Bir kişi 2.000'den fazla çocuğu Nazilerden nasıl kurtardı? - Iseult Gillespie: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Bu biyografi, Irena Sendler’in antisemitizme karşı direnişini, Varşova Gettosu’ndan 2.000’den fazla Yahudi çocuğu gizlice kurtarmasını, kavanozlarda sakladığı kayıtları ve tutuklanıp işkence gördükten, ardından rüşvetle serbest bırakıldıktan sonra kurtarma çalışmalarına dönüşünü anlatıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. on the pretense of — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: Bu resmî ifadenin, kişinin gerçek amacını gizleyen görünürdeki bir gerekçeyi nasıl sunduğunu anlayın. Gizli faaliyetleri anlatan metinlerde ifadeyi tanıyabilir ve gettoya tifüs salgınlarını kontrol etme iddiasıyla girilmesi örneğinde olduğu gibi, bir eylemin inandırıcı bir örtü altında gerçekleştirildiğini anlatmak için kullanabilirsiniz. 2. this system would also be Sendler's downfall. — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Geçmişte geçen bir anlatıda would kullanımının, daha önce tanıtılan bir sistemin sonradan felakete yol açacağını nasıl haber verdiğine dikkat edin. Böylece ileriye gönderimi fark edebilir, önceki bir ayrıntıyı nihai sonucuyla ilişkilendirebilir ve bir planın nasıl açığa çıktığını açıklamadan önce gerilim yaratabilirsiniz. 3. was sentenced to execution — Sözcük anlamı ve dil düzeyi: sentence sözcüğünün fiil olarak resmî hukuk dilindeki kullanımını ve resmî bir cezayı bildiren edilgen yapıyı öğrenin. Ölüm cezasına çarptırılmak ile cezanın fiilen infaz edilmesini ayırt edebilir; tarihî anlatılarda, biyografilerde ve ceza davalarına ilişkin haberlerde bu kısa ifadeyi anlayabilirsiniz.
Bu derste
Irena Sendler and Janina Grabowska were enjoying a rare moment of peace in their war-torn city. Notlar
0:10Irena Sendler ve Janina Grabowska savaşın mahvettiği şehirlerinde nadir bir huzur anının tadını çıkarıyorlardı.
a rare moment of peace: ender yaşanan kısa bir huzur dönemi
A moment of peace, çatışma, tehlike, gürültü veya baskının az olduğu kısa bir sakinlik dönemini anlatır. Rare, bu sakinliğin sık yaşanmadığını ve bu yüzden özellikle değerli olduğunu gösterir. Bu cümlede peace, savaşın resmen sona ermesi veya bir barış anlaşması değil, savaşın etkilediği bir ortamda yaşanan geçici huzur anlamındadır. Bu ifade çoğu zaman kısa süren sakinlikle çevredeki gerilim arasında karşıtlık kurar.
Alıştırma
Hangi cümle bu ifadeyi stresli bir durum içindeki kısa sakinliği anlatmak için doğal biçimde kullanır?
- After the alarms stopped, we enjoyed a rare moment of peace.
- After the noise stopped, we made the moment of peace rarely.
- After the talks ended, the countries signed a rare moment of peace.
Cevabı göster
After the alarms stopped, we enjoyed a rare moment of peace.
war-torn city: savaşın ağır biçimde tahrip ettiği şehir
War-torn, city sözcüğünden önce kullanılan birleşik bir sıfattır. Savaş yüzünden ciddi biçimde zarar görmüş ve düzeni bozulmuş anlamına gelir; bu nedenle war-torn city, şehri çatışmalardan derinden etkilenmiş olarak gösterir. Buradaki torn mecazidir; şehrin kumaş gibi kelimenin gerçek anlamıyla yırtıldığını söylemez. Zarar binaları, hizmetleri, toplumsal düzeni ve günlük yaşamı etkileyebilir.
Alıştırma
Cümleyi war ve torn sözcüklerinden oluşan birleşik sıfatla tamamlayın: Aid finally reached the ____ village.
Cevabı göster
war-torn
But their laughter froze when they heard the Gestapo pounding on Sendler's door. Notlar
0:18Ancak Gestapo'nun Sendler'ın kapısına vurduğunu duyduklarında kahkahaları dondu kaldı.
their laughter froze: kahkahalar aniden kesildi
Burada their laughter froze, korku ya da şok o anı böldüğü için gülmelerinin birden kesildiği anlamına gelir. Froze mecazidir; ses gerçekten buza dönüşmez. Bu imge, anlatıda rahat bir havadan gerilime ani geçişi gösterir. a smile froze gibi benzer yapılar da bir tepkinin birden donup kalmasını anlatabilir.
Alıştırma
“Their laughter froze when the principal suddenly entered.” cümlesinde ne oldu?
- Oda soğuk olduğu için güldüler.
- Birden gülmeyi bıraktılar.
- Kahkahaları daha yüksek çıktı.
Cevabı göster
Birden gülmeyi bıraktılar.
pounding on: tekrar tekrar ve güçlü biçimde vurmak
pounding on Sendler's door ifadesinde pounding on, kapıya tekrar tekrar ve güçlü biçimde vurmak anlamına gelir. Yapı pound on + bir yüzey veya nesne şeklindedir. Bu sözcük seçimi hareketi gürültülü ve şiddetli gösterir. Bu sahnede söz konusu şiddet, aciliyet ve tehdit duygusu yaratır.
Alıştırma
Hangi cümle birinin kapıya tekrar tekrar ve büyük bir güçle vurmasını en iyi anlatır?
- Someone knocked gently on the door.
- Someone was pounding on the door.
- Someone stood beside the door.
Cevabı göster
Someone was pounding on the door.
Sendler rushed to the window to dispose of incriminating evidence, only to see more police patrolling below. Notlar
0:24Sendler suçlayıcı kanıtlardan kurtulmak için pencereye koştu, ancak aşağıda devriye gezen daha fazla polis gördü.
dispose of: bir şeyi ortadan kaldırmak veya uygun şekilde bertaraf etmek
Dispose of, bir şeyden kurtulmak ya da artık ortada olmayacak biçimde onunla ilgilenmek anlamına gelen sabit bir fiil öbeğidir. Burada Sendler, polis bulmadan önce delilleri atmayı veya yok etmeyi amaçlar. Nesne of'tan sonra gelir: dispose of evidence. Bu anlamda of zorunludur; dispose evidence standart bir kullanım değildir.
Alıştırma
Eksik kelimeyi yazarak cümleyi tamamlayın: We need to dispose ____ these old batteries safely.
Cevabı göster
of
incriminating evidence: birinin suçluluğuna işaret edebilecek materyal
Incriminating evidence, birinin bir suça veya başka bir yanlış davranışa karıştığını gösterme eğiliminde olan ve o kişiyi suçlu gibi gösterebilen bilgi ya da materyaldir. Bu cümlede delil tehlikelidir, çünkü polis onu Sendler'ın aleyhinde kullanabilir. Incriminating, delilin bir kişi üzerindeki suçlayıcı etkisini anlatır; delilin kendisinin suç işlediği anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi durum incriminating evidence ifadesine en uygun örnektir?
- Bir hırsızlığın nerede gerçekleştiğini gösteren ancak herhangi bir kişiyle bağlantısı olmayan bir harita
- Bir şüphelinin dolandırıcılığı planladığını gösterebilecek mesajlar
- Bir sonraki duruşmanın tarihini bildiren mahkeme tebligatı
Cevabı göster
Bir şüphelinin dolandırıcılığı planladığını gösterebilecek mesajlar
only to see: beklenmedik bir sonucu anlatmak
Bu cümlede only to see, Sendler'ın pencereye koştuktan sonra olan şeyi anlatır: aşağıda daha fazla polisin devriye gezdiğini beklenmedik biçimde görür. Bu sonuç yapmak istediği şeyi engellediği için yapı, bir terslik ya da hayal kırıklığı duygusu taşır. Bu kalıpta önce bir eylem veya girişim verilir; ardından daha sonra ortaya çıkan ve çoğu zaman beklenmedik ya da hayal kırıklığı yaratan sonuç only to + fiilin yalın hâli ile belirtilir. Burada only, polisi görmenin onun tek amacı olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede only to beklenmedik bir sonucu belirtmek için kullanılmıştır?
- We drove across town in order to visit the museum.
- We drove across town only on Saturdays.
- We drove across town, only to find the museum closed.
Cevabı göster
We drove across town, only to find the museum closed.
Knowing she was minutes from arrest: bir ortaç yan cümlesiyle neden belirtmek
Knowing she was minutes from arrest, cümlenin başında kullanılan bir -ing yan cümlesidir. Ardından gelen ana cümledeki eylemin nedenini veya zihinsel arka planını verir: tutuklanmasının çok yakın olduğunu bildiği için harekete geçti. Knowing cümlenin çekimli fiili değildir; bu nedenle bu altyazı parçası tek başına tamamlanmış bir cümle değildir. Knowing yapısında söylenmeyen özne, ardından gelen ana cümlenin öznesinden anlaşılır; burada bilen ve harekete geçen kişi she'dir.
Alıştırma
Hangi cümlede baştaki Knowing... yan cümlesi ana öznenin eylemini açıklamak için doğru kullanılmıştır?
- Knowing the roads were icy, the bus was delayed.
- Knowing the roads were icy was Elena left home early.
- Knowing the roads were icy, Elena left home early.
Cevabı göster
Knowing the roads were icy, Elena left home early.
minutes from arrest: bir olaya yalnızca birkaç dakika kalması
Bu cümlede was minutes from arrest, yalnızca birkaç dakika içinde tutuklanmasının beklendiği anlamına gelir. Bu ifade bir olaydan önce kalan zamanı gösterir; from bir yeri ya da kaynağı değil, yaklaşan son noktayı belirtir. Aktarılabilir kalıp be + zaman ifadesi + from + isim veya -ing biçimidir: minutes from collapse, seconds from winning. Olayın gerçekleşmek üzere olduğunu anlatır.
Alıştırma
Cümleyi “yalnızca birkaç dakika kalmış” anlamına gelen iki sözcüklük ifadeyle tamamlayın: By the time the engineers cleared the area, the damaged bridge was ____ collapse.
Cevabı göster
minutes from
a glass jar containing the names of over 2,000 Jewish children she'd smuggled to safety. Notlar
0:37bu, gizlice güvenliğe ulaştırdığı 2.000'den fazla Yahudi çocuğun isimlerinin olduğu cam bir kavanozdu.
containing ...: isimden sonra gelen -ing niteleyicisi
containing ... a glass jar ifadesinden sonra gelen bir -ing ortaç yan cümlesidir. Kavanozun içinde ne olduğunu söyleyerek jar sözcüğünü niteler; bu nedenle a glass jar that contained the names... biçiminde açılabilir. İkinci bir ana eylem başlatmaz. İsim + -ing yan cümlesi kalıbı, isim -ing fiilinin örtük öznesi olduğunda bir ilgi yan cümlesini kısaltabilir: a folder containing records = a folder that contains records. Burada containing sonrasındaki her şey onun nesnesini oluşturur; çocukları tanımlayan ayrıntı da buna dahildir.
Alıştırma
Aşağıdaki cümlede containing all the signed contracts hangi işlevi görür? She handed the lawyer a folder containing all the signed contracts.
- Onun ne yaptığını anlatan ana fiildir.
- a folder ifadesini niteler ve içinde ne olduğunu söyler.
- the lawyer ifadesini niteler ve avukatın neyi imzaladığını söyler.
Cevabı göster
a folder ifadesini niteler ve içinde ne olduğunu söyler.
she'd smuggled to safety: birini gizlice tehlikeden uzaklaştırmıştı
Smuggle someone to safety, bir kişiyi çoğu zaman muhafızları, resmî kontrolleri veya takipçileri atlatarak tehlikeden gizlice uzaklaştırıp güvenli bir yere götürmek demektir. Smuggle fiili nesne olarak bir kişiyi alabilir; yalnızca malların yasa dışı biçimde taşınmasıyla sınırlı değildir. Burada children, smuggled fiilinin anlamca nesnesidir. Atılmış ilgi zamiri geri getirildiğinde yapı children whom she'd smuggled to safety olur. Smuggled bir geçmiş zaman ortacı olduğu için she'd burada she had anlamındadır; dolayısıyla kurtarma eylemleri anlatıdaki daha sonraki bir geçmiş noktadan önce tamamlanmış olarak sunulur.
Alıştırma
Kurtarma ifadesini tamamlayın: The volunteers smuggled the family ____ safety before dawn.
