Volkanik patlamalar açıklandı - Steven Anderson: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Meksika’daki Paricutín yanardağının doğuşundan hareket eden video, litostatik basınç, magmatik basınç ve yer kabuğundaki kayaç dayanımının magmayı normalde nasıl içeride tuttuğunu açıklıyor. Ardından gaz kabarcıkları, yük boşalması ve kayaçların zayıflamasının bu dengeyi nasıl bozduğunu; yeni izleme araçlarına rağmen patlamaları öngörmenin neden zor kaldığını ele alıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. would come to be known as — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: Bu ifadenin geçmişteki bir noktadan ileriye bakarak bir şeyin daha sonra hangi adla anılacağını bildirdiğini kavrayabilir; keşifleri, tarihsel gelişmeleri veya bilimsel olayları anlatırken doğal biçimde kullanabilirsiniz. 2. dropping the lithostatic pressure and instantly triggering an eruption. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Birbirine bağlanan iki -ing yapısının heyelanın ardışık sonuçlarını sıkıştırarak verdiğini fark edebilir ve açıklayıcı metinlerde tek bir eylemi birbiriyle yakından ilişkili sonuçlara bağlamak için bu kalıbı kullanabilirsiniz. 3. While scientists can roughly determine / makes measuring changes in magmastatic pressure very difficult. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Bilim insanlarının yaklaşık olarak belirleyebildiği şeylerle ölçülmesi hâlâ zor olanları karşılaştıran uzun cümleyi çözümleyebilir; While ile make + gerund yapısı + sıfat düzenini kullanarak bilinen bir imkânı uygulamadaki sınırlamayla karşı karşıya getirebilirsiniz.
Bu derste
Mexican farmer Dionisio Pulido thought he heard thunder coming from his cornfield. Dilbilgisi
0:09Meksikalı çiftçi Dionisio Pulido mısır tarlasından gök gürültüsü duyduğunu sandı.
thought he heard ... coming from: belirsiz bir ses algısı
Thought he heard, sesi doğrulanmış bir gerçek olarak değil, Dionisio'nun o andaki izlenimi olarak sunar. Gürültünün gök gürültüsü olduğuna inanmıştır ama yanılmış olabilir. Coming from his cornfield, sesin nereden geliyor gibi algılandığını belirtir. Yeniden kullanılabilen kalıp think + özne + hear + ses + coming from + kaynak biçimindedir; geçmiş zamanlı anlatımda thought + özne + heard olur.
Alıştırma
Sesin gerçekten alarm olduğundan emin değilsiniz. Hangi cümle bu belirsizliği korurken sesin görünürdeki kaynağını da belirtir?
- I thought I heard an alarm coming from downstairs.
- I heard an alarm coming from downstairs.
- I thought the alarm was downstairs.
Cevabı göster
I thought I heard an alarm coming from downstairs.
The source was a large smoking crack emitting gas and ejecting rocks. Dilbilgisi
0:19Kaynağı, gaz yayan ve kayalar püskürten büyük, tüten bir çatlaktı.
emitting ... and ejecting ...: paralel -ing niteleyicileri
Emitting gas ve ejecting rocks, crack sözcüğünü niteleyen iki eşgüdümlü -ing ortaç öbeğidir. Çatlağın ne yaptığını anlatırlar; ayrı ana fiiller değildirler. Cümlenin ana fiili was sözcüğüdür. Bu öbekleri isimden sonra kullanmak, aynı anda gerçekleşen iki eylemi kısa ve yoğun bir betimlemede birleştirir. Emit “salmak” anlamına gelirken eject bir şeyin kuvvetle dışarı atıldığını belirtir.
Alıştırma
Cümleyi emit ve eject fiillerinin -ing biçimleriyle tamamlayın: The volcanic vent remained open, ____ steam and ____ small stones.
Cevabı göster
emitting · ejecting
This fissure would come to be known as the volcano Paricutín, Kalıp ifadeler
0:25Bu yarık daha sonra Paricutín yanardağı olarak bilinecekti,
would come to be known as: sonraki bir adı açıklamak
Bu tarihsel cümlede would come to be known as, “daha sonra ... olarak bilinecekti” anlamına gelir. Anlatıcı, geçmişteki bir noktadan artık sonucu bilinen daha sonraki bir zamana bakar; buradaki would belirsiz bir tahmin değildir. Yapı would + come to + be known as + ad veya kimlik biçimindedir. come to, bu durumun zamanla geliştiğini; be known as ise sonraki adı veya kimliği tanıtır.
Alıştırma
“Daha sonra bu adı aldı” anlamındaki hedef tarihsel anlatım yapısıyla cümleyi tamamlayın: The small research station ____ Aurora Base.
Cevabı göster
would come to be known as
and over the next 9 years its lava and ash would cover over 200 square km. Notlar
0:29ve sonraki 9 yıl boyunca lavları ve külleri 200 kilometrekareden fazla bir alanı kaplayacaktı.
over the next 9 years: sonraki döneme yayılan değişim
Over the next 9 years, “bunu izleyen dokuz yıllık dönem boyunca” anlamına gelir. Bu cümlede lavların ve küllerin alanı tek bir anda değil, bu dönem boyunca kademeli veya birikimli biçimde kapladığı anlatılır. Yeniden kullanılabilecek yapı over the next + süre biçimindedir. Burada over bir zaman aralığını gösterir. Aynı cümledeki over 200 square km ifadesinde yer alan ikinci over ise farklıdır ve “200 kilometrekareden fazla” anlamına gelir.
Alıştırma
Kasabanın izleyen on yıllık dönem boyunca kademeli olarak büyüdüğünü en iyi hangi cümle anlatır?
- Within the next ten years, the town became a busy port.
- Ten years later, the town grew into a busy port.
- Over the next ten years, the town grew into a busy port.
Cevabı göster
Over the next ten years, the town grew into a busy port.
cover over 200 square km: fiil ve miktar
cover over 200 square km ifadesinde cover fiildir: lav ve kül yayılıp bir alanı kaplar. over 200 square km, cover fiiline bağlı alan ölçüsüdür. Burada over, 200 sayısını niteler ve “200'den fazla” anlamına gelir. cover over bir öbek fiil değildir; cümle cover more than 200 square kilometers şeklinde de kurulabilir.
Alıştırma
over 200 square km ifadesindeki over ne anlama gelir?
- 200 kilometrekareden fazla anlamına gelir.
- cover over ifadesini bir öbek fiile dönüştürür.
- Yere değmeden onun üzerinde olmak anlamına gelir.
Cevabı göster
200 kilometrekareden fazla anlamına gelir.
But where did this new volcano come from? Anlatım akışı
0:36Peki bu yeni yanardağ nereden çıkmıştı?
But where did ... come from?: köken açıklamasına geçiş
But where did this new volcano come from? sorusu bir geçiş işlevi görür. Konuşmacı, yanardağın ortaya çıkışını ve etkilerini anlattıktan sonra dinleyicinin aklına gelebilecek bir soruyu dile getirir ve açıklamayı yanardağın nedenine ya da kökenine yöneltir. Buradaki come from, yanardağın nasıl ortaya çıktığını veya oluştuğunu sorar; fiziksel olarak hangi yerden hareket ettiğini sormaz. Bu soru düzeni bir açıklamayı yapılandırabilir: şaşırtıcı bir sonuç sunulur, kaynağı sorulur ve ardından süreç açıklanır.
Alıştırma
But where did this new volcano come from? sorusunun söylemdeki temel görevi nedir?
- Daha önce verilen ölçümleri özetlemek
- Ne olduğundan yanardağın kökenini açıklamaya geçmek
- Yanardağın fiziksel olarak hangi yerden geldiğini sormak
Cevabı göster
Ne olduğundan yanardağın kökenini açıklamaya geçmek
And what triggered its unpredictable eruption? Kelime
0:39Ve onun öngörülemeyen patlamasını ne tetiklemişti?
triggered its unpredictable eruption: öngörülemez bir patlamayı başlatmak
Burada triggered, “bir şeyin başlamasına neden oldu” demektir. Soru, yanardağın öngörülemez patlamasını hangi etkenin harekete geçirdiğini sorar; fiziksel bir tetiği çekmekten söz etmez. Trigger, çoğu zaman bir olay veya koşulu başka bir olayın ya da tepkinin başlamasını sağlayan yakın etken olarak sunar. Tek başına bunun tek veya en temel neden olduğunu söylemez.
