Dünyanın En Tehlikeli Sporu Hangisidir?: İngilizce çalışma notları

AsapSCIENCE

Öğrenme zorluğu
624 kelime 175 kel/dk

Video özeti: Video sporları yaralanma, ölüm ve beyin travmasının şiddetine göre karşılaştırıyor; yumruklar başı hedeflediği için boksu en tehlikeli spor sayıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. 4.3 times more likely to injure their ankle. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: göreli riski okuyup artan olasılığı toplam yaralanmayla karıştırmamak. 2. chronic traumatic encephalopathy or CTE, — Kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı: adı ve kısaltmayı tanıyıp tekrarlanan baş darbelerini kalıcı belirtilerle ilişkilendirmek. 3. At the end of the day, — Deyimler ve mecazlı ifadeler: gerçek zaman değil son değerlendirme işareti olduğunu anlayıp kanıtlardan boks sonucuna geçişi izlemek.

Bu derste

Humans have been playing sports for thousands of years Dilbilgisi

0:00

İnsanlar binlerce yıldır spor yapıyor;

Dilbilgisi

have been playing ... for thousands of years: bugüne kadar sürme

Have been playing, present perfect continuous yapısındadır: have + been + fiil-ing. Spor yapma etkinliğinin geçmişte başladığını ve uzun süre devam ederek bugüne ulaştığını gösterir. For thousands of years sürenin ne kadar olduğunu belirtir. Cümle, sporu geçmişte belirli bir zamanda bitmiş bir olay olarak değil, hâlâ süren bir insan etkinliği olarak sunar.

Alıştırma

play fiilinin present perfect continuous biçimini kullanın: Maya ____ the violin for five years, and she still practices every day.

Cevabı göster

has been playing

with injuries and sometimes even death being expected. Dilbilgisi

0:02

sakatlıklar, hatta bazen ölüm bile bunun beklenen sonuçları arasında yer alıyor.

Dilbilgisi

with injuries ... being expected: edilgen bir arka plan durumu

with ile başlayan ifade, ana anlatıma eşlik eden bir arka plan durumu ekler. Yapı with + isim öbeği + being + geçmiş zaman ortacıdır. injuries and sometimes even death isim öbeği, being expected yapısının mantıksal öznesidir fakat edilgen roldedir. İnsanlar bu sonuçları bekliyordu; yaralanmalar ve ölüm kendileri herhangi bir şey beklemiyordu.

Alıştırma

monitor fiilinin edilgen -ing biçimini kullanın: The online test continued, with every screen ____ by a teacher.

Cevabı göster

being monitored

But when we look at the physical consequences modern athletes endure, Dilbilgisi

0:06

Ama günümüz sporcularının ödediği fiziksel bedellere baktığımızda,

Dilbilgisi

consequences modern athletes endure: nesne görevindeki ilgi zamirinin atılması

consequences modern athletes endure ifadesinde modern athletes endure, hangi consequences ifadesinin kastedildiğini belirleyen tanımlayıcı bir ilgi yan cümlesidir. modern sözcüğünden önce that veya which gibi bir ilgi zamiri varmış ancak söylenmemiştir: the physical consequences (that/which) modern athletes endure. İlgi yan cümlesinde modern athletes özne, endure fiil, consequences ise yan cümlenin önüne alınmış nesnedir. İlgi zamiri nesne görevinde olduğu için İngilizcede atılabilir. Modern athletes, consequences için kullanılan başka bir ad değildir.

Alıştırma

'The challenges young swimmers face can be serious,' cümlesinde face fiilinin nesnesi hangisidir?

  1. the challenges
  2. young swimmers
  3. serious
Cevabı göster

the challenges

what is the most dangerous sport in the world? Anlatım akışı

0:09

dünyanın en tehlikeli sporu hangisi?

Anlatım akışı

what is the most dangerous sport in the world?: açıklamayı yönlendiren soru

Doğrudan sorulan what is the most dangerous sport in the world? sorusu, açıklamanın inceleyeceği temel konuyu ortaya koyar. Dinleyicilere bir karşılaştırmaya ve son yanıtı destekleyen kanıtlara dikkat etmeleri gerektiğini gösterir. Burada anlatıcı hemen bir yanıt almak için durmaz. Bu soru, konuyu çerçeveleyen retorik bir araçtır: merak uyandırır ve ardından gelen açıklamanın soruyu yanıtlaması beklenir. Bilgilendirici bir konuşmada bu tür bir açılış sorusu, sonrasında gelen bütün içerik için yol gösterici olur.

Alıştırma

Bir sunucu 'Why do some bridges sway in strong winds?' der ve ardından nedenleri açıklar. Bu sorunun işlevi nedir?

  1. Dinleyicilerden hemen oy vermelerini ister.
  2. Konuyu hava tahminlerine çevirir.
  3. Açıklamanın temel sorusunu ortaya koyar.
Cevabı göster

Açıklamanın temel sorusunu ortaya koyar.

If we simply look at who gets injured the most often, Dilbilgisi

0:12

Yalnızca en sık kimin sakatlandığına bakarsak,

Dilbilgisi

en sık kimin yaralandığı

Who gets injured the most often, look at ifadesinden sonra gelen gömülü bir soru yan tümcesidir. Yan tümcenin tamamı incelenen şeydir: yaralanma sıklığı en yüksek olan kişi ya da grubu belirlemeyi ister. Who, gets fiilinin öznesi olduğu için normal who gets ... dizilişi kullanılır ve do/does eklenmez. Gets injured, get ile kurulan edilgen yapıdır: who yaralanmaya neden olan değil, yaralanan veya yaralanmayı yaşayan taraftır. The most often, söz konusu kişi ya da gruplar arasındaki sıklığı karşılaştırır.

Alıştırma

Gömülü soru yan tümcesini “diğer herkesten daha sık yaralanan kişi veya grup” anlamına gelen sözcüklerle tamamlayın: The safety review will look at ____ during practice.

