Zehir (Poison) ve Zehir (Venom): Arasındaki fark nedir? - Rose Eveleth: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Bu bilim videosu poison ile venom arasındaki farkı toksinin vücuda giriş biçimine göre açıklar, sıra dışı hayvan örneklerini ve tıbbi kullanımları ele alır, ardından toksinle ilgili acil durumlar için güvenli öneriler sunar. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. what's the difference between poison and venom — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: Kolayca karıştırılan iki kavram arasındaki farkı sormak için yeniden kullanılabilen bir soru kalıbı öğrenin. Bu kalıbı bilimsel tartışmalara, sınıf sorularına veya kesin bir ayrım gerektiren açıklamalara uyarlayabilirsiniz. 2. has to be inhaled, ingested, or absorbed, / has to be injected into a wound. — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: Edilgen yapıyı ve maddelerin vücuda giriş yollarını anlatan resmî tıp fiillerini tanıyın. Böylece poison maddesinin solunduğunu, yutulduğunu veya emildiğini; venom maddesinin ise bir yaraya enjekte edildiğini doğru biçimde açıklayabilirsiniz. 3. Don't try any of the things you've seen on the internet or in movies. — Konuşma edimbilimi ve tutum: Doğrudan bir olumsuz emir kipinin tehlikeli ve güvenilmez tavsiyeleri nasıl reddettiğini anlayın. Bu kalıpla güçlü bir güvenlik uyarısı yapabilir, şüpheli bilgi kaynağını belirtebilir ve kişiyi uygun yardıma yönlendirebilirsiniz.
Bu derste
Would you rather be bitten by a venomous snake or touch a poisonous frog? Dilbilgisi
0:06Zehirli bir yılan tarafından ısırılmayı mı yoksa zehirli bir kurbağaya dokunmayı mı tercih edersiniz?
Would you rather ... or ...? ile iki seçenek sormak
Would you rather, bir kişiden iki olasılıktan hangisini tercih edeceğini seçmesini isteyen bir soru başlatır. Burada seçeneklerin ikisi de varsayımsal ve tehlikelidir; soru yine de dinleyiciden birini seçmesini ister. Kalıp Would you rather + yalın fiil öbeği A + or + yalın fiil öbeği B? şeklindedir. Bu cümlede be bitten ... ile touch ... paralel fiil öbekleridir. Rather burada tercih bildirir; “oldukça” veya “epeyce” anlamına gelmez.
Alıştırma
Soruyu Would you rather ile tamamlayın: ____ visit a museum or go to the park?
Cevabı göster
Would you rather
be bitten by a venomous snake: bite fiilinin edilgen biçimi
Be bitten by a venomous snake edilgen bir yapıdır. Isırılan kişiyi özne olarak sunarken by a venomous snake eylemi gerçekleştiren hayvanı belirtir. Kalıp be + geçmiş zaman ortacı + by + eylemi yapan şeklindedir. Bite fiilinin düzensiz geçmiş zaman ortacı bitten olduğundan doğru biçim be bitten'dır; be bite değildir. Would rather sonrasında geldiği için be yalın biçimde kalır.
Alıştırma
Cümleyi bite fiilinin edilgen biçimi ve hayvanı tanıtan sözcükle tamamlayın: During the hike, Mia was ____ a mosquito.
Cevabı göster
bitten by
Wait, what's the difference between poison and venom anyway? Kalıp ifadeler
0:11Bekleyin, pasif zehir ile aktif zehir arasındaki fark nedir ki zaten?
What's the difference between X and Y?: iki şey arasındaki farkı sormak
What's the difference between X and Y? karşılaştırılabilir iki şeyin veya fikrin nasıl farklı olduğunu birine açıklatmak için kullanılan kalıp bir sorudur. Burada konuşan kişi poison ile venom arasındaki ayrımı öğrenmek istiyor. Yapı the difference between X and Y şeklindedir: between karşılaştırılan ikiliyi getirir, and ise iki öğeyi bağlar. X ve Y yerine karşılaştırmak istediğiniz iki şeyi koyun.
Alıştırma
Bu kalıptaki iki bağlantı sözcüğüyle soruyu tamamlayın: What's the difference ____ a comet ____ an asteroid?
Cevabı göster
between · and
Let's say you have the misfortune to be bitten by a venomous rattlesnake. Notlar
0:15Diyelim ki zehirli bir çıngıraklı yılan tarafından ısırılma talihsizliğini yaşadınız.
Let's say ile varsayımsal bir durum sunmak
Let's say, dinleyicinin bir açıklamayı veya örneği takip etmek için hayal etmesi gereken varsayımsal bir durum sunar. Burada zehirli bir çıngıraklı yılan tarafından ısırılma durumu hayal ediliyor. Genellikle tam bir cümlecikten önce gelir: Let's say + özne + fiil. Somut bir başlangıç noktası vererek açıklamayı düzenler; kelimesi kelimesine herkesin bazı sözleri yüksek sesle söylemesi gerektiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Varsayımsal bir durum sunmak için burada öğrendiğiniz iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ the power goes out. What should we do?
Cevabı göster
Let's say
have the misfortune to be bitten: have the misfortune to + fiil yapısı
Have the misfortune to do something, ardından belirtilen olayı talihsiz veya hoş olmayan bir deneyim olarak anlatır. Burada to be bitten edilgen bir mastar yapısıdır; yani kişi ısırma eylemini yapmaz, ısırılmaya maruz kalır. Kalıp have the misfortune to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Edilgen bir olay için have the misfortune to be + geçmiş zaman ortacı kullanılır.
Alıştırma
Sabit kalıbı miss fiiliyle tamamlayın: She had the misfortune ____ her flight after the highway closed.
Cevabı göster
to miss
the snake will eject venom from little sacs behind its eyes Kelime
0:19yılan, gözlerinin arkasındaki küçük keselerden zehrini,
eject venom: bir maddeyi güçle dışarı çıkarmak
Bu bilimsel açıklamada eject venom, zehri bir keseden veya açıklıktan güç uygulayarak dışarı çıkarmak anlamına gelir. Eject, zehri basınç altında dışarı doğru hareket eden bir madde olarak anlatır; bu nedenle put out gibi belirsiz bir fiilden daha kesindir. Eject bir kişiyi dışarı atmak veya bir nesneyi dışarı itmek anlamına da gelebilir. Ancak burada nesne venom olduğu için sıvının dışarı çıkarılması kastedildiği açıktır.
Alıştırma
Hangi cümlede eject, eject venom ile aynı fiziksel anlamda kullanılmıştır?
- The filter removes salt from the water.
- The nozzle ejects a narrow stream of water.
- The bottle stores a small amount of water.
Cevabı göster
The nozzle ejects a narrow stream of water.
That venom will then travel through your bloodstream Kalıp ifadeler
0:24Bu zehir daha sonra kan dolaşımınıza karışarak
travel through your bloodstream all over your body: kan dolaşımında hareket edip tüm vücuda yayılmak
Burada “travel”, “seyahate çıkmak” değil, “hareket etmek veya yayılmak” anlamına gelir. Zehir kan dolaşımı içinde hareket eder ve kan onu vücudun farklı bölgelerine taşır. Başka durumlarda da kullanılabilen “travel through + yol veya sistem” yapısı, bir şeyin izlediği yolu anlatır. “all over your body” ise kapsam ekleyerek vücudun birçok bölümüne ulaşabileceğini vurgular.
Alıştırma
Bilim cümlesini “travel through + vücut sistemi” yapısındaki edatla tamamlayın: The medicine travels ____ the bloodstream before reaching the liver.
