Şeker kaka yapan böcek - George Zaidan: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
759 kelime 172 kel/dk

Video özeti: Bu bilimsel animasyon, yaprak bitlerinin basınç altındaki bitki öz suyuna nasıl ulaştığını, enzim kullanarak şekerin onları susuz bırakmasını nasıl önlediğini, hızla nasıl çoğaldığını ve karıncalar, arılar ile insanların beslenme geleneklerine uzanan bal özünü nasıl ürettiğini açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. in the same order as — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: order sözcüğünün burada sıradan bir “sıra” değil, biyolojik sınıflandırmadaki “takım” basamağı olduğunu ayırt edin. Böylece bilimsel anlatımlarda yaprak bitlerinin ağustos böcekleri, kokarca böcekleri ve tahtakurularıyla sınıflandırma ilişkisini doğru anlayıp ifade edebilirsiniz. 2. The more sap that passes through the insect, the more water it loses. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: The more…, the more… bağlantılı karşılaştırma yapısını anlayıp bir miktardaki değişimin diğerinde karşılık gelen bir değişim doğurduğunu göstermek için kullanın; bu kalıp özellikle orantılı etkileri, sonuç zincirlerini ve biyolojik mekanizmaları açıklamaya uygundur. 3. which is eaten and pooped out / regurgitated by / harvested by / and dolloped into — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Paralel edilgen biçimlerin öz suyun yaprak bitleri, arılar ve insanlardan geçip çaya ulaşan yolculuğunu tek bir akıcı özette nasıl sıkıştırdığını görün; dönüşen maddeyi odakta tutarak çok aşamalı süreçleri aynı yapıyla bağlayın.

Bu derste

This is Mabel.

0:07

Bu Mabel.

Mabel is an aphid,

0:09

Mabel bir yaprak biti,

a small insect in the same order as cicadas, stink bugs, and bed bugs. Kelime

0:11

ağustos böcekleri, kokarca böcekleri ve tahtakuruları ile aynı takımdan küçük bir böcek.

Kelime

in the same order as: aynı taksonomik takımda olmak

Burada order, sıra, emir veya sipariş değil, biyolojik sınıflandırmadaki “takım” basamağı anlamına gelir. In the same order as, bu böceğin ve adı geçen diğer böceklerin takım düzeyinde aynı sınıflandırma grubunda bulunduğunu belirtir. Order bir bilim metninde canlı adlarının ve sınıflandırma bilgilerinin yanında kullanılıyorsa önce taksonomik anlamı düşün. Bu kullanım biyolojik gruplandırmayı anlatır; canlıların art arda sıralandığını göstermez.

Alıştırma

Bir biyoloji yazısında “Bees are in the same order as ants” ne anlama gelir?

  1. Arılar ve karıncalar aynı sırada görünür.
  2. Arılar ve karıncalar aynı emri aldı.
  3. Arılar ve karıncalar aynı taksonomik takımda yer alır.
Cevabı göster

Arılar ve karıncalar aynı taksonomik takımda yer alır.

All these bugs pierce their prey and suck out vital fluids. Öbek fiiller

0:16

Bütün bu böcekler avlarını delip hayati sıvılarını emerler.

Öbek fiiller

suck out: bir şeyi emerek içinden çıkarmak

Suck out ifadesinde suck emme hareketini, out ise yönü ve sonucu belirtir: sıvı avın içinden dışına doğru hareket eder. Böcekler avı deler, ardından hayati sıvılarını emerek çıkarır. Yaygın bir kalıp suck + substance + out of + source şeklindedir; suck water out of a tank buna örnektir. Kaynak zaten belliyse suck out + substance yapısı da doğaldır; suck out the liquid buna örnektir.

Alıştırma

Cümleyi derste öğrendiğin ifadeyle tamamla: The vacuum pump can ____ the air trapped inside the bag.

Cevabı göster

suck out

Aphids' prey are plants,

0:20

Yaprak bitlerinin avları bitkilerdir,

and what aphids are after is buried within the plant, Kalıp ifadeler

0:22

ve yaprak bitlerinin peşinde olduğu şey bitkinin derinliklerinde gizlidir,

Kalıp ifadeler

what aphids are after: gerçek hedeflerini belirtmek

Bu cümlede be after, bir şeyi bulmaya, elde etmeye veya bir hedefe ulaşmaya çalışmak anlamına gelir. Bu yüzden what aphids are after, yaprak bitlerinin elde etmeye çalıştığı şeyi, yani bitkinin içindeki öz suyu ifade eder; onlardan sonra gelen bir şeyi ifade etmez. What ile başlayan yan cümlenin tamamı is buried ifadesinin öznesidir. What + özne + be after ... kalıbı, hakkında daha fazla bilgi vermeden önce birinin gerçek hedefini belirtmeyi sağlar.

Alıştırma

Konuşanın gerçek hedefini belirtmek için cümleyi what ... be after kalıbıyla tamamlayın: ____ is a clear answer.

Cevabı göster

What I'm after

flowing in tubes made from single cells

0:25

uç uca dizilmiş tek hücrelerden oluşan tüplerin içinde

strung end to end. Kalıp ifadeler

0:28

akmaktadır.

Kalıp ifadeler

strung end to end: kesintisiz tek bir çizgi hâlinde bağlanmış

Strung, fiil olarak kullanılan string sözcüğünün geçmiş zaman ortacıdır ve burada bir çizgi hâlinde bağlanmış veya dizilmiş anlamına gelir. End to end, hücrelerin nasıl dizildiğini gösterir: Birinin ucu sonrakinin ucuyla birleşir ve kesintisiz bir zincir oluşturur. Burada single cells strung end to end, single cells that are strung end to end yapısının kısaltılmış biçimidir. Hücreleri gergin biçimde çekme eylemini değil, hücrelerin dizilişini anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle boncukların uzun ve tek bir zincir oluşturduğunu söylüyor?

  1. The beads were strung end to end.
  2. The beads were placed side by side.
  3. The beads were kept in separate boxes.
Cevabı göster

The beads were strung end to end.

These are called sieve tubes, Kelime

0:29

Bunlara kalburlu borular denir,

and together they form the plumbing system Deyimler

0:31

ve birlikte bir bitkinin en değerli kaynağı olan

for a plant's most valuable resource,

0:33

bitki özsuyunun

sap.

0:36

tesisat sistemini oluştururlar.

Kelime

sieve tubes: bitkide öz su taşıyan yapı

Sieve tubes ifadesi, şeker bakımından zengin öz suyu bitki boyunca taşıyan floemdeki uzun iletim borularını belirten bir botanik terimidir. Bu cümlede These are called, az önce gösterilen yapıların bilimsel adını tanıtır. Sieve tubes ifadesini tek bir terim olarak anlamak gerekir. Burada sieve tek başına mutfak eleği anlamına gelmez. Terim tanıtıldıktan sonra açıklama, bu boruların içinde gerçekleşen olaylara değinebilir.

Alıştırma

Cümleyi iki sözcüklü botanik terimiyle tamamlayın: In phloem, sugar-rich sap travels through ____.

Cevabı göster

sieve tubes

Deyimler

plumbing system: işleve dayalı bir benzetme

Plumbing system, kelime anlamıyla bir binanın içinde su taşıyan boruları ve bunlarla ilgili parçaları belirtir. Burada ise bir benzetmedir: kalburlu borular, öz suyu bitki boyunca taşıyan bağlantılı bir ulaşım ağı oluşturur. Karşılaştırma fiziksel olarak aynı olmalarına değil, işlevlerine dayanır. Bitkide insan yapımı borular yoktur; bitkinin biyolojik boruları benzer bir görev yapar.

Alıştırma

Cümlede plumbing system neyi vurgular?

  1. Öz su, bir binanın su sistemi tarafından bitkiye sağlanır.
  2. Bitkinin içinde sıradan ev su boruları bulunur.
  3. Kalburlu borular öz suyu taşıyan bir ağ olarak birlikte çalışır.
Cevabı göster

Kalburlu borular öz suyu taşıyan bir ağ olarak birlikte çalışır.

Sap is mostly water and sugar.

0:37

Özsu çoğunlukla su ve şekerden oluşur.

Some species' sap has as much sugar per liter as a can of soda. Dilbilgisi

0:39

Bazı türlerin özsuyu, litre başına bir kutu kola kadar şeker içerir.

Dilbilgisi

as much sugar ... as: sayılamayan bir miktarı karşılaştırma

as much + sayılamayan isim + as kalıbı iki miktarı eşit olarak sunar. Sugar burada sayılamayan bir madde olarak ele alındığı için many yerine much kullanılır. Bu cümlede per liter, öz su için ölçüm birimini belirler. İkinci as karşılaştırma noktasını, yani bir kutu gazlı içecekteki şeker miktarını getirir.

