Bastırılmış Duygular Bizi Nasıl Hasta Eder?: İngilizce çalışma notları
The School of Life
Video özeti: Deneme, bastırılan duyguların bedensel sıkıntı olarak dönebileceğini savunuyor ve inkâr edilen kaygılarla yüzleşmek için bedeni dinlemeyi öneriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “that we are so,” — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: “so”, “angry or sad” sıfatlarının yerini alır, anlamı korur ve resmî anlatımda tekrarı önler. 2. “end up as” — Deyimsel fiiller: bir sürecin çoğu zaman istenmeyen sonucunu anlatır; gerçek anlamdaki bitiş ya da konumu belirtmez. 3. “has had enough of pretending” — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: “have had enough of + -ing” ile birikmiş bıkkınlığı, sabır sınırını ve bir davranışı sürdürmek ya da ona katlanmak istememeyi ifade edin.
Bu derste
The most curious and hazardous feature of the way we're built
0:04Yaratılış şeklimizin en tuhaf ve en tehlikeli özelliği,
lies in the difficulty we have registering Kalıp ifadeler
0:07gerçekte ne hissettiğimizi idrak etmekte
lies in: temel kaynağın yerini belirtmek
“the feature ... lies in the difficulty” ifadesinde lie in, “temel kaynağı veya belirleyici noktası … içinde olmak” anlamına gelir. in sonrasındaki isim öbeği, temel özelliğin nerede bulunduğunu gösterir: gerçek duygularımızı tanımakta yaşadığımız zorlukta. Buradaki lie fiziksel olarak uzanmayı anlatmaz ve “yalan söylemek” anlamına gelmez. X lies in Y yapısını, X'in özünün, nedeninin, değerinin veya zorluğunun Y'de bulunduğunu açıklamak için kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Derste geçen ve “temel zorluğu … içinde olmak” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The hardest part of the job ____ explaining the results clearly.
Cevabı göster
lies in
and with feelings we don't have the courage to look at. Kalıp ifadeler
0:17ve yüzleşmeye cesaret edemediğimiz duygularla dolar.
go unsifted: incelenmeden kalmak
thoughts that go unsifted ifadesinde go, bağlayıcı fiil gibi çalışarak thoughts sözcüğünü unsifted durumuna bağlar. İfade, düşüncelerin dikkatle ayıklanmak yerine incelenmeden ve düzenlenmeden kaldığını anlatır. Unsifted burada mecazidir. Sifting, bir malzemeyi ayırıp kontrol etmek demektir; bu nedenle go unsifted olan fikirler eleştirel incelemeden geçmeden bırakılır. Başka durumlarda da kullanılabilen go + sıfat veya geçmiş zaman ortacı yapısı, çoğunlukla istenmeyen bir durumun sürmesini ya da sonuç olarak ortaya çıkmasını gösterir.
Alıştırma
Derste geçen ve “ayıklanmadan veya eleştirel olarak incelenmeden kalmak” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: In a rushed analysis, the raw responses may ____.
Cevabı göster
go unsifted
have the courage to look at: duygularla yüzleşme cesaretine sahip olmak
have the courage to + fiilin yalın hâli kalıbı, zor, korkutucu veya duygusal açıdan acı veren bir şeyi yapacak kadar cesur olmak anlamına gelir. Burada have sözcüğünden sonra courage ismi gelir; to look ise mastar yapısıdır. Bu cümlede look at ifadesinin açıkça belirtilmeyen nesnesi feelings sözcüğüdür. İfade, bu duygulara yalnızca gözle bakmayı değil, onlarla dürüstçe yüzleşmeyi veya onları incelemeyi anlatır.
Alıştırma
Duygusal açıdan zor bir şeyle yüzleşmeyi anlatırken have the courage to ifadesini doğal biçimde kullanan cümle hangisidir?
- She finally had the courage looking at the painful memory honestly.
- She finally had courage that she looked at the painful memory honestly.
- She finally had the courage to look at the painful memory honestly.
Cevabı göster
She finally had the courage to look at the painful memory honestly.
while lacking any active awareness that we are so, Dilbilgisi
0:23ama öyle olduğumuza dair aktif bir farkındalıktan yoksunuzdur;
that we are so: so sözcüğünün angry or sad yerine kullanılması
that we are so ifadesinde so, daha önce geçen angry or sad özne tamamlayıcısının yerine kullanılır. Yan cümle that we are angry or sad anlamındadır; ancak so, aynı sıfat grubunun tekrarlanmasını önler. Bu, so sözcüğünün be sonrasında bir artgönderim sözcüğü olarak kullanılmasıdır. Daha önce belirtilmiş bir duruma veya betimlemeye gönderme yapar; therefore anlamına gelmez ve so angry içindeki derece bildiren so da değildir.
