En Yakın Gezegen Hakkında Yanılıyordun: İngilizce çalışma notları
CGP Grey
Video özeti: Konuşmacı closest sözcüğünün dört anlamını ayırıyor ve ortalama uzaklığa göre Dünya'ya en yakın gezegenin neden Venüs değil Merkür olduğunu açıklıyor. Belirsiz sorular ve basit modeller gerçekleri gizleyebilir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. "blew my mind" — Deyimler ve mecazlı ifadeler: bir keşif eski inancı yıktığında güçlü şaşkınlık belirtir; fiziksel zarar anlatmaz. 2. "on average," — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler: değişen değerlerin ortalamasını tek andaki ya da çoğu zamanki durumdan ayırır. 3. "wasn't published until this year," — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: not...until ile olayın geçliğini vurgular ve sonunda gerçekleştiğini belirtir.
Bu derste
offhandedly: önceden fazla düşünmeden hareket etmek
Offhandedly, bir şeyi önceden dikkatlice düşünmeden, plansız ve gelişigüzel bir biçimde yapmak demektir. Burada yazarın iddiayı kontrol ettikten sonra değil, neredeyse laf arasında yazdığını gösterir. Konuşma, yazma veya hareket etme biçimini anlatır. Davranışın dikkatsiz olduğunu ima edebilir, ancak tek başına kaba ya da kırıcı olmak anlamına gelmez.
Alıştırma
“Nora offhandedly repeated the rumor, then realized she had never checked it,” cümlesinde offhandedly neyi gösterir?
- Önce söylentiyi dikkatlice doğruladı.
- Birine kasıtlı olarak hakaret etmeye çalıştı.
- Önceden fazla düşünmeden konuştu.
Cevabı göster
Önceden fazla düşünmeden konuştu.
let me check that: bilgiyi doğrulamak için duraklamak
Let me check that, konuşmaya devam etmeden önce durup bilgiyi doğrulamanın doğal bir yoludur. That, az önce sözü edilen gerçeğe, sayıya, ifadeye veya iddiaya gönderme yapar. let me + fiilin yalın hâli kalıbı, konuşanın sırada ne yapacağını daha yumuşak bir biçimde bildirmesine yarar. Biçim olarak izin istemeye benzeyebilir, ancak burada konuşan kişiden gerçek bir yardım veya izin istenmez.
Alıştırma
Yanıtı let me + fiilin yalın hâli ile tamamlayın: “I may have the wrong date. ____ that before I send the invitation.”
Cevabı göster
Let me check
which led me to this video by Dr. Stockman explaining how, Kalıp ifadeler
0:09bu da beni Dr. Stockman'ın şunu açıkladığı bu videosuna götürdü:
led me to this video: bir nedenden keşfe ulaşmak
Burada led me to this video, “bu videoyu bulmamı ya da keşfetmemi sağladı” anlamına gelir. which'in gönderme yaptığı önceki kontrol neden, videoyu bulmak ise sonuçtur. Yeniden kullanılabilen kalıp X leads someone to something şeklindedir. Lead, bir ipucu, eylem veya olaydan bir keşfe ya da sonuca uzanan soyut bir yolu anlatabilir; birine fiziksel olarak yol göstermek zorunda değildir. Led geçmiş zaman biçimidir.
Alıştırma
Hangi cümle, bir ipucunun konuşanın bir internet sitesi keşfetmesini sağladığını söyler?
- I found a clue on a useful website.
- The clue led me to a useful website.
- The useful website explained the clue.
Cevabı göster
The clue led me to a useful website.
blew my mind: güçlü ve samimi bir şaşkınlık ifadesi
Blew my mind, blow someone's mind kalıbının geçmiş zaman biçimidir. Bir şeyin konuşanı çok güçlü biçimde şaşırttığını veya hayrete düşürdüğünü anlatır; çoğu zaman yeni bir bilgi kişinin bir şeyi anlama şeklini değiştirmiştir. Bu mecazi bir ifadedir; gerçekte hiçbir şey patlamaz. Deyim, mutlaka fikir değişikliğini değil, şaşkınlığın gücünü vurgular.
Alıştırma
Hangi cümle belgeselin son derece şaşırtıcı olduğu anlamına gelir?
- The documentary was on my mind.
- The documentary blew my mind.
- The documentary changed my mind.
Cevabı göster
The documentary blew my mind.
and I contacted the author to adapt his video into the one you probably just watched.
0:17ve videosunu muhtemelen az önce izlediğiniz videoya uyarlamak için yazarla iletişime geçtim.
