Bluey Tam Bölüm | Paskalya | Tüm Bölüm | @disneyjr: İngilizce çalışma notları

Disney Jr.

Öğrenme zorluğu
679 kelime 148 kel/dk

Video özeti: Paskalya sabahı Bluey ile Bingo keselerini boş bulur ve Paskalya Tavşanı’nın onları yine unuttuğundan korkar. Evde ve bahçede karşılarına çıkan şaşırtıcı ipuçlarını takip eder, umutları azalınca birbirlerini cesaretlendirir ve sonunda onun kendilerini hatırladığını kanıtlayan tavşan ayak izlerini bulurlar. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. How do we know — Konuşma Edimbilimi ve Tutum: Bu sorunun hem kanıt istediğini hem de kuşku ve kaygı ilettiğini anlayın. Bir söz veya iddia size inandırıcı gelmediğinde, yalnızca bir yöntemi sormak yerine karşınızdaki kişiden gerekçe ya da güvence almak için bu kalıbı kullanabilirsiniz. 2. find out. — Öbek Fiiller: Bunun yalnızca bir nesneyi bulmak değil; gözlem, araştırma veya kontrol yoluyla bir cevabı öğrenmek anlamına geldiğini ayırt edin. Bir gizemi çözmeyi önerirken, ipucunu doğrularken ya da henüz bilinmeyen bir bilgiyi elde etmekten söz ederken doğal biçimde kullanabilirsiniz. 3. He remembered us. — Söylem, Hikâye Anlatımı ve Retorik: Başlangıçtaki unutulma düşüncesinin, sonda karşıt fiille yeniden ele alındığına dikkat edin. Bu cümle hem Paskalya arayışını hem de çocukların duygusal kaygısını çözüme ulaştırır; anahtar kelimeler arasındaki karşıtlığın bir hikâyeye nasıl açık ve tatmin edici bir son verdiğini gösterir.

Bu derste

Mum.

0:08

Anne.

Dad.

0:14

Baba.

Bingo.

0:20

Bingo.

Bluey.

0:25

Bluey.

Big sleep tonight, kids. Kelime

0:29

Bu gece mışıl mışıl uyuyun, çocuklar.

Kelime

Big sleep: iyi uyumayı anlatan sevecen ve oyunlu bir ifade

Bu aile içi konuşmada Big sleep, iyi ve yeterince uyumak anlamına gelir. Big, sleep kelimesine önem ve sıcaklık katar; yatağın ya da uykunun fiziksel büyüklüğünü anlatmaz. Bu, ebeveynin yatma vaktini önemli bir olay gibi göstermek için kullandığı oyunlu ve anlık bir ifadedir. Resmî, kalıplaşmış bir deyim değildir ve bu bağlamda ölüm anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir ebeveyn şöyle diyor: "Big sleep before our early start tomorrow, kids." Big sleep ne anlama geliyor?

  1. Bütün gece uyanık kalmak.
  2. Fiziksel olarak büyük bir yatakta uyumak.
  3. İyi ve dinlendirici bir gece uykusu uyumak.
Cevabı göster

İyi ve dinlendirici bir gece uykusu uyumak.

The Easter Bunny's coming. Kültür

0:31

Paskalya Tavşanı geliyor.

Kültür

Easter Bunny's: coming öncesindeki Bunny is kısaltması

Easter Bunny, Paskalya'da çocuklara yumurta getirdiğine veya yumurta sakladığına inanılan geleneksel karakterdir. Bu cümlede karakter, gelmekte olan biri gibi sunulur; böylece çocukların beklentisi anlaşılır. Buradaki Bunny's, Bunny is ifadesinin kısaltmasıdır: The Easter Bunny is coming. Ardından coming adlı şimdiki ortaç geldiği için kesme işareti ve s iyelik bildirmez; is fiilinin bir parçasıdır.

Alıştırma

Şu cümlede 's ifadesinin açılımını seçin: The parade's coming down our street.

  1. The parade is coming down our street.
  2. The parade owns coming down our street.
  3. The parade has coming down our street.
Cevabı göster

The parade is coming down our street.

I wonder how many eggs he'll leave you in your Easter pouches. Dilbilgisi

0:32

Bakalım Paskalya keselerinize kaç tane yumurta bırakacak.

Dilbilgisi

I wonder how many... ve dolaylı sorularda söz dizimi

I wonder how many... bir sayıyla ilgili merakı yumuşak biçimde ifade eder. How many, eggs gibi sayılabilen çoğul bir isimle kullanılır. How many ile başlayan yan cümle, wonder sonrasında dolaylı sorudur; bu yüzden doğrudan soru devriği kullanılmaz. Burada how many eggs will he leave değil, how many eggs he'll leave denir.

Alıştırma

Hangi cümlede I wonder ile how many dolaylı sorusu doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. I wonder how many books does she have.
  2. I wonder how many books she has.
  3. I wonder how many does she have books.
Cevabı göster

I wonder how many books she has.

How do we know he won't forget us again? Ton ve niyet

0:36

Bizi yine unutmayacağını nereden biliyoruz?

Ton ve niyet

How do we know...?: kanıt veya güvence istemek

How do we know...? sözcük anlamıyla bir şeyi bilmemizi neyin sağladığını sorar, ancak çoğu zaman bir iddianın veya sözün güvenilir olup olmadığını sorgular. Burada çocuklar daha önce unutulduklarını hatırladıkları için yalnızca bilginin nasıl edinildiğini sormuyor; şüphelerini dile getirip güvence istiyorlar. Bir ifadenin gerekçesini veya kanıtını istediğinizde How do we know + yan cümle yapısını kullanın.

Alıştırma

Bu kullanımı değerlendirin: Biri “The plan cannot fail.” diyor. Siz kanıt veya güvence istediğiniz için “How do we know?” diye cevap veriyorsunuz.

  1. Uygun değil
  2. Uygun
Cevabı göster

Uygun

Yeah, like he did last year. Dilbilgisi

0:38

Evet, tıpkı geçen yıl yaptığı gibi.

Dilbilgisi

like he did: did ile önceki bir eylemin yerini tutmak

Like he did, geçmişteki bir eylemi başka bir zamandaki aynı eylemle karşılaştırır. Burada did, daha önce geçen forget us fiil öbeğinin yerini tutar; açık biçimi “like he forgot us last year” olur. Böylece fiil öbeği bütünüyle tekrarlanmaz. Bu, yardımcı fiille yapılan bir yerine koymadır: normal bir fiille anlatılan geçmiş eylem zaten biliniyorsa did o eylemi temsil edebilir. Buradaki did, “yapmak” anlamında ayrı bir eylem eklemez.

Alıştırma

“Nora missed the bus again, like she did yesterday,” cümlesinde did neyin yerini tutar?

  1. Zaman ifadesi yesterday
  2. Önceki eylem missed the bus
  3. “Yapmak” anlamında ayrı bir eylem
Cevabı göster

Önceki eylem missed the bus

Look, we've been through this. Deyimler

0:41

Bakın, bunu daha önce konuşmuştuk.