Cevabı göster

who gets injured the most often

US hospital data collected by the CPSC in 2016 Dilbilgisi

0:15

CPSC'nin 2016'da topladığı ABD hastane verileri

Dilbilgisi

CPSC tarafından toplanan veriler

Collected by the CPSC, data sözcüğünden sonra gelen bir geçmiş zaman ortaç öbeğidir. Bu, kısaltılmış edilgen bir ilgi yan tümcesidir: data collected by the CPSC, data that was collected by the CPSC anlamına gelir. Bu yapıda data eylemden etkilenir ve by ile başlayan öbek veriyi toplayanı belirtir. Bu kısa yapı, raporların that/which was yazmadan bir ismi tanımlamasını veya kapsamını daraltmasını sağlar.

Alıştırma

Cümleyi “that were approved by the committee” anlamına gelen kısaltılmış edilgen bir ilgi yan tümcesiyle tamamlayın: The plans ____ will be announced tomorrow.

Cevabı göster

approved by the committee

found that for males,

0:19

erkeklerde

football and soccer cause a significant proportion of injuries, Kalıp ifadeler

0:21

sakatlıkların önemli bir kısmına Amerikan futbolu ve futbolun yol açtığını,

Kalıp ifadeler

a significant proportion of: kayda değer bir bölümü

Bu cümlede a significant proportion of injuries, söz konusu tüm yaralanmaların kayda değer derecede büyük bir bölümünü ifade eder. Burada significant, miktarın azımsanmayacak kadar büyük olduğunu belirtir. Yapı, a significant proportion of + bütün grubu adlandıran isim biçimindedir. Gruptaki vakaların payını anlatır; her bireyin yaralanma olasılığını anlatmaz.

Alıştırma

Raporu, derste geçen ve «kayda değer derecede büyük bir bölüm» anlamına gelen tam ifadeyle tamamlayın: A ____ residents use public transport at least four days a week.

Cevabı göster

significant proportion of

while for women,

0:24

kadınlarda ise

soccer and baseball almost topped the list. Kalıp ifadeler

0:25

futbol ve beyzbolun neredeyse listenin başında yer aldığını gösterdi.

Kalıp ifadeler

almost topped the list: listenin başına geçmeye çok yaklaşmak

Burada topped the list, birinci sırada yer almak demektir. Almost bu iddiayı sınırlar: kadınlarda futbol ve beyzbol birinciliğe yaklaştı, ancak gerçekten birinci olmadı. Almost, topped the list sonucunun tamamını etkiler. Bu tür bir başarı ifadesiyle kullanıldığında almost genellikle sonuca yaklaşıldığını ama sonucun gerçekleşmediğini anlatır.

Alıştırma

Cümleyi, derste geçen ve «birinci sıraya yaklaştı ama birinci olamadı» anlamına gelen tam ifadeyle tamamlayın: The new design ____ in the customer poll.

Cevabı göster

almost topped the list

But the number one sport for both sexes was basketball,

0:28

Ancak her iki cinsiyette de listenin başında basketbol vardı;

with 190,453 injuries for men and 34,707 for women.

0:32

erkeklerde 190.453, kadınlarda ise 34.707 sakatlık kaydedilmişti.

A study of injuries among NBA athletes over a 17-year period

0:37

NBA oyuncularının 17 yıllık bir dönemde yaşadığı sakatlıkları inceleyen bir çalışma

found that lateral ankle sprains were the most common,

0:41

ayak bileğindeki dış yan bağ burkulmalarının en yaygın sakatlık olduğunu ortaya koyarken,

while a separate study

0:44

başka bir çalışma ise

found that those who wore shoes with air cells in the heel

0:45

topuk kısmında hava hücreleri bulunan ayakkabıları giyenlerin

were 4.3 times more likely to injure their ankle. Dilbilgisi

0:48

ayak bileklerini sakatlama olasılığının 4,3 kat daha yüksek olduğunu buldu.

Dilbilgisi

4.3 times more likely to injure their ankle ifadesinin anlamı

Bu cümlede 4.3 times more likely to injure their ankle, topuğunda hava hücreleri bulunan ayakkabıları giyen kişilerin ayak bileğini incitme olasılığını araştırmadaki referans grubun olasılığıyla karşılaştırır. Sayı + times more likely to + fiil kalıbı burada bir grubun olasılığının diğer gruba göre kaç kat olduğunu belirtmek için kullanılır. Bu, kesinlik değil göreli bir karşılaştırmadır. Olasılığın 4,3 olduğu, artışın 4,3 yüzde puan olduğu veya bu ayakkabıları giyen herkesin incineceği anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir raporda şu ifade yer alıyor: Group A was 4.3 times more likely to have an ankle injury than Group B. Bu ne anlama gelir?

  1. A Grubunun tam olarak %4,3'ü ayak bileğini incitti.
  2. A Grubundaki herkes ayak bileğini incitti.
  3. A Grubunun olasılığı B Grubundan 4,3 yüzde puan daha yüksekti.
  4. A Grubunun olasılığı B Grubunun olasılığının yaklaşık 4,3 katıydı.
Cevabı göster

A Grubunun olasılığı B Grubunun olasılığının yaklaşık 4,3 katıydı.

So you might want to ditch your Nike Airs. Notlar

0:51

Bu yüzden Nike Air ayakkabılarınızı rafa kaldırmak isteyebilirsiniz.

Ton ve niyet

Yumuşatılmış bir öneri olarak might want to

might want to ifadesindeki might, esas olarak bir şeyi isteme konusunda belirsizlik anlatmaz. Tüm ifade dolaylı bir öneri işlevi görür: konuşan kişi ayakkabıları bırakmayı önerirken dinleyiciye seçim payı tanır. Öğüdü veya uyarıyı should ya da emir cümlesinden daha az buyurgan hâle getirmek için might want to + fiilin yalın hâli kullanılır. Sözcükler yüzeyde yumuşaktır, ancak bağlam ve ton öneriyi yine de ciddi kılabilir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki might ile başlayan üç sözcüklü yumuşatma ifadesiyle tamamlayın: The trail gets slippery after rain, so you ____ wear boots.

Cevabı göster

might want to

Kelime

ditch: bir şeyi kullanmayı gündelik biçimde bırakmak

Bu cümlede ditch, “kullanmayı bırakmak veya elden çıkarmak” anlamına gelen gündelik bir fiildir. Buradaki tavsiye, Nike Airs ayakkabılarını bir hendeğe koymak değil, artık giymemektir. Nesnesi bir eşya, plan veya alışkanlık olduğunda ditch çoğu zaman ondan hızlı ve kararlı biçimde vazgeçme anlamı taşır.

