Sarımsak sever misiniz? ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları
BBC Learning English
Video özeti: Bir BBC programı sarımsağın mutfaktaki çok yönlülüğünü, eski çağlardan gelen tıbbi ününü ve Jainlerin onu dinî nedenlerle yememesini inceliyor; ayrıca Georgian Fire çeşidinin eski Sovyetler Birliği kökenli olduğunu doğruluyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. versatile ingredient — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: versatile sözcüğünün çok sayıda yemek ve amaca uygun bir malzemeyi anlattığını kavrayacaksınız. Bu sıfatı yalnızca “çok işlevli” şeklinde çevirmek yerine uyum sağlayabilen insanlar, araçlar, beceriler veya yazılımlar için de doğal biçimde kullanabileceksiniz. 2. uprooting the plant kills both it and the soil ecosystem — Kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı: Jainlerin sarımsaktan kaçınmasının ardındaki etik gerekçeyi izleyeceksiniz: bitkiyi köküyle çıkarmak hem bitkiyi öldürür hem de köklerin çevresindeki ekosistemi etkiler. Böylece bu beslenme kısıtlamasını basit bir damak tercihi değil, Jain şiddetsizlik ilkesinin bir sonucu olarak yorumlayabilirsiniz. 3. abstain from doing something, — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Bir kişi dinî, sağlıkla ilgili, hukuki veya kişisel nedenlerle bir eylemden bilinçli olarak kaçındığında resmî abstain fiilinden sonra from ve -ing biçiminin geldiğini öğreneceksiniz. Bu kalıp abstain to do hatasını önler ve refrain from doing gibi benzer yapılara aktarılabilir.
Bu derste
Hello, this is 6 Minute English from BBC Learning English.
0:07Merhaba, bu BBC Learning English'ten 6 Minute English.
smells delicious: smell + sıfat
smells delicious ifadesinde smell, duyusal bir bağlayıcı fiil olarak kullanılır. Özneye burnumuzla nasıl tepki verdiğimizi, yani iştah açıcı bir koku yaydığını anlatır; birinin bilerek bir şeyi kokladığını anlatmaz. smell özneyi bir nitelemeye bağladığı için delicious burada zarf değil, sıfattır. Yapı özne + smell(s) + sıfat şeklindedir. Yiyeceklerin, parfümlerin, odaların ve başka şeylerin kokusunun niteliğini anlatabilir.
Alıştırma
Çorbanın iştah açıcı koktuğunu anlatan doğal cümleyi seçin.
- The soup smells delicious.
- The soup smells a delicious.
- The soup smells deliciously.
Cevabı göster
The soup smells delicious.
sizzling in oil: ses ve pişme durumu
sizzling in oil, yiyeceğin yağda pişerken keskin ve sürekli bir ses çıkardığını anlatan bir şimdiki ortaç öbeğidir. Sizzling hem sesi hem de aktif pişirme durumunu içerir; yalnızca sıcak anlamına gelmez. Cümlede bu öbek, yiyecek nefis kokarken ne yaptığını canlı bir ayrıntıyla ekler. Bir isimden sonra ya da be fiilinin bir biçimiyle kullanılabilir: The onions are sizzling in oil.
Alıştırma
Sıcak yağda pişerken yiyeceğin keskin bir ses çıkardığını açıkça anlatan cümleyi seçin.
- The fish is sizzling in oil.
- The fish is floating in oil.
- The fish is resting on a plate.
Cevabı göster
The fish is sizzling in oil.
keeping vampires away: vampirleri uzak tutmak
keeping vampires away, keep + nesne + away yapısını kullanır ve vampirlerin yaklaşmasını ya da yakında kalmasını engellemek anlamına gelir. Burada Batı vampir hikâyelerinde sarımsağın vampirleri uzak tuttuğu yönündeki tanıdık çağrışımdan mizah için yararlanılıyor. Bu, yiyecek ya da sağlık etkileri hakkında ciddi bir iddia değildir.
Alıştırma
Konuşan kişi vampirleri uzak tutmaktan neden söz ediyor?
- Sarımsak ve vampirlerle ilgili tanıdık bir efsaneyi şaka olarak kullanmak için
- Sarımsağın sağlık yararları hakkında ciddi bir iddia ortaya koymak için
- Vampirlerin genellikle ne yediğini açıklamak için
Cevabı göster
Sarımsak ve vampirlerle ilgili tanıdık bir efsaneyi şaka olarak kullanmak için
on a first date: ilk buluşmada
on a first date, iki kişinin ilk romantik buluşması sırasında anlamına gelir. İngilizcede date “randevu” anlamındaysa genellikle on ile kullanılır; go on a date ve meet someone on a date örneklerinde olduğu gibi. Buradaki date takvimdeki bir tarih değil, romantik bir buluşmadır. Bu ifade eylemi o buluşma ortamına yerleştirir.
Alıştırma
Doğal olan edatı yazın: They talked for hours ____ their first date.
Cevabı göster
on
I'm talking, of course, about...: konuyu açıklamak
I'm talking ... about garlic kalıbı, önceki ipuçlarından veya hazırlıktan sonra asıl konunun garlic olduğunu açıklar. Konuyu en başta söylemek yerine açıklamayı geciktirir ve önceki bilgileri tek ve net bir cevapta toplar. Virgüller arasına alınan of course, dinleyiciler cevabı çoktan tahmin etmiş olabilir gibi açıklamayı hafif ve şaşırtıcı olmayan bir hâle getirir. Bu, cevabın herkes için açık olduğu anlamına gelmek zorunda değildir.
Alıştırma
Birkaç ipucu verdikten sonra hangi cümle konuyu en doğal biçimde açıklar?
- I'm talking, of course, about dolphins.
- I'm talking to dolphins, of course.
- I'm talking because of dolphins, of course.
Cevabı göster
I'm talking, of course, about dolphins.
very garlicky meal: sarımsak tadı çok yoğun bir yemek
Garlicky, garlic + -y ile oluşturulan bir sıfattır. Belirgin bir sarımsak tadı ya da kokusu taşıyan yiyecekleri, nefesi veya başka şeyleri anlatır. very garlicky meal ifadesinde very, garlicky sıfatının derecesini artırır; yani yemeğin sarımsak tadı güçlüydü. Bu, yemeğin tamamen sarımsaktan yapıldığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi garlic sözcüğünden oluşturulan sıfatla tamamlayın: The soup smells very ____.
Cevabı göster
garlicky
I can smell it from here: buradan bile kokusunu alabiliyorum
I can smell it from here yüzeyde, konuşanın bulunduğu mesafeden bile bir kokuyu alabildiği anlamına gelir. Bu cümlede from here abartılıdır: kesin bir mesafe belirtmez; kokunun çok belirgin olduğunu vurgular. Bu sahnede söz, sarımsak kokusunun hâlâ güçlü olduğunu şakayla belirtir. Birine doğrudan kötü koktuğunu söylemek yerine daha dolaylı bir takılma veya hafif bir şikâyet yoludur; yine de anlamı ilişkiye ve ses tonuna bağlıdır.
Alıştırma
Doğru mu yanlış mı: Yakın bir arkadaşınıza I can smell it from here. derseniz, bir kokunun çok güçlü olduğunu şakayla abartabilirsiniz.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Doğru
an Australian chef who specializes in Asian cuisine, Kalıp ifadeler
0:37Asya mutfağında uzmanlaşmış Avustralyalı bir şef
specializes in Asian cuisine: Asya mutfağında uzmanlaşmak
Specializes in, belirli bir beceri, iş veya ilgi alanına sahip olmak ve o alana odaklanmak anlamına gelir. Bu isim öbeğinde, Avustralyalı şefin mesleki uzmanlık alanının Asian cuisine olduğunu belirtir. Geniş zaman biçimindeki -s, tekil özne who ile uyumludur. Specialize in + alan, konu veya iş türü kalıbı kullanılır. Bu kalıpta edat in olmalıdır; at veya on kullanılmaz.
