Saturn V'in Yön Problemi: İngilizce çalışma notları

Primal Space

Öğrenme zorluğu
1.374 kelime 196 kel/dk

Video açıklaması: Jiroskop, sarkaç, teodolit ve prizmaların Saturn V'in eylemsiz güdümünü Ay'a bağımsız uçuştan önce nasıl kalibre ettiğini açıklar. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “guidance is internal.” — Sözcük anlamı ve dil düzeyi: bu NASA bildiriminin sıradan tavsiye değil, kontrolün araç içi güdüme devri olduğunu anlayıp teknik geçişi izleyin. 2. “Say you have a car” — Söylem, hikâye ve retorik: soyut mekanizmayı somutlaştıran varsayımsal benzetmeyi tanıyın ve kullanın. 3. “account for” — Öbek fiiller: değişimi hesaba katma veya telafi etme anlamını, yaygın açıklama anlamından ayırın.

Bu derste

This is the Saturn V rocket moments away from lifting off and taking the Apollo 11 astronauts to the moon. Kalıp ifadeler

0:00

Bu, havalanmasına ve Apollo 11 astronotlarını aya götürmesine saniyeler kalan Saturn V roketi.

Kalıp ifadeler

moments away from lifting off: gerçekleşmek üzere olan bir olay

Burada moments away from lifting off, roketin çok yakında havalanacağı anlamına gelir. Away from, olaydan önce kalan kısa süreyi ölçer; roketin uzayda bir yerden uzaklaşmasını anlatmaz. be + moments away from + isim veya -ing biçimi kalıbı, bir olayın gerçekleşmek üzere olduğunu gösterir. From bir edat olduğu için ardından lift değil lifting kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi moments away from kullanarak tamamlayın: The show is ____ starting.

Cevabı göster

moments away from

With 15 seconds to go,

0:06

Kalan 15 saniyeyle,

NASA commentator Jack King says this.

0:08

NASA yorumcusu Jack King şöyle diyor.

T minus 15 seconds, Kültür

0:10

T eksi 15 saniye,

Kültür

T minus 15 seconds: T'den önceki geri sayım zamanı

Geri sayım dilinde T, kalkış gibi önemli bir olayın planlanan zamanıdır. T minus 15 seconds, o olaydan 15 saniye önce olunduğunu belirtir; minus zamanı negatif yapmaz. Geri sayım T zero noktasına ulaştığında planlanan an gelmiştir. Bundan sonra T plus 15 seconds, o andan itibaren 15 saniye geçtiği anlamına gelir.

Alıştırma

Bir görev geri sayımında T minus 15 seconds ne anlama gelir?

  1. Planlanan olay 15 saniye sonra gerçekleşecek.
  2. Sayaç eksi 15 saniyeyi gösteriyor.
  3. Planlanan olay 15 saniye önce gerçekleşti.
Cevabı göster

Planlanan olay 15 saniye sonra gerçekleşecek.

guidance is internal. Kelime

0:12

yönlendirme dahili.

Kelime

guidance is internal: güdüm iç sistem tarafından sağlanıyor

Bu son derece kısaltılmış fırlatma durumu bildiriminde guidance, genel bir tavsiyeyi değil, roketin seyrüsefer ve yön kontrolü işlevini ifade eder. Internal, bu işlevin roketin içindeki donanım tarafından yürütüldüğünü belirtir. Yani roketin yerleşik sistemi güdüm görevini devralmıştır; ifade yalnızca konumu değil, kontrol sorumluluğundaki değişikliği bildirir.

Alıştırma

Bir fırlatma durumu raporu, roketin yerleşik sisteminin seyrüsefer ve yön kontrolünü yürüttüğünü söylüyor. Bu anlama gelen cümle hangisidir?

  1. Guidance is internal. Roketin yerleşik sistemi seyrüseferi ve yön kontrolünü yürütür.
  2. Guidance is external. Roketin dışındaki bir donanım bu işlevi yürütür.
  3. Guidance is manual. Bir operatör roketi dışarıdan kontrol eder.
  4. Guidance is delayed. Sistem henüz yanıt vermedi.
Cevabı göster

Guidance is internal. Roketin yerleşik sistemi seyrüseferi ve yön kontrolünü yürütür.

It may not seem very significant,

0:14

Bu çok önemli görünmeyebilir,

but it meant that the Saturn V

0:15

ancak bu, Saturn V'in

was now relying on its own guidance system,

0:17

artık kendi yönlendirme sistemine,

the one that would steer it towards the moon.

0:19

onu aya doğru yönlendirecek olan sisteme güvendiği anlamına geliyordu.

This incredible system

0:22

Bu inanılmaz sistem

was completely independent from the outside world

0:23

dış dünyadan tamamen bağımsızdı

and worked by measuring how the rocket's velocity and orientation

0:26

ve roketin hızı ile yöneliminin

had changed relative to its starting position. Kalıp ifadeler

0:29

başlangıç konumuna göre nasıl değiştiğini ölçerek çalışıyordu.

Kalıp ifadeler

relative to: başlangıç konumunu karşılaştırma referansı olarak kullanma

Relative to bir karşılaştırmanın referans noktasını belirtir. Bu cümlede roketin hızındaki ve yönelimindeki değişiklikler, başlangıç konumu esas alınarak değerlendirilmektedir. Teknik açıklamalarda bu ifade, bir ölçümün temel çizgisini veya referans çerçevesini belirler. Buradaki relative, akraba anlamına gelmez.

Alıştırma

Sensörün boyutunu karşılaştırırken referans noktasını belirtmek için relative to kullanan cümle hangisidir?

  1. The new sensor is related to the older model. İki cihaz birbiriyle bağlantılıdır.
  2. The new sensor is small relative to the older model. Daha eski model karşılaştırmanın referans noktasıdır.
  3. The new sensor is smaller than the older model. Boyutları doğrudan karşılaştırılmaktadır.
  4. The new sensor is installed in the older model. Eski modelin içine yerleştirilmiştir.
Cevabı göster

The new sensor is small relative to the older model. Daha eski model karşılaştırmanın referans noktasıdır.

Because of this,

0:32

Bu nedenle,

the rocket needed to be absolutely sure of its starting position

0:32

roketin başlangıç konumundan kesinlikle emin olması gerekiyordu

or else it would end up on a completely different trajectory. Notlar

0:36

aksi takdirde tamamen farklı bir yörüngeye girerdi.

