Hipokampüsü çıkarırsanız ne olur? - Sam Kean: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: H.M.’nin öyküsü, hipokampusunun çıkarılmasının nöbetlerini neredeyse tamamen durdururken kalıcı yeni anılar oluşturma yetisini yok ettiğini anlatıyor. Brenda Milner’ın deneyleri daha sonra kısa ve uzun süreli belleğin ayrı sistemler olduğunu, ayrıca bildirimsel bellek ile işlemsel belleğin farklılığını göstererek çağdaş bellek araştırmalarını değiştirdi. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. But this wasn't a scene from a horror film — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Anlatıcının önce ürkütücü bir beklenti oluşturup sonra But this wasn't... ile bu beklentiyi nasıl tersine çevirdiğini fark edin. Bu geçiş, gerilimi korurken dramatik açılıştan olgusal açıklamaya yöneltir. 2. shed light on — Deyimler ve mecazlı ifadeler: İfadenin sözcüğü sözcüğüne ışık tutmak değil, bir konuyu açıklığa kavuşturmak veya anlaşılmasını sağlayan kanıt sunmak olduğunu öğrenin; bir bulgunun araştırmaya ya da açıklamaya katkısını anlatırken doğal biçimde kullanın. 3. even though he had no memory of previous attempts. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: even though ile beklenmedik bir sonucu, ona aykırı görünen bir gerçekle bağlayın. Buradaki ödünleme, deneyin temel sonucunu vurgular: H.M. önceki denemeleri bilinçli olarak hiç hatırlamamasına rağmen motor görevde ilerleme kaydetmiştir.
Bu derste
William Scoville used a hand crank and a cheap drill saw
0:09William Scoville bir el krankı ve ucuz bir matkap testeresi kullanarak
to bore into: delik açarak içine girmek
Burada bore, malzemeyi keserek bir delik ya da geçit açmak anlamına gelen fiziksel bir eylem fiilidir. to bore into a young man's skull ifadesinde into, dışarıdan içeriye doğru hareketi gösterir. “Birini sıkmak” anlamına gelmez. Başka durumlara aktarılabilen yapı bore into + malzeme veya katı nesnedir. Genellikle bir aletin ya da makinenin kaya, ahşap, kemik veya başka bir sert maddeyi delerek içine girmesini anlatır.
Alıştırma
“The machine began to bore into the rock,” cümlesinde bore into ne anlama gelir?
- kayayı keserek içinde bir delik açmak
- birinin kayaya ilgisini kaybetmesine neden olmak
- kayanın dış yüzeyinin çevresinde hareket etmek
Cevabı göster
kayayı keserek içinde bir delik açmak
cutting away: bir kısmı keserek çıkarmak
Cutting away, cut away ifadesinin -ing biçimidir. Bir şeyin bir kısmını keserek çıkarmak anlamına gelir. Away sonucu vurgular: kesilen malzeme artık bağlı değildir veya eski yerinde kalmaz. Bu cümlede eylem, beyin dokusunun bazı parçalarını çıkarır; yalnızca bir açıklık oluşturmaz. Aynı yapı hasarlı ahşabın, kuru dalların veya fazla kumaşın kesilip çıkarılmasını da anlatabilir.
Alıştırma
Hangi cümle çürümüş ahşabın kesilerek çıkarıldığını söylüyor?
- The carpenter cut across the rotten wood.
- The carpenter cut into the rotten wood.
- The carpenter cut away the rotten wood.
Cevabı göster
The carpenter cut away the rotten wood.
and sucking them out through a metal tube. Öbek fiiller
0:17ve onları metal bir tüpten emerek aldı.
sucking them out: bir şeyi emerek içeriden çıkarmak
sucking them out ifadesinde suck, emme gücüyle çekmek; out ise içeriden dışarıya hareket etmek anlamına gelir. Birlikte suck something out, kapalı bir yerin içindeki bir şeyi emme yoluyla dışarı çıkarmak demektir. Nesne them gibi bir zamirse fiil ile parçacığın arasına gelir: suck them out; suck out them denmez. through a metal tube, emme işleminin geçtiği yolu ya da kullanılan aracı belirtir.
Alıştırma
suck fiilinin geçmiş zaman biçimi ve out parçacığıyla tamamlayın: Yesterday, the vacuum nozzle ____ the dust ____ of the narrow gap.
Cevabı göster
sucked · out
But this wasn't a scene from a horror film Anlatım akışı
0:20Ancak bu bir korku filminden bir sahne
But this wasn't a scene from a horror film: beklenen bir açıklamayı reddetmek
But, hemen önce oluşturulan korkutucu görüntüden farklı bir açıklamaya geçildiğini gösterir. this o duruma gönderme yapar; wasn't a scene from a horror film ise bunun kurgusal bir korku eserine ait olduğu yönündeki olası açıklamayı reddeder. But this wasn't... kalıbı bilgiyi düzenler: önce dinleyicinin bir beklenti oluşturmasını sağlar, ardından gerçek açıklamaya geçebilmek için bu beklentiyi reddeder. Bu yalnızca film türüyle ilgili bir olgu belirtmek değil, merak uyandıran bir geçiştir.
Alıştırma
Bu parçada But this wasn't a scene from a horror film ifadesinin temel işlevi nedir?
- Öyküyü ilgisiz bir gelecek olayına taşır.
- Önceki betimlemenin oluşturduğu korku filmi yorumunu reddeder.
- Konuşmacının bir korku filmini değerlendirdiğini doğrular.
Cevabı göster
Önceki betimlemenin oluşturduğu korku filmi yorumunu reddeder.
gruesome police report: vahşi ve rahatsız edici
Gruesome, bir şey açık biçimde yaralanma, ölüm ya da şiddet içerdiği veya anlattığı için dehşet ve rahatsızlık uyandırdığını belirtir. gruesome police report ifadesinde raporun yalnızca korkutucu değil, sarsıcı ve acımasız ayrıntılar içerdiğini düşündürür. Bu sıfat karanlık ve ağır bir ton kurar. Aynı anlam, vahşeti yüzünden insanı irkilten raporları, bulguları, sahneleri veya ayrıntıları nitelemek için de kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi durum en uygun biçimde gruesome olarak tanımlanır?
- Rahatsız edici hiçbir ayrıntı içermeyen sıradan bir program.
- Şiddetli bir saldırının açık ayrıntılarını içeren bir rapor.
- Şiddet içermeyen, biraz gerilimli bir hikâye.
Cevabı göster
Şiddetli bir saldırının açık ayrıntılarını içeren bir rapor.
Dr. Scoville was one of the most renowned neurosurgeons Dilbilgisi
0:24Dr. Scoville o dönemin en tanınmış beyin cerrahlarından
one of the most renowned neurosurgeons of his time: en üst gruptaki bir üyeyi belirten yapı
one of the most + sıfat + çoğul sayılabilen isim yapısı, belirli bir özellik bakımından en üst sıralarda yer alan bir grubun bir üyesi anlamına gelir. Burada Dr. Scoville, döneminin özellikle tanınmış beyin cerrahları grubunun bir üyesi olarak sunulur. one of sonrasındaki isim çoğul olur; çünkü bir kişi daha büyük bir gruptan seçilir: one of the ... neurosurgeons denir, one of the ... neurosurgeon denmez. Of his time karşılaştırma dönemini tüm tarih değil, kişinin kendi çağıyla sınırlar.
Alıştırma
Parantezdeki sözcükleri ve one of the most + adjective + plural noun yapısını kullanarak cümleyi tamamlayın: Maya is ____ on the team. (talented / player)
Cevabı göster
one of the most talented players
known as H.M.: Yerleşmiş Bir Adı veya Kodu Tanıtmak
Known as + bir ad, kod, unvan veya kimlik, “o adla ya da kimlikle tanınan veya genellikle öyle anılan” demektir. Burada known as H.M., patient sözcüğünü niteler ve kamuya açık anlatımlarda ve araştırma metinlerinde onu belirtmek için kullanılan kodu verir. Dil bilgisi açısından known as H.M., edilgen bir ilgi cümleciğinin kısaltılmış hâlidir: the patient who was known as H.M. ifadesi the patient known as H.M. biçimine kısalır. Called ile karşılaştırıldığında genellikle daha resmîdir ve birini o anda çağırma eylemini değil, yerleşmiş kamusal bir adı vurgular.
Alıştırma
“the patient known as H.M.,” ifadesindeki known as H.M. ne anlama gelir?
- Yalnızca o anda bir kez çağrılmak
- H.M. adlı birini kişisel olarak tanımak
- H.M. koduyla tanınmak veya genellikle bu kodla anılmak
Cevabı göster
H.M. koduyla tanınmak veya genellikle bu kodla anılmak
whose case provided...: İlgi Cümleciğinde İyelik İlişkisi Kurmak
Bu ilgi cümleciğinde whose bir iyelik veya ilişki bağı kurar. Whose case, “hemen önce sözü edilen hastaya ait veya onunla ilgili vaka” anlamına gelir ve provided fiilinin öznesi hasta değil, case sözcüğüdür. Cümlecik, bu kişinin neden önemli olduğunu da açıklar: vaka, beynin çalışma şekli hakkında değerli bilgiler sağlamıştır. Başka bir cümle başlatmadan bir kişiyi onunla ilişkili bir şeye bağlayan kullanılabilir kalıp person + whose + noun + verb şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi iyelik bildiren ilgi sözcüğüyle tamamlayın: We interviewed a scientist ____ research changed medicine.
