Antik Yunan Yeraltı Dünyasında bir tur - Iseult Gillespie: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Truva Savaşı’nda öldürülen Akhilleus, Cumae Sibylla’sıyla Yunan yeraltı dünyasında kara mizah yüklü bir tura çıkar. Bir emlak gezisi neşesiyle sunulan yolculukta nehirler, Elysium ve Tartarus’taki mitolojik cezalar görülür; sonunda Akhilleus’un ölümden sonraki hayatı savaştan ve intikam döngülerinden kurtuluş olarak tanıtılır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. A great source of natural light. — Konuşma Edimbilimi ve Tutum: Alevli Phlegethon’un turistik bir broşürün iyimser diliyle övülmesinden doğan ironiyi fark edin. Konuşanın olumlu sözlerinin kasvetli ya da saçma bir gerçeklikle bilinçli olarak çeliştiği durumları ayırt edebilirsiniz. 2. Some say / others that — Söylem, Hikâye Anlatımı ve Retorik: İki farklı anlatıyı, herhangi birinin kesin olduğunu öne sürmeden aktarmayı öğrenin. Bu eşli yapı; efsaneleri, söylentileri, tarihsel anlaşmazlıkları ve farklı kaynaklardan gelen açıklamaları açık biçimde düzenlemenizi sağlar. 3. only for it to roll back down again. — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Bir eylemin beklenmedik, hayal kırıcı veya boşuna bir sonuçla bittiğini anlatmak için only for + nesne + to-infinitive yapısını kullanın. Burada Sisifos’un kayayı yukarı itme çabasını tamamladığı hâlde kaya yeniden yuvarlanınca bütün ilerlemesini yitirmesi vurgulanır.
Bu derste
Sibyl of Cumae: klasik mitolojiden bir kadın kâhin
Sibyl of Cumae, Yunan ve Roma geleneğinde yer alan, İtalya'daki antik Cumae kentiyle bağlantılı belirli bir kadın kâhinin unvanıdır. Sibyl onun kehanette bulunma rolünü, of Cumae ise bağlantılı olduğu yeri belirtir. Bu kendini tanıtma cümlesinde unvan, konuşanın kehanetler ileten mitolojik bir kişi olduğunu hemen gösterir. Bu, modern bir meslek unvanı veya sıradan bir kişi adı değildir.
Alıştırma
Bu cümlede the Sibyl of Cumae kimi tanımlar?
- İlk adı Sibyl olan bir gezgin
- Klasik mitolojide Cumae ile bağlantılı belirli bir kadın kâhin
- Cumae'de çalışan modern bir kütüphaneci
Cevabı göster
Klasik mitolojide Cumae ile bağlantılı belirli bir kadın kâhin
avid reader of leaves: kehaneti bir hobi gibi anlatmak
Avid reader normalde çok ve büyük bir hevesle okuyan kişiyi anlatır. Buradaki leaves ise sıradan bir okuma malzemesi değildir: Cumae Sibyl'i hakkındaki gelenekte kehanetler yapraklara yazılırdı. Bu ifade, eski bir kehanet yöntemini modern bir kişisel hobi gibi sunar. Mizah bu uyumsuzluktan doğar; dolayısıyla yalnızca bitkilerle ilgili kitapları sevdiği veya ağaçların altında kitap okuduğu şeklinde anlaşılmamalıdır.
Alıştırma
Avid reader of leaves ifadesini burada komik yapan nedir?
- Kehanet yapraklarını sıradan bir okuma malzemesiymiş gibi anlatır.
- Ağaç altında oturup roman okuduğunu söyler.
- Yalnızca bitki biyolojisiyle ilgili kitapları incelediği anlamına gelir.
Cevabı göster
Kehanet yapraklarını sıradan bir okuma malzemesiymiş gibi anlatır.
To clarify: daha açık bir açıklama geleceğini belirtmek
Cümlenin başındaki To clarify, sıradaki ifadenin daha önce söylenen bir noktayı kesinleştireceğini veya olası bir karışıklığı gidereceğini belirtir. Dinleyicinin sonraki bilgiyi yeni bir konu olarak değil, bir açıklığa kavuşturma olarak anlamasını sağlar. Burada bu ifade, konuşmacı tam olarak ne olduğunu söylemeden önce açıklamayı düzenler. Özür dilemek veya hata kabul etmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi, clarify ile kurulan ve açıklığa kavuşturma işlevi gören iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: ____, every visitor must show an ID.
Cevabı göster
To clarify
were just slain: destansı bir anlatımda yakın zamanda öldürülmek
Were slain, slay fiilinin basit geçmiş zamanda edilgen biçimidir: özne eyleme maruz kalır ve öldürülür. Slain düzensiz geçmiş zaman ortacıdır; buradaki just ise olayın çok kısa süre önce gerçekleştiğini gösterir. Were just killed ile karşılaştırıldığında were just slain edebî, ciddi veya destansı duyulur. Bu ton sıradan bir konuşmadan çok Truva Savaşı hakkındaki bir öyküye uygundur.
Alıştırma
Hangi cümle birkaç savaşçının az önce öldürüldüğünü edebî veya destansı bir dille en doğal biçimde anlatır?
- The warriors were just slain in battle.
- The warriors were just killed in battle.
- The warriors had just returned from battle.
Cevabı göster
The warriors were just slain in battle.
It's normal to feel mixed emotions right now. Kalıp ifadeler
0:28Şu anda karmaşık duygular hissetmen normal.
feel mixed emotions: karmaşık duygular hissetmek
Feel mixed emotions aynı anda birden fazla duygu hissetmek, bazen de birbirine zıt duygular yaşamak demektir. Bu cümlede ifade, içinde bulunulan duruma karşı karmaşık duygular yaşamanın normal olduğunu söyleyerek karşısındaki kişiyi rahatlatır. Yapı feel + mixed emotions isim öbeğidir. Buradaki mixed, “kafası karışık” değil, aynı anda birden fazla duygu olduğu anlamına gelir.
Alıştırma
Bir kişinin yeni bir şehre taşınma konusunda birkaç, hatta birbiriyle çelişebilecek duygu yaşadığını doğal biçimde anlatan cümleyi seçin.
- I mixed emotions about moving to a new city.
- I felt an emotion mix about moving to a new city.
- I felt mixed emotions about moving to a new city.
Cevabı göster
I felt mixed emotions about moving to a new city.
But you will be immortalized Kalıp ifadeler
0:31Ama gelmiş geçmiş en büyük savaşçılardan biri olarak
will be immortalized as: olarak ölümsüzleştirileceksin
Will be immortalized as, insanların birini belirli bir rol, imge veya unvanla sonsuza kadar hatırlayacağı anlamına gelir. Bu cümledeki vaat kalıcı şöhret ve tarihsel hafıza ile ilgilidir; kişinin bedeninin değişeceği anlamına gelmez. Yapı will be + past participle + as + bir rol veya tanımlamadır. Immortalized mecaz anlamdadır: bir kişinin adı, başarıları veya kamuoyundaki imgesi tarih ya da kültür içinde yaşamaya devam edebilir.
Alıştırma
Kalıcı bir kamusal itibarı doğru biçimde anlatan cümleyi seçin.
- The scientist immortalized as a pioneer of modern medicine.
- The scientist was immortalized as a pioneer of modern medicine.
- The scientist was immortalized to a pioneer of modern medicine.
Cevabı göster
The scientist was immortalized as a pioneer of modern medicine.
pros and cons: artılar ve eksiler
Pros and cons, bir şeyin avantajlarını ve dezavantajlarını anlatan sabit bir ikilidir. Pros olumlu veya yararlı noktaları, cons ise sakıncaları ya da olumsuz noktaları belirtir. “So, pros and cons.” cümlesinde bu ifade çok kısa bir özet veya geçiş görevi görür. Durumu iyi ve kötü yönlerden oluşan bir liste gibi çerçeveler. Ciddi bir durumu bu kadar sıradan ve pratik bir değerlendirme gibi anlatmak hafif bir mizah da yaratır.
Alıştırma
Bu sabit ikiliyi tamamlayın: We need to weigh the ____ and ____ of moving.
Cevabı göster
pros · cons
but the Underworld is actually a lovely place to live.
0:44ama Yeraltı Dünyası aslında yaşamak için harika bir yerdir.
gets a bad rap: kötü bir üne sahip olmak ve çoğu zaman haksız yere eleştirilmek
Gets a bad rap, bir kişi, yer, şey veya fikir hakkında kötü bir üne sahip olmak ya da olumsuz eleştiri almak anlamındaki gayriresmî bir deyimdir; çoğu zaman bu değerlendirmenin haksız olduğu ima edilir. Burada gets, it öznesiyle uyumludur ve a bad rap, Yeraltı Dünyası'na yakıştırılan kötü itibarı anlatır. Bu ifadede rap, müzik türü veya vurma sesi anlamında değildir. but ile başlayan bölüm beklenen görüşü tersine çevirir: Yeraltı Dünyası genellikle olumsuz görülse de konuşmacı onun aslında yaşamak için hoş bir yer olduğunu söyler. Bu ifade kötü ünün abartılı veya hak edilmemiş olduğunu düşündürür.
Alıştırma
Bu deyimi tamamlayın: That quiet neighborhood gets a ____, but it is actually very safe.