Alıştırma
Hangi cümle dumanın alarmı çalıştırdığı anlamına gelir?
- The smoke came from the alarm.
- The smoke followed the alarm.
- The smoke triggered the alarm.
Cevabı göster
The smoke triggered the alarm.
The story of any volcano begins with magma. Anlatım akışı
0:43Her yanardağın hikayesi magmayla başlar.
The story of ... begins with ...: bir açıklamanın başlangıç noktasını belirlemek
The story of ... begins with ... başlangıç noktasını belirterek bir açıklamayı düzenler. Burada story, kurmaca bir öykü değil, yanardağın arkasındaki tüm gelişim süreci veya olaylar zinciridir; magma, dinleyicinin bilmesi gereken ilk adım olarak sunulur. Bu kalıp karmaşık bir süreci veya tarihi izlemeyi kolaylaştırır: önce başlangıç noktasını koyar, sonra gelen nedenlerin ve aşamaların sırayla eklenmesini sağlar.
Alıştırma
Hedef kalıbı tamamlayın: The story of ... begins with ...: The story of this invention ____ a simple question.
Cevabı göster
begins with
molten rock: ısıyla erimiş kayaç
Bu cümlede molten rock, magma için kullanılan kolay anlaşılır bir açıklamadır. Molten, bir katının çok yüksek ısı nedeniyle sıvı ya da yarı sıvı hâle gelmesi demektir; dolayısıyla molten rock, erimiş ve akabilecek durumdaki kayadır.
Alıştırma
Hangi seçenek, yoğun ısı nedeniyle sıvı hâle gelmiş cam anlamına gelir?
- wet glass
- soft glass
- molten glass
Cevabı göster
molten glass
where ocean water is able to slip into the Earth's mantle and lower the layer's melting point. Notlar
0:49okyanus suyunun Dünya'nın mantosuna sızabildiği ve katmanın erime noktasını düşürdüğü alanlarda oluşur.
is able to slip into ... and lower: iki eylem için tek yeterlilik yapısı
Her iki eylemin öznesi ocean water ifadesidir. Tek bir is able to yapısı, birbiriyle bağlanan iki yalın fiili kapsar: slip into the Earth's mantle ve lower the layer's melting point. Cümle, and sonrasında is able to veya to ifadelerini tekrarlamaz; iki eylem de aynı yeterlilik yapısının içinde kalır. Buradaki lower, bir şeyi azaltmak anlamına gelen bir fiildir; daha aşağıda olmayı anlatan bir sıfat değildir. Bağlantıyı doğru okuyunca suyun hem mantoya girdiği hem de erime noktasını düşürdüğü anlaşılır.
Alıştırma
and sonrasında reduce fiilinin yalın biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: This filter is able to remove dust and ____ harmful gases.
Cevabı göster
reduce
melting point: erimenin başladığı sıcaklık
Melting point, bir maddenin katı hâlden sıvı hâle geçmeye başladığı sıcaklıktır. Buradaki point, uzaydaki bir konumu değil, bir eşik değeri ifade eder. lower the layer's melting point ifadesindeki lower, bu değişimin daha düşük bir sıcaklıkta başlamasını sağlamak demektir. Bu cümlede layer, söz konusu manto malzemesi katmanını ifade eder.
Alıştırma
Derste geçen iki kelimelik bilimsel terimi tamamlayın: The temperature at which a solid begins to become a liquid is its ____.
Cevabı göster
melting point
The resulting magma typically remains under the Earth's surface
0:56Ortaya çıkan magma tipik olarak Dünya yüzeyinin altında kalır,
thanks to the delicate balance of three geological factors. Notlar
1:00bu da üç jeolojik faktörün hassas dengesi sayesindedir.
thanks to: bir sonucun nedenini belirtmek
Bu cümlede thanks to, because of anlamına gelir. Magmanın genellikle Dünya yüzeyinin altında kalmasının nedenini, yani üç jeolojik etkenin hassas dengesini belirtir. Burada kelimenin gerçek anlamıyla kimseye teşekkür edilmez. Kalıp, sonuç + thanks to + nedeni belirten isim öbeği şeklindedir. Buradaki isim öbeği the delicate balance of three geological factors ifadesidir. Bu kalıp, bir sonucu onu mümkün kılan şeyle ilişkilendirir.
Alıştırma
Erken uyarıyı herkesin güvenli bir yere ulaşmasını sağlayan yararlı neden olarak en doğal biçimde sunan cümleyi seçin.
- Without the early warning, everyone reached safety.
- Thanks to the early warning, everyone reached safety.
- Despite the early warning, everyone reached safety.
Cevabı göster
Thanks to the early warning, everyone reached safety.
the delicate balance of three geological factors: üç bölümlü bir açıklama çerçevesi
the delicate balance of three geological factors isim öbeği, okuyucuya gelecek açıklamanın bir haritasını verir. Üç bölüm litostatik basınç, magmastatik basınç ve kayaç dayanımıdır. three, bilgilerin üç bölüm hâlinde düzenlenebileceğini; balance ise üç bağlantısız olgudan çok bu etkenlerin birlikte nasıl çalıştığına odaklanılması gerektiğini gösterir. Burada delicate, “güzel ve ince işlenmiş” değil, “kolayca bozulabilen” anlamındadır. Bu tür özetleyici ifadeler genellikle önce temel ilişkiyi belirtir, ardından numaralı veya madde madde bir açıklamaya geçer.
Alıştırma
Vurgulanan ifade, ardından gelen açıklama hakkında neyi bildiriyor?
- Dengesi kolayca bozulabilen, birbiriyle bağlantılı üç etkeni açıklayacak.
- Narin görünen üç jeolojik nesneyi betimleyecek.
- Tek bir basınca odaklanıp diğer etkenleri yok sayacak.
Cevabı göster
Dengesi kolayca bozulabilen, birbiriyle bağlantılı üç etkeni açıklayacak.
lithostatic pressure: üstteki kayaçların ağırlığından gelen basınç
Lithostatic pressure, yer altındaki bir noktanın üzerindeki kayaçların ağırlığından kaynaklanan basınçtır. Bu volkan açıklamasında yer kabuğu, alttaki magmaya aşağı doğru baskı yapar. litho- ön eki “kayaç” anlamına gelir. Bu nedenle terim, basıncın kaynağının üstteki kayaç olduğunu gösterir.
Alıştırma
Bu açıklamada lithostatic pressure hangi etkenden kaynaklanır?
- Üstteki kayaçların ağırlığı
- Çevredeki kayacın dayanımı
- Magmanın kendisinin oluşturduğu basınç
Cevabı göster
Üstteki kayaçların ağırlığı
This is the weight of the Earth's crust pushing down on the magma below. Kalıp ifadeler
1:06Bu, Dünya kabuğunun ağırlığının aşağıdaki magmaya aşağı doğru uyguladığı baskıdır.
pushing down on: bir nesneye aşağı yönlü basınç uygulamak
Bu cümlede pushing down on, magmaya karşı aşağı yönlü kuvvet uygulamak anlamına gelir. down yönü belirtir; on ise basınca maruz kalan şeyi, yani the magma below ifadesini tanıtır. Odak noktası bir yüzeye veya nesneye uygulanan basınç olduğunda push down on + nesne yapısını kullanın. Bu yapı, nesnenin mutlaka aşağı doğru hareket ettiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle, nesneyi daha aşağıdaki bir konuma taşımak yerine nesneye aşağı yönlü basınç uygulamaya odaklanır?
- Push down on the lid until it clicks.
- Push the chair back against the wall.
- Push the lever down to start the machine.
Cevabı göster
Push down on the lid until it clicks.
