Güneş Sistemi -- uzaydaki evimiz: İngilizce çalışma notları

Kurzgesagt – In a Nutshell

Öğrenme zorluğu
917 kelime 182 kel/dk

Video özeti: Kayalık gezegenleri, gaz devlerini, uyduları, kuşakları ve Güneş'i karşılaştırın; sonra Güneş'i beyaz cüceye ve sistemin uzak sonuna kadar izleyin. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “by far the hottest planet” — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler: by far ile en üstünlüğü güçlendirip sıralamadaki büyük farkı belirtin. 2. “does not do justice to” — Deyimler ve mecazlı ifadeler: metin, görsel veya çeviri bir şeyi yetersiz temsil ettiğinde bu deyimi kullanın. 3. “burnt up” — Öbek fiiller: up öğesini yukarı hareket değil tam tüketim olarak anlayın, Britanya burnt ile Amerikan burned biçimlerini ayırın ve tükenen yakıt, enerji veya madde için kullanın.

Bu derste

The solar system,

0:04

Güneş sistemi,

our home in space.

0:06

uzaydaki yuvamız.

We live in a peaceful part of the Milky Way.

0:10

Samanyolu'nun huzurlu bir bölümünde yaşıyoruz.

Our home is the solar system,

0:13

Yuvamız güneş sistemi,

a 4.5 billion year old formation

0:15

4.5 milyar yıllık bir oluşum olup

that races around the galactic center

0:18

galaktik merkezin etrafında

at 200,000 km per hour

0:20

saatte 200.000 km hızla yarışır

and circles it

0:23

ve onun etrafında

once every 250 million years. Dilbilgisi

0:24

her 250 milyon yılda bir tur atar.

Dilbilgisi

once every 250 million years: her aralıkta bir kez

once every + zaman aralığı kalıbı, her tam zaman aralığında bir kez gerçekleşen bir olayı anlatır. Burada her 250 milyon yıllık dönemde bir tam turun tamamlandığını belirtir. Buradaki once sıklığı gösterir; geçmişte bir kez anlamına gelmez. Farklı düzenli döngüleri veya programları anlatmak için zaman aralığını değiştirebilirsin.

Alıştırma

once every kalıbını ve 75 yıllık bir aralığı kullanarak İngilizce cümleyi tamamla: The comet makes one full orbit ____.

Cevabı göster

once every 75 years

Our star,

0:29

Yıldızımız,

the sun,

0:30

güneş,

is at the center of the solar system.

0:30

güneş sisteminin merkezinde yer alır.

It's orbited by eight planets,

0:34

Etrafında sekiz gezegen,

trillions of asteroids and comets,

0:36

trilyonlarca asteroit ve kuyruklu yıldız,

and a few dwarf planets.

0:38

ve birkaç cüce gezegen döner.

The eight planets are divided into

0:41

Sekiz gezegen şu şekilde ayrılır:

four planets like ours.

0:42

bizimki gibi dört gezegen.

Mercury,

0:44

Merkür,

Venus,

0:45

Venüs,

Earth, and Mars,

0:46

Dünya ve Mars,

and four gas giants, Kültür

0:47

ve dört gaz devi,

Jupiter,

0:49

Jüpiter,

Saturn,

0:49

Satürn,

Uranus, and Neptune.

0:50

Uranüs ve Neptün.

Kültür

gas giants: çoğunlukla gazdan oluşan büyük gezegenler

Gas giant, herhangi bir büyük gaz kütlesini anlatan bir ifade değil, yerleşik bir astronomi terimidir. Çoğunlukla hidrojen ve helyumdan oluşan, Dünya gibi katı bir yüzeyi bulunmayan çok büyük bir gezegeni adlandırır. Bu altyazıda gas giants, Jüpiter, Satürn, Uranüs ve Neptün için geniş kapsamlı bir ad olarak kullanılıyor. Daha kesin modern sınıflandırmada Jüpiter ve Satürn gas giants, Uranüs ve Neptün ise genellikle ice giants olarak adlandırılır. Bu nedenle başka bilim kaynakları bu dört gezegeni farklı biçimde gruplandırabilir.

Alıştırma

Hangi İngilizce cümle gas giants terimini astronomi anlamıyla doğru kullanıyor?

  1. Earth is a gas giant because it has an atmosphere.
  2. A gas giant is a giant cloud with no planet inside.
  3. Jupiter and Saturn are gas giants.
Cevabı göster

Jupiter and Saturn are gas giants.

Mercury is the smallest

0:54

Merkür, gezegenlerin en küçüğü

and lightest of all the planets.

0:55

ve en hafif olanıdır.

A Mercury year is shorter than a Mercury day,

0:57

Bir Merkür yılı bir Merkür gününden daha kısadır,

which leads to enormous fluctuations Dilbilgisi

0:59

bu da muazzam sıcaklık

in temperature.

1:01

dalgalanmalarına yol açar.

Dilbilgisi

which leads to: bütün bir gerçeği sonucuna bağlamak

Buradaki which, yalnızca yakındaki day ismine değil, Merkür'de bir yılın Merkür'de bir günden daha kısa olduğu gerçeğinin tamamına gönderme yapar. Virgülden sonraki which leads to ... yan cümlesi bu gerçeğin sonucunu belirtir. Lead to ifadesinden sonra sonucu adlandıran bir isim veya isim öbeği gelir; burada bu öbek enormous fluctuations in temperature ifadesidir. Kullanılabilir kalıp şöyledir: tam bir ifade, which leads to + sonuç.

Alıştırma

Bütün gerçeği sonucuna bağlamak için which ve lead to ifadesinin geniş zaman biçimini kullanın: The main road is closed, ____ long delays.

Cevabı göster

which leads to

Mercury does not have an atmosphere

1:03

Merkür'ün bir atmosferi

or a moon.

1:05

veya bir uydusu yoktur.

Venus is one of the brightest objects Dilbilgisi

1:09

Venüs, güneş sistemindeki

in the solar system

1:10

en parlak nesnelerden biridir

and by far the hottest planet Kalıp ifadeler

1:12

ve açık ara en sıcak gezegendir;

Dilbilgisi

one of the brightest objects: one of the + üstünlük derecesi + çoğul isim

One of the brightest objects, Venüs'ün parlaklık bakımından en üst sıralardaki cisimler grubuna ait olduğunu belirtir. Venüs'ün tek başına en parlak cisim olduğunu söylemez. Yapı one of the + üstünlük derecesindeki sıfat + çoğul sayılabilen isim şeklindedir. Bir grubun içinden bir üye seçildiği için isim çoğul olur: one of the brightest objects, one of the tallest buildings.

Alıştırma

Maya'nın takımın hız bakımından en üst grubunda olduğunu söylemek için one of the + üstünlük derecesi kalıbını kullanın: Maya is ____ runners on the team.

Cevabı göster

one of the fastest

Kalıp ifadeler

by far the hottest planet: üstünlük derecesini güçlendirmek

By far, the hottest üstünlük yapısını güçlendirir. Venüs'ün diğer gezegenlerden yalnızca biraz değil, çok büyük farkla daha sıcak olduğunu anlatır. Burada by far derece bildiren bir ifadedir. Fiziksel mesafe anlatmaz ve “şimdiye kadar” anlamına gelmez. Yaygın kalıp by far + the + üstünlük derecesidir; örneğin by far the easiest.

