Zehir (Poison) ve Zehir (Venom): Arasındaki fark nedir? - Rose Eveleth: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
647 kelime 194 kel/dk

Video özeti: Bu bilim videosu poison ile venom arasındaki farkı toksinin vücuda giriş biçimine göre açıklar, sıra dışı hayvan örneklerini ve tıbbi kullanımları ele alır, ardından toksinle ilgili acil durumlar için güvenli öneriler sunar. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. what's the difference between poison and venom — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: Kolayca karıştırılan iki kavram arasındaki farkı sormak için yeniden kullanılabilen bir soru kalıbı öğrenin. Bu kalıbı bilimsel tartışmalara, sınıf sorularına veya kesin bir ayrım gerektiren açıklamalara uyarlayabilirsiniz. 2. has to be inhaled, ingested, or absorbed, / has to be injected into a wound. — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: Edilgen yapıyı ve maddelerin vücuda giriş yollarını anlatan resmî tıp fiillerini tanıyın. Böylece poison maddesinin solunduğunu, yutulduğunu veya emildiğini; venom maddesinin ise bir yaraya enjekte edildiğini doğru biçimde açıklayabilirsiniz. 3. Don't try any of the things you've seen on the internet or in movies. — Konuşma edimbilimi ve tutum: Doğrudan bir olumsuz emir kipinin tehlikeli ve güvenilmez tavsiyeleri nasıl reddettiğini anlayın. Bu kalıpla güçlü bir güvenlik uyarısı yapabilir, şüpheli bilgi kaynağını belirtebilir ve kişiyi uygun yardıma yönlendirebilirsiniz.

Bu derste

Would you rather be bitten by a venomous snake or touch a poisonous frog? Dilbilgisi

0:06

Zehirli bir yılan tarafından ısırılmayı mı yoksa zehirli bir kurbağaya dokunmayı mı tercih edersiniz?

Dilbilgisi

Would you rather ... or ...? ile iki seçenek sormak

Would you rather, bir kişiden iki olasılıktan hangisini tercih edeceğini seçmesini isteyen bir soru başlatır. Burada seçeneklerin ikisi de varsayımsal ve tehlikelidir; soru yine de dinleyiciden birini seçmesini ister. Kalıp Would you rather + yalın fiil öbeği A + or + yalın fiil öbeği B? şeklindedir. Bu cümlede be bitten ... ile touch ... paralel fiil öbekleridir. Rather burada tercih bildirir; “oldukça” veya “epeyce” anlamına gelmez.

Alıştırma

Soruyu Would you rather ile tamamlayın: ____ visit a museum or go to the park?

Cevabı göster

Would you rather

Dilbilgisi

be bitten by a venomous snake: bite fiilinin edilgen biçimi

Be bitten by a venomous snake edilgen bir yapıdır. Isırılan kişiyi özne olarak sunarken by a venomous snake eylemi gerçekleştiren hayvanı belirtir. Kalıp be + geçmiş zaman ortacı + by + eylemi yapan şeklindedir. Bite fiilinin düzensiz geçmiş zaman ortacı bitten olduğundan doğru biçim be bitten'dır; be bite değildir. Would rather sonrasında geldiği için be yalın biçimde kalır.

Alıştırma

Cümleyi bite fiilinin edilgen biçimi ve hayvanı tanıtan sözcükle tamamlayın: During the hike, Mia was ____ a mosquito.

Cevabı göster

bitten by

Wait, what's the difference between poison and venom anyway? Kalıp ifadeler

0:11

Bekleyin, pasif zehir ile aktif zehir arasındaki fark nedir ki zaten?

Kalıp ifadeler

What's the difference between X and Y?: iki şey arasındaki farkı sormak

What's the difference between X and Y? karşılaştırılabilir iki şeyin veya fikrin nasıl farklı olduğunu birine açıklatmak için kullanılan kalıp bir sorudur. Burada konuşan kişi poison ile venom arasındaki ayrımı öğrenmek istiyor. Yapı the difference between X and Y şeklindedir: between karşılaştırılan ikiliyi getirir, and ise iki öğeyi bağlar. X ve Y yerine karşılaştırmak istediğiniz iki şeyi koyun.

Alıştırma

Bu kalıptaki iki bağlantı sözcüğüyle soruyu tamamlayın: What's the difference ____ a comet ____ an asteroid?

Cevabı göster

between · and

Let's say you have the misfortune to be bitten by a venomous rattlesnake. Notlar

0:15

Diyelim ki zehirli bir çıngıraklı yılan tarafından ısırılma talihsizliğini yaşadınız.

Anlatım akışı

Let's say ile varsayımsal bir durum sunmak

Let's say, dinleyicinin bir açıklamayı veya örneği takip etmek için hayal etmesi gereken varsayımsal bir durum sunar. Burada zehirli bir çıngıraklı yılan tarafından ısırılma durumu hayal ediliyor. Genellikle tam bir cümlecikten önce gelir: Let's say + özne + fiil. Somut bir başlangıç noktası vererek açıklamayı düzenler; kelimesi kelimesine herkesin bazı sözleri yüksek sesle söylemesi gerektiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Varsayımsal bir durum sunmak için burada öğrendiğiniz iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ the power goes out. What should we do?

Cevabı göster

Let's say

Kalıp ifadeler

have the misfortune to be bitten: have the misfortune to + fiil yapısı

Have the misfortune to do something, ardından belirtilen olayı talihsiz veya hoş olmayan bir deneyim olarak anlatır. Burada to be bitten edilgen bir mastar yapısıdır; yani kişi ısırma eylemini yapmaz, ısırılmaya maruz kalır. Kalıp have the misfortune to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Edilgen bir olay için have the misfortune to be + geçmiş zaman ortacı kullanılır.

Alıştırma

Sabit kalıbı miss fiiliyle tamamlayın: She had the misfortune ____ her flight after the highway closed.

Cevabı göster

to miss

When it bites you,

0:19

Sizi ısırdığında,

the snake will eject venom from little sacs behind its eyes Kelime

0:19

yılan, gözlerinin arkasındaki küçük keselerden zehrini,

Kelime

eject venom: bir maddeyi güçle dışarı çıkarmak

Bu bilimsel açıklamada eject venom, zehri bir keseden veya açıklıktan güç uygulayarak dışarı çıkarmak anlamına gelir. Eject, zehri basınç altında dışarı doğru hareket eden bir madde olarak anlatır; bu nedenle put out gibi belirsiz bir fiilden daha kesindir. Eject bir kişiyi dışarı atmak veya bir nesneyi dışarı itmek anlamına da gelebilir. Ancak burada nesne venom olduğu için sıvının dışarı çıkarılması kastedildiği açıktır.

Alıştırma

Hangi cümlede eject, eject venom ile aynı fiziksel anlamda kullanılmıştır?

  1. The filter removes salt from the water.
  2. The nozzle ejects a narrow stream of water.
  3. The bottle stores a small amount of water.
Cevabı göster

The nozzle ejects a narrow stream of water.

through its hollow fangs and into your flesh.

0:22

içi boş dişlerinden geçirerek etinize fışkırtır.

That venom will then travel through your bloodstream Kalıp ifadeler

0:24

Bu zehir daha sonra kan dolaşımınıza karışarak

all over your body.

0:26

tüm bedeninize yayılır.

Kalıp ifadeler

travel through your bloodstream all over your body: kan dolaşımında hareket edip tüm vücuda yayılmak

Burada “travel”, “seyahate çıkmak” değil, “hareket etmek veya yayılmak” anlamına gelir. Zehir kan dolaşımı içinde hareket eder ve kan onu vücudun farklı bölgelerine taşır. Başka durumlarda da kullanılabilen “travel through + yol veya sistem” yapısı, bir şeyin izlediği yolu anlatır. “all over your body” ise kapsam ekleyerek vücudun birçok bölümüne ulaşabileceğini vurgular.

Alıştırma

Bilim cümlesini “travel through + vücut sistemi” yapısındaki edatla tamamlayın: The medicine travels ____ the bloodstream before reaching the liver.