It blew my mind not just because it was surprising, Dilbilgisi
0:22Sadece şaşırtıcı olduğu için değil,
but also because I taught physics for years and probably said,
0:25aynı zamanda yıllarca fizik öğrettiğim ve muhtemelen hiç düşünmeden düzinelerce kez,
not just because ... but also because ile iki neden belirtmek
Not just because A, but also because B, A ve B'yi aynı tepkinin iki gerçek nedeni olarak sunar. Not just because ilk nedeni açıklar; but also because ikinci nedeni ekler ve ona daha fazla vurgu yapar. Her because ifadesinden sonra nedeni açıklayan bir yan cümle gelir. Burada ilk neden, durumun şaşırtıcı olmasıdır. Konuşanın yıllarca fizik öğretmiş ve bu iddiayı tekrar tekrar söylemiş olması, kişisel ağırlığı daha fazla olan ikinci nedendir. Bir sonucun iki nedeni olduğunda ve ikinci nedeni önemli bir ek neden olarak göstermek istediğinizde bu kalıbı kullanabilirsiniz.
Alıştırma
İki nedenin de gerçek olduğunu gösteren iki neden ifadesiyle cümleyi tamamlayın: I chose the book ____ the cover looked exciting, ____ my teacher recommended it.
Cevabı göster
not just because · but also because
Venus is the closest planet dozens of times without ever thinking about it. Dilbilgisi
0:29"Venüs en yakın gezegendir" dediğim için aklımı başımdan aldı.
without ever thinking about it: hiçbir zaman düşünmemek
Without ifadesinden sonra gelen -ing biçimi, ana etkinlik gerçekleşirken gerçekleşmeyen bir eylemi veya düşünceyi belirtir. Ever bu olumsuz anlamın kapsamındadır; bu nedenle without ever thinking, geçmişte bir kez anlamına değil, hiçbir zamanda düşünme fırsatı olmadığı anlamına gelir. Bu bağlamda konuşan, Venüs hakkındaki iddiayı onlarca kez tekrarlamış ancak onu incelemek için hiç durmamıştır. Aktarılabilir activity + without ever + -ing kalıbı, eksik eylemin bütün dönem boyunca hiçbir noktada gerçekleşmediğini vurgular.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için without ever ve ask fiilinin -ing biçimini kullanın: He followed the classroom rule for months ____ why it existed.
Cevabı göster
without ever asking
How does that happen? ile açıklamaya geçiş
Buradaki that, hemen önce sözü edilen şaşırtıcı duruma gönderme yapar. How does that happen? yalnızca bunun doğru olup olmadığını değil, arkasındaki süreci veya mekanizmayı sorar. Bu kısa soru açıklamayı da düzenler: tek bir örneği daha genel bir soruna dönüştürür ve ardından bir açıklama geleceğini gösterir. Dinleyiciye yöneltilmiş bir soru gibi duyulsa da konuşmacı hemen kendisi cevaplayabilir.
Alıştırma
Bir konuşmacı şaşırtıcı ve tekrarlanan bir örüntüyü anlattıktan sonra bunun mekanizmasını açıklamak üzeredir. Geçiş için en uygun soru hangisidir?
- What happens next?
- Did that happen?
- How does that happen?
Cevabı göster
How does that happen?
asking the precisely right question is vital. Dilbilgisi
0:36tam olarak doğru soruyu sormak hayati önem taşır.
asking the precisely right question: bir eylemi özne yapmak
asking the precisely right question ifadesinin tamamı dil bilgisel öznedir. Geri kalan is vital bölümü, bu eylemi son derece önemli olarak değerlendirir. Özne grubundaki -ing biçimi asking, eylemi cümlenin ele alabileceği bir konuya dönüştürür. Precisely, right sözcüğünü güçlendirir: soru yalnızca yaklaşık olarak uygun değil, tam olarak doğru olmalıdır. Doing an action + is + evaluation kalıbı, bir etkinlik hakkında genel bir değerlendirme yapmak için kullanışlıdır.
Alıştırma
Eylemin özne olması için İngilizce cümleyi ask fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: ____ the precisely right question is vital.
Cevabı göster
Asking
Which planet is closest is not the precisely right question
0:38Hangi gezegen en yakındır tam olarak doğru soru değildir
Which planet is the closest for the longest time?
0:47Hangi gezegen en uzun süre boyunca en yakındır?
Which planet has the shortest average distance to Earth?
0:50Dünya'ya en kısa ortalama mesafeye sahip olan gezegen hangisidir?
Which planet takes the least amount of time to travel to? Dilbilgisi
0:53Hangi gezegene seyahat etmek en az zaman alır?
bir yere seyahat etmenin en kısa sürmesi
take + an amount of time + to + verb kalıbı, bir eylemin ne kadar zaman gerektirdiğini anlatır. The least amount of time en üstünlük derecesidir ve karşılaştırılan bütün gezegenler arasında en kısa seyahat süresini belirtir. Which planet, travel to ifadesinin varış noktası olarak anlaşılır. Bu varış noktası sorunun başında yer aldığı için to edatı sonda kalır. Soru yalnızca fiziksel mesafeyi değil, seyahat süresini sorar.
