İki dilli bir beynin faydaları - Mia Nacamulli: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Bu video iki dilli yeterliğin kişiden kişiye nasıl değiştiğini, dili edinme yaşı ve biçiminin beynin işleyişini nasıl etkilediğini ve çok dilliliğin insanı mutlaka daha zeki yapmasa da bilişsel sağlığı neden destekleyebileceğini açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. two active parts, speaking and writing, ve two passive parts, listening and reading. — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: Üretici dil becerileri ile alıcı dil becerileri arasındaki ayrımı anlayın ve bu terminolojiyi kullanarak bir kişinin farklı dillerde eşit gelişmemiş güçlü yönlerini doğru biçimde anlatın. 2. The fact that ve has led to — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Bir fact yan cümlesinin uzun özne olduğu resmî neden-sonuç yapısını tanıyın ve bu yapıyla kanıtları bir teoriye, sonuca veya çıkarıma bağlayın. 3. while bilingualism may not necessarily make you smarter, it does make — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: while ve may not necessarily ile abartılı bir iddiayı sınırlamayı, ardından kanıtların gerçekten desteklediği sonucu yardımcı fiil does ile vurgulamayı öğrenin.
Bu derste
If you answered sí, oui, or huì, and you're watching this in English, Anlatım akışı
0:12Cevabınız sí, oui veya huì ise ve bunu İngilizce izliyorsanız,
chances are you belong to the world's bilingual and multilingual majority. Notlar
0:18muhtemelen dünyanın iki dilli ve çok dilli çoğunluğuna aitsiniz demektir.
If you answered...: etkileşimli bir giriş
Bu giriş, If you answered... ifadesiyle izleyicilere doğrudan seslenir. Onlardan kendi yanıtlarını sonraki içerikle ilişkilendirmelerini ister; böylece koşul yapısı yalnızca mantıksal bir koşul değil, etkileşimli bir giriş kancası olarak da işlev görür. sí, oui ve huì biçimindeki olumlu yanıtlar, ana düşünce söylenmeden önce birkaç dili cümleye taşır. İzleyicinin yanıtı, katılımdan iki dillilik ve çok dillilik konusuna geçiş sağlayan bir köprü olur.
Alıştırma
Bir konuşmacı dinleyicilere az önce bir soru sordu. Hangi cümle yanıtı konuya geçiş sağlayan etkileşimli bir köprü olarak en iyi şekilde kullanır?
- The answer was written on the board yesterday.
- You may answer the question after the talk.
- If you answered yes, this next example is for you.
Cevabı göster
If you answered yes, this next example is for you.
chances are: yüksek olasılıklı bir tahmin
Chances are, doğru olma olasılığı yüksek bir tahmini başlatır ve it is likely that anlamına gelir. Fırsatlar hakkında sözcüğü sözcüğüne bir ifade değil, kalıplaşmış bir söz öbeğidir. Burada ardından you belong to the world's bilingual and multilingual majority biçimindeki tam yan cümle gelir. Konuşmacı önceki ipuçlarını kullanarak oldukça güvenli bir çıkarım yapar, ancak bir miktar belirsizliği korur.
Alıştırma
Cümleyi bir şeyin olası olduğunu belirten iki sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: The roads are icy, so ____ the game will start late.
Cevabı göster
chances are
belong to the world's bilingual and multilingual majority: dünyanın iki dilli ve çok dilli çoğunluğuna ait olmak
Burada belong to, bir grubun “parçası olmak” veya “bir grubun üyesi olmak” anlamına gelir. Özne bir kişidir ve the world's bilingual and multilingual majority bir grubu gösterir; burada bir eşyanın mülkiyetinden söz edilmez. Majority, bir nüfusun daha büyük bölümünü, genellikle yarısından fazlasını ifade eder. İki dilli ve çok dilli kişileri dünya çapında çoğunluk olarak adlandıran konuşmacı, iki veya daha fazla dil kullanmanın sıra dışı değil, yaygın olduğunu vurgular.
Alıştırma
Hangi cümlede belong to sahiplik değil, bir gruba üyelik gösterir?
- That blue jacket belongs to my brother.
- The bicycle belongs to Nora.
- Many volunteers belong to the neighborhood garden club.
Cevabı göster
Many volunteers belong to the neighborhood garden club.
And besides having an easier time traveling or watching movies without subtitles, Kalıp ifadeler
0:23Seyahat etmenin daha kolay olması veya filmleri altyazısız izlemenin yanı sıra,
besides having an easier time traveling: ek bir fayda eklemek
Burada besides “-e ek olarak” veya “-in yanı sıra” anlamına gelir; bu yüzden sözü edilen faydanın yerine geçmez, ona başka bir fayda ekler. Besides burada edat olarak kullanıldığı için arkasından gerund olan having gelir. Have an easier time + -ing bir etkinliğin daha kolay veya daha az zor hâle geldiğini anlatır. Bu nedenle having an easier time traveling, seyahat etmenin daha kolay hâle gelmesi demektir; kelimesi kelimesine kolay bir zamana sahip olmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi tamamla: Besides ____ an easier time reading, Ben learns new words faster.
Cevabı göster
having
knowing two or more languages means that your brain may actually look and work differently than those of your monolingual friends. Dilbilgisi
0:27iki veya daha fazla dil bilmek, beyninizin tek dilli arkadaşlarınızdan farklı görünebileceği ve çalışabileceği anlamına gelir.
knowing two or more languages means that: özne olarak gerund yapısı
Knowing two or more languages, -ing biçimiyle kurulmuş bir gerund öbeğidir; bu öbek bir beceriyi veya etkinliği tek bir kavram olarak sunar. Öbeğin tamamı means fiilinin tekil öznesidir. Bu yüzden fiil mean değil, means olur. Burada anlamı “iki veya daha fazla dil bilme durumu”dur. means that, bu durumun sonucunu veya ne anlama geldiğini açıklayan tam bir yan cümle başlatır. Bu kalıp, bir etkinliği, alışkanlığı veya beceriyi konu yapıp bunun neye yol açtığını anlatmanızı sağlar.
Alıştırma
Gerund öbeğini özne olarak kullanıp ardından means that getiren doğru cümle hangisidir?
- Keeping a simple schedule means you knowing what to do next.
- Keeping a simple schedule means that you know what to do next.
- Keep a simple schedule mean that you know what to do next.
Cevabı göster
Keeping a simple schedule means that you know what to do next.
than those of your monolingual friends: karşılaştırmada isim yerine kullanma
Burada those of your monolingual friends ifadesi “tek dil bilen arkadaşlarının beyinleri” anlamında kullanılmıştır. Those, bağlamdan anlaşılabilen çoğul bir ismin yerine geçer; of ise bu beyinlerin kime ait olduğunu gösterir. Bu nedenle karşılaştırılan şey beyinlerle beyinlerdir, beyinle insanlarla değil. Tek bir beyni başka tek bir beyinle karşılaştırırken dikkatli İngilizcede genellikle that of kullanılır: “Your brain works differently from that of your friend.” Yerine geçen isim çoğul olduğunda those of kullanılır: “Our brains work differently from those of our friends.”
Alıştırma
İki çoğul sonuç grubunu karşılaştırırken those of ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?
- Our test results are more consistent than the other classes.
- Our test results are more consistent than those of the other classes.
- Our test results are more consistent than that of the other class.
Cevabı göster
Our test results are more consistent than those of the other classes.
So, what does it really mean to know a language? Anlatım akışı
0:34Peki, bir dili bilmek gerçekte ne anlama gelir?
