Regl Gerçekten Kadınları Huysuz Yapar Mı? Ft. iiSuperwomanii: İngilizce çalışma notları

AsapSCIENCE

Öğrenme zorluğu
1.006 kelime 202 kel/dk

Video özeti: Mizahi anlatım PMS ile adeti ayırıyor ve hormon değişikliklerini farklı fiziksel ve duygusal belirtilerle ilişkilendiriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. What you may or may not realize is that, bilinmeyen bir gerçeği incelikle sunan söylem ve retorik çerçevesidir; dinleyiciyi bilgisiz saymadan hikâyeden açıklamaya geçmeyi sağlar. 2. a hot mess, kaotik kişi veya durum için kullanılan mecazi bir deyimdir; hot ya da mess sözcüklerini harfi harfine çevirmeden mizahi özeleştiriyi anlarsınız. 3. put up with, tekrarlanan rahatsızlığa katlanmak anlamındaki phrasal verb'dür; insan, davranış, gürültü veya rahatsızlıkla kullanıp tahammül ile onayı ayırabilirsiniz.

Bu derste

This is Lilly, also known as Superwoman on YouTube. Kalıp ifadeler

0:02

Bu, YouTube'da Superwoman olarak da bilinen Lilly.

Kalıp ifadeler

Alternatif bir ad veya kimlik belirten also known as

Also known as, az önce sözü edilen kişi ya da şey için alternatif bir ad, kamuya açık bir ad, kullanıcı adı veya kimlik belirtir. Burada Lilly’yi YouTube’da kullandığı Superwoman adıyla ilişkilendirir. Known, edilgen bir yapıda kullanılan geçmiş zaman ortacıdır. Bu cümlede also known as, who is also known as yapısının kısaltılmış hâlidir. X is also known as Y kalıbı, insanların X’i Y olarak da tanıdığı veya adlandırdığı anlamına gelir; X’in bir şeyi bildiğini anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi, bu derste başka bir kamuya açık ad belirten tam ifadeyle tamamlayın: The game designer Mei Tan, ____ PixelMei, will speak at noon.

Cevabı göster

also known as

And as a member of the female sex,

0:05

Ve bir kadın olarak,

she experiences her period on a monthly basis. Kalıp ifadeler

0:07

her ay regl oluyor.

Kalıp ifadeler

Aylık sıklığı resmî biçimde anlatan on a monthly basis

On a monthly basis, every month veya monthly anlamına gelen resmî bir sıklık ifadesidir. Burada olayın aylık bir döngünün parçası olarak tekrarlandığını belirtir; her ay takvimde tam olarak aynı tarihte gerçekleşeceğini garanti etmez. Başka durumlara aktarılabilen kalıp on a/an + zaman dönemini belirten sıfat + basis biçimindedir; on a daily basis veya on an annual basis buna örnektir. Edat öbeğinin tamamı zarf görevi görür ve ne sıklıkta sorusunu yanıtlar.

Alıştırma

Cümleyi, bu derste her ay anlamına gelen tam ve resmî sıklık ifadesiyle tamamlayın: The finance team checks these figures ____.

Cevabı göster

on a monthly basis

You see,

0:10

Şöyle ki,

the first time I got my period, Dilbilgisi

0:11

ilk kez regl olduğumda,

I had no idea what was going on. Dilbilgisi

0:12

neler olduğunu hiç bilmiyordum.

Dilbilgisi

the first time + yan cümle

The first time, the first time + özne + fiil yapısıyla bir zaman yan cümlesini doğrudan başlatabilir. Burada the first time I got my period, ana cümledeki durumun gerçekleştiği zamanı belirtir. Bu yapıda time, ilk olayı ana cümleye zaten bağladığı için when gerekmez. the first time I did it denir; the first time when I did it denmez.

Alıştırma

Cümleyi derste öğrenilen yan cümle bağlayıcısıyla tamamlayın: ____ I took the train alone, I missed my stop.

Cevabı göster

The first time

Dilbilgisi

had no idea + gömülü wh yan cümlesi

Had no idea, kişinin hiçbir şey bilmediği anlamına gelir; had bu bilgisizlik durumunu geçmişe yerleştirir. What was going on, idea ifadesini tamamlayan ve bilinmeyen bilginin ne olduğunu belirten gömülü bir wh yan cümlesidir. Gömülü wh yan cümlesi bir ifadenin parçasıdır; bağımsız bir doğrudan soru değildir. have no idea ifadesinden sonra düz cümle sözcük dizimini koruyun: I have no idea where she is denir, I have no idea where is she denmez. Orijinal cümlede what was going on, doğrudan soru olan What was going on? ile tesadüfen aynı görünür sıraya sahiptir; ancak işlevi ve tonlaması farklıdır.

Alıştırma

Hangi seçenek, had no idea ifadesinden sonra gömülü bir wh yan cümlesi içeren tek ve eksiksiz bir bildirimdir?

  1. I had no idea. What was going on?
  2. What was going on?
  3. I had no idea what was going on.
Cevabı göster

I had no idea what was going on.

I walked into the washroom,

0:14

Tuvalete girdim,

took down my underwear,

0:17

iç çamaşırımı indirdim

and I was like, Kelime

0:18

ve şöyle oldum:

"What is this?"

0:19

“Bu da ne?”

Kelime

was like + alıntılanan tepki

Buradaki was like, konuşanın o andaki tepkisini aktarır. Ardından gelen soru onun söylediği, düşündüğü ya da hissettiği şeyi gösterir: “What is this?” Burada bir şeye benzediği anlatılmaz. Gündelik hikâye anlatımında be like + alıntı sözler, resmî olmayan bir alıntı işareti gibi kullanılabilir. Alıntı gerçek sözleri aynen aktarabilir, ancak içten geçen bir düşünceyi ya da tavrı da özetleyebilir.

Alıştırma

Şu cümleyi okuyun: When I opened the door, I was like, 'Why is everyone here?' Burada was like ne işe yarar?

  1. Konuşanın gündelik tepkisini alıntı biçiminde aktarır.
  2. Konuşanın fiziksel olarak birine benzediğini söyler.
  3. Konuşanın kapıyı açmaktan hoşlandığını belirtir.
Cevabı göster

Konuşanın gündelik tepkisini alıntı biçiminde aktarır.

Because I never got the talk. Kültür

0:21

Çünkü kimse benimle bu konuyu hiç konuşmamıştı.

Kültür

aile içinde kullanılan bir örtmece olarak the talk

Buradaki the talk, herhangi bir konuşma anlamına gelmez. Aile ve ergenlik bağlamında, bir ebeveynin veya güvenilen bir yetişkinin çocuğa cinsellik, üreme, ergenlik ya da bunlarla ilgili bedensel değişiklikleri anlatmasını ifade eden yaygın bir örtmecedir. Belirli tanımlık the, kişilerin bağlamdan zaten tanıdığı belirli bir konuşmayı gösterir. Bu bağlamın dışında the talk, tarafların bildiği başka önemli bir konuşmayı da anlatabilir; bu nedenle anlamı çevredeki ipuçları belirler.

Alıştırma

Bu cümlede the talk büyük olasılıkla ne anlama gelir? Before middle school, his parents decided it was time for the talk.

  1. Ergenlik, cinsellik veya üreme hakkında aile içinde yapılan bir konuşma
  2. Herhangi bir konu hakkında gündelik sohbet
  3. Okulda yapılan halka açık bir konuşma
Cevabı göster

Ergenlik, cinsellik veya üreme hakkında aile içinde yapılan bir konuşma

So I was so concerned and like my mind was racing. Deyimler

0:23

Öyle endişelendim ki zihnimde binbir düşünce dönüyordu.

Deyimler

my mind was racing: düşünceler zihnimde hızla akıyordu

Burada my mind was racing, düşüncelerin çok hızlı geldiği ve kontrol edilmelerinin zor olduğu anlamına gelir. Konuşmacı fiziksel hareketi ya da özellikle verimli düşünmeyi değil, kaygılı bir zihinsel durumu anlatır. Bu mecaz, düşünceleri yüksek hızla hareket ediyormuş gibi gösterir. one's mind is/was racing kalıbı, birçok fikir veya olasılığın aynı anda ortaya çıktığı heyecanlı bir durumu da anlatabilir.

