Gerçekten Bir Otobüs Yiyebilir Misiniz?: İngilizce çalışma notları
AsapSCIENCE
Video özeti: Video sindirimi ve enzimleri izliyor, ardından Michel Lotito'nun pika rahatsızlığı üzerinden parçalanmış bir otobüsü yutmanın gerçekten yemek sayılıp sayılmayacağını soruyor. Başlıca İngilizce noktaları: 1. provide your body with energy. — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: provide someone with something ile bir sürecin kime ne sağladığını anlatın. 2. wash them all down. — Öbek fiiller: içecekle katıları yutmayı nesneleri yıkamaktan ayırın ve zamirin doğal yerini öğrenin. 3. you aren't actually eating the bus, just simply passing it through. — Söylem, anlatı ve retorik: not X, just Y karşıtlığının şakayı kesin bir biyolojik sonuca nasıl çevirdiğini izleyin.
Bu derste
People spend a lot of time looking forward to their next meal. Notlar
0:00İnsanlar bir sonraki öğünlerini dört gözle bekleyerek çok zaman geçirir.
spend a lot of time looking: spend + zaman + -ing
spend a lot of time looking ifadesinde spend fiilinden sonra bir zaman miktarı ve -ing biçiminde bir etkinlik gelir: spend + time + doing. Bu kalıp, birinin o süreyi söz konusu etkinliğe ayırdığını anlatır. Buradaki looking aynı zamanda looking forward to their next meal ifadesini başlatır. Bu nedenle etkinlik yalnızca gözle bakmak değil, bir sonraki öğünü heyecanla beklemektir. spend + time sonrasında to mastarı yerine -ing biçimi kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi read fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: Leo reads for thirty minutes every night. He spends thirty minutes ____ before bed.
Cevabı göster
reading
looking forward to: bir şeyi sevinçle beklemek
Looking forward to, gelecekte gerçekleşmesi beklenen bir şey hakkında mutlu veya heyecanlı hissetmek anlamına gelir. Bu cümlede insanlar bir sonraki öğünlerini hevesle beklemektedir; ifade fiziksel olarak ileriye bakmak anlamına gelmez. look forward to içindeki to bir edattır. Bu nedenle ardından isim, zamir veya ulaç gelir: look forward to the holiday, look forward to it ya da look forward to seeing you.
Alıştırma
Cümleyi meet fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: We have arranged lunch for Friday, and I'm looking forward to ____ you.
Cevabı göster
meeting
Will it be pizza, a burger, a salad or a bus?
0:03Sıradaki yemek pizza mı, hamburger mi, salata mı, yoksa otobüs mü olacak?
I mean, ile anında açıklama yapma
Burada I mean, bir tanımın başlangıcı değil, konuşmayı düzenleyen bir ifadedir. Az önce sözü edilen şaşırtıcı fikre dönerek asıl soruyu daha doğrudan belirtir: Bir insan gerçekten bir otobüsü yiyebilir mi? Az önce söylediğiniz şeyi hızlıca düzeltmek, açıklığa kavuşturmak veya daha belirgin hâle getirmek için I mean kullanın. Dinleyiciye “Gerçekten anlamanı istediğim nokta bu” mesajını verir.
Alıştırma
Konuşanın kendi sözlerini hemen düzelttiğini gösteren ifadeyi seçin: The trip takes two days—no, ___, it takes two hours.
- I think
- I mean
- For example
Cevabı göster
I mean
A strange question it seems, but let's find out. Anlatım akışı
0:10Kulağa tuhaf bir soru gibi geliyor ama gelin, öğrenelim.
let's find out: birlikte araştırmaya davet etme
Let's find out, başlangıçtaki soruyu bir sonraki adıma, yani cevabı aramaya taşır. Let's ile dinleyicileri de içerdiği için konuşan, herkesi soruyu birlikte araştırmaya davet ediyormuş gibi duyulur. Burada find out, “kontrol ederek bilgi öğrenmek veya keşfetmek” anlamına gelir. Fiziksel bir nesneyi bulmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Cevabı birlikte öğrenmek için herkesi davet eden ifadeyle cümleyi tamamlayın: We don't know which paper plane will fly farther, so ____.
Cevabı göster
let's find out
The point of eating is to provide your body with energy. Notlar
0:13Yemek yemenin amacı vücudunuza enerji sağlamaktır.
Amaç belirtmek için The point of + -ing + is to ...
Buradaki point, “temel amaç” anlamına gelir. Cümle, insanların neden yemek yediğini açıklar; bir yeri, puanı veya bir nesnenin sivri ucunu anlatmaz. Bir etkinliğin temel amacını açıklamak için The point of + -ing biçimi + is to + fiilin yalın hâli kalıbını kullanabilirsin. The point of eating is to provide... ifadesinde eating etkinliği, to provide ise onun amacını belirtir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki The point of ... is to ... kalıbıyla tamamla: ____ wearing a helmet ____ protect your head.
Cevabı göster
The point of · is to
provide A with B: A'ya B sağlamak
Provide A with B, “A'ya B'yi vermek veya sağlamak” anlamına gelir. Bu cümlede A olan your body alıcıdır, B olan energy ise sağlanan şeydir. Sıralamayı provide + alıcı + with + sağlanan şey biçiminde koru: provide your body with energy.
Alıştırma
Cümleyi provide A with B kalıbıyla tamamla: The school will ____ each child ____ a free lunch.
Cevabı göster
provide · with
where it's broken down into smaller pieces by saliva and chewing. Dilbilgisi
0:17ve burada tükürük ile çiğneme sayesinde daha küçük parçalara ayrılır.
be broken down into smaller pieces: daha küçük parçalara ayrılmak
Be broken down into + isim öbeği, bir süreci anlatan edilgen yapıdır. Değişime uğrayan şeyi dil bilgisel özne yapar; into ise sonuçta oluşan parçaları veya biçimi belirtir. Bu cümlede yiyecek daha küçük parçalara dönüşür. By saliva and chewing, değişime yol açan aracı ekler.
Alıştırma
Süreç cümlesini edilgen be broken down into yapısıyla tamamlayın: During recycling, glass bottles ____ small pieces before they are melted.
Cevabı göster
are broken down into
where the movement of the muscles around the stomach and gastric juices break it down further.
0:21ve mide çevresindeki kasların hareketleri ile mide özsuları onu daha da parçalar.
the mixture of food passes into the small intestine and large intestine
0:26yiyecek karışımı ince ve kalın bağırsağa geçer;
where useful nutrients and water from your meal are absorbed.
0:30burada öğününüzdeki yararlı besinler ve su emilir.
