Mevlana'ya göre nasıl sevilir - Stephanie Honchell Smith: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Bu biyografik anlatı, Tebrizli Şems'in Rumi'yi hukuk çalışmalarından Sufi mistisizmine nasıl yönelttiğini, kaybın onun şiirini nasıl biçimlendirdiğini ve insani ve ilahi aşka dair anlayışının kalıcı bir uluslararası mirasa nasıl dönüştüğünü ele alıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Rumi didn't know it yet, but — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Bu kalıbın, karakterin yaklaşan dönüm noktasından henüz habersiz olduğunu geriye dönük bir bakışla önceden bildirdiğini fark edin. Biyografilerde ve sözlü anlatılarda, hayat değiştiren bir karşılaşmayı ya da olayı açıklamadan önce beklenti yaratmak için kullanabilirsiniz. 2. seeing himself as the moon reflecting the light of Shams's sun. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Güneş ile ayı, Rumi'nin o dönemdeki benlik algısını anlatan genişletilmiş bir metafor olarak yorumlayın. Rumi, ışığı bağımsız biçimde üretmekten çok, hocasının manevi aydınlığını yansıttığına inanıyordu. Böylece imgeyi gerçek anlamda okumadan etki, kimlik ve düşünsel miras hakkında konuşabilirsiniz. 3. before being introduced to the West — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: before sonrasında kullanılan edilgen -ing yapısının, Rumi'nin eserlerinin Batı'da tanınmasını İslam dünyasındaki önceki yayılışından sonraya yerleştirdiğini anlayın. Bu kalıbı, öznenin eylemi gerçekleştirmeyip eyleme maruz kaldığı tarihsel aşamaları sıralarken kullanabilirsiniz.
Bu derste
A candle is made to become entirely flame. Dilbilgisi
0:11Bir mum, tamamen aleve dönüşmek için yapılmıştır.
is made to become entirely flame: sebep olunan bir dönüşüm
be made to + fiilin yalın hâli kalıbı, make + nesne + fiilin yalın hâli yapısının edilgen biçimidir: özne bir şeyi yapmaya zorlanır ya da yöneltilir. Burada become bir durum değişikliğini belirtir; böylece mum, son bir duruma doğru götürülen bir şey olarak sunulur. Made yalnızca mumun nasıl üretildiğini anlatmaz. Entirely flame, become'den sonra gelen şiirsel bir tümleçtir. Flame sözcüğünü mumun eksiksiz son durumu olarak sunar: mumun ayrı biçimi kaybolur ve yalnızca alev kalır. Bu ifade, basit becomes yapısına göre dışarıdan oluşturulan ya da kaçınılmaz olan sonucu daha güçlü biçimde vurgular.
Alıştırma
Bu cümlede is made to become entirely flame ne anlatır?
- Mum değişmeden kısa süreliğine aleve benzer.
- Birisi mumu ateşin yanında üretir.
- Mum, sonunda alevden başka hiçbir şey olmadığı bir duruma götürülür.
Cevabı göster
Mum, sonunda alevden başka hiçbir şey olmadığı bir duruma götürülür.
that annihilating moment: sıradan hasar değil, bütünüyle yok oluş
Annihilating, annihilate fiilinden türeyen -ing biçimli bir sıfattır ve bir şeyi tamamen yok etmek ya da varlığına son vermek anlamına gelir. Moment sözcüğünü niteler: an, yok edici etkisiyle tanımlanır; yok edilen şey anın kendisi değildir. Bu şiirsel imgede güçlü sözcük, mum aleve dönüşürken onun ayrı biçiminin ve mecazi olarak ayrı bir benliğin kaybolmasını anlatır. Yalnızca hasarı değil, bütünüyle çözülüp yok olmayı belirtir.
Alıştırma
Mum imgesinde annihilating sözcüğünün en yakın anlamı nedir?
- mumun ayrı biçiminin tamamen kaybolmasına neden olmak
- mumu biraz daha sıcak yapmak
- mumu değiştirmeden ışığı yansıtmak
Cevabı göster
mumun ayrı biçiminin tamamen kaybolmasına neden olmak
it has no shadow: ışığın içinde çözünme metaforu
Burada it has no shadow, aydınlatmayla ilgili basit bir bildirim değil, şiirsel bir ifadedir. Yok oluş anında mumun alev ve ışık tarafından bütünüyle emildiği düşünülür; böylece gölge düşürebilen katı biçim ortadan kalkar. Gölge aynı zamanda mumun karanlık ve ondan ayrı karşılığıdır. it has no shadow denmesi, önceki benliğin ve ışık ile karanlık arasındaki ayrımın yok olduğunu düşündürür.
Alıştırma
Bu şiirsel cümlede it has no shadow temel olarak neyi düşündürür?
- Mumun tamamen karanlık bir yere taşındığını söyler.
- Bir resimdeki gölgeyi kaldırmak için gerçek anlamlı bir talimat verir.
- Mumun ayrı biçiminin ve ışıkla arasındaki ayrımın yok olduğunu düşündürür.
Cevabı göster
Mumun ayrı biçiminin ve ışıkla arasındaki ayrımın yok olduğunu düşündürür.
According to legend: hikâyenin kaynağını efsane olarak belirtmek
According to legend, kaynağı belirten bir giriş çerçevesidir. Ana iddia gelmeden önce dinleyiciye, bundan sonraki anlatının tümüyle doğrulanmış tarihsel bir kayıttan değil, geleneksel bir hikâyeden geldiğini bildirir. Bu ifade, önce kaynağı ve kesinlik düzeyini belirterek bilgiyi düzenler. Burada according to, “söylediğine göre” veya “verdiği bilgiye dayanarak” anlamındadır; “itaat ederek” anlamına gelmez.
Alıştırma
İngilizce cümleyi bu dersteki üç sözcüklü kaynak belirteciyle tamamlayın: ____, the mountain was formed by a sleeping giant.
Cevabı göster
According to legend
the renowned scholar Jalaluddin Muhammad Rumi was giving a lecture Dilbilgisi
0:21ünlü alim Celaleddin Muhammed Rumi bir ders veriyordu;
when an older disheveled man approached Kelime
0:26o sırada yaşlı, saçı başı dağınık bir adam yaklaştı
was giving a lecture when: yeni bir olaydan önce devam eden arka plan eylemi
was giving a lecture when ... approached yapısında was giving, past continuous biçimindedir. Dersin zaten devam etmekte olduğunu gösterir ve hikâyenin arka planını kurar. When, hikâyeyi ilerleten ve simple past biçiminde olan approached adlı yeni olayı tanıtır. Bir olay sürerken başka bir olayın gerçekleştiğini anlatmak için past continuous + when + simple past yapısını kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Cümleyi read fiilinin past continuous biçimiyle tamamlayın: Maya ____ in the library when the fire alarm rang.
Cevabı göster
was reading
an older disheveled man: dağınık bir görünüşü betimlemek
an older disheveled man ifadesinde disheveled, man sözcüğünü niteler. Adamın saçının, kıyafetlerinin veya genel görünüşünün dağınık ve düzensiz olduğunu belirtir. Disheveled, messy sözcüğünden daha canlı bir görüntü oluşturur ve biraz daha resmîdir. Yazarlar bu sözcüğü, kendisini toparlamaya vakit bulamamış gibi görünen birini hemen gözümüzde canlandırmak için sıkça kullanır.
Alıştırma
Hangi cümlede disheveled doğal biçimde kullanılmıştır?
- We poured disheveled juice into the glasses.
- The class solved a disheveled math problem.
- After the windy walk, Lena came inside with disheveled hair.
Cevabı göster
After the windy walk, Lena came inside with disheveled hair.
but this question and this man would change his life.
0:34bu soru ve bu adam onun hayatını değiştirecekti.
Rumi didn't know it yet, but ...: bir değişimin habercisi
Rumi didn't know it yet, but dinleyiciyi, sonradan olanları bilen bir anlatıcının geçmişe bakış açısına yerleştirir. O önceki anda Rumi olacaklardan habersizdir; anlatıcı ise hemen ardından bunları açıklamaya başlar. Burada yet “o ana kadar” anlamını taşır; but ise bilgiyi karakterin sınırlı bilgisinden sonraki sonuca çevirir. Bu kalıp önemli bir değişimin habercisi olur ve beklenti yaratır.
Alıştırma
Anlatıcının ileride olacaklara ilişkin ipucunu dersteki tam kalıpla tamamlayın: Noah ____, ____ the old map would lead him to a hidden village.
Cevabı göster
didn't know it yet · but
Annoyed at the interruption: duygu ve nedeni belirten giriş öbeği
Annoyed at the interruption, cümlenin başında kullanılan geçmiş ortaçlı bir sıfat öbeğidir. Arka plandaki nedeni daha kısa biçimde verir: Because he was annoyed at the interruption, Rumi snapped. annoyed duygusunu yaşayan kişi ana cümlenin öznesi olmalıdır; burada bu kişi Rumi'dir. Bu öbekle başlamak, onun duygusunu ve bu duygunun nedenini sert tepkisine kısa ve açık biçimde bağlar.
Alıştırma
Hangi cümlede giriş öbeği ana cümlenin öznesini doğru biçimde açıklar?
- Frustrated by the delay, Elena called the airline.
- Frustrated by the delay, the clock seemed to move slowly.
- Frustrated by the delay, Elena's flight was canceled.
Cevabı göster
Frustrated by the delay, Elena called the airline.
Rumi snapped: aniden ve öfkeli bir şekilde konuşmak
Burada snapped, “aniden sert, öfkeli ya da sabırsız bir tonla söyledi” anlamına gelen bir konuşma fiilidir. Hem Rumi'nin konuştuğunu hem de sözlerinin nasıl bir tonda duyulduğunu gösterir. Snap konuşmayı anlattığında öfke genellikle kısa ve birine yöneliktir. Bu anlam, “aniden kırılmak” anlamından farklıdır.
Alıştırma
Bu cümledeki “Rumi snapped” ifadesine en uygun açıklama hangisidir?
- Rumi fikri adım adım ve dikkatlice açıkladı.
- Rumi başka kimse duymasın diye çok sessiz konuştu.
