Burası Sparta: Antik dünyanın acımasız savaşçıları - Craig Zimmer: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
623 kelime 161 kel/dk

Video özeti: Bu video, Sparta’nın çocuk eğitimini ve devlet denetimindeki ağır eğitimi sadakat, fiziksel dayanıklılık ve fedakârlık etrafında nasıl düzenlediğini inceler; ayrıca günümüze ulaşan anlatıların dışarıdan kişilerce yazıldığı ve abartılmış olabileceği konusunda uyarır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. take them with a grain of salt. — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Bir bilginin sorgulamadan kabul edilmemesi gerektiğini belirten uyarıyı tanıyın. Burada, Spartalı olmayan kaynakların olayları süslemiş olabileceğini gösterir; kanıt, anı ya da iddiaların tamamen reddedilmesi gerekmese de belirli bir kuşkuyla değerlendirilmesi gereken durumlarda kullanabilirsiniz. 2. the agoge, — Kültür, Medya ve Gerçek Dünya Bağlamı: Spartalı erkek çocuklarını yedi yaşından itibaren alıp yıllarca zorlu savaş hazırlığından geçiren devlet sisteminin adını öğrenin. Bu terim, daha sonra anlatılan eğitim, yoksunluk, kavga, disiplin ve hayatta kalma çalışmalarını Sparta’ya özgü belirli bir kurumla ilişkilendirmenizi sağlar. 3. both died so that Sparta could live. — Söylem, Hikâye Anlatımı ve Retorik: Amaç bildiren yan cümle ile kişileştirmenin nasıl güçlü bir kapanış oluşturduğunu fark edin. İfade, savaşta ölen erkeklerle doğumda ölen kadınları şehir devletinin simgesel devamlılığına bağlar ve bireysel yaşamın topluma hizmet ettiği Sparta idealini özetler.

Bu derste

In ancient Greece,

0:06

Antik Yunan'da,

violent internal conflict between border neighbors

0:07

sınır komşuları arasındaki şiddetli iç çatışmalar

and war with foreign invaders was a way of life. Deyimler

0:10

ve yabancı işgalcilerle yapılan savaşlar bir yaşam tarzıydı.

Deyimler

a way of life: günlük hayatın köklü bir parçası

A way of life, bir şeyin günlük hayatın normal ve köklü bir parçası hâline geldiğini belirtir. Yaşamak için kullanılan bir yöntem anlamına gelmez. Bu cümlede ifade, şiddetli çatışmaları ve savaşı nadir bir olay olarak değil, süreklilik gösteren toplumsal bir gerçeklik olarak sunar. X is a way of life kalıbı, uzun süredir devam eden bir etkinliği, alışkanlığı veya durumu da anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi, dersteki “günlük hayatın köklü bir parçası” anlamına gelen dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: For many families in the village, fishing is ____.

Cevabı göster

a way of life

And Greeks were considered premier warriors. Kelime

0:14

Ve Yunanlar birinci sınıf savaşçılar olarak kabul edilirdi.

Kelime

premier warriors: seçkin savaşçılar

Premier burada warriors sözcüğünden önce gelen bir sıfattır. Kalite veya statü bakımından en iyiler ya da en üst sıradakiler arasında olmayı ifade eder; dolayısıyla premier warriors, “seçkin savaşçılar” demektir. Premier ayrıca bir hükûmet başkanını belirten isim de olabilir, ancak bu anlam bu yapıya uymaz. Warriors, centers veya teams gibi bir ismi doğrudan nitelediğinde önce “önde gelen, birinci sınıf” sıfat anlamını düşünün.

Alıştırma

"The orchestra is known as one of the country's premier ensembles." cümlesinde premier ensembles ne anlama gelir?

  1. en yakın zamanda kurulan topluluklar
  2. bir başbakanın yönettiği topluluklar
  3. en iyiler arasında kabul edilen topluluklar
Cevabı göster

en iyiler arasında kabul edilen topluluklar

Most Greek city-states surrounded themselves Kalıp ifadeler

0:17

Çoğu Yunan şehir devleti çevrelerini

with massive defensive walls for added protection.

0:20

ekstra koruma için devasa savunma duvarlarıyla kuşatmıştı.

Kalıp ifadeler

surrounded themselves with: kendini … ile çevrelemek

Surround oneself with something, bir şeyi öznenin çevresinde olacak şekilde yerleştirmek anlamına gelir. Bu cümlede themselves, çoğul özne Most Greek city-states ifadesine döner; with ise şehirleri çevreleyen massive defensive walls ifadesini tanıtır. Yapı surround + dönüşlülük zamiri + with + isim şeklindedir. Bu cümledeki gibi fiziksel bir engeli veya kişinin yakınında tutacağı insanları ya da şeyleri bilinçli olarak seçmesini anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi hedef yapının basit geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Last night, the campers ____ a ring of lanterns for safety.

Cevabı göster

surrounded themselves with

Sparta, in its prime, Kalıp ifadeler

0:23

Ancak Sparta, en parlak döneminde

was a different story, Deyimler

0:25

farklı bir hikayeydi,

Kalıp ifadeler

in its prime: en parlak döneminde

In its prime, en güçlü, başarılı veya etkin olduğu dönemde anlamına gelir. Its, Sparta'ya gönderme yapar; dolayısıyla ifade, anlatılanları Sparta tarihinin tamamıyla değil tarihsel zirvesiyle sınırlar. Bu kalıplaşmış ifadede prime, en iyi veya zirve dönemi belirten bir isimdir; ana anlamındaki sıfat değildir.

Alıştırma

'En başarılı olduğu dönemde' anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: In the 1990s, the company was ____ and opened stores worldwide.

Cevabı göster

in its prime

Deyimler

was a different story: durum bambaşkaydı

Buradaki was a different story mecazidir: Sparta'nın durumunun az önce anlatılan durumdan çok farklı olduğu anlamına gelir. Konuşanın başka bir hikâye anlatmaya başladığı anlamına gelmez. Bu ifade bir karşıtlık sunar ve sonraki bilgilerin aradaki farkı açıklayacağını belirtir. be a different story kalıbı iki durumu, dönemi veya işi karşılaştırmak için kullanılabilir.

Alıştırma

Güçlü bir karşıtlık belirtmek için cümleyi be a different story ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Reading the guide was easy, but using the equipment ____.

Cevabı göster

was a different story

finding walls unnecessary

0:27

duvarları gereksiz buluyorlardı

when it had an army

0:29

çünkü antik dünyanın

of the most feared warriors in the ancient world. Dilbilgisi

0:30

en çok korkulan savaşçılarından oluşan bir ordusu vardı.

Dilbilgisi

most feared warriors: feared sözcüğünün üstünlük derecesi

Most feared warriors, diğer insanların öteki savaşçılardan daha çok korktuğu savaşçılar demektir. Feared, edilgen anlam taşıyan geçmiş ortaç kökenli bir sıfattır: savaşçılar başkalarının korkusunun hedefidir; korkuyu hissedenler kendileri değildir. Tam ad öbeği olan the most feared warriors içinde the ... most ... yapısı üstünlük derecesini gösterir. in the ancient world ifadesi ise karşılaştırmanın yapıldığı grubu belirler.

Alıştırma

Hangi ifade “başka insanların diğer bütün savaşçılardan daha çok korktuğu savaşçılar” anlamına gelir?

  1. the most feared warriors
  2. the most fearful warriors
  3. the warriors with the most fear
Cevabı göster

the most feared warriors

So, what was Sparta doing differently Dilbilgisi

0:34

Peki, Sparta böylesine vahşi askerler yetiştirmek için

than everyone else

0:36

herkesten farklı

to produce such fierce soldiers?

0:37

ne yapıyordu?

Dilbilgisi

doing differently than everyone else: herkesten farklı davranmak

Doing differently, bir eylemi farklı bir şekilde gerçekleştirmek demektir. Differently, doing fiilini niteleyen bir zarftır; what ise hangi yöntem veya uygulamanın farklı olduğunu sorar. Than everyone else karşılaştırılan grubu belirtir; bütün ifade differently from the way everyone else was acting anlamına gelir. Yeniden kullanılabilen What is X doing differently than Y? kalıbı, farklı bir sonucu açıklayabilecek farklı yöntemleri sorar.

Alıştırma

Soruyu, ‘farklı bir şekilde davranmak’ anlamına gelen üç kelimelik kalıpla tamamlayın: What is this team ____ its competitors to get better results?

