Mevlana'ya göre nasıl sevilir - Stephanie Honchell Smith: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
755 kelime 135 kel/dk

Video özeti: Bu biyografik anlatı, Tebrizli Şems'in Rumi'yi hukuk çalışmalarından Sufi mistisizmine nasıl yönelttiğini, kaybın onun şiirini nasıl biçimlendirdiğini ve insani ve ilahi aşka dair anlayışının kalıcı bir uluslararası mirasa nasıl dönüştüğünü ele alıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Rumi didn't know it yet, but — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Bu kalıbın, karakterin yaklaşan dönüm noktasından henüz habersiz olduğunu geriye dönük bir bakışla önceden bildirdiğini fark edin. Biyografilerde ve sözlü anlatılarda, hayat değiştiren bir karşılaşmayı ya da olayı açıklamadan önce beklenti yaratmak için kullanabilirsiniz. 2. seeing himself as the moon reflecting the light of Shams's sun. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Güneş ile ayı, Rumi'nin o dönemdeki benlik algısını anlatan genişletilmiş bir metafor olarak yorumlayın. Rumi, ışığı bağımsız biçimde üretmekten çok, hocasının manevi aydınlığını yansıttığına inanıyordu. Böylece imgeyi gerçek anlamda okumadan etki, kimlik ve düşünsel miras hakkında konuşabilirsiniz. 3. before being introduced to the West — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: before sonrasında kullanılan edilgen -ing yapısının, Rumi'nin eserlerinin Batı'da tanınmasını İslam dünyasındaki önceki yayılışından sonraya yerleştirdiğini anlayın. Bu kalıbı, öznenin eylemi gerçekleştirmeyip eyleme maruz kaldığı tarihsel aşamaları sıralarken kullanabilirsiniz.

Bu derste

A candle is made to become entirely flame. Dilbilgisi

0:11

Bir mum, tamamen aleve dönüşmek için yapılmıştır.

Dilbilgisi

is made to become entirely flame: sebep olunan bir dönüşüm

be made to + fiilin yalın hâli kalıbı, make + nesne + fiilin yalın hâli yapısının edilgen biçimidir: özne bir şeyi yapmaya zorlanır ya da yöneltilir. Burada become bir durum değişikliğini belirtir; böylece mum, son bir duruma doğru götürülen bir şey olarak sunulur. Made yalnızca mumun nasıl üretildiğini anlatmaz. Entirely flame, become'den sonra gelen şiirsel bir tümleçtir. Flame sözcüğünü mumun eksiksiz son durumu olarak sunar: mumun ayrı biçimi kaybolur ve yalnızca alev kalır. Bu ifade, basit becomes yapısına göre dışarıdan oluşturulan ya da kaçınılmaz olan sonucu daha güçlü biçimde vurgular.

Alıştırma

Bu cümlede is made to become entirely flame ne anlatır?

  1. Mum değişmeden kısa süreliğine aleve benzer.
  2. Birisi mumu ateşin yanında üretir.
  3. Mum, sonunda alevden başka hiçbir şey olmadığı bir duruma götürülür.
Cevabı göster

Mum, sonunda alevden başka hiçbir şey olmadığı bir duruma götürülür.

In that annihilating moment, it has no shadow. Notlar

0:15

O yok oluş anında gölgesi yoktur.

Kelime

that annihilating moment: sıradan hasar değil, bütünüyle yok oluş

Annihilating, annihilate fiilinden türeyen -ing biçimli bir sıfattır ve bir şeyi tamamen yok etmek ya da varlığına son vermek anlamına gelir. Moment sözcüğünü niteler: an, yok edici etkisiyle tanımlanır; yok edilen şey anın kendisi değildir. Bu şiirsel imgede güçlü sözcük, mum aleve dönüşürken onun ayrı biçiminin ve mecazi olarak ayrı bir benliğin kaybolmasını anlatır. Yalnızca hasarı değil, bütünüyle çözülüp yok olmayı belirtir.

Alıştırma

Mum imgesinde annihilating sözcüğünün en yakın anlamı nedir?

  1. mumun ayrı biçiminin tamamen kaybolmasına neden olmak
  2. mumu biraz daha sıcak yapmak
  3. mumu değiştirmeden ışığı yansıtmak
Cevabı göster

mumun ayrı biçiminin tamamen kaybolmasına neden olmak

Deyimler

it has no shadow: ışığın içinde çözünme metaforu

Burada it has no shadow, aydınlatmayla ilgili basit bir bildirim değil, şiirsel bir ifadedir. Yok oluş anında mumun alev ve ışık tarafından bütünüyle emildiği düşünülür; böylece gölge düşürebilen katı biçim ortadan kalkar. Gölge aynı zamanda mumun karanlık ve ondan ayrı karşılığıdır. it has no shadow denmesi, önceki benliğin ve ışık ile karanlık arasındaki ayrımın yok olduğunu düşündürür.

Alıştırma

Bu şiirsel cümlede it has no shadow temel olarak neyi düşündürür?

  1. Mumun tamamen karanlık bir yere taşındığını söyler.
  2. Bir resimdeki gölgeyi kaldırmak için gerçek anlamlı bir talimat verir.
  3. Mumun ayrı biçiminin ve ışıkla arasındaki ayrımın yok olduğunu düşündürür.
Cevabı göster

Mumun ayrı biçiminin ve ışıkla arasındaki ayrımın yok olduğunu düşündürür.

According to legend, Anlatım akışı

0:20

Efsaneye göre,

Anlatım akışı

According to legend: hikâyenin kaynağını efsane olarak belirtmek

According to legend, kaynağı belirten bir giriş çerçevesidir. Ana iddia gelmeden önce dinleyiciye, bundan sonraki anlatının tümüyle doğrulanmış tarihsel bir kayıttan değil, geleneksel bir hikâyeden geldiğini bildirir. Bu ifade, önce kaynağı ve kesinlik düzeyini belirterek bilgiyi düzenler. Burada according to, “söylediğine göre” veya “verdiği bilgiye dayanarak” anlamındadır; “itaat ederek” anlamına gelmez.

Alıştırma

İngilizce cümleyi bu dersteki üç sözcüklü kaynak belirteciyle tamamlayın: ____, the mountain was formed by a sleeping giant.

Cevabı göster

According to legend

the renowned scholar Jalaluddin Muhammad Rumi was giving a lecture Dilbilgisi

0:21

ünlü alim Celaleddin Muhammed Rumi bir ders veriyordu;

when an older disheveled man approached Kelime

0:26

o sırada yaşlı, saçı başı dağınık bir adam yaklaştı

Dilbilgisi

was giving a lecture when: yeni bir olaydan önce devam eden arka plan eylemi

was giving a lecture when ... approached yapısında was giving, past continuous biçimindedir. Dersin zaten devam etmekte olduğunu gösterir ve hikâyenin arka planını kurar. When, hikâyeyi ilerleten ve simple past biçiminde olan approached adlı yeni olayı tanıtır. Bir olay sürerken başka bir olayın gerçekleştiğini anlatmak için past continuous + when + simple past yapısını kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Cümleyi read fiilinin past continuous biçimiyle tamamlayın: Maya ____ in the library when the fire alarm rang.

Cevabı göster

was reading

Kelime

an older disheveled man: dağınık bir görünüşü betimlemek

an older disheveled man ifadesinde disheveled, man sözcüğünü niteler. Adamın saçının, kıyafetlerinin veya genel görünüşünün dağınık ve düzensiz olduğunu belirtir. Disheveled, messy sözcüğünden daha canlı bir görüntü oluşturur ve biraz daha resmîdir. Yazarlar bu sözcüğü, kendisini toparlamaya vakit bulamamış gibi görünen birini hemen gözümüzde canlandırmak için sıkça kullanır.

Alıştırma

Hangi cümlede disheveled doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. We poured disheveled juice into the glasses.
  2. The class solved a disheveled math problem.
  3. After the windy walk, Lena came inside with disheveled hair.
Cevabı göster

After the windy walk, Lena came inside with disheveled hair.

and asked him the meaning of his academic books.

0:29

ve ona akademik kitaplarının anlamını sordu.

Rumi didn't know it yet, Anlatım akışı

0:32

Rumi henüz bilmiyordu ama

but this question and this man would change his life.

0:34

bu soru ve bu adam onun hayatını değiştirecekti.

Anlatım akışı

Rumi didn't know it yet, but ...: bir değişimin habercisi

Rumi didn't know it yet, but dinleyiciyi, sonradan olanları bilen bir anlatıcının geçmişe bakış açısına yerleştirir. O önceki anda Rumi olacaklardan habersizdir; anlatıcı ise hemen ardından bunları açıklamaya başlar. Burada yet “o ana kadar” anlamını taşır; but ise bilgiyi karakterin sınırlı bilgisinden sonraki sonuca çevirir. Bu kalıp önemli bir değişimin habercisi olur ve beklenti yaratır.

Alıştırma

Anlatıcının ileride olacaklara ilişkin ipucunu dersteki tam kalıpla tamamlayın: Noah ____, ____ the old map would lead him to a hidden village.

Cevabı göster

didn't know it yet · but

Annoyed at the interruption, Dilbilgisi

0:38

Sözünün kesilmesine sinirlenen

Rumi snapped, Kelime

0:40

Rumi sertçe çıkıştı:

Dilbilgisi

Annoyed at the interruption: duygu ve nedeni belirten giriş öbeği

Annoyed at the interruption, cümlenin başında kullanılan geçmiş ortaçlı bir sıfat öbeğidir. Arka plandaki nedeni daha kısa biçimde verir: Because he was annoyed at the interruption, Rumi snapped. annoyed duygusunu yaşayan kişi ana cümlenin öznesi olmalıdır; burada bu kişi Rumi'dir. Bu öbekle başlamak, onun duygusunu ve bu duygunun nedenini sert tepkisine kısa ve açık biçimde bağlar.

Alıştırma

Hangi cümlede giriş öbeği ana cümlenin öznesini doğru biçimde açıklar?

  1. Frustrated by the delay, Elena called the airline.
  2. Frustrated by the delay, the clock seemed to move slowly.
  3. Frustrated by the delay, Elena's flight was canceled.
Cevabı göster

Frustrated by the delay, Elena called the airline.

"They are something that you do not understand."

0:42

"Onlar senin anlamayacağın şeylerdir."

Kelime

Rumi snapped: aniden ve öfkeli bir şekilde konuşmak

Burada snapped, “aniden sert, öfkeli ya da sabırsız bir tonla söyledi” anlamına gelen bir konuşma fiilidir. Hem Rumi'nin konuştuğunu hem de sözlerinin nasıl bir tonda duyulduğunu gösterir. Snap konuşmayı anlattığında öfke genellikle kısa ve birine yöneliktir. Bu anlam, “aniden kırılmak” anlamından farklıdır.

Alıştırma

Bu cümledeki “Rumi snapped” ifadesine en uygun açıklama hangisidir?

  1. Rumi fikri adım adım ve dikkatlice açıkladı.
  2. Rumi başka kimse duymasın diye çok sessiz konuştu.
  3. Rumi aniden öfkeli ve sabırsız bir tonla konuştu.
Cevabı göster

Rumi aniden öfkeli ve sabırsız bir tonla konuştu.

Suddenly, the books caught fire. Kalıp ifadeler

0:45

Aniden kitaplar alev aldı.

Kalıp ifadeler

the books caught fire: kitaplar yanmaya başladı

Catch fire, “yanmaya başlamak” veya “alev almak” anlamına gelen kalıplaşmış bir fiil ifadesidir. Bu cümlede caught, catch fiilinin geçmiş zaman biçimidir; dolayısıyla kitaplar aniden yanmaya başlamıştır. Buradaki catch, “yakalamak” anlamına gelmez. Catch fire tek bir bütün olarak kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi catch fire ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After a spark landed on it, the dry grass ____.

