Soğuk algınlığını tedavi etmek neden bu kadar zor?: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
801 kelime 175 kel/dk

Video özeti: Soğuk algınlığını iyileştirmek neden hâlâ bu kadar zor? Video; virüslerin hızla mutasyona uğraması, çok sayıdaki rinovirüs alt türü, aşı ve antiviral ilaçların sınırları ile CRISPR’ın gelecekte kullanılma olasılığı arasında bağlantı kuruyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. outmaneuver years of research and development — Deyimler ve mecazi ifadeler. Bilimsel anlatımın virüsü, insanların yıllar süren çalışmalarını alt edebilen bir rakip gibi kişileştirdiğini anlayacaksınız. outmaneuver sözcüğünü tanıyıp rekabet, uyum veya direnç gibi karmaşık ilişkileri daha somut biçimde anlatmak için kullanabileceksiniz. 2. If we could eliminate / we'd be — Dil bilgisi ve cümle kalıpları. Bu iki parçanın, henüz gerçekleşmemiş bilimsel bir hedef ile onun olası sonucunu bağlayan varsayımsal bir koşul cümlesi oluşturduğunu öğreneceksiniz. Bu kalıbı araştırma, kamu politikası, sağlık ve geleceğe yönelik başka durumlarda muhtemel sonuçları tartışırken kullanabileceksiniz. 3. CRISPR system could degrade coronavirus and influenza genomes — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi. Biyokimya bağlamında degrade fiilinin yalnızca kaliteyi düşürmek değil, moleküler maddeyi parçalamak veya bozmak anlamına geldiğini kavrayacaksınız. Böylece bilimsel raporlardaki kısa mekanizma açıklamalarını yorumlayıp teknik anlamı gündelik kullanımdan ayırabileceksiniz.

Bu derste

In 2000,

0:07

2000 yılında,

a company called ViroPharma ran clinical trials of pleconaril, Notlar

0:07

ViroPharma adlı bir şirket, plekonaril'in klinik denemelerini yürüttü,

Dilbilgisi

called ViroPharma: isim + called + ad

called ViroPharma, company isminden sonra gelir ve şirketin adını belirtir. Bu, that is called ViroPharma ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Bir kişinin, yerin, kuruluşun veya nesnenin adını tanıtmak için isim + called + ad yapısını kullanın. Burada called, «telefonla aradı» anlamına gelmez.

Alıştırma

Müzenin adını tanıtmak için cümleyi call fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: We visited a museum ____ the Science Center.

Cevabı göster

called

Kalıp ifadeler

ran clinical trials of: run clinical trials of + ilaç veya tedavi

ran clinical trials of pleconaril ifadesinde ran, run fiilinin geçmiş zaman biçimidir ve deneyleri organize edip yürütmek anlamına gelir. Hızlıca koşmayı anlatmaz. run clinical trials of + ilaç veya tedavi yapısını, bir kişinin ya da kuruluşun onu test etmek için resmî tıbbi çalışmalar düzenlediğini söylemek için kullanın.

Alıştırma

Cümleyi run ile başlayan hedef ifadeyle tamamlayın: The hospital plans to ____ the new treatment.

Cevabı göster

run clinical trials of

a new pill designed to treat the common cold. Dilbilgisi

0:11

bu, soğuk algınlığını tedavi etmek için tasarlanmış yeni bir haptı.

Dilbilgisi

designed to treat: amaçlanan kullanımı ifade etmek

Bu isim öbeğinde designed to treat the common cold, pill sözcüğünden sonra gelir ve hapın amaçlanan kullanımını açıklar. Designed geçmiş zaman ortacıdır; burada çekimli ana fiil değildir. Öbeğin temel ismi pill sözcüğüdür. “İsim + designed to + fiilin yalın hâli” kalıbı, “isim + that is veya was designed to + fiilin yalın hâli” yapısının daha kısa biçimidir. Ürünlerin, araçların veya planların ne yapmak üzere tasarlandığını anlatmak için kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi designed ve amacı başlatan sözcükle tamamlayın: This helmet is ____ protect your head.

Cevabı göster

designed to

In many patients,

0:14

Birçok hastada,

the pill helped,

0:14

hap işe yaradı,

but in seven of them,

0:15

ancak onlardan yedisinde,

just a few days into the treatment,

0:16

tedavinin üzerinden sadece birkaç gün geçmişken,

researchers found mutated virus variants that were almost completely resistant to pleconaril. Notlar

0:18

araştırmacılar, plekonaril'e neredeyse tamamen dirençli mutasyona uğramış virüs varyantları buldular.

Kelime

mutated virus variants: temel ismi bulmak

Mutated virus variants öbeğinde variants çoğul temel isimdir ve araştırmacıların bulduğu şeyleri adlandırır. Virus, varyantların türünü belirtmek için başka bir isimden önce kullanılan isimdir. Mutated ise bu varyantların mutasyona uğramış olduğunu açıklar. Yoğun bir bilimsel isim öbeğini çözümlemek için sağdan başlayın: önce variants, sonra virus ve en son mutated. Bu bağlamda mutated, mutasyon sonucunda oluşan biyolojik durumu anlatır; tek başına insanların mutasyona kasıtlı olarak neden olduğunu söylemez.

Alıştırma

Mutated virus variants isim öbeğinde temel isim hangi sözcüktür?

  1. virus
  2. variants
  3. mutated
Cevabı göster

variants

Kalıp ifadeler

resistant to pleconaril: pleconarile dirençli

Burada resistant to pleconaril, pleconarilin mutasyona uğramış virüs varyantları üzerinde çok az etkisi olduğu veya neredeyse hiç etkisi olmadığı anlamına gelir. Tıpta resistant to a drug, bir ilacın artık etkili biçimde kontrol edemediği bir mikrop veya virüsü anlatır. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp be resistant to + isim şeklindedir. Resistant, kolayca etkilenmemeyi belirtir; to ise direnç gösterilen ilacı, maddeyi veya etkiyi tanıtır.

Alıştırma

Sabit kullanımı tamamlayın: Some bacteria are resistant ____ this medicine.

Cevabı göster

to

Now, viruses are always mutating,

0:24

Şimdi, virüsler her zaman mutasyona uğrar,

but this one mutated so quickly Dilbilgisi

0:26

ama bu o kadar hızlı mutasyona uğradı ki

that it managed to outmaneuver years of research and development Deyimler

0:27

yıllarca süren araştırma ve geliştirme çalışmalarını boşa çıkarmayı başardı

Deyimler

outmaneuver years of research and development ifadesinde kişileştirme

Outmaneuver normalde daha iyi hamleler veya bir strateji sayesinde rakibe karşı üstünlük sağlamak anlamına gelir. Burada virüs, yıllarca süren araştırma ve geliştirmenin elde ettiği sonuçları aşmış ya da etkisiz bırakmış bir rakip gibi sunulur. Bu bir kişileştirmedir; virüsün düşünebildiği veya plan yapabildiği iddia edilmez. Bu mecaz, soyut bir süreci gözümüzde canlandırmayı kolaylaştırır: virüsteki değişiklikler önceki araştırma sonuçlarının etkisini azaltmıştır.

Alıştırma

Bu cümlede outmaneuver years of research and development ne anlama geliyor?

  1. Virüsteki değişiklikler yıllarca süren araştırma sonuçlarının etkisini azalttı.
  2. Araştırmacılar strateji becerilerini sınamak için virüsü kullandı.
  3. Virüs araştırmaları bilinçli olarak inceledi ve bir yanıt planladı.
Cevabı göster

Virüsteki değişiklikler yıllarca süren araştırma sonuçlarının etkisini azalttı.

in just a few days. Kalıp ifadeler

0:31

sadece birkaç gün içinde.

Dilbilgisi

so quickly that: o kadar hızlı ki

So quickly that, so + zarf + that + yan cümle biçimindeki sonuç kalıbını kullanır. So, quickly sözcüğünün belirttiği dereceyi yükseltir; that ile başlayan yan cümle ise bu aşırı hızın doğurduğu sonucu açıklar. Burada virüs o kadar hızlı mutasyona uğramıştır ki yalnızca birkaç günde yıllarca süren araştırma ve geliştirme çalışmalarını aşmıştır. So ve that sözcüklerini tek bir yapının parçaları olarak okuyun; so sözcüğünü bu nedenle anlamına gelen ayrı bir sözcük gibi düşünmeyin.

Alıştırma

Quickly zarfını kullanarak sonuç kalıbını tamamlayın: The rumor spread ____ the whole school heard it before lunch.

Cevabı göster

so quickly that

Kalıp ifadeler

in just a few days: just sözcüğünün “yalnızca” anlamı

In just a few days, bir şeyin yalnızca birkaç günlük bir süre içinde gerçekleştiği veya tamamlandığı anlamına gelir. Burada just “yalnızca” demektir ve süreyi vurgular: geçen zaman şaşırtıcı derecede kısadır. Bu ifade, birkaç günü daha önce sözü edilen yıllarla karşılaştırır. Yakın geçmişteki bir zamanı belirten a few days ago anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle takımın projeyi tamamlamak için yalnızca birkaç güne ihtiyaç duyduğunu söylüyor?

  1. The team started the project just a few days ago.
  2. The team will work on the project for just a few days.
  3. The team finished the project in just a few days.
Cevabı göster

The team finished the project in just a few days.

If you didn't have an immune system and caught a cold, Notlar

0:33

Eğer bir bağışıklık sisteminiz olmasaydı ve soğuk algınlığına yakalansaydınız,

Kalıp ifadeler

caught a cold: soğuk algınlığına yakalanmak

caught a cold, soğuk algınlığına yakalanmak anlamındaki yaygın ve kalıplaşmış catch a cold ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. Burada catch, bir şeyi fiziksel olarak yakalamak anlamına gelmez. Sağlıklıyken hastalanma değişimine odaklanırken catch a cold kullanılır. caught a cold geçmişteki bir olayı anlatabilir veya bu cümledeki gibi geçmiş zaman biçimli varsayımsal bir if yan cümlesinde yer alabilir.

Alıştırma

Cümleyi catch a cold ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: I ____ last week and stayed home.

Cevabı göster

caught a cold

the infection would quickly spread deep into your lungs. Kalıp ifadeler

0:35

enfeksiyon hızla akciğerlerinizin derinliklerine yayılırdı.

Dilbilgisi

If you didn't have ... would: şimdiki zamana aykırı bir varsayım

If you didn't have ... would, şimdiki gerçekliğe aykırı olan veya gerçek dışı kabul edilen varsayımsal bir durum kurar. If yan cümlesinde geçmiş zaman biçimleri (didn't have ve caught), sonuç cümlesinde ise would + fiilin yalın hâli (would spread) kullanılır. Geçmiş zaman biçimleri bu durumu geçmiş zamana yerleştirmez. Gerçeklikle araya mesafe koyar: konuşan kişi, dinleyenin gerçekten bağışıklık sistemi olmadığını söylemez; böyle bir durumu hayal etmemizi ister.

Alıştırma

Gerçek dışı bir şimdiki durumu ve onun varsayımsal sonucunu doğru biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. If our school didn't have a library, we will missed it.
  2. If our school doesn't have a library, we will use the town library.
  3. If our school didn't have a library, we would miss it.
Cevabı göster

If our school didn't have a library, we would miss it.