Cevabı göster
to
This arrest wasn't the first consequence Sendler had faced in her lifelong crusade against anti-semitism. Notlar
0:46Bu tutuklama, Sendler'ın antisemitizme karşı ömür boyu süren mücadelesinde karşılaştığı ilk sonuç değildi.
wasn't the first consequence ... had faced: daha önce başka sonuçlar olduğunu gösterme
wasn't the first + isim + özne + had + geçmiş zaman ortacı yapısı, sözü edilen geçmiş olayın bir dizi benzer deneyimden biri olduğunu anlatır: daha önce en az bir benzer olay yaşanmıştır. Burada tutuklanma bir bedeldi ancak Sendler'ın yaşadığı ilk bedel değildi. Sendler had faced, consequence sözcüğünü niteleyen bir ilgi cümleciğidir; nesne görevindeki that ilgi zamiri atılmıştır. Geçmişin bitmiş zamanı olan had faced, onun deneyimini anlatıdaki o geçmiş noktadan ele alır. wasn't the first ile birlikte bu tutuklanmadan önce en az bir bedel daha olduğunu gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle, onun bu zorluktan önce başka zorluklar da yaşamış olduğunu açıkça söyler?
- This wasn't the first challenge he had faced.
- This was the first challenge he had ever faced.
- He hadn't faced this challenge first.
Cevabı göster
This wasn't the first challenge he had faced.
lifelong crusade against anti-semitism: ahlaki inançla sürdürülen ömürlük mücadele
Burada a lifelong crusade against anti-semitism, Sendler'in antisemitizme karşı çıkmak için yaşamı boyunca sürdürdüğü kararlı çabayı ifade eder. Lifelong süreyi gösterirken against karşı çıkılan yanlışı veya sorunu belirtir. Crusade burada mecazidir: Sendler'in çalışmalarını Orta Çağ'daki bir din savaşı olarak değil, güçlü bir ahlaki bağlılıkla sürdürülen bir dava olarak sunar. Bu nedenle ifade, yalnızca onun bir şeye karşı olduğunu söylemekle kalmaz; anlatıcının olumlu değerlendirmesini de yansıtır.
Alıştırma
a lifelong crusade against anti-semitism ifadesinde crusade ne anlama gelir?
- Yaşam boyunca antisemitizme karşı çıkmak için ahlaki inançla sürdürülen kararlı bir çaba
- Orta Çağ tarihine yönelik kısa süreli kişisel bir ilgi
- Bir kişinin bütün yaşamı boyunca süren gerçek bir askerî sefer
Cevabı göster
Yaşam boyunca antisemitizme karşı çıkmak için ahlaki inançla sürdürülen kararlı bir çaba
she grew up in a predominantly Jewish town
0:55çoğunlukla Yahudilerin yaşadığı bir kasabada büyüdü,
where her father treated poor Jewish patients other doctors refused to help. Dilbilgisi
0:58babası burada diğer doktorların yardım etmeyi reddettiği fakir Yahudi hastaları tedavi ederdi.
Born to Catholic parents in 1910: cümle başında geçmiş zaman ortacı yapısı
Born to Catholic parents in 1910, ana cümleden önce arka plan bilgisi veren, cümle başında kullanılan bir geçmiş zaman ortacı yapısıdır. She was born to Catholic parents in 1910 şeklinde açılabilir. Born sözcüğünün örtük öznesi she'dir ve bu aynı zamanda ana cümlenin öznesidir. Born burada etken bir fiil değildir. Kısaltılmış yapı önce aile geçmişini ve doğum yılını verir; ardından ana cümle daha sonra ne olduğunu anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle, ana cümlenin öznesini betimlemek için cümle başındaki Born... yapısını doğru kullanır?
- Born to a musical family, the piano fascinated Amir at four.
- Born to a musical family, Amir began playing the piano at four.
- Born to a musical family, there were songs throughout Amir's childhood.
Cevabı göster
Born to a musical family, Amir began playing the piano at four.
a town where her father treated patients: where ile yer bilgisini genişletme
where her father treated poor Jewish patients other doctors refused to help yan tümcesi, en yakın yer isim öbeği olan a predominantly Jewish town ifadesini niteler. Burada where, 'in that town' anlamındadır: mekânı babasının orada yaptığı şeyle bağlar; bir kişiyi ya da başka bir yeri göstermez. Bu yan tümcenin içinde other doctors refused to help, patients sözcüğünü niteleyen başka bir ilgi tümcesidir ve patients sonrasında whom ya da that düşürülmüştür. Uzun cümleyi iki katmanda okuyun: önce town ile where ... yapısını, ardından patients ile (whom) other doctors refused to help yapısını bağlayın.
Alıştırma
'The family moved to a village where their children could play outside,' cümlesinde where hangi ifadeye döner?
- their children
- a village
- the family
Cevabı göster
a village
Irena was furious at the constant discrimination against her Jewish friends. Kalıp ifadeler
1:03Irena, Yahudi arkadaşlarına yönelik sürekli ayrımcılığa çok öfkeliydi.
was furious at: yoğun öfkenin nedenini belirtmek
be furious at + isim öbeği yapısında furious son derece öfkeli olmak demektir; at ise öfkeye neden olan olayı, eylemi ya da durumu belirtir. Bu cümlede neden, Irena'nın Yahudi arkadaşlarına yönelik sürekli ayrımcılıktır. Bu kalıp hem çok güçlü bir duyguyu hem de onu tetikleyen şeyi belirtir: be furious at the decision, the delay ya da someone's behavior.
Alıştırma
Hangi cümle, yoğun öfkenin nedenini belirtmek için be furious at kalıbını doğru kullanıyor?
- The coach was furious at the careless mistake.
- The coach was furious to the careless mistake.
- The coach was furious of the careless mistake.
Cevabı göster
The coach was furious at the careless mistake.
constant discrimination against: bir grubu hedef alan sürekli ayrımcılık
constant discrimination against her Jewish friends ifadesinde discrimination, kimliğe dayalı haksız muamele anlamına gelir; against ise bu muameleye maruz kalan kişileri belirtir. Constant bunun tek seferlik bir olay değil, devam eden veya tekrarlanan bir durum olduğunu gösterir.
Alıştırma
Eksik edatı yazarak cümleyi tamamlayın: The report describes constant discrimination ____ migrant workers.
Cevabı göster
against
As a graduate student in social welfare at the University of Warsaw, Dilbilgisi
1:08Varşova Üniversitesi'nde sosyal yardım alanında yüksek lisans öğrencisiyken,
As a graduate student...: bir eylemi rol üzerinden çerçevelemek
Cümle başında As a graduate student..., “lisansüstü öğrenci rolünde veya sıfatıyla” anlamına gelir. Ana cümledeki eylemle ilgili kimliği belirtir; yalnızca “-dığı zaman” anlamına gelen bir zaman ifadesi değildir. İfade virgülle bittiği için bilginin bir ana cümleyle tamamlanması gerekir. Ana cümlenin öznesi normalde bu role sahip kişiyle aynı olmalıdır.
Alıştırma
"As a volunteer, Maya organized the food drive," cümlesinde "As a volunteer" bize ne anlatır?
- Düzenleme sırasında başka bir gönüllünün orada olduğunu söyler.
- Maya'nın bağış kampanyasını düzenlerken sahip olduğu rolü belirtir.
- Maya'nın yalnızca gönüllü gibi davrandığını ama gönüllü olmadığını söyler.
Cevabı göster
Maya'nın bağış kampanyasını düzenlerken sahip olduğu rolü belirtir.
Sendler publicly denounced the segregation of classrooms and defaced her non-Jewish identity card, Kelime
1:12Sendler sınıflardaki ayrımcılığı açıkça kınadı ve Yahudi olmayan kimlik kartını tahrif etti,
denounced the segregation of classrooms: sınıflardaki ayrımcı ayrıştırmayı açıkça kınadı
denounced the segregation of classrooms ifadesinde denounced, bir şeyi kamuya açık ve güçlü biçimde kınamak anlamına gelir. Sendler'in tepkisini ılımlı bir yorum değil, açık bir ahlaki ve siyasi duruş olarak gösterir. The segregation of classrooms, öğrencileri grup kimliklerine göre farklı sınıflara ayıran kurumsal bir sistemi anlatır. Yapı denounce + isim öbeğidir; about kullanılmaz.
Alıştırma
Hangi cümle, bir grubun kurumsal ayrıştırmaya kamuya açık ve güçlü biçimde karşı çıktığını anlatır?
- The coalition announced a new housing schedule.
- The coalition denounced the segregation of residents in public housing.
- The coalition discussed how residents chose seats at a workshop.
Cevabı göster
The coalition denounced the segregation of residents in public housing.
earning her a suspension and a reputation for troublemaking. Notlar
1:19bu ona uzaklaştırma cezası ve sorun çıkaran biri olma ününü kazandırdı.
defaced her non-Jewish identity card: Yahudi olmadığını gösteren kimlik kartını tahrif etti
Defaced, bir şeyin görünür yüzeyine, yazısına veya kimliği belirten işaretlerine kasıtlı olarak zarar vermek ya da bunları değiştirmek anlamına gelir. Burada non-Jewish identity card, onun Yahudi olmadığını gösteren bir belgeydi ve Sendler protesto amacıyla bu belgeye zarar verdi ya da onu değiştirdi. Deface, genel damage sözcüğünden daha özeldir: dış görünüşe veya işaretlere odaklanır ve nesnenin tamamen kullanılamaz hâle gelmesi gerekmez.
Alıştırma
Hangi cümlede defaced görünür bir yüzeye veya üzerindeki işaretlere kasıtlı zarar verme anlamında kullanılmıştır?
- Someone defaced the station sign by reading its lettering.
- Someone defaced the station sign by scratching out its lettering.
- Someone defaced the station sign by covering it with a protective case.
Cevabı göster
Someone defaced the station sign by scratching out its lettering.
Sonuç bildiren “earning her ...” yapısı
Virgülden sonraki -ing yan cümlesi earning her ..., ana cümledeki iki eylemin sonucunu belirtir. Bu eylemler Sendler’ın uzaklaştırma cezası almasına ve böyle bir ün edinmesine neden olmuştur. Buradaki earning, denounced ve defaced ile sıralanmış çekimli bir fiil değil, şimdiki zaman ortacıdır. Bu yapı, “and as a result, this earned her ...” ilişkisini kısaltarak bir olayı sonucuna akıcı biçimde bağlar.
Alıştırma
Hangi cümlede önceki olayın neden olduğu sonucu göstermek için virgül + -ing yan cümlesi kullanılmıştır?
- Leah was crossing the bridge when it started to rain.
- The storm damaged the bridge, forcing the road to close.
- Crossing the bridge takes about ten minutes.
Cevabı göster
The storm damaged the bridge, forcing the road to close.
“a reputation for troublemaking”: sorun çıkarma ünü
A reputation for + isim öbeği veya -ing biçimi, bir kişinin ya da şeyin belirli bir niteliğe sahip olduğu veya belirli bir davranışı sürekli gösterdiği yönündeki yaygın görüşü ifade eder. Burada troublemaking, Sendler ile ilişkilendirilen davranıştır; insanlar onu sorun çıkaran biri olarak görmeye başlamıştır. For troublemaking edat öbeği, bu ünün içeriğini veya dayanağını belirterek reputation sözcüğünü tamamlar.
Alıştırma
Cümleyi dersteki “ile tanınmak” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: The clinic has ____ compassionate care.
Cevabı göster
a reputation for
Buoyed by her socialist ideals and inspired by her fellow social workers, Dilbilgisi
1:23Sosyalist idealleriyle desteklenen ve diğer sosyal hizmet görevlilerinden ilham alan
Buoyed by ... and inspired by ...: paralel iki neden
Buoyed by ... ve inspired by ..., geçmiş zaman ortacı kullanılan iki paralel öbektir. Her ikisi de aynı kişiyi etkileyen güçleri anlatır: idealleri onun güvenini desteklemiş, diğer sosyal hizmet uzmanları da ona ilham vermiştir. Buradaki buoyed mecazidir; fiziksel olarak su üstünde durmak anlamına gelmez. By içeren bu iki öbek ana cümleden önce kullanıldığında, iki neden arka plan bilgisi olarak kısa biçimde aktarılır. Ardından gelen ana cümlenin öznesinin, desteklenen ve ilham alan kişi olduğu anlaşılır.
Alıştırma
Ana eylemin nedenlerini vermek için iki paralel geçmiş zaman ortacı öbeğini doğal biçimde kullanan cümle hangisidir?
- Encouraged by the early results and her colleagues supported her, Lina continued the project.