Cevabı göster
through
proteins that can do all sorts of nasty stuff like Kalıp ifadeler
0:30bunlar şu tür korkunç şeyleri yapabilen proteinlerdir:
do all sorts of nasty stuff like: zararlı etki örneklerini günlük bir dille tanıtmak
Burada “do all sorts of nasty stuff”, “birçok farklı zararlı veya kötü etkiye yol açmak” demenin günlük ve resmî olmayan bir yoludur. “stuff” burada sayılamayan genel bir addır; tek bir fiziksel maddeyi değil, etkileri veya sonuçları anlatır. Sondaki “like”, ardından örneklerin geleceğini gösterir. Bu ifade bütünüyle, karmaşık bir etki listesini rahat ve takip edilmesi kolay bir şekilde tanıtır.
Alıştırma
Bu açıklamada “do all sorts of nasty stuff like” ne işe yarıyor?
- Etkilerin zararsız olduğunu söyler.
- Tek bir belirli maddenin adını verir.
- Çeşitli zararlı etkileri ve örnekleri günlük bir dille tanıtır.
Cevabı göster
Çeşitli zararlı etkileri ve örnekleri günlük bir dille tanıtır.
make your muscles fire uncontrollably, Dilbilgisi
0:33kaslarınızın kontrolsüzce kasılmasına neden olmak,
make your muscles fire: make + nesne + fiilin yalın hâli
make your muscles fire, make + nesne + fiilin yalın hâli şeklindeki ettirgen yapıyı kullanır. Özne, your muscles nesnesinin fire eylemini yapmasına neden olur. Etken make yapısından sonra fire, to olmadan kullanılır: make your muscles fire; make your muscles to fire değil. Burada fire, sinirlerin veya kas liflerinin etkinleşip sinyal göndermesi ya da sinyallere tepki vermesi anlamındadır. “Ateş etmek” veya “yanmak” anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi shake fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The medicine made my hands ____.
Cevabı göster
shake
make you go completely + sıfat: durum değişikliğine neden olma
make you go completely numb, make + nesne ile go + sıfat yapılarını birleştirir. Make nedeni belirtir, go yeni bir duruma geçişi gösterir ve completely dereceyi güçlendirir. İfadenin tamamı, birinin tamamen hissizleşmesine neden olmak demektir. Burada go hareket etmeyi anlatmaz. Başka durumlarda kullanılabilecek kalıp make + nesne + go + sıfat şeklindedir; make everyone go quiet buna bir örnektir.
Alıştırma
Cümleyi “hissedemeyen” anlamındaki sıfatla tamamlayın: The cold made my fingers go completely ____.
Cevabı göster
numb
might get lucky: şans eseri iyi bir sonuç olasılığı
Might get lucky, bir şeyin şans eseri iyi sonuçlanma olasılığı olduğu anlamına gelir. Might sonucu belirsiz hâle getirirken get lucky bu anlamdaki yaygın deyimdir; get burada “şans” adlı bir nesneyi almak değil, şanslı bir duruma gelmek veya kendini o durumda bulmak anlamındadır. Bu cümlede ifade, But ile başlayan uyarıdan sonra olası iyi bir sonuç sunar: kötü sonuç sırf şans eseri gerçekleşmeyebilir.
Alıştırma
Cümleyi “şans eseri olumlu bir sonuç elde etmek” anlamındaki gündelik deyimle tamamlayın: Most tickets are sold out, but we might ____ and find two at the door.
Cevabı göster
get lucky
Snakes don't always decide you're worth wasting venom on. Dilbilgisi
0:39Yılanlar her zaman zehir harcamaya değeceğinize karar vermezler.
you're worth wasting venom on: be worth + -ing kalıbı
You're worth wasting venom on, zehri senin üzerinde kullanmanın harcanan kaynağa değeceği anlamına gelir. Cümle mizahidir: zehri, yılanın harcamamaya karar verebileceği sınırlı bir kaynak gibi gösterir. Aktarılabilir kalıp subject + be worth + -ing şeklindedir. waste venom on you yapısıyla başlayın; you özne olduğunda on sonda kalır: You are worth wasting venom on. to waste değil, wasting kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümle eski bir dizüstü bilgisayarın bir kez daha onarılması için para ödemenin değmeyeceğini doğru biçimde anlatır?
- The old laptop isn't worth spending more money on.
- The old laptop isn't worth spending on more money.
- It isn't worth to spend more money on the old laptop.
Cevabı göster
The old laptop isn't worth spending more money on.
In fact, between 20 and 80% of snake bites are so-called dry bites, Kelime
0:42Aslında, yılan ısırıklarının %20 ila %80'i sözde kuru ısırıklardır,
so-called dry bites: zehir enjekte edilmeyen ısırıkların terimi
So-called, dry bites ifadesini bu tür yılan ısırıkları için kullanılan ad olarak tanıtır. Bu nesnel bilimsel bağlamda terimi tarafsız biçimde sunar; terimin yanlış olduğunu iddia etmez. Dry bite, yılanın gerçekten ısırdığı ancak zehir enjekte etmediği bir ısırıktır. Buradaki dry, uzmanlık alanına özgü ve gerçek anlamından farklı bir kullanımdır; yaranın ne kadar kuru olduğunu anlatmaz.
Alıştırma
Bu cümlede so-called dry bites ne anlama geliyor?
- Yalnızca kuru havalarda gerçekleşen yılan ısırıkları
- Zehir enjekte edilmeyen yılan ısırıkları
- Yarası çoktan kurumuş yılan ısırıkları
Cevabı göster
Zehir enjekte edilmeyen yılan ısırıkları
send a message: eylem yoluyla uyarı vermek
Burada send a message mecaz anlamda kullanılmıştır. Yılanın ısırması, “Uzak dur” gibi bir uyarı iletir; ortada yazılı veya sözlü bir mesaj yoktur. Where, “o durumda” anlamına gelir; just trying to ise yılanın amacının kişiyi gerçekten öldürmekten farklı olarak yalnızca uyarmakla sınırlı olduğunu gösterir.
Alıştırma
Hangi cümlede send a message, altyazıdakiyle aynı mecaz anlamda kullanılmıştır?
- Maya used her phone to send a message to her cousin.
- The coach benched the captain to send a message that lateness would not be tolerated.
- I need to send a message with the meeting time.
Cevabı göster
The coach benched the captain to send a message that lateness would not be tolerated.
and they don't want to waste it on a warning shot. Deyimler
0:53ve bunu bir uyarı atışı için israf etmek istemezler.
You see, ardından açıklama geleceğini gösteren bir işaret
Cümlenin başındaki You see, bir söylem belirtecidir. Konuşanın bir noktayla ilgili temel açıklamayı veya nedeni vermek üzere olduğunu dinleyiciye bildirir. Kimseden gerçekten bakmasını istemez. Bir iddia ya da gözlemden bunun arkasındaki nedene geçerek bilgiyi düzenler; burada neden, zehir üretmenin enerji ve kaynak gerektirmesidir.
Alıştırma
Örneğin başındaki You see, ifadesinin temel işlevi nedir?
- Dinleyiciye yılana bakmasını söyler.
- Konuşmanın bittiğini gösterir.
- Ardından gelen açıklamayı tanıtır.
Cevabı göster
Ardından gelen açıklamayı tanıtır.
Venom takes energy and resources for the snake to make: gerekli maliyeti ifade etmek
venom takes energy and resources for the snake to make ifadesinde takes, gerektirir veya tüketir anlamındadır; eline alır anlamında değildir. Enerji ve kaynaklar, zehri üretmenin maliyetidir. Yeniden kullanılabilen kalıp şöyledir: şey + takes + zaman/enerji/para/kaynak + (for someone) + to'lu mastar. Üretilen veya tamamlanan şey özne olabilir, gerekli girdi takes sözcüğünden sonra gelir ve for someone mastardaki eylemi kimin yaptığını belirtir.
