirtir?

  1. Çok yüksek sesle yapılan bir sohbeti
  2. Bugün ilgi gösterilmesi gereken temel meseleyi
  3. Tartışılmaması gereken bir konuyu
  4. Bütün gün sürmesi gereken bir konuşmayı
Cevabı göster

Bugün ilgi gösterilmesi gereken temel meseleyi

Greg asks Graham for his gut reaction.

3:16

Greg, Graham'a 'gut reaction'ını (içgüdüsel tepkisini) soruyor.

Your gut reaction is your opinion

3:19

'Gut reaction'ınız, bir şey hakkındaki ilk hissinize

based on your initial feeling or instinct about something.

3:21

veya içgüdünüze dayanan fikrinizdir.

It can't be explained logically.

3:25

Mantıklı bir şekilde açıklanamaz.

Actually, Graham doesn't mind that his sausage protein is a fungus,

3:27

Aslında Graham, sağlıklı olduğu sürece

as long as it's healthy.

3:31

sosisinin proteininin bir mantar olmasını önemsemiyor.

He uses the phrase

3:32

Konuyla ilgili kendi fikrini belirttiğini göstermek için

as far as I am concerned

3:33

'as far as I am concerned' (bana sorarsanız/bence)

to indicate that he is giving his own opinion on the subject.

3:35

ifadesini kullanıyor.

Of course, healthy eating is important,

3:38

Elbette sağlıklı beslenmek önemlidir,

but there are other factors influencing whether meat-lovers like Graham could be persuaded to try plant-based alternatives. Notlar

3:40

ancak Graham gibi et severlerin bitki bazlı alternatifleri denemeye ikna edilip edilemeyeceğini etkileyen başka faktörler de vardır.

Anlatım akışı

other factors influencing whether...: sonucun gerçekleşmesini etkileyen başka faktörler

other factors ifadesi açıklamayı tek bir nedenin ötesine taşır ve başka koşulların da ele alınacağını gösterir. -ing yapısındaki influencing whether... ifadesi factors sözcüğünü niteler; dolayısıyla tüm ifade, bir sonucun gerçekleşip gerçekleşmemesini etkileyen koşullar anlamına gelir. Whether, henüz kesinleşmemiş bir sonucu, yani bir şeyin olup olmayacağını belirtir. Buradaki sonuç, et severlerin bitki bazlı alternatifleri denemeye ikna edilip edilemeyeceğidir. Factors insanların görüşlerini değil, sonucu etkileyen koşulları ifade eder.

Alıştırma

“other factors influencing whether people adopt a new service” ifadesinde “influencing whether” bize ne anlatır?

  1. Faktörler sonucu zaten ortaya çıkarmıştır.
  2. Faktörler sonucun gerçekleşip gerçekleşmemesini etkiler.
  3. İnsanlar faktörler hakkındaki görüşlerini söylüyordur.
  4. Faktörlere rağmen sonuç kesindir.
Cevabı göster

Faktörler sonucun gerçekleşip gerçekleşmemesini etkiler.

Dilbilgisi

could be persuaded to try: denemeye ikna edilebilir

Could be persuaded to try, “denemeye ikna edilebilir” anlamına gelir. Could olasılığı, be persuaded edilgen yapıyı, to try ise iknanın yol açabileceği eylemi gösterir. Etken kalıp persuade someone to do something şeklindedir. Edilgen yapıda ikna edilen kişi özne olur: someone could be persuaded to do something. Böylece vurgu, ikna eden kişiden çok diğer kişinin olası tepkisine veya fikir değişikliğine gelir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için could, persuaded ve try sözcüklerini hedef edilgen kalıpta kullan: With a free sample, cautious shoppers ____ the new snack.

Cevabı göster

could be persuaded to try

These include things like the taste, colour and texture of the sausage. Kelime

3:47

Bunlara sosisin tadı, rengi ve dokusu gibi şeyler dahildir.

