Bir tavuğun gözünden tarih - Chris A. Kniesly: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
682 kelime 150 kel/dk

Video özeti: Video, tavukların Güneydoğu Asya’daki yabani atalarından ve ilk evcilleştirilmelerinden başlayarak din, beslenme ve bilimde üstlendikleri rolleri izliyor; endüstriyel üretim ve hayvan deneyimi sorularıyla sona eriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. dating at least back to 7,000 years ago, — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: Tarih ve arkeolojide bir türün, geleneğin ya da eserin bilinen en eski kökenini belirtmek için kullanılan bu zaman kalıbını tanıyıp kullanın; at least ifadesinin daha da eski bir tarihe ihtimal bıraktığını fark edin. 2. building on Gregor Mendel's studies of genetic inheritance. — Deyimsel fiiller: build on ifadesini önceki araştırmaları temel alarak bir çalışmayı ilerletmek anlamında kavrayın; tavuk melezleme çalışmalarının Mendel’in fikirlerini nasıl geliştirdiğini ve Punnett karesine nasıl katkı sağladığını anlatırken kullanın. 3. From gladiators and gifts to the gods to traveling companions and research subjects, — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Tekrarlanan From...to...to... dizisinin birbirinden çok farklı rolleri sonuç niteliğinde tarihsel bir özette nasıl topladığını görün; değişimi ve kapsamı vurgulayarak bir açıklamayı bitirmek için bu yapıyı kullanın.

Bu derste

The Annals of ancient Egyptian king Thutmose III described a marvelous foreign bird that gives birth daily. Notlar

0:06

Antik Mısır kralı III. Thutmose'nin Yıllıkları, her gün yumurtlayan harika bir yabancı kuşu anlatıyordu.

Kültür

Tarihî bir kaynak olarak The Annals of ancient Egyptian king Thutmose III

Annals, yıllara veya dönemlere göre düzenlenmiş tarihî kayıtlar bütünü demektir. Burada öbeğin ana ismidir; of ancient Egyptian king Thutmose III ise hangi kayıtların kastedildiğini belirtir. Annals bir kişinin adı değildir. Thutmose III, Antik Mısır'ın bir firavunuydu. Hem kayıtların hem de hükümdarın adının verilmesi, kuşla ilgili anlatımı sıradan bir modern hikâye olarak değil, eski bir tarihî kaynaktan alınmış bilgi olarak sunar.

Alıştırma

Bu cümlede The Annals of ancient Egyptian king Thutmose III neyi ifade ediyor?

  1. Kişisel adı Annals olan bir Mısır kralı
  2. Firavun III. Thutmose ile bağlantılı eski tarihî kayıtlar
  3. Yabancı kuş yetiştirmeye ilişkin modern bir rehber
Cevabı göster

Firavun III. Thutmose ile bağlantılı eski tarihî kayıtlar

Kalıp ifadeler

Tarihî bir söyleyiş olarak that gives birth daily

That, a marvelous foreign bird ifadesini açıklayan bir ilgi cümleciği başlatır. Gives birth fiil öbeği normalde bir bebek veya canlı yavru dünyaya getirmek anlamına gelir; daily ise bunun her gün gerçekleştiğini belirtir. Bu eski anlatımda gives birth, kuşun her gün yumurtlamasını yeni bir yaşamın gelişi gibi göstermek için geniş anlamda kullanılmıştır. Günlük modern İngilizcede bir kuş lays eggs; buradaki ifade tarihî bir söyleyiştir, olağan biyolojik tanım değildir.

Alıştırma

Bir tavuğun yumurta üretmesini modern İngilizcede doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. This hen delivers an egg almost every day.
  2. This hen lays an egg almost every day.
  3. This hen gives birth to an egg almost every day.
Cevabı göster

This hen lays an egg almost every day.

Zoroastrians viewed them as spirits whose cries told of the cosmic struggle between darkness and light. Notlar

0:15

Zerdüştler onları, çığlıkları karanlık ile aydınlık arasındaki kozmik mücadeleyi anlatan ruhlar olarak gördüler.

Dilbilgisi

viewed them as spirits: view X as Y kalıbı

view X as Y yapısında X değerlendirilen kişi ya da şeydir; Y ise X’e verilen kimlik, rol veya yorumdur. Burada them X, spirits ise Y’dir; yani cümle, Zerdüştlerin onları ruhlar olarak gördüğünü anlatır. As bu değerlendirme kalıbının bir parçasıdır; burada “-iken” ya da “-dığında” anlamına gelmez. Bu kalıp, inançları, görüşleri ve sınıflandırmaları nesnel gerçekler gibi sunmadan aktarmak için kullanışlıdır.

Alıştırma

view X as Y kalıbını tamamlayın: The committee viewed the plan ____ a practical solution.

Cevabı göster

as

Dilbilgisi

whose cries told of: ilgi cümlesinde aitlik

Whose bir ilgi cümlesi içinde aitlik bildirir. whose cries ifadesinde çığlıklar spirits sözcüğüyle belirtilen varlıklara aittir; whose cries told of ... ilgi cümlesinin tamamı da spirits hakkında ek bilgi verir. Whose yalnızca insanlar için değil, hayvanlar, nesneler ve fikirler için de kullanılabilir. Tell of “anlatmak, ortaya koymak veya bir şeyin işaretini vermek” anlamına gelir ve çoğu zaman edebî ya da tarihî bir ton taşır. Çığlıklar gerçek anlamda konuşmaz; bu inançta kozmik mücadelenin işaretleri olarak yorumlanır.

Alıştırma

Cümleyi aitlik bildiren ilgi sözcüğüyle tamamlayın: We entered a house ____ roof was covered in snow.

Cevabı göster

whose

Kültür

karanlık ile aydınlık arasındaki kozmik mücadele.

Burada the cosmic struggle, tüm evreni ve onun düzenini etkilediğine inanılan bir çatışmayı anlatır. Darkness and light, Zerdüşt dünya görüşündeki simgesel güçlerdir; sıradan gece ve gündüzü değil, genel olarak kötülük ve iyilik gibi karşıtlıkları ifade eder. Bu ifade, çığlıkların neden anlamlı işaretler olarak görülebildiğini açıklar: Çığlıkların yalnızca hayvanların doğal sesleri değil, bu dinsel çatışmayı ifade eden veya ortaya koyan işaretler olduğuna inanılıyordu.

Alıştırma

Bu cümlede 'the cosmic struggle between darkness and light' neyi anlatıyor?

  1. Gündüzden geceye gerçekleşen sıradan değişimi
  2. Kötülük ile iyilik arasındaki, evrensel ölçekte simgesel çatışmayı
  3. İki kuş türü arasındaki kavgayı
Cevabı göster

Kötülük ile iyilik arasındaki, evrensel ölçekte simgesel çatışmayı

Romans brought them on their military campaigns to foretell the success of future battles. Kültür

0:22

Romalılar, gelecekteki savaşların başarısını öngörmek için onları askeri seferlerinde yanlarına aldılar.

Kültür

gelecekteki savaşların başarısını öngörmek.

Foretell, gelecekte olacak bir şeyi önceden söylemek veya göstermek demektir; bu fiil çoğu zaman kehanet ya da alamet çağrışımı taşır. to foretell the success of future battles yapısında to ile kurulan mastar, kuşların seferlere götürülme amacını belirtir. Romalılar kuşların davranışlarını bir işaret olarak görüyor ve bundan gelecekteki savaşların olası sonucunu anlamaya çalışıyordu. Cümle, kuşların savaşları anladığı, planladığı veya sonuçlarına neden olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede foretell neden uygundur?

  1. Romalıların hangi savaşlara gireceğine karar vermek için
  2. Kuşları ordunun savaşta yardım etmesi için eğitmek için
  3. Gelecekteki savaşların nasıl sonuçlanacağını kehanet niteliğinde bir işaretle göstermek için
Cevabı göster

Gelecekteki savaşların nasıl sonuçlanacağını kehanet niteliğinde bir işaretle göstermek için

And today,

0:28

Ve bugün,

this bird still occupies an important,

0:29

bu kuş hala önemli bir yer tutuyor,

though much less honorable position upon our dinner plates. Notlar

0:32

yemek tabaklarımızdaki konumu çok daha az onurlu olsa da.

Dilbilgisi

though much less honorable: araya giren ödünleme

though much less honorable ifadesi, important ile position arasına yerleştirilmiş bir ödünleme nitelemesidir. Important, kuşun bugünkü yerinin hâlâ önemli olduğunu söyler; ardından though bir sınırlama ekler: bu yer, karşılaştırıldığı yerden çok daha az onurludur. Burada though, isim öbeğinin içinde ‘ancak’ gibi işlev görür; yeni bir cümle başlatmaz. Much, karşılaştırma bildiren less sözcüğünü güçlendirir ve onur kaybının büyük olduğunu gösterir.

Alıştırma

'Maya has a small, though very loyal, audience,' cümlesinde though öbeği ne yapar?

  1. Farklı bir izleyici kitlesi hakkında ayrı bir cümle başlatır.
  2. İzleyici kitlesinin küçük olduğu için sadık olduğunu söyler.
  3. İzleyici kitlesinin küçük olduğunu kabul ederken çok sadık olduğu yönündeki karşıt ve olumlu gerçeği ekler.
Cevabı göster

İzleyici kitlesinin küçük olduğunu kabul ederken çok sadık olduğu yönündeki karşıt ve olumlu gerçeği ekler.

Deyimler

upon our dinner plates: konumla yiyecek olduğunu ima etme

upon our dinner plates ifadesi, gerçek anlamıyla bir konumu anlatır. Bu cümlede o konum, kuşun günümüzdeki rolünü anlamamızı sağlar: yemek olarak servis edilip yenir. Bu ifade, people eat this bird şeklindeki doğrudan anlatımdan kaçınır. Position ve honorable sözcükleriyle birlikte, tabaktaki bir yeri toplumsal bir statüymüş gibi ele alarak kuru bir mizah yaratır.

Alıştırma

Bu cümlede upon our dinner plates neyi ima eder?

  1. Kuş canlı hâlde gerçekten insanların tabaklarının üzerinde durmaktadır.
  2. Kuş şimdi eskisine göre daha onurludur.
  3. Kuş artık yaygın biçimde yemek olarak servis edilip yenmektedir.
Cevabı göster

Kuş artık yaygın biçimde yemek olarak servis edilip yenmektedir.

The modern chicken is descended primarily from the red Junglefowl and partially from three other closely related species, Kalıp ifadeler

0:36

Modern tavuğun soyu temel olarak kırmızı orman tavuğundan ve kısmen de yakın akraba olan diğer üç türden gelmektedir,

Kalıp ifadeler

is descended primarily from: başlıca atasal kaynak

Be descended from, bir kişinin, grubun veya daha eski bir türün ata ya da tarihsel kaynak olduğu anlamına gelir. Bu cümlede is descended from, modern tavuğu evrimsel atalarına bağlar. Primarily, “esas olarak” demektir. Kırmızı orman tavuğunun başlıca kaynak olduğunu, ancak tek kaynak olmadığını gösterir. Buradaki descended soy ilişkisini anlatır; bir yerden fiziksel olarak aşağı inmeyi anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi be descended from ile tamamlayın: tekil özne için is kullanın ve primarily sözcüğünü doğrudan from sözcüğünün önüne koyun. This island bird ____ one ancestral species and partly from another.

Cevabı göster

is descended primarily from

all native to India and Southeast Asia. Kalıp ifadeler

0:44

bunların tümü Hindistan ve Güneydoğu Asya'ya özgüdür.

