Filmlerle İngilizce öğrenmek - Bir English for Life dersi: İngilizce çalışma notları

British Council | English

Öğrenme zorluğu
302 kelime 214 kel/dk

Video açıklaması: Video, film ve dizilerle baskı hissetmeden İngilizce öğrenmenin üç yolunu anlatıyor: hikâyesini bildiğiniz yapımları yeniden izlemek, basit çocuk içerikleri seçmek veya konuşma ritmine ve doğal telaffuza zamanla alışmak için İngilizce programları arka planda oynatmak. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. try watching — Dil bilgisi ve cümle kalıpları. try fiilinden sonra -ing biçimi kullanıldığında, bir eylemin işe yarayıp yaramadığını görmek için onu deneme önerisi yapıldığını öğrenin. Bu kalıpla, karşı tarafa zor bir görevi mutlaka bitirmesi gerektiği izlenimini vermeden pratik ve baskısız öneriler sunabilirsiniz. 2. miss some of the words, — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi. Buradaki miss fiilinin birini özlemek değil, bazı sözcükleri duyamamak veya anlayamamak anlamına geldiğini ayırt edin. Böylece dinlerken kaçırdığınız bölümleri doğru ifade edebilir ve birkaç sözcüğü kaçırmanın tanıdık bir hikâyeyi takip etmeye her zaman engel olmadığını anlayabilirsiniz. 3. put something on — Phrasal verb’ler. Bu yaygın konuşma dili phrasal verb’ünü film, televizyon programı veya müzik oynatmaya başlamak anlamında kullanın. Yemek yaparken, çalışırken ya da başka bir işle uğraşırken bir içeriği arka planda açmayı doğal biçimde anlatabilirsiniz.

Bu derste

Watching films and TV to improve your English is a great idea. Dilbilgisi

0:00

İngilizcenizi geliştirmek için film ve televizyon izlemek harika bir fikirdir.

Dilbilgisi

Watching films and TV to improve your English ifadesinin özne olarak kullanımı

Watching films and TV to improve your English ifadesinin tamamı is fiilinin öznesidir. Bir etkinliğin bütününü adlandırır; bu nedenle Watching burada ad gibi kullanılan bir -ing biçimidir, devam eden zaman yapısının parçası değildir. Bu öznenin içinde to improve your English, izleme amacını belirtir. Doing X to achieve Y is ... kalıbını bir etkinlik ve onun amacı hakkında görüş bildirmek için kullanabilirsin.

Alıştırma

Hangi cümlede özne olarak bir -ing grubu ve amacı belirtmek için to + fiil kullanılmıştır?

  1. To make a card to thank your teacher is a kind idea.
  2. Making a card for your teacher is a kind idea.
  3. Making a card to thank your teacher is a kind idea.
Cevabı göster

Making a card to thank your teacher is a kind idea.

But some people think that when you're doing that,

0:03

Ancak bazı insanlar bunu yaptığınızda,

you have to be studying really hard the whole time. Notlar

0:05

tüm zaman boyunca gerçekten çok sıkı ders çalışmanız gerektiğini düşünür.

Dilbilgisi

Süren bir zorunluluk için have to be studying

Burada have to bir zorunluluğu ya da gerekli olduğu söylenen bir şeyi ifade eder. Be studying devam eden biçimdir; bu yüzden have to be studying, gerekli görülen etkinliği ilgili süre boyunca devam eden bir eylem olarak sunar. The whole time ifadesi de bu sürekliliği güçlendirir. Bu bağlamda konuşmacı, İngilizce filmler izlemenin sürekli ve yoğun biçimde çalışmak anlamına geldiği yönündeki zorlayıcı düşünceyi anlatır; cümle bunun gerçekten gerekli olduğunu onaylamaz.

Alıştırma

Cümleyi, have to ile kurulan devam eden zorunluluk yapısını kullanarak tamamla: During the whole lesson, you ____ listening carefully.

