Regl Gerçekten Kadınları Huysuz Yapar Mı? Ft. iiSuperwomanii: İngilizce çalışma notları
AsapSCIENCE
Video özeti: Mizahi anlatım PMS ile adeti ayırıyor ve hormon değişikliklerini farklı fiziksel ve duygusal belirtilerle ilişkilendiriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. What you may or may not realize is that, bilinmeyen bir gerçeği incelikle sunan söylem ve retorik çerçevesidir; dinleyiciyi bilgisiz saymadan hikâyeden açıklamaya geçmeyi sağlar. 2. a hot mess, kaotik kişi veya durum için kullanılan mecazi bir deyimdir; hot ya da mess sözcüklerini harfi harfine çevirmeden mizahi özeleştiriyi anlarsınız. 3. put up with, tekrarlanan rahatsızlığa katlanmak anlamındaki phrasal verb'dür; insan, davranış, gürültü veya rahatsızlıkla kullanıp tahammül ile onayı ayırabilirsiniz.
Bu derste
This is Lilly, also known as Superwoman on YouTube. Kalıp ifadeler
0:02Bu, YouTube'da Superwoman olarak da bilinen Lilly.
Alternatif bir ad veya kimlik belirten also known as
Also known as, az önce sözü edilen kişi ya da şey için alternatif bir ad, kamuya açık bir ad, kullanıcı adı veya kimlik belirtir. Burada Lilly’yi YouTube’da kullandığı Superwoman adıyla ilişkilendirir. Known, edilgen bir yapıda kullanılan geçmiş zaman ortacıdır. Bu cümlede also known as, who is also known as yapısının kısaltılmış hâlidir. X is also known as Y kalıbı, insanların X’i Y olarak da tanıdığı veya adlandırdığı anlamına gelir; X’in bir şeyi bildiğini anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi, bu derste başka bir kamuya açık ad belirten tam ifadeyle tamamlayın: The game designer Mei Tan, ____ PixelMei, will speak at noon.
Cevabı göster
also known as
Aylık sıklığı resmî biçimde anlatan on a monthly basis
On a monthly basis, every month veya monthly anlamına gelen resmî bir sıklık ifadesidir. Burada olayın aylık bir döngünün parçası olarak tekrarlandığını belirtir; her ay takvimde tam olarak aynı tarihte gerçekleşeceğini garanti etmez. Başka durumlara aktarılabilen kalıp on a/an + zaman dönemini belirten sıfat + basis biçimindedir; on a daily basis veya on an annual basis buna örnektir. Edat öbeğinin tamamı zarf görevi görür ve ne sıklıkta sorusunu yanıtlar.
Alıştırma
Cümleyi, bu derste her ay anlamına gelen tam ve resmî sıklık ifadesiyle tamamlayın: The finance team checks these figures ____.
Cevabı göster
on a monthly basis
the first time + yan cümle
The first time, the first time + özne + fiil yapısıyla bir zaman yan cümlesini doğrudan başlatabilir. Burada the first time I got my period, ana cümledeki durumun gerçekleştiği zamanı belirtir. Bu yapıda time, ilk olayı ana cümleye zaten bağladığı için when gerekmez. the first time I did it denir; the first time when I did it denmez.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrenilen yan cümle bağlayıcısıyla tamamlayın: ____ I took the train alone, I missed my stop.
Cevabı göster
The first time
had no idea + gömülü wh yan cümlesi
Had no idea, kişinin hiçbir şey bilmediği anlamına gelir; had bu bilgisizlik durumunu geçmişe yerleştirir. What was going on, idea ifadesini tamamlayan ve bilinmeyen bilginin ne olduğunu belirten gömülü bir wh yan cümlesidir. Gömülü wh yan cümlesi bir ifadenin parçasıdır; bağımsız bir doğrudan soru değildir. have no idea ifadesinden sonra düz cümle sözcük dizimini koruyun: I have no idea where she is denir, I have no idea where is she denmez. Orijinal cümlede what was going on, doğrudan soru olan What was going on? ile tesadüfen aynı görünür sıraya sahiptir; ancak işlevi ve tonlaması farklıdır.
Alıştırma
Hangi seçenek, had no idea ifadesinden sonra gömülü bir wh yan cümlesi içeren tek ve eksiksiz bir bildirimdir?
- I had no idea. What was going on?
- What was going on?
- I had no idea what was going on.
Cevabı göster
I had no idea what was going on.
was like + alıntılanan tepki
Buradaki was like, konuşanın o andaki tepkisini aktarır. Ardından gelen soru onun söylediği, düşündüğü ya da hissettiği şeyi gösterir: “What is this?” Burada bir şeye benzediği anlatılmaz. Gündelik hikâye anlatımında be like + alıntı sözler, resmî olmayan bir alıntı işareti gibi kullanılabilir. Alıntı gerçek sözleri aynen aktarabilir, ancak içten geçen bir düşünceyi ya da tavrı da özetleyebilir.
Alıştırma
Şu cümleyi okuyun: When I opened the door, I was like, 'Why is everyone here?' Burada was like ne işe yarar?
- Konuşanın gündelik tepkisini alıntı biçiminde aktarır.
- Konuşanın fiziksel olarak birine benzediğini söyler.
- Konuşanın kapıyı açmaktan hoşlandığını belirtir.
Cevabı göster
Konuşanın gündelik tepkisini alıntı biçiminde aktarır.
aile içinde kullanılan bir örtmece olarak the talk
Buradaki the talk, herhangi bir konuşma anlamına gelmez. Aile ve ergenlik bağlamında, bir ebeveynin veya güvenilen bir yetişkinin çocuğa cinsellik, üreme, ergenlik ya da bunlarla ilgili bedensel değişiklikleri anlatmasını ifade eden yaygın bir örtmecedir. Belirli tanımlık the, kişilerin bağlamdan zaten tanıdığı belirli bir konuşmayı gösterir. Bu bağlamın dışında the talk, tarafların bildiği başka önemli bir konuşmayı da anlatabilir; bu nedenle anlamı çevredeki ipuçları belirler.
Alıştırma
Bu cümlede the talk büyük olasılıkla ne anlama gelir? Before middle school, his parents decided it was time for the talk.
