Karşınızda Sharralanda ve Dennis | Dalga Geçme | Bluey: İngilizce çalışma notları

Bluey - Official Channel

Öğrenme zorluğu
219 kelime 133 kel/dk

Video özeti: Bluey ve Bingo, babalarının takılmayı yasaklayan kuralına karşı onun yaptığı oyunları sıralar: parola istemek, onlara uydurma isimler vermek ve anneleriymiş gibi davranmak. Aile içindeki tartışma, bir davranışın yapan kişiye eğlenceli gelirken hedef alınan kişiyi rahatsız edebileceğini gösterir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. teasing your sister. — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: tease fiilinin aile ortamında yalnızca şaka yapmak değil, birine oyunlu biçimde takılmak, onunla alay etmek veya onu bilerek kızdırmak anlamlarına da gelebildiğini anlayın. Böylece sevgi dolu bir takılmayı karşı tarafı rahatsız eden davranıştan ayırabilir ve ailenin babanın yaptıklarına aynı etiketi verip vermeme tartışmasını izleyebilirsiniz. 2. getting a bit sick of — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Bu ifadenin fiziksel olarak hastalanmayı değil, bir şeyden giderek bıkmayı veya rahatsız olmaya başlamayı anlattığını fark edin. Bir nesne, alışkanlık ya da tekrarlanan durumla kullanarak artan sabırsızlığı dile getirebilirsiniz; a bit ise şikâyetin tonunu bir ölçüde yumuşatır. 3. I didn't say Dad. I said Mum. — Konuşma edimbilimi ve tutum: Biri sözünüzü yanlış duyduğunda veya yanlış seçeneği anladığında bu açık karşıtlığı kullanın. İlk cümle hatalı kelimeyi reddeder, ikinci cümle söylenmek isteneni verir; böylece günlük yanlış anlaşılmaları uzun bir açıklamaya gerek kalmadan doğrudan ve kesin biçimde düzeltebilirsiniz.

Bu derste

Bluey!

0:02

Bluey!

Bluey, stop teasing your sister. Kelime

0:03

Bluey, kız kardeşine takılmayı bırak.

Kelime

teasing your sister: tease someone ifadesinin anlamı

Tease someone, biriyle alay etmek, onu bilerek rahatsız etmek veya ondan bir tepki almaya çalışmak demektir. Burada teasing your sister, yetişkinin Bluey'den bırakmasını istediği davranışı anlatır. Teasing ancak iki kişi de eğleniyorsa şakalaşma sayılabilir. Diğer kişi üzülüyorsa artık ortak bir şaka değildir ve kırıcı hâle gelir. Bu aile bağlamında tease, romantik biçimde flört etmek anlamına gelmez.

Alıştırma

'Please don't tease Amir about his mistake,' cümlesinde tease ne anlama gelir?

  1. Ondan hatayı açıklamasını istemek.
  2. Tepki vermesi için onunla alay etmek veya onu rahatsız etmek.
  3. Hatasını sessizce düzeltmesine yardım etmek.
Cevabı göster

Tepki vermesi için onunla alay etmek veya onu rahatsız etmek.

But she was teasing me first.

0:07

Ama önce o bana takılıyordu.

You were teasing me second.

0:09

Sen de ikinci olarak bana takılıyordun.

I don't want any teasing, Ton ve niyet

0:11

Hiçbir şekilde takılmaca istemiyorum,

Ton ve niyet

I don't want any + isim

I don't want any + isim, bir şeyin hiçbir şekilde kabul edilmediğini veya istenmediğini doğrudan belirtir. Burada teasing davranışın adıdır; dolayısıyla konuşan kişi yalnızca kişisel bir tercih söylemiyor, bir kural koyup herkese bu davranışı bırakmasını söylüyor. Olumsuz cümlede any, sınırı tam hâle getirir: hiç teasing olmasın. Bu ifade I don't like teasing cümlesinden daha kesin ve nettir.

Alıştırma

Kesin bir sınır belirten cümleyi tam I don't want any + isim kalıbıyla tamamlayın: I ____ shouting in the hallway.

Cevabı göster

don't want any

first or second.

0:13

birinci ya da ikinci olarak.

