Elon Musk Çocukları İçin Neden Bir Okul Kurdu?: İngilizce çalışma notları
Newsthink
Video özeti: Ad Astra öğrenmeyi ilk prensipler ve takım görevleri üzerine kurar; Astra Nova çocukların akıl yürütmesini görmek için bir göl kirliliği vakası kullanır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “first principles reasoning,” — Kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı: problemleri temel olgulardan yeniden kurun ve bu fikrin okula nasıl çerçeve sağladığını görün. 2. “has his fingerprints all over” — Deyimler ve mecazi ifadeler: gerçek izleri değil, doğrudan katılım olmadan da görülen etkiyi ayırt edin. 3. “reason through ethical dilemmas.” — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: basit yanıt yokken sorumlulukları, kanıtları ve sonuçları tartmayı anlatın.
Bu derste
In a corner of SpaceX's headquarters in Hawthorne,
0:03SpaceX'in Hawthorne'daki genel merkezinin bir köşesinde,
you won't find rocket engineers or even adults for that matter. Kalıp ifadeler
0:07roket mühendisleri veya yetişkinler bile bulamazsınız.
for that matter: daha geniş bir durum eklemek
For that matter, önceki ifadeyi daha kapsamlı veya daha güçlü hâle getiren bağlantılı başka bir durumu ekler. Burada rocket engineers daha dar, adults ise daha geniş bir gruptur; dolayısıyla cümle yalnızca roket mühendislerinin değil, yetişkinlerin bile bulunmadığını anlatır. Bu ifade genellikle hemen önceki düşünceye dönerek aynı türden bir bilgi ekler. Burada söylemi bağlayan bir ifade olarak kullanılır; matter sözcüğü kelimesi kelimesine bir mesele veya madde anlamına gelmez.
Alıştırma
Daha geniş düşünceyi doğal biçimde ekleyen ifadeyi seçin: No one on the team has run a marathon, or entered a race, ____.
- as a result
- for that matter
- in that case
Cevabı göster
for that matter
Elon Musk ran a school out of his rocket factory
0:11Elon Musk, roket fabrikasının bünyesinde bir okul işletti
They had been enrolled at a private school for gifted kids in LA, Dilbilgisi
0:19LA'de üstün zekalı çocuklar için özel bir okula kayıtlıydılar,
as he once told the Chinese television network.
0:24bir zamanlar Çin televizyon ağına söylediği gibi.
had been enrolled at a private school: past perfect edilgen yapı
Had been enrolled, past perfect zamanın edilgen biçimidir: had + been + geçmiş zaman ortacı. Çocuklar kayıt eylemini yapan değil, bu eyleme maruz kalan taraftır; bu nedenle cümle onları kimin kaydettirdiğine odaklanmaz. Bu yapı, kayıt işlemini başka bir geçmiş noktadan, yani Musk wasn't satisfied durumundan daha önceye yerleştirir. Enrolled at a school, yalnızca okulda bulunmak veya okulu ziyaret etmek değil, oraya resmî olarak öğrenci kaydı yaptırmak anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi enroll fiilinin past perfect edilgen biçimiyle tamamlayın: Before the principal called, the twins ____ at the new school.
Cevabı göster
had been enrolled
Musk has been critical of the American education system, Kalıp ifadeler
0:30Musk, Amerikan eğitim sistemini eleştiriyor,
pointing out teachers don't explain why kids are taught a subject. Öbek fiiller
0:34öğretmenlerin çocuklara bir dersin neden öğretildiğini açıklamadığına dikkat çekiyor.
Süren bir eleştiriyi anlatan “has been critical of”
Be critical of someone or something, bir kişi ya da şey hakkında olumsuz bir değerlendirme ifade etmek veya böyle bir görüş taşımak demektir. Burada Musk’ın eğitim sistemini eleştirdiğini anlatır; critical sözcüğü “vazgeçilmez” anlamında değildir. Present perfect biçimi has been, bu eleştirel tutumu haberin anlatıldığı ana kadar gelen dönemle ilişkilendirir. Ardından gelen pointing out yan cümlesi eleştirinin nedenini verir.
Alıştırma
“The board has been critical of the plan since January.” cümlesi ne anlama gelir?
- Kurul, bir süredir planı onaylamadığını ifade ediyor.
- Kurul, planın başarı için vazgeçilmez olduğunu söyledi.
- Kurul, planı ocak ayında desteklemeye başladı.
Cevabı göster
Kurul, bir süredir planı onaylamadığını ifade ediyor.
Odaklı bir -ing açıklaması olarak “pointing out”
Point out, dikkati belirli bir gerçeğe, ayrıntıya, hataya veya soruna çekmek demektir. Yalnızca bir şey söylemekten daha odaklıdır ve fiziksel olarak parmakla göstermeyi gerektirmez. Burada pointing out, önceki eleştirinin somut dayanağını ekleyen bir -ing yan cümlesidir. Ardından gelen teachers don't explain why kids are taught a subject yan cümlesi, Musk’ın belirttiği şeydir.
Alıştırma
Eleştirinin belirli nedenini eklemek için cümleyi point out ifadesinin -ing biçimiyle tamamlayın: The coach criticized the schedule, ____ that it left no time for rest.
Cevabı göster
pointing out
without explaining why that formula is important. Dilbilgisi
0:39bu formülün neden önemli olduğu açıklanmadan.
o formülün neden önemli olduğunu açıklamadan
Without + fiilin -ing biçimi, ana eylem gerçekleşirken başka bir eylemin yapılmadığını gösterir. Burada formül öğretiliyor, ancak neden önemli olduğu açıklanmıyor. Bu karşıtlık, cümleye öğretim sürecini eleştiren bir ton verir. Explaining'den sonra why, gömülü bir soru cümleciği başlatır. Gömülü sorularda düz cümle sırası kullanılır: why that formula is important denir, why is that formula important denmez.
