Daha sessiz bir dünya - 6 Minute English: İngilizce çalışma notları
BBC Learning English
Video açıklaması: Program, artık fark etmeden duymazdan geldiğimiz şehir gürültüsünün sağlığı nasıl etkilediğini inceliyor; ardından korna çalmanın hem bir ifade biçimi hem de kirlilik sorunu olduğu Mumbai’ye gidiyor. Aşırı korna sesinde kırmızı ışığı uzatan bir kampanyayı tanıtıyor ve sekiz saat için güvenli üst sınırın 85 desibel olduğunu, ses yükseldikçe izin verilen dinleme süresinin kısaldığını açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. let's sound out — Phrasal Verbs: sound out ifadesinin insanların ne bildiğini veya düşündüğünü dikkatle yoklamak anlamına gelebileceğini öğrenin. Gürültü hakkındaki bir konuşmada sound içeren bu ifadenin yarattığı eğlenceli çift anlamı da fark edin. Böylece kelime oyununu anlayabilir ve araştırıcı bir soruya başlarken ifadeyi doğal biçimde kullanabilirsiniz. 2. If noise levels at traffic lights went over / the lights would remain on red — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: if yan cümlesinin kuralı harekete geçiren koşulu, would bölümünün ise sonucu bildirdiğini görün: aşırı gürültü kırmızı ışığın daha uzun kalmasına yol açar. Bu kalıbı politikaları, cezaları, tasarlanmış teşvikleri veya varsayımsal sonuçları açıkça anlatmak için kullanabilirsiniz. 3. permissible time for safe listening — Sözcük Anlamı ve Dil Düzeyi: Bunun ses düzeyini değil, güvenli kabul edilerek resmen izin verilen maruz kalma süresini anlattığını kavrayın. İfadeyi halk sağlığı rehberlerinde, yönetmeliklerde ve risk tartışmalarında doğru biçimde tanıyıp kullanabilirsiniz; permissible, allowed sözcüğünden daha resmî bir dil düzeyine sahiptir.
Bu derste
Hello, this is 6 Minute English from BBC Learning English.
0:07Merhaba, bu BBC Learning English'ten 6 Minute English.
we're talking about something that always surrounds us,
0:13bizi her zaman çevreleyen bir şey hakkında konuşuyoruz,
In this program, we're talking about ... ile konuyu tanıtmak
In this program içeriğin kapsamını belirler; fiziksel bir yeri değil, “bu bölümde veya programda” anlamını taşır. Ardından we're talking about gelecek konuyu tanıtır. Bu açılış kalıbı, dinleyicilere mevcut programın neyi ele alacağını söyler. Ortama göre program yerine episode, video, lesson ya da presentation kullanılabilir.
Alıştırma
Açılışı hedef ifadeyle tamamlayın: In this lesson, ____ how bees make honey.
Cevabı göster
we're talking about
Yes, whether it's the natural sounds of birdsong, Dilbilgisi
0:18Evet, kuş cıvıltısının doğal sesleri,
or man-made noise like traffic or music, Kelime
0:21ya da trafik veya müzik gibi insan yapımı gürültü olsun,
man-made: insanlar tarafından yapılmış veya insanların yol açtığı
Man-made, “insanlar tarafından yapılmış veya insanların yol açtığı” anlamına gelir. Bu cümlede trafik ve müzik, doğadan değil insan faaliyetlerinden kaynaklanan gürültü kaynakları olarak sınıflandırılır. Bu birleşik sıfatta man, yetişkin bir erkeği değil bütün insanlığı ifade eder. Sözcük, bir şeyi kaynağına göre sınıflandırmaya yardımcı olur.
Alıştırma
Hangi cümle adayı doğanın değil insanların oluşturduğunu söyler?
- The island is natural.
- The island is very old.
- The island is man-made.
Cevabı göster
The island is man-made.
Aynı sonuca çıkan olasılıklar için Whether ... or ...
Whether ... or ... farklı olasılıkları tanıtır ve ana ifadenin her durumda geçerli olduğunu gösterir. Burada, her zaman duyulabilecek bir şey olduğu sonucundan önce doğal sesler ile insan yapımı gürültülerin tümü kapsama alınır. Bu kullanımda whether, evet ya da hayır diye yanıtlanan bir soru sormaz. Kalıp iki veya daha fazla olasılığı sıralayabilir ve sonuncudan önce or kullanılır.
Alıştırma
Whether ... or ... kalıbını tamamlayın: ____ we walk ____ take the bus, we'll arrive by noon.
Cevabı göster
Whether · or
really grate: sert ve rahatsız edici bir etki yaratmak
Burada grate, “sert ve rahatsız edici bir etki yaratmak” anlamına gelir. Really olumsuz tepkiyi güçlendirir; yakındaki annoy ve irritate sözcükleri de bu anlamı doğrular. Bir ses grates olduğunda, kulağa hoş gelmez veya insanın sinirine dokunur. Bu anlam, yiyecek rendelemek veya parçalamak anlamından farklıdır.
Alıştırma
Bu cümlede grates ne anlama gelir: The scratching noise really grates on me?
- Yiyecek rendelememe yardım eder.
- Beni rahatsız eder.
- Harika duyulur.
Cevabı göster
Beni rahatsız eder.
Indeed, soon we'll be looking at the language of noise Kalıp ifadeler
0:39Gerçekten de, yakında gürültünün diline bakacağız
we'll be looking at: sıradaki konuyu tanıtmak
Burada look at, bir şeye yalnızca gözle bakmak değil, bir konuyu incelemek, ele almak veya araştırmak anlamına gelir. We'll be looking at, planlanmış bir dersin, programın veya tartışmanın parçası olarak sıradaki konuyu tanıtır. Bu gelecek zaman biçimi, konuşmacının ve dinleyicilerin biraz sonra ele alacağı konuya işaret eder. Birinin gerçekten ona bakacağını söylemez.
Alıştırma
Bir sunucu “Next, we'll be looking at how bees communicate.” diyor. Burada we'll be looking at ne anlama gelir?
- sırada buna fiziksel olarak bakacağız
- sırada bunu tartışacağız veya inceleyeceğiz
- bunu zaten tartıştık
Cevabı göster
sırada bunu tartışacağız veya inceleyeceğiz
and hearing about ideas for making the world a quieter place. Kalıp ifadeler
0:41ve dünyayı daha sessiz bir yer haline getirmek için fikirler duyacağız.
ideas for making: fikirleri istenen bir değişime bağlamak
Burada ideas for making, belirli bir değişikliği gerçekleştirme yolları hakkındaki fikirler anlamına gelir. Ideas for making the world a quieter place ifadesi, dünyayı daha sessiz hâle getirebilecek eylemlerle ilgili fikirleri anlatır. Bu yapıda for bir edattır; bu yüzden ondan sonra gelen eylem -ing biçiminde olur: ideas for making, ideas for make değil. Bu yapı bir öneriyi, gerçekleştirmeyi amaçladığı değişime bağlar.