Dilbilgisi

Olumsuz bir sonucu belirtmek için or else

Or else, gerekli bir koşulu o koşulun yerine getirilmemesi durumunda ortaya çıkacak kötü veya istenmeyen sonuca bağlar. Bu cümlede başlangıç konumunun kesin olması gerekir; bu koşul sağlanmazsa roket başka bir yörüngeye girer. Başka durumlara aktarılabilen kalıp şudur: gereklilik veya koşul + or else + sonuç. Bu kullanımda or else, aksi hâlde anlamına gelir; veya başka bir şey anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi bu açıklamadaki iki kelimelik bağlayıcıyla tamamlayın: Check the address carefully, ____ the package could go to the wrong house.

Cevabı göster

or else

Öbek fiiller

Nihai ve çoğu zaman beklenmedik bir sonuç için end up

End up, bir süreçten sonra çoğu zaman beklenmedik veya istenmeden belirli bir sonuca, yere ya da duruma varmak anlamına gelir. Burada yanlış bir başlangıç konumu, roketi sonunda başka bir yörüngeye sokacaktır. Yaygın kalıplar şunlardır: end up on the wrong road örneğindeki gibi end up + edat öbeği; end up lost örneğindeki gibi end up + sıfat; end up waiting örneğindeki gibi end up + -ing.

Alıştırma

Cümleyi might sonrasında gereken biçimde end up ile tamamlayın: Without a clear plan, we might ____ wasting the whole afternoon.

Cevabı göster

end up

In this video,

0:39

Bu videoda,

we're going to look at the Saturn V's incredible guidance system

0:39

Saturn V'in inanılmaz yönlendirme sistemine

and how a hidden bunker below the launch pad

0:42

ve fırlatma rampasının altındaki gizli bir sığınağın

helped to keep it pointing in the right direction.

0:44

onun doğru yönü göstermesine nasıl yardımcı olduğuna bakacağız.

We'll also be giving away this awesome Falcon 9 framed print.

0:47

Ayrıca bu harika çerçeveli Falcon 9 baskısını da hediye edeceğiz.

So stick around to the end of the video Öbek fiiller

0:50

Nasıl kazanabileceğinizi görmek için

to see how you could win.

0:52

videonun sonuna kadar bizimle kalın.

Öbek fiiller

Bir şey olana kadar kalmayı anlatan “stick around”

“Stick around”, “burada kalmak” veya “ayrılmayıp izlemeye devam etmek” anlamına gelir. Bu cümlede konuşmacı, kazanma hakkındaki bilginin daha sonra verileceğini belirterek izleyicilerden videonun sonuna kadar kalmalarını istiyor. Bu bir öbek fiildir; dolayısıyla anlamı gerçek değildir ve kimse fiziksel olarak bir şeye yapışmaz. Genellikle ileride beklemeye değer bir şey olduğunu haber verir.

Alıştırma

“Daha sonra olacaklar için kalmak” anlamındaki samimi öbek fiille cümleyi tamamlayın: ____ until the end to hear who won.

Cevabı göster

Stick around

The Saturn V had a predetermined starting position

0:54

Saturn V'in önceden belirlenmiş bir başlangıç konumu vardı;

with its Y-axis facing north and south,

0:57

Y ekseni kuzeye ve güneye,

the Z-axis facing east and west,

1:00

Z ekseni doğuya ve batıya,

and its X-axis pointing directly up.

1:02

ve X ekseni doğrudan yukarıya bakıyordu.

But as the Earth rotated,

1:05

Ancak Dünya döndükçe,

these axes would no longer reflect the rocket's true orientation.

1:06

bu eksenler artık roketin gerçek yönelimini yansıtmayacaktı.

So how did NASA correct this in time for launch?

1:10

Peki NASA, fırlatma zamanı geldiğinde bunu nasıl düzeltti?

The entire Saturn V rocket was controlled by the instrument unit Kültür

1:14

Tüm Saturn V roketi, üçüncü aşamanın üstünde yer alan

located at the top of the third stage.

1:17

enstrüman ünitesi tarafından kontrol ediliyordu.

Kültür

Saturn V’in kontrol bölümü anlamındaki “instrument unit”

Bu cümlede “instrument unit”, bir ölçü birimi değil, roketin eksiksiz bir alt sistemini anlatan teknik bir ad öbeğidir. Instrument; algılama, yönlendirme ve kontrol için kullanılan donanımı tanımlar. Unit ise kendi başına belirli bir işlevi yerine getiren bölümü ifade eder. Saturn V’te Instrument Unit, üçüncü kademenin tepesindeki halka biçimli bölümdü. Roketin tamamının uçuşunu koordine eden yönlendirme ve kontrol donanımını barındırıyordu.

Alıştırma

Bu cümlede “instrument unit” neyi ifade ediyor?

  1. Kontrol işlevi olmayan küçük bir ölçüm cihazı
  2. Roketin hızını ölçmek için kullanılan standart bir ölçü birimi
  3. Yönlendirme ve kontrol donanımı içeren eksiksiz bir roket bölümü
Cevabı göster

Yönlendirme ve kontrol donanımı içeren eksiksiz bir roket bölümü

It contained the inertial guidance platform, Kültür

1:19

Roketin yönelimini inanılmaz bir hassasiyetle ölçebilen

an advanced mechanical gyroscope

1:21

gelişmiş bir mekanik jiroskop olan

that could measure the rocket's orientation with incredible accuracy.

1:22

eylemsel yönlendirme platformunu içeriyordu.

Kültür

Teknik terim inertial guidance platform

Atalet güdüm platformu, referans yönünü korumak ve bir aracın seyrüseferine yardımcı olmak için jiroskop kullanan dengelenmiş bir aygıt birimidir. Bu cümlede roketin yönelimini çok hassas biçimde izlemesini sağlar. Bu teknik isim grubunun ana sözcüğü platform'dur. Inertial, güdümün nasıl çalıştığını; guidance ise platformun amacını belirtir. Burada platform, roketin altındaki fırlatma rampası değil, aygıtın içindeki dengelenmiş mekanik birimdir.

Alıştırma

Bu cümlede inertial guidance platform ifadesindeki platform ne anlama gelir?

  1. Seyrüsefer verilerini paylaşmaya yarayan çevrim içi hizmet
  2. Fırlatmadan önce roketi taşıyan fırlatma rampası
  3. Yön referansı sağlayan dengelenmiş bir aygıt birimi
Cevabı göster

Yön referansı sağlayan dengelenmiş bir aygıt birimi

The basic principles of a gyroscope involves

1:26

Bir jiroskopun temel ilkeleri,

a disc mounted on a three-axis gimbal.

