Sezgilerinizi test edin: Doğum günü problemi - David Knuffke: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
599 kelime 158 kel/dk

Video özeti: Bu video, doğum günü paradoksunu açıklar: Yalnızca 23 kişilik bir grupta iki kişinin aynı doğum gününü paylaşma olasılığı %50,73’tür. Önce herkesin doğum gününün farklı olması şeklindeki tümleyen olasılık hesaplanır; ardından olası çiftlerin karesel artışının, ilk bakışta düşük görünen bu ihtimali nasıl anlaşılır kıldığı gösterilir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. more than a 50% chance — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler: Bir olayın gerçekleşmesinin gerçekleşmemesinden daha olası olduğunu belirtmek için kullanılan bu doğal eşik ifadesini tanıyıp kullanmayı öğrenin. Olasılıklar, riskler, tahminler ve istatistiksel sonuçlar hakkında konuşurken yarıdan yüksek bir ihtimali kesinlik gibi sunmadan aktarmanızı sağlar. 2. to flip the problem. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Bunun bir şeyi fiziksel olarak ters çevirmek değil, zor bir problemi başka biçimde kurmak anlamına geldiğini kavrayın. Videoda önce doğum günü eşleşmesi olmama ihtimali bulunup 100’den çıkarılır; bakış açısını değiştirmenin çözümü kolaylaştırdığı durumlarda bu ifadeyi kullanabilirsiniz. 3. The number of pairs grows quadratically, — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: Karesel büyümenin teknik anlamını kavrayarak olası çift sayısının grup büyüklüğünün karesiyle orantılı arttığını açıklayın. Böylece 23 kişinin neden 253 çift oluşturduğunu takip edebilir ve doğrusal olmayan büyümeyi İngilizce olarak kesin biçimde ifade edebilirsiniz.

Bu derste

Happy birthday.

0:08

İyi ki doğdun.

Imagine a group of people. Anlatım akışı

0:09

Bir grup insan hayal edin.

Anlatım akışı

Imagine a group of people.: Varsayımsal bir sahneye giriş

Imagine a group of people. bir emir cümlesidir; ancak burada sert bir emirden çok, dinleyeni nazikçe düşünmeye davet eder. Dinleyenden zihninde bir sahne kurmasını ister; konuşan kişi de daha sonra bu sahne hakkında bir soru sorabilir. Bilgiyi düzenleme açısından Imagine + isim öbeği önce durumu tanıtır. Ardından sayılar, koşullar veya bir soru eklenebilir; böylece dinleyen konuşmanın ne hakkında olduğunu önceden anlar.

Alıştırma

Dinleyeni varsayımsal bir sahne kurmaya davet ederek bir açıklamaya başlamak için hangi cümle en uygundur?

  1. Imagine a town with no cars.
  2. I imagine a town with no cars.
  3. Remember the town with no cars.
Cevabı göster

Imagine a town with no cars.

How big do you think the group would have to be Dilbilgisi

0:11

Sizce grup ne kadar büyük olmalı ki

before there's more than a 50% chance Kalıp ifadeler

0:14

%50'den fazla bir ihtimalle

that two people in the group have the same birthday?

0:16

gruptaki iki kişinin aynı doğum gününe sahip olma şansı olsun?

Dilbilgisi

How big do you think the group would have to be before ...?: İç içe geçmiş eşik sorusu

How big do you think the group would have to be before ...? kalıbı, daha sonra gelecek koşula ulaşmak için gereken büyüklüğü sorar. would have to be bir gerekliliği veya eşiği belirtir; before ise sonucun önem kazandığı noktayı tanıtır. do you think, how ile başlayan daha büyük sorunun içine yerleştirilmiştir. Bundan sonraki yan cümle düz cümle söz dizimini korur: the group would have to be denir, would the group have to be denmez. Böylece konuşan, iç cümleyi ikinci bir doğrudan soruya çevirmeden dinleyenin tahminini sorar.

Alıştırma

İç içe geçmiş soruda doğru söz dizimini ve açık bir eşik anlamını taşıyan cümleyi seçin.

  1. How big do you think would the tank have to be before the water reaches the mark?
  2. How big you think the tank would have to be before the water reaches the mark?
  3. How big do you think the tank would have to be before the water reaches the mark?
Cevabı göster

How big do you think the tank would have to be before the water reaches the mark?

Kalıp ifadeler

more than a 50% chance: %50’den fazla olasılık

More than a 50% chance, olasılığın %50’nin üzerinde olduğu anlamına gelir. more than bir eşik belirler; chance ise burada fırsat değil, olasılık anlamındadır. Cümlede there is + more than a percentage chance + that-clause kalıbı kullanılır. Olayı belirtmek için chance of + bir isim veya -ing biçimindeki bir fiil de kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi “daha büyük” anlamına gelen iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: The robot has ____ a 60% chance of finishing the maze.

Cevabı göster

more than

Assume for the sake of argument that there are no twins, Kalıp ifadeler

0:20

Tartışma adına ikizlerin olmadığını varsayalım,

Kalıp ifadeler

Assume for the sake of argument: akıl yürütmek için geçici olarak varsaymak

Assume ... that ... yapısı, sonraki akıl yürütme bölümünde doğru kabul edilecek bir koşul sunar. For the sake of argument, bu koşulun bir fikri sınamak için kullanılan geçici bir varsayım olduğunu, gerçekten doğru olduğunun iddia edilmediğini gösterir. Buradaki argument, “kavga” değil, bir akıl yürütme veya sav dizisi anlamındadır. Doğum günü hesabında bu ifade, ikizleri bir kenara bırakıp daha basit bir öncülden başlamayı sağlar.

Alıştırma

Geçici bir varsayımı belirten kalıplaşmış ifadeyi tamamlayın: Assume ____ that every ticket costs the same.

Cevabı göster

for the sake of argument

that every birthday is equally likely, Kelime

0:23

her doğum gününün olasılığı eşit olsun,

Kelime

Her doğum günü tarihinin olasılığı aynıdır

Olasılıkla ilgili bu ifadede every birthday, karşılaştırılan olası doğum günü tarihlerinin her birini anlatır. is equally likely, modelin her tarihe aynı olasılığı verdiğini belirtir. Equally, tarihlerin olasılıklarını karşılaştırır. Bu ifade her tarihin çok olası olduğu anlamına gelmez; hesapta hiçbir tarihin diğerinden daha olası sayılmadığı anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi bu nottaki iki kelimelik hedef ifadeyle tamamlayın: With a fair coin, heads and tails are ____.

Cevabı göster

equally likely

and ignore leap years. Kültür

0:26

ve artık yılları görmezden gelelim.

Kültür

Artık yılları hesaba katmamak

Artık yıl, 29 Şubat'ı içerdiği için 366 gündür. Bu ek tarih, 365 günlük bir yıla göre bir olası doğum günü tarihi daha oluşturur. Burada ignore leap years, modelin 365 olası tarih kullanabilmesi için bu ek takvim durumunu şimdilik hesaplamanın dışında bırakmak demektir. Artık yılların var olmadığını söylemez.

Alıştırma

Bu doğum günü hesaplamasında ignore leap years ne yapmanızı söylüyor?

  1. Şubat ayının tamamını hesaplamadan çıkarmak.
  2. Her yılda 364 olası tarih kullanmak.
  3. Basitleştirilmiş hesaplamaya 29 Şubat'ı katmamak.
Cevabı göster

Basitleştirilmiş hesaplamaya 29 Şubat'ı katmamak.

Take a moment to think about it.