Cevabı göster

have to be

Kalıp ifadeler

the whole time: bir sürenin başından sonuna kadar

The whole time, belirli bir sürenin veya olayın başından sonuna kadar demektir. Burada çok çalışmanın, söz konusu edilen sürenin tamamı boyunca devam ettiğini gösterir. Genel olarak bir şeyin ne sıklıkta olduğunu değil, sınırları belli bir durumdaki kesintisiz süreyi anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle Mia'nın bir filmin başından sonuna kadar sessiz kaldığı anlamına gelir?

  1. Mia is quiet all the time.
  2. Mia was quiet the whole time we watched the movie.
  3. Mia became quiet after the movie ended.
Cevabı göster

Mia was quiet the whole time we watched the movie.

And you don't. Ton ve niyet

0:07

Oysa ki böyle olmak zorunda değil.

Ton ve niyet

you don't: tekrarlanan fiil grubunu atma

And you don't ifadesinde don't, önceki cümlede verilmiş olan have to be studying really hard the whole time fiil grubunun yerini tutar. Daha açık biçimi And you don't have to do that şeklindedir. İngilizcede do gibi bir yardımcı fiilden sonra, daha önce söylenen bölümler sık sık atılır. Buradaki kısa cevap zorunluluk iddiasını reddeder: “bunu yapmak zorunda değilsin” demektir, “çalışmıyorsun” demek değildir.

Alıştırma

B'nin kısa cevabını do not ifadesinin kısaltmasıyla tamamlayın: A: Do I have to finish this tonight? B: No, you ____.

Cevabı göster

don't

You can watch films and series in a more relaxed way Kalıp ifadeler

0:08

Filmleri ve dizileri daha rahat bir şekilde izleyebilir

Kalıp ifadeler

in a more relaxed way: daha rahat bir şekilde

In a more relaxed way, “daha az gerginlik veya baskıyla” demektir. in a ... way yapısı bir eylemin nasıl yapıldığını anlatır; more relaxed ise bu yöntemi başka bir yöntemle veya alışılmış yöntemle karşılaştırır. Buradaki way, “yol” değil, “biçim” veya “yöntem” anlamındadır.

Alıştırma

Cümleyi “daha az gerginlikle” anlamına gelen hedef ifadeyle tamamlayın: We discussed the problem ____.

Cevabı göster

in a more relaxed way

and still work on your English. Öbek fiiller

0:12

ve yine de İngilizceniz üzerinde çalışabilirsiniz.

Öbek fiiller

work on your English: İngilizceni geliştirip pratik yapmak

Work on your English, İngilizceni zaman içinde geliştirmek için ona vakit ayırıp pratik yapmak demektir. Work on + bir beceri veya sorun yapısı, tamamlanmış bir sonuçtan çok çabaya ve sürece odaklanır. Bu ifade kelimesi kelimesine “İngilizcenin üstünde çalışmak” anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi “geliştirmek için zaman ayırmak” anlamındaki iki sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: I need to ____ my spelling before the test.

Cevabı göster

work on

So I'm going to give you some advice for how you can do this. Anlatım akışı

0:13

Bu yüzden size bunu nasıl yapabileceğiniz konusunda bazı tavsiyelerde bulunacağım.

Anlatım akışı

I'm going to give you some advice: sırada ne olduğunu önceden bildirmek

Burada "I'm going to give you some advice", konuşmacının biraz sonra ne yapacağını dinleyicilere bildirir. Bir yön işareti gibi çalışarak anlatımın girişten uygulamaya yönelik tavsiyelere geçtiğini gösterir. Konuşmacılar bir konuşmanın, dersin veya videonun başında sonraki bölümü önceden bildirmek için sık sık "I'm going to + fiil" yapısını kullanır. Bu cümlede yapının asıl görevi yalnızca gelecekteki bir olayı anlatmak değil, bilgiyi düzenlemektir.

Alıştırma

Sırada tavsiyelerin olduğunu en iyi haber veren cümle hangisidir?

  1. I'm going to give you two tips for packing light.
  2. These two packing tips are easy to remember.
  3. I gave you two tips for packing light yesterday.
Cevabı göster

I'm going to give you two tips for packing light.