- Rumi aniden öfkeli ve sabırsız bir tonla konuştu.
Cevabı göster
Rumi aniden öfkeli ve sabırsız bir tonla konuştu.
the books caught fire: kitaplar yanmaya başladı
Catch fire, “yanmaya başlamak” veya “alev almak” anlamına gelen kalıplaşmış bir fiil ifadesidir. Bu cümlede caught, catch fiilinin geçmiş zaman biçimidir; dolayısıyla kitaplar aniden yanmaya başlamıştır. Buradaki catch, “yakalamak” anlamına gelmez. Catch fire tek bir bütün olarak kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi catch fire ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After a spark landed on it, the dry grass ____.
Cevabı göster
caught fire
couldn't possibly understand: güçlü imkânsızlık
couldn't possibly understand ifadesinde possibly, couldn't kelimesinden sonra gelerek olumsuzluğu güçlendirir. Bu ifade yalnızca “belki anlayamazsın” demek değildir; anlamanın tamamen imkânsız olduğunu söyler. Bu cümlede ifade, karşı tarafın yeteneğini tarafsızca açıklamak için değil, ona sert bir karşılık vermek için kullanılmıştır. Bu yüzden alaycı, küçümseyici veya meydan okuyan bir tını taşıyabilir.
Alıştırma
Konuşan kişi “You couldn't possibly understand” diyerek ne anlatıyor?
- Anlamak zor olabilir ama yine de oldukça mümkündür
- Konuşan kişi, dinleyicinin anlayıp anlamadığını nazikçe soruyor
- Konuşan kişi, dinleyicinin hiç anlayamayacağını söylüyor
Cevabı göster
Konuşan kişi, dinleyicinin hiç anlayamayacağını söylüyor
Shams of Tabriz: yer bildiren geleneksel adlandırma
Shams of Tabriz, bir kişiyi bir yer aracılığıyla tanımlamanın geleneksel bir yoludur. of + yer yapısı, Shams'in Tabrizli olduğunu veya Tabriz ile güçlü bir bağı bulunduğunu belirtir; mülkiyet anlamı taşımaz. Bu yer temelli biçim, yerleşmiş tarihsel bir adın ya da lakabın parçasıdır. Bu nedenle sıradan bir modern soyadından çok edebî veya tarihsel bir hava verir.
Alıştırma
“Shams of Tabriz” içinde “of Tabriz” esas olarak ne yapar?
- Tabriz'i Shams'in modern soyadı olarak verir
- Shams'in Tabriz şehrinin sahibi olduğunu gösterir
- Shams'i Tabriz ile geleneksel bir bağlantı üzerinden tanımlar
Cevabı göster
Shams'i Tabriz ile geleneksel bir bağlantı üzerinden tanımlar
karizmatik bir Sufi mistiği
Bu cümlede Sufi mystic, İslam içindeki Sufi geleneğine bağlı olup Tanrı'yla yakın ve içsel bir deneyim arayan kişiyi anlatır. Buradaki mystic, dinî ve manevi bir tanımdır. Charismatic, insanları kendine çekebilmek ve onları güçlü biçimde etkileyebilmek demektir. İfade bir bütün olarak Şems'i, manevi yönü güçlü ve varlığıyla başkalarını derinden etkileyebilen biri olarak tanıtır.
Alıştırma
Bu cümlede a charismatic Sufi mystic ifadesine en uygun anlam hangisidir?
- Gizemli numaralar yapan bir sahne sihirbazı
- Yalnızca laik hukuk üzerine çalışan bir devlet görevlisi
- Sufi geleneğinde çekici ve etkili bir manevi kişi
Cevabı göster
Sufi geleneğinde çekici ve etkili bir manevi kişi
Rumi'nin dünya görüşünü değiştirecekti
Transform someone's worldview, bir kişinin hayatı, toplumu ve dünyayı anlama biçiminin temelinden değişmesi demektir. Transform, küçük bir fikir değişikliğini değil, geniş kapsamlı ve köklü bir değişimi anlatır. Burada would, hikâyedeki geçmiş bir noktadan geleceğe bakar: Şems daha yeni ortaya çıkmıştır ve anlatıcı onun daha sonra Rumi üzerinde yaratacağı etkiyi önceden belirtir.
Alıştırma
Cümleyi transform fiilinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The documentary deeply ____ his worldview.
Cevabı göster
transformed
would go on to become one of the world's most celebrated poets Notlar
1:05dünyanın en ünlü şairlerinden
Rumi, inspired by Shams's teachings: geçmiş zaman ortacıyla etkiyi sonraki sonuca bağlamak
inspired by Shams's teachings sözleri, Rumi'yi niteleyen geçmiş zaman ortaçlı bir öbek oluşturur. Açılmış biçimi Rumi, who was inspired by Shams's teachings, ... ifadesine yakındır. Bu öbek Rumi'den sonra gelir ve virgüllerle ayrılarak ana cümleye arka plan bilgisi ekler. Şems'in öğretilerini, Rumi'nin sonraki başarısına katkıda bulunan bir etki olarak sunar.
Alıştırma
Hangi cümle bilim fuarından ilham alan kişinin Omar olduğunu açıkça anlatır?
- Inspired by the science fair, the small robot was Omar's next project.
- The science fair, inspired by Omar, led to a small robot.
- Inspired by the science fair, Omar built a small robot.
Cevabı göster
Inspired by the science fair, Omar built a small robot.
would go on to become: geçmişteki bir bakış noktasından geleceğe bakmak
Would go on to become, anlatıcı bir kişinin hayatına veya tarihe dönüp baktığında “daha sonra ... oldu” anlamına gelir. Geçmişteki bir noktayı, sonradan gelen önemli bir görev veya konumla bağlar. Burada would, geçmişteki bir anlatı noktasından bakıldığında gelecekte olan bir olayı belirtir; varsayım bildirmez. Go on to become, bu değişimi sonraki büyük aşama olarak sunar.
Alıştırma
Geçmişe dönük bu biyografiyi would ile başlayan beş sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: As a child, Nia loved numbers. She ____ a respected engineer.
Cevabı göster
would go on to become
one of the world's most celebrated poets: one of + üstünlük derecesi + çoğul isim
One of the world's most celebrated poets, dünya çapında en çok övgü alan şairler grubundaki tek bir kişiyi anlatır. Bu, one of + üstünlük derecesi ifadesi + çoğul isim biçiminde yeniden kullanılabilen bir kalıptır. one tek bir kişiyi seçse de one of sonrasındaki isim birden fazla üyeden oluşan grubu anlattığı için çoğul olur. Bu nedenle poet değil poets gerekir.
Alıştırma
Cümleyi poet sözcüğünün doğru biçimiyle tamamlayın: Maya is one of the school's most talented ____.
Cevabı göster
poets
whose cultural legacy looms large: güçlü ve göz ardı edilmesi zor bir etki
whose cultural legacy looms large ifadesinde whose, hemen önce sözü edilen kişi hakkında bir ilgi cümleciği başlatır. Cultural legacy, o kişinin geride bıraktığı kalıcı kültürel eserleri, düşünceleri ve etkiyi anlatır. Looms large mecazi bir ifadedir. Bu mirasın Türkiye'de ve Farsça konuşulan dünyada çok önemli, güçlü ve göz ardı edilmesi zor bir etkiye sahip olduğunu söyler; fiziksel olarak yükselen bir şeyi anlatmaz.
Alıştırma
The economic crisis still looms large in public debate cümlesi ne anlama gelir?
- İnsanlar krizin fiziksel boyutunu tartışmaktadır.
- Kriz, kamusal tartışmalarda hâlâ çok önemlidir ve göz ardı edilmesi zordur.
- Kriz, kamusal tartışmalardan tamamen kaybolmuştur.
Cevabı göster
Kriz, kamusal tartışmalarda hâlâ çok önemlidir ve göz ardı edilmesi zordur.
the Persian-speaking world: sınırları aşan bir dil topluluğu
The Persian-speaking world, Farsçanın kullanımı ve Farsça kültürel gelenekler aracılığıyla birbirine bağlanan bölgeleri ve toplulukları ifade eder. Birden fazla modern ülkeyi ve bu ülkelerin dışındaki ilgili toplulukları kapsayabilir. Burada world, bütün gezegen veya tek bir ülke anlamına gelmez. Persian-speaking bileşik sıfatında speaking, bu geniş kültürel alanı birbirine bağlayan dili belirtir.
Alıştırma
Bu cümlede the Persian-speaking world neyi ifade eder?
- Fars dili ve kültürüyle birbirine bağlı bölgeler ve topluluklar
- Persia adlı tek bir ülke
- Dünyada herhangi bir dilin konuşulduğu bütün ülkeler
Cevabı göster
Fars dili ve kültürüyle birbirine bağlı bölgeler ve topluluklar
Rumi was born in 1207 near the Afghan city of Balkh
1:17Rumi 1207 yılında, Afganistan'ın Belh şehri yakınlarında doğdu
as a child emigrated to Anatolia: çocukluk dönemi ve resmî göç anlatımı
“and as a child emigrated to Anatolia” ifadesi, yaşam öyküsüne ikinci bir olay ekler. “As a child”, “çocukluğu sırasında” anlamına gelen bir zaman ifadesidir ve göçün ne zaman gerçekleştiğini belirtir. Emigrated, kişinin kendi ülkesini veya bölgesini terk edip başka bir yere yerleşmesini anlatan resmî bir fiildir; to Anatolia ise varış yerini belirtir. Genellikle büyük ve uzun süreli bir yer değiştirmeyi ima ettiği için yalnızca moved demekten daha belirgin bir tarih ve göç anlamı taşır.
Alıştırma
Emigrate fiilinin geçmiş zaman biçimini ve varış yeri için doğru edatı kullanın: At age twelve, she ____ New Zealand with her family.
Cevabı göster
emigrated to
hoped to secure a more prestigious position. Kalıp ifadeler
1:27daha saygın bir konum elde etmeyi umuyordu.
secure a more prestigious position: daha saygın bir görev elde etmek
Burada secure, 'çaba veya resmî bir süreç sonucunda başarıyla elde etmek' anlamına gelir; 'güvenli hâle getirmek' anlamında değildir. secure a position, iş yaşamında kullanılan resmî bir kalıptır; a more prestigious position ise daha yüksek itibar veya statüye sahip bir görevi belirtir. hope to + fiilin yalın hâli, arzu edilen bir sonucu ifade eder. hoped to secure babanın hedefini anlatır; sonunda başarılı olduğunu doğrulamaz.
