Buzun Altındaki Uzaylılar – Başıboş Gezegenlerde Yaşam: İngilizce çalışma notları

Kurzgesagt – In a Nutshell

Öğrenme zorluğu
1.148 kelime 176 kel/dk

Video özeti: Başıboş gezegenler buz altında okyanuslar ve yaşam barındırabilir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “just because” / “doesn't mean” (Dil bilgisi ve cümle kalıpları), tek bir gerçekten çıkan sonucu reddeder; hayatta kalmayı güvenlik kanıtı saymadan neden-sonuç iddiasını sınırlarsınız. 2. “like kneading dough,” (Söylem, anlatı ve retorik), gelgit ısınmasını benzetmeyle açıklar; görünmez süreci gezegeni gerçekten hamur sanmadan izlersiniz. 3. “such a thing as outside” (Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler), kavramın varlığını “such a thing as” ile ortaya koyar; hiç bilinmeyen, inanılmayan veya hayal edilmeyen fikirlerden doğal biçimde söz edersiniz.

Bu derste

Rogue planets are planets that travel through the universe alone.

0:03

Başıboş gezegenler, evrende tek başına seyahat eden gezegenlerdir.

They inhabit the dark and vast space between the stars.

0:07

Yıldızlar arasındaki karanlık ve uçsuz bucaksız uzayda yaşarlar.

Drifting alone through eternal darkness,

0:11

Sonsuz karanlığın içinde tek başlarına sürüklenirken,

no light warms their surfaces

0:14

hiçbir ışık yüzeylerini ısıtmaz

and they're exposed to the freezing cold of outer space.

0:16

ve dış uzayın dondurucu soğuğuna maruz kalırlar.

They know no seasons,

0:19

Ne mevsimleri bilirler,

no days, and no nights

0:20

ne gündüzleri, ne de geceleri,

which could give away the passing of time. Öbek fiiller

0:22

zamanın geçtiğini ele verebilecek hiçbir şeyleri yoktur.

Öbek fiiller

“Ele vermek” anlamındaki give away

Bu cümlede give away, çoğu zaman istemeden bir şeyi “ele vermek” veya “belli etmek” anlamına gelir. Burada söz konusu değişimler zamanın geçtiğini gösteren ipuçları olur; bir şeyi hediye etmekten söz edilmez. Give away bir phrasal verb olduğu için tek bir birim olarak anlaşılmalıdır. Bir ipucu, yüz ifadesi, ses veya küçük bir ayrıntı gizli bilgileri give away edebilir.

Alıştırma

Cümleyi “istemeden ele vermek” anlamındaki phrasal verb ile tamamlayın: His nervous smile could ____ the surprise.

Cevabı göster

give away

And yet, Anlatım akışı

0:24

Buna rağmen,

rogue planets might carry alien life to all corners of the galaxy.

0:25

başıboş gezegenler galaksinin her köşesine uzaylı yaşamı taşıyabilirler.

Anlatım akışı

Beklenmedik bir karşıtlık için And yet,

And yet, daha önce söylenenler düşünüldüğünde şaşırtıcı olan bir fikri ortaya koyar. Önceki açıklama, başıboş gezegenlerde yaşam bulunmasını olasılık dışı gösterir; bu ifade, sonraki iddianın bu beklentiye ters düştüğünü belirtir. İki bilgiyi ödünleme ilişkisiyle bağlar: “Bu doğru, ama bu şaşırtıcı nokta da doğru.” Cümlenin başında kullanıldığında yeni noktayı daha güçlü vurgular ve anlatımın ilerlemesini sağlar.

Alıştırma

İkinci cümlenin ilkine rağmen şaşırtıcı olduğunu en iyi hangi bağlayıcı gösterir? The trail looked too steep for beginners. ___, Maya reached the top easily.

  1. For example
  2. And yet
  3. As a result
Cevabı göster

And yet

How would that work?

0:30

Bu nasıl işleyebilir ki?

And how does a planet become a rogue anyway?

0:31

Ve zaten bir gezegen nasıl başıboş hale gelir?

There are several very different things

0:44

Başıboş gezegenler olarak adlandırılan

that get called rogue planets.

0:46

birbirinden çok farklı birkaç tür vardır.

For example,

0:48

Örneğin,

sub-brown dwarfs,

0:49

alt kahverengi cüceler,

gas giants

0:50

çöken gaz bulutlarından oluşan

that form from collapsing gas clouds

0:51

gaz devleri

and are the boring little brothers of brown dwarfs.

0:53

ve bunlar kahverengi cücelerin sıkıcı küçük kardeşleridir.

They're a sort of failed star Kalıp ifadeler

0:56

Bunlar bir tür başarısız yıldızdır

Kalıp ifadeler

a sort of: yaklaşık bir kategori

Bir şeyi yaklaşık bir kategoriye yerleştirmek için isim öbeğinden önce a sort of kullanılır. İfade, "benzeri bir şey" veya "bir tür" anlamına gelir; ancak kullanılan tanımın tam olmadığını da gösterir. Buradaki failed star, kesin bir bilimsel tanım değil, basit bir benzetmedir. Bu ifade, nesnenin gerçekten başarısız olmuş bir yıldız olduğunu ileri sürmeden açıklamayı kolaylaştırır.

Alıştırma

Hangi cümlede bir şey yaklaşık bir kategoriye yerleştirilirken a sort of kullanılmıştır?

  1. This tool is a sort of tiny vacuum cleaner.
  2. Please sort the cards by color.
  3. I sort of remember the answer.
Cevabı göster

This tool is a sort of tiny vacuum cleaner.

and we'll now stop talking about them.

0:57

ve artık onlar hakkında konuşmayı bırakacağız.

A far more interesting sort of rogue

1:00

Çok daha ilginç bir tür başıboş ise,

are terrestrial planets

1:02

Dünya'ya benzeyen

similar to Earth

1:04

kayasal gezegenlerdir

that got kicked out of their planetary system. Öbek fiiller

1:05

ve gezegen sistemlerinden dışarı atılmışlardır.

Öbek fiiller

kicked out of: zorla çıkarılma

Kicked out of, bir yerden, gruptan veya sistemden zorla çıkarılmak ya da dış bir kuvvet nedeniyle ayrılmak anlamına gelir. Yapı kick someone or something out of + isim şeklindedir. Bu cümledeki edilgen yapı, cismin kütle çekim etkileşimleri nedeniyle gezegen sisteminden dışarı atıldığını anlatır. Gerçek anlamda ayakla vurma yoktur; gündelik ifade bilimsel açıklamayı daha canlı kılar.

Alıştırma

Hangi cümle robotun yarışmadan ayrılmaya zorlandığını söylüyor?

  1. The robot was kicked out of the competition.
  2. The robot kicked off the competition.
  3. The robot dropped out of the competition.
Cevabı göster

The robot was kicked out of the competition.

Young star systems are dangerous places

1:07

Genç yıldız sistemleri,

where protoplanets are battling for the available mass,

1:10

ön gezegenlerin mevcut kütle için savaştığı,

guzzling up as much material as possible. Kelime

1:13

mümkün olduğunca çok materyali silip süpürdüğü tehlikeli yerlerdir.