Alıştırma
Gerekli maliyeti anlatan kalıbı take ve draw kullanarak tamamlayın: A detailed map ____ time and careful work ____.
Cevabı göster
takes · to draw
waste it on a warning shot: onu bir uyarı için boşa harcamak
to waste it on a warning shot ifadesindeki it, zehri ifade eder. waste X on Y kalıbı, sınırlı bir kaynak olan X'i konuşanın bu bedele değmediğini düşündüğü Y için kullanmak demektir. warning shot sözcük anlamıyla vurmak ya da öldürmek için değil, uyarmak için yapılan bir atıştır. Burada uyarı amaçlı bir ısırığın benzetmesidir; gerçek bir silahlı atış yoktur. Bu benzetme zehri, hayvanın yalnızca uyarı vermek için harcamak istemediği değerli bir cephane gibi gösterir.
Alıştırma
Eksik edatı tamamlayın: Do not waste your energy ____ an argument that does not matter.
Cevabı göster
on
When it comes to poison, on the other hand, Anlatım akışı
0:55Öte yandan, konu pasif zehre geldiğinde,
When it comes to X, on the other hand: konu değiştirip karşıtlık kurmak
When it comes to poison konunun kapsamını belirler: konuşan kişi artık az önce ele alınan konu yerine poison hakkında konuşmaktadır. Bu kalıpta comes to fiziksel hareket anlatmaz; When it comes to X, “X hakkında konuşurken” veya “X'e gelince” demektir. On the other hand yeni konuyu karşılaştırmanın diğer tarafı olarak işaretler. İki ifade birlikte kullanıldığında önce yeni karşılaştırma konusu belirtilir, ardından gelecek bilginin önceki noktadan farklı olacağı gösterilir.
Alıştırma
When it comes to poison, on the other hand ifadesinin temel söylem işlevi nedir?
- Poison'ın fiziksel olarak yaklaştığını söyler
- Bir karşılaştırma sunmadan anlatımı bitirir
- Konuyu poison'a geçirir ve önceki konuyla karşıtlık kurar
Cevabı göster
Konuyu poison'a geçirir ve önceki konuyla karşıtlık kurar
If you pick up a poisonous dart frog to admire its beautiful colors, Öbek fiiller
0:59Güzel renklerine hayran olmak için zehirli bir ok kurbağasını elinize alırsanız,
pick up: bir şeyi kaldırıp elde tutmak
Burada pick up, bir şeyi bulunduğu yerden kaldırıp elde tutmak anlamına gelir. Nesnenin a poisonous dart frog olması, burada birini almaya gitmek veya bir şeyi öğrenmek gibi diğer anlamların değil, fiziksel kaldırma anlamının kullanıldığını gösterir. pick up ayrılabilen bir fiil öbeğidir: pick up the frog ve pick the frog up biçimlerinin ikisi de mümkündür. Nesne bir zamirse fiil ile parçacığın arasına gelir: pick it up denir, pick up it denmez.
Alıştırma
pick up ifadesini zamirle doğru sırada kullanın: The book is on the floor. Please ____.
Cevabı göster
pick it up
you've already gotten deadly poison all over your hands. Kalıp ifadeler
1:03ölümcül zehri çoktan tüm ellerinize bulaştırmış olursunuz.
gotten deadly poison all over your hands: get ... all over ... ile her yere bulaşmayı anlatmak
you've already gotten... ifadesinde gotten, get fiilinin geçmiş zaman ortacıdır. Burada kurbağaya temas sonucunda ölümcül zehrin ellere bulaşması anlatılır; zehri bilerek elde etmek anlamına gelmez. get + madde + all over + yüzey veya vücut bölümü kalıbı, bir maddenin birçok yere yayılmasını veya bulaşmasını anlatır. All over your hands geniş bir alana yayıldığını vurgular, ancak derinin her noktasının tamamen kaplandığı anlamına gelmek zorunda değildir.
Alıştırma
“Birçok yerine” anlamındaki iki kelimelik İngilizce ifadeyi yazın: I got paint ____ my shirt.
Cevabı göster
all over
As it seeps into your skin and travels through your blood, Dilbilgisi
1:06Derinize sızıp kanınızda ilerlerken,
the poison starts to interfere with your nerves, Kalıp ifadeler
1:09zehir sinirlerinizle etkileşime girmeye başlar
starts to interfere with your ...: start to + interfere with
Starts to + fiil, bir eylemin veya etkinin başladığını belirtir. Interfere with + nesne, o nesnenin işleyişini bozmak veya normal çalışmasını engellemek anlamına gelir. Burada zehir, sinirlerin normal işleyişini bozmaya başlar. Etkilenen şeyden önce with zorunludur: interfere with your nerves. Başka durumlara aktarılabilen kalıp start to interfere with + sistem, etkinlik, plan veya süreç şeklindedir.
Alıştırma
Sabit ifadeyi tek bir sözcükle tamamlayın: Heavy rain can interfere ____ satellite signals.
Cevabı göster
with
As it seeps ... and travels ...: ilerleyen bir süreci anlatan as
Burada As, ana olayla aynı anda devam eden bir süreci tanıtır. Zehir deriye sızıp kan yoluyla ilerlerken sinirleri etkilemeye başlar. Bu kullanımda as, “-ken” veya “süreç ilerledikçe” anlamına gelir; “... olarak” anlamına gelmez. as + yan cümle yapısında süreç yan cümlesi arka planı kurar, ana cümle ise temel sonucu verir. Bir değişimin başka bir değişimle birlikte nasıl geliştiğini açıklarken bu yapı sık kullanılır.
Alıştırma
As it seeps into your skin... ifadesinde as ne anlama gelir?
- “-ken” veya “süreç ilerledikçe” anlamına gelir.
- “Süreç zaten bittiği için” anlamına gelir.
- “... olarak” anlamına gelir.
Cevabı göster
“-ken” veya “süreç ilerledikçe” anlamına gelir.
prevent ... from contracting: prevent + nesne + from + -ing
Prevent + nesne + from + -ing yapısı, bir kişinin ya da şeyin bir eylemi yapmasını engellemek anlamına gelir. preventing your muscles from contracting ifadesinde your muscles nesnedir; contracting ise gerçekleşmesi engellenen eylemdir. Baştaki preventing, önceki bir cümleciğe bağlanarak onun sonucunu gösterebilir. İç yapı değişmez: from sonrasında fiilin yalın hâli değil, -ing biçimi kullanılır.
Alıştırma
Contract fiilini doğru biçimde kullanın: The medicine prevents the muscles from ____.
Cevabı göster
contracting
cause it to stop: cause + nesne + to-infinitive
Cause + nesne + to-infinitive yapısı, bir şeyin başka bir şeyde bir eylem ya da değişiklik oluşturduğunu anlatır. cause it to stop ifadesinde it nesnedir; to stop ise sonucu belirtir. Tam cümlede ilk it nedeni gösterirken ikinci it kalbi ifade eder. Cause sonrasındaki yapı yine nesne + to + fiilin yalın hâlidir.
Alıştırma
Cause yapısını stop ile tamamlayın: A power cut can cause the train ____.
Cevabı göster
to stop
The distinction between venom and poison is purely in the method of delivery. Kelime
1:17Aktif zehir ile pasif zehir arasındaki fark, tamamen vücuda aktarılış yöntemindedir.