Alıştırma
'Nora worked hard to secure a place in the program,' cümlesinde secure ne anlama gelir?
- anahtarla kilitlemek
- fiziksel olarak güvenli hâle getirmek
- başarıyla elde etmek
Cevabı göster
başarıyla elde etmek
By the time of Shams's arrival: Şems'in gelişi sırasında
By the time of + isim öbeği, geçmişte bir referans noktası belirler. Ana cümle, o anda veya o andan önce zaten doğru olan durumu anlatır. Burada Shams's arrival, of sözcüğünden sonra gelen isim öbeğidir. Şems geldiğinde Rumi'nin saygın bir âlim olarak konumu zaten oluşmuştu.
Alıştırma
Cümleyi isim öbeğinden önce kullanılan yapıyla tamamlayın: ____ the inspection, all the repairs had been completed.
Cevabı göster
By the time of
Çok saygı gören İslam hukuku âlimi
Bu cümlede well-respected scholar of Islamic law, İslam hukuku geleneğini inceleyen, öğreten veya yorumlayan ve büyük saygı gören bir kişiyi anlatır. Bu ifade Rumi'nin belirli dinî ve akademik rolünü belirtir; yalnızca eğitimli bir kişi ya da herhangi bir Müslüman anlamına gelmez. Bu sözler ayrıca Rumi'nin Konya'da zaten sağlam ve yerleşik bir konuma sahip olduğunu gösterir. Böylece daha sonra yaşadığı ruhani yön değişimini anlamak kolaylaşır; önceki rolünün önemsiz olduğu söylenmez.
Alıştırma
Cümledeki well-respected scholar of Islamic law neyi ifade ediyor?
- Yerel yasaları uygulayan modern bir polis memurunu
- İslam hukuku geleneğinde çok saygı gören bir uzmanı
- İslam dinine inanan herhangi bir kişiyi
Cevabı göster
İslam hukuku geleneğinde çok saygı gören bir uzmanı
the mystical path within Islam: İslam içindeki mistik yol
Bu ifade, Sufism yani Sufizm hakkında eş görevli bir açıklamadır. Sufizmi İslam'dan ayrı bir din olarak değil, İslam geleneğinin içindeki mistik bir yol olarak tanımlar. Burada path mecazidir: fiziksel bir güzergâhı değil, manevi uygulama veya gelişim biçimini anlatır. Mystical, ilahi olanı doğrudan içsel olarak deneyimleme arayışını belirtir.
Alıştırma
the mystical path within Islam ifadesi Sufizm hakkında ne anlatıyor?
- İslam içindeki mistik bir gelenek
- İslami bir ülkedeki fiziksel bir yol
- İslam'dan tamamen ayrı bir din
Cevabı göster
İslam içindeki mistik bir gelenek
Tasavufla daha önce karşılaşmıştı
Burada had been exposed to Sufism, onun Tasavvufla karşılaşmış veya Tasavvuf hakkında bir şeyler öğrenmiş olduğunu anlatır; bu, çevresi ya da yaşadığı bir deneyim yoluyla gerçekleşmiş olabilir. Bu ifade onun Tasavvufu kabul ettiğini, derinlemesine incelediğini veya uyguladığını söylemez. Past perfect, bu karşılaşmanın daha sonraki geçmişteki durumu, yani ona çok az ilgi gösterdiği zamandan önce gerçekleştiğini belirtir. While bir karşıtlık kurar: Karşılaşma olmuştu, fakat güçlü bir ilgi oluşmamıştı.
Alıştırma
expose fiilinin past perfect edilgen biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: Before the course began, Leo ____ classical music through his parents' records.
Cevabı göster
had been exposed to
focuses on experiencing: focus on + -ing yapısı
Focus on, “özel önem veya dikkat vermek” anlamına gelir. Ardından bir isim veya -ing biçimi gelebilir. Sonraki öğe bir eylem olduğunda focus on + -ing yapısı kullanılır. Bu nedenle experiencing burada isim-fiil görevindedir; bu anlamda on edatından sonra experience fiilinin yalın biçimi doğrudan kullanılamaz. Burada which, mistik yolun temel odağını belirten bir ilgi cümleciği başlatır. Focuses tekil biçimdedir çünkü which, tekil path ismine gönderme yapar.
Alıştırma
on ve build sözcüğünün doğru biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: The workshop focuses ____ confidence through practice.
Cevabı göster
on building
show little interest in: neredeyse hiç ilgi göstermemek
Show little interest in something, bir şeye karşı neredeyse hiç merak veya heves göstermemek demektir. Little, sayılamayan interest isminden önce gelir ve ifadeye olumsuz bir anlam katar. Bu cümlede he'd shown little interest in it, onun bundan hoşlanmadığına dair daha güçlü bir iddia ortaya atmak yerine, düşük ilgisini gözlemlenen bir tutum olarak anlatır. Kalıp, show little interest in + isim veya fiilin -ing biçimi şeklinde kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi show little interest in ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: At first, Leo ____ the robotics club.
Cevabı göster
showed little interest in
came into his life: hayatının bir parçası oldu
Come into someone's life, bir kişinin ortaya çıkıp başka birinin hayatının parçası olmaya başlamasını anlatan mecazlı bir ifadedir. Çoğu zaman kalıcı bir etki de ima eder. Burada Shams came into his life, ikisinin tanışmasını onun kişisel hikâyesindeki bir değişimle ilişkilendirir. Yalnızca Şems'in bir odaya veya eve girdiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Kişisel bir hikâyede A mentor came into her life cümlesi büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Akıl hocası kalıcı olarak onun evine taşındı.
- Akıl hocası onun hayatında önemli bir kişi oldu.
- Akıl hocası onun odasına yürüyerek girdi.
Cevabı göster
Akıl hocası onun hayatında önemli bir kişi oldu.
The academic study of law and theology was no longer Rumi's central focus. Kalıp ifadeler
1:52Hukuk ve teolojinin akademik çalışması artık Rumi'nin ana odak noktası değildi.
was no longer ... central focus: artık temel odak noktası değildi
was no longer Rumi's central focus ifadesinde no longer, zaman içindeki bir değişikliği gösterir: bu çalışma bir zamanlar merkezî bir konumdaydı, ancak sözü edilen noktada artık öyle değildi. Central focus, dikkat ve çabanın yöneltildiği ana konudur. Bu konumunu kaybetmesi, çalışmanın mutlaka sona erdiği anlamına gelmez; artık en önemli öncelik olmadığı anlamına gelir.
Alıştırma
"The study was no longer his central focus" ne anlama gelir?
- Ondan hiçbir zaman ilgi görmemişti.
- Bir zamanlar önemli bir öncelikti, ancak o sırada artık en önemli öncelik değildi.
- O sırada onun tek önceliği hâline geldi.
Cevabı göster
Bir zamanlar önemli bir öncelikti, ancak o sırada artık en önemli öncelik değildi.
Rather, he saw them as...: aksine, onları ... olarak görüyordu
Rather, yazarın önceki cümleye ilişkin olası bir yorumu daha doğru olanıyla değiştirdiğini gösterir. Çalışmalar artık Rumi'nin temel odak noktası değildi, ancak bu, onun bu çalışmaları reddettiği anlamına gelmez. he saw them as candles guiding the way bölümü düzeltilmiş görüşü sunar: Rumi bu çalışmaları daha büyük bir hedefe götüren rehberler olarak görüyordu. Bu kalıp bilgiyi “o yorum değil; daha doğrusu bu yorum” biçiminde düzenler.
Alıştırma
Bu düzeltmeyi en iyi hangi bağlaç tamamlar? The map does not choose the route for us. ____, it helps us understand our options.
- Rather
- Meanwhile
- Therefore
Cevabı göster
Rather
onları yolu gösteren mumlar olarak gördü
Buradaki them, hemen önce söz edilen law and theology ifadelerine gönderme yapar. see A as B kalıbı, A'yı yalnızca görmek değil, A'yı B olarak yorumlamak veya değerlendirmek anlamına gelir. Candles guiding the way bir mecazdır. Yasa ve teoloji, ışık ve yön sağlayan şeyler olarak sunulur. Bunlar onu ruhsal amacına doğru yönlendirir, ancak amacın kendisi değildir.
Alıştırma
see A as B yapısının geçmiş zamanını kullanın: After the storm, the villagers ____ a guide back home.
Cevabı göster
saw the old lighthouse as
ruhun Tanrı'yla ilahi sevgi yoluyla yeniden birleşmesi
Bu dinî ve mistik bağlamda bu ifade, nihai amacı anlatır: ruhunun Tanrı'yla yeniden birleşmesi. Reunification, ruh ile Tanrı'yı önce ayrılmış, sonra yeniden birleşmiş olarak sunar; bu, kelimesi kelimesine fiziksel bir buluşma değildir. Through the experience of divine love, bu amaca giden yolu açıklar. Buradaki divine love, Tanrı'yla bağlantılı kutsal sevgidir; sıradan romantik aşk değildir.
Alıştırma
Bu cümlede the reunification of his soul with God through the experience of divine love ne anlama geliyor?
- iki dinî grubun yasal olarak yeniden birleşmesi
- iki kişi arasındaki romantik ilişki
- kutsal sevgi yoluyla Tanrı'yla ruhsal birliğe ulaşmak
Cevabı göster
kutsal sevgi yoluyla Tanrı'yla ruhsal birliğe ulaşmak
He wrote of this tension in his native Persian. Kalıp ifadeler
2:08Bu içsel çatışmayı anadili olan Farsça'da şöyle yazdı:
wrote of this tension: bu gerilimden yazılı eserinde söz etmek
Bu cümlede wrote of, “bir yazıda ya da eserde bir konu hakkında yazmak, o konuyu ele almak” anlamına gelir. Bu ifade, eserinin ele aldığı konuyu, yani this tension ifadesini tanıtır. this tension adlı fiziksel bir şeyi ya da metni yazdığı anlamına gelmez. Write of edebî ve resmî bir ifadedir. Günümüz günlük İngilizcesinde write about daha yaygındır; write of edebiyat eleştirilerinde, biyografilerde ve tarih yazılarında doğaldır.