The remaining material is waste and becomes a poop
0:33Geriye kalan madde atıktır ve dışkıya dönüşür;
Enzymes are molecules in our body which help speed up the reactions Dilbilgisi
0:39Enzimler, vücudumuzda tepkimeleri hızlandırmaya yardımcı olan
help speed up the reactions: tepkimelerin hızlanmasına yardım etmek
Help + fiilin yalın hâli, bir şeyin bir eyleme veya sonuca katkıda bulunduğunu anlatır. Help speed up yapısında to kullanılmaz; bu nedenle speed bir isim değil, fiilin yalın hâlidir. Speed up, “hızlandırmak veya hızlanmak” anlamına gelen bir öbek fiildir. Burada enzimlerin sindirim tepkimelerinin daha hızlı gerçekleşmesine yardımcı olduğu anlatılır. Help to speed up da dil bilgisi açısından doğrudur; ancak help speed up kısa ve yaygın bir biçimdir.
Alıştırma
Cümleyi help + fiilin yalın hâli ve speed up öbek fiiliyle tamamlayın: Regular exercise can ____ your recovery.
Cevabı göster
help speed up
and chemically break down food. Öbek fiiller
0:42ve yiyecekleri kimyasal olarak parçalayan moleküllerdir.
chemically break down food ifadesinin anlamı ve yapısı
Burada chemically break down food, yiyeceğin kimyasal tepkimeler yoluyla daha basit maddelere ayrılmasını sağlamak demektir. Yiyeceği fiziksel olarak ezmek anlamına gelmez; chemically, enzimlerin etkisini çiğnemenin yol açtığı fiziksel parçalanmadan ayırır. Bu geçişli kullanımda break down ayrılabilen bir öbek fiildir: enzymes break down food veya enzymes break food down denebilir. Bu kalıp başka maddeleri ya da daha küçük parçalara ayrılan karmaşık şeyleri anlatmak için de kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki iki kelimeli fiille tamamlayın: During digestion, enzymes chemically ____ large food molecules into smaller ones.
Cevabı göster
break down
They are present throughout most of the digestive process Kalıp ifadeler
0:44Sindirim sürecinin büyük bölümünde bulunurlar
throughout most of the digestive process ifadesinin kapsamı
Throughout most of the digestive process, enzimlerin nerede veya ne zaman bulunduğunu gösteren bir kapsam ifadesidir. Throughout süreç boyunca yaygın bir kapsamı vurgularken most of bu kapsamı her aşama yerine büyük çoğunlukla sınırlar. Aktarılabilir kalıp throughout most of + bir dönem, alan veya süreçtir. Durumun bu kapsamın birçok bölümüne yayıldığını gösterdiği için in ifadesinden daha kesindir.
Alıştırma
İngilizce bağlamı okuyun ve cümleyi en iyi tamamlayan ifadeyi seçin: The researcher checked the equipment at nearly every stage, but not at all of them. She checked the equipment ___ the experiment.
- throughout all of
- throughout most of
- at one point in
Cevabı göster
throughout most of
but are picky about what they want to break down. Deyimler
0:46ancak neyi parçalayacakları konusunda seçicidirler.
picky about what they want to break down ifadesinin kişileştirilmiş anlamı
Burada picky about, “bir konuda son derece seçici olmak” anlamındadır. Cümlede enzimler insanmış gibi anlatılır: what they want to break down, her enzimin etki edebildiği maddeleri belirtir; bilinçli bir isteği anlatmaz. Bu gündelik anlatım bilimsel bir fikri gözde canlandırmayı kolaylaştırır: Bir enzim her maddede aynı şekilde çalışmaz; yalnızca belirli hedefler üzerinde etkilidir.
Alıştırma
“This cleaning enzyme is picky about what it breaks down,” cümlesinde anlatılmak istenen nedir?
- Bütün maddeleri aynı şekilde parçalar.
- Yalnızca belirli maddeler üzerinde etkili olur.
- Hangi maddeleri sevdiğine bilinçli olarak karar verir.
Cevabı göster
Yalnızca belirli maddeler üzerinde etkili olur.
For example, in your saliva the enzyme amylase starts breaking down carbohydrates to maltose, Anlatım akışı
0:49Örneğin, tükürüğünüzdeki amilaz enzimi karbonhidratları maltoza ayırmaya başlar;
Örnek sunma işareti olarak For example
For example, dinleyiciye sıradaki bilginin daha genel bir ifadenin belirli bir örneği olduğunu bildiren bir söylem işaretidir. Burada genel fikir enzimlerin seçici olduğudur ve amilaz örneği bu fikri somutlaştırır. Açıklamayı genel bir iddiadan onu destekleyen ayrıntıya taşıyarak düzenler. Bir neden sunmaz veya sonuç bildirmez.
Alıştırma
Belirli bir örnek sunan ve derste öğrenilen iki sözcüklü işaretle cümleyi tamamlayın: Many animals are active at night. ____, owls often hunt after dark.
Cevabı göster
For example
another enzyme called maltase converts the maltose to glucose Notlar
0:56maltaz adlı başka bir enzim, maltozu glikoza dönüştürür
another enzyme called maltase: isim + called + ad
another enzyme called maltase ifadesinde called maltase, another enzyme ad öbeğini niteleyen kısaltılmış bir ilgi tümceciğidir. Anlamı another enzyme which is called maltase şeklindedir; maltase enzimin adıdır. Bir kişinin, şeyin veya teknik terimin adını kısa biçimde tanıtmak için isim + called + ad yapısını kullanın. Burada called isme bir ad verir; geçmişte yapılmış bir telefon aramasını anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi which is called ifadesinin kısaltılmış biçimiyle tamamlayın: We saw a robot ____ Bolt.
Cevabı göster
called
converts the maltose to glucose ifadesindeki convert A to B
converts the maltose to glucose ifadesinde the maltose başlangıç maddesi olan A, glucose ise sonuç olan B'dir. Kalıp convert A to B şeklindedir ve A'nın B'ye dönüşmesini sağlamak anlamına gelir. Aynı kalıp bilimsel dönüşümlerde, dosya biçimlerinde, enerji, para ve birimlerle ilgili anlatımlarda yaygındır. Dönüştürülen şeyi doğrudan convert sözcüğünden sonra getirin ve sonucu to ile tanıtın.
Alıştırma
convert A to B kalıbını tamamlayın: The app will ____ the photo ____ a PDF file.
Cevabı göster
convert · to
which is then used for energy by the body.
1:00ve bu glikoz daha sonra vücut tarafından enerji için kullanılır.
