Londra: Şehrin İçinde Saklı Bir Şehir: İngilizce çalışma notları
CGP Grey
Video özeti: Bu video Londra Şehri'ni Büyük Londra'dan ayırıyor; küçük bölgenin tarihini, ayrıcalıklarını, yönetimini ve çevresindeki mitleri anlatıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “gets to” ve “has to” — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: fırsat ya da ayrıcalık ile zorunluluğu ayırt etmek ve iki rolü doğal biçimde karşılaştırmak. 2. “end up with” — Öbek fiiller: beklenmedik bir son durumu anlatmak ve iki Londra bilmecesinin nasıl tarihsel bir soruya dönüştüğünü anlamak. 3. “But conspiracy theories aside,” — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: mizahi bir sapmayı kenara bırakmak ve kanıta dayalı sonuca dönüşü açıkça belirtmek.
Bu derste
Arguably: savunulabilir fakat tartışılabilir bir iddia sunmak
Burada arguably, “bu iddia için iyi gerekçeler var, ancak insanlar buna katılmayabilir” anlamına gelir. the financial capital of the world ifadesini tartışılmaz bir gerçek olarak değil, savunulabilir bir değerlendirme olarak sunar. Konuşanın tutumunu gösteren bir zarf olarak arguably, ardından gelen iddia hakkında yorum yapar. Güçlü bir görüş ileri sürerken tartışmaya açık olduğunu da belirtmenizi sağlar.
Alıştırma
Hangi cümlede arguably, iyi desteklenen ancak yine de karşı çıkılabilecek bir görüş sunmak için kullanılmıştır?
- Apparently, the meeting ended early because the room is empty.
- Supposedly, the castle has a hidden tunnel.
- That is arguably the most effective solution.
Cevabı göster
That is arguably the most effective solution.
Home to: bir yerde nelerin bulunduğunu belirtmek
Burada home to, “insanların veya şeylerin bulunduğu yer” anlamına gelir. Bu ifade bir yeri ve orada bulunanları anlatır; home burada kişisel bir ev anlamında değildir. Yaygın yapı be + home to + isim öbeğidir: bir şehir birçok insanın yaşadığı yer, bir orman da nadir hayvanların yaşam alanı olabilir. İnsanlar, kuruluşlar, türler, önemli yapılar ve bir yerle bağlantılı başka şeyler için kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki “onların yaşadığı yer olarak hizmet eder” anlamına gelen kalıpla tamamlayın. The wetland is ____ thousands of migrating birds.
Cevabı göster
home to
Ani şaşkınlık ve doğrulama için Wait, what?
"Wait, what?" ifadesinde wait, beklenmedik bir bilgiden sonra zihinsel olarak kısa bir duraklamayı; what? ise karşıdakinden söyleneni tekrarlamasını veya doğrulamasını istemeyi gösterir. İfade bir bütün olarak ani şaşkınlık ya da kafa karışıklığı belirtir; genellikle birinden gerçekten beklemesini istemez. Bu ifade, konuşmada tek başına tam bir tepki olarak kullanılabilir. Ses tonuna göre inanmama veya hafif bir itiraz da yansıtabilir.
Alıştırma
Bir arkadaşınız "Our tiny library has 11,000 books." diyor. "Wait, what?" en doğal olarak neyi gösterir?
- Arkadaştan hareketsiz kalmasını istemek
- Yazılı kanıtı resmî olarak istemek
- Şaşkınlık ve az önce söylenen şeyi kontrol etme isteği
Cevabı göster
Şaşkınlık ve az önce söylenen şeyi kontrol etme isteği
royal family, and 7 million people.
0:22kraliyet ailesine ve 7 milyon insana ev sahipliği yapmasına rağmen.
But if you look at a map of London Dilbilgisi
0:24Ancak dikkatli bir haritacı tarafından hazırlanan
a map ... crafted by a careful cartographer: kısaltılmış edilgen ilgi cümleciği
"a map of London crafted by a careful cartographer" ifadesinde geçmiş zaman ortacı grubu "crafted by a careful cartographer", isim grubundan sonra gelir ve nasıl bir harita olduğunu belirtir. Bu, kısaltılmış edilgen bir ilgi cümleciğidir: "a map of London that was crafted by a careful cartographer". Yapma eylemine maruz kalan haritadır ve by, yapan kişiyi tanıtır. Grubun tamamı if cümleciğinde look at fiilinin nesnesidir. Crafted bağımsız bir geçmiş zaman fiili değildir; ana cümlenin çekimli fiil grubu will have'dir.
Alıştırma
Cümleyi "that was prepared by an expert" ifadesinden oluşturulan kısaltılmış edilgen ilgi cümleciğiyle tamamlayın: We read a report ____.
Cevabı göster
prepared by an expert
It's here where: yeri öne çıkaran konuşma dili karışımı
Bu konuşma dilindeki cümlede It's here where, here sözcüğünü erken kullanarak dikkati konuma çeker: konuşmacı bir yeri işaret eder ve where yan cümlesi orada neyin geçerli olduğunu söyler. Amaçlanan anlam, Londra Şehri'nin daha geniş Londra bölgesi içinde bulunduğu yerin burası olduğudur. Bu ifade iki standart kalıbı birleştirir: This is where ... ve It is here that .... Konuşmada kolayca anlaşılır, ancak özenli yazıda bu standart kalıplardan birini seçmek genellikle daha açıktır.
Alıştırma
Eski şehrin başladığı yeri tarafsız ve standart biçimde belirten cümle hangisidir?
- It is here that the old town begins.
- It's here where the old town begins.
- This is where the old town begins.
Cevabı göster
This is where the old town begins.
Despite these confusingly close names, Dilbilgisi
0:33Kafa karıştırıcı derecede yakın olan bu isimlere rağmen,
the two Londons have separate city halls Anlatım akışı
0:35iki Londra'nın ayrı belediye binaları vardır,
Beklenmedik karşıtlık için Despite + isim öbeği
Despite, ana sonucu şaşırtıcı gösteren bir durumu belirtir. Bu cümlede adlar birbirine çok benzer ve bu nedenle kafa karıştırıcıdır, ancak bu durum iki Londra'nın ayrı belediye binalarına sahip olmasını engellemez. Despite bir edattır; bu nedenle ardından bir isim öbeği, zamir veya -ing biçimi gelir: despite these names, despite this, despite sharing a name. Özne ve fiil içeren tam bir yan cümleden önce despite the fact that kullanın; despite of kullanmayın.