Alıştırma

Çok sayıda hızlı ve durdurulması zor düşünceyi anlatan ifadeyle cümleyi tamamlayın: Before the audition, my ____.

Cevabı göster

mind was racing

Did I fall off my bike earlier today

0:26

Acaba bugün daha önce bisikletten mi düştüm?

because I had no idea what was going on.

0:28

Çünkü neler olduğunu hiç anlamıyordum.

And I'm pretty sure most girls go through that denial phase Kalıp ifadeler

0:31

Çoğu kızın o inkâr evresinden geçtiğine eminim;

Kalıp ifadeler

go through that denial phase: o inkâr evresinden geçmek

Go through that denial phase, gerçekleşen şeye inanmak veya onu kabul etmek istemediğiniz bir dönemi yaşamak anlamına gelir. Burada go through deneyimlemek anlamındadır; that ise durumdan zaten anlaşılan belirli bir evreye işaret eder. Başka durumlara aktarılabilen go through a phase kalıbı, bir duygu, davranış veya gelişim evresini geçici ve bir sürecin parçası olarak sunar.

Alıştırma

Cümleyi go through fiilinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After moving to a new school, he ____ a quiet phase before making friends.

Cevabı göster

went through

where it's like roadkill.

0:33

hani yolda ezilmiş bir hayvan görmek gibi.

It's like you hate it

0:34

Görmekten nefret edersin

but you can't look away. Öbek fiiller

0:35

ama gözlerini de alamazsın.

Öbek fiiller

can't look away: izlemeyi bırakamamak

Bu cümlede can't look away, konuşanın izlemeyi bırakamadığını ya da dikkatini başka bir yere çeviremediğini hissetmesi anlamına gelir. Look away sözcük anlamıyla gözlerini bir şeyden başka tarafa çevirmek demektir. Buradaki can't, gözleri hareket ettirmeye yönelik fiziksel bir yetersizliği değil, güçlü bir psikolojik çekimi anlatır. Bu ifade çoğu zaman karışık bir tepkiyi yansıtır: Bir şey rahatsız edici veya huzursuz edicidir, ancak izlemeyi sürdürecek kadar da ilgi çekicidir.

Alıştırma

Cümleyi look away içeren, kısaltmalı üç kelimelik İngilizce ifadeyle tamamlayın: The clip is unsettling, but I ____.

Cevabı göster

can't look away

So I was just like,

0:36

Ben de sadece şöyle düşündüm:

"I'm dying.

0:38

“Ölüyorum.

I am dying."

0:39

Ben ölüyorum.”

What you may or may not realize Anlatım akışı

0:41

Fark etmiş olabileceğiniz ya da olmayabileceğiniz şey şu:

is that every single time a woman has her period,

0:42

Bir kadın her regl olduğunda,

it's because her body was preparing to get pregnant and have a child.

0:45

bunun nedeni, vücudunun hamile kalıp çocuk sahibi olmaya hazırlanmış olmasıdır.

Anlatım akışı

What you may or may not realize is that: bilgiyi nazikçe sunan bir kalıp

What you may or may not realize is that açılışı, ana bilgiyi sonraya bırakır ve onu dikkat edilmesi gereken önemli bir bilgi olarak sunar. Dil bilgisi bakımından what you may or may not realize özneyi oluşturur, is bunu bir that yan cümlesine bağlar ve tanıtılan bilgi bu that yan cümlesinde yer alır. May or may not, dinleyicilerin bilgiyi zaten bilip bilmediğini özellikle açık bırakır. Böylece konuşan kişi, dinleyicilerin bilgisiz olduğunu doğrudan söylemeden bir şeyi açıklayabilir veya düzeltebilir.

Alıştırma

Dinleyicilerin bilgiyi zaten bilip bilmediğini varsaymadan bir gerçeği en iyi sunan açılış hangisidir?

  1. What you may or may not realize is that bees communicate through movement.
  2. You do not realize that bees communicate through movement.
  3. What you may not realize is that bees communicate through movement.
Cevabı göster

What you may or may not realize is that bees communicate through movement.

You know,

0:48

Hani,

the act that perpetuates our entire species.

0:49

tüm türümüzün devamını sağlayan o eylem.

Yes,

0:52

Evet,

every single month

0:52

her ay

the female body goes through an incredibly complex

0:53

kadın bedeni inanılmaz derecede karmaşık

and fascinating transformation called the menstrual cycle. Kültür

0:56

ve büyüleyici bir dönüşümden geçer; buna adet döngüsü denir.

Kültür

menstrual cycle: tekrar eden sürecin tamamı

Bu cümlede menstrual cycle, üreme sisteminde tekrar eden değişimler dizisinin tamamını ifade eder. Hormon değişimlerini, yumurtlamayı, rahim iç tabakasının kalınlaşıp dökülmesini ve adet görmeyi kapsar. Buradaki cycle, bu evrelerin bir düzen içinde tekrarlandığını vurgular. Yalnızca adet kanamasının olduğu günleri ifade etmez; menstruation, menstrual cycle içindeki evrelerden biridir.

Alıştırma

Yumurtlamayı, rahim iç tabakasındaki değişimleri ve adet kanamasını kapsayan tekrar eden sürecin tamamını hangi terim adlandırır?

  1. ovulation
  2. the menstrual cycle
  3. menstruation
Cevabı göster

the menstrual cycle

It all starts in the ovaries,

0:59

Her şey yumurtalıklarda başlar;

which each contain over 100,000 eggs.

1:00

her birinde 100.000'den fazla yumurta bulunur.

Once a month,

1:03

Ayda bir kez,

one egg will release,

1:04

bir yumurta salınır

which spends roughly three days making its way to the uterus. Kalıp ifadeler

1:05

ve rahme ulaşması yaklaşık üç gün sürer.

Kalıp ifadeler

make its way to: bir hedefe doğru hareket

Bu cümlede making its way to, bir hedefe doğru hareket etmek anlamına gelir. Its yumurtayı, hedef ise rahmi ifade eder; cümlede yolculuğun üç gün sürdüğü söylendiği için anlatım tek bir varış anından çok zaman içindeki hareket sürecine odaklanır. Yeniden kullanılabilen kalıp make + iyelik belirleyicisi + way + to + hedef şeklindedir. İyelik sözcüğü özneyle uyumlu olmalıdır; örneğin I ile my, she ile her, bir nesneyle its kullanılır. Burada make, yaratmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi make one's way to ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After the concert, Maya slowly ____ the exit.

Cevabı göster

made her way to

And while it's making its way there,

1:08

Yumurta oraya doğru ilerlerken,

the uterus begins to create a lining,

1:09

rahim bir iç tabaka oluşturmaya başlar;

which is rich in nutrients Kalıp ifadeler

1:11

bu tabaka besin maddeleri

Kalıp ifadeler

rich in nutrients: rich in + isim kalıbı

Rich in nutrients, “çok miktarda besin maddesi içeren” anlamına gelir. Burada rich maddi zenginliği değil, bolluğu anlatır. Başka durumlara aktarılabilen kalıp be rich in + isim şeklindedir: rich in vitamins, rich in minerals, rich in history veya rich in detail denebilir. in edatı bu yerleşik kullanımın bir parçasıdır.

Alıştırma

“Çok miktarda besin maddesi içerir” anlamındaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: This dark green vegetable is ____.

Cevabı göster

rich in nutrients

and everything essential to begin life.

1:12

ve yaşamın başlaması için gereken her şey açısından zengindir.

Under the right circumstances, Kalıp ifadeler

1:14

Koşullar uygunsa,

a sperm will fertilize the egg

1:16

bir sperm yumurtayı döller

and begin pregnancy in the womb.

1:17

ve rahimde gebelik başlar.

Kalıp ifadeler

Under the right circumstances: bir koşul belirlemek

Under the right circumstances, “gerekli veya uygun koşullar mevcut olduğunda” anlamına gelir. Burada under fiziksel bir konumu değil, soyut bir koşulu belirtir. Cümlenin başına getirilip ardından virgül konduğunda tüm ifadeyi çerçeveler: sonuç gerçekleşebilir, ancak yalnızca bu koşullar karşılanırsa. Sonucun kesin olduğunu söylemez.

Alıştırma

circumstances ile biten ve “gerekli koşullar mevcutsa” anlamına gelen dört sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____, the seedlings will grow quickly.

