Ölüm yarışı bilmecesini çözebilir misin? - Alex Gendler: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Bir yarışçı, bozuk iticilerden hangilerinin güvenli olduğunu test notları ile neden-sonuç mantığını kullanarak çıkarmalıdır. Amaç, üç yıkıcı arızayı tetiklemeden vadinin üzerinden geçmek ve kaçırılan mucidi kurtarmaktır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. The night before — Söylem, Hikâye Anlatımı ve Retorik: Bu zaman başlangıcının hikâyeyi belirleyici bir olaydan hemen önceye nasıl yerleştirdiğini, arka planı hızla kurduğunu ve uzun bir girişe gerek kalmadan aciliyet yarattığını öğrenin; kendi anlatılarınızda da kullanabilirsiniz. 2. the converse is not necessarily true. — Sözcük Anlamı ve Dil Düzeyi: Bu resmî akıl yürütme ifadesini anlayın: Bir koşulun başka bir sonuca yol açtığını kanıtlamak, ters yöndeki ilişkiyi kanıtlamaz. Nedensellik iddialarını, koşullu mantığı, deneysel kanıtları ve argüman hatalarını tartışırken kullanabilirsiniz. 3. build up to — Phrasal Verbs: Bu fiilin fikirlerin, derslerin, argümanların veya hikâyelerin bir sonuç, çıkarım ya da doruk noktasına tek adımda değil, aşamalı olarak ilerlemesini anlattığını tanıyın.
Bu derste
The night before the death race across the wastelands is set to begin, Notlar
0:08Çorak arazilerdeki ölüm yarışının başlamasından önceki gece,
Hikâyeye zaman çerçevesiyle başlamak için The night before
The night before + bir olay, eylemi o olaydan hemen önceki geceye yerleştirir. Bu cümlenin başında kullanılarak ana eylem anlatılmadan önce dinleyiciye zaman çerçevesini verir. Bir hikâye başlangıcı olarak yaklaşan olayın yakın ve önemli olduğu hissini de yaratır. Bu yapıyla sahneyi hızlıca kurup ardından ne olduğunu anlatabilirsin.
Alıştırma
Hikâye başlangıcını The night ile başlayan üç kelimelik hedef ifadeyle tamamla: ____ the concert, the lead singer lost her voice.
Cevabı göster
The night before
is set to begin: planlanmış bir başlangıç
Be set to + fiilin yalın hâli, gelecekteki bir olayı önceden planlanmış veya mevcut duruma göre gerçekleşmesi kuvvetle beklenen bir şey olarak sunar. Buradaki is set to begin, yarışın başlangıcının planlandığını ve yakında başlayacağını belirtir. Bu ifade “yapılandırılmış olmak” anlamına gelmez. Etkinlik duyurularında set, olayın belirlenmiş planını veya beklenen gidişatını anlatır.
Alıştırma
Fırlatmanın öğlen başlayacak şekilde önceden planlandığını en açık biçimde gösteren cümle hangisidir?
- The launch might begin at noon.
- The launch is set to begin at noon.
- The launch will begin at noon.
Cevabı göster
The launch is set to begin at noon.
got kidnapped by the ruthless No-Side Gang. Dilbilgisi
0:15acımasız No-Side Çetesi tarafından kaçırıldı.
got kidnapped: get ile kurulan edilgen yapı
got kidnapped ifadesinde got + kidnapped, get ile kurulan edilgen yapıyı oluşturur. Özne eylemi yapan değil, eyleme maruz kalan taraftır: biri onu kaçırmıştır. Buradaki got, aldı anlamına gelmez. Nötr bir be edilgenine kıyasla get edilgeni, özellikle beklenmedik veya zarar verici bir olayın öznenin başına geldiğini vurgular. Konuşmalarda ve canlı hikâye anlatımında yaygındır.
Alıştırma
Beklenmedik bir olayı anlatmak için get edilgenini doğru kullanan cümle hangisidir?
- Her phone got damage in the rain.
- Her phone was got damaged in the rain.
- Her phone got damaged in the rain.
Cevabı göster
Her phone got damaged in the rain.
The only way to get him back is to race his Coil Runner against the gang yourself. Notlar
0:18Onu geri almanın tek yolu Coil Runner'ını çeteye karşı kendinizin sürmesidir.
The only way to ... is to ...: hedefi tek yönteme bağlamak
The only way to A is to B kalıbı, bir hedefi o hedefe ulaştırabilecek tek eylem olarak sunulan yöntemle bağlar. Burada to get him back hedefi, to race ise gerekli yöntemi belirtir. İki bölüm de to + fiilin yalın hâlini kullanır, ancak görevleri farklıdır: ilk mastar way sözcüğünü niteleyerek yöntemin amacını gösterir; ikinci mastar is fiilinden sonra gelir ve yöntemin ne olduğunu belirtir. Only, ifadeyi yalnızca bir öneri olmaktan çıkarıp diğer seçenekleri dışlayan bir iddia hâline getirir.
Alıştırma
Bir eylemi hedefe ulaşmanın tek yolu olarak sunan kalıpla cümleyi tamamlayın: ____ protect the file ____ make a backup.
Cevabı göster
The only way to · is to
get him back: götürülen birini kurtarmak veya geri almak
Bu cümlede get him back, onu geri almak ya da kurtarıp yeniden ailesinin veya grubunun yanına getirmek demektir. Odak, kaybolmuş ya da götürülmüş birini geri kazanmaktır; get ve back sözcüklerini tek tek, kelimesi kelimesine yorumlamak değildir. Kalıp get + kişi veya şey + back biçimindedir. Nesne zamiri get ile back arasına gelir: get him back, get it back. Bağlama göre kayıp bir hayvanı, bir eşyayı veya önceden sahip olduğunuz başka bir şeyi geri almak için de kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi get + zamir + back kalıbıyla tamamlayın: The shelter found our missing cat, so we drove there to ____.
Cevabı göster
get her back
Win, and ...: bir eylemi koşul olarak kullanmak
Win, and they'll ... yapısında Win biçim olarak emir kipindedir, ancak bir koşul sunar: If you win, they'll give back your uncle. and sonrasındaki cümlecik sonucu belirtir. Kalıp, yalın fiille ifade edilen eylem + and + sonuç biçimindedir. İlk bölümdeki you öznesi anlaşılır durumdadır; bu da koşulu tam bir if cümlesinden daha kısa ve doğrudan yapar.
Alıştırma
Eylem + and + sonuç kalıbını tamamlayın: Check the address, ____ the package will arrive at the right place.
Cevabı göster
and
and you'll forfeit the Coil Runner and all his other creations. Kelime
0:26Coil Runner'ı ve onun tüm diğer icatlarını kaybedeceksiniz.
forfeit: bir kural gereği bir şeyi kaybetmek
Forfeit, bir kural, ceza, yenilgi veya yerine getirilmeyen koşul nedeniyle bir şeyi kaybetmek ya da teslim etmek anlamına gelir. Burada yarışı kaybetmek, Coil Runner'ın ve diğer icatların zorunlu olarak kaybedilmesi sonucunu doğuracaktır. Geniş anlamlı lose fiilinden farklı olarak forfeit, kurala bağlı bir sonucu vurgular. Nesnesi genellikle kişinin artık elinde tutmasına izin verilmeyen bir hak, ödül, depozito, konum, maç veya eşyadır.
Alıştırma
Bir yarışma kuralı, hile yapanların ödülden vazgeçmesi gerektiğini söylüyor. Bu sonucu en kesin biçimde hangi cümle ifade eder?
- Anyone who cheats will accidentally misplace the prize.
- Anyone who cheats will temporarily borrow the prize.
- Anyone who cheats will forfeit the prize.
Cevabı göster
Anyone who cheats will forfeit the prize.
gets underway: düzenli bir etkinlik başlar
Get underway, özellikle devam eden bir süreci olan düzenli bir etkinlik veya faaliyetin başlaması anlamına gelir. Gets underway ifadesinde gets, tekil race öznesiyle uyumludur; as zaman ilişkisini kurar ve “yarış başladığında” ya da “yarış başlarken” anlamına gelir. Underway burada tek sözcüktür ve fiziksel bir konumu değil, “devam ediyor olma” durumunu belirtir. Basitçe starts demeye kıyasla gets underway genellikle biraz daha resmî ve haber dili gibi bir tona sahiptir; faaliyetin etkin aşamasına geçtiğini gösterir.
Alıştırma
Cümleyi “başlar ve ilerlemeye geçer” anlamındaki vurgulanan ifadeyle tamamlayın: The science fair ____ at nine tomorrow.
Cevabı göster
gets underway
you find yourself falling further and further behind. Notlar
0:33kendinizi giderek daha geride kalırken buluyorsunuz.
find yourself falling: plansız gelişen bir durumu fark etmek
find yourself falling ifadesinde find, “aramak” değil, “kendinizi bir durumun içinde bulup bunun farkına varmak” anlamındadır. Kalıp find + dönüşlülük zamiri + -ing şeklindedir; dolayısıyla cümle, geride kalmaya başladığınızı ya da kalmaya devam ettiğinizi fark ettiğinizi anlatır. Bu kalıp genellikle eylem veya durumun belirgin bir plan olmadan geliştiğini ve başladıktan sonra fark edildiğini ima eder.
