İyimser Nihilizm: İngilizce çalışma notları
Kurzgesagt – In a Nutshell
Video: Sonlu evrendeki küçük yerimizden başlayan anlatı, varoluşsal kaygıdan iyimser nihilizme geçiyor: verilmiş amaç yoksa anlam seçebilir, yaşama değer verebilir, cevap arayabilir ve başkalarına yardım edebiliriz. İngilizce noktaları: 1. the older we got, the more we learned — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: iki değişimi bağlayan ikili karşılaştırmayı tanıyıp birlikte ilerlediklerini anlatın. 2. take it with a grain of salt. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: öznel bir iddiayı eleştirel değerlendirme uyarısını anlayıp görüşü ihtiyatla sınırlayın. 3. might as well — Edimbilim ve tutum: karşı çıkmak için pek neden yokken eylemin makul olduğunu belirten, hafif kabullenici öneriyi fark edin.
Bu derste
we became conscious and found ourselves in a strange place. Kalıp ifadeler
0:05bilincimizi kazandık ve kendimizi garip bir yerde bulduk.
find ourselves in: beklenmedik bir durumda olduğunu fark etmek
Burada found ourselves in, “kendimizin orada olduğunu fark ettik” veya “kendimizi orada bulduk” anlamına gelir. İnsanlar kendilerini arayıp bulmuş değildir. Yapı find + dönüşlü zamir + yer veya durum şeklindedir ve çoğu zaman beklenmedik ya da bilinçli olarak seçilmemiş bir durumu anlatır. Dönüşlü zamir özneyle uyumlu olmalıdır: I found myself, she found herself, we found ourselves. Bu yapıdan sonra in a strange town gibi bir yer, in trouble gibi bir durum veya thinking about home gibi bir eylem gelebilir.
Alıştırma
Cümleyi “kendisinin bu durumda olduğunu beklenmedik biçimde fark etti” anlamına gelen find oneself biçimiyle tamamlayın: After following the wrong trail, Leo ____ alone in the forest.
Cevabı göster
found himself
The daytime sky had a tiny yellow ball that warmed our skin.
0:19Gündüz gökyüzünde tenimizi ısıtan küçük sarı bir top vardı.
watch over: korumak veya gözetmek
Watching over, watch over ifadesinin devam eden eylem biçimidir. Burada bizi korumak, kollamak veya gözetmek anlamına gelir. Yalnızca daha yüksek bir konumdan bize bakan bir şeyi değil, koruyucu bir varlığı anlatır. Yapı watch over + kişi, grup veya şey şeklindedir. Gerçek bir kişinin sağladığı somut korumayı ya da daha simgesel veya ruhani bir korunma duygusunu anlatabilir.
Alıştırma
“A nurse watched over the patient all night,” cümlesinde hemşire ne yaptı?
- Hastayı koruyup gözetti.
- Hastaya üst kattaki bir yerden baktı.
- Aradıktan sonra hastayı buldu.
Cevabı göster
Hastayı koruyup gözetti.
This made everything much less scary and confusing.
0:31Bu da her şeyi çok daha az korkutucu ve kafa karıştırıcı hale getirdi.
the more we learned about the world and ourselves.
0:36dünya ve kendimiz hakkında daha çok şey öğrendik.
the older ..., the more ...: bağlantılı değişimleri anlatan karşılaştırma yapısı
The older we got, the more we learned, the + comparative ..., the + comparative ... biçimindeki bağlantılı karşılaştırma yapısını kullanır. Değişen iki ölçeği birbirine bağlar: yaşımız arttıkça öğrendiğimiz şeylerin miktarı da arttı. Burada got, became anlamına gelen bir bağ fiilidir; bu nedenle the older we got, the older we became ile aynı anlama gelir. İki the de normal belirli tanımlık değildir; bu yapının işaretleridir. Her iki bölümde de karşılaştırma anlamı bulunmalı, ikinci bölüm bağlantılı sonucu veya değişimi vermelidir.
Alıştırma
Bağlantılı karşılaştırma yapısını less sözcüğünün tam karşıtıyla tamamlayın: The less you worry about mistakes, ____ confident you become.
Cevabı göster
the more
We learned that the twinkling lights are not shining beautifully for us,
0:39Pırıl pırıl parlayan ışıkların bizim için güzelce parlamadığını,
We learned that we're not at the center of what we now call the universe, Dilbilgisi
0:43Şu anda evren dediğimiz şeyin merkezinde olmadığımızı,
what we now call the universe: kaynaşık ilgi tümceciği
What we now call the universe, ad anlamını kendi içinde barındıran kaynaşık bir ilgi tümceciğidir. The thing that we now call the universe anlamına gelir. Tümcecik içinde what, call fiilinin nesnesidir; the universe ise bu nesneye verilen addır. Tüm tümcecik, of sonrasında bir ad öbeği görevindedir. Burada call, ‘telefon etmek’ değil, ‘adlandırmak’ veya ‘olarak söz etmek’ anlamındadır. Now, universe sözcüğünü bugünkü bakış açısından kullanılan ad olarak sunar; adın yakın zamanda değiştiğini söylemek zorunda olmadan güncel terminolojiyi vurgulayabilir.
Alıştırma
İlgi tümceciğinden önce bir isim öncülü yokken what sözcüğünü doğru kullanan cümle hangisidir?
- The device evolved into what we now call a smartphone.
- The device evolved into which we now call a smartphone.
- The device evolved into that we now call a smartphone.
Cevabı göster
The device evolved into what we now call a smartphone.
and that it is much, much older than we thought.
0:46ve onun sandığımızdan çok ama çok daha eski olduğunu öğrendik.
We learned that we're made of many little dead things, Kalıp ifadeler
0:50Birçok küçük ölü şeyden oluştuğumuzu,
which make up bigger things that are not dead for some reason,
0:52bunların nedense ölü olmayan daha büyük şeyleri oluşturduğunu,
made of ... make up: oluşum ilişkisinin zıt yönleri
Be made of, bütünden onun malzemesine veya parçalarına doğru bakar: we daha büyük bütündür; many little dead things ise onu oluşturan küçük parçalardır. Make up yönü tersine çevirir: küçük şeyler özne olur ve birlikte daha büyük şeyleri oluşturur. Burada make up “oluşturmak” demektir; “uydurmak”, “makyaj yapmak” veya “barışmak” anlamında değildir.
Alıştırma
Hangi cümlede made of ve make up doğru yönlerde kullanılmıştır?
- The bricks are made of the wall, and the bricks make up the wall.
- The wall is made of bricks, and the bricks make up the wall.
- The wall is made of bricks, and the wall makes up the bricks.
Cevabı göster
The wall is made of bricks, and the bricks make up the wall.
and that we're just another temporary stage in a history going back over a billion years.
