Duygusal Zeka Nedir?: İngilizce çalışma notları
The School of Life
Video özeti: Deneme, duygusal zekâyı gizli duyguları okuma, dürtüleri sorgulama ve eğitim ile kültür sayesinde teknik gücü bilgelikle dengeleme kapasitesi olarak sunar. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. used to referring to — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: alışkın olmayı anlatan be used to + fiil-ing yapısını geçmiş alışkanlığı anlatan used to + yalın fiilden ayırın ve yerleşmiş düşünme biçimini açıklayın. 2. beneath the surface. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: hemen görülmeyen gerçek duyguları, güdüleri veya sorunları anlatan mecazı tanıyın. 3. extends far beyond — Kalıplaşmış öbekler ve eşdizimler: bir konunun beklenen sınırı aştığını belirtin ve kapsamını genişletin.
Bu derste
to confront with patience, insight, and imagination Kalıp ifadeler
0:03sabır, içgörü ve hayal gücüyle yüzleşmemizi sağlayan niteliktir
enables us to confront içinde enable + nesne + to + fiil
enables us to confront ifadesinde enables fiilinden sonra bu yeteneği kazanan kişi veya grubu gösteren us, ardından da to confront şeklindeki to'lu mastar yapısı gelir. Kalıp enable + nesne + to + fiil şeklindedir: bir şey, birine bir şeyi yapma yeteneği veya imkânı verir. Burada duygusal zekâ, hepimizin sorunlarla yüzleşmesini mümkün kılan bir nitelik olarak sunulur. Fiilden önceki to korunmalıdır; enable us confront standart İngilizce değildir.
Alıştırma
Cümleyi enable + nesne + to + fiil kalıbıyla tamamlayın. This new ramp ____ wheelchair users ____ enter the library safely.
Cevabı göster
enables · to
confront ... with patience, insight, and imagination: with ile yüzleşme biçimi
confront with patience, insight, and imagination the many problems ifadesinde with ile başlayan bölüm, sorunlarla nasıl yüzleşildiğini gösterir. Patience, insight ve imagination, sorunlarla yüzleşirken kullanılan niteliklerdir; yüzleşilen şeyler değildir. Doğrudan nesne the many problems ifadesidir ve vurgu oluşturmak için üç parçalı durum ifadesinden sonra yerleştirilmiştir. Daha nötr bir söz diziminde confront the many problems with patience, insight, and imagination denir.
Alıştırma
Hangi cümlede with, bir sorunla yüzleşme biçimini anlatır?
- Leah confronted Omar with the evidence.
- Leah confronted the problem after lunch.
- Leah confronted the problem with patience.
Cevabı göster
Leah confronted the problem with patience.
The term emotional intelligence may sound odd. Kalıp ifadeler
0:15Duygusal zeka terimi kulağa tuhaf gelebilir.
may sound odd: temkinli bir ilk izlenim
Bu cümlede may sound odd, bir şeyin ilk duyulduğunda veya düşünüldüğünde tuhaf gelebileceğini anlatır. Sound burada bağlayıcı fiildir; odd, terimin bıraktığı izlenimi açıklar. Terimin bir ses çıkardığı anlamına gelmez. May, yargıyı kesin değil temkinli hâle getirir. Böylece konuşan kişi, terimin aslında neden anlamlı olduğunu açıklamak için alan bırakır.
Alıştırma
Hangi cümle bir fikrin ilk başta tuhaf gelebileceğini temkinli biçimde söylüyor?
- This plan is certainly wrong, and it will waste our time.
- This plan may sound odd, but it could save us time.
- This plan makes odd sounds, so it could save us time.
Cevabı göster
This plan may sound odd, but it could save us time.
We're used to referring to intelligence just as a general quality Dilbilgisi
0:19Zekadan sadece genel bir nitelik olarak bahsetmeye alışkınız
without unpicking a particular variety a person might possess. Kelime
0:23bir kişinin sahip olabileceği belirli bir çeşidi ayırmadan.
be used to referring to: be used to + -ing biçimi
We're used to referring to... ifadesinde be used to, “alışkın olmak” anlamına gelir. İlk to bir edattır; bu nedenle ardından yalın fiil refer değil, -ing biçimindeki referring gelir. İkinci to, refer to something kalıbına aittir. Bu yüzden tam yapı be used to + referring to something biçimindedir. Bu yapı, şu anda alışılmış olan bir davranışı anlatır. Be olmadan kullanılan used to refer ise geçmişteki bir alışkanlığı anlatır.
Alıştırma
Cümleyi “alışkın olmak” anlamındaki hedef yapıyla tamamlayın: After six months in the bakery, Nina is ____ before sunrise.
Cevabı göster
used to waking up
Karmaşık bir fikri parçalara ayıran unpicking
Buradaki unpicking mecaz anlamdadır. Sözcüğün gerçek anlamındaki görüntü, dikişleri sökmektir; ancak bu cümlede geniş zekâ kavramını farklı türlerine ve ayrıntılarına dikkatle ayırmak anlamına gelir. without sonrasında -ing biçimi olan unpicking kullanılır. Without unpicking, “önce parça parça analiz etmeden” demektir. Bu sözcük, bir şeye yalnızca bakmaktan daha ayrıntılı ve katman katman bir incelemeyi anlatır.
Alıştırma
Bu cümlede unpick ne anlama geliyor? “We need to unpick the argument before we accept its conclusion.”
- Bir listeden tek bir argüman seçmek.
- Argümandan gerçek dikişleri sökmek.
- Argümanı parçalarına ve varsayımlarına ayırarak analiz etmek.
Cevabı göster
Argümanı parçalarına ve varsayımlarına ayırarak analiz etmek.
