Akne sorunu ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları

BBC Learning English

Öğrenme zorluğu
865 kelime 154 kel/dk

Video özeti: Neil ve Beth aknenin ne olduğunu, neden çoğunlukla ergenlikte başladığını ve özgüveni, arkadaşlıkları ve ruh sağlığını nasıl etkileyebildiğini açıklıyor. Dermatolog Sharon Crichlow, uzman bakımını karşılayamadığı dönemde akneyle nasıl başa çıktığını ve bu kişisel deneyimden hastalarını desteklerken nasıl yararlandığını anlatıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Spots, zits, or / medical term is acne. — Sözcük Anlamı ve Dil Düzeyi: İltihaplı cilt izleri için kullanılan gündelik veya samimi adlarla resmî tıp terimini birbirinden ayırın. Böylece günlük sohbet, sağlık bilgisi ve klinik ortam arasında geçiş yaparken bağlama uygun sözcükleri seçebilirsiniz. 2. should never really be trivialized. — Konuşma Edimbilimi ve Tutum: Bir sorunu küçümsememeye veya gerçekte olduğundan daha önemsiz göstermemeye yönelik güçlü bir tavsiyeyi fark edin. Bu edilgen kalıpla sağlık, duygusal sıkıntı ya da başka önemli kaygılar konusunda net ve kararlı bir tutum belirtebilirsiniz. 3. get through it — Phrasal Verbs: İfadenin bir yerden fiziksel olarak geçmek yerine, zor bir deneyime dayanıp onu atlatmak anlamına geldiğini kavrayın. Hastalık, güçlük veya kişinin sonunda üstesinden geldiği zorlu bir yaşam dönemi hakkında konuşurken bu ifadeyi doğal biçimde kullanabilirsiniz.

Bu derste

6 Minute English from BBCLearningEnglish.com.

0:01

BBCLearningEnglish.com'dan 6 Minute English.

Hello, this is 6 Minute English from BBC Learning English.

0:08

Merhaba, bu BBC Learning English'ten 6 Minute English.

I'm Neil.

0:11

Ben Neil.

And I'm Beth.

0:12

Ve ben Beth.

As a society, we're obsessed with our skin. Notlar

0:13

Toplum olarak cildimize çok takıntılıyız.

Anlatım akışı

As a society: bir görüşü toplumun bütünü açısından çerçevelemek

As a society tüm cümlenin bakış açısını belirler: konuşan kişi tek bir insanın davranışını değil, toplumdaki yaygın bir eğilimi anlatır. Cümlenin başında kullanıldığında konuyu bireysel deneyimden ortak bir gözleme veya sorumluluğa taşır. Herkesin aynı olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle sonraki fikri ortak bir toplumsal sorumluluk olarak çerçeveliyor?

  1. In many societies, people celebrate the new year differently.
  2. As a society, we need to reduce food waste.
  3. As a volunteer, I help at the food bank.
Cevabı göster

As a society, we need to reduce food waste.

Kalıp ifadeler

be obsessed with + isim veya -ing biçimi: aşırı ilgi

Be obsessed with something, bir şeye son derece güçlü ve çoğu zaman aşırı ilgi göstermek demektir. Bu cümlede toplumun cilt ve dış görünüşe yoğun ilgisi eleştirilir; anlamı yalnızca cildi önemsemekten daha güçlüdür. Kalıp be obsessed with + isim veya -ing biçimidir: obsessed with our skin; obsessed with checking.

Alıştırma

Sabit kalıbı tamamlayın: Maya is obsessed ____ checking every notification.

Cevabı göster

with

But the pursuit of perfect skin can make life difficult for people who struggle with skin conditions. Kalıp ifadeler

0:16

Ancak mükemmel bir cilt arayışı, cilt sorunlarıyla mücadele eden insanlar için hayatı zorlaştırabilir.

Kalıp ifadeler

the pursuit of perfect skin: resmî bir isim öbeği

The pursuit of perfect skin, kusursuz bir cilt idealine ulaşmak için gösterilen sürekli çabayı anlatan bir isim öbeğidir. Yapı pursuit of + hedef şeklindedir ve öbeğin tamamı can make yapısının öznesidir. Wanting perfect skin ile karşılaştırıldığında pursuit, hedefe daha uzun süreli ve resmî bir nitelik verir. Bu cümlede kusursuz cildi baskı yaratabilecek bir ideal olarak sunmaya da yardımcı olur.

Alıştırma

pursuit of + goal yapısını tamamlayın: The pursuit ____ excellence takes patience.

Cevabı göster

of

Kalıp ifadeler

people who struggle with skin conditions: struggle with yapısı

People who struggle with skin conditions, cilt sorunlarıyla başa çıkmakta sürekli zorluk yaşayan kişiler demektir. Struggle with, rahatsızlığın yönetilmesinin zor olduğunu vurgular; yalnızca bir cilt rahatsızlığına sahip olmaktan daha güçlü bir anlam taşır. Who struggle with skin conditions, cümlede hangi kişilerden söz edildiğini belirleyen bir ilgi cümleciğidir. Yeniden kullanılabilecek yapılar a person who struggles with + problem ve people who struggle with + problem şeklindedir.

Alıştırma

Bir şeyle başa çıkmakta zorlanmayı anlatan yapıyı tamamlayın: Many teenagers struggle ____ acne.

Cevabı göster

with

Spots, zits, or pimples, Kelime

0:22

Sivilceler, ufak kabarcıklar veya akneler,

there are many names for the red inflamed marks which appear on the face and neck.

0:25

yüzde ve boyunda ortaya çıkan kırmızı iltihaplı izler için birçok isim vardır.

But the medical term is acne.

0:30

Ancak tıbbi terim aknedir.

Kelime

Spots, zits veya pimples ile tıbbi terim acne arasındaki fark

Bu cümlede spots, zits ve pimples, ciltte görülen kırmızı kabarıklıklar veya izler için kullanılan gündelik sözcüklerdir. Bunlar ayrı hastalıklar olarak sunulmamaktadır. The medical term is acne ifadesi daha resmî bir ada geçer. Acne genellikle cilt rahatsızlığının tamamını adlandırırken a spot, a zit veya a pimple çoğu zaman gözle görülen tek bir sivilceyi adlandırır. Bu kalıp önce gündelik bir ad, ardından teknik bir terim tanıtmak için kullanılabilir.

Alıştırma

Bu resmî sağlık bilgisi cümlesini en iyi tamamlayan sözcüğü seçin: This treatment can help people with severe ___.

  1. a zit
  2. a spot
  3. acne
Cevabı göster

acne

Acne is a skin condition which can affect anyone.

0:32

Akne herkesi etkileyebilen bir cilt rahatsızlığıdır.

It often happens between the ages of 14 and 19, Kalıp ifadeler

0:36

Genellikle 14 ile 19 yaşları arasında ortaya çıkar,

Kalıp ifadeler

between the ages of 14 and 19: yaş aralığı

Between the ages of A and B, uç noktaları A ve B olan yaş aralığının içinde demektir. Sabit eşleşme between ... and ... biçimindedir; dolayısıyla tam kalıp between the ages of A and B şeklindedir. Bu daha uzun biçim istatistiklerde, sağlık bilgilerinde, araştırmalarda ve uygunluk koşullarını anlatırken yaygındır. Daha az resmî İngilizcede ages A to B aynı aralığı daha kısa biçimde ifade edebilir.

Alıştırma

Standart yaş aralığı kalıbını tamamlayın: The club is open to children between the ages ____ eight ____ twelve.

Cevabı göster

of · and

but can continue into adulthood. Kalıp ifadeler

0:39

ancak yetişkinliğe kadar devam edebilir.

Kalıp ifadeler

continue into adulthood: yaşamın sonraki bir evresine uzanmak

continue into adulthood ifadesinde continue “varlığını sürdürmek” anlamına gelir; into ise durumun ulaştığı daha sonraki dönemi gösterir. İfade, daha önce başlayan bir şeyin yetişkinlikte de hâlâ var olabileceğini anlatır. Bir durum, alışkanlık, eğilim veya etki sonraki bir zaman dilimine ya da yaşam evresine taşarak sürüyorsa continue into + zaman dilimi veya yaşam evresi yapısını kullanın.

Alıştırma

Bu dersteki ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: A fear that begins in childhood can ____ adulthood.

Cevabı göster

continue into

There are many types of acne from blackheads and whiteheads Dilbilgisi

0:41

Siyah noktalardan ve beyaz noktalardan

to more severe forms of cysts and scarring.

0:45

kistlerin ve yara izlerinin daha şiddetli formlarına kadar birçok akne türü vardır.

