KATİL PEYGAMBERDEVESİ KARİDESİ (Ağır Çekim) - Smarter Every Day 121: İngilizce çalışma notları
SmarterEveryDay
Video özeti: Destin, peygamberdevesi karidesinin vuruşunu ağır çekimde kaydeder ve hızını, darbe direncini eyer yapısı, pense mandalı ve kompozitlerle açıklar. Başlıca İngilizce noktaları: 1. "what we'll do is we'll take" — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: gösterim veya süreç anlatımında somut eylemden önce planı duyurun. 2. "take this to the next level" — Deyimler ve mecazlı ifadeler: gerçek bir kata çıkmayı değil, yöntemi geliştirmeyi anlayarak yapısal ilerlemeyi izleyin. 3. "If you're interested in supporting" + "please consider supporting" — Konuşma edimbilimi ve tutum: bir koşul ile please consider ifadesinin tanıtım ricasını nasıl isteğe bağlı ve nazik yaptığını görün.
Bu derste
have a good idea of: bir konu hakkında oldukça iyi fikir sahibi olmak
Bu cümlede have a good idea of, “oldukça iyi anlamak” veya “bir konu hakkında makul ölçüde doğru bir tabloya sahip olmak” demektir. Konuşmacı, yüzeyde neler olduğunu tanıyacak kadar video izlemiştir. Burada idea, bir öneri ya da zekice bir plan değil, zihinsel kavrayış anlamındadır. Kalıp have a good idea of + isim veya soru sözcüklü yan cümledir; örneğin have a good idea of the process veya have a good idea of what to expect.
Alıştırma
“Oldukça iyi anlamak” anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: After reading the schedule, I ____ what the week will look like.
Cevabı göster
have a good idea of
what's going on: neler oluyor
what’s going on ifadesindeki go on, “olmak” veya “gerçekleşmek” anlamındadır. Yan cümlenin tamamı “neler oluyor” veya “gelişmekte olan durum” demektir; bir yöne doğru hareket etmek anlamına gelmez. Burada what’s, what is ifadesinin kısaltmasıdır. Yan cümle, have a good idea of what’s going on yapısında of sözcüğünden sonra gelir ve konuşmacının anladığını düşündüğü durumu belirtir.
Alıştırma
“Do you know what's going on outside?” cümlesinde “what's going on” ne anlama gelir?
- neler oluyor
- birisi nereye gidiyor
- ne devam etmeli
Cevabı göster
neler oluyor
at the mechanical level: mekanik analiz düzeyi
Burada at the mechanical level, “eylemi gerçekleştiren fiziksel mekanizmayı ve kuvvetleri incelediğimizde” anlamına gelir. Konuşanın ne tür bir anlayıştan yoksun olduğunu sınırlar: sonuç görülebilir, ancak mekanizma henüz açık değildir. at the + sıfat/isim + level kalıbı, bir ifadeyi belirli bir analiz katmanına yerleştirir. Bu kullanımda level, bir bakış açısını veya analiz katmanını belirtir; bina katını ya da beceri seviyesini değil.
Alıştırma
Cümleyi, dersteki “mekanizma açısından” anlamına gelen tam ifadeyle tamamlayın: I can see what the device does, but I do not understand it ____.
Cevabı göster
at the mechanical level
my sister has volunteered to model three seemingly unrelated objects
0:12kız kardeşim, bunu biraz daha iyi anlamamıza yardımcı olmak için
to help us understand this a little bit better.
0:17görünüşte alakasız üç nesneyi modellemeye gönüllü oldu.
But first, let's go to James Cook University Anlatım akışı
0:19Ama önce, James Cook University'ye gidelim
Sıralama geçişi olarak But first
But first, konuşanın biraz önce sözünü ettiği eylemi, daha önce yapılması gereken bir adım için geçici olarak ertelediğini belirtir. Burada herkes yumruğu ağır çekimde izlerken açıklamaya ara verilir. Bilgiyi düzenleyen bir geçiş olarak but mevcut plana geri gönderme yapar, first ise gerekli ön adıma işaret eder. Dinleyiciyi sıralamadaki değişiklik boyunca yönlendirir; güçlü bir karşı çıkış anlatmaz.
Alıştırma
Duyurulan plandan önce bir güvenlik adımı eklemek için dersteki iki sözcüklü geçişi kullanın: We will start the experiment in a minute. ____, let's put on our safety glasses.
Cevabı göster
But first
I was hoping I could... ile nazikçe gerçekleşmemiş bir plan anlatmak
“I was hoping I could...” bir dileği veya planı çekingen ve nazik biçimde sunar. was hoping ve could geçmiş biçimleri mesafe yarattığı için ifade, “I want to” ya da “I can”e göre daha az doğrudan duyulur. Bu cümlede but I can't, umut edilen eylemin gerçekleşmeyeceğini gösterir. Geçmiş zaman biçimi ayrıca tonu yumuşatır; mutlaka uzak geçmişe gönderme yapmaz.
Alıştırma
Gerçekleşmemiş bir umudu gösteren dört sözcüklü nazik ifadeyle boşluğu tamamlayın: I ____ borrow your notes, but I found another copy.
Cevabı göster
was hoping I could
I have to say I've never seen that before. Ton ve niyet
1:00Bunu daha önce hiç görmediğimi söylemeliyim.
I have to say ile görüşü vurgulayarak söze başlamak
Burada I have to say, konuşanın kendi tepkisini tanıtan bir söylem belirleyicisidir. Yaklaşık olarak “açık konuşmak istiyorum” ya da “bunu belirtmeye değer” anlamına gelir; birinin konuşanı konuşmaya zorladığı anlamına gelmez. Ardından gelen ifadeye ek vurgu katar. Bu cümlede, yeni bir şey gören konuşanın gerçek şaşkınlığını öne çıkarır.
Alıştırma
Bu cümlede I have to say ne işe yarar: “I have to say, this is impressive”?
- Birinin konuşanı konuşmaya zorladığını söyler.
- Vurgulu bir kişisel tepkiyi tanıtır.
- Konuşanın bunu daha önce söylediği anlamına gelir.
Cevabı göster
Vurgulu bir kişisel tepkiyi tanıtır.