Alıştırma
Sabit ifadeyi tamamlayın: The clinic specializes ____ children's eye care.
Cevabı göster
in
it's a versatile ingredient that can be used for cooking Notlar
0:52yemek pişirmede kullanılabilen çok yönlü bir malzemedir
can be used for cooking: edilgen yapıyla kullanım amacı belirtme
can be used for cooking ifadesinde can + be + used, bir kip fiiliyle edilgen yapı oluşturur: malzeme, insanların kullanabileceği şeydir. Cümle, onu kimin kullandığına değil, hangi amaçla kullanılabileceğine odaklanır. Buradaki for bir edattır; bu yüzden ardından cooking gibi -ing biçimi gelir. Kullanılabilir kalıp, bir amacı belirtmek için something can be used for + -ing şeklindedir.
Alıştırma
Amaç bildiren ifadeyi tamamlayın: This app can be used ____ tracking daily expenses.
Cevabı göster
for
versatile ingredient: çok amaçlı bir malzeme
versatile ingredient ifadesinde versatile, yemek yaparken birçok farklı amaçla kullanılabilen bir malzemeyi anlatır. Burada vurgu, sarımsağın farklı yemeklerde ve tariflerde kullanılabilmesidir; kelime yalnızca yararlı veya lezzetli olduğu anlamına gelmez. Versatile; insanlar, araçlar, beceriler ve yazılımlar için de kullanılabilir. Bir şey farklı görevleri veya amaçları yerine getirebildiğinde bu sözcük uygundur.
Alıştırma
Bu cümlede versatile ne anlama geliyor?
- Tadı yoğundur.
- Birçok farklı şekilde kullanılabilir.
- Özellikle pahalıdır.
Cevabı göster
Birçok farklı şekilde kullanılabilir.
offers various health benefits: çeşitli sağlık yararları sunmak
offers various health benefits, bir şeyin sağlık için çeşitli olumlu etkiler sağladığı anlamına gelir. Burada offer, bir teklifte bulunmak veya birine bir şey vermek anlamında değildir; malzeme, bu yararların kaynağı olarak sunulur. benefits çoğul bir isimdir. Cümlede offers, can be used for cooking ifadesinden sonra malzemenin ikinci bir özelliğini ekler. Bu oldukça resmî ifade, yiyeceklerin, egzersizin veya bir ürünün sağlık değerini açıklarken sık kullanılır.
Alıştırma
Yüzmenin sağlık için çeşitli olumlu etkiler sağladığını doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- Swimming benefits from various health offers.
- Swimming offers various health benefits.
- Swimming offers various healthy benefit.
Cevabı göster
Swimming offers various health benefits.
So from stocks to soups and in vegetable dishes, meat dishes, Anlatım akışı
0:59Yani et sularından çorbalara, sebze yemeklerine ve et yemeklerine kadar,
there's very certain a clove of garlic in somewhere. Kelime
1:03bir yerlerde mutlaka bir diş sarımsak vardır.
from stocks to soups ... vegetable dishes, meat dishes: et suyundan çorbalara, sebze ve et yemeklerinde
from stocks to soups and in vegetable dishes, meat dishes çeşitli yemek türlerini sıralayarak kullanım alanının geniş olduğunu gösterir. from X to Y yapısı bir aralığın iki ucunu belirtir; burada yerler arasındaki bir güzergâh anlatılmamaktadır. Daha sonra gelen vegetable dishes ve meat dishes, bu iki uç noktanın dışında ek örnekler verir. Bu sıralama, sarımsağın birçok yemek türünde kullanılabildiğini gösterir.
Alıştırma
Aralık gösteren iki İngilizce kelimeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: The menu includes dishes ____ light salads ____ rich stews.
Cevabı göster
from · to
bir diş sarımsak
a clove of garlic, bir sarımsak başından ayrılmış tek bir parçayı ifade eder. Burada clove sarımsağı saymak için kullanılan birimdir; garlic ise malzemenin adıdır. Birden fazla parça için cloves of garlic kullanılır. A bulb of garlic, birkaç dişten oluşan sarımsağın tamamını, yani bir baş sarımsağı ifade eder.
Alıştırma
Bir sarımsak başından ayrılmış tek bir parçayı hangi ifade anlatır?
- a bulb of garlic
- a clove of garlic
- a head of garlic
Cevabı göster
a clove of garlic
Sarımsak kullanmamak düşünülemez
Burada It's, It is ifadesinin kısaltmasıdır; unimaginable ise ‘hayal etmesi son derece zor ya da imkânsız’ anlamında çok güçlü bir sıfattır. Cümle not using garlic eylemini bir bütün olarak değerlendirir ve sarımsaksız yemek yapmayı düşünülemez bir şey olarak sunar. -ing yapısı olan not using garlic, değerlendirilen eylemdir; bağımsız bir ana fiil değildir. Anlam açıktır, ancak özenli günlük İngilizcede It's unimaginable to cook without garlic veya I can't imagine cooking without garlic daha yaygındır.
Alıştırma
Sarımsaksız yemek yapmayı hayal etmenin zor olduğu fikrini en doğal ve özenli biçimde hangi cümle ifade eder?
- It's unimaginable not cook without garlic.
- It's unimaginable don't use garlic.
- It's unimaginable to cook without garlic.
Cevabı göster
It's unimaginable to cook without garlic.
Jason loves garlic because it's versatile,
1:10Jason sarımsağı çok yönlü (versatile) olduğu için seviyor,
meaning it can be used in many different ways. Anlatım akışı
1:12yani birçok farklı şekilde kullanılabileceği anlamına geliyor.
meaning it can be used in many different ways: önceki kelimeyi açıklamak
meaning, hemen önceki kelimeyi veya düşünceyi açıklayan bir yan cümle başlatır. Burada versatile kelimesini 'it can be used in many different ways' sözleriyle yeniden açıklar; yeni bir olay anlatmaya başlamaz. Bu yapı, konuşurken bilgiyi tanımlamayı veya açmayı sağlar: önce bir ifade, ardından meaning + açıklama gelir. Sonraki bölüm önceki düşünceyi daha anlaşılır hâle getirmelidir.
Alıştırma
Önceki kelimeyi açıklamak için meaning ifadesini doğal biçimde kullanan cümle hangisidir?
- The bag is waterproof, meaning I bought it yesterday.
- The bag is waterproof, meaning water cannot get inside.
- The bag meaning is waterproof, so it stays dry.
Cevabı göster
The bag is waterproof, meaning water cannot get inside.
And Poul thinks cooking without garlic is unimaginable, Dilbilgisi
1:15Ve Poul sarımsaksız yemek yapmanın düşünülemez (unimaginable) olduğunu düşünüyor,
meaning it's difficult to imagine because it would be so bad.
1:19yani çok kötü olacağı için hayal etmenin zor olduğu anlamına geliyor.
cooking without garlic is unimaginable: gerundiyum öbeği özne olarak
cooking without garlic bir gerundiyum öbeğidir: cooking yemek pişirme etkinliğini adlandırır, without garlic ise koşulu belirtir. thinks fiilinden sonra gelen yan cümlede bu öbeğin tamamı is unimaginable ifadesinin öznesidir. Öbek tek bir etkinliği anlattığı için fiil tekil is olur. Cümle şu anda gerçekleşen bir eylemi değil, bunu yapma fikrini değerlendirir.
Alıştırma
Cümleyi read a book ifadesinin gerundiyum öbeğiyle tamamlayın: ____ is relaxing.
