Uzaktan ÖPÜŞME ve daha fazlası! LÜT #22: İngilizce çalışma notları

Vsauce

Öğrenme zorluğu
673 kelime 160 kel/dk

Video özeti: Buz çekici ve kokulu giysilerden ışığa duyarlı kumaşa uzanan tuhaf hediyeler, ürün işlevlerini kelime oyunlarına dönüştürüyor. Başlıca İngilizce noktaları: 1. “break the ice.” — Deyimler ve mecazlı ifadeler: gerginliği azaltan anlamı ve buz çekicinin düz anlamla kurduğu görsel şakayı öğrenin. 2. “nothing but” — Kalıplaşmış öbekler ve eşdizimler: “yalnızca, başka hiçbir şey değil” anlamını ve çorapla iç çamaşırı içeren paketteki hayal kırıklığı tonunu anlayın. 3. “develop actual photographs from negatives.” — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: develop fiilinin fotoğrafçılıkta gizli görüntüyü görünür kılmak olduğunu, fotoğrafı iyileştirmek olmadığını ayırt edin.

Bu derste

Starry Night socks and a gun that shoots ketchup onto your food.

0:00

Yıldızlı Gece desenli çoraplar ve yemeğinizin üzerine ketçap sıkan bir tabanca.

It's episode 22 of LÜT.

0:04

Karşınızda LÜT’ün 22. bölümü.

First, let's break the ice. Deyimler

0:10

Önce buzları kıralım.

Deyimler

break the ice: gerçek anlamda kullanılan sosyal bir deyim

Break the ice, özellikle insanlar yeni tanıştığında veya ortam gergin olduğunda onları rahatlatmak ve samimi bir etkileşim başlatmak anlamına gelen yaygın bir deyimdir. Genellikle gerçek buzdan söz etmez. Burada sonraki ürün fikrinde buz gerçekten bir şeyi kırma işine katılır. Böylece deyimin gerçek anlamdaki görüntüsü yeniden etkinleşir ve sosyal anlamla fiziksel anlamın aynı anda çalıştığı bir kelime oyunu oluşur.

Alıştırma

Yeni bir gönüllü grubunun ilk toplantısında lider, herkesin rahatlaması için hafif bir şaka yapıyor. Lider ne yapmaya çalışıyor?

  1. Ciddi bir anlaşmazlığı sona erdirmek
  2. Break the silence
  3. Break the ice
Cevabı göster

Break the ice

Or let the ice do the breaking itself as a hammer. Dilbilgisi

0:12

Ya da bırakın buz çekiç olsun, kırma işini kendi yapsın.

Dilbilgisi

let the ice do ... itself: let + nesne + fiilin yalın hâli

let + nesne + fiilin yalın hâli yapısı, nesnenin bir eylemi gerçekleştirmesine izin vermek veya bunu mümkün kılmak anlamına gelir. let the ice do the breaking ifadesinde nesne the ice, do ise fiilin yalın hâlidir; burada let sözcüğünden sonra to gelmez. Burada itself, the ice ifadesine gönderme yapar ve vurgu ekler: kırma işini bir kişi ya da başka bir alet değil, buzun kendisi yapar. Biçimi nesneye göre eşleştirin: himself, herself, itself veya themselves.

Alıştırma

Cümleyi do fiilinin yalın hâliyle tamamlayın: This setting lets the robot ____ the cleaning itself.

Cevabı göster

do

Of course, this hammer lets you open bottles.

0:15

Elbette bu çekiçle şişe de açabilirsiniz.

When you pour out the contents, Öbek fiiller

0:18

İçindekileri dökerken,

Öbek fiiller

pour out: sıvıyı bir kaptan dışarı dökmek

Burada pour out, genellikle kabı eğerek içindeki sıvının kaptan çıkmasını sağlamak anlamına gelir. out parçacığı içeriden dışarıya doğru hareketi vurgular; bu nedenle ifade, yönü tek başına pour fiilinden daha açık gösterir. Sıvıyı belirten nesne bütün ifadenin ardından (pour out the water) ya da fiille parçacığın arasına (pour the water out) gelebilir. Zamir kullanıldığında zamir ortaya yerleştirilir: pour it out denir, pour out it denmez.

Alıştırma

Kaptan dışarı doğru hareketi vurgulayan iki sözcüklü öbek fiille cümleyi tamamlayın: To empty the bottle into the sink, ____ the old juice.

Cevabı göster

pour out

be sure it's into a pint glass wearing a Batman cape. Kalıp ifadeler

0:20

Batman pelerini takmış bir pint bardağına döktüğünüzden emin olun.

Kalıp ifadeler

Yönergelerde hatırlatma olarak be sure

Bu yönergede be sure, emin olun anlamına gelen emir biçiminde bir hatırlatmadır. Dinleyiciden sıvının belirtilen pint bardağına gittiğini kontrol etmesini ister. Aynı yapı be sure (that) everything is ready örneğindeki gibi bir yan cümle veya be sure to call örneğindeki gibi bir mastar alabilir. Burada dinleyicinin eylemini yönlendirir; I'm sure gibi konuşanın kişisel eminliğini bildirmez.

Alıştırma

Hangi cümle konuşanın eminliğini bildirmek yerine dinleyiciye bir hatırlatmada bulunur?

  1. I'm sure the gate is closed before you leave.
  2. I was sure the gate was closed before you left.
  3. Be sure the gate is closed before you leave.
Cevabı göster

Be sure the gate is closed before you leave.

Pour some water into this fish tank.

0:23

Bu akvaryuma biraz su dökün.

It's cute and small and completely powered by your USB port. Kalıp ifadeler

0:25

Sevimli, küçük ve gücünü tamamen USB bağlantı noktanızdan alıyor.

Kalıp ifadeler

Enerji kaynağını belirten powered by

Powered by, bir şeyin çalışması için gereken enerjiyi sağlayan kaynağı belirtir. Bu cümlede akvaryum, elektriği USB bağlantı noktasından alır; ifade, ürünü USB’nin ürettiği anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilen yapı be powered by + enerji kaynağı biçimindedir. Bir şeyi çalıştıran teknoloji veya itici gücü anlatmak için mecazi olarak da kullanılabilir.

Alıştırma

“Çalışma enerjisini bu kaynaktan alır” anlamındaki iki sözcüklü edilgen ifadeyle cümleyi tamamlayın: The mini fan is ____ a USB port.

Cevabı göster

powered by

Hey, look.

0:30

Hey, şuna bakın.

Pants.

0:30

Pantolon.