Cevabı göster

Under the right circumstances

Before this, however, Anlatım akışı

1:19

Ancak bundan önce,

female ovaries increase production of the hormones estrogen and progesterone,

1:20

yumurtalıklar östrojen ve progesteron hormonlarının üretimini artırır,

and these hormones promote and maintain the special lining of the uterus.

1:24

bu hormonlar da rahmin özel iç tabakasının oluşmasını ve korunmasını sağlar.

Anlatım akışı

Daha önceki ve karşıt bir adım için Before this, however,

“Before this”, okuyucuyu “this”ten önceki bir aşamaya götürür. Buradaki “this”, döllenmeyi ve hamileliğin başlamasını ifade eder. Böylece bir süreç açıklamasına önce gerçekleşmesi gereken bir adım eklenebilir. “However”, bu önceki adımın az önce anlatılan sonuçla karşıtlık oluşturduğunu veya o sonucu sınırlandırdığını gösterir. Zaman ifadesinden sonra virgüllerle ayrılarak fikirler arasındaki ilişkiyi açıklar; zaman ifadesinin bir parçası değildir.

Alıştırma

Bir kılavuz önce “The alarm sounds when smoke reaches the sensor.” diyor. Ardından “Before this, however, the sensor checks the air.” cümlesini ekliyor. İkinci cümlenin başlangıcı neyi gösteriyor?

  1. Sensör havayı daha önce kontrol eder ve bu adım, alarma odaklanan önceki noktayla karşıtlık oluşturur.
  2. Yazar sensörün havayı kontrol edip etmediğinden emin değildir.
  3. Sensör havayı alarmdan sonra kontrol eder ve bakış açısı değişmez.
Cevabı göster

Sensör havayı daha önce kontrol eder ve bu adım, alarma odaklanan önceki noktayla karşıtlık oluşturur.

But the hormones also enter the bloodstream

1:27

Ancak hormonlar kan dolaşımına da girer

and travel throughout the body,

1:30

ve tüm vücutta dolaşır,

including your brain.

1:31

beyniniz de buna dâhildir.

It's here that estrogen and progesterone

1:33

İşte burada östrojen ve progesteronun,

are thought to interfere with other chemical messengers in the brain Dilbilgisi

1:35

beyindeki diğer kimyasal habercilere müdahale ettiği düşünülür;

called neurotransmitters.

1:37

bunlara nörotransmiter denir.

Dilbilgisi

Belirsiz bir aktarılmış görüş için are thought to

“Are thought to”, be + thought + to ile mastar biçimindeki edilgen bir aktarım yapısıdır. İnsanların veya araştırmacıların öznenin bir şey yaptığını düşündüğü anlamına gelir; düşünen öznenin kendisi değildir. Bu yapı, iddiayı kesinleşmiş bir gerçek yerine bir görüş olarak sunar. Bu nedenle kanıtlar veya mekanizma henüz belirsizken bilimsel metinlerde ve haberlerde sık görülür. to’dan sonraki fiil, özneye atfedilen eylemi verir: are thought to interfere.

Alıştırma

Cümleyi “insanlar genellikle bunun doğru olduğunu düşünüyor, ancak kesin değil” anlamındaki üç sözcüklü edilgen aktarım yapısıyla tamamlayın: These chemicals ____ affect memory.

Cevabı göster

are thought to

And this can lead to the notorious premenstrual syndrome Notlar

1:39

Bu da kötü şöhretli adet öncesi sendromuna,

or PMS in women.

1:42

yani kadınlardaki PMS'ye yol açabilir.

Kalıp ifadeler

lead to + isim veya -ing biçimi

Burada lead to, bir sonuca neden olmak veya o sonuca katkıda bulunmak anlamına gelir. Özne nedeni ya da etkileyen unsuru, to sonrasındaki isim öbeği ise sonucu gösterir. Bu yapıda to bir edattır; bu nedenle ardından bir isim öbeği veya -ing biçimi gelir: lead to problems; lead to feeling tired. Can kip belirteci, sonucun kesin değil olası olduğunu gösterir.

Alıştırma

Cümleyi lead ve gerekli edatla tamamlayın: Poor drainage can ____ flooding after heavy rain.

Cevabı göster

lead to

Kültür

premenstrual syndrome veya PMS

Premenstrual syndrome, adet öncesinde ortaya çıkan fiziksel ve duygusal belirtiler grubunu anlatan bir sağlık terimidir. PMS, premenstrual syndrome sözcüklerinin ilk harflerinden oluşan bir kısaltmadır; adetin veya regl döneminin kendisi anlamına gelmez. Burada or, PMS'yi tam terimin alternatif adı olarak tanıtır. Tam terim + or + kısaltma yapısı, bir konuşmacı kısaltılmış bir adı ilk kez tanıtırken yaygın olarak kullanılır.

Alıştırma

Bir sağlık makalesinde PMS neyi ifade eder?

  1. Adet kanamasının kendisi
  2. Adet öncesinde ortaya çıkan fiziksel ve duygusal belirtiler grubu
  3. Kadınları etkileyen herhangi bir hastalık
Cevabı göster

Adet öncesinde ortaya çıkan fiziksel ve duygusal belirtiler grubu

More like period

1:44

Daha doğrusu, regl

my sucks.

1:46

tam bir rezalet.

Science.

1:49

Bilim.

So there's a whole bunch of chemicals in my brain,

1:51

Demek beynimde bir sürü kimyasal madde var

and they're all out of whack, Deyimler

1:52

ve hepsinin dengesi bozulup

messing with my mind every single month.

1:54

her ay zihnimi altüst ediyor.

Deyimler

Out of whack deyimi

Out of whack, bir şeyin normal, dengeli veya düzgün biçimde uyumlu durumda olmadığını belirten gündelik bir deyimdir. Burada beyin kimyasallarının bozulmuş ya da birbiriyle uyumsuz hissedildiğini söyler; herhangi bir şeyin gerçekten darbe aldığı anlamına gelmez. Deyim bilinçli olarak geniş anlamlıdır: kesin bir neden veya tıbbi durum belirtmeden algılanan bir sorunu anlatır. Parçaları, zamanlaması veya ayarları artık düzgün biçimde birlikte çalışmayan sistemler için de kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi “normal ve uyumlu durumunda olmayan” anlamındaki gündelik deyimle tamamlayın: After the update, the audio and video timing was ____.

Cevabı göster

out of whack

I mean,

1:57

Yani,

science is messing with my conscious.

1:58

bilim bilincimle oynuyor.

I'm irritable and anxious,

2:00

Asabi ve endişeliyim,

and I haven't even started my period yet. Dilbilgisi

2:01

üstelik daha reglim başlamadı bile.

Dilbilgisi

haven't even started ... yet kalıbı

haven't/hasn't + even + geçmiş zaman ortacı + ... + yet kalıbı, beklenen bir olayın şu ana kadar hiçbir zaman gerçekleşmediğini anlatmak için present perfect kullanır. Yet normalde olumsuz yan cümlenin sonunda, even ise şaşkınlık veya vurgu eklemek için geçmiş zaman ortacından önce gelir. Bu cümlede âdet henüz başlamamış olmasına rağmen belirtiler ortaya çıkmıştır. Kalıp beklentiye aykırı bir ilişki kurar: daha sonraki olay hâlâ gerçekleşmemiştir, ancak onunla bağlantılı bir durum şimdiden gerçektir.

Alıştırma

Cümleyi start fiilinin present perfect olumsuz biçimiyle tamamlayın ve even ile yet öğelerini doğal yerlerine koyun: The guests arrive in ten minutes, and I ____ dinner ____.

Cevabı göster

haven't even started · yet

Which brings up an important point. Anlatım akışı

2:03

Bu da önemli bir noktayı gündeme getiriyor.

Anlatım akışı

Geçiş ifadesi olarak Which brings up an important point

Which, tek bir isme değil, daha önce anlatılan durumun tamamına gönderme yapar. Bu yan cümle, o durumu önemli bir konunun artık ele alınması için gerekçe olarak sunar. Sohbet dilinde bir geçiş ifadesi olan Which brings up an important point, örnekten, tepkiden veya yan bir ayrıntıdan konuşmacının sırada ele almak istediği ana fikre geçer. Yeni bir cümleye Which ile başlamak, cümleyi az önce söylenenlere sıkıca bağlar.

