Bağımsızlık Bildirgesi hakkında bilmeyebilecekleriniz - Kenneth C. Davis: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
430 kelime 141 kel/dk

Video özeti: Bu tarih anlatısı, bağımsızlık kararının onaylandığı 2 Temmuz yerine neden 4 Temmuz’un Amerika’nın doğum günü olarak kutlandığını açıklıyor. Ayrıca Bildirge’nin ortaklaşa hazırlanmasını, Jefferson’ın başka yazarlardan aldığı ve değiştirdiği ifadeleri, Kongrenin kölelikle ilgili bir bölümü çıkarmasını ve ilan edilen eşitlik ile insanların başkalarına ait olması arasındaki çözümsüz çelişkiyi inceliyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. All men are created equal, — Kültür, medya ve tarihsel bağlam: Bu ünlü satırı sıradan bir cümle olarak değil, Bağımsızlık Bildirgesi’ndeki siyasi ilkenin yoğun bir ifadesi olarak tanıyın. Böylece Amerikan kuruluş idealleri tartışılırken yapılan alıntıları ve bu ideallerin tarihsel gerçeklikle çatışmasını daha doğru yorumlayabilirsiniz. 2. slightly tweaked. — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: tweaked sözcüğünün, bir ifadede yalnızca küçük ayarlamalar yapıldığını anlatan gündelik bir seçenek olduğunu anlayın. Bunu bir cümle, taslak, plan veya tasarımdaki ufak düzeltmeleri tamamen yeniden yazmadan ya da köklü bir dönüşümden ayırmak için kullanabilirsiniz. 3. system in which some people owned others? — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: in which yapısının, bir sistemin içinde geçerli olan durumu açıklayan ilgi yan cümlesini nasıl başlattığını görün. Bu yapı kurumları veya toplumsal düzenleri kesin biçimde tanımlamanızı ve burada özgürlük ile kölelik arasındaki çelişkiyi açıkça ifade etmenizi sağlar.

Bu derste

All men are created equal, Kültür

0:06

"Bütün insanlar eşit yaratılmıştır,

Kültür

Bütün insanlar eşit yaratılmıştır

Bu tarihî cümlede All men yalnızca erkekleri değil, bütün insanları ifade eder. created equal, insanların insanlık değerinin ve temel haklarının eşit olduğunu, yani eşit yaratıldıklarını anlatır. Bu ifade herkesin yeteneklerinin, servetinin veya hayattaki sonuçlarının aynı olduğunu söylemez. Bağımsızlık Bildirgesi’nden sıkça alıntılanan siyasi ve ahlaki bir ilkedir; bu ideal ile tarihî gerçeklik arasındaki farkı tartışırken de kullanılır.

Alıştırma

Bu tarihî ifade hangi ilkeyi anlatır?

  1. Bütün insanlar aynı insanlık değerine ve temel haklara sahiptir
  2. Herkesin yetenekleri ve hayattaki sonuçları tamamen aynıdır
  3. Eşit haklarla doğanlar yalnızca erkeklerdir
Cevabı göster

Bütün insanlar aynı insanlık değerine ve temel haklara sahiptir

and they are endowed with the rights to life, Notlar

0:09

ve onlara yaşama,

Kelime

Bahşedilmiş olmak, doğuştan sahip olmak

Are endowed with, özne + be + endowed with + isim biçimindeki resmî bir edilgen yapıdır. Bu cümlede, insanların temel haklarla donatıldığı veya bu haklara doğuştan sahip olduğu kabulünü anlatır; sıradan bir hediye ya da ödeme anlamı taşımaz. Buradaki they, önceki ifadede adı geçen insanları belirtir ve haklar bir ödül olarak değil, insanın temel bir özelliği olarak sunulur. Endow with; rights, abilities, qualities veya resources gibi soyut isimlerle hukuk, siyaset, akademi ve edebiyat dilinde sıkça kullanılır.

Alıştırma

Temel bir hakkı anlatan resmî bir bağlamda are endowed with ifadesini doğal biçimde kullanan cümle hangisidir?

  1. The constitution says that people are endowed with basic rights.
  2. She is endowed a bicycle by her friend.
  3. At the café, the waiter endowed me with a glass of water.
Cevabı göster

The constitution says that people are endowed with basic rights.

liberty, and the pursuit of happiness.

0:12

özgürlük ve mutluluğu arama hakları bahşedilmiştir."

Kültür

yaşam, özgürlük ve mutluluk arayışı

Bu cümlede life, liberty, and the pursuit of happiness, üç hak ve ideali akılda kalıcı biçimde sıralar. Üç isim öbeği and ile bağlanır; böylece tek bir değer çerçevesinin birbirine denk parçaları olarak sunulur. Burada the pursuit of happiness, kişinin tatmin edici bir hayat arama özgürlüğüne ve fırsatına sahip olması demektir. Kısa süreli eğlenceyi anlatmaz ve mutluluğa kesin olarak ulaşılacağını garanti etmez.

Alıştırma

Haklardan söz eden bu cümlede the pursuit of happiness ne anlama gelir?

  1. Kısa süreli bir eğlence
  2. Tatmin edici bir hayat arama özgürlüğü ve fırsatı
  3. Her gün mutlu hissetme garantisi
Cevabı göster

Tatmin edici bir hayat arama özgürlüğü ve fırsatı

Not so fast, Ton ve niyet

0:15

O kadar acele etmeyin,

Mr. Jefferson.

0:16

Bay Jefferson.

Ton ve niyet

Bir dakika

Burada Not so fast, birinin bir sonucu fazla çabuk kabul etmesini engelleyen deyimsel bir ifadedir. “Bekle, üzerinde düşünülmesi gereken başka bir şey var” anlamına gelir; yürüme ya da hareket etme hızıyla ilgili değildir. Konuşmacı bu ifadeyi sözünü kesmek, tartışmanın hızını düşürmek ve bir düzeltme ya da ek koşul hazırlamak için kullanır. Çoğu zaman sırada önemli bir bilgi veya istisna olduğunu gösterir.

Alıştırma

Bir arkadaşınız “Cevap kesinlikle doğru!” diyor. Henüz sonuca varmaması gerektiğini doğal biçimde anlatan cevap hangisidir?

  1. You are never fast enough.
  2. Not so fast—we still need to check the evidence.
  3. Please walk more slowly to the door.
Cevabı göster

Not so fast—we still need to check the evidence.

These words from the Declaration of Independence and the facts behind them are well known. Kelime

0:18

Bağımsızlık Bildirgesi'ndeki bu sözler ve arkasındaki gerçekler iyi bilinir.

Kelime

the facts behind them: o sözlerin ardındaki gerçekler

the facts behind them, daha önce sözü edilen sözleri açıklayan, destekleyen veya onlara bağlam sağlayan gerçekler anlamına gelir. Buradaki them, these words ifadesine gönderme yapar; bu yüzden behind fiziksel bir konumu değil, soyut bir anlamı anlatır. Bu yapı, bir ifadeyi anlamamıza yardımcı olan bilgileri, nedenleri veya arka planı öne çıkarır. Reasons, story ve decision gibi soyut isimlerle de kullanılabilir.

Alıştırma

“the facts behind the new rule” ifadesinde behind ne anlama gelir?