Alıştırma
Yağmur şiddetli olmasına rağmen maçın devam ettiğini göstermek için despite sözcüğünü doğru kullanan cümle hangisidir?
- Despite the heavy rain, the game continued.
- Despite the rain was heavy, the game continued.
- Despite of the heavy rain, the game continued.
Cevabı göster
Despite the heavy rain, the game continued.
Kademeli bir sıralamada tekrarlanan separate
Burada separate sözcüğü city halls, mayors, taxes, police ve laws ifadelerinden önce tekrarlanır. Bu tekrar, dinleyiciye tek ve açık bir düzenleyici fikir sunar: iki Londra her düzeyde birbirinden bağımsız işler. Her yeni unsur başka bir katman eklediği için tekrarlanan sözcük ritim ve kademeli bir vurgu yaratır. Bu, dikkatsiz bir gereksiz tekrar değil, bilinçli bir vurgudur. Aynı ayrım listedeki her unsura uygulanıyorsa bu yapı karmaşık bir karşılaştırmayı anlaşılır kılabilir.
Alıştırma
Her kurumsal düzeyden önce separate sözcüğünü tekrarlamanın temel etkisi nedir?
- Birkaç kurumsal farkı tek bir temel karşıtlığa bağlar.
- Yalnızca polis teşkilatlarının farklı olduğunu düşündürür.
- Konuşanın daha kesin bir sözcüğü hatırlayamadığını gösterir.
Cevabı göster
Birkaç kurumsal farkı tek bir temel karşıtlığa bağlar.
the Right Honourable the Lord Mayor of London
0:43Londra'nın Pek Saygıdeğer Lord Belediye Başkanı adında
while the mayor of London has to wear a suit,
0:49oysa Londra belediye başkanı takım elbise giymek,
ride a bike, and work in an office building.
0:51bisiklete binmek ve bir ofis binasında çalışmak zorundadır.
gets to ve has to: fırsat ve zorunluluk
Bu cümlede gets to, altın bir arabaya binmeyi ve lonca binasında çalışmayı özel fırsatlar veya ayrıcalıklar olarak sunar. Has to ise takım elbise giymeyi, bisiklete binmeyi ve bir ofiste çalışmayı görevler veya zorunluluklar olarak sunar; bu ifadelerden ilki fiziksel olarak bir yere varmakla, ikincisi de bir şeye sahip olmakla ilgili değildir. While iki rolü yan yana getirir; böylece karşıtlık keskin ve mizahi duyulur. Bir kişi törensel ayrıcalıklar elde ederken diğeri sıradan yükümlülüklerle karşılaşır. Aktarılabilir kalıp, fırsat için özne + get to + fiilin yalın hâli; zorunluluk için ise özne + have to + fiilin yalın hâlidir.
Alıştırma
Cümleyi gets to veya has to ile tamamlayın. Her ifadeyi bir kez kullanın: As a reward, Lina ____ choose the music for the party, but as part of her job, she ____ clean the room afterward.
Cevabı göster
gets to · has to
and makes London's lack of either twice as sad. Dilbilgisi
0:57ve Londra'da ikisinin de olmamasını iki kat daha üzücü hale getirir.
twice as sad: twice as + sıfat yapısı
Twice as sad, twice as + sıfat biçimindeki katlama yapısını kullanır. Bir niteliğin derecesini ilgili karşılaştırma düzeyinin iki katı olarak sunar. Buradaki ölçek özneldir; bu nedenle twice mizahi bir vurgu yapar. İki şeyin de bulunmaması durumu iki kat hayal kırıklığı yaratıyormuş gibi gösterir, ancak bu matematiksel olarak ölçülen bir değer değildir.
Alıştırma
Cümleyi upsetting ve standart twice as ... as yapısıyla tamamlayın: Losing both photos was ____ losing only one.
Cevabı göster
twice as upsetting as
gets to act more like one of the countries in the UK Dilbilgisi
1:01sadece garip bir konumda bulunan bir şehirden çok
To top it off: doruk niteliğinde bir ayrıntı eklemek
To top it off kalıplaşmış bir söylem belirtecidir. Bir listeyi tamamlayan son ayrıntıyı ekler ve genel düşünceyi güçlendirir. Burada, City'nin ülkeye benzer davranışını doruk niteliğindeki son ek bilgi olarak sunar. İfade gerçek anlamlı değildir: fiziksel olarak hiçbir şeyin üstü örtülmez veya tepesine bir şey konmaz. Eklenen bilgi iyi de kötü de olabilir; konuşanın tutumunu çevredeki bağlam belirler.
Alıştırma
İki güzel sürprizi zaten sıraladınız. Son ve daha da güzel bir sürprizi doğal biçimde hangi başlangıç tanıtır?
- To top it off,
- To make matters worse,
- For example,
Cevabı göster
To top it off,
more like A than B: B'den çok A'ya benzer
more like A than B kalıbı, bir şeyin B’den çok A’ya benzediğini veya A tanımına daha iyi uyduğunu belirtir. Buradaki like, “benzer” anlamındaki bir ilgeçtir; “sevmek” anlamındaki fiil değildir. Cümle, Londra Şehri’ni tuhaf bir yerde bulunan sıradan bir şehirden çok Birleşik Krallık’ın bir ülkesi gibi işleyen bir yapı olarak yeniden tanımlar. Bu, söz sanatına dayalı bir karşılaştırmadır; onun gerçekten Birleşik Krallık’ın dört ülkesinden biri olduğu iddiası değildir.
Alıştırma
Bir müze görevlisi ziyaretçilere yol gösteriyor ve kapılarda nöbet tutmuyor. İşin güvenlikten çok rehberliğe benzediğini hangi cümle doğru biçimde ifade eder?
- The job is less like a guide's role than a guard's role.
- The job likes a guide's role more than a guard's role.
- The job is more like a guide's role than a guard's role.
Cevabı göster
The job is more like a guide's role than a guard's role.