However, some people lack the necessary enzymes to break down specific foods. Kelime
1:03Ancak bazı insanlarda belirli yiyecekleri parçalamak için gereken enzimler yoktur.
lack + isim: lack the necessary enzymes
Burada lack, “gerekli bir şeye sahip olmamak” anlamına gelen geçişli bir fiildir. the necessary enzymes ad öbeği, fiilin doğrudan nesnesidir. Yeniden kullanılabilir yapı özne + lack/lacks + ad öbeği şeklindedir. Fiil olan lack nesnesini doğrudan aldığı için ardından of gelmez.
Alıştırma
Fazladan edat eklemeden cümleyi lack fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The small clinic ____ the equipment needed for the test.
Cevabı göster
lacks
Consider the case of: belirli bir örneği tanıtmak
Consider the case of, dinleyicinin dikkatini kanıt veya açıklama işlevi gören belirli bir örneğe yönelten emir biçiminde bir söylem kalıbıdır. Cümlede lactose intolerance, önceki genel açıklamanın daha kolay anlaşılmasını sağlayan örnektir. Kalıp Consider the case of + ad öbeği şeklindedir. Burada case, örnek, somut vaka veya durum anlamına gelir; kutu anlamına gelmez ve mutlaka hukuki bir dava demek değildir.
Alıştırma
Dinleyiciyi bir örneği incelemeye yönelten resmî kalıbı kullanarak cümleyi tamamlayın: ____ a city that made all buses free.
Cevabı göster
Consider the case of
where the body is unable to produce sufficient levels of the enzyme lactase Dilbilgisi
1:10Bu durumda vücut, yeterli miktarda laktaz enzimi üretemez
is unable to produce sufficient levels of: yeterli düzeyde üretememek
Be unable to + fiilin yalın hâli, öznenin eylemi gerçekleştirme yeteneği ya da kapasitesi olmadığını belirtir. Sufficient levels of + isim, bir ihtiyaç veya işlev için yeterince yüksek bir miktar demektir. Birlikte is unable to produce sufficient levels of, “yeterince üretememek” anlamına gelir. Bu cümlede vücudun gerekenden daha az laktaz ürettiği belirtilir; hiç laktaz üretmediği anlamına gelmek zorunda değildir.
Alıştırma
Dersin tam yapısını kullanarak resmî cümleyi tamamlayın: The damaged thyroid ____ certain hormones.
Cevabı göster
is unable to produce sufficient levels of
to break down lactose found in foods like milk, yogurt, and cheese.
1:13ve bu yüzden süt, yoğurt ve peynir gibi yiyeceklerde bulunan laktozu parçalayamaz.
lactose, lactase ve lactose intolerance
Lactose parçalanan şekeri, lactase ise bu parçalama işlemini gerçekleştiren enzimi ifade eder. Sözcük sonu, rolü belirlemeye yardımcı olur: -ose genellikle şeker adlarında, -ase ise enzim adlarında görülür. Lactose intolerance, çoğunlukla vücudun yeterince laktaz üretememesi nedeniyle laktozu sindirmekte zorlandığı durumdur. Bu, süt proteinlerine karşı bağışıklık tepkisi olan süt alerjisiyle aynı şey değildir.
Alıştırma
Üç terimi de doğru kullanan cümle hangisidir?
- Lactose is an enzyme that causes the body to digest lactase.
- People with lactase intolerance may not produce enough lactose to break down lactase.
- People with lactose intolerance may not produce enough lactase to break down lactose.
Cevabı göster
People with lactose intolerance may not produce enough lactase to break down lactose.
As a result, they can have problems with digestion Anlatım akışı
1:17Bunun sonucunda sindirim sorunları yaşayabilirler;
As a result, nedeni sonucuna bağlar
Bu cümlede As a result, sindirim sorunlarının daha önce belirtilen nedenin, yani vücudun yeterli laktaz üretememesinin sonucu olduğunu gösterir. Dinleyiciye yeni bilginin önceki bilgiyle nasıl bağlantılı olduğunu anlatır. as a result, bir neden ya da durumdan onun sonucuna geçmek için kullanılır. Cümlenin başında olduğunda genellikle ardından virgül gelir: As a result, ...
Alıştırma
Bu metni en iyi tamamlayan bağlacı seçin: “The path was icy. ___, the race was canceled.”
- However
- For example
- As a result
Cevabı göster
As a result
such as abdominal bloating, farting, or nausea. Kalıp ifadeler
1:20örneğin karın şişkinliği, gaz çıkarma veya mide bulantısı.
such as genel bir kategoriden örnekler sunar
Bu cümlede such as, problems with digestion genel kategorisini abdominal bloating, farting ve nausea örnekleriyle bağlar. Bu örnekler kategoriyi açıklar; normalde listenin eksiksiz olduğunu belirtmez. Yaygın yapı, genel kategori + such as + bir veya daha fazla örnektir. such as sonrasındaki sözcükler, önce belirtilen kategorinin üyeleri veya örnekleri olmalıdır.
Alıştırma
Hangi cümlede genel bir kategorinin üyelerini belirtmek için such as kullanılmıştır?
- Rina was tired; as a result, she went to bed early.
- Small pets such as hamsters and gerbils need gentle care.
- The jacket looks like mine.
Cevabı göster
Small pets such as hamsters and gerbils need gentle care.
we don't have enzymes specifically designed to chemically break down glass, steel, or plastic.
1:24camı, çeliği veya plastiği kimyasal olarak parçalamak üzere özel olarak tasarlanmış enzimlerimiz yoktur.
When it comes to + isim veya -ing biçimi
When it comes to, konuşmacının ele almak istediği konuyu veya yönü tanıtır. Burada odağı bir otobüs yeme gibi sıra dışı bir düşünceye çevirir; herhangi bir şeyin fiziksel olarak birine yaklaştığını anlatmaz. İfadenin ardından bir isim öbeği veya -ing biçimi gelir: When it comes to eating a bus. Daha geniş bir açıklama, karşılaştırma veya tartışmanın içinde belirli bir alt konuyu açmak için kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi dersteki konu çerçeveleme ifadesiyle tamamlayın: ____ choosing a pet, our family needs to consider allergies.
Cevabı göster
When it comes to
But that hasn't stopped humans from eating remarkable things. Dilbilgisi
1:30Ancak bu, insanların akılalmaz şeyler yemesine engel olmamıştır.
hasn't stopped humans from eating: stop someone from doing kalıbı
Stop someone from doing something, o kişinin eylemi gerçekleştirmesini engellemek anlamına gelir. Kalıp stop + kişi + from + -ing biçimidir; bu nedenle humans etkilenen grup, eating ise eylemdir. Bu cümlede hasn't stopped, olumsuz present perfect biçimidir: uygun enzimlerin bulunmaması şimdiye kadar insanların olağanüstü şeyler yemesini engellememiştir. Karşıtlık, engelin var olduğunu ancak davranışı sona erdirmediğini gösterir.