Scratch-and-sniff pants. Kelime

0:31

Kaşıyıp koklayabileceğiniz pantolon.

Kelime

Kısa çizgili ürün özelliği olarak Scratch-and-sniff

Scratch-and-sniff, iki aşamalı bir yönerge veren bileşik bir niteleyicidir: yüzeyi kazıyın, ardından açığa çıkan kokuyu koklayın. Bu cümlede pantolonun özel bir özelliğini anlatır; sniff kullanıcının yaptığı eylemdir, pantolonun yaptığı bir şey değildir. İngilizcede bu sözcükler, bir addan önce tek bir sıfat gibi davranmaları için kısa çizgilerle birleştirilir: scratch-and-sniff pants. Bu yapı, kısa bir eylem dizisini ürün özelliğine dönüştürebilir.

Alıştırma

Bir kart kazındıktan sonra koku salar. Önce scratch, ardından sniff eylemlerini adlandıran standart bileşik ifadeyle etiketi tamamlayın: This is a ____ card.

Cevabı göster

scratch-and-sniff

The fabric literally has raspberry perfume scent capsules baked into it, Notlar

0:33

Kumaşa kelimenin tam anlamıyla ahududu parfümlü koku kapsülleri yerleştirilmiş,

Kelime

literally: olgusal ve mecazsız doğruluk

Bu cümlede literally, kumaşın gerçekten koku kapsülleri içerdiğini vurgular. İfade bir mecaz ya da yalnızca abartı değil, olgusal bir açıklamadır. Bir ifade şaşırtıcı veya mecazlı görünebilecekse literally, dinleyiciye açıklamanın tam ve mecazsız anlamıyla doğru olduğunu bildirir. Burada kelimesi kelimesine anlamına gelmez.

Alıştırma

Örnekte literally neyi belirtir?

  1. İddia kasıtlı olarak gerçekleşmesi imkânsız bir abartıdır.
  2. Konuşmacı açıklamayı kelimesi kelimesine çeviriyor.
  3. Kapsüller yalnızca bir mecaz değil, kumaşın içinde gerçekten bulunuyor.
Cevabı göster

Kapsüller yalnızca bir mecaz değil, kumaşın içinde gerçekten bulunuyor.

which break when scratched, Dilbilgisi

0:38

kaşıdığınızda bunlar kırılıyor

releasing the smell. Dilbilgisi

0:40

ve kokuyu serbest bırakıyor.

Öbek fiiller

baked into: oluşturulma sırasında yapıya katılmış

Baked into, bake X into Y yapısının edilgen biçimidir. Yemek bağlamında gerçek anlamlı olabilir, ancak burada mecazlıdır: kapsüller bitmiş yüzeye gevşek biçimde eklenmek yerine üretim sırasında kumaşın yapısına katılmıştır. X is baked into Y kalıbı, Y oluşturulurken veya tasarlanırken bünyesine katılan bir özellik, varsayım ya da sorunu anlatır. Bu unsurun artık yapının ayrılmaz parçası olduğunu ve çıkarılmasının zor olabileceğini sık sık ima eder.

Alıştırma

Cümleyi, derste geçen ve oluşturma sırasında yapıya katılmış anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The privacy protection was ____ the app from its earliest design.

Cevabı göster

baked into

Dilbilgisi

Kısaltılmış edilgen yan cümle olarak when scratched

When scratched, edilgen bir zaman yan cümlesinin kısaltılmış biçimidir. Tam biçimi when they are scratched şeklindedir ve buradaki they, koku kapsüllerini ifade eder. Scratched edilgendir: başka bir şey kapsülleri çizer. Kısaltılmış yan cümlenin örtük öznesi, daha büyük cümlenin öznesiyle aynıdır. Kapsüllerin hangi koşulda veya ne zaman kırıldığını belirtirken they are tekrarını önler.

Alıştırma

'when the device is activated' anlamına gelen kısaltılmış edilgen bir when yan cümlesiyle cümleyi tamamlayın: The device starts recording ____.

Cevabı göster

when activated

Dilbilgisi

Sonuç bildiren -ing yan cümlesi olarak releasing the smell

Releasing the smell, önceki olaya bağlanan ek bir -ing yan cümlesidir. Örtük öznesi koku kapsülleridir: kapsüller kırılır ve bunun sonucunda kokuyu serbest bırakır. -ing biçimi ayrı bir zaman oluşturmaz. Virgülden sonra sonucu sıkıştırarak ifade eder ve and they release the smell as a result şeklinde genişletilebilir. Bu tür yan cümleler, sonucu ana olayla yakından bağlantılı olarak sunar.

Alıştırma

'flood the basement' ifadesinden oluşturulan -ing sonuç ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The pipe burst, ____.

Cevabı göster

flooding the basement

Now, if you hate pants,

0:41

Şimdi, pantolondan nefret ediyorsanız,

don't wear any.

0:42

hiç giymeyin.

Don't even wear skin for that matter. Anlatım akışı

0:43

Hatta bu gidişle, teninizi bile giymeyin.

Anlatım akışı

for that matter ile önceki düşünceyi ilgili bir duruma genişletmek

Burada for that matter, az önceki yargıyı başka bir bağlantılı duruma genişletir: pantolon giymeme düşüncesi, deri bile giymeme gibi saçma bir düşünceye kadar büyütülür. İkinci düşünceyi ek ve daha güçlü bir komik yükseltme olarak sunar. Bu ifade genellikle ara söz gibi kullanılır ve çoğu zaman cümlenin sonunda yer alır. Kelimesi kelimesine “o konu hakkında” diye değil, “aynı nokta bu bağlantılı durum için de geçerli” şeklinde anlaşılmalıdır.

Alıştırma

Düşünceyi başka bir bağlantılı duruma en iyi hangi ifade genişletir? We could invite Maya's parents—and her grandparents, ___.

  1. as a matter of fact
  2. for that matter
  3. on the matter
Cevabı göster

for that matter

These leggings look like your muscles.

0:45

Bu taytlar kendi kaslarınızmış gibi görünüyor.

If you're going to be apart from your love on Valentine's Day, Notlar

0:49

Sevgililer Günü’nde sevdiğiniz kişiden ayrı kalacaksanız,

send them a kiss with Kissenger.

0:51

Kissenger’la ona bir öpücük gönderin.

Kalıp ifadeler

be apart from: birinden ayrı olmak

Bu cümlede be apart from, “birinden fiziksel olarak ayrı olmak” veya “birisiyle birlikte olmamak” anlamına gelir. Konuşan kişi, Sevgililer Günü'nü sevdiği kişiden uzakta geçirmekten söz eder. Aktarılabilir kalıp be + apart from + kişi veya grup biçimindedir. Be fiili zamana ve özneye göre değişir: is apart from, will be apart from ve has been apart from.