Deyimler

we've been through this: daha önce konuşulmuş bir konu

We've been through this, aynı konunun daha önce konuşulduğunu, ele alındığını ya da birlikte yaşandığını belirtir. Burada “bunu daha önce konuştuk” anlamındadır; bir yerin içinden fiziksel olarak geçmek anlamına gelmez. İngilizcedeki present perfect yapı we've been, önceki konuşmayı şu anki kaygıyla ilişkilendirir. Bu cümle dinleyeni rahatlatabilir; ancak konuşmacının aynı konuşmayı tekrarlamaktan yorulduğunu da gösterebilir.

Alıştırma

Tekrarlanan bir konuşmada We've been through this ifadesinin anlamına en uygun cümle hangisidir?

  1. Bu yerin bir tarafından diğer tarafına yürüdük.
  2. Bu konuyla ilk kez karşılaşıyoruz.
  3. Bu konuyu daha önce konuştuk ya da ele aldık.
Cevabı göster

Bu konuyu daha önce konuştuk ya da ele aldık.

He didn't forget you.

0:42

Sizi unutmadı.

He was just late.

0:44

Sadece gecikti.

He explained it all in his letter, remember?

0:45

Mektubunda her şeyi açıklamıştı, hatırladınız mı?

Dear Bluey and Bingo,

0:48

Sevgili Bluey ve Bingo,

so sorry I was late with your Easter eggs. Ton ve niyet

0:49

Paskalya yumurtalarınızı getirmekte geciktiğim için çok özür dilerim.

Ton ve niyet

so sorry I was late: geciken bir teslimat için özür dilemek

So sorry kısa ama güçlü bir özür ifadesidir. I'm so sorry ifadesinin kısaltılmış hâlidir ve so, sorry sözcüğünü güçlendirir. I was late with your Easter eggs cümlesindeki be late with + nesne veya görev yapısı, o şeyi beklenenden daha geç sağlamak, tamamlamak ya da teslim etmek demektir. Geciken şey Paskalya yumurtalarının teslimidir; yalnızca konuşanın geç gelmesi değildir.

Alıştırma

Fotoğrafları söz verilen zamandan sonra gönderdiğiniz için doğal biçimde özür dileyen cümle hangisidir?

  1. I'm so sorry I was waiting for the photos.
  2. I'm so sorry I was late with the photos.
  3. I'm so sorry I was early with the photos.
Cevabı göster

I'm so sorry I was late with the photos.

I had some family stuff on. Kalıp ifadeler

0:52

Ailevi bazı işlerim vardı.

Kalıp ifadeler

I had some family stuff on: ailevi yükümlülükleri olmak

Burada had ... on, have ... on yapısının geçmiş zamanıdır. Bazı İngilizce çeşitlerinde, özellikle Britanya ve Avustralya İngilizcesinde kullanılan bu gündelik ifade, planlanmış bir etkinlik, plan veya yükümlülük olduğunu anlatır. Family stuff özellikle belirsiz bırakılmıştır: özel ayrıntıları açıklamadan aileyle ilgili işleri ifade eder. Cümle, konuşanın ailevi yükümlülükleri nedeniyle meşgul olduğunu açıklar; on fiziksel bir konumu anlatmaz.

Alıştırma

Gündelik Britanya veya Avustralya İngilizcesinde I had some family stuff on burada büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Ailevi yükümlülüklerim veya planlarım vardı.
  2. Aile temalı kıyafetler giyiyordum.
  3. Ailem için bir cihazı açmıştım.
Cevabı göster

Ailevi yükümlülüklerim veya planlarım vardı.

I won't go into it. Kalıp ifadeler

0:53

Detaylara girmeyeceğim.

Kalıp ifadeler

I won't go into it: ayrıntıları açıklamamayı seçmek

Bu cümlede go into it, konuyu ayrıntılı biçimde açıklamak veya ele almak demektir. It, daha önce sözü edilen aile meselesine gönderme yapar; bir yere girmek anlamında değildir. I won't go into it, yazanın ayrıntıları vermemeyi seçtiğini okuyucuya bildirir. Bu seçim mahremiyeti koruyabilir, zaman kazandırabilir veya dikkati ana noktada tutabilir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için go into ve won't kısaltmasını kullanın: The reason is personal, so I ____.

Cevabı göster

won't go into it

Big love, Easter Bunny. Kelime

0:54

Kocaman sevgiler, Paskalya Tavşanı.

Kelime

Big love: sıcak ve samimi bir kapanış sözü

Burada Big love, bir notun sonunda kullanılan sıcak ve oldukça samimi bir kapanış sözüdür. Ardından gelen isimden önce sevgi iletir; big fiziksel bir büyüklüğü anlatmak yerine duyguyu güçlendirir. “Big love, Easter Bunny.” satırının tamamında virgül, kapanış sözünü Easter Bunny imzasından ayırır. İfade, Lots of love veya With love gibi işlev görür.

Alıştırma

İfadeyi değerlendirin: Big love, yeni bir iş müşterisine gönderilen resmî bir e-posta için doğal bir kapanıştır.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Yanlış

See?

0:56

Gördünüz mü?

He was just busy.

0:56

Sadece meşguldü.

Okay.

0:58

Peki.

We promise he won't forget this time.

0:59

Bu sefer unutmayacağına söz veriyoruz.

Oh, goodness.

1:02

Aman Tanrım.

Ah, we'll clean it up in the morning. Öbek fiiller

1:03

Ah, sabah temizleriz.

Öbek fiiller

clean it up: ortalığı düzene sokmayı anlatan ayrılabilir phrasal verb

Clean up, kiri, dağınıklığı veya bir karmaşayı ortadan kaldırıp yeri ya da eşyayı düzenli bırakmak anlamına gelen ayrılabilir bir phrasal verb'dür. Bu cümlede it, temizlenecek dağınıklığı anlatır. Up, yukarı doğru bir yönü değil, temizliğin tamamlanıp düzenin sağlanması sonucunu vurgular. Nesne bir zamirse zamir fiil ile parçacığın arasına gelir: clean it up. Bu yapı dökülen bir şeyi, bir odayı veya başka bir dağınıklığı temizlemekten söz ederken kullanılabilir.

Alıştırma

clean up fiil öbeğinin it zamiriyle kullanılan ayrılabilir biçimini tamamlayın: Masanın her yerinde ekmek kırıntıları var. Misafirler gittikten sonra ____.

Cevabı göster

clean it up

Night, kids.

1:05

İyi geceler, çocuklar.

Bluey.

1:06

Bluey.

Yeah, Bingo?

1:07

Efendim, Bingo?

Why did the Easter Bunny only forget us? Dilbilgisi

1:09

Paskalya Tavşanı neden sadece bizi unuttu?

Dilbilgisi

only forget us: odağın yalnızca bizim unutulmamızda olması

Bu soruda only, forget us fiil öbeğinden önce gelir; ancak vurgu us üzerindedir: Paskalya Tavşanı bizi unuttu, diğer insanları ise unutmadı. Bu nedenle cümle, unutmanın gerçekleştiğini tarafsızca bildirmekten çok, yalnızca bizim dışarıda bırakılmamızdan duyulan bir şikâyet gibi duyulur. Only genellikle bağlantılı olduğu ögeyi sınırlar ve cümledeki konumu bu odağı anlamaya yardımcı olur. Burada bağlam ve vurgu sayesinde only forget us, “bizi ve başka hiç kimseyi unutmamak” şeklinde anlaşılır.

Alıştırma

“Why did the Easter Bunny only forget us?” cümlesinde only esas olarak neyi vurguluyor?