  1. Kuralın bir kopyasının fiziksel olarak arkasında bulunan gerçekler
  2. Yeni kuralı açıklayan veya destekleyen gerçekler
  3. Yeni kuraldan sonra gerçekleşen gerçekler
Cevabı göster

Yeni kuralı açıklayan veya destekleyen gerçekler

In June of 1776,

0:23

1776 yılının Haziran ayında,

a little more than a year after the war against England began with the shots fired at Lexington and Concord, Notlar

0:26

İngiltere'ye karşı savaşın Lexington ve Concord'da atılan mermilerle başlamasından bir yılı biraz aşkın bir süre sonra,

Dilbilgisi

a little more than a year after: bir yıldan biraz fazla süre sonra

a little more than a year after, bir referans olaydan biraz daha fazla bir yıl sonra anlamına gelir. A little more than, a year ifadesini niteler ve sürenin bir yılı az miktarda aştığını gösterir; after ise zamanın başlangıç noktası olan olayı tanıtır. Bu cümlede referans noktası, İngiltere'ye karşı savaşın başladığı zamandır. Yapının tamamı başka bir olayı yaklaşık bir zaman aralığıyla zaman çizelgesine yerleştirir; tam olarak bir yıl sonrasını anlatmaz.

Alıştırma

Bu cümle, uygulamanın piyasaya sürülmesiyle bir milyon kullanıcıya ulaşması arasındaki süre hakkında ne söylüyor? “A little more than a year after the company launched the app, it reached one million users.”

  1. Tam olarak bir yıl
  2. Bir yıldan biraz az
  3. Bir yıldan biraz fazla
Cevabı göster

Bir yıldan biraz fazla

Kültür

tarihî bir gönderme olarak the shots fired at Lexington and Concord

Lexington ve Concord, 19 Nisan 1775'te Massachusetts'te yaşanan silahlı çatışmaların meydana geldiği yerlerdi. Bu çatışmalar genellikle Amerikan Bağımsızlık Savaşı'nın ilk muharebeleri kabul edilir. Bu cümlede the shots fired at Lexington and Concord yalnızca sıradan silah atışlarını anlatmaz. Savaşın başlangıcını belirleyen olay olarak bu çatışmalara gönderme yapar.

Alıştırma

Bu cümlede the shots fired at Lexington and Concord neyi belirtir?

  1. Amerikan Bağımsızlık Savaşı'nı başlatan silahlı çatışmalar
  2. Bağımsızlık Bildirgesi'nin imzalanması
  3. İki kasabada yapılan sıradan bir atış eğitimi
Cevabı göster

Amerikan Bağımsızlık Savaşı'nı başlatan silahlı çatışmalar

the Continental Congress was meeting in Philadelphia to discuss American independence. Kültür

0:33

Kıta Kongresi, Amerikan bağımsızlığını tartışmak üzere Philadelphia'da toplanıyordu.

Kültür

tarihî bir kurum olarak the Continental Congress

Kıta Kongresi, Amerikan kolonilerinin delegelerinden oluşan ve ortak siyasi eylemleri koordine eden Devrim dönemi meclisiydi. Bu 1776 bağlamında ad, Philadelphia'da toplanan ve bağımsızlık konusunu değerlendiren İkinci Kıta Kongresi'ni ifade eder. Bu tarihî bir kurumdur; günümüzdeki Amerika Birleşik Devletleri Kongresi'nin başka bir adı değildir. Burada Continental, kurumun özel adının bir parçasıdır; yalnızca coğrafyayla ilgili genel bir sıfat değildir.

Alıştırma

Burada the Continental Congress neyi ifade eder?

  1. Amerikan kolonilerinin delegelerinden oluşan Devrim dönemi meclisi
  2. Günümüzdeki Amerika Birleşik Devletleri Kongresi'nin başka bir resmî adı
  3. Kıtaların coğrafyasına ayrılmış bir konferans
Cevabı göster

Amerikan kolonilerinin delegelerinden oluşan Devrim dönemi meclisi

After long debates, Anlatım akışı

0:40

Uzun tartışmalardan sonra,

Anlatım akışı

After long debates: sonuçtan önce süreç

Cümlenin başında After long debates, ana olaydan önce uzun bir tartışma dönemi yaşandığını söyler. Ayrıca ardından gelen olayı, ilgisiz bir olay olarak değil, bu karar verme sürecinin ardından ortaya çıkan bir sonuç olarak sunar. Yeniden kullanılabilen kalıp After + isim öbeği, ana cümle şeklindedir.

Alıştırma

Bu cümlede baştaki ifade ne işe yarar: After long debates, the committee approved the proposal?

  1. Komitenin tartışmalar devam ederken öneriyi onayladığını söyler.
  2. Önce tartışma sürecini gösterir, ardından kararı sunar.
  3. Onayın tartışmalardan önce gerçekleştiğini söyler.
Cevabı göster

Önce tartışma sürecini gösterir, ardından kararı sunar.

a resolution of independence was approved on July 2nd, 1776. Notlar

0:41

2 Temmuz 1776'da bir bağımsızlık kararı onaylandı.

Kelime

a resolution of independence: resmî bir karar

Buradaki resolution, resmî bir kurulun ele aldığı ve oylama gibi bir süreçle kabul ettiği resmî bir öneri, bildiri ya da karardır. Edilgen was approved ifadesi bu kurumsal anlamı güçlü biçimde gösterir. of independence, kararın konusunun bağımsızlık olduğunu belirtir. Burada resolution kişisel bir hedef ya da görüntü ayrıntısı anlamında değildir.

Alıştırma

Bu cümlede resolution ne anlama gelir: The city council adopted a resolution supporting safer streets?

  1. Bir alışkanlığı değiştirmek için verilen kişisel söz
  2. Bir kurumun resmî kararı veya bildirisi
  3. Dijital bir görüntüdeki ayrıntı miktarı
Cevabı göster

Bir kurumun resmî kararı veya bildirisi

Dilbilgisi

was approved: resmî bir sonucu öne çıkaran geçmiş zaman edilgeni

was approved, İngilizcede basit geçmiş zamanın edilgen yapısıdır: was + geçmiş zaman ortacı approved. Özne a resolution of independence eylemi yapan değil, eylemden etkilenen ögedir; dolayısıyla cümle kararın resmî olarak onay aldığını belirtir. Bu edilgen yapı, onaylayan kişi ya da kurumu adlandırmak yerine kararı ve resmî sonucu mesajın merkezine koyar. Eylemi yapan yine vardır; yalnızca cümlede belirtilmemiştir.

Alıştırma

Hangi cümle, planın resmî onay almasına odaklanmak için basit geçmiş zamanın edilgen yapısını kullanır?

  1. The committee approved the plan yesterday.
  2. The plan was approved yesterday.
  3. The plan had official support yesterday.
Cevabı göster

The plan was approved yesterday.

America was free,

0:47

Amerika özgürdü

and men like John Adams thought we would celebrate that date forever. Dilbilgisi

0:49

ve John Adams gibi adamlar bu tarihi sonsuza dek kutlayacağımızı düşünüyorlardı.

Dilbilgisi

would celebrate: geçmişten bakıldığında gelecek

we would celebrate that date forever ifadesinde would, geçmişteki bir noktadan bakıldığında geleceği belirtir. Geçmiş zamandaki thought fiili bakış açısını belirler: o sırada John Adams gibi insanlar, sonraki kuşakların 2 Temmuz'u kutlamaya devam edeceğini bekliyordu. Buradaki would, aktarılmış bir düşüncede will fiilinin geçmiş bakış açısından kullanılan biçimidir. Bir if yan cümlesine ihtiyaç duymaz ve gerçek dışı bir koşulu anlatmaz.