So, what we'll do is we'll take one of the test tubes with the crab in it. Dilbilgisi
1:04Yani, yapacağımız şey içinde yengeç olan test tüplerinden birini almak.
what we'll do is we'll take ... plan anlatma kalıbı
What we'll do yan cümlesi önce planı konu olarak sunar. is'ten sonraki cümle ise bir sonraki somut eylemi belirtir; böylece dinleyen kişi hangi adıma odaklanacağını bilir. Doğal ve hazırlıksız konuşmada, konuşan kişi is'ten sonra tam bir cümle kullanır: we'll take .... Burada we'll ifadesinin tekrarlanması doğaldır ve öznenin değiştiği anlamına gelmez. Daha kısa olan What we'll do is take ... biçimi de dil bilgisi açısından doğrudur.
Alıştırma
Bir rehber bir sonraki eylemi açıklıyor. Aynı sözlü planlama kalıbıyla cümleyi tamamlayın: ____ one sample and label it.
Cevabı göster
What we'll do is we'll take
Put the test tube down here which will keep the crab there.
1:07Test tüpünü buraya koyacağız ve bu yengeci orada tutacak.
Hey, don't they see more colors than any other animal? Ton ve niyet
1:18Hey, diğer tüm hayvanlardan daha fazla renk görmüyorlar mı?
Beklentiyi doğrulamak için Don't they ...?
Don't they see ...? olumsuz soru biçimi, konuşanın onların daha fazla renk göremediğine inandığını göstermez. Burada tam tersine olumlu bir beklentiyi belirtir: Konuşan kişi olumlu düşüncenin doğru olduğunu zaten düşünür ve karşısındaki kişiden bunu doğrulamasını ister. they ile yeniden kullanılabilen yapı Don't they + fiilin yalın hâli ...? biçimindedir. Bu yapı çoğu zaman hafif bir şaşkınlık da taşır: Don't they live nearby?
Alıştırma
Kuşların her ilkbaharda buraya döndüğüne zaten inanıyorsunuz ve bunu doğrulatmak istiyorsunuz. Bu beklentiyi en iyi hangi cümle ifade eder?
- They don't return here every spring.
- Don't they return here every spring?
- Do they return here every spring?
Cevabı göster
Don't they return here every spring?
Kind of like the fovea on our eyes is different from... Okay.
1:29Gözümüzdeki foveanın farklı olması gibi... Tamam.
Videoyu geri sarmak için back it up
Burada back it up, o anın yeniden izlenebilmesi için videoyu daha önceki bir noktaya götürmek demektir. Bu bir medya oynatma talimatıdır; yedek kopya oluşturma veya bir iddiayı destekleme isteği değildir. it zamiri video klibini ifade eder. Nesne bir zamir olduğunda fiil ile parçacığın arasına gelir: back it up denir, back up it denmez.
Alıştırma
Let's back it up and watch again talimatında back it up ne anlama gelir?
- Videoyu daha önceki bir ana götürmek.
- Onu tutarken fiziksel olarak bir adım geri gitmek.
- Videonun yedek kopyasını oluşturmak.
- Konuşmacının iddiasını destekleyen kanıt sunmak.
Cevabı göster
Videoyu daha önceki bir ana götürmek.
Dikkat yönlendiren you'll notice that
Bu cümlede you'll notice that dikkati yönlendiren bir ifadedir: Konuşmacı, sonraki yan cümlenin izleyicinin bakması gereken temel ayrıntıyı içerdiğini belirtir. Açıklamayı, yeniden izleme talimatından gözlemlenecek kanıta taşır. Burada will esas olarak geleceğe ilişkin bir tahmin değildir. Bir gösterimde you'll notice that çoğu zaman, izleyici şimdi bakarsa özelliğin belirginleşeceği anlamına gelir.
Alıştırma
Sunum cümlesini dersteki kısaltmalı üç sözcüklü dikkat yönlendirme ifadesiyle tamamlayın: On the map, ____ the river bends sharply to the east.
Cevabı göster
you'll notice that
a mantis shrimp isn't even a shrimp. Dilbilgisi
2:07peygamberdevesi karidesi aslında bir karides bile değil.
Bilgiyi düzenleyen bir işaret olarak first of all,
First of all, bir açıklama veya savdaki ilk noktayı tanıtan bir söylem işaretidir. Burada konuşmacının, ardından gelen daha özel bilimsel sınıflandırmadan önce temel bir yanılgıyı düzelteceğini gösterir. Yalnızca tereddüt sırasında kullanılan bir dolgu ifadesi değildir. Dinleyicilerin sonraki bilgilerin nasıl düzenlendiğini anlamasını istediğinizde ilk gerekçenin, adımın veya düzeltmenin önüne getirin.
Alıştırma
Bir geziyi ertelemek için iki gerekçe sunuyorsunuz. Hangi başlangıç ilk gerekçeyi açıkça tanıtır?
- First of all, the weather is unsafe.
- At first, the weather is unsafe.
- After all, the weather is unsafe.
Cevabı göster
First of all, the weather is unsafe.
Beklentiyi bozan olumsuzluk için isn't even a shrimp
isn't even a shrimp ifadesinde even, isn't a shrimp olumsuzluğunu güçlendirir. Hayvanın adı, onun karides sınıfına ait olduğu beklentisini yaratır; konuşmacı da bu temel beklentinin tamamen reddedilmesini şaşırtıcı olarak sunar. be not + even + isim öbeği kalıbı, bir kategoriyi veya en temel varsayımı vurgulu biçimde reddedebilir. Burada even, olumsuz ifadenin içinde odak bildiren bir zarftır; zaman anlamı taşımaz.
Alıştırma
Tabelada conference room yazıyor, ancak alan yalnızca bir depo. Kategori reddini vurgulu hâle getiren iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: It ____ a conference room.
Cevabı göster
isn't even
We call it a shrimp because it kind of looks like it, Ton ve niyet
2:11Ona karides diyoruz çünkü biraz ona benziyor,
Dereceyi yumuşatan kind of
Bu cümlede kind of, looks like ifadesini niteler. “Biraz” veya “bir ölçüde” anlamına gelir ve benzerliğin kesin değil, yaklaşık olduğunu gösterir. Bu yumuşatıcı, bir yargıyı veya betimlemeyi belirsizlik ya da kısmi benzerlik derecesine uygun hâle getirmek istediğinizde yararlıdır. Burada bir tür veya kategori sorulmaz.
Alıştırma
Hangi cümlede kind of, bir betimlemenin derecesini yumuşatmak için kullanılmıştır?
- The soup is kind of spicy, but not very hot.
- This is a kind of spicy sauce.
- What kind of spicy sauce is this?
Cevabı göster
The soup is kind of spicy, but not very hot.
but we also call it a mantis because it's similar to a preying mantis with its forearms.
2:12ama aynı zamanda ön kollarıyla peygamberdevesine benzediği için peygamberdevesi de diyoruz.