Alıştırma
They were upset but did not realize that they were so cümlesinde so ne işlev görür?
- Daha önceki upset betimlemesinin yerine geçer.
- Çok yüksek bir derece anlamına gelir.
- Therefore anlamına gelir.
Cevabı göster
Daha önceki upset betimlemesinin yerine geçer.
behind a thin psychological curtain. Deyimler
0:30ince bir psikolojik perdenin ardında dönen dolapları hiç anlamayız.
what's at play: bir durumu şekillendiren etkenler
Burada what's at play, “durumu hangi etkenlerin, güdülerin veya mekanizmaların etkilediği” anlamına gelir. Play bir oyundan söz etmez; at play etkin olan veya etki yaratan güçleri anlatır. Bu ifade, karmaşık nedenler tartışılırken understand, consider veya ask gibi fiillerle sıkça kullanılır. Bu cümlede duyguları şekillendiren gizli psikolojik etkileri gösterir.
Alıştırma
“Before blaming anyone, ask what's at play in the conflict,” cümlesinde “what's at play” ne anlama gelir?
- performans sergileyen oyuncular
- çatışmayı etkileyen etkenler
- oynanmakta olan oyun
Cevabı göster
çatışmayı etkileyen etkenler
behind a thin psychological curtain: gizli duygular için bir metafor
Behind a thin psychological curtain bir metafordur. Farkındalığı bir perde gibi düşünür ve kişinin açıkça göremediği duygu veya güdüleri bu perdenin arkasına yerleştirir. Thin, engelin hafif olduğunu belirtir: gizli nedenler farkındalığa yakındır ama hâlâ örtülüdür. Bu ifade, yazarın yarattığı bir imgedir; teknik bir psikolojik nesne veya kabul edilmiş bir tanı değildir.
Alıştırma
“behind a thin psychological curtain,” ifadesinde curtain neyi temsil eder?
- Duyguları veya güdüleri kısmen gizleyen hafif bir engel
- Zihnin içinde bulunan fiziksel bir nesne
- Duyguların sahnelendiği bir sahne
Cevabı göster
Duyguları veya güdüleri kısmen gizleyen hafif bir engel
Be resistant to ideas: fikirlere direnç göstermek
Be resistant to + isim veya -ing biçimi, bir şeye karşı koymak ya da onu kolayca kabul etmeye istekli olmamak demektir. Burada fiziksel dayanıklılığı değil, belirli fikirlere yönelik zihinsel bir tutumu anlatır. Tamamlayıcı bölüm neye direnildiğini açıkça belirtir: konuşanların huzurunu, benlik algısını ve kendileriyle ilgili rahatlatıcı inançlarını tehdit eden fikirlere. Bu, her fikre direndikleri anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi be resistant to ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: At first, the committee ____ the proposed change.
Cevabı göster
is resistant to
We surely can't be angry because we're kind people
0:46"Biz kesinlikle öfkeli olamayız, çünkü nazik insanlarız,
who couldn't feel negatively about a beloved elderly relative,
0:49sevilen yaşlı bir akrabaya karşı olumsuz hisler besleyemeyiz," deriz.
or we can't be sad at not being invited to the party Dilbilgisi
0:52Ya da "Partiye davet edilmediğimiz için üzülmüş olamayız,
because we don't care about trivial social matters.
0:56çünkü önemsiz sosyal meseleleri umursamayız."
Sad at not being invited: davet edilmemeye üzülmek
Sad at + isim veya fiilin -ing biçiminde at, üzüntüye neden olan olguyu ya da olayı tanıtır. Sad about da özellikle konuşma dilinde yaygındır. Not being invited, olumsuz ve edilgen bir -ing grubudur. Not, being invited bölümünü olumsuz yapar; edilgen yapı ise başka birinin o kişiyi davet etmediğini gösterir. Kişinin üzgün olmadığı anlamına gelmez. Cümlenin tamamında, önemsiz sosyal meseleleri umursamama iddiası üzüntüyü reddetmenin nedeni olarak sunulur; ancak duyguyu tetikleyen şey davet almamaktır.
Alıştırma
Cümleyi invite fiilinin olumsuz edilgen -ing biçimiyle tamamlayın: Maya was sad at ____ to the reunion.
Cevabı göster
not being invited
because we aren't people to covet others' advantages.