Cevabı göster

caught fire

The man looked back at the astounded Rumi

0:47

Adam, şaşkınlık içindeki Rumi'ye dönüp baktı

and simply replied,

0:50

ve sadece şöyle cevap verdi:

"You couldn't possibly understand." Ton ve niyet

0:52

"Senin de anlaman mümkün değil."

Ton ve niyet

couldn't possibly understand: güçlü imkânsızlık

couldn't possibly understand ifadesinde possibly, couldn't kelimesinden sonra gelerek olumsuzluğu güçlendirir. Bu ifade yalnızca “belki anlayamazsın” demek değildir; anlamanın tamamen imkânsız olduğunu söyler. Bu cümlede ifade, karşı tarafın yeteneğini tarafsızca açıklamak için değil, ona sert bir karşılık vermek için kullanılmıştır. Bu yüzden alaycı, küçümseyici veya meydan okuyan bir tını taşıyabilir.

Alıştırma

Konuşan kişi “You couldn't possibly understand” diyerek ne anlatıyor?

  1. Anlamak zor olabilir ama yine de oldukça mümkündür
  2. Konuşan kişi, dinleyicinin anlayıp anlamadığını nazikçe soruyor
  3. Konuşan kişi, dinleyicinin hiç anlayamayacağını söylüyor
Cevabı göster

Konuşan kişi, dinleyicinin hiç anlayamayacağını söylüyor

The mysterious figure was Shams of Tabriz, Kültür

0:54

Bu gizemli kişi, Tebrizli Şems'ti;

a charismatic Sufi mystic Kültür

0:57

karizmatik bir sufi mistiği olan bu adam

Kültür

Shams of Tabriz: yer bildiren geleneksel adlandırma

Shams of Tabriz, bir kişiyi bir yer aracılığıyla tanımlamanın geleneksel bir yoludur. of + yer yapısı, Shams'in Tabrizli olduğunu veya Tabriz ile güçlü bir bağı bulunduğunu belirtir; mülkiyet anlamı taşımaz. Bu yer temelli biçim, yerleşmiş tarihsel bir adın ya da lakabın parçasıdır. Bu nedenle sıradan bir modern soyadından çok edebî veya tarihsel bir hava verir.

Alıştırma

“Shams of Tabriz” içinde “of Tabriz” esas olarak ne yapar?

  1. Tabriz'i Shams'in modern soyadı olarak verir
  2. Shams'in Tabriz şehrinin sahibi olduğunu gösterir
  3. Shams'i Tabriz ile geleneksel bir bağlantı üzerinden tanımlar
Cevabı göster

Shams'i Tabriz ile geleneksel bir bağlantı üzerinden tanımlar

who would transform Rumi's worldview. Kalıp ifadeler

1:00

Rumi'nin dünya görüşünü dönüştürecekti.

Kültür

karizmatik bir Sufi mistiği

Bu cümlede Sufi mystic, İslam içindeki Sufi geleneğine bağlı olup Tanrı'yla yakın ve içsel bir deneyim arayan kişiyi anlatır. Buradaki mystic, dinî ve manevi bir tanımdır. Charismatic, insanları kendine çekebilmek ve onları güçlü biçimde etkileyebilmek demektir. İfade bir bütün olarak Şems'i, manevi yönü güçlü ve varlığıyla başkalarını derinden etkileyebilen biri olarak tanıtır.

Alıştırma

Bu cümlede a charismatic Sufi mystic ifadesine en uygun anlam hangisidir?

  1. Gizemli numaralar yapan bir sahne sihirbazı
  2. Yalnızca laik hukuk üzerine çalışan bir devlet görevlisi
  3. Sufi geleneğinde çekici ve etkili bir manevi kişi
Cevabı göster

Sufi geleneğinde çekici ve etkili bir manevi kişi

Kalıp ifadeler

Rumi'nin dünya görüşünü değiştirecekti

Transform someone's worldview, bir kişinin hayatı, toplumu ve dünyayı anlama biçiminin temelinden değişmesi demektir. Transform, küçük bir fikir değişikliğini değil, geniş kapsamlı ve köklü bir değişimi anlatır. Burada would, hikâyedeki geçmiş bir noktadan geleceğe bakar: Şems daha yeni ortaya çıkmıştır ve anlatıcı onun daha sonra Rumi üzerinde yaratacağı etkiyi önceden belirtir.

Alıştırma

Cümleyi transform fiilinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The documentary deeply ____ his worldview.

Cevabı göster

transformed

Rumi, inspired by Shams's teachings, Dilbilgisi

1:02

Şems'in öğretilerinden ilham alan Rumi,

would go on to become one of the world's most celebrated poets Notlar

1:05

dünyanın en ünlü şairlerinden

Dilbilgisi

Rumi, inspired by Shams's teachings: geçmiş zaman ortacıyla etkiyi sonraki sonuca bağlamak

inspired by Shams's teachings sözleri, Rumi'yi niteleyen geçmiş zaman ortaçlı bir öbek oluşturur. Açılmış biçimi Rumi, who was inspired by Shams's teachings, ... ifadesine yakındır. Bu öbek Rumi'den sonra gelir ve virgüllerle ayrılarak ana cümleye arka plan bilgisi ekler. Şems'in öğretilerini, Rumi'nin sonraki başarısına katkıda bulunan bir etki olarak sunar.

Alıştırma

Hangi cümle bilim fuarından ilham alan kişinin Omar olduğunu açıkça anlatır?

  1. Inspired by the science fair, the small robot was Omar's next project.
  2. The science fair, inspired by Omar, led to a small robot.
  3. Inspired by the science fair, Omar built a small robot.
Cevabı göster

Inspired by the science fair, Omar built a small robot.

and mystical philosophers,

1:09

ve mistik filozoflarından biri olacaktı;

Kalıp ifadeler

would go on to become: geçmişteki bir bakış noktasından geleceğe bakmak

Would go on to become, anlatıcı bir kişinin hayatına veya tarihe dönüp baktığında “daha sonra ... oldu” anlamına gelir. Geçmişteki bir noktayı, sonradan gelen önemli bir görev veya konumla bağlar. Burada would, geçmişteki bir anlatı noktasından bakıldığında gelecekte olan bir olayı belirtir; varsayım bildirmez. Go on to become, bu değişimi sonraki büyük aşama olarak sunar.

Alıştırma

Geçmişe dönük bu biyografiyi would ile başlayan beş sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: As a child, Nia loved numbers. She ____ a respected engineer.

Cevabı göster

would go on to become

Dilbilgisi

one of the world's most celebrated poets: one of + üstünlük derecesi + çoğul isim

One of the world's most celebrated poets, dünya çapında en çok övgü alan şairler grubundaki tek bir kişiyi anlatır. Bu, one of + üstünlük derecesi ifadesi + çoğul isim biçiminde yeniden kullanılabilen bir kalıptır. one tek bir kişiyi seçse de one of sonrasındaki isim birden fazla üyeden oluşan grubu anlattığı için çoğul olur. Bu nedenle poet değil poets gerekir.

Alıştırma

Cümleyi poet sözcüğünün doğru biçimiyle tamamlayın: Maya is one of the school's most talented ____.

Cevabı göster

poets

whose cultural legacy looms large across Turkiye Kalıp ifadeler

1:11

kültürel mirası Türkiye'de

and the Persian-speaking world. Kültür

1:14

ve Farsça konuşulan dünyada büyük bir etkiye sahiptir.

Kalıp ifadeler

whose cultural legacy looms large: güçlü ve göz ardı edilmesi zor bir etki

whose cultural legacy looms large ifadesinde whose, hemen önce sözü edilen kişi hakkında bir ilgi cümleciği başlatır. Cultural legacy, o kişinin geride bıraktığı kalıcı kültürel eserleri, düşünceleri ve etkiyi anlatır. Looms large mecazi bir ifadedir. Bu mirasın Türkiye'de ve Farsça konuşulan dünyada çok önemli, güçlü ve göz ardı edilmesi zor bir etkiye sahip olduğunu söyler; fiziksel olarak yükselen bir şeyi anlatmaz.

Alıştırma

The economic crisis still looms large in public debate cümlesi ne anlama gelir?

  1. İnsanlar krizin fiziksel boyutunu tartışmaktadır.
  2. Kriz, kamusal tartışmalarda hâlâ çok önemlidir ve göz ardı edilmesi zordur.
  3. Kriz, kamusal tartışmalardan tamamen kaybolmuştur.
Cevabı göster

Kriz, kamusal tartışmalarda hâlâ çok önemlidir ve göz ardı edilmesi zordur.

Kültür

the Persian-speaking world: sınırları aşan bir dil topluluğu

The Persian-speaking world, Farsçanın kullanımı ve Farsça kültürel gelenekler aracılığıyla birbirine bağlanan bölgeleri ve toplulukları ifade eder. Birden fazla modern ülkeyi ve bu ülkelerin dışındaki ilgili toplulukları kapsayabilir. Burada world, bütün gezegen veya tek bir ülke anlamına gelmez. Persian-speaking bileşik sıfatında speaking, bu geniş kültürel alanı birbirine bağlayan dili belirtir.

Alıştırma

Bu cümlede the Persian-speaking world neyi ifade eder?

  1. Fars dili ve kültürüyle birbirine bağlı bölgeler ve topluluklar
  2. Persia adlı tek bir ülke
  3. Dünyada herhangi bir dilin konuşulduğu bütün ülkeler
Cevabı göster

Fars dili ve kültürüyle birbirine bağlı bölgeler ve topluluklar

Rumi was born in 1207 near the Afghan city of Balkh

1:17

Rumi 1207 yılında, Afganistan'ın Belh şehri yakınlarında doğdu

and as a child emigrated to Anatolia, Kelime

1:22

ve çocukken Anadolu'ya göç etti;

Kelime

as a child emigrated to Anatolia: çocukluk dönemi ve resmî göç anlatımı

“and as a child emigrated to Anatolia” ifadesi, yaşam öyküsüne ikinci bir olay ekler. “As a child”, “çocukluğu sırasında” anlamına gelen bir zaman ifadesidir ve göçün ne zaman gerçekleştiğini belirtir. Emigrated, kişinin kendi ülkesini veya bölgesini terk edip başka bir yere yerleşmesini anlatan resmî bir fiildir; to Anatolia ise varış yerini belirtir. Genellikle büyük ve uzun süreli bir yer değiştirmeyi ima ettiği için yalnızca moved demekten daha belirgin bir tarih ve göç anlamı taşır.

Alıştırma

Emigrate fiilinin geçmiş zaman biçimini ve varış yeri için doğru edatı kullanın: At age twelve, she ____ New Zealand with her family.

Cevabı göster

emigrated to

where his father, a preacher and mystic,

1:25

burada bir vaiz ve mistik olan babası,

hoped to secure a more prestigious position. Kalıp ifadeler

1:27

daha saygın bir konum elde etmeyi umuyordu.

Kalıp ifadeler

secure a more prestigious position: daha saygın bir görev elde etmek

Burada secure, 'çaba veya resmî bir süreç sonucunda başarıyla elde etmek' anlamına gelir; 'güvenli hâle getirmek' anlamında değildir. secure a position, iş yaşamında kullanılan resmî bir kalıptır; a more prestigious position ise daha yüksek itibar veya statüye sahip bir görevi belirtir. hope to + fiilin yalın hâli, arzu edilen bir sonucu ifade eder. hoped to secure babanın hedefini anlatır; sonunda başarılı olduğunu doğrulamaz.

Alıştırma

'Nora worked hard to secure a place in the program,' cümlesinde secure ne anlama gelir?

