Plastikten Çok Çelik Geri Dönüştürüyoruz. Neden Hâlâ Bu Kadar Çevreyi Kirletiyor? | World Wide Waste: İngilizce çalışma notları

Business Insider

Öğrenme zorluğu
777 kelime 170 kel/dk

Video özeti: Haber, hurda çelik geri dönüşümünü ve plastik atık deneylerini izleyip çözümün talep ve emisyonlar karşısındaki sınırlarını gösteriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “less than half as much energy as” — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: bir sürecin diğerinin yarısından azını kullandığını tam karşılaştırmayla anlatın. 2. “though Insider could not independently verify” — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: haberin şirket verisini bağımsız kanıttan nasıl ayırdığını görün. 3. “would otherwise end up in landfill.” — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: atığın depolama sahasından çelik üretimine yönlendirilmesiyle önlenen sonucu otherwise ile anlatın.

Bu derste

Steel is one of the most recycled materials on Earth. Dilbilgisi

0:00

Çelik, dünyada en çok geri dönüştürülen malzemelerden biridir.

Dilbilgisi

one of the most recycled materials: en üst gruptaki üyelerden biri

one of the + üstünlük derecesi + çoğul isim kalıbı, bir şeyin en üst düzeydeki grubun üyelerinden biri olduğunu belirtir. Burada steel, geri dönüşüm düzeyi en yüksek malzemeler arasında yer alır; cümle steel'in tek başına en çok geri dönüştürülen malzeme olduğunu iddia etmez. Üstünlük derecesinden sonraki isim, grubu adlandırdığı için çoğuldur: materials. one of ... ifadesinin tamamı özne olduğunda ana fiil normalde tekil one ile uyum sağlar. Örnek: One of the machines is broken.

Alıştırma

Cümleyi one of the most + çoğul isim kalıbıyla tamamlayın. This trail is ____ routes in the park.

Cevabı göster

one of the most scenic

It beats out plastic, Öbek fiiller

0:04

Plastiği geride bırakır;

glass, and copper.

0:06

camı ve bakırı da.

Öbek fiiller

beats out: rakiplerin önünde yer almak

Beat out, bir yarışma veya karşılaştırmada başka bir kişiyi, ürünü ya da seçeneği yenmek veya ondan daha üst sırada yer almak anlamına gelir. Buradaki beats out, plastik, cam ve bakırı çeliğin geri dönüşüm açısından geride bıraktığı alternatifler olarak sunar. Bu ifade geçişli bir öbek fiildir: beat out + rakip. Geçmiş zaman biçimi de beat out şeklindedir; geniş zamanda üçüncü tekil şahıs özneyle beats out kullanılır. Anlamı rekabetle ilgilidir; bir şeyi vurarak bir yerden dışarı çıkarma eylemi değildir.

Alıştırma

Cümleyi beat out ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın. Last year, Maya's design ____ 200 other entries to win the prize.

Cevabı göster

beat out

More than half of it gets melted down Öbek fiiller

0:08

Yarısından fazlası eritilir

and reused over and over. Kalıp ifadeler

0:10

ve defalarca yeniden kullanılır.

Öbek fiiller

Melted down ile malzemeyi yeniden kullanım için eritmek

Burada melted down, katı malzemenin yeni bir şeye dönüştürülebilmesi için sıvı hâle gelene kadar ısıtılması anlamına gelir. Down, öbek fiilin bir parçasıdır; aşağı doğru hareketi anlatmaz. Edilgen gets melted down yapısı, bunu malzemenin maruz kaldığı bir işlem olarak sunar. Geri dönüşüm ve üretim bağlamlarında bu ifade, işlemi kimin yaptığından çok malzemenin işlenmesine ve yeniden kullanılmasına odaklanır.

Alıştırma

Malzemenin yeniden yapılabilmesi için sıvı olana kadar ısıtılması anlamındaki iki sözcüklü öbek fiille cümleyi tamamlayın: At the recycling plant, old aluminum cans are ____ and made into new ones.

Cevabı göster

melted down

Kalıp ifadeler

Over and over ile tekrarlanan eylem

Over and over, tekrar tekrar veya birçok kez anlamına gelen kalıplaşmış bir zarf ifadesidir. Aynı eylemin ya da döngünün sürüp gittiğini vurgular; burada over mekânsal anlam taşımaz. Cümlede bu ifade, eritilme ve yeniden kullanılma süreçlerinin bütününe bağlanır. Böylece geri dönüşümü tek seferlik bir olay yerine tekrarlanan bir döngü olarak sunar.

Alıştırma

Over ile başlayıp over ile biten ve birçok kez anlamına gelen kalıplaşmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: The child watched the same short video ____.

Cevabı göster

over and over

So, if it's easy to repurpose, Anlatım akışı

0:14

Peki yeniden değerlendirmek bu kadar kolaysa,

why is steel a major source of pollution?

0:16

çelik neden önemli bir kirlilik kaynağı?

Anlatım akışı

Soru kancası olarak If it's easy to repurpose, why ...?

if yan cümlesi, daha önce ortaya konmuş bir düşünceyi geçici olarak kabul eder: çeliğin yeniden kullanıma uyarlanması kolaydır. Ardından why sorusu bu düşünceyi açıklanması zor görünen bir gerçekle yan yana getirir: çelik hâlâ ciddi kirliliğe yol açmaktadır. if + kabul edilen öncül, why + soru? kalıbı, arka plan bilgisini çözülmesi gereken bir soruna dönüştürür. Konuşmacının inceleyeceği temel meseleyi işaret eder; burada if yalnızca belirsiz bir gelecek koşulunu anlatmaz.

Alıştırma

Üretici “It lasts all day.” diyor. İfadenin sözcüklerini aynen kullanarak if + öncül, why + soru kalıbını tamamlayın: ____, why does the battery run out so quickly?

Cevabı göster

If it lasts all day

We visited a company experimenting with ways

0:19

Farklı yöntemler deneyen bir şirketi ziyaret ettik;

to clean up the industry Öbek fiiller

0:22

sektörü daha temiz hâle getirmek için

using worldwide waste.

0:23

dünyanın dört bir yanındaki atıkları kullanıyor.

Öbek fiiller

Bir sektörü daha az zararlı yapmak anlamında clean up

Burada clean up mecaz anlamdadır. Şirket bir iş yerini süpürmeye veya yıkamaya değil, üretim sürecinin zararlı kısımlarını ortadan kaldırarak ya da azaltarak çelik sektörünü daha az kirletici hâle getirmeye çalışmaktadır. Daha genel olarak clean up + sektör, sistem veya süreç, daha az soruna yol açması için onu düzeltmek ya da yeniden düzenlemek anlamına gelebilir. Belirli sorunun kirlilik, yolsuzluk, güvensiz uygulamalar veya başka bir şey olduğu bağlamdan anlaşılır.

Alıştırma

Hangi cümlede clean up, “bir sektörü daha az zararlı hâle getirmek” anlamında kullanılmıştır?

  1. The new rules are designed to clean up the shipping industry.
  2. Could you clear up this misunderstanding?
  3. Please clean up the paint on the floor.
Cevabı göster

The new rules are designed to clean up the shipping industry.

Humans invented steel thousands of years ago,

0:27

İnsanlar çeliği binlerce yıl önce icat etti,

when they figured out that mixing iron with carbon Notlar

0:29

demiri karbonla karıştırmanın

made a stronger material.