Magma pushes back with the second factor, magmastatic pressure. Notlar
1:11Magma da ikinci faktör olan magmastatik basınçla buna karşılık verir.
pushes back: karşı kuvvet uygulamak veya direnmek
Burada pushes back, magmanın Dünya'nın kabuğundan gelen aşağı yönlü basınca zıt bir kuvvet uygulaması anlamına gelir. back, önceki bir yere hareket etmeyi değil, karşı yönde bir tepkiyi belirtir. Doğrudan nesne olmadan push back, karşı kuvveti veya direnci anlatabilir. Fiziksel olmayan bağlamlarda insanlar bir kurala, iddiaya veya talebe karşı çıktıklarında push back against yapısını kullanabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede push back, bir nesneyi geriye hareket ettirmek yerine bir teklife karşı çıkmak anlamında kullanılmıştır?
- He pushed the cart back to the door.
- She pushed the chair back against the wall.
- The committee pushed back against the proposal.
Cevabı göster
The committee pushed back against the proposal.
magmastatic pressure: magmadan gelen basınç
Bu cümlede magmastatic pressure, magmanın kendisinin uyguladığı basınçtır. Burada magmanın çevresindeki veya üzerindeki kayanın uyguladığı kuvvete karşı koyar. magma- bölümü, basıncın kaynağının çevredeki kabuk değil magma olduğunu gösterir.
Alıştırma
Hangi açıklama magmastatic pressure ifadesini en iyi tanımlar?
- Yüzey rüzgârlarının oluşturduğu basınç
- Magmanın kendisinin uyguladığı basınç
- Üstteki kayanın ağırlığından kaynaklanan basınç
Cevabı göster
Magmanın kendisinin uyguladığı basınç
The battle between these forces strains the third factor, Deyimler
1:16Bu güçler arasındaki savaş, üçüncü faktörü zorlar,
The battle between these forces: karşıtlık anlatan bir benzetme
Burada The battle between these forces bir benzetmedir. Bu kuvvetler litostatik basınç ile magmastatik basınçtır; battle sözcüğü bunların zıt etkilerini sanki birbirleriyle savaşıyorlarmış gibi gösterir. Bu anlatım, soyut bir etkileşimi gözde canlandırmayı kolaylaştırır. Okurken bu görüntüyü bilimsel düşünceye geri çevirin: birbirine karşı etki eden iki kuvvet.
Alıştırma
Bu cümlede The battle between these forces ne anlama gelir?
- Askerler yanardağın yakınında savaşıyor.
- İki basınç birbirine karşı etki eder.
- İki basınç artık etkileşmiyor.
Cevabı göster
İki basınç birbirine karşı etki eder.
Usually, the rock is strong enough and heavy enough to keep the magma in place, Notlar
1:23Genellikle, kaya magmayı yerinde tutacak kadar güçlü ve ağırdır,
strong enough and heavy enough to: tek eylem için iki koşul
Sıfat + enough + to + fiil yapısı, bir özelliğin bir eylem için gereken düzeye ulaştığını anlatır. Burada strong enough ve heavy enough iki paralel koşuldur ve ikisi de ortak eylem olan to keep the magma in place yapısına bağlanır. Enough her sıfattan sonra gelir: strong enough ve heavy enough denir; enough strong veya enough heavy denmez. İki özellik aynı eylemi mümkün kıldığında, tekrar etmek yerine tek bir to mastarını paylaşabilir.
Alıştırma
Sıfat + enough + to kalıbında tekrarlanan sözcükle iki boşluğu doldurun: The table is wide ____ and strong ____ to hold all the art supplies.
Cevabı göster
enough · enough
keep ... in place: bir şeyi yerinde sabit tutmak
Keep + nesne + in place, nesnenin doğru ya da ilk konumunda kalmasını ve hareket etmemesini sağlamak demektir. Bu cümlede kaya, magmanın yukarı doğru hareket etmesini veya dışarı çıkmasını engeller. In place bu kalıbın bir parçasıdır; yalnızca “bir yerde” anlamına gelmez. Aynı kalıp kapak, kablo veya bandaj gibi tutulması ya da sabitlenmesi gereken şeyler için de kullanılabilir.
Alıştırma
Keep + nesne + in place kalıbını tamamlayın: The rubber ring keeps the lid ____ during transport.
Cevabı göster
in place
this equilibrium is thrown off: bu denge bozulur
Bu cümlede this equilibrium is thrown off, var olan bir dengenin bozulduğu anlamına gelir. Edilgen be thrown off yapısı, bozulmaya neyin yol açtığından çok etkilenen dengeye odaklanır. Throw off burada gerçek anlamıyla kullanılmaz; hiçbir şey bir yerden fırlatılmaz. Bu yapı bir dengenin, ritmin, programın veya sabit durumun bozulmasını anlatabilir.
Alıştırma
'The meeting schedule was thrown off by the power outage' cümlesinde was thrown off ne anlama gelir?
- Program erkenden tamamlandı.
- Program yere fırlatıldı.
- Program bozuldu.
Cevabı göster
Program bozuldu.
One of the most common causes of an eruption is an increase in magmastatic pressure. Dilbilgisi
1:34Bir patlamanın en yaygın nedenlerinden biri, magmastatik basınçtaki artıştır.
One of the most common causes of ... is ...: yaygın nedenlerden birini sunmak
One of the most common causes of X is Y kalıbı, yaygın nedenlerden oluşan daha büyük bir grubun içinden bir nedeni tanıtır. Önemli bir nedeni açıklar ancak bunun tek neden olduğunu ileri sürmez. one of ifadesinden sonra, bir neden grubundan söz edildiği için çoğul causes kullanılır. Buna rağmen öznenin tamamı tek bir nedeni ifade eder; bu nedenle bağ fiili tekil olan is biçimindedir, are kullanılmaz.
Alıştırma
Yaygın nedenlerden oluşan bir grubun içinden tek bir neden sunmak için kalıbı doğru kullanan cümle hangisidir?
- One of the most common causes of flight delays is severe weather.
- One of the most common cause of flight delays is severe weather.
- One of the most common causes of flight delays are severe weather.
Cevabı göster
One of the most common causes of flight delays is severe weather.
many of which are dissolved in the molten rock. Dilbilgisi
1:43ve bunların çoğu erimiş kayanın içinde çözünmüş haldedir.
many of which are dissolved: bunların birçoğu çözünmüştür
Many of which are dissolved, daha önce adı geçen bir grup hakkında ek bilgi veren açıklayıcı bir ilgi yan cümlesidir. Buradaki which, çeşitli element ve bileşikleri gösterir; many ise bunların büyük bir bölümünün çözündüğünü belirtir. Which, magma sözcüğünü göstermez. Yeniden kullanılabilen kalıp “çoğul isim grubu, many of which + fiil” biçimindedir. Yeni bir cümle başlatmadan grubun birçok üyesiyle ilgili bir bilgiyi ekler.
Alıştırma
Cümleyi “onların birçoğu” anlamındaki ilgi ifadesiyle tamamlayın: The museum displays twelve ancient tools, ____ were found nearby.
Cevabı göster
many of which
compounds like water or sulfur no longer dissolve Anlatım akışı
1:48su veya kükürt gibi bileşikler artık çözünmez
At high enough concentrations: yeterince yüksek derişimlerde
At high enough concentrations, ardından gelen sonuç için bir eşik koşulu belirler: derişim yeterince yüksek bir düzeye ulaştığında bileşikler artık çözünmez. At, değişimin gerçekleştiği düzeyi veya aralığı gösterir. Enough, high sıfatından sonra gelir: high enough, “bu sonuç için gerektiği kadar yüksek” demektir. Yeniden kullanılabilen kalıp “at + sıfat + enough + isim grubu” biçimindedir; at low enough temperatures ve at high enough pressure buna örnektir.
Alıştırma
Cümleyi high + enough kalıbıyla tamamlayın: At ____ temperatures, the plastic begins to soften.