  1. Tek eylem olarak unutmayı
  2. Unutulan kişiler olarak us'ı
  3. Özne olarak Paskalya Tavşanı'nı
Cevabı göster

Unutulan kişiler olarak us'ı

I don't know.

1:12

Bilmiyorum.

Do you think he'll remember us this time? Ton ve niyet

1:13

Sence bu sefer bizi hatırlar mı?

Ton ve niyet

Do you think ...?: görüş ve güvence istemek

Do you think, karşı tarafın görüşünü veya tahminini sormak için kullanılır. Think'ten sonra gelen yan cümlede düz cümle sırası korunur: he'll remember denir, will he remember denmez. Bu endişeli soruda konuşan kişi yalnızca bilgi istemez; aynı zamanda güvence arar. Tekrar kullanılabilecek kalıp Do you think + özne + fiildir. Bu kalıp, olabilecek bir şeyi karşı tarafın nasıl değerlendirdiğini sormak ve bazen rahatlatıcı bir cevap ummak için kullanılır.

Alıştırma

Onun gelip gelmeyeceği hakkında tahmin isteyen doğal soruyu seçin.

  1. Do you think she'll come?
  2. Do you think does she come?
  3. Do you think will she come?
Cevabı göster

Do you think she'll come?

Yeah, I do.

1:17

Evet, bence hatırlar.

Night, Bingo.

1:19

İyi geceler, Bingo.

This episode of Bluey is called Easter.

1:21

Bluey'nin bu bölümünün adı Paskalya.

It's Easter! Bingo, wake up!

1:27

Bugün Paskalya! Bingo, uyan!

Yahh!

1:29

Yaşasın!

Did he come?

1:30

Gelmiş mi?

I'm not sure.

1:31

Emin değilim.

I can't see any eggs. Dilbilgisi

1:32

Hiç yumurta göremiyorum.

Dilbilgisi

I can't see any eggs.: olumsuz cümlede any

I can't see any eggs cümlesinde any, can't ifadesinin olumsuz anlamının kapsamındadır. Cümle, tek bir yumurtanın bile görünmediğini, yani görülen yumurta sayısının sıfır olduğunu söyler. Çoğul sayılabilen isimlerle olumsuz fiil + any + çoğul isim kalıbı kullanılır: can't see any eggs ve can't find any books. Buradaki any “hangisi olursa” anlamında değildir; olumsuzluğun kapsamında sıfır miktarı belirtir.

Alıştırma

Cümleyi any + books ile tamamlayın: The shelf is empty, so I can't see ____ on the shelf.

Cevabı göster

any books

Mine's empty, too.

1:35

Benimki de boş.

He forgot us again.

1:37

Bizi yine unutmuş.

Wait.

1:39

Bekle.

What is it?

1:39

Bu da ne?

It's a box.

1:40

Bu bir kutu.

The eggs must be inside. Dilbilgisi

1:42

Yumurtalar kesin içindedir.

Dilbilgisi

must be inside: güçlü bir çıkarım yapmak

Burada must be, ipuçlarına dayanan güçlü bir çıkarımı ifade eder: konuşan kişi yumurtaların içeride olduğundan emindir. Yapı özne + must be + yer veya betimleme şeklindedir. Bu must bir emir vermez veya zorunluluk bildirmez. Konuşan kişinin neyin doğru olduğuna inandığını anlatır.

Alıştırma

İpucuna dayanan güçlü çıkarımı tamamlamak için must be kullanın: The lights are on, so Leo ____ inside.

Cevabı göster

must be

It's empty.

1:44

Bu boş.

Aw.

1:45

Tüh.

Let's check yours again.

1:47

Seninkine bir daha bakalım.

There's something!

1:49

Burada bir şey var!

No, it's just a buh.

1:50

Hayır, sadece bir böcek.

He doesn't care about us. Kalıp ifadeler

1:52

Bizi hiç umursamıyor.

Kalıp ifadeler

care about us: birine değer vermek ve onu önemsemek

Care about someone, birini önemli görmek ve o kişinin duygularını veya iyiliğini önemsemek demektir. Olumsuz biçimdeki doesn't care about us, konuşan kişinin onun gruba değer vermediğini ve grubun duygularını önemsemediğini düşündüğünü anlatır. About edatı bu kalıbın bir parçasıdır. Bu anlam için care about someone denir; care someone denmez.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için care fiilini gerekli edatla birlikte kullanın: A good friend will ____ your opinion.

Cevabı göster

care about

He does, Bingo.

1:55

Umursuyor, Bingo.

I think these are clues to where he's hidden our Easter eggs. Dilbilgisi

1:57

Bence bunlar Paskalya yumurtalarımızı nereye sakladığını gösteren ipuçları.

Dilbilgisi

clues to where he's hidden: ipuçlarını bir konuma bağlamak

clues to... ifadesi clues isim sözcüğünü bulmamız gereken yere bağlar. Burada to where... “...yerini gösteren ipuçları” anlamındadır ve where konumla ilgili gömülü bir soru başlatır. Soru içeriği daha büyük clues to ifadesinin içinde bulunduğu için normal cümle söz dizimi korunur: where he's hidden...; where has he hidden... kullanılmaz. Konuşan kişi yeri doğrudan sormuyor, yeri ortaya çıkarabilecek kanıtları gösteriyor.

Alıştırma

Eksik kelimeleri tamamlayın: This photo is a clue ____ the keys are hidden.

Cevabı göster

to where

Hmm.

2:00

Hmm.

Oh, I know!

2:02

Oh, buldum!

Letterbox.

2:03

Posta kutusu.

Letterbox!

2:05

Posta kutusu!

Come on! Ton ve niyet

2:06

Hadi gel!

Ton ve niyet

Come on!: birini harekete geçmeye teşvik etmek

Burada Come on!, başka insanların konuşan kişiyle birlikte hareket etmesini veya bir işe başlamasını isteyen kısa ve günlük bir çağrıdır. Yeni yön bulunduğu için bu ifade “Çabuk ol” ya da “Hadi gidelim” anlamına gelir. Bu ifade kelimesi kelimesine “bir şeyin üstüne gel” diye anlaşılmaz. Anlamı duruma ve ses tonuna bağlıdır; başka bağlamlarda Come on! birini cesaretlendirebilir ya da inanmazlık veya kızgınlık gösterebilir.

Alıştırma

Bu cümlede Come on! ifadesinin anlamını seçin: Come on! The train leaves in two minutes.

  1. Resmî bir selamlamadır
  2. Birine bir şeyin üstüne çıkmasını söyler
  3. Birini hızlı hareket etmeye teşvik eder
Cevabı göster

Birini hızlı hareket etmeye teşvik eder

Are the eggs in there?

2:11

Yumurtalar orada mı?

No.

2:13

Hayır.

Just a chatterbox. Kültür

2:13

Sadece kağıttan bir tuzluk.

Kültür

chatterbox: katlanmış kâğıt oyuncak anlamı

Burada a chatterbox, parmaklarla açılıp kapatılan katlanmış kâğıttan bir oyuncaktır. Çocuk bir renk veya sayı seçer; oyuncak da bir soru, mesaj ya da ipucu gösterir. Bu cümlede çok konuşan bir kişiyi anlatmaz. Just, “yalnızca” veya “sadece” anlamına gelir; yani konuşan kişi nesnenin bu oyuncaktan başka bir şey olmadığını söylüyor.