For uniquely, the corporation that runs the City of London
1:05Çünkü benzersiz bir şekilde, Londra Şehri'ni yöneten kurum,
older than ... by several hundred years: ...'dan birkaç yüz yıl daha eski
comparative + than + comparison target + by + amount yapısı, bir farkın büyüklüğünü belirtir. Burada older than the United Kingdom by several hundred years, kurumun yaşının Birleşik Krallık’ın yaşını birkaç yüzyıl aştığı anlamına gelir. By, iki yaş arasındaki farkı gösterir; bir şeyi birkaç yüz yıl önceki bir zamana yerleştirmez. Aynı kalıp ölçülebilen başka farklarla da kullanılabilir: taller by five centimetres, cheaper by £20 veya earlier by two days.
Alıştırma
Arun 16, Ben ise 12 yaşında. Yaş farkının miktarını gösteren sözcükle cümleyi tamamlayın: Arun is older than Ben ____ four years.
Cevabı göster
by
So how did the UK end up with two Londons, Öbek fiiller
1:11Peki İngiltere nasıl oldu da biri diğerinin içinde olan
end up with: nihai bir sonuca ulaşmak
Bu soruda end up with, bir dizi olaydan sonra sonunda bir şeye sahip olmak veya belirli bir sonuca ulaşmak anlamına gelir. Süreç, Birleşik Krallık’ın iki Londra’ya sahip olduğu bir durum doğurmuştur; birinin en başta iki tane seçtiği anlamına gelmez. Yapı özne + end up with + isim öbeği şeklindedir. Genellikle şaşırtıcı veya açıklama gerektiren bir sonucu belirtir; sonuç olumlu, olumsuz ya da tarafsız olabilir.
Alıştırma
Cümleyi end up with ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After years of adding extra features, the simple app ____ too many menus.
Cevabı göster
ended up with
Because Romans.: çarpıcı bir because cümle parçası
Because Romans. bilinçli olarak kısaltılmış bir cümle parçasıdır. Because the Romans created the situation gibi tam bir because yan cümlesi kullanmak yerine, because sözcüğünü doğrudan bir isim öbeğinin önüne getirir ve ayrıntılı nedeni söylemeden bırakır. Burada önceki soruya çok kısa bir cevap verir, ardından daha ayrıntılı Roma tarihinin birazdan geleceğini bildirir. Bu ani kısaltma, geçişi kendinden emin, eğlenceli ve çarpıcı hâle getirir.
Alıştırma
Bir tarih videosu 'Why does this street have such an odd name?' diye soruyor. Daha uzun bir açıklamadan önce aynı çarpıcı ve samimi tanıtım etkisini en iyi hangi cevap oluşturur?
- The Vikings gave the street its name.
- Because of the Vikings.
- Because Vikings.
Cevabı göster
Because Vikings.
and founded a trading post on the River Thames
1:19Thames Nehri üzerinde bir ticaret merkezi kurdular
Being Romans, they got to work doing what Romans do, Notlar
1:22Romalı oldukları için Romalıların yaptığı işleri yapmaya koyuldular;
Neden bildiren bir ortaç yapısı olarak Being Romans,
Being Romans, ana cümleden önce gelen bir şimdiki zaman ortaç yapısıdır. Burada yaklaşık olarak because they were Romans veya as Romans anlamına gelir ve Romalı kimliklerini yaptıkları şeyin nedeni olarak sunar. Being yapısının söylenmeyen öznesi, they got to work ana cümlesindeki they sözcüğüdür. Bu yapı, tam bir neden yan cümlesini daha kısa bir arka plan ifadesine dönüştürür. Burada ayrıca hafif mizahi bir genelleme vardır: Romalıların tipik olarak yaptığı şey budur.
Alıştırma
Hangi cümle, neden bildirmek için cümle başında Being yapısını doğru kullanır ve iki bölümde de aynı kişiyi özne yapar?
- Because Maya was the team captain, she spoke first at the meeting.
- Being the team captain, Maya spoke first at the meeting.
- Being the team captain, the meeting began with Maya's speech.
Cevabı göster
Being the team captain, Maya spoke first at the meeting.
“çalışmaya başladılar” anlamında got to work
Bu cümlede got to work, görevi hemen ve ciddi biçimde yapmaya başladılar anlamına gelir. Ardından gelen -ing yapısı doing what Romans do, hangi işe başladıklarını açıklar. Burada get, kalıplaşmış get to work ifadesinin bir parçasıdır. Bir iş yerine gitmeyi anlatmaz; ifadeden sonra belirtilen görev, amaçlanan anlamı netleştirir.
Alıştırma
Cümleyi, dersteki “ciddi biçimde çalışmaya başladılar” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: As soon as the rain stopped, the neighbors ____ clearing the path.
Cevabı göster
got to work
the Romans came ... kingdoms fell: paralel yapıyla değişim
Geçmiş zamandaki dört bağlı yan cümle iki dengeli çift oluşturur: the Romans came / went ve kingdoms rose / fell. and sözcüğünün tekrarı düzenli bir ritim yaratırken yüzyıllar süren gelişleri, gidişleri, yükselişleri ve çöküşleri tek cümlede özetler. Bu sürekli değişim örüntüsü, ana düşünce olan the wall endured ile karşıtlık kurar. Surun çevresindeki her şey değişir, ancak sur ayakta kalır. Burada rose, rise fiilinin geçmiş zaman biçimidir ve “yükseldi veya güç kazandı” anlamına gelir; çiçek olan “gül” anlamındaki isim değildir.
Alıştırma
“the Romans came and the Romans went and kingdoms rose and kingdoms fell” paralel yapısı cümlede ne yapar?
- Tekrarlanan tarihsel değişimleri özetler ve surun dayanıklılığını öne çıkarır.
- Romalıların ve krallıkların hiç değişmeden kaldığını söyler.
- Surun inşa edilmesinin dört ayrı nedenini sıralar.
Cevabı göster
Tekrarlanan tarihsel değişimleri özetler ve surun dayanıklılığını öne çıkarır.
governing itself ... trading with the world: paralel -ing grupları
“Governing itself” ve “trading with the world”, şimdiki zaman ortacı (-ing) kullanan iki paralel sözcük grubudur. Şehrin gelişimi sırasında devam eden iki etkinliği arka plan bilgisi olarak eklerler; ayrı ana fiiller değildirler. Çekimli ana fiil grew sözcüğüdür. -ing gruplarını virgüllerin arasında kullanmak, sonucun yani grew rich ifadesinin öne çıkmasını sağlarken bu sonuca katkıda bulunan koşulları da kısaca verir.
