Ruanda Soykırımı'na ne sebep oldu? - Susanne Buckley-Zistel: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
837 kelime 146 kel/dk

Video özeti: Video, sömürgeciliğin yarattığı ayrımların ve siyasi aşırıcılığın Ruanda’da 1994 yılında Tutsilere karşı gerçekleştirilen soykırıma nasıl vardığını anlatıyor; ardından uyarlanan Gacaca mahkemelerini ve adalet arayışındaki tartışmalı rollerini inceliyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. lingering anger motivated a Hutu revolt, forcing many Tutsi leaders to flee the country. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Ana cümlenin nedeni sunduğu, ardından gelen -ing yapısının ise sonucu aynı cümlede yoğunlaştırdığı kullanımı öğrenin. Bu yapı, tarihî olaylar ve haberlerde neden-sonuç ilişkisini kısa biçimde aktarmaya yarar. 2. In the hope of trying perpetrators more quickly, / adapted Gacaca for their formal courts. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: In the hope of + -ing yapısının bir politika hedefini resmî biçimde belirttiğini, adapt X for Y kalıbının da mevcut bir uygulamanın yeni bir kurumsal ortam için dönüştürülmesini anlattığını fark edin. 3. restore the dignity of those lost in the violence. — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: restore dignity ifadesini haksızlık sonrasında onur ve saygınlığın geri kazandırılmasını anlatmak için kullanın; those lost sözünün de kayıp kişileri değil, ölenleri saygılı ve duygusal ağırlığı olan bir dille belirttiğini anlayın.

Bu derste

For 100 days in 1994, Anlatım akışı

0:07

1994 yılında 100 gün boyunca,

the African country of Rwanda suffered a horrific campaign of mass murder. Kelime

0:10

Afrika ülkesi Ruanda korkunç bir toplu katliam kampanyasına maruz kaldı.

Anlatım akışı

For 100 days in 1994: süreyi ve yılı çerçevelemek

For 100 days olayın süresini, yani 100 günlük bir dönem boyunca devam ettiğini belirtir. Buradaki for bir zaman uzunluğunu ifade eder; “amacıyla” anlamına gelmez. In 1994 ise bu dönemi belirli bir takvim yılına yerleştirir. İki zaman ifadesini de cümlenin başına koymak, ardından gelen her şey için bir çerçeve oluşturur. Dinleyici ne olduğunu duymadan önce olayın ne kadar sürdüğünü ve tarihte ne zaman gerçekleştiğini öğrenir. Bu düzen haberlerde ve tarih anlatılarında yaygındır.

Alıştırma

Başlangıcı for + six weeks süresiyle tamamlayın: ____ in 2020, the library served as a temporary shelter.

Cevabı göster

For six weeks

Kelime

campaign of mass murder: örgütlü bir dizi öldürme eylemi

Bu cümlede campaign, bir seçim çalışmasını değil, örgütlü ve belirli bir süre devam eden bir dizi eylemi ifade eder. of mass murder bu eylemlerin nelerden oluştuğunu açıklar; dolayısıyla a campaign of mass murder sistematik ve geniş çaplı öldürmeyi anlatır. suffered, Ruanda’yı bu eylemlerin yol açtığı zarara maruz kalan taraf olarak gösterirken horrific güçlü bir kınama ekler. İfade resmi ve bilinçli olarak son derece ağırdır.

Alıştırma

Bu cümlede campaign ne anlama geliyor?

  1. bir adayın seçimi kazanma çabası
  2. tek bir kazara meydana gelen olay
  3. örgütlü ve sürekli bir dizi şiddet eylemi
Cevabı göster

örgütlü ve sürekli bir dizi şiddet eylemi

Neighbor turned against neighbor as violence engulfed the region, Deyimler

0:17

Şiddet bölgeyi kasıp kavururken komşular birbirine düştü,

Deyimler

Neighbor turned against neighbor: grup içi çatışma

Turn against someone, bir kişinin daha önce karşı olmadığı birine sonradan düşmanca davranmaya, ona karşı çıkmaya veya ihanet etmeye başlaması demektir. Buradaki turned, ilişkideki değişimi gösterir. Neighbor turned against neighbor ifadesinde tekil ismin tekrarlanması kısa ve dağılımsal bir yapı oluşturur: aynı gruptaki insanlar birbirine karşı çıkmıştır. Bu yapı, yeni bir ikinci kişiyi tanıtmaz; komşuluk ilişkilerinin yaygın biçimde bozulduğunu anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle, aynı grubun üyelerinin birbirine düşman olduğunu göstermek için tekrarlanan isim yapısını kullanır?

  1. Colleague turned against colleague during the leadership struggle.
  2. A colleague argued against the new schedule.
  3. Colleagues competed against another company.
Cevabı göster

Colleague turned against colleague during the leadership struggle.

Deyimler

as violence engulfed the region: şiddet bölgeyi sararken

Bu yan cümlede engulfed mecazi anlamda kullanılır. Şiddet, bir yere yayılarak onu etkisi altına alan ateş, su veya karanlık gibi gösterilir. Bu nedenle violence engulfed the region, şiddet olaylarının geniş bir alana yayıldığı ve bölgeye hâkim olduğu anlamına gelir. As, aynı anda gelişen bir arka planı belirtir: şiddet yayılırken komşular birbirine düşman olmuştur. Bu cümlede as, because anlamından çok while veya as the situation developed anlamına yakındır.

Alıştırma

Örnekteki as violence engulfed the region ifadesini en iyi hangi seçenek yeniden ifade eder?

  1. Şiddet bölgenin dışında kaldığı hâlde
  2. Şiddet bölgeye yayılıp bölgeyi etkisi altına alırken
  3. Bölge şiddeti tamamen sona erdirdiği için
Cevabı göster

Şiddet bölgeye yayılıp bölgeyi etkisi altına alırken

resulting in the deaths of over 1/10th of the country's population. Dilbilgisi

0:21

ve bu durum ülke nüfusunun onda birinden fazlasının ölümüyle sonuçlandı.

Dilbilgisi

resulting in the deaths of: sonucu belirtmek

“Resulting in”, hemen önce anlatılan olayın sonucunu sunar. Burada ardından “the deaths of over 1/10th of the country's population” isim öbeği gelir; bu nedenle öbeğin tamamı ortaya çıkan sonucu belirtir. Şimdiki zaman ortaçlı bir yan cümlecik olan “resulting in ...”, yeni ve bağımsız bir ifade kurmak yerine önceki cümleciğe bağlıdır. Haber, tarih ve akademik metinlerde neden-sonuç ilişkisini kısa biçimde düzenler.

Alıştırma

Cümleyi result in ifadesinin ortaç biçimiyle tamamlayın: A power failure stopped production, ____ several hours of downtime.

Cevabı göster

resulting in

The seeds of this conflict were planted a century earlier. Deyimler

0:26

Bu çatışmanın tohumları bir yüzyıl önce atılmıştı.

Deyimler

The seeds of this conflict were planted: kökeni anlatan bir metafor

“The seeds of this conflict”, daha sonra büyüyerek çatışmaya dönüşen ilk nedenler veya koşullar için kullanılan bir metafordur. “Were planted”, bu nedenlerin ortaya konduğunu ya da oluşmaya başladığını anlatır; gerçek tohumlardan söz edilmez. Edilgen yapı, bu kökenleri kimin oluşturduğundan çok çatışmanın başlangıcına odaklanır. “A century earlier”, bu başlangıçların çatışma sonraki biçimine ulaşmadan çok önce var olduğunu gösterir.

Alıştırma

Bu cümle ne anlama geliyor? “The seeds of reform were planted during those early meetings.”

  1. İnsanlar toplantılar sırasında gerçekten ekin ekti.
  2. İlk toplantılar, reformun daha sonra geliştiği koşulları oluşturdu.
  3. Reform toplantılar sırasında zaten tamamen tamamlanmıştı.
Cevabı göster

İlk toplantılar, reformun daha sonra geliştiği koşulları oluşturdu.

First, when German and later Belgian colonizers arrived in the country. Anlatım akışı

0:29

İlk olarak, Alman ve daha sonra Belçikalı sömürgecilerin ülkeye varmasıyla.

Anlatım akışı

First, when ... German and later Belgian: zaman çizelgesini düzenlemek

First bir söylem düzenleyicisi olarak çalışır: dinleyiciye bunun daha geniş bir kronolojik açıklamanın ilk aşaması olduğunu bildirir. Burada “birinci sırada” anlamına gelmez. when yan cümlesi sonraki bilgi için zaman çerçevesini kurarken German and later Belgian ifadesi iki sömürgeci gücü sıraya koyar: önce Almanlar, ardından Belçikalılar. Alıntı when yan cümlesinde bittiği için düşüncenin tamamlanması, çevresindeki anlatıda bulunan bir ana cümleye bağlıdır.

Alıştırma

First ve later bu alıntıda bilgiyi nasıl düzenliyor?

  1. Birinin yarışı birinci bitirdiğini gösterirler.
  2. İlk aşamayı belirtir ve iki grubu kronolojik sıraya koyarlar.
  3. Olayın yalnızca bir kez gerçekleştiğini söylerler.
Cevabı göster

İlk aşamayı belirtir ve iki grubu kronolojik sıraya koyarlar.

At the time,

0:35

O dönemde,

Rwanda was ruled by a monarchy of Tutsi, Kelime

0:36

Ruanda, nüfusu oluşturan üç etnik gruptan biri olan

Kelime

Rwanda was ruled by a monarchy: edilgen yönetim ve siyasi sistem

Was ruled by edilgen bir yapıdır: Rwanda eyleme maruz kalan taraftır ve by sonrasındaki ifade yönetimi elinde tutan otoriteyi veya sistemi belirtir. Rwanda sözcüğünü başa koymak, odağı tek bir hükümdardan çok ülkenin siyasi durumunda tutar. A monarchy, başında bir hükümdarın bulunduğu yönetim sistemidir. Bu cümlede belirli bir kralı veya kraliçeyi değil, yönetim biçimini ya da kurumunu adlandırır.

Alıştırma

Hangi cümle tek bir hükümdarı değil, siyasi bir sistemi belirten ismi doğru kullanıyor?

  1. The country was ruled by monarchical for two centuries.
  2. The country was ruled by a monarchy for two centuries.
  3. The country was ruled by a monarch for two centuries.
Cevabı göster

The country was ruled by a monarchy for two centuries.

one of the three ethnic groups comprising the population. Kalıp ifadeler

0:39

Tutsilerin bir monarşisi tarafından yönetiliyordu.

Kalıp ifadeler

three ethnic groups: nüfus içindeki üç etnik grup

Three ethnic groups, ortak kültür, soy, dil, tarih veya grup kimliğiyle bağlantılı üç ayrı topluluğu ifade eder. Bu cümlede aynı nüfusun içindeki gruplardan söz edilir; üç ülke veya üç milliyet kastedilmez. Bu ifade, bir nüfusun hangi gruplardan oluştuğunu açıklarken kullanılır. Ethnic grup kimliğini belirtir; tek başına bir kişinin vatandaşlığını göstermez.

Alıştırma

Tek bir ülkede kültürel gelenekleri farklı, fakat vatandaşlıkları aynı olan topluluklar vardır. Hangi cümle en doğrudur?

  1. The country contains several nationalities whose members share the same nationality.
  2. The country contains several ethnic groups whose members share the same nationality.
  3. The country contains several languages whose members share the same nationality.
Cevabı göster

The country contains several ethnic groups whose members share the same nationality.

Tutsi and the even smaller Twa communities were minority groups, Anlatım akışı

0:42

Tutsiler ve daha da küçük olan Twa toplulukları azınlık grupları iken,

while Hutu composed the majority.

0:47

Hutular çoğunluğu oluşturuyordu.

Anlatım akışı

were minority groups, while Hutu composed the majority: azınlık ve çoğunluğun karşılaştırılması

Burada while, karşıtlık bildiren iki yan cümleyi birbirine bağlar: ilk bölüm Tutsilerin ve daha da küçük olan Twa topluluklarının azınlık grupları olduğunu, ikinci bölüm ise Hutuların çoğunluğu oluşturduğunu söyler. Bu cümlede anlamı “... sırasında” değildir. Composed the majority, “en büyük payı oluşturdu” veya “çoğunluğu oluşturdu” anlamına gelir. Açıklayıcı yazılarda bu while yapısı nüfusla ilgili iki bilgiyi yan yana getirerek okuyucunun onları hızla karşılaştırmasını sağlar.