Alıştırma
Cümleyi stop someone from doing kalıbıyla tamamlayın: We wanted to enter the park, but the locked gate ____ entering.
Cevabı göster
stopped us from
Michel Lotito, a French entertainer known as Mr. Eat Everything, Kalıp ifadeler
1:33Her Şeyi Yiyen Adam lakabıyla tanınan Fransız gösteri sanatçısı Michel Lotito,
known as + bir ad veya kamusal kimlik
Bu cümlede known as, Michel Lotito’nun tanındığı adı veya kamusal lakabı tanıtır: Mr. Eat Everything. Kalıp be known as + ad, unvan veya kimlik şeklindedir. Bu kalıp, birinin ya da bir şeyin ne diye adlandırıldığını söyler; neden ünlü olduğunu söylemez.
Alıştırma
Cümleyi “halk arasında böyle adlandırılan” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The street artist is ____ Sky Fox.
Cevabı göster
known as
among other things: listenin eksiksiz olmadığını belirtmek
Bu cümlede among other things, dinleyiciye birazdan adı verilen öğelerin daha büyük bir kümeden seçilmiş birkaç örnek olduğunu bildirir. Böylece liste eksiksizmiş gibi anlaşılmaz. İfade, liste hakkında parantez içi bir açıklama işlevi görür; listelenen bir nesnenin fiziksel olarak diğerlerinin arasında bulunduğunu ya da nesnelerin karşılaştırıldığını söylemez.
Alıştırma
Örneklerin eksiksiz bir liste olmadığını gösteren üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The emergency kit contains, ____, water, a flashlight, and a radio.
Cevabı göster
among other things
took two years to finish: take ile süre belirtme
took two years to finish ifadesindeki took, take fiilinin geçmiş zaman biçimidir ve bir şeyi taşımak ya da götürmek değil, bir şeyin zaman gerektirmesi anlamına gelir. Özne olan This task, tamamlanması iki yıl gerektiren şeydir. Kullanılabilir kalıp something + take/took + a length of time + to + base verb şeklindedir. Zaman ifadesi, eylem için gereken süreyi belirtir.
Alıştırma
Cümleyi take fiilinin geçmiş zaman biçimi ve parantezde verilen süreyle tamamlayın: The repairs ____ to complete. (three days)
Cevabı göster
took three days
he disassembled items and cut them into small pieces Kalıp ifadeler
1:47eşyaları söküp küçük parçalara ayırdı
cut them into small pieces: kesme işleminin sonucunu ifade etme
Cut them into small pieces, kesme işleminin daha büyük nesneleri çok sayıda küçük parçaya dönüştürdüğü anlamına gelir. Into eylemin sonucunu gösterir; small ise oluşan pieces birimlerinin boyutunu açıklar. Kullanılabilir kalıp cut + object + into + result units şeklindedir; sonuç birimleri pieces, slices veya strips olabilir. Nesne, cut ile into arasına gelir.
Alıştırma
Cümleyi, salatalığın küçük parçalara dönüştüğü anlamına gelen hedef sonuç ifadesiyle tamamlayın: For the salad, cut the cucumber ____.
Cevabı göster
into small pieces
and lots of water to wash them all down. Öbek fiiller
1:55ve hepsini yutabilmek için bolca su içti.
mineral oil: petrolden rafine edilen yağ
Mineral oil, petrolden rafine edilen bir yağdır. Bu iki sözcüklü terim belirli bir maddeyi adlandırır; mineral sözcüğü, yemeklik yağa besleyici mineraller eklendiği anlamına gelmez. Burada küçük parçaların bir geçitten ilerlemesine yardım etmek için eklenen kayganlaştırıcıyı belirtir. Cümle yalnızca bir kişinin ne yaptığını anlatır; terimin kendisi bu davranışın güvenli olduğunu göstermez.
Alıştırma
Bu cümlede mineral oil neyi ifade ediyor?
- Yemek pişirmede kullanılan bitki bazlı bir yağ
- İçinde çözünmüş mineraller bulunan su
- Petrolden rafine edilen bir yağ
Cevabı göster
Petrolden rafine edilen bir yağ
wash them all down: yutmaya yardımcı olmak için içecek kullanmak
Bu cümlede wash them all down, “küçük parçaların hepsini yutmaya yardımcı olmak için su kullanmak” anlamına gelir. Them, parçalara gönderme yapar; all ise her parçanın dâhil olduğunu vurgular. Bu anlamda wash ... down, ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne bir zamirse zamiri fiil ile parçacığın arasına koyun: wash them down denir, wash down them denmez. İfade parçaları temizlemek anlamına gelmez.
Alıştırma
“Yutmaya yardımcı olmak için su kullanmak” anlamındaki wash ... down ifadesinin iki bölümünü yazarak cümleyi tamamlayın: Use a little water to ____ the pill ____.
Cevabı göster
wash · down
from which he amazingly suffered no ill effects to his health. Kalıp ifadeler
2:04üstelik şaşırtıcı biçimde bunun sağlığı üzerinde hiçbir olumsuz etkisi olmadı.
claimed to eat: doğrulanmış olarak sunulmayan bir iddia
Claimed to + fiilin yalın hâli yapısı, öznenin doğru olduğunu öne sürdüğü bir şeyi aktarır. Burada bu maddeyi yediğini söyleyen kişi Lotito'nun kendisidir. Anlatıcı, bilgiyi doğrulanmış bir gerçek olarak sunmak yerine Lotito'ya dayandırır. Bu nedenle claimed to, haber ile iddia arasında bir miktar mesafe bırakır; bilginin hâlâ kontrol edilmesi gerekebilir.
Alıştırma
Bu cümlede claimed to eat okuyucuya ne anlatır?
- Lotito bunu kendisi hakkında söyledi, ancak anlatıcı bilgiyi tamamen doğrulanmış olarak sunmuyor.
- Anlatıcı, Lotito'nun bu miktarı yediğini doğrudan doğruladı.
- Lotito yalnızca bu miktarı yemeyi planladı ve bunu yaptığını hiç söylemedi.
Cevabı göster
Lotito bunu kendisi hakkında söyledi, ancak anlatıcı bilgiyi tamamen doğrulanmış olarak sunmuyor.
approximately 1 kg: tahmini bir miktarı gösterme
Approximately, 1 kg ölçümünü doğrudan niteler. Miktarın bir kilograma yakın olduğu anlamına gelir; tam olarak bir kilogram ölçüldüğü veya böyle bildirildiği anlamına gelmez. Bu yaklaşık değer işareti, sayısal raporlamadaki belirsizliği korur. Okuyucuya 1 kg değerini kesin bir rakam değil, tahmin olarak değerlendirmesini söyler.
