Buzun Altındaki Uzaylılar – Başıboş Gezegenlerde Yaşam: İngilizce çalışma notları
Kurzgesagt – In a Nutshell
Video özeti: Başıboş gezegenler buz altında okyanuslar ve yaşam barındırabilir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “just because” / “doesn't mean” (Dil bilgisi ve cümle kalıpları), tek bir gerçekten çıkan sonucu reddeder; hayatta kalmayı güvenlik kanıtı saymadan neden-sonuç iddiasını sınırlarsınız. 2. “like kneading dough,” (Söylem, anlatı ve retorik), gelgit ısınmasını benzetmeyle açıklar; görünmez süreci gezegeni gerçekten hamur sanmadan izlersiniz. 3. “such a thing as outside” (Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler), kavramın varlığını “such a thing as” ile ortaya koyar; hiç bilinmeyen, inanılmayan veya hayal edilmeyen fikirlerden doğal biçimde söz edersiniz.
Bu derste
Rogue planets are planets that travel through the universe alone.
0:03Başıboş gezegenler, evrende tek başına seyahat eden gezegenlerdir.
They inhabit the dark and vast space between the stars.
0:07Yıldızlar arasındaki karanlık ve uçsuz bucaksız uzayda yaşarlar.
and they're exposed to the freezing cold of outer space.
0:16ve dış uzayın dondurucu soğuğuna maruz kalırlar.
which could give away the passing of time. Öbek fiiller
0:22zamanın geçtiğini ele verebilecek hiçbir şeyleri yoktur.
“Ele vermek” anlamındaki give away
Bu cümlede give away, çoğu zaman istemeden bir şeyi “ele vermek” veya “belli etmek” anlamına gelir. Burada söz konusu değişimler zamanın geçtiğini gösteren ipuçları olur; bir şeyi hediye etmekten söz edilmez. Give away bir phrasal verb olduğu için tek bir birim olarak anlaşılmalıdır. Bir ipucu, yüz ifadesi, ses veya küçük bir ayrıntı gizli bilgileri give away edebilir.
Alıştırma
Cümleyi “istemeden ele vermek” anlamındaki phrasal verb ile tamamlayın: His nervous smile could ____ the surprise.
Cevabı göster
give away
rogue planets might carry alien life to all corners of the galaxy.
0:25başıboş gezegenler galaksinin her köşesine uzaylı yaşamı taşıyabilirler.
Beklenmedik bir karşıtlık için And yet,
And yet, daha önce söylenenler düşünüldüğünde şaşırtıcı olan bir fikri ortaya koyar. Önceki açıklama, başıboş gezegenlerde yaşam bulunmasını olasılık dışı gösterir; bu ifade, sonraki iddianın bu beklentiye ters düştüğünü belirtir. İki bilgiyi ödünleme ilişkisiyle bağlar: “Bu doğru, ama bu şaşırtıcı nokta da doğru.” Cümlenin başında kullanıldığında yeni noktayı daha güçlü vurgular ve anlatımın ilerlemesini sağlar.
Alıştırma
İkinci cümlenin ilkine rağmen şaşırtıcı olduğunu en iyi hangi bağlayıcı gösterir? The trail looked too steep for beginners. ___, Maya reached the top easily.
- For example
- And yet
- As a result
Cevabı göster
And yet
and are the boring little brothers of brown dwarfs.
0:53ve bunlar kahverengi cücelerin sıkıcı küçük kardeşleridir.
a sort of: yaklaşık bir kategori
Bir şeyi yaklaşık bir kategoriye yerleştirmek için isim öbeğinden önce a sort of kullanılır. İfade, "benzeri bir şey" veya "bir tür" anlamına gelir; ancak kullanılan tanımın tam olmadığını da gösterir. Buradaki failed star, kesin bir bilimsel tanım değil, basit bir benzetmedir. Bu ifade, nesnenin gerçekten başarısız olmuş bir yıldız olduğunu ileri sürmeden açıklamayı kolaylaştırır.
Alıştırma
Hangi cümlede bir şey yaklaşık bir kategoriye yerleştirilirken a sort of kullanılmıştır?
- This tool is a sort of tiny vacuum cleaner.
- Please sort the cards by color.
- I sort of remember the answer.
Cevabı göster
This tool is a sort of tiny vacuum cleaner.
that got kicked out of their planetary system. Öbek fiiller
1:05ve gezegen sistemlerinden dışarı atılmışlardır.
kicked out of: zorla çıkarılma
Kicked out of, bir yerden, gruptan veya sistemden zorla çıkarılmak ya da dış bir kuvvet nedeniyle ayrılmak anlamına gelir. Yapı kick someone or something out of + isim şeklindedir. Bu cümledeki edilgen yapı, cismin kütle çekim etkileşimleri nedeniyle gezegen sisteminden dışarı atıldığını anlatır. Gerçek anlamda ayakla vurma yoktur; gündelik ifade bilimsel açıklamayı daha canlı kılar.
Alıştırma
Hangi cümle robotun yarışmadan ayrılmaya zorlandığını söylüyor?
- The robot was kicked out of the competition.
- The robot kicked off the competition.
- The robot dropped out of the competition.