Dr. Seymour says that punch is so fast that it can't be accomplished by muscle movement alone. Dilbilgisi
2:18Dr. Seymour, bu yumruğun sadece kas hareketiyle başarılamayacak kadar hızlı olduğunu söylüyor.
Derece-sonuç yapısı olarak so fast that ...
so fast that, yüksek bir hız derecesini bunun sonucuna bağlar. Yapı so + sıfat/zarf + that + cümlecik biçimindedir: so, fast sözcüğünün derecesini güçlendirir; that cümleciği ise bu derecenin yol açtığı sonucu belirtir. Burada that, punch sözcüğünü niteleyen bir ilgi cümleciği değil, sonuç cümleciği başlatır. Başka özelliklerin derecesi de bir sonuca yol açtığında aynı yapı kullanılabilir.
Alıştırma
quiet sıfatını ve so ... that derece-sonuç yapısını kullanarak cümleyi tamamlayın: The electric car was ____ the baby stayed asleep.
Cevabı göster
so quiet that
There has to be: güçlü bir mantıksal çıkarım
There has to be + isim öbeği kalıbı, konuşanın kanıtlara bakarak bir şeyin varlığını tek makul sonuç olarak gördüğünü belirtir. Burada, ek bir sürecin işliyor olması gerektiği anlamına gelir. Bu kullanımda has to, bir kişiye dayatılan kural veya görev değil, mantıksal zorunluluk ifade eder.
Alıştırma
Makinenin fişi çekili, ancak ışığı hâlâ yanıyor. Hangi cümle güçlü bir mantıksal sonucu en iyi ifade eder?
- There should be another power source.
- There has to be another power source.
- There might be another power source.
Cevabı göster
There has to be another power source.
brings up: bir kişiyi veya konuyu gündeme getirmek
Burada brings up, Sheila Patek'i sırada ele alınacak kişi olarak tanıtmak anlamına gelir. which brings up ... yan cümlesi, açıklamayı önceki fikirden sonra ele alınacak bağlantılı kişiye doğal biçimde taşır. Bu, bring up öbek fiilinin “bir konuyu gündeme getirmek” anlamıdır. Birini yukarı taşımayı veya bir çocuğu büyütmeyi anlatmaz.
Alıştırma
“Tartışmaya dâhil eder” anlamındaki iki sözcüklü öbek fiille cümleyi tamamlayın: Her comment ____ a problem we had ignored.
Cevabı göster
brings up
Dr. Patek has determined that the shape of this potato chip is the secret to the punch of the mantis shrimp. Kalıp ifadeler
2:27Dr. Patek, bu patates cipsinin şeklinin peygamberdevesi karidesinin yumruğunun sırrı olduğunu belirledi.
Şaşırtıcı bir gerçeği çerçeveleyen Believe it or not,
Believe it or not, ardından gelen ifadeye yönelik bir yorumdur. Birazdan söylenecek gerçeğin şaşırtıcı veya inanılması zor gelebileceğini belirtir; böylece karşıtlık yaratır ve dinleyenin dikkatini çeker. Gerçek bir soru değildir ve evet-hayır cevabı istemez. Bilgiyi çerçeveleyen bir giriş olarak düşünülmelidir: asıl bilgi virgülden sonra başlar.
Alıştırma
Believe it or not bu cümlede ne işe yarıyor?
- Dinleyenden gerçeğin doğru olup olmadığına cevap vermesini ister.
- Konuşanın bu gerçek için kanıtı olmadığını gösterir.
- Sonraki gerçeği şaşırtıcı olarak sunar ve ona dikkat çeker.
Cevabı göster
Sonraki gerçeği şaşırtıcı olarak sunar ve ona dikkat çeker.
Kanıta dayalı bir bulgu için has determined that
Has determined that, birinin kanıtları inceledikten sonra bir şeyi ortaya koyduğu veya bir sonuca vardığı anlamına gelir. Burada determine, bir bulguyu aktaran fiildir; ne yapılacağına karar vermek anlamına gelmez. Yapı özne + has/have determined that + yan cümledir. Present perfect, tamamlanmış bulguyu şu an için önemli olarak sunar; that ile başlayan yan cümle de bulgunun içeriğini verir.
Alıştırma
Resmî raporu, desteklenen bir sonuca vardı anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: After reviewing the samples, the lab ____ the new coating reduces heat loss.
Cevabı göster
has determined that
and if you've ever taken calculus, you've seen it. Dilbilgisi
2:36ve eğer daha önce kalkülüs aldıysanız, bunu görmüşsünüzdür.
If you've ever taken calculus, you've seen it: deneyimi şimdiki tanımayla bağlamak
if you've ever taken calculus yan tümcesi, “şimdiye kadar herhangi bir zamanda kalkülüs öğrenmiş olma deneyimin varsa” demektir. Ever zaman aralığını geçmişten şu ana kadar genişletir; dersin ne zaman alındığını sormaz. İki fiil öbeği de İngilizcedeki present perfect yapısını kullanır: have taken önceki deneyimi belirtir, have seen ise bu deneyimi şu anki tanımayla ilişkilendirir. If you've ever + geçmiş zaman ortacı, you've + geçmiş zaman ortacı kalıbı, ortak bir deneyimi dinleyicinin şimdi tanıması beklenen bir şeyle bağlar.
Alıştırma
Cümleyi you have seen ifadesinin kısaltılmış biçimiyle tamamlayın: If you've ever built a model plane, ____ how the pieces fit together.
Cevabı göster
you've seen
It's basically a saddle shape and they're super strong.
2:38Temelde bir eyer şekli ve süper güçlüler.
and the stomatopod uses his muscles to compress it like a spring
2:43ve stomatopod onu bir yay gibi sıkıştırmak için kaslarını kullanıyor
and he holds it back with a latch mechanism. Öbek fiiller
2:46ve bir mandal mekanizmasıyla geride tutuyor.
Holds it back: mekanik olarak kısıtlama
Bu mekanik bağlamda holds it back, mandalın sıkıştırılmış eyer biçimli yapının öne fırlamasını veya serbest kalmasını engellediği anlamına gelir. Back sözcüğü kısıtlama düşüncesini ekler; mandalın yapıyı geriye taşıdığı anlamına gelmez. Hold back ayrılabilen bir phrasal verb yapısıdır. Nesne zamiri it olduğunda zamir hold ile back arasına gelir: holds it back. Aynı temel düşünce hareketi, serbest kalmayı, ilerlemeyi veya bir tepkiyi durdurmak için de kullanılabilir; neyin kısıtlandığını bağlam gösterir.
