Sezgilerinizi test edin: Doğum günü problemi - David Knuffke: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Bu video, doğum günü paradoksunu açıklar: Yalnızca 23 kişilik bir grupta iki kişinin aynı doğum gününü paylaşma olasılığı %50,73’tür. Önce herkesin doğum gününün farklı olması şeklindeki tümleyen olasılık hesaplanır; ardından olası çiftlerin karesel artışının, ilk bakışta düşük görünen bu ihtimali nasıl anlaşılır kıldığı gösterilir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. more than a 50% chance — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler: Bir olayın gerçekleşmesinin gerçekleşmemesinden daha olası olduğunu belirtmek için kullanılan bu doğal eşik ifadesini tanıyıp kullanmayı öğrenin. Olasılıklar, riskler, tahminler ve istatistiksel sonuçlar hakkında konuşurken yarıdan yüksek bir ihtimali kesinlik gibi sunmadan aktarmanızı sağlar. 2. to flip the problem. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Bunun bir şeyi fiziksel olarak ters çevirmek değil, zor bir problemi başka biçimde kurmak anlamına geldiğini kavrayın. Videoda önce doğum günü eşleşmesi olmama ihtimali bulunup 100’den çıkarılır; bakış açısını değiştirmenin çözümü kolaylaştırdığı durumlarda bu ifadeyi kullanabilirsiniz. 3. The number of pairs grows quadratically, — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: Karesel büyümenin teknik anlamını kavrayarak olası çift sayısının grup büyüklüğünün karesiyle orantılı arttığını açıklayın. Böylece 23 kişinin neden 253 çift oluşturduğunu takip edebilir ve doğrusal olmayan büyümeyi İngilizce olarak kesin biçimde ifade edebilirsiniz.
Bu derste
Imagine a group of people.: Varsayımsal bir sahneye giriş
Imagine a group of people. bir emir cümlesidir; ancak burada sert bir emirden çok, dinleyeni nazikçe düşünmeye davet eder. Dinleyenden zihninde bir sahne kurmasını ister; konuşan kişi de daha sonra bu sahne hakkında bir soru sorabilir. Bilgiyi düzenleme açısından Imagine + isim öbeği önce durumu tanıtır. Ardından sayılar, koşullar veya bir soru eklenebilir; böylece dinleyen konuşmanın ne hakkında olduğunu önceden anlar.
Alıştırma
Dinleyeni varsayımsal bir sahne kurmaya davet ederek bir açıklamaya başlamak için hangi cümle en uygundur?
- Imagine a town with no cars.
- I imagine a town with no cars.
- Remember the town with no cars.
Cevabı göster
Imagine a town with no cars.
that two people in the group have the same birthday?
0:16gruptaki iki kişinin aynı doğum gününe sahip olma şansı olsun?
How big do you think the group would have to be before ...?: İç içe geçmiş eşik sorusu
How big do you think the group would have to be before ...? kalıbı, daha sonra gelecek koşula ulaşmak için gereken büyüklüğü sorar. would have to be bir gerekliliği veya eşiği belirtir; before ise sonucun önem kazandığı noktayı tanıtır. do you think, how ile başlayan daha büyük sorunun içine yerleştirilmiştir. Bundan sonraki yan cümle düz cümle söz dizimini korur: the group would have to be denir, would the group have to be denmez. Böylece konuşan, iç cümleyi ikinci bir doğrudan soruya çevirmeden dinleyenin tahminini sorar.
Alıştırma
İç içe geçmiş soruda doğru söz dizimini ve açık bir eşik anlamını taşıyan cümleyi seçin.
- How big do you think would the tank have to be before the water reaches the mark?
- How big you think the tank would have to be before the water reaches the mark?
- How big do you think the tank would have to be before the water reaches the mark?
Cevabı göster
How big do you think the tank would have to be before the water reaches the mark?
more than a 50% chance: %50’den fazla olasılık
More than a 50% chance, olasılığın %50’nin üzerinde olduğu anlamına gelir. more than bir eşik belirler; chance ise burada fırsat değil, olasılık anlamındadır. Cümlede there is + more than a percentage chance + that-clause kalıbı kullanılır. Olayı belirtmek için chance of + bir isim veya -ing biçimindeki bir fiil de kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi “daha büyük” anlamına gelen iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: The robot has ____ a 60% chance of finishing the maze.
Cevabı göster
more than
Assume for the sake of argument that there are no twins, Kalıp ifadeler
0:20Tartışma adına ikizlerin olmadığını varsayalım,
Assume for the sake of argument: akıl yürütmek için geçici olarak varsaymak
Assume ... that ... yapısı, sonraki akıl yürütme bölümünde doğru kabul edilecek bir koşul sunar. For the sake of argument, bu koşulun bir fikri sınamak için kullanılan geçici bir varsayım olduğunu, gerçekten doğru olduğunun iddia edilmediğini gösterir. Buradaki argument, “kavga” değil, bir akıl yürütme veya sav dizisi anlamındadır. Doğum günü hesabında bu ifade, ikizleri bir kenara bırakıp daha basit bir öncülden başlamayı sağlar.
Alıştırma
Geçici bir varsayımı belirten kalıplaşmış ifadeyi tamamlayın: Assume ____ that every ticket costs the same.
Cevabı göster
for the sake of argument
Her doğum günü tarihinin olasılığı aynıdır
Olasılıkla ilgili bu ifadede every birthday, karşılaştırılan olası doğum günü tarihlerinin her birini anlatır. is equally likely, modelin her tarihe aynı olasılığı verdiğini belirtir. Equally, tarihlerin olasılıklarını karşılaştırır. Bu ifade her tarihin çok olası olduğu anlamına gelmez; hesapta hiçbir tarihin diğerinden daha olası sayılmadığı anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi bu nottaki iki kelimelik hedef ifadeyle tamamlayın: With a fair coin, heads and tails are ____.
Cevabı göster
equally likely
Artık yılları hesaba katmamak
Artık yıl, 29 Şubat'ı içerdiği için 366 gündür. Bu ek tarih, 365 günlük bir yıla göre bir olası doğum günü tarihi daha oluşturur. Burada ignore leap years, modelin 365 olası tarih kullanabilmesi için bu ek takvim durumunu şimdilik hesaplamanın dışında bırakmak demektir. Artık yılların var olmadığını söylemez.
Alıştırma
Bu doğum günü hesaplamasında ignore leap years ne yapmanızı söylüyor?
- Şubat ayının tamamını hesaplamadan çıkarmak.
- Her yılda 364 olası tarih kullanmak.
- Basitleştirilmiş hesaplamaya 29 Şubat'ı katmamak.