Alıştırma

Cümleyi as much + sayılamayan isim + as ile tamamlayın: This soup contains ____ salt ____ the sauce.

Cevabı göster

as much · as

Photosynthesis is constantly producing sugar.

0:43

Fotosentez sürekli olarak şeker üretir.

You can think of it as a chemical pump, Anlatım akışı

0:46

Bunu bir tür kimyasal pompa olarak düşünebilirsiniz;

Anlatım akışı

think of it as: yararlı bir model sunma

think of A as B kalıbı, dinleyiciyi A'yı anlamak için B'yi bir model olarak kullanmaya yönlendirir. Ayrıntıları eklemeden önce yabancı bir bilgiyi tanıdık bir görüntünün içine yerleştirmenin yaygın bir yoludur. Burada it fotosentezi belirtir ve kimyasal pompa kullanılan modeldir. Can, bunun fotosentezin gerçekten bir pompa olduğu iddiası değil, önerilen bir düşünme biçimi olduğunu gösterir.

Alıştırma

Benzetmeyi think of A as B kullanarak tamamlayın: You can ____ a budget ____ a map for your money.

Cevabı göster

think of · as

which generates incredibly high pressure,

0:48

kalburlu borularda,

up to nine times that of a car tire, Dilbilgisi

0:50

bir araba lastiğinin dokuz katına kadar

in the sieve tubes.

0:52

inanılmaz derecede yüksek bir basınç üretir.

Dilbilgisi

up to nine times that of a car tire: otomobil lastiği basıncının dokuz katına kadar

Up to nine times bir üst sınır belirtir: basınç, karşılaştırma değerinin dokuz katına kadar çıkabilir; ancak her zaman tam olarak dokuz kat olduğu anlamına gelmez. That of a car tire ifadesindeki that, daha önce geçen sayılamayan pressure isminin yerini tutar. Bu nedenle burada basınç ile otomobil lastiğinin basıncı karşılaştırılır; basınç ile lastiğin kendisi değil. Bu kullanım pressure sözcüğünün tekrarlanmasını önler.

Alıştırma

“The new pump creates pressure up to three times that of the old pump,” cümlesindeki “that” neyin yerini tutar?

  1. the pressure
  2. the old pump
  3. three times
Cevabı göster

the pressure

To feed, Dilbilgisi

0:54

Beslenmek için,

Mabel uses her stylet,

0:54

Mabel iğne benzeri ağız parçasını kullanır,

which is a long, flexible needle.

0:56

bu uzun ve esnek bir iğnedir.

Dilbilgisi

To feed: cümle başında amaç bildiren mastar

To feed, cümlenin başına getirilmiş amaç bildiren bir mastar yapısıdır. Mabel'ın stiletini neden kullandığını açıklar: onu beslenmek için kullanır. Burada to yön bildirmez. Kullanılabilir kalıp To + fiilin yalın hâli, + özne + eylem şeklindedir. Amaç eylemini yapan kişi veya şey normalde ana cümlenin öznesidir.

Alıştırma

stay fiilini cümle başında amaç bildiren bir ifadede kullanın: ____ warm, the lizard lies in the sun.

Cevabı göster

To stay

She slowly worms it into the tissue, Kelime

0:58

Onu bitkinin hücreleri arasından

Kelime

worms it into: bir şeyi dar bir alana yavaş yavaş sokmak

Burada worm fiil olarak kullanılır. To worm something into a place, bir şeyi dar bir alanda kıvırarak veya dikkatle hareket ettirerek yavaş yavaş içeri sokmak demektir. worms it into ifadesinde it, içeri doğru hareket ettirilen nesnedir. Bu ifade, yavaş ve zahmetli bir ilerleyişi canlı biçimde anlatır; gerçek bir solucanın dokuya girdiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede worm, ince bir nesnenin dar bir alana yavaşça sokulduğunu anlatan bir fiil olarak kullanılmıştır?

  1. She painted the cable before lunch.
  2. She slowly wormed the cable into the narrow conduit.
  3. She quickly dropped the cable beside the conduit.
Cevabı göster

She slowly wormed the cable into the narrow conduit.

between the plant's cells,

1:00

yavaşça dokunun içine doğru sokar,

until she pierces one of those sieve tubes. Dilbilgisi

1:02

ve kalburlu borulardan birini delene kadar ilerletir.

Dilbilgisi

until she pierces one of those sieve tubes: bir sürecin bitiş noktasını belirtmek

Until, önceki eylemin zaman sınırını belirleyen olayı başlatır. Yavaş hareket, onun kalbursu bir boruyu deldiği ana kadar sürer. Eylem + until + bitiş olayı yapısı, ilk sürecin ikinci olay gerçekleşene kadar sürdüğünü gösterir. Burada delme olayı sürecin bitiş noktasıdır; aynı anda gerçekleşen bir arka plan eylemi değildir.

Alıştırma

Hangi cümle, karıştırma eyleminin şeker çözünene kadar devam ettiğini ve çözünmenin bu eylemin bitiş noktası olduğunu anlatır?

  1. Keep stirring while the sugar dissolves.
  2. Keep stirring because the sugar dissolves.
  3. Keep stirring until the sugar dissolves.
Cevabı göster

Keep stirring until the sugar dissolves.

Because the sap is under so much pressure, Notlar

1:05

Özsu çok yüksek basınç altında olduğundan,

Mabel doesn't even have to suck it out of the plant. Dilbilgisi

1:07

Mabel'ın onu bitkiden emmesine bile gerek kalmaz.

Dilbilgisi

Because the sap is under so much pressure: önce neden, sonra sonuç

Because, nedeni veren bir yan cümleyi başlatır: bitki özsuyu çok yüksek basınç altındadır. Virgülden sonraki ana cümle sonucu verir: Mabel’ın özsuyu emerek çıkarması bile gerekmez. because yan cümlesi başta olduğunda Because + neden, sonuç kalıbı kullanılabilir. Baştaki yan cümle, dinleyiciyi ana olayın neden gerçekleştiğini anlamaya hazırlar; tek başına tam bir sonuç bildirmez.

Alıştırma

Hangi cümle önce nedeni, sonra sonucu doğru biçimde verir?

  1. Because the road was icy, the bus moved slowly.
  2. Because the road was icy.
  3. The road because was icy, the bus moved slowly.
Cevabı göster

Because the road was icy, the bus moved slowly.

Kalıp ifadeler

under so much pressure: fiziksel ve mecazi basınç

Bu cümlede under so much pressure, bitki özsuyunun çok yüksek fiziksel basınca maruz kaldığı anlamına gelir. So much, basıncın derecesini güçlendirir; under pressure ise bir şeyin altında bulunma konumunu değil, yerleşik bir ifadeyi belirtir. Özne bir kişi, ekip veya kuruluş olduğunda aynı ifade stres ya da taleplerle karşı karşıya kalmak anlamına da gelebilir. Basıncın fiziksel mi yoksa mecazi mi olduğunu özne ve bağlam gösterir.

Alıştırma

The water is under high pressure cümlesinde under pressure ne anlama gelir?

  1. Bir son tarih yüzünden endişeleniyor.
  2. Güçlü bir fiziksel basınca maruz kalıyor.
  3. Başka bir nesnenin altında bulunuyor.
Cevabı göster

Güçlü bir fiziksel basınca maruz kalıyor.

Dilbilgisi

doesn't even have to suck: beklenmedik biçimde gerekli olmama

doesn't have to, bir eylemin gerekli olmadığını belirtir. even şaşkınlık anlamı katar: Mabel’in temel emme eylemini bile yapması gerekmez. Burada even yalnızca Mabel’i değil, “emmek zorunda olmama” düşüncesinin tamamını vurgular. don't/doesn't even have to + fiilin yalın hâli kalıbı, bir iş beklenenden daha az çaba veya daha az adım gerektirdiğinde kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle kapının kendi kendine çalıştığını ve bu nedenle düğmeye basmanın bile gerekmediğini anlatır?

  1. You even have to press the button yourself.
  2. You mustn't press the button; pressing it is forbidden.
  3. You don't even have to press the button; the door opens automatically.
Cevabı göster

You don't even have to press the button; the door opens automatically.

She just opens a valve in her head

1:09

Kafasındaki bir valfi açar

and lets the pressure push the sap through her digestive system. Dilbilgisi

1:13

ve basıncın, özsuyunu sindirim sisteminden geçirmesine izin verir.