- Encouraged by the early results and supported by her colleagues, Lina continued the project.
- Encouraging by the early results and supporting by her colleagues, Lina continued the project.
Cevabı göster
Encouraged by the early results and supported by her colleagues, Lina continued the project.
Sendler assisted vulnerable Jewish families across Warsaw,
1:28Sendler, Varşova genelindeki savunmasız Yahudi ailelere yardım etti,
pushing back on the waves of anti-semitism surging through Europe. Notlar
1:32Avrupa'da kabaran antisemitizm dalgalarına karşı durdu.
pushing back on: karşı çıkmak veya direnmek
Push back on; bir fikri, talebi, baskıyı, politikayı veya eğilimi sorgulamak, ona karşı çıkmak ya da direnmek anlamına gelir. Burada pushing back on, antisemitizmin yayılmasına etkin biçimde karşı koymayı anlatır; bir şeyi fiziksel olarak geriye itmek anlamına gelmez. On edatı, karşı çıkılan şeyi belirtir. Benzer bir anlamla push back against de kullanılabilir. Bağlama göre push back, itiraz dile getirmekten daha güçlü bir karşı eyleme kadar farklı yoğunluklar taşıyabilir.
Alıştırma
Push back on ifadesini doğru zamanda kullanarak cümleyi tamamlayın: Several employees pushed ____ the proposed schedule change.
Cevabı göster
back on
waves of anti-semitism ... surging through Europe: toplumsal yayılmayı anlatan dalga metaforu
Bu ifade antisemitizmi Avrupa boyunca ilerleyen dalgalar olarak betimler. waves sözcüğü tekrar eden veya üst üste gelen yayılmaları, surging ise hız, güç ve hızla yayılma hissini aktarır. Burada gerçek sudan söz edilmez. Somut hareket imgesi, soyut bir toplumsal eğilimi güçlü, tehlikeli ve durdurulması zor gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede 'the waves of anti-semitism surging through Europe' ifadesi ne anlatıyor?
- İnsanlar Avrupa'yı gemiyle geziyordu.
- Antisemitizm Avrupa'ya güçlü ve tekrarlanan dalgalar hâlinde yayılıyordu.
- Deniz suyu Avrupa'daki ülkeleri basıyordu.
Cevabı göster
Antisemitizm Avrupa'ya güçlü ve tekrarlanan dalgalar hâlinde yayılıyordu.
bringing laws that further eroded Jewish rights. Notlar
1:42Yahudi haklarını daha da aşındıran yasalar getirdi.
bringing laws that further eroded Jewish rights: bir sonuç eklemek
Virgülden sonraki bringing yan cümleciği, ana cümleye bağlı bir present participle, yani -ing yapısıdır. Yasaları işgalin bir sonucu olarak sunar: bringing burada yasaları fiziksel olarak taşımak değil, yürürlüğe konmalarına yol açmak anlamına gelir. Bu “ana cümle, -ing yan cümleciği” kalıbı, önce bir olayı belirtip ardından onunla yakından bağlantılı bir sonuç eklemeyi sağlar. İfadenin içinde that further eroded Jewish rights, laws sözcüğünü niteler ve bu yasaların ne yaptığını belirtir.
Alıştırma
Hangi cümle bringing kullanarak önceki olayın sonucunu ekliyor?
- The factory closed, bringing sudden unemployment to the town.
- The town discussed unemployment before the factory closed.
- The workers were bringing their lunches to the factory.
Cevabı göster
The factory closed, bringing sudden unemployment to the town.
further eroded Jewish rights: Yahudilerin haklarını daha da aşındırdı
Bu cümlede eroded mecazi anlamdadır: Yasalar bir şeyi fiziksel olarak aşındırmak yerine Yahudilerin haklarını zaman içinde giderek zayıflattı. Haklar ismen veya kısmen varlığını sürdürse de giderek daraltılıyordu. Further, bunun mevcut zarara eklenen yeni bir aşama olduğunu gösterir. Siyasi ve hukuki metinlerde politikaların veya eylemlerin rights, freedoms, trust ya da confidence kavramlarını erode ettiği söylenebilir.
Alıştırma
Hangi cümle, hakların tek seferde resmen kaldırılması yerine azar azar zayıflatıldığını en açık biçimde anlatır?
- The company violated workers' rights in this case.
- The decree revoked the workers' right to strike immediately.
- Years of small restrictions eroded workers' rights.
Cevabı göster
Years of small restrictions eroded workers' rights.
Hitler announced that hundreds of thousands of Jews in Warsaw were to be forced into just over 1 square mile of land. Notlar
1:47Hitler, Varşova'daki yüz binlerce Yahudi'nin 1 mil kareden biraz daha büyük bir alana zorla sıkıştırılacağını duyurdu.
were to be forced into: girmeye zorlanacaklardı
Were to, olayı geçmişteki bir andan bakılan geleceğe yerleştirir: Bir duyuru, emir veya düzenleme, daha sonra ne olması gerektiğini belirtir. Be forced into edilgendir; dolayısıyla insanlar bu sınırlı alana kendi seçimleriyle girmemektedir. Were to be forced into bütünüyle, bir emir veya düzenleme uyarınca o yere girmeye zorlanacakları anlamına gelir. Resmî tarih anlatılarında sonraki bir olay, daha önceki bir bakış açısından sıkça was/were to + edilgen mastar yapısıyla sunulur.
Alıştırma
Hangi cümle, geçmişteki bir plan veya emre göre bölge sakinlerinin barınaklara girmeye zorlanacağını anlatır?
- The residents were willing to enter the shelters.
- The residents were forced into the shelters.
- The residents were to be forced into the shelters.
Cevabı göster
The residents were to be forced into the shelters.
just over 1 square mile: bir mil kareden biraz fazla
just over 1 square mile ifadesinde just, over sözcüğünü niteler. İfade, alanın tam olarak bir mil kare değil, bir mil kareden biraz daha büyük olduğunu anlatır. just over + sayı veya miktar kalıbı, değeri belirtilen sınırın üzerine yerleştirirken farkın küçük olduğunu gösterir. Burada just tek başına “yalnızca” anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir rota 10,2 kilometre uzunluğundaysa en doğru ifade hangisidir?
- just over 10 kilometers
- exactly 10 kilometers
- just under 10 kilometers
Cevabı göster
just over 10 kilometers
families living in the Warsaw Ghetto quickly became starving and sick. Kültür
2:00Varşova Gettosu'nda yaşayan aileler hızla aç kalmaya ve hastalanmaya başladı.
Bordered by ... and subject to ... ile önden arka plan verme
Cümlenin başında, ana cümleden önce iki sıkıştırılmış betimleme eş görevli olarak kullanılır. Bordered by high walls, edilgen anlamlı bir geçmiş zaman ortacı öbeğidir; subject to constant surveillance ise “sürekli gözetim altında veya buna maruz” anlamına gelen bir sıfat öbeğidir. Bu iki öge önce kısıtlayıcı koşulları kurar, ardından cümle sonucu verir: aileler kısa sürede aç ve hasta hâle gelmiştir. Anlatılmak istenen durum, ailelerin duvarlarla çevrili ve sürekli gözetlenen bir gettonun içinde yaşamasıdır.
Alıştırma
Hangi cümle aynı öne alınmış yapıyı açık ve mantıklı biçimde kullanır?
- Surrounded by trees and subject to seasonal flooding, the cabin is difficult to reach.
- The cabin is surrounded by trees, and seasonal flooding.
- Surrounded by trees and subject to seasonal flooding, the hikers found the cabin.
Cevabı göster
Surrounded by trees and subject to seasonal flooding, the cabin is difficult to reach.
subject to constant surveillance: sürekli gözetim altında
Subject to + isim, bir koşulun etkisi veya denetimi altında olmayı ya da bir uygulamaya tabi tutulmayı anlatır. Burada subject, “konu” ya da “ders” anlamındaki isim değil, sıfattır; subject to constant surveillance “sürekli gözetim altında” demektir. Bu ifade, cümlenin başındaki Bordered by high walls ile yan yana bağlanmıştır. İki betimleme de families sözcüğünü niteler ve ailelerin yaşadığı koşulları verir.
Alıştırma
“Sürekli gözetlenen” anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: Staff in the restricted area are ____.
Cevabı göster
subject to constant surveillance
the Warsaw Ghetto: Nazi Alman yetkililerinin zorla oluşturduğu kapalı bölge
the Warsaw Ghetto, Nazi Alman yetkililerinin İkinci Dünya Savaşı sırasında işgal altındaki Varşova'da kurduğu ve Yahudileri zorla kapattığı mühürlü bölgenin özel adıdır. Burada ghetto, yalnızca günümüzdeki yoksul bir kent mahallesini değil, bu belirli zorunlu ayrımcılık sistemini anlatır. Bu tarihsel arka plan, cümledeki ailelerin neden kısa sürede açlık çekip hastalandığını açıklar.
Alıştırma
Bu tarihsel bağlamda the Warsaw Ghetto neyi ifade eder?
- Nazi Alman yetkililerinin işgal altındaki Varşova'da Yahudileri zorla kapattığı mühürlü bölge
- Varşova sakinleri için inşa edilmiş bir yer altı sığınağı
- Günümüz Varşova'sında sıradan bir düşük gelirli mahalle
Cevabı göster
Nazi Alman yetkililerinin işgal altındaki Varşova'da Yahudileri zorla kapattığı mühürlü bölge
Sendler and her colleagues secured passes to the Ghetto on the pretense of checking for typhus outbreaks. Notlar
2:07Sendler ve meslektaşları, tifüs salgınlarını kontrol etme bahanesiyle Getto'ya giriş kartları sağladılar.
secured passes to the Ghetto: gettoya giriş izinlerini almak
Burada secured, genellikle biraz çabanın ardından “başarıyla elde etti” anlamına gelir. Passes, kısıtlı bir yere girmeyi sağlayan resmî geçiş belgeleri veya izinlerdir; to the Ghetto ise bu izinlerin nereye giriş sağladığını belirtir. Aktarılabilir yapı secure + gerekli izin, belge veya kaynak biçimindedir: secure permission, secure a visa, secure funding. Bu yapıda secure, elde etmek demektir; güvenli hâle getirmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede secured ne anlama geliyor? The reporter secured a press pass for the awards ceremony.
- fiziksel olarak güvenli hâle getirdi
- başarıyla elde etti
- sıkıca bağladı
Cevabı göster
başarıyla elde etti
on the pretense of: öne sürülen sahte bir nedeni kullanmak
On the pretense of, gerçek neden olmayan, öne sürülmüş bir nedeni bahane ederek hareket etmek anlamına gelir. Bir eylem için kullanılan örtü hikâyesini tanıtır. Burada tifüs salgınlarını kontrol etmek, içeri girmek için öne sürülen nedendir; ancak pretense bu nedenin başka bir amacı gizlediğini gösterir. Yapı on the pretense of + isim öbeği veya -ing biçimidir: on the pretense of an inspection; on the pretense of asking for help. Yalnızca because of anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifade on the pretense of ile tamamlayın: She entered the archive ____ conducting a routine inspection.
Cevabı göster
on the pretense of
checking for typhus outbreaks: tifüs salgınlarını kontrol etmek
Typhus, özellikle kalabalık ve hijyen koşulları kötü yerlerde korkulan ciddi bir bulaşıcı hastalık olan tifüstür. Outbreak, bir toplulukta vakaların aniden kümelenmesi veya yayılması anlamına gelir. Burada checking for typhus outbreaks, hastalığın yayıldığına dair işaretler aramak demektir. Bu, Getto'ya girmek için inandırıcı bir halk sağlığı gerekçesiydi; ancak on the pretense of, açıklanan bu amacın grubun gizli kurtarma çalışmalarına kılıf olduğunu da gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede checking for typhus outbreaks nasıl bir işlev görüyor?
- Bulaşıcı hastalık kaygısıyla ilgisi olmayan rutin bir sağlık kontrolü
- Gizli kurtarma çalışmalarına da kılıf olan inandırıcı bir halk sağlığı gerekçesi
- Hasarlı binaları inceleyip onarma planı
Cevabı göster
Gizli kurtarma çalışmalarına da kılıf olan inandırıcı bir halk sağlığı gerekçesi
her group worked to smuggle in resources with the help of sympathetic Polish officials and the medical underground. Notlar
2:14grubu sempatik Polonyalı yetkililerin ve gizli tıp örgütlerinin yardımıyla kaynakları gizlice içeri sokmaya çalıştı.
smuggle in resources: malzemeleri gizlice içeri sokmak
Smuggle in resources, gerekli malzemeleri erişimin veya hareketin kısıtlandığı bir yere gizlice sokmak demektir. Smuggle, kurallardan, yetkililerden veya denetimlerden kaçınmayı ima eder; resources burada yararlı malzemeleri ifade eder. In, dışarıdan içeriye doğru hareketi gösteren yön bildiren bir parçacıktır. Nesne bir isim olduğunda hem smuggle in resources hem de smuggle resources in kullanılabilir. Bu cümlede varış yeri çevredeki bağlamdan anlaşılır.