Cevabı göster
Basitleştirilmiş hesaplamaya 29 Şubat'ı katmamak.
may seem surprisingly low: beklenmedik bir değerlendirmeyi yumuşatmak
May seem kip ifadesi, bu değerlendirmeyi kesin bir gerçek yerine olası bir izlenim olarak sunar. Surprisingly low, dinleyicinin muhtemelen beklediğinden daha düşük anlamına gelir. Bir açıklamada bu ifade, cevabın sezgilere aykırı gelebileceğini kabul eder ve dinleyiciyi ardından gelecek gerekçeye veya hesaplamaya hazırlar.
Alıştırma
Hangi cümle sonucu beklenmedik derecede düşük olarak anlatırken değerlendirmeyi temkinli ve kesinlikten uzak tutar?
- The result is definitely surprisingly low.
- The result must be wrong because it is low.
- The result may seem surprisingly low.
Cevabı göster
The result may seem surprisingly low.
there is a 50.73% chance that two people will share the same birthday. Notlar
0:37iki kişinin aynı doğum gününü paylaşma olasılığı %50,73'tür.
there is a 50.73% chance that: olasılık belirtmek
Ardından bir yan cümle gelen there is a 50.73% chance that kalıbı, bir olayın gerçekleşme olasılığını belirtir. Yüzdeyi chance sözcüğünden önce koyun ve gerçekleşebilecek olayı anlatan tam bir yan cümleyi that ile başlatın. Burada chance, birine sunulan “fırsat” değil, “olasılık” anlamına gelir.
Alıştırma
There is a ... chance that hedef kalıbını ve 20 percent ifadesini kullanarak cümleyi tamamlayın: There ____ the road will close tonight.
Cevabı göster
is a 20 percent chance that
share the same birthday: aynı gün doğmuş olmak
share the same birthday, iki kişinin aynı ay ve günde doğduğu anlamına gelir. Burada share, “bir şeyi bölüşmek” veya “bir kısmını başkasına vermek” değil, “ortak bir özelliğe sahip olmak” demektir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp share the same + isim şeklindedir; share the same name ve share the same goal buna örnektir. Bu kalıpta İngilizcede same tek başına değil, the same kullanılır.
Alıştırma
Ortak bir şeye sahip olmak anlamındaki fiille hedef ifadeyi tamamlayın: Mia and Leo ____ the same birthday.
Cevabı göster
share
how is it possible that you need such a small group to get even odds of a shared birthday? Notlar
0:47aynı doğum gününün denk gelmesi için eşit bir şans elde etmede bu kadar küçük bir gruba ihtiyaç duymanız nasıl mümkün olabilir?
But with 365 days in a year, ...: karşıtlık yaratan arka planı önce vermek
But, biraz önce sözü edilen şaşırtıcı sonuçla bir karşıtlık kurulacağını gösterir. Baştaki with ifadesi, with 365 days in a year, bir arka plan gerçeği sunar: doğum günü olabilecek çok sayıda tarih vardır. Bu gerçeği başa koymak, sorudan önce “Öyleyse bu nasıl olabilir?” duygusu yaratır. But with + arka plan koşulu, how/why ...? kalıbı kabaca “Bu gerçek ortadayken o sonuç nasıl doğru olabilir?” demektir. Burada with, dikkate alınacak durumu tanıtır; sahiplik bildirmez.
Alıştırma
But with 365 days in a year söz öbeği cümlede ne işe yarar?
- Bir yılda yalnızca 365 kişinin doğum günü olabileceğini söyler.
- Önce bir arka plan gerçeği verir ve ardından gelen sonucu şaşırtıcı gösterir.
- Olasılığın eksiksiz hesaplamasını verir.
Cevabı göster
Önce bir arka plan gerçeği verir ve ardından gelen sonucu şaşırtıcı gösterir.
How is it possible that ...?: şaşırtıcı bir sonucun neden mümkün olduğunu sormak
How is it possible that ...? şaşırtıcı ya da görünüşte pek mümkün olmayan bir durumun nasıl gerçekleşebildiğini sormak için kullanılır. Bu cümlede, ortak doğum günü olasılığını yaklaşık yarı yarıya yapmak için neden bu kadar küçük bir grubun yeterli olduğunu açıklama gerektiren sonuç olarak sunar. how is it possible ifadesinden sonra that, you need ... gibi normal bildirme cümlesi söz dizimine sahip tam bir yan cümle getirir. Soru gerçek bir açıklama istemek ya da güçlü şaşkınlık göstermek için kullanılabilir; burada olgusal bir açıklamaya giriş yapar.
Alıştırma
that sonrasındaki kelime dizilişi doğru olan cümleyi seçin.
- How is it possible that the lights turned on by themselves?
- How is it possible that did the lights turn on by themselves?
- How it is possible that the lights turned on by themselves?
Cevabı göster
How is it possible that the lights turned on by themselves?
get even odds: yaklaşık yarı yarıya olasılığa ulaşmak
Even odds, iki sonucun gerçekleşme ihtimalinin kabaca eşit olduğunu ve genellikle her biri için yaklaşık yüzde 50 anlamına geldiğini belirtir. Bu cümlede get even odds of a shared birthday, ortak doğum günü olasılığının hiç kimsenin aynı doğum gününe sahip olmaması olasılığına yaklaşık olarak eşit olduğu noktaya ulaşmak demektir. even burada “ayrıca” ya da “çift sayı” anlamında değil, eşit veya dengeli anlamındadır. Odds, tahminlerde ve bahislerde sık kullanılan bir olasılık terimidir; sonucun kesin olacağı anlamına gelmez.
Alıştırma
The two finalists have even odds of winning cümlesinde even odds ne anlama gelir?
- İkisinin de kazanacağı kesindir.
- Kazanma ihtimalleri yaklaşık olarak eşittir.
- Çift sayıda puan almak zorundadırlar.
Cevabı göster
Kazanma ihtimalleri yaklaşık olarak eşittir.
let's look at one way a mathematician might calculate the odds of a birthday match. Anlatım akışı
0:59bir matematikçinin doğum günü eşleşmesi olasılığını hesaplama yollarından birine bakalım.
To figure out the answer, ...: amaç bildiren geçiş ifadesi
To figure out the answer bir amaç bildiren mastar yapısıdır. Konuşmacının neden bir yöntemi inceleyeceğini açıklar. Burada figure out, hazır bir yanıtı görmek değil, düşünerek, kontrol ederek veya hesaplayarak bir sonuca ulaşmak anlamına gelir. Cümlenin başında kullanıldığında anlatımı sorudan çözüm sürecine doğal biçimde taşır. Ayrıca bundan sonraki açıklamanın amacını önceden bildirir.
Alıştırma
Amaç bildiren ifadeyi tamamlayın: To ____ the answer, we need more data.
