Gerçekten Bir Otobüs Yiyebilir Misiniz?: İngilizce çalışma notları

AsapSCIENCE

Öğrenme zorluğu
629 kelime 181 kel/dk

Video özeti: Video sindirimi ve enzimleri izliyor, ardından Michel Lotito'nun pika rahatsızlığı üzerinden parçalanmış bir otobüsü yutmanın gerçekten yemek sayılıp sayılmayacağını soruyor. Başlıca İngilizce noktaları: 1. provide your body with energy. — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: provide someone with something ile bir sürecin kime ne sağladığını anlatın. 2. wash them all down. — Öbek fiiller: içecekle katıları yutmayı nesneleri yıkamaktan ayırın ve zamirin doğal yerini öğrenin. 3. you aren't actually eating the bus, just simply passing it through. — Söylem, anlatı ve retorik: not X, just Y karşıtlığının şakayı kesin bir biyolojik sonuca nasıl çevirdiğini izleyin.

Bu derste

People spend a lot of time looking forward to their next meal. Notlar

0:00

İnsanlar bir sonraki öğünlerini dört gözle bekleyerek çok zaman geçirir.

Dilbilgisi

spend a lot of time looking: spend + zaman + -ing

spend a lot of time looking ifadesinde spend fiilinden sonra bir zaman miktarı ve -ing biçiminde bir etkinlik gelir: spend + time + doing. Bu kalıp, birinin o süreyi söz konusu etkinliğe ayırdığını anlatır. Buradaki looking aynı zamanda looking forward to their next meal ifadesini başlatır. Bu nedenle etkinlik yalnızca gözle bakmak değil, bir sonraki öğünü heyecanla beklemektir. spend + time sonrasında to mastarı yerine -ing biçimi kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi read fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: Leo reads for thirty minutes every night. He spends thirty minutes ____ before bed.

Cevabı göster

reading

Öbek fiiller

looking forward to: bir şeyi sevinçle beklemek

Looking forward to, gelecekte gerçekleşmesi beklenen bir şey hakkında mutlu veya heyecanlı hissetmek anlamına gelir. Bu cümlede insanlar bir sonraki öğünlerini hevesle beklemektedir; ifade fiziksel olarak ileriye bakmak anlamına gelmez. look forward to içindeki to bir edattır. Bu nedenle ardından isim, zamir veya ulaç gelir: look forward to the holiday, look forward to it ya da look forward to seeing you.

Alıştırma

Cümleyi meet fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: We have arranged lunch for Friday, and I'm looking forward to ____ you.

Cevabı göster

meeting

Will it be pizza, a burger, a salad or a bus?

0:03

Sıradaki yemek pizza mı, hamburger mi, salata mı, yoksa otobüs mü olacak?

I mean, could you eat a bus? Ton ve niyet

0:08

Yani, bir otobüsü yiyebilir misiniz?

Ton ve niyet

I mean, ile anında açıklama yapma

Burada I mean, bir tanımın başlangıcı değil, konuşmayı düzenleyen bir ifadedir. Az önce sözü edilen şaşırtıcı fikre dönerek asıl soruyu daha doğrudan belirtir: Bir insan gerçekten bir otobüsü yiyebilir mi? Az önce söylediğiniz şeyi hızlıca düzeltmek, açıklığa kavuşturmak veya daha belirgin hâle getirmek için I mean kullanın. Dinleyiciye “Gerçekten anlamanı istediğim nokta bu” mesajını verir.

Alıştırma

Konuşanın kendi sözlerini hemen düzelttiğini gösteren ifadeyi seçin: The trip takes two days—no, ___, it takes two hours.

  1. I think
  2. I mean
  3. For example
Cevabı göster

I mean

A strange question it seems, but let's find out. Anlatım akışı

0:10

Kulağa tuhaf bir soru gibi geliyor ama gelin, öğrenelim.

Anlatım akışı

let's find out: birlikte araştırmaya davet etme

Let's find out, başlangıçtaki soruyu bir sonraki adıma, yani cevabı aramaya taşır. Let's ile dinleyicileri de içerdiği için konuşan, herkesi soruyu birlikte araştırmaya davet ediyormuş gibi duyulur. Burada find out, “kontrol ederek bilgi öğrenmek veya keşfetmek” anlamına gelir. Fiziksel bir nesneyi bulmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Cevabı birlikte öğrenmek için herkesi davet eden ifadeyle cümleyi tamamlayın: We don't know which paper plane will fly farther, so ____.

Cevabı göster

let's find out

The point of eating is to provide your body with energy. Notlar

0:13

Yemek yemenin amacı vücudunuza enerji sağlamaktır.

Dilbilgisi

Amaç belirtmek için The point of + -ing + is to ...

Buradaki point, “temel amaç” anlamına gelir. Cümle, insanların neden yemek yediğini açıklar; bir yeri, puanı veya bir nesnenin sivri ucunu anlatmaz. Bir etkinliğin temel amacını açıklamak için The point of + -ing biçimi + is to + fiilin yalın hâli kalıbını kullanabilirsin. The point of eating is to provide... ifadesinde eating etkinliği, to provide ise onun amacını belirtir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki The point of ... is to ... kalıbıyla tamamla: ____ wearing a helmet ____ protect your head.

Cevabı göster

The point of · is to

Kalıp ifadeler

provide A with B: A'ya B sağlamak

Provide A with B, “A'ya B'yi vermek veya sağlamak” anlamına gelir. Bu cümlede A olan your body alıcıdır, B olan energy ise sağlanan şeydir. Sıralamayı provide + alıcı + with + sağlanan şey biçiminde koru: provide your body with energy.

Alıştırma

Cümleyi provide A with B kalıbıyla tamamla: The school will ____ each child ____ a free lunch.

Cevabı göster

provide · with

Food enters through the mouth

0:16

Yiyecek ağızdan içeri girer

where it's broken down into smaller pieces by saliva and chewing. Dilbilgisi

0:17

ve burada tükürük ile çiğneme sayesinde daha küçük parçalara ayrılır.

Dilbilgisi

be broken down into smaller pieces: daha küçük parçalara ayrılmak

Be broken down into + isim öbeği, bir süreci anlatan edilgen yapıdır. Değişime uğrayan şeyi dil bilgisel özne yapar; into ise sonuçta oluşan parçaları veya biçimi belirtir. Bu cümlede yiyecek daha küçük parçalara dönüşür. By saliva and chewing, değişime yol açan aracı ekler.

Alıştırma

Süreç cümlesini edilgen be broken down into yapısıyla tamamlayın: During recycling, glass bottles ____ small pieces before they are melted.

Cevabı göster

are broken down into

It then enters the belly

0:20

Ardından karna iner

where the movement of the muscles around the stomach and gastric juices break it down further.

0:21

ve mide çevresindeki kasların hareketleri ile mide özsuları onu daha da parçalar.

From the stomach,

0:26

Mideden sonra

the mixture of food passes into the small intestine and large intestine

0:26

yiyecek karışımı ince ve kalın bağırsağa geçer;

where useful nutrients and water from your meal are absorbed.

0:30

burada öğününüzdeki yararlı besinler ve su emilir.

The remaining material is waste and becomes a poop

0:33

Geriye kalan madde atıktır ve dışkıya dönüşür;

which exits through your butt hole.