Alıştırma
“The historian wrote of migration” cümlesi ne anlama gelir?
- Tarihçi migration kelimesini birçok kez yazdı.
- Tarihçi yazılı bir eserde migration konusunu ele aldı.
- Tarihçi migration için bir mektup yazdı.
Cevabı göster
Tarihçi yazılı bir eserde migration konusunu ele aldı.
not in learning, not in knowledge, not in pages and books: paralel ve ritmik dışlama
Burada tekrarlanan not in ifadeleri learning, knowledge ve pages and books kavramlarını sevginin bulunabileceği yerler veya kaynaklar olmaktan tek tek çıkarır. Her tekrar, dışarıda bırakılan yeni bir olasılığı ekler. Bu tekrar şiirsel bir ritim oluşturur ve dışlamayı tek bir not kullanımından daha güçlü kılar. Resides burada mecaz anlamındadır; “var olmak” veya “gerçekten bulunmak” demektir, kelimenin gerçek anlamıyla bir yerde yaşamak değildir.
Alıştırma
Bu cümlede tekrarlanan “not in” yapısının temel işlevi nedir?
- Ritim oluşturur ve öne sürülen her kaynağı güçlü biçimde dışlar.
- Learning, knowledge ve books kelimelerinin tamamen aynı anlama geldiğini söyler.
- Konuşanın sevginin nerede olduğundan emin olmadığını gösterir.
Cevabı göster
Ritim oluşturur ve öne sürülen her kaynağı güçlü biçimde dışlar.
Wherever the debates of men may lead, Dilbilgisi
2:18İnsanların tartışmaları nereye varırsa varsın,
Wherever the debates of men may lead: tartışmalar nereye varırsa varsın
Wherever ... may lead, tartışmaların nereye varabileceği fark etmeksizin anlamına gelen bir taviz yapısıdır. Bu cümlede daha doğal karşılığı, tartışmaların hangi sonuca ulaşacağının önemli olmadığıdır. Wherever varılacak yeri açık bırakır; may lead ise birden fazla olasılığa izin verir. Bu yan cümle bütün olası sonuçları bir kenara koyduktan sonra değişmeyen bir yargı getirir: sonuç ne olursa olsun konuşanın görüşü değişmez. Buradaki lead mecazidir; tartışmaların fiziksel bir yere değil, bir sonuca veya düşünce çizgisine götürmesini anlatır.
Alıştırma
Bu cümlede Wherever the debates of men may lead ne anlama geliyor?
- Yalnızca tartışmalar olumlu bir sonuca ulaştığında
- Tartışmaların yapıldığı tek yerde
- Tartışmalar hangi sonuca veya yöne varırsa varsın
Cevabı göster
Tartışmalar hangi sonuca veya yöne varırsa varsın
lover's path: ruhsal yol metaforu
Bu şiirsel cümlede the lover's path, ilahi aşkı arayan kişinin izlediği ruhsal yolu anlatan bir metafordur. Path burada haritadaki fiziksel bir yolu değil, yaşam yönünü veya içsel bir uygulamayı ifade eder. Bu nedenle lover yalnızca romantik bir partner anlamına gelmez. Cümle, daha önce sözü edilen tartışmalarla sevginin yaşanarak arandığı bu yolu karşılaştırır: tartışmak fikirler üretebilir, fakat bu kişinin ruhsal gerçeği arama biçimi değildir.
Alıştırma
Bu şiirsel bağlamda the lover's path ne anlama gelir?
- Kamuya açık bir tartışmayı kazanma planı
- Romantik bir partnerin kullandığı güzergâh
- İlahi aşkı aramanın ruhsal bir yolu
Cevabı göster
İlahi aşkı aramanın ruhsal bir yolu
While Sufism had been part of Islamic observance for centuries, Dilbilgisi
2:24Sufizm yüzyıllar boyunca İslami ibadetlerin bir parçası olsa da,
While ... had been part of ... for centuries: … yüzyıllardır … parçası olmasına rağmen
Burada while, “… sırasında” değil, “… olmasına rağmen” anlamındadır. Ana cümleyi şaşırtıcı kılan bir gerçeği önce verir: Sufizm İslami ibadetlerde uzun süredir yerleşik bir konuma sahipti, ancak bazı Sufi uygulamaları yine de küçümseniyordu. had been part of ... for centuries, geçmişteki bir durumdan daha geriye bakan past perfect yapısıdır. O zamana kadar bu durumun zaten çok uzun süredir devam ettiğini gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede while hangi ilişkiyi ifade ediyor?
- Zaman: Gelenek ile dışlanma yalnızca aynı anda gerçekleşen iki eylemdir.
- Neden: Gelenek yüzyıllardır var olduğu için dışlandı.
- Ödünleme: Köklü bir gelenek daha sonraki dışlanmayla karşıtlık oluşturur.
Cevabı göster
Ödünleme: Köklü bir gelenek daha sonraki dışlanmayla karşıtlık oluşturur.
were looked down upon by conservative religious elites. Öbek fiiller
2:33muhafazakar dini elitler tarafından küçümseniyordu.
from ecstatic dancing to composing poetry: vecd içinde dans etmekten şiir yazmaya kadar
From A to B, geniş bir aralığı iki uç noktayla anlatır. Burada ecstatic dancing ve composing poetry, uygulamaların ne kadar çeşitli olduğunu gösteren örneklerdir; ifade yalnızca bu iki uygulamanın bulunduğu anlamına gelmez. İki uçta paralel -ing biçimleri kullanılır: dancing ve composing. Biçimleri paralel tutmak, aralığı açık ve doğal biçimde anlatır.
Alıştırma
Paralel from ... to ... yapısını tamamlamak için write sözcüğünün doğru biçimini kullanın: The course includes activities from ____ short stories to designing posters.
Cevabı göster
writing
were looked down upon: look down on ifadesinin edilgen biçimi
Look down on veya look down upon someone or something, bir kişiyi ya da şeyi aşağı veya saygıya değmez görmek anlamına gelir. Fiziksel olarak aşağıya bakma hareketini değil, bir tutumu anlatır. Were looked down upon, simple past zamanındaki edilgen biçimdir. Cümlenin öznesi küçümsenen taraftır; by conservative religious elites ise bu tutuma sahip kişileri belirtir.
Alıştırma
Cümleyi hangi ifade doğru şekilde tamamlar? At the time, these jobs ____ by many wealthy families.
- were looking down upon
- were looked down upon
- looked down upon
Cevabı göster
were looked down upon
As Rumi increasingly embraced Sufism under Shams's influence, Kalıp ifadeler
2:37Rumi, Şems'in etkisiyle Sufizmi giderek daha fazla benimsedikçe,
embraced Sufism under Shams's influence: bir inancı etki altında benimsemek
Burada embrace, bir inancı veya yaşam biçimini isteyerek kabul etmek ve desteklemek anlamına gelir. Nesnesi Sufism olduğu için fiil fiziksel bir sarılmayı değil, mecaz anlamı ifade eder; increasingly, Rumi'nin kabulünün zamanla güçlendiğini gösterir. Under Shams's influence, değişimin oluşmasına kimin etkisinin yardımcı olduğunu belirtir. Baştaki As yan cümlesi, bu aşamalı değişimi takipçilerin onaylamamasının arka planı olarak sunar.
Alıştırma
Cümlenin en doğru anlamını seçin: Under her teacher's influence, Maya increasingly embraced the new approach.
- Maya yeni yaklaşımı bir kez duydu ancak ona karşı hiçbir tutum göstermedi.
- Maya yeni yaklaşımı kabul etmeye ve uygulamaya giderek daha istekli oldu.
- Maya öğretmenine fiziksel olarak giderek daha sık sarıldı.
Cevabı göster
Maya yeni yaklaşımı kabul etmeye ve uygulamaya giderek daha istekli oldu.
suspicions arose that he'd been murdered. Kalıp ifadeler
2:46onun cinayete kurban gittiği şüpheleri ortaya çıktı.
suspicions arose that...: ... olduğuna dair şüpheler ortaya çıktı
Suspicions arose that..., kimin şüphelendiğini belirtmeden insanların bir şeyden şüphelenmeye başladığını anlatır. Bu cümledeki şüphe, Shams'ın öldürülmüş olmasıdır; ancak bu, kanıtlanmış bir gerçek olarak sunulmaz. Arose, arise fiilinin geçmiş zaman biçimidir ve geçişsizdir: şüphelerin kendisi ortaya çıkar. That ile başlayan yan cümle, şüphenin içeriğini belirtir. Bu kısa ve öz, kişisiz kalıp; resmî anlatılarda bir düşünce veya kaygının nasıl ortaya çıktığını aktarmaya yarar.
Alıştırma
Şüphelerin ortaya çıkmaya başladığını anlatan resmî ve geçişsiz kalıbı hangi cümle doğru kullanıyor?
- After the files vanished, suspicions were arose that an employee had taken them.
- After the files vanished, suspicions arose that an employee had taken them.
- After the files vanished, suspicions raised that an employee had taken them.
Cevabı göster
After the files vanished, suspicions arose that an employee had taken them.
Rumi expressed his devastation through poetry. Kalıp ifadeler
2:49Rumi, yıkımını şiir yoluyla ifade etti.
expressed his devastation through poetry: derin yıkımını şiir yoluyla ifade etti
Expressed his devastation through poetry, Rumi'nin ezici kederini veya duygusal sarsıntısını göstermek için şiiri bir araç olarak kullandığı anlamına gelir. Burada devastation fiziksel yıkım değil, duygusal bir durumdur. Başka durumlarda da kullanılabilecek kalıp express + duygu + through + araç biçimindedir: duygu aktarılan şeydir; through ile başlayan ifade ise duyguyu aktarmak için kullanılan sanat biçimini veya yöntemi belirtir.
Alıştırma
Hangi cümle express + duygu + through + araç kalıbını doğal biçimde kullanıyor?
