15 HARİKA YouTube Hilesi: İngilizce çalışma notları

Vsauce

Öğrenme zorluğu
614 kelime 193 kel/dk

Video özeti: Michael, erken dönem YouTube’un ek açıklamaları ve zaman çizelgesini enstrümanlara, oyunlara, dallanan öykülere ve bir ajans sitesine nasıl dönüştürdüğünü gösteriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. come up with — Deyimsel fiiller: bir fikir ya da çözüm üretmeyi veya önermeyi anlatır. 2. something about the costume and the dark background makes it just crazy enough. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: “something about X makes Y + sıfat” ile genel bir izlenimi birkaç özelliğe bağlar. 3. took it in a different direction — Deyimler ve mecazlı ifadeler: fiziksel hareketi değil, yaklaşım değişikliğini anlatır ve yeni yöntemi önceki örneklerle karşılaştırır.

Bu derste

Vsauce,

0:00

Burası Vsauce,

today we're going to be covering a topic that is very close to my heart, Deyimler

0:01

bugün benim için çok özel olan bir konuyu ele alacağız:

clever uses of YouTube's technology.

0:04

YouTube teknolojisinin akıllıca kullanımları.

Deyimler

“close to my heart” deyimi

Bu cümlede “close to my heart”, bir şeyin konuşan kişi için kişisel ve duygusal açıdan çok önemli olduğu anlamına gelir. Kalbe olan fiziksel bir mesafeyi anlatmaz. be close to someone's heart yapısını, birinin çok değer verdiği kişi, konu, amaç, yer veya anılar için kullanabilirsin.

Alıştırma

“This charity is close to my heart,” cümlesinde close to my heart ne anlama gelir?

  1. Konuşan kişi için çok derin bir anlam taşır.
  2. Fiziksel olarak yakındadır.
  3. İnsan vücuduyla ilgilidir.
Cevabı göster

Konuşan kişi için çok derin bir anlam taşır.

Now, I've always had a lot of fun messing around with stuff like the loading circle and annotations. Öbek fiiller

0:07

Yükleniyor simgesi ve ek açıklamalar gibi şeylerle uğraşırken hep çok eğlenmişimdir.

Öbek fiiller

Rahatça deneme anlamında “messing around with”

Bu cümlede “messing around with”, YouTube özelliklerinin neler yapabildiğini görmek için onları rahatça deneyip değiştirmek anlamına gelir. Bu etkinlik eğlenceli ve keşfetmeye yöneliktir; mutlaka dikkatsiz veya yıkıcı değildir. Yapı mess around with + bir nesne, araç, fikir veya ayardır. Genellikle kesin bir plan olmadan deneme yapmayı anlatır.

Alıştırma

“Nora is messing around with the camera settings to see what each button does,” cümlesinde Nora ne yapıyor?

  1. Ne işe yaradıklarını öğrenmek için ayarları rahatça deniyor.
  2. Kameranın sahibiyle alay ediyor.
  3. Kamerayı bilerek kırıyor.
Cevabı göster

Ne işe yaradıklarını öğrenmek için ayarları rahatça deniyor.

But, let's take a safari today through things other YouTubers have done,

0:16

Ama bugün diğer YouTuber'ların yaptıkları arasında bir keşif turuna çıkalım,

other creative ways they've come up with using what YouTube offers. Öbek fiiller

0:20

ve YouTube'un sunduklarını başka hangi yaratıcı şekillerde kullandıklarına bakalım.

Öbek fiiller

come up with: bir fikir veya çözüm bulmak

“Come up with”, bir fikir, plan, cevap veya yöntem düşünüp bulmak demektir. Burada içerik üreticileri, YouTube’un özelliklerini kullanmanın yeni yollarını bulmuştur. Bu ifade tek bir kalıp olarak kullanılır: come up with + isim. Fiziksel bir hareketi anlatmaz; “with”, kişinin ürettiği veya önerdiği şeyi tanıtır.

Alıştırma

“Maya came up with a clever solution.” cümlesinde “came up with” ne anlama gelir?

  1. Çözümü düşünüp üretti.
  2. Çözümü üst kata taşıdı.
  3. Çözümü yerde buldu.
Cevabı göster

Çözümü düşünüp üretti.

Now, obviously, in this one video we can't cover everything.

0:23

Elbette bu tek videoda her şeyi ele alamayız.

So, please leave in the comments below other cool things you've found other YouTubers doing.

0:26

Bu yüzden başka YouTuber'ların yaptığı harika işler biliyorsanız aşağıdaki yorumlara yazın.

We're going to start things off with Skittles Touch. Öbek fiiller

0:31

Skittles Touch ile başlayacağız.

Öbek fiiller

start things off with: ilk maddeyi tanıtmak

“Start things off with”, bir şeyi etkinlik, sunum, liste veya programın ilk bölümü yapmak anlamına gelir. Burada ilk tanıtılan örnek Skittles Touch’tır. Kalıp start things off with + isim şeklindedir. “Things” genel olarak etkinliğin tamamını ifade eder ve “off” başlangıcı belirtir; bir şeyi kapatmak anlamına gelmez.

Alıştırma

“We’ll start things off with a song” ifadesi dinleyicilere ne anlatır?

  1. Şarkı ilk bölüm olacak.
  2. Şarkı etkinliği bitirecek.
  3. Birisi şarkıyı kapatacak.
Cevabı göster

Şarkı ilk bölüm olacak.