What does it really mean to know a language? ifadesini çerçeveleyici soru olarak kullanmak
What does it really mean to know a language? yalnızca kısa bir tanım istemez. Konuyu, birinin bir dili bildiğine dair yüzeysel ifadeden, hangi becerilerin o dili bilmek sayıldığına ilişkin daha derin bir soruya taşır. really, “gerçek veya esas anlamıyla” vurgusu katar. Çerçeveleyici bir soru olarak dinleyiciye bir sonraki bölümde ana fikrin tanımlanacağını veya parçalara ayrılarak açıklanacağını bildirir. What does it really mean to + fiil? kalıbı, tanıdık bir kavram hakkında daha derin bir açıklama başlatmak için kullanılabilir.
Alıştırma
Takım çalışmasının daha derin bir tanımını en iyi hangi cümle başlatır?
- What does it really mean to work as a team?
- Did the team practice yesterday?
- The team has five members.
Cevabı göster
What does it really mean to work as a team?
and two passive parts, listening and reading.
0:43ve iki pasif bölümde, dinleme ve okuma olarak ölçülür.
is typically measured in: ölçüm alanlarını tanıtma
is typically measured in ifadesi edilgen yapıdadır: değerlendirilen şey dil becerisidir. typically, bunun olası tek yöntem değil, genellikle kullanılan yöntem olduğunu belirtir. Bu cümlede in, değerlendirmeyi düzenleyen konuşma, yazma, dinleme ve okuma alanlarını tanıtır. Bir konumu belirtmez. Yeniden kullanılabilen X is typically measured in + birim veya alanlar kalıbı, X’in genellikle nasıl nicelendirildiğini ya da değerlendirildiğini açıklar.
Alıştırma
Değerlendirme alanlarını tanıtmak için kalıbı doğru kullanan cümle hangisidir?
- Fitness is typically measured in three areas: strength, endurance, and flexibility.
- Fitness typically measures in three areas: strength, endurance, and flexibility.
- Fitness is typically measured by three areas: strength, endurance, and flexibility.
Cevabı göster
Fitness is typically measured in three areas: strength, endurance, and flexibility.
two active parts ... two passive parts: üretici ve alıcı beceriler
Bu sınıflandırmada konuşma ve yazma iki etkin bölümdür; çünkü öğrenen kişi dil üretir. Dinleme ve okuma ise iki edilgen bölümdür; çünkü öğrenen kişi dili alır ve anlar. Buradaki active ve passive, dil kullanımının yönünü anlatır. Öğrenen kişinin karakterini anlatmaz.
Alıştırma
Bu sınıflandırmaya göre hangi eşleştirme doğrudur?
- speaking and listening — passive skills
- speaking and writing — active skills
- listening and reading — active skills
Cevabı göster
speaking and writing — active skills
While a balanced bilingual has near equal abilities across the board in two languages, Notlar
0:46Dengeli bir iki dilli kişi, iki dilde de genel olarak neredeyse eşit yeteneklere sahipken,
balanced bilingual: iki dilde benzer yeterliğe sahip kişi
Balanced bilingual, iki dildeki genel yeterliği yaklaşık olarak benzer olan kişidir. Bu cümlede across the board, yalnızca tek bir beceriyi değil, temel dil becerilerini ya da alanlarını anlatır. Balanced, yeterliğin her durumda tamamen aynı olduğu anlamına gelmez. near equal sözleri karşılaştırmanın yaklaşık olduğunu gösterir.
Alıştırma
Hangi kişi balanced bilingual olarak en iyi şekilde tanımlanır?
- İkinci dili birinci dilinden çok daha zayıf olan biri
- İki dildeki genel yeterliği yaklaşık olarak benzer olan biri
- İkinci dilde yalnızca birkaç ifade bilen biri
Cevabı göster
İki dildeki genel yeterliği yaklaşık olarak benzer olan biri
across the board: ilgili her alanda
Across the board, “ilgili her alanda veya kategoride” anlamına gelen bir deyimdir. Burada dengeli iki dilli bir kişinin iki dildeki farklı dil becerilerinin neredeyse eşit olduğunu anlatır. Bu ifade, alanların tamamını bir arada özetler. Fiziksel olarak bir tahtanın üzerinden geçmek anlamına gelmez.
Alıştırma
“İlgili her kategoride” anlamına gelen deyimle cümleyi tamamlayın: The school's test scores improved ____ this year.
Cevabı göster
across the board
most bilinguals around the world know and use their languages in varying proportions. Kalıp ifadeler
0:52dünyadaki çoğu iki dilli kişi dillerini değişen oranlarda bilir ve kullanır.
in varying proportions: farklı göreli paylarla
In varying proportions, “farklı göreli paylarla” anlamına gelir. Burada iki dilli bir kişinin dilleri arasındaki denge eşit olmak zorunda değildir: dillerden biri diğerinden daha iyi bilinebilir veya daha çok kullanılabilir. Proportions yalnızca bir matematik problemindeki sayıyı değil, günlük hayattaki bir dağılımı da anlatabilir. İfade, bir bütün içindeki parçaların birbirine göre nasıl dağıldığına odaklanır.
Alıştırma
Farklı göreli payları anlatmak için in varying proportions ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?
- Each grain is varying the proportion for the recipe.
- The two grains are mixed in varying proportions for each recipe.
- The two grains are mixed to varying degrees for each recipe.
Cevabı göster
The two grains are mixed in varying proportions for each recipe.
And depending on their situation and how they acquired each language,
0:57Durumlarına ve her bir dili nasıl edindiklerine bağlı olarak,
be classified into ...: bir grubu kategorilere ayırmak
be classified into, insanların veya nesnelerin birkaç grup ya da türe ayrılmasını ifade eder. classify something into categories yapısının edilgen biçimidir: özne sınıflandırılan taraftır ve into ortaya çıkan grupları belirtir; örneğin three general types. Bu cümlede they, içinde bulundukları duruma ve her dili nasıl edindiklerine göre sınıflandırılan kişilerdir. Bu ifade bir sınıflandırma sistemi sunar; grupları kendilerinin seçtiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Hedef ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: These animals can ____ three groups.
Cevabı göster
be classified into
For example, let's take Gabriella...: somut bir örnek sunmak
For example, bir örneğin geleceğini belirtir. let's take Gabriella, genel bir fikir veya sınıflandırmadan sonra incelenecek somut bir kişiyi seçer. Buradaki take, fiziksel olarak almak ya da götürmek değil, birini örnek olarak ele almak anlamındadır. Bu kalıp bilgiyi genel bir noktadan somut bir duruma taşır ve dinleyenin Gabriella'nın neden anıldığını anlamasını sağlar.
Alıştırma
Örnek sunma kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: ____, ____ a small bakery.
Cevabı göster
For example · let's take
whose family immigrates to the US from Peru when she's 2 years old.
1:07ailesi o 2 yaşındayken Peru'dan ABD'ye göç ediyor.
compound bilingual: bileşik iki dilli
compound bilingual, dilbilim ve iki dil edinimi araştırmalarında kullanılan teknik bir terimdir. İki dilin aynı ortak kavram sistemiyle bağlantılı olduğu kişiyi ifade eder. Buradaki compound, iki dilin tek bir kavram ağı içinde birleştiği anlamına gelir. Kimyasal bir bileşiği ya da sıradan bir birleşik kelimeyi anlatmaz.
Alıştırma
Bir çocuk aynı aile rutinleriyle iki dil öğreniyor ve ikisini ortak tek bir fikirler bütünüyle ilişkilendiriyor. Hangi terim uygundur?