Alıştırma
Approximately 1 kg ifadesinin anlamını en iyi koruyan yorum hangisidir?
- Hiçbir belirsizlik olmadan tam olarak 1 kg.
- En fazla 1 kg ve muhtemelen çok daha az.
- 1 kg'a yakın, ancak rakam kesin olarak sunulmuyor.
Cevabı göster
1 kg'a yakın, ancak rakam kesin olarak sunulmuyor.
suffered no ill effects: hiçbir zararlı etki yaşamadı
suffered no ill effects ifadesinde suffer, bir şeyi yaşamak veya ona maruz kalmak; ill effects ise zararlı ya da hoş olmayan sonuçlar demektir. no, isim grubunun tamamını olumsuzladığı için, gösterilerin onda fark edilir bir zarara yol açmadığı iddia edilmektedir. Bu, bir eylemin, maruziyetin veya tedavinin olumsuz sonuç doğurup doğurmadığını belirtmekte kullanılan yaygın ve resmî bir eş dizimdir. Burada ill, effects sözcüğünü “zararlı” olarak niteler; etkilerin kendilerinin hasta olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi “zararlı sonuçlar” anlamındaki iki sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: After the brief exposure, the volunteers suffered no ____ and reported feeling normal.
Cevabı göster
ill effects
It turns out he had an insatiable desire to eat things like dirt, rubber, and metal, Notlar
2:07Meğer toprak, kauçuk ve metal gibi şeyleri yemeye karşı doymak bilmez bir isteği varmış;
an insatiable desire to eat: tatmin edilemeyen bir yeme arzusu
Insatiable, tatmin edilmesi imkânsız demektir. an insatiable desire to eat ifadesinde arzunun sıradan bir açlık ya da kısa süreli bir istek değil, son derece güçlü ve sürekli olduğunu gösterir. an insatiable desire to + fiil yapısı, sürekli daha fazlasını isteyen bir dürtüyü anlatır. Burada yenmek istenen şeyler yiyecek olmadığından, ifade sevilen bir yemeğe duyulan hevesten çok kaygı verici bir zorlanmayı anlatır.
Alıştırma
Hiç tatmin olmuyormuş gibi görünen bir arzuyu anlatan ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: Even after reading three books about space, Leo still wanted more; he had ____ learn about every planet.
Cevabı göster
an insatiable desire to
It turns out + that yan cümlesi
It turns out, konuşanın önceki bilgilerden sonra öğrenilen veya açıklığa kavuşan bir gerçeği şimdi açıkladığını gösterir. Burada anlatıyı şaşırtıcı yeme davranışından, onda pika bulunduğu açıklamasına taşır. Kalıp It turns out (that) + yan cümle şeklindedir. Önceki bir izlenimi düzeltmek veya beklenmedik bir bulguyu sunmak için sık kullanılır; fiziksel olarak dönmek ya da bir şeyi kapatmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi yeni keşfedilen bir gerçeği tanıtan üç sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: ____ that the meeting had been moved online.
Cevabı göster
It turns out
a condition known as pica: bir sağlık durumunun adını belirtme
Pica, kişinin toprak, kauçuk veya metal gibi yiyecek olmayan maddeleri sürekli yediği bir sağlık durumunun adıdır. Bu ifadede condition, bir şartı değil tıbbi bir sorunu veya sağlık sorununu anlatır. Known as, o adla çağrılan veya tanınan anlamına gelir. Bu nedenle a condition known as pica, söz konusu rahatsızlığın kabul edilen adının pica olduğunu belirtir.
Alıştırma
“a condition known as pica” ifadesine en uygun açıklama hangisidir?
- Alışılmadık bir nesneyi bir kez denemenin zararsız adı
- Kişinin belirli yiyeceklerden kaçınmasını söyleyen bir kural
- Yiyecek olmayan maddeleri sürekli yemeyi içeren bir sağlık sorunu
Cevabı göster
Yiyecek olmayan maddeleri sürekli yemeyi içeren bir sağlık sorunu
differs from person to person: kişiden kişiye değişir
Differs from person to person ifadesi, aynı durumun, deneyimin veya sonucun herkes için aynı olmadığı anlamına gelir. Burada pika belirtilerinin ya da nedenlerinin farklı kişilerde değişebileceğini anlatır. X differs from person to person yapısı insanlar arasındaki farklılığı gösterir. From ... to ... burada ele alınan insan aralığını belirtir; bir şeyin insanlar arasında hareket ettiğini anlatmaz.
Alıştırma
Etkinin bireyler arasında değiştiğini belirten kalıplaşmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: The medicine's effect ____.
Cevabı göster
differs from person to person
whereas other cases of pica are related to psychological disorders. Anlatım akışı
2:21diğer pika vakaları psikolojik bozukluklarla bağlantılıdır.
satisfy an appetite: iştahı veya isteği karşılamak
Satisfy an appetite, birine yeterli yiyecek ya da istediği başka bir deneyim sunarak isteğini karşılamak demektir. Bu cümlede yiyecek olmayan maddeleri tüketmek, onları tüketme dürtüsünü en azından o anda karşılar. Satisfy, iştahın karşılanmasını anlatır; buna yol açabilecek mineral eksikliğinin veya psikolojik bozukluğun tedavi edildiği anlamına gelmez. Aynı eşdizim, an appetite for adventure örneğinde olduğu gibi mecaz anlamda da kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümle çorbanın yemek yeme isteğini karşıladığını doğal biçimde anlatır?
- A bowl of soup can finish an appetite after a long walk.
- A bowl of soup can satisfy an appetite after a long walk.
- A bowl of soup can repair an appetite after a long walk.
Cevabı göster
A bowl of soup can satisfy an appetite after a long walk.
due to extreme mineral deficiency: bir neden belirtmek
due to extreme mineral deficiency ifadesinde due to, iştahın nedenini belirtir ve ardından extreme mineral deficiency isim öbeği gelir. Mineral deficiency, vücutta gerekli minerallerden birinin veya birkaçının yeterli miktarda bulunmaması demektir; extreme ise eksikliğin çok ciddi olduğunu gösterir. Bu cümlede söz konusu neden yalnızca bazı insanlar için geçerlidir. Mineral eksikliğinin bütün pika vakalarını açıkladığı söylenmemektedir.
Alıştırma
Cümleyi due to ile tamamlayın: The match was canceled ____ heavy rain.