Cevabı göster
Reading a book
Love garlic or hate it: iki farklı tutumu kapsayan bir giriş
Love garlic or hate it. iki zıt tepkiyi yan yana getirerek sarımsağı seven ve sevmeyen kişilerin ikisini de kapsar. Bu bağlamda, sarımsağı sevsen de ondan nefret etsen de anlamına gelir; sarımsağı sevmeni ya da ondan nefret etmeni emreden bir ifade değildir. Bir açılış kancası olarak X or Y kalıbı, her iki gruba da uygulanabilecek bilgiyi sunmadan önce farklı görüşleri kabul eder. Dinleyicileri ortak bir konu etrafında toplamanın kısa bir yoludur.
Alıştırma
Bir konunun başında Love garlic or hate it ne anlama gelir?
- Konuşan kişi senden sarımsaktan nefret etmeni emrediyor
- Sarımsaktan nefret edebilmek için önce onu sevmeyi seçmelisin
- Whether you love garlic or hate it
Cevabı göster
Whether you love garlic or hate it
In this episode, we'll be finding out more about this versatile strong-smelling food. Öbek fiiller
1:25Bu bölümde, bu çok yönlü, keskin kokulu yiyecek hakkında daha fazla şey öğreneceğiz.
finding out more about: bir konu hakkında daha fazla bilgi edinmek
finding out more about, genellikle soru sorarak, araştırarak, izleyerek veya keşfederek bir konu hakkında ek bilgi edinmek anlamına gelir. Fiziksel bir nesnenin yerini bulmak anlamına gelmez. we'll be finding out more about yapısında bu ifade, bölümün konuyu keşfetmek için kullanacağı etkinliği önceden haber verir. Bir şeyi daha kapsamlı anlamayı anlatmak istediğinizde bu yapıyı yeniden kullanabilirsiniz.
Alıştırma
İfadeyi tamamlayın: We visited the library to find ____ more about local wildlife.
Cevabı göster
out
we'll be learning some useful new words and phrases as well.
1:32bazı faydalı yeni kelimeler ve ifadeler de öğreneceğiz.
It's a little-known fact that of the 600 varieties of garlic, Notlar
1:44600 sarımsak çeşidinin birçoğunun
It's a little-known fact that ...: az bilinen bir gerçeği tanıtmak
Bu kalıp, ardından gelen bilgiyi doğru ama yaygın olarak bilinmeyen bir gerçek olarak sunar. Ana noktayı hazırlıksız söylemek yerine, dinleyiciye ilginç veya şaşırtıcı bir arka plan bilgisinin geleceğini bildirir. little-known, fact sözcüğünü niteleyen, kısa çizgili birleşik bir sıfattır. ‘Küçük’ değil, ‘pek bilinmeyen’ anlamına gelir. Gerçeğin içeriğini veren tam bir that yan cümlesi genellikle ardından gelir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki gerçeği tanıtma kalıbının aynısıyla tamamlayın: ____ some octopuses have three hearts.
Cevabı göster
It's a little-known fact that
600 varieties of garlic: farklı çeşitleri saymak
Bu ifadede 600 varieties of garlic, 600 farklı sarımsak çeşidi anlamına gelir. Burada variety, aynı bitki, yiyecek veya ürün kategorisi içindeki bir çeşidi belirten somut ve sayılabilen bir isimdir; soyut anlamda çeşitlilik demek değildir. Yeniden kullanılabilen kalıp sayı + varieties of + isim şeklindedir. 600 birden fazla olduğu için variety, varieties çoğul yazımına dönüşür.
Alıştırma
Cümleyi variety sözcüğünün doğru çoğul biçimiyle tamamlayın: The garden grows six ____ of tomatoes.
Cevabı göster
varieties
the former Soviet Union: geçmişteki bir devlet için former
the former Soviet Union, geçmişte var olduğu biçimiyle Sovyetler Birliği anlamına gelir. Sovyetler Birliği artık o biçimde var olmadığı için former, geçmişteki bir kimliği veya statüyü belirtir; bir şeyin önünde olmayı anlatmaz. Bir ülke, kuruluş veya görev adının önüne gelen former, önceki ya da geçmişte o statüye sahip olan anlamındadır. Bu cümlede ifade, bu çeşitlerin Sovyetler Birliği'nin var olduğu dönemde yetiştiğini belirtir.
Alıştırma
the former Soviet Union ifadesindeki former ne anlama gelir?
- önceki; artık o biçimde var olmayan
- yeni oluşturulmuş
- önünde
Cevabı göster
önceki; artık o biçimde var olmayan
were unavailable in the West: erişim ve the West ifadesinin siyasi anlamı
were unavailable in the West, o dönemde bu çeşitlerin Batı ülkelerinde veya Batı pazarlarında elde edilemediği anlamına gelir. Unavailable, çeşitlerin orada yetişip yetişemediğini değil, tedarik veya erişim durumunu anlatır. The West, tarihî, siyasi ve kültürel bağlamlarda Batı ülkelerini veya toplumlarını genel olarak belirten büyük harfli bir ifadedir. The former Soviet Union ile birlikte kullanıldığında Soğuk Savaş dönemindeki iki siyasi blok arasında karşıtlık kurar.
Alıştırma
The varieties were unavailable in the West cümlesi ne anlama gelir?
- Batı ülkelerindeki veya pazarlarındaki insanlar bu çeşitleri elde edemiyordu
- Bu çeşitler bir bölgenin batı tarafında yetişemiyordu
- Bu çeşitlerin batıya gönderilmesi gerekiyordu
Cevabı göster
Batı ülkelerindeki veya pazarlarındaki insanlar bu çeşitleri elde edemiyordu
until the fall of Communism: Komünizmin çöküşüne kadar
Bu cümlede until the fall of Communism, “Komünist yönetimin çöktüğü zamana kadar” anlamına gelir. Buradaki the fall of Communism, komünist hükümetlerin ve siyasi denetimin çöküşünü ya da sona ermesini anlatır; sonbaharı veya fiziksel olarak düşmeyi anlatmaz. until bu tarihsel değişimi zaman aralığının bitiş noktası olarak gösterir. Communism burada tarihsel bağlamda bir siyasi sistemi ifade eder.
Alıştırma
“The city changed rapidly after the fall of the dynasty.” cümlesinde “the fall of the dynasty” ne anlama gelir?
- bir hanedanın yere düşmesi
- hanedanın sonbahar mevsimi
- hanedanın sona ermesi veya çöküşü
Cevabı göster
hanedanın sona ermesi veya çöküşü
So, which of the following varieties of garlic grew in the former USSR? Kalıp ifadeler
1:56Peki, aşağıdaki sarımsak çeşitlerinden hangisi eski SSCB'de yetişti?
which of the following: aşağıdakilerden hangisi
which of the following, bir seçenekler kümesi içinden seçim yapmak için kullanılan kalıplaşmış bir soru yapısıdır. which, koşula uyan öğeyi veya öğeleri sorar; of the following ise ardından sıralanan ya da zaten gösterilmiş olan seçeneklere işaret eder. Bu cümlede, eski SSCB'de hangi sarımsak çeşidinin yetiştiği soruluyor. Buradaki following, “listede sırada gelen” anlamındadır; “arkasından yürüyen” veya “takip eden” anlamında değildir. Bu ifadeden sonra varieties, books veya answers gibi çoğul bir isim gelebilir; seçenekler açıksa ifade tek başına da kullanılabilir.
Alıştırma
Bir sınavda, birazdan gelecek seçenekler listesini en iyi hangi ifade tanıtır?
- Which of the following
- What follows
- Which of these
Cevabı göster
Which of the following
I'm going to guess... ile emin olmadan cevap verme
“I'm going to guess...” emin olmadığınız bir cevabı söylerken giriş olarak kullanılır. “Bunu tahminim olarak söyleyeceğim” anlamına gelir; bu nedenle konuşan kişi cevabı doğrudan söyleyen birine göre daha az emin görünür. Buradaki be going to, konuşan kişinin birazdan vereceği cevabı anlatır. Tahmin etme işinin önceden planlandığı anlamına gelmek zorunda değildir.