Alıştırma

Hangi cümlede ditch, gündelik biçimde “bir şeyi kullanmayı bırakmak veya ondan kurtulmak” anlamında kullanılmıştır?

  1. The workers dug a ditch beside the road before the rain.
  2. Maya decided to ditch the paper map and use GPS instead.
  3. Maya stitched the torn pocket before wearing the jacket.
Cevabı göster

Maya decided to ditch the paper map and use GPS instead.

But minor injuries can happen for any sport

0:53

Ama her sporda ufak tefek sakatlıklar yaşanabilir

and hardly deserve the title of most dangerous. Kalıp ifadeler

0:56

ve bunlar, bir spora “en tehlikeli” unvanını vermeye pek yetmez.

Kalıp ifadeler

hardly deserve the title of: bir unvanı neredeyse hiç hak etmemek

Burada hardly, “neredeyse hiç” anlamına gelir; dolayısıyla küçük sakatlıklar most dangerous etiketini neredeyse hiç hak etmez. Bu ifade, eldeki kanıtların böyle bir tanımı haklı çıkaracak kadar güçlü olup olmadığını sorgular. X hardly deserve(s) the title of Y kalıbı güçlü bir kuşkucu değerlendirme yapar: X, Y adını, derecesini veya statüsünü almaya hiç uygun olmama noktasına yakındır.

Alıştırma

İngilizce cümleyi dersteki ifadenin aynısıyla tamamlayın: After only one small update, these changes ____ a major innovation.

Cevabı göster

hardly deserve the title of

Like curling, for example,

0:59

Örneğin curling sporunun

which has a higher injury rate than speed skating and luge. Dilbilgisi

1:00

sakatlanma oranı sürat pateni ve luge sporuna göre daha yüksektir.

Dilbilgisi

a higher injury rate than: ölçülebilir bir oranı karşılaştırma

a higher injury rate than ifadesinde higher, injury rate ad öbeğini than sonrasında belirtilen unsurların oranlarıyla karşılaştırır. Kalıp a + karşılaştırma sıfatı + ölçülebilir ad + than + karşılaştırılan unsur şeklindedir. Burada ölçülen şey yaralanmaların ne sıklıkta gerçekleştiğidir; ne kadar ağır ya da ölümcül oldukları değildir. Bu kalıp cost, error rate veya service level gibi ölçülerle de kullanılabilir.

Alıştırma

Parantez içindeki sözcüklerle higher + ölçülebilir ad + than kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: The new model has ____ the old one. (a / higher / failure rate / than)

Cevabı göster

a higher failure rate than

Or snowboarding where 8% of injuries take place Öbek fiiller

1:04

Ya da snowboard yaparken yaşanan sakatlıkların %8'i

when loading or unloading off the ski lift, Dilbilgisi

1:06

telesiyeje binerken veya telesiyejden inerken meydana gelir;

Öbek fiiller

take place: happen anlamı

take place ifadesindeki iki sözcük, happen veya occur anlamına gelen geçişsiz bir deyim oluşturur. Bu cümlede, yaralanmaların %8'inin telesiyej kullanım sürecinin hangi aşamasında gerçekleştiğini belirtir. Özne 8% of injuries ifadesidir; place, alınan bir yer anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilir kalıp olay veya kaza + take place + zaman ya da yer ifadesidir; fiil zaman ve özne uyumuna göre değiştirilir.

Alıştırma

Cümleyi happen anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The workshop will ____ in the main hall at noon.

Cevabı göster

take place

Dilbilgisi

Kısaltılmış zaman yan cümlesi: when loading or unloading

When loading or unloading, kısaltılmış bir zaman yan cümlesidir: when sözcüğünü -ing biçimi izlerken özne ve be fiilinin bir biçimi belirtilmez. Burada yaklaşık olarak when snowboarders are loading or unloading şeklinde açılabilir. Kayak lifti bağlamında loading ve unloading, yük taşımayı değil lifte binmeyi ve liftten inmeyi ifade eder. Bu kullanım, yaralanmaların etkinliğin bu aşamalarında gerçekleştiğini belirtir.

Alıştırma

Bu cümlede when loading or unloading ne anlama geliyor?

  1. Snowboard yapanlar kayak liftine binerken veya liftten inerken
  2. Kayak lifti bir kamyona yüklenirken veya kamyondan indirilirken
  3. Çalışanlar kayak liftine mal yüklerken veya liftten mal indirirken
Cevabı göster

Snowboard yapanlar kayak liftine binerken veya liftten inerken

as the lifts are actually designed for skiers.

1:09

çünkü telesiyejler aslında kayakçılar için tasarlanmıştır.

Luge,

1:12

Luge ise,

which involves riding a sled laying on your back Dilbilgisi

1:12

sırtüstü uzanarak bir kızakla kaydığınız

Dilbilgisi

laying on your back ile lying on your back farkı

Altyazıdaki laying on your back, sporcunun yüzü yukarı bakacak şekilde yatışını anlatıyor. Standart yazılı İngilizcede beklenen biçim lying on your back olur; çünkü lie, dinlenme veya yatay konumda bulunmak anlamına gelir ve doğrudan nesne almaz. Lay, bir şeyi bir yere koymak anlamına gelir ve normalde nesne ister: lay the sled on the ground. Bu fiilin -ing biçimi laying olur. Lie fiilinin -ing biçimi ise lying olduğundan standart anlatım riding a sled while lying on your back şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi lie fiilinin standart -ing biçimiyle tamamlayın: During the exercise, Maya was ____ on her back.

Cevabı göster

lying

at speeds of up to 150 km/h, Kalıp ifadeler

1:14

ve saatte 150 km'ye varan hızlara ulaştığınız bir spordur;

will put you at a 40% risk of injury. Kalıp ifadeler

1:17

sakatlanma riskiniz de %40'tır.

Kalıp ifadeler

at speeds of up to 150 km/h: üst sınır belirtme

at speeds of up to 150 km/h ifadesinde at speeds of açıklanan hız ölçüsünü tanıtır, up to ise 150 km/h değerini üst sınır olarak belirler. Bu, kızağın her zaman 150 km/h hızla gittiği anlamına gelmez. Hızı daha düşük olabilir, ancak en fazla bu değere ulaşabilir.