0:32

daha güçlü bir malzeme oluşturduğunu anladıklarında.

Öbek fiiller

Figured out: düşünerek veya deneyerek cevaba ulaşmak

Bu cümlede figured out, düşünme, gözlem veya deneme yoluyla anlayıp keşfetmek anlamına gelir. Demir ile karbonun birleşmesinin sonucu, insanların yalnızca başkasından duyduğu bir bilgi olarak değil, araştırıp çözdüğü bir şey olarak sunulur. Figure out ayrılabilen bir öbek fiildir. Ardından bir isim, soru sözcüklü yan cümle veya that yan cümlesi gelebilir: figure out the problem, figure out why it happened ya da figure out that something is true.

Alıştırma

Cümleyi figure out ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After testing several routes, Omar finally ____ how to reach the cabin before dark.

Cevabı göster

figured out

Dilbilgisi

Mixing iron with carbon made a stronger material: ulaç özne ve iki make sonuç kalıbı

Mixing iron with carbon, made fiilinin öznesi olarak görev yapan bir ulaç-sıfat-fiil yan cümlesidir. Bütün karıştırma sürecini konuşulan eylem olarak paketler ve cümlenin bu sürecin sonucunu doğrudan belirtmesini sağlar. Tam olarak made a stronger material ifadesinde, a stronger material bütünü doğrudan nesne olan isim öbeğidir ve stronger, material sözcüğünü niteler. Anlamı “daha güçlü bir malzeme üretti”dir. İlgili made the material stronger kalıbı farklı bir yapıya sahiptir: make + nesne + sıfat ve “malzemenin daha güçlü hâle gelmesini sağladı” anlamına gelir.

Alıştırma

Hangi cümlede özne olarak bir ulaç öbeği ve neden olunan değişimi göstermek için make + nesne + sıfat yapısı kullanılmıştır?

  1. Heating the wax made a softer material.
  2. Heating the wax made the material softer.
  3. The wax was heating the material softer.
Cevabı göster

Heating the wax made the material softer.

Today, there are more than 3,000 types of steel

0:34

Bugün 3.000'den fazla çelik türü var

with other elements mixed in for different uses. Dilbilgisi

0:38

ve farklı kullanımlar için içlerine başka elementler katılıyor.

Dilbilgisi

with other elements mixed in: with + isim + geçmiş ortaç

with other elements mixed in ifadesinde with, çeliğin bileşimini anlatan ek bir durumu sunar. Other elements betimlenen isim öbeğidir, mixed ise geçmiş ortaçtır: elementler eylemi yapan değil, eylemden etkilenen taraftır ve çeliğe zaten katılmıştır. with + isim + geçmiş ortaç yapısı, sonuç durumunu veya tamamlanmış bir durumu ana cümlenin yanında kısa ve yoğun biçimde verir. Bir ürünün, yerin ya da durumun nasıl düzenlendiğini anlatmak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Diğer metallerin eylemden etkilendiğini ve alaşımın zaten bir parçası olduğunu doğru biçimde gösteren cümle hangisidir?

  1. The alloy is produced with technicians mixing in other metals.
  2. The alloy is produced with other metals ready to mix.
  3. The alloy is produced with other metals mixed in.
Cevabı göster

The alloy is produced with other metals mixed in.

This Australian company has been recycling steel Dilbilgisi

0:42

Avustralya'daki bu şirket çeliği geri dönüştürüyor

for over a century.

0:45

yüz yılı aşkın süredir.

Dilbilgisi

has been recycling ... for over a century: hâlâ süren bir faaliyet

Şimdiki tamamlanmış süreklilik yapısı has been recycling, geri dönüşümü geçmişte başlayıp bugüne kadar devam eden bir faaliyet olarak sunar. Şirket bu faaliyeti hâlâ sürdürdüğü için cümle yalnızca geçmişteki bir başarıyı değil, devam eden süreci vurgular. For over a century zamanın uzunluğunu belirtir. Aktarılabilir kalıp has/have been + fiil-ing + for + süre biçimindedir ve uzun süreli işler, alışkanlıklar ve projeler için sık kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi test fiilinin present perfect continuous biçimiyle ve bir süreden önce gelen doğru sözcükle tamamlayın: The lab ____ water samples ____ three years.

Cevabı göster

has been testing · for

Trucks deliver about 1,000 metric tons

0:47

Kamyonlar her gün yaklaşık 1.000 metrik ton

of pre-sorted scrap here every day. Kelime

0:49

önceden ayrıştırılmış hurdayı buraya getiriyor.

Kelime

pre-sorted scrap: önceden ayrılmış geri dönüştürülebilir hurda

Bu endüstriyel bağlamda scrap, özellikle metal olmak üzere, hâlâ geri kazanılıp geri dönüştürülebilen atılmış veya artmış malzemeyi anlatır. Yazılı bir not anlamına gelmez ve genel anlamdaki çöpten daha özel bir kavramdır. Pre-sorted, malzemenin sürecin bu aşamasından önce kategorilere ayrıldığı anlamına gelir. Birlikte pre-sorted scrap, buraya gelmeden önce türüne göre ayrılmış geri dönüştürülebilir atık malzemeyi ifade eder.

Alıştırma

Varıştan önce ayrılmış geri dönüştürülebilir atık anlamındaki dersteki tam ifadeyle boşluğu doldurun: The plant saves time because the trucks bring ____.

Cevabı göster

pre-sorted scrap

It comes from cars, refrigerators,

0:52

Bunlar otomobillerden, buzdolaplarından,

washing machines, demolished buildings,

0:54

çamaşır makinelerinden, yıkılmış binalardan

and even old mattress springs.

0:56

ve hatta eski yatak yaylarından geliyor.

Powerful magnets layer different types of steel,

0:59

Güçlü mıknatıslar farklı çelik türlerini katmanlar hâlinde dizer,

depending on what's needed for each batch. Dilbilgisi

1:01

her parti için gereken malzemeye göre.

Dilbilgisi

depending on what's needed: gereksinimlere göre değişmek

Depending on what's needed önceki eyleme bir koşul ekler: çeliğin katmanlanma biçimi her partinin gereksinimlerine göre değişir. What's needed, “gereken şey veya miktar” anlamına gelen bir isim yan cümlesidir ve on edatının nesnesidir. Bu yeniden kullanılabilir kalıp, bir seçimin, miktarın veya sürecin gereksinimlere göre değiştiğini gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle, planın gereken belirli şeye veya miktara göre değiştiği anlamına gelir?

  1. The plan changes depending on what's needed.
  2. The plan changes depending on whether a change is needed.
  3. The plan changes even though the requirements stay the same.
Cevabı göster

The plan changes depending on what's needed.

From here, the scraps go to the furnace,

1:05

Hurdalar buradan fırına gider

where they melt in about an hour.

1:07

ve orada yaklaşık bir saatte erir.

This is what is supposed to make recycled steel Dilbilgisi

1:09

Geri dönüştürülmüş çeliği

cleaner than new steel.

1:11

yeni çelikten daha temiz yapan da bu olmalı.