Cevabı göster
The robot was kicked out of the competition.
where protoplanets are battling for the available mass,
1:10ön gezegenlerin mevcut kütle için savaştığı,
guzzling up as much material as possible. Kelime
1:13mümkün olduğunca çok materyali silip süpürdüğü tehlikeli yerlerdir.
Hızlı ve yoğun tüketim için guzzling up
Guzzling up, oluşmakta olan gezegeni açgözlülükle içen bir canlı gibi gösterir. Burada çok büyük miktarda maddeyi hızla içine almak anlamına gelir. Bu benzetme hız, aşırılık ve güçlü bir iştah duygusu katar. Consuming gibi tarafsız bir fiilden veya bilimsel accreting teriminden daha canlı ve daha gündeliktir.
Alıştırma
Hangi cümlede guzzling up hızlı ve yoğun tüketimi göstermek için doğal biçimde kullanılmıştır?
- The old truck was carefully measuring its fuel on the steep road.
- The old truck was guzzling up fuel on the steep road.
- The old truck was using almost no fuel on the steep road.
Cevabı göster
The old truck was guzzling up fuel on the steep road.
or get dangerously close to each other's orbits.
1:19veya birbirlerinin yörüngelerine tehlikeli derecede yaklaşırlar.
But just because a planet has survived the growing pains of formation, Dilbilgisi
1:28Fakat bir gezegenin oluşum aşamasındaki büyüme sancılarından kurtulması,
just because ... doesn't mean ... kalıbı
just because A doesn't mean B kalıbı, otomatik bir sonuca varılmasını engeller. Konuşan kişi A’yı bir gerçek ya da olasılık olarak kabul eder, ancak yalnızca A’nın B’yi kanıtlamaya yetmediğini söyler. Bu cümlede oluşum sürecinden sağ çıkmak A, güvende olmak ise B’dir. Cümle, sağ çıkmanın önemsiz olduğunu ya da tehlikenin kesin olduğunu söylemez; yalnızca A’dan B’ye yapılan mantık sıçramasını reddeder.
Alıştırma
Cümleyi dersteki iki parçalı kalıbın aynısıyla tamamlayın: ____ Nora has a map ____ she knows the way.
Cevabı göster
Just because · doesn't mean
Planetary systems can be disrupted by flybys from stars or black holes at any point. Kelime
1:33Gezegen sistemleri herhangi bir noktada yanından geçen yıldızlar veya kara delikler tarafından bozulabilir.
Flybys: astronomide yakın geçişler
Bu cümlede flybys, yıldızların veya kara deliklerin bir gezegen sisteminin yakınından geçmesini ifade eder. Bu gök cisimleri sistemin parçası olmaz veya onunla çarpışmaz; yakınından geçip gider. Bir çarpışma olmasa bile yakın geçiş güçlü bir kütle çekimi etkisi yaratabilir. Burada flybys, sistemi bozabilecek dış olayı belirtir; yani sebep çarpışma değil, yakın bir geçiştir.
Alıştırma
“Repeated planetary flybys can alter a comet’s path.” astronomi cümlesinde flybys ne anlama gelir?
- Diğer cisimlerle doğrudan çarpışmalar
- Diğer cisimlerin yakın geçişleri
- Diğer cisimlerin çevresindeki kalıcı yörüngeler
Cevabı göster
Diğer cisimlerin yakın geçişleri
End Up As + isim: nihai sonucu belirtmek
End up as + isim öbeği, bir süreçten sonra sonunda o kişi, şey veya tür hâline gelmek ya da o şekilde sınıflandırılmak anlamına gelir. Burada as rogues, as rogue planets anlamındadır; planets sözcüğü bağlamdan anlaşılır. End up, genellikle başlangıçta planlanmamış veya açık olmayan nihai sonuca odaklanır. Yalnızca “bitirmek” anlamına gelmez; ardından gelen sözler ortaya çıkan kimliği veya durumu belirtir.
Alıştırma
“Sonunda oldu” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: After years of volunteering at the shelter, Lena ____ its director.
Cevabı göster
ended up as
at the very least ile temkinli bir alt sınır belirtmek
At the very least, bir iddianın en güvenli asgari hâlini sunar. Konuşan kişi gerçekte daha fazlasının doğru olduğuna inanabilir, ancak temkinli bir tahminde bile geçerli kalması gereken bir alt sınır seçer. Burada ifade, ardından gelen kısmı yalnızca bir sayı karşılaştırması olarak değil, ihtiyatlı bir sonuç olarak çerçeveler. İddianın gücünü sınırlarken bu asgari düzeye güvenildiğini gösterir.
Alıştırma
Cümlede at the very least ifadesinin işlevini en iyi hangi açıklama anlatır?
- Konuşan kişinin iddianın hiçbir bölümüne güvenmediğini söyler.
- Mümkün olan kesin en yüksek miktarı verir.
- Ardından gelen iddiayı ihtiyatlı bir asgari düzey olarak sunar.
Cevabı göster
Ardından gelen iddiayı ihtiyatlı bir asgari düzey olarak sunar.
Most rogues will share the same depressing fate.
1:50Başıboşların çoğu aynı iç karartıcı kaderi paylaşacaktır.
the planet's surface quickly cools down to minus 270 degrees Celsius.
1:56gezegenin yüzeyi hızla eksi 270 santigrat dereceye kadar soğur.
they'll freeze and become as hard as bedrock.