Kelime

Hızlı ve yoğun tüketim için guzzling up

Guzzling up, oluşmakta olan gezegeni açgözlülükle içen bir canlı gibi gösterir. Burada çok büyük miktarda maddeyi hızla içine almak anlamına gelir. Bu benzetme hız, aşırılık ve güçlü bir iştah duygusu katar. Consuming gibi tarafsız bir fiilden veya bilimsel accreting teriminden daha canlı ve daha gündeliktir.

Alıştırma

Hangi cümlede guzzling up hızlı ve yoğun tüketimi göstermek için doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. The old truck was carefully measuring its fuel on the steep road.
  2. The old truck was guzzling up fuel on the steep road.
  3. The old truck was using almost no fuel on the steep road.
Cevabı göster

The old truck was guzzling up fuel on the steep road.

In this fight for dominance,

1:16

Hakimiyet için verilen bu savaşta,

they collide with each other

1:17

birbirleriyle çarpışırlar

or get dangerously close to each other's orbits.

1:19

veya birbirlerinin yörüngelerine tehlikeli derecede yaklaşırlar.

If a very massive planet

1:22

Eğer çok büyük kütleli bir gezegen

moves its orbit closer to the star,

1:23

yörüngesini yıldıza doğru yaklaştırırsa,

it can kick smaller planets

1:25

daha küçük gezegenleri

out of the system.

1:26

sistemden dışarı atabilir.

But just because a planet has survived the growing pains of formation, Dilbilgisi

1:28

Fakat bir gezegenin oluşum aşamasındaki büyüme sancılarından kurtulması,

doesn't mean it's safe.

1:31

onun güvende olduğu anlamına gelmez.

Dilbilgisi

just because ... doesn't mean ... kalıbı

just because A doesn't mean B kalıbı, otomatik bir sonuca varılmasını engeller. Konuşan kişi A’yı bir gerçek ya da olasılık olarak kabul eder, ancak yalnızca A’nın B’yi kanıtlamaya yetmediğini söyler. Bu cümlede oluşum sürecinden sağ çıkmak A, güvende olmak ise B’dir. Cümle, sağ çıkmanın önemsiz olduğunu ya da tehlikenin kesin olduğunu söylemez; yalnızca A’dan B’ye yapılan mantık sıçramasını reddeder.

Alıştırma

Cümleyi dersteki iki parçalı kalıbın aynısıyla tamamlayın: ____ Nora has a map ____ she knows the way.

Cevabı göster

Just because · doesn't mean

Planetary systems can be disrupted by flybys from stars or black holes at any point. Kelime

1:33

Gezegen sistemleri herhangi bir noktada yanından geçen yıldızlar veya kara delikler tarafından bozulabilir.

Kelime

Flybys: astronomide yakın geçişler

Bu cümlede flybys, yıldızların veya kara deliklerin bir gezegen sisteminin yakınından geçmesini ifade eder. Bu gök cisimleri sistemin parçası olmaz veya onunla çarpışmaz; yakınından geçip gider. Bir çarpışma olmasa bile yakın geçiş güçlü bir kütle çekimi etkisi yaratabilir. Burada flybys, sistemi bozabilecek dış olayı belirtir; yani sebep çarpışma değil, yakın bir geçiştir.

Alıştırma

“Repeated planetary flybys can alter a comet’s path.” astronomi cümlesinde flybys ne anlama gelir?

  1. Diğer cisimlerle doğrudan çarpışmalar
  2. Diğer cisimlerin yakın geçişleri
  3. Diğer cisimlerin çevresindeki kalıcı yörüngeler
Cevabı göster

Diğer cisimlerin yakın geçişleri

Up to half of all planets born

1:39

Doğan tüm gezegenlerin yarısına kadarı

could end up as rogues. Öbek fiiller

1:41

sonunda başıboş gezegenlere dönüşebilir.

Öbek fiiller

End Up As + isim: nihai sonucu belirtmek

End up as + isim öbeği, bir süreçten sonra sonunda o kişi, şey veya tür hâline gelmek ya da o şekilde sınıflandırılmak anlamına gelir. Burada as rogues, as rogue planets anlamındadır; planets sözcüğü bağlamdan anlaşılır. End up, genellikle başlangıçta planlanmamış veya açık olmayan nihai sonuca odaklanır. Yalnızca “bitirmek” anlamına gelmez; ardından gelen sözler ortaya çıkan kimliği veya durumu belirtir.

Alıştırma

“Sonunda oldu” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: After years of volunteering at the shelter, Lena ____ its director.

Cevabı göster

ended up as

Scientists don't agree on the numbers,

1:43

Bilim insanları sayılar konusunda hemfikir olmasa da,

but it's likely that at the very least, Kalıp ifadeler

1:45

büyük olasılıkla en azından

Kalıp ifadeler

at the very least ile temkinli bir alt sınır belirtmek

At the very least, bir iddianın en güvenli asgari hâlini sunar. Konuşan kişi gerçekte daha fazlasının doğru olduğuna inanabilir, ancak temkinli bir tahminde bile geçerli kalması gereken bir alt sınır seçer. Burada ifade, ardından gelen kısmı yalnızca bir sayı karşılaştırması olarak değil, ihtiyatlı bir sonuç olarak çerçeveler. İddianın gücünü sınırlarken bu asgari düzeye güvenildiğini gösterir.

Alıştırma

Cümlede at the very least ifadesinin işlevini en iyi hangi açıklama anlatır?

  1. Konuşan kişinin iddianın hiçbir bölümüne güvenmediğini söyler.
  2. Mümkün olan kesin en yüksek miktarı verir.
  3. Ardından gelen iddiayı ihtiyatlı bir asgari düzey olarak sunar.
Cevabı göster

Ardından gelen iddiayı ihtiyatlı bir asgari düzey olarak sunar.

there are billions of rogue planets

1:47

milyarlarca başıboş gezegen var

in the Milky Way alone.

1:48

sadece Samanyolu'nda.

Most rogues will share the same depressing fate.

1:50

Başıboşların çoğu aynı iç karartıcı kaderi paylaşacaktır.

As their star becomes smaller day by day,

1:53

Yıldızları günden güne küçüldükçe,

the planet's surface quickly cools down to minus 270 degrees Celsius.

1:56

gezegenin yüzeyi hızla eksi 270 santigrat dereceye kadar soğur.

If they have oceans,

2:02

Eğer okyanusları varsa,

they'll freeze and become as hard as bedrock.

2:03

donacak ve ana kaya kadar sert hale geleceklerdir.

Their atmospheres will sink down to the surface

2:05

Atmosferleri yüzeye çökecek

and eventually freeze too.

2:08

ve sonunda onlar da donacaktır.

But weirdly enough, Kalıp ifadeler

2:10

Ancak garip bir şekilde,

Kalıp ifadeler

weirdly enough ile şaşırtıcı bir durumu haber vermek

Weirdly enough, cümlenin tamamı hakkında yorum yapan bir ifadedir. Dinleyiciye sıradaki olgunun garip, şaşırtıcı veya beklentiye aykırı göründüğünü bildirir. Enough burada “yeterli” anlamına gelmez; bütün ifadenin bir parçasıdır. Cümlenin başında ve ardından virgülle kullanıldığında, olguyu vermeden önce beklenmedik bir dönüşü haber verir. Ayrıca konuşan kişinin şaşkınlığını veya hayretini de dinleyiciye yansıtır.