Cevabı göster
whose
provided amazing insights into: daha derin bir anlayış sağlamak
Bu cümlede provided amazing insights into, “araştırmacıların … hakkında çok daha derin bir anlayış kazanmasını sağladı” anlamına gelir. Özne whose case ifadesidir; into ise daha iyi anlaşılan şeyi, yani how our brains work bölümünü tanıtır. Kullanılabilir kalıp provide + sıfat + insights into + isim veya dolaylı sorudur. Buradaki insight, yalnızca bir fikir ya da öneri değil, kanıtlardan elde edilen değerli bir anlayıştır.
Alıştırma
Cümleyi provide insights into kalıbının geçmiş zamanı ve valuable sıfatıyla tamamlayın: Last year's survey ____ how teenagers use social media.
Cevabı göster
provided valuable insights into
had cracked: daha önceki bir geçmiş olay için past perfect
Had cracked, past perfect yapısıdır: had + geçmiş zaman ortacı cracked. Kafatası yaralanmasını daha sonraki geçmiş olay olan began having seizures ifadesinden önceye yerleştirir. Biyografi ve hikâyelerde past perfect, daha eski bir arka planı veya nedeni vermek için zaman çizgisini geriye götürür. Bu önceki zaman netleşince yazar ana olay dizisi için simple past yapısına dönebilir.
Alıştırma
Cümleyi damage fiilinin past perfect biçimiyle tamamlayın: By the time help arrived, the storm ____ several homes.
Cevabı göster
had damaged
blacking out: bilincini kaybetmek
Bu sağlık bağlamında blacking out, genellikle kısa bir süreliğine aniden bilincini kaybetmek demektir. Fiziksel olarak siyaha dönüşmek anlamına gelmez. -ing biçimi olan blacking out, nöbetlerin yanında listelenen başka bir belirtiyi gösterir. Genel olarak, tıbbi bir anlatıda veya kaza anlatımında black out fiilinin öznesi bir kişiyse “bilincini kaybetmek” anlamını düşünün.
Alıştırma
“Lena felt dizzy and blacked out for a moment,” cümlesinde blacked out ne anlama gelir?
- Ten rengi koyulaştı.
- Kısa süreliğine bilincini kaybetti.
- Bütün ışıkları kapattı.
Cevabı göster
Kısa süreliğine bilincini kaybetti.
and losing control of bodily functions. Kalıp ifadeler
0:46ve bedensel işlevlerinin kontrolünü kaybetmişti.
losing control of bodily functions: lose control of + isim
Lose control of + isim, bir şeyi veya süreci yönlendiremez, yönetemez ya da düzenleyemez duruma gelmek demektir. losing control of bodily functions ifadesinde of sonrasındaki sözcükler, artık kontrol altında olmayan şeyi belirtir. Bodily functions, temel fiziksel süreçler için kullanılan resmî ve dolaylı bir ifadedir. Ciddi bir tıbbi anlatıda, ayrıntıları doğrudan söylemeden özellikle mesane veya bağırsak kontrolünün kaybına işaret edebilir. Aynı yapı, lose control of a car veya lose control of a situation örneklerinde olduğu gibi başka nesne ve durumları da anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi lose control of ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: On the icy road, the driver ____ the car.
Cevabı göster
lost control of
After enduring ...: önceki arka planı anlatmak için after + -ing
After + -ing öbeği, bir deneyimi ana cümledeki olaydan önceki arka plan olarak sunar. Burada After enduring years of frequent episodes, kişinin sonraki olaydan önce yıllarca tekrarlanan zorlu ataklara dayandığını anlatır. Enduring, zorluğa uzun süre dayanma anlamı katar. Bu kısa giriş öbeğinde özne açıkça belirtilmez; bu yüzden örtük özne normalde ardından gelen ana cümlenin öznesidir.
Alıştırma
Parantez içindeki sözleri after + -ing ile yeniden yazın: ____, she returned to work. (She endured months of treatment.)
Cevabı göster
After enduring months of treatment
dropping out of high school: mezun olmadan liseyi bırakmak
Drop out of high school, lise eğitimini tamamlamadan veya mezun olmadan okula devam etmeyi bırakmak demektir. Bu bir öbek fiildir: out of, bir etkinlikten veya kurumdan ayrılmayı belirtir; bu nedenle drop burada gerçek anlamıyla kullanılmaz. Dropping, drop fiilinin -ing biçimidir. Daha geniş cümlede önceki after + -ing yapısını sürdürür: after enduring ... and even dropping out of high school.
Alıştırma
Cümleyi drop out of ifadesinin geçmiş biçimiyle tamamlayın: Nina ____ high school before finishing her final year.
Cevabı göster
dropped out of
the desperate young man had turned to Dr. Scoville, Öbek fiiller
0:53çaresiz genç adam Dr. Scoville'e yönelmişti,
had turned to: yardım için birine başvurmak
Burada had turned to Dr. Scoville, genç adamın yalnızca fiziksel olarak ona döndüğü ya da ona doğru gittiği değil, yardım istemek için Dr. Scoville'a başvurduğu anlamına gelir. Turn to someone, bir sorun çıktığında o kişiden yardım, tavsiye veya destek istemek anlamında sıkça kullanılır. Had turned, past perfect yapısıdır. Doktora başvurma eylemini hikâyedeki başka bir geçmiş zamandan daha önceye yerleştirir.
Alıştırma
Mia'nın yardım istediğini göstermek için turn to ifadesinin past perfect biçimini kullanın: By the time the meeting began, Mia ____ her teacher for help.
Cevabı göster
had turned to
daredevil: tehlikeli riskler alan gözü pek kişi
Daredevil, tehlikeli veya olağan dışı derecede riskli şeyleri isteyerek yapan kişidir. Sözcük, kişinin cesaretine duyulan hayranlığı gösterebilir; ancak kötü muhakeme veya pervasızlık da ima edebilir. Riskli ameliyatlarıyla tanınan birine daredevil denmesi, yalnızca becerikli ya da cesur olmasını değil, ciddi riskleri almaya istekli olmasını vurgular.
Alıştırma
Hangi tanım daredevil sözcüğüne en iyi uyar?
- Temel özelliği dikkatli planlama yapmak olan biri
- Zor bir durumla yüzleşen ancak gereksiz tehlikelerden kaçınan biri
- Tehlikeli riskleri isteyerek alan biri
Cevabı göster
Tehlikeli riskleri isteyerek alan biri
Partial lobotomies: tarihsel bir psikocerrahi terimi
Partial lobotomies, lobotominin daha sınırlı biçimlerini ifade eder. Lobotomi, cerrahların beyindeki sinir yollarını, çoğunlukla ön bölgelerle ilgili bağlantıları kestiği veya zedelediği tarihsel bir psikocerrahi türüdür. Terim, bir beyin lobunun doğrudan çıkarıldığı anlamına gelmez. Bu cümle için gereken temel arka plan şudur: Günümüzdeki tedaviler yaygınlaşmadan önce bu ameliyatlar ağır psikiyatrik hastalıklarda kullanılıyordu. Büyük ve geri döndürülemez değişikliklere yol açabildikleri ve ciddi etik sorunlar doğurdukları için sonradan çok tartışmalı hâle geldiler.
Alıştırma
Bu cümlede Partial lobotomies neyi ifade ediyor?
- Beyindeki belirli bağlantıları kesen veya zedeleyen tarihsel psikocerrahi ameliyatları
- Sıradan ağrı kesici ilaçlar
- Bir polis raporu biçimi
Cevabı göster
Beyindeki belirli bağlantıları kesen veya zedeleyen tarihsel psikocerrahi ameliyatları
had been used for decades to treat...: past perfect edilgen yapı
Had been used, past perfect edilgen yapıdır: had + been + fiilin üçüncü hâli. Kullanımı başka bir geçmiş referans noktasından daha önceye yerleştirir ve odağı eyleme maruz kalan şeyde tutar. For decades önceki kullanım döneminin uzunluğunu, to treat mental patients ise amacı belirtir. Yapının tamamı, söz konusu geçmiş noktaya gelindiğinde uygulamanın zaten onlarca yıllık bir kullanım geçmişi olduğunu anlatır.
Alıştırma
Cümleyi use fiilinin past perfect edilgen biçimiyle tamamlayın: By 1990, this simulator ____ for decades to train pilots.
Cevabı göster
had been used
based on: bir düşüncenin dayanağını belirtmek
based on, bir sonucu, eylemi veya açıklamayı destekleyen bilgi, kanıt ya da düşünceyi belirtir. Buradaki dayanak the notion that ... ifadesidir; that yan cümlesi notion sözcüğünün içeriğini açıklar. Kalıp based on + isim öbeği şeklindedir. Based bir geçmiş zaman sıfat-fiilidir ve bütün ifade genellikle daha önce sözü edilen bir şeyi niteler ya da onun hangi temelde oluşturulduğunu veya yapıldığını açıklar.
Alıştırma
Cümleyi dersteki hedef ifadeyle tamamlayın: The recommendation was ____ the survey results.
