Peppa'nın Koyun Suzy ile Oyun Maceraları 🎀 | Peppa Pig Tam Bölümler: İngilizce çalışma notları

Peppa Pig - Official Channel

Öğrenme zorluğu
350 kelime 164 kel/dk

Video özeti: Suzy, Peppa’yla oynamaya gelir; ancak kızlar yalnız oynamak isteyince George dışlanmış ve yalnız hisseder. Sonunda onu doktorculuk oyununa hasta olarak dahil ederler. Kurabiyeler hayali bir ilaca dönüşürken Baba da kurabiyelerden alabilmek için mizahi biçimde karnının ağrıdığını öne sürer. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. why don't you and Suzy go and play — Konuşma edimbilimi ve tutum: “why don’t you…?” kalıbının çoğunlukla gerçek bir neden sormadığını, nazik bir öneri sunduğunu anlayın. Bu yapıyla bir etkinlik önerebilir ya da birini yönlendirebilir, bunu yaparken sert ve doğrudan bir emir veriyormuş gibi görünmekten kaçınabilirsiniz. 2. takes George's temperature. — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler: Tıbbi bağlamda doğal olan “take someone’s temperature” eşdizimini öğrenin. Böylece birinin ateşini kontrol etmeyi doğru biçimde anlatabilir ve kendi dilinizdeki “ölçmek” fiilini doğrudan “measure” olarak aktarmaktan kaynaklanan daha az doğal ifadeyi önleyebilirsiniz. 3. I think I need lots of cookies to make me better. — Konuşma edimbilimi ve tutum: Baba’nın kurabiye isteğini sözde tıbbi bir ihtiyaç gibi sunduğuna dikkat edin. “I think I need…” yapısının amaç bildiren bir ifadeyle birlikte isteği nasıl yumuşattığını ve kişinin kendi çıkarına uygun, şakacı bir bahane üzerinden nasıl mizah yarattığını fark edebilirsiniz.

Bu derste

I'm Peppa Pig.

0:02

Ben Peppa Pig.

This is my little brother George.

0:04

Bu küçük erkek kardeşim George.

This is Mummy Pig.

0:07

Bu Anne Domuz.

And this is Daddy Pig.

0:09

Ve bu da Baba Domuz.

Peppa Pig.

0:13

Peppa Pig.

Best Friend.

0:20

En İyi Arkadaş.

Peppa is waiting for her best friend, Suzy Sheep. Kalıp ifadeler

0:26

Peppa en iyi arkadaşı Suzy Koyun'u bekliyor.

Kalıp ifadeler

waiting for her best friend: birini veya bir şeyi beklerken wait for

Beklenen kişi veya şeyi söylerken wait for + kişi ya da şey yapısı kullanılır. Cümledeki is waiting for her best friend, beklemenin şu anda sürdüğünü ve her best friend ifadesinin beklenen kişiyi gösterdiğini anlatır. for atlanmaz. wait for someone veya wait for something denir; wait someone denmez.

Alıştırma

Cümleyi wait fiilinin -ing biçimiyle ve beklenen şeyi tanıtan edatla tamamlayın: I am ____ the bus.

Cevabı göster

waiting for

Hello, Suzy.

0:35

Merhaba, Suzy.

Hello, Peppa.

0:37

Merhaba, Peppa.

Suzy Sheep has come to play with Peppa. Dilbilgisi

0:39

Suzy Koyun Peppa ile oynamaya geldi.

Dilbilgisi

has come to play with Peppa: güncel varış ve amaç

Has come, Suzy'nin geldiğini ve şu anda bu sahnede bulunduğunu anlatır. Bu, has + geçmiş zaman ortacıyla kurulan present perfect yapısıdır; come fiilinin geçmiş zaman ortacı da come biçimindedir. To play with Peppa geliş amacını, yani Peppa ile oynamak için geldiğini belirtir. has come to + fiil yapısı, şu anla bağlantılı varış sonucunu ziyaret amacıyla birleştirir; to play oyunun zaten bittiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle onun geldiğini, şu anda burada olduğunu ve ziyaret amacının bizimle öğle yemeği yemek olduğunu doğal biçimde anlatır?

  1. She has come to have lunch with us.
  2. She has gone to have lunch with us.
  3. She came to have lunch with us yesterday.
Cevabı göster

She has come to have lunch with us.