Kelime

Yiyecek betimlemelerinde taste, colour ve texture

Taste, colour ve texture, yiyecekleri tanımlamak için kullanılan üç duyusal özelliktir. Taste ağızda algılanan tat, colour gözle görülen renk, texture ise yiyecek ısırılırken veya çiğnenirken hissedilen dokudur. Bu cümlede of the sausage, üç ismi de aynı yiyeceğe bağlar. Yiyecek bağlamında texture; yumuşaklık, sertlik, pürüzsüzlük veya çiğnenebilirlik gibi özellikleri anlatır, yazılı bir metnin düzenini değil.

Alıştırma

Üç yiyecek özelliğini doğru eşleştiren seçenek hangisidir?

  1. taste = görsel renk; colour = sertlik; texture = tat
  2. taste = fiyat; colour = malzemeler; texture = ambalaj tasarımı
  3. taste = tat; colour = görsel renk; texture = yiyeceğin sert, yumuşak veya çiğnenebilir oluşu
Cevabı göster

taste = tat; colour = görsel renk; texture = yiyeceğin sert, yumuşak veya çiğnenebilir oluşu

In other words, Anlatım akışı

3:51

Başka bir deyişle,

whether a plant-based sausage looks and feels like real meat. Kalıp ifadeler

3:52

bitki bazlı bir sosisin gerçek et gibi görünüp görünmediği ve hissettirip hissettirmediğidir.

Anlatım akışı

Yeniden ifade etme sinyali olarak In other words

In other words, yeniden ifade etme sinyalidir. Dinleyiciye veya okuyucuya, sonraki sözlerin aynı fikri daha açık, basit ya da doğrudan bir şekilde anlattığını bildirir; normalde ayrı bir yeni nokta eklemez. Burada önceki duyusal özellikler listesi, bitki bazlı sosisin gerçek et gibi görünüp aynı hissi verip vermediği şeklindeki pratik soruya dönüştürülür. Bu ifadeyi duyduğunuzda sonraki içeriği önceki fikre bağlayın.

Alıştırma

Cümleyi derste öğrendiğiniz üç kelimelik yeniden ifade etme sinyaliyle tamamlayın: The meeting is optional. ____, you do not have to attend.

Cevabı göster

In other words

Kalıp ifadeler

looks and feels like real meat: görünüş ve dokunuş bakımından gerçek ete benzemek

looks and feels like real meat ifadesinde looks ve feels birlikte kullanılarak iki tür benzerlik anlatılır: görünüş ve fiziksel his. İki fiil, arkalarındaki like real meat bölümünü ortak kullanır. Buradaki like, “sevmek” anlamındaki fiil değil, “gibi, benzer” anlamındaki edattır. Bu yapı, ikame ürünleri veya malzemeleri gerçeğiyle karşılaştırırken kullanışlıdır.

Alıştırma

Hem görünüşün hem de dokunuşun benzer olduğunu anlatan ifadeyle cümleyi tamamlayın: This jacket ____ real leather.

Cevabı göster

looks and feels like

Here's Greg discussing this point for BBC Radio 4 programme Sliced Bread.

3:56

İşte Greg, BBC Radio 4 programı Sliced Bread için bu noktayı tartışıyor.

It's interesting, isn't it, Ton ve niyet

4:01

Bu ilginç, değil mi,

Ton ve niyet

It's interesting, isn't it?: onay istemek

It's interesting, isn't it? bir ifadenin ardından gelen bir eklenti sorudan oluşur. İlk ifade olumlu olduğu ve is kullandığı için eklenti soru, olumsuz isn't biçimini ve özneyle eşleşen it zamirini kullanır. Burada konuşan kişi esas olarak bilinmeyen bir bilgiyi sormaz. Eklenti soru, görüşü yumuşatır ve karşıdaki kişiyi katılmaya ya da cevap vermeye davet eder.

Alıştırma

Onay istemek için eklenti soruyu tamamlayın: It's a clever solution, ____?

Cevabı göster

isn't it

because my mum is a long-time veggie, Kelime

4:01

çünkü annem uzun zamandır vejetaryen,

Kelime

a long-time veggie: uzun yıllardır vejetaryen olan biri

a long-time veggie ifadesinde long-time, isimden önce gelen ve kısa çizgiyle yazılan birleşik bir sıfattır. Kişinin bu kimliği uzun yıllardır taşıdığını belirtir; kişinin yaşını anlatmaz. Burada veggie, vegetarian anlamına gelen gündelik bir isimdir. my mum is a ... kalıbı bir kişiyi tanımladığı için bu cümlede veggie “sebze” anlamına gelmez.