Cevabı göster
based on
mental functions were strictly localized to corresponding brain areas: zihinsel işlevlerin beyin bölgeleriyle kesin eşleştirilmesi
Bu nörobilim bağlamında were localized to, belirli bir yere yerleştirilmiş ya da o yere ait kabul edilmiş olmak anlamına gelir. Edilgen yapı, zihinsel işlevleri bunları gerçekleştirdiği düşünülen beyin bölgeleriyle ilişkilendirir; corresponding ise her bölgenin belirli bir işleve karşılık geldiğini belirtir. Strictly iddiayı güçlendirir ve bu eşleştirmeyi sabit, keskin sınırlarla ayrılmış biçimde sunar. Cümle bu kuramsal görüşü aktarır; tek başına her zihinsel işlevin yalnızca bir konumu olduğunu kanıtlamaz.
Alıştırma
mental functions were strictly localized to corresponding brain areas ifadesine en uygun yorum hangisidir?
- Her zihinsel işlevin belirli bir beyin bölgesiyle sabit biçimde eşleştiği düşünülüyordu.
- Zihinsel işlevlerin açıklamaları farklı yerel kitlelere göre uyarlandı.
- Zihinsel işlevlerin beynin tamamına eşit biçimde dağıldığı düşünülüyordu.
Cevabı göster
Her zihinsel işlevin belirli bir beyin bölgesiyle sabit biçimde eşleştiği düşünülüyordu.
Having successfully used them to reduce seizures in psychotics, Dilbilgisi
1:10Onları psikotiklerde nöbetleri azaltmak için başarıyla kullandıktan sonra,
Having successfully used...: ana olaydan önce tamamlanan eylem
Having successfully used, having + past participle biçiminde bir perfect participle yapısıdır. Başarılı kullanımın ana cümledeki eylemden önce tamamlandığını gösterir. Cümle başında kullanıldığında, sonraki kararı açıklayan daha önceki bir durumu kısa bir arka plan olarak verir. Yapının örtük öznesi ana cümlenin öznesi Scoville'dir; yani hem kullanan hem de kararı veren aynı kişidir.
Alıştırma
Bu cümlenin başındaki ifade ne anlatır: Having successfully tested the device, the team released it?
- Başarılı test, ürün piyasaya sürülmeden önce tamamlandı.
- Test ve piyasaya sürme aynı anda gerçekleşmiş gibi sunuluyor.
- Başarılı testin ürün piyasaya sürüldükten sonra yapılması bekleniyordu.
Cevabı göster
Başarılı test, ürün piyasaya sürülmeden önce tamamlandı.
Scoville decided to remove H.M.'s hippocampus, Kültür
1:13Scoville, H.M.'nin hipokampusunu çıkarmaya karar verdi,
H.M.'s hippocampus: yeni anıların oluşmasını sağlayan beyin yapısı
Burada hippocampus, yeni anıların oluşturulmasında ve pekiştirilmesinde merkezi rol oynayan bir beyin yapısı olan hipokampusu ifade eder. Bu temel bilgi, hipokampusun çıkarılmasının neden yeni uzun süreli anılar oluşturmakta ciddi güçlüklere yol açabileceğini açıklar. H.M.'s iyelik bildirir ve söz konusu hipokampusun kime ait olduğunu gösterir: H.M.'ye ait olan hipokampus.
Alıştırma
Bu bağlamda hippocampus neyi ifade eder?
- Yeni anıların oluşturulması ve pekiştirilmesi için önemli bir beyin yapısı
- Zekâyı ölçen bir test
- Nöbetleri önlemek için kullanılan bir ilaç
Cevabı göster
Yeni anıların oluşturulması ve pekiştirilmesi için önemli bir beyin yapısı
the limbic system: duygu ve bellekle bağlantılı bir beyin terimi
the limbic system ifadesinde limbic, bir beyin sistemini tanımlayan sıfattır; kol veya bacak anlamına gelmez. Limbic system, duygu ve bellekle ilişkileri bağlamında sıkça ele alınan bir grup beyin yapısının geniş kapsamlı ve geleneksel adıdır. Bu cümlede hipokampusun o sistemin bir parçası olarak gösterilmesi, belirli işlevi henüz bilinmese de neden duyguyla ilişkilendirildiğini açıklar.
Alıştırma
Burada the limbic system neyi ifade ediyor?
- Yalnızca bir kol veya bacakta bulunan bir siniri
- Duygu ve bellekle ilişkileri bağlamında sıkça ele alınan bir grup beyin yapısını
- Duygusal yoğunluğu ölçen bir aracı
Cevabı göster
Duygu ve bellekle ilişkileri bağlamında sıkça ele alınan bir grup beyin yapısını
was associated with: kanıtlanmış bir neden değil, bir bağlantı
Was associated with, be associated with ifadesinin geçmiş zamandaki edilgen biçimidir. Burada bir şeyin duyguyla bağlantısı olduğu kabul ediliyordu anlamına gelir. Bu ifade kanıtlanmış bir neden-sonuç ilişkisini değil, bir bağlantıyı belirtir. Bilimsel bir açıklamanın, bir şeyin diğerine neden olduğunu söylemeden gözlemlenen veya kabul edilen bir ilişkiyi aktarmasını sağlar.
Alıştırma
Vurgulanan ifadenin geçmiş zaman biçimiyle bu temkinli araştırma cümlesini tamamlayın: In the study, higher screen time ____ poorer sleep.
Cevabı göster
was associated with
At first glance: ilk izlenimi belirtmek
At first glance, “bir şey ilk görüldüğünde veya değerlendirildiğinde” anlamına gelir. Bu cümlede operasyonun başarısını kesinleşmiş bir sonuç olarak değil, ilk izlenim olarak sunar. Bu ifade, sonraki ayrıntılar bu değerlendirmeyi sınırlandırabileceği veya tersine çevirebileceği için dinleyiciye yargıyı geçici kabul etmesini söyler.
Alıştırma
İlk izlenimi belirten üç kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____, the map looks accurate, but several roads are missing.
Cevabı göster
At first glance
virtually disappeared: neredeyse yok oldu, ama mutlak değil
Virtually disappeared ifadesinde virtually, “neredeyse” veya “uygulamada öyle sayılacak kadar” anlamına gelir. Nöbetler yok olmaya çok yaklaşacak kadar seyrekleşmiştir, ancak ifade her bir nöbetin kesinlikle sona erdiğini iddia etmez. Burada virtually, disappeared fiilini daha az mutlak ve daha kesin hâle getiren bir derece zarfıdır. Bu cümlede “çevrim içi” veya “bilgisayar aracılığıyla” anlamına gelmez.
Alıştırma
“After the repair, the vibration virtually disappeared,” cümlesinde virtually disappeared ne anlama gelir?
- Neredeyse tamamen yok oldu, ancak küçük bir miktar kalmış olabilir.
- Hiçbir şey kalmadan tamamen yok olduğu garanti edildi.
- Çevrim içi bir işlem yoluyla yok oldu.
Cevabı göster
Neredeyse tamamen yok oldu, ancak küçük bir miktar kalmış olabilir.
with no change in personality: değişmeden kalan bir sonucu eklemek
Bu cümlede with no change in personality, ana sonuca eşlik eden bir durumu ekleyen with ile başlayan bir öbektir. Bahsedilen diğer sonuç gerçekleşirken kişiliğin aynı kaldığını anlatır. Tekrar kullanılabilecek kalıp with no change in + isim veya isim öbeğidir. personality did not change gibi tam bir yan cümle kullanmak yerine ek sonucu kısa bir öbekte ifade eder.
Alıştırma
Cümleyi hedef kalıpla tamamlayın: The treatment reduced pain, ____ blood pressure.
Cevabı göster
with no change in
But there was one problem: önemli bir sorunu haber vermek
But, önceki olumlu bilgilerle karşıtlık kurar. Ardından There was one problem, dikkati konuşmacının açıklamak üzere olduğu tek bir soruna yöneltir. Kısa ve bağımsız bir cümle olarak anlatının yönünü değiştirir ve merak uyandırır. Tekrar kullanılabilecek bilgi düzeni şöyledir: görünürdeki başarıyı sunmak, önemli bir istisnayı belirtmek ve sonra onu açıklamak.
Alıştırma
Birkaç olumlu sonuçtan sonra But there was one problem. bir anlatıda ne yapar?
- Olumlu sonuçların hiçbir sınırlaması olmadığını doğrular.
- Dikkati, birazdan açıklanacak önemli bir soruna yöneltir.
- Önceki sonuçlarla ilgisiz yeni bir konu başlatır.
Cevabı göster
Dikkati, birazdan açıklanacak önemli bir soruna yöneltir.
memory was shot: işlevin ciddi biçimde bozulması
Bu cümlede was shot, mecazi ve gündelik bir yüklem ifadesidir. Shot, bağ fiili was'tan sonra hafızanın durumunu anlatır. Hatırlama yetisinin ciddi biçimde bozulduğu ve artık güvenilir şekilde çalışmadığı anlamına gelir; birinin hafızaya gerçekten silahla ateş ettiği anlamına gelmez. Be shot kalıbı tükenmiş, yıpranmış, mahvolmuş veya işlevi ciddi biçimde zarar görmüş bir şeyi anlatabilir. Hangi işlevin bozulduğunu çevresindeki isim gösterir.
Alıştırma
"After years of heavy use, the laptop battery is shot," cümlesinde konuşan kişi ne anlatıyor?
- Pil bir mermiyle hasar gördü.
- Pil çok yıpranmış ve artık güvenilir biçimde çalışmıyor.
- Pil eskisinden yalnızca biraz daha güçsüz.
Cevabı göster
Pil çok yıpranmış ve artık güvenilir biçimde çalışmıyor.
