Evrendeki Son Yıldız – Kırmızı Cüceler Açıklandı: İngilizce çalışma notları

Kurzgesagt – In a Nutshell

Öğrenme zorluğu
941 kelime 185 kel/dk

Video özeti: Kırmızı cüceler neredeyse tüm diğer kozmik ışıklardan uzun yaşayabilir. Video, yaşama elverişlilik ile patlama risklerini, evrimlerini ve insanlık için anlamını inceler. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “one of our best bets” — Deyimler ve mecazlı ifadeler: bunu bahis değil umut veren seçenek olarak anlayın ve belirsiz seçenekleri sıralayın. 2. “strip away sizable portions of a planet's atmosphere” — Öbek fiiller: güçlü koparmayı ve bütünün bir parçasındaki hasarı anlatın. 3. “it's going to be a long time before” — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: olayı uzak geleceğe yerleştirin, bitişi before ile gösterin ve zamanları karşılaştırın.

Bu derste

One day the last star will die

0:01

Bir gün son yıldız ölecek

and the universe will turn dark forever. Dilbilgisi

0:03

ve evren sonsuza dek kararacak.

Dilbilgisi

will turn dark: durum değişimi için turn + sıfat

will turn dark ifadesinde turn, ardından dark sıfatının geldiği bir bağ fiilidir. turn dark bir bütün olarak ‘daha aydınlık bir durumdan karanlık bir duruma geçmek’ anlamına gelir; turn burada dönmek veya yön değiştirmek demek değildir. turn + sıfat yapısı yeni bir duruma geçişi anlatırken be + sıfat yalnızca o durumu tanımlar. turn red, turn cold veya turn serious örneklerinde olduğu gibi görünür ya da belirgin değişiklikler için kullanılabilir.

Alıştırma

Dersteki turn + sıfat yapısını izleyen ve ‘aydınlıktan karanlığa geçmek’ anlamına gelen ifadeyle cümleyi tamamlayın: When the power fails, the room will ____.

Cevabı göster

turn dark

It will probably be a red dwarf,

0:06

Bu muhtemelen bir kırmızı cüce olacak,

a tiny kind of star

0:09

minik bir yıldız türü

that's also one of our best bets to find alien life Deyimler

0:10

aynı zamanda uzaylı yaşamı bulmak için en iyi bahislerimizden biri

Deyimler

one of our best bets: umut verici bir seçenek, garanti değil

Best bet, işe yarama veya iyi bir sonuç verme olasılığı en yüksek seçeneği anlatan bir deyimdir. Gerçek bir bahisten değil, olasılığa ilişkin bir değerlendirmeden söz eder. One of our best bets, konuşanın bakış açısına göre bu yıldızın en umut verici olasılıklar grubunda bulunduğu anlamına gelir. One of başka güçlü olasılıkların da bulunduğunu gösterir; best ise sonucun kesin olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

‘This backup plan is one of our best bets for finishing on time,’ cümlesinde one of our best bets ne anlama gelir?

  1. En umut verici seçeneklerimizden biri
  2. Başarısı garanti olan bir seçenek
  3. Yaptığımız bahislerden biri
Cevabı göster

En umut verici seçeneklerimizden biri

and might be the last home of humanity

0:13

ve insanlığın son yuvası olabilir

before the universe becomes uninhabitable.

0:15

evren yaşanamaz hale gelmeden önce.

So what do we know about them

0:18

Peki onlar hakkında ne biliyoruz

and why are they our last hope?

0:20

ve neden onlar bizim son umudumuz?

At least 70% of stars in the universe are red dwarfs.

0:32

Evrendeki yıldızların en az %70'i kırmızı cücelerdir.

They are the tiniest stars out there

0:36

Onlar piyasadaki en küçük yıldızlar

with only about 7 to 50% of the mass of our sun,

0:38

güneşimizin kütlesinin sadece %7 ila %50'sine sahip,

not that much bigger than our planet Jupiter,

0:41

gezegenimiz Jüpiter'den çok da büyük değil,

which is still huge though.

0:44

ki bu yine de çok büyük.

They are also very dim.

0:46

Ayrıca çok soluklar.

It's impossible to see them with the naked eye. Kalıp ifadeler

0:48

Onları çıplak gözle görmek imkansız.

Kalıp ifadeler

with the naked eye: çıplak gözle

With the naked eye, teleskop, mikroskop veya başka bir gözlem aracı kullanmadan yalnızca normal insan görüşüyle bakmak demektir. Burada naked, “kıyafetsiz” değil, “araç yardımı olmadan” anlamındadır. Bu ifade genellikle see, observe veya detect gibi fiillerden sonra gelir. Bu cümlede kırmızı cücelerin doğrudan görülemeyecek kadar sönük olduğu anlatılır.

Alıştırma

Cümleyi “mikroskop veya başka bir gözlem aracı olmadan” anlamındaki kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: These tiny cells cannot be seen ____.

Cevabı göster

with the naked eye

You've never seen one in the night sky.

0:51

Gece gökyüzünde hiç görmediniz.

Even with all our technology, Dilbilgisi

0:53

Tüm teknolojimize rağmen,

we can only clearly observe red dwarfs in our neighborhood. Deyimler

0:55

sadece çevremizdeki kırmızı cüceleri açıkça gözlemleyebiliriz.

Dilbilgisi

Even with all our technology: tüm teknolojimize rağmen

Even with + isim öbeği bir ödünleme ilişkisi kurar. Önce yardımcı olması beklenen bir kaynak veya avantajdan söz eder, ardından dinleyiciyi hâlâ sınırlı ya da şaşırtıcı olan bir sonuca hazırlar. Bu cümlede all our technology beklenen avantajdır, can only ise devam eden sınırlamayı gösterir. Bu yapı, sınırlamanın nedeninin teknoloji olduğunu söylemez.

Alıştırma

Bir avantaja sahip olunmasına rağmen yaşanan şaşırtıcı başarısızlığı en iyi hangi cümle vurgular?

  1. Without a detailed map, we still got lost.
  2. Because of a detailed map, we still got lost.
  3. Even with a detailed map, we still got lost.
Cevabı göster

Even with a detailed map, we still got lost.

Deyimler

Astronomi benzetmesi olarak in our neighborhood

Burada in our neighborhood, Güneş'e görece yakın uzay bölgesinde anlamına gelir. Neighborhood, yakındaki yıldızları komşu evlermiş gibi ele alan mekânsal bir benzetmedir. Bu ifade bilinçli olarak gündelik bir dille kullanılmıştır ve sabit bir bilimsel sınırı belirtmez. Bu cümlede, net biçimde gözlemleyebildiklerimizin yakındaki kırmızı cüceler olduğunu açıklar.

Alıştırma

Bu astronomi cümlesinde in our neighborhood ne anlama gelir?

  1. konuşan kişinin evinin çevresindeki yerleşim bölgesinde
  2. Güneş'e görece yakın uzay bölgesinin içinde
  3. Samanyolu'nun her yerinde
Cevabı göster

Güneş'e görece yakın uzay bölgesinin içinde

Approximately 20 of the 30 stars close to Earth are red dwarfs.

0:58

Dünya'ya yakın 30 yıldızdan yaklaşık 20'si kırmızı cücedir.

Like all stars, red dwarfs fuse hydrogen into helium.