Alıştırma

“She knew the train would arrive at noon,” cümlesinde would neyi gösterir?

  1. Geçmişte tekrarlanan bir alışkanlık
  2. Bir if koşuluna bağlı varsayımsal sonuç
  3. Geçmişten bakıldığında beklenen gelecekteki bir olay
Cevabı göster

Geçmişten bakıldığında beklenen gelecekteki bir olay

But it was two days later that the gentlemen in Congress voted to adopt the Declaration of Independence, Notlar

0:54

Ancak Kongre'deki beyefendilerin Bağımsızlık Bildirgesi'ni kabul etmek için oy kullanması iki gün sonra oldu,

Dilbilgisi

But it was two days later that: düzeltilen zamanı vurgulama

It was two days later that ... bir it-cleft vurgu yapısıdır: It was + odaklanan bölüm + that + cümlenin geri kalanı. Odaklanan bölüm two days later olduğundan cümle, oylamanın zamanını yalnızca belirtmek yerine özellikle vurgular. But, daha önce sözü edilen tarihle bir düzeltme veya karşıtlık kurar. Buradaki it yalnızca yapısal bir ögedir; belirli bir şeyi göstermez.

Alıştırma

It was ... that vurgu yapısını tamamlayın: It was last Friday ____ we finally finished the project.

Cevabı göster

that

Kalıp ifadeler

voted to adopt: oylamayla resmen kabul etmeye karar vermek

Voted to adopt, vote to + fiilin yalın biçimi kalıbını izler: üyeler bir eylemi oylama yoluyla seçmiştir. Burada adopt, bir belgeyi grubun resmî metni veya görüşü olarak resmen kabul etmek anlamına gelir. Dolayısıyla Kongre, Bağımsızlık Bildirgesi'ni kabul etmeye oylama yoluyla karar vermiştir.

Alıştırma

Hangi cümle, bir komitenin oylama yapıp gözden geçirilmiş bir planı resmen kabul ettiğini ifade eder?

  1. The committee voted to adopt the revised plan.
  2. The committee voted for the revised plan.
  3. The committee discussed adopting the revised plan.
Cevabı göster

The committee voted to adopt the revised plan.

largely written by Thomas Jefferson, Dilbilgisi

1:01

büyük ölçüde Thomas Jefferson tarafından yazılan bildirge,

Dilbilgisi

largely written by: kısaltılmış edilgen ilgi cümleciği

Bu cümlede largely, fiziksel olarak “büyük bir biçimde” değil, “çoğunlukla” ya da “büyük ölçüde” anlamına gelir. Thomas Jefferson'ın metnin çoğunu yazdığını, ancak başkalarının da katkıda bulunmuş olabileceğini gösterir. Largely written by Thomas Jefferson, which was largely written by Thomas Jefferson biçiminde açılabilen kısaltılmış bir edilgen ilgi cümleciğidir. Bu geçmiş ortaç öbeği, önceki isme yazarlık bilgisini kısa ve yazı dilinde yaygın bir biçimde ekler.

Alıştırma

Bu dersteki “çoğunlukla ... tarafından yazılmış” anlamına gelen üç sözcüklü kısaltılmış edilgen ifadeyi aynen kullanarak cümleyi tamamlayın: The safety guide, ____ local firefighters, is easy to follow.

Cevabı göster

largely written by

offering all the reasons why the country should be free. Anlatım akışı

1:03

ülkenin neden özgür olması gerektiğine dair tüm nedenleri sunuyordu.

Anlatım akışı

offering all the reasons why: bir metnin savını özetlemek

Burada offering, “sağlamak” ya da “sunmak” anlamına gelir. Bu ifade, belgenin ne yaptığını ekleyerek bilgiyi düzenler: ülkenin özgür olması gerektiği iddiasını destekleyen nedenleri sunar. İfadenin mantıksal öznesi Thomas Jefferson değil, Bağımsızlık Bildirgesi'dir. reasons why the country should be free yapısındaki why yan cümlesi, bu nedenlerin yanıtladığı soruyu belirtir. Bu kalıp bir metnin amacını veya savını özetlemek için kullanışlıdır: bir metin, bir şeyin neden doğru, önemli ya da gerekli olduğuna dair offer reasons why kullanabilir.

Alıştırma

“The guide explains the rule, offering two reasons why it matters,” cümlesinde offering two reasons why it matters ne işe yarar?

  1. İki kişinin kılavuzu sunduğunu söyler.
  2. Kılavuzun iki neden sattığını söyler.
  3. Kılavuzun, kuralın önemi için iki neden verdiği bilgisini ekler.
Cevabı göster

Kılavuzun, kuralın önemi için iki neden verdiği bilgisini ekler.

More than 235 years later, Anlatım akışı

1:08

235 yılı aşkın bir süre sonra,

Anlatım akışı

More than 235 years later: tarihsel anlatıda büyük bir zaman sıçraması

Cümlenin başındaki More than 235 years later yeni bir zaman çerçevesi kurar. Burada later için başlangıç noktası 1776’dır; dolayısıyla anlatı 235 yıldan fazla ileri sıçrar. Bu açılış ifadesi yalnızca zaman ilişkisini vermekle kalmaz, tarihsel anlatıyı da düzenler: okuru önceki olaydan uzaklaştırır ve çok daha sonraki bir anmaya hazırlar. Tarihsel anlatılarda büyük zaman aralıkları içeren ‘... years later’ ifadeleri sık kullanılan geçiş işaretleridir.

Alıştırma

Bu tarihsel anlatının başında More than 235 years later ifadesinin temel görevi nedir?

  1. Önceki olayın tam 235 yıl sürdüğünü söyler.
  2. Anlatıyı önceki olaydan 235 yıldan fazla sonraki bir zamana taşır.
  3. Anlatıyı önceki olaydan daha eski bir zamana taşır.
Cevabı göster

Anlatıyı önceki olaydan 235 yıldan fazla sonraki bir zamana taşır.

we celebrate that day as America's birthday. Kültür

1:11

o günü Amerika'nın doğum günü olarak kutluyoruz.

Kültür

celebrate that day as America's birthday: bir ülkenin sembolik doğum günü

celebrate A as B yapısında as B, A’ya hangi anlamın verildiğini gösterir. Burada insanlar that day ifadesinin gösterdiği günü sembolik olarak America's birthday saydıkları için kutlar: bu, bir insanın gerçek doğum günü değil, ülkenin kuruluş yıldönümüdür. Bu bağlamda that day, Bağımsızlık Bildirgesi’nin kabul edildiği 4 Temmuz’u ifade eder; 2 Temmuz’u değil. Herkesin bildiği doğum günü imgesi, ulusal bir yıldönümünü anlamayı kolaylaştırır.

Alıştırma

Bir kasaba 10 Mayıs’ta kuruldu. celebrate A as B kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: Every year, residents ____ the town's birthday.

Cevabı göster

celebrate May 10 as

But there are some pieces of the story you may not know. Anlatım akışı

1:15

Ancak hikayenin bilmeyebileceğiniz bazı kısımları da var.

Anlatım akışı

hikâyenin bilmeyebileceğiniz bazı kısımları

Bu cümlede pieces, kırılmış bir nesnenin fiziksel parçaları değil, bir hikâyenin bölümleri, ayrıntıları veya bilgileri anlamına gelir. you may not know sözleri, tanıtılmakta olan belirli ayrıntıları gösterir. İfadenin tamamı dikkat çekici bir giriş görevi görür: Bilinen bir hikâyeden, ardından gelecek daha az bilinen bilgilere geçiş yapar. Konuşan kişi bu yapıyı, yeni ayrıntıları açıklamadan önce haber vermek için kullanabilir.