Alıştırma

Maksimum hız bildiren kalıpla cümleyi tamamlayın: This train can travel ____ 300 km/h.

Cevabı göster

at speeds of up to

Kalıp ifadeler

put you at a 40% risk of injury: neden olunan riski ifade etme

Put you at a 40% risk of injury, etkinliğin sizi tahminen %40 yaralanma olasılığıyla karşı karşıya bıraktığı anlamına gelir. Burada put, fiziksel olarak bir şeyi bir yere koymak değil, bir duruma neden olmak anlamındadır. Yeniden kullanılabilir yapı put + kişi + at + risk düzeyi + of + istenmeyen sonuç biçimindedir. Bu yapı, özneyi riskin nedeni olarak gösterir.

Alıştırma

Risk ifadesini put + you + at kullanarak tamamlayın: Skipping the safety check could ____ a higher risk of injury.

Cevabı göster

put you at

However, only 4% of those injuries

1:20

Ancak bu sakatlıkların yalnızca %4'ü

result in missing more than one day of practice. Kalıp ifadeler

1:22

bir günden fazla antrenman kaçırmaya yol açar.

Kalıp ifadeler

Sonuç bildiren result in + -ing

Burada result in, sakatlanmaların sonucunu tanıtır. Sonuç missing more than one day of practice olduğundan, result in missing bu sakatlanmaların söz konusu devamsızlığa neden olduğu anlamına gelir. result in ifadesindeki in bir edattır. Ardından bir ad öbeği veya -ing biçimi gelebilir: result in delays; result in missing practice. Bu yapı, neden-sonuç ilişkisini tarafsız ve çözümleyici biçimde açıklarken yaygındır.

Alıştırma

Cümleyi result içeren ve “neden olmak” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: A power outage can ____ losing unsaved work.

Cevabı göster

result in

So, what about death? Anlatım akışı

1:25

Peki ya ölüm?

Anlatım akışı

So, what about ...? ile tartışmanın odağını değiştirmek

So, bu soruyu önceki noktaya bağlar ve savın bir sonraki aşamasına geçildiğini gösterir. What about death? ölümü riski değerlendirmek için başka bir ölçüt olarak tanıtır ve bakış açısını sıradan sakatlanmalardan mümkün olan en ciddi sonuca taşır. Burada what about bir şikâyet ifade etmez. Dinleyicilerden ilgili bir unsuru daha tartışmaya katmalarını ister.

Alıştırma

Tartışmanın odağını değiştiren soruyu tamamlayın: The design looks attractive. So, ____ safety?

Cevabı göster

what about

In terms of fatalities, Anlatım akışı

1:26

Ölümlere bakıldığında,

Anlatım akışı

Karşılaştırma ölçütünü In terms of fatalities, ile belirlemek

In terms of fatalities, ardından gelen karşılaştırmada ölçüt olarak ölüm sayılarının kullanıldığını belirtir. Burada fatalities, bir raporda sayılan ölümleri ifade eder. Bu ifade, ‘özellikle ölüm sayısına baktığımızda’ demektir; ‘ölümle ilgili her şey hakkında’ anlamına gelmez. Bu giriş, hangi ölçütün önemli olduğunu dinleyiciye önceden söyleyerek bilgiyi düzenler. in terms of + isim veya isim grubu yapısıyla karşılaştırma ölçütü maliyet, hız, güvenlik ya da başka belirgin bir ölçüte çevrilebilir.

Alıştırma

Hangi cümle sınav puanlarını açıkça karşılaştırma ölçütü yapıyor?

  1. Because of its new study plan, Class A improved more.
  2. In terms of test scores, Class A improved more.
  3. Regarding the test, Class A improved more.
Cevabı göster

In terms of test scores, Class A improved more.

a report from the National Center for Catastrophic Sport Injury Research

1:28

Ulusal Katastrofik Spor Yaralanmaları Araştırma Merkezinin hazırladığı bir rapor

found that between 1982 and 2016,

1:31

1982 ile 2016 yılları arasında

the most fatalities in high school sports

1:35

lise sporlarında en fazla ölümün

came from football with 133 deaths.

1:37

133 can kaybıyla Amerikan futbolunda yaşandığını ortaya koydu.

However, that rate is 0.39 per every 100,000 individuals, Dilbilgisi

1:40

Ancak bu oran her 100.000 kişide yalnızca 0,39'dur;

Dilbilgisi

per every 100,000 yerine per 100,000 kullanmak

Oran anlaşılır, ancak burada per every gereksiz bir tekrardır. Per zaten ‘her biri için’ anlamına gelir; bu nedenle düzenlenmiş bir metindeki standart biçim 0.39 per 100,000 individuals olur. Bu düzeltme bildirilen değeri değil, yalnızca ifadeyi değiştirir. İki yaygın yapıyı ayrı tutun: ondalık bir oranın ardından per ve nüfus büyüklüğü gelir; belirtilen bir sayının ardından ise one case for every 100,000 people örneğindeki gibi for every ve bir grup gelir.

Alıştırma

Düzenlenmiş bir istatistik raporu için en doğal biçimi hangi cümle kullanıyor?

  1. The city recorded 2.4 incidents per 100,000 residents.
  2. The city recorded 2.4 incidents per every 100,000 residents.
  3. The city recorded 2.4 incidents every 100,000 residents.
Cevabı göster

The city recorded 2.4 incidents per 100,000 residents.

given that football is the most popular American sport. Dilbilgisi

1:45

zira Amerikan futbolu ABD'nin en popüler sporudur.

Dilbilgisi

given that: kabul edilmiş bir gerçeği sunmak

Bu cümlede given that, Amerikan futbolunun Amerika'daki en popüler spor olduğu yönündeki yerleşik gerçeği sunar. Bu gerçek, ana cümledeki düşük oranı yorumlamak için arka plan sağlar. given that + yan cümle, bilinen veya kabul edilen bir gerçek bir sonucu açıklamaya ya da sınırlandırmaya yardımcı olduğunda kullanılır. Burada “eğer” değil, “şu gerçek göz önüne alındığında” anlamındadır.