Alıştırma

Bir çocuk katlanmış kâğıttan bir nesneyi açıyor, mavi ya da kırmızıyı seçmenizi istiyor ve sonra gizli bir ipucunu okuyor. Burada chatterbox ne anlama gelir?

  1. katlanmış kâğıttan yapılmış soru-cevap veya fal oyuncağı
  2. çok konuşkan bir kişi
  3. kayıtlı konuşmaları çalan bir kutu
Cevabı göster

katlanmış kâğıttan yapılmış soru-cevap veya fal oyuncağı

Is it from the Easter Bunny?

2:15

Paskalya Tavşanı'ndan mı?

It is!

2:16

Evet!

Look!

2:17

Bak!

Easter egg.

2:19

Paskalya yumurtası.

Hmm.

2:21

Hmm.

What's your favorite color?

2:22

En sevdiğin renk ne?

Blue.

2:24

Mavi.

Like you.

2:24

Senin gibi.

It's a cook's hat with an egg.

2:26

Üzerinde yumurta olan bir aşçı şapkası.

What does it mean?

2:29

Bu ne anlama geliyor?

Well, cooks work in the kitchen. Dilbilgisi

2:31

Şey, aşçılar mutfakta çalışır.

Dilbilgisi

cooks work in the kitchen: genel anlamlı çoğul ve geniş zaman

cooks work in the kitchen ifadesinde cooks, önünde a/an veya the bulunmayan bir çoğuldur. Belirli bir aşçı grubunu değil, bir meslek grubu olarak aşçıları anlatır. Geniş zamandaki work, tipik bir gerçeği veya genel kabulü ifade eder. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp “çoğul sınıf adı + geniş zaman”dır; Birds build nests buna bir örnektir.

Alıştırma

Hangi cümle pilotlar hakkında grup olarak genel bir ifade verir?

  1. One pilot is flying a plane right now.
  2. Pilots fly planes.
  3. The pilots are flying a plane right now.
Cevabı göster

Pilots fly planes.

Maybe the Easter eggs are in the kitchen.

2:34

Belki Paskalya yumurtaları mutfaktadır.

Yeah!

2:36

Evet!

The Easter Bunny knows my favorite color.

2:39

Paskalya Tavşanı en sevdiğim rengi biliyor.

I told you he cares about you. Ton ve niyet

2:42

Seni önemsediğini söylemiştim.

Ton ve niyet

I told you: önceki bir güvenceyi doğrulamak

I told you, konuşanın daha önce söylediği bir şeye gönderme yapar. Sonraki olaylar bu sözü desteklediğinde “Gördün mü? Söylediğim doğruydu.” anlamına gelebilir. Burada ifade, daha önce verilen güvenceyi doğrular: konuşan kişi onun gerçekten önemsediğini nazikçe gösterir. Amaç azarlamak değil, rahatlatmaktır.

Alıştırma

Arkadaşınız kendinden şüphe ettikten sonra başarılı oluyor. Hangi yanıt, onu suçlamadan daha önce verdiğiniz desteği hatırlatır?

  1. I never said you could do it.
  2. I told you you could do it.
  3. I ordered you to do it.
Cevabı göster

I told you you could do it.

Happy Easter, Hey!

2:44

Mutlu Paskalyalar, Hey!

Hey!

2:46

Hey!

Sorry, Mum!

2:46

Özür dileriz, Anne!

We're looking for the Easter eggs. Öbek fiiller

2:47

Paskalya yumurtalarını arıyoruz.

Öbek fiiller

looking for: bir şeyi bulmaya çalışmak

look for, bir kişiyi veya şeyi “bulmaya çalışmak, aramak” anlamına gelir. Aranan kişi veya şey for sözcüğünden sonra gelir. We're looking for ifadesinde şimdiki zaman, arama eyleminin şu anda sürdüğünü gösterir. for sözcüğünü koruyun; for olmadan look doğrudan bir nesnenin önünde “aramak” anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için look for ifadesinin -ing biçimini kullanın: We're ____ the missing puzzle piece.

Cevabı göster

looking for

They could be anywhere. Dilbilgisi

2:49

Her yerde olabilirler.

Dilbilgisi

They could be anywhere: konum hakkında belirsiz bir tahmin

Could be burada kesin olmayan bir olasılığı anlatır: konuşan kişi onların nerede olduğuna dair tahminde bulunur. Geçmişteki bir yeteneği anlatmaz. Anywhere, belirli hiçbir yerin ihtimal dışı bırakılmadığını gösterir. could be + yer kalıbı konum hakkında belirsiz bir tahmin yapmak için kullanılabilir; could be anywhere ise olası arama alanını bağlamın izin verdiği kadar genişletir.

Alıştırma

Kayıp anahtarların nerede olduğunu bilmiyorsunuz. Hangi cümle, konumu sınırlamadan belirsiz bir tahminde bulunur?

  1. The keys can be anywhere.
  2. The keys could be anywhere.
  3. The keys must be somewhere.
Cevabı göster

The keys could be anywhere.

Bluey, look.

2:51

Bluey, bak.

It's an egg.

2:51

Bu bir yumurta.

Woah.

2:53

Vay canına.

Nah, they're not in here.

2:56

Hayır, burada değiller.

Aw.

2:58

Tüh.

Wait.

2:59

Bekle.

Look at the normal eggs.

2:59

Şu normal yumurtalara bak.

Ooh.

3:01

Ooh.

The Easter Bunny doesn't bring normal eggs. Kelime

3:02

Paskalya Tavşanı normal yumurta getirmez.

He brings chocolate eggs.

3:05

Çikolatalı yumurta getirir.

Kelime

normal eggs ... chocolate eggs: tür karşıtlığı

Burada normal eggs, çikolatadan yapılmış yumurtaların aksine günlük hayattaki sıradan yumurtalar demektir. Normal, bu yerel karşılaştırmada standart türü belirtir. Ahlaken kabul edilebilir, daha sağlıklı ya da doğru biçimli anlamına gelmez. Yakındaki chocolate eggs karşıtlığı, normal sözcüğünün hangi anlamda kullanıldığını gösterir.

Alıştırma

Bu karşıtlıkta normal eggs ne anlama gelir?

  1. Çikolata yumurtalardan daha sağlıklı yumurtalar
  2. Çikolatadan yapılmış yumurtalar yerine sıradan yumurtalar
  3. Normal şekilli Paskalya yumurtaları
Cevabı göster

Çikolatadan yapılmış yumurtalar yerine sıradan yumurtalar

I know, but look at the end one. Kelime

3:07

Biliyorum, ama şu en sondakine bak.

Kelime

the end one: adın yerine kullanılan one

the end one ifadesinde one, daha önce hangi varlık olduğu bilinen tekil ve sayılabilen bir adın, burada egg adının, yerine geçer. Böylece egg tekrarlanmaz. İfadenin tamamı “sıranın ucundaki yumurta” anlamına gelir; one burada 1 sayısı değildir. Aktarılabilir kalıp the + ayırt edici bilgi + one biçimindedir; örneğin the red one veya the smaller one. One'ın hangi adın yerine geçtiği bağlamdan açıkça anlaşılmalıdır.

Alıştırma

cup sözcüğünü tekrarlamamak için one kullanın: I don't want the large cup. Please give me the small ____.