Alıştırma
Without explaining ifadesinden sonra doğru sözcük sırasını kullanan cümleyi seçin.
- The guide gave us the steps without explaining why the order matters.
- The guide gave us the steps without explaining why matters the order.
- The guide gave us the steps without explaining why does the order matter.
Cevabı göster
The guide gave us the steps without explaining why the order matters.
bir motoru parçalarına ayırmak
Take ... apart, bir makineyi veya nesneyi parçalarına ayırmak anlamına gelir. Bu cümlede take an engine apart, disassemble the engine ile aynı anlama gelir; take ve apart birlikte tek bir öbek fiil olarak çalışır. Bu öbek fiil ayrılabilir. İsim olan nesne take an engine apart örneğindeki gibi araya veya take apart an engine örneğindeki gibi apart'tan sonra gelebilir. Zamir ise mutlaka araya gelmelidir: take it apart denir, take apart it denmez.
Alıştırma
Cümleyi take ... apart ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın. It zamirini kullanın: The clock stopped working, so we decided to ____.
Cevabı göster
take it apart
by doing so: önceki eyleme gönderme yapma
By doing so, “bunu yaparak” demektir; so az önce belirtilen eyleme, yani motoru kendi başına sökmeye çalışmaya gönderme yapar. Böylece eylemin tamamını tekrar etmeye gerek kalmaz. Bu ifade, önceki eylemi bir sonuç doğuran yöntem olarak sunar. Burada konuşmacı, aletlerin neden önemli olduğunu ve ne işe yaradıklarını uygulamalı olarak motor sökerek öğrendiğinizi söylüyor.
Alıştırma
Hangi ifade, önceki eyleme gönderme yapmak için so kullanır? Cümleyi tamamlayın: 'Leo checked the instructions, and ___ fixed the shelf safely.'
- as he went
- by doing that
- by doing so
Cevabı göster
by doing so
as you go: süreç ilerledikçe
as you go, süreç devam ederken, yani iş ilerledikçe anlamına gelir. Bu cümlede süreç motoru sökmektir; konuşan kişi, aletleri anlamanın bu uygulamalı çalışma sırasında adım adım geliştiğini söylüyor. Bu ifade, bir etkinlik sürerken bir şeyin yavaş yavaş öğrenilmesini, kararlaştırılmasını veya ayarlanmasını anlatabilir. Burada yalnızca “sen giderken” ya da “işi bitirdikten sonra” anlamına gelmez.
Alıştırma
Eylemin süreç sırasında gerçekleştiğini anlatan ifade hangisidir? Cümleyi tamamlayın: 'You can adjust the recipe ___ if it tastes too salty.'
- as you go — ilerledikçe
- after you go — gittikten sonra
- before you go — gitmeden önce
Cevabı göster
as you go — ilerledikçe
the entrepreneur tends to do something about it, Kalıp ifadeler
0:55girişimci bu konuda bir şeyler yapma eğilimindedir,
do something about it: somut biçimde harekete geçmek
Bu cümlede do something about it, memnun olunmayan bir durumu değiştirmek veya iyileştirmek için somut biçimde harekete geçmek demektir. Odak noktası, sorunu yalnızca fark etmek ya da şikâyet etmek değil, eyleme geçmektir. it zamiri, işlerin yapılma biçimiyle ilgili genel duruma gönderme yapar. Tekrar kullanılabilecek kalıp do something about + sorun veya durum şeklindedir; something, ilgisiz herhangi bir işi değil, etkili bir adımı ifade eder.
Alıştırma
“Sorunu iyileştirmek için somut biçimde harekete geçmek” anlamındaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: The printer keeps jamming, so we need to ____.
Cevabı göster
do something about it
whether it's ... or ...: durumları tek bir düşünce altında listelemek
Burada whether it's ... or ..., daha önce sözü edilen eylemin alabileceği farklı biçimlere örnekler verir. Liste genel bir yargıyı destekler: Hangi örnek ele alınırsa alınsın bu yargı geçerliliğini korur. Bu, dinleyenden seçim yapmasını isteyen bir soru değildir. Genel bir yargıdan sonra whether it is/it's A, B, or C kullanarak farklı durumların hepsinin bu yargıya uyduğunu gösterebilirsiniz. Listedeki ögeleri dil bilgisi bakımından paralel tutun; burada creating listedeki her ögeyle birlikte kullanılır.
Alıştırma
Soru sormadan birkaç örnek sunan ikili yapıyla cümleyi tamamlayın: She enjoys every kind of story, ____ it's a comedy, a mystery, ____ a science-fiction tale.
Cevabı göster
whether · or
Ad Astra: Latincede “yıldızlara doğru”
Ad Astra burada okulun özel adı olarak kullanılan Latince bir ifadedir. “Yıldızlara doğru” anlamına gelir; ardından gelen which yan cümlesi birinin daha sonra ne yapacağını anlatmak yerine adın anlamını açıklar. Bir ad olarak hırsı, keşfi ve geleceğe dönük bir amacı çağrıştırır; bu da okulun uzay ve yenilikle bağlantısına uyar.
Alıştırma
Ad Astra bu cümlede hangi işlevi görüyor?
- Kurucunun ikinci adıdır.
- Birine hemen yıldızlara gitmesini söyler.
- Okulun Latince adıdır ve “yıldızlara doğru” anlamına gelir.
Cevabı göster
Okulun Latince adıdır ve “yıldızlara doğru” anlamına gelir.
I actually hired a teacher from the school they were at,
1:05Aslında onların okudukları okuldan bir öğretmen işe aldım,
who also agreed with me that there was a better way to do it.