Alıştırma

“Uzun yıllardır vejetaryen olan biri” anlamındaki gündelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: Priya has been a vegetarian for eighteen years, so she is ____.

Cevabı göster

a long-time veggie

and we were talking about this,

4:04

ve biz bunu konuşuyorduk,

and she says, I don't want my, Dilbilgisi

4:06

ve diyor ki, ben kendi,

you know, alternative proteins to resemble meat.

4:07

bilirsin, alternatif proteinlerimin ete benzemesini istemiyorum.

Dilbilgisi

I don't want + nesne + to resemble...

Temel kalıp want + nesne + to mastarıdır. Olumsuz biçimde don't want + nesne + to mastarı, konuşanın olası bir eylemi veya sonucu istemediğini belirtir. Burada my alternative proteins nesnedir; to resemble meat ise konuşanın istemediği sonucu anlatır. You know, my sözcüğünden sonra isim öbeğinin içine eklenen sözlü bir ara ifadedir; çıkarıldığında cümlenin yapısı yine tamdır. Resemble geçişli bir fiildir, bu nedenle like olmadan doğrudan meat nesnesini alır.

Alıştırma

want + nesne + to mastarı kalıbını resemble ile tamamlayın: I don't want the new logo ____ another company's logo.

Cevabı göster

to resemble

That's one of the reasons she says she doesn't eat meat.

4:10

Bunun, et yememesinin nedenlerinden biri olduğunu söylüyor.

But you, Graham, you said you do want your plant-based sausage to resemble a pork sausage?

4:12

Ama sen Graham, bitki bazlı sosisinin domuz sosisine benzemesini istediğini söyledin, öyle mi?

Yeah, I've always been a meat eater, Kelime

4:16

Evet, ben her zaman et yiyen biri oldum,

Kelime

I've always been a meat eater: uzun süren et yeme alışkanlığını anlatmak

Meat eater, beslenmesinde ete yer veren bir kişiyi anlatan nötr ve günlük bir isimdir. Kişinin yalnızca et yediği anlamına gelmez. I've always been a meat eater cümlesinde present perfect yapısındaki I've been, uzun süredir devam eden beslenme alışkanlığını bugüne bağlar; always ise konuşanın deneyimi boyunca bunun hep geçerli olduğunu vurgular.

Alıştırma

I've always been a meat eater burada ne anlama geliyor?

  1. Konuşanın beslenmesinde uzun zamandır et bulunuyor.
  2. Konuşan et yiyen insanlara hakaret ediyor.
  3. Konuşan yakın zamanda et yemeyi bırakmış.
  4. Konuşan hayatı boyunca yalnızca et yemiş.
Cevabı göster

Konuşanın beslenmesinde uzun zamandır et bulunuyor.

but I do need a plant-based product to be similar in terms of flavour Notlar

4:19

ancak bitki bazlı bir ürünün tat,

texture, and appearance.

4:23

doku ve görünüm açısından benzer olmasına gerçekten ihtiyacım var.

Dilbilgisi

I do need: do ile olumlu cümleyi vurgulamak

I do need ifadesindeki do, yapmak anlamındaki ana fiil değil, vurgu yardımcı fiilidir. Ana fiil yalın hâldeki need sözcüğüdür; do ise gerçekten ihtiyacım var veya kesinlikle ihtiyacım var anlamını ekler. Burada but başka bir görüşle karşıtlık kurar ve I do need, konuşanın kendi ihtiyacını kesin ve açık hâle getirir. Simple present için aktarılabilir kalıp özne + do/does + fiilin yalın hâlidir.

Alıştırma

İngilizce cümleyi dinleyin ve duyduğunuz cümlenin aynısını seçin. Need sözcüğünden önce do gelip gelmediğine odaklanın.

  1. I need a quiet place to work.
  2. I do need a quiet place to work.
  3. I don't need a quiet place to work.
Cevabı göster

I do need a quiet place to work.