Besides losing most of his memories: besides + -ing ile bir olgu eklemek
Besides losing most of his memories, cümle başında kullanılan bir edat öbeğidir. Burada besides bir edat olduğu için losing, isim gibi görev yapan bir -ing biçimi, yani ulaçtır. Bu öbek, anıların kaybedilmesini gerçek bir olgu olarak sunar. Ana cümle de başka bir gerçek olgu ekler. Besides + isim veya ulaç, özne + fiil kalıbı “X'e ek olarak Y” anlamına gelir; X'i dışlamaz, kapsar.
Alıştırma
Besides'tan sonra plan fiilinin -ing biçimini kullanın: Besides ____ the route, Elena booked the hotel.
Cevabı göster
planning
was unable to form new ones: yetersizlik bildirme ve çoğul ismin yerine sözcük kullanma
was unable to form, H.M.'nin bir şeyi oluşturma becerisine sahip olmadığını anlatmak için be unable to + fiilin yalın hâli yapısını kullanır. Bu bağlamda tek seferlik bir unutmayı değil, süregelen bir kısıtlılığı anlatır. ones, daha önce geçen çoğul ve sayılabilen memories isminin yerine kullanılır. Bu nedenle new ones, new memories anlamına gelir ve ismin tekrarlanmasını önler.
Alıştırma
Hangi cümlede be unable to + fiilin yalın hâli doğru kullanılmış ve ones çoğul bir ismin yerine geçmiştir?
- The printer made the old copies but was unable to make new ones.
- The printer made the old copies but was unable making new ones.
- The printer made the old copies but was unable to make new copies ones.
Cevabı göster
The printer made the old copies but was unable to make new ones.
in a row: kesintisiz biçimde art arda gerçekleşen olaylar
In a row, tekrarlanan olayların bir dizide art arda yer aldığını ve aralarında farklı bir sonuç ya da atlanan bir tekrar bulunmadığını ifade eder. Burada multiple meals in a row, aynı sıra dışı dizinin parçası olarak bir öğünün ardından başka bir öğün yenmesi anlamına gelir. İfade genellikle three wins in a row veya two nights in a row örneklerinde olduğu gibi bir sayıdan ya da tekrarlanan olaydan sonra gelir.
Alıştırma
“Art arda” anlamındaki, derste geçen üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The team won five games ____, with no losses between them.
Cevabı göster
in a row
When Scoville informed another expert, Kalıp ifadeler
1:47Scoville başka bir uzmanı bilgilendirdiğinde,
inform someone of something: birine bir şeyi resmî olarak bildirmek
Inform someone of something, belirli bir bilgiyi bir kişiye daha resmî bir şekilde bildirmek anlamına gelir. Bu cümlede another expert, Wilder Penfield bilgiyi alan kişidir; the results ise of sonrasında verilen bilgidir. Yapı inform + kişi + of + bilgi şeklindedir. Wilder Penfield virgüllerle ayrılarak another expert ifadesinin kimi anlattığını belirtir; temel yapıyı değiştirmez.
Alıştırma
inform someone of something kalıbını eksiksiz tamamlayın: The lab informed the doctor ____ the test results.
Cevabı göster
of
send someone to do something: birini bir işi yapması için göndermek
Send someone to do something, bir kişiyi bir görevi yerine getirmesi için görevlendirmek veya göndermek anlamına gelir. Burada a PhD student gönderilen kişidir; to study H.M. ise görevi belirtir. Named Brenda Milner, hangi öğrencinin kastedildiğini açıklar. Bu bölüm isim öbeğinin içinde yer aldığı için cümlenin temel yapısı he sent a PhD student to study H.M. şeklindedir. Send fiilinin geçmiş zamanı sent biçimidir.
Alıştırma
send someone to do something kalıbının geçmiş zaman biçimini tamamlayın: The manager ____ a technician ____ inspect the machine.
Cevabı göster
sent · to
doing odd chores: ufak tefek çeşitli işler yapmak
Odd chores ifadesindeki odd, garip değil; çeşitli, ufak tefek veya ara sıra yapılan anlamındadır. Chores, çoğunlukla ev çevresinde yapılması gereken günlük işleri anlatır. Bu nedenle doing odd chores, büyük ve düzenli tek bir işi yapmak yerine çeşitli küçük işlerle ilgilenmek demektir.
Alıştırma
Bu cümlede odd ne anlama geliyor? Leo spent the afternoon doing odd chores around the house.
- Olağandışı ve şaşırtıcı
- Tek sayılarla ilgili
- Çeşitli, ufak tefek veya karışık
Cevabı göster
Çeşitli, ufak tefek veya karışık
spent his days doing: uzun süreli bir günlük rutini anlatmak
Spend one's days doing something, günlük yaşamın büyük bölümünü o etkinlikle geçirmenin ifadesidir. İyelik sözcüğü özneye göre değişir: he spent his days doing... denirken she için she spends her days doing... kullanılır. Bu cümlede spent rutini geçmiş zamana yerleştirir, doing ise yapılan etkinlikleri başlatır. İfade, tek bir olaydan veya kesin bir gün sayısından değil, devam eden bir yaşam biçiminden söz eder.
Alıştırma
Cümleyi spend one's days doing yapısının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After he moved to the farm, he ____ caring for the animals.
Cevabı göster
spent his days
over and over: aynı şeyi birçok kez tekrarlamak
Over and over, “tekrar tekrar” veya “birçok kez” anlamına gelir. Aynı eylemin ya da deneyimin yinelendiğini vurgulayan, konuşma dilinde yaygın bir ifadedir. Burada for the first time ifadesinden sonra gelerek bilinçli bir karşıtlık oluşturur: Bir şey tekrar tekrar olur, ancak her seferinde ilk deneyim gibi hissedilir.
Alıştırma
Cümleyi “tekrar tekrar” anlamındaki ders ifadesiyle tamamlayın: Leo practiced the same guitar chord ____.
Cevabı göster
over and over
it redefined what memory even meant.
2:10aynı zamanda hafızanın ne anlama geldiğini bile yeniden tanımladı.
What she discovered...: What yan cümlesinin özne olması
What she discovered through a series of tests and interviews, what ile başlayan bir isim yan cümlesidir. Yan cümlenin tamamı “onun bir dizi test ve görüşme aracılığıyla keşfettiği şey” anlamına gelir ve tüm cümlenin öznesi olarak görev yapar. Yan cümlenin içinde what, discovered fiilinin nesnesidir. Keşfin tamamını büyük cümlenin öznesi yapmak, odağı keşfi yapan kişiden çok keşfin kendisine ve etkisine yöneltir.
Alıştırma
“What the researchers found surprised everyone,” cümlesinde “What the researchers found” nasıl bir görev üstlenir?
- Araştırmacıların ne bulduğunu soran doğrudan bir soru
- Özne olarak görev yapan ve “araştırmacıların bulduğu şey” anlamına gelen bir isim yan cümlesi
- Araştırmacıların bunu ne zaman bulduğunu belirten bir zarf ifadesi
Cevabı göster
Özne olarak görev yapan ve “araştırmacıların bulduğu şey” anlamına gelen bir isim yan cümlesi
didn't just contribute ... it redefined: etkinin önemini aşamalı olarak artırmak
didn't just X; it Y kalıbı, doğru olan iki yargıyı giderek güçlenen bir sıralamayla düzenler. İlk yargı eksik bir açıklama olarak sunulur, ikinci yargı ise daha büyük veya daha önemli etkiyi verir. Bu cümlede contributing greatly daha alt basamaktır; redefined ise iddiayı hafızanın anlamını değiştirme düzeyine yükseltir. Bu kalıpta just “yalnızca” demektir, “yakın zamanda” anlamına gelmez.
Alıştırma
“The discovery didn't just improve the test; it changed how doctors diagnose the disease.” cümlesindeki yapı neyi vurgular?
- Yalnızca testi geliştirdi ve daha kapsamlı hiçbir etkisi olmadı.
- Değişiklik çok yakın zamanda gerçekleşti.
- Testi geliştirdi ve ikinci sonuç bundan daha önemliydi.
Cevabı göster
Testi geliştirdi ve ikinci sonuç bundan daha önemliydi.
shed light on: bir şeyi açıklığa kavuşturup anlamayı kolaylaştırmak
Shed light on, “bir şeyi anlamayı kolaylaştıran bilgi sağlamak” anlamında kullanılan mecazlı bir ifadedir. Nesnesi genellikle bir soru, neden, sorun, süreç veya henüz açık olmayan başka bir konudur. Bu cümlede bir bulgu bir gerçeği açıklığa kavuşturur; gerçek bir ışıktan söz edilmez. Buradaki shed geçmiş zamandadır ve biçimi fiilin yalın hâliyle aynıdır.
Alıştırma
Cümleyi “açıklamaya yardımcı olmak” anlamındaki deyimle tamamlayın: The lab results may ____ why the engine failed.
Cevabı göster
shed light on
although ..., still ... ile ödünleme anlatımı
Although, ana cümledeki sonucu beklenmedik gösterebilecek bir gerçeği sunar. Burada yeni anılar oluşturamamak sınırlamadır; he still retained ise buna rağmen geçerliliğini koruyan şaşırtıcı gerçeği verir. Aktarılabilir kalıp, although + yan cümle ve ardından still içeren ana cümledir: “A olsa da B yine gerçekleşir.” Although zaten ödünleme ilişkisini belirtir; still ise A’ya rağmen B’nin gerçekleştiğini vurgular.