1:08o da bunu yapmanın daha iyi bir yolu olduğu konusunda benimle hemfikirdi.
if anything: karşıt yönde daha güçlü bir düzeltme
Burada if anything gerçek bir koşul sunmaz. Az önce reddedilen düşünceyi düzeltir ve anlamı karşıt yönde daha ileri taşır. Röportajı yapan kişi kararın zor olmasını bekliyordu. Konuşmacı zor olmadığını söylüyor; if anything, kanıtların tam tersini gösterdiğini belirtir: fırsat o kadar açık biçimde iyiydi ki birkaç saat içinde cevap verdi. Kullanışlı bir kalıp not X; if anything, Y şeklindedir ve Y daha güçlü bir düzeltmedir.
Alıştırma
Cümleyi tamamlayan en uygun ifadeyi seçin: The delay didn't hurt the project. ___, it gave us more time to improve the plan.
- If necessary
- If possible
- If anything
Cevabı göster
If anything
far from: fiziksel mesafe değil, güçlü karşıtlık
Bu cümlede far from, “hiç de değil” veya “çok farklı” anlamına gelir. Ad Astra’nın tipik bir okul olduğu düşüncesini güçlü biçimde reddeder; fiziksel mesafeyi anlatmaz. far from + isim öbeği, sıfat veya -ing biçimi yapısı, gerçek ile bir beklenti ya da tanım arasındaki büyük farkı vurgular. Dersler ve sınıf seviyeleriyle ilgili ayrıntılar bu farkı açıklar.
Alıştırma
Bu cümlede far from ne anlama geliyor? The repair was far from complete.
- Uzak bir yerde tamamlandı.
- Neredeyse tamamlanmıştı.
- Tamamlanmaya hiç yakın değildi.
Cevabı göster
Tamamlanmaya hiç yakın değildi.
Students were grouped based on their ability, Kalıp ifadeler
1:37Öğrenciler yeteneklerine göre gruplandırıldı,
be grouped based on ...: gruplandırma ölçütünü belirtmek
Students were grouped edilgen bir yapıdır: Birisi öğrencileri gruplara ayırmıştır, ancak cümle öğrencilere odaklanır ve gruplandırmayı yapan kişiyi belirtmez. Based on their ability, grupları oluşturmak için kullanılan ölçütü belirtir. Başka durumlara aktarılabilen yapı be grouped based on + ölçüt biçimindedir; experience, skill veya test results gibi ifadelerle kullanılabilir. based on bir konumu belirtmez.
Alıştırma
Cümleyi hedef yapı grouped based on ile tamamlayın: The volunteers were ____ their previous experience.
Cevabı göster
grouped based on
took part in: Bir etkinliğe katılmak
took part in bir etkinliğe katılmak veya ona dahil olmak anlamına gelir. Burada öğrencilerin karmaşık takım oyunlarına katıldığını anlatır; bir şeyin fiziksel bir parçasını aldıkları anlamına gelmez. Yapı take part in + isim veya -ing biçimidir. Kişiyi katılımcı olarak gösterir, ancak etkinliği yönettiğini ya da düzenlediğini söylemez.
Alıştırma
Cümleyi kalıp ifadeyi kullanarak tamamlayın. The students ____ a robotics competition last month.
Cevabı göster
took part in
to try to assemble the best collections
1:47dünyanın dört bir yanındaki sergilerde gösterilmek üzere
to display at exhibitions around the world,
1:49en iyi koleksiyonları bir araya getirmeye çalıştılar,
let alone the eight to 14-year-olds at Ad Astra. Deyimler
1:58Ad Astra'daki 8 ila 14 yaşındakiler bir yana.
juggle: Birden fazla talebi aynı anda yönetmek
It's a lot for adults to juggle cümlesinde juggle, aynı anda birkaç zorlayıcı şeyle ilgilenmek anlamında kullanılan bir mecazdır. Örtük nesne, çevredeki durumda sözü edilen görevler bütünüdür; havaya toplar veya başka nesneler atıp tutmak değildir. It is a lot for someone to juggle yapısı, birbiriyle yarışan talepleri yönetmenin zor olduğunu anlatır. Burada 8-14 yaşındaki çocuklarla yapılan karşılaştırma, yükün daha küçük yaştaki katılımcılar için daha da ağır olduğunu gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede juggle ne anlama geliyor? She has to juggle a full-time job, evening classes, and family duties.
- Yalnızca bir sorumluluğa odaklanmak
- Birkaç nesneyi havaya atıp tutmak
- Birkaç sorumluluğu aynı anda idare etmek
Cevabı göster
Birkaç sorumluluğu aynı anda idare etmek
Let alone: daha da zor bir durumu belirtmek
Let alone, ilk durumu daha az olası, daha az mümkün veya daha zor olan ikinci bir duruma bağlar. İlk durum zaten zordur: yetişkinlerin aynı anda idare etmesi gereken pek çok şey vardır. İfade daha sonra sekiz ila on dört yaşındaki çocukların çok daha büyük bir zorluk yaşayacağını belirterek düşünceyi güçlendirir. Burada “birini yalnız bırakmak” anlamına gelmez. Kalıbı “bu A için zorsa B için daha da zordur” şeklinde anlayın.
Alıştırma
Hangi cümlede let alone ikinci görevin daha da zor olduğunu göstermek için kullanılmıştır?
- I can't finish one page tonight, let alone the whole book.
- Let alone the whole book on the desk.
- I finished one page tonight, let alone the whole book.
Cevabı göster
I can't finish one page tonight, let alone the whole book.