The distinction between venom and poison ... method of delivery: vücuda giriş yoluna göre ayrım
The distinction between X and Y, iki şeyi birbirinden ayıran özelliği belirtir. Burada cümle, venom ve poison kavramlarını tek bir ölçüte göre tanımlar: zararlı maddenin vücuda nasıl girdiği. Purely yalnızca anlamına gelir. Method of delivery, maddenin vücuda ulaşma yoludur; paket teslimatı değildir. Venom bir yara yoluyla vücuda verilirken poison solunur, yutulur veya emilir.
Alıştırma
Resmî karşılaştırmayı doğru edatla tamamlayın: The distinction ____ the two treatments lies in their method of delivery.
Cevabı göster
between
has to be inhaled ... has to be injected: edilgen yapıyla giriş yolları
Tekrarlanan has to be + geçmiş ortaç yapısı edilgendir. Burada has to bir talimat değil, tanım için gerekli bir koşulu belirtir. Edilgen yapı, eylemi kimin veya neyin yaptığına değil, maddenin vücuda hangi yoldan girdiğine odaklanır. Inhaled solunumla içeri alınmayı, ingested yiyerek veya içerek alınmayı, absorbed cilt gibi bir yüzeyden emilmeyi, injected into a wound ise hasarlı deri yoluyla içeri verilmeyi ifade eder. Paralel iki yan cümle, bu yolları karşılaştırarak poison ve venom kavramlarını sınıflandırır.
Alıştırma
Edilgen cümleyi inject kullanarak tamamlayın: To fit the definition of venom, the substance has to ____ into a wound.
Cevabı göster
be injected
Chemically, venoms and poisons are both considered toxins. Kelime
1:27Kimyasal olarak, her iki zehir türü de toksin olarak kabul edilir.
are both considered toxins.: ortak kimyasal sınıflandırma
Burada are both considered toxins, kimyasal açıdan venom ve poison türlerinin ikisinin de toksin olarak sınıflandırıldığı anlamına gelir. Be considered + isimden oluşan edilgen yapı, bir şeyin nasıl sınıflandırıldığını veya görüldüğünü anlatır; birinin toksinleri düşündüğü anlamına gelmez. Both, bu ortak sınıflandırmanın iki özne için de geçerli olduğunu açıkça gösterir. Cümle önce ikisini geniş bir kategori altında toplar, sonra tehlikenin aktarılma biçimlerini ayrı ayrı ayırt etmeye izin verir.
Alıştırma
Cümledeki are both considered toxins ifadesine en yakın anlam hangisidir?
- İkisi de toksinleri düşünür.
- İkisi de zehirliymiş gibi davranır.
- İkisinin de toksin olduğu kabul edilir.
Cevabı göster
İkisinin de toksin olduğu kabul edilir.
is venomous. / is poisonous.: maruz kalma yoluna göre seçim
Venomous ve poisonous birbiriyle ilişkilidir, ancak birbirlerinin yerine kullanılamaz. Venomous, genellikle ısırma veya sokma yoluyla başka bir vücuda venom enjekte eden canlıyı ya da yapıyı anlatır. Poisonous ise dokunulduğunda, yutulduğunda veya başka bir yolla emildiğinde zarar veren şeyi anlatır. Bu örnekte snake bite, enjekte edilen venom ile ilişkilidir; poison dart frog ise temas edildiğinde veya vücuda girdiğinde zarar verebilen poison ile açıklanır. Doğru seçimi belirleyen şey yalnızca toksinin gücü değil, vücuda girme yoludur.
Alıştırma
Maruz kalma yoluna uygun iki sıfatı tamamlayın: A scorpion is ____, but a toxic mushroom is ____.
Cevabı göster
venomous · poisonous
And some compounds can be poisons in one animal and venoms in another. Dilbilgisi
1:40Ayrıca bazı bileşikler bir hayvanda pasif zehirken, diğerinde aktif zehir olabilir.
can be poisons in one animal and venoms in another: farklı hayvanlarda zehir veya zehirli salgı olabilir
Buradaki can be poisons in one animal and venoms in another ifadesi, aynı bileşiğin hayvana ve nasıl kullanıldığına ya da aktarıldığına göre farklı biçimde sınıflandırılabileceğini anlatır. in one animal, bileşiğin hayvanın vücudunda fiziksel olarak nerede bulunduğunu anlatmaz. in one ... and ... in another yapısı iki durumu karşılaştırır. another «başka bir hayvan» anlamına gelir ve animal kelimesinin tekrarını önler; böylece aynı maddenin farklı hayvanlarda nasıl işlediği vurgulanır.
Alıştırma
Karşılaştırmayı tamamlayın: The same signal can be clear in one setting and confusing ____.
Cevabı göster
in another
Tetrodotoxin, a chemical 10,000 times more toxic than cyanide, Dilbilgisi
1:44Siyanürden 10.000 kat daha toksik bir kimyasal olan tetrodotoksin,
10,000 times more toxic than cyanide: zehirlilikte katlı karşılaştırma
10,000 times more toxic than cyanide çarpanlı bir karşılaştırmadır. Genel İngilizcede bu ifade, maddenin zehirliliğinin siyanürünkinden 10.000 kat fazla olduğu anlamında anlaşılır; than sonrasındaki cyanide karşılaştırma ölçütüdür. Kalıp number + times + karşılaştırma sıfatı + than + ölçüt şeklindedir. More toxic than karşılaştırmayı zaten kurar; 10,000 ise karşılaştırmanın derecesini belirtir.
Alıştırma
Karşılaştırmayı tamamlayın: This coating is five times more durable ____ the older coating.
Cevabı göster
than
is found in pufferfish, where it makes them poisonous.
1:48balon balıklarında bulunur ve onları pasif zehirli yapar.
It's also found in the deadly blue-ringed octopus,
1:51Ayrıca ölümcül mavi halkalı ahtapotta da bulunur,
where it's a venom delivered by bite. Dilbilgisi
1:53ancak burada ısırıkla aktarılan bir aktif zehirdir.
where it's a venom delivered by bite: biyolojik bir bağlamı gösteren where
Buradaki where coğrafi bir yer tanıtmaz. Önce geçen mavi halkalı ahtapota bağlanır ve “o hayvanda” ya da “o biyolojik durumda” anlamına gelir. Yan cümle, tetrodotoksinin orada nasıl işlediğini açıklar: madde venom, yani vücuda aktarılan zehir sayılır. delivered by bite, venom sözcüğünü açıklayan kısaltılmış edilgen bir nitelemedir. Zehrin bir ısırıkla başka bir hayvanın vücuduna girdiğini anlatır; delivered eylemi, by bite ise yöntemi belirtir.
Alıştırma
Önceki isim blue-ringed octopus ifadesidir. Aşağıdaki altyazı yan cümlesinde where neyi gösteriyor? where it's a venom delivered by bite.
- Mavi halkalı ahtapotun biyolojik bağlamı
- Isırığın gerçekleştiği zaman
- Hayvanın coğrafi konumuyla ilgili bir soru
Cevabı göster
Mavi halkalı ahtapotun biyolojik bağlamı
Some animals can even be both poisonous and venomous. Kalıp ifadeler
1:56Bazı hayvanlar hem pasif hem de aktif zehirli olabilir.
can even be both poisonous and venomous: both X and Y kalıbı
both poisonous and venomous, iki sıfatı both X and Y kalıbına yerleştirir. İki sıfat da aynı özneyi, yani some animals ifadesini niteler. Bu nedenle cümle, bu gruptaki her hayvanın aynı anda iki sınıfa da girebileceğini söyler. even şaşkınlık veya vurgu ekler. İki sınıf birbirinden ayrıldıktan sonra konuşmacı, tek bir hayvanın ikisine birden uyabilmesi gibi beklenmedik bir olasılığa dikkat çeker. Bu kalıp, both quiet and friendly gibi aynı görevdeki başka sözcükleri veya ifadeleri de bağlayabilir.
