Volkanik patlamalar açıklandı - Steven Anderson: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
705 kelime 135 kel/dk

Video özeti: Meksika’daki Paricutín yanardağının doğuşundan hareket eden video, litostatik basınç, magmatik basınç ve yer kabuğundaki kayaç dayanımının magmayı normalde nasıl içeride tuttuğunu açıklıyor. Ardından gaz kabarcıkları, yük boşalması ve kayaçların zayıflamasının bu dengeyi nasıl bozduğunu; yeni izleme araçlarına rağmen patlamaları öngörmenin neden zor kaldığını ele alıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. would come to be known as — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: Bu ifadenin geçmişteki bir noktadan ileriye bakarak bir şeyin daha sonra hangi adla anılacağını bildirdiğini kavrayabilir; keşifleri, tarihsel gelişmeleri veya bilimsel olayları anlatırken doğal biçimde kullanabilirsiniz. 2. dropping the lithostatic pressure and instantly triggering an eruption. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Birbirine bağlanan iki -ing yapısının heyelanın ardışık sonuçlarını sıkıştırarak verdiğini fark edebilir ve açıklayıcı metinlerde tek bir eylemi birbiriyle yakından ilişkili sonuçlara bağlamak için bu kalıbı kullanabilirsiniz. 3. While scientists can roughly determine / makes measuring changes in magmastatic pressure very difficult. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Bilim insanlarının yaklaşık olarak belirleyebildiği şeylerle ölçülmesi hâlâ zor olanları karşılaştıran uzun cümleyi çözümleyebilir; While ile make + gerund yapısı + sıfat düzenini kullanarak bilinen bir imkânı uygulamadaki sınırlamayla karşı karşıya getirebilirsiniz.

Bu derste

In February of 1942,

0:06

1942'nin Şubat ayında,

Mexican farmer Dionisio Pulido thought he heard thunder coming from his cornfield. Dilbilgisi

0:09

Meksikalı çiftçi Dionisio Pulido mısır tarlasından gök gürültüsü duyduğunu sandı.

Dilbilgisi

thought he heard ... coming from: belirsiz bir ses algısı

Thought he heard, sesi doğrulanmış bir gerçek olarak değil, Dionisio'nun o andaki izlenimi olarak sunar. Gürültünün gök gürültüsü olduğuna inanmıştır ama yanılmış olabilir. Coming from his cornfield, sesin nereden geliyor gibi algılandığını belirtir. Yeniden kullanılabilen kalıp think + özne + hear + ses + coming from + kaynak biçimindedir; geçmiş zamanlı anlatımda thought + özne + heard olur.

Alıştırma

Sesin gerçekten alarm olduğundan emin değilsiniz. Hangi cümle bu belirsizliği korurken sesin görünürdeki kaynağını da belirtir?

  1. I thought I heard an alarm coming from downstairs.
  2. I heard an alarm coming from downstairs.
  3. I thought the alarm was downstairs.
Cevabı göster

I thought I heard an alarm coming from downstairs.

However, the sound wasn't coming from the sky.

0:15

Ancak bu ses gökyüzünden gelmiyordu.

The source was a large smoking crack emitting gas and ejecting rocks. Dilbilgisi

0:19

Kaynağı, gaz yayan ve kayalar püskürten büyük, tüten bir çatlaktı.

Dilbilgisi

emitting ... and ejecting ...: paralel -ing niteleyicileri

Emitting gas ve ejecting rocks, crack sözcüğünü niteleyen iki eşgüdümlü -ing ortaç öbeğidir. Çatlağın ne yaptığını anlatırlar; ayrı ana fiiller değildirler. Cümlenin ana fiili was sözcüğüdür. Bu öbekleri isimden sonra kullanmak, aynı anda gerçekleşen iki eylemi kısa ve yoğun bir betimlemede birleştirir. Emit “salmak” anlamına gelirken eject bir şeyin kuvvetle dışarı atıldığını belirtir.

Alıştırma

Cümleyi emit ve eject fiillerinin -ing biçimleriyle tamamlayın: The volcanic vent remained open, ____ steam and ____ small stones.

Cevabı göster

emitting · ejecting

This fissure would come to be known as the volcano Paricutín, Kalıp ifadeler

0:25

Bu yarık daha sonra Paricutín yanardağı olarak bilinecekti,

Kalıp ifadeler

would come to be known as: sonraki bir adı açıklamak

Bu tarihsel cümlede would come to be known as, “daha sonra ... olarak bilinecekti” anlamına gelir. Anlatıcı, geçmişteki bir noktadan artık sonucu bilinen daha sonraki bir zamana bakar; buradaki would belirsiz bir tahmin değildir. Yapı would + come to + be known as + ad veya kimlik biçimindedir. come to, bu durumun zamanla geliştiğini; be known as ise sonraki adı veya kimliği tanıtır.

Alıştırma

“Daha sonra bu adı aldı” anlamındaki hedef tarihsel anlatım yapısıyla cümleyi tamamlayın: The small research station ____ Aurora Base.

Cevabı göster

would come to be known as

and over the next 9 years its lava and ash would cover over 200 square km. Notlar

0:29

ve sonraki 9 yıl boyunca lavları ve külleri 200 kilometrekareden fazla bir alanı kaplayacaktı.

Kalıp ifadeler

over the next 9 years: sonraki döneme yayılan değişim

Over the next 9 years, “bunu izleyen dokuz yıllık dönem boyunca” anlamına gelir. Bu cümlede lavların ve küllerin alanı tek bir anda değil, bu dönem boyunca kademeli veya birikimli biçimde kapladığı anlatılır. Yeniden kullanılabilecek yapı over the next + süre biçimindedir. Burada over bir zaman aralığını gösterir. Aynı cümledeki over 200 square km ifadesinde yer alan ikinci over ise farklıdır ve “200 kilometrekareden fazla” anlamına gelir.

Alıştırma

Kasabanın izleyen on yıllık dönem boyunca kademeli olarak büyüdüğünü en iyi hangi cümle anlatır?

  1. Within the next ten years, the town became a busy port.
  2. Ten years later, the town grew into a busy port.
  3. Over the next ten years, the town grew into a busy port.
Cevabı göster

Over the next ten years, the town grew into a busy port.

Kelime

cover over 200 square km: fiil ve miktar

cover over 200 square km ifadesinde cover fiildir: lav ve kül yayılıp bir alanı kaplar. over 200 square km, cover fiiline bağlı alan ölçüsüdür. Burada over, 200 sayısını niteler ve “200'den fazla” anlamına gelir. cover over bir öbek fiil değildir; cümle cover more than 200 square kilometers şeklinde de kurulabilir.

Alıştırma

over 200 square km ifadesindeki over ne anlama gelir?

  1. 200 kilometrekareden fazla anlamına gelir.
  2. cover over ifadesini bir öbek fiile dönüştürür.
  3. Yere değmeden onun üzerinde olmak anlamına gelir.
Cevabı göster

200 kilometrekareden fazla anlamına gelir.

But where did this new volcano come from? Anlatım akışı

0:36

Peki bu yeni yanardağ nereden çıkmıştı?

Anlatım akışı

But where did ... come from?: köken açıklamasına geçiş

But where did this new volcano come from? sorusu bir geçiş işlevi görür. Konuşmacı, yanardağın ortaya çıkışını ve etkilerini anlattıktan sonra dinleyicinin aklına gelebilecek bir soruyu dile getirir ve açıklamayı yanardağın nedenine ya da kökenine yöneltir. Buradaki come from, yanardağın nasıl ortaya çıktığını veya oluştuğunu sorar; fiziksel olarak hangi yerden hareket ettiğini sormaz. Bu soru düzeni bir açıklamayı yapılandırabilir: şaşırtıcı bir sonuç sunulur, kaynağı sorulur ve ardından süreç açıklanır.

Alıştırma

But where did this new volcano come from? sorusunun söylemdeki temel görevi nedir?

  1. Daha önce verilen ölçümleri özetlemek
  2. Ne olduğundan yanardağın kökenini açıklamaya geçmek
  3. Yanardağın fiziksel olarak hangi yerden geldiğini sormak
Cevabı göster

Ne olduğundan yanardağın kökenini açıklamaya geçmek

And what triggered its unpredictable eruption? Kelime

0:39

Ve onun öngörülemeyen patlamasını ne tetiklemişti?