Alıştırma
Cümleyi make fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: They shared ideas for ____ the hallway brighter.
Cevabı göster
making
But let's kick off with a question about the measurement of sound, Öbek fiiller
0:45Ama ses ölçümü ile ilgili bir soruyla başlayalım,
let's kick off with...: bir etkinliğe başlamak
Burada let's kick off, 'başlayalım' anlamına gelir. Kick off bir öbek fiildir; bu nedenle bir şeyi gerçekten tekmelemek olarak değil, tek bir ifade olarak anlaşılmalıdır. let's kick off with + isim yapısında with, ilk konuyu veya etkinliği tanıtır. Konuşmacı, sonraki bölümü açmak için bir soru kullanır.
Alıştırma
'Başlamak' anlamındaki hedef öbek fiille cümleyi tamamlayın: Let's ____ with a quick review.
Cevabı göster
kick off
in units called decibels: ölçü biriminin adını belirtmek
In units called decibels, ölçümün nasıl ifade edildiğini açıklar. Units, ölçmede kullanılan standart miktarlardır; called decibels ise bu birimlerin adını belirtir. in units called + birim adı kalıbı, bir açıklama içinde ölçü birimini tanıtır. Burada ses düzeyini belirtmek için decibels kullanılır.
Alıştırma
'Electric current is measured in units called amperes,' cümlesinde 'units called amperes' ne işe yarar?
- Ölçümün nerede yapıldığını belirtir.
- Ölçümde kullanılan birimlerin adını belirtir.
- Akımı ölçen aracı belirtir.
Cevabı göster
Ölçümde kullanılan birimlerin adını belirtir.
According to a guide by the World Health Organization, Anlatım akışı
0:52Dünya Sağlık Örgütü'nün bir rehberine göre,
what is considered the highest level we can be safely exposed to Notlar
0:55güvenli bir şekilde maruz kalabileceğimiz en yüksek seviye
is considered ...: Edilgen Değerlendirme
Is considered, “... olarak kabul edilir” veya “... olduğu düşünülür” anlamına gelen edilgen bir yapıdır. Özne değerlendirmeyi alır; yargıyı yapan kişi ya da grup belirtilmez. Bu cümlede seviye, bir güvenlik standardına göre değerlendiriliyor. Yapı something is considered + bir isim öbeği veya sıfat şeklindedir. Değerlendirmeyi yapanı adlandırmadan bir standardı ya da genel bir yargıyı nesnel görünümlü biçimde sunar; öznenin aktif olarak bir şey hakkında düşündüğü anlamına gelmez.
Alıştırma
Kitabın genel olarak bir klasik kabul edildiği anlamına gelen cümle hangisidir?
- This book considers a classic.
- This book is considering a classic.
- This book is considered a classic.
Cevabı göster
This book is considered a classic.
According to: bilgi kaynağını belirtmek
According to, ardından gelen bilginin kaynağını tanıtır. Bu soruda, güvenlik seviyesinin konuşanın tahmininden değil, Dünya Sağlık Örgütü'nün bir kılavuzundan geldiğini gösterir. Bu ifade ayrıca bilgiyi düzenler: bir olgunun, sayının, kuralın veya iddianın nereden geldiğini belirtir. Anlamı "kaynağın söylediğine göre"dir; "kaynağa katılıyorum" anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede bilgi bir kaynağa bağlanırken According to doğal biçimde kullanılmıştır?
- According with the school notice, classes start at nine.
- According to the school notice, classes start at nine.
- I agree the school notice, classes start at nine.
Cevabı göster
According to the school notice, classes start at nine.
can be safely exposed ... to: bir şeye güvenli biçimde maruz kalabilmek
can be safely exposed to yapısında kişi veya grup maruz kalan taraftır; bu yüzden İngilizcede can + be + safely + exposed edilgen kalıbı kullanılır. İfade, belirtilen düzeyde ya da süre boyunca “zarar görmeden bir şeyle temas edebilmek” anlamına gelir. Ardından gelen to, gürültü, güneş ışığı veya kimyasal madde gibi maruz kalınan şeyi belirtir. Buradaki to bir ilgeçtir; mastar işaretleyicisi değildir.
Alıştırma
Güvenlik cümlesini, zarfı da içeren exposed yapısının tamamıyla tamamlayın: People can ____ this sound level for one hour.
Cevabı göster
be safely exposed to
for a maximum of: en fazla...
For a maximum of + bir miktar veya süre, üst sınır belirler. for a maximum of 8 hours ifadesinde for süreyi başlatır ve tüm ifade “sekiz saatten daha uzun olmamak üzere” anlamına gelir. Maximum, izin verilen en yüksek miktarı belirtir; yalnızca büyük bir miktar anlamına gelmez.
Alıştırma
Kuralı for ile başlayan maximum ifadesinin tamamıyla tamamlayın: Visitors may stay ____ two hours.
Cevabı göster
for a maximum of
Kesin olmayan bir tahmin için I imagine...
Burada I imagine, “sanırım” veya “bunun muhtemelen doğru olduğunu düşünüyorum” anlamına gelir. Konuşan kişi zihninde bir görüntü canlandırmıyor; tamamen emin olmadan yanıt veriyor. I imagine + cümle, ifadeyi yumuşatır ve bunun bilinen bir gerçekten çok makul bir tahmin olduğunu gösterir.
Alıştırma
“I imagine it's quite low,” cümlesinde konuşan kişi ne yapıyor?
- Doğrulanmış bir gerçeği aktarıyor
- Zihninde canlandırdığı bir görüntüyü anlatıyor
- Makul ama kesin olmayan bir tahminde bulunuyor
Cevabı göster
Makul ama kesin olmayan bir tahminde bulunuyor
Bir seçenek belirlemek için I'll go for...
Burada I'll go for A, “A'yı seçeceğim” anlamına gelir. Go for, konuşan kişinin karar verdiği seçeneği belirtir; A'ya doğru hareket etmek anlamına gelmez. Test yanıtı, yemek, renk veya plan gibi seçenekler arasında karar verirken kullanılan doğal bir konuşma ifadesidir.
Alıştırma
Cümleyi hedef seçim ifadesiyle tamamlayın: After reading the menu, I think I'll ____ the tomato soup.
Cevabı göster
go for
Well, as always, I'll reveal the correct answer later.
1:15Pekala, her zamanki gibi doğru cevabı daha sonra açıklayacağım.
Now, let's sound out what people know about sound, Öbek fiiller
1:18Şimdi insanların ses hakkında ne bildiğini yoklayalım,
Let's sound out: sorarak öğrenmek
Burada let's sound out, “sorarak öğrenelim” anlamına gelir. Sunucu, insanların ses hakkında ne bildiğini öğrenmeyi öneriyor. Yaygın kalıp sound someone out şeklindedir: bir kişinin görüşünü veya tepkisini öğrenmek için sorular sormak. Sound sözcüğünün sound out ve about sound içinde tekrarlanması, konuyla ilgili eğlenceli bir kelime oyunu da oluşturur.