Alıştırma

Kabul edilmiş bir gerçeği arka plan olarak sunan, dersteki iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The delay was understandable, ____ the roads were covered in ice.

Cevabı göster

given that

Regardless, sports like football and hockey

1:49

Yine de Amerikan futbolu ve buz hokeyi gibi sporlar

often rank as some of the most dangerous sports Kalıp ifadeler

1:51

çoğu zaman en tehlikeli sporlar arasında gösterilir,

Kalıp ifadeler

rank as: bir düzey veya kategoride değerlendirilmek

Bu cümlede rank as, belirli bir düzeye veya kategoriye “ait sayılmak” anlamındadır. Amerikan futbolu ve hokey değerlendirilen şeylerdir; bir listeyi etkin biçimde sıralayan taraf değildir. Kalıp, özne + rank as + kategori veya statü ifadesi şeklindedir; rank as one of the safest options buna örnektir. Sıralamalarda, incelemelerde ve karşılaştırmalarda kullanışlıdır.

Alıştırma

“……sayılmak” anlamındaki, derste geçen iki sözcüklü rank ifadesiyle cümleyi tamamlayın: This neighborhood café ____ one of the best places for breakfast.

Cevabı göster

ranks as

because of the constant collisions and hits at top speeds,

1:53

çünkü sürekli yaşanan çarpışmalar ve yüksek hızda alınan darbeler

leading to a variety of injuries including concussions. Dilbilgisi

1:57

beyin sarsıntısı da dâhil çeşitli yaralanmalara yol açar.

Dilbilgisi

leading to ... including concussions: sonuç ve örnek

Virgülle ayrılan leading to ... biçimindeki -ing öbeği, daha önce anlatılan sürekli ve yüksek hızlı çarpışmaların sonucunu sunar. Burada lead to, “neden olmak” veya “yol açmak” anlamına gelir; leading mantıksal olarak yalnızca en yakın isme değil, önceki durumun tamamına bağlanır. Bu sonucun içinde including concussions, daha geniş yaralanma grubundan bir örnek verir. Beyin sarsıntılarının tek yaralanma türü olduğunu söylemez.

Alıştırma

Cümleyi, lead fiilinden oluşan ve sonuç bildiren iki kelimelik -ing bağlayıcısıyla tamamlayın: A server failed during the night, ____ delays for customers the next morning.

Cevabı göster

leading to

In fact, autopsies of many former athletes

2:00

Nitekim birçok eski sporcuya yapılan otopsiler

have revealed that they had chronic traumatic encephalopathy or CTE, Kültür

2:02

bu kişilerde kronik travmatik ensefalopati, yani CTE bulunduğunu gösterdi;

a disease that people with multiple head injuries can get.

2:06

bu hastalık, birden fazla kafa travması geçiren kişilerde görülebilir.

Kültür

chronic traumatic encephalopathy, yani CTE

Chronic traumatic encephalopathy tam tıbbi addır; CTE ise baş harflerden oluşan ve harf harf okunan kısaltmadır. Bu cümlede or, farklı bir hastalığı değil, aynı hastalığın daha kısa alternatif adını tanıtır. CTE, tekrarlanan kafa travmasıyla ilişkili belirli bir kronik beyin hastalığıdır. Her beyin sarsıntısının veya tek bir kafa yaralanmasının genel adı değildir. Bu ayrım, anlatımın neden çarpışmalardan olası uzun vadeli belirtilere geçtiğini anlamak için yeterlidir.

Alıştırma

Cümlede CTE neyi ifade ediyor?

  1. Her beyin sarsıntısının genel adı
  2. Tek bir çarpışmadan sonra geçici olarak hissedilen baş dönmesi
  3. Tekrarlanan kafa travmasıyla ilişkili belirli bir kronik beyin hastalığı
Cevabı göster

Tekrarlanan kafa travmasıyla ilişkili belirli bir kronik beyin hastalığı

It can lead to weakness in the lower limbs,

2:09

Bu hastalık alt uzuvlarda güçsüzlüğe,

hesitancy of speech, unsteadiness,

2:11

konuşma tutukluğuna, denge kaybına,

mood problems and difficulty thinking.

2:14

ruh hâli sorunlarına ve düşünme güçlüğüne yol açabilir.

These are the results of brain atrophy

2:16

Bunlar beyin atrofisinin

and deposits of protein in the brain,

2:18

ve beyindeki protein birikintilerinin sonuçlarıdır;

and brain injuries are actually the leading cause of death from sports. Kalıp ifadeler

2:20

aslında spor kaynaklı ölümlerin başlıca nedeni de beyin yaralanmalarıdır.

Kalıp ifadeler

the leading cause of death: birinci ölüm nedeni

Bu cümlede the leading cause of death, ilgili karşılaştırmada diğer tüm nedenlerden daha fazla ölüme yol açan neden anlamına gelir. Buradaki leading, “birinci sıradaki” veya “en önemli” demektir; “yol gösteren” ya da “önde giden” anlamında değildir. Kalıp, the leading cause of + isim biçimindedir: the leading cause of death, injury veya illness. The, birinci sırada tek bir neden olduğunu belirtir; bu nedenle iddia genellikle belirtilmiş ya da bağlamdan anlaşılan bir nüfusa, yere, döneme ve veri kümesine dayanır.

Alıştırma

Resmî raporu, “insanların ölmesinin bir numaralı nedeni” anlamındaki tam ifadeyle tamamlayın: In this region, heart disease is ____.

Cevabı göster

the leading cause of death

This leads us to the actual most dangerous sport, Anlatım akışı

2:24

Böylece gerçek anlamda en tehlikeli spora geliyoruz;

which when considering all factors, Dilbilgisi

2:27

tüm etkenler hesaba katıldığında,

turns out to be a combat sport. Öbek fiiller

2:29

bunun bir dövüş sporu olduğu ortaya çıkıyor.

Anlatım akışı

This leads us to ...: Bu bizi ... noktasına götürür

Buradaki This, önceki karşılaştırma ve kanıtlar zincirine gönderme yapar. Bu önceki bilgileri, sırada gelecek şeyin dayanaklarından biri olarak bir araya getirir. Ardından This leads us to, çıkarıma dayalı bir geçişe işaret eder: kanıtlar dinleyiciyi bir sonraki sonuca veya konuya yöneltir. Kalıp This leads us to + isim öbeği biçimindedir; bu isim öbeği çoğu zaman bir soruyu, sonucu veya sonraki konuyu adlandırır. İnsanları fiziksel olarak bir yere götürmeyi anlatmaz.