Cevabı göster
due to
whereas: iki olguyu karşılaştırmak
Whereas iki cümleciği birbirine bağlar ve okuyucuya bunları karşıtlık bakımından karşılaştırması gerektiğini gösterir. İlk cümlecik, iştahı ciddi mineral eksikliğiyle bağlantılı olan bazı insanları anlatır; ikinci cümlecik ise psikolojik bozukluklarla bağlantılı diğer pika vakalarına geçer. İki farklı olguyu yan yana getirerek bilgiyi düzenler. Burada whereas “buna karşılık” anlamındadır; “……olduğu zaman” anlamı taşımaz ve bir neden belirtmez.
Alıştırma
Resmî bir cümlede iki olguyu en açık biçimde karşılaştıran bağlacı seçin: Mia likes crowded parties, ___ her brother prefers quiet evenings.
- whereas
- when
- because
Cevabı göster
whereas
as severe complications may arise from eating things our bodies weren't designed to process. Notlar
2:27çünkü vücudumuzun işlemek üzere tasarlanmadığı şeyleri yemek ciddi komplikasyonlara yol açabilir.
severe complications may arise from: sağlık riskini nedenine bağlamak
Bu cümlede severe complications, bir durumun veya davranışın ek sonucu olarak gelişebilecek ciddi sağlık sorunlarını ifade eder. May kesinlik değil, olasılık bildirir. consequence + may arise from + source kalıbı önce olası zararlı sonucu sunar, ardından bunun kaynağını belirtir. Burada kaynak, vücudun işleyemediği maddeleri yemektir. Bu resmî kalıp tıbbi, güvenlik ve risk açıklamalarında kullanışlıdır.
Alıştırma
Vurgulanan ifadeyle resmî risk cümlesini tamamlayın: Severe complications may ____ swallowing sharp objects.
Cevabı göster
arise from
weren't designed to process: be designed to ile işlev ve sınırlar
Be designed to + fiilin yalın hâli normalde bir şeyin gerçekleştirmesi amaçlanan veya gerçekleştirmesi için üretildiği işlevi anlatır. things (that) our bodies weren't designed to process ilgi cümleciğinde nesne görevindeki that ilgi zamiri düşürülmüştür ve things, process fiilinin nesnesi olarak anlaşılır. Our bodies ile kullanıldığında weren't designed to process işlevsel bir benzetmedir: bu maddeler vücudun normalde güvenli biçimde işleyebildiği sınırın dışındadır. Bu ifade, gerçek bir tasarımcının vücudu yarattığını iddia etmez.
Alıştırma
Cümleyi hedef yapıyla tamamlayın: This filter was ____ remove dust, not toxic gases.
Cevabı göster
designed to
So, then ...?: temel soruya geri dönmek
So, then daha önce ortaya konmuş risklere ve hâlâ yanıtlanmamış soruna geri döner. Verdiği mesaj şudur: Bütün bunlar göz önüne alındığında, şimdi hangi açıklama gelecek? Soru, temel bilmeceyi yeniden odağa getirir ve sonraki bölümün neyi yanıtlayacağını bildirir. Buradaki it, yeni bir eylemi değil, metal yemeye devam ederken az önce anlatılan ciddi sonuçlardan kurtulup hayatta kalabilmesini ifade eder.
Alıştırma
Cümlenin başındaki So, then ne işe yarar?
- Yanıt zaten bilindiği için konuyu kapatır.
- Michel'in belirli bir zamanda harekete geçtiğini söyler.
- Önceki riskleri, sonraki bölümün yanıtlayacağı temel soruya bağlar.
Cevabı göster
Önceki riskleri, sonraki bölümün yanıtlayacağı temel soruya bağlar.
which prevented structural damage as the metal passed through his system. Kalıp ifadeler
2:37bu da metal vücudundan geçerken yapısal hasar oluşmasını önlemiştir.
It's said that: kaynağı belirtmeden bir iddiayı aktarmak
It's said that, bilgi aktarmak için kullanılan kişisiz edilgen bir yapıdır: it + be + geçmiş zaman ortacı + that cümleciği. Buradaki it yalnızca biçimsel bir öznedir ve Lotito'yu ifade etmez. Aktarılan iddia that cümleciğinde yer alır. Bu ifade, kaynağı belirtmeden iddiayı insanların söylediği veya inandığı bir şey olarak sunar. İddiayla araya mesafe koyduğu için açıklama doğrudan doğrulanmış bir gerçek olarak belirtilmez.
Alıştırma
Kaynağı belirtmeyen ve iddiayı kanıtlanmış gibi sunmayan kişisiz haber aktarma ifadesiyle cümleyi tamamlayın: ____ the old house has a hidden room.
Cevabı göster
It's said that
anormal derecede kalın mide iç tabakası
Stomach lining, midenin iç kısmındaki doku tabakasıdır. Bu isim grubunda stomach, lining türünü belirtir; thick, lining sözcüğünü niteler; abnormally ise thick sözcüğünü niteler. İfadenin tamamı, bu iç tabakanın normal aralıktan daha kalın olduğu anlamına gelir. Bu cümlede ifade, olağan dışı bir fiziksel özelliği adlandırır. Metal vücuttan geçerken bu özelliğin dokuyu koruduğu ileri sürülür.
Alıştırma
“Midenin iç doku tabakası normalden daha kalındı” anlamındaki tam ifadeyle tıbbi açıklamayı tamamlayın: The scan revealed an ____.
Cevabı göster
abnormally thick stomach lining
yapısal hasarı önledi
Prevented + isim, bir şeyin gerçekleşmesinin engellendiği anlamına gelir. Structural damage, bir şeyin biçiminde veya taşıyıcı kısımlarında oluşan fiziksel hasardır; bu tıbbi cümlede vücut dokusunun fiziksel yapısındaki hasarı ifade eder. Bu ifade, metal geçerken kalın iç tabakanın söz konusu hasarın oluşmasını önlediğini söyler. Hasar sonrası onarımı değil, tehlike öncesindeki veya sırasındaki korumayı anlatır.
Alıştırma
“Yapıda fiziksel hasar oluşmasını engelledi” anlamındaki tam ifadeyle güvenlik raporunu tamamlayın: The reinforced frame ____ during the earthquake.
Cevabı göster
prevented structural damage
In this case: bir ifadeyi tek bir durumla sınırlamak
In this case, daha önce açıklanmış olan belirli duruma gönderme yapar ve sonraki ifadeyi o durumla sınırlar. Bu, bilgiyi düzenleyen bir ifadedir: dinleyiciye sonraki sonucu genel bir kural olarak görmemesi gerektiğini bildirir. Burada geleceğe yönelik bir koşul koymak yerine, mevcut bir duruma gönderme yapar.
Alıştırma
Örnekte In this case ne işe yarıyor?
- Bir koşul yerine getirilirse durumun doğru olduğunu söyler.
- Gelecekte gerçekleşebilecek bir olaya karşı alınan önlemi belirtir.