But Dad always teases us.

0:15

Ama Babam hep bize takılıyor.

What?

0:17

Ne?

Me?

0:18

Ben mi?

When?

0:19

Ne zaman?

Like password.

0:20

Mesela şifre oyununda.

Password?

0:23

Şifre mi?

Let me through. Ton ve niyet

0:24

Geçmeme izin ver.

Ton ve niyet

Let me through: geçmek için yol istemek

Let me through, yolu kapatan veya bir girişi kontrol eden kişiden kenara çekilmesini ya da konuşanın geçmesine izin vermesini ister. Buradaki through, bir engelin, kapının, kalabalığın veya kontrol noktasının bir tarafından diğer tarafına geçmek anlamındadır. Yapı let + kişi + through şeklindedir. let us through ve let the ambulance through da aynı şekilde kullanılır. Birinin bir şeyi deneyimlemesine izin vermeyi değil, o kişiye geçiş izni vermeyi anlatır.

Alıştırma

Bir kişi dar bir kapıyı kapatıyor. Hangi cümle ondan geçmenize izin vermesini en doğrudan şekilde ister?

  1. Could you get me through?
  2. Could you let me through?
  3. Could you let me down?
Cevabı göster

Could you let me through?

Sorry, there's highly sensitive information back here. Kelime

0:26

Üzgünüm, burada çok gizli bilgiler var.

Kelime

highly sensitive information: sıkı koruma gerektiren bilgiler

Highly sensitive information, açıklanması veya yanlış işlenmesi hâlinde ciddi zarara, gizlilik sorunlarına ya da güvenlik risklerine yol açabilecek bilgiler demektir. Highly, sensitive sözcüğünün derecesini güçlendirir; buradaki sensitive, duygusal olarak hassas olmayı değil, özel koruma gerektirmeyi anlatır. Bu ifade resmî güvenlik ve gizlilik diline aittir. Bu cümlede sıradan bir aile oyununda böylesine resmî bir ifade kullanılması, konuşanı güvenlik görevlisi gibi gösterir ve mizah yaratır.

Alıştırma

highly sensitive information ifadesinde sensitive ne anlama gelir?

  1. Kolayca öfkelenen bir kişi hakkındaki bilgiler
  2. Hassas bir cihaz tarafından algılanan bilgiler
  3. Sıkı koruma gerektiren bilgiler
Cevabı göster

Sıkı koruma gerektiren bilgiler

No one gets through without the password. Notlar

0:29

Şifre olmadan kimse geçemez.

Dilbilgisi

No one ... without ... ile gerekli koşul belirtme

No one + fiil + without + koşul yapısı, herkesin eylemi gerçekleştirmeden önce o koşulu yerine getirmesi gerektiğini anlatır. Burada geçebilmek için şifre gereklidir. Without burada önemsiz bir ek bilgi vermez; kuralın koşulunu belirler. No one dil bilgisi bakımından tekil olduğu için get değil, gets kullanılır.

Alıştırma

Gerekli koşulu belirten sözcükle kuralı tamamlayın: No one may enter ____ a valid badge.

Cevabı göster

without

Öbek fiiller

gets through: bir girişten veya engelden geçmek

Bu cümlede gets through, bir girişten, engelden veya kontrol noktasından başarıyla geçip diğer tarafa ulaşmak anlamına gelir. Neyin geçildiği durumdan anlaşılır; without the password ise koşulu belirtir. Burada get through ifadesini bir bütün olarak düşünün. Get, almak anlamına gelmez; through, engelin ötesine geçme fikrini verir.

Alıştırma

Cümleyi get through ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After a short wait, we ____ security and reached our gate.

Cevabı göster

got through

Uh, coconut?

0:31

Ih, hindistan cevizi?

Fish-fingers?

0:34

Balık kroket?

Password's not teasing.

0:39

Şifre oyunu takılmak değildir.

Password is teasing.

0:40

Şifre oyunu takılmaktır.

Well, what about name change?

0:42

Peki ya isim değiştirmeye ne demeli?

Well, what's wrong with name change? Ton ve niyet

0:45

İsim değiştirmenin nesi yanlışmış?