Cevabı göster

doing differently than

To answer that question, Anlatım akışı

0:39

Bu soruyu yanıtlamak için,

we turn to the written accounts of that time. Kalıp ifadeler

0:41

o dönemin yazılı kayıtlarına yöneliyoruz.

Anlatım akışı

To answer that question: bu soruyu yanıtlamak için

To answer that question, cümlenin başında yer alan ve amaç bildiren bir mastar öbeğidir. Konuşmacının neden yazılı kayıtlara başvurmak üzere olduğunu dinleyiciye açıklar: bu kaynaklar az önce sorulan soruyu yanıtlamak için kullanılacaktır. Söylem geçişi olarak önceki soruyu ardından gelen kanıt, yöntem veya akıl yürütmeyle bağlar. Yeniden kullanılabilen yapı, To answer that question, + sonraki adımı açıklayan bir ana cümledir.

Alıştırma

Daha önce sorulmuş bir sorudan onu yanıtlama yöntemine doğal biçimde geçen cümle hangisidir?

  1. To answering that question, we examine the latest data.
  2. That question answers why we need the latest data.
  3. To answer that question, we need to examine the latest data.
Cevabı göster

To answer that question, we need to examine the latest data.

Kalıp ifadeler

turn to the written accounts: yazılı kayıtlara kaynak olarak başvurmak

Bu cümlede turn to, bir yanıt bulmak için bir kaynağı “kullanmaya veya incelemeye başlamak” anlamına gelir. turn to the written accounts, tartışmanın bundan sonra bu kayıtları kanıt olarak kullanacağını belirtir; fiziksel olarak onlara doğru dönmeyi anlatmaz. Aktarılabilir kalıp turn to + kişi, kaynak veya olanaktır. Birinin bilgiye, yardıma ya da çözüme ihtiyaç duyduğunda neye başvurduğunu veya neye güvendiğini göstermek için sıkça kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi “kaynak olarak başvurmak” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: For verified figures, the reporter decided to ____ the official report.

Cevabı göster

turn to

There are no surviving written accounts Dilbilgisi

0:43

Spartalıların kendilerinden günümüze ulaşan

from Spartans themselves,

0:45

hiçbir yazılı kayıt yoktur,

Dilbilgisi

There are no surviving written accounts: günümüze ulaşmış yazılı kayıt yok

There are no ... varlık bildiren bir yapıdır: çoğul bir şeyin hiçbir örneğinin var olmadığını veya elde bulunmadığını belirtir. Burada written accounts çoğul bir isim öbeğidir, bu nedenle fiil are olur. Surviving, “önceki bir dönemden beri hâlâ var olan” anlamına gelir. Bu nedenle no surviving written accounts, hiçbir yazılı kaydın günümüze kadar korunmadığını belirtir; geçmişte hiç kimsenin böyle bir kayıt yazmadığını kanıtlamaz.

Alıştırma

“There are no surviving letters from the scientist” ne anlama gelir?

  1. Bilim insanının mektupları henüz tamamlanmamıştır.
  2. Bilim insanının mektuplarından hiçbiri günümüze ulaşmamıştır.
  3. Bilim insanı kesinlikle hiç mektup yazmamıştır.
Cevabı göster

Bilim insanının mektuplarından hiçbiri günümüze ulaşmamıştır.

as it was forbidden for Spartans Dilbilgisi

0:47

çünkü Spartalıların kayıt tutması

to keep records.

0:49

yasaktı.

Dilbilgisi

it was forbidden for Spartans to keep records: kişisiz yasaklama kalıbı

Bu yan cümle, kişisiz it + be + forbidden + for someone + to do something kalıbını kullanır. Bir kuralın veya otoritenin Spartalıların kayıt tutmasına izin vermediği anlamına gelir. It biçimsel öznedir; for Spartans yasağın kime uygulandığını, to keep records ise yasaklanan eylemi belirtir. Geçmiş zaman biçimi was, yasağı geçmişe yerleştirir. Kalıbı başka bir zaman çerçevesinde kullanmak için for + kişi + to + fiilin yalın hâli yapısını koruyup be biçimini değiştirin.

Alıştırma

Resmî yasağı it + be + forbidden + for someone + to do something kalıbıyla tamamlayın: It was ____ residents to leave the city after dark.

Cevabı göster

forbidden for

So, we have to rely on those Notlar

0:50

Bu yüzden Spartalı olmayan

of non-Spartan ancient historians,

0:52

antik çağ tarihçilerinin,

Kalıp ifadeler

have to rely on: zorunluluk ve dayanma

Have to rely on ifadesinde have to, durumun yarattığı zorunluluğu belirtirken rely on bir şeye dayanmak veya onu temel almak anlamına gelir. Burada Spartalılara ait kayıtların bulunmaması, bilgilerin Spartalı olmayan antik tarihçilerin anlatılarından gelmesini zorunlu kılar. Yeniden kullanılabilir kalıp have/has/had to rely on + kişi, kaynak, kanıt veya imkân şeklindedir. On, rely on fiil öbeğinin zorunlu bir parçasıdır.

Alıştırma

İngilizce cümlenin tamamını dinleyip duyduğunuz seçeneği seçin. rely on önündeki have to ifadesine odaklanın.

  1. We have relied on the backup files.
  2. We have to rely on the backup files.
  3. We had to rely on the backup files.
Cevabı göster

We have to rely on the backup files.

Dilbilgisi

those of non-Spartan ancient historians: çoğul isim ikamesi

Bu cümlede those, daha önce sözü edilen çoğul isim öbeği written accounts yerine kullanılır. Tam ifade the written accounts of non-Spartan ancient historians anlamına gelir; ancak those, written accounts ifadesinin tekrarlanmasını önler. Bu tür resmî isim ikamelerinde those, daha önce geçen çoğul bir isme gönderme yapar. Ardından gelen of öbeği ise bu kayıtların kime ait olduğunu belirtir.

Alıştırma

Hangi seçenek çoğul isim findings ifadesini tekrarlamadan doğru biçimde tamamlar? The findings of this study differ from ___ earlier studies.

  1. that of
  2. those of
  3. them of
Cevabı göster

those of

like Herodotus, Thucydides, and Plutarch.

0:55

Herodot, Thukydides ve Plutarkhos gibi isimlerin anlattıklarına güvenmek zorundayız.

These stories may be embellished Dilbilgisi

0:58

Bu hikayeler abartılmış olabilir

Dilbilgisi

may be embellished: temkinli bir kipsel edilgen yapı

May be embellished, kip belirten fiil + be + geçmiş zaman ortacı yapısını izler. May olasılık bildirir; edilgen be embellished ise these stories ifadesini ayrıntı eklenmiş veya abartılmış olabilecek şeyler olarak sunar. Bu ifade temkinlidir: hikâyelerin tam doğruluğunu sorgular, ancak bütünüyle yanlış olduklarını iddia etmez.

Alıştırma

Hangi cümle, birilerinin ayrıntı eklemiş veya ayrıntıları abartmış olabileceğini temkinli biçimde ifade eder?

  1. The story may be embellished.
  2. The story is certainly false.
  3. The story may embellish.
Cevabı göster

The story may be embellished.

and depict Sparta at the apex of its power, Kalıp ifadeler

1:00

ve Sparta'yı gücünün zirvesindeyken tasvir ediyor olabilir,

Kalıp ifadeler

at the apex of its power: gücünün zirvesinde

At the apex of its power, “gücünün en yüksek olduğu noktada” anlamına gelir. Apex en yüksek noktayı ifade eder; dolayısıyla bu ifade Sparta’yı gücünün, denetiminin veya etkisinin en üst düzeye ulaştığı hâliyle sunar. at the apex of + isim kalıbı gücün, etkinin veya bir kariyerin en yüksek aşamasını anlatabilir. Buradaki its, Sparta’ya gönderme yapar.

Alıştırma

Bu cümlede “at the apex of its power” ne anlama geliyor?

  1. gücünün çoğunu kaybettikten sonra
  2. gücünün ve etkisinin zirvesinde
  3. güç kazanmaya yeni başlarken
Cevabı göster

gücünün ve etkisinin zirvesinde

so take them with a grain of salt. Deyimler

1:03

bu yüzden onları ihtiyatla karşılayın.

