Truva Savaşı bilmecesini çözebilir misiniz? - Dennis E. Shasha: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
746 kelime 153 kel/dk

Video özeti: Truva Savaşı sırasında geçen bu mantık bulmacası, bir ızgaradaki kampları sınırlı sayıda yer değiştirerek iki ordunun kamplarını kendi içinde bağlantılı tutmayı ve taraflardan birinin diğerini çevrelemesini önlemeyi konu alır. Barış altı hamlede sağlandıktan sonra ikinci görev, konum ipuçlarıyla gizli bir Truva kampının Yunan bağlantısını bozmasını engellemektir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. has been raging for 10 years — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Present perfect continuous yapısının geçmişteki bir başlangıcı hâlâ süren bir eyleme nasıl bağladığını anlayın; uzun süren savaşları, anlaşmazlıkları, projeleri veya sorunları anlatırken kullanın. 2. So the only option is to — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Önceki alternatiflerin elendiğini ve geriye tek bir hareket tarzı kaldığını bildiren bu geçişi tanıyın; mantıksal açıklamalarda sonucu açıkça sunmak için kullanın. 3. at least narrow down the — Phrasal verbs: narrow down ifadesinin geniş bir olasılıklar kümesini daha küçük ve yönetilebilir bir kümeye indirmek anlamına geldiğini öğrenin; araştırma, analiz, arama ve karar verme bağlamlarında kullanın.

Bu derste

The Trojan War has been raging for 10 years Dilbilgisi

0:08

Truva Savaşı 10 yıldır devam ediyor

Dilbilgisi

has been raging for 10 years: geçmişten şimdiye kadar sürme

Has been raging, has been + fiil-ing biçimindeki present perfect continuous yapısıdır. Başlangıcı geçmişe yerleştirir ve savaşın hikâyedeki şimdiki ana kadar sürdüğünü, devam eden sürece odaklanarak anlatır. For 10 years sürenin uzunluğunu belirtir. For, başlangıç noktasıyla değil bir zaman dilimiyle kullanılır.

Alıştırma

Yol bugün hâlâ kapalı. Onarımın iki hafta önce başladığını ve şimdiye kadar devam ettiğini en iyi hangi cümle gösterir?

  1. The crew repaired the road for two weeks.
  2. The crew will repair the road for two weeks.
  3. The crew has been repairing the road for two weeks.
Cevabı göster

The crew has been repairing the road for two weeks.

with neither Greeks nor Trojans prevailing. Dilbilgisi

0:12

ne Yunanlılar ne de Truvalılar üstünlük sağlayabilmiş durumda.

Dilbilgisi

neither Greeks nor Trojans prevailing: iki tarafın da olumsuzlanması

Neither A nor B iki seçeneği bağlar ve ikisini de olumsuzlar: Yunanlar üstün durumda değildir, Truvalılar da değildir. Prevail avantaj sağlamak veya galip gelmek demektir; dolayısıyla iki taraftan hiçbiri önde değildir. Bu bölüm with sözcüğünden sonra gelir ve eşlik eden bir durumu anlatmak için with + isim öbeği + fiil-ing kalıbını kullanır. Neither Greeks nor Trojans bir bütün olarak prevailing fiilinin öznesidir; olumsuzluk yalnızca Trojans için geçerli değildir.

Alıştırma

İkili olumsuz yapıyı tamamlayın: ____ the coach ____ the players accepted the blame.

Cevabı göster

Neither · nor

Gods and humans alike are desperate for a break. Kalıp ifadeler

0:15

Hem tanrılar hem de insanlar bir mola için can atıyorlar.

Kalıp ifadeler

Gods and humans alike: iki grup için de aynı şekilde geçerli

X and Y alike, aynı ifadenin iki grup için de eşit biçimde geçerli olduğunu gösterir. Bu cümlede hem tanrılar hem de insanlar mola vermeye çok ihtiyaç duyuyor; alike, sıralanan isimlerden sonra gelerek ortak durumlarını vurgular. Bu yapı, iki grubun aynı şekilde etkilendiğini, sorumlu olduğunu, hoş karşılandığını veya bir işe dahil olduğunu anlatırken kullanışlıdır. Yalnızca both X and Y demeye göre daha kısa ve biraz daha özenli bir anlatım sağlar.

Alıştırma

Yeni başlayanların da uzmanların da aracı yararlı bulduğu anlamına doğal olarak gelen cümle hangisidir?

  1. Beginners and experts alike found the tool useful.
  2. Beginners and experts found alike the tool useful.
  3. Beginners and alike experts found the tool useful.
Cevabı göster

Beginners and experts alike found the tool useful.

Kalıp ifadeler

desperate for a break: dinlenmeye acil ihtiyaç

Be desperate for + isim öbeği, genellikle durum zor olduğu veya ihtiyaç acil hissettirdiği için bir şeye çok güçlü biçimde ihtiyaç duymak ya da onu çok istemek anlamına gelir. Bu cümlede a break kısa bir dinlenme veya ara demektir; dolayısıyla ifade, sadece sıradan bir durma isteğinden çok daha güçlüdür. Bu ifade tanrılarla insanların aynı acil ihtiyacı paylaştığını gösterir. Başka zorlayıcı veya yorucu durumlarda bir şeye duyulan güçlü ihtiyacı anlatmak için de kullanılabilir.

Alıştırma

Bu dersteki güçlü ihtiyaç ifadesini kullanarak cümleyi tamamlayın: After three hours of hiking, we were ____ a cold drink.

Cevabı göster

desperate for

So when a divine omen races across the sky,

0:19

Bu yüzden gökyüzünden ilahi bir kehanet geçtiğinde,

the two sides agree to a 10-day truce. Kalıp ifadeler

0:22

iki taraf 10 günlük bir ateşkeste anlaşıyor.

Kalıp ifadeler

agree to a 10-day truce: on günlük ateşkesi kabul etmek

Agree to + isim, bir öneriyi, planı, koşulu veya düzenlemeyi kabul etmek anlamına gelir. Burada a 10-day truce iki tarafın kabul ettiği düzenlemedir; yani taraflar on gün boyunca çatışmayı durdurmaya razı olur.

Alıştırma

Düzenlemenin kabul edildiğini göstermek için cümleyi agree fiilinin geçmiş zamanı ve doğru edatla tamamlayın: The department ____ the manager's new schedule.

Cevabı göster

agreed to

From high up on Olympus, Kültür

0:26

Olimpos'un yükseklerinden,

Kültür

on Olympus: tanrıların mitolojik evinde

Bu mitolojik bağlamda Olympus, Yunan tanrılarının evi olan Olimpos Dağı anlamına gelir. Burada yalnızca sıradan bir yer adı değildir. On Olympus ifadesi bakış açısını tanrıların yükseklerdeki evine yerleştirir; böylece sahne ilahi bir bakış açısından gözlemlenir.

Alıştırma

Bu mitolojik cümlede on Olympus neyi ortaya koyar?

  1. Savaşın taraflarından birine ait bir ordugâhı belirtir.
  2. Bakış açısını Yunan tanrılarının evine yerleştirir.
  3. Konuşanın modern bir spor salonunda olduğunu söyler.
Cevabı göster

Bakış açısını Yunan tanrılarının evine yerleştirir.

you've been waiting for an opportunity Kalıp ifadeler

0:28

bir fırsat kolluyordun

to bring this bloody war to its conclusion. Kalıp ifadeler

0:30

bu kanlı savaşı sonuçlandırmak için.

Kalıp ifadeler

been waiting for an opportunity to bring: harekete geçmek için doğru fırsatı beklemek

Wait for an opportunity to + fiilin yalın hâli, bir şeyi yapmak için uygun bir fırsat çıkana kadar beklemek demektir. Burada to bring, bu fırsatın gerçekleştirmeye imkân vereceği eylemi belirtir. You've been waiting, present perfect continuous yapısındadır: bekleme daha önce başlamış ve şu anki noktaya kadar sürmüştür. Bu kalıp speak, apply veya explain gibi birçok eylemle kullanılabilir.

Alıştırma

Harekete geçmek için uygun bir fırsat bekleme anlamını vermek üzere eksik iki sözcüğü tamamlayın: I've been waiting ____ an opportunity ____ discuss the proposal with you.

Cevabı göster

for · to

Kalıp ifadeler

bring this bloody war to its conclusion: bir şeyi sona erdirmek

Bring something to its conclusion, bir süreci, olayı veya çatışmayı sona ulaştırmak demektir. Bu sonuç yapısında bring, bir şeyi fiziksel olarak bir yere taşımayı anlatmaz; to its conclusion son durumu belirtir. Burada this bloody war nesnedir ve its tekil war adına gönderme yapar. Konuşmacı savaşı kesin biçimde sona erdirmeyi kastediyor.

Alıştırma

Başkanın tartışmayı bitirdiğini anlatan resmî kalıbı hangi cümle doğru kullanıyor?

  1. The chair brought the discussion to its conclusion.
  2. The chair brought the discussion for its conclusion.
  3. The chair brought its conclusion to the discussion.
Cevabı göster

The chair brought the discussion to its conclusion.

When you go to consult the Fates, Kültür

0:33

Kader Tanrıçalarına danışmaya gittiğinde,

they advise,

0:35

şu tavsiyede bulunurlar:

Kültür

consult the Fates: Moiralara danışmak

Yunan mitolojisinde Moiralar, insanların yaşamlarının akışını kontrol eden ya da belirleyen üç tanrıçadır. Burada consult the Fates, onlardan bir kehanet veya yol göstermelerini istemek anlamına gelir; bu nedenle devamındaki sözler kehanet niteliğinde bir öğüt olarak sunulur.