Dilbilgisi

Beklenen sonuçlar için is supposed to

Bu cümlede is supposed to, beklenen veya amaçlanan bir sonucu anlatır: teoriye göre bu süreç geri dönüştürülmüş çeliği yeni çelikten daha temiz hâle getirmelidir. Konuşan kişi yöntemin nasıl çalıştığının ileri sürüldüğünü açıklar; sonucu kanıtlanmış bir gerçek olarak sunmaz. be supposed to + fiilin yalın hâli, bir planın, tasarımın ya da mekanizmanın üretmesi beklenen sonucu belirtebilir. Burada bir kişinin yükümlülüğünü anlatmaz.

Alıştırma

Hangi cümle, yararın zaten kanıtlandığını iddia etmeden beklenen bir yararı en iyi şekilde anlatır?

  1. The new filter was replaced yesterday.
  2. The new filter is supposed to reduce smoke.
  3. The new filter definitely reduces smoke.
Cevabı göster

The new filter is supposed to reduce smoke.

There's no need to mine new iron. Dilbilgisi

1:13

Yeni demir cevheri çıkarmaya gerek yoktur.

Dilbilgisi

There's no need to + fiil ile gereksiz eylemler

There's no need to + fiilin yalın hâli, bir eylemin gereksiz olduğunu belirtir. Bu cümlede, geri dönüştürülmüş çelik malzemeyi sağladığı için yeni demir çıkarma adımı atlanabilir. Bu yapı izinle değil, gereklilikle ilgilidir: eylemin yasak olduğunu söylemez. Genellikle bir adımın neden atlanabileceğini açıklamak veya bir eylemin gerekli olmadığını söyleyerek birini rahatlatmak için kullanılır.

Alıştırma

İngilizce cümleyi “gerekli değil” anlamındaki dört sözcüklü yapıyla tamamlayın: We have enough chairs, so ____ bring any more.

Cevabı göster

there's no need to

And these furnaces use less than half Dilbilgisi

1:16

Ayrıca bu fırınlar yarıdan daha az enerji kullanır

as much energy as the ones that make new steel.

1:18

yeni çelik üreten fırınlara kıyasla.

Dilbilgisi

less than half as much energy as: sayılamayan miktarları karşılaştırma

Burada less than half as much energy as, bu fırınların karşılaştırılan fırınların kullandığı enerji miktarının %50’sinden daha azını kullandığını belirtir. Kalıp less than half as much + sayılamayan isim + as + karşılaştırma hedefi şeklindedir. Much, sayılamayan energy ismiyle kullanılır; the ones that make new steel ise as sonrasında karşılaştırma hedefini verir. Aynı kalıp time, money veya water gibi başka sayılamayan miktarları karşılaştırmak için de kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi “miktarın %50’sinden az” anlamına gelen karşılaştırma kalıbıyla tamamlayın: The upgraded server uses ____ electricity as the old one; tests show it needs only 40%.

Cevabı göster

less than half as much

We use electricity, much like a large welder, Kalıp ifadeler

1:20

Büyük bir kaynak makinesi gibi elektrik kullanıyoruz

to melt that steel.

1:24

o çeliği eritmek için.

Kalıp ifadeler

much like a large welder: güçlü bir benzetme kurma

Much like güçlü bir benzetme kurar: fırın elektriği büyük bir kaynak makinesine çok benzer bir biçimde kullanır. Much burada like sözcüğünün benzerlik derecesini artırır; büyük bir miktarı anlatmaz. Karşılaştırma yalnızca ilgili çalışma ilkesiyle, yani yoğun ısı üretmek için elektrik kullanılmasıyla sınırlıdır. Fırın ile kaynak makinesinin boyut veya tasarım bakımından aynı olduğu söylenmez. Virgüller arasına yerleştirilen ifade, cümle devam etmeden önce dinleyiciye kısa süreliğine tanıdık bir referans sunar.

Alıştırma

Benzetmeyi “çok benzer biçimde” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The app works ____ a digital filing cabinet, organizing documents into labeled folders.

Cevabı göster

much like

Other processes adjust the steel's chemistry and strength.

1:27

Diğer işlemler çeliğin kimyasal yapısını ve dayanıklılığını ayarlar.

Molds shape the liquid steel into bars.

1:31

Kalıplar sıvı çeliği çubuklar hâlinde şekillendirir.

The company sells some of these,

1:34

Şirket bunların bir kısmını satar,

but most are forged into a ball shape. Kelime

1:36

ama çoğu dövülerek bilye şekline getirilir.

Kelime

Be forged into a ball shape: bilye biçiminde dövülmek

Burada forged, metalin kuvvet uygulanarak biçimlendirilmesi anlamına gelir; bir şeyin sahtesinin yapılması anlamında değildir. Edilgen be forged into + biçim veya sonuç kalıbı, kuvvet ve kontrollü işleme sonucunda metalin belirtilen biçime dönüştüğünü gösterir. Bu ifade malzemeye ve ortaya çıkan biçime odaklanır: ürünler bilye biçimini alana kadar işlenir.

Alıştırma

Hem işlemi hem de sonucu belirten edilgen forge kalıbıyla cümleyi tamamlayın: “At the workshop, the heated steel is ____ a curved blade by repeated hammering.”

Cevabı göster

forged into

They're sold to copper and gold mining companies,

1:39

Bunlar bakır ve altın madenciliği şirketlerine satılır.

which use them inside giant rotating mills

1:42

Bu şirketler onları dev döner değirmenlerin içinde kullanarak

to crush ore.

1:44

cevheri ezer.

Molycop says all of its products are made

1:46

Molycop, tüm ürünlerinin

from 93% recycled materials,

1:48

%93 oranında geri dönüştürülmüş malzemeden yapıldığını söylüyor,

though Insider could not independently verify this. Anlatım akışı

1:51

ancak Insider bunu bağımsız olarak doğrulayamadı.

Anlatım akışı

Though ... could not independently verify: ancak bağımsız olarak doğrulanamadı

Though, şirketin iddiasıyla haberin kanıt sınırı arasında bir karşıtlık kurar: Insider, bu oranı şirketten bağımsız kanıtlarla doğrulayamadı. Böylece cümle, iddiayı aktarırken onu yayın kuruluşunun doğruladığı bir gerçek gibi sunmaz. Could not independently verify, mevcut kanıtın sınırını gösterir. İddianın yanlış olduğunun kanıtlandığı anlamına gelmez; bağımsız doğrulama elde edilemediği anlamına gelir.

Alıştırma

Bu yorumu değerlendirin: “The supplier says its packaging is fully recyclable, though we could not independently verify this,” cümlesinde yazar, tedarikçinin iddiasının yanlış olduğunun kanıtlandığını söylüyor.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Yanlış

We want to push that as close as we can to 100%. Dilbilgisi

1:54

Bu oranı olabildiğince %100'e yaklaştırmak istiyoruz.

Dilbilgisi

push ... as close as we can to ...: bir ölçümü hedefe yaklaştırmak

Bu cümlede push, fiziksel olarak bir şeyi itmek anlamına gelmez. Ölçülebilir bir sonucu değiştirmek için etkin biçimde çabalamak anlamına gelir. push + object + as close as we can to + target yapısı, gelişmeyi sayısal bir hedefe doğru ilerleme olarak sunar. as close as we can pratik bir sınırı belirtir: konuşan kişi koşulların elverdiği ölçüde %100’e yaklaşmayı amaçlar, ancak %100’e ulaşılacağını garanti etmez. Buradaki that, üründeki geri dönüştürülmüş malzeme oranını ifade eder.