Alıştırma
Hangi cümle iki -ing grubunu arka plan olarak kullanır ve became sözcüğünü ana fiil olarak korur?
- The team shared ideas, tested each plan, and became more confident.
- The team became more confident because every plan.
- The team, sharing ideas and testing each plan, became more confident.
Cevabı göster
The team, sharing ideas and testing each plan, became more confident.
to conquer everything and begin modern British history,
1:48başlatmak için Büyük Britanya'ya geldiğinde,
William the Conqueror: tarihî unvan Fatih William
William the Conqueror, Normandiya Dükü William'ın yerleşmiş tarihî unvanıdır. William 1066'da İngiltere'yi fethedip kralı oldu ve I. William olarak da tanındı. Burada the Conqueror onun mesleği ya da o anda yaptığı bir eylem değildir. Hikâyedeki belirli William'ı tanımlar. Cümlede Great Britain geniş anlamda kullanılır; ilgili tarihî olay ise İngiltere'nin Normanlar tarafından fethidir.
Alıştırma
William the Conqueror adındaki the Conqueror ne anlama gelir?
- William'ın o anda yaptığı bir eylemi anlatır.
- William'ın adına eklenmiş tarihî bir unvandır.
- William'ın sıradan bir asker olarak çalıştığını söyler.
Cevabı göster
William'ın adına eklenmiş tarihî bir unvandır.
more challenging to defeat than farmers on open fields. Dilbilgisi
1:53açık tarlalardaki çiftçileri yenmekten daha zorlayıcı buldu.
found ... more challenging than: find + nesne + tümleç kalıbı
Burada found, find fiilinin geçmiş zaman biçimidir ve the City of London onun nesnesidir. more challenging to defeat bir nesne tümlecidir; şehri nasıl değerlendirdiğini anlatır. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp find + nesne + sıfat veya karşılaştırma tümlecidir ve “bir nesnenin o niteliğe sahip olduğunu düşünmek ya da deneyimlemek” anlamına gelir. than farmers on open fields karşılaştırma noktasını verir. with its sturdy walls şehir hakkında arka plan bilgisi ekler; found fiilinin ikinci nesnesi değildir.
Alıştırma
Hangi cümlede found, find fiilinin geçmişi olarak find + nesne + karşılaştırma tümleci kalıbında kullanılmıştır?
- Mina founded a puzzle club at school.
- Mina found the second puzzle more challenging than the first.
- Mina found the missing puzzle under her bed.
Cevabı göster
Mina found the second puzzle more challenging than the first.
So he agreed to recognize the rights and privileges Kalıp ifadeler
1:56Bu yüzden, onu yeni kral olarak tanımaları karşılığında
recognize the rights and privileges: hakları ve ayrıcalıkları resmen tanıma
Bu cümlede recognize, 'hafızadan tanımak' değil, 'geçerli veya meşru olduğunu resmen kabul etmek' anlamına gelir. rights and privileges nesnesi, hâlihazırda yerleşik bir statüye sahip hakları ve ayrıcalıkları belirtir. recognize + rights/status/authority kalıbı hukuk, siyaset ve tarih dilinde yaygındır. Mevcut bir iddianın resmen kabul edildiğini anlatır; hakların o anda yeni oluşturulduğunu tek başına ifade etmez.
Alıştırma
Hangi cümle bir kurumun zaten var olan hakları resmen kabul ettiğini söyler?
- The charter limits the community's traditional rights.
- The charter recognizes the community's traditional rights.
- The charter grants the community new rights.
Cevabı göster
The charter recognizes the community's traditional rights.
in return for them recognizing him as the new king. Kalıp ifadeler
1:59ayrıcalıkları tanımayı kabul etti.
were used to: bir şeye alışkın olmak
Burada were used to, 'alışkındılar' veya 'zaten normal sayıyorlardı' anlamına gelir. Londra Şehri sakinlerine tanıdık gelen hakları ve ayrıcalıkları niteler; geçmiş alışkanlığı belirten used to + fiilin yalın hâli yapısı değildir. Uzun isim öbeğinde rights and privileges, to edatının anlamca nesnesidir: rights and privileges (that) City of Londoners were used to. Nesne görevindeki that ilgi zamiri atılabildiği için to edatı sonda kalır. Yeniden kullanılabilir yapı be used to + isim, zamir veya -ing biçimidir.
Alıştırma
'Alışkındılar' anlamındaki be used to yapısının geçmiş zamanıyla tamamlayın: This was the noise the neighbours ____.
Cevabı göster
were used to
in return for: bir karşılık ilişkisini belirtmek
In return for, bir alışverişin parçası olarak diğer tarafın verdiği veya yaptığı şeyi belirtir. Burada bir taraf şehre haklar tanır ve halkın William'ı kral olarak tanıması onların karşılık olarak sunduğu şeydir; ifade yalnızca bir neden bildirmez. for'dan sonra bir isim öbeği veya -ing'li bir yan cümle kullanılır. them recognizing him içinde them, eylemi kimin yaptığını gösterir; recognizing ise bu yapıda kullanılan -ing biçimidir.
Alıştırma
Hangi cümle önceden kararlaştırılmış bir alışverişi açıkça anlatır?
- The neighbour watered our plants because we fed her cat.
- The neighbour watered our plants instead of feeding her cat.
- The neighbour watered our plants in return for us feeding her cat.
Cevabı göster
The neighbour watered our plants in return for us feeding her cat.
William quickly built towers around the City of London,
2:04William hızla Londra Şehri'nin etrafına kuleler inşa etti,
which were just as much about protecting William Dilbilgisi
2:06bunlar William'ı içerideki yerel halktan korumayı
as defending against the Vikings from without.
2:09dışarıdan gelen Vikinglere karşı savunmayı da amaçlıyordu.
just as much about A as B: iki amaca eşit ağırlık vermek
Just as much about A as B, A ve B'nin eşit derecede önemli amaçlar veya yönler olduğunu belirtir. Burada A, William'ı içerideki yerel halktan korumak; B ise dışarıdaki Vikinglere karşı savunma yapmaktır. Karşılaştırma William ile Vikingler arasında değil, bu iki amaç arasındadır. A ve B'yi paralel dil bilgisi biçimlerinde tutun. Cümlede protecting ... ve defending ... olmak üzere iki -ing'li yan cümle kullanılır; böylece dengeli iki bölüm kolayca takip edilir.