Cevabı göster
bad rap
It boasts historic charm and eccentric neighbors Kelime
0:50Tarihi cazibeye ve bu bölgeyle sonsuz bağları olan
boasts historic charm: bir yeri tanıtım amacıyla öven ifade
Burada boasts geçişli bir fiildir: historic charm fiilin doğrudan nesnesidir ve ifade “tarihî bir cazibeye sahip olup bunu gururla sunabilmek” anlamına gelir. Bu cazibe, yerin çekici bir özelliği olarak sunulur. Bir yerin özne olduğu bu yapı seyahat ve emlak tanıtımlarında yaygındır. has fiilinden daha tanıtım odaklıdır; yerin gerçekten övündüğü anlamına gelmez.
Alıştırma
“The hotel boasts panoramic ocean views.” cümlesinde boasts ne anlama gelir?
- Okyanus manzaralarıyla ilgili açıklamasının doğru olmadığını kabul eder.
- Okyanus manzaralarının fazla ilgi çekmesinden şikâyet eder.
- Etkileyici okyanus manzaralarına sahiptir ve bunları bir satış noktası olarak sunar.
Cevabı göster
Etkileyici okyanus manzaralarına sahiptir ve bunları bir satış noktası olarak sunar.
eternal ties to the area: kara mizah olarak kalıcı aidiyet
Ties to an area normalde aile, geçmiş, iş veya uzun süreli ikamet gibi bir kişiyi bir yere bağlayan ilişkileri anlatır. Eternal bu ilişkilerin kalıcı olduğu izlenimini verir. Buradaki komşular Yeraltı Dünyası'nın sakinleridir; bu yüzden eternal, ölümün onları sonsuza kadar orada tuttuğunu da ima eder. Topluluğa aidiyeti anlatan özenli bir ifade bu karanlık gerçeği gizleyerek kara mizah yaratır.
Alıştırma
Bu cümlede eternal ties to the area neden kara mizah yaratır?
- Bölgenin tarihin başlangıcından beri var olduğu anlamına gelir.
- Komşuların bölgede üretilmiş kravatlar taktığını söyler.
- Sıcak bir topluluğa aidiyet duygusu verirken ölü sakinlerin asla ayrılamayacağını da ima eder.
Cevabı göster
Sıcak bir topluluğa aidiyet duygusu verirken ölü sakinlerin asla ayrılamayacağını da ima eder.
guard dog. Cerberus: Yeraltı Dünyası'nın üç başlı bekçisi
Cerberus, yani Kerberos, Yunan mitolojisinde Yeraltı Dünyası'nın girişini koruyan üç başlı köpektir. Ona guard dog denmesi, bir yeri koruyan köpeğe yönelik modern ifadeyi bu mitolojik görevle birleştirir. Cümle, Yeraltı Dünyası'nı kendi güvenlik köpeği olan sıradan bir yerleşim topluluğu gibi göstererek mizah yaratır. Bu nedenle Cerberus sıradan bir evcil hayvan adı değildir; efsaneyi bilmek, sonraki köpek komutlarının ve Yeraltı Dünyası'ndan ayrılma sözlerinin sahneye neden uyduğunu açıklar.
Alıştırma
Bu cümlede Cerberus'a neden guard dog deniyor?
- Topluluğa ait sıradan bir evcil hayvandır.
- Yunan mitolojisinde Yeraltı Dünyası'nın girişini korur.
- Ziyaretçilere Yeraltı Dünyası'nı gezdirir.
Cevabı göster
Yunan mitolojisinde Yeraltı Dünyası'nın girişini korur.
heel, boy: bir köpek komutu ve Achilles' heel
İlk bakışta Heel!, bir köpeğe onu yöneten kişinin bacağının yanına gelmesini veya orada yürümesini söyleyen bir eğitim komutudur. Boy, erkek bir köpeğe sevgiyle hitap etmenin bir yoludur; bu yüzden heel, boy Cerberus'a verilen sıradan bir komut gibi duyulur. Ancak heel aynı zamanda Akhilleus'un ünlü zayıf noktasıyla bağlantılı vücut bölümünün adıdır. Hemen gelen özür ve sensitive spot sözü bu mitolojik anlamı etkinleştirir. Böylece aynı sözcük hem köpek komutu hem de Akhilleus'un zayıflığına gönderme olarak kullanılır ve kelime oyunu oluşur.
Alıştırma
heel, boy. sözündeki şakayı heel sözcüğünün hangi iki anlamı oluşturur?
- Heel!, köpeğe havlamasını söyler; heel ise Yeraltı Dünyası'ndaki bir nehrin adıdır.
- Heel!, köpeğe uyumasını söyler; heel ise Cerberus'un sahibinin adıdır.
- Heel!, köpeğe onu yöneten kişinin yanında yürümesini söyler; heel ise Akhilleus'un savunmasız vücut bölümüdür.
Cevabı göster
Heel!, köpeğe onu yöneten kişinin yanında yürümesini söyler; heel ise Akhilleus'un savunmasız vücut bölümüdür.
sensitive spot: fiziksel bir zayıf nokta veya duygusal açıdan hassas bir nokta
sensitive spot bedende ağrıyan ya da savunmasız bir bölgeyi ifade edebilir; ayrıca duygusal olarak rahatsızlık veren kişisel bir konu veya zayıf nokta anlamına da gelebilir. Buradaki spot yalnızca ciltteki görünür bir leke değil, belirli bir yer veya noktadır. Aşil bağlamında ifade iki düzeyde işler: topuk fiziksel bir zayıf noktadır ve ondan söz etmek kişisel bir kırılganlığa dokunur. Bu yüzden cildin sadece hassas olduğu söylenmiyor; dokunulması zor bir zayıf nokta kabul ediliyor.
Alıştırma
Bu cümlede sensitive spot, Aşil'in topuğu hakkında ne anlatıyor?
- Özel bir anlamı olmayan rastgele bir yer
- Güvenli ve rahatça dokunulabilecek bir yer
- Fiziksel olarak savunmasız ve duygusal olarak da söz edilmesi zor bir yer
Cevabı göster
Fiziksel olarak savunmasız ve duygusal olarak da söz edilmesi zor bir yer
get three for the price of one: üç başlı bir varlık hakkında promosyon şakası
get three for the price of one, promosyonlarda kullanılan get two for the price of one kalıbının esprili bir uyarlamasıdır. Normalde tek bir ürünün fiyatını ödeyip toplam üç ürün almak anlamına gelir; sayı, teklife göre değişebilir. Burada anlatıcı, tek bir üç başlı yaratığı, bir tane için ödeme yapıldığı hâlde sanki üç köpek sağlıyormuş gibi sayıyor. Sözler bir reklama benziyor, ama gerçek bir satıştan değil, Cerberus'un üç başıyla ilgili bir şakadan söz ediyor.
Alıştırma
Mağazanın teklifini tamamlayın: This weekend, you can get three notebooks ____ at the bookstore.
Cevabı göster
for the price of one
He's just not a big fan of anyone leaving. Kalıp ifadeler
1:09Sadece birinin buradan ayrılmasından pek hoşlanmıyor.
not a big fan of anyone leaving: hoşlanmamayı yumuşak biçimde ifade etmek
Birinin not a big fan of something olduğunu söylemek, o şeyi pek sevmediğini veya desteklemediğini anlatmanın günlük konuşmada kullanılan bir yoludur. Fan burada gerçek anlamında değildir; cümle, kişinin birinin ya da bir takımın hayranı olduğundan söz etmez. of sonrasında bir isim veya anyone leaving gibi -ing yapılı bir yan cümle kullanılabilir. Bu ifadede anyone eylemi yapan kişiyi, leaving ise eylemi belirtir. Bu yumuşak ifade, aslında çok daha güçlü olan bir itirazı hafife alıyormuş gibi de gösterebilir.
Alıştırma
Cümleyi, derste öğrendiğiniz ve “sevmemek” anlamını yumuşak biçimde veren ifadeyle tamamlayın: I'm ____ waiting in long lines.
Cevabı göster
not a big fan of
Who would want to leave anyway?: cevabın «hiç kimse» olduğunu ima eden retorik soru
Who would want to leave anyway? biçim olarak bir sorudur, ancak burada retorik bir sorudur: konuşmacının beklediği örtük cevap “hiç kimse”dir. Gerçekten kimin gitmek istediğini sormak yerine, ayrılmayı açıkça çekici olmayan bir seçenek gibi sunar. Anyway, “üstelik” veya “her durumda” gibi bir anlam ekler ve dinleyiciyi konuşmacının vardığı sonuca yönlendirir. Yeraltı dünyasını tanıtan bu satış konuşmasında, burası kimsenin ayrılmayı seçmeyeceği kadar çekiciymiş gibi davranılır.
Alıştırma
Konuşmacı “Who would want to leave anyway?” derken büyük olasılıkla ne demek istiyor?
- Ayrılmayı planlayan kişilerin listesini istiyor.
- Kimsenin ayrılmak için iyi bir nedeni olmadığına inanıyor.
- Nasıl ayrılacağını bilmiyor.
Cevabı göster
Kimsenin ayrılmak için iyi bir nedeni olmadığına inanıyor.
the Styx: Yunan mitolojisindeki Yeraltı Dünyası nehri
Styx, Yunan mitolojisinde Yeraltı Dünyası'nda bulunan bir nehirdir; modern bir yer veya turistik alan değildir. Bu cümlede the Styx, bu mitolojik nehri belirtir. Akhilleus'un öyküsünün sonradan ortaya çıkan ve iyi bilinen bir versiyonunda, Akhilleus Styx'in sularına batırılır ve neredeyse zarar görmez hâle gelir. Bu arka plan, ileride onun dokunulmazlığına yapılan göndermeleri anlamaya yardımcı olur.