1:02

Tüm yıldızlar gibi kırmızı cüceler de hidrojeni helyuma dönüştürür.

But while more massive stars accumulate all the fused helium in their cores,

1:07

Ancak daha büyük kütleli yıldızlar kaynaşmış helyumun tamamını çekirdeklerinde biriktirirken,

red dwarfs stay convective,

1:11

kırmızı cüceler konvektif kalır,

meaning that the helium and hydrogen constantly mix.

1:13

bu da helyum ve hidrojenin sürekli karıştığı anlamına gelir.

So they use up their fuel incredibly slowly Öbek fiiller

1:16

Böylece yakıtlarını inanılmaz derecede yavaş tüketirler

Öbek fiiller

use up their fuel: sınırlı bir kaynağı tüketmek

Use up, sınırlı bir kaynağın tamamını ya da neredeyse tamamını tüketmek demektir. Burada their fuel, yıldızların füzyon için kullandığı maddedir; up tamamlanma anlamı katar, yukarı yönünü göstermez. Use up ayrılabilen bir fiildir: use up the fuel ve use the fuel up ifadelerinin ikisi de doğaldır. Nesne bir zamirse onu ortaya koyun: use it up deyin, use up it demeyin.

Alıştırma

Cümleyi use up ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: We ____ all the printer paper, so we need to buy more.

Cevabı göster

used up

before they're extinguished.

1:19

sönmeden önce.

Red dwarfs burn so slowly that their average lifespan Dilbilgisi

1:21

Kırmızı cüceler o kadar yavaş yanar ki ortalama ömürleri

is between 1 and 10 trillion years.

1:24

1 ile 10 trilyon yıl arasındadır.

Dilbilgisi

so slowly that ...: dereceyi bir sonuca bağlamak

so + zarf + that + yan cümle yapısı, bir eylemin derecesinin veya gerçekleşme biçiminin bir sonuca yol açtığını gösterir. Burada slowly, kırmızı cücelerin nasıl yandığını açıklar; that ile başlayan yan cümle ise sonucu, yani son derece uzun bir ömrü verir. Yapının tamamını bir bütün olarak düşünün: Burada so tek başına ‘bu nedenle’ anlamına gelmez. Yapıyı verb + so + adverb + that + result clause biçiminde başka durumlara aktarabilirsiniz.

Alıştırma

Neden-sonuç cümlesini tamamlamak için slow sözcüğünü zarf biçiminde kullanın: The glacier moved ____ no one noticed the change from day to day.

Cevabı göster

so slowly that

By comparison, the sun will survive for another 5 billion years. Anlatım akışı

1:27

Karşılaştırmak gerekirse, güneş 5 milyar yıl daha hayatta kalacak.

Anlatım akışı

By comparison: karşıt verileri sunmak

By comparison, dinleyiciye sıradaki bilgiyi az önce belirtilen bir bilgiyle karşılaştırmasını söyleyen, cümle düzeyinde bir geçiş ifadesidir. Burada konu, kırmızı cücelerin trilyonlarca yıllık ömürlerinden Güneş’in çok daha kısa ömrüne geçer. İki bilgiyi karşıtlık ilişkisi içinde düzenler; bunların benzer olduğunu söylemez ve tek başına neden-sonuç ilişkisi göstermez.

Alıştırma

En uygun geçiş ifadesini seçin: One model processes 200 images per minute. ____ the older model processes only 40.

  1. As a result,
  2. Similarly,
  3. By comparison,
Cevabı göster

By comparison,

Because the universe is only 13.75 billion years old,

1:32

Evren sadece 13,75 milyar yaşında olduğu için,

not a single red dwarf has reached later development stages. Dilbilgisi

1:36

tek bir kırmızı cüce bile sonraki gelişim aşamalarına ulaşmamıştır.

Dilbilgisi

not a single + tekil sayılabilen isim

not a single + tekil sayılabilen isim, hiçbir istisna olmadan sayının sıfır olduğu anlamına gelir. Burada not a single red dwarf, bu evrelere ulaşan kırmızı cüce sayısının sıfır olduğunu ve tek bir örnek bile bulunmadığını güçlü biçimde vurgular. a single ifadesinden sonra tekil sayılabilen bir isim kullanılır: a single red dwarf, a single mistake, a single ticket. İfadenin tamamı cümleye olumsuz anlam verir. Örneğin: Not a single ticket was left.

Alıştırma

Hangi cümle sıfır miktarını vurgulamak için not a single ifadesini doğru kullanıyor?

  1. Not a single seats were empty.
  2. No a single seat was empty.
  3. Not a single seat was empty.
Cevabı göster

Not a single seat was empty.

Every single one of the trillions that exist is still a baby. Deyimler

1:39

Var olan trilyonlarcasının her biri hala bir bebektir.

Deyimler

is still a baby: yaş benzetmesi

Burada is still a baby bir benzetmedir. Kırmızı cüce yaşayan bir bebek değildir; baby, son derece uzun ömrünün ve gelişiminin çok erken bir aşamasında olduğu anlamına gelir. Still, uzun bir zaman geçmiş olsa bile bu erken durumun günümüze kadar devam ettiğini gösterir. Daha genel olarak be still + isim veya sıfat, bir durumun söz edilen zamanda hâlâ geçerli olduğunu belirtir.

Alıştırma

Örnekte is still a baby ne anlama geliyor?

  1. Kırmızı cüce daha sonraki bir gelişim aşamasına yeni ulaşmıştır.
  2. Kırmızı cüce, uzun gelişiminin hâlâ çok erken bir aşamasındadır.
  3. Kırmızı cüce yaşayan bir bebektir.
Cevabı göster

Kırmızı cüce, uzun gelişiminin hâlâ çok erken bir aşamasındadır.

Speaking of babies, Anlatım akışı

1:44

Bebeklerden bahsetmişken,

Anlatım akışı

Speaking of babies, ile bağlantılı bir konuya geçiş

Speaking of babies, ifadesi babies sözcüğünü önceki fikirden yeni ve bağlantılı bir konuya geçmek için köprü olarak kullanır. Buradaki anlamı “babies sözü bana bağlantılı bir şeyi hatırlattı”dır; “babies adına konuşmak” değildir. Tekrar kullanılabilen yapı Speaking of + isim veya isim öbeğidir. Bir konu başka bir konuyu doğal biçimde akla getirdiğinde bu yapıyı cümlenin başına koyabilirsiniz.

Alıştırma

Geçişi hedef ifadeyle tamamlayın. Bir arkadaşınız az önce doğum günü pastasından söz etti: ____ birthdays, when is yours?

Cevabı göster

Speaking of

the smallest star in the entire universe is also a red dwarf

1:45

tüm evrendeki en küçük yıldız da bir kırmızı cücedir

because small red dwarfs are right on the verge of being a star at all. Kalıp ifadeler

1:48

çünkü küçük kırmızı cüceler yıldız olmanın tam sınırındadır.

Kalıp ifadeler

right on the verge of being: bir eşiğe son derece yakın

Right on the verge of being, bir durumun sınırına son derece yakın olmayı ifade eder. Bu cümlede en küçük kırmızı cüceler, yıldız sayılabilmenin alt sınırına yakındır; yakında yıldıza dönüşecekleri anlamına gelmez. On the verge of yapısından sonra bir isim veya -ing biçimi gelir. Right ifadeyi güçlendirir; at all ise bunların gerçekten yıldız sayılıp sayılamayacağı şeklindeki temel soruyu vurgular.