0:29

Düşünmek için bir saniye ayırın.

The answer may seem surprisingly low. Ton ve niyet

0:32

Cevap şaşırtıcı derecede düşük gelebilir.

Ton ve niyet

may seem surprisingly low: beklenmedik bir değerlendirmeyi yumuşatmak

May seem kip ifadesi, bu değerlendirmeyi kesin bir gerçek yerine olası bir izlenim olarak sunar. Surprisingly low, dinleyicinin muhtemelen beklediğinden daha düşük anlamına gelir. Bir açıklamada bu ifade, cevabın sezgilere aykırı gelebileceğini kabul eder ve dinleyiciyi ardından gelecek gerekçeye veya hesaplamaya hazırlar.

Alıştırma

Hangi cümle sonucu beklenmedik derecede düşük olarak anlatırken değerlendirmeyi temkinli ve kesinlikten uzak tutar?

  1. The result is definitely surprisingly low.
  2. The result must be wrong because it is low.
  3. The result may seem surprisingly low.
Cevabı göster

The result may seem surprisingly low.

In a group of 23 people,

0:35

23 kişilik bir grupta,

there is a 50.73% chance that two people will share the same birthday. Notlar

0:37

iki kişinin aynı doğum gününü paylaşma olasılığı %50,73'tür.

Dilbilgisi

there is a 50.73% chance that: olasılık belirtmek

Ardından bir yan cümle gelen there is a 50.73% chance that kalıbı, bir olayın gerçekleşme olasılığını belirtir. Yüzdeyi chance sözcüğünden önce koyun ve gerçekleşebilecek olayı anlatan tam bir yan cümleyi that ile başlatın. Burada chance, birine sunulan “fırsat” değil, “olasılık” anlamına gelir.

Alıştırma

There is a ... chance that hedef kalıbını ve 20 percent ifadesini kullanarak cümleyi tamamlayın: There ____ the road will close tonight.

Cevabı göster

is a 20 percent chance that

Kalıp ifadeler

share the same birthday: aynı gün doğmuş olmak

share the same birthday, iki kişinin aynı ay ve günde doğduğu anlamına gelir. Burada share, “bir şeyi bölüşmek” veya “bir kısmını başkasına vermek” değil, “ortak bir özelliğe sahip olmak” demektir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp share the same + isim şeklindedir; share the same name ve share the same goal buna örnektir. Bu kalıpta İngilizcede same tek başına değil, the same kullanılır.

Alıştırma

Ortak bir şeye sahip olmak anlamındaki fiille hedef ifadeyi tamamlayın: Mia and Leo ____ the same birthday.

Cevabı göster

share

But with 365 days in a year, Anlatım akışı

0:44

Ancak yılda 365 gün varken,

how is it possible that you need such a small group to get even odds of a shared birthday? Notlar

0:47

aynı doğum gününün denk gelmesi için eşit bir şans elde etmede bu kadar küçük bir gruba ihtiyaç duymanız nasıl mümkün olabilir?

Anlatım akışı

But with 365 days in a year, ...: karşıtlık yaratan arka planı önce vermek

But, biraz önce sözü edilen şaşırtıcı sonuçla bir karşıtlık kurulacağını gösterir. Baştaki with ifadesi, with 365 days in a year, bir arka plan gerçeği sunar: doğum günü olabilecek çok sayıda tarih vardır. Bu gerçeği başa koymak, sorudan önce “Öyleyse bu nasıl olabilir?” duygusu yaratır. But with + arka plan koşulu, how/why ...? kalıbı kabaca “Bu gerçek ortadayken o sonuç nasıl doğru olabilir?” demektir. Burada with, dikkate alınacak durumu tanıtır; sahiplik bildirmez.

Alıştırma

But with 365 days in a year söz öbeği cümlede ne işe yarar?

  1. Bir yılda yalnızca 365 kişinin doğum günü olabileceğini söyler.
  2. Önce bir arka plan gerçeği verir ve ardından gelen sonucu şaşırtıcı gösterir.
  3. Olasılığın eksiksiz hesaplamasını verir.
Cevabı göster

Önce bir arka plan gerçeği verir ve ardından gelen sonucu şaşırtıcı gösterir.

Dilbilgisi

How is it possible that ...?: şaşırtıcı bir sonucun neden mümkün olduğunu sormak

How is it possible that ...? şaşırtıcı ya da görünüşte pek mümkün olmayan bir durumun nasıl gerçekleşebildiğini sormak için kullanılır. Bu cümlede, ortak doğum günü olasılığını yaklaşık yarı yarıya yapmak için neden bu kadar küçük bir grubun yeterli olduğunu açıklama gerektiren sonuç olarak sunar. how is it possible ifadesinden sonra that, you need ... gibi normal bildirme cümlesi söz dizimine sahip tam bir yan cümle getirir. Soru gerçek bir açıklama istemek ya da güçlü şaşkınlık göstermek için kullanılabilir; burada olgusal bir açıklamaya giriş yapar.

Alıştırma

that sonrasındaki kelime dizilişi doğru olan cümleyi seçin.

  1. How is it possible that the lights turned on by themselves?
  2. How is it possible that did the lights turn on by themselves?
  3. How it is possible that the lights turned on by themselves?
Cevabı göster

How is it possible that the lights turned on by themselves?

Kelime

get even odds: yaklaşık yarı yarıya olasılığa ulaşmak

Even odds, iki sonucun gerçekleşme ihtimalinin kabaca eşit olduğunu ve genellikle her biri için yaklaşık yüzde 50 anlamına geldiğini belirtir. Bu cümlede get even odds of a shared birthday, ortak doğum günü olasılığının hiç kimsenin aynı doğum gününe sahip olmaması olasılığına yaklaşık olarak eşit olduğu noktaya ulaşmak demektir. even burada “ayrıca” ya da “çift sayı” anlamında değil, eşit veya dengeli anlamındadır. Odds, tahminlerde ve bahislerde sık kullanılan bir olasılık terimidir; sonucun kesin olacağı anlamına gelmez.

Alıştırma

The two finalists have even odds of winning cümlesinde even odds ne anlama gelir?

  1. İkisinin de kazanacağı kesindir.
  2. Kazanma ihtimalleri yaklaşık olarak eşittir.
  3. Çift sayıda puan almak zorundadırlar.
Cevabı göster

Kazanma ihtimalleri yaklaşık olarak eşittir.

Why is our intuition so wrong?

0:53

Sezgilerimiz neden bu kadar yanlış?

To figure out the answer, Anlatım akışı

0:57

Cevabı bulmak için,

let's look at one way a mathematician might calculate the odds of a birthday match. Anlatım akışı

0:59

bir matematikçinin doğum günü eşleşmesi olasılığını hesaplama yollarından birine bakalım.

Anlatım akışı

To figure out the answer, ...: amaç bildiren geçiş ifadesi

To figure out the answer bir amaç bildiren mastar yapısıdır. Konuşmacının neden bir yöntemi inceleyeceğini açıklar. Burada figure out, hazır bir yanıtı görmek değil, düşünerek, kontrol ederek veya hesaplayarak bir sonuca ulaşmak anlamına gelir. Cümlenin başında kullanıldığında anlatımı sorudan çözüm sürecine doğal biçimde taşır. Ayrıca bundan sonraki açıklamanın amacını önceden bildirir.

Alıştırma

Amaç bildiren ifadeyi tamamlayın: To ____ the answer, we need more data.