Alıştırma

Şu cümlede sonucun beklenmedik olduğunu doğal biçimde bildiren başlangıcı seçin: "_____, the smallest box held all the books."

  1. Weirdly enough
  2. At the very least
  3. For example
Cevabı göster

Weirdly enough

some of these frozen dark deserts

2:11

bu donmuş karanlık çöllerden bazıları

could harbor life. Kelime

2:14

yaşama ev sahipliği yapabilir.

Kelime

Fiil öbeği olarak harbor life

Burada harbor, “bir şeyi içinde bulundurmak veya var olabileceği bir yer sağlamak” anlamına gelen geçişli bir fiildir. Nesnesi life olduğundan harbor life, bir ortamın canlıları içinde barındırabileceğini veya onlara yaşayabilecekleri bir yer sağlayabileceğini anlatır. Bu ifade, yaşamın bir limanı kullandığı anlamına gelmez. could ile birlikte kullanıldığında doğrulanmış bir keşfi değil, bilimsel bir olasılığı belirtir.

Alıştırma

Cümleyi derste öğrendiğiniz ve “yaşam barındırmak” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The warm underground ocean may ____.

Cevabı göster

harbor life

To understand how,

2:17

Bunun nasıl olduğunu anlamak için,

let's imagine a planet similar to Earth

2:18

Dünya'ya benzeyen bir gezegen hayal edelim;

in the same order of magnitude Kelime

2:20

aynı büyüklük mertebesinde,

Kelime

the same order of magnitude: benzer ölçek, eşitlik değil

Bir order of magnitude, 10, 100 ve 1.000 gibi onun kuvvetlerine dayanan geniş bir sayısal ölçektir. Bir büyüklük mertebesindeki değişim, yaklaşık on katlık değişim demektir. In the same order of magnitude, iki değerin genel olarak benzer bir ölçekte bulunduğunu belirtir. Değerlerin tam olarak eşit olduğunu söylemez; örneğin 8 milyon ile 11 milyon bu şekilde karşılaştırılabilir.

Alıştırma

Bir şirket geçen yıl 8 milyon, bu yıl ise 11 milyon dolar kazandı. Değerlerin eşit olduğunu söylemeden amaçlanan yaklaşık karşılaştırmayı hangi cümle ifade eder?

  1. The figures are in the same order of magnitude.
  2. This year's figure is an order of magnitude larger.
  3. The figures are exactly equal.
Cevabı göster

The figures are in the same order of magnitude.

in terms of mass and composition. Kalıp ifadeler

2:22

kütle ve bileşim açısından.

Kalıp ifadeler

in terms of ...: karşılaştırma boyutunu sınırlamak

in terms of, bir karşılaştırmanın veya değerlendirmenin dayandığı belirli boyutu tanıtır. Bu cümlede benzerliği kütle ve bileşimle sınırlar; nesnenin her açıdan Dünya'ya benzediğini söylemez. Hangi yönü ele aldığınızı açıkça belirtmek için in terms of + bir isim öbeği veya -ing biçimi kullanın. Bu yapı, açıklama ve analizlerde karşılaştırmaları daha kesin hâle getirir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlayın: The two cameras are similar ____ image quality。

Cevabı göster

in terms of

If we put it into deep space,

2:25

Eğer onu derin uzaya koysaydık,

how could it still support life?

2:27

nasıl hala yaşamı destekleyebilirdi?

As far as we understand the nature of life, Anlatım akışı

2:29

Yaşamın doğasını anladığımız kadarıyla,

Anlatım akışı

As far as we understand: bir iddiayı mevcut bilgiyle sınırlamak

As far as we understand, konuşanın iddiasının kapsamını sınırlar. “Şu anki anlayışımıza göre” anlamına gelir; bu nedenle mutlak bir gerçek değil, şu anda ulaşılabilen en iyi sonucu sunar. Burada ifade, yaşamın doğası hakkındaki iddiaya bir çerçeve çizer. Dikkatli bilimsel akıl yürütmeyi gösterir ve yeni kanıtlara ya da daha iyi bir anlayışa yer bırakır.

Alıştırma

Cümlede As far as we understand ne işe yarıyor?

  1. İddiayı mevcut anlayışla sınırlar.
  2. Fiziksel mesafe ifade eder.
Cevabı göster

İddiayı mevcut anlayışla sınırlar.

there is one indispensable ingredient it needs,

2:32

ihtiyacı olan vazgeçilmez bir bileşen var:

liquid water.

2:35

sıvı su.

Water is important because it mixes things,

2:37

Su önemlidir çünkü şeyleri birbirine karıştırır,

both matter and energy,

2:40

hem maddeyi hem de enerjiyi,

which lets interesting chemistry happen, Dilbilgisi

2:42

bu da ilgi çekici kimyanın gerçekleşmesini sağlar,

Dilbilgisi

lets interesting chemistry happen ifadesinde let + nesne + fiilin yalın hâli

lets interesting chemistry happen ifadesinde lets fiili, interesting chemistry olayının gerçekleşmesini mümkün kılar. interesting chemistry isim öbeği lets fiilinin nesnesidir ve aynı zamanda neyin gerçekleşeceğini belirtir. Kalıp let + nesne + fiilin yalın hâli şeklindedir. happen kullanılır, to happen kullanılmaz. Buradaki which, suyun maddeyle enerjiyi karıştırmasına gönderme yapar; bu karışım da kimyasal süreçler için gerekli koşulları oluşturur.

Alıştırma

Cümleyi let + nesne + fiilin yalın hâli kalıbındaki doğru biçimlerle tamamlayın: A clear lid ____ you ____ the food while it cooks.

Cevabı göster

lets · watch

like life.

2:44

tıpkı yaşam gibi.

So our planet needs enough energy

2:46

Bu yüzden gezegenimizin yeterli enerjiye ihtiyacı var;

to keep at least a part of our oceans warm

2:48

okyanuslarımızın en azından bir kısmını,

enough to sustain liquid water. Dilbilgisi

2:50

sıvı suyu koruyabilecek kadar sıcak tutmak için.

Dilbilgisi

warm enough to sustain ifadesinde sıfat + enough to + fiil

warm enough to sustain liquid water ifadesinde enough, warm sözcüğünden sonra gelir ve gerekli sıcaklık düzeyine ulaşıldığını gösterir. Sustain liquid water, sıvı suyun varlığını sürdürmek anlamına gelir. Kalıp sıfat + enough + to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Bir dereceyi, o dereceye ulaşıldığında mümkün hâle gelen sonuçla bağlar.

Alıştırma

Köprünün kamyonu taşıyabildiğini göstermek için cümleyi sıfat + enough + to + fiil yapısıyla tamamlayın: The bridge is strong ____ carry the truck.

Cevabı göster

enough to

Annoyingly, about 99.97% of Earth's energy

2:52

Sinir bozucu bir şekilde, Dünya'nın enerji bütçesinin yaklaşık %99.97'si

budget comes from the sun.

2:56

güneşten gelir.

