Antik Yunan Yeraltı Dünyasında bir tur - Iseult Gillespie: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
665 kelime 142 kel/dk

Video özeti: Truva Savaşı’nda öldürülen Akhilleus, Cumae Sibylla’sıyla Yunan yeraltı dünyasında kara mizah yüklü bir tura çıkar. Bir emlak gezisi neşesiyle sunulan yolculukta nehirler, Elysium ve Tartarus’taki mitolojik cezalar görülür; sonunda Akhilleus’un ölümden sonraki hayatı savaştan ve intikam döngülerinden kurtuluş olarak tanıtılır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. A great source of natural light. — Konuşma Edimbilimi ve Tutum: Alevli Phlegethon’un turistik bir broşürün iyimser diliyle övülmesinden doğan ironiyi fark edin. Konuşanın olumlu sözlerinin kasvetli ya da saçma bir gerçeklikle bilinçli olarak çeliştiği durumları ayırt edebilirsiniz. 2. Some say / others that — Söylem, Hikâye Anlatımı ve Retorik: İki farklı anlatıyı, herhangi birinin kesin olduğunu öne sürmeden aktarmayı öğrenin. Bu eşli yapı; efsaneleri, söylentileri, tarihsel anlaşmazlıkları ve farklı kaynaklardan gelen açıklamaları açık biçimde düzenlemenizi sağlar. 3. only for it to roll back down again. — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Bir eylemin beklenmedik, hayal kırıcı veya boşuna bir sonuçla bittiğini anlatmak için only for + nesne + to-infinitive yapısını kullanın. Burada Sisifos’un kayayı yukarı itme çabasını tamamladığı hâlde kaya yeniden yuvarlanınca bütün ilerlemesini yitirmesi vurgulanır.

Bu derste

Achilles, welcome.

0:14

Aşil, hoş geldin.

I'm the Sibyl of Cumae, Kültür

0:16

Ben Cumae Sibyli,

prophetess and avid reader of leaves. Kültür

0:18

kâhin ve tutkulu bir yaprak okuyucusuyum.

Kültür

Sibyl of Cumae: klasik mitolojiden bir kadın kâhin

Sibyl of Cumae, Yunan ve Roma geleneğinde yer alan, İtalya'daki antik Cumae kentiyle bağlantılı belirli bir kadın kâhinin unvanıdır. Sibyl onun kehanette bulunma rolünü, of Cumae ise bağlantılı olduğu yeri belirtir. Bu kendini tanıtma cümlesinde unvan, konuşanın kehanetler ileten mitolojik bir kişi olduğunu hemen gösterir. Bu, modern bir meslek unvanı veya sıradan bir kişi adı değildir.

Alıştırma

Bu cümlede the Sibyl of Cumae kimi tanımlar?

  1. İlk adı Sibyl olan bir gezgin
  2. Klasik mitolojide Cumae ile bağlantılı belirli bir kadın kâhin
  3. Cumae'de çalışan modern bir kütüphaneci
Cevabı göster

Klasik mitolojide Cumae ile bağlantılı belirli bir kadın kâhin

Kültür

avid reader of leaves: kehaneti bir hobi gibi anlatmak

Avid reader normalde çok ve büyük bir hevesle okuyan kişiyi anlatır. Buradaki leaves ise sıradan bir okuma malzemesi değildir: Cumae Sibyl'i hakkındaki gelenekte kehanetler yapraklara yazılırdı. Bu ifade, eski bir kehanet yöntemini modern bir kişisel hobi gibi sunar. Mizah bu uyumsuzluktan doğar; dolayısıyla yalnızca bitkilerle ilgili kitapları sevdiği veya ağaçların altında kitap okuduğu şeklinde anlaşılmamalıdır.

Alıştırma

Avid reader of leaves ifadesini burada komik yapan nedir?

  1. Kehanet yapraklarını sıradan bir okuma malzemesiymiş gibi anlatır.
  2. Ağaç altında oturup roman okuduğunu söyler.
  3. Yalnızca bitki biyolojisiyle ilgili kitapları incelediği anlamına gelir.
Cevabı göster

Kehanet yapraklarını sıradan bir okuma malzemesiymiş gibi anlatır.

To clarify, Anlatım akışı

0:21

Açıklığa kavuşturmak gerekirse,

you were just slain in the Trojan War. Kelime

0:23

az önce Truva Savaşı'nda öldürüldün.

Anlatım akışı

To clarify: daha açık bir açıklama geleceğini belirtmek

Cümlenin başındaki To clarify, sıradaki ifadenin daha önce söylenen bir noktayı kesinleştireceğini veya olası bir karışıklığı gidereceğini belirtir. Dinleyicinin sonraki bilgiyi yeni bir konu olarak değil, bir açıklığa kavuşturma olarak anlamasını sağlar. Burada bu ifade, konuşmacı tam olarak ne olduğunu söylemeden önce açıklamayı düzenler. Özür dilemek veya hata kabul etmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi, clarify ile kurulan ve açıklığa kavuşturma işlevi gören iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: ____, every visitor must show an ID.

Cevabı göster

To clarify

Kelime

were just slain: destansı bir anlatımda yakın zamanda öldürülmek

Were slain, slay fiilinin basit geçmiş zamanda edilgen biçimidir: özne eyleme maruz kalır ve öldürülür. Slain düzensiz geçmiş zaman ortacıdır; buradaki just ise olayın çok kısa süre önce gerçekleştiğini gösterir. Were just killed ile karşılaştırıldığında were just slain edebî, ciddi veya destansı duyulur. Bu ton sıradan bir konuşmadan çok Truva Savaşı hakkındaki bir öyküye uygundur.

Alıştırma

Hangi cümle birkaç savaşçının az önce öldürüldüğünü edebî veya destansı bir dille en doğal biçimde anlatır?

  1. The warriors were just slain in battle.
  2. The warriors were just killed in battle.
  3. The warriors had just returned from battle.
Cevabı göster

The warriors were just slain in battle.

Sorry about that.

0:26

Bunun için üzgünüm.

It's normal to feel mixed emotions right now. Kalıp ifadeler

0:28

Şu anda karmaşık duygular hissetmen normal.

Kalıp ifadeler

feel mixed emotions: karmaşık duygular hissetmek

Feel mixed emotions aynı anda birden fazla duygu hissetmek, bazen de birbirine zıt duygular yaşamak demektir. Bu cümlede ifade, içinde bulunulan duruma karşı karmaşık duygular yaşamanın normal olduğunu söyleyerek karşısındaki kişiyi rahatlatır. Yapı feel + mixed emotions isim öbeğidir. Buradaki mixed, “kafası karışık” değil, aynı anda birden fazla duygu olduğu anlamına gelir.

Alıştırma

Bir kişinin yeni bir şehre taşınma konusunda birkaç, hatta birbiriyle çelişebilecek duygu yaşadığını doğal biçimde anlatan cümleyi seçin.

  1. I mixed emotions about moving to a new city.
  2. I felt an emotion mix about moving to a new city.
  3. I felt mixed emotions about moving to a new city.
Cevabı göster

I felt mixed emotions about moving to a new city.

But you will be immortalized Kalıp ifadeler

0:31

Ama gelmiş geçmiş en büyük savaşçılardan biri olarak

as one of the greatest warriors ever.

0:34

ölümsüzleşeceksin.

Kalıp ifadeler

will be immortalized as: olarak ölümsüzleştirileceksin

Will be immortalized as, insanların birini belirli bir rol, imge veya unvanla sonsuza kadar hatırlayacağı anlamına gelir. Bu cümledeki vaat kalıcı şöhret ve tarihsel hafıza ile ilgilidir; kişinin bedeninin değişeceği anlamına gelmez. Yapı will be + past participle + as + bir rol veya tanımlamadır. Immortalized mecaz anlamdadır: bir kişinin adı, başarıları veya kamuoyundaki imgesi tarih ya da kültür içinde yaşamaya devam edebilir.

Alıştırma

Kalıcı bir kamusal itibarı doğru biçimde anlatan cümleyi seçin.

  1. The scientist immortalized as a pioneer of modern medicine.
  2. The scientist was immortalized as a pioneer of modern medicine.
  3. The scientist was immortalized to a pioneer of modern medicine.
Cevabı göster

The scientist was immortalized as a pioneer of modern medicine.

And you'll have endless distractions down here.

0:38

Ve burada sayısız eğlence bulacaksın.

So, pros and cons. Kalıp ifadeler

0:41

Yani, artıları ve eksileri var.

Kalıp ifadeler

pros and cons: artılar ve eksiler

Pros and cons, bir şeyin avantajlarını ve dezavantajlarını anlatan sabit bir ikilidir. Pros olumlu veya yararlı noktaları, cons ise sakıncaları ya da olumsuz noktaları belirtir. “So, pros and cons.” cümlesinde bu ifade çok kısa bir özet veya geçiş görevi görür. Durumu iyi ve kötü yönlerden oluşan bir liste gibi çerçeveler. Ciddi bir durumu bu kadar sıradan ve pratik bir değerlendirme gibi anlatmak hafif bir mizah da yaratır.

Alıştırma

Bu sabit ikiliyi tamamlayın: We need to weigh the ____ and ____ of moving.

Cevabı göster

pros · cons

It gets a bad rap, Deyimler

0:43

Adı biraz kötüye çıkmıştır

but the Underworld is actually a lovely place to live.

0:44

ama Yeraltı Dünyası aslında yaşamak için harika bir yerdir.

Deyimler

gets a bad rap: kötü bir üne sahip olmak ve çoğu zaman haksız yere eleştirilmek

Gets a bad rap, bir kişi, yer, şey veya fikir hakkında kötü bir üne sahip olmak ya da olumsuz eleştiri almak anlamındaki gayriresmî bir deyimdir; çoğu zaman bu değerlendirmenin haksız olduğu ima edilir. Burada gets, it öznesiyle uyumludur ve a bad rap, Yeraltı Dünyası'na yakıştırılan kötü itibarı anlatır. Bu ifadede rap, müzik türü veya vurma sesi anlamında değildir. but ile başlayan bölüm beklenen görüşü tersine çevirir: Yeraltı Dünyası genellikle olumsuz görülse de konuşmacı onun aslında yaşamak için hoş bir yer olduğunu söyler. Bu ifade kötü ünün abartılı veya hak edilmemiş olduğunu düşündürür.

Alıştırma

Bu deyimi tamamlayın: That quiet neighborhood gets a ____, but it is actually very safe.