1:01çünkü başkalarının avantajlarına göz dikecek insanlar değiliz."
privilege A over B: A'ya B'den fazla öncelik vermek
privilege A over B fiil kalıbı, A'yı B'den daha önemli, yararlı veya etkili saymak anlamına gelir. Burada zihin, anlamaya değil unutmaya öncelik veren bir sistem olarak anlatılır; birine yasal ayrıcalık verilmesinden söz edilmez. over karşılaştırmayı kurar: A daha üst konuma yerleştirilirken B'ye daha az ağırlık verilir.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için privilege A over B kalıbını doğru biçimde kullanın: The scoring system ____ speed ____ accuracy.
Cevabı göster
privileges · over
do nevertheless + yalın fiil
while ... do nevertheless ... yapısında while bir ödünleme kurar: Normalde karşıt sonuca götürecek bir olguyu kabul eder. Ardından nevertheless, ana cümleyi beklenmedik bir karşıtlık olarak işaretler. Do, yalın fiil have önünde kullanılan vurgulu bir yardımcı fiildir. İkinci bir eylem eklemez veya soru oluşturmaz; 'we have a conscience' savını daha güçlü hâle getirir.
Alıştırma
Cümleyi vurgulu do ve nevertheless ile tamamlayın: While the risks are real, we ____ have a workable solution.
Cevabı göster
do nevertheless
however + sıfat + özne + might be ile ödünleme
Burada however, “ancak” anlamına gelmez. however + sıfat + özne + might be yapısı, “özne ne kadar ... olursa olsun” anlamındadır. Bu yapı bir ödünleme bildirir: Niteliğin derecesi ne olursa olsun ana cümledeki yargı geçerli kalır. however bitter it might be ifadesinde bitter, gerçeğin acı verici veya kabul edilmesi zor olduğunu mecazi biçimde anlatır. Konuşmacı, gerçek son derece acı verici olsa bile içimizdeki bir parçanın onu hâlâ istediğini söylüyor.
Alıştırma
Cümleyi however + difficult + it + might be ile tamamlayın: We will solve the problem, ____.
Cevabı göster
however difficult it might be
but a notoriously insistent and ingenious part
1:21ama nam salmış derecede ısrarcı ve marifetli bir taraftır;
that won't leave us in peace until its case has been heard. Notlar
1:24derdini dinletene kadar bizi rahat bırakmaz.
Leave us in peace: bizi rahat bırakmak
Leave someone in peace, bir kişinin sakin kalabilmesi için onu rahatsız etmeyi, baskı altına almayı veya sözünü kesmeyi bırakmak demektir. Burada leave, “bir durumda kalmasına izin vermek” anlamındadır; “bir yerden ayrılmak” anlamına gelmez. İçimizdeki bu yan, ısrarcı bir varlık gibi kişileştirilir: Derdi dinlenene kadar bizi rahatsız etmeyi bırakmayacaktır. Bu nedenle ifade, fiziksel bir ayrılışı değil, devam eden zihinsel huzursuzluğu anlatır.
Alıştırma
Cümleyi leave + him + in peace ile tamamlayın: He needs quiet, so please ____.
Cevabı göster
leave him in peace
its case has been heard: ciddiye alınmayı anlatan hukuki bir mecaz
its case has been heard ifadesinde case, mahkemede olduğu gibi değerlendirilmek üzere sunulan bir iddia veya sav anlamına gelir. Bu nedenle heard yalnızca bir sesin duyulması değil, “resmî olarak ele alınmak veya ciddi biçimde değerlendirilmek” demektir. Edilgen present perfect yapısı has been heard, bu değerlendirme sürecinin tamamlanıp tamamlanmadığına odaklanır. Cümle, içimizdeki ısrarcı bir parçayı iddiasını sunan bir taraf gibi kişileştirir. Taşıdığı psikolojik gerçek ciddiye alınıp ele alınana kadar “bizi” rahat bırakmaz.
Alıştırma
Bu cümlede “until its case has been heard” neyi ima ediyor?
- Birisi bir mahkeme davasının çıkardığı sesi dinlemelidir.
- İç ses gerçek bir davayı çoktan kazanmıştır.
- İç sesin iddiası ciddi biçimde değerlendirilmelidir.
Cevabı göster
İç sesin iddiası ciddi biçimde değerlendirilmelidir.
breakdowns, illnesses, twitches, compulsions,
1:34sinir krizlerini, hastalıkları, seğirmeleri, takıntıları verecektir;
stir us from our reverie: birini dalmış olduğu düşüncelerden uyandırmak
Burada stir, “karıştırmak” değil, “uyandırmak veya farkındalığa yöneltmek” anlamına gelir. Reverie, hayale ya da derin düşünceye dalmış olma hâlidir; dolayısıyla stir us from our reverie, bu içe dönük ve gerçeklikten kopuk durumdan çıkıp gerçeği yeniden fark etmemizi sağlamak demektir. Yapı stir + kişi + from + durum şeklindedir. Bir kişinin veya grubun zihinsel bir durumdan çıkıp uyanık ya da tepki vermeye hazır hâle gelmesini anlatır.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için stir fiilini geçmiş zamanda us ve reverie ile kullanın: The sudden alarm ____.