Alıştırma

Bu cümlede while hangi ilişkiyi ifade ediyor? Flashcards are useful for quick review, while practice tests reveal what you still need to learn.

  1. while shows the reason for one fact
  2. while shows a contrast between two facts
  3. while shows when one action happens
Cevabı göster

while shows a contrast between two facts

Many Hutu and Tutsi civilians were on good terms, Deyimler

0:50

Pek çok Hutu ve Tutsi sivili iyi geçiniyordu,

Deyimler

be on good terms: arası iyi olmak

be on good terms kalıbı, “dostça veya sorunsuz bir ilişki içinde olmak” anlamına gelir. Bu cümlede were on good terms, iki grubun genel olarak iyi geçindiğini belirtir. Vurgulanan bölüm good sözcüğünde bitse de hemen ardından gelen terms ifadeyi tamamlar. Burada terms, sözleşme maddelerini veya koşulları değil, ilişkinin durumunu anlatır.

Alıştırma

Cümleyi, good sözcüğünü içeren ve “dostça bir ilişkide olmak” anlamına gelen üç sözcüklü kalıpla tamamlayın: Even after the project ended, Ava and Noah remained ____.

Cevabı göster

on good terms

but colonial powers encouraged political division. Kalıp ifadeler

0:53

ancak sömürgeci güçler siyasi bölünmeyi teşvik etti.

Kalıp ifadeler

encouraged political division: siyasi bölünmeyi teşvik etti

Encourage her zaman olumlu bir desteği anlatmaz. Nesnesi olumsuz bir süreç olduğunda “o sürecin oluşmasına yardım etmek, onu teşvik etmek veya büyütmek” anlamına gelebilir. Burada encouraged political division, sömürgeci güçlerin siyasi ayrışmayı oluşturmasına veya derinleştirmesine katkıda bulunduğunu anlatır. Fiil, bölünmeyi olumlu bir şey hâline getirmez; olumsuz anlam teşvik edilen şeyden gelir.

Alıştırma

“Weak oversight encouraged corruption,” cümlesinde encouraged ne anlama gelir?

  1. Yolsuzluğun yayılmasını durdurdu
  2. Yolsuzluğun gelişmesine yardım etti
  3. Yolsuzluğu nazikçe övdü
Cevabı göster

Yolsuzluğun gelişmesine yardım etti

Belgians enforced record-keeping around ethnic identity Kelime

0:58

Belçikalılar etnik kimlik üzerinden kayıt tutulmasını zorunlu kıldı

and created a public narrative that cast Tutsi as elite rulers and Hutu as ordinary farmers. Kalıp ifadeler

1:01

ve Tutsileri elit yöneticiler, Hutuları ise sıradan çiftçiler olarak gösteren kamusal bir anlatı yarattılar.

Kelime

Etnik kimlikle ilgili kayıt tutmayı zorunlu kılmak

Bu cümlede enforced, yetki kullanarak bir uygulamayı zorunlu hâle getirmek demektir. Record-keeping, gelişigüzel not almak değil, resmî kayıtların düzenli ve sürekli biçimde oluşturulup saklanmasıdır. Around ethnic identity, etnik kimliğin bu kayıtların konusu ve düzenleyici temeli olduğunu gösterir. Dolayısıyla ifade, idari gücün zorunlu bir sınıflandırma ve belgeleme sistemi üzerinden nasıl işlediğini anlatır.

Alıştırma

“Sistemli kayıt tutmayı zorunlu kıldı” anlamındaki hedef ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: The regulator ____ for all international transfers.

Cevabı göster

enforced record-keeping

Kalıp ifadeler

Tutsileri seçkin yöneticiler olarak sunan bir anlatı

Cast X as Y, X’i Y ile ifade edilen kimliğe, role veya özelliklere sahipmiş gibi sunmak ya da çerçevelemek demektir. Burada kamusal anlatı, Tutsileri seçkin yöneticiler olarak gösterir; cümle bu imgenin nasıl kurulduğunu anlatır, nesnel olarak doğru olduğunu kanıtlamaz. Bu yapıda cast fiili geçmiş zamanda da aynı biçimde kalır ve as, verilen imgeyi veya rolü tanıtır. Yapı; medya, siyaset veya hikâyelerin izleyicinin bakışını nasıl şekillendirdiğini çözümlemek için kullanışlıdır.

Alıştırma

Sunulan kişi the mayor olacak şekilde cast X as Y yapısıyla cümleyi tamamlayın: The article ____ a fearless reformer.

Cevabı göster

cast the mayor as

Over time, Anlatım akışı

1:09

Zamanla,

this propaganda led to intense political hostility. Kalıp ifadeler

1:09

bu propaganda yoğun bir siyasi düşmanlığa yol açtı.

Anlatım akışı

Over time: zaman içinde kademeli değişim

Over time, bir değişimin veya sonucun belirli bir anda değil, bir dönem boyunca yavaş yavaş geliştiğini ya da biriktiğini gösterir. Cümlenin başında kullanıldığında neden-sonuç ilişkisinin tamamını uzun vadeli bir gelişme olarak çerçeveler. Dinleyiciyi önceki olaylardan bunların nihai etkisine yönlendirir.

Alıştırma

Değişimin kademeli olarak gerçekleştiğini en iyi gösteren ifadeyi seçin: ___, the neighborhood became quieter as traffic patterns changed.

  1. In time
  2. On time
  3. Over time
Cevabı göster

Over time

Kalıp ifadeler

led to intense political hostility: neden ve sonuç

Led to, lead to ifadesinin geçmiş zaman biçimidir ve ardından gelen şeyi önceki bir etkenin yol açtığı veya oluşturduğu sonuç olarak sunar. Buradaki sonuç intense political hostility, yani hafif bir hoşnutsuzluk değil, derin ve güçlü siyasi düşmanlık ve karşıtlıktır. Kalıp neden + lead/led to + sonuç şeklindedir. Tarihsel, akademik ve gündelik sonuç açıklamalarında yaygın olarak kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi lead to ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Poor communication ____ unnecessary conflict during the project.

Cevabı göster

led to

And while colonial powers had largely withdrawn by 1959, Dilbilgisi

1:13

Sömürgeci güçler 1959'a kadar büyük ölçüde geri çekilmiş olsa da,

Dilbilgisi

while ... had largely withdrawn by: ödünleme ve geçmişteki son nokta

Burada while, “-dığı sırada” değil, “-mesine rağmen” anlamındadır. Ödünleyici bir arka plan sunar: sömürgeci güçlerin çoğu ayrılmıştır, ancak ardından gelen ana cümle süren bir sonucu veya bununla çelişen bir gerçeği verir. Had largely withdrawn, past perfect yapısındadır. By 1959 ile birlikte, geçmişteki bu son noktadan daha öncesine bakar ve çekilmenin o zamandan önce ya da en geç o zamana kadar büyük ölçüde tamamlandığını belirtir. Largely, “büyük ölçüde” demektir; “tamamen” demek değildir.

Alıştırma

Hangi cümle, ödünleme anlamını geçmişteki bir son noktaya kadar tamamlanan eylemle doğru biçimde birleştirir?

  1. While most employees had left in Friday, the office was still busy.
  2. While most employees had left by Friday, the office was still busy.
  3. While most employees had left by Friday, so the office was still busy.
Cevabı göster

While most employees had left by Friday, the office was still busy.

lingering anger motivated a Hutu revolt, Dilbilgisi

1:17

kalan öfke Hutu isyanını tetikledi

forcing many Tutsi leaders to flee the country. Kalıp ifadeler

1:19

ve pek çok Tutsi liderini ülkeden kaçmaya zorladı.

Dilbilgisi

motivated ..., forcing ...: olay ve ardından gelen sonuç

Ana cümle zincirin ilk halkasını verir: lingering anger, a Hutu revolt olayına neden olmuş veya bu olayın ortaya çıkmasına katkıda bulunmuştur. Virgülden sonraki forcing yan cümlesi ise bu isyanın sonucunu verir: birçok Tutsi lideri ülkeyi terk etmek zorunda kalmıştır. Bu sonuç yapısında forcing eyleminin örtük nedeni, özellikle isyan ve onun yarattığı baskı olmak üzere ana cümledeki olayın tamamıdır. Liderler zorlamaya maruz kalan kişilerdir; kendilerini zorlayan kişiler değildir. Ana cümle, -ing yan cümlesi kalıbı, resmî anlatımda bir olay ile sonucunu kısa ve yoğun biçimde bağlar.

Alıştırma

Hangi cümle, önceki olayın sonucunu forcing yan cümlesiyle doğal biçimde gösterir?

  1. The power failed, forcing the store to close early.
  2. Forcing the power to fail, the store closed early.
  3. The power forcing failed, the store closed early.
Cevabı göster

The power failed, forcing the store to close early.

Kalıp ifadeler

leaders to flee the country: tehlike nedeniyle ülkeden kaçmak

Bu cümlede leaders to flee the country, bu liderlerin ülkede kalmak tehlikeli olduğu için ülkeden kaçmak zorunda bırakıldığını ifade eder. Flee acil bir kaçışı vurgular; sıradan bir seyahati, taşınmayı veya planlı bir ayrılışı anlatmaz. Yapı force + kişi + to + fiil şeklindedir: forcing ... leaders to flee. Flee bir yeri doğrudan alabilir; bu yüzden yerden önce from kullanmadan flee the country denir.

Alıştırma

Tehlikeden kaçarak bir ülkeden ayrılmak anlamındaki ifadeyi tamamlayın: The family was forced to ____ after the threats became public.

Cevabı göster

flee the country

Over the following decade, Anlatım akışı

1:23

Takip eden on yıl boyunca,

Rwanda transitioned to an independent republic with a Hutu government. Kelime

1:24

Ruanda, Hutu hükümeti olan bağımsız bir cumhuriyete dönüştü.

Anlatım akışı

Over the following decade: zaman çizelgesini sonraki on yıla taşımak

Over the following decade, önceki bir olaydan veya referans zaman noktasından sonraki on yılı kapsayan bir zaman çerçevesi kurar. Over, değişimin veya olayların bu dönem boyunca geliştiğini gösterir; following ise kurulmuş zaman çizelgesine göre “sonraki” anlamına gelir. Bir tarih anlatısının veya raporun başında bu ifade zaman çizelgesini ileri taşır ve tek bir olayı on yıl sonraki bir noktaya yerleştirmek yerine, o dönem boyunca gerçekleşen aşamalı gelişmeyi özetler.

Alıştırma

Önceki bir olaydan sonraki üç yıl boyunca bir değişimin geliştiğini gösteren cümle hangisidir?

  1. Over the previous three years, the team rebuilt the system.
  2. Three years later, the team rebuilt the system.
  3. Over the following three years, the team rebuilt the system.
Cevabı göster

Over the following three years, the team rebuilt the system.

Kelime

transitioned to ... with a Hutu government: Hutu hükümetli yeni bir devlete geçiş

Transition to + isim, bir durumdan, sistemden veya aşamadan başka birine geçişi anlatır. Burada transitioned to an independent republic, fiziksel bir hareketi değil, siyasi ve kurumsal bir değişimi ifade eder. With a Hutu government, yeni cumhuriyetin bir özelliğini ekler: Cumhuriyetin bir Hutu hükümeti vardı veya ülke bu hükümet tarafından yönetiliyordu.

Alıştırma

Cümleyi transition fiilinin doğru biçimi ve edatıyla tamamlayın: After the trial period, the clinic ____ an online booking system.

Cevabı göster

transitioned to

This new administration argued that as the majority group, Dilbilgisi

1:29

Bu yeni yönetim, çoğunluk grup olarak,

Hutu deserved exclusive access to political power. Kalıp ifadeler

1:32

Hutuların siyasi güce ayrıcalıklı erişimi hak ettiğini savundu.