Cevabı göster

one

Huh?

3:09

Ha?

One egg is a kiwi.

3:10

Yumurtalardan biri kivi.

Maybe there's chocolate inside.

3:12

Belki içinde çikolata vardır.

Dad, is there chocolate in this?

3:14

Baba, bunun içinde çikolata var mı?

Let's see.

3:16

Bakalım.

No.

3:19

Hayır.

No chocolate.

3:19

Çikolata yok.

Aw.

3:21

Tüh.

I think I know where the eggs are. Dilbilgisi

3:24

Sanırım yumurtaların nerede olduğunu biliyorum.

Dilbilgisi

I know where the eggs are: dolaylı soru sözcük dizimi

Where the eggs are, know fiilinden sonra bilinen bilgiyi veren gömülü bir wh yan cümlesidir. Where ile başlamasına rağmen doğrudan soru değildir. Yan cümlenin içinde düz cümle sözcük dizimi kullanılır: where + özne + fiil. Bu nedenle where the eggs are denir. Aktarılabilir kalıp know + where + özne + fiil biçimindedir.

Alıştırma

Where is the bus stop? doğrudan sorusunu gömülü soruya dönüştürün. Tamamlayın: Don't worry. I know where the bus stop ____.

Cevabı göster

is

The kiwi rug.

3:27

Kivi desenli halı.

I'll look under it.

3:29

Altına bakacağım.

Hmm, I can't see them.

3:30

Hmm, göremiyorum.

Aw.

3:32

Tüh.

Maybe the Easter Bunny just likes other children more than me. Dilbilgisi

3:33

Belki de Paskalya Tavşanı diğer çocukları benden daha çok seviyordur.

Dilbilgisi

likes other children more than me: kimin daha çok sevildiğini karşılaştırmak

Burada likes other children more than me, Paskalya Tavşanı’nın diğer çocukları, konuşanı sevdiğinden daha çok sevdiği anlamına gelir. Karşılaştırılan şey, Paskalya Tavşanı’nın diğer çocukları ne kadar sevdiği ile konuşanı ne kadar sevdiğidir. more sözcüğü likes fiilini niteler. Daha fazla sayıda çocuğun sevildiği anlamına gelmez. Bu bağlamda cümle, konuşanın kendisini diğer çocuklardan daha az sevilmiş hissettiğini gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle onun kedileri köpeklerden daha çok sevdiği anlamına gelir?

  1. He likes cats more than dogs.
  2. He likes more cats than his sister does.
  3. He likes cats as much as dogs.
Cevabı göster

He likes cats more than dogs.

No, Bingo.

3:38

Hayır, Bingo.

He likes you.

3:39

Seni seviyor.

It's just that Ah, look! Ton ve niyet

3:40

Sadece Ah, bak!

Ton ve niyet

It's just that: açıklamaya nazikçe başlamak

It's just that; bir neden, kaygı veya nazikçe söylenen bir karşı görüşten önce kullanılan konuşma girişidir. Sonraki düşüncenin daha az doğrudan duyulmasını sağlar ve “Mesele şu ki...” ya da “Sadece...” ifadelerine benzer. Bu cümlede konuşan kişi bir açıklamaya başlar, ancak dikkatini bir şey çekince durur. Bu yüzden that sözcüğünden sonra bir yan cümle gelmez. Konuşma kesildiği için yarım kalan ifade yine de anlamlıdır.

Alıştırma

Nedeni nazikçe açıklayan örnekteki üç sözcüklü ifadeyle diyaloğu tamamlayın: I'd like to stay. ____ I have an early meeting tomorrow.

Cevabı göster

It's just that

It's an arrow!

3:43

Bu bir ok!

It's pointing to the backyard. Kalıp ifadeler

3:44

Arka bahçeyi gösteriyor.

Kalıp ifadeler

pointing to the backyard: yön göstermek için point to

Burada point to + yer, “o yerin yönünü göstermek veya o yöne bakmak” anlamına gelir. Ok, bakan kişinin dikkatini arka bahçeye yönelttiği için pointing to, parmağıyla işaret eden bir kişiyi değil, yön gösteren bir ipucunu anlatır. Cümle okun o anda ne yaptığını anlattığı için is pointing biçimi kullanılır. Oklar, tabelalar, işaretler ve nereye gidileceğini gösteren diğer şeylerle point to kullanılabilir.

Alıştırma

point to ifadesini tek kelimeyle tamamlayın: The arrow points ____ the emergency exit.

Cevabı göster

to

Come on!

3:47

Hadi gel!

You look over there.

3:49

Sen oraya bak.

I don't remember that sandcastle.

3:51

Ben bu kumdan kaleyi hatırlamıyorum.

Hey, Bingo.

3:54

Hey, Bingo.

Are the pointseanna flowers normally in a straight line? Kalıp ifadeler

3:55

Poinciana çiçekleri normalde düz bir çizgide mi olur?

Kalıp ifadeler

in a straight line: düz bir dizilişi anlatmak

In a straight line, bir dizilişi anlatan kalıplaşmış bir ifadedir: Birkaç kişi veya nesne kıvrımlı ya da dağınık olmak yerine aynı düz çizgi boyunca sıralanır. Burada çiçeklerin genellikle bu şekilde dizilip dizilmediği sorulur. Bu ifade be fiilinden sonra veya stand, put ve arrange gibi eylem bildiren sözcüklerle kullanılabilir. in sözcüğünü koruyun: are in a straight line diziliş biçimini anlatırken are a straight line, nesnelerin kendilerinin bir çizgi olduğunu söyler.

Alıştırma

“Tek bir düz sıra oluşturacak şekilde” anlamına gelen dersteki kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: Please place the cones ____.

Cevabı göster

in a straight line

Hmm.

3:59

Hmm.

Usually, they're more higgledy-piggledy. Kelime

4:00

Genelde daha karmakarışık olurlar.

Kelime

higgledy-piggledy: dağınık ve düzensiz bir yerleşim

Higgledy-piggledy, bir şeylerin belirgin bir düzen olmadan karışık ve dağınık biçimde yerleştirilmiş olduğunu anlatır. Bu cümlede more higgledy-piggledy, karşılaştırılan daha düzenli yerleşime göre “daha düzensiz biçimde dağılmış” demektir. Kafiyesi ve hareketli ritmi, anlatımı kesin veya resmî olmaktan çok eğlenceli ve şakacı kılar.

Alıştırma

Higgledy-piggledy hangi durumda en doğal şekilde kullanılır?

  1. Bir kütüphanecinin kitapların yer numarasına göre sıralandığını açıklaması.
  2. Bir çocuğun halının her yanına saçılmış blokları neşeyle anlatması.
  3. Bir mühendisin resmî bir güvenlik denetimi raporu yazması.
Cevabı göster

Bir çocuğun halının her yanına saçılmış blokları neşeyle anlatması.

I think it's a picture.

4:03

Bence bu bir resim.

A picture of what?

4:04

Neyin resmi?

I don't know.

4:05

Bilmiyorum.

But I know how to find out. Öbek fiiller

4:07

Ama nasıl bulacağımı biliyorum.