First of all, Anlatım akışı

0:22

Her şeyden önce,

Anlatım akışı

First of all: ilk noktayı tanıtmak

"First of all", bir dizi fikir, neden, tavsiye veya adımdaki ilk noktayı tanıtan bir yön işaretidir. Dinleyiciye "Liste burada başlıyor" mesajını verir. Genellikle ilk tam noktadan önce gelir. Konuşmacı daha sonra devamını göstermek için second, next veya finally kullanabilir. Burada açıklamayı düzenler; yalnızca bir şeyin zaman bakımından en erken gerçekleştiğini anlatmaz.

Alıştırma

Hangi cümle birkaç adımdan ilkini açıkça tanıtır?

  1. At first, I forgot to wash my hands.
  2. After all, clean hands help keep food safe.
  3. First of all, wash your hands.
Cevabı göster

First of all, wash your hands.

try watching a film or a series Dilbilgisi

0:23

bir filmi veya diziyi izlemeyi deneyin

Dilbilgisi

try watching: try + -ing ile bir yöntemi denemek

try watching ifadesinde try sözcüğünden sonra -ing biçimindeki watching gelir. Bu, “bir deneme olarak yap ve ne olacağını gör” anlamına gelir; yani film ya da dizi izlemek, denenmeye değer bir yöntem olarak sunulur. Yardımcı olabilecek veya bir sonuç doğurabilecek bir eylemi önermek için try + -ing kullanılır. Buradaki temel anlam, başarmak için çaba göstermek değildir.

Alıştırma

Parantezdeki fiille öneriyi tamamlayın: If the app stops working, try ____ your phone. (restart)

Cevabı göster

restarting

that you've already seen in your own language. Dilbilgisi

0:25

ki bunu daha önce kendi dilinizde izlemiş olun.

Dilbilgisi

you've already seen: şu anla ilgili geçmiş bir deneyim

You've, you have ifadesinin kısaltılmış biçimidir; seen ise see fiilinin geçmiş zaman ortacıdır. Birlikte you've already seen, present perfect yapısını oluşturur: izleme eylemi şimdiden önce gerçekleşmiştir ve bu deneyim şu anda yapılan seçim açısından önemlidir. Already genellikle have ile geçmiş zaman ortacı arasına gelir. Burada tamamlanmış belirli bir geçmiş zaman söylenmez; odak, olayın tam olarak ne zaman gerçekleştiği değil, bu deneyimin şu anda var olmasıdır.

Alıştırma

Parantezdeki fiille present perfect yapısını tamamlayın: You know the rules because you've already ____ this game. (play)

Cevabı göster

played

That way, Anlatım akışı

0:27

Bu şekilde,

Anlatım akışı

That way: bir yöntemi sonucuna bağlamak

That way, hemen önce sözü edilen yönteme gönderme yapar ve bu yöntemin kullanılmasından doğan sonucu açıklar. Burada “bunu yaparak” veya “bunu yapmanın sonucunda” anlamındadır; yol ya da yön anlamına gelmez. Bilgiyi önce yöntem, sonra sonuç şeklinde düzenler. Genel bir sonuç bildiren so ifadesinden farklı olarak, sonraki sonucun önceki eylemden kaynaklandığını özellikle belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle That way ifadesini bir yöntem ile sonucunu bağlamak için doğru kullanıyor?

  1. I was tired. That way, I slept yesterday.
  2. Write the date down. That way, you won't forget it.
  3. That way is very long, so walk quickly.
Cevabı göster

Write the date down. That way, you won't forget it.

you already know the plot and the storyline and the characters. Kültür

0:27

kurguyu, hikayeyi ve karakterleri zaten biliyor olursunuz.

Kültür

plot, storyline ve characters

Hikâyelerde plot, temel olaylar dizisini ve bu olayların birbirine nasıl bağlandığını ifade eder. Storyline, hikâyenin izlediği gelişim yolu veya daha büyük bir olay örgüsü içindeki kesintisiz bir anlatı çizgisidir. Characters ise hikâyedeki insanlar, hayvanlar veya diğer varlıklardır. Cümle bu sözcükleri bir arada kullanarak dinleyicinin hem neler olduğunu hem de kimlerin yer aldığını zaten bildiğini anlatır. Characters, hikâyedeki rolleri ifade eder; bu rolleri canlandıran actors anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede characters ve plot doğru kullanılmıştır?