Alıştırma
Bir kavanozda kaç şeker olduğunu bilmiyorsunuz, ancak şimdi cevap vermeniz gerekiyor. Hangi cevap doğal biçimde bir tahmin belirtir?
- I'm going to guess twenty.
- I'll count them before I answer.
- There are definitely twenty.
Cevabı göster
I'm going to guess twenty.
We'll find out if you're right at the end of the program. Öbek fiiller
2:12Haklı olup olmadığını programın sonunda öğreneceğiz.
find out if you're right ... at the end: cevabın doğru olup olmadığını sonra öğrenmek
Tam yapı olan find out if you're right ifadesinde find out “öğrenmek veya doğrulamak”, if ise “Haklı mısın?” sorusunu aktarmak için kullanılır. Buradaki if, “olup olmadığı” anlamındadır; “şu koşulla” anlamına gelmez. at the sözcükleri, zaman bildiren at the end of the program ifadesinin başlangıcıdır. Bu ifade cevabın ne zaman doğrulanacağını gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle, Mia'nın cevabının doğru olup olmadığının daha sonra yapılacak bir kontrolle anlaşılacağını söyler?
- If Mia is right, we'll end the test.
- After the test, we'll find out if Mia is right.
- After the test, we'll congratulate Mia because she is right.
Cevabı göster
After the test, we'll find out if Mia is right.
Garlic is much more than just a cooking ingredient. Anlatım akışı
2:15Sarımsak, bir yemek malzemesinden çok daha fazlasıdır.
much more than just a cooking ingredient: sıradan bir yemek malzemesinden çok daha fazlası
Much more than just... ifadesi, ardından gelen basit tanımın, rolün veya kullanımın çok ötesinde bir anlam olduğunu gösterir. Bu cümlede sarımsak yalnızca yemek yaparken kullanılan bir şey olarak sunulmuyor; ifade, onun daha geniş önemine işaret ediyor. Bu yapı genellikle tanıdık ve yüzeysel bir düşünceden başlayıp daha derin bir anlama geçiş yapar. Much vurguyu güçlendirir, just ise reddedilen sınırlı bakışı belirginleştirir.
Alıştırma
Açık görünen tanımın eksik olduğunu göstermek için much more than just kullanan cümle hangisidir?
- Volunteering is more just than giving your time.
- Volunteering is just giving your time.
- Volunteering is much more than just giving your time.
Cevabı göster
Volunteering is much more than just giving your time.
For centuries, garlic was an important food throughout ancient Egypt,
2:18Yüzyıllar boyunca sarımsak, tüm eski Mısır'da,
Greece, and Rome, as well as India and China. Kalıp ifadeler
2:22Yunanistan'da, Roma'da, Hindistan ve Çin'de önemli bir besindi.
as well as India and China: Hindistan ve Çin’in yanı sıra
As well as India and China, önceki antik Mısır, Yunanistan ve Roma listesinin üzerine Hindistan ve Çin’i ekler. Burada anlamı ve ayrıca ya da -e ek olarak şeklindedir; eşit derecede iyi anlamına gelmez. As well as çoğu zaman ana liste veya düşünceden sonra gelen öğeyi ek bilgi olarak sunar. Bu cümlede önce ilk yer grubu verilir, ardından Hindistan ve Çin başka örnekler olarak eklenir.
Alıştırma
İkinci bir öğe türünü eklemek için as well as ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?
- The school teaches as science art well as.
- The school teaches science as good as art.
- The school teaches science as well as art.
Cevabı göster
The school teaches science as well as art.
It was the Roman Empire that brought garlic to European countries like France. Dilbilgisi
2:26Sarımsağı Fransa gibi Avrupa ülkelerine getiren Roma İmparatorluğu'ydu.
It was the Roman Empire that...: eylemi yapanı vurgulamak
It was X that... kalıbı, X'i odak noktasına alan bir vurgu yapısıdır. Bu cümlede sarımsağı bu Avrupa ülkelerine başka bir grup değil, Roma İmparatorluğu'nun getirdiği vurgulanır. Buradaki it, daha önce söylenmiş bir ismin yerine geçen zamir değildir; vurgu yapısının bir parçasıdır. Bu yapı çıkarıldığında temel mesaj The Roman Empire brought garlic to European countries like France. olur.
Alıştırma
It was X that... yapısını kullanarak tamamlayın: ____ Leo ____ opened the door.
Cevabı göster
It was · that
praised for its health-giving powers: inanılan sağlık etkilerini anlatmak
Praised for... bir şeyden dolayı övgü veya olumlu değerlendirme almak demektir. Bu cümlede, sarımsağın yetiştiği her yerde insanların sarımsağın sağlığa yardımcı olduğuna inandığı ve bu nedenle onu övdüğü anlatılır. Health-giving powers, sağlığı geliştirdiğine inanılan sözde yetenekler veya etkiler demektir. Buradaki powers siyasi güç anlamına gelmez; etki veya yetenek anlamındadır. Bu ifade geleneksel ya da tarihsel bir inancı aktarır, modern bir tıbbi sonucu kanıtlamaz.
Alıştırma
praised for its health-giving powers ifadesinde powers ne anlama gelir?
- başka insanlar üzerindeki siyasi kontrol
- sağlığı iyileştirdiğine inanılan yetenekler
- bir makinedeki elektrik enerjisi
Cevabı göster
sağlığı iyileştirdiğine inanılan yetenekler
about garlic's medicinal uses on BBC World Service The Food Chain. Kelime
2:42BBC Dünya Servisi The Food Chain'de sarımsağın tıbbi kullanımları hakkında sorular soruyor.
BBC programının adı olarak The Food Chain
Bu cümlede The Food Chain, BBC World Service’e ait bir programın özel adıdır. Büyük harflerle yazılması ve yayın kuruluşunun adının yanında bulunması, bunun gerçek anlamda bir besin zinciri değil, belirli bir program olduğunu gösterir. on BBC World Service The Food Chain ifadesi, röportajın bu programda yer aldığını belirtir. Bir program adı İngilizce bir cümlenin içinde kullanıldığında kelimesi kelimesine çevrilmeden İngilizce bırakılabilir.
Alıştırma
Bu cümlede The Food Chain neyi ifade ediyor?
- Bir BBC programının adını
- Sarımsakla ilgili biyolojik bir süreci
- Yiyecek taşımak için kullanılan gerçek bir zinciri
Cevabı göster
Bir BBC programının adını
would they have treated: geçmişteki olası tedaviyi sorma
Would they have treated, geçmişteki bir durumda insanların neyi tedavi etmiş olabileceğini sorar. would + özne + have + past participle yapısı soruyu geçmiş bir çerçeveye yerleştirir ve kesin bir iddia yerine ihtimal anlamı verir. Burada treated, bu hastalıkları veya rahatsızlıkları tedavi konusu yapmak anlamındadır. Konuşan kişi tarihsel bir olasılığı soruyor; buradaki would gelecek zaman belirtmez.
Alıştırma
Hangisi, kesinlikle gerçekleştiğini söylemeden geçmişteki olası bir eylemi sorar?
- Neyi tedavi ediyorlar?
- Neyi tedavi edecekler?
- Neyi tedavi etmiş olabilirlerdi?
Cevabı göster
Neyi tedavi etmiş olabilirlerdi?
Everything from cancer, scurvy, the plague, respiratory ailments. Anlatım akışı
2:51Kanserden iskorbüte, vebadan solunum yolu rahatsızlıklarına kadar her şey.
