Egzersiz 🏋️ | Yepyeni - 3. Sezon | Bluey: İngilizce çalışma notları
Bluey - Official Channel
Video özeti: İşteki ilk gününde yeni çalışanı aşırı hevesli bir iş arkadaşı ofiste gezdirir; eski asansörü, dönen bir sandalyeyi, yemekhaneyi ve pinpon masasını gösterir. Yeni çalışan ise tekrar tekrar işe başlamaya çalışır ve patronun onu görevini aksatırken yakalamasından kaygılanır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. show you around — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: Bu yaygın ifadeyi, birine bilmediği bir yerde rehberlik edip başlıca bölümleri gösterme teklifi olarak anlayın. Ofise, okula, eve veya şehre yeni gelen birini karşılarken kullanabilir; karşı tarafı zorlamadan sıcak ve arkadaşça bir gezi önerisinde bulunabilirsiniz. 2. should be getting to work. — Konuşma edimbilimi ve tutum: should ile sürerlik yapısının, bir yükümlülüğün şu anda çoktan yerine getiriliyor olması gerektiğini nasıl bildirdiğini öğrenin. Yeni çalışan burada iş arkadaşını açıkça eleştirmeden veya konuşmayı aniden kesmeden, geziden nazikçe ayrılmaya ve görevlerine başlaması gerektiğini belirtmeye çalışır. 3. What if the boss catches me? — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: What if...? yapısını olası olumsuz bir sonucu gündeme getirip kaygı belirtmenin doğal bir yolu olarak tanıyın. Bu iş ortamında catches me, patronun onu fiziksel olarak yakalaması değil, görevlerini ihmal ederken görmesi demektir; kalıp, riskli bir öneriyi kabul etmeden önce çekincelerinizi açıklamanızı sağlar.
Bu derste
make this work: bir şekilde işe yaramasını sağlamak
Make this work, “mevcut durumun veya düzenlemenin başarılı olmasını sağlayacak bir yol bulmak” demektir. Burada work, “işlemek, işe yaramak ya da başarılı olmak” anlamında bir fiildir; “iş” anlamındaki isim değildir. make + something + work kalıbı, özellikle koşullar ideal değilken ayarlamalar yapıp sorunları çözerek bir şeyi uygulanabilir hâle getirmeyi anlatır.
Alıştırma
“The schedule changed, but I can make this work” cümlesinde “make this work” ne anlama gelir?
- Durumun başarılı olması için bir yol bulmak
- Yeni bir iş oluşturmak
- Durumu değiştirmeye çalışmayı bırakmak
Cevabı göster
Durumun başarılı olması için bir yol bulmak
hold the door: biri için kapıyı açık tutmak
Hold the door, “birinin geçebilmesi için kapıyı kısa bir süre açık tutmak” demektir. Burada hold, kapıyı taşımak değil, kapanmasını önlemek anlamındadır.
Alıştırma
Siz kapıya ulaşmadan kapı kapanmak üzere. En doğal ve kibar rica hangisidir?
- Could you close the door, please?
- Could you lock the door, please?
- Could you hold the door, please?
Cevabı göster
Could you hold the door, please?
there you go: yardım amaçlı bir işlemin tamamlandığını belirtmek
Bu cümlede there you go bir yön belirtmez. Küçük bir işin ya da yardımın başarıyla tamamlandığını gösterir; bağlama göre tamamdır veya artık hazırsın gibi anlaşılır. Bir şeyi uzattıktan, bir şeyi düzelttikten, birinin geçmesine izin verdikten ya da kişinin başarılı olduğunu gördükten sonra o anı doğal biçimde kapatmak için sıkça kullanılır.
Alıştırma
Bir iş arkadaşınız sandalyenizi ayarlamayı bitirip There you go. diyor. İfade burada ne işe yarar?
- Sandalyenin kaybolduğunu söyler.
- Başka bir yere gitmenizi söyler.
- Yardım amaçlı işlemin tamamlandığını gösterir.
Cevabı göster
Yardım amaçlı işlemin tamamlandığını gösterir.
I haven't seen you around: nazik bir sohbet başlatma ifadesi
I haven't seen you around, konuşan kişinin karşısındakini bu ortak ortamda daha önce fark etmediği anlamına gelir. Buradaki around, birinin çevresinde daire çizmek değil, bu yerde veya sosyal ortamda demektir. Konuşan kişi bunu bir gözlem olarak sunarak karşısındakinden doğrudan kimliğini açıklamasını istemeden sohbet başlatabilir ve onun yeni gelmiş olabileceğini nazikçe ima edebilir.