Alıştırma

Cümleyi “büyük farkla” anlamına gelen iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: Of all the puzzles, this one is ____ the easiest.

Cevabı göster

by far

with atmospheric pressure that is 92 times higher Dilbilgisi

1:14

atmosferik basıncı Dünya'dakinden

than on Earth.

1:16

92 kat daha yüksektir.

Dilbilgisi

92 times higher than: ölçülen miktarları katlarla karşılaştırmak

number + times + comparative + than kalıbı iki ölçüm değerini karşılaştırır. Burada 92 times higher than, Venüs'ün atmosfer basıncını Dünya'nınkiyle karşılaştırır. on Earth sözleri, atmospheric pressure on Earth ifadesinin tekrarını önler. Günlük kullanımda bu cümle, Venüs'ün basıncının Dünya'nınkinin yaklaşık 92 katı olduğunu anlatmak için kullanılmıştır. Ancak times higher than katı bir hesapla, ilk miktara onun 92 katının daha eklenmesi şeklinde okunabilir. Böylece toplam ilk miktarın 93 katı olur; bu yüzden kesin veri yazımında genellikle 92 times as high as kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümle, A tankının basıncının B tankının basıncının 12 katına eşit olduğunu açık ve kesin biçimde belirtir?

  1. Tank A's pressure is 12 units higher than Tank B's.
  2. Tank A's pressure is 12 times as high as Tank B's.
  3. Tank A's pressure is 12 times higher than Tank B's.
Cevabı göster

Tank A's pressure is 12 times as high as Tank B's.

An out of control greenhouse effect Notlar

1:20

Kontrolden çıkmış bir sera etkisi,

means that Venus never cools below

1:22

Venüs'ün asla 437 santigrat derecenin altına

437 degrees Celsius.

1:24

soğumadığı anlamına gelir.

Deyimler

out of control: kontrolden çıkmış

out of control ifadesi, bir şeyin artık yönetilemediği, durdurulamadığı veya güvenli sınırlar içinde tutulamadığı anlamına gelir. Burada sera etkisinin etkili bir sınır olmadan sürmesini anlatır. İfade greenhouse effect isminin önünde yer alır ve bütünüyle bir sıfat gibi çalışır. Aynı ifade bir yangını, makineyi, duyguları veya durumu da anlatabilir.

Alıştırma

“Artık yönetilemeyen” anlamındaki kalıplaşmış ifadeyi tamamlayın: The fire spread so quickly that it was ____.

Cevabı göster

out of control

Kültür

greenhouse effect: atmosferin tuttuğu ısı

greenhouse effect, bir atmosferdeki gazların ısının uzaya kaçışını yavaşlatmasıyla oluşan ısınmadır. Dünya'da veya başka bir gezegende gerçekleşebilir. Bu cümlede Venüs'ün çok güçlü greenhouse effect olayı, yüzeyini aşırı sıcak tutar. Adı, ısıyı tutma sonucunu bir seraya benzetir; Venüs'te camdan bir bina olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle greenhouse effect ifadesini doğru açıklar?

  1. greenhouse effect, bitki yetiştirmek için kullanılan cam bir binadır.
  2. greenhouse effect, çok sıcak herhangi bir günün başka bir adıdır.
  3. greenhouse effect denen olay, atmosferdeki gazlar ısının kaçışını yavaşlattığında gerçekleşir.
Cevabı göster

greenhouse effect denen olay, atmosferdeki gazlar ısının kaçışını yavaşlattığında gerçekleşir.

Venus also doesn't have a moon.

1:29

Venüs'ün de bir uydusu yoktur.

Earth is our home

1:33

Dünya yuvamızdır

and the only planet

1:34

ve sıvı suyun bolca bulunmasına izin verecek

with temperatures that are moderate enough Dilbilgisi

1:35

kadar ılıman sıcaklıklara sahip

to allow for a surplus of liquid water.

1:37

tek gezegendir.

Dilbilgisi

moderate enough to allow for: yeterli derece ve sonuç

moderate enough to allow for... ifadesinde moderate sıfatından sonra enough to + fiil gelir. Bu yapı, derecenin sonucu oluşturmak için gereken seviyeye ulaştığını anlatır: sıcaklıklar ne fazla yüksek ne de fazla düşüktür, bu yüzden bol miktarda sıvı su bulunabilir. Burada allow for + isim, “ismin belirttiği şeyi mümkün kılmak” veya “onun için gerekli koşulları sağlamak” anlamındadır. Allow for ifadesinin diğer yaygın anlamı olan “bir plan yaparken bir etkeni hesaba katmak” burada kastedilmez.

Alıştırma

warm ve allow for ifadelerini kullanarak cümleyi sıfat + enough to + fiil yapısıyla tamamlayın: The greenhouse is ____ year-round plant growth.

Cevabı göster

warm enough to allow for

Furthermore,

1:40

Ayrıca,

it's so far the only place Kalıp ifadeler

1:41

şu ana kadar yaşamın var olduğu bilinen

where life is known to exist. Dilbilgisi

1:43

tek yerdir.

Kalıp ifadeler

so far: şimdiki zamana kadar

So far, “şu ana kadar” veya “şimdiki zamana dek” anlamına gelir. İfadeyi şu anda bilinenlerle sınırlar: Dünya bugün yaşamın bulunduğu bilinen tek yerdir, ancak ileride ortaya çıkacak kanıtlar bu sonucu değiştirebilir. Bu ifade, fiziksel uzaklığı anlatmak yerine bütün cümle için zaman işareti görevi görür. Bu cümlede “bunun doğru olduğu ne zamana kadar biliniyor?” sorusunu yanıtlar.

Alıştırma

Cümleyi “şu ana kadar” anlamına gelen iki sözcüklü zaman ifadesiyle tamamlayın: ____, the team has tested three designs, and the work is continuing.

Cevabı göster

So far

Dilbilgisi

is known to exist: edilgen aktarım yapısı

“is known to exist” ifadesinde “is known” edilgen bir aktarım yapısıdır. Mevcut kanıtların veya ortak bilginin, yaşamın orada var olduğunu ortaya koyduğunu anlatır. “Life”, varlığı bilinen şeydir; bilen taraf değildir. Kalıp özne + be + known + to mastarıdır. Resmî ya da bilimsel anlatımda bir olguyu belirtirken iddianın insanların şu anda bildiklerine dayandığını göstermeyi sağlar.

Alıştırma

Güncel kayıtların kuşun yalnızca adada yaşadığını doğruladığını en iyi hangi cümle anlatır?

  1. This bird is believed to live only on the island.
  2. This bird knows to live only on the island.
  3. This bird is known to live only on the island.
Cevabı göster

This bird is known to live only on the island.

The Earth has one moon.

1:46

Dünya'nın bir uydusu (Ay) vardır.