Cevabı göster
high enough
and instead form high-pressure gas bubbles. Kelime
1:53ve bunun yerine yüksek basınçlı gaz kabarcıkları oluştururlar.
no longer ... and instead ... ile durum değişikliği anlatma
no longer + fiil ... and instead + fiil yapısı bir değişimi iki bölüm hâlinde düzenler: önceki durum veya eylem sona erer ve onun yerini alan yenisi başlar. Burada bileşikler çözünmeyi bırakır ve bunun yerine gaz kabarcıkları oluşturur. Instead bir değiştirme ilişkisi kurar; çözünmeyle aynı anda gerçekleşen ek bir eylemi anlatmaz. Bu yapı, bir süreçteki dönüm noktasını bulmaya yardımcı olur.
Alıştırma
Değişimi no longer ... and instead ... ile tamamlayın: The printer ____ uses ink and ____ prints with heat.
Cevabı göster
no longer · instead
high-pressure gas bubbles: kısa çizgili birleşik sıfat
high-pressure gas bubbles ifadesinde high-pressure, gas bubbles isim grubundan önce gelen birleşik bir sıfattır. High ve pressure tek bir betimleme olarak birlikte çalışır: kabarcıkların iç basıncı yüksektir. Kısa çizgi, high sözcüğünün pressure sözcüğünü nitelediğini ve iki sözcüğün birlikte bubbles sözcüğünü açıkladığını gösterir. Teknik metinler ayrıntılı bilgiyi bir isimden önce verdiğinde bu kısa yapıyı sıkça kullanır.
Alıştırma
Yüksek basınç altında malzeme taşıyan bir boruyu ifade etmek için pipe sözcüğünden önce birleşik sıfatı doğru kullanan ifade hangisidir?
- a high pressure-pipe
- a high-pressure pipe
- a pipe high-pressure
Cevabı göster
a high-pressure pipe
they can burst with the force of a gunshot. Deyimler
1:59bir silah atışının gücüyle patlayabilirler.
with the force of a gunshot: darbenin gücünü karşılaştırmak
burst with the force of a gunshot ifadesinde with the force of ..., bir eylemin gücünü tanıdık ve güçlü bir darbeyle karşılaştırır. Böylece patlamanın çok güçlü olduğu canlı biçimde anlatılır. Bu karşılaştırma mecazidir: Güçlerin benzer olduğunu söyler; gerçekten ateş edildiğini ya da patlamanın kelimenin tam anlamıyla bir silah atışı olduğunu söylemez.
Alıştırma
Güç karşılaştırmasını dört sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: The wave hit the sea wall ____ a speeding truck.
Cevabı göster
with the force of
And when millions of bubbles explode simultaneously,
2:02Ve milyonlarca kabarcık aynı anda patladığında,
the energy can send plumes of ash into the stratosphere. Kalıp ifadeler
2:05açığa çıkan enerji stratosfere kül bulutları gönderebilir.
send plumes of ash into the stratosphere: harekete neden olan gücü anlatmak
Burada send + nesne + into + yer, öznenin nesneyi hareket ettirip o yerin içine girmesine neden olduğunu belirtir. Özne yalnızca bir insan değil, bir güç veya olay da olabilir; bu nedenle enerji külü yukarı doğru, stratosferin içine iter. Plumes of ash, duman ya da tüy gibi görünen, yükselip yayılan kül sütunlarıdır. Bu isim öbeği hareket eden şeyi, into the stratosphere ise hareketin sonucundaki varış yerini belirtir.
Alıştırma
Hedef send + nesne + into yapısını tamamlayın. The ball entered the net because of the kick: The kick ____ the net.
Cevabı göster
sent the ball into
they act like bubbles of CO2 in a shaken soda. Anlatım akışı
2:11çalkalanmış bir gazozdaki karbondioksit kabarcıkları gibi davranırlar.
act like bubbles of CO2 in a shaken soda: davranış benzetmesi
act like ... ifadesi bir benzetme kurar: magmadaki kabarcıkların davranışı, çalkalanmış gazlı içecekteki karbondioksit kabarcıklarıyla karşılaştırılarak anlaşılır hâle getirilir. Tanıdık bir günlük olay, daha az bilinen bir jeolojik sürece model olur. Karşılaştırma, kabarcıkların patlamadan önceki davranışıyla ilgilidir; magmanın içinde gazlı içecek bulunduğu anlamına gelmez. Bilimsel açıklamalarda act like genellikle iki şeyin gerçekten aynı olduğunu değil, işlevlerinin veya davranışlarının benzediğini gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle cihazın yalnızca şeklinin değil, işlevinin de bir filtreyle aynı olduğunu en iyi anlatır?
- This device looks like a filter.
- This device is inside a filter.
- This device acts like a filter.
Cevabı göster
This device acts like a filter.
Their presence lowers the magma's density Anlatım akışı
2:15Varlıkları magmanın yoğunluğunu düşürür
and increases the buoyant force pushing upward through the crust.
2:18ve kabuğun içinden yukarı doğru iten kaldırma kuvvetini artırır.
lowers ... and increases ...: iki paralel sonuç
Eşleşen lowers ... and increases ... fiilleri, aynı nedenin iki sonucunu düzenli biçimde sunar. İki geniş zaman fiilinin öznesi de Their presence ifadesidir: kabarcıklar magmanın yoğunluğunu azaltır ve kaldırma kuvvetini artırır. Paralel yapı neden-sonuç zincirini hızlıca görmeyi sağlar: bir nicelik azalırken diğeri artar. Buradaki buoyant force, maddenin yükselmesini ya da yüzmesini sağlayan fiziksel kaldırma kuvvetidir; yalnızca yukarı yönelen herhangi bir kuvvet değildir.
Alıştırma
Hangi cümle bir güncellemenin iki sonucunu aynı özneye bağlı iki paralel fiille sunar?
- The update reduces errors because speed improves.
- The update reduces errors and improves speed.
- After the update, errors decrease while the program runs faster.
Cevabı göster
The update reduces errors and improves speed.
Many geologists believe this process was behind the Paricutín eruption in Mexico. Kelime
2:23Çoğu jeolog, Meksika'daki Paricutín patlamasının arkasında bu sürecin olduğuna inanıyor.
was behind the Paricutín eruption: konum değil, neden
was behind the Paricutín eruption ifadesinde be behind + olay, o olayın nedeni veya olayı açıklayan önemli bir etken olmak demektir. Burada birçok jeolog, daha önce açıklanan sürecin patlamaya neden olduğunu veya patlamanın oluşmasına katkıda bulunduğunu düşünüyor. Bu, behind sözcüğünün konum bildirmeyen soyut bir kullanımıdır. Süreç fiziksel olarak yanardağın arkasında değildi; ifade, olaydan neyin sorumlu olduğunu belirtir.
Alıştırma
'A software error was behind the delay,' cümlesinde 'was behind the delay' ne anlama gelir?
- Yazılım hatası gecikmeden sonra meydana geldi.
- Yazılım hatası fiziksel olarak gecikmenin arkasındaydı.
- Yazılım hatası gecikmeye neden oldu veya gecikmede önemli bir etkendi.
Cevabı göster
Yazılım hatası gecikmeye neden oldu veya gecikmede önemli bir etkendi.
There are two known natural causes for these buoyant bubbles. Anlatım akışı
2:30Bu kaldırma kuvvetine sahip kabarcıklar için bilinen iki doğal neden vardır.
There are two known natural causes for ...: iki maddelik bir yol haritası
There are two known natural causes for ... ayrıntıları sunmadan önce açıklamaların sayısını ve türünü verir. Bir yol haritası görevi görür: Bu cümleden sonra okuyucu, iki doğal nedenin adlandırılmasını veya açıklanmasını bekleyebilir. Şablon There are + sayı + kategori + for + açıklanan şey biçimindedir. Burada known, ünlü değil, mevcut bilgilere göre tespit edilmiş anlamına gelir.
Alıştırma
'There are two main causes for the decline,' cümlesini okuduktan sonra sırada ne olmasını beklemek en mantıklıdır?
- Sonraki bölüm yalnızca cause sözcüğünü tanımlayacak.
- Sonraki bölüm muhtemelen iki nedeni açıklayacak.
- Sonraki bölüm düşüşün gerçekleşmediğini savunacak.
