Burası Sparta: Antik dünyanın acımasız savaşçıları - Craig Zimmer: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Bu video, Sparta’nın çocuk eğitimini ve devlet denetimindeki ağır eğitimi sadakat, fiziksel dayanıklılık ve fedakârlık etrafında nasıl düzenlediğini inceler; ayrıca günümüze ulaşan anlatıların dışarıdan kişilerce yazıldığı ve abartılmış olabileceği konusunda uyarır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. take them with a grain of salt. — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Bir bilginin sorgulamadan kabul edilmemesi gerektiğini belirten uyarıyı tanıyın. Burada, Spartalı olmayan kaynakların olayları süslemiş olabileceğini gösterir; kanıt, anı ya da iddiaların tamamen reddedilmesi gerekmese de belirli bir kuşkuyla değerlendirilmesi gereken durumlarda kullanabilirsiniz. 2. the agoge, — Kültür, Medya ve Gerçek Dünya Bağlamı: Spartalı erkek çocuklarını yedi yaşından itibaren alıp yıllarca zorlu savaş hazırlığından geçiren devlet sisteminin adını öğrenin. Bu terim, daha sonra anlatılan eğitim, yoksunluk, kavga, disiplin ve hayatta kalma çalışmalarını Sparta’ya özgü belirli bir kurumla ilişkilendirmenizi sağlar. 3. both died so that Sparta could live. — Söylem, Hikâye Anlatımı ve Retorik: Amaç bildiren yan cümle ile kişileştirmenin nasıl güçlü bir kapanış oluşturduğunu fark edin. İfade, savaşta ölen erkeklerle doğumda ölen kadınları şehir devletinin simgesel devamlılığına bağlar ve bireysel yaşamın topluma hizmet ettiği Sparta idealini özetler.
Bu derste
violent internal conflict between border neighbors
0:07sınır komşuları arasındaki şiddetli iç çatışmalar
and war with foreign invaders was a way of life. Deyimler
0:10ve yabancı işgalcilerle yapılan savaşlar bir yaşam tarzıydı.
a way of life: günlük hayatın köklü bir parçası
A way of life, bir şeyin günlük hayatın normal ve köklü bir parçası hâline geldiğini belirtir. Yaşamak için kullanılan bir yöntem anlamına gelmez. Bu cümlede ifade, şiddetli çatışmaları ve savaşı nadir bir olay olarak değil, süreklilik gösteren toplumsal bir gerçeklik olarak sunar. X is a way of life kalıbı, uzun süredir devam eden bir etkinliği, alışkanlığı veya durumu da anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi, dersteki “günlük hayatın köklü bir parçası” anlamına gelen dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: For many families in the village, fishing is ____.
Cevabı göster
a way of life
And Greeks were considered premier warriors. Kelime
0:14Ve Yunanlar birinci sınıf savaşçılar olarak kabul edilirdi.
premier warriors: seçkin savaşçılar
Premier burada warriors sözcüğünden önce gelen bir sıfattır. Kalite veya statü bakımından en iyiler ya da en üst sıradakiler arasında olmayı ifade eder; dolayısıyla premier warriors, “seçkin savaşçılar” demektir. Premier ayrıca bir hükûmet başkanını belirten isim de olabilir, ancak bu anlam bu yapıya uymaz. Warriors, centers veya teams gibi bir ismi doğrudan nitelediğinde önce “önde gelen, birinci sınıf” sıfat anlamını düşünün.
Alıştırma
"The orchestra is known as one of the country's premier ensembles." cümlesinde premier ensembles ne anlama gelir?
- en yakın zamanda kurulan topluluklar
- bir başbakanın yönettiği topluluklar
- en iyiler arasında kabul edilen topluluklar
Cevabı göster
en iyiler arasında kabul edilen topluluklar
Most Greek city-states surrounded themselves Kalıp ifadeler
0:17Çoğu Yunan şehir devleti çevrelerini
with massive defensive walls for added protection.
0:20ekstra koruma için devasa savunma duvarlarıyla kuşatmıştı.
surrounded themselves with: kendini … ile çevrelemek
Surround oneself with something, bir şeyi öznenin çevresinde olacak şekilde yerleştirmek anlamına gelir. Bu cümlede themselves, çoğul özne Most Greek city-states ifadesine döner; with ise şehirleri çevreleyen massive defensive walls ifadesini tanıtır. Yapı surround + dönüşlülük zamiri + with + isim şeklindedir. Bu cümledeki gibi fiziksel bir engeli veya kişinin yakınında tutacağı insanları ya da şeyleri bilinçli olarak seçmesini anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi hedef yapının basit geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Last night, the campers ____ a ring of lanterns for safety.
Cevabı göster
surrounded themselves with
in its prime: en parlak döneminde
In its prime, en güçlü, başarılı veya etkin olduğu dönemde anlamına gelir. Its, Sparta'ya gönderme yapar; dolayısıyla ifade, anlatılanları Sparta tarihinin tamamıyla değil tarihsel zirvesiyle sınırlar. Bu kalıplaşmış ifadede prime, en iyi veya zirve dönemi belirten bir isimdir; ana anlamındaki sıfat değildir.
Alıştırma
'En başarılı olduğu dönemde' anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: In the 1990s, the company was ____ and opened stores worldwide.
Cevabı göster
in its prime
was a different story: durum bambaşkaydı
Buradaki was a different story mecazidir: Sparta'nın durumunun az önce anlatılan durumdan çok farklı olduğu anlamına gelir. Konuşanın başka bir hikâye anlatmaya başladığı anlamına gelmez. Bu ifade bir karşıtlık sunar ve sonraki bilgilerin aradaki farkı açıklayacağını belirtir. be a different story kalıbı iki durumu, dönemi veya işi karşılaştırmak için kullanılabilir.
Alıştırma
Güçlü bir karşıtlık belirtmek için cümleyi be a different story ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Reading the guide was easy, but using the equipment ____.
Cevabı göster
was a different story
of the most feared warriors in the ancient world. Dilbilgisi
0:30en çok korkulan savaşçılarından oluşan bir ordusu vardı.
most feared warriors: feared sözcüğünün üstünlük derecesi
Most feared warriors, diğer insanların öteki savaşçılardan daha çok korktuğu savaşçılar demektir. Feared, edilgen anlam taşıyan geçmiş ortaç kökenli bir sıfattır: savaşçılar başkalarının korkusunun hedefidir; korkuyu hissedenler kendileri değildir. Tam ad öbeği olan the most feared warriors içinde the ... most ... yapısı üstünlük derecesini gösterir. in the ancient world ifadesi ise karşılaştırmanın yapıldığı grubu belirler.
Alıştırma
Hangi ifade “başka insanların diğer bütün savaşçılardan daha çok korktuğu savaşçılar” anlamına gelir?
- the most feared warriors
- the most fearful warriors
- the warriors with the most fear
Cevabı göster
the most feared warriors
So, what was Sparta doing differently Dilbilgisi
0:34Peki, Sparta böylesine vahşi askerler yetiştirmek için
doing differently than everyone else: herkesten farklı davranmak
Doing differently, bir eylemi farklı bir şekilde gerçekleştirmek demektir. Differently, doing fiilini niteleyen bir zarftır; what ise hangi yöntem veya uygulamanın farklı olduğunu sorar. Than everyone else karşılaştırılan grubu belirtir; bütün ifade differently from the way everyone else was acting anlamına gelir. Yeniden kullanılabilen What is X doing differently than Y? kalıbı, farklı bir sonucu açıklayabilecek farklı yöntemleri sorar.