These videos are pretty new,

0:33

Bu videolar oldukça yeni,

but they let you physically get involved or at least with your finger. Notlar

0:34

ama sizi fiziksel olarak, en azından parmağınızla işin içine katıyorlar.

Dilbilgisi

let you physically get involved: let + nesne + fiilin yalın hâli

let you physically get involved ifadesinde let'ten sonra önce eylemden etkilenen kişi olan you, ardından get fiilinin yalın hâli gelir. Kalıp let + nesne + fiilin yalın hâli şeklindedir; let + nesne + to + fiil şeklinde değildir. Burada let, “mümkün kılmak” anlamına gelir. Physically nasıl katıldığını anlatır: gerçekten videonun içine girmezsin, parmağını hareket ettirerek etkileşim kurarsın.

Alıştırma

let + nesne + fiilin yalın hâli kalıbını doğru kullanan cümleyi seç.

  1. This app lets you create your own story.
  2. This app lets you creating your own story.
  3. This app lets you to create your own story.
Cevabı göster

This app lets you create your own story.

Anlatım akışı

or at least with your finger: bir iddiayı daraltma

Or at least, hemen yapılan bir düzeltmeye işaret eder. Konuşan kişi önce izleyicilerin physically get involved yapabildiğini söyler, ardından bu iddiayı daha dar ve doğru bir düşünceyle sınırlar: parmaklarıyla katılabilirler. Bu kalıpta önce geniş bir iddia söylenir, sonra or at least ile daha temkinli veya sınırlı bir iddiaya geçilir. Buradaki at least, asgari bir sayı bildirmez.

Alıştırma

Hangi cümlede önceki bir iddiayı daraltmak için or at least kullanılmıştır?

  1. The game is easy—or at least the first level is.
  2. You need at least two players for the game.
  3. At least we found the missing piece.
Cevabı göster

The game is easy—or at least the first level is.

I won't ruin the ending to that one,

0:38

O videonun sonunu bozmayacağım,

but I also like the Cage Cop version.

0:40

ama Cage Cop versiyonunu da seviyorum.

Your finger helps fight crime.

0:42

Parmağınız suçla savaşmaya yardım ediyor.

By the way, Anlatım akışı

0:44

Bu arada,

there are links to all of these videos for your own enjoyment in the description.

0:45

keyfini çıkarmanız için tüm bu videoların bağlantıları açıklamada yer alıyor.

Anlatım akışı

Kısa bir yan not eklemek için By the way

By the way, konuşanın ana düşünceyi sürdürmek yerine kısa bir ek bilgi vereceğini gösterir. Bu cümlede video bağlantıları, videolarla ilgili anlatıma eklenen yan bir nottur. Dinleyen kişi sonraki kısmı yararlı ama ikincil bilgi olarak anlamalıdır. Bu ifade mesajı düzenler; kelime anlamıyla bir yoldan ya da yapma biçiminden söz etmez.

Alıştırma

Kısa bir yan not eklemek için en uygun ifade hangisidir? The museum closes at five. ___, admission is free today.

  1. By the way
  2. Anyway
  3. Back when
Cevabı göster

By the way

Back when YouTube first supported widescreen, Dilbilgisi

0:48

YouTube geniş ekranı ilk kez desteklemeye başladığında,

Freddie Wong celebrated by interacting with the site itself.

0:50

Freddie Wong doğrudan sitenin kendisiyle etkileşime girerek bunu kutladı.

Dilbilgisi

Back when + geçmiş zamanlı bir yan cümle

Back when + bir yan cümle, daha sonra olanların arka planı olarak geçmişteki bir zamanı belirler. Burada YouTube first supported widescreen o eski dönemi belirtir, ana cümle ise Freddie Wong'un o sırada ne yaptığını anlatır. Back geçmişe bakma hissi katar: konuşan kişi o zamanı şimdiden belirgin biçimde daha eski görür. Bir yere geri dönmeyi değil, zamanı ifade eder.

Alıştırma

Ardından doğrudan geçmiş zamanlı bir yan cümle gelebilen ve geçmişe bakma hissi katan ifadeyi seçin: ___ we lived in Rome, we rode bikes everywhere.

  1. Back then
  2. By the way
  3. Back when
Cevabı göster

Back when

He fought and murdered the very letterboxing surrounding him. Notlar

0:54

Kendisini çevreleyen siyah şeritlerle savaşıp onları yok etti.

Kelime

the very + isim: “tam da o”

the very letterboxing ifadesinde very, isimden önce gelir ve “tam da o” ya da “işaret edilen şeyin ta kendisi” anlamını verir. Karakterin yakındaki herhangi bir şeye değil, çevresindeki siyah bantların tam kendisine saldırdığını vurgular. Kalıp the very + isim şeklindedir. Buradaki very, very dark örneğindeki gibi “çok” anlamına gelen bir zarf değildir.

Alıştırma

Cümleyi the very + isim kalıbıyla tamamlayın: The kitten bit ____ hand that was feeding it.

