Baş ağrılarına ne sebep olur? - Dan Kwartler: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video açıklaması: Bu ders, baş ağrısı tedavisini antik trepanasyondan modern tıbba kadar izliyor; birincil ve ikincil baş ağrılarını, ağrı mekanizmalarını ve belirtileri açıklıyor ve bazı türlerin neden migren ya da küme baş ağrısından daha kolay önlenip tedavi edilebildiğini gösteriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. often replaced the headache with a more permanent condition. — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Trepanasyonun ölüm veya kalıcı hasara yol açabildiğini ima eden kara mizah yüklü örtmeceyi tanıyın. Böylece replace X with Y kalıbını yalnızca sözcüğü sözcüğüne anlamak yerine, görünüşte tarafsız bir “değişimin” aslında çok daha kötü bir sonucu anlattığı ironik kullanımları fark edebilirsiniz. 2. While the cause is clear in secondary headaches, the origins of primary headaches remain unknown. — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: While sözcüğünün bilinen nedenlerle hâlâ çözülememiş bir bilimsel soruyu nasıl doğrudan karşılaştırdığını anlayın. Bu dengeli yapıyı, kanıtların açıkladığı noktalarla araştırmacıların henüz bilmediklerini karşılaştırmak için kullanabilirsiniz. 3. can be proactively avoided. — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Susuzluk, göz yorgunluğu ve stres gibi tetikleyicileri önceden engellenebilir riskler olarak sunan edilgen yapıyı anlayın. can be yapısını bir zarf ve geçmiş zaman ortacıyla birleştirerek, eylemi yapan kişiden çok riske odaklanan uygulanabilir bir önleme ifadesi kurabilirsiniz.
Bu derste
In ancient Greece, headaches were considered powerful afflictions. Notlar
0:07Antik Yunan'da baş ağrıları güçlü birer hastalık olarak kabul edilirdi.
In ancient Greece: tarihsel bir çerçeve kurmak
In ancient Greece, tüm ifadenin zamanını ve yerini belirlemek için cümlenin başında kullanılır. Baş ağrılarıyla ilgili görüşün modern bir tıbbi sonuç olarak değil, Antik Yunan'a ait bir inanç olarak okunması gerektiğini gösterir. Yazarlar bağlam kurmak için sık sık In + tarihsel dönem veya yer yapısını kullanır. Bu başlangıç çerçevesi, sonraki bilgilerin hangi bağlamda anlaşılması gerektiğini belirler.
Alıştırma
Bu cümlede In ancient Greece ifadesinin temel görevi nedir?
- Sonraki görüşü tarihsel bağlamına yerleştirmek
- Baş ağrılarının yalnızca Yunanistan'da görüldüğünü söylemek
- Modern bir tedavinin uygulandığı yeri belirtmek
Cevabı göster
Sonraki görüşü tarihsel bağlamına yerleştirmek
were considered powerful afflictions: edilgen yapıyla değerlendirme
were considered powerful afflictions, be considered + isim öbeği biçimindeki edilgen kalıbı kullanır. İnsanların baş ağrılarını powerful afflictions olarak gördüğü anlamına gelir. powerful afflictions, headaches için yapılan betimlemedir; ikinci bir eylem değildir. Edilgen yapı, değerlendirmeyi yapan kişileri belirtmez ve değerlendirmenin kendisine odaklanır. Bu kalıp tarihsel inançları ve yaygın değerlendirmeleri anlatmak için kullanışlıdır: özne + be considered + isim öbeği veya sıfat.
Alıştırma
Cümleyi consider fiilinin simple past edilgen biçimiyle tamamlayın. Özne çoğuldur: Comets ____ signs of disaster.
Cevabı göster
were considered
Victims prayed for relief from Asclepius, the god of medicine. Notlar
0:12Kurbanlar, tıp tanrısı Asklepios'a iyileşmek için dua ederlerdi.
prayed for relief from: from sonrasındaki ögeyi yorumlama
Bu cümlede prayed for relief, acının hafiflemesi için dua etmek anlamındadır. Asclepius şifayla ilişkilendirilen bir tanrı olduğu için from Asclepius, rahatlamanın beklendiği kaynağı ya da sağlayanı gösterir; insanların ondan kaçmak istediği anlamına gelmez. Aktarılabilir pray for relief from + ağrı veya sorun kalıbında ise from, kurtulunmak istenen sıkıntıyı tanıtır: pray for relief from pain ya da from stress. from sonrasındaki isme bakın: yardım eden biri rahatlamanın kaynağı olabilir; bir sıkıntı ise kurtulunmak istenen şeydir.
Alıştırma
Şu cümleyi okuyun: The villagers prayed for relief from the drought. from the drought neyi gösterir?
- Rahatlamayı sağlayacak şeyi gösterir.
- Köylülerin kurtulmak istediği sıkıntıyı gösterir.
- Dua eden insanları gösterir.
Cevabı göster
Köylülerin kurtulmak istediği sıkıntıyı gösterir.
Asclepius, the god of medicine: kimlik ve açıklayıcı eşleme
Asclepius, Antik Yunan dini ve mitolojisinde tıp ve şifayla ilişkilendirilen bir tanrıdır. Açıklayıcı eşleme olan the god of medicine, onu yeniden adlandırır ve okura tanımadığı bu ismin kimi anlattığını söyler. Bu kısa arka plan bilgisi, acı çeken insanların neden yardım için ona dua ettiğini açıklar. Asclepius adlı sıradan bir insandan değil, ilahi bir şifacıdan yardım istiyorlardı.
Alıştırma
the god of medicine açıklayıcı eşlemesi Asclepius hakkında ne söyler?
- Tıp ve şifayla bağlantılı ilahi bir varlıktır.
- Acı çekenlerin kurtulmak istediği hastalıktır.
- Acı çekenleri tedavi eden sıradan bir doktordur.
Cevabı göster
Tıp ve şifayla bağlantılı ilahi bir varlıktır.
And if pain continued, a medical practitioner would perform the best known remedy, Notlar
0:16Ve ağrı devam ederse, bir tıp doktoru bilinen en iyi çareyi uygulardı,
if pain continued ... would perform: geçmişteki tipik bir sonuç
if pain continued, geçmiş zamanda geçen bir anlatının içinde bir koşul belirtir. would perform ise bu koşul ortaya çıktığında normalde ya da beklendiği şekilde gerçekleşen eylemi anlatır. Buradaki would, “yapmaya istekliydi” anlamına gelmez. if + basit geçmiş, ... would + fiilin yalın hâli yapısı, geçmişteki bir sistem veya alışkanlık içindeki tipik bir tepkiyi anlatabilir. Bunun geçmiş bir alışkanlık mı yoksa şimdiye ya da geleceğe yönelik bir varsayım mı olduğu bağlama göre belirlenir.
Alıştırma
Bu tarihî anlatıda would perform ne ifade ediyor?
- Sağlık uzmanı ağrının devam etmesini sağlamaya istekliydi.
- Eylem hiçbir koşul olmadan kesinlikle bir kez gerçekleşti.
- Ağrı devam ederse yapılan olağan veya beklenen eylemdi.
Cevabı göster
Ağrı devam ederse yapılan olağan veya beklenen eylemdi.
medical practitioner: resmî bir meslek tanımı
medical practitioner, tıp alanında çalışan bir kişi için kullanılan resmî bir meslek tanımıdır. Bu cümlede, daha özel bir görev adı vermeden tedaviyi uygulayan kişiyi belirtir. Hukuki kapsamı yere ve döneme göre değişebilir. Çoğu zaman bir hekimi ifade eder; bu nedenle sağlık alanında çalışan her tür uzmanı otomatik olarak kapsadığı düşünülmemelidir.
Alıştırma
Resmî bir yönetmelikte medical practitioner büyük olasılıkla kimi ifade eder?
- Hastanede kullanılan herhangi bir nesne.
- Hasta bir kişiye yardım eden her arkadaş veya aile üyesi.
- Tıp alanında çalışmak üzere mesleki olarak yetkilendirilmiş bir kişi.
Cevabı göster
Tıp alanında çalışmak üzere mesleki olarak yetkilendirilmiş bir kişi.
perform the best known remedy: tıbbi bir tedaviyi uygulamak
Burada perform, “uygulamak” veya “gerçekleştirmek” anlamındadır; “seyirci önünde gösteri yapmak” anlamında değildir. Sağlık uzmanı bir tedavi yöntemini uygular. Tıbbi ve diğer mesleki bağlamlarda perform, test, procedure, operation veya examination gibi bir eylemi belirten isimlerden önce sıkça kullanılır. The best known remedy, o dönemde bilinen yöntemler arasında en iyi kabul edilen tedavi demektir. Buradaki remedy bir tedavi yöntemidir; mutlaka bir ilaç veya işe yaradığı kanıtlanmış bir yöntem değildir.
Alıştırma
“The technician performed a hearing test,” cümlesindeki performed ne anlama gelir?
- bir ilaç üretti
- bir gösteride sahne aldı
- testi gerçekleştirdi
Cevabı göster
testi gerçekleştirdi
supposedly infected blood: doğrulanmamış bir inancı aktarmak
Supposedly, infected sözcüğünü niteler. Kanın enfekte olduğuna inanıldığını veya bunun iddia edildiğini belirtir; yazar enfeksiyonu doğrulanmış bir gerçek olarak sunmaz. Bu zarf, yazar ile iddia arasında mesafe oluşturur. Özellikle burada eski bir tıbbi inanç anlatıldığı için iddianın şüpheli olabileceğini de sıkça hissettirir. Bilim, tarih ve haber metinlerinde supposedly, aktarılan bir inancı yazarın kendi olgusal iddiasından ayırır.
Alıştırma
“a supposedly safe treatment” neyi ima eder?
- Tamamen güvenli olduğu kanıtlanmıştır.
- Geçmişte güvenli değildi ama şimdi güvenlidir.
- İnsanlar güvenli olduğunu söylüyor veya buna inanıyor, ancak konuşan kişi bunu doğrulamıyor.
Cevabı göster
İnsanlar güvenli olduğunu söylüyor veya buna inanıyor, ancak konuşan kişi bunu doğrulamıyor.
trepanasyon adı verilen korkunç teknik
Dire güçlü bir olumsuz sıfattır; tekniği yalnızca tuhaf veya rahatsız edici değil, son derece tehlikeli ya da ciddi olarak gösterir. Trepanation, kafatasında bir açıklık oluşturmayı içeren işlemin adıdır. Called trepanation, that was called trepanation ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Technique sözcüğünden sonra gelerek teknik terimi tanıtır ve konuşanın değerlendirmesini de aktarır.