Dilbilgisi

lets the pressure push: let + nesne + fiilin yalın hâli

let + nesne + fiilin yalın hâli, bir kişinin veya şeyin eylemi gerçekleştirmesine izin verildiğini ya da bunun mümkün kılındığını anlatır. lets the pressure push ifadesinde the pressure, lets fiilinin nesnesidir ve aynı zamanda itme eylemini gerçekleştiren güçtür. let sonrasında to olmadan fiilin yalın hâli kullanılır: lets the pressure push doğrudur; lets the pressure pushes ve lets the pressure to push yanlıştır. she ile uyum sağlamak için yalnızca lets biçim değiştirir.

Alıştırma

Parantez içindeki fiilin yalın hâlini kullanarak cümleyi tamamlayın: The open vent lets fresh air ____ into the room. (flow)

Cevabı göster

flow

We'll come back to what comes out of her butt, Anlatım akışı

1:17

Poposundan çıkan şeye daha sonra döneceğiz,

but for now,

1:18

ama şimdilik,

Anlatım akışı

We'll come back ... but for now: bir konuyu erteleyip şu ana odaklanmak

We'll come back to ... dinleyicilere bir konunun şimdilik kenara bırakıldığını ve daha sonra yeniden ele alınacağını bildirir. Burada come back to fiziksel olarak geri dönmek değil, bir konuya geri dönmek anlamındadır. But for now dikkati şu anda önemli olan noktaya yöneltir. Bu iki bölüm birlikte açık bir yol haritası verir: bir noktayı sonraya bırakıp mevcut adıma devam etmek.

Alıştırma

Konuyu düzenleyen cümleyi hedef ifadelerle tamamlayın: We'll ____ this question later, but ____, let's finish the experiment.

Cevabı göster

come back to · for now

you should know that plants don't want to be punctured and sipped, Notlar

1:19

bitkilerin delinip içilmek istemediklerini,

so they try to defend themselves.

1:22

bu yüzden kendilerini savunmaya çalıştıklarını bilmelisiniz.

Anlatım akışı

you should know that: önemli arka plan bilgisini belirtmek

You should know that, sonraki cümleyi devamında anlatılacaklar için önemli bir arka plan bilgisi olarak işaretler. Dinleyicilere bu gerçeğin yalnızca ek bir ayrıntı değil, bir başlangıç noktası olduğunu bildirir. Buradaki should ahlaki bir zorunluluk anlatmaz. İfadenin tamamı, bu bilginin önemli veya bilinmesinin yararlı olduğu anlamına gelir.

Alıştırma

Konuşmacı 'You should know that the trail closes at sunset' derken ne yapıyor?

  1. Dinleyicinin kapanış saatini bilip bilmediğini sormak
  2. Ahlaki bir kuralı çiğnediği için dinleyiciyi suçlamak
  3. Kapanış saatini önemli bir arka plan bilgisi olarak işaretlemek
Cevabı göster

Kapanış saatini önemli bir arka plan bilgisi olarak işaretlemek

Dilbilgisi

be punctured and sipped: be'yi paylaşan iki edilgen eylem

be punctured and sipped ifadesinde tek bir be biçimi, punctured ve sipped adlı iki geçmiş zaman ortacı tarafından paylaşılır. Bitkiler her iki eyleme de maruz kalır; bu nedenle ifade, eylemi kimin yaptığından çok bitkilere ne olduğuna odaklanır. Sip normalde az miktarda içmek anlamına gelir. Burada sipped, bitkiyi sanki içinden bir şey içilebilen bir nesneymiş gibi gösterir; öz suyunun alındığını düşündürürken eğlenceli bir kişileştirme yaratır.

Alıştırma

Hangi cümlede iki edilgen eylem için tek bir be biçimi doğru kullanılmıştır?

  1. The package was opened and inspect.
  2. The package was opened and inspected.
  3. The package opened and was inspected.
Cevabı göster

The package was opened and inspected.

One defense is the sap itself.

1:25

Savunmalardan biri özsuyunun kendisidir.

To see how that works, Anlatım akışı

1:27

Bunun nasıl çalıştığını görmek için,

Anlatım akışı

To see how that works: bir iddiadan mekanizmasına geçmek

To see how that works, amaç bildiren bir mastar öbeğidir ve geçiş ifadesi olarak kullanılır. Daha önce belirtilen bir iddia ya da sonucu, ardından gelen açıklama, örnek veya gösterime bağlar: sonraki adım mekanizmayı açıklamaya yardımcı olacaktır. Burada see yalnızca “gözle bakmak” değil, “anlamak” veya “öğrenmek” anlamına gelir. That, daha önce sözü edilen sürece ya da iddiaya gönderme yapar; bu yüzden ifadenin öncesinde açık bir dayanak bulunmalıdır.

Alıştırma

Geçişi “mekanizmayı anlamak için” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: This toy car stores energy in a spring. ____, let's remove the cover and follow the gears.

Cevabı göster

To see how that works

let's hypothetically hook up some other insect's digestive tract Anlatım akışı

1:28

farz edelim ki başka bir böceğin sindirim sistemini

to a steady stream of sap. Kalıp ifadeler

1:32

sürekli akan bir özsu akışına bağladık.

Anlatım akışı

Let's hypothetically hook up: bir düşünce deneyini başlatmak

Let's, gerçek bir işlem talimatı vermek yerine dinleyiciyi konuşan kişiyle birlikte bir sonraki adımı hayal etmeye çağırır. Hypothetically, önerilen eylemin gerçekten yapılmadığını, akıl yürütmek için oluşturulmuş bir varsayım olduğunu gösterir. hook up X to Y yapısında hook up, X’i Y’ye bağlamak anlamına gelir. Bu sözcükler birlikte önce bir model kurar ve açıklamanın bu hayalî düzen üzerinden ilerlemesini sağlar.

Alıştırma

Düşünce deneyi cümlesini dersteki ifadeyle tamamlayın: ____ this battery to a second motor and predict what happens.

Cevabı göster

Let's hypothetically hook up

Kalıp ifadeler

A steady stream of: sürekli ve düzenli bir kaynak

A steady stream of, bir şeyin oldukça düzenli bir hızda akmaya veya gelmeye devam ettiğini belirtir. Burada bitki özü sindirim sistemine sürekli girer; stream küçük bir dereyi değil, akışı anlatır. Bu yapı water veya data gibi sayılamayan isimlerle ve messages veya visitors gibi çoğul sayılabilen isimlerle kullanılabilir. Steady, mutlaka büyük bir miktarı değil, sürekliliği ve düzenliliği vurgular.

Alıştırma

Cümleyi sürekli ve düzenli bir akış anlamındaki ders ifadesiyle tamamlayın: The website gets ____ new visitors every day.

Cevabı göster

a steady stream of

Now,

1:34

Şimdi,

when that sap touches the insect's cells,

1:35

bu özsu böceğin hücrelerine temas ettiğinde,

its high sugar content encourages the water in the cells to come out by osmosis, Dilbilgisi

1:37

içindeki yüksek şeker oranı, hücrelerdeki suyun osmoz yoluyla dışarı çıkmasını teşvik eder,

Dilbilgisi

encourages the water in the cells to come out: bir süreci destekleyen koşul

Bu cümlede encourages, “birine güven vermek” değil, “bir sürecin gerçekleşmesini sağlamak veya kolaylaştırmak” anlamına gelir. Özne olan its high sugar content insan olmayan bir koşuldur ve suyun hücrelerden dışarı hareket etmesini sağlar. Yapı encourage + isim öbeği + to + fiilin yalın hâlidir: encourages + the water in the cells + to come out. Bu yapı, bilimsel açıklamalarda bir koşulun sonucu desteklediğini, fakat tek neden olduğunu iddia etmeden anlatmak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Bir koşulun bir süreci desteklediğini anlatmak için encourage + nesne + to + fiilin yalın hâlini doğal biçimde kullanan cümle hangisidir?

  1. Cooler nights encourage to change color the leaves.
  2. Cooler nights encourage the leaves to change color.
  3. Cooler nights encourage the leaves changing color to.
Cevabı göster

Cooler nights encourage the leaves to change color.

exactly like salt encourages water to come out of a slug. Anlatım akışı

1:42

tıpkı tuzun bir sümüklüböcekteki suyu dışarı çıkarması gibi.