Kelime

triggered its unpredictable eruption: öngörülemez bir patlamayı başlatmak

Burada triggered, “bir şeyin başlamasına neden oldu” demektir. Soru, yanardağın öngörülemez patlamasını hangi etkenin harekete geçirdiğini sorar; fiziksel bir tetiği çekmekten söz etmez. Trigger, çoğu zaman bir olay veya koşulu başka bir olayın ya da tepkinin başlamasını sağlayan yakın etken olarak sunar. Tek başına bunun tek veya en temel neden olduğunu söylemez.

Alıştırma

Hangi cümle dumanın alarmı çalıştırdığı anlamına gelir?

  1. The smoke came from the alarm.
  2. The smoke followed the alarm.
  3. The smoke triggered the alarm.
Cevabı göster

The smoke triggered the alarm.

The story of any volcano begins with magma. Anlatım akışı

0:43

Her yanardağın hikayesi magmayla başlar.

Anlatım akışı

The story of ... begins with ...: bir açıklamanın başlangıç noktasını belirlemek

The story of ... begins with ... başlangıç noktasını belirterek bir açıklamayı düzenler. Burada story, kurmaca bir öykü değil, yanardağın arkasındaki tüm gelişim süreci veya olaylar zinciridir; magma, dinleyicinin bilmesi gereken ilk adım olarak sunulur. Bu kalıp karmaşık bir süreci veya tarihi izlemeyi kolaylaştırır: önce başlangıç noktasını koyar, sonra gelen nedenlerin ve aşamaların sırayla eklenmesini sağlar.

Alıştırma

Hedef kalıbı tamamlayın: The story of ... begins with ...: The story of this invention ____ a simple question.

Cevabı göster

begins with

Often this molten rock forms in areas Kelime

0:46

Genellikle bu erimiş kaya,

Kelime

molten rock: ısıyla erimiş kayaç

Bu cümlede molten rock, magma için kullanılan kolay anlaşılır bir açıklamadır. Molten, bir katının çok yüksek ısı nedeniyle sıvı ya da yarı sıvı hâle gelmesi demektir; dolayısıyla molten rock, erimiş ve akabilecek durumdaki kayadır.

Alıştırma

Hangi seçenek, yoğun ısı nedeniyle sıvı hâle gelmiş cam anlamına gelir?

  1. wet glass
  2. soft glass
  3. molten glass
Cevabı göster

molten glass

where ocean water is able to slip into the Earth's mantle and lower the layer's melting point. Notlar

0:49

okyanus suyunun Dünya'nın mantosuna sızabildiği ve katmanın erime noktasını düşürdüğü alanlarda oluşur.

Dilbilgisi

is able to slip into ... and lower: iki eylem için tek yeterlilik yapısı

Her iki eylemin öznesi ocean water ifadesidir. Tek bir is able to yapısı, birbiriyle bağlanan iki yalın fiili kapsar: slip into the Earth's mantle ve lower the layer's melting point. Cümle, and sonrasında is able to veya to ifadelerini tekrarlamaz; iki eylem de aynı yeterlilik yapısının içinde kalır. Buradaki lower, bir şeyi azaltmak anlamına gelen bir fiildir; daha aşağıda olmayı anlatan bir sıfat değildir. Bağlantıyı doğru okuyunca suyun hem mantoya girdiği hem de erime noktasını düşürdüğü anlaşılır.

Alıştırma

and sonrasında reduce fiilinin yalın biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: This filter is able to remove dust and ____ harmful gases.

Cevabı göster

reduce

Kelime

melting point: erimenin başladığı sıcaklık

Melting point, bir maddenin katı hâlden sıvı hâle geçmeye başladığı sıcaklıktır. Buradaki point, uzaydaki bir konumu değil, bir eşik değeri ifade eder. lower the layer's melting point ifadesindeki lower, bu değişimin daha düşük bir sıcaklıkta başlamasını sağlamak demektir. Bu cümlede layer, söz konusu manto malzemesi katmanını ifade eder.

Alıştırma

Derste geçen iki kelimelik bilimsel terimi tamamlayın: The temperature at which a solid begins to become a liquid is its ____.

Cevabı göster

melting point

The resulting magma typically remains under the Earth's surface

0:56

Ortaya çıkan magma tipik olarak Dünya yüzeyinin altında kalır,

thanks to the delicate balance of three geological factors. Notlar

1:00

bu da üç jeolojik faktörün hassas dengesi sayesindedir.

Kalıp ifadeler

thanks to: bir sonucun nedenini belirtmek

Bu cümlede thanks to, because of anlamına gelir. Magmanın genellikle Dünya yüzeyinin altında kalmasının nedenini, yani üç jeolojik etkenin hassas dengesini belirtir. Burada kelimenin gerçek anlamıyla kimseye teşekkür edilmez. Kalıp, sonuç + thanks to + nedeni belirten isim öbeği şeklindedir. Buradaki isim öbeği the delicate balance of three geological factors ifadesidir. Bu kalıp, bir sonucu onu mümkün kılan şeyle ilişkilendirir.

Alıştırma

Erken uyarıyı herkesin güvenli bir yere ulaşmasını sağlayan yararlı neden olarak en doğal biçimde sunan cümleyi seçin.

  1. Without the early warning, everyone reached safety.
  2. Thanks to the early warning, everyone reached safety.
  3. Despite the early warning, everyone reached safety.
Cevabı göster

Thanks to the early warning, everyone reached safety.

Anlatım akışı

the delicate balance of three geological factors: üç bölümlü bir açıklama çerçevesi

the delicate balance of three geological factors isim öbeği, okuyucuya gelecek açıklamanın bir haritasını verir. Üç bölüm litostatik basınç, magmastatik basınç ve kayaç dayanımıdır. three, bilgilerin üç bölüm hâlinde düzenlenebileceğini; balance ise üç bağlantısız olgudan çok bu etkenlerin birlikte nasıl çalıştığına odaklanılması gerektiğini gösterir. Burada delicate, “güzel ve ince işlenmiş” değil, “kolayca bozulabilen” anlamındadır. Bu tür özetleyici ifadeler genellikle önce temel ilişkiyi belirtir, ardından numaralı veya madde madde bir açıklamaya geçer.

Alıştırma

Vurgulanan ifade, ardından gelen açıklama hakkında neyi bildiriyor?

  1. Dengesi kolayca bozulabilen, birbiriyle bağlantılı üç etkeni açıklayacak.
  2. Narin görünen üç jeolojik nesneyi betimleyecek.
  3. Tek bir basınca odaklanıp diğer etkenleri yok sayacak.
Cevabı göster

Dengesi kolayca bozulabilen, birbiriyle bağlantılı üç etkeni açıklayacak.

The first is lithostatic pressure. Kelime

1:04

Birincisi litostatik basınçtır.

Kelime

lithostatic pressure: üstteki kayaçların ağırlığından gelen basınç

Lithostatic pressure, yer altındaki bir noktanın üzerindeki kayaçların ağırlığından kaynaklanan basınçtır. Bu volkan açıklamasında yer kabuğu, alttaki magmaya aşağı doğru baskı yapar. litho- ön eki “kayaç” anlamına gelir. Bu nedenle terim, basıncın kaynağının üstteki kayaç olduğunu gösterir.

Alıştırma

Bu açıklamada lithostatic pressure hangi etkenden kaynaklanır?

  1. Üstteki kayaçların ağırlığı
  2. Çevredeki kayacın dayanımı
  3. Magmanın kendisinin oluşturduğu basınç
Cevabı göster

Üstteki kayaçların ağırlığı

This is the weight of the Earth's crust pushing down on the magma below. Kalıp ifadeler

1:06

Bu, Dünya kabuğunun ağırlığının aşağıdaki magmaya aşağı doğru uyguladığı baskıdır.

Kalıp ifadeler

pushing down on: bir nesneye aşağı yönlü basınç uygulamak

Bu cümlede pushing down on, magmaya karşı aşağı yönlü kuvvet uygulamak anlamına gelir. down yönü belirtir; on ise basınca maruz kalan şeyi, yani the magma below ifadesini tanıtır. Odak noktası bir yüzeye veya nesneye uygulanan basınç olduğunda push down on + nesne yapısını kullanın. Bu yapı, nesnenin mutlaka aşağı doğru hareket ettiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle, nesneyi daha aşağıdaki bir konuma taşımak yerine nesneye aşağı yönlü basınç uygulamaya odaklanır?

  1. Push down on the lid until it clicks.
  2. Push the chair back against the wall.
  3. Push the lever down to start the machine.
Cevabı göster

Push down on the lid until it clicks.

Magma pushes back with the second factor, magmastatic pressure. Notlar

1:11

Magma da ikinci faktör olan magmastatik basınçla buna karşılık verir.