Cevabı göster
figure out
let's look at one way ...: dikkati bir yönteme yönlendirmek
Let's look at one way, dinleyicinin dikkatini yönlendiren bir geçiş ifadesidir. Let's dinleyiciyi konuşmacıyla birlikte bakmaya davet eder, look at gelecek içeriğe odaklanmasını ister ve one way uygulanabilir bir yöntemi tanıtır. one way bilinçli olarak başka yöntemlere de yer bırakır; bunun tek veya en iyi çözüm olduğunu söylemez. Ders ya da gösterim sırasında sonraki adıma doğal biçimde geçmeyi sağlar.
Alıştırma
Bir derste olası bir yöntemi doğal biçimde tanıtan cümle hangisidir?
- Let's look at the only way to solve the puzzle.
- Let's look at one way to solve the puzzle.
- Let's look one way to solve the puzzle.
Cevabı göster
Let's look at one way to solve the puzzle.
which deals with the likelihoods of different combinations. Kelime
1:08bu da farklı kombinasyonların olasılıklarıyla ilgilenir.
known as combinatorics: bir alanın adını tanıtma
known as combinatorics, a field of mathematics ifadesini niteler ve alanın adını verir. “combinatorics olarak adlandırılan bir matematik alanı” anlamına gelir. Burada known geçmiş zaman ortacıdır. İsim + known as + ad şeklindeki kısaltılmış yapı, isim + which is known as + ad yapısıyla aynı temel anlamı taşır ve tanım ve açıklamalarda yaygındır.
Alıştırma
Geometrik adı tanıtmak için known sözcüğünü doğru edatla tamamlayın: A shape with eight sides is ____ an octagon.
Cevabı göster
known as
deals with ...: bir alanın konusunu açıklama
Bu cümlede deals with, kombinatoriğin konusunu belirtir. Özne bir alan, ders, kitap veya rapor olduğunda deal with, “zor bir durumla başa çıkmak” yerine “hakkında olmak”, “incelemek” veya “ele almak” anlamına gelebilir. Burada the likelihoods of different combinations, farklı olası kombinasyonlarla ilişkili ihtimal veya olasılıkları ifade eder. Yan cümlenin tamamı alanın neyi incelediğini tanımlar.
Alıştırma
"The book deals with ocean pollution," cümlesinde deals with ne anlama gelir?
- Kitap okyanus kirliliğini ele alıyor.
- Kitap okyanus kirliliği konusundan kaçınıyor.
- Kitap okyanus kirliliğine neden oluyor.
Cevabı göster
Kitap okyanus kirliliğini ele alıyor.
to flip the problem: yaklaşımı değiştirmek
Bu cümlede to flip the problem mecazidir. Akıl yürütmenin yönünü değiştirip aynı probleme farklı, çoğu zaman zıt bir açıdan yaklaşmak demektir; herhangi bir şeyi fiziksel olarak ters çevirmek anlamına gelmez. flip + the problem yapısı bu değişikliği bir strateji olarak sunar. Doğrudan yöntem zor, problemi başka biçimde ele almak ise daha kolay olduğunda kullanışlıdır.
Alıştırma
Bir problem çözme açıklamasında flip the problem büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Üzerinde soru bulunan kâğıdı çevirmek.
- Aynı probleme farklı bir açıdan yaklaşmak.
- Problem üzerinde çalışmayı bırakmak.
Cevabı göster
Aynı probleme farklı bir açıdan yaklaşmak.
Trying to calculate the odds of a match directly Dilbilgisi
1:16Bir eşleşme olasılığını doğrudan hesaplamaya çalışmak
is challenging because there are many ways you could get a birthday match in a group. Dilbilgisi
1:19zordur çünkü bir grupta doğum günü eşleşmesi elde etmenin birçok yolu vardır.
Trying to ... is challenging because ...: eylemi özne yapmak
Trying to calculate the odds of a match directly bir -ing öbeğidir ve sıklıkla gerund phrase olarak adlandırılır. Öbeğin tamamı özne görevindedir: değerlendirilen eylemi adlandırır. Birkaç sözcükten oluşsa da tekil fiil is ile kullanılır. Yapı Trying to + fiil ... + is challenging because ... şeklindedir. Is challenging eylemi değerlendirir, because ise nedeni açıklar. Bir eylemi gerçekleştirmeye çalışmanın zor olduğunu söyleyip ardından nedenini açıklamak için bu kalıbı kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Eylemi challenging ile değerlendiren ve nedeni because ile açıklayan dersteki kalıbı aynen kullanarak cümleyi tamamlayın: Trying to sort these mixed-up files ____ they have no labels.
Cevabı göster
is challenging because
there are many ways you could get: Birden çok olasılığı anlatmak
there are many ways you could get... yapısındaki there are, birden fazla olası yol veya durum bulunduğunu belirtir. Ways isminden sonra gelen you could get... bölümü, bu yolların neye yol açabileceğini açıklar; yapının tamamı, that atılmış hâliyle “there are many ways that you could get...” şeklinde düşünülebilir. Buradaki you belirli olarak dinleyiciyi değil, genel olarak insanları ifade eder. Could geçmişteki yeteneği değil, olasılığı anlatır. Cümlede get a birthday match, bir doğum günü eşleşmesinin ortaya çıkması veya bulunması demektir; doğum günü almak anlamına gelmez.
Alıştırma
Hedef kalıbı tamamlayın: There are many ____ you could organize the same event.
Cevabı göster
ways
Instead, it's easier to calculate the odds that everyone's birthday is different. Anlatım akışı
1:24Bunun yerine, herkesin doğum gününün farklı olma olasılığını hesaplamak daha kolaydır.
Instead, it's easier to calculate: Daha basit bir yönteme geçiş
Instead, it's easier to calculate... ifadesi açıklamayı daha iyi bir yönteme yönlendirir. Instead, daha önce konuşulan bir yönteme veya olasılığa gönderme yapar ve farklı bir yöntem kullanılması gerektiğini belirtir; yalnızca genel bir karşıtlık bağlacı değildir. It's easier to calculate yapısındaki it biçimsel öznedir; asıl fikir, bir sonraki niceliği hesaplamanın daha kolay olduğudur. Instead, it's easier to + fiilin yalın hâli kalıbı, akıl yürütmenin yönünü değiştirirken yeni yöntemin avantajını hemen verir.
Alıştırma
Konuşan kişi az önce her sırayı tek tek kontrol etmeyi anlattı. Daha kolay yönteme geçiş yapan cümleyi seçin.
- However, it's easier count the empty seats than to check each row one by one.
- Instead of, it's easier to count the empty seats than to check each row one by one.
- Instead, it's easier to count the empty seats than to check each row one by one.
Cevabı göster
Instead, it's easier to count the empty seats than to check each row one by one.
Either there's a birthday match in the group or there isn't. Dilbilgisi
1:32Grupta ya bir doğum günü eşleşmesi vardır ya da yoktur.