Anlatım akışı

exactly like: yakın bir benzetme başlatmak

Exactly like bir karşılaştırma başlatır ve sonraki örneğin, ilgili açıdan, az önce açıklanan süreçle aynı şekilde işlediğini gösterir. Burada tuzun sümüklü böcek üzerindeki bilinen etkisi, yüksek şekerli özsuyun böcek hücrelerinden suyu nasıl çektiğini açıklamaya yardımcı olur. Exactly, like ile yapılan karşılaştırmayı güçlendirir: konuşan kişi mekanizmaların tartışılan noktada eşleştiğini söyler; tuz ile özsuyun her bakımdan aynı olduğunu söylemez. Bu kullanımda like, “hoşlanır” değil, “benzer” anlamındadır.

Alıştırma

Bir öğretmen iki filtrenin aynı mekanizmayla çalıştığını söylemek istiyor. En iyi cümle hangisidir?

  1. The second filter works exact like the first one.
  2. The second filter exactly likes the first one.
  3. The second filter works exactly like the first one.
Cevabı göster

The second filter works exactly like the first one.

The more sap that passes through the insect, Dilbilgisi

1:45

Böceğin içinden ne kadar çok özsu geçerse,

the more water it loses.

1:47

o kadar çok su kaybeder.

Dilbilgisi

The more ..., the more ...: birbirine bağlı iki artış

The more ..., the more ... değişen iki miktarı birbirine bağlar. İlk bölümdeki miktar arttıkça ikinci bölümdeki miktarın da arttığını anlatır. Bu cümlede ilk bölüm değişen koşulu, ikinci bölüm ise ona bağlı sonucu verir. İki the de karşılaştırma kalıbının parçasıdır; normal belirli tanımlık değildir.

Alıştırma

Bir artışın başka bir artışla bağlantılı olduğu aynı kalıbı tamamlayın: ____ you read, ____ words you learn.

Cevabı göster

The more · the more

Eventually,

1:49

Sonunda,

it shrivels up and dies. Öbek fiiller

1:50

kurur ve ölür.

Öbek fiiller

shrivels up: kuruyup kırışmak ve küçülmek

Shrivels up, nem kaybı nedeniyle kuruyup kırışmak ve küçülmek anlamına gelir. Burada böceğin ölmeden önceki fiziksel durumunu anlatır. Up parçacığı yukarı doğru hareket anlamına gelmez. Değişimin belirgin bir sonuca ulaştığını, yani vücudun gözle görülür biçimde küçülüp büzüştüğünü gösterir.

Alıştırma

Kuruyup kırışmak ve küçülmek anlamına gelen öbek fiille cümleyi tamamlayın: A forgotten grape may ____ in the sun.

Cevabı göster

shrivel up

Mabel's gut, however, Anlatım akışı

1:52

Ancak Mabel'ın bağırsağı,

is packed with an enzyme called sucrase, Kalıp ifadeler

1:53

sükraz adlı bir enzimle doludur;

Anlatım akışı

however: Özneden Sonra Karşıtlık Bildirmek

Burada however, daha önce sözü edilen genel sonuçla bir karşıtlık kurar. Mabel's gut öznesinden sonra gelerek dinleyiciye Mabel'ın istisna olduğunu ve açıklamanın yön değiştirdiğini bildirir. However, yeri değişebilen bir cümle zarfıdır. Çıkarıldığında temel dil bilgisi yapısı yine Mabel's gut is packed with an enzyme olur; görevi bir eylemi ya da nesneyi adlandırmak değil, fikirler arasındaki ilişkiyi düzenlemektir.

Alıştırma

Hangi cümlede however, karşıtlık bildirmek için özneden sonra doğru biçimde kullanılmıştır?

  1. The second test however gave, a different result.
  2. The second however test gave a different result.
  3. The second test, however, gave a different result.
Cevabı göster

The second test, however, gave a different result.

Kalıp ifadeler

is packed with: Çok Miktarda İçermek

Be packed with, “bir şeyden çok büyük miktarda ya da sayıda içermek” anlamına gelir. Burada is packed with, Mabel'ın bağırsağında çok miktarda sükraz bulunduğunu söyler ve bunu yalnızca has kullanmaktan daha güçlü biçimde vurgular. Packed, bir durumu anlatmak için be sonrasında kullanılan geçmiş zaman ortacıdır. Bağırsağın bir şeyi paketleme eylemi yaptığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi “son derece dolu” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: Right now, the cafeteria ____ hungry students.

Cevabı göster

is packed with

which takes two molecules of sucrose Kalıp ifadeler

1:56

bu enzim iki sükroz molekülünü alır

and converts them into one molecule of fructose

1:58

ve onları bir fruktoz molekülüne

and one of this three-unit sugar.

2:01

ve bu üç birimli şekerin bir molekülüne dönüştürür.

Kalıp ifadeler

takes ... and converts them into ...: girdiyi ve sonucu anlatma

take A and convert it/them into B kalıbı bir süreci sırayla anlatır: A girdi ya da üzerinde işlem yapılan malzeme, B ise sonuçtur. Buradaki takes, “alıp götürmek” değil, “girdi olarak kullanmak veya işlemek” anlamına gelir. Which, bu süreç açıklamasını parçadan hemen önce sözü edilen enzime bağlar. Them, çoğul olan two molecules of sucrose ifadesine gönderme yapar. Zamir A ile uyumlu olmalıdır: tekil veya sayılamayan madde adı için it, çoğul ad için them kullanılır.

Alıştırma

Süreç cümlesini convert ve doğru zamirle tamamlayın: The machine takes food waste and ____ fuel.

Cevabı göster

converts it into

Mabel burns the fructose for energy, Kelime

2:03

Mabel enerji için fruktozu yakar,

Kelime

burns the fructose for energy: burn sözcüğünün metabolizma anlamı

Biyoloji bağlamında burn the fructose for energy, kullanılabilir enerji elde etmek için fruktozu metabolize etmek veya kullanmak anlamına gelir. Gerçek bir alev söz konusu değildir. Tekrar kullanılabilecek kalıp burn + yakıt veya besin + for energy biçimindedir. Özne genellikle bu maddeyi enerji kaynağı olarak kullanan bir vücut, organ, kas veya hücredir.

Alıştırma

Hücrelerin enerji elde etmek için glikozu metabolize ettiğini doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. The cells set glucose on fire inside the body.
  2. The cells use energy to make glucose burn.
  3. The cells burn glucose for energy.
Cevabı göster

The cells burn glucose for energy.

leaving the three-unit sugar behind. Öbek fiiller

2:06

ve üç birimli şekeri geride bırakır.

Öbek fiiller

leaving the three-unit sugar behind: leave + nesne + behind kalıbı

Burada leaving the three-unit sugar behind, önceki süreç fruktozu kullandıktan sonra üç birimli şekerin meyve suyunda kalması demektir. Behind burada mutlaka fiziksel olarak “arkada” olmayı değil, bir şeyin geriye kalması sonucunu anlatır. Kalıp leave + nesne + behind şeklindedir. leaving ... behind biçimindeki -ing yan cümlesi önceki eylemin sonucunu ekler: bir şey değişir veya ortadan kaldırılırken belirtilen nesne kalır.

Alıştırma

Sonuç bildiren yan cümleyi leave + nesne + behind kalıbıyla tamamlayın: The water evaporated, ____ the salt ____.

Cevabı göster

leaving · behind

Now,

2:08

Peki,

how does that help her? Anlatım akışı

2:09

bu ona nasıl yardımcı olur?

Anlatım akışı

how does that help her?: süreçten yarara geçiş

How does that help her? açıklamayı şekeri değiştiren sürecin ne yaptığından bu sürecin neden yararlı olduğuna taşır. Burada that, yakındaki tek bir isme değil, az önce açıklanan sürecin tamamına gönderme yapar. Bu bilimsel anlatımda konuşmacı, cevabını kendisinin vereceği yönlendirici bir soru kullanır. Bu soru neden-sonuç zincirini düzenler ve açıklama devam etmeden önce dinleyiciyi düşünmeye çağırır; gerçek bir yardım isteği değildir.

Alıştırma

Bir bitkinin sıcak havalarda küçük gözeneklerini kapattığını açıkladıktan sonra hangi soru, açıklamayı bu sürecin yararına en iyi şekilde taşır?

  1. Who helped the plant close them?
  2. Where does the plant keep them?
  3. How does that help the plant?
Cevabı göster

How does that help the plant?

The more molecules of sugar that are dissolved in the sap, Dilbilgisi

2:11

Özsuyunda ne kadar çok şeker molekülü çözünmüşse,

the more water it can suck out of Mabel's cells.

2:13

Mabel'ın hücrelerinden o kadar çok su çekebilir.