1:28

üç eksenli bir yalpa çemberine monte edilmiş bir diski içerir.

The disc is free to rotate in every direction,

1:31

Disk her yöne dönmekte serbesttir,

but once the disc starts to spin,

1:33

ancak disk bir kez dönmeye başladığında,

its angular momentum keeps it perfectly stable Kültür

1:35

yalpa çemberleri döndürülse bile

even if the gimbals are rotated.

1:38

açısal momentumu onu mükemmel şekilde sabit tutar.

Kültür

Fizik terimi angular momentum

Açısal momentum, dönmeyle ilişkili fiziksel büyüklüktür. Hızla dönen bir disk açısal momentuma sahiptir ve dışarıdan bir döndürme etkisi, yani tork, onu değiştirmedikçe dönme ekseni aynı yönü koruma eğilimindedir. Bu cümlede terim, çevresindeki kardan halkaları dönse bile jiroskobun yönelimini neden koruduğunu açıklar. Burada momentum teknik bir fizik terimidir; mecazi ilerleme veya büyüyen başarı anlamına gelmez.

Alıştırma

Fizik açıklamasını iki sözcüklük tam İngilizce terimle tamamlayın: A spinning wheel tends to keep its axis pointing in the same direction because it has ____.

Cevabı göster

angular momentum

The Saturn V's gyroscope worked on the same principle Kalıp ifadeler

1:40

Saturn V'in jiroskobu aynı prensiple çalışıyordu

but was much more advanced.

1:43

ancak çok daha gelişmişti.

Kalıp ifadeler

worked on the same principle: aynı prensiple çalışmak

Worked on the same principle, “aynı temel bilimsel prensibe göre çalıştı” anlamına gelir. Burada work on, “bir şeyi geliştirmek için üzerinde çalışmak” demek değildir; özne bir cihaz olduğu için work, “çalışmak veya işlemek” anlamındadır. Bu ifade, daha basit bir jiroskop ile Saturn V'in daha gelişmiş jiroskobunu ilişkilendirir: tasarım daha karmaşık olsa da temel prensip aynı kalabilir.

Alıştırma

İki cihazın aynı temel fikri kullandığını belirten ifadeyle cümleyi tamamlayın: The new sensor ____ as the older one.

Cevabı göster

works on the same principle

Instead of a single spinning disc,

1:45

Tek bir dönen disk yerine,

the guidance unit had a central platform

1:48

yönlendirme ünitesinde, birbirinden 90 derece aralıklarla yerleştirilmiş

containing three spinning gyros

1:50

üç dönen jiroskop içeren

placed 90 degrees apart from each other.

1:52

merkezi bir platform vardı.

If the rocket's orientation changed,

1:54

Roketin yönelimi değişirse,

these gyros would sense a slight change in torque, Kelime

1:56

bu jiroskoplar torktaki hafif bir değişikliği algılar

which was turned into an electrical signal.

1:59

ve bu elektrik sinyaline dönüştürülürdü.

Kelime

change in torque: döndürme etkisindeki değişim

Torque, yani tork, bir kuvvetin bir eksen çevresinde oluşturduğu döndürme etkisidir: bir nesneyi döndürür veya döndürme eğilimi yaratır. Change in torque ifadesindeki in, değişen büyüklüğü belirtir; dolayısıyla jiroskoplar bu döndürme etkisindeki küçük bir artışı veya azalmayı algılamıştır. Tork, konum veya hız değildir. Cümlenin geri kalanı, ölçülen tork değişiminin elektrik sinyaline dönüştürüldüğünü söyler.

Alıştırma

Bu cümlede torque ne anlama geliyor? The motor produced more torque when it started lifting the load.

  1. Daha yüksek bir dönme hızı.
  2. Düz bir çizgide daha güçlü bir itme.
  3. Bir eksen çevresinde daha güçlü bir döndürme etkisi.
Cevabı göster

Bir eksen çevresinde daha güçlü bir döndürme etkisi.

That signal was then sent to motors on each gimbal,

2:01

Bu sinyal daha sonra her yalpa çemberindeki motorlara gönderilir,

which would reproduce the change in torque

2:04

onlar da torktaki değişikliği aynı şekilde üretir

but in the opposite direction,

2:06

ancak bunu zıt yönde yaparak

canceling out the rotation Öbek fiiller

2:08

dönüşü iptal eder

and keeping the platform completely stable.

2:09

ve platformu tamamen sabit tutardı.

Öbek fiiller

canceling out: zıt etkilerin net sonucu azaltması

Burada canceling out, ters yöndeki torkun dönüş etkisine karşı koyarak toplamda hiç dönüş bırakmaması anlamına gelir. İfade, iki etkinin birbirine karşı çalışmasına odaklanır. Daha genel olarak cancel out, zıt etkiler nedeniyle başka bir etkiyi ortadan kaldırmak veya büyük ölçüde azaltmak demektir. Sonuç sıfır ya da sıfıra yakın olabilir.

Alıştırma

Cümleyi derste geçen iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: Equal forces pull the box in opposite directions, so they ____.

Cevabı göster

cancel out

On the opposite side of the gimbal,

2:11

Yalpa çemberinin zıt tarafında,

a device would measure how much the gimbals had rotated

2:13

bir cihaz yalpa çemberlerinin platforma göre

relative to the platform,

2:15

ne kadar döndüğünü ölçecek

telling the rocket exactly what direction it was pointing in.

2:16

ve rokete tam olarak hangi yöne baktığını söyleyecekti.

This, along with the acceleration data,

2:20

Bu, ivme verileriyle birlikte,

would allow the flight computers to plot the rocket's trajectory. Kalıp ifadeler

2:22

uçuş bilgisayarlarının roketin yörüngesini hesaplamasını sağlardı.

Kalıp ifadeler

plot the rocket's trajectory: roketin izlediği yolu hesaplayıp haritalandırmak

Burada plot teknik bir fiildir. Uçuş bilgisayarları, roketin izlemesi beklenen yolu hesaplamak ve göstermek için ivme ve yönelim verilerini kullanır; bu yol roketin trajectory'sidir. Veriler hesaplanmış veya haritalandırılmış bir yola dönüştürüldüğünde plot + rota, güzergâh veya trajectory yapısı kullanılabilir. Bu cümlede plot, bir hikâyenin olay örgüsünü kurmak ya da gizli bir plan yapmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede plot, plot the rocket's trajectory ifadesindekiyle aynı teknik anlamda kullanılmıştır?