Deyimler

take ... with a grain of salt: bilgiye temkinli yaklaşmak

Take something with a grain of salt, “bir şeyi tamamen doğru veya güvenilir kabul etmemek” anlamına gelen bir deyimdir. Bir miktar şüpheyi koruyun ve bilgiyi başka kanıtlarla karşılaştırın. Bu cümlede them, daha önce sözü edilen şeylere veya ifadelere gönderme yapar. Deyim, bunların kesinlikle yanlış olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir arkadaşınız “Take that review with a grain of salt.” diyor. Size ne yapmanızı öğütlüyor?

  1. Yoruma tamamen güvenmek yerine temkinli yaklaşın.
  2. Yorumun kesinlikle yanlış olduğunu varsayın.
  3. Yorumda sözü edilen bir şeye tuz ekleyin.
Cevabı göster

Yoruma tamamen güvenmek yerine temkinli yaklaşın.

For Spartans, Anlatım akışı

1:06

Spartalılar için,

the purpose for their existence was simple: Dilbilgisi

1:07

varoluş amaçları basitti:

to serve Sparta.

1:10

Sparta'ya hizmet etmek.

Anlatım akışı

Bakış açısı çerçevesi olarak “For Spartans,”

Cümlenin başındaki For Spartans, “Spartalıların bakış açısından” veya “Spartalılara göre” anlamına gelir. Ardından gelen ifadenin hangi grubun değerlerine göre geçerli olduğunu gösterir. Bu başlangıç çerçevesi, iddiayı Spartalıların bakış açısıyla sınırlar; söz konusu amacı evrensel bir inanç olarak sunmaz.

Alıştırma

Hangi cümle, bir yargıyı belirli bir grubun bakış açısından sunmak için For + grup yapısını kullanıyor?

  1. The agency designed a new schedule for commuters.
  2. Commuters asked for a simpler schedule.
  3. For commuters, the new schedule is inconvenient.
Cevabı göster

For commuters, the new schedule is inconvenient.

Dilbilgisi

Amaç belirtmek için the purpose ... was ...: to ...

The purpose for their existence isim grubu, neden var oldukları konusunu belirtir. Was simple bu amacı değerlendirir; iki nokta ise amacın kesin içeriğini, yani to serve Sparta ifadesini sunar. to serve mastar yapısı “Amaç neydi?” sorusunu yanıtlar. Bir kuruluşun, aracın, kuralın veya eylemin hedefini belirtirken bu yapı The purpose of X is/was to + fiilin yalın biçimi şeklinde kullanılabilir.

Alıştırma

Amaç bildiren cümleyi tamamlamak için protect fiilini mastar biçiminde kullanın: The purpose of the backup system is ____ data during an outage.

Cevabı göster

to protect

On the day of their birth, Kalıp ifadeler

1:12

Doğdukları gün,

elder Spartan leaders examined every newborn.

1:13

Spartalı yaşlı liderler her yeni doğan bebeği incelerdi.

Kalıp ifadeler

On the day of their birth: doğdukları gün

On the day of their birth, muayenenin her yeni doğanın doğduğu belirli takvim gününde gerçekleştiğini belirtir. on the day of + isim öbeği yapısı bir olayı belirli bir güne yerleştirir; bu nedenle on edatı kullanılır. when they were born ifadesine göre bu söyleyiş daha bilinçli ve resmîdir. Tarihî anlatıma uygundur ve doğumun tam anını değil, zaman çerçevesi olarak o günü vurgular.

Alıştırma

on the day of + isim öbeği yapısını ve the launch isim öbeğini kullanarak cümleyi tamamlayın: ____, the team arrived before sunrise.

Cevabı göster

On the day of the launch

The strong, healthy babies

1:16

Güçlü, sağlıklı bebeklerin

were considered capable of fulfilling this purpose, Dilbilgisi

1:18

bu amacı gerçekleştirebilecek kapasitede olduğu düşünülür,

Dilbilgisi

were considered capable of fulfilling this purpose: bu amacı yerine getirebilecekleri düşünülüyordu

were considered capable of fulfilling this purpose, söz konusu kişilerin belirtilen amacı yerine getirmek için gereken yeteneğe sahip olduğuna başkalarının karar verdiğini anlatır. Edilgen were considered yapısı değerlendirmeyi yapanı belirtmez ve odağı değerlendirmenin kendisine verir. capable sözcüğünden sonra of + isim ya da -ing biçimi gelir; bu nedenle fulfilling doğrudur. Bu yapı bir yetenek değerlendirmesini aktarır; amacın gerçekten yerine getirildiğini kanıtlamaz.

Alıştırma

be considered capable of doing kalıbını ve operate fiilinin doğru biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: After training, Maya was ____ the machine safely.

Cevabı göster

considered capable of operating

and the others may have been left Dilbilgisi

1:20

ve diğerleri ölüme terk edilmek üzere

on Mount Taygetus to die. Kültür

1:22

Taygetos Dağı'na bırakılmış olabilir.

Dilbilgisi

may have been left: geçmişteki belirsiz bir edilgen olay

May have been left, geçmişteki bir olay hakkında temkinli bir tahminde bulunur. May olasılık bildirir; bu yüzden konuşan kişi terk edilme olayını doğrulanmış bir gerçek olarak sunmaz. Yapı may + have + been + past participle şeklindedir. Have, perfect yapısını; been + left ise edilgen yapıyı kurar: birisi onları orada bırakmış olabilir.

Alıştırma

Geçmişteki edilgen bir olay hakkında belirsiz tahmin yapmak için cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: The package ____ at the wrong address.

Cevabı göster

may have been left

Kültür

Geleneksel Spartalı bebek terk etme anlatısında Mount Taygetus

Mount Taygetus, Yunanistan'ın güneyinde, antik Sparta yakınındaki Taygetos sıradağlarını ifade eder. Sparta hakkındaki geleneksel anlatılarda burası, zayıf olduğuna karar verilen bebeklerin o bölgede terk edildiği hikâyesiyle ilişkilendirilmiştir. Burada gereken arka plan bu ilişkidir: yer adı sıradan bir dağ ziyaretini değil, bir terk edilme hikâyesini çağrıştırır. Hikâyenin ayrıntıları ve tarihsel doğruluğu tartışmalıdır; bu nedenle tamamen kanıtlanmış bir tarihsel gerçek olarak görülmemelidir.

Alıştırma

Bu cümlede Mount Taygetus okuyucuya esas olarak neyi çağrıştırır?

  1. Sparta yakınlarında bebeklerin terk edilmesine dair geleneksel bir hikâye
  2. Spartalı bir askerî eğitim sisteminin adı
  3. Sıradan bir dağ gezisinin varış noktası
Cevabı göster

Sparta yakınlarında bebeklerin terk edilmesine dair geleneksel bir hikâye

Every Spartan, boy or girl,

1:25

Erkek ya da kız her Spartalının,

was expected to be physically strong, Notlar

1:28

fiziksel olarak güçlü,

mentally sharp, and emotionally resilient.

1:30

zihinsel olarak keskin ve duygusal olarak dayanıklı olması beklenirdi.

Dilbilgisi

was expected to be: dışarıdan konan bir standardı ifade etme

Was expected to be, başkaları, toplum veya bir kurum tarafından konan bir standardı anlatır. Burada her Spartalının ardından gelen niteliklere sahip olması gerektiğini söyler; herkesin gerçekte bu niteliklere sahip olduğunu ileri sürmez. Yapı be expected to + fiilin yalın hâlidir. Bu cümlede yalın fiil be'dir ve ardından beklenen durumu anlatan sıfatlar gelir.

Alıştırma

Dışarıdan konan bir rol gerekliliğini ifade eden yapıyla cümleyi tamamlayın: Team leaders are ____ calm under pressure.

Cevabı göster

expected to be

Anlatım akışı

physically strong, mentally sharp, and emotionally resilient: paralel yapı

Bu sıralama aynı biçimdeki üç zarf + sıfat biriminden oluşur: physically strong, mentally sharp ve emotionally resilient. Her zarf bir alanı belirtir, her sıfat da o alandaki niteliği anlatır. Üç ögenin tamamında aynı dil bilgisi kalıbını kullanmak bilgilerin karşılaştırılmasını kolaylaştırır ve cümleye dengeli, tamamlanmış bir ritim kazandırır. Buna paralel yapı denir; birkaç niteliği bağlarken ögelerin biçimlerini tutarlı tutun.

Alıştırma

Hangi cümle en açık üç parçalı paralel yapıyı kullanıyor?