Alıştırma

Cümleyi “push it as close as we can to + target” yapısıyla tamamlayın: The score is already high, but we want to ____. Hedefi “100 percent” şeklinde yazın.

Cevabı göster

push it as close as we can to 100 percent

About a third of the steel made around the world

1:58

Dünyada üretilen çeliğin yaklaşık üçte biri

each year comes from scrap.

2:00

her yıl hurdadan elde ediliyor.

Nearly all the rest is new steel,

2:02

Geri kalanın neredeyse tamamı yeni çeliktir,

created from iron ore.

2:04

demir cevherinden üretilir.

Recycling is better for the planet and is usually cheaper.

2:07

Geri dönüşüm gezegen için daha iyidir ve genellikle daha ucuzdur.

So, why are we still making so much of it from scratch? Notlar

2:11

Öyleyse neden hâlâ bu kadar çok çeliği sıfırdan üretiyoruz?

Deyimler

from scratch: hazır malzeme olmadan en baştan yapmak

From scratch, hazır bir parça veya ürün kullanmak yerine temel malzemelerle ya da önceden hiçbir şey hazırlanmamış bir durumda başlamak demektir. Bu soruda, mevcut hurda çeliği kullanmak yerine demir cevherinden yeni çelik üretmeyi anlatır. Bu bir deyimdir; dolayısıyla scratch burada çizik, yara veya kaşıma anlamına gelmez. Daha genel olarak bu ifade, tamamlanmış bir başlangıç noktasına dayanmadan bir projeye, beceriye veya sürece en başından başlamak için kullanılır.

Alıştırma

“The team built the robot from scratch” cümlesinde from scratch ne anlama gelir?

  1. hazır parçalar kullanmadan yapmak
  2. zaten tamamlanmış bir robotu onarmak
  3. robotu bir resimden kopyalamak
Cevabı göster

hazır parçalar kullanmadan yapmak

Because the world needs more steel

2:15

Çünkü dünyanın ihtiyaç duyduğu çelik miktarı,

than scraps can provide.

2:17

hurdaların sağlayabileceğinden daha fazla.

Anlatım akışı

why ...? Because ...: açıklayıcı bir soru sorup hemen yanıtlamak

Anlatıcı açıklamayı, görünürdeki bir çelişkinin ardından bu çelişkinin çözülmesi biçiminde düzenler. why sorusu, dinleyicinin dikkatini geri dönüşümün faydalarından yeni çelik üretiminin hâlâ sürmesi gibi şaşırtıcı bir gerçeğe yönelterek belirgin bir bilgi boşluğu oluşturur. Ardından gelen Because bölümü bu boşluğu hemen doldurur: mevcut hurda, dünyanın çelik talebini karşılamaya yetmez. Yanıta Because ile başlamak burada bilinçli bir seçimdir. Önceki why sorusuna kısa ve doğrudan bir yanıt verir; ancak soru olmadan tek başına sunulursa eksik bir cümle gibi görünür.

Alıştırma

Vurgulanan why ...? Because ... dizisi bilgiyi düzenleme açısından hangi işi yapar?

  1. Görünürdeki bir çelişkiyi sunar ve hemen ardından pratik nedeni verir.
  2. Bir soru sorar ve onu bilinçli olarak yanıtsız bırakır.
  3. Aralarında bağlantı kurmadan birbiriyle ilgisiz iki olgu sunar.
Cevabı göster

Görünürdeki bir çelişkiyi sunar ve hemen ardından pratik nedeni verir.

That's really limited by scrap steel supply.

2:19

Buradaki asıl sınır, hurda çelik arzıdır.

The total demand for steel means that we'll still have to

2:22

Toplam çelik talebi, hâlâ

mine iron ore.

2:26

demir cevheri çıkarmamız gerekeceği anlamına geliyor.

In 2020, the industry churned out almost 2 billion metric tons. Öbek fiiller

2:29

Sektör 2020'de neredeyse 2 milyar metrik ton çelik üretti.

Öbek fiiller

churned out: büyük miktarlarda sürekli üretmek

Churn out, genellikle büyük miktarda bir şeyi hızlı ve tekrarlı biçimde üretmek anlamına gelen bir phrasal verb'dür. Tek tek ve özenle yapılmış bir ürüne odaklanmak yerine, üretimi neredeyse makine gibi düzenli akan bir süreç olarak gösterir. Burada, sektörün 2020'de yaklaşık 2 milyar metrik ton çelik ürettiği anlatılır. Bu ifade üretimin ölçeğini ve kapasitesini güçlü biçimde vurgular; sıvı karıştırmak anlamına gelmez.

Alıştırma

“The industry churned out almost 2 billion metric tons” cümlesinde churned out ne anlama gelir?

  1. bir sıvıyı değişene kadar karıştırmak
  2. tek bir ürünü elle yavaşça yapmak
  3. çok büyük bir miktarı tekrarlı biçimde üretmek
Cevabı göster

çok büyük bir miktarı tekrarlı biçimde üretmek

About half of that went into buildings and bridges Öbek fiiller

2:34

Bunun yaklaşık yarısı binalarda ve köprülerde kullanıldı

that won't become scrap for a long time.

2:37

ve uzun süre hurdaya dönüşmeyecek.

Öbek fiiller

Kaynakların bir şeyde kullanıldığını belirten “went into”

Özne malzeme, para, zaman veya emek gibi bir kaynak olduğunda go into something, “onda kullanılmak” veya “onun bir parçası hâline gelmek” anlamına gelebilir. Burada went into, çeliğin yaklaşık yarısının bina ve köprü yapmak için kullanıldığını belirtir; çeliğin fiziksel olarak hareket ettiğini anlatmaz. Kalıp “kaynak + go into + ürün, proje veya etkinlik” şeklindedir. Bir kaynağın nereye ayrıldığını veya neyin oluşturulmasına katkı sağladığını açıklar.

Alıştırma

Cümleyi “-e ayrıldı” anlamındaki go into ifadesinin geçmiş biçimiyle tamamlayın: Most of the grant ____ new science labs.

Cevabı göster

went into

And scrap doesn't always end up in the hands of recyclers. Notlar

2:40

Üstelik hurdalar her zaman geri dönüşümcülerin eline geçmiyor.

Öbek fiiller

Nihai sonucu belirten “end up”

End up, bir sürecin sonunda ortaya çıkan yeri, durumu veya eylemi belirtir. Çoğu zaman sonucun planlanmadığını, beklenmediğini veya kontrol edilmediğini ima eder. Burada hurdanın sonunda geri dönüşümcülere ulaşmaması mümkündür. Yaygın kalıplar end up + yer veya edat öbeği, end up + sıfat ve end up + -ing biçimidir. İfade, bilinçli bir seçime değil gerçek sonuca odaklanır.

Alıştırma

Cümleyi end up ifadesinin geçmiş biçimiyle tamamlayın: We took the wrong bus and ____ on the other side of town.