Dilbilgisi

from blackheads and whiteheads to more severe forms: bir aralığı belirtmek

From A to B bir aralığın iki ucunu belirler. Burada blackheads and whiteheads daha hafif uçta, cysts and scarring ise daha ciddi uçtadır. Uçlar arasındaki ögelerin tek tek sıralanması gerekmez. Bu yapı, bilgiyi ciddiyet, büyüklük, zaman veya zorluk gibi bir ölçeğe göre düzenlemeye yardımcı olur.

Alıştırma

Aralığı tamamlamak için from ... to ... yapısını kullanın: The library has books ____ short picture books ____ long novels.

Cevabı göster

from · to

But whatever the type of acne, Dilbilgisi

0:48

Ancak aknenin türü ne olursa olsun,

Dilbilgisi

whatever the type of acne: tüm türleri kapsama

Whatever the type of acne, “aknenin türü ne olursa olsun” anlamına gelir. whatever + isim öbeği kalıbı olası tüm türleri kapsar ve sonraki ifadenin her durum için geçerli olduğunu gösterir. But, bu düşünceyi önceki ifadeyle karşıtlık kurarak bağlar. Virgül, bu öbeğin cümle başında bir çerçeve oluşturduğunu ve ardından tüm türler için ortak sonucun geleceğini gösterir.

Alıştırma

“Ne olursa olsun” anlamındaki tek kelimelik İngilizce biçimle ödünleme yapısını tamamlayın: ____ the type of ticket, keep it until the end.

Cevabı göster

Whatever

looking different from others can be emotionally damaging, Dilbilgisi

0:50

diğerlerinden farklı görünmek duygusal olarak zarar verici olabilir,

Dilbilgisi

looking different from others: özne görevindeki gerund öbeği

Looking different from others bir gerund öbeğidir. -ing biçimindeki looking tüm öbeğin merkezidir ve öbeğin tamamı dil bilgisel özne olarak kullanılarak konuşulan durumu adlandırır. Can be emotionally damaging yüklemdir ve bu durumun olası bir etkisini belirtir. İngilizcede bir etkinlik, deneyim veya durum hakkında genel bir yargı verirken -ing öbeği sıkça özne olarak kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümle genel bir yargının öznesi olarak gerund öbeğini doğru biçimde kullanır?

  1. Taking regular breaks can improve concentration.
  2. Take regular breaks can improve concentration.
  3. To taking regular breaks can improve concentration.
Cevabı göster

Taking regular breaks can improve concentration.

especially during the teenage years when our self-image and physical appearance are changing. Kelime

0:53

özellikle kendi imajımızın ve fiziksel görünümümüzün değiştiği ergenlik yıllarında.

Kelime

self-image ile physical appearance arasındaki fark

Self-image, kişinin zihninde kendisiyle ilgili oluşturduğu görüntü ve düşüncedir. Kendi görünüşünü, becerilerini ve kişiliğini nasıl gördüğünü içerebilir. Physical appearance ise kişinin vücudunun ve yüz hatlarının dışarıdan görünen hâlidir. Bu cümlede our iki ismi de niteler, and ise birbiriyle ilişkili iki değişimi bağlar: bir gencin görünüşü değişebilir ve kendisini görme biçimi de değişebilir.

Alıştırma

Mia hâlâ aynı görünüyor, ancak artık kendine daha çok güveniyor ve kendisini daha olumlu görüyor. Bu değişimi en iyi hangi cümle anlatır?

  1. Her self-image improved.
  2. Her physical appearance improved.
Cevabı göster

Her self-image improved.

In this program,

0:59

Bu programda,

we'll be hearing from a skin doctor or dermatologist who suffered acne herself. Notlar

1:00

kendi de akne yaşamış bir cilt doktorundan veya dermatologdan bir şeyler duyacağız.

Anlatım akışı

we'll be hearing from: sıradaki konuşmacıyı önceden tanıtmak

We'll be hearing from + kişi, dinleyicilere daha sonra kimin konuşacağını veya bilgi vereceğini bildirir. Buradaki hearing from yalnızca birinin sesini fark etmek anlamına gelmez; o kişinin katkısını dinlemek anlamına gelir. Gelecekte devam eden zaman yapısındaki will be hearing, sıradaki bölümü beklenen veya planlanmış bir program parçası olarak sunar. Sunucunun dinleyicileri mevcut konudan sıradaki bilgi kaynağına yönlendirmesine yardımcı olur.

Alıştırma

Sunucunun duyurusunu dersteki ifadenin aynısıyla tamamlayın: After the break, ____ a local firefighter.

Cevabı göster

we'll be hearing from

Kelime

skin doctor or dermatologist: gündelik ad ve mesleki terim

Burada skin doctor ve dermatologist aynı tür doktoru ifade eder. Konuşmacı, kolay ve gündelik adı kesin mesleki terimle yeniden söylemek için or kullanır; or iki farklı seçenek sunmaz. “Tanıdık ifade + or + teknik terim” yapısı, sade dil ile uzmanlık sözcükleri arasında bağlantı kurmaya yardımcı olur.

Alıştırma

Cümleyi resmî meslek terimiyle tamamlayın: A doctor who specializes in skin conditions is called a ____.

Cevabı göster

dermatologist

And as usual, we'll be learning some useful new vocabulary too.

1:06

Ve her zamanki gibi, yararlı yeni bazı kelimeler de öğreneceğiz.

But first, I have a question for you, Beth.

1:09

Ama önce, sana bir sorum var Beth.

Mild or moderate acne is very common in teenagers and young adults.

1:12

Hafif veya orta şiddette akne, ergenler ve genç yetişkinlerde çok yaygındır.

So, according to the UK's National Health Service, Anlatım akışı

1:17

Peki, Birleşik Krallık Ulusal Sağlık Hizmeti'ne göre,

Anlatım akışı

according to the UK's National Health Service: bilgi kaynağını belirtme

Cümlenin başındaki according to + kaynak yapısı, sonraki bilginin nereden geldiğini dinleyiciye bildirir. Aktarılan bilgiyi konuşmacının kendi tahmin veya görüşünden ayırır ve dinleyiciyi o kaynaktan gelen bir iddia, gerçek ya da sayıya hazırlar. Genellikle NHS olarak kısaltılan National Health Service, Birleşik Krallık'ın kamu kaynaklarıyla finanse edilen sağlık hizmetleri için kullanılan tanıdık addır. Burada adının verilmesi, sonraki sağlık bilgisinin resmî bir sağlık hizmetine dayandırıldığını gösterir.

Alıştırma

Cümleyi According ile başlayan, kaynağı belirten iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: ____ the school notice, the gym will close early today.

Cevabı göster

According to

what proportion of people aged 11 to 30 experienced some amount of acne? Notlar

1:21

11 ile 30 yaşları arasındaki insanların ne kadarı belirli bir miktarda akne yaşamıştır?

Kalıp ifadeler

what proportion of: oran sorma

what proportion of + bir grup yapısı, o grubun ne kadarının belirtilen bir özelliğe veya deneyime sahip olduğunu sorar. Burada 11 ila 30 yaş arasındaki insanların ne kadarının akne yaşadığı sorulduğundan, beklenen cevap kişi sayısı değil, bir yüzde veya kesirdir. of ile başlayan ifade ölçülen grubun tamamını belirtir; sorunun geri kalanı ise bu grubu bölmek için kullanılan koşulu açıklar.

Alıştırma

Bir anket raporunda cevap %35 olarak verilecek. Hangi soru doğru türde bilgiyi ister?

  1. How many households recycle glass?
  2. Which households recycle glass?
  3. What proportion of households recycle glass?
Cevabı göster

What proportion of households recycle glass?

Dilbilgisi

aged 11 to 30: isimden sonra gelen yaş niteleyicisi

people aged 11 to 30 ifadesinde aged 11 to 30, people sözcüğünden sonra gelir ve grubun yaş aralığını belirtir. people who are aged 11 to 30 yapısının kısaltılmış biçimidir. Bu kısa ve isimden sonra gelen niteleyici; bir grubun kısaca tanımlanması gereken anketlerde, istatistiklerde, haberlerde ve uygunluk açıklamalarında yaygındır.

Alıştırma

Resmî yaş niteleyicisini tek sözcükle tamamlayın: The survey included adults ____ 18 to 25.

Cevabı göster

aged

Is it A, 75%,

1:27

A, %75 mi,

B, 85%, or C, 95%?

1:30

B, %85 mi, yoksa C, %95 mi?

Oh, I'm going to guess that it is um C, 95%. Ton ve niyet

1:34

Oh, sanırım tahminim um C, %95 olacak.