Dilbilgisi

as the majority group ... deserved exclusive access: çoğunluk statüsünü ayrıcalıklı erişim talebine dayanak yapmak

As the majority group, “çoğunluk grubu konumunda veya sıfatıyla” anlamına gelir. As ile kurulan ifade, iddianın dayanağı olarak kullanılan kimliği belirtir; burada “-dığı zaman” anlamına gelmez. Deserved exclusive access, siyasi gücü yalnızca o grubun elde etmesi gereken bir şey olarak sunar. İddia argued that yapısının içinde bulunduğundan, cümle bu düşüncenin doğru olduğunu söylemek yerine yönetimin gerekçesini aktarır.

Alıştırma

As the majority group ifadesi cümlede ne yapıyor?

  1. İddianın bir çoğunluk grubu oluşurken dile getirildiğini söylüyor.
  2. Hutuların çoğunluk statüsünü hak iddiasının dayanağı olarak gösteriyor.
  3. Hutuların davranışını başka bir çoğunluk grubunun davranışıyla karşılaştırıyor.
Cevabı göster

Hutuların çoğunluk statüsünü hak iddiasının dayanağı olarak gösteriyor.

Kalıp ifadeler

siyasi iktidarı tek başına kullanmayı hak etmek

Bu cümlede deserved, siyasi iktidarı Hutuların hak ettiği bir şey olarak sunar. Temel ifade exclusive access to, bu gücü yalnızca o grubun elinde tutabilmesi veya kullanabilmesi, diğerlerinin ise dışarıda bırakılması demektir. exclusive access to + isim kalıbı, bir kaynağa, yere, bilgiye ya da yetkiye yalnızca tek bir tarafın erişmesini veya erişimin sıkı biçimde sınırlandırılmasını anlatır. Burada sınırlanan kaynak political power'dır; exclusive yalnızca özel ya da üst düzey anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir yere girme veya bir şeyi kullanma izninin yalnızca tek bir tarafta olduğunu belirten üç İngilizce sözcükle cümleyi tamamlayın: Only the security team has ____ the control room; everyone else must stay outside.

Cevabı göster

exclusive access to

They excluded the Tutsi minority by appointing offices based on population and prohibited the return of Tutsi families that had fled years earlier. Notlar

1:36

Nüfusa dayalı olarak memuriyetler atayarak Tutsi azınlığı dışladılar ve yıllar önce kaçmış olan Tutsi ailelerinin dönüşünü yasakladılar.

Dilbilgisi

excluded ... by appointing ...: by + -ing ile yöntem belirtmek

Ana eylem They excluded the Tutsi minority bölümüdür. by appointing offices ifadesi Bunu nasıl yaptılar? sorusunu yanıtlar ve atama ya da dağıtma eylemini dışlamayı gerçekleştiren yöntem olarak gösterir. by edatından sonra yöntem bildiren bir eylem normalde -ing biçiminde gelir: by + verb-ing. Buradaki by son tarih bildirmez ve edilgen bir fiilin yapanını da tanıtmaz.

Alıştırma

Hangi cümlede bir sonuca ulaşmak için kullanılan yöntem by + -ing ile doğal biçimde gösterilmiştir?

  1. Paper use was reduced by the office manager.
  2. The school reduced paper use by Friday.
  3. The school reduced paper use by sending forms online.
Cevabı göster

The school reduced paper use by sending forms online.

Kalıp ifadeler

prohibited the return of ...: resmî isim kalıbı

prohibited the return of Tutsi families ifadesinde return, geri dönme eylemini anlatan bir isimdir. the tanımlığı ve of öbeği şu yapıyı gösterir: prohibit the return of + kişi veya grup. Bu yapı, geri dönüşün kendisini bir kuralın ya da makamın yasakladığı şey olarak sunar. that had fled years earlier ilgi cümleciği Tutsi families ifadesini niteler. Had fled, kaçışın daha sonraki geri dönüş yasağından önce gerçekleştiğini gösterir.

Alıştırma

Cümleyi prohibit the return of resmî kalıbını doğru geçmiş zaman biçiminde kullanarak tamamlayın: The decree ____ refugees who had fled during the war.

Cevabı göster

prohibited the return of

Hutu extremists also circulated propaganda blaming Tutsi for the country's economic, social, and political problems. Notlar

1:45

Hutu aşırılık yanlıları da ülkenin ekonomik, sosyal ve siyasi sorunlarından Tutsileri sorumlu tutan propagandalar yaydılar.

Kalıp ifadeler

circulated propaganda: bilginin resmî biçimde dağıtılması

Burada circulated, bilgiyi dağıtmak veya insanlar arasında yayılmasını sağlamak anlamına gelen geçişli bir fiildir. Propaganda onun doğrudan nesnesi olduğu için circulated propaganda, ikna etmeyi amaçlayan ve çoğu zaman yanıltıcı olan siyasi mesajları yaymak demektir; bir şeyin daire çizerek hareket etmesini anlatmaz. blaming Tutsi for the country's economic, social, and political problems sıfat-fiil cümleciği propagandanın mesajını açıklar: Bu sorunların sorumluluğunu Tutsilere yüklüyordu.

Alıştırma

Hangi cümlede circulate, circulated propaganda ifadesindeki gibi bilgi paylaşımı anlamında kullanılmıştır?

  1. The committee circulated the revised report to every member.
  2. The nurse checked whether blood was circulating normally.
  3. Warm air circulated through the room.
Cevabı göster

The committee circulated the revised report to every member.

Dilbilgisi

blame someone for something: sorumluluk yüklemek

blame someone for something yapısında blame fiilinden sonra gelen kişi veya grup sorumlu tutulan taraftır; for ise onlara yüklenen eylemi, başarısızlığı veya sorunu tanıtır. Bu cümlede Tutsi suçlanan gruptur; ülkenin ekonomik, sosyal ve siyasi sorunları ise propagandanın onları sorumlu tuttuğu konulardır. Buradaki for, suçlamanın dayanağı olan konuyu belirtir; amaç bildirmez.

Alıştırma

blame someone for something kalıbını tamamlayın: The coach blamed the players ____ the loss.

Cevabı göster

for

Discontent with their life in exile, Notlar

1:54

Sürgündeki hayatlarından hoşnut olmayan,

a small group of Tutsi insurgents invaded Rwanda in 1990, Dilbilgisi

1:56

küçük bir grup Tutsi isyancısı 1990'da Ruanda'yı işgal etti,

Dilbilgisi

Discontent with ... cümle başı sıfat öbeği olarak

Discontent with their life in exile, ana cümleden önce yer alan bir sıfat öbeğidir. Ardından gelen a small group of Tutsi insurgents öznesini niteler; bu kişiler sürgün hayatından hoşnutsuzdu. Öbek ayrıca eylemlerinin nedenini veya motivasyonunu verir ve Because they were discontent with their life in exile şeklinde genişletilebilir. Bu kısaltılmış yapıda başlangıç öbeğinin örtük öznesi ile ana cümlenin öznesi aynı olmalıdır.

Alıştırma

Hangi cümlede başlangıçtaki sıfat öbeği ana cümlenin öznesini doğru biçimde niteler?

  1. Frustrated by the delay, the passengers asked for an explanation.
  2. Frustrated by the delay, the announcement gave no explanation.
  3. Frustrated by the delay, there was a request for an explanation.
Cevabı göster

Frustrated by the delay, the passengers asked for an explanation.

Kelime

life in exile: baskı altında vatandan uzakta yaşamak

Bu cümlede life in exile, insanların ülkelerinden çıkarıldıkları ya da güvenli ve özgür biçimde geri dönemedikleri için vatanlarından uzakta sürdürdükleri yaşamı ifade eder. Yalnızca yurt dışında yaşamayı değil, siyaset veya çatışma kaynaklı bir yerinden edilme durumunu anlatır. in exile devam eden bir sürgün durumunu, life in exile ise bu durumda yaşama deneyimini ifade eder.

Alıştırma

Hangi durum en doğal biçimde life in exile olarak anlatılır?

  1. Bir aile yurt dışında iki haftalık tatile çıkar.
  2. Bir öğrenci kendi isteğiyle bir dönem yurt dışında okumayı seçer.
  3. Bir aktivist ülkeyi terk etmeye zorlanır ve güvenli biçimde geri dönemez.
Cevabı göster

Bir aktivist ülkeyi terk etmeye zorlanır ve güvenli biçimde geri dönemez.

beginning a violent civil war.

2:01

ve şiddetli bir iç savaş başladı.

Dilbilgisi

invaded ..., beginning ...: sonucu gösteren bir -ing yan cümlesi

Ana cümle işgal olayını bildirir. Virgülden sonraki beginning a violent civil war, önceki olayın tamamının sonucunu veren bir present participle yan cümlesidir: işgal, savaşın başlangıcı olmuştur. Burada beginning, isyancıların invaded ile aynı anda yaptığı ayrı bir eylemi anlatmaz. Anlam and this began a violent civil war şeklinde açıkça ifade edilebilir.

Alıştırma

Örnekte beginning a violent civil war neyi ifade ediyor?

  1. İşgalle aynı anda yapılan ayrı bir eylem
  2. İşgalden önce gerçekleşen bir olay
  3. Daha önce anlatılan işgalin sonucu
Cevabı göster

Daha önce anlatılan işgalin sonucu

The conflict lasted three years before it was resolved with a formal peace accord. Kelime

2:03

Çatışma üç yıl sürdükten sonra resmi bir barış anlaşmasıyla çözüldü.

Kelime

was resolved with a formal peace accord: resmî bir barış anlaşmasıyla çözüldü

was resolved ifadesindeki edilgen yapı, çatışmayı sona erdirilen sorun olarak sunar. with a formal peace accord ise çözümde kullanılan aracı belirtir: taraflar barışı sağlamayı amaçlayan resmî bir anlaşmaya varmıştır. Burada accord, “anlaşma” anlamına gelen sayılabilen bir isimdir; bu nedenle a peace accord diplomasi diline özgü resmî bir sözcük birlikteliğidir. “Uyuşmak” veya “tutarlı olmak” anlamındaki accord with fiili değildir.

Alıştırma

Hangi cümlede peace accord, silahlı bir çatışmayı sona erdirmeyi amaçlayan resmî bir anlaşma anlamında doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. The two sides said their reports accorded with each other.
  2. The two sides signed a formal peace accord after the negotiations.
  3. The two sides scheduled another meeting to discuss trade.
Cevabı göster

The two sides signed a formal peace accord after the negotiations.

But the war's aftermath was rife with insecurity. Kalıp ifadeler

2:08

Ancak savaşın sonrası güvensizlikle doluydu.

Kalıp ifadeler

the aftermath was rife with insecurity: savaş sonrası dönem güvensizlikle doluydu

The aftermath, zarar verici bir olayın ardından gelen dönem veya durumu ve olayın etkilerini ifade eder. Bu cümlenin öznesi, savaşın geride bıraktığı durumdur. Was rife with insecurity, güvensizliğin savaş sonrası durumda yalnızca birkaç örnekte değil, yaygın biçimde bulunduğunu anlatır. Rife with, tarafsız full of ifadesinden daha resmî ve daha olumsuz değerlendiricidir.

Alıştırma

Cümleyi be rife with ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The website was ____ misleading claims.

Cevabı göster

rife with

While some civilians in both groups remained amicable, Dilbilgisi

2:11

Her iki gruptaki bazı siviller dostane kalsa da,

the treaty intensified political polarization. Kalıp ifadeler

2:14

anlaşma siyasi kutuplaşmayı daha da şiddetlendirdi.

Dilbilgisi

While ..., the treaty intensified ...: ödünleyici karşıtlık

Burada while, 'her ne kadar' ya da '-se de' anlamına gelir ve bir ödünleme yan cümlesi kurar. Yalnızca iki olayın aynı anda gerçekleştiğini söylemez. Cümle önce bazı sivillerin dostane ilişkilerini sürdürdüğünü kabul eder, ardından ana iddiayı verir: antlaşma siyasi bölünmeyi derinleştirmiştir. Bu yapı, aynı anda doğru olan ancak birbiriyle karşıtlık oluşturan iki olguyu yan yana getirir ve asıl vurguyu virgülden sonraki ana cümleye yerleştirir.

