İyimser Nihilizm: İngilizce çalışma notları

Kurzgesagt – In a Nutshell

Öğrenme zorluğu
1.219 kelime 189 kel/dk

Video: Sonlu evrendeki küçük yerimizden başlayan anlatı, varoluşsal kaygıdan iyimser nihilizme geçiyor: verilmiş amaç yoksa anlam seçebilir, yaşama değer verebilir, cevap arayabilir ve başkalarına yardım edebiliriz. İngilizce noktaları: 1. the older we got, the more we learned — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: iki değişimi bağlayan ikili karşılaştırmayı tanıyıp birlikte ilerlediklerini anlatın. 2. take it with a grain of salt. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: öznel bir iddiayı eleştirel değerlendirme uyarısını anlayıp görüşü ihtiyatla sınırlayın. 3. might as well — Edimbilim ve tutum: karşı çıkmak için pek neden yokken eylemin makul olduğunu belirten, hafif kabullenici öneriyi fark edin.

Bu derste

Human existence is scary and confusing.

0:00

İnsan varoluşu korkutucu ve kafa karıştırıcıdır.

A few hundred thousand years ago,

0:04

Birkaç yüz bin yıl önce,

we became conscious and found ourselves in a strange place. Kalıp ifadeler

0:05

bilincimizi kazandık ve kendimizi garip bir yerde bulduk.

Kalıp ifadeler

find ourselves in: beklenmedik bir durumda olduğunu fark etmek

Burada found ourselves in, “kendimizin orada olduğunu fark ettik” veya “kendimizi orada bulduk” anlamına gelir. İnsanlar kendilerini arayıp bulmuş değildir. Yapı find + dönüşlü zamir + yer veya durum şeklindedir ve çoğu zaman beklenmedik ya da bilinçli olarak seçilmemiş bir durumu anlatır. Dönüşlü zamir özneyle uyumlu olmalıdır: I found myself, she found herself, we found ourselves. Bu yapıdan sonra in a strange town gibi bir yer, in trouble gibi bir durum veya thinking about home gibi bir eylem gelebilir.

Alıştırma

Cümleyi “kendisinin bu durumda olduğunu beklenmedik biçimde fark etti” anlamına gelen find oneself biçimiyle tamamlayın: After following the wrong trail, Leo ____ alone in the forest.

Cevabı göster

found himself

It was filled with other beings.

0:09

Diğer varlıklarla doluydu.

We could eat some,

0:11

Bazılarını yiyebiliyorduk,

some could eat us.

0:12

bazıları bizi yiyebiliyordu.

There was liquid stuff we could drink,

0:14

İçeceğimiz sıvı şeyler vardı,

things we could use to make more things.

0:16

daha fazla şey yapmak için kullanabileceğimiz şeyler.

The daytime sky had a tiny yellow ball that warmed our skin.

0:19

Gündüz gökyüzünde tenimizi ısıtan küçük sarı bir top vardı.

The night sky was filled with beautiful lights.

0:23

Gece gökyüzü güzel ışıklarla doluydu.

This place was obviously made for us.

0:25

Burası açıkça bizim için yaratılmıştı.

Something was watching over us. Öbek fiiller

0:28

Bir şey bizi gözetiyordu.

Öbek fiiller

watch over: korumak veya gözetmek

Watching over, watch over ifadesinin devam eden eylem biçimidir. Burada bizi korumak, kollamak veya gözetmek anlamına gelir. Yalnızca daha yüksek bir konumdan bize bakan bir şeyi değil, koruyucu bir varlığı anlatır. Yapı watch over + kişi, grup veya şey şeklindedir. Gerçek bir kişinin sağladığı somut korumayı ya da daha simgesel veya ruhani bir korunma duygusunu anlatabilir.

Alıştırma

“A nurse watched over the patient all night,” cümlesinde hemşire ne yaptı?

  1. Hastayı koruyup gözetti.
  2. Hastaya üst kattaki bir yerden baktı.
  3. Aradıktan sonra hastayı buldu.
Cevabı göster

Hastayı koruyup gözetti.

We were home.

0:30

Evimizdeydik.

This made everything much less scary and confusing.

0:31

Bu da her şeyi çok daha az korkutucu ve kafa karıştırıcı hale getirdi.

But the older we got, Dilbilgisi

0:35

Ancak büyüdükçe,

the more we learned about the world and ourselves.

0:36

dünya ve kendimiz hakkında daha çok şey öğrendik.

Dilbilgisi

the older ..., the more ...: bağlantılı değişimleri anlatan karşılaştırma yapısı

The older we got, the more we learned, the + comparative ..., the + comparative ... biçimindeki bağlantılı karşılaştırma yapısını kullanır. Değişen iki ölçeği birbirine bağlar: yaşımız arttıkça öğrendiğimiz şeylerin miktarı da arttı. Burada got, became anlamına gelen bir bağ fiilidir; bu nedenle the older we got, the older we became ile aynı anlama gelir. İki the de normal belirli tanımlık değildir; bu yapının işaretleridir. Her iki bölümde de karşılaştırma anlamı bulunmalı, ikinci bölüm bağlantılı sonucu veya değişimi vermelidir.

Alıştırma

Bağlantılı karşılaştırma yapısını less sözcüğünün tam karşıtıyla tamamlayın: The less you worry about mistakes, ____ confident you become.

Cevabı göster

the more

We learned that the twinkling lights are not shining beautifully for us,

0:39

Pırıl pırıl parlayan ışıkların bizim için güzelce parlamadığını,

they just are.

0:42

sadece öylece var olduklarını öğrendik.

We learned that we're not at the center of what we now call the universe, Dilbilgisi

0:43

Şu anda evren dediğimiz şeyin merkezinde olmadığımızı,

Dilbilgisi

what we now call the universe: kaynaşık ilgi tümceciği

What we now call the universe, ad anlamını kendi içinde barındıran kaynaşık bir ilgi tümceciğidir. The thing that we now call the universe anlamına gelir. Tümcecik içinde what, call fiilinin nesnesidir; the universe ise bu nesneye verilen addır. Tüm tümcecik, of sonrasında bir ad öbeği görevindedir. Burada call, ‘telefon etmek’ değil, ‘adlandırmak’ veya ‘olarak söz etmek’ anlamındadır. Now, universe sözcüğünü bugünkü bakış açısından kullanılan ad olarak sunar; adın yakın zamanda değiştiğini söylemek zorunda olmadan güncel terminolojiyi vurgulayabilir.

Alıştırma

İlgi tümceciğinden önce bir isim öncülü yokken what sözcüğünü doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The device evolved into what we now call a smartphone.
  2. The device evolved into which we now call a smartphone.
  3. The device evolved into that we now call a smartphone.
Cevabı göster

The device evolved into what we now call a smartphone.

and that it is much, much older than we thought.

0:46

ve onun sandığımızdan çok ama çok daha eski olduğunu öğrendik.

We learned that we're made of many little dead things, Kalıp ifadeler

0:50

Birçok küçük ölü şeyden oluştuğumuzu,

which make up bigger things that are not dead for some reason,

0:52

bunların nedense ölü olmayan daha büyük şeyleri oluşturduğunu,

Kalıp ifadeler

made of ... make up: oluşum ilişkisinin zıt yönleri

Be made of, bütünden onun malzemesine veya parçalarına doğru bakar: we daha büyük bütündür; many little dead things ise onu oluşturan küçük parçalardır. Make up yönü tersine çevirir: küçük şeyler özne olur ve birlikte daha büyük şeyleri oluşturur. Burada make up “oluşturmak” demektir; “uydurmak”, “makyaj yapmak” veya “barışmak” anlamında değildir.

Alıştırma

Hangi cümlede made of ve make up doğru yönlerde kullanılmıştır?

  1. The bricks are made of the wall, and the bricks make up the wall.
  2. The wall is made of bricks, and the bricks make up the wall.
  3. The wall is made of bricks, and the wall makes up the bricks.
Cevabı göster

The wall is made of bricks, and the bricks make up the wall.

and that we're just another temporary stage in a history going back over a billion years.