0:36

ardından anüsten dışarı çıkar.

Enzymes are molecules in our body which help speed up the reactions Dilbilgisi

0:39

Enzimler, vücudumuzda tepkimeleri hızlandırmaya yardımcı olan

Dilbilgisi

help speed up the reactions: tepkimelerin hızlanmasına yardım etmek

Help + fiilin yalın hâli, bir şeyin bir eyleme veya sonuca katkıda bulunduğunu anlatır. Help speed up yapısında to kullanılmaz; bu nedenle speed bir isim değil, fiilin yalın hâlidir. Speed up, “hızlandırmak veya hızlanmak” anlamına gelen bir öbek fiildir. Burada enzimlerin sindirim tepkimelerinin daha hızlı gerçekleşmesine yardımcı olduğu anlatılır. Help to speed up da dil bilgisi açısından doğrudur; ancak help speed up kısa ve yaygın bir biçimdir.

Alıştırma

Cümleyi help + fiilin yalın hâli ve speed up öbek fiiliyle tamamlayın: Regular exercise can ____ your recovery.

Cevabı göster

help speed up

and chemically break down food. Öbek fiiller

0:42

ve yiyecekleri kimyasal olarak parçalayan moleküllerdir.

Öbek fiiller

chemically break down food ifadesinin anlamı ve yapısı

Burada chemically break down food, yiyeceğin kimyasal tepkimeler yoluyla daha basit maddelere ayrılmasını sağlamak demektir. Yiyeceği fiziksel olarak ezmek anlamına gelmez; chemically, enzimlerin etkisini çiğnemenin yol açtığı fiziksel parçalanmadan ayırır. Bu geçişli kullanımda break down ayrılabilen bir öbek fiildir: enzymes break down food veya enzymes break food down denebilir. Bu kalıp başka maddeleri ya da daha küçük parçalara ayrılan karmaşık şeyleri anlatmak için de kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki iki kelimeli fiille tamamlayın: During digestion, enzymes chemically ____ large food molecules into smaller ones.

Cevabı göster

break down

They are present throughout most of the digestive process Kalıp ifadeler

0:44

Sindirim sürecinin büyük bölümünde bulunurlar

Kalıp ifadeler

throughout most of the digestive process ifadesinin kapsamı

Throughout most of the digestive process, enzimlerin nerede veya ne zaman bulunduğunu gösteren bir kapsam ifadesidir. Throughout süreç boyunca yaygın bir kapsamı vurgularken most of bu kapsamı her aşama yerine büyük çoğunlukla sınırlar. Aktarılabilir kalıp throughout most of + bir dönem, alan veya süreçtir. Durumun bu kapsamın birçok bölümüne yayıldığını gösterdiği için in ifadesinden daha kesindir.

Alıştırma

İngilizce bağlamı okuyun ve cümleyi en iyi tamamlayan ifadeyi seçin: The researcher checked the equipment at nearly every stage, but not at all of them. She checked the equipment ___ the experiment.

  1. throughout all of
  2. throughout most of
  3. at one point in
Cevabı göster

throughout most of

but are picky about what they want to break down. Deyimler

0:46

ancak neyi parçalayacakları konusunda seçicidirler.

Deyimler

picky about what they want to break down ifadesinin kişileştirilmiş anlamı

Burada picky about, “bir konuda son derece seçici olmak” anlamındadır. Cümlede enzimler insanmış gibi anlatılır: what they want to break down, her enzimin etki edebildiği maddeleri belirtir; bilinçli bir isteği anlatmaz. Bu gündelik anlatım bilimsel bir fikri gözde canlandırmayı kolaylaştırır: Bir enzim her maddede aynı şekilde çalışmaz; yalnızca belirli hedefler üzerinde etkilidir.

Alıştırma

“This cleaning enzyme is picky about what it breaks down,” cümlesinde anlatılmak istenen nedir?

  1. Bütün maddeleri aynı şekilde parçalar.
  2. Yalnızca belirli maddeler üzerinde etkili olur.
  3. Hangi maddeleri sevdiğine bilinçli olarak karar verir.
Cevabı göster

Yalnızca belirli maddeler üzerinde etkili olur.

For example, in your saliva the enzyme amylase starts breaking down carbohydrates to maltose, Anlatım akışı

0:49

Örneğin, tükürüğünüzdeki amilaz enzimi karbonhidratları maltoza ayırmaya başlar;

a type of sugar.

0:54

maltoz bir şeker türüdür.

Anlatım akışı

Örnek sunma işareti olarak For example

For example, dinleyiciye sıradaki bilginin daha genel bir ifadenin belirli bir örneği olduğunu bildiren bir söylem işaretidir. Burada genel fikir enzimlerin seçici olduğudur ve amilaz örneği bu fikri somutlaştırır. Açıklamayı genel bir iddiadan onu destekleyen ayrıntıya taşıyarak düzenler. Bir neden sunmaz veya sonuç bildirmez.

Alıştırma

Belirli bir örnek sunan ve derste öğrenilen iki sözcüklü işaretle cümleyi tamamlayın: Many animals are active at night. ____, owls often hunt after dark.

Cevabı göster

For example

But in the small intestine,

0:55

Ancak ince bağırsakta

another enzyme called maltase converts the maltose to glucose Notlar

0:56

maltaz adlı başka bir enzim, maltozu glikoza dönüştürür

Dilbilgisi

another enzyme called maltase: isim + called + ad

another enzyme called maltase ifadesinde called maltase, another enzyme ad öbeğini niteleyen kısaltılmış bir ilgi tümceciğidir. Anlamı another enzyme which is called maltase şeklindedir; maltase enzimin adıdır. Bir kişinin, şeyin veya teknik terimin adını kısa biçimde tanıtmak için isim + called + ad yapısını kullanın. Burada called isme bir ad verir; geçmişte yapılmış bir telefon aramasını anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi which is called ifadesinin kısaltılmış biçimiyle tamamlayın: We saw a robot ____ Bolt.

Cevabı göster

called

Kalıp ifadeler

converts the maltose to glucose ifadesindeki convert A to B

converts the maltose to glucose ifadesinde the maltose başlangıç maddesi olan A, glucose ise sonuç olan B'dir. Kalıp convert A to B şeklindedir ve A'nın B'ye dönüşmesini sağlamak anlamına gelir. Aynı kalıp bilimsel dönüşümlerde, dosya biçimlerinde, enerji, para ve birimlerle ilgili anlatımlarda yaygındır. Dönüştürülen şeyi doğrudan convert sözcüğünden sonra getirin ve sonucu to ile tanıtın.

Alıştırma

convert A to B kalıbını tamamlayın: The app will ____ the photo ____ a PDF file.

Cevabı göster

convert · to

which is then used for energy by the body.

1:00

ve bu glikoz daha sonra vücut tarafından enerji için kullanılır.

However, some people lack the necessary enzymes to break down specific foods. Kelime

1:03

Ancak bazı insanlarda belirli yiyecekleri parçalamak için gereken enzimler yoktur.

Kelime

lack + isim: lack the necessary enzymes

Burada lack, “gerekli bir şeye sahip olmamak” anlamına gelen geçişli bir fiildir. the necessary enzymes ad öbeği, fiilin doğrudan nesnesidir. Yeniden kullanılabilir yapı özne + lack/lacks + ad öbeği şeklindedir. Fiil olan lack nesnesini doğrudan aldığı için ardından of gelmez.