Alıştırma

Bu mitolojik bağlamda consult the Fates ne anlama gelir?

  1. Kaderi yöneten tanrıçalardan kehanet veya yol göstermelerini istemek.
  2. Tanrıçalara geçmişi değiştirmelerini emretmek.
  3. Arkadaşlarla seyahat planları hakkında gündelik sohbet etmek.
Cevabı göster

Kaderi yöneten tanrıçalardan kehanet veya yol göstermelerini istemek.

"Should the peace last for a full 10 days, Dilbilgisi

0:37

"Eğer barış tam 10 gün sürerse,

all will end soon."

0:40

her şey yakında sona erecek."

Dilbilgisi

Should the peace last...: resmî devrik koşul yapısı

Should + özne + fiilin yalın hâli, if kullanılmadan resmî bir koşul bildirebilir. Should the peace last... yapısı If the peace should last... ile aynı anlama gelir; günlük İngilizcede ise If the peace lasts... daha doğaldır. Bu bir bildirme cümlesidir, soru değildir. should'un öznenin önüne alınması yan cümlenin koşul olduğunu gösterir; burada bu devrik yapı kehanete resmî ve ciddi bir ton verir.

Alıştırma

Resmî devrik koşul cümlesini tamamlayın: ____ the weather change, the event will move indoors.

Cevabı göster

Should

However,

0:43

Ancak,

if the truce is broken, Dilbilgisi

0:43

eğer ateşkes bozulursa,

the ensuing battle will lead to 10 more Notlar

0:45

ardından gelen savaş 10

devastating years of war.

0:48

yıkıcı savaş yılına daha yol açacaktır.

Dilbilgisi

if the truce is broken: edilgen bir if koşul cümlesi

if the truce is broken ifadesinde if bir koşul başlatır. Is broken, geniş zamanın edilgen yapısıdır: if + özne + be fiilinin geniş zaman biçimi + geçmiş zaman ortacı. The truce eylemden etkilenen ögedir; bu yüzden ateşkesi kimin bozduğunu belirtmek gerekmez. Bu koşul gelecekteki olası bir olayı anlatsa da İngilizcede if yan cümlesinde genellikle geniş zaman kullanılır. Ana cümlede sonuç will ile belirtilebilir.

Alıştırma

Gelecek koşulunu break fiilinin geniş zamanda edilgen biçimiyle tamamlayın: If the agreement ____, negotiations will stop.

Cevabı göster

is broken

Kelime

the ensuing battle: önceki bir olayın ardından gelen şey

Ensuing, “bir olay dizisinde sonraki olay veya sonuç olarak ardından gerçekleşen” anlamına gelen bir sıfattır. The ensuing battle ifadesinde battle sözcüğünü niteler ve bu çatışmayı daha önce sözü edilen ateşkesin bozulmasına bağlar. Böylece ifade, çatışmayı olaylar zincirinin bir sonraki aşaması olarak sunar.

Alıştırma

Hangi cümlede ensuing, önceki bir olayın ardından gelen şeyi göstermek için doğru kullanılmıştır?

  1. The technicians are ensuing the repairs right now.
  2. We will ensuing the plan tomorrow.
  3. The power failed, and the ensuing confusion delayed the show.
Cevabı göster

The power failed, and the ensuing confusion delayed the show.

Kalıp ifadeler

will lead to: nedeni bir sonuca bağlamak

Lead to “sebep olmak” veya “bir sonuca yol açmak” anlamına gelir. Bu cümlede the ensuing battle neden olarak, 10 more devastating years of war ise öngörülen sonuç olarak sunulur. Will, bunun geçmişteki bir gerçek değil, gelecekteki bir sonuç olduğunu gösterir. Yapı lead to + isim, isim öbeği veya -ing biçimidir; buradaki to bir edattır. Bu yapı bir olayı, seçimi ya da durumu daha sonra ortaya çıkan etkisine bağlar.

Alıştırma

Neden-sonuç yapısını lead to ile tamamlayın: Repeated warnings can ____ public concern.

Cevabı göster

lead to

The Fates loom has shown them the exact conditions

0:51

Kader tezgahı onlara ateşkesin bozulmamasını sağlayacak

that will keep the truce intact. Kalıp ifadeler

0:55

kesin koşulları gösterdi.

Kalıp ifadeler

will keep the truce intact: ateşkesi bozulmadan sürdürmek

Keep + nesne + sıfat, nesnenin belirli bir durumda kalmasını sağlamak anlamına gelir. Bu cümlede the conditions will keep the truce intact, bu koşulların anlaşmanın bozulmasını önleyerek ateşkesin sürmesini sağlayacağı anlamındadır. The truce nesnedir ve intact nesne tümlecidir. Intact, ateşkesin korunduğu durumu açıklar; ateşkesin kendi yaptığı bir eylemi anlatmaz.

Alıştırma

Keep + nesne + sıfat yapısını ve intact sıfatını kullanarak tamamlayın: Both sides must ____ until the final meeting.

Cevabı göster

keep the truce intact

The great Trojan plain can be viewed as a grid Anlatım akışı

0:57

Büyük Truva ovası, Yunan ve Truva kamplarından oluşan

of Greek and Trojan encampments.

1:01

bir ızgara olarak görülebilir.

Anlatım akışı

can be viewed as a grid: gerçekliği bir model olarak yeniden çerçevelemek

Can be viewed as, bir şeyi anlamanın yararlı bir yolunu sunar; o şeyin gerçekten değiştiği anlamına gelmez. Burada gerçek bir ova ve üzerindeki kamplar bir ızgara olarak yeniden çerçevelenir ve izleyiciye analiz etmesi daha kolay bir model sunulur. Bu yapı, açıklamalarda bilgiyi düzenlemek için sıkça kullanılır: can be viewed as + ad öbeği, karmaşık bir konudan daha net bir çerçeveye geçiş sağlar.

Alıştırma

Bir mercan resifini model olarak yeniden çerçevelemek için yapıyı doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. A coral reef can be viewed a busy underwater city.
  2. A coral reef can view as a busy underwater city.
  3. A coral reef can be viewed as a busy underwater city.
Cevabı göster

A coral reef can be viewed as a busy underwater city.

If they're organized in such a way that Dilbilgisi

1:03

Eğer öyle bir şekilde düzenlenirlerse ki

any Greek can reach any other Greek camp

1:06

herhangi bir Yunanlı diğer herhangi bir Yunan kampına

Dilbilgisi

they're organized in such a way that: düzenlemeyi sonuca bağlamak

Burada they're, they are demektir; organized ise edilgen yapıdadır: düzenlenen şey kamplardır. In such a way that, düzenlemenin ortaya çıkarması gereken sonucu veya koşulu tanıtır: herhangi bir Yunan, başka herhangi bir Yunan kampına ulaşabilir. Yeniden kullanılabilir kalıp be organized or arranged in such a way that + sonuç cümleciği şeklindedir. Önce bir şeyin nasıl düzenlendiğini, ardından bu düzenin neyi mümkün kıldığını belirtir.

Alıştırma

'Bu sonucu ortaya çıkaran bir düzenlemeyle' anlamındaki beş sözcüklük hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The files were organized ____ each team could find its documents quickly.

Cevabı göster

in such a way that

without having to pass through a Trojan camp, Dilbilgisi

1:09

bir Truva kampından geçmek zorunda kalmadan ulaşabiliyorsa,

Dilbilgisi

without having to pass through: içinden geçmek zorunda kalmadan

without having to + fiilin yalın hâli, belirtilen eylem gerekli olmadan bir şeyin gerçekleşebildiğini anlatır. Burada başka bir Yunan kampına, bir Truva kampından geçmek gerekmeden ulaşılabilir. without bir edattır; bu nedenle have, -ing biçimi olan having’e dönüşür. Ardından have to olağan yapısını korur: have to + fiilin yalın hâli; örneğin having to pass. pass through, bir yerin ya da alanın içine girip içinden geçmek demektir.

Alıştırma

without’tan sonra have to ifadesinin doğru biçimini kullanın: You can reset the password without ____ call customer support.

Cevabı göster

having to

and likewise for Trojans, Anlatım akışı

1:11

ve aynı şey Truvalılar için de geçerliyse,

Anlatım akışı

and likewise for Trojans: Truvalılar için de aynı şekilde

and likewise for Trojans, Yunanlar için az önce belirtilen kuralın karşılık gelen biçimde Truvalılar için de geçerli olduğunu anlatır. likewise bu eşleşmeyi gösterir, for Trojans ise ikinci grubu belirtir. Bu ifade eksiltilidir: okurun önceki cümlecikten çıkarabileceği bilgiler söylenmez. Burada, herhangi bir Truvalının bir Yunan kampından geçmeden başka herhangi bir Truva kampına ulaşabildiğini belirten paralel kural tamamlanır; böylece tüm ifade yeniden söylenmez.

Alıştırma

Bir kuralda "Members must sign in." yazıyor. Aynı kuralı tekrar etmeden ziyaretçilere de uygulayan devam cümlesi hangisidir?

  1. Members must sign in, and visitors follow a different rule.
  2. Members must sign in, and likewise for visitors.
  3. Members must sign in, but visitors are exempt.
Cevabı göster

Members must sign in, and likewise for visitors.

plus neither side completely surrounds the other, Dilbilgisi

1:13

artı hiçbir taraf diğerini tamamen kuşatmıyorsa,

Dilbilgisi

neither side ... the other: iki taraftan hiçbiri… diğerini

İki tarafın bulunduğu bir durumda neither side, “iki taraftan hiçbiri” demektir. Dil bilgisi açısından tekil kabul edilir; bu yüzden tekil fiil surrounds kullanılır. The other, iki taraftan ötekini belirtir. Neither side completely surrounds the other bütünüyle ele alındığında kısıtlamanın her iki yönde de geçerli olduğunu söyler: taraflardan hiçbiri karşı tarafı tamamen kuşatmaz.