Öbek fiiller

pushes back: karşı kuvvet uygulamak veya direnmek

Burada pushes back, magmanın Dünya'nın kabuğundan gelen aşağı yönlü basınca zıt bir kuvvet uygulaması anlamına gelir. back, önceki bir yere hareket etmeyi değil, karşı yönde bir tepkiyi belirtir. Doğrudan nesne olmadan push back, karşı kuvveti veya direnci anlatabilir. Fiziksel olmayan bağlamlarda insanlar bir kurala, iddiaya veya talebe karşı çıktıklarında push back against yapısını kullanabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede push back, bir nesneyi geriye hareket ettirmek yerine bir teklife karşı çıkmak anlamında kullanılmıştır?

  1. He pushed the cart back to the door.
  2. She pushed the chair back against the wall.
  3. The committee pushed back against the proposal.
Cevabı göster

The committee pushed back against the proposal.

Kelime

magmastatic pressure: magmadan gelen basınç

Bu cümlede magmastatic pressure, magmanın kendisinin uyguladığı basınçtır. Burada magmanın çevresindeki veya üzerindeki kayanın uyguladığı kuvvete karşı koyar. magma- bölümü, basıncın kaynağının çevredeki kabuk değil magma olduğunu gösterir.

Alıştırma

Hangi açıklama magmastatic pressure ifadesini en iyi tanımlar?

  1. Yüzey rüzgârlarının oluşturduğu basınç
  2. Magmanın kendisinin uyguladığı basınç
  3. Üstteki kayanın ağırlığından kaynaklanan basınç
Cevabı göster

Magmanın kendisinin uyguladığı basınç

The battle between these forces strains the third factor, Deyimler

1:16

Bu güçler arasındaki savaş, üçüncü faktörü zorlar,

Deyimler

The battle between these forces: karşıtlık anlatan bir benzetme

Burada The battle between these forces bir benzetmedir. Bu kuvvetler litostatik basınç ile magmastatik basınçtır; battle sözcüğü bunların zıt etkilerini sanki birbirleriyle savaşıyorlarmış gibi gösterir. Bu anlatım, soyut bir etkileşimi gözde canlandırmayı kolaylaştırır. Okurken bu görüntüyü bilimsel düşünceye geri çevirin: birbirine karşı etki eden iki kuvvet.

Alıştırma

Bu cümlede The battle between these forces ne anlama gelir?

  1. Askerler yanardağın yakınında savaşıyor.
  2. İki basınç birbirine karşı etki eder.
  3. İki basınç artık etkileşmiyor.
Cevabı göster

İki basınç birbirine karşı etki eder.

the rock strength of the Earth's crust.

1:20

yani Dünya kabuğunun kayaç dayanımını.

Usually, the rock is strong enough and heavy enough to keep the magma in place, Notlar

1:23

Genellikle, kaya magmayı yerinde tutacak kadar güçlü ve ağırdır,

Dilbilgisi

strong enough and heavy enough to: tek eylem için iki koşul

Sıfat + enough + to + fiil yapısı, bir özelliğin bir eylem için gereken düzeye ulaştığını anlatır. Burada strong enough ve heavy enough iki paralel koşuldur ve ikisi de ortak eylem olan to keep the magma in place yapısına bağlanır. Enough her sıfattan sonra gelir: strong enough ve heavy enough denir; enough strong veya enough heavy denmez. İki özellik aynı eylemi mümkün kıldığında, tekrar etmek yerine tek bir to mastarını paylaşabilir.

Alıştırma

Sıfat + enough + to kalıbında tekrarlanan sözcükle iki boşluğu doldurun: The table is wide ____ and strong ____ to hold all the art supplies.

Cevabı göster

enough · enough

Kalıp ifadeler

keep ... in place: bir şeyi yerinde sabit tutmak

Keep + nesne + in place, nesnenin doğru ya da ilk konumunda kalmasını ve hareket etmemesini sağlamak demektir. Bu cümlede kaya, magmanın yukarı doğru hareket etmesini veya dışarı çıkmasını engeller. In place bu kalıbın bir parçasıdır; yalnızca “bir yerde” anlamına gelmez. Aynı kalıp kapak, kablo veya bandaj gibi tutulması ya da sabitlenmesi gereken şeyler için de kullanılabilir.

Alıştırma

Keep + nesne + in place kalıbını tamamlayın: The rubber ring keeps the lid ____ during transport.

Cevabı göster

in place

but when this equilibrium is thrown off, Kalıp ifadeler

1:28

ancak bu denge bozulduğunda,

Kalıp ifadeler

this equilibrium is thrown off: bu denge bozulur

Bu cümlede this equilibrium is thrown off, var olan bir dengenin bozulduğu anlamına gelir. Edilgen be thrown off yapısı, bozulmaya neyin yol açtığından çok etkilenen dengeye odaklanır. Throw off burada gerçek anlamıyla kullanılmaz; hiçbir şey bir yerden fırlatılmaz. Bu yapı bir dengenin, ritmin, programın veya sabit durumun bozulmasını anlatabilir.

Alıştırma

'The meeting schedule was thrown off by the power outage' cümlesinde was thrown off ne anlama gelir?

  1. Program erkenden tamamlandı.
  2. Program yere fırlatıldı.
  3. Program bozuldu.
Cevabı göster

Program bozuldu.

the consequences can be explosive.

1:31

sonuçlar patlayıcı olabilir.

One of the most common causes of an eruption is an increase in magmastatic pressure. Dilbilgisi

1:34

Bir patlamanın en yaygın nedenlerinden biri, magmastatik basınçtaki artıştır.

Dilbilgisi

One of the most common causes of ... is ...: yaygın nedenlerden birini sunmak

One of the most common causes of X is Y kalıbı, yaygın nedenlerden oluşan daha büyük bir grubun içinden bir nedeni tanıtır. Önemli bir nedeni açıklar ancak bunun tek neden olduğunu ileri sürmez. one of ifadesinden sonra, bir neden grubundan söz edildiği için çoğul causes kullanılır. Buna rağmen öznenin tamamı tek bir nedeni ifade eder; bu nedenle bağ fiili tekil olan is biçimindedir, are kullanılmaz.

Alıştırma

Yaygın nedenlerden oluşan bir grubun içinden tek bir neden sunmak için kalıbı doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. One of the most common causes of flight delays is severe weather.
  2. One of the most common cause of flight delays is severe weather.
  3. One of the most common causes of flight delays are severe weather.
Cevabı göster

One of the most common causes of flight delays is severe weather.

Magma contains various elements and compounds,

1:40

Magma çeşitli elementler ve bileşikler içerir,

many of which are dissolved in the molten rock. Dilbilgisi

1:43

ve bunların çoğu erimiş kayanın içinde çözünmüş haldedir.

Dilbilgisi

many of which are dissolved: bunların birçoğu çözünmüştür

Many of which are dissolved, daha önce adı geçen bir grup hakkında ek bilgi veren açıklayıcı bir ilgi yan cümlesidir. Buradaki which, çeşitli element ve bileşikleri gösterir; many ise bunların büyük bir bölümünün çözündüğünü belirtir. Which, magma sözcüğünü göstermez. Yeniden kullanılabilen kalıp “çoğul isim grubu, many of which + fiil” biçimindedir. Yeni bir cümle başlatmadan grubun birçok üyesiyle ilgili bir bilgiyi ekler.

Alıştırma

Cümleyi “onların birçoğu” anlamındaki ilgi ifadesiyle tamamlayın: The museum displays twelve ancient tools, ____ were found nearby.

Cevabı göster

many of which

At high enough concentrations, Kalıp ifadeler

1:46

Yeterince yüksek konsantrasyonlarda,

compounds like water or sulfur no longer dissolve Anlatım akışı

1:48

su veya kükürt gibi bileşikler artık çözünmez

Kalıp ifadeler

At high enough concentrations: yeterince yüksek derişimlerde

At high enough concentrations, ardından gelen sonuç için bir eşik koşulu belirler: derişim yeterince yüksek bir düzeye ulaştığında bileşikler artık çözünmez. At, değişimin gerçekleştiği düzeyi veya aralığı gösterir. Enough, high sıfatından sonra gelir: high enough, “bu sonuç için gerektiği kadar yüksek” demektir. Yeniden kullanılabilen kalıp “at + sıfat + enough + isim grubu” biçimindedir; at low enough temperatures ve at high enough pressure buna örnektir.

Alıştırma

Cümleyi high + enough kalıbıyla tamamlayın: At ____ temperatures, the plastic begins to soften.