- Sonraki ifadeyi daha önce açıklanmış belirli durumla sınırlar.
Cevabı göster
Sonraki ifadeyi daha önce açıklanmış belirli durumla sınırlar.
he just got lucky that his pica coincided with a well-suited biological abnormality. Notlar
2:42pika rahatsızlığı işine yarayan bir biyolojik anormallikle örtüştüğü için şansı yaver gitmişti.
just got lucky: şans eseri ortaya çıkan iyi bir sonuç
Got lucky, iyi bir sonucun şans eseri gerçekleştiği anlamına gelir. Just, sonucu beceri, planlama veya güvenilir bir yöntem yerine şansın açıkladığını vurgular. That ile başlayan yan cümle, şanslı olunan durumu belirtir. Birine lucky demek sonucu tanımlar; riskli davranışın güvenli olduğu veya başkalarının bunu başarıyla tekrarlayabileceği anlamına gelmez.
Alıştırma
İyi sonucun yalnızca şans eseri gerçekleştiğini belirten ifadeyle cümleyi tamamlayın: Noah did not know the answer, but his guess was correct. He ____.
Cevabı göster
just got lucky
coincided with: neden olmadan zaman bakımından örtüşme
Bu cümlede coincided with, his pica ile a biological abnormality ifadelerini birbirine bağlar. İki durumun tesadüfen aynı zamanda ortaya çıktığı veya birlikte var olduğu anlamına gelir. Bu ifade neden değil, örtüşme bildirir: pika bozukluğunun anormalliği oluşturduğunu veya anormalliğin pika bozukluğunu oluşturduğunu söylemez. Genel olarak A ile B aynı zamanda gerçekleştiğinde ya da önemli bir yönden uyuştuğunda A coincides with B denebilir.
Alıştırma
Cümleyi “aynı zamanda gerçekleşti” anlamındaki iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: The power outage ____ the start of the storm.
Cevabı göster
coincided with
well-suited biological abnormality: belirli bir amaca uygun
Well-suited, “belirli bir ihtiyaca veya işe çok uygun” anlamına gelir. well-suited biological abnormality ifadesinde bu birleşik sıfat abnormality sözcüğünü niteler: alışılmadık bedensel özellik tesadüfen duruma çok uygun çıkmıştır. Olumlu değerlendirme yalnızca bu belirli uygunlukla sınırlıdır. Anormalliğin sağlıklı, istenen veya genel olarak iyi olduğunu söylemez. Kısa çizgi, well ile suited sözcüklerinin biological abnormality önünde tek bir niteleyici olarak birlikte çalıştığını gösterir.
Alıştırma
'A thick case is well-suited to protecting a tablet,' cümlesinde well-suited ne anlama gelir?
- Mümkün olan her açıdan sağlıklı ve yararlıdır.
- Alışılmadık görünür ancak yararlı hiçbir işlevi yoktur.
- O belirli iş için çok uygundur.
Cevabı göster
O belirli iş için çok uygundur.
Hypothetically: hayali bir durumu çerçevelemek
“Hypothetically”, bütün yanıtı hayali varsayımlar kümesi içine yerleştiren bir cümle zarfıdır. Dinleyiciye, devamındaki ifadeyi gerçekte uygulanabilir olanla ilgili bir iddia olarak değil, bir düşünce deneyi olarak değerlendirmesini söyler. “Hypothetically, maybe.” ifadesinde zarf çerçeveyi kurar, “maybe” ise bu çerçevenin içine belirsizlik ekler. Birlikte yaklaşık olarak “hayali koşullar altında, belki” anlamına gelirler; fikrin uygulanabilir veya güvenli olduğunu göstermezler.
Alıştırma
Bir planlama görüşmesinde biri “Hypothetically, maybe we could open a second office.” diyor. “Hypothetically” neyi belirtir?
- Fikir gerçek bir plan olarak sunulmuyor, hayali bir durum olarak değerlendiriliyor.
- Konuşan kişi ofisin açılması için doğrudan talimat veriyor.
- Konuşan kişi ofisin açılacağını doğruladı.
Cevabı göster
Fikir gerçek bir plan olarak sunulmuyor, hayali bir durum olarak değerlendiriliyor.
With a rare thick stomach lining and the bus chopped into tiny pieces over many years, Dilbilgisi
2:51Nadir görülen kalın bir mide zarınız varsa ve otobüs uzun yıllar boyunca minicik parçalara ayrılırsa
with the bus chopped into tiny pieces yapısı
with + isim + geçmiş zaman ortacı kalıbı, ana cümleye arka plan niteliğinde bir durum ekler. Burada bus, doğrama eyleminden etkilenen şeydir; bu yüzden chopped into tiny pieces otobüsün içinde bulunduğu durumu anlatır. Chopped cümlenin ana fiili değildir ve doğrama işini otobüs yapmaz. Bu yapı çoğu zaman ana olayın gerçekleşmesini sağlayan hazırlanmış bir koşulu veya tamamlanmış sonucu sunar. Bu bağlamda küçük parçalara ayrılmış olma durumu, bütün bir otobüsün tek seferde işlenmesini değil, uzun yıllara yayılmış bir süreci destekler.
Alıştırma
Tüm belgelerin daha önce imzalandığını gösteren bir with öbeğiyle cümleyi tamamlayın: '____, we can send the application today.'
Cevabı göster
With all the documents signed
With a rare thick stomach lining ... it might be possible: koşul ve ihtiyatlı olasılık
Baştaki “with” öbeği “bu koşullar sağlandığında” anlamına gelir. Ana cümle değerlendirilmeden önce geçerli olması gereken durumları sunar. Tam cümlede “with”, hem alışılmadık derecede kalın mide çeperini hem de otobüsün uzun yıllar boyunca küçücük parçalara ayrılması koşulunu tanıtır. Ana cümlede “might + be”, bir gerçeği değil, ihtiyatlı bir olasılığı ifade eder. “With + condition, ... might be possible” kalıbı dikkatli değerlendirmelerde kullanışlıdır: önce gerekli koşulları belirtir, ardından kesinlik derecesi düşük bir sonuç verir.
Alıştırma
With + condition, ... might be possible kalıbını kullanarak ihtiyatlı değerlendirmeyi tamamlayın: ____ enough staff, ____ to finish by Friday.