Alıştırma
Bu cümlede the Styx neyi ifade ediyor?
- Yeraltı Dünyası'yla bağlantılı mitolojik bir nehir.
- Riviera'nın altında bulunan bir otel.
- Bir tatil merkezindeki modern bir nehir.
Cevabı göster
Yeraltı Dünyası'yla bağlantılı mitolojik bir nehir.
like the subterranean Riviera: tuhaf bir tatil yeri benzetmesi
Burada like bir benzetme kurar: konuşmacı Styx'i yer altındaki bir Riviera'ya benzetir. Subterranean, «yer altında» anlamına gelir; Riviera ise güneşli, göz alıcı ve tatille ilişkilendirilen bir kıyı bölgesini çağrıştırır. Yeraltı Dünyası'ndaki bir nehirle lüks seyahat dilinin çarpışması espriyi oluşturur. Konuşmacı gerçek bir coğrafi bilgi vermek yerine, burayı sanki bir tatil merkeziymiş gibi şakacı biçimde tanıtır.
Alıştırma
like the subterranean Riviera benzetmesi nasıl bir etki yaratıyor?
- Styx'in günümüzdeki kesin konumunu verir.
- Riviera'nın gerçekten yer altında olduğunu söyler.
- Yeraltı Dünyası nehrini göz alıcı bir tatil yeri gibi esprili biçimde sunar.
Cevabı göster
Yeraltı Dünyası nehrini göz alıcı bir tatil yeri gibi esprili biçimde sunar.
the source of your almost complete invulnerability: neredeyse hiç zarar görmeme gücünün kaynağı
Burada the source of your almost complete invulnerability, Akhilleus'a yaralanmaya karşı neredeyse tam koruma sağlayan yeri anlatır. Bu ifade, Akhilleus'un Styks Nehri'ne batırılıp yaralanması neredeyse imkânsız hâle geldiği mite gönderme yapar. almost sözcüğü çok önemlidir: koruması tam değildi. Topuğu korumasız kalmıştı; bu da bir kişinin en önemli zayıf noktasını anlatan Achilles' heel ifadesinin arka planıdır.
Alıştırma
Bu cümlede almost complete invulnerability, Akhilleus hakkında ne anlatıyor?
- Yaralanmaya karşı neredeyse hiç koruması yoktu.
- Vücudunun hiçbir yeri kesinlikle yaralanamazdı.
- Çok güçlü biçimde korunuyordu ama vücudunun bir bölümü hâlâ yaralanabilirdi.
Cevabı göster
Çok güçlü biçimde korunuyordu ama vücudunun bir bölümü hâlâ yaralanabilirdi.
The Underworld also features four other waterways: Kelime
1:29Yeraltı Dünyası ayrıca dört başka su yoluna daha sahiptir:
features four other waterways: diğer dört su yolunu öne çıkarır
Burada features, “içerir ve dikkat çeker” anlamında bir fiildir. Doğrudan nesnesi four other waterways ifadesidir; iki nokta da bu dört su yolunun birazdan sıralanacağını gösterir. Daha tarafsız olan has fiiliyle karşılaştırıldığında features, su yollarını dikkat çekici yerler olarak sunar. Bu fiil tur anlatımlarında, tanıtımlarda ve reklam metinlerinde yaygındır; bu nedenle cümleye eğlenceli bir gezi rehberi havası verir.
Alıştırma
Cümleyi feature fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The hotel ____ a rooftop pool with city views.
Cevabı göster
features
Acheron, Cocytus, Lethe ve Phlegethon: yer altı dünyasının dört nehri
Bu cümle, Yunan mitolojisindeki yer altı dünyasının dört nehrini adlandırır. Her River of... unvanı, o nehirle bağlantılı düşünceyi açıklar: Acheron woe, yani derin kederle; Cocytus wailing, yani feryatla; Lethe oblivion, yani unutuşla; Phlegethon ise fire, yani ateşle bağlantılıdır. Her özel adı, ardından gelen unvanla birlikte okuyun. Bu unvanlar yalnızca süsleyici betimlemeler değildir; yabancı isimlere anlam kazandırır ve onları hatırlamayı kolaylaştırır.
Alıştırma
Hangi isim ve anlam eşleştirmesi cümleyle uyuşuyor?
- Cocytus — River of Fire
- Lethe — River of Oblivion
- Phlegethon — River of Wailing
Cevabı göster
Lethe — River of Oblivion
A great source of natural light ifadesindeki ironi
A great source of natural light tek başına, güneşli bir yer hakkında samimi bir övgü gibi duyulur. Ancak burada River of Fire ifadesinden hemen sonra gelir; dolayısıyla “kaynak” sıradan gün ışığı değil, alevler içindeki nehirdir. Konuşmacı korkutucu ve saçma bir şeyi anlatmak için neşeli bir tanıtım dili kullanır. Bu uyumsuzluk cümleyi ironik yapar: hoş bir özelliği tavsiye ediyormuş gibi davranırken tehlike hakkında şaka yapar.
Alıştırma
Bir rehber tehlikeli bir ateş nehrini gösterip “A great source of natural light.” diyor. Bu söz ne yapıyor?
- Tehlikeli ateş hakkında şaka yapmak için neşeli bir tanıtım dili kullanır.
- Ateşin görünür ışık üretmediğini açıklar.
- Bölgeyi gün ışığının güvenle tadını çıkarabilecekleri bir yer olarak içtenlikle tavsiye eder.
Cevabı göster
Tehlikeli ateş hakkında şaka yapmak için neşeli bir tanıtım dili kullanır.
“Now, on your left, …”: rehberlikte bakış yönü belirtme
Bu rehberlik cümlesinde Now anlatımı bir sonraki noktaya taşır, on your left ise dinleyiciye nereye bakacağını söyler. Now, on your left, birlikte “sırada solunuza bakın” anlamına yakındır; yalnızca “tam şu anda, solunuzda” anlamına gelmez. Now, on your left/right, you'll see ... kalıbı, bir rehberin, anlatıcının veya sunucunun dikkati sıradaki şeye yöneltmesi için kullanılır.
Alıştırma
Hediyelik eşya dükkânı ziyaretçilerin solundadır. Rehberin cümlesini tamamlayın: Now, ____, you'll see the gift shop.
Cevabı göster
on your left
the Mourning Fields — hüznü çağrıştıran özel yer adı
the Mourning Fields, hikâyenin yeraltı dünyasındaki belirli bir yerin adıdır; bu yüzden sıradan tarım arazisini anlatan bir ifade değil, özel isim olarak kullanılır. Büyük harfler bu yere kendine özgü bir kimlik verir. Mourning, bir kayıptan sonra duyulan derin üzüntü veya yası ifade eder. Bu kelime yere hüzünlü bir anlam katar; devamında aşk yüzünden acı çeken ruhlardan söz edilmesi de bu yorumu destekler. Fields bir manzara görüntüsünü korur, ancak bütün ifade hikâyedeki bir yerin adıdır.
Alıştırma
Hikâyede the Mourning Fields adı neden hüzünlü bir yeri düşündürüyor?
- Fields always means a real farm
- Mourning means grief after a loss
- Mourning means the early part of the day
Cevabı göster
Mourning means grief after a loss
inhabited by ... tormented by ...: iki katmanlı edilgen betimleme
inhabited by souls tormented by love, the Mourning Fields hakkında ek bilgi verir. inhabited by souls, ruhların orada yaşadığı anlamına gelir; inhabited edilgendir çünkü söz konusu yer, yaşanılan yerdir. Bu ifadenin içinde tormented by love, souls sözcüğünü niteler: bu ruhların acı çekmesine aşk neden olur. Açık biçimi şöyledir: the Mourning Fields are inhabited by souls who are tormented by love. İki geçmiş zaman ortaç öbeği de kısaltılmış edilgen betimlemelerdir; yeni ana cümle yüklemleri değildir.
Alıştırma
Kısaltılmış iki edilgen betimlemeyi doğru biçimde açan cümle hangisidir?
- The Mourning Fields are inhabited by souls who are tormented by love.
- The souls are inhabited by the Mourning Fields, which are tormented by love.
- The Mourning Fields inhabited the souls, and the souls tormented love.
Cevabı göster
The Mourning Fields are inhabited by souls who are tormented by love.
Quite an attractive place, really,
1:53Bitmek bilmeyen bir kalp kırıklığının pençesinde olmadığınızda,
when you're not in the throes of endless heartbreak. Deyimler
1:55gerçekten oldukça çekici bir yer.
in the throes of endless heartbreak: süren yoğun acı
be in the throes of, yoğun, acı verici veya çalkantılı bir deneyimin ortasında olmak demektir. Burada in the throes of endless heartbreak, şu anda bitmeyen bir kalp acısı yüzünden derinden acı çekmek anlamına gelir; fiziksel bir yeri anlatmaz. Kalıp be in the throes of + isim veya -ing biçimidir. Deneyimi hâlen süren ve kişiyi bunaltan bir durum olarak gösterir; çoğu zaman bittikten sonrasını değil, en yoğun aşamasını vurgular.
Alıştırma
throes içeren sabit ifadeyi tamamlayın: The town is ____ a severe crisis.