Alıştırma
a dire technique called trepanation ifadesi ne anlatır?
- Bir tekniğin adını verir ve onu son derece tehlikeli olarak tanımlar
- Modern bir tekniği zararsız olarak tanımlar
- Bir tekniği icat eden kişiyi belirtir
Cevabı göster
Bir tekniğin adını verir ve onu son derece tehlikeli olarak tanımlar
often replaced the headache with a more permanent condition. Deyimler
0:31genellikle baş ağrısının yerini daha kalıcı bir duruma bırakırdı.
baş ağrısının yerini daha kalıcı bir durum aldı
replace X with Y yapısı, Y’nin X’in yerini alması anlamına gelir. Burada baş ağrısı sözde ortadan kaldırılan sorundur; a more permanent condition ise onun yerine geçen sonuçtur. Bu ifade kara mizah ve örtmeceli anlatım kullanır. More permanent condition, kalıcı bir yaralanma veya ölüm gibi muhtemel ciddi sonucu doğrudan adlandırmaz. Böylece tedavinin baş ağrısını ancak çok daha kötü bir şeye yol açarak bitirmiş olabileceğini ima eder.
Alıştırma
Cümlede a more permanent condition ifadesi en güçlü biçimde neyi ima eder?
- Çok daha kalıcı ve kötü bir sonucu; bu sonuç ciddi bir yaralanma veya ölüm olabilir
- Yeni durumun resmî tıbbi adı
- Baş ağrısını ortadan kaldıran istikrarlı bir iyileşme
Cevabı göster
Çok daha kalıcı ve kötü bir sonucu; bu sonuç ciddi bir yaralanma veya ölüm olabilir
Fortunately, doctors today don't resort to power tools to cure headaches, Kalıp ifadeler
0:36Neyse ki, günümüzde doktorlar baş ağrılarını tedavi etmek için elektrikli aletlere başvurmuyorlar,
don't resort to: istenmeyen bir son çareyi seçmek
Resort to, daha iyi seçenekler yokmuş gibi göründüğü için bir yönteme başvurmak demektir. Bu ifade çoğu zaman yöntemi istenmeyen, aşırı ya da son çare olarak gösterir; bu yüzden nötr use fiilinden daha fazla tutum taşır. Buradaki don't resort to, günümüz doktorlarının baş ağrılarını tedavi etmek için elektrikli aletleri aşırı bir yöntem olarak kullanmadığını anlatır. resort to ifadesindeki to bir edattır; bu nedenle ardından bir isim öbeği ya da -ing biçimi gelir.
Alıştırma
Eksik edatı yazarak cümleyi tamamlayın: After every peaceful plan failed, they had to resort ____ force.
Cevabı göster
to
but we still have a lot to learn about this ancient ailment. Anlatım akışı
0:40ancak bu eski rahatsızlık hakkında hala öğrenmemiz gereken çok şey var.
but we still have a lot to learn: ilerlemeden bilgi açığına geçmek
But, daha önce belirtilen bir ilerlemeden bir sınırlamaya doğru yön değiştirir. Still, bu sınırlamanın şimdi de sürdüğünü; have a lot to learn ise büyük bir bilgi açığı bulunduğunu gösterir. Bu yan cümle bir bütün olarak geçiş görevi görür: tıbbi uygulamaların geliştiğini kabul eder, ardından önemli soruların hâlâ var olduğunu göstererek ana konuyu açar. Bu kalıp, bir açıklamayı zaten bilinen veya başarılmış olandan hâlâ araştırılması gereken konuya taşıyabilir.
Alıştırma
Şu cümleyi okuyun: We have mapped much of the ocean floor, but we still have a lot to learn about the deep sea. 'but we still have a lot to learn' ifadesi ne işe yarar?
- Konunun tamamen anlaşıldığını söyleyerek konuyu kapatır.
- İlerlemeyi reddeder ve daha eski bir yöntem önerir.
- İlerlemeden hâlâ var olan bir bilgi açığına geçer.
Cevabı göster
İlerlemeden hâlâ var olan bir bilgi açığına geçer.
Today, we've classified headaches into two camps, Kalıp ifadeler
0:45Bugün baş ağrılarını iki kampa ayırıyoruz,
primary headaches and secondary headaches. Kelime
0:48birincil baş ağrıları ve ikincil baş ağrıları.
Baş ağrılarını iki gruba ayırdık
“Classify X into two camps”, X’i iki geniş gruba ayırmak anlamına gelir. Bu cümlede headaches sınıflandırılan unsurdur; into ise virgülden sonra belirtilen iki grubu tanıtır. Buradaki camps mecaz anlamdadır: gerçek kamp yerlerini değil, iki tarafı veya kategoriyi anlatır. Bu ifade bilgiyi iki net bölüme ayırır ve ardından gelecek açıklamanın çerçevesini kurar.
Alıştırma
Sınıflandırma yapısını tamamlayın: The teacher classified the animals ____ two groups.
Cevabı göster
into
Birincil baş ağrıları ve ikincil baş ağrıları: nedene göre sınıflandırma
Birincil baş ağrıları ve ikincil baş ağrıları, nedene dayalı tıbbi terimlerdir. Birincil baş ağrısında baş ağrısı bozukluğun kendisidir; başka bir altta yatan durumun belirtisi değildir. İkincil baş ağrısı ise başka bir durum, yaralanma veya altta yatan başka bir sorun nedeniyle ortaya çıkar. Buradaki primary ve secondary, “daha önemli” ve “daha az önemli” anlamına gelmez; yalnızca zaman bakımından birinci ve ikinci demek de değildir. Bu ayrım, baş ağrısının arkasında başka bir neden olup olmadığını gösterir.
Alıştırma
Başka bir altta yatan hastalığın neden olduğu baş ağrısının kategorisini doğru açıklayan cümle hangisidir?
- Primary headaches are the headache disorder itself.(Birincil baş ağrıları, baş ağrısı bozukluğunun kendisidir.)
- Secondary headaches are caused by another underlying condition.(İkincil baş ağrıları, başka bir altta yatan durumdan kaynaklanır.)
Cevabı göster
Secondary headaches are caused by another underlying condition.(İkincil baş ağrıları, başka bir altta yatan durumdan kaynaklanır.)
The former are not symptomatic of an underlying disease, injury, or condition. Notlar
0:50Birincisi altta yatan bir hastalığın, yaralanmanın veya durumun semptomu değildir.
The former: Daha önce belirtilen iki unsurdan ilki
The former, daha önce belirtilen iki unsurdan ilkini ifade eder. Burada primary headaches önce, secondary headaches sonra söylendiği için the former primary headaches anlamına gelir. Bu ifade uzun bir adı tekrar etmekten kaçınır ve anlamı belirlemek için önceki listenin sırasını kullanır. Genellikle açıkça belirlenebilen iki unsura geri gönderme yapar.
Alıştırma
Bir makale basılı kitaplarla e-kitapları karşılaştırıyor. Şöyle diyor: "The former can be read without a battery." the former neyi ifade eder?
- her iki kitap türünü
- e-kitapları
- basılı kitapları
Cevabı göster
basılı kitapları
not symptomatic of an underlying disease: altta yatan bir hastalığın belirtisi değil
Be symptomatic of, belirli bir sorunun işareti veya göstergesi olmak anlamına gelir. Not symptomatic of an underlying disease, bu baş ağrılarının arkasında bulunan başka bir hastalığın, yaralanmanın veya durumun işareti olmadığını söyler. Burada underlying, fiziksel olarak aşağıda bulunan değil, gizli veya temel anlamındadır. not + be symptomatic of + bir durum yapısı, baş ağrılarının belirtilen daha derin duruma işaret etmediğini anlatan olumsuz bir tıbbi sınıflandırmadır.
Alıştırma
Kalıplaşmış ifadeyi tamamlayın: A sudden drop in sales may be symptomatic ____ a deeper customer-service problem.
Cevabı göster
of
They are the condition: tıbbi sorunun kendisi
Burada They, primary headaches, yani birincil baş ağrıları ifadesine gönderme yapar. condition ise karşılanması gereken bir “koşul” değil, tıbbi bir rahatsızlık veya sorun anlamındadır. Bu kısa tanım temel farkı açıkça gösterir: birincil baş ağrıları başka bir hastalığın yol açtığı belirtiler değildir; konuşulan tıbbi rahatsızlık baş ağrılarının kendisidir. Kısa ek cümle bu ayrımı öne çıkarır.
Alıştırma
Burada "They are the condition" ne anlama geliyor?
- Birincil baş ağrıları her zaman ayrı bir hastalığa işaret eder.
- Birincil baş ağrılarının kendisi tıbbi sorundur.
- Birincil baş ağrıları, başka bir olayın gerçekleşmesi için gerekli bir koşuldur.
Cevabı göster
Birincil baş ağrılarının kendisi tıbbi sorundur.
we'll come back to them in a minute: konuya birazdan dönmek
Come back to + bir konu, fiziksel olarak bir yere dönmek değil, o konuyu yeniden konuşmaya başlamak anlamına gelir. Burada them, primary headaches, yani birincil baş ağrılarına gönderme yapar; in a minute ise tam olarak altmış saniye sonra değil, yakında veya biraz sonra anlamındadır. Konuşmacı bu cümleyi anlatımın yönünü gösteren bir işaret olarak kullanır: konuyu kısa süreliğine bir kenara bırakır, ancak dinleyicilere daha sonra tekrar ele alacağına söz verir.
Alıştırma
Bir sunumcu "We'll come back to that question in a minute." diyor. Sunumcu ne yapıyor?
- Tam altmış saniye sonra fiziksel olarak bir yere döneceğine söz veriyor.
- Soruyu yakında yeniden ele alacağına söz veriyor.
- Sorunun ele alınmayacağını söylüyor.
Cevabı göster
Soruyu yakında yeniden ele alacağına söz veriyor.
because while primary headaches account for 50% of reported cases, Kalıp ifadeler
0:59çünkü birincil baş ağrıları bildirilen vakaların %50'sini oluştursa da,
primary headaches account for 50%: oran belirtmek
Account for + bir yüzde, “bir toplamın o yüzdesini oluşturmak” anlamına gelir. Bu cümlede primary headaches, bildirilen vakaların %50’sini oluşturur. Buradaki account for, oran belirtmek için kullanılan kalıplaşmış bir ifadedir; “banka hesabı” ya da “açıklamak” anlamında değildir. of’tan sonraki bölüm, ölçülen toplamı belirtir.