- She expressed her grief through painting.
- She expressed painting through her grief.
- She explained her grief into painting.
Cevabı göster
She expressed her grief through painting.
bathed us ... in his light: etkinin ışık olarak betimlenmesi
Bu dizede bathed us in his light mecazdır. Onun varlığını veya etkisini insanları saran ve onlara sıcaklık, anlayış ya da yol gösterme sunan bir ışık olarak betimler; gerçek anlamda yıkanmaktan söz edilmez. like a candle ifadesi ikinci bir imge ekler: kendisi, ışığı başkalarına ulaşan bir mum olarak hayal edilir. Bu imgeler duygusal veya manevi etkiyi görünür bir ışığa dönüştürür ve daha sonra yaşanan kaybı daha acı verici kılar.
Alıştırma
Bu dizede bathed us ... in his light ne anlama geliyor?
- Onun varlığı ve etkisi, ışık gibi onları sarıp yönlendirdi.
- Onlardan bir mumun yanında durmalarını istedi.
- Onları gerçekten mum ışığında yıkadı.
Cevabı göster
Onun varlığı ve etkisi, ışık gibi onları sarıp yönlendirdi.
in thin air vanished: vanish into thin air ifadesinin şiirsel biçimi
in thin air vanished sözleri, vanished into thin air ifadesinin şiirsel olarak yeniden sıralanmış biçimidir. Kalıplaşmış vanish into thin air deyimi, hiçbir iz kalmamış gibi aniden ve tamamen ortadan kaybolmak anlamına gelir; thin air burada oksijeni az havayı gerçek anlamıyla anlatmaz. in thin air bölümünü vanished sözcüğünden önce koymak kaybolma imgesini öne çıkarır ve şiirsel ritme uyar. Gündelik İngilizcede standart sırayı ve edatı koruyun: bir kişi veya şey vanished into thin air.
Alıştırma
Cümleyi tamamen ve gizemli biçimde kaybolmak anlamındaki standart deyimle tamamlayın: After I put the note on my desk, it seemed to vanish ____.
Cevabı göster
into thin air
Rather than turning away from...: gerçekleşmeyen eylem
Rather than önce gerçekleşmeyen bir eylemi sunar: turning away from Sufism. Ana cümle gerçek sonucu verir: Rumi became more devoted. İki yön birbirinin tersi olduğu için cümle daha güçlü bir karşıtlık kurar: A yapmak bir yana, B yaptı. Burada turning, Rumi'nin yapmadığı eylemi adlandıran ifade olduğu için -ing biçimindedir. Yeniden kullanılabilecek kalıp Rather than + -ing, subject + verb şeklindedir. Başka cümle yapılarında rather than sonrasında farklı bir fiil biçimi kullanılabilir; bu nedenle -ing kesin bir kural değildir.
Alıştırma
Cümleyi rather than ve give up fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: ____, Maya tried a different method.
Cevabı göster
Rather than giving up
Manevi bir mecaz olarak preaching the religion of love
Preaching, bir inancı halka açık biçimde öğretmek ve başkalarını onu benimsemeye çağırmak demektir. Bu ifadede the religion of love şiirsel bir mecazdır: Sevgi, Rumi'nin mesajındaki temel manevi hakikat ya da yol gösterici bağlılık olarak sunulur; sıradan romantik duygu ya da bir dinin resmî adı değildir. Preaching ve religion sözcükleri mecazı güçlendirir. Birlikte, onun bu düşünceyi bir inanca özgü ciddiyet ve bağlılıkla yaydığını gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede preaching the religion of love ne anlama gelir?
- Resmî adı Love olan bir kuruluşun reklamını yapmak
- Sevgiyi temel bir manevi inanç olarak yaymak
- Yalnızca romantik ilişkileri öğretmek
Cevabı göster
Sevgiyi temel bir manevi inanç olarak yaymak
while Shams would never return: ödünleme bildiren while
Burada while, during the time that yani “-dığı sırada” anlamında değil, although veya even though gibi “-se de” anlamındadır. Yan cümle, Şems'in bir daha asla dönmeyeceği gerçeğini kabul eder. Ana cümle, Rumi'nin buna rağmen devam ettiğini söyler. Bu yapı, farklı bir sonuç bekletebilecek bir gerçeği while ile sunar ve ardından bu beklentiyle çelişen sonucu verir.
Alıştırma
Hangi cümlede while, altyazıdakiyle aynı ödünleme anlamında kullanılmıştır?
- While the task was difficult, Mia completed it.
- Mia completed the task while the class was quiet.
- While Mia was reading, Ben drew a picture.
Cevabı göster
While the task was difficult, Mia completed it.
seeing himself as the moon reflecting the light of Shams's sun: güneş ve ay üzerinden kurulan genişletilmiş metafor
Seeing himself as ... “kendini ... olarak görerek” demektir. -ing öbeği önceki bölümdeki Rumi'ye gönderme yapar ve öğretileri paylaşırken kendi rolünü nasıl anladığını açıklar. Güneş, ay ve ışık birlikte genişletilmiş bir metafor oluşturur. Şems güneş, Rumi ise kendi güneş ışığını üretmeyip onu yansıtan ay olarak betimlenir. Bu imge, Rumi'nin çalışmalarını Şems'in etkisini sürdürüp paylaşmak olarak gördüğünü anlatır; gökyüzündeki gerçek bir sahneyi tarif etmez.
Alıştırma
Ay ve güneş metaforu Rumi hakkında ne anlatıyor?
- Öğretilerinin Şems'ten tamamen bağımsız olduğunu düşünüyordu.
- Çalışmalarını Şems'in etkisini yansıtan ve ileriye taşıyan bir şey olarak görüyordu.
- Kendisinin ve Şems'in gökyüzündeki cisimlere dönüştüğüne inanıyordu.
Cevabı göster
Çalışmalarını Şems'in etkisini yansıtan ve ileriye taşıyan bir şey olarak görüyordu.
While in his mystical states, ...: kısaltılmış zaman yan cümlesi
While in his mystical states, kısaltılmış bir zaman yan cümlesidir. Tam biçimi while he was in his mystical states olur. While, durum ile ana cümledeki eylemin aynı zaman diliminde gerçekleştiğini gösterir. Ana cümlenin öznesiyle aynı olduğu için he ve was kullanılmaz. Bu ifade, onun mistik hallerde olmasını eseri kaleme aldığı zamanın arka planı olarak sunar. Aynı yapı while at school ve while on vacation gibi kısa anlatımlarda da görülür.
Alıştırma
While at the museum, Noah sketched the old bridge cümlesindeki kısaltılmış yan cümlenin tam biçimi hangisidir?
- Before Noah went to the museum
- Although Noah disliked the museum
- While Noah was at the museum
Cevabı göster
While Noah was at the museum
a sprawling collection of lyrical poems: ölçeği ve kapsamı geniş şiir derlemesi
a sprawling collection of lyrical poems, birçok şiire veya temaya yayılan, çok büyük ve kapsamlı bir şiirler bütünü anlamına gelir. Buradaki sprawling mecazidir; derlemenin fiziksel olarak yere serilmiş olması anlamına gelmez. Eseri geniş kapsamlı, hatta biraz karmaşık veya dağınık yapılı olarak sunar. Bu ifade yalnızca eserde şiirler bulunduğunu değil, eserin ölçeğini ve genişliğini vurgular. Lirik şiirler genellikle kişisel duygulara veya etkileyici bir anlatıma odaklanır.
Alıştırma
a sprawling collection of poems ifadesinde sprawling neyi vurgular?
- Büyük ve kapsamı geniş bir derleme
- Yalnızca birkaç kısa şiir içeren bir derleme
- Fiziksel olarak açılmış bir derleme
Cevabı göster
Büyük ve kapsamı geniş bir derleme
sayings for which he is famous: Resmî İlgi Cümlesi
“sayings for which he is famous” ifadesinde “for which”, “onu ünlü yapan sözler” anlamına gelir. “Which” önceki “sayings” sözcüğüne gönderme yapar; ifade, hangi sözlerden söz edildiğini açıklar. “Edat + which” kalıbı resmî bir ilgi cümlesi yapısıdır. Daha konuşma diline yakın biçim “sayings which he is famous for” olur; anlam aynıdır.
Alıştırma
Resmî ilgi cümlesini tamamla: This is the discovery ____ the scientist is famous.
Cevabı göster
for which
The work expresses intense feelings of love and longing,
3:32Bu eser, sadece kaybolan akıl hocasına değil,
not only for his vanished mentor, but for the divine creator: Paralel İfadeler
“not only for his vanished mentor, but for the divine creator” ifadesi, eserdeki sevgi ve özlemin iki kişiye ya da varlığa yöneldiğini anlatır: hocasına ve yaratıcıya. Not only... but... yapısı ilk öğeye ikinci öğeyi ekler; yani anlam yalnızca ilk öğeyi değil, ikisini de kapsar. for sözcüğünün iki kez kullanılması iki nesne grubunu paralel hâle getirir: for his vanished mentor ve for the divine creator. Bu yapı, aynı türden iki nesneyi, nedeni veya amacı da birbirine bağlayabilir.
Alıştırma
Paralel yapıyı tamamla: She volunteers ____ local schools, ____ community libraries.
Cevabı göster
not only for · but for
He no longer saw himself as a reflection of Shams, Dilbilgisi
3:45Artık kendisini Şems'in bir yansıması olarak değil,
Over time ile zaman içindeki değişimi göstermek
Over time, bir değişimin belirli bir anda aniden değil, belli bir süre boyunca yavaş yavaş geliştiğini gösteren bir zaman ifadesidir. Burada anlatıyı Rumi'nin başlangıçta Şems'e bağımlı olduğu dönemden şiirinin ve kimlik algısının olgunlaştığı sonraki döneme taşır. Okuru önceki bir durumdan sonraki bir sonuca yönlendirmek için kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? “___, the shy dog became comfortable around visitors.”