Cevabı göster
in the throes of
And without further ado: doğrudan sonraki bölüme geçmek
Without further ado, “daha fazla gecikmeden veya giriş konuşmasını uzatmadan” anlamına gelen kalıplaşmış bir geçiş ifadesidir. Burada giriş kısmını kapatır ve doğrudan sıradaki bölüme geçer. Ado günümüz İngilizcesinde tek başına pek kullanılmaz; bu yüzden tüm ifadeyi tek bir kalıp olarak öğrenin.
Alıştırma
Sunucunun geçiş cümlesini kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: Without ____, let's begin the show.
Cevabı göster
further ado
the Underworld's exclusive VIP section: Elysium için modern seçkin hizmet dili
Elysium, Yunan mitolojisindeki Yeraltı Dünyası'nın geleneksel olarak kahramanlar ve kutsanmış kişilerle ilişkilendirilen bölümüdür. Buraya the Underworld's exclusive VIP section denmesi, bu antik yeri özel konuklara ayrılmış modern ve seçkin bir alanmış gibi yeniden anlatır. Exclusive ve VIP sözcükleri gösterişli bir satış veya ağırlama hizmeti havası yaratır. Bu modern tüketici dilini mitolojiyle karıştırmak açıklamayı kolay anlaşılır ve kasıtlı olarak komik hâle getirir; bu söz gerçek bir mitolojik ad veya ticari tesis değildir.
Alıştırma
the Underworld's exclusive VIP section ifadesi burada neden komiktir?
- Antik bir mitolojik yeri modern seçkin hizmet diliyle anlatır.
- Elysium'u modern dünyadaki gerçek bir havaalanı salonu olarak tanımlar.
- VIP'nin Yunan mitolojisindeki bir yaratığın adı olduğunu söyler.
Cevabı göster
Antik bir mitolojik yeri modern seçkin hizmet diliyle anlatır.
Here, you'll join the ranks of royalty and heroes. Kalıp ifadeler
2:09Burada kraliyet ailesinin ve kahramanların saflarına katılacaksın.
join the ranks of royalty and heroes: kraliyet mensupları ve kahramanların saflarına katılmak
Join the ranks of, “belirli bir grubun üyesi olmak” anlamına gelir. Buradaki ranks, askerî rütbeleri değil, bir gruptaki insanları ifade eder. Cümle, kraliyet mensupları ve kahramanlardan biri olacağınızı söylüyor. Kalıp join the ranks of + grup şeklindedir. Özellikle dikkat çeken bir gruba katılırken yeni bir kimliği, statüyü veya başarıyı belirtmek için sıkça kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi join the ranks of ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After the award, she ____ respected scientists.
Cevabı göster
joined the ranks of
Cadmus over there once slayed a dragon.
2:13Şuradaki Kadmos bir keresinde bir ejderhayı öldürmüştü.
along with lots of other friends and foes. Kalıp ifadeler
2:19birçok başka dost ve düşmanla birlikte.
along with ... friends and foes: dostlar ve düşmanlarla birlikte
Along with, ana bilgiden sonra ek kişiler veya şeyler sunar. Yeri belirtilen ana kişi Patroklos'tur; lots of other friends and foes ikincil bir grup olarak eklenir. Friends and foes, dost ve düşman kişileri anlatan dengeli bir ikilidir. Foe, enemy kelimesinden daha resmî ve edebîdir; bu nedenle ikili, cümleye hikâye anlatımını andıran dramatik bir ritim verir.
Alıştırma
Hangi cümle, tekil ana özneyi korurken ikincil bilgi eklemek için along with ifadesini doğru kullanır?
- Maya, along with her cousins, are visiting the museum.
- Maya, along with her cousins, is visiting the museum.
- Maya along with is her cousins visiting the museum.
Cevabı göster
Maya, along with her cousins, is visiting the museum.
wouldn't be complete without ...: ... olmadan tamamlanmış sayılmaz
X wouldn't be complete without Y kalıbı, Y'nin X'in vazgeçilmez ya da beklenen bir parçası olarak görüldüğünü anlatır. Y'nin zaten eksik olduğunu söylemez; deneyimin Y'yi içermesi gerektiğini vurgular. Burada but, konuyu yeniden kaynaşmadan tura döndürür. Without bir sonraki durağı tanıtır, a ise bu durağı adlandıran isim öbeğini başlatır.
Alıştırma
Yerel yemeği tatmanın ziyaretin vazgeçilmez bir parçası olduğunu gösteren sözcüğü yazın: A visit to this town wouldn't be complete ____ trying the local dish.
Cevabı göster
without
quick whirl through the heart of Hades: Hades'in kalbinde kısa bir tur
Bu tur anlatımında a quick whirl through, gerçekten dönmek değil, bir yeri kısa ve hareketli biçimde gezmek anlamına gelir. Whirl, durağı hızlı, rahat ve enerjik gösterir. The heart of a place, bir yerin merkezi ya da en önemli bölgesi demektir. Hades burada yeraltı dünyasını adlandırır; dolayısıyla ifade onun merkez bölgesinde hızlı bir turu anlatır.
Alıştırma
Cümleyi okuyun: Our hotel was in the heart of the city, so we took a quick whirl through the nearby streets before dinner. Ne anlama geliyor?
- Otel bir hastanenin yakınındaydı ve tıbbi bir acil durumun içinden aceleyle geçtiler.
- Otel merkezî bir yerdeydi ve akşam yemeğinden önce yakındaki sokakları kısaca gezdiler.
- Otel şehir merkezinden uzaktaydı ve yakındaki her sokağı yavaşça, ayrıntılı biçimde incelediler.
Cevabı göster
Otel merkezî bir yerdeydi ve akşam yemeğinden önce yakındaki sokakları kısaca gezdiler.
and is particularly passionate about avenging murder. Kalıp ifadeler
2:38ve cinayetlerin intikamını alma konusunda özellikle tutkulu.
efsanevi Furies
legendary Furies, Yunan mitolojisinde ağır suçların, özellikle cinayetlerin ve kan suçlarının peşine düşüp onları cezalandıran figürlerden oluşan bir grubu anlatır. Tisiphone da bu grubun üyelerinden biridir; bu ifade bir öfke duygusunu değil, onun mitolojik rolünü belirtir. Burada legendary “efsanevi”, Furies ise grubun adıdır. Bu arka plan, cümlenin devamındaki avenging murder ifadesini anlamayı kolaylaştırır.
Alıştırma
Bu cümlede legendary Furies neyi ifade ediyor?
- Ünlü bir mitolojik intikamcılar grubu
- Yoğun bir öfke duygusu
- Modern bir geçidi koruyan bir ekip
Cevabı göster
Ünlü bir mitolojik intikamcılar grubu
passionate about avenging murder
Be passionate about, bir şeyi derinden önemsemek veya ona büyük bir ilgi ve heyecan duymak anlamına gelir. Burada about sözcüğünden sonra avenge fiilinin -ing biçimi olan avenging gelir. About edatından sonra bir fiil kullanıldığında normalde -ing biçimi kullanılır: passionate about doing something. Avenge; bir haksızlık, mağdur ya da ölüm için ceza vermek veya adalet aramak anlamına gelen, daha resmî bir fiildir. Cinayetin intikamını almayı kişisel bir tutku gibi anlatmak, ciddi bir mitolojik görevi modern bir iş tanımı gibi gösterir ve kuru bir mizah yaratır.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrenilen ifadeyle tamamlayın: She is ____ protecting wildlife.
Cevabı göster
passionate about
so if you need anything, just ask. Ton ve niyet
2:43bu yüzden bir şeye ihtiyacın olursa, sadece sor.
Hizmet tarzı davet: so if you need anything, just ask
Bu cümlede so, She never sleeps ifadesinden çıkan pratik sonucu gösterir: O her zaman uyanık olduğu için, karşı taraf ihtiyacı olduğunda ondan yardım isteyebilir. If you need anything açık uçlu bir koşuldur; anything, kişinin ihtiyaç duyabileceği her türlü yardım veya bilgiyi geniş biçimde kapsar. Just ask dostça bir davettir; belirli bir soru sormayı emretmez. Just, yardım istemeyi kolay ve rahat göstererek sormanın uygun olup olmadığı konusundaki baskıyı azaltır. Sahnede bu yardımsever hizmet dili, korkutucu karakterle komik bir karşıtlık oluşturur.
Alıştırma
Yeni bir iş arkadaşı bugün işe başlıyor. Hangi cümle onu sıcak bir şekilde yardım istemeye davet eder?
- If you need anything, keep it to yourself.
- If you need anything, just ask.
- If you ask for anything, you will be in trouble.
Cevabı göster
If you need anything, just ask.
Tartarus is reserved for a select few Kalıp ifadeler
2:46Tartaros, bazılarının tüm zamanların en büyük günahkârları olarak adlandırabileceği
who some might call the greatest sinners of all time. Ton ve niyet
2:48seçilmiş birkaç kişi için ayrılmıştır.
reserved for a select few ifadesinin ironik biçimde sunulması
Be reserved for, belirli bir kişi veya grup için ayrılmış ya da saklanmış olmak anlamına gelir. Reserved for a select few ifadesinde a select few, özel olarak seçilmiş gibi sunulan çok küçük bir grubu belirtir; select yalnızca sayının az olduğunu değil, ayrıcalıklılığı da vurgular. Tartarus bir ceza yeri olduğu için ifade bilerek özel bir ayrıcalık ya da seçkin bir davet gibi duyulur. En büyük günahkârlara select few demek, ağır bir cezayı övgü dolu ve yüksek statülü bir dille paketler; ironi buradan doğar.