Alıştırma

Cümleyi hedef ifade right on the verge of being ile tamamlayın: After three freezing nights, the lake was ____ completely frozen.

Cevabı göster

right on the verge of being

Just a tiny bit less hydrogen Dilbilgisi

1:53

Çok küçük bir miktar daha az hidrojenle

and they are mere brown dwarfs, Kelime

1:54

onlar sadece kahverengi cüceler olurlardı,

Dilbilgisi

Kısa bir koşul olarak Just a tiny bit less hydrogen and...

Bu cümlede “Just a tiny bit less hydrogen”, if veya fiil içermese de koşul görevi görür. Açık biçimi “If there were just a tiny bit less hydrogen, they would be mere brown dwarfs.” olabilir. “And”, ilgisiz yeni bir bilgi eklemek yerine sonucu getirir. Bu kısa “koşul + and + sonuç” kalıbı, küçük bir değişikliğin bir eşiğin aşılmasına yol açabileceğini vurgular.

Alıştırma

Kısa koşul yapısını sonucu getiren sözcükle tamamlayın: One more delay, ____ we will miss the train.

Cevabı göster

and

Kelime

mere brown dwarfs: mere, “yalnızca” anlamında

Bir ismin önünde “mere”, “yalnızca” veya “bundan fazlası değil” anlamına gelir. “Mere brown dwarfs” ifadesinde bu cisimleri konuşulan daha önemli kategorinin altına yerleştirir: onlar tam anlamıyla yıldız değil, kahverengi cücelerdir. “Mere” fiziksel boyutu ölçmez, bir değerlendirme ifade eder. Konuşanın isimle belirtilen kategoriyi sınırlı, daha az etkileyici veya daha yüksek bir statünün altında gördüğünü gösterir.

Alıştırma

“Küçük” değil, “bundan fazlası değil” anlamına gelen sıfatla tamamlayın: The palace on stage was a ____ backdrop, not a real building.

Cevabı göster

mere

failed stars that cannot sustain a fusion reaction for long. Kelime

1:56

füzyon reaksiyonunu uzun süre sürdüremeyen başarısız yıldızlar.

Kelime

failed stars: sıfat olarak failed

failed stars ifadesinde failed, stars sözcüğünden önce gelen bir sıfattır. Bu gök cisimlerinin gerçek bir yıldızdan beklenen kapasiteye ulaşamadığını, yani hidrojen füzyonunu uzun süre sürdüremediğini anlatır. that cannot sustain a fusion reaction for long ilgi cümleciği, failed denmesinin ölçütünü açıklar. Bu ifade kahverengi cüceler için kullanılan açıklayıcı ve gayriresmî bir adlandırmadır; normal yıldızların sonradan bozulduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede failed, failed stars ifadesindeki gibi bir şeyin amaçlanan standarda ulaşmadığını belirten bir sıfat olarak kullanılmıştır?

  1. She failed the final test.
  2. The team abandoned the failed prototype because it never worked safely.
  3. The old lamp failed during the storm.
Cevabı göster

The team abandoned the failed prototype because it never worked safely.

So what about aliens or a new home for humanity?

2:00

Peki ya uzaylılar veya insanlık için yeni bir yuva?

Since our sun will die one day,

2:04

Güneşimiz bir gün öleceğine göre,

we'll eventually need to look for a new home.

2:07

eninde sonunda yeni bir yuva aramak zorunda kalacağız.

And where there are habitable planets, Dilbilgisi

2:09

Ve yaşanabilir gezegenlerin olduğu yerlerde,

there might also be aliens.

2:11

uzaylılar da olabilir.

Dilbilgisi

Where there are X, there might also be Y kalıbı

Where there are X, there might also be Y kalıbı, “X'in bulunduğu yerlerde Y de var olabilir” anlamına gelir. Where genel bir yer arka planı sunar; bilinen tek bir yere işaret etmez. İki there kullanımı da İngilizcede varlık bildiren there be yapısına aittir. “O yerde” anlamına gelmez, bir şeyin var olduğunu bildirir. Might, uzaylıların kesinlikle var olduğunu söylemek yerine iddiayı bir olasılık olarak tutar.

Alıştırma

Cümleyi Where there are X, there might also be Y kalıbıyla tamamlayın: “____ coral reefs, ____ colorful fish.”

Cevabı göster

Where there are · there might also be

The Kepler space observatory found Kültür

2:14

Kepler uzay gözlemevi buldu

Kültür

Kepler uzay gözlemevi: gezegen arayan bir görev

Kepler uzay gözlemevi, Güneş Sistemi dışındaki gezegenleri aramak için kullanılan uzay teleskobunu ve gözlem görevini ifade eder. Bir gezegenin yıldızın önünden geçtiğini gösterebilecek küçük parlaklık düşüşlerini bulmak için yıldızları gözlemledi. Bu cümlede The Kepler space observatory ad öbeğinin tamamı found fiilinin öznesidir. Bulguyu sağlayan kaynak, tek bir bilim insanı ya da Dünya'daki bir gözlemevi binası değil, bu görevdir.

Alıştırma

Burada The Kepler space observatory öznesi neyi ifade ediyor?

  1. Tek başına çalışan Kepler adlı bir bilim insanı
  2. Yeryüzündeki bir gözlemevi binası
  3. Gezegen arayan uzay teleskobu görevi
Cevabı göster

Gezegen arayan uzay teleskobu görevi

that at least half of all red dwarfs host rock planets Kelime

2:16

tüm kırmızı cücelerin en az yarısının kayalık gezegenlere ev sahipliği yaptığını

Kelime

host rock planets: host, 'bir sistemde gezegenler bulunması' demektir

Astronomide host, bir yıldızın veya sistemin kendisiyle ilişkili, çoğu zaman yörüngesinde bulunan bir gök cismine sahip olması anlamına gelir. Geçişli bir fiildir: burada red dwarfs özne, rock planets ise nesnedir. Kırmızı cücelerin en az yarısının çevrelerinde dolanan kayalık gezegenleri vardır. Bu kullanım, konuk ağırlamak veya bir program sunmak anlamına gelmez. Daha büyük bir sistem ile onun içinde ya da çevresinde bulunan nesneler arasındaki ilişkiyi anlatır.

Alıştırma

host fiilini doğru biçimde kullanın: This nearby star ____ two rocky planets.

Cevabı göster

hosts

between half and four times the mass of our Earth.

2:19

kütlesi Dünyamızın yarısı ile dört katı arasında olan.

Many of them are in the habitable zone, Kelime

2:22

Bunların çoğu yaşanabilir bölgede,

the area around a star where water can be liquid.

2:24

bir yıldızın etrafında suyun sıvı olabileceği alanda.

Kelime

yaşanabilir kuşak: sıvı suya izin verebilecek koşullar

Yaşanabilir kuşak, diğer koşullar da uygunsa bir gezegenin sıvı suya izin veren sıcaklıklara sahip olabileceği, yıldızın çevresindeki mesafe aralığıdır. Virgülden sonraki sözler, videoda kullanılan kısa tanımı verir. Habitable, yaşam için potansiyel olarak uygun demektir. Orada gerçekten sıvı su ya da yaşam bulunduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Gök bilimciler bir gezegenin yıldızının yaşanabilir kuşağında olduğunu söylüyor. Yalnızca bu ifadeden güvenle hangi sonuca varabilirsiniz?