- Ergenlik, cinsellik veya üreme hakkında aile içinde yapılan bir konuşma
- Herhangi bir konu hakkında gündelik sohbet
- Okulda yapılan halka açık bir konuşma
Cevabı göster
Ergenlik, cinsellik veya üreme hakkında aile içinde yapılan bir konuşma
So I was so concerned and like my mind was racing. Deyimler
0:23Öyle endişelendim ki zihnimde binbir düşünce dönüyordu.
my mind was racing: düşünceler zihnimde hızla akıyordu
Burada my mind was racing, düşüncelerin çok hızlı geldiği ve kontrol edilmelerinin zor olduğu anlamına gelir. Konuşmacı fiziksel hareketi ya da özellikle verimli düşünmeyi değil, kaygılı bir zihinsel durumu anlatır. Bu mecaz, düşünceleri yüksek hızla hareket ediyormuş gibi gösterir. one's mind is/was racing kalıbı, birçok fikir veya olasılığın aynı anda ortaya çıktığı heyecanlı bir durumu da anlatabilir.
Alıştırma
Çok sayıda hızlı ve durdurulması zor düşünceyi anlatan ifadeyle cümleyi tamamlayın: Before the audition, my ____.
Cevabı göster
mind was racing
And I'm pretty sure most girls go through that denial phase Kalıp ifadeler
0:31Çoğu kızın o inkâr evresinden geçtiğine eminim;
go through that denial phase: o inkâr evresinden geçmek
Go through that denial phase, gerçekleşen şeye inanmak veya onu kabul etmek istemediğiniz bir dönemi yaşamak anlamına gelir. Burada go through deneyimlemek anlamındadır; that ise durumdan zaten anlaşılan belirli bir evreye işaret eder. Başka durumlara aktarılabilen go through a phase kalıbı, bir duygu, davranış veya gelişim evresini geçici ve bir sürecin parçası olarak sunar.
Alıştırma
Cümleyi go through fiilinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After moving to a new school, he ____ a quiet phase before making friends.
Cevabı göster
went through
can't look away: izlemeyi bırakamamak
Bu cümlede can't look away, konuşanın izlemeyi bırakamadığını ya da dikkatini başka bir yere çeviremediğini hissetmesi anlamına gelir. Look away sözcük anlamıyla gözlerini bir şeyden başka tarafa çevirmek demektir. Buradaki can't, gözleri hareket ettirmeye yönelik fiziksel bir yetersizliği değil, güçlü bir psikolojik çekimi anlatır. Bu ifade çoğu zaman karışık bir tepkiyi yansıtır: Bir şey rahatsız edici veya huzursuz edicidir, ancak izlemeyi sürdürecek kadar da ilgi çekicidir.
Alıştırma
Cümleyi look away içeren, kısaltmalı üç kelimelik İngilizce ifadeyle tamamlayın: The clip is unsettling, but I ____.
Cevabı göster
can't look away
What you may or may not realize Anlatım akışı
0:41Fark etmiş olabileceğiniz ya da olmayabileceğiniz şey şu:
it's because her body was preparing to get pregnant and have a child.
0:45bunun nedeni, vücudunun hamile kalıp çocuk sahibi olmaya hazırlanmış olmasıdır.
What you may or may not realize is that: bilgiyi nazikçe sunan bir kalıp
What you may or may not realize is that açılışı, ana bilgiyi sonraya bırakır ve onu dikkat edilmesi gereken önemli bir bilgi olarak sunar. Dil bilgisi bakımından what you may or may not realize özneyi oluşturur, is bunu bir that yan cümlesine bağlar ve tanıtılan bilgi bu that yan cümlesinde yer alır. May or may not, dinleyicilerin bilgiyi zaten bilip bilmediğini özellikle açık bırakır. Böylece konuşan kişi, dinleyicilerin bilgisiz olduğunu doğrudan söylemeden bir şeyi açıklayabilir veya düzeltebilir.
Alıştırma
Dinleyicilerin bilgiyi zaten bilip bilmediğini varsaymadan bir gerçeği en iyi sunan açılış hangisidir?
- What you may or may not realize is that bees communicate through movement.
- You do not realize that bees communicate through movement.
- What you may not realize is that bees communicate through movement.
Cevabı göster
What you may or may not realize is that bees communicate through movement.
and fascinating transformation called the menstrual cycle. Kültür
0:56ve büyüleyici bir dönüşümden geçer; buna adet döngüsü denir.
menstrual cycle: tekrar eden sürecin tamamı
Bu cümlede menstrual cycle, üreme sisteminde tekrar eden değişimler dizisinin tamamını ifade eder. Hormon değişimlerini, yumurtlamayı, rahim iç tabakasının kalınlaşıp dökülmesini ve adet görmeyi kapsar. Buradaki cycle, bu evrelerin bir düzen içinde tekrarlandığını vurgular. Yalnızca adet kanamasının olduğu günleri ifade etmez; menstruation, menstrual cycle içindeki evrelerden biridir.
Alıştırma
Yumurtlamayı, rahim iç tabakasındaki değişimleri ve adet kanamasını kapsayan tekrar eden sürecin tamamını hangi terim adlandırır?
- ovulation
- the menstrual cycle
- menstruation
Cevabı göster
the menstrual cycle
which spends roughly three days making its way to the uterus. Kalıp ifadeler
1:05ve rahme ulaşması yaklaşık üç gün sürer.
make its way to: bir hedefe doğru hareket
Bu cümlede making its way to, bir hedefe doğru hareket etmek anlamına gelir. Its yumurtayı, hedef ise rahmi ifade eder; cümlede yolculuğun üç gün sürdüğü söylendiği için anlatım tek bir varış anından çok zaman içindeki hareket sürecine odaklanır. Yeniden kullanılabilen kalıp make + iyelik belirleyicisi + way + to + hedef şeklindedir. İyelik sözcüğü özneyle uyumlu olmalıdır; örneğin I ile my, she ile her, bir nesneyle its kullanılır. Burada make, yaratmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi make one's way to ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After the concert, Maya slowly ____ the exit.
Cevabı göster
made her way to
rich in nutrients: rich in + isim kalıbı
Rich in nutrients, “çok miktarda besin maddesi içeren” anlamına gelir. Burada rich maddi zenginliği değil, bolluğu anlatır. Başka durumlara aktarılabilen kalıp be rich in + isim şeklindedir: rich in vitamins, rich in minerals, rich in history veya rich in detail denebilir. in edatı bu yerleşik kullanımın bir parçasıdır.
Alıştırma
“Çok miktarda besin maddesi içerir” anlamındaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: This dark green vegetable is ____.
Cevabı göster
rich in nutrients
and everything essential to begin life.
1:12ve yaşamın başlaması için gereken her şey açısından zengindir.
Under the right circumstances: bir koşul belirlemek
Under the right circumstances, “gerekli veya uygun koşullar mevcut olduğunda” anlamına gelir. Burada under fiziksel bir konumu değil, soyut bir koşulu belirtir. Cümlenin başına getirilip ardından virgül konduğunda tüm ifadeyi çerçeveler: sonuç gerçekleşebilir, ancak yalnızca bu koşullar karşılanırsa. Sonucun kesin olduğunu söylemez.