Alıştırma
Bir burs, yarışmadan sonra seçilen küçük bir gruba veriliyor. Bu fikri ayrıcalıklı bir tonla anlatan cümle hangisidir?
- The scholarship is open to every applicant.
- The scholarship is reserved for a few applicants, with no selection involved.
- The scholarship is reserved for a select few applicants.
Cevabı göster
The scholarship is reserved for a select few applicants.
some might call: güçlü bir yargıyı yumuşatmak
Some might call X Y yapısı, Y'yi kim olduğu belirtilmeyen bazı kişilerin X için kullanabileceği bir niteleme olarak sunar. Some değerlendirmenin kaynağını belirsizleştirir, might ise ifadeyi doğrudan X is Y demekten daha az kesin hâle getirir. Buradaki the greatest sinners of all time nitelemesi çok güçlüdür. Yumuşak giriş gerçek bir şüphe göstermez; sert bir yargıyı hafifçe paketleyerek ölçülü ve mizahi bir etki yaratır.
Alıştırma
Yargılayın: “Some might call the idea unusual”, “The idea is unusual.” cümlesinden daha doğrudan ve kesindir.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Yanlış
Take Ixion: take ile örnek sunmak
Burada Take + isim, bu kişiyi ya da şeyi örnek olarak kullanmak anlamına gelir. Take Ixion. konuşmacının birazdan açıklayacağı bir örneğe işaret eder; Ixion'u fiziksel olarak alıp götürmekten söz etmez. Bu kısa emir cümlesi, genel bir iddiadan somut bir örneğe geçerek bilgiyi düzenler. Daha açık ve uzun biçimi Take Ixion, for example. şeklindedir.
Alıştırma
“Many desert plants store water. Take cacti. Their thick stems hold moisture,” ifadesinde “Take cacti” ne yapar?
- Konuyu bitkilerden ulaşıma geçirir.
- Birine kaktüsleri alıp götürmesini söyler.
- Kaktüsleri örnek olarak tanıtır.
Cevabı göster
Kaktüsleri örnek olarak tanıtır.
his father-in-law Deioneus, stole his horses to get even. Deyimler
2:57kayınpederi Deioneus ödeşmek için atlarını çaldı.
to get even: karşılık vererek ödeşmek
Burada to get even, atları çalma amacını belirtir. to + fiil biçimindeki mastar, eylemin neden yapıldığını açıklar. Get even, birinin size haksızlık yaptığını düşündükten sonra durumu yeniden dengeli hissettirmek için karşılık vermek anlamına gelen bir deyimdir. Burada even, “düz” ya da “çift sayı” anlamına gelmez.
Alıştırma
“İntikam almak” anlamındaki deyimi tamamlayın: After Leo deleted my game save, I played a trick on him to get ____.
Cevabı göster
even
In retaliation, misilleme işareti olarak
In retaliation, bir cümlenin başına yerleştirildiğinde sonraki eylemi daha önceki zararlı veya haksız bir eyleme karşılık olarak tanımlar. Hikâyeyi net bir sıraya koyar: önce bir saldırı veya haksızlık, ardından karşı eylem gelir. because gibi genel bir neden ifadesinden farklı olarak retaliation, karşı saldırıda bulunma anlamını ekler ve çoğu zaman çatışmanın tırmandığını gösterir.
Alıştırma
"In retaliation," iki olay arasında nasıl bir ilişki olduğunu gösterir?
- İkinci olay, birinci olaya karşılık yapılan bir misillemedir.
- İkinci olay, ilgisiz bir örnektir.
- İkinci olay, birinci olayla aynı anda gerçekleşir.
Cevabı göster
İkinci olay, birinci olaya karşılık yapılan bir misillemedir.
pitched Deioneus into a pit of fire: güçlü biçimde fırlatmak
Bu cümlede pitched, pitch fiilinin geçmiş zaman biçimidir ve “güç kullanarak fırlattı” anlamına gelir. pitch someone or something into or onto a place kalıbı, güçlü bir kuvvetin kişiyi ya da nesneyi belirtilen hedefe gönderdiğini anlatır. Deioneus nesnesi pitched ile into a pit of fire arasında yer alır; bu nedenle into a pit of fire hareketin sonucunu ya da varış yerini belirtir. Burada pitch, çadır kurmak ya da bir sesin perdesini ayarlamak anlamında değildir.
Alıştırma
Hangi cümlede pitched “güç kullanarak fırlattı” anlamındadır?
- His voice was pitched too high.
- She pitched the ball over the fence.
- They pitched a tent beside the lake.
Cevabı göster
She pitched the ball over the fence.
on him and invited him to a Mount Olympian feast. Kültür
3:12ve onu Olimpos Dağı'ndaki bir ziyafete davet etti.
took pity on him: ona acıdı ve karşılık verdi
Take pity on someone, birine acımak ya da şefkat duymak ve bu duygunun merhamete veya yardıma yol açabilmesi anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Took, take fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Bu cümlede but şaşırtıcı bir değişimi gösterir: İksion sürgün edilmiş olmasına rağmen Zeus ona şefkat duyup ardından onu şölene davet eder. Yeniden kullanılabilen yapı take pity on + kişi veya hayvandır.
Alıştırma
Kalıplaşmış ifadeyi bir sözcükle tamamlayın: The shelter worker took pity ____ the abandoned puppy and brought it inside.
Cevabı göster
on
Mount Olympian feast: tanrıların şöleni
Burada Mount Olympian, başlıca Yunan tanrılarının efsanevi evi olan Olimpos Dağı'yla bağlantılı demektir. Bu nedenle a Mount Olympian feast, modern Olimpiyat sporcuları için verilen bir yemek değil, tanrıların dünyasındaki bir şölendir. Ölümlü bir kralın bu şölene davet edilmesi, tanrıların güçlü çevresine olağanüstü bir şekilde kabul edildiğini gösterir. Bu da ona gösterilen ayrıcalıklı muameleyi hikâye açısından önemli kılar.
Alıştırma
Bu cümlede a Mount Olympian feast ne anlama geliyor?
- modern Olimpiyat sporcuları için bir kutlama yemeği
- Olimpos Dağı'nın tanrılarıyla bağlantılı bir şölen
- bir dağın yakınında yapılan sıradan bir piknik
Cevabı göster
Olimpos Dağı'nın tanrılarıyla bağlantılı bir şölen
that the disgraced king was trying to seduce Zeus's wife, Hera. Kelime
3:19gözden düşmüş kral Zeus'un karısı Hera'yı baştan çıkarmaya çalışıyordu.
There, however, it soon became clear: anlatıda bir dönüş
Buradaki There, daha önce geçen ziyafet yerine gönderme yapar. Böylece anlatıcı yerin adını tekrar söylemeden orada yaşananları anlatmaya devam eder. However, sonraki bilginin davetin yarattığı olumlu izlenimle çeliştiğini gösterir. It soon became clear that... hızla keşfedilen veya fark edilen bir gerçeği sunar. Bu parçalar dinleyiciyi sırasıyla mekâna, karşıtlığa ve gerçeğin açığa çıkmasına yönlendirir: karşılanmanın ardından ciddi bir uygunsuz davranış ortaya çıkar.
Alıştırma
Bu cümlede There, however, it soon became clear ifadesinin temel anlatı görevi nedir?
- İki olayın tam olarak aynı anda gerçekleştiğini söyler.
- Hikâyeyi durdurup kralla ilgili ilgisiz bir tanım verir.
- Daha önce belirtilen yerde devam eder, karşıtlık gösterir ve bir keşfi sunar.
Cevabı göster
Daha önce belirtilen yerde devam eder, karşıtlık gösterir ve bir keşfi sunar.
the disgraced king: onurunu kaybetmiş bir kral
Disgraced, disgrace fiilinin geçmiş zaman ortacıdır ve king sözcüğünden önce sıfat olarak kullanılmıştır. Kralın utanç verici davranışlar veya bir skandal yüzünden onurunu, itibarını ya da konumunu kaybettiğini anlatır. Bu ifade anlatıcının olumsuz yargısını taşır. Haberlerde, tarihte ve öykülerde disgraced + görev ifadesi, birini zarar görmüş itibarıyla hızlıca tanımlayabilir.
Alıştırma
Hangi durum disgraced bir lideri en iyi anlatır?
- Lider uzun bir toplantıdan sonra yorulur.
- Lider büyük bir skandaldan sonra halkın saygısını kaybeder.
- Lider bir ismi unuttuktan sonra mahcup olur.
Cevabı göster
Lider büyük bir skandaldan sonra halkın saygısını kaybeder.
Zeus contrived a trap: Zeus bilinçli ve zekice bir tuzak tasarladı
Burada contrived, contrive fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Zeus bilinçli olarak bir tuzak düşünüp oluşturmuştur; fiil yalnızca bir nesne yapmayı değil, planlamayı ve yaratıcılığı vurgular. a fluffy cloud that resembled Hera exactly ifadesi tuzağın ne olduğunu açıklar. Contrive kullanımı, anlatıcının bu düzeni özenle tasarlanmış olarak sunmasına yardımcı olur.
Alıştırma
Cümleyi contrive fiilinin geçmiş zamanıyla tamamlayın: The magician ____ a trap that used three hidden mirrors.
Cevabı göster
contrived
well, you could say it was all nimbus from there. Deyimler
3:35şey, oradan sonrası için tam bir fırtına bulutuydu diyebiliriz.
