Koyun Baba | Çoban Köpeği - 3. Sezon | Bluey: İngilizce çalışma notları

Bluey - Official Channel

Öğrenme zorluğu
205 kelime 163 kel/dk

Video özeti: Bluey, annesinin çocuklardan kaçındığını sanır; ancak çocuklarla ilgilenmenin yorucu olabileceğini ve ebeveynlerin bazen kısa bir molaya ihtiyaç duyduğunu öğrenir. Bu sırada baba, annenin sakin zamanını korumak için söz dinlemeyen bir koyun rolüne girer, Wendy’yle ortalığı karıştırır ve sonunda Chilli’nin müdahale etmesi gerekir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. How would you like to save — Konuşma Edimbilimi ve Tutum. Bu varsayımsal soru, bir satış görevlisinin ya da danışmanın olası bir faydayı nazikçe sunmasına yarayan bir açılıştır. Öğrenci bu kalıpla doğrudan ve sert bir teklifte bulunmadan ilgi uyandırabilir; ayrıca dostça görünen bir ifadenin ne zaman ikna amacı taşıdığını fark edebilir. 2. do want to — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları. Olumlu bir cümlede do, duygu veya niyeti güçlü biçimde doğrulamak için kullanılabilir. Burada anne, Bluey’nin kendisini görmek istemediği yönündeki düşüncesini düzeltir; öğrenci bu yapıyla olumsuz bir varsayıma açıkça karşı çıkarken karşısındaki kişiye güven de verebilir. 3. very cheeky — Sözcük Anlamı ve Dil Düzeyi. Britanya ve Avustralya aile konuşmalarında cheeky, yaramaz, cüretkâr ya da söz dinlemez davranan birine yönelik hafif ve bazen şakacı bir azarlamadır. Bu nüansı anlamak, sevecen bir uyarıyı rude veya bad gibi daha sert yargılardan ayırmayı ve çocuklarla ya da evcil hayvanlarla uygun tonu seçmeyi sağlar.

Bu derste

Oh, someone's at the door. Kalıp ifadeler

0:00

Oh, kapıda biri var.

Kalıp ifadeler

someone's at the door: kapıda biri var

Someone's, someone is ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Burada at the door, genellikle kapı çalındıktan ya da zil çaldıktan sonra birinin girişte beklediğini anlatır. Cümlenin tamamı, bir ziyaretçinin geldiğini doğal biçimde haber verir. Ayrıca çoğu zaman söylenmeyen bir sonraki adımı ima eder: birinin kapıyı açması gerekir.

Alıştırma

Kapının çalındığını duyduktan sonra Someone's at the door doğal olarak ne anlatır?

  1. Biri kapıyı alıp götürdü.
  2. Bir ziyaretçi bekliyor; bu yüzden birinin kapıyı açması gerekebilir.
  3. Biri kapıyı tamir ediyor.
Cevabı göster

Bir ziyaretçi bekliyor; bu yüzden birinin kapıyı açması gerekebilir.

Don't worry, Mum'll get it. Kelime

0:02

Endişelenme, annem bakar.

Kelime

get it: kapıya bakmak

Burada get it, kapıyı açmak ya da gelen kişiyle ilgilenmek anlamındadır. Daha önce kapıda birinden söz edilmesi, it zamirinin neyi gösterdiğini açıklar: yerden alınacak bir nesneyi değil, karşılık verilmesi gereken durumu. I'll get it veya Mum'll get it gibi yapılarda get it, hemen karşılık verilmesi gereken işle ilgilenmek anlamına gelebilir. Tam olarak hangi eylem olduğu bağlamdan anlaşılır.

Alıştırma

Kapı zili çalıyor. Priya, 'I'll get it.' diyor. Priya büyük olasılıkla ne yapacak?

  1. Bir açıklamayı anlamaya çalışmak.
  2. Yerden bir nesne almak.
  3. Gidip kapıyı açmak.
Cevabı göster

Gidip kapıyı açmak.

Hey, Sheep can't walk.

0:05

Hey, koyunlar yürüyemez ki.

Hi.

0:08

Merhaba.