And therefore, we don't tend to highlight the value Dilbilgisi
0:28Ve bu nedenle, değerini vurgulama eğiliminde değiliz
which currently does not enjoy the prestige it should. Kalıp ifadeler
0:33ki bu da şu anda hak ettiği prestiji görmüyor.
Don't tend to: olağan bir eğilim, asla değil
Don't tend to, bir şeyin genellikle gerçekleşmediğini veya alışılmış durum olmadığını anlatır. Bu cümlede insanlar bu zekâ türünü genellikle öne çıkarmaz, ancak istisnalar olabilir. Kalıp özne + don't/doesn't tend to + fiilin yalın hâli şeklindedir: we don't tend to highlight; she doesn't tend to complain. Never sözcüğünden daha zayıf olduğu için temkinli genellemelerde kullanışlıdır.
Alıştırma
Doğru mu, yanlış mı? “Mina doesn't tend to eat breakfast early”, Mina'nın kahvaltısını hiçbir zaman erken yapmadığı anlamına gelir.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Yanlış
enjoy the prestige: sosyal konuma ve saygıya sahip olmak
enjoy the prestige ifadesinde enjoy, “zevk almak” değil, “sahip olmak” anlamına gelir. Cümlenin tamamı, bu zekâ türünün şu anda hak ettiği toplumsal saygıya ve yüksek sosyal konuma sahip olmadığını söyler. Prestige bu anlamda genellikle sayılamayan bir isimdir. Sondaki the prestige it should bölümünde tekrar edilen enjoy the prestige sözleri düşürülmüştür; anlatılmak istenen “the prestige it should enjoy” ifadesidir.
Alıştırma
Örnekte enjoy the prestige ne anlama gelir?
- Övgü alırken mutlu hissetmek
- Yüksek düzeyde toplumsal saygıya ve sosyal konuma sahip olmak
- Toplumun dikkatinden kaçmak
Cevabı göster
Yüksek düzeyde toplumsal saygıya ve sosyal konuma sahip olmak
to navigate well around a particular set of challenges, Deyimler
0:40belirli bir dizi zorluğun üstesinden iyi gelme yeteneği,
to navigate well around a particular set of challenges: mecazi kullanım
Burada navigate mecazidir: karmaşık bir grup zorluğun içinden geçmek için etkili bir yol bulmak anlamına gelir. Fiziksel bir yolculuk söz konusu değildir; bu imge yol seçmeyi, değerlendirme yapmayı ve durum değiştikçe uyum sağlamayı vurgular. Around yalnızca zorluklardan kaçınmak anlamına gelmez. İfadenin tamamı, zor bir durumun içinde başarıyla ilerlemeyi ve engellerle başa çıkmayı anlatır.
Alıştırma
“A mentor helped Sam navigate a complicated school system,” cümlesinde navigate ne anlama gelir?
- Harita kullanarak bir yere gitmek
- Her zorluktan uzak durmak
- Karmaşık zorlukların içinden geçmek için etkili bir yol bulmak
Cevabı göster
Karmaşık zorlukların içinden geçmek için etkili bir yol bulmak
but add that they've made a mess of their personal lives Deyimler
0:50ancak kişisel hayatlarını mahvettiklerini eklediğimizde
made a mess of: bir şeyi çok kötü yönetmek
made a mess of their personal lives ifadesinde made a mess of mecaz anlamda kullanılır. Evlerinin gerçekten dağınık olduğu değil, özel hayatlarını çok kötü yönettikleri ve ciddi sorunlara yol açtıkları anlamına gelir. Yeniden kullanılabilen kalıp make a mess of + etkilenen şey biçimindedir. Fiil zamana göre değişir —burada make, made olur— ve of, kötü yönetilen görev, plan, durum ya da yaşam alanını tanıtır.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için make a mess of ifadesini geçmiş zamanda kullanın: I ____ the booking and reserved the tickets for the wrong day.
Cevabı göster
made a mess of
or that they've acquired a fortune but are restless and sad
0:54ya da bir servet edindiklerini ancak huzursuz ve üzgün olduklarını
or that they are powerful but intolerant and unimaginative,
0:58ya da güçlü ama hoşgörüsüz ve hayal gücünden yoksun olduklarını söylediğimizde,
we're pointing to a deficit in what deserves to be called Dilbilgisi
1:03adlandırılmayı hak eden şeydeki bir eksikliğe işaret ediyoruz
When we say ... we're pointing to ...: sonuca doğru ilerleyen yapı
Cümle When ile başladığı için ana cümleden önceki uzun bölüm, temel iddia değil, hazırlık bölümüdür. Bu hazırlık içinde or, karşıtlık içeren üç durumu birbirine bağlar: önce güçlü bir özellik belirtilir, ardından ciddi bir zayıflık eklenir. Ana cümle olan we're pointing to a deficit ..., bütün durumlar sıralandıktan sonra gelir ve hepsini tek bir sonuçta toplar. Bu bilgi düzenini şu şekilde yeniden kullanabilirsiniz: When we say A but add B, or C but D, we're pointing to X.
Alıştırma
Sondaki ana cümle we're pointing to a deficit ... bu cümlede ne yapıyor?
- Önceki karşıt durumları tek bir genel sonuçta toplar.
- Farklı bir kişiyle ilgili dördüncü bir örneği başlatır.
- Cümleyi bir iddiadan doğrudan soruya dönüştürür.
- Yorumu yalnızca zekilikle ilgili ilk durumla sınırlar.