So our imaginary rogue Earth

2:58

Bu yüzden hayali başıboş Dünya'mız

needs to work with the 0.03% of energy it has left, Öbek fiiller

2:59

elinde kalan %0.03'lük enerji ile çalışmalıdır,

Öbek fiiller

Sınırlı kaynakları kullanmak için work with

Burada work with, “elde bulunanı kullanmak veya onunla idare etmek” anlamına gelir. Hayali başıboş Dünya'nın çok az enerjisi kalmıştır; bu nedenle bu sınırlı kaynağı kullanarak hayatta kalmaya çalışmalıdır. Nesnesi bir kaynak, miktar, araç veya koşullar olduğunda work with genellikle sınırları kabul edip onların içinde hareket etmenin bir yolunu bulmayı anlatır. Bu cümlede “biriyle iş birliği yapmak” anlamında değildir.

Alıştırma

Cümleyi “eldeki sınırlı kaynakları kullanmak” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The art club has only three colors, so it has to ____ what it has.

Cevabı göster

work with

which almost exclusively

3:04

ki bu neredeyse tamamen

comes from its hot center.

3:05

onun sıcak merkezinden gelir.

Earth's inner core is a giant metal ball

3:07

Dünya'nın iç çekirdeği dev bir metal toptur,

about as hot as the surface of the sun

3:10

neredeyse güneşin yüzeyi kadar sıcaktır

that's surrounded by the outer core

3:12

ve dış çekirdek ile çevrilidir;

made up of liquid metals Öbek fiiller

3:13

sıvı metallerden oluşan dış çekirdek

Öbek fiiller

Bileşimi anlatan made up of

Made up of, “-den oluşmak” veya “birkaç parçadan meydana gelmek” anlamına gelir. Made up of liquid metals sıfat-fiil grubu, dış çekirdeğin nelerden oluştuğunu belirterek onu açıklar. Kalıp be made up of + parçalar, malzemeler veya üyeler şeklindedir. Fiziksel maddeleri ya da bir gruptaki kişileri ve bölümleri anlatabilir. Burada make up ifadesinin “hikâye uydurmak” anlamı kullanılmamıştır.

Alıştırma

Cümleyi “-den oluşur” anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The emergency kit is ____ a flashlight, water, and bandages.

Cevabı göster

made up of

that are very, very slowly solidifying,

3:15

çok, çok yavaş bir şekilde katılaşıyor,

releasing a lot of heat in the process. Kalıp ifadeler

3:17

ve bu süreçte çok fazla ısı açığa çıkarıyor.

Kalıp ifadeler

in the process: belirtilmiş bir eylem sırasında bir şeyin gerçekleşmesi

In the process, “o eylem veya değişim gerçekleşirken” anlamına gelir. Burada yavaş katılaşma sürecine geri gönderme yapar: metal, aynı değişim sırasında ısı açığa çıkarır. Bu ifadeyi bir eylem veya değişim zaten belirtildikten sonra kullanın. İfade, o süreci süreç sırasında gerçekleşen bir olay veya sonuçla bağlar.

Alıştırma

“We cleaned the attic and found some old photos in the process,” cümlesinde “in the process” ne anlama gelir?

  1. tavan arasını temizlerken
  2. tavan arasını temizlemeden önce
  3. fotoğraflar işlenmekte olduğu için
Cevabı göster

tavan arasını temizlerken

As long as this process is ongoing, Dilbilgisi

3:20

Bu süreç devam ettiği sürece,

our planet will be geologically active,

3:22

gezegenimiz jeolojik olarak aktif kalacak,

Dilbilgisi

Devam eden bir koşul için As long as

As long as, ana cümledeki sonucun sürmesi için geçerli kalması gereken bir koşul getirir. Burada gezegen, belirtilen süreç devam ettiği sürece jeolojik olarak aktif kalır. Bu kullanımda provided that ifadesine yakındır ancak bir devamlılık anlamı ekler: koşul sona ererse sonuç da sona erebilir. İki şeyin sürelerini karşılaştırmaz.

Alıştırma

Boşluk için en uygun bağlacı seçin. İzin yalnızca koşul karşılandığı sürece geçerli olmalıdır: “_____ you keep your dog on a leash, you may use the trail.”

  1. Although
  2. As long as
  3. After
Cevabı göster

As long as

with solid and liquid material

3:24

katı ve sıvı malzemeler

moving around

3:25

etrafta hareket edecek

and transporting energy to the surface

3:26

ve enerjiyi yüzeye taşıyacaktır;

where it can be harnessed

3:28

orada da bu enerji

as geothermal energy.

3:29

jeotermal enerji olarak kullanılabilir.

While the hot core of every planet

3:31

Her gezegenin sıcak çekirdeği

will cool off eventually,

3:33

eninde sonunda soğuyacak olsa da,

this process takes billions of years,

3:34

bu süreç milyarlarca yıl sürer;

enough time

3:37

bu da yaşamın var olması ve gelişmesi için

for life to come into existence and thrive. Kalıp ifadeler

3:37

yeterli bir süredir.

Kalıp ifadeler

come into existence: var olmaya başlamak

Come into existence, “var olmaya başlamak” anlamına gelir. Net bir başlangıç noktası anlatır: o andan önce söz konusu şey yoktur. Burada yaşamın ilk kez ortaya çıkmasını anlatır; bir yere hareket etmeyi anlatmaz. Özne bu ifadenin önüne gelir: life comes into existence; an organization came into existence. Zamana göre come değişir, into existence ise aynı kalır.

Alıştırma

Cümleyi “var olmaya başladı” anlamındaki resmî ifadeyle tamamlayın: The research center ____ in 2005.

Cevabı göster

came into existence

There's even one scenario that could allow an Earth-like planet

3:41

Hatta Dünya benzeri bir gezegenin

to have oceans

3:44

okyanuslara sahip olmasına

that are not frozen over. Öbek fiiller

3:45

ve bunların tamamen donmamasına izin verebilecek bir senaryo bile var.

Öbek fiiller

frozen over: su yüzeyinin buzla kaplanması

Freeze over, bir su kütlesinin yüzeyinin bir buz tabakasıyla kaplanması demektir. Frozen over bunun geçmiş zaman ortacı biçimidir. Are sonrasında ortaya çıkan durumu anlatır: okyanusların yüzeyi buzla kaplıdır. Over, yüzey boyunca kaplanma anlamını ekler. “Bitmiş” anlamına gelmez ve alttaki suyun tamamının katılaştığını mutlaka belirtmez.

Alıştırma

Bir gölün altında hâlâ sıvı su var, ancak katı bir buz tabakası bütün yüzeyi kaplıyor. Hangi cümle en kesin ifadedir?

  1. The lake has frozen solid.
  2. The lake has started to melt.
  3. The lake has frozen over.
Cevabı göster

The lake has frozen over.

If the planet had an extremely dense and high pressure hydrogen atmosphere,

3:46

Eğer gezegen son derece yoğun ve yüksek basınçlı bir hidrojen atmosferine sahip olsaydı,

the gas would not freeze and could trap enough of the heat trying to escape the planet

3:51

gaz donmazdı ve gezegenden kaçmaya çalışan ısının yeterli miktarını hapsedebilirdi;

to enable oceans

3:55

böylece okyanusların

that extend all the way to the surface. Kalıp ifadeler

3:56

tamamen yüzeye kadar uzanmasını sağlardı.