0:55ve milyarlarca yıl öncesine dayanan bir tarihte bizim sadece geçici bir aşama olduğumuzu öğrendik.
We learned in awe that we live on a moist speck of dust moving around a medium-sized star Deyimler
1:01Orta büyüklükte bir yıldızın etrafında dönen nemli bir toz zerresinde yaşadığımızı hayranlıkla öğrendik;
Dünya için bir mecaz olarak a moist speck of dust
Kelime anlamıyla a speck of dust, küçücük bir toz parçacığıdır. Burada konuşmacı Dünya'yı bir yıldızın çevresinde hareket eden nemli bir zerreye küçültür: moist suyu çağrıştırırken speck of dust gezegeni neredeyse hayal edilemeyecek kadar küçük gösterir. Bu, ölçekle ilgili bir mecazdır; Dünya'nın hangi maddeden yapıldığına ilişkin bir iddia değildir. Küçük bir yuva ile uçsuz bucaksız evren arasındaki karşıtlık hayranlık ve yeni bir bakış açısı yaratır.
Alıştırma
Bu cümlede a moist speck of dust, Dünya hakkında esas olarak neyi düşündürüyor?
- Dünya uçsuz bucaksız evrende son derece küçük görünürken moist onun suya sahip olduğunu ima eder.
- Konuşmacı yıldızın yanında bulunan bir toprak parçasını anlatmaktadır.
- Dünya bilimsel olarak çoğunlukla ıslak tozdan oluşan bir parçacık şeklinde sınıflandırılır.
Cevabı göster
Dünya uçsuz bucaksız evrende son derece küçük görünürken moist onun suya sahip olduğunu ima eder.
in a quiet region of one arm of an average galaxy,
1:06sıradan bir galaksinin bir kolunun sessiz bir bölgesinde,
which is part of a galaxy group that we will never leave.
1:09asla terk edemeyeceğimiz bir galaksi grubunun parçası olan bir yerde.
And this group is only one of thousands that together make up a galaxy supercluster.
1:12Ve bu grup, bir araya gelerek bir galaksi süperkümesini oluşturan binlercesinden sadece biri.
But even our supercluster is only one in thousands that make up what we call the observable universe.
1:16Fakat süperkümemiz bile gözlemlenebilir evren dediğimiz şeyi oluşturan binlercesinden sadece bir tanesi.
We could throw words around like 200 billion galaxies or trillions of stars or bazillions of planets, Notlar
1:27200 milyar galaksi, trilyonlarca yıldız veya zibilyonlarca gezegen gibi kelimeleri öylesine savurabiliriz,
throw words around: terimleri açıklamadan ortaya atmak
Bu cümlede throw words around, dinleyenin anlamasına mutlaka yardımcı olmadan etkileyici terimleri veya çok büyük sayıları rahatça kullanmak demektir. Hafif eleştirel bir tutum taşır ve sözcükleri gerçekten fırlatmayı anlatmaz. throw + words/terms/names/numbers + around kalıbı, dilin dikkatle açıklanmak yerine gelişigüzel, belirsiz veya etki yaratmak amacıyla kullanıldığını düşündürür.
Alıştırma
Bir sunumcu sürekli etkileyici istatistikler kullanıyor ama bunların ne gösterdiğini hiç açıklamıyor. Hedef ifadeye en uygun açıklama hangisidir?
- The presenter is briefly mentioning one neutral fact.
- The presenter is carefully defining each statistic.
- The presenter is throwing numbers around.
Cevabı göster
The presenter is throwing numbers around.
bazillions of planets: eğlenceli ve kesin olmayan bir miktar
Burada bazillions of planets, hayal edilemeyecek kadar çok sayıda gezegen anlamına gelir. Bazillion, mizah amacıyla uydurulmuş bir sayı sözcüğüdür; bu yüzden bazillions özellikle kesin değildir. 200 billion ve trillions ifadelerinden sonra gelerek ölçeği normal sayma dilinin ötesine taşır ve listeyi daha eğlenceli hâle getirir. Ölçülebilir bir miktar olarak değil, abartı olarak anlaşılmalıdır.
Alıştırma
Hangi cümlede bazillions doğal biçimde kullanılmıştır?
- The budget was calculated as 3.2 bazillions of euros.
- I opened the group chat and found bazillions of new messages.
- The laboratory measured exactly bazillions of particles.
Cevabı göster
I opened the group chat and found bazillions of new messages.
But size is not the most troubling concept we have to deal with.
1:42Ancak boyut, uğraşmamız gereken en sorunlu kavram değil.
Anında netleştirme için “or more precisely”
“Or more precisely”, konuşanın ilk başta kullandığı geniş ifadeyi hemen daha dar ve doğru bir ifadeyle değiştirdiğini gösterir. Burada “time”, “the time we have” şeklinde netleştirilerek genel zaman kavramından her kişinin sahip olduğu sınırlı zamana geçilir. Bu nedenle “or” burada eşit iki seçenek sunmaz. Cümleyi ilk ifade → düzeltme veya netleştirme biçiminde düzenler ve konuşanın cümleye baştan başlamadan daha kesin konuşmasını sağlar.
Alıştırma
İkinci zaman ifadesinin birincinin daha kesin biçimi olduğunu gösteren ifadeyi seçin: “The event starts this weekend—_____ at 9 a.m. on Saturday.”
- or more precisely
- as a result
- in contrast
Cevabı göster
or more precisely
“At your disposal” ile kullanıma hazır olma anlamı
“At your disposal”, bir şeyin istediğiniz gibi kullanmanız, yönetmeniz veya düzenlemeniz için hazır olduğu anlamına gelir. Bu cümlede 5.200 hafta, nasıl harcanacağına sizin karar verebileceğiniz sınırlı bir kaynak olarak sunulur. İfade genellikle be/have + nesne + at someone’s disposal yapısında görülür: “The tools are at our disposal” veya “We have the tools at our disposal.” Burada disposal, bir şeyi atmak değil, onu kullanabilme yetkisi anlamına gelir.
Alıştırma
“Kullanmanız için hazır” anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: A quiet meeting room is ____ all afternoon.
Cevabı göster
at your disposal
break down: bir süreç çalışmayı durdurduğunda
Bu cümlede break down, 'giderek çalışmayı durdurmak veya işlevini yitirmek' anlamına gelir. Özne biological processes olduğu için yaşamı sürdüren vücut işlevlerinin artık normal şekilde çalışmayacağı anlatılır. Burada geçişsiz kullanım vardır: sistemin veya sürecin kendisi bozulur. Aynı yapı makineler, sistemler, görüşmeler ve çalışması ya da ilerlemesi durabilecek diğer düzenli süreçler için de kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede break down bir sistemin çalışmayı durdurması anlamında kullanılmıştır?
- The alarm system broke down during the storm.
- Please break the report down into three sections.
- After the bad news, he broke down and cried.