How would you like to save $200 a year on your energy bill? Notlar

0:09

Enerji faturanızdan yılda 200 dolar tasarruf etmek ister misiniz?

Ton ve niyet

How would you like to save...: nazik ama ikna edici bir teklif

How would you like to + fiilin yalın hâli? bir teklifi, daveti veya cazip bir olasılığı soru biçiminde nazikçe sunmanın bir yoludur. Burada save, dinleyicinin ilgisini çekmesi amaçlanan faydayı belirtir. Birinin ne istediğini soran bir soru biçiminde olsa da satış bağlamındaki bu kullanım ikna edicidir: konuşan kişi sözü bir teklife getirmektedir. Would başlangıcı daha az doğrudan yapar, ancak satış amacını ortadan kaldırmaz.

Alıştırma

Bu nazik satış teklifini dersteki başlangıç ifadesini aynen kullanarak tamamlayın: ____ save money on your internet plan?

Cevabı göster

How would you like to

Kelime

energy bill: ev enerji faturası

Energy bill, bir evde kullanılan elektrik, doğal gaz veya diğer enerji türleri için alınan ücrettir; ayrıca bu ücreti gösteren belge anlamına da gelebilir. save $200 a year on your energy bill ifadesinde evin enerji giderlerini azaltmak anlamındadır. Burada bill, ödenecek bir tutar veya fatura demektir; yasa tasarısı değildir. Ödeme, tasarruf, aylık gider veya evle ilgili sözcükler genellikle bu anlamı gösterir.

Alıştırma

Hangi cümlede energy bill, bir ailenin elektrik veya doğal gaz için ödediği tutarı ifade ediyor?

  1. The cashier handed me a five-dollar bill.
  2. The family paid its energy bill online.
  3. Parliament debated a new energy bill.
Cevabı göster

The family paid its energy bill online.

Excuse me? Ton ve niyet

0:14

Efendim?

Ton ve niyet

Şaşkınlık tepkisi olarak Excuse me?

Burada Excuse me?, kafa karıştıran veya beklenmedik bir şeye verilen tepkidir. Yaklaşık olarak “Ne?” ya da “Açıklayabilir misiniz?” anlamına gelir; özür dilemek için kullanılmamıştır. Soru biçimi ve durum bu işlevi açık hâle getirir. Aynı sözler birinin dikkatini çekmek veya küçük bir rahatsızlığı kibarca belirtmek için de kullanılabilir; bu nedenle amaç, tonlama ve bağlama göre anlaşılır.

Alıştırma

Kafa karıştıran bir şey duyan biri Excuse me? diyor. Bu ifade büyük olasılıkla ne anlatır?

  1. Açıklama istiyor veya şaşkınlık gösteriyor.
  2. Konuşmayı kibarca bitiriyor.
  3. Yaptığı bir şey için özür diliyor.
Cevabı göster

Açıklama istiyor veya şaşkınlık gösteriyor.

Uh, is there someone else I could talk to? Ton ve niyet

0:17

Uh, konuşabileceğim başka biri var mı acaba?

Ton ve niyet

Kibar bir istek olarak Is there someone else I could talk to?

Bu soru, konuşulabilecek başka birinin olup olmadığını kibarca sorar. Burada someone else, rastgele başka birini değil, daha uygun veya yardım edebilecek bir kişiyi ima eder. Is there ...? kalıbı böyle birinin bulunup bulunmadığını kontrol ederken could isteği daha az doğrudan yapar. Birlikte isteği yumuşatırlar; ancak mevcut kişinin bu konuyu ele almak için doğru kişi olmadığı yine de ima edilebilir.

Alıştırma

Başka bir müşteri hizmetleri görevlisiyle konuşmanız gerekiyor. Hangi istek kibar ve doğaldır?

  1. I want another agent right now.
  2. Could someone else talk me?
  3. Is there someone else I could talk to?
Cevabı göster

Is there someone else I could talk to?

I'll go get my Mum. Kalıp ifadeler

0:20

Gidip annemi çağırayım.