Alıştırma
“Toplamın bir bölümünü oluşturmak” anlamındaki ifadeyi yazın: Online sales ____ sixty percent of the total.
Cevabı göster
account for
we actually know much more about secondary headaches. Anlatım akışı
1:03aslında ikincil baş ağrıları hakkında çok daha fazlasını biliyoruz.
actually know much more: beklenmedik bilgiyi belirtmek
Actually, sıradaki bilginin dinleyicinin bekleyebileceği şeyden farklı olduğunu belirtir. Burada konuşmacı, ikincil baş ağrıları hakkında daha fazla şey bildiğimizi söyler ve daha yaygın türün anlaşılmasının daha kolay olması gerektiği yönündeki olası çıkarımı düzeltir. Actually know much more ifadesinde much, karşılaştırma bildiren more sözcüğünü güçlendirir ve “daha fazla bilmek”ten çok “çok daha fazla bilmek” anlamı verir. Böylece ifade, bilgiyi beklenen bir sonucu düzeltecek şekilde düzenler.
Alıştırma
“The shorter route is actually much harder than the longer one.” cümlesinde actually neyi belirtir?
- Rotanın yalnızca hayal ürünü olduğunu belirtir.
- Konuşmacının şu anda eylemde bulunduğu anlamına gelir.
- Dinleyicinin beklentisinden farklı bir gerçeği belirtir.
Cevabı göster
Dinleyicinin beklentisinden farklı bir gerçeği belirtir.
These are caused by other health problems, Dilbilgisi
1:08Bunlar başka sağlık sorunlarından kaynaklanır
are caused by: nedeni edilgen yapıyla belirtmek
Are caused by, cause fiilinin geniş zamandaki edilgen biçimidir. A is/are caused by B kalıbında A açıklanan sonuç veya durum, B ise onun nedenidir. Burada These sonucu, other health problems ifadesi de nedeni belirtir. Edilgen yapı sonucu başa yerleştirir. Tıbbi ve bilimsel açıklamalarda ana konu çoğu zaman nedenin kendisi değil, söz konusu durum olduğu için bu yapı yaygındır.
Alıştırma
Cümleyi cause fiilinin iki sözcüklü edilgen biçimiyle tamamlayın: The power outage was ____ a damaged cable.
Cevabı göster
caused by
with triggers ranging from dehydration and caffeine withdrawal Notlar
1:10ve tetikleyicileri susuzluk ve kafein yoksunluğundan
Dehidrasyon ve kafein yoksunluğu
Bu sağlık bağlamında dehydration, vücutta yeterli su bulunmaması anlamına gelir. Caffeine withdrawal ise düzenli olarak kafein tüketen birinin tüketimi aniden azaltması veya bırakması durumunda ortaya çıkabilecek belirtileri ifade eder. Burada withdrawal, bir madde azaltıldıktan veya bırakıldıktan sonra vücudun verdiği tepkiyi adlandırır; kafeinin fiziksel olarak vücuttan çıkarılması anlamına gelmez. Bu iki ifade, iki olası tetikleyiciyi sıralar.
Alıştırma
Hangi cümlede withdrawal, bir maddenin azaltılmasından veya bırakılmasından sonraki belirtiler anlamında kullanılmıştır?
- The company announced its withdrawal from the competition.
- She felt tired and had a headache from caffeine withdrawal.
- Please record your caffeine intake for one week.
Cevabı göster
She felt tired and had a headache from caffeine withdrawal.
to head and neck injury and heart disease.
1:14baş ve boyun yaralanmalarına ve kalp hastalıklarına kadar çeşitlilik gösterir.
ranging from ... to ...: bir aralığın iki ucunu belirtmek
Ranging from A to B, bir kümenin bir aralığı kapsadığını ve A ile B’nin bu aralığın iki ucunu belirttiğini anlatır. Burada her uçta iki örnek vardır: ilk uçta dehydration ve caffeine withdrawal, ikinci uçta ise head and neck injury ve heart disease bulunur. With triggers ranging from A to B yapısında ranging from A to B şeklindeki -ing grubu triggers sözcüğünü açıklar. Bu yapı, geniş bir örnek grubunu tek ve kısa bir aralık hâlinde sunar.
Alıştırma
Cümleyi ranging from ... to ... ile tamamlayın: The museum displays objects ____ ancient coins ____ modern robots.
Cevabı göster
ranging from · to
Doctors have classified over 150 diagnosable types, Kelime
1:18Doktorlar 150'den fazla teşhis edilebilir türü sınıflandırmışlardır,
150'den fazla teşhis edilebilir tür
Over 150, tam olarak 150 değil, 150'den fazla anlamına gelir. Diagnosable, bir durumun teşhis yoluyla belirli bir rahatsızlık olarak tanımlanabileceğini belirten bir sıfattır. diagnosable types ifadesinde bu sözcük, yalnızca farklı deneyimlerin gündelik tanımlarını değil, tıbbi olarak tanınabilen kategorileri belirtir. -able eki, “yapılabilir” anlamı katar.
Alıştırma
Cümleyi “teşhis yoluyla belirlenebilen” anlamındaki sıfatla tamamlayın: The condition is ____ with a blood test.
Cevabı göster
diagnosable
all with different potential causes, symptoms, and treatments.
1:22hepsinin farklı potansiyel nedenleri, semptomları ve tedavileri vardır.
But we'll take just one common case a sinus infection as an example. Notlar
1:27Ancak örnek olarak yaygın bir vakayı, bir sinüs enfeksiyonunu ele alacağız.
take just one common case ... as an example: yaygın bir durumu örnek olarak seçmek
take A as an example kalıbı, daha geniş bir konuyu açıklamaya yardımcı olmak için belirli bir durumu seçer. Burada A, one common case ifadesidir ve bunun a sinus infection olduğu belirtilir. just one sözleri kapsamı daraltır: konuşmacı olası her durumu ele almayacak, sonraki açıklamayı düzenlemek için tek bir temsilî durum kullanacaktır.
Alıştırma
Belirli bir durumu tanıtan yapıyı tamamlayın: Let's take this case ____ an example.
Cevabı göster
as
sinus infection: sinüs enfeksiyonu
Sinus infection, sinüsleri yani burnun çevresinde ve yüzün diğer bölümlerinde bulunan hava dolu boşlukları etkileyen bir enfeksiyondur. Bu terim yalnızca burundaki herhangi bir rahatsızlığı değil, belirli bir tıbbi sorunu adlandırır. Bu cümlede, konuşmacının açıklamada kullanacağı belirli ve yaygın durumu tanımlar.
Alıştırma
sinus infection en özel anlamıyla ne demektir?
- Sinüs boşluklarını etkileyen bir enfeksiyon
- Boğaz enfeksiyonu
- Burundaki herhangi bir hafif rahatsızlık
Cevabı göster
Sinüs boşluklarını etkileyen bir enfeksiyon
a system of cavities: anatomideki boş alanlar
a system of cavities ifadesi, sinüsleri birbiriyle ilişkili içi boş alanlardan oluşan bir grup olarak tanımlar. System sözcüğü, sinüslerin tek bir boşluktan değil, birbiriyle ilişkili birkaç boşluktan oluştuğunu gösterir. Bu anatomi bağlamında cavities, vücudun içindeki boş alanlar demektir. Alın, burun ve yanaklardan söz eden çevredeki ifadeler, burada kastedilenin bir vücut yapısı olduğunu açıkça gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede cavities ne anlama geliyor?
- Vücudun içindeki boş alanlar
- Burun çevresindeki kaslar
- Çürük nedeniyle dişlerde oluşan oyuklar
Cevabı göster
Vücudun içindeki boş alanlar
our immune response: vücudun bir tehdide verdiği tepki
Immune response, bağışıklık sisteminin bir enfeksiyon, zararlı madde veya başka bir uyarıcı algıladığında gerçekleştirdiği eylemler bütünüdür. Immune response ifadesini sözlü bir “yanıt” olarak değil, sağlık bilimlerinde tek bir terim olarak anlayın. Bu cümlede our immune response, heats up fiilinin öznesidir. Our, bu yanıtın anlatılan vücuda ait olduğunu gösterir.
Alıştırma
Standart sağlık bilimi terimini tamamlayın: The vaccine can trigger an ____.
Cevabı göster
immune response
heats up: bölgenin ısınmasını sağlar
Burada heats up, bölgenin sıcaklığının yükselmesine neden olmak demektir. Bağışıklık yanıtı eylemi yapan öznedir ve the area nesnedir: heat + nesne + up. Nesne bir isim olduğunda parçacık isimden sonra da gelebilir: heats the area up. Nesne bir zamir olduğunda zamiri ortaya koyun: heats it up; heats up it demeyin. Nesne olmadan heat up, ısınmak anlamına gelir; örneğin The pan heats up quickly.
Alıştırma
Cümleyi heat up ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The afternoon sun ____ the playground.
Cevabı göster
heats up
roasting the bacteria and inflaming the cavities well past their usual size. Notlar
1:43bakterileri kavurur ve boşlukları normal boyutlarının çok ötesinde iltihaplandırır.
When our sinuses are infected: tetikleyici durumu önce verme
When our sinuses are infected, ana cümleden önce gelen, when ile kurulmuş bir yan cümleciktir. Vücudun tepkisini başlatan durumu verir; ardından ana cümle bu durumda ne olduğunu açıklar. Düzenli işleyen süreçler anlatılırken When A happens, B happens genellikle A her gerçekleştiğinde B'nin de çoğunlukla ardından geldiğini belirtir. Bu yapı, önce tetikleyiciyi sonra sonucu vererek dinleyicinin neden-sonuç zincirini izlemesini kolaylaştırır.
Alıştırma
Hangi cümle, tetikleyici durumu önce vermek ve ardından alışılmış sonucu belirtmek için bir when yan cümleciği kullanıyor?
- When the temperature drops below zero, water freezes.
- Water freezes because the temperature is below zero.
- At very low temperatures, water freezes.