Alıştırma
circumstances ile biten ve “gerekli koşullar mevcutsa” anlamına gelen dört sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____, the seedlings will grow quickly.
Cevabı göster
Under the right circumstances
female ovaries increase production of the hormones estrogen and progesterone,
1:20yumurtalıklar östrojen ve progesteron hormonlarının üretimini artırır,
and these hormones promote and maintain the special lining of the uterus.
1:24bu hormonlar da rahmin özel iç tabakasının oluşmasını ve korunmasını sağlar.
Daha önceki ve karşıt bir adım için Before this, however,
“Before this”, okuyucuyu “this”ten önceki bir aşamaya götürür. Buradaki “this”, döllenmeyi ve hamileliğin başlamasını ifade eder. Böylece bir süreç açıklamasına önce gerçekleşmesi gereken bir adım eklenebilir. “However”, bu önceki adımın az önce anlatılan sonuçla karşıtlık oluşturduğunu veya o sonucu sınırlandırdığını gösterir. Zaman ifadesinden sonra virgüllerle ayrılarak fikirler arasındaki ilişkiyi açıklar; zaman ifadesinin bir parçası değildir.
Alıştırma
Bir kılavuz önce “The alarm sounds when smoke reaches the sensor.” diyor. Ardından “Before this, however, the sensor checks the air.” cümlesini ekliyor. İkinci cümlenin başlangıcı neyi gösteriyor?
- Sensör havayı daha önce kontrol eder ve bu adım, alarma odaklanan önceki noktayla karşıtlık oluşturur.
- Yazar sensörün havayı kontrol edip etmediğinden emin değildir.
- Sensör havayı alarmdan sonra kontrol eder ve bakış açısı değişmez.
Cevabı göster
Sensör havayı daha önce kontrol eder ve bu adım, alarma odaklanan önceki noktayla karşıtlık oluşturur.
are thought to interfere with other chemical messengers in the brain Dilbilgisi
1:35beyindeki diğer kimyasal habercilere müdahale ettiği düşünülür;
Belirsiz bir aktarılmış görüş için are thought to
“Are thought to”, be + thought + to ile mastar biçimindeki edilgen bir aktarım yapısıdır. İnsanların veya araştırmacıların öznenin bir şey yaptığını düşündüğü anlamına gelir; düşünen öznenin kendisi değildir. Bu yapı, iddiayı kesinleşmiş bir gerçek yerine bir görüş olarak sunar. Bu nedenle kanıtlar veya mekanizma henüz belirsizken bilimsel metinlerde ve haberlerde sık görülür. to’dan sonraki fiil, özneye atfedilen eylemi verir: are thought to interfere.
Alıştırma
Cümleyi “insanlar genellikle bunun doğru olduğunu düşünüyor, ancak kesin değil” anlamındaki üç sözcüklü edilgen aktarım yapısıyla tamamlayın: These chemicals ____ affect memory.
Cevabı göster
are thought to
lead to + isim veya -ing biçimi
Burada lead to, bir sonuca neden olmak veya o sonuca katkıda bulunmak anlamına gelir. Özne nedeni ya da etkileyen unsuru, to sonrasındaki isim öbeği ise sonucu gösterir. Bu yapıda to bir edattır; bu nedenle ardından bir isim öbeği veya -ing biçimi gelir: lead to problems; lead to feeling tired. Can kip belirteci, sonucun kesin değil olası olduğunu gösterir.
Alıştırma
Cümleyi lead ve gerekli edatla tamamlayın: Poor drainage can ____ flooding after heavy rain.
Cevabı göster
lead to
premenstrual syndrome veya PMS
Premenstrual syndrome, adet öncesinde ortaya çıkan fiziksel ve duygusal belirtiler grubunu anlatan bir sağlık terimidir. PMS, premenstrual syndrome sözcüklerinin ilk harflerinden oluşan bir kısaltmadır; adetin veya regl döneminin kendisi anlamına gelmez. Burada or, PMS'yi tam terimin alternatif adı olarak tanıtır. Tam terim + or + kısaltma yapısı, bir konuşmacı kısaltılmış bir adı ilk kez tanıtırken yaygın olarak kullanılır.
Alıştırma
Bir sağlık makalesinde PMS neyi ifade eder?
- Adet kanamasının kendisi
- Adet öncesinde ortaya çıkan fiziksel ve duygusal belirtiler grubu
- Kadınları etkileyen herhangi bir hastalık
Cevabı göster
Adet öncesinde ortaya çıkan fiziksel ve duygusal belirtiler grubu
Out of whack deyimi
Out of whack, bir şeyin normal, dengeli veya düzgün biçimde uyumlu durumda olmadığını belirten gündelik bir deyimdir. Burada beyin kimyasallarının bozulmuş ya da birbiriyle uyumsuz hissedildiğini söyler; herhangi bir şeyin gerçekten darbe aldığı anlamına gelmez. Deyim bilinçli olarak geniş anlamlıdır: kesin bir neden veya tıbbi durum belirtmeden algılanan bir sorunu anlatır. Parçaları, zamanlaması veya ayarları artık düzgün biçimde birlikte çalışmayan sistemler için de kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi “normal ve uyumlu durumunda olmayan” anlamındaki gündelik deyimle tamamlayın: After the update, the audio and video timing was ____.
Cevabı göster
out of whack
haven't even started ... yet kalıbı
haven't/hasn't + even + geçmiş zaman ortacı + ... + yet kalıbı, beklenen bir olayın şu ana kadar hiçbir zaman gerçekleşmediğini anlatmak için present perfect kullanır. Yet normalde olumsuz yan cümlenin sonunda, even ise şaşkınlık veya vurgu eklemek için geçmiş zaman ortacından önce gelir. Bu cümlede âdet henüz başlamamış olmasına rağmen belirtiler ortaya çıkmıştır. Kalıp beklentiye aykırı bir ilişki kurar: daha sonraki olay hâlâ gerçekleşmemiştir, ancak onunla bağlantılı bir durum şimdiden gerçektir.
Alıştırma
Cümleyi start fiilinin present perfect olumsuz biçimiyle tamamlayın ve even ile yet öğelerini doğal yerlerine koyun: The guests arrive in ten minutes, and I ____ dinner ____.
Cevabı göster
haven't even started · yet
Geçiş ifadesi olarak Which brings up an important point
Which, tek bir isme değil, daha önce anlatılan durumun tamamına gönderme yapar. Bu yan cümle, o durumu önemli bir konunun artık ele alınması için gerekçe olarak sunar. Sohbet dilinde bir geçiş ifadesi olan Which brings up an important point, örnekten, tepkiden veya yan bir ayrıntıdan konuşmacının sırada ele almak istediği ana fikre geçer. Yeni bir cümleye Which ile başlamak, cümleyi az önce söylenenlere sıkıca bağlar.