  1. The storyline is the person who plays the hero.
  2. The characters are fun, but the plot is hard to follow.
  3. The actors are the events that make up the story.
Cevabı göster

The characters are fun, but the plot is hard to follow.

So if you miss some of the words, Kelime

0:31

Böylece bazı kelimeleri kaçırırsanız,

Kelime

miss some of the words: her kelimeyi yakalayamamak

Burada miss, söylenen bir şeyi o anda duymamak veya anlamamak demektir. miss some of the words, dinlerken her kelimeyi yakalayamamak anlamına gelir. Bu, miss someone ifadesindeki birini özleme duygusu değildir. Nesnenin words olması ve dinleme bağlamı, konuşulan bilginin bir kısmının kaçırıldığını gösterir.

Alıştırma

Öğretmen çok kısık sesle konuştu. Hangi cümle son kelimeyi duymadığınızı söyler?

  1. I miss my best friend.
  2. I missed the early bus.
  3. I missed the last word.
Cevabı göster

I missed the last word.

it doesn't matter. Ton ve niyet

0:33

bunun bir önemi kalmaz.

Ton ve niyet

it doesn't matter: sorun olmadığını söyleyerek rahatlatmak

It doesn't matter, durumun sorun yaratacak veya sonucu değiştirecek kadar önemli olmadığı anlamına gelir. Burada it, bazı kelimeleri kaçırma durumunu belirtir. Konuşan kişi bu ifadeyi dinleyeni rahatlatmak ve baskıyı azaltmak için kullanır: birkaç kelimeyi kaçırmak sorun değildir. İfade, olayın gerçekten hiçbir anlamı olmadığını söylemez.

Alıştırma

“Bu bir soruna yol açmayacak” anlamındaki rahatlatıcı ifadeyi tamamlayın: One small spelling mistake is okay; it doesn't ____.

Cevabı göster

matter

You can put subtitles in English as well Kalıp ifadeler

0:34

Ayrıca İngilizce altyazı da koyabilirsiniz

Kalıp ifadeler

put subtitles in English: altyazı dilini seçmek

Burada put subtitles in English, altyazıların İngilizce görünmesini sağlamak ya da altyazı dili olarak İngilizceyi seçmek demektir. Put burada bir şeyi fiziksel olarak bir yere koymayı anlatmaz. Bu kullanımda put + thing + in + language kalıbı, özellikle gündelik yönergelerde, bir şeyin belirli bir dilde sunulmasını anlatır.

Alıştırma

Altyazı dili İngilizce olacak şekilde cümleyi tamamla: Please put the subtitles ____ before the film starts.

Cevabı göster

in English

if you want to practice your reading at the same time Notlar

0:36

eğer aynı anda okumanızı pratik yapmak istiyorsanız

Ton ve niyet

if you want to: bir eylemi isteğe bağlı olarak sunmak

Bu cümlede if you want to, “bunu yapmayı sen seçersen” anlamına gelir. Okuma pratiği bir zorunluluk değil, bir seçenek olarak sunulur. İfade bir eylemle devam ettiğinde, if you want to practice örneğinde olduğu gibi to sonrasında fiilin yalın hâli kullanılır. Öneri veya davetlerde bu ifade kararı dinleyiciye bıraktığı için tonu yumuşatır.

Alıştırma

Hangi cümle kart yapmayı bir zorunluluk yerine seçenek olarak sunuyor?

  1. You must make a card before you leave.
  2. Make a card now.
  3. If you want to make a card, you can use this paper.
Cevabı göster

If you want to make a card, you can use this paper.

Kalıp ifadeler

Eş zamanlı eylemler için at the same time

At the same time, iki eylemin, durumun veya amacın aynı anda gerçekleştiğini anlatır. Burada okuma alıştırması daha önce sözü edilen etkinlikle birlikte yapılır; yani ifade yalnızca saatteki aynı zamanı göstermeyip ikinci bir fayda ekler. Yaygın kalıp action A + and + action B + at the same time şeklindedir. İfade, bir eylemden sonra da gelerek o eylemin başka bir eylem sürerken gerçekleştiğini gösterebilir.