Cevabı göster

high enough

and instead form high-pressure gas bubbles. Kelime

1:53

ve bunun yerine yüksek basınçlı gaz kabarcıkları oluştururlar.

Anlatım akışı

no longer ... and instead ... ile durum değişikliği anlatma

no longer + fiil ... and instead + fiil yapısı bir değişimi iki bölüm hâlinde düzenler: önceki durum veya eylem sona erer ve onun yerini alan yenisi başlar. Burada bileşikler çözünmeyi bırakır ve bunun yerine gaz kabarcıkları oluşturur. Instead bir değiştirme ilişkisi kurar; çözünmeyle aynı anda gerçekleşen ek bir eylemi anlatmaz. Bu yapı, bir süreçteki dönüm noktasını bulmaya yardımcı olur.

Alıştırma

Değişimi no longer ... and instead ... ile tamamlayın: The printer ____ uses ink and ____ prints with heat.

Cevabı göster

no longer · instead

Kelime

high-pressure gas bubbles: kısa çizgili birleşik sıfat

high-pressure gas bubbles ifadesinde high-pressure, gas bubbles isim grubundan önce gelen birleşik bir sıfattır. High ve pressure tek bir betimleme olarak birlikte çalışır: kabarcıkların iç basıncı yüksektir. Kısa çizgi, high sözcüğünün pressure sözcüğünü nitelediğini ve iki sözcüğün birlikte bubbles sözcüğünü açıkladığını gösterir. Teknik metinler ayrıntılı bilgiyi bir isimden önce verdiğinde bu kısa yapıyı sıkça kullanır.

Alıştırma

Yüksek basınç altında malzeme taşıyan bir boruyu ifade etmek için pipe sözcüğünden önce birleşik sıfatı doğru kullanan ifade hangisidir?

  1. a high pressure-pipe
  2. a high-pressure pipe
  3. a pipe high-pressure
Cevabı göster

a high-pressure pipe

When these bubbles reach the surface,

1:57

Bu kabarcıklar yüzeye ulaştığında,

they can burst with the force of a gunshot. Deyimler

1:59

bir silah atışının gücüyle patlayabilirler.

Deyimler

with the force of a gunshot: darbenin gücünü karşılaştırmak

burst with the force of a gunshot ifadesinde with the force of ..., bir eylemin gücünü tanıdık ve güçlü bir darbeyle karşılaştırır. Böylece patlamanın çok güçlü olduğu canlı biçimde anlatılır. Bu karşılaştırma mecazidir: Güçlerin benzer olduğunu söyler; gerçekten ateş edildiğini ya da patlamanın kelimenin tam anlamıyla bir silah atışı olduğunu söylemez.

Alıştırma

Güç karşılaştırmasını dört sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: The wave hit the sea wall ____ a speeding truck.

Cevabı göster

with the force of

And when millions of bubbles explode simultaneously,

2:02

Ve milyonlarca kabarcık aynı anda patladığında,

the energy can send plumes of ash into the stratosphere. Kalıp ifadeler

2:05

açığa çıkan enerji stratosfere kül bulutları gönderebilir.

Kalıp ifadeler

send plumes of ash into the stratosphere: harekete neden olan gücü anlatmak

Burada send + nesne + into + yer, öznenin nesneyi hareket ettirip o yerin içine girmesine neden olduğunu belirtir. Özne yalnızca bir insan değil, bir güç veya olay da olabilir; bu nedenle enerji külü yukarı doğru, stratosferin içine iter. Plumes of ash, duman ya da tüy gibi görünen, yükselip yayılan kül sütunlarıdır. Bu isim öbeği hareket eden şeyi, into the stratosphere ise hareketin sonucundaki varış yerini belirtir.

Alıştırma

Hedef send + nesne + into yapısını tamamlayın. The ball entered the net because of the kick: The kick ____ the net.

Cevabı göster

sent the ball into

But before they pop,

2:10

Fakat patlamadan önce,

they act like bubbles of CO2 in a shaken soda. Anlatım akışı

2:11

çalkalanmış bir gazozdaki karbondioksit kabarcıkları gibi davranırlar.

Anlatım akışı

act like bubbles of CO2 in a shaken soda: davranış benzetmesi

act like ... ifadesi bir benzetme kurar: magmadaki kabarcıkların davranışı, çalkalanmış gazlı içecekteki karbondioksit kabarcıklarıyla karşılaştırılarak anlaşılır hâle getirilir. Tanıdık bir günlük olay, daha az bilinen bir jeolojik sürece model olur. Karşılaştırma, kabarcıkların patlamadan önceki davranışıyla ilgilidir; magmanın içinde gazlı içecek bulunduğu anlamına gelmez. Bilimsel açıklamalarda act like genellikle iki şeyin gerçekten aynı olduğunu değil, işlevlerinin veya davranışlarının benzediğini gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle cihazın yalnızca şeklinin değil, işlevinin de bir filtreyle aynı olduğunu en iyi anlatır?

  1. This device looks like a filter.
  2. This device is inside a filter.
  3. This device acts like a filter.
Cevabı göster

This device acts like a filter.

Their presence lowers the magma's density Anlatım akışı

2:15

Varlıkları magmanın yoğunluğunu düşürür

and increases the buoyant force pushing upward through the crust.

2:18

ve kabuğun içinden yukarı doğru iten kaldırma kuvvetini artırır.

Anlatım akışı

lowers ... and increases ...: iki paralel sonuç

Eşleşen lowers ... and increases ... fiilleri, aynı nedenin iki sonucunu düzenli biçimde sunar. İki geniş zaman fiilinin öznesi de Their presence ifadesidir: kabarcıklar magmanın yoğunluğunu azaltır ve kaldırma kuvvetini artırır. Paralel yapı neden-sonuç zincirini hızlıca görmeyi sağlar: bir nicelik azalırken diğeri artar. Buradaki buoyant force, maddenin yükselmesini ya da yüzmesini sağlayan fiziksel kaldırma kuvvetidir; yalnızca yukarı yönelen herhangi bir kuvvet değildir.

Alıştırma

Hangi cümle bir güncellemenin iki sonucunu aynı özneye bağlı iki paralel fiille sunar?

  1. The update reduces errors because speed improves.
  2. The update reduces errors and improves speed.
  3. After the update, errors decrease while the program runs faster.
Cevabı göster

The update reduces errors and improves speed.

Many geologists believe this process was behind the Paricutín eruption in Mexico. Kelime

2:23

Çoğu jeolog, Meksika'daki Paricutín patlamasının arkasında bu sürecin olduğuna inanıyor.

Kelime

was behind the Paricutín eruption: konum değil, neden

was behind the Paricutín eruption ifadesinde be behind + olay, o olayın nedeni veya olayı açıklayan önemli bir etken olmak demektir. Burada birçok jeolog, daha önce açıklanan sürecin patlamaya neden olduğunu veya patlamanın oluşmasına katkıda bulunduğunu düşünüyor. Bu, behind sözcüğünün konum bildirmeyen soyut bir kullanımıdır. Süreç fiziksel olarak yanardağın arkasında değildi; ifade, olaydan neyin sorumlu olduğunu belirtir.

Alıştırma

'A software error was behind the delay,' cümlesinde 'was behind the delay' ne anlama gelir?

  1. Yazılım hatası gecikmeden sonra meydana geldi.
  2. Yazılım hatası fiziksel olarak gecikmenin arkasındaydı.
  3. Yazılım hatası gecikmeye neden oldu veya gecikmede önemli bir etkendi.
Cevabı göster

Yazılım hatası gecikmeye neden oldu veya gecikmede önemli bir etkendi.

There are two known natural causes for these buoyant bubbles. Anlatım akışı

2:30

Bu kaldırma kuvvetine sahip kabarcıklar için bilinen iki doğal neden vardır.

Anlatım akışı

There are two known natural causes for ...: iki maddelik bir yol haritası

There are two known natural causes for ... ayrıntıları sunmadan önce açıklamaların sayısını ve türünü verir. Bir yol haritası görevi görür: Bu cümleden sonra okuyucu, iki doğal nedenin adlandırılmasını veya açıklanmasını bekleyebilir. Şablon There are + sayı + kategori + for + açıklanan şey biçimindedir. Burada known, ünlü değil, mevcut bilgilere göre tespit edilmiş anlamına gelir.

Alıştırma

'There are two main causes for the decline,' cümlesini okuduktan sonra sırada ne olmasını beklemek en mantıklıdır?

