Kuralları Değiştiremezsin, Coco! | Gölge Ülkesi | Bluey: İngilizce çalışma notları
Bluey - Official Channel
Video özeti: Bluey ve arkadaşları, yollarını timsahların kapattığını hayal eder. Engelleri aşmak için birbirlerine yardım eder, oyunun kurallarının değiştirilip değiştirilemeyeceğini tartışır ve sonunda maceraya birlikte devam ederler. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. that far. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Burada that, derece bildiren bir zarf olarak konuşanın sıçrayabileceğinden daha uzun bir mesafeyi gösterir. Öğrenci bu kullanımı işaret sıfatı ya da zamiri olan that ile karıştırmamayı ve miktar, büyüklük, zorluk veya sınır anlatırken aynı yapıyı that much, that big ya da that difficult gibi ifadelere aktarmayı öğrenebilir. 2. How about we just pretend — Konuşma edimbilimi ve tutum: Bu ifade, herkese oyunu değiştirmelerini doğrudan emretmek yerine grubun geçici olarak farklı bir durum hayal etmesini nazikçe önerir. Öğrenci ortak bir etkinlik ya da uzlaşma önermek için bu yapıyı kullanabilir ve seçenekler görüşülürken ortaya çıkan yumuşak, iş birliğine açık tonu fark edebilir. 3. Are you ready, / I'm ready. — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler: Bu ikili konuşma kalıbı, eylemden önce birinin hazır olup olmadığını sorar ve kısa, doğal bir onay verir. Yola çıkarken, oyuna başlarken, gösteri öncesinde ya da bir işe girişirken kullanılabilir; ayrıca soru ile yanıt arasındaki beklenen konuşma sırasını öğretir.
Bu derste
Let's go: bir etkinliğe başlamak
Burada let's go, herkesi oyuna başlamaya çağıran bir konuşma kalıbıdır. Go burada yalnızca “bir yerden ayrılmak” anlamına gelmez; bu ifade grubu hazırlık aşamasından harekete geçirir. let's + fiilin yalın hâli, konuşan kişiyi de içeren bir öneri yapar. Duruma göre let's go, “başlayalım”, “gidelim” veya “devam edelim” anlamına gelebilir.
Alıştırma
Herkes bir oyuna başlamaya hazır. Hangi cümle grubu başlamaya en doğal şekilde çağırır?
- Let's go!
- Let's wait.
- Let's stop.
Cevabı göster
Let's go!
won't get us: get, “yakalamak” demektir
Bir kovalamacada get someone, o kişiye yetişmek veya onu yakalamak anlamına gelebilir. Bu nedenle You won't get us, “Bizi yakalayamazsın” demektir; “Bizi elde edemezsin” demek değildir. Çevredeki kovalamaca eylemi, get sözcüğünün bu anlamını belirler. Konuşanlar kendilerini kovalayan kişiye başarısız olacağını söylediği için cümle kendinden emin ve hafifçe alaycı da duyulur.
Alıştırma
Bir kovalamaca oyununda You won't get us ne anlama gelir?
- Bizi yakalayamayacaksın.
- Bize hiçbir şey vermeyeceksin.
- Bizi anlamayacaksın.
Cevabı göster
Bizi yakalayamayacaksın.
that far: derece zarfı olarak that
I can't jump that far cümlesinde that, far sözcüğünü derecelendiren bir zarftır. “O mesafeye kadar” ya da “söz edilen veya gösterilen mesafe kadar” anlamına gelir; bir nesneyi göstermez. Aynı yapı that much, that big ve that difficult ifadelerinde de görülür. Her örnekte that, durumdan anlaşılan bir dereceye gönderme yapar.
Alıştırma
Harita gölün beş mil uzakta olduğunu söylüyor. Hangi cümle konuşanın beş mil yürüyemediği anlamına gelir?
- I haven't walked that far yet.
- I can't walk that far.
- I can't tell how far it is.
Cevabı göster
I can't walk that far.
just this time: tek seferlik bir istisna
Bu cümlede just this time “yalnızca bu sefer” demektir. Konuşan kişi, olağan kuralı korurken geçici bir istisna olarak izin verir. Just, this time zaman ifadesini yalnızca bu durumla sınırlar. Bu yüzden ifade sadece bir şeye ne zaman izin verildiğini söylemez; küçük bir ödünle durumu yumuşatır ve aynı iznin tekrar beklenmemesi gerektiğini belirtir.