2:03donacak ve ana kaya kadar sert hale geleceklerdir.
weirdly enough ile şaşırtıcı bir durumu haber vermek
Weirdly enough, cümlenin tamamı hakkında yorum yapan bir ifadedir. Dinleyiciye sıradaki olgunun garip, şaşırtıcı veya beklentiye aykırı göründüğünü bildirir. Enough burada “yeterli” anlamına gelmez; bütün ifadenin bir parçasıdır. Cümlenin başında ve ardından virgülle kullanıldığında, olguyu vermeden önce beklenmedik bir dönüşü haber verir. Ayrıca konuşan kişinin şaşkınlığını veya hayretini de dinleyiciye yansıtır.
Alıştırma
Şu cümlede sonucun beklenmedik olduğunu doğal biçimde bildiren başlangıcı seçin: "_____, the smallest box held all the books."
- Weirdly enough
- At the very least
- For example
Cevabı göster
Weirdly enough
Fiil öbeği olarak harbor life
Burada harbor, “bir şeyi içinde bulundurmak veya var olabileceği bir yer sağlamak” anlamına gelen geçişli bir fiildir. Nesnesi life olduğundan harbor life, bir ortamın canlıları içinde barındırabileceğini veya onlara yaşayabilecekleri bir yer sağlayabileceğini anlatır. Bu ifade, yaşamın bir limanı kullandığı anlamına gelmez. could ile birlikte kullanıldığında doğrulanmış bir keşfi değil, bilimsel bir olasılığı belirtir.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrendiğiniz ve “yaşam barındırmak” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The warm underground ocean may ____.
Cevabı göster
harbor life
the same order of magnitude: benzer ölçek, eşitlik değil
Bir order of magnitude, 10, 100 ve 1.000 gibi onun kuvvetlerine dayanan geniş bir sayısal ölçektir. Bir büyüklük mertebesindeki değişim, yaklaşık on katlık değişim demektir. In the same order of magnitude, iki değerin genel olarak benzer bir ölçekte bulunduğunu belirtir. Değerlerin tam olarak eşit olduğunu söylemez; örneğin 8 milyon ile 11 milyon bu şekilde karşılaştırılabilir.
Alıştırma
Bir şirket geçen yıl 8 milyon, bu yıl ise 11 milyon dolar kazandı. Değerlerin eşit olduğunu söylemeden amaçlanan yaklaşık karşılaştırmayı hangi cümle ifade eder?
- The figures are in the same order of magnitude.
- This year's figure is an order of magnitude larger.
- The figures are exactly equal.
Cevabı göster
The figures are in the same order of magnitude.
in terms of ...: karşılaştırma boyutunu sınırlamak
in terms of, bir karşılaştırmanın veya değerlendirmenin dayandığı belirli boyutu tanıtır. Bu cümlede benzerliği kütle ve bileşimle sınırlar; nesnenin her açıdan Dünya'ya benzediğini söylemez. Hangi yönü ele aldığınızı açıkça belirtmek için in terms of + bir isim öbeği veya -ing biçimi kullanın. Bu yapı, açıklama ve analizlerde karşılaştırmaları daha kesin hâle getirir.
Alıştırma
Cümleyi tamamlayın: The two cameras are similar ____ image quality。
Cevabı göster
in terms of
As far as we understand the nature of life, Anlatım akışı
2:29Yaşamın doğasını anladığımız kadarıyla,
As far as we understand: bir iddiayı mevcut bilgiyle sınırlamak
As far as we understand, konuşanın iddiasının kapsamını sınırlar. “Şu anki anlayışımıza göre” anlamına gelir; bu nedenle mutlak bir gerçek değil, şu anda ulaşılabilen en iyi sonucu sunar. Burada ifade, yaşamın doğası hakkındaki iddiaya bir çerçeve çizer. Dikkatli bilimsel akıl yürütmeyi gösterir ve yeni kanıtlara ya da daha iyi bir anlayışa yer bırakır.
Alıştırma
Cümlede As far as we understand ne işe yarıyor?
- İddiayı mevcut anlayışla sınırlar.
- Fiziksel mesafe ifade eder.
Cevabı göster
İddiayı mevcut anlayışla sınırlar.
which lets interesting chemistry happen, Dilbilgisi
2:42bu da ilgi çekici kimyanın gerçekleşmesini sağlar,
lets interesting chemistry happen ifadesinde let + nesne + fiilin yalın hâli
lets interesting chemistry happen ifadesinde lets fiili, interesting chemistry olayının gerçekleşmesini mümkün kılar. interesting chemistry isim öbeği lets fiilinin nesnesidir ve aynı zamanda neyin gerçekleşeceğini belirtir. Kalıp let + nesne + fiilin yalın hâli şeklindedir. happen kullanılır, to happen kullanılmaz. Buradaki which, suyun maddeyle enerjiyi karıştırmasına gönderme yapar; bu karışım da kimyasal süreçler için gerekli koşulları oluşturur.
Alıştırma
Cümleyi let + nesne + fiilin yalın hâli kalıbındaki doğru biçimlerle tamamlayın: A clear lid ____ you ____ the food while it cooks.