Ton ve niyet

I'm going to guess: cevabın tahmin olduğunu belirtmek

Bu cümlede I'm going to guess, C, %95 cevabını kesin olmayan bir cevap olarak sunar. Konuşan kişi en iyi tahminini söylüyor, cevabın doğru olduğunu garanti etmiyor. Bu giriş ifadesi, ardından gelen sözün kesinlik derecesini azaltarak tonu yumuşatır. Yapı I'm going to guess + yan cümledir; örneğin I'm going to guess that... veya I'm going to guess it's.....

Alıştırma

Hangi cevap başlangıcı konuşan kişinin emin olmadığını açıkça gösterir?

  1. I'm certain it's C.
  2. I'm going to guess it's C.
  3. The evidence proves it's C.
Cevabı göster

I'm going to guess it's C.

Okay, Beth.

1:39

Tamam, Beth.

We'll find out if that's the correct answer at the end of the program. Öbek fiiller

1:40

Programın sonunda bunun doğru cevap olup olmadığını öğreneceğiz.

Öbek fiiller

find out: bilinmeyen bir bilgiyi öğrenmek

Find out, daha önce bilinmeyen bir bilgiyi genellikle sorarak, kontrol ederek, araştırarak veya sonucu bekleyerek öğrenmek anlamına gelir. Bu cümlede cevap şu anda bilinmiyor ve programın sonunda bilinir hâle gelecek. Bu bir öbek fiildir. Bilgiyi ifade eden bir yan cümle doğrudan ardından gelebilir: find out if..., find out who... veya find out why.....

Alıştırma

Cümleyi hedef öbek fiille tamamlayın: We'll check the results to ____ who won.

Cevabı göster

find out

Dr. Sharon Crichlow is a dermatologist originally from Barbados. Kalıp ifadeler

1:45

Dr. Sharon Crichlow aslen Barbadoslu bir dermatologdur.

Kalıp ifadeler

originally from Barbados: ilk geldiği yeri belirtmek

“originally from Barbados”, “a dermatologist” ifadesine eklenen bir geçmiş bilgisi ifadesidir. Barbados’un Dr. Crichlow’un asıl geldiği yer ya da önceki yaşam çevresi olduğunu belirtir. Originally, from ifadesine “başlangıçta, aslen” anlamında bir zaman katmanı ekler. Bu ifade onun ilk olarak nereden geldiğini anlatır; şu anda nerede yaşadığını veya çalıştığını mutlaka belirtmez. Bir kişi tanıtılırken bu ifade arka planı verir, ana cümle ise mesleğini belirtir.

As someone who grew up with acne, Anlatım akışı

1:49

Akneyle büyümüş biri olarak,

Anlatım akışı

As someone who grew up with acne: ilgili kişisel deneyimden görüşe geçmek

“As someone who grew up with acne”, “as + isim öbeği + ilgi cümleciği” yapısından oluşan bir çerçevedir. Önce konuşan kişiyi konuyla ilgili geçmiş deneyimi olan biri olarak tanıtır, ardından temel cümlede bir görüş veya öneri sunar. Burada grew up with acne, konuşan kişinin büyürken akne yaşadığı anlamına gelir. Bu çerçeve, kişinin kendi deneyiminden yola çıkarak konuştuğunu açıklar; tek başına aynı iddianın herkes için geçerli olduğunu kanıtlamaz.

Alıştırma

İlgili bir kişisel deneyimi bir öneriyle bağlamak için As someone who ... yapısını doğal biçimde kullanan cümle hangisidir?

  1. As someone has changed schools, I suggest talking to your new classmates early.
  2. As someone who has changed schools, I suggesting talk to your new classmates early.
  3. As someone who has changed schools, I suggest talking to your new classmates early.
Cevabı göster

As someone who has changed schools, I suggest talking to your new classmates early.

she understands the impact it can have on a person's mental health, Kalıp ifadeler

1:51

bunun bir kişinin zihinsel sağlığı üzerinde yaratabileceği etkiyi anlıyor,

Kalıp ifadeler

the impact A can have on B: A'nın B üzerindeki etkisi

Bu ifade, “A'nın B üzerinde oluşturabileceği etki” anlamına gelen the impact A can have on B kalıbını kullanır. Bu cümlede it, A'dır; a person's mental health ise B'dir. A can have on B sözleri, impact kelimesini açıklayan bir ilgi cümleciği oluşturur. Nesne görevindeki that ilgi zamiri düşürülmüştür: the impact (that) A can have on B. Bu yapı önce etkiyi öne çıkarır, ardından etkinin kaynağını ve hedefini belirtir.

Alıştırma

Hedef kalıp have an impact on olacak şekilde eksik kelimeyi yazın: Think about the impact this decision can have ____ your family.

Cevabı göster

on

as she explains here to BBC World Service program The Conversation.

1:56

BBC Dünya Servisi programı The Conversation'a burada açıkladığı gibi.

Well, we know for sure that it does tend to arise from puberty onwards. Notlar

2:01

Pekala, ergenlikten itibaren ortaya çıkma eğiliminde olduğunu kesinlikle biliyoruz.

Kalıp ifadeler

for sure: kesinlik ifade etmek

For sure, “kesin olarak” veya “hiç şüphesiz” anlamına gelir. know for sure ifadesinde know fiilinin kesinliğini güçlendirir: konuşan kişi bilgiyi bir tahmin olarak değil, doğrulanmış bir gerçek olarak sunar.

Alıştırma

"We know for sure that the train has left," cümlesinde for sure ne anlatır?

  1. Konuşan kişi trenin ayrılıp ayrılmadığını soruyor.
  2. Konuşan kişi trenin ayrılmış olabileceğini düşünüyor.
  3. Konuşan kişi trenin ayrıldığından emindir.
Cevabı göster

Konuşan kişi trenin ayrıldığından emindir.

Dilbilgisi

does tend to arise from puberty onwards: kesinlik bildirmeyen vurgu

Burada does, olumlu bir cümlede tend fiilini vurgular: does tend, konuşanın bu eğilimin gerçekten var olduğundan emin olduğunu gösterir. Soru oluşturmaz. Tend to yine de her durumda gerçekleşen bir şeyi değil, genel bir eğilimi anlatır. Burada arise, ‘ortaya çıkmaya başlamak’ anlamındadır. Zaman ifadesini from puberty onwards şeklinde bir bütün olarak okuyun: ergenlik başlangıç aşamasıdır ve eğilim bu noktadan sonra da görülür. From, ergenliğin neden olduğunu söylemez.

Alıştırma

Hangi cümle, güçlü kanıtların ergenlikte başlayan genel ama her durumda geçerli olmayan bir eğilimi desteklediğini söyler?

  1. The condition does tend to arise from puberty onwards.
  2. The condition must arise at puberty in every case.
  3. The condition may arise at any age, with no usual starting point.
Cevabı göster

The condition does tend to arise from puberty onwards.

So, the biggest cohort of patients is in the teenage age group. Kelime

2:05

Yani, hastaların en büyük kohortu ergen yaş grubundadır.

Kelime

biggest cohort of patients: tanımlı en büyük hasta grubu

A cohort of patients, yaş, tanı, tedavi veya araştırma dönemi gibi ortak bir özellik nedeniyle tek bir kategori olarak ele alınan hasta grubudur. Biggest, bu kategoride karşılaştırılan diğer kategorilerden daha fazla hasta bulunduğunu belirtir. Cohort, genel bir group sözcüğünden daha özeldir; çoğu zaman düzenli tıbbi ya da istatistiksel gözlem ve karşılaştırmayı düşündürür.

Alıştırma

Bir tıbbi araştırmada aynı tanıya göre gruplandırılan hastaları en doğal biçimde hangi ifade anlatır?

  1. an audience of patients with the same diagnosis
  2. a cohort of patients with the same diagnosis
  3. a crowd of patients with the same diagnosis
Cevabı göster

a cohort of patients with the same diagnosis

However, a proportion of patients up to 20 or so percent, Kalıp ifadeler

2:10

Bununla birlikte, yüzde 20'ye varan bir oranda hasta,

Kalıp ifadeler

up to 20 or so percent: yaklaşık yüzde 20'lik bir üst sınır

Up to bir üst sınır belirtir: oran daha düşük olabilir ve belirtilen sayıya kadar çıkabilir. Or so ise 20'nin kesin bir sayı değil, tahmin olduğunu gösterir. Birlikte kullanıldığında up to 20 or so percent, oranın yaklaşık yüzde 20'ye kadar çıkabileceği anlamına gelir. Üst sınırın kendisi de yaklaşık olduğundan bu esnek bir tahmindir; değerin yüzde 20'yi az da olsa kesinlikle aşmayacağını garanti etmez.