Cevabı göster
The alarm system broke down during the storm.
and the dynamic pattern that is you will stop being dynamic.
2:13ve siz olan o dinamik yapı dinamik olmaktan çıkacak.
It will dissolve until there is no you left.
2:17Sizden geriye hiçbir şey kalmayana kadar çözünüp gidecek.
Some believe that there is a part of us we can't see or measure,
2:20Bazıları göremediğimiz ya da ölçemediğimiz bir parçamız olduğuna inanıyor,
might be it: var olan her şey olabilir
Burada it belirli bir nesneyi göstermez. Anlamını konuşmanın bağlamından alır ve 'var olan her şey' ya da 'tek yaşam' demektir. Bu nedenle this life might be it, bu yaşamın varoluşumuzun tamamı olabileceğini ve sonrasında başka bir yaşam olmayabileceğini anlatır. Might belirsizlik bildirir. Konuşan kişi bunun kesin olduğunu değil, gerçek bir olasılık olduğunu söyler.
Alıştırma
'Bu son veya tek fırsat olabilir' anlamındaki bu dersin ifadesiyle cümleyi tamamlayın: We may not get another chance. This ____.
Cevabı göster
might be it
end up dead forever: ulaşılan nihai sonuç
End up + tümleç, bir süreçten sonra ulaşılan nihai sonucu anlatır; bu sonuç çoğu zaman planlanmamış veya istenmemiştir. Burada dead, ortaya çıkan durumu anlatan bir sıfattır: sonunda ölü olabilirler ve forever bu durumu geri döndürülemez gösterir. Tümleç bir sıfat (end up exhausted), yer bildiren bir ifade (end up at the wrong station) veya -ing biçimi (end up waiting) olabilir. Might, sonucun kesin değil yalnızca mümkün olduğunu gösterir.
Alıştırma
Flooded sözcüğünü nihai ve muhtemelen plansız bir sonuç olarak sunan iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: If we ignore the leak, the basement could ____ flooded.
Cevabı göster
end up
This is less scary than it sounds, though. Dilbilgisi
2:31Yine de bu kulağa geldiği kadar korkutucu değil.
less scary than it sounds, though: ilk izlenimi düzeltmek
Less + sıfat + than it sounds yapısı, gerçek durumda söz konusu özelliğin derecesinin, açıklamanın ilk başta düşündürdüğünden daha düşük olduğunu anlatır. Buradaki it sounds, bir nesnenin ses çıkarması değil, “anlatılınca o izlenimi vermesi” demektir. Cümle sonundaki though, “yine de” anlamında kısa bir karşıtlık yorumu ekler. Kullanılan sözlerin korkutucu geldiğini kabul eder, ardından gerçeğin daha hafif olduğunu söyleyerek dinleyeni rahatlatır.
Alıştırma
Hangi cümle, gerçek durumun açıklamanın düşündürdüğü kadar tehlikeli olmadığını söyler ve sona samimi bir karşıtlık ekler?
- The cave is less dangerous than it sounds, though.
- Although the cave looks dangerous, it is actually safe.
- The cave sounds less dangerous than it really is.
Cevabı göster
The cave is less dangerous than it sounds, though.
If you don't remember the 13.75 billion years that went by before you existed,
2:33Eğer var olmadan önce geçen 13,75 milyar yılı hatırlamıyorsanız,
then the trillions and trillions and trillions of years that come after
2:37siz gittikten sonra gelecek olan trilyonlarca ve trilyonlarca ve trilyonlarca yıl da
In no time: “çok hızlı” anlamı ve sözcük anlamına gönderme
Günlük İngilizcede in no time, “çok hızlı bir şekilde” veya “çok kısa bir bekleyişten sonra” anlamına gelen bir deyimdir. Bu cümlede, ölümden sonraki yılların anında geçiyormuş gibi hissedileceğini anlatır. İfade aynı zamanda sözcük anlamına da gönderme yapar: Bir kişinin bilinçli bir zaman deneyimi yoksa onun hissedebileceği bir “zaman” da yoktur. Trilyonlarca yıl nesnel olarak kısalmaz; söylenen şey öznel deneyimle ilgilidir.
Alıştırma
Cümleyi “çok hızlı” anlamındaki üç sözcüklü İngilizce deyimle tamamlayın: The café was empty, so we found a table ____.
Cevabı göster
in no time
That's how long forever feels: öznel süreyi ölçmek
That's, ilk iki komutun oluşturduğu bire kadar sayma süresine, yani çok kısa aralığa gönderme yapar. That's how long X feels kalıbı bu kısa deneyimi X’i tanımlamak için kullanılan bir ölçüye dönüştürür: Burada forever, öznel olarak yalnızca o an kadar uzun hissedilen bir şey gibi sunulur. Cümle, dinleyen kişi küçük eylemi yaptıktan sonra temel iddiayı verir. Komut-komut-özet sıralaması güçlü bir retorik sonuç oluşturur. Feels nesnel süreyi değil, öznel deneyimi belirtir; sonsuzluğun gerçekten bir saniye sürdüğünü iddia etmez.
Alıştırma
Bir sunucu şöyle diyor: “Press the button. Count to three. That's how long the scan takes.” Son cümle ne yapıyor?
- İzleyiciden taramanın ne zaman başlayacağını tahmin etmesini ister.
- Üçe kadar sayılan aralığı taramanın süresini göstermek için kullanır.
- Taramanın üç ayrı duraklamadan sonra başlaması gerektiğini söyler.
Cevabı göster
Üçe kadar sayılan aralığı taramanın süresini göstermek için kullanır.
as far as we know: bir iddiayı mevcut bilgiyle sınırlamak
Bu cümlede as far as we know, iddiayı konuşanın grubunun şu anda sahip olduğu bilgi ve kanıtlarla sınırlar. “Şu anda bildiklerimize dayanarak” anlamına gelir; “bu kesinlikle doğrudur” demek değildir. İfadenin tamamı konuşanın tutumunu gösterir: iddiayı temkinli hâle getirir ve daha sonra ortaya çıkacak kanıtların onu değiştirebilmesine yer bırakır. Buradaki far fiziksel mesafeyi anlatmaz.
Alıştırma
Hangi cümlede as far as we know, bir iddianın yalnızca mevcut bilgilere göre doğru olduğunu belirtir?
- As far as we walked, the trail was still open.
- We know for certain that the trail is still open.
- As far as we know, the trail is still open.
Cevabı göster
As far as we know, the trail is still open.