  1. Sonraki bölüm yalnızca cause sözcüğünü tanımlayacak.
  2. Sonraki bölüm muhtemelen iki nedeni açıklayacak.
  3. Sonraki bölüm düşüşün gerçekleşmediğini savunacak.
Cevabı göster

Sonraki bölüm muhtemelen iki nedeni açıklayacak.

Sometimes new magma from deeper underground

2:33

Bazen yeraltının derinliklerinden gelen yeni magma,

brings additional gassy compounds into the mix. Deyimler

2:36

karışıma fazladan gaz bileşikleri getirir.

Deyimler

bring ... into the mix: yeni bir etken eklemek

Burada brings additional gassy compounds into the mix, zaten mevcut olan bileşime gaz içeren başka bileşiklerin eklendiği anlamına gelir. The mix, bir kabı veya gözle görülen ayrı bir karışımı değil, magmanın mevcut bileşimini ifade eder. Bring something into the mix yapısı; yeni bir bileşeni, etkeni, kişiyi veya fikri mevcut bir sisteme ya da duruma eklenen unsur olarak sunar.

Alıştırma

Duruma yeni bir etken eklemek anlamındaki kalıplaşmış ifadeyi tamamlayın: The budget cut brings another problem ____.

Cevabı göster

into the mix

But bubbles can also form when magma begins to cool.

2:40

Ancak magma soğumaya başladığında da kabarcıklar oluşabilir.

In its molten state, Kalıp ifadeler

2:44

Erimiş halinde,

magma is a mixture of dissolved gases and melted minerals.

2:46

magma çözünmüş gazların ve erimiş minerallerin bir karışımıdır.

Kalıp ifadeler

In its molten state: erimiş hâlindeyken

In its molten state, ısı nedeniyle sıvı hâlde bulunduğu sırada anlamına gelir. Its, magma sözcüğünü gösterir; state ise burada maddenin fiziksel hâlini ifade eder. Bu ifade cümlenin başına geldiğinde ana açıklamanın hangi koşulda geçerli olduğunu belirtir. In its + adjective + state, ... yapısı, bir malzemenin özelliklerini anlatan bilimsel açıklamalarda yaygındır.

Alıştırma

Camın ısı nedeniyle sıvı olduğunu belirten bilimsel ifadeyi tamamlayın: In its ____, glass can be shaped.

Cevabı göster

molten state

As the molten rock hardens, Dilbilgisi

2:50

Erimiş kaya sertleştikçe,

Dilbilgisi

As the molten rock hardens: birlikte ilerleyen iki süreç

Burada As, zaman veya süreç bildiren bir yan cümle başlatır. Kayanın yavaş yavaş sertleşmesini, sonraki olayın gerçekleştiği dönem olarak sunar; böylece iki değişim birlikte ilerler. Bir değişim süreci başka bir değişime eşlik ettiğinde as'in bu anlamını kullanabilirsin. Bu cümlede as, ‘... olarak’ anlamına gelmez; ana vurgu da because gibi yalnızca neden bildirmek değildir.

Alıştırma

'As the paint dries, its color becomes lighter,' cümlesinde As neyi gösterir?

  1. Boya bir renk görevi görmektedir.
  2. Kuruma ve renk değişimi aynı zaman diliminde ilerler.
  3. Cümle yalnızca doğrudan bir neden verir ve zaman ilişkisi göstermez.
Cevabı göster

Kuruma ve renk değişimi aynı zaman diliminde ilerler.

some of those minerals solidify into crystals. Kalıp ifadeler

2:52

bu minerallerin bir kısmı katılaşarak kristallere dönüşür.

Kalıp ifadeler

solidify into crystals: ortaya çıkan biçimi belirtmek

Solidify, sıvı, erimiş veya yumuşak bir durumdan katı duruma geçmek demektir. Solidify into crystals ifadesinde into, bu değişim sonucunda oluşan biçimi, yani crystals sözcüğünü tanıtır. Malzemenin sonunda neye dönüştüğünü belirtmek gerektiğinde solidify into + sonuç ismi kullanılır. Sonuç önemli değilse The mixture began to solidify. örneğindeki gibi solidify tek başına kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi solidify into ifadesinin doğru zaman biçimiyle tamamla: In the mold, the melted chocolate cooled and ____ a star-shaped bar.

Cevabı göster

solidified into

This process doesn't incorporate many of the dissolved gases,

2:55

Bu süreç, çözünmüş gazların çoğunu içine almaz,

resulting in a higher concentration of the compounds that form explosive bubbles. Dilbilgisi

2:59

bu da patlayıcı kabarcıklar oluşturan bileşiklerin daha yüksek bir konsantrasyonda kalmasıyla sonuçlanır.

Dilbilgisi

resulting in a higher concentration of: bir sonucu ifade etme

resulting in ... kendisinden önceki cümlenin tamamından doğan sonucu gösterir. Burada süreç, çözünmüş gazların çoğunu bünyesine katmadığı için kabarcıkları oluşturan bileşiklerin derişimi yükselir. Dil bilgisi açısından bu -ing sıfat-fiil öbeği, neden-sonuç bağını “which results in ...” yapısına benzer şekilde kısaltır. Ana eylemle birlikte gerçekleşen ayrı bir eylem eklemez.

Alıştırma

Cümleyi result in ifadesinin -ing biçimiyle tamamlayın: The valve stayed closed, ____ a rise in pressure.

Cevabı göster

resulting in

Not all eruptions are due to rising magmastatic pressure. Dilbilgisi

3:06

Tüm patlamalar artan magmastatik basınca bağlı değildir.

Dilbilgisi

Not all eruptions are due to: bir nedenin kısmi olarak olumsuzlanması

“Not all + çoğul isim + be due to + neden” kalıbı kısmi olumsuzluk ifade eder. Belirtilen nedenin grubun her üyesini açıkladığını reddeder, ancak bazılarını açıklayabileceğini kabul eder. Bu cümlede konuşan kişi aşırı bir genellemeyi düzeltir: yükselen magmastatik basınç her püskürmenin nedeni değildir. Bu kalıp çoğu zaman başka nedenleri ele almaya geçiş yapar.

Alıştırma

Bu yorumu değerlendirin: “Not all delays are due to bad weather”, bazı gecikmelerin başka nedenleri olabileceği anlamına gelir.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Doğru

Sometimes the weight of the rock above can become dangerously low.

3:10

Bazen üstteki kayanın ağırlığı tehlikeli derecede azalabilir.

Landslides can remove massive quantities of rock from atop a magma chamber,

3:15

Heyelanlar, bir magma odasının üzerinden devasa miktarda kayayı kaldırabilir,

dropping the lithostatic pressure and instantly triggering an eruption. Dilbilgisi

3:20

litostatik basıncı düşürerek anında bir patlamayı tetikleyebilir.

Dilbilgisi

dropping ... and instantly triggering ...: sonuçları -ing yan cümlecikleriyle bağlamak

Virgülden sonraki dropping ... ve instantly triggering ... ifadeleri, ana eylemin sonuçlarını gösteren, birbirine paralel iki -ing yan cümleciğidir. Kayanın kaldırılması litostatik basıncı düşürür ve bu basınç düşüşü hemen bir püskürmeye yol açar. İki -ing eylemi heyelanların amacı değildir. Bu yapı neden-sonuç zincirini tek cümlede sıkıştırır: Tam bir ana cümle olayı verir, ardından gelen -ing yan cümlecikleri ise bunun sonucunda ne olduğunu gösterir.

Alıştırma

“The heater melted the ice, raising the water level and flooding the path,” cümlesindeki iki -ing yan cümleciği neyi ifade eder?

  1. Farklı kişilerin yaptığı birbiriyle ilgisiz iki eylem
  2. Buzun erimesinin iki sonucu
  3. Isıtıcıyı açmanın iki amacı
Cevabı göster

Buzun erimesinin iki sonucu

This process is known as unloading, Kelime

3:25

Bu süreç yük boşalması (unloading) olarak bilinir

Kelime

is known as unloading: bir sürece ad vermek

Edilgen be known as + ad veya terim yapısı, bir şey için kullanılan adı tanıtır. Burada is known as, sürece unloading adını verir. Jeolojide unloading, üstteki malzemenin kaldırılmasıyla basıncın azalması anlamına gelir. Bu cümlede günlük anlamıyla yük veya mal boşaltmak demek değildir.

Alıştırma

Cümleyi be known as kalıbıyla tamamlayın: This change from liquid to gas ____ evaporation.