Everything from... ile geniş bir kapsam sunmak
Everything from... çok geniş bir kapsamı tanıtır. Ardından gelen hastalıklar, konuşulan pek çok şeyin temsilî örnekleridir; eksiksiz bir liste olmak zorunda değildir. Yaygın tam yapı everything from X to Y biçimindedir ve X ile Y aralığın iki ucunu gösterir. Burada konuşmacı from sözcüğünden sonra birkaç örneği hızlıca sıralar. Bir röportaj yanıtındaki cümle parçası olarak önce geniş bir kategori açar, ardından somut örnekler verir.
Alıştırma
everything from X to Y yapısını tamamlayın: The market sells ____ fresh bread to handmade soap.
Cevabı göster
everything from
used as an aphrodisiac: be used as + isim
Be used as + isim, bir şeyin o ismin belirttiği rol veya işlevde kullanılması demektir. was used as yapısında edilgen çatı odağı nesnede tutar ve geçmişteki bir kullanımı anlatır; as bir nedeni değil, rolü tanıtır. Aphrodisiac, cinsel isteği artırdığı düşünülen yiyecek, içecek, ilaç veya başka bir maddedir. Cümle, insanların o şeyi hangi rolde kullandığını bildirir; tek başına etkinin gerçek olduğunu kanıtlamaz.
Alıştırma
Hangi cümle eski bavulun masa rolünde kullanıldığı anlamına gelir?
- The old suitcase was used as a table.
- The old suitcase was used for a table.
- The old suitcase was used to a table.
Cevabı göster
The old suitcase was used as a table.
Garlic was used to treat respiratory ailments. Kalıp ifadeler
2:59Sarımsak, solunum yolu rahatsızlıklarını (respiratory ailments) tedavi etmek için kullanıldı.
used to treat respiratory ailments: solunum yolu rahatsızlıklarını tedavi etmek için kullanılırdı
Burada used to treat, be used + to + fiilin yalın hâli olan edilgen yapının bir parçasıdır. Garlic was used to treat respiratory ailments, sarımsağın solunumla ilgili sağlık sorunlarını tedavi etme amacıyla kullanıldığını anlatır; kullanımını belirtir, kesin olarak iyileştirdiğini söylemez. Bir hastalık, durum veya ailment ile kullanılan treat, ona tıbbi tedavi uygulamak anlamına gelir. Bu cümlede treat, birine nasıl davranmak ya da birine yemek ısmarlamak anlamında değildir.
Alıştırma
Hangi cümle merhemin ne amaçla kullanıldığını edilgen amaç yapısıyla anlatır?
- The nurse was used to treating the rash with the ointment.
- Doctors used to treat the rash with the ointment.
- The ointment was used to treat the rash.
Cevabı göster
The ointment was used to treat the rash.
An ailment is another word for an illness or minor health problem. Kelime
3:02Rahatsızlık (ailment), bir hastalık veya küçük bir sağlık sorunu için kullanılan başka bir kelimedir.
ailment: hafif bir hastalık veya sağlık sorunu
Ailment, genellikle hafif veya genel bir sağlık sorununu ya da hastalığı anlatır. Cümlede another word for, benzer anlamlı başka bir terim demektir; bu nedenle cümle ailment kelimesini illness ve minor health problem ifadeleriyle açıklar. Ailment genellikle sayılabilen bir isimdir: an ailment, several ailments. Her türlü zorluğu anlatan genel bir kelime değildir; söz konusu sorun kişinin sağlığıyla ilgili olmalıdır.
Alıştırma
Hangi durum doğal olarak an ailment olarak adlandırılabilir?
- a minor health problem
- a broken bicycle
- a difficult math question
Cevabı göster
a minor health problem
So a respiratory ailment is an illness of the lungs.
3:06Yani solunum yolu rahatsızlığı (respiratory ailment), akciğerlerin bir hastalığıdır.
In ancient Greece, garlic was also used as an aphrodisiac,
3:09Antik Yunanistan'da sarımsak ayrıca bir afrodizyak (aphrodisiac) olarak kullanılıyordu,
a food or drink believed to increase sexual desire. Dilbilgisi
3:14cinsel arzuyu artırdığına inanılan bir yiyecek veya içecek.
believed to increase sexual desire: bir inanışı aktarmak
believed to increase sexual desire, a food or drink ifadesini niteleyen kısaltılmış bir ilgi cümleciğidir. Açık biçimi that is believed to increase sexual desire şeklindedir. be believed to + fiilin yalın hâli kalıbı, insanların genel olarak düşündüğü veya geleneksel olarak ileri sürülen bir görüşü aktarır. Konuşan kişi bu etkinin gerçek olduğunu bizzat doğrulamaz; iddiayla arasına mesafe koyar.
Alıştırma
Cümleyi be believed to ile yeniden yazın: People believe the old bridge is haunted. The old bridge ____ be haunted.
Cevabı göster
is believed to
But interestingly, this was the same reason why some cultures avoided eating garlic altogether, Kalıp ifadeler
3:18Fakat ilginçtir ki bu, bazı kültürlerin sarımsak yemekten tamamen kaçınmasının da nedeniydi,
avoided eating garlic altogether: bir eylemden tamamen kaçınmak
avoided, avoid fiilinin geçmiş zaman biçimidir. avoid sözcüğünden sonra kaçınılan bir eylem gelirse sonraki fiil -ing biçimini alır: avoided to eat değil, avoided eating kullanılır. Burada avoided eating garlic, bazı kültürlerin sarımsak yemediği anlamına gelir. altogether burada “tamamen” anlamındadır. Bu nedenle ifade, sarımsağı yalnızca daha az yediklerini değil, hiç yemediklerini anlatır.
Alıştırma
Fikri avoid + -ing ve altogether kullanarak yeniden yazın: Maya never drinks soda. Maya avoids ____ soda ____.
Cevabı göster
drinking · altogether
including a religious group from India called Jains. Kültür
3:24Hindistan'dan Caynalar adlı dini bir grup dahil.
a religious group ... called Jains: Jains adlı dinî grup
called Jains, a religious group ifadesini arkadan niteleyen kısaltılmış bir edilgen ilgi cümleciğidir ve “Jains adı verilen bir dinî grup” anlamına gelir. Bu ifade grubun adını belirtir ve onun Hindistan’dan olduğunu tanımlar. Burada called “telefon etti” değil, “adı ... olan” veya “... olarak bilinen” demektir. Jains, Jainizm inancının mensuplarını anlatan çoğul isimdir; cümle bu grubun kim olduğunu tanıtır.
Alıştırma
call fiilinin doğru biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: They opened a community center ____ Oak House.
Cevabı göster
called
Jainism is an ancient Indian religion like Hinduism and Buddhism
3:29Caynacılık, Hinduizm ve Budizm gibi eski bir Hint dinidir
ahimsa or non-violence: ahimsa veya şiddetsizlik
Ahimsa, Hindistan’ın dinî ve felsefi geleneklerinde kullanılan ve şiddetsizlik ile zarar vermekten kaçınma anlayışını anlatan bir terimdir. Bu cümlede or non-violence, uzmanlık gerektiren ahimsa terimini daha tanıdık bir İngilizce ifadeyle açıklar; iki ayrı fikir arasında seçim yapıldığını göstermez. Buradaki non-violence yalnızca insanlarla kavga etmemekten daha geniştir. Canlılara zarar vermekten kaçınmayı da içerebilir. Bu nokta, bu inancın yiyecek seçimlerini neden etkileyebileceğini anlamak için önemlidir.
Alıştırma
ahimsa or non-violence cümlesinde or non-violence ne işe yarar?
- Konuşanın ahimsayı tanımlayamadığını gösterir
- İlişkisiz ikinci bir inancı tanıtır
- ahimsa için İngilizce bir açıklama verir
Cevabı göster
ahimsa için İngilizce bir açıklama verir
But unlike many Hindus and Buddhists: karşıtlık kurmak
But, önceki düşünceden farklı bir noktaya geçildiğini gösterir. Unlike many Hindus and Buddhists karşılaştırılan grubu belirtir; böylece devamındaki sözler Caynistlerin nasıl farklı olduğunu açıklayabilir. Bu bir giriş ifadesi olduğu için virgül, cümlenin ana bölümünün henüz gelmediğini gösterir. unlike + isim kalıbı, o kişi veya gruptan farklı anlamına gelir. Önce karşıtlığı belirterek bilgiyi düzenler; birinden hoşlanmama duygusunu anlatmaz.