Alıştırma

Fazladan edat eklemeden cümleyi lack fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The small clinic ____ the equipment needed for the test.

Cevabı göster

lacks

Consider the case of lactose intolerance Notlar

1:07

Laktoz intoleransını ele alalım:

Anlatım akışı

Consider the case of: belirli bir örneği tanıtmak

Consider the case of, dinleyicinin dikkatini kanıt veya açıklama işlevi gören belirli bir örneğe yönelten emir biçiminde bir söylem kalıbıdır. Cümlede lactose intolerance, önceki genel açıklamanın daha kolay anlaşılmasını sağlayan örnektir. Kalıp Consider the case of + ad öbeği şeklindedir. Burada case, örnek, somut vaka veya durum anlamına gelir; kutu anlamına gelmez ve mutlaka hukuki bir dava demek değildir.

Alıştırma

Dinleyiciyi bir örneği incelemeye yönelten resmî kalıbı kullanarak cümleyi tamamlayın: ____ a city that made all buses free.

Cevabı göster

Consider the case of

where the body is unable to produce sufficient levels of the enzyme lactase Dilbilgisi

1:10

Bu durumda vücut, yeterli miktarda laktaz enzimi üretemez

Dilbilgisi

is unable to produce sufficient levels of: yeterli düzeyde üretememek

Be unable to + fiilin yalın hâli, öznenin eylemi gerçekleştirme yeteneği ya da kapasitesi olmadığını belirtir. Sufficient levels of + isim, bir ihtiyaç veya işlev için yeterince yüksek bir miktar demektir. Birlikte is unable to produce sufficient levels of, “yeterince üretememek” anlamına gelir. Bu cümlede vücudun gerekenden daha az laktaz ürettiği belirtilir; hiç laktaz üretmediği anlamına gelmek zorunda değildir.

Alıştırma

Dersin tam yapısını kullanarak resmî cümleyi tamamlayın: The damaged thyroid ____ certain hormones.

Cevabı göster

is unable to produce sufficient levels of

to break down lactose found in foods like milk, yogurt, and cheese.

1:13

ve bu yüzden süt, yoğurt ve peynir gibi yiyeceklerde bulunan laktozu parçalayamaz.

Kelime

lactose, lactase ve lactose intolerance

Lactose parçalanan şekeri, lactase ise bu parçalama işlemini gerçekleştiren enzimi ifade eder. Sözcük sonu, rolü belirlemeye yardımcı olur: -ose genellikle şeker adlarında, -ase ise enzim adlarında görülür. Lactose intolerance, çoğunlukla vücudun yeterince laktaz üretememesi nedeniyle laktozu sindirmekte zorlandığı durumdur. Bu, süt proteinlerine karşı bağışıklık tepkisi olan süt alerjisiyle aynı şey değildir.

Alıştırma

Üç terimi de doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Lactose is an enzyme that causes the body to digest lactase.
  2. People with lactase intolerance may not produce enough lactose to break down lactase.
  3. People with lactose intolerance may not produce enough lactase to break down lactose.
Cevabı göster

People with lactose intolerance may not produce enough lactase to break down lactose.

As a result, they can have problems with digestion Anlatım akışı

1:17

Bunun sonucunda sindirim sorunları yaşayabilirler;

Anlatım akışı

As a result, nedeni sonucuna bağlar

Bu cümlede As a result, sindirim sorunlarının daha önce belirtilen nedenin, yani vücudun yeterli laktaz üretememesinin sonucu olduğunu gösterir. Dinleyiciye yeni bilginin önceki bilgiyle nasıl bağlantılı olduğunu anlatır. as a result, bir neden ya da durumdan onun sonucuna geçmek için kullanılır. Cümlenin başında olduğunda genellikle ardından virgül gelir: As a result, ...

Alıştırma

Bu metni en iyi tamamlayan bağlacı seçin: “The path was icy. ___, the race was canceled.”

  1. However
  2. For example
  3. As a result
Cevabı göster

As a result

such as abdominal bloating, farting, or nausea. Kalıp ifadeler

1:20

örneğin karın şişkinliği, gaz çıkarma veya mide bulantısı.

Kalıp ifadeler

such as genel bir kategoriden örnekler sunar

Bu cümlede such as, problems with digestion genel kategorisini abdominal bloating, farting ve nausea örnekleriyle bağlar. Bu örnekler kategoriyi açıklar; normalde listenin eksiksiz olduğunu belirtmez. Yaygın yapı, genel kategori + such as + bir veya daha fazla örnektir. such as sonrasındaki sözcükler, önce belirtilen kategorinin üyeleri veya örnekleri olmalıdır.

Alıştırma

Hangi cümlede genel bir kategorinin üyelerini belirtmek için such as kullanılmıştır?

  1. Rina was tired; as a result, she went to bed early.
  2. Small pets such as hamsters and gerbils need gentle care.
  3. The jacket looks like mine.
Cevabı göster

Small pets such as hamsters and gerbils need gentle care.

When it comes to eating a bus, Kalıp ifadeler

1:23

İş bir otobüs yemeye gelince,

we don't have enzymes specifically designed to chemically break down glass, steel, or plastic.

1:24

camı, çeliği veya plastiği kimyasal olarak parçalamak üzere özel olarak tasarlanmış enzimlerimiz yoktur.

Kalıp ifadeler

When it comes to + isim veya -ing biçimi

When it comes to, konuşmacının ele almak istediği konuyu veya yönü tanıtır. Burada odağı bir otobüs yeme gibi sıra dışı bir düşünceye çevirir; herhangi bir şeyin fiziksel olarak birine yaklaştığını anlatmaz. İfadenin ardından bir isim öbeği veya -ing biçimi gelir: When it comes to eating a bus. Daha geniş bir açıklama, karşılaştırma veya tartışmanın içinde belirli bir alt konuyu açmak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi dersteki konu çerçeveleme ifadesiyle tamamlayın: ____ choosing a pet, our family needs to consider allergies.

Cevabı göster

When it comes to

But that hasn't stopped humans from eating remarkable things. Dilbilgisi

1:30

Ancak bu, insanların akılalmaz şeyler yemesine engel olmamıştır.

Dilbilgisi

hasn't stopped humans from eating: stop someone from doing kalıbı

Stop someone from doing something, o kişinin eylemi gerçekleştirmesini engellemek anlamına gelir. Kalıp stop + kişi + from + -ing biçimidir; bu nedenle humans etkilenen grup, eating ise eylemdir. Bu cümlede hasn't stopped, olumsuz present perfect biçimidir: uygun enzimlerin bulunmaması şimdiye kadar insanların olağanüstü şeyler yemesini engellememiştir. Karşıtlık, engelin var olduğunu ancak davranışı sona erdirmediğini gösterir.

Alıştırma

Cümleyi stop someone from doing kalıbıyla tamamlayın: We wanted to enter the park, but the locked gate ____ entering.