Alıştırma
Which brings up an important point bu parçada ne işe yarıyor?
- Önceki cümlenin dil bilgisini düzeltmek
- Önceki durumu sırada gelen temel bir konuya bağlamak
- Konuyu daha fazla tartışmadan bitirmek
Cevabı göster
Önceki durumu sırada gelen temel bir konuya bağlamak
which is perhaps one of the biggest myths out there.
2:07bu da belki en yaygın efsanelerden biridir.
not the same thing as: eşdeğerliği reddetmek
not the same thing as yapısında not, iki şeyin aynı olduğu karşılaştırmasını reddeder; as ise karşılaştırılan diğer şeyi tanıtır. Yeniden kullanılabilir kalıp X is not the same thing as Y şeklindedir. Bu ifade, iki düşünce veya deneyimin eşdeğer sayılmaması gerektiğini açıkça belirtir. Bu cümlede PMS ile adet döneminin aynı şey olduğu yönündeki yanlış düşünce düzeltilmektedir.
Alıştırma
Eşdeğerliği reddeden, dersteki beş kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: A refund is ____ store credit.
Cevabı göster
not the same thing as
before a girl even shows signs of bleeding. Kalıp ifadeler
2:12yani daha bir kızda kanama belirtisi bile görülmeden.
show signs of + isim veya -ing biçimi
Bu cümlede shows signs of bleeding, âdet kanamasına ilişkin gözlemlenebilir belirtilerin fark edilir hâle gelmesi demektir. Burada signs; tabela, simge veya el hareketi değil, “belirti” ya da “kanıt” anlamındadır. Aktarılabilir kalıp show signs of + isim veya -ing biçimidir. Bir kişinin, durumun ya da şeyin bir koşula veya gelişmekte olan sürece ilişkin kanıt sunduğunu belirtir ve çoğu zaman o koşul tam olarak doğrulanmadan önce kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi “gözlemlenebilir belirtiler göstermek” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın. The laptop is beginning to ____ overheating, including a hot case and sudden shutdowns.
Cevabı göster
show signs of
This is because estrogen and progesterone levels peak
2:15Çünkü östrojen ve progesteron seviyeleri,
some degree of physical or psychological PMS symptoms. Kalıp ifadeler
2:22bir dereceye kadar fiziksel ya da psikolojik PMS belirtileri yaşamıştır.
Gerçek fakat belirtilmemiş bir düzey için some degree of
Bu cümlede some degree of, iddiayı bilinçli olarak kesinlikten uzaklaştırır: Kadınlar PMS belirtilerini belli bir ölçüde yaşamıştır, ancak cümle herkesin aynı miktarda veya şiddette belirti yaşadığını söylemez. some degree of + isim kalıbı, düzeyin sıfırdan büyük olduğunu belirtirken kesin şiddetini açık bırakır. Bir durumun kişiden kişiye veya vakadan vakaya değiştiği hâllerde ihtiyatlı iddialar kurmak için kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi “gerçek fakat belirtilmemiş bir düzey” anlamındaki tam ve ihtiyatlı hedef ifadeyle tamamlayın. The review found ____ uncertainty in every estimate, but it did not claim that the uncertainty was high.
Cevabı göster
some degree of
can occur so much earlier than the period Dilbilgisi
2:27reglden çok daha önce başlayabileceğinin farkında bile değildir.
so much earlier than: büyük bir zaman farkını vurgulamak
so much earlier than ifadesinde earlier iki zamanı karşılaştırır; than ise daha sonraki referans noktasını, yani regl dönemini belirtir. Much, karşılaştırma biçimi olan earlier sözcüğünü güçlendirir; so da much sözcüğünün etkisini artırarak zaman farkının şaşırtıcı derecede büyük olduğunu anlatır. Büyük bir farkı vurgulamak için so much + karşılaştırma biçimi + than yapısını kullanın; very earlier demeyin.
Alıştırma
Belirtilerin beklenenden çok daha önce başladığını hangi cümle doğru biçimde vurgular?
- The symptoms started so much earlier than I expected.
- The symptoms started very earlier than I expected.
- The symptoms started so much early than I expected.
Cevabı göster
The symptoms started so much earlier than I expected.
that it's menstruation or the period itself Dilbilgisi
2:31bu hormonal değişimlere bizzat menstruasyonun, yani reglin
perpetuates the myth that: yanlış bir inanışı yaşatmak
Perpetuates the myth that, “yaygın biçimde inanılan yanlış bir düşüncenin devam etmesini sağlar” anlamına gelir. Burada that, yanılgının içeriğini belirtir: hormonal değişimlere regl döneminin kendisi neden olur. Perpetuate, yaratmaya değil devam ettirmeye ve yaymaya odaklanır. Bu kullanımda myth, mutlaka geleneksel bir efsane değil, yaygın bir yanlış inanış anlamındadır.
Alıştırma
Hangi cümle, tekrarlanan reklamların zaten var olan yanlış bir inanışı yaşatmaya devam ettiğini belirtir?
- The advertising creates the myth that expensive products always work better.
- The advertising debunks the myth that expensive products always work better.
- The advertising perpetuates the myth that expensive products always work better.
Cevabı göster
The advertising perpetuates the myth that expensive products always work better.
It's ... that ...: nedene odaklanmak
it is/was + odaklanan öge + that + yan cümle kalıbı bir cleft, yani odaklama cümlesidir. Burada menstruation or the period itself, hormonal değişikliklerin sözde nedeni olarak özellikle öne çıkarılır; neden tarafsız biçimde sunulmaz. Bu odaklama cümlesi the myth that ifadesinin içinde yer aldığı için konuşmacı, çağdaş kültürün yaydığı yanlış bir düşünceyi aktarmaktadır. Vurgu mitin içeriğini belirler; konuşmacının bu neden-sonuç iddiasını onayladığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle gecikmenin nedenini düzeltmek için it was ... that ... odaklama yapısını kullanır?
- It was a server error that caused the delay.
- It was clear that a server error caused the delay.
- A server error caused the delay.
Cevabı göster
It was a server error that caused the delay.
Manifest Itself As: belirli bir biçimde ortaya çıkmak
Manifest itself as, belirli bir biçimde görünür veya fark edilir hâle gelmek anlamına gelir. Bu cümlede PMS altta yatan durumdur; ruh hâli değişimleri ise onun ortaya çıktığı psikolojik belirtilere örnektir. Dönüşlülük zamiri özneye gönderme yapar: insan olmayan tekil bir özne itself alır. can kiplik fiilinden sonra manifest yalın fiil biçiminde kalır; bu nedenle kalıp can manifest itself as şeklindedir.