Kalıp ifadeler

go get my Mum: birini gidip getirmek

Bu cümlede go get my Mum, “annemin yanına gitmek, ona ihtiyaç duyulduğunu söylemek ve buraya gelmesini sağlamak” demektir. Buradaki get, bir kişiyi “elde etmek” ya da “ona sahip olmak” anlamına gelmez. Gündelik İngilizcede go fiilinden sonra başka bir fiilin yalın hâli doğrudan gelebilir: go get. Go and get de aynı eylem sırasını anlatır ve yaygın bir kullanımdır.

Alıştırma

Bir ziyaretçi doktorla konuşmak istiyor. Ayrılıp doktoru bulacağınızı ve onu buraya çağıracağınızı doğal biçimde anlatan yanıt hangisidir?

  1. I'll get the doctor to go.
  2. I'll go get the doctor.
  3. I'll go to the doctor.
Cevabı göster

I'll go get the doctor.

Oh, let go, Ribbon. Öbek fiiller

0:22

Oh, bırak, Ribbon.

Öbek fiiller

let go: tuttuğunu bırakmak

Burada let go, Ribbon'a tuttuğu ya da kavradığı şeyi bırakmasını söyleyen bir emir cümlesidir. Tutulan şey durumdan anlaşıldığı için adını söylemek gerekmez. Tutulan nesnenin adı belirtilirse let go of + isim kalıbı kullanılır: let go of the rope. Bu kalıpta of edatı gereklidir.

Alıştırma

Bir oyuncağı tutuyorsunuz ve biri “Let go!” diyor. Sizden ne yapmanızı istiyor?

  1. Başka birinin gitmesine izin vermek.
  2. Gidip oyuncağı getirmek.
  3. Oyuncağı tutmayı bırakmak.
Cevabı göster

Oyuncağı tutmayı bırakmak.

Uh, I'll come back another time. Kalıp ifadeler

0:24

Uh, ben başka zaman geleyim.

Kalıp ifadeler

come back another time: başka bir zaman tekrar gelmek

Come back another time, başka bir fırsatta geri gelmek anlamına gelir. Buradaki another time belirli bir tarih söylemez veya böyle bir tarih için söz vermez; gelecekteki zamanı açık bırakır. Cümlenin tamamı, o an uygun görünmediği için nazikçe geri çekilmenin bir yoludur. Mevcut durumu eleştirmek yerine daha sonraki olası bir ziyarete odaklanarak ayrılmayı yumuşatır.

Alıştırma

Dersin tam ifadesini kullanarak bir ziyareti nazikçe erteleyen cümleyi tamamlayın: It looks like you're busy, so I'll come back ____.

Cevabı göster

another time

I know what you're doing, Ton ve niyet

0:26

Ne yapmaya çalıştığını biliyorum,

Ton ve niyet

I know what you're doing: birinin niyetini açığa çıkarmak

I know what you're doing, kelime anlamıyla birinin yaptığı hareketleri bildiğini söyleyebilir. Bu çatışmalı bağlamda ise konuşanın karşısındaki kişinin gizli niyetini çözdüğü anlamına gelir; bu nedenle tarafsız bir gözlemden çok suçlama işlevi görür. İfade her zaman düşmanca değildir; etkisini bağlam ve ses tonu belirler. Bir tartışmada şüpheyi gösterir ve karşı tarafın amacını sorgular.

Alıştırma

Bir tartışma sırasında biri I know what you're doing. diyor. Büyük olasılıkla ne demek istiyor?

  1. Bana hangi işi yaptığını söylemeni istiyorum.
  2. Gizli niyetini çözdüm.
  3. Ne yaptığını göremiyorum.
Cevabı göster

Gizli niyetini çözdüm.

you don't want me to see Mum. Dilbilgisi

0:28

annemi görmemi istemiyorsun.

Dilbilgisi

don't want me to see: want + kişi + to + fiil yapısı

want + kişi + to + fiil yapısında want'tan sonra gelen kişi, want'ın nesnesi ve sonraki fiilin anlamca öznesidir. don't want me to see ifadesinde see eylemini yapan kişi me'dir. don't, want'ı olumsuz yapar: konuşan kişi, ‘senin’ bu eylemin gerçekleşmesini istemediğini söyler. want him to wait veya want us to leave örneklerinde olduğu gibi kişi ve eylem değiştirilerek bu yapı yeniden kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi ‘babamı aramamı istemiyorsun’ anlamına gelecek şekilde want + kişi + to + fiil kullanarak tamamlayın: You don't ____ Dad.