Alıştırma
Cümleyi find oneself + -ing kalıbının geçmiş zamanıyla tamamlayın: I was not planning to stay up, but I ____ watching another episode.
Cevabı göster
found myself
further and further behind: giderek büyüyen fark
further and further behind ifadesinde karşılaştırma biçimi further, and ile tekrarlanır. “Karşılaştırma biçimi + and + aynı karşılaştırma biçimi” kalıbı, bir değişimin giderek arttığını gösterir. Buradaki behind, birine veya bir hedefe göre konum ya da ilerleme bakımından geride olmayı anlatır. Further and further behind, birinin yalnızca fiziksel olarak arkada olduğunu değil, aradaki farkın büyümeye devam ettiğini belirtir.
Alıştırma
Hangi cümle, Maya ile sınıfın geri kalanı arasındaki farkın zamanla büyümeye devam ettiğini en açık biçimde anlatır?
- After missing three weeks of class, Maya was behind in class.
- After missing three weeks of class, Maya fell further behind in class.
- After missing three weeks of class, Maya fell further and further behind in class.
Cevabı göster
After missing three weeks of class, Maya fell further and further behind in class.
Your only chance is to take a shortcut your uncle told you about, Kalıp ifadeler
0:37Tek şansınız amcanızın size bahsettiği bir kestirmeyi kullanmak,
take a shortcut: kestirme yolu kullanmak
Bu cümlede take a shortcut, daha kısa ya da daha hızlı bir yol seçip o yoldan gitmek anlamına gelir. Buradaki take, bir şeyi fiziksel olarak elde tutmak değil, “kullanmak” veya “seçmek” demektir. Aynı kalıp mecaz anlamda da kullanılabilir: taking a shortcut, zaman kazanmak için alışılmış adımların bazılarını atlamak demektir; bu bazen kalite ya da güvenlikten ödün vermeye yol açabilir.
Alıştırma
“Daha kısa bir güzergâh kullanmak” anlamındaki sabit kalıbı tamamlayın: We were late, so we decided to ____ through the alley.
Cevabı göster
take a shortcut
Flux Ravine Gambit: riskli bir strateji olarak gambit
Flux Ravine Gambit adında gambit, kestirme yolu kasıtlı fakat riskli bir strateji olarak tanımlar. Sözcük aslında bir oyuncunun ileride avantaj sağlamak için taş feda ettiği satranç açılışını ifade eder; günümüzde avantaj kazanmak amacıyla yapılan hesaplı bir hamle anlamında da kullanılır. Güzergâhın gambit diye adlandırılması, onu sıradan bir yer adından çok stratejik bir hamle gibi gösterir: başarı kesin değildir, ancak alınan risk bir fırsat yaratabilir.
Alıştırma
Hangi durum en iyi gambit olarak tanımlanabilir?
- Stratejik amacı olmayan güvenli bir rutin.
- Hiçbir planı olmayan kazara bir düşüş.
- Avantaj kazanmak için alınan hesaplı bir risk.
Cevabı göster
Avantaj kazanmak için alınan hesaplı bir risk.
the Coil Runner comes equipped with emergency turbo thrusters. Kalıp ifadeler
0:44Coil Runner acil durum turbo iticileriyle donatılmış.
comes equipped with: donanımlı olarak gelmek
Come equipped with, bir ürünün, aracın veya cihazın sunulduğu anda belirli bir parçaya ya da özelliğe zaten sahip olduğunu belirtir. Burada comes equipped with, acil durum turbo iticilerini Coil Runner'a dâhil bir özellik olarak gösterir. Equipped, o anda gerçekleşen bir donatma eylemini değil, mevcut bir donanım durumunu anlatır. Kalıp come/comes equipped with + parça, araç veya özellik şeklindedir.
Alıştırma
Özelliğin standart olarak dâhil olduğunu belirten tam ifadeyle cümleyi tamamlayın: The laptop ____ a fingerprint reader.
Cevabı göster
comes equipped with
notorious tinkerer: kurcalamalarıyla kötü ün salmış kişi
A tinkerer, çoğu zaman resmî olmayan bir biçimde makineler ve eşyalar üzerinde denemeler yapmayı, onları onarmayı ya da değiştirmeyi seven kişidir. Notorious, kötü, sorunlu veya kaygı verici bir şeyle tanınmak anlamına gelir. Notorious tinkerer ifadesi birlikte kullanıldığında, amcanın yalnızca becerikli olduğunu değil, bir şeyleri değiştirme alışkanlığının kötü bir üne sahip olduğunu anlatır. Ses tonuna göre ifade eleştirel ya da takılma amaçlı duyulabilir; ancak notorious yine de olumsuz bir anlam katar.
Alıştırma
Hangi cümle, sorunlu değişiklikleriyle tanınan bir kişiyi doğal biçimde anlatır?
- Leo is a famous tinkerer whose careful repairs have won awards.
- Leo is an unknown tinkerer who rarely shows anyone his work.
- Leo is a notorious tinkerer whose risky modifications often fail.
Cevabı göster
Leo is a notorious tinkerer whose risky modifications often fail.
and the system still had some kinks to work out. Deyimler
0:52ve sistemin hala düzeltilmesi gereken bazı pürüzleri vardı.
had some kinks to work out: çözülmesi gereken bazı sorunları olmak
had some kinks to work out ifadesi, sistemde hâlâ bulunup düzeltilmesi gereken sorunlar olduğu anlamına gelir. Burada kinks, fiziksel bir nesnedeki kıvrımları değil, yeni bir şeydeki kusurları veya henüz düzeltilmemiş noktaları ifade eder. have kinks to work out kalıbı, bir şeyin henüz tamamen hazır olmadığını yumuşak bir dille anlatır. Özne, çözülmemiş sorunları olan bir kişi, ekip, plan veya sistem olabilir; to work out ise bu sorunları ayarlama veya test yoluyla çözmeyi anlatır.
Alıştırma
Cümleyi a few ve kinks to work out ifadesini kullanarak tamamlayın: The new booking system works, but it still ____.
Cevabı göster
has a few kinks to work out
Just minor things like: ironik küçümseme
Just minor things like normalde küçük veya önemsiz örnekleri tanıtır. Bilgiyi düşük önem derecesine sahip bir kategori oluşturarak düzenler ve ardından bir örnek geleceğini bildirir. Buradaki örnek ateşleme sisteminin patlamasıdır ve bu açıkça ciddi bir durumdur. Bu uyumsuzluk, girişi ironik bir küçümseme hâline getirir: Konuşan kişi arızayı gerçekten önemsiz görmez, kara mizah ve şaşkınlık yaratmak için onu kasıtlı olarak hafife alır.
Alıştırma
Bu cümleyle ilgili ifadeyi değerlendirin: "Just a minor problem—the server deleted every customer record." Konuşan kişi minor sözcüğünü gerçek anlamıyla kullanarak sorunun önemsiz olduğunu söylüyor.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Yanlış
the ignition exploding ... the oxygen levels depleting: paralel isim + -ing arıza listesi
Vurgulanan bölüm, isim + -ing biçiminde üç paralel öbek kullanır: the ignition exploding, the reactor leaking ve the oxygen levels depleting. Her öbek olası bir olayı ya da durumu adlandırır; kendi çekimli fiili olan bağımsız bir cümle değildir. Tam cümlede bu liste like ifadesinden sonra gelir ve sistem arızalarına örnekler verir. Aynı kalıbı korumak teknik uyarıyı kısa ve kolay taranır hâle getirir.
Alıştırma
Hangi seçenek, üç olası sorunu sıralamak için paralel isim + -ing öbekleri kullanır?
- the battery overheating, the screen froze, or cracking the case
- the battery overheating, the screen freezing, or the case cracking
- the battery overheats, the screen freezing, or the case to crack
Cevabı göster
the battery overheating, the screen freezing, or the case cracking
any of which would end your racing career immediately. Notlar
1:01bunlardan herhangi biri yarış kariyerinizi anında sona erdirirdi.
any of which would: listedeki herhangi bir öğe için ortak sonuç
any of which would, daha önce sözü edilen bir kümedeki herhangi bir tek üyeyi ifade eder. Which yalnızca en yakın isme değil, listenin tamamına gönderme yapar; would ise sonucu varsayımsal veya beklenen bir sonuç olarak sunar. Burada listelenen arızalardan herhangi biri tek başına yarış kariyerini hemen bitirmeye yeterli olurdu. Bu ilgi cümleciği yapısı, aynı sonucu her madde için tekrarlamadan bir listenin arkasına eklemeyi sağlar.
Alıştırma
Listedeki tek bir öğenin sonucu doğurmak için yeterli olduğu anlamını veren ifadeyi seçin: The shelter has three emergency generators, ____ keep the lights on during an outage.
- each of which would
- any of which would
- any of them would
Cevabı göster
any of which would
end your racing career immediately: yarış kariyerini hemen sona erdirmek
End someone's career, birinin bir mesleği ya da uzun süreli etkinliği sürdürme yetisini veya fırsatını elinden almak demektir. Burada end your racing career, arızaların gelecekte yarışma ihtimalini tamamen ortadan kaldıracağını anlatır; immediately ise sonucun ne kadar ani olacağını vurgular. Bu tür dramatik bir sözde career mutlaka ücretli bir iş anlamına gelmez. Birinin rekabete dayalı bir etkinlikteki geleceğini veya yolculuğunu da anlatabilir; bu nedenle ifade hem ciddi hem de kasıtlı biçimde abartılı olabilir.