Alıştırma
Hangi cümle öğrenmenin ve eğlenmenin kulübün eşit derecede önemli parçaları olduğunu söyler?
- The club is just as much about learning as having fun.
- The club is not so much about learning as having fun.
- The club is more about learning than having fun.
Cevabı göster
The club is just as much about learning as having fun.
Resmî yer zarfları olarak within ... without
Burada within ve without, tek başına kullanılan yer zarflarıdır. Within “savunulan alanın içinde”, without ise “onun dışında” anlamına gelir. Bu cümlede without, “bir şeyden yoksun” anlamında değildir. Bu dengeli ikili, tehlikenin geldiği iki yönü açıkça karşılaştırır: içeride yerel halk, dışarıda ise Vikingler vardır.
Alıştırma
Örnekte within ve without hangi karşıtlığı ifade ediyor?
- korumalı olmak ile korumasız olmak
- yerel halkın arası ile Vikinglerin arası
- şehrin içi ile dışı
Cevabı göster
şehrin içi ile dışı
that yes, the City of London is a special unique place
2:15evet, Londra Şehri özel ve eşsiz bir yerdir,
Bir düzenin nasıl işlediğini açıklayan whereby
Whereby, “onun aracılığıyla” veya “o yolla” anlamına gelen resmî bir ilgi zarfıdır. Daha önce sözü edilen bir sisteme, sürece, kurala ya da düzene gönderme yapar ve bunun nasıl işlediğini açıklayan yan cümleyi başlatır. Burada geleneği tekrarlanan işleyişine bağlar: hükümdarlar Londra Şehri’nin özel statüsünü yeniden teyit eder. Where ile başlamasına rağmen bir yer belirtmez.
Alıştırma
“Onun aracılığıyla” anlamındaki resmî bağlayıcıyla cümleyi tamamlayın: The school introduced a system ____ families can choose lunch options online.
Cevabı göster
whereby
Many a monarch: tekil biçimle çoğul anlam
many a + tekil sayılabilen isim kalıbı “birçok...” veya “birçok farklı...” anlamına gelir. Many a monarch ifadesinde monarch biçim olarak tekil kalır, ancak ifade çok sayıda hükümdara gönderme yapar. Bu kalıp kişileri tek tek ele alır; bu nedenle vurgulu ve edebî bir hava taşır. İfadenin tamamı özne olduğunda tekil fiil kullanılır: Many a monarch has tried denir, have tried denmez.
Alıştırma
Çok sayıda yöneticinin aynı sorunla karşılaştığını anlatmak için many a kalıbını doğru kullanan cümle hangisidir?
- Many a ruler have faced this problem.
- Many a rulers have faced this problem.
- Many a ruler has faced this problem.
Cevabı göster
Many a ruler has faced this problem.
and hopefully suck power and wealth away from it. Deyimler
2:28Westminster adında yeni bir başkent inşa etti.
Suck power and wealth away from: kaynakları çekip tüketmeyi anlatan canlı bir mecaz
Burada suck ... away from mecazidir. Güç ve serveti, bir yerden çekilip rakip bir merkeze götürülen kaynaklar gibi gösterir. Yeni başkentin amacı bu kaynakları zamanla alarak Londra Şehri’ni zayıflatmaktı. Bu ifade tarafsız bir yer değiştirmeyi değil, etkin rekabeti ve kaynakların tükenmesini çağrıştırır. Yeniden kullanılabilen kalıp suck + nesne + away from + kaynak şeklindedir: suck power and wealth away from it.
Alıştırma
“The new shopping centre sucked customers away from local shops,” cümlesinde sucked customers away from ne anlama gelir?
- Yerel dükkânlara daha fazla müşteri verdi.
- Müşterileri yavaş yavaş kendine çekerek yerel dükkânları zayıflattı.
- Müşterileri fiziksel olarak bir borunun içinden çekti.
Cevabı göster
Müşterileri yavaş yavaş kendine çekerek yerel dükkânları zayıflattı.
As the centuries passed, Westminster grew: uzun tarihsel değişimi zaman içinde çerçevelemek
Baştaki As the centuries passed zaman cümleciği, anlatıyı çok uzun bir tarihsel dönem boyunca ileri taşır. Burada as, “çünkü” değil, “-dikçe” veya “sırasında” anlamındadır; passed ise zamanın “geçtiğini” belirtir. Bu cümlecik Westminster grew ifadesinden önce gelerek yüzyılların geçişini arka plan yapar ve büyümeyi o dönem boyunca kademeli olarak gerçekleşen bir gelişme şeklinde sunar. As + kademeli zaman değişimi, + ana gelişme kalıbı uzun bir tarihi kısaca anlatmak için kullanılabilir.
Alıştırma
“Yüzyıllar geçerken” anlamındaki dört kelimelik zaman ifadesiyle tarih cümlesini tamamlayın: ____, the settlement grew into a major port.
Cevabı göster
As the centuries passed
But people began to call the whole urban collection London,
2:40Ancak insanlar tüm kentsel topluluğa Londra demeye başladı
under a single municipal government: fiziksel konum değil, yönetim ilişkisi
under a single municipal government ifadesinde under soyut anlamdadır: fiziksel olarak aşağıda olmayı değil, “bir otoritenin veya sistemin yetkisine tabi olmayı” belirtir. Kasabalar ortak bir yönetim yapısı içinde birleştirilmiştir. Single, bütün kasabalar için tek bir sistem olduğunu vurgular. Municipal government, genellikle bir belediye başkanı bulunan şehir veya kasaba düzeyindeki yerel yönetimi ifade eder; ulusal hükümet anlamına gelmez. Aktarılabilir kalıp under + otorite, kural veya idari sistem şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi tamamlayan ve bölgelerin ortak tek bir yerel otoriteye tabi olduğunu belirten ifadeyi seçin: After the reform, all five districts functioned ____.
- within a single municipal government
- by a single municipal government
- under a single municipal government
Cevabı göster
under a single municipal government
But the mayor of London still doesn't have power Kalıp ifadeler
2:48Fakat Londra belediye başkanının
have power over: üzerinde yetki veya kontrol sahibi olmak
Bu cümlede have power over, “kontrol etme veya yönetme konusunda yasal yetkiye sahip olmak” demektir. Buradaki nokta, Londra belediye başkanının yetkisinin Londra Şehri'ni kapsamamasıdır. have power over + kişi, yer veya konu kalıbı, kararları kimin verebildiğini ya da kuralları kimin uygulayabildiğini anlatır. Burada power elektrik veya fiziksel güç değil, kurumsal yetkidir.