  1. They bought a small plot beside the river.
  2. The software plots the aircraft's trajectory from radar data.
  3. The novelist plots the final chapter before writing it.
  4. The group plots to steal the painting.
Cevabı göster

The software plots the aircraft's trajectory from radar data.

But if the gyroscope wasn't perfectly aligned to the rocket's axes,

2:25

Ancak jiroskop, roketin eksenleriyle mükemmel şekilde hizalanmasaydı,

during launch,

2:28

fırlatma sırasında,

it would completely throw off the rocket's trajectory. Öbek fiiller

2:29

roketin yörüngesini tamamen bozardı.

Öbek fiiller

throw off: bir şeyi hatalı hâle getirmek veya hizadan çıkarmak

Burada throw off, 'bir şeyi hatalı hâle getirmek veya amaçlanan rotasından saptırmak' demektir. Jiroskop yanlış hizalanırsa yönlendirme sistemi hatalı bir referans kullanır ve roketin yörüngesi artık amaçlanan rotayla uyuşmaz. Completely, hatanın büyüklüğünü vurgular. Daha genel olarak throw off + nesne, bir nedenin doğruluğu, zamanlamayı, dengeyi, muhakemeyi veya dikkati bozduğunu anlatır. Off, beklenen durumdan uzaklaşma fikrini taşır; fiziksel olarak bir şey fırlatmak gerekmez.

Alıştırma

Cümleyi dersteki öbek fiilin doğru biçimiyle tamamlayın: One wrong number can ____ the whole calculation.

Cevabı göster

throw off

Say you have a car that's programmed to follow this trajectory Anlatım akışı

2:32

Diyelim ki bir kavşaktan geçerken bu yörüngeyi izlemesi için

through a crossroads.

2:35

programlanmış bir arabanız var.

Its guidance system only knows that it accelerated

2:36

Yönlendirme sistemi sadece hızlandığını

and took a right turn.

2:39

ve sağa döndüğünü bilir.

If we change the starting position of the car,

2:40

Arabanın başlangıç konumunu değiştirirsek,

the guidance system will see the exact same thing,

2:42

yönlendirme sistemi tamamen aynı şeyi görecektir,

but the car will end up in the wrong place.

2:45

ancak araba yanlış yerde son bulacaktır.

Anlatım akışı

Say you have ...: varsayımsal bir örnek sunmak

Say you have a car ifadesindeki say, 'hayal edin' veya 'varsayın' anlamına gelir. Konuşan kişi dinleyiciden bazı sözleri sesli söylemesini istemez ve dinleyicinin gerçekten bir arabası olduğunu iddia etmez. Cümlenin başına yerleştirilen Say you have + isim kalıbı, basit bir varsayımsal durum kurar. Önce somut bir örnek vererek açıklamayı düzenler; ardından gelen ayrıntılar soyut bir ilkenin nasıl işlediğini gösterir.

Alıştırma

Öğretmenin varsayımsal örneğini dersteki dört sözcüklü girişle tamamlayın: ____ twenty points and lose five. How many remain?

Cevabı göster

Say you have

In the 5 hours leading up to the launch, Kalıp ifadeler

2:47

Fırlatmadan önceki 5 saat içinde,

Kalıp ifadeler

leading up to: Bir Olaya Doğru İlerleyen Dönem

Leading up to, bir olaya doğru ilerleyen zaman dilimini belirtir. Buradaki beş saat, fırlatmadan hemen önceki dönemdir; fırlatma saati yaklaşırken hazırlıklar sürmektedir. Basit bir before ifadesinden farklı olarak, önceki zamanı gelişen bir süreç gibi gösterir. Yaygın yapı zaman ifadesi + leading up to + olay biçimindedir: the days leading up to the match.

Alıştırma

Hangi cümle, bir olaya yavaş yavaş yaklaşan etkinlik dolu bir dönemi en iyi vurgular?

  1. The team trained after the final.
  2. In the three days leading up to the final, the team trained together.
  3. The team trained before the final.
Cevabı göster

In the three days leading up to the final, the team trained together.

the Saturn V's gyroscope would be powered on

2:49

Saturn V'in jiroskobu açılır

and trying to keep itself stable.

2:52

ve kendini sabit tutmaya çalışırdı.

However, the Earth was constantly rotating,

2:54

Ancak Dünya sürekli dönüyordu,

which meant the rocket's orientation was also slowly changing.

2:56

bu da roketin yöneliminin de yavaş yavaş değiştiği anlamına geliyordu.

Without any external input,

3:00

Herhangi bir dış girdi olmadan,

the gyroscope would become so misaligned

3:02

jiroskop o kadar yanlış hizalanırdı ki

that the rocket would think it was pointing sideways.

3:04

roket yan tarafı gösterdiğini sanırdı.

And so in order to fix this,

3:07

Bu yüzden bunu düzeltmek için,

the gyroscope had to be constantly reset

3:08

jiroskopun yerdeki özel bir makine tarafından

by a special piece of machinery on the ground.

3:11

sürekli olarak sıfırlanması gerekiyordu.

That's where this tank came in. Anlatım akışı

3:13

İşte bu tank burada devreye girdi.

Just kidding, this has nothing to do with the Saturn V, Dilbilgisi

3:15

Şaka yapıyorum, bunun Saturn V ile hiçbir ilgisi yok,

Anlatım akışı

That's where ... came in ... Just kidding: Beklenti Oluşturup Sonra Tersine Çevirmek

That's where this tank came in normalde konuşmacının tankın yararlı rolünü açıklamak üzere olduğunu bildirir. Buradaki came in, fiziksel olarak bir yere girmek değil, o noktada ilgili veya yararlı hâle gelmek anlamındadır. Just kidding bu iddiayı hemen geri çeker ve ilk cümlenin şaka olarak yeniden yorumlanması gerektiğini belirtir. İki parçalı yapı önce bir beklenti oluşturur, sonra onu bozar; böylece konuşmacı gerçek bir teknik açıklama yapmak yerine başka bir konuya geçebilir.

Alıştırma

Konuşmacı, That's where this tank came in cümlesinden sonra Just kidding ekleyerek ne yapıyor?