Alıştırma
“We should sound the parents out before changing the school trip plan,” cümlesinde konuşanlar ne yapacak?
- Kimseye sormadan duyuru yapacaklar.
- Önce velilerin görüşünü soracaklar.
- Velilere sözcüklerin nasıl telaffuz edildiğini öğretecekler.
Cevabı göster
Önce velilerin görüşünü soracaklar.
He discussed why noise is a form of pollution and it's bad for our health, Kalıp ifadeler
1:30Gürültünün neden bir tür kirlilik olduğunu ve sağlığımız için kötü olduğunu tartıştı,
a form of pollution: gürültüyü sınıflandırmak
A form of pollution ifadesinde form, “tür” veya “biçim” anlamına gelir. a form of + geniş kategori kalıbı, bir şeyi daha büyük bir grubun içine yerleştirir: burada gürültü bir kirlilik türü olarak sunulur. X'i tanımlamak veya sınıflandırmak için X is a form of Y kalıbını kullanın. Buradaki form, doldurulan bir belge değildir ve fiziksel şekil anlamına da gelmez.
Alıştırma
Cümleyi, dersteki “bir tür” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Sign language is ____ communication.
Cevabı göster
a form of
Sound has powerful effects on us all the time, Kalıp ifadeler
1:36Sesin her zaman üzerimizde güçlü etkileri vardır,
has powerful effects on us: güçlü bir etkiyi anlatmak
has powerful effects on us ifadesinde effects, güçlü değişimleri veya etkileri anlatan çoğul bir isimdir. Etkiyi yaratan şey Sound, etkilenen grup ise us'tır. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp have a powerful effect on + kişi ya da şey veya have powerful effects on + kişi ya da şey şeklindedir. on edatı, etkileneni belirtir.
Alıştırma
Güçlü bir etkiyi anlatmak için effect ismini doğru kullanan cümle hangisidir?
- Regular sleep has a powerful effect on memory.
- Regular sleep has a powerful affect on memory.
- Regular sleep has a powerful effect memory.
Cevabı göster
Regular sleep has a powerful effect on memory.
even though most of the time we're not conscious of it Notlar
1:39çoğu zaman bunun farkında olmasak da
even though: sonucu değiştirmeyen bir gerçek
Even though, ana cümledeki sonucu şaşırtıcı gösterebilecek gerçek bir durumu belirtir. “Bu gerçeğe rağmen” anlamına gelir; “çünkü” anlamına gelmez. Burada most of the time we're not conscious of it karşıtlık oluşturan arka plan bilgisidir. Önceki ana düşünce, yani sesin bizi her zaman etkilediği gerçeği, hâlâ geçerlidir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp even though + tam yan cümle, ana cümle şeklindedir.
Alıştırma
Bir engelin sonucu değiştirmediğini göstermek için even though ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?
- Even though the trail was steep, but we reached the top.
- Even though the trail was steep, we reached the top.
- Even though the steep trail, we reached the top.
Cevabı göster
Even though the trail was steep, we reached the top.
we're not conscious of it: be conscious of ile farkındalık belirtmek
Be conscious of something, “bir şeyi fark etmek veya bir şeyin bilincinde olmak” demektir. we're not conscious of it ifadesinde konuşan kişi, bir şey var olduğu veya gerçekleştiği hâlde bizim onu genellikle bilinçli olarak fark etmediğimizi söylüyor. Yapı be conscious of + isim, zamir veya -ing biçimidir. Burada conscious farkındalığı anlatır; “vicdanlı” anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi, conscious sözcüğünün "aware of" anlamına gelen biçimiyle tamamlayın: During the test, Leo was not ____ the clock ticking.
Cevabı göster
conscious of
because we've kind of got into the habit of suppressing our listening. Notlar
1:41çünkü dinlememizi bastırma alışkanlığını bir şekilde edindik.
got into the habit of: düzenli bir alışkanlık edinmek
Get into the habit of, bir şeyi alışkanlık hâline gelene kadar düzenli yapmaya başlamak demektir. we've kind of got into the habit of suppressing our listening cümlesinde have got into, alışkanlığın oluştuğunu ve şimdi de önemli olduğunu gösterir; bu yapıya present perfect denir. Kind of ifadeyi daha az kesin yapar. Of bir edattır. Bu nedenle ardından bir eylem gelirse -ing biçimi kullanılır: get into the habit of doing something.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için get into the habit of ifadesini geçmiş zamanda kullanın: After forgetting several appointments, Mia ____ checking her planner every morning.
Cevabı göster
got into the habit of
suppressing our listening: seslere verdiğimiz dikkati bastırmak
Bu cümlede suppressing our listening, seslere verdiğimiz dikkati bilinçli olarak ya da alışkanlık hâlinde bastırıp geri plana atmak anlamına gelir. Fiziksel olarak duyma yetisini kaybetmekten veya kulakları kapatmaktan değil, dikkat verme eylemimizi kontrol etmekten söz eder. Suppress, basitçe stop demekten daha güçlü ve daha bilinçli bir anlam taşır; bir şeyi geri tuttuğunu anlatır. Buradaki listening isim gibi kullanılır ve sese aktif biçimde dikkat etmeyi ifade eder.
Alıştırma
Bu cümlede suppressing our listening ne anlama geliyor?
- Ellerimizle kulaklarımızı kapatmak
- Fiziksel olarak duyma yetisini kaybetmek
- Seslere verdiğimiz dikkati bilincin arka planına itmek
Cevabı göster
Seslere verdiğimiz dikkati bilincin arka planına itmek
There's so much noise around us in cities Dilbilgisi
1:45Şehirlerde etrafımızda o kadar çok gürültü var ki
so much noise ... that we get into: o kadar çok gürültü ... ki onu görmezden gelme alışkanlığı ediniriz
so much + sayılamayan isim + that + sonuç cümlesi kalıbı, bir şeyin miktarı veya derecesi yüksek olduğu için bir sonuç ortaya çıktığını gösterir. so much noise ifadesinde noise sayılamayan bir isimdir; bu yüzden so much kullanılır. that we get into the habit of ignoring it sonuç cümlesini başlatır; burada gürültüye gönderme yapan bir işaret zamiri olan that değildir. Get into the habit of + -ing, bir şeyi zamanla düzenli olarak yapmaya başlamak anlamına gelir. Bu cümlede şehir gürültüsünün çokluğu, insanların onu öğrenilmiş bir alışkanlık olarak görmezden gelmesine yol açar.
Alıştırma
Cümleyi so much ... that kalıbıyla tamamlayın: There was ____ rain ____ the match was canceled.