Kalıp ifadeler

all native to: ortak bir köken yeri

Native to, bir türün veya şeyin belirli bir yerde doğal olarak ortaya çıktığı anlamına gelir. Yalnızca bugün nerede görülebildiğini değil, özgün coğrafi bağını anlatır. All, kırmızı orman tavuğuna ve yakın akraba olan diğer üç türe gönderme yapar. Virgülden sonraki all native to... ifadesi, all of which are native to... anlamındaki kısaltılmış bir ek açıklamadır.

Alıştırma

Hangi cümle, kurbağanın yalnızca şu anda Kosta Rika’da yaşadığını değil, doğal olarak orada ortaya çıktığını açıkça belirtir?

  1. The frog can be found in Costa Rica.
  2. The frog lives in Costa Rica.
  3. The frog is native to Costa Rica.
Cevabı göster

The frog is native to Costa Rica.

The region's bamboo plants produce massive amounts of fruit just once every few decades. Notlar

0:47

Bölgenin bambu bitkileri sadece birkaç on yılda bir büyük miktarda meyve verir.

Kalıp ifadeler

produce massive amounts of fruit: çok büyük miktarda meyve üretmek

Bu cümlede produce “üretmek veya vermek”, massive amounts of ise “çok büyük miktarda” anlamına gelir. Birlikte, produce massive amounts of fruit toplam meyve üretiminin son derece fazla olduğunu anlatır. Burada fruit, tek tek meyvelerden çok toplam miktarı belirten sayılamayan ya da topluluk bildiren bir kavram olarak kullanılır. Vurgu, her bir meyvenin boyutunda değil, toplam meyve miktarındadır.

Alıştırma

Hangi cümle bir elektrik santralinin toplamda çok büyük miktarda enerji ürettiğini doğal biçimde ifade eder?

  1. The power station produces massive amounts of energy.
  2. The power station produces energy massive amounts.
  3. The power station produces a massive number of energy.
Cevabı göster

The power station produces massive amounts of energy.

Dilbilgisi

just once every few decades: yalnızca birkaç on yılda bir

Once every + zaman aralığı, yinelenen her bir dönem içinde bir kez gerçekleşme anlamına gelir. Bu nedenle once every few decades, birkaç on yıllık bir aradan sonra bir kez demektir. Just vurgu ekler: olay yalnızca bu kadar düşük bir sıklıkta gerçekleştiği için çok nadirdir. İfade sıklığı anlatır; olayın onlarca yıl sürmesini ya da bu yılların her birinde gerçekleşmesini anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi “her beş yıllık dönemde yalnızca bir kez” anlamındaki hedef sıklık ifadesiyle tamamlayın: The archive opens this special room ____.

Cevabı göster

just once every five years

Junglefowls' ability to lay eggs daily may have evolved to take advantage of these rare feasts, Notlar

0:53

Orman tavuklarının her gün yumurtlama yeteneği, bu nadir ziyafetlerden yararlanmak için evrimleşmiş olabilir,

Dilbilgisi

may have evolved to: geçmiş evrim hakkında temkinli bir hipotez

May have + geçmiş zaman ortacı, geçmişteki bir durum hakkında temkinli bir tahmin ifade eder. Burada may have evolved, her gün yumurtlama yeteneğinin geçmişte evrim yoluyla gelişmiş olabileceğini belirtir; değişimin şu anda gerçekleşiyor olabileceği anlamına gelmez. to ile başlayan mastar, özelliğin öne sürülen işlevini verir. May have evolved to bütünüyle kanıtlanmış bir gerçeği değil, olası bir bilimsel açıklamayı sunar.

Alıştırma

May ve evolve fiilinin geçmiş zaman ortacını kullanarak temkinli ifadeyi tamamlayın: The moth's coloring ____ help it hide from birds.

Cevabı göster

may have evolved to

Kalıp ifadeler

take advantage of: bir fırsattan yararlanmak

Take advantage of, bir fırsatı, koşulu veya kaynağı yarar sağlayacak şekilde kullanmak anlamına gelir. Burada kuşlar yiyeceğin bol olduğu nadir bir dönemden yararlandığı için ifade nötrdür. Bu ifade, kişisel çıkar için birine haksız davranarak ondan yararlanmak anlamına da gelebilir. Hangi anlamın kastedildiğini nesne ve bağlam gösterir.

Alıştırma

Hangi cümlede take advantage of, bir koşuldan iyi şekilde yararlanma anlamında nötr olarak kullanılmıştır?

  1. The scammer took advantage of an elderly customer.
  2. We took advantage of the quiet library to finish our project.
  3. She took advantage of her little brother's trust and lied to him.
Cevabı göster

We took advantage of the quiet library to finish our project.

increasing their population when food was abundant. Dilbilgisi

1:00

yiyecek bol olduğunda nüfuslarını artırarak.

Dilbilgisi

increasing their population when food was abundant: sonucu gösteren -ing öbeği

Şimdiki ortaç öbeği increasing their population when food was abundant, önceki cümleciğe bağlanır ve önceki eylemin sonucunu gösterir. Kendi öznesi ve çekimli zamanı olan yeni bir eş görevli fiil değildir. increasing sözcüğünün örtük öznesi genellikle önceki cümlecikte anlatılan grupla aynıdır. when food was abundant, popülasyon artışının gerçekleştiği zamanı veya koşulu belirtir. Bu kısa sonuç yapısı açıklayıcı metinlerde sık görülür.

Alıştırma

The town planted more trees, lowering summer temperatures along the main streets. cümlesinde lowering summer temperatures ne işe yarar?

  1. Ağaç dikmenin sonucunu ekler
  2. Yeni bir özneyle ayrı bir geçmiş olayı bildirir
  3. Dikimden önce var olan amacı bildirir
Cevabı göster

Ağaç dikmenin sonucunu ekler

This was something humans could exploit on a consistent basis, Kalıp ifadeler

1:04

Bu, insanların sürekli olarak yararlanabileceği bir şeydi,

Kalıp ifadeler

on a consistent basis: düzenli ve güvenilir biçimde

on a consistent basis, düzenli, istikrarlı ve tekrarlanabilir bir şekilde anlamına gelir. Bir etkinliğin zaman içinde güvenilir olduğunu vurgular; yalnızca tesadüfen sık gerçekleştiğini söylemez. Bu cümlede ifade, insanların bir şeyden nasıl yararlanabildiğini açıklar: ondan tekrar tekrar ve güvenilir biçimde yararlanabiliyorlardı. Buradaki basis fiziksel bir temel anlamına gelmez; bu kalıpta olayın gerçekleşme biçimini veya düzenini anlatır.

Alıştırma

The clinic reviews its safety procedures on a consistent basis. cümlesinde on a consistent basis neyi vurgular?

  1. Tek bir incelemenin tesadüfen yapılmasını
  2. İncelemelerin yasak olmasını
  3. İncelemelerin güvenilir ve tekrarlı biçimde yapılmasını
Cevabı göster

İncelemelerin güvenilir ve tekrarlı biçimde yapılmasını

and the birds' weak flight capabilities and limited need for space made them easy to capture and contain. Dilbilgisi

1:07

ve kuşların zayıf uçuş yetenekleri ile sınırlı alan ihtiyaçları, onların yakalanıp tutulmasını kolaylaştırıyordu.

Dilbilgisi

made them easy to capture and contain: onları yakalayıp kontrol altında tutmayı kolaylaştırdı

Made them easy to capture and contain, make + object + adjective + to-infinitive yapısını kullanır. Them nesnedir, easy ortaya çıkan zorluk derecesini belirtir ve iki mastar kolaylaşan eylemleri adlandırır. Anlam olarak kuşları yakalamak ve kontrol altında tutmak kolay hâle gelmiştir. to capture and contain, hangi eylemlerin kolay olduğunu belirterek easy ifadesini tamamlar; ayrı bir amaç bildirmez. Buradaki contain, kuşları sınırlı bir alanın içinde tutmak anlamındadır.

Alıştırma

Bir koşulun bir eylemi kolaylaştırdığını göstermek için make + object + adjective + to-infinitive yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The clear map made easy the trail to follow.
  2. The clear map made the trail to easy follow.
  3. The clear map made the trail easy to follow.
Cevabı göster

The clear map made the trail easy to follow.

The earliest domesticated chickens,

1:15

En eski evcilleştirilmiş tavuklar,

dating at least back to 7,000 years ago, Kalıp ifadeler

1:17

en az 7.000 yıl öncesine dayanan,

Kalıp ifadeler

dating at least back to 7,000 years ago: en az 7.000 yıl öncesine dayanan

Dating at least back to 7,000 years ago, the earliest domesticated chickens ifadesini niteleyen bir present participle öbeğidir. Ayrı ve tam bir cümle kurmak yerine bu tavukların bilinen en eski dönemini kısa biçimde ekler. Date back to, kökenin veya varlığın geçmişteki bir zamana kadar uzanması anlamına gelir. At least, 7.000 yıl öncesinin kesinleşmiş en düşük yaş olduğunu belirtir; bu nedenle tavuklar daha eski olabilir. Buradaki date yaş ve tarihle ilgilidir, romantik bir buluşmayla değil.

Alıştırma

Cümleyi tamamlayın: This stone bridge dates back ____ the 1400s。

Cevabı göster

to

weren't bred for food, Dilbilgisi

1:20

yiyecek için yetiştirilmemişti,

but for something considered less savory today. Kelime

1:21

bugün daha az lezzetli kabul edilen bir şey için yetiştirilmişti.

Dilbilgisi

weren't bred for food, but for something: amaçları karşılaştırma

not for A, but for B kalıbı, varsayılan bir amacı reddedip onun yerine gerçek amacı verir. Burada weren't bred for food, yetiştirme amacının yiyecek olduğunu reddeder; but for something ise farklı bir amacı sunar. Her iki bölümde de for, bred ile birlikte kullanılır ve amacı belirtir. İkinci bölümde bred tekrarlanmak yerine anlaşılır kabul edilerek düşürülmüştür. Bu nedenle buradaki but for, 'B olmasaydı' anlamındaki koşul ifadesi değildir.

Alıştırma

Hangi cümle eti yetiştirme amacı olarak reddedip yünü gerçek amaç olarak verir?

  1. These sheep weren't bred for either meat or wool.
  2. These sheep were bred for meat, but not for wool.
  3. These sheep weren't bred for meat, but for wool.
Cevabı göster

These sheep weren't bred for meat, but for wool.

Kelime

considered less savory today: mecaz bir değerlendirme

savory yiyecekleri nitelerken tatlı değil, tuzlu ya da hoş biçimde baharatlandırılmış bir tadı anlatır. Burada something bir etkinliği ifade ettiği için less savory mecazidir: daha az saygın, daha az hoş veya toplum tarafından daha az kabul edilebilir demektir. considered, bunun insanların söz konusu etkinlik hakkında bugün yaptığı değerlendirme olduğunu gösterir. Hayvanlar ve yiyeceklerden söz eden bir cümlede yemekle ilgili bu kelimenin kullanılması bir kelime oyunu da yaratır; ancak gerçek bir tadı anlatmaz.

Alıştırma

'The documentary reveals a less savory side of the industry,' cümlesinde less savory ne anlama gelir?

  1. İşletmesi daha ucuz
  2. Daha az saygın veya toplumca daha az kabul edilebilir
  3. Tadı daha az tuzlu
Cevabı göster

Daha az saygın veya toplumca daha az kabul edilebilir

The aggressiveness of breeding males armed with natural leg spurs made cockfighting a popular entertainment. Notlar

1:25

Doğal bacak mahmuzlarıyla silahlanmış üreyen erkeklerin saldırganlığı, horoz dövüşünü popüler bir eğlence haline getirdi.