Cevabı göster
Sonraki bölüm muhtemelen iki nedeni açıklayacak.
Sometimes new magma from deeper underground
2:33Bazen yeraltının derinliklerinden gelen yeni magma,
brings additional gassy compounds into the mix. Deyimler
2:36karışıma fazladan gaz bileşikleri getirir.
bring ... into the mix: yeni bir etken eklemek
Burada brings additional gassy compounds into the mix, zaten mevcut olan bileşime gaz içeren başka bileşiklerin eklendiği anlamına gelir. The mix, bir kabı veya gözle görülen ayrı bir karışımı değil, magmanın mevcut bileşimini ifade eder. Bring something into the mix yapısı; yeni bir bileşeni, etkeni, kişiyi veya fikri mevcut bir sisteme ya da duruma eklenen unsur olarak sunar.
Alıştırma
Duruma yeni bir etken eklemek anlamındaki kalıplaşmış ifadeyi tamamlayın: The budget cut brings another problem ____.
Cevabı göster
into the mix
But bubbles can also form when magma begins to cool.
2:40Ancak magma soğumaya başladığında da kabarcıklar oluşabilir.
magma is a mixture of dissolved gases and melted minerals.
2:46magma çözünmüş gazların ve erimiş minerallerin bir karışımıdır.
In its molten state: erimiş hâlindeyken
In its molten state, ısı nedeniyle sıvı hâlde bulunduğu sırada anlamına gelir. Its, magma sözcüğünü gösterir; state ise burada maddenin fiziksel hâlini ifade eder. Bu ifade cümlenin başına geldiğinde ana açıklamanın hangi koşulda geçerli olduğunu belirtir. In its + adjective + state, ... yapısı, bir malzemenin özelliklerini anlatan bilimsel açıklamalarda yaygındır.
Alıştırma
Camın ısı nedeniyle sıvı olduğunu belirten bilimsel ifadeyi tamamlayın: In its ____, glass can be shaped.
Cevabı göster
molten state
As the molten rock hardens: birlikte ilerleyen iki süreç
Burada As, zaman veya süreç bildiren bir yan cümle başlatır. Kayanın yavaş yavaş sertleşmesini, sonraki olayın gerçekleştiği dönem olarak sunar; böylece iki değişim birlikte ilerler. Bir değişim süreci başka bir değişime eşlik ettiğinde as'in bu anlamını kullanabilirsin. Bu cümlede as, ‘... olarak’ anlamına gelmez; ana vurgu da because gibi yalnızca neden bildirmek değildir.
Alıştırma
'As the paint dries, its color becomes lighter,' cümlesinde As neyi gösterir?
- Boya bir renk görevi görmektedir.
- Kuruma ve renk değişimi aynı zaman diliminde ilerler.
- Cümle yalnızca doğrudan bir neden verir ve zaman ilişkisi göstermez.
Cevabı göster
Kuruma ve renk değişimi aynı zaman diliminde ilerler.
some of those minerals solidify into crystals. Kalıp ifadeler
2:52bu minerallerin bir kısmı katılaşarak kristallere dönüşür.
solidify into crystals: ortaya çıkan biçimi belirtmek
Solidify, sıvı, erimiş veya yumuşak bir durumdan katı duruma geçmek demektir. Solidify into crystals ifadesinde into, bu değişim sonucunda oluşan biçimi, yani crystals sözcüğünü tanıtır. Malzemenin sonunda neye dönüştüğünü belirtmek gerektiğinde solidify into + sonuç ismi kullanılır. Sonuç önemli değilse The mixture began to solidify. örneğindeki gibi solidify tek başına kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi solidify into ifadesinin doğru zaman biçimiyle tamamla: In the mold, the melted chocolate cooled and ____ a star-shaped bar.
Cevabı göster
solidified into
This process doesn't incorporate many of the dissolved gases,
2:55Bu süreç, çözünmüş gazların çoğunu içine almaz,
resulting in a higher concentration of the compounds that form explosive bubbles. Dilbilgisi
2:59bu da patlayıcı kabarcıklar oluşturan bileşiklerin daha yüksek bir konsantrasyonda kalmasıyla sonuçlanır.
resulting in a higher concentration of: bir sonucu ifade etme
resulting in ... kendisinden önceki cümlenin tamamından doğan sonucu gösterir. Burada süreç, çözünmüş gazların çoğunu bünyesine katmadığı için kabarcıkları oluşturan bileşiklerin derişimi yükselir. Dil bilgisi açısından bu -ing sıfat-fiil öbeği, neden-sonuç bağını “which results in ...” yapısına benzer şekilde kısaltır. Ana eylemle birlikte gerçekleşen ayrı bir eylem eklemez.
Alıştırma
Cümleyi result in ifadesinin -ing biçimiyle tamamlayın: The valve stayed closed, ____ a rise in pressure.
Cevabı göster
resulting in
Not all eruptions are due to rising magmastatic pressure. Dilbilgisi
3:06Tüm patlamalar artan magmastatik basınca bağlı değildir.
Not all eruptions are due to: bir nedenin kısmi olarak olumsuzlanması
“Not all + çoğul isim + be due to + neden” kalıbı kısmi olumsuzluk ifade eder. Belirtilen nedenin grubun her üyesini açıkladığını reddeder, ancak bazılarını açıklayabileceğini kabul eder. Bu cümlede konuşan kişi aşırı bir genellemeyi düzeltir: yükselen magmastatik basınç her püskürmenin nedeni değildir. Bu kalıp çoğu zaman başka nedenleri ele almaya geçiş yapar.
Alıştırma
Bu yorumu değerlendirin: “Not all delays are due to bad weather”, bazı gecikmelerin başka nedenleri olabileceği anlamına gelir.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Doğru
Sometimes the weight of the rock above can become dangerously low.
3:10Bazen üstteki kayanın ağırlığı tehlikeli derecede azalabilir.
Landslides can remove massive quantities of rock from atop a magma chamber,
3:15Heyelanlar, bir magma odasının üzerinden devasa miktarda kayayı kaldırabilir,
dropping the lithostatic pressure and instantly triggering an eruption. Dilbilgisi
3:20litostatik basıncı düşürerek anında bir patlamayı tetikleyebilir.
dropping ... and instantly triggering ...: sonuçları -ing yan cümlecikleriyle bağlamak
Virgülden sonraki dropping ... ve instantly triggering ... ifadeleri, ana eylemin sonuçlarını gösteren, birbirine paralel iki -ing yan cümleciğidir. Kayanın kaldırılması litostatik basıncı düşürür ve bu basınç düşüşü hemen bir püskürmeye yol açar. İki -ing eylemi heyelanların amacı değildir. Bu yapı neden-sonuç zincirini tek cümlede sıkıştırır: Tam bir ana cümle olayı verir, ardından gelen -ing yan cümlecikleri ise bunun sonucunda ne olduğunu gösterir.
Alıştırma
“The heater melted the ice, raising the water level and flooding the path,” cümlesindeki iki -ing yan cümleciği neyi ifade eder?
- Farklı kişilerin yaptığı birbiriyle ilgisiz iki eylem
- Buzun erimesinin iki sonucu
- Isıtıcıyı açmanın iki amacı
Cevabı göster
Buzun erimesinin iki sonucu
is known as unloading: bir sürece ad vermek
Edilgen be known as + ad veya terim yapısı, bir şey için kullanılan adı tanıtır. Burada is known as, sürece unloading adını verir. Jeolojide unloading, üstteki malzemenin kaldırılmasıyla basıncın azalması anlamına gelir. Bu cümlede günlük anlamıyla yük veya mal boşaltmak demek değildir.
Alıştırma
Cümleyi be known as kalıbıyla tamamlayın: This change from liquid to gas ____ evaporation.