Cevabı göster

ended up

Deyimler

Geri dönüşümcülerin eline geçmek

In the hands of someone, bir şeyin o kişinin veya grubun kontrolü, sorumluluğu ya da gözetimi altında olması demektir. Burada hurdanın geri dönüşümcülerin işleyebileceği kanallara girmesini anlatır; herhangi birinin hurdayı gerçekten elinde tutması gerekmez. in the hands of + kişi/grup kalıbı, bir şeyle ilgilenme yetkisinin veya pratik imkânının artık kimde olduğunu belirtmeye yardımcı olur.

Alıştırma

Hangi cümlede in the hands of, bir grubun kontrol veya sorumluluk sahibi olduğunu belirtir?

  1. The villagers suffered at the hands of the corrupt officials.
  2. The final decision is in the hands of the review board.
  3. The clerk placed the folder in the manager's hands.
Cevabı göster

The final decision is in the hands of the review board.

In 2018, 7% of all the waste

2:43

2018'de ABD'deki çöp sahalarına gönderilen

sent to US landfills was made of iron or steel.

2:46

tüm atıkların %7'si demir veya çelikten oluşuyordu.

Plus, some experts say that purely scrap-based steel Kelime

2:50

Ayrıca bazı uzmanlar, tamamen hurdadan üretilen çeliğin

can't be used for everything.

2:54

her alanda kullanılamayacağını söylüyor.

Kelime

Tamamen hurda temelli çelik

Scrap-based, scrap + based sözcüklerinden oluşan birleşik bir sıfattır. Burada -based üretimin malzeme temelini belirtir; dolayısıyla scrap-based steel, ana hammaddesi hurda olan çelik demektir. Purely birleşik sıfatın tamamını niteler ve anlamı “bütünüyle hurdaya dayalı” olacak şekilde güçlendirir. Başka durumlarda da kullanılabilen X-based + isim kalıbında X; temeli, kaynağı, yeri veya düzenleyici ilkeyi gösterebilir. Hangi ilişkinin kastedildiğini bağlam belirler.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için purely + plant sözcüğünden oluşturulan bir -based sıfatı kullanın: The new coating is ____.

Cevabı göster

purely plant-based

The main problem with scrap is that you always have some impurities

2:56

Hurdanın temel sorunu, içinde her zaman bazı yabancı maddelerin

in there, which reduce the strength.

2:59

bulunması ve bunların dayanıklılığı azaltmasıdır.

With demand for steel on the rise, Deyimler

3:03

Çeliğe olan talep artarken,

Deyimler

on the rise: yükselişte

On the rise, bir şeyin arttığı ya da daha yaygın, önemli veya geniş kapsamlı hâle geldiği anlamına gelir. Bu cümlede çelik talebinin yükselen bir eğilim gösterdiğini anlatır; fiziksel olarak yukarı doğru hareket eden bir şeyi anlatmaz. Bu ifade genellikle zaman içindeki bir değişimi gözlemlenebilir bir eğilim olarak sunar. Sayıları, fiyatları, ilgiyi veya başka koşulları açıklayabilir.

Alıştırma

Elektrikli bisiklet kullanımının arttığını göstermek için cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? Electric-bike use is ___ in the city.

  1. in decline
  2. at a standstill
  3. out of stock
  4. on the rise
Cevabı göster

on the rise

it's estimated that within the coming decades, Dilbilgisi

3:05

önümüzdeki birkaç on yıl içinde

at least half of it will still have to be made Dilbilgisi

3:07

en az yarısının yine

from iron ore.

3:09

demir cevherinden üretilmesi gerekeceği tahmin ediliyor.

Dilbilgisi

it's estimated that + yan cümle

it's estimated that + bir cümlecik, tahmini yapan kişi veya grubu belirtmeden bir tahmin ya da öngörü sunar. Bu cümlede konuşan kişi, demir cevherinden üretilecek çeliğin gelecekteki miktarını garanti edilmiş bir gerçek olarak değil, aktarılmış bir hesaplama sonucu olarak sunar. Bu kalıp, kaynak genel olduğunda veya önemli olmadığında kullanışlıdır: it is estimated that + özne + fiil. that cümleciği, tahmin edilen bilgiyi içerir.

Alıştırma

Aşağıdaki öngörüyü kesinlik değil tahmin olarak sunan ifadeyi seçin: ___ more than 30,000 people will join the program next year.

  1. the data prove that
  2. it's estimated that
  3. it's certain that
  4. it's impossible that
Cevabı göster

it's estimated that

Dilbilgisi

will still have to be made: edilgen yapıda gelecekteki zorunluluk

will still have to be made yapısında will durumu geleceğe taşır, still beklenen değişikliklere rağmen gerekliliğin süreceğini gösterir, have to ise zorunluluk bildirir. Be made, have to'dan sonra gelen edilgen mastardır: özne üretici değil, üretilmesi gereken şeydir. Aktarılabilir kalıp özne + will + still + have to + be + geçmiş zaman ortacıdır.

Alıştırma

Tahmini, gelecekte devam eden zorunluluğu edilgen yapıda ifade eden tam kalıpla tamamlayın: Even with more recycling, some steel ____ from iron ore.

Cevabı göster

will still have to be made

That's a big issue for the climate.

3:12

Bu, iklim için büyük bir sorun.

Steel is responsible for about a quarter of all Kalıp ifadeler

3:14

Çelik, sanayiyle bağlantılı tüm sera gazı emisyonlarının

industry-related greenhouse gas emissions. Kelime

3:17

yaklaşık dörtte birinden sorumlu.

Kalıp ifadeler

is responsible for: neden veya katkı ifade etmek

Burada is responsible for, “neden olur veya bir payını oluşturur” anlamındadır. Steel, steel production ifadesinin kısaltılmış kullanımıdır ve ilgili emisyonların yaklaşık dörtte birine katkıda bulunur. Özne bir malzeme, faaliyet, olay veya etken olabilir; bu nedenle kişisel görev ya da ahlaki sorumluluk ima edilmez. Aktarılabilir okuma kuralı şudur: be responsible for ifadesinden sonra bir sonuç, miktar, maliyet, emisyon veya değişiklik geliyorsa görev anlamından önce “neden olur veya payını oluşturur” biçimindeki nedensel anlamı deneyin.

Alıştırma

“A faulty sensor was responsible for the shutdown,” cümlesinde was responsible for ne anlama gelir?

  1. Sensör kapanma için özür diledi.
  2. Sensör kapanmaya neden oldu veya katkıda bulundu.
  3. Sensöre kapanmayı yönetme görevi verildi.
Cevabı göster

Sensör kapanmaya neden oldu veya katkıda bulundu.

Kelime

Sanayiyle ilişkili sera gazı emisyonları

Burada industry-related, greenhouse gas emissions isim grubunun tamamını niteler ve kapsamı sanayi faaliyetleriyle bağlantılı emisyonlarla sınırlar. Greenhouse gas emissions, atmosferde ısıyı tutan gazların salınmasını ifade eden standart bir teknik terimdir. Bu nedenle oran, dünya genelindeki tüm sera gazı emisyonlarına değil, sanayiyle ilişkili kategoriye uygulanır. Industry-related gibi birleşik sıfatlar iklim, üretim ve politika raporlarında istatistiklerin kapsamını belirlemek için sıkça kullanılır.

Alıştırma

Cümlede industry-related greenhouse gas emissions neyi ifade ediyor?