- Over time
- On time
- In time
Cevabı göster
Over time
no longer saw himself as ... but as ... ile benlik algısındaki değişim
no longer saw himself as A, but as B kalıbı kişinin kendisiyle ilgili algısındaki değişimi gösterir. No longer eski kimlik A'yı reddederken but as yeni kimlik B'yi tanıtır. İkinci saw himself söylenmez çünkü iki bölüm de aynı yapıyı paylaşır: he saw himself as A, but he saw himself as B. Buradaki benzetmeler Şems'in ışığını yansıtmaktan bağımsız biçimde yol gösteren bir ışık üretmeye geçişi anlatır.
Alıştırma
Cümleyi no longer saw herself as A, but as B kalıbıyla tamamlayın: After leading several successful projects, Maya ____ a trainee, but ____ a capable manager.
Cevabı göster
no longer saw herself as · as
a beacon of light on his own: bağımsız bir rehberlik kaynağı
Bu metaforda a beacon of light, gerçek bir deniz fenerinin insanlara yollarını bulmalarında yardımcı olması gibi başkalarına umut, yön veya manevi rehberlik veren bir kişiyi anlatır. On his own bağımsızlığı vurgular: artık yalnızca başka birinin ışığını ya da etkisini yansıtmak yerine kendi başına bir rehberlik kaynağı olmuştur.
Alıştırma
Bu cümlede a beacon of light on his own ne anlama geliyor?
- Gerçek bir işaret ışığının yanında tek başına durmaktadır.
- Başkaları için bağımsız bir rehberlik kaynağı olmuştur.
- Yalnızca başka bir kişinin fikirlerini aktarabilmektedir.
Cevabı göster
Başkaları için bağımsız bir rehberlik kaynağı olmuştur.
which shifts from ecstatic expressions of divine love Anlatım akışı
3:54başkalarına aşkı kendi başlarına keşfetmeleri için
which shifts from ... to ...: odak değişimini göstermek
Shift from A to B, önceki bir odak, tarz, dönem veya konudan sonraki bir tanesine geçişi belirtir. Burada A, ilahi aşkın coşkulu ifadeleridir; B ise başkalarının bu aşkı kendi başlarına keşfetmelerine yardımcı olan dizelerdir. Which bu değişimi hemen önce sözü edilen esere bağlar. Yan cümle, açıklamayı yan yana duran iki eşit özellik olarak değil, bir ilerleme süreci olarak düzenler.
Alıştırma
Değişim kalıbını iki edatla tamamlayın: The documentary shifts ____ the scientist's childhood ____ her later discoveries.
Cevabı göster
from · to
complex and layered: karmaşık ve çok katmanlı
Bu değerlendirmede complex, şiirlerde birbiriyle bağlantılı çok sayıda düşünce ve etkinin bulunduğunu belirtir; yalnızca şiirlerin okunmasının zor olduğu anlamına gelmez. Layered burada mecazidir: şiirlerin anlam, kaynak malzeme veya yorum bakımından birden fazla katmanı vardır. complex and layered birlikte şiirlerin zenginliğini ve derinliğini anlatır ve genellikle nötr ya da olumlu bir değerlendirmedir.
Alıştırma
Bir eleştiride 'The novel is complex and layered' en doğal olarak ne anlama gelir?
- Roman, birbiriyle etkileşen düşüncelere ve birden çok anlam katmanına sahiptir.
- Roman fiziksel olarak üst üste konmuş yapraklardan yapılmıştır.
- Roman kötü yazılmıştır ve anlaşılması imkânsızdır.
Cevabı göster
Roman, birbiriyle etkileşen düşüncelere ve birden çok anlam katmanına sahiptir.
incorporating A from B: B'den gelen A'yı bütüne katmak
incorporating... biçimindeki -ing grubu, önceki yan cümledeki poems hakkında ek bilgi verir. Anlaşılan öznesi The poems ifadesidir ve şiirlerin nasıl çok katmanlı olduğunu açıklar: dışarıdan alınan malzemeleri şiirlere katarlar. incorporate A from B yapısında A, daha büyük bir bütüne katılan malzeme; B ise bu malzemenin kaynağıdır. Burada A, ideas, stories, and quotes; B ise from sözcüğünden sonra sıralanan dinî ve edebî geleneklerdir.
Alıştırma
evidence sözcüğünü A olarak kullanıp cümleyi tam incorporating A from B yapısıyla tamamlayın: The report is well documented, ____ three independent studies.
Cevabı göster
incorporating evidence from
of Layla and the love-crazed Majnun. Kelime
4:19Leyla ve aşktan divaneye dönmüş Mecnun'u konu alır.
he invokes the well-known characters: tanıdık çağrışımları harekete geçirmek
Edebî yorumlarda invoke, bilinen bir karakteri, hikâyeyi, imgeyi veya düşünceyi esere taşıyıp okurların onunla ilgili mevcut çağrışımlarını harekete geçirmek anlamına gelir. Burada he invokes the well-known characters, yazarın Leyla ve Mecnun’u tanınan edebî karakterler olarak kullandığını belirtir; onları fiziksel olarak çağırdığı veya bir bilgisayar komutu çalıştırdığı anlamına gelmez. Buradaki yapı invoke + ad öbeğidir. Bu tür yorumlarda nesne çoğu zaman bir mit, imge, gelenek veya ünlü kişidir; bu ögenin yerleşmiş çağrışımları yeni eserin anlamına katkıda bulunur.
Alıştırma
Edebî bir yorumda The novel invokes a legendary hero cümlesi büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Kahramandan bizzat ortaya çıkmasını ister.
- Herhangi bir bağlantı ima etmeden kahramanın adını kısaca sıralar.
- Kahramanı ve onunla bağlantılı çağrışımları bilinçli olarak akla getirir.
Cevabı göster
Kahramanı ve onunla bağlantılı çağrışımları bilinçli olarak akla getirir.
the love-crazed Majnun: kısa çizgili birleşik sıfat
Love-crazed, love + crazed sözcüklerinden oluşan birleşik bir sıfattır. Romantik aşk yüzünden neredeyse kontrolünü kaybetmiş veya mantıksız davranan anlamına gelir. the love-crazed Majnun ifadesinde birleşik sıfatın tamamı Majnun’u adından önce niteler. Kısa çizgi, love ve crazed sözcüklerinin tek bir niteleyici olarak birlikte çalıştığını gösterir. Bu birleşik yapı bir adın önüne geldiğinde love-crazed biçiminde yazılır.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için kısa çizgiyi de kullanarak love-crazed yazın: The ballad tells of a ____ prince who abandons his throne.
Cevabı göster
love-crazed
the king, hearing ...: -ing yan cümlesiyle arka plan verme
Ana cümle the king demands to see her bölümüdür. Virgüller arasındaki hearing Majnun's musings on Layla's unsurpassed beauty yan cümlesi, talebe yol açan arka planı ekler: kral, Mecnun'un Leyla hakkındaki düşüncelerini duyar ve bu yüzden onu görmek ister. -ing yan cümlesinin örtük öznesi ana cümleyle aynıdır: the king. Bu kısa yapı, özneyle yakından ilişkili bir arka plan eylemini ekler. Uzun bir cümlede önce virgüller arasındaki kısmı geçici olarak çıkarın, ana özne ile fiili bulun ve ardından -ing yan cümlesini o özneye bağlayın.
Alıştırma
"Nora, hearing the alarm, ran outside," cümlesinde hearing the alarm ne işe yarar?
- Nora'nın alarmı ancak dışarı koştuktan sonra duyduğunu söyler.
- Nora'nın eyleminin arka planını veya nedenini verir.
- Alarmın Nora'yı duyduğunu söyler.
Cevabı göster
Nora'nın eyleminin arka planını veya nedenini verir.
as her beauty pales in comparison Kalıp ifadeler
4:33çünkü Mecnun'un övgüleriyle karşılaştırıldığında
pales in comparison to: karşılaştırıldığında çok daha az etkileyici görünmek
A pales in comparison to B, A'nın B ile yan yana karşılaştırıldığında çok daha az etkileyici, önemli veya güçlü görünmesi demektir. Pale burada mecaz anlamdadır; birinin yüz renginin açılması anlamına gelmez. Bu cümlede Leyla'nın gerçek güzelliği, Mecnun'un övgülerinin yarattığı görüntü kadar etkileyici görünmez. as ile başlayan yan cümle bir neden verir; dolayısıyla as burada because anlamındadır.
Alıştırma
Cümleyi "karşılaştırıldığında çok daha az etkileyici görünür" anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: The small school concert ____ the professional show.
Cevabı göster
pales in comparison to
To this, Layla replies: Bir yanıtı önceki sözlere bağlamak
To this, Layla replies ifadesindeki this, hemen önce söylenen yoruma, soruya veya duruma gönderme yapar. To this, “buna yanıt olarak” anlamına gelir; replies ise sıradaki konuşanın Layla olduğunu belirtir. Bu ifade bilgiyi düzenler: Önceki sözleri tekrarlamadan bir konuşma sırasını sonraki yanıta bağlar. Bir konuşmayı yeniden anlatırken veya art arda gelen tepkileri aktarırken kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümle Maya’nın sözlerinin önceki yoruma yanıt olduğunu açıkça gösterir?
- To this, Maya replied that she needed more time.
- Because of this, Maya replied that she needed more time.
- After this, Maya replied that she needed more time.
Cevabı göster
To this, Maya replied that she needed more time.
The problem is you are not Majnun: bakış açısı üzerine bir yorum
The problem is you are not Majnun sözü esas olarak dinleyenin kimliğini düzeltmez. Burada Majnun, sevgisi Layla’yı nasıl gördüğünü şekillendiren sadık âşığı temsil eder. Layla’nın asıl söylemek istediği, dinleyenin bu sevgi dolu bakış açısına sahip olmadığı için kendisini Majnun gibi göremediğidir. The problem is ... konuşanın temel engel olarak gördüğü şeyi belirtir. Bu yanıtta odak, Layla’nın dış görünüşünden ona bakan kişinin bakış açısına kayar.
Alıştırma
Layla, The problem is you are not Majnun derken esas olarak neyi kastediyor?
- Layla’yı başka biriyle karıştırmış.
- Mecnun’u bulup Layla’nın yanına getirmesi gerekiyor.
- Layla’yı Mecnun’un sevgi dolu bakış açısından göremiyor.