Cevabı göster
is known as
and it's been responsible for numerous eruptions, Kalıp ifadeler
3:28ve çok sayıda patlamadan sorumlu olmuştur,
been responsible for numerous eruptions: bir nedeni sonuçla ilişkilendirmek
Bu cümlede has been responsible for, “neden olmuştur” veya “sebebi olmuştur” anlamına gelir. Özne olan it, unloading sürecine gönderme yapar; numerous eruptions ise bu sürece bağlanan sonucu belirtir. Be responsible for yalnızca bir kişinin görevi veya suçu için değil, nedensel sorumluluk için de kullanılabilir. Bilimsel açıklamalarda çoğu zaman ahlaki bir kusur ima etmeden bir etkeni gözlemlenen sonuca bağlar.
Alıştırma
Cümleyi be responsible for ifadesinin doğru geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Last summer, extreme heat ____ several train delays.
Cevabı göster
was responsible for
including the sudden explosion of Mount St. Helens in 1980. Kültür
3:301980'deki St. Helens Dağı'nın ani patlaması da dahil.
Mount St. Helens in 1980: gerçek bir büyük volkanik patlama
Mount St. Helens, Amerika Birleşik Devletleri’nin Washington eyaletinde bulunan bir yanardağdır. in 1980 sözleri, 18 Mayıs 1980’de gerçekleşen ünlü ve büyük ölçüde yıkıcı patlamasına gönderme yapar. Bu gönderme, az önce bahsedilen patlamalara gerçek ve önemli bir örnek sağlar; böylece iddianın iyi bilinen tarihî bir olayı da kapsadığı anlaşılır. St., Saint kelimesinin kısaltmasıdır ve dağın özel adının bir parçasıdır.
Alıştırma
Mount St. Helens in 1980 göndermesinin bu cümledeki temel işlevi nedir?
- Gerçekleşmiş büyük bir patlamayı örnek olarak verir.
- Dağın 1980’de keşfedildiğini söyler.
- Bir volkanik kaya türünün adını söyler.
Cevabı göster
Gerçekleşmiş büyük bir patlamayı örnek olarak verir.
But unloading can also happen over longer periods of time due to erosion or melting glaciers. Anlatım akışı
3:35Ancak yük boşalması erozyon veya eriyen buzullar nedeniyle daha uzun sürelerde de gerçekleşebilir.
over longer periods of time due to: zaman aralığı ve neden
over longer periods of time ifadesi zaman aralığını belirler: yükün ortadan kalkması yalnızca ani bir olay olarak gerçekleşmek yerine yavaş yavaş gelişir. Ardından due to, erozyon ya da buzulların erimesi olan nedeni tanıtır. Bu iki bölüm birlikte açıklamayı “zaman çerçevesi + neden” şeklinde düzenler. But ve also, bu daha yavaş olasılığı daha önce belirtilen ani olasılığa ekler; önceki örneği geçersiz kılmaz.
Alıştırma
Vurgulanan ifadenin iki bölümü hangi görevleri yerine getiriyor?
- Her iki bölüm de nedenleri tanıtır.
- over longer periods of time zaman aralığını verir, due to ise nedeni tanıtır.
- over longer periods of time nedeni tanıtır, due to ise zaman aralığını verir.
Cevabı göster
over longer periods of time zaman aralığını verir, due to ise nedeni tanıtır.
many geologists are worried that glacial melt caused by climate change could increase volcanic activity. Kelime
3:42birçok jeolog iklim değişikliğinin neden olduğu buzul erimesinin volkanik aktiviteyi artırabileceğinden endişe ediyor.
glacial melt caused by climate change: kısaltılmış edilgen niteleyici
Glacial melt, “buzulların erimesi” anlamına gelen bir isim öbeğidir. Burada melt bir isimdir ve vurgulanan öbeğin tamamı that yan cümlesinde could increase fiilinin öznesidir. Caused by climate change, nitelediği isimden sonra gelen bir geçmiş zaman ortaç öbeğidir. Kısaltılmış bir edilgen ilgi cümlesidir: glacial melt that is caused by climate change. “isim + caused by + neden” kalıbı önce sonucu belirtir, ardından onu neyin oluşturduğunu söyler.
Alıştırma
Hangi ifade iklim değişikliğinin buzul erimesine neden olduğu anlamına gelir?
- climate change caused by glacial melt
- glacial melt caused by climate change
- glacial melt causing climate change
Cevabı göster
glacial melt caused by climate change
eruptions can occur when the rock layer is no longer strong enough to hold back the magma below. Notlar
3:50kaya katmanı artık alttaki magmayı tutacak kadar güçlü olmadığında da patlamalar meydana gelebilir.
no longer strong enough to: artık gereken düzeye ulaşmamak
no longer strong enough to yapısında no longer, bir durumun daha önce geçerli olduğunu ama artık olmadığını gösterir. strong enough to + fiil, o eylemi yapmak için gereken güç düzeyine ulaşmak demektir. Bu yapı bir bütün olarak kaya katmanının eskiden gerekli güce sahip olduğunu, ancak şimdi bu düzeyin altına düştüğü için magmayı tutamadığını anlatır. no longer + sıfat + enough to + fiil kalıbı, değişen bir durumu ve bunun sonucunu ifade edebilir.
Alıştırma
Hedef yapıyı kullanarak cümleyi tamamlayın: After years of damage, the bridge is ____ carry buses.
Cevabı göster
no longer strong enough to
hold back the magma: magmanın dışarı doğru hareketini engellemek
Burada hold back the magma, magmanın dışarı doğru hareket etmesini engellemek demektir. Kaya katmanı basınca direnir ve bir bariyer görevi görür; hold back, hold ile arka sözcüklerinin kelimesi kelimesine birleşimi olarak anlaşılmamalıdır. Nesne, neyin durdurulduğunu belirtir: hold back + nesne. Bu öbek fiilin temelinde hareketi veya dışarı çıkışı engelleme fikri vardır.
Alıştırma
Cümleyi, bir şeyin ileri doğru hareket etmesini engellemek anlamındaki hedef öbek fiille tamamlayın: During the storm, the barrier helped ____ the rising water.
Cevabı göster
hold back
Acidic gases and heat escaping from magma can corrode rock through a process called hydrothermal alteration, Notlar
3:56Magmadan sızan asidik gazlar ve ısı, hidrotermal alterasyon adı verilen bir süreçle kayayı aşındırabilir,
escaping from magma: isimden sonra gelen -ing niteleyicisi
-ing yapısındaki escaping from magma, acidic gases and heat ifadesinden sonra gelir. Hem gases hem de heat sözcüklerini niteler ve bunların nereden geldiğini belirtir. acidic gases and heat that escape from magma ilgi cümleciğinin kısaltılmış biçimidir. Escaping cümlenin ana fiili değildir. Ana yapı acidic gases and heat can corrode rock, ana fiil grubu ise can corrode ifadesidir. Uzun bir bilim cümlesinde ana yapıyı görmek için önce -ing grubunu geçici olarak çıkarabilirsin.
Alıştırma
Cümlede escaping from magma ne işe yarar?
- Ana fiildir ve kayacın ne yaptığını belirtir.
- Kayacı aşındıran sürece ad verir.
- acidic gases and heat ifadesini niteler ve bunların nereden geldiğini belirtir.
Cevabı göster
acidic gases and heat ifadesini niteler ve bunların nereden geldiğini belirtir.
hidrotermal alterasyon adı verilen bir süreç yoluyla kayacı korozyona uğratmak
Corrode rock, kayaca kimyasal etkiyle yavaş yavaş zarar vermek anlamına gelir. through a process ... sözleri bu zararın nasıl gerçekleştiğini açıklar. a process called hydrothermal alteration ifadesinde called hydrothermal alteration sözleri sürecin adını verir. Bu yapı, that is called hydrothermal alteration edilgen yapısının kısaltılmış biçimidir; called burada telefon etmek veya birine seslenmek anlamına gelmez. Hidrotermal alterasyon, sıcak ve kimyasal açıdan etkin akışkanların kayacı değiştirip zayıflatabildiği bir süreçtir.
Alıştırma
corrode rock through a process called hydrothermal alteration ifadesini en iyi hangi açıklama karşılar?
- Hidrotermal alterasyon, kayaca yavaş yavaş zarar veren sürecin adıdır.
- Hidrotermal alterasyon kayacı anında eritip magmaya dönüştürür.