Peppa loves Suzy.

0:44

Peppa Suzy'yi seviyor.

Suzy loves Peppa.

0:46

Suzy Peppa'yı seviyor.

They are best friends.

0:48

Onlar en iyi arkadaşlar.

Peppa, why don't you and Suzy go and play in your bedroom? Ton ve niyet

0:56

Peppa, neden Suzy ile odana gidip oynamıyorsunuz?

Ton ve niyet

why don't you and Suzy go and play: nazik bir öneri

Bu cümlede Why don't you and Suzy...? gerçekten neden sormaz. Peppa ile Suzy'ye yatak odasına gidip orada oynamalarını nazikçe önerir. Kalıp Why don't + özne + fiilin yalın hâli...? biçimindedir. Özne you ile sınırlı değildir; you and Suzy gibi daha uzun olabilir. go and play, bir yere gitme eylemiyle ardından gelen oynama eylemini bağlar.

Alıştırma

Why don't you...? kalıbını kullanarak bu samimi öneriyi tamamlayın: ____ take your umbrella?

Cevabı göster

Why don't you

Yes, Mummy.

0:59

Tamam, Anne.

George wants to play too.

1:03

George da oynamak istiyor.

Peppa and Suzy love playing in Peppa's bedroom.

1:10

Peppa ve Suzy, Peppa'nın yatak odasında oynamayı severler.

So does George. Dilbilgisi

1:17

George da öyle.

Dilbilgisi

So does George: aynı durumun George için de geçerli olduğunu söylemek

So does George., önceki olumlu ifadenin George için de geçerli olduğunu anlatır. George'un yatak odasında oynamayı sevdiğini yeniden söylemek yerine, does önceki geniş zaman fiil öbeğinin yerini tutar. Yapı So + yardımcı fiil + özne biçimindedir. Yardımcı fiil hem önceki cümlenin dil bilgisine uymalı hem de yeni özneyle uyuşmalıdır: geniş zamanda asıl fiiller için do veya does, be sonrasında uygun be biçimi, kip belirten yardımcı fiilden sonra da aynı yardımcı fiil kullanılır.

Alıştırma

İkinci cümleyi so + doğru yardımcı fiil + özne ile tamamlayın: Ava enjoys puzzles. ____.

Cevabı göster

So does Leo

No, George.

1:21

Hayır, George.

This game is just for big girls. Ton ve niyet

1:23

Bu oyun sadece büyük kızlar için.

Ton ve niyet

just for big girls: kimlerin katılabileceğini sınırlamak

just for big girls ifadesinde just yalnızca anlamına gelir; for big girls ise oynamasına izin verilen grubu belirtir. Bu ifade yalnızca vurgu eklemez, oyunun kimler için olduğunu sınırlar. Burada bu sınır bir reddetme işlevi görür: Peppa, George'un katılamayacağını söylüyor. Daha genel olarak just for + kişi ya da grup, bir şeyin yalnızca o kişi veya gruba ayrıldığını gösterebilir.

Alıştırma

Örnekle ilgili ifadeyi değerlendirin: Konuşan kişi kimseyi dışlamıyor; yalnızca oyunun türünü açıklıyor.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Yanlış

Go and play with your own toys.

1:26

Git ve kendi oyuncaklarınla oyna.

Peppa and Suzy want to play on their own. Kalıp ifadeler

1:30

Peppa ve Suzy kendi başlarına oynamak istiyorlar.

Kalıp ifadeler

on their own: başka kimse katılmadan

On their own, kendi başlarına veya başka insanlar olmadan demektir. Buradaki their, Peppa ile Suzy'yi birlikte ifade eder: İkisi birbirleriyle oynamak ister, ancak George'un ya da başka birinin katılmasını istemez. Kalıp on + iyelik sözcüğü + own şeklindedir: on my own, on your own, on his own, on her own, on our own ve on their own. Başka bağlamlarda bir şeyi yardım almadan yapmak anlamına da gelebilir; oyun bağlamı burada başka insanlar olmadan anlamını verir.

Alıştırma

Peppa and Suzy want to play on their own. cümlesindeki on their own ne anlama gelir?