Ton ve niyet

what's wrong with ...?: bir seçimi savunan meydan okuyucu soru

Bu cümlede What's wrong with name change? tarafsız bir bilgi sorusu değildir. Seçimi savunmak için kullanılan retorik bir sorudur: konuşan kişi isim değiştirmenin kabul edilebilir olduğunu ima eder ve karşısındakinden itirazını gerekçelendirmesini ister. What's wrong with + isim veya -ing biçimi? yapısı, sorunun ne olduğunu sorar. Bunun gerçek bir soru mu, yoksa “Bu neden sorun olsun?” anlamında bir meydan okuma mı olduğunu bağlam ve ses tonu gösterir.

Alıştırma

Bir kişi seçimini savunmak için “What's wrong with taking a day off?” diyor. Büyük olasılıkla ne demek istiyor?

  1. Hangi günün boş olduğunu bilmek istiyorum.
  2. Bir gün izin yapmanın sorun olduğunu düşünmüyorum.
  3. İzin gününü nerede geçireceğimi soruyorum.
Cevabı göster

Bir gün izin yapmanın sorun olduğunu düşünmüyorum.

I'm getting a bit sick of your names, kids. Deyimler

0:48

İsimlerinizden biraz sıkılmaya başladım çocuklar.

Deyimler

getting a bit sick of ...: biraz rahatsız olmaya başlamak

Get sick of + isim veya -ing biçimi, “bir şeyden sıkılmaya veya rahatsız olmaya başlamak” anlamına gelen bir deyimdir. Fiziksel hastalıkla ilgili değildir. I'm getting ... ifadesindeki getting, bu duygunun gelişmekte olduğunu gösterir. A bit “biraz” anlamına gelir ve şikâyeti yumuşatır. Konuşan kişi yine de rahatsızlığını belirtir, ancak ifade I'm sick of ... kadar güçlü değildir.

Alıştırma

Cümleyi “giderek biraz rahatsız olmaya başlamak” anlamındaki tam ifadeyle tamamlayın: I'm ____ hearing the same excuse every day.

Cevabı göster

getting a bit sick of

I think I'm going to change them.

0:50

Sanırım onları değiştireceğim.

What?

0:51

Ne?

From now on, Anlatım akışı

0:52

Şu andan itibaren,

Anlatım akışı

From now on: şimdi başlayan yeni bir kural

From now on, içinde bulunulan anı bir sınır olarak gösterir: yeni bir kural, düzenleme, alışkanlık veya durum bu noktada başlar ve devam etmesi beklenir. Cümlenin başında kullanıldığında, dinleyiciye ardından gelenlerin önceki durumun yerini alacağını bildirerek mesajı da düzenler. Burada bundan sonra hangi adın kullanılacağıyla ilgili yeni bir kuralı başlatır.

Alıştırma

Hangi cümle şimdi başlayan ve devam etmesi amaçlanan bir kuralı bildiriyor?

  1. For now, everyone can wait by the door.
  2. From now on, everyone leaves their shoes by the door.
  3. Until now, everyone left their shoes by the door.
Cevabı göster

From now on, everyone leaves their shoes by the door.

your name is Sharrilanda.

0:53

senin adın Sharrilanda.

Sharrilanda?

0:55

Sharrilanda mı?

And you're called Dennis.

0:57

Ve sana da Dennis diyeceğiz.

Dennis?

0:59

Dennis mi?

Dad?

0:59

Baba?

Yes, Sharrilanda.

1:00

Evet, Sharrilanda.

My name's not Sharrilanda.

1:02

Benim adım Sharrilanda değil.

Yes, it is, Sharrilanda.

1:04

Evet, adın o, Sharrilanda.

I don't want to be called Dennis. Dilbilgisi

1:05

Bana Dennis denmesini istemiyorum.

Dilbilgisi

be called Dennis: o adla çağrılmak

Be called + name, 'o adla bilinmek veya o adla çağrılmak' anlamındaki edilgen bir yapıdır. Başkalarının kullandığı adı alan kişiye odaklanır. I don't want to be called Dennis cümlesinde konuşan kişi, başkalarının kendisi için Dennis adını kullanmasını reddeder. Buradaki called, 'adlandırılmış' veya 'bir adla çağrılmış' demektir; 'telefonla aranmış' demek değildir.