Alıştırma

Bir anlatıcı “But there are some pieces of the story you may not know.” diyor. Dinleyiciler sırada ne beklemelidir?

  1. Hikâye hakkında daha az bilinen bazı ayrıntılar
  2. Kırılmış bir nesneyi onarma talimatları
  3. Yalnızca daha önce sözü edilen bilgilerin tekrar anlatılması
Cevabı göster

Hikâye hakkında daha az bilinen bazı ayrıntılar

First of all, Anlatım akışı

1:19

Her şeyden önce,

Anlatım akışı

First of all: ilk noktayı tanıtmak

First of all, konuşanın bir listedeki ilk noktayı, nedeni veya adımı açıklamaya başladığını dinleyiciye bildirir. Ayrıca Second veya Another point gibi daha fazla bilginin geleceğini gösterir. Bu ifadenin görevi açıklamanın sırasını düzenlemektir. Genellikle bir şeyin diğer her şey arasında birinci sırada olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Sıralamayı First of all ifadesiyle tamamlayın: ____, check the battery. Second, restart the device.

Cevabı göster

First of all

Thomas Jefferson gets the credit for writing the Declaration, Kalıp ifadeler

1:19

Thomas Jefferson, Bildirge'yi yazdığı için takdir ediliyor,

Kalıp ifadeler

gets the credit for: bir şey için takdir edilmek

Get the credit for + bir isim ya da -ing biçimi, bir başarı nedeniyle takdir edilmek veya övgü almak anlamına gelir. Özne, takdiri alan kişidir; for ise kişinin hangi iş nedeniyle takdir edildiğini gösterir. Burada ifade, Bildirge'yi yazma konusundaki yaygın kabul gören payı Thomas Jefferson'a verir. Credit burada övgü veya takdir demektir; kredi kartı, okul kredisi ya da finansal kredi anlamında değildir.

Alıştırma

Hangi cümle, başkalarının Lena'yı fikri bulduğu için takdir ettiğini anlatır?

  1. Lena gave credit to the person who came up with the idea.
  2. Lena got the credit for coming up with the idea.
  3. Lena took credit for coming up with the idea.
Cevabı göster

Lena got the credit for coming up with the idea.

but five men had been given the job to come up with a document explaining why America should be independent. Notlar

1:23

ancak Amerika'nın neden bağımsız olması gerektiğini açıklayan bir belge hazırlama görevi ilk olarak beş kişiye verilmişti.

Kalıp ifadeler

had been given the job: başka bir geçmiş olaydan önce verilmiş görev

Had been given the job, give someone the job yapısının past perfect edilgen biçimidir. Görevin, başka bir geçmiş olaydan veya geçmişteki bir referans noktasından önce özneye zaten verildiğini anlatır. Edilgen yapı, görevi veren kişiden çok görevi alan kişilere odaklanır. Burada job belirli bir görevi, yani bir belge hazırlama işini ifade eder. Mutlaka kalıcı bir meslek anlamına gelmez.

Alıştırma

Görevin toplantı başlamadan önce verildiğini göstermek için past perfect edilgen yapıyı kullanın: Before the meeting began, the volunteers ____ the job of checking every seat.

Cevabı göster

had been given

Öbek fiiller

come up with: bir şey düşünüp ortaya çıkarmak

Bu cümlede come up with, planlama veya tartışma yoluyla bir şeyi düşünüp ortaya çıkarmak anlamına gelir. Beş kişiye bir belgenin fikirlerini ve metnini oluşturma görevi verilmişti; ifade fiziksel bir hareketi anlatmaz. Come up with, hemen ardından ortaya çıkarılan sonucun geldiği bir deyimsel fiildir: come up with an idea, a plan, a solution veya a document. Üç sözcüğü tek bir bütün olarak düşünün.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki deyimsel fiille tamamlayın: Before Friday, we need to ____ a plan that everyone can follow.

Cevabı göster

come up with

Dilbilgisi

explaining why ...: isimden sonra gelen bir -ing öbeği

Explaining why America should be independent, a document ifadesinden sonra gelen bir -ing sıfat-fiil öbeğidir. Belgenin neyi açıkladığını belirterek document sözcüğünü niteler. Daha açık biçimi a document that explains why America should be independent şeklindedir. Explaining cümlenin başka bir ana fiili değildir. Öbek içinde why dolaylı bir soru başlatır; bu nedenle soru dizilişi değil, America should be şeklindeki düz cümle dizilişi kullanılır. should America be kullanılmaz.

Alıştırma

Hangi cümle, raporun neyi açıkladığını anlatmak için report sözcüğünden sonra bir -ing öbeğini doğru biçimde kullanıyor?

  1. The team released explaining why the bridge needs repairs a report.
  2. The team released a report explains why the bridge needs repairs.
  3. The team released a report explaining why the bridge needs repairs.
Cevabı göster

The team released a report explaining why the bridge needs repairs.

Robert Livingston,

1:31

Robert Livingston,

Roger Sherman,

1:32

Roger Sherman,

Benjamin Franklin,

1:33

Benjamin Franklin

and John Adams were all named first. Kelime

1:34

ve John Adams ilk isimleri açıklananlardı.

Kelime

were all named first: komiteye daha önce seçilmek

Bu komite üyelerinin seçildiği bağlamda were named, “resmen aday gösterildiler veya seçildiler” anlamındaki name fiilinin edilgen biçimidir. Bu kişilere yeni özel adlar verildiği anlamına gelmez. All daha önce sözü edilen grubun tamamını kapsar; first ise bu kişilerin Jefferson eklenmeden önce seçildiğini gösterir. Liste, görev veya ödül bağlamlarında be named benzer şekilde “resmen seçilmek veya ilan edilmek” anlamına gelebilir.

Alıştırma

“Four students were named to the safety committee,” cümlesinde were named ne anlama gelir?

  1. Her birine yeni bir özel ad verildi.
  2. Komitenin adını yüksek sesle söylediler.
  3. Komiteye resmen seçildiler.
Cevabı göster

Komiteye resmen seçildiler.

And it was Adams who suggested that the young and little known Thomas Jefferson join them Notlar

1:38

Ve o genç ve az tanınan Thomas Jefferson'ın onlara katılmasını öneren de Adams'tı

Dilbilgisi

It was Adams who suggested: eylemi yapan kişiyi vurgulamak

It was + kişi + who + yan cümle kalıbı, kişiyi öne çıkaran bir it-cleft yapısıdır. Burada odak Adams’tır: öneriyi başka biri değil, Adams yapmıştır. Temel cümle Adams suggested ... biçimindedir. Baştaki it belirli bir nesneye veya olaya gönderme yapmaz; odak yapısını kurmaya yardımcı olur. Bir şeyi kimin yaptığını belirtirken, yanlış bilgiyi düzeltirken veya yapan kişiyi güçlü biçimde vurgularken bu kalıp kullanılabilir.

Alıştırma

It was ... who odak kalıbını tamamlayın: It ____ Leo ____ found the notebook.