Alıştırma
Bu dersteki “gizlice içeri götürmek” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The district was sealed, but the aid workers found a way to ____ medicine for its clinic.
Cevabı göster
smuggle in
with the help of sympathetic Polish officials: kurtarma çabasını destekleyen Polonyalı yetkililerin yardımıyla
With the help of + isim öbeği, bir eylemi mümkün kılan veya kolaylaştıran kişi, grup ya da kaynağı belirtir. Burada Polonyalı yetkililerin kaynakları gizlice içeri sokma girişimine yardım ettiğini gösterir. Bu bağlamda sympathetic, yetkililerin kurtarma çabasını anlayıp desteklediği ve yardım etmeye istekli olduğu anlamına gelir. Yalnızca hoş veya sevimli oldukları anlamına gelmez.
Alıştırma
Öğrenilen kalıbı ve local volunteers sözlerini kullanarak cümleyi tamamlayın: The food drive succeeded ____.
Cevabı göster
with the help of local volunteers
the medical underground: gizli tıbbi destek ağı
The medical underground, özellikle işgal veya baskı altında resmî denetimin dışında gizlice faaliyet gösteren sağlık çalışanları ve destekçilerden oluşan bir ağı ifade eder. Burada underground, yerin altındaki bir mekânı değil, gizli bir örgütü veya hareketi adlandıran bir isimdir. Bu ifade, tıbbi yardımın resmî onay olmadan ve fark edilmeden nasıl örgütlenip ulaştırılabildiğini açıklar.
Alıştırma
Bu cümlede the medical underground ne anlama geliyor?
- Sağlık çalışanları ve destekçilerden oluşan gizli bir ağ
- Sağlık çalışanlarının kullandığı bir metro hizmeti
- Yerin altında inşa edilmiş bir hastane
Cevabı göster
Sağlık çalışanları ve destekçilerden oluşan gizli bir ağ
But as desperate parents began sending their children through sewers and over walls, Anlatım akışı
2:21Ancak çaresiz ebeveynler çocuklarını kanalizasyonlardan ve duvarların üzerinden göndermeye başlayınca,
it became clear that to help these people survive, Dilbilgisi
2:26bu insanların hayatta kalmasına yardımcı olmak için,
Sendler needed to help them escape. Dilbilgisi
2:29Sendler'ın onların kaçmasına yardım etmesi gerektiği anlaşıldı.
But as... it became clear that... needed to...: değişen koşullardan gerekli eyleme
Bu cümle akıl yürütmeyi aşamalar hâlinde kurar. But, önceki kurtarma yaklaşımına göre bir dönüşü belirtir; as ise yeni sonucun arkasındaki durum değişikliğini tanıtır: çaresiz ebeveynler çocuklarını dışarı çıkarmak için çok büyük riskler almaya başlamıştır. it became clear that bu gelişmeden çıkarılan sonucu sunar. Sonucun içinde to help these people survive önce amacı, Sendler needed to help them escape ise bu amaca ulaşmak için gerekli eylemi belirtir. Böylece bilgi, birbirinden kopuk eylemler listelenmek yerine “değişen durum→sonuç→yeni zorunlu eylem” sırasıyla ilerler.
Alıştırma
Cümlenin akıl yürütmesini nasıl düzenlediğini en iyi hangi sıra açıklar?
- Birbiriyle ilgisiz birkaç eylem, herhangi bir sonuca ulaşılmadan sıralanır.
- Değişen koşullar bir sonuca, bu sonuç da yeni ve gerekli bir eyleme götürür.
- Önce gerekli bir eylem duyurulur, ardından koşulların değiştiği reddedilir.
Cevabı göster
Değişen koşullar bir sonuca, bu sonuç da yeni ve gerekli bir eyleme götürür.
it became clear that...: zaman içinde ortaya çıkan bir sonuç
it became clear that... yapısında it, biçimsel bir öznedir; bir kişiye, nesneye ya da daha önce geçen bir isme gönderme yapmaz. Asıl içerik that yan cümlesinde gelir. Buradaki sonuç, insanların hayatta kalmasına yardım edebilmek için onların kaçmasına yardım etmek gerektiğidir. Became, zaman içinde gerçekleşen bir değişimi ekler. Sonuç başta tamamen açık değildir; gelişen durum onu açık hâle getirir. Bu kalıp, olaylardan veya kanıtlardan ortaya çıkan bir farkındalığı sunmak için kullanılır.
Alıştırma
Daha fazla kanıt ortaya çıktı ve sonuç ancak o zaman belirdi. Bu anlamı en iyi hangi cümle ifade eder?
- It is clear that the design needs to change.
- After several tests, it became clear that the design needed to change.
- It had been clear from the start that the design needed to change.
Cevabı göster
After several tests, it became clear that the design needed to change.
needed to help them escape: help someone do something yapısı
Dış yapı need to + fiil şeklindedir: needed to help, yardım etmenin gerekli olduğunu belirtir. Bu yapının içinde help, them nesnesini ve ardından escape fiilinin yalın biçimini alarak help someone do something kalıbını oluşturur. Help'ten sonraki ikinci fiil to olmadan kullanılabilir. Help someone to do something de dilbilgisel olarak doğrudur; ancak burada kullanılan to'suz yapı daha kısa ve çok yaygındır.
Alıştırma
Parantezdeki fiili help + nesne + fiilin yalın biçimi yapısında kullanarak cümleyi tamamlayın: The technician helped us ____ the update. (install)
Cevabı göster
install
Sendler and her associates developed a coordinated campaign of rescue missions. Kalıp ifadeler
2:32Sendler ve arkadaşları koordineli bir kurtarma görevleri kampanyası geliştirdiler.
developed a coordinated campaign of rescue missions: örgütlü bir eylemler dizisi anlamındaki campaign
Burada campaign, tek bir hedefe yönelik planlı bir dizi eylem anlamına gelir; yalnızca seçim veya reklam kampanyasını belirtmez. Coordinated, kurtarma görevlerinin birbirinden bağımsız eylemler olarak değil, birlikte işleyecek biçimde düzenlendiğini gösterir. Developed a ... campaign, bu örgütlü çalışmanın planlanıp uygulamaya konduğunu belirtir. of ile başlayan bölüm, kampanyanın nelerden oluştuğunu açıklar: rescue missions.
Alıştırma
Hangi cümlede campaign, tek bir hedefe yönelik örgütlü bir dizi eylem anlamında kullanılmıştır?
- The hospital launched a campaign to encourage blood donation.
- The hospital replaced a broken thermometer.
- The hospital scheduled one blood test for Monday.
Cevabı göster
The hospital launched a campaign to encourage blood donation.
bundled into dirty laundry: bundle fiil olarak
Burada bundle bir fiildir ve were bundled edilgen bir yapıdır. bundled into dirty laundry, çocukların gizlenip taşınabilmesi için kirli çamaşırlara sarıldığı veya bunların arasına sıkıştırıldığı anlamına gelir; into, çamaşırların içinde ya da onlar tarafından çevrelenmiş olan son konumu gösterir. Aktarılabilir bundle someone or something into + yer veya kap kalıbı, bir insanı ya da nesneyi çoğu zaman hızlı, sıkışık, zorlayıcı veya pek özenli olmayan bir biçimde bir yere taşımayı ya da yerleştirmeyi anlatır. Hangi anlam tonunun baskın olduğunu bağlam belirler; burada asıl fikir çamaşırların içinde saklanmaktır.
Alıştırma
Hangi cümlede bundled into, insanların bir yere hızla ve birbirine yakın biçimde yerleştirildiği anlamına gelir?
- The stranded passengers were bundled into a small rescue van.
- The agency sold the passengers a vacation bundle.
- The stranded passengers waited beside a small rescue van.
Cevabı göster
The stranded passengers were bundled into a small rescue van.
Children were bundled..., packed..., and carried... yapısındaki paralel edilgenlik
Tek bir were yardımcı fiili, birbirine paralel üç geçmiş zaman ortacını destekler: bundled, packed ve carried. Tam yapı Children were bundled..., (were) packed..., and (were) carried.... şeklinde okunabilir. Sonraki were tekrarları düşürülmüştür; bu nedenle packed ve carried bağımsız sıfatlar değildir. Bu paralel edilgen yapı, Children ögesini üç eylemin de ortak etkileneni yapar. Tarihî anlatımda odak, her eylemi kimin yaptığına değil, çocuklara ne olduğuna ve hangi yöntemlerin kullanıldığına yönelir.
Alıştırma
Hangi cümlede tek bir yardımcı fiil, birbirine paralel üç edilgen eylemi doğru biçimde başlatır?
- The documents were scanned, labeled, and stored in the archive.
- The documents were scanning, labeled, and stored in the archive.
- The documents were scanned, labeled, and store in the archive.
Cevabı göster
The documents were scanned, labeled, and stored in the archive.
carried beneath the Gestapo's noses: Gestapo'nun burnunun dibinden taşınmak
Beneath the Gestapo's noses, under someone's nose deyiminin anlatı dilindeki bir çeşididir. Eylemin Gestapo'nun hemen görebileceği ya da kontrol edebileceği bir alanda gerçekleştiğini, ancak onların bunu fark edemediğini veya durduramadığını belirtir. Bu ifade carried sözcüğünü niteler ve kaçışın ne kadar cesurca olduğunu vurgular: çocuklar, onları arayanların kendi gözetim alanından geçirildi. Burada fiziksel olarak burunlarının altında bulunmak kastedilmez.
Alıştırma
They exchanged the papers right beneath the guard's nose. cümlesinin en doğal anlamı nedir?
- Muhafız ne yaptıklarını biliyordu ve kâğıtları değiş tokuş etmelerine izin verdi.
- Belge alışverişi muhafızın çok yakınında, o fark etmeden gerçekleşti.
- Kâğıtları muhafızın yüzünün fiziksel olarak altında bulunan bir noktada değiş tokuş ettiler.
Cevabı göster
Belge alışverişi muhafızın çok yakınında, o fark etmeden gerçekleşti.
Bigger children escaped through the courthouse and church,
2:49Daha büyük çocuklar, Getto sınırlarının her iki tarafına uzanan
which straddled the Ghetto's boundaries: Getto sınırının iki tarafına uzanan yapılar
Bu cümlede straddled, bir sınırın iki tarafına uzanmak anlamına gelir. Adliye ve kilise Getto sınırının üzerinde konumlanmıştı; yapıların bazı bölümleri veya girişleri sınırın iki tarafındaydı. Which ile başlayan ilgi cümleciği bu iki yapıyı açıklar. Sınırı aşan konumları, bu yapılardan geçmenin içeriden dışarıya çıkmayı nasıl mümkün kıldığını gösterir. Straddle yalnızca sınıra yakın olmak demek değildir.
Alıştırma
İstasyonun ilçe sınırının iki tarafında yer aldığını göstermek için cümleyi straddle fiilinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Before it was rebuilt, the station ____ the county line.
Cevabı göster
straddled
and foster families across Poland. Kelime
3:02ve koruyucu ailelere göndermeden önce bu çocukların güvenli evlere taşınmasına yardım etti.
helped ferry these children to safe houses: bu çocukların güvenli evlere taşınmasına yardım etmek
Burada ferry, “insanları bir yerden başka bir yere taşımak” anlamına gelen bir fiildir. helped ferry these children to safe houses ifadesinde helped sözcüğünden sonra yalın fiil biçimi ferry gelir, these children nesnedir ve to safe houses varış yerini gösterir. Bu fiil, yolculuğun tekneyle yapıldığı anlamına gelmez. Bu cümlede çocukların güvenli bir yere planlı biçimde taşınmasını anlatır.
Alıştırma
Hangi cümlede ferry, “insanları bir varış noktasına taşımak” anlamında fiil olarak kullanılmıştır?
- We bought tickets at the ferry terminal.
- The ferry near the island was painted blue.
- Rescue teams ferried the hikers to a safe camp.