Cevabı göster
stirred us from our reverie
all manner of + isim
all manner of problems ifadesinde all manner of, «birçok farklı türde» anlamına gelir. Ardından gelen liste, bu farklı sorunlardan bazılarını sıralar; manner burada «tür» demektir, «nezaket» ya da «bir şeyi yapma biçimi» değil. Kalıp all manner of + isim şeklindedir. Geniş ve çeşitli bir grubu tek bir başlık altında toplamanın özlü bir yoludur.
Alıştırma
Cümleyi, manner ile kurulan ve «birçok farklı türde» anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The storm caused ____ problems across the city.
Cevabı göster
all manner of
in the hope of letting us know that there is something
1:37sırf yüzleşmekten fayda göreceğimiz bir şeyin olduğunu
reckon with: zor bir gerçekle yüzleşmek
there is something we would benefit from reckoning with cümlesinde reckon with, zor veya kaçınılmaz bir şeyle yüzleşmek, onu ciddi biçimde değerlendirmek ve zihinsel ya da pratik olarak ele almak anlamına gelir. with sözcüğünün nesnesi something'dir; ancak something daha önce, ilgi cümleciğinin önünde yer alır. Bu ifade genellikle bir gerçeği, sonucu, sorunu veya güçlü etkeni göz ardı edilemeyecek kadar önemli gösterir. Burada, gizli sorunu kabul etmenin bize yardımcı olabileceğini anlatır.
Alıştırma
«Yüzleşmek ve ciddi biçimde hesaba katmak» anlamına gelen ifadeyi seçin: Any realistic plan must ___ the possibility of delays.
- reckon with
- reckon up
- reckon on
Cevabı göster
reckon with
When our conscience has done everything it can to alert our minds,
1:44Vicdanımız zihnimizi uyarmak için elinden geleni yaptığında,
it has a tendency to set to work on our bodies. Öbek fiiller
1:48işe bedenimizde devam etme eğilimi gösterir.
set to work on: bir hedef üzerinde çalışmaya başlamak
Set to work on, belirli bir hedef üzerinde etkin biçimde çalışmaya, onunla ilgilenmeye veya onu etkilemeye başlamak demektir. Bu cümlede on our bodies eylemin hedefini belirtir; bedenin üzerindeki fiziksel bir konumu anlatmaz. Cümle vicdanı kişileştirir: Vicdan zihni uyarmaya çalıştıktan sonra, bedeni etkileyen yeni bir eyleme başlıyor gibi sunulur. Genel olarak set to work on + isim yapısı, o ismin gösterdiği hedefe yönelmiş amaçlı bir eylemin başladığını anlatır.
Alıştırma
Mühendislerin köprü üzerinde etkin biçimde çalışmaya başladığını göstermek için cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? After the inspection, the engineers ___ the bridge.
- worked on
- set to work on
- set to work
Cevabı göster
set to work on
More specifically, ... ile genel bir ifadeyi daraltmak
More specifically, geniş kapsamlı bir ifadeyi daha kesin bir noktaya daraltan bir söylem belirtecidir. Dinleyiciye, sıradaki bilginin az önce söylenen şeyin ardındaki işleyişi, ayrıntıyı veya örneği açıklayacağını bildirir. Miktarın daha fazla olduğunu belirtmek yerine bilgiyi düzenler. Bu cümlede ifade, vücut üzerindeki genel etkinin nasıl ortaya çıktığını açıklayan daha kesin bir anlatıma hazırlık yapar.
Alıştırma
Doğru mu yanlış mı? Genel bir ifadeden sonra More specifically, daha dar kapsamlı bir ayrıntıyı veya daha kesin bir açıklamayı sunabilir.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Doğru
it forces us to feel in the form of a symptom
1:53bizi bir fikir veya içgörü olarak doğrudan hissetmediğimiz şeyi
returns to haunt us: geçmişteki sorunların sonradan sıkıntı yaratması
Bu cümlede returns to haunt us, bir şeyin daha sonra geri gelerek bize sorun çıkarması anlamına gelir. Farkındalık eksikliği, insanları takip edip rahatsız edebilen bir varlıkmış gibi anlatılır; ancak gerçek anlamda bir hayaletten söz edilmez. Kalıp something returns to haunt someone şeklindedir. Geçmişteki bir eylemi, seçimi, anıyı veya çözülmemiş sorunu daha sonra ortaya çıkan zararlı bir sonuçla ilişkilendirir.