Alıştırma

Cümleyi “birinden ayrı olmak” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın. During the exchange program, Leo will ____ his family for a semester.

Cevabı göster

be apart from

Kültür

Romantik bir gün olarak Valentine's Day

Valentine's Day 14 Şubat'ta kutlanır ve romantik partnerlerin kartlar, hediyeler, buluşmalar veya mesajlarla sevgilerini göstermeleriyle yaygın biçimde ilişkilendirilir. Bu cümlede söz konusu ortak kültürel çağrışım, Kissenger'ı birbirinden uzakta olan çiftlere uygun bir hediye veya araç olarak gösterir. Bu ifade bayramın adıdır; Valentine adlı bir kişiye ait özel bir anma günü değildir.

Alıştırma

Cümlede Valentine's Day neden ürünün uygun görünmesini sağlıyor?

  1. Çünkü insanlar geleneksel olarak o gün sevdikleriyle iletişim kurmaktan kaçınır.
  2. Çünkü 14 Şubat genellikle romantik partnerlerin sevgilerini göstermeleriyle ilişkilendirilir.
  3. Çünkü Valentine adlı bir kişinin özel yıl dönümüdür.
Cevabı göster

Çünkü 14 Şubat genellikle romantik partnerlerin sevgilerini göstermeleriyle ilişkilendirilir.

Two robots connected wirelessly,

0:53

Kablosuz olarak birbirine bağlı iki robot,

so that when you kiss one, Dilbilgisi

0:56

birini öptüğünüzde

the other robot relays that kiss,

0:57

diğer robot bu öpücüğü aktarıyor,

so the other person feels it wherever they are. Dilbilgisi

0:59

böylece diğer kişi nerede olursa olsun onu hissediyor.

Dilbilgisi

Amaçlanan sonucu belirten so that

Burada so that, kablosuz bağlantı düzenini mümkün kılması amaçlanan işleve bağlar: Bir robotu öpmek, diğer robotun öpücüğü aktarmasını sağlar. so that ifadesini, bir şeyi mümkün kılmak veya o sonucu doğurmak anlamına gelen tek bir bağlaç olarak anlayın; so ve that sözcüklerini ayrı ayrı çevirmeyin. when you kiss one yan cümlesi so that yan cümlesinin içinde yer alır ve işlemi başlatan koşulu belirtir. Başka durumlarda da kullanılabilecek kalıp eylem veya düzenleme + so that + özne + fiil şeklindedir ve amaçlanan sonucu veya amacı açıklamak için kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümlede amaçlanan bir hedefi belirtmek için so that kullanılmıştır?

  1. I moved the lamp so that I could read the map.
  2. The lamp was so bright that I closed my eyes.
  3. I moved the lamp because it blocked the door.
Cevabı göster

I moved the lamp so that I could read the map.

Dilbilgisi

wherever they are: nerede olursa olsun

Wherever they are, “o kişi nerede olursa olsun” demektir. Wherever, yeri bilinmeyen veya sınırlandırılmayan bir konum yan cümleciği başlatır. Buradaki they, cinsiyet belirtmeyen tekil bir zamirdir ve the other person ifadesine gönderme yapar. wherever + özne + fiil yapısı, ana cümledeki ifadenin mümkün olan her yerde geçerli olmasını sağlar. Kesin konumun önemli olmadığı durumlarda kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi “nerede olursa olsun” anlamına gelen tek bir sözcükle tamamlayın: The emergency app will keep working ____ you are.

Cevabı göster

wherever

ThisIsWhyImBroke.com features amazing things.

1:02

ThisIsWhyImBroke.com’da harika şeyler yer alıyor.

For instance, Anlatım akışı

1:05

Örneğin,

brake light decal masks to make your brake lights look like this.

1:06

fren lambalarınızı böyle gösteren maske çıkartmaları.

Anlatım akışı

For instance: genel bir ifadeden örneğe geçiş

For instance, genel bir ifadeden belirli bir örneğe geçiş sağlayan bir söylem belirtecidir. Buradaki genel fikir, internet sitesinin harika ürünler sergilemesidir; fren lambası ürünü de bu fikri gösteren bir öğe olarak sunulur. Bir örneğin başında kullanıldığında For instance, ifadesinden sonra normalde virgül gelir. For example aynı düzenleme işlevine sahiptir; for instance “bir örneğin içinde” anlamına gelmez.

Alıştırma

İkinci cümleyi birinci cümlenin örneği olarak tanıtan ifadeyi seçin: The store carries many eco-friendly products. ____, it sells notebooks made from recycled paper.

  1. In this instance
  2. For instance
  3. As a result
Cevabı göster

For instance

On Amazon,

1:10

Amazon’da,

I also found a Superman,

1:11

şu desenleri de buldum: Superman,

tropical fish,

1:13

tropikal balıklar,

hibiscus flowers,

1:14

hibiskus çiçekleri,

skulls,

1:16

kafatasları

or this really literal one.

1:17

ve gerçekten birebir anlam taşıyan bu model.

They also have word as image,

1:20

Ayrıca Word as Image adında

a fun book that uses the letters in words

1:21

kelimelerdeki harfleri kullanarak

to suggest what the word means.

1:24

anlamlarını çağrıştıran eğlenceli bir kitap da var.

For instance,

1:26

Örneğin,

vampire, smile, clock.

1:27

vampir, gülümseme, saat.

You can see more words like that and see them animated

1:31

Bunun gibi daha fazla kelimeyi ve animasyonlarını görmek için

by following a link to a video in this video's description, Dilbilgisi

1:33

bu videonun açıklamasındaki video bağlantısını takip edebilirsiniz;

where links to everything can be found.

1:35

her şeyin bağlantısını da orada bulabilirsiniz.

Dilbilgisi

by following: by + fiil-ing ile yöntem belirtme

Bu cümlede by following a link, izleyicinin hareketlendirilmiş kelimeleri hangi yöntemle görebileceğini açıklar. İnternet bağlamında follow a link, bağlantıyı açmak veya bağlantının yönlendirdiği sayfaya gitmek demektir; fiziksel olarak bir şeyin arkasından gitmek anlamına gelmez. by + fiil-ing yapısı, bir sonuca ulaşmak için kullanılan yöntemi belirtir: sonuç + by + -ing biçimindeki eylem. Buradaki by konum değil araç veya yöntem bildirir; bu nedenle follow, following olur.