Mars is the second smallest planet

1:50

Mars, güneş sistemindeki

in the solar system

1:51

en küçük ikinci gezegendir

and hardly massive enough to keep Dilbilgisi

1:53

ve çok ince bir atmosferi tutacak kadar

a very thin atmosphere.

1:54

zorlukla kütleye sahiptir.

Dilbilgisi

hardly massive enough to keep: eşiğe çok yakın olma anlamı

“hardly massive enough to keep” ifadesinde hardly, enough yapısının tamamına neredeyse olumsuz bir anlam verir. Mars, çok ince bir atmosferi tutmak için gereken asgari kütleye ancak ulaşır ve neredeyse hiç payı yoktur; ifade “neredeyse yeterince kütleli değil” anlamına yakındır. Yeniden kullanılabilir kalıp hardly + sıfat + enough + to mastarıdır. Bir şeyin gerekli eşiğin üzerinde ancak çok yakınında ya da tam sınırında olduğunu anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle, pilin motoru çalıştırmaya ancak yetecek gücü olduğunu ve neredeyse hiç ek kapasitesi bulunmadığını anlatır?

  1. The battery is hardly powerful enough to run the motor.
  2. The battery is not powerful enough to run the motor.
  3. The battery is powerful enough to run the motor easily.
Cevabı göster

The battery is hardly powerful enough to run the motor.

Its Olympus Mons is the largest mountain Kültür

1:56

Olympus Mons (Olimpos Dağı), güneş sistemindeki

in the solar system,

1:58

en büyük dağdır,

more than three times as high as Mount Everest. Dilbilgisi

2:00

Everest Dağı'nın üç katından daha yüksektir.

Kültür

Olympus Mons: Mars'taki dev volkan

Olympus Mons, Mars'taki dev bir volkanın özel adıdır. Mons Latinceden gelir ve dağ anlamındadır; bilim insanları bu sözcüğü başka gök cisimlerindeki yüzey şekillerinin adlarında kullanır. Bu bilgi, Everest Dağı ile yapılan karşılaştırmayı açıklar: Dünya'daki tanınmış bir dağ, Olympus Mons'un ne kadar büyük olduğunu göstermeye yardımcı olur.

Alıştırma

Mars'taki dev volkanı hangi ad belirtir?

  1. Olympus Mons
  2. Mount Everest
  3. Mount Olympus
Cevabı göster

Olympus Mons

Dilbilgisi

more than three times as high as: yüksekliği oranla karşılaştırmak

more than + sayı + times + as + sıfat + as kalıbı, iki şeyin aynı ölçülebilir özelliğini karşılaştırır. more than three times as high as ifadesinde high karşılaştırılan özelliğin yükseklik olduğunu gösterir, ikinci as ise karşılaştırma ölçütünü getirir. Bu ifade, ilk şeyin yüksekliğinin ikinci şeyin yüksekliğinin üç katından fazla olduğu anlamına gelir. Toplam yükseklik oranı 3:1'den büyüktür; yalnızca üç yükseklik birimi daha fazla demek değildir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için more than, three times ve high sözlerini as ... as oran kalıbında kullanın: The new tower is ____ the old tower.

Cevabı göster

more than three times as high as

Mars has two small moons.

2:04

Mars'ın iki küçük uydusu vardır.

Jupiter is the largest and most massive planet

2:09

Jüpiter, güneş sistemindeki

in the solar system.

2:11

en büyük ve en kütleli gezegendir.

It consists largely of hydrogen and helium Kalıp ifadeler

2:13

Büyük ölçüde hidrojen ve helyumdan oluşur

and is the theater for the largest and most powerful storms Deyimler

2:15

ve bildiğimiz en büyük ve en güçlü fırtınaların

we know.

2:18

sahnesidir.

Kalıp ifadeler

consists largely of: ana bileşimi belirtme

Consist of, “-den oluşmak” anlamına gelir. Bütün, cümlenin öznesidir; parçalar ise of sözcüğünden sonra gelir. Burada It, Jüpiter’i; hydrogen and helium ise onun bileşenlerini belirtir. Largely, “çoğunlukla” veya “büyük ölçüde” demektir. Consists ile of arasına gelerek ifadeyi sınırlar: hidrojen ve helyum Jüpiter’in büyük bölümünü oluşturur, ancak mutlaka tamamını değil.

Alıştırma

consist largely of kalıbını kullanın ve yalnızca fiilin biçimini değiştirerek cümleyi tamamlayın: The planet's atmosphere ____ carbon dioxide, with small amounts of other gases.

Cevabı göster

consists largely of

Deyimler

“en büyük ve en güçlü fırtınaların sahnesi”: mecazi bir ortam

Burada theater mecaz anlamda kullanılmıştır. Tiyatro oyunlarının sergilendiği bir bina değil, güçlü olayların gerçekleştiği ortam veya sahne anlamına gelir. Jüpiter, bilinen en güçlü fırtınaların gerçekleştiği yer olarak sunulur. be the theater for + olay kalıbı, bir yere olayın geçtiği dramatik sahne rolünü verir. Bu cümlede for, ortamı orada gerçekleşen fırtınalara bağlar; amaç bildirmez.

Alıştırma

'The desert became a theater for a long struggle between wind and stone,' cümlesinde theater ne anlama gelir?

  1. insanların oyun izlediği bir bina
  2. çölün yaratılma amacı
  3. mücadelenin gerçekleştiği ortam
Cevabı göster

mücadelenin gerçekleştiği ortam

Its largest storm,

2:21

En büyük fırtınası olan

the Great Red Spot, Kültür

2:22

Büyük Kırmızı Leke,

is three times as large as Earth.

2:23

Dünya'nın üç katı büyüklüğündedir.

Kültür

Büyük Kırmızı Leke: Jüpiter'in dev fırtınası

Büyük Kırmızı Leke, Jüpiter'in atmosferindeki devasa ve uzun ömürlü bir fırtına sisteminin özel adıdır. Katı bir kara parçasındaki kırmızı bir alan değildir. Bu cümlede virgüllerin arasındaki ad, “Its largest storm” ifadesinin neyi belirttiğini açıklar. Bu bilgi, onun neden fırtına olarak adlandırıldığını ve büyüklüğünün neden Dünya'yla karşılaştırıldığını anlamayı sağlar.

Alıştırma

Bu cümlede the Great Red Spot neyin adıdır?

  1. Jüpiter'in katı yüzeyindeki kırmızı bir kıta
  2. Jüpiter'in yörüngesinde dönen küçük bir uydu
  3. Jüpiter'in atmosferindeki devasa ve uzun ömürlü bir fırtına sistemi
Cevabı göster

Jüpiter'in atmosferindeki devasa ve uzun ömürlü bir fırtına sistemi

Jupiter has 67 moons.

2:26

Jüpiter'in 67 uydusu vardır.

Saturn is the second largest planet

2:29

Satürn en büyük ikinci gezegendir

and possesses the smallest density of all the planets.

2:31

ve tüm gezegenler arasında en düşük yoğunluğa sahiptir.

If you had a sufficiently large bathtub, Dilbilgisi

2:35

Eğer yeterince büyük bir küvetiniz olsaydı,

Saturn would swim in it.