Cevabı göster

is known as

and it's been responsible for numerous eruptions, Kalıp ifadeler

3:28

ve çok sayıda patlamadan sorumlu olmuştur,

Kalıp ifadeler

been responsible for numerous eruptions: bir nedeni sonuçla ilişkilendirmek

Bu cümlede has been responsible for, “neden olmuştur” veya “sebebi olmuştur” anlamına gelir. Özne olan it, unloading sürecine gönderme yapar; numerous eruptions ise bu sürece bağlanan sonucu belirtir. Be responsible for yalnızca bir kişinin görevi veya suçu için değil, nedensel sorumluluk için de kullanılabilir. Bilimsel açıklamalarda çoğu zaman ahlaki bir kusur ima etmeden bir etkeni gözlemlenen sonuca bağlar.

Alıştırma

Cümleyi be responsible for ifadesinin doğru geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Last summer, extreme heat ____ several train delays.

Cevabı göster

was responsible for

including the sudden explosion of Mount St. Helens in 1980. Kültür

3:30

1980'deki St. Helens Dağı'nın ani patlaması da dahil.

Kültür

Mount St. Helens in 1980: gerçek bir büyük volkanik patlama

Mount St. Helens, Amerika Birleşik Devletleri’nin Washington eyaletinde bulunan bir yanardağdır. in 1980 sözleri, 18 Mayıs 1980’de gerçekleşen ünlü ve büyük ölçüde yıkıcı patlamasına gönderme yapar. Bu gönderme, az önce bahsedilen patlamalara gerçek ve önemli bir örnek sağlar; böylece iddianın iyi bilinen tarihî bir olayı da kapsadığı anlaşılır. St., Saint kelimesinin kısaltmasıdır ve dağın özel adının bir parçasıdır.

Alıştırma

Mount St. Helens in 1980 göndermesinin bu cümledeki temel işlevi nedir?

  1. Gerçekleşmiş büyük bir patlamayı örnek olarak verir.
  2. Dağın 1980’de keşfedildiğini söyler.
  3. Bir volkanik kaya türünün adını söyler.
Cevabı göster

Gerçekleşmiş büyük bir patlamayı örnek olarak verir.

But unloading can also happen over longer periods of time due to erosion or melting glaciers. Anlatım akışı

3:35

Ancak yük boşalması erozyon veya eriyen buzullar nedeniyle daha uzun sürelerde de gerçekleşebilir.

Anlatım akışı

over longer periods of time due to: zaman aralığı ve neden

over longer periods of time ifadesi zaman aralığını belirler: yükün ortadan kalkması yalnızca ani bir olay olarak gerçekleşmek yerine yavaş yavaş gelişir. Ardından due to, erozyon ya da buzulların erimesi olan nedeni tanıtır. Bu iki bölüm birlikte açıklamayı “zaman çerçevesi + neden” şeklinde düzenler. But ve also, bu daha yavaş olasılığı daha önce belirtilen ani olasılığa ekler; önceki örneği geçersiz kılmaz.

Alıştırma

Vurgulanan ifadenin iki bölümü hangi görevleri yerine getiriyor?

  1. Her iki bölüm de nedenleri tanıtır.
  2. over longer periods of time zaman aralığını verir, due to ise nedeni tanıtır.
  3. over longer periods of time nedeni tanıtır, due to ise zaman aralığını verir.
Cevabı göster

over longer periods of time zaman aralığını verir, due to ise nedeni tanıtır.

In fact,

3:41

Aslında,

many geologists are worried that glacial melt caused by climate change could increase volcanic activity. Kelime

3:42

birçok jeolog iklim değişikliğinin neden olduğu buzul erimesinin volkanik aktiviteyi artırabileceğinden endişe ediyor.

Kelime

glacial melt caused by climate change: kısaltılmış edilgen niteleyici

Glacial melt, “buzulların erimesi” anlamına gelen bir isim öbeğidir. Burada melt bir isimdir ve vurgulanan öbeğin tamamı that yan cümlesinde could increase fiilinin öznesidir. Caused by climate change, nitelediği isimden sonra gelen bir geçmiş zaman ortaç öbeğidir. Kısaltılmış bir edilgen ilgi cümlesidir: glacial melt that is caused by climate change. “isim + caused by + neden” kalıbı önce sonucu belirtir, ardından onu neyin oluşturduğunu söyler.

Alıştırma

Hangi ifade iklim değişikliğinin buzul erimesine neden olduğu anlamına gelir?

  1. climate change caused by glacial melt
  2. glacial melt caused by climate change
  3. glacial melt causing climate change
Cevabı göster

glacial melt caused by climate change

Finally,

3:49

Son olarak,

eruptions can occur when the rock layer is no longer strong enough to hold back the magma below. Notlar

3:50

kaya katmanı artık alttaki magmayı tutacak kadar güçlü olmadığında da patlamalar meydana gelebilir.

Dilbilgisi

no longer strong enough to: artık gereken düzeye ulaşmamak

no longer strong enough to yapısında no longer, bir durumun daha önce geçerli olduğunu ama artık olmadığını gösterir. strong enough to + fiil, o eylemi yapmak için gereken güç düzeyine ulaşmak demektir. Bu yapı bir bütün olarak kaya katmanının eskiden gerekli güce sahip olduğunu, ancak şimdi bu düzeyin altına düştüğü için magmayı tutamadığını anlatır. no longer + sıfat + enough to + fiil kalıbı, değişen bir durumu ve bunun sonucunu ifade edebilir.

Alıştırma

Hedef yapıyı kullanarak cümleyi tamamlayın: After years of damage, the bridge is ____ carry buses.

Cevabı göster

no longer strong enough to

Öbek fiiller

hold back the magma: magmanın dışarı doğru hareketini engellemek

Burada hold back the magma, magmanın dışarı doğru hareket etmesini engellemek demektir. Kaya katmanı basınca direnir ve bir bariyer görevi görür; hold back, hold ile arka sözcüklerinin kelimesi kelimesine birleşimi olarak anlaşılmamalıdır. Nesne, neyin durdurulduğunu belirtir: hold back + nesne. Bu öbek fiilin temelinde hareketi veya dışarı çıkışı engelleme fikri vardır.

Alıştırma

Cümleyi, bir şeyin ileri doğru hareket etmesini engellemek anlamındaki hedef öbek fiille tamamlayın: During the storm, the barrier helped ____ the rising water.

Cevabı göster

hold back

Acidic gases and heat escaping from magma can corrode rock through a process called hydrothermal alteration, Notlar

3:56

Magmadan sızan asidik gazlar ve ısı, hidrotermal alterasyon adı verilen bir süreçle kayayı aşındırabilir,

Dilbilgisi

escaping from magma: isimden sonra gelen -ing niteleyicisi

-ing yapısındaki escaping from magma, acidic gases and heat ifadesinden sonra gelir. Hem gases hem de heat sözcüklerini niteler ve bunların nereden geldiğini belirtir. acidic gases and heat that escape from magma ilgi cümleciğinin kısaltılmış biçimidir. Escaping cümlenin ana fiili değildir. Ana yapı acidic gases and heat can corrode rock, ana fiil grubu ise can corrode ifadesidir. Uzun bir bilim cümlesinde ana yapıyı görmek için önce -ing grubunu geçici olarak çıkarabilirsin.

Alıştırma

Cümlede escaping from magma ne işe yarar?

  1. Ana fiildir ve kayacın ne yaptığını belirtir.
  2. Kayacı aşındıran sürece ad verir.
  3. acidic gases and heat ifadesini niteler ve bunların nereden geldiğini belirtir.
Cevabı göster

acidic gases and heat ifadesini niteler ve bunların nereden geldiğini belirtir.

Kelime

hidrotermal alterasyon adı verilen bir süreç yoluyla kayacı korozyona uğratmak

Corrode rock, kayaca kimyasal etkiyle yavaş yavaş zarar vermek anlamına gelir. through a process ... sözleri bu zararın nasıl gerçekleştiğini açıklar. a process called hydrothermal alteration ifadesinde called hydrothermal alteration sözleri sürecin adını verir. Bu yapı, that is called hydrothermal alteration edilgen yapısının kısaltılmış biçimidir; called burada telefon etmek veya birine seslenmek anlamına gelmez. Hidrotermal alterasyon, sıcak ve kimyasal açıdan etkin akışkanların kayacı değiştirip zayıflatabildiği bir süreçtir.

Alıştırma

corrode rock through a process called hydrothermal alteration ifadesini en iyi hangi açıklama karşılar?