Cevabı göster
so much · that
Now, that's not a great thing when the noise is having a bad effect on us. Kalıp ifadeler
1:50Gürültü üzerimizde kötü bir etki yaratırken bu harika bir şey değil.
having a bad effect on: olumsuz etki yaratmak
Having a bad effect on someone or something, bir kişiyi ya da şeyi zararlı veya olumsuz bir biçimde etkilemek demektir. Yapı have, has, had veya be having a bad effect on + etkilenen kişi ya da şey şeklindedir; on, etkinin yöneldiği nesneyi gösterir. Bu cümlede gürültünün bize zarar verdiği anlatılıyor; bu yüzden “that's not a great thing” durumun iyi olmadığını belirtir. Bu ifade, sadece the noise is bad demekten daha özeldir çünkü kimden ya da neden etkilendiğimizi gösterir.
Alıştırma
İfadeyi tamamlayın: Too much screen time can have a bad effect ____ your sleep.
Cevabı göster
on
Julian makes a good point that sounds affect us all the time, Kalıp ifadeler
1:54Julian, seslerin bizi her zaman etkilediğine dair iyi bir noktaya değiniyor,
makes a good point: iyi bir noktaya değinmek
Make a good point, mantıklı ve üzerinde düşünmeye değer bir fikir, neden ya da gözlem dile getirmek demektir. Buradaki makes, kalıplaşmış make a good point ifadesinin üçüncü tekil kişi biçimidir; point burada puan veya küçük bir işaret değil, sav ya da fikir anlamındadır. Konuşan kişi Julian’ın fikrinin güçlü ve mantıklı olduğunu belirtiyor. Bu ifade genellikle tek bir savın geçerli olduğunu kabul eder; konuşanın Julian’ın söylediği her şeye katıldığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir sınıf arkadaşınız geri dönüşümün yararları hakkında güçlü bir neden sundu. Bu özel fikri doğal biçimde öven cümle hangisidir?
- You make a good score.
- You make a good point.
- You do a good point.
Cevabı göster
You make a good point.
but we don't stop to think what it is that's annoying us. Kalıp ifadeler
2:05ama bizi rahatsız eden şeyin ne olduğunu durup düşünmeyiz.
stop to think ve stop thinking
Stop to think, düşünmek için yapmakta olduğunuz şeyi bir süreliğine durdurmak demektir. To-infinitive durmanın amacını gösterir; bu cümlede insanlar kendilerini neyin rahatsız ettiğini düşünmek için durmamaktadır. Kalıp stop + to-infinitive şeklindedir: Bir etkinlik, başka bir etkinliğe başlamak için durdurulur. Düşünme eyleminin sona erdiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Yürürken hangi yöne gideceğinize karar vermek için duruyorsunuz. Bu anlamı hangi cümle verir?
- I stopped think about which way to go.
- I stopped thinking about which way to go.
- I stopped to think about which way to go.
Cevabı göster
I stopped to think about which way to go.
As Julian also said, we get into the habit of ignoring sounds.
2:08Julian'ın da dediği gibi, sesleri duymazdan gelme alışkanlığı ediniriz.
When you get into the habit of something, you start doing something regularly without even thinking about it.
2:13Bir şeye alışkanlık edindiğinizde (get into the habit of something), bir şeyi düzenli olarak düşünmeden yapmaya başlarsınız.
And another habit we get into is suppressing our listening.
2:20Edindiğimiz bir diğer alışkanlık da dinlememizi bastırmaktır (suppressing).
So, preventing or stopping ourselves from hearing the noises.
2:23Yani, gürültüleri duymamızı engellemek veya kendimizi durdurmak.
But experts have found this isn't good for us.
2:27Ancak uzmanlar bunun bizim için iyi olmadığını buldular.
That noise in the background can lead to stress and mental health issues. Kalıp ifadeler
2:29Arka plandaki bu gürültü strese ve ruh sağlığı sorunlarına yol açabilir.
can lead to + isim veya -ing biçimi
Can lead to, bir şeyin bir sonuca yol açabileceğini belirtir. Arka plan gürültüsü olası nedendir; stres ve ruh sağlığı sorunları ise olası sonuçlardır. Can, sonucun kesin değil, olası olduğunu gösterir. Lead to kalıbındaki to bir edattır. Ardından isim, isim grubu ya da -ing biçimi gelir: lead to delays; lead to feeling tired.
Alıştırma
Cümleyi “neden olabilir” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: Poor planning ____ serious delays.
Cevabı göster
can lead to
Yes, we all need some peace and quiet. Kalıp ifadeler
2:33Evet, hepimizin biraz huzura ve sessizliğe ihtiyacı var.
some peace and quiet: biraz huzur ve sessizlik
Peace and quiet, çok az gürültü veya rahatsızlık bulunan sakin bir durumu anlatan kalıplaşmış bir ifadedir. Bu cümlede some peace and quiet, bu sakinliği herkesin ihtiyaç duyduğu bir şey olarak gösterir. Buradaki peace, savaşın karşıtı değil, günlük yaşamdaki huzur anlamındadır. Dinlenebilmek, düşünebilmek veya rahatsız edilmeden kalabilmekten söz ederken ifadenin tamamını kullanın.
Alıştırma
Cümleyi gürültü veya rahatsızlık olmayan sakin bir zamanı anlatan kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: After the party, I wanted some ____.
Cevabı göster
peace and quiet
Of course, there are many techniques for reducing and absorbing noise. Kalıp ifadeler
2:36Elbette, gürültüyü azaltmak ve emmek için birçok teknik var.
techniques for reducing and absorbing noise: gürültüyü azaltma ve soğurma teknikleri
techniques for doing something kalıbı, bir amaca ulaşmak için kullanılan yöntemleri anlatır. for edatından sonra fiilin -ing biçimi gelir; bu nedenle reducing ve absorbing, tekniklerin hangi amaçla kullanıldığını açıklar. Reducing ve absorbing, and ile bağlanan paralel eylemlerdir. İkisi de noise nesnesini paylaşır: teknikler hem gürültüyü azaltmak hem de soğurmak içindir.
Alıştırma
Cümleyi for ile find ve fix fiillerinin -ing biçimlerini kullanarak tamamlayın: The class teaches techniques ____ computer problems.
Cevabı göster
for finding and fixing
For example, trees are grown by motorways to absorb the traffic noise. Dilbilgisi
2:40Örneğin, trafik gürültüsünü emmek için otoyolların kenarına ağaçlar dikiliyor.
are grown by motorways to absorb: edilgen yapı, konum ve amaç
Are grown, ağaçları eylemi alan unsur olarak öne çıkarır; kimin yaptığı söylenmeden ağaçların yetiştirildiğini ya da dikildiğini anlatır. Burada by motorways eylemi yapanı değil, “otoyolların yanında” konumunu belirtir. To absorb the traffic noise amaç bildiren to’lu mastardır ve ağaçların neden dikildiğini açıklar. Bu kalıp bir düzenlemeyi ve amacını birlikte anlatır.
Alıştırma
Okulun yanına gölge sağlamak amacıyla ağaç dikildiğini doğal biçimde anlatan cümleyi seçin.
- Trees are planted beside the school to provide shade.
- Trees are planting beside the school to providing shade.
- Trees plant beside the school for provide shade.