- compound bilingual: iki dilin ortak tek bir kavramlar bütünüyle bağlantılı olması
- coordinate bilingual: iki dilin farklı bağlamlar veya kavram sistemleriyle bağlantılı olması
- sequential bilingual: ilk dilden sonra ikinci dili öğrenen kişi
Cevabı göster
compound bilingual: iki dilin ortak tek bir kavramlar bütünüyle bağlantılı olması
Gabriella develops two linguistic codes simultaneously with a single set of concepts, Kelime
1:14Gabriella tek bir kavram setiyle aynı anda iki dilsel kod geliştirir,
two linguistic codes ... a single set of concepts
two linguistic codes, iki dil sistemi demektir: anlam ifade edebilen iki biçim kümesi. Bu cümlede code, dil sistemini ifade eder; gizli mesajı veya bilgisayar programını ifade etmez. a single set of concepts, her iki dil sisteminin de aynı temel anlamlarla bağlantılı olduğunu gösterir. İki ifade birlikte, tek bir ortak kavramsal sistemi ifade etmenin iki yolunu açıklar.
Alıştırma
Cümledeki iki vurgulu ifade hangi ilişkiyi anlatıyor?
- Two linguistic codes: birbirinden ayrı iki kavramlar bütünüyle bağlantılı iki dil sistemi
- One linguistic code: tek bir ortak kavramlar bütünüyle bağlantılı bir dil sistemi
- Two linguistic codes: tek bir ortak kavramlar bütünüyle bağlantılı iki dil sistemi
Cevabı göster
Two linguistic codes: tek bir ortak kavramlar bütünüyle bağlantılı iki dil sistemi
learning both English and Spanish as she begins to process the world around her.
1:20etrafındaki dünyayı işlemeye başlarken hem İngilizceyi hem de İspanyolcayı öğrenir.
Her teenage brother, on the other hand, might be a coordinate bilingual, Notlar
1:25Öte yandan, genç ağabeyi bir 'sıralı iki dilli' (coordinate bilingual) olabilir,
on the other hand: karşıtlığın diğer yönünü tanıtmak
On the other hand, dinleyiciye bir karşılaştırmanın bir yönünden diğerine geçildiğini bildiren bir söylem belirtecidir. Burada daha önce ele alınan kişi veya iki dillilik türünden, karşıt bir örnek olan ergenlik çağındaki erkek kardeşe geçiş yapar; fiziksel bir elden söz etmez. Özneden sonra ara ifade olarak kullanıldığı için iki yanında virgül bulunur. Cümlenin başında da kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrenilen dört kelimelik karşıtlık belirteciyle tamamlayın: The first route is shorter. The coastal route, ____, is more scenic.
Cevabı göster
on the other hand
coordinate bilingual: nispeten ayrı kavram sistemleri
Burada kullanılan sınıflandırmada coordinate bilingual, iki dili nispeten ayrı kavramsal temsillere bağlı olan iki dilli kişidir. Bu durum çoğu zaman dillerin farklı ortamlarda öğrenilmesi veya kullanılmasıyla ilişkilidir. Coordinate, teknik terimin bir parçasıdır. Kişinin iki dili etkin biçimde “koordine ettiği” anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu modelde, iki dili nispeten ayrı kavramsal temsillerle ilişkili olan bir kişiye en uygun terim hangisidir?
- compound bilingual
- coordinate bilingual
- balanced bilingual
Cevabı göster
coordinate bilingual
two sets of concepts: iki ayrı anlam sistemi
Burada two sets of concepts, zihindeki düşünce veya anlamların birbirinden ayrı iki grubu demektir. set düzenlenmiş bir grubu anlatır; fiziksel nesnelerden oluşan bir takım değildir. Eşgüdümlü iki dilliliğin bu açıklamasında her dil kendi kavramsal sistemine bağlıdır. İfade, yalnızca iki sözcük listesini değil, anlamların nasıl düzenlendiğini anlatır.
Alıştırma
Eşgüdümlü iki dilliliğin bu açıklamasında two sets of concepts ne anlama gelir?
- Aynı İngilizce sözcük iki kez yazılmıştır.
- Kişinin iki fiziksel koleksiyonu vardır.
- Her dil kendi anlam grubuna bağlıdır.
Cevabı göster
Her dil kendi anlam grubuna bağlıdır.
learning English in school while continuing to speak Spanish at home and with friends.
1:31evde ve arkadaşlarıyla İspanyolca konuşmaya devam ederken okulda İngilizce öğrenir.
Finally, Gabriella's parents are likely to be subordinate bilinguals, Kelime
1:36Son olarak, Gabriella'nın ebeveynleri muhtemelen 'bağlı iki dilli'dir (subordinate bilingual),
subordinate bilinguals: L2 anlamına L1 üzerinden ulaşmak
Subordinate bilinguals, ikinci dildeki sözcükleri çoğunlukla birinci dilleri üzerinden anlayan kişilerdir. Bu modelde bir L2 sözcüğü, L1'deki karşılığını etkinleştirir; ardından L1 sözcüğü kavrama erişim sağlar. Subordinate, anlama ulaşmak için başka bir dile bağlı olan bir yolu anlatır. Bu etiket, yalnızca hangi dilin daha güçlü olduğunu değil, iki dilin kavramlara nasıl bağlandığını belirtir.
Alıştırma
Bu duruma en uygun terim hangisidir? Maya bir L2 sözcüğü görünce önce L1'deki çevirisini düşünüyor, ardından kavrama ulaşıyor.
- coordinate bilingual
- compound bilingual
- subordinate bilingual
Cevabı göster
subordinate bilingual
who learn a secondary language by filtering it through their primary language. Deyimler
1:41ikincil bir dili birincil dilleri aracılığıyla filtreleyerek öğrenirler.
ana dili üzerinden süzerek
by + -ing yapısı bir eylemin hangi yolla yapıldığını gösterir. Burada filter ... through zihinsel işlemeyi anlatan bir mecazdır: öğrenen kişi ikinci dili ana dili üzerinden yorumlar ve anlar. it, daha önce geçen a secondary language ifadesine gönderme yapar. Burada sıvıyı gerçekten süzmekten söz edilmez; ana dil, yeni dili anlamak için kullanılan bir çerçevedir.
Alıştırma
He filtered the news through his own experience cümlesinde bu ifade ne anlama gelir?
- Haberdeki hatalı ayrıntıları çıkardı.
- Haber metnini yazım hataları için kontrol etti.
- Haberi okumayı reddetti.
- Haberi kendi deneyiminin merceğinden anlayıp yorumladı.
Cevabı göster
Haberi kendi deneyiminin merceğinden anlayıp yorumladı.
Because all types of bilingual people can become fully proficient in a language, Kalıp ifadeler
1:45Her türden iki dilli insan bir dilde tamamen yetkin hale gelebildiğinden,
bir dilde tamamen yetkin olmak
Fully proficient in a language, o dilde yalnızca birkaç kelime bilmekten veya küçük bir görevi yapabilmekten daha ileri, çok yüksek ve geniş bir yetkinlik düzeyini anlatır. Fully, proficient sözcüğünün derecesini güçlendirir; in ise be proficient in kalıbının bir parçasıdır ve ardından bir dil, beceri veya ders alanı gelir. Bu, güçlü bir yeterliliği resmî biçimde anlatmanın bir yoludur. Kişinin otomatik olarak ana dili konuşuru olduğu veya hiç hata yapmadığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir dildeki güçlü beceriyi resmî biçimde anlatan en uygun cümle hangisidir?
- İspanyolcada yalnızca birkaç kelime bilir.
- İspanyolcada tamamen yetkindir.
- İspanyolca konuşmada iyidir.
- İspanyolca öğrenmeye daha yeni başlamıştır.