Alıştırma

Bir konuşmacı “The tests all succeeded. This leads us to our final recommendation.” diyor. This leads us to neyi gösterir?

  1. Önceki kanıtlar öneriye giden mantıksal bir yol sunuyor.
  2. Konuşmacı dinleyicileri fiziksel bir yere götürüyor.
  3. Konuşmacı ilgisiz bir konuya geçiyor.
Cevabı göster

Önceki kanıtlar öneriye giden mantıksal bir yol sunuyor.

Dilbilgisi

when considering all factors: her ölçütü değerlendirmek

when considering all factors, when ile başlayan kısaltılmış bir yan cümledir. Örtük anlamı “when we are considering all the relevant facts or criteria” şeklindedir; bu anlam daha basit olarak “when we consider all factors” diye de ifade edilir. Burada ifade, sonuca nasıl ulaşıldığını gösterir: konuşmacı yaralanma sıklığını, ölüm riskini ve yaralanmaların ciddiyetini birlikte değerlendirir; yalnızca tek bir sayıya dayanmaz. when belirli bir anı değil, sonucun geçerli olduğu koşulu veya bakış açısını çerçeveler.

Alıştırma

İngilizce cümleyi “her önemli ölçütü değerlendirirken” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: ____, we chose the safer route.

Cevabı göster

When considering all factors

Öbek fiiller

turns out to be: sonradan ortaya çıkan sonuç

turns out to be ifadesinden sonra bir isim veya sıfat geldiğinde, “sonunda ... olduğu keşfedilir veya anlaşılır” anlamına gelir. Araştırma, karşılaştırma ya da olayların ilerlemesinden sonra netleşen bir sonucu sunar. Burada which, sporu belirtir ve turns out to be a combat sport, bütün etkenler değerlendirildikten sonraki nihai tanımlamayı açıklar. Bu ifadede turn fiziksel bir dönme hareketini anlatmaz.

Alıştırma

İngilizce cümleyi sonradan ortaya çıkan bir sonucu anlatan hedef ifadeyle tamamlayın: In the final chapter, the mystery caller ____ Mia's brother.

Cevabı göster

turns out to be

And while you might be thinking of mixed martial arts or MMA, Anlatım akışı

2:31

Aklınıza karma dövüş sanatları, yani MMA gelebilir,

it turns out that boxing is actually the most dangerous.

2:35

ama aslında en tehlikeli sporun boks olduğu anlaşılıyor.

Anlatım akışı

while you might be thinking of ...: bir tahmini öngörüp tersine çevirmek

While you might be thinking of ... önce dinleyicinin aklından geçmesi muhtemel yanıtı kabul eder. Might, konuşmacının dinleyicilerin ne düşündüğünü kesin olarak bildiğini iddia etmek yerine bu tahmini ihtiyatlı hâle getirir. Ardından ana cümle karşıt bir sonuç verir. Burada while, zaman bildiren “-iken” anlamında değil, “her ne kadar” ya da “-se de” anlamındadır; bu yapı dinleyiciyi beklenen düşünceden bir düzeltmeye veya şaşırtıcı sonuca yönlendirir.

Alıştırma

Hangi cümle, dinleyicinin olası tahminini önceden belirtmek ve ardından bunu karşıt bir sonuçla değiştirmek için while kullanıyor?

  1. While I was checking the price, you calculated the time required.
  2. While you might be thinking of the price, the hidden cost is actually the time required.
  3. Because you might be thinking of the price, the hidden cost is actually the time required.
Cevabı göster

While you might be thinking of the price, the hidden cost is actually the time required.

The University of Alberta

2:38

Alberta Üniversitesi

using medical data after matches

2:40

müsabakalardan sonra elde edilen tıbbi verileri kullanarak

found that although 60% of MMA fighters sustained injuries Notlar

2:42

MMA dövüşçülerinin %60'ının sakatlandığını,

versus 50% of boxers,

2:46

boksörlerde ise bu oranın %50 olduğunu,

MMA injuries were less severe.

2:48

ancak MMA kaynaklı sakatlıkların daha hafif olduğunu ortaya koydu.

Dilbilgisi

Although ... MMA injuries were less severe: ödünleyici karşıtlık

Although, ödünleme bildiren bir yan cümle başlatır: MMA dövüşçülerinin %60'ı sakatlanırken boksörlerde bu oran %50'dir. Daha yüksek sakatlanma oranı, MMA sakatlanmalarının daha ağır olduğu beklentisini doğurur. Ana cümle olan MMA injuries were less severe bu beklentiyi tersine çevirir ve yazarın asıl noktasını taşır. Karşılaştırmaları okurken sakatlanmanın ne sıklıkta gerçekleştiğini gösteren görülme oranını, ne kadar ağır olduğunu gösteren şiddetten ayırın; although ilk olguyu nihai sonuç değil, arka plandaki bir ödünleme olarak işaretler.

Alıştırma

Daha yüksek sıklığı bir ödünleme olarak göstermek için cümleyi although ile tamamlayın: ____ the alarms occurred more often, they caused less disruption.

Cevabı göster

Although

7% of boxers had either loss of consciousness Kalıp ifadeler

2:50

Boksörlerin %7'si ya bilincini kaybetti

or suffered serious eye injury during fights

2:53

ya da dövüş sırasında ciddi bir göz yaralanması geçirdi;

Kalıp ifadeler

sustained injuries ... suffered serious eye injury: resmî yaralanma eşdizimleri

Yaralanma raporlarında sustain an injury, fiziksel bir yaralanmaya maruz kalmak anlamına gelir. Sustained injuries, yaralanmaların gerçekleştiğini tarafsız biçimde kaydeder; sustain burada sürdürmek anlamına gelmez. Suffer an injury de fiziksel bir yaralanma yaşamak anlamına gelir, ancak yaralanan kişiye ve onun katlandığı zarara biraz daha fazla odaklanır. Her iki kullanım da tıbbi, sportif, kaza ve haber raporlarında doğal ve resmî eşdizimlerdir.