Alıştırma

İki eylemin aynı anda gerçekleştiğini gösteren, bu dersteki time ile biten dört kelimelik hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: Leo listened to the story and followed the words ____.

Cevabı göster

at the same time

or make it easier to understand. Dilbilgisi

0:39

veya anlaşılmasını daha kolay hale getirmek isterseniz.

Dilbilgisi

make it easier to understand: anlamayı kolaylaştırmak

Make it easier to understand, bir şeyin anlaşılmasını daha kolay hâle getirmek demektir. Kalıp make + nesne + sıfat + to + fiil şeklindedir: make it easier to understand. Easier sonucu, to understand ise kolaylaşan eylemi belirtir. Bu cümlede it, mutlaka fiziksel bir nesneyi değil, daha önce sözü edilen etkinliği veya içeriği gösterir. Aynı kalıbı koruyarak it ve understand yerine başka nesneler ve eylemler kullanılabilir.

Alıştırma

Parantezdeki fiili kullanarak cümleyi easier + to + fiil yapısındaki üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: Large letters make the sign ____. (read)

Cevabı göster

easier to read

The second piece of advice Kalıp ifadeler

0:40

İkinci tavsiye

Kalıp ifadeler

piece of advice: sayılamayan advice sözcüğünü saymak

Advice sayılamayan bir isimdir. Standart İngilizcede an advice veya advices denmez. “Bir tavsiye” demek için a piece of advice kullanılır. the second piece of advice ifadesinde second, sıradaki hangi tavsiyenin kastedildiğini gösterir. Birden fazlası için piece çoğul yapılır: two pieces of advice.

Alıştırma

Cümleyi, advice ile kurulan ve tek bir tavsiyeyi belirten standart ifadeyle tamamlayın: She gave me a useful ____.

Cevabı göster

piece of advice

is to watch a really simple series or film.

0:42

gerçekten çok basit bir dizi veya film izlemektir.

Maybe something that was designed for children. Dilbilgisi

0:45

Belki de çocuklar için tasarlanmış bir şeyler.

Dilbilgisi

was designed for children: amaçlanan kitleyi belirtmek

was designed, was + designed yapısından oluşan geçmiş zaman edilgenidir. Odağı tasarlanan şeye verir; tasarlayan kişinin belirtilmesi gerekmez. For children, amaçlanan kitleyi veya kullanıcıları belirtir. Was designed for children, şeyin çocuklar için tasarlandığı anlamına gelir. Onu yetişkinler ya da başka biri tasarlamış olabilir; çocukların tasarladığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle kursun amaçlanan kullanıcılarının yeni başlayanlar olduğunu ifade eder?

  1. The course was designed for experienced teachers.
  2. The course was designed for beginners.
  3. The course was designed by beginners.
Cevabı göster

The course was designed for beginners.

Obviously,

0:47

Açıkçası,

it's probably not the kind of thing Dilbilgisi

0:48

bu muhtemelen şöyle bir şey değildir

that you would watch in your own language,

0:49

kendi dilinizde açıp izleyeceğiniz,

Dilbilgisi

the kind of thing that you would watch: tipik bir seçim

the kind of thing that + yan cümle yapısı, bir kişinin o şeyle ne yaptığını anlatarak onun türünü belirtir. Burada that you would watch, normal izleme tercihlerine uyan içeriği tanımlar. Bu bağlamda would watch, genel bir durumda normalde izlemeyi seçeceğiniz anlamına gelir. Gelecekteki belirli bir izleme eylemini öngörmez.

Alıştırma

“This isn't the kind of show that Mia would watch” cümlesinin en doğal anlamı hangisidir?

  1. Bu programı izlemek Mia için tipik bir seçim olmazdı.
  2. Mia bu programı şu anda izliyor.
  3. Mia bu programı daha sonra kesinlikle izleyecek.
Cevabı göster

Bu programı izlemek Mia için tipik bir seçim olmazdı.

but it's much easier to understand. Dilbilgisi

0:51

ancak anlaması çok daha kolaydır.