Our videos induce existential dread in many, people, and the last few minutes probably haven't helped. Kalıp ifadeler
2:56Videolarımız birçok insanda varoluşsal korkuya yol açıyor ve son birkaç dakika da muhtemelen pek yardımcı olmadı.
induce existential dread: varoluş hakkında derin kaygı uyandırmak
Induce existential dread, “varoluş, hayatın anlamı veya ölüm hakkında derin bir korku ya da kaygıya neden olmak” demektir. Existential, dread sözcüğünü bu büyük sorularla sınırlar; dolayısıyla ifade yalnızca sıradan stres anlamına gelmez. Yapı induce + duygu + in + kişi şeklindedir: the videos induce existential dread in many people. Induce resmî bir ettirgen fiildir; bu güçlü ifade ciddi veya bilinçli olarak dramatik duyulabilir.
Alıştırma
Varoluş veya anlam hakkında derin kaygıya neden olmayı anlatan resmî eşdizimle cümleyi en iyi hangi seçenek tamamlar? The film ______ in some viewers.
- induced existential dread
- felt existential dread
- caused a minor inconvenience
Cevabı göster
induced existential dread
So, for once, we want to offer a different way of looking at these things, Kalıp ifadeler
3:02Bu yüzden, bir kez olsun, bu şeylere bakmanın farklı bir yolunu sunmak istiyoruz,
offer a different way of looking at...: farklı bir bakış açısı sunmak
Burada offer, “hediye olarak vermek” değil, “değerlendirilmesi için sunmak” anlamına gelir. A different way of looking at these things, daha önce konuşulan konuları anlamak için başka bir bakış açısı demektir. Looking at burada gerçek anlamda gözle bakmayı değil, soyut biçimde değerlendirmeyi anlatır. Offer a different way of + -ing kalıbı, önceki görüşün tamamen yanlış olduğunu iddia etmeden bir konuyu yeniden çerçeveler. Yeni bakış açısını dinleyicinin değerlendirebileceği bir seçenek olarak sunar.
Alıştırma
Hangi cümle yeni bir bakış açısı sunmak için hedef kalıbı doğal biçimde kullanır?
- I’d like to offer you a seat while we discuss the delay.
- I’d like to offer a different way of looking at the delay: it gave us time to fix another problem.
- I looked at the clock because the train was late.
Cevabı göster
I’d like to offer a different way of looking at the delay: it gave us time to fix another problem.
Cümle sonunda if you want ile bir etiketi yumuşatmak
Burada cümle sonundaki if you want, if you want to call it that veya if you want to think of it that way ifadelerinin kısaltılmış biçimidir. the philosophy of Kurzgesagt etiketinin isteğe bağlı ve yaklaşık bir adlandırma gibi duyulmasını sağlar. Bu ifade, konuşmacının seçtiği sözcükler hakkında bir yorumdur; felsefenin varlığı için gerçek bir koşul değildir. Bu rahat ara söz, konuşmacının etikete biraz mesafeli durduğunu gösterir ve onu tek doğru ad olarak sunmaktan kaçınır.
Alıştırma
Hangi cümlede cümle sonundaki if you want bir eylem önermek yerine bir etiketi yumuşatır?
- It is a reset button for the mind, if you want.
- We can leave early if you want.
- I can send you the notes if you want.
Cevabı göster
It is a reset button for the mind, if you want.
take it with a grain of salt: temkinli kabul
Burada take it with a grain of salt, “onu tamamen güvenilir veya doğru kabul etme” anlamına gelir. Konuşmacı, dinleyenden ardından gelen öznel düşünceyi değerlendirirken biraz kuşku duymasını ister. Bu deyim tamamen reddetmeyi değil, temkinli bir kabulü ifade eder. Nesnesi, güvenilirliği belirsiz bir iddia, görüş, tavsiye veya haber olabilir.
Alıştırma
Hedef deyimi tamamlayın: This rumor came from an unknown account, so take it ____.
Cevabı göster
with a grain of salt
We don't know any more about human existence than you do.
3:12Biz de insan varoluşu hakkında sizin bildiğinizden fazlasını bilmiyoruz.
We counter existential dread with optimistic nihilism. Kültür
3:15Varoluşsal korkuya iyimser nihilizm ile karşı koyuyoruz.
optimistic nihilism: önceden belirlenmiş bir amaç olmadan anlam
İyimser nihilizm, evrenin yaşama doğuştan gelen ve önceden belirlenmiş bir anlam vermediğini kabul ederken bu yokluğu yenilgi değil özgürlük olarak gören yaklaşımdır. Belirlenmiş kozmik bir amaç yoksa insanlar neyin önemli olduğunu seçebilir ve yaşama biçimleriyle anlam yaratabilir. Optimistic bu öncüle verilen tepkiyi, nihilism ise nesnel ve önceden yazılmış bir amacın bulunmadığı öncülünü ifade eder. İfade bir bütün olarak önceden belirlenmiş anlamın yokluğunu kişisel seçim alanı şeklinde sunar; kararların gerçek etkileri olmadığını ileri sürmez.
Alıştırma
Bu derste optimistic nihilism ifadesine en uygun yorum hangisidir?
- İnsanlar herkes için aynı olan gizli bir amacı keşfetmelidir.
- Evren her şeyin iyi sonuçlanacağını garanti eder.
- Hiçbir şey önemli değildir; bu yüzden seçimlerin gerçek sonuçları yoktur.
- Yaşamın önceden belirlenmiş kozmik bir anlamı yoktur; bu nedenle insanlar anlam yaratmakta ve neyin önemli olduğunu seçmekte özgürdür.
Cevabı göster
Yaşamın önceden belirlenmiş kozmik bir anlamı yoktur; bu nedenle insanlar anlam yaratmakta ve neyin önemli olduğunu seçmekte özgürdür.
özetleme işareti olarak to summarize
To summarize bir söylem işaretidir: Dinleyicilere, sıradaki sözlerin mevcut tartışmanın ana fikirlerini daha kısa bir ifadeyle özetleyeceğini bildirir. Tek bir kavramı veya bölümü özetleyebilir; bu nedenle konuşmanın tamamının sona erdiği anlamına gelmez. Burada, az önce ele alınan kavramın kısa bir tanımını sunar.
Alıştırma
Hangi başlangıç, cümlenin ana noktayı kısaca yeniden ifade ettiğini dinleyicilere açıkça bildirir?
- To summarize, the launch is delayed because of bad weather.
- For example, the launch was delayed last winter.
- By the way, the launch team changed its logo.
Cevabı göster
To summarize, the launch is delayed because of bad weather.
it seems very unlikely that 200 trillion trillion stars have been made for us.
3:23200 trilyon kere trilyon yıldızın bizim için yapılmış olması pek olası görünmüyor.
In a way, it feels like the cruelest joke in existence has been played on us.