Cevabı göster

the very

Kültür

letterboxing: görüntünün üstündeki ve altındaki siyah şeritler

Letterboxing, geniş bir görüntü farklı en-boy oranına sahip bir çerçevede gösterildiğinde genellikle üstte ve altta eklenen siyah şeritleri anlatan bir ekran biçimi terimidir. Bu şeritler, görüntüyü uzatmak veya kırpmak yerine tamamını korur. Bu cümlede normalde hareketsiz olan siyah kenarlar, karakteri çevreleyen fiziksel bir şey gibi ele alınır; böylece karakter arayüzün kendisiyle savaşabilir. Bu anlamın posta kutusu anlamındaki letterbox ile ilgisi yoktur.

Alıştırma

Hangi durum doğru şekilde letterboxing olarak adlandırılır?

  1. Tam ekran görüntünün altında beyaz altyazılar görünür.
  2. Eski ve dar bir video, solda ve sağda siyah şeritlerle gösterilir.
  3. Geniş formatlı bir film, üstte ve altta siyah şeritlerle gösterilir.
Cevabı göster

Geniş formatlı bir film, üstte ve altta siyah şeritlerle gösterilir.

Joe Sabia has built a lot of really awesome clever things.

0:59

Joe Sabia gerçekten harika ve zekice pek çok iş ortaya koydu.

He's the guy who made the Oscars spot the difference video Kültür

1:02

Oscar temalı fark bulma videosunu yapan da oydu;

where you have to have a sharp eye Deyimler

1:05

bu videoda gözünüzün keskin olması,

and find the differences

1:06

farkları bulmanız

and click the answer to keep moving on and on and on.

1:08

ve sürekli ilerleyebilmek için doğru cevaba tıklamanız gerekiyor.

Kültür

Farklılıkları bulma: görsel bir oyunun adı

Bu cümlede spot the difference, birbirine benzeyen iki resmi karşılaştırıp neyin değiştiğini bulduğunuz görsel bulmacanın adıdır. Buradaki spot, leke anlamına gelmez; fark etmek veya bulmak anlamındadır. Resimlerde birden fazla fark olsa bile difference, oyunun sabit adının parçası olduğu için tekil kalır. Videoda bu ifade, izleyicilerin değişiklikleri bulup bir cevap seçtiği etkinliği anlatır.

Alıştırma

Benzer iki resmi karşılaştırıp neyin değiştiğini bulduğunuz oyunun yaygın adı hangi ifadedir?

  1. spot the difference
  2. spot the differences
  3. see the difference
Cevabı göster

spot the difference

Deyimler

Ayrıntıları fark etmek: have a sharp eye

Bu cümlede have a sharp eye, küçük görsel ayrıntıları fark etmede çok iyi olmak anlamına gelir. İzleyicilerin resimlerdeki değişiklikleri bulmasına yardım eden dikkatli ve uyanık bir gözlem yeteneğini anlatır. Sharp burada gözün biçimini değil, algının keskinliğini anlatır. Bu ifade düzenleme, tasarım, redaksiyon ve küçük ayrıntıların önemli olduğu başka işlerde de kullanılabilir.

Alıştırma

Doğru mu, yanlış mı? Birinin has a sharp eye for design olması, esas olarak tasarımdaki küçük ayrıntıları fark edip değerlendirdiği anlamına gelir.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Doğru

Joe also made this brilliant slot machine

1:12

Joe bu harika slot makinesini de yaptı;

where you have to click each wheel at just the right time Kalıp ifadeler

1:14

burada her makaraya tam doğru anda tıklayıp

to complete a character.

1:17

bir karakteri tamamlamanız gerekiyor.

Kalıp ifadeler

at just the right time ifadesinin anlamı

At just the right time, bir eylem ya da olay için tam olarak uygun olan anda demektir. Bu cümlede karakteri doğru şekilde tamamlamak için her çarka o kesin anda tıklamak gerekir. Just, zamanlamanın kesinliğini vurgular. Right ise burada left kelimesinin karşıtı olan yönü değil, doğru veya uygun anlamını taşır. Bu ifade, özellikle işe yarayan bir anda varmayı ya da karşılık vermeyi anlatmak için de kullanılabilir.

Alıştırma

Bir şeyin özellikle uygun bir anda gerçekleştiğini en iyi hangi cümle gösterir?

  1. The guide arrived just in time to stop the door from closing.
  2. The guide arrived at just the right time to lead us through the tunnel.
  3. The guide arrived at the right time listed on the schedule.
Cevabı göster

The guide arrived at just the right time to lead us through the tunnel.

MysteryGuitarMan was behind this super creative interactive piano

1:19

Bu son derece yaratıcı interaktif piyanoyu da MysteryGuitarMan yaptı;

where you could make him play a song, Dilbilgisi

1:22

burada ona bir şarkı çaldırabiliyordunuz,

Dilbilgisi

make him play ifadesinin anlamı

Make him play, make + nesne + fiilin yalın hâli şeklindeki ettirgen yapıyı kullanır. Burada him etkilenen kişidir ve play, to almayan yalın fiildir. Yani etkileşimli piyano onun çalmasına neden olur veya onu çalmaya yönlendirir. Buradaki make, “üretmek” anlamında değildir; ettirgen fiildir. Make kelimesinden sonra to kullanmadan doğrudan fiilin yalın hâli gelir: make him play, make him to play değil. Bağlama göre make güçlü bir kontrolü ya da bir sistemin doğal olarak oluşturduğu nedeni anlatabilir.