Alıştırma

Cümleyi by + record fiilinin -ing biçimini kullanarak tamamlayın: You can check your pronunciation ____ yourself and listening back.

Cevabı göster

by recording

When your dog fetches this ball,

1:38

Köpeğiniz bu topu getirince,

it'll look like he's got a big old flappy tongue.

1:40

ağzında kocaman, sallanan bir dil varmış gibi görünecek.

They're currently out of stock, Kalıp ifadeler

1:43

Şu anda bunlar stokta yok,

but this one isn't,

1:44

ama bu var;

Kalıp ifadeler

out of stock: kullanılabilir stok yok

Out of stock, satıcının bir üründen şu anda hiç satılabilir birimi bulunmadığını belirten kalıplaşmış bir perakende ifadesidir. Altyazıda ilk ürünler satın alınamazken this one isn't, diğer ürünün stokta bulunmadığı anlamına gelmediğini ve hâlâ satın alınabildiğini belirtir. Bu ifadede stock, bir mağazanın elindeki ürün stoğu anlamındadır; şirket hissesi veya yemeklerde kullanılan et suyu anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi hiç ürün bulunmadığı anlamına gelen üç sözcüklü perakende ifadesiyle tamamlayın: We cannot ship the green backpack today because it is ____.

Cevabı göster

out of stock

which when held in a dog's mouth

1:46

köpeğin ağzında durduğunda

gives it a mustache.

1:47

ona bir bıyık kazandırıyor.

If you're looking for great gift ideas, Dilbilgisi

1:49

Harika hediye fikirleri arıyorsanız,

try doing the opposite.

1:51

tam tersini yapmayı deneyin.

Dilbilgisi

If you're looking for ... try doing ... ile nazikçe öneride bulunmak

If you're looking for ... dinleyicinin hedefini veya ihtiyacını belirtir. If yan cümlesi durumu kurar, ana cümle ise try ile bir öneri verir. Try + -ing, bir eylemi işe yarayıp yaramadığını görmek için denenebilecek bir seçenek olarak sunar. Böylece öneri, doğrudan bir emirden daha yumuşak olur.

Alıştırma

Hangi cümle, zor bir görevi tamamlamak için çaba göstermek yerine olası bir çözümü denemeyi en doğal biçimde önerir?

  1. If you're looking for a quieter workspace, use the room upstairs.
  2. If you're looking for a quieter workspace, try to use the room upstairs.
  3. If you're looking for a quieter workspace, try using the room upstairs.
Cevabı göster

If you're looking for a quieter workspace, try using the room upstairs.

The worst gift ever. Kelime

1:52

Gelmiş geçmiş en kötü hediye.

Kelime

Üstünlük derecesinden sonra ever: the worst ever

Ever, the worst gibi bir üstünlük derecesinden sonra kullanıldığında karşılaştırmayı geçmişten bugüne kadar olan tüm döneme genişletir: hiçbir zamanda daha kötü bir hediye olmamıştır. Güçlü vurgu katar ve çoğu zaman abartılıdır. The worst gift ever, tam bir yan cümle değil, başlık tarzında bir isim öbeğidir. Burada bu kısa parça bir etiket veya çarpıcı bir hüküm gibi işlev görür.

Alıştırma

Hangi cümle, geçmişten bugüne kadar hiçbir hediyenin daha kötü olmadığını söyler?

  1. This is the worst gift ever.
  2. This is the worst gift yet.
  3. This was once the worst gift.
Cevabı göster

This is the worst gift ever.

This fun little package literally contains nothing but socks and underwear. Kalıp ifadeler

1:55

Bu eğlenceli küçük paketin içinde gerçekten çorap ve iç çamaşırından başka hiçbir şey yok.

Kalıp ifadeler

nothing but: dışlayıcı bir sınırla “yalnızca”

Bu cümlede nothing but “yalnızca” anlamına gelir: Pakette çorap ve iç çamaşırı vardır, başka türde hiçbir şey yoktur. Buradaki but, but I disagree ifadesindeki karşıtlık bildiren “ama” değil, “hariç” anlamındaki sınırlayıcı öğedir. nothing but + isim öbeği kalıbı diğer bütün olasılıkları dışlar. Hayal kırıklığı içeren bir bağlamda, sözü edilen şeyin sıradan, yetersiz veya beklenenden daha az etkileyici olduğunu da ima edebilir.

Alıştırma

Cümleyi “yalnızca ve başka hiçbir şey değil” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: The drawer contained ____ old receipts.

Cevabı göster

nothing but

More exciting is Disney Couture, Notlar

2:00

Daha heyecan verici olanlar ise Disney Couture ürünleri:

Dilbilgisi

More exciting is ...: değerlendirmeyi öne alma

More exciting is yapısında more exciting sıfat öbeği, bağ fiili is’in önüne getirilir. Dil bilgisel özne olan Disney Couture fiilden sonra gelir. Olağan sıra Disney Couture is more exciting biçimindedir. Bu öne alınmış tümleç yapısı önce değerlendirmeyi sunar ve yeni adı sona bırakarak ona ek vurgu kazandırır. Özenli betimlemelerde, sıralamalarda ve geçişlerde yaygındır; more exciting önceki cümleyi nitelemez.

Alıştırma

Değerlendirmeyi odaklanan özneden önce sunmak için aynı öne alınmış sıfat tümleci yapısını kullanan cümle hangisidir?

  1. What is more valuable is the guide's final checklist.
  2. More valuable is the guide's final checklist.
  3. The guide's final checklist is more valuable.
Cevabı göster

More valuable is the guide's final checklist.

an oversized castle ring,

2:02

devasa bir şato yüzüğü,

or a double ring that puts all the dwarves on your hand.

2:04

ya da yedi cücenin hepsini elinize yerleştiren çift parmaklı bir yüzük.

Kültür

Moda markası adı olarak Disney Couture

Bu cümlede Disney Couture, Disney temalı bir moda aksesuarı veya takı serisinin adıdır. Yakındaki büyük şato yüzüğü ve cücelerin yer aldığı yüzük örnekleri, ifadenin bir yeri değil ürünleri anlattığını gösterir. Couture, tasarımcı yapımı ve üst düzey tarzla ilişkilendirilen, Fransızca kökenli bir moda sözcüğüdür. Bir marka adında takılara şık ve seçkin bir imaj kazandırır; yüzüklerin gerçek anlamda haute couture kıyafetler olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede Disney Couture büyük olasılıkla neyin adıdır?