Musk reimagined how school could be taught
2:01Musk, okulun nasıl öğretilebileceğini yeniden hayal etti
a strategy applied to Tesla's manufacturing of batteries.
2:10Tesla'nın pil üretimine uygulanan bir strateji.
İlk ilkelerden akıl yürütme: temel olgulardan yeniden kurmak
İlk ilkelerden akıl yürütme, bir problemi güvenilebilecek en temel olgulara ayırmak ve ardından bu olgulardan bir çözüm kurmak demektir. İnsanlar mevcut yöntemleri genellikle kullanıyor diye bu yöntemler değiştirilemez kabul edilmez. Bu cümlede ifade, Musk'ın okul eğitimini yeniden tasarlama yaklaşımını açıklar. Pil üretimi örneği aynı düşünme biçiminin başka bir alana uygulanmasını gösterir; bir dersin adı ya da numaralandırılmış bir “ilk kural” değildir.
Alıştırma
Hangi açıklama first principles reasoning kavramına en iyi uyar?
- Bir ilkeler listesini birinciden sonuncuya doğru sıralar.
- Temel olgularla başlar ve çözümü bunlardan yeniden kurar.
- Uzmanlar zaten kullandığı için alışılmış çözümü kopyalar.
Cevabı göster
Temel olgularla başlar ve çözümü bunlardan yeniden kurar.
used to be: değişmiş bir geçmiş durum
Used to be, geçmişte doğru olan ancak artık geçerli olmayan bir durumu anlatır. Burada yüksek batarya üretim maliyetini sonradan değişmiş eski bir koşul olarak sunar. Yapı used to + fiilin yalın hâlidir. Be ile kullanıldığında geçmişteki bir durumu şimdiki durumla karşılaştırmak için özellikle kullanışlıdır.
Alıştırma
Değişmiş bir geçmiş durumu anlatan hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The old library ____ much smaller, but it was expanded last year.
Cevabı göster
used to be
that's just the way it is: bir durumu değişmez kabul etmek
That's just the way it is, mevcut gerçeğin bu olduğunu ve bunun değiştirilemeyeceğini ya da değiştirilmeyeceğini anlatır. Bu cümlede it, batarya üretmenin yüksek maliyetini gösterir. İfade yalnızca bir gerçeği açıklamaz; durumu kabullenme, duruma boyun eğme veya onu sorgulamayı reddetme tavrı da taşır. Konuşmacı bunu, fiyatı düşürmeye çalışmak yerine benimsenebilecek bir düşünce biçimi olarak sunar.
Alıştırma
“Mia wanted the rule changed, but her manager said, ‘That's just the way it is,’” cümlesinde yönetici ne demek istiyor?
- Kural zaten değiştirilmiştir.
- Kural sabit bir gerçektir ve değiştirilmeyecektir.
- Yönetici Mia'ya kuralın nasıl işlediğini soruyor.
Cevabı göster
Kural sabit bir gerçektir ve değiştirilmeyecektir.
bring the price down: fiyatı düşürmek
Bring ... down, ölçülebilen bir miktarı daha düşük hâle getirmek anlamına gelen ayrılabilir bir öbek fiildir. Burada söz konusu miktar the price olduğu için anlam fiyatı düşürmektir; fiziksel bir nesneyi aşağı taşımak değildir. İsim nesne fiil ile parçacık arasına gelebilir: bring the price down. Zamir de ortada yer almalıdır: bring it down.
Alıştırma
Bu cümlede bring the price down ne anlama geliyor?
- fiyatı bir nesneymiş gibi aşağı taşımak
- fiyatı daha yüksek hâle getirmek
- fiyatı daha düşük hâle getirmek
Cevabı göster
fiyatı daha düşük hâle getirmek
and how those materials could be cleverly combined
2:29ve bir pil hücresi oluşturmak için bu malzemelerin
breaking it down to the basics: karmaşık bir problemi analiz etmek
Breaking it down to the basics, karmaşık bir problemi veya sistemi en temel parçalarına indirerek analiz etmek anlamına gelir. Burada it, pil üretimini daha ucuz hâle getirme gibi karmaşık bir probleme gönderme yapar; to the basics ise analizin ulaşacağı temel düzeyi gösterir. Bu, ayrılabilir öbek fiil break down'ın mecaz anlamıdır. Bir makinenin durmasını veya bir nesnenin fiziksel olarak parçalanmasını değil, bir analiz yöntemini anlatır.
Alıştırma
Hangi cümlede break ... down to the basics karmaşık bir problemi temel parçalarına indirerek analiz etmek anlamında kullanılmıştır?
- The old printer broke down during the meeting.
- She broke the box apart with a hammer.
- Let's break the problem down to the basics before we design a solution.
Cevabı göster
Let's break the problem down to the basics before we design a solution.
figuring out + dolaylı soru
Figuring out, düşünme, araştırma veya deneme yoluyla bir cevaba ya da anlayışa ulaşmak demektir. Yalnızca bilgiyi zaten bilmeye değil, çözme veya keşfetme sürecine odaklanır. Burada figuring out, neyin anlaşılacağını gösteren what the batteries are made of dolaylı sorusunu nesne olarak alır. Dolaylı soruda düz cümle dizilişi kullanılır: what the batteries are made of denir, what are the batteries made of denmez.
Alıştırma
Cümleyi figure out ifadesinin doğru geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After checking every cable, Priya finally ____ why the screen was blank.
Cevabı göster
figured out
can get the best learning experience possible.
2:36mümkün olan en iyi öğrenme deneyimini elde edebileceklerini bulmak demektir.
bring about + bir sonuç
Bring about, bir sonucun, değişimin veya durumun gerçekleşmesine neden olmak demektir. Geçişli bir ifadedir: neden özne olur ve sonuç, bring about ifadesinden sonra nesne olarak gelir. Bu cümlede amaçlanan sonuç the best future ifadesidir. Fiziksel olarak hiçbir şey taşınmıyor; eğitim, bu geleceğin oluşmasına yardım edebilecek bir neden olarak sunuluyor.