Alıştırma
Cümleyi although ... still ödünleme kalıbıyla tamamlayın: ____ the trail was steep, we ____ reached the top before sunset.
Cevabı göster
Although · still
long enough ... to finish: bir sonuç için yeterli süre
Long enough ... to finish, yeterli bir süreyi bu sürenin mümkün kıldığı sonuca bağlar. Long sürenin uzunluğunu anlatır, enough bu uzunluğun gerekli düzeye ulaştığını belirtir ve to ile başlayan mastar bu süre sayesinde ne yapılabildiğini gösterir. From moment to moment, bilginin yalnızca kısa ve art arda gelen anlar boyunca korunduğunu ekler. Long enough to yapısını değiştirmez: süre sınırlı olsa da bir cümleyi tamamlamaya yeterlidir.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki iki sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: The backup battery lasted ____ to upload the file before it shut down.
Cevabı göster
long enough
managed to remember it: zorluğa rağmen hatırlamayı başarmak
Managed to + fiilin yalın biçimi, genellikle çaba gösterdikten veya bir zorluğu aştıktan sonra “bir şeyi başarmak” anlamına gelir. Bu nedenle managed to remember, onun gerçekten hatırladığını doğrular; yalnızca bir girişimi anlatmaz. Bu cümlede for 15 minutes, bilgiyi ne kadar süre aklında tuttuğunu gösterir. Hatırlamadan önce 15 dakika boyunca denediği anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle başarıyı doğrularken eylemi de zor olarak sunar?
- Lena tried to open the stuck window.
- Lena managed to open the stuck window.
- Lena planned to open the stuck window.
Cevabı göster
Lena managed to open the stuck window.
by repeating it to himself: yöntem bildiren by + -ing biçimi
By + fiilin -ing biçimi, bir sonuca ulaşmak için kullanılan yöntemi belirtir. Burada by repeating, onun nasıl hatırlayabildiğini açıklar: bilgiyi tekrar tekrar söyledi. Bu yapıda by bir edat olduğu için ardından gelen fiil -ing biçimini alır: by repeating denir, by repeat denmez. To himself, tekrarı başka birine değil kendisine yönelttiğini gösterir.
Alıştırma
Cümleyi by + write fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: She memorized the address ____ it down.
Cevabı göster
by writing
had even taken place: olay o unutmadan önce gerçekleşmişti
Take place, “gerçekleşmek” veya düzenlenen bir etkinlik için “yapılmak” anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Burada the test gerçekleşen olaydır; take ve place ayrı ayrı çevrilmemelidir. Had taken place, past perfect yapısındadır ve testin geçmişteki unutma anından daha önce gerçekleştiğini gösterir. Even vurgu ekler: testin gerçekleşmiş olduğu gerçeğini bile unutmuştur.
Alıştırma
Mülakatın Mia unutmadan önce gerçekleştiğini ve onun mülakatın gerçekleştiğini bile unuttuğunu anlatan cümleyi seçin.
- Mia had forgotten that the interview had even taken place.
- Mia had forgotten to take part in the interview.
- Mia forgot that the interview would take place later.
Cevabı göster
Mia had forgotten that the interview had even taken place.
think of X as Y: belleği yekpare bir yapı olarak görmek
Think of X as Y, “X’i Y olarak görmek, anlamak veya sınıflandırmak” demektir. Cümlede X memory, Y ise monolithic sözcüğüdür; dolayısıyla sinirbilimciler belleği farklı sistemler yerine tek ve birleşik bir tür olarak görmüşlerdir. Monolithic sözcüğü gerçek anlamda tek ve büyük bir blokla ilgilidir, ancak burada mecazidir: tek biçimli ve bölünmemiş bir bütün. Ardından gelen all of it essentially the same sözleri bu anlamı doğrular.
Alıştırma
Think of X as Y kalıbını tamamlayın: Many people ____ failure ____ a chance to grow.
Cevabı göster
think of · as
the first clue for the now familiar distinction Kalıp ifadeler
2:47şimdi tanıdık olan ayrım için ilk ipucu değildi
Kısa süreli ve uzun süreli bellek arasındaki ayrım
Distinction between X and Y kalıbı, iki şeyi ya da kavramı birbirinden ayıran farkı veya sınırı belirtir. Bu kalıpta between X'ten önce, and ise Y'den önce gelir. Burada X short-term memory, Y ise long-term memory ifadesidir. Now familiar ifadesi distinction sözcüğünü niteler. Bu ayrımın günümüzde yaygın biçimde bilindiğini anlatır; ilk ipucu ortaya çıktığında ayrımın zaten bilindiğini söylemez.
Alıştırma
Sabit kalıbı tamamlayın: The article explains the distinction ____ correlation ____ causation.
Cevabı göster
between · and
were not only ... but showed: ikinci bir bulgu eklemek
Not only ... but ... aynı özne hakkındaki iki ifadeyi birbirine bağlar ve ikinci ifadenin başka bir önemli nokta eklediğini belirtir. Burada Milner'ın sonuçları, kısa süreli ve uzun süreli bellek ayrımına ilişkin ilk ipucuydu; ayrıca iki bellek türünün farklı beyin bölgelerini kullandığını gösterdi. Bu eşli yapıda but bir karşıtlık ya da çelişki bildirmez. But sözcüğünden sonra sık sık also gelir, ancak bu sözcük kullanılmayabilir; özgün cümlede but also showed değil, but showed kullanılmıştır.
Alıştırma
Cümleyi not only ... but also yapısıyla tamamlayın: The new bus route ____ shortened the trip ____ made it cheaper.
Cevabı göster
not only · but also
We now know that ...: güncel bilimsel bilgiyi sunma
We now know that ... devamındaki sonucu kişisel bir görüş değil, günümüzde kabul edilen bilgi olarak sunar. Buradaki we, videodaki belirli bir grubu değil, bilim dünyasının ve toplumun edindiği ortak bilgiyi genel olarak ifade eder. Bilgiyi düzenleyen bir çerçeve olarak önceki araştırma tarihini toparlar ve modern açıklamaya geçiş yapar. Now, bilgideki değişimi vurgular: konu geçmişte anlaşılmıyordu, ancak bugün kanıtlarla destekleniyor.
Alıştırma
Bilimsel bir açıklamada We now know that ... genellikle neyi belirtir?
- Önceki araştırmalardan günümüzde kanıta dayalı anlayışa geçişi.
- Konuşmacının az önce ortaya attığı kişisel bir tahmini.
- Adı belirtilen tek bir bilim insanından yapılan alıntıyı.
Cevabı göster
Önceki araştırmalardan günümüzde kanıta dayalı anlayışa geçişi.
After immediate sensory data is temporarily transcribed Dilbilgisi
2:59Anlık duyusal veriler geçici olarak kopyalandıktan sonra
After ... is temporarily transcribed: edilgen bir süreci sıraya koyma
After, sürecin ilk aşamasını veren bir zaman yan cümlesi başlatır. Bu aşama tamamlandıktan sonra ana cümledeki it travels to the hippocampus gerçekleşir; böylece cümle dinleyicinin aşamaları sırayla takip etmesini sağlar. Is temporarily transcribed geniş zamanda edilgendir: sensory data eyleme maruz kalır. Edilgen yapı, verilere ne olduğuna odaklanır; by neurons in the cortex ise eylemi gerçekleştiren unsuru daha sonra belirtir.
Alıştırma
Sürecin ilk aşamasını tamamlamak için label fiilinin geniş zaman edilgen biçimini kullanın: After the samples ____, they are placed in storage.
Cevabı göster
are labeled
work to strengthen the cortical synaptic connections. Notlar
3:08kortikal sinaptik bağlantıları güçlendirmek için çalışır.
work to strengthen: bir mekanizmanın işlevini anlatmak
work to strengthen ifadesindeki work, “işlev görmek” veya “etki göstermek” anlamına gelir; “ücretli bir işte çalışmak” anlamına gelmez. Özne special proteins olduğu için ifade, proteinlerin biyolojik süreçte ne yaptığını açıklar. work to + fiilin yalın hâli yapısı, bir mekanizmanın ortaya çıkmasına yardımcı olduğu eylemi veya sonucu sunar. Burada to strengthen, etkiyi belirtir: kortikal sinaptik bağlantıları daha güçlü hâle getirmek.
Alıştırma
“This coating works to prevent rust.” cümlesinde works to prevent ne anlama gelir?
- Paslanmayı önleme alıştırması yaparak zaman geçirir
- Paslanmayı önlemek için ücretli bir işte çalışır
- Paslanmayı önlemeye yardımcı olacak şekilde işlev görür
Cevabı göster
Paslanmayı önlemeye yardımcı olacak şekilde işlev görür
the cortical synaptic connections: bir sinirbilim isim öbeği
The cortical synaptic connections, beyin korteksindeki sinaptik bağlantılar anlamına gelen bir sinirbilim isim öbeğidir. Cortical beynin bölgesini belirtirken synaptic, bağlantıların nöronların sinyal aktardığı noktalar olan sinapslarla ilgili olduğunu belirtir. Bu cümlede bu bağlantıları güçlendirmek, nöronların iletişim kurmasını sağlayan bağlantıları daha kararlı veya etkili hâle getirmek demektir. İfadeyi bellek pekiştirmeyle ilişkilendirmek için gereken asgari arka plan budur; ifadenin kendisi bir bellek türünün adı değildir.