  1. Tankın fırlatma sırasında yararlı hâle geldiğini açıklarlar.
  2. Tankın gerçek bir rolü olduğu iddiasını geri çekip bunun şaka olduğunu belirtirler.
  3. Tankın fırlatma alanına fiziksel olarak girdiğini doğrularlar.
Cevabı göster

Tankın gerçek bir rolü olduğu iddiasını geri çekip bunun şaka olduğunu belirtirler.

but it does have something to do with the sponsor of this video.

3:17

ama bu videonun sponsoruyla bir ilgisi var.

Dilbilgisi

has nothing to do with ... does have something to do with: bağlantıyı reddetme ve vurgulama

Has nothing to do with, iki şey arasında hiçbir bağlantı olmadığını belirtir. Has something to do with ise çoğu zaman bağlantının tam olarak ne olduğunu açıklamadan bir bağlantı bulunduğunu belirtir. İkinci yan cümledeki does, vurgu yapan yardımcı fiildir. Nötr ifade it has something to do with.... olurdu. Yalın biçimdeki have fiilinden önce does kullanmak olumlu bağlantıyı güçlü biçimde doğrular veya düzeltir: gerçekten bir bağlantı vardır. Buradaki does soru oluşturmaz ve yeni bir eylem eklemez.

Alıştırma

Düzeltmeyi has nothing to do with ve does have something to do with kullanarak tamamlayın: The delay ____ the driver; it ____ a signal failure.

Cevabı göster

has nothing to do with · does have something to do with

World of Tanks is a fun free-to-play PC game

3:21

World of Tanks, kullanıcıların dünya çapında

which allows users to compete

3:23

100 milyondan fazla oyuncuya karşı rekabet etmesini sağlayan

against more than 100 million players worldwide.

3:25

eğlenceli ve oynaması ücretsiz bir PC oyunudur.

With more than 600 tanks in their collection,

3:28

Koleksiyonlarındaki 600'den fazla tankla,

there are always new ways to play.

3:30

her zaman oynamanın yeni yolları vardır.

You can drive your tanks across open fields, deserts,

3:32

Tanklarınızı açık tarlalarda, çöllerde sürebilir,

climb steep hills, and sneak through forests.

3:35

dik tepelere tırmanabilir ve ormanlarda gizlice ilerleyebilirsiniz.

Choose from destroyers, artillery vehicles,

3:37

Tank avcıları, topçu araçları,

light, medium, and heavy tanks,

3:40

hafif, orta ve ağır tanklar arasından seçim yapın

and play matches in more than 40 arenas.

3:41

ve 40'tan fazla arenada maçlar yapın.

All of the tanks are historically accurate

3:44

Tüm tanklar tarihsel olarak doğrudur

and each model has a huge amount of attention to detail. Kalıp ifadeler

3:46

ve her modelin detaylarına büyük özen gösterilmiştir.

Kalıp ifadeler

dikkatli ve hassas çalışma için attention to detail

Attention to detail, küçük özellikleri dikkatle fark etmek ve onları doğru biçimde ele almak anlamına gelir. Burada modellerin ince ve özenli biçimde yapıldığını övmek için kullanılır. Bu sabit eş dizim attention + to + detail yapısını kullanır. Genel bir nitelikten söz ederken detail genellikle tekildir: Bir kişi has veya shows attention to detail olabilir.

Alıştırma

Küçük özelliklerin dikkatle ele alınması anlamındaki sabit ifadeyle tamamlayın: The costume designer's work shows remarkable ____.

Cevabı göster

attention to detail

With World of Tanks, you can earn experience,

3:49

World of Tanks ile deneyim kazanabilir,

modify, and upgrade your tank,

3:51

tankınızı modifiye edip yükseltebilir

creating a steel beast ready for any challenge.

3:53

ve her türlü zorluğa hazır çelik bir canavar yaratabilirsiniz.

Download World of Tanks today using the link in the description

3:56

Açıklamadaki bağlantıyı kullanarak World of Tanks'ı bugün indirin

and use code Tankmania when you sign up

3:59

ve kaydolduğunuzda Tankmania kodunu kullanarak

to get a free 7-day premium account

4:01

7 günlük ücretsiz premium hesap ile birlikte

along with 250,000 credits,

4:04

250.000 kredi,

the premium tank Excelsior,

4:06

premium tank Excelsior

and three rental tanks for 10 battles each.

4:08

ve her biri 10 savaş için üç kiralık tank kazanın.

In order to reset the Saturn V's gyroscopes to the desired axes,

4:11

Saturn V'in jiroskoplarını istenen eksenlere sıfırlamak için,

it used highly accurate reference points.

4:14

son derece hassas referans noktaları kullandı.

The Y and Z axes were reset by two pendulums

4:16

Y ve Z eksenleri, yönlendirme ünitesinin içinde bulunan

located inside the guidance unit.

4:20

iki sarkaç tarafından sıfırlandı.

These were weighted iron rods that floated on a pocket of air.

4:21

Bunlar bir hava cebi üzerinde yüzen ağırlıklı demir çubuklardı.

As the Earth rotated,

4:25

Dünya döndükçe,

gravity would pull the mass downwards,

4:26

yerçekimi kütleyi aşağı doğru çekecek,

keeping the rod perfectly level.

4:28

çubuğu mükemmel bir şekilde düz tutacaktı.

The gimbals would then rotate the stable platform to match this.

4:30

Yalpa çemberleri daha sonra sabit platformu buna uyacak şekilde döndürürdü.

But in order to reset the X-axis,

4:33

Ancak X eksenini sıfırlamak için,

NASA came up with a much more impressive solution. Öbek fiiller

4:35

NASA çok daha etkileyici bir çözüm buldu.

Öbek fiiller

came up with: bir çözüm düşünmek

Bu cümlede came up with, “düşünüp geliştirdi” anlamına gelir. Eylemi yapan NASA’dır ve a much more impressive solution, NASA’nın ürettiği fikirdir. Bu ifade fiziksel bir hareket anlatmaz. Kalıp come up with + fikir, cevap, plan veya çözüm şeklindedir. Zamana veya özneye göre come biçimini değiştirin: come, comes, came, coming.

Alıştırma

Cümleyi “düşünüp üretti” anlamındaki üç sözcüklü phrasal verb ile tamamlayın: After discussing the problem, the team ____ a safer plan.

Cevabı göster

came up with

200 m away from the base of the Saturn V was a bunker

4:38

Saturn V'in tabanından 200 m uzakta,

built into the ramp of the launch pad. Kalıp ifadeler

4:42

fırlatma rampasının eğimine inşa edilmiş bir sığınak vardı.