Alıştırma
Yeni politikanın atık miktarında azalmaya neden olduğunu söyleyen cümleyi seçin.
- The new policy brought the waste to the recycling center.
- The new policy came about after a reduction in waste.
- The new policy brought about a reduction in waste.
Cevabı göster
The new policy brought about a reduction in waste.
grew from nine kids ... to 50: dokuz çocuktan 50'ye çıkmak
grew from nine kids to 50 ifadesindeki grew, gruptaki çocuk sayısının arttığını belirtir. Çocukların fiziksel olarak büyüdüğü anlamına gelmez. grow from A to B kalıbı iki miktar noktası verir: A başlangıç miktarı, B ise sonraki miktardır. from nine kids in the first week of 2014 to 50 six years later örneğinde olduğu gibi zaman ifadeleri iki miktarın da yanına gelebilir.
Alıştırma
Başlangıç ve bitiş sayılarını belirten iki sözcükle cümleyi tamamlayın: The club grew ____ 12 members ____ 40 members in three years.
Cevabı göster
from · to
as well as high achievers from the area.
2:56ve bölgeden başarılı öğrencilerin bir karışımı olarak.
served as: belirli bir işlev görmek
Burada served as, bir işlevi vardı veya bir şey olarak kullanıldı anlamına gelir. Dönüştürülen garaj kimya laboratuvarı işlevi gördü; bir laboratuvara hizmet vermedi. X serves/served as Y kalıbı bir kişiyi, yeri veya nesneyi bir rol, görev ya da kullanımla ilişkilendirir. Served geçmişteki bir işlevi, once ise bu kullanımın daha önceki bir zamana ait olduğunu gösterir.
Alıştırma
Cümleyi serve as ifadesinin geçmiş biçimiyle tamamlayın: During the storm, the school gym ____ a shelter.
Cevabı göster
served as
doesn't come cheap: bir şeyin çok pahalı olduğunu söylemek
'Doesn't come cheap', bir şeyin çok pahalı olduğu veya yüksek bir bedel gerektirdiği anlamına gelir. Burada come 'gelmek' anlamında değildir ve cheap düşük kaliteyi anlatmaz. Bu ifade maliyet hakkında bir yorum da katar: bu alışılmadık eğitim türünün yararları olabilir, ancak buna erişmek pahalıdır. Genellikle ardından bir fiyatın veya maliyetin neden yüksek olduğuna dair açıklamanın geleceğini belirtir.
Alıştırma
Değerli bir hizmetin çok pahalı olduğunu belirten vurgulanmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: Personal coaching from an expert ____.
Cevabı göster
doesn't come cheap
Tuition ve financial aid: eğitim ücreti ve ödeme yardımı
'Tuition', bir okulun, yüksekokulun veya üniversitenin eğitim için aldığı paradır. Bu cümlede yılda yaklaşık 30.000 dolar, yaklaşık yıllık öğrenim ücretidir; cümle her öğrencinin bu miktarın tamamını ödediğini söylemez. 'Financial aid', öğrencinin eğitim masraflarını ödemesine yardımcı olan para veya diğer finansman türleri için kullanılan geniş bir terimdir. Kuruma bağlı olarak hibe, burs veya kredi gibi farklı biçimleri olabilir, ancak altyazı türünü ya da miktarını belirtmez.
Alıştırma
Hangi ifade cümleyle en iyi eşleşir?
- Okul genel işletme giderleri için yılda 30.000 dolar harcadı.
- Her öğrenci 30.000 dolarlık burs aldı.
- Yaklaşık 30.000 dolar tahmini yıllık öğrenim ücretinin miktarıydı ve bazı öğrenciler eğitim masrafları için yardım aldı.
Cevabı göster
Yaklaşık 30.000 dolar tahmini yıllık öğrenim ücretinin miktarıydı ve bazı öğrenciler eğitim masrafları için yardım aldı.
called Astra Nova headed by Josh Dahn.
3:18Astra Nova adında çevrimiçi bir okulu başlatmak için fon bağışladı.
Although the SpaceX CEO isn't personally involved,
3:21SpaceX CEO'su kişisel olarak ilgilenmese de,
he has his fingerprints all over the new school. Deyimler
3:23yeni okulun her yerinde onun parmak izleri var.
Have One's Fingerprints All Over Something: her yerde görülen etki
Bu cümlede has his fingerprints all over, onun fikirlerinin, etkisinin veya tercih ettiği çalışma biçiminin yeni okulun her yanında görülebildiği anlamına gelir. İfade mecazidir; ortada gerçek parmak izleri yoktur. isn't personally involved ile kurulan karşıtlık önemlidir. Bir kişi günlük çalışmalara katılmadan da insanları, yöntemleri veya tasarımı şekillendirebilir. Başka durumlarda kullanılabilecek kalıp have + iyelik sözcüğü + fingerprints all over + bir şey veya durum şeklindedir.
Alıştırma
Cümlede has his fingerprints all over the new school ne anlama geliyor?
- Onun fikirleri ve etkisi okulun her yanında görülüyor.
- Okulun resmî bir çalışanıdır.
- Okulun her bölümüne bizzat dokunmuş.
Cevabı göster
Onun fikirleri ve etkisi okulun her yanında görülüyor.
A former SpaceX engineer teaches rocketry there,
3:26Eski bir SpaceX mühendisi orada roket bilimi öğretiyor,
A corporation dumps harmful chemicals into the water.