Cevabı göster
lets · watch
warm enough to sustain ifadesinde sıfat + enough to + fiil
warm enough to sustain liquid water ifadesinde enough, warm sözcüğünden sonra gelir ve gerekli sıcaklık düzeyine ulaşıldığını gösterir. Sustain liquid water, sıvı suyun varlığını sürdürmek anlamına gelir. Kalıp sıfat + enough + to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Bir dereceyi, o dereceye ulaşıldığında mümkün hâle gelen sonuçla bağlar.
Alıştırma
Köprünün kamyonu taşıyabildiğini göstermek için cümleyi sıfat + enough + to + fiil yapısıyla tamamlayın: The bridge is strong ____ carry the truck.
Cevabı göster
enough to
Annoyingly, about 99.97% of Earth's energy
2:52Sinir bozucu bir şekilde, Dünya'nın enerji bütçesinin yaklaşık %99.97'si
needs to work with the 0.03% of energy it has left, Öbek fiiller
2:59elinde kalan %0.03'lük enerji ile çalışmalıdır,
Sınırlı kaynakları kullanmak için work with
Burada work with, “elde bulunanı kullanmak veya onunla idare etmek” anlamına gelir. Hayali başıboş Dünya'nın çok az enerjisi kalmıştır; bu nedenle bu sınırlı kaynağı kullanarak hayatta kalmaya çalışmalıdır. Nesnesi bir kaynak, miktar, araç veya koşullar olduğunda work with genellikle sınırları kabul edip onların içinde hareket etmenin bir yolunu bulmayı anlatır. Bu cümlede “biriyle iş birliği yapmak” anlamında değildir.
Alıştırma
Cümleyi “eldeki sınırlı kaynakları kullanmak” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The art club has only three colors, so it has to ____ what it has.
Cevabı göster
work with
Bileşimi anlatan made up of
Made up of, “-den oluşmak” veya “birkaç parçadan meydana gelmek” anlamına gelir. Made up of liquid metals sıfat-fiil grubu, dış çekirdeğin nelerden oluştuğunu belirterek onu açıklar. Kalıp be made up of + parçalar, malzemeler veya üyeler şeklindedir. Fiziksel maddeleri ya da bir gruptaki kişileri ve bölümleri anlatabilir. Burada make up ifadesinin “hikâye uydurmak” anlamı kullanılmamıştır.
Alıştırma
Cümleyi “-den oluşur” anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The emergency kit is ____ a flashlight, water, and bandages.
Cevabı göster
made up of
releasing a lot of heat in the process. Kalıp ifadeler
3:17ve bu süreçte çok fazla ısı açığa çıkarıyor.
in the process: belirtilmiş bir eylem sırasında bir şeyin gerçekleşmesi
In the process, “o eylem veya değişim gerçekleşirken” anlamına gelir. Burada yavaş katılaşma sürecine geri gönderme yapar: metal, aynı değişim sırasında ısı açığa çıkarır. Bu ifadeyi bir eylem veya değişim zaten belirtildikten sonra kullanın. İfade, o süreci süreç sırasında gerçekleşen bir olay veya sonuçla bağlar.
Alıştırma
“We cleaned the attic and found some old photos in the process,” cümlesinde “in the process” ne anlama gelir?
- tavan arasını temizlerken
- tavan arasını temizlemeden önce
- fotoğraflar işlenmekte olduğu için
Cevabı göster
tavan arasını temizlerken
Devam eden bir koşul için As long as
As long as, ana cümledeki sonucun sürmesi için geçerli kalması gereken bir koşul getirir. Burada gezegen, belirtilen süreç devam ettiği sürece jeolojik olarak aktif kalır. Bu kullanımda provided that ifadesine yakındır ancak bir devamlılık anlamı ekler: koşul sona ererse sonuç da sona erebilir. İki şeyin sürelerini karşılaştırmaz.
Alıştırma
Boşluk için en uygun bağlacı seçin. İzin yalnızca koşul karşılandığı sürece geçerli olmalıdır: “_____ you keep your dog on a leash, you may use the trail.”
- Although
- As long as
- After
Cevabı göster
As long as
come into existence: var olmaya başlamak
Come into existence, “var olmaya başlamak” anlamına gelir. Net bir başlangıç noktası anlatır: o andan önce söz konusu şey yoktur. Burada yaşamın ilk kez ortaya çıkmasını anlatır; bir yere hareket etmeyi anlatmaz. Özne bu ifadenin önüne gelir: life comes into existence; an organization came into existence. Zamana göre come değişir, into existence ise aynı kalır.
Alıştırma
Cümleyi “var olmaya başladı” anlamındaki resmî ifadeyle tamamlayın: The research center ____ in 2005.
Cevabı göster
came into existence
There's even one scenario that could allow an Earth-like planet
3:41Hatta Dünya benzeri bir gezegenin
that are not frozen over. Öbek fiiller
3:45ve bunların tamamen donmamasına izin verebilecek bir senaryo bile var.
frozen over: su yüzeyinin buzla kaplanması
Freeze over, bir su kütlesinin yüzeyinin bir buz tabakasıyla kaplanması demektir. Frozen over bunun geçmiş zaman ortacı biçimidir. Are sonrasında ortaya çıkan durumu anlatır: okyanusların yüzeyi buzla kaplıdır. Over, yüzey boyunca kaplanma anlamını ekler. “Bitmiş” anlamına gelmez ve alttaki suyun tamamının katılaştığını mutlaka belirtmez.