Either ... or ...: tüm durumları kapsayan iki olasılık
Either ... or ... iki olasılığı birbirine bağlar. Buradaki olasılıklar, doğum günü eşleşmesinin olması ve olmamasıdır. Bu ikisi tüm olasılıkları kapsar; üçüncü bir durum yoktur. İkinci bölümdeki there isn't, there isn't a birthday match in the group anlamına gelir. İngilizcede anlam zaten açıksa tekrarlanan sözcükler atılır.
Alıştırma
İki olasılık tüm durumları kapsayacak şekilde cümleyi tamamlayın: ____ the shop is open, ____ it isn't. either ... or kullanın.
Cevabı göster
Either · or
So the odds of a match and the odds of no match must add up to 100%. Öbek fiiller
1:35Dolayısıyla bir eşleşme ihtimali ile hiç eşleşme olmama ihtimalinin toplamı %100 olmalıdır.
must add up to 100%: mantıksal olarak zorunlu bir toplam
Add up to + toplam, «birlikte belirli bir toplama ulaşmak» anlamına gelir. Özne miktarları veya sayıları belirtir, to ise son toplamı getirir. Buradaki must, bu toplamın mantıksal olarak zorunlu olduğunu gösterir: eşleşme olasılığı ile eşleşmeme olasılığı birlikte yüzde 100'dür.
Alıştırma
«Toplamı ... olmak» anlamındaki üç sözcüklü ifadeyi yazın: The four angles of a square ____ 360 degrees.
Cevabı göster
add up to
That means we can find the probability of a match Anlatım akışı
1:41Bu, eşleşmeme olasılığını 100'den çıkararak
by subtracting the probability of no match from 100. Kalıp ifadeler
1:44eşleşme olasılığını bulabileceğimiz anlamına gelir.
That means: önceki bilgiden sonuç çıkarmak
Cümle başındaki That means, az önce belirtilen olguya veya sonuca gönderme yapar ve bundan çıkan bir sonucu açıklar. Burada hesaplama yönteminin olasılıklar hakkındaki önceki bilgilerden çıkarıldığını gösterir. Bu kalıpla akıl yürütmeyi düzenleyebilirsiniz: önce bilgiyi verin, ardından That means diyerek artık ne sonucuna varılabileceğini veya ne yapılabileceğini belirtin. That, yakındaki tek bir isme değil, önceki düşüncenin tamamına gönderme yapar.
Alıştırma
İkinci cümlenin ilk cümleden çıkan bir sonuç olduğunu en iyi hangi ifade gösterir? The library closes in ten minutes. ____ we should check out our books now.
- For example
- At first
- That means
Cevabı göster
That means
by subtracting A from B: B − A işlemini hesaplamak
by + fiilin -ing biçimi, bir şeyin nasıl yapıldığını açıklar. Burada by subtracting ..., olasılığı bulmak için kullanılan hesaplama yöntemini gösterir. subtract A from B yapısında A çıkarılan miktar, B ise başlangıç miktarıdır; dolayısıyla işlem B − A olur. Bu cümlede eşleşmeme olasılığı 100'den çıkarılır.
Alıştırma
Hangi cümle “50 − 12 işlemini hesapla” anlamına gelir?
- Add twelve to fifty.
- Subtract fifty from twelve.
- Subtract twelve from fifty.
Cevabı göster
Subtract twelve from fifty.
start small: yönetilebilir bir durumdan başlamak
Start small stratejik bir yönergedir: zor bir görevle karşılaşınca her şeyi bir anda ele almak yerine en basit veya en küçük biçimden başlayın. Burada anlatımı düzenleyerek önce kolay bir durumun çözülmesini, ardından daha büyük hesaba geçilmesini söyler. Bu ifade, herhangi bir karmaşık problemi yönetilebilir adımlara bölmeyi önermek için de kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi, derste geçen ve 'yönetilebilir bir adımla başlamak' anlamına gelen iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: If the project feels too big, ____.
Cevabı göster
start small
Calculate the odds that just one pair of people have different birthdays. Kalıp ifadeler
1:53Sadece bir çift insanın farklı doğum günlerine sahip olma olasılığını hesaplayın.
just one pair of: iki üyeden oluşan tam bir grup
Just one pair of, tam olarak iki üyeden oluşan bir grup anlamına gelir. Just miktarı birle sınırlar ve pair of ifadesinden sonra çoğul bir isim gelir: just one pair of people. Bir sayma probleminde pair, iki kişiyi tek bir karşılaştırma birimi olarak ele alır. Burada ifade, hesap daha büyük bir gruba genişletilmeden önce iki kişilik bir durumu kurar.
Alıştırma
Cümleyi, derste geçen ve 'iki üyeden oluşan yalnızca bir grup' anlamına gelen dört kelimelik ifadeyle tamamlayın: First, compare ____ numbers.
Cevabı göster
just one pair of
which leaves only 364 possible birthdays for person B. Dilbilgisi
2:00bu da B kişisi için sadece 364 olası doğum günü bırakır.
Kalan sonucu belirten which leaves only ... for ...
Virgülden sonraki which yan cümlesi, virgülden önceki durumun tamamına gönderme yapar ve bu durumun sonucunu belirtir. Burada bir tarih zaten A kişisinin doğum günü olarak belirlenmiştir; bu yüzden B kişisi için yalnızca 364 farklı olası tarih kalır. leave + miktar veya şey + for + kişi yapısında leave, ayrılmak değil, bir şeyin kullanılabilir durumda kalmasını sağlamak anlamına gelir. which leaves only ... for ... kalıbı, önceki bir gerçeğin geriye kalan miktarı veya seçenekleri nasıl azalttığını gösterir.
Alıştırma
Vurgulanan kalıpla sonuç yan cümlesini tamamlayın: The first game takes twenty minutes, ____ only ten minutes for the quiz.
Cevabı göster
which leaves
The probability of different birthdays for A and B,
2:05A ve B için farklı doğum günleri olasılığı,
364 out of 365: parçanın toplama oranı
A out of B yapısında A, koşulu karşılayan sayıdır; B ise dikkate alınan toplam sayıdır. Bu nedenle 364 out of 365, olası 365 durumun 364'ünde belirtilen sonucun gerçekleştiğini ifade eder; kesir olarak 364/365'tir. Bu kalıp olasılıkları, puanları, anket sonuçlarını ve başarı oranlarını belirtirken yaygındır. Parça önce, toplam ise sonra gelir.
Alıştırma
Cümleyi A out of B oran kalıbını kullanarak tamamlayın: Eighteen ____ twenty players arrived on time.
Cevabı göster
out of
Bring in: birini tartışmaya katmak
“Bring in person C.” cümlesindeki bring in, C kişisini hesaplamada ele alınan gruba katmak demektir. Birini fiziksel olarak bir odaya taşımayı anlatmaz. Daha genel olarak bring in, bir etkinliğe, tartışmaya veya analize yeni bir kişi, fikir, uzman ya da etken katmak için kullanılabilir.