Alıştırma

İki takımdan hiçbirinin karşı takıma güvenmediğini doğru biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. Neither side trusts the other.
  2. Neither sides trusts the other.
  3. Neither side trust the other.
Cevabı göster

Neither side trusts the other.

peace will prevail. Kalıp ifadeler

1:16

barış hakim olacaktır.

Kalıp ifadeler

peace will prevail: barış üstün gelecek

Peace will prevail ifadesinde prevail, “üstün gelmek” veya “bir karşıtlıktan sonra baskın duruma gelmek” demektir. Cümle, çatışmanın değil barışın daha güçlü sonuç olarak kalacağını öngörür. Yalnızca barışın gerçekleşeceği anlamına gelmez. Prevail burada genellikle geçişsizdir: peace will prevail denir; neyin yenildiğini belirtmek için prevail over conflict kullanılır.

Alıştırma

Adaletin sonunda yolsuzluğu yeneceğini doğal biçimde ifade eden cümle hangisidir?

  1. Justice will eventually prevail corruption.
  2. Justice will eventually prevail over corruption.
  3. Justice will eventually happen corruption.
Cevabı göster

Justice will eventually prevail over corruption.

Anyone can move to a horizontally or vertically adjacent camp, Kelime

1:18

Herkes yatay veya dikey olarak bitişik bir kampa geçebilir,

Kelime

horizontally or vertically adjacent camp: yatay veya dikey olarak bitişik kamp

Bir ızgarada horizontally or vertically adjacent camp, mevcut kampın doğrudan solunda, sağında, üstünde veya altında bulunan kamp demektir. Horizontally sağ-sol yönünü, vertically yukarı-aşağı yönünü belirtir; adjacent ise bir kenarı paylaşarak hemen yanında olmayı anlatır. Bu ifade birlikte, izin verilen komşu konumları sınırlar. Mevcut kampa yalnızca köşeden değen bir kamp bu kapsama girmez.

Alıştırma

Kareli bir ızgarada işaretli kareye horizontally or vertically adjacent olan konum hangisidir?

  1. İki sıra aşağıdaki kare
  2. Doğrudan solundaki kare
  3. Yalnızca sağ üst köşesine değen kare
Cevabı göster

Doğrudan solundaki kare

but never diagonally. Anlatım akışı

1:22

ama asla çapraz geçemez.

Anlatım akışı

but never diagonally: çapraz hareketi kesin olarak dışlama

But, izin verilen eylemden dışlanan eyleme geçişi gösterir; never ise bu dışlamayı kesin bir yasak hâline getirir. Burada diagonally çapraz yönde hareket etmeyi belirtir. Bu nedenle kural yatay veya dikey hareketlere izin verir, ancak çapraz hareketleri tamamen yasaklar. Daha genel olarak but never, izin verilen şeyi açıkladıktan sonra katı bir yasağı kısa biçimde belirtir.

Alıştırma

Çapraz hareketi kesin olarak yasaklayan kuralı tamamlayın: You may move left or right, ____ diagonally.

Cevabı göster

but never

The problem is,

1:24

Sorun şu ki,

they're currently arranged like this.

1:25

şu anda bu şekilde dizilmişler.

Tonight,

1:28

Bu gece,

you can use your powers to swap up to six pairs of camps Kalıp ifadeler

1:29

güçlerini en fazla altı çift kampı değiştirmek için kullanabilirsin,

Kalıp ifadeler

swap up to six pairs of camps: en fazla altı kamp çiftinin yerini değiştirmek

Swap, iki kampın yerlerini değiştirmek demektir. Pairs of camps ifadesi, kampların ikili birimler hâlinde sayıldığını gösterir. Up to six zorunlu bir sayı değil, üst sınır belirtir. Altı çiftten daha azının veya altı çiftin tamamının yerini değiştirebilirsin. Fiil + up to + sayı + sayma birimi kalıbı, izin verilen üst sınırı belirtmek için kullanılır.

Alıştırma

Bir oyun kuralında “You may swap up to six pairs of cards.” yazıyor. Bu kural neye izin verir?

  1. Tam olarak altı çiftin yerini değiştirmelisin.
  2. En fazla altı çiftin yerini değiştirebilirsin; daha azını değiştirmek de mümkündür.
  3. Altı çiftten fazlasının yerini değiştirebilirsin.
Cevabı göster

En fazla altı çiftin yerini değiştirebilirsin; daha azını değiştirmek de mümkündür.

that are horizontally,

1:34

bunlar yatay,

vertically, or diagonally adjacent.

1:35

dikey veya çapraz olarak bitişiktir.

No camp can be moved more than once. Dilbilgisi

1:39

Hiçbir kamp birden fazla kez taşınamaz.

Dilbilgisi

No camp can be moved more than once: her kamp en fazla bir kez taşınabilir

No camp, tek bir kampın bile kısıtlamanın dışında olmadığını belirtir; bu nedenle kısıtlama her kampa ayrı ayrı uygulanır. Can be moved edilgen yapıdadır ve her kampı kuralın denetlediği nesne hâline getirir. More than once, ikinci kez veya daha sonraki herhangi bir kez demektir. No + tekil isim + can be + geçmiş zaman ortacı + more than once kalıbının tamamı, her nesne için eyleme bir kez izin verir ancak tekrarı engeller.

Alıştırma

Hangi kural, her biletin bir kez kullanılabileceğini ancak ikinci kez kullanılamayacağını belirtir?

  1. No ticket can be used even once.
  2. No ticket can be used more than once.
  3. Only one ticket can be used more than once.
Cevabı göster

No ticket can be used more than once.

Which swaps do you make to keep the peace? Anlatım akışı

1:42

Barışı korumak için hangi takasları yaparsın?

Anlatım akışı

Which swaps do you make to ...?: bir hedefe ulaştıracak eylemleri sormak

Which swaps, çözüm üreten kişiden mevcut olasılıklar arasındaki belirli takas eylemlerini seçmesini ister. Geniş zamandaki do you make sorusu, günlük bir alışkanlığı değil, önerilen çözümde yapılacak hamleleri sorar. Mastar yapısı to keep the peace hedefi belirtir. Soru bir bütün olarak kurallar dizisini bir göreve dönüştürür: belirtilen sonucu sağlayacak eylemleri seçmek.

Alıştırma

Hangi soru, belirtilen bir hedefe ulaşmak için belirli eylemleri seçmeni istiyor?

  1. Why is the cost so high?
  2. When did the cost increase?
  3. Which changes do you make to reduce the cost?
Cevabı göster

Which changes do you make to reduce the cost?

The first insight here is to divide this into two subproblems. Anlatım akışı

1:53

Buradaki ilk kavrayış bunu iki alt soruna bölmektir.

Anlatım akışı

The first insight here is to ...: önemli bir stratejiyi tanıtmak

The first insight here is to ..., bir problem çözme açıklamasındaki ilk kilit fikri belirtir ve dinleyiciyi sonraki stratejiye hazırlar. Here, şu anda tartışılan probleme işaret eder. Kalıp The first insight here is to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Mastar, kavrayışı ifade eden eylemi adlandırır; divide this into two subproblems, büyük bir problemi iki küçük probleme ayırarak ele almak demektir.

Alıştırma

Önemli bir stratejiyi tanıtan tam kalıbı tamamlayın: The first insight here ____ test the simplest case.

Cevabı göster

is to

There's the matter of connecting four clumps of Greeks Notlar

1:58

Dört Yunan kümesini bağlama meselesi var

Anlatım akışı

There's the matter of connecting: dikkate alınacak bir görev eklemek

There's the matter of + isim ya da -ing biçimi, hâlâ ele alınması gereken bir konu veya görevi gündeme getirir. Burada connecting, dikkate alınacak belirli görevi adlandırır. Söylemi düzenleyen bir ifade olarak bu görevi daha büyük bir sorunun parçalarından biri şeklinde ekler. Acil bir uyarıdan çok ölçülü ve çözümleyici bir ton taşır.

Alıştırma

Bir planlama toplantısında There's the matter of training the new staff ne işlev görür?

  1. Yeni çalışanların kim olduğunu sorar.
  2. Dikkat gerektiren başka bir görev ekler.
  3. Eğitimin tamamlandığını duyurur.
Cevabı göster

Dikkat gerektiren başka bir görev ekler.

Kelime

four clumps of Greeks: yoğun uzamsal kümeler

four clumps of Greeks ifadesindeki clumps, Yunanları fiziksel alanda birbirinden ayrı, yoğun ve düzensiz görünümlü dört yığın olarak sunar. Yalnızca adlandırılmış dört grubu değil, yerleşimin nasıl göründüğünü anlatır. A clump of + çoğul isim yapısı; ağaçlar, evler veya insanlar gibi bir yığın ya da parça oluşturacak biçimde sıkışmış veya birbirine yakın büyüyen şeyleri anlatabilir. Sözcük, şekil ve yoğunluk bakımından güçlü bir görsel etki katar.

Alıştırma

Hangi cümle ağaçları fiziksel alandaki yoğun ve düzensiz parçalar olarak en açık biçimde sunar?

  1. Three groups of trees were listed in the report.
  2. Three clumps of trees appeared near the river.
  3. Three kinds of trees grow near the river.
Cevabı göster

Three clumps of trees appeared near the river.

without putting holes in the Trojan line. Deyimler

2:01

Truva hattında delikler açmadan.