  1. Sanayi faaliyetleriyle bağlantılı sera gazı emisyonları
  2. Her kaynaktan gelen tüm sera gazı emisyonları
  3. Yalnızca çelik geri dönüşümünün ürettiği emisyonlar
Cevabı göster

Sanayi faaliyetleriyle bağlantılı sera gazı emisyonları

Most of that comes from cooking it up from scratch.

3:20

Bunun çoğu, çeliği sıfırdan üretmekten kaynaklanıyor.

But recycled steel is part of the problem, too. Anlatım akışı

3:23

Ancak geri dönüştürülmüş çelik de sorunun bir parçası.

Anlatım akışı

Karşıt bir nokta eklemek için But ... too

But, cümlenin hemen önce verilen olumlu noktayı sınırlandırdığını veya daha karmaşık hâle getirdiğini gösterir. Önceki noktanın yanlış olduğunu ileri sürmeden karşıt bir nokta sunar. Burada yan tümce sonundaki too, ayrıca anlamındadır: geri dönüştürülmüş çelik, daha önce sorunun bir parçası olduğu belirtilen başka bir şeyle aynı gruba eklenir. But ... too, genel olarak olumlu görünen bir tabloya dezavantaj ekleyerek dengeli bir sav oluşturur.

Alıştırma

Son cümleyi örnekteki iki söylem belirteciyle tamamlayın: "Coal plants damage the environment. Solar panels provide cleaner power. ____ manufacturing them has environmental costs, ____."

Cevabı göster

But · too

Melting scrap in a furnace uses a lot of electricity.

3:27

Hurdayı fırında eritmek çok fazla elektrik tüketir.

Since 2020, Molycop's plant has gotten over half its power Dilbilgisi

3:31

Molycop tesisi 2020'den beri elektriğinin yarısından fazlasını

from renewable solar and wind.

3:35

yenilenebilir güneş ve rüzgâr enerjisinden sağlıyor.

Dilbilgisi

Since 2020, ... has gotten: başlangıç noktası ve present perfect

“Since 2020”, 2020 yılını başlangıç noktası olarak belirler ve o zamandan bugüne kadar olan süreyi kapsar. Present perfect yapısındaki “has gotten” ile kullanılarak tesisin elektriğinin bu bölümünü o zaman almaya başladığını ve durumun bugün de geçerli ya da devam ediyor olduğunu gösterir. Bu cümlede “has gotten”, “almış” veya “elde etmiş” anlamındadır. Bu anlamda “gotten”, Amerikan İngilizcesinde “get” fiilinin yaygın geçmiş zaman ortacıdır. Aktarılabilir kalıp since + başlangıç noktası ... have/has + geçmiş zaman ortacıdır.

Alıştırma

Kliniğin 2021'de yerel şirketlerden malzeme almaya başladığını ve bunu bugün de sürdürdüğünü en doğal biçimde hangi cümle anlatır?

  1. By 2021, the clinic had gotten most of its supplies from local companies.
  2. Since 2021, the clinic has gotten most of its supplies from local companies.
  3. For three years, the clinic got most of its supplies from local companies.
  4. During 2021, the clinic got most of its supplies from local companies.
Cevabı göster

Since 2021, the clinic has gotten most of its supplies from local companies.

Supporting the generation of renewable energy

3:37

Yenilenebilir enerji üretimini desteklemek

seemed a natural step to make and the right thing to do.

3:41

atılacak doğal bir adım ve yapılacak doğru şey gibi görünüyordu.

But even recycling usually requires coke, Kelime

3:43

Ancak geri dönüşüm için bile genellikle kok kömürü gerekir;

which is coal that's been baked for hours

3:47

bu, saatlerce pişirilmiş kömürdür

until it's almost pure carbon.

3:49

ve neredeyse saf karbon hâline gelir.

Kelime

Çelik üretiminde coke: kömürden yapılan, karbon bakımından zengin malzeme

Burada “coke”, kömürün çok az oksijenle uzun süre ısıtılmasıyla elde edilen, karbon bakımından zengin katı bir sanayi malzemesidir. Ardından gelen “which is coal that's been baked for hours until it's almost pure carbon” ilgi cümleciği bu teknik anlamı doğrudan tanımlar; “baked”, endüstriyel ısıtma işleminin gündelik bir dille basitleştirilmesidir. Çelik üretiminde kok, süreç için gereken ısıyı ve karbonu sağlayabilir. Karbon bakımından zengin olduğu için kokun üretilmesi veya kullanılması, geri dönüştürülmüş çelik üretiminin bir bölümünü bile karbon emisyonlarıyla ilişkilendirir.

Alıştırma

“The furnace requires coke.” cümlesindeki coke, çelik üretimi bağlamında ne anlama gelir?

  1. Gazlı bir alkolsüz içecek
  2. Odunun ısıtılmasıyla üretilen odun kömürü
  3. Kömürün ısıtılmasıyla üretilen, karbon bakımından zengin bir malzeme
  4. Madenden çıktığı hâliyle doğrudan kullanılan kömür
Cevabı göster

Kömürün ısıtılmasıyla üretilen, karbon bakımından zengin bir malzeme

You can't make steel without carbon. Dilbilgisi

3:51

Karbon olmadan çelik üretemezsiniz.

Dilbilgisi

You can't make ... without ...: gerekli bir koşul

Bu cümlede can't make ... without ... kalıbı, karbonun çelik üretmek için gerekli bir koşul olduğunu anlatır. Genel anlamdaki you, dinleyicinin kendisini değil insanları genel olarak ifade eder. can't + fiilin yalın hâli + nesne + without + isim yapısını, o koşul olmadığında eylemin veya sonucun imkânsız olduğunu söylemek için kullanın.

Alıştırma

Hangi cümle, bu bitkileri yetiştirmek için güneş ışığının gerekli bir koşul olduğunu açıkça ifade eder?

  1. Don't grow these plants without sunlight.
  2. You can grow these plants without sunlight.
  3. You can't grow these plants without sunlight.
Cevabı göster

You can't grow these plants without sunlight.

But mining coal and turning it into coke Dilbilgisi

3:54

Ancak kömür çıkarmak ve onu kok kömürüne dönüştürmek de

also uses lots of energy and creates air pollution.

3:56

çok fazla enerji tüketir ve hava kirliliği yaratır.

Dilbilgisi

turning it into coke: turn + nesne + into + sonuç

Burada it, coal sözcüğünü ifade eder. Turning it into coke, kömürü işleyerek koka dönüştürmek demektir; into bir varış yerini değil, dönüşümün sonucunu tanıtır. Yeniden kullanılabilen yapı turn + nesne + into + sonuç biçimindedir. Malzeme, kullanım biçimi, fikir veya durum değişikliklerini anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi turn ... into yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: The workshop ____ old bottles ____ lamps.

Cevabı göster

turns · into

Molycop is looking for other options.

4:00

Molycop başka seçenekler arıyor.

It partnered with scientists at the University of New South Wales Kalıp ifadeler

4:03

New South Wales Üniversitesi'ndeki bilim insanlarıyla ortaklık kurarak

to study alternatives, like old rubber and plastic.

4:07

eski kauçuk ve plastik gibi alternatifleri araştırdı.