Cevabı göster
With · it might be possible
But technically, since you don't produce any enzymes for it and you aren't absorbing any nutrients, Anlatım akışı
2:57Ancak teknik olarak, onu parçalamaya yarayan hiçbir enzim üretmediğiniz ve hiçbir besin maddesi emmediğiniz için
Tanıma dayalı bir düzeltme olarak But technically
But, önceki daha esnek yanıttan uzaklaşan bir dönüşü belirtir; technically ise değerlendirme ölçütünü kesin tanımlarla veya ilgili olgusal ayrıntılarla sınırlar. But technically birlikte kullanıldığında, gündelik ifadenin bütünüyle mantıksız olduğunu söylemeden bir sınırlama veya düzeltme getirir. Bu hamle, önce pratik ya da gündelik görüşü kabul edip ardından daha katı bir ölçüte göre neyin doğru olduğunu belirterek bilgiyi düzenler. Burada ardından gelen since yan cümlesi bu daha katı biyolojik dayanağı sağlar.
Alıştırma
Bir arkadaşınız örümceğe gündelik biçimde böcek diyor. Hangi yanıt, tanıma dayalı bir düzeltme sunmak için But technically ifadesini kullanıyor?
- But technically, a spider is an arachnid, not an insect.
- But technically, this soup tastes delicious.
- But technically, could you close the window?
Cevabı göster
But technically, a spider is an arachnid, not an insect.
not actually X, just Y: yüzeysel bir etiketi değiştirmek
“you aren't actually eating the bus, just simply passing it through” cümlesinde not actually X, just Y kalıbı ilk etiketi reddeder ve onun yerine daha kesin bir açıklama koyar. Madde vücuda girse de konuşmacının kullandığı tanıma göre “eating” sayılmaz; çünkü ne sindirilir ne de emilir. “Just” ve “simply”, etkileyici görünen X eylemini daha önemsiz olan Y düzeyine indirir. Aktarılabilir bilgi düzeni şöyledir: ilk bakışta cazip gelen bir yorumu belirtmek, bunun teknik açıdan doğru olduğunu reddetmek ve ardından gerçekte ne olduğunu açıklamak.
Alıştırma
“Maya isn't actually deleting the files, just moving them to an archive” cümlesinde bu kalıp ne yapar?
- Maya'nın dosyalara ne olduğundan emin olmadığını düşündürür.
- “deleting” ifadesini reddedip yerine daha kesin olan “moving” eylemini koyar.
- Silme ve taşımanın Maya'nın tamamladığı iki ayrı eylem olduğunu söyler.
Cevabı göster
“deleting” ifadesini reddedip yerine daha kesin olan “moving” eylemini koyar.
And we don't exactly recommend trying to find out if you can. Ton ve niyet
3:07Bunu yapıp yapamayacağınızı denemenizi de kesinlikle önermiyoruz.
don't exactly recommend: hafifletilmiş bir uyarı
Don't exactly recommend bir hafifletme ifadesidir. Kelime anlamıyla exactly olumsuzluğu yumuşatır, ancak buradaki tehlikeli bağlam amaçlanan gücü çok daha artırır: konuşmacı “we strongly recommend that you do not try this” şeklindeki doğrudan ifadeden mizahi biçimde kaçınır. Bu biçim, konuşmacının onaylamama veya uyarı mesajını kuru ve ölçülü bir tonla vermesini sağlar. Exactly sözcüğünü “yalnızca biraz” anlamında almak yerine ifadenin gücünü bağlamdan çıkarın.
Alıştırma
Değerlendirme: Bir eylemin açıkça tehlikeli olduğu bağlamda “We don't exactly recommend trying it” mizahi ama güçlü bir uyarı işlevi görebilir.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Doğru
Just don't.: doğrudan durdurma emri
Just don't., “Zaten sözünü ettiğimiz eylemi yapma” anlamına gelir. Ana fiil söylenmez, çünkü iki konuşan da hangi eylemden bahsedildiğini bilir; bu sahnede bu, bir otobüsü ya da yiyecek olmayan başka tehlikeli bir nesneyi yutmaya çalışmaktır. Çok kısa bir emir olduğu için yalnızca tavsiye vermez: girişimi ve tartışmayı bitirir. Eksik eylem bağlamdan açıkça anlaşıldığında bu tür eksiltme doğaldır.
Alıştırma
Daha önce uyarmış olmanıza rağmen bir arkadaşınız hasarlı bir elektrik kablosuna uzanıyor. Eylemi tekrar söylemeden ona en doğrudan biçimde durmasını belirten yanıt hangisidir?
- Just don't.
- Maybe later.
- Be careful.
Cevabı göster
Just don't.
Special thanks to Audible for supporting this episode
3:13Bu bölüme destek veren Audible'a özellikle teşekkür ederiz;
to give you a free 30-day trial at audible.com/asap.
3:15bu sayede audible.com/asap adresinden 30 günlük ücretsiz deneme fırsatı elde edebilirsiniz.
This week we wanted to recommend the book What If by Randall Munroe,
3:19Bu hafta Randall Munroe'nun What If adlı kitabını önermek istedik;
which does an amazing job at answering hilarious and sometimes absurd hypothetical questions. Kalıp ifadeler
3:23kitap, çok komik ve bazen absürt varsayımsal soruları harika bir şekilde yanıtlıyor.
does an amazing job at answering: iyi performansı övmek
Burada does an amazing job at answering, kitabın bu soruları çok iyi yanıtladığı anlamına gelir. Job, ücretli bir işi değil, kitabın ne kadar iyi performans gösterdiğini anlatır. Yeniden kullanılabilen yapı do a/an + sıfat + job at + -ing biçimindedir. do fiilini özneye göre değiştirin ve at'ten sonra fiilin -ing biçimini kullanın.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için does an amazing job at ile explain fiilinin -ing biçimini kullanın: This study app ____ new words clearly.
Cevabı göster
does an amazing job at explaining
You can get a free 30-day trial at audible.com/asap
3:30audible.com/asap adresinden 30 günlük ücretsiz denemeden yararlanabilirsiniz
and choose from their massive selection.
3:34ve devasa seçenekleri arasından dilediğinizi seçebilirsiniz.
We love them as they're great when you're on the go. Deyimler
3:36Sesli kitapları seviyoruz, çünkü hareket hâlindeyken harikalar.
on the go: hareket hâlinde veya yoğunken
On the go, sabit bir yerden uzakta olmayı, yolculuk etmeyi veya bir etkinlikten diğerine geçecek kadar yoğun olmayı anlatan bir deyimdir. Mutlaka koşmak anlamına gelmez. Burada sesli kitapların neden kullanışlı olduğunu açıklar: oturup okumak yerine işe gidip gelirken, yolculuk ederken veya başka işler yaparken dinleyebilirsiniz.
Alıştırma
“Yoğunken veya yolculuk ederken” anlamındaki deyimle cümleyi tamamlayın: Leo is traveling all day, so he listens to stories ____.
Cevabı göster
on the go
And subscribe for more weekly science videos.
3:38Her hafta yeni bilim videoları için kanalımıza abone olun.