Cevabı göster
When the temperature drops below zero, water freezes.
roasting the bacteria and inflaming: ısıyı canlı biçimde anlatan bir mecaz
Burada roasting the bacteria, bağışıklık tepkisinin bakterilere karşı etkisini canlı bir ısı görüntüsüyle anlatır. Vücudun bakterileri gerçekten pişirdiği anlamına gelmez; bu ifade görünmeyen bir süreci zihinde canlandırmayı kolaylaştırır. inflaming the cavities, bu boşlukların iltihaplanmasına neden olmak demektir. İki -ing yapısı and ile bağlanır ve aynı açıklama içinde birbiriyle bağlantılı iki sonucu gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede roasting the bacteria ifadesinin temel işlevi nedir?
- Bakterilerin yiyecek olarak hazırlandığını söylemek
- Bakterileri pişirmek için standart bir tıbbi yöntem vermek
- Bağışıklık tepkisinin ısısını canlı bir imgeyle anlatmak
Cevabı göster
Bağışıklık tepkisinin ısısını canlı bir imgeyle anlatmak
well past their usual size: normal boyutlarının çok ötesinde
Past, bir noktanın ya da sınırın aşıldığını gösterir. well past their usual size ifadesinde well, past'i güçlendiren bir derece zarfıdır; bu nedenle boşluklar normal boyutlarından yalnızca biraz değil, çok daha büyüktür. Bu ifade, normal sınırın ne kadar aşıldığına odaklanır. Aynı yapı zamanı, sayıları, yaşları veya ölçülebilen başka sınırları da anlatabilir.
Alıştırma
Bu cümlede well past their usual size ne anlama gelir?
- Tam olarak normal boyutlarındalar.
- Normal boyutlarından çok daha büyükler.
- Normal boyutlarından yalnızca biraz daha küçükler.
Cevabı göster
Normal boyutlarından çok daha büyükler.
The engorged sinuses put pressure on the cranial arteries and veins, Kalıp ifadeler
1:49Tıkanan sinüsler kraniyal arterler ve damarlar ile
engorged sinuses put pressure on: şişmiş sinüslerin baskı yapması
Bu tıbbi açıklamada engorged sinuses, dokularında fazladan kan veya sıvı bulunduğu için şişmiş ve dolgunlaşmış sinüsleri anlatır. Yalnızca normalden daha büyük oldukları anlamına gelmez. Put pressure on fiziksel etkiyi belirtir: şişmiş doku yakındaki atardamarlara, toplardamarlara ve kaslara baskı yapar. Aynı yapı, bir kişiyi veya grubu harekete geçirmek için uygulanan fiziksel olmayan baskıyı da anlatabilir.
Alıştırma
Sıkıştırır anlamındaki kalıbı tamamlayın: The swollen tissue ____ a nearby nerve.
Cevabı göster
puts pressure on
as well as: başka bir öge eklemek
Burada as well as, etkilenen başka bir grubu listeye ekler. Cümle önce kafatasındaki atardamarları ve toplardamarları söyler, ardından boyun ve baş kaslarını ekler. Bu kullanımda ve ayrıca ya da bunlara ek olarak anlamına gelir. Genellikle as well as ifadesinden önceki ögeyi ana bilgi, sonraki ögeyi ise ek bilgi olarak sunar.
Alıştırma
Ve ayrıca anlamındaki üç sözcüklü ifadeyi tamamlayın: The school library has comics ____ reference books.
Cevabı göster
as well as
Their pain receptors called nociceptors trigger in response, Kelime
1:57Nosiseptörler adı verilen ağrı reseptörleri buna tepki olarak harekete geçer
pain receptors called nociceptors: called ile teknik bir adı tanıtmak
pain receptors called nociceptors ifadesinde pain receptors anlaşılması kolay açıklamadır; called nociceptors ise bilimsel adı verir. Burada called, “adı verilen” demektir; cümlenin ana eylemi değildir. İsim + called + ad kalıbı bilimsel açıklamalarda yaygındır. Bir şeyi önce tanıdık sözcüklerle belirtmeyi, ardından teknik terimini eklemeyi sağlar.
Alıştırma
pain receptors called nociceptors ifadesinde called nociceptors ne işe yarar?
- Ağrı reseptörlerinin bilimsel adını verir.
- Reseptörlerin telefonla arama yaptığını söyler.
- Reseptörleri etkinleştiren eylemi anlatır.
Cevabı göster
Ağrı reseptörlerinin bilimsel adını verir.
cueing the brain to release a flood of neuropeptides Notlar
2:01ve beynin, kraniyal kan damarlarını iltihaplandıran
cueing the brain to release: sonraki tepkiyi başlatan sinyal
cue A to do B, A'ya bir tepkiyi başlatan sinyal ya da ipucu vermek demektir. Burada etkinleşen reseptörler cue the brain to release neuropeptides: beynin sonraki eylemi için gerekli sinyali sağlarlar. Cueing, önceki olayın sonucunda ortaya çıkan sonraki adımı ekleyen bir -ing yan cümlesidir. İki adımı nedensel bir sırayla bağlar: reseptörler etkinleşir ve bu sinyal beynin kimyasal maddeler salgılamasını sağlar.
Alıştırma
slow down kullanarak cue A to do B kalıbını tamamlayın: The warning light cued the driver ____.
Cevabı göster
to slow down
that inflame the cranial blood vessels, Kelime
2:05bir nöropeptit selini serbest bırakmasını işaret eder,
a flood of neuropeptides: büyük miktarda nöropeptit
a flood of neuropeptides ifadesinde a flood of, nöropeptitlerin hızlı ve büyük miktarda salınmasını sele benzeten bir mecazdır. Gerçek sudan söz etmez; çokluğu ve ani, güçlü akışı vurgular. neuropeptides, salınan maddelerin bilimsel adı olarak kalır. Bu yapı, kısa bir süre içinde çok sayıda şeyin gelmesini veya ortaya çıkmasını anlatmak için de kullanılabilir.
Alıştırma
Bu cümlede a flood of neuropeptides neyi vurguluyor?
- Hızla gelen büyük bir miktarı
- Nöropeptitleri taşıyan gerçek sel suyunu
- Belirli tek bir nöropeptidi
Cevabı göster
Hızla gelen büyük bir miktarı
inflame the cranial blood vessels: kafatasındaki kan damarlarını iltihaplandırmak
Burada inflame geçişli bir fiildir ve kafatasındaki kan damarlarının iltihaplanmasına neden olmak anlamına gelir. the cranial blood vessels, inflame fiilinin doğrudan nesnesidir; yapı inflame + vücut dokusu veya vücut bölümü şeklindedir. Bu ifade, başta şişmeye ve ısı artışına yol açan tıbbi bir süreci anlatır. Anlamı damarları yalnızca ısıtmak değil, iltihaplanmaya neden olmaktır.
Alıştırma
Dokuya iltihaplanmaya neden olmak anlamındaki fiille cümleyi tamamlayın: The infection can ____ the surrounding tissue.
Cevabı göster
inflame
This discomfort, paired with hypersensitive head muscles, Kalıp ifadeler
2:10Bu rahatsızlık, aşırı hassas baş kaslarıyla birleştiğinde
creates the sore, throbbing pain of a headache. Kelime
2:13baş ağrısının o sızlayan, zonklayan ağrısını yaratır.
paired with hypersensitive head muscles, ...: birlikte etkide bulunan ikinci bir etken eklemek
Paired with hypersensitive head muscles, bu rahatsızlıkla aşırı hassas baş kaslarının sonuca birlikte katkıda bulunan iki etken olduğunu anlatır. İfade, sonucu oluşturmaya yardımcı olan ikinci bir etken ekler. Burada paired with ... ana özne olan This discomfort'tan sonra araya giren bir geçmiş zaman ortacı öbeğidir. Ana fiilin yerini almaz; ana fiil hâlâ creates'tir. Bir etkeni önce verip aynı sonuca birlikte katkıda bulunan başka bir etkeni eklemek için kullanılır.
Alıştırma
İki etkenin birlikte çalıştığını gösteren ifadeyi ekleyerek cümleyi tamamlayın: The new safety rule, ____ better training, reduced accidents.
Cevabı göster
paired with
sore, throbbing pain: hassasiyeti ve nabız gibi atan ritmi anlatmak
Sore, throbbing pain aynı ağrıyı iki yönüyle betimler. Sore, dokunulduğunda veya kullanıldığında rahatsız eden hassas, sızlayan ya da tahriş olmuş bir his verir. Throbbing ise ağrının tekrarlanan dalgalar hâlinde nabız gibi atıyor veya vuruyor gibi hissedilmesi demektir. Bu iki sıfat birlikte ağrının hem niteliğini hem de ritmini anlatır. Sadece it hurts demekten daha somut bir ağrı tasviri sağlar.
Alıştırma
Hassas veya sızlayan ve nabız gibi atan bir ağrıyı en iyi hangi ifade anlatır?
- sharp pain
- sore, throbbing pain
- dull pain
Cevabı göster
sore, throbbing pain
Not all ...: Kısmi olumsuzluk
Not all kısmi olumsuzluk bildirir: bir ifadenin bütün grup ya da miktar için geçerli olmadığını söyler. Bu cümlede şişlik bazı baş ağrılarını açıklayabilir, ancak hepsini açıklamaz. Bu ifade, şişlikten kaynaklanan hiçbir baş ağrısı olmadığı anlamına gelmez. Genel olarak Not all + isim + fiil yapısı, bazı durumlarda geçerli olma ihtimalini koruyarak aşırı genellemeyi düzeltir.
Alıştırma
Bazı ilaçların uyuşukluğa neden olabileceğini, ancak hepsinin olmadığını anlatan cümle hangisidir?
- No medicines cause drowsiness.
- Not all medicines cause drowsiness.
- All medicines cause drowsiness.
Cevabı göster
Not all medicines cause drowsiness.
cause varying degrees of discomfort in each headache. Kalıp ifadeler
2:24her baş ağrısında değişen derecelerde rahatsızlığa neden olur.
cause varying degrees of discomfort: Farklı derecelerde rahatsızlığa neden olmak
cause varying degrees of discomfort ifadesi “farklı düzeylerde hoş olmayan his veya ağrı oluşturmak” anlamına gelir. Cause sonucu belirtir; varying degrees of discomfort ise rahatsızlığın şiddetinin her baş ağrısında aynı olmadığını gösterir. varying degrees of + isim yapısı şiddet, miktar veya ciddilik farklarını anlatabilir. Yalnızca fiziksel rahatsızlık için değil, risk, difficulty, concern ve success gibi soyut kavramlarla da kullanılır.