0:55

ve milyarlarca yıl öncesine dayanan bir tarihte bizim sadece geçici bir aşama olduğumuzu öğrendik.

We learned in awe that we live on a moist speck of dust moving around a medium-sized star Deyimler

1:01

Orta büyüklükte bir yıldızın etrafında dönen nemli bir toz zerresinde yaşadığımızı hayranlıkla öğrendik;

Deyimler

Dünya için bir mecaz olarak a moist speck of dust

Kelime anlamıyla a speck of dust, küçücük bir toz parçacığıdır. Burada konuşmacı Dünya'yı bir yıldızın çevresinde hareket eden nemli bir zerreye küçültür: moist suyu çağrıştırırken speck of dust gezegeni neredeyse hayal edilemeyecek kadar küçük gösterir. Bu, ölçekle ilgili bir mecazdır; Dünya'nın hangi maddeden yapıldığına ilişkin bir iddia değildir. Küçük bir yuva ile uçsuz bucaksız evren arasındaki karşıtlık hayranlık ve yeni bir bakış açısı yaratır.

Alıştırma

Bu cümlede a moist speck of dust, Dünya hakkında esas olarak neyi düşündürüyor?

  1. Dünya uçsuz bucaksız evrende son derece küçük görünürken moist onun suya sahip olduğunu ima eder.
  2. Konuşmacı yıldızın yanında bulunan bir toprak parçasını anlatmaktadır.
  3. Dünya bilimsel olarak çoğunlukla ıslak tozdan oluşan bir parçacık şeklinde sınıflandırılır.
Cevabı göster

Dünya uçsuz bucaksız evrende son derece küçük görünürken moist onun suya sahip olduğunu ima eder.

in a quiet region of one arm of an average galaxy,

1:06

sıradan bir galaksinin bir kolunun sessiz bir bölgesinde,

which is part of a galaxy group that we will never leave.

1:09

asla terk edemeyeceğimiz bir galaksi grubunun parçası olan bir yerde.

And this group is only one of thousands that together make up a galaxy supercluster.

1:12

Ve bu grup, bir araya gelerek bir galaksi süperkümesini oluşturan binlercesinden sadece biri.

But even our supercluster is only one in thousands that make up what we call the observable universe.

1:16

Fakat süperkümemiz bile gözlemlenebilir evren dediğimiz şeyi oluşturan binlercesinden sadece bir tanesi.

The universe might be a million times bigger,

1:23

Evren bir milyon kat daha büyük olabilir,

but we will never know.

1:25

ama bunu asla bilemeyeceğiz.

We could throw words around like 200 billion galaxies or trillions of stars or bazillions of planets, Notlar

1:27

200 milyar galaksi, trilyonlarca yıldız veya zibilyonlarca gezegen gibi kelimeleri öylesine savurabiliriz,

Öbek fiiller

throw words around: terimleri açıklamadan ortaya atmak

Bu cümlede throw words around, dinleyenin anlamasına mutlaka yardımcı olmadan etkileyici terimleri veya çok büyük sayıları rahatça kullanmak demektir. Hafif eleştirel bir tutum taşır ve sözcükleri gerçekten fırlatmayı anlatmaz. throw + words/terms/names/numbers + around kalıbı, dilin dikkatle açıklanmak yerine gelişigüzel, belirsiz veya etki yaratmak amacıyla kullanıldığını düşündürür.

Alıştırma

Bir sunumcu sürekli etkileyici istatistikler kullanıyor ama bunların ne gösterdiğini hiç açıklamıyor. Hedef ifadeye en uygun açıklama hangisidir?

  1. The presenter is briefly mentioning one neutral fact.
  2. The presenter is carefully defining each statistic.
  3. The presenter is throwing numbers around.
Cevabı göster

The presenter is throwing numbers around.

Kelime

bazillions of planets: eğlenceli ve kesin olmayan bir miktar

Burada bazillions of planets, hayal edilemeyecek kadar çok sayıda gezegen anlamına gelir. Bazillion, mizah amacıyla uydurulmuş bir sayı sözcüğüdür; bu yüzden bazillions özellikle kesin değildir. 200 billion ve trillions ifadelerinden sonra gelerek ölçeği normal sayma dilinin ötesine taşır ve listeyi daha eğlenceli hâle getirir. Ölçülebilir bir miktar olarak değil, abartı olarak anlaşılmalıdır.

Alıştırma

Hangi cümlede bazillions doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. The budget was calculated as 3.2 bazillions of euros.
  2. I opened the group chat and found bazillions of new messages.
  3. The laboratory measured exactly bazillions of particles.
Cevabı göster

I opened the group chat and found bazillions of new messages.

but all of these numbers mean nothing.

1:33

ancak tüm bu sayıların hiçbir anlamı yok.

Our brains can't comprehend these concepts.

1:35

Beynimiz bu kavramları algılayamıyor.

The universe is too big.

1:38

Evren çok büyük.

There is too much of it.

1:40

İçinde çok fazla şey var.

But size is not the most troubling concept we have to deal with.

1:42

Ancak boyut, uğraşmamız gereken en sorunlu kavram değil.

It's time,

1:45

Zaman,

or more precisely, Anlatım akışı

1:46

ya da daha doğrusu,

the time we have.

1:47

sahip olduğumuz zaman.

Anlatım akışı

Anında netleştirme için “or more precisely”

“Or more precisely”, konuşanın ilk başta kullandığı geniş ifadeyi hemen daha dar ve doğru bir ifadeyle değiştirdiğini gösterir. Burada “time”, “the time we have” şeklinde netleştirilerek genel zaman kavramından her kişinin sahip olduğu sınırlı zamana geçilir. Bu nedenle “or” burada eşit iki seçenek sunmaz. Cümleyi ilk ifade → düzeltme veya netleştirme biçiminde düzenler ve konuşanın cümleye baştan başlamadan daha kesin konuşmasını sağlar.

Alıştırma

İkinci zaman ifadesinin birincinin daha kesin biçimi olduğunu gösteren ifadeyi seçin: “The event starts this weekend—_____ at 9 a.m. on Saturday.”

  1. or more precisely
  2. as a result
  3. in contrast
Cevabı göster

or more precisely

If you're lucky enough to live to 100,

1:50

Eğer 100 yaşına kadar yaşayacak kadar şanslıysanız,

you have 5,200 weeks at your disposal. Kalıp ifadeler

1:52

emrinizde 5.200 hafta var demektir.

Kalıp ifadeler

“At your disposal” ile kullanıma hazır olma anlamı

“At your disposal”, bir şeyin istediğiniz gibi kullanmanız, yönetmeniz veya düzenlemeniz için hazır olduğu anlamına gelir. Bu cümlede 5.200 hafta, nasıl harcanacağına sizin karar verebileceğiniz sınırlı bir kaynak olarak sunulur. İfade genellikle be/have + nesne + at someone’s disposal yapısında görülür: “The tools are at our disposal” veya “We have the tools at our disposal.” Burada disposal, bir şeyi atmak değil, onu kullanabilme yetkisi anlamına gelir.

Alıştırma

“Kullanmanız için hazır” anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: A quiet meeting room is ____ all afternoon.

Cevabı göster

at your disposal

If you're 25 now,

1:55

Şu anda 25 yaşındaysanız,

then you have 3,900 weeks left.

1:56

geriye 3.900 haftanız kaldı.

If you're going to die at 70,

2:00

Eğer 70 yaşında ölecekseniz,

then there are 2,340 weeks left.

2:02

geriye 2.340 hafta kalıyor.

A lot of time,

2:05

Çok zaman gibi,

but also not really.

2:06

ama aynı zamanda pek de değil.

And then what?

2:09

Peki ya sonra?