Alıştırma

Cümlede While hangi ilişkiyi bildiriyor?

  1. Aynı anda gerçekleşen iki eylem
  2. Doğrudan bir neden-sonuç ilişkisi
  3. İki olgu arasında ödünleyici bir karşıtlık
Cevabı göster

İki olgu arasında ödünleyici bir karşıtlık

Kalıp ifadeler

intensified political polarization: siyasi kutuplaşmayı şiddetlendirdi

Intensified, zaten var olan bir durumu daha güçlü ya da daha ciddi hâle getirmek demektir. Political polarization, siyasi görüşlerin veya grupların birbirinden uzaklaşıp karşıt kamplara yönelmesi sürecidir. Dolayısıyla bu ifade, antlaşmanın mevcut siyasi bölünmeyi kötüleştirdiğini söyler. Buradaki polarization toplumsal ve siyasi anlamdadır; fizik bilimlerindeki anlamında kullanılmamıştır.

Alıştırma

Cümleyi intensify fiilinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The televised debate ____ political polarization across the country.

Cevabı göster

intensified

And in 1994, Dilbilgisi

2:18

Ve 1994'te,

when a plane carrying the Hutu Rwandan president was shot down, Öbek fiiller

2:19

Ruandalı Hutu devlet başkanını taşıyan bir uçağın düşürülmesiyle,

Öbek fiiller

was shot down: düşürülen başkan değil, uçak

Was shot down, shoot down fiilinin simple past edilgen biçimidir. Bir hava aracı için shoot down, ona silahla ateş ederek düşmesini sağlamak anlamına gelir. a plane carrying the Hutu Rwandan president ifadesinde temel isim plane'dir; carrying the Hutu Rwandan president bölümü yalnızca uçağı tanımlar. Bu nedenle president fiilin hemen önünde görünse de was shot down dil bilgisi bakımından uçağa gönderme yapar.

Alıştırma

Cümleyi shoot down fiilinin simple past edilgen biçimiyle tamamlayın: The military aircraft ____ during the overnight attack.

Cevabı göster

was shot down

the conflict broke out anew. Öbek fiiller

2:23

çatışma yeniden patlak verdi.

Dilbilgisi

bir uçak düşürüldüğünde çatışma yeniden patlak verdi

Baştaki And in 1994 ifadesi, cümleyi önceki zaman çizelgesine bağlar. Ardından when yan cümlesi dönüm noktasını oluşturan olayı verir: bir uçak düşürüldü. Ana cümle olan the conflict broke out anew ise yeni gelişmeyi aktarır. Bu anlatı kalıbında when + olay, bir olayı başka bir olayın başladığı zamana yerleştirir ve onu tetikleyici olarak çerçeveleyebilir. Ancak when tek başına zaman ilişkisi bildirir; nedensel yorum daha geniş bağlam tarafından desteklenir.

Alıştırma

Örnek cümlenin nasıl düzenlendiğini doğru açıklayan seçenek hangisidir?

  1. when yan cümlesi nihai sonucu verir, ana cümle ise yalnızca uçağı tanımlar.
  2. Cümle, uçağa saldırılmadan önce çatışmanın sona erdiğini söyler.
  3. when yan cümlesi dönüm noktası olan olayı verir, ana cümle ise çatışmanın yeniden patlak verdiğini sunar.
Cevabı göster

when yan cümlesi dönüm noktası olan olayı verir, ana cümle ise çatışmanın yeniden patlak verdiğini sunar.

Öbek fiiller

broke out anew: yeniden aniden patlak vermek

Break out; bir çatışma, savaş, yangın, hastalık veya benzer bir olay aniden başladığında kullanılan geçişsiz bir öbek fiildir. Broke out bunun geçmiş zaman biçimidir. Anew, “yeniden” veya “yeni bir başlangıçla” anlamına gelir. Burada broke out anew, daha önce yaşanmış olan çatışmanın tekrar başladığını anlatır; birinin kaçtığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi break out anew ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After a year of peace, fighting ____.

Cevabı göster

broke out anew

This time, Anlatım akışı

2:25

Bu kez,

Hutu officials had prepared a deadly response to ensure they stayed in power.

2:26

Hutu yetkilileri iktidarda kalmalarını garantilemek için ölümcül bir yanıt hazırlamışlardı.

Anlatım akışı

This time ... ensure they stayed in power: bu kez ... iktidarda kalmalarını sağlamak

This time anlatının yönünü gösteren bir işarettir. Şimdiki durumu daha önceki bir durumla karşılaştırır ve dinleyicinin bu kez neyin farklı olduğuna dikkat etmesini sağlar. to ensure they stayed in power amaç yan cümlesi, yetkililerin bu karşılığı neden hazırladığını açıklar. Stay in power, siyasi kontrolü elinde tutmaya devam etmek demektir. Vurgulanan iki bölüm birlikte bilgiyi önce “bu kez farklı bir durum” karşılaştırması, ardından eylemin siyasi amacı gelecek şekilde düzenler.

Alıştırma

Bu cümlede vurgulanan bölümler ne işe yarar: “This time, Hutu officials had prepared a deadly response to ensure they stayed in power.”?

  1. Karşılığın kazara verildiğini ve yetkililerin görevlerini çoktan kaybettiğini söylerler.
  2. Karşılığın ne kadar sürdüğünü gösterir ve yetkililerin fiziksel konumunu belirtirler.
  3. Bu durumu daha önceki bir durumla karşılaştırır ve karşılığın siyasi amacını belirtirler.
Cevabı göster

Bu durumu daha önceki bir durumla karşılaştırır ve karşılığın siyasi amacını belirtirler.

Working off a list of targets, Kalıp ifadeler

2:31

Bir hedef listesi üzerinden hareket eden,

Kalıp ifadeler

Working off a list of targets: hedef listesine dayanarak hareket etmek

Bu cümlede working off a list, ne yapılacağını belirlemek için listeyi kaynak veya rehber olarak kullanmak anlamına gelir. Liste hedefleri sağlar ve eylemi gerçekleştiren kişiler ilerlerken ona başvurur. Working off ... cümle başında kullanılan bir -ing yan cümleciğidir. Ana eylemin neye dayandığını açıklar ve örtük öznesi ana cümlenin öznesiyle aynıdır.

Alıştırma

We worked off a checklist cümlesinde worked off ne anlama gelir?

  1. İşten çıktılar ve ardından kontrol listesini yazdılar.
  2. Fiziksel çabayla kontrol listesini ortadan kaldırdılar.
  3. Kontrol listesini işin dayanağı olarak kullandılar.
Cevabı göster

Kontrol listesini işin dayanağı olarak kullandılar.

government-funded Hutu militias flooded the streets, Deyimler

2:33

hükümet destekli Hutu milisleri sokaklara döküldü,

Deyimler

militias flooded the streets: milisler sokaklara akın etti

Burada flooded the streets mecaz anlamdadır. Suyun bir alanı hızla doldurması gibi, çok sayıda milis üyesinin süratle sokaklara girip yayıldığını anlatır. Bu fiil, went into the streets ifadesinin aktaramayacağı bir büyüklük, hız ve güç hissi katar. İfade, sokakların gerçekten suyla kaplandığını söylemez.

Alıştırma

The reporters flooded the lobby cümlesi büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Muhabirler lobiyi suyla kapladı.
  2. Birkaç muhabir sessizce lobiden ayrıldı.
  3. Çok sayıda muhabir lobiyi hızla doldurdu.
Cevabı göster

Çok sayıda muhabir lobiyi hızla doldurdu.

perpetrating acts of physical and sexual violence against Tutsi political enemies and civilians. Kelime

2:36

Tutsi siyasi düşmanlarına ve sivillere yönelik fiziksel ve cinsel şiddet eylemleri gerçekleştirdiler.

Kelime

perpetrating acts of physical and sexual violence: fiziksel ve cinsel şiddet eylemleri gerçekleştirmek

perpetrating acts of physical and sexual violence ifadesi, fiziksel ve cinsel şiddet gibi ciddi şiddet eylemlerini gerçekleştirmek anlamına gelir. Perpetrating, perpetrate fiilinin -ing biçimidir; acts of physical and sexual violence ise gerçekleştirilen eylemi belirtir. Bu ifade şiddeti uygulayanları gösterir, şiddete maruz kalanları değil. Bu cümlede örtük özne önceki bağlamdan gelir: şiddeti gerçekleştirenler milislerdir; Tutsi siyasi düşmanlar ve siviller ise hedeflerdir. Perpetrate; suç, şiddet, dolandırıcılık ve diğer ciddi yanlışları resmî haber, hukuk ve tarih dilinde anlatan resmî bir fiildir.

Alıştırma

Milislerin şiddeti gerçekleştirdiğini anlatmak için hedef ifadeyi doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The militia prevented acts of physical and sexual violence against civilians.
  2. The militia experienced acts of physical and sexual violence against civilians.
  3. The militia perpetrated acts of physical and sexual violence against civilians.
Cevabı göster

The militia perpetrated acts of physical and sexual violence against civilians.

Over the chaotic following months,

2:42

Sonraki kaotik aylar boyunca,

over 1 million Hutu civilians joined their ranks due to coercion, Deyimler

2:44

1 milyondan fazla Hutu sivili baskı,

self-preservation, Kalıp ifadeler

2:48

hayatta kalma içgüdüsü,

or the pursuit of personal agendas.

2:50

veya kişisel gündemlerin peşinde koşma nedeniyle saflara katıldı.

Deyimler

joined their ranks: saflarına katılmak

Joined their ranks, onların ait olduğu veya temsil ettiği grubun üyesi olmak anlamına gelir. Buradaki ranks, grubun üyelerini topluca anlatan bir imgedir; sıralama ya da askerî rütbe anlamında değildir. Their, önceki bağlamda adı geçen Hutulu milisleri ifade eder. Bu ifade sivillerin o örgütlü gruba veya tarafa girdiğini gösterir. Sonraki nedenler onların neden katıldığını açıklar, ancak joined their ranks ifadesinin anlamını değiştirmez.

Alıştırma

“O grubun üyesi oldular” anlamındaki ifadeyi kullanın: The relief organization needed more helpers. After the announcement, hundreds of volunteers ____.

Cevabı göster

joined its ranks

Kalıp ifadeler

self-preservation ... the pursuit of personal agendas: kendini koruma ve kişisel amaçların peşinden gitme

Self-preservation, kişinin kendi yaşamını, güvenliğini, konumunu veya çıkarlarını korumak için hareket etmesi demektir. The pursuit of personal agendas, özel hedeflerin peşinden gitmek anlamına gelir; bu bağlamda agendas, bencil olabilecek veya açıkça belirtilmemiş güdülere işaret eder. Bu isim öbekleri coercion ile birlikte due to sonrasında paralel bir neden listesi oluşturur. due to A, B, or C yapısı, herkesin aynı güdüye sahip olduğunu ileri sürmeden birkaç olası neden sunar.

Alıştırma

“The decision was driven by self-preservation and the pursuit of personal agendas,” cümlesindeki iki güdü neyi ima eder?

  1. Kendilerini korumak ve özel, muhtemelen bencil hedeflerini ilerletmek istiyorlardı.
  2. Karar vermeden önce kişisel takvimlerini güncellemek istiyorlardı.
  3. Yalnızca biri onları doğrudan zorladığı için hareket ettiler.
Cevabı göster

Kendilerini korumak ve özel, muhtemelen bencil hedeflerini ilerletmek istiyorlardı.

Tutsi victims sought refuge at churches and schools, Kalıp ifadeler

2:52

Tutsi kurbanlar, uluslararası örgütlerin kendilerini koruyacağını umarak

where they hoped international organizations would protect them.

2:56

kiliselere ve okullara sığındı.

Kalıp ifadeler

sought refuge ... where they hoped ...: bir yere sığınmak ve oraya ilişkin beklentiyi eklemek

Seek refuge, tehlikeden korunmak için güvenli bir yere gitmek demektir; sought, seek fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Cümledeki sought refuge at churches and schools, sığınak olarak kullanılan yerleri belirtir. Where, churches and schools ifadesine geri dönen bir ilgi cümleciği başlatır. “O yerlerde” anlamını taşır ve ayrı bir durum belirtmek yerine kurbanların orada ne olmasını umduğunu ekler.