Alıştırma
Miktarın veya şiddetin durumdan duruma farklı olduğunu göstermek için varying degrees of + isim yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- The new rule caused varying degree of confusion among the staff.
- The new rule caused varying degrees of confusion among the staff.
- The new rule caused varying degrees confusion among the staff.
Cevabı göster
The new rule caused varying degrees of confusion among the staff.
But all cases are reactions to some cranial irritant. Kelime
2:27Ancak tüm vakalar bir tür kraniyal tahriş ediciye karşı verilen reaksiyonlardır.
are reactions to some cranial irritant: kafatası bölgesindeki tahriş edici etkene verilen tepkiler
Burada are reactions to, her vakayı vücudun bir tetikleyiciye verdiği tepki olarak sunar. to edatı, tepkiye neden olan şeyi belirtir. Cranial irritant, kafatası veya başla ilişkili doku ya da yapıları tahriş eden veya baskı altında bırakan bir etkendir. Bu tıbbi bağlamda irritant, fiziksel bir tetikleyici demektir; sinir bozucu bir kişi demek değildir.
Alıştırma
Bu cümlede cranial irritant ne anlama geliyor?
- Baş veya kafatası bölgesinde fiziksel tahrişe neden olan bir etken
- Baş ağrısı olan sinir bozucu bir kişi
- Başa takılan bir süs
Cevabı göster
Baş veya kafatası bölgesinde fiziksel tahrişe neden olan bir etken
While the cause is clear in secondary headaches, Dilbilgisi
2:32İkincil baş ağrılarında neden açıkken,
the origins of primary headaches remain unknown.
2:35birincil baş ağrılarının kökeni bilinmemektedir.
While the cause is clear ..., the origins ... remain unknown: while ile karşıtlık
Burada While zaman ilişkisi değil, karşıtlık bildirir. İkincil baş ağrılarının bilinen nedeni ile birincil baş ağrılarının bilinmeyen kökenlerini karşı karşıya getirir. While A, B yapısı, açıklayıcı bir metinde iki farklı gerçeği yan yana sunmayı sağlar. Remain unknown, kökenlerin bilinmeyen durumda kalmaya devam ettiğini belirtir.
Alıştırma
Hangi cümlede while, örnekteki gibi iki gerçeği karşılaştırmak için kullanılmıştır?
- While the library is small, it has an excellent collection.
- While I was walking home, it began to rain.
- We waited for a while outside.
Cevabı göster
While the library is small, it has an excellent collection.
Scientists are still investigating potential triggers for the three types of primary headaches: Kalıp ifadeler
2:39Bilim insanları hala üç tür birincil baş ağrısı için potansiyel tetikleyicileri araştırıyorlar:
olası tetikleyicileri hâlâ araştırıyorlar
Are still investigating, şimdiki zaman yapısını still ile birleştirir. Araştırmanın daha önce başladığını, şimdi de sürdüğünü ve henüz kesin bir yanıt vermediğini anlatır. Potential triggers, bir baş ağrısı atağını tetikleyebilecek etkenler demektir. Potential belirsizlik bildirir; triggers ise kendiliğinden temel nedenler anlamına gelmez.
Alıştırma
Araştırmanın sürdüğünü ve şüphelenilen tetikleyicilerin henüz kesinleşmediğini en iyi hangi cümle gösterir?
- Scientists are ignoring known triggers.
- Scientists are still investigating potential triggers.
- Scientists have proved every cause.
Cevabı göster
Scientists are still investigating potential triggers.
and most common of all, the tension headache. Kalıp ifadeler
2:50ve en yaygını olan gerilim tipi baş ağrısı.
tekrarlayan, uzun süren migrenler
Recurring, migrenlerin tekrar tekrar ortaya çıktığını anlatır. Long-lasting ise nispeten uzun süre devam ettiklerini anlatır. Bu iki sıfat farklı bilgiler verir: recurring tekrar sıklığıyla, long-lasting ise süreyle ilgilidir. Her atak kısa olsa bile migren tekrarlayabilir.
Alıştırma
Hangi açıklama recurring, long-lasting migraines ifadesine uyar?
- Tekrar tekrar ortaya çıkarlar ama her zaman çabuk biterler.
- Tekrar tekrar ortaya çıkarlar ve uzun süre devam edebilirler.
- Yalnızca bir kez ortaya çıkarlar ama uzun süre devam ederler.
Cevabı göster
Tekrar tekrar ortaya çıkarlar ve uzun süre devam edebilirler.
intensely painful, rapid-fire cluster headaches: son derece ağrılı ve sık aralıklarla gelen küme baş ağrıları
Intensely, painful sözcüğünün derecesini güçlendirir; bu nedenle intensely painful son derece ağrılı demektir. Rapid-fire, peş peşe ateşlenen atışlar fikrine dayanan mecazlı bir bileşik sıfattır; burada baş ağrısı ataklarını hızlı, tekrarlayan ve birbirine yakın bir dizi hâlinde sunar. İki niteleyici farklı bilgiler verir: intensely painful ağrının şiddetini, rapid-fire ise atakların düzenini ve hızını anlatır. Rapid-fire, ağrının silah sesinden kaynaklandığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede rapid-fire temel olarak neyi anlatıyor?
- Ağrıya silah sesi neden olur.
- Her baş ağrısı yalnızca bir saniye sürer.
- Baş ağrısı atakları hızlı ve kısa aralıklarla peş peşe gelir.
Cevabı göster
Baş ağrısı atakları hızlı ve kısa aralıklarla peş peşe gelir.
most common of all: bir listedeki en sık görülen öğeyi belirtmek
Most common, common sözcüğünün en üstünlük biçimidir: Bir kümedeki diğer her öğeden daha sık görülen öğeyi belirtir. Of all karşılaştırma grubunu verir; burada az önce sıralanan tüm baş ağrısı türlerini ifade eder. Listenin sonunda and son öğeyi eklerken most common of all, dinleyiciye bu son öğenin en sık görülen öğe olduğunu bildirir ve onu vurgular. Bu ifade, bütün türlerin yaygın ya da eşit sıklıkta olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi “listedeki diğer her öğeden daha sık görülen” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: The report found spelling mistakes, missing dates, and, ____, unclear labels.
Cevabı göster
most common of all
As the name suggests: adı açıklama için ipucu olarak kullanmak
“As the name suggests”, dinleyiciye terimin adını sonraki açıklama için ipucu olarak kullanmasını söyler. Burada tension headache içindeki tension, sıkılık ve basınç hissine işaret eder. Bu ifade bilgiyi, bilinen bir addan o adın tanımladığı veya beklettiği özelliğe geçerek düzenler. Suggests burada “ipucu verir” demektir; ad tek başına sonraki her ayrıntıyı kanıtlamaz.
Alıştırma
Bu cümlede başlangıçtaki ifade ne işe yarıyor? “As the name suggests, a solar-powered lamp uses sunlight for energy.”
- Konuşanın ürünün adını bizzat seçtiğini söyler.
- Ürünün adının yanlış olduğu konusunda uyarır.
- Özelliğini açıklamadan önce ürünün adını ipucu olarak kullanır.
Cevabı göster
Özelliğini açıklamadan önce ürünün adını ipucu olarak kullanır.
are known for creating the sensation of: tipik bir hissi anlatmak
“Be known for + isim veya -ing biçimi”, bilinen ya da tipik bir özelliği sunar. Burada özne çoğul olduğu için be, are biçiminde kullanılır ve for sonrasında create değil creating gelir. “Create the sensation of + isim veya -ing yapısı”, belirli bir his ya da izlenim yaratmak anlamına gelir. Sıkı bant, basıncın nasıl hissedildiğini anlatır; başın etrafında gerçekten bir bant olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi “üretmesiyle genel olarak bilinir” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: The cooling gel ____ a cool breeze on the skin.
Cevabı göster
is known for creating the sensation of
a tight band squeezed around the head: başı saran baskı imgesi
Bu ifade baş ağrısını somut bir görüntüyle anlatır: baskı, dar bir bant başı çevreleyip içeri doğru sıkıyormuş gibi hissedilir. Bant hayalidir; bu nedenle ifade gerçek bir nesneyi değil, başın çevresindeki baskıyı anlatır. Burada squeezed around the head, band sözcüğünü açıklar ve that is squeezed around the head yapısının kısaltılmış biçimi gibi çalışır. Bu isim ve ortaç kalıbı, görsel bir ayrıntıyı kısa biçimde ekler.
Alıştırma
Cümlede a tight band squeezed around the head ne anlama gelir?
- Başın derisi soğuk hissedilir.
- Baş ağrısı, başın etrafında giderek sıkılaşan bir baskı gibi hissedilir.
- Kişinin başına gerçekten bir bant bağlanmıştır.
Cevabı göster
Baş ağrısı, başın etrafında giderek sıkılaşan bir baskı gibi hissedilir.
These headaches increase the tenderness of the pericranial muscles, Kalıp ifadeler
3:02Bu baş ağrıları, perikranyal kasların hassasiyetini artırır,
which then painfully pulse with blood and oxygen.
3:05bu kaslar daha sonra kan ve oksijenle acı verici bir şekilde zonklar.
increase the tenderness of: bir bölgeyi dokunulduğunda daha ağrılı yapmak
Bu tıbbi bağlamda increase the tenderness of, belirtilen vücut bölümünü dokunulduğunda veya bastırıldığında daha ağrılı ya da hassas hâle getirmek demektir. Increase, bu belirtinin derecesinde artış olduğunu gösterir. Burada tenderness, duygusal sıcaklık veya nezaket değil, klinik bir belirtidir. Kalıp increase the tenderness of + vücut bölümü veya alan şeklindedir.
Alıştırma
Dokunma ağrısı için tenderness kullanan dört sözcüklü tıbbi kalıpla cümleyi tamamlayın: The bruise can ____ the skin near your elbow.