Deyimler

Truva hattında delikler açmak

Putting holes in the Trojan line mekânsal bir mecazdır: Truva hattı, içinde boşluklar oluşabilecek kesintisiz bir düzen olarak düşünülür. Bu ifade fiziksel bir nesnede gerçek delikler açmak anlamına gelmez; hattın bütünlüğünü bozacak aralıklar oluşturmak demektir. Cümlenin başındaki without + -ing, kaçınılması gereken koşulu gösterir. Yani başka bir eylem yapılırken savunma hattının sürekliliği korunmalıdır.

Alıştırma

Bir düzen veya diziliş bağlamında put holes in the line büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Hattı fiziksel olarak daha kalın yapmak
  2. Hattın sürekliliğini bozan boşluklar oluşturmak
  3. Hattın üzerine gerçek daireler çizmek
Cevabı göster

Hattın sürekliliğini bozan boşluklar oluşturmak

And then there's dealing with the thorny center space. Deyimler

2:04

Ve sonra dikenli merkez alanıyla başa çıkmak var.

Deyimler

Çetrefilli merkez alanla uğraşmak

Burada thorny mecazi bir sıfattır. Merkez alanın gerçekten dikenli olduğunu değil, bu konumun karmaşık ve ele alınması zor bir sorun yarattığını anlatır. Dealing with, bu sorunla ilgilenmek veya onu çözmeye çalışmak demektir. İfade bir bütün olarak merkez konumu dikkatli bir sorun çözme gerektiren başka bir görev olarak sunar.

Alıştırma

thorny sözcüğünü ele alınması zor veya hassas anlamında doğal biçimde kullanan ifade hangisidir?

  1. a thorny easy answer
  2. a thorny legal issue
  3. a thorny glass of water
Cevabı göster

a thorny legal issue

Let's consider the Greeks first. Anlatım akışı

2:08

Önce Yunanlıları ele alalım.

Anlatım akışı

Let's consider the Greeks first: ilk konuyu belirtmek

Let's consider ... first, daha geniş bir konunun hangi bölümünün diğerlerinden önce inceleneceğini belirten bir söylem ifadesidir. Bu cümlede konuşan kişi ilk olarak Yunanlara odaklanmayı seçiyor. Let's, dinleyicileri düşünme sürecine katılmaya davet eder; first ise açıklamanın sırasını düzenler. Birden fazla durumu, soruyu veya kanıtı adım adım ele alırken de bu kalıp kullanılabilir.

Alıştırma

Let's consider the Greeks first cümlesinde first ne işe yarıyor?

  1. Yunanların en eski grup olduğunu söyler.
  2. İncelenecek ilk konuyu belirtir.
  3. Konuşanın Yunanları incelemeyi bitirdiğini gösterir.
Cevabı göster

İncelenecek ilk konuyu belirtir.

To connect any Greek clumps,

2:10

Herhangi bir Yunan kümesini bağlamak için,

you'll have to mess with the nice straight Trojan lines. Öbek fiiller

2:12

o güzel düz Truva hatlarını bozmak zorunda kalacaksınız.

Öbek fiiller

mess with: mevcut düzeni değiştirmek veya bozmak

mess with, zaten belirli bir durumda olan bir şeye müdahale etmek veya onu değiştirmek anlamına gelen bir phrasal verb'dür. Burada konuşan kişi, Yunan kümelerini birleştirmenin düzgün ve düz Truvalı çizgileri değiştirmeyi gerektireceğini söylüyor; çizgileri kirletmekten söz etmiyor. Düzenler, ayarlar veya planlar gibi şeylerle kullanıldığında mess with genellikle mevcut duruma düşünmeden müdahale etme ve istenmeyen sonuçlara yol açma riskini ima eder. Nesne anlamı belirlemeye yardımcı olur: bir kişiyle kullanıldığında mess with, o kişiyi kışkırtmak veya rahatsız etmek anlamına gelebilir.

Alıştırma

Don't mess with the camera settings unless you know what each one does cümlesinde mess with ne anlama gelir?

  1. Onları hassas biçimde ölçmek
  2. Onları dikkatlice temizlemek
  3. Onları değiştirmek veya onlara müdahale etmek; bu sorun çıkarabilir
Cevabı göster

Onları değiştirmek veya onlara müdahale etmek; bu sorun çıkarabilir

If you try to do that anywhere in the center of these arms, Kelime

2:16

Bunu bu kolların merkezinde herhangi bir yerde yapmaya çalışırsanız,

you'll create new isolated clusters of Trojans. Kelime

2:19

yeni izole Truva kümeleri yaratacaksınız.

Kelime

the center of these arms: dışa uzanan kollar anlamındaki arms

Burada arms, insan uzuvları olan kollar anlamına gelmez. Bir şema ya da ızgaranın ana bölümünden dışa doğru uzanan uzun ve dar dalları ifade eder. The center of these arms, bu dallardan birinin orta kısmı civarındaki bir konumu ifade eder; şeklin tamamının merkez noktasını değil. Arm sözcüğünün bu uzamsal anlamı yolları, nehirleri, gölleri, galaksileri ve makineleri betimlerken de görülür.

Alıştırma

Bir şema betimlemesinde the center of these arms en olası olarak neyi ifade eder?

  1. Ana şekilden dışa uzanan uzun dalların orta kısmı
  2. Birkaç insan kolunun orta kısımları
  3. Şeklin tamamındaki tek merkez noktası
Cevabı göster

Ana şekilden dışa uzanan uzun dalların orta kısmı

Kelime

isolated clusters: boşluklarla ayrılmış sıkı kümeler

Cluster, birbirine yakın ya da bağlantılı ögelerden oluşan bir kümedir. Isolated, her kümenin diğer kümelerden veya ana ağdan kopuk olduğunu belirtir. isolated clusters ifadesi, yerel olarak gruplaşmış ama genel olarak ayrı kalmış bir dağılımı anlatır. Bir ızgarada, haritada, grafta veya veri grafiğinde gruplar arasındaki belirgin boşluklara ya da eksik bağlantılara bakılır.

Alıştırma

Hangi örüntü en iyi three isolated clusters olarak betimlenir?

  1. Bağlantılı noktalardan oluşan kesintisiz tek bir çizgi
  2. Hiç grup oluşturmadan eşit biçimde dağılmış noktalar
  3. Aralarında belirgin boşluklar bulunan üç sıkı grup
Cevabı göster

Aralarında belirgin boşluklar bulunan üç sıkı grup

So the only option is to go to the perimeter of the field Notlar

2:23

Bu yüzden tek seçenek alanın çevresine gitmek

and move some Trojans diagonally.

2:26

ve bazı Truvalıları çapraz hareket ettirmektir.

Anlatım akışı

So the only option is to: geriye kalan tek seçeneği sunmak

So, bu ifadeyi önceki akıl yürütmeye bağlar ve konuşmacının artık bu akıl yürütmenin sonucunu verdiğini gösterir. the only option is to + fiilin yalın hâli, diğer olasılıkların elendiği ve geriye tek bir eylemin kaldığı anlamına gelir. Burada to’dan sonra gelen go... and move... bütün eylem planıdır ve uygulanabilir tek sonraki adım olarak sunulur.

Alıştırma

Okuyun: We checked every route. So the only option is to take the mountain road. So the only option is to neyi belirtir?

  1. Aynı ölçüde mümkün birkaç seçenekten biri.
  2. Diğer olasılıklar elendikten sonra ulaşılan bir sonuç.
  3. Zaten tamamlanmış bir eylem.
Cevabı göster

Diğer olasılıklar elendikten sonra ulaşılan bir sonuç.

Kelime

perimeter of the field: sahanın dış sınırı

perimeter of the field ifadesinde perimeter, sahayı çevreleyen dış sınır anlamına gelir. İfade, sahanın tamamını veya merkezini değil, alanın kenarını gösterir. Matematikte perimeter, kapalı bir şeklin çevresindeki toplam uzunluk anlamına da gelebilir. Cümlede go to the perimeter dendiği için burada konum anlamı kastedilir.

Alıştırma

Hangi cümlede perimeter bir yerin dış sınırı anlamında kullanılmıştır?

  1. The guide pointed to the center of the building.
  2. The guards walked around the perimeter of the building.
  3. The engineer measured the height of the building.
Cevabı göster

The guards walked around the perimeter of the building.

Say here,

2:29

Mesela burası,

here,

2:30

burası,

and here.

2:30

ve burası.

Now for the center.

2:32

Şimdi merkez için.

There's no way to connect the Trojan arms Dilbilgisi

2:33

Truva kollarını bağlamanın hiçbir yolu yok

without swapping a Trojan in, Öbek fiiller

2:36

içine bir Truvalı takas etmeden,

Dilbilgisi

There's no way to ... without ...: gerekli koşul bildirme

There's no way to A without B, A'yı yapabilmek için B'nin gerekli olduğu anlamına gelir. Şöyle ifade edilebilir: A'yı yapmak için B'yi yapmak zorundasınız. Bu cümlede, bir Truvalı içeri alınmadan Truva kollarını bağlamak imkânsızdır. without sözcüğünden sonra bir isim veya -ing biçimi gelir. Buradaki swapping, gerekli eylemi adlandıran -ing biçimidir.

Alıştırma

There's no way to A without B kalıbını tamamlayın: There's no way to enter ____ showing your ticket.