Kalıp ifadeler

spread deep into: iç kısımların derinliklerine yayılmak

Spread into, bir şeyin bir bölgeden başka bir yerin içine doğru ilerlemesini veya yayılmasını anlatır. Deep eklendiğinde, yalnızca kenara değil, iç kısımların çok ilerisine ulaşıldığı belirtilir. Bu cümlede deep, enfeksiyonun akciğerlerin içine ne kadar ilerlediğini belirtir. Akciğerlerin kendisini “derin” diye nitelemez.

Alıştırma

Dumanın bir mağaranın derinliklerine kadar ilerlediğini doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. The smoke spread to the cave.
  2. The smoke spread around the cave.
  3. The smoke spread deep into the cave.
Cevabı göster

The smoke spread deep into the cave.

Rampant viral replication would destroy tissue there Kelime

0:38

Kontrolsüz viral replikasyon oradaki dokuyu yok ederdi

Kelime

Rampant viral replication: zararlı ve kontrolsüz çoğalma

Viral replication, virüslerin kendilerinin daha fazla kopyasını üretme sürecidir. Rampant, yaygın olan, hızla büyüyen ve kontrol altında olmayan zararlı bir etkinliği veya sorunu anlatır. Burada rampant viral replication, virüsün saldırgan ve kontrolsüz biçimde çoğaldığı anlamına gelir. Rampant yalnızca miktarın çok olduğunu söylemekten daha fazlasını ifade eder.

Alıştırma

"Rampant viral replication" ifadesindeki rampant sözcüğünün anlamına en uygun seçenek hangisidir?

  1. dikkatle kontrol edilen viral replikasyon
  2. yaygın ve kontrolden çıkmış viral replikasyon
  3. yalnızca bir kez gerçekleşen viral replikasyon
Cevabı göster

yaygın ve kontrolden çıkmış viral replikasyon

until your lungs couldn't supply your body with enough oxygen Kalıp ifadeler

0:41

ta ki akciğerleriniz vücudunuza yeterli oksijen sağlayamayana kadar

Kalıp ifadeler

supply A with B: A'ya B sağlamak

supply A with B, “A'ya B sağlamak” anlamına gelir. Bu cümlede A, your body; B ise enough oxygen ifadesidir. Akciğerler sağlayıcı, vücut alıcı, oksijen de sağlanan kaynaktır. B'den önce with kullanılmalıdır. Yeniden kullanılabilir kalıp şöyledir: sağlayıcı + supply + alıcı + with + kaynak.

Alıştırma

supply A with B kalıbını tamamlayın: The campsite supplies hikers ____ clean drinking water.

Cevabı göster

with

and you'd asphyxiate. Kelime

0:44

ve boğulurdunuz.

Kelime

asphyxiate: ciddi oksijen yoksunluğundan boğulmak

Burada asphyxiate, ciddi oksijen yoksunluğu yaşamak anlamına gelir. Egzersizden sonra olağan biçimde nefes nefese kalmayı değil, bilinç kaybına veya ölüme yol açabilen tehlikeli bir durumu anlatır. you'd asphyxiate ifadesinde fiil geçişsizdir: kişi bu durumu yaşar.

Alıştırma

Hangi durum asphyxiate ile en doğru şekilde anlatılır?

  1. Bir kişi oksijensiz kalmış ve bilincini kaybetme tehlikesi yaşıyor.
  2. Birisi yüzerken birkaç saniyeliğine nefesini tutuyor.
  3. Bir koşucu yarıştan sonra bir dakika boyunca hızlı hızlı nefes alıyor.
Cevabı göster

Bir kişi oksijensiz kalmış ve bilincini kaybetme tehlikesi yaşıyor.

Unfortunately,

0:46

Ne yazık ki,

for millions of people around the world

0:47

dünya çapında milyonlarca insan için

who live with a less than fully functional immune system Notlar

0:49

tam işlevsel olmayan bir bağışıklık sistemi ile yaşayan

Dilbilgisi

less than fully functional: tam olarak işlevsel değil

Less than fully functional, bir şeyin çalıştığı ancak tam veya beklenen düzeyde olmadığı anlamına gelir. Bu cümlede ifade, bağışıklık sisteminin hiç işlevi olmadığını söylemeden işlevinin sınırlı olduğunu dikkatli biçimde anlatır. 「less than + olumlu bir tanım」 kalıbı kesin bir yargıyı yumuşatır. Örneğin less than ideal, ideal değil demektir. Burada less than, bir sayı veya miktarı değil, fully functional ifadesinin derecesini belirtir.

Alıştırma

Hangi açıklama less than fully functional bir cihazı en iyi tanımlar?

  1. Hiç çalışamaz.
  2. Çalışır, ancak tam kapasitede değildir.
  3. Başka bir cihazdan daha az fiziksel parçaya sahiptir.
Cevabı göster

Çalışır, ancak tam kapasitede değildir.

or who are on immunosuppressant drugs, Kelime

0:51

veya bağışıklık baskılayıcı ilaçlar kullanan,

Kelime

be on immunosuppressant drugs: bağışıklık baskılayıcı ilaç tedavisi görmek

be on + bir ilaç veya ilaç grubu, o ilacı şu anda tedavi amacıyla kullanıyor ya da alıyor olmak demektir. are on immunosuppressant drugs ifadesinde on, bu kişilerin görmekte olduğu tedaviyi belirtir. Bu yapı fiziksel bir konumu değil, devam eden bir tedavi durumunu anlatır. Aynı kalıp be on antibiotics, be on insulin ve be on medication ifadelerinde de görülür.

Alıştırma

Cümleyi be on yapısıyla tamamlayın: Because of his transplant, Leo ____ immunosuppressant medication.

Cevabı göster

is on

this is a real risk.

0:53

bu gerçek bir risk.

Kelime

live with: uzun süreli bir sağlık sorunuyla yaşamak

Burada live with, süregelen bir sağlık durumu varken günlük hayata devam etmek demektir. Söz edilen kişilerin bağışıklık sistemi tam olarak çalışmaz; ifade biriyle aynı evde yaşamak anlamına gelmez. Yalnızca have demeye kıyasla live with, durumun zaman içinde sürdüğünü ve günlük yaşamın bir parçası olduğunu daha çok vurgular.

Alıştırma

Hangi cümlede live with, süregelen bir sağlık durumuna sahip olmak anlamında kullanılmıştır?

  1. Jordan has lived with epilepsy since childhood.
  2. Jordan cannot live with that decision.
  3. Jordan lives with his cousin near the hospital.
Cevabı göster

Jordan has lived with epilepsy since childhood.

"Quote unquote" minor infections Ton ve niyet

0:55

"Tırnak içinde" küçük enfeksiyonlar

can turn serious or even deadly. Kalıp ifadeler

0:57

ciddi veya hatta ölümcül hale gelebilir.

Ton ve niyet

quote unquote minor infections: sözde 'hafif' enfeksiyonlar

Quote unquote, konuşurken bir sözcüğün veya etiketin çevresine tırnak işareti koymanın sözlü yoludur. Bu iki sözcük çoğu zaman etiketin hemen önünde birlikte kullanılır; burada da minor sözcüğünden önce gelir. Konuşan kişi böylece minor etiketine mesafe koyar: Enfeksiyonlar hafif olarak adlandırılsa da ciddi veya ölümcül hâle gelebilir. Bu ifade, dinleyenin konuşmacının etiketten kuşku duyduğunu anlamasını sağlar.

Alıştırma

Bu cümlede quote unquote ne anlatıyor? His quote unquote quick repair took five hours.

  1. Konuşmacı bir sonraki onarımın hızlı olacağına söz veriyor.
  2. Konuşmacı onarımın gerçekten hızlı olduğundan kuşku duyuyor.
  3. Konuşmacı sözcüğü sözcüğüne bir alıntının kaynağını belirtiyor.
Cevabı göster

Konuşmacı onarımın gerçekten hızlı olduğundan kuşku duyuyor.

Kalıp ifadeler

turn serious or even deadly: turn + sıfat

turn serious ifadesinde turn, “yön değiştirmek” değil, “bir hâle gelmek” anlamında kullanılan bağlayıcı bir fiildir. Ardından ortaya çıkan durumu belirten bir sıfat gelir; burada bu durumlar serious ve deadly sözcükleriyle anlatılır. serious or even deadly dizilimi tehlikenin derecesini artırır. Even, deadly sonucunun daha uç bir olasılık olduğunu gösterir.

Alıştırma

Cümleyi turn + dangerous yapısıyla tamamlayın: Without quick repairs, the small crack could ____.

Cevabı göster

turn dangerous

But if you're fortunate enough to have a fully functional immune system, Dilbilgisi

1:00

Ancak tam olarak işlevsel bir bağışıklık sistemine sahip olacak kadar şanslıysanız,

Dilbilgisi

fortunate enough to have: sıfat + enough + to mastar yapısı

Fortunate enough to have, adjective + enough + to-infinitive kalıbını kullanır. Enough, fortunate sıfatından sonra gelir; have ise to’dan sonra yalın fiil biçiminde kalır. Bu ifade “sahip olacak kadar şanslı olmak” anlamına gelir. Bu cümlede tamamen işlevsel bir bağışıklık sistemi, kişinin emek vererek kazandığı bir şey değil, sahip olduğu şanslı bir koşul olarak sunulur.

Alıştırma

Cümleyi fortunate enough to + find fiiliyle tamamlayın: We were ____ shelter before the storm.

Cevabı göster

fortunate enough to find

a cold will probably give you a few relatively mild symptoms. Kalıp ifadeler

1:03

bir soğuk algınlığı muhtemelen size sadece birkaç nispeten hafif semptom verecektir.

Kalıp ifadeler

give you a few relatively mild symptoms: nispeten hafif belirtilere yol açmak

Burada give, bir şeyi isteyerek birine vermek değil, “birinin bir şey yaşamasına neden olmak” anlamındadır. “a cold” nedeni, “you” etkilenen kişiyi, “a few relatively mild symptoms” ise sonucu gösterir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp “bir şey + give + kişi + belirti veya sorun” şeklindedir. a headache, a rash veya an upset stomach gibi etkilerle sık kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümlede give, örnektekiyle aynı neden-sonuç anlamında kullanılmıştır?

  1. Please give the book to your teacher.
  2. I will give you the answer sheet.
  3. This medicine may give you an upset stomach.
Cevabı göster

This medicine may give you an upset stomach.

On average, Anlatım akışı

1:07

Ortalama olarak,

adults catch more than 150 colds throughout their lives,

1:07

yetişkinler yaşamları boyunca 150'den fazla kez soğuk algınlığına yakalanırlar,

Anlatım akışı

On average: grubun ortalaması, her kişinin kesin değeri değil

On average, sayının grubun tamamını anlattığını gösterir. Her kişi için geçerli olan kesin bir sayı vermez. Bu cümlede başta kullanılarak ardından gelen istatistiğin nasıl yorumlanması gerektiğini önceden bildirir. Bazı yetişkinler daha az, bazıları daha çok soğuk algınlığı geçirebilir; bu nedenle sayı gruba dair genel bir tahmindir.

Alıştırma

Bu yorumu değerlendirin: “On average, children sleep nine hours”, her çocuğun tam olarak dokuz saat uyuduğu anlamına gelir.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Yanlış

and despite the fact that the symptoms are similar, Dilbilgisi

1:10

ve semptomların benzer olmasına rağmen,

the cause could be different each time.

1:13

nedeni her seferinde farklı olabilir.