Alıştırma
Bir ebeveyn “Just this time, you can have another cookie.” diyor. Bu, çocuğun her gün fazladan bir kurabiye bekleyebileceği anlamına gelir.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Yanlış
crocodile proof shoes ifadesindeki -proof sıfatı
Bu hayalî ifadede crocodile proof, “birini timsahlardan koruyabilen” anlamına gelir ve shoes sözcüğünü niteleyen bir sıfat olarak kullanılır. Ayakkabılar gerçek bir ürün değil, oyun sırasında hayal edilen bir araçtır. Buradaki proof, “kanıt” anlamındaki isim değildir. -proof, bir isme eklenerek “o şeye dayanıklı veya ondan korunan” anlamında sıfat oluşturabilir. waterproof, childproof ve bulletproof buna örnektir.
Alıştırma
Cümleyi water + -proof ile oluşturulan yaygın sıfatla tamamlayın: These boots are ____, so they keep my feet dry.
Cevabı göster
waterproof
Yöntem sormak için How is ... going to get over?
How + be + özne + going to + fiilin yalın hâli, gelecekteki bir eylemin hangi yöntem veya planla gerçekleşeceğini sorar. Bu bir soru olduğu için is, Snickers sözcüğünden önce gelir: How is Snickers going to get over? Burada get over, bir engeli aşmak veya karşı tarafa ulaşmak anlamındadır. Engelin ne olduğu sahneden anlaşıldığı için over sözcüğünden sonra belirtilmez. Konuşan kişi bir sonraki çözümü soruyor; bir duygunun etkisinden kurtulmaktan bahsetmiyor.
Alıştırma
Bir sonraki çözümü soran be going to sorusunu tamamlayın: How ____ Leo ____ get the kite out of the tree?
Cevabı göster
is · going to
get over: fiziksel bir engeli aşmak
Burada get over, fiziksel bir engeli aşıp diğer tarafa ulaşmak anlamına gelir. Neyin aşılması gerektiği söylenmez, çünkü durum bunu zaten açıkça gösterir: Snickers'ın nehri geçmesi gerekir. Get over an illness ifadesinde aynı sözcükler iyileşmek anlamına gelir. Bu anlam burada uygun değildir; soru fiziksel bir engelin nasıl aşılacağıyla ilgilidir.
Alıştırma
Devrilmiş bir ağaç yolu kapatıyor. Hangi cümle Maya'nın bu engeli aşıp aşamayacağını sorar?
- Can Maya get on the fallen tree?
- Can Maya get over her cold?
- Can Maya get over the fallen tree?
Cevabı göster
Can Maya get over the fallen tree?
get on my shoulders: omuzlarıma çıkmak
Get on my shoulders, birine konuşanın omuzlarına çıkıp orada destek almasını söyler. Burada get on, bir yüzeye veya binme konumuna doğru fiziksel hareketi anlatır; biriyle iyi geçinmek anlamındaki get on with someone değildir. Bu bir emir cümlesidir. Özne olan you söylenmez ancak anlaşılır; bu nedenle Now, get on my shoulders doğrudan bir talimattır.
Alıştırma
Otobüs geldi. Hangi cümle doğal bir şekilde otobüse binmeyi önerir?
- Let's get off the bus.
- Let's get on the bus.
- Let's get in the bus.
Cevabı göster
Let's get on the bus.
We did it: ortak bir başarıyı kutlamak
We did it, bir grubun bir işi bitirmesinin veya hedefe ulaşmasının ardından kullanılan yaygın bir sözlü kutlama ifadesidir. Bu kullanımda it fiziksel bir nesneyi değil, tamamlanan işin tümünü gösterir; doğal anlamı “Başardık” ya da “Bunu yapmayı başardık”tır. We öznesi, başarının konuşan kişiyle diğer kişiler tarafından paylaşıldığını gösterir. Kişisel bir başarıdan sonra buna karşılık gelen ifade I did it olur.
Alıştırma
Ekibiniz zor bir projeyi henüz tamamladı. Ortak başarıyı doğal biçimde hangi cümle kutlar?
- We might try it later.
- We did it!
- We are still working on it.