  1. The plan is financially sound, technically feasible, and environmentally responsible.
  2. The plan is financially sound, has technical feasibility, and environmentally responsible.
  3. The plan has sound finances, technically feasible, and protects the environment.
Cevabı göster

The plan is financially sound, technically feasible, and environmentally responsible.

And it was their absolute duty Kelime

1:33

Ve ne pahasına olursa olsun

Kelime

their absolute duty: tartışılmaz bir sorumluluk

Bu cümlede their absolute duty, onların reddetme ya da uzlaşma konusunda neredeyse hiç payı olmadan yerine getirmek zorunda görüldükleri bir sorumluluk anlamına gelir. Absolute, duty sözcüğünün gücünü artırır; bir işin tamamen bitirildiği anlamına gelmez. Bu ifade, sorumluluğu kişisel tercihin önüne geçen bir şey olarak sunar. Konuşmacı ahlaki, hukuki, yurttaşlıkla ilgili veya role bağlı bir yükümlülüğü tartışılmaz olarak gösterdiğinde özellikle kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi burada öğretilen ifadenin aynısıyla tamamlayın: For the guards, protecting the archive was ____.

Cevabı göster

their absolute duty

to defend and promote Sparta at all costs. Deyimler

1:34

Sparta'yı savunmak ve yüceltmek onların mutlak göreviydi.

Deyimler

at all costs: ne pahasına olursa olsun

At all costs, gerekli olan her türlü fedakârlık ya da kayıp göze alınarak anlamına gelen bir deyimdir. Buradaki costs yalnızca parasal masrafları değil; parayı, zamanı, güvenliği, ilişkileri, ilkeleri veya başka sonuçları da kapsayabilir. Bu ifade, hedefi onunla çatışan diğer kaygılardan daha önemli gösterir. Bağlama göre kararlılığı övebilir ya da sonuçları düşünmeden hareket etmeyi eleştirebilir.

Alıştırma

Cümleyi, costs ile biten ve “her türlü fedakârlığı göze alarak” anlamına gelen üç sözcüklü İngilizce deyimle tamamlayın: The rescue team promised to find the missing hikers ____.

Cevabı göster

at all costs

So, in the first years of their lives,

1:38

Bu yüzden, hayatlarının ilk yıllarında,

children were raised to understand Dilbilgisi

1:40

çocuklar sadakatlerinin

that their loyalty belonged first to Sparta Kalıp ifadeler

1:42

önce Sparta'ya,

and then to family.

1:45

sonra aileye ait olduğunu anlayacak şekilde yetiştirilirdi.

Dilbilgisi

be raised to understand that...: küçük yaştan itibaren … olduğunu anlayacak şekilde yetiştirilmek

be raised to understand that... yapısında raise, bir çocuğu zaman içinde büyütmek ve eğitmek anlamına gelir. Edilgen biçim, dersi kimin verdiğine değil, kişinin nasıl yetiştirildiğine odaklanır. Understand that, kişinin öğrenmesi ve kabul etmesi beklenen bir inanç ya da değeri açıklar. Bu yapı, tek bir anda bir gerçeği anlamayı değil, yetişme sürecinde öğrenilen bir şeyi anlatır.

Alıştırma

Cümleyi be raised to understand yapısının geçmiş zaman edilgen biçimiyle tamamlayın: Maya ____ that kindness matters even when no one is watching.

Cevabı göster

was raised to understand

Kalıp ifadeler

loyalty belonged first to ... and then to ...: sadakat önceliğini belirtmek

loyalty belonged to... ifadesinde belong to mecaz anlamda kullanılır: sadakat bir kişiye, gruba, yere veya ilkeye yöneltilen ya da borçlu olunan bir şey gibi sunulur. Burada fiziksel mülkiyetten söz edilmez. First to A and then to B, sadakatin yöneldiği iki hedefi sıralar. A daha yüksek önceliğe sahiptir, B ise ikinci sıradadır.

Alıştırma

Öncelik belirtmek için first ... then kullanarak cümleyi tamamlayın: His loyalty belonged ____ to the community and ____ to his own interests.

Cevabı göster

first · then

This mindset probably made it easier

1:47

Bu zihniyet, yedi yaşına geldiklerinde

for the Spartan boys,

1:49

agoge'ye gönderilen

who upon turning seven, Dilbilgisi

1:51

Spartalı erkek çocuklar için

were sent to the agoge, Kültür

1:52

bunu kabullenmeyi muhtemelen daha kolay hale getiriyordu,

Dilbilgisi

upon turning seven: yedi yaşına gelince

Bu cümlede upon turning seven, “yedi yaşına geldiklerinde” anlamına gelir. Turn + yaş, “o yaşa gelmek” demektir. Upon + -ing, zamanı kısa ve yoğun biçimde gösteren bir yapıdır. Burada were sent eyleminin ne zaman gerçekleştiğini belirtir ve yedi yaşına gelmeyi sonraki olayın gerçekleştiği zaman noktası olarak sunar.

Alıştırma

Resmî zaman ifadesini upon ve turn fiiliyle tamamlayın: ____ eighteen, Maya became eligible to vote.

Cevabı göster

Upon turning

Kültür

the agoge: Sparta’nın eğitim ve yetiştirme sistemi

The agoge, antik Sparta’da devlet gözetiminde yürütülen ve Spartalı erkek çocuklarına yönelik eğitim ve yetiştirme sistemiydi. Disipline, fiziksel eğitime ve grup hâlinde yaşama önem verirdi. Bu cümlede were sent to the agoge, çocukların bu sisteme girdiği anlamına gelir; ifade, the agoge sözcüğünü sıradan bir yer adı olarak sunmaz. Bu arka plan, ardından neden eğitim sürecinin anlatıldığını açıklar.

Alıştırma

Bu cümlede the agoge neyi ifade eder?

  1. Sparta yakınlarında bir dağ
  2. Bir antik Yunan silahı türü
  3. Antik Sparta’nın devlet gözetimindeki eğitim ve yetiştirme sistemi
Cevabı göster

Antik Sparta’nın devlet gözetimindeki eğitim ve yetiştirme sistemi

a place with one main purpose:

1:54

burası tek bir ana amaca sahip bir yerdi:

to turn a boy into a Spartan warrior. Öbek fiiller

1:56

bir çocuğu Spartalı bir savaşçıya dönüştürmek.

Öbek fiiller

turn a boy into a Spartan warrior: turn A into B yapısı

Turn A into B, bir değişim veya süreç yoluyla “A'yı B'ye dönüştürmek” anlamına gelir. Bu cümlede eğitim, bir çocuğun rolünü ve becerilerini değiştirerek onu Spartalı bir savaşçıya dönüştürür; buradaki turn “döndürmek” anlamında değildir. Bu yapı insanlar, nesneler, fikirler ve durumlar için kullanılabilir: A başlangıçtaki biçim veya durumdur, B ise sonuçtur.

Alıştırma

turn A into B yapısını tamamlayın: This app can turn spoken words ____ written text.

Cevabı göster

into

through 13 years of relentless,

1:58

13 yıllık amansız,

harsh, and often brutal training.

2:01

zorlu ve genellikle acımasız bir eğitim yoluyla.

The Spartans prized physical perfection Kalıp ifadeler

2:05

Spartalılar fiziksel mükemmelliğe

above all else,

2:07

her şeyden çok değer verirdi,

Kalıp ifadeler

prized physical perfection above all else: fiziksel kusursuzluğu her şeyin üstünde tutmak

Prized, prize fiilinin geçmiş zaman biçimidir ve “çok değer vermek” anlamına gelir. Physical perfection değer verilen şeydir. Above all else bu değeri diğer bütün kaygıların önüne koyar. İfadenin tamamı, fiziksel kusursuzluğun yalnızca beğenilmediğini, en yüksek öncelik olarak görüldüğünü anlatır.

Alıştırma

En yüksek önceliği belirten ifadeyi tamamlayın: She prizes honesty ____.

Cevabı göster

above all else

and so the students spent a great deal Kalıp ifadeler

2:09

bu yüzden öğrenciler zamanlarının

of their time learning how to fight.

2:10

büyük bir kısmını nasıl savaşacaklarını öğrenerek geçirirdi.