Alıştırma
Cümleyi daha sonra yeniden sorun yaratmak anlamındaki ifadeyle tamamlayın: A careless promise can ____ years later.
Cevabı göster
return to haunt us
the feeling may be sent to dwell in our lower back.
2:10bu duygu alt sırtımıza yerleşmesi için gönderilebilir.
If our anxiety isn't being dealt with psychologically, Dilbilgisi
2:14Eğer anksiyetemiz psikolojik olarak ele alınmıyorsa,
isn't being dealt with: olumsuz şimdiki zaman devam eden edilgen yapı
Isn't being dealt with, deal with ifadesinin olumsuz şimdiki zaman devam eden edilgen biçimidir. Kaygı eylemden etkilenen ögedir: insanlar şu anda kaygıyı psikolojik olarak ele almamaktadır. Yapı am/is/are + not + being + past participle şeklindedir. Being, bir eylem ya da sürecin şu anda devam ettiğini gösterir; dealt with ise ele almak anlamındaki öbek fiil olarak birlikte kalır.
Alıştırma
Cümleyi deal with ifadesinin olumsuz şimdiki zaman devam eden edilgen biçimiyle tamamlayın: The complaint ____ right now.
Cevabı göster
isn't being dealt with
may literally begin to wreck our hearts.
2:23kelimenin tam anlamıyla kalbimizi mahvetmeye başlayabilir.
Our unfelt feelings end up as back pain, Öbek fiiller
2:27Hissedilmeyen duygularımız en nihayetinde sırt ağrısı,
end up as: sonunda bir şeye dönüşmek
End up as, bir süreçten sonra genellikle planlanmamış biçimde belirli bir şekle veya role dönüşmek ya da o şekilde ortaya çıkmak demektir. as ile başlayan bölüm nihai şekli veya rolü belirtir; neden bildirmez. Bu cümlede konuşmacı, hissedilmeyen duyguların sonunda fiziksel belirtiler olarak ortaya çıktığını öne sürüyor. Bu, videoda sunulan bir iddiadır; dil bilgisi yapısı tek başına bu tıbbi iddiayı kanıtlamaz.
Alıştırma
Cümleyi nihai bir rolü gösteren end up biçimiyle tamamlayın: After the renovation, the warehouse ____ a public library.
Cevabı göster
ended up as
doctors seldom know to ask the right questions. Dilbilgisi
2:37doktorlar nadiren doğru soruları sormayı bilirler.
However well-meaning they might be: ne kadar iyi niyetli olurlarsa olsunlar
However + sıfat + özne + may/might be yapısı, özne ne kadar ... olursa olsun anlamında bir ödünleme bildirir. Burada however, well-meaning sıfatının derecesini belirtir; nevertheless anlamındaki bağımsız cümle bağlayıcısı değildir. Konuşmacı, doktorların çok iyi niyetli olabileceğini kabul eder ancak onların hangi soruları soracaklarını nadiren bildikleri yönündeki karşıt iddiasını sürdürür. Might be, ödünlemeye temkinli ve varsayımsal bir ton verir; well-meaning etkililiği değil, niyeti anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle, ne kadar sabırlı olursa olsun anlamındaki ödünleme yapısını doğru kullanır?
- However patient he might be, the long delay will frustrate him.
- However he might be patient, the long delay will frustrate him.
- However patient might he be, the long delay will frustrate him.
- However, patient he might be, the long delay will frustrate him.
Cevabı göster
However patient he might be, the long delay will frustrate him.
know to ask the right questions: doğru soruları sormak gerektiğini bilmek
Know to + fiil, bir durumun belirli bir eylemi gerektirdiğinin farkında olmak demektir. know to ask the right questions ifadesinde önemli olan, uygun soruları sorma tekniğini bilmek değil, bu soruları sormak gerektiğini fark etmektir. Seldom, know fiilini niteler; dolayısıyla cümle bu farkındalığın seyrek görüldüğünü söyler. Doktorların soru sormaktan tamamen aciz olduğunu söylemez.
Alıştırma
Hangi cümle Maya'nın bir şeyi yapma becerisine sahip olduğunu değil, kimlik getirmesi gerektiğini fark ettiğini anlatır?
- Maya knew to bring an ID.
- Maya knew how to bring an ID.
- Maya knew that bringing an ID was difficult.
Cevabı göster
Maya knew to bring an ID.