Alıştırma
Bir gölün altında hâlâ sıvı su var, ancak katı bir buz tabakası bütün yüzeyi kaplıyor. Hangi cümle en kesin ifadedir?
- The lake has frozen solid.
- The lake has started to melt.
- The lake has frozen over.
Cevabı göster
The lake has frozen over.
If the planet had an extremely dense and high pressure hydrogen atmosphere,
3:46Eğer gezegen son derece yoğun ve yüksek basınçlı bir hidrojen atmosferine sahip olsaydı,
the gas would not freeze and could trap enough of the heat trying to escape the planet
3:51gaz donmazdı ve gezegenden kaçmaya çalışan ısının yeterli miktarını hapsedebilirdi;
that extend all the way to the surface. Kalıp ifadeler
3:56tamamen yüzeye kadar uzanmasını sağlardı.
all the way to + son nokta
all the way to ifadesinde all the way, to sözcüğünü güçlendirir: hareket veya uzanma tüm mesafe boyunca sürer ve belirtilen son noktaya ulaşır. Buradaki son nokta yüzeydir. All, söz edilen şeyin toplam miktarını anlatmaz. Bu kalıbı hareket veya uzanma bildiren bir fiille kullanabilirsiniz: fiil + all the way to + son nokta.
Alıştırma
Son noktaya kadar tamamen ulaşmayı vurgulayan üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The underground tunnel runs ____ the harbor.
Cevabı göster
all the way to
And there's another possible way to stay warm, Anlatım akışı
3:59Ve sıcak kalmanın olası bir yolu daha var:
There's another possible way ... moons: hazırlık ve gecikmeli açıklama
İlk bölüm olan And there's another possible way to stay warm bir hazırlık kurar: dinleyiciye başka bir çözümün geleceğini söyler, ancak henüz adını vermez. Sondaki moons ismi, bir duraklamadan sonra bu cevabı verir. Bu “hazırlık + kısa açıklama” kalıbı bilginin ne zaman verileceğini düzenler ve cevabı öne çıkarır. Moons, kısaltılmış bir açıklamadır; ana fiil veya dinleyiciye hitap etme biçimi değildir.
Alıştırma
Cümlenin sonundaki moons sözcüğü ne işe yarıyor?
- Stay fiilini daha belirli bir eylemle değiştirir.
- Sıcak kalmanın başka bir yoluyla ilgili hazırlığa gecikmeli cevabı verir.
- Moons adlı bir gruba doğrudan hitap eder.
Cevabı göster
Sıcak kalmanın başka bir yoluyla ilgili hazırlığa gecikmeli cevabı verir.
Gelgit kuvvetleri: eşit olmayan kütleçekimin yol açtığı şekil değişimi
Gelgit kuvvetleri, kütleçekimin bir cismin yakın tarafında daha güçlü, uzak tarafında ise daha zayıf olması nedeniyle ortaya çıkan germe ve sıkıştırma etkileridir. Bu cümlede gezegeni tekrar tekrar şekil değişikliğine uğratarak sisteme enerji ekleyebilirler. Bu terim yalnızca okyanus gelgitleriyle sınırlı değildir. Katı gezegenlerin, uyduların veya başka gök cisimlerinin şekil değiştirmesini de anlatabilir ve bu hareket ısıya dönüşebilir.
Alıştırma
Bu bağlamda tidal forces nedir?
- Yalnızca Dünya okyanuslarında rüzgârın oluşturduğu dalgalardır.
- Bir uyduyu uzayda iten motorlardır.
- Bir cismi gerebilen ve sıkıştırabilen kütleçekim farklılıklarıdır.
Cevabı göster
Bir cismi gerebilen ve sıkıştırabilen kütleçekim farklılıklarıdır.
like kneading dough: bir benzetmenin işareti
like kneading dough ifadesi bir benzetme sunar. Bir gezegenin tekrar tekrar gerilip sıkıştırılması gibi görünmeyen bir süreci, gözde canlandırılması daha kolay olan tanıdık bir harekete dönüştürür. Bu karşılaştırmanın sınırları vardır: gezegen gerçekten hamur değildir ve hamur kadar yumuşak değildir. Ortak özellikler, tekrarlanan şekil değişimi ve hareket enerjisinin bir kısmının ısıya dönüşmesidir.
Alıştırma
like kneading dough cümlede ne işe yarar?
- Gezegenin gerçekten yumuşak hamurdan yapıldığını söyler.
- Gezegenin tekrarlanan şekil değişimini tanıdık bir el hareketiyle karşılaştırır.
- Okyanus suyunun gezegene karıştırıldığını açıklar.
Cevabı göster
Gezegenin tekrarlanan şekil değişimini tanıdık bir el hareketiyle karşılaştırır.
bearing life: bear fiilinin ‘yaşam barındırmak veya desteklemek’ anlamı
bearing life ifadesindeki bearing, bear fiilinin -ing biçimidir ve “katlanmak” değil, “taşımak, içermek veya desteklemek” anlamına gelir. İfade, yaşam barındıran ya da yaşamı destekleyebilen bir şeyi anlatır. Burada bearing life, a rogue ifadesini niteleyen kısa bir ortaç öbeğidir; planet sözcüğü bağlamdan anlaşılır. a rogue planet that bears life ile aynı anlama gelir ve resmî, yoğun bir anlatıma sahiptir.