  1. Yeni bir oyuna sahip olmak istiyorlar.
  2. Kendilerine ait oyuncaklarla oynamak istiyorlar.
  3. Başka hiç kimse katılmadan oynamak istiyorlar.
Cevabı göster

Başka hiç kimse katılmadan oynamak istiyorlar.

I'm a tiny little fairy princess.

1:33

Ben minik bir peri prensesiyim.

I'm going to wave my magic wand Kalıp ifadeler

1:45

Sihirli değneğimi sallayacağım

Kalıp ifadeler

wave my magic wand: wave a wand kalıbı

wave my magic wand ifadesinde wave, değneği havada, genellikle ileri geri ya da geniş bir hareketle oynatmak anlamına gelen bir fiildir. My değneğin kime ait olduğunu, magic ise değneğin türünü belirtir. Wave a wand, sihir öykülerinde, hayali oyunlarda ve sihirbazlık gösterilerinde bu hareketi anlatmak için kullanılan doğal fiil-nesne kalıbıdır. Buradaki wave, isim olarak kullanılan “dalga” anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için wave his wand ifadesini geçmiş zamana getirin: At the end of the trick, the magician ____ over the hat.

Cevabı göster

waved his wand

and turn you into a frog. Öbek fiiller

1:49

ve seni bir kurbağaya çevireceğim.

Öbek fiiller

turn you into a frog: turn + nesne + into + sonuç

Turn you into a frog, “seni bir kurbağaya dönüştürmek” demektir. Burada turn değişime neden olan fiildir, you değişimden etkilenen kişidir ve into yeni biçimi ya da sonucu tanıtır. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı turn + nesne + into + sonuç biçimindedir: biri ya da bir şey nesnenin değişmesine neden olur. Bu, turn around örneğindeki gibi turn fiilinin dönme anlamı değildir.

Alıştırma

Cümleyi turn + nesne + into + sonuç yapısıyla tamamlayın: The artist will ____ the old jar ____ a lamp.

Cevabı göster

turn · into

George doesn't like playing on his own.

1:54

George kendi başına oynamayı sevmiyor.

George wants to play too.

2:01

George da oynamak istiyor.

No, George.

2:03

Hayır, George.

I'm playing with Suzy.

2:05

Suzy ile oynuyorum.

You have to play somewhere else. Ton ve niyet

2:07

Başka bir yerde oynamalısın.

Ton ve niyet

have to play somewhere else: kesin bir sınır koymak

Have to + fiilin yalın hâli bir zorunluluk ya da gereklilik bildirir; eylem özgür bir seçim olarak sunulmaz. Burada have to play somewhere else, bir kuralı tarafsızca aktarmaktan çok kesin bir talimat işlevi görür ve dinleyiciye burada oynamasına izin verilmediğini söyler. Somewhere else, yeri tam olarak belirtilmeyen başka bir yer demektir. İfade bir bütün olarak dinleyiciyi mevcut yerden veya etkinlikten dışlar ve başka yere yönlendirir.

Alıştırma

Bu durumda "You have to play somewhere else" ne işlev görür?

  1. Dinleyiciden bu yer için en iyi oyunu seçmesini ister.
  2. Dinleyiciye burada oynamasına izin verilmediğini kesin bir şekilde söyler.
  3. Konuşanın, dinleyicinin nerede oynadığını bilmediğini söyler.
Cevabı göster

Dinleyiciye burada oynamasına izin verilmediğini kesin bir şekilde söyler.

George wants to play with Peppa.

2:11

George Peppa ile oynamak istiyor.

He feels a bit lonely. Kalıp ifadeler

2:13

Kendini biraz yalnız hissediyor.

Kalıp ifadeler

a bit lonely: dereceyi yumuşatmak

Bir sıfatın önündeki a bit, “biraz” veya “düşük derecede” anlamına gelir. A bit lonely ifadesinde yalnızlık duygusunu güçlü değil, hafif gösterir. Bu yapı a bit tired ve a bit cold örneklerinde olduğu gibi duyguların, fiziksel durumların veya değerlendirmelerin anlatımını sıkça yumuşatır. Olumsuz bir yorumu daha az keskin hâle getirebilir, ancak duygu ya da sorunun gerçek olduğunu yine de belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle konuşanın çok değil, biraz gergin olduğunu söylüyor?