  1. Disney temalı bir moda aksesuarı serisi veya markası
  2. Bir Disney parkındaki şato
  3. Yüzük ölçüsünü belirleme yöntemi
Cevabı göster

Disney temalı bir moda aksesuarı serisi veya markası

If you like your accessories more practical,

2:08

Aksesuarlarınızın daha kullanışlı olmasını istiyorsanız,

try out some working thermometer earrings, Öbek fiiller

2:10

gerçekten çalışan termometre küpelerini,

Öbek fiiller

Bir şeyi test etmek için Try Out

Bu cümlede try out, termometre küpeleri bizzat kullanarak veya test ederek ne kadar iyi çalıştıklarını görmek anlamına gelir. Out, yön veya yer bildiren bir sözcük değil, öbek fiilin parçasıdır. Try out ayrılabilen bir öbek fiildir: hem try out the earrings hem de try the earrings out denebilir. Nesne bir zamirse ortada olmalıdır: try them out denir, try out them denmez.

Alıştırma

İngilizce cümleyi tamamlayan en uygun ifadeyi seçin: Leo wants to ... the new drawing app before paying for it.

  1. try on
  2. try out
  3. take out
Cevabı göster

try out

a compass necklace,

2:14

pusula kolyesini

or some Phillips head screw earrings. Kelime

2:15

ya da yıldız vida başı şeklindeki küpeleri deneyin.

Kelime

Yığılmış isim niteleyicisi olarak Phillips head screw

“Phillips head screw earrings” ifadesindeki isim dizisini sağdan sola doğru yorumlayın. Ana öğe earrings sözcüğüdür; screw tasarımın hangi nesneye benzediğini söyler, Phillips head ise artı biçimli yuvasıyla vida türünü belirtir. Bu ifade küpelerin işlevini değil, görünüşünü anlatır. Sağdan sola okuma yöntemi İngilizcedeki başka isim dizilerini anlamaya da yardımcı olur: Daha önce gelen her sözcük, ardından gelen ismi daha da sınırlar.

Alıştırma

“Phillips head screw” küpeler hakkında ne anlatıyor?

  1. Her türlü vidayı sıkabilen aletlerdir.
  2. Phillips tipi artı başlı vidalara benzeyecek şekilde tasarlanmışlardır.
  3. Phillips adlı bir kişi için yapılmışlardır.
Cevabı göster

Phillips tipi artı başlı vidalara benzeyecek şekilde tasarlanmışlardır.

Ouchy wow wow Piranha Plant earrings are always a good idea, Kültür

2:18

Ah, vay vay! Piranha Plant küpeleri her zaman iyi bir fikirdir,

Kültür

Bir Mario karakteri göndermesi olarak Piranha Plant

Piranha Plant, gerçek bir bitkinin yaygın adı değil, Mario oyunlarında tekrar tekrar görülen bir düşmanın adıdır. Genellikle bir borudan yükselip büyük, dişli ağzını ısırmak için açarken gösterilir. Küpeler bu karakterin görünüşünü taklit eder. Bu yüzden “Ouchy” şakacı bir tepkidir: Birinin kulağının yanındaki ısıran yaratık, küpeler yalnızca süs olsa bile can yakabilirmiş gibi görünür.

Alıştırma

Bu cümlede “Ouchy” neden komiktir?

  1. Küpeler, takan kişinin kulağını ısırabilirmiş gibi görünen ısırıcı bir oyun karakterini taklit eder.
  2. Piranha Plant zararsız bir çiçek türünün adıdır.
  3. Küpeler gerçek pirana dişlerinden yapılmıştır.
Cevabı göster

Küpeler, takan kişinin kulağını ısırabilirmiş gibi görünen ısırıcı bir oyun karakterini taklit eder.

but you can keep it 8-bit with Mr. Dandy's pendants, Dilbilgisi

2:22

ama Mr. Dandy’nin kolye uçlarıyla 8 bit tarzını koruyabilirsiniz:

Dilbilgisi

keep it 8-bit: 8 bit tarzını korumak

Burada keep it 8-bit, aksesuarların genel tarzını 8 bit görünümünde tutmaya devam etmek anlamına gelir. it zamiri, bir nesneyi kelimenin gerçek anlamıyla sekiz bite dönüştürmeyi değil, tarzın tamamını ifade eder. Başka durumlara da aktarılabilen keep it + sıfat/durum kalıbı, zaten var olan bir özelliğin sürmesini ister. Görsel tasarımda 8-bit, gerçek bir veri boyutundan çok ilk video oyunlarının köşeli ve pikselli görünümünü çağrıştırır.

Alıştırma

Menü zaten pikselli ve retro bir görünüme sahip. Tarzın sürmesini ifade eden hedef sözle isteği tamamlayın: Let's ____.

Cevabı göster

keep it 8-bit

asteroids,

2:25

asteroitler,

or this one he calls not Pac-Man, Deyimler

2:26

ya da onun Pac-Man değil de

but Pukeman.

2:29

Pukeman dediği bu tasarım.

Deyimler

not Pac-Man, but Pukeman: ad üzerinden kelime oyunu kurmak

Pukeman, Pac-Man adındaki Pac bölümünün “kusmak” anlamına gelen gündelik puke sözcüğüyle değiştirilmesiyle oluşturulmuş komik ve uydurma bir addır. Değiştirilen ad, karakterin kusuyor gibi göründüğü resme uyar; bu nedenle kelime oyununu anlamak için gereken asgari arka plan Pac-Man’i tanımaktır. Düzeltme kalıbı not A, but B önce bilinen adı zihinde canlandırır, ardından onu reddedip şaka amaçlı adla değiştirir. Bu geciktirilmiş değiştirme, esprinin vurucu noktasını Pukeman üzerine yerleştirir.

Alıştırma

not Pac-Man, but Pukeman ifadesindeki şaka ne yapıyor?

  1. İkinci bir karakter eklemek için not only ... but also kullanır.
  2. Resmî adı, puke sözcüğünden oluşturulmuş komik bir adla değiştirir.
  3. Pac-Man ile Pukeman’in iki resmî karakter olduğunu söyler.
Cevabı göster

Resmî adı, puke sözcüğünden oluşturulmuş komik bir adla değiştirir.

Have a ball while snuggling with your soft plush testicle Deyimler

2:31

Yumuşacık pelüş bir testise sarılıp keyfinize bakın;

Deyimler

Have a ball: eğlenceli bir çift anlam taşıyan deyim

Have a ball, “çok iyi vakit geçirmek” veya “çok eğlenmek” anlamına gelen gündelik bir deyimdir. Normal bir cümlede ball, fiziksel bir nesne olan top anlamında yorumlanmaz. Burada ifade aynı zamanda bir kelime oyunudur: ürün yumuşak, pelüş bir testistir ve İngilizce ball sözcüğü testis için argo olarak da kullanılabilir. Cümle, deyimin olağan anlamını verirken sözcüğün gerçek ve argo çağrışımını da fark edilir hâle getirir.