Kalıp ifadeler

built into: bir yapının parçası olarak bütünleştirilmiş

Built into, bir şeyin başka bir yapının bütünleşik parçası olarak inşa edildiğini belirtir. Sığınak yalnızca rampanın içinde veya yanında durmuyordu; yapısı rampaya dahil edilmişti. Burada built into the ramp, bunker sözcüğünü niteleyen kısaltılmış bir yapıdır: a bunker that was built into the ramp. Bu kalıp, daha büyük bir bütünün parçası olan odaları, sabit donanımları, ekipmanları ve özellikleri anlatırken yaygındır.

Alıştırma

Hangi cümle depolama alanının merdivenin bir parçası olarak inşa edildiğini açıkça belirtir?

  1. The storage space was inside the staircase.
  2. The storage space was built onto the staircase.
  3. The storage space was built into the staircase.
Cevabı göster

The storage space was built into the staircase.

Inside, there was a device called a Theodolite, Kültür

4:44

İçeride, bir ışık huzmesi yayacak

which would emit a beam of light

4:46

ve yönünü inanılmaz bir hassasiyetle kontrol edecek

and control its direction with incredible accuracy.

4:48

Teodolit adında bir cihaz vardı.

Kültür

Theodolite: hassas bir ölçüm aleti

Teodolit, yatay ve dikey açıları çok yüksek hassasiyetle ölçmek için kullanılan bir ölçüm aletidir. Kesin bir yön veya görüş hattı belirleyebilir. Burada alet, roket sisteminin harici bir yön referansı olarak kullanabilmesi için kontrollü bir ışık demetini hassas biçimde yönlendirir. Sözcük bir marka veya kişiyi değil, genel bir alet türünü belirtir; normal İngilizce metinlerde genellikle küçük t ile theodolite şeklinde yazılır.

Alıştırma

Bu cümlede theodolite neyi ifade ediyor?

  1. Yalnızca bir odayı aydınlatmak için kullanılan sıradan bir lamba
  2. Açıları ve yönleri ölçen hassas bir ölçüm aleti
  3. Bir roket yakıtı türü
Cevabı göster

Açıları ve yönleri ölçen hassas bir ölçüm aleti

During the launch countdown,

4:50

Fırlatma geri sayımı sırasında,

infrared light was emitted from the Theodolite

4:51

Teodolit'ten tam olarak 25 dereceyle rokete doğru

and up to the rocket at precisely 25 degrees,

4:54

kızılötesi ışık yayılırdı,

where it would enter via a small window

4:57

ışık Saturn V'in enstrüman ünitesindeki

on the Saturn V's instrument unit.

4:59

küçük bir pencereden içeri girerdi.

From there,

5:01

Oradan,

the light would reach one of two porro prisms. Kültür

5:01

ışık iki Porro prizmasından birine ulaşırdı.

When light enters a porro prism,

5:04

Işık bir Porro prizmasına girdiğinde,

it's reflected twice,

5:05

iki kez yansıtılır,

causing it to leave the prism at the same angle it entered. Dilbilgisi

5:07

bu da prizmadan girdiği açıyla çıkmasına neden olur.

Kültür

Porro prisms: iki yansımalı bir prizma tasarımı

Porro prizması, ışığı iki iç yansımadan geçiren bir yansıtıcı prizma tasarımıdır. Bu yansımalar, ışığın giriş açısı ile çıkış açısı arasında öngörülebilir bir ilişki oluşturur. Bu sistemde söz konusu öngörülebilir ilişki, prizmanın yönü ve hizalamayı kontrol etmek için kullanılmasını sağlar.

Alıştırma

Hangi açıklama Porro prizmasını doğru tanımlar?

  1. Işığın iki iç yansımaya uğradığı bir prizma tasarımı
  2. Porro adlı bir maddeden yapılmış prizma
  3. Işığı yansıtmadan üreten bir mercek
Cevabı göster

Işığın iki iç yansımaya uğradığı bir prizma tasarımı

Dilbilgisi

causing it to leave: nedeni sonucuna bağlamak

Causing it to leave, sonucu bildiren bir -ing yan cümlesidir. Önceki olayın sonucunu ekler: ışığın iki kez yansıması, prizmadan aynı açıyla çıkmasına neden olur. Bu yan cümlede cause, cause + nesne + to-infinitive kalıbını izler: causing + it + to leave. causing'in mantıksal öznesi yakındaki twice sözcüğü değil, önceki olayın tamamıdır. Bu yapı bir süreci sonucuna sıkı biçimde bağlar.

Alıştırma

cause, it ve loosen sözcükleriyle bir -ing sonuç yan cümlesi kurarak cümleyi tamamlayın: The jar's metal lid expanded in the heat, ____.

Cevabı göster

causing it to loosen

One prism was fixed to the stable platform

5:10

Prizmalardan biri sabit platforma sabitlenmişti

and the other was motorized.

5:12

diğeri ise motorluydu.

The Theodolite in the bunker would communicate with the rocket

5:13

Sığınaktaki Teodolit roketle iletişim kurar

and slowly rotate the motorized prism.

5:16

ve motorlu prizmayı yavaşça döndürürdü.

Once the prism was in the correct orientation,

5:18

Prizma doğru yöne geldiğinde,

it would reflect the beam of light back to the Theodolite,

5:21

ışık huzmesini Teodolit'e geri yansıtırdı,

where a set of mirrors would direct it onto a detector.

5:23

burada bir ayna seti onu bir dedektöre yönlendirirdi.

Each prism was coated with a special material

5:26

Her prizma, yalnızca belirli bir dalga boyundaki kızılötesi ışığı yansıtacak

that would only reflect a specific wavelength of infrared light.

5:28

özel bir malzemeyle kaplanmıştı.

This allowed the detector to plot exactly where each prism was

5:32

Bu, dedektörün her prizmanın olması gerektiği yere göre

relative to where it should be.

5:35

tam olarak nerede olduğunu haritalamasını sağladı.

Since the light left the prism at the same angle it entered,

5:37

Işık prizmadan girdiği aynı açıyla çıktığı için,

the orientation could be determined by how offset

5:40

yönelim, dedektördeki giden ve dönen huzmelerin

the outgoing and returning beams were on the detector.

5:42

ne kadar kaydığına bakılarak belirlenebilirdi.

The Theodolite system was so accurate Dilbilgisi

5:45

Teodolit sistemi o kadar hassastı ki,

that it could align the gimbal to within 1/1000 of a degree. Kalıp ifadeler

5:47

yalpa çemberini bir derecenin 1/1000'i hassasiyetle hizalayabilirdi.