Cevabı göster
Trees are planted beside the school to provide shade.
acoustic screens are put up to stop the sound being heard too far away. Öbek fiiller
2:47sesin çok uzaklardan duyulmasını engellemek için akustik perdeler kurulur.
are put up: fiziksel bir öbek fiilin edilgen biçimi
Put up, fiziksel bir nesneyi dikmek, kurmak veya monte edip yerine yerleştirmek anlamına gelen bir öbek fiildir. Acoustic screens are put up cümlesinde bariyerler eylemden etkilenen unsurdur; bu nedenle are put up “dikilir” veya “kurulur” anlamına gelir ve kurulumu yapan kişi belirtilmez. Burada put up ifadesini yalnızca put ve ayrı bir yön bildiren up olarak yorumlamayın. İki kelime birlikte tek bir fiil gibi çalışır; up, nesneyi kaldırıp konumuna yerleştirme fikrini ekler.
Alıştırma
Cümleyi put up fiilinin edilgen biçimiyle tamamlayın: Safety barriers ____ around the pool to protect young swimmers.
Cevabı göster
are put up
sound ideas, I mean good ideas: sound ile yapılan kelime oyunu
Burada konuşmacı sound sözcüğünü “mantıklı, güvenilir veya iyi düşünülmüş” anlamına gelen bir sıfat olarak kullanmak istiyor. Bu nedenle sound ideas, yalnızca gürültüyle ilgili fikirler değil, iyi fikirler anlamına gelir. Cümlenin konusu ses ve gürültü olduğu için sound sözcüğünün yaygın “ses” anlamı da akla gelir. Konuşmacı hemen I mean good ideas diyerek amaçlanan anlamı açıklar ve aynı zamanda kelime oyununa dikkat çeker.
Alıştırma
Özgün cümlede sound ideas neden bir kelime oyunudur?
- I mean, ideas sözcüğünü sıfata dönüştürür.
- sound sesi akla getirebilir ve ayrıca “mantıklı” ya da “güvenilir” anlamına gelebilir.
- ideas, music sözcüğünün başka bir karşılığıdır.
Cevabı göster
sound sesi akla getirebilir ve ayrıca “mantıklı” ya da “güvenilir” anlamına gelebilir.
let's head to: bir yere doğru ilerlemek
Head to ifadesinde head, bir yere gitmek veya bir yere doğru ilerlemek anlamına gelen bir fiildir. Let's head to..., konuşmacının ve dinleyicilerin birlikte yola devam etmesini öneren doğal ve samimi bir ifadedir. Burada sunucu, izleyicilerden gerçekten oraya seyahat etmelerini istemek yerine programı Mumbai'ye taşımak için bu ifadeyi kullanır. Aynı ifade bir hikâyeyi, videoyu veya turu bir sonraki konuma geçirebilir.
Alıştırma
Cümleyi, dersteki “bir yere doğru gitmek” anlamına gelen iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: It's getting late. Let's ____ the station now.
Cevabı göster
head to
dünyanın en gürültülü şehri
the world's noisiest city ifadesinde world's, karşılaştırma alanını dünyadaki tüm şehirler olarak belirler. Noisiest, noisy sıfatının en üstünlük biçimidir; bu nedenle ifade, bu alandaki diğer tüm şehirlerden daha gürültülü olarak tanımlanan şehri anlatır. Yeniden kullanılabilen yapı the world's + en üstünlük derecesindeki sıfat + isim şeklindedir; the world's tallest building buna bir örnektir. Ünsüz + y ile biten sıfatlarda -est ekinden önce y, i olur: noisy → noisiest.
Alıştırma
Cümleyi the world's + en üstünlük derecesindeki sıfat yapısıyla tamamlayın. Noisy kullanın: This is ____ classroom.
Cevabı göster
the world's noisiest
where honking car horns are a big problem. Kalıp ifadeler
2:59orada kornaya basmak büyük bir sorun.
çalan araba kornaları
Honking car horns, yüksek uyarı sesini çıkaran araba kornaları demektir. Honking, car horns ifadesini niteleyen bir -ing biçimidir; car ise ne tür horns olduğunu belirtir. İfadenin tamamı çoğul bir isim öbeğidir, bu nedenle örnekte are kullanılır. Burada horns, hayvan boynuzlarını değil araçların sesli uyarı aygıtlarını anlatır; bağlamda sorun olan şey tekrarlanan sestir.
Alıştırma
Hangi cümlede honking car horns, ses çıkaran araç uyarı aygıtları anlamında kullanılmıştır?
- The musician cleaned the brass horns.
- Honking car horns woke everyone on the street.
- The goat's horns curved backward.
Cevabı göster
Honking car horns woke everyone on the street.
honk: kısa bir korna sesi
Bu cümlede honk, bir araç kornasının çıkardığı kısa ve yüksek tek bir sesi anlatan sayılabilen bir isimdir. Genel bir loud noise ifadesinden daha belirgindir. Honk, bu korna sesini çıkarmak anlamında fiil olarak da kullanılabilir. Aynı kelime hem sesi hem de eylemi adlandırabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede honk, bir araç kornasının çıkardığı kısa ses anlamında kullanılmıştır?
- The bus gave a quick honk before it moved.
- The bus engine rumbled for ten minutes.
- The passengers talked quietly on the bus.
Cevabı göster
The bus gave a quick honk before it moved.
The People Fixing the World program discussed this problem and met a woman who's been working for years to try and reduce noise levels and create quiet zones. Notlar
3:08People Fixing the World programı bu sorunu tartıştı ve gürültü seviyelerini düşürmeye ve sessiz bölgeler yaratmaya çalışan, yıllardır çabalayan bir kadınla tanıştı.
who's been working for years: geçmişten şimdiye kadar süren eylem
Who's been working, who has been working ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Present perfect continuous yapısını kullanır: has been + fiil-ing. Bu ilgi cümleciği kadını tanımlar ve çalışmasını geçmişte başlayıp şimdiye kadar devam eden bir eylem olarak sunar. For years sürenin uzunluğunu belirtir. İfade, geçmişte tamamlanmış bir işi değil, uzun süren ve devam eden bir çabayı vurgular.
Alıştırma
Boşluğu work fiilinin present perfect continuous biçimiyle doldurun. Lena yıllar önce başladı ve hâlâ projede çalışıyor: Lena ____ on the project for years.
Cevabı göster
has been working
try and reduce noise levels: gürültü seviyelerini azaltmaya çalışmak
Burada try and reduce, “azaltmaya çalışmak” anlamına gelir. Günlük ve samimi konuşmada try and + fiilin yalın hâli, çoğu zaman try to + fiilin yalın hâliyle hemen hemen aynı anlama gelir. Reduce, yapılmaya çalışılan eylemdir; ayrı bir ikinci eylem değildir. Reduce noise levels, gürültünün miktarını veya şiddetini düşürmeyi anlatan doğal bir kalıptır. Aynı yapı pollution levels veya stress levels gibi ölçülebilir seviyelerle de kullanılabilir.