  1. Hidrotermal alterasyon, kayaca yavaş yavaş zarar veren sürecin adıdır.
  2. Hidrotermal alterasyon kayacı anında eritip magmaya dönüştürür.
  3. Hidrotermal alterasyon, zarar görmüş kayaca verilen yeni addır.
Cevabı göster

Hidrotermal alterasyon, kayaca yavaş yavaş zarar veren sürecin adıdır.

gradually turning hard stone into soft clay. Kalıp ifadeler

4:04

sert taşı yavaş yavaş yumuşak kile dönüştürebilir.

Kalıp ifadeler

turning hard stone into soft clay: turn A into B kalıbı

turn A into B, A'yı değiştirip B hâline getirmek demektir. A başlangıçtaki şeyi veya durumu, B ise sonucu belirtir. Bu cümlede hard stone A, soft clay ise B'dir. Buradaki into bir durum değişikliğini gösterir; bir yere doğru veya bir yerin içine hareket etmeyi göstermez.

Alıştırma

turn A into B kalıbını tamamlayın: The artist turned the empty box ____ a tiny house.

Cevabı göster

into

The rock layer could also be weakened by tectonic activity.

4:08

Kaya katmanı tektonik aktivite nedeniyle de zayıflayabilir.

Earthquakes can create fissures,

4:12

Depremler yarıklar yaratarak

allowing magma to escape to the surface, Dilbilgisi

4:14

magmanın yüzeye çıkmasına izin verebilir,

Dilbilgisi

allowing magma to escape: sonucu bir -ing öbeğiyle bağlama

Virgülden sonraki allowing magma to escape to the surface öbeği, önceki olayın mümkün kıldığı sonucu gösterir: çatlaklar magmanın çıkabileceği bir yol oluşturur. Kalıp allow + nesne + to + fiil şeklindedir. Burada allow, bir kişinin izin vermesi anlamına gelmez; bir koşulun bir eylemi mümkün kılması anlamına gelir. Virgülden sonra allowing kullanılması, bu sonucu doğrudan önceki cümleciğe bağlar.

Alıştırma

Sonuç öbeğini allow kullanarak tamamlayın: The path was cleared, ____ hikers ____ reach the lake safely.

Cevabı göster

allowing · to

and the Earth's crust can be stretched thin as continental plates shift away from each other. Notlar

4:16

ve kıtasal plakalar birbirinden uzaklaştıkça Dünya kabuğu gerilerek incelebilir.

Kalıp ifadeler

can be stretched thin: gerilme sonucunda incelmek

can be stretched thin ifadesinde can be stretched, kiplik yardımcı fiili içeren edilgen bir yapıdır: gerilme etkisine maruz kalan şey yer kabuğudur. Thin sonucu bildiren bir tamamlayıcıdır; yani gerilme sonucunda kabuğun inceldiğini anlatır. Malzemeler için bu anlam gerçek olabilir. İnsanlar, ekipler, zaman, para veya başka kaynaklar için be stretched thin, sınırlı kapasitenin çok fazla talebe bölündüğünü anlatan yaygın bir mecazdır.

Alıştırma

Bu cümlede stretched thin ne anlama geliyor? “With two nurses covering every room, the clinic is stretched thin tonight.”

  1. Klinik binası fiziksel olarak daralmıştır.
  2. Kliniğin iş yükünü karşılayacak kadar personeli veya kaynağı yoktur.
  3. Hemşireler işe başlamadan önce esneme hareketleri yapmaktadır.
Cevabı göster

Kliniğin iş yükünü karşılayacak kadar personeli veya kaynağı yoktur.

Dilbilgisi

as ... shift away from each other: eş zamanlı değişim

Burada as, ana cümledeki süreçle birlikte gerçekleşen başka bir süreci başlatan bir yan cümle bağlacıdır. Levhalar birbirinden uzaklaşır ve aynı değişim devam ederken yer kabuğu incelebilir; as burada while veya “bu olurken” anlamına yakındır. Süreçleri açıklarken “Y changes as X changes” kalıbı, aynı zamanda gelişen iki değişimi birbirine bağlar. Bu cümlede as, as a scientist ifadesindeki gibi “... olarak” anlamına gelmez ve yan cümle bir karşılaştırma da değildir.

Alıştırma

Hangi cümlede as, altyazıdaki gibi eş zamanlı gelişen süreçleri anlatır?

  1. As the temperature falls, the lake begins to freeze.
  2. The crystal is as clear as glass.
  3. As a geologist, Mina studies rocks.
Cevabı göster

As the temperature falls, the lake begins to freeze.

Unfortunately,

4:23

Ne yazık ki,

knowing what causes eruptions doesn't make them easy to predict. Dilbilgisi

4:24

patlamalara neyin sebep olduğunu bilmek, onları tahmin etmeyi kolaylaştırmıyor.

Dilbilgisi

Patlamaların nedenlerini bilmek onları tahmin etmeyi kolaylaştırmaz

Knowing what causes eruptions, özne olarak kullanılan bir ulaç yan cümlesidir. Nedeni bilme durumunu tek bir fikir veya olgu olarak ele alır. Doesn't, knowing ifadesini değil make fiilini olumsuz yapar; yani cümle insanların nedenleri bilmediğini söylemez. Make them easy to predict, make + nesne + sıfat + to mastarı yapısını kullanır. Them, eruptions sözcüğüne gönderme yapar; easy ise onları tahmin etmenin ne kadar kolay veya zor olduğunu belirtir. Yapının tamamı, bir nedeni bilmenin tahmini kendiliğinden kolaylaştırmadığını anlatır.

Alıştırma

Hangi ifade cümlenin anlamına en uygundur?

  1. Bilim insanları patlamalara neyin yol açtığını bilmiyor.
  2. Nedenleri bilmek, patlamaları otomatik olarak kolay tahmin edilir hâle getirmez.
  3. Nedenleri bilindiğinde patlamaları tahmin etmek kolaydır.
Cevabı göster

Nedenleri bilmek, patlamaları otomatik olarak kolay tahmin edilir hâle getirmez.

While scientists can roughly determine the strength and weight of the Earth's crust, Dilbilgisi

4:28

Bilim insanları Dünya kabuğunun gücünü ve ağırlığını kabaca belirleyebilse de,

the depth and heat of magma chambers makes measuring changes in magmastatic pressure very difficult.

4:33

magma odalarının derinliği ve ısısı magmastatik basınçtaki değişiklikleri ölçmeyi çok zorlaştırıyor.

Dilbilgisi

While yapılabileni sunar, makes measuring ... very difficult ise zorluğu belirtir

Burada While bir ödünleme anlamı katar; bu nedenle sırasında değil, her ne kadar anlamındadır. İlk yan cümle bilim insanlarının neleri tahmin edebildiğini kabul eder, ancak bu bilgiyi arka plana yerleştirir. Virgülden sonraki ana nokta, devam eden zorluktur. Ana cümlede measuring changes in magmastatic pressure, makes fiilinin nesnesi olarak kullanılan bir ulaç öbeğidir; very difficult ise nesne tamamlayıcısıdır. make + faaliyet + sıfat kalıbı, bir etkenin bir faaliyete belirli bir nitelik kazandırdığını anlatır.

Alıştırma

Hangi cümlede while bir ödünleme anlamı katıyor ve make + faaliyet + sıfat yapısı temel zorluğu belirtiyor?

  1. While the map is detailed, heavy snow makes finding the trail very difficult.
  2. Because the trail was clear, finding it was easy.
  3. We checked the map while the guide packed the food.
Cevabı göster

While the map is detailed, heavy snow makes finding the trail very difficult.

But volcanologists are constantly exploring new technology to conquer this rocky terrain. Deyimler

4:40

Ancak volkanologlar, bu kayalık araziyi fethetmek için sürekli olarak yeni teknolojiler araştırıyorlar.

Deyimler

conquer this rocky terrain: zor bir bilim alanını engebeli araziye benzetmek

Bu cümlede conquer this rocky terrain mecazdır. Volkanları inceleme ve tahmin etme konusundaki zor çalışmayı, araştırmacıların aşması ya da hâkim olması gereken engebeli bir zemin gibi gösterir. Bu nedenle conquer, fiziksel olarak bir arazi parçasını geçmek ya da kontrol etmek değil, zor bir alanın üstesinden gelmek veya bir sorunu çözmek demektir. Bu imge özellikle etkilidir çünkü rocky terrain gerçek anlamıyla da volkanların kayalık ortamına uyar. Bu çift bağlantı bilimsel zorluğu daha canlı ve çetin gösterir.

Alıştırma

Bu cümlede conquer this rocky terrain ne anlama geliyor?