3:28Bir bakıma, varoluştaki en acımasız şaka bize yapılmış gibi hissettiriyor.
only to realize this story is not about us. Dilbilgisi
3:33sadece bu hikayenin bizimle ilgili olmadığını fark etmek için.
beklenmedik sonuç bildiren only to realize
“Bir olay veya eylem + only to + fiilin yalın hâli” yapısında only to yan cümlesi, sonradan ortaya çıkan beklenmedik bir sonucu verir. Genellikle bir terslik yaratır ve hayal kırıklığı, ironi veya şaşkınlık ifade edebilir. Only to realize ifadesinde realize, farkına varmak veya anlamak demektir. Bu cümlede hikâyenin bizimle ilgili olmadığını keşfetmek, önceki eylemin amacı değil, şaşırtıcı sonucudur.
Alıştırma
Hangi cümle only to + fiil yapısını amaç değil, beklenmedik sonuç göstermek için kullanır?
- Leo opened the box, only to realize that it was empty.
- Leo opened the box in order to pack the gift.
- Leo opened the box to check the contents.
Cevabı göster
Leo opened the box, only to realize that it was empty.
While it is great to know about electrons and the powerhouse of the cell,
3:36Elektronlar ve hücrenin enerji santrali hakkında bilgi sahibi olmak harika olsa da,
science doesn't do a lot to make this less depressing.
3:40bilim bunu daha az iç karartıcı hale getirmek için pek bir şey yapmıyor.
Retorik bir meydan okuma olarak but so what?
Burada “but so what?”, “bu doğru olsa bile neden önemli olsun?” anlamına gelir. “Okay” önceki noktayı kısaca kabul ederken “but” tartışmayı yeni bir yöne çevirir. “So what?” gerçek bir bilgi isteği değil, retorik bir sorudur. Bu soru, moral bozucu bir sonuca karşı çıkar ve farklı bir bakış açısına yer açar. Ses tonuna ve bağlama göre “So what?” birine meydan okuyabilir, bir sorunu küçümseyebilir ya da konuşanın kendi korkusunu aşmasına yardımcı olabilir.
Alıştırma
Bir iş arkadaşınız, ebeveynlerinden birinin ağır hasta olduğunu söylüyor. Siz “So what?” diye cevap veriyorsunuz. Bu bağlamda düşünceli bir yanıt mıdır?
- Evet, ilgi gösterir.
- Hayır, küçümseyici gelir.
Cevabı göster
Hayır, küçümseyici gelir.
You only get one shot at life, which is scary, Deyimler
3:45Hayatta sadece tek bir şansınız var, bu korkutucu bir şey,
One shot at life: tekrarlanamayacak tek bir fırsat
“One shot at life” ifadesindeki “shot”, silahlı saldırı veya fotoğraf değil, bir şans ya da deneme anlamına gelen bir metafordur. “a/one shot at + isim veya -ing biçimi” kalıbı, bir şeyi deneme veya başarma fırsatı anlamına gelir. “Only”, bu fırsatın tekrarlanamayacağını vurgular. Bu cümlede hayat, yalnızca bir kez yaşayabileceğiniz bir şey olarak sunulur; bu da düşüncenin neden korkutucu geldiğini açıklar.
Alıştırma
“Maya has one shot at winning the scholarship,” cümlesinde “one shot at” ne anlama gelir?
- Bursun bir fotoğrafına sahip.
- Bursa doğru bir kez ateş etmesi gerekiyor.
- Bursu kazanmak için tek bir fırsatı var.
Cevabı göster
Bursu kazanmak için tek bir fırsatı var.
heat death (ısı ölümü)
Isı ölümü, evrenin olası bir son durumunu anlatan bir kozmoloji terimidir. Enerji o kadar eşit dağılır ki değişimi sürdürmek veya iş yapmak için kullanılabilecek enerji farkları kalmaz. Burada bu terim, savı son derece uzak bir geleceğe yerleştirir. Evrenin aşırı ısınıp yanması anlamına gelmez; heat, enerjinin dağılımını ifade eder.
Alıştırma
Kozmolojide heat death ifadesini en iyi hangi açıklama karşılar?
- Bir sıcak hava dalgası sırasında canlıların ölmesi
- Enerjinin, yararlı bir işin devam edemeyeceği kadar eşit dağıldığı bir durum
- Evrenin giderek daha sıcak hale gelmesinin yol açtığı bir patlama
Cevabı göster
Enerjinin, yararlı bir işin devam edemeyeceği kadar eşit dağıldığı bir durum
every humiliation you suffer in your life will be forgotten.
3:52hayatınızda katlandığınız her aşağılanma unutulacaktır.
Every mistake you made will not matter in the end.
3:55Yaptığınız her hata sonunda önemsiz olacaktır.
the only principles relevant are the ones we decide on.
4:08geçerli olan tek prensipler bizim belirlediklerimizdir.
... yoksa, biz ... karar veririz
Bu bölüm iki paralel koşul cümlesi kullanır: evrende X yoksa, X’e insanlar karar verir. İlk eşleşmede ilkeler, ikincisinde amaç kullanılır. Her anahtar ismin sonuçta tekrarlanması, koşulu doğrudan sonuca bağlar ve sava düzenli bir ritim verir. Bu mantık, görünürdeki bir eksikliği insanın etkin seçimine de dönüştürür: önceden verilmiş ilkelerin veya amacın olmaması, onları seçmek için bir neden hâline gelir. Bu, eylemlerin ilkeye ihtiyaç duymadığı veya sonuç doğurmadığı iddiası değildir; değerleri ve amacı kimin sağladığıyla ilgili bir iddiadır.
Alıştırma
Bölümün savını nasıl düzenlediğini en iyi hangi açıklama anlatır?
- Evrenin zaten sabit ilkeleri ve sabit bir amacı olduğunu savunur.
- Her koşul, evrende eksik olan bir şeyi belirtir ve her sonuç bu fikri insanların seçebileceği bir şey olarak tekrarlar.
- Bölüm birbiriyle ilgisiz dört iddia sunar ve anahtar sözcükleri tekrarlamaktan kaçınır.
Cevabı göster
Her koşul, evrende eksik olan bir şeyi belirtir ve her sonuç bu fikri insanların seçebileceği bir şey olarak tekrarlar.
Humans will most certainly cease to exist at some point. Kelime
4:16İnsanlar bir noktada neredeyse kesinlikle yok olacaklar.
cease to exist: varlığın sona ermesini resmî biçimde anlatmak
Cease to exist, “var olmayı bırakmak, artık var olmamak” anlamına gelir. Bu cümlede özne insanlığın tamamıdır; dolayısıyla ifade tek bir kişinin ölümünü değil, insan türünün olası sonunu anlatır. Yapı cease + to-infinitive biçimindedir. Düşünceye resmî ve soyut bir ton verir; bir tür, kuruluş, sistem veya olgu tamamen ortadan kalktığında kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi cease ve “artık var olmamak” anlamına gelen doğru to-infinitive ile tamamlayın: Without new members, the club may ____.