Your biological processes will break down, Öbek fiiller

2:11

Biyolojik süreçleriniz bozulacak,

Öbek fiiller

break down: bir süreç çalışmayı durdurduğunda

Bu cümlede break down, 'giderek çalışmayı durdurmak veya işlevini yitirmek' anlamına gelir. Özne biological processes olduğu için yaşamı sürdüren vücut işlevlerinin artık normal şekilde çalışmayacağı anlatılır. Burada geçişsiz kullanım vardır: sistemin veya sürecin kendisi bozulur. Aynı yapı makineler, sistemler, görüşmeler ve çalışması ya da ilerlemesi durabilecek diğer düzenli süreçler için de kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede break down bir sistemin çalışmayı durdurması anlamında kullanılmıştır?

  1. The alarm system broke down during the storm.
  2. Please break the report down into three sections.
  3. After the bad news, he broke down and cried.
Cevabı göster

The alarm system broke down during the storm.

and the dynamic pattern that is you will stop being dynamic.

2:13

ve siz olan o dinamik yapı dinamik olmaktan çıkacak.

It will dissolve until there is no you left.

2:17

Sizden geriye hiçbir şey kalmayana kadar çözünüp gidecek.

Some believe that there is a part of us we can't see or measure,

2:20

Bazıları göremediğimiz ya da ölçemediğimiz bir parçamız olduğuna inanıyor,

but we have no way to find out.

2:24

ama bunu öğrenmenin bir yolu yok.

So, this life might be it, Kelime

2:26

Yani, hepsi bu hayat olabilir,

Kelime

might be it: var olan her şey olabilir

Burada it belirli bir nesneyi göstermez. Anlamını konuşmanın bağlamından alır ve 'var olan her şey' ya da 'tek yaşam' demektir. Bu nedenle this life might be it, bu yaşamın varoluşumuzun tamamı olabileceğini ve sonrasında başka bir yaşam olmayabileceğini anlatır. Might belirsizlik bildirir. Konuşan kişi bunun kesin olduğunu değil, gerçek bir olasılık olduğunu söyler.

Alıştırma

'Bu son veya tek fırsat olabilir' anlamındaki bu dersin ifadesiyle cümleyi tamamlayın: We may not get another chance. This ____.

Cevabı göster

might be it

and we might end up dead forever. Öbek fiiller

2:28

ve sonsuza dek ölmüş olabiliriz.

Öbek fiiller

end up dead forever: ulaşılan nihai sonuç

End up + tümleç, bir süreçten sonra ulaşılan nihai sonucu anlatır; bu sonuç çoğu zaman planlanmamış veya istenmemiştir. Burada dead, ortaya çıkan durumu anlatan bir sıfattır: sonunda ölü olabilirler ve forever bu durumu geri döndürülemez gösterir. Tümleç bir sıfat (end up exhausted), yer bildiren bir ifade (end up at the wrong station) veya -ing biçimi (end up waiting) olabilir. Might, sonucun kesin değil yalnızca mümkün olduğunu gösterir.

Alıştırma

Flooded sözcüğünü nihai ve muhtemelen plansız bir sonuç olarak sunan iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: If we ignore the leak, the basement could ____ flooded.

Cevabı göster

end up

This is less scary than it sounds, though. Dilbilgisi

2:31

Yine de bu kulağa geldiği kadar korkutucu değil.

Dilbilgisi

less scary than it sounds, though: ilk izlenimi düzeltmek

Less + sıfat + than it sounds yapısı, gerçek durumda söz konusu özelliğin derecesinin, açıklamanın ilk başta düşündürdüğünden daha düşük olduğunu anlatır. Buradaki it sounds, bir nesnenin ses çıkarması değil, “anlatılınca o izlenimi vermesi” demektir. Cümle sonundaki though, “yine de” anlamında kısa bir karşıtlık yorumu ekler. Kullanılan sözlerin korkutucu geldiğini kabul eder, ardından gerçeğin daha hafif olduğunu söyleyerek dinleyeni rahatlatır.

Alıştırma

Hangi cümle, gerçek durumun açıklamanın düşündürdüğü kadar tehlikeli olmadığını söyler ve sona samimi bir karşıtlık ekler?

  1. The cave is less dangerous than it sounds, though.
  2. Although the cave looks dangerous, it is actually safe.
  3. The cave sounds less dangerous than it really is.
Cevabı göster

The cave is less dangerous than it sounds, though.

If you don't remember the 13.75 billion years that went by before you existed,

2:33

Eğer var olmadan önce geçen 13,75 milyar yılı hatırlamıyorsanız,

then the trillions and trillions and trillions of years that come after

2:37

siz gittikten sonra gelecek olan trilyonlarca ve trilyonlarca ve trilyonlarca yıl da

will pass in no time once you're gone. Deyimler

2:41

göz açıp kapayıncaya kadar geçecektir.

Deyimler

In no time: “çok hızlı” anlamı ve sözcük anlamına gönderme

Günlük İngilizcede in no time, “çok hızlı bir şekilde” veya “çok kısa bir bekleyişten sonra” anlamına gelen bir deyimdir. Bu cümlede, ölümden sonraki yılların anında geçiyormuş gibi hissedileceğini anlatır. İfade aynı zamanda sözcük anlamına da gönderme yapar: Bir kişinin bilinçli bir zaman deneyimi yoksa onun hissedebileceği bir “zaman” da yoktur. Trilyonlarca yıl nesnel olarak kısalmaz; söylenen şey öznel deneyimle ilgilidir.

Alıştırma

Cümleyi “çok hızlı” anlamındaki üç sözcüklü İngilizce deyimle tamamlayın: The café was empty, so we found a table ____.

Cevabı göster

in no time

Close your eyes.

2:44

Gözlerinizi kapatın.

Count to one.

2:45

Bire kadar sayın.

That's how long forever feels. Anlatım akışı

2:47

Sonsuzluk işte böyle hissettirir.

Anlatım akışı

That's how long forever feels: öznel süreyi ölçmek

That's, ilk iki komutun oluşturduğu bire kadar sayma süresine, yani çok kısa aralığa gönderme yapar. That's how long X feels kalıbı bu kısa deneyimi X’i tanımlamak için kullanılan bir ölçüye dönüştürür: Burada forever, öznel olarak yalnızca o an kadar uzun hissedilen bir şey gibi sunulur. Cümle, dinleyen kişi küçük eylemi yaptıktan sonra temel iddiayı verir. Komut-komut-özet sıralaması güçlü bir retorik sonuç oluşturur. Feels nesnel süreyi değil, öznel deneyimi belirtir; sonsuzluğun gerçekten bir saniye sürdüğünü iddia etmez.

Alıştırma

Bir sunucu şöyle diyor: “Press the button. Count to three. That's how long the scan takes.” Son cümle ne yapıyor?

  1. İzleyiciden taramanın ne zaman başlayacağını tahmin etmesini ister.
  2. Üçe kadar sayılan aralığı taramanın süresini göstermek için kullanır.
  3. Taramanın üç ayrı duraklamadan sonra başlaması gerektiğini söyler.
Cevabı göster

Üçe kadar sayılan aralığı taramanın süresini göstermek için kullanır.

And as far as we know, Kalıp ifadeler

2:50

Ve bildiğimiz kadarıyla,

Kalıp ifadeler

as far as we know: bir iddiayı mevcut bilgiyle sınırlamak

Bu cümlede as far as we know, iddiayı konuşanın grubunun şu anda sahip olduğu bilgi ve kanıtlarla sınırlar. “Şu anda bildiklerimize dayanarak” anlamına gelir; “bu kesinlikle doğrudur” demek değildir. İfadenin tamamı konuşanın tutumunu gösterir: iddiayı temkinli hâle getirir ve daha sonra ortaya çıkacak kanıtların onu değiştirebilmesine yer bırakır. Buradaki far fiziksel mesafeyi anlatmaz.

Alıştırma

Hangi cümlede as far as we know, bir iddianın yalnızca mevcut bilgilere göre doğru olduğunu belirtir?