Kalıp ifadeler

in terms of: karşılaştırma boyutlarını belirtmek

In terms of, “belirli bir yön veya ölçüt dikkate alındığında” anlamına gelir. Burada karşılaştırmayı üç boyutla sınırlar: lezzet, doku ve görünüm. Yapı in terms of + isim veya isim öbeği şeklindedir. Buradaki terms kalıplaşmış ifadenin bir parçasıdır; “okul dönemleri” ya da “sözleşme şartları” anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki hedef ifadeyle tamamlayın: The two bicycles are similar ____ weight and price.

Cevabı göster

in terms of

Graham wants his plant-based sausages to resemble, Kelime

4:26

Graham, bitki bazlı sosislerinin eti andırmasını istiyor;

meaning look similar to meat.

4:28

yani 'resemble', ete benzer görünmek anlamına geliyor.

Kelime

to resemble: benzer olunan şeyi doğrudan belirtmek

Resemble, görünüş veya başka özellikler bakımından “benzer olmak” anlamına gelir. to resemble içindeki to, want + object + to + verb yapısında mastarı belirtir. Resemble geçişli bir fiildir; bu nedenle karşılaştırılan nesne hemen ardından gelir: resemble meat. Nesneden önce to eklenmez. Bu cümlede look similar to meat aynı anlamı daha basit sözcüklerle açıklar.

Alıştırma

Hangi cümlede resemble doğru kullanılmıştır?

  1. The new building resembles to a ship.
  2. The new building resembles a ship.
  3. The new building resembles like a ship.
Cevabı göster

The new building resembles a ship.

But that's not the case for Greg's mum, Anlatım akışı

4:31

Ama Greg'in annesi için durum böyle değil,

who's a long-time veggie.

4:32

o 'long-time veggie'.

Anlatım akışı

But that's not the case for ...: bir istisna sunmak

But, önceki ifadeyle bir karşıtlık kurar. That's not the case for Greg's mum, daha önce sözü edilen durumun veya tercihin Greg'in annesi için geçerli olmadığı anlamına gelir; for, durumu farklı olan kişiyi belirtir. Bu kalıp önce bir durumu, ardından bir istisnayı sunarak bilgiyi düzenler: but that's not the case for + kişi veya grup. Burada case “durum” anlamındadır; hukuki dava veya kap anlamında değildir.

Alıştırma

But that's not the case for Greg's mum burada hangi işlevi görüyor?

  1. Greg'in annesinin hukuki bir davaya karıştığını söyler.
  2. Önceki durumun Greg'in annesi için geçerli olmadığını söyler.
  3. Greg'in annesinin bir kaba sahip olduğunu söyler.
Cevabı göster

Önceki durumun Greg'in annesi için geçerli olmadığını söyler.

A veggie is slang for a vegetarian, Kelime

4:34

Bir 'veggie', et yemeyen bir kişi olan

a person who doesn't eat meat.

4:36

vejetaryenin argosudur.

Kelime

veggie: vegetarian için gündelik bir sözcük

A veggie is slang for a vegetarian ifadesinde veggie bir kişiyi, yani et yemeyen birini belirtir. X is slang for Y kalıbı, X'in Y için kullanılan gündelik ve argo bir ifade olduğunu açıklar. Veggie “sebze” anlamına da gelebilir; ancak burada a vegetarian ve a person ifadeleri kişi anlamını açıkça gösterir. Vegetarian daha standart ve tarafsız bir terimdir.

Alıştırma

Hangi cümlede veggie vejetaryen bir kişi anlamına gelir?

  1. We added chopped veggies to the soup.
  2. My aunt has been a veggie for twenty years.
  3. I ordered a veggie burger for lunch.
Cevabı göster

My aunt has been a veggie for twenty years.

And the adjective long-time describes someone who has been or done a particular thing for many years.

4:38

Ve 'long-time' sıfatı, uzun yıllardır belirli bir şeyi yapan veya o durumda olan kişiyi tanımlar.

So, a long-time veggie is someone who's been vegetarian for many years.

4:45

Yani, 'long-time veggie', uzun yıllardır vejetaryen olan kişidir.