Alıştırma

Bir kişinin başka birini harekete geçirdiğini göstermek için make + nesne + fiilin yalın hâlini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The director made the actors rehearse the scene.
  2. The director made the actors to rehearse the scene.
  3. The director made the actors rehearsing the scene.
Cevabı göster

The director made the actors rehearse the scene.

but I think the first person who explored this fun idea

1:24

ama bence bu eğlenceli fikri ilk deneyen

was Kokokaka and play the piano.

1:27

Play the Piano videosuyla Kokokaka'ydı.

In videos like these,

1:30

Bunun gibi videolarda,

you have to let the whole thing load

1:31

her şeyin tamamen yüklenmesini beklemeniz,

and then you click on the actual piano keys

1:33

ardından gerçek piyano tuşlarına tıklamanız gerekiyor;

and they move you to the time code where that note is played. Kültür

1:35

tuşlar sizi o notanın çalındığı zaman koduna götürüyor.

Kültür

medya zaman çizelgesindeki bir konum olarak time code

Bu cümlede time code, bir video veya ses parçasındaki işaretli bir zaman konumunu ifade eder. Belirli bir sesin ya da sahnenin nerede gerçekleştiğini gösterir ve genellikle saat, dakika ve saniye rakamlarıyla belirtilir. Burada bir piyano tuşunu seçmek, oynatmayı o notanın duyulduğu ana götürür. Buradaki code, parola veya bilgisayar komutları anlamına gelmez.

Alıştırma

Medya bağlamında time code genellikle neyi belirtir?

  1. Bir ses veya video zaman çizelgesindeki belirli bir konum
  2. Bilgisayar için hazırlanmış bir dizi komut
  3. Bir videoyu açmak için kullanılan parola
Cevabı göster

Bir ses veya video zaman çizelgesindeki belirli bir konum

I'm also a huge fan of this interactive bass guitar Kalıp ifadeler

1:39

Bu interaktif bas gitarın da büyük hayranıyım,

because you can play the notes

1:41

çünkü notaları

by just typing the numbers on your keyboard. Dilbilgisi

1:43

klavyenizdeki sayılara basarak çalabiliyorsunuz.

Kalıp ifadeler

güçlü bir beğeni anlatan 'a huge fan of'

Bu cümlede I'm a huge fan of, konuşan kişinin bu etkileşimli bas gitarı çok beğendiği anlamına gelir. Buradaki fan, hava üfleyen bir makine değil, hevesli bir hayran veya destekçi demektir. Tek bir kişi için yapı be + a huge fan of + isim, zamir veya -ing biçimidir. Özne çoğul olduğunda fan genellikle fans olur. Bu ifade yalnızca like demekten daha güçlü ve hevesli duyulur.

Alıştırma

Güçlü bir beğeniyi göstermek için a huge fan of ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. I'm a huge fan science museums.
  2. I'm huge fan of science museums.
  3. I'm a huge fan of science museums.
Cevabı göster

I'm a huge fan of science museums.

Dilbilgisi

“by just typing”: basit bir yöntemi belirtmek

by + fiilin -ing biçimi, bir sonuca ulaşmak için kullanılan eylemi belirtir. Bu cümlede sayıları yazmak, notaları çalmanın yöntemidir. just, yöntemin basit olduğunu ve ek bir adım gerektirmediğini vurgular. Burada by, “bu yöntemle” anlamına gelir; “yanında” veya “son tarihten önce” anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi by ve click fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: You can open the menu ____ the icon.

Cevabı göster

by clicking

For instance, Anlatım akışı

1:45

Örneğin,

here I am using this sequence to play a little song.

1:46

burada bu diziyi kullanarak kısa bir melodi çalıyorum.

Anlatım akışı

“For instance,”: belirli bir örneğe geçiş işareti

For instance, genel bir düşünceden belirli bir örneğe geçildiğini gösteren bir işarettir. Burada dinleyiciye, dizinin ve küçük şarkının daha genel açıklamanın somut bir gösterimi olduğunu anlatır. Genellikle örnekten önce gelir ve ardından çoğu zaman virgül konur. for example ile neredeyse aynı anlama gelir.

Alıştırma

Bir konuşmacı “Reading every day can be easy.” diyor. Sonraki hangi cümle belirli bir örnek sunar?

  1. For instance, you can read one page after breakfast.
  2. However, you can read one page after breakfast.
  3. Therefore, you can read one page after breakfast.
Cevabı göster

For instance, you can read one page after breakfast.

But let's stop playing around and get narrative. Notlar

1:55

Ama artık oyun oynamayı bırakıp hikâyelere geçelim.

Anlatım akışı

Geçiş ifadesi olarak Let's stop playing around and get narrative

Bu cümle bir geçiş görevi görür. But, konuyu eğlenceli enstrüman gösterisinden uzaklaştırır; let's stop ... and ... ise dinleyicileri konuşmacıyla birlikte önceki konudan sonraki konuya geçmeye çağırır. Playing around hem rahatça denemeler yapmayı hem de gerçekten müzik çalmayı hatırlatır. Get narrative burada hikâye odaklı içeriğe geçmek anlamında şakacı bir biçimde kullanılır. Bu ana özel olarak oluşturulmuş kısa bir söyleyiştir; ezberlenmesi gereken yerleşik bir ifade değildir.

Alıştırma

Vurgulanan cümle açıklamada hangi görevi görüyor?