Cevabı göster

figure out

Anlatım akışı

let's look at one way ...: dikkati bir yönteme yönlendirmek

Let's look at one way, dinleyicinin dikkatini yönlendiren bir geçiş ifadesidir. Let's dinleyiciyi konuşmacıyla birlikte bakmaya davet eder, look at gelecek içeriğe odaklanmasını ister ve one way uygulanabilir bir yöntemi tanıtır. one way bilinçli olarak başka yöntemlere de yer bırakır; bunun tek veya en iyi çözüm olduğunu söylemez. Ders ya da gösterim sırasında sonraki adıma doğal biçimde geçmeyi sağlar.

Alıştırma

Bir derste olası bir yöntemi doğal biçimde tanıtan cümle hangisidir?

  1. Let's look at the only way to solve the puzzle.
  2. Let's look at one way to solve the puzzle.
  3. Let's look one way to solve the puzzle.
Cevabı göster

Let's look at one way to solve the puzzle.

We can use a field of mathematics known as combinatorics, Kelime

1:04

Kombinatoryal matematik (kombinatorik) olarak bilinen bir matematik dalını kullanabiliriz,

which deals with the likelihoods of different combinations. Kelime

1:08

bu da farklı kombinasyonların olasılıklarıyla ilgilenir.

Kelime

known as combinatorics: bir alanın adını tanıtma

known as combinatorics, a field of mathematics ifadesini niteler ve alanın adını verir. “combinatorics olarak adlandırılan bir matematik alanı” anlamına gelir. Burada known geçmiş zaman ortacıdır. İsim + known as + ad şeklindeki kısaltılmış yapı, isim + which is known as + ad yapısıyla aynı temel anlamı taşır ve tanım ve açıklamalarda yaygındır.

Alıştırma

Geometrik adı tanıtmak için known sözcüğünü doğru edatla tamamlayın: A shape with eight sides is ____ an octagon.

Cevabı göster

known as

Kelime

deals with ...: bir alanın konusunu açıklama

Bu cümlede deals with, kombinatoriğin konusunu belirtir. Özne bir alan, ders, kitap veya rapor olduğunda deal with, “zor bir durumla başa çıkmak” yerine “hakkında olmak”, “incelemek” veya “ele almak” anlamına gelebilir. Burada the likelihoods of different combinations, farklı olası kombinasyonlarla ilişkili ihtimal veya olasılıkları ifade eder. Yan cümlenin tamamı alanın neyi incelediğini tanımlar.

Alıştırma

"The book deals with ocean pollution," cümlesinde deals with ne anlama gelir?

  1. Kitap okyanus kirliliğini ele alıyor.
  2. Kitap okyanus kirliliği konusundan kaçınıyor.
  3. Kitap okyanus kirliliğine neden oluyor.
Cevabı göster

Kitap okyanus kirliliğini ele alıyor.

The first step is to flip the problem. Deyimler

1:14

İlk adım problemi tersine çevirmektir.

Deyimler

to flip the problem: yaklaşımı değiştirmek

Bu cümlede to flip the problem mecazidir. Akıl yürütmenin yönünü değiştirip aynı probleme farklı, çoğu zaman zıt bir açıdan yaklaşmak demektir; herhangi bir şeyi fiziksel olarak ters çevirmek anlamına gelmez. flip + the problem yapısı bu değişikliği bir strateji olarak sunar. Doğrudan yöntem zor, problemi başka biçimde ele almak ise daha kolay olduğunda kullanışlıdır.

Alıştırma

Bir problem çözme açıklamasında flip the problem büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Üzerinde soru bulunan kâğıdı çevirmek.
  2. Aynı probleme farklı bir açıdan yaklaşmak.
  3. Problem üzerinde çalışmayı bırakmak.
Cevabı göster

Aynı probleme farklı bir açıdan yaklaşmak.

Trying to calculate the odds of a match directly Dilbilgisi

1:16

Bir eşleşme olasılığını doğrudan hesaplamaya çalışmak

is challenging because there are many ways you could get a birthday match in a group. Dilbilgisi

1:19

zordur çünkü bir grupta doğum günü eşleşmesi elde etmenin birçok yolu vardır.

Dilbilgisi

Trying to ... is challenging because ...: eylemi özne yapmak

Trying to calculate the odds of a match directly bir -ing öbeğidir ve sıklıkla gerund phrase olarak adlandırılır. Öbeğin tamamı özne görevindedir: değerlendirilen eylemi adlandırır. Birkaç sözcükten oluşsa da tekil fiil is ile kullanılır. Yapı Trying to + fiil ... + is challenging because ... şeklindedir. Is challenging eylemi değerlendirir, because ise nedeni açıklar. Bir eylemi gerçekleştirmeye çalışmanın zor olduğunu söyleyip ardından nedenini açıklamak için bu kalıbı kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Eylemi challenging ile değerlendiren ve nedeni because ile açıklayan dersteki kalıbı aynen kullanarak cümleyi tamamlayın: Trying to sort these mixed-up files ____ they have no labels.

Cevabı göster

is challenging because

Dilbilgisi

there are many ways you could get: Birden çok olasılığı anlatmak

there are many ways you could get... yapısındaki there are, birden fazla olası yol veya durum bulunduğunu belirtir. Ways isminden sonra gelen you could get... bölümü, bu yolların neye yol açabileceğini açıklar; yapının tamamı, that atılmış hâliyle “there are many ways that you could get...” şeklinde düşünülebilir. Buradaki you belirli olarak dinleyiciyi değil, genel olarak insanları ifade eder. Could geçmişteki yeteneği değil, olasılığı anlatır. Cümlede get a birthday match, bir doğum günü eşleşmesinin ortaya çıkması veya bulunması demektir; doğum günü almak anlamına gelmez.

Alıştırma

Hedef kalıbı tamamlayın: There are many ____ you could organize the same event.

Cevabı göster

ways

Instead, it's easier to calculate the odds that everyone's birthday is different. Anlatım akışı

1:24

Bunun yerine, herkesin doğum gününün farklı olma olasılığını hesaplamak daha kolaydır.

Anlatım akışı

Instead, it's easier to calculate: Daha basit bir yönteme geçiş

Instead, it's easier to calculate... ifadesi açıklamayı daha iyi bir yönteme yönlendirir. Instead, daha önce konuşulan bir yönteme veya olasılığa gönderme yapar ve farklı bir yöntem kullanılması gerektiğini belirtir; yalnızca genel bir karşıtlık bağlacı değildir. It's easier to calculate yapısındaki it biçimsel öznedir; asıl fikir, bir sonraki niceliği hesaplamanın daha kolay olduğudur. Instead, it's easier to + fiilin yalın hâli kalıbı, akıl yürütmenin yönünü değiştirirken yeni yöntemin avantajını hemen verir.

Alıştırma

Konuşan kişi az önce her sırayı tek tek kontrol etmeyi anlattı. Daha kolay yönteme geçiş yapan cümleyi seçin.

  1. However, it's easier count the empty seats than to check each row one by one.
  2. Instead of, it's easier to count the empty seats than to check each row one by one.
  3. Instead, it's easier to count the empty seats than to check each row one by one.
Cevabı göster

Instead, it's easier to count the empty seats than to check each row one by one.

How does that help?

1:31

Bunun nasıl bir yardımı olur?

Either there's a birthday match in the group or there isn't. Dilbilgisi

1:32

Grupta ya bir doğum günü eşleşmesi vardır ya da yoktur.