Alıştırma
Soruyu, ‘farklı bir şekilde davranmak’ anlamına gelen üç kelimelik kalıpla tamamlayın: What is this team ____ its competitors to get better results?
Cevabı göster
doing differently than
we turn to the written accounts of that time. Kalıp ifadeler
0:41o dönemin yazılı kayıtlarına yöneliyoruz.
To answer that question: bu soruyu yanıtlamak için
To answer that question, cümlenin başında yer alan ve amaç bildiren bir mastar öbeğidir. Konuşmacının neden yazılı kayıtlara başvurmak üzere olduğunu dinleyiciye açıklar: bu kaynaklar az önce sorulan soruyu yanıtlamak için kullanılacaktır. Söylem geçişi olarak önceki soruyu ardından gelen kanıt, yöntem veya akıl yürütmeyle bağlar. Yeniden kullanılabilen yapı, To answer that question, + sonraki adımı açıklayan bir ana cümledir.
Alıştırma
Daha önce sorulmuş bir sorudan onu yanıtlama yöntemine doğal biçimde geçen cümle hangisidir?
- To answering that question, we examine the latest data.
- That question answers why we need the latest data.
- To answer that question, we need to examine the latest data.
Cevabı göster
To answer that question, we need to examine the latest data.
turn to the written accounts: yazılı kayıtlara kaynak olarak başvurmak
Bu cümlede turn to, bir yanıt bulmak için bir kaynağı “kullanmaya veya incelemeye başlamak” anlamına gelir. turn to the written accounts, tartışmanın bundan sonra bu kayıtları kanıt olarak kullanacağını belirtir; fiziksel olarak onlara doğru dönmeyi anlatmaz. Aktarılabilir kalıp turn to + kişi, kaynak veya olanaktır. Birinin bilgiye, yardıma ya da çözüme ihtiyaç duyduğunda neye başvurduğunu veya neye güvendiğini göstermek için sıkça kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi “kaynak olarak başvurmak” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: For verified figures, the reporter decided to ____ the official report.
Cevabı göster
turn to
There are no surviving written accounts: günümüze ulaşmış yazılı kayıt yok
There are no ... varlık bildiren bir yapıdır: çoğul bir şeyin hiçbir örneğinin var olmadığını veya elde bulunmadığını belirtir. Burada written accounts çoğul bir isim öbeğidir, bu nedenle fiil are olur. Surviving, “önceki bir dönemden beri hâlâ var olan” anlamına gelir. Bu nedenle no surviving written accounts, hiçbir yazılı kaydın günümüze kadar korunmadığını belirtir; geçmişte hiç kimsenin böyle bir kayıt yazmadığını kanıtlamaz.
Alıştırma
“There are no surviving letters from the scientist” ne anlama gelir?
- Bilim insanının mektupları henüz tamamlanmamıştır.
- Bilim insanının mektuplarından hiçbiri günümüze ulaşmamıştır.
- Bilim insanı kesinlikle hiç mektup yazmamıştır.
Cevabı göster
Bilim insanının mektuplarından hiçbiri günümüze ulaşmamıştır.
it was forbidden for Spartans to keep records: kişisiz yasaklama kalıbı
Bu yan cümle, kişisiz it + be + forbidden + for someone + to do something kalıbını kullanır. Bir kuralın veya otoritenin Spartalıların kayıt tutmasına izin vermediği anlamına gelir. It biçimsel öznedir; for Spartans yasağın kime uygulandığını, to keep records ise yasaklanan eylemi belirtir. Geçmiş zaman biçimi was, yasağı geçmişe yerleştirir. Kalıbı başka bir zaman çerçevesinde kullanmak için for + kişi + to + fiilin yalın hâli yapısını koruyup be biçimini değiştirin.
Alıştırma
Resmî yasağı it + be + forbidden + for someone + to do something kalıbıyla tamamlayın: It was ____ residents to leave the city after dark.
Cevabı göster
forbidden for
have to rely on: zorunluluk ve dayanma
Have to rely on ifadesinde have to, durumun yarattığı zorunluluğu belirtirken rely on bir şeye dayanmak veya onu temel almak anlamına gelir. Burada Spartalılara ait kayıtların bulunmaması, bilgilerin Spartalı olmayan antik tarihçilerin anlatılarından gelmesini zorunlu kılar. Yeniden kullanılabilir kalıp have/has/had to rely on + kişi, kaynak, kanıt veya imkân şeklindedir. On, rely on fiil öbeğinin zorunlu bir parçasıdır.
Alıştırma
İngilizce cümlenin tamamını dinleyip duyduğunuz seçeneği seçin. rely on önündeki have to ifadesine odaklanın.
- We have relied on the backup files.
- We have to rely on the backup files.
- We had to rely on the backup files.
Cevabı göster
We have to rely on the backup files.
those of non-Spartan ancient historians: çoğul isim ikamesi
Bu cümlede those, daha önce sözü edilen çoğul isim öbeği written accounts yerine kullanılır. Tam ifade the written accounts of non-Spartan ancient historians anlamına gelir; ancak those, written accounts ifadesinin tekrarlanmasını önler. Bu tür resmî isim ikamelerinde those, daha önce geçen çoğul bir isme gönderme yapar. Ardından gelen of öbeği ise bu kayıtların kime ait olduğunu belirtir.
Alıştırma
Hangi seçenek çoğul isim findings ifadesini tekrarlamadan doğru biçimde tamamlar? The findings of this study differ from ___ earlier studies.
- that of
- those of
- them of
Cevabı göster
those of
like Herodotus, Thucydides, and Plutarch.
0:55Herodot, Thukydides ve Plutarkhos gibi isimlerin anlattıklarına güvenmek zorundayız.
may be embellished: temkinli bir kipsel edilgen yapı
May be embellished, kip belirten fiil + be + geçmiş zaman ortacı yapısını izler. May olasılık bildirir; edilgen be embellished ise these stories ifadesini ayrıntı eklenmiş veya abartılmış olabilecek şeyler olarak sunar. Bu ifade temkinlidir: hikâyelerin tam doğruluğunu sorgular, ancak bütünüyle yanlış olduklarını iddia etmez.
Alıştırma
Hangi cümle, birilerinin ayrıntı eklemiş veya ayrıntıları abartmış olabileceğini temkinli biçimde ifade eder?
- The story may be embellished.
- The story is certainly false.
- The story may embellish.
Cevabı göster
The story may be embellished.
and depict Sparta at the apex of its power, Kalıp ifadeler
1:00ve Sparta'yı gücünün zirvesindeyken tasvir ediyor olabilir,
at the apex of its power: gücünün zirvesinde
At the apex of its power, “gücünün en yüksek olduğu noktada” anlamına gelir. Apex en yüksek noktayı ifade eder; dolayısıyla bu ifade Sparta’yı gücünün, denetiminin veya etkisinin en üst düzeye ulaştığı hâliyle sunar. at the apex of + isim kalıbı gücün, etkinin veya bir kariyerin en yüksek aşamasını anlatabilir. Buradaki its, Sparta’ya gönderme yapar.