Alıştırma

“We had a ball at the neighborhood festival” normalde ne anlama gelir?

  1. Yanımızda yuvarlak bir nesne getirdik.
  2. Çok iyi vakit geçirdik.
  3. Alışılmadık ölçüde cesur davrandık.
Cevabı göster

Çok iyi vakit geçirdik.

or ovary,

2:35

ya da bir yumurtalığa,

or bladder,

2:36

mesaneye,

or brain,

2:37

beyne,

or intestines,

2:38

bağırsaklara

or anatomical heart.

2:40

veya anatomik bir kalbe.

For more heart-shaped items,

2:41

Daha fazla kalp biçimli ürün için,

let's talk heart-shaped umbrellas,

2:42

kalp biçimli şemsiyelerden,

paper clips,

2:45

ataşlardan,

a warm heart-shaped hot water bottle,

2:46

kalp biçimli bir sıcak su torbasından,

or these measuring cups on FredFlare

2:48

ya da FredFlare’deki bu ölçü kaplarından söz edelim.

who also carry a neat bed of tulips USB hub,

2:51

FredFlare’de ayrıca havalı bir lale tarhı biçiminde USB hub,

a frog you add water to to get yourself a prince, Kültür

2:54

su ekleyince size bir prens kazandıran kurbağa,

Kültür

a frog ... to get yourself a prince: Kurbağa Prens masalına gönderme

Bu ifade, büyülü bir kurbağanın prens olduğunun ortaya çıktığı veya prense dönüştüğü, herkesçe bilinen Kurbağa Prens masalına gönderme yapar. Şaka, suyla etkinleşen oyuncak bir kurbağayı, sanki su eklemek romantik bir prens ortaya çıkarabilirmiş gibi anlatır; bu eğlenceli bir hikâyeleştirmedir, ürünle ilgili gerçek bir vaat değildir. Add water to to get yourself a prince yapısında ilk to, add water to the frog ifadesini tamamlar; ikinci to ise amaç bildiren get yourself a prince bölümünü başlatır. Art arda gelen to sözcükleri tuhaf görünse de yapı dil bilgisi açısından doğrudur.

Alıştırma

Açıklama neden kurbağanın “get yourself a prince” konusunda yardımcı olabileceğini söylüyor?

  1. Kurbağa Prens masalına eğlenceli bir gönderme yaptığı için.
  2. Su eklemek gerçekten bir insan oluşturduğu için.
  3. Prince bu tür oyuncağın teknik adı olduğu için.
Cevabı göster

Kurbağa Prens masalına eğlenceli bir gönderme yaptığı için.

a map of the world to scratch off where you've been, Öbek fiiller

2:57

gittiğiniz yerleri kazıyıp açabileceğiniz bir dünya haritası,

Öbek fiiller

scratch off: yüzey kaplamasını kazıyarak çıkarmak

Bu cümlede scratch off, ince bir kaplamayı ovalayarak veya kazıyarak çıkarmak anlamına gelir. Bu tür bir dünya haritasında kaplamayı çıkarmak, ziyaret ettiğin yerleri ortaya çıkarır veya işaretler. off parçacığı tamamlanmış bir sonuç ekler: kaplama yüzeyden ayrılır. Scratch tek başına yalnızca bir çizik veya iz oluşturmak anlamına gelebilir; bu nedenle aynı çıkarma anlamını vermez.

Alıştırma

Kazıyarak bir kaplamayı çıkarmak anlamındaki öbek fiille yönergeyi tamamla: Use a coin to ____ the silver coating.

Cevabı göster

scratch off

a log to rest your head on, Kalıp ifadeler

3:00

başınızı yaslayacağınız bir kütük,

Kalıp ifadeler

rest your head on: başını bir desteğin üzerine koyup dinlendirmek

Rest your head on something, başın desteklenip rahatlayabilsin diye onu bir şeyin üzerine koymak anlamına gelir. on edatı, desteği sağlayan nesneyi belirtir; buradaki “kütük”, kütük biçiminde eğlenceli bir yastıktır. Bu ifade mutlaka uyumayı değil, bir duruşu anlatır. Bir kişi uyanık kalırken de başını bir mindere koyup dinlendirebilir.

Alıştırma

Dinlenirken bir minderin başını destekleyebileceğini doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. You can sleep your head on this cushion.
  2. You can rest your head on this cushion.
  3. You can rest this cushion on your head.
Cevabı göster

You can rest your head on this cushion.

don't worry, it's a pillow,

3:02

merak etmeyin, aslında bir yastık,

and the only thing your hamburger phone really needs, Dilbilgisi

3:03

ve hamburger telefonunuzun gerçekten ihtiyaç duyduğu tek şey,

French fries flavored lip balm.

3:07

patates kızartması aromalı dudak kremi de var.

Dilbilgisi

the only thing ... really needs: tek bir ihtiyacı vurgulamak

the only thing + özne + needs kalıbı, gerekli olduğu öne sürülen tek bir şeyi belirtir. your hamburger phone really needs bölümünde your hamburger phone, needs fiilinin öznesidir; bütün yan cümle ise thing sözcüğünü niteler. İlgi zamiri that doğal biçimde düşürülmüştür. really iddiayı güçlendirir ve burada önerinin bilerek abartılı duyulmasını sağlar. Virgülden sonraki ifade, “tek şeyi” esprinin son vuruşu olarak açıklar. Normal ve tamamlanmış bir cümlede yeniden kullanılabilecek kalıp The only thing + özne + really needs + is + isim öbeği biçimindedir.

Alıştırma

Öneriyi hedef kalıpla tamamlayın: “____ this draft really ____ is a clearer conclusion.”

Cevabı göster

The only thing · needs

Oh, NeatoShop also has heart stuff,

3:10

Ah, NeatoShop’ta da kalp temalı ürünler var,

like an anatomical heart pencil holder.

3:11

örneğin anatomik kalp biçimli bir kalemlik.

They'll also provide balloon animal bookends,

3:14

Balondan hayvan şeklinde kitap destekleri,

a zombie cupid figurine,

3:17

zombi Cupid figürü,

a devilish skin for your iPad,

3:19

iPad’iniz için şeytani bir kaplama

or a snap suit for your baby that says,

3:22

ya da bebeğiniz için üzerinde şu yazan çıtçıtlı bir tulum da sunuyorlar:

"ipood." Deyimler

3:25

“ipood.”