Cevabı göster
Önceki karşıt durumları tek bir genel sonuçta toplar.
what deserves to be called + ad
Bu cümlede what deserves to be called emotional intelligence, öncülünü kendi içinde taşıyan bir ilgi yan cümlesidir. What, “... olan şey” anlamına gelir; soru sormaz. Yan cümlenin içinde what adı alan şeyi, emotional intelligence ise verilen adı gösterir. Yan cümlenin tamamı in edatının tümleyicisidir. what deserves to be called + ad yapısı, bir şeyin belirli bir adı gerçekten hak edecek ölçütleri karşılayıp karşılamadığını değerlendirir. Yalnızca ad vermek yerine dikkatli bir yargı ifade eder.
Alıştırma
“Bu adı hak eden şey” anlamındaki tam yapıyla cümleyi tamamlayın: The judges debated ____ a masterpiece.
Cevabı göster
what deserves to be called
a sensitivity to the moods of others: başkalarının ruh hâllerine duyarlılık
Burada sensitivity, ince duygusal işaretleri fark etme ve bunlara karşılık verme yeteneğidir; cilt tepkisi veya alerji anlamına gelmez. To edatı, fark edilen şeyi belirtir: the moods of others. Moods, sabit kişilik özellikleri değil, geçici duygu durumlarıdır. a sensitivity to + isim kalıbı insanlara, ses tonuna, kültüre veya çevresel işaretlere yönelik dikkatli farkındalığı anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi doğal edatla tamamlayın: A good coach needs sensitivity ____ changes in a player's mood.
Cevabı göster
to
and in a readiness to grasp the surprising things
1:16ve şaşırtıcı şeyleri kavramaya hazır oluşunda
Gizli duygular veya gerçekler için“beneath the surface”
“Beneath the surface”, bir kişinin dışarıdan görülen davranışlarında fark edilmeyen bir şeyi anlatmak için fiziksel bir görüntü kullanır. Bu cümlede diğer insanların içinde bulunabilecek duyguları, nedenleri veya zorlukları ifade eder. Bu ifade, dinleyeni ilk izlenimlerin ötesine bakmaya çağırır. Gizli olan şey yalnızca görülmesi zor olabilir; birinin onu bilerek saklaması gerekmez.
Alıştırma
Bu cümlede “beneath the surface” neyi anlatıyor?
- Bir nesnenin doğrudan altındaki fiziksel bir yer
- Hemen görülemeyen duygular veya koşullar
- Herkesi kandırmak için bilerek yapılan bir oyun
Cevabı göster
Hemen görülemeyen duygular veya koşullar
Emotional intelligence recognizes a role for interpretation
1:23Duygusal zeka, yorumlamanın bir rolü olduğunu kabul eder
a fiery outburst might be a disguised plea for help Deyimler
1:29öfkeli bir patlama yardım için gizlenmiş bir yalvarış olabilir
Dolaylı destek ihtiyacı olarak“a disguised plea for help”
“A disguised plea for help”, başka bir şeye benzeyen bir davranışın — burada öfkeli bir patlamanın — aslında destek ihtiyacını ifade edebileceğini anlatır. Yardım isteği açıkça söylenmek yerine dolaylı biçimde ortaya çıkar. “Might” sözcüğü, bunun kesin bir sonuç değil, olası bir yorum olduğunu gösterir. “Disguised” ayrıca kişinin bilinçli olarak rol yaptığı anlamına gelmek zorunda değildir; kişi davranışının ne anlattığını fark etmiyor olabilir.
Alıştırma
Cümleyi “birinin desteğe ihtiyaç duyduğunun dolaylı işareti” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: Her sudden anger might be ____.
Cevabı göster
a disguised plea for help
or that a long political rant may be provoked by hunger
1:33ya da uzun bir siyasi tirat açlık tarafından kışkırtılmış olabilir
and that concealed within a forceful jolliness Dilbilgisi
1:38ve güçlü bir neşenin içinde gizlenmiş
may be a sorrow that has been sentimentally disavowed.
1:41duygusal olarak reddedilmiş bir üzüntü olabilir.
that concealed within ... may be a sorrow: başa alınmış ortaç öbeği
Bu yan cümlede concealed within a forceful jolliness öbeği başa alınmıştır. Concealed, edilgen yapıdaki bir geçmiş zaman ortacıdır; çekimli ana fiil değildir. Çekimli fiil öbeği may be, onun ardından gelen a sorrow ise dil bilgisel öznedir. Sıradan sözcük dizilişiyle cümle a sorrow may be concealed within a forceful jolliness olur. a sorrow ögesinin sona bırakılması, gizlenen şeyi yeni ve vurgulanan bilgi yapar. Buradaki that, daha büyük bir ifadenin içeriğini başlatır; bir ismin yerine geçmez.
Alıştırma
concealed within a forceful jolliness may be a sorrow ifadesinin sıradan sözcük dizilişindeki anlamını en iyi hangi cümle verir?
- A sorrow may force someone to become cheerful.
- A sorrow may be concealed within a forceful jolliness.
- A forceful jolliness may be concealed within a sorrow.
Cevabı göster
A sorrow may be concealed within a forceful jolliness.
shows up: “belirgin hâle gelmek” anlamı
Burada shows up, görünür, fark edilir veya belirgin hâle gelmek anlamındadır. Duygusal zekâ soyut bir niteliktir; dolayısıyla gerçek anlamda bir yere gelmiyordur. Kalıp X shows up in Y şeklindedir: Y, X’in varlığına kanıt sağlayan davranış, sonuç veya durumdur. Bu cümlede duygularımıza karşı kuşkuculuk, duygusal zekânın fark edilir hâle geldiği biçimdir.
Alıştırma
Her patience shows up in the way she explains the rule again cümlesinde shows up ne anlama gelir?