Alıştırma
Bu cümlede “at the apex of its power” ne anlama geliyor?
- gücünün çoğunu kaybettikten sonra
- gücünün ve etkisinin zirvesinde
- güç kazanmaya yeni başlarken
Cevabı göster
gücünün ve etkisinin zirvesinde
take ... with a grain of salt: bilgiye temkinli yaklaşmak
Take something with a grain of salt, “bir şeyi tamamen doğru veya güvenilir kabul etmemek” anlamına gelen bir deyimdir. Bir miktar şüpheyi koruyun ve bilgiyi başka kanıtlarla karşılaştırın. Bu cümlede them, daha önce sözü edilen şeylere veya ifadelere gönderme yapar. Deyim, bunların kesinlikle yanlış olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir arkadaşınız “Take that review with a grain of salt.” diyor. Size ne yapmanızı öğütlüyor?
- Yoruma tamamen güvenmek yerine temkinli yaklaşın.
- Yorumun kesinlikle yanlış olduğunu varsayın.
- Yorumda sözü edilen bir şeye tuz ekleyin.
Cevabı göster
Yoruma tamamen güvenmek yerine temkinli yaklaşın.
Bakış açısı çerçevesi olarak “For Spartans,”
Cümlenin başındaki For Spartans, “Spartalıların bakış açısından” veya “Spartalılara göre” anlamına gelir. Ardından gelen ifadenin hangi grubun değerlerine göre geçerli olduğunu gösterir. Bu başlangıç çerçevesi, iddiayı Spartalıların bakış açısıyla sınırlar; söz konusu amacı evrensel bir inanç olarak sunmaz.
Alıştırma
Hangi cümle, bir yargıyı belirli bir grubun bakış açısından sunmak için For + grup yapısını kullanıyor?
- The agency designed a new schedule for commuters.
- Commuters asked for a simpler schedule.
- For commuters, the new schedule is inconvenient.
Cevabı göster
For commuters, the new schedule is inconvenient.
Amaç belirtmek için the purpose ... was ...: to ...
The purpose for their existence isim grubu, neden var oldukları konusunu belirtir. Was simple bu amacı değerlendirir; iki nokta ise amacın kesin içeriğini, yani to serve Sparta ifadesini sunar. to serve mastar yapısı “Amaç neydi?” sorusunu yanıtlar. Bir kuruluşun, aracın, kuralın veya eylemin hedefini belirtirken bu yapı The purpose of X is/was to + fiilin yalın biçimi şeklinde kullanılabilir.
Alıştırma
Amaç bildiren cümleyi tamamlamak için protect fiilini mastar biçiminde kullanın: The purpose of the backup system is ____ data during an outage.
Cevabı göster
to protect
elder Spartan leaders examined every newborn.
1:13Spartalı yaşlı liderler her yeni doğan bebeği incelerdi.
On the day of their birth: doğdukları gün
On the day of their birth, muayenenin her yeni doğanın doğduğu belirli takvim gününde gerçekleştiğini belirtir. on the day of + isim öbeği yapısı bir olayı belirli bir güne yerleştirir; bu nedenle on edatı kullanılır. when they were born ifadesine göre bu söyleyiş daha bilinçli ve resmîdir. Tarihî anlatıma uygundur ve doğumun tam anını değil, zaman çerçevesi olarak o günü vurgular.
Alıştırma
on the day of + isim öbeği yapısını ve the launch isim öbeğini kullanarak cümleyi tamamlayın: ____, the team arrived before sunrise.
Cevabı göster
On the day of the launch
were considered capable of fulfilling this purpose, Dilbilgisi
1:18bu amacı gerçekleştirebilecek kapasitede olduğu düşünülür,
were considered capable of fulfilling this purpose: bu amacı yerine getirebilecekleri düşünülüyordu
were considered capable of fulfilling this purpose, söz konusu kişilerin belirtilen amacı yerine getirmek için gereken yeteneğe sahip olduğuna başkalarının karar verdiğini anlatır. Edilgen were considered yapısı değerlendirmeyi yapanı belirtmez ve odağı değerlendirmenin kendisine verir. capable sözcüğünden sonra of + isim ya da -ing biçimi gelir; bu nedenle fulfilling doğrudur. Bu yapı bir yetenek değerlendirmesini aktarır; amacın gerçekten yerine getirildiğini kanıtlamaz.
Alıştırma
be considered capable of doing kalıbını ve operate fiilinin doğru biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: After training, Maya was ____ the machine safely.
Cevabı göster
considered capable of operating
may have been left: geçmişteki belirsiz bir edilgen olay
May have been left, geçmişteki bir olay hakkında temkinli bir tahminde bulunur. May olasılık bildirir; bu yüzden konuşan kişi terk edilme olayını doğrulanmış bir gerçek olarak sunmaz. Yapı may + have + been + past participle şeklindedir. Have, perfect yapısını; been + left ise edilgen yapıyı kurar: birisi onları orada bırakmış olabilir.
Alıştırma
Geçmişteki edilgen bir olay hakkında belirsiz tahmin yapmak için cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: The package ____ at the wrong address.
Cevabı göster
may have been left
Geleneksel Spartalı bebek terk etme anlatısında Mount Taygetus
Mount Taygetus, Yunanistan'ın güneyinde, antik Sparta yakınındaki Taygetos sıradağlarını ifade eder. Sparta hakkındaki geleneksel anlatılarda burası, zayıf olduğuna karar verilen bebeklerin o bölgede terk edildiği hikâyesiyle ilişkilendirilmiştir. Burada gereken arka plan bu ilişkidir: yer adı sıradan bir dağ ziyaretini değil, bir terk edilme hikâyesini çağrıştırır. Hikâyenin ayrıntıları ve tarihsel doğruluğu tartışmalıdır; bu nedenle tamamen kanıtlanmış bir tarihsel gerçek olarak görülmemelidir.
Alıştırma
Bu cümlede Mount Taygetus okuyucuya esas olarak neyi çağrıştırır?
- Sparta yakınlarında bebeklerin terk edilmesine dair geleneksel bir hikâye
- Spartalı bir askerî eğitim sisteminin adı
- Sıradan bir dağ gezisinin varış noktası
Cevabı göster
Sparta yakınlarında bebeklerin terk edilmesine dair geleneksel bir hikâye
mentally sharp, and emotionally resilient.
1:30zihinsel olarak keskin ve duygusal olarak dayanıklı olması beklenirdi.
was expected to be: dışarıdan konan bir standardı ifade etme
Was expected to be, başkaları, toplum veya bir kurum tarafından konan bir standardı anlatır. Burada her Spartalının ardından gelen niteliklere sahip olması gerektiğini söyler; herkesin gerçekte bu niteliklere sahip olduğunu ileri sürmez. Yapı be expected to + fiilin yalın hâlidir. Bu cümlede yalın fiil be'dir ve ardından beklenen durumu anlatan sıfatlar gelir.
Alıştırma
Dışarıdan konan bir rol gerekliliğini ifade eden yapıyla cümleyi tamamlayın: Team leaders are ____ calm under pressure.