Alıştırma
Hangi varış noktasına seyahatin en kısa sürdüğünü doğru biçimde soran cümleyi seçin.
- Which island takes the least amount of time to travel?
- Which island takes the shortest distance to travel?
- Which island takes the least amount of time to travel to?
Cevabı göster
Which island takes the least amount of time to travel to?
Literal rocket scientists think mostly about that last question
1:03Kelimenin tam anlamıyla roket bilimciler çoğunlukla bu son soruyu düşünürler
and the rest of us are probably vaguely asking about the first Kalıp ifadeler
1:06ve geri kalanımız hangisinin en yakın olduğunu söylediğimizde
konuşanın da içinde olduğu geri kalanımız
The rest of us, konuşanın da içinde bulunduğu bir grupta geriye kalan bütün insanları ifade eder. Burada gerçek anlamda roket bilimciler bir alt gruptur; ifade ise konuşan dâhil diğer herkesi belirtir. the rest of + pronoun kalıbında zamir, grubun tamamını tanımlar. Us, konuşanın bu gruba ait olduğunu gösterir.
Alıştırma
the rest of + pronoun kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın ve konuşanı da gruba dâhil edin: Maya and Leo are presenting today; ____ will present tomorrow.
Cevabı göster
the rest of us
because we're not thinking about the planets in motion.
1:11çünkü hareket halindeki gezegenleri düşünmüyoruz.
we'd ask something closer to questions two and three,
1:15iki ve üçüncü sorulara daha yakın bir şey sorardık,
If we were, we'd ask: eksiltili ikinci koşul yapısı
If we were ifadesinde, önceki cümledeki bilgi tekrarlanmasın diye were sözcüğünden sonra thinking about the planets in motion bölümü düşürülür. Eksik bırakılan bölüm bağlamdan anlaşılır; bu nedenle were burada eksik değildir ve edilgen yapı oluşturmaz. If + geçmiş zaman biçimi, would + fiilin yalın hâli kalıbı, mevcut durumun tersine olan bir koşulu ve onun hayalî sonucunu anlatır. Konuşan kişi şu anda gezegenlerin hareketini hesaba katmıyor; katsaydı farklı sorular sorardı. we'd ask içindeki we'd, we would anlamına gelir.
Alıştırma
Grup şu anda açık hava etkinliği planlamıyor. Sonraki cümlelerden hangisi eksiltili ikinci koşul yapısını kullanır?
- If we are, we'll choose the park.
- If we had been, we'd have chosen the park.
- If we were, we'd choose the park.
Cevabı göster
If we were, we'd choose the park.
has the shortest distance to all the other planets
1:21diğer tüm gezegenlere en kısa mesafeye sahiptir
it's also the closest planet most of the time. Kalıp ifadeler
1:26çoğu zaman en yakın gezegendir aynı zamanda.
on average: farklı durum veya zamanlardaki değerleri birleştirme
On average, bir sonucun birçok zaman veya durumdaki ölçümlerin birleştirilmesiyle elde edildiğini anlatır. Burada gezegenlerin uzaklıkları belirli tek bir anda değil, zaman boyunca ele alınır. Bu ifade iddianın kapsamını sınırlar: Ölçümler birleştirildiğinde Merkür'ün ortalama uzaklığı en kısadır. İfade tek başına Merkür'ün her an en yakın olduğu veya belirli bir durumun en sık gerçekleştiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle, ölçülen birçok yolculuk süresinin birleştirilmesine dayalı bir sonucu açıkça verir?
- On average, the bus ride takes 25 minutes.
- The bus ride usually takes 25 minutes.
- At the moment, the bus ride is taking 25 minutes.
Cevabı göster
On average, the bus ride takes 25 minutes.
most of the time: biasanya, tetapi tidak selalu
Most of the time, “zamanın büyük bölümünde” veya “çoğu durumda” anlamına gelir. Bir şeyin genellikle doğru olduğunu söylerken istisnalara da yer bırakır. Burada hangi gezegenin en yakın olduğu iddiasını sınırlar: ifade çoğu anda doğrudur, ancak her anda doğru değildir. Bu kalıp, bir durumun ne sıklıkta geçerli olduğunu ölçer; bir mesafenin ortalama değerini değil.
Alıştırma
Uygulama genellikle çalışıyor, ancak bazen arızalanıyorsa cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? The app works ____.