Dilbilgisi

so accurate that: dereceyi ve sonucu göstermek

So accurate that, so + sıfat + that yan cümlesi kalıbını kullanır. So, accurate sıfatının derecesini güçlendirir; that yan cümlesi ise bu doğruluk derecesinin sonucunu veya kanıtını belirtir: sistem gimbali 1/1000 derecelik bir hassasiyetle hizalayabiliyordu. Burada so, bu yüzden anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilir kalıp özne + be + so + sıfat + that + sonuç yan cümlesidir.

Alıştırma

Derece ve sonuç kalıbını tamamlayın: The telescope was ____ powerful ____ it revealed a faint distant galaxy.

Cevabı göster

so · that

Kalıp ifadeler

to within 1/1000 of a degree: en yüksek hata sınırı

Bu cümlede to within en yüksek hata payını belirtir. 1/1000 of a degree bu toleransın miktarıdır; dolayısıyla gimbalın açısal hatası daha küçük olabilir ama daha büyük olamaz. İfade, gerçek hatanın tam olarak derecenin binde biri olduğunu söylemez. Aktarılabilir kalıp fiil + to within + miktar şeklindedir; bazen locate it to within two centimeters of its true position örneğindeki gibi of + hedef veya referans ile devam eder. Burada of a degree, 1/1000 of a degree kesir ifadesinin bir parçasıdır.

Alıştırma

Cümleyi dersteki iki sözcüklü doğruluk ifadesiyle tamamlayın: The new scanner can locate a crack ____ two millimeters of its actual position.

Cevabı göster

to within

Once the motorized prism was correctly positioned,

5:51

Motorlu prizma doğru bir şekilde konumlandırıldığında,

a device would measure how much it had rotated

5:53

bir cihaz onun sabit platforma göre

relative to the stable platform.

5:56

ne kadar döndüğünü ölçerdi.

The motor on the inner gimbal

5:57

İç yalpa çemberindeki motor

would then rotate the stable platform by this exact amount.

5:59

daha sonra sabit platformu tam olarak bu miktarda döndürürdü.

If everything was correct,

6:02

Her şey doğruysa,

the second prism would then line up perfectly Öbek fiiller

6:03

ikinci prizma mükemmel bir şekilde hizalanır

and reflect the light back to the Theodolite.

6:05

ve ışığı Teodolit'e geri yansıtırdı.

Öbek fiiller

line up: doğru biçimde hizalanmak

Burada line up, başka bir şeye göre doğru konuma veya yöne gelmek anlamına gelir. İkinci prizmanın ışığı teodolite geri gönderebilmesi için hizalanması gerekir; burada insanların sıraya girmesinden değil, optik hizalamadan söz edilir. Fiziksel hizalama için A lines up with B veya ayrılabilen line A up with B kalıbını kullanın. Cümlede with B bulunmaz çünkü gerekli yön bağlamdan zaten anlaşılır.

Alıştırma

Hangi cümlede line up 'doğru biçimde hizalanmak' anlamında kullanılmıştır?

  1. The two holes line up, so the bolt passes through both.
  2. The actors line up on stage for a photograph.
  3. My holiday dates line up with the school break.
Cevabı göster

The two holes line up, so the bolt passes through both.

This system worked perfectly,

6:08

Bu sistem mükemmel bir şekilde çalıştı,

but it relied on the Saturn V being completely still. Dilbilgisi

6:10

ancak Saturn V'in tamamen hareketsiz olmasına bağlıydı.

Dilbilgisi

relied on + isim + being + tümleç

relied on the Saturn V being completely still ifadesinde rely on, "bağlı olmak" anlamındadır. on'un nesnesi yalnızca the Saturn V değil, the Saturn V being completely still biçimindeki -ing yan tümcesinin tamamıdır. Kalıp rely on + isim + being + tümleç şeklindedir. Başarının, ismin belirttiği kişi ya da nesnenin belirli bir durumda olmasına veya o durumda kalmasına bağlı olduğunu gösterir; burada gereken durum completely still ifadesidir.

Alıştırma

Fırlatmanın ancak platform tamamen düz olduğunda başarılı olabileceğini doğru biçimde anlatan cümleyi seçin.

  1. The launch relied on the platform was completely level.
  2. The launch relied the platform being completely level.
  3. The launch relied on the platform being completely level.
Cevabı göster

The launch relied on the platform being completely level.

That wasn't always the case. Anlatım akışı

6:13

Ancak durum her zaman böyle değildi.

Anlatım akışı

That wasn't always the case: önceki ifadeyi sınırlandırmak

That, hemen önceki ifadeye, yani Saturn V'in tamamen hareketsiz olduğu bilgisine gönderme yapar. Burada case, "gerçek durum" anlamındadır. Wasn't always önceki ifadeyi tamamen reddetmek yerine onun kapsamını sınırlar. İstisnalar bulunduğunu gösterir ve dinleyiciyi durumun ne zaman ya da neden farklı olduğuna dair açıklamaya hazırlar.

Alıştırma

Önceki genellemeyi en iyi biçimde sınırlandıran cümleyi seçin: The old train usually ran on time. _____ During heavy snow, it was often delayed.

  1. That wasn't always the case.
  2. That was always the case.
  3. That wasn't a case.
Cevabı göster

That wasn't always the case.

When a rocket sits on the launch pad,

6:14

Bir roket fırlatma rampasında durduğunda,

strong winds can cause it to sway back and forth. Kalıp ifadeler

6:16

şiddetli rüzgarlar onun ileri geri sallanmasına neden olabilir.

Kalıp ifadeler

sway back and forth: ileri geri sallanmak

Sway, genellikle bir yere bağlı veya dik konumda kalırken bir yandan diğer yana hafifçe hareket etmek demektir. Back and forth, hareketin önce bir yönde, sonra karşı yönde tekrarlandığını gösterir. Sway back and forth, move sözcüğünden daha kesin bir görüntü verir: roketin üst kısmı yeni bir yere gitmek yerine iki taraf arasında sürekli hareket eder. Bu kalıplaşmış ifadede forth, back ile birlikte çalışır; tek başına yalnızca “öne doğru” anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi karşıt yönlerde tekrarlanan hareket anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The hanging lamp began to sway ____ during the storm.

Cevabı göster

back and forth

This kind of movement would completely throw off

6:19

Bu tür bir hareket,

the accuracy of the Theodolite.