Cevabı göster
expected to be
physically strong, mentally sharp, and emotionally resilient: paralel yapı
Bu sıralama aynı biçimdeki üç zarf + sıfat biriminden oluşur: physically strong, mentally sharp ve emotionally resilient. Her zarf bir alanı belirtir, her sıfat da o alandaki niteliği anlatır. Üç ögenin tamamında aynı dil bilgisi kalıbını kullanmak bilgilerin karşılaştırılmasını kolaylaştırır ve cümleye dengeli, tamamlanmış bir ritim kazandırır. Buna paralel yapı denir; birkaç niteliği bağlarken ögelerin biçimlerini tutarlı tutun.
Alıştırma
Hangi cümle en açık üç parçalı paralel yapıyı kullanıyor?
- The plan is financially sound, technically feasible, and environmentally responsible.
- The plan is financially sound, has technical feasibility, and environmentally responsible.
- The plan has sound finances, technically feasible, and protects the environment.
Cevabı göster
The plan is financially sound, technically feasible, and environmentally responsible.
their absolute duty: tartışılmaz bir sorumluluk
Bu cümlede their absolute duty, onların reddetme ya da uzlaşma konusunda neredeyse hiç payı olmadan yerine getirmek zorunda görüldükleri bir sorumluluk anlamına gelir. Absolute, duty sözcüğünün gücünü artırır; bir işin tamamen bitirildiği anlamına gelmez. Bu ifade, sorumluluğu kişisel tercihin önüne geçen bir şey olarak sunar. Konuşmacı ahlaki, hukuki, yurttaşlıkla ilgili veya role bağlı bir yükümlülüğü tartışılmaz olarak gösterdiğinde özellikle kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi burada öğretilen ifadenin aynısıyla tamamlayın: For the guards, protecting the archive was ____.
Cevabı göster
their absolute duty
to defend and promote Sparta at all costs. Deyimler
1:34Sparta'yı savunmak ve yüceltmek onların mutlak göreviydi.
at all costs: ne pahasına olursa olsun
At all costs, gerekli olan her türlü fedakârlık ya da kayıp göze alınarak anlamına gelen bir deyimdir. Buradaki costs yalnızca parasal masrafları değil; parayı, zamanı, güvenliği, ilişkileri, ilkeleri veya başka sonuçları da kapsayabilir. Bu ifade, hedefi onunla çatışan diğer kaygılardan daha önemli gösterir. Bağlama göre kararlılığı övebilir ya da sonuçları düşünmeden hareket etmeyi eleştirebilir.
Alıştırma
Cümleyi, costs ile biten ve “her türlü fedakârlığı göze alarak” anlamına gelen üç sözcüklü İngilizce deyimle tamamlayın: The rescue team promised to find the missing hikers ____.
Cevabı göster
at all costs
be raised to understand that...: küçük yaştan itibaren … olduğunu anlayacak şekilde yetiştirilmek
be raised to understand that... yapısında raise, bir çocuğu zaman içinde büyütmek ve eğitmek anlamına gelir. Edilgen biçim, dersi kimin verdiğine değil, kişinin nasıl yetiştirildiğine odaklanır. Understand that, kişinin öğrenmesi ve kabul etmesi beklenen bir inanç ya da değeri açıklar. Bu yapı, tek bir anda bir gerçeği anlamayı değil, yetişme sürecinde öğrenilen bir şeyi anlatır.
Alıştırma
Cümleyi be raised to understand yapısının geçmiş zaman edilgen biçimiyle tamamlayın: Maya ____ that kindness matters even when no one is watching.
Cevabı göster
was raised to understand
loyalty belonged first to ... and then to ...: sadakat önceliğini belirtmek
loyalty belonged to... ifadesinde belong to mecaz anlamda kullanılır: sadakat bir kişiye, gruba, yere veya ilkeye yöneltilen ya da borçlu olunan bir şey gibi sunulur. Burada fiziksel mülkiyetten söz edilmez. First to A and then to B, sadakatin yöneldiği iki hedefi sıralar. A daha yüksek önceliğe sahiptir, B ise ikinci sıradadır.
Alıştırma
Öncelik belirtmek için first ... then kullanarak cümleyi tamamlayın: His loyalty belonged ____ to the community and ____ to his own interests.
Cevabı göster
first · then
upon turning seven: yedi yaşına gelince
Bu cümlede upon turning seven, “yedi yaşına geldiklerinde” anlamına gelir. Turn + yaş, “o yaşa gelmek” demektir. Upon + -ing, zamanı kısa ve yoğun biçimde gösteren bir yapıdır. Burada were sent eyleminin ne zaman gerçekleştiğini belirtir ve yedi yaşına gelmeyi sonraki olayın gerçekleştiği zaman noktası olarak sunar.
Alıştırma
Resmî zaman ifadesini upon ve turn fiiliyle tamamlayın: ____ eighteen, Maya became eligible to vote.
Cevabı göster
Upon turning
the agoge: Sparta’nın eğitim ve yetiştirme sistemi
The agoge, antik Sparta’da devlet gözetiminde yürütülen ve Spartalı erkek çocuklarına yönelik eğitim ve yetiştirme sistemiydi. Disipline, fiziksel eğitime ve grup hâlinde yaşama önem verirdi. Bu cümlede were sent to the agoge, çocukların bu sisteme girdiği anlamına gelir; ifade, the agoge sözcüğünü sıradan bir yer adı olarak sunmaz. Bu arka plan, ardından neden eğitim sürecinin anlatıldığını açıklar.
Alıştırma
Bu cümlede the agoge neyi ifade eder?
- Sparta yakınlarında bir dağ
- Bir antik Yunan silahı türü
- Antik Sparta’nın devlet gözetimindeki eğitim ve yetiştirme sistemi
Cevabı göster
Antik Sparta’nın devlet gözetimindeki eğitim ve yetiştirme sistemi
to turn a boy into a Spartan warrior. Öbek fiiller
1:56bir çocuğu Spartalı bir savaşçıya dönüştürmek.
turn a boy into a Spartan warrior: turn A into B yapısı
Turn A into B, bir değişim veya süreç yoluyla “A'yı B'ye dönüştürmek” anlamına gelir. Bu cümlede eğitim, bir çocuğun rolünü ve becerilerini değiştirerek onu Spartalı bir savaşçıya dönüştürür; buradaki turn “döndürmek” anlamında değildir. Bu yapı insanlar, nesneler, fikirler ve durumlar için kullanılabilir: A başlangıçtaki biçim veya durumdur, B ise sonuçtur.
Alıştırma
turn A into B yapısını tamamlayın: This app can turn spoken words ____ written text.
Cevabı göster
into
prized physical perfection above all else: fiziksel kusursuzluğu her şeyin üstünde tutmak
Prized, prize fiilinin geçmiş zaman biçimidir ve “çok değer vermek” anlamına gelir. Physical perfection değer verilen şeydir. Above all else bu değeri diğer bütün kaygıların önüne koyar. İfadenin tamamı, fiziksel kusursuzluğun yalnızca beğenilmediğini, en yüksek öncelik olarak görüldüğünü anlatır.
Alıştırma
En yüksek önceliği belirten ifadeyi tamamlayın: She prizes honesty ____.