3:40Bir şirket suya zararlı kimyasallar döküyor.
Scientists studying the lake say it'll die
3:43Gölü inceleyen bilim insanları kirlilik devam ederse
is concerned new regulations will impact profits,
3:50yeni düzenlemelerin kârları etkileyeceğinden endişe duyuyor,
claiming the lake has never been healthier. Dilbilgisi
3:56sahte bir araştırma yayımlamaları için ödeme yapmaya karar veriyor.
Puppet Master: perde arkasındaki kontrol sahibi
Bu cümlede the puppet master, planın arkasında duran ve kendisini açıkça göstermeden başkalarının yaptıklarını kontrol eden kişi için kullanılan bir mecazdır. Bir kuklacının kuklaları iplerle hareket ettirmesi gibi, bu kişi de bilim insanlarına sahte iddialar yayımlamaları için para vererek onları yönlendirir. Görünen eylemi bilim insanları yapsa da bu adlandırma sorumluluğu gizli kontrol sahibine yöneltir. Daha genel olarak puppet master, insanları veya olayları perde arkasından yönlendiren kişidir.
Alıştırma
Bu cümlede puppet master ifadesine en uygun açıklama hangisidir?
- Gizli kalıp başkalarını kontrol eden ve olayları yönlendiren kişi.
- Kuklalarla insanları eğlendiren bir gösteri sanatçısı.
- Bir araştırmanın doğru olup olmadığını kontrol eden bilim insanı.
Cevabı göster
Gizli kalıp başkalarını kontrol eden ve olayları yönlendiren kişi.
bogus research: sahte olduğuna dair güçlü bir iddia
bogus research ifadesinde bogus, araştırmayı doğrudan sahte, meşru olmayan ya da güvenilemeyecek kadar güvenilmez diye niteler. Bu, insanların yalnızca görüş ayrılığı yaşadığı bir çalışmayı tarafsız biçimde anlatmak değil, güçlü ve olumsuz bir yargıdır. Burada ödeme ve aldatma amacı, bogus sözcüğünün yanlış bir iddiayı desteklemek için üretilmiş araştırmayı anlatmasını sağlar. Daha genel olarak bogus + isim, bir şeyin yalnızca meşru görünümünde olduğunu belirtir.
Alıştırma
Bogus research ifadesine en uygun açıklama hangisidir?
- Hem destek hem eleştiri alan araştırma
- Gerçek olmakla birlikte bazı yöntemsel zayıflıkları bulunan araştırma
- Meşru gibi sunulan ancak sahte veya temelden güvenilmez olduğuna hükmedilen araştırma
Cevabı göster
Meşru gibi sunulan ancak sahte veya temelden güvenilmez olduğuna hükmedilen araştırma
has never been healthier: never + karşılaştırma biçimi
Has never been healthier, present perfect yapısındaki has been ile healthier karşılaştırma biçimini kullanır. Gölün şimdiki durumunu şimdiye kadarki tüm önceki zamanlarla karşılaştırır: daha önceki hiçbir durum daha sağlıklı değildi, dolayısıyla iddia gölü şimdiye kadarki en sağlıklı durumunda gösterir. Never, gölün hiçbir zaman sağlıklı olmadığı anlamına gelmez. Güçlü ve olumlu bir anlam taşıyan never been healthier karşılaştırmasının parçasıdır. Bu cümlede bu, araştırmanın iddiasıdır; dil bilgisi iddianın doğru olduğunu garanti etmez.
Alıştırma
Cümleyi tamamlayın. has never been + clean sözcüğünün düzenli karşılaştırma biçimini kullanın: After years of restoration, the river ____.
Cevabı göster
has never been cleaner
there appears to be disagreement over ile iddiayı yumuşatma
Burada there appears to be, bir durumu var gibi görünen bir şey olarak sunar. Appears iddiayı yumuşatır: cümle, gerçekliği kanıtlanmış bir anlaşmazlığı değil, görünürdeki bir anlaşmazlığı bildirir. Disagreement over + isim öbeği, tartışılan konuyu belirtir. Bu cümlede ifadenin tamamı, gölün sağlığına ilişkin algılanan anlaşmazlığı harekete geçmeme nedeni olarak sunar.
Alıştırma
Bir anlaşmazlığı temkinli biçimde bildirmek için cümleyi bu dersteki hedef ifadeyle tamamlayın: The committee delayed the vote because ____ the safety data.
Cevabı göster
there appears to be disagreement over
Plus the company employs so many people in town,
4:07Üstelik şirket kasabada o kadar çok insan çalıştırıyor ki,
what the truth actually is içindeki gömülü sözcük sırası
What the truth actually is sözleri gömülü bir soru oluşturur. Bu yan cümle, confused over içindeki over edatının tümlecidir; bu nedenle doğrudan bir soru değil, daha büyük bir bildirme cümlesinin parçasıdır. Gömülü bir soru, bildirme cümlesi sırasını kullanır: what + özne the truth + fiil is. Actually, birbiriyle yarışan iddiaların ardındaki gerçek hakikati vurgular ancak sözcük sırasını what is the truth biçimine dönüştürmez.
Alıştırma
Hangi cümle checking sonrasında gömülü soruyu doğru kullanıyor?
- The editor is checking what does the truth actually mean.
- The editor is checking what is the truth, actually.
- The editor is checking what the truth actually is.
Cevabı göster
The editor is checking what the truth actually is.
Sorumlu kim?
Who is to blame? sorusunda be to blame, gerçekleşen kötü bir sonuçtan sorumlu olmak demektir. Who, eylemleri soruna yol açan ya da katkıda bulunan kişi veya grubu sorar. Yapı “özne + be + to blame” biçimindedir. Burada who öznedir ve is onunla uyumludur. Blame çoğu zaman “birini suçlamak” anlamında geçişli bir fiil olsa da burada to blame sorumlu tarafı betimler; “başkasını kim suçlayacak?” anlamına gelmez.