Cevabı göster

bad rap

It boasts historic charm and eccentric neighbors Kelime

0:50

Tarihi cazibeye ve bu bölgeyle sonsuz bağları olan

Kelime

boasts historic charm: bir yeri tanıtım amacıyla öven ifade

Burada boasts geçişli bir fiildir: historic charm fiilin doğrudan nesnesidir ve ifade “tarihî bir cazibeye sahip olup bunu gururla sunabilmek” anlamına gelir. Bu cazibe, yerin çekici bir özelliği olarak sunulur. Bir yerin özne olduğu bu yapı seyahat ve emlak tanıtımlarında yaygındır. has fiilinden daha tanıtım odaklıdır; yerin gerçekten övündüğü anlamına gelmez.

Alıştırma

“The hotel boasts panoramic ocean views.” cümlesinde boasts ne anlama gelir?

  1. Okyanus manzaralarıyla ilgili açıklamasının doğru olmadığını kabul eder.
  2. Okyanus manzaralarının fazla ilgi çekmesinden şikâyet eder.
  3. Etkileyici okyanus manzaralarına sahiptir ve bunları bir satış noktası olarak sunar.
Cevabı göster

Etkileyici okyanus manzaralarına sahiptir ve bunları bir satış noktası olarak sunar.

with eternal ties to the area. Deyimler

0:53

eksantrik komşulara sahiptir.

Deyimler

eternal ties to the area: kara mizah olarak kalıcı aidiyet

Ties to an area normalde aile, geçmiş, iş veya uzun süreli ikamet gibi bir kişiyi bir yere bağlayan ilişkileri anlatır. Eternal bu ilişkilerin kalıcı olduğu izlenimini verir. Buradaki komşular Yeraltı Dünyası'nın sakinleridir; bu yüzden eternal, ölümün onları sonsuza kadar orada tuttuğunu da ima eder. Topluluğa aidiyeti anlatan özenli bir ifade bu karanlık gerçeği gizleyerek kara mizah yaratır.

Alıştırma

Bu cümlede eternal ties to the area neden kara mizah yaratır?

  1. Bölgenin tarihin başlangıcından beri var olduğu anlamına gelir.
  2. Komşuların bölgede üretilmiş kravatlar taktığını söyler.
  3. Sıcak bir topluluğa aidiyet duygusu verirken ölü sakinlerin asla ayrılamayacağını da ima eder.
Cevabı göster

Sıcak bir topluluğa aidiyet duygusu verirken ölü sakinlerin asla ayrılamayacağını da ima eder.

The community even has its own guard dog. Kültür

0:56

Topluluğun kendine ait bir bekçi köpeği bile var.

Cerberus,

0:59

Kerberos,

Kültür

guard dog. Cerberus: Yeraltı Dünyası'nın üç başlı bekçisi

Cerberus, yani Kerberos, Yunan mitolojisinde Yeraltı Dünyası'nın girişini koruyan üç başlı köpektir. Ona guard dog denmesi, bir yeri koruyan köpeğe yönelik modern ifadeyi bu mitolojik görevle birleştirir. Cümle, Yeraltı Dünyası'nı kendi güvenlik köpeği olan sıradan bir yerleşim topluluğu gibi göstererek mizah yaratır. Bu nedenle Cerberus sıradan bir evcil hayvan adı değildir; efsaneyi bilmek, sonraki köpek komutlarının ve Yeraltı Dünyası'ndan ayrılma sözlerinin sahneye neden uyduğunu açıklar.

Alıştırma

Bu cümlede Cerberus'a neden guard dog deniyor?

  1. Topluluğa ait sıradan bir evcil hayvandır.
  2. Yunan mitolojisinde Yeraltı Dünyası'nın girişini korur.
  3. Ziyaretçilere Yeraltı Dünyası'nı gezdirir.
Cevabı göster

Yunan mitolojisinde Yeraltı Dünyası'nın girişini korur.

heel, boy. Deyimler

1:00

topuğa, oğlum.

Oh, sorry.

1:01

Ah, özür dilerim.

I know that's a sensitive spot. Kalıp ifadeler

1:02

Bunun hassas bir nokta olduğunu biliyorum.

Deyimler

heel, boy: bir köpek komutu ve Achilles' heel

İlk bakışta Heel!, bir köpeğe onu yöneten kişinin bacağının yanına gelmesini veya orada yürümesini söyleyen bir eğitim komutudur. Boy, erkek bir köpeğe sevgiyle hitap etmenin bir yoludur; bu yüzden heel, boy Cerberus'a verilen sıradan bir komut gibi duyulur. Ancak heel aynı zamanda Akhilleus'un ünlü zayıf noktasıyla bağlantılı vücut bölümünün adıdır. Hemen gelen özür ve sensitive spot sözü bu mitolojik anlamı etkinleştirir. Böylece aynı sözcük hem köpek komutu hem de Akhilleus'un zayıflığına gönderme olarak kullanılır ve kelime oyunu oluşur.

Alıştırma

heel, boy. sözündeki şakayı heel sözcüğünün hangi iki anlamı oluşturur?

  1. Heel!, köpeğe havlamasını söyler; heel ise Yeraltı Dünyası'ndaki bir nehrin adıdır.
  2. Heel!, köpeğe uyumasını söyler; heel ise Cerberus'un sahibinin adıdır.
  3. Heel!, köpeğe onu yöneten kişinin yanında yürümesini söyler; heel ise Akhilleus'un savunmasız vücut bölümüdür.
Cevabı göster

Heel!, köpeğe onu yöneten kişinin yanında yürümesini söyler; heel ise Akhilleus'un savunmasız vücut bölümüdür.

Kalıp ifadeler

sensitive spot: fiziksel bir zayıf nokta veya duygusal açıdan hassas bir nokta

sensitive spot bedende ağrıyan ya da savunmasız bir bölgeyi ifade edebilir; ayrıca duygusal olarak rahatsızlık veren kişisel bir konu veya zayıf nokta anlamına da gelebilir. Buradaki spot yalnızca ciltteki görünür bir leke değil, belirli bir yer veya noktadır. Aşil bağlamında ifade iki düzeyde işler: topuk fiziksel bir zayıf noktadır ve ondan söz etmek kişisel bir kırılganlığa dokunur. Bu yüzden cildin sadece hassas olduğu söylenmiyor; dokunulması zor bir zayıf nokta kabul ediliyor.

Alıştırma

Bu cümlede sensitive spot, Aşil'in topuğu hakkında ne anlatıyor?

  1. Özel bir anlamı olmayan rastgele bir yer
  2. Güvenli ve rahatça dokunulabilecek bir yer
  3. Fiziksel olarak savunmasız ve duygusal olarak da söz edilmesi zor bir yer
Cevabı göster

Fiziksel olarak savunmasız ve duygusal olarak da söz edilmesi zor bir yer

Anyway,

1:04

Her neyse,

with Cerberus,

1:06

Kerberos ile

you get three for the price of one. Deyimler

1:07

bir fiyatına üç baş alıyorsun.

Deyimler

get three for the price of one: üç başlı bir varlık hakkında promosyon şakası

get three for the price of one, promosyonlarda kullanılan get two for the price of one kalıbının esprili bir uyarlamasıdır. Normalde tek bir ürünün fiyatını ödeyip toplam üç ürün almak anlamına gelir; sayı, teklife göre değişebilir. Burada anlatıcı, tek bir üç başlı yaratığı, bir tane için ödeme yapıldığı hâlde sanki üç köpek sağlıyormuş gibi sayıyor. Sözler bir reklama benziyor, ama gerçek bir satıştan değil, Cerberus'un üç başıyla ilgili bir şakadan söz ediyor.

Alıştırma

Mağazanın teklifini tamamlayın: This weekend, you can get three notebooks ____ at the bookstore.

Cevabı göster

for the price of one

He's just not a big fan of anyone leaving. Kalıp ifadeler

1:09

Sadece birinin buradan ayrılmasından pek hoşlanmıyor.

Kalıp ifadeler

not a big fan of anyone leaving: hoşlanmamayı yumuşak biçimde ifade etmek

Birinin not a big fan of something olduğunu söylemek, o şeyi pek sevmediğini veya desteklemediğini anlatmanın günlük konuşmada kullanılan bir yoludur. Fan burada gerçek anlamında değildir; cümle, kişinin birinin ya da bir takımın hayranı olduğundan söz etmez. of sonrasında bir isim veya anyone leaving gibi -ing yapılı bir yan cümle kullanılabilir. Bu ifadede anyone eylemi yapan kişiyi, leaving ise eylemi belirtir. Bu yumuşak ifade, aslında çok daha güçlü olan bir itirazı hafife alıyormuş gibi de gösterebilir.

Alıştırma

Cümleyi, derste öğrendiğiniz ve “sevmemek” anlamını yumuşak biçimde veren ifadeyle tamamlayın: I'm ____ waiting in long lines.

Cevabı göster

not a big fan of

And who would want to leave anyway? Ton ve niyet

1:13

Zaten kim ayrılmak ister ki?

Ton ve niyet

Who would want to leave anyway?: cevabın «hiç kimse» olduğunu ima eden retorik soru

Who would want to leave anyway? biçim olarak bir sorudur, ancak burada retorik bir sorudur: konuşmacının beklediği örtük cevap “hiç kimse”dir. Gerçekten kimin gitmek istediğini sormak yerine, ayrılmayı açıkça çekici olmayan bir seçenek gibi sunar. Anyway, “üstelik” veya “her durumda” gibi bir anlam ekler ve dinleyiciyi konuşmacının vardığı sonuca yönlendirir. Yeraltı dünyasını tanıtan bu satış konuşmasında, burası kimsenin ayrılmayı seçmeyeceği kadar çekiciymiş gibi davranılır.

Alıştırma

Konuşmacı “Who would want to leave anyway?” derken büyük olasılıkla ne demek istiyor?

  1. Ayrılmayı planlayan kişilerin listesini istiyor.
  2. Kimsenin ayrılmak için iyi bir nedeni olmadığına inanıyor.
  3. Nasıl ayrılacağını bilmiyor.
Cevabı göster

Kimsenin ayrılmak için iyi bir nedeni olmadığına inanıyor.

This is the Styx. Kültür

1:16

Burası Styx.

It's like the subterranean Riviera. Deyimler

1:17

Yeraltındaki Riviera gibidir.

Kültür

the Styx: Yunan mitolojisindeki Yeraltı Dünyası nehri

Styx, Yunan mitolojisinde Yeraltı Dünyası'nda bulunan bir nehirdir; modern bir yer veya turistik alan değildir. Bu cümlede the Styx, bu mitolojik nehri belirtir. Akhilleus'un öyküsünün sonradan ortaya çıkan ve iyi bilinen bir versiyonunda, Akhilleus Styx'in sularına batırılır ve neredeyse zarar görmez hâle gelir. Bu arka plan, ileride onun dokunulmazlığına yapılan göndermeleri anlamaya yardımcı olur.