Cevabı göster

want me to call

Well, it's not going to work. Kalıp ifadeler

0:31

Şey, bu işe yaramayacak.

Kalıp ifadeler

it's not going to work: bir planın başarısız olacağını tahmin etmek

Burada work, amaçlanan sonucu vermek veya başarılı olmak anlamındadır. Bir işe sahip olmayı değil, bir planı, yöntemi veya girişimi anlatır. It, konuşulan fikre gönderme yapar. Be going to, mevcut duruma dayalı bir tahmin sunar; bu nedenle it's not going to work, konuşan kişinin fikrin başarısız olmasını beklediği anlamına gelir.

Alıştırma

Hangi cümle bir planın başarılı olma ihtimalinin düşük olduğunu söyler?

  1. It's not going to the office.
  2. It's not going to work.
  3. It's not doing the work.
Cevabı göster

It's not going to work.

There.

0:33

İşte.

Where are you going now, sheepy?

0:35

Şimdi nereye gidiyorsun, koyuncuk?

Mum?

0:39

Anne?

Are you in there? Kelime

0:41

Orada mısın?

Yes, Bluey, I'm in here.

0:43

Evet, Bluey, buradayım.

Kelime

in there ... in here: konuşanın bakış açısı

Here ve there, o anda konuşan kişinin bakış açısına göre seçilir. Bluey bu alanın dışındadır; bu yüzden annesinin in there olup olmadığını sorar. Annesi içeridedir, dolayısıyla onun bulunduğu yerden bakınca ifade in here olur. Aynı yer bir konuşan için there, diğeri için here olabilir. Konuşan her değiştiğinde bakış açısını yeniden belirle.

Alıştırma

Bir kişi müzik odasının dışında ve içerideki birine soru soruyor. Diyaloğu tamamla: Are you in ____? — Yes, I'm in ____.

Cevabı göster

there · here

I'm sorry for whatever I did to upset you. Ton ve niyet

0:45

Seni üzecek ne yaptıysam özür dilerim.

Ton ve niyet

whatever I did to upset you: ne yaptığını bilmeden özür dilemek

Whatever I did to upset you, “seni üzen, yapmış olabileceğim herhangi bir şey” anlamına gelir. Konuşan kişi sorumlu olabileceğini düşünür ancak yaptığı eylemin tam olarak ne olduğunu bilmez; bu nedenle whatever yan cümlesi özürde bu bilinmeyen nedeni bütünüyle kapsar. Yan cümlenin tamamı I'm sorry for ... yapısındaki for edatının nesnesidir. Burada whatever, “her ne yaptıysam” anlamındadır; tek başına kullanıldığında “fark etmez” anlamına gelen konuşma ifadesi değildir.

Alıştırma

Bir arkadaşını üzmüş olabileceğini düşünüyorsun ama ne yaptığını bilmiyorsun. Bilinmeyen davranışı en iyi kapsayan özür hangisidir?

  1. I'm sorry for whatever I did to upset you.
  2. I'm sorry that you are upset, but I did nothing wrong.
  3. I'm sorry for forgetting your birthday.
Cevabı göster

I'm sorry for whatever I did to upset you.

You didn't do anything to upset me, sweetheart. Dilbilgisi

0:50

Beni üzecek hiçbir şey yapmadın, tatlım.

Dilbilgisi

didn't do anything to upset me: üzecek hiçbir şey yapmamak

Olumsuz bir cümlede didn't do anything, hiçbir eylemin yapılmadığını anlatır. Anything belirli tek bir şeyi göstermez; didn't ile birlikte olumsuzluk olası bütün eylemleri kapsar. to upset me mastar yapısı, bu eylemlerin doğurabileceği sonucu açıklar. Konuşan kişi, karşısındakinin hiçbir davranışının kendisini üzmediğini söyleyerek onu rahatlatır.

Alıştırma

Hiçbir eylemin gecikmeye yol açmadığını söyleyen rahatlatıcı cümleyi tamamlayın: You didn't do ____ to cause the delay.