Dilbilgisi

The more molecules ..., the more water ...: bağlantılı iki miktar

The more ..., the more ... kalıbı değişen iki miktarı birbirine bağlar: ilk miktar arttıkça ikinci miktar da artar. Burada ilk more, sayılabilen çoğul molecules sözcüğünü; ikinci more ise sayılamayan water sözcüğünü niteler. Şekerin kalitesini değerlendirmez. Her bölüm the + karşılaştırma ifadesiyle başlar ve ardından kendi cümleciği gelir: The more molecules ... are dissolved ... ve the more water it can suck .... Bağlantılı değişimi gösterdikleri sürece iki bölümde farklı isimler kullanılabilir.

Alıştırma

Standart The more ..., the more ... kalıbını tamamlayın: ____ pages Noor reads, ____ new words she learns.

Cevabı göster

The more · the more

By reducing the number of molecules of sugar in the sap, Dilbilgisi

2:16

Özsuyundaki şeker moleküllerinin sayısını azaltarak,

Mabel reduces its ability to suck water out of her cells.

2:19

Mabel, hücrelerinden su çekme yeteneğini azaltmış olur.

Dilbilgisi

By reducing ..., Mabel reduces ...: yöntem ve sonuç

By + -ing biçimi, bir sonucu üretmek için kullanılan yöntemi belirtir. Burada By reducing the number of molecules yöntemi verir; Mabel reduces ... ise sonucu sunar. İki reduce biçimi farklı nesneler alır: önce şeker moleküllerinin sayısı, ardından öz suyun Mabel'ın hücrelerinden su çekme yeteneği. its ability ifadesindeki its, öz suyunu belirtir.

Alıştırma

Yöntemi göstermek için check fiilini by + -ing ifadesinde kullanın: ____ the map first, Ava avoids taking the wrong road.

Cevabı göster

By checking

Plant sap neutralized. Anlatım akışı

2:23

Bitki özsuyu etkisiz hale getirildi.

Anlatım akışı

Plant sap neutralized. ile başlık tarzında sonuç bildirme

Plant sap neutralized. açıklamayı kapatan, başlık tarzında bir cümle parçasıdır. Plant sap konusunu geçmiş zaman ortacı neutralized ile birleştirir ve The plant sap has been neutralized. gibi tam bir edilgen cümlede bulunacak yardımcı fiili atar. Bu kısa anlatım, sonucu bir durum bildirimi gibi hızlı ve kesin gösterir. Bu bağlamda neutralized, bitki özsuyunun savunma etkisinin işlevsiz hâle getirildiğini belirtir. Özsuyun yok olduğu ya da pH değerinin mutlaka nötr olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Yargı: Bir doğa belgeseli, açıklamasını “Defense neutralized.” yazısıyla bitiriyor. Başlık tarzındaki bu cümle parçası uygun mudur?

  1. Bu bağlamda uygun
  2. Bu bağlamda uygun değil
Cevabı göster

Bu bağlamda uygun

Now, that means Mabel can feed for days, Anlatım akışı

2:25

Şimdi, bu Mabel'ın günlerce beslenebileceği,

getting all the energy she needs to reproduce.

2:28

ve üremek için ihtiyacı olan tüm enerjiyi elde edebileceği anlamına gelir.

Anlatım akışı

that means: Önceki bilgiyi sonuca dönüştürme

That means, daha önce verilen bilgiyi bir sonuca veya pratik bir neticeye dönüştürür. Buradaki that, yakındaki tek bir isme değil, daha önce açıklanan mekanizmanın tamamına gönderme yapar. Means sözcüğünden sonraki cümlecik sonucu belirtir: Mabel beslenmeye devam edip ihtiyaç duyduğu enerjiyi kazanabilir. Kullanışlı kalıp şöyledir: olgu veya açıklama + That means + sonuç cümleciği. Dinleyiciye “Önceki bilgi bizi bu sonuca götürüyor” mesajını verir.

Alıştırma

That sözcüğünün ilk cümleye gönderme yaptığı iki kelimelik ifadeyle açıklamayı tamamlayın: The museum is closed today. ____ we need a different plan.

Cevabı göster

That means

Some aphid species have an incredible life cycle. Kelime

2:32

Bazı yaprak biti türleri inanılmaz bir yaşam döngüsüne sahiptir.

Kelime

incredible life cycle: biyoloji terimi life cycle

Life cycle, bir canlının gelişirken, çoğalırken ve sonraki nesli başlatırken geçtiği aşamalar dizisini anlatan bir biyoloji terimidir. Burada incredible, bu döngünün son derece şaşırtıcı olduğunu belirtir. Bu ifade, sonraki açıklamanın yaprak bitlerinin günlük yaşamını değil, gelişme ve üreme aşamalarını izleyeceğini gösterir.

Alıştırma

Gelişim aşamaları dizisini anlatan iki sözcüklü İngilizce terimle biyoloji cümlesini tamamlayın: A frog changes from an egg to an adult during its ____.

Cevabı göster

life cycle

For example,

2:34

Örneğin,

the green peach aphid.

2:35

yeşil şeftali yaprak biti.

During the fall,

2:37

Sonbahar boyunca,

males and females mate,

2:38

erkekler ve dişiler çiftleşir

and the females lay eggs.

2:39

ve dişiler yumurtlar.

But in the spring,

2:41

Ancak ilkbaharda,

when the eggs hatch, Dilbilgisi

2:42

yumurtalar çatladığında,

all the nymphs that emerge

2:43

ortaya çıkan tüm nimfler

are female.

2:45

dişidir.

Dilbilgisi

when the eggs hatch: when ile kurulan zaman yan cümlesi

When the eggs hatch bir zaman zarfı yan cümlesidir. Burada when “olduğu zaman” anlamına gelir ve ana cümledeki durumun ne zaman geçerli olduğunu belirleyen olayı gösterir. When burada soru sormak yerine yan cümleyi ana cümleye bağladığı için düz cümle söz dizimi korunur: the eggs hatch denir, do the eggs hatch denmez.

Alıştırma

Genel bir doğa sürecini anlatmak için when zaman yan cümlesini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. When does the ice melt, the water level rises.
  2. When the ice will melt, the water level rises.
  3. When the ice melts, the water level rises.
Cevabı göster

When the ice melts, the water level rises.

And when those females reach maturity,

2:46

Ve bu dişiler olgunlaştıklarında,

they don't lay eggs.

2:48

yumurtlamazlar.

Instead, Kalıp ifadeler

2:50

Bunun yerine,

they give birth to live young

2:51

kendi klonları olan

Kalıp ifadeler

Instead, they give birth to live young: yumurtlama yerine canlı yavru doğurma

Instead, bir şeyin yerine başka bir şeyin yapıldığını belirten ifadeyi başlatır: dişiler ilk şeyi, yani yumurtlamayı yapmaz; ikinci şeyi, yani canlı yavru doğurmayı yapar. Yeni bir cümlenin başındaki Instead, az önce reddedilen seçeneğe gönderme yapar. Give birth to, bir bebeğin ya da yavrunun doğmasını anlatan doğal kalıptır. Burada live, “doğduğunda canlı” anlamındadır; young ise yavruları topluca belirten bir isimdir. Bu nedenle live young, yumurtadan çıkmak yerine canlı doğan yavrular demektir.

Alıştırma

İngilizce cümleyi dinleyin ve duyduğunuz cümleyi seçin. live /laɪv/, live /lɪv/ ve five /faɪv/ arasındaki farka odaklanın.

  1. These sharks give birth to live young.
  2. These sharks give birth to five young.
  3. These sharks live with their young.
Cevabı göster

These sharks give birth to live young.

that are clones of themselves

2:53

ve zaten kendi klonlarına

and already pregnant Kalıp ifadeler

2:56

hamile olan

with their own clones.

2:58

canlı yavrular doğururlar.

Kalıp ifadeler

already pregnant with their own clones: kendi klonlarına zaten hamile

be pregnant with + isim yapısı, öznenin adı belirtilen doğmamış bebeği veya yavruyu taşıdığı anlamına gelir. With, taşınan şeyi belirtir; “birlikte” anlamına gelmez. Already, bu durumun beklenenden daha erken veya ilgili zamandan önce gerçekleşmiş olduğunu gösterir. Burada yeni oluşan yavrular yalnızca birer klon değildir; kendi klonlarını da zaten taşımaktadır.

Alıştırma

Cümleyi “doğmamış yavruları taşıyan” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: The rescued cat was already ____ four kittens when she arrived.

Cevabı göster

pregnant with

So,

3:00

Yani,

these female aphids have two generations of baby aphid clones Kalıp ifadeler

3:01

bu dişi yaprak bitleri, aynı anda içlerinde oluşan

forming inside themselves at the same time.