Cevabı göster
İspanyolcada tamamen yetkindir.
regardless of accent or pronunciation: sonucu değiştirmeyen bir koşul
Regardless of, ana sonucu değiştirmeyen bir koşulu belirtir. Bu cümlede aksan veya telaffuz farklılıkları dikkate alınmaz; ana sonuç her durumda geçerliliğini korur.
Alıştırma
Kalıp ifadeyi tamamlayın: The program is open to everyone, regardless ____ age.
Cevabı göster
of
the difference may not be apparent to a casual observer.
1:52fark sıradan bir gözlemci için belirgin olmayabilir.
But recent advances in brain imaging technology
1:55Ancak beyin görüntüleme teknolojisindeki son gelişmeler,
have given neurolinguists a glimpse into how specific aspects of language learning affect the bilingual brain. Kalıp ifadeler
1:58nörolinguistlere dil öğreniminin belirli yönlerinin iki dilli beyni nasıl etkilediğine dair bir bakış açısı kazandırdı.
have given neurolinguists a glimpse into: sınırlı ama açıklayıcı bir bakış sağlamak
give someone a glimpse into something kalıbı, bir kişinin bir konu hakkında kısa veya sınırlı fakat açıklayıcı bir bakış edinmesini sağlamak anlamına gelir. Burada beyin görüntüleme alanındaki gelişmeler, nörodilbilimcilerin dil öğreniminin iki dilli beyni nasıl etkilediği hakkında bazı bilgiler edinmesini sağlamıştır; ancak konuyu tamamen anladıkları anlamına gelmez. have given, give fiilinin present perfect biçimidir. Yakın zamandaki gelişmeleri, bu gelişmelerin şu anda sağladığı bilgi erişimiyle ilişkilendirir.
Alıştırma
Bu cümle ne anlama geliyor? The diary gives readers a glimpse into life on the ship.
- Günlük, okuyuculara gemideki yaşamın her ayrıntısının eksiksiz bir kaydını sunar.
- Günlük, okuyucuların gemideki yaşam hakkında herhangi bir şey öğrenmesini engeller.
- Günlük, okuyuculara gemideki yaşama dair sınırlı ama yararlı bir bakış sunar.
Cevabı göster
Günlük, okuyuculara gemideki yaşama dair sınırlı ama yararlı bir bakış sunar.
while the right hemisphere is more active in emotional and social ones.
2:11sağ yarım kürenin ise duygusal ve sosyal süreçlerde daha aktif olduğu iyi bilinmektedir.
brain's left hemisphere ... right hemisphere: beynin iki yarım küresi
brain's left hemisphere ve right hemisphere, beynin anatomik olarak iki yarım küresini adlandırır. Burada hemisphere, Dünya'nın bir yarısını değil, beynin bir yarısını ifade eder. Bu iki terim bilgiyi sol ve sağ karşılaştırması biçiminde düzenler: cümle, belirli işlem türlerine hangi tarafın görece daha fazla katıldığını anlatır. Bu adlar, beynin birbirinden tamamen ayrı iki sistem olarak çalıştığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu sinir bilimi bağlamında left hemisphere ve right hemisphere neyi adlandırır?
- Beynin anatomik olarak iki yarım küresi
- Vücudun sol ve sağ tarafları
- Dünya'nın batı ve doğu yarım küreleri
Cevabı göster
Beynin anatomik olarak iki yarım küresi
Though this is a matter of degree, not an absolute split. Anlatım akışı
2:16Gerçi bu bir derece meselesidir, mutlak bir bölünme değil.
a matter of degree, not an absolute split: mutlak bir ayrım değil, derece farkı
A matter of degree, farkın ya hep ya hiç şeklinde değil, bir ölçek üzerinde bulunduğunu anlatır. Not an absolute split ise iki tarafın tamamen ayrı rollere sahip olduğu yönündeki daha güçlü düşünceyi reddeder. Önceki genellemenin ardından gelen A, not B kalıbı, bu iddianın kapsamını daraltır ve aşırı yorumlanmasını önler. Though cümleyi bir ödünleme olarak sunar: genel karşılaştırmayı koruyun, ancak bunu mutlak değil göreli bir fark olarak anlayın.
Alıştırma
Hangi cümle, bir farkın gerçek olduğunu ancak katı bir ya-o-ya-da ayrımı yerine kademeli olduğunu söyler?
- The difference is a matter of degree, not an absolute split.
- There is no difference at all.
- The difference is an absolute split with no overlap.
Cevabı göster
The difference is a matter of degree, not an absolute split.
The fact that language involves both types of functions, Dilbilgisi
2:19Dilin her iki işlev türünü de içermesi,
while lateralization develops gradually with age, Kelime
2:22lateralizasyonun (yanallaşma) yaşla birlikte kademeli olarak gelişmesi gerçeği,
lateralization: beyin işlevlerinin kademeli olarak yanallaşması
Bu cümlede lateralization, beynin sol ve sağ yarım küreleri arasında işlevlerin kademeli olarak paylaşılmasını ifade eder: belirli bir işlev, bir tarafla daha güçlü biçimde ilişkilendirilmeye başlar. Bu, vücudun bir tarafındaki konum değil, bir süreçtir ve burada while ile başlatılan arka plan koşulunun parçasıdır. Develops gradually with age, bu uzmanlaşmanın zaman içinde oluştuğunu belirtir. Bu ayrıntıyı anlamak, cümlenin lateralization ile kritik dönem hipotezini neden ilişkilendirdiğini açıklamaya yardımcı olur.
Alıştırma
Beyin bilimi bağlamında lateralization neyi ifade eder?
- bir işlevin bir beyin yarım küresiyle daha güçlü biçimde ilişkilendirilmesi
- bir kişinin vücudunu bir tarafa çevirmesi
- bir çocuğun dil öğrenme hızı
- beynin kafatasının bir tarafına doğru hareket etmesi
Cevabı göster
bir işlevin bir beyin yarım küresiyle daha güçlü biçimde ilişkilendirilmesi
The fact that ... has led to ...: bir olgunun bir sonuca yol açması
The fact that ... has led to ... yapısı, bütün bir olguyu cümlenin öznesi olarak ele alır. that-clause bu olgunun ne olduğunu açıklar; has led to ise sonucu tanıtır. Buradaki sonuç the critical period hypothesis ifadesidir. while-clause araya giren bir arka plan bilgisidir; bu nedenle involves bütün cümlenin ana fiili değildir. The fact that ile has led to arasını tek bir özne-fiil çerçevesi olarak okuyun. Bu kullanımdaki has led to, söz konusu olgunun daha sonraki bir sonuca katkıda bulunduğu veya onun oluşmasına yardım ettiği anlamına gelir.
Alıştırma
Bu resmî neden-sonuç cümlesini tamamlayan ve sonucun hâlâ önemli olduğunu gösteren ifadeyi seçin: The fact that the old bridge is unsafe ___ the city's current plan to replace it.
- led to
- have led to
- has led for
- has led to
Cevabı göster
has led to
critical period hypothesis: kritik dönem hipotezi
Kritik dönem hipotezi, yaşamın erken bir aşamasında dil ediniminin özellikle elverişli olduğunu ve daha sonra dil öğrenmenin bazı yönlerinin zorlaşabileceğini öne sürer. Bu terimde critical, “tehlikeli” değil, “özellikle önemli” veya “belirleyici” demektir. Hypothesis, araştırmacıların sınadığı önerilmiş bir açıklamayı ifade eder; cümlede bu terim, yaşa bağlı dil öğrenme farklılıklarının kuramsal arka planı olarak kullanılır.
Alıştırma
Bu bağlamda critical period hypothesis ne anlama gelir?