  1. anahtarla kilitlemek
  2. fiziksel olarak güvenli hâle getirmek
  3. başarıyla elde etmek
Cevabı göster

başarıyla elde etmek

By the time of Shams's arrival, Dilbilgisi

1:31

Şems'in geldiği sıralarda,

Rumi was a well-respected scholar of Islamic law Kültür

1:33

Rumi, Konya'da

in the town of Konya.

1:36

son derece saygıdeğer bir İslam hukuku alimiydi.

Dilbilgisi

By the time of Shams's arrival: Şems'in gelişi sırasında

By the time of + isim öbeği, geçmişte bir referans noktası belirler. Ana cümle, o anda veya o andan önce zaten doğru olan durumu anlatır. Burada Shams's arrival, of sözcüğünden sonra gelen isim öbeğidir. Şems geldiğinde Rumi'nin saygın bir âlim olarak konumu zaten oluşmuştu.

Alıştırma

Cümleyi isim öbeğinden önce kullanılan yapıyla tamamlayın: ____ the inspection, all the repairs had been completed.

Cevabı göster

By the time of

Kültür

Çok saygı gören İslam hukuku âlimi

Bu cümlede well-respected scholar of Islamic law, İslam hukuku geleneğini inceleyen, öğreten veya yorumlayan ve büyük saygı gören bir kişiyi anlatır. Bu ifade Rumi'nin belirli dinî ve akademik rolünü belirtir; yalnızca eğitimli bir kişi ya da herhangi bir Müslüman anlamına gelmez. Bu sözler ayrıca Rumi'nin Konya'da zaten sağlam ve yerleşik bir konuma sahip olduğunu gösterir. Böylece daha sonra yaşadığı ruhani yön değişimini anlamak kolaylaşır; önceki rolünün önemsiz olduğu söylenmez.

Alıştırma

Cümledeki well-respected scholar of Islamic law neyi ifade ediyor?

  1. Yerel yasaları uygulayan modern bir polis memurunu
  2. İslam hukuku geleneğinde çok saygı gören bir uzmanı
  3. İslam dinine inanan herhangi bir kişiyi
Cevabı göster

İslam hukuku geleneğinde çok saygı gören bir uzmanı

While he had been exposed to Sufism, Kalıp ifadeler

1:38

İslam'ın içindeki mistik bir yol olan,

the mystical path within Islam, Kültür

1:40

Allah'ın sevgisini deneyimlemeye odaklanan

which focuses on experiencing God's love, Kalıp ifadeler

1:42

Sufizm ile tanışmış olsa da,

Kültür

the mystical path within Islam: İslam içindeki mistik yol

Bu ifade, Sufism yani Sufizm hakkında eş görevli bir açıklamadır. Sufizmi İslam'dan ayrı bir din olarak değil, İslam geleneğinin içindeki mistik bir yol olarak tanımlar. Burada path mecazidir: fiziksel bir güzergâhı değil, manevi uygulama veya gelişim biçimini anlatır. Mystical, ilahi olanı doğrudan içsel olarak deneyimleme arayışını belirtir.

Alıştırma

the mystical path within Islam ifadesi Sufizm hakkında ne anlatıyor?

  1. İslam içindeki mistik bir gelenek
  2. İslami bir ülkedeki fiziksel bir yol
  3. İslam'dan tamamen ayrı bir din
Cevabı göster

İslam içindeki mistik bir gelenek

he'd shown little interest in it. Kalıp ifadeler

1:45

buna çok az ilgi göstermişti.

Kalıp ifadeler

Tasavufla daha önce karşılaşmıştı

Burada had been exposed to Sufism, onun Tasavvufla karşılaşmış veya Tasavvuf hakkında bir şeyler öğrenmiş olduğunu anlatır; bu, çevresi ya da yaşadığı bir deneyim yoluyla gerçekleşmiş olabilir. Bu ifade onun Tasavvufu kabul ettiğini, derinlemesine incelediğini veya uyguladığını söylemez. Past perfect, bu karşılaşmanın daha sonraki geçmişteki durumu, yani ona çok az ilgi gösterdiği zamandan önce gerçekleştiğini belirtir. While bir karşıtlık kurar: Karşılaşma olmuştu, fakat güçlü bir ilgi oluşmamıştı.

Alıştırma

expose fiilinin past perfect edilgen biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: Before the course began, Leo ____ classical music through his parents' records.

Cevabı göster

had been exposed to

Kalıp ifadeler

focuses on experiencing: focus on + -ing yapısı

Focus on, “özel önem veya dikkat vermek” anlamına gelir. Ardından bir isim veya -ing biçimi gelebilir. Sonraki öğe bir eylem olduğunda focus on + -ing yapısı kullanılır. Bu nedenle experiencing burada isim-fiil görevindedir; bu anlamda on edatından sonra experience fiilinin yalın biçimi doğrudan kullanılamaz. Burada which, mistik yolun temel odağını belirten bir ilgi cümleciği başlatır. Focuses tekil biçimdedir çünkü which, tekil path ismine gönderme yapar.

Alıştırma

on ve build sözcüğünün doğru biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: The workshop focuses ____ confidence through practice.

Cevabı göster

on building

Kalıp ifadeler

show little interest in: neredeyse hiç ilgi göstermemek

Show little interest in something, bir şeye karşı neredeyse hiç merak veya heves göstermemek demektir. Little, sayılamayan interest isminden önce gelir ve ifadeye olumsuz bir anlam katar. Bu cümlede he'd shown little interest in it, onun bundan hoşlanmadığına dair daha güçlü bir iddia ortaya atmak yerine, düşük ilgisini gözlemlenen bir tutum olarak anlatır. Kalıp, show little interest in + isim veya fiilin -ing biçimi şeklinde kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi show little interest in ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: At first, Leo ____ the robotics club.

Cevabı göster

showed little interest in

But this changed in his late 30s,

1:47

Ancak 30'lu yaşlarının sonlarında,

when Shams came into his life. Kalıp ifadeler

1:50

Şems hayatına girdiğinde bu durum değişti.

Kalıp ifadeler

came into his life: hayatının bir parçası oldu

Come into someone's life, bir kişinin ortaya çıkıp başka birinin hayatının parçası olmaya başlamasını anlatan mecazlı bir ifadedir. Çoğu zaman kalıcı bir etki de ima eder. Burada Shams came into his life, ikisinin tanışmasını onun kişisel hikâyesindeki bir değişimle ilişkilendirir. Yalnızca Şems'in bir odaya veya eve girdiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Kişisel bir hikâyede A mentor came into her life cümlesi büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Akıl hocası kalıcı olarak onun evine taşındı.
  2. Akıl hocası onun hayatında önemli bir kişi oldu.
  3. Akıl hocası onun odasına yürüyerek girdi.
Cevabı göster

Akıl hocası onun hayatında önemli bir kişi oldu.

The academic study of law and theology was no longer Rumi's central focus. Kalıp ifadeler

1:52

Hukuk ve teolojinin akademik çalışması artık Rumi'nin ana odak noktası değildi.

Kalıp ifadeler

was no longer ... central focus: artık temel odak noktası değildi

was no longer Rumi's central focus ifadesinde no longer, zaman içindeki bir değişikliği gösterir: bu çalışma bir zamanlar merkezî bir konumdaydı, ancak sözü edilen noktada artık öyle değildi. Central focus, dikkat ve çabanın yöneltildiği ana konudur. Bu konumunu kaybetmesi, çalışmanın mutlaka sona erdiği anlamına gelmez; artık en önemli öncelik olmadığı anlamına gelir.

Alıştırma

"The study was no longer his central focus" ne anlama gelir?

  1. Ondan hiçbir zaman ilgi görmemişti.
  2. Bir zamanlar önemli bir öncelikti, ancak o sırada artık en önemli öncelik değildi.
  3. O sırada onun tek önceliği hâline geldi.
Cevabı göster

Bir zamanlar önemli bir öncelikti, ancak o sırada artık en önemli öncelik değildi.

Rather, he saw them as candles guiding the way Notlar

1:57

Aksine onları, nihai hedefine;

towards his ultimate goal,

2:01

yani ilahi aşkı deneyimleyerek

Anlatım akışı

Rather, he saw them as...: aksine, onları ... olarak görüyordu

Rather, yazarın önceki cümleye ilişkin olası bir yorumu daha doğru olanıyla değiştirdiğini gösterir. Çalışmalar artık Rumi'nin temel odak noktası değildi, ancak bu, onun bu çalışmaları reddettiği anlamına gelmez. he saw them as candles guiding the way bölümü düzeltilmiş görüşü sunar: Rumi bu çalışmaları daha büyük bir hedefe götüren rehberler olarak görüyordu. Bu kalıp bilgiyi “o yorum değil; daha doğrusu bu yorum” biçiminde düzenler.

Alıştırma

Bu düzeltmeyi en iyi hangi bağlaç tamamlar? The map does not choose the route for us. ____, it helps us understand our options.

  1. Rather
  2. Meanwhile
  3. Therefore
Cevabı göster

Rather

the reunification of his soul with God Kültür

2:02

ruhunun Tanrı ile yeniden birleşmesine

through the experience of divine love.

2:05

giden yolu aydınlatan mumlar olarak gördü.

Deyimler

onları yolu gösteren mumlar olarak gördü

Buradaki them, hemen önce söz edilen law and theology ifadelerine gönderme yapar. see A as B kalıbı, A'yı yalnızca görmek değil, A'yı B olarak yorumlamak veya değerlendirmek anlamına gelir. Candles guiding the way bir mecazdır. Yasa ve teoloji, ışık ve yön sağlayan şeyler olarak sunulur. Bunlar onu ruhsal amacına doğru yönlendirir, ancak amacın kendisi değildir.

Alıştırma

see A as B yapısının geçmiş zamanını kullanın: After the storm, the villagers ____ a guide back home.

Cevabı göster

saw the old lighthouse as

Kültür

ruhun Tanrı'yla ilahi sevgi yoluyla yeniden birleşmesi

Bu dinî ve mistik bağlamda bu ifade, nihai amacı anlatır: ruhunun Tanrı'yla yeniden birleşmesi. Reunification, ruh ile Tanrı'yı önce ayrılmış, sonra yeniden birleşmiş olarak sunar; bu, kelimesi kelimesine fiziksel bir buluşma değildir. Through the experience of divine love, bu amaca giden yolu açıklar. Buradaki divine love, Tanrı'yla bağlantılı kutsal sevgidir; sıradan romantik aşk değildir.

Alıştırma

Bu cümlede the reunification of his soul with God through the experience of divine love ne anlama geliyor?

  1. iki dinî grubun yasal olarak yeniden birleşmesi
  2. iki kişi arasındaki romantik ilişki
  3. kutsal sevgi yoluyla Tanrı'yla ruhsal birliğe ulaşmak
Cevabı göster

kutsal sevgi yoluyla Tanrı'yla ruhsal birliğe ulaşmak

He wrote of this tension in his native Persian. Kalıp ifadeler

2:08

Bu içsel çatışmayı anadili olan Farsça'da şöyle yazdı:

Kalıp ifadeler

wrote of this tension: bu gerilimden yazılı eserinde söz etmek

Bu cümlede wrote of, “bir yazıda ya da eserde bir konu hakkında yazmak, o konuyu ele almak” anlamına gelir. Bu ifade, eserinin ele aldığı konuyu, yani this tension ifadesini tanıtır. this tension adlı fiziksel bir şeyi ya da metni yazdığı anlamına gelmez. Write of edebî ve resmî bir ifadedir. Günümüz günlük İngilizcesinde write about daha yaygındır; write of edebiyat eleştirilerinde, biyografilerde ve tarih yazılarında doğaldır.

Alıştırma

“The historian wrote of migration” cümlesi ne anlama gelir?

  1. Tarihçi migration kelimesini birçok kez yazdı.
  2. Tarihçi yazılı bir eserde migration konusunu ele aldı.
  3. Tarihçi migration için bir mektup yazdı.
Cevabı göster

Tarihçi yazılı bir eserde migration konusunu ele aldı.