Having his way with the cumulus: cinsel çağrışım taşıyan örtmeceli ifade
Have one's way with someone, kişinin kendi arzusunu ya da gücünü karşısındaki kişiye dayatmasını anlatan örtmeceli bir ifadedir; çoğu zaman cinsel bir anlam taşır ve kimi bağlamlarda zorlama veya istismar ima eder. Bu, sadece kendi istediği gibi davranmak demek değildir. Buradaki cumulus, Hera'ya benzeyecek şekilde yapılmış kümülüs bulutudur. Bulutu ifadenin nesnesi yapmak sahnenin karanlık anlamını taşır ve sonraki bulut kelime oyununa zemin hazırlar.
Alıştırma
The cruel ruler had his way with the prisoner cümlesinde bu ifade en güçlü biçimde neyi ima eder?
- Hükümdar ile esirin birlikte seyahat ettiğini
- Hükümdarın kendi arzularını esire dayattığını ve bunun istismar edici olabileceğini
- Hükümdarın esirin bir yol seçmesine izin verdiğini
Cevabı göster
Hükümdarın kendi arzularını esire dayattığını ve bunun istismar edici olabileceğini
You could say it was all nimbus from there: bulutlarla ilgili kelime oyunu
All nimbus from there, standart bir deyim değildir. Bu ifade, bir dönüm noktasından sonra durumun giderek kötüleştiğini anlatan tanıdık all downhill from there kalıbının mizahi biçimde değiştirilmiş hâlidir. Nimbus, yağmurla ilişkili bir bulut terimidir. Downhill yerine nimbus kullanılması, kötüye gidiş fikrini korurken ifadeyi daha önce geçen cumulus ile ilişkilendirir. Bu nedenle cümle gerçek bir hava durumu tahmini değil, sorunların kötüleştiği imasını taşır.
Alıştırma
Bu cümlede all nimbus from there neden komiktir?
- Herkesin bulutların içinden aşağı doğru ilerlediğini söyler.
- Orada yağmurun başlayacağını bildiren gerçek bir hava durumu tahmini verir.
- all downhill from there ifadesini çağrıştırır ve downhill yerine bulutlarla ilgili bir terim koyar.
Cevabı göster
all downhill from there ifadesini çağrıştırır ve downhill yerine bulutlarla ilgili bir terim koyar.
landed Ixion on the flaming wheel: land fiilinin ettirgen kullanımı
Burada landed ettirgen anlamdadır: That ile belirtilen olay, İksion'un ceza olarak alevli tekerleğin üzerinde kalmasına yol açtı. İksion'un sıradan anlamda iniş yapmasını anlatmaz. Kalıp land + kişi + in/on + sonuç veya yer şeklindedir. land someone in trouble örneğinde olduğu gibi, bir eylemin bir kişiyi istenmeyen bir sonuca sürüklediğini anlatmak için sıkça kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümlede landed, “birinin bir duruma düşmesine neden oldu” anlamındadır?
- Her audition landed her a role in the school play.
- His careless joke landed him in trouble.
- The plane landed safely after the storm.
Cevabı göster
His careless joke landed him in trouble.
don't mind Tantalus: dikkat dağıtıcı şeyi önemsememeye yönelik gündelik yönlendirme
Don't mind Tantalus dinleyiciye yöneltilen bir emir cümlesidir. Burada mind dikkat etmek veya rahatsız olmak anlamına gelir; yani konuşan kişi dinleyiciden Tantalos'un dikkatini dağıtmasına ya da onu rahatsız etmesine izin vermemesini ister. Bu gelişigüzel ekleme, rahatsız edici bir cezayı gündelik ve küçük bir dikkat dağıtıcı unsurmuş gibi gösterir. Bu küçümseyici anlatım, rehber üslubuna karanlık bir mizah katar.
Alıştırma
Bir ev sahibi, “Don't mind Leo; he's practicing the drums.” diyor. Ne demek istiyor?
- Leo'ya gürültünün onu rahatsız edip etmediğini sor.
- Leo'nun gürültüsünün seni rahatsız etmesine izin verme.
- Ev sahibi Leo'ya karşı değil.
Cevabı göster
Leo'nun gürültüsünün seni rahatsız etmesine izin verme.
He was part of the first generation of mortals, Kültür
3:46O, tanrılarla yemek yemek gibi ayrıcalıkların tadını çıkaran
part of the first generation of mortals: ölümlülerin ilk nesline ait olmak
Part of, onun bir gruba ait olduğunu belirtir. Burada the first generation of mortals, onu efsanevi dünyanın en eski insanları arasına yerleştirir. Mitolojide mortals, ölümsüz tanrıların aksine yaşlanabilen ve ölebilen insanlardır. Bu arka plan, onu sıradan bir tarihî kişi olarak değil, tanrılarla olağanüstü derecede yakın ilişki kurabilen mitolojik bir kişi olarak gösterir.
Alıştırma
Bu mitolojik cümlede "the first generation of mortals" bize öncelikle ne anlatıyor?
- Efsanevi dünyada yaşlanıp ölebilen en eski insan gruplarından birine aitti.
- Seçim yapan ilk modern ülkede yaşıyordu.
- Doğan ilk tanrıydı.
Cevabı göster
Efsanevi dünyada yaşlanıp ölebilen en eski insan gruplarından birine aitti.
dining with the gods: tanrılarla yemek yemenin nadir bir ayrıcalık olması
Dining with the gods, kelime anlamıyla tanrılarla aynı yemeği paylaşmak demektir. Ancak bu efsanede özel bir erişimi de gösterir: Bir ölümlü, tanrıların kendi çevresine kabul edilmiştir. Bunun bir privilege olarak adlandırılması, bu erişimin nadir olduğunu ve özel bir iyilik ya da güvene dayandığını gösterir. Her ölümlünün katılabildiği sıradan bir yemek değildir. Bu nedenle böyle bir erişimi kötüye kullanmak özellikle ciddi olurdu.
Alıştırma
Bu cümlede "dining with the gods" neden bir ayrıcalık olarak tanımlanıyor?
- Tanrıların kendileri için yemek pişirecek birine ihtiyaç duyduğunu gösteriyordu.
- Bir ölümlüye tanrıların kendi çevresine girmek için nadir bir fırsat veriyordu.
- Her ölümlünün tanrılarla yemek yediği anlamına geliyordu.
Cevabı göster
Bir ölümlüye tanrıların kendi çevresine girmek için nadir bir fırsat veriyordu.
Some say Tantalus stole ambrosia from Zeus, Notlar
3:52Bazıları Tantalos'un Zeus'tan ambrosia çaldığını söyler,
ambrosia: Yunan mitolojisinde tanrıların yiyeceği
Yunan mitolojisinde ambrosia, çoğu zaman tanrısal doğa ve ölümsüzlükle ilişkilendirilen özel tanrı yiyeceğidir. Bu cümlede Tantalus sıradan bir atıştırmalık çalmıyor; tanrılara ayrılmış bir şeyi alıyor. Bu mitolojik anlam, eylemi tanrısal ayrıcalığın ciddi bir ihlali hâline getirir. Bu nedenle ambrosia, yalnızca bir yiyecek adının ötesinde kültürel bir anlam taşır.
Alıştırma
Mitolojik cümlede ambrosia neyi ifade ediyor?
- modern bir meyveli tatlıyı
- tanrıların özel yiyeceğini
- insan bir kralın hazinesini
Cevabı göster
tanrıların özel yiyeceğini
others that he doubted the omniscience of the gods Kelime
3:56bazıları ise onun tanrıların her şeyi bilmesinden şüphe duyduğunu
Some say... others that...: iki farklı görüşü aktarmak
Some say X, others that Y, aktarılan iki farklı görüşü yan yana sunar. Some ve others farklı kişileri ya da kaynakları gösterir; bu yapı, iki grubun iddialarını aktarır ama hiçbirini kesin bir gerçek olarak sunmaz. Some say ... ifadesinden sonra ikinci bölümde tekrarlanan say fiili düşer: others that Y, others say that Y anlamına gelir. Bu tür bir eksiltme, anlatımı kısaltırken paralel yapıyı korur ve farklı ya da çelişen açıklamaları sunmaya yarar.
Alıştırma
Aynı paralel aktarma yapısını tamamlayan ifadeyi seçin: Some say the old bridge is safe, ___ it should be closed.
- other than
- others to say
- others that
- another says
Cevabı göster
others that
doubted the omniscience of the gods: tanrıların her şeyi bildiğinden kuşku duymak
Omniscience, eksiksiz bilgi, yani her şeyi bilme durumu demektir. doubted the omniscience of the gods ifadesinde, tanrıların gerçekten her şeyi bilip bilmediğini sorguluyordu. doubt + isim öbeği yapısı, sözü edilen şeyin veya niteliğin gerçek ya da güvenilir olup olmadığını sorgulamak anlamına gelir. Buradaki isim öbeği, tanrıların sahip olduğu varsayılan her şeyi bilme niteliğini adlandırır.
Alıştırma
Cümleyi en iyi hangi sözcük tamamlar? The deity knew every event in the past, present, and future, showing its ____.
- immortality
- omniscience
- omnipotence
Cevabı göster
omniscience
cooked ... into a stew: cook A into B, A'yı pişirerek B'ye dönüştürmek
cook A into B kalıbı, A'yı pişirerek sonuçta B'ye dönüştürmek anlamına gelir. cooked his own son into a stew ifadesinde his own son A'dır, a stew ise ortaya çıkan yemektir. Burada into bir yere doğru hareketi değil, biçim veya durum değişikliğini gösterir. Başka bağlamlarda into sonrasındaki isim öbeğini, A'nın pişirildikten sonra dönüştüğü şey olarak anlayın.