Deyimler

"ipood.": iPod tarzı bir poo kelime oyunu

“ipood” standart bir sözcük değil, sonradan üretilmiş bir slogandır. Yazılışı, Apple ürün adı iPod’u görsel olarak taklit ederken dışkılamak anlamındaki gayriresmî poo sözcüğünü içine yerleştirir. Bir bebek tulumunda amaçlanan şaka “I pooed”, yani bebeğin ne yaptığını duyurmasıdır. Marka adını andıran yazım, sıradan bir bez şakasını ürün adı gibi gösterir.

Alıştırma

Bebeğin çıtçıtlı tulumundaki "ipood" ifadesini komik yapan nedir?

  1. iPod’un standart çoğul biçimidir.
  2. Bebek giysisi için kullanılan resmî bir tıp terimidir.
  3. Görsel olarak iPod’u andırırken "I pooed." anlamıyla şaka yapar.
Cevabı göster

Görsel olarak iPod’u andırırken "I pooed." anlamıyla şaka yapar.

Before it was poo,

3:26

O, kaka olmadan önce,

it was cake served on a high-heeled shoe.

3:27

yüksek topuklu bir ayakkabının üzerinde servis edilen pastaydı.

But if you want something darker, Kelime

3:30

Ama daha karanlık bir şey istiyorsanız,

check out Despair Inc's Bittersweets, Notlar

3:31

Despair Inc’in Bittersweets şekerlerine göz atın:

Kelime

something darker: daha kasvetli veya sert bir ton

Burada something darker, duygusal veya mizahi tonu daha kasvetli, alaycı, ürkütücü ya da sert olan içeriği anlatır. Karşılaştırılan şey, şekerlemelerdeki alışılmış tatlı ve romantik mesajlardır; ürünün fiziksel renginin daha koyu olması değildir. dark sözcüğü humor, themes, stories gibi içerikleri nitelediğinde genellikle rahatsız edici veya karamsar konulara işaret eder. Karşılaştırma biçimi darker, başka bir seçeneğe ya da izleyicinin normal beklentisine göre “ton olarak daha karanlık” demektir.

Alıştırma

“If you want something darker, try this satire,” cümlesinde darker büyük olasılıkla neyi anlatır?

  1. Daha kasvetli veya sert bir ton
  2. Fiziksel olarak daha koyu bir renk
  3. Gece sergilenen bir ürün
Cevabı göster

Daha kasvetli veya sert bir ton

Öbek fiiller

check out: önerilen bir şeyi incelemek

Bu öneride check out, “göz atmak, incelemek veya denemek” anlamına gelir. Dinleyicinin dikkatini Despair Inc'in ürününe yöneltir; ödeme yapmak ya da bir yerden ayrılmak söz konusu değildir. Yapı check out + kişi, yer veya şey biçimindedir. Bu anlamı nesne ve durum belirler: ilginç bir ürün tanıtan kişi genellikle “gidip bakın veya hakkında daha fazla bilgi edinin” demek ister.

Alıştırma

“Bakmak veya incelemek” anlamındaki iki sözcüklü öbek fiille bu samimi öneriyi tamamlayın: If you enjoy street photography, ____ Maya's portfolio.

Cevabı göster

check out

Deyimler

Despair Inc'in türetilmiş ürün adı Bittersweets

Bittersweets, bittersweet sözcüğünü yeniden biçimlendiren türetilmiş bir ürün adıdır. Standart bittersweet sözcüğü, zevk ile üzüntüyü ya da tatlılık ile acılığı bir arada barındıran bir şeyi anlatır. Adın çoğul isim sweets ile bitmesi, okurun tanıdık sözcüğün içinde gerçek şekerlemeleri görmesini sağlar. bitter ve sweet karşıtlığı, ürünün romantizm karşıtı ve olumsuz mesajlarını da destekler; bu bir kelime oyunudur, sıradan bir şekerleme kategorisi değildir.

Alıştırma

Bir şekerleme kutusunda Bittersweets adı büyük olasılıkla ne yapar?

  1. bittersweet sözcüğünün standart çoğul biçimini kullanır.
  2. Şekerlemenin şeker içeremeyeceğini söyler.
  3. bitter ile sweets sözcüklerini yaratıcı biçimde birleştirirken bittersweet sözcüğünü de çağrıştırır.
Cevabı göster

bitter ile sweets sözcüklerini yaratıcı biçimde birleştirirken bittersweet sözcüğünü de çağrıştırır.

candy hearts that say things like,

3:34

üzerinde şöyle şeyler yazan kalp biçimli şekerler:

"So so alone,"

3:37

“Çok ama çok yalnız,”

"aging poorly,"

3:39

“Kötü yaşlanıyor,”

or "dog is cuter."

3:40

ya da “Köpek daha sevimli.”

This special fabric dye is sensitive to light, Kalıp ifadeler

3:43

Bu özel kumaş boyası ışığa duyarlı,

Kalıp ifadeler

sensitive to light: bir uyarana tepki verme

be sensitive to + isim kalıbı, “belirli bir uyarandan kolayca etkilenmek veya ona tepki vermek” anlamına gelir. Burada uyaran ışıktır: ışığa maruz kalmak bu özel kumaş boyasının değişmesine veya ortaya çıkmasına neden olur. to edatı, tepkiyi tetikleyen şeyi belirtir. Özne bir malzeme olduğu için sensitive bir duyguyu değil, fiziksel bir özelliği anlatır.

Alıştırma

Cümleyi sensitive ve doğru edatla tamamlayın: This sensor is ____ sudden temperature changes.

Cevabı göster

sensitive to

so you can mix it up, Öbek fiiller

3:46

böylece boyayı karıştırıp

Öbek fiiller

mix it up: fiziksel karıştırma ve zamirin konumu

Burada mix it up, daha önce sözü edilen kumaş boyasını kullanıma hazır olana kadar karıştırmak anlamına gelir. Çevredeki yapım talimatları, mix up ifadesinin fiziksel karıştırma anlamında kullanıldığını; “onu başka bir şeyle karıştırmak” ya da “rutini değiştirmek” anlamına gelmediğini gösterir. Mix up ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne it gibi bir zamir olduğunda zamir, fiil ile parçacığın arasına gelir: mix it up denir, mix up it denmez. Bu yerleşim başka ayrılabilen öbek fiiller için de geçerlidir.

Alıştırma

Mix up ve it zamirini doğru sırayla kullanarak talimatı tamamlayın: The dressing has separated, so ____ before serving.