Alıştırma
Lina'nın erken kalkmayı sevmesi bakımından erkek kardeşinden farklı olduğunu doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- Unlike her brother, Lina likes getting up early.
- Lina dislikes her brother, and she likes getting up early.
- Like her brother, Lina likes getting up early.
Cevabı göster
Unlike her brother, Lina likes getting up early.
Jains' definition of non-violence includes plants and vegetables. Kültür
3:39Caynaların şiddetsizlik tanımına bitkiler ve sebzeler de dahildir.
Caynistlerin şiddetsizlik tanımı bitkileri ve sebzeleri içerir
Caynistler, Caynizme inanan kişilerdir. Bu cümlede şiddetsizlik geniş kapsamlı bir ilkedir: yalnızca insanlara veya hayvanlara değil, bitkilere ve sebzelere de uygulanır. Bu arka plan, bitkilere zarar vermekten kaçınmanın yiyecek seçimlerini neden etkileyebileceğini açıklamaya yardımcı olur. someone's definition of X includes Y kalıbı, bir kişi veya grubun Y'yi X'in bir parçası saydığını gösterir. Includes, Y'nin tanımın tamamı olduğu anlamına gelmez; tanımın kapsadığı bir bölümü belirtir.
Alıştırma
Vurgulanan cümleye göre Caynistlerin şiddetsizlik tanımına ne dahildir?
- Şiddetsizlik, sebzelerin başka bir adıdır.
- Yalnızca insanlar arasındaki anlaşmazlıklar dahildir.
- Bitkiler ve sebzeler dahildir.
Cevabı göster
Bitkiler ve sebzeler dahildir.
because uprooting the plant kills both it and the soil ecosystem it grows in. Kültür
3:46çünkü bitkiyi kökünden sökmek, hem onu hem de içinde büyüdüğü toprak ekosistemini öldürür.
bitkiyi kökünden sökmek hem bitkiye hem de toprak ekosistemine zarar verir
“Uprooting the plant” bitkiyi kökünden sökmek demektir. Burada -ing ile başlayan ifadenin tamamı kills fiilinin öznesidir. “kill(s) both A and B” yapısı, tek bir eylemin iki şeyi etkilediğini gösterir. İlk it, the plant ifadesine gönderme yapar; “the soil ecosystem it grows in” ise bitkinin yetiştiği toprağın ekosistemidir. Bu cümledeki neden bir tat tercihi değil, zarar vermekten kaçınma düşüncesidir.
Alıştırma
“Uprooting the plant kills both it and the soil ecosystem” cümlesinde it neyi ifade eder?
- toprak ekosistemini
- bitkiyi
- sarımsağı
Cevabı göster
bitkiyi
a Mumbai-based cooking show host and author of many books on Indian cuisine,
3:52Mumbai merkezli bir yemek programı sunucusu ve Hint mutfağı üzerine birçok kitabın yazarı,
explaining another reason why Jains avoid garlic
3:58Caynaların sarımsaktan kaçınmasının bir başka nedenini açıklıyor
Hinduizme göre de
“According to + bir kaynak”, ardından gelen bilginin bu kaynaktan alındığını gösterir. Bu parçada “According to Hinduism”, sonraki düşünceyi Hindu dinî görüşü olarak sunar; bu ifade tek başına konuşanın bu görüşe katıldığı anlamına gelmez. Also, daha önce konuşulan başka bir kaynak veya geleneğe Hinduizmin de eklendiğini gösterir. Altyazıda yalnızca giriş ifadesi bulunduğu için sonraki düşüncenin tam içeriği bu noktanın dışındadır.
Alıştırma
Kaynağı belirten ifadeyi ekleyerek cümleyi tamamlayın: ____ the weather report, the storm will arrive tonight.
Cevabı göster
According to
garlic is considered a food which is called a tamasic food. Kültür
4:07sarımsak tamasik yiyecek olarak adlandırılan bir yiyecek olarak kabul edilir.
a tamasic food: belirli bir geleneğe ait yiyecek kategorisi
Bu cümlede a tamasic food, Hindistan'daki belirli dinî ve felsefi yemek geleneklerinde kullanılan bir sınıflandırma etiketidir. Sarımsağı, bu geleneğe göre zihni veya ruh hâlini etkilediğine inanılan bir kategoriye yerleştirir; sarımsağın besinlerini anlatmaz. Bu ifade kültürel veya ruhsal bir sınıflandırmayı belirtir; standart bir tıp ya da beslenme terimi değildir. Onu bu geleneğe ait bir inanç olarak anlayın, evrensel bir bilimsel gerçek olarak değil.
Alıştırma
Cümledeki a tamasic food nasıl bir etikettir?
- Standart bir tıbbi beslenme kategorisi
- Belirli bir dinî ve kültürel geleneğe ait bir kategori
- Bir sarımsak türünün botanik adı
Cevabı göster
Belirli bir dinî ve kültürel geleneğe ait bir kategori
It is believed to stimulate desire, passion, aggression, Dilbilgisi
4:10Arzuyu, tutkuyu, saldırganlığı uyardığına inanılır
is believed to stimulate: bir inancı aktarmak
is believed to stimulate, be believed to + fiilin yalın hâli pasif yapısını kullanır. Özneye bir şeyi ortaya çıkarma veya artırma gücü atfedildiğine inanıldığı anlamına gelir; konuşan kişi bu görüşü kanıtlanmış bir gerçek olarak doğrudan ileri sürmeden aktarır. Burada stimulate bir tepkiyi uyandırmak veya artırmak anlamındadır. Pasif yapı, bu inanca sahip olan kişileri belirtmez; bu yüzden ifade genel ya da aktarılan bir görüş gibi duyulur.
Alıştırma
Bir inancı bildiren pasif yapıyla cümleyi tamamlayın: This exercise is ____ improve memory.
Cevabı göster
believed to
and that's why they abstain from eating those kinds of food Kelime
4:14ve bu yüzden bu tür yiyecekleri yemekten kaçınırlar
abstain from eating those kinds of food: bu yiyecekleri bilinçli olarak yememeyi seçmek
Bu cümlede abstain from eating those kinds of food, genellikle bir kural, inanç, sağlık hedefi veya kişisel ilke nedeniyle bu yiyecekleri bilinçli olarak yememeyi seçmek anlamına gelir. Yiyeceğin bulunmamasını veya tesadüfen yenmemesini değil, öz denetimi ifade eder. Yapı abstain from + isim veya -ing biçimidir. Burada from, kaçınılan eylem olan eating sözcüğünü yapıya bağlar.
Alıştırma
abstain from + -ing kalıbını tamamlayın: For health reasons, Amir chose to abstain ____ drinking fizzy drinks.
Cevabı göster
from
because it is believed to impact your spiritual growth and also your mental clarity. Kalıp ifadeler
4:18çünkü ruhsal gelişiminizi ve aynı zamanda zihinsel berraklığınızı etkilediğine inanılır.
impact your spiritual growth and also your mental clarity: ruhsal gelişiminizi ve zihinsel berraklığınızı etkilemek
Burada impact, etkilemek anlamına gelen bir fiildir. your spiritual growth ve your mental clarity olmak üzere iki doğrudan nesne alır; bunların ikisi de değişebilecek alanları belirten soyut isim öbekleridir. Aktarılabilir kalıp impact + soyut isimdir; impact confidence veya impact concentration gibi kullanılabilir. Cümlede impact sözcüğünden önceki mastar işareti to da impact'in güçlü etki veya çarpışma anlamındaki isim değil, fiil olduğunu göstermeye yardımcı olur.