Alıştırma

Cümleyi seek refuge ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle ve sonraki cümleciği sığınma yerine bağlayan sözcükle tamamlayın: During the wildfire, families ____ in a sports hall, ____ they waited for emergency updates.

Cevabı göster

sought refuge · where

But no outside party came to their aid. Kalıp ifadeler

2:59

Fakat hiçbir dış güç onların yardımına gelmedi.

Kalıp ifadeler

party came to their aid: bir taraf onların yardımına geldi

Bu cümlede came to their aid, özellikle tehlikede veya ciddi bir zorluk içinde olduklarında onlara yardım etmeye gelmek ya da devreye girip yardım etmek anlamına gelir. Aid, come to + iyelik belirleyicisi + aid yapısında kullanılan bir isimdir. Buradaki party bir eğlenceyi değil, bir duruma dâhil olan kişi, grup, kuruluş veya tarafı ifade eder; their ise daha önce sözü edilen Tutsi mağdurlarına gönderme yapar. Bu nedenle no outside party, hiçbir dış aktörün yardım sağlamadığı anlamına gelir.

Alıştırma

come to someone's aid ifadesini geçmiş zamanda ve the hikers yerine bir zamir kullanarak tamamlayın: After the hikers sent an emergency signal, a rescue team ____.

Cevabı göster

came to their aid

UN soldiers who'd overseen the peace accord were instructed to abandon Tutsi civilians, Dilbilgisi

3:01

Barış anlaşmasını denetleyen BM askerlerine Tutsi sivilleri terk etmeleri talimatı verildi,

and UN leadership refused to acknowledge the genocide taking place. Kalıp ifadeler

3:07

ve BM liderliği yaşanan soykırımı kabul etmeyi reddetti.

Dilbilgisi

who'd overseen ... were instructed to abandon: ilgi yan cümlesi ve edilgen ana cümle

Ana cümle UN soldiers were instructed to abandon Tutsi civilians şeklindedir. Were instructed to + fiilin yalın hâli edilgen bir yapıdır: askerler talimatı alan taraftır, talimatı veren kişi veya makam ise bu cümlede belirtilmez. Who'd overseen the peace accord, UN soldiers ifadesini niteleyen bir ilgi yan cümlesidir. Overseen geçmiş zaman ortacı olduğu için who'd burada who had anlamına gelir. Past perfect, anlaşmanın denetlenmesinin sivilleri terk etme talimatından daha önce gerçekleştiğini gösterir.

Alıştırma

Hangi cümlede hem (1) ilgi yan cümlesindeki who'd, who had anlamındadır hem de (2) ana cümlede were instructed to ile edilgen yapı kullanılmıştır?

  1. The inspectors who'd review the evidence were instructed to submit a report.
  2. The inspectors who'd reviewed the evidence were instructed to submit a report.
  3. The inspectors who'd reviewed the evidence instructed to submit a report.
Cevabı göster

The inspectors who'd reviewed the evidence were instructed to submit a report.

Kalıp ifadeler

refused to acknowledge ... taking place: gerçekleşen bir şeyi kabul etmeyi reddetmek

Refused to acknowledge, bir şeyin gerçek olduğunu kabul etmeyi veya kamuoyu önünde tanımayı bilinçli olarak reddetmek demektir. Bu cümlede yönetimin tepkisi, yalnızca durumdan habersiz olmak değil, kasıtlı bir reddetme olarak sunulur. Taking place, “gerçekleşmekte olan” anlamına gelir. the genocide ifadesinden sonra, the genocide that was taking place şeklindeki ilgi cümleciğinin kısaltılmış biçimi olarak gelir. Devam eden bir olayı anlatır ve fiziksel bir yerle ilgili değildir.

Alıştırma

“The managers refused to acknowledge the abuse taking place at the facility” cümlesine en uygun yorum hangisidir?

  1. Yöneticiler tesisin nerede olduğunu hatırlayamadı.
  2. Yöneticiler tesiste istismarın gerçekleştiğini bilinçli olarak kabul etmek istemedi.
  3. Yöneticiler istismarı kabul etti ancak durduramadı.
Cevabı göster

Yöneticiler tesiste istismarın gerçekleştiğini bilinçli olarak kabul etmek istemedi.

The violence didn't end until mid-July, Dilbilgisi

3:11

Şiddet, Temmuz ortasına kadar,

Dilbilgisi

didn't end until ...: ancak … zamanında sona erdi

not ... until yapısı, geciken bir değişikliğin veya eylemin sonunda gerçekleştiği zamanı gösterir. Didn't end until mid-July, şiddetin temmuz ortasından önce devam ettiği ve ancak o zaman sona erdiği anlamına gelir. Olumsuzluk, until ile belirtilen zamandan önce end eyleminin gerçekleşmesine yöneliktir; temmuz ortasında da sona ermediği anlamına gelmez. continued until mid-July yararlı bir yeniden ifade biçimidir, ancak asıl yapı sona erişin ne kadar geç olduğunu daha fazla vurgular.

Alıştırma

Cümleyi not ... until yapısıyla tamamlayın. end fiilini simple past zamanda ve olumsuz kısaltmayla kullanın: The concert ____ midnight.

Cevabı göster

didn't end until

when the Tutsi army,

3:13

önceki iç savaşı kışkırtan

who instigated the previous civil war,

3:15

Tutsi ordusunun,

seized control of the country. Kalıp ifadeler

3:17

ülkenin kontrolünü ele geçirmesine kadar bitmedi.

Kalıp ifadeler

seized control of the country: ülkenin kontrolünü zorla ele geçirmek

Bu cümlede seized control of the country, genellikle güç kullanarak “ülkenin siyasi ve askerî iktidarını ele geçirdi” anlamına gelir. Seized burada mecazidir: bir nesneyi fiziksel olarak yakalamayı değil, yetki kazanmayı anlatır. Aktarılabilir kalıp seize control of + bir yer, kuruluş veya sistem şeklindedir. Kontrol değişikliğini ani, zorlayıcı ya da normal bir devir sürecinin dışında gerçekleşmiş olarak sunar.

Alıştırma

Cümleyi “kontrolü zorla ele geçirdi” anlamındaki geçmiş zaman kalıbıyla tamamlayın: During the coup, the officers ____ the national broadcasting center.

Cevabı göster

seized control of

By the time the fighting was over, Dilbilgisi

3:19

Çatışmalar sona erdiğinde,

roughly 800,000 Rwandans had been killed,

3:21

yaklaşık 800.000 Ruandalı öldürülmüştü

and only a small fraction of the Tutsi population was left alive. Kalıp ifadeler

3:24

ve Tutsi nüfusunun sadece küçük bir kısmı hayatta kalmıştı.

Dilbilgisi

By the time ... was left alive: bir bitiş noktası ve sonucu

By the time the fighting was over, geçmişte bir bitiş noktası belirler: “çatışmalar sona erdiğinde”. Cümlenin geri kalanı o ana kadar zaten gerçekleşmiş olan sonucu özetler; bu nedenle by the time zamanın geçişiyle ilgili harfi harfine bir ifade değildir. Only a small fraction of the Tutsi population was left alive, bu bitiş noktasındaki sonuç durumunu anlatır. Burada was left alive, “hayatta kalmıştı” veya “yaşamaya devam ediyordu” demektir; left, “ayrıldı” anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümle ne anlama gelir? By the time the rescue ended, only two people were left alive.

  1. İki kişi hayattayken kurtarma ekibinden ayrıldı.
  2. Kurtarma çalışması ancak iki kişi gittikten sonra sona erdi.
  3. Kurtarma çalışması sona erdiğinde yalnızca iki kişi hâlâ hayattaydı.
Cevabı göster

Kurtarma çalışması sona erdiğinde yalnızca iki kişi hâlâ hayattaydı.

Kalıp ifadeler

a small fraction of ... was left alive: yalnızca küçük bir bölüm hayatta kaldı

A small fraction of the Tutsi population, Tutsi nüfusunun tamamı içinde oranı çok düşük olan bir bölümü ifade eder. Buradaki fraction “bölüm” veya “pay” anlamındadır; kesin bir matematiksel kesir verilmesi gerekmez. Was left alive, şiddetten sonraki sonucu anlatır: yalnızca bu küçük grup hayatta kalmıştır. Left, edilgen be left + sıfat yapısında leave fiilinin geçmiş zaman ortacıdır; bu nedenle insanların hayattayken kendi istekleriyle “ayrıldığı” anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle, orman yangınından sonra ağaçların yalnızca küçük bir oranının hayatta kaldığı anlamına gelir?

  1. Only a small fraction of the trees were damaged after the wildfire.
  2. Most of the trees were left alive after the wildfire.
  3. Only a small fraction of the trees were left alive after the wildfire.
Cevabı göster

Only a small fraction of the trees were left alive after the wildfire.

In the months that followed, Anlatım akışı

3:28

Sonraki aylarda,

there was no easy strategy for bringing the killers to justice. Deyimler

3:30

katilleri adalet önüne çıkarmak için kolay bir strateji yoktu.

Anlatım akışı

Anlatı geçişi olarak In the months that followed

In the months that followed, “az önce bahsedilen olaydan sonraki aylar boyunca” anlamına gelir. That followed, months sözcüğünü niteleyen bir ilgi cümleciğidir ve zaman referansını önceki olaydan alır. Cümlenin başına getirildiğinde bu ifade anlatıda zaman geçişi sağlar. Okuru olayın kendisinden sonraki aşamadaki gelişmelere ve sonuçlara taşır.

Alıştırma

Hedef anlatı geçişindeki months sözcüğünü weeks olarak değiştirin: The training program was announced in May. ____, the school added evening classes.

Cevabı göster

In the weeks that followed

Deyimler

for bringing the killers to justice: katilleri adalete teslim etmek için

Bu cümlede for, stratejinin hizmet edeceği amacı belirtir. For bir edat olduğu için bring fiili -ing biçimiyle, yani bringing olarak kullanılır. Bring someone to justice, suç işlediğinden şüphelenilen veya suç işlediği bilinen bir kişinin özellikle tutuklama, yargılama ya da ceza yoluyla hukuk sistemi önünde hesap vermesini sağlamak anlamına gelen kalıplaşmış bir hukuk ifadesidir. Buradaki justice bir yeri veya yalnızca soyut adalet erdemini değil, hukuki hesap verebilirliği ifade eder.

Alıştırma

Cümleyi ‘hukuken hesap vermesini sağlamak’ anlamındaki kalıplaşmış hukuk ifadesiyle tamamlayın: Investigators promised to bring those responsible ____.

Cevabı göster

to justice

The UN established a special tribunal in Tanzania to try the key perpetrators. Kelime

3:33

BM, kilit failleri yargılamak için Tanzanya'da özel bir mahkeme kurdu.

Kelime

a special tribunal ... to try the key perpetrators: başlıca failleri yargılayacak özel mahkeme

A special tribunal, belirli bir dava türü veya özel bir durum için kurulmuş mahkeme ya da yargı organıdır. In Tanzania, bu mahkemenin nerede kurulduğunu belirtir. To try mastarı kuruluş amacını açıklar. Hukuk İngilizcesinde bir mahkemenin bir kişiyi try etmesi, onun davasını görüp hukuki sorumluluğuna karar vermesi demektir; kişiyi “denemek” anlamına gelmez. Key perpetrators, suçları işleyen başlıca kişileri ifade eder; perpetrator ise resmî, hukuki ve haber diline ait bir sözcüktür.

Alıştırma

Hangi cümle, özel bir mahkemenin suçları işlemekle itham edilen başlıca kişileri hukuken yargılayacağı anlamına gelir?

  1. The special tribunal will hear testimony from the key perpetrators.
  2. The special tribunal will try to contact the key perpetrators.
  3. The special tribunal will try the key perpetrators.
Cevabı göster

The special tribunal will try the key perpetrators.