Cevabı göster
Rescue teams ferried the hikers to a safe camp.
before forging ... and sending ...: paralel iki -ing eylemi
Before burada çekimsiz bir -ing öbeğini başlatır. Bu yapının tamamlayıcısında and ile bağlanan iki paralel eylem vardır: forging them new documents ve sending them to orphanages. İki eylem aynı dilbilgisel düzeyde olduğu için before yalnızca bir kez görünse de her ikisini de kapsar. Ana eylem olan helped ferry... önce gerçekleşti. Forging ve sending daha sonra gerçekleşti. Bu kalıp sıralamayı kısa biçimde düzenler: ana cümle + before + -ing eylemi + and + -ing eylemi.
Alıştırma
Hangi cümlede before, paralel iki -ing eylemini başlatmak için doğru kullanılmıştır?
- She checked the address before printing the label and sealed the package.
- She checked the address before printing the label and sealing the package.
- She checked the address before printed the label and sealed the package.
Cevabı göster
She checked the address before printing the label and sealing the package.
foster families: evlat edinme anlamına gelmeyen bakım
Foster family, öz ailesiyle yaşayamayan bir çocuğa onaylanmış veya düzenlenmiş bir yerleştirme kapsamında bakım veren koruyucu ailedir. Bu bakım kısa ya da uzun süreli olabilir. Bu cümlede foster families, çocukların yerleştirildiği yerlerden birini belirtir. İfade bir bakım düzenlemesini anlatır; ailenin çocuğu yasal olarak evlat edindiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Koruyucu bakım yoluyla bir çocuğa bakan ancak mutlaka onun yasal ebeveyni olmayan aileyi hangi ifade adlandırır?
- an adoptive family
- a foster family
- a birth family
Cevabı göster
a foster family
To retain their Jewish identities and keep track of every child, Notlar
3:05Yahudi kimliklerini korumak ve her çocuğu takip edebilmek için,
To retain... and keep track...: paralel iki amaç
Baştaki to-infinitive yapısı amaç bildirir: ardından gelen ana cümledeki eylemin neden yapıldığını açıklar, önce ne olduğunu belirtmez. Tek bir to, iki paralel fiil öbeğini başlatır: retain their Jewish identities ve keep track of every child. Retain ve keep, and ile bağlanan yalın fiiller olduğu için keep öncesinde ikinci bir to gerekmez.
Alıştırma
Hangi cümle, ana eylemin paralel iki amacını belirtmek için başta bir mastar yapısı kullanır?
- We automated the process, so we saved time and reduced errors.
- After saving time and reducing errors, we automated the process.
- To save time and reduce errors, we automated the process.
Cevabı göster
To save time and reduce errors, we automated the process.
keep track of every child: her çocuğun durumunu takip etmek
Bu cümlede keep track of every child, her çocuğun kimliği, konumu veya durumu bilinir kalsın diye bilgileri sürekli kaydedip kontrol etmek anlamına gelir. Tek seferlik bir hatırlamayı değil, devamlı olarak haberdar olmayı anlatır. Keep track of sabit bir yapıdır; of, takip edilen kişiyi veya şeyi yapıya bağlar. keep track of every child denir, keep track every child denmez.
Alıştırma
“Bir şeyin durumunu sürekli bilmek” anlamındaki sabit ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: The coordinator uses a spreadsheet to ____ every volunteer's schedule.
Cevabı göster
keep track of
Sendler kept painstaking records on thin cigarette paper Kalıp ifadeler
3:09Sendler ince sigara kağıdına özenle kayıtlar tuttu
kept painstaking records on thin cigarette paper: ince sigara kâğıdına son derece titiz kayıtlar tuttu
Burada kept records, yazılı belgeler oluşturmak, bunları düzenli biçimde tutmak ve korumak anlamına gelir. Kept yalnızca “aynı durumda tuttu” demek değildir. Painstaking, kayıtların hazırlanmasında büyük özen, sabır ve emek harcandığını vurgular; bu nedenle painstaking records son derece dikkatli ve ayrıntılı kayıtlar demektir. On thin cigarette paper, yazı yazılan yüzeyi veya malzemeyi belirtir. İnce kâğıt ayrıca kayıtların cümlede belirtilen cam kavanozlarda gizlenip saklanabilecek kadar az yer kaplamasını sağlamıştır.
Alıştırma
Hangi cümle laboratuvarın zaman içinde ayrıntılı belgeleri büyük bir özenle oluşturup sakladığını anlatır?
- The lab kept painstaking records of every test.
- The lab made a quick note about one test.
- The lab kept painful memories of every test.
Cevabı göster
The lab kept painstaking records of every test.
was punishable by death: ölüm cezasıyla cezalandırılabilirdi
Was punishable by death resmî bir hukuki sonucu ifade eder: Bu işi yapmak, kişiyi kanunen ölüm cezasıyla karşı karşıya bırakabilirdi. Dil bilgisel özne this work olsa da cezayı alacak kişi işi yapan kişidir. Punishable, be fiilinden sonra gelen bir sıfattır; by death ise öngörülen ceza türünü belirtir. Bu ifade, yasa veya rejimin hangi cezaya izin verdiğini anlatır; cezanın gerçekten uygulandığını kanıtlamaz.
Alıştırma
Eylemin kanunen ölüm cezasına yol açabileceğini söylemek için cümleyi be punishable by yapısıyla tamamlayın: Under the old law, helping a fugitive ____.
Cevabı göster
was punishable by death
such consequences paled in comparison to the pain of convincing parents to part with their children, Notlar
3:21böyle sonuçlar, ebeveynleri çocuklarından ayrılmaya ikna etmenin acısı yanında sönük kalıyordu,
such consequences paled in comparison to...: bu sonuçlar karşılaştırıldığında önemsiz kalıyordu
A paled in comparison to B yapısında A, B ile yan yana getirildiğinde çok daha önemsiz, hafif veya güçsüz görünür. Paled, pale fiilinin geçmiş zaman biçimidir ve burada renkle ilgili değil, mecaz anlamda kullanılır. Bu cümlede such consequences daha önce sözü edilen ciddi tehlikeyi, B ise ebeveynleri çocuklarından ayrılmaya ikna etmenin acısını belirtir. Karşılaştırma, Sendler'in gözünde bu duygusal acının o ciddi sonuçlardan bile daha ağır bastığını gösterir.
Alıştırma
Dolambaçlı yolun verdiği rahatsızlığın tehlikeden çok daha hafif olduğunu göstermek için cümleyi hedef karşılaştırma ifadesiyle tamamlayın: The inconvenience of the detour ____ the danger of the damaged bridge.
Cevabı göster
paled in comparison to
often with no promise of a reunion. Kalıp ifadeler
3:27üstelik çoğu zaman kavuşma sözü bile verilemiyordu.
convincing parents to part with their children: ebeveynleri çocuklarından ayrılmaya ikna etmek
Tam ifade olan convincing parents to part with their children içinde convincing, daha geniş the pain of doing something kalıbında of’tan sonra gelen -ing biçimidir. Nesnesi parents’tır ve ardından to part with their children gelir. Part with someone or something, genellikle istemeyerek birinden ya da bir şeyden vazgeçmek, onu vermek veya ondan ayrılmak anlamına gelir. Burada ebeveynlerin çocuklarını bırakmak zorunda kalmasını anlatır; çocuklarla bir şeyi paylaşmak ya da bölüşmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle, Leo’yu çok değer verdiği bir fotoğraf makinesinden vazgeçmeye ikna ettiklerini anlatır?
- They convinced Leo to repair his treasured camera.
- They convinced Leo to borrow a treasured camera.
- They convinced Leo to part with his treasured camera.
Cevabı göster
They convinced Leo to part with his treasured camera.
with no promise of a reunion: yeniden kavuşma güvencesi olmadan
With no promise of a reunion, yeniden kavuşmanın gerçekleşeceğine dair hiçbir güvence veya güvenilir beklenti olmadığı anlamına gelir. Buradaki promise, mutlaka birinin sözlü olarak verdiği söz değil, güvence veya gerçekleşme ihtimalidir. With ile başlayan ifade, ayrılığa eşlik eden bir durumu ekler. No promise of, yeniden kavuşmanın imkânsız olduğunu söylemez; sonucun belirsiz ve güvencesiz olduğunu belirtir.
Alıştırma
With no promise of ifadesinden sonra success ismini kullanarak cümleyi tamamlayın: The team continued the experiment ____.
Cevabı göster
with no promise of success
the Nazis began transporting Jews from the Ghetto into concentration camps. Notlar
3:32Naziler, Yahudileri Getto'dan toplama kamplarına taşımaya başladı.
began transporting Jews from ... into ...: zorla nakletme
Transport someone from one place into another, bir kişiyi genellikle resmî bir operasyonun parçası olarak bir yerden başka bir yere düzenli ve planlı biçimde taşımak demektir. Began transporting bu sürecin başladığını gösterir. Transport sözcüğü tek başına zorlama anlamı taşımaz. Ancak bu cümlede eylemi yapanların Naziler, mağdurların Yahudiler ve varış yerinin toplama kampları olması, bunun sıradan ya da gönüllü bir yolculuk değil, sistemli ve zorla yapılan bir sürgün olduğunu gösterir.
Alıştırma
Bu tarihsel cümlede transporting Jews en doğru biçimde ne anlama gelir?
- Yahudileri örgütlü ve zorlayıcı bir operasyonla nakletmek
- Yahudilere ulaşımın nasıl işlediğini öğretmek
- Yahudilerin kendi istekleriyle seyahat etmesine yardım etmek
Cevabı göster
Yahudileri örgütlü ve zorlayıcı bir operasyonla nakletmek
concentration camps: kitlesel tutuklama ve zulüm
İkinci Dünya Savaşı ve Holokost bağlamında concentration camps, Nazi rejiminin büyük insan gruplarını normal hukuk korumalarının dışında tutuklamak ve zulmetmek için kullandığı yerlerdi. Mahkûmlar zorla çalıştırma, açlık, hastalık, şiddet ve ölümle karşı karşıyaydı. Bu nedenle ifade, ciddi ve giderek artan bir tehlikeye işaret eder. Camp tek başına birçok sıradan geçici konaklama türünü anlatabilir; ancak concentration camp yerleşmiş tarihsel ve siyasi bir terimdir ve dinlenme amaçlı bir kamp olarak anlaşılmamalıdır.
Alıştırma
Bu Holokost bağlamında concentration camps ne anlama gelir?
- İnsanların kitlesel olarak tutulduğu ve zulme uğradığı yerler
- Siyasi işlevi olmayan geçici barınaklar
- Dinlenme ve yaz tatili için kullanılan yerler
Cevabı göster
İnsanların kitlesel olarak tutulduğu ve zulme uğradığı yerler
worked with new urgency: yeni bir aciliyet duygusuyla çalışmak
Bu cümlede worked with new urgency, Sendler’ın çalışmasını sürdürdüğünü ancak artık hızlı hareket etmesi gerektiğini daha güçlü biçimde hissettiğini anlatır. New, tamamen farklı bir işe geçildiğini değil, değişen koşulların aciliyet düzeyini artırdığını gösterir. Burada with, eyleme eşlik eden biçimi veya durumu belirtir. work with + isim kalıbı, work with care veya work with confidence örneklerinde olduğu gibi birinin nasıl çalıştığını anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrendiğiniz dört sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: When smoke was seen near the trail, the park staff ____ to guide visitors to safety.
Cevabı göster
worked with new urgency
joining forces with the Nazi resistance group called Zegota. Notlar
3:40Zegota adlı Nazi direniş grubuyla güçlerini birleştirdi.
joining forces with: başka bir tarafla güçlerini birleştirmek
Joining forces with, ortak bir hedef için başka bir kişi veya grupla çabaları, kaynakları ya da becerileri birleştirmek anlamına gelir. Bu kalıplaşmış ifadede forces, tarafların katkıda bulunabileceği şeyleri genel olarak anlatır; mutlaka askerî güç anlamına gelmez. Burada joining, anlatıya başka bir eylem ekleyen -ing biçimidir: Sendler, Zegota adlı grupla iş birliği yapıyordu.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrendiğiniz ve “ortak bir hedef için başka bir kuruluşla iş birliği yaptı” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The museum ____ a local school to create a history exhibit.
Cevabı göster
joined forces with
Zegota adlı Nazi karşıtı direniş grubu
Zegota, işgal altındaki Polonya'da Nazi zulmüne uğrayan Yahudilere yardım eden bir yeraltı örgütüydü. Bu ifade onu Nazi yönetimine karşı çıkan bir direniş grubu olarak tanımlar. Bu bağlamda Nazi, grubun kimin denetiminde olduğunu değil, direnişin neye karşı olduğunu belirtir. Called Zegota, that was called Zegota yapısının kısaltılmış biçimidir ve grubun adını verir.