Alıştırma

'Bu adla çağrılmak' anlamındaki iki sözcüklü edilgen yapıyla cümleyi tamamlayın: She likes to ____ Mia.

Cevabı göster

be called

Yes, you do, Dennis. Dilbilgisi

1:07

İstiyorsun, Dennis.

Dilbilgisi

Yes, you do: düzeltme cevabında yardımcı fiil do

Yes, you do içindeki do, düşürülen want to be called Dennis fiil öbeğinin yerini tutar. İngilizce, bütün ifadeyi tekrarlamamak için yardımcı fiili kullanır; buradaki do “bir şey yapmak” anlamına gelmez. Bu cevap I don't want ... ifadesine karşılık verdiği için olumlu Yes, you do biçimi olumsuz iddiayı doğrudan reddeder: “Aslında istiyorsun.” Aynı kalıp, geniş zamanda asıl fiil içeren ifadeleri yanıtlamak veya düzeltmek için de kullanılabilir.

Alıştırma

need a coat ifadesinin yerini tutan yardımcı fiille cevabı tamamla: I don't need a coat. — Yes, you ____.

Cevabı göster

do

Oh, Sharrilanda.

1:11

Ah, Sharrilanda.

Name change is not teasing.

1:12

İsim değiştirmek takılmak değildir.

Is it?

1:15

Öyle mi?

It is.

1:16

Öyle.

Well, what about when you pretend to be me? Notlar

1:17

Peki ya benimmişim gibi davrandığın zamanlara ne demeli?

Ton ve niyet

what about when ...: karşı örnek sunmak

What about when + yan cümle, belirli bir durumu tartışmaya katar. Bu cümlede konuşan kişi, karşısındaki onun gibi davrandığında önceki iddianın bu duruma nasıl uygulanacağını sorar. Bir tartışmada bu kalıp çoğu zaman karşı örnek işlevi görür: bir kuralın veya eleştirinin tutarlı biçimde uygulanıp uygulanmadığını sınar. Yalnızca bir konu hakkında tarafsız bir soru değildir.

Alıştırma

Bir okul kuralı şöyle diyor: Phones must stay in bags during class. Hangi cevap ilgili bir istisna ortaya koymak için What about when ...? kullanıyor?

  1. When does the teacher ask us to use a phone?
  2. What does the teacher say about phones?
  3. What about when the teacher asks us to use a phone?
Cevabı göster

What about when the teacher asks us to use a phone?

Kalıp ifadeler

pretend to be + kişi veya kimlik

Pretend to be + kişi veya kimlik, o kişiymiş ya da o kimliğe sahipmiş gibi davranmak anlamına gelir. pretend to be me ifadesindeki me, taklit edilen rolü belirtir. Pretend sözcüğünden sonra gelen to be, rol yapma eylemini kimliğe bağlar: pretend to be a doctor, pretend to be Dad. Günümüzün günlük İngilizcesinde bu yapıda be sonrasında şahıs zamirinin nesne biçimi kullanılır; bu nedenle pretend to be me doğrudur, pretend to be I denmez.

Alıştırma

Kimlik yapısını tamamlamak için pretend sözcüğünü bir mastarla birlikte kullanın: During the game, we ____ firefighters.

Cevabı göster

pretend to be

What?

1:20

Ne?

I don't pretend to be you.

1:21

Ben senmişsin gibi davranmıyorum.

Yes, you do.

1:22

Evet, davranıyorsun.

All the time. Kalıp ifadeler

1:24

Hem de her zaman.

Kalıp ifadeler

Sıklık cevabı olarak All the time

All the time, “çok sık” veya “tekrar tekrar” anlamına gelen kısa bir sıklık ifadesidir. Önceki soru ya da cümle eylemi zaten belirttiği için tek başına cevap olarak kullanılabilir. Burada vurgu yapar ve şakacı ya da abartılı olabilir. Mutlaka her saniye, hiç ara vermeden demek değildir.

Alıştırma

Hangi ifade cümleyi doğal biçimde tamamlar ve “çok sık” anlamına gelir? Leo forgets his hat ____.