Alıştırma
Hangi cümle ciddi bir sakatlığın bir sporcunun profesyonel olarak devam etmesini engellediğini doğal biçimde anlatır?
- The injury affected his professional career.
- The injury interrupted his professional career.
- The injury ended his professional career.
Cevabı göster
The injury ended his professional career.
was the ultimate result of a chain reaction originating in the thrusters. Notlar
1:09iticilerde başlayan bir zincirleme reaksiyonun nihai sonucu olduğunu belirlemişti.
determined that: kanıtlardan bir bulguya ulaşmak
Bu cümlede determined that, analizden sonra that ile başlayan önermenin doğru olduğunun saptandığını veya bu sonuca varıldığını anlatır. Slate Amca, arızaların ortak nedenini kanıtlarla desteklenen bir bulgu olarak bildirir. Yapı determine + that yan cümlesidir. That yan cümlesi ulaşılan sonucun tamamını verir. Burada determined bir seçim yaptı anlamına değil, bir inceleme sonucuna ulaştı anlamına gelir.
Alıştırma
Soruşturmacılar güvenlik görüntülerini kullanarak kapının kilitli olmadığını saptadı. Bu bulguyu en iyi hangi cümle bildirir?
- The investigators determined that the door was unlocked.
- The investigators chose to unlock the door.
- The investigators decided that the door should remain unlocked.
Cevabı göster
The investigators determined that the door was unlocked.
zincirleme bir reaksiyonun nihai sonucu
Burada the ultimate result, nedensel bir dizinin sonunda ortaya çıkan nihai sonucu ifade eder. Ultimate, "en iyi" değil, "son" veya "neden zincirinin en sonunda bulunan" anlamındadır. A chain reaction, bir olayın diğerini tetiklediği olaylar dizisidir. İfade bir bütün olarak gözlemlenen arızayı tüm neden zincirinin son ürünü olarak gösterir. Karmaşık bir sonucu incelerken ve bağlantılı nedenleri geriye doğru izlerken bu yapı kullanılabilir.
Alıştırma
Bir güvenlik raporunda the ultimate result of a chain reaction ne anlama gelir?
- Bir dizi reaksiyonu başlatan ilk olay.
- Birbirine bağlı olaylar dizisinin ürettiği nihai sonuç.
- Çeşitli seçenekler arasındaki mümkün olan en iyi sonuç.
Cevabı göster
Birbirine bağlı olaylar dizisinin ürettiği nihai sonuç.
iticilerde başlayan
Originating in the thrusters, a chain reaction ifadesini niteleyerek bu reaksiyonun nerede başladığını belirtir. Originating, which originated in the thrusters gibi bir ilgi cümleciğini kısaltan bir şimdiki zaman ortacıdır. Bu ifade yalnızca nesnenin mevcut konumunu değil, kaynağı veya nedensel başlangıç noktasını gösterir. Yeniden kullanılabilir kalıp isim + originating in + kaynak şeklindedir.
Alıştırma
Hangi cümle yazılım hatasının ödeme sisteminde başladığını en iyi şekilde gösterir?
- The team found a software bug originating in the payment system.
- The team found a software bug located in the payment system.
- The team found a software bug affecting the payment system.
Cevabı göster
The team found a software bug originating in the payment system.
He was also certain that while one factor could trigger two different effects Dilbilgisi
1:14Ayrıca, bir faktör iki farklı etkiyi tetikleyebilirken
while one factor could trigger two different effects: karşıtlık bildiren while
Burada while, mantıksal bir karşılaştırmanın bir tarafını sunar: tek bir etken iki farklı sonuç doğurabilir. Bu cümlede while, “... sırasında” anlamına gelmez. Açıklayıcı metinlerde karşıtlık bildiren while, bir önermeyi farklı ya da ona karşıt başka bir önermenin yanına koyar. Cümle yapısına göre whereas veya although gibi anlaşılabilir; bu yüzden zaman ilişkisine değil, bağlamdaki mantığa göre yorumlanmalıdır.
Alıştırma
Hangi cümlede while, örnekteki gibi mantıksal bir karşıtlık belirtir?
- While the first battery lasts longer, the second one charges faster.
- Call me when the test is finished.
- I read the instructions while the device was updating.
Cevabı göster
While the first battery lasts longer, the second one charges faster.
and two factors could each independently lead to the same effect, Kalıp ifadeler
1:19ve iki faktör birbirinden bağımsız olarak aynı etkiye yol açabilirken,
each independently lead to: ayrı nedenler, aynı etki
Bu ifade, her etkenin sonucu tek başına doğurabileceği anlamına gelir. each, yargıyı etkenlerin her birine ayrı ayrı dağıtır; independently, birlikte etkili olmaları gerektiği düşüncesini dışlar; lead to ise her nedeni sonuca bağlar. Çoğul özne + each independently + fiil kalıbı, nedenlerin ayrı ayrı yeterli olduğunu vurgular: etkenlerden herhangi biri tek başına aynı sonucu ortaya çıkarabilir.
Alıştırma
Nedenlerden herhangi birinin tek başına yeterli olduğunu belirten dört sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: These two faults can ____ a shutdown.
Cevabı göster
each independently lead to
no effect is caused by two factors in conjunction. Dilbilgisi
1:23hiçbir etkinin iki faktörün birleşimiyle oluşmadığından emindi.
no effect is caused by two factors in conjunction: ortak nedenselliğin dışlanması
Bu yan cümle, no effect + is caused by + neden biçimindeki olumsuz edilgen yapıyı kullanır. no effect ile başlamak, kuralı olası bütün etkilere yayar: hiçbir etkinin ortak nedeni iki faktör değildir. in conjunction burada birleşik bir neden olarak birlikte çalışmak anlamına gelir. İki faktörün yalnızca aynı anda ortaya çıkmasını değil, ortak nedenselliği dışlar.
Alıştırma
Hangi cümle iki koşulun birlikte hiçbir sonuca yol açmadığını söyler?
- No result was caused by the two conditions acting in conjunction.
- The two conditions appeared at the same time.
- Each condition caused a separate result.
Cevabı göster
No result was caused by the two conditions acting in conjunction.
Uncle Slate never got around to pinpointing Öbek fiiller
1:29Slate Amca hiçbir zaman hangi iticinin
which thruster was responsible for which error. Kalıp ifadeler
1:31hangi hatadan sorumlu olduğunu tam olarak tespit etmeye fırsat bulamadı.
never got around to pinpointing: ertelenip yapılmadan kalan bir iş
get around to doing something, ertelenmiş bir işi yapmak için sonunda zaman veya fırsat bulmak anlamına gelir. never ile kullanıldığında işin yapılmadığını belirtir: Slate Amca, iticilerle hatalar arasındaki tam eşleşmeleri belirleyemedi. Bu ifadede to bir edattır; bu nedenle ardından bir isim veya -ing biçimi gelir. Cümlede to pinpoint yerine to pinpointing kullanılmasının nedeni budur.
Alıştırma
Cümleyi FINISH fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: She finally got around to ____ the report.
Cevabı göster
finishing
was responsible for: nedeni belirleme
Burada was responsible for, “neden oldu” veya “kaynağıydı” anlamına gelir. Cümle, her hatayı hangi iticinin oluşturduğunu soruyor; bir makineye ahlaki suç yüklemiyor. be responsible for + isim veya -ing biçimi; neden, görev ya da sorumluluk belirtebilir. Amaçlanan anlamı bulmak için özneye ve ardından gelen ifadeye bakın: Bir cihazın bir hatayla ilişkilendirilmesi genellikle neden anlamına gelir.
Alıştırma
“Moisture was responsible for the damage” cümlesinde responsible for ne anlama gelir?
- Hasarı önleme konusunda güvenilirdi.
- Hasarı onarmakla görevlendirildi.
- Hasara o yol açtı.
Cevabı göster
Hasara o yol açtı.
All you have are the notes from his test runs. Dilbilgisi
1:35Sahip olduğunuz tek şey, test sürüşlerinden aldığı notlar.
All you have are ...: sınırlı bir bütünü vurgulama
All you have, “sahip olduğun şeylerin tamamı” demektir; bu nedenle All you have are the notes, notların kullanılabilecek tek kaynak olduğunu vurgular. “Her şeye sahipsin” anlamına gelmez. All + özne + have + be + tümleç kalıbı, bilgi veya kaynaklara bir sınır koyar. Bu cümlede are, çoğul tümleç the notes ile uyumludur; tek bir öğe veya sayılamayan bir miktarla is doğal biçimde kullanılır.
Alıştırma
All + subject + have kalıbını ve we öznesini kullanarak cümleyi be fiilinin çoğul biçimiyle tamamlayın: ____ three old maps.
Cevabı göster
All we have are
When ... are on: cihazın açık olma koşulunu belirtme
“When thrusters B and C are on”, ana cümledeki sonucun ortaya çıkacağı koşulu belirtir: bu cihaz yapılandırmasında yakıt göstergesi yanar. Test notlarında ve kurallarda when, gerçekleşmesi beklenen veya tekrarlanabilen bir koşulu tanıtabilir. “Are on”, iticilerin açık ya da çalışır durumda olduğu anlamına gelir. Fiziksel olarak bir şeyin üstünde bulundukları anlamına gelmez.