Cevabı göster
We did it!
looks like bird poo: look like + isim öbeği
looks like bird poo ifadesinde looks like, this bug ile bird poo isim öbeğini bağlar ve görünüşlerinin benzer olduğunu söyler. Burada look gözlerle bakmak anlamına gelmez; look like, “görünüş olarak benzemek” demektir. this bug gibi üçüncü tekil kişi özneleriyle looks like kullanılır. Çoğul öznelerle look like kullanılır: These bugs look like leaves.
Alıştırma
look like ifadesinin doğru biçimini kullanın: This pebble ____ a tiny egg.
Cevabı göster
looks like
look out: anlık bir uyarı
Look out!, “Dikkat et, tehlike yakın!” anlamına gelen kalıplaşmış bir sözlü uyarıdır. Bu cümlede Bluey'ye hemen tepki vermesini söyler; “dışarı bakmak” anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir top arkadaşınıza doğru uçuyor. Ne diye bağırmalısınız?
- Look around.
- Look out!
- Look it up.
Cevabı göster
Look out!
You're trapped: kapalı kalmış bir durumu anlatmak
be + trapped yapısı, bir kişinin o anki durumunu anlatır: Bir şey onu engellediği veya kapalı tuttuğu için dışarı çıkamaz ya da kaçamaz. You’re trapped, dinleyenin bu durumda olduğu anlamına gelir; dinleyenin başka birini tuzağa düşürdüğü anlamına gelmez.
Alıştırma
Tek kapı engellenmiş, bu nedenle kimse odadan çıkamıyor. Grubun o anki durumunu hangi cümle doğru anlatır?
- We're trapped in the room.
- We're trapping someone in the room.
- We trapped someone outside the room.
Cevabı göster
We're trapped in the room.
get across the river: nehrin karşı kıyısına geçmek
Bu soruda get across the river, nehrin bir kıyısından diğerine geçmek demektir. Across, bir şeyin bir tarafından karşı tarafına giden yolu gösterir; nehir boyunca ilerlemek anlamına gelmez. Get, karşı tarafa ulaşmayı vurgular; How are you going to...? ise bunu hangi yöntem ya da planla yapacağını sorar.
Alıştırma
Cümleyi ‘karşı tarafa ulaşmak’ anlamındaki iki kelimelik İngilizce ifadeyle tamamlayın: The footbridge helps us ____ the busy road safely.
Cevabı göster
get across
in this bit: bu bölümde
in this bit ifadesinde bit, bir etkinliğin, hikâyenin, gösterinin, konuşmanın veya oyunun kısa bir bölümünü ifade eder. Burada ifade, rol yaptıkları belirli bölüme işaret eder; bilgisayardaki bit ya da sadece küçük bir miktar anlamına gelmez. Bir etkinliğin veya anlatının içindeki belirli bir kesiti belirtmenin günlük ve konuşma diline ait bir yoludur. Aynı kullanım filmlerden, provalardan, hikâyelerden ve oyunlardan söz ederken de görülür.
Alıştırma
The funny bit comes next. cümlesinde bit ne anlama gelir?
- küçük bir yiyecek lokması
- bir bilgisayar birimi
- hikâyenin veya etkinliğin kısa bir bölümü
Cevabı göster
hikâyenin veya etkinliğin kısa bir bölümü
How about we just pretend: ortak bir öneriyi nazikçe sunmak
How about we + fiilin yalın hâli, grubun birlikte yapabileceği bir şeyi dostça önermenin yoludur. Burada bilgi istemek yerine ortak bir çözüm önerir. Just, fikrin basit ve baskısız duyulmasını sağlar; pretend ise etkinlik boyunca hayalî bir durumu gerçekmiş gibi kabul etmek demektir.
Alıştırma
Öneriyi derste öğrenilen beş kelimelik başlangıçla tamamlayın: ____ this cardboard box is a spaceship?
Cevabı göster
How about we just pretend
change the rules: kuralları değiştirmek
Change the rules, bir oyunun veya etkinliğin nasıl işlediğine dair üzerinde anlaşılmış talimatları değiştirmek anlamına gelir. Bu cümlede can't, bunu yapma becerisine sahip olmamak değil, yapmanın yasak veya kabul edilemez olması demektir. Konuşan kişi, Coco'nun önerisini mümkün kılmak için oyunun şeklini değiştirmesini engelliyor. Rules yalnızca yasalar veya resmî yönetmelikler değildir; insanların birlikte kabul ettiği gayriresmî anlaşmalar da rules olabilir. Bu ifade, bir etkinlik sırasında veya bir karar verildikten sonra üzerinde anlaşılmış bir düzen değiştirildiğinde kullanılabilir.