Dilbilgisi

much easier to understand: büyük bir fark

much easier to understand ifadesinde much, farkın büyük olduğunu gösterir. Easy sözcüğünün karşılaştırma biçimi olan easier sözcüğünden önce gelir. İfadenin tamamı, bunu anlamanın diğer şeyi anlamaya göre belirgin biçimde daha az çaba gerektirdiğini anlatır.

Alıştırma

Doğru ifadeyi seçin: “The new instructions are ___ to understand than the old ones.”

  1. much easy
  2. very easier
  3. much easier
Cevabı göster

much easier

So it's a really good way to practice your English

0:53

Dolayısıyla bu, İngilizcenizi pratik yapmak için gerçekten iyi bir yoldur

without too much pressure. Kalıp ifadeler

0:55

çok fazla baskı hissetmeden.

Kalıp ifadeler

without too much pressure: başa çıkılabilir düzeyde baskı

Bu cümlede without too much pressure, stresi veya endişeyi rahatça başa çıkılabilecek bir düzeyde tutarak bir şey yapmak anlamına gelir. Buradaki pressure, fiziksel kuvveti değil zihinsel veya öğrenmeyle ilgili baskıyı anlatır. without + isim öbeği yapısı bir koşul ekler: eylem, bu yük yokken veya sınırlıyken gerçekleşir. Too much, başa çıkılabilecek düzeyden daha fazla demektir; bu nedenle ifade mutlaka hiç baskı olmadığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi “başa çıkılabilir düzeyde stresle” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: Short daily sessions help me learn ____.

Cevabı göster

without too much pressure

And the third piece of advice

0:57

Ve üçüncü tavsiye

is to just put something on in the background Notlar

0:58

arka planda bir şeyler açmaktır

Öbek fiiller

put something on: medya oynatmaya başlamak

Burada put something on; müzik, film veya program gibi bir medya içeriğini oynatmaya başlamak anlamına gelir. Something, oynatılan içeriği belirtir; bir nesneyi bir yüzeyin üzerine koymak anlamına gelmez. In the background, medyanın asıl etkinlik olmadığını gösterir. Kişi başka bir şey yaparken içerik oynatılmaya devam eder.

Alıştırma

“Oynatmaya başlamak” anlamına gelen ayrılabilir phrasal verbü tamamlayın: Please ____ some music ____ while we cook.

Cevabı göster

put · on

Kelime

in the background: var olan ama ana odak olmayan

In the background, çoğunlukla müzik, bir radyo programı veya video gibi bir şey devam ederken dikkatinizin esas olarak başka bir etkinlikte olması demektir. Burada bir nesnenin resimde nerede bulunduğunu değil, içeriğin nasıl kullanıldığını anlatır. Başka durumlara aktarılabilecek temel fikir, bir şeyin var olması veya sürmesi fakat ana odak olmamasıdır.

Alıştırma

Cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: I keep the radio on ____ while I make dinner, so I can listen without giving it my full attention.

Cevabı göster

in the background

when you're doing something else.

1:01

siz başka bir şey yaparken.

For example, maybe when you're cooking, Anlatım akışı

1:02

Örneğin, belki yemek yaparken,

Anlatım akışı

For example: belirli bir örnek sunmak

For example, sonraki bilginin daha genel bir fikri açıklamaya yardımcı olan belirli bir örnek olduğunu gösterir. Bu cümlede önceki öneriyi yemek yapma gibi somut bir duruma dönüştürür. Fikirler arasındaki bağlantıyı düzenler: Sonraki bilgi, ilgisiz yeni bir konu başlatmak yerine önceki düşünceyi destekler.

Alıştırma

Belirli bir örnek sunan ifadeyi seçin: Healthy habits can be simple. ___, you can take the stairs.

  1. In conclusion
  2. However
  3. For example
Cevabı göster

For example

you would have an English film or series Dilbilgisi

1:04

İngilizce bir film veya dizinin

playing on your TV.