Alıştırma

Burada up to 20 or so percent ne anlama geliyor?

  1. Değer en az yüzde 20'dir.
  2. Değer tam olarak yüzde 20'dir.
  3. Değer yaklaşık yüzde 20'ye ulaşabilir, ancak üst sınır kesin değildir.
Cevabı göster

Değer yaklaşık yüzde 20'ye ulaşabilir, ancak üst sınır kesin değildir.

certainly in females,

2:15

kesinlikle kadınlarda,

it will persist well into the 30s, 40s, Kalıp ifadeler

2:16

30'larına, 40'larına kadar kalıcı olacaktır,

Kalıp ifadeler

persist well into the 30s, 40s: daha ileri yaşlara kadar sürmek

Persist, çoğu zaman beklenenden daha uzun süre var olmaya devam etmek anlamına gelir. Well into, bir dönemin başlangıcını geçip o dönemin epey ilerisine kadar sürmeyi anlatır. Burada the 30s, 40s bir kişinin yaş aralıklarını, yani otuzlu ve hatta kırklı yaşlarını ifade eder. Cümle, durumun bu ileri yaşlarda da mevcut kalabileceğini söyler; yalnızca bu yaş dönemlerinin başında ortaya çıktığını söylemez.

Alıştırma

'The noise persisted well into the night,' cümlesinde ne oldu?

  1. Gecenin başında yalnızca bir kez oldu.
  2. Gece başlamadan önce durdu.
  3. Gecenin önemli bir bölümü boyunca devam etti.
Cevabı göster

Gecenin önemli bir bölümü boyunca devam etti.

much longer than people often give it credit for. Deyimler

2:19

insanların genellikle inandığından çok daha uzun süre.

Deyimler

karşılaştırmada longer than people give it credit for

Give someone or something credit for something, bir kişinin ya da şeyin gerçekten belirli bir niteliğe, başarıya veya dereceye sahip olduğunu kabul etmek demektir. Buradaki credit, finansal kredi veya ders kredisi değil, takdir anlamındadır. more or less ... than people give it credit for kalıbında for sonrasındaki içerik önceki karşılaştırmadan anlaşılır. Burada o kadar uzun olmak ya da o kadar uzun sürmek kastedilir; yani insanlar onun uzunluğunu veya süresini olduğundan az değerlendirir.

Alıştırma

This battery lasts longer than people give it credit for cümlesi ne anlama gelir?

  1. İnsanlar genellikle bu pilin ne kadar dayandığını küçümser.
  2. İnsanlar pilin tam olarak reklamda belirtilen süre kadar dayandığını düşünür.
  3. İnsanlar paralarını yönetmesi için pile güvenir.
Cevabı göster

İnsanlar genellikle bu pilin ne kadar dayandığını küçümser.

And we also know that it has a huge psychological impact. Kalıp ifadeler

2:23

Ve ayrıca büyük bir psikolojik etkisi olduğunu da biliyoruz.

Kalıp ifadeler

has a huge psychological ... impact: çok büyük bir psikolojik etki yaratmak

Vurgulanan sözcükler yaygın have a huge psychological impact kalıbını başlatır. Has, tekil özne it ile uyumludur; huge derecenin çok büyük olduğunu, psychological ise etkinin türünü belirtir. Impact ismi ifadeyi tamamlar. Bu kalıp, bir şeyin düşünceleri, duyguları, davranışları veya ruhsal iyilik hâlini güçlü biçimde etkilediğini anlatır. Etkilenen kişiyi veya grubu belirtmek için have a huge psychological impact on someone kullanılır.

Alıştırma

Hedef ifadedeki zihinle ilgili anlamına gelen sıfatı yazın: The experience had a huge ____ impact on him.

Cevabı göster

psychological

So, even mild to moderate acne because it affects teenagers who are quite emotionally vulnerable, Notlar

2:26

Bu yüzden, hafif ila orta şiddette akne bile duygusal olarak oldukça savunmasız olan gençleri etkilediği için,

Anlatım akışı

even mild to moderate acne: even ile beklenmedik derecede hafif bir durumu belirtmek

Bu ifadede even, mild to moderate acne bölümünü odağa alır. Sonraki yargının yalnızca şiddetli akne için değil, daha az önemli olması beklenebilecek daha hafif bir durum için de geçerli olduğunu gösterir. even + daha hafif veya daha az olası durum yapısı bir beklentiye meydan okur. Yargı bu durum için bile doğruysa, dinleyen kişi bunun daha geniş biçimde geçerli olduğunu anlar.

Alıştırma

Hangi cümle, küçük görünen bir durumun yine de etkili olduğunu even ile gösterir?

  1. A short delay cannot cause problems.
  2. Even a short delay can cause problems.
  3. Only a short delay can cause problems.
Cevabı göster

Even a short delay can cause problems.

Kelime

quite emotionally vulnerable: fiziksel değil, duygusal hassasiyet

Emotionally vulnerable, bir kişinin stres veya başkalarının tepkileri nedeniyle kolayca incinebileceği, üzülebileceği ya da güçlü biçimde etkilenebileceği anlamına gelir. Emotionally, kırılganlığın duygusal alanda olduğunu belirtir; dolayısıyla fiziksel güçten söz edilmez. Burada quite, 'oldukça' veya 'epeyce' anlamına gelir ve tanımın derecesini güçlendirir. İfadenin tamamı yalnızca kısa süreli bir üzüntüyü değil, belirgin bir duygusal hassasiyeti anlatır.

Alıştırma

'Leo felt emotionally vulnerable after the argument' cümlesi büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Duygusal açıdan daha kolay inciniyor veya etkileniyordu.
  2. Sürekli öfkeli hissediyordu.
  3. Fiziksel gücü çok azdı.
Cevabı göster

Duygusal açıdan daha kolay inciniyor veya etkileniyordu.

it affects their friendships, their peer groups. Kelime

2:33

onların arkadaşlıklarını, akran gruplarını etkiler.

Kelime

their peer groups: onların akran grupları

Peer group; yaş, sosyal konum veya ortak ortam bakımından benzer olan ve birbirini etkileyebilen insanların oluşturduğu gruptur. Bu gruba yalnızca yakın arkadaşlar değil, sınıf arkadaşları, takım arkadaşları veya tanıdıklar da girebilir. Cümlede friendships ve peer groups ayrı ayrı söylendiği için anlam, kişisel arkadaşlıklardan daha geniş sosyal çevreye ve aidiyet duygusuna uzanır.

Alıştırma

Bir okul raporunda peer group büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Okulu yöneten yetişkinler
  2. Benzer yaşta veya sosyal konumda olup bir sosyal çevre oluşturan öğrenciler
  3. Yalnızca öğrencinin en yakın arkadaşları
Cevabı göster

Benzer yaşta veya sosyal konumda olup bir sosyal çevre oluşturan öğrenciler

And so, it should never really be trivialized. Ton ve niyet

2:36

Ve bu yüzden, asla gerçekten önemsizleştirilmemelidir.

Ton ve niyet

should never really be trivialized: asla önemsizleştirilmemeli

Bir konuyu trivialize etmek, onu gerçekte olduğundan daha önemsiz veya daha az ciddiymiş gibi ele almak ya da anlatmak demektir. Edilgen be trivialized yapısı, konuyu küçümseyen kişiden çok küçümsenen konuya odaklanır. Should never, neyin kabul edilebilir olduğuna dair güçlü bir yargı bildirir; really ise konuşanın ısrarını pekiştirir. should never really be trivialized bir bütün olarak, konunun küçümsenmeden ciddiye alınması gerektiğini anlatır.

Alıştırma

Cümleyi dersteki güçlü edilgen ifadeyle tamamlayın: Serious safety concerns ____.

Cevabı göster

should never really be trivialized

Acne tends to start during puberty,

2:40

Akne, insanların vücutlarındaki değişiklikler nedeniyle çocuktan yetişkine dönüştükleri hayatlarındaki aşama olan

the stage in people's lives when they develop from a child into an adult because of changes in their body. Notlar

2:43

ergenlik döneminde başlama eğilimindedir.

Dilbilgisi

the stage ... when ... because of ...: tanım oluşturma

Bu isim öbeği bir evreyi tanımlar; tek başına tam bir cümle değildir. Öbeğin temel kısmı the stage in people's lives ifadesidir. when yan cümlesi bu evrede ne olduğunu anlatır, because of changes in their body ise gelişimin nedenini verir. Böylece açık bir tanım kalıbı oluşur: önce bir evre ya da dönem adlandırılır, onu belirleyen olay when ile anlatılır ve neden gerekiyorsa because of + isim öbeği kullanılır.