Cevabı göster

was · who

Kelime

little known: kamuoyu tarafından az tanınan

little known, bir kişinin ya da şeyin geniş ölçüde tanınmadığı veya bilinmediği anlamına gelir. Burada little, known sözcüğünü derece bakımından belirleyen bir zarftır; yaşı değil, kamuoyu tarafından tanınma düzeyini anlatır. Bu cümlede little known, young ile birlikte kullanılarak o dönemdeki Thomas Jefferson’ı tanımlar. Bir isimden önce geldiğinde, özenli yazı dilinde genellikle tireli little-known biçimi kullanılır.

Alıştırma

Mucidin geniş ölçüde tanınmadığını, ancak mutlaka tamamen bilinmediğini anlatan cümleyi seçin.

  1. A famous inventor changed how people store food.
  2. A little-known inventor changed how people store food.
  3. An unknown inventor changed how people store food.
Cevabı göster

A little-known inventor changed how people store food.

because they needed a man from the influential Virginia delegation, Kültür

1:43

çünkü nüfuzlu Virginia delegasyonundan bir adama ihtiyaçları vardı,

Kültür

influential Virginia delegation: etkili Virginia delegasyonu

influential Virginia delegation, Virginia’yı temsil eden ve siyasi açıdan önemli olan bir temsilci grubudur. Virginia, grubun temsil ettiği yeri belirtir; influential ise grubun kararları etkileyebilecek kadar siyasi ağırlığa sahip olduğunu anlatır. Bu cümlede a man from the delegation, bu grubun içindeki bir erkeği, yani tek bir üyeyi ifade eder. Buradaki delegation somut bir insan grubudur; birine yetki verme şeklindeki soyut eylem değildir.

Alıştırma

The university sent a delegation to the conference cümlesinde delegation ne anlama gelir?

  1. tek bir temsilci
  2. yazılı bir izin belgesi
  3. bir temsilci grubu
Cevabı göster

bir temsilci grubu

and Adams thought Jefferson was a much better writer than he was. Dilbilgisi

1:48

ve Adams, Jefferson'ın kendisinden çok daha iyi bir yazar olduğunu düşünüyordu.

Dilbilgisi

much better writer than he was: güçlendirilmiş karşılaştırma ve eksilti

Bu karşılaştırmada much, better sözcüğünün derecesini güçlendirir. A much better writer, yazma becerileri arasında büyük bir fark olduğunu belirtir. Than yan cümlesi, was sonrasında tekrarlanacak açıklamayı atar. Bağlama göre he, Adams'ı ifade eder; dolayısıyla Jefferson ile Adams'ın yazarlık becerileri karşılaştırılır. Bu, başka biri hakkında ayrı bir yorum değildir.

Alıştırma

'Nina is a much faster runner than I am,' cümlesinde anlatılmak istenen nedir?

  1. Nina benden çok daha hızlı koşar.
  2. Ben Nina'dan çok daha hızlı koşarım.
  3. Nina şimdi eskisinden daha hızlı koşar.
Cevabı göster

Nina benden çok daha hızlı koşar.

Second,

1:53

İkinci olarak,

though Jefferson never used footnotes or credited his sources, Notlar

1:53

Jefferson hiçbir zaman dipnot kullanmasa veya kaynak göstermese de,

Dilbilgisi

though Jefferson never used footnotes or credited his sources: ödünleme yan cümlesi

Though, ödünleme bildiren bir yan cümle başlatır: farklı bir sonuç beklenmesine yol açabilecek bir gerçeği önce kabul eder. Burada Jefferson'ın dipnot kullanmadığı ve kaynaklarını belirtmediği kabul edilir. Ardından gelen ana cümle temel karşıtlığı verir: buna rağmen bazı kelime ve ifadeler başka kaynaklardan alınmıştır. Virgül düşüncenin devam ettiğini gösterir; dolayısıyla bu parça tek başına tam bir cümle değildir.

Alıştırma

Hangi cümle, Ana'nın zorluğa rağmen zamanında bitirdiğini though ile doğru biçimde gösterir?

  1. Though Ana finished on time, the test was difficult.
  2. Though the test was difficult, Ana finished on time.
  3. Though the test was difficult, but Ana finished on time.
Cevabı göster

Though the test was difficult, Ana finished on time.

Kalıp ifadeler

credited his sources: kaynaklarını belirtti

To credit your sources, bilgilerin, ifadelerin, görsellerin veya fikirlerin nereden geldiğini açıkça belirtmek demektir. Bu cümlede never anlamı olumsuz yapar: Jefferson bu kaynakların adını vermemiş veya onları kabul etmemiştir. Buradaki credit, para veya övgüyle değil, içeriğin kime ya da hangi kaynağa ait olduğunu belirtmekle ilgili bir fiildir. credit + source/creator yapısı, bir şeyi başlangıçta kimin sağladığını göstermek için kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi vurgulanan ifadeyle tamamlayın: When you use someone else's research, always ____.

Cevabı göster

credit your sources

some of his memorable words and phrases were borrowed from other writers and slightly tweaked. Notlar

1:58

akılda kalıcı bazı kelime ve ifadeleri başka yazarlardan ödünç alınmış ve hafifçe değiştirilmişti.

Kalıp ifadeler

memorable words and phrases: akılda kalan sözler ve ifadeler

Memorable words and phrases, güçlü bir izlenim bırakan ve kolay hatırlanan sözler ile ifadelerdir. Burada memorable, kullanılan ifadelerin kendisini tanımlar; birinin kişisel anıları hakkındaki sözler anlamına gelmez. Words and phrases, insanların alıntıladığı veya tanıdığı cümle parçaları gibi, bir metindeki ayırt edici ifadeleri anlatır. Bu ifade konuşmalardaki, öykülerdeki, şarkılardaki ve denemelerdeki etkili dili değerlendirmek için kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle, bir konuşmada insanların hatırlayacağı ifadeler bulunduğunu doğal biçimde anlatır?

  1. The speech contained several remembering phrases.
  2. The speech contained several memorable phrases.
  3. The speech contained several memory phrases.
Cevabı göster

The speech contained several memorable phrases.

Dilbilgisi

were borrowed from other writers: pasif yapıyla kaynağı belirtmek

“were borrowed from other writers” ifadesinde özne “some of his memorable words and phrases”, “were borrowed” ise edilgen yapıdadır. Bu ifade, sözlerin ve ifadelerin belirli bir kaynaktan alındığını öne çıkarır; onları kullanan kişiyi ön plana çıkarmaz. Burada borrow mecaz anlamdadır: Önceki yazılardaki sözleri veya fikirleri benimsemek demektir; geri verilmesi gereken fiziksel bir şeyi almak anlamına gelmez. Kaynak, malzemeyi kullanan kişiden daha önemli olduğunda edilgen yapı kullanılabilir.

Alıştırma

Kaynak belirten edilgen ifadeyi tamamlayın: Many technical terms ____ German.

Cevabı göster

were borrowed from

Kelime

slightly tweaked: küçük bir değişikliği belirtmek

“Slightly tweaked”, bir şeyin biraz değiştirildiği anlamına gelir. Slightly değişikliğin derecesini sınırlar; tweaked ise bütün metnin yeniden yazılmadığını, yalnızca birkaç ayrıntının ayarlandığını anlatır. Bu cümlede, ödünç alınan söz ve ifadelerin çoğu özgün biçimini korumuş, sadece küçük değişiklikler yapılmıştır. Tweak, ince ayarlardan söz ederken kullanılan pratik ve günlük bir fiildir.

Alıştırma

Küçük bir değişikliği anlatan ifadeyi kullanın: The final design was ____ before release.