Alıştırma

Hangi cümlede iki resmî yaralanma eşdizimi de doğru kullanılmıştır?

  1. Three passengers maintained minor injuries, while the driver suffered a serious eye.
  2. Three passengers sustained minor injuries, while the driver suffered a serious eye injury.
  3. Three passengers sustained from minor injuries, while the driver suffered with a serious eye injury.
Cevabı göster

Three passengers sustained minor injuries, while the driver suffered a serious eye injury.

Kalıp ifadeler

tıbbi bir isim öbeği olarak loss of consciousness

Loss of consciousness, kişinin bir süre uyanık veya çevresinin farkında olmadığı ve normal biçimde tepki veremediği durumu anlatan kalıplaşmış bir isim öbeğidir. Tıbbi ve kaza bağlamlarında bayılmayı ya da bilinçsiz olmayı ifade eder; ahlaki farkındalığın veya öz bilginin kaybını anlatmaz. Bu ifade olayı bir isim olarak paketler; böylece sonuç ölçülebilir, listelenebilir veya kaydedilebilir: a brief loss of consciousness, after loss of consciousness.

Alıştırma

Tıbbi öneriyi kalıplaşmış isim öbeğiyle tamamlayın: Any ____ after a head injury should be taken seriously.

Cevabı göster

loss of consciousness

compared to only 4% of MMA fighters.

2:56

MMA dövüşçülerinde ise bu oran yalnızca %4'tü.

The study attributes this to MMA style fighting, Kalıp ifadeler

2:59

Araştırma bunu MMA tarzı dövüşe bağlıyor;

Kalıp ifadeler

Resmî nedensel açıklamalarda attribute A to B

attribute A to B yapısında A gözlenen sonuç, B ise öne sürülen nedendir. Altyazıda this, daha önce belirtilen yaralanma örüntüsüne gönderme yapar; MMA style fighting ise çalışmanın sunduğu açıklamadır. Bu fiil nedensel bir yorumu aktarır; nedenselliği tek başına kanıtlamaz. The study öznesi, bu ilişkilendirmeyi kimin yaptığını gösterir.

Alıştırma

Cümleyi attribute fiilinin doğru biçimi ve gerektirdiği edatla tamamlayın: The study ____ the improvement ____ better training.

Cevabı göster

attributes · to

which involves hitting various areas of the body,

3:01

bu dövüşte vücudun çeşitli bölgelerine vurulurken,

whereas boxing focuses on the head. Dilbilgisi

3:04

boks ise başa odaklanır.

Dilbilgisi

Yan cümleler arasında doğrudan karşıtlık kuran whereas

Whereas iki yan cümleyi birbirine bağlar ve doğrudan bir karşıtlık belirtir. Burada bir yan cümle MMA'in vücudun çeşitli bölgelerine vurmayı içerdiğini, diğeri ise boksun başa odaklandığını söyler. Karşılaştırmayı X, whereas Y biçiminde düzenler ve iki olgu arasındaki farkı öne çıkarır. Bu cümlede bir şey olurken anlamında zaman ilişkisi kurmaz.

Alıştırma

Cümleyi whereas ile tamamlayın: The first route is shorter, ____ the second is safer.

Cevabı göster

whereas

And boxers seem to present worse symptoms Kelime

3:07

Üstelik boksörlerdeki CTE belirtileri

of CTE than even athletes in football.

3:09

Amerikan futbolu oyuncularındakinden bile daha ağır görünüyor.

Kelime

Tıp İngilizcesinde present worse symptoms of CTE

Resmî tıp veya araştırma İngilizcesinde present fiili “göstermek” ya da “sergilemek” anlamına gelebilir. Burada present worse symptoms of CTE, boksörlerin daha ağır CTE belirtileri gösteriyor gibi görünmesi demektir. Kalıp özne + present + belirti(ler) şeklindedir. seem to ifadeyi temkinli tutar: mutlak bir olgudan ziyade gözlemlenen bir eğilimi anlatır.

Alıştırma

Bu araştırma cümlesinde present worse symptoms of CTE ne anlama gelir?

  1. CTE belirtileri hakkında sunum yapmak
  2. Ağır CTE belirtilerini tedavi etmek
  3. Daha ağır CTE belirtileri göstermek
Cevabı göster

Daha ağır CTE belirtileri göstermek

This is likely because of the rotational force of hook punches Anlatım akışı

3:12

Bunun nedeni muhtemelen kroşe yumrukların yarattığı dönme kuvvetinin

compared to the linear force in football,

3:15

Amerikan futbolundaki doğrusal kuvvete kıyasla

which may make the brain trauma worse.

3:17

beyin travmasını daha da ağırlaştırabilmesidir.

Anlatım akışı

Olası bir neden için is likely because of

This is likely because of + isim öbeği kalıbı bilgiyi iki adımda düzenler: This az önce belirtilen sonuca gönderme yapar, because of ise öne sürülen nedeni tanıtır. Likely bütün neden-sonuç bağını yumuşatır. Konuşan kişi kuvvet farkını kanıtlanmış bir neden değil, olası bir açıklama olarak ele alır. because of sonrasında isim öbeği kullanılır. Tam bir cümlecikten önce because kullanılır.

Alıştırma

Bir bilim insanının, bir nedeni olası kılan kanıtları var ancak neden henüz kanıtlanmış değil. Hangi cümle bu kesinlik düzeyine en iyi uyar?

  1. The change is because of reduced sunlight.
  2. The change is likely because of reduced sunlight.
  3. The change may be because of reduced sunlight.
Cevabı göster

The change is likely because of reduced sunlight.

At the end of the day, Deyimler

3:19

Sonuçta,

Deyimler

Nihai yargı sinyali olarak At the end of the day

Bu cümlede At the end of the day, “her şeyi göz önünde bulundurduktan sonra” veya “sonuçta” anlamına gelen bir deyimdir. Akşam vaktini belirtmez. Ana sonuçtan önce kullanılıp virgülle ayrıldığında, konuşmacının ayrıntıları bir kenara bırakarak en önemli nihai yargıyı vereceğini gösterir.

Alıştırma

“At the end of the day, we need a plan everyone can follow.” cümlesinde baştaki ifade neyi gösterir?