But Hutu civilians from every level of society had committed atrocities against their neighbors, Notlar

3:40

Ancak toplumun her seviyesinden Hutu siviller komşularına,

friends,

3:45

arkadaşlarına,

and even family members.

3:46

ve hatta aile üyelerine karşı vahşet işlemişlerdi.

Kalıp ifadeler

from every level of society: toplumun her kesiminden

From every level of society, “toplumun her kesiminden” anlamına gelir. Hutu civilians ifadesini niteler ve insanların yalnızca tek bir gruptan değil, çok çeşitli toplumsal konumlardan geldiğini vurgular. Burada level, bir binanın katını değil, toplumsal yapı içindeki bir konumu veya tabakayı ifade eder. Aynı ifade; destek, katılım veya etkilerin farklı toplumsal kesimlere yayıldığını anlatmak için de kullanılabilir.

Alıştırma

Örnekte from every level of society ne anlama geliyor?

  1. Bir binanın her katından
  2. Tüm toplumsal kesimlerden
  3. Tek bir güçlü toplumsal gruptan
Cevabı göster

Tüm toplumsal kesimlerden

Kelime

commit atrocities against someone: birine karşı vahşet eylemleri gerçekleştirmek

Commit atrocities against someone, “bir kişi veya gruba karşı son derece zalim ve sarsıcı eylemlerde bulunmak” anlamına gelir. Örnekte committed eylemi belirtir, against ise eylemlerin hedef aldığı kişileri tanıtır. Burada commit, “gerçekleştirmek” veya “işlemek” anlamına gelir; “söz vermek” anlamında değildir. Atrocities, ağır şiddet veya istismar eylemleri için kullanılan çok güçlü bir sözcüktür.

Alıştırma

Hedef eşdizimi kullanarak cümleyi tamamlayın: The report said that the security forces had ____ protesters.

Cevabı göster

committed atrocities against

There were roughly 120,000 Rwandans awaiting trial, Kelime

3:48

Yargılanmayı bekleyen yaklaşık 120.000 Ruandalı vardı,

and inmates were dying from overcrowding and poor hygiene.

3:51

ve mahkumlar aşırı kalabalıktan ve kötü hijyenden ölüyordu.

Kelime

awaiting trial … from overcrowding and poor hygiene: yargılanmayı bekleme ve ölüm nedenleri

120,000 Rwandans awaiting trial ifadesindeki awaiting trial, 120,000 Rwandans who were awaiting trial anlamına gelen kısaltılmış bir ilgi tümcesidir. Await, resmî ve geçişli bir fiildir; bu yüzden trial doğrudan ardından gelir. Burada trial, mahkeme yargılaması anlamındadır. From overcrowding and poor hygiene, were dying ile bağlantılıdır ve ölüm nedenlerini belirtir; awaiting trial ifadesini nitelemez. Overcrowding, mevcut alana göre çok fazla insan bulunması; poor hygiene ise temiz olmayan koşullar veya uygulamalar demektir.

Alıştırma

Sanıkların mahkeme yargılamalarının henüz başlamadığını doğru biçimde belirten cümle hangisidir?

  1. The defendants were awaiting for trial.
  2. The defendants were awaiting trial.
  3. The defendants were on trial.
Cevabı göster

The defendants were awaiting trial.

The new Rwandan government estimated it would take 100 years to prosecute every accused civilian in national court. Notlar

3:55

Yeni Ruanda hükümeti, suçlanan her sivili ulusal mahkemede yargılamanın 100 yıl süreceğini tahmin ediyordu.

Dilbilgisi

estimated it would take ... to prosecute: geçmiş bakış açısından süre tahmini

Bu tümce, bir işin ne kadar zaman gerektireceğinin beklendiğini belirtmek için it + would take + süre + to mastarı yapısını kullanır. It geçici öznedir; to prosecute every accused civilian in national court ise yapılacak işi belirtir. Prosecute, birini yalnızca suçlamak değil, o kişi hakkında mahkemede ceza kovuşturması başlatmak demektir. Estimated bakış açısını geçmişe yerleştirdiği için would take, 100 yılı o geçmiş ana göre gelecekteki bir sonuç olarak sunar. Bu, geçmişte gelecek anlatımıdır: aktarılmış bir tahmindir; would sözcüğünün nazik kullanım biçimi ya da gerçekte geçen sürenin ifadesi değildir.

Alıştırma

Geçmişteki tahmini, take fiilinin geçmişte gelecek biçimiyle tamamlayın: Last year, experts estimated it ____ ten years to restore the forest.

Cevabı göster

would take

Kelime

take 100 years to prosecute every accused civilian in national court: suçlanan her sivili ulusal mahkemede kovuşturmanın 100 yıl sürmesi

it would take 100 years to prosecute yapısında to mastarı, bu kadar zaman gerektirecek işin ne olduğunu belirtir. Prosecute someone, devletin veya yetkili hukuk makamlarının bir kişi hakkında ceza davası açıp kovuşturmayı yürütmesi demektir. Every accused civilian, prosecute fiilinin doğrudan nesnesidir. Accused, hakkında iddia veya suçlama bulunan kişileri niteler; suçluluğu kanıtlanmış kişileri ifade etmez. In national court, davaların ele alınacağı mahkeme sistemini belirtir. İfade bir bütün olarak, suçlanan her kişinin davasını ulusal adalet sistemi içinde ele alma gibi devasa bir işi resmî hukuk diliyle anlatır.

Alıştırma

prosecute every accused civilian in national court ifadesini doğru açıklayan seçenek hangisidir?

  1. Suçluluklarının kanıtlandığını varsaymadan, suçlanan her sivil hakkında ulusal mahkeme sisteminde ceza davası yürütmek
  2. Sivillerden hükûmeti bizzat kovuşturmalarını istemek
  3. Herhangi bir yargılama başlamadan bütün sivilleri suçlu ilan etmek
Cevabı göster

Suçluluklarının kanıtlandığını varsaymadan, suçlanan her sivil hakkında ulusal mahkeme sisteminde ceza davası yürütmek

So officials determined the best path forward involved looking to the country's past. Deyimler

4:02

Bu yüzden yetkililer, ilerlemek için en iyi yolun ülkenin geçmişine bakmak olduğuna karar verdiler.

Deyimler

the best path forward ... looking to the country's past: ülkenin geçmişinden yararlanarak ileriye dönük en iyi yolu bulmak

Path forward, fiziksel bir yol değil, bundan sonra izlenecek en iyi hareket tarzı veya çözüm anlamına gelen yön metaforudur. Involved sözcüğünden sonra -ing biçimindeki looking gelir ve bu hareket tarzının ne gerektirdiğini veya içerdiğini gösterir. Bir kişiye, kaynağa veya geçmiş deneyime look to etmek, ondan rehberlik, fikir veya yardım istemek demektir. Cümle forward ile the past ifadelerini bilinçli olarak yan yana getirir: ilerlemek için ülkenin tarihini rehber olarak kullanmak gerekecektir.

Alıştırma

Bir politika toplantısında liderler, önceki programları bir sonraki kararları için rehber olarak kullanmak istiyor. Bu fikri en iyi hangi cümle ifade eder?

  1. The best path forward may involve looking to earlier programs.
  2. The best path forward may involve looking at earlier programs.
  3. The best path forward may involve looking back on earlier programs.
Cevabı göster

The best path forward may involve looking to earlier programs.

Rwanda has a traditional process for resolving interpersonal conflicts called Gacaca, Kültür

4:08

Ruanda'nın kişilerarası çatışmaları çözmek için 'Gacaca' adında, kabaca çimen üzerindeki adalet olarak çevrilen,

roughly translating to justice on the grass.

4:13

geleneksel bir süreci var.

Kültür

Gacaca ve roughly translating to justice on the grass

Gacaca, bir toplulukta kişiler arasındaki çatışmaları ele alan geleneksel bir Ruanda sürecinin adıdır. Cümle, bu kültürel terimi sıradan bir İngilizce sözcük olarak değil, bir topluluk uygulamasının adı olarak tanıtır. called Gacaca sürecin adını verir. roughly translating to justice on the grass bu adın yaklaşık İngilizce karşılığını sunar; roughly, ifadenin yalnızca adın anlamına dair bir fikir verdiğini ve sürecin eksiksiz ya da kesin tanımı olmadığını belirtir.

Alıştırma

roughly translating to justice on the grass okuyucuya ne anlatır?

  1. Gacaca adının yaklaşık İngilizce karşılığını verir.
  2. Sürecin eksiksiz hukuki tanımını verir.
  3. Her çatışmanın çimenlik bir alanda çözülmesi gerektiğini söyler.
Cevabı göster

Gacaca adının yaklaşık İngilizce karşılığını verir.

Gacaca had long been used to address offenses within villages. Dilbilgisi

4:16

Gacaca uzun zamandır köylerdeki suçları ele almak için kullanılıyordu.

Dilbilgisi

had long been used to address offenses yapısı

had long been used, had + been + geçmiş zaman ortacıyla kurulan edilgen past perfect yapısıdır. Anlatıda daha sonraki bir geçmiş noktadan önce bu uygulamanın zaten uzun bir süredir kullanıldığını belirtir. long burada zaman bakımından süreyi ifade eder. to address offenses bölümündeki to, kullanım amacını belirtir. address burada “ele almak” veya “ilgilenmek” anlamına gelir; dolayısıyla ifade, sürecin köylerdeki ihlalleri ve yanlış davranışları ele almak için kullanıldığını söyler.

Alıştırma

Cümleyi had + long + use fiilinin edilgen biçimi + amaç bildiren to ile tamamlayın: Before the reform, this method ____ resolve local disputes.

Cevabı göster

had long been used to

Local witnesses would offer testimony and could then speak for or against the accused. Kelime

4:20

Yerel tanıklar ifade sunuyor ve daha sonra sanığın lehine veya aleyhine konuşabiliyordu.

Kelime

Local witnesses would ... could then speak for or against the accused: geçmişteki usul ve tutum

Geçmişte yerleşmiş bir usulü anlatan bu cümlede would, yerel tanıkların normalde yaptığı şeyi belirtir; varsayımsal bir sonucu anlatmaz. Could then, ifade verdikten sonra sahip oldukları bir sonraki seçeneği tanıtır. Speak for or against the accused, sanığı destekleyen ya da sanığın aleyhinde olan bir görüş belirtmek demektir. For ve against fiziksel yönleri değil, tutumları gösterir. The accused, yanlış bir davranışla suçlanan kişidir; bu terim kişinin suçlu bulunduğunu söylemez.

Alıştırma

Bu cümlede could then speak for or against the accused ne anlama gelir?

  1. Tanıklar sanığın fiziksel olarak iki yanından birinde durabilirdi.
  2. Tanıklar yalnızca sanık adına konuşabilirdi.
  3. Tanıklar sanığı destekleyebilir veya onun aleyhinde görüş bildirebilirdi.
Cevabı göster

Tanıklar sanığı destekleyebilir veya onun aleyhinde görüş bildirebilirdi.

Then, appointed lay judges would determine an appropriate penalty within the community's means. Kelime

4:26

Ardından, atanan halk jürisi toplumun imkanları dahilinde uygun bir ceza belirliyordu.

Kelime

appointed lay judges ... a penalty within the community's means: rol ve kaynak sınırı

Appointed lay judges, bu görev için seçilmiş ancak meslekten hâkim olmayan kişileri ifade eder. Burada lay, “meslekten olmayan” veya “genel halktan seçilmiş” anlamında bir sıfattır; “bir şeyi yere koymak” anlamındaki lay fiili değildir. Bu kişiler uygun bir ceza belirlerdi, ancak ceza within the community's means, yani toplumun karşılayabileceği veya uygulayabileceği kaynaklar ve pratik kapasite içinde olmalıydı. Burada means, yöntem değil mevcut para, kaynak veya yetenek demektir.

Alıştırma

Cümleye en uygun yorum hangisidir?

  1. Hâkimler bir cezayı fiziksel olarak toplumun içindeki bir yere koydu.
  2. Atanmış hâkimler meslekten değildi ve ceza toplumun kaynaklarına ve kapasitesine uygun olmalıydı.
  3. Hâkimler hukuk uzmanıydı ve hiçbir pratik sınır olmadan ceza seçebilirdi.
Cevabı göster

Atanmış hâkimler meslekten değildi ve ceza toplumun kaynaklarına ve kapasitesine uygun olmalıydı.