Cevabı göster
increase the tenderness of
Patients report stress, dehydration, and hormone changes as triggers, Kalıp ifadeler
3:10Hastalar stres, susuzluk ve hormon değişikliklerini tetikleyiciler olarak bildirirler,
Patients report ... as triggers: hastaların …ı tetikleyici olarak bildirmesi
Patients report A as triggers kalıbında report, gözlemin kaynağının hastalar olduğunu gösterir. Hastalar stresin, susuzluğun ve hormon değişikliklerinin belirtileri tetiklediğini düşündüklerini belirtir; cümle, bilimin bu bağlantıyı kanıtladığını iddia etmez. Bir trigger, bir atağı başlatabilir veya kötüleştirebilir, ancak hastalığın altında yatan neden olmak zorunda değildir. Bu kalıp, bildirilen bir deneyimi kesinleşmiş bir sonuçtan ayırır.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrenilen kaynak bildirme kalıbıyla tamamlayın: Several users ____ screen glare ____ a trigger for headaches.
Cevabı göster
report · as
but these don't fit the symptoms quite right. Kalıp ifadeler
3:14ancak bunlar semptomlara tam olarak uymaz.
don't fit the symptoms quite right: belirtilerle tam olarak örtüşmemek
Fit the symptoms, belirtilerin örüntüsüyle uyuşmak veya bu örüntüyü açıklamak demektir. Bir fikir, tanı veya öne sürülen neden doesn't fit the symptoms ise gözlenen örüntü onu tam olarak desteklemiyor demektir. Olumsuz bir ifadede quite right, tamamen veya tam olarak doğru anlamına gelir. Bu nedenle don't fit ... quite right, uyuşmazlığa ölçülü biçimde işaret eder: bazı ayrıntılar uyabilir, ancak genel eşleşme yeterince iyi değildir.
Alıştırma
Hangi cümle, bir teori ile kanıtların tam olarak uyuşmadığını ölçülü biçimde ifade eder?
- This theory directly contradicts every piece of evidence.
- This theory fits the evidence perfectly.
- This theory doesn't fit the evidence quite right.
Cevabı göster
This theory doesn't fit the evidence quite right.
the frontal lobe actually shrinks away from the skull, Öbek fiiller
3:20frontal lob aslında kafatasından uzaklaşarak küçülür,
shrinks away from: küçülerek uzaklaşmak
shrink away from something yapısında shrink küçülmek veya büzülmek, away from ise mesafenin değiştiğini belirtir. Özne büzülerek geri çekilir ve referans noktasına artık eskisi kadar yakın olmaz. Burada değişen şey frontal lob, referans noktası ise kafatasıdır. Bu nedenle ifade hem dokunun küçülmesini hem de kafatasıyla arasındaki boşluğun artmasını anlatır.
Alıştırma
Cümleyi shrink away from ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: As the rubber cooled, it ____ the metal rim, leaving a small gap.
Cevabı göster
shrank away from
creating forehead swelling that doesn't match the location of the pain in tension headaches. Kalıp ifadeler
3:23bu da gerilim baş ağrılarındaki ağrının yeriyle uyuşmayan bir alın şişkinliği yaratır.
that doesn't match the location of the pain: ağrının konumuyla örtüşmüyor
That, forehead swelling ifadesini açıklayan bir ilgi cümleciği başlatır. Bu cümlecikte doesn't match the location of, şişliğin ağrının bulunduğu yerden farklı bir yerde olduğunu belirtir. Bu yapı, bir iddia veya gözlemi bir şeyin gerçekte gerçekleştiği yerle karşılaştırır. Konumların uyuşmaması, iki kanıtın birbiriyle örtüşmediğini gösterebilir.
Alıştırma
"The report mentions a crack that doesn't match the location of the water stain," cümlesindeki ilgi cümleciği bize ne anlatıyor?
- Su lekesi çatlaktan önce ortaya çıkmıştır.
- Çatlak ve su lekesi farklı yerlerdedir.
- Çatlak ve su lekesi tam olarak aynı boyuttadır.
Cevabı göster
Çatlak ve su lekesi farklı yerlerdedir.
Scientists have theories for what the actual cause is,
3:29Bilim insanlarının asıl nedenin ne olduğu konusunda,
ranging from spasming blood vessels to overly sensitive nociceptors, Dilbilgisi
3:32spazm geçiren kan damarlarından aşırı hassas nosiseptörlere kadar değişen teorileri vardır,
ranging from ... to ...: iki uç nokta arasındaki aralığı belirtmek
Ranging from A to B bir dizi olasılığın, türün veya öğenin kapsadığı aralığı gösterir. Burada A spasming blood vessels, B ise overly sensitive nociceptors; yani nedenle ilgili teoriler bu iki uç noktayı kapsıyor. Bu yapı bilgiyi bir aralık olarak düzenler. Bir nedenin diğerine dönüştüğü ya da yalnızca bu iki olasılığın bulunduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Aralık ifadesini tamamlayın: The exhibit has objects ranging ____ simple tools ____ complex machines.
Cevabı göster
from · to
no one knows for sure: henüz kesinlik olmadığını belirtmek
Know for sure, bir şeyi doğrulanmış kabul edecek kadar kesin biçimde bilmek demektir. Özne no one olduğunda no one knows for sure, teoriler, ipuçları veya tahminler bulunsa bile o anda hiç kimsenin kesin bir cevabı olmadığını belirtir. Buradaki but, daha önce sözü edilen teorilere bir bilgi sınırı koyar: konuşan kişi olası açıklamaları kabul eder, ancak nedenin hâlâ kesinleşmediğini vurgular.
Alıştırma
No one knows for sure ifadesini en iyi açıklayan cümle hangisidir?
- Herkes kesin cevabı zaten biliyor.
- Bazı fikirler var ama cevap kesin değil.
- Hiç kimse bu konuyu araştırmadı.
Cevabı göster
Bazı fikirler var ama cevap kesin değil.
Meanwhile, most headache research is focused on more severe primary headaches. Notlar
3:39Bu arada, baş ağrısı araştırmalarının çoğu daha şiddetli birincil baş ağrılarına odaklanmaktadır.
Meanwhile: paralel bir bilgi akışına geçiş
Cümlenin başındaki Meanwhile, dinleyiciyi aynı genel döneme ait farklı bir duruma taşır. Burada dikkati baş ağrısı araştırmalarının hangi yöne odaklandığına çevirir. Paralel bilgi akışlarını düzenler; iki eylemin tam olarak aynı anda gerçekleşmesi gerektiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Aynı genel dönemdeki paralel bir eyleme geçiş yapan bağlayıcıyı seçin: Mia packed the food. ___, Leo checked the map.
- Because
- Meanwhile
- Then
Cevabı göster
Meanwhile
most headache research is focused on: araştırmanın ana odağını belirtmek
most + noun + research + is focused on + topic kalıbı, bir alandaki araştırmaların büyük bölümünün ana dikkatini, zamanını veya kaynaklarını tek bir konuya ayırdığını belirtir. Burada bu konu, daha şiddetli birincil baş ağrılarıdır. Bu kullanımda research sayılamayan bir isimdir, bu nedenle tekil is ile kullanılır. Most tamamı değil büyük bölümü demektir; on ise odağın yöneldiği konuyu tanıtır.
Alıştırma
Cümleyi be focused on ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Most climate research ____ long-term change.
Cevabı göster
is focused on
that can last from 4 hours to 3 days. Dilbilgisi
3:50ve 4 saatten 3 güne kadar sürebilen tekrarlayıcı baş ağrılarıdır.
kafatasında mengeneyle sıkılıyormuş gibi bir his
İngilizcedeki vise sözcüğü, bir nesneyi iki çenesi arasında sıkıca tutan mengene adlı aleti belirtir. Vise-like ifadesindeki -like eki “benzer” anlamı verir; böylece baştaki his, mengeneyle sıkılmaya benzetilir. Bu bir benzetmedir; kafatasının üzerinde gerçek bir mengene olduğu anlamına gelmez. Baş çevresindeki yoğun basıncı veya sıkışmayı vurgular.
Alıştırma
“The tight band created a vise-like pressure around his chest,” cümlesinde vise-like nasıl bir hissi anlatır?
- Ani bir ışık parlaması
- Hafif bir kaşıntı
- Güçlü ve sıkıştırıcı bir basınç
Cevabı göster
Güçlü ve sıkıştırıcı bir basınç
4 saatten 3 güne kadar sürebilen that cümleciği
That, hemen önce anlatılan hissin olası süresini ekleyen bir ilgi cümleciği başlatır. Burada last, “bir süre boyunca devam etmek” anlamında geçişsiz bir fiildir. Can last from A to B kalıbı, olası en kısa ve en uzun süreleri verir. Başlangıç ve bitiş saatlerini değil, bir süre aralığını anlatır; from 4 hours to 3 days, bu aralık içindeki herhangi bir süre anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi last from ... to ... ile tamamlayın: Depending on traffic, the trip can ____ twenty minutes to an hour.
Cevabı göster
last from
these attacks are intense enough to overload the brain with electrical energy, Dilbilgisi
3:55bu ataklar beyni elektrik enerjisiyle aşırı yükleyecek kadar yoğundur,
intense enough to overload: sıfat + enough to + fiil
Sıfat + enough to + fiilin yalın hâli kalıbı, sıfatın bir sonuç doğurmak için gereken düzeye ulaştığını belirtir. intense enough to overload ifadesinde intense atakların şiddetini, to overload ise bu şiddetin yol açabileceği sonucu anlatır. enough sıfattan sonra gelir ve to’dan sonra fiilin yalın hâli kullanılır. Böylece ifade yalnızca atakların yoğun olduğunu söylemez; yoğunluk ile sonucu birbirine bağlar.
Alıştırma
Derece ile sonucu bağlayan yapıyı kullanarak cümleyi tamamlayın: The flashlight was bright ____ guide us through the tunnel.
Cevabı göster
enough to
In 20% of cases: istatistiksel bir oranı belirtmek
In 20% of cases, söylenenlerin tüm vakalar için değil, vakaların beşte biri için geçerli olduğunu belirtir. Önce oranı verir, sonra bu grupta ne olduğunu açıklar. Buradaki case tek bir vaka, örnek olay ya da durum anlamına gelir. In X% of cases kalıbı bulguları, riskleri ve diğer istatistikleri açıkça sunmak için kullanışlıdır.
Alıştırma
İlgili vakaların yüzde 30’unda sonucun geciktiğini doğal biçimde bildiren cümle hangisidir?
- On 30% of cases, the results were delayed.
- In 30% of cases, the results were delayed.
- At cases of 30%, the results were delayed.