Cevabı göster

anything

Then why don't you want to see us? Ton ve niyet

0:53

O zaman neden bizi görmek istemiyorsun?

Ton ve niyet

Then why...?: görünürdeki bir çelişkiyi sorgulamak

Burada then, bundan sonra anlamına gelmez. Az önce söylediğin doğruysa veya o hâlde anlamındadır ve soruyu önceki ifadeye bağlar. Then why...? önceki iddia ile başka bir gerçek uyuşmuyor gibi göründüğünde açıklama ister. Gerçek bir kafa karışıklığını gösterebilir, ancak karşı çıkma veya sorgulama havası da taşıyabilir.

Alıştırma

Bir iş arkadaşınız ofisin açık olduğunu söylüyor, ancak kapı kilitli. Hangi yanıt görünürdeki çelişkiyi sorgulamak için then kullanır?

  1. Then the door must be locked.
  2. Then why is the door locked?
  3. Why is the door locked?
Cevabı göster

Then why is the door locked?

I do want to see you, Dilbilgisi

0:56

Sizi görmeyi çok istiyorum,

Dilbilgisi

do want to: Gerçekten istediğini belirtmek için vurgulu do

Olumlu bir cümlede do, vurgu katmak için fiilin yalın hâlinden önce gelebilir. Buradaki do want to, “gerçekten istemek” anlamını güçlendirir ve konuşanın diğer kişiyi görmek istemediği düşüncesini doğrudan düzeltir. Bu do, “yapmak” anlamındaki fiil değil, yardımcı fiildir. do'dan sonra want yalın hâlde kalır: do want denir; do wants veya do wanting denmez.

Alıştırma

Bir arkadaşınız katılmak istemediğinizi düşünüyor. Hangi cümle bu yanlış anlamayı açıkça düzeltir?

  1. I do want to join.
  2. I do wanting to join.
  3. I am do want to join.
Cevabı göster

I do want to join.

but it can be hard work looking after kids. Notlar

0:57

ama çocuklara bakmak bazen çok yorucu olabiliyor.

Kalıp ifadeler

can be hard work: Zorlayıcı bir işi veya etkinliği anlatmak

Can be hard work, bir etkinliğin çok fazla çaba, enerji veya sabır gerektirebileceği anlamına gelir. Burada hard work, çocuklara bakmanın ne kadar zorlayıcı olabileceğini anlatır; çocuk bakımının “hard work” adlı bir meslek olduğu anlamına gelmez. Can, ifadeyi daha az kesin hâle getirir: etkinlik her an değil, bazı zamanlarda veya koşullarda zor olabilir. -ing yapısındaki looking after kids, değerlendirilen etkinliği belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle yeni bir eve taşınmanın çok çaba gerektirebileceğini doğal biçimde ifade eder?

  1. Moving house can be hard-working.
  2. Moving house can work hard.
  3. Moving house can be hard work.
Cevabı göster

Moving house can be hard work.

Öbek fiiller

looking after kids: çocuklara bakmak

Look after, “bakmak” veya “sorumluluğunu üstlenmek” anlamına gelen, birden fazla sözcükten oluşan bir fiil ifadesidir. looking after kids içinde kids nesnedir; bakımı alan çocukları belirtir. Bu ifade kelimesi kelimesine “arkaya bakmak” anlamına gelmez. Burada looking after kids, zor olabilen etkinliğin adını verir. -ing biçimi, ifadenin tamamının konuşulan etkinlik olarak kullanılmasını sağlar.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için look after ifadesini doğru biçimde kullanın: Mina ____ her little brother after school.

Cevabı göster

looks after

Sometimes mums just need 20 minutes. Ton ve niyet

1:00

Bazen annelerin sadece 20 dakikaya ihtiyacı vardır.

Ton ve niyet

Sometimes ... just need ...: sınırlı bir ihtiyacı nazikçe belirtmek

Sometimes, ifadenin yalnızca ara sıra yaşanan durumlar için geçerli olduğunu gösterir; böylece bütün anneler hakkında kesin bir iddia gibi duyulmaz. Çoğul mums, genel olarak annelerden söz eder. Just, ihtiyacın sınırlı ve karşılanabilir görünmesini sağlar: yalnızca 20 dakika. Bu bağlamda bu süre kısa bir mola olarak anlaşılır. Sometimes ve just birlikte, konuşanın çocukları suçlamak yerine sınırını nazikçe belirtmesini sağlar.