Cevabı göster

through

In most cases,

0:27

Çoğu durumda,

snake venom contains neurotoxins,

0:28

yılan zehri nörotoksinler içerir,

proteins that can do all sorts of nasty stuff like Kalıp ifadeler

0:30

bunlar şu tür korkunç şeyleri yapabilen proteinlerdir:

Kalıp ifadeler

do all sorts of nasty stuff like: zararlı etki örneklerini günlük bir dille tanıtmak

Burada “do all sorts of nasty stuff”, “birçok farklı zararlı veya kötü etkiye yol açmak” demenin günlük ve resmî olmayan bir yoludur. “stuff” burada sayılamayan genel bir addır; tek bir fiziksel maddeyi değil, etkileri veya sonuçları anlatır. Sondaki “like”, ardından örneklerin geleceğini gösterir. Bu ifade bütünüyle, karmaşık bir etki listesini rahat ve takip edilmesi kolay bir şekilde tanıtır.

Alıştırma

Bu açıklamada “do all sorts of nasty stuff like” ne işe yarıyor?

  1. Etkilerin zararsız olduğunu söyler.
  2. Tek bir belirli maddenin adını verir.
  3. Çeşitli zararlı etkileri ve örnekleri günlük bir dille tanıtır.
Cevabı göster

Çeşitli zararlı etkileri ve örnekleri günlük bir dille tanıtır.

make your muscles fire uncontrollably, Dilbilgisi

0:33

kaslarınızın kontrolsüzce kasılmasına neden olmak,

Dilbilgisi

make your muscles fire: make + nesne + fiilin yalın hâli

make your muscles fire, make + nesne + fiilin yalın hâli şeklindeki ettirgen yapıyı kullanır. Özne, your muscles nesnesinin fire eylemini yapmasına neden olur. Etken make yapısından sonra fire, to olmadan kullanılır: make your muscles fire; make your muscles to fire değil. Burada fire, sinirlerin veya kas liflerinin etkinleşip sinyal göndermesi ya da sinyallere tepki vermesi anlamındadır. “Ateş etmek” veya “yanmak” anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi shake fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The medicine made my hands ____.

Cevabı göster

shake

burst your blood cells,

0:35

kan hücrelerinizi patlatmak

and make you go completely numb. Dilbilgisi

0:36

ve tamamen hissizleşmenize yol açmak.

Dilbilgisi

make you go completely + sıfat: durum değişikliğine neden olma

make you go completely numb, make + nesne ile go + sıfat yapılarını birleştirir. Make nedeni belirtir, go yeni bir duruma geçişi gösterir ve completely dereceyi güçlendirir. İfadenin tamamı, birinin tamamen hissizleşmesine neden olmak demektir. Burada go hareket etmeyi anlatmaz. Başka durumlarda kullanılabilecek kalıp make + nesne + go + sıfat şeklindedir; make everyone go quiet buna bir örnektir.

Alıştırma

Cümleyi “hissedemeyen” anlamındaki sıfatla tamamlayın: The cold made my fingers go completely ____.

Cevabı göster

numb

But you might get lucky. Kalıp ifadeler

0:38

Ama şanslı olabilirsiniz.

Kalıp ifadeler

might get lucky: şans eseri iyi bir sonuç olasılığı

Might get lucky, bir şeyin şans eseri iyi sonuçlanma olasılığı olduğu anlamına gelir. Might sonucu belirsiz hâle getirirken get lucky bu anlamdaki yaygın deyimdir; get burada “şans” adlı bir nesneyi almak değil, şanslı bir duruma gelmek veya kendini o durumda bulmak anlamındadır. Bu cümlede ifade, But ile başlayan uyarıdan sonra olası iyi bir sonuç sunar: kötü sonuç sırf şans eseri gerçekleşmeyebilir.

Alıştırma

Cümleyi “şans eseri olumlu bir sonuç elde etmek” anlamındaki gündelik deyimle tamamlayın: Most tickets are sold out, but we might ____ and find two at the door.

Cevabı göster

get lucky

Snakes don't always decide you're worth wasting venom on. Dilbilgisi

0:39

Yılanlar her zaman zehir harcamaya değeceğinize karar vermezler.

Dilbilgisi

you're worth wasting venom on: be worth + -ing kalıbı

You're worth wasting venom on, zehri senin üzerinde kullanmanın harcanan kaynağa değeceği anlamına gelir. Cümle mizahidir: zehri, yılanın harcamamaya karar verebileceği sınırlı bir kaynak gibi gösterir. Aktarılabilir kalıp subject + be worth + -ing şeklindedir. waste venom on you yapısıyla başlayın; you özne olduğunda on sonda kalır: You are worth wasting venom on. to waste değil, wasting kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümle eski bir dizüstü bilgisayarın bir kez daha onarılması için para ödemenin değmeyeceğini doğru biçimde anlatır?

  1. The old laptop isn't worth spending more money on.
  2. The old laptop isn't worth spending on more money.
  3. It isn't worth to spend more money on the old laptop.
Cevabı göster

The old laptop isn't worth spending more money on.

In fact, between 20 and 80% of snake bites are so-called dry bites, Kelime

0:42

Aslında, yılan ısırıklarının %20 ila %80'i sözde kuru ısırıklardır,

Kelime

so-called dry bites: zehir enjekte edilmeyen ısırıkların terimi

So-called, dry bites ifadesini bu tür yılan ısırıkları için kullanılan ad olarak tanıtır. Bu nesnel bilimsel bağlamda terimi tarafsız biçimde sunar; terimin yanlış olduğunu iddia etmez. Dry bite, yılanın gerçekten ısırdığı ancak zehir enjekte etmediği bir ısırıktır. Buradaki dry, uzmanlık alanına özgü ve gerçek anlamından farklı bir kullanımdır; yaranın ne kadar kuru olduğunu anlatmaz.

Alıştırma

Bu cümlede so-called dry bites ne anlama geliyor?

  1. Yalnızca kuru havalarda gerçekleşen yılan ısırıkları
  2. Zehir enjekte edilmeyen yılan ısırıkları
  3. Yarası çoktan kurumuş yılan ısırıkları
Cevabı göster

Zehir enjekte edilmeyen yılan ısırıkları

where the snake is just trying to send a message Deyimler

0:46

bu durumda yılan sadece bir mesaj vermeye çalışır

without actually killing you.

0:48

ve sizi gerçekten öldürme amacı gütmez.

Deyimler

send a message: eylem yoluyla uyarı vermek

Burada send a message mecaz anlamda kullanılmıştır. Yılanın ısırması, “Uzak dur” gibi bir uyarı iletir; ortada yazılı veya sözlü bir mesaj yoktur. Where, “o durumda” anlamına gelir; just trying to ise yılanın amacının kişiyi gerçekten öldürmekten farklı olarak yalnızca uyarmakla sınırlı olduğunu gösterir.

Alıştırma

Hangi cümlede send a message, altyazıdakiyle aynı mecaz anlamda kullanılmıştır?

  1. Maya used her phone to send a message to her cousin.
  2. The coach benched the captain to send a message that lateness would not be tolerated.
  3. I need to send a message with the meeting time.
Cevabı göster

The coach benched the captain to send a message that lateness would not be tolerated.

You see, venom takes energy and resources for the snake to make, Notlar

0:50

Anlayacağınız, yılanın zehir üretmesi enerji ve kaynak gerektirir,

and they don't want to waste it on a warning shot. Deyimler

0:53

ve bunu bir uyarı atışı için israf etmek istemezler.

Anlatım akışı

You see, ardından açıklama geleceğini gösteren bir işaret

Cümlenin başındaki You see, bir söylem belirtecidir. Konuşanın bir noktayla ilgili temel açıklamayı veya nedeni vermek üzere olduğunu dinleyiciye bildirir. Kimseden gerçekten bakmasını istemez. Bir iddia ya da gözlemden bunun arkasındaki nedene geçerek bilgiyi düzenler; burada neden, zehir üretmenin enerji ve kaynak gerektirmesidir.

Alıştırma

Örneğin başındaki You see, ifadesinin temel işlevi nedir?

  1. Dinleyiciye yılana bakmasını söyler.
  2. Konuşmanın bittiğini gösterir.
  3. Ardından gelen açıklamayı tanıtır.
Cevabı göster

Ardından gelen açıklamayı tanıtır.