In the hope of trying perpetrators more quickly, Dilbilgisi

4:32

Failleri daha hızlı yargılayabilmek umuduyla,

the government adapted Gacaca for their formal courts.

4:35

hükümet Gacaca'yı resmi mahkemeleri için uyarladı.

Dilbilgisi

In the hope of + -ing ... adapt X for Y

In the hope of + -ing, bir eylemle ulaşılması umulan amacı belirtir. Yalnızca to veya so that kullanmaktan daha resmîdir ve sonucu garanti olarak değil, hedef olarak sunar. Buradaki try hukuki anlamdadır: trying perpetrators, suçla itham edilen kişileri yargılamak demektir. Adapt X for Y, X’i yeni bir ortamda, yeni bir kitle için veya belirli bir amaçla kullanılabilecek şekilde değiştirmek demektir. Cümle, amacı politika değişikliğine bağlar: hükümet, Gacaca’yı resmî mahkemeleri içinde işleyebilecek şekilde değiştirmiştir.

Alıştırma

Cümleyi resmî amaç ifadesi ve adapt X for Y kalıbıyla tamamlayın: ____ serving remote patients, the clinic ____ its booking system ____ video appointments.

Cevabı göster

In the hope of · adapted · for

These hybrid trials had no professional attorneys or judges, Kelime

4:38

Bu melez yargılamalarda profesyonel avukatlar veya hakimler yoktu,

and no evidence outside the spoken word and a case file detailing the crimes of the accused.

4:42

ve sanığın suçlarını detaylandıran bir dosya ile sözlü beyan dışında hiçbir kanıt bulunmuyordu.

Kelime

hybrid trials ... no evidence outside A and B

Hybrid trials, birden fazla hukuk veya uyuşmazlık çözüm sisteminin özelliklerini birleştiren yargılama süreçleridir. Hybrid, yargılamaların karma yapısını anlatır; yargılamaların belirsiz veya eksik olduğu anlamına gelmez. No evidence outside A and B ifadesinde outside, açık havadaki bir yeri değil, A ve B dışında başka bir şey olmamasını anlatır. Tek kanıtlar, the spoken word olarak ifade edilen sözlü tanıklık veya beyanlar ile bir dava dosyasıydı. Detailing the crimes of the accused, case file ifadesini niteler ve dosyanın içeriğini açıklar; the accused ise suçla itham edilen kişileri ifade eder.

Alıştırma

Bu cümlede no evidence outside the spoken word and a case file ne anlama geliyor?

  1. Kanıtlar dışarıda, sözlü beyanların ve dava dosyasının yanında tutuluyordu.
  2. Kanıt olarak yalnızca sözlü beyanlar ve bir dava dosyası vardı.
  3. Sözlü beyanlar ve dava dosyası kanıtların dışında bırakılmıştı.
Cevabı göster

Kanıt olarak yalnızca sözlü beyanlar ve bir dava dosyası vardı.

All charges were then divided into four categories: Anlatım akışı

4:48

Daha sonra tüm suçlamalar dört kategoriye ayrıldı:

masterminding the genocide and committing acts of sexual violence, Kelime

4:51

soykırımı tasarlamak ve cinsel şiddet eylemlerinde bulunmak,

Kelime

Soykırımı planlayıp yönetmek ... cinsel şiddet eylemlerinde bulunmak

Mastermind burada fiil olarak karmaşık bir operasyonu planlamak, düzenlemek ve yönetmek anlamına gelir. Bu hukuki sınıflandırmada masterminding the genocide, soykırımın planlanması ve yönetilmesinde öncü bir rol üstlenildiğini iddia eder; zeki olmak veya yalnızca katılmak anlamına gelmez. Commit acts of sexual violence, bu tür eylemleri gerçekleştirmek anlamına gelen resmî hukuk ve insan hakları dilidir. İki ulaç biçimindeki -ing ifadesi, sınıflandırmada iddia edilen davranışları paralel biçimde adlandırır.

Alıştırma

Mastermind ve commit fiillerinin doğru -ing biçimlerini kullanarak suç haberlerinde geçen iki resmî ifadeyi tamamlayın: Prosecutors accused the organizer of ____ the fraud and ____ repeated acts of violence.

Cevabı göster

masterminding · committing

participating in the killings,

4:55

cinayetlere katılmak,

physical assault,

4:56

fiziksel saldırı,

or destroying Tutsi property.

4:57

veya Tutsi mülklerine zarar vermek.

Anlatım akışı

Tüm suçlamalar daha sonra dört kategoriye ayrıldı: ...

All charges were then divided into four categories ifadesi, ayrıntılardan önce okuyucuya bir sınıflandırma çerçevesi sunar. İki nokta, dört kategorinin hemen ardından sıralanacağını gösterir. Buradaki charges, resmî hukuki suçlamalar anlamına gelir. Edilgen were divided yapısı, sınıflandırmayı yapan kişiden çok ortaya çıkan gruplara odaklanır. X was/were divided into N categories: ... kalıbı raporlarda, politika metinlerinde ve akademik açıklamalarda yaygındır.

Alıştırma

Vurgulanan ifade, ardından gelen bilgileri nasıl düzenliyor?

  1. Dört davayı zaman sırasıyla anlatır.
  2. Dört grup olduğunu bildirir ve ardından içeriklerini sunar.
  3. Suçlamaları açıklamadan önce reddeder.
Cevabı göster

Dört grup olduğunu bildirir ve ardından içeriklerini sunar.

Those found guilty of the first two categories were entered into the traditional court system. Dilbilgisi

5:00

İlk iki kategoriden suçlu bulunanlar geleneksel mahkeme sistemine dahil edildi.

Dilbilgisi

Those found guilty of ...: bir grubu geçmiş ortaçla kısaca belirtme

Those found guilty of the first two categories, bu kategorilerden suçlu bulunan kişileri ifade eder. found guilty of, those sözcüğünden sonra gelen bir geçmiş ortaç öbeğidir; tam biçimi those who were found guilty of... olur. Kısaltılmış yapı, bir insan grubunu kısa ve yoğun biçimde belirtir. Found guilty, bir hukuk makamının suçluluk kararı vermesi demektir; birini fiziksel olarak bulmak anlamına gelmez. Cümlenin devamı, bu grubun geleneksel mahkeme sistemine dahil edildiğini söyler.

Alıştırma

Bir mahkemenin suçluluk kararını belirten üç sözcüklü resmi yapıyı kullanarak cümleyi tamamlayın: Those ____ fraud may be fined.

Cevabı göster

found guilty of

But the other crimes were assigned set penalties, Dilbilgisi

5:05

Ancak diğer suçlara belirlenmiş cezalar atandı,

which could be reduced if the accused pled guilty.

5:08

ve eğer sanık suçunu kabul ederse cezalar indirilebiliyordu.

Dilbilgisi

the other crimes were ... reduced if the accused pled guilty: sabit cezalar ve suçunu kabul etme koşulu

the other crimes were assigned set penalties cümlesinde edilgen yapı, cezaları kimin verdiğini söylemek yerine suçlara ve cezalara odaklanır. Buradaki set bir sıfattır ve önceden belirlenmiş ya da sabit anlamına gelir; o anda yapılan bir ayarlama eylemini anlatan fiil değildir. Which, penalties sözcüğüne gönderme yapar ve cezaların azaltılabileceğini söyler. If the accused pled guilty, bu olası azaltmanın koşulunu belirtir. Pled guilty, plead guilty fiilinin geçmiş zaman biçimidir ve sanığın mahkeme sürecinde suçunu resmen kabul etmesi anlamına gelen sabit bir hukuk ifadesidir.

Alıştırma

Cezanın önceden belirlendiğini, ancak sanık suçunu resmen kabul ettikten sonra azaltılabileceğini doğru anlatan cümle hangisidir?

  1. The offense pleaded guilty to a set penalty, which reduced the defendant.
  2. The offense carried set penalties, which could be reduced if the defendant was accused.
  3. The offense carried set penalties, which could be reduced if the defendant pled guilty.
Cevabı göster

The offense carried set penalties, which could be reduced if the defendant pled guilty.

Beginning in 2002, Anlatım akışı

5:11

2002'den itibaren,

thousands of Gacaca courts convened every week.

5:13

her hafta binlerce Gacaca mahkemesi toplandı.

Anlatım akışı

Beginning in 2002 ... courts convened every week: başlangıç zamanı ve resmî faaliyet

Beginning in 2002, ana olaydan önce bir başlangıç noktası belirler. Cümle başındaki konumu tüm ifadeye bir zaman çerçevesi verir: mahkemelerin tekrarlanan faaliyeti 2002'de başladı; bu, faaliyetin yalnızca o yıl gerçekleştiği anlamına gelmez. courts convened every week ifadesinde convened resmî olarak toplanmayı veya oturum yapmayı anlatır, every week ise sıklığı belirtir. Başlangıçtaki zaman çerçevesi ile ana cümle birlikte, kurumsal bir sürecin ne zaman başladığını ve ne kadar düzenli işlediğini kısa biçimde özetler.

Alıştırma

Cümlenin zamanı ve faaliyeti düzenleme biçimine en uygun yorum hangisidir?

  1. Mahkemeler 2002'nin bir döneminde tek bir gayriresmî buluşma yaptı.
  2. Mahkemeler 2002'nin başına gelindiğinde toplanmayı çoktan bırakmıştı.
  3. Mahkemeler 2002'de resmî oturumlar yapmaya başladı ve bunu her hafta sürdürdü.
Cevabı göster

Mahkemeler 2002'de resmî oturumlar yapmaya başladı ve bunu her hafta sürdürdü.

The process proved faster than conventional courts, Anlatım akışı

5:16

Süreç geleneksel mahkemelerden daha hızlı işledi,

but Rwandan opinion on the trials was mixed.

5:19

ancak Ruandalıların duruşmalara dair görüşleri karışıktı.

Anlatım akışı

proved faster ... but ... opinion ... was mixed: olumlu sonuçtan görüş ayrılığına geçiş

Proved faster, deneyim veya sonuçların sürecin daha hızlı olduğunu gösterdiği anlamına gelir. Burada proved, faster than conventional courts karşılaştırmalı sıfat öbeğinin izlediği bir bağ fiilidir; birinin iddiayı resmî olarak kanıtladığını anlatmaz. but bağlacı daha sonra bu pratik avantajdan karşıt bir değerlendirmeye geçer. opinion ... was mixed, görüşlerin tamamen olumlu veya tamamen olumsuz olmak yerine ayrıldığını anlatır. proved..., but... kalıbı dengeli bir değerlendirme oluşturur: önce olumlu bir sonuç kabul edilir, ardından bir sorun veya anlaşmazlık eklenir.

Alıştırma

proved ..., but ... yapısının değerlendirmeyi düzenleme biçimini en iyi hangi özet açıklar?

  1. Hız avantajını kabul eder, ardından bunu kamuoyundaki görüş ayrılığıyla karşılaştırır.
  2. Herkes karşı çıktığı için sürecin daha hızlı olduğu iddiasını reddeder.
  3. Kamuoyu desteğinin oy birliğiyle olduğunu gösteren iki kanıt sunar.
Cevabı göster

Hız avantajını kabul eder, ardından bunu kamuoyundaki görüş ayrılığıyla karşılaştırır.

Some didn't want to accuse their neighbors in a community setting, Ton ve niyet

5:22

Bazıları komşularını bir topluluk ortamında suçlamak istemedi,

and many potential witnesses were intimidated to prevent their testimony. Kelime

5:26

ve potansiyel tanıkların çoğu ifade vermelerini engellemek için sindirildi.