  1. Gezegenin okyanuslara sahip olduğu zaten bilinmektedir.
  2. Gezegende kesinlikle yaşam bulunmuştur.
  3. Bu mesafedeki koşullar sıvı suya izin verebilir.
Cevabı göster

Bu mesafedeki koşullar sıvı suya izin verebilir.

But since red dwarfs burn at relatively cold temperatures,

2:28

Ancak kırmızı cüceler nispeten soğuk sıcaklıklarda yandığı için,

a planet would need to be really close to be hospitable,

2:31

bir gezegenin yaşanabilir olması için gerçekten çok yakın olması gerekir,

probably as close as Mercury to our sun or even closer. Dilbilgisi

2:34

muhtemelen Merkür'ün güneşimize olduğu kadar yakın veya hatta daha yakın.

Dilbilgisi

as close as ... or even closer: aynı derecede yakın, hatta daha da yakın

as + adjective + as kalıbı, aynı dereceyi göstermek için bir referans kullanır. Buradaki karşılaştırmanın tam hâli as close to its star as Mercury is to our sun şeklindedir. Altyazıda bağlamdan anlaşılan sözcükler atılmıştır. Or even closer olası mesafeyi bu referansın ötesine taşır: mesafe referansla aynı ya da daha kısa olabilir. Karşılaştırılan şey büyüklük değil, mesafedir.

Alıştırma

Hangi cümle önce kütüphanenin okula olan mesafesini eşitlik referansı olarak kullanır, sonra yeni yerin okula daha da yakın olabileceğini belirtir?

  1. The new site may be as close to the school as the library is, or even closer.
  2. The new site is closer to the school than the library is.
  3. The new site may be as far from the school as the library is, or even farther.
Cevabı göster

The new site may be as close to the school as the library is, or even closer.

Which brings with it all kinds of problems. Anlatım akışı

2:38

Bu da beraberinde her türlü sorunu getiriyor.

Anlatım akışı

Which brings with it ...: önceki fikri sonuçlarına bağlamak

Buradaki Which, tek bir isme ya da bir seçeneğe değil, önceki cümlede anlatılan fikrin tamamına gönderme yapar. Önceki durumu yorumun konusu hâline getirir: sorunlara yol açan şey o durumdur. brings with it ifadesi “sonuç olarak beraberinde getirmek” veya “birlikte neden olmak” anlamına gelir. Sözlü bir açıklamada konuşmacı, yeni bir cümleye Which ile başlayarak az önce söylenenlere bağlanabilir ve daha sonra açıklayacağı sonuçları tanıtabilir.

Alıştırma

Şunu okuyun: “The town has only one road through the mountains. Which brings with it long delays during snowstorms.” Which neye gönderme yapıyor?

  1. Kasabanın yalnızca bir dağ yoluna sahip olması durumunun tamamı
  2. Birkaç yoldan birini seçme isteği
  3. Yalnızca kar fırtınaları
Cevabı göster

Kasabanın yalnızca bir dağ yoluna sahip olması durumunun tamamı

For example, a planet this close to a star

2:42

Örneğin, bir yıldıza bu kadar yakın bir gezegen

would probably be tidally locked, Kelime

2:43

muhtemelen kütleçekimsel kilide (gelgit kilidine) maruz kalırdı,

meaning the same side would always face it.

2:45

bu da her zaman aynı tarafın ona bakacağı anlamına gelir.

Kelime

tidally locked: eşzamanlı dönüş ve yörünge

Astronomide tidally locked, kendi etrafındaki dönüş süresi başka bir nesnenin etrafındaki yörünge süresiyle eşleşen bir nesneyi tanımlar. Bunun sonucunda nesnenin aynı yüzü, yörüngesinde döndüğü cisme sürekli dönük kalır. Locked, nesnenin dönmeyi bıraktığı veya fiziksel bir kilitle tutulduğu anlamına gelmez. Nesne dönmeye devam eder, ancak bir yüzünü eşlik ettiği cisme dönük tutmak için gereken tam hızda döner.

Alıştırma

Cümleyi iki sözcüklük astronomi terimiyle tamamlayın: Because its rotation period matches its orbital period, the moon is ____ to the planet.

Cevabı göster

tidally locked

This side would be incredibly hot,

2:48

Bu taraf inanılmaz derecede sıcak olurken,

while the shadow side would be frozen, Dilbilgisi

2:50

gölgede kalan taraf donmuş olacaktır,

Dilbilgisi

while the shadow side would be frozen: while ile iki gerçeği karşılaştırmak

Burada while, ilk gerçekle karşıtlık oluşturan ikinci bir gerçeği sunar: bir taraf aşırı sıcakken gölgede kalan taraf donmuştur. İki gerçek de aynı durumu anlatır. While burada zaman anlamına gelmez. X, while Y kalıbı, karşıt iki gerçeği yan yana vermenizi sağlar. İnsanlar, yerler, seçimler veya koşullar arasındaki belirgin bir farkı açıklarken özellikle kullanışlıdır.

Alıştırma

İngilizce 'Nora chose the blue backpack, while Sam chose the red one,' cümlesinde while ne işe yarar?

  1. Nora'nın seçimiyle Sam'in seçimini karşılaştırır.
  2. Seçimlerin uzun süre devam ettiği anlamına gelir.
  3. Bir seçimin diğerinden sonra yapıldığını gösterir.
Cevabı göster

Nora'nın seçimiyle Sam'in seçimini karşılaştırır.

which makes it hard for life to develop. Dilbilgisi

2:52

bu da yaşamın gelişmesini zorlaştırır.

Dilbilgisi

makes it hard for life to develop: make it + adjective + for ... + to ... yapısı

Makes it hard for life to develop ifadesinde it biçimsel nesnedir: nesne konumunu doldurur ama life sözcüğünü temsil etmez. Hard, to develop eyleminin zorluğunu değerlendirir; for life ise bu eylemin öznesini belirtir. Yeniden kullanılabilen kalıp make + it + adjective + for + someone/something + to-infinitive şeklindedir. Bir koşulun bir eylemi kolay, zor, mümkün veya imkânsız hâle getirdiğini göstermek için kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümle make it + adjective + for someone + to do yapısını doğru kullanır?

  1. The thick fog made drivers hard to see the road.
  2. The thick fog made it hard for drivers to see the road.
  3. The thick fog made it hard drivers to see the road.
Cevabı göster

The thick fog made it hard for drivers to see the road.

Although a planet with a big enough ocean

2:55

Yeterince büyük bir okyanusu olan bir gezegen

might be able to distribute the star's energy

2:57

yıldızın enerjisini dağıtabilir

and create some kind of stability.

2:59

ve bir çeşit istikrar yaratabilir.

Or the gravitational forces of the red dwarf

3:03

Veya kırmızı cücenin yerçekimi kuvvetleri

could squeeze the planet

3:05

gezegeni sıkıştırabilir

and heat it up so much Dilbilgisi

3:06

ve o kadar çok ısıtabilir ki

that it might lose all its water over time.

3:08

zamanla tüm suyunu kaybedebilir.