Dilbilgisi

Venom takes energy and resources for the snake to make: gerekli maliyeti ifade etmek

venom takes energy and resources for the snake to make ifadesinde takes, gerektirir veya tüketir anlamındadır; eline alır anlamında değildir. Enerji ve kaynaklar, zehri üretmenin maliyetidir. Yeniden kullanılabilen kalıp şöyledir: şey + takes + zaman/enerji/para/kaynak + (for someone) + to'lu mastar. Üretilen veya tamamlanan şey özne olabilir, gerekli girdi takes sözcüğünden sonra gelir ve for someone mastardaki eylemi kimin yaptığını belirtir.

Alıştırma

Gerekli maliyeti anlatan kalıbı take ve draw kullanarak tamamlayın: A detailed map ____ time and careful work ____.

Cevabı göster

takes · to draw

Deyimler

waste it on a warning shot: onu bir uyarı için boşa harcamak

to waste it on a warning shot ifadesindeki it, zehri ifade eder. waste X on Y kalıbı, sınırlı bir kaynak olan X'i konuşanın bu bedele değmediğini düşündüğü Y için kullanmak demektir. warning shot sözcük anlamıyla vurmak ya da öldürmek için değil, uyarmak için yapılan bir atıştır. Burada uyarı amaçlı bir ısırığın benzetmesidir; gerçek bir silahlı atış yoktur. Bu benzetme zehri, hayvanın yalnızca uyarı vermek için harcamak istemediği değerli bir cephane gibi gösterir.

Alıştırma

Eksik edatı tamamlayın: Do not waste your energy ____ an argument that does not matter.

Cevabı göster

on

When it comes to poison, on the other hand, Anlatım akışı

0:55

Öte yandan, konu pasif zehre geldiğinde,

Anlatım akışı

When it comes to X, on the other hand: konu değiştirip karşıtlık kurmak

When it comes to poison konunun kapsamını belirler: konuşan kişi artık az önce ele alınan konu yerine poison hakkında konuşmaktadır. Bu kalıpta comes to fiziksel hareket anlatmaz; When it comes to X, “X hakkında konuşurken” veya “X'e gelince” demektir. On the other hand yeni konuyu karşılaştırmanın diğer tarafı olarak işaretler. İki ifade birlikte kullanıldığında önce yeni karşılaştırma konusu belirtilir, ardından gelecek bilginin önceki noktadan farklı olacağı gösterilir.

Alıştırma

When it comes to poison, on the other hand ifadesinin temel söylem işlevi nedir?

  1. Poison'ın fiziksel olarak yaklaştığını söyler
  2. Bir karşılaştırma sunmadan anlatımı bitirir
  3. Konuyu poison'a geçirir ve önceki konuyla karşıtlık kurar
Cevabı göster

Konuyu poison'a geçirir ve önceki konuyla karşıtlık kurar

there's no warning shot.

0:57

uyarı atışı yoktur.

If you pick up a poisonous dart frog to admire its beautiful colors, Öbek fiiller

0:59

Güzel renklerine hayran olmak için zehirli bir ok kurbağasını elinize alırsanız,

Öbek fiiller

pick up: bir şeyi kaldırıp elde tutmak

Burada pick up, bir şeyi bulunduğu yerden kaldırıp elde tutmak anlamına gelir. Nesnenin a poisonous dart frog olması, burada birini almaya gitmek veya bir şeyi öğrenmek gibi diğer anlamların değil, fiziksel kaldırma anlamının kullanıldığını gösterir. pick up ayrılabilen bir fiil öbeğidir: pick up the frog ve pick the frog up biçimlerinin ikisi de mümkündür. Nesne bir zamirse fiil ile parçacığın arasına gelir: pick it up denir, pick up it denmez.

Alıştırma

pick up ifadesini zamirle doğru sırada kullanın: The book is on the floor. Please ____.

Cevabı göster

pick it up

you've already gotten deadly poison all over your hands. Kalıp ifadeler

1:03

ölümcül zehri çoktan tüm ellerinize bulaştırmış olursunuz.

Kalıp ifadeler

gotten deadly poison all over your hands: get ... all over ... ile her yere bulaşmayı anlatmak

you've already gotten... ifadesinde gotten, get fiilinin geçmiş zaman ortacıdır. Burada kurbağaya temas sonucunda ölümcül zehrin ellere bulaşması anlatılır; zehri bilerek elde etmek anlamına gelmez. get + madde + all over + yüzey veya vücut bölümü kalıbı, bir maddenin birçok yere yayılmasını veya bulaşmasını anlatır. All over your hands geniş bir alana yayıldığını vurgular, ancak derinin her noktasının tamamen kaplandığı anlamına gelmek zorunda değildir.

Alıştırma

“Birçok yerine” anlamındaki iki kelimelik İngilizce ifadeyi yazın: I got paint ____ my shirt.

Cevabı göster

all over

As it seeps into your skin and travels through your blood, Dilbilgisi

1:06

Derinize sızıp kanınızda ilerlerken,

the poison starts to interfere with your nerves, Kalıp ifadeler

1:09

zehir sinirlerinizle etkileşime girmeye başlar

Kalıp ifadeler

starts to interfere with your ...: start to + interfere with

Starts to + fiil, bir eylemin veya etkinin başladığını belirtir. Interfere with + nesne, o nesnenin işleyişini bozmak veya normal çalışmasını engellemek anlamına gelir. Burada zehir, sinirlerin normal işleyişini bozmaya başlar. Etkilenen şeyden önce with zorunludur: interfere with your nerves. Başka durumlara aktarılabilen kalıp start to interfere with + sistem, etkinlik, plan veya süreç şeklindedir.

Alıştırma

Sabit ifadeyi tek bir sözcükle tamamlayın: Heavy rain can interfere ____ satellite signals.

Cevabı göster

with

preventing your muscles from contracting. Dilbilgisi

1:11

ve kaslarınızın kasılmasını engeller.

Dilbilgisi

As it seeps ... and travels ...: ilerleyen bir süreci anlatan as

Burada As, ana olayla aynı anda devam eden bir süreci tanıtır. Zehir deriye sızıp kan yoluyla ilerlerken sinirleri etkilemeye başlar. Bu kullanımda as, “-ken” veya “süreç ilerledikçe” anlamına gelir; “... olarak” anlamına gelmez. as + yan cümle yapısında süreç yan cümlesi arka planı kurar, ana cümle ise temel sonucu verir. Bir değişimin başka bir değişimle birlikte nasıl geliştiğini açıklarken bu yapı sık kullanılır.

Alıştırma

As it seeps into your skin... ifadesinde as ne anlama gelir?

  1. “-ken” veya “süreç ilerledikçe” anlamına gelir.
  2. “Süreç zaten bittiği için” anlamına gelir.
  3. “... olarak” anlamına gelir.
Cevabı göster

“-ken” veya “süreç ilerledikçe” anlamına gelir.

Dilbilgisi

prevent ... from contracting: prevent + nesne + from + -ing

Prevent + nesne + from + -ing yapısı, bir kişinin ya da şeyin bir eylemi yapmasını engellemek anlamına gelir. preventing your muscles from contracting ifadesinde your muscles nesnedir; contracting ise gerçekleşmesi engellenen eylemdir. Baştaki preventing, önceki bir cümleciğe bağlanarak onun sonucunu gösterebilir. İç yapı değişmez: from sonrasında fiilin yalın hâli değil, -ing biçimi kullanılır.

Alıştırma

Contract fiilini doğru biçimde kullanın: The medicine prevents the muscles from ____.

Cevabı göster

contracting

If the frog's poison reaches your heart,

1:13

Eğer kurbağanın zehri kalbinize ulaşırsa,

it can cause it to stop. Dilbilgisi

1:15

kalbinizin durmasına neden olabilir.

Dilbilgisi

cause it to stop: cause + nesne + to-infinitive

Cause + nesne + to-infinitive yapısı, bir şeyin başka bir şeyde bir eylem ya da değişiklik oluşturduğunu anlatır. cause it to stop ifadesinde it nesnedir; to stop ise sonucu belirtir. Tam cümlede ilk it nedeni gösterirken ikinci it kalbi ifade eder. Cause sonrasındaki yapı yine nesne + to + fiilin yalın hâlidir.

Alıştırma

Cause yapısını stop ile tamamlayın: A power cut can cause the train ____.

Cevabı göster

to stop

The distinction between venom and poison is purely in the method of delivery. Kelime

1:17

Aktif zehir ile pasif zehir arasındaki fark, tamamen vücuda aktarılış yöntemindedir.