Alıştırma
Üzerinde anlaşılmış talimatları değiştirmek anlamındaki ifadeyi boşluğa getirerek cümleyi tamamlayın: It's unfair to ____ halfway through a competition just because one team is losing.
Cevabı göster
change the rules
why not? bir kısıtlamanın nedenini sorgulamak
Bu cümlede why not?, açıkça söylenen ya da ima edilen bir kısıtlamadan sonra gelir ve eyleme neden izin verilmediğini sorar. Şaşkınlık veya hafif bir itiraz ifade eder; yalnızca birinin geçmişte neden bir şey yapmadığını sormaz. Aynı sözler bir öneriyi kabul etmek için de kullanılabilir ve “Olur” anlamına gelebilir. Anlamı önceki ve sonraki konuşmaya göre belirleyin. Burada sonraki yanıt Because... ile başladığı için, konuşanın bir neden sorduğu anlaşılır.
Alıştırma
A: You can't use the pool after 8 p.m. B: Why not? B burada ne demek istiyor?
- Neden havuzu kullanmadın?
- Neden izin verilmiyor?
- Olur, havuzu kullanalım.
Cevabı göster
Neden izin verilmiyor?
they're the rules: kuralları son gerekçe olarak sunmak
Tam yanıtta yer alan Because they're the rules ifadesinde they're, they are kısaltmasıdır. Bu ifade, kuralların kendisini onlara uyulması için yeterli gerekçe olarak sunar: “Kurallar bunu gerektiriyor.” Kuralların adil, güvenli ya da mantıklı olduğunu açıklamaz. Konuşmada tartışmayı bitirebilir ve kesin bir sınır koyabilir. Tonuna bağlı olarak yalnızca kararlı duyulabilir; ancak karşıdaki kişi daha kapsamlı bir açıklama bekliyorsa biraz geçiştirici de gelebilir.
Alıştırma
Because they're the rules cümlesinde konuşan kişi esas olarak ne yapıyor?
- Kuralların kendisini uyma gerekçesi olarak kullanıyor.
- Dinleyicinin hangi kuralları tercih ettiğini soruyor.
- Kuralların tarihini açıklıyor.
Cevabı göster
Kuralların kendisini uyma gerekçesi olarak kullanıyor.
“Are you ready, ... I'm ready.”: hazır olup olmadığını sormak ve cevaplamak
“Are you ready?” karşıdaki kişinin bir sonraki etkinliğe başlamak için hazır olup olmadığını kontrol etmek için kullanılır. Bu cümledeki “I'm ready.” kısa ve doğal bir olumlu cevaptır. Yapılacak etkinlik zaten belli olduğu için ready kelimesinden sonra bir nesne ya da eylem söylemek gerekmez. Bu kalıp başka başlangıç durumlarına da doğrudan aktarılabilir: Are you ready for + isim? neye hazır olunduğunu, Are you ready to + fiilin yalın hâli? ise hangi eylemi yapmaya hazır olunduğunu belirtir.
Alıştırma
Hazır olma durumunu soran kısa konuşmayı tamamlayın: Are you ____? I'm ____.
Cevabı göster
ready · ready
“so cool.”: az önce olan bir şeyi güçlü ve günlük bir dille övmek
Bu cümlede cool, konuşma dilinde kullanılan bir övgüdür: yaşanan şeyin heyecan verici, etkileyici veya eğlenceli olduğunu anlatır; sıcaklığının düşük olduğunu anlatmaz. So zarfı cool sıfatından önce gelerek övgünün derecesini artırır. That was az önce olmuş bir şeye gönderme yapar. Bu nedenle cümlenin tamamı yakın zamanda yaşanan bir olay ya da deneyime verilen tepkiyi ifade eder. Aynı kalıp bir performansı, fikri, oyunu veya sürprizi övmek için de kullanılabilir.
Alıştırma
That was so cool cümlesinde cool düşük bir sıcaklığı mı anlatır?
- Hayır
- Evet
Cevabı göster
Hayır