Cevabı göster

stopped us from

Michel Lotito, a French entertainer known as Mr. Eat Everything, Kalıp ifadeler

1:33

Her Şeyi Yiyen Adam lakabıyla tanınan Fransız gösteri sanatçısı Michel Lotito,

Kalıp ifadeler

known as + bir ad veya kamusal kimlik

Bu cümlede known as, Michel Lotito’nun tanındığı adı veya kamusal lakabı tanıtır: Mr. Eat Everything. Kalıp be known as + ad, unvan veya kimlik şeklindedir. Bu kalıp, birinin ya da bir şeyin ne diye adlandırıldığını söyler; neden ünlü olduğunu söylemez.

Alıştırma

Cümleyi “halk arasında böyle adlandırılan” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The street artist is ____ Sky Fox.

Cevabı göster

known as

consumed, among other things, Kalıp ifadeler

1:37

diğer şeylerin yanı sıra,

Kalıp ifadeler

among other things: listenin eksiksiz olmadığını belirtmek

Bu cümlede among other things, dinleyiciye birazdan adı verilen öğelerin daha büyük bir kümeden seçilmiş birkaç örnek olduğunu bildirir. Böylece liste eksiksizmiş gibi anlaşılmaz. İfade, liste hakkında parantez içi bir açıklama işlevi görür; listelenen bir nesnenin fiziksel olarak diğerlerinin arasında bulunduğunu ya da nesnelerin karşılaştırıldığını söylemez.

Alıştırma

Örneklerin eksiksiz bir liste olmadığını gösteren üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The emergency kit contains, ____, water, a flashlight, and a radio.

Cevabı göster

among other things

a computer, a pair of skis,

1:39

bir bilgisayar, bir çift kayak,

six chandeliers, and an airplane.

1:41

altı avize ve bir uçak yedi.

This task took two years to finish. Dilbilgisi

1:44

Bu işi bitirmesi iki yıl sürdü.

Dilbilgisi

took two years to finish: take ile süre belirtme

took two years to finish ifadesindeki took, take fiilinin geçmiş zaman biçimidir ve bir şeyi taşımak ya da götürmek değil, bir şeyin zaman gerektirmesi anlamına gelir. Özne olan This task, tamamlanması iki yıl gerektiren şeydir. Kullanılabilir kalıp something + take/took + a length of time + to + base verb şeklindedir. Zaman ifadesi, eylem için gereken süreyi belirtir.

Alıştırma

Cümleyi take fiilinin geçmiş zaman biçimi ve parantezde verilen süreyle tamamlayın: The repairs ____ to complete. (three days)

Cevabı göster

took three days

To do it,

1:46

Bunu yapmak için

he disassembled items and cut them into small pieces Kalıp ifadeler

1:47

eşyaları söküp küçük parçalara ayırdı

which he ate with regular meals.

1:50

ve bu parçaları normal öğünleriyle birlikte yedi.

Kalıp ifadeler

cut them into small pieces: kesme işleminin sonucunu ifade etme

Cut them into small pieces, kesme işleminin daha büyük nesneleri çok sayıda küçük parçaya dönüştürdüğü anlamına gelir. Into eylemin sonucunu gösterir; small ise oluşan pieces birimlerinin boyutunu açıklar. Kullanılabilir kalıp cut + object + into + result units şeklindedir; sonuç birimleri pieces, slices veya strips olabilir. Nesne, cut ile into arasına gelir.

Alıştırma

Cümleyi, salatalığın küçük parçalara dönüştüğü anlamına gelen hedef sonuç ifadesiyle tamamlayın: For the salad, cut the cucumber ____.

Cevabı göster

into small pieces

He added mineral oil to lubricate the passage of the small pieces Kelime

1:52

Küçük parçaların geçişini kolaylaştırmak için mineral yağ ekledi

and lots of water to wash them all down. Öbek fiiller

1:55

ve hepsini yutabilmek için bolca su içti.

Kelime

mineral oil: petrolden rafine edilen yağ

Mineral oil, petrolden rafine edilen bir yağdır. Bu iki sözcüklü terim belirli bir maddeyi adlandırır; mineral sözcüğü, yemeklik yağa besleyici mineraller eklendiği anlamına gelmez. Burada küçük parçaların bir geçitten ilerlemesine yardım etmek için eklenen kayganlaştırıcıyı belirtir. Cümle yalnızca bir kişinin ne yaptığını anlatır; terimin kendisi bu davranışın güvenli olduğunu göstermez.

Alıştırma

Bu cümlede mineral oil neyi ifade ediyor?

  1. Yemek pişirmede kullanılan bitki bazlı bir yağ
  2. İçinde çözünmüş mineraller bulunan su
  3. Petrolden rafine edilen bir yağ
Cevabı göster

Petrolden rafine edilen bir yağ

Öbek fiiller

wash them all down: yutmaya yardımcı olmak için içecek kullanmak

Bu cümlede wash them all down, “küçük parçaların hepsini yutmaya yardımcı olmak için su kullanmak” anlamına gelir. Them, parçalara gönderme yapar; all ise her parçanın dâhil olduğunu vurgular. Bu anlamda wash ... down, ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne bir zamirse zamiri fiil ile parçacığın arasına koyun: wash them down denir, wash down them denmez. İfade parçaları temizlemek anlamına gelmez.

Alıştırma

“Yutmaya yardımcı olmak için su kullanmak” anlamındaki wash ... down ifadesinin iki bölümünü yazarak cümleyi tamamlayın: Use a little water to ____ the pill ____.

Cevabı göster

wash · down

Lotito claimed to eat approximately 1 kg of non-food material daily while doing these stunts, Kelime

1:58

Lotito, bu gösteriler sırasında günde yaklaşık 1 kg gıda dışı madde yediğini iddia etti;

from which he amazingly suffered no ill effects to his health. Kalıp ifadeler

2:04

üstelik şaşırtıcı biçimde bunun sağlığı üzerinde hiçbir olumsuz etkisi olmadı.

Kelime

claimed to eat: doğrulanmış olarak sunulmayan bir iddia

Claimed to + fiilin yalın hâli yapısı, öznenin doğru olduğunu öne sürdüğü bir şeyi aktarır. Burada bu maddeyi yediğini söyleyen kişi Lotito'nun kendisidir. Anlatıcı, bilgiyi doğrulanmış bir gerçek olarak sunmak yerine Lotito'ya dayandırır. Bu nedenle claimed to, haber ile iddia arasında bir miktar mesafe bırakır; bilginin hâlâ kontrol edilmesi gerekebilir.

Alıştırma

Bu cümlede claimed to eat okuyucuya ne anlatır?

  1. Lotito bunu kendisi hakkında söyledi, ancak anlatıcı bilgiyi tamamen doğrulanmış olarak sunmuyor.
  2. Anlatıcı, Lotito'nun bu miktarı yediğini doğrudan doğruladı.
  3. Lotito yalnızca bu miktarı yemeyi planladı ve bunu yaptığını hiç söylemedi.
Cevabı göster

Lotito bunu kendisi hakkında söyledi, ancak anlatıcı bilgiyi tamamen doğrulanmış olarak sunmuyor.

Kelime

approximately 1 kg: tahmini bir miktarı gösterme

Approximately, 1 kg ölçümünü doğrudan niteler. Miktarın bir kilograma yakın olduğu anlamına gelir; tam olarak bir kilogram ölçüldüğü veya böyle bildirildiği anlamına gelmez. Bu yaklaşık değer işareti, sayısal raporlamadaki belirsizliği korur. Okuyucuya 1 kg değerini kesin bir rakam değil, tahmin olarak değerlendirmesini söyler.