Alıştırma
Rapor cümlesini “... biçiminde görünür hâle geldi” anlamındaki resmî ifadeyle tamamlayın: The software fault ____ repeated login failures.
Cevabı göster
manifested itself as
Tekrarlanan It's fine ifadesinin duygusal işareti
It's fine tek başına söylendiğinde ortada bir sorun olmadığını içtenlikle belirtmenin bir yolu olabilir. Burada ise tam cümlenin üç kez tekrarlanması aşırı ısrar gibi duyulur: konuşan kişi her şeyin yolunda olduğunu o kadar güçlü biçimde savunur ki tekrar, bastırılmış öfke, stres veya alay hissettirir. Sözcüklerin yüzeydeki anlamı olumlu kalır; ancak tekrar, ses tonu ve çevredeki duygusal bağlam asıl mesajı tersine çevirebilir. Tekrarı kesin kanıt değil, bir ipucu olarak değerlendirin. Aynı cümle sakin bir sesle yalnızca bir kez söylendiğinde tamamen içten olabilir.
Alıştırma
Bu yorumun makul olup olmadığına karar verin: Üzgün olup olmadığı üç kez sorulduktan sonra Mia gergin ve öfkeli bir sesle It's fine. It's fine. It's fine. diyor. Bu tekrar, aslında iyi olmadığını düşündürebilir.
- Makul
- Makul değil
Cevabı göster
Makul
Or as physical symptoms such as upset stomach,
2:55Ya da mide rahatsızlığı gibi fiziksel belirtiler,
difficulty sleeping: difficulty + -ing
difficulty sleeping ifadesinde difficulty bir şeyi yapmakta sorun yaşamak anlamına gelir; sleeping ise zor olan etkinliği adlandıran -ing biçimidir. Bu belirti listesinde uykuya dalmakta veya iyi uyumakta zorluk çekmek demektir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp difficulty + -ing biçimindedir: have difficulty concentrating, difficulty breathing. have difficulty in doing something da denebilir; ancak doğrudan -ing kullanımı genellikle daha kısadır.
Alıştırma
Cümleyi difficulty + concentrate fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: I have ____ when the room is noisy.
Cevabı göster
difficulty concentrating
finding a clear understanding of how it all works.
3:07tüm bunların nasıl işlediğini net biçimde anlamakta zorlanır.
which is why: önceki bir durumu sonucuna bağlamak
Bu cümlede which, önceki düşüncenin tamamına, yani bir kadının PMS'inin diğerininkinden farklı olduğu durumuna gönderme yapar. Yalnızca hemen yakındaki the other sözlerini göstermez. X, which is why Y kalıbında X neden, Y ise ardından gelen sonuçtur. Bu yapı, önceden belirtilmiş bir durumdan onun sonucuna geçerek açıklamayı düzenler.
Alıştırma
Aşağıdaki cümlede which is why içindeki which neye gönderme yapar? One woman's PMS is not like the other, which is why health professionals have trouble finding a clear understanding of how it all works.
- Sağlık uzmanları
- Yalnızca the other sözleri
- PMS'in bir kadından diğerine değiştiği düşüncesinin tamamı
Cevabı göster
PMS'in bir kadından diğerine değiştiği düşüncesinin tamamı
have trouble finding: have trouble + verb-ing kalıbı
Have trouble finding, bir şeyi bulmanın zor olduğu anlamına gelir. Bu yapıda trouble zorluğu anlatır, finding ise zorlanılan eylemi belirtir. Yeniden kullanılabilir kalıp subject + have/has/had trouble + verb-ing şeklindedir. Have, özneye veya zamana göre değişirken eylem -ing biçiminde kalır.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için read sözcüğünün doğru biçimini kullanın: Without her glasses, Maya has trouble ____ the small print.
Cevabı göster
reading
Other physical changes take place as well. Öbek fiiller
3:09Başka fiziksel değişiklikler de yaşanır.
“Gerçekleşmek” anlamındaki take place
Take place, “meydana gelmek” veya “gerçekleşmek” anlamına gelen geçişsiz bir fiil öbeğidir. Burada başka fiziksel değişikliklerin de meydana geldiğini belirtir; place sabit ifadenin bir parçasıdır ve bir yeri anlatmaz. Gerçekleşen olay, süreç veya değişiklik dil bilgisel özne olur. Örnek: Changes take place.
Alıştırma
Cümleyi “gerçekleşmek” anlamına gelen nötr ve biraz resmî iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: “The annual safety inspection will ____ next Monday.”
Cevabı göster
take place
We also see lower levels of the feel-good chemical serotonin Kelime
3:15Kendimizi iyi hissetmemizi sağlayan serotonin düzeyi de düşer,
feel-good chemical ifadesindeki feel-good
Feel-good chemical ifadesinde feel-good, chemical sözcüğünü niteleyen ve tireyle yazılan birleşik bir sıfattır. “Hoş duygularla ilişkili” demenin gayriresmî ve okuyucu dostu bir yoludur. Burada serotonini günlük dille tanıtmaya yardımcı olur. Kesin bir bilimsel tanım değildir ve serotoninin yalnızca tek bir işlevi olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Feel-good chemical ifadesinde feel-good ne yapar?
- Kimyasalın kendisinin bir duygu hissettiğini söyler.
- Kimyasalı gayriresmî olarak hoş duygularla ilişkilendirir.
- Kimyasalın eksiksiz bir bilimsel tanımını verir.
Cevabı göster
Kimyasalı gayriresmî olarak hoş duygularla ilişkilendirir.
run high: çok yoğun bir düzeyde olmak
“stress and anxiety run high” ifadesinde run high, stres ve kaygının çok yoğun bir düzeyde olduğu anlamına gelir. Buradaki run mecazidir; fiziksel hareketi anlatmaz. Yeniden kullanılabilir kalıp [soyut durum] + run high şeklindedir ve normal özne-fiil uyumunu izler: emotions run high, ancak tension runs high. Genellikle düzeyin yükseldiği anı vurgulamak yerine zaten yoğunlaşmış bir durumu sunar.
Alıştırma
Cümleyi derste geçen ve “çok yoğun bir düzeyde olmak” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: During heated negotiations, tempers often ____.