2:37

Satürn içinde yüzerdi.

Dilbilgisi

If you had ..., ... would ...: gerçek dışı bir koşul

“If you had ..., Saturn would swim ...” yapısında geçmiş biçim had ve would + fiilin yalın hâli, şu anda gerçek olmayan veya gerçekleşmesi son derece düşük bir durumu belirtir. Buradaki had, geçmişte sahip olmayı anlatmaz; gerçekle araya mesafe koyar. Cümle, Satürn'ün sığabileceği kadar büyük bir küvet hayal eder. Swim gezegeni insanlaştırır; bilimsel olarak anlatılan nokta, Satürn'ün ortalama yoğunluğunun sudan düşük olduğu ve bu nedenle yüzeceğidir.

Alıştırma

had ve would kullanarak gerçek dışı koşul cümlesini tamamlayın: If I ____ wings, I ____ fly to school.

Cevabı göster

had · would

Saturn is also known for its extended,

2:40

Satürn ayrıca genişletilmiş,

very visible ring system.

2:42

çok belirgin halka sistemiyle de bilinir.

It has 62 moons.

2:45

62 uydusu vardır.

Uranus is the third largest planet

2:48

Uranüs en büyük üçüncü gezegen

and one of the coldest.

2:50

ve en soğuklarından biridir.

Of all the gas giants,

2:52

Tüm gaz devleri arasında,

it's also the smallest.

2:53

aynı zamanda en küçüğüdür.

The special thing about Uranus is that its axis of rotation Notlar

2:55

Uranüs ile ilgili özel olan şey, dönüş ekseninin

is tilted sideways,

2:59

yanlara doğru eğik olmasıdır,

in contrast to the seven other planets. Anlatım akışı

3:00

diğer yedi gezegenin aksine.

Dilbilgisi

The special thing about X is that ... kalıbı

The special thing about X is that ... kalıbı, about ifadesinden sonra X konusunu belirtir ve ardından öne çıkan özelliği anlatmak için that ile başlayan tam bir yan cümle kullanır. Buradaki thing, fiziksel bir nesneyi değil soyut bir özelliği anlatır. that ifadesinden sonra, that its axis of rotation is tilted sideways örneğindeki gibi kendi öznesi ve fiili olan bir yan cümle kullanın. Bu kalıp, önce temel ayırt edici noktayı duyurup sonra içeriğini vererek açıklamayı düzenler.

Alıştırma

Cümleyi bu notta öğrendiğiniz başlangıç ifadesiyle tam olarak tamamlayın: “____ this library is that children can borrow toys as well as books.”

Cevabı göster

The special thing about

Kelime

axis of rotation: dönme ekseni

axis of rotation, bir cismin dönerken çevresinde döndüğü hayalî düz çizgidir. Görülebilen katı bir çubuk olması gerekmez. Bu cümlede Uranüs’ün ekseni yana doğru eğiktir; dolayısıyla ifade, gezegenin kendi dönüş yönünü belirleyen çizgiyi gösterir.

Alıştırma

“The fan turns around its axis of rotation.” cümlesinde axis of rotation ne anlama gelir?

  1. Vantilatörün dönerken çevresinde döndüğü hayalî çizgi
  2. Vantilatörün başka bir cismin çevresinde izlediği eğri yol
  3. Vantilatörün bir tam dönüş yapması için gereken süre
Cevabı göster

Vantilatörün dönerken çevresinde döndüğü hayalî çizgi

Anlatım akışı

in contrast to ile karşılaştırılan şeyi belirtme

In contrast to, karşılaştırma için kullanılan kişiyi veya şeyi belirtir. Burada Uranüs’ü diğer yedi gezegenle karşılaştırır ve ekseninin yana yatık oluşunu öne çıkarır. Kalıp, ifade + in contrast to + isim öbeği şeklindedir. Genellikle cümlenin karşıt bölümlerini bağlayan but sözcüğüne göre karşılaştırma ilişkisini daha açık gösterir.

Alıştırma

Karşılaştırma isim öbeğini doğru biçimde getiren ifadeyi seçin: The city bus runs every ten minutes, ___ the once-an-hour village bus.

  1. by contrast
  2. in contrast to
  3. but
Cevabı göster

in contrast to

It has 27 moons.

3:03

27 uydusu vardır.

Neptune is the last planet in the solar system

3:06

Neptün, güneş sistemindeki son gezegendir

and is similar to Uranus.

3:09

ve Uranüs'e benzer.

It's so far removed from the sun Dilbilgisi

3:11

Güneşten o kadar uzaktadır ki

that a Neptune year is 164 Earth years long.

3:12

bir Neptün yılı 164 Dünya yılı uzunluğundadır.

Dilbilgisi

so far removed from ... that ile dereceyi sonuca bağlama

Burada so...that, yüksek bir dereceyi onun sonucuna bağlar. far removed from the sun sıfat öbeği “Güneş’ten çok uzakta” anlamına gelir; that ile başlayan yan cümle de sonucu verir: Neptün’de bir yıl 164 Dünya yılı sürer. Yapıyı so + [far removed from the sun] + that + sonuç cümlesi olarak okuyun. Buradaki so far, “şimdiye kadar” anlamındaki zaman ifadesi değildir; far, removed sözcüğünü niteler.

Alıştırma

Cümleyi vurgulanan so...that kalıbıyla tamamlayın: The research station was ____ from the nearest town ____ the team brought a month's supplies.

Cevabı göster

so far removed · that

The highest wind speed ever measured Dilbilgisi

3:18

Bugüne kadar ölçülen en yüksek rüzgar hızı

was in a storm on Neptune

3:20

Neptün'deki bir fırtınada,

at just under 2,100 km/h.

3:22

saatte 2.100 km'nin hemen altında olarak kaydedilmiştir.

Dilbilgisi

The highest wind speed ever measured: kısaltılmış bir niteleyici

Ever measured, üstünlük bildiren the highest wind speed isim grubundan sonra gelen kısaltılmış bir ilgi cümleciğidir. “That has ever been measured” anlamına gelir; dolayısıyla açık hâli “the highest wind speed that has ever been measured” olur. Buradaki ever, mevcut ölçümlerin tüm zaman aralığını kapsar. Rüzgâr hızının sürekli devam ettiği anlamına gelmez. “Üstünlük derecesi + isim + ever + geçmiş zaman ortacı” biçimindeki bu kısa yapı, rekor ve verileri aktarırken sık kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi “that has ever been recorded” ifadesinden oluşturulan kısaltılmış ilgi cümleciğiyle tamamlayın: This is the fastest time ____ at our school.

Cevabı göster

ever recorded

Neptune has 14 moons.

3:27

Neptün'ün 14 uydusu vardır.

If we compare the sizes of the planets, Anlatım akışı

3:32

Gezegenlerin boyutlarını karşılaştırırsak,

the differences between them become even clearer.

3:34

aralarındaki farklar daha da netleşir.