Cevabı göster
Layla’yı Mecnun’un sevgi dolu bakış açısından göremiyor.
sevgiyi deneyimlemek kalbini açmak demekti
Opening his heart bir mecazdır. Burada, Tanrı'nın yarattığı her şeyi kabul edip sevebilmek için duygusal ve ruhsal olarak kendini açmak anlamına gelir; kalbi fiziksel olarak açmak anlamına gelmez. X meant doing Y kalıbı, X'in uygulamada neleri içerdiğini açıklar. Rumi için sevgiyi deneyimlemek yalnızca bir duygu değildi; tüm dünyaya açıklık ve sevgiyle yaklaşmayı da içeriyordu.
Alıştırma
experiencing love meant opening his heart ifadesi, Rumi için sevgi hakkında ne anlatıyor?
- Sevgi, duygularını herkesten saklamak demekti.
- Sevgi, tüm yaratılışa açık ve şefkatli yaklaşmayı içeriyordu.
- Sevgi, kalbinde fiziksel bir değişiklik olmasını gerektiriyordu.
Cevabı göster
Sevgi, tüm yaratılışa açık ve şefkatli yaklaşmayı içeriyordu.
Mecnun'un Leyla'ya bakışıyla kurulan benzetme
Like sözcüğü bir benzetme kurar. Her şeye ve herkese yöneltilen bakışı Mecnun'un Leyla'ya bakışıyla karşılaştırarak evrensel sevgi şeklindeki soyut düşünceyi, sadık bir âşığın bakışı biçiminde somut bir görüntüye dönüştürür. Mecnun ile Leyla, uzun bir edebî gelenekte yer alan ünlü bir âşık çiftidir; benzetmeyi anlamak için gereken tek arka plan bilgisi budur. Majnun gazing upon Layla, isim + -ing biçimindeki kısa bir yan yapıdır: gazing eylemini yapan kişi Majnun'dur.
Alıştırma
like Majnun gazing upon Layla ifadesi cümlede ne yapıyor?
- Mecnun ile Leyla'nın ilk kez karşılaştığı yeri belirtir.
- Her şeye ve herkese nasıl bakıldığını açıklamak için sadık sevginin somut bir görüntüsünü verir.
- Her şeyin ve herkesin gerçekten Leyla'ya dönüştüğünü söyler.
Cevabı göster
Her şeye ve herkese nasıl bakıldığını açıklamak için sadık sevginin somut bir görüntüsünü verir.
saw romantic love as an expression ... of divine love: A'yı B olarak görmek
Burada saw yalnızca gözleriyle gördü anlamına gelmez; anladı ya da öyle değerlendirdi anlamındadır. Yapı see A as B şeklindedir: A romantic love, B ise an expression of divine love on a smaller scale ifadesidir. Konuşan kişi bu yapıyla romantik aşka dair bir yorum sunar. Sadece görsel bir gözlemi anlatmak yerine, A'nın neyi temsil ettiğini nasıl düşündüğünü açıklar.
Alıştırma
see A as B yapısını tamamlayın: In this review, the author ____ a way to discuss serious ideas.
Cevabı göster
sees comedy as
on a smaller scale: daha küçük ölçekte
on a smaller scale, daha büyük bir karşılaştırma noktasına göre bir şeyin boyutunun, kapsamının, etkisinin veya karmaşıklığının daha az olduğunu anlatır. Bu ifade yalnızca fiziksel olarak daha küçük bir nesneyi değil, bir sürecin küçültülmüş hâlini ya da benzer bir örüntüyü de açıklayabilir. Burada ifade expression sözcüğünü niteler: romantik aşk, ilahi sevginin daha sınırlı bir görünümü olarak sunulur. Karşılaştırma düzey veya kapsamla ilgilidir; bu yüzden smaller mutlaka daha önemsiz anlamına gelmez.
Alıştırma
Sınırlı bir denemeyi gelecekteki daha geniş bir yaygınlaştırmayla karşılaştırmak için on a smaller scale kullanan cümle hangisidir?
- We tested the new app on a smaller scale before releasing it worldwide.
- We tested the new app on a small scale, with no larger rollout planned.
- We tested the new app at a smaller scale because the map needed more detail.
Cevabı göster
We tested the new app on a smaller scale before releasing it worldwide.
the Mevlevi Sufi order was established around his teachings Notlar
5:03onun öğretileri etrafında Mevlevi Sufi tarikatı kuruldu
Following Rumi's death: “-den sonra” demenin resmî bir yolu
Following Rumi's death ifadesinde following, “-den sonra” anlamına gelen bir edattır. Ardından Rumi's death isim öbeği gelir ve ana cümledeki olayın zaman çizelgesinde daha sonra gerçekleştiğini gösterir. Bu yapı tarih, biyografi, haber ve diğer resmî ya da tarafsız metinlerde yaygındır. Bir olaydan daha sonra gerçekleşen olaya geçmek için Following + isim öbeği yapısını kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Cümleyi follow fiilinden türeyen resmî edatla tamamlayın: ____ the inspection, the museum reopened.
Cevabı göster
Following
Mevlevi Sufi order: dinî kuruluş anlamındaki order
Mevlevi Sufi order ifadesinde order, üyeleri ortak öğretileri, uygulamaları veya kuralları paylaşan örgütlü bir dinî topluluk anlamına gelir. Burada emir, sıra veya satın alınan bir şey anlamında değildir. Mevlevi bu özel geleneğin adıdır; Sufi ise onun İslam içindeki mistik bir geleneğe ait olduğunu belirtir. Cümleyi anlamak için isim öbeğinin tamamını bir dinî kuruluşun adı olarak düşünün.
Alıştırma
“The monastery belongs to an old religious order” cümlesinde order ne anlama gelir?
- uyulması gereken bir emir
- bir şey satın alma talebi
- örgütlü bir dinî topluluk
Cevabı göster
örgütlü bir dinî topluluk
was established around his teachings: öğretileri etrafında kuruldu
was established around his teachings ifadesinde was established edilgen bir yapıdır ve “kuruldu” ya da “oluşturuldu” anlamına gelir. Burada odak, tarikatın ortaya çıkmasıdır; onu kimin kurduğu vurgulanmaz. around his teachings, tarikatın onun öğretilerini merkez alarak şekillendiğini gösterir. Bu ifade öğretilerin fiziksel olarak çevresinde bulunmak anlamına gelmez. Daha genel olarak was established around + bir fikir, gelenek veya ilkeler bütünü, bir kuruluşun bu temel etrafında oluşturulduğunu anlatır.
Alıştırma
Cümleyi tamamlayın: The club ____ a shared interest in local history.
Cevabı göster
was established around
were copied and dispersed across the Islamic world, Kalıp ifadeler
5:11kopyalanıp İslam dünyasına yayıldı,
were copied and dispersed across the Islamic world: İslam dünyasının dört bir yanına kopyalanıp yayıldı
were copied and dispersed across the Islamic world ifadesinde were copied and dispersed, aynı çoğul öznenin iki eyleme maruz kaldığı, bağlanmış bir edilgen yapıdır. writings hem copied hem de dispersed eylemlerinin nesnesidir ve çoğul yardımcı fiil were iki yapı için ortaktır. Bu ifade metinlerin geçirdiği iki süreci anlatır. across the Islamic world tek bir varış noktasını değil, geniş bir coğrafyaya yayılmayı belirtir. Edilgen yapı, yazıları kopyalayan veya yayan kişilerden çok şiirlere, yazılara ve bunların dolaşımına odaklanır.
Alıştırma
Belgelerin geniş bir alanda çoğaltılıp yayıldığını doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- The documents were copied and dispersed across the country.
- The documents copied and dispersed the country themselves.
- The documents were across copied the country.
Cevabı göster
The documents were copied and dispersed across the country.
inspiring and shaping Persian poetry: Paralel -ing Biçimleriyle Sonuç Öbeği
Bu cümlede inspiring and shaping Persian poetry, önceki eylemin sonucunu veya etkisini ekleyen bir ortaç öbeğidir. Ayrı bir ana olay sunmak yerine, önceki eylemin daha sonra nasıl bir etki yarattığını gösterir. Paralel -ing biçimleri inspiring ve shaping aynı nesneyi paylaşır: Persian poetry. Her iki eylemin örtük yapanı, önceki ana cümlenin öznesidir. Bu kısa yapı, bir olayın, eserin veya fikrin sonraki gelişmeleri nasıl etkilediğini açıklarken sık kullanılır.
Alıştırma
Sonucu göstermek için inspire ve shape fiillerini paralel -ing biçiminde kullanın: Her stories traveled around the world, ____ a new generation of writers.
Cevabı göster
inspiring and shaping
before being introduced to the West: before + Edilgen -ing Biçimi
before being introduced to the West, before + being + geçmiş zaman ortacı yapısını kullanır. being introduced edilgendir: önceki cümlecikten anlaşılan özne eylemden etkilenir, tanıtma eylemini ise başka kişiler gerçekleştirir. Burada introduced to the West, Batılı kitlelere tanıtılmış anlamındadır. Bu öbek, edilgen olayı zaman çizelgesinde önceki olaydan sonraya yerleştirir. Kısaltılmış bu -ing cümleciği, örtük öznesi daha büyük cümlenin öznesiyle aynı olduğu için kullanılabilir.
Alıştırma
introduce fiilinin edilgen -ing biçimini kullanın: The book was popular at home before ____ to international readers.
Cevabı göster
being introduced
have been read and reread, translated and reinterpreted: present perfect edilgen ve paralel fiiller
have been read and reread, translated and reinterpreted bir present perfect edilgen dizisidir: his works bu eylemleri alan ögedir ve eylemleri yapan kişiler belirtilmez. Have been, ardından gelen ortaçları destekler; böylece odak, eserlerin uzun süre boyunca nasıl karşılandığında kalır. read and reread ile translated and reinterpreted iki paralel çift oluşturur. Tekrar ve re- ön eki, eserlere tekrar tekrar dönüldüğünü ve yeni anlamlar kazandırıldığını vurgular. Bu kısa liste, eserlerin zaman içinde nasıl karşılandığını özetler.
Alıştırma
Bir eserin zaman içinde tekrar tekrar karşılanmasını özetlemek için hangi cümle present perfect edilgen yapısını doğal biçimde kullanır?