3:05

iki kuşak yavru yaprak biti klonlarına sahiptir.

Kalıp ifadeler

have ... forming inside themselves at the same time: içeride eş zamanlı süren bir durum

have + nesne + -ing yapısı, nesneyi devam eden bir durumda gösterir: yaprak bitlerinin içinde iki klon nesli oluşmaktadır. Forming, bu iki nesle ne olduğunu açıklar; have, yaprak bitlerinin bu oluşuma bilinçli olarak neden olduğu anlamına gelmez. Inside themselves iki neslin de her bir dişi yaprak bitinin kendi vücudunda bulunduğunu belirtirken at the same time biyolojik nesillerin örtüştüğünü vurgular. Burada generations, sıradan yaş gruplarını değil, bir soy çizgisindeki ardışık “nesilleri” ifade eder.

Alıştırma

Hangi cümle, bir şeyin içinde devam eden bir durumu anlatmak için have + nesne + -ing yapısını doğal biçimde kullanır?

  1. The incubator has three eggs developing inside it.
  2. The incubator has three eggs to develop inside it.
  3. The incubator has three eggs develop inside it.
Cevabı göster

The incubator has three eggs developing inside it.

Scientists call this telescopic development. Kelime

3:08

Bilim insanları buna teleskopik gelişim diyor.

Kelime

Scientists call this telescopic development: bilimsel bir adı tanıtma

call A B kalıbı “A'ya B adını vermek” anlamına gelir. Burada this, daha önce anlatılan olguyu gösterir ve telescopic development bu olgunun bilimsel adıdır. Bu kullanımda call, “telefon etmek” anlamına gelmez. Bu cümle kalıbı bir açıklamayı resmî bir terime bağlar: önce bir olgu anlatılır, ardından Scientists call this + terim denir. Temel call A B yapısında ad, nesneden hemen sonra gelir; as veya to kullanılmaz.

Alıştırma

Hangi cümle, bir olguya bilimsel ad vermek için call A B yapısını doğru kullanır?

  1. Researchers call this behavior as mimicry.
  2. Researchers call to this behavior mimicry.
  3. Researchers call this behavior mimicry.
Cevabı göster

Researchers call this behavior mimicry.

That means that aphids can make more of themselves fast. Kalıp ifadeler

3:11

Bu, yaprak bitlerinin hızla çoğalabileceği anlamına gelir.

Kalıp ifadeler

make more of themselves: çoğalmayı basitçe anlatan bir ifade

Bu cümlede make more of themselves, “çoğalmak” veya “daha fazla yaprak biti üretmek” anlamına gelen basit ve günlük bir ifadedir. Dönüşlülük zamiri themselves, çoğul isim olan aphids sözcüğüne gönderme yapar. Bu ifade, aynı türden canlıların sayısının artmasını anlatır; tek bir yaprak bitinin kendi bedeninin birkaç farklı sürümünü oluşturmasını değil. Bu basit kalıp başka canlıları veya kendini kopyalayan şeyleri anlatmak için de kullanılabilir.

Alıştırma

Dersi öğrendiğiniz basit ifadeyle cümleyi tamamlayın: When food is plentiful, these bacteria can ____ very quickly.

Cevabı göster

make more of themselves

There can be 20 generations within a single season, Dilbilgisi

3:15

Tek bir sezonda 20 nesil olabilir,

and that means lots of aphid poop.

3:18

ve bu çok fazla yaprak biti kakası demektir.

Dilbilgisi

There can be ... within ...: bir aralık içindeki olası miktarlar

There can be + isim öbeği, belirtilen ortamda bir sayının veya durumun mümkün olduğunu anlatır. Buradaki can olasılık bildirir: 20 yaprak biti nesli ortaya çıkabilir. Birinin bir eylemi gerçekleştirme becerisini anlatmaz. Within a single season zaman sınırını belirler. Bu 20 neslin tamamı, o tek mevsim bitmeden ortaya çıkabilir.

Alıştırma

Cümleyi, dersteki olası miktar bildiren iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: There ____ several storms within a single month.

Cevabı göster

can be

Mabel can poop her entire body weight every 2 hours,

3:21

Mabel her 2 saatte bir tüm vücut ağırlığı kadar kaka yapabilir,

making her one of the most prolific poopers on the planet. Notlar

3:24

bu da onu gezegendeki en üretken dışkılayıcılardan biri yapar.

Dilbilgisi

making her one of ...: making ile sonuç eklemek

making her ... ile başlayan -ing yan cümlesi, virgülden önceki ifadenin tamamının sonucunu belirtir. Burada making, bir nesne üretmek değil, “onun bir şeye dönüşmesine neden olmak” anlamındadır. Yeniden kullanılabilen kalıp statement, making + object + complement biçimindedir. making her one of ... ifadesinde her nesnedir; one of ... ise ortaya çıkan konumu belirten isim tamamlayıcısıdır.

Alıştırma

Cümleyi making + nesne + sıfat sonuç kalıbıyla tamamlayın: The cold snap froze the lake, ____ unsafe for skating.

Cevabı göster

making it

Kalıp ifadeler

one of the most prolific poopers on the planet: vurgulu bir üstünlük yapısı

Tam kalıp one of the + üstünlük derecesindeki sıfat + çoğul sayılabilir isim + kapsam biçimindedir. one of the most prolific poopers on the planet ifadesinde Mabel, en üst sıradaki grubun bir üyesidir; bu yüzden poopers çoğul kalır. Burada prolific “çok üreten” anlamındadır ve poopers çok dışkılayan canlılar için kullanılan mizahi bir addır. On the planet, karşılaştırma kapsamını tüm dünya olarak belirler. Canlı bir anlatımda bu ifade, katı bir dünya sıralamasına dayanan iddia yerine retorik bir vurgu olabilir.

Alıştırma

fast ve runner sözcüklerinin doğru biçimlerini kullanarak one of the + üstünlük derecesi + çoğul isim kalıbını tamamlayın: Kai is ____ in the class.

Cevabı göster

one of the fastest runners

Some aphid populations can produce hundreds of kilograms of poop per acre.

3:27

Bazı yaprak biti popülasyonları akre başına yüzlerce kilogram kaka üretebilir.

Now,

3:32

Şimdi,

aphid poop is not like your poop.

3:33

yaprak biti kakası sizin kakanız gibi değildir.

Chemically,

3:35

Kimyasal olarak,

it's not all that different from sap. Kalıp ifadeler

3:36

özsudan pek bir farkı yoktur.

Kalıp ifadeler

not all that different from: küçük farklar, genel benzerlik

not all that different from ifadesinde all that, “bu kadar büyük ölçüde” anlamına gelir. İfade, bir şeyin başka bir şeyden çok farklı olmadığını söyler; tamamen aynı olduklarını ileri sürmez. not all that + adjective kalıbı, sıfatın belirttiği dereceyi yumuşak biçimde azaltır. Burada from, karşılaştırılan diğer şeyi tanıtır.

Alıştırma

Hangi cümle iki plan arasında bazı farklar olabileceğini, ancak bu farkların büyük olmadığını söyler?

  1. The two plans are not all that different from each other.
  2. The two plans are very different from each other.
  3. The two plans are completely identical.
Cevabı göster

The two plans are not all that different from each other.

It's a clear and colorless,

3:38

Berrak ve renksiz,

sweet, syrupy liquid.

3:39

tatlı, şurup gibi bir sıvıdır.

You might already know it by a different name, Anlatım akışı

3:40

Bunu zaten farklı bir isimle biliyor olabilirsiniz:

honeydew.

3:43

tatlı özsu (bal çiği).

Anlatım akışı

You might already know it by a different name: onu zaten farklı bir adla biliyor olabilirsiniz

You might already know it by a different name, dinleyiciyi yeni açıklanan bir şeyi tanıdık gelebilecek bir adla ilişkilendirmeye hazırlar. Konuşmacı önce dinleyicinin önceden biliyor olabileceğine işaret eder, ardından virgülden sonra bu adı verir: honeydew. know something by a name yapısında by, bir şeyin bilindiği adı tanıtır. Might, öneriyi temkinli ve belirsiz yapar; böylece konuşmacı her dinleyicinin bunu zaten bildiğini varsaymaz.

Alıştırma

Hangi cümle, dinleyicinin zaten tanıyabileceği bir şeyin alternatif adını doğal biçimde tanıtır?

  1. You might already know the puma by a different name: the mountain lion.
  2. You might already know where the puma lives: in the Americas.
  3. You might already know what the puma eats: mostly other animals.
Cevabı göster

You might already know the puma by a different name: the mountain lion.