  1. As far as we walked, the trail was still open.
  2. We know for certain that the trail is still open.
  3. As far as we know, the trail is still open.
Cevabı göster

As far as we know, the trail is still open.

in the end, the universe itself will die,

2:51

sonunda evrenin kendisi de ölecek,

and nothing will ever change again.

2:53

ve hiçbir şey bir daha değişmeyecek.

Our videos induce existential dread in many, people, and the last few minutes probably haven't helped. Kalıp ifadeler

2:56

Videolarımız birçok insanda varoluşsal korkuya yol açıyor ve son birkaç dakika da muhtemelen pek yardımcı olmadı.

Kalıp ifadeler

induce existential dread: varoluş hakkında derin kaygı uyandırmak

Induce existential dread, “varoluş, hayatın anlamı veya ölüm hakkında derin bir korku ya da kaygıya neden olmak” demektir. Existential, dread sözcüğünü bu büyük sorularla sınırlar; dolayısıyla ifade yalnızca sıradan stres anlamına gelmez. Yapı induce + duygu + in + kişi şeklindedir: the videos induce existential dread in many people. Induce resmî bir ettirgen fiildir; bu güçlü ifade ciddi veya bilinçli olarak dramatik duyulabilir.

Alıştırma

Varoluş veya anlam hakkında derin kaygıya neden olmayı anlatan resmî eşdizimle cümleyi en iyi hangi seçenek tamamlar? The film ______ in some viewers.

  1. induced existential dread
  2. felt existential dread
  3. caused a minor inconvenience
Cevabı göster

induced existential dread

So, for once, we want to offer a different way of looking at these things, Kalıp ifadeler

3:02

Bu yüzden, bir kez olsun, bu şeylere bakmanın farklı bir yolunu sunmak istiyoruz,

Kalıp ifadeler

offer a different way of looking at...: farklı bir bakış açısı sunmak

Burada offer, “hediye olarak vermek” değil, “değerlendirilmesi için sunmak” anlamına gelir. A different way of looking at these things, daha önce konuşulan konuları anlamak için başka bir bakış açısı demektir. Looking at burada gerçek anlamda gözle bakmayı değil, soyut biçimde değerlendirmeyi anlatır. Offer a different way of + -ing kalıbı, önceki görüşün tamamen yanlış olduğunu iddia etmeden bir konuyu yeniden çerçeveler. Yeni bakış açısını dinleyicinin değerlendirebileceği bir seçenek olarak sunar.

Alıştırma

Hangi cümle yeni bir bakış açısı sunmak için hedef kalıbı doğal biçimde kullanır?

  1. I’d like to offer you a seat while we discuss the delay.
  2. I’d like to offer a different way of looking at the delay: it gave us time to fix another problem.
  3. I looked at the clock because the train was late.
Cevabı göster

I’d like to offer a different way of looking at the delay: it gave us time to fix another problem.

an unscientific, subjective point of view,

3:05

bilimsel olmayan, öznel bir bakış açısı,

the philosophy of Kurzgesagt, if you want. Ton ve niyet

3:08

isterseniz Kurzgesagt felsefesi.

Ton ve niyet

Cümle sonunda if you want ile bir etiketi yumuşatmak

Burada cümle sonundaki if you want, if you want to call it that veya if you want to think of it that way ifadelerinin kısaltılmış biçimidir. the philosophy of Kurzgesagt etiketinin isteğe bağlı ve yaklaşık bir adlandırma gibi duyulmasını sağlar. Bu ifade, konuşmacının seçtiği sözcükler hakkında bir yorumdur; felsefenin varlığı için gerçek bir koşul değildir. Bu rahat ara söz, konuşmacının etikete biraz mesafeli durduğunu gösterir ve onu tek doğru ad olarak sunmaktan kaçınır.

Alıştırma

Hangi cümlede cümle sonundaki if you want bir eylem önermek yerine bir etiketi yumuşatır?

  1. It is a reset button for the mind, if you want.
  2. We can leave early if you want.
  3. I can send you the notes if you want.
Cevabı göster

It is a reset button for the mind, if you want.

Please take it with a grain of salt. Deyimler

3:10

Lütfen buna biraz şüpheyle yaklaşın.

Deyimler

take it with a grain of salt: temkinli kabul

Burada take it with a grain of salt, “onu tamamen güvenilir veya doğru kabul etme” anlamına gelir. Konuşmacı, dinleyenden ardından gelen öznel düşünceyi değerlendirirken biraz kuşku duymasını ister. Bu deyim tamamen reddetmeyi değil, temkinli bir kabulü ifade eder. Nesnesi, güvenilirliği belirsiz bir iddia, görüş, tavsiye veya haber olabilir.

Alıştırma

Hedef deyimi tamamlayın: This rumor came from an unknown account, so take it ____.

Cevabı göster

with a grain of salt

We don't know any more about human existence than you do.

3:12

Biz de insan varoluşu hakkında sizin bildiğinizden fazlasını bilmiyoruz.

We counter existential dread with optimistic nihilism. Kültür

3:15

Varoluşsal korkuya iyimser nihilizm ile karşı koyuyoruz.

Kültür

optimistic nihilism: önceden belirlenmiş bir amaç olmadan anlam

İyimser nihilizm, evrenin yaşama doğuştan gelen ve önceden belirlenmiş bir anlam vermediğini kabul ederken bu yokluğu yenilgi değil özgürlük olarak gören yaklaşımdır. Belirlenmiş kozmik bir amaç yoksa insanlar neyin önemli olduğunu seçebilir ve yaşama biçimleriyle anlam yaratabilir. Optimistic bu öncüle verilen tepkiyi, nihilism ise nesnel ve önceden yazılmış bir amacın bulunmadığı öncülünü ifade eder. İfade bir bütün olarak önceden belirlenmiş anlamın yokluğunu kişisel seçim alanı şeklinde sunar; kararların gerçek etkileri olmadığını ileri sürmez.

Alıştırma

Bu derste optimistic nihilism ifadesine en uygun yorum hangisidir?

  1. İnsanlar herkes için aynı olan gizli bir amacı keşfetmelidir.
  2. Evren her şeyin iyi sonuçlanacağını garanti eder.
  3. Hiçbir şey önemli değildir; bu yüzden seçimlerin gerçek sonuçları yoktur.
  4. Yaşamın önceden belirlenmiş kozmik bir anlamı yoktur; bu nedenle insanlar anlam yaratmakta ve neyin önemli olduğunu seçmekte özgürdür.
Cevabı göster

Yaşamın önceden belirlenmiş kozmik bir anlamı yoktur; bu nedenle insanlar anlam yaratmakta ve neyin önemli olduğunu seçmekte özgürdür.

What do we mean by that?

3:20

Bununla ne demek istiyoruz?

Well, to summarize, Anlatım akışı

3:22

Şöyle ki, özetlemek gerekirse,

Anlatım akışı

özetleme işareti olarak to summarize

To summarize bir söylem işaretidir: Dinleyicilere, sıradaki sözlerin mevcut tartışmanın ana fikirlerini daha kısa bir ifadeyle özetleyeceğini bildirir. Tek bir kavramı veya bölümü özetleyebilir; bu nedenle konuşmanın tamamının sona erdiği anlamına gelmez. Burada, az önce ele alınan kavramın kısa bir tanımını sunar.

Alıştırma

Hangi başlangıç, cümlenin ana noktayı kısaca yeniden ifade ettiğini dinleyicilere açıkça bildirir?

  1. To summarize, the launch is delayed because of bad weather.
  2. For example, the launch was delayed last winter.
  3. By the way, the launch team changed its logo.
Cevabı göster

To summarize, the launch is delayed because of bad weather.

it seems very unlikely that 200 trillion trillion stars have been made for us.

3:23

200 trilyon kere trilyon yıldızın bizim için yapılmış olması pek olası görünmüyor.