Deyimler

askerî bir benzetme olarak armed with natural leg spurs

Armed with genellikle “silahlarla donatılmış” anlamına gelir. Yazar burada bu ifadeyi üreme dönemindeki horozlar ve onların doğal bacak mahmuzları için kullanarak kuşları savaş donanımına sahip dövüşçüler gibi gösterir. Bu askerî benzetme, saldırganlıklarını daha canlı hâle getirir. Mahmuzlar, bacaklarda bulunan sert ve sivri çıkıntılardır. Natural, bunların insanlar tarafından eklenen silahlar değil, kuşun vücudunun bir parçası olduğunu gösterir.

Alıştırma

Bir yaban hayatı yazısında The beetle is armed with a pair of powerful jaws neyi düşündürür?

  1. Böcek asker olarak eğitilmiştir.
  2. Çeneleri doğal vücut parçalarıdır, ancak silaha benzer özellikler olarak sunulur.
  3. Çeneleri artık güçlü değildir.
  4. Birisi böceğin çenelerine silah takmıştır.
Cevabı göster

Çeneleri doğal vücut parçalarıdır, ancak silaha benzer özellikler olarak sunulur.

Kültür

tarihsel çerçeve olarak cockfighting a popular entertainment

cockfighting, insanların izlediği, horozlar arasında düzenlenen bir dövüştür. made cockfighting a popular entertainment yapısında cockfighting etkilenen şeyi adlandırırken a popular entertainment bu etkinliğin zamanla kazandığı rolü açıklar. Bu ifade tarihsel bağlam verir: insanlar bir zamanlar eğlenmek için bu dövüşleri izliyordu. Etkinliğin geçmişte nasıl görüldüğünü aktarır; ona entertainment denmesi, anlatıcının bunu onayladığını tek başına göstermez.

Alıştırma

Bu yorumun doğru olup olmadığına karar verin: Cümle, tarihsel bir bağlamda horoz dövüşünün eğlence olarak görüldüğünü aktarır; etkinliği bugün mutlaka desteklemez.

  1. Doğru
  2. Doğru değil
Cevabı göster

Doğru

By the second millennium BCE, Dilbilgisi

1:33

MÖ ikinci binyıla gelindiğinde,

chickens had spread from the Indus Valley to China and the Middle East to occupy royal menageries and to be used in religious rituals. Notlar

1:35

tavuklar İndus Vadisi'nden Çin'e ve Orta Doğu'ya yayılarak kraliyet hayvanat bahçelerini işgal etmiş ve dini ritüellerde kullanılmıştı.

Dilbilgisi

By the second millennium BCE: geçmişte bir son zaman noktası

By + bir zaman ifadesi, en geç o zamana kadar olan bir son nokta belirler. Burada By the second millennium BCE, geçmişe bakmak için o eski dönemi referans noktası yapar; by burada “yanında” anlamına gelmez. Yayılma bu geçmiş referans noktasından önce gerçekleştiği için cümlede past perfect olan had spread kullanılır. by + geçmiş zaman, ... had + past participle yapısı, tarih anlatılarında o zamana kadar zaten doğru olan bir durumu açıklarken sık kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi son zamanı belirten sözcük ve spread fiilinin past perfect biçimiyle tamamlayın: ____ 500 BCE, the writing system ____ to the region.

Cevabı göster

By · had spread

Dilbilgisi

had spread from ... to ...: kaynak ve yayılma alanı

Had spread, spread fiilinin past perfect biçimidir. Yeni bölgelere yayılmanın, daha sonraki bir geçmiş referans noktasından önce zaten gerçekleştiğini gösterir. From the Indus Valley kaynağı, to China and the Middle East ise ulaşılan bölgeleri belirtir. Spread from A to B, genişleyen alanı özetler; A’dan B’ye giden tek ve kesin bir doğrudan rota anlatmak zorunda değildir.

Alıştırma

Cümleyi past perfect olan spread from A to B yapısıyla tamamlayın: By 1800, the crop ____ the coast ____ inland regions.

Cevabı göster

had spread from · to

Kültür

occupy royal menageries ... religious rituals içinde kullanılması

occupy royal menageries, tavukların kraliyet saraylarına ait egzotik hayvan koleksiyonlarında tutulduğu veya bu koleksiyonlarda yer aldığı anlamına gelir. Menagerie, genellikle kraliyet ya da zengin bir aile tarafından sergilemek amacıyla bir araya getirilen canlı hayvan koleksiyonudur. Bu cümlede occupy askerî olarak “işgal etmek” değil, bir yerde bulunup orada yer almak demektir. and to be used in religious rituals bölümü, be used in edilgen yapısıyla ikinci bir kullanım amacı ekler: insanlar tavukları dinî törenlerin bir parçası olarak kullanmıştır. İki bölüm birlikte, tavukların yalnızca yiyecek olmadığını; sergilenme ve dinî törenlerde de önem taşıdığını gösterir.

Alıştırma

Vurgulanan bölümün tamamı, bu tarihsel bağlamda tavuklar hakkında ne gösteriyor?

  1. Kraliyet topraklarını zorla işgal edip bütün dinî törenleri durdurdular
  2. Yalnızca sıradan ev yiyeceği olarak besleniyorlardı
  3. Sadece vahşi doğada yaşıyor ve özel bir role sahip olmuyorlardı
  4. Kraliyet hayvan koleksiyonlarında yer alıyor ve dinî törenlerde kullanılıyorlardı
Cevabı göster

Kraliyet hayvan koleksiyonlarında yer alıyor ve dinî törenlerde kullanılıyorlardı

But it was in Egypt where the next chapter in the bird's history began. Anlatım akışı

1:44

Ancak kuşun tarihindeki bir sonraki bölümün başladığı yer Mısır'dı.

Anlatım akışı

where the next chapter in the bird's history began: tarihte yeni bir dönem

the next chapter in the bird's history, bu kuşun nasıl geliştiği veya yayıldığına dair tarihin bir sonraki önemli aşaması için kullanılan bir metafordur. Buradaki chapter gerçek bir kitabın bölümü anlamına gelmez. where içeren bölüm bu yeni aşamayı Mısır'a bağlar. Anlatıcı, kuşun daha önceki yayılışını anlattıktan sonra Mısır'da olanlara geçer. Bu ifade uzun bir tarihi, hikâyenin art arda gelen bölümleri gibi düzenler.

Alıştırma

Bu cümlede 'the next chapter in the bird's history' ne anlama geliyor?

  1. Bu kuşun tarihinin sonu
  2. Kuşların nasıl kitap yazdığını anlatan kısa bir ders
  3. Kuşlar hakkındaki bir kitabın sonraki numaralı bölümü
  4. Bu kuşun tarihinde artık Mısır'la bağlantılı olan yeni bir aşama
Cevabı göster

Bu kuşun tarihinde artık Mısır'la bağlantılı olan yeni bir aşama

When a hen naturally incubates eggs, Notlar

1:49

Bir tavuk doğal olarak yumurtaların üzerinde kuluçkaya yattığında,

Kelime

naturally incubates eggs: yumurtaları gelişim için sıcak tutmak

Incubate eggs, embriyoların gelişebilmesi için yumurtaları uygun sıcaklık ve koşullarda tutmak demektir. Bu cümlede naturally, bu işi bir kuluçka makinesi yerine tavuğun kendisinin yaptığını belirtir. Incubate, biyoloji, hayvancılık ve hayvan üretimi açıklamalarında sık kullanılan, kesin ve nispeten resmî bir fiildir.

Alıştırma

Hangi cümle, bir kuşun embriyolar gelişebilsin diye yumurtalarını uygun koşullarda tuttuğunu anlatır?

  1. The eggs are hatching.
  2. The bird is collecting empty shells.
  3. The bird is incubating its eggs.
  4. The bird is laying its eggs.
Cevabı göster

The bird is incubating its eggs.

she will stop laying new ones and sit on a clutch of six or more eggs for 21 days. Kelime

1:51

yeni yumurta bırakmayı bırakır ve 21 gün boyunca altı veya daha fazla yumurtadan oluşan bir kuluçkanın üzerine oturur.

Dilbilgisi

When ..., she will ...: tipik bir sonucu anlatmak

When + geniş zaman, tekrarlanabilen bir durumu ortaya koyar. Ana cümle, bu durum her gerçekleştiğinde normal olarak ne olduğunu anlatır. Buradaki will, bilimsel bir açıklamada görülen tipik veya beklenen sonucu belirtir. Belirli bir tavuğun geleceği hakkında tahmin değildir.

Alıştırma

Özgün cümlede will sözcüğünün en yakın anlamı hangisidir?

  1. Bu durumda tipik olarak ortaya çıkan bir sonuç
  2. Konuşanın verdiği bir söz
  3. Geçmiş hakkında kuşkulu bir iddia
  4. Belirli bir tavuk için yapılmış kesin bir plan
Cevabı göster

Bu durumda tipik olarak ortaya çıkan bir sonuç

Kelime

sit on a clutch of six or more eggs: altı ya da daha fazla yumurtadan oluşan bir grubu kuluçkaya yatırmak

Kuşlar ve yuvalama bağlamında a clutch, bir kuşun tek bir yuvalama döneminde bıraktığı yumurta grubudur. Bu nedenle a clutch of six or more eggs, grubun tamamında altı ya da daha fazla yumurta olduğunu belirtir; yumurtaları tutma biçimini anlatmaz. Burada sit on, tavuğun yumurtaları sıcak tutmak ve kuluçkaya yatırmak için üzerlerine yerleşmesi anlamına gelir.

Alıştırma

Bir yaban hayatı haberinde a clutch of eight eggs ne anlama gelir?

  1. Sıkıca tutulan sekiz yumurta
  2. Aynı yuvalama grubuna bırakılmış sekiz yumurta
  3. Yenebilen sekiz farklı yumurta türü
  4. Yumurtadan çıkmış sekiz yavru kuş
Cevabı göster

Aynı yuvalama grubuna bırakılmış sekiz yumurta

By the middle of the first millennium BCE,

1:58

MÖ birinci binyılın ortalarına gelindiğinde,

the Egyptians had learned to artificially incubate chicken eggs by placing them in baskets over hot ashes. Dilbilgisi

2:01

Mısırlılar, tavuk yumurtalarını sıcak küllerin üzerindeki sepetlere koyarak yapay olarak kuluçkaya yatırmayı öğrenmişlerdi.

Dilbilgisi

had learned to artificially incubate chicken eggs: tavuk yumurtalarını yapay olarak kuluçkaya yatırmayı öğrenmişlerdi

Past perfect yapısı olan had learned to + fiilin yalın hâli, becerinin anlatıdaki başka bir geçmiş zaman ya da olaydan önce edinilmiş olduğunu gösterir. Öğrenme eylemini o geçmiş referans noktasından daha önceye yerleştirir. Artificially, incubate fiilini niteler: yumurtalar bir tavuğun altında doğal biçimde değil, insanların kontrol ettiği koşullarda kuluçkaya yatırılmıştır. Zarfı to ile incubate arasına koymak İngilizcede doğaldır.

Alıştırma

Becerinin keşif gezisi başlamadan önce edinildiğini göstermek için cümleyi learn to yapısının past perfect biçimiyle tamamlayın: Before the expedition began, the team ____ use the new navigation system.