- Bir yere varır.
- Fark edilir hâle gelir.
- Bilerek gizlenir.
Cevabı göster
Fark edilir hâle gelir.
a skepticism around our emotions: duygulara karşı temkinli sorgulama
Burada a skepticism around our emotions, duyguların bize söylediği şeyi doğru veya bilgece kabul etmeden önce sorgulama alışkanlığı anlamına gelir. Skepticism, bir duyguyu incelemeye ve ondan yine de bir şey öğrenmeye olanak tanır. Her duyguyu inkâr etmek, duygulara hiç güvenmemek veya onları bastırmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Örnekteki a skepticism around our emotions ifadesine en uygun yorum hangisidir?
- İlk duygunun her zaman doğru olduğunu varsaymak.
- Duyguları reddetmek ve hiçbir şey hissetmemeye çalışmak.
- Duyguları güvenilir saymadan önce dikkatle sorgulamak.
Cevabı göster
Duyguları güvenilir saymadan önce dikkatle sorgulamak.
The emotionally intelligent refuse to just trust Dilbilgisi
2:00Duygusal olarak zeki olanlar, sadece güvenmeyi reddederler
refuse to just trust their first impulses: yalnızca ilk dürtülere güvenmeyi reddetmek
Refuse to + fiilin yalın hâli, bir şeyi yapmamaya yönelik bilinçli bir kararı anlatır. Burada trust yalın fiildir; first impulses ise düşünmeden önce ortaya çıkan ani dürtüler veya tepkilerdir. Just yalnızca veya sadece anlamına gelir ve trust fiilini sınırlar: bu kişiler dürtülerini kontrol etmeden yalnızca onlara güvenmeyi reddeder. Cümle, bütün duyguları reddettiklerini söylemez.
Alıştırma
Hangi cümle yalnızca ani bir tepkiye güvenmemeye yönelik bilinçli bir kararı açıkça ifade eder?
- I refuse my first impulse to trust; I stop and think.
- I refuse to just trust my first impulse; I stop and think.
- I fail to have a first impulse; I stop and think.
Cevabı göster
I refuse to just trust my first impulse; I stop and think.
“hatred may mask love” ifadesindeki mask
Burada mask, “bir şeyin fark edilmesini veya tanınmasını zorlaştırmak” anlamına gelen bir fiildir. Nefret görünen duygudur; sevgi ise onun altında hâlâ var olabilir. may kip belirteci, bunun kesin bir gerçek değil, olası bir açıklama olduğunu gösterir. X may mask Y demek, X’in Y’yi ortadan kaldırmadan Y’nin belirtilerini gizleyebileceğini anlatır.
Alıştırma
“The bright paint may mask damage to the wall” cümlesinde mask ne anlama gelir?
- Hasarı tamamen onarmak
- Hasarın fark edilmesini zorlaştırmak
- Hiç hasar olmadığını kanıtlamak
Cevabı göster
Hasarın fark edilmesini zorlaştırmak
“anger may be a cover for sadness” ifadesindeki a cover for
Burada a cover for, görünür olan veya açıkça söylenen bir şeyin daha derindeki bir duyguyu, nedeni ya da amacı gizlediğini anlatan bir isim öbeğidir. Öfke yüzeydeki duygudur; üzüntü ise altta bulunabilecek duygudur. May be, bunun her öfke için geçerli bir kural değil, olası bir yorum olduğunu gösterir. X may be a cover for Y kalıbı, X’in Y için bir kılıf veya görünürdeki açıklama olabileceği anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi “gerçek nedeni gizleyen görünürdeki neden” anlamına gelen ders ifadesiyle tamamlayın: Her sudden interest in cleaning was ____ avoiding her homework.
Cevabı göster
a cover for
and that we are prone to huge and costly inaccuracies Kalıp ifadeler
2:15ve büyük ve maliyetli yanlışlıklara eğilimli olduğumuzu bilirler.
in whom we desire and what we really seek.
2:18Kimi arzuladığımız ve gerçekte ne aradığımız konusunda.
be prone to + isim veya -ing biçimi
Be prone to, özellikle istenmeyen bir şeyi yaşamaya yatkın veya açık olmak demektir. Burada are prone to, insanların kimi arzuladıkları ve gerçekte neyi aradıkları konusunda büyük ve bedeli ağır hatalar yapmaya güçlü bir eğilimleri olduğunu belirtir. Kesinlik değil, olasılığın daha yüksek olduğunu anlatır. Bu yapıda to bir edattır; bu nedenle ardından prone to inaccuracies örneğindeki gibi bir isim grubu veya prone to making errors örneğindeki gibi -ing biçimi gelir, yalın fiil gelmez.
Alıştırma
Yatkın olmak anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: This fabric is ____ shrinking if it is washed in hot water.
Cevabı göster
prone to
Emotional intelligence is also what distinguishes Dilbilgisi
2:21Duygusal zeka, ayrıca ayırt eden şeydir
from those who know how to greet the troubles of existence Deyimler
2:26varoluşun sıkıntılarını nasıl karşılayacağını bilenlerden
what distinguishes A from B: A ile B'yi ayıran özellik
X is what distinguishes A from B kalıbı, X'in A ile B'yi birbirinden ayıran özellik olduğu anlamına gelir. Bu cümlede X emotional intelligence, A those who are crushed by failure, B ise those who know how to face life's troubles bölümüdür. Burada distinguish, birini üstün kılmak değil, farklı gruplara ayırmak anlamındadır. A uzun bir who yan cümlesi olduğu için from B, distinguishes A bölümünden çok sonra gelir. Böyle bir cümleyi çözümlemek için önce distinguishes sözcüğünü bulun, ardından from sözcüğüne kadar olan her şeyi A, from sonrasındaki ifadeyi de B olarak okuyun.