Alıştırma

Bu tanımda when yan cümlesinin görevi nedir?

  1. Bu evrede ne olduğunu anlatır.
  2. Değişimin nedenini belirtir.
  3. Bu evreyi başka bir evreyle karşılaştırır.
Cevabı göster

Bu evrede ne olduğunu anlatır.

Kalıp ifadeler

develop from A into B: durumun aşamalı değişimi

Tekrar kullanılabilen develop from A into B kalıbı, başlangıçtaki durum veya kimlik A'dan sonuçtaki durum veya kimlik B'ye doğru aşamalı bir değişimi anlatır. Burada a child başlangıç kimliği, an adult ise sonuçtur. From başlangıç noktasını, into ise gelişim sonucunda ulaşılan yeni durumu gösterir. Bu kalıp fikirlerin, grupların, planların veya kuruluşların zaman içindeki değişimini de anlatabilir.

Alıştırma

develop from A into B kalıbını tamamlayın: Over time, the school project developed ____ a simple idea ____ a successful community program.

Cevabı göster

from · into

Hormones such as testosterone, Dilbilgisi

2:50

Ergenlik döneminde vücuda salgılanan

Dilbilgisi

such as testosterone: belirli bir örnek verme

Such as, daha geniş bir gruptan bir veya daha fazla örnek verir. Burada hormones grubu, testosterone ise bu gruba ait bir örneği belirtir. Bu ifade genellikle örneğin tek üye olduğu veya listenin tamamlandığı anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilen kalıp kategori + such as + örnek(ler) şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi bu derste öğrendiğiniz, “örneğin” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Outdoor activities ____ cycling can improve fitness.

Cevabı göster

such as

which are released into the body during puberty, Dilbilgisi

2:52

testosteron gibi hormonlar,

Dilbilgisi

are released into the body during puberty: edilgen yapıyla bir süreci anlatma

Are released, İngilizcede geniş zamanın edilgen yapısıdır: are + geçmiş zaman ortacı released. Hormonlar eylemi alan taraftır; bu nedenle cümle, onları salgılayan organ veya mekanizmadan çok salgılanma sürecine odaklanır. Into the body hareketin varış noktasını, during puberty ise gerçekleştiği dönemi belirtir. Süreç veya sonuç eylemi yapandan daha önemli olduğunda bilimsel açıklamalarda bu edilgen yapı sık kullanılır.

Alıştırma

Bilimsel açıklamayı release fiilinin geniş zamandaki edilgen biçimiyle tamamlayın: The chemical ____ into the bloodstream.

Cevabı göster

is released

often cause acne to appear. Dilbilgisi

2:55

genellikle aknenin ortaya çıkmasına neden olur.

Dilbilgisi

cause acne to appear: cause + nesne + to infinitive

Cause + nesne + to infinitive yapısı, bir şeyin nesnede bir eylem ya da değişiklik meydana getirdiğini anlatır. cause acne to appear ifadesinde acne nesnedir ve to appear sonucu belirtir. To bu yapının zorunlu bir parçasıdır: cause something to happen denir, cause something happen denmez.

Alıştırma

Cause + nesne + to infinitive yapısını tamamlayın: The storm caused the river ____ rise.

Cevabı göster

to

Of course, puberty involves emotional as well as physical changes. Dilbilgisi

2:57

Elbette ergenlik fiziksel olduğu kadar duygusal değişiklikleri de içerir.

Dilbilgisi

emotional as well as physical changes: A as well as B yapısı

A as well as B, A ve B'nin ikisinin de dahil olduğunu söyler; ancak A'yı eklenen ya da özellikle dikkat çekici nokta olarak sunar. Burada emotional A, physical B'dir; dolayısıyla cümle ergenliğin duygusal değişimleri de beraberinde getirdiğini vurgular. Bu ifadede emotional ve physical sözcüklerinin ikisi de changes sözcüğünü niteler. as well as bu iki nitelemeyi bağlar; duygusal değişimlerin “aynı derecede iyi” gerçekleştiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi dersteki üç sözcüklü bağlayıcıyla tamamlayın: The job requires patience ____ technical knowledge.

Cevabı göster

as well as

Acne can be harder to live with for someone who is emotionally vulnerable, Kalıp ifadeler

3:02

Duygusal olarak savunmasız olan, yani hisleri kolayca incinen biri için

Kalıp ifadeler

can be harder to live with: katlanılması daha zor olabilir

Burada live with, biriyle aynı evde yaşamak anlamına gelmez. Nesnesi bir sorun veya rahatsızlık olduğunda, kısa sürede ortadan kaldırılamayan bir şeyle uğraşmaya devam etmek veya ona katlanmak anlamına gelir. Harder karşılaştırma bildirir: Duygusal açıdan hassas birinin akneyle başa çıkması daha zor olabilir. Can yalnızca olasılık belirtir; bunun herkes için doğru olduğunu iddia etmez.

Alıştırma

Cümleyi live with kullanarak tamamlayın: The constant noise is hard to ____.

Cevabı göster

live with

meaning someone who gets their feelings hurt easily. Kalıp ifadeler

3:06

akne ile yaşamak daha zor olabilir.

Kalıp ifadeler

gets their feelings hurt easily: duyguları kolayca incinir

Gets their feelings hurt easily, kişinin başkalarının söyledikleri veya yaptıkları yüzünden kolayca üzülmesi ya da alınması demektir. Feelings duyguları ifade eder, fiziksel bir yaralanmayı değil. get + nesne + geçmiş zaman ortacı yapısı, nesnenin bir sonuç yaşadığını gösterir: their feelings sonunda hurt durumuna gelir. Cinsiyet bilinmediğinde veya önemli olmadığında their, tekil someone sözcüğüne doğal biçimde gönderme yapar.

Alıştırma

Cümleyi get one's feelings hurt kullanarak tamamlayın: After one rude comment, Sam got his feelings ____.

Cevabı göster

hurt

Acne affects your confidence and how you interact with the world. Kalıp ifadeler

3:10

Akne özgüveninizi ve dünyayla nasıl etkileşim kurduğunuzu etkiler.

Kalıp ifadeler

how you interact with the world: dünyayla nasıl etkileşim kurduğun

Interact with; bir kişi, grup, ortam veya sistemle iletişim kurmak, birlikte hareket etmek ya da karşılıklı tepki vermek anlamına gelir. Bu cümlede the world doğrudan gezegeni değil, kişinin dışındaki insanları ve çevreyi geniş anlamda ifade eder. how you interact with the world yan cümlesi, birinin çevresindeki yaşamla nasıl ilişki kurduğunu ve ona nasıl katıldığını anlatır. How burada evet-hayır sorusu değil, biçim ve tarz bildirir.

Alıştırma

Cümleyi interact with ile tamamlayın: In the game, players can ____ objects on the screen.

Cevabı göster

interact with

So, it shouldn't be trivialized or made to seem less important than it really is.

3:14

Bu nedenle, önemsizleştirilmemeli veya gerçekte olduğundan daha az önemliymiş gibi gösterilmemelidir.

At times, most teenagers are self-conscious about their looks. Kelime

3:19

Zaman zaman, çoğu genç görünüşleri konusunda çok bilinçlidir.

Kelime

self-conscious about their looks: dış görünüşü konusunda huzursuz olmak

Be self-conscious about something, başkalarının kendinle ilgili bir şeyi fark edebileceğini veya yargılayabileceğini fazlasıyla düşündüğün için huzursuz hissetmek demektir. Burada their looks onların dış görünüşü anlamına gelir; yani gençler nasıl göründükleri konusunda çekingen veya daha az özgüvenli hissedebilir. Yaygın kalıp be veya feel self-conscious about + bir özellik, beceri ya da eylemdir. Örneğin self-conscious about your skin, your voice veya speaking in public denebilir.

Alıştırma

Öğrenilen ifadeyle cümleyi tamamlayın: Nina feels ____ her braces when she smiles for photos.

Cevabı göster

self-conscious about

And having acne adds to social pressure. Kalıp ifadeler

3:24

Ve akneye sahip olmak sosyal baskıyı artırır.

Kalıp ifadeler

adds to social pressure: mevcut sosyal baskıyı artırmak

Add to + isim, “zaten var olan bir şeyi artırmak veya daha kötü hâle getirmek” demektir. Bu cümlede akne, sosyal baskıyı yoktan yaratmaz; zaten var olan baskıyı artırır. having acne cümlenin öznesidir ve tekil kabul edilir; bu nedenle geniş zamanda adds kullanılır. Başka durumlara da uygulanabilen yapı X adds to Y şeklindedir ve X'in mevcut bir miktarı, sorunu, maliyeti veya zorluğu artırdığını anlatır.