- Herkesin aynı gün öğrenmeye başlamasını gerektiren bir kural
- Dil öğrenmenin tehlikeli hâle geldiğine dair bir uyarı
- Yaşamın erken bir aşamasının dil edinimi için özellikle elverişli olduğu önerisi
Cevabı göster
Yaşamın erken bir aşamasının dil edinimi için özellikle elverişli olduğu önerisi
According to this theory, children learn languages more easily
2:29Bu teoriye göre, çocuklar dilleri daha kolay öğrenir,
because the plasticity of their developing brains lets them use both hemispheres in language acquisition, Notlar
2:32çünkü gelişmekte olan beyinlerinin plastisitesi, dil ediniminde her iki yarım küreyi de kullanmalarına izin verir,
the plasticity of their developing brains: gelişmekte olan beyinlerinin plastisitesi
the plasticity of their developing brains ifadesinde plasticity, beynin büyürken ve öğrenmeye ya da deneyime tepki verirken uyum sağlama ve değişme yeteneğini ifade eder. Developing, brains sözcüğünü niteler ve beyinlerin hâlâ olgunlaşmakta olduğunu gösterir. İsim öbeğinin tamamı because ile sunulan nedeni belirtir. Burada kastedilen, bir malzeme olarak plastik değil, biyolojik uyum yeteneğidir.
Alıştırma
brain plasticity ifadesinin doğru anlamı hangisidir?
- Beynin değişmeyen şekli
- Beynin deneyim yoluyla uyum sağlama ve değişme yeteneği
- Beynin içindeki plastik malzeme miktarı
Cevabı göster
Beynin deneyim yoluyla uyum sağlama ve değişme yeteneği
lets them use...: let + nesne + fiilin yalın hâli
lets them use, let + nesne + fiilin yalın hâli şeklindeki ettirgen ve izin verme yapısını izler. Burada them nesnedir ve use yalın hâlde kalır; ifade, beyin plastisitesinin onların her iki yarım küreyi kullanmasını mümkün kıldığını anlatır. Özne plasticity tekil olduğu için let, lets olur. let'ten sonra to getirilmez ve use, uses biçimine çevrilmez. Bu yapı, bir kişinin, aracın veya durumun bir başkasının bir şey yapmasına izin verdiğini ya da bunu mümkün kıldığını anlatmak için de kullanılır.
Alıştırma
Doğru fiili yazarak cümleyi tamamlayın: The new reading app lets children ____ the text size.
Cevabı göster
adjust
language is lateralized to one hemisphere: bir beyin yarım küresine işlevsel yanallaşma
language is lateralized to one hemisphere, be + lateralized + to + bir vücut bölgesi biçimindeki bilimsel edilgen yapıyı kullanır. Dil işlemlemesinin iki yarım küreye eşit biçimde dağılmasından çok, esas olarak bir yarım küreyle ilişkili olduğunu söyler. Buradaki to fiziksel hareketi değil, işlevsel ilişkiyi veya eğilimi gösterir. usually the left, söz konusu yarım kürenin genellikle sol yarım küre olduğunu belirtir; diğer yarım kürenin hiç rolü olmadığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Language is lateralized to one hemisphere cümlesindeki to one hemisphere ne anlama gelir?
- Dil fiziksel olarak bir yarım kürenin içine taşınır.
- Dil işlemlemesi esas olarak bir yarım küreyle ilişkilidir.
- Diğer yarım kürenin hiçbir rolü yoktur.
Cevabı göster
Dil işlemlemesi esas olarak bir yarım küreyle ilişkilidir.
If this is true, learning a language in childhood
2:44Eğer bu doğruysa, çocuklukta bir dil öğrenmek
may give you a more holistic grasp of its social and emotional contexts. Kalıp ifadeler
2:47size o dilin sosyal ve duygusal bağlamları hakkında daha bütünsel bir kavrayış sağlayabilir.
may give you a more holistic grasp of: daha bütüncül bir kavrayış sağlayabilir
may give someone a more holistic grasp of something yapısında özne, bir kişinin bir konuyu parçaları arasındaki bağlantılarla birlikte daha eksiksiz anlamasına yardımcı olabilir. Burada grasp, “anlayış veya kavrayış” anlamındaki bir isimdir; holistic ise tek bir parçaya değil, bütüne bakma anlamını ekler. May, bunun garanti edilen değil, olası bir sonuç olduğunu gösterir. Aktarılabilir yapı may give + kişi + a more holistic grasp of + konu şeklindedir.
Alıştırma
"may give you a more holistic grasp of the issue" ne anlama gelir?
- Her ayrıntıyı ezberleyeceğinizi garanti eder.
- Konuyu fiziksel olarak elinizde tutmanızı sağlayabilir.
- Konuyu birbirine bağlı bir bütün olarak anlamanıza yardımcı olabilir.
Cevabı göster
Konuyu birbirine bağlı bir bütün olarak anlamanıza yardımcı olabilir.
Conversely, recent research showed that people who learned a second language in adulthood Anlatım akışı
2:52Tersine, son araştırmalar yetişkinlikte ikinci bir dil öğrenen insanların,
exhibit less emotional bias and a more rational approach Kalıp ifadeler
2:57ana dilleri yerine ikinci dilde problemlerle karşılaştıklarında
when confronting problems in the second language than in their native one. Dilbilgisi
3:01daha az duygusal önyargı ve daha rasyonel bir yaklaşım sergilediklerini göstermiştir.
Conversely, ile ters bir ilişkiyi belirtmek
Conversely, okuyucuya bir ilişkiye ters yönden bakmasını söyleyen bir cümle bağlayıcısıdır. Yeni ifadeyi önceki ifadeye bağlar ve basitçe yeni bilgi eklemek yerine ters ya da eşleştirilmiş bir karşıtlık gösterir. Bu cümlede anlatımı çocuklukta dil öğrenmeyle bağlantılı bir avantajdan, yetişkinlikte öğrenmeyle bağlantılı farklı bir avantaja taşır. Aktarılabilir kullanım, ikinci ifade karşıt tarafı sunduğunda veya ilk ifadedeki ilişkinin yönünü tersine çevirdiğinde Conversely, kullanmaktır.
Alıştırma
İlk plan, talep arttığında ücreti yükseltiyor. İkinci plan ise aynı koşulda ücreti düşürüyor. Bu ters ilişkiyi en açık biçimde hangi bağlayıcı gösterir?
- However,
- Conversely,
- On the contrary,
Cevabı göster
Conversely,
exhibit less emotional bias and a more rational approach: exhibit fiilinin resmî “göstermek” anlamı
Bu cümlede exhibit, gözlemlenebilir bir özelliği “göstermek” veya “sergilemek” anlamındadır; “bir şeyi sergiye koymak” anlamına gelmez. Fiil, davranışı gözlem ya da araştırma yoluyla tespit edilmiş bir özellik olarak sunar. Fiilden sonra and ile bağlanan iki isim öbeği gelir: less emotional bias ve a more rational approach. Bunlar birlikte, duyguların etkilediği yargıların azalmasını ve sorunların daha akılcı biçimde çözülmesini anlatır.
Alıştırma
Bir araştırma raporunda “The participants exhibited less anxiety” ne anlama gelir?
- Katılımcılar kaygı temalı bir sergiyi sakladı.
- Katılımcılar daha az kaygı gösterdi.
- Katılımcılar hiçbir duyguyu hissetmez hâle geldi.
Cevabı göster
Katılımcılar daha az kaygı gösterdi.
than in their native one: one sözcüğünün language yerine kullanılması
Bu karşılaştırmada than diğer durumu tanıtır: in their native one, in the second language ile karşılaştırılır. One, tekil ve sayılabilir language isminin yerini alır; bu nedenle native one, native language anlamına gelir ve tekrarı önler. Bu ikame one, aynı türden başka bir unsuru belirtir; bir kişiyi belirtmez. Karşılaştırma bir dilde hareket etmekle diğer dilde hareket etmek arasında olduğu için in edatı korunur.