Cevabı göster

had learned to

Dilbilgisi

by placing them...: yöntemi açıklamak için by + -ing

Burada by + fiilin -ing biçimi, önceki eylemin hangi yöntemle gerçekleştirildiğini açıklar. by placing them... ifadesi, Yumurtaları yapay olarak nasıl kuluçkaya yatırdılar? sorusunu yanıtlar. Buradaki by, yanında değil, bir yöntem aracılığıyla anlamına gelir. Placing, place fiilinin -ing biçimidir ve them, chicken eggs ifadesine gönderme yapar. In baskets over hot ashes, sepetlerin sıcak küllerin üstünde bulunduğunu ve küllerin ısısının yumurtaları ısıttığını anlatır.

Alıştırma

Cümleyi by ve check fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: Maya caught the mistake ____ the numbers twice.

Cevabı göster

by checking

That freed up hens to continue laying daily, Öbek fiiller

2:08

Bu, tavukların her gün yumurtlamaya devam etmesini serbest bıraktı,

Öbek fiiller

That freed up hens to...: free up + nesne + to do

Free up; bir kişiyi, zamanı, alanı veya başka bir kaynağı meşgul eden şeyi ortadan kaldırarak onu kullanılabilir hâle getirmek demektir. Burada yapay kuluçka yöntemi, tavukların yumurtaları ısıtma görevini ortadan kaldırdığı için tavuklar yumurtlamaya devam edebilmiştir. free up + nesne + to + fiilin yalın biçimi kalıbı, kimin veya neyin kullanılabilir hâle geldiğini ve ardından ne yapabildiğini gösterir. That freed up hens to continue... ifadesindeki That, az önce açıklanan yönteme gönderme yapar.

Alıştırma

Cümleyi free up ifadesinin geçmiş zaman biçimi ve to sözcüğüyle tamamlayın: The new software ____ the staff ____ focus on customer questions.

Cevabı göster

freed up · to

and what had been a royal delicacy or religious offering became a common meal. Notlar

2:12

ve eskiden bir kraliyet lezzeti veya dini bir sunu olan şey yaygın bir yemek haline geldi.

Dilbilgisi

what had been ... became ...: kimlikteki değişimi anlatmak

what had been a royal delicacy or religious offering bir isim cümleciğidir. “Eskiden kraliyet için değerli bir yiyecek ya da dinî bir sunu olan şey” anlamına gelir. Buradaki what soru sözcüğü değildir; “... olan şey” anlamındadır. Cümlenin tamamı became fiilinin öznesidir. had been önceki kimliği, became a common meal ise sonraki kimliği gösterir. what had been A became B kalıbı, bir şeyin statüsünün, kullanımının veya anlamının nasıl değiştiğini öncesi ve sonrasıyla düzenli biçimde anlatır.

Alıştırma

Eski kullanımdan yeni kullanıma geçişi göstermek için cümleyi tamamlayın: ____ a small clinic ____ a neighborhood library.

Cevabı göster

What had been · became

Kelime

royal delicacy or religious offering: özel statünün iki türü

royal delicacy ifadesinde delicacy, kraliyetle ilişkilendirilen nadir, değerli veya özellikle beğenilen yiyecek anlamında bir isimdir; burada yalnızca “narin” anlamına gelmez. A religious offering, dinî bir törende, çoğu zaman bir tanrıya veya başka bir kutsal güce sunulan şeydir. Bu iki isim öbeği farklı türde özel bir statüyü anlatır: ilki kraliyet tarafından değer verilen veya kraliyetin yediği yiyeceğe, ikincisi ise dinî bir amaçla sunulan nesneye odaklanır. Cümlede her iki eski rol de common meal ile karşılaştırılır.

Alıştırma

The rare mushroom was a delicacy at the palace cümlesine en uygun anlam hangisidir?

  1. Nadir veya çok değerli bir yiyecekti.
  2. Herkese servis edilen sıradan bir yemekti.
  3. Dinî bir törende verilen bir nesneydi.
Cevabı göster

Nadir veya çok değerli bir yiyecekti.

Around the same time as Egyptians were incubating eggs, Kalıp ifadeler

2:18

Mısırlıların yumurtaları kuluçkaya yatırdığı aynı dönemlerde,

Kalıp ifadeler

Around the same time as + olay: yaklaşık aynı dönemdeki olayları bağlama

Around the same time as + olay, bir olayı diğer olay için zaman referansı olarak kullanır. Bu cümlede Mısırlıların yumurtaları kuluçkaya yatırması, sonraki tarihsel gelişmenin de gerçekleştiği yaklaşık dönemi belirler. İfadenin tamamı iki olayın zamanlarının yaklaşık olarak örtüştüğünü gösterir. as sonrasındaki olay bir zaman referansıdır; diğer olayın nedeni değildir.

Alıştırma

Hedef zaman bağlama ifadesini tamamlayın: The museum opened around ____ the new park opened.

Cevabı göster

the same time as

Phoenician merchants introduced chickens to Europe, Kalıp ifadeler

2:21

Fenikeli tüccarlar tavukları Avrupa'ya tanıttı,

Kalıp ifadeler

Introduced chickens to Europe: introduce X to Y ile bir şeyi yeni bir ortama getirmek

Introduce X to Y, X'i bir yere, pazara, kültüre veya gruba getirerek orada erişilebilir, bilinir ya da kullanılır hâle getirmek anlamına gelebilir. Burada X chickens, Y ise Europe olduğu için tüccarlar bu türü Avrupa'ya getirmiştir. X bir şey, Y de bir yerse introduce genellikle o şeyi yeni bir unsur olarak söz konusu ortama getirmek anlamına gelir; insanları tanıştırmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi introduce fiilinin geçmiş biçimi ve gerekli edatla tamamlayın: Traders ____ the new crop ____ the island.

Cevabı göster

introduced · to

where they quickly became an essential part of European livestock. Dilbilgisi

2:24

burada hızla Avrupa hayvancılığının ayrılmaz bir parçası oldular.

Dilbilgisi

where they quickly became...: bir yeri orada olanlarla ilişkilendirmek

where, daha önce söylenmiş bir yeri gösteren ilgi zarfıdır. Burada Europe’a gönderme yapar ve “o yerde” anlamına gelir. in Europe gibi bir ifadeyi tekrarlamadan orada ne olduğunu anlatan yan cümleyi başlatır. they, where cümleciğinin öznesidir; became an essential part of ... ise tavukların daha sonra üstlendiği rolü anlatır. Böylece cümlecik bir yeri, orada devam eden gelişmeyle bağlar.

Alıştırma

İlişki cümleciğini tek kelimelik ilgi zarfıyla tamamlayın: The family settled in a coastal town, ____ they opened a small bakery.

Cevabı göster

where

However, Anlatım akışı

2:29

Ancak,

for a long time,

2:29

uzun bir süre,

the chicken's revered status continued to exist alongside its culinary one. Notlar

2:30

tavuğun saygıdeğer statüsü mutfak statüsüyle birlikte var olmaya devam etti.

Anlatım akışı

However, for a long time,...: uzun süren bir karşıtlığı belirtmek

However, okuyucunun önceki cümleden çıkarabileceği sonuca göre yön değişikliğini bildirir. Önceki bilginin yanlış olduğunu söylemez; o yöndeki düşünceyi karmaşıklaştıran ya da onunla karşıtlık oluşturan bir bilgi getirir. for a long time, kesin bir süre belirtmeden bu karşıt durumun uzun süre devam ettiğini söyler. İki ifade birlikte, tavuğun yiyecek olarak kullanılmasının yanında saygı gören statüsünün de devam ettiğini ve değişimin hemen ya da tamamen gerçekleşmediğini anlatır.

Alıştırma

Bir metinde “The town built a new bridge.” deniyor. Sonraki cümle “Most residents still used the old ferry” ise “However, for a long time,” en doğal olarak neyi belirtir?

  1. Belirsiz uzun bir süre devam eden karşıt bir durumu başlatır.
  2. Yeni köprünün bütün eski seçeneklerin yerini hemen aldığını gösterir.
  3. Köprünün kesin ölçüsünü verir.
  4. Köprü yapımının nasıl olduğunu açıklar.
Cevabı göster

Belirsiz uzun bir süre devam eden karşıt bir durumu başlatır.

Kelime

revered status: derin ve resmî saygı

Revered status, çoğu zaman hayranlık veya huşuyla birlikte çok derin saygı gören bir konum demektir. Burada revered, tavuğun yalnızca sevildiğini değil, özel bir kültürel veya kutsal önem taşıdığını gösterir. Bu ifade resmîdir ve din, gelenek, tarih ile önemli kültürel kişiler veya simgeler hakkındaki metinlerde yaygındır.

Alıştırma

Hangi cümle kutsal mekânın huşu içeren derin bir saygı gördüğünü en iyi ifade eder?

  1. The ancient shrine has a respected status in the community.
  2. The ancient shrine has a revered status in the community.
  3. The ancient shrine has a recognized status in the community.
Cevabı göster

The ancient shrine has a revered status in the community.

Dilbilgisi

continued to exist alongside ... one: birlikte var olma ve isim yerine kullanma

Its culinary one ifadesinde one, daha önce geçen tekil sayılabilir status isminin yerini alır; its culinary one, its culinary status anlamındadır. “Bir tavuk” anlamına gelmez. İngilizcede one, ismi tekrarlamadan aynı kategorideki başka bir üyeyi veya başka bir sürümü belirtmek için bir niteleyiciden sonra bu şekilde kullanılır. Continued to exist alongside, iki durumun zaman içinde birlikte varlığını sürdürdüğünü gösterir. Hem saygıyla yüceltilen konum hem de mutfaktaki konum devam etmiştir; biri diğerinin yerini basitçe almamıştır.

Alıştırma

Cümleyi dersteki birlikte var olma sözcüğü ve tekil isim yerine kullanılan sözcükle tamamlayın: The park's ecological role continued to exist ____ its recreational ____.

Cevabı göster

alongside · one

The ancient Greeks used fighting roosters as inspirational examples for young soldiers. Dilbilgisi

2:36

Antik Yunanlılar dövüş horozlarını genç askerler için ilham verici örnekler olarak kullandılar.

Dilbilgisi

used fighting roosters as inspirational examples: use X as Y kalıbı

use X as Y kalıbı, X’e Y rolünü ya da işlevini vermek anlamına gelir. Burada fighting roosters X, inspirational examples ise Y’dir: horozlar genç askerlere ilham verecek örnekler olarak sunulur. Bu kalıpta as, X’e verilen rolü veya kullanım amacını belirtir. Zaman bağlacı olarak “-dığında” ya da “iken” anlamına gelmez.

Alıştırma

use X as Y kalıbını tek bir sözcükle tamamlayın: The coach used the old match video ____ an example of teamwork.

Cevabı göster

as

The Romans consulted chickens as oracles, Kültür

2:42

Romalılar tavuklara kahin olarak danıştılar,

Kültür

consulted chickens as oracles: tavukları kehanet aracı olarak kullanmak

Antik Roma’nın bu dinî bağlamında consulted, “bir kaynaktan yol gösterici işaret aramak” anlamına gelir; ancak Romalılar tavuklarla konuşmuyordu. Kuşların davranışlarını gözlemleyip bunları ilahi onay ya da hoşnutsuzluk işareti olarak yorumluyorlardı. As oracles, tavuklara verilen rolü belirtir: ilahi işaretlerin kaynağı veya aracısı sayılıyorlardı. Burada oracle, konuşabilen bir kuşu değil, ilahi mesaj almaya yarayan bir aracıyı ifade eder.

Alıştırma

Bu cümlede consulted chickens as oracles ne anlama gelir?