Cevabı göster
cease to exist
before we do: önceki fiil öbeğinin yerini alan do
before we do ifadesindeki do, daha önce geçen cease to exist fiil öbeğinin yerini alır. We, humans sözcüğüne gönderme yaptığı için anlaşılan tam anlam “before we cease to exist”tir. Do'nun bu kullanımı, zaten açık olan fiil öbeğini tekrarlamadan cümleyi bağlar. Dinleyen kişi eksik bırakılan eylemi yakın bağlamdan tamamlar; do burada yeni veya genel bir eylem anlamına gelmez.
Alıştırma
cancel the trip ifadesinin yerine geçen tek sözcüklük art fiili yazın: The team may cancel the trip, but before they ____, they will check the weather.
Cevabı göster
do
we get to explore ourselves and the world around us. Dilbilgisi
4:21kendimizi ve etrafımızdaki dünyayı keşfetme şansımız var.
get to explore: zorunluluk değil, fırsat
Burada get to + fiilin yalın hâli, bir şeyi yapma fırsatına sahip olmak anlamına gelir. Kendimizi ve dünyayı keşfetmeyi bir görev olarak değil, bize sunulan değerli bir deneyim olarak gösterir. Erişim, izin, koşullar veya şans bir deneyimi mümkün kıldığında get to + fiil kullanılabilir.
Alıştırma
Sevindirici bir fırsat ifade etmek için cümleyi get to ile tamamlayın: During the workshop, we ____ build our own robot.
Cevabı göster
get to
The fact that we're even able to think about these things is already kind of incredible.
4:31Bunlar hakkında düşünebiliyor olmamız bile aslında oldukça inanılmaz.
It's easy to think of ourselves as separated from everything, Kalıp ifadeler
4:36Kendimizi her şeyden ayrı düşünmek kolaydır,
think of ourselves as separated: A’yı B olarak görmek
Think of A as B, zihinde A’yı B olarak canlandırmak veya görmek anlamına gelir. Burada A ourselves, B ise separated from everything olduğundan cümle, insanları diğer her şeyden farklı ve kopuk görmenin yaygın bir biçimini anlatır. as ile başlayan bölüm, A’ya verilen kimliği, kategoriyi, rolü veya durumu belirtir. Bu örnekte separated, sıfat gibi kullanılan bir geçmiş zaman ortacıdır; from everything ise bu durumu tamamlar.
Alıştırma
Cümleyi think of A as B kalıbıyla tamamlayın: Many readers ____ the library ____ a quiet place to focus.
Cevabı göster
think of · as
We are as much the universe as a neutron star or a black hole or a nebula. Dilbilgisi
4:41Biz de bir nötron yıldızı, bir kara delik ya da bir bulutsu kadar evrenin kendisiyiz.
as much the universe as a neutron star: eşit konum, eşit büyüklük değil
be as much X as Y kalıbında much yalnızca miktarı değil, bir şeyin X kimliğine ya da niteliğine ne kadar tam ve gerçek anlamda sahip olduğunu da ölçebilir. Burada, insanların da bir nötron yıldızı kadar gerçek biçimde evrenin parçası ya da evrenin bir ifadesi olduğu anlatılır. İkinci as'ten sonraki sözler karşılaştırmanın diğer tarafını verir. a neutron star, a black hole ve a nebula bu konumu paylaşan paralel örneklerdir. Cümle onların boyutunu, kütlesini ya da fiziksel gücünü değil, evrenin parçaları olma konumlarını karşılaştırır.
Alıştırma
Hangi cümle, iki şeyin aynı kategoriye eşit derecede uyduğunu söylemek için as much X as Y kalıbını kullanıyor?
- A podcast can be as much a news source as a newspaper is.
- A podcast can be as large as a newspaper is.
- A podcast can report as much news as a newspaper does.
Cevabı göster
A podcast can be as much a news source as a newspaper is.
the sensory organs of the universe bir metafor olarak
The sensory organs of the universe, bilinçli varlıklar için kullanılan bir metafordur. Gözlerin, kulakların ve diğer duyu organlarının canlı bir bedenin algılamasını sağlaması gibi, insanlar da evrenin kendi parçalarından biri aracılığıyla farkına varmasını, düşünmesini ve hissetmesini sağlar. Bu ifade, its thinking and feeling part sözünü başka biçimde adlandıran bir eş görevli ögedir. Konuşmacının felsefi imgesini geliştirir; evrenin gerçek organları olan biyolojik bir beden olduğu yönünde bilimsel bir iddia değildir.
Alıştırma
the sensory organs of the universe ifadesinin temel işlevi nedir?
- Evrenin gerçekten biyolojik gözlere, kulaklara ve başka organlara sahip olduğunu söyler.
- Yıldızları ve bulutsuları gözlemlemek için kullanılan bilimsel araçları adlandırır.
- Bilinçli varlıkları, evrenin algılama ve hissetme yolu olarak metaforik biçimde yeniden adlandırır.
Cevabı göster
Bilinçli varlıkları, evrenin algılama ve hissetme yolu olarak metaforik biçimde yeniden adlandırır.
We are truly free in a universe-sized playground.
4:52Evren büyüklüğünde bir oyun alanında gerçekten özgürüz.
So, we might as well aim to be happy and to build some kind of utopia here in the stars. Ton ve niyet
4:55Öyleyse mutlu olmayı ve yıldızların arasında bir tür ütopya inşa etmeyi hedefleyebiliriz.
Might as well ile baskı içermeyen pratik bir seçim
Might as well + fiilin yalın hâli, bir eylemi yapmamak için güçlü bir neden bulunmadığında veya açıkça daha iyi bir seçenek olmadığında o eylemi mantıklı bir tercih olarak sunar. Burada aim ifadesi bu kalıbın ardından gelir; böylece mutluluğu hedeflemek pratik bir sonuç olarak sunulur. Bu ifade çoğu zaman sakin bir kabulleniş, koşullara uyum sağlama veya hafif bir yılgınlık taşır. Eylemin zorunlu olduğu anlamına gelmez ve buradaki might olağan belirsizlik anlamını vermez.
Alıştırma
Daha iyi bir seçenek bulunmadığında yapılan pratik bir tercihi anlatan üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The museum is closed, so we ____ explore the park nearby.
Cevabı göster
might as well
It's not as if we found out everything there is to know. Ton ve niyet
5:00Bilinmesi gereken her şeyi bulmuşuz gibi de değil.
It's not as if ile örtük bir varsayımı reddetmek
It's not as if + yan cümle, birinin varsayıyor olabileceği düşünceyi veya abartılı bir sonucu reddeder. Yaklaşık olarak “Bu sonuç ancak şu doğru olsaydı anlamlı olurdu, ama doğru değil” demektir. Burada konuşmacı, insanlığın bilinebilecek her şeyi keşfettiği yönündeki söylenmemiş düşünceye karşı çıkar. As if yan cümlesi, konuşmacının kabul ettiği bir gerçeği değil, reddedilen varsayımı sunar.