Alıştırma
Bir iş yerinde biri I haven't seen you around. diyor. Büyük olasılıkla ne anlatmak istiyor?
- Çevrenizdeki nesneleri göremiyorlar.
- Sizi bu ortak yerde daha önce fark etmemişler.
- Eski bir arkadaşlarıyla yakın zamanda görüşmemişler.
Cevabı göster
Sizi bu ortak yerde daha önce fark etmemişler.
my first day: yeni bir ortamdaki ilk gün
My first day ifadesi, konuşanın yeni bir işte, okulda, kursta veya başka bir yeni ortamda geçirdiği ilk günü anlatır. Burada iş yerinden söz edildiği zaten bellidir; bu nedenle at work eklemek gerekmez. Başlangıcın kime ait olduğunu göstermek için my, your veya her gibi iyelik sözcükleri kullanılır. Ortam belli değilse at ifadesinden sonra bir yer ya da kurum, as ifadesinden sonra ise bir rol eklenir: my first day at college; her first day as manager.
Alıştırma
Bugün bir şirkette çalışmaya başladınız. Hangi cümle, oradaki sürecinizin bugün başladığını doğal biçimde anlatır?
- Today is my last day at the company.
- Today is my second day at the company.
- Today is my first day at the company.
Cevabı göster
Today is my first day at the company.
Oh, well, I could show you around if you like. Notlar
0:12Oh, peki, istersen sana etrafı gezdirebilirim.
show you around: birine bir yeri gezdirmek
Show someone around, bir kişinin ortama alışabilmesi için ona bir yerin farklı bölümlerini gezdirip tanıtmak demektir. Around burada daireler çizerek hareket etmeyi değil, yerin farklı bölümlerini anlatır. Yaygın yapı show + kişi + around şeklindedir; ardından isteğe bağlı olarak yer eklenebilir: show her around; show them around the building. Altyazıda you, gezdirilen kişidir.
Alıştırma
Cümleyi show ... around ve her zamiriyle tamamlayın: Maya is new to the building, so I'll ____ before the meeting.
Cevabı göster
show her around
if you like: Bir teklifi isteğe bağlı hâle getirmek
Bir teklifin sonunda kullanılan if you like, “istersen” veya “senin için uygunsa” anlamına gelir. Dinleyene kabul etme ya da reddetme özgürlüğü tanır. Burada I could show you around teklifini yumuşatır. Bu kullanımda like, bir şeyden “hoşlanmak” anlamına gelmez; yan cümlenin tamamı önceki teklifle ilgilidir.
Alıştırma
Konuşmacı “I can carry that box for you if you like” cümlesindeki “if you like” ile ne anlatıyor?
- Konuşmacı, dinleyenin kutulardan hoşlanıp hoşlanmadığını öğrenmek istiyor.
- Dinleyen kutuyu taşımak zorundadır.
- Teklif isteğe bağlıdır; dinleyen kabul edebilir veya reddedebilir.
Cevabı göster
Teklif isteğe bağlıdır; dinleyen kabul edebilir veya reddedebilir.
for ages: “Çok uzun zamandır” demenin gündelik yolu
for ages ifadesindeki ages, “çok uzun zamandır” anlamına gelen kasıtlı bir abartıdır; tarihsel çağların gerçek sayısını belirtmez. Bu kişisel ve gündelik ifade, sürenin konuşmacıya uzun geldiğini vurgular. I've worked ile birlikte kullanıldığında for ages, geçmişte başlayıp şimdiye kadar devam eden bir dönemi gösterir.
Alıştırma
“We've been waiting for ages” cümlesindeki “for ages” ne anlama gelir?
- Çok uzun bir süre boyunca
- Tam olarak birkaç tarihsel çağ boyunca
- Birçok farklı yaşta
Cevabı göster
Çok uzun bir süre boyunca
pretty boring: derece zarfı olarak pretty
pretty boring ifadesindeki pretty, “oldukça” veya “epey” anlamına gelen bir derece zarfıdır. boring sıfatını niteler; yani konuşan kişi işin belirgin biçimde sıkıcı olduğunu düşünüyor. Pretty burada “güzel” anlamına gelmez. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı pretty + sıfat biçimindedir. Günlük İngilizcede genellikle aşırı olmayan ama belirgin bir derece bildirir; kesin yoğunluğu bağlama göre değişir: pretty easy, pretty cold, pretty serious.
Alıştırma
“The room is pretty cold” cümlesinde pretty ne anlama gelir?