Alıştırma

Hangi cümle, ailenize ara sıra kısa bir molaya ihtiyaç duyduğunuzu en nazik biçimde anlatır?

  1. Nobody should speak to me after work.
  2. Sometimes I just need a few quiet minutes after work.
  3. You always make my evenings stressful.
Cevabı göster

Sometimes I just need a few quiet minutes after work.

I don't understand.

1:03

Anlamıyorum.

You will one day, sweetheart. Kalıp ifadeler

1:05

Bir gün anlayacaksın, tatlım.

Kalıp ifadeler

You will one day: daha önce geçen fiilin söylenmemesi

Bu yanıtta will, önceki I don't understand cümlesindeki understand fiilini devralır. Tam anlam You will understand one day şeklindedir; dinleyen kişi understand fiilini bağlamdan tamamlar. İngilizcede eksik anlam zaten açıksa will gibi bir yardımcı fiilden sonra tekrarlanan fiil öbeği söylenmeyebilir. Yeni bir eylem uydurmayın; will sözcüğünün önceki hangi fiile veya düşünceye yanıt verdiğine bakın.

Alıştırma

Bir çocuk "I can't tie my shoes by myself." diyor. Bir yetişkin de "You will one day." diye yanıtlıyor. Bu yanıt ne anlama gelir?

  1. You will tie your shoes by yourself one day.
  2. You tie your shoes every day.
  3. You will buy new shoes one day.
Cevabı göster

You will tie your shoes by yourself one day.

Ah, no sheepy, no.

1:08

Ah, hayır koyuncuk, hayır.

What is that about? Ton ve niyet

1:11

Bütün bunlar ne hakkında?

Ton ve niyet

What is that about?: bir eylemin veya durumun nedenini sormak

What is that about? konuşanın yeni fark ettiği bir durum, eylem veya tepki hakkında açıklama ister. Buradaki about, bunun arkasındaki nedene veya anlama işaret eder. Bu yüzden soru Why is that happening? ya da What does that behavior mean? anlamına gelir. Bu soru genellikle konuşanın kafasının karıştığını ve diğer kişinin neler olduğunu açıklamasını istediğini gösterir.

Alıştırma

Kardeşinizin birden bütün sandalyeleri dışarı çıkardığını görüyorsunuz. Bunu neden yaptığını sormak istiyorsunuz. En uygun soru hangisidir?

  1. What is that about?
  2. What is that?
  3. Where is that?
Cevabı göster

What is that about?

Dad's trying to stop me from bothering you. Dilbilgisi

1:13

Babam seni rahatsız etmemi engellemeye çalışıyor.

Dilbilgisi

stop me from bothering you: stop + nesne + from + -ing

Stop someone from doing something, birinin bir eylemi yapmasını engellemek demektir. Burada baba, benim seni rahatsız etmemi engellemeye çalışıyor. Stop kelimesinden sonra etkilenen kişi ya da şeyi nesne olarak belirtin ve ardından from + fiilin -ing biçimini kullanın: stop + nesne + from + doing. Bu cümlede me nesnedir, bothering ise -ing biçimidir.

Alıştırma

Stop + nesne + from + -ing yapısında eksik olan edatla cümleyi tamamlayın: The fence stopped the dog ____ running into the road.

Cevabı göster

from

I see. Ton ve niyet

1:17

Anlıyorum.

Ton ve niyet

I see.: anladığınızı belirtmek

Bu yanıtta I see, “Anladım” ya da “Şimdi mantıklı geldi” anlamına gelir. Anne bu ifadeyi gözleriyle bir şey gördüğünü anlatmak için değil, açıklamayı anladığını göstermek için kullanır. Bilginin anlaşıldığını gösterir, ancak otomatik olarak “Katılıyorum” anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir iş arkadaşınız ofisin bugün neden kapalı olduğunu açıklıyor. Açıklamayı anladığınızı hangi yanıt doğal biçimde gösterir?