Dilbilgisi

Either ... or ...: tüm durumları kapsayan iki olasılık

Either ... or ... iki olasılığı birbirine bağlar. Buradaki olasılıklar, doğum günü eşleşmesinin olması ve olmamasıdır. Bu ikisi tüm olasılıkları kapsar; üçüncü bir durum yoktur. İkinci bölümdeki there isn't, there isn't a birthday match in the group anlamına gelir. İngilizcede anlam zaten açıksa tekrarlanan sözcükler atılır.

Alıştırma

İki olasılık tüm durumları kapsayacak şekilde cümleyi tamamlayın: ____ the shop is open, ____ it isn't. either ... or kullanın.

Cevabı göster

Either · or

So the odds of a match and the odds of no match must add up to 100%. Öbek fiiller

1:35

Dolayısıyla bir eşleşme ihtimali ile hiç eşleşme olmama ihtimalinin toplamı %100 olmalıdır.

Öbek fiiller

must add up to 100%: mantıksal olarak zorunlu bir toplam

Add up to + toplam, «birlikte belirli bir toplama ulaşmak» anlamına gelir. Özne miktarları veya sayıları belirtir, to ise son toplamı getirir. Buradaki must, bu toplamın mantıksal olarak zorunlu olduğunu gösterir: eşleşme olasılığı ile eşleşmeme olasılığı birlikte yüzde 100'dür.

Alıştırma

«Toplamı ... olmak» anlamındaki üç sözcüklü ifadeyi yazın: The four angles of a square ____ 360 degrees.

Cevabı göster

add up to

That means we can find the probability of a match Anlatım akışı

1:41

Bu, eşleşmeme olasılığını 100'den çıkararak

by subtracting the probability of no match from 100. Kalıp ifadeler

1:44

eşleşme olasılığını bulabileceğimiz anlamına gelir.

Anlatım akışı

That means: önceki bilgiden sonuç çıkarmak

Cümle başındaki That means, az önce belirtilen olguya veya sonuca gönderme yapar ve bundan çıkan bir sonucu açıklar. Burada hesaplama yönteminin olasılıklar hakkındaki önceki bilgilerden çıkarıldığını gösterir. Bu kalıpla akıl yürütmeyi düzenleyebilirsiniz: önce bilgiyi verin, ardından That means diyerek artık ne sonucuna varılabileceğini veya ne yapılabileceğini belirtin. That, yakındaki tek bir isme değil, önceki düşüncenin tamamına gönderme yapar.

Alıştırma

İkinci cümlenin ilk cümleden çıkan bir sonuç olduğunu en iyi hangi ifade gösterir? The library closes in ten minutes. ____ we should check out our books now.

  1. For example
  2. At first
  3. That means
Cevabı göster

That means

Kalıp ifadeler

by subtracting A from B: B − A işlemini hesaplamak

by + fiilin -ing biçimi, bir şeyin nasıl yapıldığını açıklar. Burada by subtracting ..., olasılığı bulmak için kullanılan hesaplama yöntemini gösterir. subtract A from B yapısında A çıkarılan miktar, B ise başlangıç miktarıdır; dolayısıyla işlem B − A olur. Bu cümlede eşleşmeme olasılığı 100'den çıkarılır.

Alıştırma

Hangi cümle “50 − 12 işlemini hesapla” anlamına gelir?

  1. Add twelve to fifty.
  2. Subtract fifty from twelve.
  3. Subtract twelve from fifty.
Cevabı göster

Subtract twelve from fifty.

To calculate the odds of no match,

1:50

Eşleşme olmama olasılığını hesaplamak için,

start small. Anlatım akışı

1:52

küçükten başlayın.

Anlatım akışı

start small: yönetilebilir bir durumdan başlamak

Start small stratejik bir yönergedir: zor bir görevle karşılaşınca her şeyi bir anda ele almak yerine en basit veya en küçük biçimden başlayın. Burada anlatımı düzenleyerek önce kolay bir durumun çözülmesini, ardından daha büyük hesaba geçilmesini söyler. Bu ifade, herhangi bir karmaşık problemi yönetilebilir adımlara bölmeyi önermek için de kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi, derste geçen ve 'yönetilebilir bir adımla başlamak' anlamına gelen iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: If the project feels too big, ____.

Cevabı göster

start small

Calculate the odds that just one pair of people have different birthdays. Kalıp ifadeler

1:53

Sadece bir çift insanın farklı doğum günlerine sahip olma olasılığını hesaplayın.

Kalıp ifadeler

just one pair of: iki üyeden oluşan tam bir grup

Just one pair of, tam olarak iki üyeden oluşan bir grup anlamına gelir. Just miktarı birle sınırlar ve pair of ifadesinden sonra çoğul bir isim gelir: just one pair of people. Bir sayma probleminde pair, iki kişiyi tek bir karşılaştırma birimi olarak ele alır. Burada ifade, hesap daha büyük bir gruba genişletilmeden önce iki kişilik bir durumu kurar.

Alıştırma

Cümleyi, derste geçen ve 'iki üyeden oluşan yalnızca bir grup' anlamına gelen dört kelimelik ifadeyle tamamlayın: First, compare ____ numbers.

Cevabı göster

just one pair of

One day of the year will be person A's birthday,

1:58

Yılın bir günü A kişisinin doğum günü olacak,

which leaves only 364 possible birthdays for person B. Dilbilgisi

2:00

bu da B kişisi için sadece 364 olası doğum günü bırakır.

Dilbilgisi

Kalan sonucu belirten which leaves only ... for ...

Virgülden sonraki which yan cümlesi, virgülden önceki durumun tamamına gönderme yapar ve bu durumun sonucunu belirtir. Burada bir tarih zaten A kişisinin doğum günü olarak belirlenmiştir; bu yüzden B kişisi için yalnızca 364 farklı olası tarih kalır. leave + miktar veya şey + for + kişi yapısında leave, ayrılmak değil, bir şeyin kullanılabilir durumda kalmasını sağlamak anlamına gelir. which leaves only ... for ... kalıbı, önceki bir gerçeğin geriye kalan miktarı veya seçenekleri nasıl azalttığını gösterir.

Alıştırma

Vurgulanan kalıpla sonuç yan cümlesini tamamlayın: The first game takes twenty minutes, ____ only ten minutes for the quiz.

Cevabı göster

which leaves

The probability of different birthdays for A and B,

2:05

A ve B için farklı doğum günleri olasılığı,

or any pair of people,

2:09

veya herhangi bir insan çifti için,

is 364 out of 365, Kelime

2:10

365'te 364'tür,

about 0.997,

2:14

yaklaşık 0,997,

or 99.7%.

2:16

veya %99,7'dir.

Kelime

364 out of 365: parçanın toplama oranı

A out of B yapısında A, koşulu karşılayan sayıdır; B ise dikkate alınan toplam sayıdır. Bu nedenle 364 out of 365, olası 365 durumun 364'ünde belirtilen sonucun gerçekleştiğini ifade eder; kesir olarak 364/365'tir. Bu kalıp olasılıkları, puanları, anket sonuçlarını ve başarı oranlarını belirtirken yaygındır. Parça önce, toplam ise sonra gelir.

Alıştırma

Cümleyi A out of B oran kalıbını kullanarak tamamlayın: Eighteen ____ twenty players arrived on time.

Cevabı göster

out of

Pretty high.

2:18

Oldukça yüksek.

Bring in person C. Öbek fiiller

2:20

C kişisini getirin.

Öbek fiiller

Bring in: birini tartışmaya katmak

“Bring in person C.” cümlesindeki bring in, C kişisini hesaplamada ele alınan gruba katmak demektir. Birini fiziksel olarak bir odaya taşımayı anlatmaz. Daha genel olarak bring in, bir etkinliğe, tartışmaya veya analize yeni bir kişi, fikir, uzman ya da etken katmak için kullanılabilir.