Kelime

The distinction between venom and poison ... method of delivery: vücuda giriş yoluna göre ayrım

The distinction between X and Y, iki şeyi birbirinden ayıran özelliği belirtir. Burada cümle, venom ve poison kavramlarını tek bir ölçüte göre tanımlar: zararlı maddenin vücuda nasıl girdiği. Purely yalnızca anlamına gelir. Method of delivery, maddenin vücuda ulaşma yoludur; paket teslimatı değildir. Venom bir yara yoluyla vücuda verilirken poison solunur, yutulur veya emilir.

Alıştırma

Resmî karşılaştırmayı doğru edatla tamamlayın: The distinction ____ the two treatments lies in their method of delivery.

Cevabı göster

between

Poison has to be inhaled, ingested, or absorbed, Kelime

1:21

Pasif zehir solunmalı, yutulmalı veya emilmelidir,

and venom has to be injected into a wound.

1:24

aktif zehir ise bir yaraya enjekte edilmelidir.

Kelime

has to be inhaled ... has to be injected: edilgen yapıyla giriş yolları

Tekrarlanan has to be + geçmiş ortaç yapısı edilgendir. Burada has to bir talimat değil, tanım için gerekli bir koşulu belirtir. Edilgen yapı, eylemi kimin veya neyin yaptığına değil, maddenin vücuda hangi yoldan girdiğine odaklanır. Inhaled solunumla içeri alınmayı, ingested yiyerek veya içerek alınmayı, absorbed cilt gibi bir yüzeyden emilmeyi, injected into a wound ise hasarlı deri yoluyla içeri verilmeyi ifade eder. Paralel iki yan cümle, bu yolları karşılaştırarak poison ve venom kavramlarını sınıflandırır.

Alıştırma

Edilgen cümleyi inject kullanarak tamamlayın: To fit the definition of venom, the substance has to ____ into a wound.

Cevabı göster

be injected

Chemically, venoms and poisons are both considered toxins. Kelime

1:27

Kimyasal olarak, her iki zehir türü de toksin olarak kabul edilir.

Kelime

are both considered toxins.: ortak kimyasal sınıflandırma

Burada are both considered toxins, kimyasal açıdan venom ve poison türlerinin ikisinin de toksin olarak sınıflandırıldığı anlamına gelir. Be considered + isimden oluşan edilgen yapı, bir şeyin nasıl sınıflandırıldığını veya görüldüğünü anlatır; birinin toksinleri düşündüğü anlamına gelmez. Both, bu ortak sınıflandırmanın iki özne için de geçerli olduğunu açıkça gösterir. Cümle önce ikisini geniş bir kategori altında toplar, sonra tehlikenin aktarılma biçimlerini ayrı ayrı ayırt etmeye izin verir.

Alıştırma

Cümledeki are both considered toxins ifadesine en yakın anlam hangisidir?

  1. İkisi de toksinleri düşünür.
  2. İkisi de zehirliymiş gibi davranır.
  3. İkisinin de toksin olduğu kabul edilir.
Cevabı göster

İkisinin de toksin olduğu kabul edilir.

So a snake bite is venomous. Kelime

1:30

Yani bir yılan ısırığı aktif zehirlidir.

A poison dart frog is poisonous.

1:32

Bir ok kurbağası pasif zehirlidir.

Kelime

is venomous. / is poisonous.: maruz kalma yoluna göre seçim

Venomous ve poisonous birbiriyle ilişkilidir, ancak birbirlerinin yerine kullanılamaz. Venomous, genellikle ısırma veya sokma yoluyla başka bir vücuda venom enjekte eden canlıyı ya da yapıyı anlatır. Poisonous ise dokunulduğunda, yutulduğunda veya başka bir yolla emildiğinde zarar veren şeyi anlatır. Bu örnekte snake bite, enjekte edilen venom ile ilişkilidir; poison dart frog ise temas edildiğinde veya vücuda girdiğinde zarar verebilen poison ile açıklanır. Doğru seçimi belirleyen şey yalnızca toksinin gücü değil, vücuda girme yoludur.

Alıştırma

Maruz kalma yoluna uygun iki sıfatı tamamlayın: A scorpion is ____, but a toxic mushroom is ____.

Cevabı göster

venomous · poisonous

Brown recluse spiders are venomous.

1:35

Kahverengi keşiş örümcekleri aktif zehirlidir.

Puffer fish are poisonous.

1:38

Balon balıkları pasif zehirlidir.

And some compounds can be poisons in one animal and venoms in another. Dilbilgisi

1:40

Ayrıca bazı bileşikler bir hayvanda pasif zehirken, diğerinde aktif zehir olabilir.

Dilbilgisi

can be poisons in one animal and venoms in another: farklı hayvanlarda zehir veya zehirli salgı olabilir

Buradaki can be poisons in one animal and venoms in another ifadesi, aynı bileşiğin hayvana ve nasıl kullanıldığına ya da aktarıldığına göre farklı biçimde sınıflandırılabileceğini anlatır. in one animal, bileşiğin hayvanın vücudunda fiziksel olarak nerede bulunduğunu anlatmaz. in one ... and ... in another yapısı iki durumu karşılaştırır. another «başka bir hayvan» anlamına gelir ve animal kelimesinin tekrarını önler; böylece aynı maddenin farklı hayvanlarda nasıl işlediği vurgulanır.

Alıştırma

Karşılaştırmayı tamamlayın: The same signal can be clear in one setting and confusing ____.

Cevabı göster

in another

Tetrodotoxin, a chemical 10,000 times more toxic than cyanide, Dilbilgisi

1:44

Siyanürden 10.000 kat daha toksik bir kimyasal olan tetrodotoksin,

Dilbilgisi

10,000 times more toxic than cyanide: zehirlilikte katlı karşılaştırma

10,000 times more toxic than cyanide çarpanlı bir karşılaştırmadır. Genel İngilizcede bu ifade, maddenin zehirliliğinin siyanürünkinden 10.000 kat fazla olduğu anlamında anlaşılır; than sonrasındaki cyanide karşılaştırma ölçütüdür. Kalıp number + times + karşılaştırma sıfatı + than + ölçüt şeklindedir. More toxic than karşılaştırmayı zaten kurar; 10,000 ise karşılaştırmanın derecesini belirtir.

Alıştırma

Karşılaştırmayı tamamlayın: This coating is five times more durable ____ the older coating.

Cevabı göster

than

is found in pufferfish, where it makes them poisonous.

1:48

balon balıklarında bulunur ve onları pasif zehirli yapar.

It's also found in the deadly blue-ringed octopus,

1:51

Ayrıca ölümcül mavi halkalı ahtapotta da bulunur,

where it's a venom delivered by bite. Dilbilgisi

1:53

ancak burada ısırıkla aktarılan bir aktif zehirdir.

Dilbilgisi

where it's a venom delivered by bite: biyolojik bir bağlamı gösteren where

Buradaki where coğrafi bir yer tanıtmaz. Önce geçen mavi halkalı ahtapota bağlanır ve “o hayvanda” ya da “o biyolojik durumda” anlamına gelir. Yan cümle, tetrodotoksinin orada nasıl işlediğini açıklar: madde venom, yani vücuda aktarılan zehir sayılır. delivered by bite, venom sözcüğünü açıklayan kısaltılmış edilgen bir nitelemedir. Zehrin bir ısırıkla başka bir hayvanın vücuduna girdiğini anlatır; delivered eylemi, by bite ise yöntemi belirtir.

Alıştırma

Önceki isim blue-ringed octopus ifadesidir. Aşağıdaki altyazı yan cümlesinde where neyi gösteriyor? where it's a venom delivered by bite.

  1. Mavi halkalı ahtapotun biyolojik bağlamı
  2. Isırığın gerçekleştiği zaman
  3. Hayvanın coğrafi konumuyla ilgili bir soru
Cevabı göster

Mavi halkalı ahtapotun biyolojik bağlamı

Some animals can even be both poisonous and venomous. Kalıp ifadeler

1:56

Bazı hayvanlar hem pasif hem de aktif zehirli olabilir.