Cevabı göster
above all else
of their time learning how to fight.
2:10büyük bir kısmını nasıl savaşacaklarını öğrenerek geçirirdi.
spent a great deal of their time learning: öğrenmeye çok zaman ayırmak
spend + bir zaman miktarı + fiil-ing yapısı, belirli miktarda zamanı bir etkinliği yaparak geçirmek anlamına gelir. Burada spent geçmiş zamandır, their time zamanın kime ait olduğunu gösterir ve learning yapılan etkinliği belirtir. a great deal of “çok miktarda” demektir. time bu anlamda sayılamayan bir isim olduğu için a great deal of their time, öğrenmenin zamanlarının önemli bir bölümünü aldığını vurgular.
Alıştırma
Cümleyi spend fiilinin geçmiş hâli, a great deal of ve his time ile tamamlayın: During the tournament, Leo ____ analyzing game footage.
Cevabı göster
spent a great deal of his time
boys were encouraged to fight among themselves, Dilbilgisi
2:15erkek çocukların kendi aralarında dövüşmeleri teşvik edilirdi,
To ensure resilience in battle: cümle başında amaç bildiren öbek
To ensure resilience in battle, amaç bildiren bir to + fiil öbeğidir. Erkek çocukların neden dövüşmeye teşvik edildiğini açıklar: amaçlanan hedef, savaşta dayanıklı olmalarını sağlamaktı. To + fiilin yalın hâli yapısı, önce hedefi, ardından bu hedefe ulaşmak için düşünülen eylem veya önlemi sunmak üzere ana cümleden önce gelebilir. Bu başlangıçtaki amaç öbeği normalde ana cümleden virgülle ayrılır. Amaçlanan hedefi belirtir; hedefe gerçekten ulaşıldığını garanti etmez.
Alıştırma
Cümle başındaki amaç öbeğini ensure fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: ____ equal access, the school kept the library open late.
Cevabı göster
To ensure
kendi aralarında dövüşmeye teşvik ediliyorlardı
Were encouraged to fight, be encouraged to + fiilin yalın hâli kalıbındaki edilgen yapıyı kullanır. Bir kişinin ya da sistemin çocukları bu eyleme yönlendirdiğini veya eylemi istenir gördüğünü anlatır. Edilgen yapı, odağı çocuklara ve teşvik edilen davranışa verir; bu nedenle teşvik edenin kim olduğu belirtilmek zorunda değildir. Among themselves, kavganın grubun kendi içinde yaşandığını belirtir: çocuklar grup dışındaki kişilerle değil, birbirleriyle kavga ediyordu.
Alıştırma
Cümleyi encourage fiilinin edilgen biçimiyle tamamlayın: At the science camp, students ____ compare their ideas among themselves.
Cevabı göster
were encouraged to
ara sözlü bir karşılaştırma olarak unlike today
Unlike today, parantez içi işlev gören bir karşılaştırma ifadesidir. Söz konusu edilen eski dönemi bugünle karşılaştırmak için cümlenin akışına girer; ana cümle bullying was acceptable bölümüdür. İfadeyi virgüller arasına yerleştirmek, ana cümlenin dil bilgisi yapısını değiştirmeden zaman karşıtlığı ekler. Böylece yargının bugün de geçerli olduğu değil, eski dönemle sınırlı olduğu anlaşılır.
Alıştırma
“bullying, unlike today, was acceptable.” cümlesindeki ara ifade unlike today ne işe yarar?
- Durumun değiştiği kesin tarihi verir.
- Zorbalığın yalnızca günümüzde var olduğunu söyler.
- O dönemi bugünle karşılaştırarak ifadeyi geçmişle sınırlar.
Cevabı göster
O dönemi bugünle karşılaştırarak ifadeyi geçmişle sınırlar.
In order to better prepare: amaç belirtmek
In order to bir eylemin amacını belirtir ve “bir şeyi yapmak amacıyla” anlamına gelir. Ardından fiilin yalın hâli gelir; burada bu fiil prepare sözcüğüdür. Better, prepare fiilini niteler. Bu nedenle better prepare the boys, “çocukları daha iyi hazırlamak” anlamına gelir. Baştaki ifadenin tamamı, ardından gelen eylemin neden yapıldığını açıklar.
Alıştırma
Cümleyi in ile başlayan ve amacı açıkça belirten üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: ____ better understand the problem, we collected more data.
Cevabı göster
In order to
sometimes even going days without eating. Kalıp ifadeler
2:27bazen günlerce yemek yemedikleri bile olurdu.
going days without eating: bir etkinliği yapmadan günler geçirmek
Go + süre + without + isim veya -ing biçimi yapısında go, o sürenin tamamı boyunca belirli bir durumda kalmak anlamına gelir. Bu nedenle going days without eating, art arda birkaç gün yemek yememek demektir. Days belirli bir sayı içermediği için birden fazla günü belirtir, ancak tam süreyi açıklamaz. Without sonrasında bir eylem ifade edilirken without eating örneğindeki gibi -ing biçimi kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi, asansörü iki gün boyunca kullanmadığımız anlamına gelecek şekilde tamamlayın: During the outage, we went two days ____ using the elevator.
Cevabı göster
without
They also were given little in the way of clothing, Deyimler
2:30Farklı sıcaklıklarla başa çıkmayı öğrenmeleri için
given little in the way of clothing: neredeyse hiç giysi verilmemesi
little in the way of clothing ifadesinde in the way of, miktarı değerlendirilen kategoriyi, yani clothing sözcüğüyle belirtilen giysileri tanıtır. Little, bu kategoriden neredeyse hiçbir şey verilmediğini gösterir. Given, edilgen anlam taşıyan bir geçmiş zaman ortacıdır. Bu nedenle tüm ifade “neredeyse hiç giysi verilmemiş” anlamına gelir; giysilerin birinin yolunu kapattığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi, bu derste geçen ve “bu tür kaynakların neredeyse hiç olmaması” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: The shelter had ____ warm clothing.
Cevabı göster
little in the way of
deal with different temperatures: farklı sıcaklıklarla başa çıkmak
deal with different temperatures ifadesinde deal with, bir koşula karşılık vermek veya onu yönetmek anlamına gelir. Özne, sıcaklıklar değiştiğinde işlevini nasıl sürdüreceğini öğrenir. Bu ifade, öznenin sıcaklıkları değiştirdiğini veya ortadan kaldırdığını söylemez. Sıcaklıkların etkilerini yönetmeye odaklanır; aynı anlam sorunlar, baskı, değişim ve diğer zor koşullar için de kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi, bu derste geçen ve “başa çıkmak” anlamına gelen iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: We need to ____ this unexpected delay.
Cevabı göster
deal with
if they were caught, they would be disciplined: edilgen koşul ve sonuç
Burada if they were caught koşulu, they would be disciplined ise sonucu belirtir. Bu geçmiş bağlamında cümle, koşul her gerçekleştiğinde kurala göre ne olacağını anlatır; mutlaka şu anki gerçeğe aykırı bir varsayım ifade etmez. Were caught geçmiş zamanda edilgen yapıdır, yani were + caught; would be disciplined ise would + edilgen mastar, yani be + disciplined yapısındadır. İki edilgen yapı da onları kimin yakaladığına veya cezalandırdığına değil, onların başına ne geldiğine odaklanır.