Alıştırma

Which brings up an important point bu parçada ne işe yarıyor?

  1. Önceki cümlenin dil bilgisini düzeltmek
  2. Önceki durumu sırada gelen temel bir konuya bağlamak
  3. Konuyu daha fazla tartışmadan bitirmek
Cevabı göster

Önceki durumu sırada gelen temel bir konuya bağlamak

PMS is not the same thing as your period, Dilbilgisi

2:04

PMS, regl ile aynı şey değildir;

which is perhaps one of the biggest myths out there.

2:07

bu da belki en yaygın efsanelerden biridir.

Dilbilgisi

not the same thing as: eşdeğerliği reddetmek

not the same thing as yapısında not, iki şeyin aynı olduğu karşılaştırmasını reddeder; as ise karşılaştırılan diğer şeyi tanıtır. Yeniden kullanılabilir kalıp X is not the same thing as Y şeklindedir. Bu ifade, iki düşünce veya deneyimin eşdeğer sayılmaması gerektiğini açıkça belirtir. Bu cümlede PMS ile adet döneminin aynı şey olduğu yönündeki yanlış düşünce düzeltilmektedir.

Alıştırma

Eşdeğerliği reddeden, dersteki beş kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: A refund is ____ store credit.

Cevabı göster

not the same thing as

It actually happens 7 to 14 days

2:10

Aslında PMS, 7 ila 14 gün önce ortaya çıkar;

before a girl even shows signs of bleeding. Kalıp ifadeler

2:12

yani daha bir kızda kanama belirtisi bile görülmeden.

Kalıp ifadeler

show signs of + isim veya -ing biçimi

Bu cümlede shows signs of bleeding, âdet kanamasına ilişkin gözlemlenebilir belirtilerin fark edilir hâle gelmesi demektir. Burada signs; tabela, simge veya el hareketi değil, “belirti” ya da “kanıt” anlamındadır. Aktarılabilir kalıp show signs of + isim veya -ing biçimidir. Bir kişinin, durumun ya da şeyin bir koşula veya gelişmekte olan sürece ilişkin kanıt sunduğunu belirtir ve çoğu zaman o koşul tam olarak doğrulanmadan önce kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi “gözlemlenebilir belirtiler göstermek” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın. The laptop is beginning to ____ overheating, including a hot case and sudden shutdowns.

Cevabı göster

show signs of

This is because estrogen and progesterone levels peak

2:15

Çünkü östrojen ve progesteron seviyeleri,

during the creation of the uterine lining.

2:17

rahim iç tabakası oluşurken zirveye ulaşır.

Roughly 50 to 80% of women have experienced

2:19

Kadınların yaklaşık %50 ila %80'i

some degree of physical or psychological PMS symptoms. Kalıp ifadeler

2:22

bir dereceye kadar fiziksel ya da psikolojik PMS belirtileri yaşamıştır.

Kalıp ifadeler

Gerçek fakat belirtilmemiş bir düzey için some degree of

Bu cümlede some degree of, iddiayı bilinçli olarak kesinlikten uzaklaştırır: Kadınlar PMS belirtilerini belli bir ölçüde yaşamıştır, ancak cümle herkesin aynı miktarda veya şiddette belirti yaşadığını söylemez. some degree of + isim kalıbı, düzeyin sıfırdan büyük olduğunu belirtirken kesin şiddetini açık bırakır. Bir durumun kişiden kişiye veya vakadan vakaya değiştiği hâllerde ihtiyatlı iddialar kurmak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi “gerçek fakat belirtilmemiş bir düzey” anlamındaki tam ve ihtiyatlı hedef ifadeyle tamamlayın. The review found ____ uncertainty in every estimate, but it did not claim that the uncertainty was high.

Cevabı göster

some degree of

But many aren't even aware that PMS

2:25

Ancak birçok kişi PMS'nin,

can occur so much earlier than the period Dilbilgisi

2:27

reglden çok daha önce başlayabileceğinin farkında bile değildir.

Dilbilgisi

so much earlier than: büyük bir zaman farkını vurgulamak

so much earlier than ifadesinde earlier iki zamanı karşılaştırır; than ise daha sonraki referans noktasını, yani regl dönemini belirtir. Much, karşılaştırma biçimi olan earlier sözcüğünü güçlendirir; so da much sözcüğünün etkisini artırarak zaman farkının şaşırtıcı derecede büyük olduğunu anlatır. Büyük bir farkı vurgulamak için so much + karşılaştırma biçimi + than yapısını kullanın; very earlier demeyin.

Alıştırma

Belirtilerin beklenenden çok daha önce başladığını hangi cümle doğru biçimde vurgular?

  1. The symptoms started so much earlier than I expected.
  2. The symptoms started very earlier than I expected.
  3. The symptoms started so much early than I expected.
Cevabı göster

The symptoms started so much earlier than I expected.

as contemporary culture perpetuates the myth Kalıp ifadeler

2:29

Çünkü günümüz kültürü,

that it's menstruation or the period itself Dilbilgisi

2:31

bu hormonal değişimlere bizzat menstruasyonun, yani reglin

that causes these hormonal changes.

2:33

neden olduğu efsanesini sürdürür.

Kalıp ifadeler

perpetuates the myth that: yanlış bir inanışı yaşatmak

Perpetuates the myth that, “yaygın biçimde inanılan yanlış bir düşüncenin devam etmesini sağlar” anlamına gelir. Burada that, yanılgının içeriğini belirtir: hormonal değişimlere regl döneminin kendisi neden olur. Perpetuate, yaratmaya değil devam ettirmeye ve yaymaya odaklanır. Bu kullanımda myth, mutlaka geleneksel bir efsane değil, yaygın bir yanlış inanış anlamındadır.

Alıştırma

Hangi cümle, tekrarlanan reklamların zaten var olan yanlış bir inanışı yaşatmaya devam ettiğini belirtir?

  1. The advertising creates the myth that expensive products always work better.
  2. The advertising debunks the myth that expensive products always work better.
  3. The advertising perpetuates the myth that expensive products always work better.
Cevabı göster

The advertising perpetuates the myth that expensive products always work better.

Dilbilgisi

It's ... that ...: nedene odaklanmak

it is/was + odaklanan öge + that + yan cümle kalıbı bir cleft, yani odaklama cümlesidir. Burada menstruation or the period itself, hormonal değişikliklerin sözde nedeni olarak özellikle öne çıkarılır; neden tarafsız biçimde sunulmaz. Bu odaklama cümlesi the myth that ifadesinin içinde yer aldığı için konuşmacı, çağdaş kültürün yaydığı yanlış bir düşünceyi aktarmaktadır. Vurgu mitin içeriğini belirler; konuşmacının bu neden-sonuç iddiasını onayladığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle gecikmenin nedenini düzeltmek için it was ... that ... odaklama yapısını kullanır?

  1. It was a server error that caused the delay.
  2. It was clear that a server error caused the delay.
  3. A server error caused the delay.
Cevabı göster

It was a server error that caused the delay.

PMS can manifest itself as psychological symptoms Kelime

2:35

PMS, psikolojik belirtiler şeklinde kendini gösterebilir;

such as mood changes,

2:38

örneğin ruh hâli değişimleri:

Kelime

Manifest Itself As: belirli bir biçimde ortaya çıkmak

Manifest itself as, belirli bir biçimde görünür veya fark edilir hâle gelmek anlamına gelir. Bu cümlede PMS altta yatan durumdur; ruh hâli değişimleri ise onun ortaya çıktığı psikolojik belirtilere örnektir. Dönüşlülük zamiri özneye gönderme yapar: insan olmayan tekil bir özne itself alır. can kiplik fiilinden sonra manifest yalın fiil biçiminde kalır; bu nedenle kalıp can manifest itself as şeklindedir.

Alıştırma

Rapor cümlesini “... biçiminde görünür hâle geldi” anlamındaki resmî ifadeyle tamamlayın: The software fault ____ repeated login failures.

Cevabı göster

manifested itself as

I hate you so much

2:39

Senden öyle nefret ediyorum ki

but you're kind of cute at the same time.

2:40

ama aynı anda biraz tatlısın da.

But I want to kill you.