Cevabı göster
run high
a hot mess: karmaşayı anlatan gayriresmî bir ifade
Bu cümlede a hot mess, gözle görülür biçimde dağınık, duygusal olarak bunalmış ya da işleri kontrol altında tutamayan bir kişiyi anlatan gayriresmî bir deyimdir. Gerçek anlamda sıcaklıkla ilgisi yoktur. Konuşmacı become a hot mess ifadesini abartılı bir öz eleştiri olarak kullanır. be/become + a hot mess kalıbı çok dağınık bir durumu veya şeyi de anlatabilir, ancak her zaman güçlü bir olumsuz değerlendirme taşır.
Alıştırma
Bu kullanım belirtilen ortama uygun mu? Bir klinisyen resmî bir tıbbi rapora şöyle yazıyor: “The patient is a hot mess.”
- Uygun değil
- Uygun
Cevabı göster
Uygun değil
make out with someone: samimi biçimde öpüşmek
Bu cümlede make out with you, seninle romantik ve samimi bir biçimde, genellikle bir süre veya tutkulu şekilde öpüşmek demektir. Bu anlam make ve out sözcüklerini ayrı ayrı çevirerek çıkarılamaz. Kalıp make out with + kişi şeklindedir. Konuşan kişi, öpüşme isteğiyle dokunulmak istememesini yan yana getirerek çelişkili bir duyguyu özellikle ifade eder.
Alıştırma
"At the end of the film, Mia does not want to make out with Alex," cümlesinde "make out with Alex" ne anlama gelir?
- Alex ile romantik ve samimi biçimde öpüşmek
- Alex'i uzaktan tanımak
- Alex'i farklı türde biri olarak tanımlamak
Cevabı göster
Alex ile romantik ve samimi biçimde öpüşmek
and stuff: gündelik bir listeyi açık bırakmak
And stuff, gündelik ve tamamlanmamış bir listeyi bitirir. Her öğenin adlandırılmasını beklemek yerine dinleyicinin başka benzer şeyleri düşünmesini sağlar. Bu cümlede nedeni özellikle belirsiz ve konuşma diline özgü hâle getirir: kişi iyi görünmektedir ve konuşanın tek tek belirtmediği başka çekici özellikleri vardır.
Alıştırma
Cümleyi “ve benzeri başka şeyler” anlamındaki gündelik ifadeyle tamamlayın: We talked about games, music, ____.
Cevabı göster
and stuff
And here I am thinking maybe I'm just having a bad day Anlatım akışı
3:40Ben de sadece kötü bir gün geçiriyorum sanıyordum
Geriye dönük anlatı çerçevesi olarak here I am thinking
Bu cümlede here I am thinking, canlı bir hikâye anlatma çerçevesidir: konuşmacı geriye çekilip o noktada aklından geçen düşünceyi, yani belki sadece kötü bir gün geçirdiğini düşündüğünü sunar. Buradaki here, mutlaka fiziksel bir yeri değil, gelişmekte olan durum içindeki konumunu gösterir. Bu çerçeve çoğu zaman sonradan edinilen bir anlayışa veya ters köşeye zemin hazırlar. Dinleyicinin önceki varsayımı aklında tutmasını ve sonraki bilginin bunu düzeltebileceğini beklemesini sağlar. Bu nedenle bir yanlış anlamayı veya farkına varma anını anlatırken kullanışlıdır.
Alıştırma
Dersi anlatma çerçevesiyle cümleyi tamamlayın: The lights flicker, and ____ it's just an old bulb; then the whole building goes dark.
Cevabı göster
here I am thinking
because it's not happening at the same time as my period.
3:42çünkü reglimle aynı zamanda olmuyordu.
I'm being crazy: Geçici davranış için be being + sıfat
Be being + sıfat, o sıfatı kalıcı bir kimlik olarak değil, kişinin şu anki davranışı veya geçici hareket biçimi olarak sunar. I'm being crazy ifadesinde konuşmacı, o anda nasıl düşündüğünü veya tepki verdiğini eleştirir. Bu kalıp en doğal biçimde rude, selfish, unreasonable veya silly gibi davranışı tanımlayabilen sıfatlarla kullanılır. Her sıfat için geçerli genel bir ilerleyici biçim değildir: tall bir davranış olmadığı için I'm being tall normalde kullanılamaz.
Alıştırma
Rude sıfatının geçici davranış biçimini kullanın: Leo is usually polite, but today he ____ to everyone.
Cevabı göster
is being rude
could have just been: geçmişe ilişkin temkinli bir açıklama
Could have been, geçmişteki bir durum için olası bir açıklama sunar ancak bunun kesinlikle doğru olduğunu söylemez. Burada konuşan kişi önceki ruh hâlini yeniden değerlendiriyor ve PMS’yi olası bir neden olarak gösteriyor. Just burada “yalnızca” veya “sadece” anlamına gelir. Bu nedenle could have just been PMS, açıklamayı sınırlı ve daha az ciddi gösterir. Bu kullanım geçmişteki bir neden hakkında belirsizlik ifade eder; bir fırsatın var olduğu ama kaçırıldığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi could have + just + be yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: We are not certain why the alarm sounded; it ____ a sensor error.
Cevabı göster
could have just been
just ain't happening: son derece gayriresmî olumsuzluk
Bu cümlede it, mevcut döngüdeki döllenme ve hamileliği ifade eder. Just ain't happening, “kesinlikle gerçekleşmiyor” veya “gerçekleşmeyecek” anlamına gelir. Vücut, bu sonucu anlayan bir insan gibi kişileştirilmiştir. Ain't son derece gayriresmî ve standart dışı bir olumsuzluk biçimidir. It ain't happening içinde isn't yerine kullanılır. İfade, ne olduğuna ilişkin bir belirsizlik değil, olumsuz bir sonuç bildirir.
Alıştırma
Değerlendirin: Resmî bir okul fen raporunda “The reaction ain't happening at this temperature.” yazmak uygundur.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Yanlış
it had created for a potential fetus. Dilbilgisi
3:59yani olası bir fetüs için oluşturduğu tabakayı.
Sonuç bildiren As a result,
As a result sonuç bildiren bir bağlayıcıdır. Burada daha önce belirtilen döllenmenin gerçekleşmemesini ve hormon düzeylerindeki düşüşü ardından gelen tabaka dökülmesine bağlar; dolayısıyla başka bir nedeni değil, sonucu tanıtır. Cümlenin başında kullanıldığında neden-sonuç zincirini düzenler: önceki bilgi nedeni, sonraki yan cümle ise sonucu verir. Bu konumda ifadenin ardından normalde virgül gelir.
Alıştırma
İkinci cümleyi dersteki sonuç bağlayıcısıyla tamamlayın: The river rose above the bridge. ____, the road was closed.