Alıştırma
“Bir uzmanı tartışmaya katmak” anlamındaki öbek fiille cümleyi tamamlayın: Let's ____ an expert before we decide.
Cevabı göster
bring in
The probability that she has a unique birthday in this small group is 363 out of 365 Kelime
2:22Bu küçük grupta benzersiz bir doğum gününe sahip olma olasılığı 365 üzerinden 363'tür
a unique birthday: başka kimsenin paylaşmadığı bir tarih
Burada a unique birthday, bu küçük grupta başka hiç kimsenin doğum gününün onunkiyle aynı takvim tarihine denk gelmemesi demektir. Unique, tekrarın olmamasını anlatır; doğum gününün özellikle heyecanlı veya önemli olduğunu anlatmaz. Karşılaştırma grubu önemlidir: tarih yalnızca bu küçük grup içinde benzersizdir; tüm dünyadaki insanlar arasında benzersiz olması gerekmez.
Alıştırma
Her dolabın başka hiçbir dolabın kullanmadığı bir numarası olmalıdır. Bu gerekliliği hangi cümle ifade eder?
- Every locker must have a special number.
- Every locker must have a unique number.
- Every locker must have a popular number.
Cevabı göster
Every locker must have a unique number.
because there are two birth dates already accounted for by A and B. Öbek fiiller
2:29çünkü A ve B tarafından çoktan iki doğum tarihi alınmıştır.
already accounted for by A: A için zaten hesaba katılmış
Bu cümlede already accounted for by A, A'nın doğum tarihinin kullanılabilir tarihler sayımına zaten dahil edildiğini gösterir. Edilgen yapı, tarihi daha önce sayılmış veya hesaba katılmış öğe olarak öne çıkarır; already ise bunun mevcut adımdan önce gerçekleştiğini belirtir. by A bölümü, hesaba katılmış bu öğenin kiminle ilişkili olduğunu gösterir. Burada A'nın tarihleri açıkladığı anlamı yoktur; A'nın tarihi zaten kullanılmış olduğu için sonraki kişi için yeni bir tarih olarak kullanılamaz.
Alıştırma
'Two seats are already accounted for by Mia' cümlesinde accounted for by Mia ne anlama gelir?
- İki koltuk zaten Mia'ya ayrılmış
- Mia neden iki koltuk olduğunu açıklıyor
- İki koltuk hâlâ Mia'nın onları bulmasını bekliyor
Cevabı göster
İki koltuk zaten Mia'ya ayrılmış
all the way down to W's odds of 343 out of 365. Kalıp ifadeler
2:38ta ki W'nin 365'te 343'lük ihtimaline inene dek.
and so on: açık bir listeyi veya örüntüyü sürdürmek
and so on, aynı türden daha fazla öğenin devam ettiğini, ancak bunların tek tek sıralanmadığını gösterir. Dinleyenin, daha önce verilen örneklerden veya örüntüden geri kalanını çıkarmasını sağlar. Burada dizideki ara durumları atlar ve aynı örüntünün W'ye kadar sürdüğünü belirtir. Bu ifade atlanan devamı anlatır; listenin kendisine ait yeni bir öğe değildir.
Alıştırma
Benzer öğelerin devam ettiğini belirten ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: Pack a hat, a water bottle, sunscreen, ____.
Cevabı göster
and so on
all the way down to: daha düşük bir bitiş noktasına inmek
Bu cümlede all the way down to, alçalan bir diziyi son ve daha düşük değeri belirterek tamamlar. Örüntü, W'nin 365'te 343 olan olasılığına ulaşıncaya kadar aradaki durumlar boyunca sürer. all the way down to + bitiş noktası kalıbı, azalma veya aşağı yönlü ilerlemenin bütün aralık boyunca o noktaya dek sürdüğünü gösterir. All the way vurgu katar, down daha düşük yönü belirtir ve to bitiş noktasını tanıtır.
Alıştırma
Cümleyi daha düşük bir bitiş noktasına kadar tam bir düşüşü vurgulayan ifadeyle tamamlayın: The price dropped ____ five dollars.
Cevabı göster
all the way down to
and you'll get the probability that no one shares a birthday.
2:46ve hiç kimsenin aynı doğum gününü paylaşmama olasılığını elde edeceksiniz.
Multiply all of those terms together: matematiksel nicelikleri çarpmak
Multiply all of those terms together, az önce belirtilen bütün nicelikleri alıp birbiriyle çarparak tek bir çarpım elde etme talimatıdır. Together, bütün grubun aynı çarpma işlemine katıldığını gösterir. Burada terms, hesaplamada kullanılan ayrı nicelikleri veya parçaları belirten matematiksel bir addır. Bu cümlede sözcük, etiket ya da koşul anlamına gelmez.
Alıştırma
Daha önce listelenen her matematiksel niceliği tek bir çarpımda çarpan olarak kullanma talimatı hangisidir?
- Multiply all of those terms together.
- Add all of those terms together.
- Write all of those terms down.
Cevabı göster
Multiply all of those terms together.
This works out to 0.4927: hesaplama sonucu 0,4927
works out to + bir sayı, bir hesaplamanın sonunda o sayının elde edildiğini belirtir. Bu cümlede This, az önce hesaplanan miktarı; 0.4927 ise ortaya çıkan son değeri ifade eder. Sonucu konuşma dilinde bildiren bir ifadedir: “Hesaplayınca cevap 0.4927 çıkıyor.” Burada “egzersiz yapmak” ya da “işlerin yolunda gitmesi” anlamında değildir.
Alıştırma
Cümleyi works out to ile tamamlayın: The monthly cost ____ thirty dollars.
Cevabı göster
works out to
that no one in the group of 23 people shares a birthday.
2:5723 kişilik grupta hiç kimsenin doğum gününü paylaşmaması için.
we get a 50.73% chance of at least one birthday match. Kelime
3:03en az bir doğum günü eşleşmesi için %50,73 olasılık elde ederiz.
of at least one: bir veya daha fazla
chance of at least one birthday match ifadesinde of, chance kelimesini olasılığı açıklanan olayla bağlar: en az bir doğum günü eşleşmesi olması. At least one alt sınırı bir olarak belirler; bu nedenle bir, iki ve daha fazla eşleşmeyi kapsar, ancak sıfırı kapsamaz. Dolayısıyla ifade “bir veya daha fazla eşleşme olma ihtimali” demektir; “tam olarak bir eşleşme olma ihtimali” demek değildir. Olasılık dilinde miktar ifadesini değiştirmek, hesaba katılan sonuçların kapsamını değiştirir.
Alıştırma
“At least one book” ne seçmeye izin verir?