Ton ve niyet

Topluluk ortamında komşularını suçlamak... tanıkların sindirilmesi

Bu cümle, kanıtların duyulmasını engelleyebilecek iki tür baskıyı gösterir. Bazı kişiler, söz almanın ilişkileri bozabileceği veya onları misillemeye açık hâle getirebileceği kamuya açık bir topluluk ortamında tanıdıkları insanları suçlamak istemedi. İkinci bölüm daha güçlüdür: olası tanıklar ifade vermesin diye kasıtlı olarak korkutuldu ya da üzerlerinde baskı kuruldu. İki bölüm birlikte toplumsal çekinceden doğrudan zorlamaya geçer; bu nedenle community setting yalnızca yeri belirtmez, sessizliği de açıklar.

Alıştırma

Cümle, ifadelerin sınırlı kalmasının nedeni hakkında ne ima ediyor?

  1. İnsanlar hem topluluk ilişkilerinden kaynaklanan baskıyla hem de doğrudan sindirmeyle karşı karşıyaydı.
  2. İnsanlar yasal duruşmanın nerede yapılacağından emin değildi.
  3. Komşular bütün suçlamaları zaten kabul etmişti.
Cevabı göster

İnsanlar hem topluluk ilişkilerinden kaynaklanan baskıyla hem de doğrudan sindirmeyle karşı karşıyaydı.

Kelime

Tanıkların ifade vermelerini engellemek için sindirilmesi

were intimidated ifadesindeki edilgen yapı, tanıkları kasıtlı tehdit veya baskıyı alan taraf yapar. Intimidate, birini yalnızca şaşırtmak veya endişelendirmek değil, tereddüt edecek ya da harekete geçmekten vazgeçecek kadar korkutmak demektir. to prevent their testimony amaç ifadesi, baskının neden kullanıldığını açıklar: tanıkların kanıt sunmasını durdurmak. Burada prevent “engellemek” demektir, “korumak” değil; daha açık ve yeniden kullanılabilir yapı prevent someone from doing something şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi intimidate fiilinin edilgen biçimi ve amaç bildiren to ile tamamlayın: The witnesses ____ prevent them from speaking to investigators.

Cevabı göster

were intimidated to

Additionally, while the trials showed that not all Hutu participated in the killings, Dilbilgisi

5:30

Ayrıca, duruşmalar tüm Hutuların cinayetlere katılmadığını gösterirken,

the courts only reviewed cases with Tutsi victims,

5:35

mahkemeler yalnızca kurbanların Tutsi olduğu vakaları inceledi,

ignoring the Hutu casualties incurred during the genocide and the preceding civil war. Kelime

5:38

soykırım ve önceki iç savaş sırasında ortaya çıkan Hutu kayıplarını görmezden geldi.

Dilbilgisi

while ... showed ... ve ignoring ... yapılarının eleştiriyi düzenleme biçimi

Burada while ödünleme bildirir: Yazar, ana cümlede bir sınırlama sunmadan önce kabul ettiği bir gerçeği belirtir. Böylece cümle önce yargılamaların ortaya koyduğu bulguyu kabul eder, ardından mahkemelerin dar kapsamlı incelemesini eleştirir. Sondaki -ing yan cümlesi ignoring..., bu incelemenin yarattığı kör noktayı ekler. Anlamca öznesi the casualties değil, the courts ifadesidir: Mahkemeler yalnızca belirli bir dava grubunu incelemiş ve böylece diğer kayıpları değerlendirme dışında bırakmıştır.

Alıştırma

Bu cümlede while ... ignoring ... yapısı ne işe yarar?

  1. Mahkemelerin bir sonuca varmadan önce her tür mağdurla ilgili davayı incelediğini söyler.
  2. Yargılamaları ve kayıpları birbiriyle ilgisiz iki olay olarak sunar.
  3. Bir bulguyu kabul eder, ardından bir sınırlamayı ve mahkemelerin dışarıda bıraktığı unsurları belirtir.
Cevabı göster

Bir bulguyu kabul eder, ardından bir sınırlamayı ve mahkemelerin dışarıda bıraktığı unsurları belirtir.

Kelime

casualties incurred during ... ve the preceding civil war ifadelerinin anlamı

Casualties, savaşta veya başka bir zararlı olayda ölen ya da yaralanan kişileri ifade eder. casualties incurred during... yapısında incurred, casualties sözcüğünü niteleyen bir geçmiş zaman ortacıdır: Kayıpların bu olaylar sırasında yaşandığını veya ortaya çıktığını belirtir; birinin etkin biçimde çıkar elde ettiği anlamına gelmez. The preceding civil war, burada sözü edilen soykırımdan önce meydana gelen iç savaş demektir. Preceding, önceki olay ile şu anda odaklanılan olay arasında resmî bir zaman sıralaması kurar.

Alıştırma

casualties incurred during the genocide and the preceding civil war ifadesinin en doğru yorumu hangisidir?

  1. Soykırım ve daha önceki iç savaş sırasında ölen veya yaralanan Hutular
  2. Bir sonraki iç savaşta savaşmaya hazırlanan kişiler
  3. Soykırım ve daha sonraki bir iç savaşın ardından elde edilen mali kazançlar
Cevabı göster

Soykırım ve daha önceki iç savaş sırasında ölen veya yaralanan Hutular

When the trials concluded in 2012, Kelime

5:44

Duruşmalar 2012'de sonuçlandığında,

the courts had convicted 1.7 million individuals.

5:46

mahkemeler 1,7 milyon kişiyi mahkum etmişti.

Kelime

Hukuki sonucu özetleyen When the trials concluded ... had convicted

When the trials concluded in 2012, yargılamaların sona erdiği geçmişteki bir referans noktasını belirler. Burada concluded geçişsizdir ve 'sona erdi' anlamına gelir; 'bir görüş veya sonuç oluşturdu' anlamına gelmez. Geçmişte tamamlanmışlığı bildiren had convicted, o noktaya kadar ulaşılmış hukuki sonucu aktarır. To convict someone, bir mahkemenin kişiyi resmen suçlu bulmasıdır; yalnızca suçlamak veya ikna etmek anlamına gelmez.

Alıştırma

'Resmen suçlu bulmak' anlamındaki hukuk fiilinin past perfect biçimiyle cümleyi tamamlayın: By the time the fraud trials ended, the court ____ six defendants.

Cevabı göster

had convicted

For some families, Anlatım akışı

5:50

Bazı aileler için,

these verdicts helped restore the dignity of those lost in the violence. Kalıp ifadeler

5:51

bu kararlar şiddette kaybedilenlerin onurunu geri kazanmaya yardımcı oldu.

Kalıp ifadeler

şiddet olaylarında ölenlerin onurunu geri kazandırmak

Restore the dignity of someone, birinden esirgenen ya da zedelenen saygı ve değerin ona yeniden verilmesi demektir. Bu cümlede kararlar, mağdurları ve onlara yapılan haksızlığı açıkça tanıyarak bunu sağlar. Those lost in the violence, şiddet olaylarında ölen kişileri anlatan ciddi ve dolaylı bir ifadedir. Buradaki lost, yolunu bulamamak anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede restore the dignity of those lost in the violence ne anlama geliyor?

  1. Ölen kişilere saygı ve değerlerini yeniden kazandırmak.
  2. Yanlış yere konmuş mahkeme belgelerini bulmak.
  3. Yolunu şaşıran kişilerin evlerine giden yolu bulmasına yardım etmek.
Cevabı göster

Ölen kişilere saygı ve değerlerini yeniden kazandırmak.

For others,

5:55

Diğerleri içinse,

the trials were a decade-long reminder of a past they were desperate to leave behind. Deyimler

5:56

duruşmalar, umutsuzca geride bırakmak istedikleri bir geçmişin on yıl süren bir hatırlatıcısıydı.

Anlatım akışı

Paralel karşıtlık kuran For some families ... For others ...

For some families ... For others ... bilgiyi gruplara göre düzenler. Buradaki for, yer veya amaç değil, 'bakış açısından' ya da 'deneyiminde' anlamına gelir. Tekrarlanan kalıp, aynı davaların iki farklı etkisini sunar: bir grup için onurun iadesi, diğer grup içinse acı veren bir hatırlatma. Bu paralel yapı, karmaşık bir konunun herkesi aynı biçimde etkilemediği durumlarda kullanışlıdır.

Alıştırma

Karşılaştırmayı For some ... For others ... kalıbıyla tamamlayın: ____ commuters, the express bus saves time. ____, it makes the trip less convenient.

Cevabı göster

For some · For others

Deyimler

on yıl süren bir hatırlatıcı... umutsuzca geride bırakmak istedikleri geçmiş

A decade-long reminder, geçmişi on yıl boyunca insanların yeniden dikkatine getiren bir şeyi anlatır. Tireli birleşik ifade decade-long, reminder sözcüğünden önce sıfat görevi görür. A past they were desperate to leave behind, acilen geride bırakıp aşmak istedikleri bir geçmiş demektir. leave behind ifadesinin nesnesi a past'tır ve leave behind burada mecazidir: bir eşyayı bir yerde unutmak değil, önceki bir deneyimin denetimi veya yükü altında kalmamaya başlamak anlamına gelir.

Alıştırma

Hangi seçenek cümlede vurgulanan yapıyı en iyi açıklar?

  1. On yıl sonra insanlar geçmişi incelemek istediği için duruşmalar unutuldu.
  2. Duruşmalar insanlara on yıl sona ermeden mahkeme salonundan çıkmalarını hatırlattı.
  3. Duruşmalar on yıl boyunca insanlara acilen aşmak istedikleri bir geçmişi tekrar tekrar hatırlattı.
Cevabı göster

Duruşmalar on yıl boyunca insanlara acilen aşmak istedikleri bir geçmişi tekrar tekrar hatırlattı.

The legacy of colonialism has affected Africa in innumerable ways. Kelime

6:03

Sömürgeciliğin mirası Afrika'yı sayısız şekilde etkilemiştir.

Kelime

the legacy of colonialism: geçmişin kalıcı etkileri

Burada the legacy of colonialism, sömürge yönetimi sona erdikten sonra bile geride kalan uzun vadeli etkiler anlamına gelir. Legacy, yalnızca bir kişinin bıraktığı para ya da malı değil, bugünü şekillendirmeye devam eden sonuçları da ifade eder. Bir legacy olumlu, olumsuz veya karma olabilir. Bu cümlede colonialism ve affected, geniş kapsamlı ve devam eden tarihsel ve yapısal sonuçlara işaret eder.

Alıştırma

Eski bir politika sona erdi, ancak yarattığı eşitsizlik toplumu hâlâ etkiliyor. Hangi cümlede legacy doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. The policy's memory still affects the community.
  2. The policy's inheritance still affects the community.
  3. The policy's legacy still affects the community.
Cevabı göster

The policy's legacy still affects the community.

Learn how Thomas Sankara,

6:07

Afrika'nın Che Guevara'sı lakaplı

nicknamed Africa's Che Guevara,

6:09

Thomas Sankara'nın,

campaigned to heal his country, Deyimler

6:11

ülkesi Burkina Faso'yu

Burkina Faso,

6:13

sömürgeci geçmişinin yaralarından

from the wounds of its colonial past.

6:14

iyileştirmek için nasıl kampanya yürüttüğünü öğrenin.

Deyimler

to heal his country ... from the wounds of its colonial past: bir ülkenin tarihsel yaralarını iyileştirmek

Bu sözlerde beden ve yaralanma metaforu kullanılır. Ülke yaralanmış bir kişi gibi düşünülür: the wounds of its colonial past, sömürge yönetiminin yol açtığı kalıcı toplumsal, siyasal veya psikolojik zararları; to heal his country ise bu zararların onarılmasına yardımcı olmayı anlatır. Heal ve wounds birlikte, ülkenin ciddi bir zarardan sonra yavaş yavaş toparlanmasını ifade eder. Gerçek fiziksel yaraların tedavisinden söz edilmez.

Alıştırma

Bir lider, "Our nation must heal from the wounds of civil war." diyor. Bu metafor ne anlama gelir?

  1. Ülkenin askerlerin fiziksel yaralarını tıbbi olarak tedavi etmesi gerekir.
  2. Ülkenin savaşın yol açtığı kalıcı toplumsal zararı onarması gerekir.
  3. Ülkenin savaşın yaşandığını unutması gerekir.
Cevabı göster

Ülkenin savaşın yol açtığı kalıcı toplumsal zararı onarması gerekir.