Alıştırma
Cümleyi distinguish fiilinin doğru biçimi ve karşıtlık bağlantısıyla tamamlayın: A clear thesis ____ a strong essay ____ a list of facts.
Cevabı göster
distinguishes · from
with a melancholy and at points darkly humorous resilience.
2:30melankolik ve bazen kara mizah dolu bir dayanıklılıkla.
Varoluşun sıkıntılarını... dayanıklılıkla karşılamak
Bu cümlede greet mecaz anlamda kullanılır. Varoluşun sıkıntıları, bir kişinin karşılayacağı gelen şeyler gibi gösterilir. Bu nedenle ifade, sıkıntılara gerçek anlamda selam vermek değil, hayatın zorluklarıyla yüzleşmek demektir. greet + zorluk veya olay + with + tutum kalıbı, zorluk geldiğinde gösterilen tutumu öne çıkarır. Burada dayanıklılık hüzün ve zaman zaman kara mizahla renklenir; bu güç üzüntü de içerir ve kaygısız bir iyimserlik değildir.
Alıştırma
Vurgulanan ifade, bu kişilerin hayatın sıkıntılarıyla nasıl başa çıktığını temel olarak nasıl anlatıyor?
- Zorlukları, üzüntü ve kara mizah da içerebilen bir güçle karşılarlar.
- Sorunlar yok olana kadar zorluklardan saklanırlar.
- Zorlukların gelmesinden memnun olur ve bunu kutlarlar.
Cevabı göster
Zorlukları, üzüntü ve kara mizah da içerebilen bir güçle karşılarlar.
The emotionally intelligent appreciate the role
2:35Duygusal olarak zeki olanlar rolünü takdir ederler
İyi bir yaşamın genel dengesi
Burada economy para veya bir ülkenin ekonomik sistemi anlamına gelmez. Bir bütün içindeki parçaların düzenlenişi ve dengesi için kullanılan bir benzetmedir. Within the overall economy of a good life, iyi bir yaşamı oluşturan unsurların tam düzeni içinde demektir. Well-handled, pessimism ifadesini sınırlar: Tedbirli veya olumsuz düşünme, kontrol altında tutulup yapıcı biçimde kullanıldığında yararlı bir rol oynayabilir. Cümle sürekli olumsuzluğu övmez.
Alıştırma
Bu cümlede the overall economy of a good life ne anlama gelir?
- İyi bir yaşamı oluşturan farklı parçaların dengeli düzeni.
- Kötümser kalarak kaynakları koruma planı.
- Bir kişinin iyi yaşamak için ihtiyaç duyduğu para miktarı.
Cevabı göster
İyi bir yaşamı oluşturan farklı parçaların dengeli düzeni.
Emotional intelligence isn't an inborn talent.
2:42Duygusal zeka doğuştan gelen bir yetenek değildir.
specifically education in how to interpret ourselves,
2:49özellikle kendimizi nasıl yorumlayacağımız,
where our emotions arise from içindeki gömülü where yan cümlesi
Where our emotions arise from, “duygularımızın nereden kaynaklandığı” anlamına gelen gömülü bir soru yan cümlesidir. Daha geniş education in ... yapısında in edatının tamamlayıcısıdır ve how ile başlayan yan cümlelerle paraleldir. Bir bildirme cümlesinin içine gömüldüğü için where + özne + fiil şeklindeki bildirme cümlesi dizilişini kullanır; where + yardımcı fiil + özne dizilişini kullanmaz. Kaynağı gösteren from edatı doğal olarak sonda kalabilir: where our emotions arise from.
Alıştırma
Hangi cümle explores sonrasında gömülü bir soruyu doğru kullanıyor?
- The course explores where our emotions arise from.
- The course explores where do our emotions arise from?
- The course explores from where do our emotions arise?
Cevabı göster
The course explores where our emotions arise from.
to be taught emotional intelligence from the youngest age
3:04en genç yaşlardan itibaren duygusal zeka öğretilmesi
Hayali bir norm için it would be routine to be taught ... yapısı
In the utopia hayali bir ideal ortam kurar; bu nedenle would, gerçek olmayan bu durumda normalde ne olacağını anlatır. Burada routine, bir programı anlatan isim değil, “olağan” veya “standart” anlamında bir sıfattır. It, asıl içerik olan to be taught emotional intelligence ifadesine ileride işaret eden biçimsel öznedir. Edilgen mastar to be taught, kimin öğreteceğini belirtmeden insanların alacağı eğitime odaklanır.
Alıştırma
Hayali bir uygulamayı anlatan yapıyı edilgen bir mastarla tamamlayın: In an ideal school, it would be routine ____ regular feedback on your progress.
Cevabı göster
to be given
before we'd had the opportunity to make too many mistakes.
3:08çok fazla hata yapma fırsatımız olmadan önce.
not taken emotional education seriously enough Kalıp ifadeler
3:14duygusal eğitimi yeterince ciddiye almadığımız içindir ki,
that our species has grown ever more technically adept Dilbilgisi
3:18türümüz teknik olarak her zamankinden daha yetkin hale geldi,
while retaining the level of wisdom of our earliest days
3:22aynı zamanda en erken günlerimizin bilgelik seviyesini korudu,
It's because ... that ...: nedeni vurgulama
It is because X that Y kalıbı, vurgulu bir bölünmüş cümle yapısıdır. X, konuşanın odağa yerleştirmek istediği nedeni belirtirken Y sonucu ifade eder. Burada vurgulanan neden, duygusal eğitimin yeterince ciddiye alınmamış olmasıdır; sonuç ise our species has grown ile başlar. until now X'in içinde yer alır ve have not taken ifadesinin zaman sınırını belirler. Daha sonraki that, seriously enough ifadesine ait değildir; ana sonuç bölümüne dönüşü gösterir. Bu yapı, hem neden hem de sonuç uzun olsa bile yazarın belirli bir nedeni öne çıkarmasını sağlar.