Alıştırma
Bu cümlede vurgulanan ifade ne anlama geliyor?
- Zegota adlı, Nazi yönetimine direnen bir örgüt
- Zegota adlı bir örgütle savaşan Nazi askerî birliği
- Zegota adlı, Nazilere bağlı bir örgüt
Cevabı göster
Zegota adlı, Nazi yönetimine direnen bir örgüt
Zegota helped Sendler expand her operation by stashing money for her in post boxes across Warsaw. Notlar
3:44Zegota, Varşova genelindeki posta kutularına onun için para saklayarak Sendler'ın operasyonunu genişletmesine yardımcı oldu.
expand her operation: faaliyetini genişletmek
Burada operation, düzenli ve koordineli bir faaliyet anlamına gelir; bu cümlede Sendler'ın kurtarma çalışmasıdır. Tıbbi bir ameliyat anlamına gelmez. Expand her operation, bu çalışmanın ölçeğini veya erişimini büyütmek demektir. Operation kelimesinin bu anlamı kurtarma, askerî, polis, yardım ve iş bağlamlarında yaygındır. Çevrede anlatılan faaliyet, kelimenin ameliyat değil organize bir çalışma anlamına gelip gelmediğini gösterir.
Alıştırma
Şu cümleyi okuyun: The team expanded its search operation after new evidence appeared. Operation ne anlama geliyor?
- Cerrahi bir işlem
- Bir makineyi kontrol etme eylemi
- Organize bir arama çalışması
Cevabı göster
Organize bir arama çalışması
by stashing ...: yöntem belirtmek için by + -ing kullanımı
by stashing ... ifadesi, Zegota'nın Sendler'ın operasyonu genişletmesine nasıl yardım ettiğini açıklar. by + fiilin -ing biçimi, bir sonuca ulaşmak için kullanılan yöntemi belirtir. Burada by, stashing eylemini tanıttığı için “... yaparak” anlamına gelir; “yanında” şeklindeki yer anlamında değildir. by ile başlayan grubun tamamı helped ... expand bölümünü niteler.
Alıştırma
Cümleyi by ve make fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: He saved money ____ lunch at home.
Cevabı göster
by making
stashing money ... in post boxes: parayı gizlice saklamak
Burada stashing, başkaları bulamasın ve daha sonra alınabilsin diye parayı kasıtlı olarak gizli bir yere koymak anlamına gelir. Sözcük, gizlilik ve saklama anlamı ekler; parayı yalnızca bir yere koymaktan daha güçlüdür. For her, paranın Sendler için olduğunu gösterirken in post boxes saklama yerlerini belirtir. Bu bağlamda posta kutuları, sıradan ve görünür saklama yerleri değil, gizli bırakma noktaları olarak işlev görür.
Alıştırma
Hangi cümlede stash, “bir şeyi daha sonra kullanmak üzere gizlice saklamak” anlamındadır?
- She stashed the spare key behind a loose brick.
- She mailed the spare key to her cousin.
- She displayed the spare key in the shop window.
Cevabı göster
She stashed the spare key behind a loose brick.
But this system would also be Sendler's downfall. Anlatım akışı
3:51Fakat bu sistem aynı zamanda Sendler'ın sonu olacaktı.
this system would also be Sendler's downfall: would ile sonraki sonucu haber verme
Anlatının geçmişteki bir noktasından bakıldığında would, o anda henüz gerçekleşmemiş ama daha sonra gerçek olacak bir sonucu ileriye dönük haber verir. Burada this system, para saklamak için kullanılan bir posta kutusunun yer aldığı ağı anlatır. would also be Sendler's downfall ifadesi, aynı sistemin daha sonra onun çöküşünün nedeni olduğunu belirtir. Bu, geçmişten bakılan gelecektir; would ile yapılan kibar rica değildir. But ve also bir ters dönüş kurar: sistem yararlı olmuştu, ancak zararlı bir sonuç da getirecekti. Bu anlatım, sırada olacakları önceden sezdirir ve önceki bir ayrıntıyı sonraki sonucuna bağlar.
Alıştırma
“The decision would later change her life.” cümlesinde would ne işe yarar?
- Geçmişteki bir bakış açısından daha sonraki bir sonucu haber verir.
- Kibar bir rica kurar.
- Hiç gerçekleşmemiş bir sonucu anlatır.
Cevabı göster
Geçmişteki bir bakış açısından daha sonraki bir sonucu haber verir.
When the Gestapo threatened a laundry owner whose business contained a Zegota post box, Dilbilgisi
3:55Gestapo, iş yerinde Zegota posta kutusu bulunan bir çamaşırhane sahibini tehdit edince,
When ... a laundry owner whose business ...: zaman yan cümlesi içindeki whose cümlesi
When yan cümlesi, ana olayın gerçekleştiği koşulları belirtir: she gave them Sendler's name. Bu zaman yan cümlesinin içinde whose business contained a Zegota post box, a laundry owner ifadesini açıklayan bir ilgi cümlesidir. Whose sahiplik veya bağlantı gösterir. İlgi cümlesi doğrudan a laundry owner ifadesinden sonra gelir ve onu niteler; bu nedenle business, Gestapo'nun değil, çamaşırhane sahibinin iş yeridir. Cümleyi çözmek için önce the Gestapo threatened a laundry owner iskeletini okuyun, sonra sahibinin iş yeri hakkındaki bilgiyi ekleyin.
Alıştırma
“When the police questioned a driver whose car was damaged, the driver showed an ID.” cümlesinde whose kimi gösterir?
- the car — hasarlı nesne
- the driver — sorgulanan kişi
- the police — soruları soran kişiler
Cevabı göster
the driver — sorgulanan kişi
the Gestapo burst into Sendler's apartment, Öbek fiiller
4:06Gestapo Sendler'ın dairesine baskın yaptı,
burst into: aniden ve zorlayıcı biçimde girmek
Bu cümlede burst into, “aniden ve sert bir şekilde içeri girdi” anlamına gelir. Fiil, sıradan bir girişi değil, ani ve müdahaleci bir hareketi anlatır. Burst fiilinin yalın biçimi, geçmiş zaman biçimi ve geçmiş zaman ortacı burst şeklindedir. Buradaki burst zaten geçmiş zamandadır; bursted standart değildir.
Alıştırma
Cümleyi burst fiilinin geçmiş zaman biçimi ve doğru edatla tamamlayın: Hearing the alarm, the guards ____ the control room.
Cevabı göster
burst into
arresting her for aiding Jews throughout the country. Dilbilgisi
4:09ülke çapında Yahudilere yardım ettiği için onu tutukladı.
arresting her for aiding ...: devam eden eylem ve tutuklama nedeni
Virgülden sonra gelen -ing yan cümlesi arresting her ..., ana cümleyle aynı örtük özneye sahiptir: the Gestapo. Yeni bir yan cümle başlatmak yerine hemen ardından gelen eylemi veya sonucu aynı cümlede sıkıştırarak verir. arrest someone for doing something yapısında for, ileri sürülen nedeni veya suçlamayı belirtir. Bu yüzden for aiding, “yardım ettiği için” demektir; “yardım etmek amacıyla” anlamına gelmez.
Alıştırma
Önce arrest fiilinin -ing biçimini, ardından for + sell fiilinin -ing biçimini yazın: Officers entered the shop, ____ the owner ____ stolen goods.
Cevabı göster
arresting · for selling
had captured Sendler, but her records remained safe: Sendler yakalanmıştı, ancak kayıtları güvende kalmıştı
But'tan önceki bölüm ciddi bir aksiliği bildirir: Sendler yakalanmıştır. But'tan sonraki bölüm ise beklenmedik karşıt bilgiyi verir: kayıtlar hâlâ korunmaktadır. Burada but, tehlikeyi artırırken umudu koruyacak şekilde hikâyedeki bilgileri düzenler. Remained safe önemlidir, çünkü ilgisiz bir durum betimlemesi eklemek yerine tutuklanmaya rağmen kayıtların güvende olmaya devam ettiğini gösterir.
Alıştırma
But bu cümlede nasıl bir ilişki gösteriyor? The storm damaged the building, but the emergency supplies remained safe.
- Fırtınadan sonra acil durum malzemelerinin güvensiz hâle geldiği anlamına gelir.
- Acil durum malzemelerinin fırtınaya yol açtığını gösterir.
- Binadaki hasar ile acil durum malzemelerinin güvende kalmasını karşılaştırır.
Cevabı göster
Binadaki hasar ile acil durum malzemelerinin güvende kalmasını karşılaştırır.
Janina protected the children's names with her life, Deyimler
4:17Janina çocukların isimlerini hayatı pahasına korudu,
with her life: korumak için her şeyi riske atmak
Protect something with one's life yapısında with one's life, birini veya bir şeyi güvende tutmak için kişinin kendi hayatını riske atmaya ya da feda etmeye hazır olması anlamına gelir. Cesareti, sadakati ve kararlılığı gösteren güçlü ve mecazi bir ifadedir. Bu ifade risk ve bağlılık düzeyini anlatır; koruyan kişinin gerçekten öldüğü anlamına otomatik olarak gelmez. İyelik sözcüğü kişiye göre değişir: with my life, with his life veya with their lives.
Alıştırma
Ölme riskini bile göze alarak anlamını vermek için cümleyi with + iyelik + life yapısıyla tamamlayın: The guard vowed to protect the child ____.
Cevabı göster
with his life
all without knowing whether her friend would ever return. Dilbilgisi
4:20hem de arkadaşının geri dönüp dönmeyeceğini bile bilmeden.
all without knowing whether...: sonucu bilmeden her şeyi yapmak
Buradaki all, bu satırdan hemen önce anlatılan eylemleri bir bütün olarak toplar. without knowing eklendiğinde, bu eylemlerin önemli bir gerçek hâlâ bilinmiyorken tamamlandığı anlatılır. Whether her friend would ever return, knowing fiilinin içeriğini oluşturan dolaylı bir evet-hayır sorusudur. Bir koşul belirtmez. Ever belirsizliği güçlendirir ve arkadaşının belki de hiç dönmeyeceği korkusunu da hissettirir.
Alıştırma
Cümleyi all without knowing whether kullanarak tamamlayın: Nina booked the venue and paid the deposit, ____ the event could go ahead.
Cevabı göster
all without knowing whether
Despite enduring months of physical and psychological torture, Dilbilgisi
4:25Aylar süren fiziksel ve psikolojik işkenceye dayanmasına rağmen,
Despite enduring...: despite + -ing ile ödünleme anlatımı
Despite bir karşıtlık ve ödünleme ilişkisi kurar: Baştaki ifade, Sendler'ın bilgi vermesine yol açması beklenebilecek kadar ağır bir deneyimi anlatırken ana cümle bunun tam tersi olan sonucu verir. Despite bir edattır; bu nedenle ardından bir isim öbeği veya -ing biçimi gelir. Burada enduring months of physical and psychological torture bir -ing öbeği olarak görev yapar. Kendi öznesi ve çekimli fiili bulunan tam bir cümlecik kullanmak için although veya even though seçilmelidir.
Alıştırma
Despite ve face fiilinin -ing biçimini kullanarak yeniden yazın: Although the team faced heavy criticism, it continued the project. ____ heavy criticism, the team continued the project.
Cevabı göster
Despite facing
betrayed no information: hiçbir bilgi açığa vurmadı
Burada betray, gizli kalması gereken bir şeyi açığa vurmak veya ele vermek anlamına gelir. Betrayed no information, Sendler’ın hiçbir şey açıklamadığı demektir; nesne information olduğu için fiil bir kişiye ihanet etmeyi değil, bilgi ifşa etmeyi anlatır. Bu kullanım, sözlerin, davranışların veya başka işaretlerin gizli bir şeyi ortaya çıkarabileceğini sık sık ima eder. no sözcüğü anlamı kesinleştirir: tek bir bilgi bile açığa vurulmamıştır.
Alıştırma
Bu cümlede ne oldu?: During the questioning, the witness betrayed no information.
- Tanık soruları anlamadı.
- Tanık yeni bir bilgi oluşturmadı.
- Tanık hiçbir gizli bilgiyi açığa vurmadı.
Cevabı göster
Tanık hiçbir gizli bilgiyi açığa vurmadı.
she was sentenced to execution on January 20th, 1944. Kelime
4:3420 Ocak 1944'te idama mahkum edildi.