Alıştırma

“Bir uzmanı tartışmaya katmak” anlamındaki öbek fiille cümleyi tamamlayın: Let's ____ an expert before we decide.

Cevabı göster

bring in

The probability that she has a unique birthday in this small group is 363 out of 365 Kelime

2:22

Bu küçük grupta benzersiz bir doğum gününe sahip olma olasılığı 365 üzerinden 363'tür

Kelime

a unique birthday: başka kimsenin paylaşmadığı bir tarih

Burada a unique birthday, bu küçük grupta başka hiç kimsenin doğum gününün onunkiyle aynı takvim tarihine denk gelmemesi demektir. Unique, tekrarın olmamasını anlatır; doğum gününün özellikle heyecanlı veya önemli olduğunu anlatmaz. Karşılaştırma grubu önemlidir: tarih yalnızca bu küçük grup içinde benzersizdir; tüm dünyadaki insanlar arasında benzersiz olması gerekmez.

Alıştırma

Her dolabın başka hiçbir dolabın kullanmadığı bir numarası olmalıdır. Bu gerekliliği hangi cümle ifade eder?

  1. Every locker must have a special number.
  2. Every locker must have a unique number.
  3. Every locker must have a popular number.
Cevabı göster

Every locker must have a unique number.

because there are two birth dates already accounted for by A and B. Öbek fiiller

2:29

çünkü A ve B tarafından çoktan iki doğum tarihi alınmıştır.

Öbek fiiller

already accounted for by A: A için zaten hesaba katılmış

Bu cümlede already accounted for by A, A'nın doğum tarihinin kullanılabilir tarihler sayımına zaten dahil edildiğini gösterir. Edilgen yapı, tarihi daha önce sayılmış veya hesaba katılmış öğe olarak öne çıkarır; already ise bunun mevcut adımdan önce gerçekleştiğini belirtir. by A bölümü, hesaba katılmış bu öğenin kiminle ilişkili olduğunu gösterir. Burada A'nın tarihleri açıkladığı anlamı yoktur; A'nın tarihi zaten kullanılmış olduğu için sonraki kişi için yeni bir tarih olarak kullanılamaz.

Alıştırma

'Two seats are already accounted for by Mia' cümlesinde accounted for by Mia ne anlama gelir?

  1. İki koltuk zaten Mia'ya ayrılmış
  2. Mia neden iki koltuk olduğunu açıklıyor
  3. İki koltuk hâlâ Mia'nın onları bulmasını bekliyor
Cevabı göster

İki koltuk zaten Mia'ya ayrılmış

D's odds will be 362 out of 365,

2:33

D'nin olasılığı 365 üzerinden 362 olacaktır,

and so on, Kalıp ifadeler

2:37

ve böylece,

all the way down to W's odds of 343 out of 365. Kalıp ifadeler

2:38

ta ki W'nin 365'te 343'lük ihtimaline inene dek.

Kalıp ifadeler

and so on: açık bir listeyi veya örüntüyü sürdürmek

and so on, aynı türden daha fazla öğenin devam ettiğini, ancak bunların tek tek sıralanmadığını gösterir. Dinleyenin, daha önce verilen örneklerden veya örüntüden geri kalanını çıkarmasını sağlar. Burada dizideki ara durumları atlar ve aynı örüntünün W'ye kadar sürdüğünü belirtir. Bu ifade atlanan devamı anlatır; listenin kendisine ait yeni bir öğe değildir.

Alıştırma

Benzer öğelerin devam ettiğini belirten ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: Pack a hat, a water bottle, sunscreen, ____.

Cevabı göster

and so on

Kalıp ifadeler

all the way down to: daha düşük bir bitiş noktasına inmek

Bu cümlede all the way down to, alçalan bir diziyi son ve daha düşük değeri belirterek tamamlar. Örüntü, W'nin 365'te 343 olan olasılığına ulaşıncaya kadar aradaki durumlar boyunca sürer. all the way down to + bitiş noktası kalıbı, azalma veya aşağı yönlü ilerlemenin bütün aralık boyunca o noktaya dek sürdüğünü gösterir. All the way vurgu katar, down daha düşük yönü belirtir ve to bitiş noktasını tanıtır.

Alıştırma

Cümleyi daha düşük bir bitiş noktasına kadar tam bir düşüşü vurgulayan ifadeyle tamamlayın: The price dropped ____ five dollars.

Cevabı göster

all the way down to

Multiply all of those terms together, Kalıp ifadeler

2:44

Tüm bu terimleri birlikte çarpın,

and you'll get the probability that no one shares a birthday.

2:46

ve hiç kimsenin aynı doğum gününü paylaşmama olasılığını elde edeceksiniz.

Kalıp ifadeler

Multiply all of those terms together: matematiksel nicelikleri çarpmak

Multiply all of those terms together, az önce belirtilen bütün nicelikleri alıp birbiriyle çarparak tek bir çarpım elde etme talimatıdır. Together, bütün grubun aynı çarpma işlemine katıldığını gösterir. Burada terms, hesaplamada kullanılan ayrı nicelikleri veya parçaları belirten matematiksel bir addır. Bu cümlede sözcük, etiket ya da koşul anlamına gelmez.

Alıştırma

Daha önce listelenen her matematiksel niceliği tek bir çarpımda çarpan olarak kullanma talimatı hangisidir?

  1. Multiply all of those terms together.
  2. Add all of those terms together.
  3. Write all of those terms down.
Cevabı göster

Multiply all of those terms together.

This works out to 0.4927, Öbek fiiller

2:50

Bu, 0,4927 olarak hesaplanır,

Öbek fiiller

This works out to 0.4927: hesaplama sonucu 0,4927

works out to + bir sayı, bir hesaplamanın sonunda o sayının elde edildiğini belirtir. Bu cümlede This, az önce hesaplanan miktarı; 0.4927 ise ortaya çıkan son değeri ifade eder. Sonucu konuşma dilinde bildiren bir ifadedir: “Hesaplayınca cevap 0.4927 çıkıyor.” Burada “egzersiz yapmak” ya da “işlerin yolunda gitmesi” anlamında değildir.

Alıştırma

Cümleyi works out to ile tamamlayın: The monthly cost ____ thirty dollars.

Cevabı göster

works out to

so there's a 49.27% chance

2:53

yani %49,27'lik bir şans vardır

that no one in the group of 23 people shares a birthday.

2:57

23 kişilik grupta hiç kimsenin doğum gününü paylaşmaması için.

When we subtract that from 100,

3:01

Bunu 100'den çıkardığımızda,

we get a 50.73% chance of at least one birthday match. Kelime

3:03

en az bir doğum günü eşleşmesi için %50,73 olasılık elde ederiz.

Kelime

of at least one: bir veya daha fazla

chance of at least one birthday match ifadesinde of, chance kelimesini olasılığı açıklanan olayla bağlar: en az bir doğum günü eşleşmesi olması. At least one alt sınırı bir olarak belirler; bu nedenle bir, iki ve daha fazla eşleşmeyi kapsar, ancak sıfırı kapsamaz. Dolayısıyla ifade “bir veya daha fazla eşleşme olma ihtimali” demektir; “tam olarak bir eşleşme olma ihtimali” demek değildir. Olasılık dilinde miktar ifadesini değiştirmek, hesaba katılan sonuçların kapsamını değiştirir.

Alıştırma

“At least one book” ne seçmeye izin verir?