Cevabı göster

without

Öbek fiiller

swap ... in: değiştirerek içeri almak

Swap a Trojan in, bir Truvalıyı etkin konuma, gruba veya sisteme yerleştirmek anlamına gelir; genellikle orada bulunan başka birinin ya da şeyin yerini alır. in parçacığı değişimin yönünü gösterir: Truvalı mevcut düzene girer. Swap ... in ayrılabilen bir yapıdır. Nesne bir isim olduğunda swap a Trojan in ve swap in a Trojan biçimlerinin ikisi de kullanılabilir. Nesne bir zamirse fiil ile parçacığın arasına gelir: swap it in. Neyin değiştirildiğini belirtmek için swap A in for B kullanılır.

Alıştırma

Yeni pilin kullanılmak üzere takılacağını gösterecek şekilde cümleyi tamamlayın: Let's swap the fresh battery ____ before the test.

Cevabı göster

in

but continuing to shift that arm of Trojans inward

2:38

ama bu Truva kolunu içeriye doğru kaydırmaya devam etmek

would require moving the same Greek camp multiple times. Dilbilgisi

2:42

aynı Yunan kampını birden fazla kez taşımayı gerektirirdi.

Dilbilgisi

would require moving ... multiple times: varsayımsal bir seçeneğin gerektirdiği eylem

Bu cümlede would require moving ..., tekrarlanan taşıma işlemini önerilen düzenlemeye devam etmenin zorunlu bir sonucu olarak gösterir. Would, bunun kesinleşmiş bir gelecek değil, varsayımsal bir değerlendirme olduğunu belirtir: bu işleme devam edilirse söz konusu gereklilik ortaya çıkacaktır. Kalıp would require + ulaçtır (-ing biçimi). Özne, gerekliliği oluşturan seçimi veya durumu; ulaç öbeği ise zorunlu hâle gelecek eylemi belirtir. Olası bir planın maliyetini, koşulunu veya yarattığı engeli açıklamak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Parantez içindeki fiilin doğru biçimiyle cümleyi tamamlayın: Choosing this route would require ____ the river twice. (cross)

Cevabı göster

crossing

However,

2:46

Ancak,

you could shift the whole Trojan arm up and to the right, Kelime

2:47

tüm Truva kolunu yukarı ve sağa kaydırarak,

closing this gap. Dilbilgisi

2:52

bu boşluğu kapatabilirsiniz.

Kelime

up and to the right: sağ üste doğru hareket

Up and to the right iki hareket yönünü birleştirir. Bir nesne aynı anda yukarı ve sağa, yani bir haritanın, ekranın, tahtanın veya şemanın sağ üst kısmına doğru hareket eder. İngilizcede up normalde edat almadan kullanılır, ancak sağ yönü to the right şeklinde söylenir. Shift, move veya drag gibi bir hareket fiiliyle kullanıldığında tüm ifade “hangi yöne?” sorusunu yanıtlar.

Alıştırma

Hangi cümle bir işaretin sağ üste taşınmasını doğal bir şekilde söyler?

  1. Move the marker down and to the right.
  2. Move the marker up and to the right.
  3. The marker is in the upper right.
Cevabı göster

Move the marker up and to the right.

Dilbilgisi

closing this gap: sonucu anlatan -ing öbeği

closing this gap, virgülden sonra gelen bir şimdiki zaman ortaç öbeğidir. Troy kolunu kaydırmanın sonucunu gösterir: bu hareket boşluğun kapanmasını sağlar. Buradaki closing bağımsız bir eylem bildirmez; ilk eylemin sonucunu açıklar. Ana cümle, -ing öbeği yapısı başka cümlelere de aktarılabilir ve önceki eylemin doğrudan sonucunu gösterebilir. Genellikle ve bunun sonucunda ya da böylece anlamı verir.

Alıştırma

İlk eylemin sonucunu göstermek için virgül ve ardından -ing öbeği kullanan cümle hangisidir?

  1. The team moved the deadline to Friday.
  2. The team moved the deadline to Friday, giving everyone more time to prepare.
  3. The team moved the deadline to Friday to help the staff.
Cevabı göster

The team moved the deadline to Friday, giving everyone more time to prepare.

There are several solutions with slight variants, Kelime

2:54

Ufak farklılıklarla birkaç çözüm var,

Kelime

with slight variants: küçük farklılıkları olan ilgili sürümler

with slight variants, temel biçimi aynı olan ancak küçük ayrıntılarda farklılaşan birkaç sürümü anlatır. Variant, başka bir ilgili biçimden farklı olan bir biçim demektir; slight ise farkın küçük olduğunu belirtir. Bu cümlede ifade several solutions söz grubunu niteler. Çözümler aynı değildir, ancak değişiklikler küçüktür ve yöntemin tamamen değiştiği anlamına gelmez.

Alıştırma

İlgili sürümlerin yalnızca küçük ayrıntılarda farklı olduğunu anlatan cümle hangisidir?

  1. The museum guide comes in three completely different editions.
  2. The museum guide comes in three editions with slight variants in its examples.
  3. The museum guide comes in one unchanged edition.
Cevabı göster

The museum guide comes in three editions with slight variants in its examples.

but as long as you perform this maneuver on the short arm of Trojans, Dilbilgisi

2:57

ama bu manevrayı Truvalıların kısa kolunda yaptığınız sürece,

Dilbilgisi

as long as you perform this maneuver: koşul belirtme

Burada as long as, sonraki yan cümledeki sonucu mümkün kılmaya yeterli olan koşulu, yani bu manevrayı yapmayı belirtir. Bu kullanımda as long as, “şu koşulla” veya “bu koşul yerine getirilirse” anlamına gelir. Uzunluk ya da süre anlatmaz.

Alıştırma

Koşulu as long as ile tamamlayın: You can borrow my bike ____ you wear a helmet.

Cevabı göster

as long as

you can achieve peace in exactly six moves. Kalıp ifadeler

3:01

tam altı hamlede barışı sağlayabilirsiniz.

Kalıp ifadeler

can achieve peace in exactly six moves: sonuç ve kesin hamle sayısı

can achieve peace ifadesinde can olasılığı belirtir; achieve ise peace sözcüğünü ulaşılacak sonuç olarak alır. in exactly six moves ifadesi, bu sonuca ulaşmak için kaç oyun hamlesi gerektiğini söyler. Burada in + number + moves toplam hamle sayısını verir; exactly ise altıdan ne fazla ne de az olduğunu belirtir. Bu yapı bulmaca ve strateji oyunlarını anlatırken kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi ‘tam olarak üç hamle kullanarak’ anlamındaki ifadeyle tamamlayın: The robot can reach the exit ____.

Cevabı göster

in exactly three moves

You make the swaps and all is well until the fifth night. Kalıp ifadeler

3:05

Takasları yapıyorsun ve beşinci geceye kadar her şey yolunda gidiyor.

Kalıp ifadeler

and all is well until the fifth night: dönüm noktasından önceki istikrarlı durum

Burada and, değiş tokuşların başarılı olmasıyla durum hakkındaki yeni açıklamayı birbirine bağlar. all is well, durumun yolunda ve sorunsuz olduğu anlamına gelir; herkesin fiziksel olarak iyi olduğunu kelimesi kelimesine anlatmaz. until the fifth night bu istikrarlı dönemin son noktasını gösterir. Hikâyelerde bu yapı önce normal durumu kurar, sonra belirtilen noktada bir değişiklik veya sorun olacağını sezdirir.

Alıştırma

Hangi cümle önce istikrarlı bir durum kurup sonra bir zaman veya olayla dönüm noktası getiriyor?

  1. All is well until the bridge begins to shake.
  2. All is well while the bridge is being repaired.
  3. All is well after the bridge begins to shake.
Cevabı göster

All is well until the bridge begins to shake.

One of your rival gods wants to see the bloodshed continue Dilbilgisi

3:09

Rakip tanrılarından biri kan dökülmesinin devam etmesini istiyor

Dilbilgisi

wants to see the bloodshed continue: şiddetin devam ettiğini görmek istemek

wants to see the bloodshed continue, şiddetin devam ettiğine tanık olma isteğini ifade eder. Burada the bloodshed, see fiilinin nesnesidir; continue ise bu nesnenin yaptığı eylemi açıklayan yalın fiildir. want to see + nesne + yalın fiil yapısı, bir olayı veya sonucu çoğu zaman bir bütün olarak sunar. Bu cümlede kişi yalnızca tek bir andaki kan dökülmesini görmek değil, kan dökülmesinin devam ettiğini gözlemlemek istemektedir.

Alıştırma

Gelişmeyi görme isteğini anlatmak için want to see + nesne + yalın fiil yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The coach wants to see the team improve.
  2. The coach wants the team to improve.
  3. The coach wants to see the team improving.
Cevabı göster

The coach wants to see the team improve.

and has taken advantage of a forgotten prophecy. Kalıp ifadeler

3:13

ve unutulmuş bir kehanetten yararlanıyor.

Kalıp ifadeler

has taken advantage of a forgotten prophecy: unutulmuş bir kehanetten yararlanmak

Take advantage of, bir amaca ulaşmak için bir fırsatı, durumu, kaynağı, bilgiyi ya da zayıflığı kullanmak anlamına gelir. Burada rakip tanrı, çatışmayı sürdürmek için unutulmuş kehaneti bir araç olarak kullanıyor. İfade yararlı bir bağlamda nötr veya olumlu olabilir; ancak burada amaç kan dökülmesini sürdürmek olduğu için olumsuzdur.

Alıştırma

Hangi cümlede take advantage of, bir kaynağı iyi değerlendirmek şeklindeki nötr anlamıyla kullanılmıştır?