Alıştırma
Cümleyi It’s because ... that ... vurgu kalıbıyla tamamlayın: ____ the map was outdated ____ we took the wrong road.
Cevabı göster
It's because · that
take emotional education seriously enough: duygusal eğitimi yeterince ciddiye almak
Take + nesne + seriously, bir kişiyi, fikri, uyarıyı veya konuyu önemli ve gerçekten ilgilenmeye değer görmek demektir. Cümlede nesne emotional education ifadesidir; seriously insanların ona nasıl yaklaştığını açıklar, eğitimin ne tür olduğunu değil. Enough, ulaşılması gereken bir derece standardı ekler. not, we have not taken ... içinde daha önce yer aldığı için anlam, bugüne kadar gösterilen ilginin yetersiz olduğudur. Duygusal eğitimin kendisinin ciddi olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi take ... seriously enough kullanarak tamamlayın: The school did not ____ the warning ____, so it was unprepared.
Cevabı göster
take · seriously enough
has grown ever more ... while retaining ...: sürekli artış ve karşıtlık
Has grown ever more technically adept, türümüzün uzun bir süre boyunca teknoloji konusunda giderek daha becerikli hâle geldiğini anlatır. Ever more + sıfat, tek bir değişimi değil, devam eden bir artışı vurgular. While retaining ... bu ilerlemeyi değişmeden kalan bir şeyle karşılaştırır. Retaining yapısının örtük öznesi yine our species ifadesidir: insanlığın teknik kapasitesi artar, fakat ilk dönemlerindeki bilgelik düzeyi aynı kalır. Burada while yalnızca “... olduğu sırada” değil, öncelikle “buna karşılık” anlamını taşır.
Alıştırma
Cümleyi belirtilen iki ifadeyle tamamlayın: sürekli artışı göstermek için ever more, karşıtlık kuran -ing yapısını başlatmak için while kullanın. The camera became ____ advanced ____ retaining its simple controls.
Cevabı göster
ever more · while
We are now evolved monkeys with nuclear weapons. Deyimler
3:27Bizler artık nükleer silahları olan evrimleşmiş maymunlarız.
bir uyarı mecazı olarak evolved monkeys with nuclear weapons
Evolved monkeys with nuclear weapons, kısa ve bilinçli olarak sert kurulmuş bir mecazdır. İnsanları, teknolojileri aşırı derecede ilerlemiş olsa da muhakemeleri ve duygusal öz denetimleri hâlâ ilkel kalan hayvanlar gibi sunar. Bu cümle gerçek anlamda biyolojik bir tanım değildir ve evrimi inkâr etmez. Gücünü, sınırlı bilgeliği veya dürtüselliği çağrıştıran monkeys ile devasa yıkıcı gücü çağrıştıran nuclear weapons arasındaki uyumsuzluktan alır. Konuşmacı bu karşıtlığı uyarısını güçlendirmek için kullanır.
Alıştırma
Konuşmacının kullandığı evolved monkeys with nuclear weapons mecazına en uygun yorum hangisidir?
- Modern silahlar ilk olarak maymunları inceleyen bilim insanları tarafından tasarlanmıştır.
- İnsanlar en eski atalarının yaşam biçimine dönmelidir.
- İnsanlar çok büyük yıkıcı güce sahip teknoloji edinmiş, ancak bilgelikleri aynı ölçüde gelişmemiştir.
- Teknoloji artık her şeyi yaptığı için insanlar evrimleşmeyi bırakmıştır.
Cevabı göster
İnsanlar çok büyük yıkıcı güce sahip teknoloji edinmiş, ancak bilgelikleri aynı ölçüde gelişmemiştir.
It appears that the fate of civilization depends Kalıp ifadeler
3:31Görünüşe göre uygarlığın kaderi bağlı
ustalaşma kapasitemize bağlı olmak
depends on our capacity to master... ifadesinde depends on, sonucu bir koşula bağlar: eylemi gerçekleştirecek yeterli kapasiteye sahip olup olmadığımıza. Our, belirli bir kişiyi değil, insanları topluca ifade eder. Yapı depend on + iyelik ifadesi + capacity + to mastarı şeklindedir. Buradaki master, başka bir kişiyi kontrol etmek değil, mekanizmaları anlayıp etkili biçimde kullanmayı öğrenmek anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi operate fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The mission's success depends on our capacity ____ the equipment safely.
Cevabı göster
to operate
before it's too late: çok geç olmadan
Before it's too late, kötü veya geri döndürülemez bir sonucu önleme fırsatı hâlâ varken harekete geçilmesi gerektiğini anlatan kalıplaşmış bir uyarıdır. Buradaki late, saat bakımından geç kalmayı değil, sonucu değiştirme fırsatının ortadan kalkmasını ifade eder. İfade kesin son tarihi belirtmez. Böylece bir tarih veya saat vermeden aciliyet yaratır.
Alıştırma
Uyarıyı kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: Back up your files now, ____.