  1. Bir kitap veya daha fazlası
  2. Yalnızca bir kitap
  3. Hiç kitap seçmemek
Cevabı göster

Bir kitap veya daha fazlası

Better than even odds. Kelime

3:08

Eşit ihtimalden daha iyi.

Kelime

Better than even odds: %50'den yüksek olasılık

Better than even odds, olumlu bir sonucun gerçekleşme olasılığının yüzde 50'den fazla olduğunu söylemenin kısa bir yoludur. Even odds, olası sonuçların şansının eşit, yani yaklaşık yarı yarıya olmasıdır; better than ise bu olasılığın o temel değerden yüksek olduğunu gösterir. Bu ifade, sonucun gerçekleşmesinin gerçekleşmemesinden daha olası olduğunu söyler, ancak sonucu garanti etmez. Bu cümlede olasılığı kısaca değerlendirme görevindedir.

Alıştırma

Olasılık değerlendirmesini tamamlayın: With a 60 percent chance of success, we have ____.

Cevabı göster

better than even odds

The key to such a high probability of a match Anlatım akışı

3:11

Böylesine yüksek bir eşleşme olasılığının anahtarı

in a relatively small group

3:14

nispeten küçük bir grupta

is the surprisingly large number of possible pairs.

3:15

olası çiftlerin sayısının şaşırtıcı derecede büyük olmasıdır.

Anlatım akışı

The key to ... is ...: temel nedeni belirtmek

The key to X is Y, açıklayıcı bir yapıdır. Önce açıklanması gereken sonucu, sorunu veya hedefi X olarak sunar; ardından en önemli nedeni, koşulu veya çözümü Y olarak belirtir. Bu cümlede vurgulanan bölüm, nispeten küçük bir grupta eşleşme olasılığının neden bu kadar yüksek olduğunu açıklanacak nokta olarak sunar. Cümlenin devamı açıklamayı verir: şaşırtıcı derecede çok sayıda olası çift vardır. Bu yapı, bilgiyi sonuçtan temel nedene taşır.

Alıştırma

Temel etkeni belirtmek için The key to X is Y yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The key a smooth trip is planning ahead.
  2. The key to a smooth trip is planning ahead.
  3. The key to a smooth trip are planning ahead.
Cevabı göster

The key to a smooth trip is planning ahead.

As a group grows, Dilbilgisi

3:20

Bir grup büyüdükçe,

the number of possible combinations gets bigger much faster. Kalıp ifadeler

3:21

olası kombinasyonların sayısı çok daha hızlı artar.

Dilbilgisi

As a group grows: gelişen iki değişimi bağlamak

As a group grows ifadesindeki as, “bu değişim ilerledikçe” anlamına gelir. As ile başlayan yan cümle değişen arka planı verir; ana cümle ise buna eşlik eden değişimi söyler. As X changes, Y changes kalıbı başka durumlarda da kullanılabilir. Bu yapı, yalnızca tek seferlik bir koşul belirtmek yerine bağlantılı iki gelişmenin birlikte ilerlediğini gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle, okul ihtiyacının kasabanın büyümesiyle birlikte arttığı anlamına gelir?

  1. If the town grows, it may need more schools.
  2. Because the town is large, it needs more schools.
  3. As the town grows, it needs more schools.
Cevabı göster

As the town grows, it needs more schools.

Kalıp ifadeler

gets bigger much faster: değişim ve büyük hız farkı

Get + sıfat bir durum değişikliğini anlatır; bu nedenle gets bigger, “boyut veya sayı bakımından artar” demektir. Temel isim number tekil olduğu için combinations çoğul olsa da gets kullanılır. Faster bu artışın hızını anlatır. Much, karşılaştırma biçimi faster'ı güçlendirir ve büyük bir fark belirtir: kombinasyonların sayısı, grubun kendisinin büyümesinden çok daha hızlı artar.

Alıştırma

Cümleyi much + fast sözcüğünün karşılaştırma biçimini kullanarak tamamlayın: With the new route, the bus gets there ____ than before.

Cevabı göster

much faster

A group of five people has 10 possible pairs.

3:25

Beş kişilik bir grubun 10 olası çifti vardır.

Each of the five people can be paired with any of the other four. Dilbilgisi

3:29

Beş kişiden her biri diğer dört kişiden herhangi biriyle eşleştirilebilir.

Dilbilgisi

can be paired with: ... ile eşleştirilebilir

Can be paired with, can yardımcı fiiliyle edilgen be paired yapısını birleştirir. Özne eşleştirilebilen kişi ya da şeydir; with ise eşin diğer tarafını belirtir. Eşleştirmeyi kimin yaptığından çok hangi eşleşmenin mümkün olduğu önemliyse bu kalıp kullanılır. İnsanlar, nesneler, yiyecekler, cihazlar ve seçenekler için kullanılabilir.

Alıştırma

can ve pair fiilinin edilgen biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: Each child ____ a partner.

Cevabı göster

can be paired with

Half of those combinations are redundant Kelime

3:32

Bu kombinasyonların yarısı gereksizdir

because pairing person A with person B is the same as pairing B with A, Kalıp ifadeler

3:34

çünkü A kişisi ile B kişisini eşleştirmek B ile A'yı eşleştirmekle aynıdır,

Kalıp ifadeler

is the same as pairing B with A: eşdeğerlik belirtmek

A is the same as B kalıbı, konuşulan açıdan A ile B'nin eşit olduğunu belirtir. Burada iki farklı sıra aynı eşleşmeyi adlandırır; bu nedenle sırayı ters çevirmek yeni bir sonuç oluşturmaz. Karşılaştırmanın iki tarafı da -ing yapılı ifadelerdir: pairing person A with person B ve pairing B with A. Bu paralel yapı, eşdeğerliği açıkça gösterir.

Alıştırma

Eşdeğerliği is the same as kullanarak tamamlayın: Adding 4 and 6 ____ adding 6 and 4.

Cevabı göster

is the same as

so we divide by two. Kalıp ifadeler

3:39

bu yüzden ikiye bölüyoruz.

Kelime

Half of those combinations are redundant: bu kombinasyonların yarısı gereksiz tekrardır

Bu cümlede redundant, “yeni bir sonuç eklemeden aynı sonucu tekrarlayan” anlamına gelir. A–B ve B–A iki ayrı kayıt gibi görünür, ancak aynı çifti temsil eder. Bu nedenle listelenen kombinasyonların yarısı daha önce sayılmış bilgiyi tekrarlar. Daha genel olarak, başka bir öge aynı bilgiyi, sonucu veya işlevi zaten sağlıyorsa bir şey redundant olarak nitelenir. Doğru olabilir ama yeni bir şey eklemediği için gereksizdir.

Alıştırma

Bir listedeki iki kayıt tamamen aynı bilgiyi içeriyor. Durumu en iyi hangi cümle açıklar?

  1. One of the entries is redundant.
  2. One of the entries is unrelated.
  3. One of the entries is incomplete.
Cevabı göster

One of the entries is redundant.

Kalıp ifadeler

so we divide by two: bu yüzden ikiye böleriz

So, az önce verilen nedeni onun matematiksel sonucuna bağlar. Önceki bilgi nedeniyle bu işlemin bir sonraki adım olduğunu belirtir. Divide by two, two sayısının bölen olduğu işlemi ifade eder. Başka durumlarda da kullanılabilen açıklama kalıbı neden, so we + hesaplama fiilidir; örneğin so we add, subtract, multiply veya divide.

Alıştırma

Akıl yürütmeyi so we divide by two kullanarak tamamlayın: Each pair appeared twice in our count, ____.