Defiant to the end: son ana kadar direnmek
Defiant, itaat etmeyi, boyun eğmeyi veya denetimi kabul etmeyi açıkça reddetmek anlamına gelir. To the end, bu tutumun son ana kadar sürdüğünü belirtir; bir yere doğru hareketi anlatmaz. Sıfat öbeği ana cümleden önce gelir ve o anda özne olan she’yi betimler. Bu kısa giriş, ona ne olduğunu anlatmadan önce kırılmayan direnişini öne çıkarır.
Alıştırma
Son ana kadar direnmeyi sürdüren birini anlatmak için bu dersteki ifadeyi aynen kullanarak cümleyi tamamlayın: ____, the captain refused to surrender.
Cevabı göster
Defiant to the end
was sentenced to execution: hukuk fiili olarak sentence
Bu cümlede sentence hukuk dilinde kullanılan bir fiildir: mahkeme ya da yetkili makam bir cezaya resmen hükmeder. Edilgen be sentenced to + ceza veya ceza süresi kalıbı, bir kişiye hangi cezanın verildiğini belirtir. Execution, bir kişinin yetkili makamca öldürülmesi demektir; bu yüzden was sentenced to execution, onun resmen idam edilmesine hükmedildiği anlamına gelir. Burada sentence, günlük dildeki “cümle” anlamındaki isim değildir.
Alıştırma
Hukuk fiili sentence sözcüğünün doğru geçmiş zaman biçimiyle cümleyi tamamlayın: Yesterday, the judge ____ the defendant to five years in prison.
Cevabı göster
sentenced
as ... diverted her course: son anda gerçekleşen dönüşü hazırlama
As yan cümlesi, devam etmekte olan bir eylemi zaman arka planı olarak sunar: kadın idam edilmeye gidiyordu. Burada as, “çünkü” değil, “-irken” veya “tam ... sırasında” anlamındadır. Walked to her death, “ölüm” adlı bir yere yürüdüğünü değil, idamına yaklaştığını belirtir. Ardından ana cümle bu gidişatı değiştiren olayı sunar: bir Alman subay onu başka yöne yönlendirir. Tehlikeyi as yan cümlesine, değişikliği ise ana cümleye yerleştirmek, değişikliğin mümkün olan son anda gelmesini sağlar ve keskin bir anlatı dönüşü yaratır.
Alıştırma
Cümlenin olayları nasıl düzenlediğini en iyi açıklayan seçenek hangisidir?
- Kadının idama yaklaşmasını arka plan olarak kurar, ardından subayın güzergâhını değiştirmesini son anda gerçekleşen bir değişiklik olarak sunar.
- Kadın zaten öldüğü için subayın yön değiştirdiğini söyler.
- Farklı günlerde gerçekleşen, birbiriyle ilgisiz iki eylemi anlatır.
Cevabı göster
Kadının idama yaklaşmasını arka plan olarak kurar, ardından subayın güzergâhını değiştirmesini son anda gerçekleşen bir değişiklik olarak sunar.
Zegota had paid the Gestapo the modern equivalent of over $100,000 for Sendler's release. Notlar
4:44Zegota, Sendler'ın serbest bırakılması için Gestapo'ya bugünün karşılığıyla 100.000 dolardan fazla rüşvet ödemişti.
had paid the Gestapo ...: daha önce tamamlanmış bir eylem
had paid the Gestapo ... ifadesindeki had paid, had + geçmiş ortaç paid biçiminde kurulan past perfect yapısıdır. Ödemeyi hikâyedeki başka bir geçmiş olaydan, yani subayın daha sonra güzergâhı değiştirmesinden önceye yerleştirir. Burada zaman yapısı, sonraki sonuç anlatıldıktan sonra onu açıklayan daha erken ve gizli bir nedeni ortaya çıkarır. Geçmişteki iki olayın sırasını açıkça göstermek gerektiğinde önce gerçekleşen eylem için past perfect kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümle, ödemenin mahkûm kapıya ulaşmadan önce tamamlandığını açıkça gösterir?
- The group will pay the guard after the prisoner reaches the gate.
- By the time the prisoner reached the gate, the group had paid the guard.
- The group paid the guard as the prisoner reached the gate.
Cevabı göster
By the time the prisoner reached the gate, the group had paid the guard.
the modern equivalent of: günümüzdeki değeri ifade etmek
The modern equivalent of + miktar, geçmişteki bir paranın bugünün koşullarında ne kadar edeceğine dair bir tahmin verir. Bu cümlede ödemenin günümüzdeki değerinin 100.000 dolardan fazla olduğu tahmin ediliyor. Burada equivalent; nominal değer, para birimi veya tarihsel koşulların aynı olması değil, değer bakımından karşılaştırılabilir olma anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi ‘günümüz değerine göre tahmini miktar’ anlamındaki tam hedef ifadeyle tamamlayın: The historian estimates that the old prize was ____ about twenty thousand dollars.
Cevabı göster
the modern equivalent of
as she listened to bullhorns proclaiming her death, Dilbilgisi
4:52ölümünü ilan eden megafonları dinlerken,
as she listened to ...: as ile eş zamanlı arka plan
Burada as, while veya at the same time that, yani “-iken” ya da “aynı anda” anlamındadır. As yan cümlesi, sürmekte olan bir eylemi arka plan olarak verir; ana cümle ise bu sırada ne olduğunu anlatır. Dolayısıyla dinleme ile yeniden başlama aynı zaman diliminde gerçekleşir; aralarında neden-sonuç ilişkisi yoktur. As + özne + fiil yapısı bir neden de bildirebilir, bu yüzden bağlamdaki mantığa bakmak gerekir. Burada listened süren arka planı, began anew ise anlatıyı ilerleten olayı gösterir. Bu nedenle zaman anlamı doğal yorumdur.
Alıştırma
“As I listened to the rain falling, I wrote the letter,” cümlesinde as neyi gösterir?
- Yağmuru dinlemek yazmama neden oldu.
- Dinleyici rolümle yazdım.
- Dinleme ve yazma aynı anda gerçekleşti.
Cevabı göster
Dinleme ve yazma aynı anda gerçekleşti.
began anew: anlatıda yeni bir aşamayı işaretlemek
Began anew, bir şeyin kesintiden veya büyük bir değişiklikten sonra yeniden başladığı anlamına gelir. Anew, began fiilini niteleyen bir zarftır ve çoğu zaman yalnızca tekrarı değil, yeni bir aşamanın açılışını da düşündürür. Bu çok kısa cümle anlatıda bir dönüm noktası işlevi görür. Sendler'in ölümünün ilan edilmesi bir aşamayı kapatıyor gibi görünür, ancak bu cümle hikâyeyi yeniden başlayan çalışmalara yönlendirerek bir aşamayı kapatır ve sonrakini açar.
Alıştırma
Cümleyi began + “yeni bir başlangıç olarak yeniden” anlamındaki resmî zarfla tamamlayın: After a year-long pause, the research project ____.
Cevabı göster
began anew
she continued to oversee Zegota's rescue missions until Germany's defeat in 1945. Kalıp ifadeler
4:591945'te Almanya'nın yenilgisine kadar Zegota'nın kurtarma görevlerini yönetmeye devam etti.
Remaining in hiding: arka plan durumunu veren bir -ing öbeği
Remaining in hiding, cümlenin başında yer alan -ing biçimli bir ortaç öbeğidir. Ana eylem gerçekleşirken she öznesinin içinde bulunduğu durumu anlatır: çalışmalarını sürdürürken hâlâ saklanmaktadır. Remaining cümlenin ana fiili değildir; ana cümle she continued ile başlar. Bu kısa yapı, ana olaydan önce arka plan durumunu verir. -ing öbeğinin örtük öznesi ana cümlenin öznesiyle aynı olmalıdır; burada ikisi de she'dir.
Alıştırma
“Remaining silent, Maya listened to the debate.” cümlesinin başındaki öbek ne işe yarar?
- Maya'nın dinlerken içinde bulunduğu arka plan durumunu verir.
- Cümlenin ana fiilidir.
- Maya dışında birinin sessiz olduğunu gösterir.
Cevabı göster
Maya'nın dinlerken içinde bulunduğu arka plan durumunu verir.
continued to oversee ...: süren üst düzey sorumluluk
Continued to oversee Zegota's rescue missions, onun kurtarma görevlerini yönetip denetlemeyi sürdürdüğü anlamına gelir. Continue to + fiilin yalın hâli, bir eylemin veya sorumluluğun durmadığını gösterir; burada oversee, to'dan sonra gelen yalın fiildir. Oversee, bir işin genel düzeyde sorumluluğunu üstlenmek; işi koordine etmek, ilerlemeyi kontrol etmek ve uygulanmasını sağlamak demektir. Yalnızca bir şeyi yukarıdan görmek anlamına gelmez.
Alıştırma
“Genel düzeyde yönetmek ve denetlemek” anlamındaki hedef fiili yazın: The director continued to ____ the relief operation.
Cevabı göster
oversee
Sendler reconnected with the children she'd helped escape, Kalıp ifadeler
5:08Sendler kaçmasına yardım ettiği çocuklarla yeniden bağlantı kurdu,
remaining in contact with many for the rest of her life. Dilbilgisi
5:11hayatının geri kalanı boyunca birçoğuyla iletişim halinde kaldı.
reconnected with the children she'd helped escape: kaçmalarına yardım ettiği çocuklarla yeniden iletişim kurmak
Buradaki reconnected with, bir süre iletişim kurulmadıktan sonra yeniden bağlantı kurmak anlamına gelir. Kalıp reconnect with someone şeklindedir; with, yeniden iletişim kurulan kişi veya grubu gösterir. the children she'd helped escape ifadesi hangi çocuklardan söz edildiğini belirtir. Buradaki she'd, she had kısaltmasıdır: Sendler bu çocukların kaçmasına daha önce yardım etmiş, ardından onlarla yeniden iletişim kurmuştur.
Alıştırma
Eksik olan edatı yazarak cümleyi tamamlayın: After several years, Noah reconnected ____ his former coach.
Cevabı göster
with
remaining in contact ... for the rest of her life: devam eden durumu ekleyen -ing yan cümlesi
remaining in contact with many for the rest of her life, önceki eylemden sonra devam eden bir durumu ekleyen, cümle sonundaki bir -ing yan cümlesidir. Örtük öznesi Sendler'dır; many ise daha önce sözü edilen çocukların birçoğunu ifade eder. Remaining burada çekimli bir fiil değildir, dolayısıyla bu bölüm yeni ve bağımsız bir cümle oluşturmaz. Cümle sonundaki -ing yan cümlesi, eşlik eden bir durumu veya süren bir sonucu aynı cümlede kısaca aktarabilir.
Alıştırma
"Omar moved abroad, remaining part of the project until it ended." cümlesinde, sondaki -ing yan cümlesi bize ne anlatır?
- Omar'ın yurt dışına taşındıktan sonra da projenin bir parçası olmaya devam ettiğini ekler.
- Projeye katılan başka bir kişiyi tanıtır.
- Omar'ın proje zaten bittiği için yurt dışına taşındığını söyler.
Cevabı göster
Omar'ın yurt dışına taşındıktan sonra da projenin bir parçası olmaya devam ettiğini ekler.
And while the new Polish government sought to suppress her story, Notlar
5:14Ve yeni Polonya hükümeti onun hikayesini bastırmaya çalışsa da,
sought to suppress her story: onun hikâyesini bastırmaya çalışmak
sought to suppress her story tam ifadesinde sought, seek fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Resmî seek to + fiil kalıbı, “bir şeyi yapmaya çalışmak” anlamına gelir. Suppress, bilginin yayımlanmasını, tartışılmasını veya kabul edilmesini kasıtlı olarak engellemek demektir; dolayısıyla ifade, onun hikâyesini kamuoyundan uzak tutmaya yönelik etkin bir çabayı anlatır. Vurgulanan bölüm her ile bitse de her, ardından gelen story ismini niteleyen bir iyelik belirleyicisidir. Suppress fiilinin nesnesi kadının kendisi değil, her story ifadesidir. sought to suppress kalıbını a report, evidence veya dissent gibi nesnelerle de kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Cümleyi seek fiilinin geçmiş zaman biçimi ve ardından to suppress kullanarak tamamlayın: The agency ____ the report, but copies had already circulated.