Dilbilgisi

despite the fact that + cümle ile beklenenin tersini belirtme

Despite the fact that bir ödünleme ilişkisi kurar: normalde ters sonucu bekletebilecek bir bilgiyi önce kabul eder. Burada benzer belirtiler aynı nedeni düşündürebilir, ancak cümle nedenin yine de farklı olabileceğini söyler. Despite bir edattır; bu yüzden arkasından doğrudan özne ve fiil içeren tam bir cümle değil, genellikle bir isim öbeği gelir. The fact that, the symptoms are similar cümlesini despite sonrasında kullanılabilecek isim görevli bir birime dönüştürür.

Alıştırma

Tam cümleyi despite ile başlatın: ____ the forecast warned of rain, the game continued.

Cevabı göster

Despite the fact that

Common colds are caused by at least eight different families of virus, Kelime

1:16

Soğuk algınlığı, en az sekiz farklı virüs ailesinden kaynaklanır,

each of which can have its own species and subtypes.

1:21

bunların her birinin kendi türleri ve alt tipleri olabilir.

Kelime

Sınıflandırma terimleri olarak families of virus ... species and subtypes

Burada family, insan akrabalarından oluşan aileyi değil, biyolojik bir sınıflandırma terimini ifade eder. Bir virus family, birbiriyle ilişkili virüslerden oluşan geniş bir gruptur; species ise virüs taksonomisindeki daha belirli ve resmî bir kategorinin adıdır. Subtype, bazı sistemlerde bir tip veya tür içindeki varyantları ayırt etmek için kullanılan daha ileri bir alt bölümü ifade eder. Kullanılan kesin basamaklar değişebilir. Bu nedenle cümleyi her yerde geçerli sabit üç basamaklı bir hiyerarşi olarak değil, geniş gruplardan daha belirli türlere doğru ilerleyen bir anlatım olarak okuyun.

Alıştırma

Bu İngilizce cümleyi en iyi hangi terim tamamlar? This broad taxonomic group contains several related virus species, so it is a virus ____.

  1. species
  2. family
  3. subtype
Cevabı göster

family

How can so many different viruses cause the same illness? Anlatım akışı

1:24

Bu kadar çok farklı virüs nasıl aynı hastalığa neden olabilir?

Anlatım akışı

How can ...?: sonraki açıklamaya yön veren soru

Burada How can ...?, daha önce verilen iki olguyu ana soruya dönüştürür: Virüsler farklıdır ama hastalık aynıdır. Bilimsel bir açıklamada böyle bir soru bilgiyi düzenler. Dinleyicinin zaten bildiklerini birazdan açıklanacak mekanizmaya bağlar; konuşmacı, dinleyiciden yalnızca bilgi istemek yerine cevabı açıklamaya hazırlanır.

Alıştırma

Bu sorunun açıklamadaki temel görevi nedir?

  1. Konunun zaten tamamen açıklandığını göstermek
  2. Dinleyiciden her virüs türünü sıralamasını istemek
  3. Önceki olguları, sonraki bölümün açıklayacağı bir soruya dönüştürmek
Cevabı göster

Önceki olguları, sonraki bölümün açıklayacağı bir soruya dönüştürmek

Well, viruses can only invade our bodies in a few ways. Dilbilgisi

1:27

Şey, virüsler vücudumuzu sadece birkaç yolla işgal edebilir.

Dilbilgisi

can only ... in a few ways: olası yöntemlerin sayısını sınırlamak

can only + fiil + in a few ways kalıbı, eylemi gerçekleştirmenin yalnızca az sayıda yolu olduğu anlamına gelir. Burada only, virüslerin vücudumuza girme yollarını sınırlar; vücuda girmenin virüslerin yapabildiği tek şey olduğunu söylemez. Bu kalıp, olası yöntemleri sıralamadan veya açıklamadan önce bunların kapsamını daraltmak istediğinizde kullanışlıdır.

Alıştırma

Erişim yöntemlerinin sayısının sınırlı olduğunu göstermek için cümleyi can ve only kullanarak tamamlayın: This account ____ accessed in a few ways.

Cevabı göster

can only be

One is to come in on a breath, Kalıp ifadeler

1:31

Biri bir nefesle içeri girmektir,

Kalıp ifadeler

come in on a breath: solunan havayla vücuda giriş

Burada come in, “vücuda girmek” anlamındadır; on a breath ise bunun nasıl olduğunu gösterir: solunan hava virüsü içeri taşır. on edatı nefesi fiziksel bir yüzey olarak değil, girişin aracı veya taşıyıcısı olarak sunar. Bu yapı, bir şeyin nefesle birlikte içeri girdiğini anlamanıza yardımcı olur.

Alıştırma

Bu cümlede come in on a breath ne anlama geliyor?

  1. Yalnızca kişi nefes almayı bıraktıktan sonra girer.
  2. Solunan havayla vücudun içine taşınır.
  3. Bir nefesin dış yüzeyinde kalır.
Cevabı göster

Solunan havayla vücudun içine taşınır.

and we have to breathe,

1:33

ve nefes almak zorundayız,

so our immune system sets up a bunch of frontline defenses, Notlar

1:34

bu yüzden bağışıklık sistemimiz bir dizi ön hat savunması oluşturur,

Öbek fiiller

sets up: kurar ve hazır hâle getirir

Sets up, set up öbeksi fiilinin üçüncü tekil kişi biçimidir. Burada “kurar ve hazır hâle getirir” anlamındadır: bağışıklık sistemi, çalışmaya hazır ön savunmalar oluşturur. Bu anlam system, organization, barrier, defense ve equipment gibi isimlerle yaygındır. Bir nesneyi yalnızca bir yere koymayı değil, belirli bir amaç için bir şeyi oluşturmayı veya düzenlemeyi anlatır.

Alıştırma

Cümleyi set up ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Every winter, the town ____ emergency shelters before major storms.

Cevabı göster

sets up

Deyimler

Koruma mecazı olarak frontline defenses

Burada frontline mecaz anlamda kullanılır. Frontline defenses ifadesi, vücudun ilk koruyucu tepkilerini bir savaşta tehditle ilk karşılaşan ön cephe kuvvetlerine benzetir. Bu cümlede ifade, bir virüse veya başka bir hastalık etkenine karşı erken harekete geçen savunmaları anlatır. Gerçek askerleri veya gerçek bir savaş alanını anlatmaz.

Alıştırma

Bu cümlede frontline defenses esas olarak neyi vurgular?

  1. Yalnızca hastalık bittikten sonra kullanılan bir tedavi
  2. Vücudun içindeki gerçek bir askerî birlik
  3. Bir tehditle erken karşılaşan koruyucu tepkiler
Cevabı göster

Bir tehditle erken karşılaşan koruyucu tepkiler

and these are actually what produce many of the symptoms of a cold. Dilbilgisi

1:37

ve soğuk algınlığının semptomlarının çoğunu aslında bunlar üretir.

Dilbilgisi

İsim yan tümcesi olarak what produce many of the symptoms of a cold

Burada what produce many of the symptoms of a cold bir soru değildir. What, “soğuk algınlığı belirtilerinin çoğunu ortaya çıkaran şeyler” anlamına gelen kaynaşmış bir ilgi yan tümcesini başlatır. Tüm yan tümce are fiilinden sonra tamamlayıcı olarak gelir ve bu savunmaların sorumlu unsurlar olduğunu belirtir. Başka durumlarda da kullanılabilen X is/are what + fiil yapısı, bir eylemin veya sonucun gerçek kaynağını gösterir. Actually bir düzeltme ekler: soğuk algınlığı belirtilerinin çoğu yalnızca doğrudan virüsten değil, vücudun savunma tepkilerinden kaynaklanır.

Alıştırma

Hangi cümlede what, “... yapan şeyler” anlamında doğru kullanılmıştır?

  1. Regular backups are that protect your files if your computer fails.
  2. Regular backups are what protect your files if your computer fails.
  3. Regular backups are what do they protect your files if your computer fails.
Cevabı göster

Regular backups are what protect your files if your computer fails.

Your mucousy dripping nose

1:41

Mukuslu akan burnunuz,

is your immune system trapping and flushing out virus. Öbek fiiller

1:43

bağışıklık sisteminizin virüsü hapsedip dışarı atmasıdır.

Öbek fiiller

flushing out: istenmeyen maddeyi içeriden dışarı çıkarma

Burada flushing out, örneğin mukus yoluyla virüs parçacıklarını vücuttan dışarı taşımak anlamına gelir. İfade, bağışıklık sistemini hem virüsü yakalayan hem de onun uzaklaştırılmasına yardım eden bir sistem olarak gösterir. Flush out ayrılabilen bir deyimsel fiildir: flush the virus out ve flush out the virus yapılarının ikisi de kullanılabilir. Out, istenmeyen bir maddenin vücudun, borunun veya sistemin içinden dışarı çıkması anlamını ekler; buradaki flush, yüzün kızarması anlamındaki farklı kullanım değildir.

Alıştırma

Öğrenilen deyimsel fiille tamamlayın: Run clean water through the filter to ____ the dirt.

Cevabı göster

flush out

Your fever is your immune system raising your body temperature

1:46

Ateşiniz, bağışıklık sisteminizin vücut ısınızı yükseltmesidir

to slow down viral replication, Öbek fiiller

1:49

viral çoğalmayı yavaşlatmak için,

Öbek fiiller

slow down viral replication: çoğalma hızını düşürme

Slow down viral replication, bir virüsün yeni kopyalarının üretilmesi sürecini daha yavaş hâle getirmek anlamına gelir. Down, daha alçak bir yere doğru hareketi değil, hızdaki azalmayı belirtir. Yapı slow down + süreç veya değişim şeklindedir; slow down growth ve slow down the spread of a disease buna örnektir. Burada etkilenen süreç viral replication ifadesidir.

Alıştırma

Öğrenilen deyimsel fiille tamamlayın: Cool storage can ____ bacterial growth.

Cevabı göster

slow down

and your inflamed

1:51

ve iltihaplı

well, everything Ton ve niyet

1:52

şey, her şey

that's your immune system widening your blood vessels

1:53

bağışıklık sisteminizin kan damarlarınızı genişletmesi

Ton ve niyet

well, everything: sözlü düzeltme ve genel özet

Well burada bir söylem işaretleyicisidir. Konuşan kişi önce daha dar kapsamlı bir açıklamaya başlar, duraklar ve sözünü well, everything diyerek yeniden kurar. Bu kullanımda well yaklaşık olarak “başka türlü söyleyeyim” anlamına gelir; “sağlıklı bir şekilde” demek değildir. Everything, önceki örneklerin kapsamını vücudun birçok bölümüne genişleten eğlenceli bir abartıdır. Bu hızlı düzeltme, dar bir listenin yerine genel bir özet getirir; vücudun her bölümünün gerçekten iltihaplandığını iddia etmez.

Alıştırma

Örnekte well, everything ne işe yarıyor?

  1. Bir düzeltmeyi gösterir ve düşünceyi eğlenceli, genel bir özete dönüştürerek genişletir.
  2. İltihaplanan bir organın kesin tıbbi adını tanıtır.
  3. Vücuttaki her şeyin sağlıklı olduğunu söyler.
Cevabı göster

Bir düzeltmeyi gösterir ve düşünceyi eğlenceli, genel bir özete dönüştürerek genişletir.

and recruiting its white blood cell army to help kill the virus. Deyimler

1:56

ve virüsü öldürmeye yardımcı olmak için beyaz kan hücresi ordusunu toplamasıdır.

Deyimler

recruiting its white blood cell army: askerî bir benzetme

Bu ifade, bağışıklık tepkisini askerî bir sahneye dönüştürür. Recruiting, bağışıklık sistemini hücreleri harekete çağıran bir güç gibi gösterir; white blood cell army ise bu hücreleri düzenli bir savunma kuvveti olarak betimler. Bu benzetme, virüse karşı eş güdümlü savunmayı vurgular. Army mecazidir; biyolojik bir sınıf veya gerçek bir ordu değildir. Its ise bağışıklık sistemine gönderme yapar.