"Love resides not in learning, Dilbilgisi

2:11

"Aşk, öğrenmekte değildir,

not in knowledge,

2:14

bilgide değildir,

not in pages and books.

2:15

sayfalarda ve kitaplarda değildir.

Dilbilgisi

not in learning, not in knowledge, not in pages and books: paralel ve ritmik dışlama

Burada tekrarlanan not in ifadeleri learning, knowledge ve pages and books kavramlarını sevginin bulunabileceği yerler veya kaynaklar olmaktan tek tek çıkarır. Her tekrar, dışarıda bırakılan yeni bir olasılığı ekler. Bu tekrar şiirsel bir ritim oluşturur ve dışlamayı tek bir not kullanımından daha güçlü kılar. Resides burada mecaz anlamındadır; “var olmak” veya “gerçekten bulunmak” demektir, kelimenin gerçek anlamıyla bir yerde yaşamak değildir.

Alıştırma

Bu cümlede tekrarlanan “not in” yapısının temel işlevi nedir?

  1. Ritim oluşturur ve öne sürülen her kaynağı güçlü biçimde dışlar.
  2. Learning, knowledge ve books kelimelerinin tamamen aynı anlama geldiğini söyler.
  3. Konuşanın sevginin nerede olduğundan emin olmadığını gösterir.
Cevabı göster

Ritim oluşturur ve öne sürülen her kaynağı güçlü biçimde dışlar.

Wherever the debates of men may lead, Dilbilgisi

2:18

İnsanların tartışmaları nereye varırsa varsın,

that is not the lover's path." Deyimler

2:21

bu, aşığın yolu değildir."

Dilbilgisi

Wherever the debates of men may lead: tartışmalar nereye varırsa varsın

Wherever ... may lead, tartışmaların nereye varabileceği fark etmeksizin anlamına gelen bir taviz yapısıdır. Bu cümlede daha doğal karşılığı, tartışmaların hangi sonuca ulaşacağının önemli olmadığıdır. Wherever varılacak yeri açık bırakır; may lead ise birden fazla olasılığa izin verir. Bu yan cümle bütün olası sonuçları bir kenara koyduktan sonra değişmeyen bir yargı getirir: sonuç ne olursa olsun konuşanın görüşü değişmez. Buradaki lead mecazidir; tartışmaların fiziksel bir yere değil, bir sonuca veya düşünce çizgisine götürmesini anlatır.

Alıştırma

Bu cümlede Wherever the debates of men may lead ne anlama geliyor?

  1. Yalnızca tartışmalar olumlu bir sonuca ulaştığında
  2. Tartışmaların yapıldığı tek yerde
  3. Tartışmalar hangi sonuca veya yöne varırsa varsın
Cevabı göster

Tartışmalar hangi sonuca veya yöne varırsa varsın

Deyimler

lover's path: ruhsal yol metaforu

Bu şiirsel cümlede the lover's path, ilahi aşkı arayan kişinin izlediği ruhsal yolu anlatan bir metafordur. Path burada haritadaki fiziksel bir yolu değil, yaşam yönünü veya içsel bir uygulamayı ifade eder. Bu nedenle lover yalnızca romantik bir partner anlamına gelmez. Cümle, daha önce sözü edilen tartışmalarla sevginin yaşanarak arandığı bu yolu karşılaştırır: tartışmak fikirler üretebilir, fakat bu kişinin ruhsal gerçeği arama biçimi değildir.

Alıştırma

Bu şiirsel bağlamda the lover's path ne anlama gelir?

  1. Kamuya açık bir tartışmayı kazanma planı
  2. Romantik bir partnerin kullandığı güzergâh
  3. İlahi aşkı aramanın ruhsal bir yolu
Cevabı göster

İlahi aşkı aramanın ruhsal bir yolu

While Sufism had been part of Islamic observance for centuries, Dilbilgisi

2:24

Sufizm yüzyıllar boyunca İslami ibadetlerin bir parçası olsa da,

Dilbilgisi

While ... had been part of ... for centuries: … yüzyıllardır … parçası olmasına rağmen

Burada while, “… sırasında” değil, “… olmasına rağmen” anlamındadır. Ana cümleyi şaşırtıcı kılan bir gerçeği önce verir: Sufizm İslami ibadetlerde uzun süredir yerleşik bir konuma sahipti, ancak bazı Sufi uygulamaları yine de küçümseniyordu. had been part of ... for centuries, geçmişteki bir durumdan daha geriye bakan past perfect yapısıdır. O zamana kadar bu durumun zaten çok uzun süredir devam ettiğini gösterir.

Alıştırma

Bu cümlede while hangi ilişkiyi ifade ediyor?

  1. Zaman: Gelenek ile dışlanma yalnızca aynı anda gerçekleşen iki eylemdir.
  2. Neden: Gelenek yüzyıllardır var olduğu için dışlandı.
  3. Ödünleme: Köklü bir gelenek daha sonraki dışlanmayla karşıtlık oluşturur.
Cevabı göster

Ödünleme: Köklü bir gelenek daha sonraki dışlanmayla karşıtlık oluşturur.

the practices of some Sufis,

2:28

cezbe halindeki danstan şiir yazmaya kadar

from ecstatic dancing to composing poetry, Dilbilgisi

2:30

bazı Sufilerin pratikleri

were looked down upon by conservative religious elites. Öbek fiiller

2:33

muhafazakar dini elitler tarafından küçümseniyordu.

Dilbilgisi

from ecstatic dancing to composing poetry: vecd içinde dans etmekten şiir yazmaya kadar

From A to B, geniş bir aralığı iki uç noktayla anlatır. Burada ecstatic dancing ve composing poetry, uygulamaların ne kadar çeşitli olduğunu gösteren örneklerdir; ifade yalnızca bu iki uygulamanın bulunduğu anlamına gelmez. İki uçta paralel -ing biçimleri kullanılır: dancing ve composing. Biçimleri paralel tutmak, aralığı açık ve doğal biçimde anlatır.

Alıştırma

Paralel from ... to ... yapısını tamamlamak için write sözcüğünün doğru biçimini kullanın: The course includes activities from ____ short stories to designing posters.

Cevabı göster

writing

Öbek fiiller

were looked down upon: look down on ifadesinin edilgen biçimi

Look down on veya look down upon someone or something, bir kişiyi ya da şeyi aşağı veya saygıya değmez görmek anlamına gelir. Fiziksel olarak aşağıya bakma hareketini değil, bir tutumu anlatır. Were looked down upon, simple past zamanındaki edilgen biçimdir. Cümlenin öznesi küçümsenen taraftır; by conservative religious elites ise bu tutuma sahip kişileri belirtir.

Alıştırma

Cümleyi hangi ifade doğru şekilde tamamlar? At the time, these jobs ____ by many wealthy families.

  1. were looking down upon
  2. were looked down upon
  3. looked down upon
Cevabı göster

were looked down upon

As Rumi increasingly embraced Sufism under Shams's influence, Kalıp ifadeler

2:37

Rumi, Şems'in etkisiyle Sufizmi giderek daha fazla benimsedikçe,

many of his earlier followers disapproved.

2:41

önceki takipçilerinin çoğu bunu onaylamadı.

Kalıp ifadeler

embraced Sufism under Shams's influence: bir inancı etki altında benimsemek

Burada embrace, bir inancı veya yaşam biçimini isteyerek kabul etmek ve desteklemek anlamına gelir. Nesnesi Sufism olduğu için fiil fiziksel bir sarılmayı değil, mecaz anlamı ifade eder; increasingly, Rumi'nin kabulünün zamanla güçlendiğini gösterir. Under Shams's influence, değişimin oluşmasına kimin etkisinin yardımcı olduğunu belirtir. Baştaki As yan cümlesi, bu aşamalı değişimi takipçilerin onaylamamasının arka planı olarak sunar.

Alıştırma

Cümlenin en doğru anlamını seçin: Under her teacher's influence, Maya increasingly embraced the new approach.

  1. Maya yeni yaklaşımı bir kez duydu ancak ona karşı hiçbir tutum göstermedi.
  2. Maya yeni yaklaşımı kabul etmeye ve uygulamaya giderek daha istekli oldu.
  3. Maya öğretmenine fiziksel olarak giderek daha sık sarıldı.
Cevabı göster

Maya yeni yaklaşımı kabul etmeye ve uygulamaya giderek daha istekli oldu.

When Shams suddenly disappeared,

2:44

Şems aniden ortadan kaybolduğunda,

suspicions arose that he'd been murdered. Kalıp ifadeler

2:46

onun cinayete kurban gittiği şüpheleri ortaya çıktı.

Kalıp ifadeler

suspicions arose that...: ... olduğuna dair şüpheler ortaya çıktı

Suspicions arose that..., kimin şüphelendiğini belirtmeden insanların bir şeyden şüphelenmeye başladığını anlatır. Bu cümledeki şüphe, Shams'ın öldürülmüş olmasıdır; ancak bu, kanıtlanmış bir gerçek olarak sunulmaz. Arose, arise fiilinin geçmiş zaman biçimidir ve geçişsizdir: şüphelerin kendisi ortaya çıkar. That ile başlayan yan cümle, şüphenin içeriğini belirtir. Bu kısa ve öz, kişisiz kalıp; resmî anlatılarda bir düşünce veya kaygının nasıl ortaya çıktığını aktarmaya yarar.

Alıştırma

Şüphelerin ortaya çıkmaya başladığını anlatan resmî ve geçişsiz kalıbı hangi cümle doğru kullanıyor?

  1. After the files vanished, suspicions were arose that an employee had taken them.
  2. After the files vanished, suspicions arose that an employee had taken them.
  3. After the files vanished, suspicions raised that an employee had taken them.
Cevabı göster

After the files vanished, suspicions arose that an employee had taken them.

Rumi expressed his devastation through poetry. Kalıp ifadeler

2:49

Rumi, yıkımını şiir yoluyla ifade etti.

Kalıp ifadeler

expressed his devastation through poetry: derin yıkımını şiir yoluyla ifade etti

Expressed his devastation through poetry, Rumi'nin ezici kederini veya duygusal sarsıntısını göstermek için şiiri bir araç olarak kullandığı anlamına gelir. Burada devastation fiziksel yıkım değil, duygusal bir durumdur. Başka durumlarda da kullanılabilecek kalıp express + duygu + through + araç biçimindedir: duygu aktarılan şeydir; through ile başlayan ifade ise duyguyu aktarmak için kullanılan sanat biçimini veya yöntemi belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle express + duygu + through + araç kalıbını doğal biçimde kullanıyor?

  1. She expressed her grief through painting.
  2. She expressed painting through her grief.
  3. She explained her grief into painting.
Cevabı göster

She expressed her grief through painting.

He bathed us like a candle in his light, Deyimler

2:52

"Bir mum gibi bizi kendi ışığıyla yıkadı,

Deyimler

bathed us ... in his light: etkinin ışık olarak betimlenmesi

Bu dizede bathed us in his light mecazdır. Onun varlığını veya etkisini insanları saran ve onlara sıcaklık, anlayış ya da yol gösterme sunan bir ışık olarak betimler; gerçek anlamda yıkanmaktan söz edilmez. like a candle ifadesi ikinci bir imge ekler: kendisi, ışığı başkalarına ulaşan bir mum olarak hayal edilir. Bu imgeler duygusal veya manevi etkiyi görünür bir ışığa dönüştürür ve daha sonra yaşanan kaybı daha acı verici kılar.

Alıştırma

Bu dizede bathed us ... in his light ne anlama geliyor?