Kalıp ifadeler

all the way to + son nokta

all the way to ifadesinde all the way, to sözcüğünü güçlendirir: hareket veya uzanma tüm mesafe boyunca sürer ve belirtilen son noktaya ulaşır. Buradaki son nokta yüzeydir. All, söz edilen şeyin toplam miktarını anlatmaz. Bu kalıbı hareket veya uzanma bildiren bir fiille kullanabilirsiniz: fiil + all the way to + son nokta.

Alıştırma

Son noktaya kadar tamamen ulaşmayı vurgulayan üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The underground tunnel runs ____ the harbor.

Cevabı göster

all the way to

And there's another possible way to stay warm, Anlatım akışı

3:59

Ve sıcak kalmanın olası bir yolu daha var:

moons.

4:01

uydular.

Anlatım akışı

There's another possible way ... moons: hazırlık ve gecikmeli açıklama

İlk bölüm olan And there's another possible way to stay warm bir hazırlık kurar: dinleyiciye başka bir çözümün geleceğini söyler, ancak henüz adını vermez. Sondaki moons ismi, bir duraklamadan sonra bu cevabı verir. Bu “hazırlık + kısa açıklama” kalıbı bilginin ne zaman verileceğini düzenler ve cevabı öne çıkarır. Moons, kısaltılmış bir açıklamadır; ana fiil veya dinleyiciye hitap etme biçimi değildir.

Alıştırma

Cümlenin sonundaki moons sözcüğü ne işe yarıyor?

  1. Stay fiilini daha belirli bir eylemle değiştirir.
  2. Sıcak kalmanın başka bir yoluyla ilgili hazırlığa gecikmeli cevabı verir.
  3. Moons adlı bir gruba doğrudan hitap eder.
Cevabı göster

Sıcak kalmanın başka bir yoluyla ilgili hazırlığa gecikmeli cevabı verir.

If a rogue planet

4:02

Eğer bir başıboş gezegen

brings a moon or more along with them,

4:03

yanında bir veya daha fazla uydu getirirse,

a large enough moon

4:05

yeterince büyük bir uydu,

could inject additional energy

4:06

sisteme ek enerji enjekte edebilir

into the system via tidal forces. Kelime

4:07

gelgit kuvvetleri aracılığıyla.

Kelime

Gelgit kuvvetleri: eşit olmayan kütleçekimin yol açtığı şekil değişimi

Gelgit kuvvetleri, kütleçekimin bir cismin yakın tarafında daha güçlü, uzak tarafında ise daha zayıf olması nedeniyle ortaya çıkan germe ve sıkıştırma etkileridir. Bu cümlede gezegeni tekrar tekrar şekil değişikliğine uğratarak sisteme enerji ekleyebilirler. Bu terim yalnızca okyanus gelgitleriyle sınırlı değildir. Katı gezegenlerin, uyduların veya başka gök cisimlerinin şekil değiştirmesini de anlatabilir ve bu hareket ısıya dönüşebilir.

Alıştırma

Bu bağlamda tidal forces nedir?

  1. Yalnızca Dünya okyanuslarında rüzgârın oluşturduğu dalgalardır.
  2. Bir uyduyu uzayda iten motorlardır.
  3. Bir cismi gerebilen ve sıkıştırabilen kütleçekim farklılıklarıdır.
Cevabı göster

Bir cismi gerebilen ve sıkıştırabilen kütleçekim farklılıklarıdır.

These forces

4:10

Bu kuvvetler

stretch and squeeze the planet

4:11

gezegeni her gün biraz

a little bit every day,

4:12

gerer ve sıkıştırır,

like kneading dough, Anlatım akışı

4:14

sanki hamur yoğurur gibi,

keeping it warm.

4:15

ve onu sıcak tutar.

Anlatım akışı

like kneading dough: bir benzetmenin işareti

like kneading dough ifadesi bir benzetme sunar. Bir gezegenin tekrar tekrar gerilip sıkıştırılması gibi görünmeyen bir süreci, gözde canlandırılması daha kolay olan tanıdık bir harekete dönüştürür. Bu karşılaştırmanın sınırları vardır: gezegen gerçekten hamur değildir ve hamur kadar yumuşak değildir. Ortak özellikler, tekrarlanan şekil değişimi ve hareket enerjisinin bir kısmının ısıya dönüşmesidir.

Alıştırma

like kneading dough cümlede ne işe yarar?

  1. Gezegenin gerçekten yumuşak hamurdan yapıldığını söyler.
  2. Gezegenin tekrarlanan şekil değişimini tanıdık bir el hareketiyle karşılaştırır.
  3. Okyanus suyunun gezegene karıştırıldığını açıklar.
Cevabı göster

Gezegenin tekrarlanan şekil değişimini tanıdık bir el hareketiyle karşılaştırır.

But the most likely scenario

4:16

Fakat yaşam taşıyan bir başıboş için

for a rogue bearing life Kelime

4:18

en olası senaryo,

Kelime

bearing life: bear fiilinin ‘yaşam barındırmak veya desteklemek’ anlamı

bearing life ifadesindeki bearing, bear fiilinin -ing biçimidir ve “katlanmak” değil, “taşımak, içermek veya desteklemek” anlamına gelir. İfade, yaşam barındıran ya da yaşamı destekleyebilen bir şeyi anlatır. Burada bearing life, a rogue ifadesini niteleyen kısa bir ortaç öbeğidir; planet sözcüğü bağlamdan anlaşılır. a rogue planet that bears life ile aynı anlama gelir ve resmî, yoğun bir anlatıma sahiptir.

Alıştırma

'The article describes a distant world as potentially bearing life beneath its ice,' cümlesinde bearing life ne anlama gelir?

  1. yaşamın bulunduğu yönü göstermek
  2. hayatın zorluğuna katlanmak
  3. yaşamı desteklemek veya barındırmak
Cevabı göster

yaşamı desteklemek veya barındırmak

is one with subglacial oceans

4:19

buzul altı okyanusları olanıdır;

under a kilometer thick layer

4:21

bir kilometre kalınlığında,

of mostly water ice.

4:23

çoğunlukla su buzundan oluşan bir tabakanın altında.

These are not completely absurd, Anlatım akışı

4:24

Bunlar tamamen mantıksız değil,

since we already have a few of them in the solar system.

4:26

çünkü güneş sisteminde zaten onlardan birkaç tane var.

Anlatım akışı

not completely absurd: temkinli ve sınırlı destek

Not completely absurd, temkinli bir değerlendirmedir. “Tamamen gülünç” şeklindeki en güçlü olumsuz yargıyı reddeder; ancak fikirlerin olası, kanıtlanmış veya bütünüyle makul olduğunu söylemez. Buradaki These, buzun altında okyanuslar bulunduğu öne sürülen dünyaları belirtir; başıboş gezegenlerde yaşamın doğrulandığı anlamına gelmez. Cümle bir yargı ve destek düzeni kullanır: önce sınırlı bir onay verir, ardından since Güneş Sistemi'mizdeki birkaç örneği kanıt olarak sunar. Bu düzen, fikri kesin bir sonuca dönüştürmeden ona asgari bir inandırıcılık kazandırır.

Alıştırma

Bir meslektaşınız, 'The plan is not completely absurd, since a smaller team used a similar method last year.' diyor. Meslektaşınız ne yapıyor?