Alıştırma

Approximately 1 kg ifadesinin anlamını en iyi koruyan yorum hangisidir?

  1. Hiçbir belirsizlik olmadan tam olarak 1 kg.
  2. En fazla 1 kg ve muhtemelen çok daha az.
  3. 1 kg'a yakın, ancak rakam kesin olarak sunulmuyor.
Cevabı göster

1 kg'a yakın, ancak rakam kesin olarak sunulmuyor.

Kalıp ifadeler

suffered no ill effects: hiçbir zararlı etki yaşamadı

suffered no ill effects ifadesinde suffer, bir şeyi yaşamak veya ona maruz kalmak; ill effects ise zararlı ya da hoş olmayan sonuçlar demektir. no, isim grubunun tamamını olumsuzladığı için, gösterilerin onda fark edilir bir zarara yol açmadığı iddia edilmektedir. Bu, bir eylemin, maruziyetin veya tedavinin olumsuz sonuç doğurup doğurmadığını belirtmekte kullanılan yaygın ve resmî bir eş dizimdir. Burada ill, effects sözcüğünü “zararlı” olarak niteler; etkilerin kendilerinin hasta olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi “zararlı sonuçlar” anlamındaki iki sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: After the brief exposure, the volunteers suffered no ____ and reported feeling normal.

Cevabı göster

ill effects

It turns out he had an insatiable desire to eat things like dirt, rubber, and metal, Notlar

2:07

Meğer toprak, kauçuk ve metal gibi şeyleri yemeye karşı doymak bilmez bir isteği varmış;

Kelime

an insatiable desire to eat: tatmin edilemeyen bir yeme arzusu

Insatiable, tatmin edilmesi imkânsız demektir. an insatiable desire to eat ifadesinde arzunun sıradan bir açlık ya da kısa süreli bir istek değil, son derece güçlü ve sürekli olduğunu gösterir. an insatiable desire to + fiil yapısı, sürekli daha fazlasını isteyen bir dürtüyü anlatır. Burada yenmek istenen şeyler yiyecek olmadığından, ifade sevilen bir yemeğe duyulan hevesten çok kaygı verici bir zorlanmayı anlatır.

Alıştırma

Hiç tatmin olmuyormuş gibi görünen bir arzuyu anlatan ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: Even after reading three books about space, Leo still wanted more; he had ____ learn about every planet.

Cevabı göster

an insatiable desire to

a condition known as pica. Kelime

2:12

bu, pika adı verilen bir rahatsızlıktır.

Anlatım akışı

It turns out + that yan cümlesi

It turns out, konuşanın önceki bilgilerden sonra öğrenilen veya açıklığa kavuşan bir gerçeği şimdi açıkladığını gösterir. Burada anlatıyı şaşırtıcı yeme davranışından, onda pika bulunduğu açıklamasına taşır. Kalıp It turns out (that) + yan cümle şeklindedir. Önceki bir izlenimi düzeltmek veya beklenmedik bir bulguyu sunmak için sık kullanılır; fiziksel olarak dönmek ya da bir şeyi kapatmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi yeni keşfedilen bir gerçeği tanıtan üç sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: ____ that the meeting had been moved online.

Cevabı göster

It turns out

Kelime

a condition known as pica: bir sağlık durumunun adını belirtme

Pica, kişinin toprak, kauçuk veya metal gibi yiyecek olmayan maddeleri sürekli yediği bir sağlık durumunun adıdır. Bu ifadede condition, bir şartı değil tıbbi bir sorunu veya sağlık sorununu anlatır. Known as, o adla çağrılan veya tanınan anlamına gelir. Bu nedenle a condition known as pica, söz konusu rahatsızlığın kabul edilen adının pica olduğunu belirtir.

Alıştırma

“a condition known as pica” ifadesine en uygun açıklama hangisidir?

  1. Alışılmadık bir nesneyi bir kez denemenin zararsız adı
  2. Kişinin belirli yiyeceklerden kaçınmasını söyleyen bir kural
  3. Yiyecek olmayan maddeleri sürekli yemeyi içeren bir sağlık sorunu
Cevabı göster

Yiyecek olmayan maddeleri sürekli yemeyi içeren bir sağlık sorunu

Pica differs from person to person. Kalıp ifadeler

2:14

Pika kişiden kişiye değişir.

Kalıp ifadeler

differs from person to person: kişiden kişiye değişir

Differs from person to person ifadesi, aynı durumun, deneyimin veya sonucun herkes için aynı olmadığı anlamına gelir. Burada pika belirtilerinin ya da nedenlerinin farklı kişilerde değişebileceğini anlatır. X differs from person to person yapısı insanlar arasındaki farklılığı gösterir. From ... to ... burada ele alınan insan aralığını belirtir; bir şeyin insanlar arasında hareket ettiğini anlatmaz.

Alıştırma

Etkinin bireyler arasında değiştiğini belirten kalıplaşmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: The medicine's effect ____.

Cevabı göster

differs from person to person

Some people consume non-food items to satisfy an appetite due to extreme mineral deficiency, Notlar

2:16

Bazı insanlar ciddi mineral eksikliğinden kaynaklanan iştahı gidermek için yiyecek olmayan maddeler tüketirken

whereas other cases of pica are related to psychological disorders. Anlatım akışı

2:21

diğer pika vakaları psikolojik bozukluklarla bağlantılıdır.

Kalıp ifadeler

satisfy an appetite: iştahı veya isteği karşılamak

Satisfy an appetite, birine yeterli yiyecek ya da istediği başka bir deneyim sunarak isteğini karşılamak demektir. Bu cümlede yiyecek olmayan maddeleri tüketmek, onları tüketme dürtüsünü en azından o anda karşılar. Satisfy, iştahın karşılanmasını anlatır; buna yol açabilecek mineral eksikliğinin veya psikolojik bozukluğun tedavi edildiği anlamına gelmez. Aynı eşdizim, an appetite for adventure örneğinde olduğu gibi mecaz anlamda da kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle çorbanın yemek yeme isteğini karşıladığını doğal biçimde anlatır?

  1. A bowl of soup can finish an appetite after a long walk.
  2. A bowl of soup can satisfy an appetite after a long walk.
  3. A bowl of soup can repair an appetite after a long walk.
Cevabı göster

A bowl of soup can satisfy an appetite after a long walk.

Kelime

due to extreme mineral deficiency: bir neden belirtmek

due to extreme mineral deficiency ifadesinde due to, iştahın nedenini belirtir ve ardından extreme mineral deficiency isim öbeği gelir. Mineral deficiency, vücutta gerekli minerallerden birinin veya birkaçının yeterli miktarda bulunmaması demektir; extreme ise eksikliğin çok ciddi olduğunu gösterir. Bu cümlede söz konusu neden yalnızca bazı insanlar için geçerlidir. Mineral eksikliğinin bütün pika vakalarını açıkladığı söylenmemektedir.

Alıştırma

Cümleyi due to ile tamamlayın: The match was canceled ____ heavy rain.