Alıştırma

Bu cümlede the Styx neyi ifade ediyor?

  1. Yeraltı Dünyası'yla bağlantılı mitolojik bir nehir.
  2. Riviera'nın altında bulunan bir otel.
  3. Bir tatil merkezindeki modern bir nehir.
Cevabı göster

Yeraltı Dünyası'yla bağlantılı mitolojik bir nehir.

Deyimler

like the subterranean Riviera: tuhaf bir tatil yeri benzetmesi

Burada like bir benzetme kurar: konuşmacı Styx'i yer altındaki bir Riviera'ya benzetir. Subterranean, «yer altında» anlamına gelir; Riviera ise güneşli, göz alıcı ve tatille ilişkilendirilen bir kıyı bölgesini çağrıştırır. Yeraltı Dünyası'ndaki bir nehirle lüks seyahat dilinin çarpışması espriyi oluşturur. Konuşmacı gerçek bir coğrafi bilgi vermek yerine, burayı sanki bir tatil merkeziymiş gibi şakacı biçimde tanıtır.

Alıştırma

like the subterranean Riviera benzetmesi nasıl bir etki yaratıyor?

  1. Styx'in günümüzdeki kesin konumunu verir.
  2. Riviera'nın gerçekten yer altında olduğunu söyler.
  3. Yeraltı Dünyası nehrini göz alıcı bir tatil yeri gibi esprili biçimde sunar.
Cevabı göster

Yeraltı Dünyası nehrini göz alıcı bir tatil yeri gibi esprili biçimde sunar.

But you've been here before.

1:21

Ama daha önce burada bulunmuştun.

It was the source of your almost complete invulnerability, Kültür

1:22

Neredeyse tamamen yenilmez olmanın

of course.

1:26

kaynağıydı elbette.

Kültür

the source of your almost complete invulnerability: neredeyse hiç zarar görmeme gücünün kaynağı

Burada the source of your almost complete invulnerability, Akhilleus'a yaralanmaya karşı neredeyse tam koruma sağlayan yeri anlatır. Bu ifade, Akhilleus'un Styks Nehri'ne batırılıp yaralanması neredeyse imkânsız hâle geldiği mite gönderme yapar. almost sözcüğü çok önemlidir: koruması tam değildi. Topuğu korumasız kalmıştı; bu da bir kişinin en önemli zayıf noktasını anlatan Achilles' heel ifadesinin arka planıdır.

Alıştırma

Bu cümlede almost complete invulnerability, Akhilleus hakkında ne anlatıyor?

  1. Yaralanmaya karşı neredeyse hiç koruması yoktu.
  2. Vücudunun hiçbir yeri kesinlikle yaralanamazdı.
  3. Çok güçlü biçimde korunuyordu ama vücudunun bir bölümü hâlâ yaralanabilirdi.
Cevabı göster

Çok güçlü biçimde korunuyordu ama vücudunun bir bölümü hâlâ yaralanabilirdi.

The Underworld also features four other waterways: Kelime

1:29

Yeraltı Dünyası ayrıca dört başka su yoluna daha sahiptir:

Kelime

features four other waterways: diğer dört su yolunu öne çıkarır

Burada features, “içerir ve dikkat çeker” anlamında bir fiildir. Doğrudan nesnesi four other waterways ifadesidir; iki nokta da bu dört su yolunun birazdan sıralanacağını gösterir. Daha tarafsız olan has fiiliyle karşılaştırıldığında features, su yollarını dikkat çekici yerler olarak sunar. Bu fiil tur anlatımlarında, tanıtımlarda ve reklam metinlerinde yaygındır; bu nedenle cümleye eğlenceli bir gezi rehberi havası verir.

Alıştırma

Cümleyi feature fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The hotel ____ a rooftop pool with city views.

Cevabı göster

features

Acheron, the River of Woe, Kültür

1:32

Acheron, Keder Nehri,

Cocytus, River of Wailing,

1:35

Cocytus, Feryat Nehri,

Lethe, River of Oblivion,

1:37

Lethe, Unutuş Nehri,

and Phlegethon, River of Fire.

1:40

ve Phlegethon, Ateş Nehri.

Kültür

Acheron, Cocytus, Lethe ve Phlegethon: yer altı dünyasının dört nehri

Bu cümle, Yunan mitolojisindeki yer altı dünyasının dört nehrini adlandırır. Her River of... unvanı, o nehirle bağlantılı düşünceyi açıklar: Acheron woe, yani derin kederle; Cocytus wailing, yani feryatla; Lethe oblivion, yani unutuşla; Phlegethon ise fire, yani ateşle bağlantılıdır. Her özel adı, ardından gelen unvanla birlikte okuyun. Bu unvanlar yalnızca süsleyici betimlemeler değildir; yabancı isimlere anlam kazandırır ve onları hatırlamayı kolaylaştırır.

Alıştırma

Hangi isim ve anlam eşleştirmesi cümleyle uyuşuyor?

  1. Cocytus — River of Fire
  2. Lethe — River of Oblivion
  3. Phlegethon — River of Wailing
Cevabı göster

Lethe — River of Oblivion

A great source of natural light. Ton ve niyet

1:42

Harika bir doğal ışık kaynağı.

Ton ve niyet

A great source of natural light ifadesindeki ironi

A great source of natural light tek başına, güneşli bir yer hakkında samimi bir övgü gibi duyulur. Ancak burada River of Fire ifadesinden hemen sonra gelir; dolayısıyla “kaynak” sıradan gün ışığı değil, alevler içindeki nehirdir. Konuşmacı korkutucu ve saçma bir şeyi anlatmak için neşeli bir tanıtım dili kullanır. Bu uyumsuzluk cümleyi ironik yapar: hoş bir özelliği tavsiye ediyormuş gibi davranırken tehlike hakkında şaka yapar.

Alıştırma

Bir rehber tehlikeli bir ateş nehrini gösterip “A great source of natural light.” diyor. Bu söz ne yapıyor?

  1. Tehlikeli ateş hakkında şaka yapmak için neşeli bir tanıtım dili kullanır.
  2. Ateşin görünür ışık üretmediğini açıklar.
  3. Bölgeyi gün ışığının güvenle tadını çıkarabilecekleri bir yer olarak içtenlikle tavsiye eder.
Cevabı göster

Tehlikeli ateş hakkında şaka yapmak için neşeli bir tanıtım dili kullanır.

Now, on your left, Kalıp ifadeler

1:46

Şimdi, solunuzda,

you'll see the Mourning Fields, Kültür

1:47

Yas Tarlaları'nı göreceksiniz,

Kalıp ifadeler

“Now, on your left, …”: rehberlikte bakış yönü belirtme

Bu rehberlik cümlesinde Now anlatımı bir sonraki noktaya taşır, on your left ise dinleyiciye nereye bakacağını söyler. Now, on your left, birlikte “sırada solunuza bakın” anlamına yakındır; yalnızca “tam şu anda, solunuzda” anlamına gelmez. Now, on your left/right, you'll see ... kalıbı, bir rehberin, anlatıcının veya sunucunun dikkati sıradaki şeye yöneltmesi için kullanılır.

Alıştırma

Hediyelik eşya dükkânı ziyaretçilerin solundadır. Rehberin cümlesini tamamlayın: Now, ____, you'll see the gift shop.

Cevabı göster

on your left

inhabited by souls tormented by love. Dilbilgisi

1:49

aşk yüzünden eziyet çeken ruhlar yaşar orada.

Kültür

the Mourning Fields — hüznü çağrıştıran özel yer adı

the Mourning Fields, hikâyenin yeraltı dünyasındaki belirli bir yerin adıdır; bu yüzden sıradan tarım arazisini anlatan bir ifade değil, özel isim olarak kullanılır. Büyük harfler bu yere kendine özgü bir kimlik verir. Mourning, bir kayıptan sonra duyulan derin üzüntü veya yası ifade eder. Bu kelime yere hüzünlü bir anlam katar; devamında aşk yüzünden acı çeken ruhlardan söz edilmesi de bu yorumu destekler. Fields bir manzara görüntüsünü korur, ancak bütün ifade hikâyedeki bir yerin adıdır.

Alıştırma

Hikâyede the Mourning Fields adı neden hüzünlü bir yeri düşündürüyor?

  1. Fields always means a real farm
  2. Mourning means grief after a loss
  3. Mourning means the early part of the day
Cevabı göster

Mourning means grief after a loss

Dilbilgisi

inhabited by ... tormented by ...: iki katmanlı edilgen betimleme

inhabited by souls tormented by love, the Mourning Fields hakkında ek bilgi verir. inhabited by souls, ruhların orada yaşadığı anlamına gelir; inhabited edilgendir çünkü söz konusu yer, yaşanılan yerdir. Bu ifadenin içinde tormented by love, souls sözcüğünü niteler: bu ruhların acı çekmesine aşk neden olur. Açık biçimi şöyledir: the Mourning Fields are inhabited by souls who are tormented by love. İki geçmiş zaman ortaç öbeği de kısaltılmış edilgen betimlemelerdir; yeni ana cümle yüklemleri değildir.

Alıştırma

Kısaltılmış iki edilgen betimlemeyi doğru biçimde açan cümle hangisidir?

  1. The Mourning Fields are inhabited by souls who are tormented by love.
  2. The souls are inhabited by the Mourning Fields, which are tormented by love.
  3. The Mourning Fields inhabited the souls, and the souls tormented love.
Cevabı göster

The Mourning Fields are inhabited by souls who are tormented by love.

Quite an attractive place, really,

1:53

Bitmek bilmeyen bir kalp kırıklığının pençesinde olmadığınızda,

when you're not in the throes of endless heartbreak. Deyimler

1:55

gerçekten oldukça çekici bir yer.

Deyimler

in the throes of endless heartbreak: süren yoğun acı

be in the throes of, yoğun, acı verici veya çalkantılı bir deneyimin ortasında olmak demektir. Burada in the throes of endless heartbreak, şu anda bitmeyen bir kalp acısı yüzünden derinden acı çekmek anlamına gelir; fiziksel bir yeri anlatmaz. Kalıp be in the throes of + isim veya -ing biçimidir. Deneyimi hâlen süren ve kişiyi bunaltan bir durum olarak gösterir; çoğu zaman bittikten sonrasını değil, en yoğun aşamasını vurgular.

Alıştırma

throes içeren sabit ifadeyi tamamlayın: The town is ____ a severe crisis.

Cevabı göster

in the throes of

And without further ado, Kalıp ifadeler

1:58

Ve lafı daha fazla uzatmadan,

Kalıp ifadeler

And without further ado: doğrudan sonraki bölüme geçmek

Without further ado, “daha fazla gecikmeden veya giriş konuşmasını uzatmadan” anlamına gelen kalıplaşmış bir geçiş ifadesidir. Burada giriş kısmını kapatır ve doğrudan sıradaki bölüme geçer. Ado günümüz İngilizcesinde tek başına pek kullanılmaz; bu yüzden tüm ifadeyi tek bir kalıp olarak öğrenin.