  1. I watch.
  2. I look.
  3. I see.
Cevabı göster

I see.

But it won't work.

1:17

Ama bu işe yaramayacak.

Oh, what's going on? Ton ve niyet

1:19

Oh, neler oluyor burada?

Ton ve niyet

Mevcut durumu sormak için What's going on?

What's going on? özellikle garip, kafa karıştırıcı veya karmaşık bir durum fark edildiğinde, şu anda ne olduğunu sormak için kullanılır. Bu cümlede konuşan kişi anlamadığı bir durumla yeni karşılaşmış ve açıklama istemektedir. Burada going on, 'olmak' veya 'gerçekleşmek' anlamındadır. Soru, birinin nereye gittiğine değil, mevcut duruma odaklanır.

Alıştırma

Bir odaya giriyorsunuz ve bilinmeyen bir sorun yüzünden insanların telaşla hareket ettiğini görüyorsunuz. Mevcut durumu en doğal biçimde hangi soru sorar?

  1. What happened last year?
  2. Where are you going?
  3. What's going on?
Cevabı göster

What's going on?

Wendy.

1:22

Wendy.

Go, go, go.

1:23

Yürü, yürü, yürü.

You naughty sheep.

1:27

Seni yaramaz koyun.

Sheepy,

1:28

Kuzucuk,

no!

1:29

Hayır.

Drop it. Ton ve niyet

1:31

Bırak onu.

Ton ve niyet

Bir nesneyi bırakmak için doğrudan emir olarak Drop it.

Burada Drop it., bir kişiye veya hayvana elinde ya da ağzında tuttuğu nesneyi bırakmasını söyleyen kısa bir emir cümlesidir. Özne olan you söylenmez ama anlamda vardır. Temel anlamı 'nesneyi hemen bırak'tır. Bir evcil hayvana verilen komutta drop, nesnenin sert biçimde yere düşmesini gerektirmez; önemli olan nesneyi bırakmasıdır.

Alıştırma

Bir köpek ağzında pil tutuyor. Hangi emir nesneyi hemen bırakmasını en doğrudan biçimde söyler?

  1. Keep it.
  2. Tell me about it.
  3. Drop it.
Cevabı göster

Drop it.

Drop it.

1:31

Bırak onu.

Drop it.

1:33

Bırak onu.

You are a very cheeky sheep. Kelime

1:35

Sen çok arsız bir koyunsun.

Kelime

very cheeky: yaramaz ve biraz saygısız

Bu cümlede very, cheeky sözcüğünü güçlendirir. Samimi ortamlardaki Britanya İngilizcesinde cheeky; takılmak, karşılık vermek veya küçük bir kuralı çiğnemek gibi şakacı ama biraz saygısız davranışları anlatır. Yine de bir eleştiridir; ancak bir çocuğa, evcil hayvana veya yakın arkadaşa söylendiğinde sıcak ve yarı şakacı duyulabilir. Ne kadar sert olduğu ilişkiye ve ses tonuna bağlıdır; her zaman ağır bir hakaret değildir.

Alıştırma

Tanıdığınız bir çocuk gülümseyerek son bisküviyi şaka olsun diye alıyor. Hangi karşılık samimi ve hafif bir azarlama olur?

  1. You're being very formal.
  2. You're being very rude.
  3. You're being very cheeky.
Cevabı göster

You're being very cheeky.

I'm sorry, Wendy.

1:37

Özür dilerim, Wendy.

He doesn't listen to what anyone says. That's it, I'm getting Chilli. Notlar

1:39

Kimsenin söylediğini dinlemiyor. Yeter artık, Chilli'yi çağırıyorum.

Kalıp ifadeler

doesn't listen to what anyone says: öğüt dinlemeyi reddetmek

Burada listen to yalnızca bir sesi duymayı anlatmaz. Bu bağlamda öğütlere veya talimatlara dikkat etmek ve onları uygulamak anlamına gelir. What anyone says, herhangi bir kişinin söyledikleri demektir; bu yüzden olumsuz cümle onun hiç kimseden öğüt ya da talimat almadığını anlatır. Yapı listen to + what yan cümlesidir. What anyone says yan cümlesinin tamamı to sözcüğünün nesnesidir; bu nedenle to korunmalıdır.