Anlatım akışı

If we compare ..., the differences become even clearer: analizden sonuca

Bu cümle, dinleyiciyi bir analiz adımından gözleme yönlendirmek için If we compare X, Y becomes clearer kalıbını kullanır. If cümleciği ne yapılacağını—gezegenleri büyüklüklerine göre karşılaştırmayı—söyler; ana cümle ise bu karşılaştırmanın neyi ortaya çıkardığını belirtir. Bu açıklayıcı kullanımda if, çok belirsiz bir olasılığı değil, gerçeklere bakmanın yararlı bir yolunu sunar. Even clearer, farkların zaten görülebildiğini ancak karşılaştırmanın onları fark etmeyi kolaylaştırdığını anlatır.

Alıştırma

“If we compare the sizes of the planets, the differences between them become even clearer,” cümlesi açıklamada hangi görevi yerine getiriyor?

  1. Bir karşılaştırma yöntemi sunar ve ardından neyin daha kolay görüldüğünü belirtir.
  2. İnsanlar karşılaştırdığında gezegenlerin fiziksel büyüklüğünün değiştiğini söyler.
  3. Gezegenleri karşılaştırmanın muhtemelen imkânsız olduğu konusunda uyarır.
Cevabı göster

Bir karşılaştırma yöntemi sunar ve ardından neyin daha kolay görüldüğünü belirtir.

Jupiter is the leader in terms of size Kalıp ifadeler

3:38

Jüpiter boyut ve ağırlık açısından

and weight.

3:40

liderdir.

Kalıp ifadeler

in terms of size and weight: karşılaştırma ölçütlerini belirtme

In terms of, “bu belirli ölçüte göre değerlendirildiğinde veya tanımlandığında” anlamına gelir. Burada size and weight, Jüpiter’in lider olduğu iddiasını sınırlar: Jüpiter bu iki bakımdan ilk sıradadır, ancak mümkün olan her bakımdan değil. Yapı in terms of + isim veya isim öbeğidir. Değerlendirilen boyutu açıkça belirterek karşılaştırmayı kesinleştirir.

Alıştırma

Bu değerlendirmedeki ölçütleri belirten ifadeyi seçin: “This phone is a strong choice ___ battery life and price.”

  1. according to
  2. in terms of
  3. instead of
  4. because of
Cevabı göster

in terms of

Small Mercury,

3:42

Küçük Merkür ise,

on the other hand, Anlatım akışı

3:43

öte yandan,

is even smaller than one of Jupiter's moons,

3:44

Jüpiter'in uydularından biri olan Ganymede'den bile

Ganymede.

3:47

daha küçüktür.

Anlatım akışı

on the other hand: karşıt tarafa geçiş yapma

On the other hand, cümlenin karşılaştırmanın zıt tarafına geçtiğini dinleyiciye bildirir. Jüpiter çok büyük olarak sunulduktan sonra dikkati küçük uçtaki Merkür’e çevirir. Bu ifade bilgiyi düzenler; Merkür’ün gerçek özelliklerini anlatan bölümün parçası değildir. Açık bir ilk düşünceyi, ondan farklı ikinci bir düşünceye, nesneye veya bakış açısına bağlamak için kullanın. Karşıtlığın tam bir zıtlık olması gerekmez.

Alıştırma

Karşıtlık oluşturan ikinci tarafı tanıtan bağlayıcıyı seçin: “The city center is exciting. The riverside, ___, is calm and quiet.”

  1. on the other hand
  2. for example
  3. in other words
  4. as a result
Cevabı göster

on the other hand

Jupiter is so massive

3:48

Jüpiter o kadar kütlelidir ki

that alone it contains roughly 70% of the mass

3:50

tek başına diğer tüm gezegenlerin kütlesinin

of all the other planets

3:53

yaklaşık %70'ini içerir

and has a massive impact on its surroundings.

3:54

ve çevresi üzerinde muazzam bir etkiye sahiptir.

That's a blessing for Earth,

3:58

Bu Dünya için bir nimettir,

since Jupiter draws most of the dangerously large asteroids

3:59

çünkü Jüpiter, Dünya'daki yaşamı yok edebilecek

that could wipe out life on Earth. Öbek fiiller

4:03

tehlikeli derecede büyük asteroitlerin çoğunu çeker.

Öbek fiiller

wipe out life: tamamen yok etme

Burada wipe out, “tamamen yok etmek” anlamına gelir. Wipe out life, canlıların çok büyük ölçekte ölmesine ve hatta hiçbir yaşamın kalmamasına yol açmak demektir; bir yüzeyi silmek veya temizlemek anlamına gelmez. Wipe fiildir, out ise ona eşlik eden parçacıktır. Birlikte, remove fiilinden daha güçlü anlam taşıyan bir öbek fiil oluştururlar: bütünün veya neredeyse bütünün kaybını anlatırlar.

Alıştırma

“Tamamen yok etmek” anlamındaki öbek fiille cümleyi tamamlayın: A new disease could ____ the entire frog population.

Cevabı göster

wipe out

But even Jupiter is a dwarf Deyimler

4:07

Ancak Jüpiter bile yıldızımız

in comparison to our star,

4:09

güneşle karşılaştırıldığında

the sun.

4:10

bir cücedir.

Deyimler

a dwarf in comparison to: karşılaştırıldığında çok küçük

Burada a dwarf, çok daha büyük bir şeyin yanında son derece küçük görünen bir şeyi anlatan benzetmedir. Jüpiter’in Güneş’e göre küçük olduğunu söyler; Jüpiter’i bir cüce gezegen olarak sınıflandırmaz. In comparison to, değerlendirmede kullanılan karşılaştırma ölçütünü belirtir. X is a dwarf in comparison to Y yapısı; boyut, güç veya miktar bakımından çok büyük bir farkı vurgular.

Alıştırma

“Our biggest crane is a dwarf in comparison to that mountain,” cümlesinde a dwarf in comparison to that mountain ne anlama gelir?

  1. Vinç, dağın yanında çok küçük görünür.
  2. Vinç ve dağ yaklaşık olarak aynı büyüklüktedir.
  3. Vinç resmî olarak cüce bir nesne şeklinde sınıflandırılmıştır.
Cevabı göster

Vinç, dağın yanında çok küçük görünür.

Calling it massive

4:12

Ona devasa demek

does not do justice to the sun. Deyimler

4:13

güneşe haksızlık olur.

Deyimler

does not do justice to: gerçeği tam olarak yansıtamamak

Bu cümlede does not do justice to, “bir şeyin gerçek boyutunu tam olarak yansıtmamak veya aktarmamak” demektir. Güneş'e massive demek doğrudur, ancak bu sözcük onun gerçekte ne kadar devasa olduğunu anlatmaya yine de yetmez. Burada it, massive betimlemesine; the sun ise yeterince yansıtılamayan şeye karşılık gelir. Bu, yetersiz anlatımla ilgili bir deyimdir; hukuki adalet ya da haksız muamele anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi dersteki beş sözcüklük ifadeyle tamamlayın: This recording ____ her voice; she sounds much richer live.

Cevabı göster

does not do justice to

It makes up 99.86% Öbek fiiller

4:15

Güneş sistemimizdeki kütlenin

of the mass in our solar system.

4:18

%99.86'sını oluşturur.