Alıştırma
Bu cümlede have power over ne anlama geliyor?
- Resmî yetki veya kontrole sahip olmak
- Fiziksel güce sahip olmak
- Elektrik sağlamak
Cevabı göster
Resmî yetki veya kontrole sahip olmak
For example, the ruling monarch doesn't just enter Dilbilgisi
2:56Örneğin, hüküm süren hükümdar öyle estiği gibi
On a whim: ani ve planlanmamış bir karar
On a whim, bir fikir veya isteğin o anda aniden ortaya çıkmasıyla, önceden plan yapmadan ya da nedeni dikkatlice değerlendirmeden harekete geçmek demektir. Burada ifade, gelişigüzel bir kişisel dürtü ile resmî bir prosedürü karşılaştırır: hükümdar içeri girmeye öylece karar vermez, izin ister. İfade çoğu zaman eylemin dürtüsel veya keyfî olduğu yönünde hafif bir ima taşır.
Alıştırma
Cümleyi, bu notta ani ve planlanmamış bir isteği anlatan üç kelimelik deyimle tamamlayın: We chose the seaside hotel ____.
Cevabı göster
on a whim
doesn't just enter ... but instead asks: öylece girmez, bunun yerine izin ister
doesn't just A, but instead B kalıbı önce beklenen ya da olası eylem olan A'yı reddeder, sonra gerçekten gerçekleşen alternatif eylem B'yi verir. Bu cümlede serbestçe içeri girmek reddedilir; gerçekte yapılan, izin istemektir. Burada just, “öylece” veya “başka bir şey yapmadan” anlamındadır. but instead bir değiştirmenin yerine geçme ilişkisi kurduğu için cümle iki eylemin de gerçekleştiğini söylemez.
Alıştırma
İlk eylemi reddedip gerçek alternatifi veren iki parçalı kalıpla cümleyi tamamlayın: Leo ____ walk into the manager's office, ____ asks for an appointment.
Cevabı göster
doesn't just · but instead
Not required by law: yasal zorunluluk yok
Not required by law, hiçbir yasanın o eylemi yapma zorunluluğu getirmediği anlamına gelir. Yapı be + required by law şeklindedir ve not yasal zorunluluğu olumsuz yapar. Bu, eylemin yasak veya önemsiz olduğu anlamına gelmez. Bir gelenek, politika, sözleşme ya da toplumsal beklenti, eylemi başka bir şekilde teşvik edebilir veya zorunlu kılabilir.
Alıştırma
Hangi cümle törenin yasak değil, yasal olarak isteğe bağlı olduğu anlamına gelir?
- The ceremony is not allowed by law.
- The ceremony is required by law.
- The ceremony is not required by law.
Cevabı göster
The ceremony is not required by law.
to say the least: kasıtlı olarak hafif söyleme
Burada to say the least, “doğru kalırken kullanabileceğim en hafif ifade bu” anlamına gelir. Törene yalnızca unusual denmesi, gerçekte ne kadar tuhaf olduğunun bilerek hafifletilmesidir. Bu ifade bir değerlendirmenin ardından gelir ve gerçeğin daha güçlü ya da daha uç olduğunu gösterir. Genellikle kuru mizah veya ölçülü eleştiri katar; kimseye daha az konuşmasını söylemez.
Alıştırma
Hafif bir betimlemeyi kasıtlı küçümsemeye dönüştüren dört sözcüklü İngilizce ifadeyle cümleyi tamamlayın: The school trip lasted six hours longer than planned, so the day was tiring, ____.
Cevabı göster
to say the least
The City of London also has a representative in Parliament,
3:06Londra Şehri'nin Parlamentoda bir de temsilcisi vardır,
whose job it is to: bir kişinin görevini belirtmek
whose job it is to protect... yapısında whose, Remembrancer ile görevi birbirine bağlar: şehrin haklarını korumak o kişinin sorumluluğudur. Tanımlayıcı olmayan ilgi cümleciği, yeni bir cümle başlatmadan temsilci hakkında bu bilgiyi ekler. Yeniden kullanılabilen kalıp person, whose job it is to + fiilin yalın hâli şeklindedir. It biçimsel öznedir; to-infinitive ise asıl görevi belirtir. It başka bir kişiyi veya nesneyi göstermez.
Alıştırma
Hangi cümle whose job it is to kullanarak Leo'nun görevine ilişkin bilgiyi doğru biçimde ekliyor?
- Leo, whose job it is to check the doors, arrives first.
- Leo, who's job it is to check the doors, arrives first.
- Leo, whose job is it to check the doors, arrives first.
Cevabı göster
Leo, whose job it is to check the doors, arrives first.
Because of this, laws passed by Parliament Anlatım akışı
3:12Bu nedenle Parlamento'dan geçen yasalar
Because of this: önceki durumu sonucuna bağlamak
“Because of this” neden-sonuç bağlantısı kuran bir ifadedir. Buradaki “this”, yalnızca en yakın isme değil, daha önce açıklanan kurumsal düzenlemenin tamamına, yani Remembrancer’a ve City’nin özel haklarının korunmasına gönderme yapar. İfade, yasalarla ilgili sonraki açıklamayı bu düzenlemenin bir sonucu olarak sunar. Açıklayıcı metinlerde “this”, önceki bir düşüncenin tamamını tek bir geriye gönderimde toplayabilir. “Because of this” de önceki durumun bir sonuca yol açtığını açıkça gösterir.
Alıştırma
Cümlede “Because of this” içindeki “this” neye gönderme yapıyor ve bu ifade ne işe yarıyor?
- Yalnızca Parliament’a gönderme yapar ve Parliament’ın tanımını sunar.
- Önceki kurumsal düzenlemeye gönderme yapar ve onun bir sonucunu sunar.
- voting reform laws ifadesine gönderme yapar ve bu yasaların nedenini sunar.
Cevabı göster
Önceki kurumsal düzenlemeye gönderme yapar ve onun bir sonucunu sunar.