2:42

Yine de seni öldürmek istiyorum.

anger, crying, and irritability.

2:44

Öfke, ağlama ve asabiyet.

It's fine. Ton ve niyet

2:51

Sorun yok.

It's fine.

2:51

Sorun yok.

It's fine.

2:51

Sorun yok.

Ton ve niyet

Tekrarlanan It's fine ifadesinin duygusal işareti

It's fine tek başına söylendiğinde ortada bir sorun olmadığını içtenlikle belirtmenin bir yolu olabilir. Burada ise tam cümlenin üç kez tekrarlanması aşırı ısrar gibi duyulur: konuşan kişi her şeyin yolunda olduğunu o kadar güçlü biçimde savunur ki tekrar, bastırılmış öfke, stres veya alay hissettirir. Sözcüklerin yüzeydeki anlamı olumlu kalır; ancak tekrar, ses tonu ve çevredeki duygusal bağlam asıl mesajı tersine çevirebilir. Tekrarı kesin kanıt değil, bir ipucu olarak değerlendirin. Aynı cümle sakin bir sesle yalnızca bir kez söylendiğinde tamamen içten olabilir.

Alıştırma

Bu yorumun makul olup olmadığına karar verin: Üzgün olup olmadığı üç kez sorulduktan sonra Mia gergin ve öfkeli bir sesle It's fine. It's fine. It's fine. diyor. Bu tekrar, aslında iyi olmadığını düşündürebilir.

  1. Makul
  2. Makul değil
Cevabı göster

Makul

It's fine.

2:52

Sorun yok.

It's fine.

2:52

Sorun yok.

It's fine.

2:53

Sorun yok.

It's fine.

2:53

Sorun yok.

It's fine.

2:54

Sorun yok.

It's fine.

2:54

Sorun yok.

Or as physical symptoms such as upset stomach,

2:55

Ya da mide rahatsızlığı gibi fiziksel belirtiler,

difficulty sleeping, Dilbilgisi

2:58

uyuma güçlüğü

and even nausea.

3:00

ve hatta mide bulantısı olarak ortaya çıkabilir.

Dilbilgisi

difficulty sleeping: difficulty + -ing

difficulty sleeping ifadesinde difficulty bir şeyi yapmakta sorun yaşamak anlamına gelir; sleeping ise zor olan etkinliği adlandıran -ing biçimidir. Bu belirti listesinde uykuya dalmakta veya iyi uyumakta zorluk çekmek demektir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp difficulty + -ing biçimindedir: have difficulty concentrating, difficulty breathing. have difficulty in doing something da denebilir; ancak doğrudan -ing kullanımı genellikle daha kısadır.

Alıştırma

Cümleyi difficulty + concentrate fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: I have ____ when the room is noisy.

Cevabı göster

difficulty concentrating

One woman's PMS is not like the other,

3:03

Her kadının PMS'si farklıdır;

which is why health professionals have trouble Notlar

3:05

bu yüzden sağlık uzmanları,

finding a clear understanding of how it all works.

3:07

tüm bunların nasıl işlediğini net biçimde anlamakta zorlanır.

Anlatım akışı

which is why: önceki bir durumu sonucuna bağlamak

Bu cümlede which, önceki düşüncenin tamamına, yani bir kadının PMS'inin diğerininkinden farklı olduğu durumuna gönderme yapar. Yalnızca hemen yakındaki the other sözlerini göstermez. X, which is why Y kalıbında X neden, Y ise ardından gelen sonuçtur. Bu yapı, önceden belirtilmiş bir durumdan onun sonucuna geçerek açıklamayı düzenler.

Alıştırma

Aşağıdaki cümlede which is why içindeki which neye gönderme yapar? One woman's PMS is not like the other, which is why health professionals have trouble finding a clear understanding of how it all works.

  1. Sağlık uzmanları
  2. Yalnızca the other sözleri
  3. PMS'in bir kadından diğerine değiştiği düşüncesinin tamamı
Cevabı göster

PMS'in bir kadından diğerine değiştiği düşüncesinin tamamı

Dilbilgisi

have trouble finding: have trouble + verb-ing kalıbı

Have trouble finding, bir şeyi bulmanın zor olduğu anlamına gelir. Bu yapıda trouble zorluğu anlatır, finding ise zorlanılan eylemi belirtir. Yeniden kullanılabilir kalıp subject + have/has/had trouble + verb-ing şeklindedir. Have, özneye veya zamana göre değişirken eylem -ing biçiminde kalır.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için read sözcüğünün doğru biçimini kullanın: Without her glasses, Maya has trouble ____ the small print.

Cevabı göster

reading

Other physical changes take place as well. Öbek fiiller

3:09

Başka fiziksel değişiklikler de yaşanır.

Öbek fiiller

“Gerçekleşmek” anlamındaki take place

Take place, “meydana gelmek” veya “gerçekleşmek” anlamına gelen geçişsiz bir fiil öbeğidir. Burada başka fiziksel değişikliklerin de meydana geldiğini belirtir; place sabit ifadenin bir parçasıdır ve bir yeri anlatmaz. Gerçekleşen olay, süreç veya değişiklik dil bilgisel özne olur. Örnek: Changes take place.

Alıştırma

Cümleyi “gerçekleşmek” anlamına gelen nötr ve biraz resmî iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: “The annual safety inspection will ____ next Monday.”

Cevabı göster

take place

The amygdala in the brain,

3:11

Beyindeki amigdala,

which controls emotion,

3:13

yani duyguları kontrol eden bölge,

increases its activity.

3:14

daha aktif hâle gelir.

We also see lower levels of the feel-good chemical serotonin Kelime

3:15

Kendimizi iyi hissetmemizi sağlayan serotonin düzeyi de düşer,

Kelime

feel-good chemical ifadesindeki feel-good

Feel-good chemical ifadesinde feel-good, chemical sözcüğünü niteleyen ve tireyle yazılan birleşik bir sıfattır. “Hoş duygularla ilişkili” demenin gayriresmî ve okuyucu dostu bir yoludur. Burada serotonini günlük dille tanıtmaya yardımcı olur. Kesin bir bilimsel tanım değildir ve serotoninin yalnızca tek bir işlevi olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Feel-good chemical ifadesinde feel-good ne yapar?

  1. Kimyasalın kendisinin bir duygu hissettiğini söyler.
  2. Kimyasalı gayriresmî olarak hoş duygularla ilişkilendirir.
  3. Kimyasalın eksiksiz bir bilimsel tanımını verir.
Cevabı göster

Kimyasalı gayriresmî olarak hoş duygularla ilişkilendirir.

and the neurotransmitter GABA,

3:19

aynı şekilde nörotransmiter GABA'nın düzeyi de.

which has anti-anxiety effects,

3:20

GABA'nın kaygı azaltıcı etkisi olduğundan,

meaning stress and anxiety run high. Deyimler

3:22

stres ve kaygı tavan yapar.

Deyimler

run high: çok yoğun bir düzeyde olmak

“stress and anxiety run high” ifadesinde run high, stres ve kaygının çok yoğun bir düzeyde olduğu anlamına gelir. Buradaki run mecazidir; fiziksel hareketi anlatmaz. Yeniden kullanılabilir kalıp [soyut durum] + run high şeklindedir ve normal özne-fiil uyumunu izler: emotions run high, ancak tension runs high. Genellikle düzeyin yükseldiği anı vurgulamak yerine zaten yoğunlaşmış bir durumu sunar.

Alıştırma

Cümleyi derste geçen ve “çok yoğun bir düzeyde olmak” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: During heated negotiations, tempers often ____.

Cevabı göster

run high

Oh, okay.

3:24

Ha, tamam.

So you're wondering why I feel this way

3:25

Yani bütün bunlar vücudumda olurken

when all this stuff is happening in my body?

3:26

neden böyle hissettiğimi mi merak ediyorsun?

Because I can become a hot mess Deyimler

3:28

Çünkü tam bir felakete dönüşebilirim

and I cannot control it.

3:30

ve bunu kontrol edemem.