Alıştırma
Kol gerilim altında. Hangi cümle bir emniyet piminin kolun öne hareket etmesini engellediğini söyler?
- A safety pin holds on to it.
- A safety pin holds it back.
- A safety pin holds it up.
Cevabı göster
A safety pin holds it back.
He then releases this potential energy and it drives the club forward
2:48Daha sonra bu potansiyel enerjiyi serbest bırakıyor ve sopayı
at a much higher velocity than would be possible with muscle alone. Dilbilgisi
2:51sadece kasla mümkün olabileceğinden çok daha yüksek bir hızla ileri doğru sürüyor.
much higher ... than would be possible: varsayımsal bir sınırın çok üzerinde
Much, karşılaştırma biçimi higher'ı güçlendirir; yani cümle gerçek hızın yalnızca biraz değil, önemli ölçüde daha yüksek olduğunu söyler. Than would be possible with muscle alone yan cümlesi varsayımsal bir sınır belirler: tek kuvvet kaynağı kaslar olsaydı ulaşılabilecek hız. Buradaki would, bu hayal edilen koşulu belirtir; geçmiş zamandaki bir gerçeği anlatmaz.
Alıştırma
Hangi cümle motorun hızının, yükü yalnızca elle hareket ettirmenin varsayımsal sınırından çok daha yüksek olduğunu söyler?
- The motor moved the load at a much higher speed than was possible by hand alone.
- The motor moves the load at a much higher speed than is possible by hand alone.
- The motor moves the load at a much higher speed than would be possible by hand alone.
Cevabı göster
The motor moves the load at a much higher speed than would be possible by hand alone.
there's another animal eating with the same shape you are.
2:56sizinle aynı şekilde beslenen başka bir hayvan daha var.
and he's got that shape integrated into the top of his arm.
3:00ve bu şekil onun kolunun üst kısmına entegre edilmiş.
You can slowly clamp down on the tool which uses a cam-over action to lock it in place. Notlar
3:08Yerine kilitlemek için bir eksantrik hareketi kullanan aleti yavaşça sıkıştırabilirsiniz.
clamp down on: güçlü baskı uygulamak
Bu cümlede clamp down on gerçek anlamda kullanılmıştır. Aletin sağlam biçimde tutulması için üzerine güçlü baskı uygulamak demektir. Slowly, baskının azar azar artırıldığını gösterir. Yapı clamp down on + nesne şeklindedir. Temel fikir güçlü baskı veya kısıtlamadır; “daha sıkı denetlemek” şeklindeki mecaz anlam da buradan gelir. Burada bir politika veya ceza değil, fiziksel bir hareket anlatılır.
Alıştırma
Cümleyi “üzerine güçlü baskı uygulamak” anlamındaki üç sözcüklü fiille tamamlayın: Turn the handle until the jaws ____ the pipe.
Cevabı göster
clamp down on
lock it in place: yerinde kilitlemek
Bu cümlede lock it in place, aleti hareket edemeyeceği şekilde mevcut konumunda sabitlemek demektir. Merkez aşmalı kam hareketi bu sabit sonucu oluşturur. Yeniden kullanılabilen kalıp lock + nesne + in place şeklindedir. Nesne, lock ile in place arasına gelir; buradaki in place, “başka bir şeyin yerine” anlamını değil, sabitlenmiş son konumu anlatır.
Alıştırma
Cümleyi lock + the bracket + in place ile tamamlayın: Tighten both screws to ____ before using the shelf.
Cevabı göster
lock the bracket in place
And if you have it set right and squeeze it hard, Dilbilgisi
3:12Ve eğer doğru ayarlarsanız ve sıkıca sıkarsanız,
have it set right: onu doğru ayarlanmış durumda tutmak
Have it set right, have + nesne + geçmiş zaman ortacı yapısını kullanır: have + it + set. Aleti sıkmadan önce doğru ayarlanmış durumda olduğundan emin olmak demektir; odak noktası ayarı kimin yaptığı değil, sonuçtur. Buradaki right, left sözcüğünün karşıtı olan yönü değil, “doğru biçimde” anlamını taşır. Sonuç durumunu belirten bu kullanımda have + nesne + geçmiş zaman ortacı, nesneyi gerekli durumda zaten bulunuyormuş gibi sunar.
Alıştırma
Cümleyi have + the camera + set right ile tamamlayın: Before the video call begins, make sure you ____.
Cevabı göster
have the camera set right
Store up: biriktirip sonrası için saklamak
Store up, bir şeyi biriktirip daha sonra kullanılmak üzere tutmak anlamına gelen bir öbek fiildir. Bu cümlede mekanizmayı sıkmak, mekanik gerinim enerjisinin serbest bırakılmadan önce birikmesini sağlar. Up parçacığı, depolanan miktarın giderek artması fikrini katar; “üst katta” anlamına gelmez. Yapı store up + isim şeklindedir. Nesne bir zamirse store it up örneğindeki gibi iki parçanın arasına gelir.
Alıştırma
Cümleyi bu açıklamadaki öbek fiille tamamlayın: A compressed spring can ____ energy until it is released.
Cevabı göster
store up
the energy is released and the arm flies forward real fast.
3:17enerji serbest kalır ve kol çok hızlı bir şekilde ileri fırlar.
Trip the latch: mekanik serbest bırakmayı tetiklemek
Trip the latch ifadesinde trip, mandal mekanizmasını devreden çıkaracak şekilde tetiklemek anlamına gelen geçişli ve teknik bir fiildir. Mandal açılınca depolanan enerji kolu ileri doğru hareket ettirebilir. Bu, trip fiilinin bağlama özgü bir anlamıdır. Doğrudan nesne the latch, tetiklenen aygıtı belirtir; burada tökezlemekten veya seyahat etmekten söz edilmez.
Alıştırma
“The technician tripped the safety latch, and the spring moved,” cümlesinde tripped the safety latch ne anlama gelir?
- Mandalı tetikleyerek açılmasını sağladı
- Ayağını mandala taktıktan sonra tökezledi
- Mandalı depoya koydu
Cevabı göster
Mandalı tetikleyerek açılmasını sağladı
Mantis shrimp use their little clubber to break open shells Kalıp ifadeler
3:21Peygamberdevesi karidesleri küçük sopalarını
that are really hard, right? Ton ve niyet
3:24gerçekten çok sert olan kabukları kırmak için kullanıyorlar, değil mi?
break open: kırarak açık hâle getirmek
break open ifadesinde break kuvvet kullanarak kırma eylemini, open ise ortaya çıkan sonucu belirtir. Kabuklar yalnızca zarar görmez; yapılan eylem onları içlerine ulaşılabilecek şekilde açık bırakır. İngilizcede nesne iki sözcüğün arasına da yerleştirilebilir: break the shell open. Her iki dizilişte de open, kırma eyleminin oluşturduğu durumu anlatır.