Cevabı göster
In 30% of cases, the results were delayed.
hyper-excites sensory nerve endings: hyper- aşırı etkinleşmeyi belirtir
hyper- ön eki “normalin üzerinde”, “aşırı” veya “fazla” anlamı verir. hyper-excites içinde excites fiilinin derecesini yükseltir: sinir uçları yalnızca uyarılmaz, aşırı derecede uyarılır. sensory nerve endings, dokunma veya ağrı gibi sinyalleri algılayan sinir uçlarıdır. Bu nedenle bütün ifade, bu uçların alışılmadık derecede güçlü biçimde etkinleşmesini anlatır.
Alıştırma
“Fazla” anlamındaki ön ekle kelimeyi tamamlayın: The rash made her skin ____sensitive to touch.
Cevabı göster
hyper
produces hallucinations, called auras: aura kelimesinin tıbbi anlamı
Produces hallucinations bir şeyin alışılmadık algılara yol açtığını belirtir; called auras ise that are called auras anlamına gelen kısaltılmış bir edilgen yapıdır. Önceki hallucinations sözcüğüne daha özel bir ad verir. Tıbbi bağlamda aura, genellikle migrenle veya başka bir nörolojik durumla ilişkili olan geçici görsel, duyusal ya da başka bir algısal bozukluktur. Buradaki aura, bir kişinin veya yerin çevresindeki günlük “atmosfer” anlamında kullanılmaz.
Alıştırma
Migren hakkında tıbbi bir cümlede aura ne anlama gelir?
- Geçici bir görsel veya duyusal bozukluk
- Bir odanın atmosferi
- Baş ağrısından sonra alınan bir ilaç
- Dekoratif bir ışık halkası
Cevabı göster
Geçici bir görsel veya duyusal bozukluk
which can include seeing flashing lights and geometric patterns, Dilbilgisi
4:07yanıp sönen ışıklar ve geometrik desenler görmeyi,
and experiencing tingling sensations.
4:10ve karıncalanma hissini içerebilen halüsinasyonlar üretir.
can include seeing ... and experiencing ...: include sonrasında -ing biçimi
include ifadesinden sonra, daha büyük bir bütünün parçasını adlandırmak için bir isim ya da -ing biçimi kullanılır. Burada seeing ... ve experiencing ... iki paralel -ing öbeğidir ve include doing A and doing B kalıbını oluşturur. Bu kullanımda include to see ya da include to experience yazılmaz.
Alıştırma
answer ve help fiillerini doğru biçime getirin: The role includes ____ emails and ____ customers.
Cevabı göster
answering · helping
Cluster headaches, another primary headache type, Anlatım akışı
4:14Bir başka birincil baş ağrısı türü olan küme tipi baş ağrıları,
Cluster headaches, another primary headache type: açıklayıcı ad öbeğiyle sınıflandırma
another primary headache type, Cluster headaches ifadesini başka bir ad öbeğiyle yeniden adlandıran ve kategorisini belirten açıklayıcı bir eş görevli ad öbeğidir. İki ad öbeği aynı rahatsızlığa gönderme yapar; virgüller bunun ek bilgi olduğunu gösterir. Bu bilgi sıralaması açıklayıcı metinlerde yaygındır: yeni bir terim tanıtılır, hemen bilinen bir kategoriye yerleştirilir ve ayrı bir tanım cümlesi kurmadan ana cümleye devam edilir.
Alıştırma
Bu cümlede açıklayıcı ad öbeğinin görevi nedir? Maya, our team captain, spoke first.
- Maya'nın ne zaman konuştuğunu belirtir.
- Maya'nın rolünü belirtir.
- Maya'nın nasıl konuştuğunu açıklar.
Cevabı göster
Maya'nın rolünü belirtir.
leading to a red eye, constricted pupil, and drooping eyelid. Notlar
4:20bu da gözde kızarıklığa, göz bebeğinde daralmaya ve göz kapağı düşüklüğüne yol açar.
burning, stabbing bursts of pain: yanıcı ve saplanıcı ağrı nöbetleri
burning, yanma ya da sıcaklık hissi veren ağrıyı; stabbing ise sivri bir şey batıyormuş gibi keskin ağrıyı anlatır. Bu iki sıfat da bursts of pain ifadesindeki ağrıyı niteler. bursts of pain, ağrının sürekli kalmak yerine kısa ve ani nöbetler hâlinde ortaya çıktığını belirtir. İfade bütünüyle hem ağrının nasıl hissettirdiğini hem de nasıl ortaya çıktığını anlatır; yalnızca pain demekten daha özeldir.
Alıştırma
Sıcak mı yoksa keskin mi olduğunu belirtmeden, kısa ve ani nöbetler hâlinde gelen ağrıyı hangi ifade anlatır?
- stabbing pain
- bursts of pain
- burning pain
Cevabı göster
bursts of pain
leading to: sonuç eklemek
Burada leading to, az önce sözü edilen durumun veya olayın sonucunu tanıtır. “Neden olarak” ya da “bunun sonucunda ...” anlamına gelir ve önceki ağrıyı daha sonra sıralanan göz değişikliklerine bağlar. -ing yapısı, yeni ve tam bir cümle değil, eklenen bir sonuç yapısıdır. Bu kalıpta to bir edattır ve ardından sonucu gösteren isim öbeği gelir. Böylece leading to açıklamayı açık bir neden-sonuç zinciri hâline getirir.
Alıştırma
Virgülden sonra bir sonucu doğru şekilde ekleyen ifadeyi seçin: The sensor failed, ___ a false alarm.
- leading someone to
- leading to
- lead to
Cevabı göster
leading to
constricted pupil ... drooping eyelid: daralmış göz bebeği ve düşük göz kapağı
Bu belirti listesinde constricted, normalden daha küçük veya dar hâle gelmiş bir göz bebeğini anlatır. A constricted pupil, gözle görülebilen bu değişikliğin tıbbi tanımıdır. Drooping, göz kapağının normalden daha aşağı sarkmasını anlatır. Tam ifadeyi drooping eyelid olarak okuyun: ilk sıfat göz bebeğinin boyutunu, ikinci sıfat ise göz kapağının konumunu açıklar.
Alıştırma
Cümleyi dersteki iki belirti ifadesiyle tamamlayın: A pupil that becomes unusually small is called a ____, while an eyelid that hangs lower than normal is called a ____.
Cevabı göster
constricted pupil · drooping eyelid
What can be done about these conditions, Anlatım akışı
4:26Pek çok insanın yaşam kalitesini dramatik bir şekilde etkileyen
which dramatically affect many people's quality of life? Kalıp ifadeler
4:28bu durumlar hakkında ne yapılabilir?
What can be done about ...?: çözümlere geçiş
What can be done about ...? hangi eylem veya çözümlerin mümkün olduğunu sorar. Edilgen can be done yapısı, kimin harekete geçmesi gerektiğini belirtmek yerine verilecek karşılığa odaklanır. Burada konuşmayı düzenleme işlevi de görür: konuşmacı rahatsızlıkları ve etkilerini anlattıktan sonra, sırada tedavi veya başka çözüm yollarının olduğunu göstermek için bu soruyu kullanır. Aynı kalıp herhangi bir sorundan olası çözümlere geçmek için kullanılabilir.
Alıştırma
Geçişi dersteki edilgen soru kalıbıyla tamamlayın: Our town produces too much food waste. ____ this problem?
Cevabı göster
What can be done about
birçok insanın yaşam kalitesini etkilemek
Bu cümlede affect many people's quality of life, rahatsızlıkların insanların rahatlık, sağlık, ruh hâli ve normal etkinlikleri yapabilme becerisi dâhil günlük yaşamlarını büyük ölçüde değiştirdiğini anlatır. Quality of life, gelir veya maddi rahatlıktan daha geniş bir kavramdır. Burada dramatically, affect fiilinin derecesini güçlendirir: etki büyük veya ciddidir; sözcük teatral bir anlam taşımaz.
Alıştırma
Cümleyi genel sağlık, rahatlık ve günlük işlevleri anlatan üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Chronic pain can affect a person's ____.
Cevabı göster
quality of life
can be treated with over-the-counter pain medications such as anti-inflammatory drugs that reduce cranial swelling. Notlar
4:34kraniyal şişliği azaltan anti-enflamatuar ilaçlar gibi reçetesiz ağrı kesici ilaçlarla tedavi edilebilir.
… ile tedavi edilebilir
Can be treated with, can + be + geçmiş zaman ortacı biçimindeki kip fiilli edilgen yapıdır. Bir rahatsızlığın tedavi edilebileceğini belirtir; tedaviyi kimin uyguladığı söylenmek zorunda değildir. With, tedavide kullanılan ilacı, terapiyi veya yöntemi tanıtır. Bu cümlede tedavi aracı reçetesiz ağrı kesicilerdir.
Alıştırma
Treat fiilini can + be + geçmiş zaman ortacı yapısında kullanın ve tedaviyi tanıtan edatı da ekleyin: This bacterial infection ____ antibiotics.
Cevabı göster
can be treated with
over-the-counter pain medications such as anti-inflammatory drugs: reçetesiz ağrı kesiciler ve iltihap giderici ilaç örneği
İlaç bağlamında over-the-counter, genellikle OTC olarak kısaltılır ve reçetesiz alınabilir anlamına gelir. Burada pain medications ifadesini niteler; dolayısıyla doktor reçetesi olmadan satın alınabilen ağrı kesicileri anlatır. İlacın mağazada nerede durduğunu belirtmez. Such as bir örnek sunar. Bu cümlede anti-inflammatory drugs, söz konusu reçetesiz ilaç grubuna giren iltihap giderici ilaçları ifade eder; bütün iltihap giderici ilaçların reçetesiz satıldığı anlamına gelmez.
Alıştırma
over-the-counter pain medication ne anlama gelir?
- Her zaman reçete gerektiren ağrı kesici
- Reçetesiz satın alınabilen ağrı kesici
- Herkes için güvenli olan ağrı kesici
Cevabı göster
Reçetesiz satın alınabilen ağrı kesici
can be proactively avoided: önceden harekete geçilerek kaçınılabilir
Can be avoided, can + be + geçmiş zaman ortacı yapısındaki kiplik fiilli edilgen yapıdır. Belirli bir kişiyi eylemi yapan kişi olarak belirtmeden, tetikleyicileri insanların kaçınabileceği şeyler olarak sunar. Proactively, sorun ortaya çıkmadan önce harekete geçme anlamını ekler. Birlikte can be proactively avoided, sonradan tepki vermeyi beklemek yerine önceden alınan önlemlerin bu tetikleyicilerin ortaya çıkma veya sizi etkileme olasılığını azaltabileceğini anlatır.