  1. I feel a bit nervous about the test.
  2. I do not feel nervous about the test.
  3. I feel very nervous about the test.
Cevabı göster

I feel a bit nervous about the test.

George, I need some help.

2:14

George, yardıma ihtiyacım var.

I'm making chocolate chip cookies.

2:16

Çikolatalı kurabiye yapıyorum.

Someone needs to lick out the bowl. Öbek fiiller

2:23

Birinin kaseyi yalaması gerek.

Öbek fiiller

lick out the bowl: kabın içini yalayarak temizlemek

lick out the bowl ifadesinde lick out, bir kabın içinde kalan yiyeceği dille temizlemek demektir. The bowl, içi temizlenen kaptır. Out bir sonucu belirtir: kabın içi boşalır veya temizlenir. Kasenin dışarı doğru hareket ettiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi lick out ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The puppy ____ the cup until no cream was left inside.

Cevabı göster

licked out

George likes helping Mummy make cookies. Dilbilgisi

2:27

George annesine kurabiye yaparken yardım etmeyi sever.

Dilbilgisi

helping Mummy make cookies: help + kişi + fiilin yalın biçimi

helping Mummy make cookies ifadesinde help sözcüğünden sonra yardım alan kişi Mummy, ardından da fiilin yalın biçimi make gelir. Kalıp help + kişi + fiilin yalın biçimi şeklindedir. Helping, likes sözcüğünden sonra gelip George’un sevdiği etkinliği adlandırdığı için -ing alır. Bu durum make sözcüğünü making biçimine dönüştürmez. Help + kişi + to-infinitive yapısı da dil bilgisi açısından doğrudur, ancak bu cümlede to içermeyen daha kısa yapı kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi help + kişi + fiilin yalın biçimi kalıbını ve cook sözcüğünü kullanarak tamamlayın: Mia helped her dad ____ dinner.

Cevabı göster

cook

But he likes playing with Peppa more.

2:32

Ama Peppa ile oynamayı daha çok sever.

I want to be a nurse. Dilbilgisi

2:39

Ben hemşire olmak istiyorum.

Dilbilgisi

want to be a nurse: bir mesleği veya rolü istemek

Want to be + tekil bir meslek veya kimlik adı, konuşanın o role sahip olmayı istediğini belirtir. Want fiilinden sonra to be mastar yapısı gelir; nurse tekil ve sayılabilen bir meslek adı olduğu için önünde a kullanılır. Bu rol yapma sahnesinde I want to be a nurse, “Hemşire rolünü almak istiyorum” anlamına gelir. Aynı yapı gerçek bir gelecek hedefini de anlatabilir; rolün geçici mi yoksa gelecekteki bir meslek mi olduğunu bağlam gösterir.

Alıştırma

Meslek hedefini anlatan cümleyi want to be ile tamamlayın: I ____ a pilot.

Cevabı göster

want to be

I want to be a doctor.

2:41

Ben doktor olmak istiyorum.

But who's going to be the sick person?

2:43

Ama hasta kişi kim olacak?

George!

2:49

George!

Peppa and Suzy love playing doctors and nurses. Kültür

2:54

Peppa ve Suzy doktorculuk oynamayı çok severler.

Kültür

playing doctors and nurses: bir rol yapma oyununun adı

Playing doctors and nurses, oyuncuların sağlık çalışanı gibi davrandığı bir çocuk rol yapma oyununun adıdır. Doctors and nurses, oyuncuların canlandırdığı rollerdir; birlikte oynadıkları veya oyuncak gibi davrandıkları kişiler değildir. Britanya İngilizcesinde play fiilinden sonra doğrudan bir oyunun veya rol yapma etkinliğinin adı gelebilir. Bu nedenle ifade, gerçek bir sağlık işini değil, onların sevdiği etkinliği anlatır.

Alıştırma

Örnekte playing doctors and nurses ne anlama geliyor?

  1. gerçek doktorlar ve hemşirelerle birlikte oynamak
  2. sağlık çalışanı rollerinin olduğu bir rol yapma oyununa katılmak
  3. doktorlara ve hemşirelere oyuncak gibi davranmak
Cevabı göster

sağlık çalışanı rollerinin olduğu bir rol yapma oyununa katılmak

So does George.

2:58

George da öyle.