Dilbilgisi

so much that ... might: derece, sonuç ve belirsizlik

Bir fiil veya fiil öbeğinden sonra gelen so much that, çok yüksek bir derecenin yol açtığı sonucu belirtir. Heat it up so much that ... ifadesi, ısıyı that yan cümlesindeki sonuca yol açabilecek bir dereceye kadar artırmak demektir. Might, bu sonucun kesin değil, olası olduğunu gösterir. Kullanılabilir kalıp fiil + so much that + sonuç şeklindedir; sonuç cümlesindeki might, may veya could gibi bir kiplik fiili, iddianın kesinliğini azaltabilir.

Alıştırma

Derece-sonuç kalıbını tamamlayın: The sun heated the metal ____ it became too hot to touch.

Cevabı göster

so much that

These planets could end up like Venus, Öbek fiiller

3:10

Bu gezegenler Venüs gibi

Öbek fiiller

end up like + isim: benzer bir son durum

End up, bir süreçten sonra son bir duruma ulaşmak anlamına gelir; bu sonuç çoğu zaman planlanmamış veya beklenmemiştir. Burada like Venus, gezegenlerin olası son durumunu Venüs ile karşılaştırır; onların gerçekten Venüs’e dönüşmesi anlamına gelmez. Sonuçta bir şeye benzer bir durum ortaya çıktığında end up like + isim kullanın. End up ifadesinden sonra sıfat, yer belirten bir söz öbeği veya -ing biçimi de gelebilir.

Alıştırma

“Sonunda ... benzer hâle gelmek” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: Without enough rain, our green field could ____ the dry field next door.

Cevabı göster

end up like

a hot, burning hell.

3:12

sıcak ve yanan bir cehenneme dönüşebilir.

Another problem is that many red dwarfs

3:15

Başka bir sorun ise birçok kırmızı cücenin

vary in their energy output. Kalıp ifadeler

3:17

enerji çıktılarında farklılık göstermesidir.

Kalıp ifadeler

vary in their energy output: değişen yönü belirtmek

Burada vary in, sabit kalmayan yönün their energy output, yani enerji çıkışı olduğunu belirtir. Yapı özne + vary in + isim öbeği şeklindedir ve isim öbeği değişen özelliği gösterir. Değişim zaman içinde gerçekleşebilir veya bir grubun üyeleri arasındaki farklılık olarak görülebilir. Bu bağlamda sonraki ayrıntılar, enerji çıkışının zaman içinde değiştiğini gösterir; vary in tek başına değişimin yönünü veya miktarını belirtmez.

Alıştırma

Cümleyi vary ve değişen yönü tanıtan edatla tamamlayın: The samples ____ size, but they are made of the same material.

Cevabı göster

vary in

They can be covered in star spots

3:19

Yıldız lekeleriyle kaplanabilirler

that can dim their emitted light

3:20

ve bu da aylarca yaydıkları ışığı

by up to 40% for months, Dilbilgisi

3:22

%40'a kadar azaltabilir,

Dilbilgisi

by up to 40%: en fazla %40 değişim

Bir değişim ifadesinde by, değişim miktarını belirtir. Up to bir üst sınır koyar; bu nedenle by up to 40%, değişimin %40 kadar büyük olabileceğini ancak daha küçük de olabileceğini ifade eder. Önceki kararma düşüncesiyle birlikte bu ifade, önceki düzeye göre en fazla %40 azalmayı anlatır. Işığın son düzeyinin önceki düzeyin %40'ı olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir cihaz hızının en fazla %20'sini kaybedebilir. Hangi cümle %20'nin kaybedilebilecek en yüksek miktar olduğunu açıkça belirtir?

  1. The device can slow down to 20%.
  2. The device can slow down by up to 20%.
  3. The device can slow down by 20%.
Cevabı göster

The device can slow down by up to 20%.

which would cause oceans on planets to freeze over. Öbek fiiller

3:24

bu da gezegenlerdeki okyanusların donmasına neden olur.

Öbek fiiller

freeze over: yüzeyi kaplayan buz

Freeze over, bir su kütlesinin yüzeyinin kesintisiz bir buz tabakasıyla kaplanması demektir. Burada okyanusların yüzeyinin buz tutmasını anlatır; bütün suyun yüzeyden dibe kadar tamamen katılaşması gerektiği anlamına gelmez. Kalıp freeze over şeklindedir. Zamana göre freeze değişir: freezes over, froze over veya has frozen over.

Alıştırma

Cümleyi freeze over ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: After three freezing nights, the pond had ____.

Cevabı göster

frozen over

At other times, they can emit powerful solar flares, Notlar

3:26

Diğer zamanlarda güçlü güneş patlamaları yayabilirler,

Anlatım akışı

At other times: farklı zamanlara geçiş

At other times bir zaman bağlayıcısıdır. Burada anlatımı yıldızların sönükleştiği dönemlerden güçlü güneş patlamaları yayabildikleri başka dönemlere geçirir. Cümle başında kullanıldığında zamanlar arasındaki karşıtlığı düzenler: bazı zamanlarda bir şey olurken başka zamanlarda başka bir şey olur. Virgül, bağlayıcıyı ana cümleden ayırır.

Alıştırma

Farklı dönemlerde karşıt bir durum olduğunu gösteren bağlayıcıyı seçin: The park is peaceful early in the morning. ____, it can be crowded and noisy.

  1. For the first time
  2. At other times
  3. At the same time
Cevabı göster

At other times

sudden outbursts of energy,

3:29

ani enerji patlamaları,

Kelime

solar flares: yıldız enerjisinin ani patlamaları

Bu cümlede solar flares, bir yıldızdan ani ve güçlü biçimde salınan enerjiyi ifade eder. Solar sözcüğü teknik olarak yalnızca Güneş’e ait olmayı belirtse de burada kırmızı cücelerdeki parlama etkinliği için kullanılmıştır; stellar flares daha genel bilimsel terimdir. Hemen ardından gelen sudden outbursts of energy ifadesi, solar flares sözünü başka kelimelerle yeniden adlandırıp açıklar. Bu açıklayıcı eşleme bir tanım verir; bu nedenle bilinmeyen bir bilim teriminin anlamını bulmak için virgülden sonraki metni kullanabilirsin.

Alıştırma

Bir astronomi metninde solar flares ifadesi büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Bir yıldızdan ani ve güçlü biçimde salınan enerji
  2. Bir gezegenin yörüngesindeki yavaş değişimler
  3. İşaret ışığı oluşturmak için havaya atılan nesneler
Cevabı göster

Bir yıldızdan ani ve güçlü biçimde salınan enerji

incredibly powerful.

3:31

inanılmaz derecede güçlü.

These red dwarfs can double their brightness in minutes,

3:32

Bu kırmızı cüceler dakikalar içinde parlaklıklarını iki katına çıkarabilirler,

which could strip away sizable portions of a planet's atmosphere Öbek fiiller

3:35

bu da bir gezegenin atmosferinin önemli bir bölümünü soyup

Öbek fiiller

strip away sizable portions of a planet's atmosphere: bir gezegenin atmosferinin önemli bölümlerini söküp götürmek

Strip away, bir şeyi güçlü biçimde veya aşamalı olarak, çoğu zaman katmanları sökülüyormuş gibi kaldırmak demektir. Burada parlamadan gelen enerji, bir gezegenin çevresindeki büyük miktarda gazı ortadan kaldırabilir; söz konusu olan yüzeyi hafifçe temizlemek değildir. Sizable portions of, bir bütünün oldukça büyük bölümleri anlamına gelir. Portions, atmosferin bir kısmından söz edildiğini ancak tamamının kastedilmediğini gösterir; sizable ise kaybın önemli miktarda olabileceğini belirtir.