6:21

Teodolit'in doğruluğunu tamamen bozardı.

And so in order to get a reference

6:23

Ve bu yüzden roketin ne kadar sallandığına dair

for how much the rocket was swaying,

6:24

bir referans elde etmek için,

the Theodolite would focus on a third prism

6:26

Teodolit, roketin dışına monte edilmiş

mounted to the outside of the rocket.

6:28

üçüncü bir prizmaya odaklanırdı.

This would shine the light back to the Theodolite's detector,

6:30

Bu, ışığı Teodolit'in dedektörüne geri yansıtırdı,

which would see it moving back and forth as the rocket swayed.

6:33

dedektör de roket sallandıkça ışığın ileri geri hareket ettiğini görürdü.

The target points for the other two prisms

6:36

Diğer iki prizmanın hedef noktaları,

could use this as a reference point.

6:38

bunu bir referans noktası olarak kullanabilirdi.

This system could account for the top of the rocket Öbek fiiller

6:40

Bu sistem, roketin tepesinin her iki yönde de

swaying more than 30 cm in either direction.

6:42

30 cm'den fazla sallanmasını hesaba katabilirdi.

Öbek fiiller

account for: değişen bir etkeni hesaba katmak

Burada account for, bir sistem hesaplama veya ayarlama yaparken bir etkeni hesaba katmak anlamına gelir. Sistem, roketin hareketini düzeltmelerine dâhil edebilir; böylece sallanma hedef konumunu bozmaz. Başka bağlamlarda account for, açıklamak veya bir oranı oluşturmak anlamına gelebilir, ancak bu anlamlar bu cümleye uymaz. Buradaki odak, roketin neden sallandığını açıklamak değil, hareketin etkisini yönetmektir.

Alıştırma

“The navigation software accounts for changes in wind speed,” cümlesinde accounts for ne anlama gelir?

  1. Hesaplama yaparken değişiklikleri hesaba katar.
  2. Rüzgâr hızının neden değiştiğini açıklar.
  3. Rüzgâr hızındaki değişiklikleri oluşturur.
Cevabı göster

Hesaplama yaparken değişiklikleri hesaba katar.

All of these ingenious systems worked autonomously

6:45

Tüm bu dahice sistemler,

to reset the gyroscope until 15 seconds before launch.

6:48

jiroskopu fırlatmadan 15 saniye öncesine kadar sıfırlamak için otonom olarak çalıştı.

From there,

6:52

Oradan itibaren,

the rocket was on its own Deyimler

6:52

roket tamamen tek başınaydı

Deyimler

on its own: dışarıdan yardım olmadan

Bu cümlede on its own, “dışarıdan yönlendirme veya yardım olmadan” anlamına gelir. Artık yer sistemi düzeltme yapmayı sürdürmek yerine, roketin iç sistemleri sonraki hareketleri kontrol eder. on + iyelik belirleyicisi + own yapısı, bağımsız hareket etmeyi veya yalnız olma durumunu anlatır: on my own, on your own, on its own. Bu yapıda own, “sahip olmak” anlamındaki fiil değildir. Kesin anlam, özneye ve bağlama göre değişir.

Alıştırma

Cümleyi “dışarıdan yardım olmadan” anlamındaki üç kelimelik İngilizce ifadeyle tamamlayın: After the connection is lost, the probe can navigate ____.

Cevabı göster

on its own

with the task of guiding it and three astronauts

6:53

ve fırlatma rampasından

all the way from the launch pad Kalıp ifadeler

6:56

Dünya-Ay arası yörüngeye kadar olan tüm yolda

to the translunar trajectory.

6:58

kendini ve üç astronotu yönlendirme görevini üstlenmişti.

Kalıp ifadeler

all the way from A to B: A’dan B’ye kadar tüm aralık boyunca

All the way from A to B, bir başlangıç noktası ile bitiş noktası arasındaki bütün aralığı vurgular. Burada roketin iç güdüm sisteminin fırlatma rampasından roket Ay transfer yörüngesine girene kadar bütün yolculuk boyunca etkin olduğunu anlatır. Bu kalıp mesafeyi, zamanı veya bir sürecin aşamalarını anlatabilir. All the way, “bütün aralık boyunca” anlamını vurgular; from A to B tek başına yalnızca iki uç noktayı belirtebilir.

Alıştırma

Cümleyi bütün aralığı vurgulayan kalıpla tamamlayın: The trail runs ____ the village ____ the waterfall.

Cevabı göster

all the way from · to

And now it's time for something really special.

6:59

Ve şimdi gerçekten özel bir şeyin zamanı geldi.

The winner of this awesome space shuttle canvas

7:02

Bu harika uzay mekiği tuvalinin kazananı

is Evan Larson.

7:04

Evan Larson.

Sorry if you didn't win this time,

7:06

Bu sefer kazanamadıysanız üzgünüm,

but don't worry.

7:07

ama endişelenmeyin.

We give away an awesome space prize in every video.

7:08

Her videoda harika bir uzay ödülü veriyoruz.

Next time,

7:11

Bir dahaki sefere,

we'll be giving away this Falcon 9 framed print.

7:11

bu çerçeveli Falcon 9 baskısını vereceğiz.

All you have to do is sign up at the link below Dilbilgisi

7:14

Tek yapmanız gereken aşağıdaki bağlantıdan kaydolmak

and leave a comment about your most controversial space opinion.

7:16

ve en tartışmalı uzay fikriniz hakkında bir yorum bırakmak.

Dilbilgisi

All you have to do is + fiilin yalın biçimi

All you have to do is + fiilin yalın biçimi yapısı, ardından gelen eylemi tek gereklilik olarak sunar. Bu cümlede sign up ve leave, and ile bağlanan iki yalın fiildir; bu nedenle iki adım olsa da konuşmacı bunları tek ve kolay bir gereklilik gibi sunar. Bu yapıda is öğesinden sonra genellikle doğrudan fiilin yalın biçimi gelir: is sign up denir, is have to sign up denmez. Özenli veya resmî yazılarda to ile kurulan mastar da kullanılabilir, ancak to kullanılmayan biçim çok yaygındır.

Alıştırma

Bir kişiye verilen yönergeyi All ... have to ... is yapısıyla tamamlayın: ____ enter your email address and press Send.

Cevabı göster

All you have to do is

Thank you very much for watching

7:20

İzlediğiniz için çok teşekkür ederim

and I'll see you in the next video.

7:21

bir sonraki videoda görüşmek üzere.