Whether you want your veggie sausages to look, taste, and feel like meat, Dilbilgisi

4:49

İster vejetaryen sosisinizin et gibi görünmesini, et tadında olmasını ve öyle hissettirmesini isteyin,

or you prefer your protein from a plant,

4:53

ister proteininizi bir bitkiden almayı tercih edin,

now there's every chance you'll find what you're looking for. Kalıp ifadeler

4:56

artık aradığınızı bulma şansınız çok yüksek.

Dilbilgisi

Whether ... or ...: aynı sonuca bağlanan iki seçenek

Whether ... or ... iki seçeneği sunar ve ana ifadenin her iki durumda da geçerli olduğunu gösterir. Buradaki seçenekler, bitkisel sosislerin eti taklit etmesini istemek ile açıkça bitkisel kaynaklı proteini tercih etmektir. Bu yapı dinleyiciden seçim yapmasını isteyen bir soru değildir. Farklı tercihleri aynı sonuç altında toplar: uygun bir ürün bulmanız çok olasıdır.

Alıştırma

Önerinin iki durumda da aynı olduğunu göstermek için cümleyi whether ... or ... ile tamamlayın: ____ you walk ____ take the bus, leave before eight.

Cevabı göster

Whether · or

Kalıp ifadeler

now there's every chance: artık gerçekleşme ihtimali çok yüksek

There's every chance (that) ... bir şeyin gerçekleşme ihtimalinin çok yüksek olduğunu ifade eder. Burada konuşan kişi, insanların istedikleri ürünü bulacağı konusunda oldukça iyimserdir; every chance birbirinden ayrı birçok fırsat anlamına gelmez. Now bu yüksek olasılığı mevcut durumla veya yakın zamanda gerçekleşen bir değişiklikle ilişkilendirir. Chance sözcüğünden sonra that gelebilir, ancak there's every chance you'll find what you're looking for. örneğindeki gibi bir yan cümleden önce genellikle atılır.

Alıştırma

“Gerçekleşmesi çok olası” anlamındaki hedef ifadeyle bu iyimser tahmini tamamlayın: With these clear directions, ____ you'll find the museum.

Cevabı göster

there's every chance

And keep your body and planet healthy as well. Anlatım akışı

4:58

Ve hem bedeninizi hem de gezegeni sağlıklı tutma şansınız da var.

Anlatım akışı

keep your body and planet healthy as well: kişisel ve çevresel yararları bağlamak

Keep + nesne + sıfat, “birinin veya bir şeyin o durumda kalmasını sağlamak ya da buna yardımcı olmak” anlamına gelir. Burada your body ile planet, ortak sıfat healthy'den önce eş görevli olarak sıralanır. Bu kısa yapı, kişisel bir yararla çevresel bir yararı yan yana getirir. As well, bunun ek bir yarar olarak sunulduğunu gösterir. Healthy, beden için gerçek anlamlı; gezegen içinse mecazidir. Dünya'nın insanlara özgü fiziksel bir sağlığı olduğunu değil, çevreyi korumayı veya çevreye verilen zararı azaltmayı anlatır.

Alıştırma

Bu cümlede your body ile planet ifadelerinin birlikte sıralanması temel olarak ne sağlar?

  1. Dünya'nın bir insanla aynı tür bedene sahip olduğunu söyler.
  2. Kişisel sağlık ile çevre sağlığının tamamen aynı şey olduğunu gösterir.
  3. Kişisel sağlık yararıyla çevresel bir yararı birbirine bağlar.
Cevabı göster

Kişisel sağlık yararıyla çevresel bir yararı birbirine bağlar.

Now, isn't it time you revealed the answer to your question, Neil? Ton ve niyet

5:02

Şimdi senin sorunun cevabını açıklamanın zamanı gelmedi mi Neil?

Ton ve niyet

isn't it time you revealed ...?: harekete geçmek için daha dolaylı bir yönlendirme

Isn't it time you revealed ...? temel olarak saati soran bir soru değildir. Reveal the answer emrine göre daha dolaylı biçimde dinleyiciyi şimdi harekete geçiren olumsuz bir sorudur. Çoğu zaman eylemin zaten yapılması gerektiğini de ima eder. Isn't it time + özne kalıbından sonra İngilizcede, şimdiki veya beklenen bir eylem için revealed gibi geçmiş zaman biçimleri yaygın olarak kullanılır. Burada revealed, cevabın geçmişte verilmiş olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Siz ve bir iş arkadaşınız hazırsınız. we ve start fiilini kullanarak daha dolaylı yönlendirmeyi tamamlayın: ____ the meeting?