Deyimler

a hot mess: karmaşayı anlatan gayriresmî bir ifade

Bu cümlede a hot mess, gözle görülür biçimde dağınık, duygusal olarak bunalmış ya da işleri kontrol altında tutamayan bir kişiyi anlatan gayriresmî bir deyimdir. Gerçek anlamda sıcaklıkla ilgisi yoktur. Konuşmacı become a hot mess ifadesini abartılı bir öz eleştiri olarak kullanır. be/become + a hot mess kalıbı çok dağınık bir durumu veya şeyi de anlatabilir, ancak her zaman güçlü bir olumsuz değerlendirme taşır.

Alıştırma

Bu kullanım belirtilen ortama uygun mu? Bir klinisyen resmî bir tıbbi rapora şöyle yazıyor: “The patient is a hot mess.”

  1. Uygun değil
  2. Uygun
Cevabı göster

Uygun değil

It's like I want to make out with you Öbek fiiller

3:32

Bir yandan seninle öpüşmek istiyorum,

but I also don't want you to touch me.

3:33

bir yandan da bana dokunmanı istemiyorum.

Öbek fiiller

make out with someone: samimi biçimde öpüşmek

Bu cümlede make out with you, seninle romantik ve samimi bir biçimde, genellikle bir süre veya tutkulu şekilde öpüşmek demektir. Bu anlam make ve out sözcüklerini ayrı ayrı çevirerek çıkarılamaz. Kalıp make out with + kişi şeklindedir. Konuşan kişi, öpüşme isteğiyle dokunulmak istememesini yan yana getirerek çelişkili bir duyguyu özellikle ifade eder.

Alıştırma

"At the end of the film, Mia does not want to make out with Alex," cümlesinde "make out with Alex" ne anlama gelir?

  1. Alex ile romantik ve samimi biçimde öpüşmek
  2. Alex'i uzaktan tanımak
  3. Alex'i farklı türde biri olarak tanımlamak
Cevabı göster

Alex ile romantik ve samimi biçimde öpüşmek

Because like you're good looking and stuff Kelime

3:35

Çünkü yakışıklısın falan

Kelime

and stuff: gündelik bir listeyi açık bırakmak

And stuff, gündelik ve tamamlanmamış bir listeyi bitirir. Her öğenin adlandırılmasını beklemek yerine dinleyicinin başka benzer şeyleri düşünmesini sağlar. Bu cümlede nedeni özellikle belirsiz ve konuşma diline özgü hâle getirir: kişi iyi görünmektedir ve konuşanın tek tek belirtmediği başka çekici özellikleri vardır.

Alıştırma

Cümleyi “ve benzeri başka şeyler” anlamındaki gündelik ifadeyle tamamlayın: We talked about games, music, ____.

Cevabı göster

and stuff

but I also hate you

3:36

ama aynı zamanda senden nefret ediyorum

and I want lots of chocolate.

3:38

ve bir sürü çikolata istiyorum.

And here I am thinking maybe I'm just having a bad day Anlatım akışı

3:40

Ben de sadece kötü bir gün geçiriyorum sanıyordum

Anlatım akışı

Geriye dönük anlatı çerçevesi olarak here I am thinking

Bu cümlede here I am thinking, canlı bir hikâye anlatma çerçevesidir: konuşmacı geriye çekilip o noktada aklından geçen düşünceyi, yani belki sadece kötü bir gün geçirdiğini düşündüğünü sunar. Buradaki here, mutlaka fiziksel bir yeri değil, gelişmekte olan durum içindeki konumunu gösterir. Bu çerçeve çoğu zaman sonradan edinilen bir anlayışa veya ters köşeye zemin hazırlar. Dinleyicinin önceki varsayımı aklında tutmasını ve sonraki bilginin bunu düzeltebileceğini beklemesini sağlar. Bu nedenle bir yanlış anlamayı veya farkına varma anını anlatırken kullanışlıdır.

Alıştırma

Dersi anlatma çerçevesiyle cümleyi tamamlayın: The lights flicker, and ____ it's just an old bulb; then the whole building goes dark.

Cevabı göster

here I am thinking

or I'm being crazy Dilbilgisi

3:42

ya da delirdiğimi düşünüyordum,

because it's not happening at the same time as my period.

3:42

çünkü reglimle aynı zamanda olmuyordu.

Dilbilgisi

I'm being crazy: Geçici davranış için be being + sıfat

Be being + sıfat, o sıfatı kalıcı bir kimlik olarak değil, kişinin şu anki davranışı veya geçici hareket biçimi olarak sunar. I'm being crazy ifadesinde konuşmacı, o anda nasıl düşündüğünü veya tepki verdiğini eleştirir. Bu kalıp en doğal biçimde rude, selfish, unreasonable veya silly gibi davranışı tanımlayabilen sıfatlarla kullanılır. Her sıfat için geçerli genel bir ilerleyici biçim değildir: tall bir davranış olmadığı için I'm being tall normalde kullanılamaz.

Alıştırma

Rude sıfatının geçici davranış biçimini kullanın: Leo is usually polite, but today he ____ to everyone.

Cevabı göster

is being rude

But no, that could have just been PMS. Dilbilgisi

3:45

Ama hayır, bu sadece PMS de olabilirmiş.

Dilbilgisi

could have just been: geçmişe ilişkin temkinli bir açıklama

Could have been, geçmişteki bir durum için olası bir açıklama sunar ancak bunun kesinlikle doğru olduğunu söylemez. Burada konuşan kişi önceki ruh hâlini yeniden değerlendiriyor ve PMS’yi olası bir neden olarak gösteriyor. Just burada “yalnızca” veya “sadece” anlamına gelir. Bu nedenle could have just been PMS, açıklamayı sınırlı ve daha az ciddi gösterir. Bu kullanım geçmişteki bir neden hakkında belirsizlik ifade eder; bir fırsatın var olduğu ama kaçırıldığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi could have + just + be yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: We are not certain why the alarm sounded; it ____ a sensor error.

Cevabı göster

could have just been

But when menstruation or the period begins,

3:47

Fakat menstruasyon, yani regl başladığında,

these hormone levels drop sharply.

3:49

bu hormon seviyeleri hızla düşer.

After no fertilization occurs,

3:51

Döllenme gerçekleşmeyince,

estrogen and progesterone levels drop

3:53

östrojen ve progesteron seviyeleri düşer

and the body realizes it just ain't happening. Kelime

3:54

ve vücut bu işin olmayacağını anlar.

Kelime

just ain't happening: son derece gayriresmî olumsuzluk

Bu cümlede it, mevcut döngüdeki döllenme ve hamileliği ifade eder. Just ain't happening, “kesinlikle gerçekleşmiyor” veya “gerçekleşmeyecek” anlamına gelir. Vücut, bu sonucu anlayan bir insan gibi kişileştirilmiştir. Ain't son derece gayriresmî ve standart dışı bir olumsuzluk biçimidir. It ain't happening içinde isn't yerine kullanılır. İfade, ne olduğuna ilişkin bir belirsizlik değil, olumsuz bir sonuç bildirir.

Alıştırma

Değerlendirin: Resmî bir okul fen raporunda “The reaction ain't happening at this temperature.” yazmak uygundur.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Yanlış

As a result, Anlatım akışı

3:57

Bunun sonucunda,

it begins to literally shed the layer

3:57

kelimenin tam anlamıyla o tabakayı dökmeye başlar;

it had created for a potential fetus. Dilbilgisi

3:59

yani olası bir fetüs için oluşturduğu tabakayı.

Anlatım akışı

Sonuç bildiren As a result,

As a result sonuç bildiren bir bağlayıcıdır. Burada daha önce belirtilen döllenmenin gerçekleşmemesini ve hormon düzeylerindeki düşüşü ardından gelen tabaka dökülmesine bağlar; dolayısıyla başka bir nedeni değil, sonucu tanıtır. Cümlenin başında kullanıldığında neden-sonuç zincirini düzenler: önceki bilgi nedeni, sonraki yan cümle ise sonucu verir. Bu konumda ifadenin ardından normalde virgül gelir.

Alıştırma

İkinci cümleyi dersteki sonuç bağlayıcısıyla tamamlayın: The river rose above the bridge. ____, the road was closed.

Cevabı göster

As a result

Dilbilgisi

Önceki eylemi belirten had created

Had created, past perfect yapısındadır: had + geçmiş zaman ortacı created. Dökülmenin başladığı sonraki referans noktasından geriye bakarak tabakanın daha önce tamamlanmış olan oluşumunu gösterir. Past perfect uzak bir zamanı değil, olayların birbirine göre sırasını belirtir. Konuşan kişinin iki aşamadan hangisinin önce olduğunu netleştirmesi gerektiğinde kullanışlıdır; sıra zaten açıksa simple past yeterli olabilir.