Alıştırma
'The article describes a distant world as potentially bearing life beneath its ice,' cümlesinde bearing life ne anlama gelir?
- yaşamın bulunduğu yönü göstermek
- hayatın zorluğuna katlanmak
- yaşamı desteklemek veya barındırmak
Cevabı göster
yaşamı desteklemek veya barındırmak
since we already have a few of them in the solar system.
4:26çünkü güneş sisteminde zaten onlardan birkaç tane var.
not completely absurd: temkinli ve sınırlı destek
Not completely absurd, temkinli bir değerlendirmedir. “Tamamen gülünç” şeklindeki en güçlü olumsuz yargıyı reddeder; ancak fikirlerin olası, kanıtlanmış veya bütünüyle makul olduğunu söylemez. Buradaki These, buzun altında okyanuslar bulunduğu öne sürülen dünyaları belirtir; başıboş gezegenlerde yaşamın doğrulandığı anlamına gelmez. Cümle bir yargı ve destek düzeni kullanır: önce sınırlı bir onay verir, ardından since Güneş Sistemi'mizdeki birkaç örneği kanıt olarak sunar. Bu düzen, fikri kesin bir sonuca dönüştürmeden ona asgari bir inandırıcılık kazandırır.
Alıştırma
Bir meslektaşınız, 'The plan is not completely absurd, since a smaller team used a similar method last year.' diyor. Meslektaşınız ne yapıyor?
- Planı tamamen temelsiz olduğu için reddetmek
- Plana sınırlı bir güvenilirlik vermek ve bu görüşü kanıtla desteklemek
- Planın kesinlikle başarılı olacağını ilan etmek
Cevabı göster
Plana sınırlı bir güvenilirlik vermek ve bu görüşü kanıtla desteklemek
there are hydrothermal vents called black smokers. Kelime
4:40siyah içiciler adı verilen hidrotermal bacalar vardır.
Kara bacalar: derin deniz hidrotermal bacaları
Burada black smokers, derin okyanus tabanındaki bir hidrotermal baca türünü ifade eder. Çok sıcak ve mineral bakımından zengin su bacadan yükselir; çözünmüş mineraller soğuk deniz suyuyla karşılaştığında koyu renkli bir bulut oluşturur. Bu ad, siyah dumana benzeyen mineral bulutunu betimler; sigara içen insanları ya da yanma sonucu oluşan dumanı anlatmaz. Bilimsel metinlerde okyanus, baca ve sıcak suyla ilgili çevre sözcükler bu özel anlamı tanımaya yardımcı olur.
Alıştırma
Bilimsel bir yazıda black smoker ne anlama gelir?
- Karanlık bir odada sigara içen kişi
- Okyanusun altındaki herhangi bir yanardağ
- Koyu renkli bir mineral bulutu oluşturan derin deniz hidrotermal bacası
Cevabı göster
Koyu renkli bir mineral bulutu oluşturan derin deniz hidrotermal bacası
Spew out: büyük miktarda ve güçlü biçimde dışarı püskürtmek
Spew out, büyük miktarda bir şeyi hızlı ve güçlü biçimde dışarı çıkarmak anlamına gelir. Bu cümlede kaynak bacalardır; dışarı çıkan şey ise siyah madde bulutu ve sıcak sudur. Bu ifade, güçlü, yoğun ve çoğu zaman pek kontrol edilemeyen bir akışı canlı biçimde anlatır. Yalnızca emit ya da release demekten daha güçlü ve daha az tarafsızdır.
Alıştırma
Cümleyi spew out ifadesinin geçmiş biçimiyle tamamlayın: The damaged pipe ____ thick smoke.
Cevabı göster
spewed out
feed on: bir şeyi besin veya enerji kaynağı olarak kullanmak
Feed on, bir şeyi besin, gıda ya da enerji kaynağı olarak kullanmak demektir. Bu cümlede mineralleri alan veya kullanan canlılar bakterilerdir; bakterileri besleyen başka biri yoktur. Kalıp X feeds on Y şeklindedir: X tüketen taraftır, Y ise kaynaktır. Bu kalıp hem gerçek anlamda beslenmeyi hem de bir kaynağa mecazi olarak bağımlı olmayı anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi öğrendiğiniz iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: These tiny insects ____ algae growing on the rocks.
Cevabı göster
feed on
be home to: bir yerde nelerin yaşadığını veya bulunduğunu anlatmak
Be home to, “birinin ya da bir şeyin yaşadığı, var olduğu veya bulunduğu yer olmak” anlamına gelir. Burada bacalar birçok farklı canlının yaşam alanıdır; home fiziksel bir ev anlamına gelmez. Tekrar kullanılabilir yapı yer + be home to + sakinler, kuruluşlar veya unsurlar şeklindedir. Bu yapı, yeri özne yaparak orada nelerin bulunduğunu belirtir.
Alıştırma
Cümleyi be home to ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: This national park ____ several endangered animals.
Cevabı göster
is home to
Cümle başı devrikliğiyle Not only ... but also
Not only ... but also birbiriyle ilişkili iki iddiayı bağlar ve ikinci iddiaya ek vurgu yapar. Bu cümlede ilk iddia hidrotermal bacaların çok çeşitli canlıları desteklediğidir; ikinci iddia ise bunların Dünya'daki yaşamın kökeniyle bağlantılı olabileceği dikkat çekici olasılığını ekler. Not only cümlenin başında olduğu için are fiili hydrothermal vents öznesinin önüne geçer: Not only are hydrothermal vents .... Bu, vurgu amacıyla yapılan bir devrikliktir; soru değildir. Bağlanan iki bölüm mümkün olduğunca dil bilgisel açıdan paralel olmalıdır.