Alıştırma

Sunucunun geçiş cümlesini kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: Without ____, let's begin the show.

Cevabı göster

further ado

Elysium,

2:01

Elysium,

the Underworld's exclusive VIP section Kelime

2:02

Yeraltı Dünyası'nın özel VIP bölümü

and your permanent home.

2:06

ve senin kalıcı evin.

Kelime

the Underworld's exclusive VIP section: Elysium için modern seçkin hizmet dili

Elysium, Yunan mitolojisindeki Yeraltı Dünyası'nın geleneksel olarak kahramanlar ve kutsanmış kişilerle ilişkilendirilen bölümüdür. Buraya the Underworld's exclusive VIP section denmesi, bu antik yeri özel konuklara ayrılmış modern ve seçkin bir alanmış gibi yeniden anlatır. Exclusive ve VIP sözcükleri gösterişli bir satış veya ağırlama hizmeti havası yaratır. Bu modern tüketici dilini mitolojiyle karıştırmak açıklamayı kolay anlaşılır ve kasıtlı olarak komik hâle getirir; bu söz gerçek bir mitolojik ad veya ticari tesis değildir.

Alıştırma

the Underworld's exclusive VIP section ifadesi burada neden komiktir?

  1. Antik bir mitolojik yeri modern seçkin hizmet diliyle anlatır.
  2. Elysium'u modern dünyadaki gerçek bir havaalanı salonu olarak tanımlar.
  3. VIP'nin Yunan mitolojisindeki bir yaratığın adı olduğunu söyler.
Cevabı göster

Antik bir mitolojik yeri modern seçkin hizmet diliyle anlatır.

Here, you'll join the ranks of royalty and heroes. Kalıp ifadeler

2:09

Burada kraliyet ailesinin ve kahramanların saflarına katılacaksın.

Kalıp ifadeler

join the ranks of royalty and heroes: kraliyet mensupları ve kahramanların saflarına katılmak

Join the ranks of, “belirli bir grubun üyesi olmak” anlamına gelir. Buradaki ranks, askerî rütbeleri değil, bir gruptaki insanları ifade eder. Cümle, kraliyet mensupları ve kahramanlardan biri olacağınızı söylüyor. Kalıp join the ranks of + grup şeklindedir. Özellikle dikkat çeken bir gruba katılırken yeni bir kimliği, statüyü veya başarıyı belirtmek için sıkça kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi join the ranks of ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After the award, she ____ respected scientists.

Cevabı göster

joined the ranks of

Cadmus over there once slayed a dragon.

2:13

Şuradaki Kadmos bir keresinde bir ejderhayı öldürmüştü.

And Patroclus is around here somewhere,

2:17

Patroklos da buralarda bir yerlerde,

along with lots of other friends and foes. Kalıp ifadeler

2:19

birçok başka dost ve düşmanla birlikte.

Kalıp ifadeler

along with ... friends and foes: dostlar ve düşmanlarla birlikte

Along with, ana bilgiden sonra ek kişiler veya şeyler sunar. Yeri belirtilen ana kişi Patroklos'tur; lots of other friends and foes ikincil bir grup olarak eklenir. Friends and foes, dost ve düşman kişileri anlatan dengeli bir ikilidir. Foe, enemy kelimesinden daha resmî ve edebîdir; bu nedenle ikili, cümleye hikâye anlatımını andıran dramatik bir ritim verir.

Alıştırma

Hangi cümle, tekil ana özneyi korurken ikincil bilgi eklemek için along with ifadesini doğru kullanır?

  1. Maya, along with her cousins, are visiting the museum.
  2. Maya, along with her cousins, is visiting the museum.
  3. Maya along with is her cousins visiting the museum.
Cevabı göster

Maya, along with her cousins, is visiting the museum.

I'll let you two get reacquainted soon,

2:23

Yakında yeniden hasret gidermenize izin vereceğim,

but our tour wouldn't be complete Dilbilgisi

2:24

ancak Hades'in kalbinde kısa bir tur atmadan

without a quick whirl through the heart of Hades. Deyimler

2:27

gezimiz tamamlanmış sayılmaz.

Dilbilgisi

wouldn't be complete without ...: ... olmadan tamamlanmış sayılmaz

X wouldn't be complete without Y kalıbı, Y'nin X'in vazgeçilmez ya da beklenen bir parçası olarak görüldüğünü anlatır. Y'nin zaten eksik olduğunu söylemez; deneyimin Y'yi içermesi gerektiğini vurgular. Burada but, konuyu yeniden kaynaşmadan tura döndürür. Without bir sonraki durağı tanıtır, a ise bu durağı adlandıran isim öbeğini başlatır.

Alıştırma

Yerel yemeği tatmanın ziyaretin vazgeçilmez bir parçası olduğunu gösteren sözcüğü yazın: A visit to this town wouldn't be complete ____ trying the local dish.

Cevabı göster

without

Deyimler

quick whirl through the heart of Hades: Hades'in kalbinde kısa bir tur

Bu tur anlatımında a quick whirl through, gerçekten dönmek değil, bir yeri kısa ve hareketli biçimde gezmek anlamına gelir. Whirl, durağı hızlı, rahat ve enerjik gösterir. The heart of a place, bir yerin merkezi ya da en önemli bölgesi demektir. Hades burada yeraltı dünyasını adlandırır; dolayısıyla ifade onun merkez bölgesinde hızlı bir turu anlatır.

Alıştırma

Cümleyi okuyun: Our hotel was in the heart of the city, so we took a quick whirl through the nearby streets before dinner. Ne anlama geliyor?

  1. Otel bir hastanenin yakınındaydı ve tıbbi bir acil durumun içinden aceleyle geçtiler.
  2. Otel merkezî bir yerdeydi ve akşam yemeğinden önce yakındaki sokakları kısaca gezdiler.
  3. Otel şehir merkezinden uzaktaydı ve yakındaki her sokağı yavaşça, ayrıntılı biçimde incelediler.
Cevabı göster

Otel merkezî bir yerdeydi ve akşam yemeğinden önce yakındaki sokakları kısaca gezdiler.

Tartarus.

2:31

Tartaros.

Tisiphone here guards the portal.

2:33

Tisiphone burada geçidi koruyor.

She's one of the legendary Furies Kültür

2:36

O efsanevi Erinnyeler'den biri

and is particularly passionate about avenging murder. Kalıp ifadeler

2:38

ve cinayetlerin intikamını alma konusunda özellikle tutkulu.

Kültür

efsanevi Furies

legendary Furies, Yunan mitolojisinde ağır suçların, özellikle cinayetlerin ve kan suçlarının peşine düşüp onları cezalandıran figürlerden oluşan bir grubu anlatır. Tisiphone da bu grubun üyelerinden biridir; bu ifade bir öfke duygusunu değil, onun mitolojik rolünü belirtir. Burada legendary “efsanevi”, Furies ise grubun adıdır. Bu arka plan, cümlenin devamındaki avenging murder ifadesini anlamayı kolaylaştırır.

Alıştırma

Bu cümlede legendary Furies neyi ifade ediyor?

  1. Ünlü bir mitolojik intikamcılar grubu
  2. Yoğun bir öfke duygusu
  3. Modern bir geçidi koruyan bir ekip
Cevabı göster

Ünlü bir mitolojik intikamcılar grubu

Kalıp ifadeler

passionate about avenging murder

Be passionate about, bir şeyi derinden önemsemek veya ona büyük bir ilgi ve heyecan duymak anlamına gelir. Burada about sözcüğünden sonra avenge fiilinin -ing biçimi olan avenging gelir. About edatından sonra bir fiil kullanıldığında normalde -ing biçimi kullanılır: passionate about doing something. Avenge; bir haksızlık, mağdur ya da ölüm için ceza vermek veya adalet aramak anlamına gelen, daha resmî bir fiildir. Cinayetin intikamını almayı kişisel bir tutku gibi anlatmak, ciddi bir mitolojik görevi modern bir iş tanımı gibi gösterir ve kuru bir mizah yaratır.

Alıştırma

Cümleyi derste öğrenilen ifadeyle tamamlayın: She is ____ protecting wildlife.

Cevabı göster

passionate about

She never sleeps,

2:42

Hiç uyumaz,

so if you need anything, just ask. Ton ve niyet

2:43

bu yüzden bir şeye ihtiyacın olursa, sadece sor.

Ton ve niyet

Hizmet tarzı davet: so if you need anything, just ask

Bu cümlede so, She never sleeps ifadesinden çıkan pratik sonucu gösterir: O her zaman uyanık olduğu için, karşı taraf ihtiyacı olduğunda ondan yardım isteyebilir. If you need anything açık uçlu bir koşuldur; anything, kişinin ihtiyaç duyabileceği her türlü yardım veya bilgiyi geniş biçimde kapsar. Just ask dostça bir davettir; belirli bir soru sormayı emretmez. Just, yardım istemeyi kolay ve rahat göstererek sormanın uygun olup olmadığı konusundaki baskıyı azaltır. Sahnede bu yardımsever hizmet dili, korkutucu karakterle komik bir karşıtlık oluşturur.

Alıştırma

Yeni bir iş arkadaşı bugün işe başlıyor. Hangi cümle onu sıcak bir şekilde yardım istemeye davet eder?

  1. If you need anything, keep it to yourself.
  2. If you need anything, just ask.
  3. If you ask for anything, you will be in trouble.
Cevabı göster

If you need anything, just ask.

Tartarus is reserved for a select few Kalıp ifadeler

2:46

Tartaros, bazılarının tüm zamanların en büyük günahkârları olarak adlandırabileceği

who some might call the greatest sinners of all time. Ton ve niyet

2:48

seçilmiş birkaç kişi için ayrılmıştır.

Kalıp ifadeler

reserved for a select few ifadesinin ironik biçimde sunulması

Be reserved for, belirli bir kişi veya grup için ayrılmış ya da saklanmış olmak anlamına gelir. Reserved for a select few ifadesinde a select few, özel olarak seçilmiş gibi sunulan çok küçük bir grubu belirtir; select yalnızca sayının az olduğunu değil, ayrıcalıklılığı da vurgular. Tartarus bir ceza yeri olduğu için ifade bilerek özel bir ayrıcalık ya da seçkin bir davet gibi duyulur. En büyük günahkârlara select few demek, ağır bir cezayı övgü dolu ve yüksek statülü bir dille paketler; ironi buradan doğar.