Alıştırma

Cümleyi create fiilinin past perfect biçimiyle tamamlayın: By the time the designer presented the model, she ____ three earlier versions.

Cevabı göster

had created

And this shedding of the membrane and mucus

4:01

Bu şekilde dökülen zar ve mukusun

has nowhere to go Dilbilgisi

4:03

gidebileceği başka bir yer yoktur;

but out,

4:05

tek yol dışarı çıkmaktır,

which of course has its pitfalls as well. Deyimler

4:06

tabii bunun da kendine göre sıkıntıları vardır.

Dilbilgisi

Has Nowhere to Go but Out: geriye kalan tek varış yeri

has nowhere to go but out ifadesindeki nowhere, alternatif bir varış yerinin bulunmadığını gösterir. have nowhere to go but + varış yeri kalıbı, yalnızca o varış yerinin mümkün olduğu anlamına gelir. Buradaki but, “ancak/fakat” değil, “-den başka” anlamındadır. Bu nedenle out tek mümkün yön olarak sunulur; başka bağlamlarda but sonrasına nowhere to go but home örneğindeki gibi bir yer veya yön gelebilir.

Alıştırma

Cümleyi nowhere ... but yapısıyla tamamlayın: With every nearby hotel full, we had ____ home.

Cevabı göster

nowhere to go but

Deyimler

Has Its Pitfalls: dezavantajlar hakkında ölçülü bir uyarı

has its pitfalls ifadesindeki pitfalls mecazidir: gerçek çukurlar veya tuzaklar değil, bir süreç ya da seçimin dezavantajları, gizli zorlukları veya riskleri anlamına gelir. Its, hemen önce sözü edilen şeye gönderme yapar. Bu ifade, tarafsız veya olumlu bir değerlendirmeye ölçülü bir olumsuz çekince ekler. Bir şeyin has its pitfalls olduğunu söylemek, onun tamamen kötü olduğunu iddia etmeden sorunlara yol açabileceğini belirtir.

Alıştırma

Cümleyi “kendine özgü olası dezavantajları vardır” anlamındaki deyimsel ifadeyle tamamlayın: Working entirely from home ____, especially for new employees.

Cevabı göster

has its pitfalls

But this is when the really fun part starts

4:08

Ama asıl eğlenceli kısım şimdi başlar.

because although there's not the same amount of hormones

4:10

Çünkü artık beynimde eskisi kadar çok hormon

raging around in my brain,

4:12

cirit atmıyor olsa da,

now I get to push an unused membrane, Ton ve niyet

4:14

şimdi kullanılmamış bir zarı dışarı itmem,

mucus, and blood out of my system.

4:16

mukusu ve kanı da vücudumdan atmam gerekiyor.

Ton ve niyet

Alaycı anlamda get to + fiil

Get to + fiilin yalın hâli normalde bir eylemi fırsat ya da izin olarak sunar: öznenin yapabildiği için şanslı olduğu veya yapmasına izin verilen bir şeydir. Burada get to sonrasındaki eylem, rahatsız edici bir bedensel süreçtir. Olumlu kalıp ile olumsuz içerik arasındaki çatışma get to ifadesini alaycı kılar; konuşmacı gerçekten heyecanlı değildir. Get to ifadesinin gerçek mi yoksa ironik mi olduğunu bağlamdan çıkarın.

Alıştırma

Bu cümlede get to nasıl bir tutum aktarıyor?

  1. Tatsız bir sürecin olumluymuş gibi duyulan ironik bir anlatımı
  2. Başka birinin dayattığı bir kural
  3. Gerçekten memnuniyetle karşılanan bir fırsat
Cevabı göster

Tatsız bir sürecin olumluymuş gibi duyulan ironik bir anlatımı

It's honestly a lot of fun

4:18

Açıkçası çok eğlenceli,

because it causes cramping and bloating

4:21

çünkü kramplara ve şişkinliğe

and the wonderful condition

4:23

ve o harika duruma yol açıyor:

of wanting to poop

4:24

Kaka yapmak isteyip

but not being able to.

4:26

yapamamak.

Of course, when it ends,

4:27

Elbette bu sona erdiğinde,

the cycle gets to start all over again. Deyimler

4:28

döngü en baştan tekrar başlar.

Deyimler

all over again: en baştan tamamen tekrarlamak

All over again, bir şeyin en baştan başlaması ve bütün sürecin tekrar edilmesi anlamına gelir. Cümlede, bir döngü sona erdikten sonra yeni döngünün başlangıç noktasından yeniden başladığını vurgular. Bu ifade, tek başına again sözcüğünden daha güçlüdür ve başka bağlamlarda tarafsız olabilse de çoğu zaman yorgunluk, hayal kırıklığı veya kaçınılmaz bir döngü hissi aktarır. All, over ve again sözcüklerini ayrı ayrı çevirmek yerine ifadeyi bir bütün olarak ele alın.

Alıştırma

Cümleyi, örnekteki en baştan başlamayı vurgulayan üç sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: My changes were not saved, so I had to edit the document ____.

Cevabı göster

all over again

A cycle which is essential

4:30

Bu döngü,

for the perpetuation of our species.

4:32

türümüzün devamı için vazgeçilmezdir.

So if I'm having an off day, dude, Deyimler

4:34

Yani dostum, kötü bir gün geçiriyorsam,

just know I'm doing it for humanity.

4:36

bunu insanlık için yaptığımı bil.

Deyimler

Having an off day: geçici bir düşüş

Have an off day, kişinin bir gün boyunca kendini her zamanki kadar iyi hissetmemesi veya her zamanki kadar iyi performans gösterememesi demektir. Kişinin normal yeteneğini değil, geçici bir düşüşü anlatır. Konuşmacı burada âdet dönemindeki rahatsızlığın o gün nasıl hissettiğini veya davrandığını etkileyebileceğini nazik ve dolaylı biçimde söylüyor.

Alıştırma

Maya normalde basketbolda çok iyidir ama bugün kolay atışları sürekli kaçırıyor. Geçici performans düşüşünü en iyi hangi cümle anlatır?

  1. She's having a great day.
  2. She's having the day off.
  3. She's having an off day.
Cevabı göster

She's having an off day.

Because there's only a few consistent cycles in the universe.

4:39

Çünkü evrende düzenli biçimde tekrarlanan yalnızca birkaç döngü var.

The sun rises and sets, Anlatım akışı

4:41

Güneş doğar ve batar,

tides come in and out,

4:43

gelgitler yükselir ve alçalır,

and my menstruation.

4:44

bir de benim reglim var.

Anlatım akışı

The sun rises and sets ... and my menstruation: beklenmedik bir son

Cümle, tekrarlanan döngüler etrafında üç parçalı bir liste kuruyor. İlk iki bölüm rises and sets ve come in and out gibi dengeli çiftler kullandığı için dinleyici aynı yapıda başka bir tam yan cümle bekliyor. Ancak son öğe yalnızca and my menstruation isim öbeğinden oluşuyor. Paralel yapının bilerek bozulması, kişisel bir beden döngüsünü büyük doğal döngülerin yanına yerleştiriyor. Daha kısa ve beklenmedik son, komik bir vurgu yaratıyor.

Alıştırma

İlk iki öğe tekrarlanan bir dil bilgisi ritmi oluşturuyor. Son ifade “and my menstruation” nasıl bir etki yaratıyor?

  1. Daha kısa ve kişisel bir öğeyle kalıbı bilerek bozarak komik bir vurgu yaratır.
  2. Gelgitlerin bilimsel nedenini açıklar.
  3. Hiçbir değişiklik yapmadan aynı özne ve fiil kalıbını tam olarak sürdürür.
Cevabı göster

Daha kısa ve kişisel bir öğeyle kalıbı bilerek bozarak komik bir vurgu yaratır.

So appreciate.

4:45

O yüzden kıymetini bilin.

That's right.

4:47

Aynen öyle.

Women are awesome, okay?

4:47

Kadınlar harikadır, tamam mı?

We'll be here signing autographs all night.

4:48

Bütün gece burada imza dağıtacağız.