  1. Planı tamamen temelsiz olduğu için reddetmek
  2. Plana sınırlı bir güvenilirlik vermek ve bu görüşü kanıtla desteklemek
  3. Planın kesinlikle başarılı olacağını ilan etmek
Cevabı göster

Plana sınırlı bir güvenilirlik vermek ve bu görüşü kanıtla desteklemek

So how could life

4:29

Peki yaşam, kendini

sustain itself at the bottom

4:30

dipte nasıl sürdürebilir?

of a completely dark,

4:32

Tamamen karanlık,

cold ocean?

4:34

soğuk bir okyanusun dibinde?

On Earth,

4:35

Dünya'da,

deep down in our oceans

4:36

okyanuslarımızın derinliklerinde,

in complete darkness,

4:37

zifiri karanlıkta,

in volcanically active areas,

4:38

volkanik olarak aktif bölgelerde,

there are hydrothermal vents called black smokers. Kelime

4:40

siyah içiciler adı verilen hidrotermal bacalar vardır.

Kelime

Kara bacalar: derin deniz hidrotermal bacaları

Burada black smokers, derin okyanus tabanındaki bir hidrotermal baca türünü ifade eder. Çok sıcak ve mineral bakımından zengin su bacadan yükselir; çözünmüş mineraller soğuk deniz suyuyla karşılaştığında koyu renkli bir bulut oluşturur. Bu ad, siyah dumana benzeyen mineral bulutunu betimler; sigara içen insanları ya da yanma sonucu oluşan dumanı anlatmaz. Bilimsel metinlerde okyanus, baca ve sıcak suyla ilgili çevre sözcükler bu özel anlamı tanımaya yardımcı olur.

Alıştırma

Bilimsel bir yazıda black smoker ne anlama gelir?

  1. Karanlık bir odada sigara içen kişi
  2. Okyanusun altındaki herhangi bir yanardağ
  3. Koyu renkli bir mineral bulutu oluşturan derin deniz hidrotermal bacası
Cevabı göster

Koyu renkli bir mineral bulutu oluşturan derin deniz hidrotermal bacası

They spew out a cloud Öbek fiiller

4:43

Bir bulut püskürtürler;

of black material and hot water,

4:44

siyah maddeden ve sıcak sudan oluşan,

Öbek fiiller

Spew out: büyük miktarda ve güçlü biçimde dışarı püskürtmek

Spew out, büyük miktarda bir şeyi hızlı ve güçlü biçimde dışarı çıkarmak anlamına gelir. Bu cümlede kaynak bacalardır; dışarı çıkan şey ise siyah madde bulutu ve sıcak sudur. Bu ifade, güçlü, yoğun ve çoğu zaman pek kontrol edilemeyen bir akışı canlı biçimde anlatır. Yalnızca emit ya da release demekten daha güçlü ve daha az tarafsızdır.

Alıştırma

Cümleyi spew out ifadesinin geçmiş biçimiyle tamamlayın: The damaged pipe ____ thick smoke.

Cevabı göster

spewed out

providing a constant flow

4:46

sürekli bir akış sağlayan

of minerals from Earth's mantle.

4:48

Dünya'nın mantosundan gelen minerallerle.

Bacteria feed on the minerals Öbek fiiller

4:50

Bakteriler minerallerle beslenir

and produce organic materials,

4:52

ve organik maddeler üretirler;

Öbek fiiller

feed on: bir şeyi besin veya enerji kaynağı olarak kullanmak

Feed on, bir şeyi besin, gıda ya da enerji kaynağı olarak kullanmak demektir. Bu cümlede mineralleri alan veya kullanan canlılar bakterilerdir; bakterileri besleyen başka biri yoktur. Kalıp X feeds on Y şeklindedir: X tüketen taraftır, Y ise kaynaktır. Bu kalıp hem gerçek anlamda beslenmeyi hem de bir kaynağa mecazi olarak bağımlı olmayı anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi öğrendiğiniz iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: These tiny insects ____ algae growing on the rocks.

Cevabı göster

feed on

which attracts crustaceans,

4:54

bu da kabukluları,

bivalves,

4:55

çift kabukluları,

snails,

4:56

salyangozları,

fish, octopus, and tube worms

4:57

balıkları, ahtapotları ve tüp kurtlarını çeker,

up to 2 m long.

5:00

uzunlukları 2 metreye kadar varan.

Not only are hydrothermal vents Dilbilgisi

5:01

Hidrotermal bacalar sadece

home to an incredibly diverse Kalıp ifadeler

5:03

inanılmaz derecede çeşitli canlı grubuna

group of living beings,

5:05

ev sahipliği yapmakla kalmaz,

Kalıp ifadeler

be home to: bir yerde nelerin yaşadığını veya bulunduğunu anlatmak

Be home to, “birinin ya da bir şeyin yaşadığı, var olduğu veya bulunduğu yer olmak” anlamına gelir. Burada bacalar birçok farklı canlının yaşam alanıdır; home fiziksel bir ev anlamına gelmez. Tekrar kullanılabilir yapı yer + be home to + sakinler, kuruluşlar veya unsurlar şeklindedir. Bu yapı, yeri özne yaparak orada nelerin bulunduğunu belirtir.

Alıştırma

Cümleyi be home to ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: This national park ____ several endangered animals.

Cevabı göster

is home to

but also a contender

5:06

aynı zamanda yaşamın

for the place where life

5:07

milyarlarca yıl önce

could have begun on Earth

5:08

Dünya'da başlamış olabileceği yerler için de

billions of years ago.

5:09

güçlü bir adaydır.

Dilbilgisi

Cümle başı devrikliğiyle Not only ... but also

Not only ... but also birbiriyle ilişkili iki iddiayı bağlar ve ikinci iddiaya ek vurgu yapar. Bu cümlede ilk iddia hidrotermal bacaların çok çeşitli canlıları desteklediğidir; ikinci iddia ise bunların Dünya'daki yaşamın kökeniyle bağlantılı olabileceği dikkat çekici olasılığını ekler. Not only cümlenin başında olduğu için are fiili hydrothermal vents öznesinin önüne geçer: Not only are hydrothermal vents .... Bu, vurgu amacıyla yapılan bir devrikliktir; soru değildir. Bağlanan iki bölüm mümkün olduğunca dil bilgisel açıdan paralel olmalıdır.

Alıştırma

Hangi cümle, cümle başındaki Not only ... but also ... yapısını doğru kullanıyor?

  1. Not only is the new library quiet, but also it bright.
  2. Not only the new library is quiet, but it is also bright.
  3. Not only is the new library quiet, but it is also bright.
Cevabı göster

Not only is the new library quiet, but it is also bright.

In the dark ocean

5:11

Karanlık okyanusta,

of a rogue planet,

5:12

bir başıboş gezegenin,

similar vents

5:13

benzer bacalar

or volcanic activity could be the starting point

5:14

veya volkanik aktivite bir başlangıç noktası olabilir

and basis for complex ecosystems

5:17

ve karmaşık ekosistemlerin temelini oluşturabilir;

we can only imagine right now.

5:19

şu an sadece hayal edebileceğimiz ekosistemlerin.

One upside an ecosystem

5:22

Bir ekosistemin

in a rogue planet ocean

5:23

başıboş bir gezegen okyanusunda

has is that the environment

5:24

sahip olduğu bir avantaj, ortamın

is extremely stable.

5:26

son derece kararlı olmasıdır.