Kalıp ifadeler

spent a great deal of their time learning: öğrenmeye çok zaman ayırmak

spend + bir zaman miktarı + fiil-ing yapısı, belirli miktarda zamanı bir etkinliği yaparak geçirmek anlamına gelir. Burada spent geçmiş zamandır, their time zamanın kime ait olduğunu gösterir ve learning yapılan etkinliği belirtir. a great deal of “çok miktarda” demektir. time bu anlamda sayılamayan bir isim olduğu için a great deal of their time, öğrenmenin zamanlarının önemli bir bölümünü aldığını vurgular.

Alıştırma

Cümleyi spend fiilinin geçmiş hâli, a great deal of ve his time ile tamamlayın: During the tournament, Leo ____ analyzing game footage.

Cevabı göster

spent a great deal of his time

To ensure resilience in battle, Dilbilgisi

2:13

Savaşta dayanıklılığı sağlamak için,

boys were encouraged to fight among themselves, Dilbilgisi

2:15

erkek çocukların kendi aralarında dövüşmeleri teşvik edilirdi,

Dilbilgisi

To ensure resilience in battle: cümle başında amaç bildiren öbek

To ensure resilience in battle, amaç bildiren bir to + fiil öbeğidir. Erkek çocukların neden dövüşmeye teşvik edildiğini açıklar: amaçlanan hedef, savaşta dayanıklı olmalarını sağlamaktı. To + fiilin yalın hâli yapısı, önce hedefi, ardından bu hedefe ulaşmak için düşünülen eylem veya önlemi sunmak üzere ana cümleden önce gelebilir. Bu başlangıçtaki amaç öbeği normalde ana cümleden virgülle ayrılır. Amaçlanan hedefi belirtir; hedefe gerçekten ulaşıldığını garanti etmez.

Alıştırma

Cümle başındaki amaç öbeğini ensure fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: ____ equal access, the school kept the library open late.

Cevabı göster

To ensure

Dilbilgisi

kendi aralarında dövüşmeye teşvik ediliyorlardı

Were encouraged to fight, be encouraged to + fiilin yalın hâli kalıbındaki edilgen yapıyı kullanır. Bir kişinin ya da sistemin çocukları bu eyleme yönlendirdiğini veya eylemi istenir gördüğünü anlatır. Edilgen yapı, odağı çocuklara ve teşvik edilen davranışa verir; bu nedenle teşvik edenin kim olduğu belirtilmek zorunda değildir. Among themselves, kavganın grubun kendi içinde yaşandığını belirtir: çocuklar grup dışındaki kişilerle değil, birbirleriyle kavga ediyordu.

Alıştırma

Cümleyi encourage fiilinin edilgen biçimiyle tamamlayın: At the science camp, students ____ compare their ideas among themselves.

Cevabı göster

were encouraged to

and bullying, unlike today, Anlatım akışı

2:18

ve günümüzün aksine zorbalık

was acceptable.

2:21

kabul edilebilir bir şeydi.

Anlatım akışı

ara sözlü bir karşılaştırma olarak unlike today

Unlike today, parantez içi işlev gören bir karşılaştırma ifadesidir. Söz konusu edilen eski dönemi bugünle karşılaştırmak için cümlenin akışına girer; ana cümle bullying was acceptable bölümüdür. İfadeyi virgüller arasına yerleştirmek, ana cümlenin dil bilgisi yapısını değiştirmeden zaman karşıtlığı ekler. Böylece yargının bugün de geçerli olduğu değil, eski dönemle sınırlı olduğu anlaşılır.

Alıştırma

“bullying, unlike today, was acceptable.” cümlesindeki ara ifade unlike today ne işe yarar?

  1. Durumun değiştiği kesin tarihi verir.
  2. Zorbalığın yalnızca günümüzde var olduğunu söyler.
  3. O dönemi bugünle karşılaştırarak ifadeyi geçmişle sınırlar.
Cevabı göster

O dönemi bugünle karşılaştırarak ifadeyi geçmişle sınırlar.

In order to better prepare the boys Dilbilgisi

2:22

Erkek çocukları savaş koşullarına

for the conditions of war,

2:24

daha iyi hazırlamak için,

Dilbilgisi

In order to better prepare: amaç belirtmek

In order to bir eylemin amacını belirtir ve “bir şeyi yapmak amacıyla” anlamına gelir. Ardından fiilin yalın hâli gelir; burada bu fiil prepare sözcüğüdür. Better, prepare fiilini niteler. Bu nedenle better prepare the boys, “çocukları daha iyi hazırlamak” anlamına gelir. Baştaki ifadenin tamamı, ardından gelen eylemin neden yapıldığını açıklar.

Alıştırma

Cümleyi in ile başlayan ve amacı açıkça belirten üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: ____ better understand the problem, we collected more data.

Cevabı göster

In order to

the boys were poorly fed,

2:25

çocuklar yetersiz beslenirdi,

sometimes even going days without eating. Kalıp ifadeler

2:27

bazen günlerce yemek yemedikleri bile olurdu.

Kalıp ifadeler

going days without eating: bir etkinliği yapmadan günler geçirmek

Go + süre + without + isim veya -ing biçimi yapısında go, o sürenin tamamı boyunca belirli bir durumda kalmak anlamına gelir. Bu nedenle going days without eating, art arda birkaç gün yemek yememek demektir. Days belirli bir sayı içermediği için birden fazla günü belirtir, ancak tam süreyi açıklamaz. Without sonrasında bir eylem ifade edilirken without eating örneğindeki gibi -ing biçimi kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi, asansörü iki gün boyunca kullanmadığımız anlamına gelecek şekilde tamamlayın: During the outage, we went two days ____ using the elevator.

Cevabı göster

without

They also were given little in the way of clothing, Deyimler

2:30

Farklı sıcaklıklarla başa çıkmayı öğrenmeleri için

Deyimler

given little in the way of clothing: neredeyse hiç giysi verilmemesi

little in the way of clothing ifadesinde in the way of, miktarı değerlendirilen kategoriyi, yani clothing sözcüğüyle belirtilen giysileri tanıtır. Little, bu kategoriden neredeyse hiçbir şey verilmediğini gösterir. Given, edilgen anlam taşıyan bir geçmiş zaman ortacıdır. Bu nedenle tüm ifade “neredeyse hiç giysi verilmemiş” anlamına gelir; giysilerin birinin yolunu kapattığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi, bu derste geçen ve “bu tür kaynakların neredeyse hiç olmaması” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: The shelter had ____ warm clothing.

Cevabı göster

little in the way of

so that they could learn to deal Öbek fiiller

2:32

onlara kıyafet namına

with different temperatures.

2:33

çok az şey verilirdi.

Öbek fiiller

deal with different temperatures: farklı sıcaklıklarla başa çıkmak

deal with different temperatures ifadesinde deal with, bir koşula karşılık vermek veya onu yönetmek anlamına gelir. Özne, sıcaklıklar değiştiğinde işlevini nasıl sürdüreceğini öğrenir. Bu ifade, öznenin sıcaklıkları değiştirdiğini veya ortadan kaldırdığını söylemez. Sıcaklıkların etkilerini yönetmeye odaklanır; aynı anlam sorunlar, baskı, değişim ve diğer zor koşullar için de kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi, bu derste geçen ve “başa çıkmak” anlamına gelen iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: We need to ____ this unexpected delay.

Cevabı göster

deal with

Spartan boys were encouraged to steal

2:35

Spartalı erkek çocuklar hayatta kalmak için

in order to survive.

2:37

hırsızlık yapmaya teşvik edilirdi.

But if they were caught, Dilbilgisi

2:39

Ancak yakalanırlarsa,

they would be disciplined,

2:40

cezalandırılırlardı,

Dilbilgisi

if they were caught, they would be disciplined: edilgen koşul ve sonuç

Burada if they were caught koşulu, they would be disciplined ise sonucu belirtir. Bu geçmiş bağlamında cümle, koşul her gerçekleştiğinde kurala göre ne olacağını anlatır; mutlaka şu anki gerçeğe aykırı bir varsayım ifade etmez. Were caught geçmiş zamanda edilgen yapıdır, yani were + caught; would be disciplined ise would + edilgen mastar, yani be + disciplined yapısındadır. İki edilgen yapı da onları kimin yakaladığına veya cezalandırdığına değil, onların başına ne geldiğine odaklanır.