Cevabı göster

Isn't it time we started

Yes, I asked what the British English slang word for sausages is.

5:05

Evet, İngiliz İngilizcesi argosunda sosis için hangi kelimenin kullanıldığını sormuştum.

And what is it, Georgie?

5:10

Ve nedir o, Georgie?

The answer is banger. Kelime

5:12

Cevap banger.

Kelime

banger: Britanya İngilizcesinde “sosis” anlamına gelen gayriresmî sözcük

Bu cümlede banger, “sosis” anlamına gelir. Cümle, sosis için kullanılan gayriresmî bir Britanya İngilizcesi sözcüğünü soran teste cevap verir. Yemek bağlamı bu anlamı belirler. Banger başka bağlamlarda farklı gayriresmî anlamlara da gelebilir; bu nedenle her zaman otomatik olarak “sosis” diye çevrilmemelidir.

Alıştırma

Hangi cümlede banger, altyazıdakiyle aynı anlamda kullanılmıştır?

  1. His old car is a noisy banger.
  2. We ordered two bangers and some chips at the pub.
  3. That new song is a banger.
Cevabı göster

We ordered two bangers and some chips at the pub.

And we have a typical dish in the UK called Bangers and Mash, Kültür

5:13

Ve Birleşik Krallık'ta Bangers and Mash adında,

which is sausages and mash.

5:17

sosis ve patates püresinden oluşan tipik bir yemeğimiz var.

Kültür

Bangers and Mash: patates püresiyle servis edilen sosis

Bangers and Mash, patates püresiyle servis edilen sosislerden oluşan geleneksel bir Britanya yemeğinin yerleşik adıdır. Bu adda bangers, sosis; mash ise patates püresi anlamına gelir. İfadeyi tek bir yemek adı olarak ele alın. which is sausages and mash yan cümlesi yemeğin içeriğini açıklar ve sözcüklerin ayrı ayrı gerçek anlamlarıyla yorumlanmasını önler.

Alıştırma

Hangi açıklama Bangers and Mash ile eşleşir?

  1. Fasulyeyle servis edilen kızarmış patatesler.
  2. Patates püresiyle servis edilen sosisler.
  3. Meyveyle yapılan tatlı bir puding.
Cevabı göster

Patates püresiyle servis edilen sosisler.

Mm, love it, with gravy.

5:19

Mm, bayılırım, üzerine sos dökülmüş halde.

Mm.

5:20

Mm.

Okay, let's recap the vocabulary we've learned, Anlatım akışı

5:21

Tamam, öğrendiğimiz kelimeleri özetleyelim,

starting with banger,

5:23

sosis anlamına gelen argo bir kelime olan

a word which is slang for sausage.

5:25

'banger' ile başlayarak.

Anlatım akışı

Let's recap ..., starting with ...: tekrara başlamak ve ilk maddeyi belirtmek

Let's recap ... grubun daha önce ele aldığı bilgilerin kısaca gözden geçirileceğini bildirir. Burada recap, ana noktaları özetlemek veya yeniden incelemek anlamına gelir. Starting with banger bu tekrarın ilk maddesini belirtir. Let's recap + konu, starting with + ilk madde kalıbı, özetin sırasını açıkça gösterir.

Alıştırma

recap ve starting kullanarak tekrar girişini tamamla: Let's ____ the key ideas, ____ with the first example.

Cevabı göster

recap · starting

Your gut reaction is your opinion about something

5:27

'Gut reaction', bir şey hakkındaki fikrinizdir

based on instinctive feelings, not logic or reason.

5:29

içgüdüsel hislere dayalı, mantık veya nedene değil.

The phrase as far as I'm concerned

5:33

'As far as I'm concerned' ifadesi

can be used to give your opinion about something.

5:35

bir konu hakkındaki fikrinizi belirtmek için kullanılabilir.

To resemble means to look or be similar to something.