- Bir kitap veya daha fazlası
- Yalnızca bir kitap
- Hiç kitap seçmemek
Cevabı göster
Bir kitap veya daha fazlası
Better than even odds: %50'den yüksek olasılık
Better than even odds, olumlu bir sonucun gerçekleşme olasılığının yüzde 50'den fazla olduğunu söylemenin kısa bir yoludur. Even odds, olası sonuçların şansının eşit, yani yaklaşık yarı yarıya olmasıdır; better than ise bu olasılığın o temel değerden yüksek olduğunu gösterir. Bu ifade, sonucun gerçekleşmesinin gerçekleşmemesinden daha olası olduğunu söyler, ancak sonucu garanti etmez. Bu cümlede olasılığı kısaca değerlendirme görevindedir.
Alıştırma
Olasılık değerlendirmesini tamamlayın: With a 60 percent chance of success, we have ____.
Cevabı göster
better than even odds
The key to such a high probability of a match Anlatım akışı
3:11Böylesine yüksek bir eşleşme olasılığının anahtarı
is the surprisingly large number of possible pairs.
3:15olası çiftlerin sayısının şaşırtıcı derecede büyük olmasıdır.
The key to ... is ...: temel nedeni belirtmek
The key to X is Y, açıklayıcı bir yapıdır. Önce açıklanması gereken sonucu, sorunu veya hedefi X olarak sunar; ardından en önemli nedeni, koşulu veya çözümü Y olarak belirtir. Bu cümlede vurgulanan bölüm, nispeten küçük bir grupta eşleşme olasılığının neden bu kadar yüksek olduğunu açıklanacak nokta olarak sunar. Cümlenin devamı açıklamayı verir: şaşırtıcı derecede çok sayıda olası çift vardır. Bu yapı, bilgiyi sonuçtan temel nedene taşır.
Alıştırma
Temel etkeni belirtmek için The key to X is Y yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- The key a smooth trip is planning ahead.
- The key to a smooth trip is planning ahead.
- The key to a smooth trip are planning ahead.
Cevabı göster
The key to a smooth trip is planning ahead.
the number of possible combinations gets bigger much faster. Kalıp ifadeler
3:21olası kombinasyonların sayısı çok daha hızlı artar.
As a group grows: gelişen iki değişimi bağlamak
As a group grows ifadesindeki as, “bu değişim ilerledikçe” anlamına gelir. As ile başlayan yan cümle değişen arka planı verir; ana cümle ise buna eşlik eden değişimi söyler. As X changes, Y changes kalıbı başka durumlarda da kullanılabilir. Bu yapı, yalnızca tek seferlik bir koşul belirtmek yerine bağlantılı iki gelişmenin birlikte ilerlediğini gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle, okul ihtiyacının kasabanın büyümesiyle birlikte arttığı anlamına gelir?
- If the town grows, it may need more schools.
- Because the town is large, it needs more schools.
- As the town grows, it needs more schools.
Cevabı göster
As the town grows, it needs more schools.
gets bigger much faster: değişim ve büyük hız farkı
Get + sıfat bir durum değişikliğini anlatır; bu nedenle gets bigger, “boyut veya sayı bakımından artar” demektir. Temel isim number tekil olduğu için combinations çoğul olsa da gets kullanılır. Faster bu artışın hızını anlatır. Much, karşılaştırma biçimi faster'ı güçlendirir ve büyük bir fark belirtir: kombinasyonların sayısı, grubun kendisinin büyümesinden çok daha hızlı artar.
Alıştırma
Cümleyi much + fast sözcüğünün karşılaştırma biçimini kullanarak tamamlayın: With the new route, the bus gets there ____ than before.
Cevabı göster
much faster
Each of the five people can be paired with any of the other four. Dilbilgisi
3:29Beş kişiden her biri diğer dört kişiden herhangi biriyle eşleştirilebilir.
can be paired with: ... ile eşleştirilebilir
Can be paired with, can yardımcı fiiliyle edilgen be paired yapısını birleştirir. Özne eşleştirilebilen kişi ya da şeydir; with ise eşin diğer tarafını belirtir. Eşleştirmeyi kimin yaptığından çok hangi eşleşmenin mümkün olduğu önemliyse bu kalıp kullanılır. İnsanlar, nesneler, yiyecekler, cihazlar ve seçenekler için kullanılabilir.
Alıştırma
can ve pair fiilinin edilgen biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: Each child ____ a partner.
Cevabı göster
can be paired with
because pairing person A with person B is the same as pairing B with A, Kalıp ifadeler
3:34çünkü A kişisi ile B kişisini eşleştirmek B ile A'yı eşleştirmekle aynıdır,
is the same as pairing B with A: eşdeğerlik belirtmek
A is the same as B kalıbı, konuşulan açıdan A ile B'nin eşit olduğunu belirtir. Burada iki farklı sıra aynı eşleşmeyi adlandırır; bu nedenle sırayı ters çevirmek yeni bir sonuç oluşturmaz. Karşılaştırmanın iki tarafı da -ing yapılı ifadelerdir: pairing person A with person B ve pairing B with A. Bu paralel yapı, eşdeğerliği açıkça gösterir.
Alıştırma
Eşdeğerliği is the same as kullanarak tamamlayın: Adding 4 and 6 ____ adding 6 and 4.
Cevabı göster
is the same as
Half of those combinations are redundant: bu kombinasyonların yarısı gereksiz tekrardır
Bu cümlede redundant, “yeni bir sonuç eklemeden aynı sonucu tekrarlayan” anlamına gelir. A–B ve B–A iki ayrı kayıt gibi görünür, ancak aynı çifti temsil eder. Bu nedenle listelenen kombinasyonların yarısı daha önce sayılmış bilgiyi tekrarlar. Daha genel olarak, başka bir öge aynı bilgiyi, sonucu veya işlevi zaten sağlıyorsa bir şey redundant olarak nitelenir. Doğru olabilir ama yeni bir şey eklemediği için gereksizdir.
Alıştırma
Bir listedeki iki kayıt tamamen aynı bilgiyi içeriyor. Durumu en iyi hangi cümle açıklar?
- One of the entries is redundant.
- One of the entries is unrelated.
- One of the entries is incomplete.
Cevabı göster
One of the entries is redundant.
so we divide by two: bu yüzden ikiye böleriz
So, az önce verilen nedeni onun matematiksel sonucuna bağlar. Önceki bilgi nedeniyle bu işlemin bir sonraki adım olduğunu belirtir. Divide by two, two sayısının bölen olduğu işlemi ifade eder. Başka durumlarda da kullanılabilen açıklama kalıbı neden, so we + hesaplama fiilidir; örneğin so we add, subtract, multiply veya divide.
Alıştırma
Akıl yürütmeyi so we divide by two kullanarak tamamlayın: Each pair appeared twice in our count, ____.