City of London seçimlerinde medieval guilds and modern companies
“Medieval guilds”, kökleri Orta Çağ’a dayanan tarihî ticaret veya zanaat örgütleridir. Burada bunlar modern işçi sendikalarıyla aynı şey değildir. “Modern companies” günümüz şirketleri demektir. Cümle bu iki grubu yan yana getirerek City of London seçimlerinde hem tarihsel köklere sahip lonca kuruluşlarının hem de günümüz şirketlerinin yer aldığını söylüyor. Yalnızca genel tabloyu veriyor; kesin oy kullanma kurallarını açıklamıyor.
Alıştırma
Bu cümlede “medieval guilds and modern companies” birlikteliği, City of London seçimleri hakkında ne anlatıyor?
- guilds yalnızca modern işçi sendikalarının başka bir adıdır; companies ise hiçbir rol oynamaz.
- Bu seçimlerde hem tarihsel köklere sahip lonca kuruluşları hem de günümüz şirketleri yer alır.
- Bu seçimler, yalnızca bireysel sakinlerin katıldığı sıradan seçimler olarak anlatılır.
Cevabı göster
Bu seçimlerde hem tarihsel köklere sahip lonca kuruluşları hem de günümüz şirketleri yer alır.
making it quite wealthy: sonuç bildiren bir -ing yan cümlesi
Making it quite wealthy, önceki olgunun tamamının sonucunu veren bir -ing yan cümlesidir: sınırların dışındaki arazi ve binalara sahip olmak ve bunları işletmek Londra Şehri'ni varlıklı kılar. Buradaki it, Londra Şehri'ni ifade eder. Bu yan cümle ikinci bir ana eylem eklemez. “and this makes it quite wealthy” düşüncesini daha kısa biçimde vererek olguyu doğrudan sonucuna bağlar.
Alıştırma
Sonucu bir -ing yan cümlesiyle eklemek için make fiilini doğru biçimde kullanın: The community owns several busy shops, ____ it financially secure.
Cevabı göster
making
Once you start looking for the city's crest, Dilbilgisi
3:32Şehrin armasını aramaya başladığınızda,
Once you start looking, you'll find ...: will öncesinde geniş zaman
Burada once, “-er -mez” veya “-dığı andan itibaren” anlamına gelir. Once yan cümlesi başlangıç noktasını, yani etkin biçimde aramaya başlamayı belirler. Ana cümle ise sonrasında beklenen sonucu verir: armayı birçok yerde bulacaksınız. Gelecekteki bir durumdan söz ederken İngilizce, once yan cümlesinde genellikle geniş zaman, ana cümlede ise will kullanır: Once + özne + geniş zaman, özne + will + fiilin yalın hâli. Bu nedenle once sonrasında start doğrudur; you'll find ise you will find anlamına gelir.
Alıştırma
Gelecekteki bir durumu anlatmak için open ve see fiillerini doğru biçimlerde tamamlayın: Once you ____ the map, you ____ the shortcut.
Cevabı göster
open · will see
make it an irresistible temptation for conspiracy nuts. Kelime
3:45onu komplo teorisi delileri için karşı konulmaz bir cazibe haline getirir.
quasi-independent status: neredeyse bağımsız, fakat tamamen değil
quasi- ön eki “neredeyse”, “kısmen” ya da “tam olarak o olmadan ona benzeyen” anlamına gelir. independent sözcüğüne eklendiğinde tam bağımsızlık iddiasında bulunmak yerine bu sınıflandırmayı sınırlar. Burada quasi-independent status, Londra Şehri'nin sıra dışı yetkilere ve özerkliğe sahip olduğunu, ancak ayrı bir egemen ülke olmadığını belirtir. Başka metinlerde de quasi-, ardından gelen etiketin tamamen kesin kabul edilmemesi gerektiğini gösterir.
Alıştırma
Bir bölge kendi işlerinin çoğunu yönetiyor, ancak hukuken hâlâ başka bir ülkenin parçası. quasi-independent en iyi neyi ifade eder?
- Tam egemen bir ülkedir.
- Kendi işlerini yönetme yetkisi yoktur.
- Önemli ölçüde özerktir, ancak tamamen bağımsız değildir.
Cevabı göster
Önemli ölçüde özerktir, ancak tamamen bağımsız değildir.
conspiracy nuts: gündelik ve aşağılayıcı bir ifade
conspiracy nuts ifadesinde nuts, konuşanın deli veya mantıksız bulduğu insanları belirten çoğul bir isimdir; yenebilen kuruyemiş anlamına gelmez. İfadenin tamamı, uçuk komplo teorilerine saplantılı biçimde inandığı düşünülen insanları anlatır. İfade insanları nuts diye etiketlediği için tarafsız bir tanım değil, alay ve küçümseme bildirir.
Alıştırma
Komplo teorilerine inanan insanlar hakkında saygılı bir okul raporu yazıyorsunuz. conspiracy nuts uygun bir etiket midir?
- Evet — tarafsız ve resmîdir.
- Hayır — aşağılayıcı ve gündeliktir.
Cevabı göster
Hayır — aşağılayıcı ve gündeliktir.
and it's not long before the crazy part of the internet Dilbilgisi
3:50internetin çılgın kesiminin,
Add in: bir etken daha dahil etmek
Add in, “zaten değerlendirilen gerçeklere veya koşullara bir etken daha katmak” anlamına gelir. Burada en eski Mason tapınağı önceki ayrıntılara eklenir ve öngörülen tepkinin gerçekleşme ihtimali daha yüksek görünür. “Add in X, and Y” kalıbı çoğu zaman ek bir unsuru sunar ve ardından onun sonucunu belirtir. Mutlaka aritmetik toplama anlamına gelmez; X bir gerçek, maliyet, sorun veya başka bir etken olabilir.
Alıştırma
“Bir etken daha dahil etmek” anlamındaki iki kelimelik İngilizce ifadeyle cümleyi tamamlayın: “We have considered the ticket price. ____ the hotel cost, and the trip becomes too expensive.”