Öbek fiiller

makes up + yüzde: bir bütünün parçasını oluşturmak

Burada makes up, “oluşturur” veya “bir bütünün parçasını meydana getirir” demektir. Güneş öznedir, 99.86% onun payıdır ve the mass in our solar system bütünün kendisidir. Yeniden kullanılabilen kalıp şöyledir: parça + make up + miktar veya yüzde + of + bütün. Örnek: X makes up 30% of Y. makes up ifadesinden hemen sonra gelen yüzde, anlamın uydurmak, makyaj yapmak veya barışmak değil, bir bütünü oluşturmak olduğunu gösterir.

Alıştırma

Cümleyi derste geçen ve “oluşturur” anlamına gelen iki sözcüklük ifadeyle tamamlayın: Renewable energy ____ 40% of the town's electricity supply.

Cevabı göster

makes up

For the most part,

4:20

Büyük bir kısmı,

it consists of hydrogen and helium.

4:22

hidrojen ve helyumdan oluşur.

Only less than 2% is made up of Öbek fiiller

4:24

Sadece %2'sinden azı

heavy elements like oxygen or iron.

4:26

oksijen veya demir gibi ağır elementlerden oluşur.

Öbek fiiller

is made up of: bir bütünü parçalarıyla anlatmak

Özne, anlatılan bütün veya miktarsa ve of sonrasındaki sözcükler onun parçalarını belirtiyorsa be made up of kullanılır. Burada anlatılan şey küçük yüzdelik miktardır; ağır elementler de onun içerdiği parçalardır. Kalıp whole + be made up of + parts şeklindedir. be fiili zamana ve öznenin tekil ya da çoğul olmasına göre değişir: is made up of, was made up of, are made up of.

Alıştırma

Cümleyi be made up of ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The reading group ____ six children and one teacher.

Cevabı göster

is made up of

At its core,

4:29

Çekirdeğinde,

the sun fuses 620 million tons of hydrogen each second

4:30

güneş her saniye 620 milyon ton hidrojeni birleştirir

and generates enough energy

4:35

ve insanlığın yıllarca ihtiyacını karşılayacak

to satisfy mankind's needs for years.

4:36

kadar enerji üretir.

But not only the eight planets orbit our sun, Dilbilgisi

4:41

Ancak güneşimizin etrafında sadece sekiz gezegen dönmez,

trillions of asteroids and comets also circle it.

4:44

trilyonlarca asteroit ve kuyruklu yıldız da onun etrafında döner.

Dilbilgisi

not only ... also: vurgulu ikinci bir bilgi eklemek

Not only ilk bilgiyi sunar, also ise eklenen bilgiyi işaretler: gezegenler Güneş'in çevresinde döner, asteroitler ve kuyruklu yıldızlar da öyle. İkinci bölümün kendi öznesi ve fiili olduğu için also ana fiil circle öncesine gelir; yalnızca comets sözcüğünü nitelemez. Bu ikiliyi ikinci bir bilgiyi ekleyip özellikle vurgulamak için kullanın. En açık tam kalıp not only A but also B şeklindedir ve A ile B benzer yapıda kurulmalıdır.

Alıştırma

İlk boşluğa not only, ikinci boşluğa also yazarak cümleyi tamamlayın: Leo ____ packed his lunch, but he ____ filled his water bottle.

Cevabı göster

not only · also

Most of them are concentrated into two belts,

4:48

Bunların çoğu iki kuşakta yoğunlaşmıştır;

the asteroid belt between Mars and Jupiter

4:52

Mars ve Jüpiter arasındaki asteroit kuşağı

and the Kuiper belt at the edge of the solar system. Kültür

4:55

ve güneş sisteminin kenarındaki Kuiper kuşağı.

Kültür

Güneş Sistemi'nin kenarındaki Kuiper Kuşağı

Kuiper Kuşağı, Neptün'ün ötesinde bulunan ve birçok küçük buzlu cismin Güneş'in çevresinde döndüğü geniş bir bölgedir. Plüton ve diğer cüce gezegenler de bu bölgenin parçasıdır. Bu cümlede at the edge of the solar system, keskin bir fiziksel sınırı değil, Güneş Sistemi'nin çok uzaktaki dış kısmını anlatır. Belt, tek ve katı bir halka değil, birçok ayrı cismin bulunduğu geniş ve kuşağa benzer bir bölge demektir.

Alıştırma

Vurgulanan ifade neyi anlatıyor?

  1. Çoğu asteroitin yörüngede döndüğü, Mars ile Jüpiter arasındaki bölge.
  2. Güneş Sistemi'nin çevresinde kesin bir sınır oluşturan katı bir halka.
  3. Neptün'ün ötesinde, yörüngede dönen birçok buzlu cisim içeren geniş bir dış bölge.
Cevabı göster

Neptün'ün ötesinde, yörüngede dönen birçok buzlu cisim içeren geniş bir dış bölge.

These belts are home to countless objects, Deyimler

4:58

Bu kuşaklar sayısız nesneye ev sahipliği yapar;

some as large as a dust particle, Dilbilgisi

5:00

bazıları bir toz parçacığı kadar küçük,

others the size of dwarf planets.

5:02

diğerleri cüce gezegen boyutundadır.

Deyimler

sayısız gök cismine ev sahipliği yapar

are home to countless objects ifadesinde be home to, bir şeyi barındırmak veya bir şeyin bulunduğu yer olmak anlamına gelir. Özne These belts bölgeleri, countless objects ise orada bulunan cisimleri belirtir. Buradaki home mecazidir. Söz konusu şeylerin insan veya canlı olması gerekmez; bu yapı yerler, kuruluşlar, koleksiyonlar ve sistemler için de kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi üç sözcüklü be home to yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: This museum ____ one of the world's largest fossil collections.

Cevabı göster

is home to

Dilbilgisi

some as large as ... others the size of ile eşli boyut karşılaştırması

some ... others ... eşli yapısı, aynı büyük gruptaki üyeleri sözü edilen iki kümeye ayırır. Burada hem some hem de others, countless objects ifadesine geri döner. İki bölüm, boyutları paralel yapılarla anlatır. Tam biçimleri some are as large as ... ve others are the size of ... olurdu. Tekrarlanan are çıkarılarak karşılaştırma daha kısa hâle getirilir. A dust particle ve dwarf planets malzemeyi değil, boyut ölçülerini belirtir.

Alıştırma

Hedef ifadelerle eşli boyut karşılaştırmasını tamamlayın: The aquarium has many tanks, ____ a bathtub, ____ a swimming pool.

Cevabı göster

some as large as · others the size of

The most well-known object in the asteroid belt is Ceres.

5:06

Asteroit kuşağındaki en bilinen nesne Ceres'tir.

The most well-known objects in the Kuiper belt

5:09

Kuiper kuşağındaki en bilinen nesneler ise

are Pluto,

5:12

Plüton,

Makemake,

5:13

Makemake,

and Haumea.

5:14

ve Haumea'dır.

Usually,

5:16

Genellikle,

we describe the asteroid belt Dilbilgisi

5:17

asteroit kuşağını

as a dense collection of bodies

5:18

sürekli çarpışan cisimlerin yoğun bir topluluğu

that constantly collide.