Alıştırma
Şu cihaz açıklamasını okuyun: “When the light is on, the camera is recording.” Bu ne anlama gelir?
- Işık fiziksel olarak kameranın üstündedir.
- Kamera ışığı açar.
- Işık yanarken kamera kayıt yapar.
Cevabı göster
Işık yanarken kamera kayıt yapar.
the fuel gauge glows and the helium tank rattles.
1:47yakıt göstergesi parlar ve helyum tankı tıkırdar.
the fuel gauge glows and the gravitometer spins.
1:54yakıt göstergesi parlar ve gravitometre döner.
the gravitometer spins and the helium tank rattles.
2:02gravitometre döner ve helyum tankı tıkırdar.
Shortly after the helium tank rattles and the gravitometer spins, Dilbilgisi
2:07Helyum tankı tıkırdadıktan ve gravitometre döndükten kısa bir süre sonra,
the ignition explodes and the oxygen levels deplete.
2:11ateşleme patlar ve oksijen seviyeleri tükenir.
Shortly after: bir olayın ardından kısa süre içinde başka bir olayın olması
“Shortly after”, bir olayın başka bir olaydan kısa süre sonra gerçekleştiğini belirtir. After yan cümlesindeki olay önce gerçekleşir; burada tankın sarsılması ve gravitometrenin dönmesi, patlama ve oksijen kaybından önce olur. Bu ifade yalnızca olayların zaman bakımından yakın olduğunu gösterir; kendiliğinden neden-sonuç ilişkisi kurmaz. After sözcüğünden sonra bir isim öbeği veya buradaki gibi tam bir yan cümle gelebilir.
Alıştırma
Şu cümleyi okuyun: “Shortly after the lights went out, the backup generator started.” Hangi olay önce gerçekleşti?
- İki olay tam olarak aynı anda gerçekleşti.
- Önce ışıklar söndü.
- Önce yedek jeneratör çalıştı.
Cevabı göster
Önce ışıklar söndü.
Shortly after the fuel gauge glows and the gravitometer spins,
2:16Yakıt göstergesi parladıktan ve gravitometre döndükten kısa bir süre sonra,
You need to use as many thrusters as possible Dilbilgisi
2:22Boşluğu aşmak için kendinize en iyi şansı vermek amacıyla
to give yourself the best chance at clearing the gap Kalıp ifadeler
2:25mümkün olduğunca çok itici kullanmanız gerekiyor
without triggering any of the three catastrophic failures. Dilbilgisi
2:28hem de üç felaket arızadan hiçbirini tetiklemeden.
use as many thrusters as possible: mümkün olduğunca çok itici kullanmak
as many + çoğul sayılabilen isim + as possible kalıbı, uygulanabilir veya izin verilen en yüksek sayıyı ifade eder. Burada use as many thrusters as possible, güvenlik sınırları içinde kullanılan itici sayısını en üst düzeye çıkarmayı söyler. İki as, iki itici grubunu karşılaştırmaz. possible ile birlikte ulaşılabilir üst sınırı belirtir.
Alıştırma
Cümleyi uygulanabilir en yüksek sayıda komşu anlamına gelen bir ifadeyle tamamlayın: Please invite ____ to the community meeting.
Cevabı göster
as many neighbors as possible
best chance at clearing the gap: boşluğu aşmak için en yüksek başarı şansı
give yourself the best chance at doing something ifadesi, kendini başarıya götürme olasılığı en yüksek koşullara yerleştirmek anlamına gelir. Başarı olasılığını artırır, ancak sonucu garanti etmez. chance at clearing ifadesinde at bir edattır; bu nedenle clearing, onun tümleci olarak kullanılan -ing biçimidir. Burada clear the gap, boşluğu temizlemek veya ortadan kaldırmak değil, boşluğun tamamen karşısına geçmek anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi meet fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: Careful planning gives us the best chance at ____ the deadline.
Cevabı göster
meeting
without triggering any of the three catastrophic failures: üç yıkıcı arızadan hiçbirini tetiklemeden
Without + -ing biçimi, ana eylemin belirli bir eylemden veya sonuçtan kaçınılarak gerçekleştiğini anlatır. Burada without triggering, boşluğu aşarken arızaya neden olmamayı bir koşul hâline getirir; trigger sözcüğü gerçek anlamda tetiğe basmak değil, bir olaya neden olmak demektir. Without olumsuz bir bağlam oluşturduğu için any of the three catastrophic failures, üç arızadan tek birinin bile gerçekleşemeyeceğini belirtir. Bu kalıp, bir hedefi ve aynı anda kaçınılması gereken bir riski veya sonucu ifade etmek için kullanışlıdır.
Alıştırma
Trigger fiilini without sözcüğünden sonra gereken biçimde kullanarak cümleyi tamamlayın: The engineer tested the backup system without ____ the alarm.
Cevabı göster
triggering
The most important thing to remember here Anlatım akışı
2:42Burada hatırlanması gereken en önemli şey,
is that even if we know that one thing causes another, Dilbilgisi
2:44bir şeyin diğerine neden olduğunu bilsek bile,
The most important thing to remember here is that: en önemli ilkeyi öne çıkarmak
The most important thing to remember here is that kalıbı, dinleyiciye sonraki that yan cümlesinin akılda tutulması gereken temel ilkeyi içerdiğini bildirir. Dikkati destekleyici ayrıntılardan en yüksek önceliğe sahip tek bir noktaya yönelterek bilgiyi düzenler. Here, mutlaka fiziksel olarak bu yerde demek değildir; bu durumda veya bu tartışmada anlamına gelir. Bu kalıp, temel sonucu sıradan bir ayrıntı gibi sunmak yerine açıkça öne çıkarır.
Alıştırma
Bir eğitmen, en yüksek önceliğe sahip tek kuralı açıklamak üzere. Bu işlevi en iyi hangi cümle belirtir?
- The most important thing to remember here is that every backup must be tested.
- Another detail worth mentioning is that every backup must be tested.
- One useful point to consider here is that every backup must be tested.
Cevabı göster
The most important thing to remember here is that every backup must be tested.
even if: sonucu değiştirmeyen bir koşul
Even if ödünleyici bir koşul sunar: Konuşan kişi bir koşulun mümkün olduğunu kabul eder veya tartışma amacıyla o koşulu geçici olarak doğru sayar, fakat bunun ana sonucu değiştirmediğini belirtir. Burada bir şeyin başka bir şeye neden olduğunu bilmek, ters yöndeki ilişkinin doğru olduğunu yine de garanti etmez. Even, “bu koşulun gerçekleşip gerçekleşmemesinden bağımsız olarak” anlamını ekler.
Alıştırma
Hangi cümle, daha düşük bir fiyatın konuşanın kararını değiştirmeyeceği anlamına gelir?
- Because the price drops, I will not buy it.
- If the price drops, I may buy it.
- Even if the price drops, I will not buy it.
Cevabı göster
Even if the price drops, I will not buy it.
the converse is not necessarily true: ters önerme garanti değildir
The converse, bir koşulun veya ilişkinin yönü tersine çevrilerek oluşturulan önermedir. İlk iddia “A, B’ye yol açar” ise bunun tersi “B, A’ya yol açar” olur. İlk iddia, tersine çevrilmiş önermeyi otomatik olarak kanıtlamaz. Not necessarily true, “doğru olduğu garanti edilmez” demektir; “kesinlikle yanlıştır” demek değildir. Ters önerme bazı durumlarda doğru olabilir, ancak daha fazla kanıt gerekir.
Alıştırma
Bir kasabanın kuralı şöyledir: “If the siren sounds, the warning light flashes.” Hangi ifade, the converse is not necessarily true sözünü doğru açıklar?
- Uyarı ışığı yalnızca siren çaldıktan sonra yanıp sönmelidir.
- Siren, uyarı ışığının yanıp sönmesine asla neden olamaz.
- Uyarı ışığı sirenden başka bir nedenle yanıp sönebilir.
Cevabı göster
Uyarı ışığı sirenden başka bir nedenle yanıp sönebilir.
this panic switch shuts off the Coil Runner's engine, Öbek fiiller
2:51bu panik anahtarı Coil Runner'ın motorunu kapatır,
shuts off: bir makinenin çalışmasını durdurmak
Burada shuts off, genellikle elektriği, yakıtı ya da başka bir beslemeyi keserek “bir şeyin çalışmasını durdurur” anlamına gelir. This panic switch özne, the Coil Runner's engine ise nesnedir; özne tekil olduğu için shut fiili -s alarak shuts olur. Shut off nesne aldığında ayrılabilen bir öbek fiildir. İsim olan nesne off'tan sonra veya shut ile off arasına gelebilir: shut off the engine ya da shut the engine off. Zamir mutlaka araya girer: shut it off denir, shut off it denmez.
Alıştırma
Cümleyi shut off ve it zamiriyle tamamlayın: The fan is too loud. Please ____.
Cevabı göster
shut it off
but the engine being off doesn't necessarily mean the panic switch was engaged. Notlar
2:54ancak motorun kapalı olması panik anahtarının çekildiği anlamına gelmez.
the engine being off: ad işlevli bir yan cümle
Bu cümlede the engine being off, “the engine is off” durumunun tamamını tek bir birim olarak adlandırır ve bu durumu doesn't necessarily mean ifadesinin öznesi yapar. Cümle, bu durumun neyi kanıtladığını değerlendirir; yalnızca motorun durumunu bildirmez. Burada being, çekimli bir progressive tense fiili değil, çekimsiz bir -ing biçimidir. İsim + being + durum yapısı, bir durumu ad işlevli bir yan cümle hâline getirerek tüm durumun özne, nesne veya başka bir cümle ögesi olmasını sağlar.