Alıştırma
Eksik iki sözcüğü yazarak both X and Y kalıbını tamamlayın: The backpack is ____ light ____ strong.
Cevabı göster
both · and
Take the Asian tiger snake, for example. Anlatım akışı
1:59Örneğin Asya kaplan yılanını ele alalım.
Take X, for example: belirli bir örnek sunmak
Take X, for example, “X'i örnek olarak ele al” anlamına gelen bir söylem düzenleme kalıbıdır. Buradaki take, bir şeyi fiziksel olarak kaldırmak veya taşımak anlamına gelmez. Genel bir ifadeden, onu destekleyen veya açıklayan belirli bir örneğe geçiş sağlar. Sunulan örnek X'tir.
Alıştırma
Take X, for example kalıbını tamamlayın: ____ solar panels, ____. They turn sunlight into electricity.
Cevabı göster
Take · for example
Not only does it have venom in its fangs, Dilbilgisi
2:01Sadece dişlerinde aktif zehir bulunmakla kalmaz,
and then secretes those toxins from special glands on its neck,
2:06ve sonra bu toksinleri boynundaki özel bezlerden salgılayarak
Not only does it ... but it also ...: cümle başındaki not only sonrasında devrik yapı
Not only A, but also B iki olguyu birbirine bağlar ve ikinci olguyu birincisini güçlendiren veya genişleten ek bilgi olarak sunar. Bu cümlede yılanın dişlerinde zehir vardır; ayrıca toksinleri emer ve daha sonra salgılar. Not only ilk yan cümlenin başına geldiğinde özne ile yardımcı fiilin yeri değişir: Not only it has ... değil, Not only does it have ... kullanılır. Zamanı does gösterdiği için ana fiil yalın biçim olan have olarak kalır. but ile başlayan yan cümle normal söz dizimini korur: but it also absorbs ....
Alıştırma
Cümle başında Not only ve geniş zamanda do-support kullanarak cümleyi tamamlayın: Not only ____ sing, but she also writes songs.
Cevabı göster
does she
absorbs the toxins from the poisonous toads it eats: absorb something from a source ile kaynaktan emme
Burada absorbs the toxins from the poisonous toads it eats, yılanın avındaki toksinleri kendi vücuduna alması anlamına gelir. Absorb, bir maddenin bir vücudun veya malzemenin içine girmesini anlatır; yalnızca kara kurbağalarını yemekten daha özel bir anlam taşır. Kalıp absorb something from a source şeklindedir: the toxins emilen maddeyi, the poisonous toads ise kaynağı gösterir. the poisonous toads it eats ifadesinde it eats, toads sözcüğünü niteleyen bir ilgi cümleciğidir; nesne görevindeki that ilgi zamiri düşürülmüştür.
Alıştırma
Bilim cümlesini hedef fiil absorb ve kaynağı belirten edatla tamamlayın: Plants ____ water ____ the soil.
Cevabı göster
absorb · from
rendering it poisonous too: sonucu anlatan render + nesne + sıfat yapısı
Rendering it poisonous too, cümlenin sonunda yer alan ve önceki eylemin sonucunu gösteren bir -ing yan cümleciğidir: toksinleri salgılamak yılanın da zehirli hâle gelmesine neden olur. Burada render, bir görüntü üretmek değil, bir şeyi belirli bir duruma getirmek anlamındadır. Kalıp render + nesne + sıfat şeklindedir. it zamiri nesnedir ve poisonous ortaya çıkan durumu anlatır. Too, sonuca ayrıca veya de anlamını ekler.
Alıştırma
Cümleyi render fiilinin geçmiş zaman biçimi ve unsafe sıfatıyla tamamlayın: The storm ____ the bridge ____.
Cevabı göster
rendered · unsafe
Scientists are constantly finding new animals that employ toxins in weird, interesting ways. Kelime
2:12Bilim insanları sürekli olarak toksinleri garip ve ilginç şekillerde kullanan yeni hayvanlar keşfediyorlar.
employ toxins in weird, interesting ways: employ kelimesinin resmî «kullanmak» anlamı
Burada employ, “kullanmak” veya “yararlanmak” anlamına gelir. Nesnesi toxins olduğu için hayvanlar toksinleri bir kaynak olarak kullanmaktadır; herhangi bir şeyi işe almamaktadırlar. Employ kelimesinin bu anlamı use kelimesinden daha resmidir ve bilimsel ya da akademik yazılarda yaygındır. employ something in ... ways yapısı, bir şeyin hangi şekilde kullanıldığını açıklar.
Alıştırma
Örnek cümlede “employ toxins” ne anlama geliyor?
- Toksinlerden kurtulmak
- Toksinleri işçi olarak işe almak
- Toksinleri kullanmak
Cevabı göster
Toksinleri kullanmak
Recently, researchers discovered the very first venomous crustacean. Kelime
2:17Araştırmacılar yakın zamanda aktif zehirli ilk kabukluyu keşfettiler.
very first venomous crustacean: first vurgusu ve crustacean teriminin anlamı
the very first ifadesinde very, first kelimesini güçlendirir. İfade, ek vurgu taşıyarak bilinen veya kaydedilmiş ilk örnek anlamına gelir; yalnızca “çok erken” demek değildir. Crustacean, yengeç, karides ve ıstakozların bulunduğu hayvan grubundan bir canlıdır. Burada the very first venomous crustacean, zehir üretip aktarabildiği bilinen bu hayvan grubunun kayıtlara geçmiş ilk üyesi anlamına gelir.
Alıştırma
“Researchers discovered the very first venomous crustacean,” cümlesinde “the very first” neyi vurguluyor?
- En tehlikeli örnekti.
- Ek vurgu taşıyan, bilinen ilk örnekti.
- Birkaç erken örnekten biriydi.
Cevabı göster
Ek vurgu taşıyan, bilinen ilk örnekti.
Out of X, only Y: nadir bir istisnayı vurgulamak
Out of + bir sayı veya grup, “o toplamın içinden” anlamına gelir. Out of X, only Y... kalıbında X bütün grubu belirler, only ise belirtilen özelliğe sahip Y'nin çok küçük bir bölüm olduğunu gösterir. Burada 70.000 tür ile tek bir remiped arasındaki karşıtlık, bu hayvanın olağanüstü derecede nadir olduğunu vurgular. Out of bu kullanımda fiziksel olarak bir şeyin içinden dışarı çıkmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi Out of X, only Y kalıbının başlangıç sözcükleriyle tamamlayın: ____ 100 seedlings, only three survived the frost.
Cevabı göster
Out of
figured out how to create a cocktail of toxins: evrimle gelişen bir yöntem ve karışım metaforu
Figure out how to do something, bir şeyi yapmanın yolunu keşfetmek veya geliştirmek demektir. Canlı bir bilim anlatımında, bu yetenek bilinçli planlamayla değil evrimle ortaya çıkmış olsa bile bir hayvanı anlatmak için figured out ifadesi kullanılabilir. A cocktail of toxins, birkaç toksinin karışımını ifade eden bir mecazdır. Cocktail burada içecek anlamından çıkarak belirli bir etki için birleştirilen birkaç bileşen düşüncesini aktarır.
Alıştırma
Bu bilim bağlamında figured out how to create a cocktail of toxins ne anlama gelir?