Alıştırma

Bir burs, yarışmadan sonra seçilen küçük bir gruba veriliyor. Bu fikri ayrıcalıklı bir tonla anlatan cümle hangisidir?

  1. The scholarship is open to every applicant.
  2. The scholarship is reserved for a few applicants, with no selection involved.
  3. The scholarship is reserved for a select few applicants.
Cevabı göster

The scholarship is reserved for a select few applicants.

Ton ve niyet

some might call: güçlü bir yargıyı yumuşatmak

Some might call X Y yapısı, Y'yi kim olduğu belirtilmeyen bazı kişilerin X için kullanabileceği bir niteleme olarak sunar. Some değerlendirmenin kaynağını belirsizleştirir, might ise ifadeyi doğrudan X is Y demekten daha az kesin hâle getirir. Buradaki the greatest sinners of all time nitelemesi çok güçlüdür. Yumuşak giriş gerçek bir şüphe göstermez; sert bir yargıyı hafifçe paketleyerek ölçülü ve mizahi bir etki yaratır.

Alıştırma

Yargılayın: “Some might call the idea unusual”, “The idea is unusual.” cümlesinden daha doğrudan ve kesindir.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Yanlış

Take Ixion. Anlatım akışı

2:52

Örneğin Ixion.

Anlatım akışı

Take Ixion: take ile örnek sunmak

Burada Take + isim, bu kişiyi ya da şeyi örnek olarak kullanmak anlamına gelir. Take Ixion. konuşmacının birazdan açıklayacağı bir örneğe işaret eder; Ixion'u fiziksel olarak alıp götürmekten söz etmez. Bu kısa emir cümlesi, genel bir iddiadan somut bir örneğe geçerek bilgiyi düzenler. Daha açık ve uzun biçimi Take Ixion, for example. şeklindedir.

Alıştırma

“Many desert plants store water. Take cacti. Their thick stems hold moisture,” ifadesinde “Take cacti” ne yapar?

  1. Konuyu bitkilerden ulaşıma geçirir.
  2. Birine kaktüsleri alıp götürmesini söyler.
  3. Kaktüsleri örnek olarak tanıtır.
Cevabı göster

Kaktüsleri örnek olarak tanıtır.

He was once a king.

2:53

O bir zamanlar kraldı.

When he didn't pay his wedding dowry,

2:55

Düğün çeyizini ödemediğinde,

his father-in-law Deioneus, stole his horses to get even. Deyimler

2:57

kayınpederi Deioneus ödeşmek için atlarını çaldı.

Deyimler

to get even: karşılık vererek ödeşmek

Burada to get even, atları çalma amacını belirtir. to + fiil biçimindeki mastar, eylemin neden yapıldığını açıklar. Get even, birinin size haksızlık yaptığını düşündükten sonra durumu yeniden dengeli hissettirmek için karşılık vermek anlamına gelen bir deyimdir. Burada even, “düz” ya da “çift sayı” anlamına gelmez.

Alıştırma

“İntikam almak” anlamındaki deyimi tamamlayın: After Leo deleted my game save, I played a trick on him to get ____.

Cevabı göster

even

In retaliation, Anlatım akışı

3:01

Buna misilleme olarak

Anlatım akışı

In retaliation, misilleme işareti olarak

In retaliation, bir cümlenin başına yerleştirildiğinde sonraki eylemi daha önceki zararlı veya haksız bir eyleme karşılık olarak tanımlar. Hikâyeyi net bir sıraya koyar: önce bir saldırı veya haksızlık, ardından karşı eylem gelir. because gibi genel bir neden ifadesinden farklı olarak retaliation, karşı saldırıda bulunma anlamını ekler ve çoğu zaman çatışmanın tırmandığını gösterir.

Alıştırma

"In retaliation," iki olay arasında nasıl bir ilişki olduğunu gösterir?

  1. İkinci olay, birinci olaya karşılık yapılan bir misillemedir.
  2. İkinci olay, ilgisiz bir örnektir.
  3. İkinci olay, birinci olayla aynı anda gerçekleşir.
Cevabı göster

İkinci olay, birinci olaya karşılık yapılan bir misillemedir.

Ixion pitched Deioneus into a pit of fire. Kelime

3:03

Ixion, Deioneus'u bir ateş çukuruna attı.

Kelime

pitched Deioneus into a pit of fire: güçlü biçimde fırlatmak

Bu cümlede pitched, pitch fiilinin geçmiş zaman biçimidir ve “güç kullanarak fırlattı” anlamına gelir. pitch someone or something into or onto a place kalıbı, güçlü bir kuvvetin kişiyi ya da nesneyi belirtilen hedefe gönderdiğini anlatır. Deioneus nesnesi pitched ile into a pit of fire arasında yer alır; bu nedenle into a pit of fire hareketin sonucunu ya da varış yerini belirtir. Burada pitch, çadır kurmak ya da bir sesin perdesini ayarlamak anlamında değildir.

Alıştırma

Hangi cümlede pitched “güç kullanarak fırlattı” anlamındadır?

  1. His voice was pitched too high.
  2. She pitched the ball over the fence.
  3. They pitched a tent beside the lake.
Cevabı göster

She pitched the ball over the fence.

Ixion was banished,

3:08

Ixion sürgüne gönderildi

but Zeus miraculously took pity Kalıp ifadeler

3:09

ama Zeus mucizevi bir şekilde ona acıdı

on him and invited him to a Mount Olympian feast. Kültür

3:12

ve onu Olimpos Dağı'ndaki bir ziyafete davet etti.

Kalıp ifadeler

took pity on him: ona acıdı ve karşılık verdi

Take pity on someone, birine acımak ya da şefkat duymak ve bu duygunun merhamete veya yardıma yol açabilmesi anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Took, take fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Bu cümlede but şaşırtıcı bir değişimi gösterir: İksion sürgün edilmiş olmasına rağmen Zeus ona şefkat duyup ardından onu şölene davet eder. Yeniden kullanılabilen yapı take pity on + kişi veya hayvandır.

Alıştırma

Kalıplaşmış ifadeyi bir sözcükle tamamlayın: The shelter worker took pity ____ the abandoned puppy and brought it inside.

Cevabı göster

on

Kültür

Mount Olympian feast: tanrıların şöleni

Burada Mount Olympian, başlıca Yunan tanrılarının efsanevi evi olan Olimpos Dağı'yla bağlantılı demektir. Bu nedenle a Mount Olympian feast, modern Olimpiyat sporcuları için verilen bir yemek değil, tanrıların dünyasındaki bir şölendir. Ölümlü bir kralın bu şölene davet edilmesi, tanrıların güçlü çevresine olağanüstü bir şekilde kabul edildiğini gösterir. Bu da ona gösterilen ayrıcalıklı muameleyi hikâye açısından önemli kılar.

Alıştırma

Bu cümlede a Mount Olympian feast ne anlama geliyor?

  1. modern Olimpiyat sporcuları için bir kutlama yemeği
  2. Olimpos Dağı'nın tanrılarıyla bağlantılı bir şölen
  3. bir dağın yakınında yapılan sıradan bir piknik
Cevabı göster

Olimpos Dağı'nın tanrılarıyla bağlantılı bir şölen

There, however, it soon became clear Anlatım akışı

3:16

Ancak orada kısa sürede anlaşıldı ki,

that the disgraced king was trying to seduce Zeus's wife, Hera. Kelime

3:19

gözden düşmüş kral Zeus'un karısı Hera'yı baştan çıkarmaya çalışıyordu.

Anlatım akışı

There, however, it soon became clear: anlatıda bir dönüş

Buradaki There, daha önce geçen ziyafet yerine gönderme yapar. Böylece anlatıcı yerin adını tekrar söylemeden orada yaşananları anlatmaya devam eder. However, sonraki bilginin davetin yarattığı olumlu izlenimle çeliştiğini gösterir. It soon became clear that... hızla keşfedilen veya fark edilen bir gerçeği sunar. Bu parçalar dinleyiciyi sırasıyla mekâna, karşıtlığa ve gerçeğin açığa çıkmasına yönlendirir: karşılanmanın ardından ciddi bir uygunsuz davranış ortaya çıkar.

Alıştırma

Bu cümlede There, however, it soon became clear ifadesinin temel anlatı görevi nedir?

  1. İki olayın tam olarak aynı anda gerçekleştiğini söyler.
  2. Hikâyeyi durdurup kralla ilgili ilgisiz bir tanım verir.
  3. Daha önce belirtilen yerde devam eder, karşıtlık gösterir ve bir keşfi sunar.
Cevabı göster

Daha önce belirtilen yerde devam eder, karşıtlık gösterir ve bir keşfi sunar.

Kelime

the disgraced king: onurunu kaybetmiş bir kral

Disgraced, disgrace fiilinin geçmiş zaman ortacıdır ve king sözcüğünden önce sıfat olarak kullanılmıştır. Kralın utanç verici davranışlar veya bir skandal yüzünden onurunu, itibarını ya da konumunu kaybettiğini anlatır. Bu ifade anlatıcının olumsuz yargısını taşır. Haberlerde, tarihte ve öykülerde disgraced + görev ifadesi, birini zarar görmüş itibarıyla hızlıca tanımlayabilir.

Alıştırma

Hangi durum disgraced bir lideri en iyi anlatır?

  1. Lider uzun bir toplantıdan sonra yorulur.
  2. Lider büyük bir skandaldan sonra halkın saygısını kaybeder.
  3. Lider bir ismi unuttuktan sonra mahcup olur.
Cevabı göster

Lider büyük bir skandaldan sonra halkın saygısını kaybeder.

So, Zeus contrived a trap, Kalıp ifadeler

3:25

Böylece Zeus bir tuzak kurdu,

a fluffy cloud that resembled Hera exactly.

3:27

tıpkı Hera'ya benzeyen pofuduk bir bulut.

Kalıp ifadeler

Zeus contrived a trap: Zeus bilinçli ve zekice bir tuzak tasarladı

Burada contrived, contrive fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Zeus bilinçli olarak bir tuzak düşünüp oluşturmuştur; fiil yalnızca bir nesne yapmayı değil, planlamayı ve yaratıcılığı vurgular. a fluffy cloud that resembled Hera exactly ifadesi tuzağın ne olduğunu açıklar. Contrive kullanımı, anlatıcının bu düzeni özenle tasarlanmış olarak sunmasına yardımcı olur.

Alıştırma

Cümleyi contrive fiilinin geçmiş zamanıyla tamamlayın: The magician ____ a trap that used three hidden mirrors.

Cevabı göster

contrived

When Zeus had proof of Ixion having his way with the cumulus, Deyimler

3:30

Zeus, Ixion'un o kümülüs ile münasebet kurduğunun kanıtını elde ettiğinde,

well, you could say it was all nimbus from there. Deyimler

3:35

şey, oradan sonrası için tam bir fırtına bulutuydu diyebiliriz.