Cevabı göster
before it's too late
An emotional education extends far beyond Kalıp ifadeler
3:41Duygusal bir eğitim çok ötesine uzanır
formal education as we've conceived of it to date. Kelime
3:44bugüne kadar tasavvur ettiğimiz şekliyle örgün eğitimin.
extends far beyond: bir sınırın çok ötesine geçmek
Bu cümlede extends far beyond, “kapsamı …den çok daha geniştir” anlamına gelir. Duygusal eğitim, örgün eğitimin sınırlarıyla kısıtlı değildir. Burada far, beyond sözcüğünün derecesini güçlendirir. Fiziksel mesafeyi değil, kapsamdaki büyük farkı anlatır. Başka durumlarda da kullanılabilen X extends far beyond Y yapısı, X’in Y’den çok daha fazlasını içerdiğini belirtir.
Alıştırma
Cümleyi, derste geçen ve “kapsamı …den çok daha geniştir” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: A coach's job ____ teaching sports skills.
Cevabı göster
extends far beyond
as we've conceived of it to date: bugüne dek onu anladığımız biçimiyle
as we've conceived of it to date ifadesinde as, “... biçimiyle” anlamına gelir. we've conceived of it, “onu anladık veya tasarladık” demektir ve it, formal education ifadesine gönderme yapar. to date ise “bugüne dek” anlamındadır. Cümlenin bu bölümü eski tanımı sınırlar: örgün eğitim, şimdiye kadar kullanılan anlayışa göre ele alınır ve böylece yeni, daha geniş bir anlayışa yer açılır.
Alıştırma
Bu cümlede as we've conceived of it to date ne anlama geliyor? We need to rethink privacy as we've conceived of it to date.
- onu gelecekte tanımlayacağımız biçimiyle
- onu bugüne kadar anladığımız biçimiyle
- onu tamamen güncel tuttuğumuz için
Cevabı göster
onu bugüne kadar anladığımız biçimiyle
and come to a halt around the age of 21. Kalıp ifadeler
3:57ve 21 yaş civarında sona ermesi gereken.
at the hands of teachers: eylemi yapanı belirtmek
At the hands of teachers, “öğretmenler tarafından yapılan veya aktarılan” anlamına gelir. Bu ifade, öğretmenleri duygusal eğitimi gerçekleştiren kişiler olarak gösterir. Hands burada gerçek anlamıyla “eller” demek değildir ve eğitimin öğretmenlere ait olduğunu da belirtmez. Genel olarak at the hands of + kişi veya grup, bir eylemi ya da sonucu onu gerçekleştiren veya ona neden olan kişilerle ilişkilendirir.
Alıştırma
Sonuçtan sorumlu kişileri belirtmek için at the hands of ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?
- The historic building suffered damage at the hands of careless contractors.
- The historic building remained in the hands of careful managers.
- The historic building was repaired by local artists.
Cevabı göster
The historic building suffered damage at the hands of careless contractors.
come to a halt: tamamen durma noktasına gelmek
Come to a halt, “tamamen durma noktasına gelmek” anlamına gelir. Come burada durum değişikliğini gösteren bir fiil olarak çalışır; halt ise sabit to a halt yapısındaki bir isimdir. Bu cümlede yaklaşık 21 yaşında duracağı söylenen şey emotional education ifadesidir. Bu kullanım, durmayı devam eden bir sürecin ulaştığı son nokta olarak sunar; bu nedenle sade stop fiilinden daha fazla süreç odaklıdır.
Alıştırma
Cümleyi come to a halt ifadesiyle tamamlayın: When the power failed, the machines came ____.
Cevabı göster
to a halt
is culture from its highest to its most popular level.
4:03en üst düzeyinden en popüler düzeyine kadar kültürdür.
Duygusal zekâyı aktarmanın temel aracı
Burada vehicle, bir şeyi bir gruptan veya kuşaktan başka bir gruba ya da kuşağa taşıyan yol veya ortam anlamında kullanılan bir benzetmedir. Kültüre central vehicle denmesinin nedeni, duygusal zekâyı aktarmanın başlıca yolu olarak sunulmasıdır. X is a vehicle for the transfer of Y yapısı, X'i işlevi üzerinden tanımlar. Transfer da soyut anlamdadır; belirli bir fiziksel taşıma veya banka havalesi değil, iletim ya da paylaşım anlamına gelir.
Alıştırma
Cümlede "the central vehicle for the transfer of emotional intelligence" ne anlama geliyor?
- Kültür merkezine en yakın yere park edilmiş ulaşım aracıdır.
- Duygusal becerileri ve düşünceleri yaymanın temel yoludur.
- Kültürel etkinlikleri desteklemek için para aktarır.
Cevabı göster
Duygusal becerileri ve düşünceleri yaymanın temel yoludur.
as a subtle mechanism designed to point us
4:26bizi yönlendirmek için tasarlanmış ince bir mekanizma olarak
envisage A as B ... designed to ... yapısı
Envisage A as B, A'yı B modeli üzerinden hayal etmek veya anlamak demektir. Burada kültür sisteminin tamamı ince bir mekanizma olarak çerçevelenir; dolayısıyla apparatus ve mechanism gerçek makineler değil, kavramsal benzetmelerdir. Geçmiş zaman ortaçlı designed to point us towards greater emotional intelligence ifadesi mechanism sözcüğünü niteler ve onun amaçlanan işlevini belirtir. Yeniden kullanılabilecek yapı envisage A as B biçimindedir; ardından B'nin ne yaptığını veya ne yapmasının amaçlandığını açıklayan sözler gelir.
Alıştırma
Cümleyi envisage A as B yapısıyla tamamlayın: We can ____ the volunteer network ____ a bridge designed to connect new families with local services.
Cevabı göster
envisage · as
technologically-armed menaces to ourselves
4:36kendimize yönelik teknolojik olarak silahlanmış tehditlere
until we've accepted the challenges and opportunities
4:40zorlukları ve fırsatları kabul edene kadar.
of properly educating our selves in emotional intelligence.