Alıştırma
cook A into B kalıbını sonucu gösteren edatla tamamlayın: She cooked the tomatoes ____ a thick sauce.
Cevabı göster
into
to see if they would notice: bir testin amacını ifade etmek
to see if they would notice mastar öbeği, önceki eylemin amacını belirtir: bu eylem, onların fark edip etmeyeceğini anlamak için yapılmıştır. Buradaki see yalnızca gözle “görmek” değil, “öğrenmek” veya “kontrol etmek” anlamındadır. if yan cümlesi test edilen soruyu belirtir. Yeniden kullanılabilir kalıp do something to see if + yan cümledir.
Alıştırma
Cümleyi amaç bildiren “to see if” kalıbıyla tamamlayın: I sent myself a test message ____ the notification would appear.
Cevabı göster
to see if
as eternal punishment: sonraki bilgiye yorum çerçevesi vermek
as eternal punishment ifadesinde as, “rolünde” veya “biçiminde” anlamına gelir. Bu ifade, ardından gelen eylem ya da durumu sonsuza kadar süren bir ceza olarak tanımlar; “-dığı zaman” anlamına gelmez. Başa yerleştirilen ifade, dinleyiciye önce genel bir yorum çerçevesi verir, ardından ayrıntılar gelir. as + isim öbeği kalıbı, sonraki eylem ya da durumun nasıl yorumlanacağını gösterir.
Alıştırma
“As a reward, the teacher gave the class ten extra minutes of recess,” cümlesinde baştaki ifade ne işe yarar?
- Ek teneffüsü bir ödül olarak sunar.
- Teneffüsün ne zaman başladığını söyler.
- Ödülün öğretmen konuşurken gerçekleştiği anlamına gelir.
Cevabı göster
Ek teneffüsü bir ödül olarak sunar.
And when he stoops to quench his thirst, Kalıp ifadeler
4:13Susuzluğunu gidermek için eğildiğinde ise,
stoops to quench his thirst: susuzluğunu gidermek için eğilir
Burada stoops fiili, üst bedenini aşağı doğru eğmesi anlamına gelir. to quench mastarı bu hareketin amacını belirtir: susuzluğunu giderebilmek için eğilir. Quench one's thirst yalnızca içme eylemine değil, susuzluğun ortadan kalkması sonucuna odaklanır. Kalıp kişiye göre değişir: quench her thirst, quench our thirst.
Alıştırma
Cümleyi, bu derste öğrenilen ve “onun susuzluğunu gidermek” anlamına gelen resmî ifadeyle tamamlayın: After the race, he drank some water to ____.
Cevabı göster
quench his thirst
the water recedes: su geri çekilir
Recedes, yavaş yavaş geri çekilmek, uzaklaşmak veya daha düşük bir seviyeye inmek anlamına gelir. Bu cümlede su herhangi bir yöne hareket etmekle kalmaz; geriye doğru çekilir. Bu fiil sıklıkla gelgitleri, sel sularını veya su seviyelerini anlatır. Ayrıca korku, acı ya da bir anı gibi daha az somut bir şeyin zayıflamasını veya uzaklaşmasını da anlatabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede recede doğal ve doğru fiil yapısıyla kullanılmıştır?
- The boat receded the shore as the tide changed.
- After the storm, the floodwater slowly receded.
- The workers receded the floodwater with pumps.
Cevabı göster
After the storm, the floodwater slowly receded.
Babasının emriyle: At their father's order
At their father's order cümlenin başında yer alan bir edat öbeğidir ve “babalarının emriyle” ya da “babaları emrettiği için” anlamına gelir. Ardından gelen eylemin yetki kaynağını belirtir. At someone's order yalnızca bir isteğin kabul edildiğini değil, bir emre uyulduğunu vurgular. Buradaki their father's emri veren kişinin baba olduğunu gösterir; ifade daha çok resmî veya anlatı tarzındaki açıklamalarda kullanılır.
Alıştırma
İfadeye kaptanın emriyle anlamını verecek kelimeyi yazın: At the captain's ____, the crew returned to the ship.
Cevabı göster
order
they beheaded their husbands on their wedding night.
4:23düğün gecelerinde kocalarının başlarını kestiler.
Uh, but the trick is their jars are cracked, Anlatım akışı
4:31Ancak işin püf noktası, testilerinin çatlak olması,
the trick is...: gizli kilit noktayı tanıtmak
the trick is + cümle yapısı, bir durumun neden zor olduğunu açıklayan, kolay fark edilmeyen önemli bir noktayı veya gizli bir koşulu tanıtır. is sözcüğünden sonra gelen cümle belirleyici bilgiyi verir; burada kavanozlarının çatlak olduğunu söyler. Buradaki trick bir sihir gösterisi ya da aldatıcı bir şaka anlamına gelmez. Dinleyicinin ilk anda fark etmeyebileceği önemli mekanizmayı veya güçlüğü anlatır.
Alıştırma
Bu cümlede gizli bir koşulu tanıtan ifadeyi en iyi belirten seçenek hangisidir? The jars have cracks, so they cannot hold water.
- The joke is — it introduces humor
- The trick is — it introduces a hidden condition
- The point is — it introduces the main idea
Cevabı göster
The trick is — it introduces a hidden condition
leaks away: sızıntıyla yavaş yavaş kaybolma
Bu cümlede leaks away, bir sıvının delikten veya aralıktan sızmaya devam etmesi ve böylece yavaş yavaş kaybolması demektir. away parçacığı, sıvının bulunduğu yerden ayrılıp onu tutan şeyin içinden yok olması anlamını ekler. Burada away, “uzakta” anlamında yer bildirmez. Bazı fiillerden sonra azalma ya da yok olma sürecinin devam ettiğini gösterebilir.
Alıştırma
Cümleyi “yavaş yavaş sızdı ve kayboldu” anlamındaki ders ifadesiyle tamamlayın: By sunrise, the water in the cracked bucket had ____.
Cevabı göster
leaked away
don't worry, no leaky appliances for you: şakacı bir güvence
Don't worry söze güven vererek başlar. Kısaltılmış no leaky appliances for you ifadesi, “sana sızıntı yapan hiçbir alet verilmeyecek ya da tahsis edilmeyecek” demektir. For you, aletlerin sahibini değil, bu düzenlemenin alıcısını gösterir. Cümle dostça bir müşteri hizmeti sözü gibi gelir, ancak bir cezadan söz edilirken kullanılır. Bu uyumsuzluk, verilen güvenceyi saçma ve komik hâle getirir. Don't worry, no X for you kalıbı, istenmeyen bir nesnenin veya seçeneğin birine verilmeyeceğini samimi bir dille söylemek için başka durumlara da aktarılabilir.
Alıştırma
Atıştırmalık hazırlanan bu durumda Don't worry, no onions for you en doğal olarak ne anlama gelir?
- Atıştırmalığın soğansız hazırlanacak.
- Soğanlar zaten sana ait.
- Soğanları yemek zorundasın.
Cevabı göster
Atıştırmalığın soğansız hazırlanacak.
where Sisyphus pushes his boulder day after day, Kültür
4:47Sisifos'un gün be gün kayasını yukarı ittiği,
Sisifos'un kayasını her gün ittiği yer
Sisifos, Yunan mitolojisindeki bir kişidir. Cezası, dev bir kayayı tekrar tekrar tepeye itmektir; kaya her seferinde yeniden aşağı yuvarlandığı için görev hiçbir zaman tamamlanamaz. Bu cümlede day after day, bitmek bilmeyen tekrarı vurgular. Bu nedenle sahne, tepede yapılan sıradan bir işi değil, hem sonsuz hem de boşuna olan bir cezayı anlatır.
Alıştırma
Sisifos'un kayasını her gün itmesi görüntüsü esas olarak neyi anlatır?
- Sonsuza dek tekrarlanan ve asla tamamlanamayan bir ceza
- Yakında tamamlanacak sıradan bir iş
- Güçlenmek için yaptığı bir spor
Cevabı göster
Sonsuza dek tekrarlanan ve asla tamamlanamayan bir ceza
only for it to roll back down again. Dilbilgisi
4:53ama sadece tekrar aşağı yuvarlandığını gördüğü tepeyi.
only for it to roll back down again: sonuçta yeniden aşağı yuvarlanması
only for + isim veya zamir + to + fiil kalıbı, kendi öznesi olan daha sonraki bir sonucu anlatır. Burada it, boulder sözcüğünü karşılar: Sisifos kayayı yukarı iter, fakat kaya yeniden aşağı yuvarlanır. Bu kalıpta only, “yalnızca bir tane” anlamına gelmez ve miktarı sınırlamaz. Sonraki olayı beklenmedik, çoğu zaman hayal kırıklığı yaratan veya ironik bir sonuç olarak sunar; böylece önceki çaba boşa gitmiş görünür.
Alıştırma
Hayal kırıklığı yaratan bir sonucu gösteren hedef kalıpla cümleyi tamamlayın: I charged the phone, ____ die an hour later.