- most of the time
- on average
- all the time
Cevabı göster
most of the time
to get ... requires ... ve that precise: mastar özne ve derece bildiren that
to get an answer that precise mastar öbeği, requires fiilinin öznesidir. Hedefi bir eylem olarak adlandırır; cümlenin geri kalanı ise bu hedefe ulaşmak için ne gerektiğini belirtir: kesin bir soru. that precise ifadesinde that, “o dereceye kadar” veya “bu kadar kesin” anlamına gelen bir derece sözcüğüdür. precise sözcüğünü niteler; ilgi cümleciği başlatmaz. Sıfatın answer sözcüğünden sonra gelmesi, “o derece kesin bir yanıt” anlamını kısa biçimde verir.
Alıştırma
Hangi cümlede özne olarak bir mastar öbeği ve derece sözcüğü olarak that kullanılmıştır?
- Writing a report that is detailed requires solid evidence.
- That detailed report requires solid evidence.
- To write a report that detailed requires solid evidence.
Cevabı göster
To write a report that detailed requires solid evidence.
Unlike the way things are done in school where questions yield knowledge, Notlar
1:32Okulda soruların bilgi ürettiği işleyişin aksine,
“üretmek veya ortaya çıkarmak” anlamındaki yield
Burada yield, “üretmek” veya “ortaya çıkarmak” anlamına gelen geçişli bir fiildir. questions yield knowledge ifadesinde questions neden, knowledge ise sonuçtur; bu nedenle yield fiilinin hemen ardından nesnesi olan knowledge gelir. Bu anlam, neden ve sonuçların resmî biçimde açıklandığı anlatımlarda yaygındır. Daha sonraki tekrar, rolleri knowledge yields questions biçiminde tersine çevirir; ancak yield aynı anlamda kalır.
Alıştırma
Hangi cümlede yield, questions yield knowledge ifadesindekiyle aynı anlamda kullanılmıştır?
- The study may yield useful evidence.
- Drivers must yield to traffic on the main road.
- The farm had a high crop yield.
Cevabı göster
The study may yield useful evidence.
it's knowledge that yields questions which yield knowledge. Dilbilgisi
1:35bilgi üreten soruları ortaya çıkaran şey bilgidir.
Unlike ... questions yield knowledge ... knowledge yields questions: karşıtlık ve tersine çevirme
Unlike önce bildiğimiz okul düzenini karşılaştırma noktası olarak sunar: sorular bilgiye götürür. Ardından it's knowledge that ... odak yapısı knowledge sözcüğünü öne çıkarır ve yönü tersine çevirir: bilgi sorulara götürür. knowledge, questions ve yield sözcüklerinin aynalanmış bir sırayla tekrarlanması, mantığı izlemeyi kolaylaştırır: bilgi daha iyi sorular doğurur, bu sorular da daha fazla bilgi doğurur. Bu, alışılmış okul düzenini genişletir; okuldaki soruların işe yaramadığını söylemez.
Alıştırma
Özgün cümlenin savını nasıl düzenlediğini en iyi hangi açıklama anlatır?
- Aralarında ilişki göstermeden birbiriyle bağlantısız iki çalışma biçimini sıralar.
- Okulda soru sormanın bilgi üretmediğini savunur.
- Tanıdık, tek yönlü bir düzeni ters çevrilerek döngüye dönüşen bir zincirle karşılaştırır.
Cevabı göster
Tanıdık, tek yönlü bir düzeni ters çevrilerek döngüye dönüşen bir zincirle karşılaştırır.
It's knowledge that ...: cleft yapısıyla odaklama
it is/was X that ... kalıbı bir it-cleft vurgu yapısıdır. Burada it belirli bir şeyi göstermez. Knowledge, it's ifadesinden sonra odak konumuna getirilir; that yields questions ise odaktaki öğenin ne yaptığını belirtir. Knowledge yields questions ile karşılaştırıldığında bu biçim, soruları başka bir başlangıç noktasının değil, bilginin ürettiğini güçlü biçimde söyler. that ile başlayan bölüm vurgu yapısını tamamlar; yalnızca knowledge sözcüğünü niteleyen sıradan bir ilgi cümleciği değildir.
Alıştırma
Gerçek neden olan the backup battery ifadesini güçlü biçimde odağa yerleştiren cleft cümlesi hangisidir?
- The backup battery kept the lights on.
- It was the lights that the backup battery kept on.
- It was the backup battery that kept the lights on.