Alıştırma
The worker used a hammer to break open the crate cümlesinde break open ne anlatır?
- Sandık kapalı kaldı ama yumuşadı.
- Sandık zarar gördü ve açık hâle geldi.
- Sandık açılmadan taşındı.
Cevabı göster
Sandık zarar gördü ve açık hâle geldi.
Cümle sonundaki right?: kısa bir onay isteme
Bir ifadenin sonunda kullanılan right?, kısa bir onay isteme eklentisidir. Konuşan kişi, ifadeyi muhtemelen doğru veya zaten paylaşılan bir bilgi olarak sunar ve dinleyeni bunu doğrulamaya çağırır. Burada, konuşma devam etmeden önce bir öncülü kontrol eder. Sıfat olarak 'doğru' anlamına gelmez ve yön bildiren right ile ilgisi yoktur.
Alıştırma
Otobüsün saat altıda kalktığını düşünüyor ve bunu hafifçe doğrulatmak istiyorsunuz. Hangi cümle en uygundur?
- The bus leaves at six, right?
- The bus left at six, unfortunately.
- Be at the bus stop at six, okay?
Cevabı göster
The bus leaves at six, right?
So, why does the shell break and the club doesn't? Dilbilgisi
3:26Peki, kabuk kırılırken sopa neden kırılmıyor?
“the club doesn't” ifadesinde yardımcı fiil ikamesi
İkinci bölümde does not, doesn't biçiminde kısalır ve tekrar edilecek break fiilinin yerini tutar: karşılaştırmanın tam hâli the shell breaks, but the club doesn't break şeklindedir. Eksiltilen unsur fiildir; eksik bir nesne yoktur. Bu tür yardımcı fiil ikamesi, paralel karşıtlıkları daha kısa ve öz hâle getirir. Olumlu bir geniş zaman cümleciğinden sonra karşıt olumsuz cümlecikte do/does + not kullanılır; the club gibi üçüncü tekil şahıs öznelerde does seçilir.
Alıştırma
break fiilini tekrarlamadan karşıtlığı tamamlayın: The shell breaks, but the club ____.
Cevabı göster
doesn't
This is Dr. Seymour feeding a crab to the stomatopod,
3:30Bu, Dr. Seymour'un stomatopoda bir yengeç yedirdiği an,
Tek bir değişen koşulu belirtmek için “except this time” kullanımı
Except this time, mevcut sahneyi daha önceki ve büyük ölçüde benzer bir sahneye bağlar. Dinleyiciye önceki düzeni temel olarak korumasını, ardından gelen değişikliğe, yani deney tüpünün bulunmamasına odaklanmasını söyler. Bilgiyi düzenleyen bir çerçeve olarak except this time ifadesini, mevcut durumda farklı olan ayrıntı izler. Ortak arka planı koruyarak tekrarlanan deneyleri, işlemleri veya bir hikâyenin farklı sürümlerini karşılaştırmak için kullanışlıdır.
Alıştırma
Değişen tek koşulu belirtmek için hedef çerçeveyi kullanın: We repeated yesterday's procedure, ____ we used cold water.
Cevabı göster
except this time
feel for: zor durumdaki birine üzülmek
Bu cümlede feel for, “birine acımak veya onun için üzülmek” anlamına gelir. Konuşan kişi yengeci tehlikede görüp onun için üzülüyor; burada fiziksel olarak dokunma anlamı yoktur. feel for + kişi veya hayvan yapısı, zor bir duruma karşı empatiyi ifade eder. Bu duygunun içten olup olmadığı bağlamdan ve ses tonundan anlaşılır.
Alıştırma
“I feel for that crab” cümlesindeki feel for ne anlama gelir?
- Konuşan kişi yengece üzülüyor.
- Konuşan kişi yengece dokunuyor.
- Konuşan kişi yengeçten etkileniyor.
Cevabı göster
Konuşan kişi yengece üzülüyor.
snap ... straight in half: bir anda tamamen ikiye kırmak
Snap + nesne + in half, bir şeyi genellikle hızlı ve sert bir kuvvetle aniden iki parçaya ayırmak veya kırmak anlamına gelir. Burada it, snapped it in half yapısındaki nesne zamiridir. Straight vurgu ekler: hareket doğrudan ve kesin biçimde iki parça sonucunu doğurur. Kısa ve heyecanlı anlatımlarda yaygın olduğu gibi özne söylenmemiştir; tam düşünce “The mantis shrimp snapped it straight in half.” şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi “onu aniden iki parçaya ayırdı” anlamındaki vurgulu hedef ifadeyle tamamlayın: The dry stick was so brittle that Maya ____.
Cevabı göster
snapped it straight in half
Vurgu kalıbı olarak “We're talking about serious forces here”
“We're talking about X here” kalıbı yalnızca konuyu belirtmekten fazlasını yapar. Hemen önce sunulan kanıtları bir araya getirir ve X'i odaklanılması gereken önemli sonuç olarak gösterir. Bu cümlede “serious forces”, çok güçlü ve küçümsenmemesi gereken kuvvetler anlamındadır. “Here” fiziksel bir yeri değil, ele alınan durumu gösterir ve vurguyu güçlendirir.
Alıştırma
“After three backup systems failed, we're talking about a major safety risk here” cümlesinde “we're talking about ... here” kalıbı ne yapar?
- Yedek sistemlerin birbiriyle konuştuğu anlamına gelir.
- Riskin büyük olduğu ve dikkat gerektirdiği sonucunu vurgular.
- Yalnızca konuşmacıların hangi konuyu tartışmayı seçtiğini bildirir.
Cevabı göster
Riskin büyük olduğu ve dikkat gerektirdiği sonucunu vurgular.
we take two materials and we combine them together into composites
4:26iki malzemeyi alırız ve onları daha güçlü yapmak için
plywood is made of many layers of wood with the fibers oriented in two different directions. Dilbilgisi
4:31kontrplak, lifleri iki farklı yöne yönlendirilmiş birçok ahşap katmanından yapılır.