In a way, it feels like the cruelest joke in existence has been played on us.

3:28

Bir bakıma, varoluştaki en acımasız şaka bize yapılmış gibi hissettiriyor.

We became self-aware,

3:32

Öz farkındalık kazandık,

only to realize this story is not about us. Dilbilgisi

3:33

sadece bu hikayenin bizimle ilgili olmadığını fark etmek için.

Dilbilgisi

beklenmedik sonuç bildiren only to realize

“Bir olay veya eylem + only to + fiilin yalın hâli” yapısında only to yan cümlesi, sonradan ortaya çıkan beklenmedik bir sonucu verir. Genellikle bir terslik yaratır ve hayal kırıklığı, ironi veya şaşkınlık ifade edebilir. Only to realize ifadesinde realize, farkına varmak veya anlamak demektir. Bu cümlede hikâyenin bizimle ilgili olmadığını keşfetmek, önceki eylemin amacı değil, şaşırtıcı sonucudur.

Alıştırma

Hangi cümle only to + fiil yapısını amaç değil, beklenmedik sonuç göstermek için kullanır?

  1. Leo opened the box, only to realize that it was empty.
  2. Leo opened the box in order to pack the gift.
  3. Leo opened the box to check the contents.
Cevabı göster

Leo opened the box, only to realize that it was empty.

While it is great to know about electrons and the powerhouse of the cell,

3:36

Elektronlar ve hücrenin enerji santrali hakkında bilgi sahibi olmak harika olsa da,

science doesn't do a lot to make this less depressing.

3:40

bilim bunu daha az iç karartıcı hale getirmek için pek bir şey yapmıyor.

Okay, but so what? Ton ve niyet

3:43

Tamam, ama ne olmuş yani?

Ton ve niyet

Retorik bir meydan okuma olarak but so what?

Burada “but so what?”, “bu doğru olsa bile neden önemli olsun?” anlamına gelir. “Okay” önceki noktayı kısaca kabul ederken “but” tartışmayı yeni bir yöne çevirir. “So what?” gerçek bir bilgi isteği değil, retorik bir sorudur. Bu soru, moral bozucu bir sonuca karşı çıkar ve farklı bir bakış açısına yer açar. Ses tonuna ve bağlama göre “So what?” birine meydan okuyabilir, bir sorunu küçümseyebilir ya da konuşanın kendi korkusunu aşmasına yardımcı olabilir.

Alıştırma

Bir iş arkadaşınız, ebeveynlerinden birinin ağır hasta olduğunu söylüyor. Siz “So what?” diye cevap veriyorsunuz. Bu bağlamda düşünceli bir yanıt mıdır?

  1. Evet, ilgi gösterir.
  2. Hayır, küçümseyici gelir.
Cevabı göster

Hayır, küçümseyici gelir.

You only get one shot at life, which is scary, Deyimler

3:45

Hayatta sadece tek bir şansınız var, bu korkutucu bir şey,

Deyimler

One shot at life: tekrarlanamayacak tek bir fırsat

“One shot at life” ifadesindeki “shot”, silahlı saldırı veya fotoğraf değil, bir şans ya da deneme anlamına gelen bir metafordur. “a/one shot at + isim veya -ing biçimi” kalıbı, bir şeyi deneme veya başarma fırsatı anlamına gelir. “Only”, bu fırsatın tekrarlanamayacağını vurgular. Bu cümlede hayat, yalnızca bir kez yaşayabileceğiniz bir şey olarak sunulur; bu da düşüncenin neden korkutucu geldiğini açıklar.

Alıştırma

“Maya has one shot at winning the scholarship,” cümlesinde “one shot at” ne anlama gelir?

  1. Bursun bir fotoğrafına sahip.
  2. Bursa doğru bir kez ateş etmesi gerekiyor.
  3. Bursu kazanmak için tek bir fırsatı var.
Cevabı göster

Bursu kazanmak için tek bir fırsatı var.

but it also sets you free.

3:48

ama aynı zamanda sizi özgür kılıyor.

If the universe ends in heat death, Kültür

3:50

Eğer evren ısıl ölümle son bulursa,

Kültür

heat death (ısı ölümü)

Isı ölümü, evrenin olası bir son durumunu anlatan bir kozmoloji terimidir. Enerji o kadar eşit dağılır ki değişimi sürdürmek veya iş yapmak için kullanılabilecek enerji farkları kalmaz. Burada bu terim, savı son derece uzak bir geleceğe yerleştirir. Evrenin aşırı ısınıp yanması anlamına gelmez; heat, enerjinin dağılımını ifade eder.

Alıştırma

Kozmolojide heat death ifadesini en iyi hangi açıklama karşılar?

  1. Bir sıcak hava dalgası sırasında canlıların ölmesi
  2. Enerjinin, yararlı bir işin devam edemeyeceği kadar eşit dağıldığı bir durum
  3. Evrenin giderek daha sıcak hale gelmesinin yol açtığı bir patlama
Cevabı göster

Enerjinin, yararlı bir işin devam edemeyeceği kadar eşit dağıldığı bir durum

every humiliation you suffer in your life will be forgotten.

3:52

hayatınızda katlandığınız her aşağılanma unutulacaktır.

Every mistake you made will not matter in the end.

3:55

Yaptığınız her hata sonunda önemsiz olacaktır.

Every bad thing you did will be voided.

3:58

Yaptığınız her kötü şey hükümsüz kılınacaktır.

If our life is all we get to experience,

4:01

Eğer tek deneyimlediğimiz şey hayatımızsa,

then it's the only thing that matters.

4:04

o zaman önemli olan tek şey de odur.

If the universe has no principles, Anlatım akışı

4:06

Eğer evrenin hiçbir prensibi yoksa,

the only principles relevant are the ones we decide on.

4:08

geçerli olan tek prensipler bizim belirlediklerimizdir.

If the universe has no purpose,

4:11

Eğer evrenin bir amacı yoksa,

then we get to dictate what its purpose is.

4:13

o zaman amacının ne olduğunu biz belirleriz.

Anlatım akışı

... yoksa, biz ... karar veririz

Bu bölüm iki paralel koşul cümlesi kullanır: evrende X yoksa, X’e insanlar karar verir. İlk eşleşmede ilkeler, ikincisinde amaç kullanılır. Her anahtar ismin sonuçta tekrarlanması, koşulu doğrudan sonuca bağlar ve sava düzenli bir ritim verir. Bu mantık, görünürdeki bir eksikliği insanın etkin seçimine de dönüştürür: önceden verilmiş ilkelerin veya amacın olmaması, onları seçmek için bir neden hâline gelir. Bu, eylemlerin ilkeye ihtiyaç duymadığı veya sonuç doğurmadığı iddiası değildir; değerleri ve amacı kimin sağladığıyla ilgili bir iddiadır.

Alıştırma

Bölümün savını nasıl düzenlediğini en iyi hangi açıklama anlatır?

  1. Evrenin zaten sabit ilkeleri ve sabit bir amacı olduğunu savunur.
  2. Her koşul, evrende eksik olan bir şeyi belirtir ve her sonuç bu fikri insanların seçebileceği bir şey olarak tekrarlar.
  3. Bölüm birbiriyle ilgisiz dört iddia sunar ve anahtar sözcükleri tekrarlamaktan kaçınır.
Cevabı göster

Her koşul, evrende eksik olan bir şeyi belirtir ve her sonuç bu fikri insanların seçebileceği bir şey olarak tekrarlar.

Humans will most certainly cease to exist at some point. Kelime

4:16

İnsanlar bir noktada neredeyse kesinlikle yok olacaklar.

Kelime

cease to exist: varlığın sona ermesini resmî biçimde anlatmak

Cease to exist, “var olmayı bırakmak, artık var olmamak” anlamına gelir. Bu cümlede özne insanlığın tamamıdır; dolayısıyla ifade tek bir kişinin ölümünü değil, insan türünün olası sonunu anlatır. Yapı cease + to-infinitive biçimindedir. Düşünceye resmî ve soyut bir ton verir; bir tür, kuruluş, sistem veya olgu tamamen ortadan kalktığında kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi cease ve “artık var olmamak” anlamına gelen doğru to-infinitive ile tamamlayın: Without new members, the club may ____.