Alıştırma
Bu cümlede “the cortical synaptic connections” neyi ifade eder?
- Kısa süreli belleğin bir adını
- Cilt yüzeyindeki sinirleri
- Beyin korteksindeki sinaptik bağlantıları
Cevabı göster
Beyin korteksindeki sinaptik bağlantıları
If ... strong enough or ... recall it periodically: alternatif koşullar
Bu if yan cümlesi, ana cümledeki sonuç için iki alternatif koşul sunar: deneyimin yeterince güçlü olması ya da ilk birkaç gün içinde onu belirli aralıklarla hatırlamamız. or bağlacı, if yan cümlesinin içindeki bu iki koşulu birbirine bağlar. if A or B yapısı, A'nın, B'nin veya ikisinin birden koşulu karşılayabileceği anlamına gelir; A ve B'nin birlikte gerçekleşmesini gerektirmez.
Alıştırma
Bu if yan cümlesinde or ne işe yarıyor?
- Her iki koşulun da gerekli olduğunu söyler.
- Koşulun sonucunu bildirir.
- Koşulun karşılanması için iki alternatif yol sunar.
Cevabı göster
Koşulun karşılanması için iki alternatif yol sunar.
recall it: bir bilgiyi bellekten geri çağırmak
Burada recall, geçmiş bir deneyimi yeniden bilinçli belleğe getirmek, yani hatırlamak anlamına gelir. it zamiri, bellekten geri getirilen deneyimi ifade eder. Öğrenme ve biliş bağlamlarında recall, önceden belleğe kaydedilmiş bilgiye erişme anlamındaki geri çağırmaya odaklanır. Daha geniş anlamlı remember fiiline göre daha bilinçli veya sınava özgü bir eylemi düşündürebilir; ancak recall her zaman çaba gösterildiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir sınav sırasında öğrenilmiş bilgiyi bellekten geri getirmeyi en kesin biçimde vurgulayan fiil hangisidir?
- remember
- remind
- recall
Cevabı göster
recall
transfer ... back to ...: bir şeyi önceki yerine geri aktarmak
Transfer something back to somewhere, bir şeyi daha önce bulunduğu yere taşımak ya da göndermek demektir. Bu cümlede the hippocampus eylemi yapan, the memory aktarılan şey, the cortex ise varış noktasıdır. Kalıp transfer + nesne + back to + varış noktası şeklindedir. Back geri dönüş anlamı katar; back olmadan transfer ... to ... yalnızca varış noktasını belirtir, buranın önceki yer olduğunu söylemez. Then bunun süreçteki bir sonraki adım olduğunu gösterir.
Alıştırma
‘Önceki konumuna’ anlamına gelen iki sözcüklü İngilizce ifadeyi kullanın: The file had been moved out of the main folder. After the check, the system transferred it ____ the main folder.
Cevabı göster
back to
for permanent storage: amaç belirten for + isim yapısı
For permanent storage, amaç veya planlanan kullanımı belirten bir for + isim öbeğidir: anı, kalıcı olarak depolanabilmesi için aktarılır. Bu kısa yapı bilimsel ve teknik açıklamalarda yaygındır. Çoğu zaman to store it permanently gibi bir mastar ya da amaç cümleciğiyle genişletilebilir; ancak for öbeği eylemden çok işleve odaklanır.
Alıştırma
The samples were labeled for easy identification. cümlesinde for easy identification neyi ifade eder?
- Numuneleri etiketlemenin amacı
- Etiketleme işleminin ne kadar sürdüğü
- Numunelerin etiketlendiği yer
Cevabı göster
Numuneleri etiketlemenin amacı
H.M.'s mind could form the initial impressions,
3:22H.M.'nin zihni ilk izlenimleri oluşturabiliyordu,
without a hippocampus to perform ...: without + isim + to-infinitive
Burada without a hippocampus neyin eksik olduğunu belirtir. to perform this memory consolidation şeklindeki to-infinitive, eksik olan hipokampusun normalde yerine getireceği işlevi açıklar. without + isim + to-infinitive kalıbı, eksik olan bir kişiyi ya da nesneyi ihtiyaç duyulduğu görevle doğrudan ilişkilendirir. but sözcüğü bu sınırlamayı, H.M.'nin zihninin ilk izlenimleri oluşturabildiğine dair önceki bilgiyle karşıtlaştırır.
Alıştırma
Hedef kalıbı ve parantez içindeki sözcükleri kullanarak cümleyi tamamlayın: ____, we had to stop searching. (without / a battery / to power / the flashlight)
Cevabı göster
Without a battery to power the flashlight
memory consolidation: yeni anıları sağlamlaştırma
Memory consolidation, bellek pekiştirmesi demektir: yeni oluşmuş ve hâlâ kırılgan olan bir anıyı zaman içinde korunabilecek şekilde daha sağlam hâle getiren süreçtir. Bu cümlede this memory consolidation, hemen önce sözü edilen ilk izlenimlerin sağlamlaştırılmasını ifade eder. Terim, bir izlenimin ilk oluştuğu anı değil, hipokampusun desteklemesi gereken süreci adlandırır.
Alıştırma
Hangi durum memory consolidation kavramını en iyi örnekler?
- Gelen bilgi ilk bellek izine dönüştürülür.
- Depolanmış bir telefon numarası yeniden hatırlanır.
- Yeni bilgi, ilk öğrenilmesinden sonra daha sağlam hâle gelir.
Cevabı göster
Yeni bilgi, ilk öğrenilmesinden sonra daha sağlam hâle gelir.
eroded like messages scrawled in sand: solan belleği anlatan bir benzetme
Buradaki they, bu cümleden hemen önce söz edilen anılara veya izlenimlere gönderme yapar. like ile başlayan bölüm bir benzetmedir: zihinsel izler, kuma yazılmış sözcüklerin aşınması gibi zamanla silinir. Bu imge, soyut bir bellek kaybını görünür hâle getirir. Eroded aşamalı bir süreci vurgular; scrawled in sand ise izlerin kırılgan ve geçici olduğu hissini verir. Birinin gerçekten sahile mesaj yazdığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu benzetme, anılar hakkında temel olarak ne anlatıyor?
- Yazıya geçirildikleri için daha net hâle geldiler.
- Kırılgandılar ve yavaş yavaş kayboldular.
- Sahilde bırakılmış gerçek mesajlardı.
Cevabı göster
Kırılgandılar ve yavaş yavaş kayboldular.
But this was not the only memory distinction Milner found. Anlatım akışı
3:33Ancak bu, Milner'ın bulduğu tek hafıza ayrımı değildi.
But this was not the only ...: başka bir bulguyu haber vermek
But this was not the only ... kalıbı aynı anda hem geriye hem de ileriye işaret eder. This, az önce ele alınan bellek ayrımına gönderme yaparken not the only bunun ardından ilgili başka bir ayrımın geleceğini bildirir. Bu cümle önceki bulguyu reddetmek yerine açıklamayı düzenler. But bir geçişe işaret eder: ilk bulgu geçerliliğini korur, ancak anlatım onun ötesine genişler.
Alıştırma
Bu cümle açıklamada hangi işlevi görüyor?
- Konuyu bitirir ve başka hiçbir şey olmadığını söyler.
- Önceki ayrımı, ardından gelecek başka bir ayrıma bağlar.
- Önceki bellek ayrımını yanlış diye reddeder.
Cevabı göster
Önceki ayrımı, ardından gelecek başka bir ayrıma bağlar.
between the outlines of two concentric ones: eş merkezli iki şeklin dış hatları arasında
Bu ifade, bir şeyin iki şeklin sınırları arasındaki dar boşlukta bulunduğunu belirtir. Outlines dış çizgilerdir; concentric ise iki şeklin boyutları farklı olabilse de aynı merkezi paylaştığını anlatır. Ones, önceki bağlamda belirtilmiş olan shapes veya stars gibi sayılabilen çoğul bir ismin yerine kullanılır. Burada aynı ismi tekrarlamadan eş merkezli iki şekle gönderme yapılmasını sağlar.
Alıştırma
Vurgulanan ifade bir şeyi nerede konumlandırıyor?
- Merkezleri farklı olan iki şeklin arasındaki boşlukta
- Aynı merkezi paylaşan iki şeklin sınırları arasındaki boşlukta
- Aynı boyuttaki iki şeklin merkez noktasında
Cevabı göster
Aynı merkezi paylaşan iki şeklin sınırları arasındaki boşlukta
while ... could only see ... through a mirror: eş zamanlı bir kısıtlama
Burada while, ana görev sırasında geçerli olan bir arka plan koşulunu başlatır. Bu kullanımda ‘… olduğu sırada’ anlamındadır; karşıtlık bildiren ‘oysa’ anlamında değildir. could only see his paper and pencil through a mirror ifadesi, görüşünün kısıtlı olduğunu anlatır: kâğıda ve kaleme doğrudan bakamıyor, aynadaki yansımalarını kullanmak zorunda kalıyordu. Yan cümle bir bütün olarak görevle aynı anda geçerli olan bir kısıtlamayı açıklar.
Alıştırma
Bu cümlede while nasıl bir ilişki ifade ediyor?