  1. Romalılar tavukları gözlemleyip davranışlarını ilahi işaretler olarak değerlendirdi.
  2. Romalılar tavuk yetiştiren uzmanları ziyaret etti.
  3. Romalılar tavuklardan yasaları yüksek sesle açıklamalarını istedi.
Cevabı göster

Romalılar tavukları gözlemleyip davranışlarını ilahi işaretler olarak değerlendirdi.

and as late as the 7th century, Kalıp ifadeler

2:45

ve 7. yüzyıl kadar geç bir tarihte,

Kalıp ifadeler

as late as the 7th century: 7. yüzyıl gibi geç bir tarihte bile

“As late as + zaman” yapısı, bir şeyin beklenenden daha geç bir zamanda hâlâ geçerli olduğunu ya da ancak o geç zamanda gerçekleştiğini anlatır. Burada “as late as the 7th century”, durumun 7. yüzyılda bile devam ettiğini vurgular. Bu, “aynı derecede geç” anlamındaki sıradan bir karşılaştırma değildir. Okurun tarihin şaşırtıcı derecede geç olduğuna dikkat etmesini sağlar.

Alıştırma

Bu cümlede “as late as 1990” neyi vurgular? “The village still received mail by boat as late as 1990.”

  1. Tekneler gece geç saatte geldi.
  2. Hizmet şaşırtıcı derecede geç bir yıla kadar devam etti.
  3. Hizmet tam olarak 1990'da başladı.
Cevabı göster

Hizmet şaşırtıcı derecede geç bir yıla kadar devam etti.

the chicken was considered a symbol for Christianity. Kültür

2:47

tavuk Hıristiyanlık için bir sembol olarak kabul edildi.

Kültür

was considered a symbol for Christianity: Hristiyanlığın bir sembolü olarak kabul ediliyordu

“Was considered a symbol for Christianity” edilgen bir yapı kullanır. “Be considered + isim öbeği”, “olarak kabul edilmek” anlamına gelir; “a symbol for Christianity” ise tavuğun o kültürel bağlamda neyi temsil ettiğini açıklar. “Symbol for” ifadesinden sonra temsil edilen düşünce, grup veya şey gelir. Bu, tavuğun gerçekten bir Hristiyan kuruluşuna ait olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

“The lantern was considered a symbol for hope,” cümlesi ne anlama gelir?

  1. İnsanlar feneri hope kelimesini yazmak için kullanıyordu.
  2. Fener, Hope adlı bir kuruluşa aitti.
  3. İnsanlar fenerin umudu temsil ettiğini düşünüyordu.
Cevabı göster

İnsanlar fenerin umudu temsil ettiğini düşünüyordu.

Over the next few centuries,

2:50

Sonraki birkaç yüzyıl boyunca,

chickens accompanied humans wherever they went, Dilbilgisi

2:52

tavuklar gittikleri her yerde insanlara eşlik etti,

spreading throughout the world through trade, conquest, and colonization. Dilbilgisi

2:55

ticaret, fetih ve kolonizasyon yoluyla tüm dünyaya yayıldı.

Dilbilgisi

accompanied humans wherever they went içindeki wherever they went

“accompanied humans wherever they went” ifadesinde wherever, “nereye giderse gitsinler” veya “gittikleri her yerde” anlamında bir yer cümleciği başlatır. Belirli tek bir yeri sormaz; olası tüm varış yerlerini kapsar. Bu cümlecik accompanied fiilini açıklar: insanlar nereye giderse gitsin, tavuklar da onlarla birlikte gider. Bu yapı, yer değişse bile devam eden bir davranışı anlatmak için kullanılabilir.

Alıştırma

“Nereye giderse gitsin” anlamındaki wherever cümleciğini ekleyerek cümleyi tamamlayın: The dog stayed close to Mia ____.

Cevabı göster

wherever she went

Dilbilgisi

spreading throughout the world through trade, conquest, and colonization: kapsam ve araç

“Spreading throughout the world through trade, conquest, and colonization” bir şimdiki zaman ortaç öbeğidir. Örtük öznesi chickens'tır ve insanların hareketiyle bağlantılı süreci ya da sonucu ekler: tavuklar dünyanın farklı bölgelerine yayıldı. Through ile başlayan iki bölüm farklı görevler üstlenir. Throughout the world yayılmanın kapsadığı alanı, through trade, conquest, and colonization ise bunu sağlayan araçları veya kanalları belirtir.

Alıştırma

Tam kapsam için throughout + yer, araç için through + yöntem kullanan cümleyi seçin.

  1. The message spread throughout through the city local radio stations.
  2. The message spread throughout the city through local radio stations.
  3. The message spread through the city through local radio stations.
Cevabı göster

The message spread throughout the city through local radio stations.

After the Opium Wars, Kültür

2:59

Afyon Savaşlarından sonra,

Kültür

After the Opium Wars: tarihsel bir zaman işareti

Opium Wars adı, Qing Hanedanı dönemindeki Çin ile Britanya'nın yer aldığı 19. yüzyıldaki iki savaşı ifade eder. Sıradan bir ticari faaliyeti değil, silahlı çatışmaları anlatır. Burada After the Opium Wars zamanı belirleyen bir ifadedir. Bir sonraki olayı, yani Çin tavuk ırklarının İngiltere'ye taşınmasını, bu savaşlardan sonraki döneme yerleştirir ve daha sonraki temas ve alışveriş için tarihsel bağlam sağlar.

Alıştırma

Bu parçada After the Opium Wars ifadesinin temel görevi nedir?

  1. Sıradan bir afyon ticareti yöntemini anlatır.
  2. Tavuk ırklarının savaşlara katıldığını söyler.
  3. Sonraki olayı 19. yüzyıldaki iki savaştan sonraki döneme yerleştirir.
Cevabı göster

Sonraki olayı 19. yüzyıldaki iki savaştan sonraki döneme yerleştirir.

Chinese breeds were brought to England and crossed with local chickens. Dilbilgisi

3:01

Çin ırkları İngiltere'ye getirildi ve yerel tavuklarla melezlendi.

Dilbilgisi

were brought ... and crossed with local ...: ortak bir edilgen yardımcı fiil

Cümle, Chinese breeds üzerinde gerçekleştirilen iki eylemi anlatır: insanlar onları İngiltere'ye getirmiş ve yerel tavuklarla çiftleştirmiştir. İki eylem de geçmiş zamanda edilgen yapı kullanır. Yardımcı fiil were hem brought hem de crossed için geçerlidir; bu nedenle crossed öncesinde tekrarlanması gerekmez. Hayvan ve bitki yetiştiriciliğinde cross A with B, iki tarafın özelliklerini birleştirebilecek yavrular elde etmek için A ile B'yi çiftleştirmek anlamına gelir. Burada crossed with bir yetiştiricilik ifadesidir; bir yerin bir tarafından diğer tarafına geçmek anlamına gelmez. Ayrıca “kızgın” anlamındaki cross sıfatı da değildir.

Alıştırma

bring ve cross fiillerini, ortak yardımcı fiili yalnızca ilk boşluğa yazarak tek bir sıralı geçmiş zaman edilgen yapıda kullanın: The sheep ____ to the farm and ____ local animals.

Cevabı göster

were brought · crossed with

This gave rise to a phenomenon called hen fever, Notlar

3:05

Bu, tavuk humması adı verilen bir fenomene yol açtı,

Kalıp ifadeler

This gave rise to: nedeni sonuca bağlamak

“Gave rise to”, “give rise to” ifadesinin geçmiş zaman biçimidir ve “bir şeyin ortaya çıkmasına veya gelişmesine neden oldu” anlamına gelir. Bu cümlede ortaya çıkan sonuç, hen fever adı verilen olgudur. “This”, hemen önce sözü edilen duruma gönderme yapar ve onu neden olarak sunar. Yapı neden + give rise to + sonuç şeklindedir; ifade bir şeyin gerçekten yükselmesi anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi give rise to ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Rapid population growth ____ a housing shortage.

Cevabı göster

gave rise to

or the fancy,

3:08

veya kümes hayvanı merakına,

Kültür

hen fever, or the fancy: tavuk yetiştirme çılgınlığının tarihî adları

“Hen fever”, Avrupa'da insanların tavuk beslemeye, sergilemeye ve farklı ırklar yetiştirmeye büyük ilgi duyduğu bir çılgınlık için kullanılan mecazlı ve tarihî bir addır. Burada fever yaygın heyecan anlamındadır, hastalık değildir. “The fancy”, bu özel merakın ve onun çevresinde oluşan topluluğun başka bir tarihî adıdır. or sözcüğü ayrı bir olay değil, aynı olgu için ikinci bir ad sunar.

Alıştırma

Bu cümlede hen fever, or the fancy ne anlama geliyor?

  1. Tavukların ateşlenmesine neden olan bir hastalık
  2. Sıra dışı tavuklar hakkında hayalî bir hikâye
  3. Tavuk yetiştirme ve sergilemeye duyulan yaygın ilgi
Cevabı göster

Tavuk yetiştirme ve sergilemeye duyulan yaygın ilgi

with farmers all over Europe striving to breed new varieties with particular combinations of traits. Kelime

3:10

Avrupa'nın dört bir yanındaki çiftçiler, belirli özellik kombinasyonlarına sahip yeni çeşitler yetiştirmeye çabalıyor.

Kelime

belirli özellik kombinasyonlarına sahip yeni çeşitler yetiştirmek için çabalamak

Striving to + fiil, zor bir hedefe ulaşmak için kararlı ve sürekli çaba göstermek anlamına gelir. Burada çiftçiler yeni çeşitler yetiştirmeyi hedefliyor; -ing öbeği, Avrupa'nın dört bir yanındaki çiftçilerin ne yaptığını anlatıyor. Breed ... with ..., seçilmiş özelliklere sahip olacak şekilde çeşit geliştirmek demektir. Biyoloji ve ıslah bağlamında traits, yalnızca kişilik özelliklerini değil, gözlemlenebilir ya da kalıtsal özellikleri ifade eder; particular combinations, seçilen birkaç özelliğin tek bir çeşitte bir araya getirilmesi anlamına gelir.

Alıştırma

“Geliştirmek için kararlı biçimde çaba göstermek” anlamındaki vurgulanan yapıyla cümleyi tamamlayın: Researchers are ____ new rice varieties with a useful combination of traits.

Cevabı göster

striving to breed

This trend also caught the attention of a certain Charles Darwin, Notlar

3:16

Bu eğilim aynı zamanda belirli bir Charles Darwin'in de dikkatini çekti,

Kalıp ifadeler

catch the attention of: dikkatini çekmek

Catch the attention of + kişi veya grup, o kişinin ya da grubun bir şeyi fark etmesini veya ona ilgi duymasını sağlamak demektir. Özne genellikle bir olay, eğilim, özellik ya da fikirdir; fark eden kişi of'tan sonra gelir. Bu cümlede eğilim Darwin'in dikkatini çekmiştir. Caught gerçek anlamda değildir; fiziksel olarak hiçbir şey yakalanmaz. İfade, bir şeyin yeni bir kişi için önemli hâle geldiğini göstererek anlatıyı da ilerletebilir.

Alıştırma

“Grubun fark etmesini sağladı” anlamındaki vurgulanan ifadeyle cümleyi tamamlayın: The unexpected result ____ the research team.