Cevabı göster

cease to exist

But before we do, Dilbilgisi

4:20

Ama o zamana kadar,

Dilbilgisi

before we do: önceki fiil öbeğinin yerini alan do

before we do ifadesindeki do, daha önce geçen cease to exist fiil öbeğinin yerini alır. We, humans sözcüğüne gönderme yaptığı için anlaşılan tam anlam “before we cease to exist”tir. Do'nun bu kullanımı, zaten açık olan fiil öbeğini tekrarlamadan cümleyi bağlar. Dinleyen kişi eksik bırakılan eylemi yakın bağlamdan tamamlar; do burada yeni veya genel bir eylem anlamına gelmez.

Alıştırma

cancel the trip ifadesinin yerine geçen tek sözcüklük art fiili yazın: The team may cancel the trip, but before they ____, they will check the weather.

Cevabı göster

do

we get to explore ourselves and the world around us. Dilbilgisi

4:21

kendimizi ve etrafımızdaki dünyayı keşfetme şansımız var.

Dilbilgisi

get to explore: zorunluluk değil, fırsat

Burada get to + fiilin yalın hâli, bir şeyi yapma fırsatına sahip olmak anlamına gelir. Kendimizi ve dünyayı keşfetmeyi bir görev olarak değil, bize sunulan değerli bir deneyim olarak gösterir. Erişim, izin, koşullar veya şans bir deneyimi mümkün kıldığında get to + fiil kullanılabilir.

Alıştırma

Sevindirici bir fırsat ifade etmek için cümleyi get to ile tamamlayın: During the workshop, we ____ build our own robot.

Cevabı göster

get to

We get to experience feelings.

4:24

Duyguları deneyimleyebiliyoruz.

We get to experience food, books, sunrises,

4:26

Yemekleri, kitapları, gün doğumlarını,

and being with each other.

4:29

ve birbirimizle olmayı deneyimliyoruz.

The fact that we're even able to think about these things is already kind of incredible.

4:31

Bunlar hakkında düşünebiliyor olmamız bile aslında oldukça inanılmaz.

It's easy to think of ourselves as separated from everything, Kalıp ifadeler

4:36

Kendimizi her şeyden ayrı düşünmek kolaydır,

Kalıp ifadeler

think of ourselves as separated: A’yı B olarak görmek

Think of A as B, zihinde A’yı B olarak canlandırmak veya görmek anlamına gelir. Burada A ourselves, B ise separated from everything olduğundan cümle, insanları diğer her şeyden farklı ve kopuk görmenin yaygın bir biçimini anlatır. as ile başlayan bölüm, A’ya verilen kimliği, kategoriyi, rolü veya durumu belirtir. Bu örnekte separated, sıfat gibi kullanılan bir geçmiş zaman ortacıdır; from everything ise bu durumu tamamlar.

Alıştırma

Cümleyi think of A as B kalıbıyla tamamlayın: Many readers ____ the library ____ a quiet place to focus.

Cevabı göster

think of · as

but this is not true.

4:39

ama bu doğru değil.

We are as much the universe as a neutron star or a black hole or a nebula. Dilbilgisi

4:41

Biz de bir nötron yıldızı, bir kara delik ya da bir bulutsu kadar evrenin kendisiyiz.

Dilbilgisi

as much the universe as a neutron star: eşit konum, eşit büyüklük değil

be as much X as Y kalıbında much yalnızca miktarı değil, bir şeyin X kimliğine ya da niteliğine ne kadar tam ve gerçek anlamda sahip olduğunu da ölçebilir. Burada, insanların da bir nötron yıldızı kadar gerçek biçimde evrenin parçası ya da evrenin bir ifadesi olduğu anlatılır. İkinci as'ten sonraki sözler karşılaştırmanın diğer tarafını verir. a neutron star, a black hole ve a nebula bu konumu paylaşan paralel örneklerdir. Cümle onların boyutunu, kütlesini ya da fiziksel gücünü değil, evrenin parçaları olma konumlarını karşılaştırır.

Alıştırma

Hangi cümle, iki şeyin aynı kategoriye eşit derecede uyduğunu söylemek için as much X as Y kalıbını kullanıyor?

  1. A podcast can be as much a news source as a newspaper is.
  2. A podcast can be as large as a newspaper is.
  3. A podcast can report as much news as a newspaper does.
Cevabı göster

A podcast can be as much a news source as a newspaper is.

Even better, actually,

4:46

Hatta daha da iyisi,

we are its thinking and feeling part,

4:47

biz onun düşünen ve hisseden parçasıyız,

the sensory organs of the universe. Deyimler

4:49

evrenin duyu organlarıyız.

Deyimler

the sensory organs of the universe bir metafor olarak

The sensory organs of the universe, bilinçli varlıklar için kullanılan bir metafordur. Gözlerin, kulakların ve diğer duyu organlarının canlı bir bedenin algılamasını sağlaması gibi, insanlar da evrenin kendi parçalarından biri aracılığıyla farkına varmasını, düşünmesini ve hissetmesini sağlar. Bu ifade, its thinking and feeling part sözünü başka biçimde adlandıran bir eş görevli ögedir. Konuşmacının felsefi imgesini geliştirir; evrenin gerçek organları olan biyolojik bir beden olduğu yönünde bilimsel bir iddia değildir.

Alıştırma

the sensory organs of the universe ifadesinin temel işlevi nedir?

  1. Evrenin gerçekten biyolojik gözlere, kulaklara ve başka organlara sahip olduğunu söyler.
  2. Yıldızları ve bulutsuları gözlemlemek için kullanılan bilimsel araçları adlandırır.
  3. Bilinçli varlıkları, evrenin algılama ve hissetme yolu olarak metaforik biçimde yeniden adlandırır.
Cevabı göster

Bilinçli varlıkları, evrenin algılama ve hissetme yolu olarak metaforik biçimde yeniden adlandırır.

We are truly free in a universe-sized playground.

4:52

Evren büyüklüğünde bir oyun alanında gerçekten özgürüz.

So, we might as well aim to be happy and to build some kind of utopia here in the stars. Ton ve niyet

4:55

Öyleyse mutlu olmayı ve yıldızların arasında bir tür ütopya inşa etmeyi hedefleyebiliriz.

Ton ve niyet

Might as well ile baskı içermeyen pratik bir seçim

Might as well + fiilin yalın hâli, bir eylemi yapmamak için güçlü bir neden bulunmadığında veya açıkça daha iyi bir seçenek olmadığında o eylemi mantıklı bir tercih olarak sunar. Burada aim ifadesi bu kalıbın ardından gelir; böylece mutluluğu hedeflemek pratik bir sonuç olarak sunulur. Bu ifade çoğu zaman sakin bir kabulleniş, koşullara uyum sağlama veya hafif bir yılgınlık taşır. Eylemin zorunlu olduğu anlamına gelmez ve buradaki might olağan belirsizlik anlamını vermez.

Alıştırma

Daha iyi bir seçenek bulunmadığında yapılan pratik bir tercihi anlatan üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The museum is closed, so we ____ explore the park nearby.

Cevabı göster

might as well

It's not as if we found out everything there is to know. Ton ve niyet

5:00

Bilinmesi gereken her şeyi bulmuşuz gibi de değil.

Ton ve niyet

It's not as if ile örtük bir varsayımı reddetmek

It's not as if + yan cümle, birinin varsayıyor olabileceği düşünceyi veya abartılı bir sonucu reddeder. Yaklaşık olarak “Bu sonuç ancak şu doğru olsaydı anlamlı olurdu, ama doğru değil” demektir. Burada konuşmacı, insanlığın bilinebilecek her şeyi keşfettiği yönündeki söylenmemiş düşünceye karşı çıkar. As if yan cümlesi, konuşmacının kabul ettiği bir gerçeği değil, reddedilen varsayımı sunar.