Alıştırma

Bu benzetmede bağışıklık sistemi ne yapıyor?

  1. Virüsü bir akyuvara dönüştürüyor.
  2. Akyuvarları bir savunma ordusuymuş gibi harekete çağırıyor.
  3. Vücudun içindeki gerçek insan askerlerini anlatıyor.
Cevabı göster

Akyuvarları bir savunma ordusuymuş gibi harekete çağırıyor.

So, if the common cold is caused by many different viruses, Anlatım akışı

2:00

Peki, eğer soğuk algınlığına bu kadar çok farklı virüs neden oluyorsa,

is a cure even possible?

2:04

bir tedavi bile mümkün mü?

Anlatım akışı

So, if ..., is ... even possible? ile önceki bilgiden kuşkulu bir soruya geçmek

So, sorunun önceki bilgilerden çıkarıldığını gösterir. if yan cümlesi bilinen zorluğu, yani birçok farklı virüsün soğuk algınlığına yol açtığını yeniden dile getirir; ana cümle ise bu zorluğu tartışılacak bir sonraki soruya dönüştürür. is a cure even possible? ifadesinde even kuşkuyu güçlendirir. Yaklaşık olarak ‘bu gerçekten mümkün mü?’ anlamına gelir; bir listeye başka bir öğe eklemez. So, if ..., is ... even possible? kalıbının tamamı, önceki kanıtları uygulanabilirlik konusunda kuşkulu bir soruya bağlar.

Alıştırma

Bu soru açıklamada ne işe yarıyor?

  1. Çok sayıda virüs olduğu için bir tedavinin imkânsız olduğunu kanıtlar.
  2. Bilinen bir zorluğu, bir tedavinin var olup olamayacağına dair kuşkulu bir soruya bağlar.
  3. Konuyu değiştirmeden birkaç virüsü tanıtır.
Cevabı göster

Bilinen bir zorluğu, bir tedavinin var olup olamayacağına dair kuşkulu bir soruya bağlar.

Here's one fact in our favor. Anlatım akışı

2:06

İşte bizim lehimize olan bir gerçek.

Anlatım akışı

Here's one fact in our favor ile destekleyici kanıt sunmak

Here's, Here is ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Dinleyicilerin dikkatini birazdan sunulacak bilgiye yöneltir. One fact in our favor, konuşanın umduğu sonuca veya çıkarıma yardımcı olan bir kanıt anlamına gelir. Burada cümle, tartışmayı kuşkudan desteğe doğru çevirir: sıradaki gerçeğin bir tedaviyi daha mümkün göstereceğine işaret eder. Bir konuşmada bu tür bir cümle, destekleyici kanıttan önce yön gösteren bir işaret görevi görür.

Alıştırma

Konuşan Here's one fact in our favor. sözüyle neye işaret ediyor?

  1. Sıradaki gerçek, birinden yardım etmesini isteyen bir rica.
  2. Sıradaki gerçek, konuşanın umduğu sonucu destekliyor.
  3. Sıradaki gerçek, yalnızca konuşanın en sevdiği gerçek.
Cevabı göster

Sıradaki gerçek, konuşanın umduğu sonucu destekliyor.

A single family of viruses

2:07

Tek bir virüs ailesi

causes 30 to 50% of all colds,

2:09

tüm soğuk algınlıklarının %30 ila 50'sine neden olur,

rhinovirus.

2:12

rinovirüs.

If we could eliminate all rhinovirus infections, Dilbilgisi

2:13

Eğer tüm rinovirüs enfeksiyonlarını ortadan kaldırabilseydik,

we'd be a long way towards curing the common cold. Kalıp ifadeler

2:16

soğuk algınlığını tedavi etme yolunda uzun bir yol kat etmiş olurduk.

Dilbilgisi

If we could eliminate ... we'd be: varsayımsal koşul ve sonuç

If we could + fiilin yalın hâli, hayal edilen veya henüz gerçekleşmemiş bir koşul kurar. Buradaki could, “ortadan kaldırmamız mümkün olsaydı” anlamına gelir; geçmişteki bir yeteneği anlatmaz. We'd, we would ifadesinin kısaltmasıdır. Would, bu koşul altında beklenen sonucu getirir. Kullanılabilir kalıp şöyledir: If + özne + could + fiilin yalın hâli, özne + would + fiilin yalın hâli.

Alıştırma

If we could ve we would ifadesinin kısaltmasını kullanarak varsayımsal kalıbı tamamlayın: ____ repair the telescope, ____ see the stars more clearly.

Cevabı göster

If we could · we'd

Kalıp ifadeler

a long way towards curing: bir hedefe doğru büyük ilerleme

Be a long way towards doing something, bir varış noktasına doğru ilerleme fikrini kullanarak “bir hedefe doğru önemli ölçüde ilerlemiş olmak” anlamına gelir. Bu mecazi bir kullanımdır; fiziksel bir mesafeden söz edilmez. Towards bir edattır; bu yüzden ardından bir eylem geldiğinde towards curing örneğindeki gibi -ing biçimi kullanılır. İfade, hedefe zaten ulaşıldığını değil, büyük ilerleme sağlandığını belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle, yeni yöntemin atıkları azaltma hedefi yönünde büyük ilerleme sağlayacağını söylüyor?

  1. The new method would take us a long way towards reduce waste.
  2. The new method would leave us a long way from reducing waste.
  3. The new method would take us a long way towards reducing waste.
Cevabı göster

The new method would take us a long way towards reducing waste.

There are two main ways to fight a virus, Anlatım akışı

2:19

Bir virüsle savaşmanın iki ana yolu vardır,

vaccines and antiviral drugs.

2:21

aşılar ve antiviral ilaçlar.

Anlatım akışı

There are two main ways to ...: iki ana kategoriyi önceden bildirmek

There are two main ways to ... ifadesi, açıklamanın iki ana kategoriye ayrılacağını dinleyiciye önceden bildirir. Bu cümlede vaccines ve antiviral drugs bu iki kategorinin adını verir. Buradaki ways, sırayla tamamlanması gereken iki adımı değil, genel yaklaşımları ifade eder. There are [number] main ways to [goal]: ... kalıbı, kategoriler sıralanmadan önce açıklamanın çerçevesini açıkça gösterir.

Alıştırma

Bu cümle açıklamayı nasıl düzenliyor?

  1. Sırayla tamamlanması gereken iki adımı açıklar.
  2. İki ana kategoriyi önceden bildirir ve sonra adlarını verir.
  3. Bir örnek verir ve sonra onu düzeltir.
Cevabı göster

İki ana kategoriyi önceden bildirir ve sonra adlarını verir.

The first attempt to create a rhinovirus vaccine Kalıp ifadeler

2:24

Bir rinovirüs aşısı yaratmaya yönelik ilk girişim

Kalıp ifadeler

first attempt to create: an attempt to + fiil isim kalıbı

first attempt to create ifadesinde attempt bir isimdir ve to mastarı olan to create bu girişimin amacını belirtir. Nesne bir aşı olduğu için create doğal olarak “geliştirmek” anlamında anlaşılır. Başka durumlarda da kullanılabilecek isim kalıbı an attempt to + fiilin yalın hâlidir. First, attempt sözcüğünü niteler ve bunun bir dizi çabanın en erken olanı olduğunu gösterir.

Alıştırma

an attempt to + fiilin yalın hâli isim kalıbında build fiilini kullanın: This was our first attempt ____ a robot.

Cevabı göster

to build

was a success,

2:27

bir başarıydı,

but a short-lived one. Kelime

2:28

ama kısa ömürlü bir başarı.

Kelime

short-lived one: uzun sürmeyen bir başarı

Burada short-lived, “yalnızca kısa bir süre devam eden” anlamındadır. success sözcüğünü niteler: sonuç başarılı olmuştur, ancak bu başarı uzun sürmemiştir. one, daha önce geçen tekil ve sayılabilen success isminin yerine kullanılır. Bu nedenle a short-lived one, “kısa süren bir başarı” demektir; kısa ömürlü bir insanı veya hayvanı anlatmaz.

Alıştırma

“The plan was a success, but a short-lived one.” cümlesindeki “a short-lived one” ne anlama gelir?

  1. ömrü kısa olan bir insan
  2. uzun bir gecikmeden sonra başlayan bir başarı
  3. yalnızca kısa bir süre devam eden bir başarı
Cevabı göster

yalnızca kısa bir süre devam eden bir başarı

In 1957,

2:29

1957'de,

William Price vaccinated 50 kids with inactivated rhinovirus Kelime

2:30

William Price 50 çocuğu inaktif rinovirüs ile aşıladı

Kelime

vaccinate someone with a vaccine or preparation: uygulanan aşıyı veya preparatı belirtmek

vaccinated 50 kids with inactivated rhinovirus yapısında, doğrudan nesne olan 50 kids aşıyı alan kişileri belirtir. with inactivated rhinovirus ise uygulanan maddeyi belirtir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp vaccinate someone with a vaccine or vaccine preparation şeklindedir. Burada inactivated, rinovirüsün işlemden geçirilerek artık etkin olmamasını ifade eder.

Alıştırma

Uygulanan aşıyı belirten edatla cümleyi tamamlayın: The nurse vaccinated the patients ____ the new vaccine.

Cevabı göster

with

and gave 50 others a placebo. Kelime

2:35

ve diğer 50 çocuğa plasebo verdi.

Kelime

gave 50 others a placebo: diğer 50 kişiye plasebo vermek

Bu cümlede placebo, test edilen tedaviye benzeyen ancak test edilen etkin maddeyi içermeyen bir plasebodur. Araştırmacılar sonuçları karşılaştırabilmek için bunu kontrol grubuna verir. gave 50 others a placebo, give + kişi + şey yapısını kullanır. 50 others, diğer 50 çocuğu ve alıcıyı belirtir; a placebo ise onların aldığı şeydir.

Alıştırma

Bu deney cümlesinde a placebo ne anlama gelir?

  1. Kontrol grubu için etkin olmayan bir karşılaştırma tedavisi
  2. Her katılımcıya verilen test ilacı
  3. Çocuklar arasında yayılan bir hastalık
Cevabı göster

Kontrol grubu için etkin olmayan bir karşılaştırma tedavisi

Soon afterwards,

2:37

Kısa bir süre sonra,

a rhinovirus outbreak spread throughout the kids. Kalıp ifadeler

2:37

çocuklar arasında bir rinovirüs salgını yayıldı.

Kalıp ifadeler

outbreak spread throughout: salgın tüm alana yayıldı

Outbreak, bir hastalığın aniden ortaya çıkması veya vaka sayısının artmasıdır. Spread, hastalığın daha fazla kişiye ya da yere ulaştığını belirtirken throughout tüm grup veya alan boyunca geniş bir yayılımı vurgular. Buradaki ifade, rinovirüs salgınının grubun küçük bir bölümüyle sınırlı kalmayıp çocuk grubuna yayıldığı anlamına gelir.

Alıştırma

Bir salgının okulun her bölümüne ulaştığını en iyi anlatan cümle hangisidir?

  1. The outbreak stayed in one classroom.
  2. The outbreak happened after the school closed.
  3. The outbreak spread throughout the school.
Cevabı göster

The outbreak spread throughout the school.

In the vaccinated group,

2:40

Aşılanan grupta,

only three got sick.