Cevabı göster
As a result
Önceki eylemi belirten had created
Had created, past perfect yapısındadır: had + geçmiş zaman ortacı created. Dökülmenin başladığı sonraki referans noktasından geriye bakarak tabakanın daha önce tamamlanmış olan oluşumunu gösterir. Past perfect uzak bir zamanı değil, olayların birbirine göre sırasını belirtir. Konuşan kişinin iki aşamadan hangisinin önce olduğunu netleştirmesi gerektiğinde kullanışlıdır; sıra zaten açıksa simple past yeterli olabilir.
Alıştırma
Cümleyi create fiilinin past perfect biçimiyle tamamlayın: By the time the designer presented the model, she ____ three earlier versions.
Cevabı göster
had created
which of course has its pitfalls as well. Deyimler
4:06tabii bunun da kendine göre sıkıntıları vardır.
Has Nowhere to Go but Out: geriye kalan tek varış yeri
has nowhere to go but out ifadesindeki nowhere, alternatif bir varış yerinin bulunmadığını gösterir. have nowhere to go but + varış yeri kalıbı, yalnızca o varış yerinin mümkün olduğu anlamına gelir. Buradaki but, “ancak/fakat” değil, “-den başka” anlamındadır. Bu nedenle out tek mümkün yön olarak sunulur; başka bağlamlarda but sonrasına nowhere to go but home örneğindeki gibi bir yer veya yön gelebilir.
Alıştırma
Cümleyi nowhere ... but yapısıyla tamamlayın: With every nearby hotel full, we had ____ home.
Cevabı göster
nowhere to go but
Has Its Pitfalls: dezavantajlar hakkında ölçülü bir uyarı
has its pitfalls ifadesindeki pitfalls mecazidir: gerçek çukurlar veya tuzaklar değil, bir süreç ya da seçimin dezavantajları, gizli zorlukları veya riskleri anlamına gelir. Its, hemen önce sözü edilen şeye gönderme yapar. Bu ifade, tarafsız veya olumlu bir değerlendirmeye ölçülü bir olumsuz çekince ekler. Bir şeyin has its pitfalls olduğunu söylemek, onun tamamen kötü olduğunu iddia etmeden sorunlara yol açabileceğini belirtir.
Alıştırma
Cümleyi “kendine özgü olası dezavantajları vardır” anlamındaki deyimsel ifadeyle tamamlayın: Working entirely from home ____, especially for new employees.
Cevabı göster
has its pitfalls
because although there's not the same amount of hormones
4:10Çünkü artık beynimde eskisi kadar çok hormon
Alaycı anlamda get to + fiil
Get to + fiilin yalın hâli normalde bir eylemi fırsat ya da izin olarak sunar: öznenin yapabildiği için şanslı olduğu veya yapmasına izin verilen bir şeydir. Burada get to sonrasındaki eylem, rahatsız edici bir bedensel süreçtir. Olumlu kalıp ile olumsuz içerik arasındaki çatışma get to ifadesini alaycı kılar; konuşmacı gerçekten heyecanlı değildir. Get to ifadesinin gerçek mi yoksa ironik mi olduğunu bağlamdan çıkarın.
Alıştırma
Bu cümlede get to nasıl bir tutum aktarıyor?
- Tatsız bir sürecin olumluymuş gibi duyulan ironik bir anlatımı
- Başka birinin dayattığı bir kural
- Gerçekten memnuniyetle karşılanan bir fırsat
Cevabı göster
Tatsız bir sürecin olumluymuş gibi duyulan ironik bir anlatımı
all over again: en baştan tamamen tekrarlamak
All over again, bir şeyin en baştan başlaması ve bütün sürecin tekrar edilmesi anlamına gelir. Cümlede, bir döngü sona erdikten sonra yeni döngünün başlangıç noktasından yeniden başladığını vurgular. Bu ifade, tek başına again sözcüğünden daha güçlüdür ve başka bağlamlarda tarafsız olabilse de çoğu zaman yorgunluk, hayal kırıklığı veya kaçınılmaz bir döngü hissi aktarır. All, over ve again sözcüklerini ayrı ayrı çevirmek yerine ifadeyi bir bütün olarak ele alın.
Alıştırma
Cümleyi, örnekteki en baştan başlamayı vurgulayan üç sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: My changes were not saved, so I had to edit the document ____.
Cevabı göster
all over again
Having an off day: geçici bir düşüş
Have an off day, kişinin bir gün boyunca kendini her zamanki kadar iyi hissetmemesi veya her zamanki kadar iyi performans gösterememesi demektir. Kişinin normal yeteneğini değil, geçici bir düşüşü anlatır. Konuşmacı burada âdet dönemindeki rahatsızlığın o gün nasıl hissettiğini veya davrandığını etkileyebileceğini nazik ve dolaylı biçimde söylüyor.
Alıştırma
Maya normalde basketbolda çok iyidir ama bugün kolay atışları sürekli kaçırıyor. Geçici performans düşüşünü en iyi hangi cümle anlatır?
- She's having a great day.
- She's having the day off.
- She's having an off day.
Cevabı göster
She's having an off day.
Because there's only a few consistent cycles in the universe.
4:39Çünkü evrende düzenli biçimde tekrarlanan yalnızca birkaç döngü var.
The sun rises and sets ... and my menstruation: beklenmedik bir son
Cümle, tekrarlanan döngüler etrafında üç parçalı bir liste kuruyor. İlk iki bölüm rises and sets ve come in and out gibi dengeli çiftler kullandığı için dinleyici aynı yapıda başka bir tam yan cümle bekliyor. Ancak son öğe yalnızca and my menstruation isim öbeğinden oluşuyor. Paralel yapının bilerek bozulması, kişisel bir beden döngüsünü büyük doğal döngülerin yanına yerleştiriyor. Daha kısa ve beklenmedik son, komik bir vurgu yaratıyor.
Alıştırma
İlk iki öğe tekrarlanan bir dil bilgisi ritmi oluşturuyor. Son ifade “and my menstruation” nasıl bir etki yaratıyor?
- Daha kısa ve kişisel bir öğeyle kalıbı bilerek bozarak komik bir vurgu yaratır.
- Gelgitlerin bilimsel nedenini açıklar.
- Hiçbir değişiklik yapmadan aynı özne ve fiil kalıbını tam olarak sürdürür.
Cevabı göster
Daha kısa ve kişisel bir öğeyle kalıbı bilerek bozarak komik bir vurgu yaratır.