Cevabı göster

due to

Anlatım akışı

whereas: iki olguyu karşılaştırmak

Whereas iki cümleciği birbirine bağlar ve okuyucuya bunları karşıtlık bakımından karşılaştırması gerektiğini gösterir. İlk cümlecik, iştahı ciddi mineral eksikliğiyle bağlantılı olan bazı insanları anlatır; ikinci cümlecik ise psikolojik bozukluklarla bağlantılı diğer pika vakalarına geçer. İki farklı olguyu yan yana getirerek bilgiyi düzenler. Burada whereas “buna karşılık” anlamındadır; “……olduğu zaman” anlamı taşımaz ve bir neden belirtmez.

Alıştırma

Resmî bir cümlede iki olguyu en açık biçimde karşılaştıran bağlacı seçin: Mia likes crowded parties, ___ her brother prefers quiet evenings.

  1. whereas
  2. when
  3. because
Cevabı göster

whereas

Pica can be quite dangerous

2:25

Pika oldukça tehlikeli olabilir;

as severe complications may arise from eating things our bodies weren't designed to process. Notlar

2:27

çünkü vücudumuzun işlemek üzere tasarlanmadığı şeyleri yemek ciddi komplikasyonlara yol açabilir.

Kalıp ifadeler

severe complications may arise from: sağlık riskini nedenine bağlamak

Bu cümlede severe complications, bir durumun veya davranışın ek sonucu olarak gelişebilecek ciddi sağlık sorunlarını ifade eder. May kesinlik değil, olasılık bildirir. consequence + may arise from + source kalıbı önce olası zararlı sonucu sunar, ardından bunun kaynağını belirtir. Burada kaynak, vücudun işleyemediği maddeleri yemektir. Bu resmî kalıp tıbbi, güvenlik ve risk açıklamalarında kullanışlıdır.

Alıştırma

Vurgulanan ifadeyle resmî risk cümlesini tamamlayın: Severe complications may ____ swallowing sharp objects.

Cevabı göster

arise from

Dilbilgisi

weren't designed to process: be designed to ile işlev ve sınırlar

Be designed to + fiilin yalın hâli normalde bir şeyin gerçekleştirmesi amaçlanan veya gerçekleştirmesi için üretildiği işlevi anlatır. things (that) our bodies weren't designed to process ilgi cümleciğinde nesne görevindeki that ilgi zamiri düşürülmüştür ve things, process fiilinin nesnesi olarak anlaşılır. Our bodies ile kullanıldığında weren't designed to process işlevsel bir benzetmedir: bu maddeler vücudun normalde güvenli biçimde işleyebildiği sınırın dışındadır. Bu ifade, gerçek bir tasarımcının vücudu yarattığını iddia etmez.

Alıştırma

Cümleyi hedef yapıyla tamamlayın: This filter was ____ remove dust, not toxic gases.

Cevabı göster

designed to

So, then how did Michel Lotito do it? Anlatım akışı

2:31

Peki Michel Lotito bunu nasıl başardı?

Anlatım akışı

So, then ...?: temel soruya geri dönmek

So, then daha önce ortaya konmuş risklere ve hâlâ yanıtlanmamış soruna geri döner. Verdiği mesaj şudur: Bütün bunlar göz önüne alındığında, şimdi hangi açıklama gelecek? Soru, temel bilmeceyi yeniden odağa getirir ve sonraki bölümün neyi yanıtlayacağını bildirir. Buradaki it, yeni bir eylemi değil, metal yemeye devam ederken az önce anlatılan ciddi sonuçlardan kurtulup hayatta kalabilmesini ifade eder.

Alıştırma

Cümlenin başındaki So, then ne işe yarar?

  1. Yanıt zaten bilindiği için konuyu kapatır.
  2. Michel'in belirli bir zamanda harekete geçtiğini söyler.
  3. Önceki riskleri, sonraki bölümün yanıtlayacağı temel soruya bağlar.
Cevabı göster

Önceki riskleri, sonraki bölümün yanıtlayacağı temel soruya bağlar.

It's said that Lotito had an abnormally thick stomach lining Notlar

2:34

Lotito'nun mide zarının normalden çok daha kalın olduğu söylenir;

which prevented structural damage as the metal passed through his system. Kalıp ifadeler

2:37

bu da metal vücudundan geçerken yapısal hasar oluşmasını önlemiştir.

Dilbilgisi

It's said that: kaynağı belirtmeden bir iddiayı aktarmak

It's said that, bilgi aktarmak için kullanılan kişisiz edilgen bir yapıdır: it + be + geçmiş zaman ortacı + that cümleciği. Buradaki it yalnızca biçimsel bir öznedir ve Lotito'yu ifade etmez. Aktarılan iddia that cümleciğinde yer alır. Bu ifade, kaynağı belirtmeden iddiayı insanların söylediği veya inandığı bir şey olarak sunar. İddiayla araya mesafe koyduğu için açıklama doğrudan doğrulanmış bir gerçek olarak belirtilmez.

Alıştırma

Kaynağı belirtmeyen ve iddiayı kanıtlanmış gibi sunmayan kişisiz haber aktarma ifadesiyle cümleyi tamamlayın: ____ the old house has a hidden room.

Cevabı göster

It's said that

Kelime

anormal derecede kalın mide iç tabakası

Stomach lining, midenin iç kısmındaki doku tabakasıdır. Bu isim grubunda stomach, lining türünü belirtir; thick, lining sözcüğünü niteler; abnormally ise thick sözcüğünü niteler. İfadenin tamamı, bu iç tabakanın normal aralıktan daha kalın olduğu anlamına gelir. Bu cümlede ifade, olağan dışı bir fiziksel özelliği adlandırır. Metal vücuttan geçerken bu özelliğin dokuyu koruduğu ileri sürülür.

Alıştırma

“Midenin iç doku tabakası normalden daha kalındı” anlamındaki tam ifadeyle tıbbi açıklamayı tamamlayın: The scan revealed an ____.

Cevabı göster

abnormally thick stomach lining

Kalıp ifadeler

yapısal hasarı önledi

Prevented + isim, bir şeyin gerçekleşmesinin engellendiği anlamına gelir. Structural damage, bir şeyin biçiminde veya taşıyıcı kısımlarında oluşan fiziksel hasardır; bu tıbbi cümlede vücut dokusunun fiziksel yapısındaki hasarı ifade eder. Bu ifade, metal geçerken kalın iç tabakanın söz konusu hasarın oluşmasını önlediğini söyler. Hasar sonrası onarımı değil, tehlike öncesindeki veya sırasındaki korumayı anlatır.

Alıştırma

“Yapıda fiziksel hasar oluşmasını engelledi” anlamındaki tam ifadeyle güvenlik raporunu tamamlayın: The reinforced frame ____ during the earthquake.

Cevabı göster

prevented structural damage

In this case, Anlatım akışı

2:41

Bu durumda

Anlatım akışı

In this case: bir ifadeyi tek bir durumla sınırlamak

In this case, daha önce açıklanmış olan belirli duruma gönderme yapar ve sonraki ifadeyi o durumla sınırlar. Bu, bilgiyi düzenleyen bir ifadedir: dinleyiciye sonraki sonucu genel bir kural olarak görmemesi gerektiğini bildirir. Burada geleceğe yönelik bir koşul koymak yerine, mevcut bir duruma gönderme yapar.

Alıştırma

Örnekte In this case ne işe yarıyor?