Alıştırma
Hangi cümle isim + being + durum yan cümlesini özne olarak doğru kullanır?
- The door is being open worried the staff.
- Being the door open worried the staff.
- The door being open worried the staff.
Cevabı göster
The door being open worried the staff.
doesn't necessarily mean: garanti olmayan bir sonuç
Doesn't necessarily mean, bir olgunun ardından gelen sonucu garanti etmediğini anlatır. Sonuç yine de doğru olabilir, ancak başka açıklamalar da mümkündür. Bu cümlede motorun kapalı olması, panik anahtarının devreye sokulduğu sonucuna varmak için yeterli değildir. Olumsuzluk necessarily sözcüğünü, yani çıkarımın kesinliğini sınırlar; iki olgu arasındaki her türlü olası ilişkiyi reddetmez.
Alıştırma
Bir takım arkadaşı bir toplantıyı kaçırıyor. Hangi cümle otomatik bir sonuca karşı doğru biçimde uyarır?
- Missing one meeting doesn't necessarily mean she is unreliable.
- Missing one meeting cannot happen to a reliable person.
- Missing one meeting proves that she is unreliable.
Cevabı göster
Missing one meeting doesn't necessarily mean she is unreliable.
was engaged: bir mekanizma devreye alındı
Teknik veya mekanik bağlamlarda was engaged, bir anahtarın, frenin, kilidin, dişlinin ya da benzer bir mekanizmanın etkinleştirildiğini, bağlandığını veya çalışacak duruma getirildiğini belirtir. Tam karşılık cihaza göre değişir: fren devreye alınabilir, dişliler birbirine geçebilir ve bir anahtar etkinleştirilebilir. Burada özne panik anahtarıdır; bu nedenle was engaged, anahtarın kullanıldığı veya etkinleştirildiği anlamına gelir. Bu anlamı mekanik özne belirler.
Alıştırma
“The parking brake was engaged before the driver left the car.” cümlesinde was engaged ne anlama gelir?
- Fren tamir ediliyordu.
- Fren, çalışabilecek şekilde devreye alındı.
- Fren kapatıldı ve bağlantısı kesildi.
Cevabı göster
Fren, çalışabilecek şekilde devreye alındı.
The Coil Runner could be out of fuel or damaged or turned off normally. Notlar
2:59Coil Runner'ın yakıtı bitmiş, hasar görmüş veya normal şekilde kapatılmış olabilir.
could be out of fuel: olası bir neden belirtmek
Could be, doğrulanmış bir gerçeği değil, olası bir açıklamayı belirtir. Out of fuel, kullanılabilecek yakıt kalmadığı anlamına gelir; bu nedenle makine çalışamayabilir. out of + kaynak yapısında out of, kaynağın tükendiğini belirtir. Aynı yapı out of power ve out of water ifadelerinde de kullanılır; kaynağın içinden dışarı doğru hareket anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi could ve out of fuel ifadesini kullanarak tamamlayın: The backup generator ____, so we should check its tank.
Cevabı göster
could be out of fuel
turned off normally: rutin bir kapatma
Bu cümlede önceki could be, turned off için de geçerlidir; tam anlam could be turned off normally şeklindedir. Turned off, turn off öbek fiilinin geçmiş zaman ortacıdır; bu yüzden makine, bir kişi ya da sistem tarafından kapatılan şey olarak sunulur. Normally, kapatma işleminin nasıl yapıldığını açıklar: Hasar ya da beklenmedik bir arıza yerine, düzenli ve amaçlı bir kapatma da olası bir açıklamadır.
Alıştırma
Cümleyi turn off ifadesinin edilgen biçimi ve normally ile tamamlayın: After the safety check, the device was ____.
Cevabı göster
turned off normally
if the engine is running ... hasn't been engaged: önceki bir eylemi elemek
if yan tümcesi gözlemlenen koşulu verir: motor çalışmaktadır. Ana tümce ise bu durumda neyin elenebileceğini belirtir: panik düğmesi devreye sokulmamıştır. Bu sonuç, düğmenin devreye sokulmasının motoru durdurduğu yönündeki önceki kurala dayanır; çalışan motorun düğmenin devre dışı kalmasına neden olduğunu söylemez. Hasn't been engaged, edilgen yapıdaki present perfect'tir. Şimdiki andan geriye bakar ve düğmenin bu ana kadar devreye sokulmadığını belirtir.
Alıştırma
Bir güvenlik düğmesine basıldığında vantilatör durur. Vantilatör hâlâ çalışıyor. Hangi sonuç aynı tersine eleme mantığını kullanır?
- If the fan is running, the safety button has been pressed.
- If the fan is running, the safety button hasn't been pressed.
- If the fan is running, the safety button must be broken.
Cevabı göster
If the fan is running, the safety button hasn't been pressed.
With that in mind: önceki bir noktayı sonraki adımda kullanmak
With that in mind, “az önce söylenen noktayı göz önünde bulundurarak” anlamına gelen bir geçiş ifadesidir. That, önceki kuralı veya bilgiyi belirtir. Bu ifade mesajı önce dayanak, sonra uygulama sırasıyla düzenler: ardından bu bilginin yön verdiği bir karar, öneri veya sonraki adım gelir. Bir şeyi kelimesi kelimesine zihne koyma talimatı değildir.
Alıştırma
Önceki uyarıyı kararın dayanağı olarak kullanan geçiş ifadesini tamamlayın: The trail may be slippery. ____, let's take the safer route.
Cevabı göster
With that in mind
one way we can start is to work backwards Kalıp ifadeler
3:12sizi yarış dışı bırakabilecek üç arızadan
from the three defects that could knock you out of the race. Deyimler
3:14geriye doğru çalışmak başlayabileceğimiz yollardan biridir.
work backwards: sonuçtan geriye doğru düşünmek
Work backwards, bilinen bir sonuçtan, bitiş noktasından veya nihai gereksinimden başlayıp önceki nedenlere ya da adımlara doğru akıl yürütmek demektir. Burada backwards fiziksel bir geri hareketi değil, analizin yönünü anlatır. Bu cümlede üç kusur, ortaya çıkabilecek olumsuz sonuçlardır. Bunlardan başlamak, daha önceki hangi sorunların bu sonuçlara yol açabileceğini bulmayı sağlar.
Alıştırma
“Sonuçtan önceki adımlara doğru akıl yürütmek” anlamındaki hedef ifadeyi yazın: We know the final deadline, so let's ____ to schedule the earlier tasks.
Cevabı göster
work backwards
could knock you out of the race: seni yarış dışı bırakabilir
Could knock you out of the race, “yarışmaya devam edememene neden olabilir” demektir. knock someone out of + a race, competition veya tournament yapısında özne, elenmeye neden olan olay, hata, rakip ya da sorundur. Burada knock mecazidir: kusurlar fiziksel olarak sana vurmaz, devam etme şansını sona erdirebilir. Could bunun olası bir sonuç olduğunu gösterir.
Alıştırma
“Bizi ... dışı bırakmak” anlamındaki hedef ifadeyi yazın: Another defeat could ____ the tournament.
Cevabı göster
knock us out of
So let's look at Slate's last two notes since they give direct information about those. Dilbilgisi
3:18O halde, bunlar hakkında doğrudan bilgi verdikleri için Slate'in son iki notuna bakalım.
since they give direct information: because anlamındaki since
since they give direct information about those ifadesindeki since, Slate'in son iki notuna bakmanın nedenini açıklar. Burada because, yani “çünkü” anlamındadır. since ile başlayan yan cümle “Neden?” sorusuna cevap veriyorsa bu anlamı kullanın. Bu yan cümle bir neden belirtir; zamandaki bir başlangıç noktasını değil.
Alıştırma
Hangi cümlede since, because anlamında kullanılmıştır?
- Since the library is closed, we'll study at home.
- He has been awake since sunrise.
- I have known Mia since 2021.
Cevabı göster
Since the library is closed, we'll study at home.
That means the spinning gravitometer can't be the cause of any particular malfunction. Kalıp ifadeler
3:28Bu, dönen gravitometrenin belirli bir arızanın nedeni olamayacağı anlamına gelir.
can't be the cause of: bir nedeni elemek
can't be the cause of any particular malfunction ifadesinde cause, bir sonuçtan sorumlu olan şeyi belirten bir isimdir. Yapı be the cause of + sonuç şeklindedir; bu nedenle of, meydana geleceği düşünülen arızayı belirtir. Can't be, önceki akıl yürütmeye dayanarak bu neden-sonuç açıklamasını eler. Any particular malfunction, belirli hiçbir arızanın nedeni olarak bu cihazın gösterilemeyeceği anlamına gelir.
Alıştırma
Hedef yapıyı tamamlamak için cause sözcüğünü isim olarak kullanın: The later update cannot be the ____ the earlier error.