1:07

televizyonunuzda oynamasını sağlayabilirsiniz.

Dilbilgisi

have an English film or series playing: have + nesne + -ing

have + object + -ing yapısında -ing biçimi, nesnenin devam eden bir etkinlik veya durumda olduğunu gösterir. Burada an English film or series nesnedir; playing ise bunun televizyonda oynamaya devam ettiğini gösterir. Burada have fiilinin asıl anlamı sahiplik değildir. Etkinliğin gerçekleşmesini sağlamak ya da devam etmesini sürdürmek anlamına gelir.

Alıştırma

Radyonun açık kalmaya devam ettiğini göstermek için parantezdeki fiilin -ing biçimiyle cümleyi tamamlayın: We had the radio ____ while we cooked. (play)

Cevabı göster

playing

This way,

1:08

Bu yolla,

you're hearing the language.

1:08

dile kulak aşinalığı sağlarsınız.

So you hear the rhythm of speech in English Kelime

1:10

Böylece İngilizce konuşmanın ritmini duyarsınız

Kelime

the rhythm of speech: vurgu, zamanlama ve duraklamalar

The rhythm of speech; hızdaki değişimlerin, güçlü ve zayıf hece ya da sözcüklerin ve duraklamaların oluşturduğu düzendir. Bu ifade yalnızca tek tek sözcüklerin anlamlarına değil, bir cümlenin nasıl duyulup aktığına da dikkat çeker. Burada speech, hazırlanmış bir topluluk konuşmasını değil, genel olarak konuşulan dili ifade eder.

Alıştırma

Bu cümledeki ifade ne anlama gelir: Good listeners notice the rhythm of speech?

  1. Hazırlanmış bir topluluk konuşmasının konusu
  2. Konuşulan dilde güçlü ve zayıf seslerin, zamanlamanın ve duraklamaların oluşturduğu düzen
  3. Yazılan her sözcükteki harf sayısı
Cevabı göster

Konuşulan dilde güçlü ve zayıf seslerin, zamanlamanın ve duraklamaların oluşturduğu düzen

and you hear natural pronunciation. Kalıp ifadeler

1:13

ve doğal telaffuzu işitirsiniz.

Kalıp ifadeler

doğal telaffuz

Natural pronunciation, gerçek iletişimde akıcı ve olağan gelen konuşma demektir; her kelimeyi katı ve mekanik biçimde ayrı ayrı söylemek değildir. Burada bu ifade, dinleyenin nasıl bir İngilizce duyduğunu anlatır.

Alıştırma

Bu cümlede natural pronunciation ne anlama geliyor?

  1. Yalnızca İngilizce kelimelerin yazılışını öğrenmek
  2. Her kelimeyi katı ve mekanik biçimde ayrı ayrı söylemek
  3. Gerçek iletişimde akıcı ve olağan gelen konuşma
Cevabı göster

Gerçek iletişimde akıcı ve olağan gelen konuşma

It's a really good way to get used to English Kalıp ifadeler

1:15

Bu, İngilizceye alışmak için gerçekten iyi bir yoldur

without putting in too much effort Kalıp ifadeler

1:17

fazla çaba harcamadan

Kalıp ifadeler

İngilizceye alışmak

Get used to English, İngilizceyle tekrar tekrar karşılaşarak ona zamanla alışmak ve kendini daha rahat hissetmek demektir. İngilizcenin yabancı gelmesinden olağan gelmesine doğru bir değişimi anlatır. get used to + isim ya da -ing biçiminde to, mastar işareti değil bir edattır. Bu yüzden get used to English veya get used to hearing English denebilir.

Alıştırma

get used to yapısını tamamla: After a few weeks, you'll get used ____ hearing English every day.

Cevabı göster

to

Kalıp ifadeler

putting in too much effort: çok fazla çaba harcamak

Put in effort, bir işe enerji veya emek vermek anlamına gelir; put in burada çabayı fiziksel olarak bir şeyin içine koymak demek değildir. Without sonrasında fiilin -ing biçimi gerektiği için burada putting kullanılır. Too much, çabanın yalnızca çok olduğunu değil, gerekli veya makul düzeyi aştığını belirtir. Effort bu kullanımda sayılamayan bir isimdir; bu nedenle much effort doğaldır.