“with the fibers oriented ...”: with + isim + geçmiş zaman ortacı
“with the fibers oriented in two different directions” ifadesinde “with”, liflerin durumunu tamamlayıcı biçimde anlatan bir bölüm başlatır. “The fibers” isim ögesidir; “oriented” ise düzenlenmiş veya hizalanmış anlamına gelen geçmiş zaman ortacıdır. Bu ifade, çekimli yeni bir yan cümle değildir: “is made” ana yüklem olarak kalır. with + isim + geçmiş zaman ortacı yapısı eşlik eden bir durumu kısa ve yoğun biçimde ekler; teknik açıklamalarda yaygındır.
Alıştırma
“The diagram shows the circuit with the damaged components marked in red” cümlesinde “with the damaged components marked in red” dil bilgisel olarak hangi görevi görür?
- Hasarlı bileşenlerin şemayı işaretlediğini söyler.
- Ana fiili “marked” olan çekimli ikinci bir yan cümle oluşturur.
- Bileşenlerin durumuna ilişkin bir açıklama eklerken “shows” ana fiil olarak kalır.
Cevabı göster
Bileşenlerin durumuna ilişkin bir açıklama eklerken “shows” ana fiil olarak kalır.
take this to the next level with an organic polymer called chitin. Deyimler
4:36kitin adı verilen organik bir polimerle bir sonraki seviyeye taşıyor.
take this to the next level: mevcut bir fikri daha ileri taşımak
Burada take this to the next level, mevcut bir fikri geliştirerek onu daha ileri veya daha etkili hâle getirmek anlamına gelir. This, daha önce anlatılan güçlendirme yöntemine gönderme yapar; mantis karidesi ise bu yöntemin daha da gelişmiş bir örneği olarak sunulur. Başka durumlara aktarılabilen kalıp take + something + to the next level şeklindedir. Nesne olarak this, it, a skill, a design veya hâlihazırda var olan başka bir çalışma kullanılabilir. Bu ifade mecazi bir gelişmeyi anlatır; başka bir kata fiziksel olarak çıkarmayı anlatmaz.
Alıştırma
“Mevcut bir çalışmayı daha ileri bir düzeye geliştirmek” anlamındaki deyimle cümleyi tamamlayın: The basic prototype worked, but the new battery will ____.
Cevabı göster
take it to the next level
At the Wyss Institute for Biologically Inspired Engineering at Harvard,
4:40Harvard'daki Wyss Biyolojik Esinli Mühendislik Enstitüsü'nde,
they determined that these fibers aren't rotated only in two principle directions like plywood,
4:44bu liflerin kontrplak gibi sadece iki ana yönde döndürülmediğini,
which gives the structure strength in many different directions.
4:50bu da yapıya birçok farklı yönde güç veriyor.
These strands are then bonded together in a mineralized matrix,
4:54Bu teller daha sonra mineralize bir matris içinde birbirine bağlanır,
which makes the whole thing an incredibly strong smasher. Dilbilgisi
4:57bu da tüm bu şeyi inanılmaz derecede güçlü bir vurucu yapar.
makes the whole thing an incredibly strong smasher: make + nesne + isim öbeği
makes the whole thing an incredibly strong smasher ifadesinde makes, ettirgen bir sonuç fiili olarak işlev görür. The whole thing fiilin nesnesidir; an incredibly strong smasher ise nesne tümlecidir ve yapının bütün düzeneğe kazandırdığı rolü veya sonucu adlandırır. Aktarılabilir kalıp make + nesne + isim öbeği şeklindedir. Tümleçte tekil ve sayılabilen bir isim varsa a veya an gibi bir belirleyici kullanılmalıdır: This design makes the tool a safer cutter. Burada make, “üretmek” değil, “bir şeyin başka bir şey olmasına yol açmak” anlamındadır.
Alıştırma
Sonuç yapısını make fiilinin doğru biçimiyle ve yeni rolü bildiren tekil ismin önündeki gerekli belirsiz artikel ile tamamlayın: The renovation ____ the old station ____ community center.
Cevabı göster
makes · a
Şaşırtıcılığı artıran geçiş olarak it gets crazier than that
Bu cümlede “it gets crazier than that”, açıklamanın şaşırtıcılık düzeyini yükselten bir geçiş ifadesidir. Konuşmacı, şaşırtıcı bir bilgiden sonra sıradaki bilginin daha da dikkat çekici olacağını belirtmek için bu ifadeyi kullanır. Burada “it” genel olarak duruma veya anlatıya gönderme yapar, “gets” bir artışı gösterir ve “than that” önceki bilgiyi karşılaştırma noktası olarak kullanır. “Crazier” burada akıl hastalığını değil, daha şaşırtıcı veya inanılması daha güç olmayı anlatır.
Alıştırma
Sıradaki bilginin daha da şaşırtıcı olacağını bildiren geçişi tamamlayın: “The town fines people for walking too slowly. ____: it also fines them for standing still.”
Cevabı göster
It gets crazier than that
The team put a section of the smasher in a synchrotron
5:02Ekip, malzemenin yapısını analiz edebilmek için
so they could analyze the material makeup. Dilbilgisi
5:05vurucunun bir bölümünü bir senkrotrona koydu.
Geçmiş amacı ifade eden so they could analyze
“So they could analyze ...”, ekibin önceki eyleminin amacını belirtir: Kesiti, analizi mümkün kılmak için sinkrotrona yerleştirdiler. Yeniden kullanılabilen kalıp geçmiş eylem + so + özne + could + fiilin yalın hâli şeklindedir. Bu amaç yapısında “could”, geçmiş zaman çerçevesine uyar ve oluşturulması amaçlanan beceri veya fırsatı ifade eder; tek başına analizin tamamlandığını belirtmez.
Alıştırma
Maya’nın geçmişteki amacını göstermek için cümleyi so + özne + could ile tamamlayın: “Maya saved the file in two formats ____ open it on either computer.”
Cevabı göster
so she could
They bombarded it hundreds of times to understand the density
5:11Yoğunluğu anlamak için yüzlerce kez bombardımana tuttular
and the local orientation of the crystals in the material.
5:14ve malzemedeki kristallerin yerel yönelimini incelediler.
Dikkat çekme ifadesi olarak “guess what?”
Bu cümlede “Guess what?” dinleyenden gerçekten tahminde bulunmasını isteyen bir soru değildir. Dikkatini çeker ve ardından şaşırtıcı ya da ilginç bir bilgi geleceğini haber verir. Konuşan kişi genellikle haberi hemen ardından söyler. Bunu konuşmada “Dinle, beklenmedik bir şey var” anlamında kullanılan bir giriş olarak düşünebilirsin.