  1. Konuşmacı durumu değerlendirdikten sonra nihai bir yargı sunuyor.
  2. Konuşmacı planın tam olarak hangi saatte gerektiğini belirtiyor.
  3. Konuşmacı her akşam olan bir şeyi anlatıyor.
Cevabı göster

Konuşmacı durumu değerlendirdikten sonra nihai bir yargı sunuyor.

a punch to the head during a boxing match

3:20

bir boks maçında başa atılan bir yumruğun kuvveti

can range anywhere from 650 to 1,100 lb of force, Dilbilgisi

3:22

650 ila 1.100 libre-kuvvet arasında değişebilir;

Dilbilgisi

Aralık belirten range anywhere from 650 to 1,100 lb of force

range from A to B kalıbı bir alt sınır ve bir üst sınır verir. Burada 650 alt uç, 1,100 lb of force ise üst uçtur. Anywhere vurgu ekler: Gerçek miktar değişebilir ve bu aralığın içindeki birçok noktada bulunabilir. Burada bir yeri ifade etmez. lb of force birimi aralığın tamamı için geçerlidir.

Alıştırma

İngilizce cümleyi range anywhere from A to B kalıbının tamamını kullanarak tamamlayın: Battery life can range ____ 8 ____ 14 hours, depending on use.

Cevabı göster

anywhere from · to

making boxing arguably the most dangerous sport in the world. Notlar

3:27

bu yüzden boksun dünyanın en tehlikeli sporu olduğu söylenebilir.

Dilbilgisi

Sonuç bildiren making + nesne + tümleç yapısı

Burada making, önceki olgunun desteklediği sonucu veya yargıyı sunar. Yumruğun belirtilen kuvveti kanıttır; bundan çıkan değerlendirme ise boksun makul gerekçelerle dünyanın en tehlikeli sporu sayılabileceğidir. Making burada boksu ‘yaratmak’ anlamına gelmez. Kalıp making + nesne + tümleç biçimindedir: boxing nesnedir; arguably the most dangerous sport in the world ise boksun ne olarak değerlendirildiğini anlatan tümleçtir. Bu sonuç bildiren ortaç yan cümlesi, bir nedeni, olguyu veya kanıtı onun sonucu ya da değerlendirmesiyle kısa biçimde bağlar.

Alıştırma

Sonuç cümleciğini making + nesne + tümleç kalıbını oluşturan -ing biçimiyle tamamlayın: The new schedule gives everyone a longer lunch break, ____ the workday less stressful.

Cevabı göster

making

Kelime

arguably: savunulabilir fakat tartışılabilir bir iddia

Bu cümlede arguably, the most dangerous sport biçimindeki üstünlük bildiren iddiayı niteler. Bu iddiayı öne sürmek için makul gerekçeler bulunduğunu, ancak başkalarının kanıtları farklı değerlendirebileceğini kabul eder. Konuşan kişi arguably ile kanıta dayalı bir yorumu tartışılmaz gerçek olarak sunmadan ifade eder. Sözcük, gerekçeli bir iddiayı desteklerken görüş ayrılığına da yer bırakır.

Alıştırma

Hangi cümlede arguably, savunulabilir fakat tartışılabilir bir değerlendirme yapmak için doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. The forecast says it will arguably rain before noon.
  2. I arguably left my keys on the kitchen table, but I am not sure.
  3. Because it serves every neighborhood for free, the library is arguably the city's most valuable public service.
Cevabı göster

Because it serves every neighborhood for free, the library is arguably the city's most valuable public service.

So I guess I should stop getting up early every morning

3:31

Sanırım artık her sabah erkenden kalkıp

and boxing for an hour.

3:33

bir saat boks yapmayı bırakmalıyım.

Oh yeah, cuz that's definitely what you do every morning. Notlar

3:35

Tabii ya, çünkü sen her sabah kesinlikle bunu yapıyorsun.

Ton ve niyet

Alaycı onay olarak Oh yeah ... that's definitely what you do

Burada Oh yeah ve definitely yüzeyde güçlü bir onay gibi görünür, ancak bağlam bu anlamı tersine çevirir. Yanıt alaycıdır: konuşan kişi, karşısındakinin gerçekten her sabah erken kalkıp boks yaptığına inanmamaktadır. Bu kalıp, inandırıcı olmayan bir iddiayı açığa çıkarmak için abartılı bir kesinlik kullanır. Güçlü olumlu sözler, birinin bilinen davranışlarıyla açıkça çeliştiğinde doğrulama yerine inançsızlık ifade edebilir.

Alıştırma

Neredeyse hiç egzersiz yapmayan bir arkadaş, “I train for an hour every morning.” diyor. Diğer arkadaş, “Oh yeah, cuz that's definitely what you do every morning.” diye yanıtlıyor. Bu yanıt ne anlama geliyor?

  1. Bu iddiaya inanmıyorum.
  2. Sabah antrenmanına katılmak istiyorum.
  3. Bu alışkanlığın gerçek olduğunu içtenlikle doğruluyorum.
Cevabı göster

Bu iddiaya inanmıyorum.

Kelime

because sözcüğünün samimi yazımı olarak cuz

Bu altyazıda cuz, gündelik konuşmadaki because sözcüğünü temsil eder ve konuşanın sunduğu nedeni veya açıklamayı başlatır. Buradaki açıklama alaycıdır, ancak alaycılığı cuz sözcüğünün kendisi oluşturmaz. cuz, yazıyı rahat konuşmaya benzeten standart dışı, sese dayalı veya mesajlaşma tarzı bir yazımdır. Standart yazıda because kullanılır.

Alıştırma

Gündelik mesajı, altyazıda kullanılan because sözcüğünün çok samimi yazımıyla tamamlayın: I stayed home ____ it was raining.

Cevabı göster

cuz

You can click over there to watch other sports-related videos.

3:37

Sporla ilgili diğer videoları izlemek için şuraya tıklayabilirsiniz.

Yeah, sports.

3:40

Evet, spor.

And if you like this video or want to see more like it,

3:41

Bu videoyu beğendiyseniz veya buna benzer daha fazla video görmek istiyorsanız,

make sure you subscribe and we will see you next time.

3:43

abone olmayı unutmayın; bir dahaki sefere görüşürüz.

Peace.

3:46

Kendinize iyi bakın.