  1. Volkanik bir arazi parçasını fiziksel olarak geçip hâkimiyet altına almak.
  2. Bir volkanın çevresindeki taşları yerden kaldırmak.
  3. Bilimsel çalışmanın zor bir alanının üstesinden gelmek.
Cevabı göster

Bilimsel çalışmanın zor bir alanının üstesinden gelmek.

Advances in thermal imaging have allowed scientists to detect subterranean hotspots. Notlar

4:46

Termal görüntülemedeki gelişmeler, bilim insanlarının yeraltındaki sıcak noktaları tespit etmelerine olanak sağladı.

Dilbilgisi

Advances in ... have allowed ... to ...: ilerlemeyi yeni bir yetenekle ilişkilendirmek

Advances in X, “X alanındaki ilerlemeler veya gelişmeler” anlamına gelir. Advances in X have allowed A to do B yapısı, bu ilerlemeyi yeni bir yetenek ya da olasılıkla ilişkilendirir. Buradaki allowed, birinin izin verdiği anlamına gelmez. Bilim insanlarının yer altındaki sıcak noktaları tespit etmesini mümkün kılmak anlamındadır. Çoğul özne Advances, have ile kullanılır; present perfect biçimi have allowed ise geçmişteki gelişmeleri şu anda önemli olan bir sonuçla ilişkilendirir.

Alıştırma

Cümleyi allow fiilinin present perfect biçimi ve travel fiilinin to-infinitive biçimiyle tamamlayın: Advances in battery design ____ electric buses ____ farther on one charge.

Cevabı göster

have allowed · to travel

Kelime

subterranean hotspots: yer altındaki termal anomaliler

Subterranean, yerin altında anlamına gelir. Bu bilimsel bağlamda hotspots, çevresinden daha sıcak olan bölgeleri belirtir. Bu nedenle subterranean hotspots, bilim insanlarının termal görüntülemeyle tespit edebildiği, yer altındaki olağandışı sıcak bölgelerdir. Bu ifade, magmanın hareketi gibi faaliyetlerle bağlantılı ısıya işaret edebilir. Burada hotspots, popüler yerler veya kablosuz internet erişim noktaları anlamına gelmez; thermal imaging ifadesi anlamın ısıyla ilgili olduğunu gösterir.

Alıştırma

Termal görüntülemeyle ilgili bu cümlede subterranean hotspots ne anlama gelir?

  1. yer altındaki olağandışı sıcak bölgeler
  2. yer altındaki popüler turistik yerler
  3. yer altındaki kablosuz internet erişim noktaları
Cevabı göster

yer altındaki olağandışı sıcak bölgeler

Spectrometers can analyze gases escaping magma,

4:52

Spektrometreler magmadan kaçan gazları analiz edebilir,

and lasers can precisely track the impact of rising magma on a volcano's shape. Kalıp ifadeler

4:56

ve lazerler yükselen magmanın bir yanardağın şekli üzerindeki etkisini hassas bir şekilde takip edebilir.

Kalıp ifadeler

track the impact of X on Y: X’in Y üzerindeki etkisini izlemek

Burada track, bir şeyi zaman içinde gözlemlemek veya ölçmek anlamına gelen bir fiildir. Sürekli izlemeyi ifade eder; yol veya ray anlamındaki track ismi değildir. the impact of X on Y bilgi kalıbı, X’in Y üzerindeki etkisi anlamına gelir. Bu cümlede X rising magma, Y ise a volcano's shape ifadesidir. Dolayısıyla lazerler magmanın bu şekli nasıl değiştirdiğini izler.

Alıştırma

Araştırma bağlamında kullanılan kalıbı tamamlayın: Scientists track the impact ____ pollution ____ plant growth.

Cevabı göster

of · on

Hopefully,

5:02

Umarız,

these tools will help us better understand these volatile vents and their explosive eruptions. Kelime

5:02

bu araçlar bizim bu değişken bacaları ve onların patlayıcı püskürmelerini daha iyi anlamamıza yardımcı olacaktır.

Kelime

volatile vents: kararsız ve potansiyel olarak tehlikeli volkan bacaları

Burada vents, gazın, külün veya magmanın dışarı çıkabildiği volkan açıklıklarıdır. Volatile, bu bacaların kararsız olduğunu ve etkinliklerinin aniden tehlikeli biçimde değişebileceğini anlatır. Volatile, kimyada “kolayca buharlaşan” anlamına gelebilir; ancak burada bu anlamda kullanılmaz. Vents ve explosive eruptions ile birlikte hızlı, öngörülemez ve potansiyel olarak tehlikeli değişim fikrini taşır.

Alıştırma

Örnekte volatile, volatile vents ifadesine hangi anlamı katar?

  1. Şu anda açıktır ancak tamamen öngörülebilirdir.
  2. Kararsızdır ve aniden tehlikeli hâle gelebilir.
  3. Kimyasal bir sıvı gibi buharlaşabilir.
Cevabı göster

Kararsızdır ve aniden tehlikeli hâle gelebilir.

Did you know that there's an even more explosive and destructive kind of volcano known as a supervolcano? Anlatım akışı

5:09

Süper yanardağ olarak bilinen daha da patlayıcı ve yıkıcı bir yanardağ türü olduğunu biliyor muydunuz?

Anlatım akışı

Did you know that ... known as a supervolcano?: dikkat çekerek yeni bir terim tanıtmak

Did you know that...? soru biçiminde bir giriş işlevi görür. İlgili bir bilgiyi sunmadan önce dikkat çeker ve merak uyandırır; burada konuşmacının asıl amacı izleyicinin yanıtı önceden bilip bilmediğini kontrol etmek değildir. known as a supervolcano ifadesi kind of volcano sözünden sonra gelir ve bu türün yerleşik adını verir. Vurgulanan iki bölüm, bilgiyi iki adımda düzenler: önce ilgi uyandırır, sonra yeni terimi tanıtır.

Alıştırma

Örnekte vurgulanan iki bölüm birlikte ne yapıyor?

  1. Yeni bilgi eklemeden konuyu bitirir.
  2. Dikkat çeker ve ardından ilgili bir kavramın adını tanıtır.
  3. Dinleyicinin terimi zaten bildiğini kanıtlar.
Cevabı göster

Dikkat çeker ve ardından ilgili bir kavramın adını tanıtır.

650,000 years ago,

5:17

650.000 yıl önce,

when the Yellowstone supervolcano last exploded, Kelime

5:19

Yellowstone süper yanardağı en son patladığında,

Kelime

last exploded: en son patlama

Burada last, exploded fiilini niteleyen bir zarftır. “En yakın geçmişte” veya “en son gerçekleştiği seferde” anlamına gelir; bu nedenle last exploded, “en son patladı” demektir. İfade, bugünden geçmişe bakarak bilinen en son patlamayı gösterir. Bunun sonsuza kadar son patlama olduğunu veya bir daha patlama yaşanamayacağını söylemez.

Alıştırma

Hangi cümlede last, olayın bir daha asla gerçekleşemeyeceğini söylemeden “en son gerçekleştiği seferde” anlamında kullanılmıştır?

  1. The volcano erupted for the last time in 1980.
  2. The volcano last erupted in 1980.
  3. The volcano finally erupted in 1980.
Cevabı göster

The volcano last erupted in 1980.

it covered North America in nearly 2 m of ash and rock. Kalıp ifadeler

5:23

Kuzey Amerika'yı neredeyse 2 metrelik kül ve kayayla kapladı.

Kalıp ifadeler

cover X in Y: Kuzey Amerika’yı kül ve kayayla kaplamak

cover X in Y yapısında X, üzerinde bir tabaka oluşan kişi, yer veya nesnedir; Y ise üstünü kaplayan malzemedir. Bu cümlede North America, X; nearly 2 m of ash and rock ise Y’dir. Burada cover, “üzerine yayılmak veya üzerinde bir tabaka bırakmak” anlamındadır; “haberini yapmak” anlamında değildir. Kullanılabilir kalıp cover + nesne + in + kaplayan malzeme şeklindedir; edilgen biçimi X is covered in Y olur.

Alıştırma

Karın bütün tarlanın üzerinde bir tabaka oluşturduğunu anlatmak için cover X in Y yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The storm covered in snow the whole field.
  2. The storm covered the whole field in snow.
  3. The storm covered the whole field on snow.
Cevabı göster

The storm covered the whole field in snow.

Find out more about these epic eruptions with this video.

5:28

Bu efsanevi patlamalar hakkında daha fazlasını bu videoyla keşfedin.