Peppa listens to George's chest. Kalıp ifadeler

3:01

Peppa George'un göğsünü dinler.

Kalıp ifadeler

listens to George's chest: George'un göğsünü dinlemek

Burada listens to George's chest, tıbbi muayenenin bir parçası olarak George'un göğsünden gelen nefes veya kalp atışı seslerini bilinçli biçimde dinlemek demektir. Dinlediğin kişi, ses veya vücut bölümünden önce listen to kullanılır: listen to + nesne. Konuşmada zayıf duyulabilse de burada to atılamaz.

Alıştırma

Tıbbi cümleyi eksik sözcükle tamamla: The nurse listens ____ the patient's chest.

Cevabı göster

to

Now, George, take a big breath in, then cough. Kalıp ifadeler

3:04

Şimdi, George, derin bir nefes al, sonra öksür.

Kalıp ifadeler

take a big breath in, then cough: derin nefes al, sonra öksür

Take a big breath in, George'a derin nefes almasını söyler. Breath bir isimdir; bu nedenle take a breath tek bir nefes alma hareketini anlatır, in ise havanın içeri girdiğini gösterir. Fiil biçimi breathe'dir: breathe in. Then cough bir sonraki talimatı verir. Talimat + then + hareket kalıbı iki hareketi açık bir sıraya koyar.

Alıştırma

Hangi talimat breath ismini doğru kullanarak birinden önce nefes almasını, sonra öksürmesini ister?

  1. Breath in deeply, then cough.
  2. Take a deep breathe in, then cough.
  3. Take a deep breath in, then cough.
Cevabı göster

Take a deep breath in, then cough.

I think your heart's a bit loose.

3:11

Sanırım kalbin biraz gevşemiş.

I'll put a plaster on it. Kelime

3:15

Üzerine bir yara bandı yapıştıracağım.

Kelime

put a plaster on it: plaster kelimesinin Britanya İngilizcesindeki tıbbi anlamı

Bu cümlede put a plaster on it, “yaralı bölgenin üzerine küçük, yapışkan bir yara örtüsü koymak” anlamına gelir. Günlük Britanya İngilizcesinde a plaster, küçük bir kesik veya sıyrık için kullanılan yara bandıdır. Yapı put + nesne + on + yer şeklindedir: a plaster yerleştirilen nesnedir, it ise bağlamdan anlaşılan vücut bölümünü veya yeri gösterir. Burada bağlam, duvarlarda ya da alçı uygulamalarında kullanılan malzeme gibi plaster kelimesinin diğer anlamlarını eler.

Alıştırma

“I'll put a plaster on it,” cümlesinde plaster günlük Britanya İngilizcesinde büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. termometre
  2. duvar kaplamak için kullanılan malzeme
  3. küçük, yapışkan bir yara bandı
Cevabı göster

küçük, yapışkan bir yara bandı

Open wide, please. Ton ve niyet

3:18

Kocaman aç, lütfen.

Ton ve niyet

Open wide, please: wide mümkün olduğunca çok açmak anlamına gelir

Open wide, please. “Lütfen ağzınızı mümkün olduğunca çok açın” anlamına gelen yaygın ve nazik bir yönergedir. Tıbbi, diş hekimliği veya bakım bağlamında açılması gereken şeyin ağız olduğu açık olduğundan your mouth nesnesi söylenmez. Wide ne kadar açılması gerektiğini gösterir ve bu nedenle open fiilinden sonra zarf görevi görür. Please doğrudan yönergeyi daha nazik hâle getirir.

Alıştırma

“Ağzınızı mümkün olduğunca çok açın” anlamındaki yaygın diş hekimi yönergesini tamamlayın: Open ____, please.

Cevabı göster

wide

Suzy takes George's temperature. Kalıp ifadeler

3:21

Suzy George'un ateşini ölçer.

Kalıp ifadeler

takes George's temperature: günlük dildeki yerleşik söz öbeği

Take someone's temperature, bir kişinin vücut sıcaklığını kontrol etmeyi anlatan günlük İngilizcedeki yerleşik söz öbeğidir. takes George's temperature ifadesinde George's kontrol edilen kişiyi gösterir; takes ise Suzy öznesiyle uyumlu üçüncü tekil şahıs biçimidir. Burada take, bir şeyi alıp götürmek veya kaldırmak anlamına gelmez. Bu kontrolü yapmak anlamındadır. Someone's yerine take my temperature veya take the baby's temperature örneklerindeki gibi uygun iyelik biçimi kullanılabilir.