They picture themselves fixing material problems Dilbilgisi
2:41Kendilerini maddi arızaların neden olduğu
picture themselves fixing: kendilerini onarırken hayal etmek
Burada picture, zihinde bir görüntü oluşturmak anlamına gelen bir fiildir. Kalıp picture + dönüşlülük zamiri + -ing biçimidir: picture themselves fixing. Eylemi, zihinlerinde görebildikleri bir sahne olarak sunar. Bu cümlede kalıp, doktorların kendi rollerini nasıl hayal ettiklerini anlatır. Canlı anlatım, yazarın şu eleştirisini de güçlendirir: onların zihinsel modeli yalnızca fiziksel arızaları onarmaya dar biçimde odaklanmıştır.
Alıştırma
Cümleyi picture oneself doing kalıbının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın. Before her first presentation, Maya ____ speaking calmly to the audience.
Cevabı göster
pictured herself
not that it might be an ex-partner who has broken our kidney
2:47böbreğimizi mahvedenin eski bir partner
freezing up: kasılmak veya tepki veremez hâle gelmek
Burada freezing up, duygusal baskı altında omurların ve dolayısıyla bedenin katılaşmasına yol açmak anlamındadır. İfade mecazidir: bastırılmış öfke, bedeni geren bir güç gibi sunulur; soğuğun bir şeyi gerçekten buza çevirmesi kastedilmez. Freeze up, normal biçimde hareket edemez, konuşamaz, düşünemez veya çalışamaz hâle gelmek anlamında bir phrasal verb’dür. Bir kişi korku veya baskı yüzünden freeze up olabilir, bir vücut bölgesi katılaşabilir ve bir cihaz yanıt vermeyi bıraktığında freeze up olabilir.
Alıştırma
Bu cümlede “freezing up our vertebrae” neyi düşündürüyor?
- Beden egzersiz yoluyla güçleniyor.
- Duygusal baskı bedeni katılaştırıyor.
- Soğuk hava kemikleri gerçekten buza çeviriyor.
Cevabı göster
Duygusal baskı bedeni katılaştırıyor.
we should submit them to a curious-sounding exercise.
3:03onları kulağa tuhaf gelen bir egzersize tabi tutmalıyız.
mute agonies: sözcüklere dökülemeyen acı
Mute agonies ifadesinde mute, kendisini sözcüklerle ifade edemeyen anlamındadır. Yazar, bedenin ağrılarını sesi olmayan yoğun bir acı gibi kişileştirir; mute, birinin sesi kapatma düğmesine bastığı veya bilinçli olarak sessiz kalmayı seçtiği anlamına gelmez. Bu imge, bedeni sıra dışı bir egzersize katma yönündeki sonraki düşünceyi destekler: normalde konuşamayan bir şey, iletişim kurabiliyormuş gibi ele alınacaktır. Daha genel olarak edebî İngilizcede mute, sözcüklerle iletişim kurmayan duygular, nesneler veya işaretler için kullanılabilir.
Alıştırma
Bu cümlede mute, “mute agonies” ifadesine hangi anlamı katar?
- Acının sesi kapatılmış bir elektronik cihazdan geldiğini söyler.
- Bedenin bilinçli olarak şikâyet etmemeye karar verdiğini söyler.
- Acıyı kendisini sözcüklerle ifade edemeyen yoğun bir ıstırap olarak sunar.
Cevabı göster
Acıyı kendisini sözcüklerle ifade edemeyen yoğun bir ıstırap olarak sunar.
we should pass over our different organs and zones and ask,
3:11farklı organlarımızın ve bölgelerimizin üzerinden geçmeli ve sormalıyız:
Bu konuşabilseydi… bana ne söylemek isterdi acaba?
If this could speak, gerçek olmayan hayalî bir koşul kurar: söz konusu vücut bölümü gerçekten konuşamaz, ancak konuşan kişi onu geçici olarak bir insan gibi ele alır. Buradaki could geçmiş zamanı değil, varsayımsal bir yeteneği belirtir. What might it want to tell me? bu hayalî durumdaki olası mesajı sorar. Might, kesinlikle ne söylemek istediğini öngörmek yerine cevabı açık ve belirsiz tutar.
Alıştırma
Hayalî koşulu ve ihtimali temkinli biçimde soran cümleyi tamamlayın: '____ this statue could speak, what ____ it want to tell us?'
Cevabı göster
If · might
Our minds are probably better able to think of answers than we might presume. Dilbilgisi
3:25Zihinlerimiz muhtemelen cevapları düşünme konusunda tahmin ettiğimizden çok daha yeteneklidir.