  1. on time
  2. at the time
  3. all the time
Cevabı göster

all the time

Mum.

1:25

Anne.

Mum.

1:27

Anne.

What is it, Bingo? Ton ve niyet

1:28

Ne oldu, Bingo?

Ton ve niyet

Biri size seslendiğinde What is it?

Biri size seslendiğinde What is it? “Neye ihtiyacın var?” ya da “Bana ne söylemek istiyorsun?” anlamına gelebilir. Buradaki it bir nesneyi göstermez; soru Bingo'nun seslenmesine karşılıktır. Anlamı bağlam belirler. Mum! veya Dad! gibi bir seslenişten sonra bu soruyu, kişinin sizi neden çağırdığını açıklamasını isteyen bir ifade olarak anlayın.

Alıştırma

Bir çocuk “Dad!” diye sesleniyor. Babası “What is it?” diye cevap veriyor. Baba büyük olasılıkla ne demek istiyor?

  1. Senin adın ne?
  2. O nesnenin adı ne?
  3. Neye ihtiyacın var veya bana ne söylemek istiyorsun?
Cevabı göster

Neye ihtiyacın var veya bana ne söylemek istiyorsun?

I didn't say Dad. Ton ve niyet

1:30

Baba demedim.

I said Mum.

1:32

Anne dedim.

Ton ve niyet

Bilgiyi düzeltmek için I didn't say X. I said Y.

I didn't say X. I said Y. başka birinin yanlış duyduğu veya anladığı bir şeyi düzeltir. İlk cümle yanlış öğe olan X'i reddeder; ikinci cümle doğru öğe olan Y'yi verir. Temel nokta, konuşmanın geçmişte gerçekleşmesi değil, X ile Y arasındaki karşıtlıktır. Bu kalıpla adlar, günler, yerler, sayılar veya seçimler düzeltilebilir.

Alıştırma

Düzeltmeyi tamamlamak için I didn't say X. I said Y. kalıbını aynen kullanın: I ____ Tuesday. I ____ Thursday.

Cevabı göster

didn't say · said

Oh, okay.

1:33

Ah, tamam.

I'll go get her. Kalıp ifadeler

1:34

Gidip onu getireyim.

Kalıp ifadeler

go get her: gidip birini getirmek

Go get someone, bulunduğun yerden ayrılıp o kişiyi bulmak ve senin bulunduğun yere gelmesini sağlamak demektir. Bu cümlede get her, “gidip onu getirmek” veya “ona gelmesini söylemek” anlamındadır; “onu elde etmek” anlamında değildir. Günlük konuşmada temel hâldeki go, go get, go ask ve go see örneklerinde olduğu gibi doğrudan başka bir fiilin temel hâliyle kullanılabilir. Go hareketi, sonraki fiil ise bu hareketin amacını gösterir.

Alıştırma

Cümleyi “gidip yöneticiyi buraya getirmek” anlamına gelen iki kelimelik günlük ifadeyle tamamlayın: The manager can help. I'll ____ her.

Cevabı göster

go get

What is it, sweetheart?

1:37

Ne oldu, tatlım?

What is it, my little boo bear? Kelime

1:39

Ne oldu, benim minik ayıcığım?

Kelime

my little boo bear: sevecen bir hitap

My little boo bear, konuşanın değer verdiği biri için kullanılan, şakacı ve uydurulmuş gibi duran sevecen bir hitaptır. İşlevi “sevgilim” veya “küçüğüm” gibi sözlere benzer. Şefkat ifade ettiği için burada boo ve bear sözcüklerini ayrı ayrı gerçek anlamlarıyla yorumlamak gerekmez. Bu sahnede aşırı sevimli ifade, şefkatli bir bakıcının konuşma biçimini taklit eder. Resmî bir unvan, hayvan türü veya kişinin mutlaka günlük hayatta kullandığı adı değildir.

Alıştırma

Aile içi bir üsluba sahip bu cümlede my little boo bear büyük olasılıkla hangi işlevi görüyor?

  1. Kişinin resmî adını veriyor.
  2. Sevecen bir hitap olarak kullanılıyor.
  3. Gerçek bir ayı türünü adlandırıyor.
Cevabı göster

Sevecen bir hitap olarak kullanılıyor.