Kalıp ifadeler

partnered with: ortak bir proje için iş birliği yapmak

partnered with scientists ifadesinde partner, “biriyle iş birliği ilişkisi kurmak” anlamında kullanılan bir fiildir. Kalıp partner with + kişi veya kurum şeklindedir. Bu ifade, şirketi ve bilim insanlarını ortak bir projeye katkıda bulunan taraflar olarak gösterir. Araştırma, iş veya toplum projelerindeki iş birliği taraflarını belirtmek için kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi hedef iş birliği ifadesiyle tamamlayın: To test the new battery, the startup ____ a university lab.

Cevabı göster

partnered with

We get to see our ideas being brought to life Notlar

4:11

Fikirlerimizin hayata geçirildiğini görebiliyoruz

in an industrial setting.

4:14

endüstriyel bir ortamda.

Dilbilgisi

get to see: bir şeyi deneyimleme fırsatına sahip olmak

get to see ifadesinde get to + fiilin yalın biçimi, “bir şeyi yapma fırsatına veya ayrıcalığına sahip olmak” anlamına gelir. Burada bilim insanları, fikirlerinin endüstriyel bir ortamda gerçeğe dönüştüğünü görebildikleri için memnundur. Bu yapı, deneyimi bir görev ya da bir yere hareket olarak değil, erişilebilir ve değerli bir fırsat olarak sunar. to sonrasındaki fiil yalın biçimde kalır: get to see, get to try, get to meet.

Alıştırma

Hangi cümle, konuşan kişinin fırlatmayı izlemek için memnuniyet verici bir fırsata sahip olduğunu söyler?

  1. I get to see the launch from the control room.
  2. I have to see the launch from the control room.
  3. I happened to see the launch from the control room.
Cevabı göster

I get to see the launch from the control room.

Deyimler

being brought to life: fikirleri hayata geçirmek

Bu cümlede being brought to life, fikirlerin gerçek ve gözlemlenebilir bir şeye dönüştürülmesi anlamına gelir. Bring ... to life burada mecazidir; hiçbir şeye gerçekten yaşam verilmiyor. see + nesne + being + geçmiş zaman ortacı kalıbı, nesneyi devam eden bir eyleme maruz kalan öğe olarak gösterir. our ideas eylemi alan taraftır; being ise gerçekleşme sürecinin konuşanlar izlerken devam ettiğini vurgular.

Alıştırma

Cümleyi bring ... to life ifadesinin edilgen biçimiyle tamamlayın: At the makers' fair, the children's robot designs are ____.

Cevabı göster

being brought to life

The researchers have used Molycop's plant

4:16

Araştırmacılar Molycop'un tesisini kullanarak

to test out replacing coke with briquettes Notlar

4:18

kok kömürünü briketlerle değiştirmeyi denedi;

made with plastic waste,

4:21

bu briketler plastik atıklardan yapılıyor,

Öbek fiiller

test out: uygulamalı bir denemeyle kontrol etmek

Test out, bir fikri, yöntemi veya ekipmanı gerçekten deneyerek çalışıp çalışmadığını ve ne kadar iyi çalıştığını öğrenmek demektir. Out, öbeksi fiilin bir parçasıdır; dışarıya doğru test etmek anlamına gelmez. Burada test out ifadesini replacing coke with briquettes... adlı -ing yan cümlesi izler ve denenen değişiklik önerisini belirtir. Odak yalnızca teorik bir kontrol değil, gerçek tesiste yapılan uygulamalı denemedir.

Alıştırma

Bir okul, yeni bir yoklama uygulamasının gerçek sınıflarda çalışıp çalışmadığını görmek için onu bir hafta kullanıyor. Bu durumu en iyi hangi cümle anlatır?

  1. The school is sending out the new attendance app.
  2. The school is testing out the new attendance app.
  3. The school is testing the teachers on the new attendance app.
Cevabı göster

The school is testing out the new attendance app.

Dilbilgisi

replacing coke with briquettes ve replace A with B kalıbı

replace A with B kalıbında A kaldırılan, azaltılan ya da artık kullanılmayan şeyi; B ise onun yerine konan şeyi belirtir. Burada coke A, briquettes ise B'dir. Dolayısıyla araştırmacılar kok kömürü yerine briket kullanmayı denemektedir. -ing biçimindeki replacing, test out ifadesinden sonra gelir ve denenen süreci adlandırır. Bu kalıbı okurken veya kullanırken with öncesindeki ismi eski öğe, sonrasındaki ismi ise yeni öğe olarak takip edin.

Alıştırma

Cümleyi replace A with B kalıbıyla tamamlayın: To modernize registration, the office will ____ the paper forms ____ an online form.

Cevabı göster

replace · with

though using them would still release Anlatım akışı

4:22

ancak bunları kullanmak yine de

a smaller amount of carbon dioxide.

4:24

daha az miktarda karbondioksit açığa çıkarır.

Anlatım akışı

though ... would still release a smaller amount: bir sınırlama eklemek

Though bir ödünleme bildirir: bu yan cümleyi az önce sunulan yararın bir sınırı olarak gösterir. Briketler emisyonları azaltabilir, ancak bu azalma tam değildir. Bu yan cümlede them briketleri belirtir; would, bunların kullanılması durumunda beklenen sonucu sunar; still sorunun devam ettiğini, a smaller amount ise karbondioksit miktarının sıfır değil daha az olduğunu gösterir. Bu tür bir though yan cümlesi, bir iddiayı abartmadan sunmaya yardımcı olur.

Alıştırma

though yan cümlesinin işlevini en iyi hangisi açıklar?

  1. Araştırmacıların briketleri test etmeyi neden bıraktığını açıklar.
  2. Briketlerin hiç karbondioksit üretmeyeceğini iddia eder.
  3. Bir sınırlama ekler: emisyonlar daha düşük olurdu, ancak tamamen ortadan kalkmazdı.
Cevabı göster

Bir sınırlama ekler: emisyonlar daha düşük olurdu, ancak tamamen ortadan kalkmazdı.

Our objective is how do we replace all of it

4:26

Amacımız, kok kömürünün tamamını nasıl

with material that would otherwise end up in landfill. Dilbilgisi

4:29

aksi hâlde çöp sahasına gidecek malzemelerle değiştirebileceğimizi bulmak.

Dilbilgisi

would otherwise + fiil

Would otherwise + fiilin yalın hâli, daha önce sözü edilen eylem veya durum olmasaydı beklenen sonucu anlatır. Burada malzemenin kullanılması, onun düzenli depolama sahasına gitmesini önler. Otherwise, “bu olmasaydı” biçimindeki örtük koşulu taşır. Bu yapı, önlenen bir sonucu açıklamak için kullanışlıdır: bir müdahale yapılır ve bu müdahale olmasaydı farklı bir sonuç ortaya çıkardı.

Alıştırma

Cümleyi would otherwise ve parantez içindeki sözcüklerle tamamlayın: The wetland stores rainwater that ____. (flood nearby streets)

Cevabı göster

would otherwise flood nearby streets

It gives hope

4:32

Bu, umut veriyor

and that sense of positivity

4:34

ve insana olumlu bir his aşılıyor:

that together we can actually solve these kinds of challenging problems.

4:37

Birlikte böyle zorlu sorunları gerçekten çözebiliriz.

But these ideas are still in the testing phase. Kalıp ifadeler

4:40

Ancak bu fikirler hâlâ test aşamasında.