  1. Bir koşul yerine getirilirse durumun doğru olduğunu söyler.
  2. Gelecekte gerçekleşebilecek bir olaya karşı alınan önlemi belirtir.
  3. Sonraki ifadeyi daha önce açıklanmış belirli durumla sınırlar.
Cevabı göster

Sonraki ifadeyi daha önce açıklanmış belirli durumla sınırlar.

he just got lucky that his pica coincided with a well-suited biological abnormality. Notlar

2:42

pika rahatsızlığı işine yarayan bir biyolojik anormallikle örtüştüğü için şansı yaver gitmişti.

Kalıp ifadeler

just got lucky: şans eseri ortaya çıkan iyi bir sonuç

Got lucky, iyi bir sonucun şans eseri gerçekleştiği anlamına gelir. Just, sonucu beceri, planlama veya güvenilir bir yöntem yerine şansın açıkladığını vurgular. That ile başlayan yan cümle, şanslı olunan durumu belirtir. Birine lucky demek sonucu tanımlar; riskli davranışın güvenli olduğu veya başkalarının bunu başarıyla tekrarlayabileceği anlamına gelmez.

Alıştırma

İyi sonucun yalnızca şans eseri gerçekleştiğini belirten ifadeyle cümleyi tamamlayın: Noah did not know the answer, but his guess was correct. He ____.

Cevabı göster

just got lucky

Kalıp ifadeler

coincided with: neden olmadan zaman bakımından örtüşme

Bu cümlede coincided with, his pica ile a biological abnormality ifadelerini birbirine bağlar. İki durumun tesadüfen aynı zamanda ortaya çıktığı veya birlikte var olduğu anlamına gelir. Bu ifade neden değil, örtüşme bildirir: pika bozukluğunun anormalliği oluşturduğunu veya anormalliğin pika bozukluğunu oluşturduğunu söylemez. Genel olarak A ile B aynı zamanda gerçekleştiğinde ya da önemli bir yönden uyuştuğunda A coincides with B denebilir.

Alıştırma

Cümleyi “aynı zamanda gerçekleşti” anlamındaki iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: The power outage ____ the start of the storm.

Cevabı göster

coincided with

Kelime

well-suited biological abnormality: belirli bir amaca uygun

Well-suited, “belirli bir ihtiyaca veya işe çok uygun” anlamına gelir. well-suited biological abnormality ifadesinde bu birleşik sıfat abnormality sözcüğünü niteler: alışılmadık bedensel özellik tesadüfen duruma çok uygun çıkmıştır. Olumlu değerlendirme yalnızca bu belirli uygunlukla sınırlıdır. Anormalliğin sağlıklı, istenen veya genel olarak iyi olduğunu söylemez. Kısa çizgi, well ile suited sözcüklerinin biological abnormality önünde tek bir niteleyici olarak birlikte çalıştığını gösterir.

Alıştırma

'A thick case is well-suited to protecting a tablet,' cümlesinde well-suited ne anlama gelir?

  1. Mümkün olan her açıdan sağlıklı ve yararlıdır.
  2. Alışılmadık görünür ancak yararlı hiçbir işlevi yoktur.
  3. O belirli iş için çok uygundur.
Cevabı göster

O belirli iş için çok uygundur.

So, could you eat a bus?

2:47

Öyleyse bir otobüs yiyebilir misiniz?

Hypothetically, Kelime

2:49

Varsayımsal olarak,

maybe.

2:50

belki.

Kelime

Hypothetically: hayali bir durumu çerçevelemek

“Hypothetically”, bütün yanıtı hayali varsayımlar kümesi içine yerleştiren bir cümle zarfıdır. Dinleyiciye, devamındaki ifadeyi gerçekte uygulanabilir olanla ilgili bir iddia olarak değil, bir düşünce deneyi olarak değerlendirmesini söyler. “Hypothetically, maybe.” ifadesinde zarf çerçeveyi kurar, “maybe” ise bu çerçevenin içine belirsizlik ekler. Birlikte yaklaşık olarak “hayali koşullar altında, belki” anlamına gelirler; fikrin uygulanabilir veya güvenli olduğunu göstermezler.

Alıştırma

Bir planlama görüşmesinde biri “Hypothetically, maybe we could open a second office.” diyor. “Hypothetically” neyi belirtir?

  1. Fikir gerçek bir plan olarak sunulmuyor, hayali bir durum olarak değerlendiriliyor.
  2. Konuşan kişi ofisin açılması için doğrudan talimat veriyor.
  3. Konuşan kişi ofisin açılacağını doğruladı.
Cevabı göster

Fikir gerçek bir plan olarak sunulmuyor, hayali bir durum olarak değerlendiriliyor.

With a rare thick stomach lining and the bus chopped into tiny pieces over many years, Dilbilgisi

2:51

Nadir görülen kalın bir mide zarınız varsa ve otobüs uzun yıllar boyunca minicik parçalara ayrılırsa

Dilbilgisi

with the bus chopped into tiny pieces yapısı

with + isim + geçmiş zaman ortacı kalıbı, ana cümleye arka plan niteliğinde bir durum ekler. Burada bus, doğrama eyleminden etkilenen şeydir; bu yüzden chopped into tiny pieces otobüsün içinde bulunduğu durumu anlatır. Chopped cümlenin ana fiili değildir ve doğrama işini otobüs yapmaz. Bu yapı çoğu zaman ana olayın gerçekleşmesini sağlayan hazırlanmış bir koşulu veya tamamlanmış sonucu sunar. Bu bağlamda küçük parçalara ayrılmış olma durumu, bütün bir otobüsün tek seferde işlenmesini değil, uzun yıllara yayılmış bir süreci destekler.

Alıştırma

Tüm belgelerin daha önce imzalandığını gösteren bir with öbeğiyle cümleyi tamamlayın: '____, we can send the application today.'

Cevabı göster

With all the documents signed

it might be possible.

2:56

bu mümkün olabilir.

Dilbilgisi

With a rare thick stomach lining ... it might be possible: koşul ve ihtiyatlı olasılık

Baştaki “with” öbeği “bu koşullar sağlandığında” anlamına gelir. Ana cümle değerlendirilmeden önce geçerli olması gereken durumları sunar. Tam cümlede “with”, hem alışılmadık derecede kalın mide çeperini hem de otobüsün uzun yıllar boyunca küçücük parçalara ayrılması koşulunu tanıtır. Ana cümlede “might + be”, bir gerçeği değil, ihtiyatlı bir olasılığı ifade eder. “With + condition, ... might be possible” kalıbı dikkatli değerlendirmelerde kullanışlıdır: önce gerekli koşulları belirtir, ardından kesinlik derecesi düşük bir sonuç verir.

Alıştırma

With + condition, ... might be possible kalıbını kullanarak ihtiyatlı değerlendirmeyi tamamlayın: ____ enough staff, ____ to finish by Friday.