Cevabı göster
Add in
starts yelling about secret societies controlling the world
3:52Londra şehir-devletinin içinden finans endüstrisi aracılığıyla
it's not long before: kısa süre sonra gerçekleşen olay
“It's not long before + yan cümle”, before ile başlayan yan cümledeki olayın mevcut durum başladıktan kısa süre sonra gerçekleştiğini belirtir. Altyazıda internetteki bağırışlar hızlı ve öngörülebilir bir tepki olarak sunulur. before daha sonra gerçekleşen olayın hemen önünde görünse de zaman sırası şöyledir: önce başlangıç durumu oluşur, ardından çok kısa bir süre sonra yan cümledeki olay gerçekleşir. Şimdiki zamanlı anlatımda bu kalıp bir tetikleyiciyi hızlı bir sonuca bağlar.
Alıştırma
Şimdiki zamanlı anlatımı “çok kısa süre sonra” anlamındaki hedef kalıpla tamamlayın: “The bell rings, and ____ the hallway fills with people.”
Cevabı göster
it's not long before
via the finance industry from inside the city-state of London.
3:54dünyayı kontrol eden gizli örgütler hakkında bağırmaya başlaması uzun sürmez.
behind it all: gizli sorumluluk veya kontrol
Burada behind it all, “konuşulan her şeyden gizlice sorumlu olmak, her şeyi yönlendirmek veya her şeye sebep olmak” anlamına gelir. Behind mecazi kullanılmıştır: sözde kraliçe, fiziksel olarak bir şeyin arkasında duran biri değil, komplonun arkasındaki gizli güç olarak sunulur. Cümle, mizah yaratmak için saçma bir komplo teorisinin anlatım biçimini kasıtlı olarak taklit eder. “Uzaylı kraliçe” şakanın bir parçasıdır; konuşanın doğru kabul ettiği bir gerçek değildir.
Alıştırma
Cümleyi “bütün plandan gizlice sorumlu olmak” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: The police discovered that one person was ____.
Cevabı göster
behind it all
no matter how much you might read it on the internet. Dilbilgisi
4:05internette bunu ne kadar çok okumuş olursanız olun.
But ... aside: bir konuyu kenara bırakmak
X aside, “X’i şimdilik tartışmanın dışında bırakmak” anlamına gelen bir konu yönetimi kalıbıdır. Bir yan konuyu, şakayı veya değerlendirme unsurunu geçici olarak bir kenara koyar; böylece konuşan kişi ana noktaya devam eder. Burada conspiracy theories aside, komplo teorileri hakkındaki mizahi sapmayı sona erdirir. But yön değişikliğini açıkça gösterir: konuşan kişi şakadan City of London hakkındaki olgusal açıklamaya döner.
Alıştırma
Cümleyi, şakalaşmayı bitirip ana soruya döndüren iki kelimelik X aside ifadesiyle tamamlayın: ____, when does the meeting start?
Cevabı göster
Jokes aside
no matter how much: dereceye rağmen değişmeyen sonuç
Bu cümlede no matter how much bir ödünleme ilişkisi kurar: kişi internette bunun aksini savunan çok fazla içerik okusa bile ana sonuç değişmez. Buradaki kalıp no matter how much + özne + fiil şeklindedir. How much, okuma eyleminin miktarını veya derecesini anlatır; gerçek bir miktar sorusu değildir.
Alıştırma
Cümleyi no matter how much ile tamamlayın: ____ I practise, the final move still feels difficult.
Cevabı göster
No matter how much
Rather, it's a unique place in the United Kingdom Anlatım akışı
4:07Bunun yerine, Birleşik Krallık'ta
with a long and very complicated history.
4:09uzun ve çok karmaşık bir geçmişi olan eşsiz bir yerdir.
Rather, ile reddedilen bir tanımı değiştirmek
Cümlenin başındaki Rather, önceki tanımın reddedildiğini ve daha doğru bir tanımın geleceğini gösterir. İlk cümle Londra Şehri'nin ne olmadığını söyler; bu cümle ise onun yerine geçecek tanımı verir. Burada Rather, bunun yerine veya daha doğrusu anlamındadır. Ardından virgül gelen bir cümle bağlayıcısıdır; tercih bildiren would rather kalıbı değildir.
Alıştırma
Reddedilen tanımın yerine yenisini getirmek için cümleyi Rather ile tamamlayın: This is not a punishment. ____, it is a chance to learn.
Cevabı göster
Rather
so the border between London and its secret inner city
4:16bu yüzden Londra ile onun gizli iç şehri arasındaki sınır
if you come across a small dragon on the street, Öbek fiiller
4:21sokakta küçük bir ejderhaya rastlarsanız,
come across: tesadüfen rastlamak veya bulmak
Bu cümlede come across, “birine ya da bir şeye tesadüfen rastlamak” anlamına gelir. Konuşmacı, Londra’da yürürken beklenmedik şekilde küçük bir ejderha görme durumunu hayal ediyor; bu karşılaşma önceden planlanmamıştır. Come across ifadesinden sonra karşılaşılan kişi, bulunan şey veya bilgi gelir: come across + nesne. Burada a small dragon nesnedir; on the street ise karşılaşmanın nerede gerçekleştiğini belirtir.
Alıştırma
“Tesadüfen bulmak” anlamındaki iki sözcüklü öbek fiille cümleyi tamamlayın: While browsing the library shelves, I ____ an old map.
Cevabı göster
came across
in a city in a country in a country. Anlatım akışı
4:25bir ülkedeki bir ülkedeki bir şehirdeki bir şehirde.
in a city in a country in a country: iç içe yer katmanları
Tekrarlanan in a ... ifadeleri, daha büyük yerlerin içindeki yerlerden oluşan bir zincir kurar. Burada City of London, London’ın içindedir; London, England’ın içindedir; England da United Kingdom’ın içindedir. Her yeni ifade bir sonraki dış katmanı ekler. Bu tekrar bir coğrafya hatası değil, bilinçli bir seçimdir. Paralel ritmi, videodaki “şehir içinde şehir” fikrini sonda kısa biçimde özetler ve dinleyicinin karmaşık bir hiyerarşiyi takip etmesine yardımcı olur.
Alıştırma
Bu cümledeki tekrarlı yapı temel olarak neyi gösteriyor: The museum is in a district in a city in a country?
- Daha büyük yerlerin içinde sırasıyla yer alan bir dizi mekân
- Daha önceki bir coğrafya hatasının düzeltilmesi
- Aralarında ilişki olmayan yerlerin listesi
- Aynı yere giden üç farklı yol
Cevabı göster
Daha büyük yerlerin içinde sırasıyla yer alan bir dizi mekân