- Yalnızca çok az
- Oldukça veya epey
- Güzel
Cevabı göster
Oldukça veya epey
lift: Britanya İngilizcesinde “asansör” anlamındaki isim
This is the lift cümlesindeki lift, bir binada insanları katlar arasında taşıyan makineyi ifade eden sayılabilir bir isimdir. Cümle bu tesisi gösterir; lift burada “yukarı kaldırmak” anlamındaki fiil değildir. Bu isim kullanımı standart Britanya İngilizcesidir.
Alıştırma
“Asansör” anlamına gelen yaygın Britanya İngilizcesi ismiyle cümleyi tamamlayın: The ____ is next to the stairs.
Cevabı göster
lift
This floor's just some um people and stuff. Kelime
0:28Bu katta sadece bazı ıı insanlar ve eşyalar var.
and stuff: listeyi belirsiz biçimde bitirmek
Burada and stuff, bir listeyi gündelik bir şekilde bitirir ve “buna benzer başka şeyler” anlamına gelir. Açıklamanın bir kısmı söylenmeden bırakıldığı için dinleyici kesin ayrıntılar beklememelidir. İfadenin people sözcüğünden sonra gelmesi, açıklamayı özellikle gelişigüzel kılar. Konuşmacı katta kimin veya neyin bulunduğunu dikkatle açıklamak yerine insanları belirsiz stuff ile aynı gruba koyar.
Alıştırma
“We discussed deadlines, costs, and stuff,” cümlesinde and stuff ne işe yarıyor?
- Eksiksiz ve kesin bir liste veriyor.
- Bağlantılı diğer konuları belirsiz biçimde kapsıyor.
- Yalnızca fiziksel nesnelerin konuşulduğunu belirtiyor.
Cevabı göster
Bağlantılı diğer konuları belirsiz biçimde kapsıyor.
Yeah, but the lift's a bit slow with two people. Kalıp ifadeler
0:37Evet, ama asansör iki kişi olunca biraz yavaşlıyor.
a bit slow: olumsuz bir betimlemeyi yumuşatmak
A bit, slow sıfatından önce “biraz” anlamına gelir; bu nedenle a bit slow, yavaşlığın düşük derecede olduğunu anlatır. Burada fiziksel bir parça değil, derece ifade edilir. Bu ifade eleştiriyi de yumuşatır. The lift is slow daha doğrudan duyulurken The lift is a bit slow daha nazik ve daha az kesin duyulur.
Alıştırma
Şikâyeti daha yumuşak hâle getirmek için cümleyi a bit + noisy sıfatıyla tamamlayın: The café is ____ for a phone call.
Cevabı göster
a bit noisy
take the stairs: güzergâh olarak merdivenleri seçmek
Bu cümlede take the stairs, merdivenleri kullanmak veya güzergâh olarak merdivenleri seçmek anlamına gelir. Buradaki take, merdivenleri fiziksel olarak taşımak demek değildir. take + güzergâh ya da ulaşım aracı yapısı, take the bus veya take a taxi örneklerinde olduğu gibi, bir yere hangi yolla gidileceğine ilişkin seçimi anlatır.
Alıştırma
Güzergâh olarak merdivenleri seçmek anlamındaki take ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The lift is broken, so let's ____.
Cevabı göster
take the stairs
Hop on: binmek için canlı ve gündelik bir davet
Hop on, bir şeye binmek veya onun üzerinde yerini almak anlamına gelen, canlı ve samimi bir davet ya da yönergedir. Burada dinleyici, konuşanın nasıl çalıştığını gösterebilmesi için bir koltuğa veya cihaza binmeye davet ediliyor. Hop çoğu zaman küçük bir sıçrama yapmak anlamına gelir, ancak buradaki hop on gerçekten sıçramayı gerektirmez. get on ile karşılaştırıldığında daha hızlı, dostça ve oyuncu bir ton katar.
Alıştırma
Canlı ve gündelik bir binme daveti vermek için hop içeren iki sözcüklü ifadeyi kullanın: The bus is here. ____!
Cevabı göster
Hop on
how it works: gömülü how yan cümlesinde sözcük dizilişi
Bu cümlede how it works, daha büyük bir cümlenin içine yerleştirilmiş bir how yan cümlesidir. Konuşanın göstereceği bilgiyi, yani sandalyenin nasıl çalıştığını belirtir. Bu yan cümle daha büyük bir cümlenin içinde olduğu için düz cümle dizilişini kullanır: how + it + works. Aynı yapı show, tell, explain ve understand gibi fiillerden sonra da kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümlede gömülü how yan cümlesi doğru kullanılmıştır?