Alıştırma
Şaşırtıcı haberden önce kullanılan dikkat çekme ifadesini tamamla: “____? Our team won the final!”
Cevabı göster
Guess what
They found that the crystals near the surface were oriented perpendicular to the impact site Kalıp ifadeler
5:18Yüzeyin yakınındaki kristallerin darbe bölgesine dik olarak yönlendirildiğini
and that orientation changed as we move away from the impact site. Dilbilgisi
5:22ve darbe bölgesinden uzaklaştıkça bu yönelimin değiştiğini buldular.
90 derecelik yön için “oriented perpendicular to”
“Oriented perpendicular to”, bir referans yüzeye, çizgiye veya yöne 90 derecelik açıyla dizilmiş ya da yönelmiş olmak demektir. Burada kristallerin çarpma bölgesine göre yönünü anlatır. Yeniden kullanılabilen yapı be oriented perpendicular to + referans biçimindedir. Önce nesnenin yönünü belirtir, ardından bu yönün neye göre ölçüldüğünü söylersin.
Alıştırma
Cümleyi, dersteki “bir şeye göre 90 derecelik açıyla yönelmiş” anlamına gelen resmî ifadeyle tamamla: The flagpole is ____ the ground.
Cevabı göster
oriented perpendicular to
as we move away from: iki kademeli değişimi bağlamak
Burada as, “bir şey olurken” veya “kademeli bir değişimle birlikte” anlamına gelir. Konuşmacı, izleyicinin bakışını malzemenin içindeki farklı konumlara yönlendirmek için we kullanır. Bakış noktası darbe bölgesinden uzaklaştıkça kristallerin yönelimi de bu yol boyunca değişir. as + özne + fiil yapısı birlikte gelişen iki değişimi bağlayabilir: biri değiştikçe diğeri de değişir. Bu cümlede as, “çünkü” veya “rolünde” anlamına gelmez.
Alıştırma
Kademeli bir değişimi artan mesafeye bağlayan dört sözcüklük ifadeyle cümleyi tamamlayın: The signal grows weaker ____ the router.
Cevabı göster
as we move away from
the material changes composition and strength at different locations on the inside.
5:26malzeme iç kısımdaki farklı yerlerde bileşim ve güç değiştiriyor.
but the internal structure transitions smoothly to allow the distribution Kalıp ifadeler
5:32ancak iç yapı sorunsuz bir geçiş yaparak
throughout the rest of that structure so it can punch stuff all day long without breaking.
5:38bu yapının geri kalanı boyunca, böylece kırılmadan bütün gün bir şeylere vurabiliyor.
transitions smoothly to allow: bir sonucu mümkün kılan değişim
Bu cümlede transitions geçişsiz bir fiildir: iç yapı, sert yüzeyden farklı bir iç düzenlemeye doğru kademeli olarak değişir. Smoothly, ani bir sıçrama olmadığını belirtir. to allow ifadesi, bu kademeli değişimin neyi mümkün kıldığını açıklar: darbe yükü yapının geri kalanına yayılabilir. Bu kalıp, sürekli bir değişimi onun amacı veya yararlı etkisiyle bağlamak için kullanışlıdır.
Alıştırma
“Bir şeyi mümkün kılmak için kademeli olarak değişir” anlamındaki dört sözcüklük ifadeyle cümleyi tamamlayın: From a rigid edge to a flexible center, the structure ____ pressure to spread evenly.
Cevabı göster
transitions smoothly to allow
So, instead of a normal composite like plywood,
5:42Yani, üst üste dizilmiş ve birbirine yapıştırılmış özdeş katmanlardan oluşan
which are identical layers stacked up and glued together,
5:44kontrplak gibi normal bir kompozit yerine,
a mantis shrimp club is a variable composite,
5:46peygamberdevesi karidesinin sopası değişken bir kompozittir,
meaning you can vary the material makeup and the strength orientation
5:49yani malzemenin yapısını ve güç yönelimini
Sınırlanmamış bir yer için wherever you need it
Burada wherever you need it, “ihtiyaç duyulan herhangi bir yerde” anlamına gelir. Wherever, “... olan herhangi bir yer” anlamı veren bir yan cümle başlatır; soru sormaz ve belirli bir yerin adlandırılmasını gerektirmez. It zamiri, malzeme bileşimini ve dayanım yönelimini değiştirme yeteneğine gönderme yapar. İfade, bu ayarlamanın tasarım gereksinimine göre seçilen herhangi bir konumda uygulanabileceğini belirtir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki wherever ifadesiyle tamamlayın: You can place the backup router ____.
Cevabı göster
wherever you need it
This is an incredibly smart way to design a system.
5:53Bu, bir sistemi tasarlamanın inanılmaz derecede akıllıca bir yoludur.
Kapanış işareti olarak In summary
In summary, ayrıntılı tartışmanın sona ermekte olduğunu ve özetlenmiş ana fikrin geleceğini dinleyicilere bildiren bir söylem işaretidir. Mesajı düzenler; mantis karidesini sevmeye ilişkin gerçek anlamlı ifadeye yeni bir içerik eklemez. Burada her noktanın tek tek yeniden ele alınacağını vadetmez. Konuşmacının istediği genel sonucu çerçeveler: önceki bütün ayrıntılardan sonra dinleyicilerin mantis karidesini takdir etmesi beklenir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki iki sözcüklü kapanış işaretiyle tamamlayın: ____, the proposal is practical, affordable, and ready to launch.
Cevabı göster
In summary
I don't want you to love it just because of the mechanics of how it throws the punch,
5:58Onu sadece yumruğu nasıl attığının mekaniği yüzünden sevmenizi istemiyorum,
not because of the chemistry of the variable composition
6:02değişken bileşimin kimyası yüzünden değil
and I want you to think about it every time you eat a chip like this.
6:14ve böyle bir cips yediğinizde her seferinde onu düşünmenizi istiyorum.
Can you do that for me? ifadesini rica olarak kullanmak
Bu cümlede Can you do that for me? öncelikle bir yetenek sorusu değil, karşı taraftan iş birliği isteyen bir ricadır. That daha önce söz edilen eyleme gönderme yapar; dolayısıyla konuşan kişi dinleyenin hangi eylemin kastedildiğini bildiğini varsayar. Can you + fiilin yalın hâli, samimi bir ricada sık kullanılan bir kalıptır. For me eylemi konuşan kişinin yararına yapılacak kişisel bir iyilik olarak sunar ve kişiler arası rica anlamını güçlendirir.