- Zehir kullanan bir içecek tarifini bilinçli olarak izledi.
- Bilimsel adı cocktail olan tek bir toksin üretti.
- Birkaç toksinin karışımını üretmenin bir yolunu geliştirdi.
Cevabı göster
Birkaç toksinin karışımını üretmenin bir yolunu geliştirdi.
Scientists aren't totally sure how this venom works yet, Ton ve niyet
2:31Bilim insanları bu aktif zehrin nasıl çalıştığından henüz tam olarak emin değiller,
aren't totally sure ... yet: şimdilik tam emin olmama
Bu cümlede aren't totally sure, “tam bir güvene veya anlayışa sahip olmamak” anlamına gelir. Bir miktar bilgi ya da geçici bir açıklama olabileceğine yer bırakır; bilim insanlarının hiçbir şey bilmediğini söylemekten daha temkinlidir. Bu olumsuz cümlede yet, “şimdiye kadar” anlamını verir. Belirsizliği kalıcı değil, şu anki bir durum olarak sunar ve gelecekteki araştırmaların daha açık bir cevap sağlayabileceği ihtimalini açık bırakır.
Alıştırma
Hangi cümle, cevabın şu anda tam olarak kesin olmadığını ancak ileride daha açık hâle gelebileceğini temkinli biçimde ifade eder?
- We will never know why the sensor fails.
- We aren't totally sure why the sensor fails yet.
- We know exactly why the sensor fails.
Cevabı göster
We aren't totally sure why the sensor fails yet.
and over and over again until it becomes paralyzed.
2:37kurban felç olana kadar tekrar tekrar ateşlenmesine neden olduğunu düşünüyorlar.
causes ... neurons to fire: cause + nesne + to'lu mastar
cause + nesne + to'lu mastar yapısı, bir şeyin bir eylem veya sonuç meydana getirdiğini anlatır. Buradaki nesne the unwitting victims' neurons, to fire ise zehrin yol açtığı eylemdir. Nörobilimde neurons fire, nöronların elektrik sinyalleri üretmesi veya elektriksel olarak etkinleşmesi anlamına gelir. Burada fire, “silahla ateş etmek” anlamında değildir.
Alıştırma
cause + nesne + to'lu mastar yapısını kullanarak cümleyi fire ile tamamlayın: An electrical pulse causes the neurons ____.
Cevabı göster
to fire
over and over and over again: tekrarı vurgulama
Over and over again bir eylemin tekrar tekrar gerçekleştiğini anlatır. over and over and over again ifadesinde over, yaygın over and over again biçiminden bir kez daha fazla tekrarlanır. Böylece nöronların çok kez ve uzun süre ateşlenmeye devam ettiği özellikle vurgulanır. Buradaki over konum bildirmez ve “üstünde” anlamına gelmez. Eylemin tekrarlandığını anlatan yapının bir parçasıdır.
Alıştırma
Alarmın gece boyunca birçok kez çaldığını doğal biçimde gösteren cümle hangisidir?
- The alarm rang over and over again during the night.
- The alarm rang only once during the night.
- The alarm rang above the table during the night.
Cevabı göster
The alarm rang over and over again during the night.
closes in: baskı hissiyle yavaş yavaş yaklaşmak
Close in, bir kişiye, hayvana veya başka bir hedefe yavaş yavaş yaklaşmak anlamına gelen bir öbek fiildir. Sadece mesafenin azalmasını anlatmaz; çoğu zaman baskı, takip veya kuşatma duygusu da verir. Bu cümlede remiped hareket edemeyen bir ava doğru ilerlediği için closes in, yaklaşmanın yakalama veya saldırının bir parçası olduğunu düşündürür. Buradaki close, bir şeyi kapatmak anlamındaki fiil değildir.
Alıştırma
‘Genellikle baskı hissiyle yavaş yavaş yaklaşmak’ anlamındaki öbek fiili tamamlayın: The search team began to close ____ on the missing hiker.
Cevabı göster
in
dissolving away: yavaş yavaş eriyip yok olma
Burada dissolving away, avın dış iskeletinin azar azar eritilerek malzemenin ortadan kaldırılması veya yok olması anlamına gelir. away parçacığı hem devam eden süreci hem de sonucunu vurgular. Buradaki away, uzak bir yere doğru hareketi anlatmaz. Bazı eylem fiillerinden sonra away, tekrarlanan veya süren bir eylemin bir şeyi giderek tükettiğini ya da ortadan kaldırdığını gösterebilir.
Alıştırma
Bu cümlede away, dissolving ifadesine hangi anlamı ekliyor?
- Eritme işlemi bir süreliğine durur.
- Dış iskelet, malzemesi yok olana kadar yavaş yavaş eritilir.
- Dış iskelet değişmeden daha uzağa hareket eder.
Cevabı göster
Dış iskelet, malzemesi yok olana kadar yavaş yavaş eritilir.
sucking out the juices: sıvıyı içeriden dışarıya çıkarma
Sucking out the juices, avın içindeki sıvıyı emme yoluyla çıkarmak demektir. the juices isim öbeği suck fiilinin nesnesidir; out ise yolu ve sonucu gösterir: sıvı içeriden dışarıya çıkar. Nesne bir isim olduğunda hem suck out the juices hem de suck the juices out kullanılabilir. Sıvının geldiği yer belirtilince suck the juices out of the prey kalıbı yaygın olarak kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi içeriden dışarıya hareketi gösteren parçacıkla tamamlayın: The device sucked ____ the liquid trapped in the tube.
Cevabı göster
out
But poisons and venoms aren't always all bad. Dilbilgisi
2:46Ancak pasif ve aktif zehirler her zaman tamamen kötü değildir.
aren't always all bad: kısmi olumsuzlama
aren't always all bad ifadesinde aren't içindeki not, always sözcüğünü olumsuzlar; all bad ise “tamamen kötü” veya “yalnızca zararlı etkileri olan” demektir. İfade bütünüyle, zehirlerin her durumda tamamen zararlı olmadığını anlatır. Bu, kısmi bir olumsuzlamadır: bazı durumlarda yararlı etkiler bulunabileceğine yer bırakır. Zehirlerin her zaman zararsız olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Burada aren't always all bad ne anlama geliyor?
- Her durumda zararlıdırlar.
- Zararlı olabilirler, ancak bazı durumlarda yarar da sağlayabilirler.
- Hiçbir zaman zararlı değildirler.
Cevabı göster
Zararlı olabilirler, ancak bazı durumlarda yarar da sağlayabilirler.
humans have looked for ways to harness the power of these toxic compounds for good. Notlar
2:50insanlar bu zehirli bileşiklerin gücünden iyilik için yararlanmanın yollarını aramışlardır.
have looked for ways to harness the power of ... for good: bir gücü yararlı amaçlarla kullanmanın yollarını aramak
look for ways to do something kalıbı, “bir şeyi yapmanın yöntemlerini bulmaya çalışmak” anlamına gelir. Buradaki have looked, geçmişte başlayan ve çok uzun süre devam eden bir çabayı anlatır. Harness the power of something, “güçlü bir kuvveti, kaynağı veya yeteneği kontrol altına alıp etkili biçimde kullanmak” demektir. For good amacı belirtir: zehirli bileşikler zarar vermek için değil, yararlı bir sonuç üretmek için kullanılmaktadır.
Alıştırma
Cümleyi look for ways to do kalıbı ve harness fiiliyle tamamlayın: Engineers are looking for ways ____ solar energy.