- Can you explain how does it work?
- Can you explain how works it?
- Can you explain how it works?
Cevabı göster
Can you explain how it works?
get bored: durum değişimini anlatan get + sıfat
Burada get bored, sıkılmaya başlamak veya sıkılmış bir duruma geçmek anlamına gelir. Get + sıfat yapısı genellikle sıfatın belirttiği duruma geçişi anlatır; get burada almak anlamına gelmez. Bu kalıp başka ifadelerde de kullanılabilir: get tired, get angry ve get ready ifadelerinin hepsi yeni bir duruma geçişi anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle Mia’nın uzun bekleyişler sırasında sıkılmaya başladığı anlamına gelir?
- Mia is boring during long waits.
- Mia gets boredom during long waits.
- Mia gets bored during long waits.
Cevabı göster
Mia gets bored during long waits.
Harekete geçmeye yönlendiren Come on
Burada Come on, “hadi gidelim” ya da “beni takip et” anlamında sözlü bir yönlendirmedir. Konuşan kişi dinleyiciyi yalnızca kendisine yaklaşmaya çağırmaz; onu bir sonraki eyleme yöneltir. Bu ifade başka bağlamlarda cesaretlendirme, ikna veya sabırsızlık da belirtebilir. Ardından gelen “I'll show you the cafeteria” sözleri, burada dinleyiciyi birlikte gelmeye dostça teşvik ettiğini gösterir.
Alıştırma
“Come on, I'll show you the cafeteria.” cümlesinde Come on öncelikle ne yapıyor?
- Dinleyicinin yaklaşmakta olduğunu bildirmek
- Yemekhanenin doğru olduğunu söylemek
- Dinleyiciyi takip etmeye ve devam etmeye yönlendirmek
Cevabı göster
Dinleyiciyi takip etmeye ve devam etmeye yönlendirmek
Bir sonraki adıma geçiş sağlayan All right
Bu cümlenin başındaki All right, konuşan kişinin gezinin bir sonraki bölümüne, yani yemekhaneyi tanıtma aşamasına geçtiğini gösterir. Dinleyicinin sıralamayı takip etmesine yardımcı olur. Bu, “peki, şimdi...” ifadesine benzeyen bir söylem belirleyicisi kullanımıdır. Bir şeyin doğru olduğuna ilişkin bir yargı değildir ve mutlaka onay anlamına gelmez.
Alıştırma
“All right, this is our final stop” cümlesinde All right ne yapıyor?
- Her durağın doğru olduğunu onaylar.
- Gruptan son durağı onaylamasını ister.
- Bir geçişi belirtir ve gezinin sonraki bölümünü başlatır.
Cevabı göster
Bir geçişi belirtir ve gezinin sonraki bölümünü başlatır.
Well, I really think I should be getting to work. Ton ve niyet
1:29Şey, sanırım gerçekten işime dönmeliyim.
should be getting to work: nazik bir öz hatırlatma
Burada I should be getting to work, konuşanın artık çalışmaya başlaması gerektiği anlamına gelir. Get to work, iş yerine gitmeyi değil, göreve başlamayı ifade eder. I really think I should... geçişi konuşanın kendi sorumluluğu gibi sunar. should be getting biçimi geçişin daha az ani duyulmasını sağlar; böylece cümle, konuşmanın bitmesi gerektiğini de nazikçe ima edebilir.
Alıştırma
I should be getting to work cümlesinde getting to work ne anlama gelir?
- iş görevine başlamak
- iş yerine gitmek
- bir iş teklifi almak
Cevabı göster
iş görevine başlamak
You want...?: do olmadan kurulan gündelik soru
You want soy sauce?, Do you want soy sauce? cümlesinin gündelik konuşmadaki kısaltılmış biçimidir. Yardımcı fiil do atılır, ancak bağlam ve söyleyiş biçimi bunun bir soru olduğunu yine gösterir. Konuşanlar bu kısa kalıbı hızlıca bir şey ikram etmek veya birinin ne istediğini kontrol etmek için kullanır. Bu, konuşma diline özgü bir eksiltmedir; resmî yazıda kullanılacak standart yapı değildir.
Alıştırma
You want soy sauce? cümlesinin tam ve standart biçimi hangisidir?
- Did you want soy sauce?
- Do you want soy sauce?
- Would you like soy sauce?
Cevabı göster
Do you want soy sauce?
Bir şeyi uzatırken Here you go.