Alıştırma
Jacket sözcüğünü tekrarlamamak için tekil ikame sözcüğünü kullanarak cümleyi tamamlayın: This jacket is warmer than the old ____.
Cevabı göster
one
But regardless of when you acquire additional languages,
3:05Ancak ek dilleri ne zaman edindiğinizden bağımsız olarak,
being multilingual gives your brain some remarkable advantages.
3:08çok dilli olmak beyninize bazı dikkate değer avantajlar sağlar.
such as higher density of the gray matter that contains most of your brain's neurons and synapses, Kelime
3:13beyninizin nöronlarının ve sinapslarının çoğunu içeren gri maddenin daha yüksek yoğunluğu,
gray matter: gri madde
Gray matter, beyinde ve omurilikte bulunan; çok sayıda nöron hücre gövdesi, dendrit ve sinaps içeren doku için kullanılan bir nörobilim terimidir. Türkçesi “gri madde”dir. Bu cümlede gri maddenin daha yoğun olması, anlatılan fiziksel beyin farklılıklarından biridir. Burada matter bir konu ya da durum değil, fiziksel madde veya doku anlamına gelir. Gray matter ifadesini gray ve matter sözcüklerinin günlük anlamlarını birleştirerek değil, tek bir teknik terim olarak okuyun.
Alıştırma
Bir nörobilim yazısında gray matter ne anlama gelir?
- Zor veya belirsiz bir konu
- Tesadüfen gri renkte olan herhangi bir nesne
- Beyinde ve omurilikte bulunan sinir dokusu
Cevabı göster
Beyinde ve omurilikte bulunan sinir dokusu
and more activity in certain regions when engaging a second language. Kalıp ifadeler
3:19ve ikinci bir dil kullanırken belirli bölgelerde daha fazla aktivite gibi.
when engaging a second language: ikinci bir dili kullanırken
Burada engaging, engage fiilinin -ing biçimidir. Araştırma diline özgü bu ifadede when engaging a second language, “ikinci bir dili kullanırken veya zihinsel olarak etkinleştirirken” anlamına gelir. Engaging burada “ilgi çekici” demek değildir. Bu ifade kısaltılmış bir zaman yan cümlesidir. İkinci dili kullanan kişi çevredeki cümleden anlaşılır ve bu yan cümle artan beyin etkinliğinin ne zaman gerçekleştiğini belirtir.
Alıştırma
When engaging a second language ifadesinde engaging ne anlama gelir?
- onu ilgi çekici hâle getirmek
- o dili konuşan biriyle evlenme sözü vermek
- onu kullanmak veya zihinsel olarak etkinleştirmek
Cevabı göster
onu kullanmak veya zihinsel olarak etkinleştirmek
can also help delay the onset of diseases like Alzheimer's and dementia by as much as 5 years. Kalıp ifadeler
3:27Alzheimer ve bunama gibi hastalıkların başlangıcını 5 yıla kadar geciktirmeye de yardımcı olabilir.
heightened workout a bilingual brain receives: beyin egzersizi benzetmesi
Burada workout, tekrarlanan zihinsel çabayı anlatan bir benzetmedir. Heightened, artmış veya daha yoğun hâle gelmiş demektir; dolayısıyla ifade, iki dili yaşam boyu kullanmayı fiziksel egzersiz değil, ek bir bilişsel egzersiz olarak sunar. a bilingual brain receives sözleri, hangi workout'tan bahsedildiğini belirtir: iki dilli bir beynin aldığı zihinsel egzersiz. Daha genel olarak workout, zihni veya bir beceriyi tekrar tekrar çalıştıran zorlayıcı bir etkinliği de mecazen anlatabilir.
Alıştırma
“a workout a bilingual brain receives” ifadesindeki workout ne anlama gelir?
- İki dil kullanmaktan kaynaklanan tekrarlı zihinsel egzersiz
- Beyne uygulanan tıbbi bir işlem
- Beynin katıldığı bir fiziksel egzersiz dersi
Cevabı göster
İki dil kullanmaktan kaynaklanan tekrarlı zihinsel egzersiz
delay the onset of diseases: hastalığın daha geç başlamasını sağlamak
Delay the onset of diseases, hastalıkların daha geç başlamasını veya ortaya çıkmasını sağlamak demektir. Onset; bir hastalığın, belirtinin ya da zararlı sürecin başladığı noktayı adlandırır. Bu nedenle ifade, resmî sağlık ve tıp dilinde yaygındır. Delay yalnızca başlangıcı daha ileri bir zamana taşır. Hastalığı önlemek veya iyileştirmek anlamına gelmez. Bu cümlede can help de iddiayı temkinli tutar: kesin bir sonucu değil, olası bir katkıyı anlatır.
Alıştırma
Cümleyi “belirtilerin daha geç başlamasını sağlamak” anlamındaki resmî ifadeyle tamamlayın: The new therapy may ____ severe symptoms.
Cevabı göster
delay the onset of
The idea of major cognitive benefits to bilingualism may seem intuitive now, Notlar
3:33İki dilliliğin büyük bilişsel faydaları fikri şimdi sezgisel görünebilir,
iki dilliliğin önemli bilişsel faydaları
Bu ifadede cognitive benefits, dikkat, hafıza ve düşünme gibi zihinsel süreçlerdeki gelişmeleri anlatır. Major, bu faydaların büyük veya önemli olduğunu belirtir; yalnızca bir listedeki ilk maddeler olduklarını belirtmez. Burada to bilingualism, bu faydaları iki dili kullanabilme becerisiyle ilişkilendirir. İfadenin tamamı, iki dillilikle bağlantılı önemli düşünme avantajlarını anlatır; cognitive yalnızca daha fazla bilgi bilmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Örnekteki major cognitive benefits to bilingualism ne anlama geliyor?
- İki dil kullanmakla ilişkili zihinsel süreçlere yönelik önemli avantajlar
- Her sözcüğü çevirmenin yol açtığı başlıca sorunlar
- Bir kişinin iki dil bildiğini gösteren resmî bir belge
Cevabı göster
İki dil kullanmakla ilişkili zihinsel süreçlere yönelik önemli avantajlar
may seem intuitive now, but it would have surprised: günümüz değerlendirmesi ve varsayımsal geçmiş tepki
Cümle, günümüzdeki bir değerlendirmeyi hayal edilen geçmiş bir tepkiyle karşılaştırır. May seem intuitive now, bugün insanların bu fikri doğal veya kabul etmesi kolay bulabileceğini belirtir; but ise bakış açısındaki değişimi gösterir. Would have surprised, would have + geçmiş zaman ortacı yapısındadır. Geçmişteki uzmanlar bu fikirle karşılaşsaydı fikrin onlar üzerinde nasıl bir etki yaratacağını hayal eder. Uzmanların fikri gerçekten duyup şaşırdığını doğrudan söylemez.
Alıştırma
Zaman karşıtlığını would have ve surprise fiilinin geçmiş zaman ortacıyla tamamlayın: The device may seem ordinary now, but it ____ engineers a century ago.
Cevabı göster
would have surprised
Before the 1960s, bilingualism was considered a handicap that slowed a child's development Kelime
3:401960'lardan önce, iki dillilik bir çocuğun gelişimini yavaşlatan bir engel olarak görülüyordu,
bilingualism was considered a handicap: iki dillilik bir dezavantaj olarak görülüyordu
Bu cümlede bilingualism was considered a handicap, 1960'lardan önce iki dil bilmenin bir çocuğun gelişimini engelleyebilecek bir dezavantaj olarak görüldüğü anlamına gelir. Was considered edilgen bir yapıdır: bu düşünceyi kimin savunduğunu söylemeden o dönemdeki bir inancı aktarır. Before the 1960s bu görüşü geçmiş bir dönemle sınırlar; dolayısıyla bu, videonun kendi sonucu değildir. Burada handicap bir kişiyi değil, sözde bir dezavantajı veya engeli anlatır.