Deyimler

Having his way with the cumulus: cinsel çağrışım taşıyan örtmeceli ifade

Have one's way with someone, kişinin kendi arzusunu ya da gücünü karşısındaki kişiye dayatmasını anlatan örtmeceli bir ifadedir; çoğu zaman cinsel bir anlam taşır ve kimi bağlamlarda zorlama veya istismar ima eder. Bu, sadece kendi istediği gibi davranmak demek değildir. Buradaki cumulus, Hera'ya benzeyecek şekilde yapılmış kümülüs bulutudur. Bulutu ifadenin nesnesi yapmak sahnenin karanlık anlamını taşır ve sonraki bulut kelime oyununa zemin hazırlar.

Alıştırma

The cruel ruler had his way with the prisoner cümlesinde bu ifade en güçlü biçimde neyi ima eder?

  1. Hükümdar ile esirin birlikte seyahat ettiğini
  2. Hükümdarın kendi arzularını esire dayattığını ve bunun istismar edici olabileceğini
  3. Hükümdarın esirin bir yol seçmesine izin verdiğini
Cevabı göster

Hükümdarın kendi arzularını esire dayattığını ve bunun istismar edici olabileceğini

Deyimler

You could say it was all nimbus from there: bulutlarla ilgili kelime oyunu

All nimbus from there, standart bir deyim değildir. Bu ifade, bir dönüm noktasından sonra durumun giderek kötüleştiğini anlatan tanıdık all downhill from there kalıbının mizahi biçimde değiştirilmiş hâlidir. Nimbus, yağmurla ilişkili bir bulut terimidir. Downhill yerine nimbus kullanılması, kötüye gidiş fikrini korurken ifadeyi daha önce geçen cumulus ile ilişkilendirir. Bu nedenle cümle gerçek bir hava durumu tahmini değil, sorunların kötüleştiği imasını taşır.

Alıştırma

Bu cümlede all nimbus from there neden komiktir?

  1. Herkesin bulutların içinden aşağı doğru ilerlediğini söyler.
  2. Orada yağmurun başlayacağını bildiren gerçek bir hava durumu tahmini verir.
  3. all downhill from there ifadesini çağrıştırır ve downhill yerine bulutlarla ilgili bir terim koyar.
Cevabı göster

all downhill from there ifadesini çağrıştırır ve downhill yerine bulutlarla ilgili bir terim koyar.

That landed Ixion on the flaming wheel, Kelime

3:40

Bu da zavallı Ixion'u

Kelime

landed Ixion on the flaming wheel: land fiilinin ettirgen kullanımı

Burada landed ettirgen anlamdadır: That ile belirtilen olay, İksion'un ceza olarak alevli tekerleğin üzerinde kalmasına yol açtı. İksion'un sıradan anlamda iniş yapmasını anlatmaz. Kalıp land + kişi + in/on + sonuç veya yer şeklindedir. land someone in trouble örneğinde olduğu gibi, bir eylemin bir kişiyi istenmeyen bir sonuca sürüklediğini anlatmak için sıkça kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümlede landed, “birinin bir duruma düşmesine neden oldu” anlamındadır?

  1. Her audition landed her a role in the school play.
  2. His careless joke landed him in trouble.
  3. The plane landed safely after the storm.
Cevabı göster

His careless joke landed him in trouble.

poor thing.

3:43

alevli tekerleğe mahkûm etti.

Oh, and don't mind Tantalus here. Ton ve niyet

3:45

Oh, ve buradaki Tantalos'a aldırma.

Ton ve niyet

don't mind Tantalus: dikkat dağıtıcı şeyi önemsememeye yönelik gündelik yönlendirme

Don't mind Tantalus dinleyiciye yöneltilen bir emir cümlesidir. Burada mind dikkat etmek veya rahatsız olmak anlamına gelir; yani konuşan kişi dinleyiciden Tantalos'un dikkatini dağıtmasına ya da onu rahatsız etmesine izin vermemesini ister. Bu gelişigüzel ekleme, rahatsız edici bir cezayı gündelik ve küçük bir dikkat dağıtıcı unsurmuş gibi gösterir. Bu küçümseyici anlatım, rehber üslubuna karanlık bir mizah katar.

Alıştırma

Bir ev sahibi, “Don't mind Leo; he's practicing the drums.” diyor. Ne demek istiyor?

  1. Leo'ya gürültünün onu rahatsız edip etmediğini sor.
  2. Leo'nun gürültüsünün seni rahatsız etmesine izin verme.
  3. Ev sahibi Leo'ya karşı değil.
Cevabı göster

Leo'nun gürültüsünün seni rahatsız etmesine izin verme.

He was part of the first generation of mortals, Kültür

3:46

O, tanrılarla yemek yemek gibi ayrıcalıkların tadını çıkaran

Kültür

part of the first generation of mortals: ölümlülerin ilk nesline ait olmak

Part of, onun bir gruba ait olduğunu belirtir. Burada the first generation of mortals, onu efsanevi dünyanın en eski insanları arasına yerleştirir. Mitolojide mortals, ölümsüz tanrıların aksine yaşlanabilen ve ölebilen insanlardır. Bu arka plan, onu sıradan bir tarihî kişi olarak değil, tanrılarla olağanüstü derecede yakın ilişki kurabilen mitolojik bir kişi olarak gösterir.

Alıştırma

Bu mitolojik cümlede "the first generation of mortals" bize öncelikle ne anlatıyor?

  1. Efsanevi dünyada yaşlanıp ölebilen en eski insan gruplarından birine aitti.
  2. Seçim yapan ilk modern ülkede yaşıyordu.
  3. Doğan ilk tanrıydı.
Cevabı göster

Efsanevi dünyada yaşlanıp ölebilen en eski insan gruplarından birine aitti.

enjoying privileges like dining with the gods. Kültür

3:49

ilk ölümlü kuşağının bir parçasıydı.

Kültür

dining with the gods: tanrılarla yemek yemenin nadir bir ayrıcalık olması

Dining with the gods, kelime anlamıyla tanrılarla aynı yemeği paylaşmak demektir. Ancak bu efsanede özel bir erişimi de gösterir: Bir ölümlü, tanrıların kendi çevresine kabul edilmiştir. Bunun bir privilege olarak adlandırılması, bu erişimin nadir olduğunu ve özel bir iyilik ya da güvene dayandığını gösterir. Her ölümlünün katılabildiği sıradan bir yemek değildir. Bu nedenle böyle bir erişimi kötüye kullanmak özellikle ciddi olurdu.

Alıştırma

Bu cümlede "dining with the gods" neden bir ayrıcalık olarak tanımlanıyor?

  1. Tanrıların kendileri için yemek pişirecek birine ihtiyaç duyduğunu gösteriyordu.
  2. Bir ölümlüye tanrıların kendi çevresine girmek için nadir bir fırsat veriyordu.
  3. Her ölümlünün tanrılarla yemek yediği anlamına geliyordu.
Cevabı göster

Bir ölümlüye tanrıların kendi çevresine girmek için nadir bir fırsat veriyordu.

Some say Tantalus stole ambrosia from Zeus, Notlar

3:52

Bazıları Tantalos'un Zeus'tan ambrosia çaldığını söyler,

Kültür

ambrosia: Yunan mitolojisinde tanrıların yiyeceği

Yunan mitolojisinde ambrosia, çoğu zaman tanrısal doğa ve ölümsüzlükle ilişkilendirilen özel tanrı yiyeceğidir. Bu cümlede Tantalus sıradan bir atıştırmalık çalmıyor; tanrılara ayrılmış bir şeyi alıyor. Bu mitolojik anlam, eylemi tanrısal ayrıcalığın ciddi bir ihlali hâline getirir. Bu nedenle ambrosia, yalnızca bir yiyecek adının ötesinde kültürel bir anlam taşır.

Alıştırma

Mitolojik cümlede ambrosia neyi ifade ediyor?

  1. modern bir meyveli tatlıyı
  2. tanrıların özel yiyeceğini
  3. insan bir kralın hazinesini
Cevabı göster

tanrıların özel yiyeceğini

others that he doubted the omniscience of the gods Kelime

3:56

bazıları ise onun tanrıların her şeyi bilmesinden şüphe duyduğunu

Anlatım akışı

Some say... others that...: iki farklı görüşü aktarmak

Some say X, others that Y, aktarılan iki farklı görüşü yan yana sunar. Some ve others farklı kişileri ya da kaynakları gösterir; bu yapı, iki grubun iddialarını aktarır ama hiçbirini kesin bir gerçek olarak sunmaz. Some say ... ifadesinden sonra ikinci bölümde tekrarlanan say fiili düşer: others that Y, others say that Y anlamına gelir. Bu tür bir eksiltme, anlatımı kısaltırken paralel yapıyı korur ve farklı ya da çelişen açıklamaları sunmaya yarar.

Alıştırma

Aynı paralel aktarma yapısını tamamlayan ifadeyi seçin: Some say the old bridge is safe, ___ it should be closed.

  1. other than
  2. others to say
  3. others that
  4. another says
Cevabı göster

others that

Kelime

doubted the omniscience of the gods: tanrıların her şeyi bildiğinden kuşku duymak

Omniscience, eksiksiz bilgi, yani her şeyi bilme durumu demektir. doubted the omniscience of the gods ifadesinde, tanrıların gerçekten her şeyi bilip bilmediğini sorguluyordu. doubt + isim öbeği yapısı, sözü edilen şeyin veya niteliğin gerçek ya da güvenilir olup olmadığını sorgulamak anlamına gelir. Buradaki isim öbeği, tanrıların sahip olduğu varsayılan her şeyi bilme niteliğini adlandırır.

Alıştırma

Cümleyi en iyi hangi sözcük tamamlar? The deity knew every event in the past, present, and future, showing its ____.

  1. immortality
  2. omniscience
  3. omnipotence
Cevabı göster

omniscience

and cooked his own son into a stew Kalıp ifadeler

3:59

ve fark edip etmeyeceklerini görmek için

Kalıp ifadeler

cooked ... into a stew: cook A into B, A'yı pişirerek B'ye dönüştürmek

cook A into B kalıbı, A'yı pişirerek sonuçta B'ye dönüştürmek anlamına gelir. cooked his own son into a stew ifadesinde his own son A'dır, a stew ise ortaya çıkan yemektir. Burada into bir yere doğru hareketi değil, biçim veya durum değişikliğini gösterir. Başka bağlamlarda into sonrasındaki isim öbeğini, A'nın pişirildikten sonra dönüştüğü şey olarak anlayın.

Alıştırma

cook A into B kalıbını sonucu gösteren edatla tamamlayın: She cooked the tomatoes ____ a thick sauce.