Cevabı göster
It was the backup battery that kept the lights on.
it's hard to think about the raw knowledge of everything all at once, Kalıp ifadeler
1:39her şeyin ham bilgisini aynı anda düşünmek zordur,
all at once ifadesinin “aynı anda” anlamı
Burada all at once, “aynı anda” anlamına gelir. Everything sözcüğü birçok bilgi parçasının birlikte düşünüldüğünü gösterir; bu nedenle ifade, aynı anda yapılan zihinsel işlemi anlatır. Başka cümlelerde all at once, “birdenbire” anlamına da gelebilir. Neyi nitelediğine bakın: birlikte gruplandırılan birkaç şey veya eylem genellikle eş zamanlılık anlamını verirken tek bir olay veya değişim çoğu zaman ani olma anlamını verir.
Alıştırma
Hangi cümlede all at once, altyazıdaki gibi “aynı anda” anlamında kullanılmıştır?
- All of a sudden, the alarm rang.
- Please don't ask me three questions all at once.
- All at once, the room went silent.
Cevabı göster
Please don't ask me three questions all at once.
so we condense down part of what we know into a model to help us think, Kalıp ifadeler
1:42bu yüzden bildiklerimizin bir kısmını düşünmemize yardımcı olması için bir modele sığdırırız,
… bir modele indirgemek
Condense X into Y, büyük veya karmaşık bir bilgi bütününü azaltıp yeniden düzenleyerek daha kısa ya da basit olan Y biçimine dönüştürmek demektir. Burada bilginin bir kısmı bir modele dönüşür: model, gerçeğin eksiksiz bir kopyası değil, düşünmeye yardımcı olan basitleştirilmiş bir temsildir. Condense down ifadesinde down, azaltmayı konuşma dilinde vurgular. Temel kalıp condense X into Y olduğundan down isteğe bağlıdır.
Alıştırma
Cümleyi condense ... into kalıbıyla tamamlayın: We need to ____ the interview notes ____ a clear two-page summary.
Cevabı göster
condense · into
As with fuzzy questions: belirsiz sorularda olduğu gibi
As with X, “X durumunda olduğu gibi” veya “aynı nokta X için de geçerlidir” anlamına gelen bir karşılaştırma kalıbıdır. Ana ifadeden önce bilinen benzer bir durumu tanıtır. Burada belirsiz sorular ve modeller, ikisi de bizi yanıltabildiği için paralel durumlardır. Buradaki as zaman değil, benzerlik bildirir. With sözcüğünden sonra gelen X genellikle bir şeyin veya durumun adıdır; ana cümle de yeni durumda neyin aynı biçimde geçerli olduğunu söyler.
Alıştırma
Hangi cümle iki paralel durumu karşılaştırmak için as with kullanıyor?
- When office work ends, remote work begins.
- As with office work, remote work requires clear communication.
- Because office work is common, remote work requires clear communication.
Cevabı göster
As with office work, remote work requires clear communication.
Models can trick us: cansız bir modeli kişileştirme
Burada models can trick us, modelleri birini aldatabilen insanlarmış gibi anlatır. Bu, bir diyagramın yalan söylemeye niyet ettiği anlamına gelmez. Basitleştirilmiş bir model ölçek, hareket veya başka bilgileri dışarıda bırakabilir ve bakanların yanlış bir tasavvur edinmesine yol açabilir. Bu kişileştirme soyut bir uyarıyı doğrudan bir fikre dönüştürür: Bir temsil, yanlış bir sezgi oluşturabilir. Cansız bir şeyin birini trick ettiği söyleniyorsa insanları yanlış bir sonuca yönelten özelliği arayın.
Alıştırma
Bu cümlede models can trick us ne anlama geliyor?
- Basitleştirilmiş modeller insanlarda yanlış bir izlenim oluşturabilir.
- Modeller insanlara yalan söylemeye kasıtlı olarak karar verir.
- İnsanlar modeller doğruymuş gibi davranır.
Cevabı göster
Basitleştirilmiş modeller insanlarda yanlış bir izlenim oluşturabilir.
Which planet is the closest looks like a simple and easy question
1:52Hangi gezegen en yakındır sorusu, basit ve kolay bir soru gibi görünür
Like even when you know that isn't really how the solar system looks,
1:58Güneş sisteminin aslında böyle görünmediğini,
I covered this exact point as I've often done in class.
2:06sınıfta sık sık yaptığım gibi tam da bu noktaya değinmiştim.
If we take this diagram and adjust for the correct sizes of the planets, Kalıp ifadeler
2:09Eğer bu diyagramı alır ve gezegenlerin doğru boyutlarına göre ayarlarsak,
Adjust for: belirtilen bir etkene göre düzeltme
Burada adjust for, belirtilen bir etkenin gerektiği gibi hesaba katılması için bir hesaplamayı veya gösterimi değiştirmek demektir. Değişen şey diyagramdır; düzeltmeye yön veren etken ise gezegenlerin doğru boyutlarıdır. Yaygın yapı adjust something for a factor şeklindedir. Ayarlanan şey açıkça söylenebilir veya bağlamdan anlaşılabilir. Bu ifade change sözcüğünden daha özeldir çünkü düzeltmeyi gerekli kılan etkeni belirtir.