The thick ice sheet protects it from all sorts

5:28

Kalın buz tabakası onu her türlü

of extinction events,

5:30

yok oluş olayından korur

and as long as the energy

5:31

ve çekirdekten gelen

from the core keeps on coming,

5:32

enerji devam ettiği sürece,

things stay pretty much the same.

5:34

işler hemen hemen aynı kalır.

The most likely forms

5:36

En olası yaşam formları

of life are bacteria

5:38

bakterilerdir

and other microorganisms,

5:39

ve diğer mikroorganizmalardır;

but given enough time, Dilbilgisi

5:41

ancak yeterli zaman verildiğinde,

more complex alien animals

5:42

daha karmaşık uzaylı hayvanlar

could feed on the smaller beings

5:44

daha küçük canlılarla beslenebilir

and thrive.

5:45

ve gelişebilirler.

Dilbilgisi

given enough time: koşulu kısa ve öz biçimde belirtmek

Given enough time, “yeterli zaman varsa veya yeterli zamanın geçmesine izin verilirse” anlamına gelen kısaltılmış bir koşul ifadesidir. Burada given, koşul kuran bir edat gibi işlev görür; birinin kelimenin gerçek anlamıyla zaman verdiğini anlatmaz. Cümlenin başında yer alan bu ifade, ardından gelen tahminin tamamını etkiler. given + isim öbeği yapısı, varsayılan bir koşulu kısa ve hafifçe analitik bir biçimde belirtir.

Alıştırma

Cümleyi given ile başlayan ve “yeterli zaman varsa” anlamına gelen kısaltılmış koşul ifadesiyle tamamlayın: ____, the paint will dry completely.

Cevabı göster

Given enough time

It's not impossible that intelligent Dilbilgisi

5:47

Zeki yaşamın

life could emerge in such an environment.

5:49

böyle bir ortamda ortaya çıkması imkansız değildir.

Dilbilgisi

It's not impossible that ...: bir olasılığı temkinli biçimde kabul etmek

Bu cümlede It's not impossible that, konuşanın göz ardı edemediği bir olasılığı ortaya koyar. not + impossible biçimindeki iki olumsuzluk, temkinli bir olumlu anlam yaratır: zeki yaşam ortaya çıkabilir, ancak konuşan bunun muhtemelen gerçekleşeceğini söylemez. Kanıtlar sınırlıyken ve kendinizden emin görünmeden bir olasılığı açık bırakmak istediğinizde It's not impossible that + yan cümle kalıbını kullanın.

Alıştırma

It's not impossible that the lake contains an unknown species diyen kişi neyi ifade ediyor?

  1. Olasılık dışlanamaz, ancak muhtemel olarak sunulmamıştır.
  2. Konuşan, türün muhtemelen orada olduğuna inanıyor.
  3. Konuşan, türün orada olmadığından emin.
Cevabı göster

Olasılık dışlanamaz, ancak muhtemel olarak sunulmamıştır.

If it did,

5:51

Eğer çıksaydı,

it would find itself

5:52

kendini

in a pretty weird world.

5:53

oldukça tuhaf bir dünyada bulurdu.

Constricted by an impassable

5:55

Üstte kaya gibi sert, aşılamaz

wall of rock hard ice at the top

5:57

bir buz duvarıyla

and bedrock at the bottom.

5:59

ve altta da ana kayayla kısıtlanmış halde.

Without any plants

6:01

Yıldız enerjisini depolayacak

to store star energy,

6:01

hiçbir bitki olmadan,

there would be no wood, oil, or coal.

6:03

odun, petrol veya kömür olmazdı.

Even if there were,

6:06

Olsa bile,

it's not like you'd discover fire Ton ve niyet

6:07

bir okyanusun dibinde

at the bottom of an ocean.

6:09

ateşi keşfedebileceğiniz pek söylenemez.

Ton ve niyet

it's not like you'd ...: bir beklentiye karşı çıkmak

Burada it's not like you'd + fiilin yalın hâli, beklenen bir sonucu konuşma dilinde reddetmenin bir yoludur. Konuşan, bu varsayımsal durumda bile okyanusun dibinde ateş bulmanın gerçekçi olmadığını anlatır. Like, It's not like + yan cümle kalıbının bir parçasıdır; hoşlanmak anlamına gelmez. Bu kalıp bir varsayıma yanıt verir ve yalnızca olumsuz bir tahmin yapmak yerine çoğu zaman bir düzeltme veya gerekçe sunar.

Alıştırma

Gerçekçi olmayan bir beklentiye karşı çıkan gündelik kalıpla cümleyi tamamlayın: Buying expensive shoes won't make hiking effortless. It's ____ you'd stop getting tired.

Cevabı göster

not like

Without this energy,

6:10

Bu enerji olmadan,

metals may never be forged

6:11

metaller asla

into useful things.

6:13

yararlı şeylere dönüştürülemez.

Our intelligent alien

6:15

Zeki uzaylı

friends might never break through the ice. Öbek fiiller

6:16

arkadaşlarımız buzu asla kıramayabilirler.

Öbek fiiller

break through: bir engeli aşıp geçmek

Burada break through, kalın buzun içinden zorlayarak geçip öbür tarafa ulaşmak demektir. Through çok önemlidir: anlatılan yalnızca buza zarar vermek değil, engeli aşıp geçmektir. Kalıp break through + engel şeklindedir; break through a wall buna bir örnektir. İnatçı bir sorunu çözmek veya bir çıkmazı aşmak gibi mecazi engeller için de kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi break through ifadesinin doğru geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After hours of drilling, the rescue team finally ____ the concrete wall and reached the people inside.

Cevabı göster

broke through

They might never realize

6:19

Dışarısı diye bir şeyin olduğunu

that there is such a thing as outside Kalıp ifadeler

6:20

asla fark etmeyebilirler

Kalıp ifadeler

such a thing as outside: outside sözcüğünü bir kavram olarak sunmak

There is such a thing as X kalıbı, X'in var olduğunu veya gerçek olabilecek bir kavram olduğunu söyler. Bu cümlede never realize that there is ... ifadesi, uzaylıların bu fikrin var olduğunu hiç keşfedemeyebileceği anlamına gelir. Outside normalde bir sınırın ötesindeki yeri anlatır; ancak burada X konumunda bir kavramın adı olarak kullanılır. Bu ifade outside kavramını onlar için tamamen bilinmeyen bir fikir gibi gösterir.

Alıştırma

Bir kavramı gerçek olarak sunan bu dersteki dört sözcüklü kalıpla cümleyi tamamlayın: Many people believe there is ____ beginner's luck.

Cevabı göster

such a thing as

and assume that their small world

6:22

ve kendi küçük dünyalarının

is all there is. Dilbilgisi

6:24

var olan her şey olduğunu varsayabilirler.

Dilbilgisi

Var olan her şeyi anlatan all there is

Bu cümlede all there is, “var olan her şey” veya “gerçekliğin tamamı” anlamına gelir. Onların küçük dünyası, varoluşun tüm kapsamıymış gibi ele alınır. Buradaki there is bir varlık bildirme yapısıdır; there bir yeri göstermez. X is all there is kalıbı, X’in mevcut olan, bilinen veya var olduğuna inanılan tek şey olduğunu belirtir.