Alıştırma
Hangi cümlede impact, etkilemek anlamındaki bir fiil olarak doğru kullanılmıştır?
- Too little sleep can an impact on your concentration.
- Too little sleep can impact to your concentration.
- Too little sleep can impact your concentration.
Cevabı göster
Too little sleep can impact your concentration.
If you abstain from doing something, Dilbilgisi
4:26Eğer bir şey yapmaktan kaçınırsanız (abstain from),
abstain from doing something: from + -ing yapısı
Abstain from doing something, çoğu zaman bir kural, ilke veya özdenetim nedeniyle bir eylemi bilinçli olarak yapmamayı seçmek anlamına gelir. Örnekteki Jains abstain from eating garlic ifadesi, Jainlerin sarımsak yememeyi seçtiğini anlatır. Yapı abstain from + -ing biçimidir. Buradaki doing, from edatından sonra gelen gerund yapısıdır; şimdiki zamanın devamlı biçimi değildir.
Alıştırma
drink fiilinin doğru biçimiyle cümleyi tamamlayın: During the school trip, Maya abstained from ____ sugary drinks.
Cevabı göster
drinking
For example, you might abstain from tobacco or alcohol because you know they're bad for your health.
4:30Örneğin, sağlığınız için kötü olduğunu bildiğiniz için tütün veya alkolden kaçınabilirsiniz.
Jains believe that garlic stimulates sexual desire. Kelime
4:38Caynalar da sarımsağın cinsel arzuyu uyardığına (stimulates) inanırlar.
Like the ancient Greeks, ...: cümle başında karşılaştırma
Like the ancient Greeks, ... cümlenin başına gelen bir karşılaştırma çerçevesidir. Buradaki like, gibi anlamında bir edattır; the ancient Greeks isim öbeği karşılaştırma ölçütünü verir. Ardından gelen temel cümle, yeni grubun benzer inancını veya durumunu sunar. Bu çerçeve önce karşılaştırma noktasını, sonra yeni iddiayı vererek bilgiyi düzenler. Bu altyazıda Jainlerin inancını Antik Yunanlılarla ilişkilendirir; Jainlerin Antik Yunanlıları sevdiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Mina ile babasının ikisinin de doktor olduğunu anlatan cümleyi seçin.
- Mina likes her father's work as a doctor.
- Unlike her father, Mina works as a doctor.
- Like her father, Mina works as a doctor.
Cevabı göster
Like her father, Mina works as a doctor.
stimulates sexual ...: bir tepkiyi artırmak
stimulates sexual ifadesinde stimulates, stimulate fiilinin üçüncü tekil şahıs biçimidir. Burada yalnızca bir şeye kısaca dokunmak anlamına gelmez; bir tepkiye neden olmak veya onu artırmak anlamındadır. sexual, ardından gelen tepkinin adını niteleyen bir sıfattır. Bu ifadede desire kelimesini niteler ve bütün ifade cinsel isteği artırmak anlamına gelir. Konuşmacı, sarımsağın varsayılan etkisini nötr ve biraz resmî bir neden-sonuç fiiliyle anlatır.
Alıştırma
Stimulate kelimesini bir tepkiyi artırmak veya etkinleştirmek anlamında doğal biçimde kullanan cümle hangisidir?
- Good questions stimulate curiosity.
- Good questions are stimulate curiosity.
- The teacher stimulates the children to the bus.
Cevabı göster
Good questions stimulate curiosity.
The verb to stimulate means encourage it or cause it to develop and grow.
4:42Uyarmak (stimulate) fiili, onu teşvik etmek veya gelişip büyümesine neden olmak anlamına gelir.
Modern medicine has confirmed some of these ancient beliefs about the health benefits of garlic, Anlatım akışı
4:47Modern tıp, sarımsağın sağlığa faydaları hakkındaki bu eski inançların bazılarını doğruladı,
Modern medicine has confirmed some of these ancient beliefs: gelenekten modern kanıta
has confirmed some of these ancient beliefs, eski bir dizi düşünceyi modern tıbbın kanıtlarıyla ilişkilendirir. Present perfect olan has confirmed, doğrulamanın geçmişte gerçekleştiğini ancak sonucunun şimdiki tartışma için hâlâ önemli olduğunu gösterir; some ise iddiayı grubun yalnızca bir bölümüyle sınırlar. Bu ifade açıklamayı gelenekten günümüzdeki kanıtlara taşır, fakat eski inançların tamamının doğru olduğunu söylemez. Temel anlam bazılarıdır, hepsi değil.
Alıştırma
Cümle eski inançlar hakkında ne söylüyor?
- Modern medicine has confirmed all of these ancient beliefs.
- Modern medicine has confirmed some of these ancient beliefs.
- Modern medicine has rejected all of these ancient beliefs.
Cevabı göster
Modern medicine has confirmed some of these ancient beliefs.
including reduced blood pressure and better gut health. Kelime
4:53kan basıncının düşmesi ve daha iyi bağırsak sağlığı dahil.
düşük tansiyon ve daha iyi bağırsak sağlığı
Reduced blood pressure, tansiyonun daha düşük olması sonucunu anlatan bir isim öbeğidir; better gut health ise bağırsakların daha iyi durumda olmasını anlatır. Bu iki isim öbeği including'den sonra birlikte kullanılarak sağlık yararlarını sıralar. Gut health yalnızca mideyi değil, bağırsakların ve sindirim sisteminin genel sağlığını ifade eder. Buradaki better, sadece 'iyi' değil, 'iyileşmiş' anlamındadır.
Alıştırma
Bağırsakların ve sindirim sisteminin genel sağlığı anlamına gelen ifade hangisidir?
- gut health
- blood pressure
- stomach health
Cevabı göster
gut health
isn't it time you revealed the answer to your question? Ton ve niyet
4:57sorunun cevabını açıklamanın zamanı gelmedi mi?
Sorunun cevabını açıklamanın zamanı gelmedi mi?
Isn't it time + özne + fiilin geçmiş biçimi? yapısı, bir eylemi artık yapma zamanının geldiğini ima eden bir sorudur. Saatin kaç olduğunu sormaz. Burada konuşan kişi Neil'i cevabı şimdi açıklamaya yönlendiriyor ve konuşmayı cevabın açıklanacağı aşamaya taşıyor. revealed fiilinin geçmiş biçiminde olması, açıklamanın geçmişte gerçekleştiği anlamına gelmez. Bu yapıda it's time ifadesinden sonra gelen geçmiş biçim, şimdiki veya gelecekteki bir eylemin artık yapılması gerektiğini gösterir: It's time you revealed it.
Alıştırma
Ekip dışarıda bekliyor. ____ we started the meeting? Artık yapılması gereken bir eylemi hatırlatan yapıyı kullanın.
Cevabı göster
Isn't it time
I asked you which variety of garlic grew in the former USSR.
5:00Sana eski SSCB'de hangi sarımsak çeşidinin yetiştiğini sordum.
You were absolutely correct.:tamamen doğru olduğunu güçlü biçimde onaylama
Absolutely, correct sıfatını güçlendiren bir zarftır. You were absolutely correct, karşıdaki kişinin daha önce verdiği cevabın, yaptığı değerlendirmenin veya tahminin tamamen doğru olduğu anlamına gelir. Were geçmiş zaman biçimidir ve kişinin daha önce söylediği ya da kararlaştırdığı şeye gönderme yapar. Bu cümle, You were correct veya You were right ifadelerinden daha güçlü, açık ve olumlu bir onay verir.
Alıştırma
Bir öğretmen, öğrencinin önceki cevabının tamamen doğru olduğunu onaylamak istiyor. Hangi cümle doğaldır?