Alıştırma
Geçmişteki bir kuralı anlatmak için edilgen bir koşulu ve edilgen bir sonucu doğru kullanan cümle hangisidir?
- If employees were caught sharing passwords, they would be disciplined.
- If employees would be caught sharing passwords, they were disciplined.
- If employees were caught sharing passwords, they would discipline.
Cevabı göster
If employees were caught sharing passwords, they would be disciplined.
not because ..., but because ...: nedeni düzeltme
not because A, but because B kalıbı önce açıklama olarak A'yı reddeder, ardından onun yerine B'yi koyar. but because sonrasındaki bilgi düzeltmeyi taşır ve vurguyu alır. Dinleyicinin yanlış bir neden varsayabileceği durumlarda veya iki olası nedeni açıkça ayırmak istediğinizde bu yapıyı kullanın.
Alıştırma
İlk nedeni reddedip gerçek nedeni veren ikili yapıyla cümleyi tamamlayın: She left early ____ she was bored, ____ she felt ill.
Cevabı göster
not because · but because
caught in the act: suçüstü yakalanmak
Be caught in the act, birinin bir şeyi tam yaparken fark edilmesi demektir; bu şey genellikle yanlış veya yasak bir davranıştır. Burada were caught edilgen yapıdadır; in the act ise kişinin davranış sürerken fark edildiği anlamını ekler. The act, o anda yapılan belirli davranışı anlatır. Bu deyimde sahne gösterisi veya yasa anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi durum He was caught in the act cümlesine en uygundur?
- Bir güvenlik görevlisi onun dizüstü bilgisayarı aldığını gördü ve hemen durdurdu.
- Müfettişler bir hafta sonra dizüstü bilgisayarda onun parmak izlerini buldu.
- Kimse fark etmeden önce dizüstü bilgisayarı geri verdi.
Cevabı göster
Bir güvenlik görevlisi onun dizüstü bilgisayarı aldığını gördü ve hemen durdurdu.
During the annual contest of endurance Kalıp ifadeler
2:45Diamastigosis olarak bilinen dini bir ritüelde
the annual contest of endurance: yıllık dayanıklılık yarışması
The annual contest of endurance tek bir isim öbeğidir. Temel isim contest sözcüğüdür; annual yarışmanın yılda bir kez yapıldığını, of endurance ise yarışmanın neyi ölçtüğünü, yani zorluğa veya yorgunluğa rağmen devam edebilme yeteneğini belirtir. The, bağlamdan bilinen belirli bir yarışmayı gösterir. Satırın tamamında During, bu etkinliğin tümünü zaman çerçevesi olarak sunar.
Alıştırma
the annual contest of endurance ifadesinde of endurance bize neyi anlatır?
- Yarışmanın ölçtüğü nitelik veya yetenek
- Yarışmayı kazanan kişi
- Yarışmanın yapıldığı yer
Cevabı göster
Yarışmanın ölçtüğü nitelik veya yetenek
in a religious ritual known as the Diamastigosis, Kültür
2:48yapılan yıllık dayanıklılık yarışması sırasında,
known as the Diamastigosis: ritüelin adını belirtme
known as the Diamastigosis geçmiş ortaç öbeği, religious ritual ifadesini niteler ve ritüelin adını verir. which was known as the Diamastigosis biçiminde açılabilir. Diamastigosis, antik Sparta’ya ait bir dinî ritüelin özel adıdır. Bunun bir ad olduğunu fark etmek, daha sonra geçen kırbaçlama eyleminin sıradan bir ceza değil, ritüel bağlamının parçası olduğunu anlamaya yardımcı olur.
Alıştırma
known as ifadesini kullanarak tamamlayın: The religious ritual was ____ the Diamastigosis.
Cevabı göster
known as
teenage boys were whipped in front of an altar Kelime
2:51genç erkekler Artemis Orthia Tapınağı'nda
were whipped in front of an altar: sunağın önünde kırbaçlandılar
were whipped, whip fiilinin edilgen biçimidir ve birinin çocuklara kırbaçla ya da benzer esnek bir araçla vurduğu anlamına gelir. In front of an altar olayın nerede gerçekleştiğini belirtir. Bu ifade fiziksel şiddeti doğrudan anlatır. Ritüelin ağır ve sert görünmesini sağlar; yalnızca çocukların eleştirildiği veya türü belirtilmeyen bir cezaya uğradığı anlamına gelmez.
Alıştırma
“The captives were whipped in the courtyard,” cümlesinde were whipped ne anlama gelir?
- Avludan uzaklaştırıldılar.
- Sözlü bir uyarı aldılar.
- Kırbaçla dövüldüler.
Cevabı göster
Kırbaçla dövüldüler.
Sanctuary of Artemis Orthia: belirli bir kutsal alan
Sanctuary of Artemis Orthia, tanrıça Artemis'in bir unvanı olan Artemis Orthia ile bağlantılı belirli bir dinî mekânın özel adıdır. Buradaki sanctuary, ibadet ve törenler için kullanılan kutsal bir alan anlamına gelir. Bu yer adı, çevredeki metinde sözü edilen sunağın sıradan bir meydanda veya eğitim alanında değil, dinî bir ortamda bulunduğunu gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede Sanctuary of Artemis Orthia neyi belirtir?
- Bir tanrıçanın adını taşıyan bir silah
- Artemis Orthia ile bağlantılı belirli bir kutsal alan
- Sıradan toplantılar için kullanılan bir meydan
Cevabı göster
Artemis Orthia ile bağlantılı belirli bir kutsal alan
It was common for boys to die: It + be + common + for ... + to ... kalıbı
Bu yan cümlede It + be + common + for + kişi veya grup + to-infinitive kalıbı kullanılır. It, önden gelen biçimsel öznedir; yaygın olduğu söylenen asıl olay for boys to die bölümüdür. Was, bu değerlendirmeyi geçmiş zamana yerleştirir. Common, bir olayın ne sıklıkta veya ne kadar olağan biçimde gerçekleştiğini anlatır. Olayın iyi, kabul edilebilir veya onaylanmış olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Eylemi yapan kişiyi tanıtan sözcükle cümleyi tamamlayın: At this school, it is common ____ new students to join a club.
Cevabı göster
for
Not everything was as brutal as that: kısmi olumsuzluk ve eşitlik karşılaştırması
Not everything kısmi olumsuzluk bildirir: “her şey değil” demektir. Bu nedenle bazı şeyler yine de aynı derecede acımasız olmuş olabilir. Nothing, yani “hiçbir şey” anlamına gelmez. as brutal as that ifadesindeki as + sıfat + as yapısı eşit dereceli bir karşılaştırma kurar. That, önceki uç örneğe gönderme yapar. Cümlenin tamamı genel izlenimi yumuşatır ancak geri kalan her şeyin ılımlı olduğunu söylemez.
Alıştırma
Bazı sınavların çok zor olmuş olabileceğini, ancak hepsinin aşırı zor bir sınav kadar zor olmadığını anlatan cümle hangisidir?
- No exam was as difficult as that one.
- Every exam was as difficult as that one.