Alıştırma
Hangi yorum cümleye en uygun anlamı verir?
- 1960'lardan önce çocukların iki dil öğrenemediğini söyler.
- İki dilliliğin bir dezavantaj olduğuna dair eski bir inancı aktarır.
- Videonun iki dilliliğin her çocuğa zarar verdiği görüşüne katıldığını söyler.
Cevabı göster
İki dilliliğin bir dezavantaj olduğuna dair eski bir inancı aktarır.
by forcing them to spend too much energy distinguishing between languages, Dilbilgisi
3:46onları dilleri ayırt etmek için çok fazla enerji harcamaya zorladığı düşünülüyordu,
by forcing ... to spend ... distinguishing between ...: bir mekanizmayı açıklamak
By + V-ing, daha önce belirtilen bir sonucun hangi yolla veya mekanizmayla ortaya çıktığını açıklar. Burada by forcing..., bu sözde dezavantajın çocuğun gelişimini nasıl yavaşlattığının düşünüldüğünü gösterir; by burada “... yoluyla” demektir, “yanında” değil. İfade üç kalıbı zincirler: force someone to do something, spend energy doing something ve distinguish between things. Bu yüzden forcing them to spend ... distinguishing, çocukları dilleri birbirinden ayırmak için enerji harcamaya mecbur bırakmak demektir.
Alıştırma
Cümleyi force fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The broken scanner slowed the team down by ____ them to enter every code by hand.
Cevabı göster
forcing
a view based largely on flawed studies. Anlatım akışı
3:50bu büyük ölçüde kusurlu çalışmalara dayanan bir görüş.
Büyük ölçüde kusurlu çalışmalara dayanan bir görüş
Burada view, görülen bir manzara değil, bir görüş veya düşünce biçimi anlamına gelir. Bu isim öbeği daha önce sözü edilen bir tutumu yeniden adlandırır ve dayanağını değerlendirir. based largely on flawed studies, view sözcüğünü niteleyen kısaltılmış bir ilgi cümleciğidir; “ciddi eksikleri olan çalışmalara büyük ölçüde dayanan” demektir. Bu ifade, tutumun güvenilirliğini sorgular ama onun her bölümünün yanlış olduğunu doğrudan söylemez.
Alıştırma
Bu ifadede a view ne anlama geliyor?
- bir araştırma yürütme yöntemi
- bir görüş veya düşünce biçimi
- pencereden görülen manzara
Cevabı göster
bir görüş veya düşünce biçimi
that reaction times and errors increase for some bilingual students in cross-language tests,
3:55diller arası testlerde bazı iki dilli öğrenciler için tepki sürelerinin ve hataların arttığını gösterse de,
daha yeni bir çalışma gerçekten göstermiş olsa da: taviz ve vurgu
Burada while zaman ilişkisi değil, taviz veya karşıtlık bildirir. Konuşmacı önce çalışmanın bir sonuç ortaya koyduğunu kabul eder ve tam cümlede farklı ya da dengeleyici bir noktaya yer bırakır. did show geçmiş zamanda vurgulu do kullanımıdır: geçmiş zaman işaretini did taşır, show ise yalın hâlde kalır. Bu yapı, çalışmanın bu sonucu gerçekten gösterdiği anlamına gelir ve bir gerçeği kabul etmek veya vurgulamak için kullanılır.
Alıştırma
While’ın taviz anlamında ve did’in yalın fiil show ile vurgulu biçimde doğru kullanıldığı cümleyi seçin.
- While the sample was small, did the trial show a clear benefit?
- While the sample was small, the trial did show a clear benefit.
- While the sample was small, the trial did showed a clear benefit.
Cevabı göster
While the sample was small, the trial did show a clear benefit.
it also showed that the effort and attention needed to switch between languages Dilbilgisi
4:01aynı zamanda diller arasında geçiş yapmak için gereken çaba ve dikkatin,
the dorsolateral prefrontal cortex. Kelime
4:08daha fazla aktiviteyi tetiklediğini ve potansiyel olarak güçlendirdiğini gösterdi.
the effort and attention needed to switch between languages: isimden sonra gelen niteleme
needed to switch between languages, effort and attention ifadesinden sonra gelen ve bu isimleri niteleyen bir geçmiş zaman ortacı öbeğidir. Hangi çaba ve dikkatten söz edildiğini, yani diller arasında geçiş yapmak için gereken çaba ve dikkati belirtir. Bu cümlede the effort and attention needed to switch between languages öbeğinin tamamı triggered fiilinin öznesidir. needed ana cümlenin fiili değildir. Bu yapı, that are needed to... ifadesinin isimden sonra kısaltılmış hâlidir ve açıklamalarda ve akademik İngilizcede sık kullanılır.
Alıştırma
The tools needed to build the kite are in the box cümlesinin ana fiili hangisidir?
- build
- needed
- are in
Cevabı göster
are in
the dorsolateral prefrontal cortex: belirli bir beyin bölgesi
the dorsolateral prefrontal cortex belirli bir beyin bölgesinin adıdır. Bu cümlede daha fazla etkinliğin başlatıldığı yeri ve muhtemelen güçlenen bölgeyi ifade eder. Bu, sıradan yön bildiren kelimelerin bir listesi değil, teknik bir anatomi terimidir. Burada gereken temel bilgi şudur: prefrontal korteks beynin ön tarafına yakın bir bölgedir ve dorsolateral onun belirli bir kısmını belirtir.
Alıştırma
Bu cümlede the dorsolateral prefrontal cortex neyi ifade eder?
- A type of attention exercise
- A specific brain region
- A language-learning strategy
Cevabı göster
A specific brain region
This is the part of the brain that plays a large role in executive function, Kelime
4:11Bu, beynin yürütücü işlev,
executive function: zihinsel kontrol becerileri
Executive function, psikoloji ve sinirbilimde bir dizi zihinsel kontrol becerisini anlatan bir terimdir. Bu beceriler plan yapmaya, bir hedefi akılda tutmaya, dikkati toplamaya, dikkat dağıtıcı şeylere veya dürtülere karşı koymaya ve görevler arasında geçiş yapmaya yardımcı olur. Burada executive, beynin düşünce ve eylemi yönetip denetlemesini anlatır. Bir şirket yöneticisi anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi beceri executive function için en açık örnektir?
- Birkaç adımı planlamak ve gerektiğinde görev değiştirmek
- Bir şirket yöneticisinin adını hatırlamak
- Bir elmanın kırmızı olduğunu fark etmek
Cevabı göster
Birkaç adımı planlamak ve gerektiğinde görev değiştirmek
switching between tasks: görevler arasında geçiş yapmak
Switching between tasks, dikkati ve yapılan işi bir görevden diğerine, çoğu zaman birden fazla kez taşımak anlamına gelir. Between, görevleri aralarında geçiş yapılan seçenekler olarak sunar; iki görevi de daha büyük bir görev grubunu da anlatabilir. Burada -ing biçimindeki switching, etkinliğin veya becerinin adını belirtir. Yaygın kalıp switch between A and B şeklindedir; örneğin switch between reading and writing.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki üç kelimelik ifadeyi aynen kullanarak tamamlayın: Constantly ____ can make it harder to focus.