  1. Onun varlığı ve etkisi, ışık gibi onları sarıp yönlendirdi.
  2. Onlardan bir mumun yanında durmalarını istedi.
  3. Onları gerçekten mum ışığında yıkadı.
Cevabı göster

Onun varlığı ve etkisi, ışık gibi onları sarıp yönlendirdi.

in thin air vanished, left us. Deyimler

2:55

incecik bir havaya karışıp kayboldu, bizi terk etti."

Deyimler

in thin air vanished: vanish into thin air ifadesinin şiirsel biçimi

in thin air vanished sözleri, vanished into thin air ifadesinin şiirsel olarak yeniden sıralanmış biçimidir. Kalıplaşmış vanish into thin air deyimi, hiçbir iz kalmamış gibi aniden ve tamamen ortadan kaybolmak anlamına gelir; thin air burada oksijeni az havayı gerçek anlamıyla anlatmaz. in thin air bölümünü vanished sözcüğünden önce koymak kaybolma imgesini öne çıkarır ve şiirsel ritme uyar. Gündelik İngilizcede standart sırayı ve edatı koruyun: bir kişi veya şey vanished into thin air.

Alıştırma

Cümleyi tamamen ve gizemli biçimde kaybolmak anlamındaki standart deyimle tamamlayın: After I put the note on my desk, it seemed to vanish ____.

Cevabı göster

into thin air

Rather than turning away from Sufism, Dilbilgisi

2:58

Sufizmden yüz çevirmek yerine,

Rumi became more devoted,

3:01

Rumi daha da adanmış hale geldi;

Dilbilgisi

Rather than turning away from...: gerçekleşmeyen eylem

Rather than önce gerçekleşmeyen bir eylemi sunar: turning away from Sufism. Ana cümle gerçek sonucu verir: Rumi became more devoted. İki yön birbirinin tersi olduğu için cümle daha güçlü bir karşıtlık kurar: A yapmak bir yana, B yaptı. Burada turning, Rumi'nin yapmadığı eylemi adlandıran ifade olduğu için -ing biçimindedir. Yeniden kullanılabilecek kalıp Rather than + -ing, subject + verb şeklindedir. Başka cümle yapılarında rather than sonrasında farklı bir fiil biçimi kullanılabilir; bu nedenle -ing kesin bir kural değildir.

Alıştırma

Cümleyi rather than ve give up fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: ____, Maya tried a different method.

Cevabı göster

Rather than giving up

participating in ritualized dancing

3:03

ritüelleştirilmiş danslara katıldı

and preaching the religion of love Deyimler

3:05

ve konferanslar, şiir ve düzyazı yoluyla

through lectures, poetry, and prose.

3:07

aşk dinini vaaz etti.

Deyimler

Manevi bir mecaz olarak preaching the religion of love

Preaching, bir inancı halka açık biçimde öğretmek ve başkalarını onu benimsemeye çağırmak demektir. Bu ifadede the religion of love şiirsel bir mecazdır: Sevgi, Rumi'nin mesajındaki temel manevi hakikat ya da yol gösterici bağlılık olarak sunulur; sıradan romantik duygu ya da bir dinin resmî adı değildir. Preaching ve religion sözcükleri mecazı güçlendirir. Birlikte, onun bu düşünceyi bir inanca özgü ciddiyet ve bağlılıkla yaydığını gösterir.

Alıştırma

Bu cümlede preaching the religion of love ne anlama gelir?

  1. Resmî adı Love olan bir kuruluşun reklamını yapmak
  2. Sevgiyi temel bir manevi inanç olarak yaymak
  3. Yalnızca romantik ilişkileri öğretmek
Cevabı göster

Sevgiyi temel bir manevi inanç olarak yaymak

And while Shams would never return, Dilbilgisi

3:10

Ve Şems bir daha hiç dönmeyecek olsa da,

Rumi continued to share his teachings,

3:13

Rumi öğretilerini paylaşmaya devam etti;

Dilbilgisi

while Shams would never return: ödünleme bildiren while

Burada while, during the time that yani “-dığı sırada” anlamında değil, although veya even though gibi “-se de” anlamındadır. Yan cümle, Şems'in bir daha asla dönmeyeceği gerçeğini kabul eder. Ana cümle, Rumi'nin buna rağmen devam ettiğini söyler. Bu yapı, farklı bir sonuç bekletebilecek bir gerçeği while ile sunar ve ardından bu beklentiyle çelişen sonucu verir.

Alıştırma

Hangi cümlede while, altyazıdakiyle aynı ödünleme anlamında kullanılmıştır?

  1. While the task was difficult, Mia completed it.
  2. Mia completed the task while the class was quiet.
  3. While Mia was reading, Ben drew a picture.
Cevabı göster

While the task was difficult, Mia completed it.

seeing himself as the moon Deyimler

3:15

kendini Şems'in güneşinin ışığını yansıtan

reflecting the light of Shams's sun.

3:17

bir ay olarak görüyordu.

Deyimler

seeing himself as the moon reflecting the light of Shams's sun: güneş ve ay üzerinden kurulan genişletilmiş metafor

Seeing himself as ... “kendini ... olarak görerek” demektir. -ing öbeği önceki bölümdeki Rumi'ye gönderme yapar ve öğretileri paylaşırken kendi rolünü nasıl anladığını açıklar. Güneş, ay ve ışık birlikte genişletilmiş bir metafor oluşturur. Şems güneş, Rumi ise kendi güneş ışığını üretmeyip onu yansıtan ay olarak betimlenir. Bu imge, Rumi'nin çalışmalarını Şems'in etkisini sürdürüp paylaşmak olarak gördüğünü anlatır; gökyüzündeki gerçek bir sahneyi tarif etmez.

Alıştırma

Ay ve güneş metaforu Rumi hakkında ne anlatıyor?

  1. Öğretilerinin Şems'ten tamamen bağımsız olduğunu düşünüyordu.
  2. Çalışmalarını Şems'in etkisini yansıtan ve ileriye taşıyan bir şey olarak görüyordu.
  3. Kendisinin ve Şems'in gökyüzündeki cisimlere dönüştüğüne inanıyordu.
Cevabı göster

Çalışmalarını Şems'in etkisini yansıtan ve ileriye taşıyan bir şey olarak görüyordu.

While in his mystical states, Dilbilgisi

3:20

Mistik halleri içindeyken,

he composed the Divan-i-Shams,

3:23

bugün meşhur olduğu sözlerin

a sprawling collection of lyrical poems Kelime

3:25

çoğunu barındıran

Dilbilgisi

While in his mystical states, ...: kısaltılmış zaman yan cümlesi

While in his mystical states, kısaltılmış bir zaman yan cümlesidir. Tam biçimi while he was in his mystical states olur. While, durum ile ana cümledeki eylemin aynı zaman diliminde gerçekleştiğini gösterir. Ana cümlenin öznesiyle aynı olduğu için he ve was kullanılmaz. Bu ifade, onun mistik hallerde olmasını eseri kaleme aldığı zamanın arka planı olarak sunar. Aynı yapı while at school ve while on vacation gibi kısa anlatımlarda da görülür.

Alıştırma

While at the museum, Noah sketched the old bridge cümlesindeki kısaltılmış yan cümlenin tam biçimi hangisidir?

  1. Before Noah went to the museum
  2. Although Noah disliked the museum
  3. While Noah was at the museum
Cevabı göster

While Noah was at the museum

that included many of the sayings Dilbilgisi

3:28

kapsamlı bir lirik şiir koleksiyonu olan

for which he is famous today.

3:30

Divan-ı Şems'i besteledi.

Kelime

a sprawling collection of lyrical poems: ölçeği ve kapsamı geniş şiir derlemesi

a sprawling collection of lyrical poems, birçok şiire veya temaya yayılan, çok büyük ve kapsamlı bir şiirler bütünü anlamına gelir. Buradaki sprawling mecazidir; derlemenin fiziksel olarak yere serilmiş olması anlamına gelmez. Eseri geniş kapsamlı, hatta biraz karmaşık veya dağınık yapılı olarak sunar. Bu ifade yalnızca eserde şiirler bulunduğunu değil, eserin ölçeğini ve genişliğini vurgular. Lirik şiirler genellikle kişisel duygulara veya etkileyici bir anlatıma odaklanır.

Alıştırma

a sprawling collection of poems ifadesinde sprawling neyi vurgular?

  1. Büyük ve kapsamı geniş bir derleme
  2. Yalnızca birkaç kısa şiir içeren bir derleme
  3. Fiziksel olarak açılmış bir derleme
Cevabı göster

Büyük ve kapsamı geniş bir derleme

Dilbilgisi

sayings for which he is famous: Resmî İlgi Cümlesi

“sayings for which he is famous” ifadesinde “for which”, “onu ünlü yapan sözler” anlamına gelir. “Which” önceki “sayings” sözcüğüne gönderme yapar; ifade, hangi sözlerden söz edildiğini açıklar. “Edat + which” kalıbı resmî bir ilgi cümlesi yapısıdır. Daha konuşma diline yakın biçim “sayings which he is famous for” olur; anlam aynıdır.

Alıştırma

Resmî ilgi cümlesini tamamla: This is the discovery ____ the scientist is famous.

Cevabı göster

for which

The work expresses intense feelings of love and longing,

3:32

Bu eser, sadece kaybolan akıl hocasına değil,

not only for his vanished mentor, Dilbilgisi

3:36

aynı zamanda ilahi yaratıcıya olan

but for the divine creator.

3:39

yoğun aşk ve özlem duygularını ifade eder.

Dilbilgisi

not only for his vanished mentor, but for the divine creator: Paralel İfadeler

“not only for his vanished mentor, but for the divine creator” ifadesi, eserdeki sevgi ve özlemin iki kişiye ya da varlığa yöneldiğini anlatır: hocasına ve yaratıcıya. Not only... but... yapısı ilk öğeye ikinci öğeyi ekler; yani anlam yalnızca ilk öğeyi değil, ikisini de kapsar. for sözcüğünün iki kez kullanılması iki nesne grubunu paralel hâle getirir: for his vanished mentor ve for the divine creator. Bu yapı, aynı türden iki nesneyi, nedeni veya amacı da birbirine bağlayabilir.

Alıştırma

Paralel yapıyı tamamla: She volunteers ____ local schools, ____ community libraries.

Cevabı göster

not only for · but for

Over time, Rumi's poetry matured. Anlatım akışı

3:41

Zamanla Rumi'nin şiiri olgunlaştı.

He no longer saw himself as a reflection of Shams, Dilbilgisi

3:45

Artık kendisini Şems'in bir yansıması olarak değil,

but as a beacon of light on his own. Deyimler

3:48

kendi başına bir ışık feneri olarak görüyordu.

Anlatım akışı

Over time ile zaman içindeki değişimi göstermek

Over time, bir değişimin belirli bir anda aniden değil, belli bir süre boyunca yavaş yavaş geliştiğini gösteren bir zaman ifadesidir. Burada anlatıyı Rumi'nin başlangıçta Şems'e bağımlı olduğu dönemden şiirinin ve kimlik algısının olgunlaştığı sonraki döneme taşır. Okuru önceki bir durumdan sonraki bir sonuca yönlendirmek için kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? “___, the shy dog became comfortable around visitors.”

  1. Over time
  2. On time
  3. In time
Cevabı göster

Over time

Dilbilgisi

no longer saw himself as ... but as ... ile benlik algısındaki değişim

no longer saw himself as A, but as B kalıbı kişinin kendisiyle ilgili algısındaki değişimi gösterir. No longer eski kimlik A'yı reddederken but as yeni kimlik B'yi tanıtır. İkinci saw himself söylenmez çünkü iki bölüm de aynı yapıyı paylaşır: he saw himself as A, but he saw himself as B. Buradaki benzetmeler Şems'in ışığını yansıtmaktan bağımsız biçimde yol gösteren bir ışık üretmeye geçişi anlatır.