  1. Dinleyicilerden enstrümanı denemeye devam etmelerini ister.
  2. Eğlenceli gösteriyi bitirip hikâye odaklı bölümü tanıtır.
  3. Dinleyicilere hikâyelerde asla müzik olmaması gerektiğini söyler.
Cevabı göster

Eğlenceli gösteriyi bitirip hikâye odaklı bölümü tanıtır.

Öbek fiiller

Playing around: rahatça eğlenme veya deneme

Playing around, bir şeyi eğlenmek için, rahatça veya tamamen ciddi olmadan yapmak anlamına gelir. Burada daha önceki denemeleri anlatırken aynı zamanda gerçekten bir enstrüman çalma eylemini de hatırlatır. Bu ifadede around bir yeri anlatmaz. Bu öbek fiil tek bir birim olarak anlaşılır.

Alıştırma

Hangi cümlede playing around en açık biçimde rahatça denemeler yapmak anlamında kullanılmıştır?

  1. The children ran around the tree after lunch.
  2. She played the song on the piano.
  3. We spent ten minutes playing around with the camera settings.
Cevabı göster

We spent ten minutes playing around with the camera settings.

There are a lot of great choose-your-own-adventure stories on YouTube, Kültür

1:57

YouTube'da kendi maceranı seç tarzında pek çok harika hikâye var,

but one of my favorites is LEGO Spider

2:00

ama favorilerimden biri LEGO Spider;

where you help get a spider off of your friend's head.

2:03

burada arkadaşınızın başındaki örümceği çıkarmaya yardım ediyorsunuz.

Kültür

choose-your-own-adventure hikâyeleri

Choose-your-own-adventure, okuyucunun veya izleyicinin seçim yaptığı ve farklı seçimlerin olay örgüsünü farklı yollara götürdüğü bir hikâye biçiminin adıdır. Burada etkileşimli YouTube hikâyelerini anlatır: tıklanabilir seçenekler izleyicileri farklı videolara veya bölümlere götürebilir. Yalnızca “yaşamayı seçtiğin bir macera” anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi açıklama choose-your-own-adventure hikâyesine en iyi uyar?

  1. Müzik bulunan ancak izleyicinin karar vermediği bir hikâye
  2. Tek başına seyahat eden biri hakkında gerçek bir hikâye
  3. İzleyicinin yollar arasında seçim yaparak sonra olacakları değiştirdiği bir hikâye
Cevabı göster

İzleyicinin yollar arasında seçim yaparak sonra olacakları değiştirdiği bir hikâye

The music, by the way,

2:06

Bu arada müziği de

is just incredible.

2:07

tek kelimeyle inanılmaz.

But if music and dancing is all you want, Dilbilgisi

2:08

Ama tek istediğiniz müzik ve danssa,

go with the Mixable Dancer. Öbek fiiller

2:11

Mixable Dancer'ı seçin.

Dilbilgisi

if X is all you want kalıbı

if X is all you want kalıbı, “bu seçimde ihtiyacın olan veya önemsediğin tek şey X ise” anlamına gelir. X’i birçok tercihten biri değil, kararı belirleyen öncelik yapar. if yan cümlesi koşulu belirler; ana cümle de bu koşula göre bir öneri verir. Buradaki öneri yalnızca müzik ve dans isteyen biri içindir. Konuşan kişi music and dancing ifadesini tek bir eğlence paketi olarak görür, bu nedenle gündelik konuşmada is kullanır. İki ayrı istek olarak ele alındığında, özellikle özenli yazıda are da yaygındır.

Alıştırma

Öneriyi, “ihtiyacın olan tek şeydir” anlamındaki hedef kalıpla tamamlayın: If a quiet place ____, choose the back room.

Cevabı göster

is all you want

Öbek fiiller

go with: bir seçeneği seçmek

Burada go with, birkaç alternatifi düşündükten sonra bir seçeneği “seçmek” ya da “tercih etmek” anlamına gelir. Konuşan kişi, esas olarak müzik ve dans isteyenlere Mixable Dancer'ı öneriyor. Bu kullanım fiziksel olarak bir yere gitmeyi anlatmaz. with sözcüğünden sonra bir ürün, plan, tarz, cevap ya da başka bir seçenek gelebilir.

Alıştırma

Öneriyi go with ile tamamlayın: If you want the quietest room, ____ the one upstairs.

Cevabı göster

go with

It's simple,

2:13

Basit,

but something about the costume and the dark background makes it just crazy enough. Dilbilgisi

2:13

ama kostümle karanlık arka plan onu tam kararında çılgın kılıyor.

Dilbilgisi

something about X makes Y + sıfat

something about X makes Y + adjective yapısında something about X, X'in adı tam olarak konmayan bir niteliğini, özelliğini ya da genel etkisini ifade eder. Konuşan kişi kostümün ve koyu arka planın bu sonucu yarattığını hisseder, ancak tek ve kesin bir neden belirtmez. Yapı, something about X + makes + nesne + sıfat biçimindedir. Something tekildir, bu yüzden makes kullanılır; sıfat ortaya çıkan durumu açıklar. Just crazy enough, aşırıya kaçmadan hoş bir ölçüde sıra dışı demektir.

Alıştırma

Hangi cümle, odanın içindeki bilinmeyen bir nesne yerine odanın adı belirtilmeyen bir niteliğinin bu hissi yarattığını söyler?

  1. Something in the room makes it feel welcoming.
  2. Something about the room makes it feel welcoming.
Cevabı göster

Something about the room makes it feel welcoming.