2:41

sadece üç kişi hastalandı.

In the placebo group,

2:43

Plasebo grubunda,

23 did, Dilbilgisi

2:44

23 kişi hastalandı,

Dilbilgisi

23 did: did ile got sick ifadesinin yerine geçme

23 did ifadesindeki did, daha önce geçen geçmiş zamanlı got sick fiil grubunun yerini tutar. Burada tek başına “bir şey yaptı” anlamına gelmez; anlaşılan anlam “23 got sick”tir. İngilizcede eylem zaten belliyse fiil grubunu tekrar etmemek için do, does veya did kullanılabilir. Burada did, got sick ifadesinin geçmiş zamanına uyar ve iki grup arasındaki karşılaştırmayı daha kısa hâle getirir.

Alıştırma

passed the test ifadesini tekrar etmemek için geçmiş zamanlı yerine koyma sözcüğünü kullanın: Mia passed the test, and Leo ____ too.

Cevabı göster

did

almost eight times as many. Dilbilgisi

2:45

neredeyse sekiz katı.

Dilbilgisi

almost eight times as many: sayılabilen miktarları karşılaştırma

Almost eight times as many, sayılabilen bir sayının başka bir sayının sekiz katına yakın, ancak tam olarak sekiz katı olmadığını belirtir. Burada 3 kişiye karşı 23 kişi hastalandı; 23 sayısı, 3'ün neredeyse sekiz katıdır. Daha tam yapı almost eight times as many + çoğul sayılabilen isim + as + karşılaştırılan grup biçimindedir. İsim ve karşılaştırılan grup bağlamdan belliyse bu kısa devam cümlesinde olduğu gibi söylenmeyebilir. Burada as many, hastalanan kişi sayısını belirtir.

Alıştırma

A rafında 10, B rafında 29 kitap var. Sayılabilen miktar karşılaştırmasını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Shelf B has almost three times as many books as Shelf A.
  2. Shelf B has almost three times as much books as Shelf A.
  3. Shelf B has almost three times many books as Shelf A.
Cevabı göster

Shelf B has almost three times as many books as Shelf A.

Now,

2:47

Şimdi,

despite the small numbers, Dilbilgisi

2:47

küçük sayılara rağmen,

this was promising.

2:49

bu umut vericiydi.

Dilbilgisi

despite the small numbers: ad öbeğinden önce ödünleme

Despite, ana iddiayı daha az ikna edici gösterebilecek bir durumu sunar; ana cümle ise olumlu değerlendirmenin yine de geçerli olduğunu söyler. Burada katılımcı ve vaka sayısı azdı, ancak sonuç yine de umut vericiydi. Buradaki despite bir edattır. Bu yüzden ardından özne ve çekimli fiil içeren tam bir yan cümle değil, the small numbers ad öbeği gelir. Tam bir yan cümle genellikle although ile başlar: although the numbers were small.

Alıştırma

Hangi cümlede bir sınırlamayı belirtmek için despite doğru kullanılmıştır?

  1. Despite the small sample, the finding was useful.
  2. Despite the sample was small, the finding was useful.
  3. Despite of the small sample, the finding was useful.
Cevabı göster

Despite the small sample, the finding was useful.

The immune systems of vaccinated kids

2:50

Aşılanan çocukların bağışıklık sistemleri

were successfully recognizing and responding to rhinovirus. Kalıp ifadeler

2:52

rinovirüsü başarılı bir şekilde tanıyor ve ona yanıt veriyordu.

Kalıp ifadeler

recognizing and responding to: respond to ile paralel eylemler

Recognizing and responding to, were sonrasında iki -ing fiil biçimini birbirine bağlar: bağışıklık sistemleri were recognizing rhinovirus ve were responding to it. Ortak hedef rhinovirus olduğundan cümle birbiriyle bağlantılı iki bağışıklık eylemini anlatır. Recognize nesnesini doğrudan alır, ancak respond hedefinden önce to edatını gerektirir. İki fiil aynı hedefi paylaşsa bile to kullanılmalıdır: recognize and respond to a virus.

Alıştırma

Respond to kalıbını tamamlayın: The security system can recognize a threat and respond ____ it immediately.

Cevabı göster

to

But later trials of the vaccine

2:55

Ancak aşının daha sonraki denemeleri

showed no protection at all. Ton ve niyet

2:57

hiçbir koruma göstermedi.

None.

2:59

Hiç.

Ton ve niyet

showed no protection at all. None.: vurgulu tam olumsuzluk

no protection at all ifadesinde at all, no sözcüğünü güçlendirir: sonraki denemelerde yalnızca zayıf bir etki değil, hiçbir koruyucu etki bulunmamıştır. Tek sözcüklük None. cümlesi aynı sonucu tekrarlar ve güçlendirir. Ayrı bir sonuç sunmaz; cümlenin kesilmesi tam olumsuzluk sonucunun özellikle kesin duyulmasını sağlar.

Alıştırma

Bu cümledeki "at all. None." son kısmı ne işe yarar?

  1. Aşının az miktarda koruma sağladığını söyler.
  2. İkinci ve farklı bir deneme sonucu ekler.
  3. Denemelerde hiçbir koruma bulunmadığını güçlü biçimde vurgular.
Cevabı göster

Denemelerde hiçbir koruma bulunmadığını güçlü biçimde vurgular.

This wasn't Price's fault.

3:00

Bu Price'ın hatası değildi.

No one at the time

3:01

O zamanlar kimse

knew that rhinovirus had multiple subtypes.

3:02

rinovirüsün birden fazla alt tipi olduğunu bilmiyordu.

Price's vaccine,

3:06

Price'ın aşısı,

for reasons we don't fully understand, Ton ve niyet

3:07

tam olarak anlamadığımız nedenlerden dolayı,

Ton ve niyet

for reasons we don't fully understand: eksik bilgiyi belirtme

for reasons we don't fully understand ifadesi bir neden çerçevesi sunarken açıklamanın ne kadar kesin olduğuna açıkça sınır koyar. Fully, olumsuzluğun kapsamını değiştirir: nedenler tamamen anlaşılmış değildir. Bu yüzden hiçbir şey bilinmediği anlamına gelmez. Konuşmacının bazı ipuçları veya kısmi bilgileri olabilir, ancak henüz tam bir açıklama yapamıyordur; bu, bilimsel veya analitik iddiaları temkinli hâle getirmenin yaygın bir yoludur.

Alıştırma

Hangi yorum "we don't fully understand" ifadesine en uygundur?

  1. Nedenler hakkında hiçbir şey anlamıyoruz.
  2. Nedenlere ilişkin anlayışımız eksik.
  3. Nedenleri tamamen kanıtladık.
Cevabı göster

Nedenlere ilişkin anlayışımız eksik.

didn't provide broad protection, Kalıp ifadeler

3:09

geniş bir koruma sağlamadı,

Kalıp ifadeler

geniş kapsamlı koruma sağlamak

Provide protection, bir kişiyi veya şeyi zarardan daha güvende tutmak anlamına gelen yaygın bir sözcük birlikteliğidir. Broad fiziksel genişliği değil, korumanın kapsadığı alanı anlatır. Bu aşı bağlamında provide broad protection, çok sayıda rinovirüs alt türüne karşı koruma sağlamak demektir. Cümledeki didn't provide broad protection ifadesi, aşının kapsama alanının sınırlı olduğunu gösterir.

Alıştırma

Aşı bağlamında broad protection ne anlama gelir?

  1. Fiziksel olarak geniş bir şekle sahip koruma
  2. Birçok türü veya alt türü kapsayan koruma
  3. Yalnızca kısa bir süre devam eden koruma
Cevabı göster

Birçok türü veya alt türü kapsayan koruma

meaning it was only effective against one or maybe a few subtypes of rhinovirus, Kalıp ifadeler

3:11

bu da onun rinovirüsün sadece bir veya belki birkaç alt tipine karşı etkili olduğu anlamına geliyordu,

Kalıp ifadeler

yalnızca ... karşı etkili olmak

be effective against something, bir ilacın, aşının veya önlemin bir hastalığa, virüse, tehdide ya da başka bir hedefe karşı işe yaraması demektir. Against, etki edilen hedefi tanıtır. Only etki alanını sınırlar: bu cümlede birçok rinovirüs alt türüne değil, yalnızca bir veya belki birkaç alt türe karşı işe yaradığı anlatılır.

Alıştırma

Virüs türünü hedef olarak gösteren edatı yazarak cümleyi tamamlayın: The treatment is only effective ____ one strain of the virus.

Cevabı göster

against

out of 169 subtypes and counting. Kalıp ifadeler

3:16

şu ana kadar sayılan 169 alt tipten.

Kalıp ifadeler

and counting: artmaya devam eden bir toplam

and counting bir sayıdan sonra geldiğinde, toplamın o sayıya ulaştığını ve hâlâ arttığını belirtir. Bu cümlede 169 güncel sayıdır, nihai toplam değildir. Burada counting, birinin nesneleri gerçekten sayma eylemini anlatmaz. İfadenin tamamı kendisinden önce gelen sayı hakkında ek bilgi verir.

Alıştırma

Toplamın hâlâ arttığını belirten iki sözcüklü İngilizce ifadeyle cümleyi tamamlayın: The club has 300 members ____.

Cevabı göster

and counting

Sometimes when we make a vaccine, Anlatım akışı

3:19

Bazen bir aşı yaptığımızda,

we get lucky.

3:21

şanslı oluruz.

Anlatım akışı

Sometimes when ..., we get lucky: başarılı bir örneği tanıtmak

Sometimes when + yan cümle, her seferinde değil bazı durumlarda gerçekleşen bir olayı sunar. Ana cümle we get lucky genel sonucu verir: sonuç olağanüstü derecede iyi olur veya beklenenden daha kolay elde edilir. Bilgiyi düzenleme açısından bu cümle önce genel bir olasılık belirtir ve ardından belirli bir aşı başarısı örneğinin doğal biçimde gelmesini sağlar. Şansı, başarının ardındaki bilimsel mekanizma olarak sunmaz.

Alıştırma

Şu girişi okuyun: “Sometimes when we test a new method, we get lucky.” Ardından belirli bir başarılı örnek geliyor. İlk cümle bilgiyi nasıl düzenliyor?

  1. Belirli bir başarılı örnekten önce genel bir olasılık belirtir.
  2. Her testin şans sayesinde başarılı olduğunu iddia eder.
  3. Başarının teknik nedenini eksiksiz olarak açıklar.
Cevabı göster

Belirli bir başarılı örnekten önce genel bir olasılık belirtir.

The mRNA COVID vaccines,

3:22

mRNA COVID aşıları,

for example, Anlatım akışı

3:23

örneğin,

Anlatım akışı

for example: belirli bir örneği işaretlemek

For example, yakındaki ögenin daha genel bir düşünceyi açıklamak için kullanılan belirli bir örnek olduğunu gösterir. Burada mRNA COVID aşılarını tek durum olarak değil, bir örnek olarak işaretler. İsim öbeğinden sonra gelip virgüllerle ayrıldığında “bunu bir örnek olarak düşün” anlamında ara söz görevi görür. Cümlenin ana anlatımı bu ara sözün iki yanında devam eder.

Alıştırma

“Some metals are very light. Aluminum, for example, is used in airplanes.” cümlesinde for example hangi işlevi görür?