Alıştırma
Konuşma dilindeki try and kalıbını ve “daha düşük hâle getirmek” anlamındaki fiili kullanarak cümleyi tamamlayın: We need to ____ pollution levels near the school.
Cevabı göster
try and reduce
and she explained why honking horns was a hard thing to control. Dilbilgisi
3:22ve korna çalmanın neden kontrol edilmesi zor bir şey olduğunu açıkladı.
a hard thing to control: kontrol edilmesi zor bir şey
a hard thing to control ifadesinde hard, thing sözcüğünü niteler; to control ise hangi eylemin zor olduğunu belirtir. Buradaki to-infinitive isim öbeğini niteler; ayrı bir amaç bildirmez. Yeniden kullanılabilen kalıp a/an + sıfat + isim + to + fiilin yalın hâlidir. a difficult problem to solve ve an easy mistake to make buna örnektir.
Alıştırma
Cümleyi a hard thing to kalıbıyla tamamlayın: A broken toy can be ____ fix on your own.
Cevabı göster
a hard thing to
Honking and noise in general in India is a medium of expression, Kelime
3:26Korna çalmak ve genel olarak Hindistan'daki gürültü bir ifade aracıdır,
a medium of expression: bir ifade aracı
a medium of expression ifadesindeki medium, düşünce veya duyguları iletmenin bir yolu ya da kanalı anlamına gelir. Burada korna ve gürültü, insanların duygularını gösterme yolları olarak anlatılıyor. Başka durumlarda da kullanılabilen X is a medium of expression kalıbı, X’i sanat, müzik veya dil gibi anlam taşıyan ya da ileten bir şey olarak sunar.
Alıştırma
“Drawing is a medium of expression,” cümlesinde medium ne anlama gelir?
- Orta büyüklükte bir şey
- Düşünceleri veya duyguları iletmenin bir yolu
- Bir haber kuruluşu
Cevabı göster
Düşünceleri veya duyguları iletmenin bir yolu
of sadness, of happiness, of every kind ile paralel liste
Üç of öbeği, hangi tür duyguların ifade edilebildiğini belirterek önceki satırdaki düşünceyi sürdürür. Of sadness ve of happiness birbirine karşıt örnekler verir; of every kind ise kapsamı her tür duyguya genişletir. of kelimesinin tekrarı paralel bir yapı oluşturur. Her ögeye aynı dil bilgisi biçimini verir, listenin takip edilmesini kolaylaştırır ve ritim ile vurgu katar. Bu öbekler üç ayrı cümle değil, tek ve devam eden bir listedir.
Alıştırma
Hangi cümle paralel bir liste oluşturmak için of öbeklerini tekrarlar?
- The speech was full of stories of courage, of kindness, and of hope.
- The speech was about courage, kindness, and hope.
- The speech was full of brave, kind, and hopeful stories.
Cevabı göster
The speech was full of stories of courage, of kindness, and of hope.
that these are all Western ideas to want to control noise. Kültür
3:37gürültüyü kontrol etmek istemenin tüm bunların Batılı fikirler olduğu yönünde.
these are all Western ideas to want to control noise: gürültü kontrolünü yabancı bir değer olarak sunmak
Aktarılan bu sözde Western ideas, bir düşüncenin nereden geldiğini tarafsızca belirten bir etiket değildir. Gürültüyü kontrol etmeyi Batı ile yerel kültür arasındaki ayrımın “Batı” tarafına yerleştirir; bunun dışarıdan geldiğini ve yerel kültüre uymadığını ima eder. Konuşmacı, bu işe başladığında karşılaştığı direnci hatırlatmaktadır; bu iddiayı onaylamamaktadır. Bu çerçeve, karşılaştığı zorluğun pratik olduğu kadar kültürel de olduğunu gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede Western ideas esas olarak nasıl bir tutum aktarıyor?
- Gürültü kontrolü, yerel kültüre uymayan yabancı bir değer olarak reddediliyor.
- Her Batı ülkesinde tamamen aynı gürültü yasaları vardır.
- Konuşmacı, gürültü kontrolü ekipmanının nerede üretildiğini tarafsızca açıklıyor.
Cevabı göster
Gürültü kontrolü, yerel kültüre uymayan yabancı bir değer olarak reddediliyor.
Indians love noise and it's about the noise, Anlatım akışı
3:40Hintliler gürültüyü sever ve bu gürültüyle ilgilidir,
it's about the noise ... it's about the laughter and happiness kalıbının tekrarı
Tekrarlanan it's about... kalıbı noise, color ve laughter and happiness ifadelerini daha büyük tek bir düşüncenin paralel parçaları olarak sunar. Aynı başlangıcın tekrarlanması listeyi açık birimlere ayırır ve son öğeye doğru vurguyu artırır. Burada be about yalnızca “bir konuyu ele almak” değil, “merkezinde veya temel değerinde bu bulunmak” anlamına gelir. Bu kalıp, birkaç fikri aynı mesajın eşit derecede önemli parçaları olarak duyurmak isteyen bir konuşmacı için kullanışlıdır.
Alıştırma
“Merkezdeki nokta şudur” anlamına gelen iki kelimelik kalıbı tekrarlayarak üç parçalı cümleyi tamamlayın: Our goal is clear: ____ teamwork, ____ trust, and ____ helping each other.
Cevabı göster
it's about · it's about · it's about
you know, those kind of dull boring people who don't express themselves the way we do. Dilbilgisi
3:49bilirsiniz, kendilerini bizim gibi ifade etmeyen şu renksiz sıkıcı insanlar gibi.
express themselves the way we do: the way ile yapılış biçimini karşılaştırma
the way + özne + fiil, birinin bir şeyi nasıl yaptığını anlatır. Burada bu kişilerin kendilerini konuşanın ait olduğu grup gibi ifade etmedikleri söyleniyor. the way we do içindeki do, daha önce geçen express ourselves eyleminin yerini alır; böylece fiil öbeğinin tamamı tekrarlanmaz. Bu yapıyı iki kişinin veya grubun aynı eylemi yapma biçimini karşılaştırmak için kullanabilirsin.
Alıştırma
celebrate fiilini tekrarlamayı önleyen yardımcı fiili yaz: They don't celebrate the way we ____.
Cevabı göster
do
I like how honking a horn isn't just for road safety. Dilbilgisi
3:55Korna çalmanın sadece yol güvenliği için olmamasını seviyorum.
isn't just for road safety: amaç yalnızca bir şeyle sınırlı değil
isn't just for + isim, bir şeyin birden fazla amacı olduğunu belirtir. Konuşan kişi, korna çalmanın yalnızca yol güvenliği için olduğu şeklindeki dar düşünceyi reddeder ve başka bir amacı veya anlamı da olabileceğini ima eder. Burada just, “yalnızca” anlamındadır; “tam olarak” anlamında değildir.
Alıştırma
Hangi cümle sporcuların katılabileceğini, ancak katılabilecek tek kişilerin onlar olmadığını anlatır?