Alıştırma

Cümleyi add to ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The noisy construction will ____ the stress of exam week.

Cevabı göster

add to

Acne is largely genetic and the build-up of oil and bacteria in the pores of the skin, Kelime

3:27

Akne büyük ölçüde genetik bir durumdur ve cildin gözeneklerinde sivilcelere neden olan

Kelime

largely genetic: kesin bir yargıya varmadan ana etkeni belirtmek

Largely, “çoğunlukla” veya “büyük ölçüde” demektir. Largely genetic, genlerin aknede önemli bir etken olduğunu söyler ancak genlerin tek etken olduğunu iddia etmez. Anlamın kapsamını sınırlayan bu zarf, açıklamayı daha doğru hâle getirir: ana durumu belirtirken başka nedenlere veya istisnalara da yer bırakır.

Alıştırma

Hangi cümle genlerin ana etken olduğunu ancak başka etkenlerin de rol oynayabileceğini belirtir?

  1. The condition is largely genetic.
  2. The condition is completely genetic.
  3. The condition is hardly genetic.
Cevabı göster

The condition is largely genetic.

Kelime

… maddesinin cilt gözeneklerinde birikmesi

The build-up of oil and bacteria, yağ ve bakterilerin zaman içinde yavaş yavaş birikmesini anlatan bir isim öbeğidir. Build-up bu birikme olayını adlandırır; of ise nelerin biriktiğini gösterir. In the pores of the skin konumu belirtir. Pores, ciltteki küçük açıklıklar yani gözeneklerdir. İfadenin tamamı bir süreci, bilimsel bir açıklamada özne veya nesne olabilecek kısa bir isim öbeğine dönüştürür.

Alıştırma

Cümleyi “yavaş yavaş birikme” anlamına gelen kısa çizgili isimle tamamlayın: The filter prevents a ____ of dust inside the machine.

Cevabı göster

build-up

which causes spots,

3:32

yağ ve bakteri birikimi,

is due to hormones, Kalıp ifadeler

3:34

tamamen doğal olan

Kalıp ifadeler

be due to + isim öbeği

Be due to, bir durumun veya sonucun nedenini tanıtır. is due to hormones ifadesinde is, be fiilinin bir biçimidir; hormones ise nedeni adlandıran isim öbeğidir. Yapı “sonuç + be due to + isim öbeği” şeklindedir. Bu kullanımda “... nedeniyle oluşmak” anlamına gelir ve tıbbi, bilimsel, haber ve rapor tarzı açıklamalarda yaygındır.

Alıştırma

Cümleyi be due to yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: The power cut was ____ a damaged cable.

Cevabı göster

due to

which are completely natural.

3:35

hormonlardan kaynaklanır.

Here's Dr. Sharon Crichlow again,

3:37

İşte yine Dr. Sharon Crichlow,

telling BBC World Service program The Conversation,

3:39

BBC Dünya Servisi programı The Conversation'a,

how her own experience with acne led her to help others with the same problem. Dilbilgisi

3:42

kendi akne deneyiminin onu aynı soruna sahip diğer insanlara yardım etmeye nasıl yönlendirdiğini anlatıyor.

Dilbilgisi

led her to help: birini harekete geçirmek

led her to help, lead someone to do something yapısının geçmiş zaman biçimidir. Bu yapı, bir deneyimin, olayın veya gerçeğin birinin harekete geçmesine neden olduğunu ya da o kişiyi güçlü biçimde etkilediğini anlatır. Yapı lead + kişi + to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Bu cümlede her own experience with acne neden, her etkilenen kişi ve help daha sonra yapılan eylemdir. Buradaki lead, birine fiziksel olarak yol göstermek anlamında değildir; bir neden ile ardından gelen eylemi birbirine bağlar.

Alıştırma

Cümleyi lead someone to do something yapısının geçmiş zamanıyla tamamlayın ve Daniel için him kullanın: A health scare ____ exercise more often.

Cevabı göster

led him to

I didn't have the luxury of being able to see a dermatologist when I was younger. Kalıp ifadeler

3:47

Gençken bir dermatoloğa gidebilme lüksüm yoktu.

Kalıp ifadeler

have the luxury of being able to ...: gerçek bir seçeneğe sahip olmak

Have the luxury of doing something, bir şeyi yapmak için yeterli zamana, paraya, özgürlüğe veya fırsata sahip olmak anlamına gelir. Bu yapıda luxury, pahalı bir nesneyi değil, garanti olmayan bir avantajı veya seçeneği ifade eder. Olumsuz biçim olan didn't have the luxury of being able to see a dermatologist, konuşmacının gençken bir dermatoloğa gitmesinin gerçekçi bir seçenek olmadığını anlatır. Being able to, erişim imkânını açıkça vurgular; ancak cümle engelin maliyet, konum, zaman veya başka bir şey olup olmadığını belirtmez. Yapı have the luxury of + isim ya da -ing biçimi şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi have the luxury of yapısının şimdiki zaman olumsuz biçimiyle tamamlayın: Because the deadline is tomorrow, we ____ waiting another week.

Cevabı göster

don't have the luxury of

My family simply couldn't afford it. Ton ve niyet

3:53

Ailemin buna gücü yetmiyordu.

Ton ve niyet

simply couldn't afford it: açık bir maddi sınır

Couldn't afford it, söz konusu şeyin veya hizmetin ücretini ödemenin ailenin maddi imkânlarını aştığı anlamına gelir. Para biriktirmek için ödememeyi seçmekten değil, ödeme gücünün olmamasından söz eder. Burada simply ifadeyi güçlendirir. Nedenin açık ve belirleyici olduğunu gösterir: maddi açıdan uygulanabilir bir seçenek yoktu. Benzer cümlelerde simply, bir olgu ya da sınırın açıklamanın tamamı olduğunu gösterebilir.

Alıştırma

Simply bu cümleye nasıl bir anlam katıyor?

  1. Para eksikliğini açık ve belirleyici neden olarak sunar.
  2. Ailenin yeterli parası olduğunu ama ödeme yapmamayı tercih ettiğini söyler.
  3. Ödeme yapmanın kolay olacağını söyler.
Cevabı göster

Para eksikliğini açık ve belirleyici neden olarak sunar.

So, I had to get through it as best I could. Notlar

3:55

Bu yüzden, bunu elimden geldiğince atlatmak zorundaydım.

Öbek fiiller

get through it: zor bir deneyime dayanmak

Get through it, zor bir deneyime dayanmak ve sona erene kadar devam etmek anlamına gelir. It zamiri, yaşanan zorluğu veya durumu temsil eder. Bu kullanım, zorluğun öteki ucuna ulaşmayı başarabilmeye odaklanır. Yalnızca bir yerin içinden geçmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede get through, “zor bir dönem sona erene kadar ona dayanmak” anlamında kullanılmıştır?

  1. The hikers used a tunnel to get through the mountain.
  2. Maya called several times to get through to the clinic.
  3. Maya relied on her friends to get through a difficult winter.
Cevabı göster

Maya relied on her friends to get through a difficult winter.

Kalıp ifadeler

as best I could: zor koşullarda elinden geleni yapmak

As best I could, “o koşullarda yapabildiğim kadar iyi” anlamına gelir. Konuşanın, durum zor veya imkânlar sınırlı olsa da bu deneyimi atlatmak için elinden gelen en büyük çabayı gösterdiğini anlatır. Could, bu çabayı geçmiş zamana yerleştirir ve had to ile uyumludur. Şimdiki bir durum için genellikle as best I can kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi, “zor koşullarda mümkün olduğunca iyi” anlamına gelen dersteki kalıpla tamamlayın: I had no instructions, so I assembled the shelf ____.

Cevabı göster

as best I could

And you just,

3:56

Ve sadece,

you know,

3:57

bilirsin,

tried everything over the counter, etc.

3:57

reçetesiz satılan her şeyi denedin, vb.

Um and I just felt if I could help people with something that has been such a bane of my life. Deyimler

4:00

Um ve hayatımın baş belası olan böyle bir şeyde insanlara yardım edebilirsem diye hissettim.

Deyimler

has been such a bane of my life: hayatımda sürekli ciddi sorunlara yol açtı

A bane of my life, ciddi ve tekrarlanan sorunlara veya mutsuzluğa yol açan bir şeydir. Such, betimlemeyi güçlendirir: bu, özellikle büyük bir sıkıntı kaynağı olmuştur. Has been, present perfect yapısındadır; dolayısıyla sorun geçmişte başlamış ve şimdi de önemini korumaktadır. Bu deyim problem sözcüğünden çok daha güçlüdür ve ciddi, mizahi ya da bilinçli olarak abartılı duyulabilir.