Cevabı göster

With · it might be possible

But technically, since you don't produce any enzymes for it and you aren't absorbing any nutrients, Anlatım akışı

2:57

Ancak teknik olarak, onu parçalamaya yarayan hiçbir enzim üretmediğiniz ve hiçbir besin maddesi emmediğiniz için

Anlatım akışı

Tanıma dayalı bir düzeltme olarak But technically

But, önceki daha esnek yanıttan uzaklaşan bir dönüşü belirtir; technically ise değerlendirme ölçütünü kesin tanımlarla veya ilgili olgusal ayrıntılarla sınırlar. But technically birlikte kullanıldığında, gündelik ifadenin bütünüyle mantıksız olduğunu söylemeden bir sınırlama veya düzeltme getirir. Bu hamle, önce pratik ya da gündelik görüşü kabul edip ardından daha katı bir ölçüte göre neyin doğru olduğunu belirterek bilgiyi düzenler. Burada ardından gelen since yan cümlesi bu daha katı biyolojik dayanağı sağlar.

Alıştırma

Bir arkadaşınız örümceğe gündelik biçimde böcek diyor. Hangi yanıt, tanıma dayalı bir düzeltme sunmak için But technically ifadesini kullanıyor?

  1. But technically, a spider is an arachnid, not an insect.
  2. But technically, this soup tastes delicious.
  3. But technically, could you close the window?
Cevabı göster

But technically, a spider is an arachnid, not an insect.

you aren't actually eating the bus, Anlatım akışı

3:03

aslında otobüsü yemiyorsunuz;

just simply passing it through.

3:05

onu yalnızca vücudunuzdan geçiriyorsunuz.

Anlatım akışı

not actually X, just Y: yüzeysel bir etiketi değiştirmek

“you aren't actually eating the bus, just simply passing it through” cümlesinde not actually X, just Y kalıbı ilk etiketi reddeder ve onun yerine daha kesin bir açıklama koyar. Madde vücuda girse de konuşmacının kullandığı tanıma göre “eating” sayılmaz; çünkü ne sindirilir ne de emilir. “Just” ve “simply”, etkileyici görünen X eylemini daha önemsiz olan Y düzeyine indirir. Aktarılabilir bilgi düzeni şöyledir: ilk bakışta cazip gelen bir yorumu belirtmek, bunun teknik açıdan doğru olduğunu reddetmek ve ardından gerçekte ne olduğunu açıklamak.

Alıştırma

“Maya isn't actually deleting the files, just moving them to an archive” cümlesinde bu kalıp ne yapar?

  1. Maya'nın dosyalara ne olduğundan emin olmadığını düşündürür.
  2. “deleting” ifadesini reddedip yerine daha kesin olan “moving” eylemini koyar.
  3. Silme ve taşımanın Maya'nın tamamladığı iki ayrı eylem olduğunu söyler.
Cevabı göster

“deleting” ifadesini reddedip yerine daha kesin olan “moving” eylemini koyar.

And we don't exactly recommend trying to find out if you can. Ton ve niyet

3:07

Bunu yapıp yapamayacağınızı denemenizi de kesinlikle önermiyoruz.

Ton ve niyet

don't exactly recommend: hafifletilmiş bir uyarı

Don't exactly recommend bir hafifletme ifadesidir. Kelime anlamıyla exactly olumsuzluğu yumuşatır, ancak buradaki tehlikeli bağlam amaçlanan gücü çok daha artırır: konuşmacı “we strongly recommend that you do not try this” şeklindeki doğrudan ifadeden mizahi biçimde kaçınır. Bu biçim, konuşmacının onaylamama veya uyarı mesajını kuru ve ölçülü bir tonla vermesini sağlar. Exactly sözcüğünü “yalnızca biraz” anlamında almak yerine ifadenin gücünü bağlamdan çıkarın.

Alıştırma

Değerlendirme: Bir eylemin açıkça tehlikeli olduğu bağlamda “We don't exactly recommend trying it” mizahi ama güçlü bir uyarı işlevi görebilir.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Doğru

Just don't. Ton ve niyet

3:11

Sakın yapmayın.

Ton ve niyet

Just don't.: doğrudan durdurma emri

Just don't., “Zaten sözünü ettiğimiz eylemi yapma” anlamına gelir. Ana fiil söylenmez, çünkü iki konuşan da hangi eylemden bahsedildiğini bilir; bu sahnede bu, bir otobüsü ya da yiyecek olmayan başka tehlikeli bir nesneyi yutmaya çalışmaktır. Çok kısa bir emir olduğu için yalnızca tavsiye vermez: girişimi ve tartışmayı bitirir. Eksik eylem bağlamdan açıkça anlaşıldığında bu tür eksiltme doğaldır.

Alıştırma

Daha önce uyarmış olmanıza rağmen bir arkadaşınız hasarlı bir elektrik kablosuna uzanıyor. Eylemi tekrar söylemeden ona en doğrudan biçimde durmasını belirten yanıt hangisidir?

  1. Just don't.
  2. Maybe later.
  3. Be careful.
Cevabı göster

Just don't.

Special thanks to Audible for supporting this episode

3:13

Bu bölüme destek veren Audible'a özellikle teşekkür ederiz;

to give you a free 30-day trial at audible.com/asap.

3:15

bu sayede audible.com/asap adresinden 30 günlük ücretsiz deneme fırsatı elde edebilirsiniz.

This week we wanted to recommend the book What If by Randall Munroe,

3:19

Bu hafta Randall Munroe'nun What If adlı kitabını önermek istedik;

which does an amazing job at answering hilarious and sometimes absurd hypothetical questions. Kalıp ifadeler

3:23

kitap, çok komik ve bazen absürt varsayımsal soruları harika bir şekilde yanıtlıyor.

Kalıp ifadeler

does an amazing job at answering: iyi performansı övmek

Burada does an amazing job at answering, kitabın bu soruları çok iyi yanıtladığı anlamına gelir. Job, ücretli bir işi değil, kitabın ne kadar iyi performans gösterdiğini anlatır. Yeniden kullanılabilen yapı do a/an + sıfat + job at + -ing biçimindedir. do fiilini özneye göre değiştirin ve at'ten sonra fiilin -ing biçimini kullanın.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için does an amazing job at ile explain fiilinin -ing biçimini kullanın: This study app ____ new words clearly.

Cevabı göster

does an amazing job at explaining

It's honestly a fantastic book.

3:28

Gerçekten muhteşem bir kitap.

You can get a free 30-day trial at audible.com/asap

3:30

audible.com/asap adresinden 30 günlük ücretsiz denemeden yararlanabilirsiniz

and choose from their massive selection.

3:34

ve devasa seçenekleri arasından dilediğinizi seçebilirsiniz.

We love them as they're great when you're on the go. Deyimler

3:36

Sesli kitapları seviyoruz, çünkü hareket hâlindeyken harikalar.

Deyimler

on the go: hareket hâlinde veya yoğunken

On the go, sabit bir yerden uzakta olmayı, yolculuk etmeyi veya bir etkinlikten diğerine geçecek kadar yoğun olmayı anlatan bir deyimdir. Mutlaka koşmak anlamına gelmez. Burada sesli kitapların neden kullanışlı olduğunu açıklar: oturup okumak yerine işe gidip gelirken, yolculuk ederken veya başka işler yaparken dinleyebilirsiniz.

Alıştırma

“Yoğunken veya yolculuk ederken” anlamındaki deyimle cümleyi tamamlayın: Leo is traveling all day, so he listens to stories ____.

Cevabı göster

on the go

And subscribe for more weekly science videos.

3:38

Her hafta yeni bilim videoları için kanalımıza abone olun.