I said I want Mum.

1:42

Anne'yi istediğimi söyledim.

This is Mum.

1:44

Ben Anne'yim.

Can't you tell by my lovely voice? Ton ve niyet

1:46

Benim bu tatlı sesimden anlayamıyor musun?

Ton ve niyet

Can't you tell by ...?: bir ipucunu açık bir kanıt olarak sunmak

Can't you tell by + ipucu? “Bu ipucu cevabı anlaman veya çıkarman için yeterli değil mi?” demektir. Buradaki tell “anlamak, ayırt etmek”, by ise yargının dayandığı ipucunu belirtir. Bu olumsuz soru genellikle yetenek hakkında tarafsız bir soru değildir. Konuşan kişi ipucunun açık olduğunu düşünür; ses tonuna göre şakacı, şaşkın veya hafif eleştirel duyulabilir. Bu cümlede güzel sesin kanıt olarak gösterilmesi soruya şakacı bir ton verir.

Alıştırma

“Can't you tell by her voice?” diyen kişi ne ima eder?

  1. Konuşan kişi onun sesini duyamamaktadır.
  2. Konuşan kişi onun sesini betimlemek için izin istemektedir.
  3. Sesi cevabı açık hâle getirmelidir.
Cevabı göster

Sesi cevabı açık hâle getirmelidir.

Dad.

1:48

Baba.

Dad's not here,

1:49

Baban burada değil,

which is a shame, Dilbilgisi

1:51

ki bu çok yazık,

Dilbilgisi

which is a shame: önceki durumun tamamı hakkında yorum yapmak

Tam cümlecik, which + yorum yapısında which, virgülden önceki cümleciğin anlattığı durumun tamamına gönderme yapabilir. Burada Dad adlı kişiye değil, Dad'in burada olmadığı gerçeğine gönderme yapar. which is a shame ifadesindeki a shame, durumun üzücü veya hayal kırıklığı yaratıcı olduğunu belirtir; Dad'in utanç verici biri olduğunu söylemez. Virgül, which ile başlayan cümleciği ek ve sınırlayıcı olmayan bir yorum olarak işaretler.

Alıştırma

Durumun tamamının üzücü olduğunu eklemek için vurgulanan ifadeyi kullanın: The outdoor concert was cancelled, ____.

Cevabı göster

which is a shame

cuz he's such a handsome fellow, Dilbilgisi

1:52

çünkü o çok yakışıklı bir adam,

Dilbilgisi

such a handsome fellow: vurgulu bir değerlendirme

such a + sıfat + tekil sayılabilen isim kalıbı, bir kişi ya da şey hakkındaki genel değerlendirmeyi güçlendirir. Burada such a handsome fellow, onun çok yakışıklı bir adam olduğunu vurgulu ve biraz abartılı bir tonla anlatır. Fellow burada “adam” ya da “herif” anlamındadır. Konuşan kişi, başka biri onu övüyormuş gibi davrandığı için bu güçlü ifade kendini öven şakayı destekler.

Alıştırma

Cümleyi such kalıbını kullanarak tamamlayın: Maya is ____ thoughtful friend.

Cevabı göster

such a

with big strong muscles.

1:54

büyük ve güçlü kasları var.

That was Mum.

1:58

Az önceki Anne'ydi.

No, it wasn't.

2:00

Hayır, değildi.

That's not teasing. Ton ve niyet

2:01

Bu takılmak değildir.

Ton ve niyet

That's not teasing: bir etiketi reddetmek

That's not + isim veya -ing biçimi, bir eylem ya da duruma işaret eder ve birinin ona verdiği etiketi reddeder. That's not teasing, “Bu davranış dalga geçmek sayılmaz” anlamına gelir. Konuşan kişi davranışın gerçekleştiğini inkâr etmez. Diğer kişinin bu davranışı sınıflandırma biçimine karşı çıkarak kendini savunur.

Alıştırma

Birisi hatırlatmanızı şikâyet olarak nitelendiriyor. Bu sınıflandırmayı reddetmek için That's not + etiket kalıbını kullanın: ____ complaining; it's a reminder.

Cevabı göster

That's not