Cevabı göster
cause of
If it were: tümleci atılmış karşı-olgusal koşul
If it were ifadesinde it, öne sürülen nedeni gösterir; were'den sonraki tümleç bağlamdan anlaşılabildiği için söylenmez. İfade, “eğer gerçekten neden o olsaydı” ya da “eğer bu açıklama doğru olsaydı” anlamına gelir. Were burada konuşanın kanıtlarla sınadığı varsayımsal bir koşulu belirtir; geçmiş zamanı anlatmaz. Would içeren cümlecik, bu varsayım altında ortaya çıkması gereken sonucu verir.
Alıştırma
Kanıtlar, sorunun nedeninin pil olduğu açıklamasını düşük olasılıklı gösteriyor. Bu açıklama doğru olsaydı ne olacağını en iyi sınayan cümle hangisidir?
- If the battery is the cause, the device will fail every time.
- The battery may be the cause, and the device failed once.
- If the battery were the cause, the device would fail every time.
Cevabı göster
If the battery were the cause, the device would fail every time.
So we can conclude that a glowing fuel gauge makes the reactor leak Notlar
3:37Böylece parlayan bir yakıt göstergesinin reaktörü sızdırdığı
So we can conclude that: gerekçeli bir sonucu belirtmek
So, ifadeyi önceki kanıtların sonucu olarak onlara bağlar; yalnızca konuşmada kullanılan bir dolgu sözcüğü değildir. We can conclude that, ardından gelen that yan cümlesinin bu akıl yürütmeyle desteklenen sonuç olduğunu bildirir. Bu ifade bilgileri önce kanıt, sonra sonuç biçiminde düzenler. Dinleyiciye sıradaki iddianın yeni bir konu değil, konuşanın temel çıkarımı olduğunu gösterir.
Alıştırma
Derste öğrendiğiniz sonuç ifadesiyle akıl yürütmeyi tamamlayın: The first method took half the time in every test. So ____ the first method is faster.
Cevabı göster
we can conclude that
makes the reactor leak ifadesinde make + nesne + fiilin yalın hâli
makes the reactor leak, make + nesne + fiilin yalın hâli ettirgen yapısını kullanır. Işıklı yakıt göstergesinin reaktörün sızıntı yapmasına neden olduğunu anlatır: the reactor etkilenen nesne, leak ise o nesnenin gerçekleştirdiği eylemdir. Etken bir cümlede nesneden sonraki fiil to almadan yalın hâlde kullanılır. makes the reactor leak denir; makes the reactor to leak denmez.
Alıştırma
Cümleyi make fiilinin geçmiş hâli ve ring fiilinin yalın hâliyle tamamlayın: The power surge ____ the alarm ____.
Cevabı göster
made · ring
while a rattling helium tank makes the ignition explode and depletes the oxygen levels. Dilbilgisi
3:42tıkırdayan bir helyum tankının ise ateşlemeyi patlatıp oksijen seviyelerini tükettiği sonucuna varabiliriz.
while a rattling helium tank makes... ifadesinde karşıtlık bildiren while
Burada while, önceki sonuçla karşılaştırılan ikinci bir sonucu tanıtır. during the time that anlamında değil, whereas veya by contrast anlamındadır: önceki koşul bir sonuca, buradaki farklı koşul ise iki başka sonuca yol açar. while sonrasındaki yan cümlenin kendi öznesi a rattling helium tank ve iki paralel yüklemi vardır: makes the ignition explode ve depletes the oxygen levels. Bu yapı, iki sonucu karşılaştırılan ikinci neden altında toplar.
Alıştırma
Hangi cümlede while zamanı belirtmek yerine iki sonucu karşılaştırmak için kullanılmıştır?
- Please wait here while I call the manager.
- The first route is shorter, while the second is safer.
- She listened to music while she was cooking.
Cevabı göster
The first route is shorter, while the second is safer.
Once we know which two errors we need to avoid, Dilbilgisi
3:48Hangi iki hatadan kaçınmamız gerektiğini öğrendiğimizde,
we can make a table and use the logic of cause and effect to see which thrusters trigger them. Kelime
3:51bir tablo oluşturabilir ve bunları hangi iticilerin tetiklediğini görmek için neden-sonuç mantığını kullanabiliriz.
Once we know: bilgiyi sonraki adımın koşulu yapmak
Burada Once we know, “gerekli bilgiyi öğrendiğimizde veya kesinleştirdiğimizde” anlamına gelir. Once ile başlayan yan cümle, bu bilgiyi ana cümledeki eylemin koşulu olarak sunar: iki hatayı bilmek tabloyu ve sonraki analizi mümkün kılar. Once burada bir bağlaçtır; “bir kez” anlamındaki ifade değildir. Gelecekteki bir adımdan söz ederken İngilizcede once yan cümlesinde normalde geniş zaman kullanılır: Once we know the date, we can decide denir; Once we will know the date, we can decide denmez.
Alıştırma
Gerekli bilginin sonraki adımdan önce geldiğini anlatan ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: ____ the departure time, we can choose a train.
Cevabı göster
Once we know
use the logic of cause and effect: neden-sonuç mantığını kullanmak
use the logic of cause and effect, bir cause yani bir şeyin gerçekleşmesini sağlayan neden ile bir effect yani sonuç arasında bağlantı kurarak akıl yürütmek demektir. Bu cümlede söz konusu çerçeve, istenmeyen hataları hangi iticilerin ürettiğini belirlemeye yardımcı olur. Cause and effect, the logic of ifadesinden sonra bir kavram çifti olarak kullanılır; iki isim ayrı konuları değil, tek bir ilişkiyi adlandırır. Bu ifade, bir sonucun neden oluştuğunu bilinçli ve analitik biçimde açıklamayı vurgular.
Alıştırma
Analitik ifadeyi bu dersteki kavram çiftiyle tamamlayın: The engineers used the logic of ____ to explain why the part failed.
Cevabı göster
cause and effect
Since the helium tank is fine during the first test run, Dilbilgisi
3:57B ve C iticilerinin aktif olduğu ilk test sürüşü sırasında
we can assume neither makes it rattle. Dilbilgisi
4:03ikisinin de onu tıkırdatmadığını varsayabiliriz.
Since the helium tank is fine: bir sonuç için kanıt sunmak
Burada since, “çünkü” anlamındadır. Ana cümledeki sonucu destekleyen gözlemi sunar: B ve C iticileri etkinken tankta hiçbir sorun görülmemiştir. Fine bir makineyi veya sistemi tanımladığında “normal çalışıyor” ya da “endişe verici bir sorunu yok” demektir; “ayrıntılı” anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilen Since + kanıt, sonuç yapısı, çıkarımdan önce bilinen bir gerçeği sunar.
Alıştırma
Hangi cümlede since kanıt sunmak için, fine ise “normal çalışıyor” anlamında kullanılmıştır?
- Since Monday, the router has been in the repair shop.
- The router has had fine scratches since Monday.
- Since the router is fine, the problem may be in the cable.
Cevabı göster
Since the router is fine, the problem may be in the cable.
neither makes it rattle: iki nedeni de elemek
Neither, daha önce sözü edilen iki iticinin yerini tutar ve “ne biri ne de diğeri” anlamına gelir. Burada özne olarak tekil kabul edilir, bu nedenle fiil makes olur. Neither zaten olumsuz anlam taşıdığı için standart biçimde doesn't eklenmez. Makes it rattle, make + nesne + fiilin yalın hâli yapısını izler. It tankı belirtir ve rattle, to almadan yalın hâlde kalır: make it rattle denir, make it to rattle denmez.
Alıştırma
İki düğme test edildi ve ikisi de fanı çalıştırmıyor. Hangi cümle bu iki düğmeye doğru biçimde gönderme yapar?
- Neither makes the fan start.
- Neither doesn't make the fan start.
- Neither make the fan start.
Cevabı göster
Neither makes the fan start.
D and E don't ... either: olumsuz cümlede “o da değil”
D and E don't ifadesinde don't yardımcı fiili, bağlamdan zaten anlaşılan tam olumsuz fiil öbeğinin yerini alır; böylece eylem tekrar edilmez. Çoğul özne D and E ile don't kullanılır. Bu olumsuz cümleciğin sonundaki either, “onlar da yapmıyor” anlamını katar: Daha önce elenen seçenek gibi D ve E de bu sonuca yol açmaz. Burada “iki seçenekten biri” anlamına gelmez.
Alıştırma
Diğer iki yazıcının da çalışmadığını doğru şekilde belirten cümle hangisidir?
- The first printer doesn't work, and the other two do too.
- The first printer doesn't work, and the other two don't either.
- The first printer doesn't work, and either the other two.
Cevabı göster
The first printer doesn't work, and the other two don't either.
which was indeed used in the second and fourth test runs where the helium tank rattled.
4:11ki bu itici gerçekten de helyum tankının tıkırdadığı ikinci ve dördüncü test sürüşlerinde kullanılmıştı.
That leaves thruster A: geriye kalan seçenek
That, diğer seçeneklerin elenmesi sürecine gönderme yapar. That leaves thruster A ifadesinde leaves, “A’nın kullanılabilir aday olarak kalmasını sağlar” anlamındadır; “ayrılır” anlamına gelmez. That leaves + isim öbeği kalıbı, diğerleri kaldırıldıktan veya reddedildikten sonra geriye kalan seçeneği, kişiyi, miktarı ya da görevi belirtir.
Alıştırma
That leaves + seçenek kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: The red and blue models are sold out, so that ____ the green one.