Alıştırma
İki kişi daha önce belirli bir eylemi konuşmuştur. Konuşan kişi “Can you do that for me?” diye sorarken büyük olasılıkla ne yapmaktadır?
- Dinleyenin eylemi yapacak fiziksel becerisi olup olmadığını sınamak
- Eylemi konuşmayı reddetmek
- Dinleyenden dostça iş birliği istemek
- Konuşan kişinin eylemi tek başına yapacağını söylemek
Cevabı göster
Dinleyenden dostça iş birliği istemek
I hope you enjoyed learning how mantis shrimp club.
6:21Umarım peygamberdevesi karidesinin nasıl vurduğunu öğrenmekten keyif almışsınızdır.
It's all about the hyperbolic paraboloid Kalıp ifadeler
6:23Her şey hiperbolik paraboloid ile ilgili
It's all about ... ile merkezî etkeni vurgulamak
Burada It's all about + isim öbeği, konuşan kişinin merkezî etken veya temel açıklama olarak sunduğu şeyi belirtir. İfade, en önemli mekanizma olarak hiperbolik paraboloide dikkat çeker. All güçlü bir vurgu ekler; daha geniş konunun her bölümünün kelimesi kelimesine yalnızca bu tek şeyle ilgili olduğu anlamına gelmek zorunda değildir. Aktarılabilir kalıp It's all about + isim, zamir veya -ing biçimidir.
Alıştırma
Hedef kalıp It's all about ile cümleyi tamamlayın: When you're learning a language, ____ regular practice.
Cevabı göster
it's all about
If you're interested in supporting the crazy trips I do, Ton ve niyet
6:31Yaptığım çılgın seyahatleri desteklemekle ilgileniyorsanız,
please consider supporting on audible.com/smarter.
6:34lütfen audible.com/smarter adresinden desteklemeyi düşünün.
If you're interested in ... please consider ... ile nazik davetler
if yan cümlesi, isteği yardım etmek isteyebilecek dinleyicilerle sınırlar. Herkesin ilgilendiğini veya birinin katkıda bulunmayı zaten kabul ettiğini varsaymaz. interested in ifadesinden sonra supporting bir fiilimsi, yani -ing biçimidir. Burada consider da bir -ing biçimi alır: please consider supporting denir, please consider to support denmez. Bu iki bölüm birlikte destek isteğini nazik ve isteğe bağlı bir eylem çağrısına dönüştürür.
Alıştırma
Nazik daveti interested in ve consider ile tamamlayın: If you're ____ learning more, please ____ visiting our website.
Cevabı göster
interested in · consider
I listened to 20,000 Leagues Under the Sea when I did this series
6:39Ben bu seriyi yaparken Denizler Altında 20.000 Fersah'ı dinledim
because I wanted to learn more about marine life.
6:42çünkü deniz yaşamı hakkında daha fazla şey öğrenmek istedim.
Nailed it: güçlü ve samimi övgü
Burada nailed it, Jules Verne'ün betimlemesinin veya değerlendirmesinin etkileyici derecede doğru olduğunu belirten samimi bir deyimdir. Genel doğruluğu ve etkiyi över; her bilimsel ayrıntının kusursuz olduğunu iddia etmez. Aynı ifade doğru bir cevabı, performansı, taklidi, tahmini veya kararı övmek için kullanılabilir. Bu deyimsel kullanımda gerçek bir çivi söz konusu değildir.
Alıştırma
Bir arkadaşınız zor bir şarkıyı kusursuz biçimde seslendiriyor. Hangi tepki güçlü, doğal ve samimi bir övgüdür?
- That was excellent—you nailed it!
- Your final note was correct—you got it right.
- I understand what the song means—I got it.
Cevabı göster
That was excellent—you nailed it!
Gündelik bir vedalaşma olarak Have a good one
Have a good one, vedalaşırken karşıdaki kişiye iyi dilek ileten samimi ve gündelik bir ifadedir. Buradaki one genellikle kişinin gününün ya da akşamının geri kalanını veya önündeki zamanı genel olarak anlatır. Bu kullanımda one normalde belirli bir nesneye gönderme yapmaz. İfade zaman dilimini özellikle açık bırakır; böylece day, evening veya weekend gibi bir sözcük seçmek gerekmez.
Alıştırma
Gündelik bir vedalaşmada Have a good one ifadesinin en doğal anlamı nedir?
- Karşıdaki kişinin önündeki zaman için samimi bir iyi dilek
- Konuşmanın devam etmesi gerektiğine dair bir uyarı
- İyi bir nesne seçme isteği
Cevabı göster
Karşıdaki kişinin önündeki zaman için samimi bir iyi dilek
video bombed me: eğlenceli bir medya fiili
Video bombed, photobombed sözcüğünden türetilmiş eğlenceli ve gündelik bir ifadedir. Burada birinin başka bir kişinin video görüntüsüne beklenmedik biçimde girmesi veya görünmesi anlamına gelir; bu çoğu zaman kazara olur ve komik bir sonuç doğurur. Bombed gerçek anlamında değildir; ortada patlama veya saldırı yoktur. He video bombed me cümlesinde he görüntüye giren kişidir, me ise kaydı kesintiye uğrayan kişiyi belirtir.
Alıştırma
Siz kayıt yaparken bir arkadaşınız beklenmedik biçimde arka plandan geçiyor. Amaçlanan eğlenceli yeni ifadeyi hangi cümle kullanıyor?
- He video bombed me.
- He photobombed my picture.
- He appeared in my video on schedule.
Cevabı göster
He video bombed me.
We could bring the lighting down on the chip, please. Perfect.
7:06Cipsin üzerindeki ışığı biraz kısabilir miyiz lütfen. Mükemmel.
Which is why: bütün bir nedeni sonucuna bağlamak
Which is why, önceki ifadenin tamamına, yani “That was really dumb.” cümlesine gönderme yapar. Bu düşüncenin tamamını ardından gelen kararın nedeni olarak sunar; which yalnızca dumb sözcüğünü nitelemez. Sonraki cümlenin başında kullanıldığında, nedeni tekrarlamadan dinleyiciyi nedenden sonuca taşır. Burada beklenmedik sonuç — bir şeyi aptalca olduğu için kullanmaya karar vermek — mizahi ters köşeyi oluşturur.
Alıştırma
İkinci cümleyi bu dersteki üç sözcüklü bağlayıcıyla tamamlayın. Which ile başlar, is içerir ve sonucu tanıtır: The café had no empty tables. ____ we ate outside.
Cevabı göster
Which is why