Alıştırma

Cümleyi “var olan her şey” anlamına gelen üç kelimelik hedef varlık ifadesiyle tamamlayın: In this empty field, a single tree is ____.

Cevabı göster

all there is

Millions of generations

6:26

Milyonlarca nesil

might live and die in these dark oceans,

6:27

bu karanlık okyanuslarda yaşayıp ölebilir;

ignorant of the unbelievably big universe Kelime

6:29

buzun üzerindeki

above the ice,

6:32

inanılmaz derecede büyük evrenden habersiz bir şekilde,

Kelime

ignorant of: bir konu hakkında bilgi sahibi olmamak

Ignorant of, belirli bir gerçek, konu veya durum hakkında “bilgi sahibi olmamak” anlamına gelir. ignorant of + isim öbeği veya -ing biçimi kalıbını izler. Bu cümlede nesiller, buzun üzerindeki evren hakkında hiçbir bilgiye sahip değildir. Bu ifade tek başına düşük zekâyı değil, bir bilgi eksikliğini anlatır.

Alıştırma

Değerlendirme: Yeni bir iş arkadaşını düzeltirken şu cümle genellikle nazik midir? 'You are ignorant of basic office rules.'

  1. Hayır. Hakaret gibi duyulabilir; 'You may not be aware of this rule' daha güvenlidir.
  2. Evet. Tarafsızdır ve yalnızca bir gerçeği belirtir.
Cevabı göster

Hayır. Hakaret gibi duyulabilir; 'You may not be aware of this rule' daha güvenlidir.

until the core of their planet

6:34

ta ki gezegenlerinin çekirdeği

cools off and all life vanishes.

6:35

soğuyana ve tüm yaşam yok olana kadar.

As the oceans completely freeze,

6:39

Okyanuslar tamamen donduğunda,

the remnants

6:41

kültürlerin ve ekosistemlerin

of cultures and ecosystems

6:41

kalıntıları

will be trapped

6:43

sonsuza dek

in an icy grave forever. Deyimler

6:44

buzlu bir mezara hapsolacaktır.

Deyimler

Kalıcı donma ve ölüm mecazı olarak an icy grave

Bu cümlede an icy grave bir mecazdır. Donmuş okyanus, kültürlerin ve ekosistemlerin son kalıntılarını içinde tutan bir mezar gibi hayal edilir; buzun içine insanlar tarafından yapılmış gerçek bir mezarlık değildir. Bu görüntü kesin bir son ve kayıp duygusu katar. Kalıntıların sonsuza kadar mühürleneceğini anlatır; böylece donma yalnızca fiziksel bir değişim değil, bir tür ölüm olarak sunulur.

Alıştırma

Cümledeki an icy grave ne anlama geliyor?

  1. Donmuş okyanusun üzerine yapılmış gerçek bir mezarlık
  2. Ölümü ve kaybı çağrıştıran, kalıcı olarak donmuş bir dinlenme yeri
  3. Yaşayan kültürleri ve ekosistemleri koruyan soğuk bir sığınak
Cevabı göster

Ölümü ve kaybı çağrıştıran, kalıcı olarak donmuş bir dinlenme yeri

If you think about it, Anlatım akışı

6:46

Düşünecek olursanız,

Anlatım akışı

Düşünmeye giriş ifadesi olarak If you think about it,

If you think about it, dinleyiciyi bir fikri daha dikkatli değerlendirmeye çağıran bir söylem belirleyicisidir. Burada az önce anlatılan duruma geri döner ve dinleyiciyi daha geniş bir düşünceye hazırlar. Genellikle hemen bir yanıt istemez. If ile başlayan bölüm, sonraki ifadeyi biraz düşününce daha açık hâle gelen bir sonuç veya şaşırtıcı bir farkındalık olarak sunar.

Alıştırma

Cümleyi dersteki düşünmeye çağıran girişle tamamlayın: ____, a library lets us hear voices from the past.

Cevabı göster

If you think about it

it might be better

6:47

belki de tüm bunların

not to be aware of all that.

6:48

farkında olmamak daha iyidir.

But the concept is disturbing

6:50

Ancak bu konsept rahatsız edici

and exciting.

6:52

ve heyecan vericidir.

The universe

6:54

Evren

might be teeming with life Kalıp ifadeler

6:55

gezegenlerde mahsur kalmış,

Kalıp ifadeler

teeming with life: yaşamla dolup taşan

Teeming with life ifadesinde teem with, “çok büyük sayıda canlı barındırmak” anlamına gelir. Yaşamı bol ve hareketli gösterdiği için contain life gibi tarafsız bir anlatımdan daha canlıdır. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp teem with + isim biçimindedir. İsim, neyin çok sayıda bulunduğunu belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle bir yerde çok sayıda hareketli canlı bulunduğunu doğal biçimde anlatır?

  1. The coral reef was teeming life.
  2. The coral reef was teeming with life.
  3. The coral reef was teaming with life.
Cevabı göster

The coral reef was teeming with life.

trapped on planets

6:56

ayrılması

that are basically impossible

6:57

temel olarak imkansız olan

to leave. Worlds

6:59

yaşam formlarıyla kaynıyor olabilir. Dünyalar,

like this could frequently pass

7:00

bunun gibi, sık sık geçip gidebilir

the solar system

7:02

güneş sisteminden

without us even knowing. Dilbilgisi

7:02

bizim haberimiz bile olmadan.

Dilbilgisi

without us even knowing: without + nesne zamiri + -ing

Without us even knowing, bir şeyin biz tamamen habersizken gerçekleşebileceği anlamına gelir. Without, eşlik etmesi beklenebilecek ama bulunmayan bir durumu belirtir: bizim bunu bilmemiz gerçekleşmez. without + nesne biçimindeki zamir + -ing yapısında zamir, -ing fiilinin mantıksal öznesidir. Us, knowing eylemini yapan kişiyi gösterir; pass fiilinin nesnesi değildir. Even, habersizliğin şaşırtıcı veya tam olduğunu vurgular.

Alıştırma

Cümleyi without + I zamirinin nesne biçimi + noticing kullanarak tamamlayın: The dog slipped out ____.

Cevabı göster

without me noticing

Maybe one day,

7:05

Belki bir gün,

in the far future,

7:06

uzak gelecekte,

humans

7:07

insanlar

will set foot on one Deyimler

7:08

bu donmuş dünyalardan

of these frozen worlds

7:09

birine ayak basacak

Deyimler

set foot on: bir yere gerçekten ulaşıp ayak basmak

Set foot on, bir yere veya yüzeye varıp fiziksel olarak orada bulunmak anlamına gelir. Bu cümlede insanların bu donmuş dünyalardan birine gerçekten ulaşıp yüzeyinde durması anlatılır; yalnızca onu uzaktan gözlemlemeleri değil. Bu bir deyimdir; set burada bir ayağı düzenlemek veya bilinçli olarak bir yere koymak anlamına gelmez. İfade genellikle ilk ziyareti, uzun süredir beklenen bir varışı veya birinin bir yere daha önce hiç gitmemiş olmasını vurgular.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki sabit ifadeyle tamamlayın: Tomorrow, after months at sea, the crew will finally ____ the remote island.

Cevabı göster

set foot on

and try to say hello.

7:10

ve merhaba demeye çalışacak.