- This club isn't for athletes.
- This club isn't just for athletes.
- This club is just for athletes.
Cevabı göster
This club isn't just for athletes.
another language...: iletişimi anlatan bir mecaz
Burada another language bir mecazdır. Araba kornalarının gerçekten dil bilgisi ya da sözlüğü olduğu anlamına gelmez; korna işaretlerini duyguları, tutumları veya niyetleri iletebilen bir sistem olarak sunar. almost karşılaştırmayı yumuşatır. Anlam, korna kullanımının neredeyse bir dil gibi işlemesidir; bunun gerçek bir dil olduğu söylenmez.
Alıştırma
It's almost another language. cümlesinde another language ne anlama gelir?
- korna seslerinin duyguları veya niyetleri iletmesinin mecazi bir yolu
- araba kornaları için resmi bir dil bilgisi sistemi
- sürücülerin öğrenmesi gereken gerçek bir yabancı dil
Cevabı göster
korna seslerinin duyguları veya niyetleri iletmesinin mecazi bir yolu
People express themselves or show how they feel by sounding their car horn. Dilbilgisi
4:01İnsanlar araba kornasını çalarak kendilerini ifade ediyor ya da nasıl hissettiklerini gösteriyorlar.
by sounding their car horn: by + -ing ile yöntemi anlatmak
by + fiilin -ing biçimi bir şey yaparken kullanılan yöntemi tanıtır. Bu cümlede by sounding their car horn, insanların kendilerini nasıl ifade ettiğini veya nasıl hissettiklerini nasıl gösterdiğini açıklar. Anlamı, «araba kornalarını ses çıkaracak şekilde çalarak» demektir. Burada sound geçişli bir fiildir: sound their car horn, kornanın ses çıkarmasını sağlamak anlamına gelir. Kornanın nasıl duyulduğu veya birinin kornanın sesini dinlediği anlamına gelmez.
Alıştırma
Yöntem bildiren yapıyı kullanarak cümleyi tamamlayın: She solved the problem ____ for help.
Cevabı göster
by asking
To control this noise to be quieter is considered a Western idea.
4:06Bu gürültüyü daha sessiz olacak şekilde kontrol etmek Batılı bir fikir olarak görülüyor.
But Samairu is trying to change drivers' behavior
4:11Ancak Samairu sürücülerin davranışlarını değiştirmeye çalışıyor
and after much effort even got the police to run a campaign. Dilbilgisi
4:14ve büyük çabalardan sonra polislerin bile bir kampanya yürütmesini sağladı.
got the police to run a campaign: get someone to do something yapısı
get + someone + to + fiilin yalın hâli yapısı, bir kişinin ya da grubun bir şey yapmasını sağlamak veya onları harekete geçmeye ikna etmek anlamına gelir. Burada got geçmiş zaman biçimidir, the police eylemi yapan grubu, to run a campaign ise yapılması sağlanan eylemi gösterir. Bu cümlede got, çabadan sonra elde edilen başarılı sonuca odaklanır: Samairu polisin kampanyayı yürütmesini sağlamıştır. Polisi elde ettiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi get fiilinin geçmiş zaman biçimi ve mastar işaretleyicisiyle tamamlayın: After several calls, Mia ____ the manager ____ review the request.
Cevabı göster
got · to
If noise levels at traffic lights went over 85 decibels, Dilbilgisi
4:18Eğer trafik ışıklarındaki gürültü seviyeleri 85 desibelin üzerine çıkarsa,
If ... went over ..., ... would remain ...: bir koşul ve sonucu
if yan cümlesi tetikleyici koşulu belirler: gürültü seviyeleri went over, yani 85 desibeli aştı. Ana cümle sonucu verir: ışıklar would remain on red, yani daha uzun süre kırmızıda kalırdı. if + geçmiş zaman biçimi ile would + fiilin yalın hâli eşleşmesi, koşul-sonuç mekanizmasını varsayımsal olarak veya geçmişteki bir anlatının bakış açısından sunar. Bilgiyi önce koşul, sonra sonuç gelecek şekilde düzenler; went over seyahat etmeyi anlatmaz.
Alıştırma
Varsayımsal kuralı go over ifadesinin geçmiş biçimi ve would + remain ile tamamlayın: If the temperature ____ 30 degrees, the door ____ closed.
Cevabı göster
went over · would remain
Sounds like a good idea. — kısa ve konuşma diline özgü yanıt
Sounds like a good idea. bir öneriye veya plana verilen kısa ve olumlu bir konuşma dili yanıtıdır. Daha tam biçimi It sounds like a good idea ya da That sounds like a good idea olabilir; ancak konuşmada özne çoğu zaman, özellikle anında tepki verilirken, düşürülür. Buradaki sounds like gerçek bir ses çıkarmak anlamında değildir. Az önce duyulan bilgilere dayanarak “öyle görünüyor” veya “... gibi geliyor” anlamı verir.
Alıştırma
Bir arkadaşınız okuldan önce buluşmayı öneriyor. Hangisi doğal ve arkadaşça bir konuşma yanıtıdır?
- It sounds a good idea.
- Sounds a good idea like.
- Sounds like a good idea.
Cevabı göster
Sounds like a good idea.
There's much more about this on the BBC's "Fixing the World" webpage.
4:26Bununla ilgili çok daha fazlası BBC'nin "Fixing the World" web sayfasında var.
Earlier, I asked, "According to a guide by the World Health Organization,
4:37Daha önce şöyle sormuştum: "Dünya Sağlık Örgütü'nün bir rehberine göre,
what is considered the highest level we can be safely exposed to
4:41güvenli bir şekilde maruz kalabileceğimiz en yüksek seviye
The permissible time for safe listening decreases as sound levels increase. Notlar
4:53Güvenli dinleme için izin verilen süre, ses seviyeleri arttıkça azalır.
permissible time for safe listening — resmî güvenlik ifadesi
permissible time for safe listening resmî bir isim öbeğidir. Öbeğin temel ismi time kelimesidir; permissible bu sürenin bir güvenlik kuralı veya standardı tarafından izin verildiğini, for safe listening ise amacını ya da koşulunu belirtir. Bu cümlede ifade, belirli bir ses düzeyinde güvenli biçimde dinlemek için izin verilen süreyi anlatır. Ses düzeyi yükseldikçe bu izin verilen süre kısalır.
Alıştırma
Resmî bir güvenlik kılavuzunda, güvenli dinleme için resmen izin verilen süreyi anlatan bir ifade gerekiyor. Hangisi en uygundur?
- estimated time for safe listening
- possible time for safe listening
- permissible time for safe listening
Cevabı göster
permissible time for safe listening
decreases as sound levels increase: iki değişimi as ile bağlama
Burada as, “bir değişim olurken” anlamına gelir. Değişen iki miktarı birbirine bağlar: ses düzeyi yükselirken güvenli dinleme için izin verilen süre kısalır. A changes as B changes kalıbı eğilimleri anlatmak için kullanışlıdır. İki değişimin birlikte gerçekleştiğini gösterir; burada as, “olarak” anlamına gelmez.