Alıştırma

Yerleşik ifadeyi eksik fiille tamamlayın: The nurse will ____ your temperature before the examination.

Cevabı göster

take

Oh dear, you're very, very hot. Ton ve niyet

3:24

Ah canım, çok ama çok sıcaksın.

Ton ve niyet

Oh dear: hafif endişeli bir tepki

Oh dear; endişe, şaşkınlık, hayal kırıklığı veya küçük bir sorun karşısında yumuşak bir tepki vermek için kullanılan tam bir ünlemdir. Burada konuşmacı, karşısındaki kişinin çok sıcak olduğunu söylemeden önce hafif bir endişe gösterir. Bu ifadede dear bir hitap sözü değildir; bu nedenle ‘Ah, sevgili kişi’ anlamına gelmez. Bir tepki olarak Oh dear, genellikle Oh no ifadesinden daha yumuşak ve daha az acildir.

Alıştırma

Örnekteki Oh dear için en uygun yorum hangisidir?

  1. Konuşmacı George'a doğrudan ‘sevgili’ diye hitap etmektedir.
  2. Konuşmacı biraz endişeli veya şaşkındır.
  3. Konuşmacı iyi bir haberi kutlamaktadır.
Cevabı göster

Konuşmacı biraz endişeli veya şaşkındır.

I think you have to stay in bed for three years. Kalıp ifadeler

3:27

Sanırım üç yıl boyunca yatakta kalmalısın.

Kalıp ifadeler

have to stay in bed: yatakta kalmak zorunda olmak

Bu cümlede have to + fiilin yalın hâli gereklilik bildirir; konuşan kişi oyun içindeki bir doktor talimatı veriyor gibidir. Stay in bed, hastalık veya iyileşme döneminde dinlenmek için yatakta kalmak demektir. For three years çocuk oyunundaki bir abartıdır. Başka durumlara aktarılabilen kalıp özne + have/has to + stay in bed biçimindedir; asıl nokta üç yıllık gerçek bir süre değildir.

Alıştırma

Yatakta dinlenmenin gerekli olduğunu belirten dört kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: You have a fever, so you ____ today.

Cevabı göster

have to stay in bed

Daddy Pig has come to find George.

3:34

Baba Domuz George'u bulmaya geldi.

Oh no. What's wrong with George? Kalıp ifadeler

3:36

Olamaz. George'un nesi var?

Kalıp ifadeler

What's wrong with George?: George'un sorununun ne olduğunu sormak

What's wrong with George?, George'un şu anda ne sorunu veya rahatsızlığı olduğunu sorar. What's wrong with + kişi? kalıbında wrong, kişinin durumunun iyi olmadığını belirtir; kişinin ahlaki olarak yanlış bir şey yaptığını söylemez. Hakkında soru sorulan kişi with'ten sonra gelir. George yerine başka bir isim veya nesne durumundaki bir zamir kullanılabilir: What's wrong with Mia? ya da What's wrong with him?

Alıştırma

Leo'nun şu anki sorununu soran üç kelimelik kalıpla soruyu tamamlayın: Leo looks pale. ____ Leo?

Cevabı göster

What's wrong with

Don't worry, Daddy. It's only a game. Ton ve niyet

3:39

Endişelenme, Baba. Sadece bir oyun.

Ton ve niyet

Don't worry, Daddy. ile birini rahatlatmak

Don't worry, gergin veya korkmuş birini rahatlatmanın yaygın bir yoludur. Burada konuşan kişi Daddy'yi sakinleştiriyor ve durumun tehlikeli olmadığını anlatıyor. Sözler dil bilgisi bakımından emir biçiminde olsa da burada işlevleri katı bir emir vermek değildir. Daddy doğrudan hitaptır; bu da rahatlatmayı kişisel ve yakın kılar.

Alıştırma

Konuşan kişi "Don't worry, Daddy." diyerek esas olarak ne yapıyor?

  1. Babaya katı bir emir veriyor
  2. Babayı rahatlatıyor
  3. Babadan izin istiyor
Cevabı göster

Babayı rahatlatıyor

George is our patient.