Cevabı göster

into

to see if they would notice. Dilbilgisi

4:01

kendi oğlundan yahni yaptığını.

Dilbilgisi

to see if they would notice: bir testin amacını ifade etmek

to see if they would notice mastar öbeği, önceki eylemin amacını belirtir: bu eylem, onların fark edip etmeyeceğini anlamak için yapılmıştır. Buradaki see yalnızca gözle “görmek” değil, “öğrenmek” veya “kontrol etmek” anlamındadır. if yan cümlesi test edilen soruyu belirtir. Yeniden kullanılabilir kalıp do something to see if + yan cümledir.

Alıştırma

Cümleyi amaç bildiren “to see if” kalıbıyla tamamlayın: I sent myself a test message ____ the notification would appear.

Cevabı göster

to see if

Naturally, they did.

4:04

Doğal olarak fark ettiler.

And as eternal punishment, Anlatım akışı

4:07

Ve sonsuz bir ceza olarak,

Anlatım akışı

as eternal punishment: sonraki bilgiye yorum çerçevesi vermek

as eternal punishment ifadesinde as, “rolünde” veya “biçiminde” anlamına gelir. Bu ifade, ardından gelen eylem ya da durumu sonsuza kadar süren bir ceza olarak tanımlar; “-dığı zaman” anlamına gelmez. Başa yerleştirilen ifade, dinleyiciye önce genel bir yorum çerçevesi verir, ardından ayrıntılar gelir. as + isim öbeği kalıbı, sonraki eylem ya da durumun nasıl yorumlanacağını gösterir.

Alıştırma

“As a reward, the teacher gave the class ten extra minutes of recess,” cümlesinde baştaki ifade ne işe yarar?

  1. Ek teneffüsü bir ödül olarak sunar.
  2. Teneffüsün ne zaman başladığını söyler.
  3. Ödülün öğretmen konuşurken gerçekleştiği anlamına gelir.
Cevabı göster

Ek teneffüsü bir ödül olarak sunar.

when Tantalus reaches for food,

4:09

Tantalos yemeğe uzandığında,

the branches grow taller.

4:11

dallar uzuyor.

And when he stoops to quench his thirst, Kalıp ifadeler

4:13

Susuzluğunu gidermek için eğildiğinde ise,

Kalıp ifadeler

stoops to quench his thirst: susuzluğunu gidermek için eğilir

Burada stoops fiili, üst bedenini aşağı doğru eğmesi anlamına gelir. to quench mastarı bu hareketin amacını belirtir: susuzluğunu giderebilmek için eğilir. Quench one's thirst yalnızca içme eylemine değil, susuzluğun ortadan kalkması sonucuna odaklanır. Kalıp kişiye göre değişir: quench her thirst, quench our thirst.

Alıştırma

Cümleyi, bu derste öğrenilen ve “onun susuzluğunu gidermek” anlamına gelen resmî ifadeyle tamamlayın: After the race, he drank some water to ____.

Cevabı göster

quench his thirst

the water recedes. Kelime

4:16

sular çekiliyor.

Kelime

the water recedes: su geri çekilir

Recedes, yavaş yavaş geri çekilmek, uzaklaşmak veya daha düşük bir seviyeye inmek anlamına gelir. Bu cümlede su herhangi bir yöne hareket etmekle kalmaz; geriye doğru çekilir. Bu fiil sıklıkla gelgitleri, sel sularını veya su seviyelerini anlatır. Ayrıca korku, acı ya da bir anı gibi daha az somut bir şeyin zayıflamasını veya uzaklaşmasını da anlatabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede recede doğal ve doğru fiil yapısıyla kullanılmıştır?

  1. The boat receded the shore as the tide changed.
  2. After the storm, the floodwater slowly receded.
  3. The workers receded the floodwater with pumps.
Cevabı göster

After the storm, the floodwater slowly receded.

And here we have the Danaids.

4:19

Ve burada Danaidler var.

At their father's order, Kalıp ifadeler

4:21

Babalarının emriyle,

Kalıp ifadeler

Babasının emriyle: At their father's order

At their father's order cümlenin başında yer alan bir edat öbeğidir ve “babalarının emriyle” ya da “babaları emrettiği için” anlamına gelir. Ardından gelen eylemin yetki kaynağını belirtir. At someone's order yalnızca bir isteğin kabul edildiğini değil, bir emre uyulduğunu vurgular. Buradaki their father's emri veren kişinin baba olduğunu gösterir; ifade daha çok resmî veya anlatı tarzındaki açıklamalarda kullanılır.

Alıştırma

İfadeye kaptanın emriyle anlamını verecek kelimeyi yazın: At the captain's ____, the crew returned to the ship.

Cevabı göster

order

they beheaded their husbands on their wedding night.

4:23

düğün gecelerinde kocalarının başlarını kestiler.

They must fill this basin with water.

4:28

Bu havzayı suyla doldurmak zorundalar.

Uh, but the trick is their jars are cracked, Anlatım akışı

4:31

Ancak işin püf noktası, testilerinin çatlak olması,

Anlatım akışı

the trick is...: gizli kilit noktayı tanıtmak

the trick is + cümle yapısı, bir durumun neden zor olduğunu açıklayan, kolay fark edilmeyen önemli bir noktayı veya gizli bir koşulu tanıtır. is sözcüğünden sonra gelen cümle belirleyici bilgiyi verir; burada kavanozlarının çatlak olduğunu söyler. Buradaki trick bir sihir gösterisi ya da aldatıcı bir şaka anlamına gelmez. Dinleyicinin ilk anda fark etmeyebileceği önemli mekanizmayı veya güçlüğü anlatır.

Alıştırma

Bu cümlede gizli bir koşulu tanıtan ifadeyi en iyi belirten seçenek hangisidir? The jars have cracks, so they cannot hold water.

  1. The joke is — it introduces humor
  2. The trick is — it introduces a hidden condition
  3. The point is — it introduces the main idea
Cevabı göster

The trick is — it introduces a hidden condition

so it always just leaks away. Öbek fiiller

4:33

bu yüzden su her zaman sızıp gidiyor.

Öbek fiiller

leaks away: sızıntıyla yavaş yavaş kaybolma

Bu cümlede leaks away, bir sıvının delikten veya aralıktan sızmaya devam etmesi ve böylece yavaş yavaş kaybolması demektir. away parçacığı, sıvının bulunduğu yerden ayrılıp onu tutan şeyin içinden yok olması anlamını ekler. Burada away, “uzakta” anlamında yer bildirmez. Bazı fiillerden sonra azalma ya da yok olma sürecinin devam ettiğini gösterebilir.

Alıştırma

Cümleyi “yavaş yavaş sızdı ve kayboldu” anlamındaki ders ifadesiyle tamamlayın: By sunrise, the water in the cracked bucket had ____.

Cevabı göster

leaked away

Oh, but don't worry, Ton ve niyet

4:37

Oh, ama endişelenme,

no leaky appliances for you.

4:38

senin için sızdıran aletler yok.

Ton ve niyet

don't worry, no leaky appliances for you: şakacı bir güvence

Don't worry söze güven vererek başlar. Kısaltılmış no leaky appliances for you ifadesi, “sana sızıntı yapan hiçbir alet verilmeyecek ya da tahsis edilmeyecek” demektir. For you, aletlerin sahibini değil, bu düzenlemenin alıcısını gösterir. Cümle dostça bir müşteri hizmeti sözü gibi gelir, ancak bir cezadan söz edilirken kullanılır. Bu uyumsuzluk, verilen güvenceyi saçma ve komik hâle getirir. Don't worry, no X for you kalıbı, istenmeyen bir nesnenin veya seçeneğin birine verilmeyeceğini samimi bir dille söylemek için başka durumlara da aktarılabilir.

Alıştırma

Atıştırmalık hazırlanan bu durumda Don't worry, no onions for you en doğal olarak ne anlama gelir?

  1. Atıştırmalığın soğansız hazırlanacak.
  2. Soğanlar zaten sana ait.
  3. Soğanları yemek zorundasın.
Cevabı göster

Atıştırmalığın soğansız hazırlanacak.

Finally, our last stop on the tour

4:40

Sonunda, turumuzun son durağı

is one of our loveliest vistas.

4:42

en güzel manzaralarımızdan biri.

From here, you can see the hill

4:45

Buradan o tepeyi görebilirsin,

where Sisyphus pushes his boulder day after day, Kültür

4:47

Sisifos'un gün be gün kayasını yukarı ittiği,

Kültür

Sisifos'un kayasını her gün ittiği yer

Sisifos, Yunan mitolojisindeki bir kişidir. Cezası, dev bir kayayı tekrar tekrar tepeye itmektir; kaya her seferinde yeniden aşağı yuvarlandığı için görev hiçbir zaman tamamlanamaz. Bu cümlede day after day, bitmek bilmeyen tekrarı vurgular. Bu nedenle sahne, tepede yapılan sıradan bir işi değil, hem sonsuz hem de boşuna olan bir cezayı anlatır.

Alıştırma

Sisifos'un kayasını her gün itmesi görüntüsü esas olarak neyi anlatır?

  1. Sonsuza dek tekrarlanan ve asla tamamlanamayan bir ceza
  2. Yakında tamamlanacak sıradan bir iş
  3. Güçlenmek için yaptığı bir spor
Cevabı göster

Sonsuza dek tekrarlanan ve asla tamamlanamayan bir ceza

only for it to roll back down again. Dilbilgisi

4:53

ama sadece tekrar aşağı yuvarlandığını gördüğü tepeyi.

Dilbilgisi

only for it to roll back down again: sonuçta yeniden aşağı yuvarlanması

only for + isim veya zamir + to + fiil kalıbı, kendi öznesi olan daha sonraki bir sonucu anlatır. Burada it, boulder sözcüğünü karşılar: Sisifos kayayı yukarı iter, fakat kaya yeniden aşağı yuvarlanır. Bu kalıpta only, “yalnızca bir tane” anlamına gelmez ve miktarı sınırlamaz. Sonraki olayı beklenmedik, çoğu zaman hayal kırıklığı yaratan veya ironik bir sonuç olarak sunar; böylece önceki çaba boşa gitmiş görünür.

Alıştırma

Hayal kırıklığı yaratan bir sonucu gösteren hedef kalıpla cümleyi tamamlayın: I charged the phone, ____ die an hour later.

Cevabı göster

only for it to

All for trying to cheat death. Deyimler

4:57

Hepsi ölümü kandırmaya çalıştığı için.