Kalıp ifadeler

can even be both poisonous and venomous: both X and Y kalıbı

both poisonous and venomous, iki sıfatı both X and Y kalıbına yerleştirir. İki sıfat da aynı özneyi, yani some animals ifadesini niteler. Bu nedenle cümle, bu gruptaki her hayvanın aynı anda iki sınıfa da girebileceğini söyler. even şaşkınlık veya vurgu ekler. İki sınıf birbirinden ayrıldıktan sonra konuşmacı, tek bir hayvanın ikisine birden uyabilmesi gibi beklenmedik bir olasılığa dikkat çeker. Bu kalıp, both quiet and friendly gibi aynı görevdeki başka sözcükleri veya ifadeleri de bağlayabilir.

Alıştırma

Eksik iki sözcüğü yazarak both X and Y kalıbını tamamlayın: The backpack is ____ light ____ strong.

Cevabı göster

both · and

Take the Asian tiger snake, for example. Anlatım akışı

1:59

Örneğin Asya kaplan yılanını ele alalım.

Anlatım akışı

Take X, for example: belirli bir örnek sunmak

Take X, for example, “X'i örnek olarak ele al” anlamına gelen bir söylem düzenleme kalıbıdır. Buradaki take, bir şeyi fiziksel olarak kaldırmak veya taşımak anlamına gelmez. Genel bir ifadeden, onu destekleyen veya açıklayan belirli bir örneğe geçiş sağlar. Sunulan örnek X'tir.

Alıştırma

Take X, for example kalıbını tamamlayın: ____ solar panels, ____. They turn sunlight into electricity.

Cevabı göster

Take · for example

Not only does it have venom in its fangs, Dilbilgisi

2:01

Sadece dişlerinde aktif zehir bulunmakla kalmaz,

but it also absorbs the toxins from the poisonous toads it eats Kelime

2:03

aynı zamanda yediği pasif zehirli kara kurbağalarından toksinleri emer

and then secretes those toxins from special glands on its neck,

2:06

ve sonra bu toksinleri boynundaki özel bezlerden salgılayarak

rendering it poisonous too. Dilbilgisi

2:10

kendisini de pasif zehirli hale getirir.

Dilbilgisi

Not only does it ... but it also ...: cümle başındaki not only sonrasında devrik yapı

Not only A, but also B iki olguyu birbirine bağlar ve ikinci olguyu birincisini güçlendiren veya genişleten ek bilgi olarak sunar. Bu cümlede yılanın dişlerinde zehir vardır; ayrıca toksinleri emer ve daha sonra salgılar. Not only ilk yan cümlenin başına geldiğinde özne ile yardımcı fiilin yeri değişir: Not only it has ... değil, Not only does it have ... kullanılır. Zamanı does gösterdiği için ana fiil yalın biçim olan have olarak kalır. but ile başlayan yan cümle normal söz dizimini korur: but it also absorbs ....

Alıştırma

Cümle başında Not only ve geniş zamanda do-support kullanarak cümleyi tamamlayın: Not only ____ sing, but she also writes songs.

Cevabı göster

does she

Kelime

absorbs the toxins from the poisonous toads it eats: absorb something from a source ile kaynaktan emme

Burada absorbs the toxins from the poisonous toads it eats, yılanın avındaki toksinleri kendi vücuduna alması anlamına gelir. Absorb, bir maddenin bir vücudun veya malzemenin içine girmesini anlatır; yalnızca kara kurbağalarını yemekten daha özel bir anlam taşır. Kalıp absorb something from a source şeklindedir: the toxins emilen maddeyi, the poisonous toads ise kaynağı gösterir. the poisonous toads it eats ifadesinde it eats, toads sözcüğünü niteleyen bir ilgi cümleciğidir; nesne görevindeki that ilgi zamiri düşürülmüştür.

Alıştırma

Bilim cümlesini hedef fiil absorb ve kaynağı belirten edatla tamamlayın: Plants ____ water ____ the soil.

Cevabı göster

absorb · from

Dilbilgisi

rendering it poisonous too: sonucu anlatan render + nesne + sıfat yapısı

Rendering it poisonous too, cümlenin sonunda yer alan ve önceki eylemin sonucunu gösteren bir -ing yan cümleciğidir: toksinleri salgılamak yılanın da zehirli hâle gelmesine neden olur. Burada render, bir görüntü üretmek değil, bir şeyi belirli bir duruma getirmek anlamındadır. Kalıp render + nesne + sıfat şeklindedir. it zamiri nesnedir ve poisonous ortaya çıkan durumu anlatır. Too, sonuca ayrıca veya de anlamını ekler.

Alıştırma

Cümleyi render fiilinin geçmiş zaman biçimi ve unsafe sıfatıyla tamamlayın: The storm ____ the bridge ____.

Cevabı göster

rendered · unsafe

Scientists are constantly finding new animals that employ toxins in weird, interesting ways. Kelime

2:12

Bilim insanları sürekli olarak toksinleri garip ve ilginç şekillerde kullanan yeni hayvanlar keşfediyorlar.

Kelime

employ toxins in weird, interesting ways: employ kelimesinin resmî «kullanmak» anlamı

Burada employ, “kullanmak” veya “yararlanmak” anlamına gelir. Nesnesi toxins olduğu için hayvanlar toksinleri bir kaynak olarak kullanmaktadır; herhangi bir şeyi işe almamaktadırlar. Employ kelimesinin bu anlamı use kelimesinden daha resmidir ve bilimsel ya da akademik yazılarda yaygındır. employ something in ... ways yapısı, bir şeyin hangi şekilde kullanıldığını açıklar.

Alıştırma

Örnek cümlede “employ toxins” ne anlama geliyor?

  1. Toksinlerden kurtulmak
  2. Toksinleri işçi olarak işe almak
  3. Toksinleri kullanmak
Cevabı göster

Toksinleri kullanmak

Recently, researchers discovered the very first venomous crustacean. Kelime

2:17

Araştırmacılar yakın zamanda aktif zehirli ilk kabukluyu keşfettiler.

Kelime

very first venomous crustacean: first vurgusu ve crustacean teriminin anlamı

the very first ifadesinde very, first kelimesini güçlendirir. İfade, ek vurgu taşıyarak bilinen veya kaydedilmiş ilk örnek anlamına gelir; yalnızca “çok erken” demek değildir. Crustacean, yengeç, karides ve ıstakozların bulunduğu hayvan grubundan bir canlıdır. Burada the very first venomous crustacean, zehir üretip aktarabildiği bilinen bu hayvan grubunun kayıtlara geçmiş ilk üyesi anlamına gelir.

Alıştırma

“Researchers discovered the very first venomous crustacean,” cümlesinde “the very first” neyi vurguluyor?

  1. En tehlikeli örnekti.
  2. Ek vurgu taşıyan, bilinen ilk örnekti.
  3. Birkaç erken örnekten biriydi.
Cevabı göster

Ek vurgu taşıyan, bilinen ilk örnekti.

Out of 70,000 species of crustaceans, Dilbilgisi

2:20

70.000 kabuklu türü arasında

only this one little remipede is venomous.

2:22

sadece bu küçük remipede türü aktif zehirlidir.

Dilbilgisi

Out of X, only Y: nadir bir istisnayı vurgulamak

Out of + bir sayı veya grup, “o toplamın içinden” anlamına gelir. Out of X, only Y... kalıbında X bütün grubu belirler, only ise belirtilen özelliğe sahip Y'nin çok küçük bir bölüm olduğunu gösterir. Burada 70.000 tür ile tek bir remiped arasındaki karşıtlık, bu hayvanın olağanüstü derecede nadir olduğunu vurgular. Out of bu kullanımda fiziksel olarak bir şeyin içinden dışarı çıkmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi Out of X, only Y kalıbının başlangıç sözcükleriyle tamamlayın: ____ 100 seedlings, only three survived the frost.

Cevabı göster

Out of

Speleonectes tulumensis has figured out how to create a cocktail of toxins Deyimler

2:25

Speleonectes tulumensis, bir toksin kokteylinin nasıl üretileceğini bulmuş

that it delivers through its tiny fangs.

2:29

ve bunu minik dişleriyle enjekte etmektedir.