Here you go., birine bir şey uzatırken veya istediği şeyi verirken kullanılan kalıplaşmış bir ifadedir. Bu cümlede “Buyurun” ya da “İşte burada” anlamına gelir. İfadeyi tek bir sosyal eylem olarak bütün hâlinde anlamak gerekir. İçinde here ve go bulunsa da dinleyiciye bu yere gitmesini söyleyen bir talimat değildir.
Alıştırma
Bir müşteriye sipariş ettiği sandviçi veriyorsunuz. Söylenecek en doğal ifade hangisidir?
- You go here.
- Here you go.
- Here you walk.
Cevabı göster
Here you go.
thanks for showing me around: thanks for + -ing ile teşekkür etmek
Thanks for + -ing, hangi eylem için minnettar olduğunuzu belirtir. For bir edat olduğu için ardından gelen fiil -ing biçimini alır: thanks for showing denir, thanks for show denmez. Show someone around, bir kişiye bir yeri gezdirerek orayı görmesini ve tanımasını sağlamak demektir. Bu nedenle thanks for showing me around, konuşanın kendisine rehberlik eden kişiye teşekkür etmesini ifade eder.
Alıştırma
Thanks for + -ing yapısını tamamlamak için show fiilini doğru biçimde kullanın: Thanks ____ me around the office.
Cevabı göster
for showing
Hang on, you haven't seen the ping-pong table. Öbek fiiller
1:50Bekle, daha masa tenisi masasını görmedin.
Hang on: birinden beklemesini istemek
Burada Hang on, “bir dakika bekle” veya “henüz gitme” anlamına gelir. Konuşanın bir şey ekleyebilmesi için karşıdakinin hareketini kısa süreliğine durdurur. Bu kullanımda hang on ifadesini tek bir konuşma kalıbı olarak anlayın. Bir şeyi asmak anlamındaki hang fiilinin gerçek anlamı değildir.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrendiğiniz ve “bir dakika bekle” anlamına gelen gündelik ifadeyle tamamlayın: ____, I need to tell you one more thing.
Cevabı göster
Hang on
I'm meant to be doing...: sürmekte olması beklenen bir eylem
I'm meant to be doing my job cümlesinde be meant to, bir görev, kural veya düzenlemenin bu eylemi gerektirdiğini gösterir. Konuşanın kişisel olarak ne yapmayı amaçladığını değil, neyin gerçekleşiyor olması gerektiğini anlatır. Be meant to be + -ing kalıbı, beklenen eylemi şu anda veya başka bir referans zamanında sürmekte olan bir eylem olarak sunar. Burada konuşanın çoktan çalışıyor olması gerektiği için cümle, görev ile gerçekte yaşanan durum arasındaki uyumsuzluğu nazikçe belirtir.
Alıştırma
Atanmış bir etkinliğin çoktan sürmekte olması gerektiğini göstermek için cümleyi be meant to be doing kalıbıyla tamamlayın: It is 10 a.m., and I ____ the front desk, but my train is delayed.
Cevabı göster
am meant to be covering
What if ... catches me?: yakalanmaktan kaygılanmak
What if + cümle? konuşanın kaygı duyduğu olası bir durumu ortaya koyar. Burada konuşan kişi patronun ortaya çıkıp çıkmayacağını tarafsızca sormuyor; patron onu fark ederse ne olacağını düşünüp kaygılanıyor. Bu bağlamda catch someone, birini yapmaması gereken bir şeyi yaparken görmek veya fark etmek demektir. Bu nedenle catches me, fiziksel olarak tutulmak değil, bir kuralı çiğnerken veya işten kaçarken yakalanmak anlamını taşır.
Alıştırma
Mia derste gizlice telefonuna bakıyor. Yakalanma kaygısını en iyi hangi cümle ifade eder?
- What if the teacher finds my phone?
- What if the teacher catches me using my phone?
- What if the teacher sees my phone?
Cevabı göster
What if the teacher catches me using my phone?
Don't worry: güvence vermek
Don't worry birini rahatlatmanın doğrudan ve yaygın bir yoludur. Kişiye kelimenin tam anlamıyla düşünmeyi bırakmasını emretmez; sosyal amacı kaygıyı azaltmak ve durumun üstesinden gelinebileceğini söylemektir. Ardından çoğu zaman bir neden, söz veya çözüm gelir. Örnekte ikinci cümlecik, konuşanın neden kaygılanmaya gerek olmadığını düşündüğünü açıklar.
Alıştırma
Öne çıkarılan ifadeyle güvence cümlesini tamamlayın: ____, I saved a copy of the document.
Cevabı göster
Don't worry