If you prefer magic,

2:21

Sihri tercih ediyorsanız,

be sure to check out the old classic YouTube magic card trick if you haven't already. Kalıp ifadeler

2:22

henüz izlemediyseniz eski klasik YouTube Magic Card Trick'e mutlaka göz atın.

Kalıp ifadeler

Be sure to check out: vurgulu bir öneri

Bu cümlede “be sure to check out” vurgulu bir öneridir: konuşmacı izleyicileri kart numarasını izlemeye veya incelemeye güçlü biçimde teşvik eder. Burada “check out”, “göz atmak” ya da “daha yakından incelemek” anlamındadır; otelden ayrılmak anlamında değildir. Aktarılabilir kalıp “be sure to + fiilin yalın hâli”dir. Basit bir öneriden daha enerjik ve yönlendirici duyulur, ancak dostça bir tavsiyede mutlaka katı bir emir değildir.

Alıştırma

“Sure” ve “check out” sözcüklerini içeren ifadeyle öneriyi tamamlayın: “If you enjoy astronomy, ____ the planetarium's new exhibit.”

Cevabı göster

be sure to check out

Kalıp ifadeler

If you haven't already: eksiltili bir son

Burada “if you haven't already”, “kart numarasına daha önce bakmadıysanız” anlamına gelir. “Haven't” yardımcı fiili kalır; tekrarlanan eylem ise ana cümleden anlaşılabildiği için atılır. Bu present perfect sonu, şimdiki zamandan geriye bakar ve dinleyicinin önerilen şeyi daha önce yapmış olabileceğini kibarca kabul eder. Eylemin kesinlikle gerçekleştiğini ileri sürmeden tekrarı önler.

Alıştırma

Yaygın eksiltili sonu “haven't” ve “already” ile tamamlayın: “Watch the short film ____.”

Cevabı göster

if you haven't already

It was made back when YouTube first implemented annotations.

2:27

YouTube ek açıklamaları ilk kez kullanıma sunduğunda yapılmıştı.

The famous Street Fighter stop-motion game

2:31

Ünlü Street Fighter stop-motion oyunu

from Patrick Boivin was actually the inspiration Kalıp ifadeler

2:33

Patrick Boivin'in eseriydi ve aslında

behind my Chris Brown Punch-Out game.

2:35

Chris Brown Punch-Out oyunuma ilham verdi.

Kalıp ifadeler

the inspiration behind: bir eserin arkasındaki ilham kaynağı

Bu cümlede the inspiration behind, konuşmacıya kendi oyunu için fikir veren daha eski eseri belirtir. Buradaki behind fiziksel bir konumu anlatmaz; bir şeyin ortaya çıkmasına yardım eden kaynağı ya da etkiyi gösterir. X was the inspiration behind Y kalıbını, X'in Y'nin doğmasına yardımcı olduğunu söylemek için kullan.

Alıştırma

Hangi ifade eski bir hikâyenin birine yeni oyun fikri verdiğini doğru şekilde gösterir? The old story was ___ the new game.

  1. in front of
  2. unrelated to
  3. the inspiration behind
Cevabı göster

the inspiration behind

You have to give it a try. Kalıp ifadeler

2:38

Mutlaka denemelisiniz.

Kalıp ifadeler

give it a try: bir dene

Give it a try, daha önce konuşulan şeyi veya etkinliği denemek anlamına gelir. It o şeye gönderme yapar; give burada bir şeyi başka birine vermek anlamında değildir. You have to give it a try cümlesinde have to güçlü ve heyecanlı bir teşvik ekler. Konuşmacı resmî bir zorunluluk koymak yerine gerçekten denemen gerektiğini söylüyor.

Alıştırma

Derste öğrendiğin dört kelimelik ifadeyle teşvik cümlesini tamamla: The puzzle may look hard, but ____.

Cevabı göster

give it a try

All of those ideas used a lot of annotations,

2:39

Bu fikirlerin hepsinde bolca ek açıklama kullanılmıştı,

but MysteryGuitarMan took it in a different direction Deyimler

2:42

ama MysteryGuitarMan farklı bir yol izledi:

by including hidden annotations in his videos

2:45

videolarına gizli ek açıklamalar koydu,

Deyimler

take it in a different direction: yaklaşımı değiştirmek

Burada “took it in a different direction”, fikrin geliştirilme veya sunulma biçimini değiştirdi demektir. “Direction” mecazidir; fiziksel bir yol değil, bir fikrin izlediği yön anlamındadır. Kalıp take + it/something + in a different direction şeklindedir. “It”, daha önce sözü edilen genel yaklaşımı belirtir. by + -ing ise yeni yönün nasıl oluşturulduğunu açıklayabilir: by including hidden annotations.

Alıştırma

Cümleyi “take it in a different direction” ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: We kept the same goal, but we ____ by using a game instead of a quiz.

Cevabı göster

took it in a different direction

that viewers had to scavenger hunt to find Kelime

2:48

izleyicilerin de onları hazine avına çıkar gibi bulup

to get secret words.

2:50

gizli kelimeleri elde etmesi gerekiyordu.