Deyimler

figured out how to create a cocktail of toxins: evrimle gelişen bir yöntem ve karışım metaforu

Figure out how to do something, bir şeyi yapmanın yolunu keşfetmek veya geliştirmek demektir. Canlı bir bilim anlatımında, bu yetenek bilinçli planlamayla değil evrimle ortaya çıkmış olsa bile bir hayvanı anlatmak için figured out ifadesi kullanılabilir. A cocktail of toxins, birkaç toksinin karışımını ifade eden bir mecazdır. Cocktail burada içecek anlamından çıkarak belirli bir etki için birleştirilen birkaç bileşen düşüncesini aktarır.

Alıştırma

Bu bilim bağlamında figured out how to create a cocktail of toxins ne anlama gelir?

  1. Zehir kullanan bir içecek tarifini bilinçli olarak izledi.
  2. Bilimsel adı cocktail olan tek bir toksin üretti.
  3. Birkaç toksinin karışımını üretmenin bir yolunu geliştirdi.
Cevabı göster

Birkaç toksinin karışımını üretmenin bir yolunu geliştirdi.

Scientists aren't totally sure how this venom works yet, Ton ve niyet

2:31

Bilim insanları bu aktif zehrin nasıl çalıştığından henüz tam olarak emin değiller,

Ton ve niyet

aren't totally sure ... yet: şimdilik tam emin olmama

Bu cümlede aren't totally sure, “tam bir güvene veya anlayışa sahip olmamak” anlamına gelir. Bir miktar bilgi ya da geçici bir açıklama olabileceğine yer bırakır; bilim insanlarının hiçbir şey bilmediğini söylemekten daha temkinlidir. Bu olumsuz cümlede yet, “şimdiye kadar” anlamını verir. Belirsizliği kalıcı değil, şu anki bir durum olarak sunar ve gelecekteki araştırmaların daha açık bir cevap sağlayabileceği ihtimalini açık bırakır.

Alıştırma

Hangi cümle, cevabın şu anda tam olarak kesin olmadığını ancak ileride daha açık hâle gelebileceğini temkinli biçimde ifade eder?

  1. We will never know why the sensor fails.
  2. We aren't totally sure why the sensor fails yet.
  3. We know exactly why the sensor fails.
Cevabı göster

We aren't totally sure why the sensor fails yet.

but they think that it causes the unwitting victims' neurons to fire over Notlar

2:34

ancak bunun, habersiz kurbanların nöronlarının

and over and over again until it becomes paralyzed.

2:37

kurban felç olana kadar tekrar tekrar ateşlenmesine neden olduğunu düşünüyorlar.

Dilbilgisi

causes ... neurons to fire: cause + nesne + to'lu mastar

cause + nesne + to'lu mastar yapısı, bir şeyin bir eylem veya sonuç meydana getirdiğini anlatır. Buradaki nesne the unwitting victims' neurons, to fire ise zehrin yol açtığı eylemdir. Nörobilimde neurons fire, nöronların elektrik sinyalleri üretmesi veya elektriksel olarak etkinleşmesi anlamına gelir. Burada fire, “silahla ateş etmek” anlamında değildir.

Alıştırma

cause + nesne + to'lu mastar yapısını kullanarak cümleyi fire ile tamamlayın: An electrical pulse causes the neurons ____.

Cevabı göster

to fire

Kalıp ifadeler

over and over and over again: tekrarı vurgulama

Over and over again bir eylemin tekrar tekrar gerçekleştiğini anlatır. over and over and over again ifadesinde over, yaygın over and over again biçiminden bir kez daha fazla tekrarlanır. Böylece nöronların çok kez ve uzun süre ateşlenmeye devam ettiği özellikle vurgulanır. Buradaki over konum bildirmez ve “üstünde” anlamına gelmez. Eylemin tekrarlandığını anlatan yapının bir parçasıdır.

Alıştırma

Alarmın gece boyunca birçok kez çaldığını doğal biçimde gösteren cümle hangisidir?

  1. The alarm rang over and over again during the night.
  2. The alarm rang only once during the night.
  3. The alarm rang above the table during the night.
Cevabı göster

The alarm rang over and over again during the night.

Then the little remipede closes in, Öbek fiiller

2:40

Daha sonra küçük remipede yaklaşır,

Öbek fiiller

closes in: baskı hissiyle yavaş yavaş yaklaşmak

Close in, bir kişiye, hayvana veya başka bir hedefe yavaş yavaş yaklaşmak anlamına gelen bir öbek fiildir. Sadece mesafenin azalmasını anlatmaz; çoğu zaman baskı, takip veya kuşatma duygusu da verir. Bu cümlede remiped hareket edemeyen bir ava doğru ilerlediği için closes in, yaklaşmanın yakalama veya saldırının bir parçası olduğunu düşündürür. Buradaki close, bir şeyi kapatmak anlamındaki fiil değildir.

Alıştırma

‘Genellikle baskı hissiyle yavaş yavaş yaklaşmak’ anlamındaki öbek fiili tamamlayın: The search team began to close ____ on the missing hiker.

Cevabı göster

in

dissolving away the exoskeleton of its prey, Öbek fiiller

2:42

avının dış iskeletini eritir

Öbek fiiller

dissolving away: yavaş yavaş eriyip yok olma

Burada dissolving away, avın dış iskeletinin azar azar eritilerek malzemenin ortadan kaldırılması veya yok olması anlamına gelir. away parçacığı hem devam eden süreci hem de sonucunu vurgular. Buradaki away, uzak bir yere doğru hareketi anlatmaz. Bazı eylem fiillerinden sonra away, tekrarlanan veya süren bir eylemin bir şeyi giderek tükettiğini ya da ortadan kaldırdığını gösterebilir.

Alıştırma

Bu cümlede away, dissolving ifadesine hangi anlamı ekliyor?

  1. Eritme işlemi bir süreliğine durur.
  2. Dış iskelet, malzemesi yok olana kadar yavaş yavaş eritilir.
  3. Dış iskelet değişmeden daha uzağa hareket eder.
Cevabı göster

Dış iskelet, malzemesi yok olana kadar yavaş yavaş eritilir.

and sucking out the juices. Öbek fiiller

2:45

ve sıvılarını emer.

Öbek fiiller

sucking out the juices: sıvıyı içeriden dışarıya çıkarma

Sucking out the juices, avın içindeki sıvıyı emme yoluyla çıkarmak demektir. the juices isim öbeği suck fiilinin nesnesidir; out ise yolu ve sonucu gösterir: sıvı içeriden dışarıya çıkar. Nesne bir isim olduğunda hem suck out the juices hem de suck the juices out kullanılabilir. Sıvının geldiği yer belirtilince suck the juices out of the prey kalıbı yaygın olarak kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi içeriden dışarıya hareketi gösteren parçacıkla tamamlayın: The device sucked ____ the liquid trapped in the tube.

Cevabı göster

out

But poisons and venoms aren't always all bad. Dilbilgisi

2:46

Ancak pasif ve aktif zehirler her zaman tamamen kötü değildir.

Dilbilgisi

aren't always all bad: kısmi olumsuzlama

aren't always all bad ifadesinde aren't içindeki not, always sözcüğünü olumsuzlar; all bad ise “tamamen kötü” veya “yalnızca zararlı etkileri olan” demektir. İfade bütünüyle, zehirlerin her durumda tamamen zararlı olmadığını anlatır. Bu, kısmi bir olumsuzlamadır: bazı durumlarda yararlı etkiler bulunabileceğine yer bırakır. Zehirlerin her zaman zararsız olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Burada aren't always all bad ne anlama geliyor?

  1. Her durumda zararlıdırlar.
  2. Zararlı olabilirler, ancak bazı durumlarda yarar da sağlayabilirler.
  3. Hiçbir zaman zararlı değildirler.
Cevabı göster

Zararlı olabilirler, ancak bazı durumlarda yarar da sağlayabilirler.

For thousands of years,

2:49

Binlerce yıldır,

humans have looked for ways to harness the power of these toxic compounds for good. Notlar

2:50

insanlar bu zehirli bileşiklerin gücünden iyilik için yararlanmanın yollarını aramışlardır.