Kalıp ifadeler

still in the testing phase: hâlâ test aşamasında

In the testing phase, bir fikrin, ürünün veya yöntemin değerlendirildiği aşamada olduğunu belirtir. Testlerin başarılı olduğu veya fikrin rutin kullanıma hazır olduğu anlamına gelmez. Still, bu aşamanın devam ettiğini gösterir: aradan geçen zamana veya beklentilere rağmen henüz daha ileri bir aşamaya geçilmemiştir.

Alıştırma

Hâlen değerlendirilmekte olan ancak genel kullanıma sunulmaya hazır olmayan bir ürünü en doğru biçimde hangi güncelleme anlatır?

  1. The product is still in the testing phase.
  2. Work on the product has not started yet.
  3. The product has completed testing and is in general release.
Cevabı göster

The product is still in the testing phase.

So, for now, Anlatım akışı

4:44

Bu nedenle şimdilik,

Here at Molycop, we consume about 4,000 to 5,000 tons of coke

4:45

Molycop'ta çelik üretim sürecinde yaklaşık 4.000 ila 5.000 ton kok kömürü

each year in the steel making process.

4:50

her yıl tüketiyoruz.

Anlatım akışı

Mevcut duruma dönüş geçişi olarak So, for now,

“So, for now,” henüz hazır olmayan geleceğe yönelik fikirlerden şu anda geçerli olan duruma dönüş yapan bir geçiş ifadesidir. “So”, mevcut uygulamayı bu fikirlerin hâlâ test edilmesinin bir sonucu olarak sunar. “For now” zaman aralığını sınırlar: ifade şu anda doğrudur, ancak daha sonra değişebilir. Bu kalıp, uzun vadeli bir plandan söz ettikten sonra bu arada ne yapılmaya devam edilmesi gerektiğini belirtmeye yardımcı olur.

Alıştırma

“Şu anda geçici olarak” anlamına gelen iki kelimelik İngilizce ifadeyle geçişi tamamlayın: The solar upgrade is still being tested. So, ____, we will continue using the current system.

Cevabı göster

for now

It sounds like a lot, Anlatım akışı

4:53

Kulağa çok fazla geliyor,

but making new steel from iron

4:54

ama demirden yeni çelik üretmek,

can use at least 20 times more coke than recycled steel. Dilbilgisi

4:56

geri dönüştürülmüş çeliğe göre en az 20 kat daha fazla kok kömürü kullanabilir.

Anlatım akışı

Bir sayıyı kabul edip yeniden çerçevelemek için It sounds like a lot, but ...

“It sounds like a lot”, miktarın nesnel olarak büyük olduğunu kesin biçimde söylemeden, dinleyicinin sayıyla ilgili muhtemel ilk izlenimini kabul eder. Böylece konuşmacı kaygının farkında olduğunu gösterir. Ardından “but”, sayının nasıl değerlendirilmesi gerektiğini değiştiren bir karşılaştırma sunar. Bu yapı ilk miktarı inkâr etmez; daha bilgilendirici bir ölçüt ekleyerek ölçeği yeniden çerçeveler.

Alıştırma

Bir belediye yetkilisi “It sounds like a high cost, but it will save twice that amount in repairs.” diyor. Konuşmacı ne yapıyor?

  1. İlk izlenimi kabul eder, ardından değerlendirmeyi değiştiren bir karşılaştırma sunar.
  2. Miktarın nesnel olarak büyük olduğunu kabul eder ve sonra konuyu değiştirir.
  3. Belirtilen miktarın doğru olduğunu reddeder.
Cevabı göster

İlk izlenimi kabul eder, ardından değerlendirmeyi değiştiren bir karşılaştırma sunar.

Dilbilgisi

at least 20 times more ... than: …den en az 20 kat daha fazla

Sayı + times more + isim + than kalıbı, bir ismin belirttiği miktarı bir referans miktarla karşılaştırır. Burada ölçülen kaynak coke, referans ise recycled steel üretimidir. Günlük İngilizcede genellikle amaçlanan okumaya göre at least 20 times more coke than, yeni çelik üretiminin referans miktarın en az yirmi katı toplam kok kullandığını belirtir ve çok büyük bir farkı vurgular. At least bir alt sınır koyar: yirmi, ileri sürülen çarpanın en düşük değeridir; kesin bir sayı değildir. Than ile başlayan bölüm, miktarın hangi referansla karşılaştırıldığını gösterir.

Alıştırma

at least + sayı + times more ... than kalıbını kullanın ve sayıyı rakamla yazın: The new furnace uses ____ fuel than the recycled-metal process. Alt sınır 10’dur.

Cevabı göster

at least 10 times more

Ultimately, cleaning up steel Anlatım akışı

5:01

Sonuçta çeliği daha temiz hâle getirmek,

will require updates to 100-year-old recycling methods.

5:03

100 yıllık geri dönüşüm yöntemlerinin güncellenmesini gerektirecek.

Anlatım akışı

Ultimately, ... will require ...: sonuç olarak, ... gerektirecek ...

Ultimately, tüm cümle üzerinde etkili olan bir sonuç işaretleyicisidir. Dinleyiciye, önceki sınırlamalar ve kanıtlar değerlendirildikten sonra gelen bütün iddiayı yalnızca yeni bir ayrıntı olarak değil, varılan temel sonuç olarak yorumlaması gerektiğini bildirir. Buradaki sonuç, çelik üretiminin çevresel etkisini azaltmanın yüz yıllık geri dönüşüm yöntemlerinde değişiklik gerektireceğidir. Cleaning up steel burada gerçek anlamıyla kullanılmaz; çeliği yıkamak değil, çelik üretimini daha temiz hâle getirmek demektir.

Alıştırma

Örnekte Ultimately nasıl bir işlev görüyor?

  1. Çeliğin fiziksel olarak yıkandığı anlamına gelir.
  2. Cümleyi önceki tartışmadan sonra varılan genel sonuç olarak sunar.
  3. Önceki noktalarla özel bir ilişkisi olmayan başka bir teknik ayrıntı ekler.
Cevabı göster

Cümleyi önceki tartışmadan sonra varılan genel sonuç olarak sunar.

We're the oldest operating steel maker

5:06

Faaliyetteki en eski çelik üreticisiyiz

in Australia,

5:08

Avustralya'da,

and we want to be around for another 100 years. Kelime

5:09

ve 100 yıl daha var olmak istiyoruz.

Kelime

be around for another 100 years: varlığını veya faaliyetini sürdürmek

Bu cümlede be around, “var olmaya veya faaliyet göstermeye devam etmek” anlamına gelir. Şirket, bir yüzyıl daha faaliyet göstermeyi umduğunu söylüyor; around burada fiziksel bir konumu ya da yaklaşık bir sayıyı ifade etmez. Yaygın kalıp özne + be around + for + süre şeklindedir. Bir kişinin, kuruluşun, ürünün veya geleneğin varlığını ya da faaliyetini sürdürmesini anlatabilir. Another 100 years, bugünden itibaren yüz yıl daha demektir.

Alıştırma

“Var olmaya veya faaliyet göstermeye devam etmek” anlamındaki ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The community radio station has served the town for decades, and we hope it will ____ for many more years.

Cevabı göster

be around

And we'll do that through

5:12

Bunu da

being a sustainable and responsible steel maker.

5:14

sürdürülebilir ve sorumlu bir çelik üreticisi olarak başaracağız.