Sandığımızdan daha iyi cevap düşünebilme yeteneği
better able to think of answers ifadesinde better, able sözcüğünü niteler: anlatılan şey daha kaliteli cevaplar değil, daha yüksek bir yetenek düzeyidir. Than we might presume, aşılan beklenti düzeyini belirtir. Presume, tüm kanıtlara sahip olmadan önce bir şeyi muhtemel kabul etmek demektir; dolayısıyla cümle, zihnimizin kendi önceki tahminimizden daha yetenekli olabileceğini söyler.
Alıştırma
Hangi cümle, çözümlerin kendisinin daha iyi olduğunu söylemeden, takımın çözüm bulma yeteneğinin insanların varsayabileceğinden daha yüksek olduğu anlamına gelir?
- The team is better able to find solutions than people might presume.
- People presume that the team has already found the best solution.
- The team can find solutions that are better than the earlier ones.
Cevabı göster
The team is better able to find solutions than people might presume.
that our shoulders are desperate for the relationship to end, Dilbilgisi
3:33Omuzlarımızın ilişkinin bitmesini umutsuzca istediği,
be desperate for + noun + to do kalıbı
be desperate for + isim + to do kalıbı, belirli bir kişinin veya şeyin bir eylemi gerçekleştirmesini ya da değişmesini çok güçlü biçimde istemek anlamına gelir. for sonrasındaki isim, mastarın mantıksal öznesidir: bu cümlede bitmesi gereken şey the relationship ifadesidir. Omuzlar, bir istekleri varmış gibi kişileştirilmiştir. Bu, ilişkiyi omuzların kendisinin bitireceği anlamına gelmez. Bu kalıp, güçlü isteği hisseden taraf ile harekete geçmesi veya değişmesi beklenen kişi ya da şeyi birbirinden ayırır.
Alıştırma
Komşuların gürültülü onarım çalışmalarının bitmesini çok istediğini göstermek için cümleyi iki sözcükle tamamlayın: The neighbors are desperate ____ the repairs ____ end.
Cevabı göster
for · to
that our stomachs want us to take on less responsibility, Öbek fiiller
3:37midemizin daha az sorumluluk almamızı istediği,
take on less responsibility: daha az sorumluluk üstlenmek
Take on responsibility, görev kabul etmek veya bu görevlerden sorumlu olmayı kabul etmek anlamına gelir. Less, sayılamayan responsibility ismini niteler; dolayısıyla take on less responsibility daha az miktarda veya daha hafif düzeyde sorumluluk kabul etmek demektir. Take on, sorumluluğu çoğu zaman kişinin iş yüküne eklenen bir şey olarak sunar. Burada mideler kişileştirilmiş ve kişiyi bu yükü azaltmaya çağırıyormuş gibi anlatılmıştır.
Alıştırma
Maya’nın daha az görev kabul edeceğini göstermek için vurgulanan ifadeyi kullanın: Maya already has a full schedule, so next term she plans to ____.
Cevabı göster
take on less responsibility
that our ribcage has had enough of pretending it's happy, Kalıp ifadeler
3:43göğüs kafesimizin mutluymuş gibi davranmaktan bıktığı
has had enough of pretending: tahammül sınırına gelmek
have/has had enough of + isim veya -ing biçimi, birinin bir şeye şimdiye kadar katlandığını ancak artık sınırına ulaştığını ve bunun devam etmesini istemediğini belirtir. Burada has, tekil özne our ribcage ile uyumludur; pretending ise of sonrasında kullanılan -ing biçimidir. Şimdiki tamamlanmış zaman yapısı has had, rahatsızlığın zaman içinde birikerek şu ana ulaştığını gösterir. Bu duygu göğüs kafesine verilerek beden kişileştirilir; beden, mutluymuş gibi davranmayı sürdürmeyi reddedebilirmiş gibi anlatılır.
Alıştırma
Cümleyi have had enough of yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: After three noisy nights, Leo ____ trying to sleep beside the construction site.
Cevabı göster
has had enough of
and that our lungs need an opportunity to scream.
3:46ve akciğerlerimizin çığlık atmak için bir fırsata ihtiyacı olduğu.
Bir metafor olarak mute forms of revenge
“Mute forms of revenge” bir metafordur. Mute, “sesi olmayan” anlamına gelir; revenge ise karşılık veren bir gücü çağrıştırır. Bu sözcükler birlikte, bedensel rahatsızlıkları bastırılmış düşünce ve duyguların sözsüz sonuçları olarak sunar. Beden, misilleme yapabilirmiş gibi kişileştirilir; ancak ifade bedenin gerçekten düşündüğünü ya da intikam planladığını iddia etmez. Bu, ifade edilmemiş iç deneyimle bedensel acıyı bağlayan retorik bir anlatımdır; tıbbi bir terim veya tıbbi mekanizma kanıtı değildir.