Other species love honeydew.

3:44

Diğer türler bu tatlı özsuyuna bayılır.

Some species of ants love it so much,

3:46

Bazı karınca türleri onu o kadar sever ki,

they sort of herd and defend entire aphid colonies. Notlar

3:48

bütün yaprak biti kolonilerini adeta güder ve korurlar.

Ton ve niyet

sort of: yaklaşık bir karşılaştırmayı yumuşatmak

Burada sort of, “bir bakıma” veya “yaklaşık olarak” anlamına gelir. Herd ifadesini yumuşatır: Karıncaların davranışı hayvan gütmeye benzer, ancak konuşan kişi karıncaların yaprak bitlerini insanların çiftlik hayvanlarını yönettiği biçimle tamamen aynı şekilde yetiştirdiğini ileri sürmez. Bir betimleme anlamaya yardımcı olduğu hâlde tamamen kesin değilse önüne sort of getirebilirsin. Bu ifade, karşılaştırmanın kelimesi kelimesine değil, genel bir benzerlik olarak anlaşılması gerektiğini gösterir.

Alıştırma

“This robot sort of walks like a crab” cümlesinde sort of neyi gösterir?

  1. Karşılaştırma yaklaşık, bire bir değildir.
  2. Konuşan kişi hareketlerin tamamen aynı olduğundan kesinlikle emindir.
  3. Robot aslında gerçek bir yengeçtir.
Cevabı göster

Karşılaştırma yaklaşık, bire bir değildir.

Kelime

herd and defend: tek nesneyi paylaşan iki eylem

Herd, hayvanları bir araya getirip grup hâlinde yönlendirmek; defend ise onları tehlikeden korumak anlamına gelir. Herd and defend birlikte kullanıldığında karıncalar hem yaprak bitlerinin hareketlerini yönetiyor hem de kolonileri koruyor gibi anlatılır. İki fiil birbirine bağlanmıştır ve entire aphid colonies nesnesini paylaşır: Hem herd entire aphid colonies hem de defend entire aphid colonies anlamı vardır. Buradaki herd, sort of ile yumuşatılmış bir benzetmedir; karıncaların insanlara özgü hayvancılık yöntemlerini kullandığı iddiası değildir.

Alıştırma

Hangi cümle köylülerin sığırlarını hem grup hâlinde yönlendirdiğini hem de koruduğunu anlatır?

  1. The villagers count their cattle and then go home.
  2. The villagers scatter their cattle and leave them alone.
  3. The villagers herd and defend their cattle.
Cevabı göster

The villagers herd and defend their cattle.

In return, Anlatım akışı

3:52

Karşılığında,

the ants get a steady supply of sweet honeydew, Kalıp ifadeler

3:53

karıncalar sürekli bir tatlı özsu kaynağı elde ederler,

Anlatım akışı

In return: bir alışverişte verilen karşılığı belirtmek

In return, önceki bir davranışın karşılığı olarak birinin aldığı şeyi ya da yaptığı eylemi belirtir. Burada karıncalar yaprak bitlerini korur; bunun karşılığında düzenli bir balözü kaynağı elde ederler. In return, bu cümle bölümünün başında yer alarak karşılıklı yardımlaşmanın iki yönünü açıkça birbirine bağlar. Buradaki return, “geri dönme” eylemini değil, “karşılık” ya da “takas” anlamını taşır.

Alıştırma

Bu derste geçen ve “karşılık olarak” anlamına gelen iki İngilizce kelimelik ifadeyle cümleyi tamamla: Maya lent me her umbrella. ____, I carried her bags.

Cevabı göster

In return

Kalıp ifadeler

a steady supply of sweet honeydew: zaman içinde güvenilir biçimde bulunma

a steady supply of sweet honeydew ifadesi, belirli miktarda tatlı balözünün zaman içinde sürekli bulunabildiğini anlatır. Steady burada arzın güvenilir ve oldukça kesintisiz olduğunu belirtir; bir şeyin fiziksel olarak sağlam olduğu anlamına gelmez. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp a steady supply of + isim şeklindedir. of’tan sonra gelen isim, water, food, electricity veya information gibi sağlanan şeyi belirtir.

Alıştırma

Bu derste geçen ve “güvenilir, kesintisiz bir kaynak” anlamına gelen dört İngilizce kelimelik kalıpla cümleyi tamamla: The research station needs ____ electricity all winter.

Cevabı göster

a steady supply of

which they can drink directly from the aphids' butts.

3:56

ki bunu doğrudan yaprak bitlerinin popolarından içebilirler.

Bottoms up. Deyimler

3:59

Şerefe.

Deyimler

Bottoms up: kelime oyununa dönüşen bir içme ifadesi

Bottoms up! insanların içmeden hemen önce söylediği kalıplaşmış ve samimi bir ifadedir; çoğu zaman içeceği bitirmeyi teşvik eder. İfade, kaplar eğildiğinde diplerinin yukarı bakması görüntüsüne dayanır. Burada aynı zamanda bir kelime oyunu vardır. Önceki cümlede karıncaların bir yaprak bitinin arka kısmından balözü içtiği anlatılır. Bu nedenle bottoms sözcüğü hem bu vücut kısmını hem de içecek kaplarının diplerini çağrıştırır. Konuşmacı şaka yapmaktadır; herhangi bir şeye baş aşağı durmasını söylememektedir.

Alıştırma

Bottoms up. bu bağlamda neden komiktir?

  1. Yaprak bitine gerçek anlamda baş aşağı durmasını emreder.
  2. Hem bilinen bir içme ifadesidir hem de daha önce sözü edilen yaprak bitinin arka kısmını çağrıştırır.
  3. Karıncaların bardakları nasıl taşıdığını açıklar.
Cevabı göster

Hem bilinen bir içme ifadesidir hem de daha önce sözü edilen yaprak bitinin arka kısmını çağrıştırır.

Humans love honeydew too.

4:00

İnsanlar da tatlı özsuyu sever.

Several Native American tribes used to harvest it from tall reeds and make it into cake. Notlar

4:02

Bazı Kızılderili kabileleri onu uzun sazlardan toplar ve kek yaparlardı.

Dilbilgisi

used to harvest it: geçmişteki bir alışkanlık veya uygulama

Used to + fiilin yalın hâli, geçmişteki bir alışkanlığı, tekrarlanan eylemi veya artık geçerli olmayan ya da olmayabilecek bir durumu anlatır. Buradaki used to harvest, onu sazlardan toplamanın geçmişte uygulanan bir yöntem olduğunu belirtir. Used to ifadesinden sonra harvest fiilin yalın hâlindedir. Bu yapı, “toplamak için kullanılıyordu” şeklindeki edilgen anlamı taşımaz; çünkü o kalıp be fiilinin bir biçimini gerektirir: be used to + fiilin yalın hâli.

Alıştırma

Cümleyi, artık geçerli olmayabilecek geçmişteki bir alışkanlığı anlatan iki sözcüklü yapıyla tamamlayın: My aunt ____ bake bread every Sunday.

Cevabı göster

used to

Kalıp ifadeler

make it into cake: make X into Y ile dönüşüm anlatmak

Make X into Y, X'i işleyerek veya değiştirerek Y hâline getirmek demektir. Burada it, toplanan bal özünü; cake ise ortaya çıkan yiyeceği ifade eder. Into, değişimin sonucunu gösterir; bal özünün yalnızca bir kekin içine konduğunu anlatmaz.

Alıştırma

Eski gömleklerin kırkyama bir örtüye dönüştüğünü anlatmak için make X into Y yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. They made a quilt into the old shirts.
  2. They made the old shirts into a quilt.
  3. They made the old shirts from a quilt.
Cevabı göster

They made the old shirts into a quilt.

And some species of bee make honey from honeydew, Kalıp ifadeler

4:06

Ve bazı arı türleri tatlı özsudan bal yapar,

which humans then harvest and eat.

4:09

insanlar da daha sonra onu toplayıp yerler.

Kalıp ifadeler

make honey from honeydew: make Y from X ile kaynak malzemeyi belirtmek

Make Y from X, X'i kaynak malzeme olarak kullanıp Y'yi üretmek demektir. Burada honey ürünü, honeydew ise kullanılan malzemeyi ifade eder. From, bir şeyi yapmak için kullanılan malzemeyi gösterir; bu yapıda bir yerden uzaklaşma hareketini anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi make Y from X yapısındaki edatla tamamlayın: People make paper ____ wood.