Cevabı göster

mix it up

paint it on a shirt,

3:47

bir tişörtün üzerine sürebilir,

and then leave it in the sun

3:48

sonra güneşte bırakarak

to develop actual photographs from negatives. Kelime

3:49

negatiflerden gerçek fotoğraflar elde edebilirsiniz.

Kelime

develop actual photographs from negatives: develop fiilinin fotoğrafçılık anlamı

Fotoğrafçılıkta develop, gizli bir görüntüyü görünür hâle getiren ışığa duyarlı ve/veya kimyasal bir işlem uygulamak anlamına gelir. Burada işlem, negatiflerden gerçek fotoğraflar üretir; fotoğrafların büyümesi, gelişmesi ya da planlanması anlamına gelmez. From edatı, negatiflerin kaynak malzeme olduğunu belirtir. Bu teknik anlam genellikle photographs, film veya images ile görülür ve fotoğrafçılık bağlamına göre yorumlanmalıdır.

Alıştırma

Bir fotoğrafçılık rehberinde “develop photographs from negatives” ne anlama gelir?

  1. Negatif kullanmadan yeni fotoğraflar icat etmek.
  2. Fotoğrafların sanatsal kalitesini zaman içinde geliştirmek.
  3. Negatiflerdeki görüntüleri görünür kılmak için fotoğrafik bir işlem uygulamak.
Cevabı göster

Negatiflerdeki görüntüleri görünür kılmak için fotoğrafik bir işlem uygulamak.

Oh, and that fashion hanky in your shirt pocket, Kelime

3:52

Ah, gömlek cebinizdeki o şık mendil,

it can be a notepad.

3:55

aynı zamanda not defteri olabilir.

Kelime

fashion hanky: dekoratif mendil için gündelik bir ifade

Hanky, handkerchief sözcüğünün gündelik ve kısaltılmış biçimidir. fashion hanky ifadesindeki fashion, eşyanın burnu silmek için değil, cep mendili gibi öncelikle süs amacıyla kullanıldığını gösterir. Burada ifade, eşyayı gömlek cebindeki görünümüne göre adlandırır. Şaşırtıcı olan, süs eşyası gibi görünen bu nesnenin not defteri olarak da kullanılabilmesidir.

Alıştırma

Bu cümlede fashion hanky neyi anlatıyor?

  1. Mendile benzeyen dekoratif bir cep aksesuarı
  2. Yalnızca burun silmek için kullanılan tek kullanımlık kâğıt mendil
  3. Cebin içinde taşınan sıradan bir not defteri
Cevabı göster

Mendile benzeyen dekoratif bir cep aksesuarı

Sushi Booties let you wear sashimi as slippers.

3:57

Sushi Booties sayesinde saşimiyi terlik gibi giyebilirsiniz.

They also carry fortune cookie baby booties,

4:00

Fal kurabiyesi şeklinde bebek patikleri,

a nunchuck pillow,

4:03

nunçaku yastığı,

and for the baby,

4:04

ve bebek için

a nunchuck rattle.

4:05

nunçaku çıngırağı da satıyorlar.

This is Naomi Kyle's autograph.

4:07

Bu, Naomi Kyle’ın imzası.

You can't have this one,

4:10

Bunu alamazsınız,

but for more awesome things you can buy online,

4:11

ama internetten satın alabileceğiniz daha harika şeyler için

check out her show on IGN's new channel Start.

4:14

IGN’in yeni kanalı Start’taki programını izleyin.

The whole channel's great,

4:17

Kanalın tamamı harika

and she goes in-depth into awesome things you can actually own. Dilbilgisi

4:19

ve gerçekten sahip olabileceğiniz harika şeyleri ayrıntılı biçimde inceliyor.

Dilbilgisi

goes in-depth into: iki yapının karışımı

Bu cümlede goes in-depth into, bir şeyi ayrıntılı biçimde incelemek veya açıklamak anlamında kullanılmak istenmiştir. Dinleyen kişi ne denmek istendiğini anlayabilir, ancak ifade iki farklı yapıyı birleştirir. in depth sözcüklerinin kısa çizgisiz bir zarf öbeği olduğu goes in depth into ya da in-depth sözcüğünün look önünde kısa çizgili bir sıfat olduğu takes an in-depth look at yapısını kullanın. Tek bir yapıya ait sözcükleri birlikte tutun.

Alıştırma

Hangi cümle go in depth into yapısını doğru kullanıyor?

  1. She goes an in-depth into how the camera works.
  2. She goes in depth into how the camera works.
  3. She goes in-depth into how the camera works.
Cevabı göster

She goes in depth into how the camera works.

And unlike LÜT, Anlatım akışı

4:23

Üstelik LÜT’ün aksine,

they actually give away some of the stuff they cover to lucky viewers. Öbek fiiller

4:24

tanıttıkları ürünlerden bazılarını gerçekten şanslı izleyicilere hediye ediyorlar.

Anlatım akışı

unlike LÜT, ...: ana noktadan önce karşıtlık kurmak

Unlike bir edattır. Cümle başındaki unlike LÜT ifadesi LÜT'ü karşılaştırma noktası olarak belirler; virgülden sonraki ana cümle ise diğer kanalın nasıl farklı olduğunu açıklar. Yapı Unlike + karşılaştırma isim öbeği, ana cümle şeklindedir. Önce karşılaştırılan ögeyi öne çıkarır, ardından yeni kanalın avantajını sunar. unlike sözcüğünden sonra with eklemeyin.

Alıştırma

Karşılaştırma kurmak için unlike sözcüğünü edat olarak doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Unlike the old model is, this one runs quietly.
  2. Unlike the old model, this one runs quietly.
  3. Unlike with the old model, this one runs quietly.
Cevabı göster

Unlike the old model, this one runs quietly.

Öbek fiiller

give away: bir şeyi ücretsiz vermek

Burada give away, bir eşyayı birine ücretsiz vermek anlamına gelir. Somut nesne stuff ve alıcıyı belirten to lucky viewers ifadesi, ücretsiz hediye etme anlamını gösterir. Başka bir bağlamda give away, bir şeyi açığa vurmak anlamına gelebilir; ancak bu anlam burada uygun değildir.

Alıştırma

“Bir şeyi ücretsiz vermek” anlamındaki öbek fiille cümleyi tamamlayın: The radio station will ____ concert tickets to three callers.

Cevabı göster

give away

So go check that out.

4:27

O yüzden gidip bir göz atın.

And as always,

4:28

Ve her zamanki gibi,

thanks for watching.

4:29

izlediğiniz için teşekkürler.