  1. The scammer took advantage of an elderly customer.
  2. We did not use the free training materials.
  3. We took advantage of the free training materials.
Cevabı göster

We took advantage of the free training materials.

He's convinced one Trojan camp to make a swap Dilbilgisi

3:17

Bir Truva kampını takas yapmaya ikna etti.

Dilbilgisi

convince someone to do something: birini bir şey yapmaya ikna etmek

Convince someone to do something, bir kişiyi veya grubu bir eylemi gerçekleştirmeye başarıyla ikna etmek anlamına gelir. Bu cümlede one Trojan camp etkilenen gruptur; to make a swap ise yapılması için ikna edildiği eylemi belirtir. Buradaki He's convinced, He has convinced ifadesinin kısaltmasıdır; He is convinced değildir. He has convinced etken yapıdadır ve onun grubu ikna ettiğini anlatır. He is convinced ise onun kendisinin neye inandığını anlatır ve buradaki nesne + to-infinitive yapısına uymaz.

Alıştırma

Convince someone to do something yapısını tamamlamak için join fiilinin doğru biçimini kullan: Maya convinced her brother ____ the project.

Cevabı göster

to join

with their horizontal, vertical, or diagonal Greek neighbors

3:20

Yatay, dikey veya çapraz Yunan komşularıyla takas,

that will break up the Greek connectivity. Öbek fiiller

3:25

Yunan bağlantısını koparacak.

Öbek fiiller

will break up the Greek connectivity: bağlantılı bir yapıyı parçalamak

Burada break up, bağlantılı bir yapıyı parçalayarak bölümlerinin artık tek ve kesintisiz bir ağ oluşturmamasını sağlamak anlamındadır. Nesne the Greek connectivity olduğu için ifade, romantik bir ilişkiyi bitirmeyi değil, Yunan mevzileri arasındaki bağlantıları koparmayı anlatır. break up + bağlantılı grup veya yapı kalıbı parçalanmaya odaklanır: tek bir bütün, birbirinden ayrı bölümlere dönüşür.

Alıştırma

Cümleyi bu notta ele alınan hedef öbek fiille tamamlayın: A new barrier could ____ the habitat corridor.

Cevabı göster

break up

Once again,

3:28

Bir kez daha,

you consult the Fates,

3:28

Kader Tanrıçalarına danışırsın,

who prophesize the following:

3:30

onlar şu kehanette bulunurlar:

"The meddling Trojan camp is somewhere within four grid spaces Kelime

3:32

"Müdahale eden Truva kampı savaş alanının çevresindeki

of the perimeter of the battlefield.

3:36

dört karelik alanın içindedir.

Kelime

within four grid spaces of the perimeter: azami mesafe

Somewhere, kesin konumun bilinmediğini gösterir. Cümlenin geri kalanı konumu, savaş alanının çevresinden en fazla dört kare uzaklıktaki bir bölgeyle sınırlar; tam olarak dört kare uzaktaki konumlar da buna dahildir. Aktarılabilir within + mesafe + of + referans noktası kalıbı azami bir mesafe belirler. Tek başına konumun tam olarak bu mesafede olduğunu veya sınırın hangi tarafında bulunduğunu göstermez.

Alıştırma

Bu cümle ne anlama geliyor? The clinic is somewhere within two kilometers of the station.

  1. Klinik istasyondan en az iki kilometre uzaktadır.
  2. Klinik istasyondan tam olarak iki kilometre uzaktadır.
  3. Klinik istasyondan en fazla iki kilometre uzaktadır.
Cevabı göster

Klinik istasyondan en fazla iki kilometre uzaktadır.

They won't go through with a swap Öbek fiiller

3:39

Sadece Truva bağlantısını koparacaksa

Öbek fiiller

go through with a swap: bir kararı uygulamaya koymak

Go through with + isim veya zamir, önceden planlanmış ya da kararlaştırılmış bir şeyi gerçekten yapmak anlamına gelir; özellikle iş zorsa veya vazgeçme ihtimali varsa kullanılır. Bu cümlede won't go through with a swap, planlanan takası sonunda gerçekleştirmeyecekleri anlamındadır. Temel fikir niyetten eyleme geçmektir. İfade, planın yalnızca konuşulmasına ya da bir şeyin yaşanmasına değil, sonunda uygulanıp uygulanmadığına odaklanır.

Alıştırma

Cümleyi go through with ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Even after hearing the risks, Maya decided to ____ the procedure.

Cevabı göster

go through with

if it only breaks up Trojan connectivity.

3:41

bir takas gerçekleştirmeyeceklerdir.

And finally,

3:45

Ve son olarak,

you can make at most two swaps with the same rules as before Notlar

3:46

Onları engellemek için daha önceki kurallarla

Kelime

at most two swaps: en fazla iki olarak üst sınır koymak

At most two swaps, üst sınırı iki takas olarak belirler. Sıfır, bir veya iki takasa izin verilir; üç ya da daha fazlasına izin verilmez. İki takas yapmanın zorunlu olduğu anlamına gelmez. at most + sayı kalıbı, kurallarda ve matematikte izin verilen veya mümkün olan en büyük miktarı belirtmek için yaygın olarak kullanılır.

Alıştırma

Bir kural sıfır, bir veya iki dosya yüklemenize izin veriyor, ancak üç dosyaya izin vermiyor. Kuralı doğru ifade eden cümle hangisidir?

  1. You may upload at most two files.
  2. You may upload exactly two files.
  3. You may upload at least two files.
Cevabı göster

You may upload at most two files.

to thwart them." Kelime

3:51

en fazla iki takas yapabilirsiniz."

Kalıp ifadeler

with the same rules as before: önceki kuralları sürdürmek

with the same rules as before, mevcut eylemin daha önce söylenmiş veya belirlenmiş kurallara uyduğunu belirtir. The same ... as before yapısı mevcut kuralları önceki kurallarla ilişkilendirir; with ise bu kuralları eylemin koşulu ya da uygulanma biçimi olarak sunar. Bu ifade, bütün kuralları yeniden sıralamadan aynı düzeni sürdürmek için kullanılır. Genellikle kuralların değişmediğini anlatır; yalnızca benzer olduklarını değil.

Alıştırma

Kuralların değişmediğini anlatan İngilizce ifadeyi tamamlayın: For the next round, play with the same rules ____.

Cevabı göster

as before

Kelime

to thwart them: planlarını boşa çıkarmak

to thwart them, aynı kuralları kullanmanın amacını belirten bir mastar öbeğidir: o kişilerin başarılı olmasını engellemek. Buradaki thwart, amaçlanan bir planı, girişimi veya hedefi başarısızlığa uğratmak demektir; them ise bu eylemin arkasındaki kişileri ifade eder. Thwart, günlük dildeki stop kelimesinden daha resmî ve daha dramatiktir. Odak noktası bir kişiyi yalnızca durdurmak değil, girişimini başarısızlığa uğratmaktır.

Alıştırma

Planlanmış bir girişimi başarısızlığa uğratma anlamında thwart kelimesini doğal kullanan cümle hangisidir?

  1. The security team thwarted the break-in attempt.
  2. The security team thwarted quickly to the entrance.
  3. The security team was thwarted the break-in attempt.
Cevabı göster

The security team thwarted the break-in attempt.

Which swaps do you make to block the troublesome Trojan camp?

3:52

Sorunlu Truva kampını engellemek için hangi takasları yaparsın?

You won't be able to identify the scheming camp precisely,

4:05

Entrikacı kampı tam olarak tespit edemeyeceksin,

but there's a lot you can do to at least narrow down the options. Öbek fiiller

4:08

ama en azından seçenekleri daraltmak için yapabileceğin çok şey var.

Öbek fiiller

at least narrow down the options: en azından seçenekleri daraltmak

Narrow down, kanıt, kural veya karşılaştırma kullanarak geniş bir olasılık kümesini küçültmek demektir. Burada narrow down the options, bazı seçenekleri eleyip geriye daha az seçenek bırakmak anlamına gelir. At least, hâlâ yararlı olan asgari bir sonucu belirtir. Konuşan kişi, kampı kesin olarak belirlemek gibi yapılamayan bir şeyi, hâlâ yapılabilecek şeyle karşılaştırır: olası kampların sayısını azaltmak.

Alıştırma

Cümleyi öğrendiğiniz öbek fiille tamamlayın: The evidence should help us ____ the list of suspects.

Cevabı göster

narrow down

They have to be somewhere in this area,

4:13

Bu bölgede bir yerde olmalılar,

and they have to be able to block Greek camps from each other Dilbilgisi

4:16

ve Yunan kamplarının birbirleriyle iletişimini tek bir takasla

in a single swap.

4:19

engelleyebilmelidirler.

Dilbilgisi

have to be able to block: gereklilik ve yetenek

Have to gerekli bir koşulu bildirirken be able to gereken yeteneği veya pratik olanağı belirtir. Have to be able to block yapısında her iki katman da önemlidir: bir aday kurala uymalıdır ve gereken koşul, engelleme işlemini yapabilmesidir. Cümle, adayların kampları zaten engellediğini söylemez. Geçerli herhangi bir adayın bunu tek bir takasla yapabilecek kapasitede olması gerektiğini söyler.

Alıştırma

Have to be able to yapısının doğru tekil biçimiyle cümleyi tamamlayın: A museum guide ____ answer basic questions.

Cevabı göster

has to be able to

That doesn't leave many options. Anlatım akışı

4:21

Bu da geriye fazla seçenek bırakmıyor.