Alıştırma

Geçmişteki bir kuralı anlatmak için edilgen bir koşulu ve edilgen bir sonucu doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. If employees were caught sharing passwords, they would be disciplined.
  2. If employees would be caught sharing passwords, they were disciplined.
  3. If employees were caught sharing passwords, they would discipline.
Cevabı göster

If employees were caught sharing passwords, they would be disciplined.

not because they stole, Anlatım akışı

2:41

çaldıkları için değil,

but because they were caught in the act. Deyimler

2:43

suçüstü yakalandıkları için.

Anlatım akışı

not because ..., but because ...: nedeni düzeltme

not because A, but because B kalıbı önce açıklama olarak A'yı reddeder, ardından onun yerine B'yi koyar. but because sonrasındaki bilgi düzeltmeyi taşır ve vurguyu alır. Dinleyicinin yanlış bir neden varsayabileceği durumlarda veya iki olası nedeni açıkça ayırmak istediğinizde bu yapıyı kullanın.

Alıştırma

İlk nedeni reddedip gerçek nedeni veren ikili yapıyla cümleyi tamamlayın: She left early ____ she was bored, ____ she felt ill.

Cevabı göster

not because · but because

Deyimler

caught in the act: suçüstü yakalanmak

Be caught in the act, birinin bir şeyi tam yaparken fark edilmesi demektir; bu şey genellikle yanlış veya yasak bir davranıştır. Burada were caught edilgen yapıdadır; in the act ise kişinin davranış sürerken fark edildiği anlamını ekler. The act, o anda yapılan belirli davranışı anlatır. Bu deyimde sahne gösterisi veya yasa anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi durum He was caught in the act cümlesine en uygundur?

  1. Bir güvenlik görevlisi onun dizüstü bilgisayarı aldığını gördü ve hemen durdurdu.
  2. Müfettişler bir hafta sonra dizüstü bilgisayarda onun parmak izlerini buldu.
  3. Kimse fark etmeden önce dizüstü bilgisayarı geri verdi.
Cevabı göster

Bir güvenlik görevlisi onun dizüstü bilgisayarı aldığını gördü ve hemen durdurdu.

During the annual contest of endurance Kalıp ifadeler

2:45

Diamastigosis olarak bilinen dini bir ritüelde

Kalıp ifadeler

the annual contest of endurance: yıllık dayanıklılık yarışması

The annual contest of endurance tek bir isim öbeğidir. Temel isim contest sözcüğüdür; annual yarışmanın yılda bir kez yapıldığını, of endurance ise yarışmanın neyi ölçtüğünü, yani zorluğa veya yorgunluğa rağmen devam edebilme yeteneğini belirtir. The, bağlamdan bilinen belirli bir yarışmayı gösterir. Satırın tamamında During, bu etkinliğin tümünü zaman çerçevesi olarak sunar.

Alıştırma

the annual contest of endurance ifadesinde of endurance bize neyi anlatır?

  1. Yarışmanın ölçtüğü nitelik veya yetenek
  2. Yarışmayı kazanan kişi
  3. Yarışmanın yapıldığı yer
Cevabı göster

Yarışmanın ölçtüğü nitelik veya yetenek

in a religious ritual known as the Diamastigosis, Kültür

2:48

yapılan yıllık dayanıklılık yarışması sırasında,

Kültür

known as the Diamastigosis: ritüelin adını belirtme

known as the Diamastigosis geçmiş ortaç öbeği, religious ritual ifadesini niteler ve ritüelin adını verir. which was known as the Diamastigosis biçiminde açılabilir. Diamastigosis, antik Sparta’ya ait bir dinî ritüelin özel adıdır. Bunun bir ad olduğunu fark etmek, daha sonra geçen kırbaçlama eyleminin sıradan bir ceza değil, ritüel bağlamının parçası olduğunu anlamaya yardımcı olur.

Alıştırma

known as ifadesini kullanarak tamamlayın: The religious ritual was ____ the Diamastigosis.

Cevabı göster

known as

teenage boys were whipped in front of an altar Kelime

2:51

genç erkekler Artemis Orthia Tapınağı'nda

Kelime

were whipped in front of an altar: sunağın önünde kırbaçlandılar

were whipped, whip fiilinin edilgen biçimidir ve birinin çocuklara kırbaçla ya da benzer esnek bir araçla vurduğu anlamına gelir. In front of an altar olayın nerede gerçekleştiğini belirtir. Bu ifade fiziksel şiddeti doğrudan anlatır. Ritüelin ağır ve sert görünmesini sağlar; yalnızca çocukların eleştirildiği veya türü belirtilmeyen bir cezaya uğradığı anlamına gelmez.

Alıştırma

“The captives were whipped in the courtyard,” cümlesinde were whipped ne anlama gelir?

  1. Avludan uzaklaştırıldılar.
  2. Sözlü bir uyarı aldılar.
  3. Kırbaçla dövüldüler.
Cevabı göster

Kırbaçla dövüldüler.

at the Sanctuary of Artemis Orthia. Kültür

2:53

bir sunağın önünde kırbaçlanırdı.

Kültür

Sanctuary of Artemis Orthia: belirli bir kutsal alan

Sanctuary of Artemis Orthia, tanrıça Artemis'in bir unvanı olan Artemis Orthia ile bağlantılı belirli bir dinî mekânın özel adıdır. Buradaki sanctuary, ibadet ve törenler için kullanılan kutsal bir alan anlamına gelir. Bu yer adı, çevredeki metinde sözü edilen sunağın sıradan bir meydanda veya eğitim alanında değil, dinî bir ortamda bulunduğunu gösterir.

Alıştırma

Bu cümlede Sanctuary of Artemis Orthia neyi belirtir?

  1. Bir tanrıçanın adını taşıyan bir silah
  2. Artemis Orthia ile bağlantılı belirli bir kutsal alan
  3. Sıradan toplantılar için kullanılan bir meydan
Cevabı göster

Artemis Orthia ile bağlantılı belirli bir kutsal alan

It was common for boys to die Dilbilgisi

2:56

Erkek çocukların tanrıçanın sunağında

on the altar of the goddess.

2:58

ölmesi yaygın bir durumdu.

Dilbilgisi

It was common for boys to die: It + be + common + for ... + to ... kalıbı

Bu yan cümlede It + be + common + for + kişi veya grup + to-infinitive kalıbı kullanılır. It, önden gelen biçimsel öznedir; yaygın olduğu söylenen asıl olay for boys to die bölümüdür. Was, bu değerlendirmeyi geçmiş zamana yerleştirir. Common, bir olayın ne sıklıkta veya ne kadar olağan biçimde gerçekleştiğini anlatır. Olayın iyi, kabul edilebilir veya onaylanmış olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Eylemi yapan kişiyi tanıtan sözcükle cümleyi tamamlayın: At this school, it is common ____ new students to join a club.

Cevabı göster

for

Fortunately, not everything Dilbilgisi

3:00

Neyse ki, her şey

was as brutal as that.

3:02

bunun kadar acımasız değildi.

Dilbilgisi

Not everything was as brutal as that: kısmi olumsuzluk ve eşitlik karşılaştırması

Not everything kısmi olumsuzluk bildirir: “her şey değil” demektir. Bu nedenle bazı şeyler yine de aynı derecede acımasız olmuş olabilir. Nothing, yani “hiçbir şey” anlamına gelmez. as brutal as that ifadesindeki as + sıfat + as yapısı eşit dereceli bir karşılaştırma kurar. That, önceki uç örneğe gönderme yapar. Cümlenin tamamı genel izlenimi yumuşatır ancak geri kalan her şeyin ılımlı olduğunu söylemez.

Alıştırma

Bazı sınavların çok zor olmuş olabileceğini, ancak hepsinin aşırı zor bir sınav kadar zor olmadığını anlatan cümle hangisidir?

  1. No exam was as difficult as that one.
  2. Every exam was as difficult as that one.
  3. Not every exam was as difficult as that one.
Cevabı göster

Not every exam was as difficult as that one.

Young Spartans were also taught how to read, Dilbilgisi

3:03

Genç Spartalılara ayrıca okuma,

write, and dance,

3:06

yazma ve dans etme de öğretiliyordu,

Dilbilgisi

taught how to read, write, and dance: sıralı fiillerle ortak kullanılan tek bir how to

Taught, teach fiilinin geçmiş zaman ortacı, yani üçüncü biçimidir. They were taught ... gibi tam bir edilgen cümlede öğrenen kişiler eğitimi alan taraftır; öğreten kişi belirtilmeyebilir. How to, öğretilen beceriyi tanıtır. Tek bir how to, sıralı üç yalın fiilin—read, write ve dance—hepsi için geçerlidir; bu nedenle her fiilden önce tekrarlanması gerekmez.