- Hidrotermal alterasyon, zarar görmüş kayaca verilen yeni addır.
Cevabı göster
Hidrotermal alterasyon, kayaca yavaş yavaş zarar veren sürecin adıdır.
gradually turning hard stone into soft clay. Kalıp ifadeler
4:04sert taşı yavaş yavaş yumuşak kile dönüştürebilir.
turning hard stone into soft clay: turn A into B kalıbı
turn A into B, A'yı değiştirip B hâline getirmek demektir. A başlangıçtaki şeyi veya durumu, B ise sonucu belirtir. Bu cümlede hard stone A, soft clay ise B'dir. Buradaki into bir durum değişikliğini gösterir; bir yere doğru veya bir yerin içine hareket etmeyi göstermez.
Alıştırma
turn A into B kalıbını tamamlayın: The artist turned the empty box ____ a tiny house.
Cevabı göster
into
The rock layer could also be weakened by tectonic activity.
4:08Kaya katmanı tektonik aktivite nedeniyle de zayıflayabilir.
allowing magma to escape: sonucu bir -ing öbeğiyle bağlama
Virgülden sonraki allowing magma to escape to the surface öbeği, önceki olayın mümkün kıldığı sonucu gösterir: çatlaklar magmanın çıkabileceği bir yol oluşturur. Kalıp allow + nesne + to + fiil şeklindedir. Burada allow, bir kişinin izin vermesi anlamına gelmez; bir koşulun bir eylemi mümkün kılması anlamına gelir. Virgülden sonra allowing kullanılması, bu sonucu doğrudan önceki cümleciğe bağlar.
Alıştırma
Sonuç öbeğini allow kullanarak tamamlayın: The path was cleared, ____ hikers ____ reach the lake safely.
Cevabı göster
allowing · to
and the Earth's crust can be stretched thin as continental plates shift away from each other. Notlar
4:16ve kıtasal plakalar birbirinden uzaklaştıkça Dünya kabuğu gerilerek incelebilir.
can be stretched thin: gerilme sonucunda incelmek
can be stretched thin ifadesinde can be stretched, kiplik yardımcı fiili içeren edilgen bir yapıdır: gerilme etkisine maruz kalan şey yer kabuğudur. Thin sonucu bildiren bir tamamlayıcıdır; yani gerilme sonucunda kabuğun inceldiğini anlatır. Malzemeler için bu anlam gerçek olabilir. İnsanlar, ekipler, zaman, para veya başka kaynaklar için be stretched thin, sınırlı kapasitenin çok fazla talebe bölündüğünü anlatan yaygın bir mecazdır.
Alıştırma
Bu cümlede stretched thin ne anlama geliyor? “With two nurses covering every room, the clinic is stretched thin tonight.”
- Klinik binası fiziksel olarak daralmıştır.
- Kliniğin iş yükünü karşılayacak kadar personeli veya kaynağı yoktur.
- Hemşireler işe başlamadan önce esneme hareketleri yapmaktadır.
Cevabı göster
Kliniğin iş yükünü karşılayacak kadar personeli veya kaynağı yoktur.
as ... shift away from each other: eş zamanlı değişim
Burada as, ana cümledeki süreçle birlikte gerçekleşen başka bir süreci başlatan bir yan cümle bağlacıdır. Levhalar birbirinden uzaklaşır ve aynı değişim devam ederken yer kabuğu incelebilir; as burada while veya “bu olurken” anlamına yakındır. Süreçleri açıklarken “Y changes as X changes” kalıbı, aynı zamanda gelişen iki değişimi birbirine bağlar. Bu cümlede as, as a scientist ifadesindeki gibi “... olarak” anlamına gelmez ve yan cümle bir karşılaştırma da değildir.
Alıştırma
Hangi cümlede as, altyazıdaki gibi eş zamanlı gelişen süreçleri anlatır?
- As the temperature falls, the lake begins to freeze.
- The crystal is as clear as glass.
- As a geologist, Mina studies rocks.
Cevabı göster
As the temperature falls, the lake begins to freeze.
knowing what causes eruptions doesn't make them easy to predict. Dilbilgisi
4:24patlamalara neyin sebep olduğunu bilmek, onları tahmin etmeyi kolaylaştırmıyor.
Patlamaların nedenlerini bilmek onları tahmin etmeyi kolaylaştırmaz
Knowing what causes eruptions, özne olarak kullanılan bir ulaç yan cümlesidir. Nedeni bilme durumunu tek bir fikir veya olgu olarak ele alır. Doesn't, knowing ifadesini değil make fiilini olumsuz yapar; yani cümle insanların nedenleri bilmediğini söylemez. Make them easy to predict, make + nesne + sıfat + to mastarı yapısını kullanır. Them, eruptions sözcüğüne gönderme yapar; easy ise onları tahmin etmenin ne kadar kolay veya zor olduğunu belirtir. Yapının tamamı, bir nedeni bilmenin tahmini kendiliğinden kolaylaştırmadığını anlatır.
Alıştırma
Hangi ifade cümlenin anlamına en uygundur?
- Bilim insanları patlamalara neyin yol açtığını bilmiyor.
- Nedenleri bilmek, patlamaları otomatik olarak kolay tahmin edilir hâle getirmez.
- Nedenleri bilindiğinde patlamaları tahmin etmek kolaydır.
Cevabı göster
Nedenleri bilmek, patlamaları otomatik olarak kolay tahmin edilir hâle getirmez.
While scientists can roughly determine the strength and weight of the Earth's crust, Dilbilgisi
4:28Bilim insanları Dünya kabuğunun gücünü ve ağırlığını kabaca belirleyebilse de,
the depth and heat of magma chambers makes measuring changes in magmastatic pressure very difficult.
4:33magma odalarının derinliği ve ısısı magmastatik basınçtaki değişiklikleri ölçmeyi çok zorlaştırıyor.
While yapılabileni sunar, makes measuring ... very difficult ise zorluğu belirtir
Burada While bir ödünleme anlamı katar; bu nedenle sırasında değil, her ne kadar anlamındadır. İlk yan cümle bilim insanlarının neleri tahmin edebildiğini kabul eder, ancak bu bilgiyi arka plana yerleştirir. Virgülden sonraki ana nokta, devam eden zorluktur. Ana cümlede measuring changes in magmastatic pressure, makes fiilinin nesnesi olarak kullanılan bir ulaç öbeğidir; very difficult ise nesne tamamlayıcısıdır. make + faaliyet + sıfat kalıbı, bir etkenin bir faaliyete belirli bir nitelik kazandırdığını anlatır.
Alıştırma
Hangi cümlede while bir ödünleme anlamı katıyor ve make + faaliyet + sıfat yapısı temel zorluğu belirtiyor?
- While the map is detailed, heavy snow makes finding the trail very difficult.
- Because the trail was clear, finding it was easy.
- We checked the map while the guide packed the food.
Cevabı göster
While the map is detailed, heavy snow makes finding the trail very difficult.
But volcanologists are constantly exploring new technology to conquer this rocky terrain. Deyimler
4:40Ancak volkanologlar, bu kayalık araziyi fethetmek için sürekli olarak yeni teknolojiler araştırıyorlar.
conquer this rocky terrain: zor bir bilim alanını engebeli araziye benzetmek
Bu cümlede conquer this rocky terrain mecazdır. Volkanları inceleme ve tahmin etme konusundaki zor çalışmayı, araştırmacıların aşması ya da hâkim olması gereken engebeli bir zemin gibi gösterir. Bu nedenle conquer, fiziksel olarak bir arazi parçasını geçmek ya da kontrol etmek değil, zor bir alanın üstesinden gelmek veya bir sorunu çözmek demektir. Bu imge özellikle etkilidir çünkü rocky terrain gerçek anlamıyla da volkanların kayalık ortamına uyar. Bu çift bağlantı bilimsel zorluğu daha canlı ve çetin gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede conquer this rocky terrain ne anlama geliyor?
- Volkanik bir arazi parçasını fiziksel olarak geçip hâkimiyet altına almak.