Cevabı göster
switching between tasks
and focusing while filtering out irrelevant information. Öbek fiiller
4:19ve ilgisiz bilgileri filtrelerken odaklanma konusunda büyük rol oynayan kısmıdır.
filtering out: istenmeyen bilgileri elemek
Burada filtering out, ilgisiz bilgilerin dikkatinizi dağıtmasını engellemek anlamındadır. filter out öbek fiilinin -ing biçimidir ve cümlede focusing ile aynı anda gerçekleşen bir eylem olarak sunulur. out parçacığı bu anlam için gereklidir. filter out + nesne kalıbı, daha büyük bir akış, grup veya kümeden istenmeyen bir bölümü ayırıp çıkarmak anlamına gelir.
Alıştırma
“İstenmeyen bilgileri çıkarmak” anlamındaki öbek fiili tamamlayan parçacığı yazın: The app helps filter ____ spam messages.
Cevabı göster
out
So, while bilingualism may not necessarily make you smarter, Dilbilgisi
4:22Yani, iki dillilik sizi mutlaka daha zeki yapmayabilir ama,
it does make your brain more healthy, complex and actively engaged. Kalıp ifadeler
4:26beyninizin daha sağlıklı, karmaşık ve aktif olarak meşgul olmasını kesinlikle sağlar.
while ... may not necessarily ..., it does make ...: bir iddiayı sınırlayıp diğerini vurgulamak
Burada while, zaman bildiren “-iken” değil, “-se de” anlamındadır. while yan cümlesi ilk iddiayı sınırlar: may not necessarily make you smarter, bu sonucun kesin olmadığını belirtir. Ardından ana cümle, konuşanın gerçekten desteklediği sonucu ifade eder. it does make... yapısında does, soru işareti değil, olumlu cümlede kullanılan vurgu yardımcı fiilidir. make sözcüğüne ek güç verir ve ardından gelen fiil yalın biçimde kalır: does make doğrudur, does makes değildir. Yapının tamamı önce abartıdan kaçınır, sonra daha dar bir iddiayı güçlü biçimde doğrular.
Alıştırma
Hangi cümle ilk iddiayı doğru biçimde sınırlar ve ardından ikinci iddiayı güçlü biçimde doğrular?
- While the plan may not necessarily saves time, it does reduce confusion.
- While the plan may not necessarily save time, it does reduces confusion.
- While the plan may not necessarily save time, it does reduce confusion.
Cevabı göster
While the plan may not necessarily save time, it does reduce confusion.
actively engaged: zihinsel olarak etkin ve odaklanmış olmak
Actively engaged, zihinsel olarak etkin biçimde katılmak ve odağı korumak demektir. Burada beynin pasif kalmak yerine bilgiyi işlediğini anlatır. Engaged yalnızca “nişanlı” anlamına gelmez; katılımı veya bir şeye yoğunlaşmayı da anlatabilir. Öğrenme bağlamında actively, bu katılımın güçlü ve devamlı olduğunu vurgular.
Alıştırma
“The puzzle kept Maya actively engaged.” cümlesinde actively engaged ne anlama gelir?
- Evlenmeye hazırlanmak
- Orada bulunup dikkat etmemek
- Etkin biçimde katılmak ve odağı korumak
Cevabı göster
Etkin biçimde katılmak ve odağı korumak
And even if you didn't have the good fortune of learning a second language as a child, Dilbilgisi
4:31Ve çocukken ikinci bir dil öğrenme şansına sahip olmasanız bile,
even if: sonucu değiştirmeyen bir koşul
Even if, bir koşulun doğru olabileceğini veya gerçekleşebileceğini, ancak sonucu, kararı ya da tavsiyeyi değiştirmeyeceğini anlatır. Bu bir ödünleme koşuludur: sıradan if kullanımından farklı olarak “buna rağmen bu hâlâ geçerli” anlamını ekler. Burada çocukken ikinci bir dil öğrenmemiş olmak olası dezavantajdır. Bu yan cümle, söz konusu dezavantaja rağmen geçerli kalacak sonraki sonuca hazırlık yapar.
Alıştırma
Planın değişmeyeceğini gösteren bağlaçla cümleyi tamamlayın: ____ it rains, the science fair will continue indoors.
Cevabı göster
Even if
it's never too late to do yourself a favor Deyimler
4:35kendinize bir iyilik yapmak için asla geç değildir,
It's never too late to ... ve do yourself a favor
It's never too late to ... ifadesi, kişi gecikmiş veya önceki bir fırsatı kaçırmış olsa bile şimdi başlamanın hâlâ değerli olabileceğini anlatır. Pişman olmak yerine harekete geçmeye teşvik eder. Do yourself a favor, kelime anlamıyla kişinin kendisine bir iyilik sunması değildir. “Sana yardımcı olacak bir şey yap” demektir. İki ifade birlikte, dinleyiciyi yararlı bir şeye başlaması için nazikçe harekete geçirir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki iki ifadeyi aynen kullanarak tamamlayın: ____ learn a new skill, so ____ and begin today.
Cevabı göster
It's never too late to · do yourself a favor
Hello'dan hola'ya dilsel bir sıçrama yapmak
Make the linguistic leap, başka bir dili kullanmayı öğrenmeyi fiziksel bir sıçrama değil, cesur bir adım olarak betimler. Başka durumlara da uygulanabilen make the leap from A to B kalıbı, bir aşamadan diğerine önemli bir farkı aşarak geçmeyi anlatır. Burada hello, hola, bonjour ve ni hao farklı dillerdeki selamlaşmalardır. Bunların sıralanması, dil öğrenmeyle ilgili soyut bir düşünceyi bir sonraki adımı atmaya yönelik canlı ve olumlu bir çağrıya dönüştürür.
Alıştırma
Bu cümlede make the linguistic leap ne anlama geliyor?
- Tanıdık bir başlangıç noktasından başka bir dili kullanmaya geçmek
- Selamlaşma sözleri söylerken gerçekten zıplamak
- Yalnızca İngilizce hello sözcüğünü çalışmak
Cevabı göster
Tanıdık bir başlangıç noktasından başka bir dili kullanmaya geçmek
when it comes to our brains: beynimiz söz konusu olduğunda
when it comes to + isim veya -ing biçimi, bir konuya giriş yapmak ya da konuşulan alanı sınırlamak için kullanılır. Burada odak our brains ifadesine kayar; yani cümledeki iddia genel olarak egzersizle değil, beyinle ilgilidir. Bu kalıbı bir bütün olarak “... söz konusu olduğunda” veya “... hakkında konuşurken” diye anlayın. Bir şeyin kelimenin tam anlamıyla beyne gelmesi anlamına gelmez.
Alıştırma
Sabit ifadeyi tamamlayın: When it ____ to teamwork, listening is important.
Cevabı göster
comes
a little exercise can go a long way: biraz egzersiz bile büyük fark yaratabilir
Burada go a long way, “çok yardımcı olmak” veya “büyük bir etki yaratmak” anlamına gelen bir deyimdir. Yürümeyi ya da mesafeyi anlatmaz. a little exercise küçük miktarda çabayı gösterirken can go a long way bu küçük çabanın beklenenden çok daha büyük bir sonuç doğurabileceğini belirtir. a little + isim + can go a long way kalıbı, küçük bir eylemi teşvik ederken onun büyük yararını vurgulamak için yeniden kullanılabilir.
Alıştırma
“A little kindness can go a long way” ne anlama gelir?
- Nezaket yalnızca kısa bir süre işe yarar.
- Biraz nezaket fiziksel olarak çok uzaklara gidebilir.
- Biraz nezaket bile büyük ve olumlu bir etki yaratabilir.
Cevabı göster
Biraz nezaket bile büyük ve olumlu bir etki yaratabilir.