5:20

olarak tanımlarız.

Dilbilgisi

describe the asteroid belt as a dense collection of bodies: describe X as Y yapısı

describe X as Y yapısı, X’i Y olarak sunmak veya nitelemek anlamına gelir. X hakkında konuşulan şeydir; Y ise X’e verilen açıklama ya da etikettir. Burada X, the asteroid belt; Y ise a dense collection of bodies ifadesidir. Usually, bunun kuşağı insanların yaygın biçimde gözünde canlandırma şekli olduğunu gösterir. Bu, konuşanın açıklamayı tamamen doğru bulduğu anlamına gelmeyebilir. Bu yapıda as, açıklamayı başlatır; “-dığı zaman” anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi describe X as Y yapısının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After the visit, Leo ____ the science museum ____ a wonderful place to learn.

Cevabı göster

described · as

But in fact, Anlatım akışı

5:22

Ancak aslında,

the asteroids are distributed across an area

5:23

asteroitler tarif edilemez derecede

that is so indescribably large

5:26

geniş bir alana dağılmıştır,

that it's even difficult to see two asteroids at once.

5:28

öyle ki aynı anda iki asteroiti görmek bile zordur.

Anlatım akışı

Gerçeğe dayalı düzeltme işareti olarak But in fact,

“But”, az önce sunulan görüntüden farklı bir yöne geçildiğini gösterir. Ardından “in fact”, bu görüntüyü düzelten bilgiyi sunar: Asteroitler son derece geniş bir alana yayılmıştır. “But in fact,” birlikte kullanıldığında açıklama ilk izlenim → gerçeğe dayalı düzeltme şeklinde düzenlenir. Burada “in fact” yalnızca vurgu yapmaz; dinleyiciye sonraki iddianın daha doğru olduğunu bildirir.

Alıştırma

İkinci cümle için en uygun başlangıcı seçin: “Space films make asteroid belts look crowded. ___ real asteroids are usually very far apart.”

  1. In addition,
  2. But in fact,
  3. For example,
Cevabı göster

But in fact,

Despite the billions of objects in them, Dilbilgisi

5:32

İçlerindeki milyarlarca nesneye rağmen,

the asteroid belts are fairly empty places.

5:35

asteroit kuşakları oldukça boş yerlerdir.

Dilbilgisi

Karşıtlık bildiren Despite + isim öbeği

“Despite the billions of objects in them” önce şaşırtıcı bir karşıtlık oluşturan gerçeği sunar. Bu kadar çok cisim, asteroit kuşaklarının kalabalık olduğunu düşündürebilir; ancak ana cümle bunların oldukça boş olduğunu söyler. “Despite” ifadesinden sonra bir isim öbeği veya -ing biçimi gelir; sıradan bir özne-fiil cümleciği doğrudan gelmez. Burada “the billions of objects in them” bir isim öbeğidir ve “them” asteroit kuşaklarını belirtir.

Alıştırma

Cümleyi doğru şekilde tamamlayan sözcüğü seçin: “____ the heavy rain, the game continued.”

  1. Because
  2. Although
  3. Despite
Cevabı göster

Despite

And nonetheless,

5:38

Ve yine de,

there are collisions over and over again. Kalıp ifadeler

5:39

tekrar tekrar çarpışmalar olur.

Kalıp ifadeler

over and over again: tekrarlanan olaylar

Over and over again, aynı tür olayın birçok kez tekrarlanması anlamına gelir. Burada çarpışmaların devamlı gerçekleştiğini vurgular. Tüm ifadeyi zamanı belirten tek bir kalıp olarak düşünün. Buradaki over, konum veya dönme hareketi anlamına gelmez.

Alıştırma

Aynı şeyin birçok kez gerçekleştiğini göstermek için cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? The alarm rang _____ until someone turned it off.

  1. over and over again
  2. once and for all
  3. from time to time
Cevabı göster

over and over again

The mass of both belts is also unimpressive.

5:41

Her iki kuşağın kütlesi de pek etkileyici değildir.

The asteroid belt has a little less than

5:45

Asteroit kuşağı, ayımızın kütlesinin

4% of our moon's mass.

5:46

%4'ünden biraz daha azına sahiptir.

And the Kuiper belt is only

5:49

Kuiper kuşağı ise Dünya'nın kütlesinin

between 1/25 and 1/10 of Earth's mass.

5:51

sadece 1/25'i ile 1/10'u arasındadır.

One day the solar system will cease to exist. Kelime

5:57

Bir gün güneş sistemi yok olacak.

Kelime

cease to exist: tamamen sona ermeyi anlatan resmî ifade

Cease to exist, tamamen var olmaktan çıkmak demektir. Bu cümlede Güneş Sistemi'nin yalnızca bir etkinliği durdurması değil, sonunda kendisinin artık var olmayacağı anlatılır. Yapı cease to + fiilin yalın hâlidir. Exist ile kullanıldığında, yaptığı bir işin geçici olarak durmasını değil, şeyin kendisinin sona ermesini ifade eder.

Alıştırma

Hangi cümle kulübün yalnızca bir süreliğine faaliyetlerini durduracağını değil, kendisinin artık var olmayacağını ifade eder?

  1. The club will move to a new building.
  2. The club will cease to exist.
  3. The club will cease to operate for one week.
Cevabı göster

The club will cease to exist.

The sun will die

6:00

Güneş ölecek

and Mercury,

6:01

ve Merkür,

Venus,

6:02

Venüs,

and maybe Earth too

6:02

ve belki Dünya da

will be destroyed.

6:04

yok edilecek.

In 500 million years,

6:06

500 milyon yıl içinde,

it will become hotter and hotter Dilbilgisi

6:08

gittikçe daha da ısınacak

until at some point

6:10

ta ki bir noktada

it will melt Earth's crust.

6:11

Dünya'nın kabuğunu eritecek.

Dilbilgisi

will become hotter and hotter: gittikçe daha sıcak hâle gelecek

will become hotter and hotter ifadesinde will become, değişimin gelecekte gerçekleşeceğini gösterir. Hotter, hot sözcüğünün karşılaştırma biçimidir. Karşılaştırma biçimini and ile tekrarlamak, aynı şeyin zaman içinde giderek değiştiğini gösterir: sıcaklığı sürekli yükselir. Burada iki farklı şey karşılaştırılmaz. Aynı kalıp faster and faster veya less and less ifadelerinde de kullanılır.

Alıştırma

quiet sözcüğünü tekrarlanan karşılaştırma kalıbında kullanarak cümleyi tamamlayın: Over the next few minutes, the room will become ____.

Cevabı göster

quieter and quieter

Then the sun will grow and grow

6:15

Sonra güneş büyüyecek ve büyüyecek

and either swallow Earth Dilbilgisi

6:17

ve ya Dünya'yı yutacak

or at least turn it Öbek fiiller

6:19

ya da en azından onu

into a sea of lava.

6:20

bir lav denizine çevirecek.