Alıştırma

Cümleyi edilgen taught how to yapısıyla tamamlayın. Sıralı fiillerin başında read fiilini kullanın: At camp, the children were ____ a map, build a fire, and cook outdoors.

Cevabı göster

taught how to read

which taught them graceful control Dilbilgisi

3:08

bu onlara hareketlerini zarif bir şekilde

of their movements and helped them in combat.

3:10

kontrol etmeyi öğretiyor ve savaşta yardımcı oluyordu.

Dilbilgisi

which taught them ... and helped them ...: iki sonuç eklemek

Burada which, daha önce sözü edilen okuma-yazma ve dans eğitiminin tamamına gönderme yapar. Belirli bir eğitim türünü sınırlamak yerine, önceki eğitimin etkilerini ekleyen sınırlayıcı olmayan bir ilgi cümleciği başlatır. Yan cümlecikte taught ve helped, aynı özne olan which’i paylaşan geçmiş zamanlı iki bağlı fiildir. which + fiil ... and + fiil ... kalıbı, önceki bir eylem ya da durumun iki sonucunu eklemenizi sağlar.

Alıştırma

Bu yeni cümleyi okuyun: We joined a weekend workshop, which taught us patience and helped us work as a team. which neye gönderme yapıyor?

  1. Ekibimiz
  2. Hafta sonu atölyesi
  3. Yalnızca sabır
Cevabı göster

Hafta sonu atölyesi

While the responsibilities for the girls Dilbilgisi

3:12

Spartalı kızların sorumlulukları

of Sparta were different,

3:14

farklı olsa da,

the high standards of excellence Kalıp ifadeler

3:16

yüksek mükemmellik standartları

and expectation to serve Sparta

3:17

ve hayatlarıyla Sparta'ya hizmet etme

with their lives remained the same. Deyimler

3:19

beklentisi aynı kalıyordu.

Dilbilgisi

While ... were different: ödünleyici karşıtlık kurmak

Buradaki While ... were different, ... farklı olsa da anlamındadır; ... olduğu sırada anlamına gelmez. Başlangıçtaki yan cümlecik önce sorumlulukların farklı olduğu gerçeğini kabul eder, ana cümle ise standartların aynı kaldığı yönündeki karşıt gerçeği verir. Yeniden kullanılabilir bilgi düzeni While A was or were different, B remained the same şeklindedir. Önce farkı sunar, ardından değişmeden kalan yönü ya da ortak standardı vurgular.

Alıştırma

Bu yeni cümleyi değerlendirin: While the routes were different, both teams arrived on time. While ne ifade ediyor?

  1. Farklı yollar ile aynı sonuç arasındaki karşıtlık
  2. Her iki takımın da zamanında varmasının nedeni
  3. Aynı zaman diliminde gerçekleşen iki olay
Cevabı göster

Farklı yollar ile aynı sonuç arasındaki karşıtlık

Kalıp ifadeler

the high standards of excellence: yüksek mükemmellik standartları

Standards, performansı değerlendirmek için kullanılan ölçütleri; of excellence ise hedeflenen üstün kaliteyi belirtir. İsim öbeğinin tamamı, mükemmel performans için çok yüksek ve zorlayıcı ölçütler anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi, bu dersteki üstün kaliteye yönelik zorlayıcı koşullar anlamına gelen dört kelimelik ifadeyle tamamlayın: The academy maintains ____ in every program.

Cevabı göster

high standards of excellence

Deyimler

with their lives: hizmet ederken canını riske atmak

Burada with their lives, Sparta’ya hizmet ederken riske atmaları veya vermeleri beklenen şeyin yaşamın kendisi olduğunu belirtir. Serve fiilini güçlendirerek tam bağlılık ve olası fedakârlık anlamı katar; ancak herkesin gerçekten öldüğünü söylemez.

Alıştırma

Şu cümlede with their lives ne anlatır: The guards vowed to defend the town with their lives?

  1. Kasabayı bütün yaşamları boyunca savunmayı planlıyorlardı.
  2. Canlarını riske atmaya veya feda etmeye hazırlardı.
  3. Kasabayı savunarak geçimlerini sağlayacaklardı.
Cevabı göster

Canlarını riske atmaya veya feda etmeye hazırlardı.

Spartan girls lived at home with their mothers

3:22

Spartalı kızlar okula giderken

as they attended school.

3:24

anneleriyle birlikte evde yaşardı.

Their curriculum included the arts,

3:25

Müfredatları sanat,

music, dance,

3:27

müzik, dans,

reading, and writing.

3:29

okuma ve yazmayı içeriyordu.

And to stay in peak physical condition, Kalıp ifadeler

3:31

Ve en yüksek fiziksel kondisyonda kalmak için,

Kalıp ifadeler

to stay in peak physical condition: en iyi fiziksel durumda kalmak

To stay in peak physical condition, bedeni zindelik ve fiziksel hazırlık açısından en iyi düzeyde tutmak anlamına gelir. Stay bir durumun devam ettiğini, in ... condition ise kişinin içinde kalmaya devam ettiği durumu anlatır; peak, ifadeyi good condition sözünden daha güçlü yapar. to stay ... mastar yapısı amaç bildirir: ardından gelen ya da bağlamdan anlaşılan eylemin ne amaçla yapıldığını açıklar.

Alıştırma

Cümleyi vurgulanan ifadeyle tamamlayın: The boxer follows a strict routine to stay ____.

Cevabı göster

in peak physical condition

they learned a variety of sports,

3:33

çeşitli sporları öğreniyorlardı,

such as discus, javelin,

3:35

örneğin disk atma, cirit atma

and horseback riding.

3:37

ve binicilik gibi.

In Sparta, it was believed Dilbilgisi

3:39

Sparta'da, inanılıyordu ki

that only strong and capable women

3:40

sadece güçlü ve yetenekli kadınlar,

could bear children that would one day Notlar

3:43

bir gün güçlü ve yetenekli savaşçılar

Kelime

could bear children: “çocuk doğurmak” için resmî bir ifade

could bear children ifadesinde bear, “çocuk doğurmak” anlamına gelen bir fiildir ve children onun nesnesidir. Could, tamamlanmış tek bir doğumu değil, cümlede ileri sürülen doğurma yetisini belirtir. Bu ifade yalnızca ebeveyn olmayı değil, biyolojik üreme ve doğurmayı öne çıkarır.

Alıştırma

Tarihî anlatıyı, bear kullanan ve “çocuk doğurmak” anlamına gelen resmî iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: In this society, royal women were expected to ____ and continue the family line.

Cevabı göster

bear children

become strong and capable warriors.

3:44

olacak çocukları doğurabilirdi.

Dilbilgisi

it was believed that: ... olduğuna inanılıyordu

It was believed that ..., ‘o dönemde insanlar genel olarak ... olduğuna inanıyordu’ anlamına gelen kişisiz edilgen bir aktarım yapısıdır. It biçimsel öznedir; that ile başlayan yan cümle inancın içeriğini verir. Was, inancı geçmişe yerleştirir; edilgen believed ise inanan kişilerin adını vermemeyi sağlar. Bu yapı, geçmiş bir dönem veya toplumla ilişkili bir görüşü, bu görüşü kimin benimsediğini belirtmeden sunar. That sonrasındaki ifade inancın içeriğidir; anlatıcının bunu gerçek olarak onayladığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi vurgulanan kişisiz edilgen aktarım yapısıyla tamamlayın: In the nineteenth century, ____ Mars had canals.

Cevabı göster

it was believed that

Dilbilgisi

that would one day become...: geçmişten bakılan gelecekteki bir sonuç

That bir ilgi cümleciği başlatır ve daha önceki children sözcüğüne gönderme yapar. Bu cümlecik, o çocukların daha sonra ne olacağını anlatır. Would one day become geçmişteki bir bakış açısından gelecekteki gelişimi ifade eder. One day, “daha sonraki belirsiz bir zamanda” demektir ve would ile become arasındaki yeri doğaldır. Geçmiş zamanlı anlatılarda bu kalıp, bir kişinin ya da şeyin ilerideki kimliğini veya rolünü önceden gösterebilir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için would, one day ve become ifadelerini doğal sıraya koyun: In 1990, they opened a small reading room that ____ the city's main library.