Öbek fiiller

find out: bir cevabı veya gerçeği öğrenmek

Find out, daha önce bilmediğiniz bir bilgiyi genellikle sorarak, kontrol ederek, gözlemleyerek veya araştırarak öğrenmek demektir. Buradaki amaç fiziksel bir nesneyi bulmak değil, bir cevaba ulaşmaktır. Know how to find out yapısında how to, yöntemi gösterir. Neyin öğrenileceği konuşmadan zaten anlaşıldığı için bu bilgi ayrıca söylenmez.

Alıştırma

“Kontrol ederek cevabı öğrenmek” anlamındaki öbek fiili tamamlayın: We need to find ____ whether the last train has left.

Cevabı göster

out

Come on!

4:09

Hadi gel!

It's a castle!

4:13

Bu bir kale!

Our eggs must be in the castle.

4:15

Yumurtalarımız kesinlikle kalede.

There's a castle in London.

4:17

Londra'da bir kale var.

We got to get to the airport. Dilbilgisi

4:18

Havalimanına gitmeliyiz.

Dilbilgisi

got to get to: “varmak zorunda olmak”

Bu gündelik konuşma cümlesinde ilk got to, “zorunda olmak” anlamındadır. have got to ile aynı işlevi görür ve ardından yalın hâldeki get fiili gelir. İkinci get to, “varmak” anlamındadır ve ardından bir hedef, yani the airport gelir. Bu nedenle got to get to the airport, havaalanına varmanın gerekli olduğunu anlatır; iki to farklı görevler üstlenir.

Alıştırma

“Zorunda olmak” anlamındaki got to ile “varmak” anlamındaki get to ifadelerini kullanarak cümleyi tamamlayın: We ____ the station before the doors close.

Cevabı göster

got to get to

No, Bluey.

4:20

Hayır, Bluey.

I think it's a different castle.

4:21

Bence bu başka bir kale.

I think it's this one.

4:25

Bence o kale bu.

Oh!

4:29

Ah!

I hit something!

4:29

Bir şeye çarptım!

Is it chocolate?

4:31

Çikolata mı?

It is!

4:32

Öyle!

It is!

4:32

Öyle!

Wait.

4:33

Bekle.

It isn't.

4:34

Değilmiş.

It's toilet paper.

4:36

Tuvalet kağıdıymış.

Aw.

4:38

Tüh.

Hang on. Kalıp ifadeler

4:39

Dur biraz.

Kalıp ifadeler

Hang on: “bir dakika bekle”

Hang on, “bir dakika bekle” veya “durakla” demenin gündelik bir yoludur. Burada konuşan kişi, yeni bir düşünceyi ya da ayrıntıyı kontrol etmeden önce konuşmayı kısa süreliğine durdurmak için bu ifadeyi kullanır. Bu kullanımda hang, bir şeyi kancaya asmak anlamına gelmez; on da fiziksel bir konumu anlatmaz. İki sözcük birlikte bir konuşma ifadesi oluşturur.

Alıştırma

Haritaya ters bakıyor olabileceğinizi fark ediyor ve arkadaşınızın kısa süre durmasını istiyorsunuz. Söylenecek en doğal ifade hangisidir?

  1. Hang it on the wall.
  2. Hang on.
  3. Keep walking.
Cevabı göster

Hang on.

Look!

4:40

Bak!

Eggs!

4:41

Yumurtalar!

It's another clue.

4:42

Bu başka bir ipucu.

Come on!

4:43

Hadi gel!

You look over there.

4:45

Sen oraya bak.

There's no eggs in here.

4:47

Burada hiç yumurta yok.

There must be.

4:49

Olmalı.

Toilet paper belongs in the toilet. Kalıp ifadeler

4:50

Tuvalet kağıdının yeri tuvalettir.

Kalıp ifadeler

belongs in the toilet.: uygun yeri belirtmek

belong in + bir yer, bir şeyin normalde bulunması gereken, amaçlanan veya uygun olan yeri ifade eder. Bu cümlede konuşan kişi tuvaleti tuvalet kâğıdının uygun yeri olarak görür; bu nedenle konumu bir ipucu olabilir. Bu ifade bir şeyin sahibini değil, bulunması gereken yeri anlatır: “Nerede olmalı?” sorusuna cevap verir, “Kimin?” sorusuna değil.

Alıştırma

Bir eşyanın uygun yerini belirtmek için belong in kullanılan cümle hangisidir?

  1. These tools belong in the garage cabinet.
  2. These tools belong to the mechanic.
  3. These tools belong with the mechanic.
Cevabı göster

These tools belong in the garage cabinet.

Unless Anlatım akışı

4:52

Yoksa

Oh, no!

4:53

Oh, olamaz!

Anlatım akışı

Unless: yarım bırakılmış bir istisna

Unless normalde bir istisna başlatır; “-medikçe” veya “ancak ... olursa” anlamına gelir ve önceki ifadenin hangi koşulda geçersiz olabileceğini gösterir. Burada konuşan kişi yalnızca Unless der ve ardından “Ah, hayır!” diye tepki verir. Bu nedenle eksik koşul açıkça söylenmez, durumdan anlaşılır. Bu yarım bırakılmış ifade konuşmayı ani bir dönüşle düzenler: kendinden emin bir sonucun ardından, biraz gecikmeyle endişe verici bir ihtimal gelir. Bu, resmî ve tam bir unless cümlesi değildir; ancak konuşmada dramatik etki yaratmak için doğal bir kullanımdır.

Alıştırma

Açık bir konuşmada biri “The plan is safe. Unless ...” deyip duruyor. Yarım bırakılan Unless neyi gösterir?

  1. Konuşan bütün koşulları tam bir cümleyle sıralıyor
  2. Konuşan sadece önceki sonucu tekrarlıyor
  3. Konuşan, sonucu değiştirebilecek bir istisnayı aniden düşündü
Cevabı göster

Konuşan, sonucu değiştirebilecek bir istisnayı aniden düşündü

What?

4:55

Ne oldu?

They might be in Dad's toilet.

4:56

Babamın tuvaletinde olabilirler.

Bandit.

5:03

Bandit.

Oh, it stinks! Kelime

5:04

Oh, burası çok pis kokuyor!

Kelime

it stinks!: kötü kokuya doğrudan tepki

Oh, it stinks! cümlesinde it, kokuyu yayan şeyi ifade eder ve stinks “çok kötü kokuyor” anlamına gelir. Konuşan kişi güçlü ve rahatsız edici bir kokuya doğrudan tepki veriyor. Stink başka bir bağlamda “çok kötü olmak” anlamına da gelebilir; ancak bu cümlede kelime gerçek anlamındadır. Değerlendirilen şey bir planın ya da olayın kalitesi değil, kokudur. Böylece stink sözcüğünün koku mu yoksa genel bir başarısızlık mı anlattığını ayırt edebilirsiniz.

Alıştırma

Bozulmuş yiyeceklerin bulunduğu bir poşeti açtınız ve çok kötü bir koku aldınız. Stinks sözcüğünün gerçek anlamıyla kullanıldığı cümle hangisidir?

  1. The food smells fresh.
  2. The food stinks.
  3. The food is ready.
Cevabı göster

The food stinks.

How are we going to find the next clue? Dilbilgisi

5:06

Sıradaki ipucunu nasıl bulacağız?