Alıştırma

Cümleyi, such içeren ve “büyük, sürekli bir sorun kaynağı” anlamına gelen dersteki altı sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The software bug has been ____ all semester.

Cevabı göster

such a bane of my life

And having that inside experience as well. Kelime

4:09

Ve aynı zamanda bu içsel deneyime de sahip olmak.

Kelime

having that inside experience as well: durumu içeriden yaşamış olmak

Buradaki inside experience, yalnızca dışarıdan gözlemleyerek edinilen bilgi değil, kişinin duruma bizzat dahil olarak kazandığı anlayış anlamına gelir. Inside fiziksel bir konumu anlatmaz. having that inside experience as well ifadesinde having, bu deneyimi ek bir özellik veya avantaj olarak sunar; as well ise ‘ayrıca’ anlamına gelir. İfade bağlam içinde anlaşılır, ancak kişisel deneyimi anlatmak için kullanılan yaygın ve kalıplaşmış ifade değildir.

Alıştırma

Bu cümlede having that inside experience as well ifadesi büyük olasılıkla ne anlama geliyor?

  1. Kapalı bir yerde gerçekleşen bir deneyime de sahip olmak
  2. Bir kuruluşla ilgili gizli bilgileri de bilmek
  3. Kişisel deneyime ve duruma dahil olan kişinin bakış açısına da sahip olmak
Cevabı göster

Kişisel deneyime ve duruma dahil olan kişinin bakış açısına da sahip olmak

So, I would often tell my patients pretty much anything I recommend to them, Notlar

4:13

Bu yüzden, hastalarıma sık sık onlara önerdiğim hemen hemen her şeyi

Dilbilgisi

would often + fiilin yalın hâli: geçmiş alışkanlık

Would often + fiilin yalın hâli, geçmişte tekrar tekrar gerçekleşen bir eylemi anlatabilir. Buradaki would often tell, bunu hastalara söylemenin konuşanın geçmişte düzenli olarak yaptığı bir şey olduğunu belirtir. Bu alışkanlık kullanımı genellikle çevredeki bağlamın geçmiş bir zaman çerçevesi oluşturmasına dayanır. Bu cümlede would koşul anlamı taşımaz.

Alıştırma

Tekrarlanan geçmiş bir eylemi göstermek için cümleyi would often ile tamamlayın: When we stayed with my aunt, she ____ bake bread on Sundays.

Cevabı göster

would often

Kelime

pretty much anything: geniş ama mutlak olmayan kapsam

Bu cümlede pretty much, “neredeyse” veya “hemen hemen” anlamına gelir. Anything ifadesinin mutlaklığını azaltır; bu nedenle pretty much anything çok geniş bir kapsamı belirtirken birkaç istisnaya da yer bırakır. Buradaki pretty görünüşle ilgili değildir. İfadenin tamamı gündelik bir derece ifadesidir ve absolutely anything kadar mutlak değildir.

Alıştırma

"I'll try pretty much anything." cümlesinde pretty much anything ne anlama gelir?

  1. Hiçbir istisna olmadan kesinlikle her şey
  2. Olası istisnalarla birlikte hemen hemen her şey
  3. Yalnızca belirli tek bir şey
Cevabı göster

Olası istisnalarla birlikte hemen hemen her şey

Kalıp ifadeler

recommend ... to them: recommend something to someone kalıbı

Recommend to them, recommend something to someone kalıbının bir parçasıdır: something önerilen nesne veya fikirdir; öneriyi alan kişi ise to sözcüğünden sonra gelir. Anything I recommend to them ifadesinde anything önerilen şeydir. Söylenmeyen bir that varmış gibi anlayabilirsiniz: anything (that) I recommend to them. Anything zaten nesne görevini üstlendiği için bu yan cümlede recommend sözcüğünden sonra isim gelmez.

Alıştırma

Cümleyi alıcıyı gösteren edatla tamamlayın: The librarian recommended this novel ____ me.

Cevabı göster

to

I've tried it myself. Ton ve niyet

4:16

kendim denediğimi söylerim.

Ton ve niyet

“I've tried it myself”: Kişisel deneyimi dayanak olarak kullanmak

“I've tried it myself” cümlesindeki myself, vurgu zamiridir. Konuşanın yalnızca başkasının anlattıklarına dayanmadığını, denemeyi bizzat yaptığını vurgular. “I've tried” yapısındaki present perfect, geçmişteki bu deneyimi şu an için önemli gösterir. Bir tavsiye veya öneride bu cümle kişisel bir dayanak sunar ve konuşanı daha güvenilir gösterebilir.

Alıştırma

Konuşan kişi tavsiye vermeden önce “I've tried it myself” diyerek esas olarak ne anlatır?

  1. Tavsiye, konuşanın kendi deneyimine dayanır.
  2. Konuşan bunun herkes için işe yarayacağını garanti eder.
  3. Konuşan yalnızca başka birinin deneyimini aktarır.
Cevabı göster

Tavsiye, konuşanın kendi deneyimine dayanır.

I can tell them it works.

4:17

Onlara bunun işe yaradığını söyleyebilirim.

Growing up,

4:20

Büyürken,

Dr. Crichlow didn't have anyone to help her get through acne.

4:21

Dr. Crichlow'un sivilceyi atlatmasına yardım edecek kimsesi yoktu.

If you get through something,

4:25

Bir şeyi atlatırsanız (get through),

you manage to survive a difficult experience or challenging period of life.

4:27

zor bir deneyimi veya hayatınızın zorlu bir dönemini sağ salim geçmeyi başarırsınız.

Instead, she got whatever medicine she could buy without a doctor's prescription, Kelime

4:32

Bunun yerine, yerel eczanesinden

known as over-the-counter medicines,

4:37

reçetesiz ilaçlar olarak bilinen

Kelime

“without a doctor's prescription” ... “over-the-counter medicines”: reçetesiz ilaçlar

without a doctor's prescription, ilacın doktor tarafından yazılmış bir reçete gösterilmeden normalde satın alınabildiğini belirtir. Ardından gelen known as over-the-counter medicines ifadesi, bu satın alma kategorisindeki ilaçların adını verir. over-the-counter, sağlık ve perakende alanlarında kullanılan kalıplaşmış bir terimdir; ilacın mağaza tezgâhının üstünde bulunduğu anlamına gelmez. Sıkça OTC olarak kısaltılır. Cümle önce satın alma koşulunu açıklar, ardından kategorinin adını verir.

Alıştırma

Bir eczacı “This cream is available over the counter.” diyor. Bunun anlamı nedir?

  1. Bu kremi genellikle doktor reçetesi olmadan satın alabilirsiniz.
  2. Önce bir doktor reçetesi almanız gerekir.
  3. Satış tezgâhının üstünde saklanır.
Cevabı göster

Bu kremi genellikle doktor reçetesi olmadan satın alabilirsiniz.

from her local pharmacy.

4:39

doktor reçetesi olmadan alabileceği herhangi bir ilacı aldı.

Dr. Crichlow calls acne the bane of my life,

4:41

Dr. Crichlow akneyi hayatımın belası (the bane of my life) olarak adlandırıyor,

an idiom meaning the cause of unhappiness or misfortune.

4:45

bu, mutsuzluğun veya talihsizliğin nedeni anlamına gelen bir deyimdir.

But as she grew older and her acne improved, Dilbilgisi

4:49

Ancak büyüdükçe ve sivilceleri iyileştikçe,

Dilbilgisi

as she grew older and her acne improved: zaman içindeki değişimi ifade etmek

Bu cümlede as, “zaman geçtikçe” veya “değişimler devam ederken” anlamına gelir. İlerleyen iki değişimi birbirine bağlar: yaşı büyür ve aknesi iyileşir. As ile başlayan yan cümle, ardından gelen ana cümleye zaman içinde değişen bir arka plan sağlar. Burada as zaman ilişkisi bildirir; “çünkü” anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede as neyi gösterir? “As Leo grew older, his handwriting became neater.”

  1. Leo'nun el yazısıyla başka bir kişinin el yazısının karşılaştırılması.
  2. Bir kuralın istisnası.
  3. Zaman geçtikçe gelişen değişimler.
Cevabı göster

Zaman geçtikçe gelişen değişimler.

she used her experience to support her patients in the UK. Kalıp ifadeler

4:52

deneyimini Birleşik Krallık'taki hastalarını desteklemek için kullandı.