Alıştırma
“Years of ignored problems returned as mute forms of revenge,” cümlesinde mute forms of revenge en olası olarak ne anlama gelir?
- Dikkatle planlanmış gerçek bir cezalandırma eylemi
- Sessizce misilleme yapıyor gibi görünen sonuçlar
- Birkaç kişinin yüksek sesle dile getirdiği şikâyetler
Cevabı göster
Sessizce misilleme yapıyor gibi görünen sonuçlar
“değerlendirmek” anlamındaki entertain
Bu cümlede entertain, “bir şeyi değerlendirmeye izin vermek veya onun üzerinde ciddi biçimde düşünmek” anlamına gelir. Nesnesi daha önce geçen thoughts and feelings ifadesidir; dolayısıyla refusing to entertain them, bu düşünce ve duyguların bilince tam olarak girmesine izin vermeyi reddetmek demektir. Bu anlam genellikle idea, possibility, suggestion, thought veya doubt gibi isimlerle kullanılır. Burada eğlendirmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede entertain “değerlendirmeye istekli olmak” anlamında kullanılmıştır?
- The committee refused to entertain the proposal without new evidence.
- She entertained the guests in her living room.
- The band entertained the crowd with three new songs.
Cevabı göster
The committee refused to entertain the proposal without new evidence.
We will feel so much better in our bodies
4:01Endişelerimizi ait oldukları zihnimize iade ettiğimizde,
what we've been in flight from for too long. Deyimler
4:13bedenlerimizde çok daha iyi hissedeceğiz.
paralel koşullar olarak once we have ... once we have ...
Burada once, “bir koşul yerine geldiğinde” veya “gelir gelmez” anlamındadır. İki once yan cümlesi de aynı ana öngörüye, We will feel so much better in our bodies ifadesine bağlanır. İki ayrı sonuç ortaya koymazlar. once tekrarlandığında aynı sonuca yönelen paralel adımlar oluşur. Adımlardan biri kaygıları bilinçli düşünceye geri getirir, diğeri ise unutma alışkanlığını tersine çevirir. Present perfect biçimleri have repatriated ve have reversed, iyileşme gerçekleşmeden önce her adımın tamamlanmış olduğunu gösterir.
Alıştırma
“The team can publish the report once we have checked the facts, once we have corrected the figures,” cümlesinde tekrarlanan once yapısı ne yapar?
- İki eylemin de geçmişte bir kez gerçekleştiğini söyler.
- Aynı ana sonuç için iki koşul verir.
- Her koşuldan sonra farklı bir sonuç verir.
Cevabı göster
Aynı ana sonuç için iki koşul verir.
repatriated our concerns to our minds mecazı
Repatriate sözcüğü gerçek anlamıyla bir kişiyi, nesneyi veya parayı ait olduğu ülkeye geri göndermek demektir. Burada bilinçli olarak mecaz anlamda kullanılır: Kaygıların zihinden ayrılıp bedene yerleştiği düşünülür; bu yüzden repatriated our concerns to our minds, kaygıları bilinçli olarak fark edilebilecekleri zihne geri getirmek anlamına gelir. Bu imge, zihinden bedene doğru gerçekleşen önceki hareketi tersine çevirir. Kaygılar zihinsel olarak tanınıp onlarla yüzleşildiğinde beden artık onları aynı şekilde taşımak zorunda kalmaz.
Alıştırma
Bu cümlede repatriated our concerns to our minds ne anlama geliyor?
- Kaygılı insanları kendi ülkelerine geri göndermek
- Kaygıları yeniden bilinçli zihinsel farkındalığa getirmek
- Fiziksel belirtileri zihinden bedene taşımak
Cevabı göster
Kaygıları yeniden bilinçli zihinsel farkındalığa getirmek
kaçınma mecazı olarak in flight from
In flight from ifadesindeki flight, kaçış veya uzaklaşma anlamındadır. What we've been in flight from, konuşanın sürekli kaçındığı düşünce ya da duygulara gönderme yapar; uçakla ulaşılan bir yeri anlatmaz. Be in flight from, kaçınmayı devam eden bir kaçış durumu olarak sunar. Bu imge, kaçınmayı sıradan avoid fiiline göre daha acil ve uzun süreli gösterir; for too long ise ne kadar süredir devam ettiğini belirtir.
Alıştırma
Hangi cümlede in flight from uzun süreli kaçınma anlamında kullanılmıştır?
- She was on a flight from Madrid to Rome.
- For years, he was in flight from the truth about his choices.
- The bird was in sight of the river.
Cevabı göster
For years, he was in flight from the truth about his choices.