Anlatım akışı

That doesn't leave many options: kısıtlamalardan sonuç çıkarma

Bu cümlede that, az önce ele alınan koşullara veya gerçeklere gönderme yapar. Buradaki leave, seçeneklerin kullanılabilir durumda kalmasını sağlamak anlamındadır; dolayısıyla doesn't leave many options, bu koşulların olasılıkların çoğunu elediğini belirtir. Cümle, akıl yürütmeyi düzenler: önceki incelemeyi kısa bir sonuca dönüştürür ve dinleyeni geriye kalan az sayıdaki seçeneği değerlendirmeye hazırlar.

Alıştırma

Birkaç koşul neredeyse bütün adayları eledi. Bu sonucu en iyi hangi cümle özetler?

  1. That doesn't leave many options.
  2. That leaves every option open.
  3. Those options were discussed yesterday.
Cevabı göster

That doesn't leave many options.

The only possible blockages are at the end of these two arms, Kelime

4:23

Olası tek engellemeler bu iki kolun sonunda,

where a Trojan camp could plug a hole without opening a new one. Deyimler

4:28

bir Truva kampının yeni bir delik açmadan bir deliği kapatabileceği yer.

Kelime

The only possible blockages: olası tek tıkanma noktaları

Burada blockages, hareketin, akışın veya bağlantının durdurulabildiği yerler demektir. Bu yol bağlamında, sıradan nesnelerden ziyade bir güzergâhı kesebilecek veya bağlantının sürmesini engelleyebilecek aday noktaları belirtir. The only possible, iddianın kapsamını daraltır: diğer konumlar elendikten sonra tıkanma noktası işlevi görebilecek tek yerler bunlardır.

Alıştırma

Hangi durum en doğal biçimde blockage olarak tanımlanır?

  1. Bir sonraki kasabaya olan mesafeyi gösteren bir tabela.
  2. Bir güzergâhı kullanmayı kolaylaştıran bir kestirme.
  3. Suyun bir borudan geçmesini engelleyen döküntüler.
Cevabı göster

Suyun bir borudan geçmesini engelleyen döküntüler.

Deyimler

plug a hole without opening a new one: yenisini açmadan bir boşluğu kapatmak

Burada plug a hole, boş bir alanı kapatılabilecek bir delik gibi sunar. without opening a new one, bunu yaparken başka bir yerde yeni bir boşluk oluşturmamak demektir; one, daha önceki hole sözcüğünün yerini tutar. İfadenin bütünü genel bir sorun çözme düşüncesini anlatır: Bir çözüm mevcut zayıflığı giderirken aynı türden yeni bir zayıflığa yol açmamalıdır.

Alıştırma

Mevcut bir güvenlik açığını düzeltirken aynı türden yeni bir açık oluşturmamayı en iyi hangi İngilizce cümle ifade eder?

  1. The update should open a new security hole before closing the first one.
  2. The update should plug the security hole without opening a new one.
  3. The update should leave the security hole open and create another one.
Cevabı göster

The update should plug the security hole without opening a new one.

So they must be in one of these four camps.

4:32

Yani bu dört kamptan birinde olmalılar.

Let's look at the right arm first.

4:36

Önce sağ kola bakalım.

There's a threat here because this column has two Trojan camps.

4:38

Burada bir tehdit var çünkü bu sütunda iki Truva kampı var.

If one moves to the right,

4:42

Biri sağa hareket ederse,

the other will still be in place, Kalıp ifadeler

4:43

diğeri hala yerinde kalacak,

Kalıp ifadeler

still be in place: aynı konumda kalmak

Bu cümlede be in place, ilk bulunduğu konumda olmak demektir. still, diğeri hareket ettikten sonra bile bu durumun değişmediğini gösterir. Başka bağlamlarda in place, yürürlükte olan ya da uygulanmaya devam eden bir kuralı, planı veya güvenlik önlemini anlatabilir. Buradaki hareket bildiren sözcükler, anlamın fiziksel konum olduğunu açıkça gösterir.

Alıştırma

Burada still in place ne anlama gelir? The sign is still in place after the storm.

  1. Tabela farklı bir tabelayla değiştirilmiştir.
  2. Tabela yeni bir konuma taşınmaktadır.
  3. Tabela başlangıçtaki konumunda kalır.
Cevabı göster

Tabela başlangıçtaki konumunda kalır.

blocking Greeks from crossing. Dilbilgisi

4:45

Yunanlıların geçmesini engelleyecektir.

Dilbilgisi

blocking Greeks from crossing: sonucu gösteren bir -ing öbeği

Blocking Greeks from crossing, önceki durumun sonucunu ekleyen bir şimdiki zaman ortaç (-ing) öbeğidir. Diğer nesne yerinde kalır ve bulunduğu konum Yunanların geçmesini engeller. Öbek ayrıca block + someone + from + V-ing kalıbını kullanır: block Greeks from crossing. From sözcüğünden sonra fiilin yalın biçimi değil, -ing biçimi gelir.

Alıştırma

Hangi cümle, ilk cümlenin sonucunu göstermek için bir -ing öbeği kullanıyor?

  1. The stalled truck filled the narrow lane, but the buses continued through.
  2. The stalled truck filled the narrow lane, blocking buses from getting through.
  3. The stalled truck filled the narrow lane after the buses got through.
Cevabı göster

The stalled truck filled the narrow lane, blocking buses from getting through.

So we can thwart them by moving either one a column left into this square. Kelime

4:47

Bu yüzden onlardan birini bir sütun sola bu kareye kaydırarak onları engelleyebiliriz.

Kelime

moving either one a column left into this square: hareket yolunu anlatan sıra

Bu öbek, ızgara üzerindeki bir hareketi move + nesne + mesafe/yön + into + hedef sırasıyla düzenler. Either one nesnedir ve iki parçadan herhangi birinin seçilebileceğini belirtir. A column left hareketin mesafesini ve yönünü, into this square ise hedefi gösterir. Izgara veya oyun talimatlarında a column left, one column to the left ifadesinin kısa bir biçimidir. Into, parçanın hareket sonunda belirtilen karenin içine girdiğini vurgular.

Alıştırma

Hangi cümle, iki jetondan herhangi birini iki boşluk sağa ve köşedeki karenin içine taşıma talimatını en doğal biçimde verir?

  1. Move either token out of the corner square and two spaces left.
  2. Move either token two spaces right into the corner square.
  3. Move both tokens two spaces right beside the corner square.
Cevabı göster

Move either token two spaces right into the corner square.

And the same principle applies to the bottom arm. Kalıp ifadeler

4:53

Ve aynı prensip alt kol için de geçerlidir.

Kalıp ifadeler

And the same principle applies to...: aynı ilke ... için de geçerlidir

the same principle applies to... daha önce açıklanmış bir kuralın veya düşüncenin yeni bir durum için de geçerli olduğunu belirtir. Apply to ifadesinden sonra kuralın geçerli olduğu kişi, nesne veya durum gelir. Burada And cümleyi önceki açıklamaya bağlar; the same ise yeni bir kurala gerek olmadığını ve mevcut ilkenin alt kola da uygulandığını gösterir.

Alıştırma

Cümleyi vurgulanan ifadeyle tamamlayın: The same principle ____ the second example.

Cevabı göster

applies to

Your effort maintains the peace for the final 5 days, Kalıp ifadeler

4:56

Çaban son 5 gün boyunca barışı koruyor,

Kalıp ifadeler

maintains the peace: mevcut barış durumunu sürdürmek

maintains the peace, mevcut bir barış durumunun devam etmesini sağlamak ve bozulmasını önlemek anlamına gelir. Maintain, sürekliliği vurgulamak için peace, order ve stability gibi soyut isimlerle sıkça kullanılır. Bu cümlede Your effort, barış durumunun son beş gün boyunca devam etmesini sağlayan güçtür.

Alıştırma

Resmî raporu vurgulanan eşdizimle tamamlayın: The agreement helped ____ for ten years.

Cevabı göster

maintain the peace

but it seems that a certain Greek general noticed what was happening Notlar

5:00

ama görünüşe göre bir Yunan generali ne olduğunu fark etmiş

Ton ve niyet

but it seems that: karşıtlık ve temkinli bir sonuç

it seems that + yan cümle, ardından gelen ifadeyi kesin bir gerçek olarak değil, eldeki işaretlere dayanan bir çıkarım olarak sunar. Burada anlatıcı, generalin durumu fark etmiş olmasını en olası açıklama olarak verir, ancak bir miktar kuşku payı bırakır. Baştaki but, önce söylenenlere ya da beklenene karşı bir dönüşü gösterir. seems that yapısının bir parçası değildir; tekrar kullanılabilen kalıp it seems that + yan cümle şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi karşıtlık bildiren ve sonucu kesin olmaktan çıkaran dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The forecast predicted a calm evening, ____ the storm will arrive early.

Cevabı göster

but it seems that

Kelime

a certain Greek general: belirli fakat adı verilmeyen bir kişi

a certain Greek general ifadesindeki a certain + tekil sayılabilen isim, tam kimliği belirtilmeyen belirli bir kişi ya da şeyi ifade eder. Hikâyede belirli bir generalden söz edilir, ancak anlatıcı bu kişinin adını vermez. Buradaki certain, “emin” veya “kesin” anlamına gelmez. Bu kalıpta ad; bilinmediği, önemli olmadığı ya da daha sonra açıklanmak üzere saklandığı için söylenmeyebilir.

Alıştırma

Hangi cümlede certain, kimliği belirtilmeyen belirli bir kişi anlamında kullanılmıştır?

  1. A certain customer left this envelope for you.
  2. I am certain that the door was locked.
  3. The customer is certain about the date.
Cevabı göster

A certain customer left this envelope for you.

and left the Trojans a parting gift. Deyimler

5:04

ve Truvalılara bir veda hediyesi bırakmış.