Alıştırma

‘Güçlü biçimde, çoğu zaman katman katman kaldırmak’ anlamındaki iki sözcüklü fiille cümleyi tamamla: Strong winds can ____ the topsoil and leave plant roots exposed.

Cevabı göster

strip away

and burn it,

3:38

yakabilir,

rendering it sterile. Dilbilgisi

3:39

onu kısır hale getirebilir.

Dilbilgisi

rendering it sterile: sonucu kısaltarak veren yan cümle

Burada rendering, bir şeyi belirli bir duruma getirmek anlamındadır. render + nesne + sıfat yapısı nesnenin ulaştığı sonucu gösterir: it gezegene gönderme yapar; sterile ise yaşamı destekleyemeyen demektir. -ing yan cümlesi önceki eylemin sonucunu ekler. and this would render it sterile ifadesini resmî bir sonuç öbeğine sıkıştırır; bu kalıp bilimsel metinlerde ve haber dilinde yaygındır.

Alıştırma

Cümleyi render fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The chemical spill polluted the well, ____ the water unsafe to drink.

Cevabı göster

rendering

On the other hand, Anlatım akışı

3:41

Öte yandan,

Anlatım akışı

On the other hand: karşıt yönü gösterme

On the other hand, dinleyiciye sıradaki noktanın aynı konunun farklı veya karşıt bir yönü olduğunu bildirir. Burada tartışmayı tehlikelerden bir avantaja geçirir. Bu ifade gerçek bir eli anlatmaz; düşünceleri düzenler. Önce On the one hand kullanılması şart değildir, ancak yeni bilginin dengeleyeceği veya karşı çıkacağı açık bir nokta daha önce verilmiş olmalıdır.

Alıştırma

Planın başlangıç maliyeti yüksektir. Hangi sonraki cümle uzun vadeli faydayı konunun diğer yönü olarak açıkça sunar?

  1. In addition, it could save money over time.
  2. However, it could save money over time.
  3. On the other hand, it could save money over time.
Cevabı göster

On the other hand, it could save money over time.

their extremely long lifespan is a big plus. Kelime

3:42

son derece uzun ömürleri büyük bir artıdır.

Kelime

A big plus: önemli bir avantaj

Burada a big plus, “önemli bir avantaj” anlamına gelir. Plus sayılabilir bir isim olarak kullanıldığı için ifade a ile kurulur: a plus. Olumlu bir özelliği vurgulayan gündelik bir değerlendirme biçimidir. Bu özelliğin önemli olduğunu söyler; her şeyin olumlu olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi hedef ifade a big plus ile tamamlayın: Free breakfast is ____ for this hotel.

Cevabı göster

a big plus

A red dwarf with just moderate levels of activity

3:45

Sadece orta düzeyde bir aktiviteye sahip bir kırmızı cüce

could be an amazing place for a planet that hosts life.

3:47

yaşamı barındıran bir gezegen için harika bir yer olabilir.

Life on Earth has existed for about 4 billion years Dilbilgisi

3:51

Dünya'da yaşam yaklaşık 4 milyar yıldır var

Dilbilgisi

Has existed for...: günümüze kadar devam eden süre

Has existed, present perfect yapısındadır: has + geçmiş zaman ortacı existed. Yaşamın geçmişte var olmaya başladığını ve hâlâ var olduğunu gösterir. For, devam eden bu durumun süresini belirtir. About, four billion years ifadesinin kesin değil yaklaşık bir miktar olduğunu gösterir. Yeniden kullanılabilir kalıp has/have + past participle + for + duration şeklindedir.

Alıştırma

Hangi cümle kütüphanenin beş yıl önce faaliyete başladığını ve hâlâ açık olduğunu anlatır?

  1. The library has existed for five years.
  2. The library existed for five years.
  3. The library has existed five years ago.
Cevabı göster

The library has existed for five years.

and we have about a billion years left Kalıp ifadeler

3:54

ve yaklaşık bir milyar yılımız kaldı

before the sun becomes so hot

3:56

güneş o kadar sıcak hale gelmeden önce ki

that complex life on Earth will become impossible.

3:58

Dünya'da karmaşık yaşamın imkansız hale geleceği zamana kadar.

Kalıp ifadeler

have about a billion years left: kalan süre

have about a billion years left ifadesinde have, bir zaman diliminin hâlâ kullanılabilir olduğunu; left ise geriye kaldığını belirtir. Yapı have + miktar + left şeklindedir ve left miktardan sonra gelir. before ile başlayan yan cümle, kalan bu süreyi sona erdirecek olayı belirtir. About, bir milyar yılın kesin bir son tarih değil, tahmin olduğunu gösterir.

Alıştırma

Cümleyi have + miktar + left yapısıyla tamamlayın: The library closes in twenty minutes. We ____ to finish our work.

Cevabı göster

have twenty minutes left

We will either die Dilbilgisi

4:01

Ya yok olacağız

out or leave Earth and look for a new home.

4:02

ya da Dünya'yı terk edip yeni bir yuva arayacağız.

Dilbilgisi

either die out or leave Earth: iki seçenek

Either ... or tam olarak iki seçeneği birbirine bağlar. Buradaki paralel seçenekler die out ve leave Earth fiil gruplarıdır; ikinci seçenek look for a new home ile devam eder. Die out, hiçbir üyesi kalmadığı için bir türün veya grubun tamamının yok olması demektir. Yalnızca tek bir bireyin ölmesi anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle either ... or yapısını iki paralel fiil grubuyla doğru kullanıyor?

  1. The species will either adapt and die out.
  2. The species will either adaptation or die out.
  3. The species will either adapt or die out.
Cevabı göster

The species will either adapt or die out.

We could build a civilization

4:05

Bir medeniyet inşa edebiliriz

for potentially trillions of years

4:06

potansiyel olarak trilyonlarca yıl

around a red dwarf with the right conditions.

4:08

uygun koşullara sahip bir kırmızı cücenin etrafında.

About 5% of the red dwarfs in the Milky Way

4:11

Samanyolu'ndaki kırmızı cücelerin yaklaşık %5'i

may host habitable,

4:13

yaşanabilir,

roughly Earth-sized planets.

4:15

kabaca Dünya büyüklüğünde gezegenlere ev sahipliği yapabilir.

That would be more than 4 billion in total.

4:17

Bu toplamda 4 milyardan fazla olur.

But life may not even need a planet like Earth. Dilbilgisi

4:20

Ancak yaşam Dünya gibi bir gezegene bile ihtiyaç duymayabilir.

Dilbilgisi

may not even need: belirsiz ve şaşırtıcı bir olasılık

May not need, “ihtiyaç duymaması mümkün” anlamına gelir. İfadeyi belirsiz tutar; böylece konuşmacı bunu bir gerçek olarak sunmak yerine bir fikir öne sürer. Even, need sözcüğünden önce gelir ve fikrin beklenenden daha şaşırtıcı olduğunu gösterir: Yaşam, varsaydığımızdan daha az şeye ihtiyaç duyabilir ve Dünya benzeri bir gezegene bile gerek duymayabilir. Bu kalıp, dinleyicinin beklentisinin bir adım ötesine geçen iddiaları temkinli biçimde ifade etmek için kullanışlıdır.