Alıştırma
Bir arkadaşınız “You never help with the project.” diyor. Bu abartılı varsayımı en iyi reddeden yanıt hangisidir?
- It's not as if I never help; I worked on it yesterday.
- It's not as if I always help; I missed one meeting.
- It's not true that the project is difficult; I worked on it yesterday.
Cevabı göster
It's not as if I never help; I worked on it yesterday.
We don't know why the rules of the universe are as they are,
5:03Evrenin kurallarının neden böyle olduğunu bilmiyoruz,
We have no idea what consciousness is or if we are alone in the universe. Dilbilgisi
5:09Bilincin ne olduğu veya evrende yalnız olup olmadığımız hakkında hiçbir fikrimiz yok.
Dolaylı sorular: what consciousness is ... if we are alone
have no idea ifadesinden sonra gelen what consciousness is ve if we are alone in the universe, birbirine bağlanmış iki dolaylı soru yan tümcesidir. Birincisi wh- soru sözcüğüyle başlar; ikincisindeki if, whether anlamına gelir. Dolaylı sorularda bildirme cümlesi söz dizimi kullanılır: özne fiilden önce gelir. Bu yüzden consciousness, is sözcüğünden; we ise are sözcüğünden önce kalır. Devrik soru dizilimi yalnızca bağımsız doğrudan sorularda, yani What is consciousness? ve Are we alone in the universe? cümlelerinde kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümle have no idea ifadesinden sonra iki dolaylı soruyu doğru kullanır?
- We have no idea where the train is or whether it has left.
- We have no idea where is the train or whether has it left.
- We have no idea where the train is or has it left.
Cevabı göster
We have no idea where the train is or whether it has left.
Kapanış işareti olarak wrapping up
Wrapping up, konuşmacının son özete veya kapanışa geçtiğini dinleyicilere bildiren konuşma diline özgü bir söylem işaretidir. So, wrapping up, içinde bir şeyi fiziksel olarak paketlemekten söz etmez; konuşmanın yapısını düzenler. As I wrap up benzeri bir anlam taşıyan kısaltılmış giriş ifadesidir. Virgüller bu ifadeyi ardından gelen ana mesajdan ayırır.
Alıştırma
Bu dersteki konuşma diline özgü kapanış işareti wrapping up ile tamamlayın: So, ____, here are our three final decisions.
Cevabı göster
wrapping up
you've probably used up a good chunk of the time available to you. Notlar
5:29muhtemelen size ayrılan zamanın büyük bir kısmını çoktan tükettiniz.
used up: sınırlı bir kaynağı tüketmek
Bu cümlede used up, 'tüketmiş' veya 'harcamış' anlamına gelir. Zaman sınırlı bir kaynak olarak ele alınır ve ifade, artık daha az zaman kaldığını vurgular. up parçacığı tükenme sonucunu ekler; yukarı doğru hareket bildirmez. Burada zamanın büyükçe bir bölümü tüketilmiştir, dolayısıyla kaynağın tamamının bitmiş olması gerekmez.
Alıştırma
'Tamamen tüketmek' anlamına gelen dersteki öbek fiille cümleyi tamamlayın: We ____ all the printer paper during the project.
Cevabı göster
used up
a good chunk of: oldukça büyük bir bölüm
Bu cümlede a good chunk of, 'oldukça büyük bir bölümü' anlamına gelir. Good miktarı güçlendirir; burada 'kayda değer' demektir, 'yüksek kaliteli' veya ahlaki açıdan iyi anlamına gelmez. Chunk katı bir parçayı adlandırabilir, ancak time, money veya work gibi soyut bir isimle kullanıldığında bütünün önemli bir bölümünü ifade eder.
Alıştırma
'Oldukça büyük bir bölümü' anlamına gelen dersteki gündelik ifadeyi kullanın: The repairs took ____ our budget.
Cevabı göster
a good chunk of
there is no reason not to have fun and live as happily as possible. Dilbilgisi
5:34eğlenmemek ve mümkün olduğunca mutlu yaşamamak için hiçbir neden yok.
no reason not to: eylemi destekleyen çift olumsuzluk
there is no reason not to + fiilin yalın hâli kalıbı, eyleme karşı geçerli bir engel ya da gerekçe olmadığını belirtir. not sözcüğü, not to have örneğindeki gibi mastar yapısına aittir; bu nedenle iki olumsuzluk cümleyi eylemi yapma yönüne çevirir. Burada konuşan kişi eğlenmeyi destekler. Bu ifade, teşvik ya da izni doğrudan bir emir yerine mantıklı bir sonuç olarak sunar. Eylemin hiç risk taşımadığını kanıtlamaz; yalnızca konuşanın eyleme karşı iyi bir neden bulunmadığı yönündeki değerlendirmesini aktarır.
Alıştırma
Cümleyi dersteki çift olumsuzluk kalıbıyla tamamlayın: “The event is free and we have time, so there is ____ go.”
Cevabı göster
no reason not to
live as happily as possible: as + zarf + as possible yapısı
live as happily as possible ifadesinde happily, live fiilini niteleyen bir zarftır. as + zarf + as possible kalıbı “koşulların izin verdiği en yüksek derecede” anlamına gelir; dolayısıyla ifade, gerçekçi olarak mümkün olan en mutlu biçimde yaşamayı anlatır. Possible pratik bir üst sınır belirler; mutlu yaşamanın yalnızca bir olasılık olduğu anlamına gelmez. Bir eylemin nasıl yapıldığını anlatmak için eylem fiiliyle zarf kullanılır; be fiilinden sonra ise be as happy as possible örneğindeki gibi sıfat kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi as ... as possible kalıbını ve happy sözcüğünden türetilen zarfı kullanarak tamamlayın: “After graduation, Maya wants to live ____.”
Cevabı göster
as happily as possible
Bonus points if you make the life of other people better. Deyimler
5:39Diğer insanların hayatını daha iyi hale getirirseniz ekstra puan.
Bonus points if ...: Ek çabayı şakacı biçimde övmek
Bonus points if ... oyunların ve puanlamanın dilini ödünç alır. Burada gerçek bir puan sistemi yoktur; ifade, “eğer ... olursa özellikle iyi veya takdire değerdir” anlamına gelir ve hafif, şakacı bir onay katar. Bu kalıp önce temel eylemi kabul eder veya değerli bulur, ardından if yan cümlesindeki eylemi daha da iyisini yapmanın ek bir yolu olarak sunar. Böylece fazladan eylemi kesin bir zorunluluk gibi göstermeden asgari beklentinin ötesindeki çabayı över.
Alıştırma
“Bonus points if you check the instructions twice” cümlesinde Bonus points if ne anlatır?
- İki kez kontrol etmenin cezaya yol açacağı konusunda uyarır.