  1. Alüminyumu genel düşünceyi destekleyen bir örnek olarak gösterir.
  2. Cümleyi bir uyarıya dönüştürür.
  3. Alüminyumun tek hafif metal olduğunu söyler.
Cevabı göster

Alüminyumu genel düşünceyi destekleyen bir örnek olarak gösterir.

effectively protect us against severe disease and death Notlar

3:24

bizi ciddi hastalık ve ölüme karşı etkili bir şekilde korur

Kelime

severe disease and death: iki ciddi sağlık sonucu

Burada severe disease, hastalığın çok yüksek bir şiddet düzeyine ulaşması, yani halk sağlığı raporlarında ağır hastalık olarak adlandırılan durum anlamına gelir. Belirli bir hastalığın adı değildir. Severe disease and death ifadesi, ağır hastalık ile ölümü iki olası sağlık sonucu olarak bir araya getirir. Bu sonuçlara karşı koruma, ağır hastalanma veya ölme olasılığını azaltmak demektir. Tek başına her enfeksiyonun önlendiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir halk sağlığı raporunda “severe disease and death” neyi anlatır?

  1. Bir hastalığın resmî adı
  2. Enfeksiyonun gerçekleşemeyeceğinin kanıtı
  3. İki ciddi sağlık sonucu
Cevabı göster

İki ciddi sağlık sonucu

across the original virus and variants too. Kelime

3:27

orijinal virüsün yanı sıra varyantlarında da.

Kalıp ifadeler

effectively protect us against: kişi + tehdit

Protect someone against something, bir kişiyi bir tehditten veya zararlı sonuçtan koruyarak daha güvende tutmak anlamına gelir. Bu cümlede us, korumadan yararlanan kişileri; severe disease and death ise korunulan zararları belirtir. Effectively, protect fiilini niteler ve korumanın iyi işe yaradığını anlatır. Yeniden kullanılabilen kalıp effectively protect + kişi veya şey + against + tehdit biçimindedir; bu kalıp tek başına riskin sıfır olacağını vaat etmez.

Alıştırma

effectively protect someone against something kalıbını tamamlayın: These gloves ____ your hands ____ chemical burns.

Cevabı göster

effectively protect · against

Kelime

across the original virus and variants too: hareket değil, kapsam

Across, önceki ifadenin kapsamını belirtir: aynı koruma hem orijinal virüse hem de varyantlarına karşı etkilidir. Buradaki anlam, bu sürümlerin tümünü kapsamakla ilgilidir; bir taraftan diğerine fiziksel hareket değildir. Too, varyantları zaten belirtilen kapsama ekler. Across ... variants too birlikte, kapsamın yalnızca orijinal virüsle sınırlı olmadığını vurgular.

Alıştırma

“The offer started online and is now available across all stores too,” cümlesinde across ve too neyi gösterir?

  1. Teklif fiziksel olarak bir mağazanın içinden geçer.
  2. Teklif yalnızca çevrim içi olarak sunulur.
  3. Teklif mağaza ağının tamamında da geçerlidir.
Cevabı göster

Teklif mağaza ağının tamamında da geçerlidir.

But we have yet to create a broadly protective vaccine Notlar

3:30

Ancak henüz geniş çapta koruyucu bir aşı yaratamadık

against rhinovirus or any other virus that causes the common cold.

3:33

rinovirüse veya soğuk algınlığına neden olan başka herhangi bir virüse karşı.

Dilbilgisi

we have yet to create: henüz geliştirmedik

Have/has yet to + fiilin yalın hâli, bir eylemin şu ana kadar gerçekleşmediğini anlatır. Bu cümlede we have yet to create, aşının hâlâ geliştirilmemiş olduğu anlamına gelir. Yapıda not bulunmasa da anlam olumsuzdur. Yet, to + fiilden önce gelir ve ifade çoğu zaman eylemin daha sonra gerçekleşebileceği ihtimalini açık bırakır.

Alıştırma

Cümleyi resmî have/has yet to yapısıyla tamamlayın: Researchers ____ identify the cause.

Cevabı göster

have yet to

Kalıp ifadeler

broadly protective vaccine against: ... karşı geniş koruma sağlayan aşı

a broadly protective vaccine ifadesinde broadly, protective sözcüğünü niteler. Bu, aşının tek ve dar bir hedef yerine çok çeşitli suşlara, alt tiplere veya ilişkili virüslere karşı koruma sağlamak üzere tasarlandığını anlatır. Against, aşının önlemeyi amaçladığı hastalığı veya patojeni belirtir. Burada rinovirüsü ve soğuk algınlığına yol açan diğer virüsleri belirtir; aşıyı olacak kişileri değil.

Alıştırma

Hangi ifade, birçok grip suşuna karşı koruma sağlamak üzere tasarlanan bir aşıyı doğru biçimde anlatır?

  1. a vaccine against many broadly protective flu strains
  2. a broadly protective vaccine against many flu strains
  3. a broadly protective vaccine for many flu strains
Cevabı göster

a broadly protective vaccine against many flu strains

Okay, what about antiviral drugs? Anlatım akışı

3:38

Peki ya antiviral ilaçlar?

Anlatım akışı

Okay, what about ...? ile sıradaki konuya geçmek

Bu soruda Okay önceki seçenekle ilgili tartışmayı kapatır, what about antiviral drugs? ise antiviral ilaçları sırada değerlendirilecek seçenek olarak gündeme getirir. Konuşmacının asıl amacı kişisel bir görüş sormak değildir. Sohbette, derste veya sunumda birbiriyle ilişkili iki fikir arasında geçiş yapmak için Okay, what about + isim veya -ing biçimi? kalıbını kullanabilirsin.

Alıştırma

Bir sunumcu elektrikli otomobilleri anlattıktan sonra sıradaki ilgili konu olarak toplu taşımayı tanıtmak istiyor. En doğal cümle hangisidir?

  1. Okay, what about public transportation?
  2. Okay, public transportation was discussed yesterday.
  3. Okay, do you like public transportation?
Cevabı göster

Okay, what about public transportation?

Viruses hijack human cellular machinery Deyimler

3:40

Virüsler insan hücresel mekanizmasını ele geçirir

to replicate and spread.

3:42

çoğalmak ve yayılmak için.

Deyimler

hijack human cellular machinery ifadesinin biyolojik mecaz anlamı

Burada hijack bir mecazdır: virüsler insan hücrelerinin içindeki süreçlerin kontrolünü ele geçirir ve bunları daha fazla virüs üretmek için kullanır. Gerçek anlamda suç işlemez veya fiziksel bir makineyi ele geçirmezler. Cellular machinery de hücrenin birlikte çalışan yapıları ve kimyasal süreçleri için kullanılan bir mecazdır. Bu sözler birlikte, virüsün mevcut bir sistemi kendi amacı için ele geçirdiğini vurgular; bu anlam, yalnızca use demekten daha güçlüdür.

Alıştırma

Örnekteki hijack human cellular machinery ne anlama gelir?

  1. Virüsler bütün insan hücrelerini başka bir yere taşır.
  2. Virüsler hücresel süreçlerin kontrolünü ele geçirir ve çoğalmak için bunları kullanır.
  3. Virüsler insan hücrelerinin içinde mekanik araçlar yapar.
Cevabı göster

Virüsler hücresel süreçlerin kontrolünü ele geçirir ve çoğalmak için bunları kullanır.

So,

3:44

Yani,

it's hard to make a molecule that's toxic to the virus Dilbilgisi

3:44

virüs için zehirli olan bir molekül yapmak zordur

without also being toxic to the human.

3:47

aynı zamanda insan için de zehirli olmadan.

Dilbilgisi

toxic to the virus without also being toxic to the human: virüs için toksik olup insan için de toksik olmamak

toxic to A without also being toxic to B kalıbı, A üzerinde istenen bir etkiyi ve bununla birlikte bir sınırı anlatır: Aynı zararlı etki B’ye ulaşmamalıdır. Burada without also being toxic to the human, molekülün kaçınması gereken yan etkiyi belirtir. Bu bilimsel karşılaştırmada the human, belirli bir kişiyi değil, genel olarak insan vücudunu veya insan hücrelerini ifade eder. Cümle seçiciliği vurgular: Virüse zarar vermek, ancak molekül hastaya da zarar vermiyorsa yararlıdır.

Alıştırma

Kaçınılması gereken ek bir zararlı sonucu belirten iki kelimelik İngilizce ifadeyle cümleyi tamamlayın: The cleaner should remove the stain ____ damaging the fabric.

Cevabı göster

without also

And even if you manage to do that, Dilbilgisi

3:50

Ve bunu yapmayı başarsanız bile,

Dilbilgisi

even if you manage to do that: bunu yapmayı başarsanız bile

Even if bir ödünleme koşulu getirir: Önceki zor adımın başarıldığını varsaysak bile, sıradaki konu hâlâ bir sorun olabilir. Başarının kesin olduğunu söylemez. Manage to do that, zorluğa rağmen başarma anlamını ekler. Buradaki that, insan vücuduna zarar vermeden virüse zarar veren bir molekül üretmeye gönderme yapar. Böylece konuşmacı, tek bir zor sorunu çözmenin hâlâ yeterli olmadığını gösterir.

Alıştırma

Ekibin makineyi tamir edip edemeyeceğini bilmiyorsunuz. Başarılı olsalar bile testin gerekli olacağını hangi cümle anlatır?

  1. Even though we fixed the machine, we still need to test it.
  2. Even if we fix the machine, we still need to test it.
  3. Because we might fix the machine, we do not need to test it.
Cevabı göster

Even if we fix the machine, we still need to test it.

the virus could mutate out of reach of the drug. Deyimler

3:52

virüs mutasyona uğrayarak ilacın ulaşamayacağı bir hale gelebilir.

Deyimler

mutate out of reach of the drug: ilacın etkisini yitirmesini anlatan bir benzetme

out of reach ifadesinde reach, ilacın etkili olabildiği hayali bir alanı anlatır. Virüs, ilaç artık ona karşı etkili olamayacak kadar değişime uğrayabilir. Virüs gerçekten daha uzağa gitmez. change or evolve out of reach of X yapısı, bir şeyin değişerek X tarafından artık kontrol edilemez, tedavi edilemez veya çözülemez hâle gelmesini anlatabilir.

Alıştırma

Burada mutate out of reach of the drug ne anlama geliyor?

  1. Virüs, ilaç artık ona karşı işe yaramayacak şekilde değişebilir.
  2. İlaç, virüsü başka bir yere gitmeye zorlayabilir.
  3. Virüs fiziksel olarak ilaçtan çok uzağa gidebilir.
Cevabı göster

Virüs, ilaç artık ona karşı işe yaramayacak şekilde değişebilir.

Viruses are slippery beasts. Deyimler

3:55

Virüsler kaygan canavarlardır.

Deyimler

slippery beasts: kontrol edilmesi zor şeyleri anlatan bir benzetme

Slippery beasts canlı bir benzetmedir. Slippery, yakalanması, öngörülmesi veya kontrol edilmesi zor anlamına gelir; beasts ise virüsleri hayvan olarak sınıflandırmak yerine onları başa çıkılması zor yaratıklar gibi gösterir. Cümle, virüslerin değişebildiğini ve onları kontrol etme çabalarından kaçabildiğini konuşma dilinde özetler. İfade başka zor problemleri de anlatabilir, ancak teknik değil, renkli bir tona sahiptir.

Alıştırma

Cümledeki slippery beasts ifadesine en uygun yorum hangisidir?

  1. Virüsleri öngörmek ve kontrol etmek zordur.
  2. Virüsler ıslak ve kaygan hayvanlardır.
  3. Virüsler büyük vahşi hayvanlardır.
Cevabı göster

Virüsleri öngörmek ve kontrol etmek zordur.