Cevabı göster
sought to suppress
the children she rescued ensured she was recognized for her work. Kalıp ifadeler
5:18kurtardığı çocuklar onun çalışmalarıyla tanınmasını sağladı.
while ... sought to suppress ..., ... ensured ...: karşıtlığı düzenlemek
Buradaki while, “... sırasında” anlamına gelmez. Ana cümleyle çelişen bir gerçeği sunar: Hükümet onun hikâyesini kamuoyunun dikkatinden uzak tutmaya çalışmış, ancak kurtarılan çocuklar çalışmalarının tanınmasını sağlamıştır. Although veya whereas sözcüklerine benzeyen bir ödünleme ya da karşıtlık anlamı taşır. Bu yapı önce engeli while yan cümlesinde verir, ardından ana cümlede bunun tersi yöndeki ve sonunda üstün gelen sonucu sunar. Bu sıralama hem karşıtlığı hem de çocukların bastırma girişimini aşmadaki rolünü öne çıkarır. Cümle başındaki And, bu son karşıtlığı önceki anlatıya bağlar.
Alıştırma
“While several investors rejected the idea, the team found support elsewhere,” cümlesinde while ne işe yarar?
- İki olayın aynı zamanda gerçekleştiğini gösterir.
- Sonucun neden gerçekleştiğini açıklar.
- Bir engeli beklenmedik bir sonuçla karşılaştırır.
Cevabı göster
Bir engeli beklenmedik bir sonuçla karşılaştırır.
Birinin çalışması nedeniyle takdir edilmesini sağlamak
ensured she was recognized ifadesindeki ensured, “bu sonucun gerçekleşmesini kesin olarak sağladı” anlamına gelir. Burada ensure fiilinden sonra she was recognized for her work yan cümlesi gelir. Kurtardığı kişiler, onun takdir edilmesini yalnızca ummakla kalmayıp bu sonucun gerçekleşmesine yardımcı olmuştur. Be recognized for something, bir başarı, nitelik veya katkı nedeniyle kamuoyu tarafından takdir edilmek demektir. For, takdirin nedenini belirtir; kişinin hangi kimlik veya rolle tanındığını belirtmez.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrenilen ifadenin doğru biçimiyle tamamlayın: The committee ensured that Elena ____ her volunteer work.
Cevabı göster
was recognized for
Sendler remained hesitant to accept praise for her actions, Kalıp ifadeler
5:26Sendler eylemleri için övgü kabul etmekte tereddüt etti,
remained hesitant to accept praise: övgüyü kabul etme konusunda tereddütlü kalmaya devam etti
Remained hesitant, onun kararsızlığının veya isteksizliğinin sürdüğünü, yani tutumunun değişmediğini belirtir. Burada to accept praise, tereddüt ettiği eylemin övgüyü kabul etmek olduğunu gösterir. Hesitant to do something tamamen reddetmek anlamına gelmez. Kişinin şüphe, rahatsızlık veya temkin nedeniyle harekete geçmeye henüz tam olarak istekli ya da hazır olmadığını anlatır.
Alıştırma
Yapıyı tamamlayın: After several invitations, Maya remained hesitant ____ accept the award.
Cevabı göster
to
"I continue to have qualms of conscience that I did so little." Notlar
5:31"Bu kadar az şey yaptığım için vicdan azabı çekmeye devam ediyorum."
Yet, despite ... ve remained hesitant to ...: buna rağmen tereddüt etmeyi sürdürmek
Yet ve despite bir ödünleme ilişkisi kurar: çok sayıda hayat kurtarmış olması, övgüyü memnuniyetle kabul edeceği beklentisini yaratır; ancak remained hesitant bunun tersi olan tutumun sürdüğünü gösterir. Giriş bölümü ile ana cümle birlikte karşıtlığı özellikle güçlü hâle getirir. Despite bir edattır; bu nedenle burada ardından all the lives she saved isim öbeği gelir. Bu öbeğin içinde she saved, lives sözcüğünü niteleyen bir ilgi yan cümlesidir; despite doğrudan tam bir cümleyi bağlamaz. Aktarılabilir kalıp Yet, despite + isim öbeği veya -ing biçimi, özne + remained + tutum şeklindedir.
Alıştırma
Hangi cümlede despite bir ödünleme ilişkisi kurmak için doğru kullanılmıştır?
- Despite she faced strong criticism, she continued the project.
- Despite facing strong criticism, she continued the project.
- Despite of strong criticism, she continued the project.
Cevabı göster
Despite facing strong criticism, she continued the project.
continue to have qualms of conscience: vicdani rahatsızlık duymaya devam etmek
To have qualms of conscience, kişinin doğru olanı yapıp yapmadığı konusunda ahlaki bir huzursuzluk veya kendinden şüphe duymasıdır. Continue to have, bu duygunun geçmediğini gösterir. Bu cümlede that I did so little yan cümlesi huzursuzluğun kaynağını açıklar: Yeterince şey yapmadığına inanmaktadır. Bu, yardım amaçlı eylemlerinin yanlış olduğunu düşündüğü anlamına gelmez.
Alıştırma
"She had qualms about hiding the truth." ne anlama gelir?
- Gerçeği saklama konusunda ahlaki bir huzursuzluk hissediyordu.
- Gerçeği saklamayı teknik olarak imkânsız buluyordu.
- Gerçeğin nerede saklandığını bilmiyordu.
Cevabı göster
Gerçeği saklama konusunda ahlaki bir huzursuzluk hissediyordu.
I did so little: özeleştirel bir kapanış yargısı
Bu cümlede I did so little, konuşanın kendi katkısının yeterli olmadığı yönündeki değerlendirmesidir. So, little sözcüğünün derecesini güçlendirir: Konuşan yalnızca “biraz yaptım” demekle kalmaz, yaptıklarının ona ne kadar az göründüğünü vurgular. Birçok insanı kurtardığı bilgisi verildikten sonra bu kısa cümlecik güçlü bir karşıtlık yaratır. Alıntıyı tevazu, suçluluk ve kişinin kendisine karşı çok yüksek beklentileriyle tamamlar; gerçekte başardıklarının nesnel bir özeti değildir.
Alıştırma
“Although she saved many people, she later said, ‘I did so little.’” cümlesinde alıntılanan söz esas olarak neyi gösterir?
- Tamamladığı görevlerin kesin sayısını veriyor.
- Hiç kimseye yardım edilmediğine inanıyor.
- Kendi katkısının hâlâ yeterli olmadığına hükmediyor.
Cevabı göster
Kendi katkısının hâlâ yeterli olmadığına hükmediyor.
For more tales of bravery in the face of violence and hate, Notlar
5:36Şiddet ve nefret karşısında gösterilen cesaret hakkında daha fazla hikaye için,
For more tales of...: ilgili içeriğe yönlendiren bir medya ifadesi
Bir videonun sonunda For more tales of..., “... hakkında daha fazla hikâye istiyorsanız” ya da “... hakkında daha fazla hikâye bulmak için” anlamında bir yönlendirme ifadesidir. İsim öbeği, önerilen ilgili içeriğin türünü belirtir. Burada for, önceki bir olayın nedenini değil, izleyicinin amacını ifade eder. Satır virgülle bittiği için ardından visit, watch, read veya follow gibi bir yönerge gelmesini hazırlar; tek başına eylem çağrısının yalnızca başlangıcıdır.
Alıştırma
“Ek içerik istiyorsanız” anlamındaki girişle medya kapanışını tamamlayın: ____ interviews with local artists, visit our website.
Cevabı göster
For more
bravery in the face of violence and hate: şiddet ve nefret karşısında cesaret
Burada bravery in the face of violence and hate, şiddet ve nefretle karşı karşıya kalındığında gösterilen cesaret anlamına gelir. Kalıplaşmış in the face of ifadesi, kişinin başa çıkması gereken ciddi bir tehdit veya zorluğu belirtir. Bu kullanım mecazidir; face bir insanın fiziksel yüzünü ifade etmez. Bu yapı genellikle cesaret, sakinlik veya azim gibi bir tepkiyi, o niteliği sınayan zorlukla ilişkilendirir.
Alıştırma
face kelimesini içeren ve “karşı karşıya kalırken” anlamına gelen kalıplaşmış ifadeyi tamamlayın: The spokesperson remained calm ____ fierce criticism.
Cevabı göster
in the face of
check out this video about Noor Inayat Khan, Öbek fiiller
5:40Pasifistken Müttefikler için casusluk yapmaya başlayan,
check out: göz atmaya yönelik samimi bir davet
Burada check out, göz atmak veya hakkında daha fazla bilgi edinmek anlamına gelir. Konuşmacı check out this video ifadesini, videoyu izlemeye yönelik samimi bir davet veya öneri olarak kullanır. Nesne, anlamı belirlemeye yardımcı olur. Ardından video, makale, podcast, yer veya etkinlik geldiğinde check out genellikle onu keşfetmek ya da denemek anlamına gelir; hata aramak, kasada ödeme yapmak veya otelden ayrılmak anlamına gelmez.
Alıştırma
“Göz atmak” anlamına gelen iki kelimelik samimi öbek fiili kullanın: If you enjoyed the book, ____ the author's interview.
Cevabı göster
check out
a pacifist turned Allied spy who helped build the French Resistance Notlar
5:43Fransız Direnişini kurmaya yardımcı olan
a pacifist turned Allied spy: isim + turned + isim
Burada a pacifist turned Allied spy, barış yanlısıyken sonradan Müttefikler adına çalışan bir casus olan kişi anlamına gelir. Turned, önceki kimlik olan pacifist ile sonraki kimlik olan Allied spy arasında bağ kurar; fiziksel olarak dönmeyi anlatmaz. İsim A + turned + isim B kalıbı, bir kişinin rol veya meslek değişimini kısa biçimde sunar ve özellikle kişi profillerinde ve başlıklarda kullanılır.
Alıştırma
İsim + turned + isim yapısıyla bu kısa profili tamamlayın: The podcast interviews a firefighter ____ novelist.
Cevabı göster
turned
Allied spy who helped build the French Resistance: İkinci Dünya Savaşı bağlamı
Bu İkinci Dünya Savaşı bağlamında Allied, Mihver Devletleri'ne karşı savaşan Müttefik güçleri ifade eder. Bu nedenle Allied spy, Müttefikler adına çalışan bir istihbarat ajanıdır. The French Resistance, işgal altındaki Fransa'da Nazi işgaline ve iş birliğine karşı çıkan ağları ve grupları ifade eder. Helped build, bu direniş ağlarının kurulmasına veya geliştirilmesine yardım ettiğini anlatır.
Alıştırma
Bu bağlamda Allied spy who helped build the French Resistance ne anlama gelir?
- Müttefikler için istihbarat toplayan ve işgal altındaki Fransa'daki direniş ağlarının gelişmesine yardım eden bir ajan
- Bir Fransızla kişisel ittifak kuran bağımsız bir casus
- Savaştan sonra yeni bir düzenli ordu kuran Fransız bir sınır görevlisi
Cevabı göster
Müttefikler için istihbarat toplayan ve işgal altındaki Fransa'daki direniş ağlarının gelişmesine yardım eden bir ajan
and toppled the Nazi regime. Kelime
5:48ve Nazi rejimini deviren Noor Inayat Khan hakkındaki bu videoya göz atın.
toppled the Nazi regime: bir rejimi iktidardan düşürmek
toppled the Nazi regime ifadesinde toppled, rejimin iktidardan düşürülmesi veya yönetiminin sona erdirilmesi anlamına gelir. Bu, bir şeyi fiziksel olarak devirme fikrinin siyasete aktarılmış hâlidir. Topple, nesne olarak regime ya da government aldığında yalnızca savaşta bir gücü yenmeyi değil, yönetimdeki gücün çökmesini veya iktidardan uzaklaştırılmasını öne çıkarır.
Alıştırma
'The uprising toppled the regime,' cümlesinde toppled en doğrudan neyi anlatır?
- Ayaklanma rejimi iktidardan düşürdü.
- Ayaklanma bir hükümet binasını fiziksel olarak devirdi.
- Ayaklanma bir askerî birliği yendi, ancak rejimin iktidarı kaybettiğini belirtmedi.
Cevabı göster
Ayaklanma rejimi iktidardan düşürdü.
Or learn about the secret student resistance known as the White Rose. Kalıp ifadeler
5:50Veya Beyaz Gül olarak bilinen gizli öğrenci direnişi hakkında bilgi edinin.
known as the White Rose: bir adı tanıtmak
known as the White Rose ifadesinde known as, gizli öğrenci direnişinin adını verir: insanlar bu oluşuma the White Rose diyordu. Bu sözcükler, the secret student resistance ifadesini niteleyen bir geçmiş zaman ortacı grubudur. which was known as the White Rose yapısının kısaltılmış biçimidir ve kısa tanımlarda sık kullanılır.
Alıştırma
Ad bildiren edatı kullanarak cümleyi tamamlayın: The research group is known ____ Horizon Lab.
Cevabı göster
as