- Not every exam was as difficult as that one.
Cevabı göster
Not every exam was as difficult as that one.
taught how to read, write, and dance: sıralı fiillerle ortak kullanılan tek bir how to
Taught, teach fiilinin geçmiş zaman ortacı, yani üçüncü biçimidir. They were taught ... gibi tam bir edilgen cümlede öğrenen kişiler eğitimi alan taraftır; öğreten kişi belirtilmeyebilir. How to, öğretilen beceriyi tanıtır. Tek bir how to, sıralı üç yalın fiilin—read, write ve dance—hepsi için geçerlidir; bu nedenle her fiilden önce tekrarlanması gerekmez.
Alıştırma
Cümleyi edilgen taught how to yapısıyla tamamlayın. Sıralı fiillerin başında read fiilini kullanın: At camp, the children were ____ a map, build a fire, and cook outdoors.
Cevabı göster
taught how to read
of their movements and helped them in combat.
3:10kontrol etmeyi öğretiyor ve savaşta yardımcı oluyordu.
which taught them ... and helped them ...: iki sonuç eklemek
Burada which, daha önce sözü edilen okuma-yazma ve dans eğitiminin tamamına gönderme yapar. Belirli bir eğitim türünü sınırlamak yerine, önceki eğitimin etkilerini ekleyen sınırlayıcı olmayan bir ilgi cümleciği başlatır. Yan cümlecikte taught ve helped, aynı özne olan which’i paylaşan geçmiş zamanlı iki bağlı fiildir. which + fiil ... and + fiil ... kalıbı, önceki bir eylem ya da durumun iki sonucunu eklemenizi sağlar.
Alıştırma
Bu yeni cümleyi okuyun: We joined a weekend workshop, which taught us patience and helped us work as a team. which neye gönderme yapıyor?
- Ekibimiz
- Hafta sonu atölyesi
- Yalnızca sabır
Cevabı göster
Hafta sonu atölyesi
While ... were different: ödünleyici karşıtlık kurmak
Buradaki While ... were different, ... farklı olsa da anlamındadır; ... olduğu sırada anlamına gelmez. Başlangıçtaki yan cümlecik önce sorumlulukların farklı olduğu gerçeğini kabul eder, ana cümle ise standartların aynı kaldığı yönündeki karşıt gerçeği verir. Yeniden kullanılabilir bilgi düzeni While A was or were different, B remained the same şeklindedir. Önce farkı sunar, ardından değişmeden kalan yönü ya da ortak standardı vurgular.
Alıştırma
Bu yeni cümleyi değerlendirin: While the routes were different, both teams arrived on time. While ne ifade ediyor?
- Farklı yollar ile aynı sonuç arasındaki karşıtlık
- Her iki takımın da zamanında varmasının nedeni
- Aynı zaman diliminde gerçekleşen iki olay
Cevabı göster
Farklı yollar ile aynı sonuç arasındaki karşıtlık
the high standards of excellence: yüksek mükemmellik standartları
Standards, performansı değerlendirmek için kullanılan ölçütleri; of excellence ise hedeflenen üstün kaliteyi belirtir. İsim öbeğinin tamamı, mükemmel performans için çok yüksek ve zorlayıcı ölçütler anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi, bu dersteki üstün kaliteye yönelik zorlayıcı koşullar anlamına gelen dört kelimelik ifadeyle tamamlayın: The academy maintains ____ in every program.
Cevabı göster
high standards of excellence
with their lives: hizmet ederken canını riske atmak
Burada with their lives, Sparta’ya hizmet ederken riske atmaları veya vermeleri beklenen şeyin yaşamın kendisi olduğunu belirtir. Serve fiilini güçlendirerek tam bağlılık ve olası fedakârlık anlamı katar; ancak herkesin gerçekten öldüğünü söylemez.
Alıştırma
Şu cümlede with their lives ne anlatır: The guards vowed to defend the town with their lives?
- Kasabayı bütün yaşamları boyunca savunmayı planlıyorlardı.
- Canlarını riske atmaya veya feda etmeye hazırlardı.
- Kasabayı savunarak geçimlerini sağlayacaklardı.
Cevabı göster
Canlarını riske atmaya veya feda etmeye hazırlardı.
And to stay in peak physical condition, Kalıp ifadeler
3:31Ve en yüksek fiziksel kondisyonda kalmak için,
to stay in peak physical condition: en iyi fiziksel durumda kalmak
To stay in peak physical condition, bedeni zindelik ve fiziksel hazırlık açısından en iyi düzeyde tutmak anlamına gelir. Stay bir durumun devam ettiğini, in ... condition ise kişinin içinde kalmaya devam ettiği durumu anlatır; peak, ifadeyi good condition sözünden daha güçlü yapar. to stay ... mastar yapısı amaç bildirir: ardından gelen ya da bağlamdan anlaşılan eylemin ne amaçla yapıldığını açıklar.
Alıştırma
Cümleyi vurgulanan ifadeyle tamamlayın: The boxer follows a strict routine to stay ____.
Cevabı göster
in peak physical condition
could bear children: “çocuk doğurmak” için resmî bir ifade
could bear children ifadesinde bear, “çocuk doğurmak” anlamına gelen bir fiildir ve children onun nesnesidir. Could, tamamlanmış tek bir doğumu değil, cümlede ileri sürülen doğurma yetisini belirtir. Bu ifade yalnızca ebeveyn olmayı değil, biyolojik üreme ve doğurmayı öne çıkarır.
Alıştırma
Tarihî anlatıyı, bear kullanan ve “çocuk doğurmak” anlamına gelen resmî iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: In this society, royal women were expected to ____ and continue the family line.
Cevabı göster
bear children
it was believed that: ... olduğuna inanılıyordu
It was believed that ..., ‘o dönemde insanlar genel olarak ... olduğuna inanıyordu’ anlamına gelen kişisiz edilgen bir aktarım yapısıdır. It biçimsel öznedir; that ile başlayan yan cümle inancın içeriğini verir. Was, inancı geçmişe yerleştirir; edilgen believed ise inanan kişilerin adını vermemeyi sağlar. Bu yapı, geçmiş bir dönem veya toplumla ilişkili bir görüşü, bu görüşü kimin benimsediğini belirtmeden sunar. That sonrasındaki ifade inancın içeriğidir; anlatıcının bunu gerçek olarak onayladığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi vurgulanan kişisiz edilgen aktarım yapısıyla tamamlayın: In the nineteenth century, ____ Mars had canals.
Cevabı göster
it was believed that
that would one day become...: geçmişten bakılan gelecekteki bir sonuç
That bir ilgi cümleciği başlatır ve daha önceki children sözcüğüne gönderme yapar. Bu cümlecik, o çocukların daha sonra ne olacağını anlatır. Would one day become geçmişteki bir bakış açısından gelecekteki gelişimi ifade eder. One day, “daha sonraki belirsiz bir zamanda” demektir ve would ile become arasındaki yeri doğaldır. Geçmiş zamanlı anlatılarda bu kalıp, bir kişinin ya da şeyin ilerideki kimliğini veya rolünü önceden gösterebilir.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için would, one day ve become ifadelerini doğal sıraya koyun: In 1990, they opened a small reading room that ____ the city's main library.