Alıştırma

Cümleyi no longer saw herself as A, but as B kalıbıyla tamamlayın: After leading several successful projects, Maya ____ a trainee, but ____ a capable manager.

Cevabı göster

no longer saw herself as · as

Deyimler

a beacon of light on his own: bağımsız bir rehberlik kaynağı

Bu metaforda a beacon of light, gerçek bir deniz fenerinin insanlara yollarını bulmalarında yardımcı olması gibi başkalarına umut, yön veya manevi rehberlik veren bir kişiyi anlatır. On his own bağımsızlığı vurgular: artık yalnızca başka birinin ışığını ya da etkisini yansıtmak yerine kendi başına bir rehberlik kaynağı olmuştur.

Alıştırma

Bu cümlede a beacon of light on his own ne anlama geliyor?

  1. Gerçek bir işaret ışığının yanında tek başına durmaktadır.
  2. Başkaları için bağımsız bir rehberlik kaynağı olmuştur.
  3. Yalnızca başka bir kişinin fikirlerini aktarabilmektedir.
Cevabı göster

Başkaları için bağımsız bir rehberlik kaynağı olmuştur.

In his early 50s,

3:51

50'li yaşlarının başında,

Rumi wrote Masnavi,

3:53

Rumi, ilahi aşkın vecd dolu ifadelerinden

which shifts from ecstatic expressions of divine love Anlatım akışı

3:54

başkalarına aşkı kendi başlarına keşfetmeleri için

to verses that guide others

3:58

rehberlik eden mısralara geçen

to discover it for themselves.

3:59

Mesnevi'yi yazdı.

Anlatım akışı

which shifts from ... to ...: odak değişimini göstermek

Shift from A to B, önceki bir odak, tarz, dönem veya konudan sonraki bir tanesine geçişi belirtir. Burada A, ilahi aşkın coşkulu ifadeleridir; B ise başkalarının bu aşkı kendi başlarına keşfetmelerine yardımcı olan dizelerdir. Which bu değişimi hemen önce sözü edilen esere bağlar. Yan cümle, açıklamayı yan yana duran iki eşit özellik olarak değil, bir ilerleme süreci olarak düzenler.

Alıştırma

Değişim kalıbını iki edatla tamamlayın: The documentary shifts ____ the scientist's childhood ____ her later discoveries.

Cevabı göster

from · to

The poems are complex and layered, Kelime

4:01

Bu şiirler karmaşık ve katmanlıdır;

incorporating ideas, stories, and quotes Dilbilgisi

4:04

İslami dini metinlerden,

from Islamic religious texts,

4:08

Arap ve Fars edebiyatından

Arabic and Persian literature,

4:10

ve daha önceki Sufi yazıları ile şiirlerinden

and earlier Sufi writings and poetry.

4:12

fikirler, hikayeler ve alıntılar içerir.

Kelime

complex and layered: karmaşık ve çok katmanlı

Bu değerlendirmede complex, şiirlerde birbiriyle bağlantılı çok sayıda düşünce ve etkinin bulunduğunu belirtir; yalnızca şiirlerin okunmasının zor olduğu anlamına gelmez. Layered burada mecazidir: şiirlerin anlam, kaynak malzeme veya yorum bakımından birden fazla katmanı vardır. complex and layered birlikte şiirlerin zenginliğini ve derinliğini anlatır ve genellikle nötr ya da olumlu bir değerlendirmedir.

Alıştırma

Bir eleştiride 'The novel is complex and layered' en doğal olarak ne anlama gelir?

  1. Roman, birbiriyle etkileşen düşüncelere ve birden çok anlam katmanına sahiptir.
  2. Roman fiziksel olarak üst üste konmuş yapraklardan yapılmıştır.
  3. Roman kötü yazılmıştır ve anlaşılması imkânsızdır.
Cevabı göster

Roman, birbiriyle etkileşen düşüncelere ve birden çok anlam katmanına sahiptir.

Dilbilgisi

incorporating A from B: B'den gelen A'yı bütüne katmak

incorporating... biçimindeki -ing grubu, önceki yan cümledeki poems hakkında ek bilgi verir. Anlaşılan öznesi The poems ifadesidir ve şiirlerin nasıl çok katmanlı olduğunu açıklar: dışarıdan alınan malzemeleri şiirlere katarlar. incorporate A from B yapısında A, daha büyük bir bütüne katılan malzeme; B ise bu malzemenin kaynağıdır. Burada A, ideas, stories, and quotes; B ise from sözcüğünden sonra sıralanan dinî ve edebî geleneklerdir.

Alıştırma

evidence sözcüğünü A olarak kullanıp cümleyi tam incorporating A from B yapısıyla tamamlayın: The report is well documented, ____ three independent studies.

Cevabı göster

incorporating evidence from

In one story,

4:15

Bir hikayede,

he invokes the well-known characters Kelime

4:16

iyi bilinen karakterler olan

of Layla and the love-crazed Majnun. Kelime

4:19

Leyla ve aşktan divaneye dönmüş Mecnun'u konu alır.

Kelime

he invokes the well-known characters: tanıdık çağrışımları harekete geçirmek

Edebî yorumlarda invoke, bilinen bir karakteri, hikâyeyi, imgeyi veya düşünceyi esere taşıyıp okurların onunla ilgili mevcut çağrışımlarını harekete geçirmek anlamına gelir. Burada he invokes the well-known characters, yazarın Leyla ve Mecnun’u tanınan edebî karakterler olarak kullandığını belirtir; onları fiziksel olarak çağırdığı veya bir bilgisayar komutu çalıştırdığı anlamına gelmez. Buradaki yapı invoke + ad öbeğidir. Bu tür yorumlarda nesne çoğu zaman bir mit, imge, gelenek veya ünlü kişidir; bu ögenin yerleşmiş çağrışımları yeni eserin anlamına katkıda bulunur.

Alıştırma

Edebî bir yorumda The novel invokes a legendary hero cümlesi büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Kahramandan bizzat ortaya çıkmasını ister.
  2. Herhangi bir bağlantı ima etmeden kahramanın adını kısaca sıralar.
  3. Kahramanı ve onunla bağlantılı çağrışımları bilinçli olarak akla getirir.
Cevabı göster

Kahramanı ve onunla bağlantılı çağrışımları bilinçli olarak akla getirir.

Kelime

the love-crazed Majnun: kısa çizgili birleşik sıfat

Love-crazed, love + crazed sözcüklerinden oluşan birleşik bir sıfattır. Romantik aşk yüzünden neredeyse kontrolünü kaybetmiş veya mantıksız davranan anlamına gelir. the love-crazed Majnun ifadesinde birleşik sıfatın tamamı Majnun’u adından önce niteler. Kısa çizgi, love ve crazed sözcüklerinin tek bir niteleyici olarak birlikte çalıştığını gösterir. Bu birleşik yapı bir adın önüne geldiğinde love-crazed biçiminde yazılır.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için kısa çizgiyi de kullanarak love-crazed yazın: The ballad tells of a ____ prince who abandons his throne.

Cevabı göster

love-crazed

In Rumi's version,

4:22

Rumi'nin versiyonunda,

the king, hearing Majnun's musings Dilbilgisi

4:24

kral, Mecnun'un

on Layla's unsurpassed beauty,

4:26

Leyla'nın eşsiz güzelliği hakkındaki sayıklamalarını duyarak

demands to see her.

4:28

onu görmeyi talep eder.

Dilbilgisi

the king, hearing ...: -ing yan cümlesiyle arka plan verme

Ana cümle the king demands to see her bölümüdür. Virgüller arasındaki hearing Majnun's musings on Layla's unsurpassed beauty yan cümlesi, talebe yol açan arka planı ekler: kral, Mecnun'un Leyla hakkındaki düşüncelerini duyar ve bu yüzden onu görmek ister. -ing yan cümlesinin örtük öznesi ana cümleyle aynıdır: the king. Bu kısa yapı, özneyle yakından ilişkili bir arka plan eylemini ekler. Uzun bir cümlede önce virgüller arasındaki kısmı geçici olarak çıkarın, ana özne ile fiili bulun ve ardından -ing yan cümlesini o özneye bağlayın.

Alıştırma

"Nora, hearing the alarm, ran outside," cümlesinde hearing the alarm ne işe yarar?

  1. Nora'nın alarmı ancak dışarı koştuktan sonra duyduğunu söyler.
  2. Nora'nın eyleminin arka planını veya nedenini verir.
  3. Alarmın Nora'yı duyduğunu söyler.
Cevabı göster

Nora'nın eyleminin arka planını veya nedenini verir.

But when Layla arrives,

4:30

Ancak Leyla geldiğinde

he's confused,

4:31

kralın kafası karışır,

as her beauty pales in comparison Kalıp ifadeler

4:33

çünkü Mecnun'un övgüleriyle karşılaştırıldığında

to Majnun's praises.

4:35

Leyla'nın güzelliği sönük kalmaktadır.

Kalıp ifadeler

pales in comparison to: karşılaştırıldığında çok daha az etkileyici görünmek

A pales in comparison to B, A'nın B ile yan yana karşılaştırıldığında çok daha az etkileyici, önemli veya güçlü görünmesi demektir. Pale burada mecaz anlamdadır; birinin yüz renginin açılması anlamına gelmez. Bu cümlede Leyla'nın gerçek güzelliği, Mecnun'un övgülerinin yarattığı görüntü kadar etkileyici görünmez. as ile başlayan yan cümle bir neden verir; dolayısıyla as burada because anlamındadır.

Alıştırma

Cümleyi "karşılaştırıldığında çok daha az etkileyici görünür" anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: The small school concert ____ the professional show.

Cevabı göster

pales in comparison to

To this, Layla replies, Anlatım akışı

4:36

Buna karşılık Leyla şöyle cevap verir:

"I am Layla.

4:39

"Ben Leyla'yım.

The problem is you are not Majnun." Ton ve niyet

4:40

Sorun şu ki, sen Mecnun değilsin."

Anlatım akışı

To this, Layla replies: Bir yanıtı önceki sözlere bağlamak

To this, Layla replies ifadesindeki this, hemen önce söylenen yoruma, soruya veya duruma gönderme yapar. To this, “buna yanıt olarak” anlamına gelir; replies ise sıradaki konuşanın Layla olduğunu belirtir. Bu ifade bilgiyi düzenler: Önceki sözleri tekrarlamadan bir konuşma sırasını sonraki yanıta bağlar. Bir konuşmayı yeniden anlatırken veya art arda gelen tepkileri aktarırken kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle Maya’nın sözlerinin önceki yoruma yanıt olduğunu açıkça gösterir?

  1. To this, Maya replied that she needed more time.
  2. Because of this, Maya replied that she needed more time.
  3. After this, Maya replied that she needed more time.
Cevabı göster

To this, Maya replied that she needed more time.

Ton ve niyet

The problem is you are not Majnun: bakış açısı üzerine bir yorum

The problem is you are not Majnun sözü esas olarak dinleyenin kimliğini düzeltmez. Burada Majnun, sevgisi Layla’yı nasıl gördüğünü şekillendiren sadık âşığı temsil eder. Layla’nın asıl söylemek istediği, dinleyenin bu sevgi dolu bakış açısına sahip olmadığı için kendisini Majnun gibi göremediğidir. The problem is ... konuşanın temel engel olarak gördüğü şeyi belirtir. Bu yanıtta odak, Layla’nın dış görünüşünden ona bakan kişinin bakış açısına kayar.

Alıştırma

Layla, The problem is you are not Majnun derken esas olarak neyi kastediyor?

  1. Layla’yı başka biriyle karıştırmış.
  2. Mecnun’u bulup Layla’nın yanına getirmesi gerekiyor.
  3. Layla’yı Mecnun’un sevgi dolu bakış açısından göremiyor.
Cevabı göster

Layla’yı Mecnun’un sevgi dolu bakış açısından göremiyor.