Cevabı göster
leaves
So is the culprit B, C, or each of them separately? Notlar
4:26O halde suçlu B mi, C mi, yoksa ikisi ayrı ayrı mı?
the culprit: soruna yol açan etken
Culprit genellikle yanlış bir şeyden sorumlu olan kişiyi ifade eder. Bu soruda the culprit mecaz anlamdadır: Bir kişiyi değil, istenmeyen sonuca yol açan parçayı veya etkeni belirtir. Bir nedeni culprit olarak adlandırmak ona biraz suçlayıcı bir anlam katar ve sorun giderme anlatımını yalnızca the cause demekten daha canlı hâle getirir.
Alıştırma
Bir dizüstü bilgisayar, aşırı ısınan pil yüzünden sürekli kapanıyor. Hangi cümlede culprit sözcüğü pili neden olarak göstermek için doğal biçimde kullanılmıştır?
- The overheated battery was the culprit.
- The overheated battery was a bystander.
- The overheated battery was the solution.
Cevabı göster
The overheated battery was the culprit.
each of them separately: bağımsız etkiler
Each of them separately, seçenekleri tek tek ele alır. B’nin sonucu tek başına oluşturup oluşturamayacağını ve C’nin de aynı sonucu tek başına oluşturup oluşturamayacağını sorar. Burada separately, fiziksel uzaklığı değil, nedensel olarak bağımsız hareket etmeyi anlatır. Bu ifade, B ile C’nin mutlaka birlikte çalışması gerektiği yorumunu dışlar.
Alıştırma
İki anahtarın da ışığı kendi başına açıp açamadığını öğrenmek istiyorsunuz. Hangi soru bu anlamı ifade eder?
- Can both of them turn on the light together?
- Can each of them turn on the light separately?
- Can one of them turn on both lights?
Cevabı göster
Can each of them turn on the light separately?
The answer can be found in the second and third test runs.
4:30Cevap ikinci ve üçüncü test sürüşlerinde bulunabilir.
but B was activated in one and C in the other. Dilbilgisi
4:35ancak birinde B, diğerinde ise C aktifti.
B was activated in one and C in the other: paralel eksiltme
Burada but, ortak sonuçtan —yakıt deposunun iki testte de parlamasından— testler arasındaki farka geçiş yapar. one testlerden birini, the other ise ikinci testi belirtir. İkinci bölümde paralel eksiltme vardır: aynı fiil öbeğini yineleyeceği için C’den sonra was activated anlaşılır ancak yazılmaz. Tam biçim C was activated in the other olur. Eylem aynı kalırken özne ya da nesne değiştiğinde bu kısa yapı kullanışlıdır.
Alıştırma
Hangi cümle iki numuneyi karşılaştırmak için paralel eksiltmeyi doğal biçimde kullanır?
- Salt and sugar were added to one sample.
- Salt was added to both samples, but sugar was not.
- Salt was added to one sample and sugar to the other.
Cevabı göster
Salt was added to one sample and sugar to the other.
That means the B and C thrusters each independently make the fuel tank glow. Dilbilgisi
4:39Bu, B ve C iticilerinin her birinin yakıt deposunu bağımsız olarak parlattığı anlamına gelir.
each independently make: dağıtıcı anlam ve çoğul özne uyumu
Each, B ve C iticilerini tek tek ele alır; independently ise iki iticiden herhangi birinin diğerine ihtiyaç duymadan sonucu oluşturabildiğini belirtir. Birlikte, B ile C’nin çift olarak çalışmak zorunda olduğu yorumunu dışlarlar. Dilbilgisel özne çoğul the B and C thrusters öbeğidir; bu nedenle fiil make olur. Each, dağıtıcı vurgu eklemek için çoğul özneden sonra gelir ve fiili makes biçimine dönüştürmez.
Alıştırma
Hangi cümle her düğmenin diğerine ihtiyaç duymadan kapıyı açabildiğini açıkça belirtir?
- The two buttons each independently open the door.
- Only one of the two buttons opens the door.
- The two buttons work together to open the door.
Cevabı göster
The two buttons each independently open the door.
It looks like the A, B, and C thrusters are off limits. Deyimler
4:46Görünüşe göre A, B ve C iticilerine dokunulmamalı.
are off limits: kullanılmasına izin verilmiyor
Burada are off limits, A, B ve C iticilerinin seçenek olarak kullanılmasına izin verilmediği anlamına gelir. Bu ifade bir kuralı veya güvenlik kısıtlamasını belirtir; iticilerin fiziksel olarak bir sınırdan uzakta olduğu anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilen kalıp be off limits ifadesidir. Bağlama göre bir yere girilemeyeceğini, bir nesneye dokunulamayacağını veya nesnenin kullanılamayacağını, bir konunun konuşulamayacağını ya da bir seçeneğin seçilemeyeceğini belirtebilir.
Alıştırma
Kesin bir kısıtlamayı belirten iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: The control room is ____ to visitors.
Cevabı göster
off limits
the other two are just enough to clear the jump. Dilbilgisi
4:51diğer ikisi atlayışı geçmek için tam da yeterli.
just enough to clear the jump: aşmaya tam yetecek kadar
Just enough, gereken miktar veya becerinin tam olarak karşılandığını ve çok az ya da hiç fazlalık olmadığını belirtir. Bu cümlede kalan iki itici, atlayışı aşmak için gereken en düşük gücü sağlayabilir. Clear the jump, boşluğu veya engeli başarıyla aşmak demektir; onu temizlemek anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilen iki kalıp be just enough to + fiil ve have just enough + isim + to + fiil yapılarıdır. Just, enough ifadesini daha kesin hâle getirir: miktar asgari gereksinime ulaşır ancak neredeyse hiç pay bırakmaz.
Alıştırma
Derste geçen ve “tam olarak yeterli, neredeyse hiç fazlalık yok” anlamına gelen iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: We have ____ water to finish the hike.
Cevabı göster
just enough
rocket into first place: hızla birinciliğe yükselmek
Burada rocket, yeni bir konuma çok hızlı geçmek anlamında kullanılan bir fiildir. You rocket into first place, sanki bir roket tarafından itilmiş gibi bir anda liderliği ele geçirmek demektir. rocket into + konum kalıbı hem hareketin hızını hem de ulaşılan yeni sonucu vurgular. Yalnızca move into first place demekten daha canlıdır.
Alıştırma
Hangi cümle bir takımın çok hızlı biçimde lider konuma geçtiğini en açık şekilde anlatır?
- The team remained in first place.
- The team rocketed into first place.
- The team built a rocket before the race.
Cevabı göster
The team rocketed into first place.
and the gang begrudgingly hands over your uncle. Öbek fiiller
4:56ve çete istemeye istemeye amcanızı teslim ediyor.
hand over: birini veya bir şeyi teslim etmek ya da devretmek
Hand over; bir kişiyi, nesneyi, sorumluluğu veya kontrolü başka bir kişiye ya da yetkili makama vermek anlamına gelen ayrılabilir bir öbek fiildir. Burada çete, amcanı karşı tarafa geri verir. Onların isteksiz olduğunu anlatan hand over değil, begrudgingly sözcüğüdür. Hand over genellikle bir istek, talep veya resmî kontrol değişikliğinin ardından kullanılır, ancak gönüllü bir devri de anlatabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede nesne zamiri doğru yere yerleştirilmiştir?
- The officer asked him to hand it over.
- The officer asked him to hand over it.
- The officer asked him to over hand it.
Cevabı göster
The officer asked him to hand it over.
thank someone profusely: birine defalarca ve içtenlikle teşekkür etmek
To thank someone profusely, çok büyük bir minnettarlığı çoğu zaman tekrar tekrar veya vurgulu biçimde ifade etmek demektir. Bu cümlede kişi, sıradan bir thank you diyen birine göre çok daha güçlü bir minnettarlık gösterir. Profusely, thanks fiilini niteleyen bir zarftır. Yeniden kullanılabilir kalıp thank + kişi + profusely şeklindedir; thank, zamana ve özneye göre biçim değiştirir.
Alıştırma
Hangi cümle onun çok büyük bir minnettarlık ifade ettiğini anlatır?
- He thanked the paramedics briefly after they helped him.
- He greeted the paramedics politely after they helped him.
- He thanked the paramedics profusely after they helped him.
Cevabı göster
He thanked the paramedics profusely after they helped him.
and decides to celebrate your victory with a cup of tea from his latest contraption. Notlar
5:01ve zaferinizi en son icadından çıkan bir fincan çayla kutlamaya karar veriyor.
decide to celebrate something with something: bir şeyi belirli bir yöntemle kutlamaya karar vermek
Celebrate + olay veya başarı + with + yiyecek, içecek ya da etkinlik kalıbı, o olayı söz konusu şey veya etkinlikle kutlamak anlamına gelir. Burada your victory kutlanan olay, a cup of tea ise kutlama biçimidir. Decides to, seçilen eylemi tanıtır; bu nedenle ardından fiilin yalın biçimi celebrate gelir. Bu cümlede with kutlama yöntemini belirtir; ardından bir kişi geldiğinde ise kutlamaya eşlik eden kişiyi gösterebilir.
Alıştırma
“They celebrated the team's victory with a special dinner,” cümlesinde “with a special dinner” bize ne anlatır?