- The novel has been reading and rereading, translating and reinterpreting for decades.
- The novel has read and reread, translated and reinterpreted for decades.
- The novel has been read and reread, translated and reinterpreted for decades.
Cevabı göster
The novel has been read and reread, translated and reinterpreted for decades.
drawing admirers from around the world. Kalıp ifadeler
5:28dünyanın dört bir yanından hayranlar çekti.
For generations: nesiller boyunca süren bir zaman çerçevesi
For generations, ardından gelen durumu birçok nesle yayılan bir zaman çerçevesine yerleştirir. Bunun kısa süreli bir etki değil, çok uzun süre devam eden bir süreç olduğunu gösterir. Cümlenin başında kullanıldığında bir geleneğin, eserin veya kişinin etkisinin günümüze nasıl ulaştığını özetler. Kesin bir yıl sayısı değil, yaklaşık bir süre bildirir.
Alıştırma
Birçok nesil boyunca devam eden bir geleneği en iyi anlatan cümle hangisidir?
- For generations, people in the village have shared these songs.
- For ten minutes, people in the village shared these songs.
- At one moment, people in the village will share these songs.
Cevabı göster
For generations, people in the village have shared these songs.
drawing admirers from around the world: dünyanın dört bir yanından hayranları çekmek
Burada drawing, draw fiilinin -ing biçimidir ve “çizmek” değil, hayranları bir şeye çekmek anlamına gelir. from around the world ifadesi, hayranların birçok farklı ülke veya bölgeden geldiğini belirtir. -ing'li bir ifade olarak drawing admirers from around the world, bir şeyin farklı yerlerden insanları kendine çekmesinin etkisini veya sonucunu anlatır. draw + kişi grubu + from + yer kalıbı etkinlikler, sanatçılar, kitaplar ve yerler için kullanılabilir.
Alıştırma
“The museum is drawing families from nearby towns” cümlesinde drawing ne anlama gelir?
- birini zorla çekmek
- resim yapmak
- çekmek veya kendine çekmek
Cevabı göster
çekmek veya kendine çekmek
While Rumi's words reflect ...: taviz bildiren while yapısı
Burada While bir taviz veya karşıtlık ilişkisi kurar ve “-se de” anlamına gelir; “... sırasında” anlamına gelmez. Yan cümle, Rumi'nin sözlerinin belirli bir tarihsel bağlamı ve İslami dünya görüşünü yansıttığını kabul eder. Ana cümle ise birçok kişinin onun mesajını yine de evrensel bulduğunu söyler. While A, B kalıbı, daha geniş bir yargıya geçmeden önce doğru ama sınırlı bir ayrıntıyı kabul etmeyi sağlar. İki düşünce arasında gerilim varmış gibi görünse de bu yapı, ikisinin aynı anda doğru olabileceğini gösterir.
Alıştırma
“While the recipe is simple, it produces a rich flavor” cümlesinde while hangi ilişkiyi ifade eder?
- ana cümlenin nedenini vermek
- bir gerçeğin diğerine rağmen geçerli olduğunu göstermek
- iki eylemin aynı anda gerçekleştiğini göstermek
Cevabı göster
bir gerçeğin diğerine rağmen geçerli olduğunu göstermek
belirli tarihsel bağlam ve İslami dünya görüşü
Historical context, bir eserin ortaya çıktığı belirli dönemi, toplumu ve bu süreci çevreleyen olayları ifade eder. Worldview, bir kişinin ya da geleneğin dünyayı anlamasını sağlayan temel inanç ve varsayımları ifade eder. Burada bu ifade, Rumi'nin sözlerinin hem tarihsel ortamının hem de hayatı İslami açıdan anlama biçiminin izlerini taşıdığını anlatır. Kültürel çözümlemede context eseri kendi koşulları içine yerleştirirken worldview onun arkasındaki düşünce merceğini belirtir.
Alıştırma
Kültürel çözümlemede specific historical context and Islamic worldview ifadesi Rumi'nin sözleri hakkında ne anlatır?
- Bu sözler belirli bir dönemden ve dünyayı İslami bir şekilde anlama biçiminden etkilenmiştir.
- Bu sözler yalnızca Rumi'nin hayatındaki kesin tarihleri ve yerleri verir.
- Bu sözlerin tarihle veya dinî düşüncelerle hiçbir bağlantısı yoktur.
Cevabı göster
Bu sözler belirli bir dönemden ve dünyayı İslami bir şekilde anlama biçiminden etkilenmiştir.
for many, ... feels universal: değerlendirmenin kapsamını sınırlamak
For many, kapsamı sınırlayan bir ifadedir; birçok kişinin görüşüne veya deneyimine göre anlamına gelir. Ana cümleden önce yer alarak ardından gelen yargının kime ait olduğunu belirtir ve bu yargının herkesin görüşüymüş gibi sunulmasını önler. Feels universal nesnel bir gerçeği öne sürmek yerine bir izlenimi anlatır. for many ve feels birlikte kullanıldığında yorum geniş kapsamlı ama mutlak olmayan bir hâl alır: birçok kişi farklı kültür veya dönemlerde bu mesajla bağ kurabilir, ancak cümle herkesin böyle yaptığını iddia etmez.
Alıştırma
Okurların tepkileri hakkında en temkinli ve kapsamı en sınırlı iddiayı hangi cümle dile getirir?
- Every reader finds the poem comforting.
- The poem proves that all readers feel comforted.
- For many readers, the poem feels comforting.
Cevabı göster
For many readers, the poem feels comforting.
have lost heart: cesareti kırılmış olmak
Bu cümlede have lost heart, lose heart ifadesinin present perfect biçimidir. Lose heart, “cesareti kırılmak veya cesaretini ya da güvenini kaybetmek” anlamına gelen bir deyimdir. Buradaki heart fiziksel organı değil, insanın içindeki cesareti temsil eder. If ile başlayan yan cümle bir koşul belirtir: Kişi aşk arayışında cesaretini çoktan kaybetmişse hemen konuşanın yanına gelmelidir.
Alıştırma
“After two failed auditions, Lena began to lose heart,” cümlesinde lose heart ne anlama gelir?
- Tıbbi bir kalp sorunu yaşadı.
- Cesareti kırıldı ve güvenini kaybetmeye başladı.
- Birine âşık oldu.
Cevabı göster
Cesareti kırıldı ve güvenini kaybetmeye başladı.
in the path of love: bir yolculuk olarak aşk
In the path of love bir yolculuk metaforunu sürdürür: Aşk veya aşkı arama süreci, kişinin yürüdüğü bir yol olarak hayal edilir. Buradaki path gerçek bir patika değildir. Bu ifade, cesaret kaybını söz konusu mecazi yolculuğun içine yerleştirir; böylece ilerleme, aksilikler, yön ve yardım arama aynı şiirsel görüntünün parçaları olur.
Alıştırma
“His path to independence took several years” cümlesinde path ne anlama gelir?
- Bağımsız olma süreci.
- Bağımsızlık adlı bir yere giden yol.
- Kısa bir dinlenme yürüyüşü.
Cevabı göster
Bağımsız olma süreci.
flee to me without delay: güvenliğe çağıran acil bir sesleniş
Flee to me, tehlikeden kaçıp güvende olmak için konuşan kişiye doğru gelmek demektir. Flee, sıradan bir ziyareti değil, bir tehdidin yol açtığı acil hareketi anlatır. Without delay, “hemen, beklemeden” demektir. Cümlenin tamamı, konuşan kişinin korumasını derhâl aramaya yönelik resmî ve edebî bir çağrıdır.
Alıştırma
Resmî acil durum talimatını derste öğrendiğiniz iki sözcüklük ifadeyle tamamlayın: Please leave the area ____.
Cevabı göster
without delay
I am a fortress invincible: metafor ve şiirsel sözcük sırası
I am a fortress bir metafordur. Konuşan kişi gerçekten bir yapı değildir; kale, büyük gücü, güvenliği ve sığınmaya gelen birini koruma yeteneğini simgeler. Invincible, yenilmesi veya alt edilmesi imkânsız demektir. Sözcüğün fortress sonrasına konması, son sözcüğü vurgulayan şiirsel bir sıfat sonrası diziliştir. Günlük modern İngilizcede normal sıra I am an invincible fortress biçimindedir.
Alıştırma
Hangi cümle I am a fortress invincible ile aynı düşünceyi normal gündelik İngilizce sözcük sırasıyla verir?
- I am inside an invincible fortress.
- I am an invincible fortress that can protect you.
- I am a fortress that cannot protect anyone.
Cevabı göster
I am an invincible fortress that can protect you.
Though + yan cümle: ana düşünceden önce bir noktayı kabul etmek
Though, ödünleme bildiren bir yan cümle başlatır: bilim insanlarının, psikologların ve filozofların birçok teorisi olduğunu kabul eder, ancak bu gerçeği cümlenin ana iddiası yapmaz. Vurguyu virgülden sonraki ana cümle taşır: şairler bu deneyimi yakalamakta özellikle ustadır. Başka durumlara aktarılabilen bilgi düzeni Though A, B şeklindedir: A'nın doğru olduğunu kabul edip o bağlamda önemli olan B'yi sunarsınız.
Alıştırma
Hangi cümlede though, ödünleme bildiren bir yan cümleyi doğru biçimde başlatıyor?
- Though the route was longer, but we arrived on time.
- Though the route was longer, we arrived on time.
- Though the longer route, we arrived on time.
Cevabı göster
Though the route was longer, we arrived on time.
be particularly adept at + -ing: öne çıkan bir beceriyi anlatmak
Be adept at, bir konuda çok becerikli olmak anlamına gelir. at bir edat olduğu için ardından gelen fiil -ing biçimini alır: are adept at capturing. Particularly, adept sözcüğünü güçlendirerek becerinin öne çıktığını gösterir. Buradaki capturing the experience mecazidir: deneyimi fiziksel olarak yakalamak değil, onu doğru biçimde ifade etmek veya yansıtmak anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi adept at ve identify fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The technician is ____ network problems.
Cevabı göster
adept at identifying
Plum the depths of emotion with these two videos.
6:02Bu iki videoyla duyguların derinliklerine inin.