Seriously, without the persistent nature of the menstruation cycle, Dilbilgisi

4:50

Cidden, adet döngüsü durmadan tekrarlanmasaydı,

our very existence as a species

4:53

tür olarak varoluşumuz

would be completely altered.

4:55

tamamen farklı olurdu.

Dilbilgisi

Without ... would be completely altered: örtük bir varsayımsal koşul

without the persistent nature of the menstruation cycle edat öbeği olumsuz bir koşul sunar: bu devamlı özelliğin var olmadığını hayal etmemizi ister. Bu nedenle Without + isim öbeği, if this feature did not exist gibi bir if yan cümlesinin görevini üstlenebilir. Sonuç cümlesindeki would be completely altered ifadesinde would + fiilin yalın hâli, varsayımsal bir sonucu gösterir; döngünün duracağına dair bir tahmin değildir. Yeniden kullanılabilir kalıp şöyledir: Without + gerekli koşul, özne + would + fiilin yalın hâli.

Alıştırma

Hayal edilen eksik bir koşulu ve sonucunu ifade etmek için cümleyi Without ve would be ile tamamlayın: ____ regular backups, a server failure ____ much more damaging.

Cevabı göster

Without · would be

So while changes in mood

4:57

Dolayısıyla ruh hâlindeki değişimler

may be a byproduct of this incredible event, Kalıp ifadeler

4:58

bu inanılmaz olayın bir yan ürünü olsa da,

we wager it's all worth it. Notlar

5:01

bizce kesinlikle buna değer.

Kalıp ifadeler

May be a byproduct of: temkinli biçimde ifade edilen ikincil nedensellik

X may be a byproduct of Y yapısında byproduct, bir sürecin ana amacı değil, ikincil veya dolaylı bir sonucu demektir. Soyut bir etkiyi de anlatabilir; bu nedenle fiziksel bir ürün ya da zararlı bir şey olmak zorunda değildir. May, nedensellik iddiasını temkinli hâle getirir: konuşan kişi bağlantıyı kanıtlanmış değil, olası olarak sunar. Burada ifade, ruh hâlindeki değişiklikleri olayla birlikte ortaya çıkabilecek bir sonuç olarak çerçeveler.

Alıştırma

“The extra heat may be a byproduct of charging,” cümlesinin en doğru yorumu hangisidir?

  1. Ek ısı üretmek kesinlikle şarj işleminin ana amacıdır.
  2. Ek ısı şarj işlemini kesinlikle durdurur.
  3. Şarj işlemi ikincil bir sonuç olarak ek ısı üretiyor olabilir.
Cevabı göster

Şarj işlemi ikincil bir sonuç olarak ek ısı üretiyor olabilir.

Kelime

We wager: eğlenceli ve kendinden emin bir yargı

we wager ifadesinde wager, bir yargıyı aktaran fiildir ve “bunun böyle olduğunu güvenle düşünüyoruz” ya da “böyle olacağını tahmin etmeye hazırız” anlamına gelir. Gerçek anlamda bahis yapılmaz. Nötr think fiiline kıyasla wager, yargıya eğlenceli ve retorik bir güven katar. Yapı wager + yan cümledir: we wager (that) it’s all worth it. that çoğu zaman kullanılmaz.

Alıştırma

“We wager it will work,” cümlesinde gerçek bir bahis yoksa wager büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. İşe yarayıp yaramayacağını bilmiyoruz ve önemsemiyoruz.
  2. İşe yarayıp yaramayacağına para koyuyoruz.
  3. İşe yarayacağını güvenle düşünüyoruz.
Cevabı göster

İşe yarayacağını güvenle düşünüyoruz.

Kalıp ifadeler

It's all worth it: ödül maliyeti haklı çıkardığında

Be worth it, elde edilen yararın ya da sonucun maliyeti, çabayı, zorluğu veya rahatsızlığı karşılamaya yetecek değerde olduğunu belirtir. Bir şeyin parasal fiyatını değil, verilenle elde edilen arasındaki genel dengeyi değerlendirir. it’s all worth it ifadesinde it, daha önce sözü edilen bütün sürece gönderme yapar; all ise her şey birlikte düşünüldüğünde bu sürecin buna değdiğini belirtir. Başka durumlarda kullanılabilecek kalıp X is/was worth it şeklindedir.

Alıştırma

Sonucun çabayı haklı çıkardığı anlamına gelen ifadeyle cümleyi tamamlayın: After winning the final, she said all those early mornings were ____.

Cevabı göster

worth it

So thank you, women,

5:03

O yüzden teşekkürler, kadınlar;

for being strong enough Dilbilgisi

5:04

yeterince güçlü olup

to put up with PMS and menstruation. Öbek fiiller

5:05

PMS'ye ve menstruasyona katlandığınız için.

Dilbilgisi

Sıfat + enough + to: strong enough to

Strong enough to put up with ... kişinin buna dayanmak için gereken düzeyde güçlü olduğu anlamına gelir. Burada enough, strong sıfatının derecesini belirtir; to put up with ise bu derecenin mümkün kıldığı eylemi açıklar. Başka durumlara aktarılabilen kalıp adjective + enough + to + base verb şeklindedir: old enough to vote, clear enough to understand. Enough sıfattan önce değil, sonra gelir.

Alıştırma

Cümleyi old, enough ve to kullanarak tamamlayın: Leo is twelve, so he is not ____ drive a car.

Cevabı göster

old enough to

Öbek fiiller

Üç kelimelik put up with ifadesi

Bu cümlede put up with, hoş olmayan bir şeye katlanmak veya dayanmak anlamına gelir. Nesne PMS and menstruation ifadesidir; bu kalıp rahatsızlıkla başa çıkmayı anlatır, onu onaylamak veya ondan hoşlanmak anlamına gelmez. Put up with ifadesini üç kelimelik eksiksiz bir birim olarak ele alın. Ardından isim, zamir veya -ing biçimi gelir: put up with noise, put up with it, put up with waiting. With atılamaz ve ifade bölünemez.

Alıştırma

Cümleyi katlanmak anlamındaki üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: The neighbors play loud music every night, and I cannot ____ it anymore.

Cevabı göster

put up with

We owe you for this one.

5:08

Bu konuda size borçluyuz.

Be sure to check out the amazing Lilly's YouTube channel iiSuperwomanii

5:09

Muhteşem Lilly'nin YouTube kanalı iiSuperwomanii'ye mutlaka göz atın

for more hilarious videos.

5:13

ve daha fazla komik video izleyin.

Seriously, she is one of the funniest people on YouTube.

5:15

Cidden, YouTube'daki en komik insanlardan biri.

We'll put a link in the description below.

5:17

Bağlantıyı aşağıdaki açıklamaya koyacağız.

And subscribe for more weekly science videos.

5:19

Her hafta yeni bilim videoları için abone olun.

No, but for real though, Kelime

5:21

Hayır, ama gerçekten,

Kelime

for real though ile ciddi bir tona geçmek

Burada for real though oldukça gündelik bir söylem belirleyicisidir. Dinleyiciye konuşanın şaka, abartı ya da oyunbaz tondan uzaklaşıp samimi bir noktaya geçeceğini bildirir. Genel konuşma şakacı kalabilse bile sıradaki sözü ciddi ve içten bir söz olarak sunar. Bu kullanımda though tam bir yan cümle başlatmaz. İfadenin sonunda yer alır ve ciddi noktayla önceki ton ya da düşünce arasında hafif bir karşıtlık kurar.

Alıştırma

Gündelik bir konuşmada biri sonraki noktadan önce for real though diyerek neyin sinyalini verir?

  1. Şaka yapmaktan samimi konuşmaya geçiyor.
  2. Önceki ifadenin kelimenin tam anlamıyla gerçek olduğunu söylüyor.
  3. Resmî bir sonuç bölümünü tanıtıyor.
Cevabı göster

Şaka yapmaktan samimi konuşmaya geçiyor.

like you can get pretty crazy when you're on your period.

5:22

regl olduğunuzda bayağı çıldırabiliyorsunuz.

If you don't believe me,

5:25

Bana inanmıyorsanız,

this is actually a self-portrait I did while I was on my period.

5:25

bu aslında regl olduğum sırada çizdiğim bir otoportre.

Nice.

5:33

Güzel.