Alıştırma

Şaşırtıcı ve belirsiz bir olasılık ifade etmek için may, not, even ve need sözcüklerini doğru sırayla yerleştirin: This small camera ____ a separate battery.

Cevabı göster

may not even need

Candidates for life around a red dwarf

4:23

Bir kırmızı cücenin etrafındaki yaşam adayları

may be the moons of gas giants

4:25

gaz devlerinin uyduları

or so-called super-Earths, Kelime

4:27

veya süper Dünyalar adı verilen,

really massive rocky planets.

4:28

gerçekten çok büyük kayalık gezegenler olabilir.

Kelime

so-called super-Earths: bir ad, “daha iyi Dünyalar” değil

So-called, super-Earths etiketini tanıtır. Bu bilimsel açıklamada nötrdür: “yanlış biçimde adlandırılan” değil, “bu adla bilinen” anlamına gelir. Virgülden sonraki sözler bu etiketi açıklar. Burada super-Earths, çok büyük kütleli kayalık gezegenleri ifade eder. Super-, Dünya’dan daha büyük boyuta veya kütleye işaret eder; bu gezegenlerin daha iyi, daha gelişmiş ya da mutlaka yaşama elverişli olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu bilimsel cümlede so-called super-Earths ne anlama geliyor?

  1. Kesinlikle Dünya’dan daha iyi ve yaşamaya daha elverişli gezegenler
  2. Dünya’dan çok daha büyük kütleli oldukları için super-Earths etiketiyle bilinen gezegenler
  3. Konuşmacının gerçek bir adları olmadığını söylediği gezegenler
Cevabı göster

Dünya’dan çok daha büyük kütleli oldukları için super-Earths etiketiyle bilinen gezegenler

All in all, there are an estimated 60 billion Anlatım akışı

4:31

Sonuç olarak, kırmızı cücelerin etrafında

Anlatım akışı

Özetleme ifadesi olarak All in all

All in all, “az önce söylenenlerin tümü göz önüne alındığında” anlamına gelir. Önceki birkaç gerçeği veya olasılığı bir araya getirerek genel bir sonucun geleceğini gösteren bir özet ifadesidir. Burada önceki açıklamadan birleşik bir tahmine geçiş yapar. Kelime kelime “her şey içeride” anlamına gelmez.

Alıştırma

Birkaç gerçek değerlendirildikten sonra genel bir sonuç sunmak için en uygun ifade hangisidir?

  1. After all
  2. All in all
  3. In all
Cevabı göster

All in all

potentially habitable planets around red dwarfs

4:34

tahmini 60 milyar potansiyel olarak yaşanabilir gezegen bulunmaktadır

and that's in the Milky Way alone.

4:37

ve bu sadece Samanyolu'ndadır.

So red dwarfs might become really important

4:40

Yani kırmızı cüceler gelecekte hayatta kalmamız için

for our survival in the future.

4:42

gerçekten önemli hale gelebilir.

But everything has to die at some point,

4:44

Ama her şeyin bir noktada ölmesi gerekir,

even red dwarfs.

4:46

kırmızı cüceler bile.

When in trillions of years

4:48

Trilyonlarca yıl sonra

the life of the last red dwarf in the universe

4:49

evrendeki son kırmızı cücenin yaşamı

is about to end, Dilbilgisi

4:52

sona ermek üzereyken,

Dilbilgisi

is about to end: gerçekleşmek üzere olan bir olay

be about to + fiilin yalın hâli, bir olayın belirli bir referans anına göre çok yakında gerçekleşmesinin beklendiğini anlatır. is about to end yapısında is tekil özneyle uyumludur ve end, to sonrasında fiilin yalın hâlindedir. Referans anının konuşma anı olması gerekmez. Çok uzak bir gelecekte geçen bir hikâyede bile, o gelecek bakış açısından sona eriş “gerçekleşmek üzere” olabilir. Buradaki about tüm yapının bir parçasıdır; “yaklaşık” anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için be about to yapısının doğru biçimini start ile kullanın: The school play ____, so everyone is taking their seats.

Cevabı göster

is about to start

it will not be a very spectacular event.

4:53

bu pek de muhteşem bir olay olmayacak.

As its hydrogen runs out, it shrinks, Öbek fiiller

4:56

Hidrojeni tükenince küçülür,

Öbek fiiller

run out: bir kaynak sıfıra indiğinde

Bu cümlede runs out, bir kaynağın geriye hiçbir şey kalmayana kadar kullanılması anlamına gelir. Hydrogen öznedir; dolayısıyla yıldızın hidrojen kaynağı sıfıra inmiştir ve burada runs out nesne almaz. Tükenen şey özne olduğunda geçişsiz a supply runs out kalıbını kullan.

Alıştırma

Yakıt kalmadığını anlatan ve fuel sözcüğünü özne olarak kullanan cümle hangisidir?

  1. The engine has run out of fuel.
  2. The fuel has run out.
  3. The engine has used up the fuel.
Cevabı göster

The fuel has run out.

becoming a blue dwarf,

4:58

bir mavi cüceye dönüşür,

burning out completely. Öbek fiiller

4:59

tamamen yanıp söner.

Öbek fiiller

burning out completely: yakıtı tamamen tüketip sönmek

Burada burning out, kalan yakıtı yavaş yavaş tüketerek yıldızın artık aynı biçimde enerji üretmemesi veya parlamaması anlamına gelir. Bu, enerji ve ışıkla ilgili fiziksel anlamdır; bir kişinin aşırı çalışmaktan tükenmesi anlamındaki mecaz kullanım değildir. Burning, yıldıza ne olduğuna dair açıklamayı sürdüren bir -ing biçimidir. Completely, sürecin sonuna kadar bütünüyle tamamlandığını vurgular.

Alıştırma

burned out ifadesinin, fiziksel bir kaynağın yakıtı tükendiği için yanmayı durdurduğu anlamına geldiği cümleyi seç.

  1. She burned out after months of nonstop work.
  2. The paper burned up in the fire.
  3. The candle burned out after the last of the wax was gone.
Cevabı göster

The candle burned out after the last of the wax was gone.

After its fuel is spent,

5:01

Yakıtı bittikten sonra,

it's transformed into a white dwarf, Kalıp ifadeler

5:02

bir beyaz cüceye dönüşür,

Kalıp ifadeler

Sonuç yapısı: be transformed into + isim

be transformed into + isim yapısında özne bir değişim geçirir ve into'dan sonra belirtilen şeye dönüşür. Burada sonuç bir beyaz cücedir; into başlangıç biçimini değil, sonucu gösterir. Edilgen be transformed yapısı dikkati değişen şey üzerinde tutar. Etken yapı transform A into B biçimindedir; A başlangıçtaki şeyi, B ise sonucu gösterir.

Alıştırma

Cümleyi transform fiilinin edilgen biçimi ve sonucu gösteren edatla tamamlayın: The old station was ____ a community center.