- You were almost correct.
- You were absolutely correct.
- You were partly correct.
Cevabı göster
You were absolutely correct.
Fire or Georgian Fire is a hot white garlic Kelime
5:11Fire veya Georgian Fire acı beyaz bir sarımsaktır
a hot white garlic: hot acı anlamında
Yemek tanımında hot sıcaklığı değil, tadı anlatabilir. a hot white garlic ifadesinde hot, sarımsağın güçlü, acı veya keskin bir tada sahip olduğunu belirtir; white sarımsağın görünüşünü, garlic ise ismini belirtir. Burada hot kelimesini bir tat ifadesi olarak anlamak için yemek bağlamını kullanın: ifade fiziksel olarak sıcak bir baş sarımsağı değil, tadıyla tanımlanan bir sarımsak çeşidini gösterir.
Alıştırma
a hot white garlic ifadesinde hot neyi anlatır?
- yüksek sıcaklığını
- beyaz rengini
- güçlü ve acı tadını
Cevabı göster
güçlü ve acı tadını
from the Republic of Georgia in the former Soviet Union. Kültür
5:14eski Sovyetler Birliği'ndeki Gürcistan Cumhuriyeti'nden.
the Republic of Georgia: Kafkasya'daki ülke
Bu cümlede the Republic of Georgia, Kafkasya'daki ülke olan Gürcistan'ı ifade eder. Republic, ülkenin resmî adının bir parçasıdır; bu nedenle ifade bir ülkeyi, ABD'deki bir eyaleti değil, belirtir. in the former Soviet Union ifadesi tarihsel bağlam ekler: Gürcistan bir zamanlar Sovyetler Birliği'nin parçasıydı. Bu sözler birlikte hangi yerin kastedildiğini açıkça gösterir.
Alıştırma
Cümlede the Republic of Georgia neyi ifade ediyor?
- Eski Sovyetler Birliği'nde bulunan Georgia adlı bir şehri
- Amerika Birleşik Devletleri'nin güneydoğusundaki Georgia eyaletini
- Kafkasya'daki Gürcistan ülkesini
Cevabı göster
Kafkasya'daki Gürcistan ülkesini
Okay, let's recap the vocabulary we've learned starting with versatile, Anlatım akışı
5:18Tamam, çok yönlü (versatile) kelimesiyle başlayarak öğrendiğimiz kelimeleri özetleyelim,
let's recap the vocabulary we've learned: kısa bir tekrara geçiş
let's recap the vocabulary we've learned, bir tekrara geçiş ifadesidir. Let's recap, dinleyiciyi daha önce ele alınmış önemli noktalara dönmeye davet eder; cümlenin devamı, gözden geçirilecek şeyin daha önce öğrenilen kelimeler olduğunu belirtir. Recap, ana noktaları kısaca gözden geçirmek demektir; her şeyi baştan sona ayrıntılı biçimde yeniden anlatmak demek değildir. Konuşmacı bu ifadeyle programın sonraki bölümünü bir özet olarak düzenler ve versatile ile başlar.
Alıştırma
Daha önce ele alınmış bilgilerin kısa bir tekrarını belirtmek istiyorsunuz. Hangi cümle en doğaldır?
- Let's repeat the whole lesson in full before we finish.
- Let's introduce the topic for the first time before we finish.
- Let's recap the main points before we finish.
Cevabı göster
Let's recap the main points before we finish.
an adjective meaning to have many different purposes or uses.
5:22birçok farklı amaca veya kullanıma sahip olmak anlamına gelen bir sıfat.
The phrase it's unimaginable is used to say that something is difficult to imagine Anlatım akışı
5:26Düşünülemez (it's unimaginable) ifadesi, bir şeyi hayal etmenin zor olduğunu söylemek için kullanılır
it's unimaginable is used to say: bir ifadenin kullanımını açıklamak
it's unimaginable is used to say that ... bir ifadenin işlevini açıklayan edilgen bir yapıdır: bir kelimenin veya söz öbeğinin ne anlattığını gösterir. Burada, it's unimaginable ifadesinin bir şeyi hayal etmenin zor olduğunu anlattığını açıklar. be used to + fiilin yalın hâli kullanım veya amacı belirtir: is used to say, is used to describe ve is used to show. Buradaki to mastar işaretidir; bu yüzden ardından saying değil, say gibi yalın fiil gelir.
Alıştırma
Bir ifadenin anlaşmayı belirttiğini doğru biçimde açıklayan cümle hangisidir?
- This phrase is used to show agreement.
- This phrase used to show agreement.
- This phrase is used to showing agreement.
Cevabı göster
This phrase is used to show agreement.
An ailment is an illness or health problem.
5:34Bir rahatsızlık (ailment) bir hastalık veya sağlık sorunudur.
An aphrodisiac is a food or drink believed to increase sexual desire.
5:37Bir afrodizyak (aphrodisiac), cinsel arzuyu artırdığına inanılan bir yiyecek veya içecektir.
to stimulate means to encourage something or cause it to grow.
5:46uyarmak (stimulate) bir şeyi teşvik etmek veya büyümesine neden olmak anlamına gelir.
our 6 minutes are up: belirlenen sürenin bittiğini belirtmek
Once again, our 6 minutes are up cümlesinde are up, ayrılan altı dakikanın sona erdiğini belirtir. Bu cümle, süre sınırına ulaşıldığını duyurarak bölümü kapatır; up burada yukarı yönünü anlatmaz. Once again bu bitişin tekrar tekrar gerçekleştiğini gösterir. Bu nedenle cümle, tekrarlanan bir kapanış ifadesi gibi çalışır. Aynı süre sınırı anlamı sınavlarda, oyunlarda, toplantılarda, programlarda ve süreli diğer etkinliklerde yaygındır.
Alıştırma
Süreli bir testin sonunda herkese durmasını doğal biçimde söyleyen cümle hangisidir?
- Your time is up. Please put down your pencils.
- The quiz will start in five minutes.
- I don't have time to help with this quiz.
Cevabı göster
Your time is up. Please put down your pencils.
then head over to our website bbclearningenglish.com, Öbek fiiller
5:54öğrendiğiniz kelimelerin pratiğini yapmak için bir test ve çalışma sayfası bulacağınız
head over to our website: web sitesini ziyaret etmeye yönelik samimi davet
Burada head, “yönelmek” veya “gitmek” anlamına gelen bir fiildir. head over to our website, dinleyicilere sıradaki adım olarak web sitesini ziyaret etmelerini söyler; vücudun bir bölümü olan “baş” anlamında değildir. Bu ifade, nötr go to ifadesinden daha konuşma diline yakın ve rahattır. Birini bir yere, dükkâna, etkinliğe veya web sitesine samimi bir şekilde yönlendirmek ya da davet etmek için kullanılır.
Alıştırma
Birini bir yere gitmeye davet etmek için head over to ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?
- Let's head over the library after school.
- Let's head over to the library after school.
- Let's head the library over after school.
Cevabı göster
Let's head over to the library after school.
where you'll find a quiz and worksheet to practice the vocabulary you've learnt.
5:59bbclearningenglish.com web sitemize gidin.
but for now, it's goodbye: geçici vedalaşma ifadesi
for now, “şimdilik” veya “şu an için” anlamına gelir. but for now, it's goodbye ifadesinde konuşan kişi programı ya da konuşmayı şu anda bitirir, ancak yeniden görüşme ihtimalini açık bırakır. Bu ifade sıcak bir vedalaşma kalıbı olarak kullanılır: Şu an için veda edilmektedir; vedanın kalıcı olduğu söylenmez.
Alıştırma
Beklemenin geçici olduğunu ve daha sonra değişebileceğini anlatan cümle hangisidir?
- We'll wait here from now on.
- We'll wait here forever.
- We'll wait here for now.
Cevabı göster
We'll wait here for now.