Kalıp ifadeler

have looked for ways to harness the power of ... for good: bir gücü yararlı amaçlarla kullanmanın yollarını aramak

look for ways to do something kalıbı, “bir şeyi yapmanın yöntemlerini bulmaya çalışmak” anlamına gelir. Buradaki have looked, geçmişte başlayan ve çok uzun süre devam eden bir çabayı anlatır. Harness the power of something, “güçlü bir kuvveti, kaynağı veya yeteneği kontrol altına alıp etkili biçimde kullanmak” demektir. For good amacı belirtir: zehirli bileşikler zarar vermek için değil, yararlı bir sonuç üretmek için kullanılmaktadır.

Alıştırma

Cümleyi look for ways to do kalıbı ve harness fiiliyle tamamlayın: Engineers are looking for ways ____ solar energy.

Cevabı göster

to harness

Kelime

for good: kalıcı olarak değil, yararlı bir amaç için

Burada for good, “yararlı bir amaç için” veya “zarar vermek yerine yardım etmek için” anlamına gelir. Good, insanlara yarar sağlayan şeyi belirten bir isim gibi kullanılır. harness the power of these toxic compounds ifadesi, söz konusu gücün nasıl kullanılacağını anlattığını gösterir. For good ifadesini otomatik olarak “kalıcı olarak” diye yorumlamayın. Bu yaygın anlam, amaç bildiren bu bağlama uymaz; hangi anlamın kastedildiğini çevredeki eylem belirler.

Alıştırma

Şu cümleyi okuyun: “The team used its popularity for good by collecting food for families.” Buradaki “for good” ne anlama gelir?

  1. Yararlı bir amaç için
  2. Kalıcı olarak
  3. Ücretsiz olarak
Cevabı göster

Yararlı bir amaç için

Today, we have all sorts of medicines that come from toxins.

2:54

Bugün, toksinlerden elde edilen her türlü ilacımız var.

The poison from cone snails is used as a painkiller. Kalıp ifadeler

2:57

Koni salyangozunun zehri ağrı kesici olarak kullanılır.

Kalıp ifadeler

is used as a painkiller: be used as + rol veya işlev

Be used as + isim öbeği, bir şeyin belirli bir rolü veya işlevi yerine getirdiğini anlatır. Cümlede koni salyangozunun zehri ağrı kesici işlevi görür; as bu rolü belirtir. Edilgen be used yapısı, kullanan kişiye değil nesneye ve onun işlevine odaklanır. as sonrasında a painkiller, a filter veya a studio gibi bir isim öbeği kullanılır.

Alıştırma

Odanın stüdyo rolü gördüğünü anlatacak şekilde cümleyi tamamlayın: The empty room is used ____ a studio.

Cevabı göster

as

Many poisonous plants have been used to treat everything from malaria to irregular heartbeats. Kalıp ifadeler

3:00

Birçok zehirli bitki sıtmadan düzensiz kalp atışlarına kadar her şeyi tedavi etmek için kullanılmıştır.

Kalıp ifadeler

have been used to treat everything from X to Y: günümüze uzanan edilgen kullanım ve geniş aralık

Have been used to treat, have been + geçmiş zaman ortacı biçimindeki present perfect edilgen yapıdır. İnsanların bitkileri şimdiden önce farklı zamanlarda tedavi amacıyla kullandığını anlatır; ancak odağı bitkilerde tutar, onları kullanan kişilerde değil. Everything from X to Y, geniş bir aralığı göstermek için iki uç nokta belirtir. Sıtma ve düzensiz kalp atışları bu aralığı gösteren örneklerdir; dolayısıyla ifade yalnızca bu ikisini değil, başka birçok durumu da kapsar.

Alıştırma

Vurgulanan sözlere en uygun yorum hangisidir?

  1. Bitkiler eylemi gerçekleştirmiş ve insanları tedavi etmek için sıtma ile düzensiz kalp atışlarını kullanmıştır.
  2. İnsanlar bitkileri yalnızca bir kez ve sadece adı verilen iki durum için kullanmıştır.
  3. İnsanlar şimdiden önce bitkileri, adı verilen iki örnek de dâhil olmak üzere çok çeşitli durumlar için kullanmıştır.
Cevabı göster

İnsanlar şimdiden önce bitkileri, adı verilen iki örnek de dâhil olmak üzere çok çeşitli durumlar için kullanmıştır.

And scorpion venom might one day be used to treat heart disease. Dilbilgisi

3:04

Ve akrep zehri bir gün kalp hastalıklarını tedavi etmek için kullanılabilir.

Dilbilgisi

might one day be used to...: olası bir gelecek uygulaması

Might olasılık bildirir; one day ise bu olasılığı zamanı belli olmayan bir geleceğe yerleştirir. Be used to treat edilgen yapıdadır, bu nedenle madde eylemi yapan taraf olarak değil, olası bir tedavi aracı olarak sunulur. Might one day be used to... bir bütün olarak henüz kesinleşmemiş ve kullanıma sunulmamış gelecekteki bir uygulamayı temkinli biçimde anlatır. Tedavinin şimdiden işe yaradığı veya gelecekte kesinlikle var olacağı anlamına gelmez.

Alıştırma

Kesin olmayan bir gelecek kullanımı için edilgen yapıyı tamamlayın: This sensor might one day ____ to detect fires earlier.

Cevabı göster

be used

So what should you do if something bites or poisons you? Anlatım akışı

3:07

Peki sizi bir şey ısırırsa ya da zehirlerse ne yapmalısınız?

Anlatım akışı

So what should you do if ...? ile pratik önerilere geçiş

Bu soruda So, önceki açıklamayı onun pratik sonucuna bağlar: konu, tehlikeyi anlamaktan hangi eylemin yapılacağına karar vermeye geçer. Buradaki anlamı yalnızca başka bir bilgi ekleyen “bu yüzden” değil, “tüm bunları göz önünde bulundurursak” ifadesine daha yakındır. Konuşmacının asıl amacı dinleyicilerin yüksek sesle cevap vermesi değildir. Soru, bir sonraki bölümü haber verir ve dikkati ardından gelecek önerilere yöneltir. Açıklamayı ilerletmek için So + soru yapısı sıkça kullanılır.

Alıştırma

Bilgilendirici bir konuşmada So ile başlayan bu sorunun temel işlevi nedir?

  1. Önceki açıklamadaki her ayrıntıyı tekrarlar.
  2. Açıklamadan pratik önerilere geçer.
  3. Dinleyicilerden konuşmayı bitirmelerini ister.
Cevabı göster

Açıklamadan pratik önerilere geçer.

Don't try any of the things you've seen on the internet or in movies. Ton ve niyet

3:11

İnternette veya filmlerde gördüğünüz hiçbir şeyi denemeyin.

Ton ve niyet

Don't try any of the things ... ile doğrudan güvenlik uyarısı

Don't try ... olumsuz emir yapısıdır ve dinleyiciye bir eylemi yapmamasını doğrudan söyler. any of the things kullanıldığında uyarı gruptaki her öğeyi kapsar; bunların hiçbiri denenmemelidir. you've seen on the internet or in movies yan cümlesi things sözcüğünden sonra gelir ve konuşmacının hangi şeyleri kastettiğini belirtir. Nesne görevindeki that ilgi sözcüğü düşürülmüştür; tam biçim things that you've seen ... olur. Cümle bir bütün olarak güvenilmez veya tehlikeli olabilecek davranışların taklit edilmemesi konusunda uyarır.

Alıştırma

Güvenlik uyarısını “belirtilen numaraların hiçbiri” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: Don't try ____ the tricks you've seen online.

Cevabı göster

any of

Don't try to capture and kill the animal that bit you,

3:14

Sizi ısıran hayvanı yakalayıp öldürmeye çalışmayın

and don't use a tourniquet or knife on your wound. Ton ve niyet

3:17

ve yaranızda turnike ya da bıçak kullanmayın.

Ton ve niyet

don't use X or Y on your wound: doğrudan bir güvenlik yasağı

Don't use ... emir yapısı doğrudan bir yasak bildirir. use X on Y yapısında on, aletin veya maddenin uygulanacağı vücut bölgesini ya da yüzeyi gösterir; burada your wound eylemin hedefidir. Don't olumsuzluğu a tourniquet or knife ifadesinin tamamını kapsadığı için iki nesne de yasaktır: ikisini de kullanmamak gerekir. Tourniquet, kan akışını sınırlamak için kullanılan bir turnikedir; ancak bu cümle, bu durumda yaranın üzerinde turnike veya bıçak kullanılmamasını söyler.