Dilbilgisi

How are we going to find ...?: gelecekteki yöntemi sorma

How are we going to find ...? gelecekte bir şeyi bulmak için hangi yöntemin veya planın kullanılacağını sorar. How, işin hangi yolla yapılacağını sorar; are going to find ise bulma eylemini planlanmış ya da beklenen bir gelecek eyleği olarak sunar. Buradaki going to, be going to + fiilin yalın hâli gelecek yapısının parçasıdır. Konuşanların bir yere gitmekte olduğu anlamına gelmez; çünkü ana fiil find'dir.

Alıştırma

Sen ve bir arkadaşın kayıp bir anahtarı bulmak için bir plana ihtiyaç duyuyorsunuz. Kullanacağınız yöntemi soran cümle hangisidir?

  1. How do we going to find the missing key?
  2. Where are we going to find the missing key?
  3. How are we going to find the missing key?
Cevabı göster

How are we going to find the missing key?

Someone has to go in there. Dilbilgisi

5:09

Birinin oraya girmesi lazım.

Dilbilgisi

Someone has to ...: belirtilmemiş bir kişinin harekete geçmesi gerekiyor

Someone, kim olduğu belirtilmeyen bir kişiyi ifade eder. Someone has to + fiilin yalın hâli yapısında eylem gereklidir, ancak konuşan kişi bunu kimin yapacağını seçmemiş veya söylememiştir. Someone dilbilgisel olarak tekildir; bu yüzden have to değil, has to kullanılır. Burada içeri girme işi grubun çözmesi gereken bir gereklilik olarak sunulur, fakat kimin gireceği açık bırakılır.

Alıştırma

İkinci cümleyi someone ve have to ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The window is still open. ____ close it before the storm arrives.

Cevabı göster

Someone has to

But it stinks so much, we'll die! Deyimler

5:11

Ama o kadar kötü kokuyor ki, ölürüz!

Deyimler

stinks so much, we'll die!: abartılı bir sonuç

so much, kötü kokunun son derece güçlü olduğunu gösterir. we'll die aşırı bir sonuç verir, ancak bu bir abartıdır: konuşan kişi kokunun dayanılmaz geldiğini söylemektedir, gerçekten ölüm beklediğini değil. Anlam bakımından cümle It stinks so much that we'll die ifadesine yakındır. Bu hızlı ve gündelik tepkide sonuç virgülden hemen sonra gelir; böylece şikâyet daha ani ve dramatik duyulur.

Alıştırma

Şu ifadeyi değerlendirin: "But it stinks so much, we'll die!" cümlesindeki we'll die, gerçek bir ölümün ciddi bir tahminidir.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Yanlış

I know.

5:14

Biliyorum.

Aw.

5:16

Tüh.

There will be no Easter. Dilbilgisi

5:16

Bu yıl Paskalya olmayacak.

Dilbilgisi

There will be no Easter: Paskalya olmayacak

There will be no Easter. cümlesinde gelecekteki varlığı anlatan there will be + isim yapısı kullanılır ve ismin önüne no getirilir. Cümle, Paskalya’nın, daha doğrusu beklenen Paskalya kutlamasının gerçekleşmeyeceğini ya da mümkün olmayacağını öngörür. Bu sahnede cümle, bayramın resmen iptal edildiğini duyuran bir açıklama değil, duygusal bir abartıdır. There will be no + isim yapısı, gelecekte bir şeyin bulunmayacağı bir sonucu anlatmak için başka durumlara da taşınabilir.

Alıştırma

Cümleyi be fiilinin gelecek zaman biçimiyle tamamlayın: Without water, there ____ no flowers.

Cevabı göster

will be

Yes, there will be, Bingo.

5:19

Hayır, olacak, Bingo.

I'm going in. Kalıp ifadeler

5:21

Ben giriyorum.

Kalıp ifadeler

I'm going in: İçeri giriyorum

I'm going in. içeri girmeden hemen önce yapılan kısa bir duyurudur. Şimdiki zamanın devamlı biçimi eylemi şimdi başlayan bir hareket olarak gösterir; bu yüzden cümle kararlı veya dramatik duyulabilir. going in burada konuşanın önündeki yere girmek anlamındadır; asıl olarak uzak bir planı anlatmaz. Aynı yapı, zor, tehlikeli veya bilinmeyen bir durumda hemen yapılacak bir eylemi duyurmak için de kullanılabilir.

Alıştırma

Bir ekip arkadaşı karanlık bir mağaranın girişinde duruyor ve içeri girmek üzere. En doğal duyuru hangisidir?

  1. I'm going to go in someday.
  2. I go in every weekend.
  3. I'm going in.
Cevabı göster

I'm going in.

Uh, it stinks.

5:25

Iyy, çok pis kokuyor.

I can't do it.

5:29

Bunu yapamam.

Wait.

5:32

Bekle.

Gah!

5:35

Iyğ!

Did you find it?

5:36

Buldun mu?

Bleugh!

5:38

Böğk!

Oh, I know what this is.

5:40

Oh, bunun ne olduğunu biliyorum.

It's our window.

5:44

Bu bizim penceremiz.

They must be in here.

5:46

Kesinlikle buradalar.

But we've already looked here. Dilbilgisi

5:48

Ama buraya zaten bakmıştık.

Dilbilgisi

we've already looked here: daha önce tamamlanmış ve şimdiyle ilgili

we've already looked here ifadesinde we've, we have'in kısaltmasıdır; have looked ise present perfect yapısıdır. Bu yapı, buraya bakma eylemini şu andan önce tamamlanmış ve mevcut aramayla bağlantılı gösterir. Already, bu adımın daha önce yapıldığını vurgular. Konuşan kişi böylece aynı yeri tekrar kontrol etmenin gereksiz olabileceğini belirtir.

Alıştırma

Kontrolün şu andan önce tamamlandığını göstermek için already sözcüğünü doğru yere koyun: We've ____ checked this room.

Cevabı göster

already

I don't understand.

5:49

Anlamıyorum.

I do.

5:51

Ben anlıyorum.

He forgot us again.

5:52

Bizi yine unuttu.

Maybe you're right, Bingo. Ton ve niyet

5:55

Belki de haklısın, Bingo.

Ton ve niyet

Maybe you're right: temkinli bir kabul

Maybe you're right ifadesinde maybe, onayın kesinliğini azaltır. Konuşan kişi karşısındakinin görüşünü kabul etmeye başlamıştır, ancak hâlâ tamamen emin değildir. Burada bu ifade bir fikir değişikliğini gösterir: konuşan kişi karşısındakini rahatlatmaktan onun kuşkusunu kısmen paylaşmaya geçer. Genel olarak, karşı tarafın haklı olabileceğini temkinli biçimde kabul eder.

Alıştırma

Bir arkadaşınız sizi fikrinizi yeniden düşünmeye iten bir neden söylüyor, ancak hâlâ tamamen emin değilsiniz. En uygun yanıt hangisidir?

  1. You're absolutely right.
  2. Maybe you're right.
  3. You're definitely wrong.
Cevabı göster

Maybe you're right.

It's my fault, Bluey. Kalıp ifadeler

5:58

Benim suçum, Bluey.

Kalıp ifadeler

It's my fault: sorumluluğu üstlenmek

It's my fault, konuşanın bir soruna veya kötü sonuca kendisinin neden olduğunu kabul edip sorumluluğu üstlenmesi demektir. Buradaki fault, bir sınavdaki tek bir yanlış cevabı değil, sorumluluğu veya suçu ifade eder. Kalıp It's + iyelik belirleyicisi + fault şeklindedir. Sorumlu kişi veya gruba göre iyelik belirleyicisi değişir: It's his fault; It's our fault.