Cevabı göster
only for it to
cheat death: ölümcül bir sonuçtan kaçmak
Cheat death, ölüm çok yakın görünürken ölmekten kurtulmak anlamına gelen bir deyimdir. Bir hikâyede, ölüm kaderinden kaçmaya çalışmayı da anlatabilir. Kelime kelime düşünüldüğünde ‘Ölüm adlı birine yalan söylemek’ anlamına gelmez. Bu cümlede try to bir girişimi gösterir; başarının kesin olduğunu göstermez. İfade yine de Ölüm'ü zekâyla alt edilebilecek bir rakip gibi gösterebilir. Bu da mitolojik anlatıma uygundur.
Alıştırma
Hangi durum cheat death ile doğal biçimde anlatılabilir?
- Bir çocuk akşam yemeğinden önce ödevini bitirir.
- Bir müşteri indirimde bir gömlek bulur.
- Bir pilot, muhtemelen ölümcül olacak bir uçak kazasından sağ kurtulur.
Cevabı göster
Bir pilot, muhtemelen ölümcül olacak bir uçak kazasından sağ kurtulur.
As you can see: kanıtı sonuca bağlamak
As you can see, dinleyicinin daha önce gördüğü bir kanıta, örneğe veya sahneye geri gönderme yapan ve bunu sonraki sözlerin temeli olarak kullanan bir söylem ifadesidir. Bilgiyi göstermekten, açık görünen bir sonucu belirtmeye geçiş sağlar. Buradaki see yalnızca gözle görmek anlamına gelmez; bir grafik, gösterim veya önceki açıklamadan anlamak da olabilir. İfade, bir sonraki noktanın bu kanıtlardan açıkça anlaşıldığını gösterir.
Alıştırma
Bir sunumcu grafiği gösterdikten sonra As you can see, costs are falling. diyor. Başlangıçtaki ifade ne işe yarıyor?
- Sonucu, az önce gösterilen kanıta bağlar.
- İzleyicilerin ekranı net görüp görmediğini sorar.
- Grafiği reddeder ve konuyu değiştirir.
Cevabı göster
Sonucu, az önce gösterilen kanıta bağlar.
the Underworld is full of exciting amenities. Kelime
5:01Yeraltı Dünyası heyecan verici olanaklarla dolu.
İronik tanıtım dili olarak full of exciting amenities
Amenity, bir oteli, evi veya halka açık yeri daha kullanışlı ya da keyifli yapan özellik veya hizmettir. Bu nedenle full of exciting amenities ifadesi, bir otel ya da emlak ilanındaki neşeli tanıtım dilini çağrıştırır. Burada bu özenli satış dili Yeraltı Dünyası için kullanılıyor. Exciting, içten bir rahatlık vaadi değildir; aşırı olumlu sunum ironi yaratır.
Alıştırma
full of exciting amenities bu cümlede temel olarak ne yapıyor?
- Yeraltı Dünyası'nın ev aletleri sattığını söyler.
- Hayatta kalmak için gerekli temel donanımın tarafsız bir listesini verir.
- Yeraltı Dünyası'nı ironik biçimde pazarlamak için neşeli bir tanıtım dili kullanır.
Cevabı göster
Yeraltı Dünyası'nı ironik biçimde pazarlamak için neşeli bir tanıtım dili kullanır.
or painful cycles of revenge. Kalıp ifadeler
5:07veya acı verici intikam döngüleri hakkında endişelenmene gerek yok.
Rahatlatma ifadesi olarak don't have to worry about
Don't have to worry about + bir isim veya -ing biçimi, bir şey için kaygılanmanın gerekli olmadığı anlamına gelir. Bir sorunun yaşanmayacağını ya da zaten çözüldüğünü söyleyerek birini rahatlatmak için sıkça kullanılır. Don't have to, yasak değil gerekliliğin bulunmadığını ifade eder. Bu cümlede konuşmacı, acımasız savaşların ve intikam döngülerinin artık korkulacak şeyler olmadığını vaat ediyor.
Alıştırma
Bu dersteki rahatlatma ifadesinin aynısıyla cümleyi tamamlayın: The warranty covers every repair, so you ____ extra costs.
Cevabı göster
don't have to worry about
painful cycles of revenge: acı verici intikam döngüleri
Burada cycles, tekrar eden örüntüler anlamına gelir: Bir intikam eylemi başka bir intikamı tetikler ve misillemeler sürer. Bisikletlerden ya da fiziksel bir nesneden söz edilmez. Painful, bu örüntülerin yol açtığı sürekli zararı vurgular. Bu ifade, her ödeşme girişiminin bir sonraki misillemeyi doğurduğu çatışmaları da anlatabilir.
Alıştırma
Bu cümlede painful cycles of revenge ne anlama geliyor?
- Hemen sona eren tek bir öfke eylemi.
- Daha fazla zarara yol açmaya devam eden tekrarlı misillemeler.
- Can acıtan birkaç uzun bisiklet yolculuğu.
Cevabı göster
Daha fazla zarara yol açmaya devam eden tekrarlı misillemeler.
put your feet up and relax: işi bırakıp rahatça dinlenmek
Put your feet up, çalışmayı bırakıp rahatça dinlenmek anlamına gelen samimi bir deyimdir. Ayakları yukarı kaldırarak rahatça oturma görüntüsünden gelir, ancak gerçekten ayakları kaldırmak gerekmez. Burada and relax, amaçlanan sonucun dinlenmek olduğunu açıkça belirtir. Finally ise bekledikten veya çaba gösterdikten sonra dinlenmenin sonunda mümkün olduğunu anlatır.
Alıştırma
Dinlenmeyi anlatan kalıplaşmış deyimi tamamlayın: You've finished your chores, so put your ____ up and relax.
Cevabı göster
feet
What led Achilles and Patroclus's descent Anlatım akışı
5:15Aşil ve Patroklos'un Yeraltı Dünyası'na
Akhilleus ile Patroklos’un Yeraltı Dünyası’na inişine ne yol açtı?
What led ...? ifadesi, Akhilleus ile Patroklos’un Yeraltı Dünyası’na inişine hangi nedenin veya olaylar zincirinin yol açtığını sorar. Buradaki led, “neden oldu” ya da “yol açtı” anlamındadır; onları fiziksel olarak yönlendirmek anlamına gelmez. Bir hikâyeyi devam ettiren geçiş cümlesi olarak bu soru, nedeni hemen açıklamaz. Böylece bir bilgi boşluğu oluşturur ve dinleyiciyi inişten önce ne olduğunu öğrenmek için devam etmeye teşvik eder.
Alıştırma
Bu soruda led ne anlama geliyor?
- Onları Yeraltı Dünyası’na kadar takip etti
- Onlara fiziksel olarak yol gösterdi
- Olayın gerçekleşmesine neden oldu
Cevabı göster
Olayın gerçekleşmesine neden oldu
Start their journey from the beginning Kalıp ifadeler
5:20Truva Savaşı'nın destansı bir yeniden anlatımı olan
Onların yolculuğuna en başından başlayın
Bu öneri tarzındaki emir cümlesinde özne, dinleyici olarak anlaşılır: onların yolculuğunu en başından izlemeye veya öğrenmeye başlayın. Their, hikâyesi anlatılan kişileri belirtir; journey ise onların deneyimlerini ve gelişimini anlatır, mutlaka fiziksel bir yolculuk anlamına gelmez. From the beginning, daha sonraki bir bölüm ya da son yerine başlangıç kısmından başlamayı belirtir. Bu nedenle ifade, dinleyiciyi bir hikâyeyi, diziyi, kursu veya zaman içinde gelişen başka bir deneyimi kronolojik sırayla takip etmeye davet eder.
Alıştırma
Bir öneride Start their journey from the beginning ifadesi dinleyiciyi ne yapmaya davet eder?
- Karakterlere fiziksel bir yolculuk başlatmaya
- Doğrudan son bölüme geçmeye
- Karakterlerin hikâyesini en başından takip etmeye
Cevabı göster
Karakterlerin hikâyesini en başından takip etmeye
best-selling novel: çok satan roman
Best-selling novel, çok büyük sayıda kopya satmış roman demektir. Best-selling, novel kelimesinden önce gelen birleşik bir sıfattır ve olay örgüsünü ya da edebî kaliteyi değil, ticari satış başarısını anlatır. Bu cümlede ifade, Song of Achilles adlı eseri ticari açıdan çok başarılı bir kitap olarak tanıtır. Yayıncılıkta, kitap tanıtımlarında, eleştirilerde ve medyada sık görülür.
Alıştırma
Bir kitabın çok yüksek satış yaptığını anlatan birleşik sıfatı yazın: He wrote a ____ novel for young readers.
Cevabı göster
best-selling
an epic retelling of the Trojan War: Truva Savaşı'nın destansı yeniden anlatımı
An epic retelling of the Trojan War, eski bir hikâyenin yeni bir versiyonu olan eseri tanımlar. Retelling, tanınabilir bir kaynak hikâyeyi korur; ancak bakış açısını, öne çıkan karakterleri, önemli ayrıntıları veya biçimi değiştirebilir. Bu, yalnızca çeviri değildir. Burada epic, eserin büyük ölçeğini ve kahramansı, efsanevi tonunu anlatır. Bu ifade Song of Achilles'i Truva Savaşı'yla bağlantılı kapsamlı bir edebî yeniden yaratım olarak sunar; eserin özgün tarihsel kayıt olduğunu söylemez.
Alıştırma
Büyük bütçeli bir film, ünlü bir efsaneyi günümüze taşır ve kötü karakterin bakış açısından anlatır. En uygun açıklama hangisidir?
- It is a word-for-word translation of the legend.
- It is an epic retelling of the legend.
- It is the original historical record of the legend.
Cevabı göster
It is an epic retelling of the legend.