Alıştırma
Eğilim cümlesini A changes as B changes kalıbında kullanılan tek kelimelik bağlaçla tamamlayın: The room gets warmer ____ more people arrive.
Cevabı göster
as
So, for example, a sound as high as 100 decibels, Kalıp ifadeler
4:58Örneğin, 100 desibele kadar olan bir ses,
as high as 100 decibels: yüksek bir değeri vurgulama
as high as 100 decibels ifadesinde as high as + sayı, “bu kadar yüksek bir düzeye ulaşmak” anlamına gelir. 100 desibelin dikkat çekici derecede yüksek bir değer olduğunu vurgular. Bu kullanım iki nesnenin eşit yükseklikte olduğunu karşılaştırmaz. as high as ifadesinden sonra bir sayı geldiğinde, bir düzeyin ne kadar yükseğe çıkabileceği ya da çıktığı sıkça vurgulanır.
Alıştırma
Cümleyi yüksek bir sayıyı vurgulayan as ... as ifadesiyle tamamlayın: Ticket prices can be ____ two hundred pounds.
Cevabı göster
as high as
level produced by a subway train: geçmiş zaman ortacıyla isim sonrası niteleme
produced by a subway train, level sözcüğünden sonra gelir ve hangi seviyenin kastedildiğini belirtir: metro treninin oluşturduğu seviye. Bu, edilgen ilgi cümleciği the level that is produced by a subway train ifadesinin kısaltılmış hâlidir. Burada produced, level sözcüğünü niteler; daha geniş cümlenin ana fiili değildir. Bu yapı, bilgiyi isimden sonra kısa biçimde verir.
Alıştırma
that are produced by ifadesini daha kısa olan isim sonrası niteleyiciyle değiştirin: The toys ____ this company are safe.
Cevabı göster
produced by
can be safely listened to for only 15 minutes each day. Dilbilgisi
5:04her gün sadece 15 dakika boyunca güvenle dinlenebilir.
can be safely listened to: edilgen yapıda to edatını koruma
can be safely listened to, can + be + geçmiş zaman ortacı kalıbına sahiptir. Bir şeyin insanlar tarafından güvenle dinlenebileceğini belirtir; safely, dinleme eylemini açıklar. Etken kalıp listen to something şeklindedir. something edilgen bir cümlenin öznesi olduğunda da to edatı listened sözcüğünden sonra kalır: something can be listened to. to atılmamalıdır.
Alıştırma
listen to ifadesinin edilgen biçimini tamamlamak için gerekli edatı ekleyin: This story can be listened ____ offline.
Cevabı göster
to
Now, let's recap on some of the vocabulary we've been discussing,
5:10Şimdi, tartıştığımız kelimelerin bazılarını özetleyelim,
When we are conscious of something, we are aware of it.
5:21Bir şeyin bilincinde (conscious) olduğumuzda, onun farkındayızdır.
And when we get into the habit of something,
5:24Ve bir şeye alışkanlık edindiğimizde (get into the habit of something),
Suppressing describes preventing, stopping, or reducing something.
5:30Bastırmak (Suppressing) bir şeyi önlemeyi, durdurmayı veya azaltmayı tanımlar.
Honk is the short loud sound a car horn makes,
5:35Honk, bir araba kornasının çıkardığı kısa ve yüksek sestir,
Finally, to express yourself means to show how you feel. Kalıp ifadeler
5:42Son olarak, kendini ifade etmek (express yourself) nasıl hissettiğini göstermek anlamına gelir.
to express yourself: duygularını göstermek
To express yourself, kelimeler, davranışlar, sanat veya başka bir iletişim biçimi aracılığıyla kendi duygularını, fikirlerini ya da kişiliğini göstermek demektir. Odak noktası, başka birinin duygularını ifade etmek değil, kendin hakkında ortaya koyduğun şeylerdir. Bu cümlede to express yourself, means fiilinin öznesi olarak kullanılan bir mastar öbeğidir. Ardından gelen to show how you feel ifadesi, anlamını daha basit sözlerle açıklar.
Alıştırma
Bir kişinin kendi duygularını veya fikirlerini gösterebileceği anlamına gelen cümle hangisidir?
- Drawing helps you speak for your friend.
- Drawing helps you introduce yourself.
- Drawing helps you express yourself.
Cevabı göster
Drawing helps you express yourself.
Well, I must express my sadness because we're out of time now. Kalıp ifadeler
5:45Peki, artık zamanımız kalmadığı için üzüntümü ifade etmeliyim.
out of time: zamanın bitmesi
Out of time, kullanılabilir zamanın tamamının tükendiği anlamına gelen deyimsel bir ifadedir. Genellikle etkinliği sürdürmek için hiç zaman kalmadığını anlatır; kelimesi kelimesine zamanın dışında olmak anlamına gelmez. Burada we're out of time, izleyicilere programın artık bitmesi gerektiğini bildirir. We öznesi, konuşanı ve aynı zaman sınırını paylaşan kişileri kapsar.
Alıştırma
Ders belirlenen zaman sınırına ulaştı ve herkes şimdi durmalı. Hangi cümle en uygundur?
- We have plenty of time.
- We're running out of time.
- We're out of time.
Cevabı göster
We're out of time.
But there are lots more 6 Minute English programs to enjoy on our website at bbclearningenglish.com.
5:49Ancak web sitemiz bbclearningenglish.com'da keyfini çıkarabileceğiniz çok daha fazla 6 Minute English programı var.
We also have an app you can download for free from the app stores Kalıp ifadeler
5:55Ayrıca uygulama mağazalarından ücretsiz olarak indirebileceğiniz
download for free: dijital bir içeriği para ödemeden indirmek
Download for free, bir uygulamayı veya dijital dosyayı para ödemeden indirmek demektir. Buradaki free, özgürlük veya boş zamanı değil, fiyatın sıfır olmasını anlatır. Yaygın yapı download + nesne + for free şeklindedir; download the map for free buna bir örnektir. for free, eylemin maliyeti hakkında bilgi verir.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki “para ödemeden” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: You can download the museum map ____.
Cevabı göster
for free
all over social media: birçok platformda geniş çapta görünür
All over social media, bir kişinin, kuruluşun, haberin veya içeriğin birçok sosyal platformda görüldüğünü ya da internette büyük ilgi topladığını anlatan gayriresmî ve gerçek anlamlı olmayan bir ifadedir. Bu cümlede we, konuşan kişilerin grubunu veya programını anlatır: insanlar grubun hesaplarını ya da içeriklerini farklı sosyal medya platformlarında bulabilir. All over fiziksel bir konumu değil, geniş erişimi vurgular.
Alıştırma
Cümleyi birçok sosyal platformda geniş görünürlüğü anlatan bu dersteki dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: By the next morning, the interview clip was ____.
Cevabı göster
all over social media