Alıştırma
Hangi cümle, cümle başındaki Not only ... but also ... yapısını doğru kullanıyor?
- Not only is the new library quiet, but also it bright.
- Not only the new library is quiet, but it is also bright.
- Not only is the new library quiet, but it is also bright.
Cevabı göster
Not only is the new library quiet, but it is also bright.
or volcanic activity could be the starting point
5:14veya volkanik aktivite bir başlangıç noktası olabilir
given enough time: koşulu kısa ve öz biçimde belirtmek
Given enough time, “yeterli zaman varsa veya yeterli zamanın geçmesine izin verilirse” anlamına gelen kısaltılmış bir koşul ifadesidir. Burada given, koşul kuran bir edat gibi işlev görür; birinin kelimenin gerçek anlamıyla zaman verdiğini anlatmaz. Cümlenin başında yer alan bu ifade, ardından gelen tahminin tamamını etkiler. given + isim öbeği yapısı, varsayılan bir koşulu kısa ve hafifçe analitik bir biçimde belirtir.
Alıştırma
Cümleyi given ile başlayan ve “yeterli zaman varsa” anlamına gelen kısaltılmış koşul ifadesiyle tamamlayın: ____, the paint will dry completely.
Cevabı göster
Given enough time
It's not impossible that ...: bir olasılığı temkinli biçimde kabul etmek
Bu cümlede It's not impossible that, konuşanın göz ardı edemediği bir olasılığı ortaya koyar. not + impossible biçimindeki iki olumsuzluk, temkinli bir olumlu anlam yaratır: zeki yaşam ortaya çıkabilir, ancak konuşan bunun muhtemelen gerçekleşeceğini söylemez. Kanıtlar sınırlıyken ve kendinizden emin görünmeden bir olasılığı açık bırakmak istediğinizde It's not impossible that + yan cümle kalıbını kullanın.
Alıştırma
It's not impossible that the lake contains an unknown species diyen kişi neyi ifade ediyor?
- Olasılık dışlanamaz, ancak muhtemel olarak sunulmamıştır.
- Konuşan, türün muhtemelen orada olduğuna inanıyor.
- Konuşan, türün orada olmadığından emin.
Cevabı göster
Olasılık dışlanamaz, ancak muhtemel olarak sunulmamıştır.
it's not like you'd ...: bir beklentiye karşı çıkmak
Burada it's not like you'd + fiilin yalın hâli, beklenen bir sonucu konuşma dilinde reddetmenin bir yoludur. Konuşan, bu varsayımsal durumda bile okyanusun dibinde ateş bulmanın gerçekçi olmadığını anlatır. Like, It's not like + yan cümle kalıbının bir parçasıdır; hoşlanmak anlamına gelmez. Bu kalıp bir varsayıma yanıt verir ve yalnızca olumsuz bir tahmin yapmak yerine çoğu zaman bir düzeltme veya gerekçe sunar.
Alıştırma
Gerçekçi olmayan bir beklentiye karşı çıkan gündelik kalıpla cümleyi tamamlayın: Buying expensive shoes won't make hiking effortless. It's ____ you'd stop getting tired.
Cevabı göster
not like
friends might never break through the ice. Öbek fiiller
6:16arkadaşlarımız buzu asla kıramayabilirler.
break through: bir engeli aşıp geçmek
Burada break through, kalın buzun içinden zorlayarak geçip öbür tarafa ulaşmak demektir. Through çok önemlidir: anlatılan yalnızca buza zarar vermek değil, engeli aşıp geçmektir. Kalıp break through + engel şeklindedir; break through a wall buna bir örnektir. İnatçı bir sorunu çözmek veya bir çıkmazı aşmak gibi mecazi engeller için de kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi break through ifadesinin doğru geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After hours of drilling, the rescue team finally ____ the concrete wall and reached the people inside.
Cevabı göster
broke through
such a thing as outside: outside sözcüğünü bir kavram olarak sunmak
There is such a thing as X kalıbı, X'in var olduğunu veya gerçek olabilecek bir kavram olduğunu söyler. Bu cümlede never realize that there is ... ifadesi, uzaylıların bu fikrin var olduğunu hiç keşfedemeyebileceği anlamına gelir. Outside normalde bir sınırın ötesindeki yeri anlatır; ancak burada X konumunda bir kavramın adı olarak kullanılır. Bu ifade outside kavramını onlar için tamamen bilinmeyen bir fikir gibi gösterir.
Alıştırma
Bir kavramı gerçek olarak sunan bu dersteki dört sözcüklü kalıpla cümleyi tamamlayın: Many people believe there is ____ beginner's luck.
Cevabı göster
such a thing as
Var olan her şeyi anlatan all there is
Bu cümlede all there is, “var olan her şey” veya “gerçekliğin tamamı” anlamına gelir. Onların küçük dünyası, varoluşun tüm kapsamıymış gibi ele alınır. Buradaki there is bir varlık bildirme yapısıdır; there bir yeri göstermez. X is all there is kalıbı, X’in mevcut olan, bilinen veya var olduğuna inanılan tek şey olduğunu belirtir.