We have, though, had some incredible successes. Anlatım akışı

3:57

Yine de bazı inanılmaz başarılar elde ettik.

Anlatım akışı

We have, though, had ...: ara sözle kurulan karşıtlık

Buradaki though, ara söz olarak kullanılan bir karşıtlık zarfıdır. Önceki olumsuz düşünceyi kabul eder, ardından açıklamayı olumlu bir istisnaya yöneltir: çok önemli başarılar da elde edilmiştir. Temel cümle We have had some incredible successes şeklindedir. Though, have ile had arasına girer; ancak bu iki sözcük hâlâ present perfect fiilini oluşturur. Virgüller, though'nun çıkarılabilir bir ara yorum olduğunu ve yan cümle başlatmadığını gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle, yumuşak bir karşıtlık eklemek için though'yu ara söz zarfı olarak kullanıyor?

  1. Though the forecast was bad, we enjoyed a dry afternoon.
  2. The forecast was bad, so we canceled the picnic.
  3. The forecast was bad. We did, though, enjoy a dry afternoon.
Cevabı göster

The forecast was bad. We did, though, enjoy a dry afternoon.

We eradicated smallpox,

3:59

Çiçek hastalığını kökünden kazıdık,

thanks to an effective vaccine, Kalıp ifadeler

4:01

etkili bir aşı sayesinde,

Kalıp ifadeler

thanks to: olumlu sonucun nedenine pay vermek

Thanks to, ardından bir isim ya da isim öbeği gelen, edat gibi çalışan kalıplaşmış bir ifadedir. Bir sonucun nedenini belirtir; burada çiçek hastalığının ortadan kaldırılmasını mümkün kılan etken olarak etkili aşıya pay verilir. Bu ifade çoğu zaman yalnızca nedeni belirtmez; yardımıyla anlamına benzer biçimde nedene olumlu bir pay da verir. Aşıya kelimenin gerçek anlamıyla teşekkür edilmez.

Alıştırma

Bir nedene olumlu pay veren iki sözcüklü İngilizce ifadeyle cümleyi tamamlayın: We finished the project early ____ the new schedule.

Cevabı göster

thanks to

the fact that it can't hide out in other species, Öbek fiiller

4:03

diğer türlerde saklanamaması gerçeği,

Öbek fiiller

hide out in other species: diğer türlerde saklanmak

hide out in other species ifadesinde hide out, bulunmamak için bir yerde gizli kalmak anlamına gelir. Bu öbek, bir şeyi yalnızca gözden uzaklaştırmayı değil, gizli durumda kalmayı vurgular. Burada virüsün “saklanması” mecazdır: Virüs başka türlerde varlığını sürdüremez ve onları hayvan rezervuarı olarak kullanamaz. Virüs bilinçli olarak saklanmayı seçmez.

Alıştırma

Cümleyi hide out ifadesinin geçmiş biçimiyle tamamlayın: To avoid being found during the game, Leo ____ in the storage room.

Cevabı göster

hid out

and its relatively low mutation rate. Kelime

4:05

ve nispeten düşük mutasyon oranı sayesinde.

Kelime

low mutation rate: düşük mutasyon oranı

Mutation rate, genetik değişikliklerin zaman içinde veya tekrarlanan çoğalmalar sırasında ne sıklıkta meydana geldiğini belirtir. Bu bilimsel kullanımda rate, fiyat ya da puan değil, meydana gelme sıklığının bir ölçüsüdür. Relatively low, sıfır değil, ilgili karşılaştırma değerinden daha düşük demektir. Cümle, mutasyonun imkânsız olduğunu değil, mutasyonların daha düşük bir oranda gerçekleştiğini söyler.

Alıştırma

Burada relatively low mutation rate ne anlama gelir?

  1. Genetik değişiklikler, ilgili karşılaştırma değerine göre daha seyrek meydana gelir.
  2. Her genetik değişikliğin fiyatı düşüktür.
  3. Bilim insanları genetik değişikliklere düşük puan verir.
Cevabı göster

Genetik değişiklikler, ilgili karşılaştırma değerine göre daha seyrek meydana gelir.

HIV, on the other hand, Anlatım akışı

4:07

HIV ise öte yandan,

Anlatım akışı

Karşıtlık belirteci olarak on the other hand

On the other hand, konuşanın daha önceki bir örnekten ya da düşünceden onunla karşıtlık oluşturan başka bir örneğe geçtiğini gösterir. Burada HIV ile daha önce söz edilen çiçek hastalığı virüsü karşılaştırılır ve dinleyici farklı bir durumla karşılaşmaya hazırlanır. Bu bir söylem belirtecidir: Gerçek bir ele gönderme yapmak yerine düşünceler arasındaki ilişkiyi düzenler. Bu cümlede özneden sonra ara ifade olarak kullanılmış ve virgüllerle ayrılmıştır.

Alıştırma

Hangi cümlede on the other hand gerçek bir karşıtlık sunmak için kullanılmıştır?

  1. The museum is free. On the other hand, it opened in 1998.
  2. The museum is free because, on the other hand, the city pays for it.
  3. The museum is free. On the other hand, it closes early.
Cevabı göster

The museum is free. On the other hand, it closes early.

mutates so quickly

4:08

o kadar hızlı mutasyona uğrar ki

that in an untreated individual, Kelime

4:10

tedavi edilmeyen bir bireyde,

Kelime

Tıbbi yazıda untreated individual

Untreated individual ifadesinde untreated, individual sözcüğünü niteler ve kişinin ilgili tedaviyi almadığını belirtir. Burada HIV ile yaşayan ve tedavi görmeyen bir kişi kastedilir; tedavi edilmemiş olanın virüs olduğu söylenmez. Individual, person gibi kişi anlamına gelir ancak kişiyi incelenen bir grubun üyesi olarak nesnel biçimde sunar. Bu kullanım tıbbi ve bilimsel yazılarda yaygındır.

Alıştırma

Bir tıbbi raporda an untreated individual ne anlama gelir?

  1. İlgili tedaviyi almamış bir kişi
  2. Hastaları tedavi etmeyi bırakmış bir klinisyen
  3. İncelenmemiş bir virüs
Cevabı göster

İlgili tedaviyi almamış bir kişi

every possible single letter mutation Kelime

4:12

virüsün genetik kodundaki

in the virus's genetic code

4:14

her olası tek harflik mutasyon

Kelime

genetikte single letter mutation

Bu genetik bağlamında single letter mutation, virüsün genetik dizilimindeki bir konumda tek bir nükleotidi etkileyen değişiklik anlamına gelir. Genetik dizilimler A, C, G ve T ya da U gibi harflerle gösterilir; bu nedenle letter, yazım hatasını değil, bir dizi birimini anlatmanın basit bir yoludur. Ana isim mutation sözcüğüdür; single letter ise değişikliğin ne kadar küçük olduğunu gösterir. Bu ifade, genel dinleyicilerin değişikliği DNA veya RNA dizisinin tek bir noktasında gerçekleşen bir olay olarak canlandırmasını kolaylaştırır.

Alıştırma

Bir genetik açıklamasında single-letter mutation ne anlama gelir?

  1. Bir bilim insanının raporundaki yazım hatası
  2. Genetik dizideki bir konumu etkileyen değişiklik
  3. Genetik dizinin tamamının silinmesi
Cevabı göster

Genetik dizideki bir konumu etkileyen değişiklik

could in theory be produced Ton ve niyet

4:16

teorik olarak üretilebilir

in a single day.

4:17

tek bir gün içinde.

Ton ve niyet

could in theory be produced: teorik bir olasılık

Burada in theory, iddianın kesinlik derecesini düşürür. Bilimsel ilkeler veya hesaplamalar, bir gün içinde üretimin mümkün olduğunu gösterir; ancak konuşan kişi bunun kesinlikle gerçekleştiğini ya da doğrudan gözlemlendiğini söylemez. Yapı could + in theory + be produced şeklindedir. Could olasılığı belirtir, in theory bu olasılığı teorik bir modelle sınırlar ve be produced edilgen yapıdadır. Zarf öbeği burada olduğu gibi fiil öbeğinin içinde veya cümlenin başında yer alabilir.

Alıştırma

Bu cümle neyi ileri sürüyor? The bridge could in theory be built in six months.

  1. Takvim teorik olarak mümkündür, ancak gerçek sonuç garanti değildir.
  2. Köprü kesinlikle altı ay içinde tamamlanacak.
  3. Köprü altı ay içinde zaten tamamlandı.
Cevabı göster

Takvim teorik olarak mümkündür, ancak gerçek sonuç garanti değildir.

Despite trying for decades, Dilbilgisi

4:19

Onlarca yıldır denememize rağmen,

Dilbilgisi

Despite trying for decades: despite + bir -ing öbeği

Despite, ‘-e rağmen’ anlamına gelir ve ardından bir isim, zamir ya da -ing öbeği gelir. Burada trying for decades çok uzun süren bir çabayı anlatır ve beklenmedik bir sonuca zemin hazırlar: çaba, umulan sonucu getirmemiştir. -ing öbeği kimin denediğini açıkça söylemez. Anlaşılmayan özne normalde ana cümlenin öznesinden çıkarılır; bu nedenle Despite trying for decades, we ... ifadesinde deneyen kişi we ile belirtilen gruptur.

Alıştırma

İngilizce cümleyi despite ve practice fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: ____ every day for a month, Ben still felt nervous before the concert.

Cevabı göster

Despite practicing

we still don't have a vaccine,

4:20

hala bir aşımız yok,

but we do have an effective cocktail of HIV drugs Kelime

4:22

ancak virüsün kolayca kaçıp mutasyona uğrayamayacağı

Kelime

effective cocktail of HIV drugs: etkili bir ilaç kombinasyonu

Bu tıbbi bağlamda a cocktail of HIV drugs, birkaç ilacın tek bir tedavi olarak birlikte kullanılması anlamına gelir. Cocktail burada mecazdır: Birden fazla malzemenin karıştırılmasına benzer biçimde tedavi farklı ilaçları bir araya getirir; bir içecekten söz edilmez. Effective, birleşik tedavinin tamamını niteler. HIV drugs ise HIV'i tedavi etmek veya kontrol altında tutmak için kullanılan ilaçlar anlamına gelir.

Alıştırma

Bu tıbbi bağlamda effective cocktail of HIV drugs ne anlama gelir?

  1. Dikkat çekici adı olan tek bir HIV ilacı
  2. HIV'e karşı kullanılan birkaç ilacın etkili bir kombinasyonu
  3. HIV ilacıyla birlikte içilen alkollü bir içecek
Cevabı göster

HIV'e karşı kullanılan birkaç ilacın etkili bir kombinasyonu

that the virus can't easily mutate away from. Öbek fiiller

4:25

etkili bir HIV ilaçları kokteylimiz var.

Öbek fiiller

mutate away from: genetik değişimle tedavinin etkisinden kaçmak

Burada mutate away from, “ilaç kombinasyonu artık virüsü iyi kontrol edemeyecek kadar genetik olarak değişmek” anlamına gelir. That, daha önce geçen HIV ilaçları kombinasyonuna gönderme yapar; dolayısıyla anlam bakımından from bu kombinasyona işaret eder. Away from burada mecazidir: mutasyon, virüsü tedavinin etkili kontrol alanının dışına çıkarır. Can't easily, böyle bir kaçışın zor olduğunu belirtir; imkânsız olduğunu veya virüsün değişmeyi bilinçli olarak seçtiğini anlatmaz.