Alıştırma
Cümleyi adjust ve doğru edatla tamamlayın: We need to ____ inflation before comparing salaries from different years.
Cevabı göster
adjust for
Think about it. ile düşünmeye davet etme
Burada Think about it., durup düşünmeye yönelik bir davettir. Konuşmacı, bir sonraki varsayımsal örneğe geçmeden önce dinleyicilerden modeli sağduyuyla sınamalarını ister. Bir söylem hamlesi olarak dinleyicileri pasif bir konumdan çıkarıp akıl yürütmeye katılan kişiler hâline getirir. Onların dikkatsiz veya düşünme yeteneğinden yoksun olduğunu söylemez.
Alıştırma
Bu bağlamda Think about it. dinleyicilerden ne yapmalarını istiyor?
- Konuşmacının sözlerini aynen ezberlemek.
- Durup ardından gelen kanıtlarla iddiayı sınamak.
- Dikkat etmediği için özür dilemek.
Cevabı göster
Durup ardından gelen kanıtlarla iddiayı sınamak.
If ... was ... wouldn't ... but would ... ile gerçeğe aykırı koşul kurmak
Bu, gerçeğe aykırı bir koşul cümlesidir. If + geçmiş biçim, gerçek olmayan bir durum kurar: Jüpiter aslında Dünya'ya bu kadar yakın değildir. Sonuç kısmında hayal edilen sonucu göstermek için would kullanılır; was biçiminin geçmişte olması, durumu geçmiş zamana yerleştirmez. Sonuç cümlesi iki tahmini karşılaştırır: it wouldn't look like a dot ve but would be rather overwhelming. İki bölüm de it öznesini paylaştığı için would be öncesinde özneyi tekrarlamak gerekmez.
Alıştırma
Gerçeğe aykırı koşul cümlesini wouldn't ... but would ... kalıbıyla tamamlayın: If the window were truly sealed, the room ____ feel draughty, but ____ stay warm.
Cevabı göster
wouldn't · would
Güçlü çıkarım bildiren must be
Bu cümlede must be, kanıta dayanan güçlü bir sonucu ifade eder: nesne gökyüzünde küçücük görünür, bu yüzden konuşan kişi onun çok uzakta olduğu sonucuna varır. must + be + betimleme kalıbı, şu anki bir durum hakkında çıkarım bildirebilir. Birinin nesneye uzakta kalmasını emrettiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede must be bir zorunluluk değil, kanıta dayanan bir sonuç bildiriyor?
- Her coat is wet, so it must be raining outside.
- Visitors must be quiet in the library.
- You must be at the gate by six.
Cevabı göster
Her coat is wet, so it must be raining outside.
the model gets into your head in ways you don't notice Notlar
2:21model fark etmediğiniz şekillerde zihninize girer
gets into your head: düşüncelerini şekillendiren bir fikir
Gets into your head burada mecazi anlamdadır: model, zihnindeki görüntünün bir parçası olur ve sen etkisini fark etmesen bile düşünme biçimini şekillendirmeye başlar. Başka durumlara aktarılabilen kalıp something gets into someone's head şeklindedir. Özne bir fikir, görüntü, mesaj veya kaygı olduğunda, bunun zihne yerleştiğini ve sonraki düşünceleri etkilediğini anlatır.
Alıştırma
"That advert gets into your head even when you try to ignore it," cümlesinde gets into your head ne anlama gelir?
- Düşüncelerini etkilemeye başlar.
- Başının ağrımasına neden olur.
- Tüm özel düşüncelerini ortaya çıkarır.
Cevabı göster
Düşüncelerini etkilemeye başlar.
in ways you don't notice: düşürülen nesne ilgi zamiri
in ways you don't notice ifadesi tanımlayıcı bir ilgi yan cümlesi içerir: you don't notice, ways sözcüğünü niteler. Nesne görevindeki that ilgi zamiri düşürülmüştür; bu nedenle açık biçim in ways that you don't notice şeklindedir. Öncül olan ways, anlam bakımından notice fiilinin nesnesidir. you don't notice, ana cümleyle eş görevli ayrı bir eylem değildir. Tanımlayıcı bir ilgi yan cümlesinde nesne görevindeki ilgi zamiri çoğu zaman düşürülebilir.
Alıştırma
Nesne görevindeki ilgi zamirinin düşürüldüğü yapıyı hangi cümle doğru kullanıyor?
- The new schedule saves time in ways you may not notice them.