Alıştırma
Cümleyi “var olan her şey” anlamına gelen üç kelimelik hedef varlık ifadesiyle tamamlayın: In this empty field, a single tree is ____.
Cevabı göster
all there is
ignorant of: bir konu hakkında bilgi sahibi olmamak
Ignorant of, belirli bir gerçek, konu veya durum hakkında “bilgi sahibi olmamak” anlamına gelir. ignorant of + isim öbeği veya -ing biçimi kalıbını izler. Bu cümlede nesiller, buzun üzerindeki evren hakkında hiçbir bilgiye sahip değildir. Bu ifade tek başına düşük zekâyı değil, bir bilgi eksikliğini anlatır.
Alıştırma
Değerlendirme: Yeni bir iş arkadaşını düzeltirken şu cümle genellikle nazik midir? 'You are ignorant of basic office rules.'
- Hayır. Hakaret gibi duyulabilir; 'You may not be aware of this rule' daha güvenlidir.
- Evet. Tarafsızdır ve yalnızca bir gerçeği belirtir.
Cevabı göster
Hayır. Hakaret gibi duyulabilir; 'You may not be aware of this rule' daha güvenlidir.
Kalıcı donma ve ölüm mecazı olarak an icy grave
Bu cümlede an icy grave bir mecazdır. Donmuş okyanus, kültürlerin ve ekosistemlerin son kalıntılarını içinde tutan bir mezar gibi hayal edilir; buzun içine insanlar tarafından yapılmış gerçek bir mezarlık değildir. Bu görüntü kesin bir son ve kayıp duygusu katar. Kalıntıların sonsuza kadar mühürleneceğini anlatır; böylece donma yalnızca fiziksel bir değişim değil, bir tür ölüm olarak sunulur.
Alıştırma
Cümledeki an icy grave ne anlama geliyor?
- Donmuş okyanusun üzerine yapılmış gerçek bir mezarlık
- Ölümü ve kaybı çağrıştıran, kalıcı olarak donmuş bir dinlenme yeri
- Yaşayan kültürleri ve ekosistemleri koruyan soğuk bir sığınak
Cevabı göster
Ölümü ve kaybı çağrıştıran, kalıcı olarak donmuş bir dinlenme yeri
Düşünmeye giriş ifadesi olarak If you think about it,
If you think about it, dinleyiciyi bir fikri daha dikkatli değerlendirmeye çağıran bir söylem belirleyicisidir. Burada az önce anlatılan duruma geri döner ve dinleyiciyi daha geniş bir düşünceye hazırlar. Genellikle hemen bir yanıt istemez. If ile başlayan bölüm, sonraki ifadeyi biraz düşününce daha açık hâle gelen bir sonuç veya şaşırtıcı bir farkındalık olarak sunar.
Alıştırma
Cümleyi dersteki düşünmeye çağıran girişle tamamlayın: ____, a library lets us hear voices from the past.
Cevabı göster
If you think about it
teeming with life: yaşamla dolup taşan
Teeming with life ifadesinde teem with, “çok büyük sayıda canlı barındırmak” anlamına gelir. Yaşamı bol ve hareketli gösterdiği için contain life gibi tarafsız bir anlatımdan daha canlıdır. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp teem with + isim biçimindedir. İsim, neyin çok sayıda bulunduğunu belirtir.
Alıştırma
Hangi cümle bir yerde çok sayıda hareketli canlı bulunduğunu doğal biçimde anlatır?
- The coral reef was teeming life.
- The coral reef was teeming with life.
- The coral reef was teaming with life.
Cevabı göster
The coral reef was teeming with life.
without us even knowing: without + nesne zamiri + -ing
Without us even knowing, bir şeyin biz tamamen habersizken gerçekleşebileceği anlamına gelir. Without, eşlik etmesi beklenebilecek ama bulunmayan bir durumu belirtir: bizim bunu bilmemiz gerçekleşmez. without + nesne biçimindeki zamir + -ing yapısında zamir, -ing fiilinin mantıksal öznesidir. Us, knowing eylemini yapan kişiyi gösterir; pass fiilinin nesnesi değildir. Even, habersizliğin şaşırtıcı veya tam olduğunu vurgular.
Alıştırma
Cümleyi without + I zamirinin nesne biçimi + noticing kullanarak tamamlayın: The dog slipped out ____.
Cevabı göster
without me noticing
set foot on: bir yere gerçekten ulaşıp ayak basmak
Set foot on, bir yere veya yüzeye varıp fiziksel olarak orada bulunmak anlamına gelir. Bu cümlede insanların bu donmuş dünyalardan birine gerçekten ulaşıp yüzeyinde durması anlatılır; yalnızca onu uzaktan gözlemlemeleri değil. Bu bir deyimdir; set burada bir ayağı düzenlemek veya bilinçli olarak bir yere koymak anlamına gelmez. İfade genellikle ilk ziyareti, uzun süredir beklenen bir varışı veya birinin bir yere daha önce hiç gitmemiş olmasını vurgular.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki sabit ifadeyle tamamlayın: Tomorrow, after months at sea, the crew will finally ____ the remote island.
Cevabı göster
set foot on