Cevabı göster

from

So,

4:12

Yani,

plants make the sap,

4:12

bitkiler özsuyunu yapar,

which is eaten and pooped out by aphids, Anlatım akışı

4:13

yaprak bitleri onu yer ve kaka olarak çıkarır,

regurgitated by bees,

4:15

arılar kusarak çıkarır,

harvested by humans,

4:17

insanlar toplar,

and dolloped into a cup of Earl Grey tea. Deyimler

4:18

ve bir fincan Earl Grey çayına damlatılıyor.

Anlatım akışı

which is eaten ... regurgitated ... harvested ... and dolloped: paylaşılan bir edilgen yapı zinciri

which ile başlayan ilgi cümleciği, sap sözcüğünü takip edilen unsur olarak tutarken bir dizi edilgen fiil biçimi ona ne olduğunu gösterir. which is eaten and pooped out by aphids ilk aşamayı verir; regurgitated by bees, harvested by humans ve dolloped into a cup daha önceki which is yapısını paylaşır, bu yüzden is tekrar edilmez. Paralel geçmiş zaman ortaçları, birkaç aşamayı tek bir bilgi zincirinde sıkıştırır. Her birini ilgisiz bir eylem olarak değil, takip edilen aynı maddeyi etkileyen yeni bir olay olarak okuyun.

Alıştırma

Hangi cümle, aynı nesneyi birkaç aşama boyunca takip etmek için paylaşılan tek bir edilgen yapıyı doğru kullanır?

  1. The beans are picked, drying, roasted, and pack for sale.
  2. The beans pick, are dried, roasting, and are packed for sale.
  3. The beans are picked, dried, roasted, and packed for sale.
Cevabı göster

The beans are picked, dried, roasted, and packed for sale.

Deyimler

dolloped into a cup of Earl Grey tea: Earl Grey çayına bir porsiyon eklemek

Fiil olarak dollop, yumuşak veya koyu kıvamlı bir şeyden küçük bir miktarı, genellikle tek bir parça ya da kaşık dolusu hâlinde bir yere koymak demektir. Burada dolloped into a cup, bir miktarın dikkatle ölçülmesi veya yalnızca dökülmesi yerine Earl Grey çayına bir porsiyon eklenmesi görüntüsünü oluşturur. Doğal ve insan eliyle gerçekleşen uzun bir süreç zincirini tanıdık bir fincan çayla bitirmek, açıklamayı somut bir günlük yaşam görüntüsüne dönüştürür. Bu ifade cümleye canlı ve hafif eğlenceli bir son verir.

Alıştırma

dolloped into a cup of Earl Grey tea şeklindeki bitiş cümleye ne katar?

  1. Uzun süreci somut bir günlük yaşam görüntüsüne dönüştürür ve küçük bir porsiyon eklendiğini düşündürür.
  2. Earl Grey çayının öz suyun kaynağı olduğunu söyler.
  3. Eklenen miktarın kesin bilimsel ölçüsünü verir.
Cevabı göster

Uzun süreci somut bir günlük yaşam görüntüsüne dönüştürür ve küçük bir porsiyon eklendiğini düşündürür.

If you enjoyed learning about aphid butt candy, Anlatım akışı

4:23

Yaprak biti poposu şekeri hakkında bilgi edinmekten keyif aldıysanız,

we recommend the book Ingredients, which explores the strange chemistry of what we put in us and on us, Dilbilgisi

4:25

içimize ve üzerimize sürdüğümüz şeylerin tuhaf kimyasını inceleyen Ingredients kitabını öneririz;

Anlatım akışı

If you enjoyed ..., we recommend ...: ilgiye göre öneride bulunmak

If you enjoyed ..., we recommend ... kalıbında if yan tümcesi izleyicinin bir konuya ilgi duyduğunu belirtir, ana cümle ise bununla bağlantılı bir öneri sunar. Buradaki if, önceki konunun doğru olup olmadığını sorgulamaz. Önerinin o konuyu ilgi çekici bulan izleyicilere yönelik olduğunu belirtir ve ana açıklamadan ek bir kaynağa geçildiğini gösterir.

Alıştırma

Öneriyi If you enjoyed ..., we recommend ... kalıbıyla tamamlayın: ____ this museum tour, ____ the science exhibit next door.

Cevabı göster

If you enjoyed · we recommend

Dilbilgisi

what we put in us and on ...: vücuda aldıklarımızı ve üzerimizde kullandıklarımızı gruplandırmak

What we put ... ifadesi, bir yere koyduğumuz veya üzerimizde kullandığımız şeyler anlamına gelen bir what yan tümcesidir. Burada of sözcüğünden sonra gelir ve kitabın incelediği maddeleri kısa biçimde adlandırır. Vurgulanan bölümü arkasından gelen son us ile birlikte okuyun: put in us vücuda alınan yiyecek veya içecekleri, put on us ise vücudun yüzeyine konan ürünleri ya da giysileri belirtir. Ortak put fiili iki paralel kategoriyi birbirine bağlar.

Alıştırma

Hangi cümle vücuda alınan ve vücudun yüzeyinde kullanılan şeyleri bir what yan tümcesiyle doğru biçimde gruplandırır?

  1. The course studies what we put on our bodies and in our skin.
  2. The course studies what do we put in our bodies and on our skin.
  3. The course studies what we put in our bodies and on our skin.
Cevabı göster

The course studies what we put in our bodies and on our skin.

written by the very same guy who wrote this lesson Kalıp ifadeler

4:31

bu dersi yazan

and is speaking to you right now.

4:34

ve şu anda sizinle konuşan aynı kişi tarafından yazılmıştır.

Kalıp ifadeler

the very same guy: tam olarak aynı kişi olduğunu vurgulamak

the very same guy ifadesinde very, same sözcüğünü güçlendirir. İfade, yalnızca çok benzeyen başka birini değil, tam olarak aynı kişiyi anlatır. Burada üç rolü tek bir kimliğe bağlar: bunu yazan, dersi yazan ve şimdi konuşan kişi aynıdır. Tekrar kullanılabilecek kalıp the very same + isim şeklindedir ve kimlik eşleşmesi özellikle vurgulanmaya değer olduğunda kullanılır.

Alıştırma

Kimliğin tam olarak aynı olduğunu vurgulamak için very kullanın: That is the ____ same teacher we met yesterday.

Cevabı göster

very

From Cheetos to sunscreen, Anlatım akışı

4:35

Cheetos'tan güneş kremine kadar,

you got to wonder, Ton ve niyet

4:37

merak etmeden duramıyorsunuz,

Anlatım akışı

From Cheetos to sunscreen: geniş bir aralık oluşturmak

From Cheetos to sunscreen, birbirinden çok farklı iki ürünü hayalî bir aralığın iki ucuna yerleştirir. Bir nesneden diğerine hareketi anlatmak yerine, konunun pek çok günlük ürün türünü kapsadığını gösterir. Cümlenin başında from A to B bir bilgi çerçevesi görevi görür: önce kapsamı verir, sonra gelen yoruma geçer. Bu kalıp, geniş bir aralığı kolay anlaşılır hâle getirmek için temsilî uç noktalar kullanabilir.

Alıştırma

Aralığı tamamlamak için from ... to ... çerçevesini kullanın: The club offers activities ____ chess ____ rock climbing.

Cevabı göster

from · to

is that stuff bad for you?

4:38

bu şeyler sağlığa zararlı mı?

Ton ve niyet

you got to wonder: dinleyiciyi aynı soruyu paylaşmaya çağırmak

Bu cümlede you got to wonder, “insan ister istemez merak ediyor” ya da “durum doğal olarak bu soruyu akla getiriyor” anlamındadır. Buradaki got to, have got to veya have to gibi işlev görür; got, “elde etti” anlamına gelmez. Genel anlamdaki you, dinleyiciyi de konuşanın tepkisine katar. Bu, düşünmeye yönelik sert bir emir değildir. Ardından gelen soruyu hafif bir tonla hazırlar ve ortak bir merak duygusu yaratır.

Alıştırma

Hangi cümle, durumun doğurduğu bir soruyu başkasının da paylaşmasını sağlamak için (you've) got to wonder ifadesini kullanıyor?

  1. After four unexplained delays, I remembered wondering about the project last year.
  2. After four unexplained delays, you've got to wonder whether the project is being managed well.
  3. After four unexplained delays, you must write a report by Friday.
Cevabı göster

After four unexplained delays, you've got to wonder whether the project is being managed well.

And how do we know?

4:39

Ve bunu nasıl bilebiliriz?

Find out more here.

4:40

Daha fazlasını buradan öğrenin.