- The new schedule saves time in ways you may not notice.
- The new schedule saves time in ways what you may not notice.
Cevabı göster
The new schedule saves time in ways you may not notice.
and lets you ask imprecise questions easily Dilbilgisi
2:25ve kesin olmayan soruları kolayca sormanıza izin verir
lets you ask: let + nesne + fiilin yalın hâli
lets you ask yapısında lets sözcüğünden sonra nesne olan you ve ardından ask fiilinin yalın hâli gelir. To eklenmez: yapı let + kişi veya şey + fiilin yalın hâli şeklindedir. Burada let, modelin bir insan gibi izin vermesi değil, "mümkün kılmak" veya "yapabilmesini sağlamak" anlamındadır. Bu yapı, bir aracın, özelliğin veya durumun birinin ne yapabilmesini sağladığını açıklamak için sık kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi lets sonrasında gereken yalın fiil biçimiyle tamamlayın: The help button lets you ____ a question.
Cevabı göster
ask
retroactively obvious: yalnızca sonradan bakınca açık
Retroactively obvious, “ancak daha sonraki sonuçlar veya bir açıklama öğrenildikten sonra açık görünen” demektir. Bu cümlede fikir şimdi basit görünebilir, fakat uzun süre fark edilmeden kalmıştır. Retroactively, bir şeyin bariz olduğu hissinin ne zaman ortaya çıktığını belirtir: geçmişe dönüp bakıldığında. O dönemdeki insanların cevabı zaten gördüğü anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi durum en iyi retroactively obvious ifadesiyle anlatılır?
- Tam bir açıklamadan sonra bile cevabı anlamak hâlâ imkânsız.
- Cevap ancak eksik kanıt bulunduktan sonra açık göründü.
- Soruşturma başlamadan önce herkes cevabı fark etti.
Cevabı göster
Cevap ancak eksik kanıt bulunduktan sonra açık göründü.
The fact about Mercury being the closest on average
2:35Merkür'ün ortalama olarak en yakını olduğu gerçeği
feels like something Newton could have noticed, Dilbilgisi
2:37Newton'un fark edebileceği bir şeymiş gibi hissettiriyor,
could have noticed: geçmişte gerçekleşmemiş bir olasılık
Could have noticed, could have + geçmiş zaman ortacı yapısını kullanır. Burada, gerekli bilgi mevcut olduğu için Newton’ın geçmişte bunu fark etmesinin mümkün olduğunu belirtir. Bu bağlamda konuşmacı geçmişe dönüp bakar ve Newton’ın aslında bunu fark etmediğini ima eder. Yapı, doğrulanmış bir keşfi değil, kaçırılmış veya gerçekleşmemiş bir olasılığı anlatır.
Alıştırma
Cümleyi could have ve notice fiilinin geçmiş zaman ortacıyla tamamlayın: "The sign was clearly visible, so we ____ it before taking the wrong road."
Cevabı göster
could have noticed
wasn't published until this year: ancak bu yıl yayımlandı
“wasn't published until this year” ifadesinde yayınlanma bu yıldan önce hiçbir zaman gerçekleşmemiştir. Yayınlanma bu yıl gerçekleşmiştir; bu nedenle ifade, eserin nihayet erişilebilir olduğu gecikmiş zaman noktası olarak bu yılı gösterir. not ... until yapısı, bir olayın daha önce gerçekleşmediğini ve sonunda hangi zamanda gerçekleştiğini birbirine bağlayarak gecikmeyi veya karşıtlığı vurgular. Buradaki this year, konuşulan yılı ifade eder; mutlaka içinde bulunulan takvim yılı değildir.
Alıştırma
Ögenin bu yıldan önce erişilebilir olmadığını, ancak bu yıl içinde erişilebilir hâle geldiğini anlatan cümleyi seçin.
- It was published before this year.
- It was published this year.
- It wasn't published until this year.
- It wasn't published this year.
Cevabı göster
It wasn't published until this year.
were he not so obsessed with triangles, might have noticed. : üçgenlere bu kadar takıntılı olmasaydı belki fark etmiş olurdu
“were he not so obsessed with triangles” ifadesi, resmî ve devrik bir koşul yapısıdır. “if he were not so obsessed with triangles” anlamına gelir; were öznenin önüne geçer ve bu bölüm soru değildir. Sonuç bölümü olan “might have noticed”, fark etmeyi doğrulanmış bir gerçek olarak değil, geçmişte gerçekleşmiş olabilecek bir sonuç olarak sunan perfect modal yapısını kullanır. Koşul, ilgili durumda farklı bir hâli varsayar; sonuç ise geçmişteki olası bir olaya dönüp bakar. Cümle bu Pisagor varsayımını mizahi biçimde sunar.