Alıştırma

Pencereyi açık bıraktınız ve içeri yağmur girdi. Sorumluluğu üstlenen kalıplaşmış ifadeyi tamamlayın: It's my ____.

Cevabı göster

fault

I'm just a small, forgettable child. Kelime

6:00

Ben sadece küçük, kolay unutulan bir çocuğum.

Kelime

just a small, forgettable child: kendi önemini küçültmek

Buradaki just, az önce değil, yalnızca veya sadece anlamındadır. Bir isim öbeğinin önünde kullanıldığında kişi veya şeyi daha önemsiz gösterebilir. a small, forgettable child ifadesinde small ve forgettable sözcüklerinin ikisi de child sözcüğünü niteler. Forgettable, hatırlanması pek olası olmayan demektir. İfade bütünüyle kişinin kendini küçümsemesini yansıtır: konuşan kendisini önemsiz ve kolayca gözden kaçırılabilecek biri gibi gösterir.

Alıştırma

I'm just a new volunteer cümlesinde just ne yapar?

  1. Konuşanın birkaç dakika önce gönüllü olduğunu söyler.
  2. Konuşanın konumunu daha önemsiz gösterir.
  3. Konuşanın adil olduğunu söyler.
Cevabı göster

Konuşanın konumunu daha önemsiz gösterir.

No, you're not, Bingo.

6:03

Hayır, değilsin, Bingo.

You're a great child.

6:05

Sen harika bir çocuksun.

Really?

6:07

Gerçekten mi?

Yes.

6:08

Evet.

You're smart.

6:08

Çok akıllısın.

You figured out the castle clue all by yourself. Notlar

6:10

Kale ipucunu tek başına çözdün.

Öbek fiiller

figured out: düşünerek cevabı bulmak

Figure out, düşünerek bir şeyi anlamak veya çözmek anlamına gelen bir öbek fiildir. Figured out geçmiş zaman biçimidir; bu nedenle cümle, ipucunun başarıyla çözüldüğünü anlatır. Burada out, öbek fiilin bir parçasıdır ve yön bildirmez. İfade, ipucunu yalnızca fark etmeyi veya bulmayı değil, üzerinde düşünüp anlamlandırma sürecini vurgular.

Alıştırma

Cümleyi figure out ifadesinin geçmiş zamanıyla tamamlayın: After reading every clue, Omar ____ the secret word.

Cevabı göster

figured out

Kalıp ifadeler

all by yourself: hiç yardım almadan

All by yourself bu cümlede hiç kimseden yardım almadan anlamına gelir. By yourself, eylemin bağımsız biçimde yapıldığını anlatır; all ise bu anlamı güçlendirir. Bu ifade figured out fiilini niteler ve ipucunun nasıl çözüldüğünü açıklar. Buradaki sıcak ve kutlayıcı anlatım, dinleyicinin yalnızca tek başına bulunduğunu söylemek yerine bağımsızlığını över.

Alıştırma

Cümleyi all by yourself ile tamamlayın: No one helped you build the model. You built it ____.

Cevabı göster

all by yourself

Yeah, I did.

6:13

Evet, çözdüm.

It's me who is forgettable. Dilbilgisi

6:15

Unutulan kişi benim.

Dilbilgisi

It's me who is...: me ögesini odağa yerleştirmek

It's me who is... yapısı, It + be + odaklanan kişi + who yan cümlesinden oluşan bir vurgu yapısıdır. Düz ifade I'm forgettable olurdu; bu yapı ise me ögesini dinleyicinin belirlemesi gereken kişi olarak öne çıkarır. Bu cümlede konuşan kişi, tanımın kime ait olduğunu düzeltir: unutulması kolay olan diğer kişi değil, benim. Bu kalıp bir şeyi kimin yaptığını, kimin sorumlu olduğunu veya belirli bir özelliğin kimde bulunduğunu düzeltirken kullanılabilir.

Alıştırma

Hatayı Mia'nın değil sizin yaptığınızı göstermek için cümleyi It's ... who... vurgu yapısıyla tamamlayın: ____ who made the mistake, not Mia.

Cevabı göster

It's me

You are not.

6:17

Hayır, değilsin.

You're brave.

6:18

Çok cesursun.

You went into Dad's stinky toilet.

6:19

Babamın pis kokulu tuvaletine girdin.

Yeah, I did.

6:22

Evet, girdim.

We're not forgettable. Kelime

6:24

Biz kolay unutulacak çocuklar değiliz.

Yeah, we're rememberable.

6:26

Evet, biz hatırlanabiliriz.

Kelime

not forgettable ... we're rememberable: -able ile eğlenceli sözcük türetme

Forgettable, forget + -able birleşiminden oluşan yerleşik bir sıfattır; insanların hafızasında kalmayan bir kişiyi veya şeyi anlatır. Cümle önce not forgettable diyerek bu olumsuz etiketi reddeder. Rememberable, anlaşılır remember + -able kalıbını izlediği için amaçlanan anlamı kolayca çıkarılabilir: hatırlanabilen. Sözcük vardır ancak yaygın değildir; burada forgettable ile kurduğu düzenli karşıtlık eğlenceli ve çocuksu bir etki yaratır. Sıradan konuşma ve yazıda, hatırlanmaya değer veya akılda kalması muhtemel bir şey için genellikle daha doğal olan memorable kullanılır.

Alıştırma

“Hatırlanmaya değer” anlamındaki olağan sıfatla bu standart değerlendirme cümlesini tamamlayın: The concert was ____.

Cevabı göster

memorable

Happy Easter, Bluey.

6:29

Mutlu Paskalyalar, Bluey.

Happy Easter, Bingoooh!

6:31

Mutlu Paskalyalar, Bingoooh!

Look!

6:34

Bak!

Footprints!

6:36

Ayak izleri!

Bunny footprints.

6:37

Tavşan ayak izleri.

Easter Bunny footprints!

6:40

Paskalya Tavşanı ayak izleri!

He remembered us. Anlatım akışı

7:02

Bizi hatırladı.

Anlatım akışı

“He remembered us.” hikâyeyi nasıl sonuca bağlıyor

Burada He remembered us. yalnızca geçmişte olmuş bir durumu anlatmaz. remembered sözcüğü, daha önce forgot us ve forgettable gibi ifadelerle tekrarlanan unutulma düşüncesine cevap verir: karakterler unutulduklarından korkuyordu ve bu cümle durumun böyle olmadığını gösterir. Birbiriyle ilişkili anahtar sözcüklerin tekrarı, hikâyedeki sorunu çözüme bağlar. Final, önceki kaygıyı hatırlatır ama bunun tersini gösterir; böylece sorunun çözüldüğünü bildirir ve duygusal bir kapanış sağlar.

Alıştırma

Daha önce forgot us ve forgettable ifadelerinin geçtiği bir hikâyede, sondaki He remembered us. cümlesinin temel işlevi nedir?

  1. Unutulma korkusuna cevap verip hikâyeyi sonuca bağlamak
  2. Hiçbir kanıt bulunmadığını göstermek
  3. Önceki sorunla ilgisi olmayan yeni bir karakteri tanıtmak
Cevabı göster

Unutulma korkusuna cevap verip hikâyeyi sonuca bağlamak