Kelime

fiil olarak kullanılan scavenger hunt

“Scavenger hunt” normalde insanların listedeki gizli şeyleri aradığı bir oyunun adını veren isim öbeğidir. Bu cümlede ise “had to”dan sonra yaratıcı biçimde fiil olarak kullanılmıştır: İzleyiciler, o oyundaki oyuncular gibi videoları taramak zorundaydı. İngilizcede bazen tanıdık bir isim, anlatımı canlı ve kısa tutmak için fiile dönüştürülür. Buradaki sıra dışı fiil kullanımı aramayı eğlenceli ve oyun benzeri gösterir; yalnızca oyunun adını söylemez.

Alıştırma

“The kids had to scavenger hunt around the classroom for clue cards,” cümlesinde “scavenger hunt” nasıl kullanılıyor?

  1. Çocukların bütün ipucu kartlarını saklaması gerektiği anlamına gelir.
  2. Oyundaki kişiler gibi etrafta aramak anlamına gelen bir fiil olarak yaratıcı biçimde kullanılmıştır.
  3. Çocukların arama yaptığı yerin adıdır.
Cevabı göster

Oyundaki kişiler gibi etrafta aramak anlamına gelen bir fiil olarak yaratıcı biçimde kullanılmıştır.

BooneOakley took it one step even further. Deyimler

2:52

BooneOakley bunu bir adım daha ileri götürdü.

Deyimler

took it one step even further: aynı fikri daha ileri taşımak

Take it one step further, bir fikri veya eylemi daha gelişmiş yeni bir aşama ekleyerek sürdürmek demektir. Buradaki step ve further mecazidir; gerçekten ileriye doğru adım atılmasından söz edilmez. took it one step even further ifadesinde took, take fiilinin geçmiş zaman biçimidir; it daha önce konuşulan yaklaşımı gösterir ve even bu ek gelişmeyi daha çarpıcı hâle getirir. İfade, sonraki örneğin aynı fikri önceki örnekten daha ileri taşıdığını gösterir.

Alıştırma

“Aynı fikri çok daha ileri geliştirdi” anlamındaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: The first poster used photos, but the second team ____ by adding a short video.

Cevabı göster

took it one step even further

They're an ad agency

2:55

Bu şirket bir reklam ajansı

whose actual website is a YouTube video. Dilbilgisi

2:56

ve gerçek internet siteleri bir YouTube videosu.

Dilbilgisi

whose actual website is a YouTube video: ilgi cümleciğinde iyelik

Whose, iyelik bildiren bir ilgi cümleciğini başlatır. Buradaki öncülü an ad agency ifadesidir; whose actual website is a YouTube video bölümü de hangi internet sitesinin bu ajansa ait olduğunu açıklar. Whose yalnızca insanlar için kullanılmaz; bir gruba, kuruluşa, yere veya nesneye de gönderme yapabilir. İsim + whose + sahip olunan şeyin ismi + fiil kalıbı, sahibi ve ona ait olan şeyi tek cümlede birbirine bağlar.

Alıştırma

İyelik ilişkisini doğru gösteren sözcüğü seçin: We visited a school ___ playground has a giant slide.

  1. who's
  2. whose
  3. which
Cevabı göster

whose

The links on the side here navigate you around

2:59

Buradaki yan bağlantılar, sitede gezinmenizi sağlıyor;

and they even have arrows hardwired into the video Kelime

3:01

hatta videonun içine doğrudan yerleştirilmiş oklar var,

that show you where to drag the playhead Kültür

3:04

bunlar oynatma imlecini nereye sürüklemeniz gerektiğini göstererek

to see specific things.

3:06

belirli şeyleri görmenizi sağlıyor.

Kelime

hardwired into the video: içeriğe sabitlenmiş

hardwired into the video ifadesinde hardwired mecaz anlamda kullanılır. Okların ayrı, geçici veya etkileşimli bir katman olarak görünmek yerine doğrudan video içeriğine sabitlendiğini belirtir. Daha genel olarak be hardwired into something, bir şeyin kolayca ayrılamayacak veya değiştirilemeyecek kadar sağlam biçimde içine yerleştirilmesi demektir. Fiziksel kablolamayı anlatabilir; ancak sistemler, medya, davranışlar veya kurallarla kullanıldığında çoğunlukla “derinlemesine yerleşik olmak” anlamına gelir.

Alıştırma

“The safety instructions are hardwired into the training video.” cümlesinde hardwired into ne anlama gelir?

  1. Ekrana gerçek elektrik kablolarıyla bağlıdırlar.
  2. Videonun kendisinin sabit bir parçasıdır.
  3. Yalnızca izleyici bir düğmeye tıkladığında görünürler.
Cevabı göster

Videonun kendisinin sabit bir parçasıdır.

Kültür

drag the playhead: başka bir zamana gitmek

playhead, bir video veya ses zaman çizelgesindeki mevcut konumu gösteren işarettir. Drag the playhead, bu işarete basıp veya dokunup onu zaman çizelgesi boyunca hareket ettirmek ve başka bir zaman noktasında bırakmak demektir. Bu işlem medyanın başka bir anına geçmenizi sağlar. playhead, oynatma düğmesi veya zaman çizelgesinin tamamı değildir.

Alıştırma

Hangi talimat birine videoda farklı bir zamana gitmesini söyler?

  1. Drag the playhead to 1:30.
  2. Move the volume slider to the right.
  3. Press the play button to continue.
Cevabı göster

Drag the playhead to 1:30.

Now,

3:08

Şimdi,

it's your turn. Ton ve niyet

3:08

sıra sizde.