Cevabı göster
so we divide by two
By the same reasoning: aynı mantığı uygulamak
By the same reasoning, cümlenin başında kullanılan bir bağlantı ifadesidir. Yeni sonucun daha önce ortaya konmuş yöntem veya mantık uygulanarak elde edildiğini belirtir; böylece konuşan kişinin bütün çıkarımı yeniden anlatması gerekmez. Buradaki by, “kullanarak” veya “temel alarak” anlamına gelir; reasoning ise problem üzerinde mantıklı biçimde düşünme sürecidir. İfade, önceki yöntemi yeni bir duruma bağlayarak bilgiyi düzenler.
Alıştırma
Bir kural az önce bir durum için kanıtlandı. Sonraki durumun aynı mantıksal adımları izlediğini en iyi hangi başlangıç gösterir?
- In spite of the evidence,
- For an unrelated reason,
- By the same reasoning,
Cevabı göster
By the same reasoning,
meaning it's proportional to the square of the number of people in the group. Kelime
3:52yani gruptaki kişi sayısının karesiyle orantılıdır.
grows quadratically: girdinin karesiyle büyüme
Bu cümlede grows quadratically, grup büyüdükçe çift sayısının girdinin karesine dayalı bir büyüme düzeni izlediği anlamına gelir. Grup büyüklüğü belli bir katsayıyla çarpılırsa çift sayısı yaklaşık olarak bu katsayının karesiyle çarpılır; grup büyüklüğünün iki katına çıkması yaklaşık dört kat fazla çift verir. Quadratically yalnızca “çok hızlı” büyümeyi değil, belirli bir matematiksel düzeni adlandırır. Çiftlerin tam sayısı n(n - 1)/2'dir ve n büyük olduğunda miktarın nasıl büyüdüğünü n² kısmı belirler.
Alıştırma
Bir miktar yaklaşık olarak n² ile orantılıdır. Hangi cümle bu miktarın büyümesini doğru biçimde açıklar?
- It grows exponentially.
- It grows quadratically.
- It grows linearly.
Cevabı göster
It grows quadratically.
meaning it's proportional to the square of ...: ... sayısının karesiyle orantılı olduğunu belirtmek
Buradaki meaning, az önce söylenen fikri yeniden ifade eder veya açıklar; which means ve in other words ifadelerine benzer bir işlev görür. Be proportional to the square of X, bir miktarın X’in kendisiyle çarpımına sabit bir oranla bağlı olduğunu belirtir. Bu cümlede söz konusu miktar yalnızca kişi sayısına değil, kişi sayısının karesine bağlıdır.
Alıştırma
Sabit oranlı bir kare ilişkisini doğru ifade eden cümleyi seçin.
- The area of a circle is proportional to the square of its radius.
- The area of a circle is proportional with the square of its radius.
- The area of a circle is proportional to the square at its radius.
Cevabı göster
The area of a circle is proportional to the square of its radius.
our brains are notoriously bad at intuitively grasping non-linear functions. Notlar
3:58beynimiz doğrusal olmayan işlevleri sezgisel olarak kavramada oldukça kötüdür.
our brains are notoriously bad at: beynimizin ... konusunda herkesçe bilinen bir zayıflığını belirtmek
Notoriously bad at, bir şeyi yaygın olarak bilinen ya da özellikle belirgin bir şekilde yapamamak anlamına gelir. Cümlede our brains öznedir ve at sözcüğünden sonra intuitively grasping non-linear functions gerund öbeği gelir. Notoriously güçlü bir olumsuz vurgu katar ve bazen hafif mizahi bir etki yaratır. Zorluk, kişisel ya da geçici bir sorun olarak değil, insan düşüncesinin iyi bilinen bir zayıflığı olarak sunulur.
Alıştırma
Bilinen bir zayıflığı anlatmak için cümleyi tamamlayın: I'm ____ remembering names.
Cevabı göster
notoriously bad at
intuitively grasping non-linear functions: doğrusal olmayan fonksiyonları sezgisel olarak kavramak
Burada grasp, bir şeyi fiziksel olarak tutmak değil, “anlamak” demektir. Intuitively grasping, ayrıntılı bir hesaplama ya da kanıt yapmadan bir şeyin nasıl işlediğine dair sezgisel bir anlayış edinmek anlamına gelir. Doğrusal olmayan bir fonksiyon sabit, düz çizgisel bir oranda değişmez. Bu ifade, günlük sezgilerimizin bu tür matematiksel ilişkileri değerlendirmede zayıf olduğunu söyler.
Alıştırma
Hangi cümlede intuitively grasp, bir şeyi ayrıntılı analiz yapmadan anlamak anlamındadır?
- Maya carefully calculated every value in the table.
- Maya firmly grasped the handle with both hands.
- After one example, Maya could intuitively grasp how the pattern changed.
Cevabı göster
After one example, Maya could intuitively grasp how the pattern changed.
So it seems improbable at first that ...: bu yüzden ilk bakışta … pek olası görünmüyor
it seems improbable that ... yapısı, that yan tümcesindeki durumun olası görünmediğini temkinli biçimde belirtir. It burada biçimsel öznedir; değerlendirilen asıl içerik that yan tümcesindedir. At first, yargıyı ilk izlenimle sınırlar ve çoğu zaman dinleyiciyi bu izlenimi değiştirecek kanıtlara hazırlar. So ise bu izlenimi az önce belirtilen noktaya bağlar.
Alıştırma
Dört ipucunun hepsini —seems, improbable, at first, that— kullanarak cümleyi tamamlayın: It ____ such a small team could finish by noon.
Cevabı göster
seems improbable at first that
the birthday problem makes more sense. Kalıp ifadeler
4:12doğum günü problemi daha mantıklı hale gelir.
Once our brains accept that: sonuca götüren bir koşul
Once, ana sonuç ortaya çıkmadan önce gerçekleşen bir koşulu ifade eder. Buradaki koşul, zihnimizin daha önce sözü edilen bir fikri kabul etmesidir; anlayışımızdaki bu değişiklikten sonra doğum günü problemini kavramak kolaylaşır. Bunun gibi genel bir ifadede once yan cümlesi geniş zaman kullanır: Once + özne + geniş zamandaki fiil, özne + geniş zamandaki fiil. That, daha önce belirtilen bir fikre gönderme yaptığı için konuşan kişinin bu fikri tekrarlaması gerekmez.
Alıştırma
Sonucun koşul karşılandıktan sonra geldiğini göstermek için once kullanın: ____ you understand the map key, the symbols are easy to read.
Cevabı göster
Once
makes more sense: daha kolay anlaşılır hâle gelmek
Make sense, “anlaşılır olmak veya mantıklı görünmek” demektir. Bu cümlede more, problemin şu anki anlaşılırlığını önceki fikir kabul edilmeden önceki hâliyle karşılaştırır: problem artık öncekinden daha kolay anlaşılır. Yapı özne + make(s) more sense şeklindedir. Özne bir problem, açıklama, kural, plan veya başka bir fikir olabilir; üçüncü tekil şahıs olan bir özneyle makes kullanılır.