4:43kendimizi duygusal zeka konusunda düzgün bir şekilde eğitmenin.
“will never ... until ...” kalıbı
will never ... until ... kalıbı, until yan cümlesini zorunlu bir dönüm noktası yapar. Cümle, duygusal zekâ eğitiminin getirdiği zorluklar ve fırsatlar kabul edilmeden ilerlemenin mümkün olmadığını söyler. Burada until yalnızca iki olayı zaman sırasına koymaz. Bu güçlü uyarıda neredeyse bir koşul gibi çalışır: Zorluğu kabul etmek ilerleme olasılığını açar, ancak ilerlemenin kendiliğinden gerçekleşeceğini garanti etmez.
Alıştırma
“We will never progress as a species until we've accepted ...” ifadesini en iyi hangi seçenek açıklar?
- Zorluğu kabul etmek, ilerlemenin gerçekleşebilmesi için önceden gerekli bir adım olarak sunuluyor.
- İlerleme yalnızca kabul anına kadar devam edecek.
- Zorluğu görmezden gelmek ilerlemeyi etkilemeyecek.
- Zorluk kabul edilir edilmez ilerleme garanti ediliyor.
Cevabı göster
Zorluğu kabul etmek, ilerlemenin gerçekleşebilmesi için önceden gerekli bir adım olarak sunuluyor.
It's led us to tame nature and conquer this planet. Deyimler
4:51Doğayı evcilleştirmemizi ve bu gezegeni fethetmemizi sağladı.
“tame nature and conquer this planet” ifadesindeki fetih benzetmesi
Led us to, bir şeyin insanların bu sonuçlara ulaşmasına neden olduğu ya da bunu mümkün kıldığı anlamına gelir. Bağlamda insanları tame nature ve conquer this planet sonuçlarına götüren şey teknik zekâdır. İki ifade bir fetih benzetmesi kullanır: Doğa, teknolojinin insan kontrolü altına alabileceği vahşi veya düşman bir güç gibi gösterilir. İfade geniş kapsamlı ve bilinçli olarak güçlüdür. Teknik zekâya muazzam bir güç atfeder, ancak bütün doğal güçlerin tamamen kontrol edildiğini kelimesi kelimesine iddia etmez.
Alıştırma
Cümledeki “tame nature and conquer this planet” ifadesinin temel etkisi nedir?
- Teknolojik kontrolü büyük ölçekli bir fetih benzetmesiyle sunar.
- Bütün doğal süreçlerin tamamen kontrol edildiğini kelimesi kelimesine söyler.
- Bir gezegende vahşi bir hayvanın eğitilmesini anlatır.
- İnsanların teknoloji kullanmayı bıraktığını söyler.
Cevabı göster
Teknolojik kontrolü büyük ölçekli bir fetih benzetmesiyle sunar.
But a wiser, saner future for the race Anlatım akışı
4:55Ancak ırkımız için daha bilgece, daha aklı başında bir gelecek,
and then seductively teach one another
5:01ve ardından bunları birbirimize cazip bir şekilde öğretme
But... daha bilge ve aklı başında bir gelecek... şuna bağlı olmalıdır...
But, savın son bir dönüş yaptığını gösterir: konuşmacı önceki fikirlerin ardından daha iyi bir sonucun ne gerektirdiğine geçer. a wiser, saner future for the race şeklindeki uzun ad öbeği öznedir; burada the race bütün insanlık anlamına gelir. must depend on, sonucu güçlü bir zorunluluk olarak sunar. Gereken koşul, önce duygusal zekânın rudiments denen temel unsurlarını öğrenme, sonra da bunları birbirimize öğretme kapasitesidir. master and then teach öneriyi iki aşamada düzenler; seductively ise burada çekici ve ikna edici bir biçimde demektir.
Alıştırma
Vurgulanan cümle sav içinde ne işlev görür?
- İnsanların daha sonra isterlerse öğrenebilecekleri birbiriyle ilgisiz birkaç beceriyi sıralar.
- Duygusal zekânın insanlığın geleceğini zaten güvence altına aldığını açıklar.
- İnsanlık için daha iyi bir geleceğin, duygusal zekânın temellerini öğrenmeye ve paylaşmaya zorunlu olarak bağlı olduğu sonucuna geçer.
Cevabı göster
İnsanlık için daha iyi bir geleceğin, duygusal zekânın temellerini öğrenmeye ve paylaşmaya zorunlu olarak bağlı olduğu sonucuna geçer.
while there is still time: hâlâ vakit varken
Bu yan cümlede while, harekete geçmenin hâlâ mümkün olduğu kalan süre boyunca anlamına gelir. İfadenin tamamı aciliyet katar: fırsat henüz kaybolmamıştır, ancak kaybolabilir. Sona yerleştirildiğinde önceki öneriyi zamanın önemli olduğu bir çağrıya dönüştürür. before it is too late ifadesine yakındır, ancak hâlâ var olan fırsata odaklanır.
Alıştırma
Uyarıyı, while ile başlayan ve harekete geçme fırsatının henüz kaybolmadığını anlatan beş kelimelik ifadeyle tamamlayın: The gate will close in five minutes, so go inside ____.
Cevabı göster
while there is still time
Thank you for watching, liking, and subscribing.
5:09İzlediğiniz, beğendiğiniz ve abone olduğunuz için teşekkür ederiz.
If you want more, why not visit us in person
5:13Daha fazlasını istiyorsanız, neden bizi şahsen ziyaret edip
and attend a class or take a look at our shop
5:16bir derse katılmıyor ya da mağazamıza bir göz atmıyorsunuz.