Dilbilgisi

either swallow Earth or at least turn it into a sea of lava: ya Dünya'yı yutmak ya da en azından onu bir lav denizine çevirmek

Either ... or iki alternatif sonucu birbirine bağlar. Burada swallow Earth ve turn it into a sea of lava şeklindeki paralel fiil öbeklerini bağlar. İki alternatif Earth ve lava değildir. At least, ikinci sonucu daha düşük düzeyli bir yedek sonuç olarak gösterir: Güneş Dünya'yı yutmasa bile sonuç yine de aşırı olacaktır. Either ... or kalıbını başka bir cümlede kullanırken either sözcüğünü ilk alternatifin, or sözcüğünü ikinci alternatifin önüne getirin ve iki bölümü dil bilgisi bakımından paralel tutun.

Alıştırma

Alternatifleri tanıtan iki parçalı bağlaçla cümleyi tamamlayın: The repair will ____ solve the problem completely ____ at least make it less serious.

Cevabı göster

either · or

Öbek fiiller

turn it into a sea of lava: turn X into Y kalıbı

Turn X into Y, “X'i Y'ye dönüştürmek” anlamına gelir. X, turn fiilinden sonra gelen nesnedir; Y ise into sözcüğünden sonra gelen yeni biçim veya durumdur. Burada it, Earth sözcüğüne gönderme yapar: Güneş'in ısısı Dünya'yı lav denizine benzer bir duruma dönüştürecektir. Bu kalıp fiziksel veya soyut değişimleri anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi turn X into Y kalıbıyla tamamlayın: The science club can ____ plastic bottles ____ plant pots.

Cevabı göster

turn · into

When it has burnt up all its fuel Notlar

6:24

Tüm yakıtını tükettiğinde

and lost most of its mass,

6:26

ve kütlesinin büyük bir kısmını kaybettiğinde,

Öbek fiiller

burnt up: tamamen tüketme

Bu cümlede burnt up, “yanma yoluyla tamamen tüketti” anlamına gelir. Yıldız bütün yakıtını tüketmiştir; bu yüzden up yukarı yönü değil, eylemin sonuna kadar tamamlandığını gösterir. Burada ifadeden sonra nesne gelir: has burnt up all its fuel. Burnt, has sözcüğünden sonra kullanılan geçmiş zaman ortacıdır.

Alıştırma

“The engine burnt up all its fuel.” cümlesinde burnt up ne anlama gelir?

  1. yakıtı sonrası için sakladı
  2. tüm yakıtı tüketti
  3. yakıtı yukarı doğru hareket ettirdi
Cevabı göster

tüm yakıtı tüketti

it will shrink to a white dwarf Kültür

6:27

bir beyaz cüceye küçülecek

Dilbilgisi

When it has burnt up ... it will shrink: gelecekte tamamlanma

Gelecekteki zamanı anlatan when yan cümlesinde has burnt up, present perfect biçimindedir. Bütün yakıtın kullanılmasının sonraki küçülmeden önce tamamlanacağını gösterir; sürecin şu anda zaten tamamlandığı anlamına gelmez. İngilizcede bu tür when yan cümlelerinde normalde will kullanılmaz. Gelecek işareti ana cümle it will shrink to a white dwarf içinde bulunur: When + present perfect, ... will .... has burnt up ... and lost ... yapısında has yardımcı fiili lost için de geçerlidir: has burnt up and has lost.

Alıştırma

Gelecekteki sonuçtan önce eylemin tamamen biteceğini vurgulamak için when yan cümlesinde present perfect kullanan cümle hangisidir?

  1. When Mia finishes the report, she will send the email.
  2. When Mia will have finished the report, she will send the email.
  3. When Mia has finished the report, she will send the email.
Cevabı göster

When Mia has finished the report, she will send the email.

and burn gently for a few billion more years

6:29

ve birkaç milyar yıl daha hafifçe yanacak

before it goes out entirely. Öbek fiiller

6:32

ve sonra tamamen sönecek.

Kültür

a white dwarf: bir yıldız kalıntısı

White dwarf, Güneş benzeri bir yıldız ana yakıtını tükettikten sonra kalan küçük ve çok yoğun yıldız kalıntısıdır. Burada bu ifade, yıldızın küçüldükten sonra neye dönüştüğünü adlandırır. White onun sıcak ve parlak görünümünü, dwarf ise yıldızlara göre görece küçük boyutunu anlatır. İfadenin tamamı bir astronomi terimidir; bir kişiyi kelimesi kelimesine tarif etmez.

Alıştırma

Hangi tanım white dwarf ifadesine uyar?

  1. Güneş benzeri bir yıldızın küçük ve yoğun kalıntısı
  2. Bir yıldızın çevresinde dolanan küçük bir gezegen
  3. Yıldızların oluşmaya başladığı bir gaz bulutu
Cevabı göster

Güneş benzeri bir yıldızın küçük ve yoğun kalıntısı

Öbek fiiller

goes out entirely: ışık vermeyi tamamen bırakmak

Bu cümlede goes out, “yanmayı veya ışık vermeyi bırakır” anlamındadır. Özne bir beyaz cücedir; bu yüzden ifade, yıldızın sonunda artık parlamamasını anlatır, bir yerden ayrılmasını değil. Entirely, sonun eksiksiz olduğunu vurgular: ışık çok uzun ve yavaş bir soğuma sürecinden sonra tamamen kesilir. Genel olarak go out, bir alevin sönmesini veya bir ışığın artık parlamamasını anlatabilir.

Alıştırma

“The white dwarf will burn gently before it goes out entirely” cümlesinde goes out entirely ne anlama gelir?

  1. Yanmayı veya parlamayı tamamen bırakır.
  2. Güneş Sistemi’nden uzağa gider.
  3. Birden çok daha parlak hâle gelir.
Cevabı göster

Yanmayı veya parlamayı tamamen bırakır.

Then at the latest,

6:36

O zaman, en geç o zaman,

life in the solar system

6:38

güneş sisteminde yaşam

will no longer be possible.

6:39

artık mümkün olmayacak.

The Milky Way will not even notice it.

6:41

Samanyolu bunu fark etmeyecek bile.

A small part of it

6:44

Kollarından birindeki

in one of its arms

6:45

küçük bir kısmı

will become just a tiny bit darker.

6:46

sadece birazcık daha karanlık olacak.

And mankind will cease to exist.

6:48

Ve insanlık yok olacak.

Or leave the solar system

6:52

Ya da güneş sistemini

in search of a new home. Kalıp ifadeler

6:54

yeni bir ev arayışıyla terk etmiş olacak.

Kalıp ifadeler

in search of: arama amacını ifade etmek

In search of, “bulmaya çalışmak” anlamına gelen kalıplaşmış bir edat öbeğidir. Burada Güneş Sistemi’nden ayrılmanın amacını gösterir: İnsanlık yeni bir yuva bulmak istediği için ayrılabilir. Yapı in search of + isim veya isim öbeği şeklindedir. Bu ifadede search bir isimdir, bu nedenle of gereklidir: in search of a new home.

Alıştırma

Cümleyi “bulmaya çalışmak” anlamına gelen üç sözcüklü kalıpla tamamlayın: The rescue team entered the forest ____ the missing child.

Cevabı göster

in search of