Deyimler

cheat death: ölümcül bir sonuçtan kaçmak

Cheat death, ölüm çok yakın görünürken ölmekten kurtulmak anlamına gelen bir deyimdir. Bir hikâyede, ölüm kaderinden kaçmaya çalışmayı da anlatabilir. Kelime kelime düşünüldüğünde ‘Ölüm adlı birine yalan söylemek’ anlamına gelmez. Bu cümlede try to bir girişimi gösterir; başarının kesin olduğunu göstermez. İfade yine de Ölüm'ü zekâyla alt edilebilecek bir rakip gibi gösterebilir. Bu da mitolojik anlatıma uygundur.

Alıştırma

Hangi durum cheat death ile doğal biçimde anlatılabilir?

  1. Bir çocuk akşam yemeğinden önce ödevini bitirir.
  2. Bir müşteri indirimde bir gömlek bulur.
  3. Bir pilot, muhtemelen ölümcül olacak bir uçak kazasından sağ kurtulur.
Cevabı göster

Bir pilot, muhtemelen ölümcül olacak bir uçak kazasından sağ kurtulur.

As you can see, Achilles, Anlatım akışı

4:59

Gördüğün gibi Aşil,

Anlatım akışı

As you can see: kanıtı sonuca bağlamak

As you can see, dinleyicinin daha önce gördüğü bir kanıta, örneğe veya sahneye geri gönderme yapan ve bunu sonraki sözlerin temeli olarak kullanan bir söylem ifadesidir. Bilgiyi göstermekten, açık görünen bir sonucu belirtmeye geçiş sağlar. Buradaki see yalnızca gözle görmek anlamına gelmez; bir grafik, gösterim veya önceki açıklamadan anlamak da olabilir. İfade, bir sonraki noktanın bu kanıtlardan açıkça anlaşıldığını gösterir.

Alıştırma

Bir sunumcu grafiği gösterdikten sonra As you can see, costs are falling. diyor. Başlangıçtaki ifade ne işe yarıyor?

  1. Sonucu, az önce gösterilen kanıta bağlar.
  2. İzleyicilerin ekranı net görüp görmediğini sorar.
  3. Grafiği reddeder ve konuyu değiştirir.
Cevabı göster

Sonucu, az önce gösterilen kanıta bağlar.

the Underworld is full of exciting amenities. Kelime

5:01

Yeraltı Dünyası heyecan verici olanaklarla dolu.

Kelime

İronik tanıtım dili olarak full of exciting amenities

Amenity, bir oteli, evi veya halka açık yeri daha kullanışlı ya da keyifli yapan özellik veya hizmettir. Bu nedenle full of exciting amenities ifadesi, bir otel ya da emlak ilanındaki neşeli tanıtım dilini çağrıştırır. Burada bu özenli satış dili Yeraltı Dünyası için kullanılıyor. Exciting, içten bir rahatlık vaadi değildir; aşırı olumlu sunum ironi yaratır.

Alıştırma

full of exciting amenities bu cümlede temel olarak ne yapıyor?

  1. Yeraltı Dünyası'nın ev aletleri sattığını söyler.
  2. Hayatta kalmak için gerekli temel donanımın tarafsız bir listesini verir.
  3. Yeraltı Dünyası'nı ironik biçimde pazarlamak için neşeli bir tanıtım dili kullanır.
Cevabı göster

Yeraltı Dünyası'nı ironik biçimde pazarlamak için neşeli bir tanıtım dili kullanır.

Here, you don't have to worry about brutal wars Kalıp ifadeler

5:05

Burada acımasız savaşlar

or painful cycles of revenge. Kalıp ifadeler

5:07

veya acı verici intikam döngüleri hakkında endişelenmene gerek yok.

Kalıp ifadeler

Rahatlatma ifadesi olarak don't have to worry about

Don't have to worry about + bir isim veya -ing biçimi, bir şey için kaygılanmanın gerekli olmadığı anlamına gelir. Bir sorunun yaşanmayacağını ya da zaten çözüldüğünü söyleyerek birini rahatlatmak için sıkça kullanılır. Don't have to, yasak değil gerekliliğin bulunmadığını ifade eder. Bu cümlede konuşmacı, acımasız savaşların ve intikam döngülerinin artık korkulacak şeyler olmadığını vaat ediyor.

Alıştırma

Bu dersteki rahatlatma ifadesinin aynısıyla cümleyi tamamlayın: The warranty covers every repair, so you ____ extra costs.

Cevabı göster

don't have to worry about

Kalıp ifadeler

painful cycles of revenge: acı verici intikam döngüleri

Burada cycles, tekrar eden örüntüler anlamına gelir: Bir intikam eylemi başka bir intikamı tetikler ve misillemeler sürer. Bisikletlerden ya da fiziksel bir nesneden söz edilmez. Painful, bu örüntülerin yol açtığı sürekli zararı vurgular. Bu ifade, her ödeşme girişiminin bir sonraki misillemeyi doğurduğu çatışmaları da anlatabilir.

Alıştırma

Bu cümlede painful cycles of revenge ne anlama geliyor?

  1. Hemen sona eren tek bir öfke eylemi.
  2. Daha fazla zarara yol açmaya devam eden tekrarlı misillemeler.
  3. Can acıtan birkaç uzun bisiklet yolculuğu.
Cevabı göster

Daha fazla zarara yol açmaya devam eden tekrarlı misillemeler.

You can finally just put your feet up Deyimler

5:10

Nihayet ayaklarını uzatıp

and relax.

5:13

rahatlayabilirsin.

Deyimler

put your feet up and relax: işi bırakıp rahatça dinlenmek

Put your feet up, çalışmayı bırakıp rahatça dinlenmek anlamına gelen samimi bir deyimdir. Ayakları yukarı kaldırarak rahatça oturma görüntüsünden gelir, ancak gerçekten ayakları kaldırmak gerekmez. Burada and relax, amaçlanan sonucun dinlenmek olduğunu açıkça belirtir. Finally ise bekledikten veya çaba gösterdikten sonra dinlenmenin sonunda mümkün olduğunu anlatır.

Alıştırma

Dinlenmeyi anlatan kalıplaşmış deyimi tamamlayın: You've finished your chores, so put your ____ up and relax.

Cevabı göster

feet

What led Achilles and Patroclus's descent Anlatım akışı

5:15

Aşil ve Patroklos'un Yeraltı Dünyası'na

into the Underworld?

5:18

inmesine ne yol açtı?

Anlatım akışı

Akhilleus ile Patroklos’un Yeraltı Dünyası’na inişine ne yol açtı?

What led ...? ifadesi, Akhilleus ile Patroklos’un Yeraltı Dünyası’na inişine hangi nedenin veya olaylar zincirinin yol açtığını sorar. Buradaki led, “neden oldu” ya da “yol açtı” anlamındadır; onları fiziksel olarak yönlendirmek anlamına gelmez. Bir hikâyeyi devam ettiren geçiş cümlesi olarak bu soru, nedeni hemen açıklamaz. Böylece bir bilgi boşluğu oluşturur ve dinleyiciyi inişten önce ne olduğunu öğrenmek için devam etmeye teşvik eder.

Alıştırma

Bu soruda led ne anlama geliyor?

  1. Onları Yeraltı Dünyası’na kadar takip etti
  2. Onlara fiziksel olarak yol gösterdi
  3. Olayın gerçekleşmesine neden oldu
Cevabı göster

Olayın gerçekleşmesine neden oldu

Start their journey from the beginning Kalıp ifadeler

5:20

Truva Savaşı'nın destansı bir yeniden anlatımı olan

Kalıp ifadeler

Onların yolculuğuna en başından başlayın

Bu öneri tarzındaki emir cümlesinde özne, dinleyici olarak anlaşılır: onların yolculuğunu en başından izlemeye veya öğrenmeye başlayın. Their, hikâyesi anlatılan kişileri belirtir; journey ise onların deneyimlerini ve gelişimini anlatır, mutlaka fiziksel bir yolculuk anlamına gelmez. From the beginning, daha sonraki bir bölüm ya da son yerine başlangıç kısmından başlamayı belirtir. Bu nedenle ifade, dinleyiciyi bir hikâyeyi, diziyi, kursu veya zaman içinde gelişen başka bir deneyimi kronolojik sırayla takip etmeye davet eder.

Alıştırma

Bir öneride Start their journey from the beginning ifadesi dinleyiciyi ne yapmaya davet eder?

  1. Karakterlere fiziksel bir yolculuk başlatmaya
  2. Doğrudan son bölüme geçmeye
  3. Karakterlerin hikâyesini en başından takip etmeye
Cevabı göster

Karakterlerin hikâyesini en başından takip etmeye

with Madeline Miller's best-selling novel Song of Achilles, Kelime

5:22

Madeline Miller'ın çok satan romanı 'Akhilleus'un Şarkısı' ile

an epic retelling of the Trojan War. Kelime

5:27

yolculuklarına en başından başla.

Kelime

best-selling novel: çok satan roman

Best-selling novel, çok büyük sayıda kopya satmış roman demektir. Best-selling, novel kelimesinden önce gelen birleşik bir sıfattır ve olay örgüsünü ya da edebî kaliteyi değil, ticari satış başarısını anlatır. Bu cümlede ifade, Song of Achilles adlı eseri ticari açıdan çok başarılı bir kitap olarak tanıtır. Yayıncılıkta, kitap tanıtımlarında, eleştirilerde ve medyada sık görülür.

Alıştırma

Bir kitabın çok yüksek satış yaptığını anlatan birleşik sıfatı yazın: He wrote a ____ novel for young readers.

Cevabı göster

best-selling

Kelime

an epic retelling of the Trojan War: Truva Savaşı'nın destansı yeniden anlatımı

An epic retelling of the Trojan War, eski bir hikâyenin yeni bir versiyonu olan eseri tanımlar. Retelling, tanınabilir bir kaynak hikâyeyi korur; ancak bakış açısını, öne çıkan karakterleri, önemli ayrıntıları veya biçimi değiştirebilir. Bu, yalnızca çeviri değildir. Burada epic, eserin büyük ölçeğini ve kahramansı, efsanevi tonunu anlatır. Bu ifade Song of Achilles'i Truva Savaşı'yla bağlantılı kapsamlı bir edebî yeniden yaratım olarak sunar; eserin özgün tarihsel kayıt olduğunu söylemez.

Alıştırma

Büyük bütçeli bir film, ünlü bir efsaneyi günümüze taşır ve kötü karakterin bakış açısından anlatır. En uygun açıklama hangisidir?

  1. It is a word-for-word translation of the legend.
  2. It is an epic retelling of the legend.
  3. It is the original historical record of the legend.
Cevabı göster

It is an epic retelling of the legend.

Download a free audiobook version

5:30

Ücretsiz sesli kitap versiyonunu

at audible.com/ted-ed.

5:32

audible.com/ted-ed adresinden indirebilirsiniz.