Cevabı göster

transformed into

an object about as small as Earth,

5:04

Dünya kadar küçük bir cisim,

packed very densely and made of degenerate gases, Dilbilgisi

5:06

çok yoğun bir şekilde paketlenmiş ve dejenere gazlardan oluşan,

Dilbilgisi

packed very densely ... made of degenerate gases ile paralel tanımlar

Packed very densely ve made of degenerate gases, beyaz cüceyi tanımlayan iki sıralı geçmiş zaman ortacı öbeğidir. which is packed very densely ve which is made of degenerate gases biçiminde genişletilebilirler. Bunlar iki yeni ana eylem değildir. Bu kısaltılmış yapı, betimleyici veya bilimsel yazıda which is ifadesini tekrarlamadan aynı isme birkaç özellik eklemeyi sağlar.

Alıştırma

İki paralel tanımı tamamlamak için pack ve make fiillerinin geçmiş zaman ortaçlarını kullanın: The lunch box, ____ with fruit and ____ of stainless steel, was easy to carry.

Cevabı göster

packed · made

mostly of helium-4 nuclei.

5:09

çoğunlukla helyum-4 çekirdeklerinden.

Having no more source of energy, Dilbilgisi

5:11

Artık bir enerji kaynağı kalmadığı için,

it will cool extremely slowly over trillions of years

5:13

trilyonlarca yıl boyunca son derece yavaş bir şekilde soğuyacak

Dilbilgisi

Having no more source of energy: -ing yan cümlesiyle neden belirtme

Having no more source of energy, ana cümlenin nedenini veren çekimsiz bir -ing yan cümlesidir. Burada having, 'sahip olmak' anlamındadır: beyaz cücenin geriye kalan bir enerji kaynağı olmadığı için son derece yavaş soğur. Bu yan cümlede özne açıkça yazılmaz. Anlaşılan özne, will cool ifadesinin öznesi olan it ile aynıdır. Öznenin ortak olması, yazılı açıklamalarda because it has... yapısının bu biçimde kısaltılmasını sağlar; buradaki having, present perfect yardımcı fiili veya having + past participle biçimindeki tamamlanmış ortaç yapısı değildir.

Alıştırma

“Having no backup battery, the drone landed immediately,” cümlesinde baştaki yan cümle ne anlatır?

  1. Dronun hâlâ yedek pili olmasına rağmen.
  2. Dron yedek pilini verdikten sonra.
  3. Dronun yedek pili olmadığı için.
Cevabı göster

Dronun yedek pili olmadığı için.

until it becomes its final form,

5:16

nihai halini alana kadar,

a cold black dwarf.

5:18

soğuk bir siyah cüce.

White and black dwarfs are so fascinating

5:21

Beyaz ve siyah cüceler o kadar büyüleyicidir ki

that they deserve their own video.

5:23

kendi videolarını hak ediyorlar.

Anyway, it's going to be a long time Dilbilgisi

5:24

Her neyse, evrendeki son yıldızlar yok olmadan önce

before the last stars in the universe vanish.

5:26

uzun bir zaman geçecek.

Dilbilgisi

It's going to be a long time before...: bir olayın uzak olduğunu belirtme

It's going to be a long time before + yan cümle yapısı, before ile başlayan yan cümledeki olay gerçekleşmeden önce çok zaman geçeceğini belirtir. Olayın sonunda gerçekleşmesi beklenir; olay imkânsız olarak anlatılmaz. Buradaki it biçimsel öznedir ve going to be bekleme süresinin uzunluğunu tahmin eder. before sonrasında gelecekteki bir zamanı anlatan yan cümlede İngilizce normalde will vanish değil, geniş zaman biçimini (the last stars vanish) kullanır.

Alıştırma

Cümleyi going to içeren vurgulanmış kalıpla tamamlayın: The bridge project has only just begun. ____ it is finished.

Cevabı göster

It's going to be a long time before

It's kind of uplifting to know Ton ve niyet

5:29

Bunu bilmek biraz canlandırıcı:

Ton ve niyet

kind of uplifting: değerlendirmeyi yumuşatma

Buradaki kind of, 'biraz' veya 'bir bakıma' anlamına gelen konuşma diline özgü bir yumuşatıcıdır. Uplifting değerlendirmesinin gücünü azaltır; böylece konuşan kişi tamamen emin veya çok heyecanlı değil, temkinli biçimde olumlu görünür. Bir ifadeyi daha az kesin hâle getirmek için kind of ifadesini doğrudan bir sıfatın ya da değerlendirmenin önüne koyun. Bu cümlede 'bir tür' anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede kind of, değerlendirmeyi daha zayıf ve temkinli göstermek için kullanılmıştır?

  1. The ending is kind of hopeful, although I still have doubts.
  2. The ending is absolutely hopeful.
  3. Hope is a kind of positive feeling.
Cevabı göster

The ending is kind of hopeful, although I still have doubts.

that if humanity succeeds in venturing into space, Kalıp ifadeler

5:30

eğer insanlık uzaya açılmayı başarırsa,

Kalıp ifadeler

succeeds in venturing into space: succeed in + -ing yapısı

Succeeds in venturing into space iki yapıyı birleştirir. Succeed in + -ing, zor bir sonucu elde etmek anlamına gelir; succeed fiilinden sonra mastar değil, in ve -ing biçimi kullanılır. Burada venturing, -ing biçimidir. Venture into + yer veya alan, bilinmeyen ya da riskli bir bölgeye girmek anlamına gelir. İki yapı birlikte yalnızca uzaya gitmeyi değil, zorlukları aşarak bilinmeyene doğru ilerlemeyi ifade eder.

Alıştırma

Cümleyi succeeded in ve venture into ifadesinin -ing biçimiyle tamamlayın: After months of planning, the explorers ____ the unmapped cave.

Cevabı göster

succeeded in venturing into

we have plenty of time

5:33

bolca zamanımız var

before the universe turns out the lights. Deyimler

5:34

evrenin ışıkları sönmeden önce.

Deyimler

turns out the lights: evrensel ölçekte bir metafor

turns out the lights ifadesinde turn out, “söndürmek” anlamına gelir. Cümle, evreni sanki bir ışık düğmesine uzanabilen bir insanmış gibi anlatır. Gerçekte ortada bir düğme ya da bunu yapan biri yoktur. Bu metafor, çok uzak bir gelecekte evrende kalan ışık kaynaklarının sönüp yok olacağı anlamına gelir. Sıradan bir ev işini kullanmak, devasa bir bilimsel zaman ölçeğini gözümüzde canlandırmayı kolaylaştırır ve sona kesin bir bitiş duygusu verir.

Alıştırma

Burada “the universe turns out the lights” ne anlama geliyor?

  1. Evren, ışıkların zaten açık olduğunu keşfeder.
  2. Evrendeki son ışık kaynakları söndükçe evren sonunda tamamen karanlık hâle gelir.
  3. Uzaydaki biri gerçek bir elektrik lambasını kapatır.
Cevabı göster

Evrendeki son ışık kaynakları söndükçe evren sonunda tamamen karanlık hâle gelir.

Our videos are made thanks to your support

5:38

Videolarımız, destekleriniz sayesinde yapılıyor

on patreon.com.

5:40

patreon.com'daki.

If you want to help us make more of them,

5:42

Bunlardan daha fazlasını yapmamıza yardım etmek isterseniz,

we really appreciate your support.

5:44

desteğiniz için minnettar oluruz.