Alıştırma

Bu uyarı dinleyiciye ne yapmasını söylüyor?

  1. Yaranın üzerinde ne turnike ne de bıçak kullanmasını.
  2. Yara için daha güvenli olan aleti seçmesini.
  3. Turnike ya da bıçaktan yalnızca birini kullanmasını.
Cevabı göster

Yaranın üzerinde ne turnike ne de bıçak kullanmasını.

Most importantly, don't panic. Anlatım akışı

3:20

En önemlisi, panik yapmayın.

Anlatım akışı

Most importantly, ... ile en yüksek önceliği belirtmek

Most importantly cümlenin başında kullanıldığında tüm cümleyi düzenleyen bir ifade görevi görür. Dinleyiciye, ardından gelen ifadenin ilgili liste veya tartışmadaki en yüksek önceliğe sahip olduğunu bildirir. Yalnızca panic fiilini değil, don't panic yan cümlesinin tamamını niteler. Birden fazla talimat, gerekçe veya fikir sunulduğunda dikkati en önemli olana yöneltmek için kullanılır. Bilgiyi önem derecesine göre sıralar; yalnızca bunun zaman bakımından ilk adım olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle bir talimatın en yüksek önceliğe sahip olduğunu doğal biçimde belirtir?

  1. For example, make sure everyone is safe.
  2. Most importantly, make sure everyone is safe.
  3. Meanwhile, make sure everyone is safe.
Cevabı göster

Most importantly, make sure everyone is safe.

Stay calm and seek medical attention. Kalıp ifadeler

3:23

Sakin kalın ve tıbbi yardım alın.

Kalıp ifadeler

Stay calm and seek medical attention: birbiriyle bağlantılı iki güvenlik talimatı

Stay calm, paniğe kapılmak yerine duygularınızı kontrol altında tutmak anlamına gelir. Seek medical attention, bir sağlık uzmanından muayene, bakım veya tedavi almak demektir; burada attention, bir şeye dikkat etme eylemi değil, bakım anlamındadır. Stay ve seek fiillerinin yalın biçimleri and ile bağlanarak iki doğrudan talimat verilir. Bu yapı, ikisinin de uygulanması gereken eylemleri birlikte sunar.

Alıştırma

Bir güvenlik kılavuzunda seek medical attention kişiye ne yapmasını söyler?

  1. Bir sağlık uzmanından yardım almak.
  2. Tıp haberlerine daha fazla dikkat etmek.
  3. Kimseden yardım istemeden sakince beklemek.
Cevabı göster

Bir sağlık uzmanından yardım almak.

Treatment will mostly depend on what species you encountered. Kalıp ifadeler

3:26

Tedavi çoğunlukla hangi türle karşılaştığınıza bağlı olacaktır.

Kalıp ifadeler

depend on what species you encountered: belirleyici etkeni belirtmek

Depend on, bir şey tarafından belirlenmek veya o etkene göre değişmek anlamına gelir ve on edatı zorunludur. Burada what species you encountered, tedaviyi belirleyecek etkeni adlandıran gömülü bir yan cümledir. Mostly, türün ana etken olduğunu ancak tek etken olmak zorunda olmadığını gösterir. Gömülü yan cümlenin içinde bildirme cümlesi sırası olan what species + you + encountered kullanılır. Bunu doğrudan soru sırası olan what species did you encounter biçimine çevirmeyin.

Alıştırma

Cümleyi sabit depend on ifadesini kullanarak tamamlayın: The cost will ____ what material you choose.

Cevabı göster

depend on

But if you forget the distinction between poison and venom Dilbilgisi

3:30

Ancak pasif zehir ile aktif zehir arasındaki farkı unutup

and tell the paramedics that you were poisoned by a viper, Kelime

3:32

sağlık görevlilerine bir engerek tarafından zehirlendiğinizi söylerseniz,

Kelime

the paramedics: acil tıp uzmanları

Paramedics, acil durumlarda insanları değerlendirmek ve tedavi etmek üzere eğitim almış acil tıp uzmanlarıdır. Genellikle hasta hastaneye ulaşmadan önce olay yerinde veya ambulansta bakım sağlarlar. Buradaki the paramedics, şüpheli engerek ısırığını bildirip acil yardım alacağınız kişilerdir. Bu sözcük bütün sağlık çalışanlarını ifade etmez. Bir doktor veya hemşire de acil bir vakayı tedavi edebilir, ancak paramedic hastane öncesi acil bakımda belirli bir mesleki rolün adıdır.

Alıştırma

Kim en doğru biçimde paramedic olarak tanımlanır?

  1. Bir kazanın çevresindeki trafiği yöneten polis memuru
  2. Bir hastanenin herhangi bir bölümünde çalışan herhangi bir doktor veya hemşire
  3. Hastaneye ulaşmadan önce veya hastaneye nakil sırasında acil tıbbi bakım sağlayan eğitimli bir uzman
Cevabı göster

Hastaneye ulaşmadan önce veya hastaneye nakil sırasında acil tıbbi bakım sağlayan eğitimli bir uzman

Kelime

were poisoned by a viper: kasıtlı olarak tam doğru olmayan bir ifade

Bu cümlede were poisoned by a viper ifadesi kasıtlı olarak tam doğru kullanılmamıştır. Engerek, ısırarak venom yani zehrini vücuda aktarır. Bu nedenle günlük İngilizcede were bitten by a viper demek daha doğaldır; teknik bir terim olan envenomated ise zehrin vücuda girdiğini belirtir. Bu ifade poison ile venom arasındaki ayrım üzerinden şaka yapar. Pratik mesaj şudur: Acil bir durumda yılan ısırığını açıkça bildirmek, kusursuz terimi seçmekten daha önemlidir.

Alıştırma

Sıradan bir acil durum konuşmasında, bir engereğin onu ısırdığını en doğrudan ve doğal biçimde hangi cümle bildirir?

  1. He swallowed poison from a viper.
  2. He was poisoned by a viper.
  3. He was bitten by a viper.
Cevabı göster

He was bitten by a viper.

they'll probably forgive you and treat you anyway. Ton ve niyet

3:36

muhtemelen sizi affedecek ve yine de tedavi edeceklerdir.

Dilbilgisi

if you forget ... and tell ...: tek bir koşul içindeki iki eylem

if yan cümlesinde aynı you öznesini paylaşan iki eylem vardır: forget the distinction ve tell the paramedics. and sözcüğü iki eylemi aynı koşulun içinde bağlar; tell ana cümleyi başlatmaz. viper sözcüğünden sonraki virgül koşulun bittiğini gösterir. Ana cümle they'll probably forgive you ile başlar ve olası sonucu belirtir. Uzun bir koşul cümlesinde önce if kapsamındaki bölümü, ardından sonucu bulun.

Alıştırma

Cümledeki koşulu ve sonucu doğru biçimde gösteren çözümleme hangisidir?

  1. if yan cümlesi hem forget hem de tell eylemini içerir; ana cümle they'll probably forgive you ile başlar.
  2. if yan cümlesi forget eyleminden sonra biter; ana cümle tell ile başlar.
  3. Cümlenin tamamı bir if yan cümlesidir ve ana cümle yoktur.
Cevabı göster

if yan cümlesi hem forget hem de tell eylemini içerir; ana cümle they'll probably forgive you ile başlar.

Ton ve niyet

probably forgive you and treat you anyway: bir hataya rağmen rahatlatma

Buradaki forgive you hukuki veya dinî anlamda bir bağışlama değil, şakacı bir kullanımdır. Sağlık görevlilerinin poison ile venom kelimelerini karıştırmanızı sorun etmeyeceği anlamına gelir. Probably şakayı daha rahat bir tona sokar; tedavinin gerçekten belirsiz olduğunu ima etmez. Cümle sonundaki anyway, “buna rağmen” veya “yine de” anlamına gelir. Terim hatası sonucu değiştirmez: Sizi yine de tedavi ederler.

Alıştırma

Bu cümlede treat you anyway ne anlama geliyor?

  1. Terim hatasına rağmen sizi yine de tedavi edecekler.
  2. Sizi ancak her kelime düzeltildikten sonra tedavi edecekler.
  3. Hatayı affedecek ama tedaviyi reddedecekler.
Cevabı göster

Terim hatasına rağmen sizi yine de tedavi edecekler.