Cevabı göster

slightly tweaked

Then Franklin and Adams offered a few suggestions, Kalıp ifadeler

2:05

Sonra Franklin ve Adams birkaç öneride bulundular,

Kalıp ifadeler

offered a few suggestions: birkaç öneri sundu

Burada offered a few suggestions, başkalarının değerlendirmesi için birkaç fikir ortaya koymak anlamına gelir. suggestions nesne olduğu için offer burada fiziksel bir şeyi teslim etmek değil, bir fikir sunmak demektir. Bu ifade iş birliğine açık ve zorlayıcı olmayan bir anlam taşır: Franklin ve Adams olası iyileştirmeler sundu, ancak diğerlerinin bunları mutlaka kabul etmesi gerektiğini söylemedi. Aynı kullanım toplantılarda, metin düzeltmelerinde ve geri bildirimde de doğaldır.

Alıştırma

Bir toplantıda ekibin değerlendirmesi için birkaç fikir sunmak istiyorsunuz. Hangi cümle bunu en iyi ifade eder?

  1. I'd like to offer to make a few suggestions.
  2. I'd like to offer a few discounts.
  3. I'd like to offer a few suggestions.
Cevabı göster

I'd like to offer a few suggestions.

but the most important change came after the Declaration was turned over to the full Congress. Notlar

2:09

fakat en önemli değişiklik, Bildirge tüm Kongre'ye teslim edildikten sonra gerçekleşti.

Anlatım akışı

the most important change came after: sonraki kilit değişikliği vurgulamak

Bu cümlede the most important change came after, temel değişikliğin after cümlesinde belirtilen olaydan daha sonraki bir aşamada gerçekleştiği anlamına gelir. Came after sırayı gösterir; the most important ise bu değişikliği önceki önerilerden daha önemli olarak sunar. but kelimesinden sonra konuşmacı bilgi odağını değiştirir: ilk öneriler hazırlık niteliğindedir, sonraki değişiklik ise dinleyicinin dikkat etmesi gereken olaydır. Bir hikâyede, açıklamada veya raporda bu yapı, asıl dönüm noktasının henüz ileride olduğunu gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle hem olayların sırasını verir hem de sonraki değişikliğin kilit olay olduğunu gösterir?

  1. There were several early changes, but the most important change came after the review.
  2. There were several early changes, and the most important change was the first one.
  3. There were several early changes, but a change came after the review.
Cevabı göster

There were several early changes, but the most important change came after the review.

Öbek fiiller

was turned over to the full Congress: Kongrenin tamamına resmî devir

was turned over to the full Congress ifadesinde was turned over to, turn something over to someone yapısının edilgen biçimidir. Bildirgenin ele alınması veya incelenmesi için resmî olarak Kongreye verildiğini anlatır; belgenin fiziksel olarak çevrildiği anlamına gelmez. Full, Congress sözcüğünü niteler ve yalnızca taslağı hazırlayan küçük grubu değil, bütün kurumu belirtir. Bu nedenle ifade, belgeden sorumlu tarafın değiştiğini gösterir.

Alıştırma

Resmî bir devri anlatmak için cümleyi turn over fiilinin geçmiş zaman ortacıyla tamamla: After the first review, the case was ____ to the legal team.

Cevabı göster

turned over

For two days,

2:16

İki gün boyunca,

a very unhappy Thomas Jefferson sat and fumed while his words were picked over. Notlar

2:17

çok mutsuz bir Thomas Jefferson, kelimeleri didik didik edilirken oturup öfkesinden köpürdü.

Kelime

sat and fumed: oturup öfkelenmeye devam etmek

sat and fumed ifadesindeki fumed, kişinin çok öfkeli kalması ve bu öfkeyi göstermesi ya da içinde tutması demektir. İfade, Jefferson'ın otururken öfkesinin sürdüğü bir görüntü yaratır; yalnızca he was unhappy demekten daha güçlü ve canlıdır. Fume sözcüğü gerçek anlamda dumanı anlatabilir, ancak öznesi bir insan olduğunda çoğunlukla yoğun öfkeyi mecaz yoluyla belirtir. And iki eylemi birbirine bağlar; dolayısıyla sat and fumed, onun hem oturduğunu hem de aynı anda öfkeli olduğunu anlatır.

Alıştırma

The coach sat and fumed after the call cümlesinde sat and fumed ne anlama gelir?

  1. Antrenör oturdu ve sakinleşti.
  2. Antrenörün vücudundan gerçekten duman çıktı.
  3. Antrenör oturmaya devam etti ve çok öfkeliydi.
Cevabı göster

Antrenör oturmaya devam etti ve çok öfkeliydi.

Öbek fiiller

were picked over: didik didik ve eleştirel biçimde incelenmek

were picked over edilgen yapıdadır: his words eylemden etkilenen ögedir. Burada pick over, bir şeyi parça parça çok dikkatli incelemek ve çoğu zaman neyin korunacağına, değiştirileceğine ya da eleştirileceğine karar vermek demektir. Bu ifade sıradan bir okumadan fazlasını anlatır. İncelemeyi son derece ayrıntılı ve yazarı rahatsız edebilecek bir süreç olarak gösterir.

Alıştırma

Cümleyi “çok dikkatli incelendi” anlamına gelen pick over fiilinin edilgen biçimiyle tamamlayın: Every detail of the proposal was ____ by the committee.

Cevabı göster

picked over

In the end, Anlatım akışı

2:24

Sonuçta,

Anlatım akışı

In the end: nihai sonucu tanıtmak

In the end, bir sürecin anlatımını tamamlayıp nihai sonucu tanıtan bir bağlayıcı ifadedir. Dinleyiciye önceki tartışma, çaba veya değişikliklerden en sonunda ne olduğuna geçildiğini bildirir.

Alıştırma

In the end hangi durumda doğru seçimdir?

  1. Bir filmde kapanış yazılarının ne zaman çıktığını söylemek
  2. Bir klasörün arkasındaki formu göstermek
  3. Birkaç planı karşılaştırdıktan sonra nihai kararı açıklamak
Cevabı göster

Birkaç planı karşılaştırdıktan sonra nihai kararı açıklamak

the Congress made a few minor word changes and one big deletion. Anlatım akışı

2:25

Kongre birkaç küçük kelime değişikliği yaptı ve büyük bir silme işlemi gerçekleştirdi.

Anlatım akışı

minor word changes and one big deletion: ana noktayı sona koymak

Cümle, a few minor word changes ile one big deletion ifadelerini yan yana getirir. minor ve big sıfatları, küçük ile büyük arasında belirgin bir karşıtlık oluşturur. Cümle daha önemli olan unsuru sona bırakır. Böylece dikkat sıradan düzenlemelerden çıkarılan kısma yönelir ve dinleyici bununla ilgili gelecek bilgilere hazırlanır. “Önce küçük unsurlar, en sonda ana nokta” düzeni, vurguyu oluşturmanın kullanışlı bir yoludur.

Alıştırma

Hangi bölüm sona yerleştirilmiş ve daha sonra açıklanacak ana nokta olarak sunulmuştur?