Deyimler

leave someone a parting gift ifadesinin ironik kullanımı

Buradaki left the Trojans a parting gift, leave + kişi + şey yapısını kullanır: Truvalılara bir şey bırakılmıştır. Dostça görünen a parting gift ifadesi bu bağlamda ironiktir. Geride bırakılan zararlı bir sorun, sanki bir veda hediyesiymiş gibi sunulur ve anlatıma nükteli ya da alaycı bir değerlendirme eklenir. Başka bağlamlarda parting gift gerçek bir hediye olabilir; bu nedenle anlamın gerçek mi ironik mi olduğunu geride kalan sonuç gösterir.

Alıştırma

“The hackers left the company a parting gift: malware that deleted its files,” cümlesinde a parting gift büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. İçten bir veda hediyesi
  2. Geride bırakılan zararlı bir sorun
  3. Şirket çalışanlarına verilen bir ödül
Cevabı göster

Geride bırakılan zararlı bir sorun

Looking to hone your wisdom further, Dilbilgisi

5:07

Bilgeliğini daha da geliştirmek mi istiyorsun,

Dilbilgisi

Hedef belirten giriş olarak Looking to + fiilin yalın hâli

Looking to + fiilin yalın hâli, ana mesajdan önce bir hedefi veya niyeti sunar. Okura doğrudan seslenen metinlerde çoğu zaman If you're looking to... ya da kısa Looking to...? sorusu gibi işlev görür. Burada hone your wisdom further hedefi, yani kişinin muhakemesini daha da geliştirmesini belirtir. Virgül, bunun bir giriş parçası olduğunu ve ardından bir öneri ya da eylem çağrısı geleceğini gösterir.

Alıştırma

Tanıtım girişini, okurun hedefini sunan iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: “____ improve your public speaking? Join tonight's workshop.”

Cevabı göster

Looking to

head on over to Brilliant, Öbek fiiller

5:09

Brilliant'a git,

Öbek fiiller

head on over to Brilliant: bir yere samimi biçimde yönlendirme

head on over to Brilliant ifadesinde head on over to, bir hedefe rahat ve enerjik bir şekilde yönelmek anlamına gelir. go to veya visit yerine kullanılan günlük bir ifadedir; başın gerçekten hareket etmesiyle ilgili değildir. Bu, öznesi you olan ve öznesi söylenmeyen bir emir cümlesidir. Burada izleyiciyi bir web sitesini ziyaret etmeye davet eden samimi bir çağrı görevi görür. Aynı kalıp fiziksel veya çevrim içi bir hedefi gösterebilir.

Alıştırma

Birini bir web sitesini ziyaret etmeye samimi bir şekilde davet eden doğal cümle hangisidir?

  1. Head on over our website.
  2. Proceed to our website immediately.
  3. Head on over to our website.
Cevabı göster

Head on over to our website.

a problem-solving website and app that emphasizes mastery and deep understanding over memorization. Dilbilgisi

5:11

ezberlemek yerine ustalığı ve derin kavrayışı vurgulayan bir problem çözme sitesi ve uygulaması.

Dilbilgisi

emphasizes mastery and deep understanding over memorization: öncelik belirtme

emphasizes mastery and deep understanding over memorization ifadesinde emphasize X over Y, Y'ye kıyasla X'e daha fazla önem veya öncelik vermek demektir. X, mastery and deep understanding; Y ise memorization'dır. Bu yapı bir değer tercihini anlatır, ancak Y'nin yasaklandığı veya tamamen ortadan kaldırıldığı anlamına gelmez. Buradaki over, mekânsal bir konumu değil, önceliklerin karşılaştırılmasını gösterir. Cümle, site ve uygulamanın eğitim yaklaşımını açıklar: gerçek anlamda konuyu kavramaya ve derinlemesine anlamaya, yalnızca bilgileri ezberlemeye göre daha fazla değer verir.

Alıştırma

Öncelik göstermek için emphasize X over Y yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The course emphasizes over practice memorization.
  2. The course emphasizes practice over memorization.
  3. The course emphasizes practice instead memorization.
Cevabı göster

The course emphasizes practice over memorization.

There,

5:17

Orada,

you'll find dozens of courses,

5:18

düzinelerce kurs,

tons of interactives, Kelime

5:19

tonlarca etkileşim

Kelime

tons of interactives: çok sayıda etkileşimli içerik

Tons of, “çok fazla” veya “çok sayıda” anlamına gelen günlük bir miktar ifadesidir. tons of interactives ifadesinde, çok sayıda etkileşimli kaynağın bulunduğunu vurgular; bunların ağırlığından söz etmez. Buradaki interactives, etkileşimli etkinlikleri, alıştırmaları veya dijital kaynakları belirten çoğul bir isimdir.

Alıştırma

Asıl cümlede tons of interactives ne anlama geliyor?

  1. çok sayıda etkileşimli etkinlik
  2. ağırlığı ölçülen etkileşimli etkinlikler
  3. yalnızca az sayıda etkileşimli etkinlik seçeneği
Cevabı göster

çok sayıda etkileşimli etkinlik

and many more opportunities to put your abilities to the test. Deyimler

5:20

ve yeteneklerinizi test etmek için daha birçok fırsat bulacaksınız.

Deyimler

more opportunities to put your abilities to the test: yeteneklerinizi sınamak için daha fazla fırsat

Opportunities to do something, “bir şey yapma fırsatları” anlamına gelir; more ise bu fırsatların mevcut olanlara eklendiğini gösterir. Put your abilities to the test, yeteneklerinizi gerçek bir görevde veya zorlukta kullanıp ne kadar güçlü olduklarını görmek anlamına gelen bir deyimdir. Kalıp put + something + to the test biçimindedir; put a theory to the test bunun bir örneğidir.

Alıştırma

Deyimi tamamlayın: The obstacle course will put your balance and stamina ____.

Cevabı göster

to the test

Become a master strategist today at brilliant.org/teded. Ton ve niyet

5:24

brilliant.org/teded adresinde bugün usta bir stratejist olun.

Ton ve niyet

Become a master strategist today: doğrudan reklam eylem çağrısı

Become a master strategist today bir emir cümlesidir: become fiilinin yalın hâliyle başlar ve anlamdan çıkarılan you öznesi söylenmez. Bir reklamda izleyiciyi doğrudan harekete geçmeye çağırır. become + arzulanan kimlik kalıbı, eylemi kişisel bir dönüşüm olarak sunar. Today, “şimdi başla” anlamıyla aciliyet katar; bir kişinin stratejide bir günde tamamen ustalaşacağına dair gerçek anlamlı bir vaat değildir.

Alıştırma

Hangi ifade doğrudan bir reklam eylem çağrısıdır ve aciliyet duygusu yaratır?

  1. You can become a more confident speaker over time.
  2. Become a more confident speaker today.
  3. Many people want to become confident speakers.
Cevabı göster

Become a more confident speaker today.

And the first 833 of you who use that link Dilbilgisi

5:29

Ve o bağlantıyı kullanan ilk 833 kişi

will receive 20% off the annual premium subscription fee. Kelime

5:32

yıllık premium abonelik ücretinde %20 indirim kazanacak.

Dilbilgisi

the first 833 of you who use that link: uygunluğu sınırlandırma

The first 833 of you, hitap edilen dinleyici grubundan 833 kişiyi seçer ve kimin daha önce harekete geçtiğine göre sıralar. Of you bir bölümlük yapıdır ve “aranızdan” anlamına gelir. Who use that link, şartı karşılamak için gereken eylemi bildiren bir ilgi cümleciğidir. İfadenin tamamı will receive fiilinin öznesidir; dolayısıyla teklif, bağlantıyı kullanan herkes için değil, dinleyiciler arasında bağlantıyı ilk kullanan 833 kişi için geçerlidir.

Alıştırma

Hangi cümle, dinleyiciler arasında kayıt yaptıran ilk on kişinin yer bulacağını özellikle ifade eder?

  1. Ten of you who register will get a seat.
  2. The first ten people to register will get a seat.
  3. The first ten of you who register will get a seat.
Cevabı göster

The first ten of you who register will get a seat.

Kelime

receive 20% off: %20 indirim

receive 20% off ifadesinde 20% off, normal fiyattan %20 çıkarıldığı ve müşterinin %80 ödediği anlamına gelir. Receive, indirimi birine verilen bir avantaj olarak sunar; günlük konuşmada get 20% off da yaygındır. İndirim uygulanan ürün veya ücret, 20% off the annual fee örneğindeki gibi off sözcüğünden sonra gelebilir. 20% off ifadesini “yalnızca %20 ödemek” şeklinde anlamayın.

Alıştırma

Cümleyi indirim ifade eden tek sözcükle tamamlayın: Members who renew today will receive 20% ____ the annual fee.

Cevabı göster

off

Kelime

the annual premium subscription fee: ana ismi bulmak

Bu isim öbeğinde ana isim fee’dir: öbeğin tamamı bir ücreti adlandırır. Sağdan sola okunduğunda subscription ücretin ne için olduğunu, premium plan düzeyini, annual ise ücretin bir yıllık olduğunu gösterir. Uzun bir İngilizce isim öbeğini anlamak için önce en sağdaki ana ismi bulun, ardından sola ilerlerken niteleyicileri ekleyin: fee → subscription fee → premium subscription fee → annual premium subscription fee.

Alıştırma

annual premium subscription fee öbeğinde, ifadenin bir ücreti adlandırdığını gösteren ana isim hangi sözcüktür?

  1. annual
  2. fee
  3. premium
  4. subscription
Cevabı göster

fee