5:37

'To resemble', bir şeye benzemek veya görünüş olarak andırmak anlamına gelir.

A veggie is slang for a vegetarian,

5:41

'Veggie', vejetaryen kelimesinin argosudur,

someone who doesn't eat meat.

5:43

et yemeyen biri.

And finally,

5:45

Ve son olarak,

the adjective long-time can be used to say that someone has done a particular thing for many years.

5:45

"long-time" sıfatı, birinin uzun yıllardır belirli bir şeyi yaptığını söylemek için kullanılabilir.

Once again, our six minutes are up, Deyimler

5:51

Bir kez daha altı dakikamız doldu,

Deyimler

Our six minutes are up: altı dakikamız doldu

Süre sınırı bulunan bir bağlamda be up, ayrılan sürenin sona erdiği anlamına gelir. Our six minutes are up, programın altı dakikalık bölümünün bittiğini söyler; up burada yukarı yönü anlatmaz. Once again bunun tekrarlanan, tanıdık bir kapanış olduğunu gösterir. Kullanılabilir kalıp belirleyici veya iyelik sözcüğü + süre + be up şeklindedir; örneğin Your ten minutes are up. Daha kısa olan Time's up da yaygındır.

Alıştırma

Bir programın sonunda Our six minutes are up ne anlama gelir?

  1. Altı dakika yukarı doğru hareket ediyor.
  2. Altı dakikalık süre sona erdi.
  3. Altı dakika daha başladı.
Cevabı göster

Altı dakikalık süre sona erdi.

but remember you can find worksheets, quizzes,

5:53

ama unutmayın, çalışma kağıtlarını, testleri

and loads more resources to improve your English Kelime

5:56

ve İngilizcenizi geliştirmek için daha pek çok kaynağı

Kelime

and loads more resources: samimi dilde çok sayıda ek kaynak

and loads more resources ifadesinde loads, miktar belirten samimi bir sözcüktür. Loads more + çoğul sayılabilen isim, “çok sayıda ek” anlamına gelir: konuşmacı önce worksheets ve quizzes der, ardından başka birçok kaynak daha olduğunu ekler. And, bu geniş kapsamlı son ögeyi önceki listeye bağlar. İfade resmî değil, sıcak ve hevesli bir tınıya sahiptir.

Alıştırma

Bu cümlede and loads more resources ne anlama geliyor?

  1. Çok sayıda ek kaynak
  2. Alışılmadık derecede ağır kaynaklar
  3. Yük taşımak için kullanılan kaynaklar
Cevabı göster

Çok sayıda ek kaynak

over on our website bbclearningenglish.com. Kalıp ifadeler

5:58

bbclearningenglish.com web sitemizde bulabilirsiniz.

Kalıp ifadeler

over on our website: başka bir çevrim içi yeri samimi biçimde göstermek

Over on our website, konuşma dilinde kullanılan bir yer ifadesidir. On, kaynakların bulunabileceği yerin web sitesi olduğunu belirtir; over ise siteyi mevcut programdan veya platformdan ayrı başka bir yer gibi gösterir. Konuşmacı dinleyicileri samimi bir şekilde bbclearningenglish.com adresine yönlendirir. Gerçek bir yolculuk veya bir engeli aşma anlamı yoktur; over, konuşmada “orada” diye işaret eden bir sözcük gibi çalışır.

Alıştırma

Over on our website ifadesindeki over ne ekliyor?

  1. Web sitesini, içeriğin bulunabileceği başka bir yer olarak samimi biçimde gösteriyor.
  2. Konuşmacının web sitesine ulaşmak için bir engeli aştığı anlamına geliyor.
  3. Web sitesinin fiziksel olarak konuşmacının üstünde olduğunu söylüyor.
Cevabı göster

Web sitesini, içeriğin bulunabileceği başka bir yer olarak samimi biçimde gösteriyor.

See you there soon,

6:02

Yakında orada görüşmek üzere,

but for now, goodbye.

6:03

ama şimdilik hoşça kalın.

Goodbye.

6:04

Hoşça kalın.

Six Minute English from bbclearningenglish.com.

6:06

bbclearningenglish.com'dan Six Minute English.