Alıştırma
“Who is to blame?” sorusunda konuşan kişi neyi soruyor?
- Sorunu kim tartışmak istiyor?
- Başka bir kişiyi kim eleştiriyor?
- Sorundan kim sorumlu?
Cevabı göster
Sorundan kim sorumlu?
how the children reason through ethical dilemmas. Kalıp ifadeler
4:31çocukların etik ikilemler üzerinden nasıl mantık yürüttüğüdür.
Etik ikilemleri adım adım değerlendirmek
Burada reason, “dikkatli ve mantıklı düşünmek” anlamında bir fiildir. Reason through ethical dilemmas, çatışan değerleri, kanıtları, sorumluluğu ve olası sonuçları tartarak zor ahlaki seçimleri adım adım incelemek demektir. Through, ikilemi baştan sona üzerinde çalışılması gereken bir konu olarak sunar. Odak noktası hızlı veya tek bir “doğru” cevap bulmak değil, düşünme sürecinin niteliğidir.
Alıştırma
Hangi cümlede reason through, zor bir ahlaki konuyu adım adım analiz etme anlamında kullanılmıştır?
- The committee reasoned that the proposal was unsafe before voting.
- The committee will reason with the voters before voting.
- The committee will reason through the ethical dilemma before voting.
Cevabı göster
The committee will reason through the ethical dilemma before voting.
admitted students for an Ivy League education. Kültür
4:35Ivy League eğitimine hazırlamakla ilgili değil.
Ivy League: ABD'deki sekiz belirli üniversite
Ivy League, ABD'nin kuzeydoğusundaki sekiz üniversiteden oluşan bir spor birliğidir. Günlük kullanımda bu ad, söz konusu okulların yüksek saygınlığını ve seçkin üniversitelere uzanan bir eğitim yolunu da çağrıştırır. Burada an Ivy League education, bu sekiz üniversiteden birinde eğitim almak anlamına gelir. Cümle, bu dar kabul yoluna hazırlanmayı eğitimin tek amacı olarak görme düşüncesini reddeder.
Alıştırma
Bu cümlede Ivy League neyi ifade ediyor?
- ABD'deki yüksek sıralamalı bütün üniversiteler
- Üniversite adayları için tasarlanmış bir ders
- ABD'deki sekiz üniversiteden oluşan belirli bir grup
Cevabı göster
ABD'deki sekiz üniversiteden oluşan belirli bir grup
went on the record: kamuya açık ve ismen aktarılabilir bir açıklama yaptı
To go on the record, kamuya açık, alıntılanabilecek ve kime ait olduğu açıkça belirtilebilecek bir açıklama yapmak demektir. Went on the record bunun geçmiş zaman biçimidir. Burada ifade, Musk'ın ardından gelen sözlerini özel veya anonim bilgi olarak değil, açıkça dile getirilmiş bir görüş olarak sunar. Bu deyimde record, adı verilen bir konuşmacının açıklamasının yer aldığı kamuya açık kaydı ifade eder.
Alıştırma
“Alıntılanabilecek ve kime ait olduğu belirtilebilecek kamuya açık bir açıklama yaptı” anlamındaki kalıplaşmış habercilik ifadesini tamamlayın: After refusing to be named, the witness finally ____.
Cevabı göster
went on the record
don't care if you even graduated high school,
4:46liseden mezun olup olmadığınız bile umurumda değil,
not to mention: daha güçlü bir destekleyici nokta eklemek
Not to mention, az önce söylenen düşünceyi güçlendiren ek bir gerçeği sunar. Bu cümlede, zeki insanların üniversiteyi bırakmasıyla ilgili örnekler, örgün eğitimin yeteneğin tek ölçüsü olmadığı savını destekler. Sözcüklerin görünüşüne rağmen bu ifade, sonraki düşüncenin söylenmemesi gerektiği anlamına gelmez. Konuşanın özellikle yararlı olan başka bir destekleyici noktayı açıkça söylemek üzere olduğunu gösterir.
Alıştırma
Örnekte not to mention ifadesinin görevini en iyi hangi seçenek açıklar?
- Konuyu eğitimle ilgisi olmayan bir gerçeğe çevirir.
- Sonraki gerçeği önemsiz olduğu için geri çeker.
- Konuşanın düşüncesini güçlendiren başka bir gerçek ekler.
Cevabı göster
Konuşanın düşüncesini güçlendiren başka bir gerçek ekler.
dropped out of: tamamlamadan ayrılmak
Drop out of + bir okul, kurs veya program, onu tamamlamadan ayrılmak anlamına gelir. Örnekte dropped basit geçmiş zaman biçimidir ve of, ayrılınan kurum olarak college sözcüğünü cümleye bağlar. İfade tamamlanmamış olma durumuna odaklanır. Bir nesnenin düşmesini anlatmaz ve okulu başarıyla bitirmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu dersteki, 'bitirmeden ayrıldı' anlamına gelen geçmiş zamanlı öbek fiille cümleyi tamamlayın: Leo ____ the training program after two weeks.
Cevabı göster
dropped out of
“can be fostered at a young age” ifadesinin anlamı ve işlevi
Burada foster, bir nitelik ya da yeteneğin sürekli destek ve teşvikle gelişmesine yardımcı olmak demektir. Tek bir dersi veya beceriyi öğretmekten ibaret değildir; yeteneğin büyüyebileceği koşulları oluşturmayı anlatır. Edilgen can be fostered yapısı, exceptional ability ifadesini odakta tutar. Can olasılık bildirir: konuşmacı, çocuklar henüz küçükken bu yeteneğin geliştirilebilmesini ummaktadır.