  1. the Congress
  2. one big deletion
  3. a few minor word changes
Cevabı göster

one big deletion

In the long list of charges that Jefferson made against the King of England, Kelime

2:31

Jefferson'ın İngiltere Kralı'na karşı yönelttiği uzun suçlamalar listesinde,

Kelime

charges made against the King of England: resmî suçlamalar

Burada charges, kralın yanlış bir şey yaptığına dair resmî suçlamalar anlamına gelir. Tarihî veya siyasi yazılarda charge, bir mahkeme davası olmasa bile suçlama anlamına gelebilir; burada ücret veya elektrik anlamına gelmez. that Jefferson made against the King of England ilgi cümleciği charges sözcüğünü niteler. Suçlamaları Jefferson yapmıştır ve against the King of England bunların hedefini belirtir. Başka durumlarda da kullanılabilecek resmî kalıp charges made against someone şeklindedir.

Alıştırma

The mayor answered the charges made against her cümlesinde charges ne anlama gelir?

  1. resmî suçlamalar
  2. elektrik enerjisi
  3. hizmet ücretleri
Cevabı göster

resmî suçlamalar

the author of the Declaration had included the idea that George III was responsible for the slave trade Notlar

2:35

Bildirge'nin yazarı III. George'un köle ticaretinden sorumlu olduğu

Dilbilgisi

had included the idea that: daha önceki bir geçmiş eylem ve fikrin içeriği

had included, had + geçmiş zaman ortacı included biçimindeki past perfect yapısıdır. Fikrin taslağa eklenmesini, geçmişteki başka bir referans noktasından önceye yerleştirir; burada bu nokta, söz konusu içeriğin daha sonra çıkarıldığı zamandır. the idea that ... isim öbeğinde that ile başlayan yan cümle, fikrin içeriğini verir. Önce daha erken gerçekleşen eylem, ardından da eklenmiş olan belirli iddia sunulur.

Alıştırma

Cümleyi include the idea that ifadesinin past perfect biçimiyle tamamlayın: Before the teacher removed the sentence, the draft ____ lunch should start earlier.

Cevabı göster

had included the idea that

Kültür

George III: kimliği ve söylenişi

George III, bu iddiada adı geçen Britanya kralı III. George'u ifade eder. Bağımsızlık Bildirgesi bağlamında o, sorumlu tutulan hükümdardır; George adlı sıradan bir kişi değildir. Roma rakamı III bir hükümdarlık sırasıdır ve onun George adını taşıyan üçüncü Britanya hükümdarı olduğunu gösterir. Bu unvan İngilizce konuşmada George the Third diye okunur.

Alıştırma

İngilizce cümlenin tamamını dinleyin ve kraliyet unvanındaki sıra sayısına odaklanarak duyduğunuz cümleyi seçin.

  1. The museum guide mentioned George the Third.
  2. The museum guide mentioned George the First.
  3. The museum guide mentioned George the Second.
Cevabı göster

The museum guide mentioned George the Third.

Kültür

was responsible for the slave trade: sorumluluğu birine yüklemek

was responsible for the slave trade ifadesinde responsible for, köle ticaretini III. George'a bağlar; yani bu olaya onun neden olduğu ya da bundan sorumlu tutulması gerektiği anlatılır. Bu, onun güvenilir veya bir işte becerikli olduğunu öven bir ifade değildir. Cümle, Bildirge'nin daha önceki bir sürümüne eklenmiş bir düşünceyi aktarıyor. İlgili tarih anlatımında bu suçlama daha sonra reddedilip çıkarılmıştır; bu nedenle ifade bir iddiayı aktarır, tek başına onun doğru olduğunu kanıtlamaz.

Alıştırma

Bu cümlede was responsible for the slave trade ne anlama geliyor?

  1. III. George köle ticaretini sona erdirdi
  2. III. George işinde güvenilirdi
  3. III. George köle ticaretinden sorumlu tutuluyordu
Cevabı göster

III. George köle ticaretinden sorumlu tutuluyordu

and was preventing America from ending slavery. Kalıp ifadeler

2:43

ve Amerika'nın köleliği sona erdirmesini engellediği fikrine de yer vermişti.

Kalıp ifadeler

prevent ... from doing: birinin bir şey yapmasını engellemek

was preventing America from ending slavery, prevent + nesne + from + fiil-ing yapısını kullanır. America engellenen taraftır; ending slavery ise yapması engellenen eylemdir. from'dan sonra -ing biçimi gelir; bu yapıda prevent'ten sonra to end kullanılmaz. Geçmişte devam eden zaman olan was preventing, anlatının o anında engelin sürmekte olduğunu gösterir. Tek seferde tamamlanmış bir eylemden söz etmez.

Alıştırma

Aynı yapıyı kullanarak cümleyi tamamlayın: The locked gate prevented visitors ____ the building.

Cevabı göster

from entering

That was not only untrue, Dilbilgisi

2:47

Bu sadece gerçek dışı olmakla kalmıyordu,

but Congress wanted no mention of slavery in the nation's founding document. Notlar

2:49

aynı zamanda Kongre ülkenin kurucu belgesinde kölelikten hiç bahsedilmesini istemiyordu.

Dilbilgisi

not only untrue, but ...: başka bir gerekçe eklemek

Bu cümlede not only ilk yargıyı sunar: iddia doğru değildi. Ardından but ikinci bir gerekçe ekler: Kongre, kölelik konusunun kuruluş belgesinden çıkarılmasını istiyordu. not only ... but ... birlikte basit bir karşıtlık değil, ekleme bildiren ikili bir yapıdır. İlk noktanın geçerli olduğunu ve ardından önemli başka bir noktanın geldiğini anlatır. Buradaki gibi ikinci bölüm tam bir cümle olabilir.

Alıştırma

not only ... but also ... ikili yapısını tamamlayın: The new library is ____ larger, ____ easier to use.

Cevabı göster

not only · but also

Kalıp ifadeler

wanted no mention of slavery: konuyu tamamen dışarıda bırakmak

Want no mention of X, X konusundan hiç söz edilmemesini istemek anlamına gelir. Burada istek, kuruluş belgesinin içeriğiyle ilgilidir: Kongre kölelik konusunun belgeden çıkarılmasını istiyordu. Bu ifade, bir konunun konuşulan veya yazılan içerikten bilinçli olarak çıkarılmasını anlatır. X'in var olmadığı veya önemsiz olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

want no mention of kalıbını geçmiş zamanda kullanın: The editor ____ the rumor in the final article.

Cevabı göster

wanted no mention of

Kültür

nation's founding document: ulusun kuruluş belgesi

A nation's founding document, bir ulusun kurulmasında veya temel ilkelerinin ifade edilmesinde merkezi rol oynayan bir metindir. Bu, yalnızca ülkenin ilk yıllarından kalma sıradan bir belge değildir. Burada ifade Bağımsızlık Bildirgesi'ni belirtir. Belgeye founding document denmesi, onun Amerika Birleşik Devletleri'nin tarihindeki ve ideallerindeki temel konumunu vurgular; bu, belgenin resmî adı değil, rolünün açıklamasıdır.

Alıştırma

Bu cümlede a nation's founding document ne anlama gelir?

  1. Ulusal hükûmetin günlük olarak kullandığı herhangi bir form.
  2. Bir ulusun kurulmasında ve ilkelerinin ifade edilmesinde merkezi olan bir metin.
  3. Ulusun ilk yılında basılmış bir belge.
Cevabı göster

Bir ulusun kurulmasında ve ilkelerinin ifade edilmesinde merkezi olan bir metin.

The reference was cut out before the Declaration was approved and sent to the printer. Notlar

2:55

Bu atıf, Bildirge onaylanıp matbaaya gönderilmeden önce çıkarıldı.