Cevabı göster

caught the attention of

Ton ve niyet

a certain Charles Darwin: ünlü birini bilerek önemsizmiş gibi tanıtmak

a certain Charles Darwin ifadesinde a certain + isim kalıbı, kişiyi sanki yalnızca belirli bir kişiymiş gibi tanıtır. Charles Darwin ünlü olduğu için anlatıcı onun önemini bilerek küçümser gibi konuşur; böylece biraz beklenti ve hafif bir mizah yaratır. Burada certain, anlatıcının onun kim olduğundan emin olmadığı anlamına gelmez. Etki, dinleyicinin ismi tanımasına veya bu kişinin neden önemli olduğunu kısa süre sonra öğrenmesine dayanır.

Alıştırma

a certain Charles Darwin bu cümlede nasıl bir işlev görüyor?

  1. Charles Darwin'i kendine güvenen ve her şeyden emin bir kişi olarak tanımlar.
  2. Ünlü bir kişiyi bilerek önemsizmiş gibi göstererek mizahi biçimde tanıtır.
  3. Anlatıcının Charles Darwin'in gerçekten yaşadığından emin olmadığını gösterir.
Cevabı göster

Ünlü bir kişiyi bilerek önemsizmiş gibi göstererek mizahi biçimde tanıtır.

who wondered if a similar selective breeding process occurred in nature. Kelime

3:20

doğada da benzer bir seçici üreme sürecinin gerçekleşip gerçekleşmediğini merak eden.

Kelime

a similar selective breeding process occurred: benzer bir seçici yetiştirme süreci gerçekleşti

Selective breeding, insanların istenen özelliklere sahip canlıları üremeleri için seçtiği ve böylece bu özelliklerin sonraki nesillerde daha yaygın hâle geldiği seçici yetiştirme sürecidir. Vurgulanan yan cümlede a similar selective breeding process dil bilgisel öznedir; occurred ise “gerçekleşti” anlamına gelir. Cümle, insan eliyle yetiştirmeyi bir benzetme olarak kullanır: Darwin, doğada buna benzer bir seçilim sürecinin gerçekleşip gerçekleşmediğini merak etmiştir. Buradaki selective, üreyecek bireyleri özelliklerine göre seçmeyi anlatır; bir kişinin “seçici” veya “zor beğenen” karakterde olduğunu anlatmaz.

Alıştırma

Hangi durum selective breeding örneğidir?

  1. Kuraklık sırasında suyu koruyabilen bitkiler daha sık hayatta kalır ve ürer.
  2. Yapraklar güçlü bir rüzgâr estiği için eğilir.
  3. Çiftçiler, verimi en yüksek bitkileri sonraki neslin ebeveynleri olarak seçer.
Cevabı göster

Çiftçiler, verimi en yüksek bitkileri sonraki neslin ebeveynleri olarak seçer.

Darwin would observe hundreds of chickens while finalizing his historic work, Dilbilgisi

3:25

Darwin tarihi eserini tamamlarken yüzlerce tavuğu gözlemleyecekti,

Dilbilgisi

Tarih anlatımında would observe

Bu tarih anlatımında would observe, gözlem eylemini geçmişteki bir bakış açısından sunar. Eylem, anlatının ilerleyen bölümünde gerçekleşecek bir olay ya da o dönemde tekrarlanan bir alışkanlık olarak gösterilir; şimdiki zamanda verilmiş bir karar değildir. Buradaki would, “gözlemlemeye istekliydi” anlamına gelmez ve varsayımsal bir koşul kurmaz. Bunun sonraki bir gelişme mi yoksa geçmişteki bir alışkanlık mı olduğunu çevredeki zaman çizelgesi belirler. Her iki durumda da ifade, anlatıcının geçmişe dönük bakışının parçasıdır.

Alıştırma

“The young engineer moved to the city in 2010. She would later lead the project” cümlesinde would later lead neyi gösterir?

  1. Yalnızca söylenmemiş bir koşul gerçekleşirse projeyi yönetecekti.
  2. Projeyi yönetmeye istekliydi ama bunu yapmadı.
  3. 2010 yılındaki geçmiş bakış açısından, daha sonra projeyi yönetti.
Cevabı göster

2010 yılındaki geçmiş bakış açısından, daha sonra projeyi yönetti.

Dilbilgisi

while finalizing his historic work: while + -ing

while finalizing his historic work, kısaltılmış bir arka plan yan cümlesidir. Anlamı yaklaşık olarak while he was finalizing his historic work şeklindedir: eseri son hâline getirme işi gözlem yapma eylemiyle aynı anda gerçekleşir. Finalizing, eseri son aşamasına getirmek veya tamamlanmaya hazırlamak demektir; final sıfatının basitçe kullanılması değildir. While’dan sonra özne söylenmez, ancak öznenin yine Darwin olduğu anlaşılır. while + -ing yapısı, aynı anda gerçekleşen arka plan eylemini daha kısa anlatır.

Alıştırma

while + -ing yapısını doğal biçimde kullanan ve iki eylemi aynı kişinin yaptığı cümle hangisidir?

  1. While preparing the report, Lena checked every source.
  2. While preparing the report, Lena's notes disappeared.
  3. While preparing the report, the deadline passed.
Cevabı göster

While preparing the report, Lena checked every source.

introducing the theory of evolution. Kültür

3:30

evrim teorisini tanıtarak.

Kültür

introducing the theory of evolution: evrim teorisini ortaya koymak

Bu ifade, Darwin’in eserinin evrim teorisini ortaya koyup daha geniş bir bilimsel tartışmaya taşıdığı anlamına gelir. Buradaki introducing, bir kişiyi başka bir kişiyle tanıştırmak değil, önemli bir fikri bir yayın aracılığıyla sunmaktır. Evrim teorisi, canlı topluluklarının nesiller boyunca değiştiğini açıklar. Bu arka plan, tavuk yetiştiriciliğiyle ilgili gözlemlerin bilim tarihindeki önemli bir gelişmeyle neden bağlantılı olduğunu gösterir.

Alıştırma

Burada introducing the theory of evolution ne anlama geliyor?

  1. Eser, teoriyi bilim dünyasına sundu.
  2. Eser yalnızca tavukların nasıl yetiştirileceğini açıkladı.
  3. Teori, Darwin’i bir grup bilim insanıyla tanıştırdı.
Cevabı göster

Eser, teoriyi bilim dünyasına sundu.

But the chicken's greatest contribution to science was yet to come. Kalıp ifadeler

3:33

Ancak tavuğun bilime en büyük katkısı henüz gelmemişti.

Kalıp ifadeler

was yet to come: henüz gerçekleşmemişti

Was yet to come, bir şeyin geçmişteki o ana kadar gerçekleşmediği, ancak daha sonra gerçekleşeceği anlamına gelir. Cümle, tavuğun bilime en büyük katkısının o anda hâlâ gelecekte olduğunu söyler. Anlatıda bu ifade geçmişteki bir noktadan ileriye bakar. Beklenti yaratır ve sırada daha önemli bir gelişmenin anlatılacağını gösterir. Burada yet “o zamana kadar henüz” anlamındadır; “ancak” anlamında değildir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için be yet to come ifadesini doğru geçmiş zaman biçiminde kullanın: After the first round, the team's best performance ____.

Cevabı göster

was yet to come

In the early 20th century,

3:37

20. yüzyılın başlarında,

a trio of British scientists conducted extensive cross-breeding of chickens, Notlar

3:38

üç İngiliz bilim insanı tavukların kapsamlı melezlenmesini gerçekleştirdi,

Kalıp ifadeler

a trio of: üç kişi veya şeyi tek bir grup olarak sunmak

a trio of + çoğul isim yapısında trio, tam olarak üç üyeden oluşan bir grup demektir. Burada a trio of British scientists, üç bilim insanını birlikte çalışan tek bir grup olarak tanıtır. Yalnızca three sayısını kullanmaktan farklı olarak a trio of, anlatıda grubu biraz daha öne çıkarır. Trio insanlar veya nesneler için kullanılabilir; yalnızca müzikteki üçlü gruplarla sınırlı değildir.

Alıştırma

Tam olarak üç tasarımcıyı tek bir grup olarak sunan üç kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ designers created the logo.

Cevabı göster

A trio of

Kelime

conducted extensive cross-breeding of chickens: tavuklarda kapsamlı melezleme çalışması yürüttü

Bilimsel yazılarda conduct, düzenli ve planlı bir faaliyeti yürütmek anlamına gelir. Nesnesi faaliyetin kendisidir: conducted extensive cross-breeding, bilim insanlarının büyük ölçekli ve kapsamlı bir melezleme programı yürüttüğünü belirtir. Cross-breeding of chickens, özellikleri birleştirmek veya incelemek amacıyla farklı tavuk ırklarını ya da soylarını çiftleştirmek demektir. Extensive çalışmanın ölçeğini veya kapsamını anlatır; conducted burada müzik yönetmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi öğrendiğiniz dört kelimelik araştırma ifadesiyle tamamlayın: To combine useful traits, the researchers ____ several tomato varieties.

Cevabı göster

conducted extensive cross-breeding of

building on Gregor Mendel's studies of genetic inheritance. Öbek fiiller

3:43

Gregor Mendel'in genetik kalıtım çalışmalarına dayanarak.

Öbek fiiller

building on Gregor Mendel's studies: önceki araştırmayı geliştirerek ilerlemek

Burada build on, önceki bir çalışmayı temel alıp onu daha ileri götürmek demektir. Gregor Mendel'in çalışmaları bu önceki çalışmadır; ifade fiziksel bir yapı inşa etmeyi anlatmaz. Building on, bu öbek fiilin -ing biçimidir. İfade, çevresinde anlatılan daha geniş eylemin hangi önceki çalışmadan yola çıktığını gösterir.

Alıştırma

Cümleyi “önceki bir çalışmayı temel alıp daha ileri götürmek” anlamındaki iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: Our plan will ____ the research published last year.

Cevabı göster

build on

With their high genetic diversity, Dilbilgisi

3:47

Yüksek genetik çeşitlilikleriyle,

many distinct traits,

3:49

birçok farklı özellik,

and only 7 months between generations,

3:51

ve nesiller arasında sadece 7 ay ile,

chickens were the perfect subject. Kelime

3:54

tavuklar mükemmel bir denekti.

Dilbilgisi

With their high genetic diversity ...: sonuçtan önce nedenleri vermek

Baştaki With öbeği tavukların üç özelliğini sıralar: yüksek genetik çeşitlilik, birçok farklı özellik ve yedi aylık kısa nesil aralığı. Bu özellikler birlikte, tavukların ideal araştırma konusu olduğu ana cümle sonucunun nedenlerini verir. Buradaki with, “bu özelliklere sahip oldukları için” anlamına yakındır; “biriyle birlikte” anlamında değildir. Kalıp With + ad öbeği veya öbekleri, ana cümle şeklindedir. Önce koşulları ya da kanıtları, ardından bunların desteklediği sonucu sunmanızı sağlar.

Alıştırma

Dersin With + ad öbeği kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: ____ its low cost and simple design, the device is ideal for schools.

Cevabı göster

With

Kelime

the perfect subject: ideal araştırma deneği

Burada subject, bir araştırmada gözlemlenen veya test edilen kişi, hayvan ya da şeyi ifade eder. the perfect subject ifadesi, tavukların araştırma için özellikle uygun olduğunu anlatır. Bu kelime burada okul dersi ya da cümlenin öznesi anlamına gelmez. Araştırma bağlamında çevredeki kelimeler subjectin araştırılan varlık olduğunu gösterir.

Alıştırma

The researchers observed each subject for ten days cümlesinde subject ne anlama gelir?