Alıştırma
Cümleyi can ve foster fiilinin edilgen biçimiyle tamamlayın: With patient guidance, curiosity ____ from an early age.
Cevabı göster
can be fostered
“an exercise in possibility” ifadesinin anlamı
Burada an exercise in X, X’i araştıran, sınayan veya ortaya koyan sürekli bir faaliyet ya da proje anlamına gelir. Exercise mecazidir: SpaceX, fiziksel egzersiz veya okul ödevi olarak değil, nelerin başarılabileceğini gösteren uygulamalı bir çalışma olarak sunulur. Possibility burada belirli bir seçenek yerine geniş ve sayılamayan bir “olasılık” fikri olarak kullanılır. İfade, cümleye düşünsel ve retorik bir ton verir: kuruluşun kendisi, görünüşte imkânsız fikirlerin peşinden gidilebileceğine dair bir kanıta dönüşür.
Alıştırma
“The community science fair was an exercise in possibility.” cümlesinde bu ifade ne anlama gelir?
- Seçim yapma üzerine bir fiziksel egzersiz seansı
- Birden fazla olası cevabı sıralayan bir çalışma kâğıdı
- Nelerin başarılabileceğini araştırıp gösteren uygulamalı bir proje
Cevabı göster
Nelerin başarılabileceğini araştırıp gösteren uygulamalı bir proje
try it out: bir şeyi uygulamada denemek
“Try it out”, bir şeyi nasıl çalıştığını veya hoşunuza gidip gitmediğini görmek için gerçek bir durumda kullanmak ya da denemek demektir. Buradaki “it”, Squarespace hizmetini; “for free” ise deneme için ücret ödenmediğini belirtir. “Try out” ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne “it” gibi bir zamirse “try” ile “out” arasına gelmelidir: “try it out” denir, “try out it” denmez. Nesne bir isim olduğunda hem “try the service out” hem de “try out the service” kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi, “pratikte test etmek” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: A demo account is ready, so ____ before you subscribe.
Cevabı göster
try it out
show off: çalışmaları sergilemek, her zaman övünmek değil
Bu cümlede “show off my portfolio”, konuşanın çalışmalarını başkalarının görüp beğenebilmesi için sergilemesi anlamına gelir. Nesne profesyonel bir portföy olduğu için “show off” burada çoğunlukla tarafsız ya da olumludur ve “en iyi yönleriyle sergilemek” anlamına yakındır. Başka bağlamlarda “show off”, hayranlık toplamak için gereğinden fazla çabalayan birini eleştirebilir. İfadenin her zaman “övünmek” anlamına geldiğini varsaymak yerine nesneye ve duruma bakarak tonu değerlendirin.
Alıştırma
Hangi cümlede “show off”, örnek cümledekiyle aynı şekilde çoğunlukla tarafsız ve profesyonel bir anlamda kullanılmıştır?
- The designer used a clean website to show off her latest projects.
- Please show me the report before lunch.
- Marco kept shouting answers just to show off in front of the class.
Cevabı göster
The designer used a clean website to show off her latest projects.
What drew me to X is how easy it is to... kalıbı
What ile başlayan What drew me to Squarespace yan cümlesi, cümlenin öznesi görevindedir. Buradaki drew “ilgisini çekti” anlamına gelir; dolayısıyla bu yan cümle neyin açıklanacağını, yani Squarespace'in hangi özelliğinin konuşana çekici geldiğini belirtir. is'ten sonra gelen how easy it is to create and edit my own site, çekici bulunan özelliği açıklar. Tekrar kullanılabilen What drew me to X is Y kalıbı, çekici özelliği odak noktasına koyar. Y bir isim öbeği ya da how + sıfat + özne + be + to-mastar yapısında bir yan cümle olabilir.
Alıştırma
Cümleyi hedef kalıbın iki bölümüyle tamamlayın: ____ the online course is ____ follow the lessons.
Cevabı göster
What drew me to · how easy it is to
Vurgulu olumsuzluk için any ... whatsoever
Bu olumsuz cümlede any, experience sözcüğünü belirli olmayan bir kapsama taşır; whatsoever ise any experience in website building isim öbeğinden sonra gelerek olumsuzluğu güçlendirir. İkisi birlikte, ilgili deneyimin en küçük bir miktarının bile gerekmediğini anlatır. Buradaki whatsoever bir vurgu sözcüğüdür; yan cümle başlatmaz. Tekrar kullanılabilen yapı olumsuz fiil + any + isim öbeği + whatsoever şeklindedir.
Alıştırma
Any sözcüğünü güçlendiren tek sözcükle vurgulu olumsuz cümleyi tamamlayın: The campsite doesn't have any phone signal ____.
Cevabı göster
whatsoever
“a complimentary trial”: ücretsiz deneme
Bu cümlede complimentary, “ücretsiz sunulan” anlamındadır. A complimentary trial, teklif kapsamında belirtilen deneme süresi boyunca ücret alınmayan bir denemedir; a complimentary trial ad öbeğinde complimentary, trial sözcüğünü niteler. Bu sözcük “övgü ifade eden” anlamına da gelebilir, ancak ürün veya hizmet teklifinde bu anlam uygun değildir. complimentary breakfast, tickets veya access gibi ifadelerde bunu free sözcüğünün daha resmî ve tanıtım amaçlı bir karşılığı olarak anlayın.
Alıştırma
Cümleyi, resmî olarak “ücretsiz” anlamına gelen ders sözcüğüyle tamamlayın: The hotel offers a ____ shuttle to the airport.
Cevabı göster
complimentary