Alıştırma

Listen sözcüğünü doğru yapıda kullanarak cümleyi tamamlayın: He doesn't ____ what anyone says.

Cevabı göster

listen to

Ton ve niyet

That's it: sabrın tükendiğini belirtmek

Bu cümlede That's it, “Yeter” veya “Buraya kadar” anlamına gelir. Konuşanın sabrının tükendiği anı belirtir ve daha kararlı bir eylemin geleceğini gösterir. Ardından gelen I'm getting Chilli bölümü bu eylemi açıklar. Buradaki That's it bir nesneyi göstermiyor; konuşmada kesin bir sınır çiziyor.

Alıştırma

Hangi cümlede That's it, “Yeter; şimdi harekete geçiyorum” anlamında kullanılmıştır?

  1. That's it—the blue bag by the door.
  2. That's right. I'm calling the supervisor.
  3. That's it. I'm calling the supervisor.
Cevabı göster

That's it. I'm calling the supervisor.

Kelime

getting Chilli: get ile birini getirmeyi anlatmak

getting Chilli ifadesinde get + kişi yapısı, o kişiyi bulmaya gitmek veya gelmesini sağlamak anlamına gelir. Konuşan kişi “Bununla ilgilenmesi için Chilli'yi buraya getiriyorum” demektedir; “Chilli'yi elde ediyorum” dememektedir. Tam olarak hangi yöntemin kullanılacağı açık bırakılmıştır: konuşan kişi yanına gidebilir, seslenebilir veya Chilli'yle iletişim kurabilir. Başka durumlara aktarılabilecek temel fikir, ihtiyaç duyulan kişinin olay yerine gelmesini sağlamaktır.

Alıştırma

Ofisteki yazıcı çalışmayı durdurdu. Yardım etmesi için BT bölümünden Maya'yı getirmeye karar veriyorsunuz. Bu anlamı en iyi hangi cümle ifade eder?

  1. I'll send Maya the report.
  2. I'll get Maya from IT.
  3. I'll wait for Maya from IT.
Cevabı göster

I'll get Maya from IT.

Sheepy, no.

1:45

Koyuncuk, hayır.

Chilli?

1:47

Chilli?

Oh dear. Deyimler

1:50

Aman Tanrım.

Deyimler

Oh dear: bir sorun karşısında yumuşak tepki

Oh dear. endişe, hayal kırıklığı veya mahcubiyet hissedildiğinde ya da bir şeylerin ters gittiği fark edildiğinde kullanılan yumuşak bir ünlemdir. Buradaki dear, sevilen birine hitap etme sözü değildir. Oh dear bütünüyle kalıplaşmış bir tepki olarak kullanılır; Oh no ifadesine benzer, ancak genellikle daha sakin ve ölçülüdür.

Alıştırma

Pastanın biraz yandığını fark ediyorsun. Hangi tepki, dramatik görünmeden hafif bir endişe ifade eder?

  1. I don't care.
  2. That's wonderful!
  3. Oh dear.
Cevabı göster

Oh dear.

That will not happen twice. Ton ve niyet

1:52

Bu bir daha asla yaşanmayacak.

Ton ve niyet

That will not happen twice: tekrarı kesin biçimde engelleme

Burada That will not happen twice. aynı sorunun yeniden yaşanmasına izin verilmeyeceği anlamına gelir. Twice, az önce olanı ilk olay olarak gösterir ve ikinci kez olmasını kesin biçimde dışlar; yalnızca tarafsız bir sayım değildir. Won't yerine kısaltılmamış will not biçiminin kullanılması, cümlenin bilinçli ve kesin tonunu destekler. Duruma göre güçlü bir söz veya uyarı olabilir.

Alıştırma

Hangi cümle, aynı sorunun ikinci kez yaşanmayacağına dair ileriye dönük ve kesin bir taahhüt verir?

  1. That might happen again.
  2. That has happened twice.
  3. That will not happen twice.
Cevabı göster

That will not happen twice.