Alıştırma

Bir arkadaşınız “You never help with the project.” diyor. Bu abartılı varsayımı en iyi reddeden yanıt hangisidir?

  1. It's not as if I never help; I worked on it yesterday.
  2. It's not as if I always help; I missed one meeting.
  3. It's not true that the project is difficult; I worked on it yesterday.
Cevabı göster

It's not as if I never help; I worked on it yesterday.

We don't know why the rules of the universe are as they are,

5:03

Evrenin kurallarının neden böyle olduğunu bilmiyoruz,

how life came into existence,

5:06

hayatın nasıl var olduğunu,

what life is.

5:08

hayatın ne olduğunu.

We have no idea what consciousness is or if we are alone in the universe. Dilbilgisi

5:09

Bilincin ne olduğu veya evrende yalnız olup olmadığımız hakkında hiçbir fikrimiz yok.

Dilbilgisi

Dolaylı sorular: what consciousness is ... if we are alone

have no idea ifadesinden sonra gelen what consciousness is ve if we are alone in the universe, birbirine bağlanmış iki dolaylı soru yan tümcesidir. Birincisi wh- soru sözcüğüyle başlar; ikincisindeki if, whether anlamına gelir. Dolaylı sorularda bildirme cümlesi söz dizimi kullanılır: özne fiilden önce gelir. Bu yüzden consciousness, is sözcüğünden; we ise are sözcüğünden önce kalır. Devrik soru dizilimi yalnızca bağımsız doğrudan sorularda, yani What is consciousness? ve Are we alone in the universe? cümlelerinde kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümle have no idea ifadesinden sonra iki dolaylı soruyu doğru kullanır?

  1. We have no idea where the train is or whether it has left.
  2. We have no idea where is the train or whether has it left.
  3. We have no idea where the train is or has it left.
Cevabı göster

We have no idea where the train is or whether it has left.

But we can try to find some answers.

5:14

Ama bazı cevaplar bulmaya çalışabiliriz.

There are billions of stars to visit,

5:17

Ziyaret edilecek milyarlarca yıldız,

diseases to cure,

5:19

iyileştirilecek hastalıklar,

people to help,

5:21

yardım edilecek insanlar,

happy feelings to be experienced,

5:22

yaşanacak mutlu duygular,

and video games to finish.

5:24

ve bitirilecek video oyunları var.

There is so much to do.

5:25

Yapacak o kadar çok şey var ki.

So, wrapping up, Anlatım akışı

5:28

Yani, toparlamak gerekirse,

Anlatım akışı

Kapanış işareti olarak wrapping up

Wrapping up, konuşmacının son özete veya kapanışa geçtiğini dinleyicilere bildiren konuşma diline özgü bir söylem işaretidir. So, wrapping up, içinde bir şeyi fiziksel olarak paketlemekten söz etmez; konuşmanın yapısını düzenler. As I wrap up benzeri bir anlam taşıyan kısaltılmış giriş ifadesidir. Virgüller bu ifadeyi ardından gelen ana mesajdan ayırır.

Alıştırma

Bu dersteki konuşma diline özgü kapanış işareti wrapping up ile tamamlayın: So, ____, here are our three final decisions.

Cevabı göster

wrapping up

you've probably used up a good chunk of the time available to you. Notlar

5:29

muhtemelen size ayrılan zamanın büyük bir kısmını çoktan tükettiniz.

Öbek fiiller

used up: sınırlı bir kaynağı tüketmek

Bu cümlede used up, 'tüketmiş' veya 'harcamış' anlamına gelir. Zaman sınırlı bir kaynak olarak ele alınır ve ifade, artık daha az zaman kaldığını vurgular. up parçacığı tükenme sonucunu ekler; yukarı doğru hareket bildirmez. Burada zamanın büyükçe bir bölümü tüketilmiştir, dolayısıyla kaynağın tamamının bitmiş olması gerekmez.

Alıştırma

'Tamamen tüketmek' anlamına gelen dersteki öbek fiille cümleyi tamamlayın: We ____ all the printer paper during the project.

Cevabı göster

used up

Kalıp ifadeler

a good chunk of: oldukça büyük bir bölüm

Bu cümlede a good chunk of, 'oldukça büyük bir bölümü' anlamına gelir. Good miktarı güçlendirir; burada 'kayda değer' demektir, 'yüksek kaliteli' veya ahlaki açıdan iyi anlamına gelmez. Chunk katı bir parçayı adlandırabilir, ancak time, money veya work gibi soyut bir isimle kullanıldığında bütünün önemli bir bölümünü ifade eder.

Alıştırma

'Oldukça büyük bir bölümü' anlamına gelen dersteki gündelik ifadeyi kullanın: The repairs took ____ our budget.

Cevabı göster

a good chunk of

If this is our one shot at life,

5:32

Eğer bu hayattaki tek şansımızsa,

there is no reason not to have fun and live as happily as possible. Dilbilgisi

5:34

eğlenmemek ve mümkün olduğunca mutlu yaşamamak için hiçbir neden yok.

Dilbilgisi

no reason not to: eylemi destekleyen çift olumsuzluk

there is no reason not to + fiilin yalın hâli kalıbı, eyleme karşı geçerli bir engel ya da gerekçe olmadığını belirtir. not sözcüğü, not to have örneğindeki gibi mastar yapısına aittir; bu nedenle iki olumsuzluk cümleyi eylemi yapma yönüne çevirir. Burada konuşan kişi eğlenmeyi destekler. Bu ifade, teşvik ya da izni doğrudan bir emir yerine mantıklı bir sonuç olarak sunar. Eylemin hiç risk taşımadığını kanıtlamaz; yalnızca konuşanın eyleme karşı iyi bir neden bulunmadığı yönündeki değerlendirmesini aktarır.

Alıştırma

Cümleyi dersteki çift olumsuzluk kalıbıyla tamamlayın: “The event is free and we have time, so there is ____ go.”

Cevabı göster

no reason not to

Dilbilgisi

live as happily as possible: as + zarf + as possible yapısı

live as happily as possible ifadesinde happily, live fiilini niteleyen bir zarftır. as + zarf + as possible kalıbı “koşulların izin verdiği en yüksek derecede” anlamına gelir; dolayısıyla ifade, gerçekçi olarak mümkün olan en mutlu biçimde yaşamayı anlatır. Possible pratik bir üst sınır belirler; mutlu yaşamanın yalnızca bir olasılık olduğu anlamına gelmez. Bir eylemin nasıl yapıldığını anlatmak için eylem fiiliyle zarf kullanılır; be fiilinden sonra ise be as happy as possible örneğindeki gibi sıfat kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi as ... as possible kalıbını ve happy sözcüğünden türetilen zarfı kullanarak tamamlayın: “After graduation, Maya wants to live ____.”

Cevabı göster

as happily as possible

Bonus points if you make the life of other people better. Deyimler

5:39

Diğer insanların hayatını daha iyi hale getirirseniz ekstra puan.

Deyimler

Bonus points if ...: Ek çabayı şakacı biçimde övmek

Bonus points if ... oyunların ve puanlamanın dilini ödünç alır. Burada gerçek bir puan sistemi yoktur; ifade, “eğer ... olursa özellikle iyi veya takdire değerdir” anlamına gelir ve hafif, şakacı bir onay katar. Bu kalıp önce temel eylemi kabul eder veya değerli bulur, ardından if yan cümlesindeki eylemi daha da iyisini yapmanın ek bir yolu olarak sunar. Böylece fazladan eylemi kesin bir zorunluluk gibi göstermeden asgari beklentinin ötesindeki çabayı över.

Alıştırma

“Bonus points if you check the instructions twice” cümlesinde Bonus points if ne anlatır?