Kalıp ifadeler

used her experience to support her patients: bir şeyi bir amaçla kullanmak

Use something to do something kalıbında önce bir kaynak, araç veya deneyim verilir; ardından amacı to + fiilin yalın hâli ile belirtilir. Burada her experience kullanılan kaynaktır; to support her patients ise amaçtır. Experience, kişinin bizzat yaşadıklarından öğrendiklerini; support ise anlayış, tavsiye veya pratik yardım sunmayı kapsayabilir.

Alıştırma

Eksik sözcükle amaç yapısını tamamlayın: Nora used a torch ____ find the path in the dark.

Cevabı göster

to

For most people,

4:56

Çoğu insan için,

acne stops as they grow older.

4:57

akne büyüdükçe durur.

But remember,

4:59

Ancak unutmayın,

it's completely natural and you're not alone. Ton ve niyet

5:00

bu tamamen doğaldır ve yalnız değilsiniz.

Ton ve niyet

Bu tamamen doğal ve bu durumda olan yalnızca sen değilsin

Konuşan kişi karşısındakini iki adımda rahatlatıyor. it's completely natural, kişinin tepkisini veya deneyimini normal olarak gösterir; you're not alone ise başka insanların da benzer bir şey yaşadığını söyler. Buradaki not alone genellikle yalnızca 'fiziksel olarak yanında biri var' değil, 'bu durumda olan tek kişi sen değilsin' anlamına gelir. İki bölüm birlikte, kişinin hislerini inkâr etmeden utancı ve yalnızlık duygusunu azaltır.

Alıştırma

Bir arkadaşın sınıfın önünde konuşacağı için gergin. Hangi cevap aynı iki adımlı rahatlatmayı kullanır?

  1. Stop worrying; it isn't a problem.
  2. If you're nervous, you should never give the talk.
  3. It's natural to feel nervous, and you're not alone.
Cevabı göster

It's natural to feel nervous, and you're not alone.

Which reminds me of my question, Beth. Anlatım akışı

5:03

Bu da bana sorumu hatırlattı, Beth.

Anlatım akışı

Bu da bana sorumu hatırlatıyor

Which, az önce sözü edilen düşüncenin veya olayın tamamına gönderme yapar. Which reminds me of my question ifadesindeki remind someone of something kalıbı, 'birine bir şeyi hatırlatmak veya düşündürmek' anlamına gelir. Başlangıçtaki yan cümle önceki bilgiyi bir köprüye dönüştürür: az önce söyleneni karşılar, ardından konuşmayı önceki bir soruya doğal biçimde geri getirir. Dinleyicinin which sözcüğünün neye gönderme yaptığını anlayabilmesi için önceki bağlam açık olmalıdır.

Alıştırma

Geçişi remind fiilinin doğru biçimi ve ardından gelen edatla tamamla: Which ____ me ____ my earlier question.

Cevabı göster

reminds · of

What proportion of 11-30 year olds get acne to some extent? Kalıp ifadeler

5:06

11-30 yaşındakilerin ne kadarı belirli bir ölçüde akne geçirir?

Kalıp ifadeler

to some extent: bir iddianın derecesini sınırlamak

To some extent, bir şeyin belirli fakat açıkça belirtilmeyen bir ölçüde doğru olduğunu veya gerçekleştiğini anlatır. İfadeyi daha az kesin hâle getirir: durum gerçektir, ancak derecesi hafif, kısmi veya kişiden kişiye farklı olabilir. Burada get acne ifadesini niteler. Soru, herkesin aknesinin aynı şiddette olduğunu öne sürmeden, bir ölçüde akne yaşayan kişileri kapsar.

Alıştırma

The medicine helped to some extent cümlesindeki ifade ne anlama gelir?

  1. Hiç yardımcı olmadı.
  2. Sorunu tamamen çözdü.
  3. Kısmen yardımcı oldu ama etkisi mutlaka tam değildi.
Cevabı göster

Kısmen yardımcı oldu ama etkisi mutlaka tam değildi.

You said it was 95%,

5:11

Bunun %95 olduğunu söyledin,

which was the correct answer.

5:12

ki doğru cevap buydu.

Okay,

5:15

Tamam,

let's recap the vocabulary we've learned, Anlatım akışı

5:15

ergenlikten (puberty) başlayarak

starting with puberty,

5:18

öğrendiğimiz kelimeleri özetleyelim,

Anlatım akışı

Let's recap ..., starting with ...: bir tekrarı düzenlemek

Let's recap ..., dinleyicilere önceki içeriğin kısa bir tekrarının başlayacağını bildirir. Recap fiildir; the vocabulary we've learned ise konuşanın gözden geçirmeyi önerdiği içeriği belirtir. Starting with puberty, puberty sözcüğünü ilk madde olarak gösterir. Bu yapı önce özeti duyurur, ardından başlangıç noktasını verir; böylece dinleyiciler sırayı takip eder ve başka maddelerin geleceğini bekler.

Alıştırma

Önce bir tekrarı duyuran, ardından ilk maddeyi belirten cümleyi tamamlayın: Let's ____ the main ideas, starting ____ safety.

Cevabı göster

recap · with

the stage of life when a person changes from a child to an adult.

5:19

bir kişinin çocuktan yetişkine dönüştüğü hayat aşaması.

Someone who is emotionally vulnerable has their feelings and emotions easily hurt.

5:24

Duygusal olarak savunmasız (emotionally vulnerable) birinin duygu ve hisleri kolayca incinir.

The verb to trivialise means to make something seem less important than it really is.

5:29

Önemsizleştirmek (to trivialise) fiili, bir şeyi gerçekte olduğundan daha az önemliymiş gibi göstermek anlamına gelir.

If you get through it,

5:35

Eğer onu atlatırsan (get through it),

you manage to survive a difficult experience or period of life.

5:36

zor bir deneyimi veya hayat dönemini atlatmayı başarırsın.

Over-the-counter medicines can be bought in a shop without a doctor's prescription.

5:40

Reçetesiz ilaçlar (over-the-counter medicines) doktordan reçete alınmadan mağazadan satın alınabilir.

And finally, the idiom the bane of my life refers to a source of persistent unhappiness or misfortune.

5:45

Ve son olarak, hayatımın belası (the bane of my life) deyimi kalıcı mutsuzluk veya talihsizlik kaynağına atıfta bulunur.

Once again,

5:53

Bir kez daha,

our 6 minutes are up. Deyimler

5:54

6 dakikamız doldu.

Deyimler

Our 6 minutes are up: ayrılan süre sona erdi

Bu cümlede our 6 minutes are up, program için ayrılan altı dakikanın sona erdiği anlamına gelir. 6 minutes çoğul bir özne olduğu için are kullanılır. Be up, izin verilen veya planlanan bir sürenin bittiğini belirten kalıplaşmış bir ifadedir. Buradaki up, “yukarıda” anlamına gelmez. Tekil time ile kullanılan yaygın kalıp time is up şeklindedir.

Alıştırma

Bir öğretmen “Your ten minutes are up.” diyor. Öğretmen ne demek istiyor?

  1. Hâlâ on dakika kaldı.
  2. Ayrılan süre sona erdi.
  3. Etkinlik on dakika sonra başlayacak.
Cevabı göster

Ayrılan süre sona erdi.

But remember to join us again next time for more trending topics Anlatım akışı

5:55

Ancak daha fazla trend konu

and useful vocabulary here at 6 Minute English.

5:59

ve burada 6 Minute English'te yararlı kelime dağarcığı için bir dahaki sefere bize tekrar katılmayı unutmayın.

Anlatım akışı

Remember to join us again next time: izleyiciyi yeniden gelmeye davet etmek

Remember to + fiilin yalın hâli, birine gelecekte yapacağı bir şeyi unutmamasını hatırlatır. Burada to join us again next time, dinleyicilerin bu bölüm bittikten sonra hatırlaması gereken eylemdir. Bir programın sonunda join us, tekrar dinlemek, izlemek veya katılmak üzere geri gelmek anlamına gelir; genellikle bir kuruluşa üye olmak anlamına gelmez. Again next time bir sonraki bölüme işaret eder ve sunucunun mevcut bölümü kapatırken izleyiciyi geri dönmeye davet etmesini sağlar.

Alıştırma

Hangi kapanış cümlesi izleyiciyi gelecekteki bir bölüm için geri dönmeye doğal biçimde davet eder?

  1. We joined the history club last month.
  2. Remember to join us again next time for more stories.
  3. Thank you for joining us in the studio today.
Cevabı göster

Remember to join us again next time for more stories.

Goodbye for now.

6:02

Şimdilik hoşça kalın.

Bye.

6:03

Güle güle.

6 Minute English from BBCLearningEnglish.com.

6:05

BBCLearningEnglish.com'dan 6 Minute English.