  1. araştırılan kişi, hayvan veya şey
  2. okuldaki bir ders
  3. cümlenin ana bölümü
Cevabı göster

araştırılan kişi, hayvan veya şey

This work resulted in the famous Punnett square, Notlar

3:56

Bu çalışma ünlü Punnett karesiyle sonuçlandı,

Kalıp ifadeler

resulted in: bir sonuca yol açtı

result in bir nedeni bir sonuçla ilişkilendirir. Bu cümlede this work nedendir ve the famous Punnett square sonuçtur. Yapı A results veya resulted in B şeklindedir ve “A, B’nin gerçekleşmesine neden olur” anlamına gelir. Geçmiş zaman biçimi resulted, bu neden-sonuç ilişkisinin geçmişte gerçekleştiğini gösterir.

Alıştırma

Arızalı sensörün yanlış alarma neden olduğunu anlatacak şekilde cümleyi tamamlayın: The broken sensor resulted ____ a false alarm.

Cevabı göster

in

used to show the genotypes that would result from breeding a given pairing. Dilbilgisi

3:59

belirli bir eşleşmenin üremesinden kaynaklanacak genotipleri göstermek için kullanılır.

Kültür

Punnett karesi: genetikte kullanılan bir tablo

Punnett karesi, belirli bir ebeveyn eşleşmesinden yavruların alabileceği alel kombinasyonlarını düzenlemek için genetikte kullanılan kareli bir tablodur. Her hücre, her ebeveynden gelebilecek birer aleli birleştirerek olası bir genotipi gösterir. Burada square, aracın yerleşik adının bir parçasıdır; yalnızca sıradan bir kare şekli anlamına gelmez. Tablo olası sonuçları gösterir, tek bir yavrunun genotipini garanti etmez.

Alıştırma

Bu cümlede Punnett square ne anlama geliyor?

  1. Hayvan yetiştirmek için kullanılan kare biçimli bir bölme
  2. Yavrulardaki olası alel kombinasyonlarını gösteren bir genetik tablosu
  3. Her yavrunun kesin genotipini kaydeden bir tablo
Cevabı göster

Yavrulardaki olası alel kombinasyonlarını gösteren bir genetik tablosu

Dilbilgisi

used to show ...: kısaltılmış edilgen ilgi cümleciği

Used to show ..., daha önce geçen Punnett square ifadesini niteleyen geçmiş ortaçlı bir yan cümleciktir. which is used to show ... biçiminde açılabilir. İsim, kullanma eylemini yapan değil bu eyleme maruz kalan şeydir; bu nedenle yapı edilgendir ve aracın amacını açıklar. Kısaltılmış biçimde ilgi sözcüğü ve be kaldırılır; böylece açıklayıcı yazı daha öz olur. Tam cümlede virgül, bunun ek bilgi olduğunu gösterir. Bu kullanım geçmişteki bir alışkanlığı anlatmaz.

Alıştırma

Parantez içindeki sözcükleri kısaltarak cümleyi tamamlayın: The device, ____ packages, stands beside the door. (which is used to scan)

Cevabı göster

used to scan

Since then,

4:04

O zamandan beri,

numerous breeding initiatives have made chickens bigger and meatier and allowed them to lay more eggs than ever. Dilbilgisi

4:05

sayısız yetiştirme girişimi tavukları daha büyük ve etli hale getirdi ve her zamankinden daha fazla yumurtlamalarına izin verdi.

Dilbilgisi

have made ... and allowed ...: paralel present perfect sonuçları

İngilizce present perfect yapısında çoğul özne numerous breeding initiatives ile have kullanılır. Bu yardımcı fiil, birbirine paralel iki geçmiş zaman ortacıyla birlikte çalışır: made ve allowed. Cümle, iki etkiyi de tamamlanmış bir geçmiş zamana bağlı olaylar olarak değil, şu anda önem taşıyan sonuçlar olarak sunar. make + nesne + sıfat, bir şeyi belirli bir duruma getirmek anlamına gelir; made chickens bigger and meatier bunun örneğidir. allow + nesne + to + fiil, nesnenin bir şey yapmasına izin vermek veya bunu mümkün kılmak anlamına gelir; allowed them to lay bunun örneğidir. Buradaki them, chickens sözcüğünü karşılar.

Alıştırma

Cümleyi make ve allow fiillerinin present perfect biçimleriyle tamamlayın. Have sözcüğünü yalnızca ilk boşluğa yazın: Recent upgrades ____ the screen brighter and ____ users to read outdoors.

Cevabı göster

have made · allowed

Dilbilgisi

more eggs than ever: her zamankinden daha fazla yumurta

more eggs than ever ifadesinde more, çoğul isim eggs sözcüğünü niteler; than ever ise geçmişteki herhangi bir zamandan daha fazla anlamına gelir. Karşılaştırma, mevcut yumurta üretim düzeyiyle önceki bütün dönemler arasındadır; farklı tavuklar veya gruplar arasında değildir. Başka durumlarda da kullanılabilen more + isim + than ever kalıbı, mevcut miktarın veya sayının geçmişteki bütün zamanlardan daha yüksek olduğunu vurgular. Ever before da kullanılabilir, ancak burada ever tek başına eksiksiz ve doğaldır.

Alıştırma

Hangi cümle kütüphanenin mevcut ziyaretçi sayısının geçmişteki herhangi bir zamandan daha yüksek olduğunu söyler?

  1. The library has more visitors now than it did last year.
  2. The library has more visitors than ever.
  3. The library has more visitors than the museum.
Cevabı göster

The library has more visitors than ever.

Meanwhile,

4:11

Bu arada,

chicken production has shifted to an industrial factory-like model, Kalıp ifadeler

4:12

tavuk üretimi endüstriyel fabrika benzeri bir modele kaydı,

Kalıp ifadeler

has shifted to an industrial factory-like model: endüstriyel ve fabrika benzeri bir modele kaydı

has shifted to an industrial factory-like model ifadesinde shift to, üretimi düzenlemenin önceki biçiminden yeni bir biçime geçişi anlatır. Model burada fiziksel bir maket değil, genel işleyiş sistemi veya çalışma biçimidir. Factory-like ise yeni biçimin fabrika üretimine ait özellikler taşıdığını gösterir. Has shifted, geçmişte gerçekleşen bir değişikliği bugünkü sonuçla ilişkilendiren present perfect yapısıdır. Yani şu anda kullanılan üretim modeli budur. Genel olarak shift to a model, bir kuruluşun, sektörün veya sistemin nasıl işlediğindeki geniş çaplı değişimleri anlatmak için kullanılır.

Alıştırma

Şirketin yeni bir çalışma modelini benimsediği anlamını veren ifadeyi seçin: The company has ___ a remote-work model.

  1. shifted to
  2. shifted away from
  3. shifted from
Cevabı göster

shifted to

with birds raised in spaces with a footprint no larger than a sheet of paper. Notlar

4:16

kuşlar bir sayfa kağıttan daha büyük olmayan alanlarda yetiştirilir.

Dilbilgisi

with birds raised in spaces with a footprint no larger than a sheet of paper: kuşların bir kâğıt yaprağından büyük olmayan alanlarda yetiştirilmesi

with birds raised in ... ifadesinde with + isim + past participle, ana cümleye eşlik eden bir durumu veya koşulu ekler. Birds isimdir; raised ise kuşların başına geleni anlatır ve kuşların biri tarafından bu alanlarda yetiştirildiğini gösterir. Bu yapı with birds that are raised in those spaces şeklinde anlaşılabilir, ancak kısaltılmış biçim daha yoğundur. Buradaki footprint, alanların kapladığı zemin yüzeyini anlatır; no larger than a sheet of paper ise en fazla ne kadar olabileceğini belirtir. Bu yapı, açıklayıcı bir metne ayrı bir tam cümle kurmadan arka plan bilgisi eklemeyi sağlar.

Alıştırma

Eşlik eden bir durumu göstermek için with + isim + past participle yapısını doğru kullanan cümleyi seçin.

  1. The guests waited with locked the doors.
  2. The guests waited with the doors locked.
  3. The guests waited with the doors locking.
Cevabı göster

The guests waited with the doors locked.

Deyimler

a footprint no larger than a sheet of paper: kapladığı fiziksel alan

Burada footprint, bir alanın zeminde ya da yerde kapladığı miktarı ifade eder; ayağın bıraktığı iz anlamına gelmez. Bu ifade, kuşların yetiştirildiği alanın ne kadar yer kapladığını anlatır. no larger than a sheet of paper, alan için bir üst sınır koyar ve onu tanıdık bir nesneyle karşılaştırır. Böylece alanın son derece küçük olduğu gözümüzde canlanır; gerçekten bir kâğıt yaprağından oluştuğu anlamına gelmez.

Alıştırma

"The enclosure has a footprint no larger than a sheet of paper" cümlesinde footprint ne anlama gelir?

  1. Kümesteki kuşların toplam sayısı
  2. Bir kişinin ayağının bıraktığı iz
  3. Kümesin zeminde kapladığı alan
Cevabı göster

Kümesin zeminde kapladığı alan

And while there's been a shift towards free-range farming due to animal rights and environmental concerns, Notlar

4:21

Ve hayvan hakları ile çevresel endişeler nedeniyle serbest gezinen çiftçiliğe doğru bir kayma olsa da,

Kelime

free-range farming: serbest dolaşımlı yetiştiricilik

Free-range farming, çiftlik hayvanlarının, özellikle kümes hayvanlarının, dış alanlara belirli ölçüde çıkabildiği veya kapalı yoğun yetiştiriciliğe göre daha geniş hareket alanına sahip olduğu bir yetiştirme sistemidir. Burada free-range, farming sözcüğünü niteleyen birleşik bir sıfattır; bir alanın ücretsiz olduğu anlamına gelmez. Bu cümlede ifade, hayvan hakları ve çevreyle ilgili kaygılar nedeniyle üretimin yöneldiği yetiştirme türünü adlandırır. Bir yetiştirme yöntemini açıklar; hayvanların her zaman dışarıda olduğunu garanti etmez.

Alıştırma

Tavuklara belirli ölçüde dışarı çıkma olanağı veren sistemi anlatan tireli terimle cümleyi tamamlayın: The producer uses ____ farming.

Cevabı göster

free-range

most of the world's more than 22 billion chickens today are factory farmed. Kelime

4:27

dünyadaki 22 milyardan fazla tavuğun çoğu bugün fabrikalarda yetiştirilmektedir.

Dilbilgisi

while there's been a shift towards: önce taviz, sonra karşıt gerçek

Bu cümlenin başındaki while bir taviz ilişkisi kurar: ana cümlede karşıt ya da şaşırtıcı bir gerçek sunmadan önce gerçek bir eğilimi kabul eder. Burada anlamı “-mesine rağmen”dir; “-dığı sırada” anlamında zaman bildirmez. There's been a shift towards + isim veya -ing biçimi, belirli bir yöne doğru gelişen bir eğilim olduğunu anlatır. Yapı önce A'nın değiştiğini kabul eder, ardından B'nin hâlâ doğru olduğunu vurgular: A değişiyor olsa da B gerçekliğini korur.

Alıştırma

Hangi cümlede while “-mesine rağmen” anlamında kullanılmış ve karşıtlık kurulmuştur?

  1. While more people use bicycles, many commuters still drive to work.
  2. Please call me while you are at the station.
  3. While I cooked dinner, my brother set the table.
Cevabı göster

While more people use bicycles, many commuters still drive to work.

Kelime

are factory farmed: endüstriyel yoğun sistemde yetiştirilir

Are factory farmed edilgen bir yapıdır: are ile geçmiş zaman ortacı farmed birleşir; factory ise endüstriyel yetiştirme sistemini belirtir. İfade bütünüyle tavukların büyük ölçekli, yoğun koşullarda yetiştirildiğini anlatır; bir fabrikada işlendikleri anlamına gelmez. Gıda üretimi, hayvan refahı veya çevresel etkiler hakkındaki tartışmalarda factory farmed, yoğun yetiştirme koşullarına dikkat çektiği için çoğu zaman eleştirel bir ton taşır.