Alıştırma
“If she were not so busy, she might have called yesterday” anlamındaki resmî devrik koşul cümlesini seçin.
- If she were not so busy, she might have called yesterday.
- Had she not been so busy, she might call yesterday.
- Was she not so busy, she might have called yesterday.
- Were she not so busy, she might have called yesterday.
Cevabı göster
Were she not so busy, she might have called yesterday.
I love this fact about Mercury being the closest planet,
2:50Merkür'ün en yakın gezegen olduğu gerçeğine bayılıyorum,
depending on exactly what you mean by closest, Anlatım akışı
2:53en yakın derken tam olarak neyi kastettiğinize bağlı olarak,
depending on exactly what you mean by closest: closest ile tam olarak ne kastedildiğine bağlı olarak
Depending on exactly what you mean by closest, önceki iddiaya bir koşul ekler. Cevabın closest sözcüğünün tanımına göre değiştiğini söyler; konuşanın sadece emin olmadığını göstermez. depending on what you mean by X kalıbı, bir ifadenin geçerli olduğu kapsamı belirler. Burada closest farklı şekillerde ölçülebilir; bu nedenle iddiayı her durumda doğru kabul etmeden önce terimin anlamı açıklığa kavuşturulmalıdır.
Alıştırma
Bir iş arkadaşı “This option is the cheapest.” diyor. Hangi devam cümlesi, iddianın cheapest sözcüğünün tanımına bağlı olduğunu en iyi gösterir?
- That option is cheapest under every method of calculation.
- I cannot remember which option you mentioned.
- That depends on exactly what you mean by cheapest.
Cevabı göster
That depends on exactly what you mean by cheapest.
if you can get rid of old or incorrect models from your head Öbek fiiller
2:57eğer kafanızdaki eski veya yanlış modellerden kurtulabilir
get rid of: istenmeyen bir şeyden kurtulmak
Get rid of, istenmeyen bir şeyi kaldırmak, atmak veya ondan kurtulmak anlamına gelir. Üç sözcükten oluşan sabit bir ifadedir; nesne get rid of old models örneğindeki gibi of sözcüğünden sonra gelir. Zaman çekiminde yalnızca get değişir; geçmiş biçimi got rid of olur. Bu cümlede models fiziksel nesneler değil, zihindeki fikirlerdir. Konuşan kişi eski veya yanlış düşünme biçimlerinin değiştirilmesini anlatır.
Alıştırma
get, rid ve of sözcüklerini doğru sıraya koyarak cümleyi tamamlayın: I’m trying to ____ the habit of checking my phone during meals.
Cevabı göster
get rid of
and think clearly in a way to ask a precise question,
3:01ve kesin bir soru sormak için net bir şekilde düşünebilirseniz,
the universe awaits with new knowledge for you to find. Deyimler
3:05evrenin bulmanız için sizi yeni bilgilerle beklediğinin harika bir örneğidir.
“the universe awaits” ifadesindeki kişileştirme
Bu cümlede evren, bekleyebilen bir insan gibi ele alınır. Bu ifade evrenin bilinci olduğu anlamına gelmez; insanların keşfetmesine hazır, henüz bilinmeyen gerçeklerin varlığını sürdürdüğünü anlatır. Bu kişileştirme, kapanışa umutlu ve macera dolu bir hava verir. Gelecekteki bilgi gibi soyut bir düşünceyi, keşfetmeye devam etme davetine dönüştürür.
Alıştırma
“the universe awaits” ifadesindeki kişileştirme ne anlatır?
- Evren bilinçli olarak bir ziyaretçi bekliyor.
- Bilimsel soruların hepsi zaten cevaplandı.
- Keşfedilmeyi bekleyen yeni bilgiler hâlâ var.
Cevabı göster
Keşfedilmeyi bekleyen yeni bilgiler hâlâ var.
Onay bekleyen “Isn't that great?”
Soru dil bilgisi bakımından olumsuz olsa da konuşan kişi olumlu bir görüş ifade eder. Burada Isn't that great? yaklaşık olarak “Bence bu harika, sen de aynı fikirde misin?” anlamına gelir. Olumsuz soru biçimi, konuşan kişinin tarafsız bir evet-hayır cevabı yerine onay beklediğini gösterir. Konuşan kişi heyecanını paylaşırken dinleyeni de bu duyguya katılmaya davet eder.
Alıştırma
Arkadaşınız kayıp yavru köpeğin bulunduğunu söylüyor. Hangi cevap mutluluğu en doğal biçimde gösterir ve arkadaşınızı aynı fikirde olmaya davet eder?
- Is that great?
- That isn't great.
- Isn't that great?
Cevabı göster
Isn't that great?