3:41

George bizim hastamız.

Oh, I see.

3:43

Ah, anlıyorum.

Can the patient have a visitor? Kalıp ifadeler

3:45

Hastanın ziyaretçisi olabilir mi?

Kalıp ifadeler

have a visitor: sizi görmeye gelen birini kabul etmek

have a visitor ifadesinde have, sizi görmeye gelen birini kabul etmek anlamındadır; bir kişiye sahip olmayı anlatmaz. Hastane ortamına özgü bu soruda, birinin hastayı ziyaret etmesine izin verilip verilmediği sorulur. Ziyaret edilen kişi hastadır.

Alıştırma

Hastane duyurusundaki "Each patient may have one visitor," cümlesinde have one visitor ne anlama gelir?

  1. Her hasta bir kişiye sahip olabilir.
  2. Her hasta gidip birini ziyaret etmek zorundadır.
  3. Her hastayı bir kişi görmeye gelebilir.
Cevabı göster

Her hastayı bir kişi görmeye gelebilir.

Just for a little while. Ton ve niyet

3:48

Sadece kısa bir süre için.

Ton ve niyet

Just for a little while: süre sınırı olan izin

Yapılacak şey bağlamdan zaten anlaşıldığı için burada tekrar söylenmemiştir. Bu kısa ve eksiltili cevap, “Evet, ama yalnızca kısa bir süreliğine” anlamına gelir. Just iznin süresini sınırlar; for a little while ise bu kısa süreyi belirtir. Cevap hem izin verir hem de bir zaman sınırı koyar.

Alıştırma

“Yalnızca kısa bir süreliğine” anlamına gelen tam ifadeyle sınırlı izni tamamlayın: You can hold the camera, but ____.

Cevabı göster

just for a little while

He might get tired. Dilbilgisi

3:50

Yorulabilir.

Dilbilgisi

might get tired: belirsiz bir durum değişikliği

Might + fiilin yalın biçimi, kesin değil olası bir sonucu belirtir. Buradaki get “hâle gelmek” anlamındadır; bu nedenle get tired, yorgun bir duruma geçişi anlatır. Cümle, bir etkinliği sınırlamak için temkinli bir neden sunar: yorulma bir risktir, ancak konuşan kişi bunun kesinlikle gerçekleşeceğini söylemez.

Alıştırma

Hangi cümle onun daha sonra yorulabileceğini en uygun şekilde temkinli bir uyarıyla anlatır?

  1. He might get tired.
  2. He will get tired.
  3. He might be tired.
Cevabı göster

He might get tired.

Cookies!

3:53

Kurabiye!

Yes, they're for George.

3:55

Evet, onlar George için.

They're his medicine to make him feel better. Dilbilgisi

3:57

Kendini daha iyi hissetmesi için ilacı.

Dilbilgisi

make him feel better: make + nesne + fiilin yalın hâli

Bu cümlede make him feel better, ‘onun kendini daha iyi hissetmesini sağlamak’ anlamına gelir. Yapı make + nesne + fiilin yalın hâlidir: him etkilenen kişidir ve feel, önünde to olmadan yalın hâlde kalır. Tam cümlede make'ten önceki to, to make... biçiminde amacı belirtir; make him to feel gibi bir yapının parçası değildir. Better burada fiziksel durumun veya genel hissin iyileşmesini anlatır, kimin daha iyi olduğuna dair bir karşılaştırma yapmaz.

Alıştırma

Cümleyi make someone feel better ifadesindeki fiilin yalın hâliyle tamamlayın: A little rest can make you ____ better.

Cevabı göster

feel

Um, excuse me, doctor. Ton ve niyet

4:07

Şey, affedersiniz doktor.

Ton ve niyet

excuse me, doctor: kibarca dikkat çekmek

Burada Excuse me, karşıdaki kişinin dikkatini kibarca çekmek için kullanılır. Konuşan kişi doktora seslenip bir soru veya ricaya başlamadan önce bunu söyler; anlamı ‘Bir an dikkat eder misiniz?’ gibidir, ayrıldığı için özür dilemek değildir. Doctor doğrudan hitaptır: konuşan kişi karşısındakine rolüyle seslenir. Yazıda bu hitap virgülle ayrılır: Excuse me, doctor.