Cevabı göster
would one day become
Cümle başında kapsam belirleyen To all Spartans, men and women
To all Spartans, ardından gelen ifadenin geçerli olduğu grubu, yani tüm Sparta halkını belirler. Buradaki to, için gibi çalışarak bu ifadeyi kimin yaşadığını veya ifadenin kimi etkilediğini gösterir; bir hedefe doğru hareketi anlatmaz. Araya giren men and women sözleri gruba kimlerin dâhil olduğunu açıkça belirtir. Bu kapsam çerçevesini cümlenin başına koymak, ana ifade sunulmadan önce dinleyiciye ifadenin kimi ilgilendirdiğini söyler. Başka bağlamlarda da kullanılabilecek yapı To + grup, + ifade şeklindedir ve grubu açıklayan kısa bir ara söz içerebilir.
Alıştırma
Cümlenin başındaki To all Spartans, men and women, ifadesinin görevi nedir?
- Dersin ne zaman öğretildiğini belirtir.
- Spartalıların bir yere doğru hareket ettiğini söyler.
- Ardından gelen ifadenin geçerli olduğu grubu belirtir.
Cevabı göster
Ardından gelen ifadenin geçerli olduğu grubu belirtir.
allegiance to Sparta: resmî bağlılık ve allegiance to kalıbı
Bu cümlede allegiance to Sparta, bir devlet ve topluluk olarak Sparta'ya duyulan resmî sadakat ve bağlılık anlamına gelir. Allegiance çoğu zaman bir otoriteyi tanımayı ve aidiyetin getirdiği görevleri kabul etmeyi ima eder; bu nedenle yalnızca bir şeyi sevmek ya da desteklemekten daha güçlü ve kurumsaldır. Bu bağlılığın yöneldiği kişi, ülke, hükûmet, kuruluş veya davayı belirtmek için allegiance to + hedef yapısını kullanın. Edat to'dur.
Alıştırma
allegiance sözcüğünden sonra doğru edatı getirerek kalıbı tamamlayın: The new citizens pledged allegiance ____ their country.
Cevabı göster
to
To die ... was seen as ...: mastar özne ve edilgen değerlendirme
To die for their city-state mastar öbeği cümlenin dil bilgisel öznesidir. Tüm eylemi tek bir fikir olarak ele alır; eylemler soyut ya da resmî biçimde tartışılırken bu kalıp sık kullanılır. was seen as, bir şeyin belirli bir şekilde değerlendirildiğini anlatır. Edilgen yapı değerlendirmeyi kimin yaptığını belirtmez ve toplumsal bir yargıyı aktarır; tek başına anlatıcının bu yargıya katıldığını göstermez. Aktarılabilir kalıp To + fiil ... is/was seen as + isim öbeği ya da sıfattır.
Alıştırma
Hangi cümlede mastar öbeği özne olarak doğru kullanılmış ve toplumsal bir yargı was seen as ile aktarılmıştır?
- To admit the mistake publicly was seen an act of courage.
- To admit the mistake publicly was seen as an act of courage.
- To admit the mistake publicly saw as an act of courage.
Cevabı göster
To admit the mistake publicly was seen as an act of courage.
the completion of one's duty to Sparta: resmî adlaştırma
completion ismi, complete fiilinin anlattığı eylemi bir şey ya da sonuç, yani bir sürecin tamamlanması olarak ifade eder. the completion of one's duty yapısında bu adlaştırma, görevin yerine getirilmesini tamamlanmış ve resmî biçimde tanımlanmış bir sonuç olarak sunar. one's, ‘bir kişinin kendisine ait’ anlamına gelen genel bir iyeliktir. duty to Sparta yapısında to, yükümlülüğün kime, hangi gruba ya da devlete karşı olduğunu belirtir; bir yere doğru hareket anlamı taşımaz.
Alıştırma
Hangi ifade, ‘kişinin kurula karşı sorumluluğunu tamamlaması’ anlamını veren resmî isim kalıbını doğru kullanır?
- the completion one's duty at the council
- the completion of one's duty to the council
- the complete of one's duty to the council
Cevabı göster
the completion of one's duty to the council
only men who ... and women who ... were given tombstones: uygunluğu iki grupla sınırlama
Only, bağlaçla birleştirilmiş öznenin tamamını sınırlar: men who died in battle ve women who died in childbirth. Who ile başlayan her ilgi cümleciği belirli bir alt grubu tanımlar; bu nedenle cümle, bu koşulları karşılamayan erkekleri ve kadınları kapsam dışı bırakır. Were given tombstones edilgen yapıdadır. Odak, mezar taşını veren kişi veya makamda değil, mezar taşı almaya kimin hak kazandığındadır. Yeniden kullanılabilecek kalıp only + uygun kişi veya grup + sınırlayıcı ilgi cümleciği + edilgen sonuç biçimindedir; and aynı sınırlamaya tabi iki grubu birleştirebilir.
Alıştırma
Hangi cümle girişin belirtilen iki grupla sınırlı olduğunu açıkça ifade eder?
- Only visitors have tickets, and guests who are on the list will be admitted.
- Only visitors who have tickets and guests who are on the list will be admitted.
- Visitors who have tickets and guests who are on the list will be admitted.
Cevabı göster
Only visitors who have tickets and guests who are on the list will be admitted.
In the eyes of their countrymen: bir bakış açısını çerçevelemek
In the eyes of their countrymen, “yurttaşlarının onları nasıl gördüğüne veya değerlendirdiğine göre” anlamına gelir. Eyes burada mecazidir ve fiziksel görmeyi değil, görüşü ifade eder. Cümlenin başındaki bu ifade, ardından gelen değerlendirmenin kaynağını belirtir. Her ikisinin de Sparta için öldüğü düşüncesini otomatik olarak nesnel bir gerçek ya da anlatıcının kendi yargısı şeklinde değil, yurttaşlarının yorumu olarak sunar.
Alıştırma
“Yerel sakinlere göre” anlamındaki bakış açısı ifadesini tamamlayın: ____ local residents, the old theater is worth saving.
Cevabı göster
In the eyes of
both died so that Sparta could live: amaç ve kişileştirme
Both, daha önce sözü edilen iki kişiyi ya da grubu bir araya getirir ve ölümlerine sonuç bölümünde aynı işlevi verir. Ana cümle ortak eylemleri olan both died ifadesini belirtir; so that ise bu eyleme yüklenen amacı, yani Sparta'nın varlığını sürdürmesini sağlama amacını sunar. Sparta could live, Sparta'yı kişileştirir. Live, bir şehrin biyolojik olarak canlı olduğu anlamına gelmez; Sparta devleti ya da topluluğunun ayakta kalabilmesi anlamına gelir. Cümle, bireysel ölüm ile topluluğun devamını karşı karşıya getirerek düşünceyi kısa ve dramatik bir karşıtlıkla tamamlar.
Alıştırma
Hangi cümle so that ile bir amaç sunarken soyut bir şeyi de canlıymış gibi kişileştirir?
- The librarian archived the letters because the town's memory had already survived.
- The librarian archived the letters, and the town opened a new library.
- The librarian archived the letters so that the town's memory could live on.
Cevabı göster
The librarian archived the letters so that the town's memory could live on.