- Zaferin neden gerçekleştiği
- Zaferi nasıl kutladıkları
- Zaferi kimin kazandığı
Cevabı göster
Zaferi nasıl kutladıkları
latest contraption: en yeni tuhaf düzenek
Contraption, karmaşık, tuhaf, ev yapımı görünen ya da tam adı bilinmeyen bir makine veya cihaz için kullanılan gündelik bir sözcüktür. his latest contraption ifadesinde latest, bunun onun yaptığı en yeni cihaz olduğunu belirtir. Tarafsız machine sözcüğünün aksine contraption çoğu zaman eğlenen ya da biraz kuşkulu bir tavır taşır. Burada mucidin yeni çay yapma cihazının tuhaf veya güvenilmez olabileceğini şakacı biçimde sezdirir.
Alıştırma
Bir arkadaşınız karmaşık, ev yapımı bir cihazı gururla gösteriyor. Hangi cümle cihazdan şakacı ve hafif alaycı bir sözcükle söz eder?
- What is the model number of this device?
- How does this contraption work?
- How does this machine work?
Cevabı göster
How does this contraption work?
If you love the thrill of victory over riddles, puzzles, and conundrums,
5:07Bilmeceler, bulmacalar ve muammalara karşı zaferin heyecanını seviyorsanız,
canlı bir eylem çağrısı olarak race over to
Race over to, kelime anlamıyla bir yere çok hızlı gitmeyi düşündürür. Burada ise “hemen brilliant.org'a git veya siteyi ziyaret et” anlamına gelen canlı bir reklam çağrısıdır; gerçek bir yarışa katılma talimatı değildir. Race fiili aynı zamanda videodaki yarış temasına gönderme yapar. Temayla bağlantılı bu sözcük seçimi, izleyiciyi yine de açıkça internet sitesine yönlendirirken sponsor geçişini daha eğlenceli hâle getirir.
Alıştırma
Bir çevrim içi reklamda "Race over to our website" insanlardan büyük olasılıkla ne yapmalarını ister?
- İnternet sitesini hemen ziyaret etmek.
- İnternet sitesinden yavaşça ayrılmak.
- İnternet sitesinde gerçek bir yarışa katılmak.
Cevabı göster
İnternet sitesini hemen ziyaret etmek.
Brilliant is a problem-solving-based website and app Dilbilgisi
5:14Brilliant, problem çözme odaklı bir web sitesi ve uygulamadır,
with more than 60 courses in math, logic, science, and computer science.
5:18matematik, mantık, bilim ve bilgisayar bilimi alanlarında 60'tan fazla kurs içerir.
Birleşik sıfat olarak problem-solving-based
Problem-solving-based, website and app ifadelerinden önce gelen birleşik bir sıfattır. Problem çözmenin platformun temeli veya ana yöntemi olduğunu belirtir. Kısa çizgiler, sözcüklerin tek bir niteleyici olarak birlikte çalışmasını sağlar. Burada based cümlenin ana fiili değildir; ana fiil is sözcüğüdür. Daha genel olarak, bir isimden önce kullanılan X-based, “X'i temel, kanıt, yöntem veya düzenleyici ilke olarak kullanan” anlamına gelir.
Alıştırma
Hangi cümlede X-based bir isimden önce birleşik sıfat olarak doğru kullanılmıştır?
- The team follows an evidence based-on plan.
- The team follows an evidence-based plan.
- The team follows a based-evidence plan.
Cevabı göster
The team follows an evidence-based plan.
Brilliant's resources will help you unravel concepts bit by bit, Deyimler
5:23Brilliant'ın kaynakları, kavramları adım adım çözmenize,
unravel concepts bit by bit: kavramları adım adım çözümlemek
Unravel sözcüğü gerçek anlamıyla birbirine dolaşmış ipleri ayırmayı anlatır. Unravel concepts ifadesinde ise mecazidir: fikirleri açık hâle gelene kadar adım adım incelersiniz. Bit by bit küçük aşamalar hâlinde ilerlemek demektir. Unravel concepts bit by bit ifadesinin bütünü, her şeyi bir anda anlamak yerine zamanla anlamayı vurgular.
Alıştırma
“The diagram helped Maya unravel the process bit by bit,” cümlesinde unravel the process bit by bit ne anlama gelir?
- Maya sürecin nasıl işlediğini zamanla anladı.
- Maya süreci görmezden gelip devam etti.
- Maya gerçekten bir ip parçasının dolaşığını açtı.
Cevabı göster
Maya sürecin nasıl işlediğini zamanla anladı.
build up to: adım adım bir sonuca ulaşmak
Build up to + isim, adım adım gelişerek bir sonuca, doruk noktasına veya önemli ana ulaşmak demektir. Burada dersin fikirleri giderek birikir ve ilginç bir sonuca bağlanır. to edatı varış noktasını belirtir. İfade yalnızca gelişme veya hazırlığa değil, bu gelişmenin sonunda nereye ulaştığına da odaklanır.
Alıştırma
Cümleyi build up to ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Each chapter ____ the final reveal.
Cevabı göster
builds up to
and discover deep truths in unexpected places along the way. Kalıp ifadeler
5:29ve yol boyunca beklenmedik yerlerde derin gerçekleri keşfetmenize yardımcı olacaktır.
in unexpected places along the way: süreç içinde beklenmedik keşifler
In unexpected places, gerçeklerin bulunduğu kaynakların veya durumların şaşırtıcı olduğunu anlatır. Places gerçek yerleri ifade edebilir; ancak burada konuları, deneyimleri veya kaynakları da temsil edebilir. Along the way burada mecaz anlamdadır: gerçek bir yolun kenarını değil, daha uzun bir öğrenme veya keşfetme sürecini ifade eder. İfade bir bütün olarak, ana hedefe doğru ilerlerken ek ve beklenmedik keşiflerin ortaya çıktığını anlatır.
Alıştırma
Bu cümlede in unexpected places along the way ne anlatıyor: As we planned the event, we found helpful ideas in unexpected places along the way?
- Planlama sürecinde şaşırtıcı keşifler yaptık.
- Fikirleri yalnızca bir yolun kenarında bulduk.
- Her şeyi etkinlik bittikten sonra keşfettik.
Cevabı göster
Planlama sürecinde şaşırtıcı keşifler yaptık.
Visit brilliant.org/teded to check it out. Öbek fiiller
5:34Göz atmak için brilliant.org/teded adresini ziyaret edin.
to check it out: amaç ve zamirin yeri
Burada check something out, ilgi çeken bir şeye bakmak, onun hakkında bilgi edinmek veya onu denemek demektir. it zamiri Brilliant’ı gösterir; to check it out ise bağlantıyı ziyaret etme amacını belirtir. Bu anlamda check out ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne bir zamirse check ile out arasına gelir: check it out denir, check out it denmez.
Alıştırma
check out ifadesini it zamiriyle doğru sırada kullanarak amaç öbeğini tamamlayın: Visit the demo page ____.
Cevabı göster
to check it out
As an added bonus: ek bir yarar sunmak
As an added bonus, sıradaki noktanın daha önce açıklanan ana neden değil, ek ve olumlu bir yarar olduğunu gösterir. Cümlenin başında kullanıldığında ana yararlardan bir başka avantaja geçerek bilgiyi düzenler. Buradaki bonus; indirim, hediye veya kolaylık gibi her türlü ek yararı ifade eder. İşverenin verdiği ek ödeme anlamına gelmek zorunda değildir.
Alıştırma
Ana yararlar zaten açıklandı. Bir olumlu yararı daha en doğal biçimde hangi giriş sunar?
- On the other hand,
- As an added bonus,
- As a result,
Cevabı göster
As an added bonus,
the first 833 of you to visit using that link Dilbilgisi
5:38bu bağlantıyı kullanarak ziyaret eden ilk 833 kişiniz
will receive 20% off the annual premium subscription fee. Kalıp ifadeler
5:42yıllık premium abonelik ücretinde %20 indirim alacak.
the first 833 of you to visit: ilk harekete geçen kişileri seçmek
the first + sayı + of + grup zamiri + to + fiil yapısı, bir grupta belirli bir eylemi en önce tamamlayan kişileri belirtir. Burada of you dinleyiciler arasından 833 kişiyi seçer, to visit ise kimin ilk sayılacağını belirleyen eylemi gösterir. to visit mastarı kişileri niteler; onların amacını ifade etmez. the first 833 of you to visit using that link ifadesinin tamamı will receive yükleminin öznesidir.
Alıştırma
Bir atölye için beş katılım kartı var. Cümleyi the first + number + of you + to + verb yapısıyla tamamlayın: ____ will receive a free pass.
Cevabı göster
The first five of you to register
20% off: fiyattan %20 çıkarmak
Bir fiyat veya ücret için 20% off, ilk tutarın %20’sinin çıkarılması demektir; dolayısıyla müşteri ilk fiyatın %80’ini öder. Bu cümlede indirim, yıllık premium abonelik ücretine uygulanır. Buradaki off, fiyattan çıkarılmış anlamındadır; kapatılmış anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir ceketin indirimden önceki fiyatı 100 dolardır. Etikette 20% off yazıyor. Bu ne anlama gelir?
- 80 dolar ödersiniz.
- 120 dolar ödersiniz.
- 20 dolar ödersiniz.
Cevabı göster
80 dolar ödersiniz.