Öbek fiiller

was cut out: düzenleme sırasında çıkarıldı

Burada was cut out, ilgili kısmın metinden “çıkarıldığı” anlamına gelir. Cut out, bir yazının, ses kaydının veya videonun bir bölümünün silinmesini anlatabilir; dolayısıyla fiziksel olarak kesme anlamı taşımaz. Was, be fiilinin geçmiş zaman biçimidir; cut ise geçmiş zaman ortacıdır. Birlikte edilgen yapıyı oluştururlar ve çıkaran kişiye değil, çıkarılan ifadeye odaklanırlar.

Alıştırma

Cümleyi cut out ifadesinin basit geçmiş edilgen biçimiyle tamamlayın: The inappropriate joke ____ before the live broadcast.

Cevabı göster

was cut out

Kalıp ifadeler

onaylanıp matbaacıya gönderilmek

approved and sent to the printer, and ile bağlanan iki edilgen eylem içerir. Tam biçim the Declaration was approved and was sent to the printer olurdu; özne ve edilgen yapı aynı kaldığı için ikinci was, and sonrasında atılır. Burada approved resmî olarak kabul edilmeyi, sent to the printer ise üretim sürecindeki bir sonraki adımı anlatır. Bu tarihsel bağlamda printer, belgeyi hazırlayan kişi ya da basımeği demektir; mutlaka modern bir ofis makinesi değildir.

Alıştırma

Edilgen yapıyı tamamlayın: The safety plan ____ approved and sent to the building manager.

Cevabı göster

was

But it leaves open the hard question, Kalıp ifadeler

3:01

Fakat bu durum o zor soruyu açıkta bırakıyor,

Kalıp ifadeler

zor soruyu yanıtsız bırakır

it leaves open the hard question, daha önce sözü edilen olayın veya eylemin zor bir sorunu çözmediği anlamına gelir. Buradaki it, göndermenin kaldırılmasıyla ilgili önceki karara gönderme yapar; bu nedenle daha derindeki mesele yanıtsız kalır. Yapı leave artı nesne artı tümleç biçimindedir: leave the question open. Buradaki open, fiziksel olarak açık anlamında değil, çözülmemiş ve tartışmaya hâlâ açık anlamındadır. Nesne uzunsa open nesneden önce de gelebilir: leaves open the question of funding.

Alıştırma

Meselenin hâlâ çözümsüz olduğunu göstermek için cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? The pilot program improved attendance, but it ___ the question of cost.

  1. settled
  2. raised
  3. left open
Cevabı göster

left open

how could the men who were about to sign a document celebrating liberty and equality Notlar

3:04

özgürlük ve eşitliği kutlayan bir belgeyi imzalamak üzere olan bu adamlar

Dilbilgisi

were about to sign: imzalamak üzereydiler

Be about to + fiilin yalın hâli, bir eylemin çok yakında gerçekleşeceğini belirtir. Were about to sign bu yakın geleceği geçmiş bir zamana yerleştirir: adamlar o anda imzalamak üzereydi. Bu yapıda about, “hakkında” anlamına gelmez. Were about to sign kalıbı bir bütün olarak çalışır ve to sözcüğünden sonra sign fiilinin yalın hâli gelir.

Alıştırma

Cümleyi be about to kullanarak tamamlayın: The race is ____ begin.

Cevabı göster

about to

Kelime

celebrating liberty and equality: özgürlüğü ve eşitliği yücelten

Burada celebrating, bir fikri övmek, onurlandırmak veya onaylamak anlamına gelir. Belge, özgürlük ve eşitliği önemli değerler olarak sunar; bir parti düzenlemez. Celebrating liberty and equality şeklindeki -ing öbeği a document ifadesini niteler. Belgenin neyi yücelttiğini anlatarak “nasıl bir belge?” sorusunu yanıtlar.

Alıştırma

"The mural celebrates diversity," cümlesinde celebrates büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. çeşitliliğin azaldığını bildirir
  2. çeşitliliği değerli bir şey olarak sunar
  3. çeşitlilik hakkında bir parti düzenler
Cevabı göster

çeşitliliği değerli bir şey olarak sunar

accept a system in which some people owned others? Dilbilgisi

3:10

bazı insanların diğerlerine sahip olduğu bir sistemi nasıl kabul edebildiler?

Dilbilgisi

a system in which some people owned others: bir sistemin içindeki koşulları anlatma

In which, sistemin içinde hangi durumun geçerli olduğunu açıklayan bir ilgi cümleciği başlatır: bazı insanlar yasal olarak başka insanları mülk gibi görüyordu. Buradaki sistem köleliktir. Which, system sözcüğüne döner; in ise “sistemin içinde” ilişkisini ifade eder. İsim + in which + cümlecik yapısı, bir sistemin, durumun veya düzenlemenin içindeki koşulları, kuralları ya da olayları anlatmak için kullanılabilir. Burada in yalnızca fiziksel bir yeri göstermez.

Alıştırma

Cümleyi resmî in + which yapısıyla tamamlayın: They created a system ____ every vote is counted.

Cevabı göster

in which

It is a question that would eventually bring the nation to Civil War Kalıp ifadeler

3:14

Bu, ulusu sonunda İç Savaş'a sürükleyecek olan bir sorudur

Kalıp ifadeler

would eventually bring the nation to Civil War: geçmişten bakılan daha sonraki bir sonuç

Would eventually bring the nation to Civil War, bu meselenin daha sonra ülkeyi İç Savaş’a doğru sürüklediği ve sonunda savaşa soktuğu anlamına gelir. Bring ... to bir sonucu ifade eder; bir şeyi fiziksel olarak taşımak anlamına gelmez. Would, sonucu geçmişteki daha eski bir noktadan bakıldığında gelecekte olacak bir olay olarak sunar. Eventually ise sonucun ancak zaman geçtikten sonra ortaya çıktığını gösterir. Bu birleşim, uzun vadeli sonuçları anlatan tarihsel anlatılarda yaygındır.

Alıştırma

Bir tarihçi 1920’de alınan bir karardan başlayıp onlarca yıl sonra ortaya çıkan sonuca bakıyorsa hangi cümle en uygundur?

  1. The decision would eventually bring clean water to the whole town.
  2. The decision will eventually bring clean water to the whole town.
  3. The decision would eventually brought clean water to the whole town.
Cevabı göster

The decision would eventually bring clean water to the whole town.

and one we can still ask today. Anlatım akışı

3:19

ve bugün hala sorabileceğimiz bir sorudur.

Anlatım akışı

one we can still ask today: bugün hâlâ sorabileceğimiz bir soru

Buradaki one, hemen önce söylenen tekil sayılabilen question adının tekrarını önler. we can still ask today bölümü one'ı niteler ve şimdi hâlâ sorabileceğimiz bir soru anlamına gelir; ask fiilinin nesnesi olan ilgi zamiri düşmüştür, bu yüzden tam biçim one that we can still ask today olur. Kapanışta bu ifade, geçmişteki bir soruyu bugüne bağlar. still ve today, sorunun bugün ilk kez sorulduğunu değil, hâlâ anlamlı olduğunu vurgular.

Alıştırma

and one we can still ask today ifadesinde one ne işe yarar?

  1. Önceki bir soruya gönderme yapar ve onun hâlâ güncel olduğunu gösterir
  2. Bugün ilk kez sorulan bir soruyu tanıtır
  3. Konuyu bugün konuşan bir kişiye değiştirir
Cevabı göster

Önceki bir soruya gönderme yapar ve onun hâlâ güncel olduğunu gösterir