  1. İki kez kontrol etmenin cezaya yol açacağı konusunda uyarır.
  2. İki kez kontrol etmenin resmî puanlamanın parçası olduğunu belirtir.
  3. İki kez kontrol etmeyi isteğe bağlı bir ek olarak şakacı biçimde över.
Cevabı göster

İki kez kontrol etmeyi isteğe bağlı bir ek olarak şakacı biçimde över.

More bonus points if you help build a galactic human empire.

5:42

Galaktik bir insan imparatorluğu kurmaya yardım ederseniz daha da fazla ekstra puan.

Do the things that make you feel good. Dilbilgisi

5:46

Size iyi hissettiren şeyleri yapın.

Dilbilgisi

make you feel good: make + nesne + fiilin yalın hâli

make you feel good ifadesinde make ettirgendir; “bir şeye neden olmak” anlamına gelir. Yapı make + nesne + fiilin yalın hâli şeklindedir. Bu nedenle you etkilenen kişidir ve feel, önüne to almadan yalın hâlde kalır. Good, bağ fiili feel'den sonra gelen bir sıfattır. Kişinin yaşadığı olumlu durumu veya duyguyu anlatır. Aynı yapı farklı nesneler, fiiller ve tamamlayıcılarla yeniden kullanılabilir: make me laugh, make them wait veya make us feel calm.

Alıştırma

Cümleyi make + nesne + fiilin yalın hâli yapısı ve good sıfatıyla tamamlayın: A sincere compliment can ____ on a hard day.

Cevabı göster

make you feel good

You get to decide whatever this means for you.

5:48

Bunun sizin için ne anlama geldiğine siz karar verirsiniz.

It's time to reveal our darkest secret.

5:53

Şimdi en karanlık sırrımızı açıklama zamanı.

This may come as a surprise to you, Kalıp ifadeler

5:57

Bu size sürpriz gelebilir,

Kalıp ifadeler

come as a surprise to you: size şaşırtıcı gelmek

Bu ifadede konuşan kişi, bilginin dinleyen kişi için beklenmedik olabileceğini belirtir. Come burada fiziksel hareketi değil, “sonuçta öyle algılanmayı” anlatır; as a surprise ise bilginin yarattığı şaşkınlık etkisini belirtir. Kalıp may come as a surprise to + kişi şeklindedir. Giriş ifadesi olarak kullanıldığında, birini beklenmedik bilgiye nazikçe hazırlar. Samimi ve ciddi biçimde kullanılabileceği gibi, bariz bir gerçeği şaşırtıcıymış gibi göstererek mizah da yaratabilir.

Alıştırma

Konuşan kişi“This may come as a surprise to you”ifadesiyle neyi belirtir?

  1. Dinleyen kişi bilgiyi gizli tutmak zorundadır.
  2. Sıradaki bilgi dinleyen kişi için beklenmedik olabilir.
  3. Bir şey fiziksel olarak dinleyen kişiye doğru hareket ediyor.
Cevabı göster

Sıradaki bilgi dinleyen kişi için beklenmedik olabilir.

but Kurzgesagt is not actually run by birds,

5:59

ama Kurzgesagt aslında kuşlar tarafından yönetilmiyor,

but by humans.

6:03

insanlar tarafından yönetiliyor.

Now, you might wonder,

6:05

Şimdi, merak edebilirsiniz,

how's this possible?

6:06

bu nasıl mümkün olabilir?

So many people spending hundreds of hours on research, Kalıp ifadeler

6:08

Bu kadar insan yüzlerce saatini araştırma yapmaya,

Kalıp ifadeler

araştırmaya yüzlerce saat harcamak

spend + zaman miktarı + on + isim yapısı, belirtilen zamanı bir işe veya konuya ayırmak anlamına gelir. Örnekte hundreds of hours zaman miktarıdır ve research, on edatından sonra gelen isimdir. Spend burada para değil, zaman harcamayı anlatır.

Alıştırma

spend + time + on + isim yapısını tek sözcükle tamamlayın: Leo spent two hours ____ research for his report.

Cevabı göster

on

writing, and animating the Kurzgesagt videos

6:11

Kurzgesagt videolarını yazıp canlandırmaya harcıyor

that are then released for free.

6:14

ve ardından bunlar ücretsiz olarak yayınlanıyor.

Well, the answer is simple.

6:16

Aslında cevap basit.

It's possible because of our shop.

6:18

Bu bizim mağazamız sayesinde mümkün.

Our products are a piece of Kurzgesagt that you can touch, read, and have around you.

6:21

Ürünlerimiz dokunabileceğiniz, okuyabileceğiniz ve etrafınızda bulundurabileceğiniz Kurzgesagt'ın birer parçasıdır.

Just like our videos,

6:26

Tıpkı videolarımız gibi,

they're a vital part of our dream to inspire people all around the world.

6:28

onlar da dünyanın dört bir yanındaki insanlara ilham verme hayalimizin hayati bir parçası.

Our carefully researched infographic posters are now part of so many people's homes,

6:32

Özenle araştırılmış infografik posterlerimiz artık pek çok insanın evinin bir parçası,

teaching them about evolution, black holes, and the night sky.

6:37

onlara evrim, kara delikler ve gece gökyüzü hakkında bilgi veriyor.

While our gratitude journal helps improve lives every day.

6:41

Minnettarlık günlüğümüz ise hayatları her gün iyileştirmeye yardımcı oluyor.

A special thanks goes out to everyone who appreciates our weirder product ideas. Kalıp ifadeler

6:45

Daha tuhaf ürün fikirlerimizi takdir eden herkese özel bir teşekkür ediyoruz.

Kalıp ifadeler

A special thanks goes out to ... ile herkese açık teşekkür

“A special thanks goes out to ...”, bir kişiye ya da gruba herkesin önünde teşekkür yöneltmek için kullanılan kalıplaşmış bir ifadedir. Burada goes out to, “...e ifade edilir” anlamına gelir; gerçek bir hareketi anlatmaz. İfade, daha geniş bir mesaj içinde belirli bir teşekkür alıcısını öne çıkarır. Bu nedenle yüz yüze söylenen özel bir Thank you ifadesinden çok, kamuya açık bir takdir gibi duyulur.

Alıştırma

Bu dersteki ifadeyle kamuya açık teşekkür cümlesini tamamlayın: ____ our volunteer team.

Cevabı göster

A special thanks goes out to

Every Kurzgesagt product you buy directly funds another moment we get to spend working on our videos,

6:50

Satın aldığınız her Kurzgesagt ürünü, videolarımız üzerinde çalışarak geçirdiğimiz bir başka anı doğrudan finanse ediyor,

and you get a special piece of Kurzgesagt in return.

6:56

ve karşılığında siz de özel bir Kurzgesagt parçasına sahip oluyorsunuz.

Thank you so much for being a part of our story and for making this channel possible. Dilbilgisi

7:00

Hikayemizin bir parçası olduğunuz ve bu kanalı mümkün kıldığınız için çok teşekkür ederiz.

Dilbilgisi

for being ... and for making ...: paralel teşekkür nedenleri

thank someone for doing something yapısında for, teşekkürün nedenini belirtir ve for sonrasındaki fiil -ing biçimini alır. Burada being ve making sözcüklerinin örtük öznesi you, yani teşekkür edilen kişilerdir. making öncesinde for sözcüğünün tekrarlanması iki açık ve paralel neden grubu oluşturur: for being ... and for making .... İkinci for bazen atılabilir; ancak korunması, uzun bir teşekkür cümlesini takip etmeyi kolaylaştırır ve iki nedene eşit ağırlık verir.

Alıştırma

Paralel teşekkür yapısını for + -ing biçimleriyle tamamlayın: Thank you ____ a patient teammate and ____ this project possible.

Cevabı göster

for being · for making

The bird humans of Kurzgesagt are eternally grateful.

7:05

Kurzgesagt'ın kuş-insanları size sonsuza dek minnettar.