Alıştırma

Çaba vermek anlamındaki ifadeyi tamamlayan parçacığı yazın: You don't need to put ____ too much effort to solve this simple puzzle.

Cevabı göster

in

or putting too much stress on yourself. Kalıp ifadeler

1:19

veya kendinizi çok fazla strese sokmadan.

Kalıp ifadeler

putting too much stress on yourself: kendine çok fazla baskı yapmak

Put stress on someone, bir kişiye psikolojik baskı yaşatmak anlamına gelir. Yourself kullanıldığında baskıyı oluşturan ve yaşayan kişi aynıdır: kendinden gereğinden fazlasını bekliyorsun. Aktarılabilir kalıp put stress on + kişi biçimindedir. Bu kalıp baskının kaynağını veya nedenini belirtirken feel stressed yalnızca kişinin içinde bulunduğu durumu anlatır.

Alıştırma

Put stress on someone kalıbındaki edatı yazın: Don't put too much stress ____ yourself before the game.

Cevabı göster

on

That way,

1:21

Bu sayede,

when you come to speak Kelime

1:21

konuşma sırası size geldiğinde

Kelime

come to speak: konuşma aşamasına gelmek

Burada come to + fiil, bir sürecin ilerleyerek eylemin gerçekten yapıldığı aşamaya ulaşmasını anlatır. when you come to speak, “gerçekten konuşmaya başladığında veya konuşman gereken noktaya geldiğinde” demektir. Bu kullanımda come fiziksel hareketi anlatmaz. Önceki hazırlık veya deneyim aşamasını gerçek konuşma anına bağlar.

Alıştırma

'When you come to use the camera, read this guide,' cümlesinde 'come to use' ne anlama gelir?

  1. kamerayı gerçekten kullanma aşamasına gelmek
  2. kamerayı kullanmayı bırakmak
  3. kamerayı taşıyarak yürüyüp gelmek
Cevabı göster

kamerayı gerçekten kullanma aşamasına gelmek

and to do other listening activities,

1:22

ve diğer dinleme aktivitelerini yaptığınızda,

you'll be more familiar with the language. Kalıp ifadeler

1:24

dile çok daha aşina olacaksınız.

Kalıp ifadeler

be familiar with the language: dile aşina olmak

be familiar with + isim, bir şeyi daha önce gördüğünüz, kullandığınız, deneyimlediğiniz veya öğrendiğiniz için bilmek ya da tanımak anlamına gelir. Burada with the language, familiar sıfatının yapısını tamamlar. more familiar with, aşinalık düzeyinin arttığını gösterir. Mutlaka akıcı kullanım veya tam hâkimiyet anlamına gelmez.

Alıştırma

Eş dizimi tamamlayın: After two lessons, Maya is familiar ____ the routine.

Cevabı göster

with

So there you go. Anlatım akışı

1:26

İşte böyle.

Anlatım akışı

Bir açıklamayı bitiren there you go

Bu cümlede there you go, bir açıklamayı bitiren sözlü bir ifadedir. “Cevap bu” ya da “işte böyle yapılır” anlamına gelir ve önceki tavsiye veya açıklamanın tamamlandığını gösterir. Buradaki there bir yeri göstermez, go da kimseye hareket etmesini söylemez. Bu ifade, dinleyenin konuşmacının sözünü bitirdiğini anlamasını sağlar.

Alıştırma

“So there you go” cümlesinde there you go ne işe yarar?

  1. Hâlâ cevaplanması gereken yeni bir sorun ortaya atar.
  2. Birine başka bir yere yürümesini söyler.
  3. Açıklamanın tamamlandığını göstererek onu bitirir.
Cevabı göster

Açıklamanın tamamlandığını göstererek onu bitirir.

Three pieces of advice

1:27

Üç tavsiye,

to improve your English

1:28

İngilizcenizi geliştirmek için,

with film and series

1:30

film ve dizilerle,

in a relaxed way.

1:31

rahat bir şekilde.