Cevabı göster

would one day become

To all Spartans, men and women, Anlatım akışı

3:48

Tüm Spartalılar, erkekler ve kadınlar için,

perhaps the most important lesson

3:50

Sparta okulundaki belki de en önemli ders

from Spartan school was allegiance to Sparta. Kelime

3:52

Sparta'ya sadakatti.

Anlatım akışı

Cümle başında kapsam belirleyen To all Spartans, men and women

To all Spartans, ardından gelen ifadenin geçerli olduğu grubu, yani tüm Sparta halkını belirler. Buradaki to, için gibi çalışarak bu ifadeyi kimin yaşadığını veya ifadenin kimi etkilediğini gösterir; bir hedefe doğru hareketi anlatmaz. Araya giren men and women sözleri gruba kimlerin dâhil olduğunu açıkça belirtir. Bu kapsam çerçevesini cümlenin başına koymak, ana ifade sunulmadan önce dinleyiciye ifadenin kimi ilgilendirdiğini söyler. Başka bağlamlarda da kullanılabilecek yapı To + grup, + ifade şeklindedir ve grubu açıklayan kısa bir ara söz içerebilir.

Alıştırma

Cümlenin başındaki To all Spartans, men and women, ifadesinin görevi nedir?

  1. Dersin ne zaman öğretildiğini belirtir.
  2. Spartalıların bir yere doğru hareket ettiğini söyler.
  3. Ardından gelen ifadenin geçerli olduğu grubu belirtir.
Cevabı göster

Ardından gelen ifadenin geçerli olduğu grubu belirtir.

Kelime

allegiance to Sparta: resmî bağlılık ve allegiance to kalıbı

Bu cümlede allegiance to Sparta, bir devlet ve topluluk olarak Sparta'ya duyulan resmî sadakat ve bağlılık anlamına gelir. Allegiance çoğu zaman bir otoriteyi tanımayı ve aidiyetin getirdiği görevleri kabul etmeyi ima eder; bu nedenle yalnızca bir şeyi sevmek ya da desteklemekten daha güçlü ve kurumsaldır. Bu bağlılığın yöneldiği kişi, ülke, hükûmet, kuruluş veya davayı belirtmek için allegiance to + hedef yapısını kullanın. Edat to'dur.

Alıştırma

allegiance sözcüğünden sonra doğru edatı getirerek kalıbı tamamlayın: The new citizens pledged allegiance ____ their country.

Cevabı göster

to

To die for their city-state Dilbilgisi

3:55

Şehir devletleri için ölmek,

was seen as the completion of one's duty Kalıp ifadeler

3:57

kişinin Sparta'ya olan görevini

Dilbilgisi

To die ... was seen as ...: mastar özne ve edilgen değerlendirme

To die for their city-state mastar öbeği cümlenin dil bilgisel öznesidir. Tüm eylemi tek bir fikir olarak ele alır; eylemler soyut ya da resmî biçimde tartışılırken bu kalıp sık kullanılır. was seen as, bir şeyin belirli bir şekilde değerlendirildiğini anlatır. Edilgen yapı değerlendirmeyi kimin yaptığını belirtmez ve toplumsal bir yargıyı aktarır; tek başına anlatıcının bu yargıya katıldığını göstermez. Aktarılabilir kalıp To + fiil ... is/was seen as + isim öbeği ya da sıfattır.

Alıştırma

Hangi cümlede mastar öbeği özne olarak doğru kullanılmış ve toplumsal bir yargı was seen as ile aktarılmıştır?

  1. To admit the mistake publicly was seen an act of courage.
  2. To admit the mistake publicly was seen as an act of courage.
  3. To admit the mistake publicly saw as an act of courage.
Cevabı göster

To admit the mistake publicly was seen as an act of courage.

to Sparta.

3:59

tamamlaması olarak görülürdü.

Kalıp ifadeler

the completion of one's duty to Sparta: resmî adlaştırma

completion ismi, complete fiilinin anlattığı eylemi bir şey ya da sonuç, yani bir sürecin tamamlanması olarak ifade eder. the completion of one's duty yapısında bu adlaştırma, görevin yerine getirilmesini tamamlanmış ve resmî biçimde tanımlanmış bir sonuç olarak sunar. one's, ‘bir kişinin kendisine ait’ anlamına gelen genel bir iyeliktir. duty to Sparta yapısında to, yükümlülüğün kime, hangi gruba ya da devlete karşı olduğunu belirtir; bir yere doğru hareket anlamı taşımaz.

Alıştırma

Hangi ifade, ‘kişinin kurula karşı sorumluluğunu tamamlaması’ anlamını veren resmî isim kalıbını doğru kullanır?

  1. the completion one's duty at the council
  2. the completion of one's duty to the council
  3. the complete of one's duty to the council
Cevabı göster

the completion of one's duty to the council

Upon their death,

4:00

Ölümlerinin ardından,

only men who died in battle Dilbilgisi

4:01

sadece savaşta ölen erkeklere

and women who died in childbirth

4:03

ve doğumda ölen kadınlara

were given tombstones.

4:05

mezar taşı verilirdi.

Dilbilgisi

only men who ... and women who ... were given tombstones: uygunluğu iki grupla sınırlama

Only, bağlaçla birleştirilmiş öznenin tamamını sınırlar: men who died in battle ve women who died in childbirth. Who ile başlayan her ilgi cümleciği belirli bir alt grubu tanımlar; bu nedenle cümle, bu koşulları karşılamayan erkekleri ve kadınları kapsam dışı bırakır. Were given tombstones edilgen yapıdadır. Odak, mezar taşını veren kişi veya makamda değil, mezar taşı almaya kimin hak kazandığındadır. Yeniden kullanılabilecek kalıp only + uygun kişi veya grup + sınırlayıcı ilgi cümleciği + edilgen sonuç biçimindedir; and aynı sınırlamaya tabi iki grubu birleştirebilir.

Alıştırma

Hangi cümle girişin belirtilen iki grupla sınırlı olduğunu açıkça ifade eder?

  1. Only visitors have tickets, and guests who are on the list will be admitted.
  2. Only visitors who have tickets and guests who are on the list will be admitted.
  3. Visitors who have tickets and guests who are on the list will be admitted.
Cevabı göster

Only visitors who have tickets and guests who are on the list will be admitted.

In the eyes of their countrymen, Deyimler

4:06

Vatandaşlarının gözünde,

both died so that Sparta could live. Anlatım akışı

4:08

ikisi de Sparta yaşayabilsin diye ölmüştü.

Deyimler

In the eyes of their countrymen: bir bakış açısını çerçevelemek

In the eyes of their countrymen, “yurttaşlarının onları nasıl gördüğüne veya değerlendirdiğine göre” anlamına gelir. Eyes burada mecazidir ve fiziksel görmeyi değil, görüşü ifade eder. Cümlenin başındaki bu ifade, ardından gelen değerlendirmenin kaynağını belirtir. Her ikisinin de Sparta için öldüğü düşüncesini otomatik olarak nesnel bir gerçek ya da anlatıcının kendi yargısı şeklinde değil, yurttaşlarının yorumu olarak sunar.

Alıştırma

“Yerel sakinlere göre” anlamındaki bakış açısı ifadesini tamamlayın: ____ local residents, the old theater is worth saving.

Cevabı göster

In the eyes of

Anlatım akışı

both died so that Sparta could live: amaç ve kişileştirme

Both, daha önce sözü edilen iki kişiyi ya da grubu bir araya getirir ve ölümlerine sonuç bölümünde aynı işlevi verir. Ana cümle ortak eylemleri olan both died ifadesini belirtir; so that ise bu eyleme yüklenen amacı, yani Sparta'nın varlığını sürdürmesini sağlama amacını sunar. Sparta could live, Sparta'yı kişileştirir. Live, bir şehrin biyolojik olarak canlı olduğu anlamına gelmez; Sparta devleti ya da topluluğunun ayakta kalabilmesi anlamına gelir. Cümle, bireysel ölüm ile topluluğun devamını karşı karşıya getirerek düşünceyi kısa ve dramatik bir karşıtlıkla tamamlar.

Alıştırma

Hangi cümle so that ile bir amaç sunarken soyut bir şeyi de canlıymış gibi kişileştirir?

  1. The librarian archived the letters because the town's memory had already survived.
  2. The librarian archived the letters, and the town opened a new library.
  3. The librarian archived the letters so that the town's memory could live on.
Cevabı göster

The librarian archived the letters so that the town's memory could live on.