Alıştırma

“the virus can't easily mutate away from the drug combination” ne anlama gelir?

  1. Virüs ilaçlardan fiziksel olarak uzaklaşamaz.
  2. İlaçlar virüsteki her türlü genetik değişikliği durdurur.
  3. Genetik değişikliklerin virüsün ilaçların etkisinden kaçmasını sağlaması pek olası değildir.
Cevabı göster

Genetik değişikliklerin virüsün ilaçların etkisinden kaçmasını sağlaması pek olası değildir.

Unfortunately,

4:28

Ne yazık ki,

we are stuck with colds for now. Deyimler

4:29

şimdilik soğuk algınlıklarıyla baş başayız.

Deyimler

are stuck with ... for now: istenmeyen bir durumu şimdilik kabullenmek

Are stuck with, istemediğimiz bir şeyi ortadan kaldıramadığımız, değiştiremediğimiz veya ondan kaçınamadığımız için onunla uğraşmaya devam etmek zorunda olduğumuzu anlatır. Burada soğuk algınlıklarının hâlâ bir sorun olduğu kastedilir; kimse fiziksel olarak sıkışmış değildir. For now, ifadeyi şu anla sınırlar. Gelecekte daha iyi korunma veya tedavi yöntemlerinin durumu değiştirebileceği ihtimalini açık bırakır.

Alıştırma

“Bir şeyi değiştirememek veya ondan kurtulamamak” anlamındaki ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: We are ____ this old printer for now.

Cevabı göster

stuck with

But the last few decades

4:30

Ancak son birkaç on yıl

have featured some entirely game-changing medical breakthroughs, Kelime

4:31

tamamen ezber bozan bazı tıbbi atılımlara sahne oldu,

Kelime

game-changing medical breakthroughs: oyunun kurallarını değiştiren tıbbi atılımlar

Bu cümlede game-changing, medical breakthroughs ifadesini niteler. Bu, atılımların tıbbın yapabileceklerini veya uygulanma biçimini temelden değiştirecek kadar önemli olduğu, yalnızca küçük bir iyileşme sağlamadığı anlamına gelir. game-changing, bir oyunun gidişatını değiştirme fikrinden gelir; ancak artık genel kullanıma sahip güçlü bir değerlendirmedir. Yalnızca oyun veya spor alanında kullanılmaz.

Alıştırma

Hangi durum a game-changing breakthrough tanımını en çok hak eder?

  1. Yalnızca bir uygulama simgesinin rengini değiştiren güncelleme
  2. Eski ofis sandalyelerinin rutin olarak değiştirilmesi
  3. Doktorların teşhis veya tedavi edebileceklerini büyük ölçüde değiştiren bir keşif
Cevabı göster

Doktorların teşhis veya tedavi edebileceklerini büyük ölçüde değiştiren bir keşif

like mRNA vaccines and CRISPR.

4:34

mRNA aşıları ve CRISPR gibi.

CRISPR could be particularly promising as an antiviral agent Kalıp ifadeler

4:37

CRISPR, antiviral bir ajan olarak özellikle umut verici olabilir

Kalıp ifadeler

particularly promising as an antiviral agent: antiviral bir ajan olarak özellikle umut verici

promising as + rol veya kullanım yapısı, belirli bir işlevdeki potansiyeli değerlendirir. Burada particularly bu olumlu değerlendirmeyi güçlendirir: CRISPR, virüslerle mücadelede kullanıldığında özellikle yüksek bir potansiyele sahip olabilir. Hem could be hem de promising iddiayı temkinli tutar; başarının zaten kanıtlandığını söylemez. Tıp ve bilim İngilizcesinde agent, bir etki oluşturan madde, teknoloji veya başka bir araç olabilir. Bu nedenle an antiviral agent, virüslere karşı kullanılan bir şey anlamına gelir; başka birini temsil eden kişi anlamına gelmez.

Alıştırma

“Bu rolde iyi bir potansiyel göstermek” anlamındaki iki sözcüklü yapıyla cümleyi tamamlayın: The method looks ____ a screening tool.

Cevabı göster

promising as

because it originally evolved in bacteria Dilbilgisi

4:40

çünkü orijinal olarak bakterilerde evrimleşti

as an immune defense against viruses.

4:42

virüslere karşı bir bağışıklık savunması olarak.

Dilbilgisi

evolved ... as an immune defense: gerçek işlev bildiren as

Burada as an immune defense against viruses, mekanizmanın bakterilerde evrimleşirken üstlendiği gerçek işlevi belirtir. As, “... rolünde” veya “... işleviyle” anlamına gelir; bu cümlede zaman bildiren “... iken” anlamında değildir. Daha genel olan fiil + as + isim öbeği kalıbı, bir şeyin gelişirken, görev yaparken veya işlerken üstlendiği rolü belirtebilir.

Alıştırma

Binanın gerçek işlevini belirten sabit kalıbı tamamlayın: The old station now serves ____ a community center.

Cevabı göster

as

In fact, Anlatım akışı

4:45

Aslında,

Anlatım akışı

In fact ile önceki düşünceyi güçlendirmek

In fact, sonraki bilginin hemen önce söyleneni güçlendirdiğini, desteklediğini veya bazen düzelttiğini gösterir. Burada CRISPR hakkındaki genel ve olumlu bir değerlendirmeden belirli deneysel kanıtlara geçiş sağlar; yalnızca bir şeyin doğru olduğunu belirtmekten fazlasını yapar. Cümlenin başında kullanıldığında ileride gelecek bilgiyi haber verir: sırada daha belirli veya daha güçlü bir gerçek beklenir.

Alıştırma

Hangi cümle “The new robot is very fast.” cümlesinden sonra en uygun şekilde gelir ve In fact kullanarak bu yargıyı belirli bir kanıtla güçlendirir?

  1. In fact, it can sort one hundred boxes in a minute.
  2. In fact, the boxes are painted blue.
  3. Later, the robot was turned off.
Cevabı göster

In fact, it can sort one hundred boxes in a minute.

early in the COVID-19 pandemic, Kalıp ifadeler

4:46

COVID-19 pandemisinin başlarında,

Kalıp ifadeler

early in the COVID-19 pandemic: COVID-19 pandemisinin başlarında

early in + bir dönem veya olay kalıbı, bir şeyin o dönemin veya olayın erken bir aşamasında gerçekleştiğini belirtir. Burada COVID-19 pandemisi bir zaman dönemi olarak ele alınır ve ifade, bir şeyi bu dönemin başlangıcına yakın bir noktaya yerleştirir. Bu kalıpta early, daha uzun bir zaman aralığı içindeki konumu anlatır. Sabahın erken saatleri anlamına gelmez.

Alıştırma

Eksik edatı yazarak cümleyi tamamlayın: Early ____ the school year, Lena joined the robotics club.

Cevabı göster

in

a research team showed that a CRISPR system Kelime

4:47

bir araştırma ekibi bir CRISPR sisteminin

could degrade coronavirus and influenza genomes

4:50

koronavirüs ve grip genomlarını parçalayabildiğini gösterdi

Kelime

degrade coronavirus and influenza genomes: koronavirüs ve grip virüsü genomlarını parçalamak

Biyoloji ve biyokimyada degrade, bir molekülü veya maddeyi daha küçük parçalara ayırmak ya da yapısına zarar vermek anlamına gelen geçişli bir fiildir. Genomes, virüslerin tüm genetik materyalini ifade eder; dolayısıyla nesne, neyin parçalandığını gösterir. Burada CRISPR sisteminin koronavirüs ve grip virüsü genomları üzerinde etkili olduğu anlatılır. Bu, onların kalitesinin veya itibarının kötüleştiği anlamına gelmez; moleküler bir süreci tanımlar.

Alıştırma

Hangi cümlede degrade moleküler parçalanma anlamında kullanılmıştır?

  1. The enzyme degrades the viral RNA into smaller fragments.
  2. The sample deteriorates after weeks in the heat.
  3. The abusive treatment degrades a person's dignity.
Cevabı göster

The enzyme degrades the viral RNA into smaller fragments.

in our lung cells.

4:52

akciğer hücrelerimizde.

They called their system

4:53

Sistemlerine

Prophylactic Antiviral CRISPR in Human Cells, Kültür

4:55

İnsan Hücrelerinde Profilaktik Antiviral CRISPR adını verdiler,

or for short, Kalıp ifadeler

4:58

veya kısaca,

PAC-MAN.

4:59

PAC-MAN.

Kültür

Prophylactic Antiviral CRISPR in Human Cells ... PAC-MAN

PAC-MAN, Prophylactic Antiviral CRISPR in Human Cells ifadesindeki harflerden ve sözcük parçalarından oluşturulmuş proje adının kısa biçimidir. Bu özel sistemi adlandırır; sıradan bir isim ya da CRISPR için kullanılan genel bir terim değildir. Yazımı ayrıca klasik video oyununun adı olan PAC-MAN ile bilinçli olarak aynıdır. Bu kültürel gönderme, bilimsel adın akılda kalmasını sağlar; sistemin oyunla teknik bir bağlantısı olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede PAC-MAN nedir?

  1. Daha uzun bilimsel addan oluşturulan ve klasik bir video oyununu da çağrıştıran bir ad
  2. Tüm CRISPR sistemleri için kullanılan genel bir İngilizce ad
  3. Deneyin yalnızca kısa bir süre devam ettiğini belirten bir ifade
Cevabı göster

Daha uzun bilimsel addan oluşturulan ve klasik bir video oyununu da çağrıştıran bir ad

Kalıp ifadeler

or for short: kısaltılmış bir adı tanıtmak

or for short, PAC-MAN ifadesinde for short, PAC-MAN'in az önce sözü edilen uzun adı söylemenin daha kısa bir yolu olduğunu belirtir. or sözcüğü bu alternatif adı tanıtır. for short ifadesini kısaltılmış adlar, kısaltmalar veya lakaplarla kullanın. Yaygın bir yapı tam ad, or kısa ad for short biçimindedir; ifade "kısa bir süre için" anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi "kısaltılmış bir ad kullanarak" anlamına gelen iki sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: The United Nations is often called the UN ____.

Cevabı göster

for short

So,

5:02

Peki,

how exactly do vaccines work, Anlatım akışı

5:02

aşılar tam olarak nasıl çalışır,

and how much better can they get?

5:04

ve ne kadar daha iyi hale gelebilirler?

Anlatım akışı

how exactly ... and how much better ...? ile sonraki içeriğe yol haritası çizmek

Birbirine bağlanan iki how sorusu, tek bir konuyu sonraki iki açık adıma dönüştürür. How exactly do vaccines work? belirli işleyiş mekanizmasını sorar; exactly, genel bir yanıtın yeterli olmadığını gösterir. Ardından How much better can they get? odağı aşıların şu anda nasıl çalıştığından gelecekte ne ölçüde geliştirilebileceğine taşır. Bu soru çifti bir geçişte veya bölüm sonunda kullanıldığında yol haritası görevi görür: girişi kapatırken sonraki içeriğin yanıtlayacağı soruları önceden gösterir.

Alıştırma

Bir sunumcu, cihazın mekanizmasına ve olası gelişimine ilişkin açıklamayı önceden göstererek giriş bölümünü bitirmek istiyor. Bunu en iyi hangi soru çifti yapar?

  1. Does the device work, and how much does it cost?
  2. How exactly does the device work, and how much better can it get?
  3. Who designed the device, and where is it sold?
Cevabı göster

How exactly does the device work, and how much better can it get?

Learn more with these videos.

5:06

Bu videolarla daha fazlasını öğrenin.