Cevabı göster
to harness
for good: kalıcı olarak değil, yararlı bir amaç için
Burada for good, “yararlı bir amaç için” veya “zarar vermek yerine yardım etmek için” anlamına gelir. Good, insanlara yarar sağlayan şeyi belirten bir isim gibi kullanılır. harness the power of these toxic compounds ifadesi, söz konusu gücün nasıl kullanılacağını anlattığını gösterir. For good ifadesini otomatik olarak “kalıcı olarak” diye yorumlamayın. Bu yaygın anlam, amaç bildiren bu bağlama uymaz; hangi anlamın kastedildiğini çevredeki eylem belirler.
Alıştırma
Şu cümleyi okuyun: “The team used its popularity for good by collecting food for families.” Buradaki “for good” ne anlama gelir?
- Yararlı bir amaç için
- Kalıcı olarak
- Ücretsiz olarak
Cevabı göster
Yararlı bir amaç için
Today, we have all sorts of medicines that come from toxins.
2:54Bugün, toksinlerden elde edilen her türlü ilacımız var.
The poison from cone snails is used as a painkiller. Kalıp ifadeler
2:57Koni salyangozunun zehri ağrı kesici olarak kullanılır.
is used as a painkiller: be used as + rol veya işlev
Be used as + isim öbeği, bir şeyin belirli bir rolü veya işlevi yerine getirdiğini anlatır. Cümlede koni salyangozunun zehri ağrı kesici işlevi görür; as bu rolü belirtir. Edilgen be used yapısı, kullanan kişiye değil nesneye ve onun işlevine odaklanır. as sonrasında a painkiller, a filter veya a studio gibi bir isim öbeği kullanılır.
Alıştırma
Odanın stüdyo rolü gördüğünü anlatacak şekilde cümleyi tamamlayın: The empty room is used ____ a studio.
Cevabı göster
as
Many poisonous plants have been used to treat everything from malaria to irregular heartbeats. Kalıp ifadeler
3:00Birçok zehirli bitki sıtmadan düzensiz kalp atışlarına kadar her şeyi tedavi etmek için kullanılmıştır.
have been used to treat everything from X to Y: günümüze uzanan edilgen kullanım ve geniş aralık
Have been used to treat, have been + geçmiş zaman ortacı biçimindeki present perfect edilgen yapıdır. İnsanların bitkileri şimdiden önce farklı zamanlarda tedavi amacıyla kullandığını anlatır; ancak odağı bitkilerde tutar, onları kullanan kişilerde değil. Everything from X to Y, geniş bir aralığı göstermek için iki uç nokta belirtir. Sıtma ve düzensiz kalp atışları bu aralığı gösteren örneklerdir; dolayısıyla ifade yalnızca bu ikisini değil, başka birçok durumu da kapsar.
Alıştırma
Vurgulanan sözlere en uygun yorum hangisidir?
- Bitkiler eylemi gerçekleştirmiş ve insanları tedavi etmek için sıtma ile düzensiz kalp atışlarını kullanmıştır.
- İnsanlar bitkileri yalnızca bir kez ve sadece adı verilen iki durum için kullanmıştır.
- İnsanlar şimdiden önce bitkileri, adı verilen iki örnek de dâhil olmak üzere çok çeşitli durumlar için kullanmıştır.
Cevabı göster
İnsanlar şimdiden önce bitkileri, adı verilen iki örnek de dâhil olmak üzere çok çeşitli durumlar için kullanmıştır.
And scorpion venom might one day be used to treat heart disease. Dilbilgisi
3:04Ve akrep zehri bir gün kalp hastalıklarını tedavi etmek için kullanılabilir.
might one day be used to...: olası bir gelecek uygulaması
Might olasılık bildirir; one day ise bu olasılığı zamanı belli olmayan bir geleceğe yerleştirir. Be used to treat edilgen yapıdadır, bu nedenle madde eylemi yapan taraf olarak değil, olası bir tedavi aracı olarak sunulur. Might one day be used to... bir bütün olarak henüz kesinleşmemiş ve kullanıma sunulmamış gelecekteki bir uygulamayı temkinli biçimde anlatır. Tedavinin şimdiden işe yaradığı veya gelecekte kesinlikle var olacağı anlamına gelmez.
Alıştırma
Kesin olmayan bir gelecek kullanımı için edilgen yapıyı tamamlayın: This sensor might one day ____ to detect fires earlier.
Cevabı göster
be used
So what should you do if something bites or poisons you? Anlatım akışı
3:07Peki sizi bir şey ısırırsa ya da zehirlerse ne yapmalısınız?
So what should you do if ...? ile pratik önerilere geçiş
Bu soruda So, önceki açıklamayı onun pratik sonucuna bağlar: konu, tehlikeyi anlamaktan hangi eylemin yapılacağına karar vermeye geçer. Buradaki anlamı yalnızca başka bir bilgi ekleyen “bu yüzden” değil, “tüm bunları göz önünde bulundurursak” ifadesine daha yakındır. Konuşmacının asıl amacı dinleyicilerin yüksek sesle cevap vermesi değildir. Soru, bir sonraki bölümü haber verir ve dikkati ardından gelecek önerilere yöneltir. Açıklamayı ilerletmek için So + soru yapısı sıkça kullanılır.
Alıştırma
Bilgilendirici bir konuşmada So ile başlayan bu sorunun temel işlevi nedir?
- Önceki açıklamadaki her ayrıntıyı tekrarlar.
- Açıklamadan pratik önerilere geçer.
- Dinleyicilerden konuşmayı bitirmelerini ister.
Cevabı göster
Açıklamadan pratik önerilere geçer.
Don't try any of the things you've seen on the internet or in movies. Ton ve niyet
3:11İnternette veya filmlerde gördüğünüz hiçbir şeyi denemeyin.
Don't try any of the things ... ile doğrudan güvenlik uyarısı
Don't try ... olumsuz emir yapısıdır ve dinleyiciye bir eylemi yapmamasını doğrudan söyler. any of the things kullanıldığında uyarı gruptaki her öğeyi kapsar; bunların hiçbiri denenmemelidir. you've seen on the internet or in movies yan cümlesi things sözcüğünden sonra gelir ve konuşmacının hangi şeyleri kastettiğini belirtir. Nesne görevindeki that ilgi sözcüğü düşürülmüştür; tam biçim things that you've seen ... olur. Cümle bir bütün olarak güvenilmez veya tehlikeli olabilecek davranışların taklit edilmemesi konusunda uyarır.
Alıştırma
Güvenlik uyarısını “belirtilen numaraların hiçbiri” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: Don't try ____ the tricks you've seen online.
Cevabı göster
any of
Don't try to capture and kill the animal that bit you,
3:14Sizi ısıran hayvanı yakalayıp öldürmeye çalışmayın
and don't use a tourniquet or knife on your wound. Ton ve niyet
3:17ve yaranızda turnike ya da bıçak kullanmayın.
don't use X or Y on your wound: doğrudan bir güvenlik yasağı
Don't use ... emir yapısı doğrudan bir yasak bildirir. use X on Y yapısında on, aletin veya maddenin uygulanacağı vücut bölgesini ya da yüzeyi gösterir; burada your wound eylemin hedefidir. Don't olumsuzluğu a tourniquet or knife ifadesinin tamamını kapsadığı için iki nesne de yasaktır: ikisini de kullanmamak gerekir. Tourniquet, kan akışını sınırlamak için kullanılan bir turnikedir; ancak bu cümle, bu durumda yaranın üzerinde turnike veya bıçak kullanılmamasını söyler.
Alıştırma
Bu uyarı dinleyiciye ne yapmasını söylüyor?
- Yaranın üzerinde ne turnike ne de bıçak kullanmasını.
- Yara için daha güvenli olan aleti seçmesini.