Cevabı göster

so we divide by two

By the same reasoning, Anlatım akışı

3:41

Aynı mantıkla,

a group of 10 people has 45 pairs,

3:42

10 kişilik bir grupta 45 çift,

and a group of 23 has 253.

3:45

ve 23 kişilik bir grupta 253 çift vardır.

Anlatım akışı

By the same reasoning: aynı mantığı uygulamak

By the same reasoning, cümlenin başında kullanılan bir bağlantı ifadesidir. Yeni sonucun daha önce ortaya konmuş yöntem veya mantık uygulanarak elde edildiğini belirtir; böylece konuşan kişinin bütün çıkarımı yeniden anlatması gerekmez. Buradaki by, “kullanarak” veya “temel alarak” anlamına gelir; reasoning ise problem üzerinde mantıklı biçimde düşünme sürecidir. İfade, önceki yöntemi yeni bir duruma bağlayarak bilgiyi düzenler.

Alıştırma

Bir kural az önce bir durum için kanıtlandı. Sonraki durumun aynı mantıksal adımları izlediğini en iyi hangi başlangıç gösterir?

  1. In spite of the evidence,
  2. For an unrelated reason,
  3. By the same reasoning,
Cevabı göster

By the same reasoning,

The number of pairs grows quadratically, Kelime

3:49

Çiftlerin sayısı karesel olarak artar,

meaning it's proportional to the square of the number of people in the group. Kelime

3:52

yani gruptaki kişi sayısının karesiyle orantılıdır.

Kelime

grows quadratically: girdinin karesiyle büyüme

Bu cümlede grows quadratically, grup büyüdükçe çift sayısının girdinin karesine dayalı bir büyüme düzeni izlediği anlamına gelir. Grup büyüklüğü belli bir katsayıyla çarpılırsa çift sayısı yaklaşık olarak bu katsayının karesiyle çarpılır; grup büyüklüğünün iki katına çıkması yaklaşık dört kat fazla çift verir. Quadratically yalnızca “çok hızlı” büyümeyi değil, belirli bir matematiksel düzeni adlandırır. Çiftlerin tam sayısı n(n - 1)/2'dir ve n büyük olduğunda miktarın nasıl büyüdüğünü n² kısmı belirler.

Alıştırma

Bir miktar yaklaşık olarak n² ile orantılıdır. Hangi cümle bu miktarın büyümesini doğru biçimde açıklar?

  1. It grows exponentially.
  2. It grows quadratically.
  3. It grows linearly.
Cevabı göster

It grows quadratically.

Kelime

meaning it's proportional to the square of ...: ... sayısının karesiyle orantılı olduğunu belirtmek

Buradaki meaning, az önce söylenen fikri yeniden ifade eder veya açıklar; which means ve in other words ifadelerine benzer bir işlev görür. Be proportional to the square of X, bir miktarın X’in kendisiyle çarpımına sabit bir oranla bağlı olduğunu belirtir. Bu cümlede söz konusu miktar yalnızca kişi sayısına değil, kişi sayısının karesine bağlıdır.

Alıştırma

Sabit oranlı bir kare ilişkisini doğru ifade eden cümleyi seçin.

  1. The area of a circle is proportional to the square of its radius.
  2. The area of a circle is proportional with the square of its radius.
  3. The area of a circle is proportional to the square at its radius.
Cevabı göster

The area of a circle is proportional to the square of its radius.

Unfortunately,

3:57

Ne yazık ki,

our brains are notoriously bad at intuitively grasping non-linear functions. Notlar

3:58

beynimiz doğrusal olmayan işlevleri sezgisel olarak kavramada oldukça kötüdür.

Kalıp ifadeler

our brains are notoriously bad at: beynimizin ... konusunda herkesçe bilinen bir zayıflığını belirtmek

Notoriously bad at, bir şeyi yaygın olarak bilinen ya da özellikle belirgin bir şekilde yapamamak anlamına gelir. Cümlede our brains öznedir ve at sözcüğünden sonra intuitively grasping non-linear functions gerund öbeği gelir. Notoriously güçlü bir olumsuz vurgu katar ve bazen hafif mizahi bir etki yaratır. Zorluk, kişisel ya da geçici bir sorun olarak değil, insan düşüncesinin iyi bilinen bir zayıflığı olarak sunulur.

Alıştırma

Bilinen bir zayıflığı anlatmak için cümleyi tamamlayın: I'm ____ remembering names.

Cevabı göster

notoriously bad at

Kelime

intuitively grasping non-linear functions: doğrusal olmayan fonksiyonları sezgisel olarak kavramak

Burada grasp, bir şeyi fiziksel olarak tutmak değil, “anlamak” demektir. Intuitively grasping, ayrıntılı bir hesaplama ya da kanıt yapmadan bir şeyin nasıl işlediğine dair sezgisel bir anlayış edinmek anlamına gelir. Doğrusal olmayan bir fonksiyon sabit, düz çizgisel bir oranda değişmez. Bu ifade, günlük sezgilerimizin bu tür matematiksel ilişkileri değerlendirmede zayıf olduğunu söyler.

Alıştırma

Hangi cümlede intuitively grasp, bir şeyi ayrıntılı analiz yapmadan anlamak anlamındadır?

  1. Maya carefully calculated every value in the table.
  2. Maya firmly grasped the handle with both hands.
  3. After one example, Maya could intuitively grasp how the pattern changed.
Cevabı göster

After one example, Maya could intuitively grasp how the pattern changed.

So it seems improbable at first Dilbilgisi

4:04

Bu yüzden ilk başta pek olası görünmez

that 23 people could produce 253 possible pairs.

4:06

23 kişinin 253 olası çift üretebileceği.

Dilbilgisi

So it seems improbable at first that ...: bu yüzden ilk bakışta … pek olası görünmüyor

it seems improbable that ... yapısı, that yan tümcesindeki durumun olası görünmediğini temkinli biçimde belirtir. It burada biçimsel öznedir; değerlendirilen asıl içerik that yan tümcesindedir. At first, yargıyı ilk izlenimle sınırlar ve çoğu zaman dinleyiciyi bu izlenimi değiştirecek kanıtlara hazırlar. So ise bu izlenimi az önce belirtilen noktaya bağlar.

Alıştırma

Dört ipucunun hepsini —seems, improbable, at first, that— kullanarak cümleyi tamamlayın: It ____ such a small team could finish by noon.

Cevabı göster

seems improbable at first that

Once our brains accept that, Dilbilgisi

4:11

Beynimiz bunu kabul ettiğinde,

the birthday problem makes more sense. Kalıp ifadeler

4:12

doğum günü problemi daha mantıklı hale gelir.

Dilbilgisi

Once our brains accept that: sonuca götüren bir koşul

Once, ana sonuç ortaya çıkmadan önce gerçekleşen bir koşulu ifade eder. Buradaki koşul, zihnimizin daha önce sözü edilen bir fikri kabul etmesidir; anlayışımızdaki bu değişiklikten sonra doğum günü problemini kavramak kolaylaşır. Bunun gibi genel bir ifadede once yan cümlesi geniş zaman kullanır: Once + özne + geniş zamandaki fiil, özne + geniş zamandaki fiil. That, daha önce belirtilen bir fikre gönderme yaptığı için konuşan kişinin bu fikri tekrarlaması gerekmez.

Alıştırma

Sonucun koşul karşılandıktan sonra geldiğini göstermek için once kullanın: ____ you understand the map key, the symbols are easy to read.