- Ana görevle aynı anda geçerli olan bir koşul
- İki görüş arasında güçlü bir karşıtlık
- Görevden sonra ortaya çıkan bir sonuç
Cevabı göster
Ana görevle aynı anda geçerli olan bir koşul
Like anyone else performing ... for the first time: bunu ilk kez yapan diğer herkes gibi
Like anyone else performing such an awkward task for the first time, bu görevi ilk kez yapan diğer herhangi bir kişiyle aynı şekilde anlamına gelir. Buradaki like bir karşılaştırma başlatır; hoşlanmak anlamındaki fiil değildir. performing such an awkward task for the first time şeklindeki -ing yapısı anyone else ifadesini niteler ve karşılaştırılan kişileri belirler. Karşılaştırmanın tamamının ana cümleden önce gelmesi, onun kötü performansını ilk denemede görülebilecek normal bir sonuç olarak çerçeveler.
Alıştırma
Karşılaştırmayı tamamlamak için drive fiilinin -ing biçimini kullanın: Like anyone else ____ a manual-transmission car for the first time, Noah made a few mistakes.
Cevabı göster
driving
improved over repeated trials: tekrarlanan denemeler boyunca gelişti
he improved over repeated trials ifadesinde over, değişimin geliştiği zaman aralığını belirtir: denemeler sürdükçe performansı giderek daha iyi oldu. Fiziksel olarak bir şeyin üstünde anlamına gelmez. Repeated trials, birden fazla deneme veya test uygulaması demektir. İfade bütünüyle, tüm denemeler bittikten sonra tek seferde gerçekleşen bir gelişmeyi değil, denemeler boyunca oluşan eğilimi anlatır.
Alıştırma
Her accuracy improved over six practice sessions cümlesinde over neyi ifade eder?
- Gelişme fiziksel olarak seansların üzerindeydi.
- Gelişme, seanslar dizisi boyunca oluştu.
- Gelişme yalnızca altı seansın tamamı bittikten sonra gerçekleşti.
Cevabı göster
Gelişme, seanslar dizisi boyunca oluştu.
even though he had no memory of previous attempts: gerçek bir olguya rağmen gerçekleşen sonuç
Even though, ödünleme bildiren bir yan cümle başlatır: normalde sonucu şaşırtıcı gösterecek gerçek bir olguyu sunar. Burada önceki denemeleri hatırlamaması, gelişme göstermesiyle bağdaşmıyor gibi görünür; ancak önceki ana cümle yine de geliştiğini söyler. Bu altyazıda yan cümle tek başına tam bir cümle değildir. Daha önce belirtilen sonuca bağlıdır ve even, though sözcüğünü güçlendirir: engel gerçektir ama sonucun gerçekleşmesini önlemez.
Alıştırma
Cümleyi gerçek bir engel sunan iki sözcüklü ödünleme bağlacıyla tamamlayın: ____ Maya had never used the software before, she learned it quickly.
Cevabı göster
Even though
motor centers remembered what the conscious mind had forgotten: kişileştirme ve karşıtlık
Bu cümle, unconscious motor centers ve conscious mind adlı iki beyin sistemini hatırlayabilen veya unutabilen insanlar gibi göstererek kişileştirir. Remembered, bir beyin bölgesinin denemeleri bilinçli olarak hatırladığı anlamına gelmez. Alıştırmanın hareket veya beceri üzerinde kalıcı bir etki bıraktığı anlamına gelir. motor centers remembered what the conscious mind had forgotten biçimindeki paralel karşıtlık, korunmuş beceri öğrenimini bilinçli hatırlamadan ayırır. what yan cümlesi, bilinçli zihnin unuttuğu şeyi veya bilgiyi ifade eder.
Alıştırma
Hangi seçenek cümledeki kişileştirmeyi en iyi açıklar?
- Her denemeyi bilinçli olarak hatırladı ama hareketi nasıl yapacağını unuttu.
- Beyin bölgeleri önceki denemeler hakkında bilinçli biçimde birbirleriyle konuştu.
- Beceri öğrenme sistemi, denemeleri bilinçli olarak hatırlayamamasına rağmen alıştırmanın etkilerini korudu.
Cevabı göster
Beceri öğrenme sistemi, denemeleri bilinçli olarak hatırlayamamasına rağmen alıştırmanın etkilerini korudu.
isimler, tarihler ve olgulara ilişkin bildirimsel bellek
Bildirimsel bellek, bilinçli olarak hatırlayabildiğiniz ve genellikle sözcüklerle ifade edebildiğiniz bilgilerin belleğidir. of names, dates, and facts ifadesi içeriği belirtir: isimler, tarihler ve olgular, kişinin dile getirebileceği bilgilerdir. Bellek araştırmalarında bu, çoğu zaman “neyi bilmek” olarak özetlenir. Bir becerinin “nasıl yapılacağını bilmeyi” destekleyen işlemsel bellekten farklıdır.
Alıştırma
Hangi örnekte ağırlıklı olarak declarative memory kullanılır?
- Bisiklet sürerken dengeyi korumak
- Çalışılmış bir piyano gamını otomatik olarak çalmak
- Ottawa'nın Kanada'nın başkenti olduğunu hatırlamak
Cevabı göster
Ottawa'nın Kanada'nın başkenti olduğunu hatırlamak
What Milner had discovered was that ...: keşfin içeriğine odaklanan pseudo-cleft yapı
What Milner had discovered, “Milner'ın keşfettiği şey” anlamına gelir ve özne görevindedir. Dilbilgisinde bu, what'ın “şey” anlamını da içerdiği kaynaşmış bir ilgi yan cümlesidir. was that ... ise bu şeyin içeriğini sonraki yan cümleyle açıklar; What X discovered was that Y kalıbının tamamı bir pseudo-cleft yapısıdır. Bu yapı asıl keşfi sona bırakır ve bilgi odağını Y'nin üzerine koyar. Burada bir soru sormak yerine birazdan bir sonucun verileceğini bildirir; What soru sözcüğü değildir.
Alıştırma
Cümleyi geçmiş zamanlı What ... was that ... odak yapısıyla tamamlayın: What the researchers discovered ____ ____ regular breaks improved accuracy.
Cevabı göster
was · that
bisiklete binme veya imza atmaya ilişkin prosedürel bellek
Prosedürel bellek, öğrenilmiş bir becerinin veya hareketin nasıl gerçekleştirileceğine ilişkin bellektir. Bisiklete binmek ve imza atmak buna örnektir; çünkü pratik, hareket dizisini tanıdık hâle getirir ve çoğu zaman her adımı bilinçli olarak hatırlamak gerekmez. Bu ifade, söz konusu bellek türünü olgulara veya olaylara ilişkin bellekten ayırır. Bu ayrım, kişinin önceki pratikleri bilinçli olarak hatırlamasa bile çalıştığı bir görevde nasıl gelişebildiğini açıklar.
Alıştırma
Hangi örnek prosedürel belleği en iyi gösterir?
- Her hareketi düşünmeden ayakkabı bağcıklarını bağlamak
- Bir okul gezisinin tarihini hatırlamak
- Bir arkadaşın telefon numarasını hatırlamak
Cevabı göster
Her hareketi düşünmeden ayakkabı bağcıklarını bağlamak
relies more on: daha fazla dayanmak veya bağımlı olmak
Rely on, “bağımlı olmak” veya “destek kaynağı olarak ihtiyaç duymak” anlamına gelir. Relies more on ifadesinde more, bağımlılık derecesini karşılaştırır: prosedürel bellek bazal gangliyonlara ve beyinciğe daha büyük ölçüde dayanır. Bu karşılaştırma, ilgili olan tek beyin bölgelerinin bunlar olduğu anlamına gelmez. Bu bölgeleri, karşılaştırılan sistemlere göre daha önemli olarak gösterir.
Alıştırma
Cümleyi öğrendiğiniz hedef ifadeyle tamamlayın: Compared with the old design, the new system ____ solar power.
Cevabı göster
relies more on
bazal gangliyonlar ve beyincik
Bazal gangliyonlar ve beyincik; hareket, alışkanlıklar ve öğrenilmiş becerilerle ilgili beyin yapılarıdır. Bu cümlede bunların adının verilmesi, işlemsel belleğin yeni olay ve bilgi anılarının oluşumuyla yakından ilişkili sistemden farklı beyin sistemlerine dayandığını açıklar. Bu yapılar söz konusu hasarlı bölgenin parçası olmadığı için, başka tür yeni anılar oluşturma yetisi ciddi biçimde bozulmuş olsa bile beceri öğrenimi gelişmeye devam edebilirdi.
Alıştırma
Konuşmacı burada neden basal ganglia and cerebellum ifadesini kullanıyor?
- İşlemsel belleği destekleyen beyin yapılarını belirtmek için
- Deneyin yalnızca görmeyi ölçtüğünü söylemek için
- H.M.'nin bütün olay ve bilgileri hatırlayabildiğini iddia etmek için
Cevabı göster
İşlemsel belleği destekleyen beyin yapılarını belirtmek için
sağlam kalan yapılar
Bu ifadede intact, hasar görmemiş ve bütünlüğünü korumuş demektir. that were intact ilgi cümleciği structures sözcüğünü niteler ve H.M.'nin beyninde hasar görmemiş yapıları belirtir. Bu kullanım, korunmuş beyin yapılarını hâlâ destekleyebildikleri bir yetiyle ilişkilendirir; beynin her bölümünün etkilenmeden kaldığını söylemez.
Alıştırma
Bu cümlede structures that were intact ne anlama geliyor?