Ton ve niyet

it's your turn: harekete geçme sırasını karşı tarafa vermek

“it's your turn” ifadesinde turn bir isimdir ve bir sıra içinde bir şey yapma fırsatının sende olduğunu belirtir. Yön değiştirmek anlamına gelmez. Bu cümle eylemi dinleyiciye devreder. Burada konuşmacının açıklamasından izleyiciyi yanıt vermeye davet eden bölüme geçilir.

Alıştırma

“Şimdi harekete geçme sırası sende” anlamındaki ders ifadesiyle cümleyi tamamla: “I finished my move, so ____.”

Cevabı göster

it's your turn

Remember any fun tricks or cool ideas that some other YouTuber did that wasn't covered here? Ton ve niyet

3:09

Burada yer vermediğimiz, başka bir YouTuber'ın yaptığı eğlenceli bir numara veya harika bir fikir hatırlıyor musunuz?

Ton ve niyet

Remember any ...?: Hatırlamayı soran gündelik soru

Burada “Remember any fun tricks or cool ideas?” cümlesi “Do you remember any fun tricks or cool ideas?” anlamına gelir. Gündelik konuşmada konuşmacı Do you bölümünü atar. Soru tonuyla söylendiği ve ardından hatırlanacak şeyler geldiği için dinleyiciyi örnekler düşünmeye ve yanıt vermeye davet eder. Bir şeyi ezberleme emri değildir.

Alıştırma

Hangi cümle “Do you remember any fun ideas?” sorusunun gündelik ve kısaltılmış biçimidir?

  1. Remember any fun ideas?
  2. Remember to share your fun ideas.
  3. Do you remember any fun ideas?
Cevabı göster

Remember any fun ideas?

Well,

3:14

Öyleyse,

let us know in the comments below Ton ve niyet

3:14

aşağıdaki yorumlarda bize bildirin

or post those videos to facebook.com/vsaucegaming.

3:16

ya da o videoları facebook.com/vsaucegaming adresinde paylaşın.

Ton ve niyet

let us know: samimi bir bilgi isteme ifadesi

Burada let us know, ‘bize söyleyin’ veya ‘bilgiyi bize verin’ anlamına gelir. Us, konuşmacıyı ve kanalın arkasındaki ekibi ifade eder; dolayısıyla bütün ifade izleyiciyi yanıt vermeye davet eder. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp let + kişi + know biçimindedir: let me know yanıtın yalnızca konuşmacıya verilmesini, let us know ise bir gruba verilmesini ister. Bu kullanımda let, izin istemek için değil, bir ricayı oluşturmak için kullanılır.

Alıştırma

‘Bilgiyi ekibimize vermek’ anlamındaki yaygın üç sözcüklü rica ile cümleyi tamamlayın: If your plans change, ____ before Friday.

Cevabı göster

let us know

I'm talking cool contests, Anlatım akışı

3:20

Harika yarışmalardan,

nifty ways to get you guys involved Dilbilgisi

3:22

sizleri işin içine katmanın akıllıca yollarından

or just other surprising uses of the technology.

3:23

veya teknolojinin diğer şaşırtıcı kullanımlarından söz ediyorum.

Anlatım akışı

Somut örnekleri tanıtmak için I'm talking + isim öbeği

Burada I'm talking, daha genel bir fikrin içine giren somut şeyleri tanıtır. ‘Şunun gibi şeyleri kastediyorum...’ anlamına yakındır ve dinleyiciyi genel noktadan canlı bir örnek listesine götürür; yalnızca konuşmacının konuşmakta olduğunu bildirmez. Bu konuşma diline özgü kalıpta I'm talking ifadesinin hemen ardından bir isim öbeği gelebilir: I'm talking + cool contests, nifty ways... veya other uses. about sözcüğünün olmaması bu vurgulu kalıbın parçasıdır; talk fiilinin her kullanımına uygulanan bir kural değildir.

Alıştırma

Hangi cümle, geniş bir planı canlı örneklere dönüştürmek için I'm talking ifadesini kullanıyor?

  1. We want an amazing class party—I'm talking music, games, and pizza.
  2. I'm talking to the teacher about the class party.
  3. I'm talking about moving the class party to Friday.
Cevabı göster

We want an amazing class party—I'm talking music, games, and pizza.

Dilbilgisi

get you guys involved: get + kişi veya grup + involved

get you guys involved ifadesinde get, “almak” değil, “birinin bir duruma gelmesini sağlamak ya da buna yardımcı olmak” demektir. Kalıp get + kişi veya grup + involved şeklindedir. You guys katılacak kişileri belirtir; involved ise sonucu, yani onların etkin biçimde katıldığını anlatır. Bu ifade, katılımın gerçekten gerçekleşmesini sağlamaya odaklanır. Bir etkinlik, araç veya plan insanları yalnızca izlemek yerine katılmaya teşvik ettiğinde kullanılabilir.

Alıştırma

get + kişi veya grup + involved kalıbını everyone ile kullanarak cümleyi tamamlayın: The teacher asks a fun question to ____.

Cevabı göster

get everyone involved

I want to see more of these things,

3:26

Bunlardan daha fazlasını görmek istiyorum,

so let us know.

3:28

o yüzden bize haber verin.

And as always,

3:29

Ve her zamanki gibi,

thanks for watching.

3:31

izlediğiniz için teşekkürler.