- Bir volkanın çevresindeki taşları yerden kaldırmak.
- Bilimsel çalışmanın zor bir alanının üstesinden gelmek.
Cevabı göster
Bilimsel çalışmanın zor bir alanının üstesinden gelmek.
Advances in thermal imaging have allowed scientists to detect subterranean hotspots. Notlar
4:46Termal görüntülemedeki gelişmeler, bilim insanlarının yeraltındaki sıcak noktaları tespit etmelerine olanak sağladı.
Advances in ... have allowed ... to ...: ilerlemeyi yeni bir yetenekle ilişkilendirmek
Advances in X, “X alanındaki ilerlemeler veya gelişmeler” anlamına gelir. Advances in X have allowed A to do B yapısı, bu ilerlemeyi yeni bir yetenek ya da olasılıkla ilişkilendirir. Buradaki allowed, birinin izin verdiği anlamına gelmez. Bilim insanlarının yer altındaki sıcak noktaları tespit etmesini mümkün kılmak anlamındadır. Çoğul özne Advances, have ile kullanılır; present perfect biçimi have allowed ise geçmişteki gelişmeleri şu anda önemli olan bir sonuçla ilişkilendirir.
Alıştırma
Cümleyi allow fiilinin present perfect biçimi ve travel fiilinin to-infinitive biçimiyle tamamlayın: Advances in battery design ____ electric buses ____ farther on one charge.
Cevabı göster
have allowed · to travel
subterranean hotspots: yer altındaki termal anomaliler
Subterranean, yerin altında anlamına gelir. Bu bilimsel bağlamda hotspots, çevresinden daha sıcak olan bölgeleri belirtir. Bu nedenle subterranean hotspots, bilim insanlarının termal görüntülemeyle tespit edebildiği, yer altındaki olağandışı sıcak bölgelerdir. Bu ifade, magmanın hareketi gibi faaliyetlerle bağlantılı ısıya işaret edebilir. Burada hotspots, popüler yerler veya kablosuz internet erişim noktaları anlamına gelmez; thermal imaging ifadesi anlamın ısıyla ilgili olduğunu gösterir.
Alıştırma
Termal görüntülemeyle ilgili bu cümlede subterranean hotspots ne anlama gelir?
- yer altındaki olağandışı sıcak bölgeler
- yer altındaki popüler turistik yerler
- yer altındaki kablosuz internet erişim noktaları
Cevabı göster
yer altındaki olağandışı sıcak bölgeler
Spectrometers can analyze gases escaping magma,
4:52Spektrometreler magmadan kaçan gazları analiz edebilir,
and lasers can precisely track the impact of rising magma on a volcano's shape. Kalıp ifadeler
4:56ve lazerler yükselen magmanın bir yanardağın şekli üzerindeki etkisini hassas bir şekilde takip edebilir.
track the impact of X on Y: X’in Y üzerindeki etkisini izlemek
Burada track, bir şeyi zaman içinde gözlemlemek veya ölçmek anlamına gelen bir fiildir. Sürekli izlemeyi ifade eder; yol veya ray anlamındaki track ismi değildir. the impact of X on Y bilgi kalıbı, X’in Y üzerindeki etkisi anlamına gelir. Bu cümlede X rising magma, Y ise a volcano's shape ifadesidir. Dolayısıyla lazerler magmanın bu şekli nasıl değiştirdiğini izler.
Alıştırma
Araştırma bağlamında kullanılan kalıbı tamamlayın: Scientists track the impact ____ pollution ____ plant growth.
Cevabı göster
of · on
these tools will help us better understand these volatile vents and their explosive eruptions. Kelime
5:02bu araçlar bizim bu değişken bacaları ve onların patlayıcı püskürmelerini daha iyi anlamamıza yardımcı olacaktır.
volatile vents: kararsız ve potansiyel olarak tehlikeli volkan bacaları
Burada vents, gazın, külün veya magmanın dışarı çıkabildiği volkan açıklıklarıdır. Volatile, bu bacaların kararsız olduğunu ve etkinliklerinin aniden tehlikeli biçimde değişebileceğini anlatır. Volatile, kimyada “kolayca buharlaşan” anlamına gelebilir; ancak burada bu anlamda kullanılmaz. Vents ve explosive eruptions ile birlikte hızlı, öngörülemez ve potansiyel olarak tehlikeli değişim fikrini taşır.
Alıştırma
Örnekte volatile, volatile vents ifadesine hangi anlamı katar?
- Şu anda açıktır ancak tamamen öngörülebilirdir.
- Kararsızdır ve aniden tehlikeli hâle gelebilir.
- Kimyasal bir sıvı gibi buharlaşabilir.
Cevabı göster
Kararsızdır ve aniden tehlikeli hâle gelebilir.
Did you know that there's an even more explosive and destructive kind of volcano known as a supervolcano? Anlatım akışı
5:09Süper yanardağ olarak bilinen daha da patlayıcı ve yıkıcı bir yanardağ türü olduğunu biliyor muydunuz?
Did you know that ... known as a supervolcano?: dikkat çekerek yeni bir terim tanıtmak
Did you know that...? soru biçiminde bir giriş işlevi görür. İlgili bir bilgiyi sunmadan önce dikkat çeker ve merak uyandırır; burada konuşmacının asıl amacı izleyicinin yanıtı önceden bilip bilmediğini kontrol etmek değildir. known as a supervolcano ifadesi kind of volcano sözünden sonra gelir ve bu türün yerleşik adını verir. Vurgulanan iki bölüm, bilgiyi iki adımda düzenler: önce ilgi uyandırır, sonra yeni terimi tanıtır.
Alıştırma
Örnekte vurgulanan iki bölüm birlikte ne yapıyor?
- Yeni bilgi eklemeden konuyu bitirir.
- Dikkat çeker ve ardından ilgili bir kavramın adını tanıtır.
- Dinleyicinin terimi zaten bildiğini kanıtlar.
Cevabı göster
Dikkat çeker ve ardından ilgili bir kavramın adını tanıtır.
when the Yellowstone supervolcano last exploded, Kelime
5:19Yellowstone süper yanardağı en son patladığında,
last exploded: en son patlama
Burada last, exploded fiilini niteleyen bir zarftır. “En yakın geçmişte” veya “en son gerçekleştiği seferde” anlamına gelir; bu nedenle last exploded, “en son patladı” demektir. İfade, bugünden geçmişe bakarak bilinen en son patlamayı gösterir. Bunun sonsuza kadar son patlama olduğunu veya bir daha patlama yaşanamayacağını söylemez.
Alıştırma
Hangi cümlede last, olayın bir daha asla gerçekleşemeyeceğini söylemeden “en son gerçekleştiği seferde” anlamında kullanılmıştır?
- The volcano erupted for the last time in 1980.
- The volcano last erupted in 1980.
- The volcano finally erupted in 1980.
Cevabı göster
The volcano last erupted in 1980.
it covered North America in nearly 2 m of ash and rock. Kalıp ifadeler
5:23Kuzey Amerika'yı neredeyse 2 metrelik kül ve kayayla kapladı.
cover X in Y: Kuzey Amerika’yı kül ve kayayla kaplamak
cover X in Y yapısında X, üzerinde bir tabaka oluşan kişi, yer veya nesnedir; Y ise üstünü kaplayan malzemedir. Bu cümlede North America, X; nearly 2 m of ash and rock ise Y’dir. Burada cover, “üzerine yayılmak veya üzerinde bir tabaka bırakmak” anlamındadır; “haberini yapmak” anlamında değildir. Kullanılabilir kalıp cover + nesne + in + kaplayan malzeme şeklindedir; edilgen biçimi X is covered in Y olur.
Alıştırma
Karın bütün tarlanın üzerinde bir tabaka oluşturduğunu anlatmak için cover X in Y yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- The storm covered in snow the whole field.
- The storm covered the whole field in snow.
- The storm covered the whole field on snow.
Cevabı göster
The storm covered the whole field in snow.
Find out more about these epic eruptions with this video.
5:28Bu efsanevi patlamalar hakkında daha fazlasını bu videoyla keşfedin.