For Rumi,

4:43

Rumi'ye göre,

experiencing love meant opening his heart Deyimler

4:44

aşkı deneyimlemek, Tanrı'nın tüm yaratılışına

to all of God's creation,

4:47

kalbini açmak,

Deyimler

sevgiyi deneyimlemek kalbini açmak demekti

Opening his heart bir mecazdır. Burada, Tanrı'nın yarattığı her şeyi kabul edip sevebilmek için duygusal ve ruhsal olarak kendini açmak anlamına gelir; kalbi fiziksel olarak açmak anlamına gelmez. X meant doing Y kalıbı, X'in uygulamada neleri içerdiğini açıklar. Rumi için sevgiyi deneyimlemek yalnızca bir duygu değildi; tüm dünyaya açıklık ve sevgiyle yaklaşmayı da içeriyordu.

Alıştırma

experiencing love meant opening his heart ifadesi, Rumi için sevgi hakkında ne anlatıyor?

  1. Sevgi, duygularını herkesten saklamak demekti.
  2. Sevgi, tüm yaratılışa açık ve şefkatli yaklaşmayı içeriyordu.
  3. Sevgi, kalbinde fiziksel bir değişiklik olmasını gerektiriyordu.
Cevabı göster

Sevgi, tüm yaratılışa açık ve şefkatli yaklaşmayı içeriyordu.

looking at everything and everyone Anlatım akışı

4:49

her şeye ve herkese

like Majnun gazing upon Layla.

4:52

Mecnun'un Leyla'ya baktığı gibi bakmak demekti.

Anlatım akışı

Mecnun'un Leyla'ya bakışıyla kurulan benzetme

Like sözcüğü bir benzetme kurar. Her şeye ve herkese yöneltilen bakışı Mecnun'un Leyla'ya bakışıyla karşılaştırarak evrensel sevgi şeklindeki soyut düşünceyi, sadık bir âşığın bakışı biçiminde somut bir görüntüye dönüştürür. Mecnun ile Leyla, uzun bir edebî gelenekte yer alan ünlü bir âşık çiftidir; benzetmeyi anlamak için gereken tek arka plan bilgisi budur. Majnun gazing upon Layla, isim + -ing biçimindeki kısa bir yan yapıdır: gazing eylemini yapan kişi Majnun'dur.

Alıştırma

like Majnun gazing upon Layla ifadesi cümlede ne yapıyor?

  1. Mecnun ile Leyla'nın ilk kez karşılaştığı yeri belirtir.
  2. Her şeye ve herkese nasıl bakıldığını açıklamak için sadık sevginin somut bir görüntüsünü verir.
  3. Her şeyin ve herkesin gerçekten Leyla'ya dönüştüğünü söyler.
Cevabı göster

Her şeye ve herkese nasıl bakıldığını açıklamak için sadık sevginin somut bir görüntüsünü verir.

In this way,

4:54

Bu şekilde,

he saw romantic love as an expression Dilbilgisi

4:55

romantik aşkı, ilahi aşkın

on a smaller scale of divine love. Kalıp ifadeler

4:58

daha küçük ölçekli bir ifadesi olarak gördü.

Dilbilgisi

saw romantic love as an expression ... of divine love: A'yı B olarak görmek

Burada saw yalnızca gözleriyle gördü anlamına gelmez; anladı ya da öyle değerlendirdi anlamındadır. Yapı see A as B şeklindedir: A romantic love, B ise an expression of divine love on a smaller scale ifadesidir. Konuşan kişi bu yapıyla romantik aşka dair bir yorum sunar. Sadece görsel bir gözlemi anlatmak yerine, A'nın neyi temsil ettiğini nasıl düşündüğünü açıklar.

Alıştırma

see A as B yapısını tamamlayın: In this review, the author ____ a way to discuss serious ideas.

Cevabı göster

sees comedy as

Kalıp ifadeler

on a smaller scale: daha küçük ölçekte

on a smaller scale, daha büyük bir karşılaştırma noktasına göre bir şeyin boyutunun, kapsamının, etkisinin veya karmaşıklığının daha az olduğunu anlatır. Bu ifade yalnızca fiziksel olarak daha küçük bir nesneyi değil, bir sürecin küçültülmüş hâlini ya da benzer bir örüntüyü de açıklayabilir. Burada ifade expression sözcüğünü niteler: romantik aşk, ilahi sevginin daha sınırlı bir görünümü olarak sunulur. Karşılaştırma düzey veya kapsamla ilgilidir; bu yüzden smaller mutlaka daha önemsiz anlamına gelmez.

Alıştırma

Sınırlı bir denemeyi gelecekteki daha geniş bir yaygınlaştırmayla karşılaştırmak için on a smaller scale kullanan cümle hangisidir?

  1. We tested the new app on a smaller scale before releasing it worldwide.
  2. We tested the new app on a small scale, with no larger rollout planned.
  3. We tested the new app at a smaller scale because the map needed more detail.
Cevabı göster

We tested the new app on a smaller scale before releasing it worldwide.

Following Rumi's death, Dilbilgisi

5:01

Rumi'nin ölümünün ardından,

the Mevlevi Sufi order was established around his teachings Notlar

5:03

onun öğretileri etrafında Mevlevi Sufi tarikatı kuruldu

Dilbilgisi

Following Rumi's death: “-den sonra” demenin resmî bir yolu

Following Rumi's death ifadesinde following, “-den sonra” anlamına gelen bir edattır. Ardından Rumi's death isim öbeği gelir ve ana cümledeki olayın zaman çizelgesinde daha sonra gerçekleştiğini gösterir. Bu yapı tarih, biyografi, haber ve diğer resmî ya da tarafsız metinlerde yaygındır. Bir olaydan daha sonra gerçekleşen olaya geçmek için Following + isim öbeği yapısını kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Cümleyi follow fiilinden türeyen resmî edatla tamamlayın: ____ the inspection, the museum reopened.

Cevabı göster

Following

and still exists in Turkiye today.

5:07

ve bugün hala Türkiye'de varlığını sürdürmektedir.

Kültür

Mevlevi Sufi order: dinî kuruluş anlamındaki order

Mevlevi Sufi order ifadesinde order, üyeleri ortak öğretileri, uygulamaları veya kuralları paylaşan örgütlü bir dinî topluluk anlamına gelir. Burada emir, sıra veya satın alınan bir şey anlamında değildir. Mevlevi bu özel geleneğin adıdır; Sufi ise onun İslam içindeki mistik bir geleneğe ait olduğunu belirtir. Cümleyi anlamak için isim öbeğinin tamamını bir dinî kuruluşun adı olarak düşünün.

Alıştırma

“The monastery belongs to an old religious order” cümlesinde order ne anlama gelir?

  1. uyulması gereken bir emir
  2. bir şey satın alma talebi
  3. örgütlü bir dinî topluluk
Cevabı göster

örgütlü bir dinî topluluk

Kalıp ifadeler

was established around his teachings: öğretileri etrafında kuruldu

was established around his teachings ifadesinde was established edilgen bir yapıdır ve “kuruldu” ya da “oluşturuldu” anlamına gelir. Burada odak, tarikatın ortaya çıkmasıdır; onu kimin kurduğu vurgulanmaz. around his teachings, tarikatın onun öğretilerini merkez alarak şekillendiğini gösterir. Bu ifade öğretilerin fiziksel olarak çevresinde bulunmak anlamına gelmez. Daha genel olarak was established around + bir fikir, gelenek veya ilkeler bütünü, bir kuruluşun bu temel etrafında oluşturulduğunu anlatır.

Alıştırma

Cümleyi tamamlayın: The club ____ a shared interest in local history.

Cevabı göster

was established around

His poems and other writings

5:10

Şiirleri ve diğer yazıları

were copied and dispersed across the Islamic world, Kalıp ifadeler

5:11

kopyalanıp İslam dünyasına yayıldı,

Kalıp ifadeler

were copied and dispersed across the Islamic world: İslam dünyasının dört bir yanına kopyalanıp yayıldı

were copied and dispersed across the Islamic world ifadesinde were copied and dispersed, aynı çoğul öznenin iki eyleme maruz kaldığı, bağlanmış bir edilgen yapıdır. writings hem copied hem de dispersed eylemlerinin nesnesidir ve çoğul yardımcı fiil were iki yapı için ortaktır. Bu ifade metinlerin geçirdiği iki süreci anlatır. across the Islamic world tek bir varış noktasını değil, geniş bir coğrafyaya yayılmayı belirtir. Edilgen yapı, yazıları kopyalayan veya yayan kişilerden çok şiirlere, yazılara ve bunların dolaşımına odaklanır.

Alıştırma

Belgelerin geniş bir alanda çoğaltılıp yayıldığını doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. The documents were copied and dispersed across the country.
  2. The documents copied and dispersed the country themselves.
  3. The documents were across copied the country.
Cevabı göster

The documents were copied and dispersed across the country.

inspiring and shaping Persian poetry Dilbilgisi

5:15

Fars şiirine ilham verdi ve onu şekillendirdi;

before being introduced to the West Dilbilgisi

5:17

ardından 19. yüzyılda

Dilbilgisi

inspiring and shaping Persian poetry: Paralel -ing Biçimleriyle Sonuç Öbeği

Bu cümlede inspiring and shaping Persian poetry, önceki eylemin sonucunu veya etkisini ekleyen bir ortaç öbeğidir. Ayrı bir ana olay sunmak yerine, önceki eylemin daha sonra nasıl bir etki yarattığını gösterir. Paralel -ing biçimleri inspiring ve shaping aynı nesneyi paylaşır: Persian poetry. Her iki eylemin örtük yapanı, önceki ana cümlenin öznesidir. Bu kısa yapı, bir olayın, eserin veya fikrin sonraki gelişmeleri nasıl etkilediğini açıklarken sık kullanılır.

Alıştırma

Sonucu göstermek için inspire ve shape fiillerini paralel -ing biçiminde kullanın: Her stories traveled around the world, ____ a new generation of writers.

Cevabı göster

inspiring and shaping

in the 19th century.

5:20

Batı'ya tanıtıldı.

Dilbilgisi

before being introduced to the West: before + Edilgen -ing Biçimi

before being introduced to the West, before + being + geçmiş zaman ortacı yapısını kullanır. being introduced edilgendir: önceki cümlecikten anlaşılan özne eylemden etkilenir, tanıtma eylemini ise başka kişiler gerçekleştirir. Burada introduced to the West, Batılı kitlelere tanıtılmış anlamındadır. Bu öbek, edilgen olayı zaman çizelgesinde önceki olaydan sonraya yerleştirir. Kısaltılmış bu -ing cümleciği, örtük öznesi daha büyük cümlenin öznesiyle aynı olduğu için kullanılabilir.

Alıştırma

introduce fiilinin edilgen -ing biçimini kullanın: The book was popular at home before ____ to international readers.

Cevabı göster

being introduced

For generations, Anlatım akışı

5:21

Nesiller boyunca,

his works have been read and reread, Dilbilgisi

5:23

eserleri defalarca okundu,

translated and reinterpreted,

5:25

çevrildi ve yeniden yorumlandı;

Dilbilgisi

have been read and reread, translated and reinterpreted: present perfect edilgen ve paralel fiiller

have been read and reread, translated and reinterpreted bir present perfect edilgen dizisidir: his works bu eylemleri alan ögedir ve eylemleri yapan kişiler belirtilmez. Have been, ardından gelen ortaçları destekler; böylece odak, eserlerin uzun süre boyunca nasıl karşılandığında kalır. read and reread ile translated and reinterpreted iki paralel çift oluşturur. Tekrar ve re- ön eki, eserlere tekrar tekrar dönüldüğünü ve yeni anlamlar kazandırıldığını vurgular. Bu kısa liste, eserlerin zaman içinde nasıl karşılandığını özetler.