- İki kez kontrol etmenin resmî puanlamanın parçası olduğunu belirtir.
- İki kez kontrol etmeyi isteğe bağlı bir ek olarak şakacı biçimde över.
Cevabı göster
İki kez kontrol etmeyi isteğe bağlı bir ek olarak şakacı biçimde över.
More bonus points if you help build a galactic human empire.
5:42Galaktik bir insan imparatorluğu kurmaya yardım ederseniz daha da fazla ekstra puan.
make you feel good: make + nesne + fiilin yalın hâli
make you feel good ifadesinde make ettirgendir; “bir şeye neden olmak” anlamına gelir. Yapı make + nesne + fiilin yalın hâli şeklindedir. Bu nedenle you etkilenen kişidir ve feel, önüne to almadan yalın hâlde kalır. Good, bağ fiili feel'den sonra gelen bir sıfattır. Kişinin yaşadığı olumlu durumu veya duyguyu anlatır. Aynı yapı farklı nesneler, fiiller ve tamamlayıcılarla yeniden kullanılabilir: make me laugh, make them wait veya make us feel calm.
Alıştırma
Cümleyi make + nesne + fiilin yalın hâli yapısı ve good sıfatıyla tamamlayın: A sincere compliment can ____ on a hard day.
Cevabı göster
make you feel good
You get to decide whatever this means for you.
5:48Bunun sizin için ne anlama geldiğine siz karar verirsiniz.
come as a surprise to you: size şaşırtıcı gelmek
Bu ifadede konuşan kişi, bilginin dinleyen kişi için beklenmedik olabileceğini belirtir. Come burada fiziksel hareketi değil, “sonuçta öyle algılanmayı” anlatır; as a surprise ise bilginin yarattığı şaşkınlık etkisini belirtir. Kalıp may come as a surprise to + kişi şeklindedir. Giriş ifadesi olarak kullanıldığında, birini beklenmedik bilgiye nazikçe hazırlar. Samimi ve ciddi biçimde kullanılabileceği gibi, bariz bir gerçeği şaşırtıcıymış gibi göstererek mizah da yaratabilir.
Alıştırma
Konuşan kişi“This may come as a surprise to you”ifadesiyle neyi belirtir?
- Dinleyen kişi bilgiyi gizli tutmak zorundadır.
- Sıradaki bilgi dinleyen kişi için beklenmedik olabilir.
- Bir şey fiziksel olarak dinleyen kişiye doğru hareket ediyor.
Cevabı göster
Sıradaki bilgi dinleyen kişi için beklenmedik olabilir.
but Kurzgesagt is not actually run by birds,
5:59ama Kurzgesagt aslında kuşlar tarafından yönetilmiyor,
So many people spending hundreds of hours on research, Kalıp ifadeler
6:08Bu kadar insan yüzlerce saatini araştırma yapmaya,
araştırmaya yüzlerce saat harcamak
spend + zaman miktarı + on + isim yapısı, belirtilen zamanı bir işe veya konuya ayırmak anlamına gelir. Örnekte hundreds of hours zaman miktarıdır ve research, on edatından sonra gelen isimdir. Spend burada para değil, zaman harcamayı anlatır.
Alıştırma
spend + time + on + isim yapısını tek sözcükle tamamlayın: Leo spent two hours ____ research for his report.
Cevabı göster
on
writing, and animating the Kurzgesagt videos
6:11Kurzgesagt videolarını yazıp canlandırmaya harcıyor
Our products are a piece of Kurzgesagt that you can touch, read, and have around you.
6:21Ürünlerimiz dokunabileceğiniz, okuyabileceğiniz ve etrafınızda bulundurabileceğiniz Kurzgesagt'ın birer parçasıdır.
they're a vital part of our dream to inspire people all around the world.
6:28onlar da dünyanın dört bir yanındaki insanlara ilham verme hayalimizin hayati bir parçası.
Our carefully researched infographic posters are now part of so many people's homes,
6:32Özenle araştırılmış infografik posterlerimiz artık pek çok insanın evinin bir parçası,
teaching them about evolution, black holes, and the night sky.
6:37onlara evrim, kara delikler ve gece gökyüzü hakkında bilgi veriyor.
While our gratitude journal helps improve lives every day.
6:41Minnettarlık günlüğümüz ise hayatları her gün iyileştirmeye yardımcı oluyor.
A special thanks goes out to everyone who appreciates our weirder product ideas. Kalıp ifadeler
6:45Daha tuhaf ürün fikirlerimizi takdir eden herkese özel bir teşekkür ediyoruz.
A special thanks goes out to ... ile herkese açık teşekkür
“A special thanks goes out to ...”, bir kişiye ya da gruba herkesin önünde teşekkür yöneltmek için kullanılan kalıplaşmış bir ifadedir. Burada goes out to, “...e ifade edilir” anlamına gelir; gerçek bir hareketi anlatmaz. İfade, daha geniş bir mesaj içinde belirli bir teşekkür alıcısını öne çıkarır. Bu nedenle yüz yüze söylenen özel bir Thank you ifadesinden çok, kamuya açık bir takdir gibi duyulur.
Alıştırma
Bu dersteki ifadeyle kamuya açık teşekkür cümlesini tamamlayın: ____ our volunteer team.
Cevabı göster
A special thanks goes out to
Every Kurzgesagt product you buy directly funds another moment we get to spend working on our videos,
6:50Satın aldığınız her Kurzgesagt ürünü, videolarımız üzerinde çalışarak geçirdiğimiz bir başka anı doğrudan finanse ediyor,
and you get a special piece of Kurzgesagt in return.
6:56ve karşılığında siz de özel bir Kurzgesagt parçasına sahip oluyorsunuz.
Thank you so much for being a part of our story and for making this channel possible. Dilbilgisi
7:00Hikayemizin bir parçası olduğunuz ve bu kanalı mümkün kıldığınız için çok teşekkür ederiz.
for being ... and for making ...: paralel teşekkür nedenleri
thank someone for doing something yapısında for, teşekkürün nedenini belirtir ve for sonrasındaki fiil -ing biçimini alır. Burada being ve making sözcüklerinin örtük öznesi you, yani teşekkür edilen kişilerdir. making öncesinde for sözcüğünün tekrarlanması iki açık ve paralel neden grubu oluşturur: for being ... and for making .... İkinci for bazen atılabilir; ancak korunması, uzun bir teşekkür cümlesini takip etmeyi kolaylaştırır ve iki nedene eşit ağırlık verir.
Alıştırma
Paralel teşekkür yapısını for + -ing biçimleriyle tamamlayın: Thank you ____ a patient teammate and ____ this project possible.
Cevabı göster
for being · for making
The bird humans of Kurzgesagt are eternally grateful.
7:05Kurzgesagt'ın kuş-insanları size sonsuza dek minnettar.