Alıştırma

Bir soru sormadan önce doktorun dikkatini kibarca çekmek istiyorsunuz. En uygun başlangıç hangisidir?

  1. Thank you, doctor. Could I ask a question?
  2. Excuse me, doctor. Could I ask a question?
  3. I'm sorry, doctor. Could I ask a question?
Cevabı göster

Excuse me, doctor. Could I ask a question?

Can you help me? Ton ve niyet

4:09

Bana yardım edebilir misiniz?

Ton ve niyet

Can you help me? — Nazik Bir Yardım İsteği

Can you help me? doğrudan ama nazik bir yardım isteğidir. Buradaki Can you...? genellikle karşı tarafın gerçekten yapabilme yeteneğini sormaz; ondan bir şey yapmasını rica eder. Kalıp Can you + fiilin yalın hâli...? şeklindedir. Günlük isteklerde kullanılır; help me istenen eylemi ve yardıma ihtiyaç duyan kişinin konuşan kişi olduğunu belirtir.

Alıştırma

Kendiniz için yardım isteğini help + nesne kullanarak tamamlayın: Can you ____?

Cevabı göster

help me

I have a sore tummy. Kelime

4:10

Karnım ağrıyor.

Kelime

a sore tummy — Karın Ağrısını Çocuklara Uygun Şekilde Anlatmak

a sore tummy ifadesinde sore, ağrılı veya rahatsız anlamına gelir; tummy ise stomach ya da belly için kullanılan samimi ve çocuklara yönelik bir sözcüktür. İfadenin tamamı, kişinin karnının ağrıdığı anlamına gelir. Tummy cümleye yumuşak, aile ortamına veya çocuklara uygun bir ton verir. Bu ifade yalnızca bir belirtiyi bildirir; tıbbi nedeni söylemez.

Alıştırma

Dersteki çocuklara uygun ifadeyi tamamlayın: I have ____.

Cevabı göster

a sore tummy

That tickles.

4:13

Gıdıklanıyorum.

I can hear it rumbling. Dilbilgisi

4:18

Guruldadığını duyabiliyorum.

Dilbilgisi

hear it rumbling: hear + nesne + -ing

hear it rumbling ifadesinde hear fiilinden sonra it nesnesi ve rumbling şeklindeki -ing biçimi gelir. hear + nesne + -ing yapısı, bir ses veya hareket sürerken onu duymak anlamına gelir. Burada it, Daddy'nin karnını belirtir; rumbling ise devam eden alçak bir guruldama sesini anlatır. Yapı, tek bir andan çok sesin sürmekte olduğunu vurgular.

Alıştırma

Bebeğin şu anda güldüğünü söylemek için cümleyi hear + nesne + -ing yapısıyla tamamlayın: I can ____ in the next room.

Cevabı göster

hear the baby laughing

I think you're hungry, Daddy.

4:21

Sanırım karnın aç, Baba.

Then I think I need lots of cookies to make me better. Ton ve niyet

4:24

O zaman iyileşmek için bir sürü kurabiyeye ihtiyacım var demektir.

Ton ve niyet

I think I need ... to make me better: şakacı bir bahane

I think I need ... isteği, konuşanın ihtiyaç duyduğuna inandığı bir şey gibi gösterir; to make me better ise sözde amacı belirtir: kurabiyeler onun durumunu iyileştirecektir. Doktorculuk oyununda Daddy aslında sadece açtır. Kurabiye isteğini şakayla hastanın tedavi ihtiyacı gibi gösterir. Bu nedenle cümle gerçek bir tıbbi tavsiye değil, mizahi bir istektir.

Alıştırma

Doktorculuk bağlamında konuşan kişi bu cümleyle esas olarak ne yapıyor?

  1. Kurabiye isteğini iyileşmek için ihtiyaç duyduğu bir şeymiş gibi şakayla sunuyor.
  2. Güvenilir bir tedavi önerisi veriyor.
  3. Kendisini hasta edebileceği için kurabiyeleri reddediyor.
Cevabı göster

Kurabiye isteğini iyileşmek için ihtiyaç duyduğu bir şeymiş gibi şakayla sunuyor.

And me.

4:30

Ve ben.

And me.

4:31

Ve ben.

And me.

4:33

Ve ben.