Alıştırma

Bir eserin zaman içinde tekrar tekrar karşılanmasını özetlemek için hangi cümle present perfect edilgen yapısını doğal biçimde kullanır?

  1. The novel has been reading and rereading, translating and reinterpreting for decades.
  2. The novel has read and reread, translated and reinterpreted for decades.
  3. The novel has been read and reread, translated and reinterpreted for decades.
Cevabı göster

The novel has been read and reread, translated and reinterpreted for decades.

drawing admirers from around the world. Kalıp ifadeler

5:28

dünyanın dört bir yanından hayranlar çekti.

Anlatım akışı

For generations: nesiller boyunca süren bir zaman çerçevesi

For generations, ardından gelen durumu birçok nesle yayılan bir zaman çerçevesine yerleştirir. Bunun kısa süreli bir etki değil, çok uzun süre devam eden bir süreç olduğunu gösterir. Cümlenin başında kullanıldığında bir geleneğin, eserin veya kişinin etkisinin günümüze nasıl ulaştığını özetler. Kesin bir yıl sayısı değil, yaklaşık bir süre bildirir.

Alıştırma

Birçok nesil boyunca devam eden bir geleneği en iyi anlatan cümle hangisidir?

  1. For generations, people in the village have shared these songs.
  2. For ten minutes, people in the village shared these songs.
  3. At one moment, people in the village will share these songs.
Cevabı göster

For generations, people in the village have shared these songs.

Kalıp ifadeler

drawing admirers from around the world: dünyanın dört bir yanından hayranları çekmek

Burada drawing, draw fiilinin -ing biçimidir ve “çizmek” değil, hayranları bir şeye çekmek anlamına gelir. from around the world ifadesi, hayranların birçok farklı ülke veya bölgeden geldiğini belirtir. -ing'li bir ifade olarak drawing admirers from around the world, bir şeyin farklı yerlerden insanları kendine çekmesinin etkisini veya sonucunu anlatır. draw + kişi grubu + from + yer kalıbı etkinlikler, sanatçılar, kitaplar ve yerler için kullanılabilir.

Alıştırma

“The museum is drawing families from nearby towns” cümlesinde drawing ne anlama gelir?

  1. birini zorla çekmek
  2. resim yapmak
  3. çekmek veya kendine çekmek
Cevabı göster

çekmek veya kendine çekmek

While Rumi's words reflect his specific historical context Notlar

5:31

Rumi'nin sözleri onun kendine özgü tarihi bağlamını

and Islamic worldview,

5:35

ve İslami dünya görüşünü yansıtsa da,

for many, Anlatım akışı

5:36

birçokları için,

his message feels universal.

5:37

mesajı evrensel hissettirir.

Dilbilgisi

While Rumi's words reflect ...: taviz bildiren while yapısı

Burada While bir taviz veya karşıtlık ilişkisi kurar ve “-se de” anlamına gelir; “... sırasında” anlamına gelmez. Yan cümle, Rumi'nin sözlerinin belirli bir tarihsel bağlamı ve İslami dünya görüşünü yansıttığını kabul eder. Ana cümle ise birçok kişinin onun mesajını yine de evrensel bulduğunu söyler. While A, B kalıbı, daha geniş bir yargıya geçmeden önce doğru ama sınırlı bir ayrıntıyı kabul etmeyi sağlar. İki düşünce arasında gerilim varmış gibi görünse de bu yapı, ikisinin aynı anda doğru olabileceğini gösterir.

Alıştırma

“While the recipe is simple, it produces a rich flavor” cümlesinde while hangi ilişkiyi ifade eder?

  1. ana cümlenin nedenini vermek
  2. bir gerçeğin diğerine rağmen geçerli olduğunu göstermek
  3. iki eylemin aynı anda gerçekleştiğini göstermek
Cevabı göster

bir gerçeğin diğerine rağmen geçerli olduğunu göstermek

Kelime

belirli tarihsel bağlam ve İslami dünya görüşü

Historical context, bir eserin ortaya çıktığı belirli dönemi, toplumu ve bu süreci çevreleyen olayları ifade eder. Worldview, bir kişinin ya da geleneğin dünyayı anlamasını sağlayan temel inanç ve varsayımları ifade eder. Burada bu ifade, Rumi'nin sözlerinin hem tarihsel ortamının hem de hayatı İslami açıdan anlama biçiminin izlerini taşıdığını anlatır. Kültürel çözümlemede context eseri kendi koşulları içine yerleştirirken worldview onun arkasındaki düşünce merceğini belirtir.

Alıştırma

Kültürel çözümlemede specific historical context and Islamic worldview ifadesi Rumi'nin sözleri hakkında ne anlatır?

  1. Bu sözler belirli bir dönemden ve dünyayı İslami bir şekilde anlama biçiminden etkilenmiştir.
  2. Bu sözler yalnızca Rumi'nin hayatındaki kesin tarihleri ve yerleri verir.
  3. Bu sözlerin tarihle veya dinî düşüncelerle hiçbir bağlantısı yoktur.
Cevabı göster

Bu sözler belirli bir dönemden ve dünyayı İslami bir şekilde anlama biçiminden etkilenmiştir.

Anlatım akışı

for many, ... feels universal: değerlendirmenin kapsamını sınırlamak

For many, kapsamı sınırlayan bir ifadedir; birçok kişinin görüşüne veya deneyimine göre anlamına gelir. Ana cümleden önce yer alarak ardından gelen yargının kime ait olduğunu belirtir ve bu yargının herkesin görüşüymüş gibi sunulmasını önler. Feels universal nesnel bir gerçeği öne sürmek yerine bir izlenimi anlatır. for many ve feels birlikte kullanıldığında yorum geniş kapsamlı ama mutlak olmayan bir hâl alır: birçok kişi farklı kültür veya dönemlerde bu mesajla bağ kurabilir, ancak cümle herkesin böyle yaptığını iddia etmez.

Alıştırma

Okurların tepkileri hakkında en temkinli ve kapsamı en sınırlı iddiayı hangi cümle dile getirir?

  1. Every reader finds the poem comforting.
  2. The poem proves that all readers feel comforted.
  3. For many readers, the poem feels comforting.
Cevabı göster

For many readers, the poem feels comforting.

"If you have lost heart in the path of love, Deyimler

5:39

"Eğer aşk yolunda cesaretini kaybettiysen,

flee to me without delay. Kalıp ifadeler

5:43

hiç gecikmeden bana sığın.

Deyimler

have lost heart: cesareti kırılmış olmak

Bu cümlede have lost heart, lose heart ifadesinin present perfect biçimidir. Lose heart, “cesareti kırılmak veya cesaretini ya da güvenini kaybetmek” anlamına gelen bir deyimdir. Buradaki heart fiziksel organı değil, insanın içindeki cesareti temsil eder. If ile başlayan yan cümle bir koşul belirtir: Kişi aşk arayışında cesaretini çoktan kaybetmişse hemen konuşanın yanına gelmelidir.

Alıştırma

“After two failed auditions, Lena began to lose heart,” cümlesinde lose heart ne anlama gelir?

  1. Tıbbi bir kalp sorunu yaşadı.
  2. Cesareti kırıldı ve güvenini kaybetmeye başladı.
  3. Birine âşık oldu.
Cevabı göster

Cesareti kırıldı ve güvenini kaybetmeye başladı.

Deyimler

in the path of love: bir yolculuk olarak aşk

In the path of love bir yolculuk metaforunu sürdürür: Aşk veya aşkı arama süreci, kişinin yürüdüğü bir yol olarak hayal edilir. Buradaki path gerçek bir patika değildir. Bu ifade, cesaret kaybını söz konusu mecazi yolculuğun içine yerleştirir; böylece ilerleme, aksilikler, yön ve yardım arama aynı şiirsel görüntünün parçaları olur.

Alıştırma

“His path to independence took several years” cümlesinde path ne anlama gelir?

  1. Bağımsız olma süreci.
  2. Bağımsızlık adlı bir yere giden yol.
  3. Kısa bir dinlenme yürüyüşü.
Cevabı göster

Bağımsız olma süreci.

Kalıp ifadeler

flee to me without delay: güvenliğe çağıran acil bir sesleniş

Flee to me, tehlikeden kaçıp güvende olmak için konuşan kişiye doğru gelmek demektir. Flee, sıradan bir ziyareti değil, bir tehdidin yol açtığı acil hareketi anlatır. Without delay, “hemen, beklemeden” demektir. Cümlenin tamamı, konuşan kişinin korumasını derhâl aramaya yönelik resmî ve edebî bir çağrıdır.

Alıştırma

Resmî acil durum talimatını derste öğrendiğiniz iki sözcüklük ifadeyle tamamlayın: Please leave the area ____.

Cevabı göster

without delay

I am a fortress invincible." Deyimler

5:46

Ben yenilmez bir kaleyim."

Deyimler

I am a fortress invincible: metafor ve şiirsel sözcük sırası

I am a fortress bir metafordur. Konuşan kişi gerçekten bir yapı değildir; kale, büyük gücü, güvenliği ve sığınmaya gelen birini koruma yeteneğini simgeler. Invincible, yenilmesi veya alt edilmesi imkânsız demektir. Sözcüğün fortress sonrasına konması, son sözcüğü vurgulayan şiirsel bir sıfat sonrası diziliştir. Günlük modern İngilizcede normal sıra I am an invincible fortress biçimindedir.

Alıştırma

Hangi cümle I am a fortress invincible ile aynı düşünceyi normal gündelik İngilizce sözcük sırasıyla verir?

  1. I am inside an invincible fortress.
  2. I am an invincible fortress that can protect you.
  3. I am a fortress that cannot protect anyone.
Cevabı göster

I am an invincible fortress that can protect you.

Though scientists, psychologists, Dilbilgisi

5:51

Bilim insanları, psikologlar

and philosophers have countless theories

5:54

ve filozofların

on why we love,

5:56

neden sevdiğimize dair sayısız teorisi olsa da,

poets are particularly adept Kalıp ifadeler

5:58

şairler bu deneyimi yakalamakta

at capturing the experience.

6:00

özellikle ustadır.

Dilbilgisi

Though + yan cümle: ana düşünceden önce bir noktayı kabul etmek

Though, ödünleme bildiren bir yan cümle başlatır: bilim insanlarının, psikologların ve filozofların birçok teorisi olduğunu kabul eder, ancak bu gerçeği cümlenin ana iddiası yapmaz. Vurguyu virgülden sonraki ana cümle taşır: şairler bu deneyimi yakalamakta özellikle ustadır. Başka durumlara aktarılabilen bilgi düzeni Though A, B şeklindedir: A'nın doğru olduğunu kabul edip o bağlamda önemli olan B'yi sunarsınız.

Alıştırma

Hangi cümlede though, ödünleme bildiren bir yan cümleyi doğru biçimde başlatıyor?

  1. Though the route was longer, but we arrived on time.
  2. Though the route was longer, we arrived on time.
  3. Though the longer route, we arrived on time.
Cevabı göster

Though the route was longer, we arrived on time.

Kalıp ifadeler

be particularly adept at + -ing: öne çıkan bir beceriyi anlatmak

Be adept at, bir konuda çok becerikli olmak anlamına gelir. at bir edat olduğu için ardından gelen fiil -ing biçimini alır: are adept at capturing. Particularly, adept sözcüğünü güçlendirerek becerinin öne çıktığını gösterir. Buradaki capturing the experience mecazidir: deneyimi fiziksel olarak yakalamak değil, onu doğru biçimde ifade etmek veya yansıtmak anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi adept at ve identify fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The technician is ____ network problems.

Cevabı göster

adept at identifying

Plum the depths of emotion with these two videos.

6:02

Bu iki videoyla duyguların derinliklerine inin.