Cevabı göster

Once

Kalıp ifadeler

makes more sense: daha kolay anlaşılır hâle gelmek

Make sense, “anlaşılır olmak veya mantıklı görünmek” demektir. Bu cümlede more, problemin şu anki anlaşılırlığını önceki fikir kabul edilmeden önceki hâliyle karşılaştırır: problem artık öncekinden daha kolay anlaşılır. Yapı özne + make(s) more sense şeklindedir. Özne bir problem, açıklama, kural, plan veya başka bir fikir olabilir; üçüncü tekil şahıs olan bir özneyle makes kullanılır.

Alıştırma

Make more sense ifadesini doğru biçimde kullanın: The map ____ after I read the key.

Cevabı göster

makes more sense

Every one of those 253 pairs is a chance for a birthday match. Dilbilgisi

4:15

Bu 253 çiftin her biri bir doğum günü eşleşmesi için bir şanstır.

Dilbilgisi

Every one of those 253 pairs: her üyeyi ayrı ayrı saymak

Every one of those 253 pairs, bilinen o kümedeki her çifti ayrı ayrı ifade eder. 253 çiftin tamamını tek bir fırsat olarak göstermek yerine, her çiftin eşleşme için ayrı bir fırsat sağladığını vurgular. Dil bilgisel merkez tekil one sözcüğüdür; bu nedenle fiil de tekil is biçimindedir. Burada every one iki ayrı sözcük olarak yazılır; of those 253 pairs ise her birinin ait olduğu kümeyi belirtir.

Alıştırma

Kümedeki her bir biletin geçerli olduğunu doğru biçimde ifade eden cümle hangisidir?

  1. Every one of these tickets are valid.
  2. Every one of these tickets is valid.
  3. Everyone of these tickets is valid.
Cevabı göster

Every one of these tickets is valid.

For the same reason, Anlatım akışı

4:19

Aynı nedenle,

in a group of 70 people,

4:21

70 kişilik bir grupta,

there are 2,415 possible pairs,

4:22

2.415 olası çift vardır,

and the probability that two people have the same birthday is more than 99.9%.

4:26

ve iki kişinin aynı doğum gününe sahip olma olasılığı %99,9'dan fazladır.

Anlatım akışı

For the same reason: aynı açıklamayı yeni bir duruma uygulamak

For the same reason, yeni sonucun az önce ortaya konan neden veya mantığa dayandığını dinleyiciye bildiren bir cümle bağlayıcısıdır. Burada daha önceki çift sayma açıklamasını 70 kişilik grup örneğine taşır. Cümlenin başında kullanılması, yeni durumu sunmadan önce bağlantıyı gösterir ve açıklamanın tamamını tekrar etmeyi gereksiz kılar. Bu başlangıç bağlayıcısı ana cümleden genellikle virgülle ayrılır.

Alıştırma

Eğrelti otu sulanmadığı için soldu. Hangi devam cümlesi kaktüsün de aynı nedenle solduğunu açıkça belirtir?

  1. At the same time, the cactus wilted too.
  2. On the other hand, the cactus wilted too.
  3. For the same reason, the cactus wilted too.
Cevabı göster

For the same reason, the cactus wilted too.

The birthday problem is just one example where math can show that things that seem impossible, Anlatım akışı

4:33

Doğum günü problemi, matematiğin imkansız gibi görünen şeylerin,

like the same person winning the lottery twice, Kültür

4:38

aynı kişinin piyangoyu iki kez kazanması gibi,

Kültür

winning the lottery twice: piyangoyu iki kez kazanmak

win the lottery, piyango biletinin kazanan sonuçla eşleşmesi nedeniyle ödül almak demektir. twice, olayın tamamının aynı kişinin başına iki kez geldiğini belirtir. Piyangoyu kazanmak genellikle nadir bir şans olarak görülür; bu yüzden iki kez kazanmak son derece sıra dışı bir tesadüf gibi görünür. İfade, bir olayın gerçekten imkânsız olmadan da neredeyse imkânsız hissedilebileceğini anlatır.

Alıştırma

Cümlede winning the lottery twice ifadesinin neden kullanıldığını en iyi hangi seçenek açıklar?

  1. Winning the lottery twice nadirdir, ancak imkânsız değildir.
  2. Winning the lottery twice neredeyse herkesin düzenli olarak yaşadığı bir olaydır.
  3. Winning the lottery twice matematiksel olarak imkânsızdır.
Cevabı göster

Winning the lottery twice nadirdir, ancak imkânsız değildir.

actually aren't unlikely at all. Dilbilgisi

4:41

aslında hiç de ihtimal dışı olmadığını gösterebildiği bir örnektir sadece.

Anlatım akışı

The birthday problem is just one example where ...: belirli bir örnekten genel bir düşünceye geçiş

X is just one example where ... kalıbı belirli bir örnekle başlar ve ardından daha geniş bir iddiaya açılır. just one, ‘önemsiz’ değil, ‘birkaç örnekten biri’ anlamına gelir. where, bu tür bir durumda ne olduğunu veya neyin doğru olduğunu anlatan yan cümleyi başlatır. Burada yapı, doğum günü probleminden matematiğin yalnızca imkânsız görünen başka olayları da açıklayabileceği şeklindeki daha geniş düşünceye geçer.

Alıştırma

Cümleyi one example where hedef ifadesiyle tamamlayın: This town is just ____ free buses have reduced traffic.

Cevabı göster

one example where

Dilbilgisi

actually aren't unlikely at all: temkinli bir olumlu ifade

Burada aren't unlikely, not ile unlikely sözcüklerini birleştirir. İki olumsuz unsur olasılık değerlendirmesinin yönünü tersine çevirir: Bu olayların olasılığı ilk bakışta göründüğü kadar düşük değildir. Bu, temkinli bir olumlu iddiadır; olayların kesin ya da son derece olası olduğu anlamına gelmez. Actually önceki izlenimi düzeltir, at all ise unlikely ifadesinin reddini güçlendirir. Birlikte, gerçek olasılığın sezginin düşündürdüğünden daha yüksek olduğunu belirtirler.

Alıştırma

Bu cümlede actually aren't unlikely at all ifadesine en uygun yorum hangisidir?

  1. Her seferinde gerçekleşmeleri kesindir.
  2. Gerçekleşmeleri tamamen imkânsızdır.
  3. Gerçekleşme olasılıkları ilk bakışta göründüğü kadar düşük değildir.
Cevabı göster

Gerçekleşme olasılıkları ilk bakışta göründüğü kadar düşük değildir.

Sometimes coincidences aren't as coincidental as they seem. Dilbilgisi

4:44

Bazen tesadüfler göründüğü kadar tesadüfi değildir.

Dilbilgisi

aren't as coincidental as they seem: göründükleri kadar tesadüfi değil

not as + adjective + as kalıbı dereceleri karşılaştırır. Aren't as coincidental as they seem, olayların insanların ilk düşündüğü kadar bütünüyle tesadüfi olmadığını; olasılığın veya fark edilebilir bir örüntünün onları açıklayabileceğini belirtir. Bu, olayların hiç tesadüf olmadığı anlamına gelmez. They, coincidences sözcüğüne gönderme yapar. Son bölüm, to be söylenmeden bırakılmış as coincidental as they seem to be anlamındadır. Bu kısa biçim, görünüşü daha dikkatli bir değerlendirmeyle karşılaştırır.

Alıştırma

Cümleyi difficult sözcüğü ve not as ... as kalıbıyla tamamlayın: After reading the instructions, Maya realized the task wasn't ____ it first seemed.

Cevabı göster

as difficult as

Happy birthday.

4:48

İyi ki doğdun.