Alıştırma
Make more sense ifadesini doğru biçimde kullanın: The map ____ after I read the key.
Cevabı göster
makes more sense
Every one of those 253 pairs is a chance for a birthday match. Dilbilgisi
4:15Bu 253 çiftin her biri bir doğum günü eşleşmesi için bir şanstır.
Every one of those 253 pairs: her üyeyi ayrı ayrı saymak
Every one of those 253 pairs, bilinen o kümedeki her çifti ayrı ayrı ifade eder. 253 çiftin tamamını tek bir fırsat olarak göstermek yerine, her çiftin eşleşme için ayrı bir fırsat sağladığını vurgular. Dil bilgisel merkez tekil one sözcüğüdür; bu nedenle fiil de tekil is biçimindedir. Burada every one iki ayrı sözcük olarak yazılır; of those 253 pairs ise her birinin ait olduğu kümeyi belirtir.
Alıştırma
Kümedeki her bir biletin geçerli olduğunu doğru biçimde ifade eden cümle hangisidir?
- Every one of these tickets are valid.
- Every one of these tickets is valid.
- Everyone of these tickets is valid.
Cevabı göster
Every one of these tickets is valid.
and the probability that two people have the same birthday is more than 99.9%.
4:26ve iki kişinin aynı doğum gününe sahip olma olasılığı %99,9'dan fazladır.
For the same reason: aynı açıklamayı yeni bir duruma uygulamak
For the same reason, yeni sonucun az önce ortaya konan neden veya mantığa dayandığını dinleyiciye bildiren bir cümle bağlayıcısıdır. Burada daha önceki çift sayma açıklamasını 70 kişilik grup örneğine taşır. Cümlenin başında kullanılması, yeni durumu sunmadan önce bağlantıyı gösterir ve açıklamanın tamamını tekrar etmeyi gereksiz kılar. Bu başlangıç bağlayıcısı ana cümleden genellikle virgülle ayrılır.
Alıştırma
Eğrelti otu sulanmadığı için soldu. Hangi devam cümlesi kaktüsün de aynı nedenle solduğunu açıkça belirtir?
- At the same time, the cactus wilted too.
- On the other hand, the cactus wilted too.
- For the same reason, the cactus wilted too.
Cevabı göster
For the same reason, the cactus wilted too.
The birthday problem is just one example where math can show that things that seem impossible, Anlatım akışı
4:33Doğum günü problemi, matematiğin imkansız gibi görünen şeylerin,
like the same person winning the lottery twice, Kültür
4:38aynı kişinin piyangoyu iki kez kazanması gibi,
winning the lottery twice: piyangoyu iki kez kazanmak
win the lottery, piyango biletinin kazanan sonuçla eşleşmesi nedeniyle ödül almak demektir. twice, olayın tamamının aynı kişinin başına iki kez geldiğini belirtir. Piyangoyu kazanmak genellikle nadir bir şans olarak görülür; bu yüzden iki kez kazanmak son derece sıra dışı bir tesadüf gibi görünür. İfade, bir olayın gerçekten imkânsız olmadan da neredeyse imkânsız hissedilebileceğini anlatır.
Alıştırma
Cümlede winning the lottery twice ifadesinin neden kullanıldığını en iyi hangi seçenek açıklar?
- Winning the lottery twice nadirdir, ancak imkânsız değildir.
- Winning the lottery twice neredeyse herkesin düzenli olarak yaşadığı bir olaydır.
- Winning the lottery twice matematiksel olarak imkânsızdır.
Cevabı göster
Winning the lottery twice nadirdir, ancak imkânsız değildir.
actually aren't unlikely at all. Dilbilgisi
4:41aslında hiç de ihtimal dışı olmadığını gösterebildiği bir örnektir sadece.
The birthday problem is just one example where ...: belirli bir örnekten genel bir düşünceye geçiş
X is just one example where ... kalıbı belirli bir örnekle başlar ve ardından daha geniş bir iddiaya açılır. just one, ‘önemsiz’ değil, ‘birkaç örnekten biri’ anlamına gelir. where, bu tür bir durumda ne olduğunu veya neyin doğru olduğunu anlatan yan cümleyi başlatır. Burada yapı, doğum günü probleminden matematiğin yalnızca imkânsız görünen başka olayları da açıklayabileceği şeklindeki daha geniş düşünceye geçer.
Alıştırma
Cümleyi one example where hedef ifadesiyle tamamlayın: This town is just ____ free buses have reduced traffic.
Cevabı göster
one example where
actually aren't unlikely at all: temkinli bir olumlu ifade
Burada aren't unlikely, not ile unlikely sözcüklerini birleştirir. İki olumsuz unsur olasılık değerlendirmesinin yönünü tersine çevirir: Bu olayların olasılığı ilk bakışta göründüğü kadar düşük değildir. Bu, temkinli bir olumlu iddiadır; olayların kesin ya da son derece olası olduğu anlamına gelmez. Actually önceki izlenimi düzeltir, at all ise unlikely ifadesinin reddini güçlendirir. Birlikte, gerçek olasılığın sezginin düşündürdüğünden daha yüksek olduğunu belirtirler.
Alıştırma
Bu cümlede actually aren't unlikely at all ifadesine en uygun yorum hangisidir?
- Her seferinde gerçekleşmeleri kesindir.
- Gerçekleşmeleri tamamen imkânsızdır.
- Gerçekleşme olasılıkları ilk bakışta göründüğü kadar düşük değildir.
Cevabı göster
Gerçekleşme olasılıkları ilk bakışta göründüğü kadar düşük değildir.
Sometimes coincidences aren't as coincidental as they seem. Dilbilgisi
4:44Bazen tesadüfler göründüğü kadar tesadüfi değildir.
aren't as coincidental as they seem: göründükleri kadar tesadüfi değil
not as + adjective + as kalıbı dereceleri karşılaştırır. Aren't as coincidental as they seem, olayların insanların ilk düşündüğü kadar bütünüyle tesadüfi olmadığını; olasılığın veya fark edilebilir bir örüntünün onları açıklayabileceğini belirtir. Bu, olayların hiç tesadüf olmadığı anlamına gelmez. They, coincidences sözcüğüne gönderme yapar. Son bölüm, to be söylenmeden bırakılmış as coincidental as they seem to be anlamındadır. Bu kısa biçim, görünüşü daha dikkatli bir değerlendirmeyle karşılaştırır.
Alıştırma
Cümleyi difficult sözcüğü ve not as ... as kalıbıyla tamamlayın: After reading the instructions, Maya realized the task wasn't ____ it first seemed.
Cevabı göster
as difficult as