- Turnike ya da bıçaktan yalnızca birini kullanmasını.
Cevabı göster
Yaranın üzerinde ne turnike ne de bıçak kullanmasını.
Most importantly, ... ile en yüksek önceliği belirtmek
Most importantly cümlenin başında kullanıldığında tüm cümleyi düzenleyen bir ifade görevi görür. Dinleyiciye, ardından gelen ifadenin ilgili liste veya tartışmadaki en yüksek önceliğe sahip olduğunu bildirir. Yalnızca panic fiilini değil, don't panic yan cümlesinin tamamını niteler. Birden fazla talimat, gerekçe veya fikir sunulduğunda dikkati en önemli olana yöneltmek için kullanılır. Bilgiyi önem derecesine göre sıralar; yalnızca bunun zaman bakımından ilk adım olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle bir talimatın en yüksek önceliğe sahip olduğunu doğal biçimde belirtir?
- For example, make sure everyone is safe.
- Most importantly, make sure everyone is safe.
- Meanwhile, make sure everyone is safe.
Cevabı göster
Most importantly, make sure everyone is safe.
Stay calm and seek medical attention: birbiriyle bağlantılı iki güvenlik talimatı
Stay calm, paniğe kapılmak yerine duygularınızı kontrol altında tutmak anlamına gelir. Seek medical attention, bir sağlık uzmanından muayene, bakım veya tedavi almak demektir; burada attention, bir şeye dikkat etme eylemi değil, bakım anlamındadır. Stay ve seek fiillerinin yalın biçimleri and ile bağlanarak iki doğrudan talimat verilir. Bu yapı, ikisinin de uygulanması gereken eylemleri birlikte sunar.
Alıştırma
Bir güvenlik kılavuzunda seek medical attention kişiye ne yapmasını söyler?
- Bir sağlık uzmanından yardım almak.
- Tıp haberlerine daha fazla dikkat etmek.
- Kimseden yardım istemeden sakince beklemek.
Cevabı göster
Bir sağlık uzmanından yardım almak.
Treatment will mostly depend on what species you encountered. Kalıp ifadeler
3:26Tedavi çoğunlukla hangi türle karşılaştığınıza bağlı olacaktır.
depend on what species you encountered: belirleyici etkeni belirtmek
Depend on, bir şey tarafından belirlenmek veya o etkene göre değişmek anlamına gelir ve on edatı zorunludur. Burada what species you encountered, tedaviyi belirleyecek etkeni adlandıran gömülü bir yan cümledir. Mostly, türün ana etken olduğunu ancak tek etken olmak zorunda olmadığını gösterir. Gömülü yan cümlenin içinde bildirme cümlesi sırası olan what species + you + encountered kullanılır. Bunu doğrudan soru sırası olan what species did you encounter biçimine çevirmeyin.
Alıştırma
Cümleyi sabit depend on ifadesini kullanarak tamamlayın: The cost will ____ what material you choose.
Cevabı göster
depend on
But if you forget the distinction between poison and venom Dilbilgisi
3:30Ancak pasif zehir ile aktif zehir arasındaki farkı unutup
and tell the paramedics that you were poisoned by a viper, Kelime
3:32sağlık görevlilerine bir engerek tarafından zehirlendiğinizi söylerseniz,
the paramedics: acil tıp uzmanları
Paramedics, acil durumlarda insanları değerlendirmek ve tedavi etmek üzere eğitim almış acil tıp uzmanlarıdır. Genellikle hasta hastaneye ulaşmadan önce olay yerinde veya ambulansta bakım sağlarlar. Buradaki the paramedics, şüpheli engerek ısırığını bildirip acil yardım alacağınız kişilerdir. Bu sözcük bütün sağlık çalışanlarını ifade etmez. Bir doktor veya hemşire de acil bir vakayı tedavi edebilir, ancak paramedic hastane öncesi acil bakımda belirli bir mesleki rolün adıdır.
Alıştırma
Kim en doğru biçimde paramedic olarak tanımlanır?
- Bir kazanın çevresindeki trafiği yöneten polis memuru
- Bir hastanenin herhangi bir bölümünde çalışan herhangi bir doktor veya hemşire
- Hastaneye ulaşmadan önce veya hastaneye nakil sırasında acil tıbbi bakım sağlayan eğitimli bir uzman
Cevabı göster
Hastaneye ulaşmadan önce veya hastaneye nakil sırasında acil tıbbi bakım sağlayan eğitimli bir uzman
were poisoned by a viper: kasıtlı olarak tam doğru olmayan bir ifade
Bu cümlede were poisoned by a viper ifadesi kasıtlı olarak tam doğru kullanılmamıştır. Engerek, ısırarak venom yani zehrini vücuda aktarır. Bu nedenle günlük İngilizcede were bitten by a viper demek daha doğaldır; teknik bir terim olan envenomated ise zehrin vücuda girdiğini belirtir. Bu ifade poison ile venom arasındaki ayrım üzerinden şaka yapar. Pratik mesaj şudur: Acil bir durumda yılan ısırığını açıkça bildirmek, kusursuz terimi seçmekten daha önemlidir.
Alıştırma
Sıradan bir acil durum konuşmasında, bir engereğin onu ısırdığını en doğrudan ve doğal biçimde hangi cümle bildirir?
- He swallowed poison from a viper.
- He was poisoned by a viper.
- He was bitten by a viper.
Cevabı göster
He was bitten by a viper.
they'll probably forgive you and treat you anyway. Ton ve niyet
3:36muhtemelen sizi affedecek ve yine de tedavi edeceklerdir.
if you forget ... and tell ...: tek bir koşul içindeki iki eylem
if yan cümlesinde aynı you öznesini paylaşan iki eylem vardır: forget the distinction ve tell the paramedics. and sözcüğü iki eylemi aynı koşulun içinde bağlar; tell ana cümleyi başlatmaz. viper sözcüğünden sonraki virgül koşulun bittiğini gösterir. Ana cümle they'll probably forgive you ile başlar ve olası sonucu belirtir. Uzun bir koşul cümlesinde önce if kapsamındaki bölümü, ardından sonucu bulun.
Alıştırma
Cümledeki koşulu ve sonucu doğru biçimde gösteren çözümleme hangisidir?
- if yan cümlesi hem forget hem de tell eylemini içerir; ana cümle they'll probably forgive you ile başlar.
- if yan cümlesi forget eyleminden sonra biter; ana cümle tell ile başlar.
- Cümlenin tamamı bir if yan cümlesidir ve ana cümle yoktur.
Cevabı göster
if yan cümlesi hem forget hem de tell eylemini içerir; ana cümle they'll probably forgive you ile başlar.
probably forgive you and treat you anyway: bir hataya rağmen rahatlatma
Buradaki forgive you hukuki veya dinî anlamda bir bağışlama değil, şakacı bir kullanımdır. Sağlık görevlilerinin poison ile venom kelimelerini karıştırmanızı sorun etmeyeceği anlamına gelir. Probably şakayı daha rahat bir tona sokar; tedavinin gerçekten belirsiz olduğunu ima etmez. Cümle sonundaki anyway, “buna rağmen” veya “yine de” anlamına gelir. Terim hatası sonucu değiştirmez: Sizi yine de tedavi ederler.
Alıştırma
Bu cümlede treat you anyway ne anlama geliyor?
- Terim hatasına rağmen sizi yine de tedavi edecekler.
- Sizi ancak her kelime düzeltildikten sonra tedavi edecekler.
- Hatayı affedecek ama tedaviyi reddedecekler.
Cevabı göster
Terim hatasına rağmen sizi yine de tedavi edecekler.