Seriously, without the persistent nature of the menstruation cycle, Dilbilgisi
4:50Cidden, adet döngüsü durmadan tekrarlanmasaydı,
Without ... would be completely altered: örtük bir varsayımsal koşul
without the persistent nature of the menstruation cycle edat öbeği olumsuz bir koşul sunar: bu devamlı özelliğin var olmadığını hayal etmemizi ister. Bu nedenle Without + isim öbeği, if this feature did not exist gibi bir if yan cümlesinin görevini üstlenebilir. Sonuç cümlesindeki would be completely altered ifadesinde would + fiilin yalın hâli, varsayımsal bir sonucu gösterir; döngünün duracağına dair bir tahmin değildir. Yeniden kullanılabilir kalıp şöyledir: Without + gerekli koşul, özne + would + fiilin yalın hâli.
Alıştırma
Hayal edilen eksik bir koşulu ve sonucunu ifade etmek için cümleyi Without ve would be ile tamamlayın: ____ regular backups, a server failure ____ much more damaging.
Cevabı göster
Without · would be
may be a byproduct of this incredible event, Kalıp ifadeler
4:58bu inanılmaz olayın bir yan ürünü olsa da,
May be a byproduct of: temkinli biçimde ifade edilen ikincil nedensellik
X may be a byproduct of Y yapısında byproduct, bir sürecin ana amacı değil, ikincil veya dolaylı bir sonucu demektir. Soyut bir etkiyi de anlatabilir; bu nedenle fiziksel bir ürün ya da zararlı bir şey olmak zorunda değildir. May, nedensellik iddiasını temkinli hâle getirir: konuşan kişi bağlantıyı kanıtlanmış değil, olası olarak sunar. Burada ifade, ruh hâlindeki değişiklikleri olayla birlikte ortaya çıkabilecek bir sonuç olarak çerçeveler.
Alıştırma
“The extra heat may be a byproduct of charging,” cümlesinin en doğru yorumu hangisidir?
- Ek ısı üretmek kesinlikle şarj işleminin ana amacıdır.
- Ek ısı şarj işlemini kesinlikle durdurur.
- Şarj işlemi ikincil bir sonuç olarak ek ısı üretiyor olabilir.
Cevabı göster
Şarj işlemi ikincil bir sonuç olarak ek ısı üretiyor olabilir.
We wager: eğlenceli ve kendinden emin bir yargı
we wager ifadesinde wager, bir yargıyı aktaran fiildir ve “bunun böyle olduğunu güvenle düşünüyoruz” ya da “böyle olacağını tahmin etmeye hazırız” anlamına gelir. Gerçek anlamda bahis yapılmaz. Nötr think fiiline kıyasla wager, yargıya eğlenceli ve retorik bir güven katar. Yapı wager + yan cümledir: we wager (that) it’s all worth it. that çoğu zaman kullanılmaz.
Alıştırma
“We wager it will work,” cümlesinde gerçek bir bahis yoksa wager büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- İşe yarayıp yaramayacağını bilmiyoruz ve önemsemiyoruz.
- İşe yarayıp yaramayacağına para koyuyoruz.
- İşe yarayacağını güvenle düşünüyoruz.
Cevabı göster
İşe yarayacağını güvenle düşünüyoruz.
It's all worth it: ödül maliyeti haklı çıkardığında
Be worth it, elde edilen yararın ya da sonucun maliyeti, çabayı, zorluğu veya rahatsızlığı karşılamaya yetecek değerde olduğunu belirtir. Bir şeyin parasal fiyatını değil, verilenle elde edilen arasındaki genel dengeyi değerlendirir. it’s all worth it ifadesinde it, daha önce sözü edilen bütün sürece gönderme yapar; all ise her şey birlikte düşünüldüğünde bu sürecin buna değdiğini belirtir. Başka durumlarda kullanılabilecek kalıp X is/was worth it şeklindedir.
Alıştırma
Sonucun çabayı haklı çıkardığı anlamına gelen ifadeyle cümleyi tamamlayın: After winning the final, she said all those early mornings were ____.
Cevabı göster
worth it
Sıfat + enough + to: strong enough to
Strong enough to put up with ... kişinin buna dayanmak için gereken düzeyde güçlü olduğu anlamına gelir. Burada enough, strong sıfatının derecesini belirtir; to put up with ise bu derecenin mümkün kıldığı eylemi açıklar. Başka durumlara aktarılabilen kalıp adjective + enough + to + base verb şeklindedir: old enough to vote, clear enough to understand. Enough sıfattan önce değil, sonra gelir.
Alıştırma
Cümleyi old, enough ve to kullanarak tamamlayın: Leo is twelve, so he is not ____ drive a car.
Cevabı göster
old enough to
Üç kelimelik put up with ifadesi
Bu cümlede put up with, hoş olmayan bir şeye katlanmak veya dayanmak anlamına gelir. Nesne PMS and menstruation ifadesidir; bu kalıp rahatsızlıkla başa çıkmayı anlatır, onu onaylamak veya ondan hoşlanmak anlamına gelmez. Put up with ifadesini üç kelimelik eksiksiz bir birim olarak ele alın. Ardından isim, zamir veya -ing biçimi gelir: put up with noise, put up with it, put up with waiting. With atılamaz ve ifade bölünemez.
Alıştırma
Cümleyi katlanmak anlamındaki üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: The neighbors play loud music every night, and I cannot ____ it anymore.
Cevabı göster
put up with
Be sure to check out the amazing Lilly's YouTube channel iiSuperwomanii
5:09Muhteşem Lilly'nin YouTube kanalı iiSuperwomanii'ye mutlaka göz atın
Seriously, she is one of the funniest people on YouTube.
5:15Cidden, YouTube'daki en komik insanlardan biri.
for real though ile ciddi bir tona geçmek
Burada for real though oldukça gündelik bir söylem belirleyicisidir. Dinleyiciye konuşanın şaka, abartı ya da oyunbaz tondan uzaklaşıp samimi bir noktaya geçeceğini bildirir. Genel konuşma şakacı kalabilse bile sıradaki sözü ciddi ve içten bir söz olarak sunar. Bu kullanımda though tam bir yan cümle başlatmaz. İfadenin sonunda yer alır ve ciddi noktayla önceki ton ya da düşünce arasında hafif bir karşıtlık kurar.
Alıştırma
Gündelik bir konuşmada biri sonraki noktadan önce for real though diyerek neyin sinyalini verir?
- Şaka yapmaktan samimi konuşmaya geçiyor.
- Önceki ifadenin kelimenin tam anlamıyla gerçek olduğunu söylüyor.
- Resmî bir sonuç bölümünü tanıtıyor.
Cevabı göster
Şaka yapmaktan samimi konuşmaya geçiyor.
like you can get pretty crazy when you're on your period.
5:22regl olduğunuzda bayağı çıldırabiliyorsunuz.
this is actually a self-portrait I did while I was on my period.
5:25bu aslında regl olduğum sırada çizdiğim bir otoportre.