Alıştırma

“Büyük ölçekli, yoğun ve endüstriyel bir yetiştirme sisteminde büyütülmüş” anlamındaki iki sözcükle cümleyi tamamlayın: The report says the chickens are ____.

Cevabı göster

factory farmed

From gladiators and gifts to the gods to traveling companions and research subjects, Anlatım akışı

4:33

Gladyatörlerden ve tanrılara hediyelerden, seyahat arkadaşlarına ve araştırma deneklerine kadar,

chickens have played many roles over the centuries. Kalıp ifadeler

4:38

tavuklar yüzyıllar boyunca birçok rol oynamıştır.

Anlatım akışı

From ... to ...: özetten önce geniş bir yelpaze sunmak

Baştaki From ... to ... yapısı, birbirinden çok farklı rolleri geniş bir yelpaze olarak sunar. Yelpazenin iki ucunda gruplanmış listeler vardır: bir uçta gladiators and gifts to the gods, diğer uçta traveling companions and research subjects bulunur. gifts to the gods ifadesinde to the gods, gifts sözcüğünü tamamlar; From ... to ... yapısındaki başka bir nokta değildir. Liste ana cümleden önce gelerek belirli örnekleri sunar; chickens have played many roles ise genel özeti verir. Bu yapı, geniş bir örnek yelpazesini gözden geçirerek bir açıklamayı bitirmek için kullanışlıdır.

Alıştırma

Özeti From ... to ... yapısıyla tamamlayın: ____ delivery work and hospital support ____ farming and research, robots are taking on many different jobs.

Cevabı göster

From · to

Kalıp ifadeler

have played many roles over the centuries: zaman içindeki işlevler

play a role ifadesindeki role, bir gösteride canlandırılan karakter değil; işlev, kullanım veya konum anlamına gelir. many roles, tavukların insan yaşamında birçok farklı işlevi veya konumu olduğunu anlatır. Present perfect biçimindeki have played, günümüze kadar uzanan bir döneme bakar. over the centuries bu uzun zaman aralığını verir; bu nedenle cümle tek bir olayı değil, geniş bir tarihsel özeti anlatır.

Alıştırma

Tarihsel özeti play many roles ifadesinin present perfect biçimiyle tamamlayın: Community centers ____ in their neighborhoods over the years.

Cevabı göster

have played many roles

And though they may not have come before the proverbial egg, Notlar

4:42

Ve iyi bilinen yumurtadan önce gelmemiş olsalar da,

Dilbilgisi

though ... may not have come: geçmiş hakkında belirsiz bir ödün

Though bir ödün ve karşıtlık ilişkisi kurar: konuşmacı, ardından gelecek ana noktaya geçmeden önce bu olasılığı kabul eder. Burada yan cümlenin tamamı “o bilinen yumurtadan daha önce ortaya çıkmamış olmaları mümkün olsa bile” anlamına gelir. May not have come, geçmiş hakkında belirsiz ve olumsuz bir tahmin yapmak için may + not + have + past participle yapısını kullanır. “Belki daha önce ortaya çıkmadılar” demektir; şu anda gelme yeteneklerinin olmadığı veya gelmelerinin yasaklandığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle geçmişe ilişkin belirsiz bir olasılığı kabul etmek için though ile may not have + past participle yapısını doğru biçimde birleştirir?

  1. Though Nina may not see the sign, she will find the entrance.
  2. Though Nina did not see the sign, she found the entrance.
  3. Though Nina may not have seen the sign, she found the entrance.
Cevabı göster

Though Nina may not have seen the sign, she found the entrance.

Deyimler

the proverbial egg: bilinen tavuk-yumurta göndermesi

The proverbial egg, “Önce tavuk mu vardı, yumurta mı?” şeklindeki bilinen soruda geçen yumurtadır. Proverbial, ismin belirli bir yumurtayı göstermediğini; yaygın olarak bilinen bir söz, bilmece veya kalıplaşmış ifadeye ait olduğunu belirtir. Bu gönderme cümleye eğlenceli ve dinleyicinin de bildiğini varsayan bir ton katar. Burada before the proverbial egg, “o meşhur tavuk-yumurta bilmecesindeki yumurtadan daha önce” anlamına gelir.

Alıştırma

Bu cümlede the proverbial egg neyi ifade eder?

  1. Önce tavuğun mu yoksa yumurtanın mı geldiğini soran bilinen sorudaki yumurta
  2. Biyolojik olarak nadir bir yumurta türü
  3. Belirli bir kişiye ait olan bir yumurta
Cevabı göster

Önce tavuğun mu yoksa yumurtanın mı geldiğini soran bilinen sorudaki yumurta

chickens' fascinating history tells us a great deal about our own. Anlatım akışı

4:45

tavukların büyüleyici tarihi bize kendimiz hakkında çok şey anlatıyor.

Anlatım akışı

tells us a great deal about our own: tavukların tarihini kendi tarihimize bağlamak

Bu cümlede tells us a great deal about, “bir şey hakkında çok şey öğrenmemizi sağlar” anlamına gelir. Özne chickens' fascinating history olduğundan tarih, başka bir şeyi anlamamıza yardım eden bir bilgi kaynağı olarak sunulur; tell burada gerçek anlamıyla konuşmak değildir. our own ifadesinde own, tekrarlanmayan history isminin yerine geçer: our own history. Son bölüm, tavukların tarihi gibi belirli bir konudan insanlık tarihi gibi daha geniş bir konuya geçerek önceki ayrıntıların bizim için neden önemli olduğunu gösterir.

Alıştırma

Cümlenin sonundaki our own neyi ifade eder ve cümlede nasıl bir işlev görür?

  1. İnsanların sahip olduğu tavukları ifade eder ve konuyu tarıma çevirir.
  2. İnsanlık tarihini ifade eder ve sonucu tavuklardan insanlara doğru genişletir.
  3. Konuşanın kişisel araştırmasını ifade eder ve yeni bir örnek sunar.
Cevabı göster

İnsanlık tarihini ifade eder ve sonucu tavuklardan insanlara doğru genişletir.

So,

4:51

Peki,

what about the chickens? Ton ve niyet

4:52

ya tavuklar?

Ton ve niyet

What about the chickens?: dikkati gözden kaçan tarafa çevirmek

What about + isim öbeği? dinleyiciden konuyla ilgili bir kişiyi, şeyi veya meseleyi de düşünmesini ister. Burada, insan merkezli daha geniş bir tartışmanın ardından dikkat yeniden tavukların kendisine çevrilir. “Peki bu tavukları nasıl etkiliyor?” veya “Onların durumu ne?” anlamına gelir. Tavukların nerede olduğunu sormaz. Tartışma gerekli bağlamı sağladığı için kısa soru tam olarak neyin merak edildiğini söylemez; bu da onu konunun gözden kaçırılan bir yönünü gündeme getirmenin doğal bir yolu yapar.

Alıştırma

Bir ekip, yeni bir uygulamanın çoğu kullanıcıya nasıl yardımcı olduğunu tartıştı. Hangi soru uygulamayı kullanamayan kişilerin ihtiyaçlarını doğal biçimde gündeme getirir?

  1. How about using the app?
  2. What about the people who cannot use the app?
  3. Where are the people who cannot use the app?
Cevabı göster

What about the people who cannot use the app?

What do they think of all this? Ton ve niyet

4:53

Bütün bunlar hakkında ne düşünüyorlar?

Ton ve niyet

What do they think of all this?: görüş sorma

Bu soruda What do they think of all this?, “Az önce konuşulan her şey hakkındaki görüşleri nedir?” anlamına gelir. What do/does + özne + think of + isim veya zamir? kalıbı bir değerlendirme istemek için kullanılır. Bu sorunun hayvanlar hakkında sorulması, onları kendi bakış açıları olan varlıklar gibi ele alır. Daha genel olarak bu kalıp, odağı bir şey hakkındaki gerçeklerden bir kişinin veya grubun onu nasıl değerlendirdiğine kaydırır.

Alıştırma

Bir arkadaşınızla az önce film izlediniz. Hangi soru arkadaşınızın film hakkındaki görüşünü doğrudan sorar?

  1. What were you thinking about during the film?
  2. What did you think of the film?
  3. Can you think of another film?
Cevabı göster

What did you think of the film?

Since we can't say for sure, Dilbilgisi

4:55

Kesin bir şey söyleyemediğimiz için,

Dilbilgisi

Since we can't say for sure: nedeni temkinli biçimde açıklama

Burada Since bir neden bildirir ve geçmişteki bir başlangıç zamanını değil, because veya given that anlamını taşır. Bu bağlamda yan cümle tek başına tamamlanmış değildir; ardından gelen ana düşüncenin ya da eylemin nedenini hazırlar. can't say for sure, bir şeyi güvenle söylemek için yeterli kanıt bulunmadığı anlamına gelir. Bir yanıtın var olabileceği ihtimalini açık bırakır; konuşan kişi kesinliğin imkânsız olduğunu söylemek yerine temkinli davranır.

Alıştırma

“Since we can't say for sure, let's check the evidence,” cümlesindeki başlangıç bölümü ne anlama gelir?

  1. Çünkü emin değiliz
  2. Emin olduğumuz zamandan itibaren
  3. Yanıtı zaten bildiğimiz hâlde
Cevabı göster

Çünkü emin değiliz

why not take a moment to learn more about how animals communicate and how they experience pain. Notlar

4:56

hayvanların nasıl iletişim kurduğu ve acıyı nasıl deneyimlediği hakkında daha fazla bilgi edinmek için neden bir dakikanızı ayırmıyorsunuz.

Ton ve niyet

Neden biraz zaman ayırıp daha fazla öğrenmiyorsun?

Buradaki Why not + fiilin yalın hâli, bir neden sormaz; nazik bir öneri sunar. take a moment to learn more, eylemi kısa ve başlaması kolay bir şey gibi gösterir. Bu yüzden konuşan kişi izleyiciyi konuyu keşfetmeye davet eder, onlara emir vermez. Bu kalıp arkadaşça ve baskısı düşük bir öneri yapmak için kullanılır: Why not take a moment to + fiilin yalın hâli?

Alıştırma

Talimatları okumayı arkadaşça ve baskı kurmadan öneren cümle hangisidir?

  1. Why not take a moment to read the instructions?
  2. You must read the instructions immediately.
  3. Why did you read the instructions?
Cevabı göster

Why not take a moment to read the instructions?

Dilbilgisi

how animals communicate and how they experience pain: paralel how cümleleri

how animals communicate ve how they experience pain, and ile bağlanan iki how cümleciğidir. Birlikte learn more about ifadesinin içeriğini oluştururlar: konuşan kişi dinleyicinin hayvanların nasıl iletişim kurduğunu ve acıyı nasıl hissettiğini öğrenmesini ister. Bu cümlecikler about ifadesinden sonra gömülü olduğu için ikisinde de how + özne + fiil şeklindeki bildirme cümlesi dizilişi kullanılır. Bunlar iki doğrudan soru değildir.

Alıştırma

studying ifadesinin içeriği olarak iki paralel how cümleciğini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. We are studying how do birds find their way and how do they recognize calls.
  2. We are studying how birds do find their way and how recognize they calls.
  3. We are studying how birds find their way and how they recognize calls.
Cevabı göster

We are studying how birds find their way and how they recognize calls.