Alıştırma
Önceden yapılan bir eylemin bir şeyi önleyebileceği anlamına gelen dersteki dört sözcüklü yapıyla cümleyi tamamlayın: Many delays ____ by checking the route early.
Cevabı göster
can be proactively avoided
Migraines and cluster headaches are more complicated,
4:49Migrenler ve küme tipi baş ağrıları ise daha karmaşıktır
and we haven't yet discovered reliable treatments that work for everyone. Notlar
4:52ve henüz herkes için işe yarayan güvenilir tedaviler keşfedebilmiş değiliz.
we haven't yet discovered: şimdiye kadar henüz keşfetmedik
Have not discovered, present perfect yapısının olumsuz biçimidir: have + not + geçmiş zaman ortacı. we haven't yet discovered ifadesinde haven't, have not ifadesinin kısaltmasıdır; discovered ise geçmiş zaman ortacıdır. Yet bu olumsuz yan cümlede “şimdiye kadar” anlamına gelir. Keşif şu ana dek gerçekleşmemiştir, ancak daha sonra gerçekleşebilir. Bu nedenle yapı, henüz tamamlanmamış araştırma ilerlemesini anlatmak için kullanışlıdır.
Alıştırma
Keşfin şimdiye kadar gerçekleşmediğini belirtmek için cümleyi dersteki kısaltma ve sözcük sırasıyla tamamlayın: Scientists ____ what causes the disease.
Cevabı göster
haven't yet discovered
reliable treatments that work for everyone: herkes için işe yarayan güvenilir tedaviler
Reliable treatments, güvenilir sonuçlar verdiğine inanılabilen tedavilerdir. that work for everyone ilgi cümleciği ek bir koşul getirir: tedaviler her kişi için etkili olmalıdır. Bir tedavi, ilaç, plan veya yöntem works for someone olduğunda, o kişi için etkili ya da uygun demektir. Buradaki work for, “tarafından işe alınmak” veya “birinin yerine çalışmak” anlamına gelmez.
Alıştırma
“This medicine works for me” ne anlama gelir?
- İlaç işimi benim yerime yapıyor.
- İlaç benim için etkilidir.
- Bu ilaç tarafından işe alındım.
Cevabı göster
İlaç benim için etkilidir.
But thankfully, pharmacologists and neurologists are hard at work cracking these pressing mysteries Deyimler
4:57Ancak neyse ki, farmakologlar ve nörologlar,
pharmacologists and neurologists are hard at work: farmakologlar ve nörologlar yoğun biçimde çalışıyor
Be hard at work, kişinin etkin ve ciddi biçimde işe koyulmuş olduğunu anlatan kalıplaşmış bir ifadedir. Burada are, iki bilim insanı grubunu bu duruma bağlar; ardından gelen -ing yapısı da üzerinde çalıştıkları işi belirtir. Hard, gösterdikleri çabanın yoğunluğunu anlatır. Fiziksel olarak sert bir biçimde çalıştıkları ya da işin mutlaka zor olduğu anlamına gelmez. Bir yanıt bulma çalışmasının başlamış olduğunu gösterdiği için cümleye umutlu bir ton katar.
Alıştırma
Hangi cümlede hard at work, insanların şu anda bir görevle etkin biçimde uğraştığını gösterir?
- The scientists have finished work on the sample.
- The scientists say the test is hard work.
- The scientists are hard at work testing the sample.
Cevabı göster
The scientists are hard at work testing the sample.
cracking these pressing mysteries: bu acil gizemleri çözmek
Cracking a mystery ifadesinde crack, zor ya da henüz açıklanamamış bir şeyin yanıtını bulmak anlamında mecaz olarak kullanılır. Nötr solve fiilinden daha canlıdır ve zor bir sorunu aşma düşüncesi verir. Burada pressing, kısa sürede ilgilenilmesi gerekecek kadar acil ve önemli demektir. Bu nedenle cracking these pressing mysteries, acil ve henüz yanıtlanmamış soruların cevaplarını bulmaya çalışmak anlamına gelir.
Alıştırma
Researchers hope to crack a pressing mystery cümlesinde crack a pressing mystery ne anlama gelir?
- Acil ve henüz yanıtlanmamış bir sorunun cevabını bulmak
- Bir şeyi bastırırken fiziksel olarak kırmak
- Önemli olmayan bir soruyu ertelemek
Cevabı göster
Acil ve henüz yanıtlanmamış bir sorunun cevabını bulmak
that weigh so heavily on our minds. Deyimler
5:03zihinlerimize çok ağır bir yük bindiren bu acil gizemleri çözmek için sıkı bir şekilde çalışıyorlar.
weigh so heavily on our minds: zihnimizde ağır bir yük oluşturmak
Bu cümlede weigh so heavily on our minds, “bizi derinden ve sürekli kaygılandırmak ya da üzerimizde ağır bir zihinsel baskı oluşturmak” anlamına gelir. Weigh mecazidir: Bir sorun, gerçek bir fiziksel ağırlığı olan bir şey değil, zihne baskı yapan ağır bir yük gibi düşünülür. Bu ifade videodaki baş ağrısı ve beyin konusunu da çağrıştırır. Duygusal “ağırlığı” başla ilişkilendirerek küçük bir kelime oyunu yapar.
Alıştırma
Weigh heavily on ifadesinin doğru biçimiyle cümleyi tamamlayın: The secret has been ____ my mind all week.
Cevabı göster
weighing heavily on
If you're fascinated by the mysterious things that go on in our heads, Öbek fiiller
5:06Kafamızın içinde olup biten gizemli şeylere hayranlık duyuyorsanız,
that go on in our heads: zihnimizde gerçekleşen şeyler
Burada go on, “olmak”, “gerçekleşmek” veya “meydana gelmek” anlamındadır. That go on in our heads ilgi cümleciği, the mysterious things ifadesini niteler; yani zihnimizde veya beynimizde gerçekleşen gizemli şeyleri anlatır. Bu yapıda go on, “devam etmek” anlamına gelmez. What, things, something veya a lot gibi sözcüklerle ve bir yer ya da durumla birlikte kullanıldığında çoğunlukla orada gerçekleşen olayları veya etkinlikleri belirtir.
Alıştırma
No one knows what goes on inside the machine cümlesinde goes on ne anlama gelir?
- aynı eylemi yapmaya devam eder
- olur veya gerçekleşir
- yürüyerek ilerler
Cevabı göster
olur veya gerçekleşir
we think you'll love The Man Who Mistook His Wife for a Hat, Kültür
5:10ünlü nörolog Oliver Sacks'ın hastalarının en tuhaf ve büyüleyici vaka geçmişlerinden bazılarını anlattığı
The Man Who Mistook His Wife for a Hat: Oliver Sacks'in kitap adı
The Man Who Mistook His Wife for a Hat, nörolog Oliver Sacks'in tanınmış bir kitabının adıdır. Kitap, özellikle algı ve tanımayla ilgili olanlar olmak üzere sıra dışı nörolojik vakaların anlatılarını bir araya getirir. Bunun bir kitap adı olduğunu bilmek, beyinle ilgili bir konuşmada neden önerildiğini açıklar; bu bir kişinin adı ya da tıbbi bir tedavi değildir.
Alıştırma
Cümlede The Man Who Mistook His Wife for a Hat neyi ifade ediyor?
- Oliver Sacks'in sıra dışı nörolojik vakalar hakkındaki bir kitabı
- Videoda görünen bir nöroloğun adı
- Tanıma sorunları için tıbbi bir tedavi
Cevabı göster
Oliver Sacks'in sıra dışı nörolojik vakalar hakkındaki bir kitabı
in which renowned neurologist Oliver Sacks recounts some of his patients' most bizarre and captivating case histories. Notlar
5:14"Karısını Şapka Sanan Adam" kitabını seveceğinizi düşünüyoruz.
in which ... Oliver Sacks recounts: bir kitabın içeriğini tanıtma
Burada in which, hemen önce adı geçen kitap hakkında ek bilgi veren bir ilgi cümleciğini başlatır. which kitabı gösterir; in ise 'o kitabın içinde' anlamını verir. Bu yüzden in which, 'and in that book' olarak anlaşılabilir. in which sonrasındaki cümlecik tamdır: renowned neurologist Oliver Sacks öznedir ve recounts fiildir. Yeniden kullanılabilir kalıp ad + in which + özne + fiil şeklindedir ve adı verilen şeyin içinde ne olduğunu ya da ne gerçekleştiğini anlatır.
Alıştırma
Hangi cümlede bir kitabın içeriğini tanıtmak için in which doğru kullanılmıştır?
- This is a book in which explains how memory works.
- This is a book in which the author explains how memory works.
- This is a book which the author explains how memory works.
Cevabı göster
This is a book in which the author explains how memory works.
en tuhaf ve sürükleyici vaka öyküleri
Bu ifadede case histories, belirli hastaların durumlarını, geçmişlerini, tedavilerini ve deneyimlerini ayrıntılı biçimde kaydeden ya da anlatan vaka kayıtları anlamına gelir. Genel anlamda tarih demek değildir; çoğul biçim, birden fazla hasta vakasını gösterir. most bizarre and captivating bu vakaların alışılmadık derecede tuhaf ve okunması ya da dinlenmesi çok ilgi çekici olduğunu anlatır. patients' vakaların onun hastalarıyla bağlantılı olduğunu, some ise grubun yalnızca bir bölümünden söz edildiğini gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede case histories ne anlama geliyor?
- tek bir hastanın vakasına ait ayrıntılı kayıt veya anlatı
- dünya tarihindeki olayların zaman çizelgesi
- ünlü suçların tarihi
Cevabı göster
tek bir hastanın vakasına ait ayrıntılı kayıt veya anlatı
You can download an audio version of this book for free at audible.com/ted-ed.
5:20Bu kitabın sesli versiyonunu audible.com/teded adresinden ücretsiz olarak indirebilirsiniz.
Every free trial created encourages Audible to continue supporting TED-Ed's nonprofit mission.
5:25Oluşturulan her ücretsiz deneme, Audible'ı TED-Ed'in kâr amacı gütmeyen misyonunu desteklemeye devam etmesi için teşvik eder.