- Çıkarılmış olan yapılar
- Özellikle aktif olan yapılar
- Hasar görmemiş yapılar
Cevabı göster
Hasar görmemiş yapılar
has underpinned all memory research since. Kelime
4:29o zamandan beri tüm hafıza araştırmalarının temelini oluşturdu.
between knowing that and knowing how: olgusal bilgi ve uygulamalı yetenek
between ... and ... kalıbı iki paralel bilgi türünü yan yana getirerek karşılaştırır. knowing that, ifade edilebilen gerçeklere veya önermelere ilişkin bilgiyi; knowing how ise bir beceriyi gerçekleştirmek için gereken yöntemi veya yeteneği belirtir. knowing sözcüğünü tekrarlayıp yalnızca that yerine how kullanmak, geniş bir ayrımı akılda kalıcı bir karşıtlığa dönüştürür: bir gerçeği bilmek, bir şeyi yapabilmekle aynı değildir.
Alıştırma
Karşılaştırmayı iki paralel knowing ifadesiyle tamamlayın: There is a difference between ____ the alarm is armed and ____ to switch it off.
Cevabı göster
knowing that · knowing how
has underpinned ... since: zaman içinde süren temel etki
Burada underpin, “bir şey için temel destek veya dayanak sağlamak” anlamına gelir. Bu ayrım, sonraki bellek araştırmalarının üzerine kurulduğu bir fikir olarak sunulur; araştırmayı fiziksel olarak alttan tutan bir şeyden söz edilmez. has underpinned yapısı present perfect zamandadır. Temel oluşturan bu etki geçmişteki bir noktada başlamış ve şimdiki referans noktası dâhil sonraki dönemde devam etmiştir. Cümle sonundaki since, “o zamandan beri” demektir; başlangıç olayı önceki bağlamdan anlaşılır.
Alıştırma
underpin fiilinin present perfect biçimini kullanın: This principle ____ the safety policy since 2015.
Cevabı göster
has underpinned
he had been examined by more than 100 neuroscientists, Dilbilgisi
4:38100'den fazla nörobilimci tarafından incelenmişti,
had been examined by...: past perfect edilgen yapı
Had been examined, past perfect'ın edilgen biçimidir: had been + past participle. Yapı, he'yi inceleme veya araştırmaya maruz kalan kişi olarak sunar; by more than 100 neuroscientists ise eylemi yapan kişileri belirtir. Past perfect, geçmişteki daha sonraki bir noktadan daha önce olanlara bakar. Burada, o noktaya kadar birikmiş incelemeleri özetler; over the years uzun zaman aralığını vurgular.
Alıştırma
Cümleyi examine fiilinin past perfect edilgen biçimiyle tamamlayın: By 2010, the patient ____ by several research teams.
Cevabı göster
had been examined
making his ...: iyelik zamirli sonuç yan cümlesi
Şimdiki zaman ortacıyla kurulan making his the most studied mind in history yan cümlesi, önceki ifadenin sonucunu gösterir. make + nesne + nesne tümleci yapısında tümleç, nesnenin neye dönüştüğünü veya ne olarak görüldüğünü söyler; burada tümleç the most studied mind in history ifadesidir. His burada his mind yerine geçen bir iyelik zamiridir. Bu kısaltılmış ifade mind sözcüğünün tekrarını önler; açık biçimi making his mind the most studied mind in history olur. His yerine him kullanmak, onun zihnini değil kişinin kendisini nesne yapar ve böylece yapının odağını değiştirir.
Alıştırma
Hangi cümlede aynı sonuç yapısı içinde Maya's design yerine bir iyelik zamiri kullanılmıştır?
- The judges selected Maya's design, making she the winner.
- The judges selected Maya's design, making hers the winner.
- The judges selected Maya's design, making her the winner.
Cevabı göster
The judges selected Maya's design, making hers the winner.
Upon his death: upon + isim öbeğiyle resmî zaman anlatımı
Upon his death, upon + isim öbeği yapısıyla kurulan resmî bir zaman ifadesidir. Burada “öldüğünde” veya “öldükten sonra” anlamına gelir ve sonraki cümlecikte anlatılan olayın zamanını belirtir. Bu yapı bir olayı isim öbeği hâlinde ifade eder: upon arrival, upon completion, upon his death. Tam bir cümlecik kullanılacaksa when veya after seçilir: when he died / after he died.
Alıştırma
Verilen sözcükleri resmî zaman ifadesini tamamlayacak şekilde sıralayın: upon / death / his. ____, the instructions in his will took effect.
Cevabı göster
Upon his death
was preserved and scanned before being cut: edilgen süreç sırası
Was preserved and scanned, iki edilgen eylemi tek bir yardımcı fiil olan was altında birleştirir. His brain eylemlere maruz kalan ögedir; adımları gerçekleştiren kişilerden söz edilmez. Before being cut into ... kısaltılmış bir edilgen zaman yapısıdır. Örtük öznesi yine his brain ifadesidir ve before sıralamayı belirler: koruma ve tarama önce, dilimlere kesme ise daha sonra gerçekleşmiştir.
Alıştırma
Cümleyi display fiilinin kısaltılmış edilgen biçimiyle tamamlayın: The sculpture was cleaned and photographed before ____ in the gallery.
Cevabı göster
being displayed
and photographed to form a digital map
4:52ve dijital bir harita oluşturmak için fotoğraflanmadan önce
down to the level of individual neurons: belirtilen en ayrıntılı ölçeğe kadar ulaşmak
Down to the level of individual neurons, dijital haritanın ne kadar ayrıntılı veya hassas olduğunu anlatır: haritanın ayrıntıları tek tek nöronların ölçeğine kadar ulaşır. Burada down fiziksel olarak aşağı doğru hareket anlamına gelmez. Daha geniş bir ölçekten daha küçük ve ayrıntılı bir düzeye geçişi gösterir. Yapı down to the level of + isim öbeği şeklindedir.
Alıştırma
Ayrıntının belirtilen düzeye kadar ulaştığını anlatan hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The archive records every change ____ individual keystrokes.
Cevabı göster
down to the level of
a live broadcast watched by 400,000 people: edilgen son niteleyici
all in a live broadcast ifadesinde all önceki eylemleri topluca özetler, in a live broadcast ise bunların nerede veya nasıl sunulduğunu anlatır. watched by 400,000 people, a live broadcast ifadesinden sonra gelen geçmiş zaman ortaçlı bir yan yapıdır. Broadcast sözcüğünü edilgen bir ilişkiyle niteler ve a live broadcast that was watched by 400,000 people şeklinde açılabilir. Bu kısa son niteleyici, yayını kimin izlediğini söyler; yayının neyi izlediğini değil.
Alıştırma
a live broadcast watched by 400,000 people isim öbeğindeki watched by 400,000 people yapısını hangi seçenek doğru biçimde açar?
- a live broadcast that was watched by 400,000 people
- a live broadcast that watched 400,000 people
- 400,000 people who were watched by a live broadcast
Cevabı göster
a live broadcast that was watched by 400,000 people
Though H.M. spent most of his life forgetting things, Anlatım akışı
5:02H.M. hayatının çoğunu bir şeyleri unutarak geçirse de,
will be remembered for generations to come. Kalıp ifadeler
5:07gelecek nesiller boyunca hatırlanacak.
Though H.M. spent most of his life forgetting things ... will be remembered ile kurulan sonuç karşıtlığı
Though, karşıtlık bildiren bir yan cümle başlatır ve H.M.'in hayatının büyük bölümünü bir şeyleri unutarak geçirdiği gerçeğini önce kabul eder. Cümlenin temel iddiası ana cümlededir: H.M. ve katkıları hatırlanacaktır. forgetting sözcüğünü remembered sözcüğünden önce kullanmak bilinçli bir tersine dönüş yaratır. Though A, B yapısı, önce belli bir sonuca götürüyor gibi görünen bir gerçeği kabul eder; ardından B ile beklentinin tersine giden daha önemli sonucu verir. Buradaki karşıtlık, anlatımı güçlü biçimde sonuca bağlar.
Alıştırma
Though sözcüğünün cümledeki bilgiyi nasıl düzenlediğini en iyi hangi açıklama anlatır?
- H.M.'in unutkanlığının gelecek nesillerin onun katkılarını unutmasına neden olduğunu savunur.
- Önce H.M.'in hayatı boyunca unuttuğunu kabul eder, ardından ana cümleyle bu beklentiyi tersine çevirip kalıcı önemini vurgular.
- H.M.'in unutkanlığını ve bilimsel katkılarını kronolojik sıradaki iki olay olarak sunar.
Cevabı göster
Önce H.M.'in hayatı boyunca unuttuğunu kabul eder, ardından ana cümleyle bu beklentiyi tersine çevirip kalıcı önemini vurgular.
for generations to come: per molte generazioni future
for generations to come, gelecek birçok nesil boyunca anlamına gelir. to come, generations sözcüğünden sonra gelir ve henüz gelmemiş, gelecekteki nesilleri belirtir. will be remembered ile kullanıldığında for ile başlayan ifade, hatırlamanın ne kadar süreceğini gösterir. Birkaç nesil geçtikten sonra hatırlanmaya başlanacağını değil, nesilden nesile hatırlanmaya devam edileceğini anlatır.
Alıştırma
Gelecek birçok nesil boyunca anlamındaki kalıplaşmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: Her courage will be remembered ____.
Cevabı göster
for generations to come